South Korea
77 theses under this subject heading
Shin Yun-Bok'un sanatında mizah ve gerçekçilik
"Shin Yun-Bok'un Sanatında Mizah ve Gerçekçilik" adlı bu tez, Kore resim sanatında önemli bir yere sahip olan ve Hyewon takma adı ile de bilinen ressam Shin Yun-bok hakkındadır. Yüksek lisans tezi, ana konusu itibariyle Shin'in hayatı, resim anlayışı ve eserlerini, Geç Joseon döneminin gerçekliğiyle bağdaştırarak anlatma amacı taşımaktadır. Ayrıca ressamın yaşadığı döneme, tarihine, kültürüne, sanat tarihine, resim tarihine ve Shin ile aynı dönemde yaşamış olan bazı ressamların çalışma stillerine de kısaca yer verilerek yapılan çalışma desteklenmiştir. Ülkemizde, resim sanatı dahil, çeşitli bilim dalları içerisinde yapılmış çalışmalar göz önüne bulundurulduğunda Kore'nin hak ettiği değeri görmediğini söylemek mümkündür. Söz konusu eksiklik, bu yüksek lisans tezinin hazırlanmasındaki en büyük neden olmuştur. Yenilikçi, sakin ama coşku ve merak duygularını da ustaca uyandıran ressam, halkın gerçek yaşamını tanıtma amacıyla geleneklerine uymayan konularda eserler ortaya koymuştur. Meyhane tasvirleri, dans, bahar gezileri, aşıklar gibi konuların yanı sıra Shin'i öne çıkaran asıl konu kadın yaşamı olmuştur. Özellikle kisaeng kadınlarının resmedilmesi Kore'nin hiçbir alanında kullanılmayan bir konu iken Shin eserlerinde çoğunlukla bu kadınlara yer vermektedir. Kendine has tarzıyla Shin Yun-bok sadece döneminin resim sanatı içerisinde değil tüm Kore Resim Sanatının en önemli yapı taşlarından bir tanesi haline gelmiştir.
Myth or truth? An analyses over North Korean nuclear deterrence capability and the real policy of the USA about Northeast Asia
The fear of nuclear North Korea has been a serious problem for the world since 2006 when they exploded their nuclear weapon. Although North Korea always considers their nuclear weapon is for protection of their home-land, USA and its allies in the Far-East Asia thinks the other way. Only China seems to be close to North Korea. China and Russia have always been close allies for North Korea and USA has fought to de-nuclearize North Korea given that North Korea has the capability to strike against USA and her allies by using nuclear weapons and ballistic missiles. Given that USA has deployed THAAD system in Japan and South Korea against North Korean nuclear thread, South Korea and Japan enjoys the US military protection. The probability of a nuclear war has been a perennial fear among the states. After the nuclear bombings of Nagasaki and Hiroshima at the end of WW2, states have started to act more meticulous about nuclear arming and development of nuclear power. Among the states, North Korea has been seen as an enemy nuclear state by USA and its allies given that North Korea has the ability to start an unwanted nuclear war. But there will be severe consequences if a nuclear war breaks out. Therefore, not a single state in the world would want to be the cause of a nuclear destruction.
Türkiye ve Güney Kore'deki yaşayan müzelerin yapısal analizi
İnsan çevresi ile sürekli etkileşim halindedir. İnsanın varlığı doğayı şekillendirirken doğa da insanı şekillendirmektedir. Bu değişim ve dönüşüme ayak uyduran insan ise yaşamdaki her türlü deneyimini geleneğe aktararak geleneğin sürekliliğini sağlamaktadır. Bu sürekliliğin kaynağını oluşturan, geleneklerin saklandığı mekânlar olan müzeler yaşamdaki değişimden ve dönüşümden yalnız düşmüş "dijital çağın göçebeleri" olan bireylerin "gerçek kültürel mekânı" olacaktır. Günümüzde dijital çağın göçebeleri tarafından gelenek müzelerde yeniden keşfedilmektedir. Böylece müzelerin koleksiyonu, içeriği, bağlamı, sergileme yöntemi ve müzeleri deneyimleme şekli de değişime uğramaktadır. Dijital çağın bireyleri müzelerde sergilenen gelenek ürünleri görmek yerine geleneği deneyimleme ihtiyacındadır. Geleneğin deneyimlenerek yaşandığı "yaşayan müzeler" modern toplumdaki bireylerin bilgi paylaşımı yapabildiği kâr amacı gütmeyen, kalıcı kurumlar haline gelmiştir. Tezde bu geleneğin sürekliliği için Türkiye ve Güney Kore'de bulunan yaşayan müzelerin yapısal farklılıklarından yola çıkılacaktır. Türkiye'de bulunan yaşayan müzelerin sürdürülebilirliğine dair yapı önerilerinde bulunulacaktır.
The importance of high technology for economic development: A comparative analysis of Turkey and South Korea
The purpose of this study is to examine and better understand the effects of high technology manufacturing idea adoption for Turkey and South Korea. Selected countries are particularly appropriate for this analysis as they were standing at the almost similar economic circumstance many years ago. Moreover, this truth cannot be ignored: Turkey has had a definite better position, and a more hopeful development possibility right before the 1960s. It is also important to highlight that the Turkish economy and developmental progress has been impressively increased through structural state policies between 1923 and 1950.
Remodelling of the korean wave: is it possible for Turkey to create the Turkish wave?
Today's economic and political developments have led to an intense competitive environment in which countries compete in the international arena. In this competitive environment, differentiation of countries from other countries, preserving the country's image, creating new market shares to develop the economy, expanding country's targets and meeting the demands of citizens are directly related to government strategies. It is an inevitable fact that governments have turned to different strategic areas as an element of soft power and evaluated their alternatives; It has created many new economic leverages such as cultural and technological developments that will directly contribute to the national economy. New development strategies of countries are influenced by many factors such as global, political, economic and technological. Nation and nation image, sales of its products, how other nations perceive and position the country in their minds have recently become an important factor in the country's policies. For this reason, governments, looking for new ways to develop the country's economy, have understood the importance of creating a successful nation branding and have started to take part in the international arena with new strategies. The international arena and fan groups, who recognize and become aware of the country's potential makes a great contribution to the national economy while at the same time make the country stand out in the world.
Türkiye ve Güney Kore'nin katma değer bazında uluslararası rekabet ve uzmanlaşma analizi
Bu araştırmada Türkiye'nin ve Güney Kore'nin dış ticaret rekabet ve uzmanlaşma düzeylerinin sektörel bazda ölçülmesi ve karşılaştırılması amaçlanmıştır. Bu bağlamda, söz konusu ülkelerin küresel rekabet ve uzmanlaşma düzeylerinin ortaya koyulabilmesi amacıyla birbirini destekleyici ürün teknoloji sınıflandırmaları olan SITC ve ISIC sınıflandırmaları kullanılmıştır. SITC sınıflandırması ile ülkelerin karşılaştırmalı avantaj ve dezavantajlarının faktör donanımı (emek, hammadde, sermaye, AR-GE) bazında ortaya koyulması amaçlanmıştır. ISIC sınıflandırması ile de ülkelerin rekabet üstünlüğüne sahip olduğu ürünlerin donanımındaki teknoloji düzeylerinin hesaplanabilmesi amaçlanmıştır. Yapılan hesaplamalar ve analizler sonucunda ise ülkelerin hangi endüstrilerde ve ürün gruplarında daha fazla katma değer yaratmış olduğu ve hangilerinde daha yüksek rekabet gücüne sahip olduğu tespit edilmeye çalışılmıştır. Türkiye ve Güney Kore'ye ait çalışmada gerek birbirinden farklı fakat birbirini destekleyici endeksler kullanılarak, iki ülkenin mikro bazda (sekteröl) rekabet yapısının ve uzmanlaşma düzeyinin ölçülmesi amaçlanmıştır. Bu perspektifte, araştırmada ülkelerin sektörel rekabet ve uzmanlaşma düzeylerinin ölçülebilmesi amacıyla Lafay, Michaely, Ticaret Dengesine Katkıyı Ölçen Açıklanmış RCA katsayısı ve Ticaret Tamamalayıcılık endeksleri kullanılmıştır. SITC sınıflandırması kapsamında yapılan analizler, Türkiye'nin ağırlıklı olarak emek ve sermaye yoğun ürün gruplarının ihracatında rekabet avantajına sahip olduğunu göstermektedir. Türkiye'nin ihracat rekabet gücü özellikle emek yoğun ürün grupları ekseninde gerçekleşmektedir. Türkiye'nin rekabet avantajına sahip olduğu emek yoğun ürünlerde yüksek bir katma değerden söz edilemez. Daha yüksek kâr marjına sahip ancak daha fazla AR-GE yatırımı isteyen ürün ya da ürün gruplarında ise Türkiye'nin küresel çapta rekabet düzeyinin yüksek olmadığı ortaya çıkmaktadır. Güney Kore ise ağırlıklı olarak rekabet gücü nispeten daha yüksek AR-GE bazlı ve sermaye yoğun ürünlerin ihracatında uzmanlaşmış ve rekabet avantajı sağlamıştır. Ayrıca, Güney Kore'nin katma değeri yüksek ürün gruplarındaki küresel rekabet gücü yıllar itibariyle yükselmektedir. ISIC sınıflandırması kapsamında yapılan analizler de SITC analizlerini destekler niteliktedir. Keza Türkiye düşük ve düşük orta ürün gruplarının ihracatında uzmanlaşmıştır. Güney Kore ise görece daha yüksek inovasyon ve AR-GE düzeyini içeren teknoloji gruplarında uzmanlaşmıştır. Analiz sonuçları değerlendirildiğinde, Türkiye ve Güney Kore'nin ihracatındaki katma değer donanımındaki farklılıklar belirgin bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Güney Kore, Türkiye'ye göre nispeten daha yüksek katma değerli ürünleri barındıran endüstrilerde uzmanlaşmış ve rekabet gücü elde etmiştir. Dolayısıyla Güney Kore, Türkiye'ye göre daha yüksek teknolojili bir üretim ve ihracat donanımına sahiptir.
Türk ve Kore kültüründe hayvan adı içeren atasözleri üzerine bir karşılaştırma
Dünyadaki birçok ülkenin dili, ülkenin tarihinin, kültürünün, geleneklerinin ve fikirlerinin çoğunu içerir. Bu, kelime dağarcığı ve cümlelerde kolayca bulunabilir ancak dilin bu özelliğinin en büyük temsilcisi atasözleridir. Halkının tarihi ile birlikte yapılan ve yazılan atasözleri, insanların duygu, yaşam tarzı ve alışkanlıklarını içeren değerli bir dil materyali ve insanların yaşayış biçiminin bir sonucudur. Yani, bir milleti tanımak için onların atasözülerini bilmemiz gerekir. Özellikle insanlar nesnelerin sembolik anlamını kullanarak atasözleri yaratmışlardır. Bunların arasında hayvan atasözleri, insanların içinde yaşadıkları deneyimleri incelemek için önemli veriler olabilir. Bu çalışma, hayvanların atasözlerindeki sembol kullanım örneklerini hayvanlarla sınırlayarak incelemeyi amaçlamaktadır. Bu çalışmada, Kore ve Türk kültüründe bulnan hayvan atasözlerinin ifade yöntemi ve içerisindeki farklılıklar- benzerlikler üzerinden inceleyerek bu yapıyı açıkladım. Bu tezde her bir hayvan için Korece ve Türkçe ortak imgeler ve ortak imgelerin ötesinde hayvanın atasözlerinde nasıl ifade edildiğine baktım. Korece ve Türkçe atasözlerinin benzerlik ve farklılıklarına bakıldığında insanlara yakın olan hayvanların aynı olduğu ve ortak anlayışı taşıdığı görülmektedir. En çarpıcı fark, Kore'nin tarıma dayalı olduğundan çiftçilik için ihtiyaç duyulan sığırlarla ilgili birçok atasözü varken Türkiye'de hayvancılığa ağırlık verdikler için koyun ve keçi ile ilgili atasözleri daha çok var olmasıdır. Genel kültüründe din ve geleneksel farklılık olduğundan ve farklı coğrafi koşularından dolayı her iki kültüre özel olan hayvanlar görülmektedir. Bu tezde iki kültürü karşılaştırarak çok zevk aldım, umarım bu araştırma aracılığıyla ileri çalışmalara bir yol açmış olur.
Türkiye ve Güney Kore eğitim sistemlerinin karşılaştırmalı olarak incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, Türkiye ve Güney Kore eğitim sistemlerinin tarihsel gelişim aşamalarının, örgütsel yapılarının, yönetim ve denetim alt sistemlerinin işleyişlerinin nasıl, benzer ve farklı yönlerinin neler olduğunu karşılaştırmalı olarak incelemektir. Araştırma, bilimsel araştırma yöntemlerinden tarama yöntemine dayalı olarak yürütülmüştür. Taranan kaynaklardan, iki ülkenin eğitim sistemleriyle ilgili yürürlükteki mevzuattan, resmi internet sayfalarında kayıtlı bilgi, belge ve dokümanlardan, uluslararası kuruluşların ilgili raporlarından, karşılaştırmalı eğitim alanına ait kitaplar, tezler ve yayımlanan makalelerden yararlanılmıştır. Paris'te Türkiye Cumhuriyeti ve Güney Kore UNESCO Daimi Temsilcilikleri, Ankara'da Güney Kore Ankara Büyükelçiliği ve Ankara Kore Kültür Merkezi, Doha'da Güney Kore Doha Büyükelçiliği'nden uzmanlarla irtibat kurulmuş, yardımlarıyla birincil kaynaklara ulaşılmıştır. T.C. Kültür Bakanlığı Milli Kütüphane Kore Kitaplığı ile çeşitli üniversite ve devlet kütüphanelerinin kaynakları taranmıştır. Türkiye ve Güney Kore eğitim sistemleri bazı alt problemler çerçevesinde ele alınmıştır. Öncelikle iki ülke eğitim sistemlerinin tarihsel gelişim aşamalarına ilişkin bulgu ve yorumlara yer verilmiştir. Ardından eğitim sistemlerinin örgütsel yapıları incelenmiş, yasal mevzuata değinilmiş ve teşkilat yapılarına yer verilmiştir. Son olarak, Türkiye ve Güney Kore eğitim sistemlerinin yönetim ve denetim alt sistemleri ile finansmanları hakkında araştırma bulguları paylaşılmıştır. Çalışmada, her iki ülkenin de tarihsel süreçte ülke eğitimine etki eden zorluklarla karşılaştığı tespit edilmiştir. Örgütsel yapılanmalarında yasal mevzuat çerçevesinde merkeziyetçi yapıları olduğu gözlenmiştir. Ancak uygulamada, Güney Kore'nin yerel yönetimlere çeşitli yetkiler verdiği öğrenilmiştir. Ayrıca, sık değişen yasal düzenlemelerin düzensizliklere yol açtığı, eğitime ayrılan finansman miktarlarının yüksekliğinin eğitimi olumlu etkilediği sonuçlarına ulaşılmıştır. Çalışmada ortaya çıkan bir diğer sonuç ise, merkeziyetçiliğin ve bürokrasinin azaldığı kurumlarda sorun çözme, denetleme ve gelişim çalışmalarının daha kolay yapılabildiğidir.
Choson Krallığı'ndan Dehan İmparatorluğu'na: Kore'nin dış politikaları (1876-1910)
Bu tez Choson Krallığı'nın 19. yüzyılda modern dış ilişkilere başlamasıyla geçirdiği değişimi ortaya koymaktadır. Tez, Choson Krallığı'nda modern dış ilişkileri başlatan Kanghwa Antlaşması'nın imzalandığı 1876 yılı ile Japonya ile ilhak anlaşmasının imzalandığı 1910 yılları arası olmak üzere Kore tarihinin 34 yılına odaklanmaktadır. Birinci bölüm Kore Yarımadası'nın coğrafî, tarihî, dinî ve geleneksel kültürü hakkında bilgiler içermektedir. İkinci bölümde Choson Krallığı yönetiminin dış ilişkiler politikasında başlayan değişim ve Kore Yarımadası'na Hristiyanlık dininin girişi ve sonrasında yaşanan sorunlar incelenmiştir. Choson Krallığı'nda Kanghwa Antlaşması'nın ardından Amerika ve Avrupalı devletlerle imzalanan antlaşmaların benzer ve farklı yönleri üçüncü bölümü oluştururken, Donghak Köylü Ayaklanması ile başlayan dördüncü bölüm ise Dehan İmparatorluğu'nun ilanından yarımadada Japon sömürge döneminin başlamasına kadarki dönemde iç ve dış politikadaki değişimi içermektedir. Bu tez çalışması aracılığıyla 19. yüzyılda Kore'nin uluslararası alana girişiyle değişen politik sistemi ve modernleşme politikalarının dış ilişkilerle uyum süreci ortaya konulmaya çalışılmıştır.
Çevrimiçi anlık alışverişi etkileyen içsel ve dışsal faktörler; Türkiye ve Güney Kore örneği
Bu çalışmanın amacı, Türkiye ve Güney Kore'nin tüketicilerinin çevrimiçi anlık alışverişini etkileyen içsel ve dışsal faktörlerin araştırılmasıdır. Çevrimiçi anlık alışverişi etkileyen faktörler dışsal ve içsel olarak gruplandırılmıştır. Dış faktörlerde tutundurma, fiyat, web sitesi güvenliği, web sitesi görselliği ve gezinme kolaylığı bulunmaktadır. İçsel faktörler ise, tüketicinin duygu durumu (mood), anlık alışveriş dürtüsü ve anlık alışveriş eğilimi olarak sıralanabilmektedir. Bu kapsamda bir model geliştirmiştir. Bu modeli test etmek için Türkiye'de Ankara ve Güney Kore'de Busan şehirlerinde, internette alışveriş yapma deneyimi olan tüketiciler üzerinde anket yapılmıştır. Yapılan analizin sonucu olarak, Türkiye'deki tüketiciler için dışsal faktörlerden tutundurma, fiyat, çevrimiçi anlık alışverişe pozitif etkisi olan faktörler olarak bulunmuştur. İçsel faktörlerden anlık alışveriş dürtüsü ve anlık alışveriş eğiliminin çevrimiçi anlık alışveriş üzerinde olumlu bir etkisi olduğu bulunmuştur. Güney Kore'deki tüketiciler için ise, dışsal faktörlerden tutundurma ve gezinme kolaylığı çevrimiçi anlık alışverişe olumlu etki veren faktörlerdir. Anlık alışveriş dürtüsü tüketicinin duygu durumu (mood) ve anlık alışveriş eğiliminin, çevrimiçi anlık alışveriş üzerinde olumlu bir etkisi olduğu bulunmuştur. Anahtar Sözcükler Pazarlama, Tüketici Davranışı, Çevrimiçi Anlık Alışveriş, Güney Kore, Türkiye
Seçilmiş Asya ülkelerinde para talebi fonksiyonu
Bu çalışmanın amacı yapısal değişimleri dikkate alarak seçilmiş beş Asya ülkesine (Kore, Malezya, Singapur, Tayvan ve Türkiye) ait para talebi fonksiyonları, 1991:Q1-2015:Q2 dönemini kapsayan veriler kullanılarak tahmin etmek ve fonksiyonların istikrarlı durumlarını ortaya koymaktır. Çalışmada dar (M1) ve geniş (M2) standart para talebi fonksiyonları (gelir ve faiz oranının fonksiyonu olarak ) ayrı olarak tahmin edilmektedir. İlk olarak çalışmada serilerin durağanlığı, ADF ve iki yapısal kırılma altında LM birim kök testleri yardımıyla test edilmiştir. Bu testlerin sonuçlarına göre parasal büyüklükler, reel gelir ve faiz oranı serileri pek çok durumda birinci farkta I(1) durağandırlar. Bir sonraki adımda Johansen ve Gregory Hansen eşbütünleşme testi uygulanarak dar parasal büyüklüğü (M1) ile para talebi belirleyicileri arasında her iki teste göre eşbütünleşmenin var olduğu gösterilmiştir. M2 parasal büyüklüğü için ise Johansen testinde eşbütünleşmenin var olduğu Gregory ve Hansen testinde ise pek çok durumda eşbütünleşmenin olmadığı görülmüştür. Para talebi fonksiyonunda yapısal değişim mevcut ise fonksiyon istikrarsız olabilmektedir. Bu açıdan para talebi fonksiyonunun tahmin edilmesinde yapısal değişimler göz ardı edilmemelidir. Çalışmada, 1991:Q1-2015:Q2 dönemi için tahmin edilmiş para talebi fonksiyonlarının üzerinde CUSUMSQ testi uygulanmıştır. Bu testin sonuçları Malezya'nın geniş para talebi fonksiyonu dışında bütün ülkelerin para talebi fonksiyonlarının istikrarsız olduklarını göstermiştir. Bu yüzden para talebi fonksiyonlarının yapısal değişimleri Bai ve Perron yöntemiyle ortaya konmuş ve kırılmalar öncesi, arası ve sonrası yani alt dönemlerin fonksiyonu EKK yöntemiyle tahmin edilmiştir. Ampirik bulgular 1991:Q1:2015:Q2 döneminde bütün ülkeler için para talebi fonksiyonunun tamamen istikrarlı olmadığını gösterirken alt dönem fonksiyonlarında ise pek çoğunun istikrarlı olduğu görülmüştür.
Korelilerin Türk mutfağına yönelik etnik yiyecek tüketme eğilimlerini etkileyen unsurların incelenmesi
Etnik yiyecekler, tarihsel ve kültürel bir ilişkiye sahip olan ürünler olarak, günümüzde yalnızca hayatta kalma amacıyla değil, aynı zamanda kültürel değerleri anlamak için de tüketilmektedir. Menşe ülke imajı ile etnik yiyecek tüketim niyeti arasındaki ilişki, özellikle Güney Kore gibi kültürel çeşitliliğe sahip bağlamlarda son yıllarda önemli bir araştırma konusu olmuştur. Yapılan bu çalışmada, Güney Kore'deki menşe ülke imajı ile etnik yiyecek tüketim niyeti arasındaki ilişki incelenmiş ve bu ilişki üzerinde yiyecek neofilisinin ve tüketici etnosentrizminin düzenleyici bir etkisinin bulunup bulunmadığı araştırılmıştır. Güney Kore'nin başkenti Seul'de 253 katılımcıdan veri toplanmış ve önerilen araştırma modelindeki hipotezler kısmi en küçük kareler yapısal eşitlik modellemesi (KEKK-YEM) ile SmartPLS 4.0 programında test edilmiştir. Çalışmanın sonucunda, makro ülke imajının Koreli bireylerin Türk mutfağına yönelik tüketim niyeti üzerinde anlamlı bir etkisi olmadığını göstermezken mikro ülke imajı, etnik yiyecek tüketim niyetini güçlü bir şekilde etkilemiştir. Ayrıca yiyecek neofilisi, makro ülke imajının etnik yiyecek tüketim niyeti üzerindeki etkisini güçlendirirken, mikro ülke imajı ile olan ilişkisinde düzenleyici bir etki göstermemiştir. Buna ek olarak; tüketici etnosentrizminin hem makro hem de mikro ülke imajı ile olan ilişkisinde düzenleyici bir etkisi bulunmamaktadır.
Hofstede'in kültürel boyutlar teorisi bağlamında Türkiye-Güney Kore şirket kültürü karşılaştırması
Bu tez ile Kore Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı mezunu ve/veya kariyerine Kore menşeili bir şirkette başlamak ve/veya devam etmek isteyen Türk tüm bireylere yardımcı olmak için, Geert Hofstede'in Kültürel Boyutlar Teorisi çerçevesinde, Türk ve Kore iş/organizasyon/şirket kültürleri genel hatlarıyla incelenmiştir. Hem Türk hem de Kore kültürel geçmişlerinden bahsedilmişken, iki ülke kültürünün benzerlik ve farklılıklarından yola çıkılarak genel anlamda iki kültüre dair önemli noktalar üzerinde durulmuştur. Bu doğrultuda ilk olarak kültür-birey-aile kavramları ele alınmış, daha sonra bu kavramların birbirlerini nasıl etkilediklerine değinilmiş; son olarak ise bu kavramların organizasyon/örgüt kültürünü nasıl etkilediği saptanmıştır. Alan ile ilgili yapılan literatür taraması aracılığıyla elde edilen bulgular ışığında, Kültürel Boyutlar Teorisi çerçevesinde Türk şirket çalışanlarına uygulanmak üzere bir anket hazırlanmıştır. Türk çalışanlara uygulanan anketin verileri, Kültürel Boyutlar Teorisi kapsamında belirlenmiş olan kültürel değerlerle karşılaştırılmış ve hangi ölçüde örtüştüğü belirlenmiştir. Bu çalışmada elde edilen Türk ve Kore şirket/organizasyon/örgüt kültürleri ile ilgili verilerin, ileride yapılacak olan karşılaştırmalı kültürel çalışmalar için de bir referans kaynağı olacağı öngörülmektedir.
Development & strategic planning; a comparative study of Kenya, South Korea and Turkey
This research seeks to examine a problematic yet critical question that continues to fascinate researchers in social science. Why are some countries rich while some are poor yet structurally, politically, demographically and geographically they have immense similarities? By looking at the historical and contemporary political, economic and planning experiences of three case study samples namely Kenya, Turkey and South Korea; the author attempts to answer the question why some countries have benefited from planning by looking at the similarities and differences in formulation, implementation and the structural environment in which the plans are implemented. This is done through empirical methods and rigorous review of government planning documents as well as academic materials related to the subject matter. In the process, the author also looks at the historical evolution of strategic and development planning in these countries, challenges faced and success achieved. SWOT concept is also examined as a key component of planning. The results show that beyond having well-documented strategies and development plans, a country needs to establish not only efficient and responsive human-made political and economic institutions that are able to formulate and implement these plans with precise accuracy.
From music group fandom to fan fiction: Socio-technological bonds of the South Korean band, BTS
This study deals with the emotional field between public figures and their fandoms. Following the example of the South Korean band BTS and their fanbase ARMY, the thesis explores the 'social' tie between the virtual representation of public figures with their following. May their virtual relationship be viewed as a form of social relationship? Through what means do these emotional ties develop? In what forms do they manifest themselves? Through a theoretical analysis that takes interest in the pseudo-dyadic structure of the relationship between the producers of the content and the receivers, this thesis chases the answers to these questions. In order to really grasp this relationship, the band's brand is explored in the historical context of the South Korean popular music industry. Then, the demographical profile of the fanbase is visited. Finally, Weverse, a platform frequented by the band's fanbase, is put under the microscope. Through the reviews of a sample of posts from the platform, the study reveals that the band members are illustrated to be role models by their fanbase, to be friends, love interests and confidants. The thesis also visits Wattpad Turkey, a popular platform in which a smaller group from the fanbase publishes and accesses fan fiction written about the band members. A sample of books is selected from the website which narrates the adventures of heterosexual couples and involves sexual themes. The sample is reviewed to illuminate how gender, love, relationships, and sex are depicted in the Turkish corpus of BTS fan fiction. In the sample, a very clear juxtaposition between the ideal type of the male lead and the ideal type of the female lead is revealed. It is noted that in the relationship of the leading couple, a particularly violent 'social form' of domination/subordination prevails. The study also follows how the violence embedded in this relationship extends to the leading couple's sex life and manifests itself in the vivid descriptions of sexual assault. Finally, the very vibrant anxiety over first-time sexual experiences and the blurry depictions of consent throughout the sample is discussed in relation to contemporary daily life.
Impact of government policies on the development of the Korean Wave
The Korean Wave has turned into a global phenomenon over the past decade. Whereas the popularity of the Korean Wave was mostly limited to Asia until the end of the 2000s, it started to spread all over the world from the early 2010s and evolved from niche cultural trend status to a global phenomenon. In a world dominated by Western cultural hegemony, South Korea has become one of the few countries that can export many forms of its cultural content globally. This thesis investigates the reasons behind the spread of the Korean Wave, and discusses the role of the South Korean government and Korean conglomerates, as well as the importance of digital platforms. This study also explores the contribution of the development and spread of the Korean Wave to South Korea.
The origin of South Korean public diplomacy: Kim Dae-Jung Government and its relations with Japan
On August 15, 1945, the Japanese rule in the Korean Peninsula came to an end, and then Korea was liberated. Five years later, however, the Korean War broke out on June 25, 1950. South and North Koreans were tremendously impacted by the Korean War and Japanese colonialism. Especially, "assimilation policies" implemented by the Japanese government in the 1930s and 1940s damaged the consciousness of national and cultural identities among the people. Therefore, since the liberation, Korean governments prioritized the reconsolidating of national identities and pride among the people with anti-Japanese sentiment. In the post-colonial environment, Korean governments mostly benefited from the concept of "culture" to reconstruct the national and cultural consciousness of Koreans. However, culture would become an industry in Korea because democracy was ensured in South Korea, the struggles against the 1997 Asian Financial Crisis began and the country's administrators realized the importance of globalization. Thus, the Kim Dae-Jung period government further developed the Korean cultural industry, and this situation created the foundations of Korean public diplomacy. Within this context, to explain the emergence of Korean public diplomacy, the research will focus on the change of cultural policies in the Korean peninsula from the past to the present. Finally, the paper will also discuss the first attempts of the Kim Dae-Jung government to implement public diplomacy in Korea-Japan bilateral relations. The aim is to maintain the historical bond between the two countries and make it clearer that the foundation of Korean public diplomacy was first laid by Kim Dae-Jung.
Güney Kore'ye göçün nedenleri ve Güney Kore halkının Asyalı göçmen algısı
1990'dan itibaren çok sayıda göçmen özellikle çalışmak ve evlenmek üzere Güney Kore'ye göç etmeye başlamıştır. Kore'deki eğitim sisteminin gelişimiyle birlikte Koreli kadınlar köyden kente göç ederken ülke genelinde de eğitimli insan oranı hızla yükselmiştir. Bu durum, düşük ücretli göçmen işçilerin, mavi yakalı işlerde çalışmak istemeyen Korelilerin yerine istihdam edilmesine, kente göç eden Koreli kadınların yerini de göçmen gelinlerin almasına neden olmuştur. Böylece Güney Kore, çokkültürlü bir toplum olma yolunda ilk adımı atmış ve çokkültürlülük "damunhwa (다문화)", akademik tartışmalarda, yazılı ve görsel basında, hükümetin yeni politikalarında yerini almıştır. 51 milyonluk nüfusun henüz % 3'ünü oluşturan göçmenlere yönelik politikaların hızla hayata geçirilmesiyle, çokkültürlü aileleri desteklemek amacıyla 200'ü aşkın kültür merkezi, 42 göçmenlik ofisi ve şubesi gibi kurumlar açılmıştır. Öte yandan hükümetin çalışmaları Koreliler tarafından yeterli görülmezken, tehdit algısı nedeniyle göçmenlere yönelik ayrımcı tutum ve davranışlar ortaya çıkmıştır. Bu doğrultuda tezde, göçün boyutu daraltılarak Asya ülkelerinden (Çin, Japonya, Kuzey Kore, Endonezya, Kamboçya, Vietnam, Filipinler, Tayvan ve Tayland) Güney Kore'ye 1990'dan günümüze kadarki göçün nedenleri ve Güney Korelilerin Asyalı göçmen algısı, tutum ve davranışları birinci ve ikinci elden verilerle harmanlanarak incelenmiştir.
İhracata yönelik sanayileşmenin Türkiye ekonomisi üzerine etkileri: Güney Kore ve Arjantin ile kıyaslamalı analiz
Küreselleşen dünya ekonomisinde finansal piyasaları ayıran sınırların ortadan kaldırılmaya başlamasıyla zamanla uluslararası sermaye akımları da hızla serbestleşme sürecine girmiştir. Bu anlamda birçok gelişen ve gelişmekte olan ülke de sermaye hareketlerini hızlandırmak adına bir liberilazsyon sürecine dâhil olmuştur. Bu uluslararası mal ticaretinin liberalizasyonu ile birlikte seyretmiştir. Birçok gelişmekte olan ülke özellikle 1980'li yıllar itibariyle İhracata Yönelik Sanayileşme Stratejisi ve dışa açık ticaret politikalarını uygulamaya başlamışladır. Bu çalışmanın amacı, Cumhuriyet'ten bu yana Türkiye'nin gelişen sanayileşme deneyimini ana hatlarıyla, ekonomideki yapısal değişimin boyutlarını ve yansıyan kırılma noktalarını derinlemesine irdelemek ve Türkiye ekonomisi üzerine etkilerini detaylı bir biçimde sorgulamaktır. Aynı zamanda Güney Kore ve Arjantin ülkeleriyle kıyaslamalı bir analiz gerçekleştirerek, stratejilerin uygulamadaki faydaları ve zararlarını analiz etmek amaçlanmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde, sanayileşme kavramından yola çıkarak; ithal ikame stratejisi ve ihracata yönelik sanayileşme stratejilerine yönelme nedenleri, araçları, sonuçları ve etkileri üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde, Cumhuriyet'in ilanından günümüze kadar geçen süreçte tercih edilen kalkınma stratejilerinin ülke ekonomilerine etkileri, dönemler itibariyle etkileri, krizler ve beraberindeki durgunlukların Türkiye ekonomisine etkileri detaylandırılmıştır. Üçüncü bölümde ise, Güney Kore ve Arjantin devletlerinin dış ticaret performansları değerlendirilmiş olup, Türkiye ekonomisiyle bir kıyaslamalı analiz gerçekleştirilmiştir. İhracata Yönelik Sanayileşme Stratejisinde ülkelerin uyguladıkları politikalar, üstün ve zayıf yönleri tespit edilerek, devlet mekanizmasının stratejiler üzerindeki etkinliği tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: İhracat, Dış Ticaret, Türkiye Ekonomisi.
Türk otomotiv sanayinin gelişimi; Güney Kore ile bir kıyaslama
Otomotiv, bulunduğu ülkede vergi geliri yaratması, ihracatı arttırması ve istihdam sağlaması bakımından katma değeri yüksek bir sanayi dalıdır. Ülkelerde ekonomik büyümenin gerçekleşmesi için göz ardı edilemez bir öneme sahiptir. Ekonomide hem alıcı hem satıcı konumunda olduğundan çeşitli sektörlerle ileri ve geri bağlılık içerir, diğer sektörler üzerinde itici güç oluşturur. Bu çalışmada 1960'lı yıllarda ekonomik göstergeler açısından Türkiye ile denk sayılan ve bugün dünya otomotivinde bir dev hâline gelen Güney Kore ile Türkiye arasında, 1960'lı yıllardan itibaren uygulanan stratejiler, ortaya çıkan gelişmeler ve ekonomik politikalar yönünden kıyaslamalar yapılmıştır. Çalışmanın amacı Güney Kore'nin tecrübesinden yola çıkarak Türkiye için çıkarımlarda bulunmaktır.
Sosyal sermaye ve pozitif psikolojik sermayenin kültürel zekâyla ilişkisine yönelik sağlık sektöründe uluslararası bir çalışma
Farklılıkları kavrayarak uyum sağlayabilme yeteneği olarak ifade edilen kültürel zekâ kavramı son yıllarda önem kazanmaya başlamıştır. Bireyin farklılıklar karşısındaki tutumlarını kültürel zekâ ile ilişkilendirerek bireysel ve sosyal özellikleriyle ele alan çalışmalara literatürde rastlanılmamıştır. Bu çalışma ile kültürel zekâ kavramı pozitif psikolojik sermaye ve sosyal sermaye kavramıyla uluslararası düzeyde ele alınmıştır. Sağlık çalışanlarının pozitif psikolojik sermaye ve sosyal sermayelerinin kültürel zekâ ile ilişkisi, Avrupa, Balkan ve Uzak Doğu ülkelerini temsil eden İsveç, Romanya, Güney Kore ve Türkiye bağlamında incelenerek uluslararası bir çalışma ortaya çıkarılmıştır. Çalışmada evreni oluşturan dört ülkedeki 987 sağlık çalışanından anket tekniğiyle toplanan veriler istatistiksel yöntemlerle analiz edilmiştir. Yapılan analiz sonunda sağlık çalışanlarının sosyal sermayeleri ve pozitif psikolojik sermayeleriyle kültürel zekâları arasında pozitif ve anlamlı ilişkiler ortaya çıkarılmıştır. Demografik faktörler ve alt boyutlar arasındaki ilişkiler dikkate alınarak ülkeler arasında sıralama yapılmış ve Türkiye'nin mevcut durumu ortaya konulmuştur. Bilişsel ve motivasyonel kültürel zekâ boyutları açısından Türkiye, Romanya, Güney Kore ve İsveç sıralaması ortaya çıkmıştır. Pozitif psikolojik sermaye alt boyut düzeyleri bakımından Türkiye iyimserlik dışında son sırada yer alırken sosyal sermayenin alt boyutları açısından dört ülke arasında ortada olduğu tespit edilmiştir.
Kalkınma ve politik iktisat perspektifinde Brezilya ve Güney Kore uçak sektörlerinin gelişimi ve ABD etkisi
Bu tezin temel konusu, gelişmekte olan ülkelerin kalkınma çabalarının bir parçası olarak uçak sektörlerini geliştirme gayretlerinin başarısına etki eden faktörler ışığında, iki devletin yaklaşımlarının karşılaştırmalı incelemesinin yapılmasıdır. Bu amaçla 1950'lerin azgelişmiş ülkeleri Brezilya ve Güney Kore'nin 1960'lardan itibaren yürüttükleri kalkınma çabaları ekseninde, endüstriyel ve teknoloji kapasitelerini geliştirmek için geçirdikleri aşamalar uçak endüstrisi boyutunda incelenmiştir. Burada söz konusu ülkeler üzerinden, "Brezilya ve Güney Kore'nin izledikleri uçak sektörü sanayileşme stratejilerinin başarılı olup olmamasında ABD'nin etkisi var mıdır? Brezilya ve Güney Kore'nin izledikleri kalkınma modellerinin bu ülkelerin uçak sektörlerinin gelişmesine etkisi var mıdır? ABD, Brezilya ve Güney Kore'ye uçak sektöründe sahip olduğu teknolojinin transferine izin vermiş midir? ABD'nin bu iki ülkenin uçak endüstrilerinin; gelişimine ivme kazandıran bir katkısı olmuş mudur veya gelişimini sekteye uğratan/geciktiren bir etkisi olmuş mudur?" sorularına cevap verilmesi hedeflenmiştir. Başlıca bulgular göstermiştir ki, bu ülkelerin genel kalkınma modellerine entegre ederek geliştirmeye gayret gösterdikleri uçak sektörlerinin gelişiminde devletin takip ettiği geliştirme stratejisi, hava ulaştırması ve/veya güvenlik bağlamındaki öncelikli ihtiyaçları, ABD ile ilişkisi temel belirleyici rol oynamaktadır. Özellikle ABD'den uçak teknoloji transferine ve/veya ABD pazarının bu ülkelere açılmasına göre şekillenen Brezilya ve Güney Kore'nin uçak sektörlerinin gelişiminde ABD ile özel ikili ilişkilerinin belirleyici sonuçları olduğu ortaya çıkmıştır.
Güney Kore popüler kültürü'nün (Hallyu) imam hatip lisesi öğrencilerine etkisi üzerine bir alan araştırması
1990'lı yıllardan itibaren gelişme gösteren Güney Kore kültür endüstrisi, hükümetin uyguladığı yumuşak güç politikalarıyla birlikte çok kısa sürede küresel bir başarı kazanmış ve Kore popüler kültür ürünleri, uluslararası düzeyde bir dalga halinde yayılmaya başlamıştır. Küreselleşme süreçleriyle birlikte Kore Dalgası (Hallyu) olarak isimlendirilen fenomenin en başat taşıyıcıları ise küresel hayran kitlesini oluşturan uluslararası genç nüfustur. Doğu-Batı arasındaki sınırları ve tüm farklılıkları bünyesinde eriten melez yapısıyla her geçen gün hayran kitlesini genişleten Hallyu, Türkiye'de on yılı aşkın bir süredir var olan ve sayısı gittikçe artan belli bir hayran kitlesine sahiptir. Kore Dalgası'nın geçmişi ve bugünüyle ilgili güncel bilgilere yer veren bu çalışmanın içeriği; ilgili literatür ve internet kaynaklarının yardımıyla bu dalganın Türkiye'deki genel yansımaları ve Kore dizisi izleme alışkanlığının bir sonucu olarak küresel Hallyu hayran kültürüne katılan İmam Hatip Lisesi öğrencileri üzerine yapılan alan araştırmasına dair bulgulardan oluşmaktadır. Bu araştırmanın sonucunda, bütün ürünleriyle birlikte Kore hayranlığı üreten Hallyu'nun gençler üzerinde düşünceleri, duyguları, gündelik hayatı ve hayalleri yöneten bir etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca Kore dizileri (K-drama) örnekliğinde görüldüğü üzere, içeriğinde İslami değerlere aykırı unsurlar bulunmasına rağmen duygu pazarlamacılığı teknikleri ve popüler imaj üretimini başarılı bir şekilde yürüten Hallyu'nun, gelenek ve modernleşmenin yanında yeni bir psikolojik çatışma alanı oluşturarak Müslüman gençlerin küresel değerlere angaje olmalarını kolaylaştırdığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Sözcükler: Kore Dalgası (Hallyu), televizyon dizileri (K-drama), İmam Hatip Lisesi, küreselleşme, yumuşak güç, duygu pazarlamacılığı, popüler imaj, psikolojik çatışma.
Karbon emisyonu ve enerji tüketiminin büyüme üzerindeki etkileri: MIST ülkeleri karşılaştırması
Tezin amacı, yeni bir uluslararası oluşum olan MIST ülkelerinde (Meksika, Endonezya, Güney Kore ve Türkiye), karbon emisyonu ve enerji tüketimi ile ekonomik büyüme arasında nedensellik ilişkisinin test edilmesidir. Bu amaçla, MIST ülkelerinin her biri için, 1971-2010 dönemi için, kişi başına düşen karbondioksit emisyonu, enerji tüketimi ve Gayrisafi Yurt İçi Hasıla yıllık verilerine, önce Birim kök testi, daha sonra Johansen Eşbütünleşme testi ve son olarak da Granger Nedensellik Testi yapılmıştır. Çalışmanın sonuçlarına göre, MIST ülkelerinde ekonomik büyümeden karbon emisyonu ve enerji tüketimine doğru tek yönlü bir nedensellik olduğu bulgusu elde edilmiştir. Ters yönlü, yani karbon emisyonu ve enerji tüketiminden ekonomik büyümeye doğru bir nedensellik eğilimi ortaya çıkmamıştır. Diğer bir deyişle ekonomik büyümedeki değişimler karbon emisyonu ve enerji tüketimindeki değişimlerden önce gelmektedir.