Scoliosis

60 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Öğretmenlerde vücut farkındalığının, psikolojik durum, yaşam kalitesi ve fiziksel durum üzerine etkisinin incelenmesi

Çalışmanın amacı öğretmenlerdeki vücut farkındalığının, psikolojik durum, yaşam kalitesi ve fiziksel durum arasındaki ilişkinin incelenmesidir. İzmir Ödemiş'te Kasım 2018-Mayıs 2019 tarihleri arasında yürütülen çalışmaya herhangi bir sağlık problemi olmayan, yaşları 26 ile 56 yıl arasında olan 100 gönüllü öğretmen dahil edildi. Çalışmaya dahil edilen öğretmenlerin vücut farkındalığı Vücut Farkındalığı Anketi (VFA) ile, psikolojik durum Beck Depresyon Ölçeği (BDÖ) ile, sağlıkla ilgili yaşam kalitesi SF-12 ile değerlendirildi. Fiziksel aktivite düzeyi Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi (IPAQ) kısa formu ile, ağrı gün içinde sabah, çalışırken ve gece 3 kez olmak üzere Görsel Analog Skala (VAS) ile, postür New York Postür Analiz Yöntemi (NYPAY) ile değerlendirildi. Tüm öğretmenlerin skolyoz için Akromion yüksekliği, Spina İliaca Anterior Superior yüksekliği, alt ekstremite uzunluğu ve Skapula-Omurga mesafesi değerlendirme ölçümleri aynı terapist tarafından standart pozisyonlarda ölçüldü ve kaydedildi. Katılımcıların yaş ortalaması 36,62±6,82 yıl idi. VFA ile BDÖ (p=0,001), deneyim süresi (p=0,022), beden kitle indeksi (p=0,014) ve tüm VAS değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı negatif yönlü bir ilişki bulundu (p<0,05). VFA ile SF-12 yaşam kalitesi (p=0,000), IPAQ (p=0,000) ve NYPAY (p=0,001) arasında istatistiksel olarak anlamlı pozitif yönde bir ilişki bulundu (p<0,05). Sonuç olarak; vücut farkındalığı yüksek kişilerde depresyon düzeyleri ve ağrı şiddetleri en düşük seviyede bulundu. Vücut farkındalığı daha düşük olan kişilerde ise yaşam kalitesi, fiziksel seviyesi ve postüral düzgünlüklerinin de daha az olduğu gözlendi.

DepresyonFarkındalıkPsikolojik durum+4
Melis Kirişçi
Haliç University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Adölesan idiyopatik skolyozda schroth egzersizlerinin solunum fonksiyonları üzerine etkisi

Bu araştırma, adölesan idiyopatik skolyoz tanısı ile korse kullanan bireylerde, korse kullanımı ve Schroth egzersizlerinin bireylerin solunum fonksiyonları üzerindeki etkisini ortaya koymak amacıyla Formed Healthcare Skolyoz Korse ve Tedavi Merkezinde takipli 24 olgu ile gerçekleştirildi. Örneklem; Korse grubu ve Korse&Egzersiz grubu olmak üzere ikiye ayrıldı. Olgulara ait demografik ve klinik veriler araştırmacı fizyoterapist tarafından hazırlanan form ile, solunum parametrelerine ilişkin veriler ise spirometre ile literatürde tanımlanan protokoller dikkate alınarak tedavi öncesi ve Korse&Egzersiz tedavisinin 8. haftasında olmak üzere iki aşamada kaydedildi. Verilerin analizinde Statistical Package for Social Science (SPSS) Windows Version 22.0 kullanıldı. Elden edilen verilerin analizinde; Korse&Egzersiz grubunda tedavi sonrası FEV1 parametresinde, tüm olguların analizinde ise FVC parametresinde artış saptandı. Olguların analizinde Lomber Cobb açısı ve VKİ arasında pozitif korelasyon, tedavi sonrası korse giyme süresi ve FVC arasında negatif korelasyon; korse giyme süresi ve FEV1 parametresi arasında negatif korelasyon olduğu tespit edildi (p < 0,05). Elde edilen veriler sonucu; kısa dönemde Schroth egzersizlerinin FEV1 üzerine olumlu katkısnın olduğu ve kısa dönemde asimetrik korse kullanımının AİS'li olgularda solunum parametrelerini olumsuz etkilemediği saptandı.

EgzersizEgzersiz tedavisiErgenler+3
Hande Tunç
Haliç University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Adölesan idiyopatik skolyozda gövde duyusu, kas enduransı, kas kuvveti ve dengenin incelenmesi

Bu çalışma, Adölesan İdiyopatik Skolyozu (AİS) olan bireylerin gövde duyusu (hafif dokunma, vibrasyon ve iki nokta ayrımı), kas enduransı, kas kuvveti ve dengesini; benzer yaş ve cinsiyete sahip sağlıklı bireylerle karşılaştırmak amacıyla planlanmıştır. Çalışmaya yaş ortalaması 14,52 ± 2,53 yıl olan 35 AİS'li birey ile yaş ortalaması 14,13 ± 2,65 olan 35 sağlıklı birey alınmıştır. Katılımcıların sosyo-demografik ve fiziksel özellikleri kaydedilmiştir. Kontrol grubundaki bireylerin gövde duyu değerlendirmeleri yapılırken, T12 ve L5 vertebraları; AİS grubundaki bireylerin, tek ana eğrisi varsa apeksin olduğu vertebra, iki ana eğrisi varsa iki apeksin de olduğu vertebralar referans noktaları olarak belirlenmiştir. Hafif dokunma, vibrasyon ve iki nokta diskriminasyonu duyuları sırasıyla Semmes-Weinstein Monofilamet Kiti, 128 Hertz frekanslı diyapazon ve esteziyometre ile değerlendirilmiştir. Gövde kas enduransını incelemek için Biering-Sorenson ve Kraus-Weber testleri kullanılmıştır. Gövde kas kuvveti manuel kas testi ile ölçülmüştür. Fullerton Gelişmiş Denge Ölçeği ile denge değerlendirilmiştir. AİS'li bireylerin ortoröntgenogram sonuçlarına göre ortalama Cobb açısı ortalama 35,12° ± 8,93° olarak bulunmuştur. AİS grubu ile sağlıklı bireyler karşılaştırıldığında iki grup arasında gövde duyusunda (hafif dokunma, vibrasyon ile iki nokta ayırımı) istatistiksel olarak fark bulunmuştur (sırasıyla p1<0,001, p2=0,015 ve p3=0,001; p<0,05). Gövde kas enduransı kontrol grubu lehine istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur (p<0,001). Gövde kas kuvveti sırt ekstansörleri dışında (p=0,538; p>0,05), anterior, lateral ve oblik gövde fleksör kas grubunda sağlıklı bireyler lehine istatistiksel anlamda farklılık göstermiştir (sırasıyla p1<0,001, p2=0,003 ve p3=0,028; p<0,05). Denge, kontrol grubu lehine anlamlı bir fark göstermiştir (p<0,001). Bu bulgular sonucunda AİS'li bireylerin somatosensoriyel eksikliği olduğu, gövde kas enduransının ve kuvvetinin azaldığı ve denge kaybı yaşadığı sonucuna varılmıştır.

ErgenlerFiziksel dayanıklılıkKas kuvveti+2
Mete Özgün
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

İdiyopatik skolyozda kortikal değişiklikleri etkileyen faktörlerin incelenmesi

Çalışmamızda idiyopatik skolyozlu (İS) bireylerde eğrilik paternine göre motor görev sırasında kontralateral hemisferde meydana gelen kortikal aktivasyonunun Fonksiyonel Manyetik Rezonans Görüntüleme (FMRG) ile değerlendirilmesi ve sağlıklı bireylerle karşılaştırılması amaçlandı. Bununla birlikte İS' li bireylerde kortekste meydana gelen fonksiyonel değişiklikler ile ilişkili olabilecek olası faktörlerin (gövde kas enduransı, yürüyüşün zaman- mesafe karakteristikleri, statik- dinamik denge, kozmetik deformite algısı, yaşam kalitesi) belirlenmesi amaçlandı. Eğri paterni, yaş ve cobb açısına göre tabakalı randomizasyon yapılan 15 İS' li kadın birey (15.4±0.68 yıl) ile benzer yaş grubunda olan 5 sağlıklı kadın birey (14.6±0.8 yıl) dahil edildi. İS' li bireyler eğrilik paternine göre primer torasik (PT Grup), primer lumbar (PL grup) ve çift eğrilik (ÇE grup) olmak üzere 3 gruba ayrıldı. Tüm bireylerin motor görev sırasında kontralateral hemisferde meydana gelen kortikal aktivasyonları FMRG ile bilateral olarak değerlendirildi. Bireylerin skolyoza ait özellikleri, spinal koronal parametreleri, aksiyal gövde rotasyonu, gövde kas enduransı, yürüyüşün zaman-mesafe karakteristikleri, statik-dinamik denge, kozmetik deformite algılaması ve yaşam kalitesi sonuçları kaydedildi. Değerlendirme sonucunda, skolyozlu bireylerde eğrilik paternine bakılmaksızın belirli bir motor görev sırasında kontralateral hemisferde meydana gelen kortikal aktivasyonunun sağlıklı bireyler ile benzer olduğu (p>0.01) bulundu. Eğrilik paterninden bağımsız olarak, İS' de gövde fleksör ve ekstansör kas enduransının sağlıklı bireylere göre anlamlı şekilde azaldığı (p=0.008), ÇE grupta sağlıklı bireylere göre sol adım uzunluğunun anlamlı şekilde azaldığı (p=0.008), PT grupta diğer eğrilik paternine sahip bireyler ve sağlıklı bireylere göre, sol tek ayak üzerinde duruş süresinin anlamlı derecede azaldığı (p=0.008), eğrilik paternine bakılmaksızın dinamik denge parametrelerinden yer değiştirme miktarının İS' de sağlıklı bireylere göre daha fazla olduğu (p=0.008), deformite algısının ve yaşam kalitesinin eğrilik paternine göre değişmediği (p=0.109, p=0.574 sırasıyla) bulundu. Çalışmanın sonucunda İS' li bireylerde sağlıklı bireylere göre motor görev kortikal sinyallerde herhangi bir değişiklik olmadığı ve kortikal aktivasyonun eğrilik paternine göre farklılık göstermediği tespit edildi.

DengeManyetik rezonans görüntülemePostural denge+3
Zilan Bazancir Apaydın
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Adölesan idiyopatik skolyozlu bireylerde eğri tipine göre baş–boyun pozisyonunun ve etkileyen faktörlerin incelenmesi

Bu çalışma, adölesan idiyopatik skolyoz (AİS) teşhisi olan bireylerde eğri tipine göre baş- boyun pozisyonunu ve bunu etkileyebilecek yaş, eklem hareket açıklığı (EHA), nötral baş pozisyonu (NBP), aksiyal gövde rotasyonu (AGR), eğri şiddeti, radyolojik unsurlar, boyun ağrısı ve yaşam kalitesi gibi faktörleri incelemek amacıyla planlandı. Çalışmaya 10-16 yaş aralığında 94 birey dahil edildi. Bireylerin eğri tipleri Ponsetti tarafından oluşturulmuş sınıflandırmaya göre torasik, lumbal ve çift ana eğri olarak belirlendi. Bireylerin baş- boyun pozisyon hissini değerlendirmek için Revel tarafından tanımlanmış olan Servikal Tekrar Yerleştirme Testi (STYT) kullanıldı. Tüm bireyler demografik özellikler (yaş ve cinsiyet), EHA, NBP, AGR, skolyoz eğri şiddeti (Cobb açısı), radyolojik unsurlar (T1 eğimi, klavikula açısı, boyun eğimi ve başın kayma oranı), boyun ağrısı ve yaşam kalitesi bakımından değerlendirildi. Çalışmamızda eğri tipine göre belirlenen gruplar arasında AGR, skolyoz şiddeti (Cobb açısı), T1 eğimi ve klavikula açısı parametreleri açısından anlamlı fark bulunurken (p<0,05), yaş, EHA, servikal eklem pozisyon hissi, NBP, diğer radyolojik parametreler (boyun eğimi ve başın kayma oranı), boyun ağrısı ve yaşam kalitesi parametreleri açısından anlamlı fark bulunmadı (p>0,05). Baş- boyun pozisyon hissinin; NBP, başın kayma oranı ve ruh sağlığı parametreleriyle ilişkili olduğu bulundu (p<0,05). Çalışma sonuçlarımıza göre, AİS'li bireylerde baş- boyun pozisyonunun eğri tipinden etkilenmediği; NBP, başın kayma oranı ve ruh sağlığı parametrelerinden etkilendiği söylenebilir. Minimal eğriliğe veya gövde rotasyonuna sahip bireylerin baş- boyun pozisyon hissini değerlendirip uzun dönem takip edilecek ileri çalışmalar planlanmalıdır. Anahtar Kelimeler: Adölesan idiyopatik skolyoz, eğri tipi, servikal bölge, pozisyon hissi, servikal tekrar yerleştirme testi.

EğrilikServikal vertebraSkolyoz
Merve Bütün
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Adölesan idiyopatik skolyozlu bireylerde yürüyüşün ve sagital plan kol salınımının araştırılması

Bu çalışmanın amacı, Adölesan idiyopatik skolyozu (AİS) olan bireylerde, yürüyüşün zaman-mesafe karakteristikleri, yürüyüş sırasındaki sagital plan kol salınım açıları ve enerji tüketimini araştırmaktı. Çalışmaya, AİS teşhisi almış 10-18 yaş aralığında 26 birey (14,9 ± 2,6 yıl) ve bu grup ile yaş, cinsiyet, boy ve beden kütle indeksi açısından eşleşecek şekilde 21 sağlıklı birey dahil edildi. AİS'li bireylerin eğri tipleri, Scoliosis Research Society kriterlerine ve Lenke Sınıflandırmasına göre belirlenerek kaydedildi. Frontal plan omurga röntgenleri üzerinden, Cobb açıları ve pelvik asimetri değerleri ölçüldü. Gövde rotasyon açıları skolyometreyle, gövde asimetrileri Anterior ve Posterior Gövde Asimetri İndeksleri ile (ATSI ve POTSI), torasik kifoz ve lumbar lordoz açıları flexiruler ile, yürüyüşleri GAITRite cihazıyla, sagital plan kol salınım açıları yürüyüş esnasında yapılan video kamera kaydı üzerinden Kinovea yazılımı kullanılarak yapılan analiz ile, enerji tüketimleri Fizyolojik Harcama İndeksi ile değerlendirildi. Elde edilen bulgulara göre, gruplar arasında yürüyüş parametrelerinden; kadans, yürüyüş hızı, adım uzunlukları, çift adım uzunlukları, tek destek süreleri, sol çift destek süresi, destek yüzeyleri, ayak açıları, sağ adım süresi bakımından farklılık görülmedi. Buna karşın sol adım süresinin (p<0,05) ve sağ çift destek süresinin skolyoz grubunda daha fazla olduğu bulundu (p<0,05). Kol salınım açıları ve enerji tüketimi gruplar arasında karşılaştırıldığında; sol kol salınım açıları bakımından farklılık görülmezken (p>0,05), sağ maksimum fleksiyon ve ekstansiyon ile sağ toplam kol salınım açısı bakımından skolyoz grubunda, kontrol grubuna göre azalma (p<0,05), enerji tüketimi bakımından ise skolyoz grubunda, kontrol grubuna göre artış olduğu görüldü (p<0,05). Çalışmamız AİS'li bireylerde, kol salınımı azalırken, yürüyüşte enerji tüketiminin arttığını gösterdi. AİS'lilerde yürüyüşün zaman-mesafe karakteristiklerinden özellikle adım süresi ve çift destek süresinin etkilendiği bulundu. Çalışmamızın sonuçları, AİS'li bireylerin rehabilitasyon programları belirlenirken, yürüyüş parametrelerindeki, sagital plan kol salınımlarındaki ve enerji tüketimlerindeki değişimlerin dikkate alınması gerektiğini göstermektedir.

Enerji tüketimiErgenlerKol+5
Ayşe Şebnem Tekin
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

İdiyopatik skolyozlu bireylerde omurga biyomekaniğinin sağlıkla ilgili yaşam kalitesi üzerine etkisinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, idiyopatik skolyozlu (İS) bireylerin, sağlıkla ilgili yaşam kalitesindeki negatif etkilenimlerine hangi biyomekanik faktörlerin sebep olduğunu incelemekti. Çalışmaya İS'lu, yaş ortalaması 14,14±4,03 yıl olan 49 birey (41 kadın, 8 erkek) dahil edildi. Çalışma kapsamında bireylerin demografik bilgileri alındıktan sonra, eğri paterni (tek/çift), eğrinin içerdiği omurga bölgesi (torasik, lumbar, torakolumbar), eğri şiddeti (Cobb açısı) not edildi. Skolyometre ile aksiyal gövde rotasyonu (ATR), mezura ile gövde lateral fleksibilitesi, omurga röntgeni üzerinden frontal ve sagital denge, apikal vertebra/disk translasyonu, Skolyoz Dış Görünüş Anketi (SAQ) ile gövde şekil ve deformitesi, Hasta Tarafından Oluşturulan İndeks (PGI) ve Scoliosis Research Society-22 (SRS-22) Anketleri ile sağlıkla ilgili yaşam kalitesi değerlendirildi. Biyomekanik değerlendirmeler ile yaşam kalitesi arasındaki ilişkiye Spearman korelasyon analizi ile bakıldı. Bireylerin torasik Cobb değeri 27,9±11,1 lumbar Cobb değeri 24,4±9,8 idi. Torasik gövde rotasyonları 8,59±4,52 iken, lumbar rotasyonları 6,4± 3,06 idi. Olguların torasik Cobb açıları (r=-0,2) ve torasik rotasyonları (r=-0,106) ile yaşam kalitesi skorları arasında ilişki yokken (p>0,05); lumbar Cobb açıları ile SRS-22 toplam skorları arasında (r=-0,333 ve p=0,044), lumbar Cobb açıları ile PGI arasında (r=-0,375 ve p=0,045) ve lumbar rotasyonları ile SRS-22 İmaj skorları arasında (r=-0,348 ve p=0,019) negatif yönde, orta şiddette bir ilişki vardı. SAQ ile SRS-22 ''Ağrı'' (r=-0,396 ve p=0,005), ''Fonksiyon'' (r=-0,424 ve p=0,002), ''İmaj'' (r=-0,417 ve p=0,003) alt grup skorları ve SRS-22 toplam puanı (r=-0,472 ve p=0,001) arasında bir ilişki varken, PGI arasında ilişki yoktu (r=-0,096 ve p>0,05). Bu çalışmada gövde asimetrisi ve şekil bozukluğu arttıkça; ağrı, fonksiyon, self-imaj ve yaşam kalitesinin olumsuz etkilendiği, özellikle lumbar eğrinin yaşam kalitesini kötü etkilediği bulundu. Çalışmamıza göre skolyozlu bireylerde tedavi programını belirlerken hem dış görünüş hem de imaj algılarına yönelik bir iyileştirme hedeflenmelidir. Çalışmamız ayrıca rehabilitasyon başarısında aile eğitimlerinin önemini göstermiştir. Çalışmamız, farklı eğri tiplerinin biyomekanik ve yaşam kalitesi ilişkisinin karşılaştırılmasını içermesiyle gelecek çalışmalara ışık tutmaktadır.

AsimetriBedenBiyomekanik+4
Alev Doğan
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Adölesan idiyopatik skolyozda iki farklı egzersiz yönteminin skolyoz şiddeti, yürüyüş, fiziksel, fonksiyonel parametreler ve yaşam kalitesi üzerine etkisinin incelenmesi

. Bu çalışmanın amacı, adölesan idiyopatik skolyozda (AİS), iki farklı egzersiz yönteminin skolyoz şiddeti, yürüyüş, fiziksel, fonksiyonel parametreler ve yaşam kalitesi üzerine etkisinin karşılaştırılmasıdır. Çalışmaya Lenke tip 1 eğriliğe sahip 28 AİS'li birey dahil edildi ve bireyler rastgele iki gruba ayrıldı: Schroth grubu (n = 14) ve Core stabilizasyon grubu (n = 14). Her iki gruba fizyoterapist kontrolünde haftada 3 gün 10 haftalık egzersiz programı uygulandı. Tedavi öncesinde ve tedavi bittikten sonra; eğrilere ait Cobb açıları ön-arka radyografi ile, gövde rotasyonları öne eğilme testinde skolyometre ile, kozmetik deformite algısı Walter Reed Visual Assessment Scale (WRVAS) ile, üst ve alt ekstremite kas kuvveti Biodex System 4-Pro® ile, spinal mobilite Spinal Mouse® ile, pedobarografik yürüyüş parametreleri DIASU Dijital Analiz Sistemi® ile ve yaşam kalitesi SRS-22 anketi ile değerlendirildi. Tedavi sonrası her iki grupta, Cobb açıları ve gövde rotasyon açılarında azalma, kozmetik deformite algısı, spinal mobilite, kas kuvveti, pedobarografik yürüyüş parametreleri ve yaşam kalitesinde iyileşme görüldü (p<0,05). Schroth grubunda Cobb açıları, torakal gövde rotasyon açısı, kozmetik gövde deformitesindeki azalma ile spinal mobilite ve yaşam kalitesindeki gelişimin Core stabilizasyon grubuna göre daha fazla olduğu bulundu (p<0,05). Core stabilizasyon grubunda, Schroth grubuna göre üst ve alt ekstremite kas kuvveti artışının daha fazla olduğu görüldü (p<0,05). Plantar yüzey temas alanında hem statik durumda hem de yürüyüşte Schroth grubunda Core stabilizasyon grubuna göre daha fazla artış görüldü (p<0,05). Serviko-torasik ve lumbal gövde rotasyonundaki azalmada iki grup arasında fark görülmedi (p>0,05). Sonuç olarak, Schroth egzersizleri AİS'de skolyoz şiddetini azaltmada, skolyoza bağlı problemlerin düzeltilmesinde ve yaşam kalitesini geliştirmede Core stabilizasyon egzersizlerinden daha etkili bulunmuştur. Bunun yanında, Core stabilizasyon egzersizleri, üst ve alt ekstremite kas kuvvetinin geliştirilmesinde Schroth egzersizlerinden daha etkili bulunmuştur. Tedavinin amacı göz önünde bulundurularak, her iki egzersiz yöntemi de AİS'nin konservatif tedavisinde kullanılabilir. Anahtar Kelimeler: Adölesan idiyopatik skolyoz, egzersiz, Schroth yöntemi, Core stabilizasyon, skolyoz

EgzersizErgenlerFiziksel parametreler+5
Hikmet Kocaman
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Adölesan idiopatik skolyozda menstrual ağrı şiddetine göre skolyoz şekli ve spino-pelvik parametrelerin incelenmesi

Bu çalışma, adölesan idiopatik skolyoz (AİS) teşhisi olan bireylerde menstrual ağrı şiddetine göre skolyoz şekli ve spino-pelvik parametreleri incelemek amacıyla planlandı. Çalışmaya yaş ortalaması 15,8±2,7 yıl olan, anteroposterior ve lateral grafileri mevcut olan ve AİS teşhisi olan 114 birey dahil edildi. Bireylerin menstrual ağrısı "Görsel Analog Skalası" ile değerlendirildi ve daha sonra menstrual ağrı şiddeti ortalamalarına göre bireyler 3 gruba ayrıldı. Menstrual ağrı şiddeti ortalaması 0-3 cm arasında olan bireyler "yok-hafif şiddetli ağrı" grubu (n: 39), 3,1-7 cm arasında olan bireyler "orta şiddetli ağrı" grubu (n: 43), 7,1-10 cm arasında olan bireyler ise "şiddetli ağrı" grubu (n: 32)'na dahil edildi. Tüm bireylerin tanımlayıcı özellikleri (demografik ve fiziksel özellikler, korse kullanımı, anksiyete ve depresyon düzeyi), skolyoz şiddeti (Cobb açısı), skolyoz şekli (eğri sayısı, primer eğri bölgesi) ve spinopelvik parametreleri (torakal kifoz, lumbal lordoz, pelvik insidans, pelvik tilt, sakral slop, pelvik obliklik derecesi, pelvik kayma ve pelvik aksiyal rotasyon) değerlendirildi. Çalışmamızda menstrual ağrı şiddetine göre oluşturulan gruplar arasında yaş, eğitim durumu ve pelvik obliklik derecesi parametreleri açısından fark bulunurken (p<0,05), diğer tanımlayıcı özellikler, skolyoz şiddeti, skolyoz şekli ve diğer spinopelvik parametreler açısından fark bulunmadı (p>0,05). Pelvik obliklik derecesi şiddetli ağrı grubunda daha büyük bulundu. Çalışma sonuçlarımıza göre, AİS teşhisi olan olgularda pelvik obliklik derecesi arttıkça menstrual ağrı şiddetininde arttığı söylenebilir. Standart ve çok boyutlu analize izin veren yöntemlerle skolyoz şiddeti, şekli ve spinopelvik parametreleri değerlendiren ve bu parametrelerin menstrual ağrı ile ilişkisini inceleyen geniş örneklemli ileri çalışmalar planlanmalıdır. Anahtar Kelimeler: Adölesan idiopatik skolyoz, Cobb, menstrual ağrı, pelvik obliklik, spinopelvik parametre.

AğrıDismenoreErgenler+6
Burcu Şenol
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İdiopatik skolyozu olan genç bireylerde 3 boyutlu skolyoz egzersizlerinin ağrı, hareket korkusu ve yaşam kalitesi üzerine etkisi

Bu çalışmanın amacı, idiyopatik skolyozlu genç bireylerde, 3 boyutlu bir skolyoz egzersiz yöntemi olan Schroth yönteminin ağrı, hareket korkusu ve yaşam kalitesi üzerine etkisinin araştırılmasıdır. Çalışmamıza 14'ü kadın, 6'sı erkek olmak üzere yaşları 10-24 arası değişen, idiyopatik skolyoz teşhisi almış 20 birey katılmıştır. Bireylere 6 hafta boyunca haftada 3 kez 1 saat 3 boyutlu egzersiz programı uygulandı. Haftanın geri kalan günlerinde aynı egzersiz programı günde en az yarım saat olmak üzere ev programı olarak verilip, bireyler takip edildi. Bireylerin sübjektif ağrı şiddeti Görsel Analog Skalası ile (Visual Analog Scale – VAS), basınç ağrı eşiği algometre ile, postürleri New York Postür Skalası ile, solunum fonksiyonları (FEV1, FVC, VC) spirometre ile, hareket korkusu Tampa Kinezyofobi Ölçeği'nin Türkçe versiyonu ile, vücut farkındalığı Vücut Farkındalığı Anketi'nin Türkçe versiyonu ile ve yaşam kalitesi SRS-22 Ölçeği'nin Türkçe versiyonu ile değerlendirildi. Ölçümler egzersiz programı öncesi ve 6 haftalık egzersiz programı sonrası yapıldı. Elde edilen veriler değerlendirildiğinde; ağrı, basınç ağrı eşiği, solunum fonksiyonları ve yaşam kalitesi parametreleri açısından program öncesi ile sonrası arasında istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu (p<0,05), postür, hareket korkusu ve vücut farkındalığı parametreleri açısından ise istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmadığı belirlendi (p>0.05). Çalışma sonuçlarına göre, idiyopatik skolyozu olan genç bireylerde Schroth egzersiz terapisinin ağrı, solunum fonksiyonları ve yaşam kalitesi üzerine olumlu etkileri olduğu sonucuna varıldı. Anahtar kelimeler: Schroth, idiyopatik skolyoz, ağrı, hareket korkusu, solunum, yaşam kalitesi, vücut farkındalığı

AğrıBedenEgzersiz+6
Fatih Çelik
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Adolesan idiopatik skolyozlu bireylerde hipermobilitenin skolyoza bağlı fiziksel değerlendirme parametrelerine etkisinin araştırılması

Amaç: Bu çalışmanın amacı hipermobilitenin fiziksel değerlendirmede kullanılan ölçümleri nasıl etkilediğini araştırmaktır. Aynı zamanda değerlendirilen parametrelerin birbirleri ile ilişkisini incelemektir. Yöntem: Çalışmada 40 adölesan idiopatik skolyozlu (AİS) birey değerlendirildi. Hipermobil olan 18 AİS'li birey çalışma grubu ve hipermobil olmayan 15 AİS'li birey kontrol grubu olarak toplamda 33 birey ile çalışma tamamlandı. Katılımcıların onamları alınarak demografik bilgileri kaydedildi. "Beighton Skorlaması" ile hipermobilite, radyografik değerlendirme ile "Cobb açısı", skolyometre ile gövde rotasyon ölçümleri yapıldı. Bacak boyu eşitsizliği kaydedildi. "Naviküler Drop Testi" ile pes planus değerlendirilmesi, "Jack's Parmak Kaldırma Testi" ile pes planus esnekliği değerlendirildi. "Fonksiyonel Uzanma Testi" ile dinamik denge, "Tek Ayak Denge Testi" ile statik denge değerlendirmesi göz açık ve göz kapalı uygulandı. "Morse Düşme Ölçeği" ile düşme riski sorgulandı. Bulgular: Hipermobil AİS'li bireylerde lumbar bölge gövde rotasyon açısı kontrol grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı şekilde düşük çıktı (p=0,02). Hipermobilite ile üst ve alt torakal bölge gövde rotasyon açısı, Cobb açısı, pes planus varlığı, statik denge, dinamik denge ve düşme riski arasında istatiksel olarak anlamlı fark bulunmadı (p>0,05). Tüm AİS'li bireylerde yapılan korelasyon analizinde dinamik denge ile göz açık statik denge pozitif, düşme riski negatif ilişkilidir. Aynı zamanda Cobb açısı ile pes planus, lumbar ve üst torakal bölge gövde rotasyon açısı ilişkilidir. Sonuç: AİS'li bireylerde lumbar bölge gövde rotasyon açısı hipermobilite ile ilişkilidir. Buna göre AİS'li hastalarda hipermobilite durumunun değerlendirilmesi önerilir. Cobb açısı ile pes planus ilişkili olduğundan AİS'li bireylerde pes planus değerlendirmesi dikkatle yapılmalıdır. Anahtar Kelimeler: Adölesan idipatik skolyoz, Cobb açısı, Gövde rotasyon açısı, Hipermobilite, Pes planus.

Skolyoz
Derya Kılınç
Necmettin Erbakan University · Institute of Health Sciences
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Posterior füzyon ve enstrümentasyon uygulanan skolyoz cerrahisinde hedef kontrollü infüzyon ile uygulanan remifentanil ve morfin'in hemodinami, weak up süresi ve postoperatif ağrı üzerine etkilerinin karşılaştırılması

Bu çalışmada skolyoz cerrahisinde morfin infüzyonunun çeşitli parametreler üzerine etkisinin araştırılması amaçlanmıştır. ASA I-II grubu 40 olgu rastgele iki gruba ayrıldı. Anestezi indüksiyonu iki grupta da standart uygulandı. İdamede ise Grup M'de propofol 50-200 mcq/kg/dk,morfin 0.5-2.5 mcq/kg/dk,Grup R'de propofol 50-200 mcq/kg/dk,remifentanil 0.1-0.3 mcq/kg/dk infüzyonları BİS değeri 40-60 arasında tutulacak ve ortalama arter basıncı 60-70 mmHg olacak şekilde infüzyon dozları ayarlanarak uygulandı. Her iki grupta %50 O2+%50 N2O karışımı ile hastalarda Ppeak<30 mmHg ETCO2 35-40 mmHg arasında tutulmak kaydıyla PCV-VG modunda ventilasyon sağlandı. Olgular wake up test süreleri,wake up testi öncesi ve sonrası sistolik,diastolik,ortalama arter basınçları(SAB,DAB,OAB)kalp atım hızı(KAH) ,postoperatif yan etkiler,ekstübasyon ve yoğun bakımda kalış süreleri,tramadol ve ek hipotansif ajan ihtiyacı,somatosensorial evoked potansiyel(SSEP) verilerinin anestezik ajanlardan etkilenimi ve maliyet kriterleri bakımından değerlendirildi. Çalışmamızda gruplar arası karşılaştırmada wake up testi öncesi ve sonrasında SAB ve KAH grup m'de anlamlı olarak düşük bulunmuştur.Wake up test süresi grup r 'de anlamlı kısa bulunmuştur. Gruplar arasında yan etki profili açısından anlamlı bir fark saptanmamıştır. Ekstübasyon süreleri grup r'de anlamlı olarak kısa bulunmuştur. YBÜ'nde kalış süreleri açısından bir fark saptanmamıştır. Postoperatif analjezik ve ek hipotansif ajan ihtiyacı grup r'de anlamlı olarak fazla bulunmuştur. SSEP verilerinden memnuniyetsizlik grup r'de anlamlı olarak yüksek bulunmuştur. Maliyet grup m'de anlamlı olarak daha düşük bulunmuştur. Tüm bu veriler eşliğinde morfin infüzyonunun spinal cerrahide remifentanile alternatif bir ajan olarak kullanılabileceği kanaatine vardık. Anahtar kelimeler: Remifentanil, Morfin, Weak up süresi, Skolyoz cerrahisi

Ağrı-postoperatifCerrahiHemodinami+3
Egemen Eken
Demiroğlu Bilim University
2014
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Lenke tip 3C,5C ve 6C eğrilikleri olan adelosan idiopatik skolyozun cerrahi tedavisinde distal füzyon seviyesini L4 yerine L3'te durma kriterleri

İdiopatik skolyoz tanısı konan bir hastada cerrahi tedavi kararı alındıktan sonra önemli olan nokta spinal füzyon yapılacak sahanın belirlenmesidir. İdeal olarak füzyonun distal ucu lomber hareketli segmentlerin korunması için mümkün olduğunca proksimalde ve gövde imbalansına yol açmayacak kadar distalde olmalıdır. Özellikle çift major veya major torakolomber/lomber (TL/L) eğriliklerde olduğu gibi enstrümentasyonun hem torasik hem lomber eğriliği içermesi gereken durumlarda füzyonun distalde genellikle L4 çok nadir olarak da L3 seviyesinde durması gereklidir. L3 ile L4 arasındaki seçim zorluk teşkil etmektedir. Spinal denge füzyon (enstrümentasyon) distalde stabil vertebrayı içerdiği zaman elde edilebilmektedir. Bu çalışmanın amacı Lenke 3C, 5C and 6C eğriliklerde L3 santral sakral vertikal çizgi (CSVL)'ye dokunmasa bile füzyonu L4 yerine L3'te sonlandırmakta kullanılacak preoperatif radyolojik kriterlerin belirlenmesidir.Bu çalışma 2002 ile 2007 yılları arasında tek bir merkezde adolesan idipatik skolyoz tanısı ile opere edilen 140 hastadan en az 2 yıllık takibi olan 118 hasta dahil edilerek yapıldı. Çalışmaya Lenke tip 3C, 5C and 6C eğriliği olan ve posterior spinal füzyon uygulanan adelosdan idiopatik skolyozlu hastalar alındı. 118 hastanın ortalama takip süresi 42 (24-60) ay, ortalama yaş 15.4 (13-18) yıl idi. Tüm hastalarda füzyon distalde L3 seviyesinde durduruldu.Bu çalışmada; hastaların üçte birinde CSVL L3'e temas etmemekte iken bending ve traksiyon grafileri ve özellikle genel anestezi altında çekilen traksiyon (GAAT) grafisinde L3'ün pelvise paralel hale geldiği görüldü. Bu hastalarda füzyonu distalde L3'te durdurmak mümkündür. Hastaların üçte ikisinde ise CSVL L3'e temas etmediği gibi bending grafilerde de L3'ün pelvise parallel olmadığı görüldü. Genel anestezi altında çekilen traksiyon grafileri özellikle bu hastalarda faydalı oldu çünkü L3'ün pelvise paralel hale geldiği, CSVL'nin L3'e temas ettiği veya kestiği ve L3'ün büyük oranda Harrington'un stabil zonu (HSZ) içinde kaldığı tespit edildi. Bu sebeple bu hastalarda distalde füzyon seviyesi bending grafilere bakarak L3 vertebrada sonlandırılamazken, GAAT grafisi ile somlandırılabileceği görülmüştür. Bu bulgular bizi bu hasta grubunda füzyonun L4 yerine L3'te durmaya teşvik etmiştir. Böylece vertebral kolonun dengesini bozmadan daha fazla hareketli segmenti korumak mümkün olabilmiştir.

Skolyoz
Mehmet Nuri Erdem
Demiroğlu Bilim University
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Adölesan idiyopatik skolyozlu hastalarda gövde kaslarının fonksiyonları ile yorgunluk düzeyi ve yaşam kalitesi arasındaki ilişki

Çalışmanın amacı, adölesan idiyopatik skolyozu (AİS) olan bireylerde gövde kaslarının fonksiyonları ile yorgunluk düzeyi ve yaşam kalitesi arasındaki ilişkiyi incelemektir. Çalışmaya yaşları 10-18 arasında değişen (yaş ortalamaları:13,83±1,82 yıl) 72 AİS'li birey dahil edildi. Katılımcıların sosyodemografik bilgileri kaydedildi. Yaşam kalitesi Scoliosis Research Society-22 Yaşam Kalitesi Anketi (SRS-22) ile, yorgunluk düzeyi Yorgunluk Şiddet Ölçeği (YŞÖ) ile değerlendirildi. Gövde kas enduransı McGill'in Gövde Kas Endurans Testleri ile, gövde kaslarının gücü ise Sit-ups testi ve modifiye Push-ups testi ile değerlendirildi. Derin gövde kas kuvveti Stabilizer Basınçlı Biofeedback Ünitesi (SBBÜ) ile ölçüldü. AİS'li bireylerde gövde kas endurans testlerinden sağ lateral köprü (r:-0.283, p<0.05) ve gövde kas gücü testlerinden modifiye Push-ups (r:-0.268, p<0.05) sonuçlarının yorgunluk şiddeti ile negatif yönde ilişkili olduğu görüldü. Diğer gövde kas endurans ve güç testleri ve derin gövde kas kuvveti ile yorgunluk şiddeti arasında herhangi bir ilişkiye rastlanmadı (p>0.05). AİS'li bireylerin Cobb açısı arttıkça yaşam kalitesinin olumsuz etkilediği tespit edildi (p<0.001). Bireylerin gövde kas endurans testlerinden sağ lateral (r:-0.393, p<0.05) ve sol lateral (r:-0.350, p<0.05) köprü testi ile yaşam kalitesi arasında pozitif yönde ilişki olduğu saptandı. Diğer gövde kas endurans ve güç testleri ve derin gövde kas kuvveti ile yaşam kalitesi arasında herhangi bir ilişkiye rastlanmadı (p>0.05). Çalışmamızın sonuçlarına göre gövde kas fonksiyonu düşük olan AİS'li bireylerin yorgunluk düzeylerinde artış olduğu ve yaşam kalitelerinin olumsuz yönde etkilendiği görülmüştür. Bu bireylerde gövde kaslarının fonksiyonları arttırılarak yorgunluk düzeyinin azalması ve yaşam kalitesinin artması beklenmektedir. Anahtar kelimeler: Adölesan idiyopatik skolyoz, gövde kas fonksiyonu, yorgunluk düzeyi, yaşam kalitesi

ErgenlerFizik tedaviKaslar+3
İlknur Çalışkan
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Health Sciences
2019
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Adolesan idiyopatik skolyozda hibrit modifiye konveks rod tekniği ile posterior spinal füzyon uygulanan hastaların klinik ve radyolojik değerlendirilmesi

Çalışma Dizaynı: Adolesan idiyopatik skolyozda modifiye konveks rod tekniği ile posterior spinal füzyon uygulanan hastaların değerlendirildiği retrospektif bir çalışma Amaç: Adolesan idiyopatik skolyoz cerrahisinde uyguladığımız cerrahi teknik ve kullandığımız sublaminer bant implantının etkinliğini ve güvenilirliğini operasyon sonrası erken dönem ve minimum 2 yıllık takipte değerlendirmek Yöntem: Adolesan idiyopatik skolyozu olan 18 hastanın operasyon öncesi çekilen ayakta ön-arka ve yan radyografileri ile operasyon sonrası erken dönem ve minimum 2 yıllık takipte prospektif olarak toplanan verileri retrospektif olarak incelendi. Hastaların 13 ü kadın (%72) 5 i erkekti (%28). Bulgular: Hastaların ölçülen ana torasik eğrilik, torasik kifoz, lomber lordoz, apikal vertebral translasyon değerleri değerlendirildi. Yapılan cerrahi sonrası erken dönem ve minimum 2 yıllık takipte tüm hastalarda koronal plan düzelmesi sağlandı. Hiçbir hastada torasik hipokifoz gelişmedi ve hiçbir hastada lomber lordoz kaybı oluşmadı. Sonuç: Adolesan idiyopatik skolyoz tedavisinde konveks rod derotasyon manevrası kullanarak, eğrilik tepe noktasında sublaminer band implantı ile apikal vertebral translasyonu sağladığımız cerrahi yöntem erken dönemde ve minimum 2 yıllık takipte yeterli düzelmeyi sağladı. Bu konuda daha büyük hasta grupları ile daha uzun dönem sonuçlarına ihtiyaç vardır.

ErgenlerProtezler ve implantlarRadyografi+2
Ali Can Karaçuha
Ankara Yıldırım Beyazıt University
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Adölesan idiyopatik skolyozlu çocuklarda core stabilizasyon eğitiminin solunum parametreleri, periferik kas gücü, denge , fonksiyonel kapasite ve yaşam kalitesi üzerine etkisi

Vertebraların frontal düzlemde 10° ve üzerindeki lateral fleksiyonu ile birlikte, aksiyal düzlemdeki rotasyon ve sagital düzlemdeki fizyolojik eğrideki düzleşme bileşenlerini içeren üç boyutlu deformitesi skolyoz olarak tanımlanmaktadır. Yapısal skolyozun %80'ini idiyopatik skolyoz oluşturur. Adölesan İdiyopatik Skolyoz (AIS) ise, puberte başlangıcından (10 yaş üzeri) büyüme plakları kapanana kadar olan dönemde ortaya çıkan idiyopatik skolyozun bir çeşitidir. AIS tedavisinde konservatif ve cerrahi tedavi seçenekleri bildirilmiştir. Konservatif tedavi gözlem, egzersiz ve ortez seçeneklerini içermektedir. AIS'de konservatif tedavinin primer amacı, eğrinin ilerlemesini önleyerek, sırt ağrısı, solunum problemleri, denge problemleri ve kozmetik deformasyonlar da dahil olmak üzere sekonder hasarları düzeltmek ve yaşam kalitesini iyileştirmektir. Konservatif tedavide özel egzersiz yöntemleri kullanılmaktadır. Core Stabilizasyon egzersizleri de bu yöntemlerden biridir. Bu çalışma ile AIS'li hastalarda Core Stabilizasyon eğitiminin solunum parametreleri, periferik kas gücü, denge, fonksiyonel kapasite ve yaşam kalitesi üzerine etkisini araştırmak amaçlanmıştır. Çalışma kapsamında yaşları 10-20 yıl aralığında olan AIS tanısı almış 30 çocuk hasta randomize şekilde deney ve kontrol gruplarına ayrıldı. Tüm hastalara solunum fonksiyon testi (SFT), respiratuar ve periferik kas gücü ölçümü, 6 dk yürüme testi (6 DYT) ve Biodex Balance System® cihazı ile postural stabilite ve stabilite limitleri testleri uygulandı. Deney ve kontrol gruplarına verilen egzersizler 8 hafta boyunca haftanın 6 günü evde, 1 günü fizyoterapist gözetiminde uygulandı. Kontrol grubuna geleneksel skolyoz egzersizleri, eğitim grubuna ise geleneksel skolyoz egzersizlerine ek olarak Core Stabilizasyon egzersizlerini içeren egzersiz programı verildi. Sekiz haftanın sonunda değerlendirmeler tekrarlandı. Veri analizi için SPSS Statistics 21.0 programı kullanıldı. Tüm analizler için anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak kabul edildi. Sekiz haftanın sonunda tedavi öncesine göre eğitim grubunda gövde rotasyon açısında,öne ve yana eğilme açılarında, solunum fonksiyon testi parametrelerinden %FVC ve %FEV1 değerlerinde, solunum kas kuvveti değerlerinde (MIP,MEP), denge testindeki stabilite limitlerindeki bazı parametrelerde, el kavrama ve quadriceps kas kuvvetinde, fonksiyonel kapasitede, kozmetik deformite algı skorunda, yaşam kalitesinin bazı parametrelerinde istatistiksel olarak anlamlı gelişme görüldü. Kontrol grubunda ise tedavi sonrasında tedavi öncesine göre öne ve yana eğilme açılarında, MIP değerinde, denge testindeki stabilite limitlerindeki bazı parametrelerde, quadriceps kas kuvvetinde, fonksiyonel kapasitede ve yaşam kalitesinin bazı alt parametrelerinde istatistiksel olarak anlamlı gelişme bulundu. Eğitim ve kontrol grubu karşılaştırıldığında bazı solunum parametrelerinde ve kozmetik deformite algısında eğitim grubunda daha fazla gelişme saptandı. Literatür ve çalışmamızın sonuçları göz önünde bulundurulduğunda, Core Stabilizasyon egzersizlerinin AIS'li hatalara uygulanabileceği ve rutin fizyoterapi programınına eklenebileceği sonucuna varıldı. anahtar kelimeler:adölesan idiyopatik skolyoz, core stabilizasyon egzersizleri, solunum fonksiyon testi, solunum kas kuvveti, periferik kas kuvveti, kozmetik deformite algısı, yaşam kalitesi

ErgenlerKas kuvvetiSkolyoz+5
Sefa Yıldırım
Bezmialem Vakıf University · Institute of Health Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Adölesan idiyopatik skolyozda hibrit telerehabilitasyon yöntemiyle uygulanan pilates-temelli egzersizlerin solunum fonksiyonları, solunum kas kuvveti, fonksiyonel kapasite ve denge üzerine etkisi

Skolyoz, omurga, toraks ve gövdenin pozisyon ve şeklindeki değişimleri içeren heterojen durumların tamamı için kullanılan genel bir terimdir. Adölesan İdiyopatik Skolyoz (AIS), bilinen her hangi bir neden olmaksızın, 10 yaş ve üstü sağlıklı bir bireyde koronal planda anormal spinal eğri oluşumu ve vertebraların rotasyonuyla karakterize bir deformite olarak tanımlanır. Cobb metoduyla ölçüldüğünde 10°'nin üzerinde spinal bir eğri görülmektedir. AIS'li hastalarda meydana gelen deformite; solunum fonksiyonları, solunum kas kuvveti, fonksiyonel kapasite, denge, yaşam kalitesi, periferik kas kuvveti ve kozmetik algı gibi birçok primer ve sekonder parametrede probleme neden olabilmektedir. AIS'de konservatif tedavi; gözlem, egzersiz eğitimi ve ortez yaklaşımlarını kapsamaktadır. Bu tedavide temel amaçlar; eğrinin progresyonunu durdurmak, mümkünse azaltmak ve AIS'in neden olduğu problemlerin önüne geçmek, var olan problemleri ise iyileştirmektir. AIS'li hastaların tedavisinde kullanılan bir çok farklı egzersiz eğitim yöntemi bulunmaktadır. Pilatestemelli egzersiz eğitimi de bu yöntemlerden biridir. Bu çalışma AIS'li hastalarda postüral düzeltmeleri ve eğri tipine-lokalizasyonuna göre belirlenen solunum paternini içeren ve hibrit telerehabilitisyon yöntemiyle uygulanan pilates-temelli egzersiz eğitiminin solunum fonksiyonu, solunum kas kuvveti, fonksiyonel kapasite ve denge üzerine etkisini araştırmayı amaçlamıştır. Çalışma kapsamında 10-18 yaş aralığında olan 32 AIS tanılı hasta randomize edilerek eğitim ve kontrol grubuna ayrıldı. Tüm hastalara Cobb açısı ölçümü, gövde rotasyon açısı ölçümü, fleksibilite değerlendirmesi, solunum fonksiyon testi, solunum kas kuvveti ölçümü, fonksiyonel kapasite değerlendirmesi, postüral stabilite-denge değerlendirmesi, core kas enduransı ölçümü, periferik kas kuvveti ölçümü, yaşam kalitesi ve kozmetik deformite algısı değerlendirmeleri yapıldı. Eğitim ve kontrol grupları egzersiz eğitimi süreçlerinin ilk 2 haftasında, haftada bir gün süpervize seanslara katıldı. Hastalar bu seanslar esnasında pilatesin temelleri, eğri tip ve lokalizasyonlarına göre belirlenen postüral düzeltmeler ve solunum prensipleri hakkında bilgilendirildi. Eğitim grubu sonraki 10 hafta boyunca haftada 3 gün fizyoterapist eşliğinde senkron online seanslara alındı, 4 gün egzersizleri evde sürdürüldü. Kontrol grubu ise aynı egzersizleri haftada 7 gün, 10 hafta boyunca evtemelli olarak sürdürdü. 12 Haftanın sonunda tüm değerlendirmeler tekrarlandı. Veri analizi için SPSS v.26 programı kullanıldı ve tüm analizler için anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edildi. 12 Haftanın sonunda tedavi öncesine göre eğitim grubunda Cobb açısında, gövde rotasyon açısında, fleksibilite testlerinde, FEV1 ve PEF değerlerinde, MIP ve MEP değerlerinde, AHMYT mesafesinde, EMYT yürüme seviyesinde, stabilite limitleri testinin tamamlanma süresi dışındaki tüm xiii parametrelerinde, core kas enduransında, periferik kas kuvvetinde, yaşam kalitesinin ruh sağlığı parametresi dışındaki tüm parametrelerinde ve kozmetik deformite algı skorunda istatistiksel olarak anlamlı gelişmeler görüldü (p<0,05). Kontrol grubunda ise tedavi sonrasında tedavi öncesine göre; gövde rotasyon açısında, MIP ve MEP değerlerinde, AHMYT mesafesinde, stabilite limitleri testinin bazı parametrelerinde, sağ M. Biceps kuvveti parametresi dışındaki periferik kas kuvveti değerlerinde ve yaşam kalitesinin bazı parametrelerinde istatistiksel olarak anlamlı iyileşmeler saptandı (p<0,05). Eğitim ve kontrol grubu karşılaştırıldığında Cobb açısında, yana eğilme testlerinde, PEF değerinde, MIP ve MEP değerlerinde, EMYT yürüme seviyesi değerinde, stabilite limitleri testine ait genel skor, sola ve öne/sağa parametrelerinde, core kas enduransında, sol M. Quadriceps kuvvetinde ve kozmetik deformite algı skorunda eğitim grubunda daha fazla gelişme saptandı (p<0,05). Literatür ve çalışmamızın sonuçları göz önünde bulundurulduğunda, pilates-temelli egzersizlerin hibrit telerehabilitasyon yöntemiyle uygulanmasının ek gelişmeler sağlayabileceği, bu egzesizlerin ev-temelli veya telerehabilitasyon yöntemleriyle AIS'li hastalarda uygulanılabileceği ve rutin fizyoterapi programına eklenebileceği sonucuna varıldı. Anahtar Kelimeler: adölesan idiyopatik skolyoz, pilates egzersizleri, telerehabilitasyon, solunum fonksiyon testi, solunum kas kuvveti, fonksiyonel kapasite, denge, postural stabilite, core kas enduransı, periferik kas kuvveti, kozmetik deformite algısı, yaşam kalitesi

DengeEgzersizErgenler+7
Ayşe Sena Manzak
Bezmialem Vakıf University · Institute of Health Sciences
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Duchenne muskuler distrofisi tanılı çocuklarda klinik ve genetik bulgular, ambulasyon, kardiyak ve solunum komplikasyonlarına etki eden faktörler

Duchenne musküler distrofi (DMD), distrofin eksikliğinin neden olduğu, en sık görülen distrofinopatidir. İlerleyici iskelet kası güçsüzlügü sonucunda ambulasyon kaybı, solunum ve kardiyak yetmezlik ile sonuçlanır. Günümüzde DMD'nin henüz kür sağlayıcı bir tedavisi yoktur. Kortikosteroid tedavisi ile ambulasyon süresi uzamakta, solunum, kardiyak ve ortopedik komplikasyonlar geciktirilmektedir. Steroid tedavisinin etkileri 1980'li yıllardan beri bilinmektedir. Amaç: Bu retrospektif çalışma Duchenne musküler distrofi tanısı alan hastaların, klinik bulgularının, genetik çalışma sonuçlarının değerlendirilmesi, gelişen komplikasyonlarda etkili faktörlerin (yaş, tedavi vb) incelenmesi, uygulanan tedaviler, etkileri ve yan etkilerinin değerlendirilmesi amacıyla Aralık 2015 ile Ocak 2017 yılları arasında yapıldı. Materyal ve Metod: Çalışmada 180 hastanın dosya kayıtları incelendi. DMD tanısı kas biyopsisi ve/veya genetik çalışma ile doğrulanmış olan, klinik, genetik ve kortikosteroid kullanım bilgileri yeterli olan 66 erkek hasta çalışmaya dahil edildi. Hastaların dosya kayıtları incelendi. Hastalar kontrole çağrılarak klinik durumları kaydedildi. Kortikosteroid tedavisinin komplikasyonlar üzerine etkileri ve gelişen yan etkileri değerlendirildi. Bulgular: Kortikosteroid tedavisinin düzenli kullanımının ambulasyon kaybını geciktirdiği, günlük steroid kullanımının nonambulatuar olma, solunum ve kardiyak komplikasyonlar ve skolyoz gelişimi riskini azalttığı, normal dozda steroid kullanımının nonambulatuar olma, kardiyak komplikasyonlar ve skolyoz gelişimini riskini azaltmada daha etkin olduğu ve tedaviye erken başlamanın komplikasyonlar üzerinde etkisi olmadığı saptandı. Yüksek dozda ve gün aşırı steroid kullanımının kırık ve osteoporoz gelişim riskini arttırdığı saptandı. Sonuç: Literatürdeki bulguların aksine düzenli steroid kullanımının ve erken yaşta tedaviye başlamanın komplikasyon gelişimi üzerine etkisi saptanmadı. Ancak bu durum istatistiksel değerlendirme için hasta sayımızın az olmasına bağlı olabilir. Kortikosteroid etkilerinin daha iyi değerlendirilmesi için uzun süreli ve daha geniş hasta grubunda yapılan çalışmalara ihtiyaç vardır.

Adrenal korteks hormonlarıGenetikKalp fonksiyon testleri+6
Suna Nilay Sökmen Canatar
Çukurova University
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Adölesan idiyopatik skolyozlu hastalarda skolyoz şiddeti ile skolyoz algısı ve yaşam kalitesi arasındaki ilişkinin incelenmesi

Skolyoz, kolumna vertebralisin şeklindeki bozuklukları tanımlayan bir terimdir. Klinik olarak frontal düzlemde 10°' nin üzerinde lateral bir eğriliğe, horizontal düzlemde aksiyal rotasyona neden olurken, sagittal düzlemin anatomik eğrilikleri olan, kifoz ve lordozun genellikle, düzleşme yönünde bozulmasına neden olmaktadır. Birçok nedene bağlı olarak gelişebilen skolyozun, yapısal olan ve etyolojisi bilinmeyen formu olan idiyopatik skolyoz (İS) tüm skolyoz tiplerinin %75-80' ni oluşturmaktadır. Adölesan İdiyopatik Skolyoz (AİS), İS' nin bir çeşidi olup, puberte başlangıcından büyüme plakları kapanana kadar olan dönemde ortaya çıkar ve idiyopatik skolyozlu olgular arasında en çok görülen tiptir. AİS' li olguların skolyoz derecelerinin artması olguların görsel algılarında ve yaşam kalitelerinde belirgin farklılıklar oluşturabilmektedir. Etiyolojik olarak AİS' in neden olduğu spinal deformite, multifaktöriyel etiyolojiye sahip bir sendromun belirtisi olarak tanımlanabilir. AİS' li bireylerde skolyoz şiddeti, skolyoz algısı, yaşam kalitesi, alt ve üst eksremite uzunluk ölçümleri, ağrı, depresif semptomları, göğüs çevre ölçümleri ve solunum frekansı arasındaki ilişkilerin incelenmesi amaçlanan bu çalışmaya, Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Eğitim Araştırma Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji polikliniğine başvuran ve Lenke tip 1 eğriye sahip olan, AİS tanısı konan ve dahil olma kriterlerini sağlayan 69 hasta dahil edilmiştir. Bireylerin sosyo-demografik bilgileri, ekstremite uzunluk ölçümleri, göğüs çevre ölçümleri, solunum değerleri kayıt edilmiştir. Ayırca eğrilik derecesi Cobb yöntemi ile, görsel deformite algılamaları Walter Reed Görsel Değerlendirme Skalası ile, yaşam kaliteleri Scoliosis Research Society -22 anketi ile, depresyon seviyeleri Çocuk Depresyon Anketi ile ve Ağrı değerlendirmeleri Visual Analog Skalası ile yapılmıştır. Çalışmaya dahil edilen adölesan bireylerin Cobb dereceleriyle SRS-22 yaşam kalitesi skoru, WRGDS skoru, ÇDÖ değerleri ve VASİ skoru arasında istatistiksel olarak pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuşken (p<005), Cobb dereceleri ile VASG ve VASA arasında istatistksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmamıştır (p>0,05) ayrıca SRS-22 Yaşam kalitesi skoru ile hem VASİ hem de WRVAS arasında istatistiksel olarak pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuşken (p<005), SRS-22 ile VASG, VASA ve ÇDÖ arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmamıştır (p>0,05) WRVAS ile VASİ, VASA ve VASG arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmamıştır (p>0,05). AİS' in vertebral düzgünlüğü etkilediği kadar yaşam kalitesini, algılanan vücut düzgünlüğünü, ağrı ve depresyon seviyesini de etkilediği bu çalışmada tespit edilmiştir. Kasım 2019 Anahtar Kelimeler: Adölesan idiyopatik skolyoz, Skolyoz şiddeti, Yaşam kalitesi, Depresyon Seviyesi, Görsel Deformite Algılaması.

ErgenlerHastalıkHastalık şiddeti indeksi+2
Mehmet Hanifi Kaya
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Adölesan idiyopatik skolyozlu olgularda ve sağlıklı adölesanlarda yürüme parametrelerinin karşılaştırılması

Bu çalışma, adölesan idiyopatik skolyozlu (AİS) ve sağlıklı adölesanlarda yürüyüş farklılıklarını değerlendirmek amacıyla planlanmıştır. Ayrıca AİS'li olguların yürüyüş parametreleri ve diğer değişkenleri arasındaki korelasyonu değerlendirmek amaçlanmıştır. Çalışmaya 40 adölesan birey dahil edilmiştir. Bu bireylerden 20'si AİS'li olgu iken 20'si sağlıklı adölesandan oluşmaktaydı. Bu çalışmada her bir olgunun yürüme analizi Biodex Ağırlıksız Sistem (Inc. Shirley, USA) ile, omurga deformitesi algılarını Walter Reed Görsel Değerlendirme Skalası (WRGDS) ile, gövde deformitesinin öz algısı Gövde Görünüm Algı Skalası (GGAS) ile, yaşam kalitesi Skolyoz Araştırma Derneği -22 (SRS-22) ile, ve hareket korkusu ise Tampa Kinezyofobi ölçeği (TKÖ) ile değerlendirildi. Çalışmamızın sonuçlarına göre; AİS'li olguların sağlıklı kontrol grubu ile kıyaslandığında daha kısa tek ayak üzerinde kalma süreleri (p=0,028), daha kısa ortalama adım döngüsü (p=0,003), daha uzun ortalama sağ adım uzunluğu (p=0,035), daha uzun ortalama sol adım uzunluğu (p=0,039) ve daha kötü ambulasyon indeksleri (p=0,036) anlamlı farklılıklar olduğu gösterilmiştir. Buna ek olarak AİS'li grubun Cobb açısı ile WRGDS ve GGAS arasında, Ortalama Yürüyüş Hızı (OYH) ile yaş, TADT, TKÖ ve OAD arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişkiler bulunmuştur (p<0,05). Sonuç olarak AİS'li olguların sağlıklı adölesanlar ile kıyaslandığında bazı yürüme parametrelerinin normalden sapmalar gösterdiği tespit edilmiştir.

ErgenlerHareket korkusuSkolyoz+4
Ammar Ahmed Ibrahım Al-azzawı
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Adölesan idiopatik skolyozlu olgularda normal eklem hareketi değerlerinin incelenmesi

GiriĢ: Skolyoz, kolumna vertebraliste ortaya çıkan en yaygın deformite kaynağıdır. Uzanma pozisyonunda çekilen direkt grafilerde, frontal düzlemde 10° ve üzerinde meydana gelen lateral eğrilikler skolyoz olarak tanımlanmaktadır. OluĢan deformite sadace frontal düzlem ile sınırlı kalmamakta, aksiyel ve sagittal düzlemleri de kapsayan üç boyutlu bir deformasyon oluĢmaktadır. Etiyolojisi bilinmeyen yapısal skolyozlar konjenital, nöromüsküler veya idiyopatik skolyoz (ĠS) olarak sınıflandırılmaktadır. ĠS‟un bir çeĢitli olan Adölesan idiopatik skolyoz (AĠS), puberte baĢlangıcından büyüme plakları kapanana kadar geçen dönemde meydana gelmektedir. AĠSʼde laterale deviasyonla beraber sagital ve transvers düzlemlerde de deformasyonlar ortaya çıkmaktadır. Materyal ve Metod: AĠS‟ li bireylerde normal eklem hareketi değerlerini incelenmeyi amaçlayan bu çalıĢmaya, AĠS tanısı konan ve dahil olma kriterlerini sağlayan 83 AĠS‟li ve 100 sağlıklı birey dahil edilmiĢtir. Bireylerin sosyo-demografik bilgileri sorgulandıktan sonra, normal eklem hareketlerinin (NEH) ölçümünde 360 derecelik universal gonyometre kullanılarak omurga, temporamandibular eklem, üst ekstremite (omuz, dirsek ve el bileği) ve alt ekstremite (kalça, diz ve ayak bileği) eklemleri ölçülmüĢ ve kaydedilmiĢtir. Bulgular: AĠS‟li bireylerin üst ve alt ekstremite, omurga ve temporomandibuler eklem, eğri durumuna göre üst ve alt ekstremite NEH açıklığı ölçümlerinin bazı parametrelerinde anlamlı farklılıklar kaydedilmiĢtir (p<0,05). Aynı zamanda servikal bölge, temporomandibular eklem, dirsek, ön kol, el bileği, diz, ayak bileği eklemlerinin NEH açıklıklarının bazı parametrelerinde ise istatiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıĢtır.(p>0,05) Sonuç: AĠS‟li bireyler ve sağlıklı bireyler üzerinde yaptığımız ölçümler sonucunda omurgada meydana gelen rotasyon ve lateral fleksiyonların ekstremite ve gövde eklem hareketlerini etkileyerek bir asimetri yarattığı ve bu asimetrinin de eğrilik tipi ve sayısı ile iliĢkili olduğunu söyleyebiliriz. Anahtar Kelimeler: Ġdiopatik Skolyoz, Adölesan Ġdiopatik Skolyoz, Normal Eklem Hareketi

Eklem hareket açıklığıEklemlerErgenler+1
Aykut Çelik
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Health Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Adölesan idiyopatik skolyozda gövde propriyosepsiyonunun ve farklı egzersiz yöntemlerinin etkinliğinin incelenmesi

Bu çalışma, adölesan idiyopatik skolyozlu (AİS) bireylerde gövde propriyosepsiyonu ve pelvis oryantasyonunu araştırmak, farklı egzersiz eğitimlerinin; gövde ve pelvis propriyosepsiyonu, Cobb açısı, gövde rotasyonları, ağrı, gövde esnekliği, kozmetik deformite algılaması, vücut asimetrisi, yaşam kalitesi, dinamik denge ve egzersiz kapasitesi üzerine etkisini incelemek amacıyla yapıldı. Çalışmaya 21 AİS'li birey (çalışma grubu) ve 10 skolyozu olmayan yaşıt birey (kontrol grubu) dahil edildi. AİS'li bireyler randomizasyon ile Schroth (n=10) ve vestibüler egzersiz grubuna (n=11) ayrıldı. Bireylere ait demografik bilgiler kaydedildikten sonra, ilk değerlendirmeye çalışma ve kontrol grubundaki bireyler dahil edilirken, ikinci değerlendirme haftada 2 gün 12 haftalık egzersiz eğitiminden sonra çalışma grubundaki bireylere yapıldı. Postero-anteriyor radyografi yardımıyla Cobb açıları, öne eğilme testinde gövde rotasyon dereceleri, GyKo (Microgate, İtalya) sistemi kullanılarak aktif eklem pozisyon reprodüksiyonu testi ile gövde propriyosepsiyonu ve pelvis oryantasyon değerlendirmeleri yapıldı. Ayrıca McGill Ağrı Ölçeği-Kısa Formu ile ağrı, yana eğilme ve otur-uzan testi ile esneklik, Walter Reed Görsel Değerlendirme Skalası'na (WRVAS) göre birey, ebeveyni ve fizyoterapistin kozmetik deformite algılaması, Spinal Görünüm Anketi (SAQ) ile birey ve ebeveyninin kozmetik deformite algılaması, Posteriyor Gövde Asimetri İndeksi (POTSI) ile vücut asimetrisi, Scoliosis Research Society- 22 (SRS-22) Anketi ile yaşam kalitesi, Fukuda-Untenberger Adımlama Testi (FAT) ile dinamik denge ve 6 dakika yürüme testi (6DYT) ile egzersiz kapasitesi değerlendirildi. Çalışma sonuçları, AİS'li bireylerin gövde propriyosepsiyonu ve pelvis oryantasyonu değerlendirmesinde hedef açıdan sapma miktarlarının kontrol grubuna göre fazla olduğunu göstermiştir (p<0,05). Schroth ve Vestibüler egzersiz eğitimleri ile gövde propriyosepsiyonu ve pelvis oryantasyonunda her iki grupta da iyileşme elde edildi. Tüm skolyozlu bireylerin sonuçları incelendiğinde lumbar Cobb açısında azalma kaydedildi (p<0,05). Gövde rotasyonu Schroth grubu (torakal, lumbar, total) ve vestibüler grupta (torakal, torakolumbar, lumbar ve total) azalmış (p<0,05), ağrı ve esneklik verilerinde Schroth grubunda değişiklik gözlenmezken (p>0,05), vestibüler grubunda ağrıda iyileşme, yana eğilmede gövde esnekliğinde azalma tespit edilmiştir (p<0,05). Her iki grupta da fizyoterapistin WRVAS skoru azalmış (p<0,05), AİS'li birey ve ebeveyninin WRVAS ve SAQ skorunda fark görülmemiştir (p>0,05). POTSI'ye göre gövde asimetrisinde Schroth grubunda azalma görülürken (p<0,05), vestibüler grubunda değişiklik görülmemiştir (p>0,05). SRS-22 anketine göre yaşam kalitesi sonuçları incelendiğinde; Schroth grubunda mental sağlıkta, vestibüler grubunda genel yaşam kalitesinde iyileşme elde edilmiştir (p<0,05). AİS'li bireylerin egzersiz kapasitesi (6DYT) ve dinamik dengesinde (FAT) tedavi sonrası fark görülmemiştir (p>0,05). Sonuç olarak; gövde propriyosepsiyonu ve pelvis oryantasyonunun AİS'li bireylerde yaşıtlarından farklı olduğu, propriyoseptif duyunun İS'de etkilendiği literatür verileri ile desteklenerek çalışmamızda sunulmuştur. Schroth egzersizleri ile aksiyal gövde rotasyonunda, gövde ve pelvis yeniden konumlandırma hatalarında, gövde asimetrisinde, fizyoterapiste göre kozmetik deformite algısında azalma ve mental sağlıkta iyileşme elde edildiği gösterilmiştir. Schroth egzersizlerine eklenen vestibüler egzersizlerin, aksiyal gövde rotasyonunu, gövde ve pelvis yeniden konumlandırma hatalarını, fizyoterapiste göre kozmetik deformite algısını azalttığı ve bireyin yaşam kalitesini iyileştirdiği ortaya konulmuştur.

EgzersizEgzersiz tedavisiErgenler+3
Kamile Merve Karatel
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Adölesan idiyopatik skolyozlu hastalarda cerrahi tedavi sonuçlarımız

Adölesan idiyopatik skolyoz, omurganın en sık görülen deformitesidir. Bu sebeple farklı sınıflama sistemleri oluşturulmuştur. Konservatif ve cerrahi tedavi prosedürleri belirlenmiştir. Hasta takip ve tedavi yaklaşımları farklılıkları göstermektedir. Skolyozun cerrahi tedavisi zaman içersinde değişiklik göstermesine rağmen özellikle pedikül vidalarının icadı ve omurganın her seviyesinde efektif olarak kullanılmaya başlanılması ile büyük bir değişim göstermiştir. Özellikle cerrahi sonuçlarda; koreksiyon oranında artış ve koreksiyon kaybında azalma, sagital ve frontal eksenlerde dengeli bir omurga elde edilme oranlarında yani başarılı cerrahi sonuçlar elde etme oranlarında artış olmuştur. Posterior pedikül vidası uygulanmasında cerahların artan tecrübesi komplikasyon oranlarını belirgin azaltmıştır. Ancak zaman içersinde yapılan gözlemlerde hastaların başarılı cerrahi kriterlerine göre yüksek başarı oranlarının olmasına rağmen klinik yansımaları göz ardı edilmiştir. Bunun üzerine Skolyoz Araştırma Cemiyeti tarafından SRS-22 formu geliştirilmiştir. 5 alt gruptan oluşan SRS-22 formunda yüksek puan kliniğin daha iyi olduğuna işaret etmektedir. Çalışmamıza kliniğimizde opere olan 34 hastadan kriterlerimizi karşılayan 29 hasta dahil edilmiştir. Bu hastaların 23'ü kız ve 6'sı erkektir. Kızların ortalama yaşı 15,472,59, erkeklerin ortalama yaşı 172,09 idi. Olgular 12 ay ile 54 ay arasında takip edilmiş olup, ortalama takip süresi 29 aydır. Hastaların ameliyat öncesi ve sonrası omurga eğrilik miktarı ve düzelme oranları ölçüldü. Ameliyat öncesi ve son kontrol SRS-22 formu değerlendirildi. Cinsiyetler arası karşılaştırılma yapıldı. Hastalarımızın koreksiyon oranları ve koreksiyon kayıpları ile SRS-22 formu ve alt grupları ameliyat öncesi ve sonrası yüzdelik değişimi arasında korelasyon saptanmamıştır. Bu da cerrahi düzelme miktarının aynı oranda kliniğe yansımadığını düşündürmektedir. Erkek ve kadın karşılaştırılmasında ise sadece ameliyat öncesi dış görünüm arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur. Ancak ameliyat öncesi ve sonrası SRS-22 toplam skoru ve tüm alt grup skorları artış göstermiştir. Frontal ve sagital vücut dengesi ameliyat sonrası tüm hastalarda olumlu yönde düzelme göstermiştir. Adölesan idiyopatik skolyozun cerrahi tedavisinde posterior enstrümentasyon ile füzyon, hasta memnuniyeti, eğriliğin düzeltilmesi ve düşük komplikasyon oranları ile etkin ve başarılı bir yöntemdir.

CerrahiErgenlerOrtopedi+1
Kadir Gem
Manisa Celal Bayar University
2017
00
Master'sOpen AccessTR

İdiyopatik skolyoz olgularında eğriliğin yönü ve cobb açısı değerleri ile ayak tabanı basınç dağılımı ve salınım analizi arasındaki ilişkinin pedobarografi cihazı ile değerlendirilmesi

Amaç: Skolyozda, statik ve dinamik denge parametrelerinin, eğriliğin yönü, derecesi ve tipi ile ilişkisi yönünden, pedobarografik yöntemle incelenmesi. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya 23 bayan gönüllü katıldı. Gönüllülerin AP radyografileri üzerinde Cobb açısı ölçümleri yapıldı, eğrilik tip ve yönü belirlendi. Eğrilik tipine göre tek eğrilik gösterenler "C tipi" (n=14), iki eğrilik gösterenler ise "S tipi" (n=9) olarak ayrıldı. Gönüllülere pedobarografi cihazı ile gözü açık olarak statik denge ölçümü yapıldı. Mid-gait protokolü ile pedobarografik verileri alındı ve 7 bölgeli maskeleme yapıldı. Veriler sağ ve sol ayak yönünden, eğrilik tipine, yönüne ve eğrilik açısı ile ilişkisine göre değerlendirildi. Bulgular: Statik denge parametreleri eğrilik tipine göre karşılaştırıldığında; C tipi eğriliği olanlar ile S tipi eğriliği olanlar arasında Dist parametresinde fark saptandı. Dinamik denge parametreleri eğrilik yönü bakımından farklılık göstermezken, C tipi eğriliği olanlarda iki ayak arasında sadece TopukCA'da; S tipi eğriliği olanlarda topuk bölgesinde PF ve PCP değerleri sol tarafta, 3-5. metatarsal maskeleme bölgeleri arasında PF ve PCP sol tarafta, başparmak CA parametresi sağ tarafta yüksek bulundu. S tipi eğrilikte Cobb açısı ile korelasyon saptanmadı. C tipi eğrilikte sağ ayağın total ve mediyal maskeleme alanlarında (FrstMTT, Basprmk) PF ve PCP parametreleri anlamlı korelasyon gösterdi; sol ayağın topuk bölgesinde Force, CP, PF ve PCP parametreleri ile lateral maskeleme alanlarında (ScndMTT, DigerMTT) PF ve PCP parametreleri anlamlı korelasyon gösterdi. Sonuç: Skolyoz olgularında statik dengenin eğrilik tipine göre farklılık göstermediği; C tipi eğrilikte dinamik verilerde basınç değerlerinin sağ ayak tabanında daha çok medialde, sol ayak tabanında ise lateralde yüksek olduğu ve sağ-sol farklılığı gösterdiği gözlendi. Anahtar Kelimeler: Statik denge; dinamik denge; pedobarografi; scoliosis

AnatomiAyakDenge+2
Serap Bilir Karaoğlan
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2016
00

Related subjects