Experience

250 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Deneyim tasarımı bağlamında ticari sergilemelerde bir tasarım ilkesi olarak geçicilik

Bu araştırma, mekânı, deneyim tasarımı bağlamında bir tasarım ilkesi olarak geçicilik kavramı üzerinden tartışmaya açmayı amaçlamaktadır. Çalışma kapsamında, çok boyutlu bir deneyim alanı olarak kabul edilen mekân ve deneyim odaklı üretilen ticari sergileme mekânlarının tasarım üzerine olan etkileri ile bu mekânların yüklendiği anlamlara dair iş birlikleri sorgulanmıştır. Geçicilik kavramı, deneyim ve pazarlama kavramları üzerinden tariflenerek bir tasarım ilkesi olarak araştırmanın temelini oluşturmaktadır. Çalışma 'geçici mekân' olarak da tanımlanan 'pop-up mekân'ları analiz etmeyi amaçlamakta ve ticari sergileme mekânlarını bir 'deneyim tasarımı' problemi kabul etmektedir. Bu bağlamda geçicilik kavramı pazarlama ve tasarım alanlarının ara kesitinde, mekân algısı özelinde ele alınmıştır. Bu bağlamda tezin birinci bölümünde, konunun önemi, amacı – kapsamı, yöntemi ve kurgusu aktarılmıştır. İkinci bölümünde, tezin bağlamını oluşturan deneyim ve deneyim tasarımı kavramları okuyucuya sunulmuştur. Üçüncü bölümünde, tezin temelini oluşturan geçicilik kavramı detaylandırılmıştır. Dördüncü bölümünde, deneyim ve ticari sergilemeyle olan ilişkisini açıklamak adına pazarlama kavramlarına açıklık getirilmiştir. Beşinci bölümünde, örnekler üzerinden ticari sergileme mekânlarının geçiciliği tartışılırken; altıncı bölümde sonuç ve öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: deneyim, deneyim tasarımı, ticari sergilemeler, geçicilik

DeneyimDeneyim tasarımıGeçicilik+7
Özlem Baysal
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Çağdaş müze mekânlarının tasarımında kullanıcı deneyiminin bir bağlam yaratma aracı olarak kullanımı

20.yy.'ın ikinci yarısında Postmodern kültürün, 21.yy.'ın içinde bulunduğumuz ilk yarısında dijital teknolojilerin etkilediği düşünce ve davranışlar; bireylerin olayları, nesneleri ve kavramları farklı bir bağlamda tüketmeye başlamalarına neden olmuştur. Hemen her alanda izlenebilen bu değişim, mekân kavramının farklı bağlamlardaki varlığının ve niteliğinin yeniden araştırılmasının yolunu açmıştır. Yalnızca fiziksel ve algısal sınıflandırmalarla ele alınan bir kavram olmaktan çıkan mekân, günümüz ideolojilerinin sunduğu açılımlarla öteki/üçüncü mekân olarak, yeni boyutlar kazanmıştır. Topluma hizmet için çalışan bir sergi mekânı olarak müze mekânları da gelişen mekân algısı dahilinde hem gerçek ortamlarında hem de sanal ortamlarda anlatımı kuvvetlendirmek adına yeni bağlamlar, yeni alanlar ve bunlar üzerinden yeni deneyimler sunmaktadır. Dünkü algısına kıyasla 'ne' göstereceğinden çok 'nasıl' göstereceğine odaklanan mekânlar haline gelen çağdaş müzeler, ev sahipliği yaptıkları sergileri bir tür deneyim mekânı haline getirmiş; bu yaklaşım, sergilerin temsil türlerinin ve gösterim tekniklerinin çeşitlenmesini sağlamıştır. Bu çeşitlilik serginin var olduğu reel ve sanal platformlarda sergi deneyimi kavramının önemine vurgu yapmaktadır. Bu bağlamda çalışma genelden özele bir akışla, 'Mekân Kavramı', 'Bir Sergi Mekânı Olarak Müzeler' ve 'Bir Deneyim Mekânı olarak Sergiler' olmak üzere üç temel başlık üzerinde yapılandırılmıştır. Çalışmanın sonucunda literatür araştırmasına paralel bir şekilde sentezlenen analiz bölümü yer almaktadır.

BağlamDeneyimDeneyim tasarımı+6
Merve Özlek
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Din kültürü ve ahlak bilgisi derslerinde işbirlikli öğrenme-öğretme yaklaşımının uygulanması (Isparta örneği)

ÖZET Bu araştırmanın temel amacı, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi (DKAB) öğretmenlerinin ve ortaokul öğrencilerinin işbirlikli öğrenme yöntemine dair deneyimlerini derinlemesine analiz etmektir. Araştırma, bu yöntemin DKAB derslerindeki uygulanma potansiyelini, sağladığı katkıları ve uygulama sürecindeki güçlükleri ortaya koymayı hedeflemektedir. İşbirlikli öğrenme; öğrencilerin aktif katılımını, öğrenmeyi anlamlı ve eğlenceli kılmayı, sosyal becerilerin gelişimini ve farklı öğrenme stillerine uyumunu desteklemektedir. Araştırma bulgularıyla da desteklenen yöntemin bu yapısı özellikle DKAB derslerinin yapılandırmacılığa uygun muhtevası, yöntemin tercih edilme nedenleri arasında yer almaktadır. Ancak yöntemin uygulanmasını zorlaştıran etkenler de vardır. Sınav sistemi, müfredat yoğunluğu, ders saati yetersizliği ve kalabalık sınıflar gibi sistemsel ve dış etmenlerle öğrenci isteksizliği ve öğretmenin bilgi, tecrübe eksikliği bu etmenler arasındadır. Araştırmanın yönteminde nitel araştırma desenlerinden durum çalışması yaklaşımı benimsenmiştir. Araştırma, Isparta'da görev yapan 25 DKAB öğretmeni ve Isparta'daki bir ortaokulda öğrenim gören 42 öğrenci ile yürütülmüştür. Veriler, öğretmen ve öğrencilerle yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla toplanmıştır. Toplanan veriler, MAXQDA analiz programı kullanılarak tematik analizden geçirilmiştir. Bulgular, dört ana tema 'öğretmen deneyimleri' ve altı ana tema 'öğrenci deneyimleri' çerçevesinde yapılandırılmıştır. Öğretmen deneyimleri işbirlikli öğrenme yönteminin tanımı, yöntemi uygulama ve uygulamama sebepleri, yöntemin olumlu-olumsuz yönleri ile öğretmen önerilerinden oluşmuştur. Öğrenci deneyimleri ise; yöntemin tanımı, öğrencilere katkısı, yöntemin olumlu-olumsuz yönleri, yönteme dair öğrenci hisleri ve öğrenci önerilerinden müteşekkildir. Öğretmen ve öğrenci deneyimlerinin çok boyutlu olarak betimlendiği araştırmada, işbirlikli öğrenme yönteminin Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli perspektifinde DKAB derslerinde etkin bir şekilde uygulanabilmesi için, öğretmenlere yönelik yeterli eğitim verilmesi ve müfredat ile sınav sisteminin yöntemin felsefesiyle uyumlu hale getirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

DeneyimDin eğitimiÖğrenme+5
Mehmet Yıldırım
Süleyman Demirel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Hassân Ahmed Kamhiyye'nin şiirsel deneyimi: Motifler ve anlam ilişkileri üzerine bir inceleme

Bu çalışma, çağdaş Suriyeli şair Hassân Ahmed Kamhiyye'nin şiirlerinde yer alan motifler ve anlam ilişkisine odaklanmaktadır. Kamhiyye'nin, Arap ve İslam dünyasının yaşadığı zor yılların yükünü ve gurbetin getirdiği acıları şiirlerine nasıl yansıttığı incelenmiştir. Şairin eserlerinde ortaya koyduğu duygusal deneyimler ve iç dünyasındaki acı ve trajedi, araştırmanın ana konusunu oluşturmaktadır. Kamhiyye'nin şiirleri, zulüm, baskı ve zorbalığa karşı verdiği mücadelenin bir yansımasıdır. Şiirlerinde samimi bir kaynaktan doğan duygular, onun özgür vicdanı ile olayları gözlemleyip yeniden şekillendirme becerisini göstermektedir. Bu nedenle, Kamhiyye'nin eserleri, hem tarihsel bir belge niteliğinde olup hem de edebi değer taşımaktadır. Bu araştırmanın amacı, Kamhiyye'nin şiirsel üslubunu, kullandığı temaları ve dilsel özellikleri belirlemek ve analiz etmektir. Ayrıca, şairin İhya ve Yenilik Okulu'na bağlılığının şiirlerindeki yansımaları da ele alınmıştır. Araştırmada, Kamhiyye'nin divanları ve şiirleri üzerinde içerik analizi yöntemi uygulanmıştır. Şiirlerin tematik analizi yapılarak, şairin duygusal deneyimlerinin ve içsel çatışmalarının nasıl dile getirildiği incelenmiştir. Ayrıca, Kamhiyye'nin klasik vezinli şiiri koruma çabası ve İhya ve Yenilik Okulu'na olan bağlılığı da araştırmanın odak noktalarından biri olmuştur. Araştırma sonucunda, Kamhiyye'nin şiirlerinde büyük bir acı ve hüzün temasının hakim olduğu, ancak bu duyguların umut ve aydınlık bir gelecek beklentisi ile dengelendiği görülmüştür. Şairin, klasik Arap şiiri geleneklerine bağlı kalarak, modern temaları ustalıkla işlediği tespit edilmiştir. Ayrıca, Kamhiyye'nin şiirlerinde, zulüm ve baskıya karşı özgürlük mücadelesinin güçlü bir şekilde vurgulandığı belirlenmiştir.

AcıBiçimDeneyim+7
Zeynep Muhammed
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Diş hekimliği öğrenci ve akademisyenlerinde artan mesleki tecrübe ile el becerilerinin ayna karşısında değerlendirilmesi

Bu çalışmanın amacı, artan mesleki tecrübeleri ile diş hekimliği öğrenci ve akademisyenlerinde ayna karşısındaki el becerilerini değerlendirmektir. Mesleki tecrübelerine göre gruplandırılan (tecrübesi sıfır kabul edilen 5. sınıf diş hekimliği öğrencileri, 5 yıl altı ve 5 yıl ve üzeri tecrübeye sahip akademisyenler) toplam 72 katılımcıya, bitirme süreleri belirlenerek O'Connor Cımbız Beceri testi doğrudan ve ayna karşısında dolaylı görüş ile uygulandı. Kişisel bilgileri kaydedilen katılımcıların; antropometrik ölçümleri mezura ile, el kavrama kuvveti hidrolik el dinamometresi ile, parmak kavrama kuvveti parmak pinchmetre ile ve eklem hareket açıklığı ölçümleri gonyometre ile yapıldı. Verilerin istatistiksel analizinde SPSS 23.0 paket programı kullanıldı. Kategorik değişkenlerin karşılaştırılmasında, ki kare testi ve Fischer'ın Kesinlik Testi, normal dağılıma uyan ikili gruplarda bağımsız student t-testi ve ikiden fazla gruplarda One-way ANOVA testleri kullanıldı. Tüm erkek katılımcıların sağ el kavrama kuvvetleri (p<0,001) ve sol el kavrama kuvvetleri (p<0,001) kadınlara göre anlamlı derecede yüksek bulundu. Çalışmaya dahil edilen tüm katılımcılardan erkek olanların indirekt (ayna karşısında) test sürelerinin, kadın katılımcıların sürelerine göre anlamlı yüksek olduğu gözlenirken (p=0,001), direkt test sürelerinde ise cinsiyetler arasında anlamlı bir fark görülmedi (p>0,05). Tüm katılımcıların mesleki tecrübe yılı arttıkça direkt test süreleri anlamlı bir şekilde azalmaktadır (p<0,05). Özellikle 5. Sınıfta yer alan katılımcıların direkt test (p=0,031) ve indirekt test süresi (p=0,028) ortalama değerlerinin, 5 yıl ve üstü tecrübeye sahip akademisyenlerin ortalama değerlerinden yüksek olduğu görüldü (p<0,05). Çalışmanın bulgularına göre, artan mesleki tecrübe ile el becerisinin arttığını ve özellikle gruplardan bağımsız olarak kadın katılımcıların doğrudan el beceri testinde daha başarılı oldukları bulundu. Gerçekleştirilen çalışma, özellikle mesleki el becerisinin artan pratik uygulamalar ile gelişebileceğini göstermektedir.

AynaDeneyimDiş hekimleri+4
Yasin Aykut Yıldırım
Sanko University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Annelik deneyimleri: Gerilimler, mücadeleler ve uzlaşmalar

Bu çalışmada kadınlığın inşasında annelik mefhumunun yerine dair bir bakış açısı oluşturmak için farklı kesimlerden 32 kadının kendi hayatlarına dair anlattıkları ele alınmıştır. Kadınların toplumsal/kültürel bağlamda inşa edilen "annelik" kavrayışı ile ilişkilenmeleri üzerinden gidilerek onların kendi anneliklerini nasıl değerlendikleri konu edilmiştir. Anneliğe dair yapılan duygusal yatırımlar ve bu kimliğe dair idealize edilen değerler; gündelik hayatın sıradan faaliyetleri, rutin olarak yapılan "annelik işleri" betimsel olarak değerlendirilmiştir. Annelik deneyiminin barındırdığı değerlerden, alışkanlıklardan, inançlardan, duygulardan ve önyargılardan yola çıkılarak toplumsal ve kültürel olanla temas etmek amaçlanmıştır. Kadın öznelliği üzerinde radikal değişimler oluşturan anne kimliği içine dâhil olan rol ve sorumluluklar giderek artmaktadır. İdealize edilen ve deneyimlenen annelik arasındaki fark açıldıkça anne olmak yıpratıcı ve baskılayıcı bir hâl almakta, bu durum yetersizlik, kaygı ve suçluluk duygularını tetiklemektedir.Ayrıca, kadınların kendi anneliklerini değerlendirmelerinde anneliğin toplumsal yönü ve makbul anne söylemi bir baskı unsuru olarak görülebilir. İktidarın biyopolitikası, neoliberal piyasa değerleri, bireyci ve rekabetçi toplumsal yapı, muhafazakâr eğilimler makbul anne söyleminin temel bileşenleri olmuştur.Anne kimliği kadın öznelliğinde nerede durur? Anne kimliğine yapışan şefkatlilik, cefakârlık, fedakârlık gibi sıfatların ürettiği duygular ve bu duyguların kültürel politik dinamikleri bu çalışmanın temel meselesidir. Ayrıca bu çalışmada annelik deneyiminden farklı perspektifler, etik-politik konumlanmalar üretilebilir mi ve ideal annelik ile hakikatte yaşanan arasında nasıl bir mesafe tarif edilebilir sorularına cevaplar aranmıştır.

Anne deneyimiAnnelerAnnelik+7
Ceylan Nur Akgün
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Gerçek potansiyellik: Bir Whitehead incelemesi

Bu çalışma, Alfred North Whitehead'in "gerçek potansiyellik" adını verdiği kavramı ele almaktadır. İlgili kavram, belirli bir töz öğretisi ve onun Newton fiziğindeki madde parçacıklarına aşıladığı yalıtılmışlık ve durağanlık fikrinin karşısında konumlanmaktadır. Söz konusu madde parçacıkları, evrenin geri kalanından soyutlanmış ve kendi içinde tamlık barındıran tözsel varlık birimleri olarak görülür. Tözsel doğaları itibarıyla bu varlık birimleri, oluşum süreçlerinin yani potansiyellik sahasının dışına fırlatılmıştır. Hâkim töz düşüncesinin fiziğin maddesine aşıladığı yalıtılmışlık düşüncesi, belirli bir kozmolojinin temelini teşkil etmiştir. Bu kozmolojide evrenin, tözsel madde parçacıklarının basit bir toplamından ibaret olduğu varsayılır. Potansiyellikten yoksun yalıtılmış varlık birimlerinin basit bir toplamı şekilde tanımlanan evren, yaratıcılığın ve yeniliğin zeminini teşkil edemez. On yedinci ve on sekizinci yüzyılların kozmolojisini özetleyen bu anlayış, evreni, sürekli olarak aynı rutini takip eden düzeneksel (mekanik) bir yapı olarak görme eğilimindedir. Whitehead'in ortaya atmış olduğu metafizik dizgede varlığın temel birimi olan edimsel varlıkların (actual entities) karakteristiği yalıtılmışlık değil, ilişkiselliktir (relativity). Bu ilişkisellik kapsamında her edimsel varlık, diğeri için oluşturucu bir unsur yani potansiyeldir. Whitehead, edimsel varlıklar temelinde ortaya koyduğu bu potansiyellik türüne "gerçek potansiyellik" (real potentiality) adını vererek onu "genel potansiyellik"ten (general potentiality) ayırır. Genel potansiyellik mutlaktır ve Whitehead'in "ebedi nesneler" (eternal objects) adını verdiği soyut varlıklar tarafından sağlanan sınırsız olasılıklar çokluğunu vurgular. Potansiyelliğin bu yönü, Ebedi Nesneler adlı bölümde ortaya koyulmuştur. Gerçek potansiyellik ise edimsel dünyanın sağladığı veriler yoluyla sınırlandırılmış bir potansiyellik türüne işaret etmektedir. Dolayısıyla Whitehead, edimselliğin potansiyellikten ayrı düşürüldüğü modern düşüncenin aksine bu iki kavramı birbiriyle ilişkilendirmektedir. Bunun için Whitehead, edimsel varlıklara bir tür canlılık atfeder. Whitehead'e göre onlar, deneyimleyen varlık birimleridir. Dolayısıyla her edimsel varlık, kendi ötesiyle ilişki içerisindedir. Buradaki "ötesi" sözcüğü sadece mekânsal bir anlama sahip değildir. Edimsel varlıklar hem mekânsal hem de zamansal olarak kendi ötesine uzanan deneyim parçacıklarıdır. Ortaya atmış olduğu ontolojik ilke gereğince her tekil olguyu edimsel varlıklar temelinde açıklamaya çalışan Whitehead, mekân ve zaman parçacıklarını da edimsel varlıklar gibi kendi ötesiyle ilişkili bir yapı içerisinde sergilemektedir. Bu minvalde mekân ve zamanın kendisi de potansiyellik faktörünü dışarıda bırakmayan ilişkisel bir kompleks olarak ortaya koyulmaktadır. Whitehead'in gerçek potansiyellik öğretisi Edimsel Varlıklar ve Gerçek Potansiyellik adlı bölümde ortaya koyulmuştur. Bu çalışma, Whitehead'in temel maksadının, evrendeki oluş sürecini doğrudan edimsel varlıklar temelinde izah etmek olduğunu hesaba katarak gerçek potansiyellik söyleminin bu düşüncenin bir sonucu olduğunu öne sürmektedir.

DeneyimMaddePotansiyellik+2
Egemen Tabanlı
Hacettepe University
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Anne girişimcilerin motivasyonları, yaşam doyumları, girişimcilik deneyimleri: Fenomenolojik bir çalışma

Bu araştırmanın amacı, anne girişimcilerin girişimcilik serüvenlerini ortaya çıkarmaktır. Nitel araştırmanın fenomenoloji (olgubilim) araştırma yaklaşımı kullanılmıştır. Anne girişimciliği konusu, kadın girişimciliği altında yeni bir olgu olduğundan ve Türkiye'de daha önce benzer bir konuda araştırma yapılmadığı için nitel araştırma yöntemi seçilmiştir. Araştırmaya konu olan fenomen, anne girişimci olmak olduğu için, araştırma evrenini anne girişimciler oluşturmuştur. Girişimini kurduğunda bakmakla yükümlü olduğu, ilkokul çağında (0-10 yaş arası) en az bir çocuğu olan anne girişimciler araştırma evrenini oluşturmuştur. Çeşitli platformlardan 22 anne girişimciye ulaşılmış ve bire bir görüşmeler yapılmıştır. Anne girişimcilere, girişimcilik ve annelik ile ilgili düşünceleri, girişimcilik motivasyonlarının neler olduğu, girişimleri için aldıkları destekler, girişimleri sonrasında karşılaştıkları problemler, girişimlerinin hayatlarını nasıl etkilediği, başarı ve büyüme kriterleri ve bilişim teknolojilerinin özellikle sosyal medyanın girişimlerini nasıl etkilediği ile ilgili sorular yöneltilmiştir. Bu çalışma çok sayıda sonuç ortaya koymuştur. Anne girişimcilerin annelik ile ilgili bireysel ve toplumsal olarak adlandırılan iki ana kategori altında sınıflandırılan söylemleri incelendiğinde bireysel boyut altında "Yeni bakış açıcı kazanmak" en çok tekrarlan kod olurken, toplumsal kategori altında "Sorumluluk" ve "Öncelik" öne çıkmıştır. Kadınların anne girişimci olma motivasyonları beş temel grup altında toplanmıştır: "Kişisel Nedenler", "Ailevi Nedenler", "Sosyal Nedenler", "Kurumsal Çalışma Hayatı" ve "Yeni İş". Tüm motivasyon faktörleri incelendiğinde, "Ailevi Nedenler" altında yer alan çocuk ile ilgilenebilme isteğinin "Kişisel Nedenler" altında yer alan çalışma isteği faktörünün ardından ikinci sırada yer aldığı görülmüştür. Anne girişimciliği sayesinde, kadınlar üretken olmaya devam ederek, çocuklarından da uzak kalmamayı hedeflemişlerdir. Sosyal medyanın girişimlerini kurarken çok önemli bir rol oynadığı, pazarlama için bütçe ayırmadan, sosyal medyanın olanaklarını kullanarak, birçok kişiye ulaşma şansı elde ettikleri, sanal ortamda kendi dükkânlarını açma fırsatı yakaladıkları gözlenmiştir. Araştırma, kadın girişimcilikte annelik olgusunun girişimleri nasıl etkilediği ile ilgili bulgular sunarak girişimcilik literatürüne; annelik ile ilgili bulgular sunarak da annelik literatürüne katkıda bulunmuştur.

AnnelerDeneyimGirişimciler+7
Meliha Çalışır
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Trakeostomili hastalar ile bakım verenlerinin hastane ve evdeki deneyimleri

Araştırma, trakeostomili hastalar ve bakım verenlerinin hastane ve evdeki deneyimlerinin belirlenmesi amacıyla fenomenolojik yaklaşım temel alınarak niteliksel araştırma olarak yapılmıştır. Çalışma Aralık 2018- Temmuz 2019 tarihleri arasında İbni Sina Hastanesi ve Hacettepe Üniversitesi Erişkin Hastanesi Kulak Burun Boğaz (KBB) servislerinde trakeostomi açılmış olan 13 hasta ve 13 bakım veren ile gerçekleştirilmiştir. Veriler tanıtıcı bilgi formu ve yarı yapılandırılmış görüşme soruları kullanılarak toplanmıştır. Araştırma iki aşamada tamamlanmıştır. Birinci aşamada trakeostomi açılan hasta ve bakım verenlerinin hastane ortamındaki deneyimleri, ikinci aşamada ise taburculuktan bir ay sonraki hasta ve bakım verenlerinin evde bakım sürecine ilişkin deneyimleri belirlenmiştir. Veriler hastalarla olan görüşmelerde metin yazdırma yöntemi ile bakım verenlerle olan görüşmelerde ise ses kaydı cihazı kullanılarak toplanmıştır. Verilerin transkripsiyonu yapılarak tümevarımsal yöntem ile içerik analizi yapılmış ve temalar belirlenmiştir. Çalışmada hastanede yatarken hastaların ve bakım verenlerin çoğunluğunun trakeostomi açılma süreci nedeniyle üzüntü yaşadıkları, iletişimde zorlandıkları belirlenmiştir. Ayrıca hastaların bu süreçte trakeostomi kanülünün tıkanmasını ve aspirasyon işlemini en kötü deneyimler olarak tanımladıkları bulunmuştur. Evde hastaların ve bakım verenlerin çoğunluğunun sosyal hayatlarının, psikolojilerinin, ekonomik durumlarının olumsuz etkilendiği saptanmıştır. Hastaların ve bakım verenlerin evde iletişim ve banyo konusunda zorlandıkları, enfeksiyon ve trakeostomi kanülünün tıkanması konusunda endişe yaşadıkları saptanmıştır. Elde edilen veriler ışığında; trakeostomili hastaların ve bakım verenlerinin hastane ve evde fiziksel, sosyal, ekonomik, psikolojik alanlarda desteklenmesini sağlayacak düzenlemelerin gerçekleştirilmesi önerilmiştir.

Bakım verenlerBakım verme yüküDeneyim+6
Mehtap Balçık
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Tüketici deneyimlerinin tekrar ziyaret etme niyetine etkisinde ekolojik dünya görüşünün düzenleyici rolü: Yeşil Oteller örneği

Bu çalışmanın amacı yeşil otelleri ziyaret eden otel müşterilerinin konaklamadıkları süre boyunca edinmiş oldukları deneyimin tekrar ziyaret niyetlerine etkisini ve bu etkide otel müşterilerinin ekolojik görüşlerinin düzenleyici rolünü belirlemektir. Araştırmanın evrenini Türkiye'de faaliyet göstermekte olan yeşil otelleri ziyaret eden otel müşterileri oluşturmaktadır. Evrenin tamamına ulaşmanın mümkün olmaması nedeniyle örneklem alma yoluna gidilmiştir. 389 otel müşterisine anket formu doldurtulmuştur. Anket formları olasılıklı olmayan örneklemler için önerilen kolayda örneklem metoduyla toplanmıştır. Anket formları Nisan 2018- Aralık 2018 tarihleri arasında müşteriler ile yüz yüze iletişime geçirilerek doldurtulmuştur. Araştırma kapsamında toplanan veriler SPSS ve Amos istatistik programları aracılığıyla analize tabi tutulmuştur. Etki ölçümünde Amos Yapısal Eşitlik Modellemesi kullanılırken, düzenleyici etki ölçümünde SPSS Regresyon Analizi kullanılmıştır. Araştırma sonuçları incelendiğinde deneyim boyutlarından duyusal, duygusal, davranışsal ve ilişkisel deneyimin tekrar ziyaret niyeti üzerinde olumlu yönde anlamlı etkisinin olduğu tespit edilmiştir. Ancak davranışsal deneyimin tekrar ziyaret niyeti üzerinde anlamlı bir etkisi olmadığı belirlenmiştir. Ayrıca ekolojik dünya görüşünün deneyim boyutları ile tekrar ziyaret niyeti arasında düzenleyici rolünün olduğu yapılan analizler sonucunda tespit edilmiştir. Araştırma kapsamında elde edilen bulguların bundan sonraki çalışmalara ışık tutması beklenmektedir.

DeneyimEkolojik etkiEkolojik çevre+6
Aslıhan Kement
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Psikiyatrik belirtiler ile belirsizliğe tahammülsüzlük ve mükemmeliyetçilik arasındaki ilişkide deneyimsel kaçınmanın aracı rolü

Bu çalışmada psikiyatrik belirtiler ile belirsizliğe tahammülsüzlük ve olumsuz mükemmeliyetçilik arasındaki ilişkide deneyimsel kaçınmanın aracı rolü yapısal eşitlik modeliyle sınanmıştır. Araştırma panik bozukluğu, yaygın anksiyete bozukluğu, obsesif kompulsif bozukluğu, sosyal anksiyete bozukluğu, travma sonrası stres bozukluğu, agorafobisi, özgül fobi hastalık kaygısı, majör depresyonu, komorbid anksiyete ve depresyon veya tanımlanmamış diğer bir kaygı bozukluğu tanılarına sahip olan 18-65 yaş aralığında 221 gönüllü katılımcı ile yürütülmüştür. Sonuçlar deneyimsel kaçınmanın psikiyatrik belirtiler ile belirsizliğe tahammülsüzlük ve olumsuz mükemmeliyetçilik arasındaki ilişkiye tümden aracılık ettiğini göstermiştir. Belirsizliğe tahammülsüzlük ve olumsuz mükemmeliyetçilik arttıkça deneyimsel kaçınmanın arttığı, artan deneyimsel kaçınmanın da psikiyatrik belirtileri arttırdığı görülmüştür. Modelin deneyimsel kaçınmadaki varyansın %55'ini açıkladığı; psikiyatrik belirtilerdeki varyansın da %63'ünü açıkladığı bulunmuştur. Çalışma bulguları deneyimsel kaçınmanın tanılar üstü özelliğini desteklemiş ve deneyimsel kaçınmanın çeşitli psikopatolojiler ve klinik özellikler ile yakından ilişkili olduğunu göstermiştir. Klinik değerlendirmelerde ve tedavide deneyimsel kaçınmanın odağa alınmasının tedavilerin etkisini arttıracağı düşünülmektedir. Araştırma bulguları ilgili alan yazın ışığında tartışılarak klinik uygulamalara yönelik önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Deneyimsel Kaçınma, Belirsizliğe Tahammülsüzlük, Mükemmeliyetçilik, Psikiyatrik Belirtiler, Tanılar Üstü Yaklaşım

Belirsizliğe tahammülsüzlükDeneyimMükemmeliyetçilik+3
Gizem Gerdan
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Algılanan hizmet deneyiminin müşteri memnuniyeti üzerine etkisi

Günümüzde her sektörde olduğu gibi yiyecek içecek sektöründe de pazardaki rekabetin hızla arttığı görülmektedir. Sunulan ürünlerin çeşitliliği, hızla değişen moda ve alışkanlıkların baskısı, zincir işletmelerin yaygınlaşması gibi nedenlerden dolayı rekabetin yoğun yaşandığı yiyecek içecek sektöründe işletmelerin başarılı ve kalıcı olmaları zorlaşmaktadır. Günümüzde iyi hizmet almak, hoş vakit geçirmek ve anılarında saklayabilecekleri güzel duygularla işletmeden ayrılmak hem müşteriler hem de işletmeler için önem arz etmektedir. Modern işletmelerin sunduğu rasyonel ve kalıplaşmış hizmetlerden sıkılan tüketiciler ürün ya da hizmeti değil, işletmelerin kendilerine yaşatacakları deneyime daha çok önem vermektedirler. Tüketici eğilim ve profilinin değişmesi, geleneksel ve modern pazarlama yöntemlerini yetersiz bırakmaktadır. Yeni tüketici profili, ürün veya hizmetlerin fonksiyonel değerinden çok bunların kendisine yaşatacağı deneyimi önemsemektedir. İlk defa 1982 yılında Holbrook ve Hirschmann tarafından ortaya konan deneyim kavramı Pine ve Gilmore tarafından 1998 yılında deneyim ekonomisi olarak ele alındı. 1999 yılında Schmitt tarafından tüketici deneyimleri deneyimsel pazarlama aracı olarak incelenmeye başlandı. Günümüzde pek çok işletme farkında olmadan deneyimsel pazarlama yöntemini uygulamaktadır. Bu çalışmada İstanbul Büyükşehir Belediyesi Sosyal Tesislerinin ziyaretçilerine yaşatmış oldukları deneyimin müşteri memnuniyeti üzerine etkisine yönelik araştırma yapılmıştır. Bu kapsam da öncelikle hizmet deneyimi ve müşteri memnuniyeti kavramları üzerine literatür taraması yapılmıştır. Hizmet deneyiminin müşteri memnuniyeti üzerine etkisini analiz etmek için sosyal tesisleri ziyaret eden 385 kişiye yüz yüze anket çalışması yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Deneyim, Hizmet Deneyimi, Müşteri Memnuniyeti

DeneyimDeneyimsel tüketimMüşteri deneyimi+5
Hamit Kaya
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Müze ziyaretçilerinin deneyim kalitesi algıları ve yenilenme düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Müze deneyiminde üstünde durulması gerekli unsurlardan birisi de deneyim kalitesi olmaktadır. Müze ziyareti sonrası yaşanan deneyim kalitesinin ziyaretçilerde bıraktığı izlenimlerin ve hislerin müze için oldukça önemlilik taşıyan bir algı olduğu söylenebilmektedir. Müzelerin eksikliklerini fark ederek değişiklikler yapması, olumlu geri dönüşlerle de tanıtıcı olması, popülerliğinin artması bakımından etkililiği inkâr edilemez bir gerçeklik olmaktadır. Bu gerçekliği kullanabilen müzeler ziyaretçi sayısını artırarak, aynı zamanda toplumun eğitilmesine aracılık etmektedirler. Boş zamanı olan bireylerin yaptığı rekreasyon etkinliklerinden biri olan müze ziyaretinde bireyler bir şeyler öğrenirken, dış dünyadaki rutin zamanından uzaklaşarak, hoş vakit geçirerek adeta yenilenme hissiyle müze ortamından yaşadığı çevreye dönüş yapabilmektedir. Ziyaretçiler dinlenip kendini geliştirmenin yanı sıra yenilenme hissiyle kendini daha aktif hissedebilmektedir. Bu araştırmanın temel amacı; Hatay Arkeoloji Müzesi, Gaziantep Zeugma Mozaik Müzesi ve Şanlıurfa Göbeklitepe Örenyeri ziyaretçilerinin deneyim kalitesi ve algılanan yenilenme düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmada anket tekniğinden yararlanılmış, anketler yüz yüze uygulanmıştır. Anketler kolayda örnekleme tekniği ile 30 Nisan-20 Kasım 2021 tarihleri arasında toplanmıştır. 430 katılımcıyla elde edilen veriler istatiksel programlarla analiz edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda deneyim kalitesi ile algılanan yenilenme arasında anlamlı ve pozitif bir ilişki görülmüş, bununla birlikte deneyim kalitesi algısının yenilenme üzerinde istatiksel olarak anlamlı ve pozitif etkisinin olduğu tespit edilmiştir.

DeneyimKaliteMüzeler+2
Nadire Öksüz
İskenderun Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İrritabl Barsak Sendromu'nda duygusal süreçler, kişilerarası ilişkiler ve öznel deneyimler: Bir nitel araştırma örneği

İrritabl Barsak Sendromu (İBS), barsak düzeninde süregelen değişim, artmış barsak hareketliliği, şişkinlik ve karın ağrısı gibi rahatsız edici belirtilerle kişinin günlük hayatını ve sosyal yaşamını olumsuz yönde etkileyen, toplumun yaklaşık %10'unda var olan ve yoğunlukla kadınlarda görülen bir kronik fonksiyonel barsak hastalığıdır. Araştırmalar İBS'nin genetik, fizyolojik, psikolojik, sosyal ve kültürel birçok faktörden etkilenerek ortaya çıkan biyopsikososyal zeminli bir hastalık olduğunu ortaya koymaktadır. Hastalığın etiyolojisi ve tedavi yöntemine dair kesin bilgilerin bulunamayışı ve yaşam kalitesine olan negatif etkisi, bu alanda yürütülen araştırmaların sayısının gün geçtikçe artmasında rol oynamıştır. Ne var ki hasta deneyimlerini konu alan nitel araştırmalar ekseriyetle Batı toplumlarında yürütülmüş olup, bu araştırmaların sayısının Doğu ve Asya toplumlarında oldukça kısıtlı olduğu, Türkiye'de ise İBS'li hastaların yaşamsal deneyimlerini konu alan bir nitel araştırmanın bulunmadığı görülmektedir. Yürütülen bu araştırma, İBS'li bireylerin günlük yaşama dair deneyimlerini, sosyal ve duygusal yaşantılarının hastalıktan nasıl etkilendiğini ve bu bireylerin hastalıkla baş etme adına kullandıkları yöntemleri anlamayı amaçlamaktadır. Araştırma, Türkiye'de İBS'li bireylerin yaşamsal zorluklarını ele alan ilk nitel araştırma olma özelliğini taşımaktadır. Araştırma kapsamında nitel araştırma tekniklerinden biri olan derinlemesine mülakat tekniği kullanılarak İBS tanısına sahip 10 kadın katılımcı ile çevrimiçi görüşmeler yapılmış ve araştırma bulguları tematik analiz yöntemi ile ele alınmıştır. Analiz sürecinde MAXQDA nitel veri analiz programından yararlanılmıştır. Ortaya çıkan temalar, "Yaşantısal Deneyim Boyutu", "Dini ve Manevi Yaşam Boyutu", "Sosyal ve Kültürel Boyut", "Duygusal Boyut", "Gözlemsel ve Bilişsel Boyut" ve "Başa Çıkma Boyutu" üst temaları çerçevesinde incelenmiştir. Elde edilen bulgular ilgili literatür eşliğinde tartışılmış ve yorumlanmıştır.

DeneyimDuygusal sorunlarDuygusal tutum+3
Zeynep Yahyaoğlu
Ibn Haldun University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Uyumsuz hayal kuranların hayal kurma deneyimlerinin incelenmesi

Uyumsuz hayal kurma klinik açıdan belirgin bir sıkıntıya ya da toplumsal, işle ilgili alanlarda ya da önemli diğer işlevsellik alanlarında bozulmaya neden olacak şekilde, bireyin içsel bir fantezi dünyasına aşırı derecede daldığı klinik bir durumdur. Birçok kişinin hayatını olumsuz şekilde etkileyen bir durum olmasına karşın bu konuya dair araştırmalar oldukça kısıtlıdır. Mevcut çalışma, Türkiye popülasyonunda yapılmış, bilgimiz dâhilindeki, ilk nitel çalışmadır. Bu çalışmanın amacı uyumsuz hayal kurmadan muzdarip kişilerin uyumsuz hayal kurma deneyimlerini derinlemesine incelemektir. Çalışma nitel yöntemle yürütülmüş olup 6'sı kadın 4'ü erkek olmak üzere, sosyal medya platformlarından ulaşılmış, toplamda 10 katılımcı ile online şekilde bire bir görüşmeler yapılmıştır. Görüşmeler esnasında katılımcılara araştırma soruları doğrultusunda oluşturulmuş olan açık uçlu sorular yöneltilmiş ve detaylı cevaplar beklenmiştir. Elde edilen verilerin analizi için tematik analiz yöntemi uygulanmıştır. Analiz için bir nitel analiz programı olan MAXQDA 2022 programı kullanılmıştır. Verilerin analizi sonucunda 5 ana tema ortaya çıkmıştır. Bu ana temalar hayallerin içeriği, hayal kurma nedenleri, tetikleyiciler, hayallere eşlik eden durumlar ve yol açtığı sorunlar şeklinde sıralanabilir. Hayallerin içeriği teması sosyal ilişki hayalleri, ideal benlik hayalleri, fantastik hayaller, olumsuz hayaller ve şahit tutma ve ispat etme alt temalarını içermektedir. Hayal kurma nedenleri teması, başlatan nedenler ve sürdürücü etkenler alt temalarından oluşmaktadır. Tetikleyiciler ana temasının alt temaları içsel tetikleyiciler ve dışsal tetikleyiciler şeklinde belirlenmiştir. Hayallere eşlik eden durumlar teması stereotipik hareketler, canlandırma ve duygu deneyimi alt temalarını kapsamaktadır. Son olarak yol açtığı sorunlar ana teması anda kalamama, yaşantısal zorluklar, yardım arayışı ve anlaşılmama ve duygusal yakınmalar alt temalarını içermektedir. Elde edilen bulgular literatür bağlamında tartışılmış ve teorik ve pratik açıdan birtakım önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Nitel Çalışma, Tematik Analiz, Uyumsuz Hayal Kurma

DeneyimHayalUyumsuz hayal kurma
Tahir Akyüz
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessEN

A treatise concerning the concept of experience of Hegel

The concept of experience occupies an important position in Hegel's system of philosophy. It refers to the movement of consciousness throughout the moments which take the consciousness to the absolute knowledge. In this sense, the concept of experience is the main component of Hegel's system which allows it to become capable of integrating the existence into the realm of knowledge. Thus, the foundation of the subject and ego is directly tied to the concept of experience. In our investigation of the concept of experience, we focus on the meaning and the transformation of it as appropriate to the transformation and the meaning of the consciousness. In this context, we claim that the concept of experience has two different meanings; one is denotational, and the other one is connotational meaning of it. The consciousness comes into appearance through the denotational, or the first, meaning, whilst the self- consciousness comes into being through the connotational, or the second, meaning of the concept of experience. What this thesis claims is obviously to manifest the results of distinction of the concept of experience in itself. In addition to this, the impact of the concept of experience on the activity of the consciousness to get to know its existence is another focal point of this thesis. As a consequence, the division of the concept of experience into two meanings has an obvious effect on the manifestation of the differentiation of Hegel's system of philosophy from other approaches, and, of the foundation of the ego and appearance of two types of subject. Keywords: consciousness; experience; Hegel; Geist; idealism; self-consciousness.

ExperiencePhilosophyPhilosophy history+3
Baki Karakaya
Ibn Haldun University · Institute of Graduate Studies
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Suriyeli mültecilerde hayatta anlam fenomeninin incelenmesi: Fenomenolojik bir çalışma

Bu tez araştırmasının en temel amacı İstanbul'da yaşayan Suriyeli mültecilerin deneyimledikleri acı ve travmalarının ardından hayatlarındaki anlam fenomenin incelenmesidir. Bu minvalde, mültecilerin iç savaş ve mültecilik deneyimleri, bu deneyimlerle nasıl başa çıktıkları ve bu deneyimler ile beraber yaşamlarındaki anlam ve amacın katılımcıların bakış açılarıyla derinlemesine araştırılması amaçlanmıştır. Suriyeli mültecilerin hayatta anlam ve acıda anlam fenomenlerinin anlaşılması için nitel yöntemlerden biri olan yorumlayıcı fenomenolojik analiz yöntemi kullanılmıştır. Bu çalışmada hayatın anlamı fenomenini araştırmak için şu araştırma soruları tasarlanmıştır: Suriyeli mülteciler yaşadıkları acı ve travmatik deneyimlerin ardından nasıl bir anlam inşa etmektedir? Suriyeli mültecilerde hayatta anlam fenomenine etki eden başlıca faktörler nelerdir? Bu amaçla katılımcılar İstanbul'da şehir hayatı yaşayan, üç kadın ve üç erkek, 22-34 yaş arasında ve Suriye İç Savaşı'nı en az iki yıl deneyimleyen mültecilerden oluşmaktadır. Her bir katılımcı ile ortalama bir saat süren bir defalık görüşmeler yapılmıştır. Görüşmelerden elde edilen veriler yorumlayıcı fenomenolojik analiz ile incelenmiştir. Analiz sonucunda, 'savaş ve mültecilik deneyimleri', 'baş etme mekanizmaları', 'hayatın anlamı ve amacı' ve ''gelecek tasarımları' olmak üzere dört üst tema ortaya çıkmıştır. Ortaya çıkan bu temalar mevcut literatürle ilişkili bir şekilde tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Hayatın anlamı, fenomenoloji, Suriyeli mülteciler, travma

DeneyimFenomenolojiGöçler+7
Cemal Çavuşoğlu
Ibn Haldun University · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessEN

Hopes in transition: an ethnography of sub-saharan African migrants in Istanbul

Istanbul has become one of the most crucial nodes in the global network of refugees and migrants' trails, routes and destinations to Europe. Consequently, Istanbul has become a "hub" for migrants and refugees who are waiting impatiently to sneak across the border in the dark of the night to Greece or Bulgaria. Moreover, sub-Saharan African transit migrants' numbers have increased drastically in Istanbul over the years. This phenomenon is the subject matter of this ethnographic research project. This research has three objectives: first and foremost, is to explore the causes and triggers of migration in Sub-Saharan African countries; Second, is to relay the lived experiences, testimonies, voices, struggles, "victories", resilience, hurdles and pains of the Sub-Saharan African migrant throughout the long journeys that are imbued with hopes of prosperity but that have in-store for the migrants detentions, violence, death, rape, vulnerability, exploitation, racism, Xenophobia, uncertainties, humanitarian aid, and sensationalist media coverage; third, is to offer an ethnographic account of sub-Saharan African migrants' life-experiences, life-conditions and livelihoods in Istanbul. The aim of this study is to paint and portray the sub-Saharan African migrants and refugees as victims and "creation" of a multi-faceted and complex interactions of matrices. These include: the brutal legacy of colonialism and its subsequent demolition of existing indigenous social, environmental and political institution; the failure of the post-colonial nationbuilding processes in many sub-Saharan Africa countries; exploitative capitalism and financial corporations that has wreak havoc on the environments, hence altering centuries-long communal lives and their natural eco-system. This thesis aims to contribute to the sociology and anthropology of migration studies in Turkey and subsequently critique and challenge essentialist approaches predicated on security, humanitarianism, nationalist and integration perspectives that disregard implicitly and discursively the life experiences, testimonies and personal struggles of migrants, refugees and asylum seekers. Keywords: Borders, Life-stories, Migrants, Post-colonialism, Refugees, Sub-Sahara Africa

AfricaAfricansExperience+7
Abdırashıd Dırıye Kalmoy
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Nöroteoloji ve dini deneyim

Bu çalışma nörolojik olarak dînî deneyimi ve Tanrı'nın varlığını hissetme durumu gibi spritüel birçok konuyu bilimsel olarak inceleyen nöroteoloji bilim dalının dînî deneyimle ilgili kısmını araştırmayı hedeflemektedir. Bu bağlamda nöroteolojinin kapsadığı nöroloji, teoloji, biyoloji ve psikoloji alt bilim dallarından faydalanıp konuyla bağlantılı kısımlarını ele alarak meseleye açıklık kazandırılacaktır. Nöroteoloji yakın zamanda ortaya çıkan ve gelişmekte olan bir alan olmakla birlikte son dönemde kullanılan beyin tarama aletleri ile kayda değer sonuçlar elde edilmiştir. Bununla beraber bilim insanları çok eski dönemlerden beri beyni ve beynin fonksiyonel bozukluğu sebebiyle ortaya çıkan hastalıkları ele alan eserler kaleme almışlardır. Bu anlamda konuyla ilgili ilk ve önemli isimlerden biri olarak Kamilu's Sınaatu't Tıbbiyye adlı eseri ile Ali b. Abbas el-Mecusi'yi görüyoruz. Tezimizde dînî duygu, düşünce ve deneyimlerin beyinde nörolojik olarak hangi bölgelere etki ettiği veya hangi beyin bölümlerinin bu işlemlerden sorumlu olduğunun ele alınmasının yanı sıra beyin süreçlerinin bilincimize etki etmesi yönüyle de bilinç konusuna değinilmiştir. Bu çerçevede dînî deneyimin zihne ait bir konu olması ve kişinin kendisine ait öznel bir tarafı olması sebebiyle açıklanmasının zor hatta imkânsız bir mesele olduğu vurgulanmıştır. Bununla birlikte bu alanda birçok bilim adamı yaptıkları deney ve araştırmalar ile farklı modellemeler üretmişlerdir. Özellikle mânevî ve mistik deneyim esnasında beyin üzerinde gerçekleştiren deneylerde görüntüleme cihazları ile elde edilen bilgiler nöroteolojinin gelişimine büyük katkı sağlamıştır. Anahtar Kelimeler: Beyin, dinî deneyim, nöroloji, nöroteoloji, psikoloji, tanrı.

BeyinDeneyimDin+5
Seray Yıldız
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Sergi tasarımının dijitale doğru evrimleşen görsel öğeleri ve deneyimi

Sergi ve sergileme tasarımı yüzyıllardır süre gelen bir anlayış olup her zaman toplumda yer bulmuş ve insanların saygı duyup son derece önem verdiği alanlardan biri olmayı başarmıştır. Gelişen teknoloji ile dijitalleşme çağının başlaması, sergileme tasarımını da etkileyerek yeni bir boyut kazandırmıştır. Sergileme tasarımında kullanılan dijital ögeler izleyici ve sergi arasındaki bağı arttırmakta ve en önemlisi ise sınırları ortadan kaldırmaktadır. Dijital sergiler sayaesinde farklı din, dil, ırk veya yaşantıya sahip olan izleyiciler çevrimiçi platformlar üzerinden farklı kültürlerin öne çıkan değerlerini ve sergilerini inceleyebilme imkânına sahip olmaktadır. "Sergi Tasarımının Dijitale Doğru Evrimleşen Görsel Öğeleri ve Deneyimi" adlı tez çalışmasında da serginin teknoloji ile dijital dünyadaki konumunu, teknolojinin sergi ve sergileme alanındaki büyük etkisini ve bununla birlikte gelişmesini ele almıştır. Bu çalışmada, dijital sergi tasarımları kapsamında araştırmalar, teknoloji ve sergileme etkileşimine bağlı olarak dijital sergilemelerde sunum tekniklerinin çeşitliliği birkaç örnek ile aktarılmıştır. Genel olarak bakıldığı zaman bu tez çalışmasında: Sergileme, dijital sergi tasarımı ve bilgi aktarımı konuları üzerine araştırmalar yapılmıştır. Ayrıca tezin son bölümünde tarihin önemli figürlerinden biri olan Galata'yı ele alan bir proje; "Galata'da Üç Dönem" adı altında iletişim, grafik tasarım ve bilgilendirme tasarımı temel alınarak bir dijital sergi projesi hazırlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Sergi, Sergileme Tasarımı, Dijital Sergileme

DeneyimGörsel sanatlarGörsel ögeler+5
Uğurcan Karaman
Feyziye Schools Foundation Işık University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Social and reference group through personal experience affect decision making process of consumer for FMCG products in Islamabad

The objective of the study is to examine a relationship between the social and reference groups and purchase decision-making process both directly and through the mediating aspect of personal experience of those groups. For this quantitative study, cross sectional data is collected by the virtue of convenience sampling technique from 245 customers of FMCG products in Islamabad through a survey questionnaire and their responses were further analyzed through SPSS 20. The results indicated a direct positive relationship between social and reference groups and purchase decision making process of customers and also displayed the partial mediating role of personal experience of those groups on the purchase decision-making process of customers. The findings of this study can be used by the marketing managers to influence different categories of customers in order to achieve their business objectives and has further added to the theory of how personal experience of those groups plays an intervening role between the social and reference groups and the purchase decision-making process of FMCG customers.

ExperienceFast foodFast food sector+6
Azhar Daud
Feyziye Schools Foundation Işık University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Mekânsal temsil-deneyim ilişkisinin kentsel mekân üzerinden incelenmesi: Müze Gazhane örneği

Mekânsal deneyim, bir mekânın öncesini, mevcut sürecini ve gelecekte nasıl olması gerektiğini doğru şekilde anlamak, hissetmek, tasarlamak ve bir şekle kavuşturmaktır. Mekânsal temsil ise kavramın içerisinde de yer aldığı gibi bir mekânın bireysel ya da ortak olarak temsil ettiği değerleri ve unsurları ortaya koymaktadır. Bu araştırma, Müze Gazhane'nin, yaşadığı dönüşüm süreci neticesinde ortaya çıkan yeni görünümünün mekânsal deneyim ve mekânsal temsil ilişkisi bağlamında değerlendirmesini içermektedir. Araştırmada, Müze Gazhane'nin, geçmişten bugüne yaşamış olduğu değişim süreci ile birlikte mevcut süreçte sahip olduğu yeni kimliğin görsel olarak mekânsal deneyim ve mekânsal temsil bağlamında ifade ettiği anlamlar araştırılmaktadır. Aynı zamanda, araştırmada, müze gazhanenin tasarımını gerçekleştiren Do[x] Arhitecture firmasının Kurucu Ortakları Mimar Dicle Özdemir ve Mimar Kadir Uyanık ile de bir yazılı mülakat gerçekleştirmek suretiyle mekânsal deneyim ve mekânsal temsil açısından, bizzat tasarımcıların görüşlerine yer verilmiştir. Müze Gazhane'nin değişim ve dönüşüm süreci sonrasındaki görünüm, mekânsal deneyim ve temsil açısından değerlendirildiğinde, olumlu bir tablonun ortaya çıktığı fark edilmektedir. Özellikle, tasarımcıların deneyim ve temsil açısından mekânı ele alışları ile birlikte nihai kullanıcının karşısına çıkan görünümün, ziyaretçiler açısından, deneyim ve kullanım konusunda yararlı bir yol haritası çizdiği anlaşılmaktadır. Anahtar Kelimeler: Dönüşüm, Mekânsal Deneyim, Mekânsal Temsil, Müze Gazhane, Tasarım

DeneyimDönüşümMekan+3
Fatma Burcu Özdemir
Haliç University · Institute of Graduate Studies
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Feminist sosyal çalışma perspektifiyle kadınların çekişmeli boşanma deneyimleri

Bu çalışmada feminist sosyal çalışma perspektifiyle çekişmeli boşanmış kadınların deneyimleri ele alınmıştır. Araştırma kapsamında kadınların boşanma sürecini nasıl deneyimlediklerine, nasıl güçlükler ve fırsatlarla karşılaştıklarına, karşılaştıkları eşitsizliklerle nasıl mücadele ettiklerine odaklanılmıştır. Çekişmeli boşanmış kadınların ihtiyaçlarına yönelik sosyal hizmetlerin Türkiye'de ve iyi uygulama örneği olarak alınan Belçika'da nasıl sağlandığına değinilmiştir. Kadınların deneyimlerini başlangıç noktası alan bu tezde feminist yöntem, bakış açısı ve sosyal çalışma kuramından yararlanılmıştır. Nitel araştırma yöntemi kullanılan bu çalışmada İstanbul'dan 20 özne, Belçika'dan 6 aktör ve 5 özne olmak üzere toplamda 31 kişiyle derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiş ve bu görüşmelerde yarı-yapılandırılmış görüşme yönergesi kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler, MAXQDA Pro 2020 programı kullanılarak tematik kodlama ile çözümlenmiştir. Çözümlemenin sonucunda "Çekişmeli Boşanma Sürecini Deneyimleyen Kadınlar" ve "Boşanmış Kadınlara Sağlanan Hizmet Deneyimleri" olmak üzere iki ana temaya ulaşılmıştır. Bu çalışmanın önemli sonuçlarından biri, çekişmeli boşanmış kadınların evlilikten boşanmaya giden deneyimlerini anlamak için tasarlanan "kadınların boşanma sarmalı"dır. Bu tezde, çekişmeli boşanma sürecinin sadece hukuki değil finansal, kültürel ve psiko-sosyal zorlukları da beraberinde getirdiği ortaya çıkan önemli sonuçlardandır. Bu çalışma kapsamında çekişmeli boşanmış kadınların çocuklarının velayetlerini ve bakım yüklerini üstlenen ve nafaka alamayan kadınların annelik deneyimlerini açıklamak için "ağırlaştırılmış annelik" kavramı geliştirilmiştir. Kadınlar, en kısa sürede boşanabilmek için yasal haklarından vazgeçmişlerdir. Özgürleştirici ve güçlendirici hizmetler yerine kadınlara aileci ideolojiye dayanan hizmetler sağlanmıştır. Sosyal politikanın ve hizmetlerin kadınların ihtiyaçları dikkate alınarak sağlanması ve feminist perspektiften yararlanması gereklidir. Bu tezin, çekişmeli boşanma sürecini deneyimleyen kadınların deneyimlerini görünür kılmak ve kadınlara yönelik güçlendirici sosyal hizmetlerin geliştirilmesi açısından önemli katkısı olacağı düşünülmektedir.

BoşanmaDeneyimFeminist etik+2
Görkem Kelebek Küçükarslan
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Cinsiyetin öznellik inşası: Cinsel pratikler ve iktidar ilişkisi

Bu araştırmada, Kate Millett cinsel politika, Foucault'un özne ve iktidar kuramı ve Butler'in kuir ve performativite kuramları temel alınarak kuir ve heteroseksüel öznelerin cinsiyet kimliği ve cinsel yönelimleri üzerinden nasıl bir öznellik inşası oluşturdukları ve aşk, cinsellik ve gücü anlamlandırma ile ataerkil düzeninin iktidar ilişkilerinin öznelerin cinsel pratiklerine yansıma biçimleri ortaya çıkartılmak amaçlanmıştır. Feminist ve kuir metodoloji benimsenen bu çalışmada, nitel araştırma tekniklerinden yararlanılmıştır. Atanmış cinsiyeti kadın olan kuir (10) ve heteroseksüel (5) öznelerden oluşan toplamda 15 kişi ile yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşmeler sağlanmıştır. Sahadan elde edilen veriler InqScribe programı aracılığıyla deşifre edildi. MAXQDA 2018 programı üzerinden ise veriler kodlara ayrıştırılarak tematik çözümleme yapıldı. Bu bağlamda araştırma üç tematik bölüme ayrılmıştır. Bunlar; Cinsiyet Kimliğinin Öznellik Süreçleri, Cinsel Yönelimin Öznellik Süreçleri ve Cinsel Pratikler ve İktidar İlişkisi'nden oluşmaktadır. Araştırmadan elde edilen sonuçlar, atanmış cinsiyeti kadın olan kuir ve heteroseksüellerin özneleşme süreçlerinin Foucault'ın imlediği biçimde normal ve anormal ayrımı üzerinden farklılaştığı görülmektedir. Normal/anormal ayrımı üzerinden ayrımcılık ve şiddetin boyutu da farklılaşmaktadır. Cinsel pratiklerdeki iktidar ilişkilerine baktığımızda ise iktidar ilişkilerinin hem kuir hem heteroseksüel özne deneyimlerinde var olduğu görülmektedir. Atanmış cinsiyeti kadın olan kuir ve heteroseksüel öznelerin natrans heteroseksüel erkeklerle olan cinsel deneyimlerinde cinselliğin çoğunlukla iktidara boyun eğme üzerinden biçim aldığı görülürken; özellikle kendilerini feminist olarak tanımlayan kuir öznelerin, natrans kadın ve trans erkekle olan cinsel pratiklerinde ise iktidar ilişkilerinin daha fazla belirsizleştiği ve bu bağlamda iktidara direndikleri görülmektedir.

Cinsel politikaCinsellikCinsiyet+7
Esra Erkmen
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00

Related subjects