Social support

372 theses under this subject heading

Medical SpecialtyOpen AccessTR

Edirne il merkezinde yaşayan yaşlılarda sosyal desteğin yaşam kalitesine etkisi

Yaşlılık dönemi çeşitli zorluklarla birlikte gelir. Bu süreçte aile, arkadaşlar ve toplumdan alınan sosyal destek, yaşlıların günlük yaşamlarına katılımını artırarak yaşam kalitelerini önemli ölçüde etkiler. Bu çalışma, Edirne il merkezinde yaşayan yaşlı bireylerde sosyal desteğin yaşam kalitesine etkisini incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışmaya Edirne il merkezindeki 23 aile sağlığı merkezine kayıtlı, 65 yaş ve üzeri 406 kişi katılmıştır. Araştırma verileri, bireylerin sosyodemografik özellikleri, sosyal destek ve yaşam kalitesi ile ilgili bilgilerin sorgulandığı soruların yer aldığı, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği ve Kısa form-12 Yaşam Kalitesi Ölçeği'nden oluşan toplam 52 soruluk anket aracılığıyla elde edilmiştir. Çalışmamız 210 kadın, 196 erkek katılımcı ile gerçekleştirilmiştir. Katılımcıların yaş ortalaması 71,59±6,37 saptanmıştır. Algılanan sosyal destek toplam puanı 58,83±13,29, Kısa form-12 yaşam kalitesi fiziksel bileşen puanı 45,06±10,83, mental bileşen puanı 49,75±10,17 olarak bulunmuştur. Araştırmamızın bulgularına göre; cinsiyet, bireyin ve eşinin eğitim düzeyi, çalışma durumu, kronik hastalık varlığı ile sigara kullanım durumu, algılanan sosyal desteği anlamlı düzeyde etkilediği görülmüştür. Evli, yüksek eğitim seviyesine sahip, sosyal güvencesi bulunan, kendi evinde yaşayan, kronik hastalığı olmayan ve ilaç ya da yardımcı araç kullanmayan bireylerin yaşam kalitesinin daha yüksek olduğu bulunmuştur. Algılanan sosyal destek ile yaşam kalitesi arasında pozitif ilişki saptanmıştır. Aile hekimliğinin temel ilkeleri doğrultusunda yapılan biyopsikososyal değerlendirme, yaşlı bireylerin sosyal destek ihtiyaçlarını ve yaşam kalitelerini etkileyen faktörleri anlamamızı sağlar. Aile hekimlerinin bu bütüncül yaklaşımı, yaşlılardaki sosyal destek eksikliğini belirleyerek bu desteğin artırılmasına olanak tanır. Böylece yaşlıların psikolojik iyilik hali ve sosyal katılımı güçlenir, bu da yaşam kalitelerini yükseltebilir. Anahtar kelimeler: yaşlı, sosyal destek, yaşam kalitesi, aile hekimliği

Aile hekimliğiSosyal destekYaşam kalitesi+1
Selma Nedzhmı Nedzhıb
Trakya University
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Beyin tümörü tanısı konmuş bireylerin fonksiyonel değerlendirilmesi ve algıladıkları sosyal destek sistemlerinin yaşam kalitesi üzerine etkileri

Aksoy, E. Beyin Tümörü Tanısı Konmuş Bireylerin Fonksiyonel Değerlendirilmesi ve Algıladıkları Sosyal Destek Sistemlerinin Yaşam Kalitesi Üzerine Etkileri, Namık Kemal Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Cerrahi Hastalıkları Hemşireliği Yüksek Lisans Tezi, Tekirdağ, 2018. Araştırma, beyin tümörü tanısı konmuş bireylerin fonksiyonel değerlendirilmesi ve algıladıkları sosyal destek sistemlerinin yaşam kalitesi üzerine etkilerini belirlemek amacı ile tanımlayıcı olarak planlandı. Araştırma evrenini; 01 0cak 2015-30 Eylül 2015 tarihleri arasında bir üniversite hastanesinde beyin tümörü tanısı konan 135 hasta oluşturdu; ancak araştırmaya dahil edilme kriterlerine uymayan ve araştırmaya katılmaya istekli olmayan 15 hasta çalışma kapsamı dışında tutuldu. Çalışmaya 01 Ocak – 30 Eylül 2016 tarihleri arasında araştırmaya dahil edilme kriterlerine uyan 120 hasta alındı. 20 hastayla anket ve ölçeklerin anlaşılırlığı kontrol edilmek üzere pilot çalışma yapıldı ve bu hastalar çalışma dışı tutuldu. Örneklemi ise 100 hasta oluşturdu. Veriler; hasta tanılama formu, beyin kanseri tedavisinin fonksiyonel değerlendirme ölçeği, çok boyutlu algılanan sosyal destek ölçeği, EQ-5D genel yaşam kalitesi ölçeği kullanılarak, yüz yüze görüşme yöntemiyle toplandı. Verilerin değerlendirilmesinde SPSS 24.0 istatistik paket programı ile frekans, yüzde, ortalama, standart sapma gibi tanımlayıcı istatistiksel yöntemlerin yanı sıra, normal dağılımın incelenmesi için Kolmogorov-Smirnov dağılım testi, niteliksel verilerin karşılaştırılmasında Pearson Ki-Kare ve Fisher Exact testi, niceliksel verilerin karşılaştırılmasında iki grup durumunda, parametrelerin gruplar arası karşılaştırılmalarında Mann Whitney U testi, niceliksel verilerin karşılaştırılmasında ikiden fazla grup durumunda, parametrelerin gruplar arası karşılaştırılmalarında Kruskal Wallis testi ve farklılığa neden olan grubun tespitinde Mann Whitney U testi kullanıldı. Araştırmanın sürekli değişkenleri arasında Sperman korelasyon ve regresyon analizi uygulandı. Sonuçlar %95 güven aralığında, ±%5 örnekleme hatası ve p<0,05 anlamlılık düzeyinde değerlendirildi. Araştırmaya katılan bireyler, ortalama 50±15,93 yaş aralığında, %54'ü kadın idi. Hastaların ''yaşam kalitesi'' ortalamasının 0,597±0,346; ''günlük sağlık durumu'' ortalamasının 65,400±19,250 olduğu saptandı. Hastaların fonksiyonel durumu değerlendirildiğinde, en düşük puanın "duygusal durum alt boyutu" 15,540±5,235, en yüksek puanın ise "ilave durumlar alt boyutu" 45,870±15,73 olduğu saptandı. Hastaların sosyal destek sistemleri değerlendirildiğinde en düşük puanın "arkadaştan algılanan sosyal destek alt boyutu" 23,490±3,948, en yüksek puanın ise "aileden algılanan sosyal destek alt boyutu" 24,220±3,341 olduğu saptandı. Araştırma bulguları, hastaların fonksiyonel değerlendirilmesi ve algıladıkları sosyal destekler arttıkça, yaşam kalitesinin de arttığını gösterdi. Çalışma bulgularına göre; bakım vermekte olan hemşirelerin, hasta ve yakınlarının gereksinim duyduğu sosyal desteğin sağlanmasında anahtar rol oynamaları nedeniyle, hemşirelik bakımını planlarken hastaların fonksiyonel durumlarını dikkate alarak yaşam kalitesinin yükseltilebilmesi için gerekli girişimleri yapmaları önerilmektedir. Anahtar kelimeler: Beyin Tümörü, Fonksiyonel Değerlendirme, Sosyal Destek Yaşam kalitesi

Algılanan sosyal destekBeyin neoplazmlarıNeoplazmlar+2
Elif Aksoy
Tekirdağ Namık Kemal University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessEN

Perception of social support and compliance with treatmen in hypertensive patients

This study was planned to investigate the relationship between perception of social support and compliance with treatment in patients with hypertension. Between January 2016 and January 2017, 285 patients who were admitted to the Internal Medicine Outpatient Clinic and Internal Medicine Department of Marmaraereğlisi Public Hospital, followed up with the diagnosis of hypertension and accepted to participate in the study constituted the sample of the study. Data were collected by using the Patient Information Form, Multidimensional Scale of Perceived Social Support (MSPSS) and Medication Adherence Self-Efficacy Scale (MASES). The data were analyzed by parametric tests because the research data were suitable for normal distribution. Independent group t-test analysis was used for comparison of binary groups and ANOVA test was used for comparison of multiple groups. In order to test the relationship between the research variables, Pearson correlation analysis was performed. The mean age of the patients was 64.26±11.08 years, 64.2% were women, 81.1% were married and 67.7% were secondary and high school students. The mean total score of the patients in the Multidimensional Scale of Perceived Social Support was 81.65±21.81 and the total score obtained from the Medication Adherence Self-Efficacy Scale was 70.61±11.2. The mean scores were higher than the intermediate level. In the study, it was determined that compliance with treatment was affected by factors such as marital status, education, income level, the person he / she lived with, frequency of blood pressure measurement, tea-coffee consumption and diet (p<0.05). Also it was determined that social support was affected by factors such as education, how to drink antihypertensive drugs, frequency of blood pressure measurement, frequency of hypertension controls (p<0.05). According to research results, there was no significant correlation between perception of social support and compliance with treatment in patients with hypertension. Keywords: Hypertension, compliance with treatment, social support

Perceived social supportHypertensionSocial support+2
Gülay Akbulut
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

MS'li bireylerde tedaviye uyumu etkileyen faktörler

MS hastalarında parenteral tedaviyi de içeren uzun süreli tedavi uygulanmakta, hastalarda çeşitli nedenler ile tedavi uyumunda sorun yaşamaktadır. Bu çalışma MS hastalarının tedavi uyumunu etkileyen faktörleri saptamak ve tedavi uyumlarını arttırmaya yönelik öneriler geliştirmek amacıyla tanımlayıcı olarak planlanmıştır. Araştırma verileri Nisan-Ekim 2018 tarihlerinde, Tekirdağ ve Edirne illerindeki üniversite hastanelerinin nöroloji polikliniğinde MS tanısı ile takip edilen 211 hasta ile yüz yüze görüşülerek elde edilmiştir. Araştırmada "Hasta Tanılama Formu", "Morisky Tedaviye Uyum Ölçeği", "Beck Depresyon Ölçeği", "Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği" ve "Hastalık Algısı Ölçeği" kullanılmıştır. Çalışmada yer alan hastaların yaş ortalaması 40,03±10,82 olup, hastaların %70,1'i kadındır. Hastaların Morisky Tedaviye Uyum Ölçeği'nden aldıkları puan ortalama 0,78±0,90 olarak hesaplanmış ve hastaların %48'inin tedaviye uyumunun iyi düzeyde olduğu saptanmıştır. MS hastalarında Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği'nden ortalama 64,79±16,53 puan alınmış olup, sosyal destek algısı daha iyi olanlarda tedavi uyumu da daha yüksek bulunmuştur (p<0,01). Hastaların %35,5'inde depresif semptomatoloji saptanmıştır. En düşük Beck Depresyon Ölçeği puanı, tedaviye uyum düzeyi yüksek olanlardan elde edilmiştir (p<0,01). MS hastalarında hastalık algısının tedavi uyumuna etkisi gösterilememiştir (p>0,05). Tedavi uyumları kötü olan hastaların tedavi uyumu iyi olan hastalara oranla poliklinik kontrollerini daha fazla aksattığı (p<0,01) ve MS nedeniyle daha fazla hastanede yattığı saptanmıştır (p<0,05). Sonuç olarak MS hastalarının yarısında tedavi uyumu yetersizdir. Tedavi sürecinde hasta ailesi ile daha fazla işbirliği sağlanması, poliklinik kontrollerinin aksatılmaması için hatırlatma gibi önlemler alınması, hastaların depresif semptomatoloji yönünden taranması tedavi uyumunun artmasında etkili olabilir. Anahtar Kelimeler: Multipl Skleroz, Tedavi Uyumu, Sosyal Destek, Depresyon, Hastalık Algısı

AlgıDepresyonHastalık+3
Derya Girgin
Tekirdağ Namık Kemal University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kronik lenfositik lösemili hastalarda semptom şiddeti ve semptom yönetimi

Bu araştırmada kronik lenfositik lösemi (KLL) hastalarının yaşadığı semptomları şiddeti ile birlikte ortaya koyarak, semptomları azaltmak veya önlemek için hastalar tarafından kullanılan nonfarmakolojik ve farmakolojik yöntemlerin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Araştırma Haziran 2019- Kasım 2019 tarihleri arasında bir sağlık uygulama ve araştırma merkezinin hematoloji polikliniğine rutin kontrol amacıyla gelen 92 KLL olgusu ile yürütülmüştür. Veriler hastaların sosyodemografik özellikleri ve tedavi sürecine ilişkin bilgileri kapsayan ''Hasta Tanılama Formu'', hastanın fonksiyonel kapasitesini değerlendiren ''Karnofsky Performans Skalası (KPS)'', hastanın yaşadığı semptomları ve şiddetini değerlendiren ''Memorial Semptom Tanılama Skalası (MSTS)'' kullanılarak elde edilmiş, hastaların semptomlara karşı aldığı önlemler "Semptomlarla Başetme Uygulamaları Formu'' oluşturularak kaydedilmiştir. Bu çalışmadaki hastaların yaş ortalaması 64,71±11,42 yıl olup, %65,2'si erkektir. Hastalarının KPS puanları 70 ile 100 puan arasında değişmekte olup, ortalama puan 86,30±8,98'dir. Çalışma kapsamında incelenen olguların MSTS toplam puanı 0,34±0,19 olup, ölçeğin genel durum indeksi puanı 1,05±0,83, fiziksel durum indeksi puanı 0,71±0,65, psikolojik durum indeksi puanı 1,05±0,91 olarak hesaplanmıştır. MSTS psikolojik semptomlar alt boyutunda kendini üzgün hissetme (%55,4) en fazla görülen semptom iken; MSTS fiziksel semptomlar alt boyutunda halsizlik (%72,8) en fazla görülen semptom olarak belirlenmiştir. Hastalık sürecinde hastaların sosyal destek kaynakları çoğunlukla eş (%75) ve çocukları (%64,8) olup, MSTS puanları sosyal destek kaynaklarına göre değişmemiştir (p>0,05). Sosyal destek algısı yeterli olan hastaların (%34,8) MSTS puanı yetersiz olanlara göre daha düşük bulunmuştur (p<0,05). Çalışma kapsamında incelediğimiz hastaların, yaşadıkları semptomları azaltmaya veya gidermeye yönelik olarak aldıkları önlemler içerisinde çeşitli relaksasyon uygulamaları başta olmakla birlikte, spiritüel uygulamalar da önemli yer tutmuştur.

AlgıBelirti ve semptomlarLösemi+2
Müge Çakır
Tekirdağ Namık Kemal University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Akciğer kanserinin tanı ve tedavisinde hastaların psikososyal deneyimlerinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, akciğer kanseri tanısı almış bireylerin teşhis ve tedavi süreçlerindeki psikososyal deneyimlerini, yaşam kalitelerini ve algıladıkları sosyal destek düzeylerini incelemek; bu faktörler ile sosyal maliyetleri arasındaki ilişkiyi ortaya koymak ve bireysel yaşantılarını derinlemesine analiz etmektir. Araştırma açıklayıcı sıralı karma desen yöntemi çerçevesinde Akdeniz Üniversitesi Hastanesi'nde yürütülmüştür. Çalışmanın nicel bölümünde, araştırmaya katılmayı kabul eden 101 hastaya Depresyon, Anksiyete ve Stres Ölçeği (DASS-21), Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği (MSPSS), EORTC QLQ-C30 ve LC13 yaşam kalitesi ölçekleri ve Görsel Analog Skala (VAS) uygulanmıştır. Çalışmanın nitel kısmında ise 19 hasta ile derinlemesine yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Ayrıca hasta yakınları ve sağlık profesyonellerinin katkılarıyla veriler çeşitlendirilmiş ve uzman görüşleriyle desteklenmiştir. Nicel bulgular, yapılan hiyerarşik regresyon analizlerinde yaşam kalitesi, maddi zorluk, sosyal destek ve semptom değişkenlerinin depresyon, anksiyete ve stres düzeylerini anlamlı biçimde açıkladığını; ayrıca yapılan fark testlerinde ölçek puanlarının bazı sosyodemografik ve klinik değişkenlere göre farklılaştığını göstermiştir. Nitel veri analizinde, hastaların deneyimlerini açıklayan 7 ana tema ve 37 alt kod ortaya çıkarılmıştır. Bulgular, akciğer kanseri teşhisi konan hastaların önemli düzeyde psikolojik sıkıntı yaşadıklarını, sosyal desteğe ihtiyaç duyduklarını, yaşam kalitelerinde belirgin bozulmalar olduğunu ve sürecin beraberinde ciddi bir ekonomik yük getirdiğini ortaya koymuştur. Karma yöntem yaklaşımının kullanılması, nicel bulguların bireysel hasta anlatılarıyla tamamlanmasına hizmet etmiş ve böylece daha bütüncül bir çerçeve sunulmasını sağlamıştır. Sonuç olarak, bu çalışma akciğer kanseri hastalarının sadece tıbbi açıdan değil aynı zamanda psikososyal ve ekonomik düzeylerde de derin etkiler yaşadığını göstermektedir. Elde edilen bulgular hasta merkezli, sürdürülebilir ve multidisipliner sağlık politikalarının geliştirilmesi gerekliliğini ortaya koymuştur. Psikososyal destek hizmetlerinin sağlık sistemine entegrasyonu ve maliyet yükünü azaltmaya yönelik politikaların önemi araştırmanın sağladığı en temel katkılar arasındadır.

Akciğer neoplazmlarıKarma yöntemlerSosyal destek+1
Fatma Üzümcü
Süleyman Demirel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Kadın okul yöneticilerinin sosyal destek algıları ile iş yaşam dengeleri arasındaki ilişki

Bu çalışmanın amacı kadın okul yöneticilerinin sosyal destek algıları ile iş-yaşam dengeleri arasındaki ilişkiyi bazı değişkenlere göre incelemektir. Nicel ilişkisel araştırma yöntemi ile gerçekleştirilen bu araştırma Ankara ili Keçiören, Çankaya, Altındağ ilçelerinde kamu kurumlarında 2021-2022 eğitim öğretim yılında yöneticilik yapmakta olan 207 kadın okul yöneticisi ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma da kadın okul yöneticilerinin sosyal destek algılarını yordamak amacıyla Zimet ve ark. (1998) tarafından geliştirilen, faktör yapısı, geçerliliği ve güvenirliliği Eker, Arkar ve Yaldız (1995) tarafından incelenen "Çok Boyutlu Sosyal Destek Ölçeği" kullanılmıştır. Kadın okul yöneticilerinin iş-yaşam dengelerini incelemek için ise, Apaydın (2011) tarafından geliştirilen "İş Yaşam Dengesi Ölçeği" uygulanmıştır. Araştırmada kullanılan ölçeklerin güvenirlik sonuçları kabul edilebilir düzeyde bulunmuş ve veriler SPSS 22 kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin analizinde betimsel istatistikler, Tek Yönlü Varyans analizi, Pearson Korelasyon yöntemleri kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda kadın okul yöneticilerinin sosyal destek algılarının yüksek olduğu, sosyal destek algıları ile medeni durumları, eğitim durumları, mesleki kıdemleri, sahip oldukları çocuk sayısı ve yaş değişkenleri arasında anlamlı bir farklılık olmadığı tespit edilmiştir. Sosyal destek algısı ile iş yaşam dengesi ve alt boyutları arasındaki ilişki incelendiğinde, aile sosyal destek algısı arttıkça iş yaşam dengesinin de artacağı söylenebilmektedir. Arkadaş sosyal destek algısının artması iş yaşam dengesini kurmayı kolaylaştırmaktadır. Özel biri alt boyutu da sosyal destek algısını pozitif yönde etkilemektedir. Sosyal destek algısı ile iş yaşam dengesi arasında anlamlı ve pozitif yönde zayıf bir ilişki olduğu bulunmuştur. Kadın okul yöneticilerinin sosyal destek algısının iş yaşam dengelerinin anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır.

Algılanan sosyal destekDevlet okullarıKadın yöneticiler+4
Ümran Alkaç Yıldırım
Hacettepe University · Institute of Educational Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Sosyal hizmet merkezlerinde hizmet kalitesinin analizi: Ankara örneği

Bu araştırmanın amacı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının en yaygın taşra kuruluşu olan sosyal hizmet merkezlerinde (SHM) verilen belirli hizmetlerin hizmet kalitesini; hizmeti alanlar, hizmeti verenler ve hizmeti yönetenlerin görüş ve değerlendirmeleri dikkate alınarak Ankara'da faaliyet gösteren dört farklı tipteki sosyal hizmet merkezi örneğinde analiz etmektir. Araştırma, Yenimahalle, Altındağ, Gölbaşı ve Çubuk'taki SHM'lerde verilen Aile Sosyal Destek Programı (ASDEP) hane ziyareti hizmeti, sosyal ve ekonomik destek hizmeti, aile danışmanlığı hizmeti ve şehit aileleri ve gazilere yönelik hizmetleri öncelemiştir. Araştırmada, değerlendirme araştırmalarının bir türü olan program değerlendirmesi odağında karma araştırma yöntemi uygulanmıştır. Araştırmanın nicel yöntem aşamasında, SHM'lerden hizmet alanlar (müracaatçılar) üzerinden yapılan değerlendirmede, SHM hizmetlerine uyarlanmış hizmet kalitesi anketi uygulanmıştır. Bu analiz sürecinde, SERVPERF hizmet kalitesi ölçme modeli tercih edilmiştir. Nitel aşamada ise, hizmeti verenler (Müdür yardımcısı, meslek elemanları) ve hizmeti yönetenler (Bakanlık daire başkanları, uzmanları, Ankara İl Müdürlüğü personeli) ile derinlemesine görüşmeler yapılmış ve elde edilen veriler içerik analizi ile çözümlenmiştir. Araştırma sonucunda; SHM'lerde iş yoğunluğunun fazla olduğu ve mevcut hizmetlerin geliştirilmesine ihtiyaç duyulduğu ortaya çıkmıştır. Araştırmada ayrıca, SHM'lerin fiziksel özelliklerinin iyileştirilmesine ihtiyaç olduğu ve SHM hizmet binalarının ulaşılabilirliğine önem verilmesi gerektiğini belirlenmiştir. SHM'lerde görev yapan meslek elemanlarının güvenilir, duyarlı ve yetkin oldukları anlaşılmış ve daha nitelikli hizmet sunumu için personelin yeterli içerikte ve sayıda gerçekleştirilecek hizmet içi eğitim programları ile desteklenmesinin ve personel arasındaki iş barışının tesis edilmesinin önem arz ettiği ortaya çıkmıştır. Hizmetlerin kalitesinin artırılabilmesi için hizmet sunumunda nicelikten çok niteliğe odaklanan bir bakış açısına ihtiyaç olduğu, Bakanlıkça belirlenen başarı ölçütlerinin ve performans göstergelerinin personelde bir aciliyet duygusu oluşturduğu ve bunun hizmet sunumunu olumsuz etkilediği belirlenmiştir. Sosyal hizmet merkezi mevzuatının günün koşullarına göre güncellenen dinamik bir yapıya kavuşturulmasının hizmet kalitesini arttıracağı sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmada, odağa alınan SHM hizmetlerinin kalitesine dair bulgulara yer verilmiş ve bu hizmetlerin geliştirilmesi gereken yönlerine ve kalite boyutlarına dair sonuç ve öneriler ortaya konulmuştur.

Aile danışmanlığıEkonomik destekGaziler+7
Nurettin Özden
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

COVID-19 salgını sırasında Türkiye'de zorunlu karantinaya veya izolasyona alınmış yetişkin bireylerde travma sonrası stres belirtileri, depresif belirtiler ve kaygı belirtileri açısından psiko-sosyal risk faktörleri ve koruyucu faktörlerin düzenleyici rolünün incelenmesi

Mevcut araştırmada temel amaç, bireylerin gösterdikleri travma sonrası stres belirtileri, depresif belirtiler ve kaygı belirtilerinin karantina/izolasyon yaşantısı üzerinden geçen süreçte gösterdiği değişimi gözlemlemek ve bu değişimi etkileyebileceği düşünülen koruyucu faktörleri ve risk faktörlerini incelemektir. Bu doğrultuda, öncelikle 2-Yönlü Sosyal Destek Ölçeği'nin Türkçe Formunun psikometrik özelliklerini incelemek adına 420 katılımcı (%34.3 erkek, %65.5 kadın) ile bir ön çalışma gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler ile gerçekleştirilen açımlayıcı faktör analizi sonucunda ölçeğin Alınan Sosyal Destek ve Verilen Sosyal Destek Ölçeği olmak üzere iki alt boyuttan oluştuğu, Cronbach alfa iç tutarlılık katsayısının tüm ölçek için 95, Verilen Sosyal Destek Alt Boyutu için .91, Alınan Sosyal Destek Alt Boyutu için .94 olduğu, test-tekrar test güvenirlik katsayısının da .81 (p<.001) olduğu gözlenmiştir. Temel hipotezlerin test edildiği ana çalışma aşamasında 201 katılımcının (%57.7 kadın, %41.3 erkek) verisi analize dahil edilmiştir. Katılımcıların demografik verileri, salgına bağlı değişkenler ve karantina/izolasyon koşulları ile sonuç değişkenleri arasındaki ilişkiler Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Katsayısı yöntemi ile hesaplanmıştır. Araştırmanın temel hipotezlerini test edebilmek adına Hayes tarafından geliştirilen PROCESS eklentisi ile Düzenleyici Değişken Model 1 kullanılarak analizler gerçekleştirilmiştir. Bu analizlerin sonuçlarına göre, karantina/izolasyon üzerinden geçen süre ile travma sonrası stres belirtileri, kaygı belirtileri ve depresif belirtiler arasında anlamlı bir ilişki gözlenmemiştir. Düzenleyici değişkenlerden ise sadece Belirsizliğe Tahammülsüzlük seviyesi yüksek olan bireylerde karantina/izolasyon üzerinden geçen süre arttıkça travma sonrası stres belirtilerinin anlamlı olarak azaldığı bulunmuştur (β=-.03, t(173) = -2.59, p=.010, [LLCI=-.058, ULCI=-.008]). Son olarak da araştırmanın alan yazına katkısı, klinik doğurguları, sınırlılıkları ile gelecekte düzenlenecek araştırmalar için öneriler sunulmuştur. Anahtar Sözcükler COVID-19 Salgını, karantina, izolasyon, verilen sosyal destek, risk faktörleri, koruyucu faktörler.

COVID 19Depresif belirtilerKarantina+7
Ayça Kapyapar
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İnme geçiren hastalarda travma sonrası stres bozukluğu belirtilerinin fiziksel bağımlılık, travma ile başa çıkabilme algısı ve algılanan sosyal destek ile ilişkisinin incelenmesi

İnmenin yol açtığı psikososyal ve psikiyatrik tablolara yönelik literatür incelendiğinde, çalışmalarda depresyona odaklanıldığı görülse de inme gibi ani gelişen klinik tabloların travma sonrası stres bozukluğuna yol açtığı bilinmektedir. Bu çalışmada inme geçiren bireylerde travma sonrası stres bozukluğu belirtilerinin; sosyodemografik ve tıbbi veriler, bağımlılık düzeyi, travma ile başa çıkabilme algısı ve algılanan sosyal destek faktörleri ile ilişkisi incelenmiştir. Araştırma, Ankara ilindeki Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi'ne tanı ve tedavi için başvuran inme hastaları (n=218) üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırma tanımlayıcı ve ilişki arayıcı türdedir. Araştırmada kullanılan ölçüm araçları; Sosyodemografik ve Tıbbi Özellikler Formu, Posttravmatik Stres Bozukluğu-Kısa Ölçek, Modifiye Barthel İndeksi, Travma ile Başa Çıkabilme Algısı Ölçeği ve Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği'dir. Ölçeklerden elde edilen puanlar, yaş ve inme sonrası geçen süre değişkenleri arasındaki ilişki, Pearson Sıra Korelasyon Katsayısı ile incelenmiştir. Çalışmada kullanılan tüm ölçeklerin skor puanları ve yaş, cinsiyet, inme sonrası geçen süre ve psikolojik destek ihtiyacı duyma değişkenlerinin Posttravmatik Stres Bozukluğu-Kısa Ölçek üzerindeki yordayıcılığı ise Çoklu Regresyon Analizi ile değerlendirilmiştir. Çalışma sonuçlarına göre inme geçiren hastaların %63,3'ü Posttravmatik Stres Bozukluğu-Kısa Ölçeği'nden kesim noktasının üzerinde puan almıştır. Yapılan regresyon analizi sonucuna göre ise çok boyutlu algılanan sosyal destekte aile alt faktörü, travma ile başa çıkabilme algısında travma alt faktörü, cinsiyet ve psikolojik destek ihtiyacı duyma durumu değişkenleri; travma sonrası stres bozukluğu belirtilerinin %46,8'ini açıklamaktadır. İnme vakalarında travma sonrası stres bozukluğu belirtilerinin taranması, riskli grupların göz önünde bulundurulması önerilmektedir.

Algılanan sosyal destekBağımlılıkBaşa çıkma+6
Emine İrem Yücel Toplu
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinde çocukluk çağı travmaları, varoluşsal kaygı, algılanan sosyal destek ve depresif belirtiler arasındaki ilişkilerin incelenmesi

Mevcut çalışmada, üniversite öğrencilerinde çocukluk çağı travmaları ve depresif belirtiler arasındaki ilişkide varoluşsal kaygı, varoluşsal kaygı alt boyutları ve anlamlılığın aracı rollerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bununla birlikte algılanan sosyal desteğin hem varoluşsal kaygı, alt boyutları ve anlamlılık olarak belirlenen aracı değişkenler ile depresif belirtiler arasındaki ilişkide hem de çocukluk çağı travmalarının belirtilen aracı değişkenler vasıtasıyla depresif belirtilerle kurduğu dolaylı ilişkideki düzenleyici rolünün incelenmesi hedeflenmiştir. Çalışmanın örneklemi 316 üniversite öğrencisinden oluşmaktadır. Katılımcılara Demografik Bilgi Formu, Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği, Varoluşsal Kaygı Ölçeği, Hayatın Anlam ve Amacı Ölçeği, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği ve Beck Depresyon Envanteri uygulanmıştır. Aracı değişken modellerinin analiz edilebilmesi için PROCESS Macro Model 4 kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, çocukluk çağı travmaları ile depresif belirtiler arasındaki ilişkide varoluşsal kaygı toplam puanı, tüm varoluşsal kaygı alt boyutları ve hayatın anlamlılığı istatistiksel olarak anlamlı düzeyde kısmi aracılık göstermektedir. Koşullu dolaylı etki modellerinin test edilebilmesi için PROCESS Macro Model 14 kullanılmıştır. Ulaşılan bulgulara göre algılanan sosyal destek hem varoluşsal kaygı toplam puanı, anlamsızlık kaygısı ve anlamlılık aracı değişkenleri ile depresif belirtiler arasındaki ilişkide; hem de çocukluk çağı travmalarının bu aracı değişkenler vasıtasıyla depresif belirtilerle kurduğu dolaylı ilişkide düzenleyici rol oynamaktadır. Son olarak, çalışmanın bulguları alanyazın kapsamında tartışılıp çalışmanın klinik doğurgalarına ve sınırlılıklarına değinilerek gelecek çalışmalar için önerilerde bulunulmuştur.

Algılanan sosyal destekDepresif belirtilerDepresyon+6
Hazal Nevruz
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Onkoloji hastalarında umudu yordamada algılanan sosyal destek ve spiritüel bakım gereksinimlerinin rolü

Bu tanımlayıcı kesitsel araştırma onkoloji hastalarında umudu yordamada algılanan sosyal destek ve spiritüel bakım gereksinimlerinin rolünü incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma, Ağustos 2022-Ocak 2023 tarihleri arasında, Hacettepe Üniversitesi Onkoloji Hastanesi, Ankara Atatürk Sanatoryum Eğitim ve Araştırma Hastanesi ve Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde onkoloji hastalarının takip ve tedavilerinin yapıldığı onkoloji ve dahili/cerrahi servisler ile kemoterapi-radyoterapi tedavi ünitelerinde yürütülmüştür. Araştırmaya 134 onkoloji hastası dâhil edilmiştir. Veri toplama aracı olarak "Tanıtıcı Veri Formu", "Herth Umut Ölçeği", "Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği" ve "Spiritüel Bakım Gereksinimleri Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistiklerin yanı sıra, Pearson Korelasyon Analizi ve çoklu doğrusal adımsal regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırmaya katılan onkoloji hastalarının umut ve algılanan sosyal destek puan ortalamalarının ölçekten alınabilecek orta puanın üzerinde, spiritüel bakım gereksinimleri puan ortalamalarının ise orta puanın altında olduğu belirlenmiştir. Umut ve algılanan sosyal destek arasında pozitif yönde; umut ve spiritüel bakım gereksinimleri arasında ise negatif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur (p<0,05). Algılanan sosyal desteğin umudun %11,7'sini açıkladığı ve algılanan sosyal destek puanındaki bir birimlik artışın umut puanında ortalama 0,344 birimlik artışa sebep olduğu saptanmıştır. Spiritüel bakım gereksinimlerinin ise umudu yordamada anlamlı bir etkisinin olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlar doğrultusunda, onkoloji hastalarında umudu artırmaya yönelik müdahalelerde sosyal destek algısının geliştirilmesi, sosyal destek kaynaklarının fark ettirilmesi ve dolaylı etkisi olabileceğinden spiritüel bakım gereksinimlerinin de planlamalara dâhil edilmesi önerilebilir.

Algılanan sosyal destekFonksiyonel iyileşmeKanser hastaları+5
Simay Ezgi Budak
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinde travmatik yaşantı türü ve travma sonrası stres belirtileri ilişkisinde travma sonrası bilişler ve algılanan sosyal desteğin aracı rolünün incelenmesi

Bu çalışmada travma türü (insan ve doğa kaynaklı) ve travma sonrası stres belirtileri ilişkisinde travma sonrası bilişler ve algılanan sosyal desteğin aracı rolünün gösterilmesi hedeflenmiştir. Araştırma, geçmişte en az bir travmatik yaşantısı olan, 18 yaş ve üzeri, 216'sı kadın (%70), 91'i erkek (%30) olmak üzere 307 üniversite öğrencisi ile yürütülmüştür. Çalışmada katılımcılara "Demografik Bilgi Formu", "Travma Sonrası Stres Tanı Ölçeği (TSSTÖ)", "Travma Sonrası Bilişler Envanteri (TSBE)" ve "Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği'nin Gözden Geçirilmiş Formu (ÇBASDÖ)" uygulanmıştır. Değişkenler arası ilişkiyi incelemek için korelasyon analizi uygulanmıştır. Ayrıca değişkenlerin travma türüne (insan kaynaklı ve doğa kaynaklı) göre incelenmesi amacıyla MANOVA uygulanmış ve değişkenlerin aracı etkisi, aracı değişken analizi (PROCESS) ile çalışılmıştır. Çalışma boyunca travma sonrası bilişler travmatik yaşantı sonrası sahip olunan olumsuz düşünceleri ifade etmektedir. Analiz sonuçlarına göre, travma sonrası stres belirtileri ve travma sonrası olumsuz bilişler arasında pozitif yönde bir ilişki varken, travma sonrası stres belirtileri ve algılanan sosyal destek arasındaki ilişki negatif yöndedir. Benzer şekilde travma sonrası olumsuz bilişler ve algılanan sosyal destek arasındaki ilişki de negatif yöndedir. Değişkenler travma türüne göre incelendiğinde, travma sonrası stres belirtileri ve algılanan sosyal desteğin travma türüne göre farklılaşmadığı görülmüştür. Bununla birlikte, travma türünün travma sonrası olumsuz bilişlere etkisi anlamlıdır ve insan kaynaklı travmatik yaşantılarda travma sonrası olumsuz bilişler (benlik hakkında bilişler ve kendini suçlama alt boyutları) daha yüksektir. Travma türü ve travma sonrası stres belirtileri arasında, yani bağımsız ve bağımlı değişkenler arasında, anlamlı ilişki çıkmamıştır fakat Hayes (2009)'in önerdiği gibi aracı değişken analizi uygulanmıştır. Buna göre, insan kaynaklı travmatik yaşantı ve travma sonrası stres belirtileri ilişkisine travma sonrası olumsuz bilişlerin dolaylı bir etkisi olduğu söylenebilir. İnsan kaynaklı travma yaşamak travma sonrası olumsuz bilişleri etkilemekte ve travma sonrası olumsuz bilişler de algılanan sosyal desteği etkilemektedir. Fakat algılanan sosyal desteğin aracı rolü gösterilememiştir ve travma türünün travma sonrası stres belirtilerine olan toplam etkisi de anlamlı değildir. Bulgular ilgili alanyazın ışığında tartışılmıştır. Travma türünün travma sonrası bilişler açısından önemli bir değişken olabileceği düşünülmüştür. Ayrıca insan kaynaklı travmatik yaşantıların algılanan sosyal desteği etkileyiş yolu da bu çalışmada gösterilmiştir. Anahtar Sözcükler Travma Türü, Travma Sonrası Stres Belirtileri, Travma Sonrası Bilişler, Algılanan Sosyal Destek

Algılanan sosyal destekSosyal destekStres+5
Zeynep Ateş
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Geçici koruma statüsündeki Suriyeli çocukların eğitim alanında yaşadıkları sorunlar ve sosyal desteklerinin incelenmesi: Altındağ örneği

Bu çalışma devlet okullarında Suriyeli çocukların yaşadıkları problemleri ve sosyal destek durumlarını incelemeyi amaçlamıştır. Çalışmada Altındağ ilçesinde ortaokul ve lise kademelerinde eğitim hayatını sürdüren 299 çocuk ile nicel araştırma deseni kullanılarak çalışılmıştır. Araştırmanın verileri araştırmacı tarafından hazırlanan Demografi ve Göç Süreci Bilgi Formu, Sorun Belirleme Anket Formu, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği (MPSS) aracılığıyla ortaya konulmuştur. Katılımcıların 182' sinin (%60.87) kız öğrenci olduğu, 192' sinin (%64.43) lise kademesinde öğrenim gördüğü, yarıya yakınının (%48.04) daha önce Suriye' de 5-6 sene okula gittiği, yarısından çoğunun ise (%63.64) Türkiye'de en az 3 senedir okula gittiği bulunmuştur. Araştırmaya katılan Suriyeli öğrencilerin öğretmenleri ile ilgili olan olumlu önermelere daha çok destek verdiği, en çok öne çıkan önermenin öğretmenlerinin kültürlerine saygılı olduğu düşüncesi yer almaktadır. Katılımcı öğrenciler bir sorunu olduğunda en çok Suriyeli arkadaşlarının yardım ettiği durumunu belirtmişlerdir. Öğrencilerin yalnızca üçte birinin Türkiyeli öğrencilerle yemek yediği, ondan daha az bir kısmının ise okulda en yakın arkadaşını Türkiyeli olarak benimsediği (%29) tespit edilmiştir. Katılımcı öğrencilerin yarısından çoğunun Türkçe konuşurken kendilerini yetersiz hissettiği, ders dinlerken uyuyakaldığı, yarıya yakın çoğunluğun okulda birçok defa ağladığı ve kendilerini yalnız hissettiği sonucu ortaya çıkmıştır. Öğrencilerin belirgin çoğunluğunun okul içinde vurma, dövme gibi davranışların yaşandığını reddettiği; buna karşın alay edilme, takma isim kullanılma gibi davranışların üçte biri tarafından deneyimlendiği görülmektedir. Öğrencilerin algıladıkları sosyal desteğin orta düzeyde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bulundukları eğitim kademesi ve cinsiyet özellikleri gibi değişkenlerin algılanan sosyal destek toplam puanı açısından farklılık yaratmadığı gözlenmiştir (p> 0, 05). 'Özel insan' alt boyutu destek puanında erkek öğrencilerin kız öğrencilere göre daha fazla destek aldığı; 'aile' alt boyutu destek puanında ortaokul öğrencilerinin lise öğrencilerine göre daha fazla destek aldığı; 'arkadaş' alt boyutu kapsamında kız öğrencilerin erkek öğrencilere göre daha fazla sosyal destek algıladığı sonucuna ulaşılmıştır. Bir sorunu veya şikayeti olduğunda öğretmenleriyle paylaşan öğrencilerin 'özel insan' alt boyutu destek puanı daha yüksek bulunmuştur. Anahtar Sözcükler Suriyeli çocuklar, eğitim sorunları, sosyal destek

Ankara-AltındağEğitimEğitim sorunları+6
Ebru Küçükdüveyki
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Özel eğitim okulu öğretmenlerinin psikolojik dayanıklılık düzeylerinin ve mesleki sosyal destek düzeylerinin bazı değişkenler açısından incelenmesi

Bu çalışma özel eğitim okullarında çalışan öğretmenlerin psikolojik dayanıklılık düzeylerine ve mesleki sosyal destek düzeylerine etki eden değişkenlerin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini, 2012–2013 eğitim-öğretim yılında İstanbul Avrupa yakasında resmi özel eğitim okullarında görev yapmakta olan 202 öğretmen oluşturmaktadır. Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürlüğünden alınan verilere göre İstanbul Avrupa yakasında 36 adet özel eğitim okulu bulunmaktadır. Araştırma ile ilgili veriler, birinci bölümünde "Kişisel Bilgi Formu" ikinci bölümde "Yetişkinler için Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği" ve üçüncü bölümde "Öğretmen Mesleki Sosyal Destek Ölçeği" ile toplanmıştır.Araştırma verileri SPSS for Windows 15.0 istatistik paket programıyla analiz edilmiştir. Değişkenlerden normal dağılım gösteren ikili grupların (cinsiyet, medeni durum gibi) karşılaştırılmasında bağımsız gruplar t testi, normal dağılım gösteren ikiden fazla grup (kıdem gibi) karşılaştırılmalarında tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır.Araştırmadan elde edilen bulgulara göre; Özel Eğitim Okulu Öğretmenlerinin Psikolojik dayanıklılık düzeyleri tüm ölçek puanları incelendiğinde; Cinsiyet,Medeni Durum,Mezuniyet Alanı ve Yaşlarına göre ortalamalar arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Özel Eğitim Okulu Öğretmenlerinin Mesleki Sosyal Destek düzeyleri tüm ölçek puanları incelendiğinde; Çalıştığı Kurum Türüne göre ortalamalar arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Psikolojik dayanıklılık, mesleki sosyal destek, özel eğitim öğretmeni, özel eğitim okulu.

Psikolojik dayanıklılıkSosyal destekÖzel eğitim kurumları+2
Tuncay Uçar
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Mesleki ve teknik eğitim kurumları öğrencilerinin internet kullanım alışkanlıkları ile algıladıkları sosyal destek arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, mesleki ve teknik ortaöğretim kurumları öğrencilerinin demografik değişkenlere ve internetle tanışma zamanı, internette ve sosyal ağlarda geçirilen süre gibi bazı unsurlara göre internet kullanım alışkanlıklarını ve algıladıkları sosyal destek derecesini belirlemektir. Çalışmada ayrıca internet kullanım alışkanlıkları ile algılanan sosyal destek arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmaya İstanbul ili Anadolu yakasındaki meslek liselerinde okuyan 456 öğrenci katılmıştır. Çalışmada, araştırma grubunun kişisel özellikleri ile ilgili bilgi sahibi olmak amacıyla araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu", internet kullanım alışkanlıklarını tespit etmek amacıyla "İnternet Kullanım Ölçeği" (Ekinci, 2014) ve algılanan sosyal desteği ölçmek amacıyla da "Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği" (Eker, Arkar ve Yaldız, 2001) uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS paket programında istatistiksel olarak analiz edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre öğrencilerin internet kullanım alışkanlıkları; cinsiyet, sınıf düzeyi, anne eğitim düzeyi, internette geçirilen günlük süre, sosyal ağlarla tanışma zamanı, sosyal ağlarda geçirilen günlük süre, sosyal ağları güvenli bulma derecesi, internet tabanlı oyunlarla tanışma zamanı ve internet tabanlı oyunlarda geçirilen günlük süreye göre anlamlı şekilde farklılaşmaktadır. Öğrencilerin algıladığı toplam sosyal destek ise; ailenin ekonomik düzeyi, anne eğitim düzeyi, baba eğitim düzeyi, akademik başarı, bilgisayar sahipliği, internet sahipliği, internetle tanışma zamanı, internette geçirilen günlük süre, sosyal ağlarda geçirilen günlük süre, sosyal ağları güvenli bulma derecesi ve internet tabanlı oyunlarda geçirilen günlük süreye göre anlamlı şekilde farklılaşmaktadır. Öğrencilerin internet kullanım alışkanlıkları ile algıladıkları sosyal destek arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Algılanan sosyal desteğin alt boyutları açısından ise; internet kullanım alışkanlıkları ile aileden algılanan sosyal destek arasında anlamlı düzeyde negatif yönde ilişki olduğu bulunurken; arkadaştan ve özel kişiden algılanan sosyal destek ile internet kullanım alışkanlıkları arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Anahtar Kelimeler: Internet kullanım alışkanlıkları, algılanan sosyal destek, mesleki ve teknik ortaöğretim kurumu

Algılanan sosyal destekLise öğrencileriMeslek liseleri+6
Hakan Ak
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Sınıf öğretmenlerinin maruz kaldıkları yıldırma davranışları, algıladıkları sosyal destek ve mesleki iş doyumları arasındaki ilişki

İş hayatında faal olarak çalışanları etkileyen birçok etken bulunmaktadır. Bu etkenlerden işyerinde yıldırma, iş doyumu ve algılanan sosyal destek her örgütte görev yapan bireyler üzerinde etkili olmaktadır. Okullarda görev yapan öğretmenler de zaman zaman etkileşimde bulundukları insanların kasıtlı, sistemli olumsuz davranışlarına maruz kalmaktadırlar. Okullarda yıldırmaya maruz kalan öğretmenlerin, üretkenlik ve yaratıcılık yeteneklerinin olumsuz etkilendiği, mağdur öğretmenlerin işlerine yoğunlaşamadıkları düşünülmekte ayrıca yıldırma sonrasında öğretmenler, sağlık sorunları, ekonomik ve sosyal sorunlarla karşı karşıya kalabilmektedirler. Bu araştırmada birçok araştırmaya konu olan yıldırma, sosyal destek algısı ve iş doyumu kavramları aynı çerçevede ele alınmış olup, aralarındaki ilişkinin bulunup bulunmadığı araştırmanın amacını oluşturmaktadır. Araştırma tarama modelindedir. Araştırma evrenini, 2013-2014 eğitim-öğretim yılında MEB'e bağlı ve İstanbul ilinde bulunan resmi ilkokullarda görev yapan öğretmenler oluşturmaktadır. Örneklem seçiminde Random yöntemi kullanılmıştır. İlden 30 okul seçilmiş, bu okullarda ulaşılan 580 gönüllü personele anket uygulanmıştır. Bu anketlerden 153 tanesi geçersiz olduğu için 427 tanesi kullanılmıştır. Bu araştırma için gerekli verilerin toplanması amacıyla araştırmacı, alan yazını taramış ve yabancı ülkelerde konu ile ilgili yapılan araştırmaları incelemiştir. Bu inceleme sonunda, çeşitli kaynaklardan yararlanarak anket şeklinde bir veri toplama aracı hazırlanmıştır. Araştırmada verileri toplamak için Kişisel Bilgi Formu, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği, Mobbing Ölçeği, İş Doyum Ölçeği kullanılmıştır. Bu araştırmanın bağımsız değişkenleri yıldırma davranışları, sosyal destek algıları ve bağımlı değişkeni iş doyumudur. Uygulama alanındaki bireylerin anketlere verdiği cevaplar SPSS programı kullanılarak değerlendirilmiştir. Anketin güvenilirlik düzeyini saptamak amacıyla Cronbach's Alpha güvenilirlik ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler, araştırmanın amacı doğrultusunda çeşitli istatistik analizler (Korelâsyon, t testi, ANOVA ) kullanılarak ve konuya ilişkin uzman desteği alınarak yorumlanmıştır. Bulgular, sosyal destek ile yıldırma davranışı arasında negatif bir ilişki ortaya çıktığını göstermektedir. İş doyumu ve sosyal destek arasında pozitif anlamlı bir ilişki vardır. Öğretmenlerin iş doyumlarında sosyal destek ve yıldırmanın belirleyici rol oynadığı görülmektedir. Anahtar Kelimeler 1. Yıldırma 2. İş doyumu 3. Sosyal destek 4. Öğretmen 5. Eğitim

Algılanan sosyal destekMobbingSosyal destek+4
Özgür Sadık
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
DoctorateOpen AccessTR

Örgütsel unutmanın örgütsel yenilikçiliğe etkisinde değişime yönelik tutumun ve sosyal desteğin rolü

Bu araştırma örgütsel unutmanın örgütsel yenilikçilik üzerindeki etkisini kapsamlı bir model ile incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmada, örgütsel unutma ile örgütsel yenilikçilik arasındaki ilişki ve bu ilişkide aracı ve düzenleyici rolü olabilecek faktörler incelenmiştir. Bu kapsamda, örgütsel unutmanın örgütsel yenilikçilik üzerindeki etkisinde değişime yönelik tutum faktörlerinden değişime direnç ve örgütsel sessizliğin aracı rolü oynayabileceği öngörülerek bu faktörlerin etkileri araştırılmıştır. Ayrıca, örgütsel unutmanın örgütsel yenilikçilik üzerindeki etkisinde sosyal destek faktörlerinden yönetici desteği ve çalışma arkadaşları desteğinin düzenleyici rol oynayıp oynamadığı da sorgulanarak bu faktörlerin etkisi değerlendirilmiştir. Araştırmanın verileri, farklı sektörlerde faaliyet gösteren kurumsal örgütlerde, bir ekip içerisinde ve bir yöneticiye bağlı olarak çalışan 268 kişiden oluşmaktadır. Araştırmada katılımcılardan veri toplanmasında anket yönteminden yararlanılmıştır. Veri toplama araçları olarak Demografik Bilgi Formu, Örgütsel Unutma Ölçeği, Değişime Direnç Ölçeği, Örgütsel Sessizlik Ölçeği, Yönetici Desteği Ölçeği, Çalışma Arkadaşları Desteği Ölçeği ve Örgütsel Yenilikçilik Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizi kapsamında, demografik özelliklerde yüzde ve frekans istatistikleri, ölçeklerin geçerliliğinde Doğrulayıcı Faktör Analizi ve güvenirliğinde Cronbach alfa, birleşik güvenirlik ve ayrışma geçerliği yöntemleri kullanılmıştır. Araştırma modeli ise Yapısal Eşitlik Modellemesi (YEM) ile sınanmıştır. Verilerin analizi ve değerlendirmesine yönelik tüm işlemler SPSS for Windows 22.0 ve AMOS 22.0 paket programlarında gerçekleştirilmiştir. Araştırma bulgularına göre, örgütsel unutmanın örgütsel yenilikçilik üzerindeki etkisinde değişime direncin aracılık etkisinin olmadığı belirlenirken, örgütsel sessizliğin aracılık etkisinin olduğu saptanmıştır. Sosyal destek faktörleri ile ilgili bulgular ise yönetici desteğinin ve çalışma arkadaşları desteğinin örgütsel unutmanın örgütsel yenilikçilik üzerindeki etkisinde düzenleyici rol oynadığını göstermiştir.

Sosyal destekUnutmaYenilikçilik+2
Burak Yıldız
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinde psikolojik iyi oluşun psikososyal yordayıcılarının sosyal bilişsel kariyer kuramı açısından incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, üniversite öğrencilerinde psikolojik iyi oluşu etkileyen çeşitli psikososyal faktörleri belirlemektir. Bu doğrultuda, algılanan sosyal destek, algılanan ebeveyn tutumları, kariyer kararı öz-yeterliği ve mesleki sonuç beklentilerinin psikolojik iyi oluş üzerindeki doğrudan ve dolaylı yordayıcı etkileri incelenmiştir. Araştırmanın katılımcılarını, 2013-2014 akademik yılında İstanbul Üniversitesi'nin çeşitli fakültelerinde öğrenimlerine devam eden 304'ü (%71,5) kız ve 121'i (%28,5) erkek olmak üzere toplam 425 üniversite öğrencisi oluşturmaktadır. Öğrencilerin yaşları 17-68 arasında değişmekte olup yaş ortalaması 21,13 (SS= 4,78)'tür. Katılımcılara ölçüm araçları olarak Psikolojik İyi Olma Ölçekleri, Sosyal Provizyon Ölçeği, Kısaltılmış Algılanan Ebeveyn Tutumları Ölçeği, Kariyer Kararı Yetkinlik Beklentisi Ölçeği ve Mesleki Sonuç Beklentileri Ölçeği uygulanmıştır. Doğrudan ve dolaylı yordayıcı etkileri analiz etmek amacıyla, sırasıyla çoklu doğrusal hiyerarşik adımsal regresyon analizi ve doğrusal hiyerarşik aracı regresyon analizi yürütülmüştür. Psikolojik iyi oluşun doğrudan yordayıcılarına ilişkin bulgular, açıklanan toplam varyansa katkılarına göre sırasıyla algılanan sosyal destek, kariyer kararı öz-yeterliği ve anne için algılanan reddedici tutumun psikolojik iyi oluşun anlamlı yordayıcıları olduğunu ortaya koymuştur. Bu değişkenlerin tamamının toplam varyansın % 50,3'ünü açıkladığı belirlenmiştir. Aracı etki analizlerine dair bulgulara göre ise, algılanan sosyal destek, baba için algılanan reddedici tutum ve hem baba hem de anne için algılanan duygusal sıcaklık ile psikolojik iyi oluş arasındaki ilişkide hem kariyer kararı öz-yeterlik düzeyinin hem de mesleki sonuç beklentileri düzeyinin kısmi aracı etkisi olduğu görülmüştür. Ancak anne için algılanan reddedici tutum ile psikolojik iyi oluş arasındaki ilişkide sadece mesleki sonuç beklentileri düzeyinin kısmi aracı etkisi olduğu bulunmuştur. Araştırmanın bulguları, ilgili literatür ışığında tartışılmış ve gelecekteki araştırma ve uygulamalara yönelik önerilerde bulunulmuştur.

Algılanan sosyal destekAna-baba tutumuKariyer+6
Kadir Özden
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlerde algılanan stres ve sosyal destek arasındaki ilişki

Bu çalışmanın amacı; ergenlerin algıladıkları stres ve sosyal destek düzeylerinin cinsiyet, yaş, sınıf, okul türü, kardeş sayısı, annenin eğitim durumu, babanın eğitim durumu, anne ve babanın yaşama durumu, anne ve babanın birliktelik durumu, anne ve babayla çatışma durumu, bireyin arkadaşlarıyla duygularını paylaşma durumu, karşı cinsle rahatlıkla arkadaşlık kurup kurmama değişkenlerine göre anlamlı düzeyde farklılaşma var mıdır? Sorusuna cevap aramaktır. Ayrıca, ergenlerin algıladıkları stres düzeyi ile sosyal destek arasında anlamlı düzeyde bir ilişki var mıdır? Sorularına yanıt aranmaktadır. Araştırma 2013-2014 eğitim ve öğretim yılı İstanbul İli Avrupa yakası, Küçükçekmece ilçesindeki Zehra Mustafa Dalgıç Ticaret Meslek Lisesi, İsmet Birgül Lisesi ve Küçükçekmece Anadolu Lisesinde 9.10.11.ve 12. Sınıflarında öğrenim görmekte olan öğrenciler arasından tesadüfi küme örneklemi yoluyla 262'si kız, 206'sı erkek toplam 468 ergen üzerinde seçilen öğrencilerden oluşmaktadır. Bu araştırmada öğrencilerin kişisel bilgilerini belirlemek amacıyla 'Kişisel Bilgi Formu', algılanan stres düzeyini belirtmek amacıyla 'Algılanan Stres Ölçeği'(ASÖ) ve sosyal desteği ölçmek amacıyla 'sosyal destek ölçeği'(SDÖ) kullanılmıştır. Bu araştırmada verilerin analizi bağımsız değişkenlerin bağımlı değişken üzerindeki etkisini ortaya koyacak bir model içinde ele alınmıştır. Araştırmada kullanılan anket ile toplanan verilere ilişkin frekans ve yüzdelik dağılımlar bulunmuş, elde edilen sonuçlar tablo şeklinde bulgular bölümünde yorumlanmıştır. Verilerin analizinde SPSS 15.0 paket programı kullanılmıştır. Araştırma sonucunda; sosyal destek ölçeği alt boyutlarından bilgisel maddi destek ile duygusal destek düzeyleri arasında pozitif yönde anlamlı ilişki, bilgisel maddi destek ile beraberlik desteği düzeyleri arasında pozitif yönde anlamlı ilişki, bilgisel maddi destek ile algılanan stres düzeyleri arasında negatif yönde anlamlı ilişki, duygusal destek ile beraberlik desteği düzeyleri arasında pozitif yönde anlamlı ilişki, duygusal destek ile algılanan stres düzeyleri arasında negatif yönde anlamlı ilişki, beraberlik desteği ile algılanan stres düzeyleri arasında negatif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur.

ErgenlerErgenlikLise öğrencileri+2
Adil Uyan
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Primer baş ağrılı ergenlerin algılanan stres ve sosyal destek düzeyleri arasındaki ilişki

Bu çalışmanın genel amacı, Uluslararası Baş Ağrısı Derneği (IHS)'nin "Baş Ağrısı Bozukluklarının Uluslar arası Sınıflandırması" (ICHD-IIR1) kriterlerine uygun olarak tanı konulan primer baş ağrılı ergenlerin stres ve sosyal destek düzeylerinin yaş, cinsiyet, sosyo-ekonomik durum ve akademik başarı değişkenlerine göre anlamlı düzeyde farklılaşıp farklılaşmadığını saptamaktır. Araştırmanın örneklemini İstanbul Bahçelievler İlçesinde bir Anadolu Lisesi'nde, 10, 11, 12. sınıfta eğitimini sürdüren 442 öğrenci arasından seçilen 395 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak, baş ağrılarının sınıflandırılmasında en son sınıflama sistemi olan, ICHD-II' tanı ölçütleri, Erci (2005) tarafından Türkçe'ye çevrilen Algılana Stres Ölçeği, Krepsi (1993) tarafından geliştirilen Ölçekten yararlanılarak Torun (1995) tarafından oluşturulmuş, Sosyal Destek Ölçeği ve araştırmanın bağımsız değişkenleri ile ilgili bilgi toplamak amacıyla araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler, değişkenler arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla Pearson Moment Korelasyon Analizi, ikili gruplarda Bağımsız Gruplar t Testi, ikiden fazla gruplarda Tek Yönlü Varyans Analizi, kategorik değişkenler için Ki-Kare testi ile değerlendirilmiştir. Yapılan analizler sonucunda ergende stres ile sosyal destek düzeyi arasında negatif yönde yüksek ve anlamlı bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmanın alt amaçlarına yönelik analizlerin sonucunda ise stres bağımlı değişkeni ile nitel değişken olan baş ağrısı arasında anlamlı farklılaşma bulunmuştur. İki nitel değişken olan ergenlerde baş ağrısı ve aile bireylerinde baş ağrısı arasında yapılan istatistikte bir ilişki bulunmamıştır. Ancak sosyal destek bağımlı değişkeni ile baş ağrısı arasında anlamlı farklılaşma bulunmamıştır. Stres ile cinsiyet, gelir düzeyi, akademik başarı bağımsız değişkenleri arasında anlamlı farklılaşma vardır ancak stres ile yaş değişkeni arasında farklılaşma yoktur. Sosyal destek bağımlı değişkeni ile gelir ve akademik başarı değişkenleri arasında anlamlı farklılaşma vardır. Ancak sosyal destek ile cinsiyet ve yaş değişkenleri arasında farklılaşmaya rastlanmamıştır. Anahtar Kelimeler: Algılanan Stres, Sosyal Destek, Primer Baş Ağrısı, Ergenlik

Baş ağrısıErgenlerErgenlik+4
Mutlu İncesoy
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlerde algılanan sosyal destek ve stres düzeyinin internet bağımlılığı ile ilişkisi

İnternet kullanımı arttıkça, faydalı internet kullanımı ve problemli internet kullanımı da artmaktadır. Ergenlik dönemi internet bağımlılığının gelişimi için riskli bir dönemdir. Bu araştırmanın amacı ergenlerde internet bağımlılığının sıklığını araştırmak, çeşitli sosyo-demografik değişkenlerin internet bağımlılığını yordayıcılığını tespit etmek ve algılanan sosyal destek ve stres düzeyinin internet bağımlılığı ile ilişkisini incelemektir. Araştırmanın örneklemini, Özel Biltek Lisesi ve Özel Asfa Lisesinde okuyan ergenler oluşturmaktadır. Araştırmaya 14-18 yaş aralığında 281 ergen katılmıştır. Katılımcılara İnternet Bağımlılığı Ölçeği (İBÖ), Algılanan Sosyal Destek Ölçeği (ASDÖ-R), Algılanan Stres Ölçeği (ASÖ) ve internet kullanımı ile ilgili soruları da içeren sosyo-demografik bilgi formu uygulanmıştır. Araştırmanın sonucuna göre, ergenlerde internet bağımlılığının sıklığı %0.7 bulunmuştur. Ergenlerin yaşları, cinsiyetleri ve gelir düzeylerinin internet bağımlılığıyla bir ilişkisi tespit edilmemiştir. Korelasyon analizlerinin sonucunda; ergenlerin algılanan sosyal destek ve algılanan stres düzeyleri ile negatif yönlü anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Algılanan sosyal destek düzeyleri ve internet bağımlılığı arasında negatif yönlü bir ilişki bulunmuştur. Ergenlerin algıladıkları sosyal destek düzeyinin yüksek olması internet bağımlılığı geliştirme riski için koruyucu bir faktör olarak bulunmuştur. Algılanan stres ve internet bağımlılığı arasında ise pozitif yönlü anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Stres bağımlılık geliştirmek için bir risk faktörü olarak belirlenmiştir. Hiyerarşik regresyon analizinin sonuçlarına göre, yaş, cinsiyet ve gelir düzeyinin internet bağımlılığı ile herhangi bir ilişkisi bulunmamıştır. İnternet kullanım süresi ve algılanan sosyal destek düzeyi anlamlı bir şekilde modeli değiştirmiştir. Algılanan stres modeli anlamlı bir şekilde değiştirmiş olup, algılanan stres modele eklendikten sonra algılanan sosyal destek düzeyi anlamlılığını yitirmiştir. Hiyerarşik regresyon analizinin sonrasında yapılan aracılık analizinde algılanan sosyal destek düzeyi ve internet bağımlılığının ilişkisinde algılanan stres tam aracılık rolü olduğu belirlenmiştir. Ayrıca algılanan stres ve internet bağımlılığı ilişkisinde ise internet kullanım süresi ve eğlence amaçlı kullanımın kısmi aracılık rolü olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Algılanan sosyal destekBağımlılıkErgenler+7
Merve Sancaktar
Ibn Haldun University · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Özgül öğrenme bozukluğu tanılı çocuğa sahip annelerin deneyimlerinin ve gereksinimlerinin incelenmesi

Özel gereksinim alanı altında yer alan Özgül Öğrenme Bozukluğu, bireyin akademik başarısının duyu ya da zeka kusurları ile açıklanamayacak ölçüde düşük olması şeklinde ifade edilmektedir (APA, 1994). Bu araştırmanın amacı, Özgül Öğrenme Bozukluğu (ÖÖB) tanısı almış çocukların annelerinin tanılanma sürecindeki ve sonrasındaki deneyimleri ile annelerin gereksinimlerini, ÖÖB'nin kendi sosyal yaşamları ve yakın çevreleriyle olan ilişkilerine etkilerini fenomenolojik (olgu bilim) deseninde derinlemesine incelemektir. Araştırma kapsamında amaçlı örnekleme yöntemiyle Samsun Rehberlik ve Araştırma Merkezi'ne başvuru yapan ÖÖB tanılı çocuğa sahip 11 anneye ulaşılmıştır. Katılımcılarla araştırmacı tarafından oluşturulan yarı yapılandırılmış açık uçlu sorulardan oluşan görüşme formu kullanılarak bire bir görüşmeler yapılmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler fenomenolojik araştırmaya uygun olarak içerik analizi ve tematik analiz kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgular değerlendirildiğinde ana olarak iki üst tema belirlenmiştir. Ortaya çıkan ilk üst tema olan "annelerin deneyimleri" temasının altında tanılanma süreci ile annelerin ÖÖB'ye dair yaşantılarının duygusal, bilişsel ve davranışsal/çevresel boyutları ele alınmıştır. İkinci üst tema olan "annelerin gereksinimleri" temasının altında ise ekonomik, eş desteği, ÖÖB eğitimi, psikolojik ve sosyal destek türleri ele alınmıştır. Elde edilen bu sonuçlar, literatür ışığında tartışılmış ve öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Ebeveynlik, Fenomenoloji, Nitel Araştırma, Özel gereksinim, Özgül Öğrenme Bozukluğu

Anne deneyimiAnnelerAnnelik+7
Elif Eren
Ibn Haldun University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Covid-19 / pandemi sürecinde online psikoeğitim programının üniversite öğrencilerinin psikolojik iyi oluş ve algılanan sosyal destek düzeylerine etkisi

Bu çalışmada, üniversite öğrencilerinin psikolojik iyi oluş ve algılanan sosyal destek düzeylerine, çevrimiçi psikoeğitim programının etkisinin incelenmesi hedeflenmiştir. Çalışmanın örneklemini; 2019-2020 eğitim öğretim yılında, İbn Haldun Üniversitesi'nde öğrenimlerine devam eden, 7'si (%70) kadın, 3'ü (%30) erkek, toplam 10 öğrenci oluşturmaktadır. Öğrencilerin 7'si yerli, 3'ü yabancı uyrukludur. Öğrenciler, okulun mail sistemi üzerinden yayımlanan araştırma duyurusuna müracaatta bulunanlar arasından seçilmiştir. Öğrenciler, dokuz hafta boyunca, haftada bir gün, 60 dakika boyunca; çeşitli konuları içeren çevrim içi psikoeğitim programına dahil edilmiştir. Araştırmada, Diener ve ark (2009) tarafından geliştirilen ve Telef(2013) tarafından Türkçe uyarlaması yapılan Psikolojik İyi Oluş Ölçeği; Zimet, Dahlem, Zimet ve Farley (1988) tarafından geliştirilen ve Eker, Arkar ve Yaldız (2001) tarafından Türkçeye uyarlanan Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği (ÇBASDÖ) ve araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu veri toplama araçları olarak kullanılmıştır. Ölçekler, psikoeğitim programı; başlamadan önce, bittikten hemen sonra ön test-son test olarak ve bittikten üç ay sonra ise izleme testi olarak katılımcılar tarafından cevaplandırılmıştır. Araştırmada; frekans analizi, betimleyici istatistik, Wilcoxon işaretli sıralar testi kullanılmıştır. Bulgular, psikolojik iyi oluş puanının, program öncesi ve sonrası karşılaştırmalarda demografik değişkenlere göre farklılaştığını; ÇBASDÖ'den elde edilen aile alt boyutundaki ön ve son test puanının ise, eğitim alınan bölüme ve katılımcıların kendilerini ilişkisel olarak tanımlamalarına göre farklılaştığını göstermektedir. Son test ve izleme testi arasındaki karşılaştırmalarda, anlamlı bir farklılık olmadığı dolayısıyla programın etkisinin devam etmediği anlaşılmaktadır. Genel olarak bakıldığında, katılımcıların ön, son ve izleme testinden elde ettikleri algılanan sosyal destek ve psikolojik iyi oluş puanları arasında anlamlı bir fark olmadığı anlaşılmıştır bu alanda yapılacak çalışmalarda kullanılacak ölçeklerin konuyla daha yakından ilişkili olması veya programın daha uzun vadede uygulanması tavsiye edilmektedir. Ölçek sonuçlarına ek olarak uygulanan, araştırmacının, katılımcılardan araştırmacıyı ve programı değerlendirmelerini istediği ek formda, katılımcıların bu programa katılmış olmaktan memnun olduğu, arkadaşlarına tavsiye edeceği özellikle iletişim ve hedef belirleme gibi konularda, içeriklerden çok faydalandıkları bilgisine ulaşılmıştır.

Algılanan sosyal destekCOVID 19Pandemiler+5
Şeyma İpek Çelenli
Ibn Haldun University · Institute of Graduate Studies
2022
00

Related subjects