Sociodemographic variables

62 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Kadın girişimcilerin bireysel yenilikçilik düzeyleri ve sosyo-demografik değişkenlerle ilişkisi: Gine örneği

Gine' deki kadın girişimcilerin bireysel yenilikçilik düzeyleri ile sosyo­demografik değişkenleri arasındaki ilişkinin araştırıldığı bu çalışmada nicel araştırma tekniklerinden anket yöntemi kullanılmıştır. Gine'nin Konakri ve Kindia bölgelerinde yaşayan Basit tesadüfi örnekleme yöntemiyle seçilen 550 kadın girişimciye anket formu dağıtılmış, 480 katılıncidan geri dönüş alınmıştır. Bunlardan 130 adet anket formu yanlış ve eksik doldurulmuş olması nedeniyle iptal edilmiştir. Geçerli ve analize dahil edilen anket sayısı 350 adettir. Çalışmada veri toplama aracı olarak iki bölümden oluşan anket formu kullanılmıştır. İlk bölümde katılımcıların sosyo-demografik özelliklerini sorgulayan yedi adet soru bulunmaktadır. Anket formunun ikinci bölümünde ise kadın girişimcilerin bireysel yenilikçilik düzeylerini tespit etmek amacıyla Hurt vd. (1977) tarafından geliştirilen, Kılıçer ve Odabaşı (2010) tarafından Türkçe'ye uyarlaması yapılan "Bireysel Yenilikçilik Ölçeği" kullanılmıştır. Bireysel yenilikçilik ölçeği yirmi sorudan oluşmaktadır. Çalışma sonucunda katılımcıların sosyo-demografik özellikleri ile bireysel yenilikçilik düzeyleri arasında istatiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Bununla birlikte değişime direnç alt boyutu ile katılımcıların medeni durumları ve yaşları arasında anlamlı bir ilişkinin olduğu tespit edilmiştir. Evli olanların değişime direnç ortalamaları bekar olanlardan, 36 ve daha yüksek yaştaki katılımcıların değişime direnç ortalamaları ise daha alt yaş gruplarındaki katılımcılardan daha yüksektir. Bireysel yenilikçilik ölçeği alt boyutlarından fikir önderliği için katılımcıların eğitim düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Buna göre lisansüstü eğitim düzeyine sahip kadın girişimcilerin fikir önderliği alt boyutu ortalamaları, diğer eğitim düzeylerine sahip olanlardan anlamlı derecede daha yüksektir. Çalışmada elde edilen bir diğer sonuç, deneyime açıklık alt boyutu ile katılımcıların medeni durumları, yaşları, yaşadıkları yer, yaşadıkları ortam ve eğitim düzeyleri arasında istatiksel olarak anlamlı bir ilişkinin varlığıdır. Elde edilen bu sonuçbekar olanların evlilere, 18-25 ve 26-35 yaş grubunda olanların daha yüksek yaş gruplarına, tek başına yaşayanların aileleri ile birlikte yaşayanlaragöre daha yüksek deneyime açıklık ortalamalarına sahip olduklarını göstermektedir. Bununla birlikte lisansüstü mezunlarının diğer eğitim düzeylerine sahip olanlara, şehir ve büyükşehirde yaşayanların alt vilayet, ilçe, kasaba ve köylerde yaşayanlaragöre deneyime açıklık alt boyutu ortalamaları anlamlı düzeyde daha yüksektir. Son olarak bireysel yenilikçilik düzeyi alt boyutlarından risk alma alt boyutu ile kadın girişimcilerin çocuk varlığı, yaşları ve yaşadıkları yer değişkenleri arasında anlamlı bir ilişkinin bulunduğu sonucu elde edilmiştir. Buna göre çocuğu olan katılımcıların risk alma alt boyutu ortalamaları, çocuğu olmayanlara göre anlamlı derecede daha yüksektir. Ayrıca 18-25 ve 26-35 yaş aralığındaki kadın girişimciler ile tek başına yaşayanların risk alma alt boyutu ortalamaları, daha yüksek yaş gruplarındakilerden ve ailesi ile yaşayanlardan daha yüksek olduğu sonucu elde edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Girişimcilik, Kadın Girişimci, Yenilik, Bireysel Yenilikçilik

GineGirişimcilerKadın girişimciliği+2
Djenabou Sow
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de bir şehrin büyükşehir olabilme kriterlerinin ikili lojistik regresyon ile analizi

İnsan zekâsının en üstün ürünlerinden biri olan büyükşehirler, sosyal, ekonomik, kültürel ve politik gelişimlerin doğal fiziki yansımaları olmuştur. Bu olgular, aydın planlamacılar, uzmanlar ve akademisyenlerin gözlem, araştırma, değerlendirme ve önerileri içeriğindedir. Metropoliten kent olarak da tanımlanan büyükşehirler, ülkelerin gelişimi için son zamanlarda araştırmaların odak noktası haline gelmiştir. Bu çalışmada Türkiye'de bulunan seksenbir ilin nitelikleri incelenmiş, büyükşehirlerin lojistik regresyon tekniğiyle analizi yapılarak şehirlerin hangi kriteler altında büyükşehir olma özelliği gösterdiği saptanmıştır. Araştırma, illerin 2014 yılına ait demografik, sosyal ve ekonomik içerikli değişkenlere ait verileri ile çalışılmıştır. İstatistiksel olarak anlamlı modeller, binary lojistik regresyon analizi ile tespit edilmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre Kişibaşı Gayrisafi Yurtiçi Hasıla, İthalat ve İhracat, tahmin edilen logit model için anlamlı bağımsız değişkenlerdir. Böylelikle büyükşehir olma kriterlerinde iktisadi kaynaklı değişkenlerin etkili olduğuna karar verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Metropoliten kent, Büyükşehir, Lojistik Regresyon.

Büyükşehir belediyeleriBüyükşehirlerKentler+7
Gönül Baş
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

İlköğretim 5. sınıf öğrencilerinin öğrenilmiş çaresizlik düzeyleri ve algıladıkları sınıf atmosferinin sosyodemografik değişkenlere göre incelenmesi

Bu araştırmada ilköğretim beşinci sınıf öğrencilerinin cinsiyet, akademik başarı, anne eğitim düzeyi, baba eğitim düzeyi, okulun sosyo-ekonomik durumu ve sınıf mevcuduna göre öğrenilmiş çaresizlik düzeyleri ile algıladıkları sınıf atmosferi açısından farklılık olup olmadığının incelenmesi amaçlanmıştır.Araştırmanın çalışma evrenini 2009-2010 eğitim-öğretim yılında Adana ili Çukurova, Sarıçam, Seyhan ve Yüreğir merkez ilçelerinde öğrenim gören ilköğretim beşinci sınıf öğrencileri oluşturmuştur. Araştırma ?Tabakalı küme örnekleme? yöntemi ile tesadüfî olarak seçilen toplam 530 öğrencisi ile yürütülmüştür. Araştırmada, veri toplama aracı olarak, Aydın (1985) tarafından Türkçe'ye uyarlanması ve standardizasyonu yapılan ?Çocuklar İçin Öğrenilmiş Çaresizlik Ölçeği? ile ilköğretim öğrencilerinin sınıf atmosferine ilişkin algılarını belirlemek amacıyla Şendur (1999) tarafından geliştirilen ?Sınıf Atmosferi Ölçeği? kullanılmıştır. Ayrıca araştırmacı tarafından öğrencilerin cinsiyet, akademik başarı, sınıf mevcudu, anne eğitim düzeyi ile baba eğitim düzeyine ilişkin soruları içeren bir ?Kişisel Bilgi Formu? hazırlanmış ve uygulanmıştır.Araştırmada elde edilen veriler üzerinde (One Way) Tek Yönlü Varyans Analizi, t-testi, dağılımın normal olmadığı durumlarda Kruskal Wallis ve Mann-Whitney U-testleri kullanılmıştır. Tek yönlü varyans analizinde farklılığın hangi gruptan kaynaklandığını belirlemek için LSD testinden yararlanılmıştır. Öğrenilmiş çaresizlik düzeyi ile algılanan sınıf atmosferi arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığının belirlenmesinde Pearson Momentler Çarpımı korelâsyonu kullanılmıştır. Tüm analizlerde .05 anlamlılık düzeyi ölçüt olarak kabul edilmiştir.Araştırma sonucunda öğrencilerin öğrenilmiş çaresizlik düzeyleri ile algıladıkları sınıf atmosferi arasında anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre öğrenilmiş çaresizlik düzeyi ile cinsiyet, akademik başarı, anne eğitim düzeyi, baba eğitim düzeyi, okulun sosyo-ekonomik durumu ve sınıf mevcudu arasında anlamlı bir fark tespit edilmiştir. Sınıf atmosferinin alt boyutlarından sınıf büyüklüğü ile akademik başarı, anne eğitim düzeyi, baba eğitim düzeyi, okulun sosyo-ekonomik durumu ve sınıf mevcudu arasında anlamlı bir fark olduğu bulunmuştur. Sınıf atmosferinin alt boyutlarından öğretmen etkisi ile akademik başarı arasında anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir. Sınıf atmosferinin alt boyutlarından sınıf düzeni ile de sosyo-ekonomik düzey arasında anlamlı bir fark bulunmuştur. Sınıf atmosferinin alt boyutları ile cinsiyet arasında anlamlı bir fark tespit edilmemiştir.Anahtar Kelimeler: Öğrenilmiş çaresizlik, algılanan sınıf atmosferi, ilköğretim.

Sosyodemografik değişkenlerSosyoekonomik durumSınıf atmosferi+6
Eda Cananoğlu
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Lise öğrencilerinin bilişsel esneklik düzeylerinin sosyo-demografik değişkenler ve öfke düzeyi ile öfke ifade tarzları arasındaki ilişki açısından incelenmesi

Bu araştırmada, bilişsel esneklik düzeyi ile öfke düzeyi ve öfke ifade tarzları arasındaki ilişki ve bilişsel esneklik puanlarının cinsiyet, sınıf düzeyi, anne-baba eğitim düzeyi ve sosyo-ekonomik düzey gibi sosyo-demografik değişkenlere göre değişip değişmediği incelenmiştir.Araştırmanın örneklemini lise 9, 10, 11 ve 12. sınıflara devam eden 447 erkek, 553 kız olmak üzere toplam 1000 öğrenci oluşturmuştur. Veriler ?Bilişsel Esneklik Ölçeği? (BEÖ), ?Sürekli Öfke ve Öfke İfade Tarzları Ölçeği? (SÖÖİTÖ) ve ?Kişisel Bilgi Formu? ile elde edilmiştir. Verilerin analizinde Pearson korelasyon katsayısı, t testi ve varyans analizi teknikleri kullanılmıştır. Araştırmada, tüm grupta bilişsel esneklik puanları ile SÖÖİTÖ alt ölçeklerinden sürekli öfke, öfke içte ve öfke dışta arasında negatif yönde anlamlı ilişkiler bulunurken, öfke kontrolü alt ölçeği arasında pozitif yönde anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Ayrıca, bilişsel esneklik puanları sınıf düzeyleri açısından dokuzuncu sınıflar lehine anlamlı bir şekilde farklılaşırken cinsiyet, anne-baba eğitim düzeyi ve sosyo-ekonomik düzey açısından böyle bir farklılık bulunmamıştır.Anahtar Kelimeler : Bilişsel Esneklik, Öfke, Ergenlik

Bilişsel esneklikErgenlerErgenlik+3
Aycan Diril
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Ön ergenlerin internet bağımlılığının yalnızlık, sosyal beceriler ve bazı sosyo demografik değişkenler açısından incelenmesi

Bu araştırmada ön ergenlerin internet bağımlılığının yalnızlık, sosyal beceriler (olumlu sosyal davranışlar, olumsuz sosyal davranışlar) ve bazı sosyo-demografik değişkenler (cinsiyet, akademik başarı, sosyo-ekonomik düzey, öğrencinin sınıf düzeyi) açısından nasıl bir ilişki gösterdiğini incelemek amaçlanmıştır. Bu araştırma ilişkisel tarama modelli betimsel bir çalışma niteliğindedir. Araştırma 6., 7. ve 8. sınıfa devam eden 1063 ortaokul öğrencisi ile gerçekleştirilmiştir. Öğrencilerin internet bağımlılığına ilişkin veriler Young (1996) tarafından geliştirilen Bayraktar (2001) tarafından Türkçeye uyarlama çalışması yapılan "İnternet Bağımlılık Ölçeği"; sosyal becerilerine ilişkin veriler (olumlu sosyal davranışlar, olumsuz sosyal davranışlar) Rotatory ve Hessel (1983) tarafından geliştirilen Bacanlı ve Erdoğan (2003) tarafından Türkçeye uyarlanan "Matson Çocuklarda Sosyal Becerileri Değerlendirme Ölçeği", yalnızlık düzeylerine ilişkin veriler Russel, Peplau ve Cutrona (1980) tarafından geliştirilen Demir (1989) tarafından Türkçeye uyarlanan "UCLA Yalnızlık Ölçeği" ve son olarak bazı sosyo-demografik değişkenler ve öğrencilerin internet kullanımına ilişkin veriler araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" kullanılarak elde edilmiştir. Verilerin analizinde SPSS 20.0 paket programından yararlanılarak frekans ve yüzde hesapları, parametrik olmayan testlerden Spearman Brown Sıra Farkları Korelasyon Katsayısı, Mann-Whitney U Testi ve Kruskal Wallis H Testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre; Örneklemin %93'ü semptom göstermeyenler, %6'sı sınırlı semptom gösterenler (olası bağımlı veya risk altında olanlar) ve %1'i internet bağımlısı olarak tespit edilmiştir. İnternet kullanım amaçlarına bakıldığında öğrencilerin %78'i okulla ilgili araştırmalar yapmak, %65'i oyun oynamak, %53'ü film izlemek, %50'si sosyal paylaşım sitelerini kullanmak, %44.1'i boş zamanlarımı değerlendirmek ve %17.6'sı internet sayfaları arasında sörf yapmak amacıyla internet kullanmaktadır. Öğrenciler çoğunlukla interneti birden fazla amaç için kullanmaktadır. Ön ergenlerin internet bağımlığının, yalnızlık düzeyleriyle anlamlı bir ilişki göstermediği ancak sosyal beceri değerlendirme alt ölçekleriyle (olumlu sosyal davranışlar, olumsuz sosyal davranışlar) anlamlı bir ilişki gösterdiği bulunmuştur. Öğrencilerin internet bağımlılık puanlarıyla olumlu sosyal davranışları arasında negatif yönde anlamlı düzeyde bir ilişki; olumsuz sosyal davranışları arasında ise pozitif yönde anlamlı düzeyde bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ön ergenlerin internet bağımlılık puanları; cinsiyetlerine, algılanan akademik başarı düzeylerine, ailenin gelir düzeyine, sınıf düzeylerine, günlük internet kullanım süresine ve sosyal paylaşım sitelerinden herhangi birine üye olup olmama durumlarına göre istatistiksel olarak anlamlı olarak farklılaşmakta iken, ailesinin internet kullanımına bir sınırlama koyup koymamasına göre herhangi bir farklılaşma tespit edilmemiştir. Anahtar Kelimeler: Ön Ergenler, İnternet Bağımlılığı, Yalnızlık, Sosyal Beceriler, Olumlu ve Olumsuz Sosyal Davranışlar

BağımlılıkErgenlerOlumlu sosyal davranış+7
Caner Doğrusever
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Evlilik uyumu ve doyumunun yordayıcısı olarak çocukluk çağı örselenme yaşantıları

Bu araştırmada evli bireylerin çocukluk çağı örselenme yaşantıları ile evlilik uyumu ve doyumları arasındaki ilişkilerin ortaya çıkarılması ve evlilik uyumu/doyumunu etkileyen sosyo-demografik değişkenlerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçlarla, 1112 katılımcıya (1024 kadın ve 88 erkek), "Çocukluk Çağı Örselenme Yaşantıları Ölçeği", "Evlilik Uyum Ölçeği" ve "Evlilik Doyum Ölçeği" uygulanmıştır. Kişisel verilerin elde edilmesi için ise araştırmacı tarafından oluşturulan "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde Pearson korelasyon analizi, bağımsız gruplar t testi, tek yönlü ANOVA ve çoklu regresyon analizleri kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, katılımcıların genel örselenme düzeyleri, fiziksel istismar düzeyleri, cinsel istismar düzeyleri, duygusal istismar ve ihmal düzeyleri ile evlilik uyumu ve evlilik doyumu düzeyleri arasında pozitif yönde anlamlı ilişkiler bulgulanmıştır. Örselenme yaşantılarının evlilik uyumu ve evlilik doyumunu anlamlı bir düzeyde yordadığı ve her iki değişken için de etki düzeyi en yüksek olan alt boyutun duygusal istismar olduğu tespit edilmiştir. Evlilik uyumuna etki eden sosyo-demografik değişkenlerin cinsiyet, yaş, eğitim düzeyi, evlilik öncesi tanışma biçimi, evlilik süresi, evlilik sayısı, çocuk sayısı, aile gelir düzeyi, daha önce bireysel/çift psikolojik desteği almış olma durumu, büyüme ortamı ve aile ile aynı yerde yaşama durumu olduğu saptanmıştır. Çiftin yaşadığı yerin ise evlilik uyumunu etkilemediği anlaşılmıştır. Son olarak, evlilik doyumuna etki eden sosyo-demografik değişkenlerin ise cinsiyet, eğitim düzeyi, evlilik öncesi tanışma biçimi, aile gelir düzeyi, daha önce bireysel/çift psikolojik desteği almış olma durumu ve aile ile aynı yerde yaşama durumu olduğu belirlenmiştir. Yaş, evlilik süresi, çocuk sayısı, evlilik sayısı, büyüme ortamı ve çiftin yaşadığı yerin ise evlilik doyumuna anlamlı etkileri olmadığı görülmüştür.

Evlilik doyumuEvlilik uyumuEğitim psikolojisi+2
Serap Melek Kılıç
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Madde bağımlılarının kişilerarası problem çözme becerilerinin bağımlılık şiddeti ve sosyo-demografik değişkenler açısından incelenmesi

Bu araştırmanın amacı madde bağımlılarının kişilerarası problem çözme becerilerinin bağımlılık şiddeti ve sosyo-demografik değişkenler açışından incelenmesi bu çalışmanın problemini oluşturmaktadır. Madde bağımlılarının kişilerarası problem çözme becerilerinin bağımlılıkla ilgili bazı değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığının incelenmesi de araştırma probleminin ayrı bir boyutunu oluşturmuştur. Araştırmanın madde kullanan çalışma grubu 2015 Eylül ve 2016 Temmuz ayları arasında İstanbul Tıp Fakültesi Hastanesi Psikiyatri Anabilim Dalı, Alkol-Madde biriminde madde bağımlılığı tanısı ile tedavisine başlanan 66 kişiden oluşmaktadır. Madde kullanmayan çalışma grubu ise Google anket uygulaması üzerinden ulaşılan ve madde bağımlılığı ve dışlama ölçütlerinde yer alan tanıları almadığını beyan ederek veri toplama araçlarını dolduran 70 kişiden oluşmaktadır. Araştırmada veriler Çam ve Tümkaya (2007) tarafından geliştirilen Kişilerarası Problem Çözme Envanteri (KPÇE), Ögel, Evren, Karadağ ve Gürol (2012) tarafından geliştirilen Bağımlılık Profil İndeksi (BAPİ) ve araştırmacı tarafından hazırlanan Psiko-Sosyal Kişisel Bilgi Formu ile toplanmıştır. Araştırmada verilerin analizi SPSS 14,0 paket programı kullanılarak yapılmıştır. Verilerin normal dağılım gösterip göstermediğini incelemek için Kolmogorov-Simirnov testinden yararlanılmıştır. Verilerin analizinde madde bağımlısı olan ve olmayan çalışma gruplarının kişilerarası problem çözme becerilerini karşılaştırmak amacıyla parametrik istatistiksel tekniklerden bağımsız grup "t" testi ve madde bağımlısı gruba yönelik analizlerde dağılımın normal olmaması nedeniyle non-parametrik tekniklerden Mann-Whitney "U"testi ve non-parametrik Kruskal-Wallis testi kullanılmıştır. Araştırma kapsamında kullanılan sürekli değişkenler arasındaki ilişkiler Pearson Çarpım Momentler Korelasyon tekniği ile araştırılmıştır. Yapılan analizler sonucunda, madde bağımlısı olan grubun kişilerarası problem çözümünün olumlu özellikleri içeren alt boyutların (YPC ve I-SY) puanlarının madde bağımlısı olmayan gruba göre istatistiksel açıdan anlamlı derecede düşük olduğu bulunmuştur. Madde bağımlılarının bağımlılık şiddet düzeyi toplam puanları yükselirken, kişilerarası problemlerin çözümünde probleme olumsuz yaklaşım özelliklerini içeren becerileri kullanma eğilimi artmaktadır. Bağımlılık şiddeti yüksek ve orta olanlar ile bağımlılık şiddeti düşük olanların kişilerarası problem çözme becerileri alt boyut puanları anlamlı derecede farklılaşmakta ve bağımlılık şiddet düzeyi yüksek olanların, bağımlılık şiddeti düşük düzeyde olanlara göre ısrarcı-sebatkâr ve yapıcı problem çözme beceri algıları yüksek bulunmuştur. Araştırma sonuçları alan yazında yer alan araştırmalar ışığında yorumlanmış ve tartışılmıştır. Araştırma bulgularına dayalı olarak uygulamacılara ve araştırmacılara önerilerde bulunulmuştur. Anahtar kelimeler: Madde bağımlılığı, bağımlılık şiddeti, kişilerarası problem çözme

BağımlılıkKişiler arası ilişkilerKişiler arası problemler+4
Mustafa Çetinkaya
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Çocukluk dönemi örselenme yaşantıları ile erken dönem uyumsuz şemalar arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmada, çocukluk dönemi örselenme yaşantıları ile erken dönem uyumsuz şemalar arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır.Aynı zamanda YŞÖ-KF3 ile ÇÖYÖ-KF alt boyutlarının çeşitli sosyodemografik değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığı incelenmiştir.Araştırmanın örneklemini 2017-2018 yılında Kütahya Dumlupınar Üniversitesi'nde öğrenim gören 415 (147 Kadın, 268 Erkek) öğrenci oluşturmuştur. Katılımcılara Sosyodemografik Bilgi Formu, Young Şema Ölçeği Kısa Form-3 (YŞÖ-KF3) ve Çocukluk Dönemi Örselenme Yaşantıları Ölçeği Kısa Formu (ÇÖYÖ-KF) uygulanmıştır.Tüm veriler SPSS 24 programı ile analiz edilmiştir.Veriler normal dağılım gösterdiğinden parametrik analiz yöntemleri kullanılmıştır.Elde edilen bulgulara göre; YŞÖ-KF3 ile ÇÖYÖ-KF'nin alt boyutları arasında pozitif yönlü ve istatistiksel olarak anlamlı ilişkiler bulunmuştur.ÇÖYÖ-KF Duygusal İhmal alt boyutu puan ortalamaları çeşitli sosyodemografik değişkenlere göre anlamlı farklılık göstermiştir.YŞÖ-KF3'nin alt boyutları puan ortalamaları da çeşitli sosyodemografik değişkenlere göre anlamlı farklılık göstermiştir. Elde edilen bulgular ilgili literatür temelinde tartışılmış ve önerilerde bulunulmuştur.

Erken dönem uyum bozucu şemalarSosyodemografik değişkenlerSosyodemografik özellikler+3
Sümeyye Karayiğit
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Kamu ve vakıf üniversitelerindeki akademik personelin stratejik planlama tutumlarının sosyo-demografik değişkenlere göre değerlendirilmesi: bir alan çalışması

Stratejik planlama kavramı ile günümüzde özellikle kamu kurum ve kuruluşları için önemli hale gelen uzun vadeli düşünme eylemi; örgütlerin güçlü ve zayıf yönlerini, fırsat ve tehditleri göz önünde bulundurarak yöneticileri, örgütün tüm kaynaklarından etkin biçimde faydalanmaya, esnek ve şeffaf bir örgüt yapısı oluşturmaya ve alınan kararlarda gerek örgütün kendi dinamiklerini gerekse çevresel dinamiklerini hesaba katmaya mecbur bırakmaktadır. Bu araştırmada, akademisyenlerin stratejik planlama tutumlarının sosyo-demografik değişkenlere göre nasıl farklılaştığının tespiti amaçlanmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre akademisyenlerin stratejik planlamaya yönelik tutumları; medeni durumları, yaşları, akademik pozisyonları ve görevli olunan üniversite türüne göre kısmen farklılık gösterirken, stratejik planlama hakkında bilgi sahibi olma ve stratejik planlama sürecine katılma durumu stratejik planlamaya yönelik tutumlarda anlamlı farklılık yaratmaktadır.

Akademik personelPlanlamaSosyodemografik değişkenler+3
Tamer Yıldız
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessEN

A study of Raqqa tribes in Syria social, political and economic profiles

This study starts from the premise that a clan or tribe is a political phenomenon first and foremost. Of course, the clan is a social entity it was formed within the social life of human beings and to achieve social needs. It could also be an economic entity or a security institution whose tribal men exchange services and benefits and protect each other in the face of all forms of external danger; The clan is often an ethnic entity as well, because it is based on blood kinship or lineage in origin. Kinship here may be real, or it may be hypothetical, which tribesmen imagine in response to a specific situation. This research aims, through its six chapters, to clarify the tribal structure in the province of Raqqa and explain the basic concepts and differences between tribe and clan, as well as other terms that are often used in their incorrect locations. This research also aims to discuss social changes and tribal customs and traditions that have developed over time, in addition to researching the policies of states, governments and authorities that have successively controlled the province of Raqqa. And exploring the implications and results of these policies on the relationship that linked the state and the tribe since before the collapse of the Ottoman Empire and passing through all the authorities and governments that ruled this region up to the 2011 Syrian uprising, which is still going on to this day, and discussing their very large effects on the structure of the tribe and the relationship of tribe members between them and the relationship with them. Other tribes and the relationship of the tribal community as a whole with the authority and the state.

TribesPoliticsPolitical activities+3
Amar Alhamd
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Okuldaki şiddet olayları ile aile içi şiddet ilişkisi

Bu araştırmanın amacı; okullarda son yıllarda etkisini daha da çok göstermeye başlayan şiddet olayları ile aile içi şiddet ilişkisini; cinsiyet, sınıf, anne ve baba öğrenim durumu, aile gelir durumu, aile tipi gibi sosyo-demografik faktörler yönünden incelemektir. Bu araştırmada ?Tarama Modeli? kullanılmıştır. Örneklem İstanbul ili Çekmeköy ilçesi 2011-2012 eğitim öğretim yılında Ali Kuşçu İlköğretim Okulunun 6., 7. ve 8. sınıflarında öğrenim gören 307 öğrenciden oluşmaktadır. Veri toplamak için ?Zorba-Kurban Ölçeği? ve ?Aile İçi Şiddet Anketi? kullanılmıştır. Araştırmaya katılan öğrencilerin çeşitli sosyo-demografik özelliklerini saptamak için araştırmacı tarafından hazırlanan ?Kişisel Bilgi Formu? kullanılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde Mann Whitney ? U Testi, Kruskall Wallis H ? Testi, Spearman Korelasyon ve Regresyon analizi kullanılmıştır. Bulgular, ilköğretim öğrencilerinin, baba kaynaklı fiziksel ve sözel şiddet, anne kaynaklı sözel ve psikolojik şiddet, baba kaynaklı sözel ve psikolojik şiddet, anne ve baba kaynaklı ekonomik şiddet, ve anne ve baba kaynaklı bireysel hakları kısıtlayıcı ve duygusal şiddete maruz kaldığını göstermektedir. Şiddet faktörlerinin cinsiyet değişkenine göre fark gösterdiği, erkek öğrencilerin aile içi şiddete kız öğrencilerden daha fazla maruz kaldığı belirlenmiştir. 7. sınıfta öğrenim gören öğrencilerin baba kaynaklı fiziksel ve sözel şiddet, anne kaynaklı sözel ve psikolojik şiddet ve anne ve baba kaynaklı bireysel hakları kısıtlayıcı psikolojik şiddete, 6. sınıfta öğrenim gören öğrencilere göre daha fazla maruz kaldığı görülmüştür. 8. sınıfta öğrenim gören öğrencilerin baba kaynaklı sözel ve psikolojik şiddet ile anne ve baba kaynaklı bireysel İİİhakları kısıtlayıcı psikolojik şiddete, 6. sınıfta öğrenim gören öğrencilere göre daha fazla maruz kaldığı görülmüştür. 8. sınıfta öğrenim gören öğrencilerin de, anne kaynaklı sözel ve psikolojik şiddete 7. sınıfta öğrenim gören öğrencilere göre daha fazla maruz kaldığı görülmüştür. Araştırmaya katılan ilköğretim öğrencilerinin zorba ? kurban düzeyleri incelendiğinde zorbalık düzeyi ortalaması 4.919; kavga düzeyi ortalaması 8.264; kurban olma düzeyi ortalaması 7.091 olarak bulunmuştur. Öğrencilerin zorba ? kurban olma durumları cinsiyet ve sınıf değişkenine göre istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. 8. sınıfa devam eden erkek öğrenciler 8. sınıfa devam eden kız öğrencilere ve 6. ve 7. sınıfa devam eden öğrencilere göre okuldaki şiddet olaylarında daha fazla zorbalık yapmakta ve kurban olmaktadır. İlköğretim öğrencilerinin zorba ? kurban olma düzeyleri ve aile içinde gördüğü şiddet faktörleri arasındaki ilişkinin incelendiği araştırmada, şiddet faktörleri arttıkça öğrencilerin zorba ve kurban olma düzeyleri ?çok zayıf? da olsa artış göstermektedir. Baba kaynaklı fiziksel ve sözel şiddetin 1 birim artması zorbalığı 0,83 birim, kavgayı 3.677 birim, kurban olma durumunu ise 1,36 birim arttırırken, anne ve baba kaynaklı bireysel hakları kısıtlayıcı psikolojik şiddetin 1 birim artması durumunda kurban olma durumunun 0.464 birim arttığı tespit edilmiştir. Aile içinde görülen şiddet faktörlerinden yalnızca baba kaynaklı fiziksel ve sözel şiddete maruz kalma durumunun zorbalık durumunu, kurban olma durumunu ise baba kaynaklı fiziksel ve sözel şiddet ile anne ve baba kaynaklı bireysel hakları kısıtlayıcı şiddete maruz kalma durumunun etkilediği görülmektedir. Araştırmanın sonucunda okuldaki şiddet olayları ile aile içi şiddet ilişkisinin ?zayıf? şekilde gerçekleşebildiği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Aile içi şiddet, okulda şiddet, zorbalık, kurban.

Aile içi şiddetOkullarPsikolojik istismar+4
Merve Gonca Çeliktaş
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Eşitsizlik ve karşılanmayan sağlık ihtiyaçları: Türkiye sağlık araştırması verilerinden kanıtlar

Amaç: Bu çalışmanın amacı, sosyo-ekonomik faktörlerin karşılanmayan sağlık ihtiyaçları üzerindeki etkilerini belirlemektir. Yöntem: Analizde kullanılan değişkenler 2010,2012, 2014 ve 2016 yılına ait "TÜİK Sağlık Araştırması" mikro veri setinden elde edilmiştir. Farklılık ve etki analizleri yapılmıştır. Depresyon hastalığı ve sosyo-ekonomik değişkenlerin karşılanmayan sağlık ihtiyaçlarını etkileme derecesini tespit etmek için bir model kurulmuştur. Modellerin analizinde Binary Logit Regresyon analizi kullanılmıştır. Bulgular: Karşılanmayan sağlık ihtiyaçlarının alt kategorileri (randevu alma süresinin çok uzun olması, uzaklık ya da ulaşım problemleri ve ödeme güçlüğüne bağlı karşılanmayan sağlık ihtiyaçları), yıllara ve sosyodemografik değişkenlere göre farklılık arz etmektedir. Yaş, gelir, sağlık güvencesine sahip olmak, cinsiyet, medeni durum, eğitim, çalışma durumu, genel sağlık durumu, bedensel ağrı durumu ve depresyon gibi faktörler, karşılanmayan sağlık ihtiyaçlara en çok etki eden faktörlerdir. Karşılanmayan sağlık ihtiyaçlarının neden olduğu sağlıkta eşitsizliklerden en çok dezavantajlı gruplar (kadınlar, işsizler, eğitim ve gelir düzeyi düşük olanlar, sağlık güvencesi olmayanlar) etkilenmektedir. Sonuç: Bu çalışma ile elde edilen sonuçlar, araştırmacılara, politika yapıcılara ve sağlık yöneticilerine kanıta dayalı bilgiler sunmuştur. Anahtar Kelimeler: Sağlık, Eşitsizlik, Sağlıkta Eşitsizlik, Karşılanmayan Sağlık İhtiyacı

EşitsizlikKarşılanmayan sağlık ihtiyacıRegresyon analizi+6
Gülşen Genç
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin psikolojik yardım alma tutumlarının bağlanma stilleri, kişilik özellikleri ve bazı sosyo demografik değişkenler açısından incelenmesi

Üniversite öğrencilerinin psikolojik yardım alma tutumlarını etkileyen pek çok değişken bulunmaktadır. Bu araştırmanın temel amacı, üniversite öğrencilerinin psikolojik yardım alma tutumlarını bağlanma stilleri, kişilik özellikleri ve bazı sosyo demografik değişkenler açısından incelemektir. Çalışmada, "cinsiyet, öğrenim görülen fakülte, sınıf düzeyi, kalınan yer ve sosyo-ekonomik düzey" sosyo demografik değişkenler olarak belirlenmiştir. Araştırma grubu, 2015-2016 eğitim öğretim yılında Karadeniz Teknik Üniversitesi'nde okuyan 441 kız, 320 erkek olmak üzere 786 öğrenciden oluşmaktadır. 25 öğrenci ise cinsiyete dayalı bir bildirimde bulunmamıştır. Araştırma verilerinin toplanmasında, Türküm (2004) tarafından geliştirilen "Psikolojik Yardım Almaya İlişkin Tutum Ölçeği-K (PYTÖ-K)", Griffin ve Bartholomew (1994) tarafından geliştirilen, Türkçe'ye uyarlaması Sümer ve Güngör (1999) tarafından yapılan "İlişki Ölçekleri Anketi (İÖA)" ve Bacanlı, İlhan ve Aslan (2009) tarafından geliştirilen "Sıfatlara Dayalı Kişilik Testi (SDKT)" kullanılmıştır. Öğrencilerin demografik özellikleri ile ilgili bilgileri elde etmek için araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Araştırma verilerinin analizinde SPSS 22.0 programı kullanılmış olup, Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Katsayısı Tekniği, çoklu doğrusal regresyon analizi tekniği, bağımsız grup t testi, tek yönlü varyans analizi tekniğinden yararlanılmıştır. Araştırma sonucunda psikolojik yardım alma tutumunun bağlanma stillerinden güvenli bağlanma stili ile pozitif; saplantılı bağlanma stili ile negatif yönde anlamlı bir ilişkisi olduğu bulunmuştur. Psikolojik yardım alma tutumu ile kişilik özelliklerinden dışa dönüklük, açıklık, yumuşak başlılık ve sorumluluk özellikleri arasında da pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu bulgulanmıştır. Ayrıca, psikolojik yardım alma tutumunun cinsiyete, öğrenim görülen fakülteye, sınıf düzeyine ve kalınan yere göre anlamlı bir fark gösterdiği; sosyo-ekonomik düzeye göre farklılık göstermediği ortaya çıkmıştır. Sonuçlar literatür bulgularıyla tartışılmış ve öneriler sunulmuştur.

Bağlanma stilleriKişilik özellikleriPsikolojik yardım+4
Emine Ülken
Karadeniz Technical University · Institute of Educational Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Sağlık hizmetleri sunumunda kurumsal karne ve iş mükemmeliyeti ölçeklerinin sosyo-demografik değişkenler açısından incelenmesi

Sağlık bakım hizmetlerinde sağlık örgütlerinin performanslarının ölçülmesi ve değerlendirilmesi ekonomik ve sosyal açılardan önemli bir konu halini almıştır. Sağlık hizmetlerinde geçerli ve güvenilir performans ölçümlerin ve değerlendirmelerin yapılabilmesi, sağlık hizmetleri sunumunda kalite göstergelerinin standardize edilebilmesine bağlıdır. Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı, uzun araştırmalar ve deneyimler neticesinde sağlık bakım hizmeti sunan örgütlerde, sağlık bakım hizmetlerinin uluslararası kalite standartlarına uyum sağlayabilmesi amacıyla, Sağlıkta Kalite Standartları'nı (SKS) geliştirmiştir. SKS'nin nihai hedefi Türkiye genelinde, uluslararası kalite standartları ve göstergeleri uygulayarak, sağlık örgütlerinin kalite seviyelerini iyileştirmektir. Anekdot niteliğindeki kanıtlar ve sayısız referanslar, sağlık örgütlerinde kalite standartlarının iyileştirilmesi gereğini savunmaktadır. Bu araştırma, bir kamu hastanesi kalite standartlarının, sağlık hizmetlerinden faydalanan hasta, hasta yakınları ve sağlık hizmeti sunan personelin sosyo-demografik göstergelerinin üzerinden değerlendirilmesini amaç edinmektedir. Araştırmada Kanji'nin İş Mükemmeliyet Modeli ve Kanji'nin Kurumsal Karne Modeli kullanılmıştır. Her iki modele ait iki adet ölçüm aracından faydalanılmıştır. Sağlık hizmeti sunanların kalite performansına dair algılarını ölçmek için İş Mükemmeliyet Ölçüm aracından yararlanılmıştır. Kurumsal Karne Ölçeği ise hasta ve hasta yakınlarının algılarının ölçülmesinde kullanılmıştır. Araştırmada kullanılan ölçeklerde 10'lu Likert tipi ölçeklendirmeye yer verilmiştir. İş Mükemmeliyeti Ölçeğinde, mesleki statülerine göre hastanenin kalite standartlarına dair sağlık hizmeti sunanların tutum ortalamaları anlamlı bir şekilde farklılaşmaktadır. Kurumsal Karne Ölçeğinin cinsiyet değişkenine dair hasta ve hasta yakınlarının tutum ortalamalarında anlamlı bir ilişkiden söz edilememektedir. Bununla birlikte gelir düzeyleri, eğitim düzeyleri ve yaş değişkenlerine dair katılımcıların tutum ortalamalarında anlamlı bir ilişki söz konusudur. Bu araştırma, uluslararası standartlar gözetilerek sağlık hizmetlerinin kalitesini iyileştirmeye yönelik potansiyel bir çözüm olarak hazırlanan Sağlıkta Kalite Standartları'nın güvenilirliği yönünde, ampirik kanıtlar sunmaktadır.

Kurumsal karnePerformansPerformans ölçümleri+5
Hilmi Atalıç
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Evli ve boşanmış ebeveynlerin çocuklarında barrat dütüsellik ölçeği puanlarının sosyodemografik verilerle birlikte değerlendirilmesi

Ergenliğin bir karar çatışması, kimlik bulma çabası, riskli ve tehlikeli davranışların kazanıldığı, aileden uzaklaşma isteğinin arttığı dönem olarak değerlendirildiğinde, bu dönemin sağlıklı bir şekilde atlatılmasında ebeveynlerin birlikteliğinin etkisi tartışılmaktadır. Amaç: Bu çalışmanın amacı, gelişim dönemi açısından kritik bir öneme sahip olan ergenlik dönemindeki dürtü denetim sorunlarının evli ve boşanmış çiftlerin ergen yaştaki çocuklarında karşılaştırmalı olarak incelenmesidir. Örneklem: Çalışma 12 – 17 yaş aralığındaki ailesi boşanmış 50 kız 50 erkek ve ailesi boşanmamış 50 kız 50 erkek ergenin katılımıyla toplam 200 ergenle birlikte çalışılarak gerçekleştirilmiştir. Bu çalışma kesitsel bir çalışmadır ve örneklem grubu rastgele seçilmiştir. Metod: Dürtü kontrol seviyeleri Barrat Dürtüsellik Ölçeği (BDÖ) ile değerlendirmiştir. Ebeveynlerin eğitim durumu, ergenin cinsiyeti, yaşı, kardeş sayısı, ergenin hangi ebeveynde kaldığı, boşanma üzerinden geçen sürenin dürtü kontrol düzeyine etkisi incelenmiştir. Bulgular: BDÖ toplam puanı evli ailelerin çocuklarında 61,4±12,8 iken boşanmış ailelerin çocuklarında puan ortalaması benzerdir (61,6±13,0) (p=0,743). BDÖ toplam puanı ve tüm alt ölçek puanları gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark göstermemiştir. Annenin ve babanın eğitim düzeyi ve çocuğun cinsiyetine göre fark saptanmazken, yaş grubu, ayrılık süresi ve kardeş sayısına göre dürtü denetim düzeyleri farklılık göstermektedir. Sonuç: Ebeveyn ayrılığının-boşanmasının ergenlerin dürtü denetim puan seviyelerini belirleyen bağımsız bir faktör olmadığı saptanmıştır. Dürtü denetiminin farklı etkenler ile birlikte incelenmesinde yarar vardır.

BoşanmaBoşanmış ailelerDürtüsel davranış+5
Hasan Gedikli
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Lise öğrencilerinde öz denetim ve anne-baba tutumu arasındaki ilişkinin bazı sosyo-demografik değişkenler açısından incelenmesi (Elazığ ili örneği)

Ergenlik, çocukluk ile yetişkinlik arasında bir evre olarak tanımlanmaktadır. Bu dönemde, birey bir taraftan büyüme ve olgunlaşma için yeni fırsat ve yaşantılar kazanırken, diğer taraftan birçok akademik, sosyal veya duygusal zorlukla karşı karşıya kalabilmektedir. Literatür incelendiğinde, birçok çalışmanın çocuğun bilişsel, sosyal ve duygusal gelişiminde ailenin önemi üzerinde durduğu görülmektedir. Bu çalışmada, ailenin bireyin gelişimindeki önemi dikkate alındığında, ergenlerde anne baba tutumları ile öz-denetim arasındaki ilişki incelenmiştir. Diğer bir deyişle, lise öğrencilerinde öz-denetim ve anne baba tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi hedeflenmiştir. Araştırmanın örneklemi, Elazığ ilinde farklı ortaöğretim kurumlarında öğrenim gören 423 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırma kapsamında, anne baba tutumlarını ölçmek amacıyla "Anne Baba Tutum Envanteri ", öz-denetimi ölçmek amacıyla ise"Öz-denetim Ölçeği" kullanılmıştır. Çalışmanın başında araştırmanın problemi, amacı, önemi ve sınırlılıkları belirtildikten sonra 2. Bölümde konuyla ilgili kuramsal açıklamalar ve ilgili araştırmalara yer verilmiştir. 3. Bölümde araştırmanın yöntemi ve 4. Bölümde bulgular üzerinde bilgiler paylaşılmıştır. Çalışma son bölüm olan 5. Bölümde belirtilen Sonuç Ve Öneriler ile son bulmaktadır. Analiz sonuçları, cinsiyet, sınıf düzeyi, ailenin ekonomik düzeyi, okul türü ve anne-baba eğitim düzeyi açısından öğrencilerin öz-denetim düzeylerinde anlamlı bir farklılaşmanın olmadığını göstermiştir. Elde edilen bulgular, eğitimciler, psikolojik danışmanlar ve ruh sağlığı alanında çalışanlar açısından ele alınıp tartışılmış ve gelecek araştırma ve uygulamalar için önerilerde bulunulmuştur.

Ana-baba tutumuElazığLise öğrencileri+3
Oylum Özgül
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin toplumsal cinsiyet tutumlarının özgüven, kişilik özellikleri ve sosyo-demografik değişkenler ile ilişkisinin incelenmesi

Bu çalışmada üniversite öğrencilerinin toplumsal cinsiyet tutumları ile özgüven ve kişilik özellikleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Ayrıca öğrencilerin toplumsal cinsiyet tutumları ile özgüven ve kişilik özelliklerinin cinsiyet, gelir düzeyi, yaşamının çoğunu geçirdiği yer, anne eğitim durumu, baba eğitim durumu, eğitim gördüğü fakülte değişkenlerine göre anlamlı farklılık gösterip göstermediği incelenmiştir. Araştırmanın örneklemini 2018-2019 eğitim öğretim döneminde Çukurova Üniversitesinde öğrenim gören 348 öğrenci oluşturmaktadır. Çalışmada veri toplama araçları olarak Toplumsal Cinsiyet Rolleri Tutum Ölçeği, Cervantes Kişilik Ölçeği, Özgüven Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Araştırma sonucunda öğrencilerin toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin tutumları ile özgüven düzeyleri arasında pozitif yönlü bir ilişki olduğu, toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin tutumları ile kişilik özellikleri arasında anlamlı ilişki olduğu bulgularına ulaşılmıştır. Toplumsal cinsiyet rolleri tutumları cinsiyet ve ailenin aylık gelirine göre anlamlı farklılık göstermektedir. Öğrencilerin toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin eşitlikçi tutumlarının ve özgüvenlerinin yüksek düzeyde olduğu; öğrencilerin dışa dönük ve tutarlı oldukları, nörotik kişiliklerinin dengeli kişilere göre nispeten daha yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Cinsiyet rolleriKişilik özellikleriSosyodemografik değişkenler+4
Tuba Takkin
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Avukatların sosyal medya kullanımları ve doyumlarının sosyo demografik değişkenlere göre incelenmesi

Bu araştırmada avukatların sosyal medya kullanımları ve doyumları ile bazı sosyo demografik değişkenler (cinsiyet, doğum tarihine göre bulunduğu kuşak, eğitim durumu, gelirleri) arasındaki ilişkilerin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2019 yılı Mayıs ve Haziran aylarında Mersin Barosuna bağlı çalışan avukatlar oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi ise 207 erkek avukat, 187 kadın avukat olmak üzere toplam 394 avukat kolaylıkla bulunabilen örnekleme yönteminden faydalanılarak oluşturulmuştur. Araştırmada ölçme aracı olarak kişisel bilgi formu ve Gülmez, Bir, Onatça Engin ve Özekenci (2018) tarafından Türkçe'ye kazandırılan Sosyal Medya Kullanımları ve Doyumları adlı ölçekten yararlanılmıştır. Anlamlılık düzeyi 0,05'tir. Avukatların sosyal medya kullanım ve doyum düzeylerinin cinsiyet, doğum yılı, eğitim durumu Facebook, Twitter, İnstagram ve YouTube kullanımlarına göre farklılaşıp farklılaşmadığına t testi ile hesaplanmış olup gelir durumu ve günlük sosyal medya kullanım süresine göre farklılaşıp farklılaşmadığı ise tek yönlü varyans analizi ile incelenmiştir. Avukatların Facebook, Twitter, YouTube ve İnstagram kullanımlarının cinsiyete göre farklılaşıp farklılaşmadığı ise iki yönlü kay kare ile incelenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre erkek avukatların kadın avukatlara göre bilgi edinme boyutunda sosyal medya kullanım ve doyumlarının daha yüksek olduğu görülmüştür (t=2,401, p<,05). Avukatların medeni durum ve eğitim düzeyleri açısından sosyal medya kullanımlarının ve doyumlarının farklılaşmadığı gözlenmiştir. Avukatların sosyal medya platformlarını günlük kullanım süreleri arttıkça eğlenme boyutunda sosyal medya kullanım ve doyum puanlarının arttığı gözlenmiştir. Avukatlar sosyalleşme boyutunda Facebook ve İnstagram Platformların, bilgi edinme boyutunda Facebook, İnstagram ve YouTube Platformlarını kullanmayı tercih ederken eğlenme boyutunda Facebook, Twitter, İnstagram ve YouTube Platformlarını kullanmayı tercih etmedikleri gözlenmiştir. Facebook, Twitter ve YouTube kullanmayan avukatların oranı kullanan avukatların oranından daha fazla olduğu gözlenmiştir. İnstagram kullanan avukatların kullanmayan avukatların oranından fazla olduğu gözlenmiştir. Facebook, Twitter ve YouTube Platformlarını erkek avukatların kadın avukatlara oranla daha fazla tercih ettiği tespit edilirken İnstagram'ı kadın avukatların erkek avukatlara oranla daha fazla tercih ettikleri gözlenmiştir

AvukatlarFacebookKullanımlar ve doyumlar+5
Mehmet Lütfü Açıkgöz
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Lise öğrencilerinin sosyal medyaya ilişkin tutumlarının incelenmesi (Tarsus örneği)

Bu çalışmada lise öğrencilerinin sosyo-demografik değişkenler (cinsiyet, okul türü) ve sosyal medya kullanım durumu (kullanım sıklığı, en çok kullanılan sosyal medya ağı) değişkenlerine göre sosyal medya tutumlarının incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışma grubu 2018-2019 eğitim-öğretim yılında Mersin İli Tarsus İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı üç farklı lise türünde eğitim gören 9, 10, 11 ve 12. sınıflar arasından kolaydan örnekleme yöntemiyle seçilen 379'u erkek, 232'si kadın olmak üzere toplam 611 öğrenciden oluşmaktadır. Verilerin toplanmasında Otrar ve Argın (2013)' nın geliştirmiş olduğu Sosyal Medya Tutum Ölçeği ve araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Veriler SPSS 22.0 programı ile analiz edilmiştir. Öğrencilerin cinsiyetlerine göre tutumlarının farklılaşıp farklılaşmadığına t testi ile diğer tüm bağımsız değişkenler açısından puanlar tek yönlü Varyans Analizi ile incelenmiştir. Farkın kaynağına Sheffe testi ile bakılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre öğrencilerin sosyal medyaya ilişkin tutumlarının cinsiyet, okul türü, sosyal medya ağlarını kullanım sıklığı, en çok kullanılan sosyal medya ağları değişkenlerine göre farklılaştığı bulunmuştur. Anahtar kelimeler: Sosyal medya, tutum, internet, sosyal ağlar

Lise öğrencileriSosyal ağlarSosyal medya+5
Abdüssamed Meltem
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin bilişsel esneklik düzeylerinin damgalama ve psikolojik iyi olma açısından incelenmesi

İnsanoğlu varlığından bu yana hem küçük hem de büyük çaptaki değişikliklerle karşılaşmakta ve bunlarla başa çıkarak hayatını devam ettirmeye çalışmaktadır. Günümüzdeki hızlı değişiklikler başa çıkma gereksinimini artırmakta; bireyler kontrol altına alamadıkları dış koşulların baskısı altında kalmaktadır. Bu baskıdan kurtulmak ve hayatını sürdürmek için uyum sağlamanın bir yolunu bulmaya çalışan insan, en etkili yol olarak "esneklik" olgusunu bulmuştur. Esneklik şartlar dahilinde değişiklikle başa çıkma yeteneğidir ve insanların değişimle başa çıkmasında kilit rol oynamaktadır. Üniversite dönemi, genç yetişkinliğe doğru ilk adımın atıldığı ve ergenlikten çıkmak üzere olan gençlerin çeşitli yeni tecrübeler deneyimledikleri bir dönemi oluşturmaktadır. Bu dönemde üniversite ile birlikte yeni sosyal ve akademik ortama adapte olma, çeşitli kariyer imkanlarını araştırma, karşı cinsle ve arkadaşlarla ilişkilerini sorgulama, sosyal özgürlükler içerisinde bağımsız olma ve akademik beklentileri karşılama gibi birçok konu gündemi oluşturmaktadır. Bu nedenle problemlerle başa çıkmada önemli görülen bilişsel esnekliğin üniversite öğrencilerinde değerlendirilmesi ve damgalama ile psikolojik iyi olmaya etkisinin belirlenmesi oldukça önemlidir. Bu araştırma Çukurova Üniversitesi Eğitim Fakültesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık bölümü 128 kadın ve 50 erkek öğrenciyle gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmanın amacı ise öğrencilerin bilişsel esneklik düzeylerinin damgalama ve psikolojik iyi olma açısından incelenmesidir. Çalışma kapsamında uygulanan anketlerden elde edilen veriler SPSS 22.0 programı ile analiz edilmiştir. Buna göre Bilişsel Esneklik Ölçeğinin Psikolojik İyi Olma Ölçeği geneli ile negatif yönlü anlamlı ilişkisi bulunmaktadır. Damgalama Ölçeğinin ise Psikolojik İyi Olma Ölçeği alt boyutlarından çevresel hakimiyet düzeyi ile negatif yönlü, bireysel gelişim düzeyinde pozitif yönlü, anlamlı ilişkisi bulunmaktadır. Anahtar kelimeler: Bilişsel esneklik, damgalama, psikolojik iyi olma ve sosyodemografik değişkenler

Bilişsel esneklikDamgalamaPsikolojik iyi oluş+2
İclal Basut
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi çocukların sosyal becerileri ile problem davranışlar ve akran ilişkilerinin sosyo-demografik değişkenlere göre incelenmesi

Okul öncesi dönem, bireylerin gelecek dönemdeki davranışlarının şekillenmesinde önemlidir. Bu nedenle okul öncesi çocuklarda sosyal beceriler, problemli davranışlar ve akran ilişkilerine yönelik tespitlerin yapılması önemlidir. Bu araştırmanın amacı okul öncesi çocukların sosyal becerileri ile problem davranışlar ve akran ilişkileri arasındaki ilişkinin sosyo-demografik değişkenlere göre incelenmesidir. Araştırma ilişkisel tarama modelinde düzenlenmiştir. Araştırmanın amacına uygun olarak anket formu hazırlanmış ve saha araştırması kapsamında uygulanmıştır. Araştırma kapsamında Google Drive Form aracılığıyla 180 öğretmene anket formu mail olarak gönderilmiştir. Öğretmenlerden toplam olarak 385'ianket formu doldurulmuş şekilde geri gelmiştir. Bu doğrultuda 385 anket formu üzerinden görüşmeler yürütülmüştür. Çalışma grubuna "Tanıtıcı Bilgi Formu", "Sosyal Becerileri Değerlendirme Ölçeği (4-6 Yaş)", "Davranış Problemleri Ölçeği: Okul Öncesi Davranış Sorunları Tarama Ölçeği (OÖDSTÖ)" ve "Çocuk Davranışı Ölçeği (ÇDÖ)" verilmiştir. Elde edilen bulgulara göre çocukların sosyal becerileri ile problemli davranışları arasında negatif yönlü ve istatistiksel olarak anlamlı ilişki tespit edilmiştir. Sosyal davranışlar alt boyutu ile sosyal beceriler arasında istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif yönlü bir ilişki mevcutken, akran ilişkilerindeki olumsuz olarak nitelendirilen alt boyutlar ile sosyal beceriler arasında negatif yönlü ve istatistiksel olarak anlamlı ilişki söz konusudur. Sosyal davranışlar göstermek alt boyutu ile problemli davranışlar arasında negatif ve istatistiksel olarak anlamlı ilişki söz konusuyken, akran ilişkilerindeki olumsuz boyutlar ile problemli davranışlar arasında istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif yönlü ilişki mevcuttur. Anahtar kelimeler: Okul öncesi, sosyal beceriler, problem davranışlar, akran ilişkileri

Akran ilişkileriOkul öncesi çocuklarProblem davranış+3
Remziye Saitoğlu
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmenlerin nomofobi düzeylerinin sosyodemografik değişkenler açısından incelenmesi

Teknolojinin gelişim süreci içerisinde gündelik hayatımızda kullandığımız internet ve akıllı telefonlar bireyler tarafından vazgeçilmez özellikte olmuş ve bu durum bir bağımlılık haline dönüşmüştür. Bireyler aşırı internet kullanımı sonucunda iş, sosyal ve aile yaşamlarında problemler yaşamaktadır. Bazı bireyler ise telefonlarından ayrı kaldıkları durumlarda kendilerini huzursuz ve kaygılı hissetmekte bu durum iş, sosyal ve aile yaşamlarında problemlere sebep olmaktadır. Bu çalışmada, nomofobi düzeyinin sosyodemografik değişkenlerden yaş, cinsiyet, medeni durum, yaşanılan yer, yaşanılan evde internet bağlantısı varlığı, 24 saatlik zaman diliminde akıllı telefon kullanım süresi, akıllı telefonu kullanım amacı açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma modeli ilişkisel tarama modelidir. Araştırmanın evrenini Erzurum'da görev yapan 4280 öğretmen oluşturmaktadır, örneklemi ise % 5 hata oranı olacak şekilde tesadüfi örneklem yoluyla belirlenen 354 öğretmendir. Veri toplama araçları olarak, Yıldırım ve Correira (2015) tarafından geliştirilen Türkçe uyarlaması Yıldırım, vd. (2016) tarafından yapılan Nomofobi Ölçeği ve araştırmacı tarafından hazırlanan kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen verilere göre; nomofobi düzeyinin cinsiyet, 24 saatlik zaman diliminde telefonu kullanım süresi ve akıllı telefonu kullanım amacı değişkenlerine göre farklılaştığı görülürken; medeni durum ve evde internet bağlantısı değişkenleri ile farklılaşmadığı ortaya çıkmıştır.

Akıllı telefonlarNomofobiSosyodemografik değişkenler+3
Seydi Avcı
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinde çocukluk çağı duygusal travma ve bağlanma stilleri ilişkisi ve sosyodemografik değişkenlere göre farklılıklarının incelenmesi: Mersin ili örneği

Bu araştırmada erken erişkinlik döneminde olan üniversite öğrencilerinde çocukluk çağı duygusal travma düzeyleri ve bağlanma stilleri arasındaki ilişkinin ve çocukluk dönemi sosyodemografik özelliklere göre farklılıklarının incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemi üniversitede öğrenim gören 18-25 yaş aralığında gençler arasından rastgele seçilen 101 kadın ve 124 erkek olmak üzere toplam 225 bireyden oluşturulmuştur. Araştırma verileri katılımcılara Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri, Çocukluk Çağı Duygusal Travma Ölçeği ve Demografik Bilgi Formu uygulanarak elde edilmiştir. Verilerin analizi için SPSS 23.0 istatistik programı kullanılmıştır. Gönüllülük esasına göre belirlenen katılımcıların onamları alınmıştır. Araştırmada sonucunda kaygılı bağlanma puanları babanın almış olduğu eğitim düzeylerine göre istatistiki olarak farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Kaygılı bağlanma puanı ile duygusal istismar alt boyut puanları arasında pozitif yönde, düşük düzeyde istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulunmuştur. Kaygılı bağlanma ile duygusal ihmal alt boyut puanları arasında pozitif yönde, düşük düzeyde istatistiksel olarak anlamlı ilişki belirlenmiştir. Bu verilere göre çocukluk çağı duygusal ihmal ve duygusal istismar düzeyleri ile kaygılı bağlanma arasında pozitif yönde anlamlı ilişki belirlenmiştir.

Bağlanma stilleriMersinSosyodemografik değişkenler+3
Ayşe Erdoğan
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Meslek lisesi öğrencilerinin akademik güdülenme düzeylerinin anne baba tutumu ve sosyodemografik değişkenlerle ilişkisinin incelenmesi

Öğrencilerin okul ortamındaki öğrenmelerini, buna bağlı olarak da akademik başarılarını etkileyen önemli faktörlerden bir diğeri de ailedir. Bu araştırmanın temel amacı, meslek lisesi öğrencilerinin algıladıkları anne baba tutumları ile akademik güdülenme düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırma 2021-2022 eğitim öğretim yılında Adana ili Çukurova ilçesinde bulunan üç mesleki ortaöğretim kurumuda 9, 10, 11, ve 12. sınıflarda öğrenim gören 418 meslek lisesi öğrencisi ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada anne-baba tutumlarının akademik güdülenme sürecine etkisini belirleyebilmek için 'anne-baba tutum envanteri', akademik güdülenme düzeylerindeki kişisel farklılıkları belirlemek amacıyla 'akademik güdülenme ölçeği' ve kişisel özelliklere ilişkin bilgileri elde etmek için 'kişisel bilgi formu' kullanılmıştır. Bu çalışmada verilerin analizleri SPPS 25 programı kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Çalışma grubunu, yaşları 14-18 arasında değişen (ort = 15.63 ± 1.32) 28'i (% 6.7) kız ve 390'ı (% 93.3) erkek olmak üzere toplam 418 ergen oluşturmaktadır. Araştırma sonuçları, akademik güdülenme düzeylerinde demografik özelliklere bağlı farklılaşmaların olduğu görülmektedir. Buna göre meslek lisesi öğrencilerinin akademik güdülenme düzeylerinin sınıf düzeylerine göre farklılaştığı; cinsiyet, yaş, okuduğu bölüm, başarı puanı, annenin eğitim durumu, babanın eğitim durumu, anne-baba durumu ve ailenin ortalama aylık gelirine göre farklılaşmadığını göstermiştir. Ayrıca anne-baba tutumlarının akademik güdülenme sürecine olan yordayıcı etkisinin, algılanan demokratik ebeveynliğin kendini aşma, bilgiyi kullanma ve keşif boyutlarını anlamlı düzeyde ve pozitif yönde açıkladığı ancak koruyucu-istekçi ve otoriter ebeveyn tutumlarının ergenlerin akademik güdülenme düzeyleri üzerinde anlamlı bir etkisinin olmadığı görülmektedir. Elde edilen sonuçlar algılanan demokratik ebeveynliğin, akademik güdülenmenin kendini aşma, bilgiyi kullanma ve keşif boyutlarını anlamlı düzeyde ve pozitif yönde açıkladığını göstermektedir (p < .001). Ancak koruyucu-istekçi ve otoriter ebeveyn tutumlarının ergenlerin akademik güdülenme düzeyleri üzerinde anlamlı bir etkisi olmadığı sonucuna varılmıştır (p >.05). Çalışmamızda, meslek lisesinde okuyan öğrencilerin algıladıkları anne-baba tutumlarının akademik güdülenme düzeylerinde anlamlı bir farklılaşma olduğu görülmektedir. Ebeveynlerin, eğitimcilerin ve öğrencilerin içinde bulundukları durumu daha iyi analiz ederek tutum ve davranışlara yönelik farkındalık oluşturulması, çocuk ve ergenlerin olumsuz güdülenmelerine neden olan faktörlerin belirlenmesi ve sonuç olarak onların akademik ve sosyal becerilerinin arttırılması açısından önemlidir

Akademik başarıAna-baba tutumuBaşarı güdüsü+4
Menzil Yüksel
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00

Related subjects