Nursing homes
81 theses under this subject heading
Elli beş yaş ve üstü bireylerin sağlık profili ve huzur evine ilişkin düşünceleri
Bu çalışma evde yaşayan 55 yaş ve üstü bireylerin sağlık profili ve huzurevinde yaşamaya ilişkin düşüncelerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma 1 Mart 2018- 30 Nisan 2018 tarihleri arasında, Gaziantep İli Şahinbey İlçesi Düztepe Mahallesinde yaşayan 218 katılımcı ile tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Çalışmaya başlamadan önce gerekli izinler alınmıştır. Verilerin toplanmasında Anket Formu, Nottingham Sağlık Profili (NSP) ve SF-36 Yaşam Kalitesi Ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen verilen değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistikler, Kolmogorov Simirnov, One Way Anova, Student T, Kruskall Wallis ve Mann Whitney U testleri kullanılmıştır. Katılımcıların yaş ortalamalarının 66,17 olduğu, %51,4'ünün kadın, %30,7'sinin okuryazar, %85,3'ünün evli, %39,4'ünün ev hanımı ve % 89,4'ünün sosyal güvencesinin olduğu, % 56,9'unun çalışmadığı ve % 38,5'inin eşi ile birlikte yaşadığı belirlendi. Bireylerin %72'sinin huzur evinde yaşamak istemedikleri, ancak huzur evinin adının rehâbilitasyon ya da yaşam merkezi olması durumunda %99,1'inin buralarda kalabileceklerini belirttikleri tespit edildi. Katılımcıların %80,8'inin huzurevlerinde kalan kişilerin günlük yaşam aktivitelerine yardım edildiğini düşündükleri saptandı. Eşi ve çocukları ile birlikte yaşayanların, erkeklerin, ilaç kullanmayanların, kronik hastalığı olmayanların SF-36 ölçeği tüm alt boyut puan ortalamalarının diğerlerine göre daha yüksek olduğu, NSP puan ortalamalarının ise birlikte yaşadıkları kişilere göre dağılımları arasındaki farkın anlamlı olduğu belirlendi. Çalışma kapsamına alınan bireylerin çoğunun huzurevinde kalmak istemediği, SF-36 ölçeği tüm alt boyut puan ortalamalarının ve NSP puan ortalamalarının birlikte yaşadıkları kişilerden etkilendiği saptandı. Bu sonuçlar doğrultusunda bu yaş grubundaki kişilere huzuerevleri hakkında bilgi verilmesi önerilebilir. Anahtar kelimeler: Sağlık profili, 55 yaş ve üstü, huzurevi, hemşirelik
Demans tanılı bireylerde hortikültürel aktivitelerin fiziksel ve bilişsel durum, mental iyi oluş, sosyal katılım ve yaşam kalitesi üzerine etkisi
Bu çalışmada, huzurevlerinde yaşayan demans tanılı bireylere uygulanan hortikültürel aktivitelerin, bireylerin fiziksel ve bilişsel durum, mental iyi oluş, sosyal katılım ve yaşam kaliteleri üzerindeki etkileri incelendi. Değerlendirme ve aktivite programı yüz yüze olacak şekilde gerçekleştirildi ve çalışmaya 40 birey dahil edildi. Çalışma grubuna, haftada 2 gün (1 aktivite günü ve 1 ziyaret günü) olacak şekilde 10 haftalık hortikültürel aktivite programı uygulanırken kontrol grubuna sadece değerlendirmeler uygulandı. Katılımcıların, mental durumlarının değerlendirilmesi için Mini Mental Durum Testi (MMSE); fonksiyonel mobilite, denge ve fonksiyonel performanslarının değerlendirilmesi için Zamanlı Kalk Yürü Testi (ZKY); bilişsel durumlarının değerlendirilmesi için Hızlı Hafif Kognitif Bozukluk Testi (HHKB); mental iyi oluşlarını değerlendirmek için Warwick-Edinburgh Mental İyi Oluş Ölçeği (WEMİO); sosyal ve duygusal yalnızlık durumunu ölçmek için Yetişkinler İçin Sosyal ve Duygusal Yalnızlık Ölçeği (SELSA-S) ve yaşam kalitelerini değerlendirmek amacıyla da Dünya Sağlık Örgütü Yaşam Kalitesi Ölçeği Yaşlı Modülü (WHOQOL-OLD) kullanıldı. Çalışmamız sonucunda, çalışma grubunun uygulanan aktivite programı ile fiziksel ve bilişsel durum, mental iyi oluş, sosyal katılım ve yaşam kalitesi seviyelerinde iyileşme olduğu saptandı (p<0,05). Kontrol grubunun fiziksel ve bilişsel durum, mental iyi oluş, sosyal katılım ve yaşam kalitesi seviyelerinde olumlu bir değişiklik gözlenmedi (p>0,05). Çalışmamızda elde edilen sonuçlar huzurevinde kalan demans tanılı bireylere uygulanan hortikültürel aktivitelerin olumlu etkileri olduğunu ortaya koymaktadır. Huzurevlerinde kalan demans tanılı bireylerin ergoterapi müdahale programlarında hortikültürel aktivitelere de yer verilmesinin önemli olduğu düşünülmektedir.
Feminist sosyal hizmet perspektifinden huzurevinde yaşayan kadınların deneyimleri
Bu çalışma, İstanbul'daki huzurevlerinde yaşayan kadınların anlatıları, algıları ve deneyimlerine odaklanmaktadır. Çalışma, yaşlı kadınların anlatılarından yola çıkarak huzurevine taşınma ve yerleşme süreçlerinde kadınların deneyimlerinin ve öznelliklerinin nasıl şekillendiğini ve dönüştüğünü keşfetmeyi amaçlamaktadır. Araştırma, kadınların yaşlanma süreçlerinin toplumdaki farklı tahakküm ilişkilerinin ve eşitsizliklerin kesiştiği önemli bir alan olduğunu savunmakta ve bu tahakküm ilişkilerinin yaşlı kadınların yaşamlarını nasıl etkilediğini tartışmaktadır. Çalışma huzurevine gelme kararının alınması süreçlerini, ev ve aile alanının sembolik ve mekânsal olarak terkinin nasıl gerçekleştiğini, huzurevindeki gündelik yaşamı ve sosyal ilişkileri incelemektedir. Araştırma kapsamında İstanbul'da Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğü'ne ve Darüşşafaka'ya bağlı huzurevlerinde ve özel huzurevlerinde yaşayan 22 kadınla derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Görüşmeler NVivo nitel veri analiz programı yardımıyla analiz edilmiştir. Araştırmanın sonuçları, toplumdaki huzurevlerine yönelik olumsuz düşüncelere karşın huzurevlerinin yaşlı kadınların güçlenmesine imkan sağlayan kuruluşlar olduğunu göstermektedir. Buna karşın toplumdaki huzurevlerine ilişkin önyargılar ve bilgi eksiklikleri huzurevlerine başvuruları ve huzurevlerine uyumu zorlaştırmaktadır. Araştırma ile huzurevlerinde yaşlıların haklarının korunması için savunuculuk çalışmalarına ve yaşlıların katılımını artırmaya dönük uygulamaların hayata geçirilmesi ihtiyacı olduğu görülmüştür. Bu çalışmanın huzurevlerinde yaşayan yaşlı kadınlar için güçlendirici ve özgürleştirici feminist sosyal politikaların ve feminist sosyal hizmet uygulamalarının geliştirilmesine katkı sağlayabileceği düşünülmektedir.
Huzurevinde kalan bireylerde kinezyofobinin ağrı, günlük yaşam aktivitelerinde bağımsızlık ve yaşam doyumu ile ilişkisinin incelenmesi
Bu çalışma huzurevinde kalan bireylerde kinezyofobinin ağrı, günlük yaşam aktivitelerinde bağımsızlık ve yaşam doyumu ile ilişkisini incelemek amacıyla planlandı. Çalışmamıza huzurevinde yaşayan 125 birey dahil edildi. Katılımcıların kinezyofobi düzeylerini belirlemek için Tampa Kinezyofobi Ölçeği, ağrı düzeylerini değerlendirmek amacıyla Geriatrik Ağrı Ölçeği, günlük yaşam aktivitelerinde bağımsızlık düzeylerini değerlendirmek için Katz Günlük Yaşam Aktiviteleri Ölçeği, yaşam doyumu düzeylerini değerlendirmek için Yaşam Doyumu Ölçeği kullanıldı. Katılımcıların kinezyofobi düzeyleri ile ağrı düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptandı (r=0,827, p=0,000). Çalışmamıza katılan bireylerin kinezyofobi düzeyleri ile günlük yaşam aktivitelerinde bağımsızlık düzeyi arasında istatistiksel açıdan anlamlı negatif yönlü bir korelasyon saptandı (r=-0,793, p=0,000). Katılımcıların kinezyofobi düzeyleri ile yaşam doyumu düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı negatif yönlü bir korelasyon saptandı (r=-0,782, p=0,000). Huzurevinde kalan bireylerde kinezyofobi, ağrı, günlük yaşam aktivitelerinde bağımsızlık ve yaşam doyumu arasındaki ilişkiyi incelediğimiz bu çalışmada huzurevinde yaşayan bireylere yapılacak olan değerlendirmelerde bu parametrelerin göz önünde bulundurulması gerektiği düşünülmektedir.
Bakımevinde kalan yaşlıların yalnızlık duygusuna yaşam doyumunun, yaşam kalitesinin ve benlik saygısının etkisi
Kesitsel, tanımlayıcı tasarımda ve ilişki arayıcı olan bu çalışmada bakım evindeki yaşlıların yalnızlık duygusuna yaşam doyumunun, yaşam kalitesinin ve benlik saygının etkisini belirlemek ve elde edilen sonuçlarla bakımevi koşullarının iyileştirilmesine ve sağlık hizmetlerinin planlanmasına destek olmak amaçlandı. Araştırmanın evrenini (Ekim 2019-Aralık 2020) bir huzurevinde kalan yaşlılar (N=332), örneklemini de 130 yaşlı oluşturdu. Kişisel Bilgi Formu, Yaşlılarda Yaşam Kalitesi Ölçeği, Yaşlılar İçin Yalnızlık Ölçeği, Yaşam Alanlarındaki Doyum Ölçeği ve Sosyal Karşılaştırma Ölçeğiyle veriler toplandı. Çalışmanın verilerinin değerlendirilmesinde; tanımlayıcı istatistiksel analizler (ortalama, standart sapma, medyan, frekans, yüzde, minimum, maksimum), normal dağılım testleri (Shapiro- Wilk, Skewness ve Kurtosisin), cronbachalpha, t testi/Mann Whitney U testi, One- wayAnova/Kruskal Wallis testi, Pearson Korelasyon testi, faktör analizleri, lineer regresyon analizleri ve yapısal eşitlik modellemesi kullanıldı. Fark ve ilişkilerde istatistiksel anlamlılık p<0.05-olarak kabul edildi. Yaşlıların yaş ortalamasının 73,88±7,41 olduğu, çoğunun; erkek (%65,4), evlenmediği (%46,9), çocuğunun olmadığı (%73,1), ilkokul mezunu (%40), geliri olduğu (%88,5) ve emekli maaşı aldığı (%46,2) kronik hastalığının olduğu (%75,4) ve bağımsız hareket edebildiği (%60), bakımevinde ortalama 6,50±8,04 yıl kaldığı ve kendi isteğiyle geldiği (%63,5), bakımevindeki sosyal aktivitelere katıldığı (%60), akrabalarının ziyarete geldiği (%59,2), bakımevi dışına çıkabildiği (%58,5) ve bakımevinde kalan diğer sakinlerle arkadaşlık kurduğu (%78,5) saptandı. Çalışmadaki yaşlıların, yaşam kalitesinin (21,30±7,88), orta düzeyde yaşam doyumunun yüksek (7,80±1,87) olduğu, olumlu benlik şemasının olduğu (69,44±11,72), yalnızlık puanlarının kabul edilebilir düzeyde (8,31±4,86), %20,8'inin yalnız olduğu saptandı. Kadın cinsiyetinin yalnızlık puanında 2,529 artışa, geliri olanların da 4,192 puan düşüşüne neden olduğu belirlendi (p<0,05). Yatağa bağımlı yaşlıların duygusal yalnızlık puanlarının anlamlı düzeyde yüksek olduğu belirlendi (p<0,05). Yaşlıların yaşam kalitesi puanları arttıkça sosyal, duygusal ve genel yalnızlık puanlarının anlamlı olarak azaldığı (p<0,05) belirlendi. Sosyal karşılaştırmanın sosyal sınıf, çekicilik ve genel puanları attıkça olumlu benlik şeması oluştuğu, sosyal ve genel yalnızlık puanlarının anlamlı düzeyde azaldığı, yaşam alanlarına yönelik doyumu artıkça soysal, duygusal ve genel yalnızlıklarının da azaldığı saptandı (p<0,05). Anahtar Kelimeler: Yalnızlık, Yaşam doyumu, yaşam kalitesi, benlik saygısı.
Ağrı İli ve İstanbul İli huzurevlerinde kalan yaşlıların uyku, günlük yaşam aktiviteleri ve yaşam kalitesi açısından değerlendirilmesi
Çalışmanın amacı, Ağrı ili ve İstanbul ili huzurevlerinde yaşayan yaşlı bireylerin uyku kaliteleri, günlük yaşam aktiviteleri ve yaşam kaliteleri arasındaki ilişkilerin incelenmesidir. Temmuz 2020 ve Ocak 2021 tarihleri arasında yürütülen çalışmaya Ağrı ili ve İstanbul ili huzurevinde kalan, yaşları 65 yaş üstü olan 92 gönüllü yaşlı birey dahil edildi. Çalışmaya dahil edilen yaşlı bireylerin bilişsel durumları Mini Mental Durum Testi (MMDT) ile, yaşam kaliteleri Dünya Sağlık Örgütü yaşam kalitesi ölçeği yaşlı modeli (WHOQOL-OLD) ile, günlük yaşam aktiviteleri Barthel İndeksi testi ile, gündüz uyku durumları Epworth Uykululuk Ölçeği (EUÖ) ile ve geçmiş döneme ait bir aylık uyku kaliteleri Pittsburgh Uyku Kalitesi İndeksi (PUKİ) ile değerlendirildi. Gözlemsel ve kesitsel tanımlayıcı olan bu çalışmada iki gruplu veriler karşılaştırılırken Mann Whitney-U testi kullanılıdı. İstatiksel anlamlılık değeri (p<0,05) olarak alındı. Farklı rakımlardaki Ağrı ve İstanbul illeri huzurevlerinde yaşayan yaşlılar arasındaki PUKİ ve WHOQOL-OLD ölçeklerinde istatistiksel olarak anlamlı farklar saptanmıştır (p<0,05). Tüm katılımcıların PUKİ ve Barthel İndeksi arasında bir korelasyon belirlenmiştir. Bu ilişkinin ters yönlü ve zayıf bir ilişki olduğu tespit edilmiştir (p<0,05). İstanbul'daki katılımcıların PUKİ değerleri ile Barthel İndeksi verileri arasında ve EPWORTH Uykululuk Ölçeği ile Yaşam Kalitesi Ölçeği (WHOQOL-OLD) arasında bir korelasyon vardır. Bu korelasyonlar negatif ve orta düzeyde bir ilişki olarak bulunmuştur (p<0,05). Sonuç olarak; huzurevlerinde kalan yaşlı bireylerin uyku kalitesi zayıf olarak bulunmuştur. Uyku kalitesi ve günlük yaşam aktiviteleri arasında bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Ayrıca, yüksek irtifanın uyku kalitesi üzerinde olumsuz etkileri olduğu sonucuna varılmıştır.
Huzurevinde yaşayan yaşlılarda COVİD-19 pandemi sürecinde ölüm kaygısı ve yalnızlık
Bu tez çalışması, huzurevinde yaşayan yaşlılarda Covid-19 pandemi sürecinin ölüm kaygısı ve yalnızlık üzerine etkisini belirlemek amacı ile gerçekleştirildi. Çalışma, Darülaceze Huzurevi'nde kalmakta olan 109 kadın ve 92 erkek olmak üzere toplam 201 kişinin katılımı ile tamamlandı. Çalışma süresi, 1 Kasım 2021-30 Haziran 2022 tarihleri arasını kapsamakta olup çalışmanın verileri etik kurul ve kurum iznini takiben 24 Şubat 2022-15 Nisan 2022 tarihleri arasında toplandı. Çalışma verilerinin analizi "SPSS 21" bilgisayar paket programı ile yapıldı. Normal dağılıma uygun olmayan ölçüm değerleri için parametrik olmayan yöntemler kullanıldı. Parametrik olmayan yöntemlere uygun şekilde, iki bağımsız grubun ölçüm değerleriyle karşılaştırılmasında "Mann-Whitney U" test (Z-tablo değeri), bağımsız üç veya daha fazla grubun ölçüm değerleriyle karşılaştırılmasında "Kruskal-Wallis H" test (χ2-tablo değeri) yöntemi kullanıldı. Üç veya daha fazla grup için anlamlı fark çıkan değişkenlerin ikili karşılaştırmaları için Bonferroni düzeltmesi uygulandı. Yaşlıların yaş ortalamasının 69,24±6,83 (yıl) olduğu tespit edilmiş ve %35,3'ünün (n:71) 65-69 yaş grubunda olduğu belirlendi. Yaşlıların Yaşlılar İçin Yalnızlık Ölçeği'nden aldıkları genel puan ortalaması 10,69, duygusal yalnızlık alt boyutundan aldıkları puan ortalaması 6,67, sosyal yalnızlık alt boyutundan aldıkları puan ortalaması 4,02 olarak bulundu. Yaşlıların yalnızlık seviyesi kabul edilebilir yalnızlık olarak bulundu. Yaşlıların Ölüm Kaygısı Ölçeği'nden aldıkları puan ortalaması 7,02 olarak bulundu. Yaşlılarda ölüm kaygısı yüksek bulundu. Pandemi gibi zorlu süreçlerde daha fazla etkilenen yaşlı bireylere yalnızlık ve ölüm kaygısı ile ilgili araştırmaların artırılması ve kaygılarının azaltılmaya yönelik girişimlerin uygulanması önerilir.
Yaşlının yaşadığı yerin depresyon, günlük yaşam aktivitesi ve yaşam kalitesi üzerine etkisi
Bu araştırma yaşlının yaşam ortamının depresyona, günlük yaşam aktivitesine ve yaşam kalitesine etkisini araştırmak amacıyla planlanmıştır. Araştırmanın örneklemi 65 yaş üzerinde farklı mekanlarda yaşayan (huzurevinde, evde yalnız ve evde aile ile yaşayanlar) toplam 180 yaşlı bireyden oluşmaktadır. Araştırmaya katılan olgular demografik özellikleri yanında yaşlılıkla ilişkili hastalık ve özgeçmişleri yönüyle ilgili incelendi. Farklı ortamlarda yaşayan üç gruptaki geriatrik olgunun, sosyodemografik özellikleri, sağlık durumları kaydedildi. Her grubun depresyon durumu Geriatrik Depresyon Skalası ile, günlük yaşam aktiviteleri Lawton ve Brody'nin Enstrümental Günlük Yaşam Aktiviteleri Skalası ve Barthel Günlük Yaşam Aktiviteleri İndeksi ile, yaşam kalitesinin değerlendirilmesi Yaşlılar için Yaşam Kalitesi Ölçeği (WHOQOL-OLD) ile, boş zamanlarının değerlendirilmesi ise Boş Zaman Aktiviteleri Formu kullanılarak ölçüldü. Verilerin analizinde, Statistical Package for Social Science (SPSS) Windows version 23.0 kullanıldı. Gruplar kendi aralarında F Testi (ANOVA) ve Independent Samples T Testi ile karşılaştırılmıştır. İstatistiksel anlamlılık p<0,05 düzeyinde değerlendirilmiştir. Çalışmadan elde edilen verilere göre gruplar arası Geriatrik Depresyon düzeyi anlamlı bulunamamıştır (p=0,219). Günlük yaşam, boş zaman aktiviteleri ve yaşam kaliteleri düzeyi gruplar arası istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Çalışmadan elde ettiğimiz sonuçlara göre yaşlıda yaşam yerinin Geriatrik Depresyon düzeyine etkisi bulunmazken, günlük yaşam, boş zaman aktivite seviyesine ve yaşam kalitesine etki ettiği bulunmuştur.
Birinci basamak sağlık kuruluşları ve hastaneler tarafından verilen evde sağlık hizmetlerinin değerlendirilmesi: Ankara ve Eskişehir illeri örneği
Türkiye'de evde sağlık hizmetlerinin sunum ve koordinasyonu 2017 yılında birinci basamak sağlık kuruluşlarından (Toplum Sağlığı Merkezleri, TSM) hastanelere devredilmiştir. Bu çalışmada yapılan bu organizasyonel değişikliğin hizmet kullanım sıklığına ve maliyetlerine etkisini değerlendirmek ve aynı zamanda Eskişehir ve Ankara illerinde evde sağlık hizmetleri uygulamasında yer alan personel ile hasta/ hasta yakınlarının hizmet sunumu ile ilgili bu değişiklik hakkında görüşlerini tespit etmek amaçlanmıştır. Çalışmada birincil ve ikincil veri kaynaklarından yararlanılmıştır. İkincil veri kaynağı olarak 304 hastanın devir öncesi ve sonrası hizmet kullanımları ve maliyetleri karşılaştırılmış ve kamu hastanelerinde sunulan evde sağlık hizmetlerinin birinci basamak sağlık kuruluşlarında sunulan evde sağlık hizmetlerine göre; bir hastaya yapılan ortalama ziyaret sayısının (3,64'e karşı 2,98), ortalama işlem sayısının (4,74'e karşı 3,80) ve ortalama ziyaret başı giderinin (13,71 TL'ye karşı 10,14 TL) daha fazla olduğu ve bu farklılığın istatistiksel olarak anlamlı (p<0.05) olduğu görülmüştür. Çalışmada birinci veri kaynağı olarak ise evde sağlık hizmetlerindeki sağlık personeli ile hasta ve hasta yakınlarının hizmet sunumundaki değişiklikle ilgili görüşlerini belirlemek için 74 sağlık çalışanı ile 322 hasta ve yakınına yüz-yüze görüşme tekniğine dayalı anket uygulanmıştır. Anketin geçerliliği açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizleri ile güvenirliği ise Cronbach alfa katsayısı ile incelenmiş ve anketin yapısal olarak geçerli ve sorulara verilen yanıtların kabul edilebilir güvenirlik düzeyinde (0,766) olduğu görülmüştür. Çalışmada hipotezleri test etmek için ise çok değişkenli regresyon analizi ve bağımlı gruplarda t testi kullanılmıştır. Ankete cevap veren katılımcılar evde sağlık hizmetlerinin TSM'lerden, kamu hastanelerine devredilmesiyle ziyaret sıklığı ve memnuniyet, izleme değerlendirme, teşhise erişim, sosyo-ekonomik destek ile personel ve mali destek boyutlarında olumlu gelişmeler yaşandığını belirtirken, kurumsal destek boyutu ile özel sektör ve güvenlik desteği ile hakkaniyet boyutuna ilişkin olumsuz gelişmeler yaşandığını ifade etmişlerdir. Evde sağlık hizmetlerinin birinci basamak sağlık kuruluşları ve hastaneler tarafından sunulmasının sağladığı avantaj ve dezavantajı değerlendiren bu çalışmanın evde sağlık hizmetlerinin iyileştirilmesi yönünde geliştirilecek politikalara önemli veri ve bilgi sağlayacağı düşünülmektedir.
Toplumsal cinsiyet bağlamında huzurevlerinde kalan yaşlı kadınların yaşam deneyimleri
ARSLAN, Merve. Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği Bağlamında Yaşlı Kadınların Sorunları ve İhtiyaçları: Huzurevlerinde Yaşayan Yaşlı Kadınların Yaşam Deneyimleri, Yüksek Lisans Tezi, Ankara, 2021. Bu araştırma huzurevinde kalan yaşlı kadınların gençlik ve yetişkinlik döneminde yaşadıkları cinsiyete özgü sorunların toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve ekolojik sistem yaklaşımı bağlamında değerlendirilmesi ve bu sorunların yaşlılık dönemine olan etkisinin ortaya konulması amacıyla yapılmıştır. Yaşlılık dönemine ilişkin araştırmaların yaygın olmasına rağmen yaşlılık dönemini kadın odağında ele alan çalışmaların oldukça sınırlı olması sebebiyle bu araştırmanın kadınların yaşlılığı konusundaki bilgi eksikliğinin giderilmesine katkı sunacağı umulmaktadır. Araştırmada metodolojik olarak nicel araştırma deseni kullanılmış ve araştırma genel tarama modelinde yapılmıştır. Araştırma Ankara ilinde 4 farklı özel huzurevlerinde yaşayan 76 yaşlı kadınla yürütülmüş ve araştırmanın verileri araştırmacı tarafından hazırlanan görüşme formu aracılığıyla toplanmıştır. Araştırmanın verilerinin toplanması esnasında, tüm dünya genelinde Covid-19 pandemi sürecinin yaşanması nedeniyle huzurevlerine girişlerin yasaklanması üzerine araştırmanın verilerinin bir kısmı araştırmacının gerçekleştirdiği yüz yüze görüşmelerle toplanırken büyük bir kısmı ise huzurevlerinde çalışan sosyal hizmet uzmanları aracılığıyla toplanmıştır. Araştırmanın sonucunda ulaşılan önemli sonuçlar şöyledir: Yaşlı kadınların genelinin dul olduğu ve çevrenin baskısından çekinme ya da kadınların tekrar evlenmesini uygun bulmama gibi toplumsal cinsiyet eşitsizliklerinden kaynaklanan kalıp yargılardan dolayı yeniden evlenmeyi düşünmedikleri tespit edilmiştir. Yaşlı kadınların eğitim durumlarına bakıldığında neredeyse yarıya yakını ilkokul eğitimlerini bile tamamlayamamıştır. Yaşlı kadınların eğitim hayatlarını yarıda bırakmalarının sebepleri arasında babalarının okula göndermemesi, ailede ev işlerine yardım etmek zorunda olmaları ve kız çocuklarının okula gitmesinin hoş karşılanmaması gibi toplumsal cinsiyet eşitsizliğinden kaynaklanan eğitim fırsatlarına erişimde yaşanan engeller bulunmaktadır. Katılımcıların ekonomik durumlarına bakıldığında çoğunluğunun ev hanımı olduğu, eşinden kalan emekli maaşıyla ya da kamu yardımıyla geçindiği, sosyal güvencesiz olduğu tespit edilmiştir. Yaşlı kadınların aile içerisindeki rol ve sorumluluklara ilişkin düşüncelerine bakıldığında bazı konularda toplumsal cinsiyet rollerinin etkisinin olduğu görülmektedir. Yaşlı kadınlar çocuklarla ilgilenmenin ve ev işlerinin kadının sorumluluğunda olduğunu belirtirken evin geçimini sağlamanın, para kazanmanın, tamirat yapmanın ve evi yönetmenin ise erkeğin sorumluluğunda olduğunu söylemektedir. Araştırmadan elde edilen bulgular sonucunda; yaşlı kadınların yaşamın önceki dönemlerinde eğitim imkanlarına erişimde engeller yaşaması, çalışma yaşamında cinsiyetçi ayrımcılıklarla karşılaşması, evlilik ve aile içi ilişkilerinde toplumsal cinsiyet rollerine bağlı hayat sürmesi ve medeni durumuna dair sorunlarla karşı karşıya kalması yaşlılık döneminde toplumsal cinsiyet eşitsizliğinden kaynaklanan daha derin problemler yaşamasına neden olduğu ortaya konulmuştur. Anahtar Sözcükler: Yaşlı kadınlar, yaşlı kadınların sorunları, toplumsal cinsiyet eşitsizliği
Huzurevlerinin ve yaşlı bakım ve rehabilitasyon merkezlerinin finansal sürdürülebilirliğine yönelik görüşlerin değerlendirilmesi
Toplumlar geliştikçe doğum hızları, yaşam süreleri ile ters orantılı bir şekilde değişmektedir. Bu durum sağlık imkânlarının da gelişmesiyle birlikte dünyada yaşlı nüfus artışını beraberinde getirmiştir. Küreselleşen yeni dünya düzeninde nüfusun yaşlanması, sadece gelişmiş ülkelerde değil, gelişmekte olan ülkeler açısından da önemle incelenmesi gereken bir konu hâline gelmiştir. Yaşlanma olgusu, süreci ve doğurduğu sonuçlar; sağlıktan sosyal güvenliğe, finansman ile ilgili konulardan eğitime, iş olanaklarından sosyokültürel faaliyetlere ve aile hayatına kadar toplumun tüm katmanları üzerinde etkilidir. Bu gibi etkilerden dolayı yaşlılara sağlanan hizmetlerin finansman modelleri ve bu modellerin sürdürülebilirliği son yüzyılda tüm toplumların ve özellikle konuyla ilgili tüm sektörlerin en önemli ve öncelikli konusu olmaktadır. Dünyada bazı ülkeler konunun öneminden dolayı farklı finansal sürdürülebilirlik tedbirleri (yaşlı bakım sigortası gibi) almış bulunmaktadır. Bu önem ve öncelikten dolayı araştırmanın konusu, Türkiye'de huzurevi ve yaşlı bakım ve rehabilitasyon merkezlerindeki finansman yapısının irdelenmesi, uzun vadede sürdürülebilirliklerin analiz edilmesi olarak planlanmıştır. Araştırmada, amaçlı örneklem yöntemi ile seçilen 17 katılımcının konu hakkındaki görüşlerini öğrenmek için nitel araştırma yöntem ve teknikleri kullanılarak derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Amaçlı örneklemle seçilen katılımcıların 15 tanesi Türkiye'den, 2 tanesi de yurtdışındandır. Hem Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı (ASHB) ile Sosyal Güvenlik Kurumundaki (SGK) görüşmelerde Türkiye'de bakımın kurgulanmasında özellikle Almanya modelini örnek aldıklarını vurguladıklarından dolayı hem de Dünyadaki büyük resmi görmek için yurtdışındaki iki görüşme Almanya'da, Almanca gerçekleşmiştir. Katılımcıların verdiği bilgiler doğrultusunda görüşmeler, içerik analiz yöntemi ile irdelenerek açık kodlara ulaşılmış, açık kodlar kategorilerin oluşmasına zemin hazırlamış ve kategoriler kendi içinde sınıflandırılarak temalara ulaşılmıştır. Ulaşılan bilgiler üç tema altında toplanmıştır. "Mevcut durum" ve "Engeller Riskler" temaları Türkiye'deki var olan durumu anlatırken, "Bakım Güvence Sisteminin Modellenmesi" teması var olması gereken durumu açıklamıştır. Mevcut durum teması, kamu harcamaları, özel harcamalar, adil bakım güvence sisteminin eksikliği, yanlış huzurevi algısı, yönetsel ayrılık, sosyal devlet anlayışı alt başlıklarında irdelenmiştir. Engeller riskler teması ise, demografik değişim, bakım yükü, yanlış kurgulama ve mevzuat başlıkları ile tanımlanabilir. Bakım güvence sisteminin modellenmesi temasında yer alan alt başlıklar ise; bakım seviye kriterlerinin dizaynı, hizmet modellerinin sunumu, çok ayaklı finansal dağıtım, aktörler ve modelin etkileri olarak sıralanabilir. Araştırma sonucunda paydaşların tamamı, Türkiye'de yaşlı bakım hizmetleri alanında finansal açıdan sürdürülebilirliğin uzun vadede mümkün olmadığını ifade etmişlerdir. Finansal sürdürülebilirliği sağlayabilmek için bakım hizmetlerinin planlanmasının yapılması gerekmektedir. Bu konuda yapılacak ilk adım dünyada uygulanan ama ülkemizde daha hayata geçmemiş olan günlük yaşam aktivitelerine (ADL)göre yaşlıların bakım seviyelerinin belirlenmesidir. Bakım seviye kriterlerine göre belirlenmiş yaşlının nerede, kim tarafından bakılacağı, finansal sürdürülebilirlikte gerekli olan ikinci kritik noktadır. Bakım seviye kriterlerine göre nerede bakılacağı belli olan yaşlının, temelde bakım sigortasının olduğu, vergiler, cepten ödemeler, tamamlayıcı ve özel sigortalarla desteklenen, çok ayaklı bir finansal dağıtımla bakımının yapılması gerekmektedir. Kurgulanacak yeni modelde devletin, özel kurumların, ailelerin, yerel yönetimlerin, üniversitelerin ve sivil toplum kuruluşlarının (STK) yer aldığı aktörlerin varlığı önem teşkil etmektedir. Yukarıda tanımlanan basamaklar doğrultusunda kurgulanan sistemle finansal sürdürülebilirlik sağlanacak, tüm halka adil şekilde dağıtılan, erişilebilir, adil, kaliteli bir bakım sistemden ihtiyacı olan tüm yaşlılar yararlanacaktır.
Sesli uyaranın huzurevinde yaşayan yaşlı bireylerde sıvı tüketimine etkisi
Sesli Uyaranın Huzurevinde Yaşayan Yaşlı Bireylerde Sıvı Tüketimine Etkisi Amaç: Bu araştırmanın amacı, sesli uyaranın huzurevinde yaşayan yaşlı bireylerde sıvı tüketimine etkisini incelenmektir. Yöntem: Araştırma tek kör, randomize kontrollü, ön test-son test modeline uygun, prospektif deneysel olarak yapılmıştır. Araştırma Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı İzmir İl Müdürlüğü'ne bağlı Narlıdere Huzurevi, Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi'nde 27 Temmuz 2017-01 Şubat 2018 tarihleri arasında yürütülmüştür. Veri toplama süresince araştırmaya dâhil edilme kriterlerine uyan yaş, cinsiyet ve eğitim durumuna göre tabakalandırılmış randomizasyon yöntemi ile seçilen 100 yaşlı birey araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. Örneklem büyüklüğü Güç Analizi (Power Analysis) ile belirlenmiştir. Veri toplama araçları olarak; Yaşlı Tanıtım Formu, Barthel Günlük Yaşam Aktiviteleri İndeksi, Aldığı Çıkardığı Takibi Formu ve Yorgunluk Şiddet Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada uygulama (n:50) ve kontrol (n:50) grubundaki yaşlılar eğitim öncesi, eğitim sonrası, sesli uyaran sonrası ve son izlemden 15 gün sonrası 3 gün olmak üzere toplam 12 gün takip edilmiştir. Uygulama grubuna eğitim ve sesli uyaran, kontrol grubuna ise eğitim ve huzurevinin günlük bakımları uygulanmıştır. Sesli uyaranın etkisi hem uygulama grubu içinde hem de kontrol grubundaki yaşlıların izlem sonuçlarına göre karşılaştırılarak değerlendirilmiştir. Değişkenlere ait verilerin analizinde Shapiro Wilk normallik testi, varyans analizi, Bonferroni testi, t testi ve Mann-Whitney U testi kullanılmıştır. Grup içi karşılaştırmalar Friedman analizi ile yapılmıştır. Bulgular: Araştırmaya katılan yaşlıların su dışında en çok çay, kahve ve ayran içtikleri belirlenmiştir. Uygulama grubundaki yaşlıların % 88,0'ı, kontrol grubundaki yaşlıların ise % 94,0'ı susayınca sıvı aldıklarını belirtmişlerdir. Aldıkları sıvı miktarını yeterli bulmayanların oranı; uygulama grubunda % 92,0, kontrol grubunda ise % 90,0 olarak bulunmuştur. Eğitim öncesi dönemde; Yaşlıların aldıkları toplam sıvı miktarının uygulama grubunda 981±126 ml/gün, kontrol grubunda ise 921±208 ml/gün olduğu, sıvı açığının da uygulama grubunda 1163±199 ml/gün ve kontrol grubunda 1218±222 ml/gün olduğu belirlenmiştir. Uygulama ve kontrol grubundaki yaşlıların aldıkları toplam sıvı miktarı ve sıvı açığı yönünden istatistiksel olarak anlamlı bir fark olmadığı tespit edilmiştir (p>0,05). Eğitim sonrası dönemde; yaşlıların aldıkları toplam sıvı miktarının eğitim öncesine göre arttığı (uygulama grubunda 1333±127 ml, kontrol grubunda 1321±236 ml) ancak her iki gruptaki yaşlıların sıvı açığının devam ettiği (uygulama grubundaki yaşlıların ortalama 825±211 ml/gün, kontrol grubundaki yaşlıların ortalama 830±224 ml/gün) bulunmuştur. Sesli uyaran sonrası dönemde; uygulama grubundaki yaşlıların günlük tükettikleri toplam sıvı miktarının önceki dönemlere ve kontrol grubuna göre belirgin derecede (2145±137) artmış ve bu artış miktarı istatistiksel olarak da anlamlı bulunmuştur (p<0,001). Aynı zamanda uygulama grubundaki yaşlıların sıvı açığının da 46±60 ml/gün olduğu belirlenmiştir. Son izlemden 15 gün sonrası dönem; yaşlıların toplam sıvı miktarının (2081±135ml/gün) ve sıvı açığının (107±118ml/gün) sesli uyaran dönemi ile benzerlik gösterdiği belirlenmiştir (p>0,05). Sıvı alınımının; kan basıncını, nabız ve solunum sayısını, vücut sıcaklığını, vücut ağırlığını, yorgunluğu, idrar miktarını ve yoğunluğunu etkilediği (p<0,05) saptanmıştır. Sonuç: Araştırmamızdan elde ettiğimiz sonuçlara göre, sesli uyaranın huzurevinde yaşayan yaşlı bireylerin sıvı tüketimine etkisinin olduğu tespit edilmiştir. Bu sonuca göre yaşlıların sıvı almasını hatırlatacak sesli uyarı veren kol saatinin kullanılması önerilmiştir. Ayrıca sıvı açığı olduğunu tespit ettiğimiz yaşlılara verdiğimiz eğitimin sıvı tüketimini artırmakla birlikte sıvı açığını kapatmada yeterli olmadığı ve eğitimin etkisinin zamanla azaldığı belirlenmiştir. Bu sonuç doğrultusunda eğitimin sık aralıklarla tekrarlanması önerilmiştir.
Huzurevi yaşlılarının yaşam doyumlarının stresle başa çıkma tarzları ve demografik değişkenler açısından incelenmesi
Bu araştırma, huzurevi yaşlılarının yaşam doyumlarının stresle başa çıkma tarzları ve demografik değişkenler açısından incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırma İzmir ilinde Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'na bağlı olarak hizmet veren resmi huzurevlerinde kalmakta olan toplamda 126 huzurevi yaşlısına ölçme araçları uygulanarak yapılmıştır. Ölçme aracı olarak Yaşam Doyumu (Karataş, 1988) ve Stresle Başa Çıkma Tarzları (Şahin, 1995) isimli ölçekler ve araştırmacı tarafından geliştirilen Kişisel Bilgi Formu uygulanmıştır. Elde edilen veriler istatistik yöntemler kullanılarak analiz edilmiştir. Ortaya çıkan sonuçlara göre; kadınların yaşam doyumunun erkeklerden fazla olduğu, boyun eğici yaklaşım tarzı stratejisinin kadınlar tarafından daha fazla kullanıldığı ve sosyal destek arama yaklaşım tarzı stratejisini kadınların erkeklere göre daha çok kullandığı görülmüştür. Üniversite mezunlarının yaşam doyumu açısından lise mezunlarına göre farklılaşmadığı boyun eğici yaklaşımda farklılaştığı görülmüştür. Yaşam doyum ölçeği skorlarında medeni durum açısından farklılaşma olmadığı, medeni durum açısından kendine güvenli yaklaşım ve sosyal destek arama yaklaşımında farklılaşma olduğu, kendine güvenli yaklaşımda evli olanlar ile bekar olanlar arasında istatistiksel olarak farklılaşmanın anlamlı olduğu görülmüştür. Elde edilen bulgulardan yaşam doyumunun, stresle başa çıkma tarzları ve demografik değişkenler açısından incelenmesinin alandaki çalışmalara farklı bakış açıları kazandırabileceği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Yaşlılık, yaşam doyumu, stres, stresle başa çıkma tarzları, demografik değişkenler (yaş, cinsiyet, eğitim, medeni durum, gelir)
Huzurevinde yaşayan yaşlılarda spiritüel iyi oluş, konfor ilişkisi ve etkileyen faktörler
Türkiye'de ve Dünya'da artan yaşlı nüfusuyla birlikte yaşlı sağlığı, kaliteli sağlıklı yaşlanma, spiritüel sağlık gibi konulara ağırlık verilmeye başlanmıştır. Bu çalışma huzurevinde yaşayan yaşlıların spiritüel açıdan iyilik hallerinin konforlarına etkisini incelemek amacıyla yapılan tanımlayıcı bir çalışmadır. Araştırma 11 Haziran-05 Aralık 2018 tarihleri arasında İzmir Narlıdere Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi'nde yürütülmüştür. Araştırmaya katılmayı kabul eden, en az üç haftadır kurumda yaşayan, iletişim kurabilen, demans, major depresyon veya nörolojik hastalık tanısı almamış, 65-84 yaş arasındaki örneklem seçim kriterlerine uyan yaşlılarla yapılmıştır. Veriler; "Yaşlı Tanıtım Formu" (YTF), "Üç-Boyutlu Spiritüel İyi Oluş Ölçeği" ve "Genel Konfor Ölçeği" kullanılarak toplanmıştır. Araştırmaya katılmayı kabul eden yaşlı bireylerden "Bilgilendirilmiş Gönüllü Olur Formu" ile yazılı ve de sözlü onam alınmıştır. Araştırma verileri (SPSS) 22 programı kullanılarak tanımlayıcı analizler, korelasyon ve regresyon analizleri yapılarak değerlendirildi. 65-74 yaş arası yaşlıların spiritüel iyi oluş puan ortalamaları 124.7±7.6 olarak bulunmuştur. 65-74 yaş arası yaşlıların spiritüel iyi oluş puan ortalamaları, 75-84 yaş arası yaşlıların ortalamaları arasında anlamlı bir fark bulunmuştur (p<0.05). Yaşlıların sosyodemografik özelliklerine göre spiritüel iyi oluş ölçeği ve alt boyut puan ortalamaları, genel konfor ölçeği ve alt boyut puan ortalamaları arasında bir fark bulunmamıştır (p>0.05). Olumsuz bir deneyim yaşadıklarını belirten yaşlıların, olumsuz bir deneyim yaşamayanlara göre spiritüel iyi oluş ölçeği, aşkınlık ve doğayla uyum alt boyut puan ortalamaları daha düşük bulunmuştur (p<0.05). Huzurevinde 6-11 yıl arasında yaşayan yaşlıların ise genel konfor ölçeği sosyokültürel alt boyut puan ortalamasında anlamlı bir fark bulunmuştur (p<0.05). Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre, 75-84 yaş ileri yaşlılık dönemi yaşlıların spiritüel açıdan bilgilendirilmeleri, manevi açıdan destek sağlanması spiritüel iyilik düzeyinin arttırılabileceği düşünülmektedir. Aynı zamanda olumsuz bir deneyim yaşayan yaşlılar için başa çıkma yöntemleri ile desteklenmesi, gerekli ise uzman görüşü alarak desteklenmesinin spiritüel iyiliği arttıracağı düşünülmektedir. Kurumda 6-11 yıl arasında yaşayan yaşlıların sosyokültürel açıdan daha aktif hale getirilmesi için desteklenmeleri önerilmektedir.
Huzurevi çalışanlarının iş stresi ve iş doyumunun yaşlılara yönelik ayrımcılıkla ilişkisi
Dünyada ve ülkemizde yaşlı nüfus ve beraberinde getirdiği sorunlar gün geçtikçe artmaktadır. Özellikle yaşlanma ile birlikte meydana gelen kayıplar, günlük yaşam aktivitelerini yerine getirememe durumları yaşlıların ev veya kurum bakımına ihtiyaç duymalarına neden olmaktadır. Huzurevleri yaşlı bireylerin 24 saat boyunca hizmet alabildikleri kurumsal hizmet alanlarıdır. Yaşlı bireylerin bakımı duygusal ve fiziksel anlamda çeşitli zorlanmalara neden olmaktadır. Kaliteli bir bakımın olabilmesi için bakım hizmetini karşılayan çalışanların çalışma koşullarının incelenerek gerekli iyileştirmelerin yapılmasına ihtiyaç vardır. Bakım verenler işlerini yaparken en çok stres, depresyon, yorgunluk, bezginlik, iş doyumsuzluğu gibi sorunlar yaşadıklarını ifade etmektedirler. Huzurevlerinde çalışan personelin psikolojik ve sosyal açıdan desteklenmesi ve yaşadıkları yoğun strese yönelik koruyucu ve çözümleyici kurumsal önlemlerin alınması, personelin yaşlılara karşı tutumlarını da olumlu yönde etkileyecektir. Huzurevindeki yaşlılara sunulan hizmetin kalitesi çalışanların iş doyumu ve olumlu yaşlı tutumlarından ayrı düşünülemez. Bu nedenle huzurevi çalışanlarının yaşlı tutumu, işe bağlı stresi ve iş doyumları ile ilgili daha fazla bilgiye ihtiyaç duyulmaktadır. Yaşlı bakım hizmetlerinin başarısı, niteliği ve beklentilerle ilgili gerekli planlamaların yapılmasına gereksinim vardır. Bu araştırmada elde edilecek olan veriler kapsamında huzurevi çalışanlarının sorunlarının da gündeme geleceği, uygun çözüm önerilerinin tartışılabileceği ve bu çalışmanın konu ile ilgili farkında lığın artmasına katkı sağlayacağı ön görülmektedir. Yöntem: Huzurevi çalışanlarının, işe bağlı stresi ve iş doyumu ile yaşlı tutumları arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla planlanmış tanımlayıcı ve kesitsel tipte bir araştırmadır. Araştırma Antalya il merkezinde bulunan ve araştırma yapmamızı kabul eden 5 huzurevinde yapılmıştır. Araştırmada Kişisel Bilgi Formu, Yaşlı Ayrımcılığı Tutum Ölçeği (YATÖ), Algılanan İş Stresi Ölçeği ve Minnesota İş Doyum Ölçeği kullanılmıştır. Bulgular: Katılımcıların yaş ortalaması 39.94±11.23 (19- 66) yıl, çalışma yılı ortalaması ise 4.55±4.25 (1- 18) yıldır. Katılımcıların %61.7'si (n= 66) kadın, %67.3'ü (n= 72) evli, %73.8'i (n= 79) çocuk sahibidir. Eğitim durumuna bakıldığında çalışanların %31.8'i (n=34) üniversite mezunu, %29.9'u (n=32) ilkokul mezunudur. Çalışanlar; % 41.1 (n=44) bakım personeli, %16.8 (n=18) temizlik görevlisi, %15.9 (n=17) hemşire, %12.1 (n=13) yönetici, ve %14.0 (n=15) diğer (memur, şoför, güvenlik görevlisi, diyetisyen, aşçı, uğraşı terapisti, sekreter) meslek üyelerinden oluşmaktadır. Yaşlı Ayrımcılığı Tutumu Genel Puanı 69.56±11.72, Genel Doyum Puan Ortalaması 3.89±0.83, İçsel Doyum Alt Boyutu Puan Ortalaması 4.03±0.82, Dışsal Doyum Alt Boyutu Puan Ortalaması 3.68±0.9, İşe Bağlı Stres Puan Ortalaması 2.05±0.67 bulunmuştur. Sonuçlar: İş doyumu puanı 3 kesme noktasının üzerinde olduğu için huzurevi çalışanlarının iş doyumları yüksektir. Çalışanlar uyaran etkisi yaratıp başarıyı arttıran "D" grubu stres düzeyine sahiptirler. Huzurevi çalışanları yaşlının yaşamını sınırlamayan, genel olarak yaşlılara karşı olumlu tutum içerisindedirler. İş Stresi ile Genel İş Doyumu arasında orta düzeyde anlamlı negatif ilişki (p<0.01), Yaşlı Ayrımcılığı Tutum ile Genel İş Doyumu arasında zayıf düzeyde anlamlı pozitif bir ilişki bulunmuştur (p<0.05). Yaşlı Ayrımcılığı Tutumu ile İş Stresi arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Anahtar Kelimeler: İş Doyumu; İşe Bağlı Stres; Yaşlı Ayrımcılığı Tutumu; Huzurevi; Huzurevi Çalışanları
Huzurevinde yaşayan yaşlılarda sırt masajı ve el masajının konfor ve anksiyeteye etkisi
Bu çalışma, huzurevinde yaşayan yaşlılarda sırt masajı ve el masajı uygulamasının konfor ve anksiyeteye etkisini incelemek amacıyla yapılmış randomize kontrollü (ön test –son test kontrol gruplu) deneysel bir araştırmadır. Araştırma, İzmir (Basınsitesi) Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi ve İzmir Gürçeşme Zübeyde Hanım Huzurevi'nde 15 Ekim 2015-1 Mayıs 2016 tarihleri arasında yaşayan araştırmanın örneklem seçim kriterlerine uyan, 15'i sırt masajı, 15'i el masajı ve 15'i kontrol olmak üzere toplam 45 yaşlıyla yürütülmüştür. Yaşlılara ilişkin verilerin toplanmasında; "Yaşlı Tanıtım Formu (YTF)", "Genel Konfor Ölçeği (GKÖ)", " Durumluk Anksiyete Ölçeği (DAÖ) " ve ''Yaşamsal Bulgular İzlem Formu (YBİF)'' kullanılmıştır. Araştırmaya katılan yaşlılar üç gün boyunca takip edilmiştir. Kontrol grubundaki yaşlılara; herhangi bir girişim uygulanmamıştır. Birinci gün randomizasyon sonrası YTF, GKÖ, DAÖ, YBİF ve 10 dakika sonra tekrar YTF, GKÖ, DAÖ ve YBİF uygulanmıştır. Kontrol grubundaki yaşlılara, ikinci ve üçüncü gün de ilk görüşmede YBİF ve 10 dakika sonra GKÖ, DAÖ ve YBİF uygulanmıştır. Sırt masajı ve el masajı grubundaki yaşlılara birinci gün; YTF, GKÖ, DAÖ, YBİF; 10 dakikalık masaj uygulaması sonrası; GKÖ, DAÖ, YBİF; ikinci gün; YBİF,10 dakikalık masaj uygulaması sonrası; GKÖ, DAÖ, YBİF; üçüncü gün; YBİF, 10 dakikalık masaj uygulaması sonrası; GKÖ, DAÖ, YBİF uygulanmıştır. Verilerin analizinde günler arasındaki fark tekrarlayan ölçümlerde varyans analizi ve Kruskal Wallis varyans analizi, sırt masajı ve el masajı grubundaki yaşlıların masaj öncesi ve sonrası konfor ve anksiyete puan ortalamaları arasındaki fark Paired-sample t testi, grupların günler arasındaki ortalama farkları ise Bonferroni ve Least Significant Difference (LSD) analizleri ile incelenmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre, sırt masajı ve el masajının huzurevinde yaşayan yaşlılarda konfor düzeyini arttırdığı, anksiyeteyi azalttığı saptanmış olup sonuçlar anlamlı bulunmuştur (p<0.05). Çalışma bulguları sonucunda, kolayca öğrenilebilen, maliyeti olmayan, her yerde kolaylıkla uygulanabilen girişimsel bir işlem gerektirmeyen masaj uygulamasının konforu arttırıcı ve anksiyeteyi azaltıcı etkisinden dolayı huzurevinde yaşayan yaşlılara rutin hemşirelik bakım aktivitelerine dahil edilmesi önerilmektedir.
Huzurevinde yaşayan yaşlılarda depresyon ve günlük yaşam işlevlerinin değerlendirilmesi
Huzurevinde yaşayan yaşlılarda depresyon ve günlük yaşam işlevlerinin değerlendirilmesi amacıyla tanımlayıcı olarak planlanan ve gerçekleştirilen araştırma, gerekli izinler alınarak 21 Ekim 2013 – 10 Ocak 2014 tarihleri arasında Darülaceze Müessesesinde kalan 176 yaşlı bireyin katılımıyla tamamlandı. Veriler; literatür doğrultusunda araştırmacı tarafından hazırlanan "Bilgi Formu", "Yaşlılar İçin Depresyon Ölçeği" ve "Barthel İndeksi" kullanılarak toplandı. Çalışmada elde edilen verilerin analizi, SPSS for Windows 21.0 lisanslı yazılım programı ile yapıldı. Çalışma verileri değerlendirilirken tanımlayıcı istatistiksel metotların (Sayı, Yüzde, Ortalama, Standart Sapma) yanı sıra t testi, tek yönlü (One way) Anova testi ve Tukey Post Hoc testi kullanıldı. Sonuçlar %95'lik güven aralığında, anlamlılık p<0,05 düzeyinde değerlendirildi. Araştırmadan elde edilen bulgularda, huzurevinde yaşayan yaşlıların "Yaşlılar İçin Depresyon Ölçeği" puan ortalaması 12,46±5,99 ve "Barthel İndeksi" puan ortalaması 69,29±32,44 olarak bulundu. Huzurevinde yaşayan yaşlı bireylerin depresyon durumu değerlendirildiğinde; cinsiyeti kadın olan, daha önce hiçbir işte çalışmamış, sağlık düzeyini kötü algılayan, huzurevinde yaşıyor olmaktan orta derecede memnun olan, başka bir seçeneği olsa aile bireyleri ile birlikte yaşamak isteyen, ziyaretine en çok çocukları ve akrabaları gelen, nadiren ziyaret edilen, bir sorunla karşılaştığında ibadet eden, yaşlıların depresyon puan ortalamalarının yüksek olduğu saptandı (p<0,05). Günlük yaşam işlevlerini değerlendirmek için "Barthel İndeksi" puanlarına bakıldığında; cinsiyeti erkek olan, daha önce bir işte çalışmış ve ayrılmış olan, sağlığını çok iyi algılayan, bir sorunla karşılaştığında kendi başına çözmeye çalışan yaşlıların Barthel İndeksi" puan ortalamalarının yüksek olduğu saptandı (p<0,05). "Yaşlılar İçin Depresyon Ölçeği" puan ortalamaları ile "Barthel İndeksi" puan ortalamaları arasında negatif yönde ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişkinin olduğu saptandı (p<0,05). Anahtar Kelimeler: Huzurevi, yaşlı, depresyon, günlük yaşam işlevleri
Halkın özel bakım merkezi algısına yönelik bir uygulama
Bu araştırma, bakım evlerinden bakım hizmeti alan bakıma muhtaç yakınlarının, bakım evi tercih etme nedenlerine, bu tercihte sosyal politikaların etkisine, bakım evine yerleştirdikleri yakınlarından dolayı herhangi bir toplumsal baskı yaşayıp yaşamadığını ve bakıma muhtaçlığı sosyal bir sorun olarak görüp görmediklerine ilişkin algı biçimlerini ortaya koymak amacı ile yapılmıştır.
Huzur evinde yaşayan yaşlılarda kapsamlı geriyatrik değerlendirme ile uyku bozukluğu arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi
Amaç: Çalışmamızın amacı huzurevinde yaşayan 65 yaş ve üstü bireylerde kapsamlı geriatrik değerlendirme ile uyku kalitesini etkileyen faktörlerin belirlenmesidir. Gereç-Yöntem: Çalışmaya huzurevinde kalan, yaş ortalaması 82.40 ± 6.33 olan 107 (67 kadın 49 erkek) yaşlı birey alınmıştır. Yaşlı bireylere kapsamlı geriatrik değerlendirme yapılmış bilgileri kaydedilmiştir. Uyku kalitesi (PUKİ-Standford) değerlendirilmiştir. Bulgular: Çalışmada yer alan bireylerin %34,7sinin Uyku Pitsburg Ölçek puanı 5'den az (uyku bozukluğu yok), % 65,3 ünün ise 5'den fazla olduğu (uyku bozukluğu var) hesaplanmıştır. Olgular SF-36 skorları açısından gruplandırıldığında Standford uykululuk ölçeği puanları ile SF-36 ölçek alt boyutlarından fiziksel fonksiyon, genel sağlık durumu, canlılık, sosyal fonksiyon ve emosyonel fonksiyon puanları arasında negatif yönlü, zayıf doğrusal bir ilişki saptanmıştır. İstatistiksel olarak anlamlıdır (sırasıyla; rho= -0.307, p=0.002, rho=-0.274, p=0.006, rho= -0.349, p<0.001, rho= -0.242, p=0.015, rho= -0.248, p=0.012).PUKİ puanları ile SF-36 ölçek tüm alt boyutlarının tümü ile pozitif yönlü doğrusal ve istatistiksel olarak anlamlı ilişki saptanmıştır.(p<0,001) Sonuç: Çalışmamız huzurevinde yaşayan yaşlı bireylerde kötü uyku kalitesinin sık rastlanan bir problem olduğunu göstermiştir. Çalışmamızda uyku kalitesinin kötü olmasında önemli risk faktörlerinden birinin yaşlı bireyin yaşam kalitesi düzeyi olduğu tespit edilmiştir.
Huzurevinde kalan yaşlı bireylerin iletişim ihtiyaçlarının karşılanmasında huzurevi çalışanlarının rolü: Eskişehir'de bir huzurevi örneği
Yaşlanma, gelişme, büyüme ya da eskime; doğada canlı olmanın kaçınılmaz birer sonuçlarıdır. İnsanoğlu varoluşunun ilk zamanlarından beri ölümsüzlüğün peşinde koşmuş, henüz başarılı olamasa da denemeye devam etmiştir. İnsanın ölümsüzlük fikrine sanatta ve bilimde bu denli yer vermesi, sonsuzluk fikrine olan düşkünlüğünün en açık göstergesidir. Halbuki dünya, evrensel bir kanun olan ve her şeyin gerilediğini savunan entropi ile işlemektedir. Yaşlılık da farklı boyutlarıyla birtakım gerilemelerin yaşandığı, insan hayatının kaçınılmaz bir dönemidir. Ancak bireyin hayatına birtakım sınırlıklar getiren bu dönem, sosyal bir varlık olmanın neden olduğu kimi ihtiyaçları da azaltmamaktadır. Bu ihtiyaçların biri de insanoğlunun iletişim ihtiyacıdır. Yaşlanmayla beraber sosyal çevrenin daralması, bireyin iletişim ihtiyacını karşılamasını zorlaştırabilmektedir. Özellikle kurumlarda kalan yaşlı bireylerin iletişimsel faaliyetlerde bulunabileceği kişiler daha sınırlı olmaktadır. Bu nedenle, bu tezde huzurevinde kalan yaşlı bireylerin iletişim ihtiyaçlarının karşılanmasında kurum çalışanlarının rolünü belirleyebilmek için nitel bir çalışma yürütülmüştür. Çalışma kapsamında Eskişehir'de Tepebaşı Belediyesi'ne bağlı bir huzurevinde 12 katılımcıdan oluşan bir çalışma grubu ile derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiş ve elde edilen bulgular betimsel analiz yoluyla düzenlenmiş ve yorumlanmıştır. Çalışma sonucunda elde edilen bulgular doğrultusunda; kurumda kalan katılımcıların temel ihtiyaçları karşılanırken, iletişim kurma ihtiyaçlarının yeterince karşılanmadığı ve bu durumun kurum çalışanlarının iletişimsel kabiliyetlerinin eksik olmasından kaynaklanabileceği düşünülmektedir. Anahtar Sözcükler: Yaşlı, İletişim, Huzurevi
A study investigating usage of vitamin B supplementation and current serum vitamin B levels of elderly patients with chronic diabetes mellitus resided in almshouse
Diabetes Mellitus (DM) is one of the most common chronic diseases worldwide. It is assumed that diabetic complications can occur as a result of vitamin B deficiency and B vitamins can alleviate some symptoms of diabetic neuropathy. The main aim of this study is to investigate the relationship between vitamin B supplementation and the current serum vitamin B levels in elderly. The study was conducted in Darülaceze Almshouse Kayışdağı Campus and was continued from May 2012 to September 2012. Within the scope of mixed method, data filtering technique and Neuropathic Symptoms & General Satisfaction of Patients Assesment Form were applied to 110 elderly with diabetes. By using data filtering technique from the automation system, demographic characteristics and changes in the serum vitamin B12, folate and plasma HbA1c levels of 110 elderly with diabetes were investigated. A majority of the population (2/3) were males in an elderly population with mean 69 years of age. There is no significant difference in HbA1C levels in patients the ones using and not using vitamins (p>0.05). However, significance exists in terms of B12 and folic acid designated by Mann Whitney U test. Also, Wilcoxon Test had been used to explore the statistical differences between the evaluations before and after treatment. No significant difference has been found for HbA1c and Folic acid values (p>0.05). However, there was a significant increase in B12 (p<0.05) concentration after treatment indicating a positive streamline for the individuals. 64.5 % of the participants (n=71) responded their patient satisfaction as good, 28.2 % (n=31) admitted as moderate. This investigation reveals current evidence is not strong enough for supplementation with vitamins to be recommended for DM management. Double-blind and randomized controlled trials are needed to confirm the clinical effectiveness of vitamin B usage on diabetes. Key Words: Elderly, Vitamin B Deficiency, Neuropathy, Diabetes Mellitus
Huzurevi yaşlılarında fiziksel aktivite ve aralıklı beslenme uygulamalarının sağlıklı yaşlanma süreçlerine etkisi
20. yüzyılda birçok dünya ülkesinde ortalama insan ömründe benzeri görülmemiş bir artış olduğundan, yaşlı sağlığı planlaması zorunlu bir ihtiyaç haline gelmiştir. Basit gündelik egzersizler ve beslenme alışkanlıklarındaki ufak değişikliklerle yaşlılar daha sağlıklı ve bireysel işlerinde bağımsız hale getirilebilmektedir. Bu çalışmada egzersiz ve aralıklı beslenme uygulamalarının farklı formları olan Bocce sporu ve haftanın iki gününü kapsayan aralıklı açlık uygulamalarının sedanter yaşlıların yaşlanma süreçlerine olan etkisi araştırıldı. Bu amaçla yaş ortalaması 69.5±6.7olan 60 yaşlı gönüllü (28 erkek, 32 kadın); Kontrol, Aralıklı Açlık (AA), Bocce (Bo), Bocce ve Aralıklı Açlık Grubu (Bo+AA) olmak üzere dört eşit gruba ayrıldı. Kontrol grubundakilere herhangi bir müdahalede bulunulmadı. AA grubundakilere haftanın iki günü günlük 16 saat gıda kısıtlaması uygulandı. Bo grubundakiler, haftada 5 gün günde 2 kez birer saat Bocce oyunu oynadı. Bo+AA grubundakilere haftada 5 gün günde 2 kez birer saat Bocce oyununa ilaveten haftada 2 gün aralıklı beslenme programı uyguladı. 12 hafta süren uygulamalar öncesi ve sonrasında gönüllülerin vücut analiz değerleri, kan serumundaki bazı biyokimyasal parametreler (serum AKŞ, trigliserit, HDL, LDL, CK), miyostatin, dekorin gibi miyokinler ile IL-6, IGF-1, BDNF, TNF-α gibi sitokin ve büyüme faktörlerindeki değişim incelendi. Ayrıca MMSE, MoCA ve Beck depresyon ölçeği ile kognitif ve fonksiyonel durumlarındaki değişimler de değerlendirildi. Elde edilen veriler incelendiğinde uygulama sonrası AA, Bo, Bo+AA gruplarında vücut ağırlığı, vücut yağ oranı, serum lipid, LDL, trigliserid, HOMA-IR ve miyostatin değerleri anlamlı düzeyde azalırken, CK ve BDNF değerleri artış gösterdi (p<0.05). Ayrıca AA, Bo, Bo+AA gruplarında MMSE ve MoCA test ölçek puan ortalamaları uygulama öncesi değerlerine göre anlamlı düzeyde artarken, Beck depresyon test ölçeği puan ortalamaları ise azaldı (p<0.05). Bu veriler ışığında, yaşlı bireylerde egzersiz, aralıklı beslenme ve bu ikisinin birlikte uygulanmasının yaşa bağlı gelişen sarkopeniye karşı koruyucu etki gösterebileceği, metabolik hastalık gelişim süreçlerini yavaşlatabileceği ve bilişsel işlevleri iyileştirebileceği kanısına varıldı.
Huzurevinde kalan yaşlılara uygulanan 12 haftalık sportif rekreasyon programının bazı antropometrik ve fizyolojik parametrelere etkisinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı; huzurevinde kalan yaşlı bireylerin 12 haftalık rekreasyonel faaliyetlerinin sonucunda meydana gelen fiziksel-fizyolojik özellikleri ile kuvvet ve vücut yağ yüzdelerinin belirlenmesidir. Bu araştırmanın evrenini huzurevinde kalan yaşlı bireyler oluştururken, örneklemini ise Etimesgut Belediyesi Huzurevinde ikamet eden 62 yaşlı birey oluşturdu. Çalışmaya 32 kadın ve 30 erkek gönüllü olarak katıldı. Ölçümlere katılan huzurevinde kalan yaşlı bireylerin rekreasyonel aktivite programlarına bağlı olarak fizyolojik (yağ ölçümleri, sistolik-diastolik kan basıncı, kalp atım sayısı, dikey sıçrama, esneklik, sağ-sol pençe kuvveti) ve fiziksel ( boy, kilo) parametreleri karşılaştırılmıştır. Araştırmaya katılan yaşlı bireylerin demografik özellikleri Etimesgut Belediyesi'nden alınan izinle değerlendirilmiştir. Yaşlı bireylerden demografik özellikler olarak adı soyadı, cinsiyeti, doğum tarihi, doğum yeri, antropometrik özellikler olarak boyu, kilosu, yağ ölçümleri (biceps, triceps, calf, abdominal, subscapula, subrailiac), fizyolojik özelliklerden sistolik-diastolik kan basıncı, dikey sıçrama, kalp atım sayısı, esneklik, sağ-sol pençe kuvveti ölçümleri alınmıştır. Ölçümlerde 10 g/sg m basınç sağlayan Holtain marka skinfold, 0,1 kg olan ağırlık koluna sahip terazi, hassaslık derecesi 0,1 cm olan bükülebilir elastik olmayan 7mm. Genişliğinde mezura, Takei El Dinamometre (Handgrip) kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS 17,00 programıyyla iki grup arasındaki farklılıkları belirlemede a=0,05 anlamlılık düzeyinde bağımsız iki grup için t-testi uygulandı. Sonuçların anlamlılık derecesi p<0,05 olarak kabul edilmiştir. Test sonuçları, rekreasyonel aktiviteye katılan yaşlı bireyler ile rekreasyonel aktiviteye katılmayan yaşlı bireyler faktörüne bağlı olarak grupların fiziksel p>0,05, fizyolojik p>0,05 ve vücut yağ yüzdeleri arasında p>0,05 önemli farklar olmadığını gösterdi. Bazı ölçümler arasında fark bulunmamış olsa dahi rekreasyonel aktivitelerin yaşlı bireylerde fiziksel-fizyolojik ve vücut yağ yüzdeleri üzerinde istatistiksel olarak anlamlı olmadığını, fakat rekreasyonel aktivitelere katılan bireylerin fiziksel, fizyolojik ve vücut yağ yüzdeleri üzerinde olumlu etkilerinin olduğunu göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Yaşlılık, Rekreasyon, Antropometrik, Fizyolojik Ölçümü
Huzurevi - huzurevi yaşlı bakım ve rehabilitasyon merkezlerindeki hizmet kalitesinin yapısal eşitlik modellemesi ve dematel ile değerlendirilmesi
Yaşlı bireylerin giderek yalnızlaşması ve kendi ihtiyaçlarını karşılayamayacak duruma gelmesiyle birlikte onlara yönelik olarak sunulan bakım hizmetlerinin önemi daha da artmıştır. Huzurevi-Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezleri de bu bakım hizmetleri içerisinde yer alan en önemli kurumlardan birisidir ve burada yaşayan yaşlı bireylerin istek ve beklentilerinin göz önüne alınıp bu istek ve beklentilere uygun hizmet verilmesi büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmada, T.C. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'na bağlı Huzurevi-Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezlerinde kalan yaşlı bireylerin görüşlerine dayanarak hizmet kalitesini belirleyen faktörlerden hangilerinin onlar için daha önemli olduğunun Yapısal Eşitlik Modellemesi ile belirlenmesi amaçlanmıştır. Ayrıca hizmet kalitesini belirleyen faktörler Huzurevi-Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezlerinde çalışan personel tarafından da değerlendirilmiş ve faktörler arasındaki ilişkiler ve bu faktörlerin önem derecesi DEMATEL yöntemi ile analiz edilmiştir. Çalışmaya, Afyonkarahisar, Eskişehir ve Kütahya illerine bağlı Huzurevi-Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezlerinde kalan toplam 230 yaşlı birey ve çalışan 32 personel dâhil edilmiştir. Çalışmanın sonucunda Heveslilik ve Güven hem yaşlı bireyler hem de çalışan personel için en önemli faktörler olarak belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Huzurevi-Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi, Hizmet Kalitesi, Yapısal Eşitlik Modellemesi, DEMATEL