Vision
62 theses under this subject heading
Kamu yönetiminde etkinlik sağlama aracı olarak stratejik yönetim: Eskişehir Tepebaşı Belediyesi örneği
Dünyamız hızlı yaşanan bir değişim sürecine tanık olmaktadır. Küreselleşme, bilişim, iletişim, teknoloji alanlarındaki gelişmeler, ulus ? devletin gücünü yitirmeye başlaması, ulusal sınırları tanımayan bilgi akışı, serbest piyasa ekonomisi, rekabet ortamı, insanların talep ve beklentilerinin farklılaşması gibi nedenlerle örgütler yaşamlarını devam ettirebilmek için değişime ayak uydurmak zorunda kalmaktadırlar. Değişen koşullar ile örgütler geleceğe yönelik amaç ve hedeflerin tespit edilmesine, bu amaç ve hedeflere ulaşılabilmek için uygulanması gerekli işlemlerin belirlenmesine imkân sağlayan stratejik yönetim tekniğine yönelmişlerdir.Özel sektörde yaygın bir şekilde uygulama alanı bulan stratejik yönetim, kamu sektöründe de önem kazanmaya ve uygulanmaya başlamıştır. Dünyadaki geniş kapsamlı ve hızlı değişimden payını alan kamu yönetimi de değişim sürecinde mevcut yapısından kaynaklanan sorunları gidermek, işleyişini etkin ve verimli bir hale getirebilmek için stratejik yönetim tekniğine yönelmiştir. Değişim süreci tüm dünyadaki kamu yönetimlerini etkilediği gibi Türk kamu yönetimi de etkilemiştir. Türk kamu yönetiminde yeniden yapılandırma çalışmaları devam etmekte ve kamu hizmetlerinin etkin ve verimli sunulabilmesi için stratejik yönetim tekniğinin uygulanması öne çıkmaktadır. Kamu kuruluşlarının sürekli değişim içinde olan çevreyi kontrol edip, değişime uyum sağlamak ve uyumu sürdürülebilir duruma getirmek için stratejik yönetim tekniğine yönelmeleri ve stratejik yönetimin kamu sektörünün etkinleştirilmesi için kullanılan önemli bir araç olduğu iddiası çalışmaya konu olmuştur.Çalışmanın birinci bölümünde, kamu yönetiminde nasıl bir paradigma değişimi yaşandığı, ikinci bölümde; stratejik yönetimin gelişimi, özellikleri ve süreçleri incelenmiş, kamu yönetiminde stratejik yönetimin yeri, gerekliliği, yararları ve uygulama güçlükleri ele alınmıştır. Üçüncü bölümde; Türk kamu yönetimindeki değişim çalışmaları incelenmiş, Türk kamu yönetimindeki stratejik yönetim anlayışı ve stratejik yönetimin gelişimi ele alınmıştır. Dördüncü bölümde; kamu kuruluşlarında stratejik yönetim uygulanmasına örnek bir kuruluş olarak bir kamu kuruluşu olan Tepebaşı Belediyesi incelenmiştir.
İşletmelerde dönüşümcü liderlik davranışlarının örgüt kültürüne etkisi (Bir işletme örneği)
Bu çalışmanın amacı; işletmelerde dönüşümcü liderlik davranışlarının örgüt kültürüne etkisinin olup olmadığının ortaya koyulmasıdır.Dönüşümcü lider; günümüzün değişen çevre koşullarına uyum sağlayarak, çalışanların inanç, tutum ve değerlerini etkileyerek onları bu değişim doğrultusunda ve örgütün amaçlarına yönelik harekete geçiren lider olarak tanımlanabilir. Dönüşümcü liderliğin temelinde değişim, yenilik ve girişimcilik vardır. Örgüt kültürü ise; kısaca örgüt içindeki bireyler ve gruplar tarafından paylaşılan ve uyulan değerler, tutumlar ve inançlar olarak tanımlanabilir.Araştırmacılara göre örgüt kültürünün oluşum sürecinde dönüşümcü liderin rolü çok büyüktür. Çünkü dönüşümcü liderler yapı, teknoloji gibi sadece örgütün somut kısmını oluşturmakla kalmaz aynı zamanda sembolleri, dili, töre ve efsanelerinin de oluşturulmasında etkili olurlar. Değişimin kaçınılmaz olduğu günümüz işletmelerinde değişimi yakalayan ve değişime ayak uydurabilen dönüşümcü liderler, örgütteki herkesi değişime ikna ederek onları işletmenin amaçlarına yönelik, değişime uygun çalışmalarını sağlayarak örgüt kültürünün şekillenmesine gerekirse yeni bir örgüt kültürünün oluşmasına etki ederler.Araştırma hipotezini test etmek amacıyla Kahramanmaraş Afşin-Elbistan bölgesinde faaliyet gösteren özel bir maden işletmesinde çalışanlar üzerinde araştırma gerçekleştirilmiştir. Araştırma işletmede çalışan personel arasından seçilen 85 kişilik bir örneklemin cevaplandırdığı anketler dikkate alınarak gerçekleştirilmiştir. Anket sonuçlarının değerlendirilmesinde frekans, güvenilirlik, korelasyon ve ki-kare analizleri kullanılmıştır. Araştırma sonucunda dönüşümcü liderliğin örgüt kültürüne etki ettiği ortaya çıkmıştır.Anahtar Kelimeler: Liderlik, Dönüşümcü Liderlik, Örgüt Kültürü
Yerel yönetimlerde performans değerlendirmesi için dengeli ölçüm kartının kullanılması ve Kütahya Belediyesi`nde bir model önerisi
Performans genel olarak, insanların yaşamlarında ve çalışma hayatında gösterdiği bir şeyler başarma çabası olarak tanımlanmaktadır. Birçok işletme veya kurumun yöneticileri finansal amaçlı raporlamanın eksik yönlerini fark etmiş ve stratejik amaçlara ulaşılmasında, iyi tasarlanmış bir performans ölçüm sisteminin temel teşkil ettiğini fark etmişlerdir. Bu gelişme, organizasyonel performans raporlarının hazırlanmasında Dengeli ölçüm kartı sisteminin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Dengeli ölçüm kartı; 1990'lı yıllarda ortaya çıkan ve kaynaklarına göre daha radikal görüşlere sahip stratejik bir yönetim anlayışıdır. Dengeli ölçüm kartı yaklaşımı, bir organizasyonun yönetim bilgi sisteminin tüm boyutlarının bütünleştirilmesini sağlamakta ve yöneticilerin işletme veya kurumlarını değerlendirme tarzlarıyla zaman ve kaynaklarını kullanış şekillerini etkilemektedir. Dengeli ölçüm kartının uygulanması, işletme veya kurumun verilerine göre misyonunun, vizyonunun ve stratejisinin belirlenmesiyle başlanır. Daha sonra; finansal, müşteri, iç süreçler ve öğrenme ve gelişme boyutları tanımlanır. Bu boyutlar doğrultusunda strateij haritası oluşturulur ve performans göstergeleri belirlenir. Son olarak, bu adımların dört boyutta değerlendirilmesiyle dengeli ölçüm kartının uygulanması tamamlanır.Yüksek Lisans Tezi olarak sunduğum bu çalışmamın ilk bölümünde performans kavramı ve performans değerlendirme üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde, dengeli ölçüm kartı ve işletmelerde uygulanmasına yönelik adımlar açıklanmıştır. Üçüncü ve son bölümde ise Dengeli ölçüm kartının Kütahya Belediyesinde uygulamasına yönelik bir model önerisi çalışması yapılmıştır.
Türk kamu yönetiminde personel güçlendirme kavramı ve bir inceleme
Özel yönetim açısından uluslararası rekabet, küreselleşme ve müşteri öncelikli yönetim anlayışı, kamu yönetimi açısından kurum imajı ve vatandaşın almayı arzu ettiği kalitede hizmet verebilme gibi nedenler insan kaynağını ön plana çıkarmıştır. Yönetimler de bu gelişme ve değişmelerle ilintili olarak sahip olduğu insan kaynaklarını, değişen ve gelişen piyasa koşullarına ve müşteri beklentilerine en hızlı cevap verebilmek, rekabet avantajı ve müşteri, vatandaş memnuniyetini yakalayabilmek için güçlü kılmanın yollarını aramaktadır. Fırsatları yakalayabilmek, güçlü yönleri ortaya çıkarıp zayıf taraflarını analiz edebilmek, başarılı olup varlığını devam ettirebilmek için inisiyatif alabilen, risk üstlenebilen, yeniliğe ve gelişmelere açık, işgörenlere ihtiyaç kendini hissettirmeye başlamıştır. Kamu yönetimi, merkeziyetçi yapısı, yasal bir yönetim oluşu, kamu görevlisinin inisiyatif kullanabilme konusundaki sınırlı oluşu gibi nedenlerle özel yönetime nazaran uluslar arası düzeyde meydana gelen bu değişimlere taraf olamamış, arzu edilen düzeyde gelişim gösterememiştir.Bu çalışmada; son yıllarda özellikle işletmelerde uygulanan personel güçlendirme yaklaşımının Türk Kamu Yönetiminde uygulanabilirliği araştırılmış, öneriler geliştirilmiştir. Bu kapsamda personel güçlendirme kavramı açıklanmaya çalışılmış, bir inceleme ile uygulanabilirliği ortaya konulmuştur.
Örgütlerde vizyon ve yönetimi-Teorik bir yaklaşım
V ÖZET Günümüz dünyasındaki sürekli değişme ve gelişmeler, vizyonu son yıllarda yönetim literatüründe çok tartışılan bir konu haline getirmiştir. Örgütün gelecekte nerde olmak istediklerini gösteren ve geleceği hazırlamanın ilk adımı olan vizyon sözcüğünün içeriğine ilişkin çok az tanım bulunmaktadır. Vizyonun nasıl geliştirileceği, nasıl iletileceği, nasıl yenileneceği ve zaman içinde nasıl devam ettirileceği konusundaki çalışmalar çok yenidir. Vizyon, yönetim biliminin vazgeçemeyeceği kavramlardan biri olma özelliğini gün geçtikçe arttırmakta ve yönetim bilimciler tarafından daha fazla ilgi görmektedir. Aynı zamanda, başarı için vizyon sahibi olmanın önemini fark eden örgütlerde de konuya olan ilgi artmaktadır. Yüksek lisans tezi olarak sunulan bu çalışmanın birinci bölümünde vizyon kavramı, öğeleri, özellikleri, tarihçesi ve türleri incelenmektedir. Ayrıca vizyonun temelini oluşturan değerler; örgütün bugün ne olduğunu ve ondan gelecekte ne beklendiğini gösteren misyon, örgütün amaçlarına ulaşması için gerekli kaynak planlamasını ve teşhisini yapan strateji kavramları da ayrıntılı olarak incelenmektedir. Çalışmanın ikinci bölümünde paylaşılan örgüt vizyonuna ulaşma yolunda yapılması gerekenler ve önündeki engeller irdelenerek paylaşılan örgüt vizyonuna sahip olmanın önemi ve vizyoner örgütler incelenmektedir. Vizyonun nasıl geliştirileceği, örgütün tamamına nasıl açıklanarak iletileceği ve paylaşılan örgüt vizyonuna giden adımlara yer verilmektedir. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise liderlik olgusu, liderlik çeşitlerinden transaksiyonel, transformasyonel, karizmatik ve vizyoner liderlik incelenerek vizyonla olan ilişkileri değerlendirilmektedir. Anahtar Sözcükler; Vizyon, Misyon, Değer, Strateji, Vizyoner Örgüt, Liderlik, Vizyoner Liderlik
Yöneticilik ve vizyona dayalı liderlik
Vizyon, son yıllarda pek çok yazar tarafından tartışılmaktadır. Fakat, bu sözcüğün içeriğine ilişkin çok az tanımlama bulunmaktadır. Hiçkimse vizyonun nasıl geliştirileceği, nasıl iletileceği, nasıl yenileneceği ve zaman içinde devam ettirileceğini tarif etmemiştir. Oysa ki, vizyon liderlik ve yönetim sanatının en çok bahsedilmesi ve alaka gösterilmesi gereken bölümüdür. Aynı zamanda, işletmeler uzak gelecekte başarı elde etmek istiyorlarsa vizyonla ilgilenmelidirler. Bu çalışmada, liderlik ve yöneticilik, profesyonel yönetim, liderin işletme üyelerini etkilemede kullanabileceği güçlerinin neler olduğu, vizyon ve vizyona dayalı liderlik kavramları açıklanmaya çalışılmıştır. Liderlerin vizyonlarının Türk işletmeleri için önemi gösterilmeye çalışılmıştır. Aynı zamanda, geleneksel ve günümüzdeki liderlik davranışları -örneğin; dönüştürücü ve işe yönelik liderlik, karizmatik liderlik, simbiyotik liderlik, süperliderlik-açıklanmıştır. Bu çalışma aynı zamanda, bir lider vizyonunun unsurlarını araştırmaktadır. Vizyonun temelini oluşturan değerler; işletmenin bugün ne olduğunu ve ondan gelecekte ne beklendiğini gösteren misyon bildirimi; işletmeye uzun dönemde yol gösteren amaçları. Bunların yanında, vizyonun nasıl oluşturulacağı, işletmenin tamamına nasıl iletileceğindeki adımlara da yer verilmiştir. Vizyon ve stratejik planlama arasındaki ilişkiye de kısaca değinilmiştir. Bu çalışmanın son bölümü olan uygulama bölümünde ise, Türkiye'nin en büyük 500 sanayi kuruluşu içerisinde yer alan işletmeleri kapsayan, ankete dayalı bir araştırma yer almaktadır. Bu araştırma sonucu elde edilen bilgilerin değerlendirilmesi ile, işletmelerin vizyoner liderlik ve yöneticilik kavramları ve bu konuda karşılaştıkları sorunlar tespit edilerek, bu sorunların çözümüne yönelik öneriler geliştirilmiştir.Anahtar Sözcükler: Vizyon, Vizyoner Liderlik, Liderlik ve Vizyon. XVI
Türkiye'de üniversitelerin stratejik planlarındaki misyon, vizyon ve stratejik amaçların içerik analizi
5018 sayılı kamu mali yönetimi ve kontrol kanunu bütün kamusal kurumlaryanında üniversitelerin de stratejik planlama süreci çerçevesinde kaynak kullanmasınıve yönetilmesini zorunlu hale getirmiştir. Bu çalışmada Türk üniversitelerinin misyon,vizyon ve stratejik amaçları incelenmiş ve içerik analizine tabi tutulmuştur. Çalışmanınamacı misyon, vizyon ve stratejik amaçların üniversiteden üniversiteye farklılık gösteripgöstermediğini incelemektir. Farklı bir ifadeyle, çalışma üniversitelerin temelgörevlerinin, uzun dönemde ulaşmak istedikleri sonuçların ve mevcut kaynaklarınıkullanma amaçlarındaki farklılıkları incelemeyi amaçlamaktadır.Çalışmanın verileri http://www.sp.gov.tr sitesinde yer alan devletüniversitelerinin stratejik planlarından elde edilmiştir. Vakıf üniversitelerinin verileri iseher üniversitenin kendi web sitesindeki stratejik planların incelenmesi ile sağlanmıştır.Üniversitelerin stratejik planlarında beyan ettikleri misyon, vizyon ve stratejikamaçları içerik analizi yöntemi ile incelemeye tabi tutulmuştur. Verilerin analizindeyönetim alanında pek kullanılmayan fakat sosyal bilimler alanında sıklıkla başvurulaniçerik analizi, bir çözümleme yöntemi olmasının ötesinde bireyleri sorgulamak yerineyazılı dokümanları inceleme imkânı sağladığından bu çalışmada tercih edilmiştir.Üniversitelerin misyon, vizyon ve stratejik amaçları ifade ediliş biçimi ve içeriğiaçısından farklılıklar göstermektedir. Örneğin bazı üniversiteler misyon, vizyon vestratejik amaçlarını kısa ifadelerle tanımlamışken, bazı üniversiteler uzun ve kapsamlıaçıklamaları tercih etmişlerdir. Her üniversitenin stratejik planında yer alan misyon,vizyon ve stratejik amaç açıklamaları incelenerek, ifadenin vurguladığı ilk beş sözcükivve kavram içerik analizinde kullanılacak veri olarak belirlenmiştir. Daha sonra busözcük veya kavramlar sıklıklarına göre sayılmış ve sıralanmıştır.Analiz sonucunda Türk üniversitelerinin misyon açıklamalarında ?toplumsallık?vurgusunun sıklıkla yapıldığı bulgusuna ulaşılmıştır. Ayrıca vizyon açıklamalarında da?evrensellik? kavramından sıklıkla bahsedildiği tespit edilmiştir. Türk üniversitelerininamaçlarında bilimsel faaliyetlere daha çok kaynak ayırma kaygısı da bu çalışmanınbulguları arasındadır.
Büyükşehir belediyelerinin stratejik planlarındaki misyon, vizyon ve stratejik amaçların içerik analizi
Bugün tüm dünyayı etkisi altına almış küreselleşme, ülkemizde de uzun bir süredir etkisini göstermekte ve bu yeni gelişmeler de yeni yaklaşımlara uyum sürecini gerekli kılmaktadır. Değişen müşteri beklentileri, rekabet baskısı, sanayileşme ve kentleşme gibi sosyo-ekonomik gelişmeler özel sektörün yanı sıra kamu kuruluşlarının da yeni bir yeni bir yönetim anlayışının benimsenmesi konusunda hızlandırıcı bir etki yaratmıştır. Özellikle son yıllarda bir çok mali ve idari sorunlarla yüz yüze gelen kamu kurumları benimsedikleri yeni yönetim anlayışıyla daha iyi hizmet verme yolunda önemli adımlar atmışlardır. Bu önemli adımlardan bir tanesi 2003 yılında kabul edilen 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile gerçekleşmiştir. Bu kanun ile nüfusu 50.000'i aşan belediyelerde stratejik planlama ve uygulamaları zorunlu hale getirilmiştir. İhtiyaç ve beklentileri artan vatandaşlarına en iyi hizmeti vermek isteyen belediyeler, böylelikle yeni bir reform sürecine dahil olmuş ve stratejik plan yapmaya başlamıştır. Bu yönetim tekniği ile kamunun hantal ve bürokratik yapısı kaynaklarını daha etkin ve verimli kullanan bir yapıya dönüştürülmeye çalışılmıştır. Uzun ve orta vadeli planlar yaparak amaçlarına ulaşmada önemli oranda fayda sağlayan bu yönetim anlayışıyla belediyeler; etkinlik, verimlilik, hesap verilebilirlik, saydamlık gibi bir çok faydaya sahip olmaktadır.Bu çalışmanın temel amacı Büyükşehir Belediyelerinin stratejik planlarındaki misyon, vizyon ve stratejik amaçlarının; içerik analizi dahilinde eğilimlerini, stratejik planlarının belirlenen kriterler çerçevesinde birbirlerine ne ölçüde benzediğini ve hangi noktada ayrıldıklarını saptamaktır. Çalışma Türkiye'deki 16 Büyükşehir Belediyesi'nin misyon, vizyon ve stratejik planlarına odaklanmıştır.Anahtar Kelimeler: Büyükşehir Belediyesi, Misyon, Vizyon, Stratejik Amaçlar, İçerik Analizi
Konjenital katarakt ve şaşılık
Giriş-Amaç: Konjenital kataraktlı olgularda postoperatif dönemde gelişen şaşılık sıklığını, türlerini ve uygulanan tedavinin etkinliğini belirlemek. Gereç-Yöntem: Ocak 2009 ? Mayıs 2013 tarihleri arasında Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı Katarakt biriminde konjenital katarakt tanısı ile opere edilen ve takibi yapılan 54 olgu retrospektif olarak incelendi. Katarakt dışında ön segment patolojisi, retinal problemi ve preoperatif şaşılığı olan hastalar çalışma dışı bırakıldı. Olguların cinsiyeti, tanı yaşı, kataraktın lateralite durumu, katarakt ekstraksiyon ve GİL implantasyon yaşları, postoperatif dönemde şaşılığın ortaya çıkış zamanı ile katarakt ekstraksiyonu arasındaki süre, şaşılığın derecesi, şaşılık türü ve uygulanan tedaviler incelendi. Bulgular: Çalışmaya 38?i erkek (% 70,4), 16?sı kadın (% 29,6) 54 hasta dahil edildi. Olgularımızın başvuru anındaki tanı yaş ortalamaları 9,31 ± 14,50 ay, median değeri 4,29 (2,55 - 10,0) ay idi. Olguların 45`i (% 83,3) bilateral, 9?u (% 16,7) ünilateral konjenital katarakta sahipti. Olguların katarakt ekstraksiyon yaşı ortalaması 11,48 ± 14,35 ay, median değeri 7,30 (3,92 - 13,20) ay idi. 36 hastaya yapılan sekonder GİL implantasyon yaşı ortalaması ise 31,10 ± 9,38 ay idi. 5 (% 9,25 ) olguya primer GİL implantasyonu yapıldı. Katarakt ekstraksiyonu ile kayma tanısı arasındaki süre ortalama 27,35 ± 11,36 ay idi. Katarakt ekstraksiyonu sonrasında şaşılık gelişen 31 (% 57,4) olgunun 17?sinde (% 54,8) ezotropya, 14?ünde (% 45,2) ekzotropya tesbit edildi. 3 hastaya şaşılık cerrahisi uygulandı. Sonuç: Konjenital katarakt cerrahisi geçiren çocuklarda şaşılık gelişimi sık görülmektedir. Bu durumun önüne geçebilmek için postoperatif dönemde görsel rehabilitasyona verilen önem arttırılmalıdır. Anahtar Kelimeler: Konjenital katarakt, Şaşılık, Görsel rehabilitaston
Farklı katarakt tiplerinde çeşitli vizüel fonksiyonlar
Farklı Katarakt Tiplerinde Çeşitli Vizüel Fonksiyonlar Amaç: Farklı katarakt tiplerinde kontrast duyarlılık ve glare kontrast duyarlılık testlerinin fonksiyonel görme üzerindeki etkisini ve erken kataraktın tanısında yararlılığını incelemek amaçlandı. Materyal ve Metod: Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Göz Hastalıkları Polikliniği'nde Eylül 2013-Mart 2014 tarihleri arasında, normal poliklinik muayenesi esnasında katarakt tespit edilen, başka oftalmolojik hastalığı olmayan hastalara tam oftalmolojik muayene," CSV 1000 Kontrast Duyarlılık Testi(Vector Vision)" ile kontrast duyarlılık ve glare kontrast duyarlılık testleri; "CSO Sirius" topografi ve ön segment analiz cihazı ile pupilografi testi yapıldı. Hastaların görme düzeyleri,yaş ve cinsiyetleri değerlendirildi. Çalışma prospektif olarak yapıldı. Bulgular: Çalışmaya 78 hastanın 114 gözü alındı. Hastaların 38'i kadın, 40'ı erkek idi. Hastaların ortalama yaşı 65,8±8,7 idi. Katarakt tiplerinin dağılımına bakıldığında gözlerin % 28,1'inde arka subkapsüler katarakt (ASKK), % 7,9'unda santral 3mm'nin etkilenmediği kortikal katarakt (KK), % 9,6'sında santral 3mm'nin etkilendiği kortikal katarakt (KK+) ve % 54,4'ünde nükleer senil katarakt(NSK) tespit edildi. ortalama düzeltilmiş görme keskinliği (DGK) 0,3±0,2 seviyesindeydi. Katarakt tiplerine göre bakıldığında ortalama DGK ASKK grubunda 0,3±0,2, NSK grubunda 0,4±0,3, KK+ grubunda 0,2±0,1, KK grubunda 0,4±0,2 düzeyindeydi. Tüm gruplarda glare kontrast duyarlılık skorları, kontrast duyarlılık skorlarına göre anlamlı düşük bulundu. Tüm gruplar arasında ise ASKK grubunda diğer gruplara göre kontrast duyarlılık ve glare kontrast duyarlılık düzeyleri ileri derecede anlamlı düşük saptandı. Hastaların fotopik ve mezopik pupil çapları kaydedildi. Pupil çapları, kontrast duyarlılık ve glare kontrast duyarlılık testleri ile karşılaştırıldığında gruplar arasında anlamlı fark saptanmadı. Sonuç: Kontrast duyarlılık testleri, fonksiyonel görme performansı hakkında klinik olarak anlamlı bilgi sağlayabilir ve katarakt hastalarının fonksiyonel olarak anlamlı görme bozukluğunu saptamak için klinik değerlendirmeye dahil edilebilirler. Anahtar Sözcükler: Katarakt, kontrast duyarlılık, kamaşma, pupil çapı.
Normal bireylerde farklı görme alanı testlerinin uygulanabilirliği ve karşılaştırılması
Amaç: Çalışmamızda Göz Polikliniğine başvuran ve herhangi bir sistemik hastalığı ve basit refraksiyon kusuru dışında oftalmolojik patolojisi olmayan normal bireylerde farklı görme alanı testlerinin cinsiyet, yaş, eğitim durumu ve test tekrarı ile ilişkisi incelendi. Bu parametrelerin test süresine, güvenilirlik ve global indekslerine etkisi değerlendirildi. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya 57 bireyin 114 gözü dahil edildi. Birinci gruba Humphrey görme alanı cihazı ile Kısa Dalga Boylu Otomatik Perimetri (SWAP) ve Octopus 900 cihazı ile Flicker perimetri; ikinci gruba Humphrey görme alanı cihazı ile SITA-fast ve Kısa Dalga Boylu Otomatik Perimetri (SWAP); üçüncü gruba ise Octopus 900 cihazı ile Flicker perimetri ve TOP (Tendency Oriented Perimetry) testleri yapıldı. Tüm bireylere ilk gün ve 1. haftada olmak üzere testler 2 defa tekrarlandı. Bulgular: Grup I' de Flicker grubunda yapılan ikinci ölçümde test süresinde kısalma, yanlış pozitiflik oranında, MD ve PSD değerlerinde ilk ölçüme göre anlamlı azalma saptandı. SWAP grubunda ise ikinci ölçümde test süresinde kısalma, fiksasyon kaybı, MD ve PSD değerlerinde anlamlı azalma gözlendi. Grup II' de SITA-fast grubunda ikinci ölçümde test süresinde kısalma, yanlış negatiflik oranı, MD ve PSD değerlerinde ilk ölçüme göre anlamlı azalma olduğu gözlendi. SWAP grubunda ise ikinci ölçümde test süresinde kısalma, fiksasyon kaybı, yanlış pozitiflik ve yanlış negatiflik oranı, MD ve PSD değerlerinde anlamlı azalma olduğu saptandı. Grup III' te Flicker grubunda ikinci ölçümde test süresinde kısalma, yanlış pozitiflik oranı ve PSD değerlerinde ilk ölçüme göre anlamlı azalma olduğu saptandı. TOP grubunda ise ikinci ölçümde test süresinde kısalma, yanlış pozitiflik oranında ve MD değerlerinde anlamlı azalma olduğu saptandı. Test süresi, güvenilirlik ve global indekslerde iki cinsiyet arasında anlamlı farklılık olmadığı saptandı. Eğitim seviyesi lise ve altı olan bireylerde MD ve PSD değerlerinin daha yüksek olduğu tespit edildi. Sonuç: Çalışmamızda tüm testlerde test tekrarı ile test süresinde, güvenilirlik ve global indekslerde azalma olduğu belirlendi. Test tekrarı ile hasta uyumunun artmakta olduğu görüldü. Yaş ile yanlış negatiflik oranı ve MD değerleri arasında ters korelasyon görülürken, diğer indeksler ile yaş arasında anlamlı korelasyon görülmedi. Anahtar Kelimeler: Görme alanı, Flicker perimetri, SITA-fast, SWAP, TOP (Tendency Oriented Perimetry), Octopus 900, Humphrey görme alanı cihazı
Problems encountered within the strategic planning in public administration and solution proposals
Strategic Planning approach in public administration in Turkey gained legal status aftermath the promulgation of Public Finance Management and Control Law no.5018 in 2003. The study's aim is to identify the differences and the problems encountered between the first and second strategic planning preparation process and develop solution proposals while analyzing the current situation of the strategic planning system in central public administrations in Turkey. In this study, first of all, the conceptual framework is presented with the literature search. Survey method is used in order to gather datas related to thesis subject. This research primarily hypothesize that ' there is no difference among the institutions related with the preparation, monitoring and evaluation processes of Expired Stratejic Plans (DSESPs) and Current Strategic Plans (YSPs) and the datas gathered from the institutions are evaluated. The results indicate that there is no such a difference among the institutions related with the preparation, monitoring and evaluation processes of Expired Strategic Plan (DSESP) and Current Strategic Plan (YSP). Institutions generally form their strategy documents according to the available minimum conditions inside the strategic planning guide. At the end of the study, proposals such as ensuring effective participation and ownership by senior management have been developed.
Milli eğitimde görev yapan yönetici ve öğretmenlerin 2023 Eğitim Vizyon Belgesi konusundaki görüş ve düşünceleri (Kırşehir örneği)
İnsanlık tarihiyle yaşıt olan eğitim-öğretim, insanlık hangi aşamalardan geçmişse ona paralel olarak sürekli bir ilerleme çizgisinde varlığını ve önemini devam ettirmiştir. Devlet ve toplumların geleceği, planlayıp uyguladığı eğitim programları ile sıkı bir ilişki içerisindedir. Bir toplumun esas zenginliği, beşeri sermayesi olan iyi eğitilmiş bireylere sahip olmasıdır. Eğitim örgütleri sosyal yapılardır. Eğitimle ilgili her değişiklik bütün toplumu etkilediği için herkesi ilgilendirmektedir. Toplumlar, değişiklikleri ve düzenlemeleri ya benimser ya da ayak sürerek direnç gösterirler. Dünyadaki bütün devletler şartların ve ihtiyaçların zorlamasıyla eğitim sistemlerinde bazen kısmi, bazen de köklü değişiklikler yapmak mecburiyetinde kalmışlardır. Eğitim sistemlerinin hem yerel/milli bir yönü hem de evrensel/cihanşümul bir yönü bulunmaktadır. Eğitim sisteminde özellikle son otuz yıldır yeni arayışlar gündeme gelmektedir. Sistemde yapısal değişmelere yol açabilecek nitelikte olan bu arayışların hepsini, etkili bir şekilde yönetilmesi gereken değişim girişimleri olarak görmek gerekir. Süregelen değişim ve girişimler bağlamında 2023 Vizyon belgesi eğitime ilişkin köklü değişimleri içeren bir girişim olarak karşımıza çıkmaktadır. Ancak, 2023 Eğitim Vizyon Belgesine ilişkin yeterli sayıda araştırma yapılmadığı görülmektedir. Bu kapsamda yapılacak bir bilimsel araştırma ile eğitimin temel paydaşları arasında yer alan yönetici ve öğretmenlerin Eğitim Vizyon Belgesi konusundaki görüş ve düşüncelerinin tespit edilerek elde edilen verilerin Vizyon Belgesinin hayata geçirilmesi sürecinde yetkililere dönüt sağlaması amaçlanmaktadır. Bu araştırma, nitel araştırma yöntemlerinden fenomolojik (olgubilim) yaklaşımla yürütülmüştür. Araştırmanın çalışma grubunu Kırşehir ili merkez ilçesindeki okullarda görev yapmakta olan yönetici ve öğretmenler oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşme formunda katılımcılara yöneltilen soruların hazırlanması aşamasında uzman görüşüne başvurulmuştur. Veriler içerik analiz tekniği kullanılarak analiz edilmiştir.Bu araştırmanın sonucunda katılımcıların çoğunun Vizyon Belgesini haber kaynaklarından öğrendikleri ortaya çıkmıştır. Bazı eğitimciler çift kanat metaforunun anlamını hakkında doğru bilgiye sahip değildir. Ölçme değerlendirme alanındaki değişiklikler, özel yetenekli öğrencilere yönelik değişiklikler müspet bir uygulama olarak görülmektedir. Tasarım beceri atölyesi kurulması, mesleki eğitime yönelik amaçlar olumlu ve gerçekleştirilebilir amaçlar olarak kabul edilmektedir. Katılımcıların çoğunluğu Türk eğitim sisteminde değişiklik yapılmasını zorunlu görmektedir ancak eğitim alanında yapılan değişimlerin başarılı olması için uzun süreli planlama yapılması ve değişiklik üzerinde ısrar edilmesi gerektiğini düşünmektedir. Eğitim Vizyonu Belgesinin uygulanması sırasında Covid-19 Pandemi Sürecinin olumsuz etkisi olduğu görüşü ön plana çıkmaktadır.
Akıllı telefon ve konvansiyonel yakın aktivitenin yakın refleksler ve binokülarite üzerindeki etkisi
Amaç: Yaygınlaşan akıllı telefon kullanımı, oküler fonksiyonlar üzerinde basılı metin okuma (kitap) gibi konvansiyonel aktivitelere göre benzer veya farklı yönde etki ediyor olabilir. Bu çalışmada akıllı telefonların akomodasyon, konverjans ve binokülarite ölçümleri üzerine olası etkilerini ortaya koymak amaçlanmıştır. Yöntem: Yirmili yaşlarda, oküler fonksiyonlar açısından uygun 50 erişkin, öncelikle akomodatif konverjan/akomodasyon oranı (AK/A), akomodasyon amplitüdü (AA), pozitif ve negatif rölatif akomodasyonlar(PRA& NRA), konverjans ve diverjans amplitüdleri (PFV& NFV), konverjans yakın noktası(KYN) ve heteroforya varlığı, binokülarite ölçümleri yapılarak kontrol grubu oluşturuldu. Aynı gönüllüler sabit aydınlatılmış bir oda ve sabit bir pozisyonda 40 cm mesafeden 30 dk boyunca bir kitap okumaları istenerek ölçümler tekrarlandı, bu ölçümler kitap okuma grubu olarak kaydedildi. Bir başka oturumda ise aynı gönüllüler aynı şartlarda tek bir telefondan 30 dk boyunca bir film izlenmesi istenerek ölçümler tekrarlandı ve telefon yakın aktivite grubu olarak kaydedildi. Kitap okuma grubu, telefon grubu ve kontrol grubu değerleri birbiri ile kıyaslandı. Bulgular: Tüm grupların karşılaştırılması sonucunda; AK/A oranı, sağ ve sol göz için AA ve yakın PFV değeri her iki yakın aktivite ile istatistiksel olarak anlamlı düzeyde azalmıştır (p<0,001, p<0,01, p<0,01 ve p=0,018). İki aktivite arasında istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmadı. Konverjansın yakın noktasının değeri ve ekzoforyası olan kişilerin ekzoforya şiddeti her iki yakın aktivite ile istatistiksel olarak anlamlı düzeyde artmıştır (p<0,001). İki aktivite arasında istatistiksel olarak anlamlı fark yoktu. Negatif rölatif akomodasyon ve uzak NFVdeğerinin karşılaştırılması sonucunda kontrol grubu ile kitap okuma aktivesi arasında istatistiksel olarak anlamlı fark gözlenmezken, telefon aktivitesi sonrası ölçülülen NRA değerleri kontrol grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde azalmıştı (p<0,001 ve p= 0,011). 67 Sonuç: Günümüzde yakın dijital aktivite kitap okuma yakın aktivitesinin yerini almaya başlamıştır. Akıllı telefon yakın aktivitesi NFV ve NRA değerlerinde azalma, ekzoforya şiddetinde artışa neden olmuştur. Çalışmamızın telefon kullanımı açısından günlük hayat yakın aktivitesinin küçük bir kısmını yansıttığı göz önünde bulundurularak, foryanın manifest kaymaya dönüşümü gibi olası yan etkiler açısından hastalarımızın bilgilendirilmesi gerektiğini düşünmekteyiz. Anahtar Kelimeler: Akıllı Telefon, Yakın Görme Kompleksi, Füzyonel Verjans, Binokülarite, Dijital Göz Yorgunluğu
Türkiye'deki üniversitelerin web sayfalarında yer alan vizyon ve misyon ifadelerinin uluslararası karşılaştırmalı olarak incelenmesi
Bu çalışmada Türkiye ile dünyadaki bazı üniversitelerin web sayfalarında yer alan vizyon ve misyon ifadelerinin içerik analizi yapılmış, ilk aşamada konuyla ilgili kütüphane, yazılı ve elektronik kaynaklardan faydalanılmış ve bu çerçevede kitap, makale ve internet kaynaklı dokümanlar incelenmiştir. Stratejik plan, vizyon ve misyon kavramları alan yazınından incelenerek oluşturulmuştur. İkinci bölümde üniversite ve yükseköğretim kavramları bağlamında Türkiye ve dünyadaki üniversitelerin gelişimi incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise Türkiye'deki tüm üniversitelerin resmi internet sayfalarındaki vizyon ve misyon ifadeleri ile seçilmiş ülkelerde bulunan üniversitelerin web sayfalarında yer alan vizyon ve misyon ifadelerinin Maxqda 11 programı ile analize tabi tutulmasıyla elde edilen analiz sonuçları yer almaktadır. Dördüncü bölümde ise çalışma sonucunda elde edilen bilgiler yer almaktadır. Buna göre yapılan bu çalışmada araştırmaya konu olan yeryüzündeki üniversitelerin hiçbirinin misyon beyanında "Engelsiz Bir Üniversite" kavramının yer almadığı görülmüştür. Yine göze çarpan başka bir husus ise "Etik – Değer" kavramına karşılaştırması yapılan üniversite grupları içerisinde sadece Türkiye'deki devlet üniversitelerinin yoğunlukla değindiği gözlenmiştir. Ayrıca Türkiye'deki Devlet Üniversiteleri ile dünyadaki en iyi 20 üniversite ve G-20 ülkelerindeki üniversitelerin vizyon açıklamalarında "Sinerji" kavramına hiç değinilmediği görülmüştür. Yapılan bu çalışmadan elde edilen bir başka sonuç ise ülkemiz üniversitelerinin vizyon ve misyon beyanlarının diğer ülke üniversitelerinin vizyon ve misyon beyanlarına göre daha geniş ve kapsamlı olduğudur.
Presbiyopik kişilerde göz egzersizlerinin görme fonksiyonu ve ince motor becerileri üzerine etkisinin incelenmesi
Çalışma, göz egzersizlerinin presbiyopik kişilerde görme fonksiyonu ve ince motor becerileri üzerine etkisinin incelenmesi amacıyla planlandı. Çalışmamıza; yaşları 40-60 arasında değişen 29 erkek (%60.4), 19 kadın (%39.6) toplam 48 hasta alındı. Araştırmamıza katılan kişiler basit rastgele yöntemle çalışma ve kontrol gruplarına ayrıldı. Çalışma grubundaki hastalar göz egzersiz programına alındılar. Göz egzersiz programı; yoga göz egzersizleri ve kalem takip terapisinden oluşmaktaydı. Yoga göz egzersizleri 8 adımdan oluşuyordu: gözleri avuç içi ile kapatma, göz kırpma, yanlamasına bakış, ön ve yanlamasına bakış, rotasyonel bakış, yukarı aşağı bakış, burun ucuna bakış ve yakın ve uzak bakış. Göz egzersizleri 12 hafta boyunca her gün günde en az bir kez ev temelli olarak olarak uygulandı. Hastaların tümü hem çalışmanın başında hem de 12 haftanın sonunda değerlendirildi. Değerlendirmede, demografik bilgi formu, Edinburg El Tercihi Testi, O'Connor Parmak Beceri Testi, Nottingham Sağlık Profili, Ulusal Göz Sağlığı Enstitüsü Görme İşlevi Ölçeği kullanıldı. Ayrıca görme keskinliği, okuma hızı ve baş-boyun postür değerlendirmesi yapıldı. Çalışmadan sonucunda, presbiyopik kişilerin presbiyopi, adisyon, ince motor beceri, okuma hızı ve Ulusal Göz Sağlığı Enstitüsü Görme İşlevi Ölçeği değerlerinde çalışma grubunda düzelme gözlendi (p<0.05). Akıllı telefon ve bilgisayar kullanımdaki artışın presbiyopi ve adisyon değerlerini arttırdığı görüldü (p<0.05). Göz egzersizlerinin presbiyopinin ilerleme hızını yavaşlatmakta, görme fonksiyonunu geliştirmekte, okuma hızını ve ince motor becerileri arttırmakta etkin bir yöntem olduğu görüşüne varıldı. Farklı görme kusuru seviyelerinde karşılaştırmalı ve uzun takipli çalışmalara ihtiyaç vardır.
Bozulmuş açlık glukozu ve bozulmuş glukoz toleransı olan olgularda görsel uyarılmış potansiyellerle görme yollarının değerlendirilmesi
ÖZET Prediyabetik dönem (bozulmuş glukoz toleransı ve bozulmuş açlık glukozu) diyabet öncesi dönem olarak tanımlanan önemli bir klinik tablodur. Bu çalışmada amaç herhangi bir yakınması olmayan ve laboratuar testlerinde bozulmuş açlık glukozu ve bozulmuş glukoz toleransı tanısı alan olgularda retinopati gelişip gelişmediğini ve VEP ile retina ganglion hücrelerinde hasar gelişip gelişmediğini değerlendirmektir. Dolayısı ile VEP'te değişiklik olup olmadığının, değişiklik oluyorsa prediyabetik hastalarda retinopati gelişimi açısından prediktif değer olarak kullanılıp kullanılamayacağı, retinopati mekanizmasına ışık tutup tutmayacağının araştırılması amaçlanmıştır. Prospektif olarak gerçekleştirilen bu çalışma Celal Bayar Üniversitesi Hastanesi Nöroloji ve Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları polikliniklerinde bozulmuş açlık glukozu (BAG ) ve bozulmuş glukoz toleransı (BGT) tanısı konmuş toplam 60 hasta üzerinde gerçekleştirildi. Bu çalışmada iki hasta ve bir kontrol grubu oluşturuldu. Hasta gruplarından BAG grubunda 30 hasta (21 kadın, 9 erkek) ve BGT grubunda 30 hasta (23 kadın, 7 erkek) yer aldı. Toplam prediyabet hasta grubunda 60 hasta (44 kadın, 16 erkek) yer aldı. Kontrol grubunda yaş ve cinsiyet faktörünü ortadan kaldıracak şekilde toplam 44 kadın, 16 erkekten oluşmaktaydı. Tüm grupların ayrıntılı öyküsü alındı, fizik ve göz muayenesi (görme keskinliği ve göz dibi bakısı) yapıldı. Ardından prediyabetik hasta gruplarına retinopati gelişimi açısından VEP yapıldı. Biz çalışmamızda herhangi bir göz şikâyeti olmayan yeni tanı almış BGT 'li olgularda VEP'de P100 latans değerlerinde uzama saptadık. Yaptığımız elektrofizyolojik çalışmalar ile prediyabet dönemde de retinopati varlığını belirlemede VEP'in prediktif değer olarak kullanılabileceğini belirledik. Anahtar kelimeler: Bozulmuş açlık glukozu, Bozulmuş glukoz toleransı, Vizüel Evoked Potansiyel, prediyabet
Yaşa bağlı makula dejenerasyonu olan hastalarda görmeye bağlı yaşam kalitesi ve depresyon düzeyini etkileyen faktörlerin değerlendirilmesi
Amaç: YBMD' li hastalarda Görmeye Bağlı Yaşam Kalitesini incelemek, YBMD nin depresyon düzeyi üzerine etkisini araştırmaktı. Ayrıca yaşam kalitesini ve depresyon düzeyini etkileyebilecek gerek hastalığa gerekse hastaya bağlı etkenleri ortaya çıkarmak. Materyal-Metod: Bu kesitsel çalışmaya Gaziantep Üniversitesi Göz Kliniğine başvuran takipli veya yeni tanı almış YBMD' li 54 hasta dahil edildi. Hastaların detaylı oftalmolojik muayeneleri yapıldı. Hastalara NEI VFQ-25 anketi ve GDS-15 anketindeki sorular yöneltildi. Bu iki anket sonuçları hasta bilgilerine ve hastalık sonuçlarına göre değerlendirildi. Bulgular: GBYK anket skorlamasında en düşük puanı Yakın Aktivite alt ölçeği alırken, en yüksek puanı Renkli Görme ölçeği almıştır. Depresyon bulgusu olan grup Göz Ağrısı, Renkli ve Periferik Görme ile Görmeye Bağlı Rol Güçlüğü alt ölçekleri hariç diğer tüm ölçeklerde anlamlı daha düşük puanlar almıştır. Enjeksiyon yapılan grubun, NEI VFQ- 25 anketinden aldıkları puanlarda ve depresyon oranlarında istatiksel olarak anlamlı fark bulunmadı (p>0,05). Kadın cinsiyetinin görme keskinliği seviyeleri anlamlı olarak daha düşük (p=0,01) ve depresyon oranları anlamlı olarak daha yüksek (p=0,047) bulunmuştur. Yaş arttıkça NEI VFQ-25 alt ölçeklerinden Göz Ağrısı ve Görmeye Bağlı Başkalarına Bağımlılık dışında diğer alt ölçeklerde anlamlı şekilde daha az puanlar alınmakta. Medeni durumun depresyon ve yaşam ölçeği skorlarını anlamlı etkilemediği görüldü. YBMD den en az etkilenen alt ölçeklerin Göz Ağrısı, Periferik ve Renkli görme ölçekleri olduğu bulundu. En çok etkilenenin ise Yakın Aktivite olduğu görüldü
Küreselleşme - yerelleşme bağlamında kentleşme ve yerel yönetimlerde vizyon arayışları:2023 Türkiye vizyonu ve sonrası için Kocaeli modeli
"Küreselleşme", "yerelleşme" ve "kentleşme "gibi birbiri ile yakından ilgili ve ilişkili üç kavramın, birbirlerini ve aslında her şeyi az veya çok bir şekilde etkilediği ve belirlediği günümüz dünyasında, devletleri ve dolayısı ile yapısal anlamda devletlerin örgütsel yapısını ifade eden kamu yönetim sistemlerini etkilememesi olanaksızdır. Bilindiği üzere, kamu yönetim sistemlerinin toplumun gereksinimlerini karşılayan etkin bir araç durumuna dönüştürülebilmelerinin başlıca koşullarından birisi, söz konusu bu sistemlerin gelişen ve değişen koşullara ayak uydurmasını sağlayacak şekilde ve sürekli bir biçimde yenilenerek geliştirilmesidir. Fakat Türkiye'de 2004 yılına kadar yapılan ve "yeniden düzenleme", "yeniden yapılanma" veya "idari reform" gibi farklı kavramlarla ifade edilen "idarede reform çalışmaları" dar ve kısa vadeli bir bakış açısı ile yapılmış olup, sistemin daha geniş ve daha uzun vadeli bir bakış açısı ile ele alınması ise ancak bu tarihten sonra mümkün olmuştur. "Vizyon" olarak da isimlendirilen bu yeni ve farklı bakış açısı ile hazırlanan "2023 Türkiye Vizyonu" kapsamında başlatılan idari reform çalışmaları ise Türk idari ve siyasi hayatını büyük ölçüde etkilemiştir. Çünkü söz konusu bu reformlar sonucunda «Kocaeli Modeli» ismi ile bilinen yeni bir yerel yönetim modeli Türk siyasi ve idari hayatına girmiştir. Kamuoyunca da bir yerel yönetim reformu olarak bilinen ve on yıl süre ile İstanbul ile birlikte Kocaeli ilinde de uygulandıktan sonra yirmi sekiz büyükşehirde daha uygulanmaya başlayan bu yeni yerel yönetim modeli aslında, Türk Devlet geleneğinde ve devletin görev ile sorumluluklarının dayanağı olan devlet felsefesinde köklü değişikliklere neden olacak bir reform çalışması niteliğine sahip bir çalışma olmuştur. Bu tez çalışmasının ana temasını, Kocaeli Modeli olarak adlandırılan ve yakın bir gelecekte ülkenin tamamında uygulanması beklenen söz konusu bu yerel yönetim modelinin sadece geleneksel yerel yönetim anlayışını ve yapısını değiştirmekle kalmayıp, Türk idari yapısının geleneksel yönetim felsefesini ve genel yönetim yapısını da etkileyeceği ve değişime zorlayacağı iddiaları oluşturmuştur. Ayrıca, bu model için İstanbul ve Kocaeli illerinin seçilmesinin nedenleri ile Türk yerel yönetim geleneğinin halen oluşamaması gibi daha birçok konu da bu çalışmada ana tema ile ilişkili olacak bir biçimde ele alınmaya çalışılmıştır. Neticede ise köklü bir yerel yönetim geleneği bulunmamasına rağmen oldukça uzun sayılabilecek bir süre örgütlenme tecrübesine ve bunun sonucunda ise merkeziyetçi bir yönetim geleneğine ve buna uygun bir örgüt yapısına sahip olan Türk Devletinin bu yapısının, söz konusu bu reform çalışmalarından genel olarak olumsuz etkilendiği/etkileneceği görülmüştür. Anahtar Sözcükler: Belediyeler, Büyükşehir Belediyeleri, Kentleşme,Kocaeli, Küreselleşme, Yerelleşme
Yerel yöneticilerin bakışıyla Elazığ 2053 vizyonu
Bu çalışmada Elazığ ilinde faaliyet gösteren kamu ve sivil toplum kuruluşlarının yönetici ve çalışanları ya da üyeleri tarafından belirlenen ortak bir kent vizyonun ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Böylece, Elazığ ilinde yaşayan bütün bireylerin katılım ve kapsayıcılıkla ortak bir gelecek arzusu için birlikte ve huzur içerisinde yaşama beklentisi ve geleceğe yönelik planlar yapma konusunda yol gösterici olması hedeflenmiştir. Elazığ ili Doğu Anadolu Bölgesinde yer alması ve bir zamanların gıpta edilen kenti olmasına rağmen günümüzde bu üstünlüklerini yitirmiş görünümündedir kentin tekrar eski günlerine dönebilmesinde kent sakinleri tarafından oluşturulacak bir vizyonun gerekli olduğu düşünülmektedir. Bu araştırma, kente yönelik bir vizyon oluşturma açısından önemlidir. Bu araştırma nicel araştırma yaklaşımı çerçevesinde desenlenmiş ve yürütülmüştür. Bu kapsamda tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Elazığ ilinde bulunan sivil toplum kuruluşlarının yönetici ve üyeleriyle birlikte bazı kamu kuruluşlarının yönetici ve çalışanları oluşturmaktadır. Bu kapsamda sivil toplum ve kamu kuruluşlarına 160 adet ölçek dağıtılmış geri dönen ölçeklerden kabul edilebilir nitelikte 122 adet ölçek veri toplama amacıyla kullanılmıştır. Araştırmada veri toplama amacıyla 28 maddeden oluşan Elazığ 2053 kent vizyonu ölçeği kullanılmıştır. Ölçek geliştirme kapsamında 25 madde içeren bir taslak ölçek formu geliştirilmiştir. 122 adet geri dönen ölçek formundan elde edilen veriler açımlayıcı faktör analizine tabi tutulmuş, .35'in altında değer veren ve iki ve daha fazla faktörde binişik yük değeri alan maddeler çıkarıldıktan sonra dört faktör ve 21 maddeden oluşan bir ölçme aracı elde edilmiştir. Ölçek yoluyla elde edilen veriler dört faktör üzerinden aritmetik ortalama ve standart sapma değerleri göz önüne alınarak yorumlanmıştır. Katılımcı görüşlerinin çalıştıkları kamu kuruluşu ya da üyesi olduğu sivil toplum kuruluşu değişkenine göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek amacıyla tek yönlü varyans analizi yapılmıştır. Bu analiz her bir faktör ve faktörün içerdiği maddeler ile ölçeğin tamamı için yapılmıştır. Ölçeğin dört faktörüne göre elde edilen verilerin ortalama ve standart sapmasına yönelik değerler şu şekildedir: Kurumsal bir şehir olarak Elazığ faktörü beş madde içermekte olup, beş maddenin ortalaması 4.143 seviyesinde çıkmıştır. Modern şehir olarak Elazığ faktörü altı madde içermekte ve ölçek ortalaması 4.344 seviyesinde ölçülmüştür. Yaşanabilir şehir olarak Elazığ faktöründe altı madde bulunmakta olup bu maddelerin ortalaması 4.148'dir. Ekonomik şehir olarak Elazığ adı verilen dördüncü faktör dört madde içermekte ve faktör ortalaması 4.225'tir. Birinci faktöre yönelik olarak yapılan varyans analizinde bütün sorularda ve ölçek genelinde kurumların görüşleri arasında anlamlı farklılıklar ortaya çıkmıştır. İkinci faktörün dört sorusunda ve ölçek genelinde kurum temsilcilerinin görüşleri arasında anlamlı farklılıklar ortaya çıkarken iki soruda anlamlı bir farklılık ortaya çıkmamıştır. Üçüncü faktörün bütün sorularında ve faktör ortalamasında görüş ortalamaları anlamlı farklılıklar oluşturmaktadır. Son olarak dördüncü faktörün de bütün maddeleri ve faktör ortalamasında görüşler arasında farklılık anlamlı bulunmuştur. Bunun doğal bir sonucu olarak ölçek genelinde grupların görüşleri arasında anlamlı bir farklılık ortaya çıkmıştır. Bu farklılıkların kaynağı genellikle şu şekildedir: Milli eğitim müdürlüğünde çalışan katılımcıların görüşleri, TSO, belediye, karayolları ve kent konseyi temsilcilerinin/çalışanlarının görüşlerine göre anlamlı düzeyde daha yüksektir. AÇSH çalışanlarının görüşleri TSO, belediye ve karayolları çalışanları/temsilcilerinin görüşlerinden anlamlı düzeyde daha yüksek çıkmıştır. STK platformu temsilcilerinin görüş ortalamaları, kent konseyi temsilcilerinin görüş ortalamalarından daha yüksek çıkmıştır.
Türkiye'de yükseköğretimin geleceği: Stratejik planlar üzerinden bir analiz
Stratejik yönetim, bir kurumun, işletmenin veya organizasyonun hedeflerini belirleme, kaynaklarını yönetme, stratejik kararlar alıp uygulama sürecini kontrol etme işlemlerini kapsayan bir yönetim disiplinidir. Stratejik yönetim, bir organizasyonun rekabet gücünü arttırmak, uzun vadeli başarı sağlamak ve gelecekteki belirsizlikleri öngörmek için gereklidir. Bu nedenle, stratejik yönetim, yöneticilerin gelecekteki hedeflerine ulaşmak için taktiksel kararlar almak yerine, uzun vadeli hedefleri belirleyerek stratejik planlama yapmalarına olanak tanır. Stratejik yönetim, organizasyonun kaynaklarını etkin bir şekilde kullanarak amaçlarına ulaşmasını sağlayan bir süreçtir. Bu süreç, organizasyonun içinde yer aldığı sektördeki değişimleri dikkate alarak organizasyonun stratejik hedeflerini belirlemeyi, bu hedeflere ulaşmak için gereken eylemleri planlamayı, uygulamayı ve sonuçları değerlendirmeyi içerir. Bu çalışmanın amacı, Türkiye'de yükseköğretimin mevcut durumunu ve geleceğini stratejik planlar üzerinden analiz etmektir. Çalışmanın örneklemini 81 ilde bulunan üniversiteler oluşturmaktadır. Üniversitelerin stratejik planlarında yer alan misyon ve vizyon bildirimleri ile GZFT analizleri betimleyici analiz yöntemi kullanılarak incelenmiş ve oluşturulan anahtar kavramlar üzerinden değerlendirilmiştir. Yapılan incelemeler sonucunda şu sonuçlar elde edilmiştir; akademik kaliteyi artırmak için ulusal ve uluslararası standartlar gözetilmeli, yükseköğretim kurumlarına daha fazla bütçe ayrılmalı, araştırma ve inovasyon faaliyetleri desteklenmeli ve öğrenci merkezli bir yaklaşım benimsenmelidir, Yükseköğretim kurumları arasında işbirliği artırılmalı, ortak projeler, programlar ve araştırmalar geliştirilmeli, ayrıca sanayi ve iş dünyası ile işbirliği artırılmalıdır, Yükseköğretimde yönetim ve finansman konularına dair reformlar gerçekleştirilmeli, yükseköğretimde mali ve idari özerklik daha da güçlendirilmelidir.
İşitme ve görme engelli bireylerde vestibüler uyarılmış miyojenik potansiyeller
Denge görsel, somatosensöriyel ve vestibüler sistemlerden gelen uyaranların integrasyonuyla sağlanır. Görsel, vestibüler ve somatosensör sistemi etkileyen patolojiler denge bozuklukları ile sonuçlanmaktadır. Bu çalışmanın amacı, işitme ve görme engelli bireylerde denge sistemini vestibüler uyarılmış miyojenik potansiyelleri kullanarak değerlendirmektir. Çalışmaya 18-50 yaş arası, normal işitme ve görmeye sahip 21 sağlıklı gönüllü birey (kontrol grubu), 21 işitme engelli birey (işitme engelli grubu) ve 21 görme engelli birey (görme engelli grubu) alındı. Bütün bireylere vestibüler uyarılmış miyojenik potansiyel testi öncesinde saf ses odyometri, konuşma odyometrisi, akustik immitansmetri testleri uygulandı. Vestibüler uyarılmış miyojenik potansiyel testinde p13- n23 dalga varlığı, yokluğu, p13- n23 dalga latansı, interpeak amplitüd değerleri değerlendirildi. İşitme engelli bireylerde 95 ve 105 dB HL?de p13 dalga latansının kontrol grubu ve görme engelli grubuna göre anlamlı derecede uzadığı (p< 0.05); görme engelli grup ile kontrol grubu arasında anlamlı farklılığın olmadığı saptandı (p>0.05). İşitme engelli ve görme engelli gruplarda kontrol grubuna göre n23 dalga latansında anlamlı fark saptanmadı (p<0.05). İşitme engelli bireylerde sakkulus fonksiyonlarında azalma olduğu ve subklinik etkilenmenin olabileceği gözlendi. VEMP testinin görme engelli bireylerde denge sistemini değerlendirmede iyi bir alternatif olabileceği düşünüldü. Anahtar Kelimeler: VEMP, İşitme engelli, Görme engelli.
Türkiye'de ulusal kimlik-din ilişkisi "AK Parti'nin ulusal kimlik vizyonunda İslam"
Kimlik toplumsal bir kavramdır. Bireyler kimlikle kendi varlıklarının farkına varırlar. Kimlik oluşturulurken tarih, dil ve din gibi unsurlardan yararlanılmıştır. Bireylerin ortak bir amaç etrafında bir araya gelmesi ile toplum oluşturulur ve toplum ortak bir toprak parçası üzerinde devleti kurarlar. Bu kurulan devlet kendine farklı kimlikler oluşturur. Türkiye'de her dönem farklı bir kimlik arayışı içine girilmiş ve değişik kimlikler oluşturulup kullanılmıştır. Devletler kendilerine ulusal kimlik oluştururlar ve bu kimlik sağlam ve güçlü olmalıdır. Çünkü uluslararası alanda devletin güçlü bir yapısı olmasını sağlar. Osmanlı Devleti'nde ve Türkiye'de farklı kimlikler kullanılmıştır. Din toplumsal bir olgudur. Din olmadan toplum oluşturulamaz. İnsanlar bir dinden vazgeçerlerse yerine kendilerine uygun yeni din seçerler ve onun kurallarına uyarlar. İslam dini Araplara gelmiş ve birçok devlete yayılmıştır. Selçuklu Devleti ve Osmanlı Devleti'nde görülmüştür. En parlak dönemi Osmanlı Devleti'nde olmuştur. Türkiye'de din dönemlere göre değişmiştir. Tek partili dönemde laiklik uygulanmış ve din dışlanmıştır. 1950 ve 1980 yıllarından sonra din yükselişe geçmiştir. 2002 yılında din yükselişe geçerek, dini özgürlükler artmıştır. Din ulusal kimlik içinde yer almıştır yani ulusal kimlik olarak kullanılmıştır. AK Parti Fazilet Partisi'nin içinden çıkan kişiler tarafından kurulup 2002 yılında seçimleri kazanmıştır. AK Parti 2002 yılından bu döneme kadar iktidar olmuştur. AK Parti kendine, muhafazakâr demokrat kimliğini oluşturmuş. Bu muhafazakâr demokrat kimliğinin içine İslam'ı alarak tüm halkı bir araya getirmeye çalışmıştır. AK Parti ulusal kimlik oluştururken tarihi, kültürü ve vatan unsurlarını kullanarak yapmış ve bu tarihi kültürel unsurlar yeniden ortaya çıkmıştır. Ulusal kimliği İslam üzerinden oluşturmaya çalışmıştır. AK Parti Osmanlı geçmişini ve İslam'ı ulusal kimlik içine almış ve uygulamaya koymuş. Dış politikada bu kavramları kullanarak ulusal kimlik üzerinden dış politika yürütülmüştür. İslam bu dönemde ulusal kimlik olarak kullanılmıştır. Bu kimlik dış politikada iyi ilişkiler ve ticaret yapmak için kullanılmıştır.
Vizyoner liderlik davranışlarının çalışanların motivasyonuna etkilerine yönelik bir araştırma
Bu çalışmanın amacı; yönetim modellerinden biri olan vizyoner yönetim anlayışının çalışanların motivasyonuna etkilerini araştırmaktır. İşletmelerde görev alan çalışanların çok farklı beklentilerinin irdelenip analiz edilmesi ve ihtiyaçlara göre çalışma koşullarının oluşturulması ve performansa göre teşvik edici uygulamaların yapılması işletmelerin başarısını olumlu yönde etkileyebilmektedir. Bu çalışmada yapılacak olan anket çalışmasıyla elde edilen veriler SPSS istatistik programı ile analizler yapılarak; vizyoner liderlik anlayışının çalışanların motivasyona etkilerinin neler olduğu, çalışanların motivasyonunu artırmanın alternatiflerinin neler olabileceği, mevcut işletmelerin sorunlarının tespiti yapılmış ve elde edilen bulgulara göre bilimsel çözüm önerileri oluşturtulmuştur. Araştırma Beykent üniversitesinde idari personel olarak çalışan toplam 422 idari personel çalışmanın evrenini oluşturmaktadır, % 5 örneklem hatası ile 226 kişiye anket uygulaması yapılmıştır. Yapılan analizler sonrasında; dış motivasyonun odak, saygı ve lider üye etkileşimine ait alt boyutları etkilediği tespit edilmiştir. iç motivasyonun saygı, risk ve lider üye etkileşimini etkilediği tespit edilmiştir. hedef içselleştirmenin risk, saygı ve lider üye etkileşiminin alt boyutlarını etkilediği tespit edilmiştir.