Social media
1,688 theses under this subject heading
Bir trakya köyünde gündelik hayat ve dijital medya: Feminist bir dijital medya etnografisi
2022 yılının Haziran ve Eylül aylarında, Tekirdağ'ın bir(kaç) köyündeyürüttüğüm bu feminist dijital medya etnografisinde, köylü kadınların gündelikhayatında dijital medyanın toplumsal cinsiyete dayalı ezilmişliklerini sorgulama, değiştirme ve yeniden üretmede bir rolü olup olmadığını anlamaya çalıştım. Katılımlı gözlem, derinlemesine görüşme ve enformel sohbetlerden elde ettiğimveriler, köylükadınların dijital medya deneyimlerini üç temel zeminde ortaya koyuyor: Kullanımpratikleri, anlamlandırma biçimleri ve performanslar. Feminist bir dijital medyaetnografisi yürüttüğüm bu alan araştırmasında, belirli güç ilişkileri içerisinde şekillenen, ne mutlak özgürlük ne de mutlak hâkimiyet etrafında ele alınamayacak olan ve failliküreten bir teknolojinin gündelikliğini ortaya koymayı amaçladım. Bu metodolojikhat, alan boyunca cinsiyet, sınıf, mekân ve kimlik gibi toplumsal kategorilerin dijital medyazemininde birbirleriyle nasıl kesiştiklerini keşfedebilme imkânı sundu. Köy ve köylülüküzerine düşünmenin dijital medya, zaman, mekân ve öznellik üzerine düşünmeyi kolaylaştıran bir yanı vardı. Saha araştırması boyunca farklı kadınlık ve farklı köylülükbiçimlerinin varlığına şahit oldum ve dijital medyanın köylü kadınlar için taşıdığı anlamı bu farklılıklarla dolayımlayarak anlamaya çalıştım. Araştırma yürüttüğümköylerde dijital medyaya şaşırtıcı derecede tutkuyla bağlı kadınların yanında bir çeşit kilitlenme hali yaşayan kişiler de vardı. Bu tezde dijitalleşmenin köyün, köylülüğünveköyde kadın olmanın kavranışında ve inşasında daha önce olmayan bir dönüşümmeydana getirdiğini iddia ediyorum. Ekonomik, toplumsal ve kültürel değişimler öznelerin köylülüğü konumlandırma biçimlerini değiştiriyor ancak dijital dönüşüm, eskiden "köylülük işareti" olarak görülen pek çok pratiğin, gurur duyulan şeyleredönüşmesinde yeni bir aşamaya işaret ediyor. Çoğu köylü kadının elinde dijital medya, hem köy-kent düalitesi ile oynadıkları hem de bu düaliteyi yeniden ürettikleri bir teknolojiye dönüşüyor. Kadınlar dijital medya aracılığıyla köylülüğe ilişkin belirli normatif, ideolojik ve kültürel tahayyülleri yeniden üretirken aynı zamanda o imgeleri sarsıyorlar. Dahası köydeki kadınlara kültürel kimlikleri ve öznelliklerini inşa etmekiçin ihtiyaç duydukları sembolik malzeme ve ortamın çok önemli bir kısmını dijital medya sunuyor. Sadece otantik köy sosyalliğini ve "klasik" köylü imgesini yenidenüretmeleri için değil, bu imgeyle oynamaları; kendi köylülük ve modernliklerini inşaetmeleri; emeklerini görünür kılmaları; aynı zamanda köylülüklerini gizlemeleri veparaya çevirmeleri için de bir alan açıyor dijital medya. Bu çerçevede köylü kadınlarındijital medya örüntüleri, en genel düzlemde mevcud olanı askıya alma ve yenidenüretmeye yönelik performans, kullanım pratikleri ve söylemlerden oluşuyor. Butezçalışması medya ve iletişim çalışmalarının disiplinler arası alanına üç temel düzlemdekatkı sunuyor: Etnografik, teorik ve mekânsal-coğrafi.
Twitter'da siyasi kutuplaşmanın dinamikleri: 2017 Türkiye Anayasa Değişikliği Referandumu analizi
Siyasi iletişimde artan rolleri ile Facebook ve Twitter gibi sosyal ağların kutuplaşma üzerindeki etkileri sorgulanmaktadır. Sanal ortamlar, sadece benzer fikir ve görüşlere sahip bireylerin bir araya geldikleri ve sağduyunun yerini aşırılaşma ve kutuplaşmanın almasında önemli role sahip olan yankı-odaları oluşumuna neden olmakla eleştirilmektedir. Sosyal ağların kutuplaşma üzerindeki etkilerini inceleyen önceki çalışmalar kutuplaşmayı çoğunlukla bir süreç yerine bir durum olarak değerlendirmektedir. Sınırlı sayıda çalışma kutuplaşmanın dinamiklerine odaklansa da, bu çalışmalar kutuplaşmayı taraflar arası ayrışmayı yansıtan tek bir süreç olarak incelemektedir. Önceki çalışmaların aksine, çalışmamız kutuplaşmayı iki karşıt grubun herbirinin iç dinamiklerini yansıtan iki ayrı sürecin etkileşimi sonucu ortaya çıkan taraflar arası ayrışma olarak ele almaktadır. Bu amaçla, çalışmamız yankı-odası kavramını esas alarak kutuplaşmanın tarafları olan her iki topluluğun da ideolojik tutarlılık ve sosyal kohezyonundaki zamana bağlı değişimini incelemektedir. Kutuplaşma, Türkiye'de akademisyenlerden siyasetçilere kadar pek çok farklı çevrenin gündeminde olan bir konudur. Bu bağlamda, çalışmamız 2017 Türkiye Anayasa değişikliği referandumu döneminde Twitter'da evet ve hayır oylarını destekleyen iki karşıt topluluk arasındaki kutuplaşmanın fikirsel ve yapısal dinamiklerine odaklanmaktadır. Araştırma sonuçları, evet ve hayır destekçisi kullanıcıların birbirinden büyük oranda ayrışmış iki farklı topluluğu temsil ettiklerini gösterse de, taraflar arasında belirgin dönemsel davranış farklılıkları gözlenmiştir. Genel olarak, bulgularımız referandum dönemi boyunca evet destekçilerinin iç iletişim ağının hayır destekçilerine göre daha yoğun bağlantılara sahip olduğunu ve ideolojik tutarlılığının daha fazla olduğunu göstermektedir. Ancak, referandum tarihini takip eden bir kaç günlük zaman dilimi içerisinde tam tersi bir trend gözlenmiştir. Bu zaman dilimi içerisinde, hayır destekçilerinin fikirsel tutarlılığının ve iç bağlantı yoğunluğunun arttığı, evet destekçilerinin ise fikirsel tutarlılığının azaldığı ve dış bağlantılarının güç kazandığı gözlenmiştir. Sonuç olarak, çalışmamızda kutuplaşmayı tek bir süreç olarak gören makro bakış açısının kutuplaşmanın yerel dinamiklerini anlamadaki sınırlılığı göz önünde bulundurularak, kutuplaşmayı karşıt tarafların herbirine ait iç dinamikleri yansıtan iki ayrı sürecin bağıl değişimi olarak gören bir yaklaşım geliştirilmiştir. Elde edilen sonuçlar, yaklaşımımızın kutuplaşmaya dair ince detayları ortaya koymadaki etkinliğini göstermiştir.
Medya'nın yatırımcı davranışları üzerindeki etkisi: Türkiye piyasalarında 15 Temmuz'dan günümüze yatırımcı davranışları üzerine bir çalışma
Bu çalışma, Türkiye'de 15 Temmuz darbe teşebbüsü sonrası Türkiye ekonomisinin ve Türkiye piyasalarında faaliyet gösteren yerli ve yabancı yatırımcıların algısının medya tarafından etkilendiğini aktarmayı amaçlamaktadır. Özellikle sosyal medya gibi yeni jenerasyon medya platformlarının yaygınlaşması, bilgiye olan erişimi hiç olmadığı kadar hızlanmıştır. Bu hız ile beraber aktarılan verilerin doğruluğu her geçen gün azalmaktadır. Bütünüyle bu hal, yatırımcıların ekonomi algısını bozmakta ve yatırım kararlarını olumsuz etkilemektedir. Bu durumun, yatırımcı davranışlarını ekonomi için olumsuz yönde etkilemesinin temel sebebi, şeffaf veri akışı olmayan bir piyasada belirsizliklere sebebiyet vermesidir, bu belirsizlikler yatırımcıların bireysel karar vermelerini engellemekte ve sürü davranışı sergilemelerine neden olmaktadır. 15 Temmuz'u takip eden süreçte, medya, Türkiye ekonomisi ve ülke istikrarı için belli yönlerden faydalı olmuş, ancak bu fayda bu platformlarda yayılan çeşitli olumsuz verilerin ve bilgilerin, negatif etkisinde gölgelenmiştir. Bu çalışmanın ulaşmak istediği hedef, medyanın yatırımcı davranışları üzerinde ciddi bir etkisinin olduğunu kanıtlamaktır. Bu bağlamda literatürde benzer bir çalışmanın olmaması sebebiyle, literatürdeki bir boşluğu doldurmayı hedeflemektedir.
Türkiye'deki Suriyelilere ilişkin Twitter paylaşımlarının sosyal kimlik teorisi çerçevesinde analizi
2011 yılında Suriye'de patlak veren iç savaş, Türkiye'ye yoğun bir göç akını başlatmıştır. Göçün başlamasından itibaren geçen on yılda, birlikte yaşayan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları ve Geçici Koruma Statüsü'ndeki Suriyelilerin ilişkisi, kısa süreceği varsayılan birliktelik düşüncesinin üzerine şekillenen "ev sahibi-misafir" ilişkisinden farklı bir hale bürünmüştür. Yıllar içinde gruplar-arasındaki ilişkinin kötüleşmesi ve uyumun zıt yönünde yol alması gruplar-arası ilişkilerin dinamiklerini inceleyen Sosyal Kimlik Teorisi'ne başvurmayı gerekli kılmıştır. Bu tezde, geniş kitlelerin Suriyelilere ilişkin algısını bu teori çerçevesinde bir analize tabi tutmak amacıyla toplumsal kimliği ilgilendiren ve politik açıdan bireylerin kendilerini ifade etmelerinde seçtikleri başat sosyal medya aracı olan Twitter paylaşımları temel alınmıştır. 2010-2021 yılları arasında toplanan veriler, süreç içinde inşa edilen Suriyeliler algısında, Türkiye kamuoyunun yüksek oranda tehdit ile güdülendiğini ve bu yüzden ekonomi, güvenlik ve demografi gibi alanlarda pejoratif söylemler yaratarak bu alanlarda yeni talepler geliştirdiğini göstermektedir.
Metaverse'de influencer pazarlamaya yönelik bir inceleme
Web 3.0 alt yapısı üzerine inşa edilen "Metaverse"; blok zinciri, NFT ve kripto para birimleri gibi teknolojilerin sıkça kullanıldığı, sanal gerçeklik uygulamaları ile desteklenen, entegre kullanıcı deneyimleri sunan, birlikte çalışabilir, merkezi olmayan çevrim içi kurgusal sanal evrenler topluluğu olarak açıklanmaktadır. Fiziksel dünyanın bir temsili niteliğindeki bu yeni evren iş, oyun, eğitim ve alışveriş gibi birçok çevrim içi faaliyete uygun ortam sunmakta, beraberinde getireceği teknolojik yenilik, fırsat ve güncel uygulamalar ile global markalar için daha interaktif ve sınırsız bir pazar alanı oluşturmaktadır. Bu bağlamda sosyal medyadaki influencer pazarlama uygulamalarını bu sanal dünyaya taşıyan markaların, iş birliği yaptıkları influencer'lar ve takipçi etkileşimi bakımından yeni pazarlama faaliyetleri geliştirdiği görülmektedir. Bu çalışmada Metaverse dünyasına adım atan markalar ve influencer/meta influencer arasındaki iş birlikleri durum çalışması ve Barthes'ın göstergebilim çözümleme yöntemi kullanılarak incelenmiştir. Araştırma sonucunda, metaverse'de influencer pazarlama faaliyetlerinde, işbirliği yapılan influencer'ın imajı ve yaşam tarzıyla görsel olarak örtüşen paylaşımların oluşturulduğu, pazarlamada oyunlaştırmanın kullanıldığı, takipçilerle çevrim içi alanlarda gerçek zamanlı etkileşimin olanaklı kılındığı, influencer'ların sosyal medya hesaplarındaki takipçilerini Metaverse'deki etkinliklerine davet ettikleri, oyunlaştırmayla farklı deneyimlerin sunulduğu, markaların yaratıcı ve aynı zamanda fiziksel dünyadaki uygulamalarıyla paralel stratejiler yürüttüğü, dijital ürünlerin pazarlandığı, NFT ya da Web 3.0 teknolojisinin kullanıldığı influencer, marka, takipçi etkileşiminin güncel ortamı olarak Metaverse'de deneyim pazarlamasının ön plana çıktığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Metaverse, Influencer Pazarlama, Influencer, Meta Influencer
Aşağıdan yukarıya güvenlik baskısı: Türkiye'de Suriyelilerin Twitter üzerinden güvenlik çerçevelemesi analizi
Türkiye zaman içerisinde göç veren ülke konumundan göç alan ülke konumuna gelmiştir. Bunun en güncel örneği ise 2011 yılında Suriye'deki iç savaş sonrasında Türkiye'ye doğru yaşanan Suriyeli göçüdür. Her ne kadar Türkiye'deki hükümet yetkilileri krizin başından itibaren Suriyelilere karşı insani boyutu ön plana çıkarsa da ev sahibi topluluğun algısı, büyük oranda farklılaşmıştır. Suriye ile olan sınır bölgesinde güvenlik tehdidi algısı ile hareket etme politikası benimsenmesine karşın Suriyelilerin devlet tarafından güvenlik alanına alınmadığının tercih edildiği görülmüştür. Bu tez çalışmasında, toplumsal düzeyde bakıldığında, Suriyelilerin bir güvenlik tehdidi olarak inşa edilmesinin analizi için Güvenlikleştirme Teorisi'nin kullanılması uygun bulunmuştur. Güvenlik inşasının Türkiye'de yalnızca elit söylemleri ile değil halk tarafından desteklendiğini analiz etmek adına, insanların düşüncelerini ifade etmek için kullanabilecekleri bir sosyal medya platformu olan Twitter seçilmiştir. Twitter üzerinden yapılan analiz için Ocak 2011 ile Aralık 2022 yılları arasında "Suriyeli" veya "Suriyeliler" kelimeleri geçen veriler toplanmıştır. Yapılan literatür taraması sonucunda elde edilen ortak boyutlar ve kavramsallaştırmalar ile analiz edilen Tweetlerde toplumsal boyut, suç boyutu, ekonomik boyut ve siyasal boyutlar üzerinde inşa edilen güvenlik tehdidi algılarına yönelik nicel ve nitel bulgular paylaşılmıştır.
Sosyal medya platformlarının devlet yönetimine müdahalesinin analizi
Bu yüksek lisans tez çalışması kapsamında, sosyal medya platformlarının devlet yönetimine müdahalelerinin analizi yapılmıştır. Siyasal düşünce tarihinde görüldüğü gibi, devletler doğası gereği imperium alanlarını koruma refleksine sahiptir. Bu durum, imperium alanını korumak isteyen devletin sosyal medya platformları ile güç mücadelesine girmesine neden olmaktadır. 6 Ocak 2021 ABD Kongre Baskını sürecinde dönemin ABD Başkanı Donald Trump'ın maruz kaldığı sosyal medya sansürü bu durumu gözler önüne sermektedir. Trump'ın sansüre maruz kalması, Twitter'dan çekilen veriler ile ifade edilmiştir. Devletler ile sosyal medya platformları arasında güç mücadelesinin derinleşmesinin doğurabileceği olası senaryolar değerlendirilmiştir. Bu bağlamda güç mücadelesini engellemek amacıyla her iki aktörün çıkarlarının korunabileceği, verimli bir iletişimin kurulabileceği, çok paydaşlı katılımın sağlanabileceği, norm ve davranış ilkelerinin belirlenebileceği özel bir yönetişim modeli önerilmiştir. Küresel Sosyal Medya Yönetişim Modeli devlet ve sosyal medya arasındaki güç mücadelesini engelleme, birey hak ve özgürlüğünü koruma kapasitesi olduğunu ortaya konmuştur.
Tüketici hukuku bakımından sosyal medyada örtülü reklam
Bu çalışmanın odak noktası, sosyal medyada yapılan örtülü reklamların ve bu reklamlar dolayısıyla sorumlu tutulabilecek kişilerin tespitidir. Bu tespit sonrası sosyal medyada yapılan örtülü reklamların önlenmesi için gerekli adımların atılması amaçlanmaktadır. Bu kapsamda öncelikle örtülü reklamın ne olduğu en genel hâliyle incelenmiş ve daha sonra sosyal medya bakımından örtülü reklamların görünüş biçimleri ele alınmıştır. Örtülü reklamın hukuki niteliği ortaya konduktan sonra sorumluluk hukuku bakımından incelemeler yapılmış ve sorumlu tutulabilecek kişiler ile sorumluluğun kapsamı değerlendirilmiştir. Bu değerlendirmeler yapılırken öncelikle Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ve Türk Borçlar Kanunu olmak üzere mevcut ulusal ve uluslararası düzenlemeler incelenmiş, örtülü reklam kavramı, örtülü reklamın hukuki niteliği, sosyal medya, sosyal medyada örtülü reklam ve örtülü reklamın sorumluluk hukuku bakımından değerlendirilmesi konuları ele alınmıştır.
Genç yetişkin erkeklerde kaslı olma dürtüsü ve işlevsel olmayan yeme davranışları ile ilişkili faktörlerin incelenmesi
Amaç: Bu çalışmada genç yetişkin erkeklerde kaslı olma dürtüsü ve işlevsel olmayan yeme davranışlarıyla ilişkili faktörlerin incelenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Çevrimiçi ortamda Google Forms üzerinden gerçekleştirilen araştırmaya 18-35 yaş aralığında olan 144 genç yetişkin erkek katılmıştır. Veriler, Sosyodemografik Bilgi Formu, Görünüme Yönelik Sosyokültürel Tutumlar Ölçeği-4, Sosyal Medyada Fiziksel Görünüm Karşılaştırma Ölçeği, Yeme Bozukluğu Değerlendirme Ölçeği ve Kaslı Olma Dürtüsü Ölçeği ile toplanmıştır. Verilerin analizi tanımlayıcı istatistikler, Pearson korelasyon analizi ve aracılık analizi kullanılarak yapılmıştır. Bulgular: Korelasyon analizi sonuçları araştırmanın değişkenlerinin birbiriyle anlamlı ilişkileri olduğunu göstermiştir. Ancak iki model ayrı ayrı test edildiğinde Instagram üzerinden kaslı olmaya dair baskı ile erkeklerde kaslı olma dürtüsü ve işlevsel olmayan yeme davranışlarında sosyal karşılaştırmanın aracı rolü olmadığı bulunmuştur. Gelecek çalışmalar için modele erkeklerin ideal beden algılarına ilişkin farklı değişkenler ekleyerek modelin geliştirilmesi önerilmektedir. Sonuç: Araştırmanın sonuçları Instagram üzerinden kaslı olmaya dair baskı ile erkeklerde kaslı olma dürtüsü ve işlevsel olmayan yeme davranışlarında sosyal karşılaştırmanın aracı rolü olmadığını göstermektedir. Çalışma klinik alan yazında erkeklerde işlevsel olmayan yeme davranışı tanı ve tedavisi için başlangıç düzeyinde de olsa bir takım dolaylı katkılarda bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Instagram Baskısı, Sosyal Karşılaştırma, Kaslı Olma Dürtüsü, İşlevsel Olmayan Yeme Davranışı
Çocukluk çağı akran zorbalığının fiziksel görünüme dayalı sosyal karşılaştırmayla ilişkisinde öz-şefkatin aracı rolü
İnsanlar hayatlarının önemli bir bölümünde başkalarıyla etkileşim halindedir. İnsanların kendilerine ilişkin algıları bu etkileşimler tarafından şekillenmekte ve bu etkileşimler aynı zamanda kendilerini nasıl gösterdiklerini de etkilemektedir. Çocukluk çağında bireylerin akranları ile kurduğu iletişim yetişkinlikte de çevreleri ile olan iletişimlerini ve kendilerine karşı tutumlarını farklı şekillerde etkilemektedir. Yapılan araştırmalar çocukluk çağı akran zorbalığına uğramış bireylerin öz-şefkat seviyelerinin daha düşük olduğunu ve kendilerini akranlarına kıyasla daha değersiz, güçsüz, itici vb. hissettiklerini söylemektedir. Bu araştırmalarda sosyal karşılaştırmanın fiziksel boyutuna bakılmamış ve sosyal medya üzerinde konunun çalışılmamış olması araştırmanın amacını oluşturmuştur. Yapılan korelasyon ve aracı değişken analizleri sonrası, öz-şefkatin çocukluk çağı akran zorbalığı ve fiziksel görünüme dayalı sosyal karşılaştırma arasında tam aracılık rolü olduğu görülmüştür. Bulgular çocuklukta akran zorbalığına uğramış bireylerin yetişkinlikte öz-şefkat seviyelerinin düşük olduğunu ve öz-şefkat seviyeleri düşük olan bireylerin daha olumsuz fiziksel görünüme dayalı sosyal karşılaştırma yapmaya meyilli olduğunu göstermektedir. Cinsiyetin ise bu ilişkide düzenleyici bir rolünün olmadığı görülmüştür. Sonuçlar alanyazından elde edilen bilgiler çerçevesinde değerlendirilmiş olup, araştırmanın alanyazına katkısı, sınırlılıkları ve gelecekteki araştırmalar için öneriler sunulmuştur.
Hazır giyim sektöründe moda ve marka ekonomisi: Türkiye-İtalya- İspanya karşılaştırmalı analizi
Bu çalışmada, önce literatür araştırması yapılmış ardından hazır giyim sektöründe moda ve markanın etkileri incelenmiş ve Türkiye, İtalya, İspanya karşılaştırılması yapılmıştır. Araştırmada, sanayinin genel durumu ele alınmış ve buradan yola çıkarak da hazır giyim sektörünün durumu hakkında bilgi verilmiştir. Sonrasında bu sektörün modayla ve markalaşmayla ilişkisi incelenmiş modanın tarihsel gelişimi üzerinde durulmuştur. Hazır giyim sektörünün, Türk ekonomisinin dışa açılmasında en önemli sektörlerden olduğu ve yaşadığı bu gelişim süreci anlatılmıştır. Sektörde kapitalizmin, sanayi devriminin ve sosyal medyanın etkileri üzerinde durulmuştur. Hazır giyim sektörü ülke ekonomimizin son yıllarda, gerek giriş ve çıkışlarının gerekse de ürünlerin değişiminin çok kolay olduğu bir sektör olmasından dolayı, tercih edilen olmuştur. Ve tabi bu durum üreticiler ve tüketicilerin arasında bir bağ kurulmasına ön ayak olmuştur. Bu bağa da "marka" denilmiştir. Markanın ülkelerin ihracat ve ithalatında önemli bir yerinin olduğuna değinilmiştir. Ayrıca marka ekonomisinde İtalya, İspanya ve Türkiye karşılaştırması yapılmıştır.
Yetişkinlerde hedonik açlık durumunun sosyal medya bağımlılığı ve obezite ile ilişkisinin araştırılması
Hedonik açlık fizyolojik olarak enerji ihtiyacı olmadan, tüketilen yiyecekten haz almayı amaçlayan iştah ve dürtü olarak tanımlanmaktadır. Hedonik açlık oluşumunda görsel uyaranlar önemli yer tutmaktadır. Görsel uyaranlarla en sık karşılaşılan yerlerden biri sosyal medyadır. Sosyal medyanın kişinin günlük aktivitelerini, aile ve arkadaş ilişkilerini etkileyecek düzeyde kullanımı sosyal medya bağımlılığını oluşturmaktadır. Bu çalışmada yetişkinlerde (n=327) hedonik açlık durumunun sosyal medya bağımlılığı ve obezite ile ilişkisi araştırılmıştır. Katılımcıların hedonik açlık durumları "Besin Gücü Ölçeği", sosyal medya bağımlılıkları "Sosyal Medya Bağımlılığı Ölçeği-Yetişkin Formu" kullanılarak değerlendirilmiştir. Katılımcıların lezzetli besinlere karşı duyduğu isteği değerlendirmek amacıyla "Görsel Analog Skalası" kullanılmıştır. Katılımcılar BKİ değerlerine göre sınıflandırıldığında %8,6'sının (n=28) düşük kilolu, %62,4'ünün (n=204) normal aralıkta, %19,3'ünün (n=63) aşırı kilolu ve %9,7'sinin (n=32) obez grubunda olduğu belirlenmiştir. Obez bireylerdeki hedonik açlığın normal ve düşük kilolu bireylere göre daha yüksek olduğu tespit edilmiştir (p<0,05). Besin gücü ve sosyal medya bağımlılığı arasında anlamlı pozitif orta düzeyde bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Besin gücü ile kremalı pasta ve pastane ürünleri arasında anlamlı pozitif orta düzeyde; çikolata ve çikolatalı ürünler, cips, fastfood yiyecekler, patates kızartması, ekmek çeşitleri, makarna ve hamur işleri arasında anlamlı pozitif zayıf düzeyde bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Hedonik Açlık, Sosyal Medya Bağımlılığı, Obezite, BKİ
Sosyal medya etkileyicilerinin tüketicinin satın alma niyeti ve kararına etkisi
Bu çalışmanın amacı, sosyal medya mecralarını kullanan tüketicilerin sosyal medya etkileyicisine (SME) ilişkin nasıl bir tutum içinde olduklarını, SME'ye yönelik tutum ve davranışların tüketicinin satın alma niyeti ve kararına etkisini ve SME' ye yönelik tutumların satın alma kararlarına etkisinde satın alma niyeti değişkeninin rolünü ortaya çıkarmaktır. Bu doğrultuda araştırmanın evrenini en az bir SME takip eden sosyal medya kullanıcıları oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak anket yöntemi kullanılmıştır. Araştırma kapsamında 821 anket geçerli olarak kabul edilmiş ve değerlendirilmeye alınmıştır. İlgili hipotezlere ilişkin gerekli testler ve analizler, SPSS (Statistical Package for Social Sciences) programı ve AMOS (Analysis of Moment Structures) paket programları kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmada SME'ye ilişkin tutum ölçeği, SME'nin satın alma niyetine etkisi ölçeği ve SME'nin satın alma kararına etkisi ölçekleri için ölçek geliştirme çalışmaları yapılmıştır. Uygulanan Yapısal Eşitlik Modeli (YEM) sonucunda SME'ye ilişkin genel tutumların, SME'nin satın alma kararına etkisi üzerinde anlamlı bir etkisinin bulunduğu ortaya çıkarılmıştır. SME'lere ilişkin genel tutumların, SME'nin satın alma niyetine etkisi üzerinde anlamlı bir etkisinin olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca SME'nin satın alma niyetine etkisinin, SME'nin satın alma kararı üzerinde de anlamlı bir etkisinin bulunduğu ortaya çıkarılmıştır. SME'lere ilişkin genel tutumların, SME'nin satın alma kararına etkisi üzerinde SME'nin satın alma niyetine tam aracılık etkisi bulunduğu tespit edilmiştir. Sosyal medya kullanıcılarının SME'ye ilişkin tutumları, SME'nin satın alma niyeti ve satın alma kararına ilişkin tutumlarının demografik özelliklere göre farklı olup olmadığını belirlemek için ikili gruplarda T- Testi, ikiden fazla grup için ise tek yönlü ANOVA kullanılmıştır. Analiz sonucuna göre SME'ye yönelik tutumlar cinsiyet, yaş, gelir durumu ve çalışma kıdemine göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık göstermektedir. Diğer yandan SME'nin tüketicinin ürün satın alma niyetine etkisinin cinsiyet, eğitim durumu, yaş ve çalışma kıdemine göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık gösterdiği belirlenmiştir. SME'nin tüketicinin ürün satın alma kararına etkisinde ise cinsiyet, eğitim durumu, yaş ve çalışma kıdemine göre istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Sosyal medya, sosyal medya etkileyicisi, etkileyici pazarlama, satın alma niyeti ve kararı
Kurumsal iletişim bağlamında sağlık yönetiminde sosyal medya kullanımı: Tekirdağ örneği
Kurumlar örgütsel faaliyetlerini gerçekleştirebilmek için iç ve dış paydaşlarla çeşitli yöntemleri kullanarak iletişim kurmaktadır. Gelişen teknolojiyle birlikte internet tabanlı web siteleri ve sosyal medya araçları kurumların yeni iletişim kurma mecraları olmuştur. Sosyal medya, kişilere zaman ve mekândan bağımsız iletişim kurabilme kolaylığı sağlamaktadır. Karşılıklı iletişimi kolaylaştırdığı için sosyal medya araçları, diğer iletişim araçlarından daha çok ön plana çıkmıştır. Günlük hayatımızın her alanında kullanılan sosyal medya, sağlık sektöründe de çeşitli amaçlar için sağlık hizmeti sunan kurumlar tarafından kullanılmaktadır. Bu çalışma ile kurumsal iletişim faaliyetlerinde sosyal medyanın önemi ve yeri anlatılmaya çalışılmıştır. Yapılan çalışmada Tekirdağ ilinde sağlık hizmeti sunan beş tane hastanenin Instagram ve Facebook hesapları incelenmiştir. Örneklem olarak seçilen hastanelerin kurumsal iletişim açısından incelenmesi için sosyal medya hesaplarındaki paylaşımları içerik analizine tabi tutulmuştur. Kurumların paylaşımda bulundukları içerikler, kişilerin ve toplumun sağlık düzeyini etkilemesinden dolayı bu konuda gerekli çalışmaların oldukça önemli olduğu görülmektedir.
Dijital pazarlama çağında ınstagram fenomenlerinin tüketici satın alma davranışlarına etkisi
Teknolojinin gelişmesiyle birlikte internet kullanıcısı sayıları ve bilgi paylaşımları da artmıştır. Pazarlama yöntemleri, gelişen teknoloji sayesinde yeni medya alanında kendini revize etmiştir. Pazarlama dünyasına yeni bir soluk getiren dijital pazarlama, işletmeler arasında yaygın bir şekilde tercih edilmektedir. Günümüzde mobil cihazlar insanların ayrılmaz bir parçası ve aksesuarı haline gelmiştir. Durumun farkında olan üretici markalar bu cihazlar sayesinde dijital pazarlama uygulamalarını kullanarak hedef müşterilerine daha hızlı ve kolay ulaşmaktadırlar. Dijital dünya sayesinde alışveriş kavramı da değişmiş ve online alışveriş çok sık bir şekilde kullanılmaya başlamıştır. Sosyal ağların sık kullanıldığı günümüzde bu alanlar üzerinden insanlara erişim oldukça kolaylaşmıştır. Sosyal medya pazarlama dijital pazarlamada, pazarlama dinamikleri arasında büyük bir öneme sahip olmayı başarmıştır. Bu pazarlama stratejisinde en büyük başarı sosyal medya fenomenlerine aittir. Araştırmanın amacı instagram fenomenlerinin sosyal medya pazarlaması kapsamında yaptıkları ürün/mal/hizmet reklamlarının instagram uygulaması üzerinde tüketicilerin satın alma niyetine etkisini araştırmaktır. Kaynak çekiciliği, güvenirliliği ve uzmanlığının reklama yönelik tutum ve satın alma niyeti üzerindeki etkisinin araştırılması ve reklama yönelik olan tutumların satın alma niyetine karşı etkisinin araştırılması yapılan çalışmanın amaçlarındandır. Bu tez çalışması fenomen pazarlama kapsamında instagram kullanıcıların bakış açısından yapılan nicel bir araştırmadır. Araştırma sonucu kaynak çekiciliğinin reklama yönelik tutumla aracılık etkisinin olduğunu ve satın alma niyetine etki ettiği sonucuna varılmıştır. Kaynak güvenirliliğini reklama yönelik tutumla aracılık etkisine sahip olmadığını fakat satın alma niyeti üzerinde etkili olduğu görülmüştür. Kaynak uzmanlığının reklama yönelik tutuma etki ettiğini ve satın alma niyetine etki ettiği sonucuna varılmıştır. Aracı değişken olan reklama yönelik tutumun satın alma niyetine olumlu etkisi olduğu saptanmıştır. Kaynak çekiciliği ve uzmanlığının, güvenilirliğe göre satın alma niyeti ile daha ilişkili olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Dijital Pazarlama, Fenomen, Sosyal Medya, Fenomen Pazarlaması, İnstagram.
Kamuoyu oluşturma aracı olarak sosyal medya: Twıtter etiketleri (Hashtagleri) bağlamında bir değerlendirme
Kamuoyunun genel kanaatinin oluşum sürecinde günümüzde sosyal medya büyük bir önem taşımaktadır. Kamuoyu bir konu hakkında sosyal medya vasıtasıyla çok kısa bir süre içerisinde aynı fikir etrafında toplanabilmekte ve bu sayede bir kamuoyu oluşturabilmektedir. Sosyal medya günümüzde toplumsal, siyasal ve ekonomik alanın şekillenmesinde birey ve devlet ilişkilerinde önemli bir alan olarak varlığını göstermektedir. Teknolojik gelişmelere paralel olarak kitle iletişim araçlarında meydana gelen gelişmeler sosyal bilimlerin bu alana ilişkin çalışmalarında önemli bir yer edinmiştir. Tezin temel konusu, sosyal medyanın kamuoyu oluşturma gücünün günümüzde ve bilhassa ülkemizde ne kadar etkin olduğuna, siyasetle ilişkisine, kamuoyunu nasıl etkisi aldığına dair bir araştırma üzerinedir. Çalışmanın temel amacı, sosyal medyanın kamuoyu oluşturma gücü bağlamında Twitter üzerinden gerçekleştirilen, gündemi ve kamuoyunu fazlasıyla ilgilendiren olaylardaki etiket kampanyalarının araştırılması ve ulaşılan verilerin analiz edilerek kamuoyu tepkilerinin karar vericiler üzerindeki etkisini ortaya koymaktır. Araştırmada Türkiye örneklemi içinde siyasal, ekonomik ve toplumsal açıdan önemli görülen örnekler seçilmiştir. İlgili örnek olaylar dahilinde yürütülen etiket kampanyaları araştırmaya belirli sınırlar içinde dahil edilerek kampanya süreçleri ve sonuçları irdelenmiştir. Araştırmada sosyal medyanın kamuoyu oluşturma sürecinde örnek olaylar özelinde etkili olduğu sonucuna varılmıştır. Kamuoyu oluşturma sürecinde dijital toplumun yeni otoritelerinin de bu süreçte etkili olduğu, kitlelerin desteğini alarak karar vericiler üzerinde baskı uygulayarak karar alma süreçlerine dahil oldukları, kamuoyu-siyaset bağlamında ortaya çıkan bir sonuçtur.
Ebeveynlerin medya okuryazarlığı yeterliğinin çocukların sosyal medya kullanım düzeyine etkileri: Burdur ili örneği
Dijital teknolojiler hayatı kolaylaştırmanın yanı sıra çeşitli olumsuz etkilere de neden olmaktadır. Çocukların aşırı ve bilinçsiz sosyal medya kullanım durumları buna örnek gösterilebilir. Bu doğrultuda sunulan araştırmada ebeveynlerin sahip olduğu medya okuryazarlık düzeyinin çocukların sosyal medya kullanım düzeyine etkisi araştırılmaktadır. 3-12 yaş aralığında çocuğa sahip 404 ebeveyn araştırmaya katılım sağlamıştır. Analizler 383 sağlıklı veri üzerinden gerçekleştirilmiştir. İlişkisel tarama modeli üzerine inşa edilen bu araştırmada veriler regresyon, korelasyon ve fark testleri ile analiz edilmiştir. Ulaşılan bulgular ebeveynin sahip olduğu medya okuryazarlık düzeyinin çocuğun sosyal medya kullanım bozukluğu üzerinde anlamlı bir etkisi olmadığını göstermiştir. Bu bulgular çocukların sosyal medya kullanım alışkanlığı konusunda ebeveyn etkisinden bağımsız, bilişsel bir dünyaya sahip olduklarına işaret ediyor. Tüm bu önemli bulgulara rağmen veriler kesitsel toplandığı için sonuçlar tüm ebeveyn ve ilgili yaş kümesindeki çocuklar üzerine genellenememektedir. Çocukların sosyal medya kullanımlarını anlamada ebeveynlerin dijital okuryazarlığının rolünü anlama açısından sunulan tez önem taşımaktadır, bu konuda halen yeni araştırmalara ihtiyaç duyulduğu düşünülmektedir.
Sosyal medya kullanımının aile içi ilişkilere etkisi: Karma yöntem araştırması
Aile kurumu; üzerinde çok çeşitli tanımlar yapılan, geçmişten günümüze toplumsal yapının en küçük yapı taşı olarak görülen kurumdur. Aileye geçmişten günümüze kadar neredeyse bütün toplumlarda değer atfedilmesi ve kutsanması onun toplumsal yaşamda önemli bir yere sahip olmasından dolayıdır. Toplumsal yaşamın geçirdiği değişimler, modernleşme, küreselleşme ve teknolojide meydana gelen gelişmeler hem toplumu hem de aile kurumunu derinden etkilemiştir. Bu sebeple ailenin geçirmiş olduğu değişimlerin mercek altına alınması, değişime neden olan etkenlerin incelenmesi önemli hale gelmektedir. Araştırmanın temel amacı; aile kurumun teknolojik gelişmeler karşısında geçirmiş olduğu değişimi ele almaktır. Araştırmada nicel yöntemlerden olan anket tekniği ile Türkiye geneli 18-65 yaş aralığında 1500 kişiden veri toplanmıştır. Bunun yanı sıra yarı-yapılandırılmış veri toplama tekniği ile 15 kişiyle görüşmeler yapılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre; sosyal medya kullanımı aile içi ilişkileri, aile içi iletişimi, aile değerlerini, aile mahremiyetini ve aile bağlılığını olumsuz yönde etkilemektedir. Sosyal medya kullanımı arttıkça aile içi ilişkilerde bozulma meydana gelmekte, aile değerlerine verilen önem azalmakta, aile içi iletişim düzeyi azalmakta, aile bağlılığı seviyesinde düşüş ve aile mahremiyetine önem verme durumunda azalma olduğu ortaya konulmuştur. Anahtar kelimeler: Sosyal Medya, Aile, Sosyal Medya Çalışmaları, Aile Çalışmaları, Sosyal Medya ve Aile
Sosyal medyada omniptikon gözetim ve mahremiyet
Günümüzde teşhir ve röntgencilik eksenli bir iletişimin gerçekleştiği sosyal medya araçlarının, Türk toplumu tarafından yoğun olarak kullanımlarının, onların mahremiyeti üzerinde belki de şu ana kadar ki en yıkıcı etkiyi yaptığı görülmektedir. Sosyal medya araçlarının herkesin herkesi kontrol ettiği omniptik ortamında, teşhir ve röntgenlemeye dayalı bireyler arasındaki simetrik iletişimin, bir de bu araçların sahipleri ve siyasal iktidarlar tarafından varlıklarının devamlılığı için sürekli ve asimetrik bir şekilde gözetlenmesi, çok yönlü bir mahremiyet kaybını gündeme getirmektedir. Bu bağlamda bu araştırmanın amacı, Türk toplumu içerisinde farklı özelliklere sahip olan X,Y,Z kuşağının, sosyal medya araçları üzerinde, teşhircilik ve röntgencilik tutumlarını, bu teşhirciliğin ve röntgenciliğin gerçekleştirilme nedenlerini, bu araçlar üzerinde, sosyal medya şirketlerinin ve yabancı istihbarat servislerinin gerçekleştirdiği gözetim karşısında farkındalıklarını ve farkındalığa sahiplerse eylemlerini ortaya çıkarmak olmuştur. Bu araştırma, kuşakların ilgili konudaki algılarını, tutumlarını, eylemlerinin nedenlerini, farkındalıklarındaki zayıflıkları inceleyip mevcut literatürü geliştirmesi ve zenginleştirmesi bakımından önem taşımaktadır. Araştırmada nitel araştırma desenlerinden olgubilim kullanılmıştır. Araştırma, amaçlı örneklem yöntemlerinden ölçüt örneklem ve maksimum çeşitlilik örneklem ile belirlenen, her kuşaktan 9 Erkek-9 Kadın olmak üzere toplamda 54 katılımcıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma grubundan veri toplamada ise standartlaştırılmış açık uçlu görüşme yaklaşımı benimsenmiştir. Elde edilen verilerin analiziyse MAXQDA analiz programıyla gerçekleştirilmiştir. Verilerin analizinde ise betimsel analiz yaklaşımı benimsenmiştir. Araştırma neticesinde; tüm kuşakların teşhir ve röntgenleme kültürünü içselleştirdiği, mahremiyeti algılayış, yaşayış ve başkalarının mahremine yaklaşım şeklinin, dönüşüme uğradığı görülmüştür. Aynı zamanda, kuşakların çoğunluğunun sosyal medya araçları üzerindeki iktidar gözetiminin farkında olduğu söylenebilse de yine çoğunluğun eylemsizliği ile bu gözetimin risklerini tam olarak kavrayamadığı da görülmektedir.
Türkiye'de yazılı basının kalkınma üzerindeki etkileri: 1990-2015 dönemi
Bu tezin amacı, Türkiye'de Kalkınmanın Planları kapsamında makro ekonomik hedeflerin ulusal yazılı basında sunumunu araştırmaktır. Bu araştırma yapılırken yazılı basının kalkınmaya yapmış olduğu katkıyı daha iyi anlayabilmek için öncelikle yazılı basın unsuru gazeteler, iletişim, kamusal alan, kalkınma, bölgesel kalkınma ve bu alanların kavramsal analizi ile özelliklerinin neler olduğu açıklanmaya çalışılmıştır. Kalkınmanın tarihsel gelişimi ve günümüzdeki uygulamaları hakkındaki bilgiler ile ulusal yazılı basının kalkınma planları makro ekonomik hedeflerinin ulusal yazılı basında nasıl yer aldığıdır. Ulusal yazılı basın bünyesinde yer alan üç adet ulusal gazetemiz (Cumhuriyet, Hürriyet, Türkiye) 1990-2015 yılları aralık alınarak; ana sayfalarında yer alan ekonomi haber ve göstergeleri ve Kalkınma Planları hedeflerinin karşılaştırmalı analizi ve içerik analizi yapılarak; kalkınma ve yazılı basın arasındaki ilişki ortaya konmuş olup; kalkınmanın geri dönütleri noktasında ekonomi bilimine katkı sağlamak hedeflenmiştir. Bu araştırma sonucunda ekonomik göstergeler konusunda kalkınma planları ile yazılı basında yer alan göstergelerin haber kaynakları ve makro ekonomik değerlerinin tutarlılık göstermediği tespit edilmiştir. Enflasyon, büyüme ve işsizlik rakamları yazılı basın unsuru gazetelerin haber kaynakları olan ulusal ve uluslararası haber ajans ve derecelendirme kuruluşlarınca farklı değerlerin ortaya çıktığı tespit edilmiştir. Kalkınma için yazılı basın ve raporların önemli oldukları görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Kalkınma, Kalkınma Planları, Yazılı Basın, Gazeteler
Ergenlerde sosyal medya bağımlılığının sosyal görünüş kaygısı ve sosyal fobi ile ilişkisi
Bu araştırmada, ergenlerde sosyal medya bağımlılığının sosyal görünüş kaygısı ve sosyal fobi ile ilişkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda, Ankara ili merkez ilçelerinde yer alan Milli Eğitim Bakanlığına bağlı özel ve resmi eğitim kurumlarına devam eden 14-18 yaş aralığında 359 ergenle çalışılmıştır. İlişkisel tarama modeline dayanarak desenlenmiş araştırmada örneklem seçimi olarak ulaşılabilir örnekleme kullanılmıştır. Araştırma kapsamında, ergenlerin sosyal medya bağımlılığını değerlendirmek amacıyla Günüç (2009) tarafından geliştirilen ve Çömlekci ve Başol (2019) tarafından revize edilen Sosyal Medya Bağımlılığı Ölçeği, ergenlerin sosyal görünüş kaygısını değerlendirmek amacıyla; Doğan (2010) tarafından Türkçe uyarlaması yapılan Sosyal Görünüş Kaygısı Ölçeği ve ergenlerin sosyal fobilerini değerlendirmek amacıyla; Demir ve ark (1999) tarafından geliştirilen Çapa Çocuk ve Ergenler için Sosyal Fobi Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma bulgularına ulaşabilmek amacıyla Sosyal Bilimler için Veri Analizi Paket Programı (SPSS) 22.0 kullanılarak, ilişkisiz gruplarda t testi, varyans analizi, Kruskal Wallis H testi, pearson korelasyon analizi testi ve basit doğrusal regresyon analizi işlemleri kullanılmıştır. Araştırma sonucunda; ergenlerin sosyal medya bağımlılığı, sosyal görünüş kaygısı ve sosyal fobi puanları ile sosyal medyada geçirilen süre arasında pozitif ve anlamlı bir ilişki olduğu; ergenlerin sosyal görünüş kaygısı, sosyal medya bağımlılığı ve sosyal fobi puanları arasında pozitif ve anlamlı bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca, yapılan basit doğrusal regresyon analizi sonucunda ergenlerin sosyal medya bağımlılığı puanlarının sosyal görünüş kaygısı puanlarını; sosyal medya bağımlılığı puanlarının sosyal fobi puanlarını ve sosyal görünüş kaygısı puanlarının sosyal fobi puanlarını istatistiksel olarak anlamlı düzeyde açıkladığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Sözcükler: Beden Algısı, Dijital Etkileşim, Sosyal Fobi, Sosyal Görünüş Kaygısı, Sosyal Medya Bağımlılığı.
Sosyal ağ bağımlılığı ve FoMo (Gelişmeleri kaçırma korkusu) ilişkisi: Yozgat Bozok Üniversitesi öğrencileri arasında bir alan araştırması
Bu çalışma, sosyal ağ bağımlılığı ile gelişmeleri kaçırma korkusu (FoMO) arasındaki ilişkiyi incelemektedir. Yozgat Bozok Üniversitesi öğrencileri üzerinde yapılan nicel analizler ile sosyal medya kullanım alışkanlıklarının psikososyal etkileri araştırılmıştır. Çalışmanın temel problemi, sosyal ağ kullanım alışkanlıkları ile psikolojik etkiler arasındaki etkileşim mekanizmasını ortaya koymaktır. Araştırmada nicel yöntem benimsenmiş olup veri toplama aracı olarak anket tekniği kullanılmıştır. Ölçüm araçları olarak Przybylski'nin FoMO ölçeği ve Karaca, Yıldırım ve Kulaksız'ın Sosyal Ağ Bağımlılığı Ölçeği tercih edilmiştir. 610 üniversite öğrencisinden elde edilen veriler SPSS programı kullanılarak analiz edilmiş, betimsel istatistikler, korelasyon ve regresyon analizleri yardımıyla sosyal ağ bağımlılığı ile FoMO arasındaki ilişki değerlendirilmiştir. Araştırma bulguları, FoMO ile sosyal ağ bağımlılığı arasında güçlü bir pozitif ilişki olduğunu göstermektedir. FoMO düzeyi arttıkça sosyal ağ kullanım süresi ve bağımlılık seviyesinde önemli bir artış gözlenmiştir. Özellikle sağlık bilimleri öğrencileri, diğer fakültelere kıyasla daha yüksek sosyal ağ bağımlılığı ve FoMO seviyelerine sahiptir. Ayrıca, kadın katılımcıların sosyal ağlarda daha fazla vakit geçirdiği belirlenirken, sosyal ağ bağımlılığının ve FoMO'nun üniversite öğrencileri üzerindeki psikolojik ve sosyal etkileri olduğu görülmüştür.
A sociopragmatic study on Turkish native speakers' condolence speech acts
This study explores the speech acts of condolences in Turkish uttered in response to death announcements on Facebook. Methodologically, the first step of this study comprises the analysis of the condolences in Turkish collected from Facebook following Elwood's (2004) classification of condolence strategies and modifications made by Lotfollahi & Rasekh (2011), Samavarchi & Allami (2012), Behnam et al. (2013), Murad (2013), Janusheva & Neshkovska (2018), Nurlianingsih & Ayu Imperiani (2020) and Alemi et al. (2021). Based on the results of this analysis, common condolence strategies by Turkish native speakers were identified. It was found that most condolence strategies involved statements related to Islam which is the most common religion in Türkiye. The second step of our study involves an experiment in which we tested Turkish native speakers' assessments of the level of appropriateness of different types of condolences. In doing so, we invited them to assess real-life examples from Facebook. Focusing on the sociolinguistic variables of social distance and the ranking of the imposition, we discussed which factors contributed to the way condolences are expressed in this speech community. "Expression of sympathy" was the only strategy which suggested that most Turkish native speakers noticed the variations in the ranking of the imposition which is the degree of obligation for condoling between the bereaved and the deceased. On the other hand, the ratings of the strategy of "offer of assistance" indicated that most of the informants were aware of the differences in social distance only in the second hypothetical situation where social distance and the ranking of the imposition were low, and the third hypothetical situation where social distance was high, and the ranking of the imposition was low. As such, this study contributes to our knowledge of a relatively understudied type of speech act and its realizations in Turkish culture. Keywords condolence; speech act; pragmatics; religious condolences; Facebook condolences; Turkish condolence; condolence speech acts
Lise düzeyindeki ergenlerin toplumsal cinsiyet algısı ve sosyal medya bağımlılığı ile ahlaki kimlik düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmada, lise düzeyindeki ergenlerin toplumsal cinsiyet algısı, sosyal medya bağımlılıkları ve ahlaki kimlik düzeylerinin ilişkili olup olmadığının belirlenmesi, ahlaki kimlik ve toplumsal cinsiyet algısı değişkenleri ilişkili çıktığı durumda sosyal medya bağımlılığının bu ilişkiyi ne kadar etkilediğini tespit etmek amacıyla düzenleyici model kullanılması amaçlanmıştır. İlişkisel tarama modelindeki çalışmanın örneklemi rastgele örnekleme yöntemi ile seçilmiştir. Bu kapsamda Ankara'da bulunan Anadolu, Fen, İmam Hatip ve Meslek Teknik liselerinden toplam 1113 öğrenci çalışmaya katılmıştır. Veri toplama aracı olarak "Kişisel Bilgi Formu", "Toplumsal Cinsiyet Rol Algısı Ergen Formu", "Bergen Sosyal Medya Bağımlılığı Ölçeği" ve "Ahlaki Kimlik Ölçeği" kullanılmıştır. Ergenlerin toplumsal cinsiyet algısı, sosyal medya bağımlılığı ve ahlaki kimlik düzeylerinin cinsiyet, okul türü, sınıf düzeyi, aile tipi, doğum sırası, kardeş sayısı, anne ve baba eğitim düzeyi, anne ve babanın çalışma durumu, anne baba birlikteliği, algılanan gelir düzeyi ve algılanan aile tutumuna göre farklılaşıp farklılaşmadığı değerlendirilmiştir. Ayrıca araştırma sonucunda ergenlerin eşitlikçi toplumsal cinsiyet algısı ve ahlaki kimlik düzeyleri arasında, eşitlikçi toplumsal cinsiyet algısı ve sosyal medya bağımlılık düzeyleri arasında pozitif yönlü küçük bir ilişki bulunmuştur. Aynı zamanda geleneksel toplumsal cinsiyet algısı ile ahlaki kimlik düzeyleri arasında, geleneksel toplumsal cinsiyet algısı ile sosyal medya bağımlılık düzeyleri arasında pozitif yönlü küçük bir ilişki bulunmuştur. Ahlaki kimlik ve sosyal medya bağımlılığı arasında ise negatif yönlü küçük bir ilişki saptanmıştır. Ahlaki kimlik ve toplumsal cinsiyet algısı arası ilişki tespit edildiğinden sosyal medya bağımlılığının bu ilişkiyi ne kadar etkilediğini belirlemek amacıyla sosyal medya bağımlılığının düzenleyici rolü yol analizi ile incelenmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular alan yazın temel alınarak yorumlanmış ve tartışılmıştır.