Measurement and evaluation
1,582 theses under this subject heading
The relationship between self-efficacy with positive and negative feedback among salespeople
This thesis studies the relationship between self-efficacy perception and positive and negative feedback among salespeople. Although self-efficacy is especially known for its motivating effect on people, it also affects people's behavior and attitudes. Like self-efficacy, feedback has a crucial effect on shaping salespeople's behaviors. Because of this similarity in their nature, their relations with each other were investigated. This research also revealed the effect of the feedback sign and acceptance of negative feedback for salespeople. The sample of the study consisted of 175 salespeople who were working in large-sized enterprises operating in different sectors in Turkey. In this research, selfefficacy scale which is adapted by Sujan, Weitz & Kumar (1994) was used for measuring self-efficacy of salespeople. Positive and negative feedback from salespeople were measured by using the scale which is also adapted by Sujan, Weitz & Kumar (1994). For feedback acceptance, "Feedback Acceptance Scale" (Tonidandel, Quinones & Adams, 2002) was used. This study demonstrated that there is a positive significant relationship between self-efficacy and positive / negative feedback, and no significant relationship was found between self-efficacy and negative feedback acceptance. The possible reasons for the absence of that relationship were discussed in conclusion.
Türkiye Türkçesinde zayıfça nicelenmiş öznelerin dizimsel (Sentaktik) konumu
Bu tezde, Türkiye Türkçesinde niceleyicili öznelerin dizimsel (sentaktik) özellikleri incelenmektedir. Öznelerin dizimsel konumlarının içerdikleri niceleyicinin türüne göre değiştiği iddia edilmektedir. Türkçede niceleyici içeren özneler, Belirleyici Öbeği (BÖ) etiketi taşıyıp taşımama yönünden iki gruba ayrılmakta ve bu ayrım niceleyicili özneler arasında dizimsel bir farklılığın oluşmasına neden olmaktadır. Güçlü niceleyicili özneler BÖ olarak etiketlenir ve bulundukları her tümcede Eylem Öbeği (EÖ) içerisindeki konumlarından EÖ üstündeki ilgili işlevsel başın (ana tümcelerde zaman (Z) başı, gömülü tümcelerde belirleyici (B) başı) ikinci tümleç konumuna Genişletilmiş Yansıtma İlkesi (GYİ) özelliğini silmek üzere taşınır. Zayıf niceleyicili özneler ise BÖ olarak etiketlenmek zorunda olmadıkları için de işlevsel başların GYİ özelliğini silmek üzere EÖ üstüne taşınmaz. Bu tipteki zayıf niceleyicili özneler EÖ içerisinde, tümce yapısındaki ilk konumlarında kalır. Ana tümcelerde BÖ etiketi taşıyan öznelere atanan durum eki sessiz olduğu için bu tip tümcelerde bir öznenin BÖ etiketi taşıyıp taşımadığını tespit etmek güçtür. Bu nedenle bu tezde, niceleyicili özneler arasında dizimsel bir ayrımın bulunduğu iddiasını desteklemek için öznelerin görülebilir bir durum eki aldığı adlaşmış gömülü tümce yapıları incelenmektedir.
Causal effects of education on the behaviour of parents toward their children
The research question is whether there is a causal impact of parental education on the behaviors of parents toward their children. The goal, in particular, is to investigate how the education of parents affects their punishment styles. The methodology that is used is the Fuzzy Regression Discontinuity Design. The 1997 education reform is used as an instrumental variable. The results indicate that maternal education raises the probability of banning the children from using mobile phones, playing games, watching TV, and also the probability of not giving pocket money and slapping. The negative impacts of maternal education on the usage of punishment are presented. The outcomes for region categorization reveal that there is a positive correlation between maternal education and the probability of banning the children from using mobile phones, playing games, watching TV, and also the probability of not buying what children want, and slapping in high-income regions. But, the probability of beating, punishments, not talking with them, not letting them see friends, and banning the children from the internet was lower among mothers with more education and living in high-income regions. The findings are checked for household income level, labor force participation, and the exclusion of the 1986 birth cohort. The outlines of this research are as follows. Chapter I is the introduction section. In chapter II, education, parental education, and child discipline methods are described. Then, the identification problem and its solution are explained. In chapter III, the data, methodology, and model are offered. In chapter IV, the findings are presented. Chapter V is the conclusion section of the research.
Örgüt kültürünün yabancılaşma üzerindeki etkisi
İlişkisel tarama modelindeki bu araştırma, ortaöğretim kurumu öğretmenlerinin örgütsel kültür algılarının işe yabancılaşma üzerindeki etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın evrenini 2015–2016 Eğitim - Öğretim Yılında Siirt merkezde 20 ortaöğretim okulunda (lisede) görev yapan 525 öğretmen oluşturmaktadır. Evrende görev yapan öğretmen sayısının çok fazla olmaması sebebiyle örneklem alma yoluna gidilmemiştir. Ancak dönen406 ölçekten 378 tanesinin analiz edilmeye uygun olduğu görülmüştür. Bu araştırma için Terzi (2005) tarafından geliştirilen ve okullardaki kültürel yapıyı ortaya çıkaran "Örgütsel Kültür Ölçeği"ile Elma (2003) tarafından geliştirilen ve öğretmenlerin okula yabancılaşma düzeyini belirleyen "İşe Yabancılaşma Ölçeği"kullanılmıştır. Araştırmada sonucunda elde edilen verilerin analizinde IBM SPSS 21 ve R-Project paket programlarından yararlanılmıştır. Analiz kapsamında güvenirlilik analizi, frekans tabloları, bağımsız örneklem t-testi, ANOVA, Pearson Korelasyon vePath analizi uygulanmıştır. Analizlerin normallik varsayımları Kolmogorov-Smirnov testiyle incelenmiştir. Varyansların homojenliği için Levene testi kullanılmıştır. Test sonuçları α=0.01 veya α=0.05 hata düzeylerinde yorumlanmıştır. Öğretmenlerin örgüt kültürüne ilişkinalgılarıcinsiyet, öğrenim düzeyi, kıdem ve medeni duruma göre anlamlı bir farklılık göstermezken,yaşa göre ise sadece bürokratik kültür alt boyutundaanlamlı bir fark olduğu tespit edilmiştir. Benzer olaraköğretmenlerin işe yabancılaşmaalgılarıöğrenim düzeyi, kıdem, medeni durumve yaş değişkenine göre anlamlıfarklılıkgöstermemiştir; ancakcinsiyetegöreöğretmenler arasında anlamsızlık ve yalıtılmışlık alt boyutlarında anlamlıbir fark görülmüştür. Bunailavetenöğretmenlerin örgüt kültürü algılarıylaişe yabancılaşma arasında negatif düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu bulgulanmıştır. Yapılan analizlerdeörgüt kültürünün işe yabancılaşmanın anlamlıbiryordayıcısıolduğugörülmüştür. Ayrıca araştırma sonuçlarına göre örgüt kültürünün boyutları okula yabancılaşma boyutu üzerinde yordama etkisine sahip değildir. Diğer yandan destek kültürünün yabancılaşmayı yordamadığı saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Örgüt, Kültür, Örgütsel Kültür, YabancılaĢma.
Öğretmenlerin pozitif psikolojik sermaye algıları ile örgütsel bağlılıkları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırma, öğretmenlerin pozitif psikolojik sermaye algıları ile örgütsel bağlılıkları arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma ilişkisel tarama modelinde olup nicel yöntemlidir. Araştırmanın evrenini 2016-2017 Eğitim – Öğretim yılında Şırnak ilinde okulöncesi, ilkokul, ortaokul ve ortaöğretim (lise) kurumlarında görev yapan 6746 öğretmen oluşturmaktadır. Hedef evrene ulaşmadaki zorluk, zaman ve maliyet gibi nedenlerden dolayı evreni temsil edebilecek örneklem alma yoluna gidilmiştir. Basit seçkisiz (random) örnekleme yoluyla seçilen örneklem grubuna dağıtılan 608 ölçek araştırmaya dâhil edilmiştir. Bu araştırmada öğretmenlerin pozitif psikolojik sermaye algılarını belirlemek için Tösten ve Özgan (2014) tarafından geliştirilen "Pozitif Psikolojik Sermaye Ölçeği", öğretmenlerin okula bağlılık düzeylerini belirlemek amacıyla Allen ve Meyer (1990) tarafından geliştirilen Yeşilyurt (2015) tarafından Türkçeye uyarlanan "Örgütsel Bağlılık Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde istatistiki paket programından yararlanılmıştır. Araştırmanın güvenirliği için iç tutarlık katsayısına bakılmış; betimsel analizler için aritmetik ortalama, standart sapma, yüzde ve frekans değerleri çıkarılmış; grup farklarındaki karşılaştırmalar fark testleri yapılmıştır. Öğretmenlerin psikolojik sermaye algıları ile örgütsel bağlılıkları arasındaki ilişkiyi ortaya koymak için ikili ilişki testinden, psikolojik sermayenin örgütsel bağlılığa etkisini ortaya koymak için ise basit ve çoklu regresyon analizinden yararlanılmıştır. Bulguların anlamlılık düzeyi için p<.05 esas alınmıştır. Araştırma sonucunda öğretmenlerin pozitif psikolojik sermaye algılarının çok yüksek, örgütsel bağlılıklarının ise orta düzeyde olduğu; pozitif psikolojik sermaye algıları ile örgütsel bağlılıkları arasında düşük düzeyde pozitif yönde ilişkinin olduğu ve pozitif psikolojik sermayenin örgütsel bağlılığı %8 açıkladığı görülmüştür. Öğretmenlerin pozitif psikolojik sermaye algılarında ve örgütsel bağlılıklarında bazı değişkenlerin anlamlı farklılığa yol açtığı da araştırma sonuçlarındandır. Anahtar Kelimeler: Psikolojik Sermaye, Pozitif Psikolojik Sermaye, Örgütsel Bağlılık, Eğitim Yönetimi.
Öğretmen algılarına göre örgütsel sağlık ve örgütsel bağlılık arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmada, Elazığ il merkezinde bulunan ortaokullarda görev yapan öğretmenlerin, örgütsel sağlık ve örgütsel bağlılık algıları arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırma, ilişkisel tarama modelinde bir çalışmadır. Araştırma evrenini 2016-2017 eğitim-öğretim yılında Elazığ il merkezi ve ilçelerinde bulunan toplam 56 ortaokulda çalışan 1813 öğretmen; örneklemi ise 18 ortaokulda görev yapan 411 öğretmen oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak, Hoy, Tarter ve Kottkamp (1991) tarafından okulların örgütsel sağlığını ölçmek ve betimlemek amacıyla geliştirilen "Örgütsel Sağlık Ölçeği" (ÖSÖ) ve Balay (2000) tarafından geliştirilen "Örgütsel Bağlılık Ölçeği" (ÖBÖ) kullanılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen verilerin analizinde SPSS 21 paket programından yararlanılmıştır. Araştırma verilerinin normal dağılımın olduğu maddelerde öğretmenlerin cinsiyet değişkeni için t-testi; okul türü değişkeni için tek yönlü varyans analizi; normal dağılımın olmadığı maddelerde ise öğretmenlerin cinsiyet değişkeni için Mann Whitney U; okul türü değişkeni için de Kruskal Wallis H testi kullanılmıştır. Öğretmenlerin örgütsel sağlık algısı ile örgütsel bağlılıkları arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla Pearson Korelasyon analizi ve bağımsız değişkenlerin bağımlı değişkenleri yordama düzeylerini belirlemek amacıyla da Çoklu Doğrusal Regresyon Analizi yapılmıştır. Test sonuçları p≤0,05 hata düzeylerinde yorumlanmıştır. Örgütsel sağlık ve örgütsel bağlılık arasındaki ilişkilere yönelik elde edilen sonuçlar, örgütsel sağlığın örgütsel bağlılığı pozitif yönde etkilediğini ve örgütsel sağlığın örgütsel bağlılığı yüksek oranda yordadığını ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: Örgüt, örgütsel sağlık, örgütsel bağlılık.
Öğretmen görüşlerine göre öğretmenlerin toplumdaki saygınlığının bazı değişkenler açısından incelenmesi
Bu araştırma; öğretmenlerin toplumdaki saygınlığını bazı değişkenler açısından incelemek ve saygınlığın hangi düzeyde olduğunu, saygınlığı etkileyen etmenlerin neler olduğunu belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmada nicel ve nitel veri toplama tekniklerinin birlikte kullanıldığı karma model kullanılmıştır. Araştırmanın nicel boyutunun örneklemini Batman ilinde görev yapan 989 öğretmen oluşturmaktadır. Nitel boyutunun çalışma grubu ise yine Batman ilinde görev yapan 40 öğretmenden oluşmuştur. Araştırmanın nicel verileri araştırmacı tarafından geliştirilen "Öğretmenlerin Toplumdaki Saygınlığı Ölçeği" ile, nitel veriler ise yarı yapılandırılmış görüşme formu ile elde edilmiştir. Nicel veriler SPSS 24 paket programı kullanılarak aritmetik ortalama, standart sapma, t-testi, ANOVA, Tukey HSD ile analiz edilmiştir. Nitel veriler betimsel analiz yapılarak incelenmiştir. Araştırmanın hem nicel hem de nitel boyutunun sonuçlarına göre öğretmenlerin toplumdaki saygınlığı "orta" düzeydedir. Kadın öğretmenlerin erkek öğretmenlere göre, bekar öğretmenlerin evli öğretmenlere göre, görevde yeni olan öğretmenlerin daha deneyimli öğretmenlere göre, okul öncesi öğretmenlerinin diğer kademelerdeki öğretmenlere göre öğretmenlerin toplumdaki saygınlığına yönelik daha olumlu bir düşünceye sahip oldukları sonucu elde edilmiştir. Öğretmenlerin öğretmenlik mesleğini toplumda saygın bir yerinin olması nedeniyle seçtikleri fakat toplumun öğretmene duyduğu saygının her geçen gün azaldığı sonucuna varılmıştır. Öğretmenlerin ekonomik imkanlarının yeterli olmadığı, öğretmenlerin toplumdaki saygınlığını olumsuz etkileyen önemli bir etkenin de öğretmenlerin ekonomik durumları ve aldıkları düşük ücret olduğu, bunun da öğretmenlerin kişisel ve sosyal yaşamı üzerinde olumsuz etkiler bıraktığı sonucuna ulaşılmıştır.
Öğretmenlerin kültürel sermaye ve yetkinlik düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırma, öğretmenlerin kültürel sermaye yeterlikleri ile yetkinlik düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla yapılmış ilişkisel tarama modelinde bir araştırmadır. Araştırmanın evrenini Siirt merkez ilkokul, ortaokul ve lise kurumlarında görev yapan 4220 öğretmen oluşturmaktadır. Tüm evrene ulaşmak zor olduğundan örneklem alma yoluna gidilmiştir. Örneklem seçiminde kolay ulaşılabilir örneklem yöntemi esas alınmıştır. Dağıtılan 420 ölçekten 373 tanesi analiz edilmeye uygun bulunmuştur. Araştırmada Avcı ve Yaşar (2014) tarafından geliştirilen "Kültürel Sermaye Ölçeği" ve Tschannen-Moran ve Woolfolk-Hoy (2001) tarafından geliştirilen, Baloğlu ve Karadağ (2008) tarafından Türkçeye uyarlanan "OHİO Öğretmen Yetkinlik Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmada verilerin dağılımını belirlemek için basıklık, çarpıklık, ortalama ve medyan parametreleri incelenmiş, verilerin normallik ölçütlerini karşıladığı sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma kapsamında toplanan verilerin analizinde istatistik paket programından yararlanılmıştır. Araştırma dahilinde güvenirlilik analizi, frekans tabloları, bağımsız örneklem t-testi, ANOVA, korelasyon ve regrasyon analizleri uygulanmıştır. Araştırma bulgularına göre öğretmenlerin kültürel sermaye yeterlik düzeyleri cinsiyet, yaş, anne eğitim düzeyi, baba eğitim düzeyi, kıdem, okul öncesi eğitim alma durumu ve yükseköğretim öncesi yaşadığı yere göre anlamlı fark göstermiş, eğitim düzeyine göre anlamlı fark göstermemiştir. Öğretmenlerin yetkinlik düzeyleri cinsiyet, yaş, anne eğitim düzeyi, baba eğitim düzeyi, kıdem, okul öncesi eğitim alma durumu, eğitim düzeyi ve yükseköğretim öncesi yaşadığı yere göre anlamlı fark görülmüştür. Ayrıca öğretmenlerin kültürel sermaye yeterlik ve öğretmen yetkinlik düzeyleri arasında pozitif yönde yüksek düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu göstermiştir. Yapılan regrasyon analizi sonucunda kültürel sermayenin öğretmen yetkinliğinin anlamlı bir yordayıcısı olduğu görülmüştür. Ölçeklerin alt boyutları açısından bakıldığında kültürel sermayenin katılım boyutu dışındaki diğer tüm boyutları öğretmen yetkinliği üzerinde anlamlı birer yordayıcıdır.
11. sınıf rehberlik programının öğrenci görüşlerine göre değerlendirilmesi
Bu araştırma, ortaöğretim 11. sınıf rehberlik programına ilişkin öğrenci görüşlerini belirlemek amacıyla yapılan tarama modelinde betimsel bir çalışmadır. Araştırmanın evrenini, 2018-2019 eğitim-öğretim yılında Siirt il merkezinde bulunan 25 devlet okullarında öğrenim görmekte olan ortaöğretim 11. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi ise, 863 ortaöğretim 11. sınıf öğrencisinden oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak; Topçu (2014) tarafından geliştirilen "Okul Rehberlik Programı Değerlendirme Ölçeği" kullanılmıştır. Katılımcıların ölçeklere vermiş olduğu yanıtların veri girişleri yapılarak betimsel istatistik ile puan ortalamalarının karşılaştırılması için T Testi, Mann Whitney U, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) ve Kruskal Wallis analiz yöntemleri uygulanmıştır. Öğrencilerin ölçekte yer alan, alt boyutlara göre görüşlerinin değerlendirildiği çalışmada elde edilen sonuçlara göre yanıtların puan aralıkları doğrultusunda, öğrencilerin yanıtlarının tüm alt boyutlarda orta düzeyde olduğu görülmektedir. Öğrencilerin demografik değişkenlerine göre rehberlik programına ilişkin alt boyutların karşılaştırılması analizlerinde, öğrencilerin daha önce rehberlik ve psikolojik danışmanlık biriminden hizmet alıp almama durumu, lise türü, not ortalaması ile anne ve baba eğitim düzeyi bakımından anlamlı ölçüde farklılaştığı bulunmuştur.
Destek eğitim odası uygulamalarına ilişkin öğretmen görüşlerinin incelenmesi
Bu araştırmanın temel amacı; 2017-2018 eğitim-öğretim yılında Siirt ilinde ilkokul, ortaokul ve lise kademelerinde destek eğitim odasında görev yapan öğretmenlere yönelik destek eğitim odası öğretmen özyeterlik ölçeğini geliştirmeye çalışmak, geliştirilen ölçeği çeşitli değişkenler açısından karşılaştırmak ve destek eğitim odası uygulamasına yönelik öğretmen görüşlerini belirlemektir. Araştırma kapsamında karma yöntem modelinden yararlanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2017-2018 Eğitim-Öğretim yılında Siirt ilinde destek eğitim odalarında görev yapan öğretmenler oluşturmaktadır. Araştırmanın nicel boyutunda elde edilen bulgulara göre, Destek Eğitim Odası Öğretmen Özyeterlik Ölçeği; Mesleki Yeterlik, Kendine Güven ve Uygulama boyutları olmak üzere 3 boyuttan oluşmuştur. Elde edilen ölçeğin değişkenlere göre karşılaştırılması sonucunda cinsiyet değişkenine göre anlamlı farklılık oluşmazken, hizmet yılı, branş, görev yapılan öğretim kademesi ve çalışılan yetersizlik türleri değişkenlerine göre anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Araştırmanın nitel boyutunda elde edilen bulgulara göre ise, öğretmenlerin destek eğitim odasının amacının farkında oldukları, kazanımları belirlemede en fazla ihtiyaçlara göre hareket ettikleri görülmüştür. Öğretim yöntem ve tekniklerde ağırlıklı olarak anlatım ve soru-cevap, ölçme ve değerlendirme araçlarında ise testler ve yazılı sınavlardan yararlandıkları belirlenmiştir. Destek eğitim odasının avantajlarına yönelik en fazla verilen cevap bireysel eğitim imkanı olurken, dezavantaj olarak sosyalleşme sorunu olmuştur. Uygulamada karşılaşılan sorunların başında motivasyon eksikliği ve fiziki koşullar gelirken, sorunlara yönelik çözüm bulma konusunda öğrencileri motive edici faaliyetlerde bulundukları görülmüştür. Öğretmenlerin destek eğitim odası uygulamasına yönelik önerileri olarak materyal temini ve fiziki koşulların iyileştirilmesi sonucu elde edilmiştir.
Öğretmenlerin eğitim felsefesi inançları ile değerler eğitimi tutumları arasındaki ilişki
Bu çalışmanın amacı öğretmenlerin eğitim felsefesi inançları ile değerler eğitimi tutumları arasındaki ilişkiyi belirlemek ve elde edilen veriler arasında cinsiyet, yaş, medeni durum, kıdem, okul kademesi ve branş değişkenlerine göre istatistiksel olarak anlamlı bir farklılaşma olup olmadığını ortaya koymaktır. Araştırmanın evreni 2020-2021 eğitim-öğretim yılında Diyarbakır ili merkez ilçelerindeki 197 ilkokul ve ortaokulda görev yapan 6556 öğretmenden oluşmaktadır. Örnekleme seçimi sonucunda 124'ü kadın 246'sı erkek olmak üzere 370 öğretmen araştırmada yer almıştır. Araştırmanın verileri Yılmaz, Altınkurt ve Çokluk (2011) tarafından geliştirilen "Eğitim Felsefesi İnançları Ölçeği (EFİÖ)", Çetin (2018) tarafından geliştirilen "Değerler Eğitimi Tutumları" (DETÖ) ve araştırmacı tarafından geliştirilen "Kişisel Bilgi Formu" araçlığıyla toplanmıştır. Araştırma verilerinin analizinde; aritmetik ortalama (X), standart sapma (Ss), frekans (f), yüzde (%) değerleri hesaplanmıştır. Ayrıca araştırmada, t-testi, ANOVA testi, korelasyon analizi ve regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre öğretmenlerin en çok varoluşçuluk, an az ise esasicilik eğitim felsefesini benimsedikleri görülmüştür. Araştırmadan elde edilen sonuçlar incelendiğinde, öğretmenlerin eğitim felsefesi inançları ve değerler eğitimine ilişkin tutumlarının eğitim felsefesi boyutlarından esasicilik dışında diğer tüm eğitim felsefesi boyutları arasında orta düzeyde, pozitif yönde ve anlamlı bir ilişki olduğu görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Eğitim İnancı, Değer, Değerler Eğitimi, Eğitim Felsefesi.
Ortaokul 7. sınıf öğrencilerinin eğitsel oyun tasarımlarının problem çözme becerilerine etkisi
Bu araştırmada ortaokul 7. sınıf Fen Bilimleri dersinde yer alan "Saf Madde ve Karışımlar" ünitesinin işlenmesinde eğitsel oyun tasarlamanın öğrencilerin problem çözme becerilerine etkisi incelenmiştir. Bu çalışmanın örneklemini Mardin ilinde yer alan bir devlet okulunda öğrenim gören 7. Sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Ön test son test kontrol gruplu yarı deneysel desenin kullanıldığı bu çalışma deney ve kontrol gruplarında 25'er öğrencinin katılımı ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma kapsamında "Saf Madde ve Karışımlar" ünitesi kazanımları eğitsel oyun tasarlama çerçevesinde yapılandırılarak beş hafta boyunca yürütülmüştür. Araştırmanın veri toplama araçlarını Problem Çözme Ölçeği ve Yarı Yapılandırılmış görüşme Formu oluşturmaktadır. Problem Çözme Ölçeği'nden elde edilen veriler SPSS istatistik programı ile analiz edilmiştir. Yarı Yapılandırılmış Görüşme Forumu'nun analizinde ise içerik analizi kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler neticesinde eğitsel oyun tasarımının öğrencilerin problem çözme becerileri üzerinde olumlu bir etkisinin olduğu gözlemlenmiştir.
Okullarda veriye dayalı karar alma
Bu çalışmanın amacı okullarda veriye dayalı karar almaya yönelik öğretmen ve yöneticilerin algılarını ölçmektir. 2020-2021 eğitim öğretim yılında Van ili merkez ilçelerindeki (Edremit, İpekyolu, Tuşba) farklı okul kademelerinde görev yapan 392 öğretmen ve yöneticinin katılımı ile yapılan araştırma nicel araştırma yöntemlerinden tarama modelinde tasarlanmıştır. Araştırma kapsamında verilerin toplanması için geliştirilen Okullarda Veriye Dayalı Karar Alma (OVEDKA) Ölçeği kullanılmıştır. OVEDKA Ölçeği, AFA ve DFA sonuçlarından elde edilen güvenilir ve geçerlik kanıtlarına sahip 3 faktörlü 23 maddeli yapıya sahip bir ölçme aracıdır. Verilerin analizinde; tanımlayıcı istatistikler, t-testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) tekniklerinden yararlanılmıştır ve anlamlı farklılığın kaynağının tespit edilmesinde ise Scheffe testi kullanılmıştır. Katılımcıların veri toplama ve saklama, veriye dayalı kültür ve okullarında veriye dayalı karar almaya yönelik algı düzeylerinin orta-yüksek aralığında iken, verilerin analiz ve yorumlanmasında ise orta düzeyde olduğu; okullarda verilerin toplanması ve saklanması boyutunda 4-6 yıl kıdeme sahip katılımcıların 10 yıl ve üzeri kıdeme sahip olanlara göre verileri daha fazla toplayıp sakladığı; mevcut okuldaki hizmet süresi değişkeni açısından katılımcıların okullarda veriye dayalı karar almaya yönelik benzer algılara sahip olduğu; okul kademesi değişkeni açısından verilerin analiz ve yorumlanması ile veriye dayalı kültür boyutlarında lise kademesinde çalışan katılımcılarda daha olumsuz bir algı tespit edilirken okullarda veriye dayalı karar almaya yönelik genel algıların ise ilkokul kademesinde daha olumlu olduğu; öğrenim durumu değişkeni açısından verilerin toplanması ve saklanması ile veriye dayalı kültür boyutlarında ve OVEDKA Ölçeği genelinde lisans mezunu katılımcıların daha olumlu algılara sahip olduğu tespit edilmiştir.
Öğretmenlerin kültürel ve psikolojik sermaye düzeylerini etkileyen kişisel faktörler: Meta-analitik bir analiz
Bu çalışmanın amacı; öğretmenlerin bazı demografik özelliklerinin kültürel sermayeleri ile psikolojik sermayeleri üzerindeki etkilerini meta-analiz yöntemiyle test etmektir. Meta-analize dâhil edilecek çalışmaları belirlemek amacıyla öncelikle YÖK, ULAKBİM, Google Akademik, EBSCO ve SOBİAD veri tabanları üzerinden literatür taraması yapıldı. Geliştirilen tarama stratejisiyle kültürel sermaye konulu çalışmalardan cinsiyet değişkenini içeren 6, eğitim düzeyi değişkenini içeren 4 ve okul öncesi alma değişkenini içeren 4 çalışma meta-analize dâhil edildi. Psikolojik sermaye konulu çalışmalardan ise cinsiyet değişkenini içeren 31, eğitim düzeyi değişkenini içeren 14 ve medeni durum değişkenini içeren 15 çalışma meta-analize dâhil edildi. Dâhil edilen çalışmalara ait veriler Excel dosyasında toplandı ve daha sonra Comprehensive Meta-Analysis programına aktarılıp analizler yapıldı. Tüm meta-analizlerde rassal etki modeli temel alındı. Analiz sonucunda elde edilen bulgulara göre cinsiyetin, eğitim düzeyinin ve okul öncesi eğitim alma durumunun öğretmenlerin kültürel sermayeleri üzerinde anlamlı bir etkisi olmadığı görüldü. Psikolojik sermaye açısından yapılan analizlerde ise cinsiyetin güven alt boyutunda [d= .065] önemsiz düzeyde ve eğitim düzeyinin umut [d= -.161] ve güven [-.173] alt boyutlarında düşük düzeyde etkisinin olduğu görüldü. Bu sonuçlara göre kadın öğretmenler güven alt boyutunda; lisansüstü eğitim gören öğretmenler umut ve güven alt boyutlarında daha yüksek psikolojik sermaye algısına sahip oldukları anlaşılmıştır. Medeni durumun ise öğretmenlerin psikolojik sermayeleri üzerinde anlamlı bir etkisinin olmadığı belirlendi.
Öğrencilerin dini inanç kavramlarına yönelik algılarına dair bir araştırma
Bu çalışmanın amacı, farklı öğretim kademelerinde okuyan öğrencilerin inanç kavramlarına yönelik algılarını incelemektir. Bu genel amaç çerçevesinde öğrencilerin inanç kavramlarına yönelik algılarının nasıl olduğu, algı düzeylerinin çeşitli değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığı ve öğretim programlarında verilen inanç kavramlarına ilişkin öğrenci görüşlerinin neler olduğu ortaya konulmaya çalışılmıştır. Araştırmanın bu amacını gerçekleştirmek için hem nitel hem de nicel yaklaşımların birlikte kullanıldığı karma araştırma türlerinden biri olan eş zamanlı dönüştürücü desen kullanılmıştır. Araştırmanın nicel boyutu genel tarama, nitel boyutu ise olgu-bilim desenine göre şekillenmiştir. Nicel kısımdaki verileri toplamak için basit seçkisiz örnekleme yöntemiyle evreni temsil edebilecek yeterlilikte 626 öğrenciye, nitel kısımda ise tabakalı amaçsal örnekleme yöntemine göre belirlenen 16 öğrenciye ulaşılmıştır. Araştırmanın veri toplama aracı olarak; araştırmacı tarafından geliştirilen "Öğrencilerin İnanç Kavramlarını Algılama Ölçeği" ve "Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu" kullanılmıştır. Araştırma verilerinin analizinde; nicel veriler, betimsel istatistikler, bağımsız gruplar t testi ve tek yönlü varyans analizinden yararlanılmıştır. Nitel veriler ise içerik analizi ile çözümlenmiştir. Araştırmanın sonucunda; öğrencilerin inanç kavramlarını algılamada yaş ve ailenin gelir düzeyi gibi değişkenlerin etkisinin büyük olduğu ve nitel sonuçların nicel sonuçları destekler nitelikte olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Okul öncesi öğretmenlerinin ölçme değerlendirme araç kullanım sıklığı ve yeterliliklerine ilişkin karma bir araştırma
Bu araştırmada okul öncesi öğretmenlerinin ölçme değerlendirme araç kullanım sıklığının ve yeterliliklerinin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Karma araştırma yöntemlerinden eşzamanlı üçgenleme modelinin kullanıldığı araştırmanın nicel boyutu kısmında ilişkisel tarama modeli, nitel boyutu kısmında ise olgubilim modeli tercih edilmiştir. Araştırmanın nicel boyutundaki katılımcıları Siirt ilinde görev yapan basit tesadüfi örnekleme yöntemi ile belirlenen gönüllü 124 okul öncesi öğretmeninden oluşmaktadır. Nitel boyutundaki katılımcıları ise Siirt ilinde görev yapan maksimum çeşitlilik örnekleme yöntemi ile belirlenen gönüllü 15 okul öncesi öğretmeninden oluşmaktadır. Araştırmanın nicel boyutunun verileri araştırmacının geliştirmiş olduğu yapılandırılmış anket formu yoluyla oluşturulmuştur. Nitel boyutunun verileri ise, araştırmacının geliştirmiş olduğu yarı yapılandırılmış görüşme formu yoluyla oluşturulmuştur. Verilerin analizinde nicel boyutta betimsel analizler ve korelasyon analizi, nitel boyutta ise içerik analizi kullanılmıştır. Araştırmanın nicel boyutu kapsamında; okul öncesi öğretmenlerinin en çok yeterli oldukları ölçme değerlendirme aracının gelişim raporu olduğu, en sık kullandıkları ölçme değerlendirme aracının ise aylık plan olduğu belirtilmiştir. Ayrıca okul öncesi öğretmenlerinin ölçme değerlendirme araçlarında yeterlilik düzeyleri ile kullanım sıklıkları arasındaki farkın en çok standart testler aracında görüldüğü ve aralarında istatistiksel olarak orta düzeyde bir ilişkinin bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır. Programda yer alan ölçme değerlendirme araçları dışında öğretmenlerin kendilerinin oluşturdukları araçlar da tespit edilmiştir. Nitel boyutu kapsamında ise okul öncesi öğretmenlerin ölçme değerlendirmeyi genellikle öğrencilerin gelişim düzeylerini takip etme amacıyla kullandıkları, bu süreçte geleneksel araçlardan da çağdaş araçlardan da yararlandıkları, uygulamada zaman yetersizliği ve evrak doldurma yükü gibi birtakım problemlerle karşılaştıkları, süreç boyunca ailelerden çocukları tanımaya yönelik bilgiler edindikleri ve ölçme değerlendirme sonuçlarını ailelerle veli daveti, telefon görüşmesi, portfolyo, veli toplantısı gibi farklı yöntemler kullanarak paylaştıkları sonucuna ulaşılmıştır. Ölçme değerlendirme araçları ile ilgili kaynak çeşitliliğinin arttırılması, ölçme değerlendirme araçlarına yönelik gerekli denetimlerin yapılması, uygulama boyutunda etkili olan nedenler tespit edilerek araştırılması, okul öncesi eğitim programının ölçme değerlendirme araçları kapsamında güncellenmesi, okul-aile iş birliğinin sağlanması ve aile katılım çalışmalarının arttırılması gibi önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Eğitim, Eğitim Programı, Ölçme Değerlendirme, Ölçme Değerlendirme Araçları
Madde takımı tabanlı testlerde ölçek dönüştürme hatalarının incelenmesi
Bu çalışmada, testlerde yer alan madde takımlarının uygulanan modellere göre ölçek dönüştürme hatasına olan etkisi araştırılmıştır. Bu amaçla, madde takımı içeren testlere madde tepki kuramı modellerinden tek boyutlu madde tepki kuramı, iki faktör ve madde takımı tepki kuramı modelleri uygulanarak madde ve yetenek parametreleri kestirilmiştir. Testlerin eşitlenebilmesi için elde edilen parametreler, eşdeğer olmayan gruplar ortak madde deseni altında ortalama-ortalama, ortalama-sigma, Stocking-Lord ve Haebara ölçek dönüştürme yöntemleri kullanılarak ortak ölçeğe yerleştirilmiştir. Daha sonra modellerin ölçek dönüştürme yöntemine bağlı olarak değişen hataları hesaplanmış ve karşılaştırılmıştır. Değerlendirme ölçütü olarak hata karelerinin ortalamasının karekökü (RMSE) tercih edilmiştir. Araştırmada, veri toplama aracı olarak Trends in International Mathematics and Science Study (TIMSS) projesinin 2019 yılında uygulanan fen bilimleri testi kullanılmıştır. Modeller madde takımı sayısı, bağımsız madde sayısı ve örneklem büyüklüğü koşullarına göre incelenmiştir. Araştırma sonucunda bağımsız madde sayısı ve örneklem büyüklüğü arttıkça genel olarak hatanın azaldığı görülmüştür. Madde takım sayısı arttıkça iki faktör ve madde takımı tepki kuramı modellerinde hatanın azaldığı, tek boyutlu madde tepki kuramı modelinde ise hatanın arttığı bulunmuştur. Bununla birlikte Haebera ve Stocking-Lord ölçek dönüştürme yöntemlerinden elde edilen elde edilen eşitleme hatalarının ortalama-ortalama ve ortalama-sigma yöntemlerine göre daha düşük olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Bilişsel tanı modelleri ile elde edilen bireysel beceri puanlarının benzerliğinin paralel formlarla incelenmesi
Tanılayıcı değerlendirme öğrencilerin güçlü ve zayıf yönlerini belirleme ve öğrenme gereksinimlerini tespit etmede etkilidir. Bilişsel Tanı Modelleri (BTM) ölçme hedefi çerçevesinde nitelik olarak belirlenen kazanım veya beceriler ile ilgili geri bildirim sağlayan önemli bir psikometrik modeldir. Test eşitleme, farklı test formlarının puanlarını aynı ölçekte birleştirerek, bu puanların birbirinin yerine geçebildiğini ve aynı anlama geldiğini ifade eder. Bu çalışmanın amacı, BTM çerçevesinde oluşturulan test formlarının karma hiyerarşik yapılı GDINA model analizleri ile elde edilen yetkinlik düzeyi olasılık değerlerinin beceri puanlarına çevrilerek geleneksel yöntemlerle test eşitleme uygulamaları ile testler arası karşılaştırılabilir beceri puanlarının elde edilebilirliğinin incelenmesidir. Bu amaç çerçevesinde altı cebirsel düşünme becerisini (genelleştirilmiş aritmetik, fonksiyonel düşünme, niceliksel mantık yürütme, temsilleştirme, genelleme ve mantık yürütme, gerekçelendirme) ölçmek üzere hazırlanan 20 maddelik çoktan seçmeli tanılayıcı üç testin (Test A, Test B, Test C) toplamda 2600 lise öğrencisine uygulanarak elde edilen cevap örüntüsü kullanılmıştır. Bu cevap örüntüsüne uyum sağlayan karma hiyerarşik yapılı GDINA model analizleri ile elde edilen beceri yetkinlik düzey olasılıkları beceri puanlarına çevrilmiştir. Testler arası beceri puanlarının eşitlenebilme durumu genelleştirilmiş aritmetik, fonksiyonel düşünme ve niceliksel mantık yürütme becerileri ile sınırlandırılarak denk gruplar (DG), denk olmayan gruplarda ortak madde (DOG-OM) ve denk olmayan gruplarda ortak değişken (DOG-OD) desenleri çerçevesinde ortalama, doğrusal, eşit yüzdelikli ve kernel eşitleme uygulamalarında farklı metotlarla incelenmiştir. Eşitlemelere ait eşitlenmiş puan farkları, eşitleme hataları ve yanlılık gibi istatistiksel bilgiler paylaşılmıştır. Yapılan inceleme bulgularına göre grup momentleri anlamlı bir farklılık göstermeyen ve puan dağılım biçimleri benzer olan gruplarda eşitlemenin yapılabildiği görülmektedir.
PISA-2018 Türkiye örnekleminde okuma keyfinin performans puanlarına etkisinde üst bilişsel stratejilerin aracılık rolü
Bu araştırmanın amacı Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı PISA 2018 araştırmasına Türkiye'den katılan öğrencilerin okuma keyfi ile anlama ve hatırlama, özetleme, güvenirliği değerlendirme üst bilişsel stratejilerinin öğrencilerin performans puanlarına etkisini araştırmaktır. Okuma keyfinin öğrencilerin okuma, matematik ve fen puanlarını üst bilişsel stratejiler aracılığıyla yordama durumu üç farklı model aracılığıyla sınanmıştır. Araştırmada veriler PISA 2018 okuma becerileri, matematik okuryazarlığı ve fen okuryazarlığı alanındaki test ve öğrenci anketi aracılığıyla elde edilmiştir. Kayıp verilerin temizlenmesi sonucu Türkiye örnekleminden 6104 öğrencinin verileri ile analizler gerçekleştirilmiştir. Bu tez çalışmasında verilerin analizi için Andrew F. Hayes tarafından geliştirilen IBM SPSS programında Process Macro eklentisi kullanılmıştır. Analizlerde varsayılan olarak %95 güven aralığında 5000 Bootstrap örneklemi kullanılmış ve olası modellerden Model 4 analizi uygulanmıştır. Araştırma yöntemi olarak ilişkisel tarama yöntemi kullanılmıştır. Kurulan ilk modele göre okuma keyfi, üst bilişsel stratejileri aracı değişkenlerini yordamaktadır ve üst bilişsel stratejilerinin aracılık etkisi bulunmuştur. Okuma keyfi ve üst bilişsel stratejiler okuma puanındaki değişkenliğin %25'ini açıklamaktadır. Kurulan ikinci modele göre okuma keyfi, üst bilişsel stratejiler aracı değişkenlerini yordamaktadır ve üst bilişsel stratejilerinin aracılık etkisi bulunmuştur. Matematik puanı üst bilişsel stratejiler tarafından açıklanırken okuma keyfi tarafından açıklanamamaktadır. Okuma keyfi ve üst bilişsel stratejiler matematik puanındaki değişkenliğin %17'sini açıklamaktadır. Kurulan üçüncü modele göre okuma keyfi, üst bilişsel stratejiler aracı değişkenlerini yordamaktadır ve üst bilişsel stratejilerinin aracılık etkisi bulunmuştur. Okuma keyfi ve üst bilişsel stratejileri fen puanındaki değişkenliğin % 21'ini açıklamaktadır.
Yabancı/ikinci dil olarak Türkçe öğretiminde yazmanın değerlendirilmesi için puanlama anahtarı önerisi: B1-B2 düzeyi
Öğretimde etkililiğin yansıtıcısı olan ölçme-değerlendirme çalışmaları öğretimin iyileştirilmesi ve geliştirilmesi açısından büyük bir öneme sahiptir. Öğrenici durumlarının tespiti için iyi yapılandırılmış ölçme-değerlendirme süreçlerine ve nesnel bir değerlendirmeye ihtiyaç vardır. Yabancı/ikinci dil öğretiminde yazma becerisi performansa göre değerlendirilir. Performans değerlendirmede nesnelliği sağlamak güç olduğundan değerlendirme için sınırlayıcı ve yönlendirici araçlara ihtiyaç duyulmaktadır. Bu araçlardan en önemli ve yaygın olanı puanlama anahtarlarıdır. Dil becerilerinin performansa dayalı değerlendirilmesinde bütüncül ve analitik olmak üzere iki tür puanlama anahtarı kullanılmaktadır. Katılımcı sayısı, amaç ve ihtiyaçlara göre bu türlerden biri tercih edilebilir. Yazma; üsluptan anlatıma, sözcük bilgisinden metin planına birçok unsura sahip ve hedef dilde düşünebilmenin ve özellikle orta düzeyden itibaren üst bilişsel becerilerin aktif olduğu bir beceri olduğundan pek çok açıdan ele alınması gereken bir beceridir. Yazmanın bu çok boyutlu yapısı gereği analitik dereceli puanlama anahtarlarının farklı boyutları değerlendirebilme, öğrenicinin zayıf/güçlü yönlerini tespit edebilme ve geri bildirim verebilme yönleriyle yazma becerisinin değerlendirilmesinde daha etkili olabileceği düşünülmektedir. Çalışmada yabancı/ikinci dil olarak Türkçe öğrenen B1 ve B2 düzeyi öğrenicilerin yazma performanslarının değerlendirilmesi için iki farklı analitik dereceli puanlama anahtarı geliştirilmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda puanlama anahtarları geliştirme aşamaları göz önünde bulundurularak çalışmada keşfedici sıralı desenli karma yöntem uygulanmıştır. Puanlama anahtarı geliştirme kısmı olan nitel aşamada TÖMER'lerde kullanılan örnek puanlama anahtarları, DAOBM'de yer alan kazanımlar ve ders-araç gereçleri incelenerek oluşturulan madde havuzu dikkate alınarak boyutlar ve ölçütler belirlenmiştir. Ek olarak dereceli puanlama anahtarlarının daha kolay ve etkili kullanımı için değerlendirici kılavuzları da hazırlanmıştır. Geliştirilen puanlama anahtarlarının geçerlik çalışması için Davis (1992) tekniğiyle alanda en az 10 yıl deneyime sahip yedi öğreticiden uzman görüşü alınarak kapsam geçerlik indeksleri tespit edilmiştir. Araştırmanın nicel aşamasında ise altı B1 ve altı B2 düzeyinde öğrenici yazma performansları yirmi değerlendirici tarafından hazırlanan puanlama anahtarlarıyla değerlendirilmiş elde edilen verilerle Kendall's W uyum kat sayısı hesaplanmıştır. B1 ve B2 düzeyi puanlama anahtarları ile yapılan değerlendirmelerde yüksek uyum olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca çalışma kapsamında puanlama anahtarlarıyla yapılan puanlamalarda değerlendirici deneyiminin anlamlı fark oluşturup oluşturmadığı Kruskal Wallis tekniği ile analiz edilmiş ve anlamlı bir fark bulunmamıştır. Ayrıca yabancı dil ve ikinci dil öğretenlerin puanlamaları arasında fark olup olmadığına ilişkin Mann Withney-U analizi yapılmış ve anlamlı bir fark bulunmamıştır. Puanlama anahtarlarıyla gerçekleştirilen değerlendirmelerde deneyimin ve yabancı/ikinci dil öğretiminin değerlendirmeye etki etmediği sonucuna ulaşılmıştır. Çalışma kapsamında elde edilen sonuçlardan hareketle hazırlanan puanlama anahtarlarının alanda kullanılmasının yararlı olacağı düşünülmektedir.
Yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde konuşmanın değerlendirilmesi için puanlama anahtarı önerisi: A1-A2 düzeyi
Yabancı dil öğretimi süreci içerisinde ölçme ve değerlendirme önemli aşamalardan biridir. Sürecin başlangıcından itibaren bütün aşamalarda karşısına çıkmaktadır. Üretimsel bir beceri olan konuşma becerisi için gerçekleştirilen sınavlarda öğreniciler sözlü performans sergilerler. Bu tür sınavlarda öğrenicinin performansını ölçmek ve değerlendirmeyi kolaylaştırmak için dereceli puanlama anahtarlarından yararlanılabilmektedir. Puanlama anahtarları genellikle bütüncül ve analitik olmak üzere iki biçimde oluşturulmaktadır. Bütüncül puanlama anahtarları kişilerin performansını bir bütün halinde değerlendirmeye alırken analitik puanlama anahtarları kişilerin performanslarını belirlenen boyut ve ölçütlere göre daha detaylı biçimde ölçülmesini sağlar. Yabancı dil öğrenim süreçlerinin belirli bir standart gözetilerek yürütülmesi önemlidir. Değerlendiricilerin nesnel davranmasını kolaylaştıracak, kurumlar arası bir standart oluşturacak puanlama anahtarlarının kullanılması önem teşkil etmektedir. Yabancı dil olarak Türkçe alanında da başlangıç düzeyi olan A1 ve A2 için yapılan çalışmalar sınırlıdır. Bu nedenle bu çalışma A1 ve A2 düzeylerinde geçerli ve güvenilir değerlendirme araçlarının hazırlanması ve kullanılması için önemli bir adımdır. Bu çalışmanın amacı A1 ve A2 düzeylerinde konuşma becerisini ölçme ve değerlendirme için analitik dereceli puanlama anahtarları oluşturmaktır. Çalışmada karma yöntem kullanılmıştır. Bu sebeple A1 ve A2 düzeylerinde iki adet analitik dereceli puanlama anahtarı oluşturulmuştur. Dereceli puanlama anahtarlarının oluşturulabilmesi için öncelikle literatür taraması yapılmıştır. Bununla birlikte dil merkezlerinde halihazırda kullanılan ve uluslararası yabancı dil sınavlarında kullanılan puanlama anahtarları incelenmiş ve elde edilen veriler sonucunda boyutlar ve boyutların altında yer alan ölçütler belirlenmiştir. Daha sonra uzman görüşüne başvurulmuş ve en az on yıl deneyimli alan uzmanlarının görüşleri alınarak kapsam geçerlik çalışmaları yapılmış ve puanlama anahtarları düzenlenmiştir. Uygulama aşamasında dil merkezlerinde Türkçe öğreten yirmi değerlendirici altı A1 ve altı A2 düzeyi uluslararası öğrenicinin konuşma performansları, hazırlanan analitik dereceli puanlama anahtarları ile değerlendirmiş ve elde edilen sonuçlar SPSS ile analiz edilmiştir. Güvenirlik çalışmaları için değerlendiriciler arası uyuma bakılmış ve Kendall Uyum Katsayısı hesaplanmıştır. Sonuçlara göre hem A1 hem de A2 düzeyi puanlama anahtarlarında değerlendiriciler arasında yüksek uyum görülmüştür. Değerlendiricilerin deneyimlerinin puanlamalarına istatistiki olarak etkisinin olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Çalışma sonucunda A1 ve A2 düzeyleri için geçerli ve güvenilir puanlama anahtarları elde edilerek ilgili alanda kullanılmaya hazır oldukları düşünülmektedir.
TIMSS-2019 bilgisayar kullanımına ilişkin maddelerin ölçme değişmezliği ve değişen madde fonksiyonu açısından incelenmesi
Bu araştırmada TIMSS 2019'da bilgisayar kullanımına ilişkin maddelerin dil ve kültüre göre ölçme değişmezliği ve değişen madde fonksiyonu yöntemleri ile yanlılığının incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın evrenini TIMSS 2019 döngüsüne 8. sınıf düzeyinde katılan tüm ülkeler; araştırmanın örneklemini ise Türkiye, İngiltere ve Katar oluşturmaktadır. İki boyutlu ve 11 madde ile kurulan modelin ölçme değişmezliği ÇGDFA ile, Değişen Madde Fonksiyonu (DMF) analizleri OLR ve Poly-SIBTEST yöntemleri ile incelenmiştir. Analizlerin gerçekleştirilmesinde R Studio, SIBTEST, SPSS yazılımları kullanılmıştır. Analizler öncesinde güvenirlik için Cronbach'ın alpha katsayısı hesaplanmış, geçerlik için açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizleri yapılmıştır. Yapılan karşılaştırmalarda farklı dil aynı kültürde (ARP-İNG) yapısal ve metrik değişmezliğin sağlandığı, farklı dil farklı kültüre göre (TÜR-İNG) yapısal değişmezliğin sağlanmış olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Yanlılık analizleri incelendiğinde farklı dil aynı kültürde (ARP-İNG) OLR yöntemine göre dört maddede A düzeyinde tek biçimli DMF olduğu, farklı dil aynı kültür (ARP-İNG) karşılaştırmasında Poly-SIBTEST yöntemi sonuçlarına göre yedi maddenin C, dört maddenin B düzeyinde ve dört maddenin İngilizce dili lehine, yedi maddenin ise Arapça lehine DMF olduğu görülmüştür. Farklı dil farklı kültür (TÜR-İNG) karşılaştırmalarında OLR yöntemiyle yapılan analizlerde beş madde A düzeyinde ve tek biçimli, üç madde B düzeyinde tek biçimli olmayan, iki madde ise C düzeyinde tek biçimli olmayan DMF göstermiştir. Farklı dil farklı kültür (TÜR-İNG) karşılaştırmalarında poly -SIBTEST yöntemi sonuçlarına bakıldığında dört maddenin A düzeyinde, 7 maddenin C düzeyinde DMF gösterdiği bulunmuştur. Bu maddelerden yedisi Türkçe lehine, dört madde ise İngilizce lehine DMF'li madde vardır. Araştırmada farklı DMF yöntemleri kullanılmış ancak farklı yöntem sonuçlarının tam uyum göstermediği görülmüştür.
Çok boyutlu madde tepki kuramı test eşitleme yöntemlerinin karşılaştırılması
Bu araştırmada, çok boyutlu testlerden elde edilen puanların eşitlenmesinde kullanılan bi-faktör ÇB-MTK gözlenen puan eşitleme (BF-MIRT), tam ÇB-MTK gözlenen puan (MOSE) ve ÇB-MTK gözlenen puan eşitleme tek boyutlu yaklaşım (AOSE) yöntemlerinden denk olmayan gruplarda ortak madde deseni altında elde edilen eşitlenmiş puanlar ve bu puanlara ait eşitlemenin standart hatası (SEE), yanlılık (BIAS) ve hata kareler ortalamasının karekökü (RMSE) değerlerinin çeşitli faktörlere göre karşılaştırılması amaçlanmıştır. Sonuçların, ÇB-MTK test eşitleme yöntemlerinden hangi koşullarda daha doğru sonuçlar elde edilebileceğine dair bazı yönergeler sağlaması hedeflenmiştir. Araştırmada simülasyon verileri kullanılmıştır. Simülasyon veri setleri için örneklem büyüklüğü, ortak madde oranı, boyutlar arasındaki ilişki düzeyi, kalibrasyon ve test eşitleme yöntemleri manipüle edilen faktörler olarak ele alınmıştır. 162 (3x3x3x2x3) koşul incelenmiştir. Veri setlerinin üretilmesi ve eşitleme çalışmaları R programlama dili kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Eş zamanlı kalibrasyon yöntemi kullanılarak gerçekleştirilen test eşitleme uygulamaları sonucunda elde edilen eşitlenmiş puanların benzer olduğu gözlenmiştir. İki kalibrasyon yöntemi içinde örneklem büyüklüğü arttıkça hata değerlerinin azaldığı gözlenmiştir. Örneklem büyüklüğünün en az 3000 olması önerilmektedir. Eş zamanlı kalibrasyon yöntemi kullanılarak gerçekleştirilen test eşitleme uygulamalarında ortak madde oranı %20 olduğunda en küçük yanlılık değerleri gözlenmiştir. Ayrı zamanlı kalibrasyon yöntemi kullanılarak gerçekleştirilen test eşitleme uygulamalarında ortak madde oranı %50 olduğunda en hata değerleri gözlenmiştir. Ortak madde oranı eş zamanlı kalibrasyonda en çok %20; ayrı kalibrasyonda en az %50 olmalıdır. Eş zamanlı kalibrasyonda ayrı kalibrasyon yönteminden daha küçük hata değerleri gözlenmiştir.
Tipik gelişen ve Otizm Spektrum Bozukluğu olan çocuklarda taklit değerlendirme aracının güvenirlik çalışması
Bu araştırmada otizm spektrum bozukluğu (OSB) olan çocuklarda gecikmeli seyreden gelişim alanlarından biri olarak kabul edilen taklidin değerlendirilmesi amacıyla geliştirilen Taklit Değerlendirme Aracı'nın erken çocukluk döneminde otizm spektrum bozukluğu (OSB) ve tipik gelişim gösteren (TGG) çocuklarda taklit gelişiminin ölçümlenmesinde güvenirlik düzeyi incelenmiştir. OSB olan ve TGG katılımcı çocukların çalışma grubunu oluşturduğu bu araştırmada Taklit Değerlendirme Aracının güvenirliğine yönelik araştırma sorularına çıkarıma dayalı istatistikler kullanarak yanıt bulabilmek amacıyla betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Çalışmaya 12-30 ayları arasında 50 TGG çocuk ve 24-84 ayları arasında 54 OSB olan çocuk katılmıştır. Çalışmanın bulguları; OSB olan çocuklarda kendiliğinden taklidi ölçümlemede yüksek derecede bir güvenilirlik düzeyine sahip olduğunu, taklit edildiğinin farkına varma davranışlarını ölçümlemede orta derecede bir güvenirlik düzeyine sahip olduğunu, ipucuna dayalı taklidi ölçümlemede ise yüksek derecede güvenirlik düzeyine sahip olduğunu göstermektedir.