Socio-economic life
55 theses under this subject heading
Hatay'da sosyo-ekonomik ve kültürel hayat (1960-1971)
Hatay, insanlık tarihine ilişkin ilk yerleşim alanlarından biri olup, tarih boyunca farklı din ve etnik kimliğe mensup toplumların çekişme sahası olmuştur. Farklı toplumların Hatay'da egemenlik kurma düşüncelerinin altında ise şüphesiz ki sahip olduğu konumu, iklimi ve iklimine bağlı olarak verimli tarım arazileri ile tarihî arka planı önemli bir etken olmuştur. Toplumsal yapısı, farklılıklar üzerine kurulan Hatay, zaman içinde ev sahipliği yaptığı her kültürden kendi hazinesine kattığı değerler sayesinde farklılıkların zenginlik olarak görüldüğü hoşgörü ve barış kenti hüviyeti kazandırmıştır. İnceleme dönemimiz olan 1960-1971 yılları arasındaki süreçte Hatay toplumundaki çeşitliliğin devam ettiği ve farklı din ve kimliklere sahip gruplar arasında herhangi bir problemin olmadığı gözlemlenmiştir. Hatay, diğer Anadolu şehirleri gibi 1960 Darbesi ve 1971 Askerî Muhtırası'ndan etkilenmiş olmakla beraber olayların fazla büyümediği ve kayıpların daha az olduğu bir şehir panoroması çizmiştir. Hatay, sıcak iklimi ve verimli toprakları sayesinde Türkiye Cumhuriyeti'ne katılan son toprak parçası olmasına rağmen kısa süre içinde yapılan reformlar ve yatırımlar sayesinde ekonomisini canlandırmış ve gerek ülke ekonomisiyle ve gerekse uluslararası ekonomiyle entegre olmayı başarabilmiştir. Kültürel hayatı da oldukça renkli ve bu bağlamda faaliyetlerin yoğun yaşandığı Hatay, 1960'lı yılların başından itibaren yatırım yaptığı öncelilikli alanların başında eğitim ve sağlık gibi hayati alanlar olmuştur. 1970'li yıllara gelindiğinde Hatay, eğitim ve sağlık gibi insan hayatı açısından elzem olan alanlardaki yatırımlarını yapabilmiş ve kendi nüfusuna yetecek bir hale getirmeyi başarabilmiştir.
1869-1878 yılları arasındaki tereke kayıtlarına göre Milâs'ta sosyo-ekonomik hayat
Tereke defterleri, Şer'iyye sicilleri içerisinde yer alır. Vefat eden kişilerin miraslarının kaydedildiği defterlerdir. Bu yönüyle Osmanlı sosyo-ekonomik tarihinin önemli kaynaklarından biridir. Bu çalışmada 139, 140 ve 141 numaralı defterler esas alınarak Milas'ın sosyo-ekonomik yapısı ele alınmıştır. Bu çerçevede tereke sahiplerinin medeni durumları, çocuk sayıları, kullandıkları lakaplar, ölüm yerleri, geriye bıraktıkları giyim-kuşamları, ev eşyaları, aksesuarları, kitapları, silahları gibi maddi kültür unsurları ortaya konulmaya çalışılmıştır. Ekonomik hayat başlığı altında ise Milas'ta yaşayanların ekonomik durumları, meslekleri, ev ve dükkânları, hayvanları, nakit para ve altınları, borçları ve alacakları gibi konular işlenmiştir. Çalışma bu yönüyle Milas'ta Tereke kayıtlarından hareketle aile ve sosyal hayatı ele alan ilk çalışma özelliğini taşımaktadır.
Karaman Eyaletinde güherçile üretimi; 968 Numaralı Güherçile Tahrir Defterinin değerlendirilmesi ve Latin harflerine çevrilmesi
Bu çalışmanın temel kaynağını oluşturan 968 Numaralı Güherçile Tahrir Defteri, Osmanlı Devleti'nin sosyal, ekonomik, beşeri ve askeri durumu hakkında bilgiler vermektedir. Çalışmamızda 968 Numaralı Güherçile Tahrir Defteri esas alınarak Karaman Eyaleti'nde bulunan madenler konusunda tespitler yapılmıştır. Konya, Larende, Niğde, Beyşehri, Seydişehri, Akşehir, Aksaray, Kayseri ve İç-il livalarını kapsayan alanda bol miktarda güherçile toprağı bulunmaktadır. Osmanlı hakimiyetinden sonra bölgede bulunan güherçile madeni işletmeleri devlet tarafından yönetilmiştir. Güherçile barut yapımında kullanılan bir hammaddedir. Askeri bir devlet olarak öne çıkan Osmanlılarda barut yapımı ve kullanımı son derece yaygındı. İmparatorluğun birçok yerinde barut ve güherçile işletmesi kurulmuştur. Bu işletmeler bölgedeki askeri, sosyal, ekonomik hayatı derinden etkilemiştir. Güherçile işletilen yerlerde askeri sınıfa mensub kişiler nöbetleşerek görev yapmaktadır. Bu görev karşılığında Osmanlı Devleti tarafından kendilerine tanınan bazı ayrıcalıklar kazanmışlardır. Anahtar Kelimeler: Güherçile, Karaman, Konya, Eşkünci, Barut,
Kadınların ekonomi ve sosyal hayata katılımında yerel yönetimlerin rolü: Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi örneği
Kadın, ait olduğu toplumun ekonomik, sosyal ve siyasal öğeleri çerçevesinde var olmaktadır. Geçmişten günümüze kadının toplumsal hayattaki görünürlüğü bu öğelere bağlı olarak değişmektedir. Günümüzde, küreselleşme sürecinin etkisiyle bireyselleşmenin ve kimlik meselesinin daha görünür hale gelmesi, uzun uğraşlar ve mücadeleler sonucunda çeşitli kazanımlar elde eden kadınların haklarının ulusal ve uluslararası kurumlar tarafından da kabul edilmesini sağlamıştır. Günümüzde kadınların toplumsal hayata katılımı ve görünürlüğü açısından yerel yönetimlerin rolü son derece önemlidir. . Bu bağlamda yerel yönetimler, uyguladığı politika ve stratejilerle kadınların hayatına doğrudan etkide bulunmaktadır. Bu çalışmanın amacı, yerel yönetimlerin kadınların ekonomi ve sosyal hayata katılımındaki rolünü feminist bir perspektiften inceleyerek, dirlik temelli yapılabilirlikler kuramı çerçevesinde Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi'nin politikalarının kadınların toplumsal hayata katılımı ve görünürlülüğü açısından etkisini ortaya koymaktır. Çalışma kapsamında 17 kadınla görüşülmüştür, bunlardan 5'i hizmet veren 12'si hizmet alan kadınlardır. Ayrıca hizmet alan kadınlar bekar ve evli olarak 6'şar kişilik iki gruba ayrılmıştır. Çalışmada yüz yüze derinlemesine mülakat yöntemi ve literatür tarama tekniği kullanılarak Kahramanmaraş'ta yerel yönetimlerin kadınlar üzerindeki etkisi incelenmiştir. Çalışmanın sonucunda yerel yönetimlerin kadınların ekonomi ve sosyal hayata katılımında evli ve bekar kadınlar üzerinde farklı alanlarda olumlu ve olumsuz etkileri olduğu tespit edilmiştir. Bekar kadınların, kamusal alanı kullanımı ve sosyal hayata katılımında belediyenin olumlu etkide bulunduğu saptanmış, evli kadınlara ise toplumun muhafazakar yapısından dolayı istenilen etkide bulunamamış olduğu tespit edilmiştir. Bununla beraber, evli kadınların ekonomik hayata katılımında belediyenin iyileştirici bir etkide bulunduğu ancak yeterli seviyede olmadığı ve devamlılığı sağlama açısından eksik kaldığı saptanmıştır.
Karamanoğulları Beyliği'nin sosyo-ekonomik yapısı
Anadolu'nun kapılarının 1071 yılında Büyük Selçuklu Devleti'yle birlikte Türklere açılmasından sonra Türkler, değişik toplumlar, kültürler ve medeniyetlerle etkileşim haline geçmişlerdir. Bu etkileşim Anadolu Beyliklerinde sosyal, siyasal ve dini birtakım değişikliklere sebep olmuştur. Anadolu beylikleri içinde önemli bir yere sahip olan Karamanoğulları da Anadolu Türklüğüne yaptığı hizmet, Türk diline yaptığı katkı ve Anadolu'nun imarında üstlendiği gayretle Tevâif-i Mülûk diye adlandırdığımız dönemde yerini almıştır. Karamanoğulları'nın üstün başarısının altında yatan temel sebep Türk kimliğini İslamiyet'le bütünleştirmesinden ileri gelmektedir. Kültürlerin ve müesseselerin kendisinden önceki kültür ve müesseselerin üzerine inşa edildiği düşünülürse Karamanoğulları kültür ve müesseseleri Türk-İslam kültür ve müesseselerinin bir devamı mahiyetindedir. Anadolu beylikleri içinde bulunan Karamanoğulları diğer beyliklerden farklı tarihi süreçle gelişme göstermişlerdir. Kendilerini Anadolu Selçuklu Devleti'nin varisi olarak gören Karamanoğulları bu durumu diğer Anadolu beyliklerine karşı kullanmışlar ve girdikleri hakimiyet mücadelelerinde bu tezi etkili bir şekilde kullanarak nüfuz ettikleri bölgeleri genişletmek için ellerinden geleni yapmışlardır. Karamanoğulları'nın Anadolu Selçuklu Devleti'nin devamı niteliğindeki hükümet teşkilatı, askeri yapısı, toprak sistemi, mimarisi ve sosyo-ekonomik yapısı beyliğin güçlenmesine ve cazibe merkezi olmasına neden olmuştur. Karamanoğulları'nın sosyal, ekonomik ve siyasi teşkilatı geleneklerden beslenmesine rağmen yerinde saymamış ilerlemenin gereği olan müspet değişim Karamanoğulları'nın her alanında kendini göstermiştir. Anahtar kelimeler: Anadolu, Beylikler, Karmananoğulları, Sosyo-Ekonomik Yapı, Tevâif-i Mülûk.
II. Meşrutiyet Döneminde İzmir'de yayımlanan mizah dergilerinde sosyo-ekonomik kültürel ve siyasi yansımalar
II. Meşrutiyet'in (1908) ilanı, Osmanlı tarihinde önemli bir dönüm noktasıdır çünkü bu dönemde anayasanın ilanı, meclisin yeniden toplanması, seçimlerin yapılması, istibdat döneminin sona ermesi, kadın hakları, işçi hareketleri, basın özgürlüğünün gelmesi gibi siyasi ve sosyal gelişmeler olmuştur. Özellikle istibdat döneminin getirdiği baskı ve yasakların kalkmasıyla gelen basın özgürlüğünün bir sonucu olarak, II. Abdülhamit döneminde (1876-1908), yayımlanmadan önce sansüre giden gazeteler ilk kez sansürsüz olarak okurlarıyla buluşmuş, önceden yasaklı olan kelimeler kullanılmaya, fikirler özgürce kaleme alınmaya başlamıştır. Bu özgürlük ortamı dönemin mizah dergilerine de yansımış ve ülkenin farklı yerlerinde çıkan dergilerde dönemin siyasi, sosyal, ekonomik ve kültürel gelişmelerini yansıtan karikatürler, resimler ve yazılar yer almıştır. Bu dergilerin en çok yayımlandığı yerlerden birisi de İzmir'di. Edep Yahu, Tokmak, Zeybek, Kukuruk, Neşter, İbiş, İğne, Efe II. Meşrutiyet döneminde İzmir'de yayımlanan dergilerdi. Bu tez çalışması II. Abdülhamit Dönemi (1876-1909) ve II. Meşrutiyet döneminde (1908-1918) meydana gelen siyasi sosyal ve ekonomik gelişmelerin İzmir'de yayımlanan ve yukarıda bahsi geçen mizah dergilerinde nasıl ele alındığını ve bu dergilere nasıl yansıdığını analiz etmeyi ve değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Anahtar Kelimeler: II. Abdülhamit, II. Meşrutiyet, İzmir, Basın, Mizah dergileri
Gaziantep ilinin sürdürülebilirlik açısından değerlendirilmesi
İnsanlar fıtratı gereği sürekli çevresiyle iletişim halindedir. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte doğaya müdahale artmıştır. Doğal dengenin bozulması, toprak ve su kaybının artması, doğal bitki örtüsünün tahribi, biyolojik zenginliklerin azalması, küresel iklim değişikliği, enerji tüketimi, çevre kirliliği gibi problemlerin artması doğayı olumsuz etkilemiştir. Çoğunluğu kentlerde yaşayan insanlar kentteki bir takım problemleri de beraberinde getirmiştir. Kentlerdeki hızlı nüfus artışı, çarpık kentleşme, bilinçsiz üretim ve tüketim, şehri olumsuz etkilemektedir. Sürdürülebilir yaşam alanı oluşturmak için; ekolojik çevre, modern ulaşım imkanı, yerel mimari önemli hal almıştır. Gaziantep hızlı nüfus artışı ve çarpık kentleşmenin fazla olduğu kentlerdendir. Bu çalışmada, Gaziantep' de sürdürülebilir yaşam alanı meydana getirmek için sosyal, çevresel ve ekonomik açıdan ilin özellikleri ele alınarak incelenmiş ve sürdürülebilir bir kent yaşamı sağlayabilmek için yapılmakta olan ve yapılması gereken faaliyetler bir nitel çalışma ile derinlemesine incelenmiştir.
Gaziantep'te geçici koruma altındaki Suriyelilere verilen sosyal ve ekonomik hakların entegrasyona etkisi
Gaziantep sanayi ve ticaret açısından Türkiye'nin önde gelen şehirlerinden biridir. Sahip olduğu jeopolitik özellikler sebebiyle ülkemizin sanayi ve ticaret açısından adeta Ortadoğu'ya açılan kapısı niteliğindedir. Bu bakımdan 2011 sonrasında Suriye'de patlak veren iç karışıklar nedeniyle birçok Suriyeli çalışmak ve yaşamak için Gaziantep ilini seçmiştir. Çalışma kapsamında Geçici koruma altındaki Suriyelilerin eğitimlerindeki devamlılık, istihdam, barınma, sağlık hizmetlerinden yararlanma ve korunmalarındaki konjonktürel durumları analiz edilerek ülkemize uyum düzeyleri araştırılmıştır. Buna göre ülkemizde mülteci olarak yaşayan bu insanların yaşam standartlarında yapılacak iyileştirmeler sayesinde Türkiye'deki yaşama daha çabuk entegre olabilecekleri görülmüştür. Türkiye'nin, Suriye Krizi'nin ardından Suriyelilere karşı izlediği açık kapı politikasının maddi ve manevi faturasının Türkiye bakımından çok ağır olduğu da görünen bir gerçektir. Zira ülkelerinden kaçarak Türkiye'ye sığınan bu insanların sayısının zaman içinde artarak yaklaşık 4.5 milyona ulaşması ülkenin makro ekonomik dengeleri üzerinde bozulmalara ve kaynak yetersizliğine neden olmuştur. Bu olumsuzluğu gidermek için Türk hükümeti bu statüde olan insanlara Türk vatandaşlığı da vermeye başlamıştır.
XIX. yüzyılda Mengen Kazası'nın sosyo-ekonomik durumu
Bu çalışmada XIX. yüzyılda Mengen'in idari, sosyal ve ekonomik yapısı, T.C Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivlerine dayanarak incelenmiştir. İlk bölümde idari, ikinci bölümde sosyal, üçüncü bölümde ise ekonomik yapı ele alınmıştır. Arşiv belgelerinin pek çoğu kaza müdürleri hakkında şikayetler içermektedir. İlk Kastamonu salnamesinin yayınlandığı 1870 yılında Mengen'in Gerede kazasına bağlı bir nahiye haline geldiği görülmektedir. 1870'ten 1898 yılına kadar geçen 28 senede 11 farklı nahiye müdürü görev yapmıştır. Çalışmada kaza ve nahiye müdürlerinin dışında, incelenen kaynaklar doğrultusunda muhtarların ve diğer memurların listesine de yer verilmiştir. 1831 ve 1841 yılındaki nüfus sayımları karşılaştırıldığında Mengen'in nüfusu 4230'dan 4644'e çıkarak %9,79 oranında bir artış gözlemlenmiştir. Salnamelere göre 1870'te, %0,69 oranında azalma ile 4612'ye düşen nüfus, 1898 yılında %70,49 oranında artarak 8147'ye yükselmiştir.1831 tarihli nüfus defterleri, üzerinde işlem yapılmış defterler olup kişilerin ölüm tarihleri, üzerine not düşülmüştür. Defterde 1833 (H 1248) yılı dikkat çekmektedir. Bu yıl 0-14 yaş aralığında 150 çocuk hayatını kaybetmiştir ve bu sayı, 1831-1840 yılları arasında kaydedilen, diğer yıllardaki toplam çocuk ölümü sayısının üzerindedir. Ekonomik yapıyı anlamak için kullandığımız arşiv kaynağı, çok detaylı bilgiler içeren temettuat defterleridir. Halkın gelir durumu, ödediği vergi, sahip olduğu hayvanlar, arazinin ne kadarını işlediği ve hangi ürünleri yetiştirdiği gibi pek çok bilgi bu defterlerden elde edilmiştir. Çalışmada Mengen'i Türkiye çapında meşhur kılan "aşçılık" mesleği de ele alınmıştır. Mengenli aşçılar başta saray olmak üzere, Türkiye'de nam salması 1826 yılında Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılması ile birlikte gerçekleşmiştir. Yeniçerilere destek veren ve saray mutfağında egemen olan Nevşehirli aşçılar, ocağın kaldırılmasıyla birlikte tasfiye edilmiş ve bu tarihten itibaren Nevşehirli aşçıların yerine Mengenli aşçılar geçmeye başlamıştır. 1845 yılında hanesi Mengen'de 249 aşçı bulunmakta ve bunların birkaçı dışında tamamı İstanbul'da çalışmaktadır.
C226 nolu İnegöl Şer'iyye Siciline göre İnegöl'de sosyal ve ekonomik hayat
Kent tarihi çalışmalarında başvurulacak en önemli kaynaklardan biri olan Şerʻiyye Sicilleri, tutulduğu dönemin ve bölgede yaşayan halkın gündelik hayatını, aile yapısını, yiyecek ve giyecek çeşitleriyle bunların fiyatlarını, mesleki hayatlarını tespit etmemize yardımcı olmaktadır. Bu tez Hudâvendigâr Vilayeti dahilindeki Ertuğrul Sancağı'na bağlı İnegöl Kazası'nın 20. yüzyıl başlarındaki sosyal ve ekonomik yapısının anlaşılması noktasında şerʻiyye sicili temelli bir çalışmadır. Tez çalışması hazırlanırken temel kaynak olarak 1907-1910 tarihlerini kapsayan C 226 numaralı İnegöl şerʻiyye sicil defteri kullanılmıştır. Defterde yer alan bilgiler, Başbakanlık Osmanlı Arşivi'nde İnegöl ile ilgili bulunan belgeler ve Hudâvendigâr Vilayeti Salnameleri'nde yer alan bilgilerle karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. İncelenen kaynaklardan ulaşılan bilgiler çerçevesinde 20. yüzyıl başlarındaki İnegöl Kazası'nın sosyo-ekonomik yapısı üzerinde değerlendirmeler yapılmıştır.
16 Numaralı, 1082-1083 (1671-1673) tarihli Kadıasker Defteri'ne göre Kırım'da sosyal ve ekonomik hayat
Şer'iyye sicilleri, yerel tarih çalışmalarında önemli kaynaklardan biridir. Bu siciller Osmanlı Devleti'nde ve Kırım Hanlığı'nda adalet mekanizmasının başındaki kadı dediğimiz görevliler tarafından tutulur. Tutulan sicillerde evlilik, boşanma, miras, hırsızlık, cinayet, tayin ve daha pek çok konu hakkında bilgiler mevcuttur. Söz konusu kayıtlarda toplumun her kesiminden insanı görmek mümkündür. 15. yüzyılın son çeyreğinden 18. yüzyılın sonlarına kadar Osmanlı toprağı olan Kırım, Karadeniz'de stratejik bir konuma sahiptir. Bölge, Osmanlı Devleti ile Rusya arasında çetin mücadelelere sahne olmuştur. Bulunduğu coğrafî konum hasebiyle Balkanlar, Avrupa, Rusya, Asya ve Anadolu insanlarının kültürlerinden izler taşımaktadır. Bu bakımdan Kırım kadıasker defterleri yerel ve sosyal tarih alanında çalışma yapmak isteyen araştırmacılara fevkalade bilgiler sunmaktadır. Söz konusu tezde, 16 numaralı Kırım kadıasker defteri incelenmiştir. Elde edilen veriler üzerinden bölgedeki idarî yapılanma, ekonomik yapı, aile hayatı, etnik gruplar, Müslüman ve gayrimüslimlerin isimleri, onların unvanları, meslek kolları, kullanılan ölçü birimleri ve para cinsleri, kişisel eşyalar, günlük hayatta kullanılan araç- gereçler, köyler, mahalleler ve hatta hayvan cinsleri değerlendirilmiştir.
Preventing economic corruption in the Qur'anic perspective
The subject of economic corruption is of great importance in the Qur'anic perspective, because human life and others are directly linked to the economy. Satisfying the material needs of the human being is the objective of the economy in its religious sense, so that the interest of the economy in Islam is so much that it has explicit and fixed texts in several places, Adherence to and development of corruption and corruption, because economic corruption is a phenomenon that reflects the poor structure of the economic, political and moral system in many cases. Looking at the world today, we see that the most common problems facing countries, including Islamic countries, are the problem of corruption in the economy. Even the international war at this time is the war of the economy and not the other. Of valuable principles and unique systems related to the economy and ways of corruption and several ways to prevent and save from loss, all came at a time did not preceded by any of the previous religions and giant empires, and even the developed countries today have no system is comparable to Islamic principles on the economic side. Key Words: The Koran, Economy, Protection, Corruption, Cheatin.
Rize Gazetesi'ne göre Rize'de sosyo-ekonomik ve kültürel hayat
Tarafımızca hazırlanan bu çalışma ile 1931 – 1942 yılları arasında yayımlanmış olan Rize Gazetesi üzerinden Rize'deki sosyal, kültürel, ekonomik ve siyasi hayat yapısını inceleyerek bölge tarihinin araştırılmasına katkıda bulunmak amaçlanmıştır. Rize Gazetesi incelendiğinde, bölgedeki ekonomik şartlar, adlî vakalar, imar – iskân faaliyetleri, bölge halkının devrimlere karşı tutumu, nüfus yapısı gibi pek çok bilgiyi ortaya koyduğundan zengin bir kaynak olduğu görülmektedir. Ayrıca gazetenin elimizdeki mevcut sayılarında memurların tayini, ceza ya da terfi haberleri, reklamlar, çeşitli kurum ve kişilerden verilen ilanlar, adlî vakalar, bölgeye gelen gidenler, özel günlere ait kutlama ve anma programları, hükûmet bildirileri ve çıkarılan kanunlar gibi pek çok haber de bulunmaktadır. Bununla beraber Rize Gazetesi, sadece Rize tarihine değil umumî tarihe de ışık tutmaktadır. Nitekim gazetede yalnızca yerel değil, yurt ve dünyadan haberlere de bolca yer verilmiştir. Bu yönü ile aynı zamanda umumî bir gazete özelliği taşıyan Rize Gazetesinin çalışma kapsamında yerel haberleri üzerinden bir değerlendirmeye gidilmiştir. Ancak bu çalışmada yalnızca gazetenin yerel haberlerine yer verilmiştir. Anahtar Sözcükler: Rize, Basın, Çay, Sosyo-Ekonomik Hayat
Temettuat defterlerine göre 19. yüzyıl da Kangal kazası
ÖZET 19. Yüzyıl ortalarına doğru hazırlanan Temettuat Defterleri vermiş oldukları bilgiler açısından çok önemli kaynaklardır. Sınırları belirlenmiş bir bölgenin idari bölünüşü, coğrafi sınırları, nüfusu, tarımı, topraklan, hayvancılığı, ticareti ve kazanç getiren diğer tüm faaliyetlerinin ortaya çıkarılması açısından bu defterler önemlidir. Temettuat defterlerine göre Kangal ve köyleri üzerinde yaptığımız bu araştırma yörenin 19. Yüzyıl sosyal ve ekonomik yönden fotoğrafını bize sunmaktadır. Yaptığımız araştırmanın temel kaynağı Kangal kazasına ait Temettuat Defterleri 'dir. Yöre ile alakalı 4 adet defter mevcuttur. Ancak bu defterlerin 13794 numaralı olanı arşivde mevcut değildir. Çalışmalarımızda 13792, 13793 ve 13795 numaralı defterlerden istifade edilmiştir. Çalışmamız üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Temettuat defterlerinin önemi ve kapsamı ile Kangal Temettuat defterlerinin yapısı incelenmiştir. İkinci bölümde Temettuat defterlerinden elde edilen verilerin değerlendirilmesi yapılmış, bunlar grafik ve tablolarla genişçe gösterilmiştir. Son bölümde ise Kangal Temettuat defterlerinin günümüz Türkçe'sine çevrilmiş hali bulunmaktadır. Yaptığımız bu çalışma Kangal kazası da bugün olduğu gibi 19. Yüzyılda da temel ekonomik faaliyetlerin tarım ve hayvancılık olduğunu göstermektedir. 19. Yüzyılda Kangal kazasında bulunan her hanenin yaklaşık 40-50 dönüm arazisi ve 5-10 baş hayvanı bulunmaktadır. Tarım için kullanılan arazilerin yarısı da nadasa bırakılmaktadır. Kangal kazasında gelir kaynaklarının %64'ü zirai üretimden elde edilmektedir. Geriye kalan %32Tik kısım hayvancılıktan ve %4'lük kısım ise kiracılık, çerçicilik, çobanlık gibi faaliyetlerden elde edilmektedir.Hayvancılıkta büyükbaş, küçükbaş ve yük hayvanı yoğunluktadır. Arıcılık yapan hanelerde mevcuttur fakat bunun ilçe ekonomisinde payı çok düşüktür. Zülkif SARITEPE 237
XVII. yüzyılın ikinci yarısında Kayseri`de kadın ve aile
16. yüzyılda sosyal ve ekonomik açıdan Budaközü kazası
ÖZET Yapmış olduğum tahrir çalışmasında Budaközü adının kaynağı, 16.Yüzyıl içindeki tarihi seyri, yerleşim planı, orada yaşayan halkın geçimini nasıl sağladığını araştırmaya çalıştım. Nüfusun daha çok nerelerde yoğunluk gösterdiğini, aile bireylerinin ortalama kaç kişiden oluştuğunu, bölgenin ticari yapısının nasıl olduğunu bulmaya çalıştım. Kendimizi 500 yıllık bir geçmişe götürdük, Köyümüz olan Çadırhöyük'ün adını arşiv belgelerinde okuyunca şaşkınlığımız arttı ve geçmişinin ne kadarda köklü olduğunu gördük. Budaközü Kazası'nda iktisadi hayatın ağırlık noktasını tarım üretimi, tarım üretiminin temelini ise hububat üretimi oluşturmaktadır. Bölge eski çağlardan beri Hitit Yurdu olarak bilinmektedir. Hitit tarihine baktığımızda yetiştirilen ürünler, ticari faaliyetler XVI.Yuzyil Budaközü'ndeki yapıyla örtüşmektedir, XVI. Yüzyıl Osmanlı Kazası Budaközü'nde yetiştirilen ürünler ve ticarî yapı XXI.Yuzyil Cumhuriyet şehri Sungurlu'yla tamamen örtüşmektedir. Sadece aktörler değişmiştir, toprak aynı, yetiştirilen ürünler aynı, ticarî faaliyet aynı...Kazada; buğday arpa, yulaf, mısır, darı, nohut, burçak, mercimek gibi hububat ürünlerinin yanında soğan-sarımsak, armut, üzüm, ayva, kavun- karpuz gibi bahçe ve bostan ürünleri ve aynca pamuk yetiştirilmektedir. Değişmeden kalan değişerek devam eden çok şey var Budaközü'nde. 16 Yüzyılın başında küçük bir kaza görünümündeydi. Fakat yüzyılın ortasında ve son çeyreğinde Akdeniz dünyasındaki nüfus artışına ayak uydurmuş katlanarak büyümüştür. Bugün bu topraklarda insanlar eskiden olduğu gibi buğday yetiştiriyor ama ekinini Budaközü Çayı etrafına kurulan su değirmenlerinde öğütmüyor Sungurlu'nun modern değirmenlerinde un yapıyor. Artık ne reaya var ne de sipahi, toprağını terk eden reaya çift bozan vergisi de ödemiyor. Geçimini sağlamak için Ankara'ya çalışmaya gidiyor. Boşaltmaya başladığı köyüne hiç olmazsa yazları dönebilmenin yollarını arıyor. Bu topraklar yüzyıllar boyu insanları bağrında sakladı hala saklıyor ve yarında saklamaya devam edeceğe benziyor.
Annâzi Kürt Emirliği (991-1117)
Bu tez giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Giriş kısmında tez ile ilgili araştırmalarda sıkça başvurduğumuz kaynakların isimleri ve bu eserler hakkında tanıtıcı kısa bilgiler verilmiştir. Ayrıca giriş kısmında Anâzi emirliğinin kurulduğu coğrafya ve emirliğin kurulmasına imkan sağlayan durumlar üzerinde durulmuştur. Birinci bölümde Anâzi emirliğinin kuruluşu ve idarecileri olan bazı emirler hakkında bilgi verilmiştir. Bunun yanı sıra bu emirliğin yıkılması neden olan durumlar incelenmiştir. İkinci bölümde ise Anâzi emirliğinin yürüttüğü dış siyaset hakkında birtakım bilgiler verilmiştir. Özellikle de başta Abbasiler olmak üzere kendisine komşu olan birtakım ülkelerle nasıl bir ilişki yürüttüklerini tespit etmeye çalıştık. Bu anlamda özellikle de Abbasilerin hilafetin sahibi olmaları dolayısıyla onlarla daha dostane ilişkiler yürüttüğünü tespit ettik. Üçüncü bölümde ise Anâzi emirliğinin sosyo kültürel ve ekonomik yapısı hakkında birtakım bilgiler verildi. Bu bölümde emirliğin bünyesinde barındırdığı dini ve etnik grupların kimler olduğu tespit edildi. Ayrıca emirliğini idari ve mali sistemi üzerinde duruldu.
Tanzimat'tan Cumhuriyet'e Midyat Kazası (Siyasi, sosyal, ekonomik, kültürel)
Bu çalışma; giriş, üç bölüm ile sonuç kısmından oluşmaktadır. Giriş kısmında Midyat kazasının tarihi genel hatlarıyla anlatılmıştır. Kazanın isminin kökeni, kazanın önemi ve geçmişten günümüze tarihsel serüveni açıklanmıştır. Birinci bölümde; kazanın siyasi durumu ve idari yapısı anlatılmaya çalışılmıştır. Osmanlı idaresi döneminde Midyat kazasının genel durumu dönemin sosyal ve siyasal olayları bağlamında işlenmiştir. 1895 Ermeni Olaylarının bölge üzerindeki etkileri, Birinci Dünya Savaşı sürecinde kazanın siyasi ve sosyal durumu ile Mütareke dönemi Midyat kazasının durumu anlatılmıştır. Ayrıca Milli Mücadele yıllarında bölgedeki olaylar aktarılmıştır. İkinci kısımda kazanın çeşitli idari birimleri, bunların kuruluş yapısı ve tarihsel süreçleri işlenmiştir. İkinci bölümde; kazanın idari, sosyal ve ekonomik durumu anlatılmıştır. Birinci kısımda sosyal yapısı ele alınmıştır. Farklı etnik ve dini inançlar ile bunların birbirleriyle olan ilişkileri işlenmiştir. Geçmişten günümüze bir arada yaşayan farklı etnik toplulukların ve inançların Midyat kazasının gelişimine katkılarına da değinilmiştir. İkinci kısımda kazanın nüfus yapısı aktarılmıştır. Arşiv belgeleri temel alınarak, tablo ve grafikler yardımıyla karşılaştırmalar yapılmıştır. Üçüncü kısımda ise ekonomik yapı ele alınmıştır. Üçüncü bölümde; Midyat kazasının eğitim durumu ve mimari yapıları işlenmiştir. Birinci kısımda kazanın özellikle 19.yüzyıl sonrası eğitim kurumları ele alınmıştır. İkinci kısımda ise kazanın tarihi camileri, kiliseleri, manastırları, hanları ve Midyat'ın tarihi evleri işlenmiştir. Anahtar Sözcükler: Midyat, Kaza, Tanzimat, Cumhuriyet, Osmanlı Devleti, Mimari
Uzak ülkelerin insanları: XVII. yüzyılın ikinci yarısında Trabzon'un sosyal ve ekonomik hayatında köleler
Bu tez, XVII. yüzyılın ikinci yarısında Trabzon'da kölelerin sosyal, ekonomik ve gündelik hayatlarını araştırmayı amaçlamıştır. Çalışma, aynı zamanda Trabzon toplumunun XVII. yüzyıldaki hayatına Trabzon mahkeme kayıtlarından faydalanarak katkı yapmayı hedeflemiştir. Tez üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm, Osmanlı İmparatorluğu öncesinde ve Osmanlı İmparatorluğu'nda kölelik tarihini araştırmaktadır. Bu bağlamda dinler arasında, İslam'da ve Osmanlı İmparatorluğu'nda kölelik uygulamaları arasında benzerlik ve farklılıklar tespit edilmeye çalışılmıştır. İkinci bölüm, kölelerin azat edilmesi, azat edilen kölelerin Trabzon toplumundaki yerleri, kaçan kölelerin yakalanması ve bundan sonra yapılanlar hakkında bilgi vermektedir. Üçüncü bölüm, kölelerin Trabzon sosyal hayatındaki yerini analiz etmektedir. Bu amaçla kölelerle ilgili nikâh, boşanma, zina, kız kaçırma, ırza geçme, iftira, hakaret, hırsızlık, ölüm, darp ve yaralama konulu kayıtlar incelenmiştir. Bu bölümde ek olarak sicillerde yer alan tereke kayıtları, köle satış kayıtları ve köle fiyatı veren diğer sicil kayıtları kullanılmıştır. Son olarak köle sahipleri, Trabzon toplumundaki sosyal statülerine göre incelenmiştir.
1950-1960 yılları arasında İzmir'de gündelik yaşam
Bu araştırmada 1950 - 1960 yılları arasında Dünya ve Türkiye'deki, toplumsal, ekonomik ve siyasi değişimlerin etkilerine ve kendi iç dinamiklerine bağlı olarak, İzmir Kenti'nin gündelik yaşantısındaki gelişmelerin incelenmesi amaçlanmıştır. Donemin gündelik yaşamının incelenmesinde, ilkesel olarak canlı tanıkların yazdı ve sözel olarak sunduğu anıların yanısıra, dönemin yerel basını, resmi veriler ve arşiv belgeleri gibi birinci el kaynaklara ağırlık verilmiş, bunun yanısıra konuya ilişkin ikinci el kaynaklardan da yararlanılmıştır. Kent insanı için her türlü ayrıntıyı içine alan gündelik yaşam konusunun bize sunduğu çok sayıda verinin daha bütünsel bir biçimde ortaya konulabilmesi için, araştırma kent merkezi ile sınırlı tutulmuştur. 1950'li yıllarda İzmir Kenti'nin gündelik yaşamına yönelik bu araştırmanın birinci bölümünde, yönetim, demografik yapı, yerleşim dokusu, kent planlaması ve imar çalışmaları; ikinci bölümünde kanalizasyon, yol, su, elektrik, havagazı gibi altyapı hizmetleri ile ulaşım, trafik, kitle iletim araçları, güvenlik ve sağlık alanlarındaki kentsel olanaklar ele alınmıştır. Araştırmanın üçüncü bölümünde iç ve dış siyasetteki gelişmelerin gündelik yaşama etkileri; dördüncü bölümünde, temel ekonomi alanları, iş dünyası, tüketim ve tasarruf etkinlikleri açısından kentin ekonomik yaşamı; beşinci bölümünde ise eğitim düzeyi, öğretim kurumları, halk eğitimi ve kültürel hizmetlerin yanısıra, başta tiyatro, müzik ve sinema olmak üzere kentteki sanatsal etkinlikler incelenmiştir. Altıncı bölüm, kentin sportif olanakları, dönemin belli başlı kulüpleri ve yaygın olan spor dallarını; son bölüm ise ev yaşantısı, kadınların toplusal yaşantıdaki yeri, toplumsal dayanışma, dinsel yaşantı, Özel günler, kutlamalar, dönemin moda ve magazin gündemi, yeme - içme alışkanlıkları ve eğlence yaşantısını kapsamaktadır. Araştırma sonucunda, ikinci Dünya Savaşı sonrasındaki uluslararası siyasal, ekonomik ve toplumsal koşullara bağlı olarak, İzmir'in gündelik yaşantısında belirli bir değişimin başladığı; 1950 - 1960 yıllarında iktidarda olan Demokrat Parti'nin izlediği siyasete bağlı olarak da bu değişimin daha da hızlandığı sonucuna ulaşılmıştır.
XVIII. yüzyılda Kütahya vakıflarının sosyal ve ekonomik hayata katkıları
Kütahya XII. asırda Türklerin hâkimiyetine geçmiştir. Bu tarihten itibaren şehir hızla Türk-İslâm sentezi ile şekil almaya başlamıştır. Öncelikle tekke ve zaviyeler, daha sonra camiler, medreseler, imaretler gibi birçok yapı vakıf olarak kurulmuş ve vakıflar yoluyla var edilmeye çalışılmıştır. Tüm vakıflar, günümüzde devletin temel görevi olan din, eğitim ve belediye gibi birçok hizmetleri üstlenmekteydiler. Kütahya, asırlar boyu Osmanlı Devleti'ne eyalet başkentliği yapmış olması hasebiyle vakıf sisteminin işleyişi açısından önemli bir şehirdir. Bu sebeple, XVIII. asırda mevcut olan vakıflar ve yeni kurulan vakıfların, sosyal ve ekonomik anlamda şehre olan yansımalarının incelenmesi, bu araştırmanın temel konusunu oluşturmaktadır. Ayrıca vakıf sisteminin Evkaf Nezâreti kurulmadan önce maruz kaldığı bazı problemler, Kütahya'da gözlenmiştir. Böylelikle vakıfları bir nezârete bağlayan âmillere yerel cihetten ışık tutulmaya çalışılmıştır.
Dinar depreminin sosyo-ekonomik faaliyetler üzerindeki etkisi ve deprem bilincinin geliştirilmesi
VI ÖZET Depremler, yer yüzünü şekillendiren ve insan yaşantısı üzerinde önemli bir etkisi olan iç kuvvetlerdendir. Dünyada ve Türkiye'de meydana gelmiş olan depremler sonucunda çok sayıda insan ölmüş ve büyük ekonomik kayıplar ortaya çıkmıştır. 1 Ekim 1995 yerel saat ile 17.57'de Afyon'un Dinar ilçesinde orta büyüklükte (Ms=6,0) bir deprem meydana gelmiştir. Deprem 90 kişinin ölümüne, 200 den fazla kişinin yaralanmasına yol açmıştır. Dcprem'de 4340 bina ağır hasar görerek oturulmaz hale gelirken, 3712 bina orta derecede ve 6104 bina hafif derecede hasar görmüştür. Depremin odağı KB-GD doğrultulu Dinar- Çivril fayı üzerinde bulunmaktadır. Bu depremin Doğu Akdeniz'deki dalan Afrika levhası ile üzerleyen Ege levhası arasındaki etkileşimden kaynaklanan gerilimlere bağlı olarak geliştiği düşünülmektedir. Dinar, Alp-Akdeniz orojenik kuşağı içinde yer alan 'Göller Bölgesi' kuşağının en aktif kısmıdır. Bundan dolayı bölgede deprem etkinliği yoğundur. Dinar depremi, oluşumu itibariyle göller yöresinin tektonik özelliklerini taşımaktadır. Deprem 55-60 km uzunluğundaki KB-GD doğrultulu Dinar-Çivril fayının 10-15 km'lik kısmında oluşmuştur. Deprem sonrasında kısa süreli de olsa ilçede büyük bir göç yaşanmıştır. Kırkbine varan ilçe nüfusu birkaç gün içinde onbeşbine kadar düşmüştür. Daha sonra afet evlerinin yapımı ile nüfusun büyük bir kısmı geri dönmüştür. Ancak bazı memurlar, emekliler ve birikimi olan esnaf geri dönmemiştir. Bunların yerine köylerden Dinar merkeze göçler artmış ve bu bakımdan sosyo ekonomik açıdan bir gerileme yaşanmıştır. Gerek deprem sonrası göç ile oluşan yeni sosyal doku ve gerekse aynı dokunun içinde bulunmakla beraber değişen komşular, mahalleler, evler (Afet evleri nedeni ile oluşan apartman hayatı) nedeni ile kent halkı, yeni şartlara uymakta zorluk yaşamıştır. Ekonomik bakımdan ilçede büyük zararlar yoktur. Ancak bir süre de olsa ekonomik hayat kesintiye uğramıştır. Bu bakımdan ilçenin depremden ekonomik olarak çok fazla etkilendiği söylenemez. Bunun nedeni Dinar'ın ekonomisinin tarıma dayalı olmasıdır. Yapılan anketten anlaşıldığı üzere, halkın büyük kısmının deprem hakkında bilgiye sahip olduğunu deprem ile ilgili kavramları, depremin oluşumunu bilmektedir. Ancak depreme karşı önlem almak söz konusu olduğunda yeterince duyarlı olmadıklarını, önlem almayı daha çok devlet ve belediye gibi kurumlardan bekledikleri görülmektedir.
Birinci Dünya Savaşından sonra Erzurum ve Van vilayetlerinde sosyal ve ekonomik durum (1918-1920)
Birinci Dünya Savaşı, Doğu Anadolu vilayetleri üzerinde diğer Osmanlı vilayetleriyle kıyaslanmayacak düzeyde sosyal ve ekonomik bir yıkım bırakmıştır. Bölgede Rusya ile Osmanlı İmparatorluklarının mücadelesi yaşanırken, Osmanlı İmparatorluğunun tebaası olan Ermenilerin Rusların yanında mücadeleye katılması mücadelede belirleyici rol oynamıştır. Sarıkamış Harekâtının başarısızlıkla sonuçlanması sonrasında Erzurum, Van, Trabzon ve Bitlis gibi vilayetlerin düşman işgaline uğramış, halkın yıllar sürecek yokluk, açlık ve ölümlerle dolu yaşam mücadelesi başlamıştır. İşgaller 1918 yılında sona erse de halkın yaşadığı zorluklar ve yaşam mücadelesi devam etmiştir. 1918 öncesi ve sonrasında halkın yaşadıklarının araştırılması geçmişi sıradan insan yaşamları üzerinden anlamaya imkân vermesi yönüyle önemlidir. Bu kapsamda çalışmamız, 1915-1916 yıllarında Rus işgaline uğramış, 1918 yılı ile birlikte işgalden kurtarılan (Vilayat-ı Müstahlasa) Erzurum ve Van vilayetlerinde yaşayan halkın işgal sonrası sosyal ve ekonomik yaşamlarını konu edinmektedir. Çalışmada Birinci Dünya Savaşı'nın başlaması ile birlikte doğu vilayetlerinin işgale uğramasına neden olan Kafkas Cephesi'ndeki gelişmelere, söz konusu vilayetlerde kurulan Rus idaresine, kurtarılışı sonrası Erzurum ve Van'daki mevcut şartlara yer verilmiştir. Ayrıca her iki vilayetin 1918 öncesi ve sonrası iktisadi, ticari, ulaşım, haberleşme, durumları karşılaştırılmış, sağlık, eğitim, kimsesiz çocukların durumu ile ilgili tespitler yapılarak bölge üzerindeki Ermeni iddiaları ele alınmıştır. Sonuç olarak imar ve iskân yönünden harabe haldeki vilayetlerin sosyal yaşamını yeniden canlandırma konusunda Osmanlı Devleti'nin bütün çabalarının parasal imkansızlıklar nedeniyle sonuçsuz kaldığı tespit edilmiş, halkın kendi ihtiyaçlarını kendisinin temin etmesini sağlayacak ortamın bir türlü sağlanamadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Altın Orda Hanlığı'nda Batu Dönemi
Cuçi'nin ölmesinden sonra Cengiz Kağan Cuçi ulusuna verdiği toprakları ikili devlet teşkilatı geleneğine göre düzenlemiştir. Batu Han'ı ulusun başına geçirerek kardeşi Orda'yı da ona tabii kılmıştır. Birinci bölümde I.Deşt-i Kıpçak Seferinde gerçekleşen olaylar ile II. Deşti Kıpçak Seferi öncesinde Karakurum'da yapılan kurultaylara değinilmiştir. İkinci bölümde II. Deşt-Kıpçak Seferi ele alınmıştır. Üçüncü bölümde Batu Han öncülüğünde kurulan Altın Orda Devleti ve Batu Han'ın Anadolu, Kafkasya ve Rusya politikası üzerine durulmuştur. Dördüncü bölümde Ögedey Kağan'ın ölmesi üzerine Batu'nun Karakurum ile ilgili olan ilişkisi incelenmiştir. Beşinci bölümde Batu Han'ın Kağanlığı kabul etmeyip, istediği kişiyi Kağan olarak başa geçirmesi ve bu süreçte izlediği siyaset üzerine durulmuştur. Altıncı bölümde Batu Han öncülüğünde kurulan Altın Orda Devleti'nin iktisadi ve sosyal yaşantısı yer almaktadır. Yedinci bölümde Batu Han'ın son yılları ile ölümü anlatılmıştır. Burada Rusların gözüyle Batu Han incelenmiştir. Aynı zamanda Batu sonrasında Batu Han ile ilgili ortaya çıkan efsanelere yer verilmiştir. Çalışmamızda genel olarak, Batu Han döneminde Altın Orda Devleti'nin siyasi, sosyal ve kültürel yönleri incelenerek, Deşt-i Kıpçak üzerinde ortaya koydukları mücadele anlatılmaya çalışılmıştır. Bu bağlamda, Batu Han'ın Rusya'da, Avrupa'da verdiği mücadele işlenmiştir. Dönemin önemli seyyahları P. Carpini ve W.Rubruk'un Tatarlar hakkında verdiği bilgilere dayanarak o dönemle ilgili bilgiler hakkında fikir sahibi olmamız sağlanmıştır. Ayrıca Altın Orda Devlet'i dönemi ana kaynakları ve yerli, yabancı araştırma eserlerinde ortaya çıkardığımız bilgiler doğrultusunda Batu Han'ın olumlu veya olumsuz yönleri incelenmiştir.