Resiliency

72 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Savaş nedeniyle Suriye'den göç etmiş tek ebeveyn olan annelerin dayanıklılığı

Bu araştırmada savaş nedeniyle Suriye'den göç etmiş tek ebeveyn olan annelerin dayanıklılıklarını incelemek amaçlanmıştır. Bu amaçla yapılan araştırma nitel desendedir. Araştırmanın çalışma grubunu zorunlu göç sonrası Ankara iline yerleşen tek ebeveynli ailelerdeki anneler oluşturmaktadır. Suriye'den göç eden 10 anneye ölçüt ve kartopu örnekleme yöntemleri ile ulaşılmıştır. Çalışma grubuna dahil edilme ölçütleri savaş nedeniyle Ankara'ya göç etmek ve tek ebeveyn olmak olarak belirlenmiştir. Katılımcıların yaşları 23 ile 60 arasında değişmekte ve ortalama katılımcı yaşı 41'dir. Araştırma kapsamında gerçekleşen görüşmelerde araştırmacı tarafından hazırlanan Yarı-Yapılandırılmış Görüşme Formu ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Veriler tematik analiz yöntemiyle analiz edilmiş ve toplam iki ana tema ile yirmi iki alt temaya ulaşılmıştır. Ana temalar "Dayanıklılığı Artıran Faktörler" ve "Dayanıklılığı Azaltan Faktörler" olarak isimlendirilmiştir. Araştırma bulguları annelerin dayanıklılığını etkileyen koruyucu faktörleri ve risk faktörlerini ortaya koymuştur. Anneler ekonomik zorluklar, sosyal destek eksikliği, kadınlara yönelik tacizkar tutumlar, geçmiş travmatik yaşantılar, dil engeli, ebeveynlik stresi gibi faktörleri dayanıklılık için risk faktörü olarak değerlendirmişlerdir. Annelerin içsel ve dışsal kaynaklarla kendilerine baş etme biçimleri geliştirmeleri, sosyal desteğe sahip olmaları, toplumsal cinsiyet eşitliğini deneyimlemeleri, temel ihtiyaçlarının karşılanması, kültürel değerlerin korunabilmesi, çocukların varlığı gibi faktörler ise annelerin dayanıklılıkları için koruyucu faktör olarak ifade ettikleri faktörlerdir. Araştırma sonucunda ulaşılan bulgular alan yazın ışığında tartışılmıştır.

GöçlerMültecilerSavaş+2
Ebrar Üstün Gümüşsoy
Hacettepe University
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Afgan refakatsiz çocukların ve gençlerin dayanıklılıklarının ve yapabilirliklerinin incelenmesi: Türkiye'den deneyimler

Araştırmanın amacı Afgan refakatsiz çocukların ve gençlerin karşılaştıkları zorluklar karşısında nasıl hayatta kaldıklarını anlamaya çalışmaktır. Araştırmacının güçler perspektifini benimseyerek çıktığı yolda, araştırmanın kuramsal temelleri dayanıklılık ve yapabilirlikler yaklaşımı üzerine inşa edilmiştir. Nitel araştırma yöntemlerinden fenomenolojik desen kullanılarak deneyimler keşfedilmeye çalışılmıştır. Amaçlı örneklem stratejilerinden farklılıklar içerisindeki ortaklığı anlayabilmek için maksimum çeşitlilik örneklemesi kullanılmıştır. Ek olarak kartopu örneklemesi ile alanında deneyimli meslek elemanlarına erişilmiştir. (Farklı) kurumlarda ve illerde refakatsiz çocuklarla çalışma deneyimi olan 16 meslek elemanı ve çocuk koruma sistemine eriş(e)memiş 12 Afgan refakatsiz gençle yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Araştırmanın verileri ATLAS.ti nitel veri analiz programı ile analiz edilmiştir. Tematik analiz ile sırasıyla açık, eksen ve seçici kodlamaya göre veriler kodlanarak iki temaya ve altı kategoriye ulaşılmıştır. Temalar sırasıyla "Refakatsiz Çocukların Çocuk Koruma Sistemine Erişim Sürecinde Karşılaştıkları Zorluklar ve Sisteme Karşı Mücadele" ve "Afgan Refakatsiz Gençlerin Hayatta Kalabilme Becerileri"dir. Afgan refakatsiz çocuklar, menşe ülkelerinde yıllardır devam eden savaş ve şiddetin sonucu olan ekonomik istikrarsızlıklardan dolayı göç etmek zorunda kalırlar. Göç yolundaki kaynakları ailenin maddi desteği, yolda beraber geldikleri göçmen grupları, gıda, kolektif benlik ve (çoğu zaman geri gönderilmelerini engellediğinden) çocuk yaşta olmalarıdır. Türkiye'ye vardıklarında çocuk koruma sistemine erişemez ya da çalışabilmek için erişmek istemezler. Sisteme erişseler dahi kurumsal kapasitelerden yoksun, uygulamaların mevzuata göre yürümediği ve engellerin olduğu sınırlandırılmış yapabilirliklerle karşılaşırlar. Refakatsiz çocukların kimi zaman baskıya yol açan bu sisteme karşı mücadeleleri gerçek bilgilerini paylaşmayarak ve kurum bakımından kaçarak devam eder. Afgan refakatsiz çocuklar ve gençler, çocuk koruma sistemine eriş(e)mediklerinde çoğunlukla çocuk işçi olarak prekaritede hayatta kalmaya çalışırlar. Geride kalan aileleri ve kendileri hayatta kalabilsin diye çalışmak ve para kazanmak üzerine bir hayat kurarlar. Geride kalan ailelerine karşı devam eden sorumlulukları, farkındalıkları, öz yeterlilikleri ve homososyal dayanışma ağları dayanıklılıklarını destekler. Araştırmada (Afgan) refakatsiz çocuklara yönelik dokuz maddeden oluşan ve gelişmeye açık bir yapabilirlikler listesi önerilmiştir. Bu araştırma göç alanındaki araştırmalara ve refakatsiz çocuk koruma sistemine verilecek katkı bakımından önemlidir.

AfganlılarGöçlerPsikolojik sağlamlık+5
Sultan Ebru Bulgurcuoğlu
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlik döneminde ebeveynin duygusal erişilebilirliği, başa çıkma stratejileri ve sosyal problem çözme becerileri arasındaki ilişki: Yılmazlığın aracı rolü

Bu araştırmada erken ve orta ergenlik dönemindeki bireylerde sosyal problem çözme becerisi, ebeveyn duygusal erişilebilirliği ve başa çıkma stratejileri arasındaki ilişkide yılmazlığın aracı rolünün incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini Ankara il merkezinde bulunan İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı ortaokullara (7. ve 8. Sınıflar, n = 147; 12-15 yaş) devam eden erken ergenler ve liselere (lise 3. ve 4. sınıflar, n = 244; 16-20 yaş) devam eden orta ergenler olmak üzere 391 ergen oluşturmuştur. Sonuçlara göre, anne ve baba duygusal erişilebilirliği yüksek olan ergenlerin algıladıkları akademik başarı da daha yüksektir. Sorunlarını anne ve babaları ile paylaşan ergenlerin anne duygusal erişilebilirliği daha yüksekken sorunlarını arkadaşları ile paylaşan ergenlerin baba duygusal erişilebilirliği daha düşüktür. Anne babası evli olan ergenlerin baba duygusal erişilebilirliğinin daha yüksek olduğu ortaya konmuştur. Sosyoekonomik düzeyini yüksek olarak algılayan ergenlerin baba duygusal erişilebilirliklerinin daha yüksek olduğu görülmüştür. Akademik başarısı yüksek olan ergenlerin sosyal problem çözme toplam puanlarının, probleme olumlu yönelmelerinin ve akılcı problem çözmelerinin de daha yüksek olduğu; akademik başarısı düşük olan ergenlerin probleme olumsuz yönelmelerinin, dikkatsiz ve kaçınmacı problem çözmelerinin ise daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Akademik başarısı düşük olan ergenlerin aktif başa çıkma tercihleri daha az; kaçınan başa çıkma tercihleri daha fazladır. Erken ergenlik dönemindeki ergenlerin yılmazlıklarının orta ergenlik dönemindeki ergenlere göre daha yüksek olduğu görülmüştür. Akademik başarısı yüksek olan ergenlerin yılmazlıkları daha yüksektir. Ergenlerin ebeveyn duygusal erişilebilirliği arttıkça yılmazlıkları, yılmazlıkları arttıkça da sosyal problem çözme becerilerinin arttığı gözlenmiştir. Aktif başa çıkma stratejileri kullanımı arttıkça sosyal problem çözme becerisi artarken, olumsuz ve kaçınan başa çıkma stratejilerinin kullanımı arttıkça sosyal problem çözme becerisinin azaldığı bulunmuştur. Yılmazlığın ebeveyn duygusal erişilebilirliği ve sosyal problem çözme becerisi arasındaki ilişkide tam aracı, aktif ve olumsuz başa çıkma ve sosyal problem çözme arasındaki ilişkide kısmi aracı rol oynadığı belirlenmiştir.

Başa çıkmaDuygusal erişilebilirlikEbeveyn-çocuk ilişkisi+5
Sinem Karaoğlu
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

COVID-19 pandemisinde 48-72 ay çocukların ebeveynleri ile ilişkileri ve yılmazlık özelliklerinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı pandemi döneminde okul öncesi dönem çocuklarının yılmazlığı ve ebeveyn-çocuk ilişkisi ile mizaç, bağlanma, duygu düzenleme arasındaki ilişkileri ortaya koymaktır. Nicel desende gerçekleştirilen bu araştırma ilişkisel tarama modelinde betimsel bir araştırmadır. Araştırmanın çalışma grubunu Konya ilinden uygun örnekleme yolu ile seçilen 330 çocuk oluşturmaktadır. Araştırma verileri 2020-2021 eğitim öğretim yılı ikinci yarılında toplanmıştır. Değişkenler arasındaki doğrudan ve dolaylı ilişkileri ölçmek için çoklu doğrusal regresyon analizi yapılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre çocukların toplam yılmazlık puanlarını cinsiyet, sıcakkanlılık ve sebatkarlık anlamlı derecede olumlu yordamaktadır. Çocukların öz-düzenleme/sosyal yeterlilik düzeylerini cinsiyet ve sebatkarlık mizaç özellikleri anlamlı derecede yordamaktadır. Çocukların duyguları anlama beceri düzeylerini sıcakkanlılık ve sebatkarlık mizaç özelliği, empati/sorumluluk düzeylerini cinsiyet ve sebatkarlık mizaç özelliği anlamlı derecede olumlu yordamaktadır. Araştırmada ebeveyn-çocuk olumlu ilişki düzeylerini yordamada çocukların duygu düzenleme ve bağlanma düzeyleri istatistiksel olarak anlamlıdır. Ebeveyn-çocuk çatışma puanlarını ise sebatkarlık ve duygu düzenleme becerisi negatif yönde yordarken, tepkisellik mizaç özelliği pozitif yönde yordamaktadır. Bu araştırmadan elde edilen bulgular alan yazında var olan araştırmadan elde edilen sonuçlar çerçevesinden tartışılmaktadır.

BağlanmaCOVID 19Duygu düzenleme+7
Feyza Özkan Yıldız
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

2011 Van depremi sonrası Van kentinde yaşanan nüfus değişikliği ve rezilyans

Kentlerin değişen ve dönüşen sosyal ve doğal çevreye uyum sağlaması için, birçok bilim insanı yeni 'rezilyans (resilience)' kavramına odaklanmaktadır. Çünkü kentlerin, doğal felaketlerden veya insan kaynaklı tehditlerden hızlı ve sağlıklı bir şekilde toparlanmasına ve dönüştürülmesine ihtiyaç her geçen gün artmaktadır. Dolaysıyla tehditlere karşı kentlerin göstermiş olduğu direnç ve kendini yenileme süreci önem kazanmaktadır. Bu bağlamda, Van kentinin 2011 depremi sonrası yaşadığı (2019 yılına kadar) nüfus değişimini ele alan bu çalışmada, rezilyans teorisini esas alan bir yöntem geliştirilmiştir. Geliştirilen yöntem sayesinde hem kent düzeyinde hem de mahalle boyutunda analizler yapılmıştır. Uygulanan çalışmada yaşam alanı ilk olarak istatistiksel analiz birimi ile belirlenmiş ve nüfus değişikliği temel istatistiksel yöntemler kullanılarak analiz edilmiştir. Ayrıca korelasyon analizi, mahalleye göre nüfus sıralama değişikliği ve ağırlıklı nüfus merkezi noktası ölçümü yapılmıştır. Rezilyans ölçümü çok boyutlu analiz için kent, yaşam alanı ve mahalle boyutuna bölünerek analiz edilmiştir. Geliştirilen rezilyans yöntemi sayesinde 2011 depreminin Van kenti yaşam alanında ve mahalle boyutunda büyük değişikliklere neden olduğu anlaşılmaktadır. Rezilyansın bakış açısıyla değerlendirildiğinde, Van kentinin 2019 yılına kadar kent boyutunda depremden önceki nüfusun büyüme eğilimini geri kazanmadığını göstermektedir. Ayrıca depremin konutlar üzerinde yaptığı olumsuz etkiye hızlı bir şekilde yanıt vermek amacıyla yürütülen TOKİ projesinin, 2013 yılında yaşam alanı ve kent boyutunda depremin ötesinde daha fazla rezilyans değişikliğine yol açan bir faktör olduğu da gözlemlenen bir başka gerçektir. Kentsel yaşam alanı ve mahalle boyutunda bir analizi hedef alan bu çalışmanın, Van kentinin sürdürülebilir bir yerleşme olmasını sağlamada ve değişimin kaçınılmaz olduğu bir ortamda etkin ve esnek bir rezilyans kentine dönüştürülmesine katkı sunmayı ve bundan sonraki çalışmalar için de temel teşkil etmesi beklenmektedir.

AfetlerDemografik değişkenlerDemografik yapı+5
Jae Hun Choı
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Yılmazlık ile liderlik arasındaki ilişkinin öğretim üyelerinin görüşlerine göre incelenmesi

Bu araştırmada, devlet üniversitelerinde görev yapan öğretim üyelerinin yılmazlık algılarını belirlemek ve bunun liderlik davranışıyla ilişkisini ortaya koymak amaçlanmıştır. Araştırma, Ankara ilinde bulunan Ankara Üniversitesi, Hacettepe Üniversitesi, ODTÜ ve Gazi Üniversitesi'nde 2018-2019 akademik yılında görev yapan 390 öğretim üyesinin katılımı ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen "Yılmazlık Ölçeği" ve Bass ve Avolio (1995) tarafından geliştirilip, Türkçe'ye Mehmet Korkmaz (2005) tarafından uyarlanan "Çok Faktörlü Liderlik Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizi için frekans ve yüzde dağılımları, t-testi, ANOVA, Pearson Korelasyon analizi, Çoklu Regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, Yılmazlık ölçeğinin en yüksek puan ortalaması "Proaktiflik" boyutunda olurken en düşük puan ortalamasının "İç Disiplin" boyutunda olduğu görülmüştür. Öğretim üyelerinin Yılmazlık algılarının İç Disipline ilişkin görüşleri akademik pozisyonlarına göre anlamlı bir fark göstermektedir. Özgüven-Kişisel Yeterlilik, Olumluluk-Empati, Proaktiflik, Kişilerarası Etkileşim, Kabullenme ve Gelişim alt ölçeklerine ilişkin görüşleri akademik pozisyona göre anlamlı bir fark göstermediği saptanmıştır. Liderlik algısına ilişkin alt boyutlardan en yüksek puana sahip boyutun "Telkinle Güdüleme", en düşük puana sahip boyutun ise "Özgür Bırakan Liderlik" boyutu olduğu sonucuna varılmıştır. Öğretim üyelerinin Liderlik ölçeğine ilişkin görüşlerin akademik pozisyona göre fark göstermediği saptanmıştır. Çalışmada öğretim üyelerinin yılmazlık algılarının, liderlik anlayışlarının anlamlı bir yordayıcısı olduğu sonucu ortaya çıkmıştır. Standardize edilmiş regresyon katsayılarına (β) göre, yordayıcı değişkenlerin Liderlik anlayışını açıklamadaki önem sırası; Olumluluk-Empati, İç Disiplin, Proaktiflik, Kişiler Arası Etkileşim, Öz Güven-Kişisel Yeterlik, Gelişim ve Kabullenme şeklindedir. Çalışmada, araştırma sonuçlarına dayalı olarak öğretim üyelerinin yılmazlık algılarının güçlendirilmesine ve liderlik becerilerinin geliştirilmesine yönelik önerilerde bulunulmuştur.

Akademik dirençlilikAkademik liderlikAkademik sağlamlık+5
Zehra İlbars
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Özel gereksinimli çocuğa sahip ebeveynlerde suçluluk-utanç düzeyi, yılmazlık ve evlilik doyumu arasındaki ilişkinin incelenmesi

Çocuk ebeveynler için hem neşe hem de mutluluk kaynağıdır. Çocuğun dünyaya gelişi yeni umutlar ve hayaller anlamına gelmektedir. Çocuğun dünyaya gelişi ebeveynler için birçok yeniliği ve aile içi ilişkilerde değişikliği beraberinde getirir. Buna bağlı olarak özel gereksinime sahip olmayan çocuğun varlığı bile aile için olumlu özelliklerinin yanında birtakım güçlükleri beraberinde getirmekteyken özel gereksinimli çocuğa sahip olmak hem anneler hem de babaları psikolojik açıdan etkilemekte, yılmazlık algılarını ve çift ilişkilerinde evlilikten aldıkları doyumu da etkiledği bilinmektedir. Ebeveynler için özel gereksinime uyum süreci oldukça zorlayıcı bir süreç olabilmekte ve bu nedenle suçluluk- utanç gibi problemler yaşayabilmektedirler. Suçluluğa bağlı olarak ebeveynlerin yılmazlık düzeyleri zayıflamakta, buna bağlı diğer bir etken olan evlilik doyumunda da azalmalar görülebilmektedir. Bu araştırmanın temel amacı, özel gereksinimli çocuğa sahip ebeveynlerin yaşadıkları suçluluk- utanç düzeylerinin, buna bağlı olarak yılmazlık düzeylerinin nasıl yordadığının ve bu etkenlerin evlilik doyumunu nasıl etkilediğinin saptanmasıdır. Bununla beraber ebeveynlerin, anne baba olma durumu, yaş, eğitim, özel gereksinimli çocuk sayısı gibi değişkenler açısında da incelenmiştir. Araştırmanın örneklemi İstanbul ili, Arnavutköy ilçesi sınırları içerisinde yaşayan, en az bir tane özel gereksinimli çocuğa sahip olan 322 ebeveynden ( Anne=235, Baba=87) oluşmaktadır. Çalışmanın verileri araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu, Suçluluk- Utanç Ölçeği, Aile Yılmazlık Ölçeği ve Evlilik Yaşamı (Doyumu) Ölçekleri kullanılarak toplanmıştır. Yapılan çalışmada ebeveynlerin, anne ya da baba olma durumlarına göre incelendiğinde babaların annelere kıyasla daha yılmaz ve mücadeleci ve yaşama bağlı hissetikleri söylenebilir. Yaş değişkenine göre bakıldığında ebeveynlerin yaşlarının artması ile evlilik doyumlarının arttığı aynı zamanda daha yılmaz, mücadeleci, öz yetkinliğe sahip yaşama bağlı olduklarını aynı zamanda yaşları arttıkça suçluluk duygusu hissetmedikleri ancak özel gereksinimli çocuğa sahip olmalarından dolayı utanç duydukları söylenebilir. Ebeveynlerin eğitim düzeyi arttıkça da evlilikten aldıkları doyum artış göstermekte ve kendilerini daha yılmaz algılamaktadırlar. Bu etkenlere bağlı olarak da kendileri daha az suçlu ve utanç içinde hissetmektedirler. Özel gereksinimli çocuk sayısı arttıkça ebeveylerin evlilikten aldıkları doyumda azalma olduğu saptanmış olup, daha fazla suçluluk yaşamaktadırlar. Diğer bir ifadeyle kendilerini daha az yılmaz olarak ifade etmişlerdir. Ebeveynlerin hafif düzeyde yetersizliği olan çocuklara sahip olmaları onların evlilik doyumları ile yılmazlık algıları alt boyutu olan kontrol düzeyini arttırdığı, orta ve ağır düzeyde çocuğa sahip olan ebeveynlerin suçluluk ve utanç düzeylerinin arttığı söylenebilir. Suçluluk-utanç ile evlilik doyumu puanları arasında orta seviyede ve negatif ilişki, yılmazlık ve suçluluk arasında orta seviyede ve negatif iken yılmazlık ve evlilik doyumu arasında pozitif bir ilişki vardır. Son sorumuz olan yordam sorusunda çoklu regresyon analizine göre de yılmazlık düzeyi pozitif olarak yordarken, suçluluk-utanç düzeyi ise negatif yordamaktadır. Bu bağlamda ebeveynlerin evlilik doyumları arttıkça daha yılmaz oldukları yılmazlık düzeyleri arttıkça da daha az suçlu hissetikleri sonucuna ulaşılmıştır.

Aile içi ilişkilerEbeveynlerEvlilik doyumu+5
Bircan Şahin
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Otizmli çocuğu olan ailelerin dayanıklılığına etki eden faktörlerin incelenmesi

Çocuklarının otizmli olması ailelerin ekonomik, psikolojik, duygusal ve sosyal açıdan zorluk yaşamalarına neden olmakta ve ailelerin yaşadıkları bu zorlukları atlatmalarını kolaylaştıran dayanıklılık kavramı öne çıkmaktadır. Bu araştırmanın problemi; otizmli çocuğu olan ailelerin yaşadıkları sorunlara ilişkin aile dayanıklılık düzeylerinin ve bu dayanıklılık düzeylerine başetme stratejileri, sosyal destek sistemleri ve algılanan stresin ne ölçüde etki ettiğinin sosyal hizmet literatüründe yeteri kadar ele alınmamış olması ve bu sebeple ailelere yardım sunmada yeterli bilgi temelinin eksikliğidir. Bu probleme bağlı araştırmanın temel amacı, ailelerin çocuklarının bakımında yaşadıkları sorunları belirlemek, aile dayanıklılık düzeyine etki eden faktörleri saptamak, ailelerin dayanıklılık düzeylerine başetme stratejileri, sosyal destek sistemleri ve algılanan stres düzeylerinin etkisini ölçmektir. Bu çalışma, nicel desende tarama modellerinden biri olan ilişkisel tarama türünde yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini Ankara ve Kırıkkale'de otizm tanısı konmuş çocuğu olan 213 anne ve 87 baba oluşturmaktadır. Araştırmada, Aile Yılmazlık Ölçeği, Başetme Stilleri Ölçeği Kısa Formu (BÇSÖ-KF), Yenilenmiş Anne Baba Sosyal Destek Ölçeği (YASDÖ), Algılanan Stres Ölçeği ve ailelerin sosyodemografik bilgilerini belirlemek amacıyla hazırlanan Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS 24 paket programına aktarılarak çözümlenmiştir. Verilerin analizinde normal dağılıma bakılmış ve gruplar arası farklılıkların olup olmadığını incelemek için bağımsız gruplar t-testi, tek yönlü varyans analizi bağımlı ve bağımsız değişkenlerin birbiriyle olan ilişkisinin anlaşılması için pearson momentler çarpımı korelasyonu ve bağımsız değişkenlere dayalı olarak bağımlı değişkenin tahmin edilmesine yönelik çoklu regresyon analizi teknikleri kullanılmıştır. Analizler sonunda otizmli çocuğu olan ailelerin gelir düzeyi, çocuk sayısı, aktif ve pasif başetme yöntemleri ve sosyal destek sistemlerinin aile dayanıklılık düzeyini pozitif olarak etkilediği bulunmuştur. Araştırmanın sonucuna göre, babaların dayanıklılık düzeyi annelere göre daha yüksektir ve anne-babaların en fazla ihtiyaç duyduğu hizmet psikolojik destektir. Bu çalışmanın otizmli çocuğu olan ailelere yönelik dayanıklılıklarını arttıracak hizmetler sunması bakımından yol gösterici olacağı düşünülmektedir. Anahtar Sözcükler: Otizmli çocuk, otizmli çocukların ebeveynleri, aile dayanıklılığı, başetme, sosyal destek, algılanan stres

AileBaşa çıkmaDayanıklılık+6
Kübra Arslan
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Duchenne Musküler Distrofili hastalarına bakım veren aile üyelerinin bakım yükü ve yılmazlık düzeyleri arasındaki ilişki

Bu araştırma, DMD'li bireylere bakım veren aile üyelerinin bakım verme sürecinde karşılaştıkları güçlüklerin yanı sıra; bakım yükleri ve yılmazlık düzeyleri arasındaki ilişkiselliği ortaya koymak amacıyla gerçekleştirilmiştir. Nicel araştırma yöntemi ile gerçekleştirilen bu araştırmada; tarama modellerinden ''İlişkisel Tarama'' kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini, Sağlık Bakanlığına bağlı İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kas Hastalıkları Merkezi'nden ve Türkiye Kas Hastalıkları Derneği İzmir Şubesi'nden 09.12.2019-12.03.2020 tarihleri arasında Duchenne Musküler Distrofi tanısı nedeni ile hizmet alan hastaların bakımından birinci derece sorumlu olan ve araştırmaya gönüllü olarak katılmayı kabul eden 70 aile üyesi oluşturmaktadır. Verilerin tamamı yüz yüze görüşülerek toplanmıştır.Veri toplama araçları olarak, Sosyodemografik Bilgi Formu, Bakım Verme Yükü Ölçeği, Bakım Verenlerin Yükü Envanteri ve Aile Yılmazlık Ölçeği kullanılmıştır. İstatistiksel analizler IBM SPSS Statistics 25.0 paket programı kullanılarak yapılmıştır. Araştırmaya katılan bakım verenlerin %92,9'u kadın, %7,1'i erkektir. Bakım verenlerin tümü ebeveynlerden oluşmaktadır. Bakım verenlerin yaş ortalaması %40,96 ±10,347'dir. Araştırmamızda; DMD hastasına bakım veren aile üyelerinin bakım verme yükü düzeyinin ''Orta-Hafif'' olduğu tespit edilmiştir. Yılmazlık düzeyleri açısından; DMD hastasına bakım veren aile üyelerinin genel olarak ''yılmaz'' bireyler oldukları söylenebilmektedir. Araştırmamızda; DMD hastasına bakım veren aile üyelerinin bakım verme yükü ile yılmazlık düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmamıştır. Ancak; Bakım Verenlerin Yükü Envanteri Gelişimsel Yük alt boyutu ile Aile Yılmazlık Ölçeği Kontrol alt boyutu; Duygusal Yük alt boyutu ile Özyetkinlik ve Kontrol alt boyutları arasında negatif yönde ilişki tespit edilmiştir. Bulgular; DMD'li bireylere bakım veren aile üyelerinin bakım verme yükünün azaltılıp yılmazlık düzeylerinin arttırılmasına yönelik sosyal hizmet müdahale ve stratejilerinin ortaya koyulması ihtiyacını ön plana çıkarmaktadır. Bu bağlamda; araştırmanın alana önemli katkılar sunacağı düşünülmektedir. Anahtar Sözcükler: Duchenne musküler distrofi, aile, ebeveyn, bakım veren yükü, yılmazlık, aile yılmazlığı

AileAile yüküBakım verenler+7
İrem Arslantatar
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Yükseköğretimde akademik yılmazlık: Kadın akademisyenler üzerine nitel bir çalışma

Bu çalışmanın amacı kadın akademisyenlerin akademik gelişim sürecinde karşılaştıkları engelleri ve bunları aşmak için kullandıkları yılmazlık stratejilerinin incelemektir. Bu araştırma nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması deseni ile yürütülmüştür. Amaçlı örnekleme yöntemiyle seçilmiş çalışma grubu Türkiye'de bulunan üniversitelerde görev yapan kadın akademisyenlerden oluşmaktadır. Yarı yapılandırılmış görüşme sorularının kullanıldığı araştırmada görüşme tekniği uygulanmış, veriler içerik analizi tekniği kullanılarak analiz edilmiş ve yorumlanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, kadın akademisyenleri akademik sürece yönlendiren unsurlar içsel ve dışsal motive edici faktörler olarak belirlenmiştir. Ayrıca, kadın akademisyenlerin akademisyen olma sürecinde ve akademik olarak yükselirken bireysel risk faktörleri, toplumsal risk faktörleri ve pandemi süreci risk faktörleri kategorilerinde zorluklar ve engellerle karşılaştıkları görülmüştür. Katılımcılar bireysel ve çevresel koruyucu faktörlerin bu zorluk ve engellerle başa çıkmada onlara yardımcı olduğunu belirtmişlerdir. Son olarak, kadın akademisyenler akademik kariyer yapacak olan kadınlara yönelik önerilerini bireysel ve mesleki açılardan değerlendirmişlerdir.

Akademik kariyerAkademisyenlerKadın akademisyenler+2
Beren İpek
Hacettepe University · Institute of Educational Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Nadir hastalığı olan çocukların ailelerinde yılmazlık ile ilişkili etkenlerin incelenmesi: Bir model önerisi

Nadir hastalıklar, genel nüfusta az sayıda kişide görülen, çoğunlukla genetik olarak aktarılan ve kronik olan bir halk sağlığı sorunudur. Nadir hastalıklar aile sistemlerinde strese yol açmaktadır. Ailenin karşılaştığı bu stres karşısında sorun çözme becerilerine sahip olmaları, etkili başa çıkma mekanizmaları geliştirmeleri ve denge halini sağlamaları gereklidir. Bu çalışmanın temel amacı, nadir hastalığı olan çocukların ailelerinde yılmazlık düzeyinin, aile yılmazlığıyla ilişkili etkenlerin ve deneyimlerin incelenmesidir. Çalışma karma yöntem deseninde gerçekleştirilmiştir. Nadir Hastalıklar Ağı'na kayıtlı 219 aile üyesine çevrimiçi ortamda sosyodemografik soru formu, Aile Yılmazlık Ölçeği ve Pozitif Ruh Sağlığı Ölçeği uygulanmış; veriler SPSS aracılığıyla analiz edilmiştir. Bağımsız Örneklem t Testi, Pearson Momentler Çarpımı Korelasyonu, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Kruskal Wallis H Testi ve lojistik regresyon yapılmıştır. Nitel kısımda fenomenolojik yaklaşım kullanılmış ve 18 aile (46 aile üyesi) ile yarı yapılandırılmış görüşme formu yardımıyla çevrimiçi ortamda derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Veriler, MAXQDA aracılığıyla analiz edilmiştir. Çoğunlukla çekirdek aile olduğu, ebeveynlerin orta yetişkinlik döneminde bulunduğu, orta-alt gelir seviyesinde yer aldıkları; çocukların düzenli olarak sağlık hizmetlerine gereksinim duyduğu, ilaç tedavisi, özel beslenme planı, fizyoterapi, özel eğitim gibi imkanları kullandıkları belirlenmiştir. Aile yılmazlık ölçeğinden alınan ortalama puan 137.47±22.34'dir. Buna göre ailelerin yılmazlık düzeyi yüksek bulunmuştur. Lojistik regresyon analizi sonuçlarına göre Modelin R2 değeri .275 olarak hesaplanmış ve modelin doğru sınıflama yüzdesi ise 69.9 olarak belirlenmiştir. Çekirdek ailede çocuğun bakımının daha çok anne tarafından gerçekleştirildiği, kardeşlerin bu süreçte aciliyet duygularını yoğun olarak yaşadığı, kök aile üyeleri tarafından desteklenmeye gereksinim duyulduğu, ekonomik kaynakların nadir hastalığın yönetiminde önemli olduğu, tinselliğin yoğun olarak kullanıldığı, ailenin sosyalleşme gereksinimi içinde bulunduğu ve psikososyal hizmetlere ihtiyaç duyduğu belirlenmiştir. Aile yılmazlığını etkileyen faktörler arasında aile üyelerinin yaşı, eğitim düzeyi, nadir hastalıkla ilgi yeterince bilgi sahibi olma durumu, yüksek pozitif ruh sağlığı, prososyal tutum ve problem çözme becerisinin olduğu ortaya konulmuştur. Araştırmanın sonucunda aile yılmazlığı çerçevesine dayanan "Nadir Hastalıklar Destek Birimi" model önerisi sunulmuştur.

AileAna-çocuk etkileşimiBaba-çocuk etkileşimi+7
Merve Deniz Pak Güre
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Serebral palsili çocukların ebeveynlerine uygulanan aile eğitimi programının aile işlevleri, yılmazlık ve umutsuzluk üzerindeki etkisinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, 7-18 yaş arasında Serebral Palsi'li çocuğu olan ebeveynler için geliştirilen aile eğitim programının ebeveynlerin; aile işlevleri, yılmazlık ve umutsuzluk düzeyleri üzerindeki etkisini ve bu etkinin kalıcılığını incelemektir. Araştırma, Ankara'da Milli Eğitim Bakanlığı İller Bankası Özel Eğitim İş Uygulama Merkezi Okulu'nda Mayıs 2017 ile Haziran 2018 tarihleri arasında yürütülmüştür. Araştırmada ön test son test kontrol gruplu deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu; deney grubunda 14, kontrol grubunda 14 olmak üzere toplam 28 ebeveynden oluşmuştur. Deney grubunda yer alan ebeveynlere haftada bir gün olmak üzere sekiz ardışık hafta boyunca araştırma kapsamında geliştirilmiş olan "Serebral Palsi Aile Eğitim Programı" uygulanmış, kontrol grubunda yer alan ebeveynlere ise herhangi bir müdahalede bulunulmamıştır. Deney ve kontrol grubunu oluşturan ebeveynlerin aile işlevleri 'Aile Değerlendirme Ölçeği'nden, yılmazlık düzeyleri 'Aile Yılmazlık Ölçeği'nden, umutsuzluk düzeyleri ise 'Beck Umutsuzluk Ölçeği'nden elde edilen veriler aracılığı ile değerlendirilmiştir. Her iki gruba da adı geçen ölçekler aracılığı ile ön test ve son test uygulamaları yapılmış, kalıcılık testi uygulamaları ise sadece deney grubuna son test uygulamalarından dört hafta sonra gerçekleştirilmiştir. Araştırma kapsamında yapılan analizlerde; gruplar arası karşılaştırmalarda Mann-Whitney U-Testi, grup içi karşılaştırmalarda ise Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi kullanılmıştır. Tüm analizler %95 güven aralığında yapılmış ve p<0,05 değeri istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir. Verilerin analizinden elde edilen bulgulara dayanılarak; deney grubuna uygulanan Serabral Palsi Aile Eğitim Programı'nın ebeveynlerin aile işlevleri, yılmazlık ve umutsuzluk düzeyleri üzerinde olumlu yönde etkisinin olduğu ve bu etkinin kalıcı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Aile eğitimiAile işlevleriAna-baba eğitimi+6
Habibe Dilsiz
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyoekonomik açıdan dezavantajlı öğrencilerin başarı hikâyeleri: Bir anlatı araştırması

Bu araştırmanın amacı, sosyoekonomik açıdan dezavantajlı akademik yılmaz öğrencilerin, Liselere Giriş Sınavındaki (LGS) başarı hikâyelerini derinlemesine incelemektir. Bu nedenle araştırmada, nitel araştırma desenlerinden anlatı araştırması deseni kullanılmıştır. Anlatı araştırması deseniyle, öğrencilerden dinlenilen başarı hikâyeleri analiz edilmiştir. Araştırmanın katılımcıları, amaçlı örnekleme yöntemlerinden, ölçüt örnekleme yöntemi ile belirlenmiştir. Akademik yılmazlık için belirlenen kriterler, fert başına düşen yıllık hane gelirinde en düşük grupta yer almak ve 2022 LGS'de %1'lik dilimde yer almış olmaktır. Bu şartları taşıyan fen lisesinde, 9. sınıfa devam eden dört öğrenci araştırmanın katılımcılarını oluşturmaktadır. Katılımcıların 2'si erkek 2'si kız öğrencidir. Veriler yarı yapılandırılmış görüşme formuyla toplanmıştır. Görüşmeler akıllı telefonla kayıt altına alınmıştır. Görüşmelerin kayıtları, araştırmacı tarafından dinlenilerek objektif bir bakışla, bilgisayara aktarılmıştır. Araştırma bulgularının birinci bölümü, dört ayrı başarı hikâyesinden oluşmaktadır. Başarı hikâyeleri, anlatıların saf veri hallerinden, özüne müdahale edilmeden, anlatı araştırması çerçevesi dikkate alınarak, okuyanlar için anlamlı, akıcı ve kronolojiye uygun olarak yapılandırılmıştır. Bulguların ikinci bölümü ise başarı hikâyelerinin tümevarım söylem-anlatı analizi sonuçlarını içermektedir. Söylem-anlatı analizleri sonucunda, akademik yılmaz öğrencileri ortaya çıkaran, 228 koddan 4 temaya (birey, aile, öğrenim yeri ve öğrenim materyali) ve temalardan da koruyucu faktörler ana temasına ulaşılmıştır. Araştırma sonucunda, akademik yılmaz öğrencilerin: Sayısal dersleri seven, 8. sınıf öncesinde başarılı olan, hırslı olan (güdülenmiş), oturmuş çalışma düzeni olan, öz düzenleme becerileri gösteren, her koşulda çalışmaya devam eden, hedef motivasyonu olan, her koşulda başaracağına inanan (öz-yeterlik) ve başarı yönelimli olan, özelliklerine sahip oldukları görüşmüştür. Öğrencilerin akademik yılmazlık özellikleri kazanmalarında etkili olan koruyucu faktörler: Akademik yılmaz öğrenci, ailesinden veya öğretmeninden sosyal destek almaktadır. Başaracağına inanan ve bunu ona tekrar eden mutlaka bir aile bireyi (anne, baba ve abi) ve öğretmeni vardır. Akademik yılmaz öğrencilerin ailelerinin genellikle, ilgili, sıkmayan ama yönlendiren, anlayışlı, destekleyici ve zehirli cümlelerden uzak tutumlar içinde oldukları görülmektedir. Başarılı rol model olan büyük kardeşler, sınav başarısında örnek olmuş ve yol göstermiştir. Akademik yılmaz öğrencilerin yılmazlıklarında etkili olan, öğrenim yeri kaynaklı faktörlerde birinci sırayı açık ara okul almıştır. Dershane ise yerini Youtube'a kaptırmış görünmektedir. Öğretmenlerin akademik yılmaz öğrencilerin inşası üzerindeki en önemli etkisi, ilkokuldan bu yana öz-yeterlik geliştirmelerine destek olan tutumlar sergilemeleri ve başaracaklarına olan inançlarını öğrencilere sıklıkla söylemeleridir. Akademik yılmaz öğrencilerin yılmazlıklarında etkili olan, "öğrenim materyali" kaynaklı faktörlerde birinci sırayı deneme söylemi almıştır. Öğrenciler LGS'ye hazırlıkta devletin verdiği ders kitaplarını neredeyse hiç kullanmamıştır. Bu araştırma sonucunda söyleyebiliriz ki, öğrencilerin hiç biri tek bir koruyucu faktörün etkisiyle akademik yılmaz olmamıştır. Yapmak zor yıkmak kolaydır. Hepsinin bir geçmişi vardır. Bu güne kadar gelen öğrenim hayatı boyunca onu destekleyen, ilgi gösteren ve ona inanan aile bireyleri ve öğretmenleri öğrencilerin öz-yeterlik ve motivasyon geliştirmelerine yol açmıştır. Oluşan bu öz-yeterlik ve motivasyon sonucu, öğrenciler öğrenim yeri ve öğrenim materyallerini iyi kullanarak çalışmış ve akademik yılmaz oldukları görülmüştür. Tümevarımcı söylem-anlatı analizi, araştırmanın sorularının ötesinde cevaplar bulmasına yol açmıştır. Akademik yılmazlığı oluşturan koruyucu faktörler arasında, öğrenim yeri ve öğrenim materyali faktörlerinin de var olduğu tespit edilmiştir.

Akademik başarıAkademik dirençlilikDezavantajlı gruplar+5
Mehmet Cihangir
Necmettin Erbakan University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Özel gereksinimi olan bireylerin annelerinin depresyon ve yılmazlık düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bireyler farklı dinamikleri olan ailelerde birbirlerinden farklı özelliklere sahip olarak dünyaya gözlerini açmaktadırlar. Bazı bireyler hayatlarını kimseye ihtiyaç duymadan devam ettirirken bazıları da sürekli destek ve yardımlarla hayatlarına devam etmektedirler. Başkalarının sürekli desteğine ihtiyaç duyan bu bireyler özel gereksinimli birey olarak tanımlanmaktadır. Özel gereksinimli bireyler yaşıtlarınının gelişim seyirlerinin üstünde ya da altında gelişim gösterebilmektedirler. Çocuğun özel gereksinimli olduğu öğrenildikten sonra bebek haberinin ortaya çıkardığı mutluluk hissi yerini karamsarlık, başarısızlık ve yetersizlik hislerine bırakabilmektedir. Depresif ve kaygılı tutumu tetikleyebilecek bu durumun farkındalığı önemlidir. Anneler, özel gereksinimli bir çocukla birlikte gelen sıkıntılılarla mücadele etmede farklı yöntemlere ve desteklere ihtiyaç duymaktadırlar. Özellikle sosyal yardım almaları ve yılmazlık düzeylerinin artması ihtiyaç dahilindedir. Bu çalışmanın amacı özel gereksinimi olan bireylerin annelerinin depresyon ve yılmazlık düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesidir.. Ayrıca çalışmada Beck depresyon ölçeğii ile aile yılmazlık ölçeğinin cinsiyet, yaş ve tanı türü değişkenlerine göre farklılık gösterip göstermediği de T- testi ve ANOVA testi ile belirlenmeye çalışılmıştır. 301 katılımcı ile gerçekleştirilen çalışmadan elde edilen bulgular özel gereksinimi olan annelerin depresyon ve yılmazlık düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğunu göstermektedir. Özel gereksinimi olan annelerin yılmazlık düzeyleri çocuklarının yaşlarına, çocuklarındaki tanının türüne göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık göstermektedir. Özel gereksinimli çocuğa sahip ailelere özellikle annelere psikolojik ve sosyal açıdan destek verilmesi için mevcut durumun saptanması önemlidir. Annenin çevresiyle sağlıklı ilişkiler kurmasında var olan engeller tespit edilip, ortadan kaldırılması kıymetlidir. Elde edilen bulgular çerçevesinde oluşturulacak destek programları ile ileride oluşabilecek para, zaman ve güç kaybına engel olması beklenmektedir.

Ana-çocuk etkileşimiAna-çocuk ilişkisiAnneler+4
Yıldır Karagül
Bahçeşehir University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Annelerin psikolojik esneklikleri ve ergenlerin zihinsel dayanıklılıkları arasındaki ilişkide anne yılmazlığının aracı rolü

Bu araştırmanın temel amacı annelerin psikolojik esneklikleri ile ergenlerin zihinsel dayanıklılıkları arasındaki ilişkiyi ve anne yılmazlığının bu ilişkideki aracılık rolünü incelemektir. Araştırmanın diğer amacı ise ergenlerin zihinsel dayanıklılıklarının cinsiyet, kardeş sayısı, doğum sırası, algılanan anne tutumu, anne baba medeni durumu ve algılanan akademik başarıya göre farklılaşıp farklılaşmadığını araştırmaktır. Ayrıca annelerin psikolojik esnekliklerinin ve anne yılmazlıklarının da yaş, ilk annelik yaşı, çocuk sayısı, eğitim durumu, medeni durum, çalışma durumu ve algılanan anne tutumuna göre farklılaşıp farklılaşmadığını incelemek amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2021-2022 eğitim öğretim yılı bahar yarıyılında, Manisa ili ve ilçelerinde 14-18 yaş grubunda olup ortaöğretime devam eden 9.,10.,11. ve 12.sınıf öğrencileri ile bu öğrencilerin anneleri oluşturmaktadır. Bu bağlamda araştırmaya 654 anne ve 418'i kız (%63,9) , 236'sı erkek (%36,1) olmak üzere toplam 654 ergen katılmıştır. Araştırmada "Kişisel Bilgi Formu", "Ergenler İçin Zihinsel Dayanıklılık Ölçeği", "Çok Boyutlu Psikolojik Esneklik Envanteri" ve "Anne Yılmazlık Ölçeği" kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda anne yılmazlığının, annelerin psikolojik esnekliği ve ergenlerin zihinsel dayanıklılıkları arasındaki ilişkide tam aracı rol üstlendiği tespit edilmiştir. Ayrıca anne yılmazlığının etkisi dışarıda tutulduğunda anne psikolojik esnekliğinin ergen zihinsel dayanıklılığının %1,1'sini yordadığı görülmüştür. Bunun yanı sıra anne psikolojik esnekliğinin anne yılmazlığını %37 oranında yordadığı tespit edilmiştir. Ergenlerin zihinsel dayanıklılıkları demografik değişkenlere göre incelendiğinde cinsiyete göre farklılaştığı, erkek ergenlerin zihinsel dayanıklılıklarının kızlara göre daha fazla olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca ergenlerin zihinsel dayanıklılıkları algılanan anne tutumuna göre farklılık göstermektedir. Ebeveynlerinden tutarsız ebeveyn tutumuna maruz kalan ergenlerin zihinsel dayanıklılık puanlarının aşırı koruyucu, izin verici ve demokratik ebeveyn tutumu algılayanlardan daha düşük olduğu saptanmıştır. Zihinsel dayanıklılık puanlarının yaş, kardeş sayısı, doğum sırası, anne-baba medeni durumuna göre yapılan farklılaşmadığı tespit edilmiştir. Annelerin psikolojik esneklikleri yaş, ilk annelik yaşı, eğitim durumu, medeni durum, çalışma durumu ve algılanan anne tutumuna göre anlamlı bir farklılık göstermemiştir. Son olarak anne yılmazlık değişkeninin demografik değişkenlere göre farklılaşma durumu incelendiğinde sosyal yeterlik alt boyutunda ilk annelik yaşına göre, yeniliklere açık olma alt boyutunda ise eğitim durumuna göre anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Ayrıca sosyal destek alt boyutunda çalışma durumu ve algılanan anne tutumuna göre anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Anne yılmazlığı değişkeninin yaş ve medeni duruma göre farklılaşmadığı bulunmuştur. Araştırma bulguları alanyazın çerçevesinde yorumlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Anne, psikolojik esneklik, anne yılmazlığı, ergen, zihinsel dayanıklılık

Ana-çocuk etkileşimiAna-çocuk ilişkisiAnneler+6
Zeliha Yur
Balıkesir University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Ebeveynlerin bilinçli farkındalıkları ile aile yılmazlık düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırma ebeveynlerin bilinçli farkındalık düzeyleri ve aile yılmazlık düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla yapılmış ve araştırmada nicel araştırma desenlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini 2022-2023 eğitim öğretim yılında devlet okullarında ve özel okullarda öğrenim görmekte olan 375 öğrencinin ebeveyni oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında veri toplamak amacıyla Kişisel Bilgi Formu, Ebeveynlikte Bilinçli Farkındalık Ölçeği ve Aile Yılmazlık Ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS paket programında analiz edilmiş ve bağımsız değişkenlerin kategori sayısına bağlı olarak bağımsız örneklemler t testi, tek yönlü ANOVA kullanılmıştır. Gruplar arası çıkan anlamlı farklılığın hangi gruptan kaynaklandığını belirlemek amacıyla ise Bonferronni testi kullanılmıştır. Ebeveynlerin bilinçli farkındalık düzeyleri ile aile yılmazlık düzeyleri arasındaki ilişki Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Katsayısı ile incelenmiştir. Analizler sonucunda elde edilen bulgulara bakıldığında ebeveynlerin yaşı, anne baba olma durumu, eğitim durumu, aile gelir durumu, çocuğun cinsiyeti, çocuğun yaşı, çocuk sayısı ve birliktelik durumu değişkenlerine göre ebeveynlikte bilinçli farkındalık puanlarının anlamlı bir farklılık göstermediği görülmüştür. Ebeveynlerin aile yılmazlık düzeylerinin ebeveynlerin yaşı hariç anne baba olma durumu, eğitim durumu, aile gelir durumu, çocuğun cinsiyeti, çocuğun yaşı, çocuk sayısı ve birliktelik durumu değişkenlerine göre anlamlı bir fark göstermediği saptanmıştır. Ebeveynlerin yaşına göre aile yılmazlık düzeyleri incelendiğinde ise. 31-40 yaş aralığındaki ebeveynler ile 41 ve üzeri yaş aralığındaki ebeveynlerin aile yılmazlık düzeyleri, 20-30 yaş aralığındaki ebeveynlerin aile yılmazlık düzeyinden anlamlı şekilde yüksek bulunmuştur. Araştırmada ayrıca ebeveynlerin bilinçli farkındalık düzeyleri ve aile yılmazlık düzeyleri arasında pozitif yönde orta düzeyde bir ilişki tespit edilmiştir.

Bilinçli farkındalıkEbeveynlerYılmazlık+2
Hilal Özdemir
Balıkesir University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Akademik yılmazlık gösteren sosyoekonomik olarak dezavantajlı lise öğrencilerinin başarılarında koruyucu faktörlerin rolü

Bu araştırmanın amacı, sosyoekonomik olarak dezavantajlı olmalarına rağmen başarılı olan öğrencilerin başarılarındaki kişisel, ailevi ve çevresel koruyucu faktörlerin rolünü keşfetmektir. Öğrenciler ölçüt örneklem metodu ile seçilmiştir. Çalışmanın örneklemi sosyoekonomik olarak dezavantajlı ancak başarılı 15 öğrenci ve 15 veli olmak üzere, toplam 30 kişiden oluşmaktadır. Araştırmada nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın verileri, yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak, katılımcılarla yapılan görüşmeler yoluyla toplanılmıştır. Araştırma sonucunda öğrencilerin sosyoekonomik dezavantajın oluşturduğu zorluklarla baş ederek, akademik yılmazlık göstermelerini sağlayan, birbirleriyle etkileşim halinde olan, birçok faktör olduğu tespit edilmiştir. Akademik yılmazlık gösteren öğrencilerin, kitap okumayı sevdikleri, planlı ve ısrarcı oldukları görülmüştür. Öğrenciler başarının çaba harcayarak elde edileceğine inamaktadırlar. Geleceğe dair hedeflere sahiptirler ve hedefleri kendilerine bireysel ve sosyal motivasyon kaynakları oluşturmaktadır. Öğrencilerin aileleri, öğretmenleri, arkadaşları, akrabalık ve komşuluk ilişkileri, sundukları destek ve imkanlarla, zorlu yaşam koşullarının olumsuz etkilerini azaltarak, ya da kişisel yeterliliklerin gelişmesine katkıda bulunarak koruyucu faktör olarak işlev gördükleri bulunmuştur. Ailelerin eğitime dair yüksek beklentileri, eğitime verdikleri değer, başarının çaba harcayarak elde edilebileceğine dair inançları, eğitimi destekleyici pratikleri, sundukları huzurlu, sıcak ilişkiler ve kuralların olduğu destekleyici aile ortamı öğrencilerin başarılarına katkıda bulunmaktadır. Öğretmenlerin yüksek beklenti çerçevesinde şekillenen öğretim uygulamaları ve öğrencileriyle kurdukları önemseyen ilişkiler, öğrencilerin başarılarına ve yılmazlıklarına katkıda bulunan faktörlerdendir. Öğrencilerin rol modellerinin çoğunlukla aile içinden olduğu, birkaç öğrencinin ise ünlü kişileri ve arkadaşlarını rol model olarak aldığı görülmüştür. Öğrenciler bu kişilerin çalışkanlıkları ve azimlerini kendilerine örnek almaktadır. Öğrencilerin çeşitli beceriler geliştirmelerine yardımcı olan, anlamlı katılım fırsatları sunan müfredat dışı aktiviteler, öğrencilerin yılmazlığını desteklemektedir.

Akademik dirençlilikAkademik sağlamlıkDezavantajlı gruplar+5
Derya Ergezen
Ankara University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Eşinden fiziksel şiddet görüp ilişkisini devam ettiren ve ilişkisini sonlandıran kadınlarda yılmazlık

Bu çalışmada, eşinden fiziksel şiddet görüp evliliğini resmi olarak sonlandıran ve evliliğine devam eden kadınların yılmazlık düzeyleri ve kadınların ilişkisini sonlandırmasını etkileyen faktörler incelenmiştir. Araştırmanın verileri, en az 18 yaşında, fiziksel şiddet gördüğü evliliğine devam eden ve fiziksel şiddet gördüğü evliliği en az 6 ay önce sonlandıran toplam 122 kadından toplanmıştır. Kadınlara yaş, eğitim durumu, evliliğinin ne kadar sürdüğü, aldıkları sosyal destek, iş sahibi olması, eğitim düzeyi, yaşadıkları fiziksel şiddetin yoğunluğu, büyüdükleri ailede şiddet görüp görmedikleri, çocuk sahibi olup olmadıkları, çocuk sahibi olmaları durumunda ise çocuk sayısı ve çocuğunun şiddet görüp görmemesi, aldıkları psikolojik destek, ayrılma durumuna dair tehdit algısı bilgilerini işaretleyebilecekleri bir demografik formla birlikte, Yetişkinler için Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği, Dini Başa Çıkma Ölçeği ve Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği verilmiştir. Veriler, araştırmanın amaçlarına göre ki-kare, bağımsız örneklem t-testi ve çoklu regresyon analizleri kullanılarak değerlendirilmiştir. Araştırmanın sonucu kadınların evliliğini sonlandırma kararının sadece tehdit algısı, çocuğun şiddet görmesi ve kadının çalışma durumu ile ilişkili olduğu görülmüştür. Ayrılma kararı ile yılmazlık arasında ilişki tespit edilememiştir. Kadının eğitim düzeyi, çalışma durumu, psikolojik destek alması, dini başa çıkma düzeyi ve algılanan sosyal destek düzeyinin ise yılmazlığı yordadığı görülmüştür. Bulgular ilgili literatür çerçevesinde tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kadın, Fiziksel Şiddet, Ayrılma, Yılmazlık, Sosyal Destek

Aile içi şiddetBoşanmaEvli çiftler+4
Pelin Sağlam
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
DoctorateOpen AccessEN

Armenian schools in contemporary Turkey: Governmentality, community, resilience

In the grip of central examination systems, the marketization and pri-vatization of schooling, regulations of a nation state which maintains its emphasis on its Turko-Islamic tenets, and the escalation of competition among students as an outcome of an endeavor to be incorporated into global job markets, the Armenian schools struggle to breed a nurturing soil for Armenian cultural sustainability. The main objective of this re-search is to analyze to what extent the Armenian schools serve as plac-es of cultural empowerment in spite of the external constraints that the educational system in Turkey breeds and the political targeting Armenian community experiences today. Although the schools are places of acculturation in which the wishes of the nation state almost always prevail, this does not mean that latitude in education is fully en-compassed by precepts of national education. There is a possibility for the schools to function as spaces for cultural self-realization as opposed to the political targeting and marginalization they are subjected to. The aim of this study is to unpack the broader educational field encapsulat-ing the Armenian schools, and to paint a comprehensive picture which summarizes bureaucratic functioning, quotidian practices, daily predic-aments, the network of relationships interwoven around the schools or any pattern that delineate their overall milieu, so that it could be possi-ble to understand how self-meaning is produced in the schools.

ArmeniansNon muslem schoolsSociety+6
Hülya Delihüseyinoğlu
Boğaziçi University · Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Ekonomik güçlükler ve çift yılmazlığı arasındaki ilişkide ikili başa çıkmanın aracı rolünün incelenmesi

Bu çalışmanın ana amacı, ekonomik güçlükler ile çift yılmazlığı arasındaki ilişkide pozitif ve negatif ikili başa çıkma yaklaşımlarının aracı rolünün araştırılmasıdır. Araştırmanın bir diğer amacı ise cinsiyet ve ekonomik duruma dair göstergeleri içeren değişkenlerin (bir eve sahip olma, beklenmeyen durumlar için paraya sahip olma, ay sonuna para kalma durumu) çift yılmazlığını nasıl açıkladığını ortaya koymaktır. Bu doğrultuda araştırma, en az bir çocuğa sahip ve en fazla 30 yıl süreyle evli olan 249 kadın ve 117 erkek olmak üzere toplam 366 bireyle yürütülmüştür. Araştırmada veri toplamak amacıyla Kişisel Bilgi Formu, Aile Ekonomik Güçlük Ölçeği, Çift Başa Çıkma Envanteri ve İlişkisel Yılmazlık Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Katsayı Analizi, Aşamalı Hiyerarşik Regresyon Analizi gerçekleştirilmiş ve çalışmanın ana modeli için Çoklu Aracı Değişken Analizi (PROCESS Model 4) yürütülmüştür. Çalışmada hiyerarşik regresyon analizi sonuçları; evlilikte çift yılmazlığını ekonomik güçlüklerin ve negatif ikili başa çıkmanın negatif yönde, pozitif ikili başa çıkmanın pozitif yönde yordadığını göstermiştir. Ana modele ilişkin sonuçlar ise ekonomik güçlükler ve çift yılmazlığı arasındaki ilişkide pozitif ikili başa çıkma ve negatif ikili başa çıkmanın aracı rol üstlendiğini ortaya koymuştur. Özellikle de ekonomik güçlükler ve çift yılmazlığı arasındaki ilişkide evli bireylerin pozitif ikili başa çıkma yaklaşımlarının daha yüksek düzeyde aracılık etkisinin olduğu tespit edilmiştir. Bu bulgular pozitif ikili başa çıkmanın, ekonomik zorluklar karşısında çift yılmazlığını sağlamada önemli bir koruyucu faktör olduğunu göstermiştir. Tüm bu sonuçlar; kültürel özellikler ve bulgular alanyazın göz önüne alınarak tartışılmış, gelecek çalışmalar ve uygulayıcılar için öneriler sunulmuştur.

Ekonomik sorunlarEvli çiftlerStresle başetme+1
Sıla Özgül
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Kopukluk ve reddedilme şema alanı ve çift yılmazlığı arasındaki ilişkide ortak başa çıkmanın aracı ve cinsiyetin düzenleyici rolü

Bu araştırmanın amacı erken dönem uyum bozucu şema alanlarından kopukluk ve reddedilme şema alanı ile çift yılmazlığı arasındaki ilişkide stresle çift olarak baş etmenin alt boyutu olan ortak baş etmenin aracı rolünün incelenmesidir. Çalışmanın bir diğer amacı ise cinsiyet değişkeninin aracılık modeli üzerindeki düzenleyici etkisinin ortaya konmasıdır. Bu kapsamda araştırmaya, 190 kadın ve 119 erkek olmak üzere toplam 309 birey dahil edilmiştir. Araştırma kapsamında Kişisel Bilgi Formu, Young Şema Ölçeği Kısa Form-3, Stresle Çift Olarak Başa Çıkma Envanteri ve İlişkisel Yılmazlık Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizi Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Katsayı Analizi, Aşamalı Hiyerarşik Regresyon Analizi kullanılarak yapılmış ve araştırma modelleri için Çoklu Aracı Değişken Analizi (PROCESS Model 4 ve Model 8) gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda hiyerarşik regresyon analizi sonuçları; evlilikte çift yılmazlığını kopukluk ve reddedilme şema alanının negatif yönde, ortak ikili başa çıkmanın pozitif yönde yordadığını göstermiştir. Araştırma kapsamında kurulan ilk modele ilişkin sonuçlar ise kopukluk ve reddedilme şema alanı ile çift yılmazlığı arasındaki ilişkide ortak ikili başa çıkmanın aracı rolünün olduğunu göstermiştir. İkinci modele ilişkin bulgular ise kopukluk ve reddedilme şema alanı ile çift yılmazlığı arasındaki ilişkide ortak ikili başa çıkmanın aracı rolünde cinsiyetin düzenleyici bir rol üstlenmediğini ortaya koymuştur. Bulgular; çift ilişkisinde bir risk faktörü olarak ele alınan kopukluk ve reddedilme şema alanı karşısında çift yılmazlığını sağlamada, ortak ikili başa çıkmanın koruyucu bir faktör olduğunu göstermiştir. Elde edilen tüm araştırma sonuçları, alanyazın da dikkate alınarak tartışılmış, gelecek araştırmalar ve müdahaleler için öneriler sunulmuştur.

Evli çiftlerStresle başetmeYılmazlık+1
Çağla Vural Morkoç
Aydın Adnan Menderes University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Akademik yılmazlık ve akademik başarı arasındaki ilişkide sporun düzenleyici rolü

Bu çalışmanın amacı üniversite öğrencilerinin kişilik özellikleri, sosyo-ekonomik durumları, akademik yılmazlık ve akademik başarı düzeyleri arasındaki açıklayıcı ve yordayıcı ilişkileri ortaya koymaktır. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama deseni kullanılmıştır. Çalışmada kişilik özellikleri ve sosyo-ekonomik düzey ile akademik başarı arasındaki ilişkide akademik yılmazlığın aracı etkisi incelenmiştir. Hipotize edilen regresyon modelinin cinsiyet ve spor yapıp yapmama durumuna göre anlamlı farklılık gösterip göstermediğini incelemek için çoklu grup analizi gerçekleştirilmiştir. Ayrıca hipotize edilen regresyon modelinin cinsiyet ve spor yapıp yapmama durumuna göre anlamlı farklılık gösterip göstermediğini incelemek için çoklu grup analizi gerçekleştirilmiştir. Çalışma grubu Hitit Üniversitesi lisans programlarına kayıtlı 225 öğrenciden oluşmaktadır. Çalışmada veri toplama araçları olarak Kişisel Bilgi Formu, Karanlık Dörtlü Ölçeği, Sosyo-Ekonomik Statü skoru ve Akademik Yılmazlık Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma verilerinin çözümlenmesinde SPSS 25 ve AMOS 21 paket programları kullanılmıştır. Betimsel istatistiklerde yüzde, frekans, aritmetik ortalama ve standart sapma; karşılaştırmalı analizlerde bağımsız örneklemler t-testi ve tek faktörlü varyans analizi (ANOVA) ile post-hoc testi olarak Scheffe, ayrıca akademik yılmazlığın aracı etkisinin test edilmesi için AMOS paket programında yapısal regresyon modeli ile dolaylı etkilerin anlamlılığı bootstrap yöntemiyle incelenmiş ve düzenleyici değişkenlerin etkisini ortaya koymak için aracılık modeli üzerinde çoklu grup analizi gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda, erkek öğrencilerin karanlık kişilik özelliklerinin (Makyavelist Maske, Makyavelist Strateji, Narsisizm, Psikopati, Davranışsal Sadizm ve Sadist Tutum) ve akademik yılmazlık düzeylerinin kadın öğrencilere göre istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde daha yüksek düzeyde olduğu sonucuna varılmıştır. Öte yandan katılımcıların SES (t (223) = -0.656, p = .512), GANO (t(223) = 1.378, p = .170) ve algılanan akademik başarı (t(223) = -0.488, p = .626) ortalama puanları cinsiyet grupları arasında istatistiksel olarak anlamlı şekilde farklılaşmamıştır. Ayrıca Karanlık Kişilik özelliklerinden yalnızca Narsisizm değişkeninin Akademik Yılmazlık üzerinde anlamlı yordayıcı etkisi (b = .619, p< .001) olduğu sonucuna varılmıştır. Endojen bağımsız değişkenlerden Akademik Yılmazlık değişkeninin de Akademik Başarının anlamlı bir yordayıcısı olduğu tespit edilmiştir (b = .106, p< .001). Narsisizm değişkenin akademik başarı üzerinde doğrudan anlamlı etkisi olmasa da (b = .033, p = .310), Akademik Yılmazlık üzerinden aktarılan dolaylı anlamlı etkisi olduğu (b = .07, p< .001, [.025/.123]) ortaya çıkmıştır. Kişisel ve sosyal faktörler altında ele alınan bu sekiz değişken, Akademik Başarı değişkeninin toplam varyansının R2 =.55'ini açıklamaktadır. Diğer bir ifadeyle öğrencilerin akademik başarıları %55 oranında araştırmada ele alınan yordayıcı değişkenlere göre şekillenmektedir. Narsisizmin hem düzenli spor yapanlarda (b = .97, p< .01) hem de spor yapmayanlarda (b = .48, p< .001) Akademik Yılmazlığı anlamlı bir şekilde yordadığı ortaya çıkmıştır. Ayrıca, spor yapmayanlarda akademik yılmazlığın akademik başarıyı anlamlı bir şekilde yordadığı (b = .16, p< .001) görülmektedir. Spor yapan ve yapmayan gruplarda hipotize edilen modelin nasıl çalıştığı incelendiğinde, spor yapma durumu açısından gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olmadığı sonucuna varılmıştır. Çalışmanın sonuçları eğitimcilerin, öğrencilerin kişilik özelliklerini ve akademik motivasyonlarını anlamak için değerlendirme araçlarını kullanması öğrencilerin güçlü yönlerini belirlemek ve zayıf yönlerini geliştirmek için bireyselleştirilmiş öğrenme stratejileri ve destekleyici kaynaklar sağlama açısından oldukça önemlidir.

Akademik başarıAkademik sağlamlıkBeş faktör kişilik modeli+5
Merve Nur Şapolya
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Görme engelli öğrenci annelerinin yılmazlık özelliklerinin incelenmesi: İstanbul ili örneği

Araştırmanın amacı, ilköğretim görme engelli öğrencilerin annelerinin yılmazlık özeliklerinin çeşitli değişkenlere göre incelemektir. Araştırma beş bölümden oluşmaktadır. Bunlar; Giriş, Kurumsal Açıklamalar, Yöntem, Bulgular ve Yorum, Sonuç Tartışma ve Öneriler şeklindedir.Araştırma, 2011-2012 eğitim-öğretim yılında İstanbul İli Üsküdar İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı Türkan Sabancı Görme Engelliler İlköğretim Okulu ve Sarıyer'e bağlı "Veysel Vardar Görme Engelliler İlköğretim Okulunda" öğrenim gören öğrencilerin annelerine uygulanmıştır. Araştırma 305 anne üzerinde yürütülmüştür.Araştırmada anket ve "Anne Yılmazlık Ölçeği uygulanmıştır. Anne Yılmazlık Ölçeği'nin geçerlilik ve güvenilirlik çalışması yapılmıştır.Yapılan ankette, araştırma grubunu oluşturan annelerin demografik özelliklerini (yaş, eğitim durumu, algılanan gelir düzeyi, çocuğun cinsiyeti, çocuğun ikinci bir engelinin olup olmaması, ailede başka bir engellinin bulunup bulunmaması, anne-babanın birlikte olup olmaması) betimleyici frekans ve yüzde dağılımları çıkarılmış, sonra ölçeğin toplam puanları için aritmetik ortalama () ve standart sapma (ss) değerleri saptanmıştır. Öte yandan, karşılaştırma analizleri için yeterli dağılımın oluşmadığı değişkenler için anlamlı birleştirmelerle gruplar birleştirilmiştir. Örneklem içerisinde normal dağılım özelliği göstermeyen gruplar için non-parametrik teknikler, normal dağılım özelliği gösteren dağılımlar içinse parametrik analiz teknikleri kullanılmıştır.iiAnne Yılmazlık Ölçeğinin orijinali Kaner ve Bayraklı (2010) tarafından zihin engelli çocukları olan anneler için geliştirilmiştir ve orijinalinde ölçeğin sekiz alt boyutu bulunmaktadır. Bu alt boyutlar; İyimserlik-Yaşama Bağlılık, Mücadelecilik, ÖzYetkinlik, Sosyal Destek, Başarıya-Amaca Güdülenme, Yeniliklere Açık Olma, Riskleri Öngörme, Sosyal Yeterlik'tir. Orijinal ölçeğin geliştirilmesi sürecinde görme engelli çocuk anneleri olmadığından ölçeğin faktör yapısına sadık kalarak bu grup için geçerlik ve güvenirlik işlemleri de gerçekleştirilmiştir. Yapılan analizler sonucunda ölçeğin Cronbach's alpha katsayısı αT=.95 olarak; yarılama yöntemi ile de Guttman ve Spearman değerleri de G=,91; S=,91 olarak hesaplanmıştır. Öte yandan Pearson korelasyonu ile yapılan analizlerde madde- toplam ve madde-kalan korelasyonları anlamlı ve bağımsız grup t testi ile yapılan (alt- üst %27) analizlerde maddelerin ve faktörlerin ayırt edici olduğu saptanmış ayrıca faktörler arasında korelasyonların anlamlı olduğu belirlenmiştir. Yine güvenirlik için ölçek üç hafta arayla aynı gruba uygulanmış ve test-tekrar test korelasyon katsayısı da pozitif yönde anlamlı bulunmuştur (rmin=.965; rmax=.997; p<,001). Elde edilen bu bulgular ölçeğin geçerli ve güvenilir olduğunu kanıtlar niteliktedir.Araştırmanın bulgularına göre, görme engelli çocuğa sahip annelerin yılmazlık düzeylerini etkileyen faktörler için özellikle gelir düzeyi ve ailede başka bir engelli olmasının etkililiği söz konusudur. Diğer taraftan, cinsiyet ve yaş faktörlerinin ebeveynin sürekli kaygı ve yaşam doyumları üzerinde etki sahibi olmadığı saptanmıştır. Katılımcı annelerin 106'sı ailede başka bir engellinin daha bulunduğunu, 180'i ise(%62,9) ailede başka bir engellinin daha bulunmadığını ifade etmişlerdir ve başka bir engellinin varlığı annenin yılmazlık düzeyini olulmsuz etkilediği anlaşılmaktadır. Annelerin yılmazlık düzeylerini etkileyen gelir düzeyi ve sosyal destek göz önünde bulundurularak onlara gerekli desteğin sağlanaması ve bireysel gelişimleri adına eğitim programlarının varlığı önem taşımaktadır.Anahtar Kelimeler: Yılmazlık, Anne Yılmazlık, Görme Engellilik, Özel Eğitim

Ana-baba tutumuAnnelerEngelli kişiler+4
Fatma Taşdemir
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmen adaylarının bilişsel esneklikleri ile yılmazlık düzeyleri arasındaki ilişkide bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin aracı rolü

Bu çalışmada bilişsel esneklik ve yılmazlık arasındaki ilişki ve bu ilişkide bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin aracı rolünün araştırılması amaçlanmaktadır. Bu doğrultuda "bilişsel esneklik ile yılmazlık arasındaki ilişkide bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin aracı rolü var mıdır?" şeklinde bir araştırma sorusu geliştirilmiştir. Araştırmanın katılımcılarını Gaziantep Üniversitesi Eğitim Fakültesinde öğrenim görmekte olan 336 lisans öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmada Kişisel Bilgi Formu, Bilişsel Esneklik Envanteri, Yetişkin Psikolojik Sağlamlık Ölçeği ve Bilişsel Duygu Düzenleme Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada incelenen temel istatistiksel kavramlar "frekans analizi, ortalama, standart sapma, çarpıklık-basıklık, korelasyon ve güvenirlik" SPSS 21 paket programı ile, yapısal eşitlik modeli ise AMOS 24 programı ile analiz edilmiştir. Araştırma bulgularına göre bilişsel esneklik ile yılmazlık düzeyi arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki vardır. Yılmazlık düzeyi ile olumlu bilişsel duygu düzenleme stratejileri arasında pozitif yönlü ve anlamlı bir ilişki tespit edilmişken; olumsuz bilişsel duygu düzenleme stratejileri ile anlamlı olmayan bir ilişki tespit edilmiştir. Bilişsel esneklik ile olumlu bilişsel duygu düzenleme stratejileri arasında pozitif yönlü ve anlamlı; olumsuz bilişsel duygu düzenleme stratejileri ile negatif yönlü ve anlamlı ilişki vardır. Bununla birlikte olumlu bilişsel duygu düzenleme stratejileri bilişsel esneklik ve yılmazlık düzeyi arasındaki ilişkide kısmi aracı; alternatif üretebilme becerileri ile yılmazlık düzeyi arasındaki ilişkide kısmi aracı; kontrol edebilme becerileri ile yılmazlık düzeyi arasındaki ilişkide tam aracı rolüne sahiptir. Araştırma bulguları ilgili literatür çerçevesinde tartışılmış ve gelecek çalışmalar için araştırmacılara ve uygulayıcılara önerilerde bulunulmuştur.

Aday öğretmenlerBilişsel duygu düzenlemeBilişsel esneklik+3
Sümeyye Hatun Taşdemir
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2021
00

Related subjects