Social development
65 theses under this subject heading
Okul sporlarına katılan ve katılmayan ortaokul öğrencilerinin sosyal-duygusal ve ahlaki gelişimlerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı okul sporlarına katılan ve katılmayan öğrencilerin Sosyal-Duygusal ve ahlaki gelişimleri arasındaki farkı incelemektir. Araştırma, nicel yöntem desenlerinden genel tarama modelinde bir betimsel araştırma olarak yürütülmüştür. Araştırmanın verileri Van İlindeki ortaokullarda öğrenim gören 7. ve 8. sınıf öğrencilerinden toplamda 627 katılımcıya ''Sosyal-Duygusal ve Ahlaki Gelişim Ölçeği'' ile ''Kişisel Bilgi Formu'' uygulanarak toplanmıştır. Analiz sonucunda okul sporlarına katılan öğrencilerin Sosyal-Duygusal ve ahlaki gelişimlerinin okul sporlarına katılmayan öğrencilere göre daha yüksek olduğu bulunmuştur. Okul sporlarına katılım ile sınıf düzeyi, disiplin cezası alıp almama durumu, aile gelir düzeyi ve çoğunlukla büyüdükleri yer değişkenleri birlikte Sosyal-Duygusal ve ahlaki gelişim üzerinde anlamlı farklılık oluşturmaktadır. Anne ve baba eğitim düzeyi ise yalnızca Sosyal-Duygusal ve ahlaki gelişim üzerinde anlamlı farklılık göstermektedir. Spor yapılan süre ve spor branşlarının da Sosyal-Duygusal ve ahlaki gelişim ile ilişkili olduğu görülmüştür. Araştırmadan elde edilen bulgular literatür bağlamında tartışılmış ve konuyla ilgili öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Okul Sporları; Sosyal Gelişim; Duygusal Gelişim; Ahlaki Gelişim
Lise öğrencilerinin müzikten etkilenim düzeyleriyle prososyal eğilimleri arasındaki ı̇lişkinin ı̇ncelenmesi
Bu çalışma, lise öğrencilerinin müzikten etkilenimleri ile prososyal davranışlar arasındaki ilişkiyi ve bazı değişkenlerin bu davranışlar üzerindeki etkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Çalışmanın örneklem grubunu 2018-2019 eğitim-öğretim yılında Ağrı İl Merkezi'nde Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlı 19 lisede öğrenim gören 1401 öğrenci oluşturmuştur. Çalışma grubuna dahil olan öğrencilere önce araştırmacı tarafından geliştirilen genel bilgi formu sonra sırasıyla Prososyal Eğilimler Ölçeği ve Müzikten Etkilenim Ölçeği uygulanmıştır. Araştırma, nicel araştırma yöntemlerinden biri olan; iki ya da daha fazla değişken arasındaki ilişkinin incelenmesi ve neden-sonuç ile ilgili ipuçları elde etmek amacıyla korelasyonel (ilişkisel) tarama yoluyla yapılan betimsel bir çalışmadır. Lise öğrencilerinin demografik bilgileri % ve frekans "f" alma teknikleri ile analiz edilmiştir. Ölçeklerden alınan puanların değişkenlere göre anlamlı bir farklılık gösterip göstermediğini incelemek amacıyla; tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve t testi yapılmıştır. ANOVA'nın anlamlı çıkması sonucunda ise örneklem büyüklüklerinin birbirinden farklı olması sebebiyle Post-Hoc testlerinden LSD testi uygulanmıştır. Araştırmanın bulgularına göre Müzikten Etkilenim Ölçeği ile ya da Prososyal Eğilimler Ölçeği'nin alt boyutlarının en az bir tanesi ile arasında anlamlı bir ilişki olan değişkenler şu şekildedir; cinsiyet, anne-baba eğitim durumu, baba çalışma durumu, aile ve öğretmen yardım ettiğini düşünme durumu, sınıf düzeyi, lise türü ve müzik türü. Müzikten etkilenim ile prososyal davranışlar arasında yapılan basit doğrusal regresyon sonucuna göre de prososyal davranışların alt boyutlarından duygusal, acil, gizli ve itaatkâr prososyal davranışlar ile müzikten etkilenim arasında ilişki olduğu saptanmıştır.
6-12 yaş grubu korunma ihtiyacı olan çocuklarda (KİOÇ) piyano eğitiminin sosyal gelişimlerine etkileri
Bu araştırmada 6-12 yaş arasındaki koruma altındaki çocuklarda, piyano eğitiminin sosyal düzeyleri üzerindeki etkisini incelemek amaçlanmıştır. Bu doğrultuda 6-12 yaş arasında koruma altında olan toplam 12 çocuk ile birlikte çalışılmıştır. Araştırmada sosyal beceri düzeyini ölçmek için „Matson Sosyal Beceri ölçeği‟ ve „Atılganlık Ölçeği‟ ve sosyal beceri ile ilişki değişkenler olarak duygusal ve davranışsal sorunları incelemek için „Güçler ve Güçlükler Anketi‟ uygulanmıştır. Çalışmaya alınan 12 katılımcının 6‟sı deney 6‟sı kontrol grubuna atanmıştır. Hem deney hem de kontrol grubuna ön test puanlarının belirlenmesi amacı ile deneysel süreçten önce ölçekler uygulanmıştır. Deney grubuna atanan katılımcılara 12 hafta boyunca haftada 1 defa olmak üzere piyano eğitimi verilmiştir. Eğitimler koruma altındaki çocukların yaşadıkları çocuk evinin müzik sınıfında verilmiştir. Eğitim planı araştırmacı tarafından oluşturulmuştur. Kontrol grubuna bu süre boyunca herhangi bir müdahalede bulunulmamıştır. Deney sürecinin bitmesi ile hem deney hem de kontrol grubuna son test puanlarını almak amacı ile ölçekler tekrar uygulanmıştır. Ön test ve son test değerleri arasındaki farkı incelemek için IBM SPSS 21 programı kullanılmıştır. Kontrol ve deney gruplarına ilişkin ön test ve son test puanları arasındaki farklar Mann Whitney-U testi ve Wilcoxon işaretli sıralar testi ile incelenmiştir. Buna ek olarak deney grubunun ön test ve son test değerleri arasındaki farkı incelemek için ortalama ve standart sapma değerleri incelenmiştir. Araştırma sonuçları deney grubunun „sosyal beceri‟ puanlarında, „atılganlık‟ puanlarında istatistiksel anlamlı bir artış olduğunu; „dikkat eksikliği ve hiperaktivite‟, „akran sorunları‟, „duygusal sorunlar‟ ve güçler ve güçlükler anketi toplam puan‟ın da istatistiksel olarak anlamlı bir azalma olduğunu göstermiştir. (p<.05) Araştırma sonuçları, müzik eğitiminin sosyal beceri düzeyini arttırdığını ve duygusal ve davranışsal sorunları azalttığını göstermiştir. Sonuçların ilgili literatür ile uyumlu olduğu görülmektedir. Araştırma sonuçları müzikal ve sanatsal çalışmaların dezavantajlı çocuklarda iyi oluşu arttırarak duygusal ve davranışsal sorunlarını azaltabileceğini göstermektedir. Uzun vadeli sonuçların değerlendirilebilmesi için ilgili konu ile daha fazla araştırma yapılmaya ihtiyaç bulunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Müzik Eğitimi, Sosyal Beceri, Atılganlık, Duygusal sorunlar
Erken paylaşımlı kitap okumanın bebeğin dil, bilişsel ve kişisel sosyal gelişimine etkisinin incelenmesi: Sosyoekonomik yetersizlikleri sebebiyle risk altında olan bebekler
ÖKTEN, Ö. Erken Paylaşımlı Kitap Okumanın Bebeğin Dil, Bilişsel ve Kişisel Sosyal Gelişimine Etkisinin İncelenmesi: Sosyoekonomik Yetersizlikleri Sebebiyle Risk Altında Olan Bebekler, Hacettepe Üniversitesi Çocuk Gelişimi ve Eğitimi Programı Yüksek Lisans Tezi, Ankara 2022. Bu araştırmada erken dönemde paylaşımlı kitap okumanın, sosyoekonomik yetersizlikleri sebebiyle risk altında olan çocukların dil, bilişsel ve kişisel-sosyal gelişimine olumlu yönde etki etmesi amaçlanmıştır. Ek olarak anne-bebek erken paylaşımlı kitap okuma destek programına dâhil olan annelerin program uygulamasının sonrasında kitap okuma becerilerine yönelik farkındalık düzeyinde artış sağlaması amaçlanmıştır. Çalışma grubu Sağlık Bakanlığına bağlı Kaletepe Sağlıklı Yaşam Merkezinde kayıtlı 6-24 ay arasındaki bebekler ve onların annelerinden oluşmaktadır. Çalışma grubu 10 kişilik deney ve 10 kişilik kontrol grubundan oluşmaktadır. Araştırma, ön test son test gruplu deneysel desen kullanılarak test edilmiştir. Araştırmacı katılımcılara TİGE I-II, EGE ve Bebeklik Dönemi (8-24 Ay) Paylaşımlı Kitap Okuma Değerlendirme Ölçeklerini ön test ve son test olmak üzere uygulamıştır. Buna ek olarak annelere destek programı ile ilgili anket soruları verilmiştir ve cevapları da kaydedilmiştir. Araştırmada 10 kişilik deney grubuna Erken Paylaşımlı Kitap Okuma Destek Programı uygulanmıştır. 10 kişilik kontrol grubuna ise herhangi bir destek programı uygulanmamıştır. Araştırma verilerinin toplanmasında EGE (Erken Gelişim Envanteri), TİGE (Türkçe İletişim Gelişimi Envanteri) I-II, Bebeklik Dönemi (8-24 Ay) Paylaşımlı Kitap Okuma Becerileri Değerlendirme Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre uygulanan paylaşımlı kitap okuma destek programının bebeklerin dil, bilişsel ve kişisel sosyal gelişimine olumlu ve anlamlı etkisi bulunmuştur.
Gelişimsel dil bozukluğu riski olan çocukların sosyal-duygusal ve dil gelişimleri arasındaki ilişkinin normal dil gelişimi gösteren akranları ile karşılaştırılması
Gelişimsel dil bozukluğuna eşlik eden problemler olduğu bilinmektedir. Bu problemler arasında davranış problemleri ve sosyal-duygusal yeterliliğin düşük olması yer almaktadır. Bu araştırmada, gelişimsel dil bozukluğu riski (rGDB) olan ve normal dil gelişimine sahip çocukların dil ve sosyal-duygusal gelişimleri arasındaki ilişkiyi ve dil gelişimi ile sosyal-duygusal gelişim alanlarının çocukların etkileşimsel davranışları üzerindeki etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. İkincil olarak, ebeveynlerin çocukları ile etkileşiminin dil ve sosyal-duygusal gelişimleri ile ilişkisi incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma, Hacettepe Üniversitesi Hastaneleri Dil ve Konuşma Terapisi Ünitesinde yürütülmüştür. Çalışmaya kronolojik yaşı 24-36 ay aralığında gelişimsel dil bozukluğu riski bulunan 51 çocuk (36 E, 15 K) ve normal dil gelişimine sahip 51 çocuk (30 E, 21 K) dahil edilmiştir. Dil değerlendirmeleri 'Türkçe Erken Dil Gelişimi Testi', 'Dil Gelişimi Tarama Envanteri', 'Ortalama Sözce Uzunluğu'; sosyal-duygusal gelişim değerlendirmesi 'Kısa 1-3 Yaş Sosyal ve Duygusal Değerlendirme Ölçeği'; etkileşimsel davranış değerlendirmeleri 'Çocuk Davranışını Değerlendirme Ölçeği -Türkçe Versiyon' ve 'Ebeveyn Davranışını Değerlendirme Ölçeği - Türkçe Versiyon' ile yapılmıştır. Araştırmanın sonucunda, rGDB olan çocukların normal dil gelişimi gösteren akranlarına göre anlamlı olarak daha fazla davranış problemleri ve daha düşük sosyal-duygusal yeterlilik gösterdikleri görülmüştür (p < ,001). Çocukların dil gelişimleri ve sosyal-duygusal gelişimleri arasında ilişki bulunmuştur. Ebeveynin davranışlarının çocukların dil gelişimleri ve sosyal-duygusal gelişimleri üzerindeki etkisi gösterilmiştir. Anahtar Kelimeler: gelişimsel dil bozukluğu, dil gelişimi, sosyal-duygusal gelişim, çocuk davranışı, ebeveyn davranışı
"Devereux" okul öncesi ölçeğinin uyarlanması ve ikinci adım erken müdahale programının etkililiğinin değerlendirilmesi
Çocukların sosyal duygusal gelişimlerine etki eden programların kullanılması ve bu programların etkililiğinin araştırılması çocukların sosyal duygusal gelişimi açısından önemli bir adımdır. İkinci Adım programı, çocukların sosyal duygusal yönden desteklenmesini hedefleyen bir programdır. Bundan dolayı yapılan araştırmanın amacı; İkinci Adım programının 36-60 ay arası çocukların sosyal duygusal gelişimleri üzerindeki etkililiğinin incelenmesidir. DCEA-P2 ölçek geçerlik güvenirlik çalışmasına 998 çocuk üzerinden her bir çocuk için çocukların velileri ve öğretmenleri katılmıştır. İkinci Adım Programının etkililiğini ölçmek için deney grubuna 47 çocuk kontrol grubuna ise 31 çocuk katılmıştır. Araştırmada ilk olarak İkinci Adım programının etkililiğinin belirlenmesi amacıyla DECA-P2 (Devereux Early Childhood Assessment P-2) (Devereux Erken Çocukluk Değerlendirme Ölçeği P-2) ölçeğinin adaptasyonu yapılmıştır. Ölçek adaptasyon çalışmasının ardından programın etkililiğini ölçmek için kullanılmıştır. İkinci olarak da İkinci Adım programının etkililiğini incelemek için ön test ve son test kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Nicel verilerin analizinde deney ve kontrol gruplarının ön test, son test ve izleme testi puanları arasındaki farkın anlamlı olup olmadığını görmek için parametrik ve parametrik olmayan analiz yöntemleri kullanılmıştır. Bulgular kısmında, İkinci Adım programının 36-60 ay arasındaki çocukların sosyal duygusal gelişimleri üzerinde olumlu etkileri tespit edilmiştir. Çocukların girişkenlik, özdüzenleme, bağlanma/ilişki kurma ve toplam koruyucu faktörler alt boyutlarında programı alan çocuklar lehine sonuç ortaya çıkmıştır. Kız çocuklarının erkek çocuklarına göre sosyal duygusal açıdan yüksek puan aldıkları bulunmuştur. Ölçeğin girişkenlik, özdüzenleme, bağlanma/ilişki kurma ve toplam koruyucu faktörler alt boyutunda 4-5 yaş çocuklarının 3-4 yaş çocuklarına göre programdan daha yüksek puan aldıkları ortaya çıkmıştır. Sonuçlarda uygulamanın önemi ve uygulamanın nasıl yaygınlaştırılabileceği konusunda değerlendirmeler yapılmıştır. Anahtar sözcükler: sosyal duygusal gelişim, okul öncesi dönem, erken müdahale programları, İkinci Adım programı, DECA-P2 ölçeği
Balkan Gazetesi'ne göre Bulgaristan'da sosyal ve siyasi gelişmeler (1906-1908)
Gazete, XIX. yüzyılda ve XX. yüzyılın ilk yarısında en temel kitle haberleşme aracı olmuştur. Bu araç, XIX. yüzyılın başlarından itibaren Osmanlı Devleti'nde de kullanılmış ve yaygınlaşmıştır. Bu tezde, Osmanlı Devleti'ne bağlı Bulgaristan Prensliği'nde Ethem Ruhi Bey tarafından yayımlanmış olan Balkan Gazetesi'nin 1906-1908 yıllarındaki haberleri üzerinden bir tarih yazımı ortaya çıkarmak hedeflenmiştir. Bu çalışma için Beyazıt Kütüphanesi Hakkı Tarık Us Süreli Yayın Koleksiyonu'ndan alınan gazete sayıları incelenmiş, 1906-1908 yıllarında Bulgaristan sosyal ve siyasi açıdan irdelenmiştir. Anahtar Sözcükler Balkan Gazetesi, Bulgaristan, Sosyal ve Siyasi Tarih, Basın Tarihi.
Ekonomik büyüme ve sosyal gelişme etkileşimi: 1990 - 2018 dönemi
Gelişme kavramı diğer bir ifadeyle kalkınma, bir ülkede belli bir dönemde hem ekonomik verilerde hem de sosyal göstergelerde meydana gelen değişimdir. Bu kapsamda gelişmenin detaylı bir şekilde açıklanması amacıyla, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) 1990 yılından itibaren her yıl "İnsani Gelişim Endeksini" yayınlamaya başlamıştır. Ayrıca ekonomik veriler kullanılmadan insani gelişimi açıklamaya çalışan sosyal gelişim endeksi, 2014 yılından itibaren Dünya Bankası tarafından yayınlamaya başlamıştır. Bu tezin amacı, ekonomik ve sosyal veriler ışığında, Türkiye'nin gelişim sürecini incelemektir. Bu kapsamda: Arjantin, Brezilya, Çin, Hindistan, Endonezya, Rusya, Güney Afrika ve Türkiye'nin de içinde bulunduğu yükselen ekonomiler incelenmiştir. Ayrıca Avrupa Birliği'ne (AB) üye olan son üç ülke ile AB'ye aday ülkeler: Bulgaristan, Romanya ve Hırvatistan, Kuzey Makedonya, Sırbistan, Karadağ Arnavutluk'a ait ekonomik ve sosyal verilere yer verilmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde, ekonomik büyüme ve sosyal gelişme ile ilgili tanımlamalara yer verilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde, 1990 – 2018 yılları arasında Türkiye'de gerçekleşen ekonomik büyüme ve sosyal gelişme ile ilgili veriler incelenmiştir. Üçüncü bölümde, yükselen ekonomiler ve AB'ye üye olan son üç ülke ile AB'ye aday ülkeler incelenmiştir. Çalışmanın son bölümünde, yarı yapılandırılmış bir mülakat gerçekleştirilerek konunun genel değerlendirilmesi yapılmıştır. Anahtar Sözcükler: Ekonomik Büyüme, Kalkınma, İnsani Gelişme, Sosyal Gelişme.
Okul öncesi dönem çocuklarının sosyal ve duygusal yeterliliklerinin incelenmesi
Okul öncesi dönem yılları ile ilgili son yıllarda yapılan çalışmalar çocukların sosyal ve duygusal gelişimlerine odaklanmaktadır. Okul öncesi dönemdeki çocukların sosyal ve duygusal yeterliliklerinin yeterli seviyede olması çocukların diğer gelişim alanlarına olumlu katkılar sağlamaktadır. Her çocuğun bireysel gelişimi ve farklılıkları göz önünde bulundurulduğunda çocukların yaşlarına özgü sosyal ve duygusal yeterlilik becerilerini ne düzeyde gösterdikleri, bu becerilerin yaşa, cinsiyete ve sosyo-ekonomik düzeye göre farklılaşıp farklılaşmadığı merak edilmiştir. Bu nedenle bu araştırmada araştırmacı "Okul öncesi eğitim kurumlarına devam eden çocukların sosyal ve duygusal yeterlilikleri ne düzeydedir?" sorusuna yanıt aramıştır. Bu araştırmanın katılımcılarını 2015-2016 eğitim öğretim yılının birinci yarıyılında İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı bağımsız anaokullarına devam eden 36-66 aylık çocukların ebeveynleri ve öğretmenleri oluşturmaktadır. Çocukların 315'ini kız, 306'sını erkek öğrenciler oluşturmaktadır. Bu araştırma kapsamında Devereux Erken Çocukluk Değerlendirmesi Ölçeği (DECA-P2) kullanılmıştır. Ayrıca bu ölçeğin geçerlik ve güvenilirlik çalışmaları da yapılmıştır. 621 ebeveyn ve 149 öğretmen DECA-P2 ölçeğini ve demografik bilgi formunu değerlendirmiştir. DECA-P2 ölçeğinin Türk örneklemindeki hem ebeveyn hem de öğretmen versiyonuna doğrulayıcı faktör analizi yapılmış ve sonuçları orijinal DECA-P2 ile benzer bulunmuştur. Ölçeğin öğretmen versiyonundaki davranış sorunları alt boyutunda bulunan maddelerin faktör yükleri 0.22-0.74 aralığında, öz düzenleme alt boyutunda ise maddelerin faktör yükleri 0.41-0.64 aralığında, bağlanma/ilişki alt boyutundaki maddelerin faktör yükleri ise 0.23-0.68 aralığında, girişkenlik alt boyutundaki maddelerin faktör yükleri ise 0.48-0.68 aralığında değiştiği gözlenmiştir. Ölçeğin ebeveyn versiyonundaki davranış sorunları alt boyutunda bulunan maddelerin faktör yükleri 0.21-0.49 aralığında, öz düzenleme alt boyutundaki maddelerin faktör yükleri 0.40-0.53 aralığında, bağlanma/ilişki alt boyutundaki maddelerin faktör yükleri ise 0.25-0.43 aralığında, girişkenlik alt boyutundaki maddelerin faktör yükleri ise 0.40-0.55 aralığında gözlenmiştir. DECA-P2 ölçeğinin Türk örneklemindeki hem ebeveyn hem de öğretmen versiyonunun güvenilirlik sonuçları ise Cronbach Alfa kat sayıları ile değerlendirilmiştir. Öğretmenler için olan DECA-P2 ölçeğinin tümü için Cronbach Alpha katsayısı .91'dir. Davranış sorunları alt boyutu için Cronbach Alpha katsayısı .80, öz düzenleme alt boyutu için .86, bağlanma/ilişki alt boyutu için .76, girişkenlik alt boyutu için .88 olarak bulunmuştur. Ebeveynler için olan DECA-P2 ölçeğinin tümü için Cronbach Alpha katsayısı .85'dir. Davranış sorunları alt boyutu için Cronbach Alpha katsayısı .68, öz düzenleme alt boyutu için .78, bağlanma/ilişki alt boyutu için .66, girişkenlik alt boyutu için .78 olarak bulunmuştur. DECA-P2 ölçeğinin Türk örneklem yapısında geçerlik ve güvenilirlik sonuçları bu ölçeğin Türk kültüründe uygulanabilir olduğu sonucunu ortaya çıkarmıştır. Bu araştırmanın bulguları ebeveynlere göre kız çocuklarının erkek çocuklara göre daha girişken ve daha iyi öz düzenleme becerilerine sahip olduklarını göstermektedir. Ebeveynler, erkek çocuklarının bağlanma/ilişki becerilerinde daha iyi olduğunu ifade etmekle birlikte davranış sorunlarında daha fazla sorun yaşadıklarını belirtmişlerdir. Öğretmenler ise kız çocuklarının girişkenlik, öz düzenleme, bağlanma/ilişki becerilerinde daha iyi olduğunu ifade etmekle birlikte davranış sorunlarında daha fazla sorun yaşadıklarını belirtmişlerdir. Hem öğretmenler hem de ebeveynler çocukların sosyal ve duygusal yeterliliklerinin sosyo-ekonomik düzeye göre farklılaşmadığını ifade etmiştir. Ebeveynlerin değerlendirmelerine göre 60-66 aylık çocukların diğer yaş gruplarına göre daha iyi öz düzenleme becerilerine, 48-59 aylık çocukların ise diğer yaş gruplarına göre daha fazla davranışsal sorunlara sahip oldukları görülmüştür. Öğretmenlerin değerlendirmelerine göre ise 60-66 aylık çocuklar diğer yaş gruplarına göre daha iyi öz düzenleme becerilerine sahip olarak görülmüştür. Fakat bu yaş grubundaki çocuklar, öğretmenlere göre daha fazla davranışsal sorun yaşamaktadır. Bu sonuçlar, DECA-P2 ölçeğinin çocukların sosyal ve duygusal yeterliliğini ölçmede geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğunu göstermiştir. DECA-P2 ölçeğine göre İzmir ilindeki çocuklar girişken ve öz düzenleme becerilerine sahip olarak görünmektedir. Bu çocuklara bağlanma/ilişki becerileri ve davranışsal sorunlar açısından bakıldığında ise çocukların geliştirilmesi gerektiği düşünülmektedir. Sonuç olarak, DECA-P2 ölçeğinin okul öncesi dönemdeki çocukların sosyal ve duygusal yeterliliklerini değerlendirmek üzere alternatif bir ölçme aracı olabileceği düşünülmektedir.
1980 sonrası Türkiye'de toplumsal değişme ve Refah Partisi
1980 ve sonrası Türkiye'nin sosyolojik, siyasi, sosyo-kültürel ve sosyo-ekonomik gelişim ve değişiminde önemli bir dönüm noktasıdır. Türkiye'nin tarihsel ve sosyolojik gerçekliğinde bu denli önemi haiz bir sürecin şüphesiz önemli toplumsal ve siyasal aktörleri, yeni kimlikleri ve siyasi partileri de olacaktır. İşte bu dönem içerisinde aktör ve siyasi partilerin en önemlilerinden biri Refah Partisi'dir. Parti, 1980'lerin ilk yıllarından 1990'lı yılların sonlarına kadar Türkiye'nin kendine özgü sosyolojik, tarihsel ve siyasal gerçekliğinde bir mihenk taşı olmuştur. Bu çalışmada Milli Görüş Hareketi'nin üçüncü siyasi partisi olan RP'nin özellikle 1990'lı yıllarda yerel ve genel seçimlerdeki başarısının altında yatan sosyolojik, siyasi, sosyo-kültürel ve sosyo-ekonomik faktörler seçim sonuçlarına dayalı bir biçimde incelenecektir. Bu çalışma bir seçim sosyolojisi çalışmasıdır. Bu nedenle Milli Görüş Hareketi partilerinden ve RP'nin öncülü sayılan Milli Selamet Partisi'nin girdiği son seçimlerle RP'nin ardılı sayılan Fazilet Partisi'nin girdiği ilk seçim sonuçlarına da değinilmiştir. Böylece hareketin tarihsel ve sosyolojik sürekliliğinden kopmadan 1984 ile 1995 yılları arasındaki altı seçim sonucu Türkiye'nin siyasal gerçekliğinde değerlendirilecektir.
Okulöncesi eğitimin 4-5 yaş çocuğunun sosyal gelişimine etkileri konusunda öğretmen görüşleri
YÜKSEK LİSANS TEZ ÖZÜ OKULÖNCESİ EĞİTİMİN 4-5 YAŞ ÇOCUĞUNUN SOSYAL GELİŞİMİNE ETKİLERİ KONUSUNDA ÖĞRETMEN GÖRÜŞLERİ Berrin DİNÇ İlköğretim Anabilim Dalı Okulöncesi Öğretmenliği Programı Anadolu Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Haziran 2002 Danışman: Yrd.Doç.Dr. Mehmet GÜLTEKİN Okulöncesi eğitim, bireysel ve sosyal işlevleri son derece önemli bir örgün eğitim basamağıdır. Çocuğun kendisine olan güven duygusunu geliştirmek, sorumluluklarını öğretmek, kişiliğini ve özel yeteneklerini geliştirmek ve yarının mutlu insanlarını yetiştirmek okulöncesi eğitimi ile olanaklıdır. Okulöncesi eğitim kurumlarının temel işlevi, çocuğu gerek bireysel ve gerek sosyal bakımdan daha sonra gelecek eğitim aşamalarına hazırlamak ve sosyal yönden gelişimini sağlamaktır. Bu araştırmada, okulöncesi eğitimin 4-5 yaş çocuğunun sosyal gelişimine etkileri konusunda öğretmen görüşlerinin ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Araştırma tarama modelindedir. Araştırmanın örneklemini, 2000-2001 öğretim yılında Eskişehir il merkezinde Milli Eğitim Bakanlığına bağlı anaokullanna devam eden 4-5 yaş çocukları ve onlara eğitim veren öğretmenler oluşturmaktadır. Araştırma kapsamına alınan 4-5 yaş çocuklarının toplam sayısı 162, öğretmenlerin ise 12'dir. Verilerin toplanmasında nicel ve nitel yöntemler birlikte kullanılmıştır. 4-5 yaş çocuklarının sosyal gelişim düzeylerini saptamak amacıyla "Davranış Derecelendirme Ölçeği" kullanılmıştır. Çocukların ölçekten aldıkları puan ortalamalarının yaş, cinsiyet ve okula devam süresine göre değişip değişmediği t testi ile sınanmıştır. Öğretmengörüşlerinin ortaya çıkarılması amacıyla, nitel yöntemlerden yan yapılandırılmış görüşme ve betimsel analiz tekniği kullanılmıştır. Daha sonra elde edilen verilerin sayısallaştırılması yoluna gidilmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular, anaokuluna devam eden 4-5 yaş çocuklarının sosyal gelişim düzeylerinin ortanın üstünde gelişmiş olduğunu göstermektedir. Ayrıca çocukların sosyal gelişim düzeylerinin, yaş, cinsiyet ve okula devam süresi değişkenlerinden etkilendiğini; kız çocuklarının erkeklere, 5 yaş çocuklarının 4 yaş çocuklarına ve anaokuluna 2 yıl devam edenlerin 1 yıl devam edenlere göre sosyal gelişim düzeylerinin daha yüksek olduğu bulunmuştur. Öğretmenler, okulöncesi eğitimin çocuğun öncelikle sosyal gelişimine katkı sağladığı ve anaokullarında uygulanan programın sosyal davranışları kazandırmada etkili olduğu yönünde görüş bildirmişlerdir. Öğretmenlerin tümü, anaokuluna devam eden çocukların başlangıçta gösterdiği sosyal davranışları ile anaokulu eğitimi sonrası sosyal davranışları arasında olumlu yönde büyük farklılıklar olduğu görüşünde birleşmişlerdir. m
Hızlandırmanın üstün zekâlı öğrencı̇lerı̇n akademı̇k başarısı ve sosyal-duygusal gelı̇şı̇mı̇ üzerı̇ndekı̇ etkı̇sı̇ne yönelı̇k bı̇r meta-analı̇z çalışması
Bu çalışmada hızlandırmanın üstün zekâlı öğrencilerin akademik başarısı ve sosyal-duygusal gelişimi üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Hızlandırmanın üstün zekâlı öğrencilerin akademik başarısı ve sosyal-duygusal gelişimi üzerindeki etkisini araştıran deneysel araştırma bulguları meta-analiz yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin analizinde CMA yazılımı kullanılmıştır. Çalışmaya, 1984-2016 yılları arasında uluslararası alanyazında yer alan 54 yayın dahil edilmiştir. Hedges g etki büyüklüğü katsayısı olarak kullanılmıştır. Etkinin farklılaşan örneklem büyüklüğü, hızlandırma türleri ve katılımcılar bağlamında değişkenlik göstereceği varsayılarak, analizde rastgele etkiler modeli kullanılmıştır. Analiz sonuçları önceki meta-analiz çalışma bulguları ile tutarlılık göstermektedir. Hızlandırmanın üstün zekâlı öğrencilerin akademik başarısı ve sosyal-duygusal gelişimi üzerinde olumlu etkilere sahip olduğu görülmektedir. Araştırma bulguları hızlandırmanın üstün zekâlı öğrencilerin eğitiminde etkili bir strateji olduğunu göstermiştir. Anahtar Sözcükler: Üstün zekâlı öğrenciler, Eğitimde hızlandırma, Meta-analiz, Akademik başarı, Sosyal-duygusal gelişim
Erken çocuklukta okul çaplı olumlu davranış desteği modelinin etkililiği
Bireyin çocukluk yıllarındaki davranışları ilerleyen yıllardaki davranışlarının ve sosyal gelişiminin temelini oluşturmaktadır. Bu nedenle, çocuklara uygun davranışların kazandırılması, sosyal becerilerinin desteklenmesi ve problem davranışlarının erkenden azaltılması son derece önemlidir. Bu nedenle araştırmacılar, çocukların problem davranışlarına etkili çözümler getirecek kanıt temelli müdahale arayışları içerisindedir. Alanyazında, erken çocuklukta özel eğitime yönelik birçok program bulmaktadır ancak "Olumlu Davranış Desteği (ODD)" yaklaşımının 2000'li yılardan itibaren yaygın olarak uygulanan bir müdahale programı olduğu görülmektedir. ODD, çocuğun bulunduğu çevrede, eğitim sisteminde, eğitimcilerin yaklaşımlarında olumlu yönde değişiklikler yaparak çocuğun yaşam kalitesini yükseltmeyi, çocuğun olumlu davranışlarının ödüllendirilmesi gibi uygulamalar yaparak çocuğun problem davranışlarını azaltmayı ve uygun davranışlarını artırmayı hedeflemektedir. ODD kapsamında yer alan bu uygulamaların bir okulun tamamını kapsayacak şekilde planlanıp uygulanmasına "Okul Çaplı Olumlu Davranış Desteği" uygulamaları denilmektedir. Bu araştırmada, "Erken Çocuklukta Okul Çaplı Olumlu Davranış Desteği (EÇODEM)" müdahalesinin çocukların problem davranışlarını azaltma ve önleme ile uygun davranışlarını ve sosyal beceri düzeylerini artırmaya yönelik etkililiği değerlendirilmiştir. EÇODEM dört ana aşamada ve 14 adımda gerçekleştirilmiştir. Araştırma Eskişehir'de bulunan bir bağımsız anaokulunun yöneticileri, öğretmenleri, yardımcı personelleri, tanılı ve tanısız tüm çocukları ve birincil bakıcıları ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma sürecinde nicel ve nitel veriler aynı zamanda toplandığı için karma yöntem araştırma modeli çeşitlerinden "yakınsayan paralel karma yöntem" deseni benimsenmiştir. Araştırmanın nicel ve nitel bulgularına göre, EÇODEM uygulamaları ile tanılı ve tanısız çocukların problem davranışlarında anlamlı düzeyde azalma ve sosyal beceri düzeyinde ise artma tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Davranış problemi, Duygu ve davranış bozukluğu, Olumlu davranış desteği, Okul çaplı olumlu davranış desteği, Erken çocukluk
Hülâsatü'l-Beyân fî Tefsîri'l-Kur'an'da dönemin siyasi ve sosyal gelişmelerinin yansımaları
Çalışmamızda Konyalı Mehmed Vehbi Efendi'nin yazmış olduğu Hülâsatü'l-Beyân Fî Tefsiri'l Kur'an eserinde dönemin siyasi ve sosyal gelişmelerinin yansımaları ele alınmıştır. Çalışmamızın ilk bölümünde eserin daha iyi anlaşılabilmesi amacıyla yazarın eğitimi, yapmış olduğu görevler ve siyasi yönleri ele alınmıştır. Ayrıca bu bölümde eseri yorumlarken etkili olan düşünce yapısı ve dünya görüşü üzerinde durulmuştur. Bunun yanı sıra bu bölümde yorumlarında etkili olması münasebetiyle dönemin siyasi gelişmelerine değinilmiştir. Halk arasında kullanılan atasözleri ve deyimlerden bahsedilmiştir. Gaybî konuları görsel hale getirmesi açısından kullanmış olduğu benzetmelere yer verilmiştir. Sonuçta bu özelliklerin yaşadığı dönemde halk tarafından eserin sevilmesini ve tutulmasını sağladığı tespit edilmiştir. Çalışmamızın ikinci bölümünde toplumsal gelişmelerin esere yansımaları ele alınmıştır. Bu bölümde Batılılaşmanın, dönemin mimarisinin, teknolojinin, tıp ve biyolojinin, dini problemlerin ve ahlaki problemlerin esere nasıl yansıdığı tespit edilmiştir. Her dönemde farklı şekilde yorumlanan ve tartışılan konulardan olan kadın ve örtünme, şeriat ve faiz konularındaki görüşleri tespit edilmiştir. Ayrıca burada yaşadığı dönemde tartışma konusu olan Cuma gününün tatil olması meselesi ile ilgili görüşlerine de yer verilmiştir. Bu bölümde ele aldığımız konulardan Vehbi Efendi'nin büyük oranda yaşadığı dönemdeki toplumsal olaylardan etkilendiği sonucuna varılmıştır. Tezimizin son bölümünde ise dönemin siyasi olaylarının esere yansımaları üzerinde durulmuştur. Müellifin yaşadığı dönemin önemli olaylarından olan Balkan Savaşları ve Birinci Dünya Savaşı'nın esere nasıl yansıdığı tespit edilmiştir. Askerlik konusundan çokça bahsetmesi neticesinde bu konuyu ayetlerden temellendirmeye çalıştığı gözlemlenmiş ve bunda yaşanılan dönemdeki savaşların etkisinin olduğu sonucu çıkarılmıştır. Ayrıca burada devletle ilgili konuların esere yansımalarına değinilmiş, seferberlik ve milli mücadele döneminin esere yansımalarından bahsedilmiştir. Sonuç olarak Vehbi Efendi'nin dönemin toplumsal ve siyasal olaylarından büyük ölçüde etkilendiği tespit edilmiştir. Eseri yazmada ki amacının halka ve devlet ileri gelenlerine mesajlar vermek olduğu anlaşılmıştır. Dönemin sorunlarını eserine yansıtması bunu kanıtlar niteliktedir.
Kent kültürünün plastik sanatlara etkisi
Plastik sanatlar, kentlerin oluşum sürecinde toplumsal yapılanmaya ve kültüre ayna tutmaktadır. Özellikle sanayileşme sonrası kentlerde toplumsal değişim, küreselleşme ve kapitalizm kent kültürünü de derinden etkilemiştir. Kentlerdeki bu kültürel değişim, yaşayış biçimleri ve düşünce yapıları, plastik sanatlar aracılığı ile yansıtılmakta, kalıcı ve somut hale gelebilmektedir.Sanatsal değeri olan mimari yapılar, kentsel alan içinde bulunduğu dönemin yaşam şekli ve düşünce tarzı hakkında fikir vermekle birlikte, zaman içinde değişen içerik ve işlev, dışavurumcu bir yaklaşım ile kullanıldığında kentin kimliğini oluşturabilmekte ve diğer plastik sanatçılar tarafından konu edilerek karşılıklı etkileşim sağlanmaktadır.Kamusal mekanlarda yapılan sanat eserleri ve etkinlikler, kentlerde yaşayanlar tarafından sürekli etkileşim halindedir, bu durum sanatsal ürünü ortaya koyarken birtakım kriterleri de beraberinde getirmeyi gerektirmektedir. Dönemler içinde sürekli değişiklik gösteren sanatsal müdahaleler, kentin fiziksel ve sosyal kimliğini temsil ettiği gibi, protest bir yaklaşım olarak da kendini kente yansıtabilmektedir.Birçok sanatçı, yaşadığı çevre olan kenti ve kent yaşamını konu alan resimler yaparak kent, kültür sanat etkileşimine örnek olur. Resim, plastik sanatların en temel ve yalın bir dalı olarak kent kültürü hakkında dönemlere göre ışık tutar. Resim heykel ve mimari kendi içinde etkileşim halinde iken, burada ele alınan kent kültürü plastik sanata nasıl yansıdığı ve hangi dili kullandığı ayırımıdır.Bu çalışma plastik sanatlar açısından kent kültürünün önemini vurgulamak ve sanatçının yaşadığı çevreyi ondan aldığı birikimle yansıttığı ve karşılıklı etkileşim bağlamında ele alınmıştır. Bu etkileşim aynı zamanda birbirine yol göstermekte ve fikir vermektedir. Yöntem olarak seçilen kapsamlı kaynak taramasının yanında sanatçıların ve akademisyenlerin kişisel görüşler ve değerlendirmeleri de kullanılmıştır.Anahtar Kelimeler; Kent, Kültür, Plastik Sanatlar, Resim, Mimari
Çanakkale'de insani kalkınma düzeyinin araştırılması
Ekonomik büyüme ile kalkınma 1950?li yıllardan önce aynı anlamda kullanılmaktaydı. Kalkınma-gelişme gelir merkezliyken zaman içinde insan merkezli olmuştur. Gelişmekte olan ülkelerde, ekonomik büyümeye rağmen yaşanan sosyal problemler, ekonomik gelişmenin toplumsal gereksinimleri tam olarak karşılayamadığını göstermiştir. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı, 1990 yılından günümüze kadar, ülkelerin kalkınma boyutlarını değerlendirdiği, İnsani Kalkınma Raporlarını yayınlamaktadır. Bu raporlarda, ülkelerin insani kalkınma düzeyleri, sosyal ve ekonomik göstergelerle ele alınmaktadır. Ülkelerin insani kalkınma seviyeleri, yaşam süresi, eğitim ve yaşam standardı üzerine odaklanan endekslerle ölçülmektedir.İnsani kalkınma endeksleri, bir ülkenin, bölgenin ya da ilin kalkınma politikalarının sonuçlarını değerlendirmesi ve yeni politikalara yön vermesi açısından son derece önemlidir. Düzenlenen raporlarla, gerek ülke, gerekse yerel yönetimlerde uygulanan kalkınma atılımlarının sonuçları değerlendirilmekte ve uygulanan politikaların toplum üzerindeki etkisi ortaya konabilmektedir. Raporlar, toplumun sağlık, eğitim ve yaşam standardı gibi temel gereksinimlerini ortaya çıkarmakta ve böylece yeni politikaları ve yatırımları şekillendirmektedir. Bu sebeple insani kalkınma raporları, ülkelere, bölgelere veya yerel birimlere yapılacak yatırımlar için temel başvuru kaynaklarından biridir.Yüksek, orta ve düşük insani kalkınma gruplarından seçilen ülkeler ile Türkiye?nin, Türkiye?deki illerin ve Çanakkale?nin insani kalkınma düzeyleri çalışma içinde değerlendirilmektedir. Seçilen ülkelerin ve Türkiye?nin, 1998-2008 yılları arasında, insani kalkınma endekslerinde meydana gelen değişimler incelenmektedir. Türkiye?deki bölgesel kalkınma farklılıkları, bölgelerdeki illerin insani kalkınma seviyelerinden yararlanarak tespit edilmektedir. Çanakkale?nin gelişmişlik seviyesi de ilin nüfusu, nüfus yapısı, okur-yazar oranı, halkın eğitim düzeyi, öğrenci, öğretmen sayıları, hastane yatak sayıları, hastanede doğum oranları gibi daha birçok veri derlenerek ele alınmaktadır.
Çağdaş Türk resminde figüratif resmin kültürle ilişkisi
Bu araştırmada Çağdaş Türk Resim Sanatında yaşanılan kültürel değişimin figüratif resme yansıması, kuramsal bir çerçevede tartışılması amaçlanmıştır. Bu araştırma günümüz figüratif resmini anlayabilmek açısından önemlidir. Tarama modelinde desenlenen araştırma Çağdaş Türk Resminde Figüratif resim yapan ressamlar ve eserleri ile sınırlıdır.Araştırmada Resim tarihinde figürün yeri ve önemi vurgulanarak Avrupa resminin gelişiminde yer alan figüratif resimlere, üsluplara ve yaklaşımlara kısaca değinilmiştir.Çağdaş Türk Resminin oluşumu ve figüratif resim başlığı altında yer alan ikinci bölümde Türk Sanatında figürün varlığına değinilerek minyatürden başlayan sürecin Batılı anlamda resim geleneği ile değişimine yer verilmiştir. Sanayi-i Nefise Mektebi'nin figür resmindeki önemi vurgulanarak Cumhuriyetin ilanı ile her alanda gerçekleşen yeniliklere ve bu yenilikler içerisinde sanat alanındaki gelişmelere yer verilmiştir. Cumhuriyet sonrası sanat grupları ve bu gruplar içinde figür resminin anlatım biçimi, konusu, tekniği ve anlayışında ortaya çıkan değişiklikler incelenmiştir.1950 sonrası siyasal, sosyal ve ekonomik alanlardaki yeni oluşumlar sanat alanlarını da etkilemiş, yeni bir açılım ve çok yönlülük getirmiştir. 1980'ler büyük atılımların, değişimlerin ve sanatsal gelişmelerin yaşandığı bir dönem olmuştur. Aynı zamanda figüratif ve soyut resim, akademi çevrelerince tartışılmaya başlanmıştır. Sanatçılar figüratif resmi yeni içerik değerlerine kavuşturmaya çalışmıştır.Dünya'da ve Türkiye'de ortaya çıkan toplumsal, düşünsel ve teknolojik değişikliklerin sanat dünyasını nasıl etkilediği bu etkileşimin yeni sanatsal oluşumlar yanında figür resmine yansıması tartışılmıştır.Anahtar Kelimeler: Figüratif Resim; Sanat Akımları; Sanayi-i Nefise Mektebi; Çağdaş Türk Resim Sanatı.
Medenî sûrelerde hicretten öncesine yönelik atıflar
Bu tez Medenî sûrelerde yer alan ve hicretten önceki yakın geçmişe (Mekke dönemine) atıf yapan ayetleri ele almaktadır. Ayetlerin nüzul sebepleriyle birlikte atıfların gramatik ve konu yönünden izahı yapılarak, işaret edilen hususların açıklığa kavuşturulması amaçlanmaktadır. Buradan hareketle Mekke döneminde cereyan eden bir takım olayların ve alışılagelmiş davranışların değerlendirilmesi hedeflenmektedir. Bununla birlikte, vahyin müdahalesiyle Medine'deki olaylar ele alınarak toplumda ne tür değişimlerin gerçekleştirilmeye çalışıldığı ve hangi mesajların verilmek istendiği değerlendirilecektir. Ayrıca, Kur'an'da geçmişe yönelik atıfların amaçlarının, fayda ve beklentilerinin neler olabileceği soruşturulacaktır. Anahtar Kelimeler: Kur'an-ı Kerim, Kur'an üslubu, atıf, geçmişe atıf, toplumsal gelişim
Modern İranın oluşum süreci: 20. yüzyılın ikinci yarısında İranda meydana gelen siyasi ve sosyal dönüşümler
İran Devleti, siyasal ve kültürel tablosu değişkenliği ile her zaman tarihinde dikkat çeken konumda olmuştur. Bugün de tartışmalara açık 1906 anayasal devrimi, İranlıların monarşiyi sona erdirmeye ve monarşinin gücünü sınırlandırabilecek bir anayasa kurmaya hazır olduklarını göstermişti. Fakat Modern İran'ın politik kültürü Pers medeniyeti ve İran'da kurulmuş çok sayıda devletin biriktirmiş olduğu sosyokültürel miras üzerine inşa edilse de İran'ın İslam dinini kabulünden sonra özellikle İslam'ı kendi kültürel ve siyasal özellikleri ile sentezlemiş 1979 devrimi, İranlıların Şah'ın monarşi sistemindeki politikalarından ve yolsuzluklarından bıktığını kanıtlamıştır. İran 20. yüzyılın sonlarına doğru ekonomik istikrarsızlık, eşitsiz sosyal ve ekonomik kalkınma ve basit ekonomik veya yapısal temelli yaklaşımlarla, çeşitli diğer sorunlarla tarihte yer edinmiştir. Geçen yüzyılda İran'da yaşayan kitleleri anlamanın anahtarı İran'ın siyasi kültürünün dikkatli bir şekilde analiz edilmesiyle mümkün olacaktır. Yapılmış olan bu çalışmada, çağdaş somut kanıtlara dayanarak İran'ın devrimci dünya görüşünün uzun monarşizm tarihinde bir araya getirilmiş kültürel temelleri sorgulanacak ve Modern İran Devletinin inşa süreci irdelenecektir. Çalışma sonunda, ele alınan elli yıllık dönemin ilk çeyreği ile son çeyreğinin farklı faktörler yönünden karşılaştırılmasına imkân verecek bir içeriğe sahip olduğu sonucuna varılmıştır. Elde edilen bilgiler ile 1979 İran İslam Devrimi öncesi ve sonrası çeyrek yüzyıllık süreç ile karşılaştırılarak çeşitli sonuçlara ulaşılabilmektedir.
Hadislerde beşerî gelişimin temelleri
Beşerî gelişim insan hayatında bir süreçtir. İnsanın bu süreci dikkate alıp en iyi şekilde değerlendirmesi gerekir. Hadislerde insanın beşerî gelişimin temellerini konu edinen bu tez bir giriş dört bölümden oluşmaktadır. Girişte beşerî gelişimin tarifi, hedefleri, esasları, İslamî bakış açısından en bariz özellikleri izah edilmiştir. Birinci bölümde, beşerî gelişimin unsarları olan ruhî gelişim, inanç gelişimi ve ibadet gelişimi üzerinde durularak ilgili hadislere yer verilmiştir. Daha sonra sosyal ahlak gelişimi üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde; fikri gelişim başlığı altınada ilmî gelişim ve aklî gelişim, kavrayış ve yapıcı eleştiri son olarak da yaratıcı düşünce açıklanmıştır. Bu bağlamda yaratıcı düşüncenin gerekleri izah edilmiştir. Bu bağlamda yaratıcı düşüncenin gereği olarak beyin fırtınasına yer verilmiştir. Üçüncü bölümde; beden ve sağlık gelişimi başlığı altında sporun tanımına, insan bedenine yararına, akıl ve kişi üzerindeki etkisine, ayrıca sosyal ve ekonomik hayat üzerindeki faydalarına yer verilmiştir. Dördüncü bölümde ise; ekonomik gelişim başlığı altında, öncelikle hayırlı işler ve üretimle uğraşanların beşerî yeteneklerine değinilmektedir. Ayrıca emniyet ve askerî gelişimi üzerinde durularak, öncelikle güçlü bir istihbarat ağı kurmak, düşmandan haberdar olmak, haberlerin sızmasını engellemek ve düşmana karşı taktik geliştirmek, sonra askerî kabiliyetler ve savaş yetenekleri, silah kullanımı ve askeri stratejilerin önemi açıklanmıştır. İslam, gelişim, ilerleme ve dönüşüm dinidir. İslam dini, Müslüman bireyin gelişimi ile ilgili ilkeler ortaya koymuş, bunların bir kısmı Hz. Peygamber'in hayatına ve hadislerine dayanmaktadır. Bu tezde de bunların tespiti yapılarak ortaya konmaya çalışılmıştır.
Ortaokul öğrencilerinin günlük yaşam becerileri ve prososyal eğilimlerinin incelenmesi
Bu araştırma ortaokul öğrencilerinin günlük yaşam becerileri ve prososyal eğilimlerini çeşitli değişkenler açısından incelemek ve ortaokul öğrencilerinin günlük yaşam becerileri ile prososyal eğilimleri arasındaki ilişkiyi araştırmak amacı ile yapılmıştır. Araştırmada nicel araştırma yaklaşımlarından ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu ise Ankara ve Karabük illerinde elverişli örnekleme yöntemi ile 6.7. ve 8. sınıfta öğrenime devam eden 402 öğrenci oluşturmuştur. Veriler, araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu, Yaşam Becerileri Eğitimi Ölçeği ve Prososyal Eğilimler Ölçeği ile toplanmıştır. Araştırmanın verileri 20 Şubat 2021- 30 Mart 2021 tarihleri arasında Google online form ile toplanmıştır. Veriler, frekans analizi, t- testi, varyans analizi, Spearman Korelasyon Testi, Pearson Korelasyon Testi kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmada öğrencilerin günlük yaşam becerilerinin Yaşam Becerileri Eğitimi Ölçeği'nin bazı alt boyut puanları ile çocuğun sınıfı, sosyal çevre tarafından desteklenme, baba yaşı arasında anlamlı bir fark olduğu görülmüştür. Prososyal Eğilimler Ölçeği'nin bazı alt boyut puanları ile cinsiyet, anne ve baba eğitim düzeyi arasında anlamlı bir fark olduğu görülmüştür. Araştırmada öğrencilerin günlük yaşam becerileri ile prososyal eğilimleri arasında anlamlı ve düşük düzeyde bir ilişki olduğu bulunmuştur. (r=0.389; p<0.05). Ortaokul öğrencilerinin günlük yaşam becerileri çeşitli değişkenler açısından farklılaşmaktadır ve prososyal eğilimleri ile günlük yaşam becerileri arasında anlamlı ve düşük düzeyde bir ilişki bulunmaktadır (p<0.05).
İnsani gelişme yaklaşımı ve neoliberal politikaların gelişmekte olan ülkeler açısından karşılaştırılması
Amartya Sen'e göre kalkınma, insanların yararlandıkları gerçek özgürlüklerin genişletilmesi sürecidir ve temel olarak insanlarla ilgilidir. Gerçek anlamda bir kalkınma ancak, insanların yaşamlarını özgür bir biçimde sürdürebildikleri bir toplum içerisinde gerçekleşebilir. Yalnızca gelir artışının veya çıktı düzeyinin artırılmasını içeren iktisadi bir anlayış, böylesi bir süreci açıklamada yetersiz kalır. Gelir artışı, tek başına insani yoksunluğu açıklayamaz. İnsanların tercihleri, iktisadi refahın çok ötesindedir. Dolayısıyla kalkınma sürecinin asıl içeriğine erişilmesi, ancak insanların yaşamlarında önemli bir yer tutan ve onların yaşamlarını değerli kılan sosyal, siyasal, kültürel olmak üzere diğer tüm unsurların da analize dahil edilmesiyle mümkün olabilir. Ancak bu şekilde, insan refahı tam anlamıyla anlaşılabilir.Amartya Sen'in "kapasite yaklaşımı", insan merkezli bir kalkınma anlayışının felsefi ve kavramsal altyapısını oluşturur. Merkezine insanı alarak, onun temel kapasitelerine ve özgürlüklerine odaklanan insani gelişme yaklaşımı, kalkınma sürecinde önemli bir yer tutar. Kişisel çıkar dürtüsüne dayalı, faydanın ve iktisadi refahın maksimizasyonunu içeren ve rasyonaliteyi evrensel bir koşul olarak kabul eden neoliberal yaklaşımda ise kalkınmanın içeriği, milli gelirde rakamsal bir artışı ifade eder. Ancak böylesi bir kalkınma anlayışı, gelişmekte olan ülkelerin deneyimlerine bakıldığında yetersiz ve işlevsiz kalır. İhtiyaç duyulan, bilinçli bir kamu politikasıyla iktisadi büyümenin insanların yaşantılarına aktarılmasıdır. Buna göre, kalkınma sürecinde insana ve insani gelişmeye dayalı bir yaklaşım, etkili bir kamu politikasıyla birlikte, gelişmekte olan ülkelerde neoliberal reçetelere göre daha etkin görünmektedir.
Dünyada ve Türkiye'de kooperatiflerin ekonomik ve sosyal kalkınmadaki rolü
Bu çalışmanın amacı; dünyada ve ülkemizde değişik alanlarda faaliyet gösteren kooperatif türlerini ve bunların ekonomik ve sosyal kalkınmaya etkilerini açıklamak, kooperatiflerin yaşanan ekonomik krizlerde güçlü bir işletme modeli olarak varlıklarını sürdürebildiklerini göstermek, kooperatif sektörü hakkında toplumun değişik kesimleri arasında farkındalık yaratılmasını sağlamak ve sektöre yönelik alınması gerekli tedbirleri ortaya koymaktır. Bu kapsamda, dünyadaki ve Türkiye'deki kooperatif hareketi makro bir bakış açısıyla ele alınıp, titiz bir şekilde incelenmiştir. Oldukça kapsamlı yerli ve yabancı literatür taramasının yapıldığı çalışmada ülke uygulamalarına yer verilmiştir.Üyelerinin menfaatleri gözetilerek ticari işletmeler şeklinde oluşturulan kooperatifler, özellikle ekonomik krizlerin atlatılmasına ve piyasa başarısızlıklarının giderilmesine yönelik bir model önerisidir. Kendi içinde yardımlaşma esasına dayalı olarak oluşturulan kooperatifler, yoksullaşmış ve marjinalleşmiş kesimlerin yaygın olarak dahil olabildiği yapılardır. Kooperatifler, özellikle erişilmesi zor kırsal alanlar ile özel teşebbüs ve kamu girişimlerinin zayıf olduğu bölgelerde, yerel halkın örgütlenmesini ve ekonomik durumlarının güçlendirilmesini sağlamakla kalmazlar, aynı zamanda girişimci kalkınmayı da teşvik eder ve desteklerler. Bunun yanı sıra kooperatifler; sosyal içerme, toplumsal yaşam biçimi ve cemiyet oluşumunu geliştirirken, verimli istihdam yaratılmasına, gelirlerin artırılmasına ve yoksulluğun azaltılmasına da önemli ölçüde katkıda bulunurlar.Ekonomik ve sosyal işletmeler olan kooperatifler dünya genelinde birçok alanda istihdam oluşturmaya yardımcı olmaktadır. Genç nüfusun fazla olduğu ülkemizde en önemli sorunların başında gelen işsizliğin son yıllarda daha da arttığı dikkate alındığında, ülkemizin ekonomik ve sosyal yönden kalkınmasında kooperatiflerin son derece önemli kuruluşlar oldukları anlaşılmaktadır. Türkiye'de tüm kooperatiflerde doğrudan istihdam edilen personel sayısı yaklaşık 99 bin civarındadır. Bu istihdamın büyük bölümünü (yaklaşık yüzde 44'ü) konut yapı kooperatiflerinde çalışanlar oluşturmaktadır. Bu durum, kooperatiflerin istihdama katkısının hiç de küçümsenemeyecek bir boyutta olduğunu, KİT'lerde çalışanların yüzde 57'si oranında bir istihdam kapasitesi oluşturduklarını ortaya koymaktadır.Türkiye'de; tarım ürünlerinin pazarlanması, kırsal kalkınmanın sağlanması, tarımsal kredi temini, şeker üretimi, sulama, konut üretimi, eczacılık vb. gibi alanlarda önemli paya sahip olan kooperatifler, ekonomik ve sosyal kalkınmaya da katkıda bulunmaktadır. Bununla birlikte, kooperatiflerin sermaye yapısının güçlendirilmesi ve finansman sorunlarının giderilmesi için, dünyada başarılı uygulama örnekleri bulunan ?kooperatif bankacılığının? ülkemizde kurulmasının gerekli olduğu düşünülmektedir.Anahtar Sözcükler;1.düzgün iş2.sosyal içerme3.işçi kooperatifleri4.geçinme5.kâr amaçlı ortaklık6.üyelerin sahibi olduğu kooperatif bankaları7.karşılıklı ve dayanışmalı istihdam8.paylaşımlı istihdam
Tam üyelik sürecinde Türkiye ve AB üyesi ülkelerin sosyo?ekonomik gösterge performanslarının karşılaştırmalı analizi
1959 yılında Türkiye'nin AET'ye katılım talebi ile başlayan ve bugün Türkiye'nin önemli politik hedeflerinden biri haline gelen Avrupa Birliği'ne tam üyelik süreci 3 Ekim 2005 tarihinde müktesebata uyum müzakereleri ile farklı bir boyuta taşınmıştır. Bu kapsamda Türkiye'nin ekonomik ve sosyal göstergeleri AB üye ve aday ülkelerin göstergeleri ile karşılaştırılarak Türkiye'nin üyelik olasılığı yani Kopenhag kriterlerine uyumu incelenmiştir.Çalışmada çok değişkenli istatistik tekniği olan temel bileşenler analizi kullanılarak ülkelerin gelişmişlik durumlarını karşılaştırmaya olanak veren endeksler hesaplanmıştır. 20 sosyal değişken ile Sosyal Gelişmişlik Endeksi, 22 iktisadi değişken ile İktisadi Gelişmişlik Endeksi ve 42 sosyo-ekonomik değişken ile Kalkınmışlık Endeksi türetilmiştir. Endeks değerleri sonucuna göre ülkeler sıralanarak Türkiye'nin üye ve aday ülkelere göre yeri belirlenmiştir.Analiz sonucunda elde edilen bulgulara göre, Türkiye Sosyal Gelişmişlik Endeksinde 24., İktisadi Gelişmişlik Endeksinde 28., Kalkınmışlık Endeksinde ise 25. sırada yer almaktadır. Türkiye'nin tespit edilen bu sosyal ve ekonomik konumu, Kopenhag Kriterlerini karşılamada yetersiz olduğunu göstermektedir. Buna göre, Türkiye'nin yakın bir gelecekte AB'ye üye olma olasılığının düşük olduğu değerlendirilebilir. Ayrıca diğer aday ülkelerden Hırvatistan'ın ekonomik ve sosyal durumu, AB üye ülkelerine nazaran kötü olmakla beraber bu ülkenin üyelik olasılığı Türkiye'den daha yüksek görülmektedir. Makedonya ise aday ülkeler arasında en az kalkınmış ülkedir.