Trabzon
316 theses under this subject heading
William Gifford Palgrave ve Trabzon Konsolosluğu
Trabzon'da tesis edilen yabancı konsolosluklar içinde İngiliz Konsolosluğu, Osmanlı-İngiliz ilişkilerine paralel olarak şehirdeki en aktif ve etkili konsolosluk olarak uzun yıllar şehirdeki varlığını devam ettirmiştir. Bunu İngiliz Konsolosluğu'nun geride bırakmış olduğu zengin arşivlerinden anlamak mümkündür. İngilizlerin siyasi ve ticari kaygıları ile 1830'da tesis edilen bu kurumda James Brant ve Henry Suter'den sonra uzun bir müddet Stevens'lar konsolosluk görevini yerine getirmiştir. Ancak İngiliz hükümeti 1867'de buraya seleflerinden oldukça farklı özelliklere sahip olan William Gifford Palgrave'i tayin etmiştir. Palgrave, Oxford Trinity College'deki eğitiminden sonra Hindistan'a giderek İngiliz ordusunda görev yapmıştır ve 1862-1863'te Arabistan'da yapmış olduğu seyahatler ve bu seyahatlerine ilişkin eseri ile meşhur olmuş bir gezgin ve oryantalisttir. 1866 yılında İngiliz Hariciyesi'ne giren Palgrave, aynı yıl Sohumkale'ye konsolos olarak tayin edilmiş, burada bir yıllık görevden sonra Trabzon'a nakledilmiş ve görevine 1873'ün başlarına kadar devam etmiştir. Bu çalışmasının konusu William Gifford Palgrave'in Trabzon Konsolosluğu'nu İngiliz arşiv belgeleri üzerinden değerlendirmektir. Palgrave'in Trabzon'da görev yaptığı 1867-1873 yılları arasında The National Archives'ta pek çok belge bulunmaktadır. Bu belgeler üzerinden Palgrave'in konsolosluk dönemine ilişkin değerlendirmeler yapmak mümkündür. Buna göre Palgrave, Trabzon'da bulunduğu sürenin önemli bir kısmını bölgede yapmış olduğu gezilere ayırmıştır. Bu bakımdan Palgrave, diplomatik kariyerine başlamadan önce ortaya koyduğu seyahat tutkusunu, Trabzon'da konsolos olarak görev yaptığı dönemde, oldukça geniş olan kosolosluk bölgesinde, bir taraftan Rus sınırına, diğer taraftan da Orta Anadolu'ya kadar süren geziler ile ortaya koymuştur. Palgrave'in konsolosluğu ve hazırlamış olduğu raporları, bölgedeki İngiliz konsoloslarının siyasi ve askeri misyonlarının öne çıkmaya başladığı ve görev bölgelerinin dikkate değer bir dönüşüm sürecine denk gelmesi açısından ehemmiyet arz etmiştir. Çalışma giriş ve dört bölümden oluşmaktadır. Eserin ilk bölümü William Gifford Palgrave'in biyografisi üzerine hazırlanmıştır. Burada Palgrave'in konsolosluğunu daha iyi anlamak adına, konsolosun hayatı, kariyeri ve karakterine dair bilgiler ortaya konulmuştur. Trabzon'daki görev dönemine ilişkin olarak bizzat konsolosun kendi yazmış olduğu eserlerden istifade edilmiştir. İkinci ve üçüncü bölümde Palgrave'in 1867 ve 1872'de konsolosuk bölgesinde yapmış olduğu geziler değerlendirmeye alınmıştır. Bu gezilerde Palgrave, vilayet sınrıları içinde seyahat ettiği yerlerin idari yapısını ve bunun gibi bazı önemli ayrıntılarını ortaya koymuştur. Çalışmanın dördüncü bölümünde ise Palgrave'in bölgede yapmış olduğu gezilerden hareketle nüfus, yönetim, vergi sistemi, askeri durum ve çalışma hayatı gibi konularda hazırlamış olduğu raporlar değerlendirilmiştir.
Trabzon'daki geleneksel oyuncakların halkbilimi açısından incelenmesi
Çocuk ve yetişkinlerin geleneksel ekolojik bilgi bağlamındaki yaratıcılıklarını ortaya koyan ve çocukluk çağıyla özdeşleşmiş olan oyuncaklar geleneksek bilginin korunmasını, kültürün kuşaklar arasındaki aktarımını sağlamaktadır. Ekolojik çevredeki malzemeler kullanılarak üretilen oyuncaklar bireyin ait olduğu çevreyi tanımasına ve kültürel formlar kapsamında oyuncaklar etrafında üretilen oyunlarla toplumsallaşmasına hizmet etmektedir. Bunun yanı sıra oyuncakların yapımı ve onlarla oyun kurulması bireyin bilişsel ve fiziksel gelişimini desteklemektedir. Oyuncaklar, bünyesinde kültürel, sosyal, coğrafî ve ekonomik özellikler taşıyan maddî kültür ürünüdür ve sosyal, beşerî birçok bilimin inceleme alanına girmiştir. Aynı zamanda bu çalışmanın, birçok bilimin kavşak noktasında yer alan halkbilimi disiplini çerçevesinde yapılmış olması farklı disiplinlerden yararlanılmasını doğurmuştur. Bu çalışmada Trabzon örneklem alan olarak seçilmiştir. Buradan derlenen oyuncaklar halkbilimi çerçevesinde incelenmiştir. Tezin ilk bölümünde, oyun ve oyuncağa ilişkin kavramsal çerçeve çizilmiş, oyuncak hakkında yapılmış çalışmalar tanıtılmıştır. İkinci bölümde, Trabzon'un tarihi, coğrafî ve sosyo-ekonomik özellikleri hakkında genel bilgilere yer verilmiştir. Üçüncü bölümde ise sahadan derlenen oyuncakların yapımında kullanılan malzemeler, yapım aşamaları, oyuncak tercihinde cinsiyet farklılığı, oynanış şekline ait bilgiler fotoğraflarıyla birlikte göz önüne serilmiştir. Derlenen oyuncaklar ürün, ürünü yapan ve ürünle oynayan çerçevesinde performansın parçası oluşu bakımından incelenmiştir. Ham madde temininden oyuncağın yapımı aşamasına kadar gerçekleşen süreç boyunca halkbilimsel unsurlar saptanmış ve etrafında şekillenen geleneksel oyun çeşitliliği tespit edilmiştir. Böylece söz konusu oyuncakların kültür içinde doğuşu ve şekillenişi ortaya koyulmuş, etraflarında oluşan kültürel unsurlar halkbilimi perspektifinden incelenmiştir.
Trabzon İç Kalesi ve Sarayı
Trabzon İç Kalesi ve 1204 yılından sonra kurulan Bizans devletlerinden birinin yönetim merkezi olan saray, tezimizin ana temasını oluşturmaktadır. Anthony Bryer ve David Winfield tarafından Karadeniz Bölgesi araştırmalarının bir bölümü olarak ele alınmışsa da Trabzon İç Kalesi ve Sarayını konu alan monografik bir çalışma yapılmamıştır ve ayrıntılı olarak incelenmemiştir. Tez kapsamında bugün kent merkezinde yer alan mimari kalıntıların belgelenmesi ve sanat tarihi disiplini yöntemleri ile değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Yapılan arazi çalışmaları ve literatür araştırmaları sonucunda elde edilen veriler ışığında restitüsyon önerileri sunulmuştur. Trabzon 'Komnenos Krallığı' sarayının, mekân ve yapı organizasyonları ve işlevleri, mimari üslup ve teknik özellikleri ile birlikte değerlendirilmiş ve dönem kaynaklarındaki tasvirler ile ilişkilendirilmiştir. Saray yapılarının inşa dönemleri belirlenerek tarihleri aydınlatılmaya çalışılmıştır. Komnenos Krallığı'nın oluşturduğu hâkimiyet ideolojisi ve kimliği üzerinde, köklerinin bağlı olduğu Bizans kültürünün ve çevre kültürlerin etkileri, mimari yansımaları ile incelenmiştir Trabzon sarayının bugünkü fiziksel durumunun belgelenmesi ve incelenmesi ile Bizans İmparatorluğu'nun geç dönem sarayının kuruluşu ve organizasyonunun anlaşılması için de önemli veriler sağlanmıştır. İki yönetim merkezinin benzerlik ve farklılıkları tezimiz kapsamında tartışılmıştır.
Trabzon Aziz Eugenius Kilisesi
Trabzon kentinin patron azizi olan Aziz Eugenios'a adanan yapının mimari sorunları tezimizin temelini oluşturmaktadır. Günümüzde cami olarak işlevini devam ettirmekte olan yapı üzerine birçok araştırmacının çalışma yaptıkları bilense de ayrıntılı bir çalışma yapılmadığı bilinmektedir. Çalışmamız kapsamında çizimleri yapılmış, ayrıntılı tasviri ve yapının son durumu belgelenerek yapı ayrıntılı olarak çalışılmıştır. Kilisede görülen mimari değişimler belirtilmiş ve bu veriler incelenerek yapının geçirmiş olduğu evreler çıkartılmaya çalışılmıştır. Literatür araştırması ve mimari veriler ışığında yapının önceki evrelerini gösterir restitüsyon çizimleri yapılmıştır. Eugenius Kilisesi'nin bugünkü fiziksel durumunun belgelenmesi ve incelenmesi ile önemli veriler sağlanarak yapının sorunları hakkında öneriler sunulmuştur. Birçok onarım gören yapı asıl değişimini 11. Yüzyılın başında II. Basileos'un yapıda eklettiği mimari ögelerle görmüştür. Sanat tarihi disiplini çerçevesinde ele aldığımız bu çalışma yapı hakkında birçok soruna ışık tutması tek amacımız olmuştur.
Trabzon ekolojik koşullarında bazı hibrit atdişi mısır çeşitlerinin performansları
Araştırma, Türkiye'nin Doğu Karadeniz Bölgesinde yer alan Trabzon (Of ilçesi) ili iklim koşullarında 10 adet hibrit atdişi mısır çeşidinin verim performanslarını incelemek amacıyla 2015 yılında, tesadüf blokları deneme desenine göre üç tekerrürlü olarak yürütülmüştür. Araştırmada, çeşitlerin verim ve verim özellikleri arasındaki farklar istatistiksel olarak önemli olmuş, incelenen verim özelliklerinin en yüksek ve en düşük değerleri çeşitlere göre değişmiştir. Tane verimi 698.2.2-1113.3 kg/da arasında değişmiş, en yüksek tane verimi P1429 (1113.3 kg/da) ve P1547 (1019.7 kg/da) çeşitlerinde, en düşük tane verimi ise Bora (698.2 kg/da) çeşidinde belirlenmiştir. Korelasyon analiz sonuçlarına göre, mısırda tane verimi ile koçanda tane sayısı (r=0.832**), koçan ağırlığı (r=0.6789**) ve koçan boyu (r=0.555**) arasında önemli ve pozitif ilişkiler belirlenirken, tane verimi ile bitki boyu, koçan çapı, hektolitre ağırlığı ve bin tane ağırlığı arasında ilişkiler istatistiksel olarak önemli olmamıştır. Path analizine göre; mısırda tane verimine pozitif yönde direk etkisi en yüksek koçanda tane sayısı (p=0.970, %69.864) olurken, bunu sırasıyla 1000 tane ağırlığı (p=0.138, %45.274), koçan ağırlığı (p=0.132, %12.019) ve koçan boyu (p=0.068, %8.474) izlemiştir. Tane verimine bitki boyu (p=-0.022, %3.310), koçan çapı (p=-0.266, %25.571) ve hektolitre ağırlığı (p=-0.172, %17.500)'nın direk etkileri ise negatif olmuştur. Sonuç olarak; Trabzon (Of ilçesi) iklim koşullarında daha yüksek tane verimlerinden dolayı P1429 ve P1547 atdişi mısır çeşitleri önerilmektedir. Korelasyon ve path analizine göre; tane verimine birinci sırada koçanda tane sayısı önemli ve pozitif etki göstermiş, bunu koçan ağırlığı ve koçan boyu izlemiştir.
Trabzon vilayeti'nde asayiş, suç, suçlu ve hapishaneler (1876-1915)
Osmanlı Devleti, XIX. yüzyılın başlarından itibaren modernleşme sürecine girerek suç, asayiş ve hapishaneler konularına eğilmiş, bu konulara bakış açısının değiştiğini gösteren bir takım değişiklikler yapmıştır. Bu konudaki en somut adımlardan biri olan Islahat Fermanı'nın ilan edilmesiyle birlikte modern hapishane binalarının inşa süreci başlamış bununla birlikte var olan mahpeslerin bir bölümü hapishaneye dönüştürülmüştür. 1858 tarihinde ceza kanunnamesinin yayınlanması başta olmak üzere yeni kanunların çıkarılması, iç güvenliği sağlamaya yönelik modern polis ve jandarma teşkilatının oluşturulması gibi adımlar, devletin asayiş meselelerine eğildiğini göstermektedir. II. Meşrutiyet'in ilânıyla birlikte yönetimde etkili olan İttihat ve Terakki kadroları ise yapılan düzenlemeleri devam ettirmiştir. Bu dönemde yaşanan nüfus hareketleri ve ekonomik sorunlar asayiş, suç ve hapishaneler konusunda yeni düzenlemler yapılmasını zorunlu kılmıştır. İttihat ve Terakki döneminde yapılan istatistik toplama çalışmaları kapsamında hapishanelerdeki mahkûmlarla ilgili bilgilerin derlenmesi bunlar arasındadır. Bütün bu çalışmaların ortak amacı kamu düzeninin sağlanması ve iç güvenlik meselelerinin en aza indirgenmesidir. Yapılan düzenlemelerle hukuki anlamda bir dönüşüm içine giren Osmanlı Devleti aynı zamanda sosyal, ekonomik ve siyasi pek çok sorunla da karşı karşıya kalmıştır. Bütün bu sorunların imparatorluk genelinde olduğu gibi Trabzon Vilayeti'nde de olumsuz yansımaları olmuştur. Devlet hem savaşlarla mücadele edip hem de ülke içinde asayişi temin etmeye, halkın huzur ve güvenliğini sağlamaya çalışmıştır. Çalışmamızda; asayiş, suç ve hapishaneler konularına eğilen araştırma eserleri ile birlikte konu ile ilgili arşiv belgelerinin değerlendirmesi yapıldı. 1876–1915 arası dönemde Osmanlı Devleti'nin içinde bulunduğu siyasi ve ekonomik durumun, Trabzon Vilayeti'ndeki; asayiş, suç, suçlu ve hapishaneler üzerindeki etkisi ifade edilmeye çalışıldı. Bu amaçla suç cetvellerinin, vilayetle İstanbul arasındaki yazışmaların imkân verdiği ölçüde suç ve suçlulara ait bilgiler neden ve sonuçlarıyla birlikte değerlendirildi. Çalışmada ele alınan asayiş meseleleri resmi yazışmalar çerçevesinde ele alınarak bölgenin asayişini olumsuz yönde etkileyen kitlesel olaylar üzerinde duruldu. Son olarak da bütün bu konuların bir tamamlayıcısı niteliğinde olan hapishaneler konusu; mahkûmlar, tutuklu sayıları, memurlar, yaşanan problemler, binaların fiziki durumu gibi konular hakkında bilgi veren sual, izahat varakaları, yoklama cetvelleri ve resmi yazışmalardan hareketle ifade edilmeye çalışılmıştır.
Trabzon örneğinde Rumca-Türkçe dil ilişkisi
Hint-Avrupa dil ailesine mensup olan Rumca uzun süredir Türkiye'nin çeşitli bölgelerinde konuşulmaktadır. Doğu Karadeniz söz konusu bölgelerden biridir. Pontus Rumcası, Romeika veya Trabzon Rumcası olarak adlandırılan varyant bugün Trabzon'un Çaykara, Of, Sürmene ve Tonya ilçelerinde varlığını sürdürmektedir. Bölgede prestij dili olan Türkçe de uzun süredir konuşulmaktadır. Dolayısıyla iki farklı dili yan yana konuşan toplulukların uzun süreli etkileşimi dilsel boyutta da gözlemlenebilir bir hal almıştır. Bu çalışma Trabzon Rumcası ile Trabzon ağızları arasındaki dil ilişkileri seviyesini betimlemeyi amaçlamaktadır. Betimlemeyi yapmak için Lars Johanson'un Kod Kopyalama Modeli kullanılmıştır. Johanson'un Kod Kopyalama Modelini daha iyi anlayabilmek adına çalışmanın ilk bölümünde dil ilişkileri teorilerinin temel kavramları ele alınmış ve daha sonra Johanson'un Kod Kopyalama Modeli ayrıntılı olarak tanıtılmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde Trabzon ağızlarını diğer Anadolu ağızlarından ayıran özellikleri üzerinde durulmuştur. Üçüncü bölünde ise Trabzon Rumcasının temel özellikleri ve onu diğer Rumca varyantlardan ayıran özellikleri irdelenmiştir. Çalışmada iki dil arasındaki dil ilişkilerini irdeleyebilmek için Trabzon'un Çaykara, Of, Sürmene ve Tonya ilçelerinin çeşitli köylerinde ağız derlemeleri yapılmıştır. Söz konusu derlemelerin transkript edilmiş hali çalışmanın sonunda yer almaktadır. Bunun yanında Brendemoen'un 2002 yılında yayımlanan derlemeleri de dil ilişkileri çerçevesinde irdelenmiştir. Trabzon ağızlarında ses bilgisi, biçimbilgisi, sözdizimi ve söz varlığı düzeylerinde tespite edilen genel ve seçilmiş kopyaların ayrıntılı incelemesi çalışmanın son bölümünü oluşturmaktadır.
Afganistan'dan Batı ülkelerine göç sürecinde Türkiye'nin konumu: Trabzon'daki Afganlılar üzerine bir araştırma
Bu tezin konusu Afganistan'dan Türkiye'ye göç eden ve Trabzon ilinde ikamet eden Afganistan asıllı göçmenlerin göç süreçlerinde Türkiye'yi hedef ülke olarak mı Batı ülkelerine geçişte transit ülke olarak mı konumlandırdıklarının anlaşılmasıdır. Bu tezin amacı göçmenlerin göç süreçleri içerisinde hedef ve transit ülke olarak konumlandırabildikleri Türkiye'nin, Afganistan asıllı göçmenlerce nasıl konumlandırıldığının anlaşılmasına yöneliktir. Bu tezde yöntem olarak nitel araştırma yöntemi kullanılmış ve Trabzon ilinde ikamet eden Afganistan asıllı 20 katılımcıyla yarı yapılandırılmış görüşmeler düzenlenmiştir. Görüşmeler MAXQDA 2020 nitel veri analiz programı aracılığıyla organize edilerek değerlendirilmiştir. Bu tez çalışmasının sonucunda ise Trabzon'da ikamet eden Afganistan asıllı göçmenlerin göç hikayelerinde Türkiye'yi, Batı ülkelerine geçişte transit ülke olarak konumlandırdıkları anlaşılmıştır. Bu noktada göçmenlerin göç hareketliliklerini sürdürme kararlarında Batı ülkelerinde temel hak ve hizmetlere ulaşımın Türkiye'ye kıyasla daha iyi olacağı düşüncesinin etkili olduğu tespit edilmiştir. Göçmenlerin Türkiye'deki mevcut koşullarıyla Batı ülkelerindeki koşulları kıyaslamalarında içinde bulundukları ilişki ağlarının etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Trabzon'da lisanslı futbolcuların müsabaka dönemi beslenme bilgi düzeyi ve davranışlarının değerlendirilmesi
Amaç: Trabzon'da bulunan lisanslı futbolcuların; müsabaka döneminde beslenmeye dair bilgi düzeylerini değerlendirmek, müsabaka döneminde alınan besin ögelerinin uluslararası kabul gören kılavuzlara uygun olup olmadığını belirlemek, bilgi düzeyi ile müsabaka dönemine uygun beslenme ile ilişkili olabilecek etmenleri incelemek, sporcu beslenmesi konusundaki bilgi kaynaklarıyla beslenme bilgi düzeyi ve beslenme davranışlarının ilişkisini incelemek amacıyla çalışma planlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma kesitsel tipte bir alan araştırmasıdır. Trabzon ilinde toplam 74 futbol kulübünde bulunan 4965 amatör erkek, 143 amatör kadın ve 628 profesyonel erkek lisanslı futbolcu çalışmanın evrenini oluşturmaktadır. Örneklem büyüklüğü 318 sporcu olarak belirlenmiştir. Çalışmamıza 16 farklı kulüpten toplam 308 futbolcu katılmıştır. Kulübün türü, beslenme uzmanı ile çalışma durumu, lisanslı futbolcu sayıları ve kulübün destek olduğu besin ve içeceklerin sorgulandığı futbol kulübü anketi kulübün yöneticileri tarafından doldurulmuştur. Müsabaka dönemi bilgi düzeylerini ölçmek ve müsabaka döneminde aldıkları besin ögelerinin uluslararası kabul gören kılavuzlara uygun olup olmadığını belirlemek amacıyla hazırlanan müsabaka dönemi beslenme davranışı değerlendirme anketi futbolcular tarafından doldurulmuştur. Anket ayrıca maç öncesi, sırası ve sonrası için besin, sıvı tüketim kaydını içermektedir. Verilerin değerlendirmesinde; bağımsız gruplarda t testi ve tek yönlü varyans analizi veya Mann-Whitney U testi ve Kruskal-Wallis varyans analizi kullanılmıştır. İki ölçüm tipi veri arası ilişki Pearson veya Spearman korelasyon analizi ile incelenmiştir. Tek değişkenli analizlerde istatistiksel olarak anlamlı çıkan bulguların çok değişkenli lojistik regresyon analizi yapılmıştır. İstatistiksel analizlerde önemlilik düzeyi p<0.05 olarak kabul edilmiştir. Bulgular: Çalışmamıza katılan futbol kulüplerinin tamamı futbolcuların maç günü yemek ve su ihtiyaçlarını karşılamaktadırlar. Kulüplerin hiçbirinde diyetisyen çalışmamaktadır ve dışarıdan danışmanlık hizmeti alınmamaktadır. Futbolcuların en çok danıştıkları beslenme bilgi kaynakları antrenör, doktor, internet siteleri olmuştur. Diyetisyenden sporcu beslenmesi konusunda bilgi alma oranı ise yalnızca %8.8'dir. Futbolcuların %18.2'si maç dönemine özel sporcu besini veya içeceği kullanmaktadır. En çok tercih edilenler sporcu içeceği, enerji içeceği ve protein takviyeleridir. Kafein maç döneminde tüketim zamanı en çok bilinen takviye olmuştur. Toplam bilgi puanları 100 üzerinden değerlendirildiğinde en iyi bilinen maç sonrası dönem (47.0±17.0), en az bilinen maç öncesi dönem (42.5±13.4) olmuştur. Toplam bilgi puan ortalaması 42.3±12.5, takviye bilgi puan ortalaması 28.2±23.0'dır. Diyetisyenden danışmanlık alma ile maç dönemi bilgi düzeyleri arasında anlamlı fark bulunamamıştır. Katılımcıların maç dönemi beslenme uygunluğunu değerlendirdiğimizde maçtan 1-4 saat önce karbonhidrat alımlarının uygunluk oranı en yüksek, maç sonrası ilk yarım saat içinde karbonhidrat alımı uygunluk oranı ise en düşük bulunmuştur. Futbolcuların %77.8'inin maç öncesi, %76.4'ünün maç sonrası protein alımı önerilen kriterlerin üstünde, maç sırası ve sonrası karbonhidrat alımı ise sırasıyla %100 ve %85.4'ünde önerilerin altında kalmıştır. Çok değişkenli analizlere göre sporcunun beslenme bilgi düzey algısının her 1 birim artışında maç öncesi, sırası ve sonrası bilgi düzeyinin de yaklaşık 1.5 kat arttığı saptanmıştır. Bilgi kaynaklarının hiçbiri ile toplam beslenme bilgi puanı arasında çoklu değişkenli analizlere göre anlamlı bir ilişki çıkmamıştır. Bilgi kaynağı diyetisyen olanların maç dönemi sporcu besini veya içeceği kullanım oranı, diyetisyenden bilgi almayanlara göre 6 kat daha fazladır. Maç öncesi bilgi puanının her 1 birim artışında maç öncesi toplam karbonhidrat alım uygunluğu 1.3 kat artmıştır. Sonuç: Futbolcuların maç dönemi beslenme bilgi düzeyi oldukça düşük çıkmıştır ve maç dönemi beslenme uygunluğu önerilerin oldukça altında kalmıştır. Bu nedenle futbolculara maç dönemi beslenme bilgi ve davranışlarını geliştirmeye yönelik eğitimler verilmeli ve kulüplerde tam zamanlı diyetisyen bulundurulmalıdır. Anahtar Kelimeler: Spor, sporcu beslenmesi, spor performansı, futbol, futbol müsabakaları, takım sporları, beslenme, beslenme durumu, beslenme değerlendirmesi, besin destekleri, diyet kayıtları, beslenme uzmanı, müsabaka, maç öncesi, maç sonrası
Konfor gıda tüketimi üzerine Trabzon ilinde bir araştırma
Bireylerin yiyecek tüketim davranışlarını etkileyen önemli faktörlerden biri psikolojik faktörledir. Bireylerin farklı duygu durumlarında kendilerini rahatlatan, iyi hissettiren gıdalara konfor gıda denilmektedir. Bu tez çalışması Trabzon'da yaşayan bireylerin farklı duygu durumlarında tükettikleri konfor gıdaları belirlemeyi ve çeşitli demografik özelliklerle konfor gıda tüketimi arasında ilişki olup olmadığını incelemeyi amaçlamaktadır. Nitel araştırma yöntemleri üzerine kurulu bu çalışmanın verileri, yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak 01 Haziran 2022 - 15 Aralık 2022 tarihleri arasında toplanmıştır. Katılımcılar cinsiyet, kuşak ve ilçelere göre kota örnekleme yöntemi ve kartopu örnekleme yöntemi kullanılarak belirlenmiştir. Yapılan görüşmeler sonucu 268 geçerli görüşme formu analiz edilmiştir. Veri analizinde betimsel analiz yöntemi kullanılmıştır. Konfor gıdaların demografik değişkenlerle ilişkisinin var olup olmadığını incelemek amacıyla ise ki-kare analizleri yapılmıştır. Bireyler pozitif duygu durumlarında en çok çay, çikolata, et ızgara ve pasta tükettikleri; negatif duygu durumlarında en çok çikolata, çay, su ve cips tükettikleri; nostaljik ve anma yiyecekler olarak karalahana, mısır, balık ve patates yemeklerini tükettiklerini ve hastalık durumunda ise çorba, ıhlamur ve nane-limon tükettikleri sonucuna ulaşılmıştır. Konfor gıda tercihlerinin yaş ve cinsiyetten etkilendiği sonucuna ulaşılmıştır. Bireylerin cinsiyetleri ile negatif duygu durumdaki iştah arasında ilişki olduğu, kadınların iştahlarının erkeklere göre daha fazla etkilendiği sonucuna ulaşılmıştır.
Yöneticilerin ve çalışanların karşılıklı rol algısı: Trabzon ilinde kamu sektöründe bir uygulama
İyi bir yönetici; kavram, teori, metot ve tekniklerinin yanında doğuştan gelen beceri ve yeteneklerini de kullanarak örgütünü, birimini başarıya ulaştırabilmelidir. Başka bir ifadeyle yönetici, rolünü yerine getirirken bilimsel ve sanatsal yönlerini sentezleyerek yönetmelidir. Belirli hedeflere ulaşmak isteyen yönetici, iyi özümsenmiş, algılanmış bir örgüt kültürü içinde başarıyı yakalayabilir ve gerçekleştirmek istediği hedef ve amaçlara ulaşabilir. Bu çalışmada, örgüt ve birimlerde görev yapan yönetici ve çalışanları, yani her kademede yöneticilik görevi yapanları ve onların emrinde çalışanları da esas alarak, yöneticilerin ve çalışanların hem kurum hem de yönetici algılarını; yönetim fonksiyonları, yönetim becerileri ile roller arasındaki ilişkiyi; eğitim, cinsiyet, kademe faktörlerinin yönetici rollerinde algı farklılığı yaratıp yaratmadığını ve roller, beceriler ile fonksiyonların önem derecelerini ortaya koymaktır. Verilerin toplanmasında metafor ve puanlama yöntemleri ile yüz yüze görüşme yöntemi kullanılmıştır. Analizlerin gerçekleştirilmesi ve sonuçlarının bilimsel açıdan değerlendirilmesi için SPSS 14.0 paket programı kullanılmıştır. Sonuçlar puanlama verileri ile metafor verileri birlikte kullanılarak değerlendirilmiştir. Analiz sonucu yöneticilerin hem kurum algısı hem de yönetici algısı pozitif yönde olurken, çalışanların ise kurum ve yönetici algısı olumsuz olarak sonuçlanmıştır. Roller, beceriler ve fonksiyonlar arasındaki ilişki ortaya konarak; fonksiyonlarla beceriler arasında pozitif yönde güçlü ilişki varken, rollerle beceriler, rollerle fonksiyonlar arasında pozitif yönde orta düzeyde ilişki olduğu analiz sonuçlarından anlaşılmıştır.Yine analiz sonucu eğitim, cinsiyet ve kademe faktörlerinin yönetici rollerinde algı farklılığı yaratmadığı tespit edilmiştir. Anahtar Kavramlar: Çalışan Algısı, Yönetici Algısı, Rol, Fonksiyon, Beceri
Sosyo-kültürel faktörlerin franchising işletmeleri üzerine etkisi: Ulusal franchising cafe işletmesi üzerine Trabzon'da bir uygulama
24 Ocak 1980 kararları ile Türkiye'de işletmeler franchising sistemi ile tanışmıştır. Global pazar ile artık Dünya üzerinde sınırlar kalmamıştır, İşletmeler farklı ülke ve bölgelere yayılabilmektedir. Farklı ülke ve bölgedeki insanların sosyo-kültürel farklılıkları olacaktır. Bu farklılıklar işletme ve tüketici arasında etkileşime neden olabilmektedir. Bu çalışma; franchising sisteminin özelliklerini, sistemin avantaj ve dezavantajlarını belirtmektedir. Bununla birlikte franchising işletmelerin işletme iç kültürü ve işletme dış kültürü üzerindeki etkisi, sosyo-kültürel etkileşimlerini araştırmak amaçlanmıştır. Franchising sisteminin kültürel değerler ile etkileşimi, 2014 yılında Trabzon ilindeki bir ulusal franchising cafe işletmesinde incelenmiştir. Trabzon'da bir ulusal franchising işletmesinin yerel kültür ile olan etkileşimini ortaya çıkarmak amaçlanmıştır. Bu çalışmada örnek olay yöntemi kullanılmıştır. Birinci bölümde öncelikle franchising'in tanımı, özellikleri ve türlerinden bahsedilmiştir. İkinci bölümde franchising işletmelerin pazarlara giriş stratejilerinin belirlenmesini etkileyen çevresel faktörlere değinilmiştir. Üçüncü bölümde ise uygulama yapılan işletmenin anlatılması, analiz, bulgular, sonuç kısımları bulunmaktadır. Araştırmanın yapıldığı işletmede yerel kültüre ait izler bulunmamıştır. Ancak tüketicilerin isteği doğrultusunda franchisee franchisor'a tüketici tercihlerini sunup ek sözleşme talep edebilmektedir. Araştırmanın yapıldığı işletmede işletme iç kültürüne ve işletme dış kültürüne önem verilmektedir. Bu durum işletmenin piyasada kalıcılığını artırmaktadır. Anahtar Sözcükler: Franchising, Franchisor, Franchisee, Franchising işletmelerin çevresel faktörleri, Franchising-kültür.
Okul yöneticilerinin iletişim yeterliliklerinin öğretmenlerin stres düzeyleri üzerindeki etkilerinin incelenmesi(Trabzon örneği)
Bu çalışmanın temel amacı okul yöneticilerinin iletişim yeterliliklerinin öğretmenlerin stres düzeyleri üzerindeki etkilerinin incelenmesinin belirlenmesini amaçlamıştır. Bu amaç doğrultusunda veri toplam aracı olarak 300 öğretmene anket uygulaması yapılmıştır. Ankette kişisel bilgi formu ile İletişim Yeterlilik Ölçeği ve Stres Ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS programında analiz edilmiştir. Öncelikle demografik değişkenler ve ölçeklerin frekans tabloları verilmiştir. Demografik değişkenler ile ölçekler arasındaki ilişkiyi belirlemek için Bağımsız Gruplar t-Testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) ile analiz edilmiştir. Farklılığa neden olan grupların belirlenmesi için Post Hoc Testlerinden varyansların homojenliği durumunda Scheffe Testi, homojen olmaması durumunda Tamhane's t2 testinden yararlanılmıştır. İstatistiksel anlamlılık p < 0.05 ve iki yönlü olarak kabul edilmiştir. Sonuç olarak; okul yöneticilerinin iletişim yeterlilikleri ile öğretmenlerin branş ve mesleki kıdem değişkenine göre anlamlı bir farklılık gösterdiği görülmüştür. Mesleki kıdem değişkeninde ise 30 yıl ve üzeri mesleki kıdemin en küçük ortalamaya sahip olarak anlamlılığın sebebi olmaktadır. Stres düzeyi ile demografik değişkenler arasında bir anlamlılığın olmadığı görülmektedir. Okul yöneticilerinin iletişim yeterlilikleri ile öğretmenlerin stres düzeyi arasındaki ilişkiye bakıldığında iki sürekli değişken olarak tanımlanan değişkenler arasında bir ilişkinin olamadığı görülmüştür. Anahtar Sözcükler: İletişim, Eğitimde İletişim, Stres, Stres Belirtileri
Trabzonspor Kulübü'nün, Trabzon kentinin sosyo-ekonomik yapı üzerinde etkisinin, Trabzonspor ışığında değerlendirilmesi
Günümüzde spor, insan hayatını sağlıklı ve daha kaliteli hale getirmek adına yapılan bir faaliyet olarak görülmektedir. Sosyal ve kültürel faaliyetlerin yanında sportif aktivitelerin insanların günlük hayata, fiziksel ve psikolojik olarak hazırladığı bilimsel olarak kanıtlanmış bir gerçektir. Spor Küresel açıdan ise, toplumların bulundukları ortamın sosyo-ekonomik şartlarına bağlı olarak yaygınlık göstermektedir. Ayrıca Spor küresel olgunun hızla yayılmasına yardımcı olan bir tüketim kavramıdır. Anahtar Kelimeler: Spor, Kültür, Küreselleşme, Sosyo-Ekonomik
Enerji kaynaklarımız ışığında hidroelektrik santrallerin Türkiye ekonomisindeki yeri ve Trabzon örneği
Enerji tüketimi, ülkelerin gelişmişlik düzeylerinin en önemli ölçütü olarak kabul edilmiştir. Enerjiye olan ihtiyaç sürekli artmakta ve gelecekte de artmaya devam etmektedir. Fakat gün geçtikçe artan enerji ihtiyacını doğal kaynaklardan karşılamak artan nüfus ve sanayileşme nedeniyle güçlüklerle karşılaşılmaktadır ki doğal kaynakların gün geçtikçe azalması daha çok yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelimi zorunlu hale getirmektedir. Bir ülkenin gelişmişlik düzeyi kişi başına düşen elektrik üretimi ve tüketimi ile ölçülebilmekte ve yaşam standartları da buna paralel olarak gelişmektedir.Cumhuriyetin ilanı zamanlarında insan başına düşen 7 kWh'lık tüketim 2000'li yıllarda 1805 kWh'e ulaşmıştır. Böyle olmasına karşın bu oran Avrupa'da 5000 kWh, dünya ortalamasında 2500 kWh'a karşılaştırıldığında çok geride olduğumuz görülmektedir. Bu tablo enerji konusunda çok ciddi planlar yapmamız gerektiğini göstermektedir. Ülkelerin gelişmişlik düzeyi harcadıkları enerji miktarı ile ölçülür. Hidroelektrik enerji, Ülkemizin milli ve en önemli yenilenebilir enerji kaynaklarından biridir. Kalkınmış ülkelerde hidroelektrik potansiyel büyük ölçüde değerlendirilmiştir fakat Türkiye'de işletmeye açılan santraller ile söz konusu mevcut olan bu potansiyelin yalnızca %35,4'lük bir bölümü kullanılmıştır. Türkiye'nin brüt hidroelektrik enerji potansiyeli 433 milyar kWh/yıl, teknik yönden değerlendirilebilir potansiyelinin 216 milyar kWh/yıl, ekonomik potansiyelinin ise 129,9 milyar kWh/yıl civarında olduğu öngörülmüştür (DSİ, 2009). Günümüzün en temel sorunlarından biri enerji ihtiyacı ve bu ihtiyacın giderilmesi için yaratılan çevresel sorunlardır. Hidroelektrik enerji üretimi için inşa edilen barajlar ve Hidroelektrik Santraller beraberlerinde birçok yarar zarar konusunu gündeme getirmektedir. Bu bağlamda hidroelektrik enerji üretiminin yararlılığı bilim dünyasında ve kamuoyunda tartışılmaktadır. Bu bilgiler ışığında enerji kaynaklarının bir ülkenin kalkınmışlığını ve ekonomik olarak gelişmişliğini göstermesi bakımından yadsınamayacak kadar fazladır. Bu çalışmanın amacı; Türkiye'nin bu kapsamdaki toplam santralleri içerisindeki yerini, toplam hidroelektrik enerji üretimine katkılarını, Türkiye ve havza içerisindeki toplam hidroelektrik potansiyellerin değerlendirme oranlarını tespit etmeyi de amaçlamaktadır. Anahtar Kelimeler: Hidroelektrik Santralleri, Enerji Kaynakları, Yenilenebilir Enerji Kaynakları, Enerji Kaynaklarının Yarar ve Zararları
Avrupa Birliği pilot icra uygulamalarının Trabzon bazlı etkileri üzerine bir araştırma
Bu araştırmada iş yükü günden güne artan icra dairelerinin iş ve işlem yükünün azaltılması, güvenli, etkin ve hızlı hale getirilmesi için Avrupa Birliği üyesi 3 ülke ile gerçekleştirilen entegrasyonun Trabzon iline etkileri araştırılmıştır. Pilot İcra Entegrasyonu adı verilen bu süreçte icra dairelerinin bir yandan şeffaf ve ulaşılabilir, diğer yandan da sistemli ve hızlı çalışabilmesi için Yunanistan, İspanya ve Almanya modelleri baz alınmıştır. Kısaltmaları bile aynı olan Avrupa Birliği ile Adalet Bakanlığı arasındaki kan uyuşması önemli bir merak konusuydu. Çünkü icra dairelerinde herkes her işe bakıyor, işlemler gecikiyor, para alış verişi muvazaaya yol açıyor, sürekli evrak kayboluyordu. Araştırmanın başında Yunan uzmanın verdiği ilk rapor, durumun vahametini doğrudan ortaya koyar nitelikte idi: "Sizin icra dairelerine gelen birisi muhatap bulamıyor. Çalan telefonlara bakan yok. Aynı talep için her sorumlu müdür farklı kararlar yazıyor. Hiç bir evrakı tarayıp kaydetmiyorsunuz. Bunları yadırgadım ve kısmen anlayabildim. Kalemleriniz, bürolarınız ve arşivler, niçin makam odalarının yarısı kadar; bunu gerçekten anlayamadım." Eşleşme işte bu vurgu ile başladı. Ve çalışmamızda hem eski model ve uygulamalar, hem de üç ülkeden alınan yeni sistem üzerinde tetkikler gerçekleştirildi. Çalışma ile; Osmanlı'dan bugüne icra iflas uygulamalarımızın nasıl seyrettiğini harmanlayarak çokca değişikliğe uğrayan 2004 model İcra İflas Kanunu'nun AB ile eşleşmeden sonra nasıl uygulandığı Trabzon ölçeğinde ortaya çıkarılmış oldu. Buna karşılık, örnek aldığımız 3 ülkenin icra ile ilgili uygulamaları da değerlendirildi. İcra dairelerinde çalışan personelin yanı sıra dosyası bulunan vatandaş ve avukatlarla birebir yapılandırılmış anket çalışmaları yapıldı. Dairelerin tüm birimleri hem teknik hem fiziki şekilde izlendi, gözlendi ve AB bazlı icra uygulamalarının Trabzon üzerinde ortaya çıkardığı neticelere ulaşıldı. Anahtar Kavramlar: İcra, AB, Yenilenme, Entegrasyon
Yerel seçimlerde seçmenlerin oy verme davranışlarını etkileyen faktörlere ilişkin bir uygulama: Trabzon Büyükşehir Belediyesi örneği
Yapılan çalışmamızda sosyodemografik özelliklerin seçmenin oy kullanma davranışı üzerinde etkisinin ne yönde olduğu incelenecektir. Seçmenler oy verme davranışında bulunurken, bu davranışa etki eden, etnik ve demografik özelliklerle sosyoekonomik faktörlerin seçmene sağlayacağı getiriler veya götürülerin neler olduğunu düşünerek oyunu kullandığı görülmektedir. Buradan hareketle de Demografik yapının oy verme davranışı üzerinde etkisini bu etkininde seçmen beklentisini ne yönde etkilediğini belirleme amacı güdülmüştür. Bu etkiyi belirlemek amacıyla, Seçmen davranışına dayalı yapılan bilimsel çalışmalar, "sosyolojik yaklaşım", "Sosyopsikolojik yaklaşım" ve "Ekonomik yaklaşım" ile beraber olmak üzere üç temel başlık altında incelenmiştir ve açıklanmıştır. Bu çalışmanın sonucunda ise şu bulgulara ulaşılmıştır; 1- Seçmenlerin yapmış olduğu davranışlar sonucunda umdukları beklentileri büyük oranda gerçekleşmediği ve seçim sonrası beklenilen gerçekliğe ulaşılamadığı görülmüştür. 2- Seçmen davranışı üzerine önemli bir yere sahip olan ekonomik politikalar, seçmen davranışı ve beklentileri üzerinde önemli bir etkisinin olduğu görülmüştür. 3- Cinsiyet bazında ise kadın ve erkek seçmenlerin arasında beklentilerin farklılaştığı görülmüştür. 4- Yaş grupları arasında ise seçmen davranışlarından hareketle beklentilerin değişkenlik gösterdiği görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Seçmenlerin Beklentileri, Kültürel Faktörler, Ekonomik Faktörler, Seçmen Tercihleri, Seçmen Davranışı Modelleri.
İnşaat yap-sat sektöründe faaliyet gösteren firmaların kredilendirilme süreci ve kredi tahsis modelleri üzerinde bir araştırma, Trabzon örneği
Gelişmekte olan ekonomilerde inşaat yap-sat sektörünün, gelişime ve büyümeye olan katkısının çok önemli olduğu bilinmektedir. İnşaat yap-sat sektörü, fonladığı yüzlerce meslek dalını ve çok sayıda alt sektörü harekete geçirme özelliğine sahiptir. İnşaat yap-sat sektörünün durağanlaştığı dönemlerde, işsizliğin arttığı, enerji ve akaryakıt, demir-çelik, çimento, cam, ağaç ürünleri ve mobilya, kimya, plastik, makina, motor, bankacılık, sigortacılık, teknik müşavirlik vb. bir çok sektörde krizin başlaması kaçınılmaz olmaktadır. Ekonomik gelişim sürecinde lokomotif olma özelliğine sahip inşaat yap-sat sektörünün doğru şekilde kredilendirilmesine, fon yönetiminin etkin ve verimli bir şekilde yapılmasına katkı sağlamayı amaçlayan çalışmamızda; inşaat yap-sat sektörüne en az maliyetle fon temini sağlayan ve aynı zamanda konut satın alma potansiyeline sahip bireylere güven ve finansal kolaylıklar saylayan proje finansmanı modeli araştırılmıştır. Çalışmamızın birinci bölümünde, inşaat yap-sat firmalarının sıklıkla kullandıkları bir fon yöntemi olan banka kredisinin tanımı, işlevleri, unsurları, kredi süreci ve sınıflandırılmasına yer verilmektedir. İkinci bölümde, inşaat yap-sat firmaları sınıflandırılmış, sektörün SWOT analizi yapılmış, yap-sat firmalarında kredi ihtiyacının oluşumu, bankaların inşaat yap-sat firmasına kredi tahsisinde dikkat ettikleri noktalar, yaşanan zorluklar belirtilmektedir. Ayrıca bu bölümde, yap-sat sektörünün sat-yap sektörüne dönüşümü aktarılmaktadır. Üçüncü bölümde, inşaat yap-sat sektöründe faaliyet gösteren firmaların, sektörü fonlayan bankaların ve konut satın alma potansiyeline sahip tüketicilerin karşılaştıkları risklere yer verilmektedir.Bu bölümde inşaat yap-sat firmalarına bankalar tarafından sunulan kredi modelleri, yap-sat firmalarının ilişki içinde olduğu belediyeler ve yapı denetim firmalarıile ilişkileri ayrıca aktarılmaktadır. Bankaların, inşaat yap-sat firmalarına sunduğu finansman modelleri içinde, proje finansmanı modelinin özellikleri aktarılarak, yap-sat sektörüne sağladığı avantajlar ve tüketici üzerindeki olumlu yansımalarına da yer verilmektedir. Çalışmamızın dördüncü bölümünde, Trabzon'da faaliyet gösteren inşaat yap-sat firmalarının sermaye yapıları, eğitim düzeyleri ve mesleki yeterlilikleri, müşteri memnuniyetine verdikleri önem, satış güçleri, sorumlulukları ve yaşadıkları sorunlar araştırılmıştır. Diğer taraftan Trabzon'da yaşayan ve konut satın alma potansiyeline sahip tüketicilerin beklentileri üzerine yapılan araştırma sonucunda; aile gelir düzeyi ile orantılı olarak konut satın alma düşüncesinin her zaman mevcut olduğu, kira giderinden kurtulmak ve yatırım yapmak için konut satın alma eğiliminin arttığı gözlenmiştir. Nüfus artışı ile orantılı olarak artış gösteren konut ihtiyacı, çarpık kentleşme sorununun çözümüne yönelik oluşturulan kentsel dönüşüm projeleri dikkate alındığında, inşaat yap-sat sektöründe iş hacminin arttığı görülmektedir. Çalışmamız neticesinde inşaat yap-sat sektöründe faaliyet gösteren firmaların proje finansmanı modeli ile fonlandırılmasının, firmaların finansman giderlerini minimize ettiği, tüketici üzerinde güven oluşturduğu ve firmaların satış gücünü artırdığı bulgularına ulaşılmıştır. Anahtar Sözcükler: Banka, İnşaat Yap-sat, Kredi, Swot Analizi, Proje Finansmanı
Türkiye'de Milli Eğitim Bakanlığı stratejik planı çerçevesinde eğitim hedeflerinin gerçekleşme düzeyinin değerlendirilmesi: Trabzon Ortahisar ilçesinde bir uygulama
Bu araştırmayla, Milli Eğitim Bakanlığı Stratejik Planı çerçevesinde eğitim hedeflerinin gerçekleşme düzeyi incelenerek önerilerde bulunulması amaçlanmıştır. Bu çalışmanın evrenini 402 eğitimci oluşturmuştur. Örneklemini ise Trabzon ili Ortahisar ilçesindeki resmi okul ve kurumlarında 2010-2014 yılı "Stratejik Planlama ve Koordinasyon Ekibi"nde görev alan 266 eğitimci oluşturmuştur. Araştırmanın kapsamı içinde kalan Trabzon ili Ortahisar ilçesinde görevli eğitimcilerin görüşlerini belirlemek için stratejik plan çerçevesindeki alt boyutlarla ilgili 20 madde ve kişisel bilgileri içeren bir anket geliştirilip, geçerliliği ve güvenirliliği sağlandıktan sonra kullanılmıştır. Ankette örneklem yeterliliği 0.949 ile mükemmel çıkmıştır. Anketin varyansı toplamın %75.241'ini açıklamıştır. Anketin güvenirlik çalışmasında cronbach alfa katsayısının 0.7'den büyük değer alması ölçeğin "güvenilir" değer aralığında olduğunu göstermiştir. Veriler, SPSS 21.0 programı ile analiz edilmiş ve sonuçların güvenirlik düzeyinin % 95 düzeyinde olduğu değerlendirilmiştir. Yapılan analizde, kurumlarında stratejik planlama çalışmasına katılan ve katkı veren eğitimcilerin büyük çoğunluğunun öğretmen olduğu ve yarısının stratejik planlama eğitimi almadığı görülmüştür. MEB stratejik planında öngörülen eğitim hedeflerinin gerçekleşme düzeyine ilişkin; hedeflere ulaşma derecesi, stratejik plan uygulama değerlendirmeleri, kurumsal kimlik ve stratejik plan uygulama yeterlikleri faktörleri değerlendirmesinde katılımcıların görüşleri "kararsızım" ve "çok katılıyorum" düzeyindedir. Ayrıca, MEB stratejik planında öngörülen eğitim hedeflerinin gerçekleşme düzeyine ilişkin genel algı değerlendirmesi "çok katılıyorum" düzeyindedir. Alt faktörler açısından; "Kurum amiri stratejik plan hazırlama ve uygulama sürecine sürekli destek verir" en yüksek, 'Okulumuz/kurumumuz, stratejik planın uygulanması ve izleme değerlendirmesi konusunda yeterli rehberlik ve danışmanlık hizmeti alıyor' en düşük değeri almıştır. Cinsiyet değişkenine göre stratejik plan uygulama yeterlikleri boyutu açısından anlamlı fark bulunmaktadır. Erkekler kadınlara göre stratejik plan uygulama yeterlilikleri boyutuna ait gerçekleşmeleri daha yeterli görmektedir. Yine stratejik plan eğitimi alma değişkenine göre hedeflere ulaşma derecesi, kurumsal kimlik ve stratejik plan uygulama yeterlikleri boyutunda, eğitim alanlar ile almayanlar arasında anlamlı farkın olduğu görülmektedir. Okul ve kurumların stratejik plan hazırlama, uygulama, değerlendirme ve eğitim hedeflerinin gerçekleşme düzeyini geliştirmek için, yöneticilerin stratejik yönetim sürecine ait tüm uygulamalarda paydaşların katılımını öne çıkaracak önlemleri almaları sağlanabilir. İl Milli Eğitim Müdürlükleri bünyesindeki Ar-Ge birimlerine Bakanlık tarafından etkili rehberlik yapılmalıdır. Ayrıca Ar-Ge ekipleri geliştirdikleri deneyim ve donanımlarını sahaya daha çok yansıtmalıdır.
Elektronik (E) reçete uygulamasının hasta ve hasta yakınları tarafından algı ve memnuniyetlerinin değerlendirilmesi Trabzon Kanuni Eğitim ve Araştırma Hastanesi örneği
Günümüz dünyasında bilişim teknolojisi baş döndürücü değişim ve gelişim göstermektedir. Sağlık hizmetlerinde bilişim teknolojisine ihtiyaç gün geçtikçe ivmelenerek artmakta olup, bilişim teknolojisinin desteği olmadan işlevsel bir sağlık hizmetinin verilmesi mümkün görülmemektedir. Sağlık hizmetlerinde kendine yer bulan ve sağlıkta inovasyon örneği olarak kabul gören uygulamaların başında elektronik (e) reçete uygulaması da gelmektedir. Amacı; Trabzon Kanuni Eğitim ve Araştırma Hastanesinden poliklinik hizmeti alan hasta ve hasta yakınlarının elektronik reçete uygulamasının algı ve memnuniyetlerini belirlemeye yönelik olan bu çalışma, kesitsel ve tanımlayıcı araştırma modelinde yapılmak üzere planlandı. Çalışmanın verileri, literatür taraması yapıldıktan sonra araştırmacı tarafından oluşturulan soru seti aracılığı ile toplandı. Soru seti toplam 386 katılımcıya uygulandı. Elde edilen veriler SPSS 16.0 paket programına aktarılarak tüm değişkenlerin katılımcılar tarafından aynı düzeyde algılanıp algılanmadığını ve değişkenlerin arasındaki ilişkilerin anlaşılmasını kolaylaştırmak için faktör ve iç tutarlılık katsayısı (Cronbach Alfa) analizleri yapıldı. Normal dağılım göstermeyen sürekli değişkenlerin analizinde Mann Whitney-U ve Kruskall Wallis testleri kullanıldı. Sonuçlar ortalama, standart sapma, min-max, sıklık ve yüzde olarak ifade edilerek p< 0.05 değeri istatistiksel olarak anlamlı olarak kabul edildi. Sonuç; uygulamanın hekim, eczacı ve geri ödeme merkezi açısından izlem, kontrol, değerlendirme, geri bildirim ve denetleme kolaylığı sağladığı, uygulamanın yanlış ilaç alımını, israfı, reçete üzerinde yapılacak olan usulsüzlükleri ve tahrifatı önlediği. Hasta ve yakınlarının, elektronik reçete uygulamasını gerekli ve çağımızın modern uygulamalarından biri olarak değerlendirdikleri, uygulamayı destekledikleri ve uygulamadan yüksek düzeyde memnun oldukları anlaşıldı.
Doğu Karadeniz Bölgesinde(Trabzon, Giresun ve Bayburt illerinde) girişimci profili üzerine bir araştırma
Bu araştırmayla Doğu Karadeniz Bölgesinde yer alan Trabzon, Giresun ve Bayburt illerinde hizmet ve imalat sektöründe faaliyette bulunan girişimcilerin şirket kurmasında etkili olan faktörleri analiz edilip, bölgenin girişimci yapısının ortaya konulması amaçlanmıştır. Araştırmanın veri toplama aracı üç bölümden oluşmuştur. Birinci bölümünde, işletme kurma kararlarını etkileyen faktörleri belirlemek için 25 soru, ikinci bölümünde kişisel özellikleri ölçmek için 20 soru, üçüncü bölümünde ise demografik bilgilere ilişkin verileri tespit etmek için 25 soru sorulmuştur. Araştırmanın sonucunda girişimcilerin çok büyük çoğunluğunun erkek girişimcilerden olduğu ortaya çıkmıştır. Girişimcilerin kırsal bölge sayılabilecek köy, kasaba veya küçük ilçelerde doğdukları halde, köyden kente göç niteliği de diyebileceğimiz, il ve büyük kentlerde işlerini kurdukları ve yaşamlarını devam ettirdikleri görülmüştür. Girişimcilerin; genç yaşlarında ilk işletmelerini kurduğunu, çoğunluğunun işletme sahibi olduğu ve mevcut işlerini kurmadan önce başka işletmelerde çalışmadıklarını söyleyebiliriz. Ayrıca girişimcilerin kuruluşlarının şirket türlerinin çoğunluğunun limited şirket ve şahıs şirketi olduğu, bunun yanında profesyonel yönetim şeklinin işletmelerde yaygın olmadığı ve profesyonel yönetimden çok, aile içi yönetime yöneldiği ortaya çıkmıştır. Girişimcilerin girişimci kişilik özellikleri ile çocuk sayıları değişkeni arasında anlamlı bir farkın olduğu belirlenmiştir. Tek çocuğu olan katılımcıların puanlarının beş ve üzeri çocuğu olanların puanlarından anlamlı düzeyde yüksek olduğu ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: Doğu Karadeniz, Girişimci, Girişimci Profili, Demografik Özellik.
insan kaynakları yönetiminde işe alma fonksiyonunun incelenmesi ve Trabzon ili bankacılık sektöründe bir uygulama
Bu çalışmamda genel olarak insan kaynakları yönetiminde işe alma süreci ve bu sürecin bankacılık sektöründe nasıl uygulandığı konusunda bilgi vermektedir, İnsan kaynakları yönetiminin süreklilik özelliğini taşıyan önemli fonksiyonlarından biri olan işe alma, işletmelerin devamlılığını sağlayan fonksiyon olarak adlandırılabilir. Kuruma ve işe uygun insan kaynağına ulaşmak için seçme fonksiyonunun doğru bir şekilde yerine getirilmesi gerekmektedir. Bunun için işe alma alanındaki tüm yenilikler ve gelişmelerden haberdar olunması gerekir. Bu çalışmamın amacı, işe almanın tüm inceliklerini öğrenmek, ayrıca bankacılık sektörünü ve bu sektördeki işe alma uygulamalarını anlatmak ve öneriler geliştirebilmektir. Çalışmanın birinci bölümünde insan kaynakları yönetiminin tanımı, amacı, gelişimi, fonksiyonları ve ilkeleri, işe alma sürecinin önemi, işe alma süreçleri ve işe alma süreçlerinin aşamaları konuları işlenmiştir. İkinci bölümde ise bankanın tanımı, görev ve yetkileri, çeşitleri, bankacılığın tarihsel gelişimi, bankacılık sektöründe işe alma fonksiyonu konuları işlenmiştir. Üçüncü bölümde ise kamu, özel ve katılım bankalarında işe alma süreçleriyle ilgili uygulanan anket çalışmasına ve aralarındaki farklılıklara yer verilmiştir. Elde edilen bulgulara bağlı olarak kamu, özel ve katılım bankalarının kendi işe alma süreçlerinde yapması gereken değişiklikler belirtilmiştir. Ayrıca aday personel için, iş başvuruları esnasında dikkat edilmesi gereken noktalar belirlenmiştir.
Yöneticilerin liderlik özelliklerinin çalışanların işe sarılma ve motivasyonu üzerindeki etkisi: Trabzon vodafone mağazaları örneği
Günümüz rekabet ortamında işletmelerin varlıklarını devam ettirebilmeleri daha da güçleşmiştir. İşletmeler insan faktörünün en önemli kaynakları olduklarının farkına varmışlar ve bu yönde çalışmalarını artırmışlardır. İşletmelerin varlıklarını devam ettirebilmeleri için verimli ve etkin olarak faaliyette bulunmaları gerekir. Bunun için de işine sarılan, motivasyon düzeyi yüksek çalışanlara ihtiyaç duyulur. Çalışanların motivasyonu ve işe sarılma düzeyleri üzerinde pek çok faktör etkili olmaktadır. Bu faktörler arasında en önemlilerden birisi liderlerin sahip oldukları liderlik özellikleridir. Bu çalışmada yöneticilerin liderlik özelliklerinin çalışanların işe sarılma ve motivasyonu üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Bu amaçla Trabzon ilinde faaliyet gösteren Vodafone mağaza çalışanları üzerinde çalışma gerçekleştirilmiştir. Çalışmada veri toplama aracı olarak anket yöntemi kullanılmıştır. Çalışmaya toplam 100 (48 kadın, 52 erkek) çalışan dahil edilmiştir. Çalışmadan elde edilen verilerin analizi SPSS programıyla yapılmıştır. Yapılan analizler neticesinde liderlik özellikleri ile işe sarılma ve motivasyon arasında pozitif yönlü ve anlamlı ilişki olduğu görülmüştür.
Trabzon il merkezindeki pediatri kliniklerinde çalışan hekim ve hemşirelerin çocuk istismarı ve ihmali konusundaki bilgi ve farkındalık düzeyleri
Amaç: Çalışma, pediatri kliniklerinde çalışan hekim ve hemşirelerin çocuk istismarı ve ihmaline yönelik bilgi ve farkındalıklarını belirlemek amacıyla yapılmıştır. Yöntem: Çalışma tanımlayıcı tipte olup, gerekli izinler alındıktan sonra, Trabzon il merkezine bağlı hastanelerin pediatri kliniklerinde görev yapan ve araştırmaya katılmada gönüllü olan 53 hekim ve 180 hemşire ile Ocak–Aralık 2016 tarihleri arasında yürütülmüştür. Veriler "Tanıtıcı Bilgi Formu" ve "Çocuk İstismarı ve İhmalinin Belirti ve Risklerinin Tanılanmasına Yönelik Ölçek Formu" ile toplanmıştır. Bulgular: Araştırmaya katılan hekimlerin %58.5'inin, hemşirelerin ise %97.2'sinin kadın olduğu, hekimlerin %58.5'inin 27-35 yaş arası, hemşirelerin ise tüm yaş gruplarında eşit dağıldığı ve çoğunluğun (hekim %66, hemşire %58.3) evli olduğu belirlenmiştir. Hekimlerin %43.4'ünün, hemşirelerin ise %25'inin çocuk istismar ve ihmali konusunda eğitim aldıkları ve eğitim alma durumları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu saptanmıştır (p=0.010). Hekimlerin çocuk istismar ve ihmalinin belirti ve risklerinin tanılanması formu genel puan ortalamasının (3.92±0.32) hemşirelere (3.63±0.34) oranla ve çocuk istismar ve ihmali konusunda eğitim alan katılımcıların ölçek puan ortalamalarının (hekim 4.05±0.33, hemşire 3.77±0.42) da eğitim almayanlara oranla anlamlı düzeyde yüksek olduğu tespit edilmiştir. Sonuç: Hekim ve hemşirelerin çocuk istismar ve ihmali konusunda bilgi ve farkındalıklarının orta düzeyde olduğu, çoğunun çocuk istismar ve ihmali konusunda daha önce eğitim almadığı, yasal yükümlülük ve bildirim yapma süreci ile ilgili bilgi eksikliklerinin olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: istismar, ihmal, farkındalık, hekim, hemşire, çocuk