Trabzon
267 theses under this subject heading
Profesyonel ve amatör futbolcuların kişilik ve saldırganlık düzeylerinin incelenmesi (Trabzon-Rize İli örneği)
Araştırma grubunu 2014-2015 Süleyman SEBA Futbol Sezonunda Trabzon ve Rize ilindeki profesyonel ve amatör futbol takımları içerisinden 7 profesyonel ve 12 amatör futbol kulübünden 125 profesyonel ve 224 amatör sporcu olmak üzere toplam 349 futbolcu oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen kişisel bilgi formu ile İpek İlter KİPER tarafından geliştirilen 30 maddelik Saldırganlık Envanteri ile Francis ve ark. 1992 tarafından geliştirilen, ülkemiz için geçerlilik ve güvenirlik çalışması, Karancı ve arkadaşları tarafından yapılan 24 maddelik Eysenck Kişilik Anketi-Kısaltılmış Formu (EKA-GGK) kullanılmıştır. Verilerin dağılımlarıyla ilgili öncelikli olarak normallik testi (Kolmogorow-Smirnov D test – Shapiro Wilk) yapıldı. Çalışmaya katılan sporcuların dağılımları ve yüzdeleri tanımlayıcı istatistik (Descriptive Statistics) ile belirlendi. Sporcuların sporculuk düzeyine göre normal dağılıma sahip olan yıkıcı, edilgen ve genel saldırganlık puanlarının karşılaştırılmasında α=0.05 anlamlılık düzeyinde bağımsız örneklem T Testi (Independent Sample T Test) uygulanırken, normal dağılıma sahip olmayan atılganlık, nörotizm, dışa dönüklük, psikotizm ve yalan puanlarının karşılaştırılmasında α=0.05 anlamlılık düzeyinde Mann Whitney-U testi uygulandı. Bunun yanında profesyonel ve amatör sporcuların saldırganlık ve kişilik puanları arasındaki ilişkiyi saptamak için ise Spearman Kolerasyon testi uygulandı. Verilerin istatistiğinde SPSS 20.0 paket programı kullanıldı. Yapılan analizler sonucunda sporculuk düzeyine göre futbolcuların kişilik alt boyutlarında nörotizm ve dışa dönüklük hariç diğer alt boyutlarda, saldırganlık alt boyutlarında ise atılganlık hariç diğer alt boyutlarda anlamlı farklılıklar saptandı. Sonuç olarak amatör futbolcuların profesyonel futbolculardan daha saldırgan olduğu bulundu. Amatör futbolcuların psikotizm puanlarının profesyonel futbolculardan, profesyonel futbolcuların ise yalan puanlarının amatör futbolculardan daha yüksek olduğu görüldü. Anahtar Kelimeler: Saldırganlık, Kişilik, Futbol.
Horon eşlik çalgılarının dans formuna etkisi: Trabzon yöresi Sallama Horonları (Düz horon) örneği
Bu araştırma, aynı kültüre mensup birbirine yakın bölgelerde yaşayan insanların geleneksel dans icralarındaki çeşitlenmelerin muhtemel bir nedeni olarak, dansa eşlik eden çalgıları ele almayı amaçlamaktadır. Araştırma kapsamında Karadeniz Bölgesi'nde merkezi bir hüviyeti bulunan Trabzon yöresindeki birbirinden farklı çalgıların eşliğiyle, birbirinden farklı formlarda icra edilen danslar; form çeşitlenmeleri ve bu çeşitlilikte eşlik çalgıların muhtemel etkileri açısından incelenmiştir. Bu doğrultuda dansların icra formlarındaki bedensel devinimler incelenmiş, aralarındaki farklılıklar tespit edilmiş; bu danslara eşlik eden çalgılar akustik özellikleri itibarıyla söz konusu farklılıklarla ilişkilendirilmeye çalışılmıştır. Geleneksel danslara eşlik eden çalgıların akustik özellikleri PRAAT yazılımından yararlanılarak analiz edilmiş; yapılan analizler neticesinde tespit edilen farklılıkların dans icrası formlarındaki farklılıklara etkisi araştırılmıştır. Buna paralel olarak, yörede yaygın olarak tanınan dans ve eşlik çalgı icracılarıyla mülakatlar yapılmıştır. Bu mülakatlar ışığında, geleneksel dans formu çeşitlenmesiyle anlamlı biçimde ilişkilenen eşlik çalgı akustik farklılıkları noktasında yöre icracılarının uzman görüşüne başvurulmuştur. Çalışma sonucunda tespit edilen dans formu farklılıkları ile, danslara eşlik eden çalgıların akustik özellik farklılıkları arasında anlamlı paralellikler bulunduğu bulgulanmıştır. Bulgulanan bu sonuçlar, uzman görüşüne başvurulan yöre icracıları tarafından da doğrulanmaktadır. Araştırma sonuçlarının geleneksel dans formu çeşitlenmeleri konusuna yeni bir bakış açısı kazandıracağı düşünülmektedir.
4 numaralı Trabzon Ahkâm Defterinin transkripsiyon ve değerlendirilmesi (s.1-50)
Osmanlı siyaset geleneğinde adalet kavramının teorik anlamının ötesinde pratik manada da uygulanabilmesi için tarihsel süreçte farklı kurumlar ihdas edilmiştir. Bu kurumlar adaletin tesis edilmesi sürecinde Osmanlı halkı arasında dil, din, ırk ve cinsiyet gibi ayrım gözetmemiştir. Adalet sisteminin uygulanmasında, gerektiğinde halka, mahalli şikâyet mercileri dışında doğrudan merkezi yönetime de şikâyet etme hakkı verilmiştir. Halkın şikâyetlerinin merkezde kaydı tutulmuş ve bu şikâyetlerin değerlendirilmesiyle önce şikâyet defterleri daha sonra ise ahkâm defterleri oluşturulmuştur. Ahkâm defterleri adalet sisteminin işlerliğini göstermesi açısından büyük önem taşımaktadır. Ahkâm defterlerinde, halkın yöneticilerle ve birbirleriyle olan ilişkileri şikâyetlere yansıdığı şekliyle ortaya konmuştur. Çalışmada 4 numaralı Trabzon ahkâm defterinin transkripsiyonu ve değerlendirilmesi yapılmış olup o dönemde Trabzon eyaleti ve Trabzon eyaletine bağlı olan yerleşim yerlerinden gelen şikâyetler incelenmiştir. Şikâyet konularına göre tasnif yapılmış ve şikâyetlerin çözüme kavuşturulmasında ne gibi hükümler verildiği ortaya konmuştur. Anahtar Kelimeler: Adalet, Şikâyet, Ahkâm, Trabzon eyaleti.
IV Numaralı Trabzon Ahkâm Defteri'nin transkripsiyonu ve değerlendirilmesi: S. 100 - 150
Osmanlı Devleti bütün halkının şikâyetlerini dinlemiş ve bunların hiç birisini karşılıksız bırakmamış, yapılan her şikâyeti mutlaka araştırmış ve sonuçlandırmıştır. Divan-ı Hümayuna ulaştırılan şikâyetler çerçevesinde düzenlenen ahkâm defterleri, yerel mahkemeler tarafından taşrada ortaya çıkan sorunlara mahallinde üretilen çözümleri değil, bu sorunlara devletin en yetkili organının getirdiği çözümleri ve bakış açısını temsil etmektedir. Merkezde hemen hemen çoğu büyük vilâyetlerin Ahkâm Defterleri ayrı ayrı tutulmuştur. Trabzon Ahkâm Defterleri 1742 tarihinden itibaren tutulmaya başlanmış ve 1911 yılında son bulmuştur. 1742-1911 yılları arasında Trabzon'a ait 8 adet Ahkâm Defteri bulunmuştur. Bu araştırmada Trabzon'a ait 4 Numaralı Trabzon Ahkâm Defterinde kayıtlı olan ve Trabzon'a gönderilen hükümler incelenmiştir. 4 Numaralı Trabzon Ahkâm Defterinin ihtiva ettiği şikâyet konularına göre değerlendirildiğinde, dönemin Trabzon sosyal tarihi hakkında çok önemli bilgilere ulaşılmakla birlikte haksız müdahalenin önlenmesi, mal gaspı, iltizam dağıtımı, para gaspı, alacak-verecek meselesi, mal intikali, su veya emlâk sınır anlaşmazlıkları, fuzuli işgal, vakıf meseleleri vb. suç ve anlaşmazlıklara dair orijinal bilgilere ulaşmak mümkündür. Çalışmamız kapsamında Trabzon'un sosyal, ekonomik, askerî, hukukî, idarî vs. durumlarını yansıtmaya ve Trabzon tarihi ile ilgili araştırmalara bir katkı sağlamaya çalıştık. Anahtar Kelimeler: Ahkam Defterleri, Osmanlı Devleti, Divan-ı Hümayun, Trabzon
Boşanmış kadınlara yönelik toplumun bakış açısı üzerine nitel bir araştırma: Trabzon il örneği
Toplumsal yaşam bireylerin hayatlarını etkilemektedir. Çünkü, toplum bireylerin bir araya gelmesi sonucu oluşan bir yapıdır. Bu yapı içinde evlilik ve boşanma gibi eylemler genellikle toplumsal kabullenişle gerçekleştirilmektedir. Boşanma, evlilik birliğine son verilmesi üzerine oluşan bir sosyal olgudur. Toplum, evlilikte olduğu gibi boşanma sonrasında da cinsiyet bağlamında bireylere farklı roller dayatmaktadır. Kadın ve erkek bireylerin boşanma sonrası karşılaştığı ve toplumun kendisinden beklediği davranış kalıpları bu noktada farklılaşabilmektedir. Bu bağlamda cinsiyetin boşanma olgusuna bakış açısını şekillendiren en önemli etmenlerden biri olduğunu söylenebilir. Bu etmen boşanan kadın ve erkeğe atfedilen anlamları, sergilenen tutumları ve davranışları biçimlendirmektedir. Bu durum çoğunlukla iki cins arasında bir eşitsizliğe neden olmaktadır. Ataerkil yapı içerisindeki toplumlarda bu eşitsizlik daha belirgin bir şekilde görülmektedir. Kadının hangi konularda toplum nezdinde avantajlı veya dezavantajlı konumda olduğunu öğrenmenin bireyin yaşamında oldukça önemli bir yere sahip olabileceği düşünülmüştür. Ayrıca, kadının boşanması durumunda toplumda nasıl tutumlarla karşılaşabileceği merek edilmiş, bu doğrultuda araştırma gerçekleştirilmiştir. Çalışmamızda, toplumun boşanmış kadına yönelik bakış açısının ne olduğu incelenmiştir. Bu kapsamda nitel araştırma yönteminin fenolojik araştırma deseninden faydalanılmıştır. Katılımcılara, kartopu örneklem çalışması sonucu ulaşılmıştır. Toplamda 18 katılımcıyla görüşülmüştür. Kişi sayısını belirlemede kıstas olarak veri doyumu esas alınmıştır. Saha çalışma alanı olarak Trabzon ili seçilmiştir. Araştırılan fenomenin ne olduğunun anlaşılması ve ayrıntıları ile ortaya konması için Trabzon'da yaşayan 11 erkek ve 7 kadından oluşan çalışma grubuyla derinlemesine mülakat yapılmıştır. Mülakatlar yarı yapılandırılmış görüşme tekniğiyle gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda ulaşılan bulgular NVİVO 12 analiz programı ile analiz edilmiştir. Analiz sonucunda erişilen veriler, literatür ile karşılaştırılarak açıklanmış, tartışılmış ve yorumlanarak değerlendirilmeye çalışılmıştır. Elde edilen sonuçlara, göre kadının toplum içindeki statüsünde olumlu yönde bir değişim olduğu görülmüştür. Bu değişimin sonucunda boşanan kadına karşı toplumsal bakış açısında pozitif yönde bir eğilim olduğu saptanmıştır. Ancak, tamamen bir değişimden ve olumlu bir tutumdan söz etmek mümkün değildir. Çünkü, halkın çoğunluğunun boşanmış kadına karşı olumsuz bir bakış açısına sahip olduğu gözlenmiştir. Bu negatif yönlü bakış açısının sonucunda boşanmış kadının bir prestij kaybı yaşadığı ve sosyo-kültürel yapı içerisinde sosyolojik, psikolojik ve ekonomik birçok sorun yaşadığı gözlenmiştir. Bu durumun boşanmış kadının hayatındaki yaşam standartlarını düşürücü bir etkiye sahip olduğu düşünülmektedir. Anahtar kelime: Aile, Kadın, Boşanma, Toplumsal cinsiyet eşitsizliği, Trabzon
Bizans İmparatorluğu Döneminde Trabzon (Siyasi, iktisadi ve idari tarihi 395-1204)
Karadeniz'in güneydoğu ucunda kurulmuş olan Trabzon kentinin tarihi M.Ö. VIII. Yüzyıla kadar uzanmaktadır. Antik dönemin büyük ticaret şehirlerinden biri olan Trabzon'un en önemli özelliği stratejik konumudur. Bu konum kentin ticari hareketliliğinin yükselmesini sağlamış ve aynı zamanda kentin etrafını çevreleyen sarp dağlar karadan gelecek istilalardan korunmasına imkan vermiştir. Yakın çevresindeki kentlerle ticari bağları olan Trabzon aynı zamanda uluslararası ticaret yollarının üzerindeydi. Dolayısıyla Trabzon kenti hem bölgesel hem de uluslararası ticarette önem taşıyan bir konuma sahipti. M.Ö. I. yüzyıldan itibaren Roma İmparatorluğu'nun hakimiyetine giren Trabzon kenti bu dönemde de stratejik bir liman kenti olma özelliğini devam ettirmiş ve ayrıca Roma orduları tarafından imparatorluğun doğu sınırlarında gerçekleştirilen seferlerde ikmal noktası olarak kullanılmıştır. Trabzon kenti ve çevresi Roma İmparatorluğu'nun 395'te ikiye bölünmesinden sonra Bizans (Doğu Roma) hakimiyetine girmiştir. Kaynaklar kent çevresinin Bizans hakimiyetindeki ilk yüzyılları hakkında çok fazla bilgi vermese de I. Justinianus döneminden itibaren kentin tekrar önem kazandığı görülmektedir. Bizans İmparatorluğu ile Sasaniler arasında yaşanan savaşlar ve Trabzon çevresinin çarpışma bölgelerine olan yakınlığı imparatorluğun bölge ile ilgili politikalarında değişiklik yapmasına neden olmuştur. Özellikle VI. ve VII. yüzyılda vuku bulan Sasani savaşları nedeniyle Trabzon'da bir takım siyasi ve idari değişiklikler yaşanmıştır. VII. yüzyıl ortalarında itibaren başlayan Bizans-Arap savaşlarında Trabzon ve çevresi saldırılardan nispeten uzak kalmış ve özellikle Trabzon limanı Bizans-Arap ticaretinin önemli kesişme noktalarından biri olmuştur. II. Basileios tarafından düzenlenen Gürcü seferlerinde ikmal noktası olarak kullanılan Trabzon şehri, Malazgirt Savaşı'ndan sonra Selçuklu ordularının hedefi olmuştur. XI. yüzyıl sonlarından itibaren Bizans İmparatorluğu'nda merkezi otoritenin zayıflaması ile Trabzon'da Gabras hakimiyeti başlamış ve bu dönem yaklaşık bir asır sürmüştür. Nihayet, IV. Haçlı seferinden sonra Trabzon'da Rum İmparatorluğu'nun kurulması ile Trabzon ve çevresi için yeni bir süreç başlamıştır. Bu tez Trabzon'un Bizans İmparatorluğu dönemindeki siyasi, ekonomik, idari ve fiziki yapısını ele almayı hedeflemektedir. Bizans İmparatorluğu'nun doğu sınırından meydana gelen siyasi olayların Trabzon ve çevresini nasıl etkilediği ayrıca Bizans idari ve ekonomik yapısındaki değişikliklerin Trabzon ve çevresindeki yansımaları bu çalışmanın temel konusudur.
Tromboz, hemolitik anemi ve aplazi ile seyredebilen paroksismal nokturnal hemoglobinüri (PNH) hastalığının sıklığını değişik klinik bulgularla gelen ve PNH düşündüren gruplarda taranması
Amaç: Paroksismal Nokturnal Hemoglobinüri (PNH), nadir görülen bir hastalıktır. Değişken ve karmaşık kliniği ile tanıda gecikmeler yaşanmaktadır. Morbidite ve mortalitesi yüksek olup erken tanınması halinde önlenebilmektedir. Bu nedenle hastalığın hangi risk gruplarında daha sık olduğunu belirleyerek geleceğe projeksiyon tutmayı amaçladık. Gereç ve Yöntem: Literatür eşliğinde PNH açısından en riskli gruplar belirlendi. Manisa ili içerisinde bu riskli gruplara dahil olduğu belirlenen 70 kadın ve 46 erkek olmak üzere toplam 116 hastadan PNH klonu araştırıldı.Bu amaçla PNH taramasını bugün altın standart olarak kabul edilen FLAER yöntemi ile gerçekleştirildi. Bulgular: Çalışmaya dahil edilen 116 hastanın 12'sinde PNH klonu saptanmıştır. Kemik iliği aplazisi ile gelen LDH yüksekliğinin eşlik ettiği hastalarda klon daha sık olarak bulunmuştur. İntravasküler hemoliz olan hastalarda PNH klonu saptanmıştır. Portal, splenik ve mezenter ven trombozu olan hastalarda PNH klonusaptanmamıştır. PNH klonu saptanan dört hastaya Eculizumab başlanmıştır. Yedi hastaya 6 ay ara ile klon takibi yapılmaktadır. Sonuç: PNH; başlangıcı ve seyri değişkenlik gösteren, progresif, morbiditesi ve mortalitesi yüksek bir hastalıktır. Bu nedenle kemik iliği aplazisi/hipoplazisi saptanan hastalar ile LDH yüksekliği veya intravasküler hemoliz tablolarının eşlik ettiği açıklanamayan sitopeni, MDS-refrakter anemi, alışılmadık bölgelerde olan trombozların görüldüğü hastalar mutlaka PNH açısından taranmalıdır. Bizim çalışmamızda trombozu olan hastalarda PNH klonu, kriterlerimizin veya hasta sayımızın yetersizliğinden daha az bulunmuş olabilir. Hastalığın sıklığının tespiti ve riskli grupların ortaya konması açısından daha çok hasta içeren geniş ölçekli ve çok merkezli çalışmalara ihtiyaç vardır. Anahtar Kelimeler: Paroksismal nokturnal hemoglobinüri, anemi, tromboz
Trabzon'da hamsi kültürünün gastronomideki yeri
Karakteristik bir şehrimiz olan Trabzon ile özdeşleşen bölge halkının hayatının her evresine nüfuz ederek bir sembol haline gelen, sadece bir balık türü olmaktan çıkan hamsinin denizden çıkıp mutfağa girip Karadeniz'in diğer özgün zenginlikleriyle harmanlanıp soframıza gelene kadar ki geçen sürecin gastronomik bir bakış açısıyla somutlaştırması hedeflenmektedir. Karadeniz' in bir felsefesi olan hamsi edebiyattan sanata, spordan mutfağa hayatın her alanında tüm cömertliğiyle yöre halkına zenginlikleri sunar. Bu zenginlikler her yörede farklı farklı elde ediliş biçimleri, pişirme yöntemleri, saklama koşulları, sunum teknikleriyle, kullanılan ekipmanlarıyla karşımıza çıkar. Bölgenin hırçın, cana yakın, kıvrak insanlarıyla bağdaşan hamsi kültürü özenle incelenmesi gereken bir konudur. Uzun ve canlı bir yaşam süren Trabzon insanının mutfağına ve iş hayatlarına girdiğimizde hamsinin doldurulmaz bir yeri olduğunu, görmekteyiz. Yaşanılan coğrafyanın ortak tarih anlayışı yemek kültümüzü çeşitlendirmede en önemli etmenlerdir. Coğrafi şartların dezavantajını da yaşayan ve bu durumu şikayet etmeden kabullenen Trabzon halkı hamsiye dört elle bağlanıp imkansızlıklardan zenginlikler çıkartmayı başarmıştır. Bu çalışmada yöre halkıyla bütünleşen hamsinin Karadeniz gastronomi kültüründe etkinliğini vurgulanmaktadır. Bununla birlikte literatür taraması yöntemi ile çeşitli yazılı ve görsel kaynakların taranmasıyla, birebir hamsi geleneğinin süregeldiği Trabzon'da yöre halkıyla yapılan görüşmelerde ana yemek olarak ''Hamsi buğulaması'', ''Moraliya'', ''Hamsi tava'', ''Hamsili pilav'', ''Hamsi kuşu'', meze olarak ''Hamsi pilaki'' ve bunların yanında ''Hamsikoli'', ''Hamsi çığırtısı'', ''Hamsi ekşilisi'', ''Hamsi çorbası'' ve ''Hamsi salamura'' gibi belli başlı lezzetlerin geniş yer kapladığı bulgularımız arasında yerini almaktadır.
İnanç turizmi kapsamında destinasyon imajı: Trabzon ili örneği
Turizm, ülke ekonomilerinde önemli bir alanı kapsamakta ve bu kapsam gün geçtikçe artmaktadır. Turizmde artan önemle birlikte tüketicilerin farklı turizm arayışı içerisine girmesi, deniz-kum-güneş üçlüsü yanında alternatif turizm çeşitlerini de ortaya çıkarmıştır. Bu kapsamda ön plana çıkan alternatif turizm çeşitlerinden birisi de inanç turizmidir. Bu çalışmada Trabzon ilinde bulunan inanç turizm merkezlerinin genel durumu, turistler üzerindeki etkisini ve gelen turistlerin destinasyon üzerindeki genel imaj bilgisini öğrenmek hedeflenmiştir. Araştırma üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde turizm ve inanç turizmi kavramları üzerinde durulmuştur. Destinasyon, destinasyon imajı ve imaj modelleri kavramları ikinci bölümü oluşturmaktadır. Araştırmanın üçüncü ve son bölümünde ise Trabzon ilinin özellikleri ve Trabzon ilinde bulunan inanç turizmi kapsamında değerlendirilen inanç merkezleri yer almıştır. Ayrıca bu bölümde Trabzon ilini inanç turizmi kapsamında ziyaret edenlerin bakış açılarını tespit etmek için yapılan anket sonucunda ortaya çıkan bulgular yer almaktadır. Araştırmada toplam 400 anket geçerli olarak kabul edilmiştir. Araştırma sonucunda veri çözümlenmesi için sosyal bilimlerde yaygın olarak kullanılan bir istatistik paket (SPSS) programı kullanılmıştır. Katılımcıların demografik özellikleri, Trabzon destinasyon imaj durumu ve potansiyelini ölçen ifadeleri bir anket ile cevaplandırılmıştır. Bu ifadelere ilişkin veriler faktör analizi ile çözümlenerek dört başlık altında toplanmıştır. Daha sonra bu başlıkların aralarındaki anlamlılığı ölçmek için korelasyon analizinden faydalanılmıştır. Araştırmanın genel sonucunda Trabzon'un inanç turizmi potansiyelinin yüksek olduğunu ve katılımcılar açısından önemli bir destinasyon olduğu ortaya konulmuştur. Genel olarak destinasyon imajı açısından olumlu bir yaklaşım gösterilmiştir. Katılımcılar inanç merkezlerinde deneyimleri üzerine yetersiz pazarlama ve ulaşım ve alt yapının yetersiz olması gibi bir takım olumsuz durumları ortadan kaldırılması için bazı öneriler sunulmuştur.
1955, 1956 ve 1957 numaralı Trabzon Şer'iyye Sicillerindeki nikâh kayıtlarının değerlendirilmesi (h.1236-1246/m.1821-1830)
İnsanlar beslenme, barınma, uyuma ve üreme gibi fizyolojik ihtiyaçlarını gidermek zorundadırlar. İnsanlar, yaşamını devam ettirebilmek için başka insanlara ihtiyaç duyar. Bundan dolayı kendi güvenliğini daha kolay sağlamak ve daha kolay beslenmek için topluluklar halinde yaşamışlardır. Bu topluluklar zamanla devletleri oluşturmuştur. İnsanoğlu neslini devam ettirebilmek için evlilikler yapmıştır. Evlilikler aileyi, aileler toplumu, toplum ise devleti oluşturmuştur. Osmanlı Devleti farklı ırklardan oluşan insanların tek bayrak altında toplandığı bir devlettir. Bu devletin de temelinde aile kavramı vardır. Bu çalışmamızda Türk-İslam kültürünün sentezlenmesiyle oluşan aile oluşumunun temel unsurlarından olan; nişan, evlilik, nikâh akdi, mehir, evlilik süreci içerisinde kadına tanınan haklar, boşanma gibi kavramları ele alacağız. "Aile toplumu, toplum devleti oluşturur. "düşüncesinin ışığında 1955, 1956 ve 1957 numaralı Trabzon Şer'iyye Sicillerindeki nikâh akitlerini inceleyip elde ettiğimiz verilerle Osmanlı Aile Hukuku ve Sosyal Tarihi araştırmalarına katkı sağlamayı amaçlamaktayız. Anahtar Kelimeler: Kadın, Evlilik, Nikâh, Boşanma, Trabzon, Osmanlı Devleti.
Nepotizmin iş tatminine etkisinde örgütsel adaletin aracılık rolü: Trabzon ili örneği
Araştırmanın amacı, örgütsel adaletin nepotizm ve iş tatmini arasındaki ilişki düzeyinde aracılık rolünün belirlenmesidir. Çalışanların nepotizm algılarını ölçmeye yönelik olarak Ford ve McLaughin (1985) ve Abdalla vd. (1998) tarafından insan kaynakları yöneticilerine yönelik olarak geliştirilen, Asunakutlu ve Avcı (2009) tarafından iş görenlere uyarlanan nepotizm ölçeği, katılımcıların örgütsel adalet düzeylerini ölçmek için Niehoff ve Moorman (1993) tarafından geliştirilen ve Polat (2007) tarafından Türkçe 'ye uyarlanan örgütsel adalet ölçeği ve Brayfield ve Rothe (1951) tarafından geliştirilen, Judge, Locke, Durham ve Kluger (1998) tarafından kısa formu oluşturulan, Keser ve Bilir (2019) tarafından Türkçe'ye uyarlanan iş tatmini ölçeği kullanılmıştır. Araştırma, Trabzon ilinde faaliyet gösteren çay fabrikaları çalışanları üzerinde yapılmıştır. 359 adet katılımcı üzerinde yapılan araştırma için IBM lisanslı SPSS Statistics 23.0 programından yardım alınmıştır. Ölçeklerin geçerlilik ve güvenilirlik analizleri başta olmak üzere korelasyon ve regresyon analizleri yapılmıştır. Bulgulara ulaşırken katılımcıların demografik özelliklerinde anlamlı bir farklılık olup olmadığını incelemeye yönelik t testi yapılmıştır. Araştırmaya göre; nepotizmin örgütsel adalet ve iş tatmini üzerinde doğrudan etkisi olduğu, örgütsel adaletin iş tatmini üzerinde doğrudan etkisi olduğu tespit edilmiştir. İlaveten; nepotizmin iş tatmini üzerindeki etkisinde örgütsel adaletin 'tam aracı' değişken olduğu neticesine varılmıştır.
Türkiye'de yayınlanan savaş temalı dizilerin ortaöğretim öğrencilerine etkisi üzerine bir çalışma: Trabzon ili örneği
Bu tez çalışmasında, 15 Temmuz Darbe Girişimi'nden sonra Türkiye'de yayınlanan savaş içerikli televizyon dizilerinin ortaöğretim öğrencileri üzerinde nasıl bir etki yarattığı ortaya konulmaya çalışılmıştır. Savaş içerikli Türk dizilerinin ortaya çıkışı aslında daha eskiye dayanmaktadır fakat 15 Temmuz Darbe Girişimi'nden bu yana artış göstermiştir. Bu dizilerin daha çok ergenlik çağındaki ortaöğretim öğrencilerini etkilediği varsayılmış ve çalışma buna göre şekillendirilmiştir. Çalışmanın ilk üç bölümünde savaş ve medya kavramları arasındaki ilişki kuramsal olarak açıklanmıştır. Sonraki bölümde araştırmanın evrenini oluşturan dizilerin tanıtımı yapılmıştır. Son bölümde ise araştırma verileri analiz edilmiş ve tablolar halinde sunulmuştur. Araştırma, 2020-2021 eğitim-öğretim yılının birinci döneminde Trabzon ilindeki ortaöğretim kurumlarında öğrenim görmekte olan 310 öğrenci ile yürütülmüştür. Hazırlanan ölçek ile savaş temalı televizyon dizilerinin ortaöğretim öğrencileri tarafından nasıl algılandığına, öğrenciler üzerinde bir etkisi olup olmadığına bakılmıştır. Yapılan araştırmanın ardından savaş temalı dizilerin özellikle kişilikleri tam oturmamış olan ergenlik çağındaki bireyleri etkilediği sonucuna varılmıştır.
H. 1245-1247 (1830-1832) tarihli 1960 numaralı Trabzon Şer῾ȋyye Sicili'nin transkribi ve değerlendirilmesi
Bu çalışmada Trabzon Eyâleti'ne ait H.1244-1247 / M.1828-1831 tarihli ve 1960/146 No'lu Trabzon Şer῾ȋyye Sicili'nin transkripsiyonu ve değerlendirilmesi yapılmıştır. Çalışmada evvela Kadılık müessesesi, Şer'îyye Mahkemeleri ve sicilleri hakkında bilgi verilmiş, daha sonra da bu sicil defteri içindeki sicil belgeleri özetlenip, konularına göre bunların tasnifi ve genel değerlendirilmesi yapılmıştır. Son olarak da Transkripsiyon metnine yer verilmiştir. Üzerinde inceleme yaptığımız 1960/146 Numaralı Trabzon Şer῾ȋyye Sicili, Osmanlı Devleti'nin bir taşra idâre bölgesi olan Trabzon'un 19. yüzyılın ikinci çeyreğindeki adli, idarȋ, siyâsȋ, askerȋ, sosyal ve iktisâdȋ durumunun tesbiti açısından önemli bir kaynaktır. Bu sicil defterindeki idarȋ, askerȋ, iktisadȋ, sosyal, adlȋ konuları içeren belgeler sayesinde, bölgede cereyan eden siyasȋ olaylar, bölgedeki kaza, nahiye, köy, mahalle isimleri, yaşayan halkın gündelik hayatı, devlet görevlileri ve nikâh akidleri, kölelerin durumları, adlȋ vak῾âlar, tereke kayıtları, yiyecek, giyecek fiyatları, zirâȋ ürünlerin ihracının yasaklanması, devletin altın ve parada sabit fiyat uygulamaları, dış ülke tüccarlarının aldıkları ticârȋ imtiyazlar ve bunları temsil eden konsolosların durumları, çeşitli devlet vergilerinin toplanması, devlet me'mûrlarından görevini kötüye kullanan veya görevini ihmal edenlerin durumları ve halkla ilişkileri, camii, mescit ve menzilhânelerin durumları ve işleyişleri, Katolik Ermeni ve Ortodoks Rum din adamlarının sorunları, Asakîr-i Mansûre-i Muhammediye ordusunun masraflarının karşılanması, bölgede savaşan askerlerin kullandıkları silâh ve cephânelerin sayısal dökümü, savaş masraflarının karşılanması için toplanacak vergiler gibi konularda tespitler yapılmaya çalışılmıştır. Sicil defterinin hazırlandığı dönem, Sultan II. Mahmud'un saltanat dönemindeki,1828-1829 Osmanlı-Rus Savaşı ve Edirne Antlaşması'na rastlamaktadır. Bunun yanında bu dönemde Cezayir'in 1830'da Fransızlar tarafından işgali ve 1831'de Mısır Vâlisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa'nın İsyanı başlamıştır.
İkinci Viyana Kuşatması'ndan Pasarofça Antlaşması'na Anadolu'nun sosyal ve ekonomik durumu: Ayntab, Manisa, Kayseri ve Trabzon örneği (1683-1718)
1299 yılında kurulduğu kabul edilen Osmanlı Devleti, hızla büyüyerek XVI. yüzyılda üç kıtada hüküm süren bir devlet haline geldi. Ancak bu büyüme, XVI. yüzyılın sonlarından itibaren yavaşlamaya başlamış, XVII. yüzyılda ise büyük oranda durmuştur. Nihayet XVII. yüzyılın sonlarında yapılan İkinci Viyana Kuşatması ve ardından ortaya çıkan uzun süreli savaşlar, Osmanlı Devleti'ni büyük problemlerle uğraşmak zorunda bırakmıştır. Bu dönemle birlikte özellikle devlet düzeni ile toplumsal ve iktisadî yapıda değişmeler gözlenmeye başlanmıştır. Bu yüzden XVII. yüzyılın sonları ve XVIII. yüzyılın başları, Osmanlı Devleti açısından bir kırılma ve geçiş dönemi olarak kabul edilir. 1683-1718 yılları arasında meydana gelen savaşlar ve devamında ortaya çıkan gelişmeler, imparatorluğun genelinde olduğu gibi, Anadolu şehirlerinde de sosyal ve ekonomik açıdan bir çöküntüye neden oldu. İkinci Viyana Kuşatması ve sonrasında yapılan savaşlar sırasında taşrada bulunan idarecilerin büyük çoğunluğunun sefere gitmiş olmasına bağlı olarak ortaya çıkan eşkıyalar, Anadolu'nun birçok bölgesinde sosyal düzeni bozan hadiselere giriştiler. Osmanlı taşrasında başlayan bu düzensiz ortam ve yerel hâkimiyet mücadeleleri, şehirlerde ve kırsal kesimlerde nüfus hareketliliğinin yanı sıra ekonomik açıdan da sıkıntıların yaşanmasına yol açtı. Savaşların uzaması sebebiyle, artan harcamaların karşılanmasında güçlükler çekildi ve bu sebeple halka yeni vergiler yüklenildi. Öyle ki savaş masraflarını karşılamak için yüksek dereceli ulemadan para talep edildiği gibi, ileri gelenlerden de birer miktar "imdâdiyye" adıyla vergi toplanarak askerlerin ulufeleri ödenmeye çalışıldı. Ayrıca, içinde bulunulan mali sıkıntıdan kurtulmak için miri mukataaların satılması usulüne de başvuruldu. Miri mukataalar, 1695 yılından itibaren malikâne uygulamasıyla birlikte kayd-ı hayat şartıyla ayanlara ve devlet ricaline verilmeye başlandı. Artan harcamalarla birlikte ortaya çıkan ağır vergi yükleri altında kalan reaya ise devlet görevlilerinin zulmü ve eşkıyaların köyleri talan etmeleri sonucunda perişan olduğu gibi, yerini yurdunu terk etmek zorunda kaldı. Bu son derece karışık ve sıkıntılı dönemin incelenmesi, Osmanlı sosyal ve iktisat tarihi açısından oldukça önemlidir. Bu yüzden çalışmamızda, 1683-1718 yılları arasında ortaya çıkan olayların, Anadolu'nun sosyal ve ekonomik durumunu nasıl etkilediği seçilen şehirler (Ayntab, Kayseri, Manisa ve Trabzon) çerçevesinde incelenmesi amaçlanmıştır.
Tabzon ili Gülbahar Hatun ve Tavanlı Camii hazireleri ile Küçük İmaret Mezarlığı'ndaki mezar taşları
Mezar taşları, kökeni inançlara dayanan kültürel bir geleneği yansıtmakla birlikte, Türk Tarihi açısından da önemli birer kimlik belgesi niteliği taşımaktadır.Trabzon ili Gülbahar Hatun Camii, Tavanlı Camii hazireleri ve Küçük İmaret Mezarlığında 340 adet mezar tespit edilmiştir. Çalıştığımız hazireler ve mezarlıkta 490 adet mezar taşı bulunmaktadır. Bunların 298'i baş taşı, 192'si ise ayak taşıdır. Bunların, 180 adedi erkeklere, 99 adedi ise kadınlara ait şahidelerdir.18 mezar taşında ise kimlik tespiti yapılamamıştır.İncelediğimiz eserlerin 196 adedinin tarihi mevcuttur. 102 adedinin ise tarih satırları toprak altında kaldığından belirlenememiştir. Bu eserlerin tarih sınırları H. 1060/ M. 1650 ile M.1927 yılları arasını kapsar. 17. yüzyıl ile 20. Yüzyıl arasında geniş bir zaman dilimine yayılan mezar taşlarından iki tanesi 17. yüzyıla 62 tanesi 18 Yüzyıla, 117 tanesi 19. Yüzyıla, 15 tanesi ise 20. Yüzyıla aittir.Eserlerde ağırlıklı olarak mermer malzeme kullanılmıştır. Oyma ve kazıma tekniğinin kullanıldığı mezar taşlarında işleniş niteliği olarak daha ziyade alçak kabartma, az sayıdaki eserde ise yüksek kabartma ve linear üslup görülmektedir. İncelediğimiz mezarlıklarda, şahideli, lahit biçimi, çerçeveli ve kapak taşlı olmak üzere dört tip mezar çeşidi belirlenmiştir. Form bakımından mezar taşlarında çeşitlilik söz konusudur. Plaka gövdeli, silindirik ve kare prizma gövdeli şahideler mevcuttur.Şahideler, ya sarık, kavuk, fes, mantar biçimi başlıklarla, ya da kemer, üçgen, rozet veya bitkisel motiflerden oluşan tepeliklerle taçlandırılmıştır. Şahidelerde görülen kitabe metni genel olarak kemer formu meydana getiren bir veya birkaç silme kuşağı ile üstten kuşatılmış; kitabe yanları ise silme, sütunce yahut da bordür ile sınırlandırılmıştır.Kitabe satırları, ince silmelerle oluşturulan panolar içine ya birbirine paralel, ya da sağa eğimli satırlar şeklinde düzenlenmiştir. Az sayıda mezar taşında ise kitabe metinlerinde şair ve hattat isimlerine de yer verilmiştir.Bezeme programında, bitkisel, geometrik motifler, çeşitli nesneler, süs eşyası, tekstil ve mimari unsurların yer aldığı geniş bir repertuar görülmektedir. Bitkisel bezemede, palmet, gül, lâle, yıldız, hatmi, mine, gelincik, papatya, kasımpatı, boru ve rozet çiçeği veya menşei belli olmayan çiçeklerden başka, akantus, kenger, eğrelti otu veya menşei belli olmayan yapraklar yanı sıra, servi, hurma, nar ağacı tasvirleri; asma-üzüm salkımları, çınar dalı, girland ve kase içinde meyve tasvirleri vardır. Yıldız, baklava dilimi, kabara, madalyon, dendane, çarkıfelek, testere dişi, rozet, ışınsal çubuklar ve ayyıldız motifleri şeklinde görülen geometrik süslemeler ise genellikle bitkisel motiflerle beraber kullanılmıştır. Gerdanlık, perde, kumaş, kurdele, sütunce ve mukarnas gibi unsurlarla bezeme az sayıda karşımıza çıkmaktadır.Trabzon Gülbahar Hatun Camii, Tavanlı Camii Hazireleri ile Küçük İmaret Mezarlığında mevcut şahideler, bulunduğu yöreye özgü üslup farklılığı göstermemekte; buna karşılık malzeme, teknik, işleniş niteliği, form ve bezemeleri ile başkent İstanbul üslubunu çok belirgin bir şekilde yansıtmaktadır. Bu eserler, çağdaşlarıyla beraber yapıldıkları dönemin ortak özelliklerini ve Türk sanatının mezartaşı geleneğini günümüze aktaran birer temsilci durumundadır.
Spor lisesi ile diğer liselerde öğrenim gören öğrencilerin bazı motorik özelliklerin karşılaştırılması: Trabzon ili örneği
Bu araştırmanın amacı, Trabzon'da, Spor Lisesi ile diğer liselerde öğrenim gören öğrencilerin bazı motorik özelliklerinin karşılaştırılarak öğrenciler arasında farklılaşma olup olmadığını ortaya koymaktır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2014-2015 eğitim öğretim yılında Trabzon Spor Lisesi, Trabzon Fen Lisesi, Trabzon Fatih Sultan Mehmet Anadolu Lisesi ve Akçaabat Çok Programlı Anadolu Lisesi'nde son sınıfta öğrenim gören 129 öğrenci oluşturmaktadır. Öğrencilerin temel motorik özelliklerini belirlemek amacıyla veri toplama aracı olarak "kişisel bilgi formu" nun yanında boy uzunluğu, vücut ağırlığı, el reaksiyon, esneklik (otur-uzan), dikey sıçrama, durarak uzun atlama (yatay sıçrama), şınav, mekik, denge, 20 m sürat ve dayanıklılık (yo-yo test) motor testleri uygulanmış ve veriler elde edilmiştir. Elde edilen verilere öncelikli olarak Saphiro-Wilks normallik testi uygulandı. Normal dağılıma sahip veriler için α= 0.05 önemlilik düzeyinde bağımsız iki grup için t-testi (independent sample t-test), normal bir dağılıma sahip olmayan veriler için ise eş değer non parametrik test olan Mann Whitney U testi uygulandı. Araştırma sonuçları spor lisesi öğrencilerinin; el reaksiyon (p<0.05), esneklik (p<0.05), dikey sıçrama (p<0.05), durarak uzun atlama (p<0.05), şınav (p<0.05), mekik (p<0.05), 20 m sürat koşusu (p<0.05) ve dayanıklılık (p<0.05) dereceleri diğer lise öğrencilerinin derecelerinden anlamlı bir şekilde daha iyi olduğunu gösterdi. Spor Lisesi ile diğer liselerdeki öğrencilerin denge testi dereceleri arasında ise anlamlı bir farklılık bulunmadı (p>0.05). Bu sonuçlara göre spor lisesi öğrencilerinin motor özelliklerinin diğer lise öğrencilerinden daha iyi durumda olduğunu, bu farkın lisede aldıkları eğitimden ziyade sporcuların spor lisesine yönelmelerinden kaynaklandığı söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Spor, Spor Lisesi, Motor Testler
Trabzon şer'iye sicillerine göre 1115-1133/1703-1721 yılları arasında Trabzon eyaleti'nde yaşanan asayiş olayları
Şer'iye sicilleri XV. asrın ortalarından XX. yüzyılın ilk çeyreğine kadarki Osmanlı tarihi hakkında yeni ve önemli bilgilere ışık tutabilecek belgelerdir. Bu belgeler siyasi tarihin yanında askeri, sosyal, iktisadi ve şehir tarihi hakkında da çok büyük bilgileri araştırmacılara sunmaktadır. Biz de sicillerden hareketle 1703-1721 yılları arasında Trabzon'da halk arasında yaşanan, adi suçlar olarak adlandırabileceğimiz darp, yaralama, hırsızlık gibi suçları inceleyerek, XVIII. Yüzyılın ilk çeyreğinde Trabzon şehri örneği üzerinden Osmanlı toplumunun nasıl bir halde olduğunu göstermek istedik. Bunu yaparken de çalışmamızı üç bölüme ayırdık. Birinci bölümde bir İslam devletinde hangi suçların ne şekilde cezalandırılacağını ve suçların kaça ayrıldığını izah ettik. İkinci bölümümüzde Osmanlı ceza hukukun diğer kaynaklarını açıkladık. Ayrıca şer'iye mahkemesindeki yargılama sürecini de sicillerden örneklerle ortaya koymaya çalıştık. Üçüncü ve son bölümümüzde 1703-1721 tarihleri arasındaki sicil kayıtlarına göre Trabzon'da yaşanmış olan asayiş vakalarını başlıklar halinde ayırarak yorumladık. İncelediğimiz sicillerdeki asayiş olaylarını sayılarını çeşitlerine göre ayırıp grafiklerle yansıttık. Elde edilen verilerle diğer bölgelere ait asayiş çalışmalarını mukayese ettiğimizde de XVIII. yüzyılın başlarında Trabzon Eyaleti'nde suç oranının bu bölgelerle nicelik ve nitelik olarak benzer olduğunu gördük. Anahtar Kelimeler: Trabzon, Suç ve Ceza, Asayiş, Şer'iye Sicilleri.
Trabzon eyaleti'nde kırsal yerleşim: Yomra nahiyesi örneği (1461-1682)
Doğu Karadeniz'de tipik bir Osmanlı nahiyesi olan Yomra, fetih öncesi (1461) "Yemora" (Gêmôrá) ismiyle anılmakta ve yöre nüfusu tamamen gayrimüslimlerden oluşmaktaydı. Osmanlılarla birlikte bu küçük kırsal yörenin nüfus ve yerleşim yapısında önemli bir değişim süreci başladı ve yöre nüfusunun dini ve etnik kompozisyonu büyük bir dönüşüm geçirdi. Bu tezin başlıca amacı 1461-1682 yılları arasında Yomra Nahiyesi nüfusunun dini ve etnik yapısında meydana gelen bu dönüşüm sürecini tarihi evreleri ile incelemek ve açıklamaktır. Bunun için yörenin dini ve etnik yapısına dair XVI. asır Trabzon tapu-tahrir defterleri, kadı sicilleri ve XVII. asır mufassal avarız ve cizye defterlerindeki kayıtlı bütün veri değerlendirmeye tabi tutulmuştur. Çalışma dört ayrı bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde; tarihi kaynaklar, problematikler ve hipotez ve tezin yöntemi tanıtılmış ayrıca Osmanlı demografi tarihi, Anadolu ve Doğu Karadeniz Bölgesi'nin kırsal nüfusu üzerine eğilen çalışmalar değerlendirilmiştir. Ardından Yomra Nahiyesi'nin coğrafik özellikleri ile yörenin tarihi geçmişi hakkında ilgili literatür ve Osmanlı kaynakları ışığında bilgi verilmiştir. Üçüncü bölümde ise 1461-1682 yılları arasında yöredeki yeni demografik gelişmeler, nahiyenin yerleşim yapısı, nüfusu ve etnik ve dini kompozisyonu incelenmiştir. Çalışmanın en önemli kısmı olan son bölümünde XVI. asrın sonundan XVII. asrın son çeyreğine yörenin etnik ve dini dönüşümüne değinilerek nüfus yapısını etkileyen gelişmelerle ilgili bulgular ve bunların boyutları incelenilmiştir. Farklı Osmanlı kaynaklarından derlenen bütün veriler XV-XVI. asırların Yomra Nahiyesi nüfusunda meydana gelen etnik ve dini dönüşümün yalnızca ilk safhasını teşkil ettiğini göstermektedir. Sonuç olarak, çalışma, bütün Osmanlı kaynaklarından derlenen veriler ışığında, XVII. yüzyılda vuku bulmuş ciddi sorunlar ve nahiyenin etnik ve dini dönüşümü arasında tarihi bir paralellik ve neden-sonuç ilişkisi bulunduğunu göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Yomra Nahiyesi, Yerleşim, Nüfus Yapısı, Dini ve etnik dönüşüm, On Yedinci Yüzyıl.
Trabzon ili ve çevresinde 3-6 yaş grubu hastalarda dmf-t indeksi ve çürük prevalansının değerlendirilmesi
Erken çocukluk çağı çürüğü (EÇÇ) kompleks, multifaktöriyel ve kronik olmasına rağmen önlenebilir bir hastalıktır. Ülkemizde EÇÇ üzerine odaklanan çalışmaların sayısının oldukça az olduğu ve EÇÇ ile ilgili verilerin önemli kısmının altı yaşından büyük çocuklardan elde edildiği belirtilmektedir. Bu tez çalışmasının amacı, 3-6 yaş grubu çocukların çürük prevalans ve dmf-t indeks değerlerini bulup, koruyucu diş hekimliği hizmetinin önemini vurgulamaktır. Çalışma kapsamı içerisinde Trabzon İli içerisindeki özel ve devlet anaokullarına gidilerek, toplam 1083 çocuk muayene edildi, elde edilen veriler kayıt altına alındı. Tarama öncesinde aileler bilgilendirilerek çalışma için onay alındı ve doldurulmak üzere anket ve beslenme analiz formları ailelere gönderildi. Akabinde diyet düzenlemesi yapıldı ve çalışmada yer alan tüm çocuklara ve öğretmenlere oral hijyen eğitimi uygulamalı olarak verildi. Araştırmada elde edilen tüm verilere ki-kare testi yapıldıktan sonra anlamlı çıkan verilere lojistik regresyon analizi yapıldı. Trabzon İlinde yapılan bu araştırmada, 3-6 yaş arasındaki çocuklarda ortalama dmf-t skoru 2,95±3,60 ve çürük prevalansı %63,1 olarak tespit edildi. Muayene edilen çocukların %20,4'ünde Ş-EÇÇ saptandı. Sonuç olarak, çürüksüz çocuklara kıyasla EÇÇ'lilerin ve EÇÇ'li çocuklara kıyasla da Ş-EÇÇ'lilerin diş problemiyle karşılaşıp doktora gitme olasılığının daha yüksek olduğu bulundu (p<0,001). Ayrıca, yapılan istatistiksel değerlendirmeye göre; yoğurt ve peynir tüketiminin diş çürüklerini önlemede ve çürüğün şiddetini azaltmada önemli bir faktör olduğu sonucuna ulaşıldı (p˂0,05). Trabzon İlindeki okul öncesi çocuklardaki çürük prevalansının çok yüksek olduğu görülmüştür. Aileler süt dişlerinin önemi ve çocuklarını diş problemi yaşamadan diş doktoruna götürmeleri ve doğru beslenme konusunda bilgilendirilmelidir. Bununla beraber, EÇÇ'yi önleyebilmek için çocukların kalsiyum içerikli ürünleri daha çok tüketmesi önerilmelidir.
Trabzon alt bölgesinde şehirlerarası otobüs işletmeciliği ve özgü muhasebe işlemleri
Bu tez Çalışmasının amacı, Trabzon Alt Bölgesi'nde şehirlerarası otobüs işletmeciliği hakkında bilgi vererek bu Bölgede faaliyet gösteren şehirlerarası otobüs işletmeleri ve acenteler ile otobüs terminal müdürlükleri verilerine dayanarak, şehirlerarası otobüs işletmelerinin Trabzon Alt Bölgesi'ne ekonomik katkısını tespit etmek ve son olarak da şehirlerarası otobüs işletmelerine özgü muhasebe işlemleri hakkında bilgi vermektir.Bu amaç doğrultusunda tez çalışması üç bölümde ele alınmıştır. Birinci bölümde şehirlerarası otobüs işletmeciliği tanımından, Dünya ve Türkiye'deki tarihi gelişiminden, genel ve yapısal özelliklerinden, şehirlerarası otobüs işletmeciliği yapabilme şartları ve şehirlerarası otobüs işletmeciliğinin Türkiye ekonomisine katkısından söz edilmiştir. İkinci bölümde Trabzon Alt Bölgesi tanımlanarak, bu bölgeyi oluşturan Trabzon, Ordu, Giresun, Rize, Artvin ve Gümüşhane illerindeki şehirlerarası otobüs işletmeciliği hakkında bilgi verilerek, Trabzon Alt Bölgesi'nde şehirlerarası otobüs işletmeciliğinin ekonomik katkısından söz edilmiştir. Üçüncü bölümde ise şehirlerarası otobüs işletmeciliğinin muhasebe organizasyonundan, Türk vergi kanunları karşısındaki durumundan ve son olarak şehirlerarası otobüs işletmeciliğinin muhasebe işlemlerinin özelliklerinden bahsedilerek bu özellikler örnek olaylarla açıklanmıştır.Çalışmanın sonuç ve öneriler kısmında konunun genel bir değerlendirilmesi yapılarak konuya ilişkin bazı öneriler ortaya konulmuştur.
Şer'iyye sicillerine göre: 19. yüzyılda Amasya, Kayseri, Tokat ve Trabzon şehirlerinde dokumacılık
19. yüzyılda Osmanlı imalatçılığının çöküş sürecine girdiği bilinmektedir. Bu sürecin sebeplerine dair görüşler ise birbirinden farklıdır. Yapılan çalışmada şer'iyye sicilleri incelenen Amasya, Kayseri, Tokat ve Trabzon şehirlerindeki örneklerden Osmanlı imalatçılığına bakılmıştır. Kumaşların menşesi belirlenmeye çalışılmıştır. Bu sayede şehirlerde dokunan kumaşlar, bunların oranları, imalatçıların durumu ve ithal girdilerin boyutu belirlenmiştir. Çalışmanın kapsamına belirtilen dört şehir alınmıştır. Bu şehirlere ait 19. yüzyıldaki şer'iyye sicilleri kaynak olarak temel alınmıştır. Şehirlere ait şer'iyye sicilleri ortalama onar yıllık dönemlerle incelenmiştir. Elde edilen veriler diğer kaynak ve arşiv belgeleri ile kıyaslanmıştır.Yapılan çalışmanın sonucunda 1000'i aşkın terekede 313 çeşit kumaş tespit edilmiştir. Bu kumaşların dörtte biri incelenen şehirlerin dışından getirilen çeşitlerdir. İthal Kumaş çeşitleri ve Kullanımının çok sınırlı düzeyde kaldığı anlaşılmıştır. Yüzyıl boyu en çok kullanılan kumaşlar çuha, çit ve basmadır. 19. yüzyılın son çeyreğinde kumaş çeşitliliğinin arttığı görülmüştür. Tokat şehri incelenen diğer üç şehre göre oldukça canlı bir imalat düzeyine sahiptir. Tokat diğer şehirler için belirleyici konumdadır. Araştırma kapsamına alınan dört şehir açısından bakıldığında 19. yüzyılın dokumacılar yönünden çok dalgalı bir seyrinin olduğu görülmüştür. İmalatçılar en çok Fiyat artışları karşısında sıkıntıya düşmüşlerdir. Ancak her şeye rağmen muazzam bir mücadele azmiyle imalat yöntemlerini değiştirerek yeni şartlara uyum sağlamaya çalışmışlardır. Devletin bilinen rolüne dair anlatılanların aksine imalatçıları desteklediği anlaşılmıştır. Bu dört şehirde yaşanan imalat ikliminin İstanbul ve Bursa gibi daha çok bilinen dokuma üreticisi şehirlerden farklı olduğu anlaşılmıştır.Anahtar Sözcükler1. Dokuma2. İmalat3. Zanaat4. Şer'iyye sicili5. Tekstil
Trabzon'da dernekleşme süreci (1919-1950)
Bu tezin amacı, Trabzon'da kurulan dernekleri; kökenleri, oluşum süreçleri, faaliyetleri, aktörleri gibi unsurlarıyla ortaya koymaktır. Bu şekilde, elde edilecek verilerin, yapılan çıkarımların bundan sonraki çalışmalara kaynak teşkil etmesi, mukayese imkânı sağlaması ve tamamlayıcı olması hedeflenmektedir. Bu çalışma özünde Trabzon'un 1919-1950 yılları arasındaki dernekleşme faaliyetlerini konu edinmekle birlikte, Cumhuriyet tarihinin, kuruluş sürecinin, Osmanlı-Türk modernleşmesinin ve Türkiye'de sivil toplumun gelişiminin taşradan bir kesitini ortaya koymaktadır. Beş bölümden oluşan bu çalışmanın giriş kısmında öncelikle faydalanılan kaynakların tanıtımı yapılmıştır. Birinci bölümde tarihsel süreçte sivil toplumun oluşumu, kavramsal ve hukukî çerçevesi dernekler bağlamında ele alınmıştır. Ayrıca Osmanlı'dan Cumhuriyet'e dernekleşmenin aşamaları irdelenmiştir. İkinci bölümde sosyal yardım, dayanışma, sağlık, geliştirme ve güzelleştirme dernekleri hakkında bilgi verilmiştir. Üçüncü bölümde eğitim, kültür, sosyal ve siyasî amaçlı dernekler yer almaktadır. Dördüncü bölümde meslekî dernekler, esnaf dernekleri, ticaret, ekonomi ve tarım amaçlı dernekler üzerinde durulmuştur. Beşinci bölümde spor derneklerine değinilmiştir.
Belediyelerde mali özerklik ve Trabzon Belediyesi'nin gelir yapısının mali özerklik açısından incelenmesi
Kamu hizmetlerinin merkezi yönetim ile yerel yönetim arasında bölünmüş olması, bu hizmetlerin görülebilmesi ve harcamaların yapılabilmesi için gerekli olan gelir kaynaklarının paylaşılmasını da zorunlu kılar. Yerel yönetimlerin kendilerine has mal varlığına ve gelir kaynaklarına sahip olmaları, kendi organlarının kararlarına dayanarak harcama yapabilmeleri mali özerklik olarak adlandırılır. Mali özerklik daha fazla hesap verilebilirliğe yol açmakta, seçilmişleri ödenen vergi dolayısıyla daha sorumlu hale getirmekte, bireyleri ise ödenen bedeller karşılığında sunulan hizmetlere karşı daha duyarlı kılmaktadır. Ayrıca mali özerkliğin mevcudiyeti gelirlerin tahsilinde, mükellefin uyumunda, şeffaflığın sağlanmasında, gelirlerin analizinde ve tahmininde, bütçenin hazırlanmasında daha etkin uygulamalara yol açmaktadır. Yerel yönetimlerin mali özerkliğinin ölçümünde değişik yöntemler kullanılabilir. Öz gelirlerin toplam gelirlere oranı da bu yöntemlerden biridir. Çalışmada üniter ya da federal yapılı çeşitli OECD ülkelerinin yerel yönetim yapıları incelenmiştir. İncelenen üniter ülkelerde yerel yönetimlerin öz gelirlerin toplam gelirlere oranı % 40 ila % 80 arasında değişmektedir. Türkiye'de yerel yönetimlerin önemli bir ayağını belediyeler oluşturmaktadır. Belediyelerin, görevleriyle orantılı gelir kaynakları olmadığı gibi, kaynaklarından en önemlisi de hâlâ genel bütçeden aktarılan paylardır. Çalışmada özellikle incelenen Trabzon Belediyesi'nde de durum farklı değildir. Belediyelerin öz gelirlerini arttırmaları için motorlu taşıtlar vergisi gibi bazı vergilerin yerel yönetimlere devri için çalışma yapılmalıdır. ÇTV gibi hâlihazırda uygulanan fakat etkinliği zayıf çeşitli yerel vergiler güncellenmelidir. Önemli gelir getirme potansiyeline sahip fakat vergilendirilmeyen alanlar vergilendirilmelidir.
Trabzon merkez ilçesindeki okul öncesi eğitimcilerin ağız ve diş sağlığı hakkındaki bilgi, tutum ve davranışlarının değerlendirilmesi
Erken çocukluk çağı çürüklerini önlemek için çocuklar ve ailelerin bu konu hakkında bilgilendirilmesi ve eğitilmesi, uygun ağız hijyeni ve beslenme alışkanlıklarının kazandırılması gereklidir. Öğretmenler; ağız ve diş sağlığı hakkında yeterli bilgi ve davranışlara sahip olurlarsa, okul temelli dental eğitimde rol alarak, aynı anda çok sayıda çocuk ve ebeveyne ulaşabilirler ve onları ağız hastalıkları ve hijyen alışkanlıkları konusunda eğitebilirler. Bu çalışmanın amacı Trabzon Merkez ilçesindeki okul öncesi öğretmenlerin ağız ve diş sağlığı hakkındaki bilgi, tutum ve davranışlarını değerlendirerek eksik veya yanlış bilinen konuları saptamaktır. Çalışmada Trabzon Merkez ilçesine bağlı ana sınıfı ve anaokullarına gidilerek toplamda 226 okul öncesi öğretmenine çocukların ağız ve diş sağlığı hakkında bilgi, tutum ve davranışlarını değerlendiren anket uygulaması yapıldı. Buna göre öğretmenlerin sadece %29,8'inin daha önce ağız ve diş sağlığı ile ilgili eğitim aldığı tespit edildi. Öğretmenlerin %83'ünün diş çürüğünü önlemek için düzenli diş hekimi ziyaretinin daha etkili bir yöntem olduğunu düşündüğü, ancak düzenli aralıklarda diş hekimine gidenlerin oranının %13,2 olduğu saptandı. Fluoridin diş minesini güçlendirdiğini düşünenlerin oranı %65,8 olarak bulgulandı. Çalıştıkları okullarda ağız ve diş sağlığı ile ilgili çalışmalar olan öğretmenlerin oranı %35,1 olarak belirlendi. Öğretmenlerin %74,6'sı ileride çocuklarda ağız ve diş sağlığı ile ilgili eğitim verildiğinde katılmak isteyeceğini belirtti. Bu çalışma sonucunda koruyucu uygulamalar, ağız yaralanmaları ve ağız hijyeni alışkanlıkları konusunda bilgi eksiklikleri tespit edildi. Süt dişlerinin önemi, tedavi edilebilirliği, çocuklarda ilk diş temizliği ve diş hekimi ziyaretleri, çocuklarda fluorlu diş macunu kullanımı konusunda, ağız hijyeni ile doğru davranışlar ile ilgili uygun bir dental eğitim programı hazırlanarak okul öncesi öğretmenlerine lisans düzeyinden başlayarak belirli aralıklarla tekrarlanması tavsiye edilmektedir. Dental eğitimin okul müfredatında daha etkili bir hale getirilmesinin EÇÇ'yle mücadelede daha faydalı olacağı kanısındayız.