Sporcular
1,271 theses under this subject heading
8 haftalık oryantiring antrenmanlarının 14-18 yaş arası gençlerde fiziksel uygunluk parametrelerine etkisi
Bu çalışmanın amacı 8 haftalık oryantiring antrenmanlarının gençlerde fiziksel uygunluk parametrelerine etkisinin incelenmesidir. 14-18 yaş arası 41 gönüllü (20 kadın, 21 erkek) katılımcı Oryantiring ve kontrol grubu olmak üzere iki gruba ayrıldı. Antrenman grubu 8 hafta boyunca hafta sonlarında sadece 1 gün, yaklaşık 60 dakikalık (ısınma, oryantiring parkuru, soğuma ve germe) bir oryantiring parkurunda antrenmana tabi tutulurken kontrol grubu okul dışında hiçbir etkinliğe katılmamıştır. Katılımcıların 8 haftalık oryantiring antrenmanı öncesi ve sonrası fiziksel uygunluğun sağlıkla ilişkili (VA, VYY, BKİ, Otur-uzan, Elastik kuvvet, Rockport, Yo-yo) ve performansla ilişkili (30 m, Illinois, Flamingo, Anaerobik güç) ölçümleri alınmıştır. Normal dağılım değerlendirmeleri yapılmış ve parametrik olmayan testlere karar verilmiştir. Bu bağlamda ön test ve son test açısından grup içi karşılaştırmalarda Wilcoxon ve gruplar arası karşılaştırmalarda Mann Whitney U testi kullanılmıştır. Çalışmada istatistiksel anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak belirlenmiştir. 8 haftalık süreçten sonra Oryantiring antrenman grubunda vücut ağırlığı ortalama 1 kg artmış buna karşın VYY değişmemiştir. Kontrol grubunun ise VYY istatistiksel olarak anlamlı şekilde artmıştır (p<0,05). Elastik kuvvet açısından hem grup içi hem gruplar arası istatistiksel olarak anlamlı bir fark görülmezken vücut ağırlığının hesaba katıldığı anaerobik güç açısından Oryantiring grubunda ön testten son teste istatistiksel olarak anlamlı bir gelişme saptanmıştır (p<0,05). Kontrol grubunun denge performansı Oryantiring grubuna göre olumsuz yönde etkilenmiştir. Benzer şekilde Yo-yo testinde elde edilen mesafe değerlerindeki pozitif artış oranı Oryantiring grubunda anlamlı şekilde daha fazladır. Rockport süresi Oryantiring grubunda antrenman sonrasında istatistiksel olarak anlamlı şekilde azalmıştır fakat kontrol grubuna göre bir fark oluşmamıştır (p>0,05). Bununla birlikte BKİ, esneklik, illinois, sürat ve maxVO2 değerlerinde Oryantiring antrenman ve kontrol grubunda benzer şekilde sonuçlar görülmüştür. Bu sonuçlar 8 hafta, haftada bir gün yapılan Oryantiring antrenmanlarının pozitif gelişmelere sebep olsa da kontrol grubuna göre anlamlı gelişmeler sağlayacak kadar yeterli olmadığını göstermiştir.
Farklı branştaki sporcuların bilişsel davranışçı ve fiziksel düzeylerinin çoklu zeka üzerine etkisinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, farklı branştaki sporcuların bilişsel davranışçı ve fiziksel düzeylerinin çoklu zeka üzerine etkisini incelenmektir. Araştırmada nitel araştırma desenlerinden ölçek yöntemi kullanılmıştır. Araştırma ilişkisel tarama modeli ile yapıldı ve araştırma verileri anket yöntemiyle elde edildi. Araştırmanın örneklemini Hatay ilinde farklı branşlardaki spor kulüplerinde oynayan 414 sporcu oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak, birinci bölümde kişisel bilgiler, ikinci bölümde "Bilişsel Davranışçı ve Fiziksel Aktivite Ölçeği" (BDFAÖ), üçüncü bölümde "Çoklu Zeka Ölçeğinden" (ÇZÖ), oluşan anket kullanıldı. Ölçekteki ifadelerin değerlendirilmesinde, 5 puanlı Likert tipi (1= hiç katılmıyorum – 5 = tamamen katılıyorum) ölçeklerden faydalanıldı. Araştırmanın sonuçlarına göre sporcuların cinsiyet değişkenine göre sonuç beklentisi alt boyutunda kişisel engeller, mantıksal-matematiksel zeka, bedensel-kinestetik zeka alt boyutları arasında anlamlı farklılık olduğu tespit edilmiştir. Fakat diğer alt boyutlarda anlamlı bir farklılık bulunamamıştır. Eğitim durumu değişkeninde sonuç beklentisi alt boyutunda istatistiksel bakımdan anlamlı farklılık olduğu görülmüştür. Üniversite ve üstü eğitim programından mezun olan sporcuların lise ve altı mezun olan sporculara göre sonuç beklentisi değişkeni sıra ortalamalarının daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Gelir düzeyi değişkenine göre istatistiksel bakımdan herhangi bir anlamlı farklılık bulunamamıştır. Branş değişkenine göre mantıksal-matematiksel zekada Kruskal-Wallis testi sonucunda anlamlı bir farklılık tespit edilirken diğer alanlarda istatistiksel bakımdan anlamlı farklılık bulunamamıştır (p<0,05). Daha sonra branşlar arasında mantıksal-matematiksel zeka alt boyutunda anlamlı farklılığın hangi branştan kaynaklandığını tespit etmek amacıyla tekrarlı Mann-Whitney U testi uygulanmıştır. Yapılan Mann-Whitney U testleri sonucunda her ne kadar branş değişkenine göre mantıksal-matematiksel zeka alt boyutunda anlamlı farklılık tespit edilse bile Tip1 hataya neden olmamak için P değerinin belirlenen yeni anlamlılık seviyesinin altında olduğu için istatistiksel bakımdan anlamlılık yoktur şeklinde değerlendirilmiştir. Hobi değişkeninde öz düzenleme alt boyutunda istatistiksel bakımdan anlamlılık tespit edilirken diğer alt boyutlarda anlamlı bir farklılık tespit edilememiştir. Spor yaşı ile ilgili sadece doğacı zeka pozitif yönlü düşük düzeyde anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Bilişsel Davranışçı ve Fiziksel Aktivite, Çoklu Zeka, Spor, Zeka
Kick boks sporcularında 4 haftalık crossfit antrenmanlarının denge çeviklik ve kuvvet parametreleri üzerine etkisinin incelenmesi
Bu çalışma,kick boks sporcularında 4 haftalık crossfit antrenmanlarının denge, çeviklik ve kuvvet parametreleri üzerine etkisini incelemek amacıyla yapılacaktır.Çalışmada Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesinde öğrenim gören aktif olarak lisanslı kick boks sporu ile uğraşan, herhangi bir sağlık sorunu olmayan ve gönüllü olarak katılacak 20-25 yaş arası 24 erkek sporcu yer alacaktır. Çalışmaya katılan sporcular rastgele örneklem yöntemi ile (12) deney ve(12) kontrol grubu olmak üzere 2 gruba ayrılacaktır. Deney grubuna kick boks antrenmalarına ek olarak 4 haftalık haftada 3 gün 60 dakika crossfit antrenmanı uygulatılacaktır. Kontrol grubu ise geleneksel kick boks ve kuvvet antrenmanlarına devam edecektir. Deney ve kontrol gruplarının fizikselözellikleri (yaş, boy, kilo ve vücut kitle endeksi), denge, kuvvet ve 505 çeviklik değişkenlerine ait tanımlayıcı veriler SPSS (version18.0) programı ile analiz edilecektir. Çalışmada anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak belirlenecek. Gruplar arası farklılıklar; normal dağılıma uygun olan değişkenler için Bağımsız Örneklem t-Testi ile, normal dağılıma uygun olmayanlar için Mann Whitney U Testi ile sınanacaktır. Antrenmanın etkisini değerlendirmek amacıyla denge, kuvvet ve 505 çeviklik ön test - son test arasındaki değişim baz alınacaktır. Elde edilecek bulgular analiz edilip yorumlandıktan sonra sonuç kısmına yazılacaktır. Elde edilecek sonuçların farklı spor branşlarında ki antrenörlere, bu alanda çalışma yapmak isteyen spor bilimcilere crossfit antrenman programını kullanmaları konusunda yol gösterici olacağı düşünülmektedir.
Türk futbolunda alt yapı sorunsalı: Bir sistem arayışı
Bir futbol alt yapısı ve bu alt yapıdan istikrarlı şekilde yetişen futbolcuların eksikliği Türk futbolunun varoluşundan günümüze kadar gelmiş en büyük sorun olmuştur. Türkiye'nin çeşitli liglerinde ve seviyelerinde mücadele eden birçok futbol takımının dış transferlerle takım yapısı oluşturması ekonomik açıdan ciddi yük getirmektedir. Buna karşın, Avrupa futbolunda başarılar elde eden takımların alt yapılarının güçlü olduğu bilinmektedir. Bu araştırmanın amacı, Barselona Futbol Kulübü, Liverpool Futbol Kulübü ve Ajax Futbol Kulüplerinin alt yapılarını, alt yapıdaki mevcut futbolcu sayıları, kulüp tarihinde yetiştirilen futbolcular, bu futbolcuların piyasa değerleri ve en yüksek piyasa değerleri, kulüp kariyerlerinde attıkları goller ve oynadıkları maç sayıları, kulüplerin alt yapıya antrenör seçimi, tesisler, diğer kurumlarla eğitim açısından iş birliği ölçütler açısından inceleyerek Türk futbolu için bir sistem önerisi sunmaktır. Araştırma kapsamında FC Barcelona, Liverpool FC ve Ajax FC takımlarının gençlik yapılanması ve alt yapı sistemleri incelenmiştir. Kulüplerin resmi internet sitelerinde, basında ve bilimsel çalışmalarda yer alan alt yapıya ilişkin bilgiler belirlenen ölçütlere göre incelenmiştir. İngiliz akademi modelinde akademi koordinatörlüğünün aldığı kararların tüm kulüpleri bağladığı, dört farklı kategoride akademiden sporcu yetiştirildiği tespit edilmiştir. Liverpool futbol kulübü sporcunun yanında antrenör yetiştirme sistemine de sahiptir. Alman modelinde ise oyuncuların performansını artırmak için akademi düzeyinde yabancı oyuncu transferi serbest bırakılmıştır. İspanya'da Barselona Futbol Kulübü özeline bakıldığında, tüm sporcuların "Barselona Kimliği" altında takip edildiği, eğitimlerinin her kademede desteklendiği görülmüştür. Bulgular doğrultusunda, Türkiye'deki çeşitli sistemlerde incelenerek "Türk Futbolcusu," "Türk Futbol Sistemi" ve "Türk Futbol Anlayışı" geliştirilmesine katkı sağlayacak bir sistem önerilirmiştir. Araştırmada, bir futbol alt yapısının iyi bir yönetim yapısına ihtiyacı olduğu, sporcu seçme ve yetiştirme sisteminin gerektiği, alt yapıya belli sayıda yabancı transferinin serbest bırakılmasının uygun olduğu, tesislerin yenilenmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Yüzme sporu yapan çocukların antropometrik özellikleri, bazı fiziksel uygunluk parametreleri ve yüzme performansları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışma, yüzme sporu yapan çocuklarda antropometrik özellikler, bazı fiziksel uygunluk parametreleri ve yüzme performansları arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Bu çalışmada araştırma grubunu, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Spor Kulübünde düzenli olarak yüzme antrenmanlarına devam eden, yaş ortalamaları 10,00±0,83 yıl olan 24 kız çocuk ile yaş ortalamaları 9,91±0,82 yıl olan 24 erkek çocuk olmak üzere toplam 48 lisanslı yüzücü çocuk oluşturmuştur. Araştırma kapsamında, yüzücü çocukların antropometrik özellikleri (boy uzunluğu, vücut ağırlığı, kulaç sıklığı, oturma boyu uzunluğu, kulaç boyu uzunluğu, el uzunluğu, el genişliği, ayak uzunluğu), bazı fiziksel uygunluk özellikleri (sağ ve sol el kavrama kuvvetleri, esneklik, denge ve durarak uzun atlama) ve 50 metre yüzme performansları ölçülmüştür. Araştırmaya katılan, yaş ortalamaları 10,00±0,83 yıl olan kız çocukların, vücut ağırlıkları 35,35±8,25 kg ve boy uzunlukları 142,29±8,57 cm; yaş ortalamaları 9,91±0,82 yıl olan erkek çocukların, vücut ağırlıkları 36,25±8,25 kg ve boy uzunlukları 140,91±6,92 cm olarak tespit edilmiştir. Kız ve erkek yüzücü çocukların, antropometrik özellikleri arasında istatiksel açıdan herhangi anlamlı bir farklılık bulunamazken (p>0,05), fiziksel uygunluk özellikleri açısından sadece esneklik değerleri arasında anlamlı bir farklılık (p<0,05) tespit edilmiş, yüzme performansları ve diğer fiziksel uygunluk özellikleri arasında istatiksel açıdan herhangi anlamlı bir farklılığa rastlanmamıştır (p>0,05). Kız çocukların, 50 metre serbest stil yüzme performansı ile kulaç uzunluğu, oturma yüksekliği, el uzunluğu, el genişliği ve ayak uzunluğu değişkenleri arasında negatif yönde anlamlı ilişkiler bulunurken (p<0,05), ayak genişliği ile 50 metre yüzme performansı arasında anlamlı bir ilişkiye rastlanmamıştır (p>0,05). Kız çocukların, 50 metre serbest stil yüzme performansı ile sağ el kavrama kuvveti, sol el kavrama kuvveti, esneklik, durarak uzun atlama ve denge arasında negatif yönde anlamlı ilişkiler bulunmuştur (p<0,05). Kız çocukların, sağ el kavrama kuvveti ile kulaç uzunluğu, oturma yüksekliği, el uzunluğu, el genişliği, ayak uzunluğu ve ayak genişliği arasında pozitif yönde; sol el kavrama kuvveti ile kulaç uzunluğu, oturma yüksekliği, el uzunluğu, el genişliği, ayak uzunluğu ve ayak genişliği arasında pozitif yönde; denge ile kulaç uzunluğu, oturma yüksekliği, el uzunluğu, el genişliği ve ayak uzunluğu değerleri arasında pozitif yönde anlamlı ilişkiler bulunmuştur (p<0,05). Araştırmaya katılan erkek çocukların, 50 metre serbest stil yüzme performansı ile kulaç uzunluğu arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki bulunurken (p<0,05), diğer antropometrik özellikler ile 50 metre yüzme performansı arasında anlamlı bir ilişkiye rastlanmamıştır (p>0,05). 50 metre serbest stil yüzme performansı ile durarak uzun atlama değerleri arasında negatif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur (p<0,05). Erkek çocukların, sağ el kavrama kuvveti ile kulaç uzunluğu, el uzunluğu, el genişliği ve ayak uzunluğu arasında pozitif yönde; sol el kavrama kuvveti ile kulaç uzunluğu, el uzunluğu ve ayak uzunluğu arasında pozitif yönde anlamlı ilişkiler bulunmuştur (p<0,05). Sonuç olarak, araştırmadan elde edilen bulgulardan hareketle, bu yaş grubu yüzücü çocuklarda antropometrik özellikler ile bazı fiziksel uygunluk özelliklerinin yüzme performansı üzerinde belirleyici rol oynadığı, yapılacak antrenmanlarda bu özelliklerin gelişimi üzerine düzenli şekilde uygulanacak çalışmalarla yüzme performansında da istenilen yönde bir gelişim sağlanabileceği söylenebilir. Anahtar Kelimler: Yüzme, Antropometri, Fiziksel Uygunluk, Performans.
Farklı Avrupa liglerinde oynanan futbol müsabakalarında atılan gollerin teknik ve taktik analizi: Bundesliga, La Liga, Premier lig
Bu çalışma, Avrupa'nın en üst düzey ligleri olan: İngiltere Premier lig, İspanya La Liga, Almanya Bundesliga futbol takımlarının oynadığı müsabakalarda 2020-2021 sezonunda atılan gollerin teknik-taktik kriterlerinin analiz edilmesi amacıyla yapılmıştır. Bundesliga'da 65, La Liga'da 50, Premier ligde196 müsabakada atılan goller teknik ve taktik kriterler göz önüne alınarak analiz edilmiştir. 2020-2021 sezonu içerisindeki müsabakalarda atılan gollerin bölgelerini, golün oluş süresini, gol öncesi yapılan pas sayısını, duran toplardan atılan golleri(korner, serbest vuruş, penaltı), atılan gollerin müsabakanın bölümlerine göre dağılımını, gollerin ceza sahası içi ve dışı durumunu, oyuncuya çıkan kartları incelemeyi hedeflemiştir. Verilerin toplanması için S sport+ sitesinde kayıt altında bulunan maçlar, 'kağıt-kalem yöntemi' kullanılarak analiz edilmiştir.
Hentbol antrenmanlarında kullanılmak üzere tasarlanan antrenman aracının atış performansına etkisinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı; hentbol antrenmanlarında kullanılmak üzere tasarlanan antrenman aracının atış performansına etkisinin incelenmesidir. Araştırmada öntest sontest kontrol gruplu deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini 2020-2021 sezonununda Irak Gençlik Ligi'ne katılan sporcular oluşturmaktadır. Çalışmada amaçlı örnekleme tekniklerinden biri olan kolayda örnekleme tekniği kullanılmıştır. Örnekleme 16-18 yaşlarında olup 1. ligde mücadele eden 22 hentbolcu (6 pilot, 8 deney, 8 kontrol) dâhil edilmiştir. Veriler 2020-2021 eğitim-öğretim yılında toplanmıştır. Araştırma öncesi atış becerisini ölçmek amacıyla bir antrenman cihazı tasarlanmıştır. Araştırmada kullanılacak testler, uzman görüşü alınarak belirlenmiş ve 3 farklı atış testinin (dikey sıçrayarak, öne sıçrayarak ve sabit) uygulanmasına karar verilmiştir. Katılımcılar antrenman cihazında yer alan hareketli çemberlere 9 m uzaklıktan 5'er deneme gerçekleştirmiştir. Çember içine giren atışlara 2, çembere çarpan atışlara 1, çember dışına giden atışlara 0 puan verilmiştir. Deneme sonrası skorlar kaydedilmiştir. Araştırma sürecinde haftada 3 gün, 24 antrenman gerçekleştirilmiştir. Antrenmanlar toplam 8 hafta sürmüştür. Elde edilen veriler bilgisayar ortamına kaydedilmiş ve verilerin analizinde SPSS 24 paket programı kullanılmıştır. Analiz sürecinde betimsel istatistiklerden yararlanılmıştır. Deney ve kontrol grubu ön ve son test puanlarındaki artış, gelişim oranı ile gösterilmiştir. Ön test - son test puanlarındaki gruplar arası farkın belirlenmesi için ise eşleştirilmiş gruplar t testi kullanılmıştır. Anlamlılık düzeyi p˂0,05 olarak kabul edilmiştir. Araştırmanın sonuçlarına göre, dikey sıçrayarak atış testinde deney grubunun %61.53, öne sıçrayarak atış testinde % 69.23 ve sabit atış testinde % 57.62 oranında bir gelişme gösterdiği belirlenmiştir. Deney ve kontrol gruplarının ön ve son test puanları karşılaştırıldığında gruplar arasında anlamlı farklılığın olduğu belirlenmiştir (p<0,05). Sonuç olarak, hentbol antrenmanlarında kullanılmak üzere tasarlanan antrenman aracının atış performansına olumlu katkı sağladığı bulunmuştur. Tasarlanan cihazın, performans gelişimine katkı sağlaması amacıyla hentbol antrenmanlarında kullanılması ve cihaz kullanılarak yeni araştırmalar yapılması önerilmektedir.
Tandem (Yamaç paraşütü) sporcularının biyomotorik özellikleri, irtifaya bağlı bazı hormonal düzeyleri ve kan parametrelerinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı tandem-yamaç paraşütü pilotlarının biyomotorik özellikleri, irtifaya bağlı kan parametreleri ve bazı hormon düzeylerinin akut ve kronik olarak incelenmesidir. Çalışmaya yaşları 20 ve üzeri olan, 18 profesyonel sporcu katılmıştır. İstatiksel hesaplamalar SPSS (version 22.0) programında yapılmıştır. Verilerin normal dağılım gösterip göstermediğini anlamak için Shapiro-Wilk testi kullanılmıştır. Akut olarak uçuş öncesi ve uçuş sonrası, kronik olarak ise sezon başlangıcı ve sezon sonu (4 ay) test verileri incelendiğinde bu süre içerisinde meydana gelen değişimleri belirlemek için tekrarlayan ölçümlerde normallik dağılımlarına göre Paired Sample T Testi ve Wilcoxon test yöntemleri kullanılmıştır. Dönem farklılıklarının etki derecesini karşılaştırmak için normal dağılan değişkenler bağımlı örneklemler için (paired) t-testi, normal olmayanlar için ise Wilcoxon rank testi kullanılmıştır. Yaş, tandem deneyimi (yamaç paraşütü) ve sezon boyunca gerçekleştirilen uçuş sayısı değişkenleri ile kan ve hormon değerleri arasında bir ilişki olup olmadığını belirlemek için Pearson Korelasyon anaizi yapılmıştır. Anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak kabul edilmiştir. Sırt kuvveti, sol el kavrama kuvveti ve bacak kuvveti değerlerinde 4 ay süren çalışmalar sonunda anlamlı düzeyde artışlar saptanmıştır. Hematolojik parametrelerin akut ve kronik incelemesinde, eritrosit, trombosit, lökosit ve bazı alt gruplara ait parametrelerde anlamlı değişimler tespit edilmiştir. İnsülin, kortizol ve TSH hormon düzeylerinde akut olarak anlamlı bir fark görülmezken, kronik etkilerin değerlendirilmesinde sezon sonu uçuş sonrası insülin düzeylerinde ve sezon sonu uçuş öncesi kortizol hormon düzeylerinde anlamlı azalmaların olduğu belirlenmiştir. Kalp atım hızı (KAH) verilerinin akut etkisi incelendiğinde sezon sonu uçuş sonrası değerler uçuş öncesi değerlere göre anlamlı düzeyde artış gösterirken, kronik süreçte sezon sonu uçuş öncesi değerlerde sezon başlangıcı uçuş öncesi değerlere göre anlamlı düzeyde azalmalar görülmüştür. Sistolik ve diastolik kan basıncı verilerinin akut değerlendirmesine göre sezon sonu uçuş sonrası değerlerinde uçuş öncesi değerlere göre anlamlı artış gözlemlenmiştir. Kronik süreçte ise, sezon sonu uçuş öncesi diastolik kan basıncı değerlerinde sezon başlangıcı uçuş öncesi değerlere göre anlamlı azalmalar bulunmuştur. Hangi dönemin etki derecesinin daha büyük olduğunu belirlemek için yapılan karşılaştırmada, kronik egzersiz sürecinde uçuş öncesi ve uçuş sonrası ölçülen değişkenlere ait değerler arasındaki farkların, akut egzersiz sürecinde ölçülen uçuş öncesi ve uçuş sonrası değişkenlere ait değerler arasındaki farklara göre daha yüksek skorlara sahip olduğu görülmüştür. Bu sonuçlar ile kronik egzersiz sürecinin akut egzersiz sürecine göre etki derecesinin daha büyük olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak, kronik etkiye bağlı uçuş egzersizinde biyomotorik özellikler, kortizol ve insülin düzeylerinde olumlu yönde anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Kan parametreleri ve kardiyovasküler parametrelerde ise hem akut hem de kronik egzersiz sürecinde anlamlı farkılıklar bulunmuştur. İncelenen parametrelerde elde edilen sonuçların gelecekte yapılacak diğer bilimsel çalışmalara kaynak teşkil edebileceği düşünülmektedir.
Genç sporcularda takım sargınlığı ve kolektif yeterlik inançlarının incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, genç sporcularda takım sargınlığı ve kolektif yeterlik inançlarının incelenmesidir. Araştırmaya takım sporları (basketbol, voleybol ve futbol) altyapı liglerinde mücadele eden 180 erkek (yaş: 15.41±1.15) ve 70 kadın (yaş: 14.70±1.09) sporcu olmak üzere toplam 250 sporcu (yaş: 15.10±1.16) katılmıştır. Sporcuların kolektif yeterlik inançlarını değerlendirmek üzere Kolektif Yeterlik Ölçeği kullanılırken, takım sargınlığı algıları için ise Genç Spor Çevre Envanteri kullanılmıştır. Envanter, iki boyutta yer alan 16 madde ve geçersiz yanıtları tespit etmek amacıyla yer verilmiş 2 olumsuz madde olmak üzere toplam 18 maddeden oluşmaktadır. Genç Spor Çevre Envanteri araştırmacı tarafından Türkçe'ye uyarlanarak geçerlik ve güvenirlik çalışmaları yapılmıştır. Genç Spor Çevre Envanterinin iç tutarlığına ilişkin Cronbach Alpha güvenirlik katsayıları, envanterin tümü için .89 olarak, görev ve sosyal sargınlık boyutları için .87 olarak; Kolektif Yeterlik Ölçeğinin iç tutarlığına ilişkin Cronbach Alpha güvenirlik katsayısı ise .72 olarak hesaplanmıştır. Araştırma verilerinin analizinde tanımlayıcı istatistikler, doğrulayıcı faktör analizi, madde toplam korelâsyonu analizi, T-testi, tek faktörlü MANOVA, tek yönlü ANOVA ve korelâsyon analizlerinden yararlanılmıştır. Sonuçlar değerlendirildiğinde, takım sargınlığının görev ve sosyal boyutlarında cinsiyete göre anlamlı bir farklılık olduğu (p<.05), ancak kolektif yeterlik inançlarının farklılaşmadığı gözlemlenmiş (p>.05), sporcuların takımda bulunma sürelerine göre takım sargınlığı ve kolektif yeterlik inançlarının farklılaşmadığı görülmüştür (p>.05). Son olarak, araştırmaya katılan sporcuların takım sargınlığı ve kolektif yeterlik inançları arasında negatif bir ilişkinin varlığı tespit edilmiştir. Buna göre, genç sporcularda yüksek düzeyde takım sargınlığı algısı, sporcuların kolektif yeterlik inançlarının zayıflamasına neden olabilmektedir. Bu bağlamda takım sargınlığı ve kolektif yeterlik arasındaki negatif ilişkiyi etkilediği düşünülen faktörler tartışılmıştır.
Futbolcularda bilateral kuvvet ve denge imbalansının baskın bacağa dayalı olarak şut hızı ve isabetine etkisinin araştırılması
Bu çalışmanın amacı futbolcularda bilateral kuvvet ve dengenin şutun hızı ve isabeti üzerine etkileri ile bu etkilerin sağ ve sol baskın bacaklı futbolcularda fark yaratıp yaratmadığını araştırmaktır. Bu amaçla çalışmaya 34 sağ baskın bacak (SağBB) (yaş:21.12±1.85yıl) ve 23 sol baskın bacak (SolBB) (yaş:21.70±2.03yıl) amatör futbolcu gönüllü olarak katılmıştır. Yapılan testlerde izokinetik dinamometreyle futbolcuların baskın bacak (BB) ve baskın olmayan bacak (BOB) diz ekstansiyon ve fleksiyon haraketinde 60°.sn-1, 180°.sn-1 ve 300°.sn-1 açısal hızlarda sergilenen zirve torkları, sıçrama testleriyle tek ve çift bacak ile aktif sıçrama (AS), skuat sıçrama (SS) yükseklikleri, yatay sıçrama (YS) mesafeleri, kinestetik denge cihazıyla bilateral statik ve dinamik dengeleri, şut hızı ve isabeti, Wingate testiyle anaerobik güç ve kapasiteleri, T drill testiyle çeviklikleri, YO-YO IR testiyle indirek yolla maksimal oksijen tüketimleri belirlenmiştir. Gruplararası ve gurupiçi fark olup olmadığını belirlemek için T testi uygulanmıştır. Grupiçi test parametrelerinin birbiriyle ilişkili olup olmadığını belirlemek için Pearson Korelasyon analizi uygulanmıştır. Futbolcularda YS (p<0.05), 60°.sn-1 izokinetik kuvvet H/Q oranında (p<0.05) ve dinamik denge değerlerinde BOB'de (p<0.001), şut hızı ve isabeti açısından ise BB'de (p<0.01) istatistiksel anlamlı fark tespit edilmiştir. Şut ve kuvvet açısından sadece yatay sıçrama mesafesi ile gerek BB gerekse de BOB şut hızı arasında istatistiksel anlamlı pozitif ilişki (r=0.303 ve 0.450, p<0.05) tespit edilirken izokinetik kuvvet ile şut performansı arasında herhangi bir ilişki bulunmamıştır. Denge açısından ise destek bacağı ile BB şut isabeti performansı arasında pozitif yönde istatistiksel anlamlı ilişki tespit edilmiştir (r=0.451, p<0.01). Sağ ve SolBB'li futbolcular karşılaştırıldığında BB AS, BB 300°.sn-1 hamstrings zirve tork ve BB 60°.sn-1 H/Q oranında SağBB'li futbolcularda (p<0.05), BB statik denge, BOB dinamik denge ile BB şut isabeti açısından SolBB'li futbolcularda istatistiksel anlamlı fark (p<0.01) tespit edilmiştir. Sonuç olarak; futbolcularda yatay sıçramanın kuvvetle ilişkisine bağlı olarak şut hızını etkilediği, denge bakımından özelleşmenin dinamik dengede olduğu ve bunun şutun isabetine yansıdığı, SolBB'li futbolcuların SağBB'li futbolculardan daha yüksek denge kabiliyetine ve daha yüksek şut isabetine sahip oldukları belirlenmiştir. Bu sonuçlardan hareketle şut hızını arttırmak için pliyometrik antrenmanlarda yatay sıçramalara, şut isabetini geliştirmek için tek bacak denge ve proprioreseptif egzersizlere yer verilmesi, küçük yaşlardan itibaren her iki bacağın kullanılarak her iki hemisferin geliştirilmesi önerilmektedir.
Tüm beden vibrasyonunun bazı tenis performans parametreleri üzerine etkisinin araştırılması
Tüm Beden Vibrasyonunun (TBV) kas iğcikleri ve golgi tendon organlarına etki ederek kas içi ve kaslar arası koordinasyonu arttırdığı ve buna bağlı olarak kuvvet, sürat, esneklik gibi motorik özelliklerde olumlu gelişmeler sağladığı bilinmektedir. Bu araştırmada, TBV'nin International Tennis Number (ITN) skorları, servis hızı, reaktif çeviklik (raketli-raketsiz), 5m, 10m, 20m sprint değerleri olarak belirlenen bazı tenis performans parametreleri üzerine etkisinin ve servis hızı ile izokinetik kuvvet parametreleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmaya 9 kişi antrenman grubu (yaş: 21,55±2,69 yıl, antrenman yaşı: 32,44±13,42 ay, boy: 171,44±8,06 cm, vücut ağırlığı: 63,66±12,62 kg) ve 10 kişi kontrol grubu (yaş: 21,40±2,59 yıl, antrenman yaşı: 37,30±21,74 ay, boy: 172,10±9,82 cm vücut ağırlığı: 64,90±11,22 kg) olmak üzere toplam 19 tenis oyuncusu gönüllü olarak katılmıştır. Araştırmada ITN testindeki insan faktörünün ortadan kaldırılması için bazı düzenlemeler yapılmış ve servis hızları da radar cihazı ile ITN testi içerisinde tespit edilmiştir. Reaktif çeviklik ve sprint testleri elektronik zamanlama sistemi kullanılarak ölçülmüştür. İzokinetik kuvvet değerleri (konsantrik/konsantrik) diz fleksiyon/ekstansiyon, kalça fleksiyon/ekstansiyon ve omuz 900 abdüksiyonda iken internal/eksternal rotasyon olmak üzere toplam 3 eklem için alınmıştır. Sporcuların sadece dominant kol ve bacakları 600.sn-1 açısal hızda ve 3 maksimal tekrar şeklinde test edilmiştir. Ölçüm prosedürlerinden sonra antrenman grubu 8 hafta boyunca, haftada 3 kez ve 1'den 4'e kadar değişen performans seviyelerini her 2 haftada bir seviye olacak şekilde uygulamışlardır. Veriler normal dağılım sergilediğinden parametrik testlerden Bağımsız iki örnek T testi (Independent-Samples T-Test) antrenman ve kontrol grubu karşılaştırmaları için ve Bağımlı örneklem T testi (One-samples T-Test) her bir grup için ön test-son test değerlerinde, belirlenen bağımsız değişkenlerde fark olup olmadığının analizi için kullanılmıştır. Antrenman ve kontrol grubuna ait izokinetik kuvvet değerleri ile servis hızı değerlerinin ilişkisini incelemek için ise Pearson Korelasyon Analizi kullanılmıştır. İstatistiksel anlamlılık düzeyi tüm testlerde p<0.05 olarak alınmıştır. Vibrasyon antrenmanı grubunda belirlenen parametrelerin tümünde değişik oranlarda yüzdelik artış görülmüştür. Servis hızı ile izokinetik kuvvet değerleri arasında düşük düzeyde bir ilişki saptanmış ve antrenman grubu son ölçümlerde kontrol grubuna göre istatiksel olarak (p<0.05) daha yüksek oranda artış göstermiştir. Sonuç olarak; bu araştırmada TBV antrenmanının tenis oyuncularının belirlenen parametrelerinde artış sağladığı ortaya konulmuştur. İzokinetik kuvvet ile servis hızı ilişkisinin daha iyi anlaşılabilmesi için ise görüntü analizi, elektromiyografi ve kuvvet platformu sistemlerinin bir arada kullanıldığı ve farklı açısal hızlar içeren ayrıntılı çalışmalara ihtiyaç duyulduğu belirlenmiştir.
Spor etkinliklerinde gönüllü motivasyonu: 2011 Avrupa Gençlik Olimpiyatları örneği
Bu tez çalışmasında, gerek dünya çapında, gerekse ülkemizde önemi her geçen gün artan "etkinlik yönetimi" kavramı ile özellikle spor etkinliklerinde görev alan gönüllülerin yönetimi konusu temel alınmıştır. Bu sayede, ilerleyen yıllarda gerçekleştirilmesi kesin ya da planlanan spor etkinliklerinin başarısına katkı sağlanması amaçlanmıştır. Spor etkinliklerinin başarısında önemli role sahip olan gönüllülerin hangi motivasyonel faktörler sonucunda etkinliklere katılmayı tercih ettikleri sorularının yanıtlarına cevap aranmıştır. Bu amaçla, temel motivasyon kaynaklarını belirleyebilmek için, öncelikle Erzurum Universiade 2011 Kış Oyunlarında görev alan 108 gönüllü üzerinde bir pilot çalışma yapılmış, açıklayıcı faktör analizi kullanılarak, çalışmanın faktörleri belirlenmiştir. Bu sayede son halini alan anket formu, Trabzon 2011 Avrupa Gençlik Olimpiyatları'nda görev alan 540 gönüllüye uygulanarak, araştırmanın veri toplama ayağı gerçekleştirilmiştir. Elde edilen nicel verilerin analiz aşamasında ilk olarak gönüllülerin cinsiyet, yaş, eğitim ve medeni durum gibi demografik özellikleri betimleyici istatistikler yardımıyla ortaya konmuştur. Daha sonra, çalışmanın gerçekleştirileceği etkinliğin özelliklerine uygun seçilen Gönüllü Motivasyonu Ölçeği ile demografik özellikler arasında anlamlı bir istatistiksel ilişkinin varlığı öncelikle ki-kare testi olmak üzere bağımsız örneklem t-Testi ve tek yönlü varyans analizi (One-way Anova) kullanılarak araştırılmıştır. Ayrıca, insanların spor etkinliklerine gönüllü olarak katılmasının ardındaki motivasyonların temelinde yatan boyutları belirlemek amacı ile de Açıklayıcı Faktör Analizi yapılmıştır. Bununla birlikte gözlem yöntemiyle elde edilen nitel veriler yorumlanarak, spor etkinliklerindeki gönüllü yönetiminin gerçekleşme süreci irdelenmiştir.
Alt beden elektromyostimülasyon antrenmanı ve detraining'in performansa etkileri
Elektromyostimülasyon (EMS), kas ya da sinir bölgelerine dışsal olarak uygulanan elektriksel akımlarla kassal aktivasyon elde etme ve bu yolla istemli olarak aktive edilmesi zor olan hızlı motor ünitelerin yavaş motor ünitelerle beraber senkronize katılımıyla antrene edilerek sportif performansta fonksiyonel artışlar elde etme amaçlı kullanılan konvansiyonel olmayan bir antrenman metodudur. Bu çalışmanın amacı 6 haftalık alt beden EMS antrenmanının ve takip eden 4 haftalık detraning periyodunun performansa etkilerini araştırmaktır. Çalışmada yarışmacı sporcu olmayan fiziksel olarak aktif 38 gönüllü katılımcı (yaş: 21.5±2.5yıl, boy uzunluğu: 175±6.5cm, vücut ağırlığı: 67.7±7.7kg, beden kütle indeksi: 21.7±1.9kg/m2, vücut yağ yüzdesi: %14.4±5.3) EMS grubu (EG, n=16) ve istemli grup (İG, n=22) olmak üzere iki gruba ayrılmıştır. Antrenman öncesi, sonrası ve detraining sonrası antropometrik ve vücut yağ yüzdesi ölçümleri, skuat ve aktif sıçrama, 40m sprint, izokinetik kuvvet (60, 180 ve 300o.s-1 açısal hızlarda diz ekstansiyon-fleksiyonu), anaerobik güç ve kapasite testleri yapılmıştır. EG, 6 hafta boyunca haftanın 2 günü 110-120o diz eklem açı aralığında maksimal istemli izometrik kasılmalarla senkronize olacak şekilde baldır, uyluk ve kalça bölgesi majör kaslar üzerine yerleştirilen şerit elektrotlar aracılığıyla uygulanan EMS antrenmanına katılmıştır. İG ise EG grubuyla aynı uygulamayı EMS olmadan yapmıştır. Takip eden detraining süreci boyunca katılımcıların hiçbiri herhangi bir alt beden egzersizine katılmamıştır. Antrenman öncesi, sonrası ve detraining sonrası yapılan test ve ölçümler arasında fark olup olmadığı tekrarlı ölçümlerde iki yönlü varyans analiziyle incelenmiştir. Normal dağılım göstermeyen verilere logaritmik dönüşüm uygulanmıştır. ANOVA testi sonucunda anlamlı fark gösteren ortalamaların belirlenmesinde post-hoc testlerinden LSD (En küçük önemli fark) testi kullanılmıştır. Antrenman süreci ve bunu takip eden detraining sonrası skuat sıçramada gruplararası (p=0.043) ve grupiçi (p=0.034) anlamlı fark bulunmuştur. Antropometrik ve vücut yağ yüzdesi ölçümleri, aktif sıçrama, 40m sprint, 60, 180 ve 300o.s-1 açısal hızlarda sağ ve sol diz ekstansiyon ve fleksiyon izokinetik kuvveti, anaerobik güç ve kapasite değişkenlerinde ise gruplararasında istatistiksel anlamlı fark bulunmamıştır. Bu bulgular skuat sıçrama haricindeki diğer tüm değişkenler açısından 6 haftalık alt beden EMS antrenmanının ve 4 haftalık detrainingin performansa etkisi olmadığını göstermiştir. Sonuç olarak maksimal izometrik kasılmalar üzerine maksimal tolere edilebilen akım şiddetinde uygulanan alt beden EMS antrenmanının yarışmacı sporcu olmayan fiziksel olarak aktif bireylerde konvansiyonel antrenmanlardan daha etkili olmadığı ve farklı protokollerle daha ayrıntılı çalışmalara gereksinim olduğu belirlenmiştir.
Bursa birinci amatör ligindeki futbolcuların özyeterlik ve saldırganlık düzeylerinin incelenmesi
Öfkenin saldırganlığa dönüşmesi kişilere maddi ve manevi zararlar vermektedir. Bir spor dalı ile meşgul olmanın saldırgan davranışlar üzerinde etkisi olduğunu inceleyen pek çok araştırma yapılmıştır. Bu çalışmanın amacı; amatör futbolcuların özyeterlik inançlarının ve saldırganlık düzeylerinin incelenmesidir. Araştırmanın evrenini, 2012-2013 sezonunda Bursa ilinde amatör ligde futbol oynayan bireyler, örneklemini ise Bursa ili merkez ilçesinde 1. amatör liginde futbol oynayan 17-25 yaş arası, %33.3 17 yaş 37 kişi, %11.7 18 yaş 13 kişi, %9.0 19 yaş 10 kişi, %5.4 20 yaş 6 kişi, %8.1 21 yaş 9 kişi, %32.4 21 yaş ve üzeri 36 kişi olmak üzere, %9.9 1-2 yıldır spor yapan 11 kişi, %9.0 3-4 yıldır spor yapan 10 kişi, %18.0 5-6 yıldır spor yapan 20 kişi, %22.5 7-8 yıldır spor yapan 25 kişi, %40.5 8 yıl ve üzeri spor yapan 45 kişi olmak üzere 1-10 yıldır spor yapan, amatör futbolculardan oluşan 111 denek oluşturmaktadır. Yöntemsel olarak çalışma evreni, basit tesadüf güvenlik esasına bağlı alındı. Araştırmada Riggs ve arkadaşları tarafından geliştirilen (2002) "Özyeterlik İnancı" ve Kiper tarafından geliştirilen (1984) "Saldırganlık Envanteri" kullanılmıştır. Veriler SPSS 21 paket programı ile analiz edilmiştir. Analizde yapılan tüm çalışmalar 0.05 anlamlılık düzeyinde sınanmıştır. Bu çalışmada elde edilen veriler, Tanımlayıcı İstatistik, Korelasyon, Anova, Manova ve Regresyon Analizi ile incelenmiştir. Araştırma da özyeterliğin yıkıcı saldırganlık ve edilgen saldırganlık üzerinde anlamlı bir etkisi olmadığı, atılgan saldırganlık üzerinde anlamlı ve negatif yönlü bir etkisi olduğu görülmüştür. Araştırma sonucunda öz yeterliğin atılgan saldırganlık üzerinde olan etkisini incelemek için yapılan basit doğrusal regresyon analizinde öz yeterliğin atılgan saldırganlık üzerinde anlamlı ve negatif yönlü bir etkisi olduğu görülmüştür. (p=.001, p<.05). Diğer bir ifade ile örneklem grubuna yer alan futbolcuların öz yeterlik düzeyleri arttıkça atılgan saldırganlık düzeyleri düşmektedir. Anahtar Kelimeler: Saldırganlık, Öz Yeterlik, Futbol, Spor.
Futbolda erkeklik ve şiddet: Nefer taraftar grubu örneği
Bu çalışmanın amacı; futbol taraftarlarının (saha içi ve saha dışındaki futbol ile ilişkili faaliyetlerde) erkeklik kültürünün, gözlenen şiddet ile olan ilişkisini araştırmaktır. Araştırmanın örnekleminin oluşturulmasında yargısal örnekleme yöntemiyle Eskişehirspor taraftar gruplarından biri olan Nefer grubu seçilmiştir. Nefer taraftar grubuna üye taraftarlar arasında kolayda örnekleme yöntemiyle 348 taraftara internet ortamında Google Drive formları aracılığıyla ulaşılmıştır. Araştırmanın amacı doğrultusunda, BEM Cinsiyet Rolü Envanteri ve Şiddet Kültürü Ölçeklerinden yararlanılmıştır. Verilerin bilgisayar ortamına aktarılması ve analizinde SPSS 22.0 paket programı kullanılmıştır. Araştırmada kullanılan ölçme araçlarının geçerlik ve güvenirlik analizleri için Açımlayıcı Faktör Analizi(AFA) yapılmış ve Cronbach alpha katsayıları hesaplanmıştır. Elde edilen verilerin analiz edilmesinde t-testi, ANOVA ve Pearson Korelasyon analizlerinden yararlanılmıştır. Elde edilen bulgular incelendiğinde; erkeklik kültürü ile şiddeti onaylama arasında ve şiddete maruz kalma ile şiddeti onaylama arasında anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Bunun yanında katılımcıların şiddeti onaylama düzeyleri yaş gruplarına ve eğitim durumlarına göre anlamlı şekilde farklılaştığı ortaya konulmuştur. Çalışma sonucunda elde edilen bulgular, Türkiye'deki futbol ile ilintili şiddetin anlaşılması ve önlenmesi hususunda yararlı olabilecek teorik öngörülerin, pratik bulgular ile de desteklenebileceği sonucuna katkı sağlamıştır.
Farklı klasmanlardaki futbol hakemlerinin denge, propriosepsiyon ve fiziksel performans parametrelerinin değerlendirilmesi
Bu çalışmanın amacı; farklı klasmanlardaki futbol hakemlerinin propriosepsiyon ve denge değerleri ile bazı fiziksel performans değerlerinin ilişkilerinin incelenmesidir. Araştırmaya; Türkiye Futbol Federasyonuna bağlı olarak hakemlik yapan 60 erkek futbol hakemi gönüllü olarak katılmıştır. Hakemler klasmanlarına göre 3 gruba (klasman hakemleri n=20, il hakemleri n=20, aday hakemler n=20 ayrılmıştır. Futbol hakemlerine; antropometri, propriosepsiyon (omuz eklemi 30°, 80°, 130°) denge, esneklik, sıçrama ve çeviklik testleri uygulanmıştır. Verilerin analizi için One Way Anova testi uygulanmıştır. Post hoc Tukey testi ile gruplar arası farkın hangi gruptan kaynaklandığı araştırılmıştır. Klasman hakemlerinin hakem ve yardımcı hakem arasındaki farkları Mann Whitney U testi ile incelenmiştir. Esneklik testi değeri klasman hakemleri için 27.43±10.95, il hakemleri için 28.40±7.64 ve aday hakemler için 34.85±6.05 olarak bulunmuştur. Aday hakemler, il hakemleri ve klasman hakemlerinden istatistiksel olarak anlamlı şekilde daha esnek bulunmuştur (p=0.015*). Çeviklik testi değeri klasman hakemleri için 2.44±0.10, il hakemleri için 2.58±0.13 ve aday hakemler için 2.51±0.14 olarak bulunmuştur. Klasman hakemleri, il hakemlerinden istatistiksel olarak anlamlı şekilde daha çevik bulunmuştur (p=0.004*). Boy uzunluğu ile yaş arasında (r=0.343**, p=0.007), vücut ağırlığı ile boy uzunluğu arasında (r=0.581**, p=0.000), vücut ağırlığı ile vücut kütle indeksi arasında (r=0.839**, p=0.000), vücut ağırlığı ile vücut yağ yüzdesi arasında (r=0.714**, p=0.000), vücut ağırlığı ile antrenman yaşı arasında (r=0.264*, p=0.042), vücut ağırlığı ile yaş arasında (r=0.394**, p=0.002), vücut kütle indeksi ile vücut yağ yüzdesi arasında (r=0.811**, p=0.000), antrenman yaşı ile kinestetik denge arasında (r=0.286* p=0.027), antrenman yaşı ile yaş arasında (r=0.702**, p=0.000) istatistiksel olarak pozitif yönlü ilişki vardır. Vücut ağırlığı ile esneklik arasında (r=-0.292*, p=0.024), vücut yağ yüzdesi ile esneklik arasında (r=-0.278*, p=0.032), yaş ile esneklik arasında (r=-0.409**, p=0.000) istatistiksel olarak negatif yönlü ilişki vardır. Sonuç olarak çeviklik ve reaksiyon egzersizlerinin daha çok uygulanması ve antrenman içeriğinin bir parçası olması sonucuna bağlı olarak klasman hakemlerinde daha iyi çeviklik sürelerine ulaşılmıştır. Propriosepsiyon yaralanmaları önleme programında etkili bir yöntemdir. Propriosepsiyon egzersizleri ile hakemin çevre kontrolü ve saha algısının da gelişebileceği düşünülmektedir. Anahtar kelimeler: Futbol hakemliği, propriosepsiyon, kinestetik denge, çeviklik.
Tenis antrenörlerinin iyi oluş (WELL-BEING) durumlarının iş bağlılığına etkisinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, Türkiye Tenis Federasyonu (TFF)'na bağlı tenis antrenörlerinin iyi oluş (well-being) durumlarının iş bağlılıkları üzerine etkilerinin incelenmesidir. Bu kapsamda araştırmada; iyi oluş (well-being) ölçeğinin boyutlarını belirlemek amacıyla analizler yapılmış, Türkiye Tenis Federasyonuna (TTF) bağlı tenis antrenörlerinin iyi oluş (well-being) düzeylerinin iş bağlılığı üzerine etkileri belirlenmiş ve bu boyutların antrenörlerin demografik özelliklerine göre farklılaşma durumlarını incelenmiştir. Araştırma kapsamında oluşturulan anket formu internet ortamında tenis antrenörlerine gönderilmiştir. TTF'ye kayıtlı 1208 tenis antrenörünün 308'i bu çalışmaya katılmıştır. Katılımcıların verdikleri yanıtların demografik değişkenlere göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık gösterip göstermediğini belirlemek amacıyla T-testi ve ANOVA testlerinden yararlanılmıştır. Araştırmada kullanılan ölçme araçlarının, geçerlilik-güvenirlilik analizlerinin yapılması, ölçeklere ilişkin boyutların ortaya konulması için de SPSS 22 ve AMOS 20 paket programları kullanılmış, bu kapsamda açıklayıcı ve doğrulayıcı faktör analizlerinden yararlanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda tenis antrenörlerinin iyi oluş durumlarının iş bağlılığı üzerine pozitif etkisinin olduğu belirlenmiştir. Ayrıca, katılımcıların iyi oluş ve iş bağlılığı algılarının demografik değişkenlere bağlı farklılık göstermediği sonucuna varılmıştır.
Futbolda küçük alan oyunları ve süratte devamlılık antrenman yöntemlerinin bazı performans parametreleri üzerine etkisi
Bu araştırmanın amacı; genç futbolcularda küçük alan oyunları, süratte devamlılık ve kombine (küçük alan oyunu + süratte devamlılık koşusu) antrenman yöntemlerinin performans parametreleri üzerine etkisini ve bu antrenman yöntemlerinin performans gelişim yüzdeleri arasındaki farklılıkları araştırmaktır. Araştırmaya 14-16 yaş aralığında 41 genç futbolcu (boy uzunluğu: 174,02±7,47 cm, vücut ağırlığı: 59,69±9,50 kg, yaş:14,58±0,49 yıl, antrenman yaşı: 7,39±0,62 yıl) katılmıştır. Antrenmanlara başlamadan önce futbolculara, 4 hafta boyunca haftada 5 gün aerobik temelli antrenmanlar yaptırılmıştır. Antrenman sürecinden sonra futbolcuların antropometrik ölçümleri, sıçrama, sprint, dripling, çeviklik, tekrarlı sprint testi, anaerobik güç testi ve Yo-Yo aralıklı toparlanma testi seviye1 ve 2 (Yo-Yo AT1 ve 2) testleri gerçekleştirilmiştir. Ön testler tamamlandıktan sonra, futbolcuların Yo-Yo AT1 testi ön test sonuçları göre; küçük alan oyunu grubu (KAOG), süratte devamlılık koşusu grubu (SDKG), kombine antrenman grubu (KAG) (küçük alan oyunları + sürat koşusu) ve kontrol grubu (KG) olarak 4 gruba ayrılmıştır. Gruplar oluşturulduktan sonra 6 hafta süresince her bir grupta haftada 5 gün süreyle yapılan antrenmanların iki gününde küçük alan oyunları, süratte devamlılık koşuları ve kombine antrenmanları yaptırılmıştır. Kontrol grubu ise düşük yoğunluk ve şiddette teknik ve taktik antrenmanlar yapmışlardır. 6 haftalık antrenmanlar sonunda grupların son testleri gerçekleştirilmiştir. Çalışmada dört gruba ait ön test performans değerleri arasında ve son test performans değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olup olmadığı ''Çok Değişkenli varyans analizi (MANOVA)'' ve Eşleştirilmiş iki grup testi (Paired-samples t test) kullanılarak belirlenmiştir. İstatistiksel analizlerde 0,05 anlamlılık düzeyi kullanılmıştır. Tüm istatistiksel işlemler SPSS 18.0 paket programında yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda KAOG, SDKG ve KAG'de antrenmanlarının Yo-Yo AT1 ve 2 testlerinde her üç grubunda istatistiksel olarak anlamlı artışlar belirlenirken (p<0,05), KAOG'den farklı olarak SDKG ve KAG'de aktif sıçrama, çeviklik, Yo-Yo AT1 ve 2 testlerinde istatistiksel olarak anlamlı artışlar belirlenmiştir (p<0,05). KG'de ise sadece Yo-Yo AT1 testinde anlamlı bir artış bulunmuştur(p<0,05). Bununla birlikte, gruplar arasında 6 hafta sonrası gelişim yüzdeleri incelendiğinde KAG antrenmanlarının Yo-Yo AT1 ve 2 testlerinde KG den istatistiksel olarak daha fazla bir gelişim yüzdesine sahip olduğu bulunmuştur (p<0,05). Sonuç olarak çalışma bulguları 6 hafta boyunca yapılan KAOG, SDKG ve KAG antrenmanların farklı performans özelliklerinde iyileşmeye sebep olduğu bulunmuştur. Bununla birlikte, antrenörler aerobik ve anaerobik özelliklerin oyunsal formatta gelişimi hedefleniyor ise kombine antrenmanları kullanmaları önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Küçük Alan Oyunları, Süratte Devamlılık Koşuları, Kombine Antrenmanlar,
Futbolda 3x3, 6x6 küçük alan oyunları ile 11x11 oyununun fiziksel kondisyona ve teknik parametrelere akut etkisi
Bu çalışmada 3x3, 6x6 küçük alan oyunları ile 11x11 oyun esnasındaki sürat, çeviklik, güç ve teknik testlerin akut etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya 12 genç futbolcu (yaş 16,5±0,5 yıl, boy uzunluğu 175,16±4,74 cm, vücut ağırlığı 64,25±2,34 kg) katılmıştır. 3x3 ve 6x6 küçük alan oyunları (kalecili) 4 dakika oyun 4 dakika aktif dinlenme olacak şekilde 10 set oynanmıştır. 11x11 oyun ise her bir set 40 dakika olacak şekilde 2 set ve set arası 15 dakika ara verilerek oynanmıştır. 3 farklı oyun uygulamasının öncesinde, arasında ve sonrasında dört adet saha testi (30m sprint, uzun pas, çeviklik, yatay sıçrama) gerçekleştirilmiştir. Normallik testi olarak Shapiro-Wilk ve küreselliğin belirlenmesi için Mauchly's Sphericity testi kullanılmıştır. Parametrik varsayımların yerine gelmesi durumunda tekrarlı ölçümlerde Tek Yönlü Varyans Analizi ve takibinde Bonferroni Post-Hoc düzeltmesi, parametrik varsayımların yerine gelmemesi durumunda Freidman Tek yönlü Varyans Analizi ve takibinde Wilkoxon eşleştirilmiş iki örnek testi uygulanmıştır. 3x3 oyunlarda 6x6 ve 11x11 oyunlarına göre kalp atım hızı değerlerinin daha yüksek olduğu gözlemlenmiştir (p<0,05). 6x6 ve 11x11 oyunlarda oyuncular daha çok kısa pas, uzun pas, kafa vuruşu ve top kazanma davranışları sergilemelerine karşın (p<0,05) 3x3 küçük alan oyunları esnasında şut, top sürme ve gol sayıları anlamlı bir şekilde daha yüksek oluşmuştur (p<0,05). 3x3 küçük alan oyunlarından sonra sürat ve çeviklikte önemli bir düşüş olurken (p<0,05), 6x6 küçük alan oyunlarından sonra yatay sıçrama performanslarında önemli değişiklikler gözlenmiştir (p<0,05). Bu çalışmanın sonuçları 3x3 küçük alan oyunlarının fiziksel kondisyon ve teknik gelişme açısından 6x6 küçük alan oyunlarından daha yüksek uyarıcı sağladığını ve genç futbolcuların eğitimi için tavsiye edilebileceğini göstermiştir.
Türkiye'de spor endüstrisi ve spora katılım profilinin belirlenmesi
Spor endüstrisinin son yıllarda yaratmış olduğu üretim boyutu ve istihdam oldukça dikkat çekmektedir. Endüstri içinde spor talebi aktif ve pasif spor talebi olarak sınıflandırılabilir. Spora aktif ve pasif katılımın büyüklüğü ve yarattığı ekonomik değer spor endüstrisinin spor talebi açsından değerlendirilmesi gereken temel parçalarını oluşturur. Bir toplumda spora katılımın araştırılması hem spor endüstrisinin boyutlarını anlamada hem yaratılan ekonomik büyüklüğü değerlendirmede hem de gelecek nesillerin spor katılım konusunda tutumlarının değerlendirilmesi açısından oldukça önemli stratejileri ortaya koyar. Bu araştırmanın amacı, seçilmiş değişkenlere bağlı olarak spora aktif ve pasif katılım profilinin Türkiye ölçeğinde belirlenen illerde ortaya koymaktır. Araştırma sürecinde seçilmiş değişkenlere bağlı olarak spora aktif ve pasif katılımı nelerin belirlediğini ortaya koymak araştırmanın temel amacıdır. Değişkenler; fizyolojik özellikler, mekânların durumu, sosyal etkileşim, psikolojik-rahatlama/stres, ekonomik faktörler, deneyim arama, katılım biçimi, heyecan arama ve kültür öğelerinin spor katılımına etkisini değerlendirmek üzere gruplandırılmıştır. Türkiye'de spora katılım profilini tanımlayan araştırma ve verinin bulunmaması, bu araştırmanın özgün değerini ortaya koymaktadır. Araştırma kapsamında Türkiye İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflandırması esas alınarak 28 il belirlenmiş ve 3555 kişi ile yüz yüze görüşme yapılmıştır. Araştırma kapsamında elde edilen verilerin analizi SPSS (Statististical Package For Social Sciences) 21.0 paket programı kullanılarak, üç farklı analiz tekniğinden (tanımlayıcı istatistikler, t-testi ve ANOVA) yararlanılmıştır. Bu araştırmanın Türkiye'de özellikle spora katılım profilinin ortaya konması açısından spor literatürüne katkı sağlamanın yanı sıra, uygulama alanında çalışan spor yöneticileri, spor pazarlama uzmanları, iletişim uzmanları gibi bireylere ve kurumlara spor ile ilgili politika geliştirme şansı vereceği düşünülmektedir. Ayrıca bu araştırma sonucunda elde edilen veriler üniversiteler, özel sektör, firmalar ve kamu politikasında karar alıcılar için gerek Türkiye'de spor endüstrisinin kavramsal yapısının anlaşılması gerekse de Türkiye'de spora katılım profiline yönelik bir farkındalık yaratacaktır.
Sakatlık geçirmiş sporcuların stresle başa çıkabilme, öz yeterlik inancı ve sportif kendine güven durumlarının değerlendirilmesi
Bu çalışmanın amacı, sakatlık geçirmiş sporcuların stresle başa çıkabilme, öz-yeterlik inançları ve sportif kendine güven durumlarının değerlendirilmesidir. Çalışmada 133 kadın (yaş: 20.95±4.62), 88 erkek (yaş:21.97±4.90) olmak üzere toplamda 221 (yaş: 21.35±4.74) sporcu katılmıştır. Verilerin toplanmasında Stresle Başa Çıkabilme, Öz-Yeterlik inancı ve Sportif Kendine Güven ölçekleri kullanılmıştır. Araştırma verilerinin analizinde, t-Testi, One Way Anova, Mann Whitney U ve Kruskal Wallis testleri kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda, sakatlık geçirmiş kadın ve erkek sporcuların S.S.K.G, D.S.K.G, öz-yeterlik inançları ile stresle başa çıkabilme alt boyutlarından sosyal geri çekilmede anlamlı farklılık bulunmuştur (p< 0.05). Sakatlık geçirmiş ve sakatlık geçirmemiş sporcuların öz-yeterlik inançlarında ve stresle başa çıkabilme alt boyutlarında gevşemede anlamlı farklılık (p<0.05) bulunmuştur. Sakatlık geçirmiş sporcuların lig seviyeleri açısından öz-yeterlik inançlarında ve stresle başa çıkabilme alt boyutlarından kaçınma boyutunda anlamlı farklılık (p<0.05) bulunmuştur. Sakatlık geçirmiş sporcuların spor yaşları açısından öz-yeterlik inançları, D.S.K.G, S.S.K.G ve stresle başa çıkabilme alt boyutları anlamlı fark (p>0.05) bulunmamıştır. Sakatlık geçirmiş sporcuların spor branşlar açısından öz-yeterlik inançların da, D.S.K.G ve S.S.K.G' de ve stresle başa çıkabilme alt boyutlarından bilişsel ve fiziksel başa çıkabilme, kaçınma, sosyal geri çekilme alt boyutlarında anlamlı farklılık (p<0.05) bulunmuştur. Sakatlık süreleri açısından öz-yeterlik, stresle başa çıkabilme ve sportif kendine güven durumların da anlamlı fark (p>0.05) bulunmamıştır. Sakatlık yeri açısından öz-yeterlik inancı ile D.S.K.G, S.S.K.G ve stresle başa çıkabilme alt boyutlarında anlamlı fark (p>0.05) bulunmamıştır. Sonuç olarak sakatlık geçirmiş ve geçirmemiş sporcuların stresle başa çıkabilmeleri, öz yeterlik inançları ve sportif kendine güven durumları cinsiyet, lig seviyesi, sakatlık yeri ve sakatlık süresine göre farklılaşabilmektedir.
Elit düzeydeki hentbolcularda müsabaka öncesi ve sonrası reaksiyon zamanları ile müsabaka performansları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Temel motorik özellikler içerisinde yer alan reaksiyon sürati, hentbol oyununun hızlı oynanmasında ve müsabaka performansında gereklilik arz eder. Bu çalışmada hentbolcuların müsabaka öncesi (MÖ) ve sonrası (MS) reaksiyon zamanları arasındaki farklılıklar belirlenerek, müsabaka performansı arasındaki ilişki araştırıldı.Çalışmaya, antrenman yaşı en az beş yıl olan 48 erkek üniversiteli hentbolcu gönüllü olarak katıldı. MÖ ve MS reaksiyon ölçümleri Nelson Reaksiyon Cetveli ile alındı. Müsabakalar kameraya yardımıyla kayıt edilerek, video analizleri yapıldı, sporcu ve takım performans analizi Ulrich'in oyun değer skalası ile elde edildi. Verilerin analizinde SPSS paket programı kullanıldı. Bağımlı ve bağımsız grupların farklılıklarında student t testi kullanıldı. Reaksiyon zamanı ile müsabaka performansı arasında ilişkinin yönü ve gücü Pearson korelasyon analizi ile belirlendi. Anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak değerlendirildi.Araştırmada, MÖ ve MS reaksiyon zamanları karşılaştırıldığında, müsabaka sonrası galip durumda (MSG); (el, MÖ; 0.235 - MSG; 0.214, çift el, MÖ; 0.253 - MSG; 0.226), müsabaka sonrası mağlup durumda (MSM); (el, MÖ; 0.245 - MSM; 0.263, çift el, MÖ; 0.259 - MSM; 0.274, ayak, MÖ; 0.245 - MSM; 0.261) arasında galip ayrılan takımlar lehine anlamlı bir farklılık bulunmuştur (p<0.05). Hentbolcuların reaksiyon zamanları ile müsabaka performansları artı değerleri (MP+) ile çift el reaksiyon zamanı (ÇERZ) arasında (r= 708, p=033), MP+ ile el reaksiyon zamanı (ERZ) arasında (r= -790, p=011), müsabaka performansı eksi değerleri (MA-) ile ERZ arasında (r=975, p=025), toplam müsabaka performansı artı değerler (TMP+) ile ayak reaksiyon zamanı (ARZ) arasında (r= 580, p= 038) anlamlı ilişkiler saptanmıştır (p<0.05).Sonuç olarak, sporcularda bireysel olarak reaksiyon zamanları en kısa olanların, oyun performanslarını (Vt=Vi) etkilemediği, takım olarak reaksiyon zamanları en kısa olan takımın Vt=Vi skorlarının da en yüksek olduğu, MS yorgunluğun reaksiyon zamanına etkisinde, MSG ölçümlerinin; MSM ve MÖ ölçümlerinden daha kısa olduğu görülerek, kazanma ve kaybetme duygusunun daha etkili olduğu söylenebilinir.Anahtar kelimeler: Hentbolcu, Reaksiyon Zamanı, Müsabaka Performansı, Müsabaka Analizi.
Aerobik egzersizin sedanter bayanlarda vücut kompozisyonu, bazal metabolizma hızı, total oksidan ve antioksidan kapasite üzerine etkisinin incelenmesi
ÖZETAEROBİK EGZERSİZİN SEDANTER BAYANLARDA VÜCUT KOMPOZİSYONU, BAZAL METABOLİZMA HIZI, TOTAL OKSİDAN VE ANTİOKSİDAN KAPASİTE ÜZERİNE ETKİSİNİN İNCELENMESİBu çalışma 8 haftalık aerobik egzersizin sedanter bayanlarda vücut kompozisyonu, bazal metabolizma hızı, toplam oksidan ve antioksidan kapasite üzerine etkisini incelemek amacıyla yapıldı.Araştırmaya katılan 40 gönüllü, yaş ortalaması 40.30±4.47 olan kontrol grubu (KG) (n=20) ve yaş ortalaması 41.05±3.26 olan egzersiz grubu (EG) (n=20) olmak üzere random yöntemiyle iki gruba ayrıldı. Kontrol grubuna egzersiz yaptırılmazken, egzersiz grubuna 8 hafta süresince, haftada 3 gün, günde 1 saat aerobik-koş-yürü egzersizleri yaptırıldı. Tüm deneklerin çalışma öncesi ve sonrası vücut kompozisyonu, bazal metabolizma hızı (BMH), toplam oksidan kapasite (TOK) ve toplam antioksidan kapasite (TAK) ölçümleri alındı. EG ve KG arasında yaş, boy ve kilo bakımından fark olup olmadığının belirlenmesi amacıyla Mann ? Whitney U testi kullanıldı. Verilerin normal dağılıma uygun olup olmadığı Kolmogorov Smirnov testi ile incelendi. Ön test?son test değişiminin EG ve KG'ye göre karşılaştırılması için tekrarlı ölçümlerde iki yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanıldı. Tüm istatistik analizler SPSS paket programında yapıldı ve anlamlılık düzeyi 0.05 olarak alındı.Bulgulara göre kilo, vücut kitle indeksi (VKİ), vücut yağ yüzdesi (VYY), yağsız vücut kitlesi (YVK), çevre ölçümleri, bel kalça oranı (BKO), segmental vücut kompozisyonu, deri kıvrımı kalınlığı, BMH, TAK ve TOK ölçümlerinin tümünde son test ölçümlerine göre EG lehine anlamlı farklılık bulundu (p<0.05). VKİ değerinin EG' nda 29.62±3.78 kg/m2'den, 28.47±3.74 kg/m2'ye düştüğü tespit edildi ve ön test sonuçlarına göre EG' nda % 3.11 oranında azalma, KG' nda ise % 0.38 oranında artış olduğu saptandı. YVK değeri EG' nda 50.62±5.41 kg'dan 51.55±5.95 kg'a, BMH değeri 1308±201.8 kcal' den 1409±218.3 kcal' e yükseldi. TAK değeri EG' nda 2.10±0.01 ?mol' den, 2.35±0.06 ?mol' e çıkarken, KG' nda anlamlı bir değişim oluşmadı. TOK değerinde ise KG' nda 5.95±1.41 mmol' den 5.64±1.67 mmol' e düşerken, EG' nda 6.33±1.23 mmol' den 3.48±1.94 mmol' e düşerek anlamlı bir değişim tespit edildi (p<0.05).Sonuç olarak 8 haftalık, koş-yürü tarzı aerobik egzersizlerin, sedanter bayanlarda vücut kompozisyonu parametrelerini olumlu yönde değiştirdiği, bazal metabolizmayı hızlandırdığı, toplam oksidan ve antioksidan kapasite değerlerini de anlamlı yönde değiştirdiği söylenebilir.Anahtar kelimeler: Sedanter Bayan, Aerobik Egzersiz, Vücut Kompozisyonu, Bazal Metabolizma Hızı, Toplam Oksidan Kapasite, Toplam Antioksidan Kapasite.
Türkiye'deki güreş hakemlerinin iş doyumu ve mesleki tükenmişlik düzeylerinin çeşitli faktörler açısından incelenmesi
Bu araştırmanın amacı; Türkiye?deki güreş hakemlerinin iş doyumu ve mesleki tükenmişlik düzeylerinin çeşitli faktörler açısından incelemektir. Araştırmanın yöntemi betimsel yöntemdir. Araştırma grubunu Türkiye genelinde 2010-2011 güreş sezonunda görev yapan 126 Uluslararası ve Milli güreş hakemi oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak anket formu kullanılmıştır. Anket formu; Kişisel Bilgi Formu, Maslach Tükenmişlik Ölçeği ve Minnesota İş Doyumu Ölçeği olarak üç kısımdan meydana gelmiştir. Verilerin çözümlenmesinde ikili karşılaştırmalar için Mann- Whitney U Testi ve çoklu karşılaştırmalar için Kruskal-Wallis H Testi, Bonferroni düzeltmeli Mann-Whitney U Testi ve ilişki çözümlemelerinde Spearman korelasyonu analiz yöntemleri kullanılmıştır. Anlamlılık değeri için ?=0.05 değeri kritik nokta olarak belirlenmiştir. Araştırma bulgularında güreş hakemlerinin hakemlik kategorilerine göre duyarsızlaşma tükenmişlikleri arasında istatistiki açıdan anlamlı bir fark bulunmuştur (p<0,05). Yine güreş hakemlerinin aylık ortalama gelirlerine ve hakemlik görevlendirmelerinin asli mesleklerine etkileme görüşlerine göre duygusallık tükenmişlikleri arasında istatistiki açıdan anlamlı farklar bulunmuştur (p<0,05). Ayrıca güreş hakemlerinin hakemliğin maddi getirisi görüşlerine ve hakemliğin sosyal statüsüne göre iş doyumları arasında anlamlı bir farklar bulunmuştur (p<0,05). Bunlarla birlikte güreş hakemlerinin yaşlarına, medeni durumlarına, asli mesleklerine, eğitim düzeylerine, güreş yapma durumlarına, görev yaptıkları coğrafi bölgelere, hakemlik yıllarına, bir sezonda görev aldıkları müsabaka sayısına ve başka spor dallarında hakemlik yapmalarına göre iş doyumları ve mesleki tükenmişlikleri arasında istatistiki açıdan anlamlı bir fark bulunamamıştır (p>0,05). Ayrıca güreş hakemlerinin iş doyumları ile duygusal tükenmişlik arasında ters yönlü anlamlı zayıf bir ilişki (r= -0,255, p<0,01); duyarsızlaşma arasında ters yönlü anlamlı zayıf bir ilişki (r= -0,97, p<0,01); kişisel başarı arasında doğru yönlü anlamlı zayıf bir ilişki (r= 0,341, p<0,01) olduğu bulunmuştur. Sonuç olarak, Uluslar arası ve Milli güreş hakemlerinin iş doyumları ve mesleki tükenmişlikleri çevresel ve kişisel özellikleri ile fazla etkilenmemekte; ayrıca hakemlerin iş doyumları ile mesleki tükenmişlikleri arasında zıt yönlü bir ilişki vardır. Anahtar Kelimeler: Güreş, Hakem, Meslek, iş doyumu, mesleki tükenmişlik