Sustainable development

251 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessEN

The effects of the renewable energy investments on sustainable development

Energy is one of the most important inputs of the contemporary economies. In order to produce goods and services, human beings need more energy than before. Parallel to the technological and economic development, the energy needs of human beings have been increasing steadily since the industrial revolution. Although the population and energy needs of the world have been increasing steadily, the world's energy needs have been mainly met by the fossil based energy resources. Since the distribution of the fossil based resources is not equal in the world, the countries having lack of fossil based energy resources are highly dependent on those countries having rich reserves. Therefore, any political or social instability can directly affect the supply of the energy and the price of these commodities can easily be hiked like being in 1974 and 1979 crisis. This reality, however, creates energy dependency for the countries which do not have enough energy resources and make their economy more fragile against the energy supply and price shocks. Therefore, to maintain energy security, reliable and cheap energy supply become priority of policy makers of the many developed and developing countries in the globalized world. Apart from the amount and distribution of fossil based reserves in the world, sustainability of the development depending on these energy types has been questioned since the beginning of the 1970s, because of the harmful environmental effects of fossil based energies. Global warming, climate changes, environmental pollution forced the United Nation to take precaution against the excessive usage of the fossil based resources. In this context, to decrease the gas emission and to limit the harmful effects some summits were organized by the UN. As a result of these summits, "Our Common Future" report was prepared and Kyoto Protocol was accepted by the UN members. Turkey is a poor country in terms of fossil-based energy sources. Therefore, the country's energy needs are met by paying at about 50 billion dollars to the importer countries every year. The country has experienced 15 economic crises throughout the republic periods and nearly all economic crises are directly or indirectly related with the current account deficit. As a result of economic crises, the social and political stability of the country was deeply affected and some undesired political coup or social events were lived in our country. However, when the energy import is excluded, the trade balance of Turkey is relatively balanced. Turkey does not have enough fossil based resources but its renewable energy potential is very high comparing with the European Union. Hence, it is believed that if they can be evaluated efficiently, renewable energy resources can make significant contribution to the sustainable development and growth of the country. In this study, the effects of the renewable energy investments, made under the sustainable development concept, on the social and political stability of Turkey were investigated. The analysis was based on the effects of the renewable energy investment to the current account deficit of Turkey. To make the concept more understandable, the renewable energies, their potential, current account deficit and economic crises experienced throughout the republic periods were investigated in detail. As a result of the study findings some recommendations were made in the conclusion section.

Electrical energyEnergy policiesSolar energy+6
Ömer Demirdaş
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Sürdürülebilir kalkınma ve çevre bilincinin oluşturulmasında kooperatiflerin rolü: Dalyan örneği

Daha sonra doldurulacaktır

KooperatiflerKooperatifçilikMuğla-Dalyan+5
Gamze Acar
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Bir sürdürülebilir kalkınma göstergesi olarak ekolojik ayak izi ve Türkiye

Sürdürülebilir kalkınma, bugünkü toplulukların ihtiyacı olan ekonomik gelişmenin gelecekte dünya üzerinde yaşayacak olan toplulukların ihtiyaçlarını karşılamada engel oluşturmayacak şekilde olmasını gerektirmektedir. Geleneksel enerji üretim ve tüketim alışkanlıklarının çevre ve doğal kaynaklar üzerinde yerel, bölgesel ve küresel ölçekte olumsuz etkilere neden olduğu bilinmektedir. Fosil yakıtların kullanımına bağlı olarak başta karbondioksit olmak üzere sera etkisi yaratan gazların atmosferde hızla artması insanlığın karbon ayak izini arttırmakta ve Türkiye'nin de aralarında bulunduğu gelişmiş ve gelişmekte olan bir çok ülkede ekolojik açık sorunu ortaya çıkmaktadır. Bu çalışmada, Türkiye'nin karbon ayak izini azaltmaya yönelik yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmesinin ne derece gerekli olduğuna vurgu yapılmıştır. Temiz enerji üretim ve tüketiminin yaratacağı pozitif etkilerin çevresel, sosyal ve ekonomik yönleri sürdürülebilirlik yolunda büyük değer kazanmaktadır. Bu doğrultuda enerji kaynaklarından gerçekleştirilen enerji üretiminin yüksek verim ve temiz teknolojilerle gerçekleştirilmesi, fosil yakıtların yerine çevre dostu yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanılmasının teşvik edilmesi günümüzün en önemli hedefleri arasında yer almaktadır. Anahtar Kelimeler: Sürdürülebilir Kalkınma, Ekolojik Ayak İzi, Karbon Ayak İzi, Türkiye

Ekolojik ayak iziKalkınmaKalkınma politikaları+5
Ahmet Dinç
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Sürdürülebilir kalkınma temeline dayalı yaşanabilir çevre oluşturulması: Eskişehir Tepebaşı ilçesi örneği

Günümüzde enerjiye olan aşırı talep nedeniyle her türlü enerji kaynağının kullanımı çevresel sorunları da beraberinde getirmektedir. 1992 Rio Konferansı ve 1996 yılında Habitat-2 Kent Zirvesi'nde sürdürülebilirlik ve yaşanabilir çevre oluşumu amaçlarının benimsenmesi günümüzde sürdürülebilir kentsel gelişmenin "ekolojik temele" dayandırılmasını gerektirmektedir. Nitekim tüm bunlar sürdürülebilir kalkınma ve sürdürülebilir kentsel gelişme kavramlarının günümüz ve gelecek kuşaklar için daha iyi bir yaşam kalitesi, ekonomik ve toplumsal kalkınmayla birlikte çevrenin korunması gerekliliğini beraberinde getirmektedir. Bu amaçla örnek model olarak alacağımız Eskişehir Tepebaşı İlçesi bir rol model olarak tercih edilmektedir. Çalışmada sürdürülebilir kentsel gelişmenin, bilhassa kentsel değişim ile beraberinde getirdiği gelişmenin çevreye zarar vermeyecek şekilde yönlendirilmesi açısından ele alınmak istenmektedir. Tepebaşı İlçe Belediyesi, tüm bu aşamaları gerçekleştirirken küresel ısınmanın en önemli unsuru sayılan karbondioksit emisyonu oluşturmamayı ve sera gazı gibi çevresel sorunlara sebebiyet vermemeyi hedeflemesinden dolayı ülkemizde sürdürülebilir çevre ve kalkınma anlayışına hizmet etmede yol gösterici nitelikte olması beklenmektedir. Anahtar Kelimeler: Sürdürülebilirlik, Sürdürülebilir Çevre, Sürdürülebilir Kalkınma.

Sürdürülebilir enerjiSürdürülebilir kalkınmaSürdürülebilir kentleşme+5
Zehra Lale
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessEN

Savings rates in Turkey: The prospects for a sustainable growth

The objective of this study is firstly to explain the development process of savings rates and to reveal particularly the reasons for decline in domestic savings in recent years in Turkey. The second objective of the study is to investigate the effect of domestic savings on sustainable economic growth by employing time series analysis over the period 1975-2014. According to results of the study, domestic savings in Turkey remain considerably lower than world average and different income groups. Also, Turkey's economic growth is found to have long run relationship with total domestic savings, private savings and public savings by using vector autoregressive (VAR) approach of Johansen co-integration analysis. In addition, based on the vector error correction model (VECM), it is found that there is a bilateral Granger causality relationship between economic growth and total domestic savings, private savings and public savings in the long-run. In the short-run, main finding based on the VECM is that there is a unilateral Granger causality running from economic growth to total domestic savings, private savings and public savings. It is also seen that impulse response and variance decomposition analyses are consistent with the results based on VECM. Key Words: Sustainable Economic Growth, Vector Autoregressive Model, Johansen Cointegration Test, Vector Error Correction Model, Granger Causality Test

EconomyEconomic growthCointegration+6
Muhammet Daştan
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Öğretmen adaylarının küresel iklim değişikliği farkındalığı, sürdürülebilir kalkınma farkındalığı ve ekolojik vatandaşlık düzeyleri arasındaki ilişkinin modellenmesi

Bu araştırmanın amacı, öğretmen adaylarının küresel iklim değişikliği farkındalığı, sürdürülebilir kalkınma farkındalığı ve ekolojik vatandaşlık düzeyleri arasındaki ilişkileri yapısal eşitlik modeliyle incelemek ve bu ilişkileri nitel verilerle derinlemesine değerlendirmektir. Araştırma, açıklayıcı sıralı karma yöntemle yürütülmüş; nicel aşamada ilişkisel tarama, nitel aşamada ise fenomenolojik desen kullanılmıştır. Örneklem, 2022-2023 eğitim-öğretim yılında 4. sınıfta öğrenim gören, tabakalı ve basit seçkisiz örnekleme yöntemiyle belirlenen 978 öğretmen adayından oluşmaktadır. Çalışma grubunda ise 13 öğretmen adayı yer almaktadır. Nicel veriler; "Küresel İklim Değişikliği Farkındalık Ölçeği", "Sürdürülebilir Kalkınma Farkındalık Ölçeği" ve "Ekolojik Vatandaşlık Ölçeği" ile toplanmıştır. Nitel veriler ise yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla toplanmıştır. Nicel analizlerde SPSS-27 programıyla güvenirlik ve normallik analizleri, Lisrel 8.7 ile doğrulayıcı faktör analizi yapılmıştır. Verilerin normal dağılması nedeniyle parametrik testler tercih edilmiş; değişkenlere göre farklılıkları belirlemek için Bağımsız Örneklemler t-testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) yapılmıştır. Değişkenler arası ilişkileri belirlemek için Pearson korelasyon analizi uygulanmıştır. Ayrıca, AMOS-22 ve PROCESS Macro v4.2 programlarıyla aracılık analizleri yapılmış ve anlamlılığı test etmek için Bootstrap analizi uygulanmıştır. Nitel veriler ise içerik analizi tekniğiyle çözümlenmiştir. MAXQDA 2022 programı ile kodlanan veriler, alt temalar altında birleştirilmiş ve frekansları belirlenmiştir. Araştırma nicel bulgularına göre öğretmen adaylarının küresel iklim değişikliği farkındalığı yüksek, doğal ve beşeri ortama etkiler ve enerji tüketimi ilişkisi alt boyutları çok yüksek, küresel organizasyonlar ve ortaya çıkaran sebepler alt boyutları ise orta düzeydedir. Sürdürülebilir kalkınma farkındalığı, toplum ve çevre alt boyutları çok yüksek, ekonomi boyutu ise yüksektir. Ekolojik vatandaşlık düzeyleri ise orta, hak ve adalet çok yüksek, sürdürülebilirlik ve sorumluluk yüksek, katılım orta düzeydedir. Öğretmen adaylarının küresel iklim değişikliği farkındalığı cinsiyete göre anlamlı farklılık göstermezken, doğal ve beşeri ortama etkiler alt boyutunda kadınların lehine anlamlı fark vardır. Sürdürülebilir kalkınma farkındalığı ile çevre ve toplum alt boyutlarında da kadınların lehine anlamlı farklar belirlenmiştir. Ekolojik vatandaşlık düzeyleri cinsiyete göre farklılık göstermemekle birlikte, sürdürülebilirlik ve hak ve adalet boyutlarında kadınların lehine anlamlı fark tespit edilmiştir. Üniversite değişkenine göre ölçek ve alt boyutlarda anlamlı bir fark bulunmamıştır. Bölüm değişkenine göre, sosyal bilgiler öğretmen adaylarının iklim değişikliği farkındalığı sınıf öğretmen adaylarına göre daha yüksektir. Alt boyutlarda, fen ve sosyal bilgiler öğretmen adayları küresel organizasyonlar farkındalığında sınıf öğretmen adaylarına göre; fen bilgisi öğretmen adayları ise enerji tüketimi ilişkisi farkındalığında diğer iki bölüme göre daha yüksek düzeydedir. Sürdürülebilir kalkınma farkındalığı ve alt boyutları ile ekolojik vatandaşlık düzeyleri ve alt boyutları bölüm değişkenine göre anlamlı farklılık göstermemektedir. Ancak, fen bilgisi öğretmen adaylarının sürdürülebilirlik düzeyleri, sınıf öğretmen adaylarına göre daha yüksektir. Bunu yanı sıra, küresel iklim değişikliği farkındalığı ile ekolojik vatandaşlık arasında orta, sürdürülebilir kalkınma farkındalığıyla zayıf düzeyde; ekolojik vatandaşlık ile sürdürülebilir kalkınma arasında ise çok zayıf düzeyde pozitif yönlü anlamlı ilişkiler belirlenmiştir. Ayrıca, iklim değişikliği farkındalığının, ekolojik vatandaşlık ile sürdürülebilir kalkınma farkındalığı arasındaki ilişkide aracılık rolü bulunmaktadır. Araştırmanın nitel bulgularına göre öğretmen adayları, küresel organizasyonlar ve uluslararası anlaşmalara yönelik farkındalığın gelişimini engelleyen başlıca etkenin, bu konulara okulda yeterince yer verilmemesi olduğunu belirtmişlerdir. Küresel iklim değişikliğinin nedenlerine yönelik farkındalık, bilinçlendirme etkinliklerinin yetersizliğinden etkilenmektedir. Sürdürülebilir kalkınma farkındalığını artıran temel unsur, çevre odaklı ders içerikleridir. Ekolojik vatandaş olmayı ise alışkanlıklara bağlılık ve tüketim odaklı yaşam tarzı olumsuz etkilemektedir. Çevresel farkındalık eksikliği, bireylerin çevresel katılımını önemli ölçüde sınırlandırmaktadır. Öğretmen adayları, ekolojik vatandaşlık ile sürdürülebilir kalkınma farkındalığı arasındaki ilişkide küresel iklim değişikliği farkındalığının belirleyici olduğunu vurgulamış; ekolojik vatandaşların çevre dostu davranışlarının sürdürülebilir kalkınma hedeflerine katkı sağladığını, bu farkındalığın da çevresel bilinç ve davranış değişimini desteklediğini ifade etmişlerdir. Araştırmanın bulguları neticesinde çeşitli önerilere yer verilmiştir.

Ekolojik vatandaşlıkSürdürülebilir kalkınmaÇevre eğitimi+2
Dilan Kuruyer
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2025
00
Master'sCrossrefindexedOpen AccessTR

Uzaktan çalışma ve sürdürülebilirlik İlişkisi: Küresel literatürün bibliyometrik analizi

Uzaktan çalışma, bilgi ve iletişim teknolojilerindeki gelişmelerin etkisiyle giderek yaygınlaşan bir çalışma modeli hâline gelmiş, özellikle COVID-19 pandemisi sonrasında çalışma yaşamında önemli bir dönüşüm yaratmıştır. Pandemi sürecinde uzaktan ve hibrit çalışma uygulamalarının hızla yaygınlaşması, bu çalışma modelinin ekonomik, sosyal ve çevresel sürdürülebilirlik üzerindeki etkilerine yönelik akademik ilgiyi de artırmış ve uzaktan çalışma ile sürdürülebilirlik ilişkisini inceleyen bilimsel yayınlar önemli bir ivme kazanmıştır. Buradan hareketle, bu tez çalışmasının amacı, uzaktan çalışma ve sürdürülebilirlik ilişkisini ele alan akademik literatürün gelişim eğilimlerini, entelektüel yapısını ve temel araştırma temalarını bibliyometrik analiz yöntemiyle incelemektir. Araştırma verileri Scopus veri tabanından elde edilmiş ve belirlenen kriterler doğrultusunda 258 yayın analiz kapsamına alınmıştır. Analizlerde R programlama dili, Bibliometrix paketi ve Biblioshiny arayüzü kullanılmıştır. Araştırma bulguları, uzaktan çalışma ve sürdürülebilirlik alanındaki yayınların özellikle COVID-19 sonrasında hızla arttığını ve alanın yıllık büyüme oranının %13,35 olduğunu göstermektedir. Sustainability dergisi en etkili yayın kaynağı olarak öne çıkarken, ABD, İtalya, Çin ve Avustralya alanın en üretken ülkeleri arasında yer almaktadır. Anahtar kelime analizleri, literatürün uzaktan çalışma, hibrit çalışma, sürdürülebilirlik, karbon ayak izi ve COVID-19 temaları etrafında yoğunlaştığını ortaya koymuştur. Özetle bu çalışma, uzaktan çalışmanın sürdürülebilir kalkınma ile ilişkili ekonomik, sosyal ve çevresel boyutlarının giderek daha fazla önem kazandığını göstermekte ve alanın gelecekteki araştırma yönelimlerine ilişkin önemli çıkarımlar sunmaktadır.

Bibliyometrik analizHibrit çalışmaSürdürülebilirlik+2
Abdoul Wahidou Mahamane Seydou
Gümüşhane University · Institute of Graduate Studies
2026
20
doi.org/10.71008/gumushane.thesis.2026.252
Master'sOpen AccessTR

Kurumsal sürdürülebilirlik perspektifinde işletmelerin finansal performansının analizi ve yatırımcı davranışları üzerine bir araştırma: BİST Sürdürülebilirlik Endeksinde bir uygulama

Artan teknolojik gelişmeler ile birlikte günümüzde işletmelerin küresel rekabet ortamında varlıklarını sürdürmeleri, işletmelere bir takım avantajlar sağlamasının yanında sorunlar da getirmiştir. Karşılaşılan sorunlarla birlikte işletmelerin varlıklarını gelecekte nasıl sürdürebilecekleri konusunda tartışmalar ortaya çıkmış ve bunun sonucunda Sürdürülebilirlik kavramı doğmuştur. İşletmelerin var oldukları çevrelerine karşı bir takım sosyal ve çevresel sorumlulukları oluşmuştur. Günümüzde işletmelerin varlıklarını sürdürmelerinde ekonomik performanslarının yanında sosyal ve çevresel performansları da önemli hale gelmiştir. İşletmelerin varlıklarını sürdürülebilir kılmalarında sosyal, çevresel ve ekonomik performansları Kurumsal Sürdürülebilirlik kavramını ortaya çıkartmıştır. İktisadi bir kuruluş olan işletmelerin varlıklarını sürdürmelerinde kurumsal olarak sürdürülebilir çalışmalar yapmaları kaçınılmaz bir hale gelişmiştir. Bu bağlamda Türkiye'de Borsa İstanbul bünyesinde kurulmuş olan Sürdürülebilirlik Endeksi işletmelerin kurumsal sürdürülebilirlik çalışmalarına olanak sağlamaktadır. Bu çalışmada Türkiye'de Borsa İstanbul BIST-Sürdürülebilirlik Endeksi'ne kote olan işletmelerin ekonomik açıdan kurumsal sürdürülebilirlikleri ile yatırımcı davranışları arasındaki ilişki istatistiksel analizler ve grafiksel çizimler yapılarak değerlendirilmiştir. Yapılan araştırmalar sonucunda gelecekte yapılacak olan çalışmalara atıflarda bulunularak bir takım öneriler getirilmiştir.

Finansal performansKurumsal sürdürülebilirlikSürdürülebilir gelişme+2
Ali Kestane
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Ekonomi – doğa çatışmasına bir çözüm olarak yeşil yeni düzen

Küresel ekonomik sistem sürdürülebilir kalkınmaya ulaşmayı amaçlarken bugün geçmişin krizlerine ek olarak etkisi geri döndürülemez olan iklim krizi ile de mücadele etmek durumundadır. Artık tüm bu krizlerin merkezinde doğası gereği iklim krizi yer almaktadır. Sanayileşme ve ekonomik büyüme saplantısının bir sonucu olan küresel iklim krizini durdurmak ve/veya etkilerini azaltmak amacıyla hem uluslararası kuruluşların yaptığı uyarı ve öneriler hem de uluslararası anlaşmalar etkisiz kalmıştır. Literatürde sürdürülebilir kalkınmaya ulaşmayı sağlamak amacıyla küçülme hipotezi ve yeşil büyüme gibi yaklaşımlar geliştirilmiştir. Ne var ki küçülme yaklaşımının ütopik yapısı ve yeşil büyümenin çoğunlukla sadece büyümeyi odağına koyması daha kapsamlı bir yola başvurulması ihtiyacını doğurmuştur. Bu eksende, bu çalışmada, Yeşil Yeni Düzen'in ekonomi- doğa çatışmasının bir sonucu olan çoklu krizlerle etkin mücadele edip sürdürülebilir kalkınmaya ulaşmayı sağlayacak en etkin ve gerçekçi yol olduğunu göstermek amaçlanmıştır. Bu amaçla, Yeşil Yeni Düzen politikalarıyla paralel olan çevresel mal ve hizmetler sektöründe istihdam sayısı, hükümetlerin genel çevre koruma yatırımları, çevreye duyarlı teknolojik gelişme, yenilenebilir enerji kamu AR-GE bütçesi, çevre ile ilgili resmi kalkınma yardımları ve çevre vergileri Yeşil Yeni Düzen değişkenleri olarak kabul edilmiştir. Erişilebilen veriler çerçevesinde, iki farklı ülke grubu ile 2015- 2019 yılları arasında iki ayrı model kurularak Yeşil Yeni Düzen değişkenleri ile sürdürülebilir kalkınma endeksi arasındaki ilişki sabit etkiler ve rassal etkiler modelleri ile ampirik olarak incelenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, çevresel mal ve hizmetler sektöründe istihdam sayısı, yenilenebilir enerji kamu AR-GE bütçesi, çevre ile ilgili resmi kalkınma yardımları ve çevre vergilerinin sürdürülebilir kalkınma endeksi üzerinde istatistiksel olarak pozitif ve anlamlı etkileri olduğu tespit edilmiştir.

DoğaEkolojik ekonomiEkonomi+7
Sevginaz Işık
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Tüketicilerin bireysel değerlerinin sürdürülebilir tüketim davranışıyla ilişkisi ve sınıf öğretmenleri üzerinde bir araştırma

Özellikle 20. yüzyılda yaşanan nüfus artışı ve ekonomik gelişme sonucu dünyanın kaynaklarının hızla tükendiğinin farkına varılması, var olan ekonomik sistemin sorgulanmasını sağlayarak, sınırsız büyümeye odaklı ekonomik gelişme anlayışından sürdürülebilir gelişme düşüncesine geçiş yaşanmasına neden olmuştur.Gelecek kuşakların gereksinimlerini gidermelerini tehlikeye atmaksızın bugünkü gereksinimlerin karşılanmasını öngören bir model olan sürdürülebilir gelişme düşüncesinin pazarlama alanına yansıması ise ?sürdürülebilir pazarlama? yaklaşımının ortaya atılmasıyla gerçekleşmiştir. Sürdürülebilir pazarlama yaklaşımı, geleneksel pazarlamanın örgütsel amaçları gerçekleştirme ve müşterileri tatmin etme amaçlarına ekolojik sisteme uyum amacını da ekleyerek, pazarlama alanında sürdürülebilir çözümlerin yaratılmasını öngörmektedir.Sürdürülebilir gelişme düşüncesinin tüketim konusuna ilişkin hedefi, tüm dünyada sürdürülebilir tüketim düşüncesinin benimsenmesidir. Sürdürülebilir tüketim düşüncesinin benimsenmesi ve toplumun tüm kesimlerine yayılması için, söz konusu davranışı belirleyen etkenlerin araştırılmasında yarar vardır. Bu çalışmada, Schwartz'ın Değerler Listesi kullanılarak, Kütahya ili Merkez ilçesinde görev yapmakta olan sınıf öğretmenlerinin sürdürülebilir tüketim davranışını etkileyen bireysel değerler incelenmiştir. Yapılan araştırma sonucu, evrenselcilik ve güvenlik değer tiplerinin sürdürülebilir tüketim davranış sıklığı üzerinde pozitif yönde etkili olduğu saptanmıştır. Ayrıca, katılımcılara ilişkin sürdürülebilir tüketim davranış sıklığının orta düzeyde olduğu ortaya çıkmıştır. Araştırmadan ortaya çıkan sonuçlara dayalı olarak, sürdürülebilir tüketim düşüncesinin paydaşlarına ve gelecek araştırmalara ilişkin öneriler sıralanmıştır.

DeğerlerEkolojik çevrePazarlama+7
Hakan Kiracı
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Uluslararası rekabet gücünün teşvikinde devletin rolü: Türkiye örneği

Uluslararası rekabet gücü kavramı, bir ülkenin sahip olduğu firmaların uluslararası piyasalarda başarılı olma yeteneği ile birlikte devletin vatandaşlarının yaşam standartlarını ve yaşam kalitesini artırması anlamına gelmektedir. Bu bağlamda devletler ülkelerinin rekabet gücünü artırmak ve bu artışı sürdürülebilir bir hale getirmek için firma destekli ve piyasa ekonomisi tabanlı politikalar izlemelidir.Çalışmanın birinci bölümünü teorik çerçevede uluslararası rekabet gücü kavramı ve uluslararası rekabet gücünü belirleyen faktörler oluşturmaktadır. İkinci bölümde ise uluslararası rekabet gücünün teşvikinde devletin izlemesi gereken roller açıklanmaktadır.Çalışmanın üçüncü ve son bölümünde ise uluslararası rekabet gücünü belirleyen makro-ekonomik faktörler ile Türkiye ve seçilmiş olan ülkeler arasında karşılaştırma yapılmakta olup çalışmanın üçüncü bölümünün son kısmında ise Türkiye'de devletin uluslararası rekabet gücünü artırmaya yönelik izlemesi gereken politika önerileri sunulmaktadır. Türkiye hukukun üstünlüğünü benimsediği ve uyguladığı, makro ekonomik istikrarı sağladığı, ekonomik ve teknolojik altyapı yatırımlarını ve kalitesini artırdığı, kayıtdışı ekonomi ve kayıtdışı istihdamı daralttığı, inovasyon gelişimini artırdığı, KOBİ'lerin rekabet gücünü artırmaya yönelik stratejiler oluşturduğu ve eğitimin kalitesini artırdığı takdirde uluslararası rekabet gücünü de artıracağı sonucuna varılmıştır.

MakroekonomiMakroekonomik etkiMakroekonomik politikalar+5
Güner Tuncer
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Sürdürülebilir kent kavramına farklı bir bakış olarak yavaş şehirler (Cittaslow): Seferihisar örneği

Sürdürülebilirlik, ekosistemdeki yenilenemez kaynakların gelecek nesillere aktarılabilmesi için, insanın ekosistem üzerindeki olumsuz etkilerinin sistemin taşıma kapasitesinin üzerine çıkmayacak düzeyde tutulması olarak tanımlanmaktadır. Sürdürülebilir kent ise, değişim ve gelişimin devamlılığını sağlamak amacıyla sosyo-ekonomik çıkarların çevre ile ilgili kaygılarla uyumlu hale getirildiği yerlerdir. Bu tanımlardan hareketle kentlerin sürdürülebilirliğini sağlamak için farklı yaklaşımlar geliştirilmiştir.Bu çalışmada sürdürülebilir kentleşme kavramına farklı bir bakış olarak ?Cittaslow (Yavaş Şehir)? yaklaşımı incelenmiştir. Bu çerçevede ilgili literatürün taranması yoluyla Yavaş Şehirleri ortaya çıkaran nedenler tespit edilmiş ve Yavaş Şehir olmak isteyen şehirlerin yerine getirmek zorunda olduğu kriterler ortaya konulmuştur. Ayrıca Cittaslow hareketinin tarihsel süreci ve dünya çapında yayılma durumu örneklerle incelenmiştir.Elde edilen veriler ve bilgiler ışığında, Cittaslow kriterlerinin sürdürülebilir kent bağlamında şehirleri fiziksel ve sosyo-kültürel olarak nasıl etkilediğini belirleyebilmek için Seferihisar incelenmiştir. Bu bağlamda Cittaslow'un sürdürülebilir bir kent modeli olarak ortaya konulup-konulamayacağı tartışılmıştır.Anahtar Kelimeler: Cittaslow, Seferihisar, Sürdürülebilir Kent, Sürdürülebilirlik, Yavaş Şehir

Kent planlamaKentlerKentleşme+7
Enes Battal Keskin
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Sürdürülebilir kalkınma çerçevesinde çevre politikaları ve iktisadi etkileri

Çevre sorunlarının önlenmesine ilişkin yapısal değişiklikler yoluyla birtakım önlemler almak, çevreye zarar veren veya vermesi muhtemel üretim yöntemleri ve tüketim kalıpları yerine ekolojik dengeye saygılı ve çevre dostu tekniklere yönelmek çalışmanın konusunu oluşturmaktadır. Bu nedenle sürdürülebilir çevre ve kalkınma politikalarının analizinin yapılacağı bu çalışmada, çevre kalitesini artırmak ve gelecek kuşaklara yaşanabilir bir dünya bırakabilmek için hangi politikaların izlenmesi yararlıdır sorusu teorik ve ampirik literatür kapsamında analiz edilerek, bu soruya cevap bulunmaya çalışılacaktır.Tezin amacı, çevreyi ve kaynaklarını dengeli kullanarak sürdürülebilir kalkınmanın nasıl gerçekleştirilebileceğine yönelik bir yol haritası çizmektir. Bu bağlamda çalışmada gelecek kuşakların olanaklarını sınırlamadan bugünkü gereksinmeleri karşılayabilen ve çevresel dengeleri de gözeten bir büyüme modeli ile sürdürülebilir kalkınmanın başarılabileceği bir ekonomik ortamın mümkün olup olmadığı tartışılacaktır. Çalışmanın literatüre katkısının daha çok sürdürülebilir kalkınmanın gerçekleştirilmesinde nasıl bir çevre dostu politika uygulanabileceği sorusuna getirmeyi planladığı cevaplar yoluyla olması beklenmektedir.Anahtar Kelimeler: Sürdürülebilir Kalkınma, Çevre Politikaları, Kalkınma ve Çevre

Ekonomik etkiSürdürülebilir kalkınmaÇevre politikaları+1
Kudret Çoker
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa Birliği'nde ve Türkiye'de sürdürülebilir kalkınma ve sürdürülebilir bankacılık uygulamaları

ÖZET AVRUPA BİRLİĞİ'NDE VE TÜRKİYE'DE SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA VE SÜRDÜRÜLEBİLİR BANKACILIK UYGULAMALARI KILIÇ, Zehra Yüksek Lisans Tezi, İktisat Ana Bilim Dalı Tez Danışmanı: Yrd. Doç. Dr. Ayşen ALTUN ADA Temmuz, 2014, 130 sayfa Sürdürülebilir kalkınma, gelecek nesillerin ihtiyaçlarını karşılayabilmelerini tehlikeye atmadan, bugünkü neslin kendi ihtiyaçlarını karşılayabilmelerini ifade eder. Bu kavramın temelinde insan yatar. İnsan ile doğa arasında denge kurarak doğal kaynakları bilinçli kullanmayı ifade eder. Sürdürülebilir kalkınma sürecinde başta devletler olmak üzere, şirketlere, sivil toplum örgütlerine ve tüketicilere önemli görevler düşmektedir. Ancak, bankacılık sektöründe çevresel ve sosyal konulara ilişkin farkındalık, diğer sektörlere kıyasla daha geç gelişme göstermiştir. 1990'lı yıllardan sonra sürdürülebilir kalkınma kavramı finansal kuruluşların faaliyetlerinin arasına dahil olmuştur. Sürdürülebilir bankacılık, bankaların finansal ürün ve hizmetlerinin sürdürülebilir kalkınmayı destekleyecek şekilde dizayn edilmesine denir. Sürdürülebilir bankacılık anlayışının günümüzde özellikle de Avrupa Birliği ülkelerinde çok sayıda finansal kuruluşlar tarafından benimsendiği görülmektedir. Türkiye'de ise sürdürülebilir bankacılık anlayışının gelişmesine engel olan nedenler; yasal düzenlemelerin yetersizliği, sürdürülebilir kalkınma politikalarının istikrarsızlığı, siyasal yapının sürekli değişmesi, finansal kuruluşların sürdürülebilir finansa ilişkin bilgi yetersizliği ve toplumun sürdürülebilir kalkınma konusundaki bilinçsiz oluşu olarak dikkat çekmektedir. Çalışmada, Türkiye'de ve Avrupa Birliği'nde faaliyet gösteren bankaların sürdürülebilir kalkınmaya katkıları, sürdürülebilir kalkınmaya destek vermek için hangi yöntemleri kullandıkları ve hedeflerine ulaşabilme konusundaki başarıları incelenmiştir. Bu doğrultuda, sürdürülebilir kalkınma kavramı ve geçmişten günümüze geçirdiği evreleri araştırılıp, Türkiye ve Avrupa Birliği'ndeki bankaların sürdürülebilir kalkınmaya katkıları ortaya konulmuştur. Çalışmanın sonucunda Türkiye'deki bankaların Avrupa Birliği'ndeki bankalara kıyasla sürdürülebilir bankacılık konusunda rakamlarla geride olduğu görülmüştür. Ancak son yıllarda müşterilerin ve bankaların etik bilincinin artmasıyla bankacılık sektörünün sürdürülebilir kalkınmaya katkılarının arttığı söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Sürdürülebilir Kalkınma, Bankacılıkta Sürdürülebilirlik, Avrupa Birliği, Türkiye

Avrupa BirliğiBankacılıkBankalar+6
Zehra Kılıç
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Madencilik sektörünün Türkiye'de sürdürülebilir kalkınmaya etkisi

Gelecek kus?akların ihtiyac?larını kars?ılayabilme olanag?ından o?du?n vermeksizin gu?nu?mu?zdeki neslin ihtiyac?larını kars?ılayabilecek bir kalkınma modeli olan su?rdu?ru?lebilir kalkınma, 20. yu?zyılın son c?eyreg?inde du?nya gu?ndemine, 1990'larda imzalanan anlas?malarla global anlamda uygulanan bir kalkınma stratejisi konumuna gelmis?tir. Madencilik sekto?ru?nu?n gu?c?lu? ve dog?rudan, sosyal, c?evresel ve ekonomik etkileri mevcuttur. Madencilik dog?ası gereg?i c?evre u?zerinde negatif etkiler olus?turması ve sonlu bir kaynag?ı tu?ketmesinden dolayı, su?rdu?ru?lemez bir aktivite olarak deg?erlendirilmektedir. Ancak madencilikten elde edilen gelir, yeni teknolojilerin gelis?tirilmesi, sosyal yapının gelis?tirilmesi ve yeni madencilik sahalarının aras?tırılması gibi alanlara yatırım yapılırsa, madencilik su?rdu?ru?lebilir kalkınmaya pozitif katkı sag?layabilmektedir. Bu c?alıs?manın amacı Tu?rkiye'de madencilik sekto?ru?nu?n su?rdu?ru?lebilir kalkınmaya pozitif katkı sag?layıp sag?lamadıg?ını VAR (Vector Auto Regressive) model kurularak test etmektir. Etki- tepki fonksiyonuyla madencilik gelirinin madencilik dıs?ı gelir u?zerine uzun do?nem c?arpanı hesaplanmıs?tır. Su?rdu?ru?lebilir kalkınma kriteri olarak elde edilen c?arpanın hesaplanan su?rdu?ru?lebilirlik kriterinin minimum oldug?u yıldan daha yu?ksek olması gerekmektedir. C?alıs?mamızda 1989-2010 yılları arasındaki veriler kullanılıp, veri seti Tu?rkiye I?statistik Kurumundan elde edilmis?tir.Anahtar Kelimeler: Sürdürülebilir Kalkınma, Türkiye'de Madencilik Sektörü, VAR

Madencilik sektörüSürdürülebilir kalkınmaVektör otoregresyon modeli
Umut Ökten
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Kırsal arazi yönetimi ve yönetime katılımın tasarımı

Son yarım yüzyılda insan-toprak (arazi) ilişkisinde önemli değişimler yaşanmış ve arazi bireysel iyeliğe konu zenginlik aracından, toplumsal kıt kaynağa dönüşmüştür. Bu dönüşüm onu, sınırları ve iyeliği belli organik bir yeryüzü parçası olmaktan çıkarmış, sürdürülebilirlik bağlamında ekonomik, toplumsal ve çevresel politikalar ile tüm doğal kaynakların yönetiminin merkezi durumuna getirmiştir. Bunun sonucu olarak arazi yönetimi sürdürülebilir kalkınma amacına ulaşmak için yeniden tanımlanmıştır.Aynı süreçte bilgi teknolojisindeki hızlı gelişmelerle, yaşam alanlarının geliştirilmesi, doğal kaynakların yönetilmesi, çevrenin korunması, hizmet sunumu niteliğinin geliştirilmesi vb konularda bilgi sistemleri (coğrafi bilgi sistemleri) yönetim birimlerinin karar vermede en etkin araçlarından biri olarak ortaya çıkmıştır.Ekonomik, çevresel ve toplumsal çıkarların bütünleştirildiği sürdürülebilir arazi yönetiminin getirdiği en önemli yaklaşım ise birey ve toplumların kendi gelecekleri için arazi yönetimi ile ilgili faaliyetlerde söz sahibi olmalarının ve sorumluluk üstlenmelerinin sağlanması gerekliliğidir.Bu çalışmada toplumsal katılımın sağlanabilmesi için ulusal kalkınmamızda en sorunlu konuların başında gelen kırsal alanlarımız için sürdürülebilir bir kırsal arazi yönetiminin genel çerçevesi çizilmiş ve bu çerçeve doğrultusunda birey ve toplumun katılımını sağlayacak ulusal standartlar ve yönelimlere uygun web tabanlı bir bilgi sisteminin mekansal veri tabanı tasarlanmış ve işlevleri belirlenmiştir.Anahtar kelimeler: Arazi Yönetimi, Kırsal Arazi Yönetimi, Sürdürülebilirlik, Sürdürülebilir Kalkınma, Coğrafi Veri Tabanı, Web Tabanlı Bilgi Sistemi, Yönetime Katılım

Coğrafi veri tabanlarıKırsal kalkınmaSürdürülebilir gelişme
Mehmet Gür
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2008
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de il halk kütüphanelerinde sürdürülebilirlik olgusu ve kurumsal sürdürülebilirlik izleği önerisi

Kütüphane türleri arasında, hizmet verdiği kullanıcı kitlesinin genişliği ve hizmet çeşitlilikleri kadar yenilikçi uygulamalara öncülük eden kimliği ile de ön plana çıkan halk kütüphaneleri, diğer unsurların yanı sıra, sürdürülebilirlik bağlamında da ilk elde ele alınması gereken kütüphane türüdür. Kütüphanecilik dünyası ile sürdürülebilirlik arasındaki bağlantının son dönemde literatürde kendine yer bulmaya başlaması, sürdürülebilirlik konusunun kütüphaneler için önemini vurgulama sorumluluğunu doğurmuştur. Bu bağlamda özellikle halk kütüphaneleri için sürdürülebilirlik ölçütleri belirlenerek bu konuda kurumsal rehberlik yapacak Türkçe literatürün henüz olmaması, konunun ve bu çalışmanın önemini artırmaktadır. Çalışmanın nihai amacı Türkiye'deki il halk kütüphanelerinin kurumsal sürdürülebilirlik açısından sahip oldukları yapısal unsurlar bağlamında (bina, personel, kullanıcı, bütçe, derme, yönetici yaklaşımı, uygulamalar ve hizmetler) ne durumda olduklarını tespit edip, elde edilen veriler ışığında halk kütüphanelerinde kurumsal sürdürülebilirlik için bir izlek geliştirmektir. Buna göre araştırmanın kapsamı, araştırmanın sonuçlarının tüm Türkiye'deki durumu yansıtabilmesi için 81 il halk kütüphanesi olarak belirlenmiştir. Araştırmanın amacı doğrultusunda betimleme yöntemi, anket ve yarı yapılandırılmış görüşme teknikleri kullanılmıştır. Öncelikle Türkiye'deki il halk kütüphaneleri yöneticilerine uygulanan anket formu sonucunda elde edilen veriler kapsamında anketi yanıtlayan kütüphaneler arasından basit rastgele örnekleme yöntemi ile yedi coğrafi bölgeden seçilen kütüphane yöneticileri ile görüşmeler yapılmıştır. Çalışmada elde edilen sonuçlara göre literatürde henüz çok yeni bir kavram olan "sürdürülebilirlik" kavramına ilişkin il halk kütüphanesi yöneticileri, personeli ve kullanıcıları tarafından farkındalık ve bilgi eksikliği söz konusudur. Bu eksikliğin giderilmesinde yol gösterici olması amacıyla Türkiye'de il halk kütüphanelerinin kurumsal sürdürülebilirliği sağlayabilmek için sahip olması gereken temel özellikleri içeren bir izlek oluşturulmuştur. Bu izlek, başta il halk kütüphaneleri olmak üzere diğer kütüphane türleri için de bir örnek niteliğindedir. Söz konusu izleğin kütüphanelere, kütüphanelerin tüm paydaşlarına, bilgibilim alan yazınına önemli katkısı olacaktır. Ayrıca bu çalışma ve sonucunda ortaya çıkan izlek bu alanda yapılacak sonraki çalışmalar için de temel oluşturacağı düşünülmektedir.

Halk kütüphaneleriKurumsal sürdürülebilirlikSosyal sürdürülebilirlik+3
Zarife Yıldırım Mercan
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye için yeni kalkınma ve gelişme stratejisi arayışları

Türkiye 1990'lardan itibaren "istikrarsızlık-kriz-büyüme-istikrarsızlık" sarmalında bir kısır döngü içine itilmiş görülmektedir. Son dönem yeni arayışların ve yeni bir yapılanma gerekliliğinin yoğun bir biçimde artış gösterdiği bir dönem olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmada özellikle planlı ekonomi dönemlerindeki iktisat politikaları ve son dönemde yaşanan darboğaz ve bu darboğazın sonuçlarında yaşanan son dönem ekonomik krizleri üzerinde durulmuştur. Yaşanan darboğazdan çıkmak için acilen özgün politikalar üretilmesi ve bunların bir an önce uygulamaya konması gerekmektedir. Bunun planlı bir yaklaşım ile gerçekleştirileceği açıktır. Burada önemli bir nokta olarak, kısa süreli dayatma planlar ve programlarla sonuca varılamayacağı ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: Yeni Kalkınma ve Gelişme Stratejisi, Sürekli ve Sürdürülebilir Planlama Gereği, Türkiye

GelişmeGelişme stratejileriKalkınma+6
Emre Kuyumcu
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye ve Almanya'da yenilenebilir enerji kaynakları - Sürdürülebilir kalkınma ilişkisi

Gelişmişliğin en önemli unsurlarından biri şüphesiz ki sanayileşmedir. Sanayileşmenin girdisi olan enerjinin günümüzde büyük oranda yenilenemeyen fosil kaynaklardan elde edilmesi, çevre sorunlarına neden olmakta kalkınmanın sürdürülebilirliğini zorlaştırırken; yaşanabilir bir çevrenin gelecek nesillere aktarılmasını tehlikeye sokmaktadır. Günümüzde giderek artan enerji ihtiyacının karşılanmasında yerli, çevre dostu ve sınırsız kaynaklardan olan yenilenebilir enerji kaynakları ülke ekonomilerine katkı sağlarken sürdürülebilir bir çevrenin devamını sağlamaktadır. Bu çalışmada, öncelikle sürdürülebilir kalkınma ve yenilenebilir enerji kaynakları arasındaki ilişki incelenmiştir. Türkiye'de ve Almanya'da yenilenebilir enerji kaynakları kullanımının sürdürülebilir kalkınmaya katkısı ele alınmıştır. Almanya ile Türkiye karşılaştırması yapılmaya çalışılmıştır.

AlmanyaEnerjiKarşılaştırmalı analiz+4
Esra Kevser Karaarslan
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Sürdürülebilir (yeşil) demiryolu yolcu taşımacılığı: Yolcu perspektifinden bir değerlendirme

21.yy'ın başından itibaren çevresel problemler, artık insanoğlunun en büyük problemi olarak tanımlanagelmektedir. Bu problemler sadece şimdi değil, gelecek kuşakların yaşam kalitelerini de kesinlikle etkileyecektir. İnsan ve endüstri faaliyetlerinden kaynaklı çevresel problemleri çözmek için iktisat ve işletme bilimlerinin her dalından otoriteler, klasik kalkınma felsefesi içerisindeki sürdürülemez nitelikteki boşlukları yeşille doldurmak için optimum nitelikte yaklaşımlar geliştirmeye çalışmaktadırlar. Bu noktada yeşil pazarlama sürdürülebilir bir kalkınma kurgusunun yaratılması için kritik bir rol üstlenmektedir. Bir çok makale, pazarlama bilimini ekoloji ile endüstri arasında ve dünyadaki insanlar arasında sürdürülebilir bir ilişkinin kurulması için en önemli bileşen olarak işaret etmektedir.Çalışma öncelikle sürdürülebilir kalkınmanın önemli bir parçası olarak sürdürülebilir (yeşil) pazarlama felsefesi ve yeşil taşımacılığa, ikincil olarak ise yeşil bir taşımacılık enstrümanı olarak demiryollarına odaklanmaktadır.Grant'in yeşil pazarlama manifestosu ise çalışmanın üçüncü bölümünde tartışılmakta ve sonuç olarak Adana-Mersin arasında seyahat eden yolcuların yorumlarını içeren pazarlama araştırma verilerinin analiz ve değerlendirilmesi yapılmaktadır. Grant'in yeşil pazarlama çerçevesi, yolcu görüşleri kullanılarak, iki şehir arasında yeşil bölgesel bir yolcu taşımacılığı modeli oluşturma amacı ile doldurulmuştur.Anahtar Kelimeler: Sürdürülebilir pazarlama, yeşil pazarlama, yeşil taşımacılık, sürdürülebilir taşımacılık, demiryolu taşımacılığı

Demir yolu taşımacılığıKalkınmaPazarlama+10
Ekrem Alper Canan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

Finansal içerme ve sürdürülebilir kalkınma üzerine makaleler

Finansal gelişim kavramının, toplumun özellikle finansal hizmetlere erişim noktasında sorun yaşayan kesimine yönelik bir çözüm oluşturamaması, farklı gelir gruplarının finansal enstrümanlara erişimini önceleyen finansal içerme kavramını son yıllarda ön plana çıkarmıştır. Finansal içermenin, ülkelerin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşmaları noktasında sunacağı avantaj ve dezavantajları da önemli bir tartışma konusu haline gelmiştir. Bu doğrultuda, bu çalışma EAGLE ülkeleri (Brezilya, Çin, Hindistan, Endonezya, Rusya, Meksika, Türkiye) için finansal içermenin farklı sürdürülebilir kalkınma türleri (ekonomik, sosyal ve çevresel) üzerindeki etkilerini Driscoll-Kraay tahmincisi ve moment-kantil regresyon tekniği aracılığıyla araştırmaktadır. Araştırma boyunca, ekonomik sürdürülebilirliği temsilen ekonomik büyüme, sosyal sürdürülebilirliği temsilen gelir dağılımı ve çevresel sürdürülebilirliği temsilen çevresel bozulma göstergelerinden faydalanılmıştır. Çalışmada elde edilen bulgulara göre, finansal içermenin baz alınan sürdürülebilir kalkınma hedeflerinin tamamına katkı sağladığı sonucuna ulaşılmıştır. Buna karşın, finansal içermenin ekonomik büyüme üzerindeki pozitif etkisinin, reel milli gelir düzeyi yüksek olan ülkeler için daha düşük olduğu görülmüştür. Benzer şekilde, finansal içermenin gelir dağılımını düzenleyici etkisi de gelir eşitsizliği yükseldikçe zayıflamaktadır. Son olarak, finansal içermenin çevresel bozulmayı azaltıcı etkisinin de ekolojik ayak izi yüksek olan ülkelerde daha düşük olduğu gözlemlenmiştir. Bu bulgulara dayalı olarak, üç farklı sürdürülebilirlik boyutu için de finansal içermenin azalan marjinal verimliliğe sahip olduğu çıkarımı yapılmıştır. Çalışmanın bulgularıyla uyumlu olarak, özellikle finansal içermenin marjinal verimliliğinin azaldığı ülkeler için çeşitli politika önerileri yapılmıştır.

Finansal içermeGelir dağılımıKantil regresyon+2
Sercan Aydın
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Fiziksel aktivite ve yaşam kalitesi arasındaki ilişkinin sürdürülebilir kalkınma açısından değerlendirilmesi: Antalya ve Osmaniye halk Eğitimi merkezleri örneği

Bu çalışma, gelişmişlik düzeyi iki farklı ilde yaşayanların fiziksel aktivite düzeyleri ile yaşam kaliteleri durumlarının belirlenmesini amaçlamıştır. Toplum sağlığının önemli bileşenlerini oluşturan fiziksel aktivite ve yaşam kalitesi giderek daha önemli hale gelmektedir. Bu konuda ülkeler ve ilgili kuruluşlar düzenli fiziksel aktiviteye ve yaşam kalitesinin yükseltilmesine dikkat çekmek için birçok araştırma ve raporlar yayımlamaktadırlar. İnsan sağlığının üzerinde olumlu etkileri olan fiziksel aktivite ve dolayısıyla yaşam kalitesinin sürdürülebilir hale gelmesi, insana bu boyutları ile yatırım yapılmasını gerektirmektedir. Bu durum kalkınmayla ilgili bir tabloyu karşımıza çıkarmaktadır. İnsan sağlığının sürdürülebilirliğinin, fiziksel aktivite ve yaşam kalitesi ile ilişkili olabileceği ve bu durumun sürdürülebilir kalkınma çerçevesinde ele alınabileceği düşüncesinin gündeme getirilmesi için bu çalışma gerçekleştirilmiştir. Mevcut tablonun bilinmesi yatırımların daha akılcı yapılmasına olanak tanıyacaktır. etimsel olarak nicel tasarlanan bu çalışmanın örneklemini, Halk Eğitimi Merkezlerine devam eden ve çalışmaya gönüllü olarak katılan Antalya'dan 916, Osmaniye'den 309 olmak üzere toplam 1225 kursiyer oluşturmuştur. Veriler, "Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi", "SF-36 Yaşam Kalitesi Ölçeği" ve "Kişisel Bilgi Formu" ile toplanmıştır. Çalışmada tanımlayıcı istatistikler ile parametrik olmayan istatistik testlerden Mann-Whitney U ve Kruskal-Wallis H ile Ki-Kare testleri kullanılmıştır. Çalışmanın bulgularına göre; iller arasında fiziksel aktivite düzeylerinde fark olmadığı ancak, her iki ildeki bireylerin az aktif düzeyde fiziksel aktivite yaptıkları görülmüştür. Antalya ilindeki yaşam kalitesi puanlarının daha yüksek olduğu, Antalya ve Osmaniye'de obez bireylerin ve cepten sağlık harcaması en fazla olan bireylerin yaşam kalitelerinin düşük olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak, insan sağlığının sürdürülebiliyor olması için fiziksel olarak daha aktif bir toplum yaratılması ve insanlara aktif yaşam tarzının benimsetilmesi gereklidir. Ekonomik ve sosyal gelişmişliğin yaşam kalitesinde fark yaratabileceği, dolayısıyla sürdürülebilir kalkınmanın geleceğine olumlu katkılar sunacağı ifade edilebilir.

Fiziksel aktiviteHalk eğitim merkezleriSağlık+2
Alparslan Gazi Aykın
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de hazine taşınmazlarının ekonomik kalkınma üzerindeki rolü

Türkiye'nin iktisadi kalkınmasının sağlanmasının ve sürdürülebilir olmasının en temel şartı ülkenin sahip olduğu doğal, beşeri ve ekonomik kaynakların etkin biçimde kullanılmasıdır. Türkiye'de sürdürülebilir iktisadi kalkınmayı sağlayacak doğal ve ekonomik kaynaklardan olan hazine taşınmazlarının tamamının rasyonel, etkin ve verimli kullanımı vazgeçilmez bir unsurdur. Bu nedenle hazine taşınmazlarının kısa, orta ve uzun dönemli olarak ekonomiye kazandırılması gerekmektedir. Türkiye'de hazine taşınmazlarının ekonomiye kazandırılmasına yönelik yapılan işlemler: tahsis, kira, irtifak hakkı tesisi, satış ve ecrimisildir. Ancak, bu taşınmazların ekonomiye kazandırılmasına yönelik yapılan işlemler istenilen düzeyde değildir. Hazine taşınmazlarının yönetimi ve ekonomiye kazandırılmasına ilişkin yasal ve kurumsal değişiklik yapılması gerekmektedir. Bu değişikler ile birlikte yapılacak bir planlama doğrultusunda hazine taşınmazları ekonomiye kanalize edilmelidir. Böylelikle, hazine taşınmazları rasyonel, etkin ve verimli ticari yatırımlara konu edilerek ekonomiye kazandırılacak ve iktisadi kalkınmaya katkı sunacaktır. Bu çalışmada Türkiye'de hazine taşınmazlarının ekonomik kalkınma üzerindeki rolü tartışılacaktır.

Beşeri sermayeEkonomik kalkınmaEkonomik sermaye+6
Deniz Kara
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

TR 72'de girişimcilik profilinin analizi

Türkiye'yi 26 bölgeye ayıran NUTSII kriterlerine göre TR72(Kayseri, Sivas ve Yozgat) bölgesinde her ilde girişimcilik eğitimi alan kişilerin girişimcilik profillerini değerlendirmek amacıyla hazırlanan bu çalışma genel olarak genel olarak üç bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde girişimcilik kavramı ve ilgili kavramlar anlatılmaktadır. İkinci bölümünde bölgesel kalkınma ajanslarına yer verilmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise çalışma kapsamında yapılan uygulama ve bulgular yer almaktadır. Çalışmanın evrenini TR 72 bölgesi oluşturmaktadır. Örneklem ise ORAN Kalkınma Ajansı ve KOSGEB tarafından ortaklaşa verilen uygulamalı girişimcilik eğitimine katılan kursiyerlerden gönüllülük esasına göre321 kişiye uygulanmıştır. Çalışmadan elde edilen sonuçlara göre kendi işlerinin sahibi olmak katılımcıların en büyük idealleridir ve katılımcılar maddi kazanç elde edemeyecekleri işlerde çalışmayı istememektedir. Anahtar Kelimeler: Girişimcilik, Kalkınma, Bölgesel Kalkınma

Bölgesel kalkınmaBölgesel kalkınma ajanslarıEkonomik kalkınma+7
Timur Yıldız
Yozgat Bozok University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
10

Related subjects