Trade
419 theses under this subject heading
Where you export matters: Explications on the export sophistication of Turkey and its export destinations
This master thesis mainly aims to clarify the effects of export destinations of Turkey on product sophistication of its export basket with using Export data of Turkey between 1998 and 2011 with HS6 classification. Besides, effects of export destinations on technology usage of export products and how export products could be structured within country groups are also analyzed in this study by the light of the presence of relationship between export destinations and product sophistication. This study shows that export destinations of Turkey significantly matter on sophistication and technology usage of export products such that as share of European Union from Turkey's total export increases, both share of mid-high and high technology export commodities from total volume and product sophistication of export basket increase whilst it is in the opposite way for MENA. Moreover, effects of other export destinations of Turkey on both sophistication and technology usage of export products are analyzed in the study. Keywords: International Trade, Export Partner, Sophistication, Qualification
Tekirdağ ilinde bulunan oda ve borsaların üyelerine sağladığı katkıların analizi
Türkiye ekonomisinin hedefine ulaşabilmesi açısından ve iş dünyasında taleplerin ve ihtiyaçların daha kolay karşılanabilmesi için odalar ve borsalar çok önemlidir. Odalar ve borsalar bulundukları bölgelerin kalkınabilmesi için en etkili kuruluşlardır. Üyeleriyle yakın temas kurarak, sektör sorunlarına ve üyelerin taleplerine çözümler aramaktadır. Bu çalışmada Trakya Bölgesinde faaliyet gösteren Ticaret Odalarının ve Borsalarının çalışmaları incelenmiştir. Tekirdağ ilindeki Ticaret Oda ve Borsalarının üyelerine sağladığı katkıların neler olduğu araştırılmıştır. Çalışma 3 bölümden oluşmakta olup; Birinci bölüm, Ticaret Oda ve Borsalarının genel tanımı, ortaya çıkışı, geçmişi, görevleri, temel nitelikleri, faydaları, işleyişi gibi alt başlıklardan oluşmaktadır. İkinci bölümde Tekirdağ ili konumu, sosyo-ekonomik durumu, tarım ve sanayi yapısı incelenmiştir. Son bölümde ise Tekirdağ ilindeki Ticaret Odası ve Borsasının tarihçesi, görevleri, üyelerine sağladığı katkıların analizi, avantajları, dezavantajları incelenmektedir.
Türkiye'de lojistik sektörünün dış ticaret üzerinde etkileri (Otomotiv endüstrisi örneği)
Lojistik sektörü; tarihte tekerleğin icadı ile başlamış, günümüze kadar arz ve talep olan her yerde göstermiş olduğu hizmet anlayışı ile beraber gelişerek devam etmiştir. Lojistik sektörü günümüzde ülkeler için stratejik sektörler arasına girmiş bir kavramdır. Ülkeler lojistik faaliyetler üzerinde durarak, maliyet avantajı sağlamayı hedeflemektedirler.Ülkemiz jeopolitik konumu açısından, lojistik sektöründe ciddi avantajlara sahiptir. 3 tarafının denizler ile çevrili olması, birçok ülke ile sınır komşusu olması ve transit ticaret yolları üzerinde olması Türkiye'nin gelecekte büyük bir lojistik üs olma ihtimalini kuvvetlendirmektedir.Lojistik sektörü ve dış ticaret kavramları doğrudan olmasa bile dolaylı bir şekilde birbirleri ile etkileşim içersindedir. Ülkelerin dış ticaret hacminin artması, deniz aşırı ülkelere ticaret yapması aynı zamanda lojistik süreçlerinin de gelişmesine olanak sağlamaktadır.Otomotiv endüstrisi, ülkeler arasında ciddi bir pazar payına sahiptir. Ülkemiz otomotiv endüstrisinde her geçen zaman diliminde kendini geliştirerek ilerlemektedir. Ülke olarak politikamız otomotiv endüstrisini her daim ileriye taşımak ve ihracat rakamlarını üst seviyelere çıkarmaktır. devlet ve yetkili bakanlıklar verdikleri destekler ile sektöre değer katmaktadırlar.Bu çalışmada Türkiye'de lojistik sektörü, lojistik sektörünün dış ticaret ile etkileşimi ve otomotiv sektörünün dış ticaret hacmine sağladığı katkılar üzerine araştırma yapılmıştır.
Türkiye'de e-ticaretin ülke ekonomisi üzerine etkisi
Bu tezin amacı e-ticaret hacminin yıllar içinde yaşadığı gelişim süreci ile ülkemizdeki ekonomik kalkınmaya olan etkisini araştırmak olarak belirlenmiştir. Bu araştırma Türkiye özelinde yapılmıştır. Bu anlamda ilk olarak literatür taraması yapılmış ve e-ticaretin hangi ekonomik verileri etkilediği ortaya konmuştur. Literatür taramasını takiben 4 yerli, 2 uluslararası olmak üzere toplam 6 e-ticaret platformu ülke ekonomimize katkıları bakımından detaylı olarak incelenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre yerli e-ticaret platformlarının yabancı e-ticaret platformlarına nazaran ekonomiye daha direkt katkılarının olduğunu buna karşılık yabancı e-ticaret platformlarının dolaylı ekonomik katkılarının olduğunu söylemek mümkündür. Yerli e-ticaret platformlarının en önemli ekonomik katkılarının başında yaratmış oldukları istihdam, ödedikleri vergiler, KOBİ'lere verdikleri destekler, kadın girişimci destekleri, enflasyonla mücadele ve AR-GE yatırımları gelmektedir. Yabancı e-ticaret platformlarının ekonomik katkıları ise temelde e-ihracat, global ticaret ve muhtemel istihdam noktalarındadır.
Uluslararası ticaret ve lojistik ile uluslararası ticaret ve lojistik yönetimi ana bilim dallarında yazılan tezlerin incelenmesi
Küreselleşmenin beraberinde getirdiği hızlı teknolojik ilerleme ile beraber uluslararası ticarette gelişmeler yaşanmış ve bu durum ülkeler arasında rekabet ortamının artmasına yol açmıştır. Rekabet avantajı elde etmek isteyen işletmeler ticarete konu malları hızlı ve güvenilir şekilde teslim edebilmek için lojistik sektörüne ihtiyaç duymaktadır. Uluslararası ticaretin lojistik faaliyetlerin güçlenmesine katkı sağlaması, lojistik faaliyetlerin de uluslararası ticaret işlemlerini kolaylaştırması bakımından uluslararası ticaret ve lojistik arasında güçlü bir bağ olduğundan söz edilebilmektedir. Geçmişe nazaran daha karmaşık ve kapsamlı bir yapı barındıran bu sektör, çalışan bireylerin de nitelikli olmasını gerektirmektedir. Lisans eğitiminin bir üst basamağı olan lisansüstü eğitimde hem lisans eğitiminde edinilen bilgi ve beceriler geliştirilmekte hem de yeni bilgi ve beceriler kazandırılmaktadır. Bu durum herhangi bir bilim alanında uzmanlaşabilmek ve yetkinleşebilmek adına lisansüstüne verilen önemi artırmaktadır. Lisansüstünde verilen eğitimin yanında burada yazılan tezler de bir bilim dalında meydana gelen gelişmelerin ortaya çıkarılmasında önemli rol oynamaktadır. Bu sebeple bu araştırmanın amacı Türkiye'de Uluslararası Ticaret ve Lojistik ile Uluslararası Ticaret ve Lojistik Yönetimi Ana Bilim Dallarında yazılmış lisansüstü tezleri içerik analizi yöntemiyle inceleyerek, bu tezlerle ilgili genel bir profil ortaya koymaktır. Araştırmanın kapsamını YÖK'ün Ulusal Tez Merkezinden elde edilen Uluslararası Ticaret ve Lojistik ile Uluslararası Ticaret ve Lojistik Yönetimi Ana Bilim Dallarında yazılan 380 tez oluşturmaktadır. Bu tezler aracılığıyla elde edilen veriler içerik analizi yöntemi ile sayısallaştırılmıştır. Bulgular frekans tablolarında sıklık ve yüzde değerleri ile yüksek lisans ve doktora durumu ayrımı yapılarak sunulmuştur. Yapılan analiz sonucunda en çok tezin Maltepe Üniversitesinde yazıldığı, tezlerin en fazla 2019 yılında tamamlandığı, tezlerin yoğun olarak yüksek lisans programlarında, Türkçe dilinde, lojistik ana konu başlığında, vakıf üniversitelerinde, nicel yöntemler kullanılarak yazıldığı, örneklem olarak en çok işletme ve veri setinin tercih edildiği, veri toplama yöntemi olarak çoğunlukla anket yöntemine başvurulduğu ve analiz yönteminde sırasıyla frekans, korelasyon ve faktör analizinin uygulandığı tespit edilmiştir.
Dış ticaret işlemlerinin Türkiye Muhasebe Standartlarına göre muhasebeleştirilmesi ve bir uygulama
Küreselleşmenin hızla artması ülkeler arasında dış ticareti zorunlu hale getirmiştir. Tüm dünyada dış ticaret yapan işletme sayısı gün geçtikçe hızla artmaktadır. Çünkü insanlar ihtiyaçlarını karşılarken sadece kendi bulundukları şehir ya da ülkede değil farklı ülkelerden de alışveriş yapabilmektedir. Bu durum, ihracat ve ithalatta artışa neden olmaktadır. Bu artışın kayıt altına alınabilmesi için bilgi sistemlerinden yararlanılması gerekmektedir. Bu bilgi sistemleri arasında işletmelerin mali nitelikli işlemlerinin kayıt altına alınabilmesi ve gerçeğe uygun bilgi üretilebilmesi için muhasebe bilgi sisteminden yararlanılmalıdır. Çalışmanın amacı; dış ticaret yapan işletmelerin mali nitelikteki işlemlerinin Türkiye Muhasebe Standartlarına göre muhasebeleştirme işlemlerinin nasıl yapılması gerektiğini açıklamak olarak belirlenmiştir. Bu amaç doğrultusunda çalışma üç bölüm olarak tasarlanmıştır. Birinci bölümde dış ticaret kavramı, dış ticarette kullanılan belgeler, dış ticarette ödeme şekilleri ve dış ticarette teslim şekilleri konuları genel hatlarıyla açıklanmıştır. İkinci bölümde muhasebe standartlarının tanımı, dış ticarette önem arz eden standartlar, finansal raporlama standartlarına uygun hesap planı taslağı ve bu taslakta yer alarak dış ticaret işlemlerinde kullanılan hesaplar incelenmiştir. Çalışmanın son bölümünde ise uygulama örneği olarak dikkate alınan A İşletmesi'nin ithalat ve ihracat işlemleri Türkiye Muhasebe Standartları dikkate alınarak Kamu Gözetimi Kurumu tarafından oluşturulan finansal raporlama standartlarına uygun hesap planı taslağındaki hesaplar aracılığıyla muhasebeleştirilmiştir.
Ticari liberalizm kuramı çerçevesinde Türk ticaret diplomasisi faaliyetlerinin değerlendirilmesi
Yakın dönemde ortaya konan bazı çalışmalar, ticaret ile barış ve işbirliği arasındaki ilişkiyi ülkelerin siyasi rejimleri ve yönetim tarzları ile ilişkilendirmiş, demokratik rejimlerin ticaretin getirdiği kazançları koruma noktasında otoriter rejimlere göre daha istekli olduğunu ortaya koymuştur. Bu tezde, söz konusu akademik çalışmalardan yola çıkılarak, Türkiye'nin 1999-2019 yılları arasında, Amerika Birleşik Devletleri, Almanya, Çin Halk Cumhuriyeti, Fransa, Hollanda, İran, İsrail, Mısır, Rusya Federasyonu ve Suudi Arabistan ile siyasi ve ticari ilişkileri incelenmiş, bahse konu dönemde ortaya çıkan siyasi krizlerin ticari ilişkilere ve ticari ilişkilerin geliştirilmesi amacıyla sahada yapılan ticaret diplomasisi faaliyetlerine nasıl etki ettiği irdelenmiştir. Tez kapsamında yapılan araştırmalar Türkiye'nin demokratik ülkeler ile yaşadığı krizlerin ticarete ve ticaret diplomasisi faaliyetlerine olumsuz bir etkide bulunmadığını, ancak otoriter ülkelerle yaşanan krizlerin hem ticareti hem de ticaret diplomasisi faaliyetlerini olumsuz etkilediğini ortaya koymuştur. Çalışmada yer alan tespit ve değerlendirmeler dış ticaret rakamları, yatırımlar ve kişi hareketlerine bakılmak suretiyle oluşturulmuş, kriz dönemlerinde söz konusu ülkelerde görev yapan ticaret diplomatlarının aktardıkları ile doğrulanmıştır.
Dış ticaretin fiyat-maliyet eki üzerine etkisi: Türkiye imalat sanayii için bir uygulama
Bu çalışma, Türkiye İmalat Sanayii'nin 189 alt sektöründe dış ticaretin fiyat-maliyet eki üzerindeki etkisini, 2004-2015 yılları için panel veri analiz yöntemi kullanarak tahmin etmektedir. Çalışmanın diğer bir amacı, ihracat rekabet gücü yüksek ve yüksek olmayan sektörler ayrımı yapılarak, ithalat ve ihracat artışının fiyat-maliyet eki üzerindeki etkilerini tahmin etmektir. Sonuçlar, toplam imalat sanayii ve ihracat rekabet gücü yüksek sektörlerde fiyat-maliyet eki ile ithalat penetrasyon oranı arasında pozitif, fiyat maliyet eki ve ihracat yoğunluğu arasında negatif bir ilişki olduğunu göstermektedir. Rekabet gücü yüksek ve düşük sektörlerde, dış ticaret değişkenlerinin fiyat-maliyet ekini farklı kanallardan etkilediği görülmektedir. Buna göre, rekabet gücü düşük sektörlerde ise fiyat-maliyet eki ile ithalat penetrasyon oranı arasında pozitif bir ilişki olmasına rağmen, ihracat yoğunluğu ile fiyat-maliyet eki arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olmadığı görülmektedir. Ayrıca tüm imalat sanayi alt sektörleri ve ihracat rekabet gücü yüksek ve rekabet gücü düşük sektörlerde, sektörel reel döviz kuru, yoğunlaşma oranı ve toplam istihdam değişkenlerinin de fiyat-maliyet eki üzerinde pozitif bir etkisi olduğu görülmektedir.
Türkiye'de dış ticaret politika ve uygulamaları
Türkiye'de 1960 ve 1970'li yıllarda ekonomide sanayileşme politikalarının temelini, korumacı ve ithal ikameci sanayileşme politikaları oluşturmuştur. Buna karşılık, 1980'li yıllardan itibaren ise, dışa açık sanayileşme politikaları uygulanmaya başlandığı görülmektedir. 1980 sonrası dönemde, Türkiye ekonomisi, ihracata yönelik sanayileşme stratejisi ile birlikte dış ticareti de serbestleştirme yoluna gitmiştir. Keza; bu dönemde ekonomi politikasında bazı önemli yapısal dönüşümler de gerçekleştirmiştir. Ancak; ekonomide yaşanan, kronik yüksek enflasyon, imalat sanayindeki yatırım eksikliği, rekabet ortamını geliştirecek değişikliklerin gerçekleştirilmesine rağmen, yeterli verimlilik artışının bir türlü sağlanamaması, kamu finansman dengesindeki olumsuzluklar nedeniyle mali piyasaların stabil hale gelememesi ve reel faizlerin yükselmesi gibi yapısal sorunlar nedeniyle değişim sürecinin gecikmeye uğradığı görülmektedir. Artan iç ve dış borçlar, ihracatın ithalata bağımlılığının yüksek oranlara ulaşması, aşırı değerlenen Türk lirası, ithal girdi bağımlılığı, bütçe ve dış ticaret açıkları ve cari açık, yüksek faiz oranları, imalat sanayindeki yatırım eksikliği son yıllarda karşılaşılan başlıca yapısal sorunlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Türkiye ekonomisinde, son yıllarda ithalattaki artış, ihracattaki artışın üzerinde gerçekleştirilmektedir. Buna bağlı olarak da, cari işlemler açığı sürekli olarak büyümektedir. Son yıllarda, Türk Lirasının aşırı değerlenmesine bağlı olarak, ihracata dönük sanayi, ihracatı sürdürebilmek amacıyla, ithal girdi kullanma yolunu seçmektedir. Türkiye'nin ihracatı içerisinde en önemli paya sahip olan sanayi malı ihracatı, ithalatta önemli paya sahip olan ara malı ithalatının yapılabilirliğine bağlı bulunmaktadır. Buna bağlı olarak, Türkiye ekonomisinde, ihracat için yapılan üretimde ithal girdi payı % 66,5 oranına ulaşmıştır. Dolayısıyla, günümüzde % 70 düzeyine yaklaşan ihracatın ithalata bağımlılığı, önemli bir sorun olmaya devam etmektedir. İhracata dayalı sanayileşme stratejisinin başarısı, sermaye ve ara malı üreten endüstrilerin geliştirilmesine bağlıdır. Bu gelişim sağlanamazsa, Türkiye'de dış ticaret açığına ilişkin sorun büyüyerek devam edecektir. Bunu önlemek ve yapısal süreci tersine çevirmek için, ara malı ve sermaye malı üretebilecek endüstrilerin gelişimine yönelik politikaların uygulanması gereklidir.
Determining the main components of mobile commerce related to customers' demographical properties
The commerce changed in time according to the technological advances. Now we reached mobile age, and we can do every kind of things with our pocket size computer like mobile devices. The variety of products and sellers creates huge and complex shopping environment for the consumers. In such market pushed to the sellers understand their consumer's wants closely and guide them to suitable products and services. Mobile commerce is a new and effective channel for reaching to the consumers and create new connections by their mobile devices. The advantages of electronic commerce moved on a new stage by mobile commerce. This new stage has way to go about trade and communication laws, infrastructure, security, consumer habits and attitudes. This research aims at the relationship between customers' demographical properties and mobile commerce main components. In the section of the result and suggestions, the survey results and the demographical properties and mobile commerce relationship are evaluated.
Challenges and prospects of bilateral trade relations between Turkey and the Philippines
The bilateral trade relations of the Philippines and Turkey are not wont to attract much attention due to the low volume of their commercial exchanges. But some questions regarding its sluggish growth beg to be asked given their long-standing relationship. This thesis looks into their bilateral trade relations specifically to know what ails and what lies ahead for it. It is an exploratory study seeking answers to these questions by probing into the nature and origins of their bilateral relations as the overarching backdrop of their specific trade relationship. It seeks to identify and describe those issues and challenges that have and continue to beleaguer the relationship in general and on both sides. Such description can provide a clearer understanding to better know what really lies ahead for both countries as it seeks to grow trade and consolidate this relationship. It examines the state of this relationship through a historically-grounded and conceptual approach as its main rudder in identifying its challenges and prospects. It incorporates a few elements of international relations perspectives to augment the overall context at that time and not as its focal analytical frame. It adopts a general environmental analysis focusing on the global, economic and political components to explore the subject with varying levels of depth. The patterns that emerge help point to the types of challenges that plague their relations. Primary and secondary sources of data were gathered and used in this thesis. Primary data include statistical trade data at various points in time and interviews of key informants from both countries whose positions, knowledge and experiences were relevant to the topic. Statistical trade data were reviewed and described for a quantitative qualification of the relationship's character. Secondary data include the scant literature on the relationship of these countries, books, journal articles, news and magazine articles, and other reference materials with specific or related information to the topic. This study shows that their bilateral trade relationship has evolved from a routine yet cordial status to one that is dynamic and more cognizant of the frailties surrounding it. Currently, it still remains underexplored and prone to the erratic tendencies that characterized it in its earlier development. The more recent declines in trade volume are temporary and can be expected to rebound as it has always done previously. There is promise but a more consistent and predictable growth rests on how and when the challenges can be resolutely addressed. More than ten challenges have been identified. Some of these challenges are general and related to common critical factors affecting international trade with their effects spilling over to these countries' trade relations. Some are specific and unique to each country. Some are inherent in weak institutions, others are systemic, others are bred by the internal and external events that unfold, and some are independent of it. Singularly or collectively, they corrode the bilateral and trade relations of these countries. They are constraints that should not be taken lightly as the enduring nature of their trade relationship is not enough of a guarantee. Both countries can't afford to be complacent and must confront these challenges that warrant thoughtful solutions for trade to truly expand and strategically cement the relationship.
E-ticaretin tüketici davranışlarına etkileri: Türkiye'deki sosyal medya kullanıcıları üzerinde bir araştırma
Günümüzde sosyal medyanın gelişmesi ve yaygın kullanılmağa başlanması, e-ticaret kavramının daha da kuvvetlenmesine yol açmıştır. İnsanların kendilerini ifade edebildiği ve arkadaşları ile bağlantı kura bildiği sanal ortam olan sosyal medya, eticaretin vazgeçilmezi haline gelmiştir. Bu tezin yazılmasında genel amaç e-ticaretin tüketicilere sağladığı faydaları açıklamak ve geleneksel ticaretle olan farkını ortaya koymaktır. İnsanlar sosyal medyada gezinirken gördüğü reklamlara, e-broşürlere ve benzeri özelliklere olan ilgilerinin öğrenilmesinde tezin amaçları arasında yer almaktadır. Çalışmanın teorik kısmı 3 bölümden oluşmaktadır. İlk olarak e-ticaretin gelişimi, tüketiciler açısından avantajları ve dezavantajları vb. kavramlara değinilmiştir. 2-ci bölümde Tüketici davranışları, bu davranışları etkileyen faktörlere değinilmiş ve 3-cü bölümde sosyal medya ele alınmıştır. Son olarak Türkiye'de sosyal medya kullanıcıları arasında araştırma yapılmıştır. Yapılan araştırmada güvenirlilik testleri yapılmış ve alınan veriler doğrultusunda analizler yapılmıştır. Yapılan testlerden güvenin ve bağımlılığın insanların internetten ürün satın almasını pozitif yönde etkilediği sonucuna varılmıştır.
Dış ticaret rejimleri ve ekonomik kalkınma ilişkisi: Türkiye örneği
Bu çalışmada Türkiye‟nin 1923‟ten günümüze uyguladığı dış ticaret rejimleri ve bununla birlikte ekonomik kalkınmaya etkileri incelenmiştir. 10‟ar yıllık periyodlar halinde uygulanan dış ticaret rejimleri ve bunun sonucunda dış ticaretin nasıl şekillendiği, ihracat ve ithalattaki değişimler ve sektörlerdeki gelişmeler açıklanmıştır. Türkiye‟nin sanayileşme süreci ve Türkiye‟nin sanayileşmek için uyguladığı politikalar incelenmiştir. Tarım sektöründeki ve hizmet sektöründeki gelişmeler ve ekonomik kalkınmayı sağlamaya çalışan politikalar ve etkileri ele alınmıştır. Döneme göre dış ticaret rejimlerinin ekonomik kalkınma ile ilişkisi değişmiştir. Bunun nedenlerinden biri ekonomik kalkınmayı etkileyen tek faktör dış ticaret değildir. Ayrıca Türkiye‟nin dış ticareti uygulanan rejimler, siyasal ortam, dünyadaki değişimlerin etkisiyle dönemden döneme farklılıklar göstermiştir. Türkiye‟nin diğer ülkelerle ilişkileri ekonomi politikalarında belirleyicidir. Tarihsel süreç analizi içinde Türkiye‟nin dış ticaret ilişkileri değerlendirilmektedir. 1923-1929 yılları arasında Türkiye liberal politikalar denemiş, ama sanayileşme beklenen düzeyde olmayınca devletçi politikalar uygulamaya başlamıştır. Türkiye 1963 yılında ithal ikameci sanayileşme politikası uygulamaya başlamıştır ayrıca planlı kalkınma dönemi başlamıştır. Türkiye 1980 yılına kadar devlet müdahalesinin yoğun olduğu politikalar uygulamıştır, 1980 sonrası ise ekonomide serbestleşme süreci başlamıştır. Türkiye 1980 yılından beri liberal dış ticaret politikasının uygulandığı bir serbest piyasa ekonomisidir. Çalışmanın amacı ise, uygulanan dış ticaret rejimlerinin değerlendirilmesi ve dönemsel olarak kalkınmayla ilişkisinin incelenmesidir. Bunun için rakamsal olarak dış ticaret ve büyüme oranları incelenmiş, süreçler aktarılmıştır.
Uluslararası ticarette ödeme ve teslim şekilleri: Karınca Lojistik örneği
Globalleşen Dünya'da uluslararası ticaret kavramı, ülkeler açısından ekonomik anlamda çok önemli bir yer tutmaktadır. Uluslararası ticaret yani diğer bir deyişle dış ticaret; birden fazla ülkenin birbirleri arasında mal alım-satımını ifade eder. Ülkeler arasında bu alım-satımın daha kolay ve güvenli yapılabilmesi için bazı önlemlerin alınması şarttır. Bu önlemlerin en başında gelen husus uluslararası ticarette her iki taraf için de en hassas konulardan birisi olan ödeme ve teslim şeklinin belirlenmesi konusudur. Taraflar birbirileri için en güvenilir ve uygun teslim ve ödeme şeklini kullanmalıdır. Böylelikle uluslararası ticaret bir güven ortamında daha sağlıklı yapılabilecektir. Uluslararası ticarette ithalatçı ve ihracatçıların hak ve yükümlülüklerini korumak, taraflar arasındaki anlaşmazlıkları, uyuşmazlıkları ve hukuksal ihtilafları ortadan kaldırmak ve böylece gereksiz para ve zaman kaybını önlemek amacıyla alım-satım işlemlerine bazı kurallar getiren INCOTERMS uygulaması, 1936 yılında merkezi Paris'te bulunan Uluslararası Ticaret Odası (ICC) tarafından yürürlüğe konulmuştur. INCOTERMS, uluslararası ticarette iki taraf arasındaki teslim koşullarının nasıl olması gerektiğiyle ilgili olup, 13 adet teslim şeklinden oluşmaktadır. Bu teslim şekillerinden 6 tanesi deniz yolu taşımacılığında kullanılmakta olup, FAS, FOB, CFR, CIF, DES ve DEQ'dir. 7 tanesi ise çoklu taşımacılıkta kullanılmakta olup, EXW, FCA, CPT, CIP, DAF, DDU ve DDP'dir. Yukarıda verilen bilgiler ışığında, bu çalışmada uluslararası ticarette ödeme ve teslim şekillerinin neler oldukları, incoterms uygulaması ve bunların sahip oldukları avantaj ve dezavantajların neler olduğu anlatılmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Dış Ticaret, Dış Ticaret Ödeme Şekli, Dış Ticaret Teslim Şekli, İncoterms Uygulaması, Karınca Lojistik
E-ticarette kayıt dışılığın nedenleri ve çözüm önerileri üzerine nitel bir çalışma
Ticaret, hem ülkeler hem de firmalar için önem arz eden bir konudur. Teknolojinin hızla gelişmesiyle beraber ticari faaliyetler de değişime uğramaktır. Günümüzde de işini dijital ortama aktarabilen firmaların, diğerlerine göre daha avantajlı konumda olduğu inkâr edilemez bir gerçektir. Pandemi süreciyle birlikte daha fazla vakit geçirebildiğimiz e-ticaret sektörünün sağladığı avantajların yanında sektör olarak ülkemizde yeni oluşunun getirdiği sorunlar yer almaktadır ve bu sorunlardan biri de kayıt dışılıktır. Bu araştırmanın temel amacı e-ticaret sektöründeki kayıt dışılığın sebeplerinin, sonuçlarının neler olduğu ve sektördeki kayıt dışılığın ortadan kaldırılması için neler yapılması gerektiğini incelemektir. Bu çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden biri olan derinlemesine görüşme tekniği kullanılarak sektörde uzman kişilere konu ile ilgili görüşleri sorulmuştur. Yapılan görüşmeler neticesinde e-ticaretteki en önemli sorunların ödeme alt yapısındaki eksiklikler, yüksek komisyon oranları ve denetim eksikliği olduğu bulgusu elde edilmiştir. Kayıt dışılığın en büyük etkisinin vergiler üzerine olduğu ve devletin bu konuda ciddi zarara uğratıldığı, aynı zamanda sektöre olan güveni zedelediği ve haksız rekabet ortamı oluşturduğu anlaşılmıştır. Devletin denetimleri sıklaştırmasıyla birlikte verimli bir vergi politikası belirlemesi gerektiği düşünülmektedir. Servis sağlayıcıların e-ticaret ve kayıt dışılık konuları ile ilgili eğitimler verip insanları bilinçlendirmeleri gerektiği, tüketicilerin de kayıt dışılığa sebep olan bir duruma şahit olduklarında ilgili makamlara bildirmeleri ve sosyal medyayı kullanarak bu duruma sebep olanları ifşa etmeleri gerektiği sonuçlarına ulaşılmıştır.
Ege Bölgesi'nde incir üretimi ve ticareti (1852-1912)
This thesis deals with the production and trade in figs grown in the Aegean Region. This thesis, which we deal with between the years 1852-1912, consists of an introduction and two parts. After the introduction part, also a kind of literature review, we discussed in detail the main fruits and figs grown in the Aegean Region. In the second part, we explained the trade of figs and especially their export from Izmir port. Throughout the thesis, documents from the Ottoman archives and secondary sources were used.
Gender wage gap and international trade: Evidence from Turkey's manufacturing sector
Gender wage gap is a widely discussed issue in labor economics. This paper contributes to the literature on three fronts. First, the overall gender wage gap present in Turkey's manufacturing sector is analyzed using updated data from the years 2006, 2010, and 2014. Next, the effect of international trade on the gender wage gap is investigated. We first decompose the overall gender wage gap to its explained and unexplained components using the Blinder-Oaxaca decomposition method. Afterward, we use both the Blinder-Oaxaca decomposition and OLS regression to compare the gender wage gap in the tradable and non-tradable sectors. Then each year is decomposed separately to analyze the gender wage gap over time. Our results show that there is a gender wage gap of 2.6% in Turkey's manufacturing sector due to discrimination. In addition, the regression results reveal that the gender wage gap in the tradable sectors is 3.3%, while in the non-tradable sectors it is 1.9%. The decomposition results show the gender wage gap in the tradable sectors to be 4.2%, while in the non-tradable sectors, it is 3.2%. Lastly, there has been an increase of the gender wage gap from 2006 to 2014. We conclude that, in contradiction to Becker's theory, the gender wage gap in Turkey's manufacturing sector is higher in the tradable sectors than in the non-tradable sectors.
U.S-China trade war:opportunities for Turkish exports
Global economy works best when goods, services, people, capital, and ideas flow freely and openly across national boundaries (Tan D, and Chen C 2019). The current economic boom and prosperity that we are enjoying is due to a large part, the benefits of international trade and the globalization of cross-border trade (Tan D, and Chen C 2019). Although trade among nations makes the involved parties and the whole world better off, yet its prone to one of the most disputable of political issues both domestically and between governments (McDonald B. 2018). As top number one and two countries in the world in terms of economic volume, the trade frictions between U.S. and China was always a matter of disagreement between the two nations as it was an a topic of discussion among the scholars and researchers (Zhu Z, Yang Y, and Feng S. 2018). .Since they established diplomatic relations in 1979, Sino-US trade volume developed rapidly, particularly after China joined the United Nations. Their total trade increased from $5 billion in 1980 to $583.7 billion in 2017. In other words, the trade volume between U.S and China increased more than 116 folds within a period of 37 years. China is the American biggest import market. In addition, since China surpassed Canada in 2015 for the first time, China has been the American largest cargo trading partner (Zhu Z, Yang Y, and Feng S. 2018).
Analyzing the obstacles of electronic commerce: A study of sample companies operating in Sulaymaniyah city
The spread of e-commerce in the global borders particularly in the western countries reached a significant level. Thus, e-commerce becomes a capable engine for stimulating the economic activities among the various parties including businesses, institutions, and different economic sectors, that provides an opening to the creation of large markets in which products and services of organizations are exposed. Therefore, this is a prospect for those seeking to find the most profitable ways to promote and search for new clients and markets, over electronic means based on new payment and payment systems. Consequently, the main purpose of this study was to analyze the obstacles to e-commerce. The results revealed that there were financial obstacles to electronic commerce at a significant level in Sulaymaniyah city. Also, there is a human obstacle in front of operating e-commerce applications. Mainly there was a lack of awareness among employees on e-commerce applications. The study also confirmed that there was a lack of knowledge among managers of the importance of electronic commerce. Further, the consumer culture in the region about electronic commerce is limited. There are the technological obstacles to e-commerce operations, particularly the weakness of electronic infrastructure, and weakness of the culture and electronic awareness in the region. Besides, many companies in the Sulaimaniyah city and the region faced the problem of slow internet. The results found the legal obstacles, so, there was a lack or not enough laws to clarify the nature and scope of electronic commerce. The results also confirmed that there were no critical political or governmental obstacles to electronic commerce. Keywords: Economy, E-commerce, and Obstacles of Electronic Commerce
Gölmarmara'nın Cumhuriyetin ilk 70 yıllık dönemindeki gelişimi: Ekonomik, sosyal, kültürel ve ticari hayat
Tez çalışmasında Gölmarmara'nın Cumhuriyet'in ilanıyla birlikte ortaya çıkan yeni gelişmeler ışığında yaşadığı değişim, ekonomik, sosyal ve kültürel alanlarda incelenmeye çalışılmıştır. Bunu yaparken yerel tarih çalışması anlayışı içinde ilçenin kültürel ve folklorik değerleri araştırılmaya unutulmaya yüz tutan geleneklerin kayıt altına alınarak yok olmalarının engellenmesi de amaçlanmıştır.Tez çalışmasının ilk başında daha sonra ortaya çıkan gelişmelerinin daha iyi anlaşılabilmesi için Gölmarmara'nın kısa tarihi, coğrafyası ve iklimi ile ilgili bulgular belirtilmiştir. Daha sonra ise bu bulgular neticesinde Gölmarmara idari, iktisadi, beşeri yapısının temellerinin ne olduğu tespit edilmiş ve bundaki değişmeler ileriki bölümlerde ele alınmıştır.Tez çalışması daha sonra Gölmarmara'nın nüfus yapısı, eğitimi, tarım ve hayvancılığı, ticaret ve zanaatının zaman içinde geçirdiği değişim ve gelişimi inceleyerek devam etmiştir. Bundan sonra Gölmarmara'da ki en eski kurum olan Belediye'nin çalışma ve faaliyetleri anlatılmıştır. Ardından Gölmarmara'nın sosyal ve kültürel hayatı incelenerek bölüm tamamlanmıştır.Çalışmanın son bölümünde ise gelenek ve görenekler incelenmiş, geleneksel olarak 25?30 yıl öncesine kadar yörede geçerli olan nişan, düğün, doğum öncesi ve sonrası adetler, sünnet, ölüm ve ölüm sonrası adetler incelenmiş ve yörede geçerli mahalli inançlara değinilerek tez tamamlanmıştır.Anahtar Kelimeler: Gölmarmara, Cumhuriyet, Ekonomi, Sosyal Hayat, Kültür
Uluslararası ticaretin serbestleştirilmesinin bölüşüm ilişkileri üzerine etkisi
Uluslararası ticaretin serbestleşmesinin işgücü piyasası üzerindeki etkileri iktisat literatüründe ilgi çeken konuların başında gelmektedir. Ticaretin serbestleşmesi olumlu ya da olumsuz mutlaka işgücü piyasalarını etkilemiştir. Teknolojik değişimlerle birlikte sermaye hareket kazanmış ve üretim başka ülkelere hızla kayabilme özelliği kazanmış, endüstriyel yapıda değişimler yaşanmış, esnek üretim biçimi yaygınlaşmış, işgücü piyasası katmanlaşmış, bilginin kendisi yeni bir üretim faktörü olarak görülmeye başlanmış ve bilgi işçisi kavramı öne çıkmıştır. Bu konu ile ilgili yapılan araştırmalar daha çok Faktör Donanımı Teorisi ve bu teoriden ortaya çıkan Stolper- Samuelson Gelir Dağılımı Teorisine dayanmaktadır. Stolper-Samuelson Gelir Dağılımı Teorisine göre dış ticaretin serbestleşmesi ile birlikte ülkelerde bol bulunan üretim faktörüne olan talep ve bu faktörün fiyatı artar, az bulunan üretim faktörlerine olan talep ve bu faktörün fiyatı azalır. Bu durum ise ülkedeki gelir dağılımı eşitsizliklerini düzeltici etkide bulunur. Türkiye'ye bakıldığında ise dış ticaretin serbestleşmesi ile birlikte ülkede bol bulunan faktör olan emek faktörünün talebinin ve ücretinin artması, işsizliğin ise azalması beklenmektedir. Bu çalışmada uluslararası ticaretin serbestleşmesinin işgücü piyasası üzerine etkisi açık işler ile işsizlik arasındaki negatif ilişkiyi gösteren Türkiye'nin 1989-2013 yıllarına ait dönemsel Beveridge Eğrisi yardımıyla incelenmeye çalışılmıştır. Yapılan analiz sonuçlarına göre dış ticaretin serbestleştiği ilk yıllarda işsizlik değerleri nispeten düşük seviyelerde olmuş, açık işler ise artma ve azalma yönünde hareket kazanmıştır. Bu yıllardan itibaren 2000 yılına kadar genel olarak işgücü piyasası açık iş sayısının işsizlik sayısından fazla olduğu yer olan 45° derece doğrusunun solunda yer almaktadır. Bu tarihten sonra ise özellikle kriz yıllarında işsizlik sayısının açık iş sayısından fazla olduğu yer olan 45° doğrusunun sağında yer almaktadır. Son yıllarda işgücü piyasasının tekrar 45° doğrusunun solunda olması nedeniyle ekonomik canlanma sürecinde olduğu söylenebilir. Ancak son yıllarda açık sayısı işsizlik sayısından fazla olsa da özellikle 2008 yılından sonra açık iş sayısı ile işsizlik sayısı zaman zaman birlikte artış göstermiş, Beveridge eğrisi orijinden uzaklaşmış ve işgücü piyasasındaki uyumsuz eşleşmeler artmıştır. Uyumsuz eşleşmelerin artmasında daha çok işgücü piyasasının yapısal sorunları ve yaşadığı krizler etkili olmuş, Beveridge eğrisi krizlerden sonra literatürle uyumlu olarak saat yönünün tersine doğru bir yönelim göstermiştir.
Türkiye ile OECD ülkeleri arasındaki dış ticaretin çekim modeli çerçevesinde analizi
Dış ticaret, uluslararası alanda geçmişten beri tercih edilen bir ekonomik ilişki olarak karşımıza çıkmaktadır. İhtiyaçların fazlası ve çeşitliliği insanların birbiriyle olan değiş-dokuş ilişkisi kurmasına yol açmıştır. Ülkeler de birbirleriyle çeşitli nedenlerle ticaret yapar. Dolayısıyla dış ticaret, özellikle gelişmiş ülkelerde sanayilerin verimliliğini artırması, teknolojilerini ilerletmesi ve sektörler arasında kazançlarını etkinleştirmesi gibi sağladığı katkıları açısından önemli bir yere sahiptir. Dış ticareti etkileyen faktörler içinde en önemlisi ülkeler arasındaki mesafedir. Bu bağlamda, ülkeler arasındaki mesafe dış ticareti ilişkilendiren ve etkisini ölçen ve son zamanlarda amprik çalışmalarda sıkça kullanılmaya başlayan çekim modeli çalışmanın ana konusudur. Çekim modeli, dış ticaret akımlarını ampirik olarak başarılı bir şekilde açıklayan ve günümüze doğru kullanımı yaygınlaşan bir modeldir. Temeli 17. yüzyılın ikinci yarısına dayanan bu model, Sir Isaac Newton un Yer Çekim Kanunu'na (The Law Of Gravity) dayanmaktadır. Bu çalışmada, Türkiye ile OECD ülkeleri arasında 1996-2017 döneminde gerçekleşen ikili ticaret, çekim modelini kullanılarak panel veri yöntemi aracılığıyla ayrıntılı bir biçimde analiz edilmiştir. Çalışmada; reel GSYH, nüfus, reel efektif döviz kuru, mesafe değişkenlerinin yanında kukla değişken olarak da AB'ye üyeliği kullanmıştır. Yapılan amprik analiz sonucuna göre; reel GSYH ve reel döviz kuru değişkenlerinin ticaret hacmi üzerinde istatistikî olarak anlamlı bir etkiye sahip olduğu ve Türkiye'nin dış ticaretine olan etkiyi açıklamada belirlenen değişkenlerden mesafe ve nüfus değişkenlerinin ise anlamsız olduğu sonucuna varılmıştır.
Türkiye ve gelişmekte olan ülkelerde dış ticaretin çevresel etkilerinin Çevresel Kuznets Eğrisi çerçevesinde analizi
Dış ticaret, ülkelerin ekonomik gelişiminde önemli bir faktördür. Sanayileşmenin gelişmesiyle birlikte artan üretim, doğal kaynakların aşırı kullanılmasına ve çevre kirliliğinin artmasına neden olmaktadır. Zamanla çevre kirliliğindeki artış, yaşamı tehdit eden bir seviyeye ulaşmıştır. Artan çevre kirliliği sorunu, araştırmacıları özellikle son yıllarda bu alanda çalışmalar yapmaya yönlendirmiştir. Bu çalışmada, Türkiye ve gelişmekte olan ülkelerde dış ticaretin çevre üzerindeki etkileri, 1980-2014 dönemine ait yıllık verilerle panel veri yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. Aynı zamanda, Çevresel Kuznets Eğrisi'nin gelişmekte olan ülkeler için geçerliliği de incelenmiştir. Çalışma 1980-2014 dönemi için verileri olan 32 gelişmekte olan ülkeyi içermektedir. Çevre kirliliğini temsil eden değişken olarak alınan karbondioksit emisyonları (CO2) bağımlı değişken, Gayrisafi Yurtiçi Hasıla (GSYH) ve İhracat değişkenleri bağımsız değişkenler olarak alınmıştır. Analizde kullanılacak yöntemi belirlemek için değişkenler ve model için Yatay Kesit Bağımlılığı (YKB) incelenmiş ve hem değişkenlerde hem de modelde YKB bulunmuştur. YKB'nin varlığına bağlı olarak değişkenlerin durağan olup olmadığını incelemek için CADF birim kök testi kullanılmıştır. CADF testi sonucunda değişkenlerin seviyede durağan olmadığı, ancak ilk farklar alındığında durağan oldukları tespit edilmiştir. Değişkenler arasındaki ilişkiyi incelemek için Westerlund ECM Panel eşbütünleşme testi kullanılmıştır. Bu testin kullanılmasının nedeni, YKB'nin geçerli olması ve ilk farklar alındığında tüm değişkenlerin durağan çıkmasıdır. Westerlund ECM Panel eşbütünleşme testi sonucunda değişkenler arasında uzun dönemli bir ilişki olmadığı görülmüştür. Eşbütünleşme testinden sonra, modelin tahmini YKB, Otokorelasyon ve Değişen Varyansın varlığına karşı dirençli tahminci olan Driscoll-Kraay testi ile analiz edilmiştir. Analiz sonuçları, GSYH'nin ve ihracatın karbondioksit emisyonları üzerinde istatistiki olarak pozitif etkisi olduğunu göstermiştir. Çevresel Kuznets Eğrisi'nin test edilmesi amacıyla kullanılan GSYH2'nin katsayısı ise negatif olarak tespit edilmiştir. Elde edilen bu sonuç Çevresel Kuznets Eğrisi hipotezinin Türkiye ve gelişmekte olan ülkeler için geçerliliğini göstermektedir. Başka bir deyişle, bu ülkeler için Çevresel Kuznets Eğrisi, Ters U şeklindedir. Buna göre gelişmekte olan ülkelerde belli bir gelişmişlik düzeyine kadar GSYH artışları çevre kirliliğini artırırken söz konusu düzeyden sonra çevre kirliliğinin azalmaya başladığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Gayri Safi Yurtiçi Hasıla, Karbondioksit (CO2) Emisyonu, İhracat, Çevresel Kuznets Eğrisi, Panel Veri Analizi.
Batılı seyyahların gözüyle 19. yüzyılda Şırnak ve çevresi
Mezopotamya, insanlığın varoluşundan beri farklı kültür ve milletlere ev sahipliği yapmış kadim bir coğrafyadır. Kuzey Mezopotamya'da yer alan Şırnak ili ve çevresinin, kuzey-güney ve doğu-batı yollarının kesiştiği stratejik bir konumda yer alması, bu coğrafyayı, transit geçişlerde ziyaret edilen yerlerden biri haline getirmiştir. Şırnak ili ve çevresi tarihi süreçte Babil, Asur, Med, Pers, Part, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı gibi güçlü devlet/medeniyetlerin hâkimiyeti altında kalmıştır. Batıdan doğuya doğru yapılan seyahatlerin uğrak noktalarından biri olan Şırnak ili ve çevresi hakkında bazı Batılı seyyahlar dikkate değer izlenimlerini seyahatnamelerine not ederek kayıt altına almışlardır. 1810-1910 yılları arasındaki bir asırlık süreçte bazı Batılı seyyahlar farklı amaçlar doğrultusunda, yaptıkları gezilerinde özellikle Cûdî dağı ve çevresinde bazı bilgi ve belgelere ulaşmışlardır. Seyyahlar, Cûdî dağında yer alan Şah ve Hassana köylerinde Asur kaya rölyeflerini keşfetmişlerdir. Ayrıca, Kasrik ve Finik bölgelerinde Part dönemine ait kaya rölyeflerine, Cizre'nin güneybatısında yer alan Babil köyünde ise Asur stellerine seyyahlarca ulaşılarak eldeki bilgiler dünya kamuoyuna duyurulmuştur. Seyyahlar, 19. yüzyıl içerisinde bölgenin etnik ve dini yapısı, siyasi ve iktisadi durumu, tarihi ve coğrafyası hakkında izlenimlerini aktarmışlardır. Bu bağlamda 1810-1910 tarih aralığında bazı Batılı seyyahların eserleri temel alınarak Şırnak ili ve çevresinin genel bir durum tablosu ortaya konmaya çalışılmıştır.