Modernization
355 theses under this subject heading
Geç Osmanlı çağdaşlaşma sürecinde toplumsal ve siyasal dönüşümlerin resim sanatına yansıması
Geç Osmanlı döneminde çağdaşlaşma çabalarıyla Türk resim sanatının gelişimi arasında yakın bir ilişki vardır. Erken dönem çağdaş Türk resim sanatında Osmanlı ressamları, 19. yüzyılın ortalarından itibaren Avrupa'da görülmeye başlayan sanatsal üslup ve akademik yaklaşımlara göre manzara, natürmort ve figüratif resimler yapmıştır. 19. yüzyılın ikinci yarısından başlayarak Osmanlı'da toplumsal ve siyasal olaylar, dinamik, zaman zaman çatışmacı bir şekilde ortaya çıkmıştır. Osmanlı sanatçılarının siyasi ve toplumsal konulara ilgileri, Osmanlı yöneticilerinin ve toplumunun sahip olduğu kültürel, siyasi, ekonomik ve toplumsal çağdaşlaşma deneyimleriyle yakından ilişkili olduğu için; toplumsal ve siyasi konular birkaç sanatçı tarafından resmedilmiştir. Osmanlı çağdaşlaşma çabası kültürel sonuçlarıyla birlikte, Sultan II. Mahmud döneminde devlet politikası olarak başlamıştır. Tanzimat Fermanı'ndan sonra reform ve çağdaşlaşma süreciyle birlikte, Osmanlı toplumu 1876 yılında Kanun-ı Esasi'nin ilanıyla anayasal ve parlamenter yönetim biçimini kısa süreli de olsa yaşamıştır. Sultan II. Abdülhamid döneminde ise, gelenekçi muhafazakâr yöneticilerle genç kuşak reformcu aydınlar arasında demokratik çağdaşlaşma konusunda mücadeleler olmuştur. Bu çatışma süreci kültürel boyutta edebiyat ve sanat alanında da hissedilmiştir. Bu araştırmanın amacı, erken dönem çağdaş Türk resim sanatında toplumsal ve siyasi dönüşümlerin sanatçı ve yapıtları üzerinde etkilerini belirlemeye çalışmaktır. Bu araştırma 1838 ve 1918 yılları arasında Osmanlı ressamları tarafından yapılan yapıtlarla sınırlıdır.
Türkiye'de modernleşme süreci'nde basın: Ulus Gazetesi'nin modernleşme söylemi
Bu çalışmada, ilk olarak 14 Eylül 1919 yılında İrade-i Milliye adıyla, ardından 10 Ocak 1920 yılında Hakimiyet-i Milliye adıyla ve daha sonrasında dil devrimine uygun olarak 28 Kasım 1934 yılında Ulus adıyla yayımlanmaya başlayan gazetede yer alan haberlerin "Türk Modernleşmesi"ne olan etkileri tartışılmıştır. İktidarın görüşlerini topluma aktaran ve yeni demokrasi ilkelerini topluma sunan Ulus Gazetesi'nde, 1935-1938 yılları arasında modernleşme söylemi içeren haberler eleştirel söylem analizi yöntemiyle çözümlenmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde, modernleşme-batılılaşma kavramı üzerine odaklanılmış ve modernleşme olgusunun tarihsel dinamikleri ele alınmıştır. XVI. ve XVII. yüzyılda Rönesans ve Reform, sonrasında Sanayi Devrimi'ne dayanan modernleşme hareketleriyle birlikte Batı'nın ilerleme kaydetmesi, Osmanlı İmparatorluğu'ndaki gerilemenin ardından başlayan modernleşme denemeleri ve bu denemelerin cumhuriyet dönemine kadar uzanan tarihi söz konusu bölümün temelini oluşturmaktadır. Bu bağlamda, Osmanlı-Türkiye modernleşme süreci söz konusu bölümde incelenmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde, genel hatlarıyla Cumhuriyet Dönemi modernleşmesi üzerinde durulmuştur. Bu bağlamda, Cumhuriyet Dönemi modernleşmesinin siyasal, ekonomik, hukuki, toplumsal ve kültürel gelişmeleri söz konusu bölümde ele alınmıştır. Öte yandan, 1930'lu yılların genel durumu ve yaratılmak istenen ulusal kimlik olgusuna da bu bölümde değinilmiştir. Ayrıca, ikinci bölümde modernleşme sürecinde basının rolüne genel hatlarıyla yer verilmiştir. Çalışmanın çözümleme bölümünde ise, Ulus Gazetesi'nin tarihi, yayın amacı ve yayın politikası dönem koşulları göz önünde bulundurularak irdelenmiştir. Ulus gazetesinde 1935-1938 yılları arasında yayımlanan ve modernleşme söylemi içeren haberler eleştirel söylem analizi yöntemiyle incelenmiştir. Çalışma sonucunda elde edilen bulgular, çalışmanın birinci ve ikinci bölümünde yer alan kuramsal arkaplan bağlamında değerlendirilmiştir. Sonuç olarak, tek parti hükümetinin resmi yayın organı niteliği taşıyan Ulus gazetesinde yer alan haberlerin ulusal bir bilincin yansıtılmasında, modernleşme bağlamında Türkiye'nin gelişmesi ve kalkınmasında ve yapılan devrimlerin heyecanının yansıtılmasında önemli bir rol oynadığı ortaya konulmuştur. Bununla birlikte, gerçekleştirilen devrimlerde ve modernleşme hareketlerinde Atatürk'ün öneminin vurgulanması, Osmanlı geçmişinin reddedildiği söylemlerin ön plana çıkarılması, Türk modernleşmesinin olumlanması ve iktidar söyleminin yeniden üretilmesi bağlamında Ulus gazetesinde yer alan modernleşme söylemi içeren haberlerin önemli bir ölçüde belirleyici olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Modernleşme, batılılaşma, basın, Kemalizm, Ulus Gazetesi.
Yasmina Reza'nın "Katliam Tanrısı" adlı oyununun sahnelenmesi
Günümüzde, şehirleşme, toplumdaki modernleşme süreci ve ekonomik yapı, insan yaşantısındaki pek çok olguyu etkilemiş ve şekillendirmiştir. İletişim teknolojilerindeki hızlı gelişim ile birlikte bu değişim, çok geniş kitleleri etkilemiştir. Çağdaş insanı anlamak ve anlatmak amacındaki tiyatro için de, yeni koşullara ayak uydurmaya çalışan insanı ele almak önemlidir. Bu çalışmada Yasmina Reza'nın "Katliam Tanrısı" adlı metni kullanılarak, modernleşen toplumlardaki şehir yaşantısının, insanın üzerinde bıraktığı etkilere, aile kurumunda yarattığı değişimlere, bireyselleşme süreçlerinin sonuçlarına, değişen tüketim alışkanlıklarına ve ikili ilişkilerde üstünlük kurma çabasına dair değerlendirmeler yapılmaya çalışılmış, metnin verdiği olanaklar eşliğinde bu olguların tasvirleri sahneye taşınmaya çalışılmıştır. Simülasyon kuramının içeriği ve bakış açısı günümüz modernleşen toplumlarının süreç ve sonuçlarına eğilmektedir. Bu nedenle metin incelenirken ve sahne üzerindeki temsiller tasarlanırken Simülasyon kuramı ile ilişkiler kurulmuştur. Anlatının başarısı için dekor, kostüm, aksesuar, müzik gibi destekleyici öğelerin olanakları incelenmiştir. Bu çalışma, "Katliam Tanrısı" oyununa dair, bahsedilen etmenlerin farklı biçimlerde ve öğelerle sahnede temsilini amaçlayan bir sahneleme denemesidir. Anahtar Sözcükler: Sahneleme, Toplum , Modern Yaşam, Simülasyon, Aile
Toplumsal mekân ve mekânsal bilinç
Bu çalışmada varlığın ve toplumsal ilişkilerin temel kategorilerinden biri olan mekân ve bu bağlamda gelişen mekânsal kavrayışlar, "mekânsal bilinç" kavramıyla tartışılmaktadır. Mekânın dışında değil, içinde ve onun tarafından sarılı olan özneler ve toplum için bütünsel ve ilişkisel analizler, mekân kavrayışlarının ön koşulu sayılarak, öncelikle modern öncesi düşünce biçimlerinde mekân kavramı açıklanmaktadır. Daha sonra, değişen kapitalist üretim ilişkileri ve toplumsal ilişkiler özelinde, mekân kavramının ve kavrayışlarının ele alınışı, buna bağlı olarak da mekânsal bilincin konumu tartışılmaktadır. Son olarak, kapitalist ilişkilere eşlik eden modernlik aracılığıyla çoklaşan mekânsal kavrayışların analizi ve mekânın zihinsel örgütlenişi, mekânsal bilincin çelişkileriyle tartışılmaktadır. Tüm bu izlekte ve ilişkilerde gerçekleştiği varsayılan düşünsel yarılmalara, mekânın ontolojik konumuna bağlı çelişkilere ve toplumsal alanda görünmez kılındığı düşünülen mekân kavramına, mekânsal bilinç aracılığıyla bütünsel ve ilişkisel bir sorgulama zemini oluşturmak amaçlanmaktadır. Anahtar Sözcükler: Mekân, Mekânsal Kavrayış, Mekânsal Bilinç, Toplumsal Mekân.
Geleneksel toplumdan modern topluma etik'in sosyolojik temelleri
Geleneksel toplumlarda ve modern toplumlarda etiğin ve ahlakın nasıl temellendirildiği, nasıl bir dönüşüm geçirdiği araştırmanın amacını oluşturmaktadır. Geleneksel toplumların temel dinamiklerinin anlaşılması için antik dönemdeki tartışmalara yer verilmiştir. Çalışmanın bütünselliğinin korunması için ise güncel tartışmalara yer verilmiştir. Tarihsel süreç içerisinde, Akıl'ın, Tanrı'nın, Doğa'nın ve Sözleşme'nin etiğin ve ahlakın kaynağı olarak görüldüğü anlaşılmıştır. Zamanla bu unsurların önemlerinin azaldığı; buna bağlı olarak da, bireylerin ciddi dönüşümlerle, risklerle karşı karşıya kaldığı saptanmıştır.
1980 sonrası İslamcı dergilerde kadının dini politik dönüşümü
"1980 Sonrasında İslamcı Dergilerde Kadının Dini Politik Dönüşümü" başlıklı tezimiz, giriş ve dört bölümden oluşmaktadır. Tezimizin giriş kısmında, araştırmanın konusu, amacı, önemi, yöntemi kavramsal çerçevesi, kapsam ve sınırlılıkları hakkında bilgiler bulunmaktadır. Tezimizin ana konusu İslamcılık düşüncesinin kadın meselesine yaklaşımını İslamcı dergiler üzerinden inceleyerek, bu yaklaşıma karşı oluşan yeni mütedeyyin kadın kimliğinin analizini yapmaktır. Çalışmamızın ortaya koymaya çalıştığı temel problem, dini politik olarak İslamcılığın kadın meselesine yaklaşımının altında yatan temel dinamikleri ve aynı zamanda mütedeyyin kadınların İslamcı hareket tarafından bu konumlandırılışlarına karşı oluşturdukları yeni söylem dilinin muhtevasını tespit etmektir. Varsayımımız ise 1980 sonrasında mütedeyyin kadınların "Türk Modernleşmesi" bağlamında yeni bir kadın kimliği inşa ettikleridir. Mütedeyyin kadınların kendi değerleri doğrultusunda moderni dönüştürerek oluşturdukları bu yeni kimlik aynı zamanda "nesne" konumundan "özne" konumuna evrilmelerinin en önemli göstergesi sayılabilir. Bu varsayıma göre dini ve politik kaygılarla toplumsal, siyasal ve ekonomik rol ve görevleri belirlenen mütedeyyin kadınlara dair düşüncelerin bu yeni oluşan söylem dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiğidir. Tezdeki temel amacımız ise, temel problem ve varsayımımızı İslamcı dergiler ekseninde temellendirmektir. İslamcı dergiler ve dönemlerin İslamcı aktörlerinin kitap ve köşe yazılarıyla sınırlı tuttuğumuz çalışmamızda mütedeyyin kadınlar için belirlenen rol ve görevlerin dönüşümünü ortaya koymak için dönemsel analiz yöntemini kullandık. Bu analizi gerçekleştirirken Türkiye'de 1980 sonrasında oluşmaya başlayan mütedeyyin kadınların birey olma mücadelelerini incelemeye çalıştık. Bu tez birkaç sonuç ortaya koymaktadır. İlk olarak, İslamcılık düşüncesi tarafından esas rolü "anne", "eş" ve "davaya hizmet", mekânı da "ev" olarak belirlenen mütedeyyin kadınların toplumsal alanda rol ve görevlerini yeniden belirleyerek yeni bir mütedeyyin kadın kimliği oluşturmuş oldukları sonucuna vardık. İkinci olarak ulaştığımız sonuç ise, çoklu modernite teorisi bağlamında moderni içselleştirip kendi temel değerleriyle dönüştürerek oluşturduğu bu modern kimliğin özgül, özgür ve entelektüel bir yapıya sahip olduğudur.
XIX. yüzyıl Osmanlı vakıf müesseselerinin dönüşümü ve kamu hizmetlerinin yürütülmesinde vakıfların toplumsal hayattaki rolü: Kütahya ili örneği
Osmanlı Devleti'nde XIX. yüzyılda başlayan modernleşme ve merkezileşme hareketleri iktisadi, idari ve askeri alanlardaki geleneksel kurumları etkilediği gibi vakıf müesseselerini de etkilemiştir. Vakıfların yürüttüğü geleneksel kamu hizmetlerinin yerine bu yüzyılda modern ve merkezi bir sistemin kurulması için reformlar yapılmaya çalışılmıştır. Ancak reformlar sonucu ortaya çıkan modern kurumlar ile geleneksel kurumlar ikili bir sistem ortaya çıkarmış ve bu yüzyıl boyunca geleneksel ve modern kurumlar kamu hizmetlerini birlikte yürütmüştür. Bu süreç içerisinde devlet modern kurumlara ağırlık vererek geleneksel kurumların modern kurumlara dönüştürülmesini sağlamıştır. Çalışmada, Osmanlı Devleti döneminde vakıfların yürüttüğü hizmetler günümüzdeki modern kamu hizmeti kavramı açısından değerlendirilerek eğitim, din, beledi, ekonomik ve sosyal hizmetler başlıkları altında sınıflandırılmıştır. Bu başlıklar altında günümüzde devletin görevi olan kamu hizmetlerinin vakıflar tarafından yürütüldüğüne yer verilmiştir. XIX. yüzyılda Osmanlı Devleti'nde başlayan modernleşme ve merkezileşme çalışmalarının vakıflar üzerindeki etkileri ele alınmış ve araştırma Kütahya ili özelinde sınırlandırılarak şehirdeki vakıflar üzerinde meydana gelen dönüşüm süreci incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Kamu Hizmeti, Vakıf, XIX. Yüzyıl, Osmanlı Vakıfları, Kütahya
Türk Silahlı Kuvvetleri modernizasyon sürecinin weberyan bürokrasi çerçevesinde analizi: Jandarma Genel Komutanlığı örneği
Bu çalışmada yakın bir tarihe kadar Türk Silahlı Kuvvetlerinin ayrılmaz bir parçası olarak adlandırılan Jandarma Genel Komutanlığının modernizasyon süreci ve bürokratik yapısı incelenmektedir. İncelemenin temel dayanağını Alman Sosyolog Max Weber tarafından formülize edilen bürokrasi kuramları oluşturmaktadır. Jandarma Genel Komutanlığı bürokrasisinin incelenmesine paralel olarak Weberyan bürokrasi kuramları da ayrıntılı şekilde incelenmiştir. Çalışmanın ilk bölümünde bürokrasiyle ilgili tanımlamalar yapıldıktan sonra, ikinci bölümde Türk Silahlı Kuvvetleri ve onu oluşturan unsurların tarihçesi, teşkilat ve personel yapısı üzerinde inceleme yapılmıştır. Daha sonra Jandarma Genel Komutanlığı'nın tarihçesi ve bürokratik yapısı üzerinde ayrıntılı bir biçimde durulmuştur. Çalışmanın ilk bölümünde çerçevesi belirlenen Weberyan bürokrasi kuramları eşliğinde, askeri bürokrasinin yasal dayanakları, teşkilat ve personel yapısı, ulusal ve uluslararası alandaki faaliyetleri üzerinde durulmuştur. Analiz bölümünde ise Jandarma Genel Komutanlığı bürokrasisinin yapısal ve işlevsel analizi üzerinde durulmuştur. Yeni bir yapılanma sürecine giren Türk Silahlı Kuvvetleri ve Jandarma Genel Komutanlığının bürokratik yapısını inceleyen bu çalışmanın literatüre önemli katkı sağlayacağı değerlendirilmektedir. Anahtar Kelimeler: Max Weber, Bürokrasi, Askeri Bürokrasi, Modernizasyon, Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı.
Türkiye'nin Ortadoğu Projesinin doğuşu (1945-1956)
Bu araştırma, Osmanlı devletinin zayıflamaya başlamasıyla birlikte uygulamaya çalıştığı ve yerine kurulan cumhuriyetin de sürdürdüğü batılılaşma veya modernleşme hareketlerinin Türk-Arap ilişkileri üzerindeki etkisini tarihsel bir arka plan ile ele alarak, 1945-1956 yılları arasında Türkiye'nin Ortadoğu devletlerine karşı izlemiş olduğu politikaların oluşumundaki iç-dış etkenlerin nasıl etkilediğini analiz etmektedir. II. Dünya Savaşı sonrasında yeniden canlanma sürecine giren Türk-Arap ilişkileri çerçevesinde Osmanlı döneminde ilişkilerin kopmasına neden olan Batı, bu toplumların ilişkilerinin oluşmasında ve gelişmesinde önemli roller üstlenmiştir. Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren batılılaşma veya modernleşmenin temel hedef olarak alınması, Türk siyasetçilerinin veya politik aktörlerin Ortadoğu'ya yönelik istikrarlı bir politika oluşturmalarını engellemiştir. Hem tek parti döneminde hem de çok partili hayatın ilk dönemlerinde Türkiye'nin Ortadoğu'ya yönelik politikaların belirlenmesinde, Batılı odaklı bakış açısı ve ikinci olarak da güvenlik algısı etkili olmuştur. Atatürk döneminde ilişkilerin iyi olduğu Sovyet Rusya'nın II. Dünya Savaşı öncesi ve esnasında Türkiye'ye yönelik tutumu değişerek, savaş sonrasında Türkiye için bir tehdit unsuru olmuştur. Bu durum Türkiye'nin Batı Blok'una yakınlaşmasına yol açmıştır. II. Dünya Savaşı'ndan sonra Türkiye, Batı Blok'unun kurduğu güvenlik şemsiyesi olan NATO başta olmak üzere Batı devletlerinin kurdukları veya oluşturmak istedikleri bütün oluşumlar içerisinde yer almaya yönelmiştir. Bunun için de kendi iç politik yapısında revizyona giderek çok partili hayata geçişi gerçekleştirmiştir. Bu çok partili hayata geçiş süreci ile birlikte Türkiye, her ne kadar Batı'nın safında yer alıyor görünse de bu dönemde kendine özgü bir dış politika projesi geliştirmeye yönelik bir takım diplomatik faaliyetlere girişerek kendi inisiyatifi ile Batı merkezli oluşumların içerisinde yer almıştır. Bu dönemdeki Türkiye'nin Ortadoğu'ya yönelik izlediği politikalar da bu eksende şekillenmiş ve Bağdat Paktı'nın kurulması da bunun bir sonucu olmuştur.Anahtar Kelimeler: Dış politika, Ortadoğu, Bağdat Paktı, Batılılaşma, Ortadoğu Projesi.
Kamu idaresine personel seçimi için yapılan sınavların modernleşme ile ilişkisi
Kamu idaresine personel seçimi, hızla değişen iş dünyasında, kurumların varlığını sürdürebilmesinde telafisi zor ve maliyeti yüksek bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Kamuda personel olmak isteyen adaylar için yapılan Kamu Personeli Seçme Sınavı (KPSS), çok farklı testlerle ve puan türleriyle ölçme yapmaktadır. Sınav sonrasında belirlenecek taban puana sahip olanlar, çeşitli kamu kurumlarında açılan kontenjanlara başvuruda bulunma hakkına sahip olmaktadır.1930'lu yıllar ve 2. Dünya Savaşı sonrasında modernleşme, Batı düşünce literatürüne, dünyanın yeniden yapılanması ve yorumlanmasına bağlı olarak girmiştir. ?Kamu idaresine personel seçimi için yapılan sınavların modernleşme üzerine etkileri? adlı tezimizin birinci bölümünde, devletin amaçlarını gerçekleştirecek biçimde örgütlenmiş insan gücü ve başka kaynaklar ile bunların yönetimi olan kamu yönetimi ve kamu personeli kavramları incelenmiştir.İkinci bölümde ise, kurumların, kuruluşların ve işletmelerin ilk kurulma aşamasında, boşalan pozisyonların doldurulmasında ve çevresel veya teknolojik gelişmeler ışığında yeni işlerin ortaya çıkması durumunda işletmeler tarafından işe alımlar gerçekleşirken personelin nasıl seçildiği ve kamu kurumlarında personel seçiminde izlediği yolların karşılaştırması yapılmıştır.Tezimizin son bölümü olan üçüncü bölümde ise, kamu idaresine personel seçimi için yapılan sınavların modernleşme üzerine etkileri ele alınmıştır.Anahtar Kelimeler: Kamu Sektörü, Kamu personeli, KPSS, İnsan gücü, Personel Seçimi, Modernleşme.
Bir siyasi düşünür olarak Yakup Kadri Karaosmanoğlu
Yakup Kadri Karaosmanoğlu Türk Edebiyat Tarihinin En önemli isimlerinden birisidir. Türkiye'de İmparatorluktan cumhuriyete doğru yaşanan hızlı dönüşümü birbirinden değerli edebi eserlerle gözler önüne sermiştir.Türk toplumunun hafızasında usta bir edebiyatçı olarak yer edinen Yakup Kadri Karaosmanoğlu aynı zamanda yarım asırlık siyasal bir yaşamı olan bir siyasetçidir.Onun bu yönünün arka planda kalması ve yeterince incelenmemesi önemli bir eksiklik olarak görülmektedir.Yakup Kadri Karaosmanoğlu tüm yaşamında gerek siyasi temalı romanları ve gerek siyasi faaliyetleri ile bir siyasal yaklaşımın savunucusu olmuştur.Bu siyasal yaklaşım Otoriter Modernleşmedir.Batı modernleşmesi kendi tarihi, ekonomik ve sosyal koşulların bir araya gelmesiyle yüzyıllara yayılan bir süreçte liberal öğretiler doğrultusunda bir bakıma evrim yoluyla gerçekleşmiştir.Yakup Kadri Karaosmanoğlu ve onun gibi düşünen aydınlar modernleşmenin radikal bir yorumunun savunuculuğunu yapmışlardır. Geri kalmış toplumu,pozitivist öğreti doğrultusunda devlet gücüyle yeniden düzenlemeyi amaçlayan bu yaklaşım siyaset bilimi literatüründe otoriter modernleşme olarak adlandırılmaktadır.Sürecin antidemokratik, antiliberal, otoriter ve elitist yapısı, savunucuları tarafından ileri bir topluma geçmenin ara dönemi olarak mazur görülmektedir.Toplum üzerinde modernleştirici bir programla vesayet kuran siyasal elitlerle dönüşüm sırasında ortaya çıkan soyo-psikolojik sarsıntılar siyasal gerilimlerin başlıca unsuru olmaktadır.Tüm yaşamını imparatorluktan cumhuriyete yaşanan hızlı dönüşümün içinde geçiren Yakup Kadri Karaosmanoğlu`nun radikal modernleşme doğrultusundaki siyasal faaliyetleri ve bu süreçle ilgili inişli çıkışlı düşünceleri mercek altına alınmıştır. Bu araştırmada onun pozitivist,elitist,otoriter,antiliberal düşünceleri değerlendirilmiş ve 1930'larda totaliter ideolojiye bakış açısı ele alınmıştır.Anahtar Kelimeler: Elitizm, Kemalizm, Siyasi Düşünür, Siyasi Elitizm.
Kadın moda dergilerinde sayfa tasarımı öğeleri: Cosmopolitan ve Süper dergilerinin içerik analizi
Günümüzde tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de farklı okuyucu kitlelerine seslenen aylık veya haftalık olarak basılan dergiler yayınlanmaktadır. Yeterince ilgi görmemesinin sebebi, Türkiye'de okuma oranının düşük olmasıdır. Dergiler zengin görsel dili, yeni baskı süresinin genellikle aylık periyotlarda olması ve ilgi çekici konularıyla satışa sunulmasının yanı sıra hedef kitlelerini tam olarak tanımayan dergi yayıncıları dolayısıyla dergi satışları beklenenin altında olmaktadır.Dergi yayıncılığındaki hızlı ve çarpıcı gelişmelere bağlı olarak, sayfa tasarımında son yıllarda önemli gelişmeler olmuştur. Özellikle geniş ve farklı demografik özelliklere sahip hedef kitlelere hitap eden dergi yayıncılığı tasarım ve teknolojik gelişmelerle daha da hız kazanmıştır. Farklı segmantlarda bile olsa dergi tasarımcıları için tasarımda rekabet bir zorunluluk haline gelmiştir. Bu değişimlere bağlı olarak ister aynı segmantta ister farklı segmantta olsun sayfa tasarımlarında estetik tasarımların oluşturduğu çeşitlilik bir tasarım şablonu meydana getirmektedir. Tasarımlarıyla öne çıkan ve kendi sektöründeki dergilere öncülük eden kadın moda dergileri estetik açıdan etkili bir sayfa tasarımına sahip olması hedef kitlenin tercihlerini de değiştirebilmektedir.Bu çalışmada; kadın moda dergilerinde sayfa tasarımının içerik analizi belirlenmek üzere aynı segmantta faaliyet gösteren en çok satan ve en az satan dergiler belirlenerek tasarım öğeleri grafik tasarım ve sayfa tasarımının ilke ve elemanlarına göre incelenerek değerlendirilmiştir. Bu kapsamda çalışmanın ilk iki bölümünde sayfa tasarımı, sayfa tasarımın tarihsel gelişimi, sayfa tasarımının görsel, tipografik, genel ilkeleri ile ilgili kavramlar geniş bir şekilde açıklanmış, literatüre uygun olarak bir alt yapı kurulmuştur. Daha sonra Türkiye' de kadın moda dergileri sektöründe en çok satan ve en az satan dergiler olan ? Cosmopolitan? ve ?Süper? dergileri elde edilen veriler çerçevesinde sayfa tasarımının tasarım kriterleri doğrultusunda analiz yapılarak yorumlanmıştır.Anahtar Kelimeler: Sayfa Tasarımı, Kadın Moda Dergileri, Masaüstü Yayıncılık, Modernleşme ve Kadın, Taslaklama.
Türkiye'nin modernleşmesinde Atatürk'ün kurduğu kurumların (eğitim, kültür ve sanat) önemi
Atatürk döneminde toplumu modernleştirmek amacıyla gerçekleştirilendevrimlerin topluma kazandırılması ve hiçbir ayrım yapılmadan tüm halka verilmesiiçin uğraşılmış, bu amaçla halk eğitimi çalışmaları yapılmıştı. Köylere eğitimgötürmenin yolları aranmış bu amaçla Millet Mektepleri ve Halkevleri kurulmuştur.Eğitim ile ilgili faaliyetler yapılan kültür ve sanat inkılâplarıyla desteklenmiş Harf İnkılâbı, Tarih ve Dil İnkılâbı, hem eğitimi hem de kültürü etkilemiştir. Dil ve Tarih tezleriyle Türk dilinin bağımsızlığı korunmuş, Türk ulusunun dünya ulusları arasındaki yeri belirlenmişti. Atatürk, Osmanlı eğitim sistemi içinde yüksek öğretim kurumu olan Darülfünunun düzeltilmesinin olanaksız olduğuna inandığı için yeni ve çağdaş ilkelere dayanan bir üniversite kurarak, bilginin topluma aktarılması ve yeni bilgiler üretilmesisağlamıştı.
Cihan Aktaş eserleri bağlamında İslamcı kadın üzerine sosyolojik bir araştırma
Bu çalışmanın amacı Cihan Aktaş'ın eserlerinde ele aldığı "İslamcı kadın" olgusunun sosyolojik bir analizini yapmaktır. Birinci bölümde Osmanlı modernleşmesi ve bu bağlamda tartışılmaya başlanılan "kadın" konusu hakkında bilgi verilmiştir. Osmanlı modernleşmesiyle ortaya çıkan "İslamcı tipoloji" içinde yer alan ve modernleşme-batılılaşma ideolojisi arasında kalan "kadının durumu" mercek altına alınmıştır. Akabinde Cumhuriyet Dönemi'nde yeni bir imaj ve rol biçilen "çağdaş" kadın ve bu kadına sağlanan yasal haklar ele alınmıştır. Daha sonra "İslamcılık" ve "İslamcı kadın" kavramlarının Türkiye tarihindeki tanımlanma süreci irdelenmiştir. İkinci bölümde Cihan Aktaş'ın eserleri hakkında bilgi verilmiş ve müellife göre "İslamcı kadın" olgusu incelenmeye çalışılmıştır. "Müslüman kadın"ın konumu ve rolü, Aktaş'ın eserlerindeki değişim ve gerilim noktaları tespit edilerek "İslamcı kadının" politik bağlamı sosyolojik bir analize tâbi tutulmuştur. Ayrıca modernizasyon sürecindeki "İslamcı kadın"ın kamusal alandaki iz düşümleri, geçirdiği anlamsal değişim ve dönüşüm analiz edilmiştir. Bunun yanında Aktaş'ın kadın tipolojileri ele alınmış ve ideal kadın tipolojisi incelenmiştir. Anahtar Sözcükler: Müslüman Kadın, İslamcı Kadın, Cihan Aktaş, Kamusal Alan, İslamcılık, Modernleşme
Necati Mert; Hayatı, öykücülüğü ve eserleri
Necati Mert 70 kuşağı öykücülerindendir. İlk öyküsü Mustafa'nın Karesi 1972'de Yansıma dergisinde yayımlanır, 40 yılı aşkın süredir yazı hayatını sürdürmektedir. Bu süre zarfında beş öykü, üç deneme, üç inceleme, bir oyun, iki çocuk hikâyesi ve bir yaşantı/tarih türünde eser vererek toplam 15 kitapla Türk yazınındaki yerini alır.Çalışmamız dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm Necati Mert'in hayatı, eserleri, sanat ve edebiyat görüşü üzerinedir. Yazarın biyografisi hakkında bilgi verildikten sonra eserlerinin tanıtımına geçilmiştir. Sonrasında ise Necati Mert'in denemelerinden ve öykülerinden edindiğimiz sanat, edebiyat ve dil hakkındaki görüşlerine yer verilmiştir.İkinci bölüm yazarın öykülerinin tematik bakımdan incelenmesini içerir. Öykülerden edindiğimiz temalar metinlerden örnek verilerek açıklanmıştır.Üçüncü bölümde öyküler kurmaca gerçeklik, anlatım tarzları, mekân, zaman, karakterler, bakış açısı, anlatıcı ve üslûp bakımından teknik öğeler çerçevesinde incelenmiştir.Son bölümde ise Necati Mert'in Türk öykücülüğündeki yeri tespit edilmeye çalışılmıştır. Necati Mert öncesi öykü birikimi hakkında bilgi verildikten sonra 1970 kuşağı ile birlikte yazarın mensubu olduğu Yansıma dergisi bünyesinde ortaya çıkan öykü anlayışı ele alınmış, 1980 sonrasında Türk öykücülüğünün geçirdiği değişimin Necati Mert öyküsüne yansıması incelenmiştir.Anahtar Kelimeler: Öykü, Türk Öykücülüğü, Toplumcu Gerçekçilik, 1970 Kuşağı, Merkez-Taşra, Adapazarı, Değişim, Kent, Modernleşme, İdeoloji, Yansıma.
Türkiye'de İslamcı kadın hareketinin tarihsel dönüşümü
Tarihsel süreç içerisinde insan ve toplum yaşamlarını etkileyen değişim ve dönüşümlere neden olmuş pek çok düşünce akımı var olmuştur. Bu akımlardan birisi olarak değerlendirilebilecek İslamcılık da, geniş bir etkileşim alanına ve uzun bir geçmişe sahiptir. Bu çalışmada İslamcı kavramı üzerinde durulmuş ve İslamcılık düşüncesinin fikri sahipleri kökeni ve toplumdaki tezahürleri de irdelenmeye çalışılmıştır. Türkiye'de Osmanlı son döneminden itibaren tartışılmaya başlanan İslamcılık, Osmanlıdan günümüze kadar her dönemin atmosferinden etkilendiği ve etkilediği bu bağlamda kendince düşünce ve çözümler üreten bir hareket olmuştur. Türkiye'deki İslamcı kadına tarihsel olarak bakıldığında; genel anlamda İslamcı kadın, kapalı kapılar ardında ve ataerkil yapı içerisinde bir oluşum göstermiştir ve var olmaya çalışmıştır. Özellikle 1960'lardan sonra gerek rol model diyebileceğimiz şahsiyetlerin çalışmaları, gerek kentlileşmenin gereği olarak İslamcı kadının topluma katılımı söz konusu olmuştur. Çünkü 1960'lı yıllar öncesine bakıldığında İslamcı kadın figürünün toplumda ya da kamusal alanda görünürlüğü söz konusu değildir. İslamcı kadın; gerek ev ortamında, gerek kendi habituslarında sınırlı kalarak ve topluma katılım söz konusu olamamıştır. Fakat bugün İslamcı kadın toplumun bir üyesi olarak artık daha da göz önündedir. Bu süreç içerisinde İslamcı kadının bir dönüşümü söz konusudur. Bu sürecin oluşmasında etkili olan çeşitli faktörler vardır. Modernleşme, kentlileşme, eğitim hayatına katılım gibi faktörler önem derecesi yüksek olanların başında gelmektedir. İslamcı kadın artık geçmişte olmadığı kadar toplumun her alanında var olma iddiasındadır. Özellikle 1980 sonrası bu durum daha da görünürlük kazandığı söylenebilir. Bu görünürlüğü sağlayan etmenlerin başında sivil dayanışma örnekleri, dönemin siyasi parti konjonktürü ve başörtüsü mücadelesinin getirmiş olduğu gruplaşma gelmektedir. Bu arada İslamcı kadın hızlı bir şekilde kamuoyunda toplumsal bir bilinç oluşturmuş ve toplumda bir aktör olma çabası içerisinde olduğu gözlenmektedir. Bu çalışma da yöntem olarak nitel araştırma yöntemlerinden literatür tarama ve sonrasında derinlemesine mülakatlar gerçekleştirilmiştir. Bu bağlamda farklı başlıklar altında çeşitli tartışma konuları açılmış ve bu tartışmalar neticesinde farklı cevaplar alınmıştır. Bu cevaplar ışığında çalışmanın uygulama bölümünde konuyla ilgili fikirlerin karşılaştırması yapılmış ve sonuç olarak Türkiye özelinde söz konusu olan bir toplumsal dönüşümün evrelerini anlama çabası içerisinde olunmuştur. Anahtar Kelimeler: İslamcılık, Din, Kadın, Modernleşme, Kentlileşme, Eğitim, Feminizm, İslam, Toplumsal Dönüşüm.
Estetik ve ahlaki açıdan toplumsal değişmenin bir göstergesi olarak güzellik yarışmaları
ÖZET Çağımız, tarihsel birikimlerle birlikte yeni bazı süreçlere girmiş ve modernleşme hayatı yeniden biçimlendirmiştir. Kendisine özgü yapısı nedeniyle toplumların yaşamım bireyselliğe ve bireyselliği faydacılığa eklemleyen, üretim ilişkilerin sıklığı nedeniyle tüketime yönlendiren bir biçimlendiriş. Bunun için kitleleştiren ama aynı zamanda genel olarak söylenmesi gerekirse, yaşam şartlarını ve standardım kolaylaştırıp yükselten modernleşme, elbette insanların hayata bakışlarını sistematik bir hale getiren değer yargılarım da değiştirecektir. Estetik ve etik değer yargılan da bu yargılardandır. Düzenlenen güzellik yarışmalarına katılan kadınlara yüklenilen kimlikler, roller ve buna bağlı yeni anlamlar bunu doğrulamaktadır. Yerel kriterler yerine evrensel söylemi ile güçlü kültürün kriterleri konulmuş, kadına olması gereken işaret edilmiş, sonuçta da hem erkeğin hem de kadının bu yolla beğeni yargısı değişikliğe uğratılmıştır. İletişimin enformasyon alış verişinden nispeten uzaklaşarak, kültür aktarımına ve betimine yönelmesi, söz konusu ettiğimiz değişimi hızlandıran medya yapılarının doğmasına neden olmuştur. Güzellik yarışmaları bu tür aktarımların ve bundan kaynaklanan değişimlerin gerçekleştirimidir.
Şinasi ve Genç Osmanlıların siyasal ve sosyal teorileri üzerine değerlendirmeler
Şinasi ve Genç Osmanlılar, Osmanlı modernleşmesinin dönüm noktasını oluşturan birçok kavramın ve teorinin yaratıcılarıdır. Onların ortaya koydukları bu kavramları ve teorileri değerlendirebilmek için yaşadıkları ortamı anlamak gerekmektedir. Savaş ve toprak kayıplarının artmasından dolayı askeri alanda başlayan modernleşme hareketleri ilerleyen süreçte Tanzimat ve Islahat fermanları ile toplumsal alana yayılmış, toplumsal yapı başta olmak üzere birçok Osmanlı kurumunda değişimlere neden olmuştur. Onların geliştirdikleri teoriler meydana gelen bu değişimlerin Osmanlı siyasetinde ve toplumunda neden olduğu açmazları ortaya koymak ve çözüm önerileri sunmaktır. Osmanlı'da modernleşmenin halk tabanında yayılması matbaa ve özel gazeteciliğin doğması ile mümkün olmuştur. Türk ve Müslüman kimliğe sahip kişilerin çıkardığı ilk özel gazete Şinasi ve Agah Efendi'nin Tercüman-ı Ahval'idir. Bu gazete sayesinde daha önceden bürokratik alanda yürütülen modernleşme çabaları kamuoyunun oluşmaya başlaması dolayısıyla sivil alana taşınmıştır. Şinasi'nin Osmanlı modernleşmesine en önemli katkıları ilk özel gazeteyi çıkarması, onu halkı eğitmek için kullanması, kamuoyu oluşturmak için dilin sadeleştirilmesi gerekliliğini savunması, dinden daha çok akıl ve bilime önem vermesi, Türk edebiyatına yenilikler katmasıdır. Özellikle gazete yazıları ve edebi eserleri onun siyasi ve sosyal teorileri hakkında bilgiler edinmemizi sağlamaktadır. Mustafa Fazıl Paşa, Namık Kemal, Ali Suavi ve Ziya Paşa'nın başını çektiği ilk sivil hareket olarak değerlendirilebilecek Genç Osmanlılar ise bir yandan Şinasi'nin açmış olduğu yoldan ilerlerken bir yandan da kendilerine özgü siyasi ve sosyal teoriler üreterek onları takip eden düşünürleri ve yazarları etkilemişlerdir. Bireysel olarak seçtikleri amaçlar ve yöntemler açısından oldukça farklı görüşlere sahip olan bu grubun ortak teoriler geliştirdikleri ana temalar; Osmanlılık, sentezci ve muhafazakâr modernleşme ve İslami kurallara uygun meşrutiyet ve anayasadır. Özetle, tarihsel araştırma yöntemi kullanılarak hazırlanan bu tezde yapılmak istenen Şinasi ve Genç Osmanlıların teorilerini Osmanlı modernleşmesi, onları etkileyen kültürel, siyasi ve sosyal kurumlar, çıkardıkları gazeteler ve yazdıkları eserleri çerçevesinde değerlendirmektir.
Türk Hümanizmi?nin çeviri boyutu: Tercüme Bürosu ve Tercüme dergisi (1940- 1946)
Bu tezin amacı, başta Tercüme Dergisi olmak üzere, 1940 ? 1946 yılları arasında Tercüme Bürosu'nun gerçekleştirdiği çeviri çalışmalarını ?Türk Hümanizmi? düşüncesi çerçevesinde ele almaktır. Çalışmanın zaman açısından 1940 ? 1946 yılları ile sınırlandırılmasının nedeni, bu tarihlerde Milli Eğitim Bakanlığı görevini Hasan Ali Yücel'in yürütmesi, ?Türk Hümanizmi? düşüncesinin resmi kültür politikasını biçimlendirmesidir. Çalışmada öncelikle çevirinin ve hümanizm düşüncesinin tarihi hakkında bilgi verilmiştir. Ardından, Osmanlı dönemi ile Cumhuriyetin 1920'li, 1930'lu yıllarındaki çeviri çalışmaları aktarılmış, ?Türk Hümanizmi? düşüncesinin bu dönemlerdeki kaynakları araştırılmıştır. 1940'lı yıllardaki çeviri hareketi ise dönemin siyasal, ekonomik ve toplumsal gelişmeleri çerçevesinde ele alınmıştır. Çalışmada bir dizi sonuca ulaşılmıştır: Birincisi, 1940'lı yıllara gelinceye dek gerek Osmanlı döneminde, gerekse Cumhuriyet döneminde hümanist düşüncenin bütünlüklü bir biçimde topluma aktarılmasını sağlayabilecek kapsamda bir çeviri çalışması ortaya çıkmamıştır. İkinci olarak, ?Türk Hümanizmi? düşüncesi 1930'ların ikinci yarısından itibaren aydın kesimi içinde tartışılmaya başlanmış, Hasan Ali Yücel'in Milli Eğitim Bakanı olduğu dönemde resmi kültür politikası olarak uygulama alanı bulmuştur. Ancak genel anlamda hümanist kültür çalışmaları, özelde ise çeviri etkinliği kültüre ilişkin özcü yaklaşımları savunanların tepkisini çekmiştir. II. Dünya Savaşı'nın ardından, giderek şekillenmeye başlayan Soğuk Savaş ortamının da etkisiyle, CHP içinde bir dönüşüm yaşanmıştır. Bu dönüşüm, ekonomik yönden liberalleşmeyi olduğu kadar, siyasal yönden de milliyetçi muhafazakarlığı ve antikomünizmi güçlendirmiştir. Değişimin bir yansıması olarak, hümanist kültür çalışmalarına katılan aydınlar ?komünizm suçlamasıyla? karşılaşmışlardır. Yönetici zümrenin Batı Bloku'nun desteğini sağlama kaygısı, ?komünist faaliyetler? olmakla suçlanan hümanist kültür çalışmalarından vazgeçilmesine neden olmuştur. Tercüme Bürosu'nun çalışmalarının kapsamı ve Tercüme dergisinin yayın anlayışı da bu nedenle değişime uğramıştır.
II. Abdülhamid Dönemi (1876-1909) eğitim sistemi, eğitim yapıları ve askeri rüşdiyeler
XVII. yüzyılla birlikte Osmanlı İmparatorluğu'nda eğitimde başlayan modernleşme hareketi, II. Abdülhamid Dönemi'nde de sürmüş, mali sıkıntılara rağmen, siyasi erk tarafından eğitim devletin üstlenmek zorunda olduğu bir kamu hizmeti olarak algılanmıştır.II. Abdülhamid Dönemi'nde, Osmanlı eğitim sisteminin sağlam bir zemine oturtulması 1869 tarihli Maarif-i Umumiye Nizamnamesi'nin tüm maddeleri ile hayata geçirilmesi sağlanmış, dolayısıyla da alt yapının kurulması ile eğitimin yaygınlaştırılması ve devletin eğitim sistemi üzerindeki denetimi kısmen de olsa sağlanmıştır.Eğitimin işlevsel bir araç olduğunu anlayan II. Abdülhamid, eğitim kavramını iktidarını tekrar üretecek ve sağlam bir zemine oturtacak bir kurum olarak görmüştür. Bu nedenle de eğitim, resmi ideolojinin aktarımında sıklıkla başvurulan araçlardan biri haline getirilmiştir.II. Abdülhamid'in tahta çıkışında Osmanlı İmparatorluğu'nda, 4 yüksekokul, 4 darülmuallimin, 253 rüşdiye, 18.490 sıbyan mektebi ve 1 özel okul bulunmaktaydı. II. Abdülhamid Dönemi'nin sonlarına doğru ülkedeki okul sayısı; 619 rüşdiye, 109 idadi, 32 darülmuallimin, 5000 civarında ibtidai mektebine ulaşmıştır.II. Abdülhamid Dönemi'nde diğer eğitim kurumları gibi askeri rüşdiyelere de önem verilmiş, İstanbul'dan Manastır ve Suriye'ye kadar uzanan bir coğrafyada, toplam yirmi sekiz adet askeri rüşdiye eğitim sistemi içerisine dahil edilmiştir. Bu okullarda dönemi için çağdaş ve modern sayılabilecek eğitim sistemi ve eğitim materyalleri uygulanmıştır. Ancak iddialı bir eğitimde modernleşme hamlesine imza atan Abdülhamid'in, idadi mimarisinin aksine bir askeri rüşdiye mimarisi tipolojisini, XIX. yüzyıl okul mimarisi repertuarında içerisinde kurgulayamadığı, eğitim tarihçemizde askeri rüşdiyelerin mimarileri ile değil de uyguladıkları eğitim modelleri ile varlık gösterdikleri burada gözden kaçırılmamalıdır.
Muhafazakâr aile değerlerine yönelik tutumlarda kuşaklararası farklılaşma düzeyi (Kayseri örneği)
Bu tez çalışmasında, aile değerlerine yönelik modernleşme ya da muhafaza etme tutumları kuşak farklılığı ve Kayseri örneği üzerinden ele alınmıştır. Araştırmada yöntem olarak nicel yaklaşım tercih edilmiş ve alan çalışması kapsamında 2022 yılının Haziran ve Aralık aylarında Melikgazi, Kocasinan ve Talas ilçelerinde, 18 yaş ve üzeri 450 katılımcıya yüz yüze anket uygulanmıştır. Saha çalışmasında elde edilen verilere SPSS 26 programında açımlayıcı faktör analizi yapılmıştır. Yapılan açımlayıcı faktör analizi sonucunda cevapların dört faktöre dağıldığı görülmüştür. Bu faktörler ailenin önemi, evlilik öncesi görüşme, aile değerleri ve aile değerlerini sorgulama olarak isimlendirilmiştir. Dört faktör toplam varyansın %69,372'sini açıklamaktadır. Yapılan test sonucunda "Cronbach Alpha" güvenilirlik katsayısı 0,91 olarak bulunmuştur. Çoklu regresyon analizi sonucuna göre ailenin önemi tutumunda yaş, medeni durum, meslek ve aylık kazancın etkisi vardır. Evlilik öncesi görüşme tutumunda medeni durum, meslek ve aylık kazancın etkisi vardır. Aile değerleri tutumunda medeni durum ve mesleğin etkisi vardır. Aile değerlerini sorgulama tutumunda ise medeni durumun etkisi vardır.
Tüketim toplumu çerçevesinde kına gecesi organizasyonları: Samsun-Çarşamba örneği
İçinde bulunduğumuz toplum; yaşanan sosyal, kültürel, ekonomik değişmenin etkisiyle geleneksel örf, adet ve ritüelleri dönüşüme uğratmaktadır. Kültür toplumun vazgeçilmez unsuru olmakla birlikte toplumları birbirinden farklılaştıran değerler bütünüdür. Her toplumun kendine özgü kültürü vardır. Kültürümüzün bir parçası olan evlilik öncesinde yapılan kına gecesi, eğlenceli bir görsel şölen olarak değerlendirilmektedir. Günümüz kına gecelerini oluşturan modern organizasyonların varlığı ve çalışma prensipleri bu çalışmanın konusunu oluşturmaktadır. Günümüzde organizasyonların varlığı her tören ve davette (nişan, düğün, sünnet, mezuniyet) görüldüğü gibi kına gecesi ile daha bütünleşik bir hal almaktadır. Bu çalışmada, kültürümüzün bir parçası olan, Samsun ili Çarşamba ilçesindeki kına geceleri adet ve geleneklerinin ortaya konması hedeflenmiştir. Ayrıca; kına gecelerine özel tutulan organizasyonlar, organizasyonların nasıl ortaya çıktığı, neden organizasyonların ve neden kına koçlarının tercih edildiği incelenmiştir. Organizasyon tutulmasında etkili olan kişilerin sosyal, ekonomik ve kültürel özellikleri incelenmiştir. Buna ek olarak tüketim toplumunun yansımaları ve gösterişçi tüketim kavramı incelenmiştir. Tüketim ve gösterişçi tüketim arasındaki ilişki organizasyonculuk faaliyeti ile ilişkilendirilerek açıklanmaya çalışılmıştır.
أحكام المرأة المسلمة أمام أهم القضايا المعاصرة
In this research, in the light of contemporary developments, the provisions regarding Muslim blood were examined in terms of Islamic jurisprudence according to four sects. The study aims to identify preferred views on current problems based on the Qur'an, Sunnah and other Shari'ah sources. The importance of the study stems from the sensitivity of the subjects covered in the research. In a period when there are many fatwas without evidence, it is of great importance to know the shar'i decree clearly and clearly, and this issue is one of the problems of our age. Veiling, inheritance issues, women's work, participation in elections and political life, sedition, mischief and loss of social values as a result of fault and neglect of these duties are questions that need to be answered about women today. Descriptive historical method was used while revealing the position of women in history. Analytical induction method was preferred to analyze the opinions and texts about the rulings of Muslim women in the light of contemporary developments in the Shari'ah and law books, and to analyze the views of the relevant sects by comparing them. The most important results of the research are as follows: Unlike other legal systems that exploit women for their worldly and material interests, it is the religion of Islam that treats women fairly for the first time and gives them all their rights and duties. Mixing of men and women in schools, factories and public places has undesirable consequences can give birth. Among the most important challenges faced by Muslim women is the right of women to leave the house and work in various jobs. Sharia allowed women to work in these areas. Women have proven their success in business life and even surpassed men in some areas. However, the use of all these rights depends on the compliance of the work with the conditions of the Sharia. If this condition is not fulfilled, the woman may neglect her primary duty of raising a generation. As for participation in politics, women can claim political positions like men, as long as they comply with Shariah law. However, in this regard, men and women should not work in a mixed way. The researcher proposes to increase the awareness of religious and national culture so that women do not fall into western secular movements. Likewise, it is necessary to warn reformers, preachers and thinkers that women have a very important and central role in the education and generation reform process. Keywords: Fiqh, Muslim women, Contemporary Developments, Women's Work, Westernization
Erken Cumhuriyet Dönemi Anadolu kentinde bir modernleşme aracı olarak "İstasyon Caddesi"nin incelenmesi: Ankara örneği
ÖZET Kent, modern toplumla birlikte varolur ve onun gelişiminde büyük rol oynar. Türkiye Cumhuriyet de kuruluş yıllarında yüklendiği tüm toplumsal, siyasi, kültürel hedefleri, kentsel alanda görünür kılma amacıyla Anadolu kentini hedef alan bir modernleşme hareketi içine girmiştir. Bu hareketin izlerini takip etmek ise donemin siyasi ve sosyal, resmi ve resmi olmayan tarihini olduğu kadar kentsel ve mimari tarihini de içeren bir yaklaşımla mümkündür. Bu çalışmada genelde, başlıca demiryolunun ulaştığı dört Anadolu kenti: Afyon, Konya, Eskişehir, Ankara ve özelde de başkent Ankara olmak üzere donemin kentsel analizleri "istasyon caddesi" kavramı üzerinden yapılmıştır, "istasyon caddesi", kentsel oluşuma modernleşme bağlamında yaptığı ilk kentsel katkı dolayısıyla ve modernleşme politikaları ve uygulamalarının gündelik yaşamdaki izlerini de içeren çok keskin bir kentsel ön şema oluşturabilmemize olanak sağlar. Bu özellikleriyle "İstasyon caddesi" tezin kavramsal strüktürünün önemli bir parçasıdır. "Ankara" örneği ise başkent olma özelliği dolayısıyla devlet ve halkın kent mekanındaki karşılaşma biçimlerini çok yoğun olarak görmemize yarayan bir araç ve modernleşen Türkiye'nin ve Türk kentinin temel modeli olması dolayısıyla önemlidir. Anahtar kelimeler: İstasyon caddesi, Türkiye'de modernleşme, Demiryolu, Başkent Ankara