Social memory

85 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Holokost bellek mekanları üzerine tematik bir inceleme

Bu çalışma, Almanya'da bulunan Holokost bellek mekânları üzerine tematik bir incelemedir. Araştırmanın kavramsal çerçevesi toplumsal bellek, kültürel bellek ve bellek mekânları eksenlerinde kurulmuştur. Çalışma kapsamında on bir bellek mekânı incelenmek üzere örneklem olarak seçilmiştir. Müze, anıt ve karşı-anıt biçimlerinde inşa edilmiş, Holokost'un belleğini aracılayan bir anlatı sunan, bu yolla kültürel ve toplumsal belleği inşa eden ve dönüştüren mekânlardır. Bu nedenle araştırma yöntemi olarak sembolik biçimlerin incelenmesine imkân sağlayan derinlik yorumsama yöntemi tercih edilmiştir. Mekânlara panoramik olarak bakıldığında, işlevsel anlamda beş tema altında sınıflandırılabileceği bulgulanmıştır. Bu temalar kanonik, alternatif, geçmişle hesaplaşan, hayatta kalan ve gündelik hayata içkin olarak tanımlanmıştır. Kanonik teması altında; alanda en görünür olan, popüler kültüre eklemlenmiş, vitrinde olan, küresel turistik rotalar içerisinde sıkça ziyaret edilen, Holokost'tan söz edildiğinde ilk akla gelen mekânlar incelenmiştir. Bunlar: Berlin Yahudi Müzesi ve Katledilen Avrupalı Yahudiler Anıtı'dır. Alternatif teması altında; Holokost anlatısı içerisinde ikinci planda kalmış grupları temsil eden bellek mekânları incelenmiştir. Bunlar: Nasyonal Sosyalist Rejimi süresince Katledilen Sinti ve Roman Halkları Anıt Mekânı, Nazi Rejiminde Zulüm Gören Homoseksüeller Anıtı ve T4 – Nazi Ötenazi Programı Kurbanları için Bilgi Merkezi ve Anıtı'dır. Geçmişle hesaplaşan teması altında, geçmişle hesaplaşan, kurbanlara daimî bir tazminat sağlayan bir bellek mekânı olan Berlin'deki Terörün Topografyası Müzesi incelenmiştir. Hayatta kalan teması altında; sorumlularca yok edilmeye çalışılmış ancak başarısız olunmuş, yeniden işler hale gelmiş bellek mekânları incelenmiştir. Bunlar; Neuer Börneplatz Anıt Mekânı ve Yahudi Mezarlığı, Höchst Sanal Sinagogu'dur. Gündelik hayata içkin teması altında; peyzaj mimarisine çok iyi eklemlenen bellek mekânları incelenmiştir. Bunlar: Frankfurt Meleği, Cam Küp, Tökezleten Taşlar'dır. Sonuç olarak, söz konusu bellek mekânlarının toplumsal ve kültürel belleğin inşasındaki işlevsel yönleri ortaya çıkarılmıştır. Bu alanda yapılacak ileri araştırmalarda, bu çalışmada bulgulanan örüntüleri dikkate alarak söz konusu temalar çerçevesinde tercihler yapılması önerilmektedir.

Bellek mekanlarıToplumsal bellek
Ozan Doğuş Alpsar
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Sanat siyaset ilişkisinde karşı hafıza ve direniş

Bu tez çalışması sanat-siyaset ilişkisinin hafıza kavramı çerçevesinde incelenmesini amaçlar. Sanatçıların yaşadıkları çağ içerisinde tanıklık ettikleri toplumsal olayları eserlerine aktarım biçimleri ve bu eserlerin toplumsal hafıza ve karşı hafıza kavramları ile ilişkisi tezin örneklemini oluşturur. Günümüzün en tartışmalı kavramlarından olan hafıza, sanat-siyaset ilişkisi için de oldukça önemlidir. Sanat, hafıza yetisinin bir ürünü olmasının yanında hafızayı aktarma ve koruma görevine de sahiptir. Tarihi boyunca sanatın genellikle toplumsal hafızayı şekillendirmek ve korumak için bir araç olarak kullanılmıştır. Bu tezin araştırma konusu ise sanatçıların toplumsal olaylara olan tanıklıklarını eserlerine aktararak nasıl bir karşı hafıza üretiminde bulunduklarını araştırmaktır. Bu araştırma sürecinde yürütülen kişisel sanatsal çalışmalarda, sanatın karşı hafıza üretim biçimlerine katkıları doğrultusunda teknik, biçim ve içerik ilişkileri irdelendi. Günümüzün hızlı ve kaotik dünyasında zihnimizin içinde birbirine karışan olaylar ve imgeler, plastik bir değer oluşturacak şekilde aktarılmaya ve karşı hafıza bağlamında ilişkilendirilmeye çalışıldı. Böylece sanatın tarih ve siyaset ile olan ilişkisi hafıza kavramı üzerinden yeniden incelendi.

BellekDirenişGüncel sanat+7
Yeşim Paktin
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Bireysel ve toplumsal anılar bağlamında resimde metafizik mekân

Bu çalışmada, resimde metafizik mekân konusu incelenmiştir. Olaylar, hikâyeler, mitolojiler, efsaneler ve anılar insanlık tarihinin başlangıcından günümüze kadar resim sanatında işlenen konulardır. Sanat tarihsel süreç boyunca mekânı ifade etme çabaları sürmüş, bu süreçte perspektif bulunmuş ve bu sayede olayın gerçekliğinin insan zihninde canlanabilmesi üzerinde durulmuştur. Çoğu zaman sanatçının olayları, felsefi görüşleri ve anıları gösterirken mekânı gerçeklik açısından yazınsal bir dile yakın betimlendiği gözlemlenmiştir. Bu çerçevede resimde metafizik mekân, kavram ve görsel imge olarak bireysel veya toplumsal olayları, konu itibariyle tercih edilen kurgu çerçevesinde izleyiciye aktaran başat eleman olarak ele alınmıştır. Metinde, kavram olarak metafizik ve De Chirico resminde metafizik mekânı ele veren geometri, mimari, perspektif, ışık vb. gibi unsurlar incelenmiştir. Son bölümde tez sürecinde üretilen uygulamalara yer verilmiştir. Yakın geçmişten uzak geçmişe doğru olay ve anılar seçilmiş ve seçilen bu olay ve anılar, özgün bir dil yaratma kaygısıyla, ışık ve gölge etkileri de dikkate alınarak metafizik mekân bağlamında resmedilmiştir.

AnılarMekanMetafizik+3
Beşir Bayar
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Yeni medya çağında nostalji: Bir bellek mekânı olarak Old Laik Days

Türkiye'nin 2000'li yıllarda geçirmiş olduğu toplumsal ve siyasal dönüşümü açıklamada eski Türkiye anahtar kavramdır. Eski Türkiye söylemi geçmiş ve bugün arasındaki kıyası beraberinde getirir. Bu kıyas hem gündelik hayatta hem de siyasette sıklıkla kullanılır hale gelir. Geçmişin problemleri bugünün idealleştirilmesinde işlev görürken geçmişe özlem duyanlar da görünürdür. Bu durum farklı geçmiş görüntülerinin birlikteliğine işaret eder. Bu birliktelik, hatırlamanın toplumsal yönüne dair imada bulunur. Tanıklıklar ve aktarılanlar, kişilerin geçmişe bakışını etkiler. Böylece kişinin dahil olduğu grup, onun hatırlama biçimini şekillendirir. Hatırlananlar, unutulanlar ve görmezden gelinenler kişi ve grupların geçmişe bakışlarını etkileyecektir. Çalışmanın konusunu bir sosyal medya platformu olan Instagram'da, geçmişi olumlu tonda çağırarak nostalji üreten Old Laik Days hesabı oluşturur. Bu anlamıyla hesap bir hafıza mekânı olarak ele alınmıştır. Yeni medya teknolojilerinin getirmiş olduğu olanaklarla, nostalji kendisine geniş bir yayılma alanı bulur ve kitleselleşir. Bir diğer yandan yeni medya ortamında karşılıklı etkileşimin mümkün olması, nostaljinin canlı kalmasını sağlar. Bu anlamıyla çalışmada, yeni medya ve nostalji arasındaki ilişkisi üzerine düşünmeyi hedefler. Çalışmada Old Laik Days hesabında ortaya çıkan nostaljinin, bugünün krizlerinin bir yansıması olarak ele alınması hedeflenmiştir. Bu anlamıyla nostalji, geçmişin değil bugünün ürünüdür. Nostalji, altın çağın kaybedildiği fikrine dayanır. Böylece çalışma Old Laik Days'in altın çağı/çağlarının ve kayıplarının izlerini sürmeyi hedefler. Bir diğer yandan çalışma, ortaya çıkan bu güncel nostaljinin gelecek üzerindeki etkisi üzerine düşünmeyi içerir. Ortaya çıkan nostalji bir yas biçiminde midir yoksa geleceğin inşa edilmesi fikrinde belirleyici midir?

Bellek mekanlarıLaiklikNostalji+3
Sema Aydeniz
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Zafer gazetesi penceresinden Demokrat Parti dönemi'nde Ankara (1950-1960)

1946'da kurulan Demokrat Parti'nin 14 Mayıs 1950 seçimlerini kazanmasıyla Tek Parti iktidarı sona ermiştir. Siyasi iktidarın değişimi Türkiye'de birçok alanda yaşanacak değişimin de habercisidir. Demokrat Parti'nin dışa dönük ve liberal ekonomi politikası, kırdan kente göç ve kentlerin giderek artan nüfusu Demokrat Parti Dönemi'nin temel belirleyicileridir. İmar ve inşa faaliyetleri ise Demokrat Parti için kullanışlı bir propaganda alanıdır. Ankara, 1950'li yıllarda Demokrat Parti'nin modern şehircilik kurgusunun baş aktörü ve bu yıllarda yurdun diğer şehirlerine yayılacak imar ve inşa hareketlerinin başladığı yer ve bu alanda sürdürdüğü çalışmalarının temsil edildiği şehirdir. Bu çalışmada Ankara'nın Demokrat Parti iktidarı döneminde geçirdiği değişime odaklanılmaktadır. Çalışmanın sınırını 1949'dan 27 Mayıs 1960 darbesine dek Ankara'da Demokrat Parti sözcüsü olarak yayımlanan Zafer gazetesi çizmektedir. Çalışmada Zafer gazetesi, Ankara merkeze alınarak incelenmiştir. Gazetede yer alan Ankara'ya dair haberler, köşe yazıları, siyasilerin demeçleri, radyo konuşmaları ve görseller değerlendirilmiştir. Çalışmanın başlıkları gazetedeki bu verilerin içeriğine göre belirlenmiş, gazetenin sütunlarında Ankara'ya dair yıllara yayılarak gündemde kalan konular dikkate alınmıştır. Bölümlerin her birinde ilgili konuya dair Zafer'de yer alan tek parti dönemine yönelik eleştirilere de yer verilerek dönemin iktidar ve muhalefet partileri arasında Ankara üzerinden başlayan tartışmalara ayrıca değinilmiştir.

AnkaraDemokrat PartiGazeteler+5
Sema Uyar
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Toplumsallık ve tarihselliğin taşıyıcı ana aktörü ve öğesi: Dengbêj kadınlar ve ağıt

Kürt toplumunun sözlü kültür ve tarihini yüzyıllardan günümüze taşıyan dengbêjlik geleneğinin asıl kaynağını oluşturan dengbêj kadınlar, zamanla eril bir zemine oturtulan dengbêjlik geleneği içerisinde arka plana itilmişlerdir. Arka plana itilen dengbêj kadınlar, bütün olumsuz etkenlere rağmen dengbêjlik geleneğindeki varlığını devam ettirmiş ve dengbêjlik geleneğine kaynak oluşturup, dengbêjlik geleneğini sahiplenmişlerdir. Tarihsel ve toplumsal anlamda hem kadın realitesine hem de Kürt toplumu için önemli olaylara değinen dengbêj kadınlar bütün bunları kadın kimlikleriyle aktarmayı başarabilmişlerdir. Bunu daha çok ağıtlarla aktaran dengbêj kadınlar, toplumsal bellek açısından önemli bir yere sahip ağıtları, hikayeleriyle birlikte tarihsel, kültürel ve toplumsal altyapısını irdeleyerek kendilerine has bir ritim çerçevesinde icra etmişlerdir. Bu bağlamda emeği kendilerine ilke edinen dengbêj kadınların ağıtları ele alırken ağıtların içerisinde olaya dair hikayeyi de anlatması sonucu şekillenen toplumsal bellek, aynı zamanda alternatif bir zeminde gelişen sözlü tarihin oluşumu için de önem arz etmektedir. Öyle ki acının doğurduğu durum ile mevcut olayı betimleyen ağıtlar, aynı zamanda resmi kaynaklarda yer edinmeyen veya saklanılan konular hakkında birçok yönüyle bilgi vermekte ve bu yönüyle alternatif bir tarihi belge niteliği taşıyabilmektedir. Kadının duyarlılığının kitabı niteliğinde olan ağıtlar aracılığıyla kadın dengbêjler, yaşanan aşkları, savaşları, katliamları ve ölen kişileri sözlü tarih içerisinde önemli bir yere oturtarak yaşanan acıları mevcut olay ile birlikte duyurmayı başarabilmişlerdir. Bu çalışmada dengbej kadınların, günümüze kadar gelen süreç içerisinde sahip oldukları konum ve sözlü gelenekle oluşturdukları ağıtların hikâyeleriyle birlikte tarihsel, kültürel ve toplumsal altyapısı irdelenmiştir. Ayrıca Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı coğrafya içerisinde dengbêj kadınlarla yapılan görüşmelerde sözlü gelenekle oluşturulmuş ağıtlarda toplumsallık ve tarihsellik bağlamına ilişkin birçok konu tespit edilmiştir. Tespit edilen konular çerçevesinde ağıtlar çözümlenerek, dengbêj kadınlar tarafından oluşturulan canlı bellek değerlendirilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Ağıt, dengbêjlik geleneği, dengbêj kadınlar, toplumsal bellek, alternatif tarih.

AğıtlarDengbejKadınlar+3
Nazmi Ayaz
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Refik Halid Karay'ın eserlerinde toplumsal belleğin izleri

Bu çalışma, Maurice Halbwachs'ın bireysel belleklerin tamamen toplumsal mekanizmalarla çerçevelendiği iddiasından hareketle Refik Halid Karay'ın romanlarını "kolektif bellek" kavramıyla değerlendirmeyi hedeflemektedir. Yazarın romanları genellikle edebi olmayan, popüler tarafı kuvvetli, aşk ve macera romanları olarak değerlendirilmiştir. Oysa geç Osmanlı / erken Cumhuriyet dönemi romanları, yazarların konumu dolayısıyla bellek anlatıları olarak incelenmeye elverişlidir. Nitekim bu yazarların tanık oldukları savaşlar, kırılma noktaları, toplumsal dönüşümler, sürgünler ve göçler edebî üretimlerini de belirleyen yapılardır. Bu bağlamda çalışma, Refik Halid'in romanlarında toplumsal belleğin izlerine ve bu izlerin ifşa edilme biçimlerine odaklanır. Romanların temasını toplumsal belleğin, biçimini ise sözlü belleğin belirlediği görülür. Odak noktası Refik Halid'in romanları olan çalışmada, bu romanları besleyen anılar ve gazete yazılarından da yararlanılmıştır. Bu çalışmada Refik Halid'in muhalif ve sürgün kimliğinin onun anlatılarında belleğin izlerini takip etmeyi kolaylaştırdığı, Refik Halid'in en temel yazma motivasyonunun kendi belleği olduğu ve bu belleğin de tamamen toplumsal çerçevelerden meydana geldiği sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Refik Halid Karay, toplumsal bellek, roman, geç Osmanlı / erken Cumhuriyet dönemi

Karay, Refik HalidRomanToplumsal bellek+1
Hazal Bozyer
İstanbul 29 MayIs University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessEN

Migration, memory, and identity: The Kazakh community in Turkey

The thesis aims to analyze the personal narratives and life stories of members of the Kazakh community who first migrated from East Turkestan to India and then settled permanently in Turkey in 1953. The research, which examines the migration, memory and identity structures of Kazakhs living in Istanbul (Zeytinburnu, Bağcılar) and Manisa (Salihli), examines the migration experiences of Kazakhs based on data collected through the oral history method. The research was conducted with members of three generations of the Kazakh community living in two regions of Turkey. It shows how and in what direction Kazakhs' sense of identity, homeland, and belonging has been shaped since their resettlement in Turkey. Keywords: Belonging, East Turkestan, Homeland, Identity, Kazakh, Memory, Migration.

MemoryIntegrationEastern Kazakhstan+7
Ayşe Çakıray
Ibn Haldun University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Mardin'de din değiştirme anlatıları: Kimlik ve aidiyet

Din değiştirme kişinin tüm çevresini, hatta kuşakları etkileyen bir tecrübe olmakla birlikte kalıplara sığdırılamayacak kadar komplekstir. Süreç içerisinde aidiyet, etnisite ve kimlik gibi birçok olguyu etkileyen bir eylem olan din değiştirme olgusuna konu Seyfo (1915) sırasında ve sonrasında Müslüman olan Süryaniler olunca bu kavramlar etrafındaki tartışmalar daha da derinleşmektedir. Bu tez çalışması, etnografik bir alan araştırmasına dayanmakta, Seyfo ve sonrası süreçte din değiştiren Süryanilerin hikâyelerini aktardıkları son kuşak torunlarına ve bu anlatılar üzerinden son kuşağın gündelik hayattaki aidiyet ve kimlik deneyimlerine odaklanmaktadır. Bu anlamda aile geçmişine dair anlatıların son kuşak üzerindeki etkilerini anlamayı amaçlamaktadır. Bu çalışma, bireysel hikâyelerin içeriden ve dışarıdan yapılan baskıyla nasıl gizlenmeye çalışıldığından günümüzdeki kimlik taleplerine kadar birçok duruma dikkat çekmektedir. Bu çalışma, "müslümanlaştırılmış veya müslümanlaşmış" denilerek pasif olarak algılanan Süryanilerin ve torunlarının aslında aktif özneler olduklarını göstermektedir. Son kuşağın Hristiyan ve Müslüman ve bu iki dinle özdeşleştirilen Kürt ve Süryani etnisiteleriyle olan bağlarına rağmen iki taraf içinde inşa edilen ötekiliği nasıl deneyimledikleri incelemektedir. Çalışmanın özneleri din değiştiren Hristiyan Süryani aile geçmişine sahip kişilerdir.

AidiyetDin değiştirmeDin sosyolojisi+5
Hüseyin Dağ
Ibn Haldun University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Kent - bellek ilişkisinde güncel sanat pratikleri: İstanbul'u belgelemek

Bu araştırma, gündelik yaşamımızın içinden geçtiği fiziksel çevrenin hızlı dönüşümünde İstanbul'u, kent hafızasını ve bu dönüşümün kentte yaşayana etkilerini anlamayı amaçlar. Günümüz sanat pratiklerinin kent-bellek ilişkisinde; hafıza mekânları ve kenti belgeleme yöntemi olan sanat pratiklerine odaklanır. Geçmişin birikemediği bir çevre karşısında kente ve kentte yaşayana ne olduğu sorusunu toplumsal, kültürel ve kentsel hafıza katmanlarında arar, günümüz sanat pratiklerine alternatif kent belleği çeşitliliği ile yaklaşır. Bugün kent, yani İstanbul, "yaratıcı yıkımla" "eski"yen yüzlerini yitirmekte, onları "daha karlı" olan "yeni"siyle değiştirmektedir. Çalışma boyunca kentin bütününde algılanan, tasarlanan, yaşanan mekânın üretimindeki süreçler toplumsal bağları ile ele alınır. Sosyal, kültürel, mekânsal gündelik yaşam pratiklerinin değişiminin izi güncel sanat pratikleri aracılığıyla sürülür. Bu çalışma, kent-bellek ilişkisinde sanatın rolünü sorgularken, günümüz sanat pratiklerine kentin farklı an ve anılarının kayıt aracı, hafızayı tetikleyen ve belgeleyen bir deneyim olarak yaklaşır.

BellekGüncel sanatKentler+5
Ezgi Öz Baysal
Feyziye Schools Foundation Işık University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Ekolojik hafıza ve sosyo-ekolojik hafızanın ekosistem sürdürülebilirliği açısından kentsel alanlardaki önemi

Artan kentleşmeye bağlı olarak doğal alanlar üzerinde önemli baskılar oluşmaktadır. Kentlerdeki insan nüfusunun artması doğal alanlara ve kaynaklara olan talebi de arttırmakta ancak doğadaki sınırlı kaynaklar bu ihtiyaca cevap verememektedir. Artan kentsel alan ve kentsel nüfus; buna karşın azalan doğal alanlar denklemi karşısında kent ve doğa birbirinden kopmaktadır. Doğal alanlarla beraber kentsel alanlarda da azalan yeşil alan miktarı, insan doğa etkileşimini azalttığından; kentsel alanlar ekosistemler üzerinde giderek büyüyen bir tehdit olarak görülmektedir. Son yıllarda geliştirilen doğa koruma yaklaşımlarında insan kritik bir faktör olarak öne çıkmaktadır. İnsan faktörüyle gelen, yerel halkın doğal kaynak yönetimlerine dair bilgisi, yani "yerel bilgi" de giderek önem kazanmaktadır. Literatürde bu kapsamda "Topluluk Tabanlı Koruma (TTK)" karşımıza çıkmaktadır. Topluluk Tabanlı Koruma sıklıkla Sosyo-ekolojik hafıza (SEH) ve ekolojik hafıza (EH) ile beraber ele alınmaktadır ve bu kavramlar birbirlerini destekleyici olarak değerlendirilmektedir. EH ve SEH gerek TTK, gerek yerel ekolojik bilgi gibi kavramların hepsini karşılayabildiğinden dolayı tercih edilmiştir. Bu tez kapsamında EH ve SEH kentlerin ekosistemlerle yeniden sağlıklı bir bağ kurmasını sağlamaya yönelik kavramlar olarak öne sürülmüştür. Kentsel alanlarda gözlemlenen ana problemlerden olan kentsel yeşil alanların azalması EH ve SEH'in de kentsel alanlarda kaybolmasına bir sebep olarak gösterilmektedir. Yapılan literatür araştırmaları neticesinde kentsel yeşil alanların bu hafızalar için kritik öneme sahip olduğu görülmüştür. Kentsel yeşil alanların sunduğu ekosistem servisleri ve insanlar arasındaki etkileşime imkân vermesi, kolektif hareketleri destekleme gibi sosyal potansiyellere sahip olması hem EH hem SEH için bu alanları adeta rezerv alanlara dönüştürmektedir. Bu araştırma sonuçlarına göre EH ve SEH ile kentsel yeşil alanların varlığı arasında güçlü bir ilişki olduğu gözlenmiştir. Tezin hipotezi bağlamında öne sürülen; doğru uygulama araçlarıyla EH ve SEH'in kentsel alanlara adaptasyonunun ekosistemler üzerindeki etkiyi azaltacağı yönündeki hipotez, bu hafızaların kullanıcılar üzerindeki ve ekolojik bilinç oluşturmaları konusundaki etkileriyle kısmen doğrulanmıştır. Kentlerdeki kent bahçeleri, parklar, tarım alanları, vb. yeşil alanlar her iki hafızayı da destekleyerek kullanıcılar üzerinde, özellikle gıda üretimi üzerinden, ekosistem servislerine karşı bir farkındalık yaratmaktadır. Ancak hafızaların taşınması ve gelecek kuşaklara aktarılması noktasında bu yeşil alanların yönetimleri etkili olmaktadır ve işletme yöntemleri bazen bu hafızaların taşınması konusunda engelleyici olabilmektedir. Bu çalışma EH ve SEH'in kentsel alandaki ekosistem ilişkileri ve kullanıcıların ekolojik algıları üzerindeki etkisini ve İstanbul'da yer alan bostanlar ve hobi bahçeleri gibi kent içi tarım alanlarının bu hafızalarla ilişkisini ortaya koyma açısından literatüre katkı sağlamaya çalışmıştır. Ayrıca EH ve SEH'in değerlendirilmesi noktasında ortaya koyduğu değerlendirme ölçeği yaklaşımıyla da literatüre bir katkı sağlamayı hedeflemiştir.

Kolektif bellekToplumsal bellek
Baran Bilgin
İstanbul Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Bir hafıza çalışması: Kolektif bellek üzerinden 2011 Van depremlerine bakmak

Bu tez çalışması, depremin toplumsal hafıza bağlamında incelenmesini konu almaktadır. Bu bağlamda çalışmanın amacı, sosyolojik düzlemde hafıza ile deprem arasındaki ilişkiye odaklanarak, Van kenti örneğinde depreme ilişkin toplumsal hafızanın oluşumunu ve aktarılmasını araştırmaktır. Kolektif bellek, insanların zihinlerinde var olmakla birlikte bireysel bir belleğin dışında var olan ve aynı zamanda bireysel belleği de etkileyen ve şekillendiren hatırlama pratiklerinin toplamıdır. Toplumda kurulan ilişkilere paralel olarak, kolektif bellek katmanları oluşmaktadır. Bir olayın ya da durumun toplumsal belleğe alınması için, birden fazla insanın yaşanılan olay ya da duruma tanıklık etmiş olması gerekir. Depremler de tüm toplumsal hayatı ve aynı zamanda bireysel olarak insanları sarsıntıya uğratan travmatik olaylar olarak, toplumsal belleği derinden etkilemektedirler. Bu bağlamda bu tez çalışmasının temel konusu, 2011 yılında Van ve çevresinde arka arkaya gerçekleşen ve ağır can ve mal kaybıyla sonuçlanan depremlerin, Van'da yaşayan ve iki depremi de deneyimlemiş olan kent halkı tarafından nasıl hatırlandığı ve aktarıldığıdır. Genel anlamda 2011 Van depremlerinin, özel olarak ise ikinci depremle beraber beklenmedik biçimde yıkılan Bayram Otel'in yıkılışının kolektif bellekte nasıl yer aldığı ve depremi yaşayan insanlar tarafından nasıl hatırlandığının ortaya çıkarılması hedeflenmektedir. Bu doğrultunda deprem deneyiminin hafızada nasıl yer aldığı ve bu duruma ilişkin nelerin hatırlanıp nelerin unutulduğu ortaya çıkarılacaktır. Bu çalışma nitel bir araştırma olup, Van'da gerçekleşen depremler süresince başka bir yere gitmeyip şehirde kalan insanlarla yapılan görüşmelere dayanmaktadır. Bunun sonucunda, birinci ve ikinci depreme ilişkin nasıl bir kolektif hafızanın geliştiği ve buna bağlı olarak sembolik bir mekân haline gelen Bayram Otel'in yıkılışına dair neler hatırlandığı, insanların sözlü anlatıları aracılığıyla analiz edilecektir.

BellekDepremKolektif bellek+2
Sevda Taşkın
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ötekine dair anlatıların kimlik inşasındaki rolü: Van'a bağlı Alaköy'de toplumsal bellek çalışması

Bu tez çalışmasında, sözlü kültür ve anlatının toplumsal işlevinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Düşünme ve ifade etmenin sözlü aktarıma dayalı olduğu kültürlerde anlatı, toplumsal benliğin kurucu unsuru ve aynı zamanda değişim göstererek devamlılığını sürdüren bir mekanizma olarak iş görmektedir. Tez çalışmasında savunulan bu görüşe göre; anlatılar, dayandıkları fikirler ve söylemler aracılığıyla toplumların kimliklerini yeniden üretmektedir. Toplumların "ben kimim?" sorusuna verdiği cevap, geçmişten bugüne hatırda kalanların anlatılarından ortaya çıkmaktadır. Van ilinin Tuşba ilçesine bağlı Alaköy'de yaşayan insanların, köyün geçmişine dair neler hatırladıkları, önceki kuşaklardan onlara neler aktarıldığı ve bunları nasıl anlattıkları bu tezin temel problemidir. Bu amaçla, yapılan etnografik saha araştırması ve sözlü tarih görüşmelerine dayanarak, Alaköy'de yaşayan insanların köyün geçmiş hayatına ilişkin anlatıları ve anlatılarında kullandıkları söylemler incelenmiştir. Böylelikle, Alaköy örneğinde, geçmişte bir arada yaşayan ve ortak bir kültürü paylaşan farklı kimlikten insanların, geçmişi hatırlama ve unutma pratiklerinin kimlik ekseninde nasıl bir değişim gösterdiği belirlenmiştir. Köyde yaşayan insanların sözlü anlatıları; kimliğin inşasında belirleyici rolü olan toplumsal belleğin, farklı kimlikten insanların birbiriyle kurduğu ilişkilere bağlı olarak şekillendiğini ortaya koymuştur. Sonuç olarak bu durum, toplumsal belleğin de tıpkı toplumun kendisi gibi dinamik olup, durumsal ve zamansal olarak sürekli değişim gösteren bir olgu olduğunun bir göstergesidir.

Kimlik inşasıKolektif bellekSözlü kültür+4
Ceren Günbatar
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kültürel hafızanın hatırlatıcısı olarak etnografik Türk belgeselleri

Bu çalışma, etnografik ve kültürel ögeler içeren yedi belgesel filmin çözümlenmesi ile etnografik belgesellerin kültür aktarımına ilişkin tartışmalara katkıda bulunmayı amaçlamaktadır. Bu maksatla, üç bölümden oluşan bir araştırma tasarlanmıştır. Birinci bölüm kültür ve sinema konularına, ikinci bölüm toplumsal bellek ve etnografya konularına ayrılmıştır. Üçüncü bölümde araştırma yöntemine ve filmlerin incelemesine yer verilmiştir. Burada, etnografik belgesellerin sanat ürünü olmasının yanında, içerdiği etnografik unsurlar nedeniyle aynı zamanda kültürel aktarım aracı olduğu görüşü savunulmuştur. Çalışmanın ikinci bölümünde ise etnografik belgesellerin nasıl sınıflandırılacağına ilişkin niteliksel bir çözümleme yürütülmüştür. Bu araştırmada örneklem olarak seçilen yedi film, Karl G. Heider'in etnografik film çözümleme tablosu üzerinden içerik analizi yapılarak çözümlenmiştir. Elde edilen bulgular ışığında etnografik belgesellerin kültür aktarımında ve toplumsal belleğin sürekliliğinin sağlanmasındaki rolü ortaya konmuştur.

AntropolojiBelgesel filmEtnografya+4
Simge Nur Babalık
Uşak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Entegrasyon ve kolektif hafızanın inşasında sporun rolü: Türkiyemspor Berlin örneği

Bu çalışma, sporun entegrasyon ve kolektif hafızanın inşasındaki etkisini kuruluşunu göç hareketinden alan bir futbol kulübü üzerinden incelemektedir. Çalışma, Türkiyemspor Berlin kadın ve erkek futbol takımının oyuncu, yönetici, aile, taraftar ve resmi kurum yöneticileri ile yapılan yarı yapılandırılmış mülakat ve gözlem sonucunda, futbolun "entegrasyon" açısından etkilerinin sınırlarını ortaya koyarken, "kolektif hafızanın inşası" açısından vatandaş olan göçmenlerin ve azınlık toplulukların geçmişten günümüze seyri açısından ortaya çıkan sonuçlara dair bilgiler sunmaktadır. Katılımcı gözlem ve mülakatlar neticesinde elde edilen bulgular, Türkiye'den Berlin'e göç edenlerin; geleneksel kültürel öğlelerini, dillerini ve iletişim biçimlerini koruyarak, yerleşik toplum ve diğer göçmenlerle spor aracılığıyla ilişki kurduklarını göstermiştir. Aynı zamanda Türklerin, menşe ülkeye dair aidiyetlerini ve kültürel kimliklerini muhafaza ettikleri tespit edilmiştir. Araştırma, sporun ve özelde futbolun, mekânlar ve sosyal ağlar aracılığıyla kolektif hafızanın inşasında rol oynadığını, kulübün alanlarının göçmen toplulukların hafızalarını pekiştirdiğini ortaya koymuştur. Bu yönüyle araştırma; spora katılım, entegrasyon, kolektif hafıza, cinsiyet ve çok kültürlülük arasındaki ilişkinin daha somut bir şekilde anlaşılmasına katkı sağlarken futbol, entegrasyon ve kolektif hafıza çerçevesinde yapılacak olan disiplinler arası çalışmalar için tartışmaları barındırmaktadır.

AlmanyaKültürel bellekToplumsal bellek+1
Murat Soysal
Uşak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Toplumsal bellekte kurulan "adaletsizliğin kürsüsü": Uğur Mumcu örneği

Gerçekleşmesinin ardından adaletin gereği gibi sağlanamadığı fikrinin hâkim olduğu kimi olaylar, o olaylardan etkilenen insan grupları açısından uyarlanma mecburiyeti yaratan bir özellik taşımaktadır. Bu bağlamda tez, Uğur Mumcu suikastını ve Uğur Mumcu'yu anan toplulukları merkeze alarak, insan gruplarında egemen olan adaletsizlik algısının toplumsal bellekte ne şekilde yansımalar meydana getirdiğini göstermeye çalışmaktadır. 24.01.1993 günü Uğur Mumcu bir suikast sonucu öldürülmüş, bu cinayetin ardından kimi topluluklar onu anmayı, aradan geçen on yıllara rağmen sürdürmüşlerdir. Bu anma etkinliklerinde, bir kısmı Uğur Mumcu anmalarına özgü ritüeller, semboller, kimlikler, "hafıza mekânları" ortaya çıkmış, etkinliklerin takvimi, duygudaşlığı ve örgütlenmesi meydana gelmiştir. Süreç içinde toplumsal bellek, adaletsizliğin onarıcı yönünden mahrum kalan kişilerce araçsallaştırılmıştır. Öte yandan aynı adaletsizlik algısı, toplumsal aktörlerin kimliklerini besleyen ve o kimlikleri ifşa edebilecekleri, meşruiyetini adalet arayışının toplumsal haklılığından alan ve tezde "adaletsizliğin kürsüsü" şeklinde isimlendirilen bir zemin yaratmaktadır. Bu zeminde ortaya konan etkinlikler, performanslar, tutumlar ve uygulanagelen ritüeller ile, bireyler ve insan grupları kimliklerini kendilerine ve topluma göstermektedir. Bu çerçevede adalet arayışına dair söylem ve bir toplumsal figür olarak Uğur Mumcu, süreç içinde yeni anlam ve işlevler kazanmıştır. Sonuçta toplum, adaletsizliğe uyarlanma çabası içinde toplumsal belleği kullanmakta, zamanla aynı toplumsal bellek, grupların kendi kimliklerini görünür kılabilecekleri bir alana dönüşmektedir.

AdaletsizlikMumcu, UğurSuikast+2
Vecdi Olgaç Över
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Yaşamsal bir kolaj-köşebaşı hikayeleri

Araştırmanın özünü oluşturan hikâye kavramının ortaya çıkmasında, benliğimde ve belleğimde vurucu izler bırakan yaşantı parçaları rol oynamıştır. Yaşamımın ve bazı yaşantıların kırılgan yönü, hikâyelerin üzerimde bıraktığı etkiler, sanat ve hikâye ilişkisi üzerine incelemeler yapıp, bu incelemeler sonucunda görsel sanatlar bağlamında ürettiğim çalışmalarımın var olmasına sebebiyet vermiştir. Hikâye nesiller boyunca bir şeyleri iletmenin en eski yöntemlerinden biri olmuştur. Tarihsel serüvenine odaklandığımızda, geçmişten günümüze insanların yaşantılarını, tecrübelerini, tüm değerlerini aktarma eğiliminde etkin rol oynayan hikâye, her dönemde yeni teknikleri bünyesinde bulundurarak varlığını canlı kılmaktadır. Yaşam- ölüm- yaşam ekseninde döngüsünü sürdürmüş olan hikâye, sözlü kültür öncesi, sözlü kültür ve yazılı kültür, dijital çağ olmak üzere her dönemde yeni tekniklerle donanmış ve bu teknikler hikâyenin belleği işlevi gören yeni formlarla çeşitlenmiştir. Araştırmada hikâyenin tarihsel serüveninin ve hikâyeler oluşturan hayatların, benliğim ve insanlar üzerindeki etkileri irdelenmiştir. Otobiyografik anılar, toplumsal cinsiyet, savaş, ötekileşme, acı, melankoli gibi yaşanmışlık içeren kavramlarla oluşturulmuş yapıtlar, sanat ve sanatçı bağlamında incelenmiştir. Bir var olma biçimi olarak, yaşamın içinde kendimi biçimlendirip, anlamlandırıp, tanımladığım yer olan hikâyeler sanatsal uygularımda varlığını sürdürmektedir. Farklı zaman ve mekânlardan toplanmış görsel, işitsel, nesne ve düşünce parçalarıyla bütünleştirdiğim, biçimlendirip, anlamlandırdığım sanatsal uygulamalarım çözümlemeleriyle sunulmaktadır.

BellekHikayeResim sanatı+4
Meltem Begiç
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

1960-1980 döneminin izleri: zamansallık, kuşak ve bellek

Altmışlı ve yetmişli yılların kolektif belleğine odaklanan bu tezde, dönemin toplumsal deneyiminin bugün nasıl hatırlandığı ve anlamlandırıldığı meselesi temel izlektir. İki darbe arasına sıkışan, ortası bir muhtırayla —veya yumuşak bir darbeyle— işaretlenen, önemli tarihsel olaylara, yurttaşı önceleyen bir anayasaya, kendine özgü kültürel pratiklere, toplumsal hareketlere ve düşünüş-eyleyiş tarzlarına sahip bu dönem Türkiye tarihi içerisinde ayırt edici bir deneyim anına karşılık geliyor. Bu durumla ilişkili olarak bireysel belleklerde ortak bir etki yaratan bu dönemin özgün bir kuşak deneyimi ve belleği yarattığını öne sürüyorum. Türkiye tarihinde özel bir parantezle anılan altmışlı-yetmişli yıllar, öncesine ve sonrasına oranla siyasi belirlenimin çok yoğun seyrettiği bir dönem olmasıyla öne çıkıyor. Ayrıca aynı anda özgürlükçü ve çatışmacı ortama ev sahipliği yapan bu dönem dikkat çekici tarihsel olayların damga vurduğu bir aralık olarak bireysel ve kolektif momentlerin kesişim alanında kayda değer bir etki yaratmasıyla dikkat çekiyor. Bu doğrultuda dönemi deneyimlemiş kişilerin anlatıları üzerinden geçmişin şimdiki zamanda bellek olarak nasıl tezahür ettiğini anlamaya çalışıyorum. Her kuşak, içinde yaşadığı zamanı biricik görme eğiliminde olsa da, altmışlı ve yetmişli yıllarda cereyan eden önemli tarihsel olayların yön verdiği yaşamların daha keskin bir deneyim çerçevesi içerisine yerleştiğini öne sürüyorum.

Askeri müdahaleBellekKolektif bellek+3
Özge Özdemir
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de soylulaştırma sürecinde yıkılan belleğin sanat eseri üzerinden inşası

Bu yüksek lisans sanat çalışması raporunda, Türkiye'de soylulaştırma sürecinin değiştirdiği kent ve bununla birlikte yok olan toplumsal hafızanın, sanat ve sanatçı üstündeki etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu hedef doğrultusunda ilk bölümde soylulaştırmanın, kent ve toplum üzerindeki etkisi irdelenmiş ve soylulaştırma hareketinin gelişimi ile birlikte safhaları işlenmiştir. Bu sürecin sonucu olarak; yerinden edilen, mekânsal dışlanma yaşayan kent sakinleri konu bağlamında işlenmiş ve bellek kaybı araştırılmıştır. Bu sonuçlarla birlikte sanatçıların bu süreçteki rolleri incelenmiştir. Sanatçıların, soylulaştırma hareketinde öncü olarak olumlu bir tutum sergilemesinin süreci hızlandırdığı ifade edilirken diğer yandan bu sürece karşı takındıkları negatif tavır da anlatılmıştır. İkinci bölümde, Ankara ve İstanbul'da, soylulaştırma sürecinde yıkılan toplumsal belleğin sanat eserleri ile inşası incelenmiş ve bu konu hakkında, sanat çalışması sürecinde üretilen uygulamalı çalışmalar, bellek, mekân ve sanatçı ilişkileri bağlamında sunulmuştur. Anahtar sözcükler: Soylulaştırma, kent, sosyal bellek, sanatçı, sanat eseri, mekân

KentlerMekanMutenalaştırma+3
Ecevit Emre Ellialtıoğlu
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Anadolu pop/rock'ta toplumsal belleğin izini sürmek: 1960'lı ve 1970'li yıllar

Bu çalışma, 1960'lı ve 1970'li yıllarda Anadolu pop/rock müziğinin toplumsal belleğin içine nasıl yerleştiği sorusunu merkeze almaktadır. Kuramsal repertuvarında toplumsal bellek, popüler bellek ve kültürel/iletişimsel bellek kavramsallaştırmalarını ele alan bu tezde, Anadolu pop/rock'ın izinin bellek anlatılarında sürülmesi amaçlanmıştır. Anadolu pop/rock'ın bellekteki yansımalarını anlama gayretiyle sunulan kuramsal ve kavramsal çerçeveden hareketle görüşmecilerin anlatıları incelenmiştir. Derinlemesine görüşme yöntemi nitel araştırma kapsamında veri toplama metodu olarak belirlenmiştir. Görüşmeler on beş görüşmeci ile yarı yapılandırılmış sorular rehberliğinde gerçekleşmiş ve analize dâhil edilmiştir. Görüşmelerin yanı sıra, destekleyici sözlü ve yazılı kaynaklardan yararlanılmış ve anlatıların bu bileşenlerle analiz edilmesi hedeflenmiştir. Araştırma bu çerçevede Türkiye toplumsal tarihinin sosyo-politik kırılma noktalarını Anadolu pop/rock müziği üzerinden kurulan bellek anlatıları yoluyla izlemiştir. Bu tez, Anadolu pop/rock'ın toplumsal olayları, değişim ve dönüşüm süreçlerini içine alış biçimlerinin serimlenebileceğini göstermektedir. Bu çalışmada, 1960'lı ve 1970'li yılların toplumsal gerçeklerine daha yakından bakabilmek için Anadolu pop/rock'ın yeni ve kapsayıcı bir pencere açtığı görülmüştür. Bununla birlikte, Anadolu pop/rock'ın görüşmecilerin bellek anlatılarına çeşitli duygulanım ve coşkulanımlar ile yerleştiği gözlemlenmiştir. Sonuç olarak, Anadolu pop/rock, içinde yer aldığı sosyo-kültürel bağlama ilişkin zengin bir izlek sunarak toplumsal bellek inşasının çeşitli boyutlarını göstermiştir.

AnadoluKültürel bellekMüzik+4
Gökçen Sena Duman
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Erken Cumhuriyet Dönemi fotoğraf sanatı: İdeoloji ve inşa

Türkiye'de fotoğrafın yaygınlaşması ve bir sanat disiplini olarak görünür hale gelmesinde, Osmanlı İmparatorluğu'ndan devralınan mirasın, Erken Cumhuriyet Dönemi devlet politikalarını destekler nitelikteki fotoğraf kullanımıyla sürmesi etkili olmuştur. Türkiye Cumhuriyeti'nin ideallerini ve anlatısını oluşturmakta, ulus devletin ve toplumsal belleğin inşasında sanat, başat aygıtlardan biri olmuştur. Tez kapsamında, bu inşa sürecinde, fotoğrafın rolü araştırılarak, gerçekleştirilen çalışmaların, amatör fotoğrafçılığa ve fotoğraf sanatına katkıları irdelenmiştir. Fotoğrafa dair, özellikle devlet kurumları aracılığıyla yapılan çalışmalar, göstergebilimsel ve içeriksel yöntemlerin sentezinden yararlanılarak ele alınmıştır. Fotoğrafın sosyokültürel bağlamla ilişkisi nedeniyle, Erken Cumhuriyet Dönemi'nin fotoğraf anlayışı, kültürel ve toplumsal bellek, ideoloji, iktidar ve söylem gibi kavramlarla bağlantılı olarak değerlendirilmiştir. Türkiye Cumhuriyeti'nin, hemen hepsi "yeni" olan endüstri, tarım, savunma, havacılık, eğitim gibi alanlardaki yatırımları ve sosyal politikaları tanıtılmaya çalışılmış, öte yanan, fotoğrafçılar da kurguladıkları fotoğraflarla gerek bu sürece gerekse amatör fotoğrafçılığa ve fotoğraf sanatına katkı sunmuştur. Devlet kurumlarının yanı sıra, dönemin gazete ve süreli yayınları da Türkiye'de fotoğrafın bir sanat disiplini olarak görünür olması ve yaygınlaşması için çalışmıştır.

Cumhuriyet DönemiFotoğrafFotoğraf sanatı+5
İsmet Meltem Çetinkök Afşar
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Bellek metaforu ve dönüşen imgeler

"Bellek Metaforu ve Dönüşen İmgeler" başlıklı raporda; tarih, kültür ve toplumsal verilerden etkilenen varlığın geçmiş süreçlerinde ki, bellek alanları sorgulanmış ve bu bağlamlar göz önünde bulundurularak uygulamalar yapılmıştır. Bu doğrultuda doğduğu andan itibaren nesne ile temas eden varlığın temsili, metaforik olguyla nesne-varlık arasında kalan boşluğun doldurulmasıyla ortaya konulmuştur. Böylelikle nesnelerin sıradanlıktan çıkarılarak sanat alanında ki 'şeylerin' yerini temsil etmesi bellek kavramını sorgulatmıştır. Bu bağlamda, raporun birinci bölümünde; 'bellek' ve 'metafor' kavramlarının tarihsel süreçte nasıl ortaya çıktığı araştırılıp, bellek alanları olarak konumlanan nesnelerin neliği üzerinde durulmuştur. Nesne, unutulmaya yüz tutmuş geçmiş bilgilerini hatırlattığı ve metaforik anlamda bellek alanları yarattığı tespit edilmiştir. İkinci bölümde bireysel ve toplumsal belleğin varlığını sürdürdüğü anlatılar incelendiğinde; travmaların (savaş, yıkımlar) sanatçı çalışmalarının konusu olduğu saptanmış ve gerçeği yansıtamayan geçmiş izlerinin ortaya konulma sürecinin metaforik olguyu ortaya çıkardığı görülmüştür. Böylece metafor, sanatın bir ifade biçimi olduğu gözlemlenmiştir. Üçüncü bölümde ise, benliğin ilk uğrağı olan 'ev' kavramı sorgulanıp içerisine konumlanan nesnelerin hafızası sorgulanmıştır. Sonuç olarak 'varlık' bu raporun ana karakteri olurken, varlığa ulaşmak için uğrakları olan 'şeyler' temsili olarak sanat çalışmasına dönüştürülmüştür. Bu kapsamda varlığa ulaşmak için bellek kavramı sorgulanmış ve orada konumlanmış geçmiş izleri, günümüz sanat diliyle kurgulanmıştır. Anahtar Sözcükler: Bellek, metafor, mekân, nesne, özne, iz, toplumsal hafıza, 'Ben', hatırlama, unutma

BellekHatırlamaMekan+6
Betül Ünlüçoban
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Medya ve toplumsal bellek: 15 temmuz darbe girişimi üzerine bir inceleme

Bu çalışma, 15 Temmuz darbe girişiminin toplumsal belleği üzerine bir incelemedir. Toplumsal bellek Halbwachs'ın çizdiği kuramsal tartışma çerçevesinde aktarılmıştır. Bu açıdan, toplumsal bellek, içinde bulunulan grubun çerçevesine uygun bir şekilde ve şimdi içinden inşa edilen bir mücadele alanı olarak kavramsallaştırılmıştır. Toplumsal belleğin şimdi içinden inşa edilmesi, ona siyasal bir nitelik katar. Dolayısıyla, toplumsal bellek ulus-kimliğinin inşasında verimli ve etkili bir alandır. Halbwachs'ın belleğin toplumsallık içinde var olduğunu söylemesi toplumsal hatırlatıcılara işaret eder. İletişim teknolojilerinin gelişimi belleğin sınırını insan yeterliliklerinden kopartarak belleği genişletmiş ve aktarımı sağlamıştır. Böylece, medya toplumsal belleğin en önemli toplumsal hatırlatıcısı olmuştur. Öte yandan, medyanın ulus-kurucu anlatılardaki üstünlüğü onu iktidarın toplumsal bellek inşasında kritik bir noktaya yerleştirmiştir. 15 Temmuz darbe girişimi, AKP iktidarının son yıllarda inşa ettiği toplumsal belleği yakalamak için önemli bir toplumsal olaydır. Öte yandan; 15 Temmuz darbe girişiminde medyanın konumu konuyu medya ve onun toplumla ilişkisi çerçevesinde incelemek için imkan tanımıştır. Kavramsal bölümde aktarılanlar çalışmanın yöntemi için belirleyici olmuştur. Böylece, çalışma nitel bir araştırma olup veriler derinlemesine mülakat yöntemiyle toplanmıştır. Çalışma, 15 Temmuz darbe girişimine ait toplumsal bellek inşasında, iktidarın bellek rejimi belirlemeciliğini ve medyanın buradaki yerini saptanmaya çalışılmıştır.

15 Temmuz 2016 müdahalesiAskeri müdahaleBellek+3
Gizem Herdem
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessEN

Idiosyncratic memory: Self construction in Thomas Wolfe's Look Homeward, Angel

Memory is a social structure, lying at the root of culture that connects individual lives through language, history, literature and innumerable cultural texts, narratives, historical documents, and museums, monuments and even historical sites. It is language-based; being ever-evolving mental faculty, memory is continuous construction and reconstruction of mind and self. The social movement in constructionist psychology treats it as a narrative or as a story telling activity— a sort of fictionalization of perceptual experiences. Remembering is accordingly sensed as an act of creating/recreating memory by narrating it through a channel of language, which's meaning and construction vary from person to person, and according to circumstances of now self, environment or audiences whom it is told. For this thesis, a framework synthesizing various but interrelated concepts mostly from memory literature and several humanities on memory like philosophy, psychology and history provides critical perspective and theoretical background in the analysis of American author Thomas Wolfe's first autobiographical work Look Homeward, Angel: A Story of the Buried Life (2006). The thesis also surveys contemporary and classic memory literature including American authors Pagan Kennedy (Confessions of a Memory Eater, 2013) and Vladimir Nabokov (Speak, Memory, 1989) and British authors Tom McCarthy (Remainder, 2005) and Kazuo Ishiguro (The Buried Giant, 2015) and Check author Milan Kundera (The Book of Laughter and Forgetting, 1982). Each of those stories idiosyncratically tells memory through literary themes of remembrance, amnesia, identity search or existential crisis. In a sense, the thesis addresses how and in what ways literature may reflect philosophy, psychology and history that tackle memory scientifically. Likewise, studying the ways Wolfe modified and narrated his actual experiences in his literary work is linked with an understanding of the writer's world, which is as well related to social, cultural, historical political and also literary contexts in the production and the reproduction of Look Homeward Angel, and their examination in the scope of this study; however, "autobiography is itself a major source of concern because of its very instability in terms of the postulated opposites between self and world, literature and history, facts and fiction, subject and objects (Marcus 7). Self-other or subject-object dichotomies, which underlie the persistent dialectic in the criticism of autobiography as both literary and historical narrative, are revisited, criticized and developed in the analysis of the self representation in Look Homeward, Angel.

American literatureSemantic memoryWestern literature+7
Serhat Akbak
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00

Related subjects