Minstrel literature
85 theses under this subject heading
20. yy. Doğu Anadolu taşlamalarında mizahın protesto işlevi
Türk halk edebiyatı içerisinde yer alan âşık edebiyatı toplum hayatının aynası niteliğinde eserlerden oluşmaktadır. Âşıklar yaşadıkları her dönemde çağın tanığı ve toplumun aynası görevi görmüşlerdir. İçinde yaşadıkları topluma karşı kendilerini sorumlu tutan âşıklar yazdıkları şiirlerde toplumu ilgilendiren hemen her konuda söz söyleyerek farklı işlevler üstlenmiş ve bu işlevleri yerine getirmişlerdir. Âşık edebiyatı ürünleri incelendiğinde; toplumun düşünce yapısı, manevî değerleri, duygu dünyası, yaratıldıkları dönemin şartları anlaşılabilmektedir. Âşık edebiyatı nazım türlerinden biri olan taşlamalar; bireyin, toplumun, kurumların aksayan yönlerini eleştirmek için yazılan şiirlerdir. Âşıklar taşlamalarını farklı üsluplarla yazmışlardır. Bu üsluplardan biri de mizahî üsluptur. Taşlamalarda kullanılan mizah, protesto edilen bozukluğu/eksikliği gülünç göstermeyi amaçlamaktadır. 20.yy Doğu Anadolu Taşlamalarında Mizahın Protesto İşlevi adlı çalışmanın amacı mizahın eğlenme ve eğlendirme dışında işlevlerinin de varlığını ve bu işlevlerden biri olan protesto işlevinin taşlamalarda kullanımını incelemektir. Âşıklar, farklı dönem ve yörelerde yazdıkları taşlamalarında mizah yardımıyla bireyler, siyasî, sosyal, dinî ve ekonomik konular, doğa olaylarıyla hayvanlar, felek, sevgili, ölüm gibi konular başta olmak üzere birçok olay, kişi, durum ve kurumu eleştirmişlerdir. 20. yy ise Türkiye için toplumsal ve siyasî birçok değişikliğin yaşandığı bir dönem olması nedeniyle dönemin âşık edebiyatı ürünlerine farklı biçimlerde kaynaklık etmiştir. Çalışma beş ana bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın birinci bölümü Temel Kavramlar başlığı altında mizah, hiciv, protesto, Âşık edebiyatı, taşlama kavramlarının açıklamasına ayrılmıştır. İkinci bölümde -edebiyat oluşturulduğu toplumdan ayrı düşünülemez düşüncesiyle- 20. yüzyıl Türkiye'sine Genel Bir Bakış başlığı altında 20. yüzyılda dünyada ve Türkiye'de meydana gelen gelişmeler incelenmiştir. Üçüncü bölümde Mizah ve Hiciv İlişkisine yer verilmiş, alt başlık olarak Türk Halk edebiyatında mizah ve hiciv ilişkisi yazılı ve sözlü halk edebiyatı türleri çerçevesinde incelenmiştir. Dördüncü bölümde Protesto İşlevi ana başlığı altında işlevsel kuram ve folklorun protesto işlevi, âşıkların protesto işlevi, mizahın protesto işlevi incelenmiştir. Çalışmanın beşinci ve son bölümünde Örnek Metinler Çerçevesinde 20. Yy. Doğu Anadolu Taşlamalarında Mizahın Protesto İşlevinin Analizi yapılmıştır. Her metin, alındığı kaynak kitaplardaki yazım ve noktalama işaretlerine sadık kalınarak teze alınmış ve metinden sonra metin analizine yer verilmiştir. Metinlerde yer alan Doğu Anadolu Bölgesi'ne has kelimeler tezin son kısmında Sözlük başlığı altında şiirlere ait numaralar ile gösterilmiş ve kelimelerin anlamları Türk Dil Kurumu Derleme Sözlüğü'nden ve Türk Dil Kurumu Türkçe Sözlük 'ten bulunarak yazılmıştır. Çalışmada 20. yy'da Doğu Anadolu'da yaşamış âşıkların şiirleri taranmış, İşlevsel Halkbilimi Kuramı çerçevesinde örneklem yöntemi kullanılarak bu yüzyılda Doğu Anadolu âşıkları tarafından en çok işlenen konular başlıklar altında toplanmıştır. İncelenen örnekler sonucunda mizahın gülmeceden çok ironi ve yergi anlamında kullanıldığı, mizahın, âşığın ve taşlamanın işlevlerinin örtüştüğü belirlenmiştir. Taşlamalarda, mizahın aynı zamanda protesto edilen kişi/kurum/olay/durum hakkında halkı uyarma ve bilgilendirme işlevlerinde kullanıldığı da görülmüştür. Anahtar Sözcükler Mizah, 20.yy, Doğu Anadolu, Taşlama, Protesto, İşlev, Âşık Edebiyatı.
Türk âşık edebiyatı açıklamalı sözlüğü
Türk halk edebiyatının türleri arasında önemli bir yere sahip olan âşık edebiyatının öneminin büyük olduğu bilinmektedir. Bu nedenle halk edebiyatı teorileri açısından âşık edebiyatının incelenmesi edebiyat ve Türk halk bilimi açısından ciddi bir önem arz etmektedir. Âşık edebiyatı, toplum yapısını gerek mizahi gerekse ciddi bir üslupla betimleyen ve bazen eleştiren, halkına arzularını, duygu ve düşüncelerini epik ve lirik şekilde dile getiren ve bunu yaparken de halkı düşündüren, yol gösteren Türkler'e özgü bir yaratıcılık geleneğidir. Ayrıca, âşık edebiyatı âşıkların meydana getirdiği eserlerin oluşturduğu ve halk edebiyatında yer alan bir kol olarak da tanımlanmaktadır. Âşık edebiyatı, halk diliyle ve hece vezniyle meydana getirilmekle birlikte saz eşliğinde söylenen şiirlerden oluşan geleneksel edebiyatımızın adı olarak da bilinmektedir. Başka bir deyişle, anonim ürünlerin haricinde kalan şiirlerin (koşma, destan, semâî, kalenderî vb.) oluşturduğu tür âşık edebiyatı olarak adlandırılır. Âşık edebiyatının aslı İslamiyet'in kabulünden önceki sözlü edebiyat dönemine dayanmaktadır. Hangi şekilde adlandırılırsa adlandırılsın toplumun istek ve düşüncelerini sazlarıyla sözleriyle dile getiren saz şiiri sanatçıları ve onların ürettikleri insanlık tarihi kadar eskidir. Bu sanatçılar ve yarattıkları, kültürün birer parçası ve aynı zamanda birer taşıyıcısıdır. Türk coğrafyalarında yaratılmış ve varlığını sürdürmüş olan âşık sanatı, Türk coğrafyaları dışında da Ermenistan, Yunanistan gibi birçok coğrafyada da kendisine yaratılma alanı bulmuş ve her coğrafyanın diliyle, kültürüyle, yaşam biçimiyle vs. yaratılıp şekillenmiştir. Her sanatçı yöresinin insanına, içinde bulunduğu duruma göre söz söylemiş ve buna göre enstrümanını seçmiştir. Sazın günah kabul edilip yasaklandığı toplumlarda sazlar susmuş ve yalnızca sözler konuşmuştur. Sanatçılar sadece saz ve söz üstatlığı yapmamış, aynı zamanda hasta iyileştirme, falcılık, büyü ve sihir, din adamı, merasimleri yöneten şahıs, halk kahramanı gibi kimliklere de sahip kişiler olmuşlardır. Bu âşık geleneğinin ve geleneğin yaratıcılarının ne ölçüde geniş bir kapsama sahip olduklarını göstermektedir. Mitolojiden sufizme, kırsal kesimden saraylara, ağıtların okunduğu hanelerden eğlence muhitlerine kadar geniş bir yelpazede yaşayan ve yaşatılan bu gelenek tarihe ve kültüre ışık tutan en güzel miraslarımızdan biridir. Bu çalışmanın temel amacı âşık edebiyatının ne olduğunu anlamaya yardımcı olarak temel kavram ve ilkelerin üzerinde durmak ve konu ile alakalı bir sözlük oluşturmaktır. Dolayısıyla bu çalışmayı okuyan kişinin âşık edebiyatı hakkında detaylı bir bilgiye sahip olması ve konu ile alakalı ilke ve terimleri öğrenmesi amaçlanmaktadır. Çalışmaya başlamadan önce ve çalışmaya başladıktan sonra detaylı araştırmalar yapılarak çalışma oluşturulmuştur. Çalışma konumuzu belirlemeden önce, halk edebiyatının üç farklı kolu olan anonim halk edebiyatı, vi tekke- tasavvuf edebiyatı ve âşık edebiyatı üzerine Türkiye'de ve komşu coğrafyalarda yapılmış birtakım çalışmaları inceledik. Halk edebiyatı terimlerinin, motiflerinin, temalarının, türlerinin yer aldığı halk edebiyatının genel sözlüğü birçok akademisyenimiz tarafından çalışılmış olmasına karşın, halk edebiyatının alt kolları olan anonim halk edebiyatı, tekke- tasavvuf edebiyatı ve âşık edebiyatının terimleri, motifleri, temaları, türleri üzerine bir sözlük çalışmasının yapılmadığını gördük. Halkın kültürünü eğitici ve eğlendirici bir işlevle, sözlü ve yazılı olarak halka aşılayan ve aktaran âşık edebiyatımızın kendisine has bir sözlüğü olması gerekmektedir. Bu yüzden çalışma konumuzun ''Türk Âşık Edebiyatı Açıklamalı Sözlüğü'' şeklinde olmasına karar verdik. Nitekim böyle bir çalışma Türk edebiyat biliminde ve Türk halk edebiyatı araştırmalarında ayrıca somut bir konu olarak ele alınmamıştır. Çalışmamızda farklı Türk coğrafyalarında ve kısmen de Türkiye'deki bazı yörelerde saz şiiri sanatının türleri, biçimleri, bunların geçmişten günümüze kadar değişik şekilde adlandırılmaları, coğrafyalara göre bu sanatın yaşatılma şekilleri, beslendiği kaynaklar, etkilediği ve etkilendiği alanların (bilim, tarih, müzik, inanç, felsefe vs.) neler olduğuna ve bu alanlarla nasıl bir ilişki içerisinde olduğuna değinilmiştir. Ayrıca, diğer edebi dönemler ile ortak türleri ele alıp, bu türlerin şekil ve muhteva özellikleri, saz şiiri geleneğinin üretildiği ve şekillendiği muhitler ve geleneğin bu muhitlerdeki üretilme şekillerinin neler olduğu üzerinde de durulmuştur. Bu sanatın ilk yaratıcıları, onların özellikleri ve birbirleri ile benzerliklerinin olup olmadığı ve üretilen eserlerin bu yaratıcılar tarafından nasıl icra edildiğine dair hususlar da ele alınmıştır. Bunlara ilaveten, çalışmada geleneğin yaratıcılarının nasıl ve neye göre adlandırıldıkları, adlandırılma yapılırken ortamın, sanatçının becerilerinin, sanatın icra edildiği toplumun bu adlandırma üzerindeki etkisinin olup olmadığı, sanatçıların ve toplumun bu sanata katkılarının neler olduğu da incelenmiştir. Geleneğin toplumun kültür ve yaşantısı üzerindeki etkisi gibi muhtevalar ele alacağımız kavramlarda anlamsal olarak yer edinmiştir. Direkt kavram başlıkları olarak çalışmamızda yer almayan bu muhtevalar, daha önce çalışılmış kitap, dergi, makale vs. kaynaklardan yararlanılarak sözlük çalışmamızda yer edinecektir. Söz kadar sazın da etkili olduğu bu sanatta ele aldığımız kavramlar ile sazlı-sözlü sanatın yanı sıra bu sanatın yaratıcılarının sanatlarını yaratırken bulundukları muhitler, bu muhitlerin yaratıcının sazı ve sözü üzerindeki etkisi, sanatın yaratıldığı dönemin şartları ve toplum üzerindeki sosyo-ekonomik, siyasal, sanatsal kazanımların ve kayıpların Türk âşık edebiyatında ve bizim nazarımızda ehemmiyeti büyüktür. Kavramlarımızda muhteva olarak yer verdiğimiz bu konular saz şiiri sanatının çok eski bir geçmişe sahip olduğuna ve zengin bir kültürel birikimle yaratıldığına bir nebze olsun açıklık getirmektedir. Kavramları açıklarken daha etkili ve açıklayıcı bir anlatım tekniği kullanabilmek ve düşüncelerimizi somutlaştırmak adına saz şiiri sanatının üstatları tarafından yaratılmış mısralara da örnek olarak yer verdik. Farklı kaynaklardan derleyerek çalışmamızda yer verdiğimiz örnekler, bu sanatı hem daha somut bir şekilde ele vii almamızda hem de üstat sanatçılarımızın üstün kabiliyetlerini geçmişten günümüze taşıyıp, yeniden hatırlatmamız da vesile olacaktır. Ayrıca, bu sayede konunun detaylı bir şekilde anlaşılması amaçlanmaktadır. Çalışmamızda Türkiye'de ve Türk dünyası'nda yayımlanmış birçok dergi, makale, ansiklopedik eser ve akademik tezlerden faydalanılmıştır. Kaynak taraması yapıldıktan sonra, çalışacağımız madde başlıklarımızı belirledik ve kendi yorumumuzla da sözlük çalışmamızı ortaya koyduk. Sayısı binin üzerinde olan bu kavramları ansiklopedik düzene göre kaleme aldık. Açıklayacağımız kavramın ilk harfini karşılayacak harfi sözlük kurallarına uygun olarak büyük harfle ve koyu renkte sayfanın başına ortalayarak yerleştirdik. Kavramlar da yine harf sırasına uygun bir şekilde dizilerek açıklanmıştır. Alt başlıklar genel başlıklar ile anlamsal bütünlük sağlayacak şekilde genel başlıkların içerisine (*) işareti ile gösterilerek yerleştirilmiştir. Benzer anlamları ihtiva eden sözcükler gerekli kavrama atıfta bulunmak amacıyla (bk.) ile gösterilmiştir. Teknik olarak bilimsel araştırma yöntemleri esas alınıp, tanımlayıcı, açıklayıcı, örnekleyici yöntemler kullanılmıştır. Kısmen de kullandığımız yöntemlere istinaden yaptığımız yorumlar çalışmamızda mevcuttur. Kavram açıklamalarını da zengin örneklerle destekleme gayretinde bulunarak çalışmamızı sürdürdük. Çalışmanın tanım-bilgi-yorum-örnek aşamalarında gerekli tanımlar, bilgiler, yorumlar, örnekler verildikten sonra çalışmanın içerik kısmı noktalanıp, çalışma boyunca yararlanılan kaynaklara çalışmanın arkasında yer verilmiştir. Ayrıca çalışmada kullandığımız teknikler ve çalışmanın gerek süreç içerisinde gerekse süreç sonunda bizlere kazandırdıkları ile ilgili naçizane düşüncelerimizin yer aldığı bir sonuç kısmı ile çalışmamızı bütünüyle noktaladık. Anahtar Kelimeler: Âşık edebiyatı, halk edebiyatı, sözlük, kavram, sanat, yaratıcılık, gelenek, saz şiiri, çalışma, saz.
Anadolu Alevi-Bektaşi Âşıklık geleneğinde Âşık Nesimi Çimen ve ikitelli cura icrası
ÖZET Anadolu'da tarih öncesi ve sonrası zamanlarda insanlar müzik ve edebiyata ayrı bir ilgi duymuştur. Öyle ki kendi inançsal ve kültürel değerlerini bu iki sanat aracılığı ile anlatan, aktaran ve bu yolla yaygınlaştıran topluluklar var olmuştur. Anadolu Alevi-Bektaşileri bu ender topluluklardandır. Bu kültürde, çalgı eşlikli söz söyleme oldukça eski ve köklü bir gelenek olup folklorik bir yapılanmadan ziyade inancın parçası olmuştur. Söz ve müziğin üreticileri ve taşıyıcıları âşıklar, bu inanç ve kültürün yaşamasında ve geleceğe aktarılmasında önemli rol oynamışlardır. Genel Anadolu âşıklık geleneği içinde Alevi-Bektaşi âşıklık geleneği kendine özgü bir anlayışla yapılanmıştır. İnancını anlatan söz, çalgı, âşık üçlüsü kutsal olarak kabul edilmiştir. Alevi-Bektaşi cem törenlerinin ayrılmaz kutsal çalgısı bağlama, Anadolu'da ikitelli ve üç telli yapılarıyla çeşitlilik göstermektedir. İkitelli; Alevi-Bektaşi inancını, felsefesini ırızva, ruzba gibi yöresel isimleriyle geçmişten günümüze taşıyan en eski bağlama çeşididir. Ruzba düzeni olarak bilinen akortla (La-Mi) çalınan ikitelli bağlama (cura) özellikle Kahramanmaraş-Elbistan, Malatya-Arguvan gibi Alevi-Bektaşi kültürünün yoğun olduğu belli yörelerde semah ve deyiş icralarında kullanılmaktadır. Yerel âşıkların ve zakirlerin icrasıyla daha çok yöresel düzeyde kalan ikitelli bağlamanın, ulusal ve uluslararası düzeyde tanınmasında Âşık Nesimi Çimen'in rolü büyüktür. Nesimi, ikitelli cura icrası ile genelde Anadolu özelde Alevi kültürüne büyük hizmette bulunurken aynı zamanda bu çalgının yok olmasının da önüne geçmiştir. Tümdengelim yöntemiyle Anadolu âşıklık geleneği, Alevi-Bektaşi âşıklık geleneği, bağlama genelinde ikitelli saz ve Nesimi Çimen ikitelli cura icrasının örnek eserler üzerinden incelendiği çalışmamızda kaynak taraması, nota yazımı ve görüşme yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Âşıklık Geleneği, Alevi-Bektaşi Müziği, Nesimi Çimen, Nesimi Sazı, İkitelli cura (Ruzba, Irızva), Şelpe tekniği.
Âşık Kul Duran'ın hayatı ve sanatı üzerine bir inceleme
Bu çalışmada Âşık Kul Duran'ın (Duran Cabul) hayatı, sanatı, sanatçı kişiliği ve âşıklık geleneğindeki yeri ve önemi incelenmiştir. Âşık Kul Duran'ın bağlamayı kendine has bir tavırla icra ettiği ve söylediği türküleri, kendine has bir üslupla yorumladığı tespit edilmiştir. Bu amaçla Âşık Kul Duran'ın bilinmeyen on eseri notaya alınarak müzikal özellikleri bakımından analiz edilmiştir. Ayrıca Âşık Kul Duran'ın şiirlerinde kullandığı biçim, üslup, dil, vezin ve kafiye düzeni incelenerek halk müziği ve âşıklık geleneğine katkıları araştırılmıştır. Âşık'ın hayata bakış açısını anlatan kendi özdeyişlerine bu şekilde çalışmada yer verilmiştir. Böylece daha sonraki akademik ve kültür araştırmalarına kaynak sağlaması amaçlanmıştır. Çalışma temel olarak kaynak tarama yöntemi, röportaj ve kişisel görüşme yöntemleri ile gerçekleştirilmiştir. Yapılan çalışmanın neticesinde Âşık Kul Duran'ın âşıklık geleneğinde ve kültürümüzde önemli bir yere sahip olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Âşık, Bağlama, Türkü, Şiir, Arguvan.
Diyarbakır'lı Mustafa Canan, hayatı ve eserleri
Anadolu'nun kültürel belleğinin yanı sıra kültürel çeşitlilik ve zenginliğinin de önemli bir ifadesi olan aşıklık geleneği; yüzyılların deneyimlerinden süzülerek biçimlenmiş; şiiri, müziği ve hikâye anlatımını içeren çok yönlü bir kültür hazinesidir . Kendine özgü geleneği ve icrası olan âşıklık geleneğinin en önemli niteliği, döneminin yaşayış ve hayata bakış tarzını, estetik değerlerini yansıtarak geniş halk kitlelerine hitap edebilmesidir. Aşık repertuarı; günümüze anonim bir şekilde aktarılan ve aynı biçimsel özellikleri taşıyan âşıklık edebiyatının şiir, söyleyiş ve icra tarzını içinde barındırmaktadır. Bu tarzlar yörelere göre farklı özellikler taşıyabilmekte olup farklı isimlerle de anılabilmektedir. Bu çalışmada kültürel zenginliği, tarihi ve türkülerinde kendine has özellikler taşıyan (tavır, şive, hançere vb.) Diyarbakır müzik geleneğinin önemli temsilcilerinden biri olan Mustafa Canan'ın hayatı, sanat hayatı, eserleri, şiirleri ve eserlerinin müzikal analizlerine yer verilmiştir. Eserler derlenip, notaya alınarak müzikal analizleri yapılmış ve eserler hakkında Mustafa Canan'dan alınan bilgilere yer verilmiştir. Çalışma yöntemi olarak yazılı kaynaklardan yararlanılarak, alan araştırması esnasında alınan sesli kayıtlar ve röportaj yapılarak, Mustafa Canan'ın eserleri çalışma konusu olmuştur. Çalışmanın giriş bölümünde konu ile ilgili problemler, çalışmanın amacı yöntem ve gereklilikler anlatılmıştır. Çalışmanın ikinci kısmı olan literatür taraması/genel bilgiler bölümünde, literatürde yapılan çalışmalardan bahsedilip sanatçı hakkında genel bilgiler ve litaratüredeki yerinden bahsedilmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde Mustafa Canan'ın doğduğu il hakkında genel bilgi verilip, kültürel yapısı, gelenek-görenekleri ve müzik kültürü hakkında bilgi verilmiştir. Çalışmanın dördüncü bölümünde ise Mustafa Canan'ın hayatı hakkında bilgilere yer verilmiştir. Çalışmanın beşinci bölümünde ise, Mustafa Canan'ın 13 eseri notaya alınıp, müzikal açıdan incelemesi yapılmıştır. Çalışmanın altıncı bölümünde Mustafa Canan'ın 7 adet şiiri gösterilmiştir. Sonuç bölümünde, çalışmanın içerisinde yer alan bütün veriler değerlendirilerek elde edilen bulgular verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kültür, Aşıklık geleneği, Şairlik
Köroğlu'nun İran Türkleri anlatmaları üzerine bir inceleme
"Köroğlu'nun İran Türkleri Anlatmaları Üzerine Bir İnceleme" adını taşıyan bu çalışma, İran Türkleri âşık muhitlerinde âşıklar tarafından anlatılan Köroğlu Destanı'nın 11 kolunun, J. M. Adam, A. J. Greimas ve P. Larivaille tarafından ortaya konulan ve anlatının sözdizimi veya beşli şema adı verilen metot ve A. J. Greimas tarafından ortaya konulan eyleyenler metodu kullanılarak ele alınıp çözümlenmesidir. Çalışmamızda incelediğimiz metinlerin daha iyi tahlil edilebilmesi için öncelikle söz konusu metinlerin yaratım ve aktarım yeri olan İran'da yaşayan Türklerin tarihi, coğrafyası ve nüfusu hakkında verdiğimiz kısa bilginin yanı sıra, ilk olarak İran'da derlenen ve Köroğlu Destanı'nın bilim dünyasına tanıtılmasına vesile olan metinden başlayarak günümüze kadarki süreçte Köroğlu'nun İran Türkleri anlatmaları üzerine yapılan derleme ve inceleme çalışmaları hakkındaki bilgi ile sonrasında İran Türkleri âşık muhitlerinde destan anlatma gelenekleri ve anlattıkları Köroğlu Destanı listelendikten sonra çalışmamıza dâhil ettiğimiz metinler, yapısal olarak incelenmiştir. Bu incelemede ilgili metinler, "Kurgu Aşamaları" başlığı altında "Başlangıç durumu, Dönüştürücü öğe (Düğüm), Eylemler dizisi, Dengeleyici/Düzenleyici öğe (Çözüm) ve Bitiş durumu" olmak üzere beş alt başlıkta ve "Eyleyenler ve Oyuncular" başlığı altında ele alınmış ve kolların yapısal çözümlemesi yapılmış ve söz konusu metinlerin özetleri verilmiştir.
Kozanlı Âşık Ali Kemal Yiğit'in hayatı, sanatı ve şiirleri üzerine bir inceleme
Kadim bir geçmişe sahip olan âşıklık geleneği nesilden nesile aktarılarak günümüze kadar gelmiştir. Bu geleneğin günümüze taşınmasındaki en önemli görev şüphesiz kültür taşıyıcısı, geleneğin temsilcisi âşıklarıdır. Sanatlarını icra eden âşıklar sazları ve sözleri ile kültürel unsurları geleceğe taşımışlardır. 21. yüzyılda bile canlılığını sürdüren âşıklık geleneği Türk kültürünün hazinesidir. Âşık Edebiyatı gibi kadim bir geleneği tez çalışması olarak seçmemizin nedeni, teknoloji çağında bile varlığını sürdüren hala gün yüzüne çıkmamış birçok haznedarı bulunan bu geleneğin önemini vurgulamak; hayatı boyunca âşıklık geleneğini yaşatmaya çalışan ve bu geleneğe gönül veren âşıklara yol gösterici olan Ali Kemal Yiğit'i bilim dünyasına tanıtmaktır. Âşıklık geleneğinin Adana'daki güçlü temsilcilerinde olan Ali Kemal Yiğit ile ilgili müstakil bir çalışma henüz yapılmamıştır. Bu çalışmada aşığın hayatı ve sanatı incelenmiştir. 2009 yılında aramızdan ayrılan aşığın ulaşabildiğimiz 276 şiiri, atışma ve mektuplaşmaları çalışmaya dâhil edilmiştir. Bu şiirler şekil ve muhteva bakımından incelenmiştir. Genel itibariyle bu çalışma, Âşık Ali Kemal Yiğit hakkında hazırlanmış bir biyografi çalışmasıdır. Anahtar Sözcükler: Âşıklık geleneği, âşık, Adana, Ali Kemal Yiğit, âşık edebiyatı
19. yüzyıl âşık edebiyatı temsilcilerinin eserlerinde geçen ayet ve hadisler
Türk halk edebiyatında önemli bir yere sahip olan âşık edebiyatı, XV. yüzyılda oluşmaya başlamış ve XVII. yüzyılda teşekkülünü tamamlamıştır. XIX. yüzyılda parlak bir dönem yaşayan âşıklık geleneği, bu yüzyılda güçlü temsilciler yetiştirmiştir. Kaynağı İslamiyet öncesine dayanan âşıklık geleneği, Anadolu'da tarikatların ortaya çıkmasıyla yaygınlaşan tasavvuftan etkilenmiştir. XIX. yüzyıl âşıkları eserlerinde kaynak olarak islami ilimlerden faydalanmışlardır. Bu yüzyılda yetişen âşıklar; şiirlerinde Kur'an-ı Kerim ve ayetlerinden, peygamber kıssalarından ve hadislerden bahsetmişlerdir. Bu dönemin âşıkları şiirlerinde savundukları düşünceyi ispatlamak için ayet ve hadisleri iktibasen, telmihen, aynen ya da mealen kullanma yoluna gitmişlerdir. Şiirlerde başta ilahi aşk olmak üzere yaratılış, sabır, tevekkül, zikir, peygamber kıssaları, ölüm, nefis gibi konular işlenmiştir. Çalışmamızda literatür taraması yapılmış ve araştırma konusu ile ilgili yazılı kaynaklar temin edilmiştir. Nitel araştırma yöntemlerinden doküman incelemesi yapılarak elde edilen veriler toplanmış ve içerik analizine tabi tutulmuştur. XIX. yüzyıl âşık edebiyatı temsilcilerinin eserlerinde geçen sure, ayet ve hadisler tespit edilmiş, şiirlerde kullanılan sure, ayet ve hadislerin açıklamaları verilmiştir. Şiirlerde kullanılan sure, ayet ve hadis sayıları da tespit edilerek ayetlerin ve hadislerin kullanılma nedenleri açıklanmıştır. Yapılan inceleme neticesinde XIX. yüzyılda yetişen âşıklar içerisinden otuz yedi âşık şiirlerinde ayet ve hadislere yer vermiştir. Bu yüzyılda yetişen âşıklar şiirlerinde yetmiş bir sure, yüz elli iki ayet ve yirmi iki hadis kullanmıştır. XIX. yüzyıl âşıkları şiirlerinde en çok A'raf suresi 172. ayet, Bakara suresi 31. ve 117. ayetler, Kehf suresi 65. ayet ve Zuhruf suresi 32. ayeti kullanmışlardır. Şiirlerde en çok kullanılan hadisler ise; Men arefe nefsehû fekad arefe rabbehu, Levlâke levlâk mâ halaktü'l-eflâk, Lâ fetâ illâ Ali la seyfe illâ Zülfikar ve Mûtû kable en temutu şeklindedir. XIX. yüzyıl âşık edebiyatı temsilcilerinin şiirlerinde Kur'an-ı Kerim ve ayetleri, hadisler konu olarak yer edinmiş ve bu dönem âşıkları anlatmak istedikleri düşünceyi ayet ve hadislerle desteklemişlerdir.
Telaferli Âşık Babaoğlu'nun âşık edebiyatı içindeki yeri ve şiir sanatı üzerine bir inceleme
Irak Türkmenlerinin halk edebiyatı ve özellikle de halk şiiri üzerine yapılan akademik çalışmalara katkıda bulunmak amacıyla hazırlanan bu çalışma, Telaferli bir Türkmen şairin yazdığı halk şiirlerinin geleneğini anlamaya yönelik bir araştırmayı kapsamaktadır. Çalışmada, Irak Türkmenlerinden Telaferli Âşık Casim Babaoğlu'nun şiir varlığından seçilen örnekler üzerinde bir inceleme yapılmıştır. Seçilen şiir örnekleri Arap harfleriyle ve Irak Türkmen Türkçesiyle yazılmıştır. Bu şiirler ağız araştırmalarında kullanılan çeviri yazı alfabesiyle transkripsiyon yapılarak Latin harflerine aktarılmıştır. Çalışma dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, Irak Türkmenleri hakkında genel bilgiler verilmekte ve âşık edebiyatı ele alınmaktadır. Âşık edebiyatı hakkında gelen bilgiler verildikten sonra Irak Türkmen âşıklarından kısaca bahsedilmiş ve eserlerinden örnekler verilmiştir. İkinci bölümde ise "Âşık Babaoğlu ve Âşık Edebiyatı Gelenekleri" başlığı altında, öncelikle âşık Babaoğlu'nun hayatı hakkında bilgi verilmiş ve Casim Babaoğlu'nun âşıklık gelenekleri içindeki yeri ele alınmıştır. Üçüncü bölümde ise şairin şiirlerindeki yapı özellikleri, nazım birimi, hane sayısı, vezin, ayak ve kafiye yapısı, nazım şekilleri ve türleri başlığı altında incelenmiştir. Dördüncü bölümde ise "Babaoğlu'nun Şiirlerinde İşlediği Konular" üzerinde ayrıntılı bir inceleme yapılmıştır. "İncelenen Metinler" başlığı altında ise Âşık Casim Babaoğlu'nun şiirlerinden örnekler verilmesi uygun görülmüştür.
Sözlü kültürden âşıkların hazırlayıp sunduğu radyo programlarına aktarılan unsurlar
Âşıklık geleneği, farklı icra ortamları ile günümüzde de varlığını sürdürmektedir. Teknolojinin getirdiği gelişmelerle farklı bir boyuta taşınan gelenek, yeni ortam ve şartlara uyum sağlamıştır. Bu çalışmada, yeni icra ortamlarından biri olan radyoda âşıkların hazırlayıp sunduğu programlar incelenmiştir. Çalışmanın teorik çerçevesini oluşturan kaynakların yanı sıra, radyolarda yapılan programların kayıtları temel kaynak olarak kullanılmıştır. Çalışmanın amacı, sözlü kültür unsurlarının elektronik kültür ortamına aktarımını incelemektir. Elektronik kültür ortamı, "radyo programları" özelinde ele alınmıştır. Bu programlardan hareketle; elektronik kültür ortamında geleneğin aktarılma biçimi ve temsilinin tespiti, geleneğin icra yapısındaki değişim ve dönüşümün nasıl gerçekleştiği, programların işlevleri ve elektronik icra yapısının incelenmesi, genel amaca hizmet eden diğer amaçlardır. Bu çalışma; giriş, üç bölüm ve metinlerden oluşmaktadır. Giriş kısmında, âşıklık geleneğinin, üçüncü kültür ortamı olan elektronik kültür ortamına geçişinin değerlendirilmesi yapılmış; konuyla ilgili çalışmalar verilmiştir. Birinci Bölüm'de, âşıklık geleneğinin icra ortamları, "sözlü icra mekânları", "yazılı icra mekânları" ve "elektronik icra mekânları" kapsamında ele alınmıştır. Ayrıca, Anadolu âşıklığının fasıl yapısı, yöreler ve icra düzeni doğrultusunda incelenmiştir. İkinci Bölüm, yeni bir "aktarım ortamı" olan radyo ve radyolarda yapılan âşık programlarının yapısı üzerine oluşturulmuştur. Geleneğin radyo programlarında aktarımı; icra, icracı, dinleyici ve mekân açısından bütüncül bir yaklaşımla ele alınmıştır. Üçüncü Bölüm'de, sözlü icra ortamından radyo programlarına taşınan sözlü kültür ürünlerinden seçilmiş örnekler verilmiştir. Ayrıca, sözlü doğal icra mekânları ile radyoda yapılan programlar mukayese edilmiştir. Elde ettiğimiz sonuçlar; sona erdiği düşünülen geleneğin, 21. yüzyılda elektronik icra ortamlarında sürdürüldüğü yönündedir. Âşıklık geleneği, günümüzde, radyoda temsil edilmekte; üretilmekte ve aktarılmaya devam etmektedir. Çalışmamızda kullandığımız radyo programlarından yazıya geçirilmiş örnek metinler, çalışmanın sonuna eklenmiştir. Anahtar Kelimeler: Elektronik icra mekânları, radyo, radyo programları, âşıklar ve radyo programları
Osmaniye/Bahçe halk kültürü üzerine bir araştırma
Bu çalışmada Osmaniye ili Bahçe ilçesi geçiş dönemleri olan doğum, evlenme ve ölüm âdetleri ve bunlara bağlı inanışlar, bayram tören ve kutlamalar, halk inanışları, halk mutfağı, halk zanaatları, sözlü tarih ve çocuk oyunları, anonim halk edebiyatı ve âşık edebiyatı üzerinde durulmuştur. Birinci bölümde halk kültürü ile ilgili ele alınan konularda yazılı kaynaklardan yararlanılmış ve sonrasında ise yörede yapılmış olan derlemelerle elde edilen bilgiler doğrultusunda yöre kültürünün eski Türk gelenek ve âdetleri ile ilgili ilişkileri tespit edilmeye çalışılmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde ise manzum, manzum-mensur ve mensur anonim halk edebiyatı ürünlerine yer verilmiştir. Her bölüm sonunda da verilen ürünle ilgili biçim ve içerik değerlendirmesi yapılmıştır. Üçüncü bölüm ise âşık edebiyatından oluşmaktadır. Bu bölümde günümüzde yörede yaşayan âşıkların kısaca hayatı anlatılmış ve işledikleri konulara göre şiirlerinden örnekler verilmiştir. Aynı zamanda verilen şiirlerin biçim ve içerik değerlendirilmesi yapılmıştır. Çalışmanın son kısmında ise yerel kelimeler sözlüğü oluşturulmuştur. Bu çalışmanın sonucunda Bahçe halk kültüründe, hem eski Türk inançlarının hem de Anadolu'daki inanç ve kültür yapısının varlığı ve canlılığı tespit edilmiştir. İslam dininin tesiriyle Bahçe halk kültürü bugünkü şeklini almıştır. Anahtar Sözcükler: Bahçe, Halk Kültürü, Geçiş Dönemleri, İnanışlar, Anonim Halk Edebiyatı, Âşık Edebiyatı.
Kadirlili Aşık Feymânî'nin (Osman Taşkaya) eserleri üzerine bir sözlük çalışması
Dilde bulunan bütün sözcüklerin bir araya getirilip anlamlandırılmasıyla sözlükler oluşturulur. Dili oluşturan temel öge kelimedir. Kelimeler tek veya belli bir düzen içinde dizilişleriyle kişiler arası iletişimi sağlar. Dilde bulunan kelimeler dilin söz varlığını oluşturur. Kelimelerin çokluğuna göre dilin zenginliği belirlenir. En çok kelimeye sahip dil en zengin dil olarak kabul edilir. Zengin dillerin ifade yetenekleri de güçlüdür. Dilin nesilden nesile aktarımı sözlü ve yazılı edebi eserler sayesinde olmaktadır. Bu aktarım esnasında sözcüklerin kaybolmaması, anlamlarının unutulmaması için bir dildeki sözcüklerin bir araya getirilerek doğru anlamlarının verilmesiyle sözlükler oluşturulur. Sözlükler dillerin hafızasıdır. Dillerin aktarımı sözcükler vasıtasıyla yapıldığından sözcüklerin kullanımı çok büyük önem arz etmektedir. Her insan sözcükleri şu veya bu şekilde kullanır fakat sözcüklerden bir edebi eser vücuda getirmek özellikle şair, yazar ve âşıklara mahsustur. Bu şair, yazar ve âşıklar önemli dil aktarıcılarıdırlar. Sadece dili aktarmakla kalmayıp aynı zamanda hayal güçleri ve kişisel yetenekleri sayesinde sözcüklerin kullanım alanlarını da genişletip geliştirerek dilin büyümesini sağlayan bu sanatçılardan bir tanesi de Âşık Feymânî'dir. Bu araştırmada Âşık Feymânî'nin eserleri üzerine bir sözlük çalışması konu olarak alınmıştır. Kitaplarda bulunan şiirler ve âşık hikâyeleri tek tek bilgisayar ortamında yazılmış, Cibakaya programı ile dizini çıkarılmıştır. Sonra eserlerde bulunan kelimelere anlamları ve bir örnek verilmiştir.Eserlerde kullanılan yabancı kökenli kelimelerin hangi dilden olduğu da parantez içinde verilmiştir. Sözcüklerin hangi kavram alanına girdiği açıklamadan önce belirtilmiştir. Sonuç olarak Âşık Feymânî'nin kullandığı kelimeler, türettiği ve ürettiği sözcükler yanında halk ağzında kullanılan kelimelerle Türk diline sağladığı katkılar görülmüştür.
Karaca Oğlan'ın şiirlerinin tematik açıdan incelenmesi
Türk halk edebiyatı; Türk milletinin özünü, kültürünü sözlü ya da yazılı olarak nesilden nesile aktaran geleneksel edebiyatımızın adıdır. Türk halk edebiyatının önemli kollarından biri de âşık edebiyatıdır. Kökleri bilinmez dönemlere kadar uzanan âşık edebiyatı; gelenekle var olmuş ve özellikle 16. yüzyıldan sonra özgün biçimini bulmuştur. Bu edebiyatı temsil eden âşıklar, yaşadıkları toplumun sözcüsü ve aynası olmuşlardır. Bu âşıklardan biri de 17. yüzyılda Çukurova yöresinde yaşadığı kabul edilen Karaca Oğlan'dır. Türk şiirinin önemli şairlerinden olan Karaca Oğlan, farklı coğrafyalarda bugün de etkisi süren ve kendinden sonrakileri de derinden etkileyen, öncü bir âşıktır. Bu çalışmanın konusu, "Karaca Oğlan'ın şiirlerinin tematik açıdan incelenmesi"dir. Çalışma, dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde çalışmayla ilgili genel bilgiler; ikinci bölümde âşıklık geleneği, Çukurova âşıklık geleneği, Karaca Oğlan'ın hayatı, edebî kişiliği ve dili üzerinde durulmuştur. Üçüncü bölüm ise çalışmanın merkezini oluşturmaktadır. Saim SAKAOĞLU'nun "Karaca Oğlan" adlı eserinde yer alan 500 şiir, 12 başlık üzerinden tematik açıdan ele alınmıştır. Bu temalar şiirlerdeki yoğunluğa göre şu şekilde belirlenmiş ve incelenmiştir: 1. Aşk, Sevgi ve Kadın, 2. Tabiat, 3. Dinî ve Tasavvufi Unsurlar, 4. Geçiş Dönemleri, 5. Mekân (Ülke, Şehir, Sıla, Gurbet) ve Göç, 6. Giyim Kuşam ve Süslenme, 7. Eğitim (Yiğitlemeler ve Öğütlemeler Yoluyla Halk Eğitimi ve Değerler Eğitimi), 8. Toplumsal Duyarlılık ve Toplumsal Eleştiri, 9. Dualar ve Beddualar (Alkış ve Kargışlar), 10. Renkler, 11. Kozmik Unsurlar (Güneş, Ay, Yıldızlar) ve Felek, 12. Mutfak ve Yemek Kültürü. Dördüncü bölümde ise "Sonuç, Kaynakça, Ekler ve Öz Geçmiş" bulunmaktadır. Çalışmanın sonunda Karaca Oğlan'ın, "aşk" ve "tabiat" temaları ağırlıklı olmakla birlikte farklı temalarda da şiirler söylediği ve yaygın kanaatin aksine, sadece bireysel konuları değil toplumsal konuları da şiirlerinde işleyen bir âşık olduğu tespit edilmiştir. Çalışmada nitel araştırma yöntemleri izlenmiş; literatür tarama, metin tahlili / içerik analizi, gözlem ve görüşme yöntemleri kullanılmıştır.
Anadolu âşıklığında kültürel bellek: Doğu Anadolu sahası
Âşıklık; toplumsal değerlerin, ahlaki kodların ve kültürel mirasın kuşaktan kuşağa aktarılmasını sağlayan bellek alanıdır. Araştırmanın temel amacı, 17. yüzyıldan 20. yüzyıla kadar yaşamış Doğu Anadulu âşıklığının temsilcilerinin eserlerinden hareketle, halk hikâyelerinin, serencamların ve şiirlerin kültürel belleğin oluşumundaki işlevini ortaya koymaktır. Bu doğrultuda âşıklık "metinlerarasılık" ve "yazınsal göstergebilim" yöntemleriyle incelenmiş; halk hikâyelerinde yer alan anlatısal yapılar, değer nesneleri, eyleyenler ve bellek aktarım biçimleri irdelenmiştir. Âşıkların tasnifi olan halk hikâyeleri, Paris Göstergebilim Ekolü'nün günümüz temsilcilerinden Denis Bertrand'ın "Anlatı İzlencesi" modeline göre ele alınmıştır. Metinlerarasılığın alt başlıklarıyla, âşıkların eserlerinde bulunan ortaklıklar belirlenerek bunların Türk kültür belleğine ne yönde hizmet ettiği açıklanmıştır. Çalışmada ayrıca, bireysel ve toplumsal bellek ilişkisinin âşıklığa yansımaları değerlendirilmiş, otobiyografik belleği şekillendiren etmenler "eksiklik" duygusu ve "çekmece" imgesi kapsamında ele alınmıştır. Sonuç olarak âşıklarının eserlerinin kültürel belleği canlı tutan, toplumsal kimliği pekiştiren ve kültür aktarımında rol üstlenen değer olduğu ortaya konmaya çalışılmıştır.
Âşık Maksut Feryadî'nin eserlerinde sözlü ve yazılı geleneğin etkileşimi
Bu tezde Türkiye'de, çağdaş edebiyat ortamı içerisinde âşık olmanın ne anlama geldiği incelenmiş, bunun için de günümüz âşıklarından Maksut Koca'nın (Feryadî) şiirleri, performansa dayalı edebî etkinliği ve sosyo-ekonomik olarak bu kamuda kendisini görünür kılma stratejileri örnek olarak kullanılmıştır. Çalışmanın ilk bölümünde günümüzde gittikçe yaygınlaşan ve âşık edebiyatını modern çağın kültürel üretimi içerisinde konumlandırmak adına önemli olan elektronik ortam, Walter Ong'un ikincil sözlü kültür kavramı çerçevesinde detaylı olarak incelenmiştir. İkinci bölümde Maksut Koca'nın eserleri ve hayatının sözlü, yazılı ve çağdaş elektronik ortam ile ilişkisi üzerinde durulmuştur. Üçüncü bölümde ise edebiyatın içerisinde sadece eser, yazar ve okurdan oluşan çizgisel bir ilişki değil sermaye ilişkisi de olduğu; eserin oluşma, basılma sürecinde aracılar bulunduğu göz önüne alınmıştır. Bu sebeple günümüzdeki âşık edebiyatına, dolaşıma girmesinde kitap ve ikincil sözlü kültür ortamlarının rol aldığı bir "edebî olay" olarak bakılmış, edebiyat sosyolojisi çalışması olarak şekillendiren bu kısımda âşık kitapları, yayınevleri ve Maksut Koca'nın matbu eseri Sular Yandı incelenmiştir. Çalışmanın sonuna Maksut Koca ile yapılan iki mülakatın yazılı metni de eklenmiştir.
Âşık Temelî'nin hayatı, sanatı ve şiirleri
Âşık edebiyatı ozan-baksı geleneği ile şekillenen, temelini halk edebiyatından alan, tekke-tasavuf edebiyatından beslenen ve 15. yüzyıldan sonra gelişen bir saz edebiyatıdır. Ozanlar kopuz ile ezgili şiirler söyleyip büyücü, hekim, müzisyen, rahip-şair olarak toplumda var olmuşlardır. Âşıkların sadece çalgılı şair olarak anılması ozanlara göre iş bölümünün azaldığını göstermektedir. Âşıklar da ozanlar gibi yarım uyak kullanıp hece ölçüsüne uyarak toplumun önünde ezgili şiir söyler. Âşık tipi halk şiirine yeni kurallar ve disiplinler getirmiştir. Dini konuların dışına çıkarak aşk ve yiğitlik gibi temalar halk şiirine girmiştir. Katı ayak kuralları ve yarışmalarla birlikte lebdeğmez, muamma gibi yeni şiir anlayışları ortaya çıkmıştır. Köyden şehre göçlerin, kültürel değişimlerin, okuma yazma oranının artması gibi sebepler âşık tipinin değişmesini ve gelişmesini sağlamıştır. 16.yüzyıldan itibaren her yüzyılda yetişen âşıklar; toplumun politik yapısını, yaşayışını, kültürünü şiirlerinde yansıtmış ve topluma ayna olmuşlardır. 21. yüzyılda bir önceki asra göre âşıklık geleneğinin gücü sarsılmış olsa da saz çalabilen, atışma yapabilen, doğaçlama söyleyebilen usta-çırak geleneği içinde yetişmiş Yakup Temel gibi âşıklar da vardır. Yakup Temel âşıklık geleneğini âşık toplantıları ve buluşmaları haricinde televizyon ve radyo promlarında da sürdürürerek modern yaşama ayak uydurmuştur. Ayrıca lebdeğmez gibi şiirleri başarılı bir şekilde sunmuş; yayın, kurum, âşık buluşmaları ve festivallerden birçok ödül almıştır. Bu tez çalışmasında Yakup Temelî'nin hayatı, âşıklığı, sanatı ve sanatının içinde yer alan şiirleri ve hikâyeleri incelenmiştir. Tezin Yakup Temelî'nin Hayatı ve Âşıklığı adlı ilk bölümünde; Temelî'nin soyu, babası, annesi, doğumu, öğrenim durumu, askerliği, evliliği, çocukları, âşıklığa başlaması, kullandığı mahlaslar, etkilendiği âşıklar, katıldığı âşık programları ve aldığı ödüllerin bilgisi verilmiştir. Yakup Temelî'nin Şekil Yapısı ve Biçimsel Dağılımı adlı 2. bölümünde vezin tanımı yapılarak atışmalar, sicillemeler ve satrançlar bölümü hariç incelenen 644 şiirin hece ölçüsüne göre dağılımı verilmiş ve bu şiirlerden örnekler verilerek durak yapısı belirlemiştir. Kafiye ve redifler şiir örnekleri üzerinden işlenmiş; ayaklar ise tek ve döner ayak şeklinde gruplandırılmıştır. Ayrıca 644 şiirin hece ölçüsü, durak, kafiye düzeni, ayak, dörtlük sayısı, mahlas ve şiirlerin yazılış tarihi tablo haline getirilerek bir bütün halinde incelenmiştir ve sonuç bölümünde incelenen şiirler grafiklerle desteklenmiştir. Âşık Temelî'nin Şiirlerinde İşlediği Konular adlı 3.bölümde şiirler; milli konular, dini konular, tarihi olaylar, güncel konular, toplumsal eleştiri, halk kültürü başlıklarına ayrılmıştır ve şiirler yorumlanmıştır. Âşık Temelî'nin Şiirlerinde Edebî Sanatlar adlı 4. bölümde 19 tane edebi sanatı ele alınarak şiirlerden örnekler verilmiştir. Âşık Temelî'nin Hikâye İncelemeleri bölümünde Şahperi ile Süleyman ve Kurt Hasan hikayeleri; olay örgüsü, kaynak, mekan, zaman kavramı, kahramanlar, epizot tahlili, yer alan şiirlerin tahlili, kalıplaşmış ifadeler ve dil ve anlatım gibi başlıklara ayrılarak ele alınmıştır. Tezin altıncı bölümünde Âşık Temelî'nin 698 şiiri birinci dörtlüğün son mısrasındaki ayak seslerinin sırasına bağlı kalınarak sıralanmıştır. Yedinci bölümünde ise "Süleyman ile Şahperi ve Kurt Hasan" hikâyelerinin orijinal hali yer almıştır. Anahtar Kelimeler: Ozan, Âşık Tipi, Âşıklık Geleneği, Âşık Yakup Temel, Halk Hikâyesi
Sergüzeşt-i Âşık Yazıcı Murtazâ (inceleme-metin)
İncelenen bu eser Ankara Millî Kütüphanede, 06 Mil Yz A 2428 katalog numarası ile kayıtlıdır. Eser katoloğa "Eş'ar" ismiyle, müellifinin ismi ise Yazıcıoğlu Murtaza olarak kaydedilmiştir. Eserden edinilen bilgiler neticesinde müellifin isminin "Yazıcıoğlu Murtaza" değil "Yazıcı Murtaza" olduğu anlaşılmıştır. Yazıcı Murtaza 17. yüzyılın sonlarından 18. yüzyıl ortalarına kadar yaşadığı tahmin edilen bir saz şairidir. Hayatı hakkında kaynaklarda bir bilgiye rastlanılmayan Yazıcı, H.1084/M.1674 yılında Gesi'de doğmuştur. Şairin anne ve babası hakkında bir bilgiye ulaşılamamıştır. Yazıcı'nın ölüm tarihi de bilinmemektedir. Eserden, şairin H.1148/ M.1735 yılına kadar yaşadığı anlaşılmaktadır. Şairin bundan sonra ne kadar yaşadığı ise bilinememektedir. Yaptığımız inceleme, âşık edebiyatının ele alındığı bir giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Yazıcı'nın hayatı ve edebi şahsiyeti ile ilgili edinilen bilgiler üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde Yazıcı'nın eseri; dil ve üslup, şekil, edebi sanatlar ve muhteva yönünden incelenmiştir. Üçüncü ve son bölümde ise Yazıcı'nın eserinin transkripsiyonlu metni verilmiştir. Yazıcı, âşık edebiyatı geleneğini takip etmesine rağmen divan edebiyatı geleneğine ait şekil ve kalıpları da eserinde kullanmıştır. Şair, eserinde âşık edebiyatına ait türlerden destana daha çok yer vermiştir. Divan edebiyatından ise mersiye, muamma, lugaz, tarih gibi türleri kullanmıştır. Yazıcı Murtaza hece ölçüsünü kullanmakta başarılıdır. Fakat aruz ölçüsünü kullanmakta başarılı olamamıştır. Yazıcı, eserini on üç cüz olarak meydana getirmiştir. Bu cüzlerde muhteva bakımından farklı konuları işlemiştir. Eserde bulunan manzum seyahatname, eserdeki en dikkat çekici metindir. Bu manzumede zikredilen yer isimleri ve bunlar hakkındaki bilgiler önem arz etmektedir. Bunun yanında şair, eserinde toplumsal eleştiriye yer vermiş ve toplumun içinde bulunduğu durumun vehâmetini dile getirmiştir. Şair; Kayserili olması nedeniyle eserinde, Kayseri'nin sosyal hayatını eleştiren bir manzume ile bu bölge esnafını eleştirdiği başka bir manzumeye de yer vermiştir. Yazıcı'nın eserinde diğer dikkat çekici manzume ise İstanbul'un sosyal ve siyasal yapısını anlatan manzumedir. Bu manzume özellikle 18. yüzyıl İstanbul'undaki siyasi ve sosyal yaşantı konusunda bilgiler içermektedir. Anahtar Kavramlar: Âşık Yazıcı Murtazâ, Âşık Edebiyatı, 18.Yüzyılda Osmanlı Şehirleri ve Toplumu.
Kırşehir aşıklık geleneğinde Âşık Şemsi Yastıman
Türk halk edebiyatı Türk toplumunun gelenek ve göreneklerini, her türlü düşünce yapısını, yaşamını, yansıtan metinlerden oluşur. Halk edebiyatı geleneğine halkın içinden yetişmiş ozanların katkısı büyüktür. Türk halk edebiyatı içinde halk müziği önemli bir yer teşkil etmektedir. Halk müziğinin önemli temsilcileri âşıklar ve abdallardır. Kırşehir âşıkları abdal olarak nitelendirilmektedir. Âşıklık geleneğini devam ettiren önemli bir isimde Şemsi Yastıman'dır. İç Anadolu Bölgesi'nin 13 ilinden biri olan Kırşehir tarih boyunca âşıklık geleneğini yaşatmış, birçok âşık ve ozan yetiştirmiştir. Âşıklık geleneği içinde önem teşkil eden Şemsi Yastıman'ın türküleri Kırşehir gelenek ve göreneklerini yansıtan önemli çalışmalardır. Yapmış olduğumuz bu çalışmada Kırşehir âşıklık geleneği içinde Şemsi Yastıman'ın hayatı, sanatı, eserleri ve eserlerin şekilsel incelemesi hakkında bilgiler vererek Şemsi Yastıman'ın şiirlerinde yer alan halkbilimi unsurlarını tespit etmeye çalıştık. Yapmış olduğumuz çalışma beş bölümden oluşmaktadır. Çalışmamızın birinci bölümünde abdal kavramı verilmiş, tarihi süreç içinde abdal kavramı ve abdalların yaşam koşullarına değinilmiştir. İkinci bölümde ahilik kavramı hakkında bilgilere yer verilerek, Anadolu'da ahiliğin ortaya çıkışı, amacı, temel ilkeleri, temel kaynakları ve Ahi Evran'ın hayatı hakkında bilgiler ele alınmıştır. Üçüncü bölümde âşık ve âşıklık kavramı, Kırşehir âşıklık geleneği ve Kırşehir halk ozanları hakkında genel bilgilere yer verilmiştir. Dördüncü bölümde Şemsi Yastıman'ın hayatı, şahsiyeti, eserleri, şiirleri ve şiirlerin şekilsel incelemesi yapılmıştır. Beşinci bölümde Şemsi Yastıman'ın şiirlerinde yer alan halkbilimi unsurları tespit edilmiştir. Ekler kısmında yerel sözcük, deyimler, sık kullanılan atasözleri ve yerel sözler, Kırşehir duaları, bedduaları ile Şemsi Yastıman tarafından yazılan yayımlanmayan şiirlere, Şemsi Yastıman'ın oğlu Sinan Yastıman ile yapılan röportaja, Şemsi Yastıman Saz Evi tarafından basılan kitaplara ve Şemsi Yastıman'a ait olan fotoğraflara yer verilerek çalışmaya son verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kırşehir, Âşık, Âşıklık Geleneği, Şemsi Yastıman.
Âşık Latif Arslan'ın hayatı, sanatı, şiirleri
Halk edebiyatı üzerine oluşturulan literatür içerisinde âşıklarla ilgili olarak yapılmış olan monografik çalışmalar önemli bir yer tutmaktadır. Halk edebiyatında manzum şiirler söyleyen icracıların adlandırılması araştırmacıların üzerinde durduğu inceleme konularından biri olmuştur. Çalışmada Latif Arslan saz çalabilmesi ve âşık edebiyatının geleneksel temalarını kullanması sebebiyle âşık olarak nitelendirilmiştir. Tezimizin inceleme konusunu Latif Arslan'ın hayatı ve edebi kişiliği oluşturmaktadır. Eski Türk kültüründen beslenerek günümüze kadar devam eden ve çağın değişikliklerine ayak uydurarak güncellenen âşıklık geleneğinin temsilcileri Türk dünyasının dört bir tarafına dağılmıştır. Latif Arslan bu geleneğin Kahramanmaraş ilindeki temsilcisidir. Çalışmada Latif Arslan'ın hayatı hakkında bilgiler verilmiş ve şiirleri şekil-içerik-üslup özellikleri bakımından değerlendirmeye alınmıştır.
Feminist kurama göre Anadolu sahası âşık tarzı şiir geleneğinde kadın
"Feminist Kurama Göre Anadolu Sahası Âşık Tarzı Şiir Geleneğinde Kadın" başlığını taşıyan bu çalışmada, Feminist Kuram ve Toplumsal Cinsiyet Teorisi bağlamında âşık şiiri analiz edilerek Türk toplumunda kadının konumu, rolü ve kadın algısı ortaya konulmaya çalışılmıştır. Çalışmamız iki ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Feminizmin ne olduğu, nasıl ortaya çıktığı ve feminizm türleri ile ilgili bilgiler verilmiştir. Türkiye'de feminizmin ortaya çıkışı ve gelişimi anlatılmıştır. Ayrıca, kısaca dünyada ve Türkiye'de tarihsel süreçte kadın, çeşitli kültürlerde ve üç semavi dinde kadının tarihi serüvenine yer verilmiştir. Tezin yöntemini oluşturan Feminist kuram ve edebiyat eleştirisi ile ilgili kuramın ne olduğu, neyi amaçladığı ve ne yaptığı anlatılmıştır. "Feminist Kuram Bağlamında Kadın Cinsiyetinin Âşık Şiirine Yansıması" adını taşıyan ve çalışmanın ana bölümünü oluşturan ikinci bölümde şiirlerden elde edilen veriler ışığında feminist kuramın ana konuları ve kavramları etrafında oluşturulmuş on alt başlıkta şiir metinleri irdelenmiştir. Bu başlıklar: Ataerkillik, Namus, Evlilik, Annelik, Sözlü ve Fiziksel Şiddet, Cinsellik, Mekân, Aşk, Cumhuriyet Dönemi ve Toplumsal Değişim Süresinde Kadın ve Çalışma Hayatında Kadın şeklindedir. Sonuç olarak, Anadolu sahası âşık şiirinden yola çıkılarak Türk kadınının geçmişten günümüze bir profili çıkarılarak kadının toplum nazarındaki konumu ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Âşık Şiiri, Feminizm, Kadın, Toplumsal Cinsiyet
Âşık Murat Çobanoğlu'nun hikâyeciliği ve hikâye repertuvarı
Çalışmada, Âşık Murat Çobanoğlu, bildiği ve anlattığı hikâyeler ile tasnif ettiği hikâyelerden oluşan repertuvar zenginliği kapsamında "usta âşık anlatıcı" vasfıyla incelenmiştir. Çalışma, altı bölüm ve metinlerden oluşmaktadır. Giriş başlıklı Birinci Bölüm'de halk hikâyeleri; kaynakları, tasnifler, hikâye ve hikâyecilik konulu yapılmış çalışmalar kapsamında ele alınmıştır. Kars hakkında genel bilgiler verildikten sonra, Kars'ta hikâyecilik geleneği ve etkileşim içinde olduğu kültür muhitleri üzerinde durulmuştur. İkinci Bölüm'de, Anadolu sahası hikâyecilik geleneği, icra merkezli kuramlar çerçevesinde anlatıcı, dinleyici, metin, mekân ve icra açısından bütüncül bir yaklaşımla ele alınmıştır. Ayrıca halk hikâyeciliğinin günümüzdeki durumu değerlendirilmiştir. Üçüncü Bölüm, Âşık Murat Çobanoğlu'nun hayatı ve sanatı üzerine kuruludur. Hayatı hakkında bilgi verildikten sonra âşıklık sanatıyla ilgili faaliyetleri sıralanmıştır. Yapılmış ve yayımlanmış çalışmalar doğrultusunda "Âşık Murat Çobanoğlu Bibliyografyası" oluşturulmuştur. Dördüncü Bölüm'de Âşık Murat Çobanoğlu'nun hikâyeciliği; anlatıcılığı ve musannifliği yönüyle değerlendirilmiştir. Bildiği ve anlattığı hikâyeler ile tasnif ettiği hikâyeler listelendikten sonra anlattığı hikâyelerin epizot ve özetleri verilmiştir. Hikâyelerde görülen benzerlikler ve farklılıklar "benzer metin"ler kapsamında mukayese edilmiştir. Beşinci Bölüm, metinlerin incelenmesine yöneliktir. Metinlerin olay örgüleri, motifleri ile dil ve anlatım özelikleri incelenmiştir. Anlatım sırasında ortaya çıkan unutma, hatırlama, tekrar ve şaşırmaya bağlı değişikliklerle ilgili tespitler yapılmıştır. Altıncı Bölüm'de hikâyelerdeki şiirler, söylendiği yere, duruma ve söyleyene göre tasnif edilmiş; biçim özellikleri açısından incelenmiştir. Manzum parçaların müzikal özellikleri üzerinde durulmuştur. Yazılı kaynaklardan tespit ettiğimiz metinlerle birlikte, teyp kasetlerindeki ve Türk Dil Kurumu Projesi kapsamında gerçekleştirilen derleme kayıtlarındaki hikâyelerin tarafımızca yazıya aktarılmış metinleri çalışmanın sonuna eklenmiştir.
Gaziantep yöresi yaşayan halk şâirleri ve âşıkları: Derleme-inceleme
Anadolu sahasında âşıklık geleneğinin tarihsel sürecini gözden geçirdiğimizde Gaziantep?te âşıklık geleneğinin diğer bölgelere oranla zayıf olduğunu gözlemlemekteyiz. Bu nedenle çalışmamızda Gaziantep yöresinde yaşayan halk şâirleri üzerinde durulmuştur. Saha çalışması yapılmadan önce literatür taraması gerçekleştirilmiştir. Özellikle âşıklık geleneğiyle ilgili yapılmış bölgesel çalışmalar gözden geçirilmiştir. Çalışmamızın en önemli nihaî amacı, üzerinde biyografik çalışma yapılan halk şâiri ve âşıkların tanıtılması ve literatüre kazandırılmasıdır. Çalışmada ilin genel özelliklerine değinilerek, âşıklık geleneğinin terminolojisi dâhilindeki bazı kavramlar açıklanmıştır. Üzerinde çalışma yapılan halk şâirleri tanıtılıp eserleri üzerinde inceleme gerçekleştirilerek bu halk şâirlerinin gelenek içindeki yerleri tespit edilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Gaziantep, Âşıklık geleneği, Âşık, Halk şâiri
Adana`da aşıklık geleneği ve yaşayan Adanalı aşıklar (Derleme-İnceleme)
Adana ili Tufanbeyli ilçesi halk kültürü araştırması
Bu çalışmada Adana'nın Tufanbeyli ilçesindeki geçiş dönemleri olan doğum, evlenme, ölüm âdetleri ve buna bağlı inanışlar, bayram tören ve kutlamalar, halk inanışları, halk mutfağı, halk bilgisi, oyun eğlence ve spor, anonim halk edebiyatı ürünleri ve âşık edebiyatı üzerinde durulmuştur.Halk kültürü ile ilgili olan birinci bölümde ele alınan konularda yazılı kaynaklardan elde edilen bilgilerin verilmesinin ardından sözlü kaynaklardan edinilen bilgilere dayalı âdet ve inanışların eski Türk kültürü ile ilişkileri tespit edilmeye çalışılmıştır.Anonim halk edebiyatı ile ilgili olan ikinci bölümde; manzum, manzum- mensur, mensur anonim halk edebiyatı ürünlerine yer verilmiştir. Her bölümün sonunda biçim ve içerik yönlerinden değerlendirmeler yapılmıştır.Âşık edebiyatı ile ilgili olan üçüncü bölümde; günümüz Tufanbeyli yöresinde âşıklık geleneği hakkında bilgi, geçmişte yaşamış âşıklar ve şiirleri ve günümüzde yaşayan âşıkların şiirlerinden örnekler verilmiştir. Çalışmanın son bölümünde metinler içerisinde geçen yerel kelimeleri kapsayan bir de sözlük hazırlanmıştır.Bu araştırmanın sonucunda Tufanbeyli halk kültüründe, hem Orta Asya'nın hem de Anadolu'nun inanç ve kültür yapısının izlerinin bulunduğu görülmüştür. Bütün bu izler İslamiyet'in kabulünü izleyen süreçte yeni dinin rengini alarak bugünkü Tufanbeyli halk kültürünü oluşturmuştur.Anahtar Sözcükler: Tufanbeyli, Halk Kültürü, Geçiş Dönemleri, İnanışlar, Anonim Halk Edebiyatı, Âşık Edebiyatı.