Minstrel literature
73 theses under this subject heading
Âşık Temelî'nin hayatı, sanatı ve şiirleri
Âşık edebiyatı ozan-baksı geleneği ile şekillenen, temelini halk edebiyatından alan, tekke-tasavuf edebiyatından beslenen ve 15. yüzyıldan sonra gelişen bir saz edebiyatıdır. Ozanlar kopuz ile ezgili şiirler söyleyip büyücü, hekim, müzisyen, rahip-şair olarak toplumda var olmuşlardır. Âşıkların sadece çalgılı şair olarak anılması ozanlara göre iş bölümünün azaldığını göstermektedir. Âşıklar da ozanlar gibi yarım uyak kullanıp hece ölçüsüne uyarak toplumun önünde ezgili şiir söyler. Âşık tipi halk şiirine yeni kurallar ve disiplinler getirmiştir. Dini konuların dışına çıkarak aşk ve yiğitlik gibi temalar halk şiirine girmiştir. Katı ayak kuralları ve yarışmalarla birlikte lebdeğmez, muamma gibi yeni şiir anlayışları ortaya çıkmıştır. Köyden şehre göçlerin, kültürel değişimlerin, okuma yazma oranının artması gibi sebepler âşık tipinin değişmesini ve gelişmesini sağlamıştır. 16.yüzyıldan itibaren her yüzyılda yetişen âşıklar; toplumun politik yapısını, yaşayışını, kültürünü şiirlerinde yansıtmış ve topluma ayna olmuşlardır. 21. yüzyılda bir önceki asra göre âşıklık geleneğinin gücü sarsılmış olsa da saz çalabilen, atışma yapabilen, doğaçlama söyleyebilen usta-çırak geleneği içinde yetişmiş Yakup Temel gibi âşıklar da vardır. Yakup Temel âşıklık geleneğini âşık toplantıları ve buluşmaları haricinde televizyon ve radyo promlarında da sürdürürerek modern yaşama ayak uydurmuştur. Ayrıca lebdeğmez gibi şiirleri başarılı bir şekilde sunmuş; yayın, kurum, âşık buluşmaları ve festivallerden birçok ödül almıştır. Bu tez çalışmasında Yakup Temelî'nin hayatı, âşıklığı, sanatı ve sanatının içinde yer alan şiirleri ve hikâyeleri incelenmiştir. Tezin Yakup Temelî'nin Hayatı ve Âşıklığı adlı ilk bölümünde; Temelî'nin soyu, babası, annesi, doğumu, öğrenim durumu, askerliği, evliliği, çocukları, âşıklığa başlaması, kullandığı mahlaslar, etkilendiği âşıklar, katıldığı âşık programları ve aldığı ödüllerin bilgisi verilmiştir. Yakup Temelî'nin Şekil Yapısı ve Biçimsel Dağılımı adlı 2. bölümünde vezin tanımı yapılarak atışmalar, sicillemeler ve satrançlar bölümü hariç incelenen 644 şiirin hece ölçüsüne göre dağılımı verilmiş ve bu şiirlerden örnekler verilerek durak yapısı belirlemiştir. Kafiye ve redifler şiir örnekleri üzerinden işlenmiş; ayaklar ise tek ve döner ayak şeklinde gruplandırılmıştır. Ayrıca 644 şiirin hece ölçüsü, durak, kafiye düzeni, ayak, dörtlük sayısı, mahlas ve şiirlerin yazılış tarihi tablo haline getirilerek bir bütün halinde incelenmiştir ve sonuç bölümünde incelenen şiirler grafiklerle desteklenmiştir. Âşık Temelî'nin Şiirlerinde İşlediği Konular adlı 3.bölümde şiirler; milli konular, dini konular, tarihi olaylar, güncel konular, toplumsal eleştiri, halk kültürü başlıklarına ayrılmıştır ve şiirler yorumlanmıştır. Âşık Temelî'nin Şiirlerinde Edebî Sanatlar adlı 4. bölümde 19 tane edebi sanatı ele alınarak şiirlerden örnekler verilmiştir. Âşık Temelî'nin Hikâye İncelemeleri bölümünde Şahperi ile Süleyman ve Kurt Hasan hikayeleri; olay örgüsü, kaynak, mekan, zaman kavramı, kahramanlar, epizot tahlili, yer alan şiirlerin tahlili, kalıplaşmış ifadeler ve dil ve anlatım gibi başlıklara ayrılarak ele alınmıştır. Tezin altıncı bölümünde Âşık Temelî'nin 698 şiiri birinci dörtlüğün son mısrasındaki ayak seslerinin sırasına bağlı kalınarak sıralanmıştır. Yedinci bölümünde ise "Süleyman ile Şahperi ve Kurt Hasan" hikâyelerinin orijinal hali yer almıştır. Anahtar Kelimeler: Ozan, Âşık Tipi, Âşıklık Geleneği, Âşık Yakup Temel, Halk Hikâyesi
Sergüzeşt-i Âşık Yazıcı Murtazâ (inceleme-metin)
İncelenen bu eser Ankara Millî Kütüphanede, 06 Mil Yz A 2428 katalog numarası ile kayıtlıdır. Eser katoloğa "Eş'ar" ismiyle, müellifinin ismi ise Yazıcıoğlu Murtaza olarak kaydedilmiştir. Eserden edinilen bilgiler neticesinde müellifin isminin "Yazıcıoğlu Murtaza" değil "Yazıcı Murtaza" olduğu anlaşılmıştır. Yazıcı Murtaza 17. yüzyılın sonlarından 18. yüzyıl ortalarına kadar yaşadığı tahmin edilen bir saz şairidir. Hayatı hakkında kaynaklarda bir bilgiye rastlanılmayan Yazıcı, H.1084/M.1674 yılında Gesi'de doğmuştur. Şairin anne ve babası hakkında bir bilgiye ulaşılamamıştır. Yazıcı'nın ölüm tarihi de bilinmemektedir. Eserden, şairin H.1148/ M.1735 yılına kadar yaşadığı anlaşılmaktadır. Şairin bundan sonra ne kadar yaşadığı ise bilinememektedir. Yaptığımız inceleme, âşık edebiyatının ele alındığı bir giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Yazıcı'nın hayatı ve edebi şahsiyeti ile ilgili edinilen bilgiler üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde Yazıcı'nın eseri; dil ve üslup, şekil, edebi sanatlar ve muhteva yönünden incelenmiştir. Üçüncü ve son bölümde ise Yazıcı'nın eserinin transkripsiyonlu metni verilmiştir. Yazıcı, âşık edebiyatı geleneğini takip etmesine rağmen divan edebiyatı geleneğine ait şekil ve kalıpları da eserinde kullanmıştır. Şair, eserinde âşık edebiyatına ait türlerden destana daha çok yer vermiştir. Divan edebiyatından ise mersiye, muamma, lugaz, tarih gibi türleri kullanmıştır. Yazıcı Murtaza hece ölçüsünü kullanmakta başarılıdır. Fakat aruz ölçüsünü kullanmakta başarılı olamamıştır. Yazıcı, eserini on üç cüz olarak meydana getirmiştir. Bu cüzlerde muhteva bakımından farklı konuları işlemiştir. Eserde bulunan manzum seyahatname, eserdeki en dikkat çekici metindir. Bu manzumede zikredilen yer isimleri ve bunlar hakkındaki bilgiler önem arz etmektedir. Bunun yanında şair, eserinde toplumsal eleştiriye yer vermiş ve toplumun içinde bulunduğu durumun vehâmetini dile getirmiştir. Şair; Kayserili olması nedeniyle eserinde, Kayseri'nin sosyal hayatını eleştiren bir manzume ile bu bölge esnafını eleştirdiği başka bir manzumeye de yer vermiştir. Yazıcı'nın eserinde diğer dikkat çekici manzume ise İstanbul'un sosyal ve siyasal yapısını anlatan manzumedir. Bu manzume özellikle 18. yüzyıl İstanbul'undaki siyasi ve sosyal yaşantı konusunda bilgiler içermektedir. Anahtar Kavramlar: Âşık Yazıcı Murtazâ, Âşık Edebiyatı, 18.Yüzyılda Osmanlı Şehirleri ve Toplumu.
Âşık Latif Arslan'ın hayatı, sanatı, şiirleri
Halk edebiyatı üzerine oluşturulan literatür içerisinde âşıklarla ilgili olarak yapılmış olan monografik çalışmalar önemli bir yer tutmaktadır. Halk edebiyatında manzum şiirler söyleyen icracıların adlandırılması araştırmacıların üzerinde durduğu inceleme konularından biri olmuştur. Çalışmada Latif Arslan saz çalabilmesi ve âşık edebiyatının geleneksel temalarını kullanması sebebiyle âşık olarak nitelendirilmiştir. Tezimizin inceleme konusunu Latif Arslan'ın hayatı ve edebi kişiliği oluşturmaktadır. Eski Türk kültüründen beslenerek günümüze kadar devam eden ve çağın değişikliklerine ayak uydurarak güncellenen âşıklık geleneğinin temsilcileri Türk dünyasının dört bir tarafına dağılmıştır. Latif Arslan bu geleneğin Kahramanmaraş ilindeki temsilcisidir. Çalışmada Latif Arslan'ın hayatı hakkında bilgiler verilmiş ve şiirleri şekil-içerik-üslup özellikleri bakımından değerlendirmeye alınmıştır.
Adana`da aşıklık geleneği ve yaşayan Adanalı aşıklar (Derleme-İnceleme)
Adana ili Tufanbeyli ilçesi halk kültürü araştırması
Bu çalışmada Adana'nın Tufanbeyli ilçesindeki geçiş dönemleri olan doğum, evlenme, ölüm âdetleri ve buna bağlı inanışlar, bayram tören ve kutlamalar, halk inanışları, halk mutfağı, halk bilgisi, oyun eğlence ve spor, anonim halk edebiyatı ürünleri ve âşık edebiyatı üzerinde durulmuştur.Halk kültürü ile ilgili olan birinci bölümde ele alınan konularda yazılı kaynaklardan elde edilen bilgilerin verilmesinin ardından sözlü kaynaklardan edinilen bilgilere dayalı âdet ve inanışların eski Türk kültürü ile ilişkileri tespit edilmeye çalışılmıştır.Anonim halk edebiyatı ile ilgili olan ikinci bölümde; manzum, manzum- mensur, mensur anonim halk edebiyatı ürünlerine yer verilmiştir. Her bölümün sonunda biçim ve içerik yönlerinden değerlendirmeler yapılmıştır.Âşık edebiyatı ile ilgili olan üçüncü bölümde; günümüz Tufanbeyli yöresinde âşıklık geleneği hakkında bilgi, geçmişte yaşamış âşıklar ve şiirleri ve günümüzde yaşayan âşıkların şiirlerinden örnekler verilmiştir. Çalışmanın son bölümünde metinler içerisinde geçen yerel kelimeleri kapsayan bir de sözlük hazırlanmıştır.Bu araştırmanın sonucunda Tufanbeyli halk kültüründe, hem Orta Asya'nın hem de Anadolu'nun inanç ve kültür yapısının izlerinin bulunduğu görülmüştür. Bütün bu izler İslamiyet'in kabulünü izleyen süreçte yeni dinin rengini alarak bugünkü Tufanbeyli halk kültürünü oluşturmuştur.Anahtar Sözcükler: Tufanbeyli, Halk Kültürü, Geçiş Dönemleri, İnanışlar, Anonim Halk Edebiyatı, Âşık Edebiyatı.
Kahramanmaraş ili Göksun ilçesi halk kültürü araştırması
Bu çalışmada Kahramanmaraş'ın Göksun ilçesindeki geçiş dönemleri olan doğum, evlenme, ölüm âdetleri ve buna bağlı inanışlar, bayram, tören ve kutlamalar, halk inanışları, halk mutfağı, halk bilgisi, anonim halk edebiyatı ürünleri ve âşık edebiyatı ürünleri üzerinde durulmuşturBirinci bölümde, araştırma alanı ile ilgili bilgiler verilmiştir. Göksun yöresini araştırmadaki amaç, araştırma alanının kapsam ve sınırları, tarihi, nüfusu, sosyo-ekonomik yapısı ile ilgili bilgiler verilmiştir.Göksun halk kültürü ile ilgili olan ikinci bölümde ele alınan konularda, yazılı kaynaklardan elde edilen bilgilerin verilmesinin ardından, sözlü kaynaklardan elde edilen bilgilerin verilmesi, ardından sözlü kaynaklardan edinilen bilgilere dayalı âdet ve inanışların eski Türk kültürü ile ilişkileri, değerlendirme bölümlerinde tespit edilmeye çalışılmıştır.Anonim halk edebiyatı ile ilgili olan üçüncü bölümde; manzum, manzum-mensur, mensur anonim halk edebiyatı ürünlerine yer verilmiştir. Her bölümün sonunda biçim ve içerik yönlerinden değerlendirmeler yapılmıştır.Âşık edebiyatı ile ilgili olan dördüncü bölümde; günümüz Göksun yöresinde âşıklık geleneği hakkında bilgi, geçmişte yaşamış âşıklar ve şiirleri ve günümüzde yaşayan âşıklar ve şiirlerinden örnekler verilmiştir.Bu araştırmanın sonucunda, Göksun halk kültüründe, hem orta Asya'nın hem de Anadolu'nun inanç ve kültür yapısının izlerinin bulunduğu görülmüştür. Bulduğumuz bu inanç ve pratikler, bölüm değerlendirmelerinde anlatılmıştır.Anahtar Kelimeler: Göksun, Halk Kültürü, Geçiş Dönemleri, İnanışlar, Pratikler, Anonim Halk Edebiyatı, Âşık Edebiyatı.
Azerbaycan'da Âşık Peri Meclisi ve onun üyeleri (Derleme ve inceleme)
Azerbaycan'da yazılı ve sözlü edebiyat, iki mükemmel edebiyattır. Âşıklık sanatı halk edebiyatının bir koludur. Âşıklık sanatı erkeklere şamil olunsa da kadın âşıklar da erkek âşıklar gibi, iç dünyalarını dile getirerek bu sanatın zirvesinde kalmayı başarmışlar. 16. yy. canlanmaya başlayan âşık sanatı halk içinde eline saz alıp söz söylemek, karşı tarafla erkek-kadın demeden atışma yapması, Azerbaycan örf ve adetlerine göre, Azerbaycan kadınları için yasak olsa da, bu sanatı yaşatan Ağabeyim Ağa, Âşık Peri, Âşık Nabat, Âşık Sona gibi kadın âşıklar olmuştur. XX. yy sonu XXI. yy başlangıcında Azerbaycanlı âşık kadın, artık sahnede yerini aldı. Her şeye dikkat getiren Azerbaycan âşık kadınları, Azerbaycan sazının gölgede kalmasını ve korkarak saz çalmalarını kabullenmeyerek, Âşık Peri Meclisini yarattılar. Bu tezde Âşık Peri Meclisinin kimler tarafından, ne zaman, ne için, yaratıldığı, ne kadar devem etmesi hakkında bilgiler verilmiştir. Meclis üyelerine Âşık Peri Meclisinin adı altında yapılan gösterilere neden yasak koyulduğu, meclislin bu günkü durumu hakkında bilgiler verilmiştir. Nihayet bu meclisin yaşaması için birçok çaba göstermeleri sonucu yıllar sonra Âşık Peri meclisinin 2015 yılında yaptıkları gösteri hakkında bilgiler verilmiştir. Meclis sayesinde 56 kadın âşık tanınmıştır. Meclise genç âşıklar zaman zaman üye olmaktadır. Meclis üyelerinden yaratıcı yaşatıcı, besteci, ifacı, irticalı âşık ve şaireler tespit edilmiş, görüşme yapılan 6 âşık'ın, 4 şairenin hayat ve yaratıcılığı yazıya alınmıştır. Diğer üyelerine ulaşılmadığından sadece yazılı kaynaklardan doğum-ölüm yılı, mahlasları ve ne tür âşık oldukları hakkında bilgiler alınarak liste yapılmıştır. Çalışma da canlı görüşmelerin yazıya alınmasına daha çok önem verilmiştir. Çalışmanın önemi, Âşık Peri Meclisi üyelerinin tanıtılması ve edebiyata kazandırılmasıdır. Ayrıca Âşık Peri Meclisi Azerbaycan'da olduğu için Azerbaycan'ın tarihi, coğrafisi, sosyal ve kültürel hayatı hakkında da bilgiler verilmiştir. Anahtar kelimeler: Azerbaycan, Âşık Peri Meclisi, Âşıklık geleneği.
Nadir Keskin (hayatı, sanatı ve eserleri)
Âşıklık geleneği, Türkiye başta olmak üzere Türk Dünyasının çeşitli bölgelerinde yüzyıllar içinde pek çok değişim ve dönüşüm süreci geçirerek günümüze ulaşmıştır. Âşıklık geleneğinin günümüze ulaşmasında ve varlığını sürdürmesinde, bu gelenek çevresinde yetişen âşıkların önemli bir yeri vardır. Türk âşıklık geleneği içerisinde önemli bir yer teşkil eden zâkirlik geleneğinin Gaziantep'te yaşayan temsilcilerinden biri olan Nadir Keskin, günümüzde bu geleneği sürdürmektedir. Bu tezde, Nadir Keskin'in âşıklık ve zâkirlik geleneği içindeki yeri, hayatı, sanatı, eserleri ve eserlerinin yaratım ve aktarım bağlamları incelenmiş ve eserlerinin niceliği ve niteliği tespit edilmeye çalışılmıştır. Çalışmanın sonunda Nadir Keskin'in eserleri, sanatçı tipi, eserlerin işlevi ile yaratım ve aktarım bağlamları ele alınarak özelde Nadir Keskin'in eserleri genelde ise Türk halk şiirlerinin incelenmesi ve değerlendirilmesi üzerine tespitlerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Nadir Keskin, Zâkir, Türk Halk Şiiri
Çukurova anonim halk edebiyatı ve âşık edebiyatında sözlü tarih
Sözlü tarih, halkı derinden etkileyen ve resmi tarihin araştırma alanı dışında kalan olay ya da kesitleri ele almaktadır. Sözlü tarihin yararlandığı pek çok kaynak vardır. Sözlü tarih kaynaklarından birini de folklorik metinler oluşturmaktadır. Çünkü tarihi olaylarla edebi metinler arasında çok eski dönemlerden beri bir etkileşim süreci söz konusu olmuştur. Tarihi olay ve olguların daha iyi anlaşılabilmesi açısından edebi ürünlerin incelenmesi gerekmektedir. Bu düşünce doğrultusunda çalışmamızda sözlü tarihle bağlantılı olduğu düşünülen Çukurova yöresine ait âşık destanları, ağıtlar ve türküler tespit edilerek sözlü tarih kapsamında incelenmeye çalışılmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde araştırma konusunun sınırları, amacı ve yöntemi hakkında bilgi verildikten sonra yörenin coğrafi, tarihi, ekonomik ve sosyo-kültürel özellikleri ortaya konulmaya çalışılmıştır. İkinci bölümde sözlü tarih kavramı ve bu kavramın halk edebiyatıyla olan ilişkisi incelenmiştir. Üçüncü bölümde tespit edilen âşık destanlarının, ağıtların ve türkülerin Çukurova yöresindeki sosyal yaşamla ilgisi ve bu metinlerin yaratılması sürecinde etkili olan toplumsal olaylar açıklanmaya çalışılmıştır. Dördüncü bölümde içerik özellikleri olarak tarihi-toplumsal olaylar ve kişiler açısından ele alınmıştır. Ayrıca sözlü tarihle bağlantılı âşık destanları, ağıtlar ve türküler dörtlük sayısı, ölçü, durak, kafiye gibi biçim özellikleri bakımından da değerlendirilmeye çalışılmıştır. Beşinci bölümde ise incelenen âşık destanı, ağıt ve türkü metinlerine yer verilmiştir. Bu çalışmada sözlü tarihin kaynaklarından olan Çukurova yöresine ait folklor metinlerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Sözlü tarih-folklor ilişkisinin anlaşılması açısından Çukurova örneği anlaşılmaya ve daha sonra bu konuda yapılabilecek çalışmalara örnek bir araştırma yapılmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Sözlü tarih, halk edebiyatı, halk bilimi.
Tebriz aşıklık geleneğinde destan söyleme
Azerbaycan sözlü geleneğin en önemli kolunu oluşturan âşık destanları, mitolojik öğeler, mitolojik anlatım, masal ve sözlü anlatım geleneğinin tüm özelliklerini taşıyan zengin bir kültür ürünüdür. Destancı âşık, destanı anlatırken duruşu, mimikleri, vücut hareketleri, ses tonu ve dinleyiciyle kurduğu ilişkiyle sözlü kültür ortamının eşsiz bir gösterisini sergilemektedir. Âşık, Türk dilinin ona verdği tüm olanakları kullanarak deyim ve atasözlerlei ile anlatımını zenginleştirerek Türk kültürünün en önemli temsilcisi ünvanını kendine ayırmıştır. "Tebriz Âşıklık Geleneğinde Destan Söyleme" adlı bu çalışma altı bölümden, derlediğimiz metinler ve sözlükten oluşmaktadır. Çalışmamızın birinci bölümünde konu, amaç, kapsam ve araştırma alanı ile ilgili bilgiler verdikten sonra Türk destanlarının tarihi gelişimini göz önünde bulundurarak günümüzdeki destanlar ile yakınlığı vurgulanmıştır. Türk destanlarını İslamiyet öncesi, İslamiyet sonrası ve yakın dönemde oluşan destanlar olarak üçe ayırdıktan sonra her döneme ait destanlardan örnekler vererek destan konularını tarihi açıdan gelişmesini ve motif benzerliklerini vurgulamaya çalıştık. İslamiyet öncesi destanların konusu doğa ve düşmanlar ile mücadele olurken, İslamiyet'ten sonra dini düşünceleri ve Müslümanlığı yaymak konusunun ağır bastığını, yakın dönem destanlarda ise ozanın âşık tipine değişmesi ile konular yerleşik toplumda insanlar arasında ilişkilere değiştiğini görmekteyiz. "Âşıklarda Destan Anlatma Geleneğine Bir Bakış" adlı bölümde Türk dünyasında âşıkların destan anlatımı, Azerbaycan'da destan anlatma, âşıkların ortak özellikleri, destanların yapısı, tasnifi ve kaynakları konusunda bilgilere yer verdikten sonra destanların tarihe kaynaklık etmeleri ve milli bilinç üzerinde olan etkileri ele alınmıştır. Çalışmamızın ikinci bölümünde Azerbaycan âşıklık geleneğine genel bir bakışla "Usta-Çırak İlişkisi", "Rüya Motifi", "Mahlas alma", Saz Çalma, Destan Bağlama" başlıklar altında bilgi verilmiştir. Daha sonra "Azerbaycan ve Tebriz Âşıklarının Tasnifi", "Kültürel Faaliyetleri," "Destan Anlatma Geleneği, "Kahvehanelerde Destan Anlatma Geleneği" hakkında bilgiler aktarılmıştır. "Tebriz Âşıklarında Destan" adlı üçüncü bölümde âşıkların destana başlamaları, Üstatnâme söyleme geleneğinin önemi ve nedeni üzerinde durulduktan sonra destan anlatma ortamları ele alınmıştır. "Düğünler", "Kahvehaneler", "Ad Koyma", "Sünnet Merasimleri, "Askerlik" ve kutlamalarda âşıkların görev üstlendiği ortamlar olarak incelenmiştir. Destan anlatımına başlamadan önce yapılan uygulamalar "Sazı Kılıfından Çıkarma (Saz Açma)", ele alındıktan sonra, "Âşıkların Destan Seçmesi", "Dinleyicinin Destan Seçme Konusunda Olan Etkisi," Destana Ara Verilme", "Âşığın Destanda Yaptığı Değişiklikler", "Dinleyici Kitlesi" ve "Dinleyici-Anlatıcı Arasında İlişki" konusunda bilgilere yer verilmiştir. Bu bölümün devamında Tebriz âşıklarından derlediğimiz destanların "Özeti", "Olay Örgüsü" ve "Motif "Yapısı" konusunda bilgiler sunulmuştur. Dördüncü bölümde "Âşık Destanlarının Biçimi" ele alınarak manzum, mensur ve karışık destanlar konusunda bilgi verildikten sonra destanlarda kullanılan üstatnâme, dörtlükler, şiirlerin ölçüleri ve durakları konusunda bilgi verilmiştir. "Âşık Destanlarında Üslûp" adlı beşinci bölümde âşıkların destan söyleme sırasında kullandıkları anlatım kalıpları, başlangıç klişeler, ara klişeler ve bitiş klişeler özel kalıplar değerlendirilmiştir. Bu bölümde "Âşıkların Dilinde Arkaik Sözcükler", "Kelime Kadrosu", "Yerel Sözcükler" ve "Tekrarlamalar" başlığı altında ele alınmıştır. Çalışmamızın altıncı bölümünde destan söyleme sırasında kullanılan müzik aletlerinden saz, balaban, tef ve kemençe konusunda genel bilgiler verilmiştir. Daha sonra, "Âşık Destanlarında Zaman", "Mekân" ve "Kişiler" ele alınmıştır. Bu bölümdeki bilgiler Tebriz âşıklık geleneğinde önemli yeri olan "Şikâri Destanı" üzerinde uygulanmıştır. Çalışmanın yedinci ve son bölümünde Tebriz âşıklarının derlediğimiz destanları ortak Türk alfabesinde yazıya aktarılmıştır. Yazıya aktardığımız destanlar: Amir Arsalan Rûmî Destanı, Şah İsmayıl Destanı, Tufarganlı Abbas ile Gülgez Destanı, Valeh ile Zernigar Destanı, Seyyad ile Sedef Destanı, Tahir ile Zühre Destanı, Mehemmed ile Gülendam Destanı, Behram ile Gülhandan Destanı, Ali Şah Destanı, Baba Leysan Destanı, Aslı ile Kerem Destanı, Köroğlu Destanı ve Mansum ile Dilefruz Destanı'dır. Anahtar Sözcükler: Tebriz, âşık, âşıklık geleneği, destan.
Âşık Kul Hamit Koca hayatı, sanatı, şiirleri, hikayeleri
1916 yılında Kahramanmaraş ilinin Afşin ilçesine bağlı Alemdar köyünde doğan Kul Hamit Koca, şairler diyarı Kahramanmaraş'ın yetiştirdiği badeli âşıklardandır. 11 yaşındayken gördüğü bir rüya ile şairliğe başlayan Kul Hamit, saz çalmadan doğaçlama şiir söylemiş önemli âşıklarımızdandır. Âşığımız, Kahramanmaraş'ın birkaç köyünde köy imamlığı yapmış ayrıca tarım ve hayvancılıkla da uğraşmıştır. 1936-1940 yılları arasında Hatay Dörtyol'da çavuş olarak askerliğini yaparken ?Teslim et Hatay'ı çekil Fransız!? şiiriyle çevresindekilerin dikkatini çekmiştir. Şiirlerinde açık ve anlaşılır bir dil kullanan Kul Hamit, insanları iyiye ve güzele yöneltmede sanatı bir araç olarak kullanmıştır. Şiirlerinin yanı sıra oldukça uzun ve ayrıntılı olarak anlattığı, manzum ve mensur karışık bir yapı sergileyen hikâyeleriyle de dikkat çekmiştir. Çok düzenli bir eğitim görmemesine rağmen ileri düzeyde mesleki bilgisi olan Kul Hamit, bunu herkesin anlayabileceği bir şekilde şiirlerine aktarmıştır. 1978 yılında vefat ederek Afşin mezarlığına defnedilen âşığımız, kendisine ?Kul? mahlasını seçmiştir. Kul Hamit Koca, vatanına ve milletine sevdalı, milli ve manevi değerlere âşık bir halk şairidir.Anahtar Kelimeler : Âşık, Badeli Âşık, Doğaçlama, Şair, Şiir, Hikâye, Halk Şairi
Tokatlı Aşık Püryânî hayatı, sanatı ve şiirleri
Bu tez, Türk edebiyatı içerisinde âşık edebiyatının mahiyeti, Tokat'ta âşıklık geleneği ve âşıklarından başlayarak Püryânî'nin hayatı, sanatı ve şiirlerini incelemeye yönelik hazırlanmıştır. Bu konunun seçilmesindeki amaç, Tokat'ta yaşayan âşıklık geleneğini ve Püryânî'nin hayatını, edebî şahsiyetini, eserlerini değerlendirmek; Türk millî kültürüne, Türk edebiyatına katkı sağlamak ve 20. yüzyıl âşık edebiyatının, âşıklık geleneğinin değerlendirilmesine yardımcı olmaktır. Bu çalışmada Âşık Püryâni'nin hayatı, şiirlerinin biçim, üslup ve içerik özellikleri üzerinde ayrıntılı incelemeler yapıldı. Karşılaşma şeklindeki şiirler ile bağımsız şiirlerin tamamı numaralandırılarak tezin son bölümünde yerini aldı. İncelenen 123 şiir, birinci dörtlüğün son mısraındaki ayak seslerine göre alfabetik olarak sıralanarak toplu halde verildi. İncelenen 87 karşılaşma örneği de âşığın en fazla karşılaşma gerçekleştirdiği âşıktan en az karşılaşma yaptığı âşığa kadar bir sıralama sistemi içerisinde numaralandırarak tasnif edildi.2006 yılında hayata gözlerine yuman Püryânî, yaşadığı dönemde hak ettiği değeri görememiş, geleneğin önemli temsilcilerindendir. Anahtar Sözcükler: Âşık edebiyatı, Âşıklık geleneği, Tokat, Püryânî, Şiir
Âşık tarzı şiirde söz sanatları üzerine Aşık Veysel örnekleminde bir inceleme
ÂŞIK TARZI ŞİİRDE SÖZ SANATLARI ÜZERİNE ÂŞIK VEYSEL ÖRNEKLEMİNDE BİR İNCELEME Türk edebiyatı, tarihî süreç içinde çeşitli etmelerin tesiriyle meydana gelen değişim ve dönüşümlerle muhtelif formlarda manzum ve mensur eserler ortaya koymuş üretken bir edebiyattır. Âşık edebiyatı, halk edebiyatı, tekke edebiyatı, divan edebiyatı/klasik edebiyat, modern edebiyat gibi muhtelif tasniflere tabi tutulmuş olsa da işin özünde bahsedilen Türk edebiyatıdır. Kullanılan ana malzeme Türk dilidir. Muhayyile ve seçilen formlar aynı malzemeden çeşit çeşit eserlerin doğmasını sağlamıştır. Bu çalışmada Türk edebiyatını meydana getiren ana damarlardan olan âşık edebiyatı sahasının manzum yönünü teşkil eden âşık tarzı şiir genel çerçeve olarak belirlenmiştir. Âşık tarzı şiir evreni içinde Âşık Veysel şiirlerinin örneklem olarak seçildiği bu çalışmanın iki yönü bulunmaktadır. Bunlardan biri, âşık tarzı şiirde söz sanatlarının kullanımı hakkında genel bazı somut ön veriler üreterek bu konuyla ilgili ileride yapılacak tafsilatlı çalışmalara kapı aralamak; diğeri ise vefatının 50. senesi olan Âşık Veysel Şatıroğlu'nun şiirlerini söz sanatları yönüyle tahlil etmektir. 20. asır gibi âşıklık geleneğinin zorlu bir döneminde ülke sathında ortaya koyduğu ürünler ve gösterdiği üstün gayretler için, vefatının 50. senesinde Âşık Veysel'e bir teşekkür hükmünde olan bu çalışmada, Âşık Veysel'in şiirleri merkeze konulmuş; Âşık Veysel, halk edebiyatı, âşık edebiyatı, söz sanatları ve belagate ilişkin çeşitli eserler nazara alınıp kaynak tarama yöntemi kullanılmıştır. Aynı zamanda Âşık Veysel'in yaşadığı tarihi süreç ve ortamlar göz önünde bulundurulup tarihi olaylara ışık tutan bazı çalışmaların dikkate alınmasıyla şiirler analiz edilerek çalışmaya bağlamsal bir yön de kazandırılmak istenmiştir. Âşığın hayatta olmaması sebebiyle âşıktan bilgi alamamak, belagat sahasındaki bazı görüş farklılıkları, söz sanatlarının tespitinde öznel bakış açılarının olabilmesi, çalışmanın güç taraflarını teşkil etmiştir. Bunun yanında Âşık Veysel hayattayken eserlerinin bir araya getirilmesi, Veysel'i hayatına ilişkin yazılan eserlerdeki çeşit zenginliği, tarihi hadiselere projeksiyon tutan kaynakların varlığı çalışmaya kolaylık sağlayan etmenler olmuştur. Âşık tarzı şiir, âşıklık; Âşık Veysel; belagat ve söz sanatları konularında genel bilgilendirmeler yapılıp kavram alanı belirginleştirilerek hazır bulunuşluk ve mantıksal bütünlüğün tesis edilmesinin ardından, Âşık Veysel şiirlerinin söz sanatı gruplarına göre ele alındığı "Âşık Tarzı Şiirde Söz Sanatları Üzerine Âşık Veysel Örnekleminde Bir İnceleme" isimli bu çalışma "Özet", "İçindekiler", "Kısaltmalar", "Giriş", "Sonuç", "Kaynakça" bölümleri dışında "Literatür Taraması ve Kavramsal Çerçeve", "Âşık Veysel Şiirinde Mecaza Bağlı Söz Sanatları", "Âşık Veysel Şiirinde Manaya Bağlı Söz Sanatları", "Âşık Veysel Şiirinde Lafza Bağlı Söz Sanatları" şeklinde dört ana bölümden oluşmaktadır. "Literatür Taraması ve Kavramsal Çerçeve" isimli birinci bölümde, Âşık Veysel hakkında yapılan çeşitli çalışmalardan bahsedilmiş; âşıklık, âşık tarzı şiir, Âşık Veysel, söz sanatları hakkında bilgilendirmeler yapılarak kavramsal çerçeve oluşturulmuştur. "Âşık Veysel Şiirinde Mecaza Bağlı Söz Sanatları" isimli ikinci bölümde Âşık Veysel şiirindeki istiare, kinaye, mecazımürsel, teşbih, teşhis-intak kullanımları; "Âşık Veysel Şiirinde Manaya Bağlı Söz Sanatları" isimli üçüncü bölümde, Âşık Veysel şiirindeki hüsnütalil, icaz, irsalimesel, istifham, kat, leffüneşir, mübalağa, nida, rücû, tecahülüarif, tedric, tekrir, telmih, tenasüp, tevriye-iham, tezat sanatı kullanımları; "Âşık Veysel Şiirinde Lafza Bağlı Söz Sanatları" isimli dördüncü bölümde akis, aliterasyon-asonans, cinas, iade ve iştikak sanatı kullanımları gösterilmiştir. Her üç bölümün sonunda, ilgili bölümde kullanılan söz sanatları, kendi içinde üçer grafikle ifade edilerek özetlenmiştir. Çalışma kapsamında, Âşık Veysel'in şiirlerinde 27 çeşit söz sanatı türü tespit edilmiştir. Bu sanatların kullanım sayısının çoktan aza doğru: tenasüp, tekrir, teşhis ve intak, cinas, istiare, kinaye, mecazımürsel, teşbih, tezat, telmih, istifham, leffüneşir, mübalağa, tecahülüarif, tevriye ve iham, iştikak, hüsnütalil, nida, irsalimesel, tedric, akis, iade, icaz, kat, rücû şeklinde olduğu görülmüştür. Âşık tarzı şiirin nazım birimi olan dörtlük temel alınarak yapılan oranlamayla, bir dörtlük başına 4,879 adet söz sanatı kullandığı tespit edilmiş; Âşık Veysel şiirinin sıradan bir söyleyiş, halk konuşması mesabesinde bir örüntü olmayan zengin bir söyleyiş kümesi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Buradan hareketle âşık tarzı şiirin de sanatlı bir cephesi olduğu anlaşılmıştır. Konuyla ilgili ileride yapılacak çalışmalarla, âşık tarzı şiir evreninde söz sanatlarının yeri belirginleşecek, mukayeseli çalışmalar da daha kapsamlı neticeleri beraberinde getirecektir.
Âşık Rüstem Alyansoğlu Hayatı, sanatı ve şiirleri
Âşık Rüstem Alyansoğlu, 7 Ocak 1939 tarihinde Kars ilinin Selim ilçesine bağlı Baykara köyünde dünyaya gelmiştir. 13 yaşındayken babası Hüseyin Alyansoğlu'ndan saz çalmayı ve türkü söylemeyi öğrenmiştir. Alyansoğlu, usta malı ve irticalen söylediği şiirlerle ve anlattığı hikâyelerle 20. yüzyılda âşıklık geleneğini devam ettirmiş halk şiirimizin temsilcilerinin başında gelmektedir. Ölümünden tam on yıl önce âşığın rüyasında Azrail'i görmesi, onun hayatında önemli bir yer tutmaktadır. Bu rüya ile ilgili söylediği/yazdığı şiirler, âşığın tanınmasında önemli rol oynamıştır. Rüyasında kendisine söylendiği gibi 21 Ekim 1981 tarihinde 42 yaşında vefat etmiştir. "Âşık Rüstem Alyansoğlu Hayatı, Sanatı ve Şiirleri" adlı bu çalışma "Ön söz", "İçindekiler", "Kısaltmalar", "Giriş", "Sonuç", "Kaynakça" "Kaynak Kişiler", "Şiirlerin Dizini" ve "Ekler - Âşık Rüstem Alyansoğlu İle İlgili Görsel Materyal (Fotoğraflar, Haberler, Yazışmalar, Davetler, Ödüller)" bölümleri dışında dört bölümden oluşmaktadır: Giriş bölümünde, Türk halk edebiyatında âşıklık geleneği ile ilgili bilgi verilmiştir. Birinci bölümde, Alyansoğlu'nun hayatı hakkında bilgi verilip kazandığı ödüller kronolojik olarak sıralanmıştır. İkinci bölümde, Alyansoğlu'nun sanatı hakkında bilgi verilip şiirleri çeşitli ölçütlere göre sınıflandırılarak incelenmiştir. Üçüncü bölümde, Alyansoğlu'nun şiirleri yer almaktadır. Alyansoğlu'nun çeşitli kaynaklardan toplam 226 şiirine ulaşılmıştır. Bu şiirlerin 134'ü müstakil şiirlerinden oluşurken 92'si Alyansoğlu'nun Âşık Murat Çobanoğlu, Âşık Şeref Taşlıova, Âşık Hikmet Arifî (Hikmet Arif Ataman), Âşık Karahanlı Murat Yıldız, Âşık Sefil Selimî (Ahmet Günbulut), Âşık İlyas Kaya, Âşık İlhami (Hamit Demir), Âşık Nuri Çırağı (Nuri Cihan Karataş), Âşık Ali Elvanî (Ali Elvan), Âşık Hasretî (Sadi Değer), Âşık Mevlüt İhsanî (Mevlüt Şafak), Âşık Firkatî (Mustafa Alkan), Âşık İhsanî (Mevlüt Çalışkan), Âşık Gül Ahmet (Ahmet Yiğit), Âşık Selâhettin Dündar ile yeğeni ve çırağı olan Âşık Mansur Alyansoğlu ile ikili, üçlü, dörtlü, beşli ve altılı atışmalarından oluşmaktadır. Dördüncü bölümde, Alyansoğlu için söylenen şiirler bulunmaktadır. Alyansoğlu hayatta iken söylenen bir şiire ve Alyansoğlu'nun ölümünün ardından söylenen sekiz şiire ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Âşık Rüstem Alyansoğlu, Âşık, Halk Şiiri, Âşıklık Geleneği.
Kastamonu kaynaklı şiir mecmuası II
Mecmualar, edebiyat tarihimiz için gizli birer hazine gibidir. Bu hazineyi gün ışığına çıkarmak bizlere düşen önemli bir sorumluluktur. Bu bağlamda 19. yüzyılın sonu ile 20. yüzyılın başında Kastamonu'da tertip edildiği düşünülen şiir mecmuası incelenmiş ve edebiyat tarihimize kazandırılmıştır. Mecmuada 49 şaire ait 110 şiir tespit edilmiştir. 4 şiirde ise mahlas tespit edilememiştir. 29 şiir ilk defa bu çalışmayla yayımlanırken 85 şiirin de versiyonu oluşturulmuştur. Tespit edilen şiirlerin büyük bir kısmının Kastamonulu şairlere ait olması Kastamonulu âşıkların biyografisine katkı sağlamamıza yardımcı olmuştur. Latin alfabesine aktarılan ve incelenen mecmua Prof. Dr. Eyüp Akman'ın kişisel arşivinde yer almaktadır. Çalışma "Giriş", "Mecmuanın Tanıtılması", "Mecmuanın İncelenmesi", "Metin", "Sonuç" ve "Sözlük" olmak üzere altı ana başlıktan oluşmaktadır. Ekler kısmında ise MESTAP tablosuna, şiir dizinine, şair dizinine ve mecmuanın tıpkıbasımına yer verilmiştir. Böylece mecmuadan yararlanmak isteyen araştırmacılara kolaylık sağlanmıştır. Tezin "Giriş" bölümünde Kastamonu, "bir kültür merkezi" olarak ele alınmış ve bu merkeziyetçi yapının bir sonucu olarak 19. yüzyıl âşık edebiyatının şehirdeki durumundan bahsedilmiştir. Ardından mecmualar hakkında genel bilgi verilmiş ve bu bölüm bitirilmiştir. İkinci bölümde çalışmaya konu olan mecmua tanıtılmıştır. Üçüncü bölümde mecmua incelenmiş, mecmuada yer alan şairler hakkında kısa bilgi verildikten sonra şiirlerde yer alan muhtelif ifade ve kavramlar açıklanmıştır. Dördüncü bölümde şiirler Latin alfabesine aktarılmıştır. Burada karşılaştırmalı bir yöntem takip edilmemiştir. Dolayısıyla mecmuada yer alan şiirlerin edisyon kritiği yapılmamıştır. Daha önce divanlarda veyahut farklı kaynaklarda yayımlanmış olan şiirler dipnot ile belirtilmiştir. Üzerinde herhangi bir açıklama bulunmayan şiir ilk defa bu çalışmada yayımlanıyor anlamına gelmektedir. Çalışmanın beşinci bölümünde elde edilen sonuç ve tespitlere yer verilmiştir. Altıncı ve son bölüm olan "Sözlük" bölümüyle çalışma nihayete erdirilmiştir. Burada şiirlerde yer alan ve okuyucuyu zorlayabileceği düşünülen kelimelere yer verilmiştir.
Hurşit ile Mihri hikayesinin varyantlarıyla karşılaştırılması
Bu çalışmanın amacı, Güneydoğu ve Doğu Anadolu Bölgeleri'nde anlatılan Hurşit ile Mam Mihri Hikâyesi'nin Gazi Antep varyantım tespit ederek, bu varyantın yazılı metinler ve diğer sözlü kaynaklarla karşılaştırmaktır. Bu nedenle halk arasında en değerli aşk olarak düşünülen, asırlarca dilden dile dolaşan çeşitli halk hikâyeleri de incelenerek hikâyemizde yer alan epizot ve motifleri ile karşılaştırılmasına çalışıldı. Bu konuyla ilgili yapılmış çalışmalar toplanıp incelendi ve gerek mitoloji gerekse masal ile ilgili yönleri araştırılmaya çalışıldı. Hikâyemizde yer alan epizot ve motifler teker teker ele alınarak ayrı ayrı değerlendirmeleri yapıldı. Ayrıca Gazi Antep'te unutulmaya yüz tutmuş bu hikâyenin yazıya alınmasının önemi vurgulanmaya çalışıldı.
Latif Şah hikayesi üzerinde mukayeseli bir araştırma
IV ÖZET "LÂTİF ŞAH HİKÂYESİ ÜZERİNDE MUKAYESELİ BİR ARAŞTIRMA" GÜLTEKİN, MUSTAFA Yüksek Lisans Tezi, Türk Halk Edebiyatı Tez Danışmanı: Yrd. Doç. Dr. Behiye KÖKSEL Haziran, 2004; s. 160. Bu çalışmada Çıldırlı Âşık Şenlik tarafından tasnif edilen halk hikâyelerinden biri olan Lâtif Şah hikâyesi, tarihî derinlikte ve coğrafî genişlikte toplanan varyantları esas alınarak incelenmiştir. Öncelikle hikâye üzerinde yapılan çalışmalar tanıtılmış, sonra hikâyenin halk hikâyesi tasniflerindeki yeri ve konusunun kaynağı üzerinde durulmuş, en sonunda da incelemede kullanılan sekiz varyant, epizotları ve içerdikleri şiirler açısından mukayese edilmiştir. Çalışmanın sonunda Lâtif Şah hikâyesinin Türk halk hikâyeciliği geleneğine uygun bir halk hikâyesi olduğu görülmüştür.
Aydın'da âşıklık geleneğinin bir temsilcisi Abdülkadir Güler: Hayatı, sanatı ve şiirleri
Tezimizde Aydın?da âşıklık geleneğini ve Abdülkadir Güler?in hayatı, sanatı ve eserlerini inceledik. Bu incelemedeki amacımız, Güler?in şiirlerinin Âşık edebiyatına katkısını incelemek ve XX. yüzyıl âşıklık geleneğinin değerlendirilmesine yardımcı olmaktır.Çalışmamız Aydın?da âşıklık geleneği ve temsilcilerinden başlayarak Âşık Abdülkadir Güler?in hayatı, edebi kişiliği ve şiirleri incelenmek üzere hazırlanmıştır. Giriş bölümünde geçmişten günümüze âşık edebiyatı ve Aydın?da aşıklık geleneği ve temsilcileri hakkında genel bilgi verilmiştir. Birinci bölümde Abdülkadir Güler?in hayatı, ailesi, kişiliği, âşıklık geleneği içindeki yeri ve folklorcu yönü incelenmiştir. İkinci bölümde şiirler yapı özellikleri, edebi sanatları, anlatım şekilleri, ölçüleri bakımından değerlendirilmiştir. Üçüncü bölümde Abdülkadir Güler?in şiirleri şekil ve tür bakımından alt başlıklara ayrılarak tasnif edilmiştir. Dördüncü bölümde şiirleri konuları bakımında dokuz ana başlık altında incelenmiştir. Güler, şiirlerinde ağırlıklı olarak aşk, sevgili, toplumun bozuk yanları ve dini tasavvufi konuları işlemiştir.Abdülkadir Güler?in incelediğimiz 103 şiirinden 52 şiiri 11?li hece ölçüsüyle yazılmıştır. En çok kullandığı ikinci ölçü 8`li hece ölçüsüdür. Şiirlerde en fazla tam ve yarım kafiye kullanılmıştır.Güler şiirlerini öğüt verici, öğretici bir üslupla yazmıştır. Didaktik şiirlerinde içten ve akıcı bir dil kullanmıştır. Şiirleri genellikle koşma nazım şeklindedir. Adbülkadir Güler, şiirlerini sade bir Türkçe ile yazmıştır. Mahalli söyleyişlerden de yararlanmıştır.Abdülkadir Güler, öğretmenlik mesleğinden emekli olduktan sonra Söke?ye yerleşmiştir. Söke?de şiir yazmaya devam eden Güler, dergilerde ve internet sitelerinde yazın hayatına devam etmektedir.Anahtar Kelimeler:1. Âşık Edebiyatı2. Âşıklık Geleneği3. Abdülkadir Güler (Geylani)4. Aydın5. Şiir
Kahramanmaraş Çağlayancerit'te âşıklık geleneğinin bir temsilcisi Ali Ataş'ın hayatı, sanatı ve şiirleri
Tezimiz, Türk edebiyatı içerisinde âşık edebiyatının mahiyeti, Kahramanmaraş, Çağlayancerit âşıklık geleneği ve âşıklarından başlayarak Âşık Ali Ataş?ın hayatı, edebî şahsiyeti ve şiirlerini incelemeye yönelik hazırlanmıştır. Bu konuyu seçmedeki amacımız, çalışmamızla Kahramanmaraş Çağlayancerit âşıklığını ve Âşık Ali ataş?ın hayatını, edebî şahsiyetini, eserlerini değerlendirmek; Türk millî kültürüne, Türk edebiyatına katkı sağlamak ve 20. yüzyıl âşık edebiyatının, âşıklık geleneğinin değerlendirilmesine yardımcı olmaktır. Ataş?ın yetiştiği kültürel ve coğrafi yapıyı tanımak için girişte Kahramanmaraş ve Çağlayancerit?le ilgili tarih, coğrafya, kültür, dil vb. yönlerden umumi bilgiler verilmiştir. Girişin son kısmı âşıklık geleneğinin tarihî gelişimi, Kahramanmaraş âşıklık geleneği ve âşıklarına ayrılmıştır. Birinci bölümde âşığın hayatını ve âşıklık geleneği içerisindeki yerini değerlendirdik. İkinci bölümde şiirleri biçim ve üslup yönünden inceleyerek âşığın edebî şahsiyetini tahlil ettik. Üçüncü bölümde Âşık Ali Ataş?ın şiirlerini içerik açısından inceledik. Dördüncü bölümde şiirlerini topluca verdik. Âşık Ali Ataş?ın incelediğimiz 532 şiirinden 20?si millî; 9?u dinî; 177?si sosyal konularla ilgili; 26?sı tabiatla ilgili; 124?ü ailesi ve diğer kişilerle ilgili; 29?u aşk-sevgili-güzellik konulu; 59?u şair dostlarıyla ilgili, 88?i kişisel durum ve duygularla ilgili konulardan oluşmaktadır. Âşık Ali Ataş?ın incelediğimiz 532 şiirinden 148 adedi sekizli, 383 adet 11?li ve bir şiiri de 14?lü hece ölçüsüyle yazılmıştır. Şiirlerde durak kullanılmıştır; ancak bazı şiirlerde durak değişebilmektedir. Şiirlerde kafiye kadar rediflerle ve tekrarlarla ahenk sağlanmaya çalışılmıştır. Redifler, tekrarlar, kafiye ve ayaklarla şiirlerde ahenk kurulmuştur. Kullanılan kafiye genellikle yarım kafiyedir. Ataş aynı şiirde tek tip kafiye kullanımına özel bir dikkat göstermez. Ataş âşık edebiyatının şekil ve tür hususiyetlerinin tüm mahiyetlerini bilmekten ziyade şekil ve türleri geleneğe dayalı, gelenekten öğrendiği gibi kullanmaktadır. Şiirlerinin tamamı koşma ve semai tarzındadır. En çok kullandığı türler taşlama, öğüt ve güzellemedir. Ataş?ın şiir dili sade halk dilidir. Yöresel kelimeler, söz kalıpları şiirlerde kullanılmıştır. Âşık, halen Çağlayancerit?te ikamet etmekte ve şiir yazmaya devam etmektedir. Anahtar Sözcükler: 1. Âşık edebiyatı 2. Âşıklık geleneği 3. Kahramanmaraş, Çağlayancerit 4. Ali ATAŞ 5. Şiir
Sovyetler Birliği Dönemi Azerbaycan halk hikâyeleri üzerine bir inceleme
Halk hikâyeleri, uzun yıllar boyunca icracı âşıklar tarafından saz eşliğinde dinleyiciler karşısında anlatılan metinlerin başında gelmiştir. Halkın içinden çıkmış âşıkların kendi hayat hikâyelerinin bir bölümünden veya kendileri gibi âşıkların hayat hikâyelerinden esinlenerek oluşturduğu bu hikâyeler, halk tarafından büyük ilgi görmüştür. Halkın dikkatini çeken hikâyeler, Azerbaycan'da Sovyetler Birliği'nin işgali ile birlikte komünist rejimin folklor politikalarına da malzeme olmuştur. Lenin ve Stalin önderliğinde partililer, işgal edilen Azerbaycan'da, halk hikâyelerini de diğer bölgelerde olduğu gibi rejimin yararına olacak şekilde düzenlemeye çalışmışlardır. Bu hususta Azerbaycanlı âşıklardan büyük ölçüde yararlanan Sovyetler Birliği hükümeti, klasik halk hikâyelerinde ise eski yaşantıya ait birtakım değerleri yok etmeye çalışmıştır. Âşıklar aracılığıyla halk hikâyelerinde yapılan bu tahribat, komünist rejimin Azerbaycan'da yayılması ve gelişmesini sağlamakla kalmamış, Azerbaycan'da kurulan yönetimin de Sovyet Rusya'ya bağlı olmasına ve komünist anlayışa sıkı sıkıya bağlı kalmasına neden olmuştur. Çalışmamızda Sovyet Rusya'nın Azerbaycanlı âşıkları da kullanarak halk hikâyelerinde yapmış olduğu tahribatı ve yeni temalarla oluşturulmuş halk hikâyelerindeki komünist rejime dair izleri tespit etmeye çalıştık. Halk hikâyelerindeki komünist rejime dair izleri araştırırken Ehliman Ahundov'un "Azerbaycan Destanları" isimli çalışmasının beşinci cildini ayırdığı ve "yeni destan" olarak isimlendirdiği halk hikâyelerinden yararlandık. Komünist rejimin Azerbaycan'da yapmaya çalıştığı tek tip Sovyet vatandaşı yetiştirme politikalarını bu kitaptaki halk hikayelerinin epizot, kahraman ve temalarını incelemeye çalıştık.
Millî kütüphane cönklerindeki Gedâî mahlaslı şiirler üzerine bir inceleme
Bu çalışmada XIX. yüzyıl âşıklarından Tokatlı Gedâî'nin Millî Kütüphane cönklerinde yer alan şiirleri bir araya getirilmiştir. Bu çalışmanın amacı, Gedâî'ye ait bilinen şiirlerin incelenmesi; aynı zamanda şimdiye kadar yapılan çalışmalarda yer almayan şiirlerin de gün yüzüne çıkarılarak edebiyat âlemine sunulmasıdır. Çalışmanın giriş bölümünde, âşık tarzı şiir geleneği hakkında bilgilere yer verilmiş, Gedâînin yaşadığı yüzyıl olan XIX. yüzyıl âşık edebiyatı ele alınmıştır. İkinci bölümde Gedâî üzerinde yapılan çalışmalar, Gedâî'nin hayatı, edebi kişiliği, üslûbu ve şiirlerinde işlediği temalar ele alınmış, üçüncü bölümde Milli Kütüphane cönklerinde tespit ettiğimiz Gedâî mahlaslı yeni şiirler dil ve üslûp bakımından incelenmiştir. Çalışmamızın dördüncü bölümünde Gedâî'ye ait şiirler bulunmaktadır. Bu şiirler daha önce yapılmış olan çalışmalarla mukayese edilerek kelime ve mısra farklılıkları dipnotta gösterilmiştir. Yine bu bölümde Gedâî üzerine yapılan önceki çalışmalarda bulunmayan şiirler de yer almıştır. Çalışmanın beşinci bölümünde ise üzerinde çalıştığımız cönklerin tanıtımı yapılmıştır. Sonuç bölümünde; yapılan bu çalışma ile ulaşılan sonuçlar belirtilmiş, sözlük kısmında şiirlerde geçen manası bilinmeyen kelimeler açıklanmış, kaynakçada faydalanılan kaynaklar belirtilmiş, ekler kısmında ise cönklerden Gedâî'ye ait yeni tespit edilen örnek metinlerin tıpkıbasımlarına yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Gedâî, cönk, yeni şiirler, âşık edebiyatı.
Kastamonu kaynaklı şiir mecmûası I
"Kastamonu Kaynaklı Şiir Mecmûası I" adlı bu çalışma, adından da anlaşılacağı üzere Kastamonu'da ele geçen bir mecmûanın incelenmesinden oluşmaktadır. Çalışmanın temelini oluşturan bu mecmûa, Prof. Dr. Eyüp Akman'ın arşivinde bulunmaktadır. Tez karşılaştırmalı bir çalışma olmadığı için şiirlerin edisyon kritiği yapılmamıştır. Fakat mecmûada yer alan şiirlerin daha önce herhangi bir kaynakta yayımlanıp yayımlanmadığı dipnotta belirtilmiştir. Üzerinde, herhangi bir açıklama olmayan şiir, ilk defa çalışmada yayımlanıyor anlamını taşımaktadır. Çalışma giriş, sonuç, sözlük, kaynaklar, dizin ve ekler dışında üç bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde mecmûa Kastamonu'da bulunduğu için Kastamonu'daki âşıklık geleneğine, Kastamonulu âşıklara ve mecmualar hakkındaki genel bilgilere yer verildi. İkinci bölümde incelenen mecmûanın tanıtımı yapıldı. Üçüncü bölümde ise mecmûa içinde yer alan şairlerin hayatları hakkında bilgiler verilip, mecmûada yer alan şiirlerdeki muhtelif ifade ve kavramlar şiir örnekleriyle açıklandı. Dördüncü bölüm olan şiirler bölümünde ise transkripsiyon çalışması yapılan şiir metinlerine yer verildi. Sonuç bölümünde; yapılan çalışma ile ulaşılan sonuçlar belirtildi, sözlük bölümünde şiirlerde yer alan anlamı bilinmeyen kelimelerin açıklamaları yapıldı, kaynakçada çalışma boyunca yararlanılan kaynaklar sıralandı, dizin bölümü oluşturarak ise aranılan şiir ve şairin rahatça bulunması sağlandı. Son olarak ekler bölümünde mecmûadan yararlanmak isteyenler için metnin tamamının tıpkıbasımına yer verildi.
Kars'ta âşıklık geleneği ve Karslı Âşık Maksut Koca'nın hayatı, sanatı ve şiirleri
Çalışmamızda Türk Halk Edebiyatının Âşık Edebiyatı sahası üzerinde araştırma yapılmayan âşıklardan biri olan Âşık Maksut Koca'nın hayatı, sanatının özellikleri ve eserleri ortaya konmuştur. Araştırmamız esnasında elde edilen bilgiler tezimizin içeriğine uygun olarak değerlendirilmiştir.Çalışmamızda âşığımızın memleketi olan Kars, Arpaçay ve çevresinde meydana gelen âşıklık geleneği üzerinde durulmuş, bu gelenekten bahsedilirken aynı zamanda irticalen şiir söyleme ve usta-çırak ilişkisi motifi değerlendirilmiştir. Usta- çırak ilişkisi ve irticalen şiir söyleme üzerinde durulurken geleneğin önemli temsilcilerinden de bahsedilmiştir. Çalışmamız esnasında Âşık Maksut Koca ile bizzat görüşülmüştür.Sonuç bölümünde ise Âşık Maksut Koca'nın âşıklık geleneği içindeki yerinden bahsedilerek Kars'taki âşıklık geleneği ortaya konulmaya çalışılmıştır. Çalışmamız sırasında faydalandığımız kaynaklar kaynakça bölümünde sıralanmıştır.Anahtar Sözcükler:1.Âşık Maksut Koca (Feryadî)2.Kars3.Âşıklık Geleneği4.Âşık Edebiyatı5.Usta-çırak ilişkisi
Türk halk edebiyatında siyaset
Halk edebiyatı, milletin sahip olduğu birikimini, karakterini ortaya koyan ve geleceğini inşa etmesini sağlayan en önemli unsurlardan biridir. Bu bakımdan halk edebiyatı, milletin aslî karakterini teşkil etmektedir. Yüzyılların deneyimlerinden süzülerek biçimlenen, belirli kuralları olan, kuşaktan kuşağa aktarılarak günümüze kadar ulaşan değerlerin oluşturduğu Türk halk edebiyatı; her dönem, hem yazılı hem de sözlü gelenekte yaşatılmaktadır. Türk halk edebiyatı ürünlerinin özünde bağlı bulunduğu kültüre ait örnek değerler ve ahlak anlayışı yatmaktadır. Bu anlayış içerisinde din, gelenek ve güncel yaşam gibi unsurların yanında siyaset konusu da önemli bir yer tutmaktadır. Yaklaşık 4000 yıllık bir geçmişe sahip olan Türkler, tarih sahnesine adım attıkları günden bu yana dünyanın dört bir tarafına dağılarak çeşitli isimler altında birçok devlet kurmuşlar ve büyük Türk uygarlığının sosyal yönünü oluşturdukları gibi siyasal yönünü de oluşturmuşlardır. Dolayısıyla Türklerin kurdukları bu devletlerin temelini teşkil eden siyaset anlayışının da çok eski ve köklü bir geçmişi vardır. Asırlar öncesinden günümüze kadar her dönemde önem arz eden siyaset olgusu ve bu olguya bağlı çeşitli disiplinler, Türk halk edebiyatı ürünlerinde oldukça geniş bir şekilde yer almaktadır. Türk Halk Edebiyatında Siyaset adlı bu çalışmanın konusunu, Türk halk edebiyatının geniş kültür havzası içerisinde önemli yer tutan ilk dönem yazılı eserlerinde, halk edebiyatının farklı türlerinden örneklerde ve âşık edebiyatı ürünlerinde siyaset bilimini meydana getiren çeşitli dinamiklere bağlı olarak belirlenen konuların nasıl yansıdığı oluşturmaktadır. Bu bağlamda birbirinden oldukça farklı disiplinler gibi görünen edebiyatın ve siyasetin, esasen Türk kültüründe oldukça bütünleşik bir durumda olduğu anlaşılmaktadır.