Hygiene
73 theses under this subject heading
Tüketicilerin restoran tercihlerinde fiziksel kanıtların rolünün incelenmesi üzerine nitel bir araştırma
Restoran işletmelerinin tüketicilere farklı deneyimler yaşatma amacıyla fiziksel kanıtlara önem vermeye başlaması sonucunda fiziksel kanıtlar pek çok bilim dalı için önemli bir çalışma alanı haline gelmiştir. Bu araştırmada; tesis estetiği, ışıklandırma, dizayn, yemek ile ilişkili ekipman, personel ve atmosfer gibi fiziksel kanıt unsurlarının tüketiciler üzerindeki etkisi bir bütün olarak değerlendirilmiştir. Nitel yöntemle gerçekleştirilen araştırmada, Eskişehir'de bulunan turizm belgeli ve belediye belgeli restoranlarda gözlem ve görüşmeler yoluyla veriler toplanmıştır. İlk aşamada, dört restoran üzerine yapılan gözlem sonunda tematik analizlerle 18 alt temaya ulaşılmıştır. Söz konusu alt temalar, ikinci aşama olan görüşmede katılımcılara yöneltilen soruların temelini oluşturmuştur. Görüşme sürecinde kartopu tekniği ile seçilen 15 katılımcı yer almıştır. Katılımcılardan maksimum düzeyde veri elde edilebilmesi amacıyla görüşmelerin yapılacağı restoranları kendilerinin seçmesi istenmiştir. Böylece, katılımcıların söz konusu restoranları tercih etme nedenleri ve hangi fiziksel özelliklerin ön plana çıkartıldığının belirlenmesi mümkün olmuştur. Nitel verilerin analizinde kullanılan mikro analiz, açık kodlama ve seçkili kodlama teknikleri; renk, müzik, hijyen, personel ve menü gibi fiziksel kanıtların tüketici zihninde bir bütün olarak işlev gördüğü ve bütünün içinde değerlendirmeye tabi tutulduğunun ortaya çıkartılmasında fayda sağlamıştır. Ayrıca, konum ve restoranda bulunan diğer tüketicilerin yemek-alanı ölçeği içinde yer alması gereken diğer fiziksel kanıt unsurları olduğu da belirlenmiş ve fiziksel kanıtların, tüketici üzerindeki ağırlıklı etkisinin olumlu olduğu durumlarda, olumsuz durumların tolere edilebildiği görülmüştür.
Çorum'daki kuaförler, güzellik merkezleri ve berberlerde iş hijyeni sorunlarının araştırılması
Kuaför, berber ve güzellik merkezlerinde saç kesimi, boyama, kalıcı düzleştirme, perma, epilasyon, manikür, pedikür gibi işlemlerle uğraşan çalışanların, hijyene dikkat etmedikleri takdirde; temas, solunum veya kan yoluyla birçok hastalığı kendilerine ve müşterilerine bulaştırması kaçınılmazdır. Bu çalışma, kuaförler, berberler ve güzellik merkezlerinde çalışanlara yirmi beş sorudan oluşan bir anket uygulanarak, iş hijyeni sorunlarını açığa çıkarmak ve çalışanların bu konudaki bilgi düzeylerini görmek amacıyla yapılmıştır. Bu araştırmada kullandığımız evren 2021 yılı içerisindeki Çorum ilinin merkez ilçesindeki kuaförler, berberler ve güzellik merkezleri; örneklem ise belirlenen evren içerisinde rastlantısal yöntemle seçilen kuaför, berber ve güzellik merkezinde çalışan toplam 209 kişiden oluşmaktadır. Anket sonuçlarına göre erkek katılımcılar %80,86 oranında katılım sağlarken, kadın katılımcılar %19,14 oranında katılım sağlamıştır. Yaş aralıkları 20 yaş altı %3,3 , 21-30 yaş arası %51,7 , 31-40 yaş arası %40,2 , 41-50 yaş arası %2,4 , 51 yaş ve üzeri %2,4' lik orana sahiptir. Eğitim düzeyleri ise ilköğretim ve altı %52,2'lik orana, ortaöğretim ve üzeri eğitim düzeyi %47,8'lik orana sahiptir. En yüksek evet oranı %98,6 ile "ellerinizi sık sık yıkıyor musunuz?" sorusuna olurken, en düşük evet oranı ise %46,6 ile "bu meslek sizde bir rahatsızlık meydana getirdi mi "sorusuna karşılık verilmiştir. Katılımcıların cinsiyete göre iş hijyeni verileri karşılaştırma yapıldığında "düzenli olarak işyerini havalandırıyor musunuz" ve kullandığınız eldiven, maske, önlük gibi malzemelerin kişisel koruyucu olarak adlandırıldığını biliyor musunuz" sorusunu bilme durumları arasında anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır. Katılımcıların yaş gruplarına göre iş hijyeni verileri karşılaştırıldığında "yaralanma, yanık, kimyasal zehirlenme gibi iş kazaları meydana gelirse ne yapmanız gerektiğini biliyor musunuz" sorusunu bilme durumlarına istatiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Katılımcıların eğitim durumlarına göre iş hijyeni verileri karşılaştırıldığında ise yine iş yerlerinde yaralanma, yanık, kimyasal zehirlenme gibi iş kazaları meydana gelirse ne yapmanız gerektiğini biliyor musunuz? Sorusunu bilme durumlarında istatiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Bu sonuçlara göre çalışanların çoğunluğunun ilköğretim ve altı eğitime sahip olduğu ve iş kazaları (yaralanma, yanık, kimyasal zehirlenme gibi) meydana geldiğinde ne yapmaları gerektiğini, kişisel koruyucunun ne demek olduğunu, havalandırmanın önemini bilmedikleri görülmüştür. İş kazalarının olmaması için veya olduktan sonra neler yapılabileceğini bilme durumlarının düşük olduğu gözlenmiştir. Bu iş kollarında çalışanların eğitim alması ve belirli aralıklarla da bilgilerin tazelenmesi için eğitimlerin mutlaka yapılması gerektiği kanaatine varılmıştır.
Robotik süt sağım sistemlerinde robot etkinliğinin artırılmasına ilişkin parametrelerin ve sağım değerlerinin belirlenmesi
Akıllı tarım uygulamaları tarımın diğer alanlarında olduğu gibi süt sığırcılığında da yerini almaktadır. Gruplar halinde yetiştirilen hayvanlara bireysel ilginin gösterilmesi kimliklendirme ürünleri ile hız kazanarak hayvanların beslenmesi, sağlık sorunlarının teşhisi ve takibi, kızgınlıkların tespiti, sağım ve ahır temizliği gibi birçok işlemler robotik cihaz ve ekipmanlarla yapılabilmektedir. Teknolojik ürünler içerisinde en önemli gelişme süt sağım işlemlerinin robotik sistemlerle gerçekleştirilmesi olmuştur. Temel amaç, robotik sistemlerin kullanımı ile işgücünü azaltmak, hayvan refahını artırmak ve çiftçilerin yaşam kalitesini iyileştirmektir. Gelişmiş ülkelerde 30 yıldır kullanılan süt sağım robotları Türkiye'ye yaklaşık 10 yıl önce girmiştir. Ülkemizde kısa sürede popüler olan robot sağım teknolojisi gelecekte süt sığırcılığı işletmelerinin en yaygın teknolojik gelişmesi olacaktır. Ticari patentleri alınmış robot ünitelerin tümünün ithal ve yüksek maliyetli ürünler olması yanında, bu ürünlerin yanlış ve verimsiz kullanılması çiftçilerin ekonomiside kayıplara sebep olabilmektedir. Bu çalışmanın amacı; yüksek yatırım maliyetleri ile edinilmiş robotik sağım sistemlerinin bir ticari çiftlikteki operasyonunun takip edilerek etkinliğinin arttırılmasına yönelik parametrelerin ve sağım değerlerinin belirlenmesidir. Araştırma, çiftlikteki tüm robotik sistemlerin iki yıllık, bir ahırdaki robotların dört yıllık performansları, hayvan meme hijyen skorunun robot sağımındaki işlemlere etkisi, robotik ünitede verilen kesif yem artışı ile yemlikteki karma yemin ittirilmesinin robot performansına etkileri araştırılmıştır. Dört ahırın karşılaştırıldığı iki yıllık denemelerde inek başına sağım ortalaması sürü genelinde birbirine yakın bulunmuştur (2,66; 2,70 adet/inek, gün). Çiftliğin bir ahırındaki (Ahır 3) dört yıllık deneme sonuçlarına göre, sağım başına süt verimi her yıl artmıştır (Yıllar sırasıyla 9,11; 11,70; 11,82 ve 15,25 kg/sağım, inek). Güz dönemindeki meme hijyen skoru 3 ve 4 olan hayvanlardaki iletkenlik sayıları arasındaki fark, 1 ve 2 skoruna sahip olan hayvanlara göre yüksek bulunmuştur (skor 3: %27,84; skor 4: %31,48). Kesif yem miktarı değişimi düşük verimli hayvanlarda süt verimi, sağım sıklığı ve sağım süresine etkili değilken yüksek verimli hayvanlarda olumlu etki yapmıştır. Çiftliğin mevcut yem ittirme sayısı 3 ten 6'ya çıkarıldığında süt veriminde çok az artış (%0.33) sağlanmıştır. Ancak ittirmenin 9'a çıkarılması ile süt veriminde düşüş fazla (%4,07) gerçekleşmiştir. Çok yüksek ittirme sıklığının dinlenme süreleri boyunca inekleri rahatsız ettiğini ve neticede hem inek konforunu hem de süt üretimini olumsuz etkilediğini göstermiştir.
Üniversite 1. ve 4. sınıf kız öğrencilerin menstrüasyon bilgilerinin, tutumlarının ve davranışlarının belirlenmesi
Çalışma, üniversite öğrencilerinin menstrüasyona yönelik bilgileri, tutumları, davranışları ve etkileyen etmenleri incelemek amacıyla yapılmıştır.Çalışma, tanımlayıcı olarak planlanmıştır. Çukurova Üniversitesi Mühendislik-Mimarlık Fakültesi, İlahiyat Fakültesi ve Güzel Sanatlar Fakültesi' nde eğitim gören 1. ve 4. sınıf kız öğrencileri araştırmanın evrenini oluşturmaktadır. Bu öğrenciler rastgele seçilmiştir.Örnekleme alınan toplam öğrenci sayısı 200'dür. Veriler literatür doğrultusunda geliştirilen 55 sorudan oluşan anket formu ile toplanmıştır. Anket formu öğrencilere okulda dağıtılarak, yanıtlandırıldıktan sonra geri alınmıştır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS programında, Ki-Kare testi kullanılarak değerlendirilmiştir.Çalışma kapsamına alınan kız öğrencilerin yaş ortalaması 21.2 ± 2.4'dür. Menarş yaş ortalamaları 13.2 ± 1.3'dür. Öğrencilerin %75'inin menstrüasyona yönelik bilgi aldığı, % 25'inin bilgi almadığı saptanmıştır. Bilgilerin kendilerine yeterli olup olmadığı sorulduğunda % 68'i yeterli bulmuştur. Öğrencilerin % 16'sı menstrüasyonun tanımını yapabilmiştir. Menstrüasyon döneminde öğrencilerin % 31'inin daha seyrek banyo yaptığı, % 4'ünün hiç banyo yapmadığı, % 25'inin menstrüasyon döneminde perinesini arkadan öne temizlediği, %2'sinin temizlemediği, % 9'unun ise menstrüasyon döneminde perine bakımının nasıl yapılması gerektiğini bilmediği saptanmıştır. Bu sonuçlara göre, öğrencilerin menstrüasyon bilgilerinin ve hijyenine ilişkin uygulamalarının yetersiz olduğu ve bu durumun enfeksiyon açısından risk oluşturduğu söylenebilir. Sonuç olarak öğrencilerin menstrüasyon konusunda bilgi eksikliği vardır ve bu konuda okullarda ve ailede eğitim verilmelidir.Anahtar Kelimeler: Menarş, menstrüasyon, menstrüasyon hijyeni.
Air Conditioning with Desiccant Cooling
In this study, a desiccant based air-conditioning system was designed, constructed and tested. In the system, the moisture of the fresh air was reduced passing it through a solid desiccant wheel and then its temperature was decreased by the ?dry coil? of a vapor-compression cycle. To enhance the performance of the system, some technologies such as ?pre-cooling with outdoor air?, ?waste cool recovery? and ?pre-cooling of waste air with evaporative cooling? were utilized. Energy analyses of the system were performed by using the results obtained from the experiments. Design parameters and suitability of the system suggested were investigated for the health care facilities in which hygiene is crucially important.
Turizme hizmet sunan pastane işletmelerinde çalışan geleneksel Maraş dondurması üretim personelinin hijyen ve gıda güvenliğine ilişkin bilgi ve uygulama düzeyi üzerine bir araştırma
Dünya turizm pazarı, her geçen yıl daha fazla büyümekte ve bu büyüme ile birlikte turistlerin de kültürel değerler bakımından zengin bölgeleri daha yüksek düzeyde tercih etme eğiliminde oldukları görülmektedir. Nitekim son yıllarda turizm sektöründe ortaya çıkan değişim ve gelişmeler sonucunda, farklı kültürleri tanıma ve öğrenme merakıyla gerçekleşen turistik seyahatlerin sayısında önemli bir artış tespit edilmiştir. Günümüzde yerli ve yabancı turistlerin beslenme ihtiyaçlarında, daha az işlenmiş ve daha düşük oranda katkı maddesine sahip, kalorisi düşük ve yöreye özgü tatlar içeren yiyecek ürünleri talep ettikleri durumu göz önüne alındığında, ülkemizde kültür turizminin kaynakları kapsamında geleneksel yiyecekler arasında yer alan Maraş dondurmasının önemi ortaya çıkmaktadır. Maraş dondurması, üretim ve depolama sürecinde zararlı bakterilerin bulaşmasına fazlasıyla elverişlidir. Hijyen ve gıda güvenliği konusunda yeterli bilgiye sahip olmayan personelin dondurma üretim sürecine dâhil edilmesi, hem yerel halkın hem de turistlerin sağlığı açısından başta gıda zehirlenmesi olmak üzere birçok sağlık riskini beraberinde getirmektedir. Bu araştırmanın amacını, Kahramanmaraş ilinde, turizme hizmet sunan pastane işletmelerinde çalışan geleneksel Maraş dondurması üreten personelin hijyen ve gıda güvenliğine ilişkin bilgi ve uygulama düzeyinin ortaya konulması oluşturmaktadır. Bu amaç doğrultusunda oluşturulan anket formu, kolayda örneklem yöntemi esas alınarak, Kahramanmaraş ilinde 7 farklı pastane işletmesinde görev alan 213 dondurma üretim personeliyle yüz yüze görüşülerek uygulanmıştır. Araştırma kapsamında elde edilen veriler, SPSS 21.0 istatistik paket programı aracılığıyla analiz edilmiştir. Bu kapsamda yapılan frekans analizi ile aritmetik ortalama ve standart sapma değerleri hesaplanmıştır. Bununla birlikte, personelin bazı demografik özelliklerinin, personelin hijyen ve gıda güvenliğine ilişkin bilgi ve uygulama düzeyi üzerinde herhangi bir etkisinin olup olmadığının tespit edilmesi amacıyla verilerin normal dağılım göstermediği durumu göz önüne alınarak veriler üzerinde "Mann-Whitney U Testi" ile "Kruskal-Wallis H Testi" uygulanmıştır. Yapılan araştırma sonucunda, personelin hijyen ve gıda güvenliğine ilişkin bilgi ve uygulama düzeyinin "yüksek" seviyede olduğu tespit edilmiştir. Personelin hijyen ve gıda güvenliğine ilişkin bilgi düzeyi üzerinde, personelin yaşının, eğitim düzeyinin, iş tecrübesinin ve hijyen ve gıda güvenliği üzerine eğitim alma durumunun önemli bir etkisinin olduğu tespit edilmiştir. Öte yandan personelin hijyen ve gıda güvenliğine ilişkin bilgi ve uygulama düzeyi üzerinde, personelin cinsiyetinin önemli bir etkisinin olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Yapılan bu araştırmada, dondurma üretim faaliyetinde bulunan pastane işletmeleri ile bu alandaki araştırmacılara, elde edilen bulgular ışığında çeşitli öneriler sunulmuştur.
Adana ilinde toplu yiyecek hizmeti veren bir firmanın hijyen koşullarının ve kullanılan dezenfektanların antimikrobiyal etkinliğinin belirlenmesi
Bu çalışma; yemek hizmeti veren bir firmanın halk sağlığını tehdit eden gıda kökenli mikroorganizmalara karşı uygun hijyen çalışmaları yapıp yapmadığının kontrolü ve işletmede kullandıkları deterjanın işletmeden izole edilecek olan bazı patojenler üzerine etkinliğinin incelenmesi amacıyla kurgulanmıştır. Bu amaçla, firmanın çeşitli bölümlerinin ortam havasından, çeşitli yüzeylerden ve personellerden örnekler alınmıştır. Alınan örnekler sonucunda bütün ortam havaları düşük kontamine çıkmış fakat tuvalet ortam havası diğer örneklere göre yüksek kontamine çıkmıştır. Yüzeylerden alınan örneklerde ise sebze doğrama tahtası (TAMB 12-10x105 kob/cm2, Koliform-E. coli >1100 EMS/cm2), et doğrama tahtası (TAMB 15x104-75x102 kob/cm2, Koliform-E. coli >1100 EMS/cm2), mutfak zemini (TAMB 90x103-30x102 kob/cm2, Koliform-E. coli >1100 EMS/cm2) firmanın kullandığı deterjanla yıkanmadan önce ve sonrasında yüksek kontaminasyon gözlenmiştir. Personel ellerine bakıldığında ise tüm personelin toplam aerob mezofilik bakteri bakımından ellerinin yüksek kontaminasyon içerdiği gözlenmiş ve rastgele seçilen bir personelin elinde koliform ve E.coli (>1100 EMS/cm2) gözlenmiştir. Çalışmadan alınan tüm örneklerde Salmonella spp., Listeria spp. ve S. aureus izole edilememiştir. Deterjanın antimikrobiyel etkinliğine bakıldığında bakterilerin deterjandan farklı şekilde etkilendiği ve en çok inhibisyon zon oluşturanın Salmonella spp. oluşturduğu ve Listeria welshimeri'nin ise hiç etkilenmediği tespit edilmiştir. Sonuç olarak; çalışmada incelenen firmanın halk sağlığını tehdit eden gıda kökenli mikroorganizmalara karşı uygun hijyen çalışmalarını yeteri kadar yapmadığı ve firmanın kullandığı deterjanın firmadan izole edilen her bakteriye aynı antimikrobiyel etki etmediği tespit edilmiştir.
Kuaför ve berberlerin iş doyumu ile AIDS ve hepatit–B bilgilerinin değerlendirilmesi
Toplumsal yaşam içinde birçok insan herkese ortak hizmet üreten kuaför ve berber salonlarından hizmet almaktadır. Çalışmada Gaziantep ilinde bulunan kuaför ve berberlerde çalışanların sağlıksorularının iş doyumuna ve bulaşıcı hastalıklarla ilgili bilgi ve uygulamaların belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışma tanımlayıcı-kesitseldir. Araştırma evrenini Gaziantep ilindeki toplam 1200 kuaför ve berber çalışanı oluşturmuştur. Küme örnekleme yöntemiyle çalışmaya katılmayı kabul eden 628 kişi örneklemi oluşturmuştur. İşyeri sahiplerinden ve çalışanlardan sözlü onamları alınarak gözlem altında anket formu doldurulmuştur. İstatistiksel analizlerde x² testi kullanılmıştır. Çalışanların %73,2'si mesleki eğitim aldıkları belirtmişlerdir(p<0,002). %45,0'ı manikür/pedikür yaptığını, %67,4'ü her işlemden önce ve sonra ellerini yıkadığını %30,1'i eldiven; %13,5'i önlük kullandığını belirtmiştir(p<0,015). Kuaförlerin%49,0'u berberlerin %51,0'iHepatit B(p<0,037); kuaförlerin %48,4'ü berberlerin %51,6'sının AIDS'le ilgilibilgileriyeterlidir(p<0,002). Çalışanların Hepatit B ve AIDS bilgi düzeyleri %67,6 ve %63,2'dır. %55,1'inin Hepatit B aşısı eksik/aşısızdır. Çalışanların çalışma yılı artıkça meslek hastalığı artmaktadır(p<0,000). Usta olarak5 yıldan fazla çalışanlar manikür/pedikür kaplarının dezenfeksiyonunu önemsemektedir(p<0,000). İş doyumu ort: 134,00±21,19(min:81/max:202) olduğu saptanmıştır. Çalışanların hijyen ve bulaşıcı hastalıklar bilgisinde eksiklikler bulunmaktadır. Çıraklık eğitim merkezlerinde hijyen eğitimi ve işyeri denetimi mekanizmaları önemsenmeli, Hepatit B aşısının yapılması zorunlu olmadır. İş doyumu orta düzeyde olan kişilerin Hepatit B ve AIDS ile ilgili eğitimleri yetersizdir. Çalışanlara iş doyumu performans eğitimleri verilmelidir.
Ortaokul öğrencilerinin hijyen alışkanlıklarının hastalanma durumlarına etkisi
AMAÇ: Bu araştırmada, ortaokul öğrencilerinin hijyen alışkanlıklarının belirlenmesi ve hijyen alışkanlıklarının öğrencilerin hastalanma durumlarına etkisinin incelenmesi amaçlandı. GEREÇ-YÖNTEM: Tanımlayıcı tipte yapılan araştırmanın evrenini Kayseri İl Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı üç merkez ilçede yer alan ortaokul öğrencileri oluşturdu. Örneklem için kademeli örnekleme yöntemi kullanıldı. İlk kademede evreni belirlemek için ilçelerin okulları listelendi ve her bir ilçeden bir okul seçildi. Toplam üç okuldaki 2780 öğrenci araştırmanın evrenini oluşturdu. İkinci kademede evreni belli olan örnekleme yöntemi kullanıldı ve 514 öğrenci araştırmanın örneklemini oluşturdu. Her bir okuldan kaç öğrenciye ulaşılacağı okullardaki öğrenci sayısına göre ağırlıklı olarak belirlendi. Veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu, Kişisel Hijyen Durumu Anketi ve Öğrencilerin Hastalanma ve Başarı Durumu Formu kullanıldı. Kayseri İl Milli Eğitim Müdürlüğünden ve öğrenci ailelerinden, ölçek kullanımı için yazarından yazılı izin, etik kurul onayı ve öğrencilerden sözlü izin alındı. Veriler iki aşamada toplandı. İlk aşamada 2015-2016 eğitim-öğretim yılının güz dönemde Ortaokul Öğrencilerinin Kişisel Hijyen Durumu Tanılama Anket Formu araştırmacının kontrolünde doldurtuldu. İkinci aşamasında ise sömestr tatilinde, öğrencilerin 2015-2016 eğitim-öğretim yılı güz döneminde almış oldukları sağlık durum raporları, özürlü devamsızlıkları ve akademik başarı not ortalamaları kayıt edildi. İstatistik analizde tek yönlü varyans analizi, Pearson χ2 analizi ve Tukey testi kullanıldı. BULGULAR: Çalışmadaki öğrencilerin %44.7'si (n:230) erkek, %55.3'ü (n:284) kız öğrencidir. Öğrencilerin %30.9'u (n:159) 7.sınıftır. Öğrencilerin kişisel hijyen durumu puanın 7-22 arasında değiştiği ve ortalamanın 16.6 olduğu belirlenmiştir. Kişisel hijyen durum puanı yüksek olan öğrencilerin dönem başarı ortalamasının daha yüksek olduğu belirlendi ve bu durum istatistiksel olarak anlamlı bulundu (p<0.05). Öğrencilerin kişisel hijyen durumu puanı ile herhangi bir hastalıktan rapor alma durumu arasındaki farkın istatistiksel olarak anlamlı olmadığı görüldü (p>0.05). SONUÇLAR: Öğrencilerin kişisel hijyen puanlarının ortalamanın üstünde olduğu bu durum hastalanmalarına etkisinin olmadığı belirlendi. Anahtar kelimeler: hijyen, rapor alma, okul sağlığı, okul hemşireliği
10-12 yaş aralığındaki çocuklarda farklı motivasyon teknikleri kullanarak bilgi, tutum ve davranış üçgeninde diş fırçalama alışkanlığının araştırılması
Diş çürüğü ve periodontal hastalıklar çocukları etkileyen en yaygın kronik hastalıklar olarak kabul edilmektedir. Çocukluk döneminde, bu hastalıkların başlangıcı ve ilerlemesi yapısal ve davranışsal faktörler tarafından yönetilmektedir. Davranışsal faktörler; diyet, öz bakım ve oral hijyenden oluşmaktadır. Diş çürüğü ve periodontal problemlerin önlenmesinin temelini günlük ağız hijyen uygulamalarını içeren diş bakımı oluşturur. Çocukların ağız sağlığı davranışı, günlük oral hijyen uygulamaları ile güçlü bir ilişki içindedir. Bu çalışmanın amacı, farklı motivasyon yöntemlerinin çocukların ağız hijyeni uygulamaları ve ağız sağlığı davranışları üzerine etkisini araştırmaktır. Çalışmaya, 10-12 yaş aralığındaki 156 sağlıklı çocuk katılmıştır. Çocuklar rastgele 4 gruba ayrılmıştır. Birinci grupta temel oral hijyen eğitimi verilmiş ve plak indeksi skorları toplanmıştır. Doğru diş fırçalama, plastik model üzerinde anlatılmış ve eğitim bitiminde çocuklara uygun diş fırçası, diş macunu ve diş ipi verilmiştir. İkinci grupta, temel oral hijyen eğitimi verildikten sonra hazırlanan video ses ve görsel uyaranlar açısından izole bir odada, bilgisayar ekranı üzerinden izletilmiştir. İzlem sonrası anlaşılmayan ya da zorluk yaşanılan alanlar/konular değerlendirilip, anlaşıldığından emin olunmuştur. Üçüncü grupta, temel oral hijyen eğitimine ek olarak çocukların dişleri plak boyayıcı ajanla boyanmış ve fotoğraflanmıştır. Daha sonra çocukların temel oral hijyen eğitiminde öğretildiği şekilde dişlerini fırçalamaları istenmiştir ve fırçalama sonrasında plak seviyesini çocuklara göstermek için dişler tekrar boyanıp fotoğraflanmıştır. İlk fotoğraf ve son fotoğraf karşılaştılıp diş fırçalamanın plak oluşumunu önlemedeki rolü ile ilgili farkındalık sağlanmıştır. Motivasyonel görüşme yapılan son grupta temel oral hijyen eğitimi yapıldıktan sonra veri formunda verilen hatalı cevaplar değerlendirilmiştir. İdeal diş fırçalama ile çocuğun gerçek uygulamaları arasındaki çelişki konuşulmuş ve bu uyuşmazlığın çözümünün doğru fırçalama olduğu anlatılıp desteklenmiştir. Çocuklar 2. hafta, 1. ay ve 3. ay çağırılarak motivasyon yöntemlerinin etkinliği plak indeksine bakılarak değerlendirilmiştir. Bu dört grup değerlendirildiğinde, tüm gruplarda bilgi, tutum, davranış düzeyinde ve plak skorlarında olumlu değişiklikler gözlenmiştir. Bununla birlikte en büyük değişim motivasyonel görüşme grubunda gözlemlenmiştir. Motivasyonel görüşmenin çocuklara oral hijyen alışkanlıkları kazandırmada yararlı bir yöntem olabileceği sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: bilgi tutum davranış, farklı motivasy
Hemşirelik ve tıp öğrencilerinin el hijyeni inanç, el hijyeni uygulamaları ve izolasyon önlemlerine uyumlarının karşılaştırılması
Amaç: Bu çalışmada amaç, hemşirelik bölümü ve tıp fakültesi öğrencilerinin el hijyeni inanç, el hijyeni uygulamaları ve izolasyon önlemlerine uyumlarının karşılaştırılması ve bu bilincin eğitimleri sırasında ne derecede kazandırılabildiği sorusuna ışık tutmaktır. Gereç ve Yöntem: Tanımlayıcı ve kesitsel tipteki araştırma, Manisa Celal Bayar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü 2,3 ve 4. sınıflarından 217 ve Tıp Fakültesi 4 ve 6. sınıflarından 94 öğrenci ile yürütüldü. Araştırmada veriler Öğrenci Tanılama Formu, El Hijyeni İnanç Ölçeği ile El Hijyeni Uygulamaları Envanteri ve İzolasyon Önlemlerine Uyum Ölçeği ile toplandı. Verilerin istatistiksel analizinde demografik özellikleri tanımlamak için sayı yüzde dağılımı, demografik özellikler ile ölçek ortalama puanları arasındaki ilişkinin değerlendirmesinde her üç ölçek için Kolmogorov Siminov testi (p değeri=0,000) Mann Whitney U testi ve Kruskall Wallis testi kullanıldı. Bulgular: Araştırmaya katılan öğrencilerin yaş ortalaması 21,85±1,62(18-26) olup büyük çoğunluğu kadındı (%66,2). Öğrencilerin %89,4'ü izolasyon önlemlerinin hastane enfeksiyonlarını önlemede gerekli olduğunu ve %99'u el yıkama alışkanlığının hastane enfeksiyonlarını önlemede etkin olduğunu düşünmektedir. Sonuç: Öğrencilerin hastane enfeksiyonlarını önlemede izolasyon önlemlerine ve el hijyenine uyumlarının yüksek düzeyde olduğu belirlendi. Her iki bölümde de kadın öğrencilerin izolasyon önlemlerine uyumu erkek öğrencilere göre daha yüksek bulundu. Yaş izolasyon önlemlerine uyumu etkilememektedir. Hemşirelik öğrencilerinin hastane enfeksiyonları hakkındaki bilgi düzeyleri arttıkça el hijyenine uyumları artmaktaydı. Anahtar Kelimeler: Hemşirelik öğrencileri, tıp öğrencileri, el yıkama, hasta izolasyonu
Gaziantep ili kamu hastanelerinde verilen taşımalı yemek hizmetlerinin değerlendirilmesi
Begüm UĞURLU, Gaziantep İli Kamu Hastanelerinde Verilen Taşımalı Yemek Hizmetlerinin Değerlendirilmesi, Hasan Kalyoncu Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Beslenme ve Diyetetik Programı Yüksek Lisans Tezi, Gaziantep, 2019. Bu çalışma Ocak-Mayıs 2018 tarihleri arasında Gaziantep il merkezindeki dört kamu hastanesinde, hastane yemekhanesinde yemek yiyen toplam 575 hastane personeline verilen taşımalı yemek hizmetinin toplu beslenme sistemleri açısından değerlendirilmesi amacıyla yürütülmüştür. Araştırmaya katılan personele verilen toplu beslenme hizmeti ile ilgili görüşleri sorulup, 5'li Likert tipi ölçeklendirme ile çok kötü, kötü, orta, iyi ve çok iyi şeklinde değerlendirilmiştir. Çalışmada yapılan değerlendirme sonuçlarına göre, yemeklerin beğeni kriterlerinin dağılımına bakıldığında; bireyler toplam olarak sırasıyla yemeklerin kıvamını (%40,3), görüntüsünü (%36,0), sıcaklığını (%35,0), pişme oranını (%34,0), kokusunu (%33,5), yeterli ve dengeli beslenme açısından elverişliliğini (%33,0) ve ekmeğin kalitesini (%32,0) orta düzeyde beğenmiştir. Çok kötü değerlendirilen seçenekler ise sırasıyla yemeklerin yağ oranı (%35) ile yemeklerin uyumu (%23,0) olmuştur. En yüksek beğeni oranı ise; yemek miktarının yeterliliğinin/doyuruculuğunun (%31,0) iyi olarak değerlendirilmesinde görülmüştür. Yemekhanelerin fiziki özelliklerinden havalandırmanın çok kötü (%40,0) olarak değerlendirildiği, hastanede yemek kokusundan şikâyetin de yüksek düzeyde (%36,0) olduğu saptanmıştır. Taşımalı yemek hizmeti verilen kurumlarda bireyler yemekhane genel temizliğini (%37,4) ve yemek takımlarının temizliğini (%35,7) orta düzeyde değerlendirirken, yemekhane personelinin temizliğini (%43,0) iyi olarak değerlendirmişlerdir. Benzer şekilde yemekhane personelinin servis sırasındaki tutum ve davranışı da (%41,2) iyi olarak değerlendirilmiştir. Sonuç olarak; çalışmanın yapıldığı hastanelerde verilen taşımalı yemek hizmeti sunum biçiminden memnuniyetin orta düzeyde (%38,0) olduğu saptanmıştır. Hastaneler arası değerlendirmede de yemeklerin yağ oranı hepsinde çok kötü olarak değerlendirilirken, yemek miktarının yeterliliği/doyuruculuğu iyi olarak değerlendirilmiş ve değerlendirmelerde anlamlı bir fark bulunmuştur (p≤0,05). Memnuniyet oranının artırılması için yemeklerin sübjektif özellikleri iyileştirilmeli, standart yemek tariflerine bağlı aynı kalitede yemek üretimi verilmeli ve servis sırasında yemek kalitesini etkileyecek iyileştirici önlemler alınmalıdır. Anahtar sözcükler: toplu beslenme, yemek hizmeti, memnuniyet, hastane, hijyen.
Şanlıurfa ilinde kadınların genital hijyen davranışları ve etkileyen faktörlerin belirlenmesi
Bu tez çalışması; Şanlıurfa İlinde kadınların genital hijyen davranışları ve etkileyen faktörlerin belirlenmesi amacıyla tanımlayıcı bir araştırma olarak yapıldı. Araştırma, Temmuz 2019-Şubat 2020 tarihleri arasında, gerekli izinler alınarak, Şanlıurfa Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Polikliniğinde uygulandı. Araştırmanın yürütüldüğü tarihler arasında polikliniğe başvuran, araştırmaya katılmayı kabul eden, Türkçe iletişim kurabilen, 18-49 yaş arasında ve evli 218 kadın araştırmanın örneklemini oluşturdu. Verilerin toplanmasında "Veri Toplama Formu" ve "Genital Hijyen Davranışları Envanteri (GHDE)" kullanıldı. Envanterden alınan toplam puanın yüksekliği genital hijyen davranışlarının istendik düzeyde olduğunu göstermektedir. Veriler, kadınlar araştırma hakkında bilgilendirilerek onamları alındıktan sonra araştırmacı tarafından yüz yüze görüşerek toplandı. Araştırmadan elde edilen verilerin istatistiksel analizleri IBM SPSS Statistics 22.0 paket programı kullanılarak, İki Ortalama Arasındaki Farkın Önemlilik Testi, ANOVA, Kruskal-Wallis H, Mann-Whitney U testleri ve Korelasyon analizleri ile yapıldı. Kadınların GHDE puan ortalamasının 73,61±9,21 olduğu ve orta düzeyin biraz üzerinde olduğu belirlendi. Eğitim düzeyi yüksek, çalışan, ekonomik durumu iyi, sağlık güvencesi olan, il veya ilçede ikamet eden, çekirdek ailede yaşayan, evlenme yaşı 18 ve üzerinde, eşinin eğitim düzeyi yüksek ve eşi çalışan kadınların GHDE puan ortalamaları anlamlı düzeyde yüksek bulundu (p<0,001). Düşük yapma öyküsü olan kadınların GHDE puan ortalamaları anlamlı düzeyde düşük bulundu (p>0,05). Kadınların evlilik süresi, gebelik ve doğum sayısı ile GHDE puan ortalamaları arasında negatif yönde, zayıf derecede ve istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulundu (p<0,05, p<0,001). Konut imkanları yetersiz olup gecekonduda yaşayan, soba ve elektrik ile ısınan, tuvaleti ev dışında bulunan, çamaşırlarını elde yıkayan, haftada bir ve daha az sıklıkta ve oturarak banyo yapan kadınların GHDE puan ortalamaları anlamlı düzeyde düşük bulundu (p<0,001). Son bir yıl içinde vajinal akıntısı olmayan, vajinal enfeksiyon ve cinsel bölge temizliği ile ilgili bilgi aldığını ifade eden kadınların GHDE puan ortalamaları anlamlı düzeyde düşük bulundu (p<0,05). Araştırmadan elde edilen sonuçlar doğrultusunda; hemşirelerin genital hijyen davranışlarını geliştirici eğitim ve danışmanlık hizmetlerini verirken, kadınların genital hijyen davranışlarını etkilediği belirlenen sosyodemografik ve obstetrik özellikleri, ev ortamı ve bazı hijyen davranışlarını dikkate almaları ve riskli gruplara daha fazla eğitim ve danışmanlık vermeleri önerilmektedir. Anahtar Sözcükler: genital hijyen, vajinal enfeksiyon, hemşirelik
Lise yurdunda kalan kız öğrencilere verilen planlı genital hijyen eğitiminin davranışlarına etkisi
Kadınlarda en fazla görülen rahatsızlıklardan biri genital enfeksiyonlardır. Öğrenim hayatı boyunca yurtta kalan kız öğrenciler genital hijyenlerini sağlama konusunda zorlandıkları için özellikle genital enfeksiyonlar açısından risk altındadırlar. Bu yüzden bu dönemde yapılacak olan eğitim ve davranış değişikliği genel sağlığı ve genital sağlığını korumada son derece etkili olacaktır. Araştırma lise yurdunda kalan kız öğrencilere verilen planlı planlı genital hijyen eğitiminin davranışlarına etkisini inceleyebilmek amacıyla yarı deneysel olarak yapılmıştır. Şırnak il merkezinde bulunan Fatih Sosyal Bilimler Lisesi Öğrenci Pansiyonunda 15 Ekim 2019-15 Ocak 2020 tarihleri arasında yapılan araştırmanın evrenini bu yurda kayıtlı olan 144 kız öğrenci oluşturdu. vrenin tamamı araştırmaya dahil edildi (72 deney, 72 kontrol grubu). 18 kişilik gruplara ayrılan deney grubun öğrencilerine araştırmacı tarafından genital hijyen hakkında teorik ve pratik olmak üzere 30 ar dakikalık (toplamda 60 dakikadan oluşan) iki oturum şeklinde eğitim verildi. Araştırma verileri literatüre uygun olarak geliştirilen, anket formu ve "Genital hijyen davranışları ölçeği" uygulanarak toplandı. Eğitimden 3 ay sonra Genital hijyen davranışları ölçeği tekrar uygulandı. Elde edilen veriler uygun istatistiksel yöntemler kullanılarak değerlendirildi. Olguların eğitim öncesi Genital Hijyen Davranışları Ölçeği toplamından aldıkları puan eğitim verilen grupta 87,54±10,24 iken, kontrol grubunda 86,28±11,79 olarak saptanmıştır. Olguların eğitim sonrası puanları eğitim verilen grupta 98,14±9,62 iken kontrol grubunda 91,22±10,46 olarak saptanmıştır. Eğitim verilen gruptaki olguların eğitim sonrası aldıkları puanlar, kontrol grubu olgulara göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek saptanmıştır (p=0,001; p<0,01). Sonuç olarak; Yapılan bu çalışma sadece bilgi ve tutum belirleme düzeyinde yapılmış olup, oluşturduğu kalıcı davranış değişikliği öğrencilerin beyanıyla sınırlı kalmış ve yeterli düzeyde belirlenememiştir. Ancak eğitim sonrasında birçok hijyen davranışlarında olumlu yönde değişiklikler saptanmış olup, eğitiminin öğrenciler üzerinde etkili olduğu görülmüştür. Anahtar Sözcükler: Hijyen, Genital Hijyen, Menstruasyon, Eğitim, Kız Öğrenci
İnmeli hastalara verilen hijyenik bakım uygulamalarının hastaların yaşamsal bulgularına etkisi
Bu çalışma, inmeli hastalara verilen hijyenik bakım uygulamalarının hastaların yaşamsal bulgularına etkisini değerlendirmek üzere planlanmış, yarı deneysel bir araştırmadır. Araştırmanın evrenini Şanlıurfa Mehmet Akif İnan Egitim ve Araştırma Hastanesi Haliliye Ek Binası Yoğun Bakım Ünitesinde tedavi gören inme tanılı (n:90) hastalar oluşturdu. Örnekleme ise 1 Ekim 2021-1 Ocak 2022 tarihleri arasında çalışmaya katılmayı kabul eden ve onam veren hastalar dahil edildi. Mekanik ventilatöre bağlı, inme tanılı tam bağımlı hastaların oluşturduğu bu çalışmada hastalara 3 farklı günde bir (1) yatak banyosu ve iki (2) silme banyo verildi. Hastanın yaşamsal bulguları ve arteriyel kan gazı değerleri; yatak banyosu ve silme banyodan 5 dakika önce, 5 dakika sonra, 10 dakika sonra, 20 dakika sonra ve 30 dakika sonra ölçüldü. Bu verilerin toplanmasında "Veri Toplama Formu ve Yaşamsal Bulgular Kayıt Formu" kullanıldı. Hastaların yaş ortalaması 64,2±14,8 yıl ve çoğunluğunun (%55,5) erkek olduğu bulundu. Hastaların kilo ortalaması ise 79,9 kg olarak bulundu. Hastaların %30'u hipertansiyon hastasıyken %21,8'i diyabet hastasıdır. Hastaların çoğunluğunun ilaç kullandığı (%58,8) saptandı. Hastaların %30'unun daha önce en az bir ameliyat olduğu bulundu. Hastaların %40'ının sigara kullandığı saptandı. Hastalara uygulanan yatak banyosu öncesi ve sonrası değerlendirilen nabız, sistolik kan basıncı, diyastolik kan basıncı ve vücut sıcaklığı değerleri karşılaştırıldığında banyodan 5 dakika önce ve 5 dakika sonraki değerlerin birbirinden istatistiksel olarak farklı olduğu bulundu (p<0,001). Hastalara 2. ve 3. günde uygulanan silme banyosu öncesi ve sonrası değerlendirilen nabız, diyastolik kan basıncı ve vücut sıcaklığı değerleri karşılaştırıldığında silme banyodan 5 dakika önce ve silme banyodan 10 dakika sonraki değerlerin birbirinden istatistiksel olarak farklı olduğu bulundu (p<0,001). Hastalara 3. günde uygulanan silme banyosundan 5 dakika önce ve 5 dakika sonraki sistolik kan basıncı değerinin istatistiksel olarak anlamlı olduğu bulundu (p<0,001). Çalışmamızın sonuçlarına göre; inmeli hastalara verilen hijyenik bakım uygulamaları hastaların yaşamsal bulgularına olumlu yönde etki ettiği ve hastaları rahattlattığını göstermektedir. Anahtar kelimeler: Kişisel hijyen, yatak banyosu, silme banyosu, hemşirelik bakımı, inme, yaşamsal bulgular
Hemşirelerin el hijyeni ile ilgili inançlarının el hijyeni uygulamalarına etkisi
El hijyeni hastane enfeksiyonlarının önlenmesinde en önemli ve basit fakat uyumun da en az olduğu bir etkendir. Önemli bir bilgi birikimi ve beceri gerektiren hastane enfeksiyonlarının önlenmesinde en önemli sorunlardan biri, el hijyenine uyumda karşılaşılan sorunlardır. Bu sorunların birçoğu bilgi, tutum, uygulama, inanç ve algı gibi bireysel faktörler olup bunların belirlenmesi, el hijyenine uyma davranışının artırılmasında önemli bir yere sahiptir. Bu araştırma, hemşirelerin el hijyeni ile ilgili inançlarının el hijyeni uygulamalarına etkisinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın evrenini, Mart - Haziran 2019 tarihlerinde Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde görev yapmakta olan 960 hemşire oluşturmuştur. Evrenin tamamı örnekleme alınmış fakat araştırmaya katılmayı kabul eden 529 hemşire ile araştırma tamamlanmıştır. Verilerin toplanmasında araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu, El Hijyeni İnanç Ölçeği ve El Hijyeni Uygulama Envanteri kullanılmıştır. Anket formları araştırmacı tarafından dağıtılmış ve toplanmıştır. Verilerin istatistiksel analizinde SPSS (IBM SPSS Statistics 24) adlı paket program kullanılmıştır. Bulguların yorumlanmasında frekans tabloları ve tanımlayıcı istatistikler kullanılmıştır. Araştırmada, hemşirelerin EHİS puan ortalaması 83,64±9,14, EHUE puan ortalaması 65,88±5,66 olup hemşirelerin orta düzeyde el hijyeni inançlarına sahip ve el hijyeni uygulamalarının iyi düzeyde olduğu belirlenmiştir. Hemşirelerin EHİS puanlarını sadece cinsiyetin etkilediği; EHUE puanlarını ise çocuk sahibi olma, çalışma şekli, çalışılan birim, birimdeki hasta sayısı ve mesleki memnuniyet durumunun etkilediği saptanmıştır. Sonuç olarak, EHİS ile EHUE arasında pozitif yönde, çok zayıf derecede ve istatistiksel olarak anlamlı ilişki tespit edilmiştir (p<0,05). El hijyeni inanç ölçeği puanı arttıkça, el hijyeni uygulama envanteri puanı artmıştır. Hemşirelerin el hijyeni hakkındaki olumlu ve olumsuz inançlarının el hijyeni uygulamalarını etkilediği konusunda literatürde daha geniş ve daha çeşitli örneklem içeren çalışmaların yapılması önerilebilir.
Yoğun bakımlarda el yıkamaya uyumun mizaç karakter envanteri sonuçlarıyla karşılaştırılması
Epidemiyolojik araştırma sonuçlarına göre, hastane enfeksiyonlarında büyük oranda "el yıkama" uyumu yetersiz sağlık personeli sorumludur. El yıkama gereksinimi, özellikle yoğun bakım gibi yüksek riskli ünitelerde daha fazladır. Çünkü buradaki hastalar virulan veya multipl direçli mikroorganizmalar ile daha fazla kolonize veya infektedir.Uyumun arttırılmasını amaçlayan güncel çalışmalarda el hijyenine uyumu engelleyen olası faktörler arasında el yıkama lavabolarına ulaşımın zor olması, yetersiz zaman, cilt irritasyonu, problemin görmezlikten gelinmesi ve kişisel tercih veya alışkanlıklar sayılabilir. Bunun yanında personel azlığı ve birim veya hastane yöneticilerinin el hijyenine verdiği değer de uyum oranlarıyla ilişkili bulunmuştur. El hijyenine uyumun ancak erişkin davranış değişikliği ile sağlanacak olabilmesi fiziksel şartların iyileştirilmesi, eğitim ve kontrollerin belirli bir derecede yeterli olmasına neden olmaktadır. En düşük uyum erkek cinsiyette ve hekimlerde görülmektedir. Bu durum personelin mizaç davranış özellikleri ile açıklanabilmektedir. Kişilik özelliklerini ölçmede günümüzde psikiyatrik yayınlarda en güvenilir yöntem olan "mizaç ve karakter envanteri", türk toplumuna uyarlanmış, cloninger'in modeline göre kişilik değerlendirmesi sağlayan hem psikiyatrik hasta gruplarında hem de sağlıklı toplumda uygulanabilen kendini değerlendirme ölçeğidir. Bu tez çalışmasında, temmuz-aralık 2014 tarihleri arasında Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi Hafsa Sultan Hastanesi yoğun bakımlarında hizmet veren ve metoda uygun sayıda el yıkama kontrolü verisi bulunan personel dahil edilmiştir. Enfeksiyon kontrol komitesi gözlem kayıtları arasından; TC Sağlık Bakanlığı'nın önerdiği gözlemciler için rehber formatına uygun her bir personele ait en az 50 temas kaydı uygunluk açısından değerlendirilmiştir ve uyum yüzdelik olarak ifade edilmiştir. Çalışmanın içeriği personellere anlatıldıktan sonra katılmayı kabul eden ve onayı alınan personele, 240 sorudan oluşan mizaç karakter envanteri ve sosyodemografik verilerden oluşan kısa anket formunu verilerek doldurmayı kabul eden sağlık personelinin sonuçları veritabanına işlenmiştir. Verilere temel fraksiyonel analizlerin ardından kategorik ve sürekli değişkenler için uygun tek değişkenli analizler ve risk analizi uygulanmıştır. Bu çalışmada en az 50 temas kaydına ulaşılan 60 personel çalışmaya katılmayı kabul etmiştir. Toplam el yıkamaya uyum %30'du. Yaşları ortalama 31,2±7,5 olan personelin %63,3'ü (n=38)'i kadındı. Görev dağılımları sıklık sırasına göre hemşire, temizlik personeli ve doktordu (sırasıyla %56,7 %33,3 %10). Ortalama yoğun bakım görev süreleri 54,6 ±31 aydı. Genç yaşta, istatistiksel olarak anlamlı olmamakla birlikte el yıkama oranı artmaktaydı. Kadın cinsiyet ve hemşirelerde istatistiksel olarak anlamlı düzeyde el yıkama uyumu yüksek bulundu. Ölçekte değerlendirilen, dört mizaç boyutu (yenilik arayışı, zarardan kaçınma, ödül bağımlılığı ve sebat etme) ve yetişkinlikte olgunlaştıkları ve üç karakter boyutunda (kendini yönetme, iş birliği yapma ve kendini aşma) yaş, cinsiyet ve görevde anlamlı farklılıklar gözlenmedi. El yıkamaya uyumda da mizaç ve karakter özellikleri benzer dağılımdaydı. Yabancılardan çekinme altbaşlığında çekingen bireylerde el yıkamaya uyum daha iyi olarak bulundu. Ayrıca karakter özelliklerinde akılcı/maddeci bireylerde el yıkamaya uyum manevi kabullenmesi yüksek bireylerden daha iyi olarak bulundu. Ancak her iki parametrenin istatistiksel incelemesinde de anlamlı bir fark gözlenmedi. Sonuç olarak el yıkamaya uyumun arttırılması bir erişkin davranış değişikliği sorunudur. Erişkin davranışını etkileyen mizaç ve karakter özelliklerinin belirlenmesinin el yıkamaya uyumun arttırılması çalışmalarında yol gösterici olacağına inanmaktayız.
Yenidoğan yoğun bakım ünitelerinde çalışan personelin hijyenik el yıkama konusundaki bilgi düzeyinin değerlendirilmesi
Bu çalışmada; Gaziantep ili merkezindeki özel ve devlet hastanelerinde bulunan Yenidoğan Yoğun Bakım Ünite'lerinde çalışan sağlık çalışanlarının el yıkama uygulamaları ve bilgi düzeylerinin ölçülmesi amaçlanmıştır. Sağlık personelinin demografik özellikleri daha önce herhangi bir yoğun bakım ünitesi tecrübesi, şu anda çalıştıkları ünitede ne kadar süre çalıştıkları, hijyenik el yıkama yöntemi ve hangi durumlarda uygulandığına yönelik bilgi düzeylerinin sorgulandığı anket formu 28 Mart-31 Aralık 2013 tarihleri arasında Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliği'ne bağlı hastaneler, Gaziantep Üniversitesi Şahinbey Araştırma ve Uygulama Hastanesi ve özel hastanelerde bulunan Yenidoğan Yoğun Bakım ünitelerinde çalışan 267 kişiye uygulanmıştır. Öncesinde bir yenidoğan yoğun bakım ünitesinde çalışanların oranı %38.6, daha önce yenidoğan yoğun bakım ünitesi dışında herhangi bir yoğun bakım ünitesinde çalışanların oranı %36.7'dir. Hijyenik el yıkama işlemi hakkında daha önce bir eğitim alanların oranı %85.0'dır. Hasta bakımında/muayenesinde eldiven kullananların oranı %68.9, eldiven giymeden önce elini yıkayanların oranı %75.0'dır. Hijyenik el yıkama ile hastane enfeksiyonlarının bulaşması arasında bir ilişki olduğunu düşünenlerde daha önce herhangi bir yenidoğan yoğun bakım ünitesinde çalışanların oranı, ilişki olmadığını düşünenlere göre anlamlı düzeyde daha yüksektir (p:0.032). Çalışılan birimde el hijyeni ve hijyenik el yıkama ile ilgili uyarıcı ve hatırlatıcı yazılar bulanların oranı %94.0 en sık bulunduğu yer %86.0 ile el yıkama ünitesi belirtilmiştir. Sonuç olarak araştırmaya katılanlar hijyenik el yıkama endikasyonlarını yüksek oranda bilmektedirler.
Gaziantep il merkezindeki ekmek ve pide fırınlarının sağlığa uygunluk durumları ve etkileyen etkenler
mm
Kuaför çalışanlarının hijyen, kan yoluyla bulaşan hastalıklar ve onikomikozis yönünden incelenmesi
Kuaför ve güzellik salonlarında manikür-pedikür-epilasyon gibi işlerde çalışanlar, hijyenik olmayan koşullarda çalışıyorlarsa perkütan yollarla birçok hastalığı kendilerine ve müşterilerine bulaştırabilirler. Araştırmada kuaför ve güzellik salonu çalışanlarına anket uygulanarak, kanla bulaşan enfeksiyonlar, onikomikozis ve hijyen bilgi düzeyi değerlendirilmesi; alınan örneklerle Hepatit B, C, HIV ve onikomikozis enfeksiyonlarının araştırılması ve çalışanlara sterilizasyon dezenfeksiyon eğitimi verilerek eksikliklerin giderilmesi amaçlandı. Düzce de Haziran-Kasım 2010 tarihleri arasında yapılan çalışmada, merkez ve ilçelerinde kuaförler odasına kayıtlı 100 iş yerinde 250 çalışanın, 155'i kan vermeyi, 126'sı ankete katılmayı kabul etti. Kontrol grubu olarak, kuaförlerde risk grubunda bulunmayan diğer işlerde görevli 65 çalışandan kan örnekleri alındı. Çalışma grubunda 5 (%3), kontrol grubunda 3 (%5) kişide HBsAg ve çalışma grubunda 18 (%12), kontrol grubunda 12 (%19) kişide Anti-HBc IgG pozitif tespit edildi. Çalışma ve kontrol grubunda HCV, HIV ve onikomikozis saptanmadı. Hepatit B enfeksiyonu kuaför çalışanlarında topluma ve kontrol grubuna göre yüksek bulundu. Bu sonuç seçtiğimiz kontrol grubunda bulunan diğer kuaför çalışanlarınında HBV enfeksiyonu açısından risk altında olduğunu gösterdi. Anket sonuçlarına göre çalışanların çoğunlukla ilköğretim mezunu olduğu, mesleki eğitim aldığı ve bunların büyük oranda eğitimlerini çıraklık eğitim merkezlerinde tamamladıkları saptandı. Hijyen, kan yoluyla bulaşan hastalıklar ve sterilizasyon-dezenfeksiyon konularında yetersiz eğitim aldıkları ve bilgi düzeylerinin düşük olduğu gözlendi. Bu alanda tüm çalışanların katılıp kendilerini geliştirebilecekleri, belirli aralıklarla eğitimlerini tekrarlayabilecekleri kurs, seminer gibi olanaklar sunulması gerektiği düşünüldü.Anahtar kelimeler: Hijyen, kuaför, manikür-pedikür, kanla bulaşan enfeksiyonlar, onikomikozis.
Düzce Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesinde çalışan doktor ve hemşirelerin el hijyeni konusunda bilgi, tutum ve alışkanlıklarının değerlendirilmesi
Çalışmamız Düzce Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesinde çalışan doktor ve hemşirelerin el hijyeni hakkındaki bilgisini ölçmek tutumunu yaklaşımını değerlendirmek çıkan sonuçla literatürdeki sonuçları karşılaştırarak gerekli tedbirin alınmasını sağlamak amacıyla yapılmıştır. El hijyeni herhangi bir el temizliği eylemi için kullanılan genel bir tanımdır. Hastane infeksiyonu uzun süre hastanede kalmaya maliyetin artmasına, hastalarda direnç gelişimine ve en önemlisi hastanın ölümüne sebebiyet vermektedir. Bunun için mikropların yayılmasını önlemek, sağlık hizmetiyle ilişkili infeksiyonu en aza çekmek için en iyi ve en etkili yöntem olan el yıkama; enfeksiyonların engellenmesine katkı sağlamıştır. Araştırmamda hastane çalışanlarının el hijyeni uygulamasını her zaman gerçekleştirdikleri, ancak el yıkama için gereken süreyi doğru bilmedikleri, bilgilerini değerlendirmek için sorulan soruların tamamını doğru yanıtlayamadıkları görülmüştür. Çalışmaya katılanların çoğunluğunu genç, bayan ve hemşire olarak görev yapan sağlıkçılar oluşturmuştur. Doktor ve hemşireler olmak üzere 2 grup üzerinden anket doldurulmuştur. Bu ankette doktor ve hemşirelerin sosyo-demografik özellikleri el hijyeni hakkında bilgi durumları ve el yıkama ile ilgili yaklaşımları yer almaktadır. Düzce Üniversitesi hastanesinde çalışan toplam 218 hemşire, 159 doktora anket dağıtılmıştır ancak 120 kişi anketi doldurmuştur, çıkan sonuç SPSS programı ve ki-kare testi kullanılarak değerlendirilmiştir.
Yatılı ilköğretim bölge okulu II. kademe öğrencilerinin kişisel hijyen uygulamaları
Yatılı İlköğretim Bölge Okulu II. kademe (Ortaokul; 6,7, ve 8. sınıf) öğrencilerinin kişisel hijyen uygulamalarının belirlenmesi amacıyla yapılan bu araştırmanın örneklemini, Antalya ili Serik ilçesinde yer alan Yukarıkocayatak Yatılı İlköğretim Bölge Okulu'na kayıtlı olan 142 kız, 146 erkek olmak üzere toplam 288 öğrenci oluşturmuştur. Veri toplama aşamasında öğrencilere kişisel bilgilerine ve kişisel hijyen uygulamalarına yönelik sorulardan oluşan anket formu uygulanmıştır. Mayıs 2012'de toplanan veriler kontrol edilmiş ve bilgisayar ortamında (SPSS 18.0) değerlendirilmiştir. Araştırmaya katılan öğrencilerin %49,3'ü kız, %50,7'si erkektir. Öğrencilerin %28,5'ini 6., %34,7'sini 7. ve %36,8'ini 8. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Öğrencilerin %33'ü yatılı, %67'si gündüzlüdür. Yapılan istatistiksel analizler sonucuna göre; kız öğrencilerin erkek öğrencilere göre kışın daha sık banyo yaptıkları belirlenmiş ve öğrencilerin cinsiyete göre kışın banyo yapma sıklıkları arasındaki fark anlamlı bulunmuştur(p<0.05). Kız öğrencilerin erkek öğrencilere göre dişlerini daha düzenli ve daha doğru sıklıkta fırçaladıkları belirlenmiş olup kız ve erkek öğrenciler arasındaki bu farkın anlamlı olduğu saptanmıştır (p<0.05). Gündüzlü öğrencilerin yatılı öğrencilere göre daha doğru sıklıkta diş fırçalarını değiştirdikleri ve öğrenim türüne göre diş fırçası değiştirme sıklığı arasındaki farkın anlamlı olduğu saptanmıştır (p<0.05). Öğrencilerin çoğunluğunun (%80.6) dişlerini düzenli olarak her gün fırçaladıkları, tamamına yakınının (%91,3) ellerini bez havlu ile kuruladıkları, ayaklarını her gün yıkadıkları ve yarıdan fazlasının ayaklarını bez havlu ile kuruladıkları, tırnak yeme alışkanlıklarının bulunmadığı, çoraplarını her gün değiştirdikleri, öğrencilerin yarısının (%49) iç çamaşırlarını 2-3 günde bir değiştirdikleri, burunlarını düzenli olarak akar su ile veya temiz bir mendil ile temizledikleri, yarıdan fazlasının (%52,8) kulaklarının içini ucuna pamuk sarılı çubuk ile temizledikleri, yarıya yakınının (%46,9) diş hekimine hiç gitmedikleri saptanmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlar doğrultusunda, yatılı ilköğretim bölge okulunda okuyan öğrencilerin kişisel hijyen uygulamalarının geliştirilmesine yönelik uzman kişiler tarafından seminer ve konferanslar verilmesi, öğrencilere, okul personeline ve ailelere kişisel hijyen uygulamaları ile ilgili pratik bilgiler veren eğitici kaynakların (afiş, broşür, el kitabı vb.) hazırlanarak sunulması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Hijyen, Kişisel Hijyen, Yatılı İlköğretim Bölge Okulu
Mezbaha personeli hijyeninin küçükbaş hayvan karkaslarının mikrobiyolojik kalitesi üzerine etkileri
Mezbaha kesim hattında karkasa geçen mikroorganizma sayısını azaltmak için hijyen kurallarına uyulması gerekmektedir. Bu çalışma mezbaha kesim hattında çalışan personelin bazı hijyen kurallarını uygulaması ile küçükbaş hayvan karkaslarının mikrobiyal yükünde ne kadarlık bir değişim olduğunu incelemek amacıyla yapıldı. Çalışma iki farklı mezbahanın herbirinde (A ve B mezbahası), iki aşamada gerçekleştirildi. Birinci aşamada her bir mezbahaya haftada bir kez olmak üzere üç defa gidilerek ve; mezbaha kesim hattında çalışan işçilerin el/eldiven/bıçak'larından ve soğutma öncesi küçükbaş hayvan karkaslarından alınan örneklerde Toplam Mezofil Aerobik Bakteri (TMAB), Enterobacteriaceae ve Salmonella spp. analizleri yapıldı. Böylece çalışmanın birinci aşaması boyunca mezbahalardaki karkasların ve kesim hattındaki işçilerin genel hijyen durumu ortaya konuldu. İkinci aşamada da aynı mezbahalara gidilerek kesim hattında rastgele seçilen karkasların yüzümüne başlamadan; işçilerin eldiven giymeleri (tek kullanımlık), eldivenli ellerini yıkamaları ve bone takmaları, bıçaklarını dezenfekte etmeleri (en az 5 sn. ≥82oC'lik suya daldırma) sağlandı. Karkas yüzüm işlemi ardından karkaslardan örnekler alındı. Ayrıca işçilerin el yıkama ve bıçak dezenfeksiyon işlemlerinin etkinliğini değerlendirmek için işçi eldiven ve bıçaklarından örnekler alınarak birinci aşamada olduğu gibi analizler yapıldı. Birinci aşamada A mezbahasındaki karkasların TMAB ve Enterobacteriaceae sayıları 3,68 ve 0,90 log10 kob/cm2 olarak tespit edilirken, ikinci aşamada (hijyen uygulamaları sonrası) bu değerlerin 3,60 ve 0,41 log10 kob/cm2'ye azaldığı tespit edildi. B mezbahasında birinci aşamada karkasların TMAB ve Enterobacteriaceae sayıları 3,88 ve 1,77 log10 kob/cm2 iken bu değerlerin 3,20 ve 0,77 log10 kob/cm2'ye düştüğü görüldü (P<0,05). A mezbahasında birinci, ikinci aşamalardaki karkaslar Salmonella spp. negatif bulundu. B mezbahasında ise birinci aşamada 4 karkas Salmonella spp. pozitif iken hijyen uygulamaları sonrası alınan örneklerde Salmonella spp. tespit edilmedi. A ve B mezbahalarında birinci aşamada personel elleri ve bıçaklarının ortalama TMAB ve Enterobacteriaceae sayıları ikinci aşamada (hijyen uygulamaları sonrası) önemli oranda azaldı (P<0,05). A mezbahasında personel elleri ve bıçakları hem birinci hem de ikinci aşamada Salmonella spp. negatif bulundu. B mezbahasında ise birinci aşamada 4 el ve 2 bıçak örneği Salmonella spp. pozitif iken ikinci aşamada B mezbahasında sadece 1 bıçak pozitif olarak tespit edildi. Sonuç olarak mezbahada el yıkama ve bıçakları ≥82ºC'lik suya daldırma işleminin el ve bıçak gibi kontaminasyon kaynaklarınının mikrobiyal yükünü önemli derecede azalttığı ve bu azalmaların karkasın TMAB sayısında 0,08 ile 0,68, Enterobacteriaceae sayısında ise 0,49 ile 1,0 log10 kob/cm2 arasında düşüş sağladığı tespit edildi. Ancak bu azalmaların personelin gösterdiği özene, becerisine ve kesim hattının dizaynına bağlı olarak artabileceği söylenebilir.
Eğitim uygulama okulları ve rehabilitasyon merkezlerindeki öğretilebilir zihinsel engelli bireylerin kişisel hijyeni ile ilgili uygulamalar ve velilerinin bilgileri
?Eğitim uygulama okulları ve rehabilitasyon merkezlerindeki öğretilebilir zihinsel engelli bireylerin kişisel hijyeni hakkında bilgi ve uygulamaları? adlı bu çalışma; farklı zeka düzeyinde, zihinsel yetersizliği yanında fiziksel engeli de olan ve farklı yaş gruplarındaki zihinsel engelli bireylerin kişisel hijyen uygulamalarını, bu uygulamaların yeterli düzeyde olup olmadığını, kişisel hijyen uygulamalarında yardım alıp almadıklarını aynı zamanda zihinsel engele sahip olan velilerin kişisel hijyen hakkındaki bilgilerini belirlemek amacıyla hazırlanmıştır. Afyonkarahisar, Ankara ve İstanbul'da Eğitim Uygulama Okulu ve İş Eğitim Merkezi ve rehabilitasyon merkezi ile görüşülerek toplam 225 veli üzerinde anket uygulanmıştır. Zihinsel engelli bireylerin kişisel hijyen uygulamaları ile velilerin kişisel hijyen hakkındaki bilgileri, velilerin eğitim durumları ile ilişkilendirilmiş ve khi kare analiz yöntemi uygulanarak sonuçlara ulaşılmıştır. Çalışmaya katılan velilerin büyük çoğunluğunu anneler oluşturmaktadır. Aynı zamanda engelli bireye en çok yardım edenin de anneleri olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Velilerin 157'sinin okur yazar olmayan, okur yazar olan ve ilkokul mezunları oldukları, 68'inin ortaokul, lise ve üniversite mezunu olduğu belirlenmiştir. Anket kapsamındaki zihinsel engelli bireylerin 70'inde farklı fiziksel engel bulunmakta, büyük çoğunluğunun erkek ve 13 ? 18 yaş arası bireylerden oluştuğu saptanmıştır. Velilerin kişisel hijyen bilgilerinin eğitim düzeyleriyle bağlantılı olarak değiştiği, bu konuda verilen soruların çoğunun eğitim düzeyi düşük bireyler tarafından yanlış yanıtlandığı, eğitim düzeyi yüksek olan grubun ise banyo temizliği, taharet temizliği, göz temizliği ve diş fırçası kullanımı sıklığı konusunda yetersiz olduğu belirlenmiştir. Okur yazar olmayan, okur yazar olan ve ilkokul mezunu velilerin sahip oldukları engelli bireylerin; banyo yapma, saç tarama, tırnak kesme, ayak yıkama, kulak temizliği, taharet temizliği, iç çamaşırı ve elbise değiştirme konularında ailelerinin yardımlarıyla yapabildikleri; ortaokul, lise ve üniversite mezunu velilerin sahip oldukları engelli bireylerin yalnızca kulak, ayak, tırnak temizliği ve banyo yapmada ailelerinin yardımına ihtiyaç duymaktadırlar. Engelli bireyler uyandıkları zaman yüzünü yıkamakta, tuvaletten çıkınca ve yemekten önce ve sonra ellerini yıkamakta, ellerini yıkadıklarında havlu kullanmayı tercih etmemekte, kirlendikçe ayaklarını yıkamakta, saçlarını şampuanla yıkamakta, haftada 1 ya da 2 kez banyo yapmaktadır. Kulak temizliğine önem vermedikleri, kulağını temizleyenlerin kulak pamuğu kullandıkları, dişlerini günde iki kez fırçaladıkları, diş ipi kullanmadıkları, haftada bir ya da uzadıkça tırnak kestikleri, tuvalet temizliğinde su ve tuvalet kağıdı kullanımının fazla olduğu belirlenmiştir. Hemen hemen tüm zihinsel engelli bireyler her gün ya da iki günde bir atlet, külot, çorap ve giysi değiştirmektedirler. Banyo lifi ve el yüz havlusunu aile bireyleriyle birlikte kullananların oranı kullanmayanlara oranla yüksek bulunmuştur.Tüm bu bulgular doğrultusunda zihinsel engelli bireye sahip olan velilerin kişisel hijyen hakkında eğitim almaları gerekmekte, sağlıklı yaşam için kişisel hijyenin önemini kavramak ve bunu yaşantılarına transfer etmeleri gerekmektedir. Tutum ve davranışların olumlu yönde düzeltilmesi adına alınan eğitim ile zihinsel engelli bireyde de iyileşmeler görülecek ve bu bireylerin toplumda kabul edilebilir olmaları sağlanacaktır.