Hygiene

85 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Milli Eğitim Bakanlığı birimlerinde istihdam edilen personellerin bulaşıcı ve salgın hastalıklar konusunda bilinç düzeyleri ve tutumları: Tarsus örneği

Bu tez çalışması, Mersin İli Tarsus İlçesinde Milli Eğitim Bakanlığına bağlı devlet okullarında çalışan öğretmen ve idarecilerin, oluşabilecek bulaşıcı ve salgın hastalıklar konusunda bilinç düzeyleri ve tutumları ile ilgili mevcut durumu araştırmayı amaçlamıştır. Çalışmamızda tanımlayıcı tipte ve kesitsel olarak yapılan anketin örneklemini 3854 öğretmeni bulunan Tarsus ilçesindeki 353 personel oluşturmuştur. Anketin Bilinç Düzeyi ölçeğindeki 4 faktörden oluşan 22 sorusu için iç tutarlılık kat sayısı alpha=0.931; 1 faktörlü Tutum Ölçeği için ise alpha=0.734 olarak çok yüksek çıkmış, anket geçerli ve güvenilir bulunmuştur. 435 katılımcının verileri SPSS 22.0 programında analiz edilmiştir. Katılımcıların demografik özellikleriyle ilgili verilerini çözümlemek amacıyla frekans ve yüzde çıkarımları hesaplanmıştır. İki bağımsız grup için t-testi, ikiden fazla bağımsız grup için tek yönlü Anova testi kullanılmıştır. Anova testi sonrasında farklılıkları belirlemek üzere tamamlayıcı post-hoc analizi olarak Scheffe testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda okullarda en sık karşılaşılan hastalıklar üst solunum yolu hastalıkları olmuştur. OSYE varlığında, katılımcılarımızın 224'ünün(%51,5) okulunda varlığı, 47'sinin(%10,8) okulunda yokluğu, 164'ünün(%37,7) okulunda varlığı konusunda fikri yoktur. Beyaz Bayrak varlığında, katılımcılarımızın 200'ünün(%46) okulunda varlığı, 121'inin(%27,8) okulunda yokluğu, 114'ünün(%26,2) okulunda varlığı konusunda fikri yoktur. Okulum Temiz Belgesi varlığında, katılımcılarımızın 340'ının(%78,2) okulunda varlığı, 28'inin(%6,4) okulunda yokluğu, 67'sinin(%15,4) okulunda varlığı konusunda fikri yoktur. Katılımcılarımızın 54'ü(%12,4) idareci 381'i(%87,6) öğretmendir. İdarecilerin fiziksel önlemler(4,78), eğitsel faaliyetler(3,07), gözlem(1,98) ve tutum(3,91) puanları öğretmenlerden yüksek bulunmuştur. Yaş ortalaması arttıkça bilinç düzeyi puanları artmaktadır. Çalışılan okul türüne göre ilkokullarda çalışanların farkındalık ve gözlem puanları ortaokul ve liselerde çalışanlara göre anlamlı farklılık göstermektedir. Cinsiyete göre erkeklerin genel bilinç düzeyi kadınlara göre anlamlı farklılık göstermektedir. Korelasyon analizlerine göre katılımcıların Genel bilinç düzeyi ile tutumları arasındaki ilişki(r=0.74) pozitif yönde yüksek çıkmıştır. Araştırma sonucunda geleceğimizi şekillendirdiğimiz okullarımızda görev yapan öğretmen ve idarecilerin bulaşıcı ve salgın hastalıklar konusunda bilinç ve tutumlarını arttırmaya yönelik eğitimlerin arttırılması, sağlık ve eğitim personelinin yakın temas halinde çalışması ve okullarda sağlık personeli temini konusunda önerilerde bulunulmuştur.

BilinçBulaşıcı hastalıklarEpidemiyoloji+6
Kaan Aksun
Tarsus University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Pandemi sürecinde bireylerin hijyen alışkanlıkları, COVID korkusu ve sağlık kontrol odağı ile ilişkisi

Çalışmada pandemi sürecinde bireylerin hijyen alışkanlıkları, COVID-19 korkusu ve sağlık kontrol odağı arasındaki ilişkiyi değerlendirmek amaçlanmaktadır. Çalışma tanımlayıcı ve analitik çevrimiçi anket çalışmasıdır.Ankette pandemiye bağlı korkuyu ölçmek için COVID-19 Korku Ölçeği, hijyen davranışlarını değerlendirmek için COVID-19 Hijyen Ölçeği ve sağlık kontrol odağı durumunu ölçmek için Çok Boyutlu Sağlık Kontrol Odağı Ölçeği A formu kullanılmıştır. Çalışmaya Türkiye genelinde 375 kişi katılmıştır. Katılan bireylerin ÇBSKOÖ puanları değerlendirildiğinde katılımcılar arasında önemli kişiler kontrol odağı daha baskın saptanmıştır. Katılımcıların COVID-19 Hijyen Ölçeği puan ortalaması 102 yani orta düzeyde bulunmuştur. Kadınlarda tüm alt boyutlar daha yüksek saptanmıştır. COVID-19'a bağlı korku orta düzey saptanmıştır ve kadınlarda daha fazla bulunmuştur. Katılımcıların kontrol odağına göre COVID-19 Hijyen Ölçeği ve alt ölçekleri puanları değerlendirildiğinde hiçbir ölçek puanında gruplar arasında anlamlı fark saptanmamıştır. İç konrol odaklı bireyler, dış kontrol ve önemli kişiler kontrol odaklı kişilere kıyasla COVID-19 korku ölçeğinden istatiksel olarak anlamlı ve daha düşük puan almıştır. Katılımcıların korku seviyeleri ile COVID-19 Hijyen Ölçeği puanları ve tüm alt boyut puanları arasında anlamlı ilişki saptanmıştır. Sonuç olarak katılımcıların COVID-19 Korkusu ve COVID-19 Hijyen Ölçekleri sonuçları orta derecede ve literatürdeki sonuçlara benzerdir. Katılımcıların kontrol odakları hijyen sonuçlarına etki etmezken, iç kontrol odağı daha fazla olan katılımcıların COVID-19 korkusu daha az bulunmuştur. Korku seviyeleri yükseldikçe hijyen davranışları da artmaktadır. COVID-19 salgınının fiziksel ve mental olumsuz etkilerinden korunmak ve risk gruplarını tayin etmek adına geniş çaplı çalışmalara ihtiyaç vardır. Anahtar Kelimeler: COVID-19, Sağlık Kontrol Odağı, COVID-19 Korkusu, Hijyen

COVID 19Denetim odağıHijyen+3
Gülnihal Dilber
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Tuşba ilçesinde bulunan ilköğretim kurumlarındaki idarecilerin okuldaki genel hijyen üzerine olan görüşleri

Temizlik, hijyen ve kişisel hijyen alışkanlıkları bireyin fiziksel ve ruhsal sağlığını sürdürmesinde ve gelişiminde son derece önemli bir yere sahiptir. Özellikle ilköğretim okullarında çocuk birey sayısının fazla olması ve bu kişilerin temel kazanımlarını burada elde etmesi açısından okullardaki hijyen olgusu önem kazanmaktadır. Bu kapsamda çalışmamız, Van ilinin Tuşba ilçesinde bulunan ilköğretim kurumlarında görev yapmakta olan idarecilerin okullarındaki hijyen olgusu üzerine görüşlerini tespit etmeyi amaçlamaktadır. Bu tespitin elde edilmesi hususunda anket çalışmasına yer verilmiştir. Ayrıca kurumlarda bulunan görevli kişiler ile de görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Bu yöntemlerin yanı sıra gözlem yönteminden de yararlanılmış olup kullanılan tüm yöntemlerin sonucunda idarecilerin hijyen olgusu üzerine görüşleri ve okullardaki hijyen durumu ele alınmıştır. Araştırmamızda genel olarak okulların sınıf, koridor, tuvaletlerin, kütüphanelerin, tuvaletlerin yetersiz ve yeterince temiz olmadığına rastlanmıştır. Okullarda geri dönüşüm kutuları bulunmakla beraber sınıflarda ve koridorlarda çöp kutuları bulunmaktadır. Spor salonu, kütüphaneleri, laboratuvarları ve kantinlerin yeterince hijyenik olmadığı gözlenmiştir. Araştırılan okullarda genel olarak öğretmenlerin sınıfları havalandırdığı, bahçelerinin genel olarak temiz olduğu gözlenmekle birlikte okullarda kişisel bakım, hijyen ve sağlıklı yaşam hakkında konferanslar düzenlendiği incelenmiştir. Anahtar Sözcükler: temizlik, hijyen, okul hijyeni

HijyenTemizlikVan-Tuşba+2
Damla Fatma Erez
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Hazır yemek endüstrisinde çalışan personelin gıda hijyen bilgi düzeylerinin belirlenmesi

Bu çalışma, Van'da bulunan hazır yemek fabrikalarında çalışan kişilerin gıda hijyen bilgi düzeylerini ölçmek amacıyla yapılmıştır. Bu amaçla hazırlanan anket formu, 12 adet yemek fabrikasında bulunan 90 erkek ve 14 bayan olmak üzere 104 kişiye uygulanmıştır. Çalışmada kullanılan anket, demografik bilgiler, besin zehirlenmelerini önlemek için yapılması gerekenler ve gıda hijyen bilgi düzeyini ölçmek için hazırlanan sorular olmak üzere 3 bölümden oluşmuştur. Çalışma sonucunda Van ilinde bulunan hazır yemek fabrikalarında çalışan personelin genellikle erkeklerden oluştuğu, örgün eğitim seviyesinin bayanlarda daha yüksek ve erkeklerde daha düşük olduğu, bayan çalışanların erkek çalışanlardan daha genç olduğu, iş tecrübesi bakımından da erkeklerin çoğunlukta olduğu belirlenmiştir. Ankete katılanların büyük bir çoğunluğunun gıda hijyen bilgi düzeylerinin ölçülmesi için verilen sorulara doğru cevaplar verdikleri ve bunun sebebinin de büyük ölçüde çalışanların hijyen eğitimi almalarına bağlı olabileceği tespit edilmiştir. Anket sorularına doğru yanıtların verilmesinde çalışanların örgün eğitim seviyesinin de etkili olduğu görülmüştür. Çalışma sonucunda elde edilen verilerden, bu tip işletmelerde çalışanların tamamının hijyen eğitimi almalarının gerektiği, örgün eğitim seviyesinin yükseltilmesinin gıda hijyen bilgi düzeyini olumlu yönde etkileyeceği, gıda hijyen eğitimlerinin gıda hijyeni konusunda uzmanlaşmış kişiler tarafından verilmesi gerektiği ve hazır yemek fabrikalarında gıda güvenliğini garanti altına alan HACCP gibi uygulamaların faydalı olacağı sonucuna varılmıştır. Halihazırda yemek fabrikaları çalışanlarının gıda hijyen bilgi düzeylerinin tamamen yeterli olmadığı ve bu yüzden de bu tip işletmelerin resmi otoriteler tarafından sürekli ve sıklıkla denetlenmesinin gıda kaynaklı hastalıkların önlenmek için gerekli olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Yemek fabrikası, Personel, Hijyen, Bilgi düzeyi

AşçılarBesin hazırlama ve dağıtmaBilgi+6
Pınar Turlak
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokul öğrencilerine temizlik ve hijyen bilincinin kazandırılmasında etkili olan faktörlerin incelenmesi

Doğumla birlikte başlayan bebeklik döneminde yalnızca aile ile etkileşim halinde olan çocuklar dört beş yaş itibariyle aile bireyleriyle iletişimin dışında sosyal yaşama dâhil olarak yeni öğrenmeler gerçekleştirmektedir. Öğrenmeye en açık ve hevesli olunan bu dönemde yaşamlarını nitelikli bir şekilde sürdürebilmeleri ve sosyal yaşama uyum sağlayabilmeleri için kazanılması gereken bazı önemli alışkanlıklar bulunmaktadır. Bunların başında temizlik ve hijyen alışkanlıkları gelmektedir. Bu dönemde edindikleri temizlik ve kişisel hijyen bilincinin hem bedensel hem ruhsal gelişimlerini önemli derecede etkilediği bilinmektedir. Bununla beraber toplumların gelişmişlik düzeylerinin belirlenmesinde temizlik ve hijyen kriteri büyük önem taşımaktadır. Buna karşılık yapılan çalışmaların sınırlı olduğu görülmektedir. Yapılan bu araştırma ile ortaokul öğrencilerinin temizlik ve kişisel hijyen tutumlarını ortaya çıkarma, temizlik ve hijyen alışkanlıklarının kazandırılması sürecinde aile, sosyal yaşam alanı, okul faktörlerinin etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın evreni 2019-2020 eğitim öğretim yılında Bursa ilinde öğretim gören ortaokul öğrencileri, örneklemi ise Bursa İli Osmangazi ilçesinde bir ortaokulda 5. 6. 7. 8. Sınıf da öğrenim gören 500 öğrenci oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen 'kişisel temizlik ölçeği' ve kişisel bilgi formu kullanılmıştır. 45 soruluk 'Kişisel Hijyen Ölçeği'nin Cronbach Alpha katsayısı hesaplanmıştır. Yapılan faktör analizi sonucunda gerekli düzeltmeler yapılmıştır. Faktör analizi sonucunda ölçekteki ifade sayısı 34'e düşürülmüştür. Ölçek geliştirme sürecinde Açımlayıcı Faktör Analizi (AFA) ,Kaiser-Meyer-Olkin (KMO) ve Barlett küresellik testi kullanılmıştır. Veriler SPSS 21 programında analiz edilmiştir. Verilerin analizi için T-Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), Bonferroni testleri kullanılmıştır. Araştırmada betimsel araştırma yöntemi olan survey (tarama) yöntemi kullanılmıştır.

AileHijyenOrtaokul öğrencileri+4
Merve Tekin
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

COVİD-19 geçiren ve geçirmeyen bireylerin gıda güvenliği algıları, satın alma davranışları ve hijyen uygulamalarının değerlendirilmesi

Bu araştırmanın amacı; COVID-19 geçiren ve geçirmeyen bireylerin gıda güvenliği algıları, satın alma davranışları ve hijyen uygulamalarını değerlendirmektir. Çalışma, COVID-19 pandemisi nedeniyle çeşitli iletişim kanalları yoluyla dağıtılan anket ile online olarak yürütülmüştür. COVID-19 geçirmiş 760 ve COVID-19 geçirmemiş 1633 olmak üzere 18-65 yaş arası toplam 2393 katılımcıyla gerçekleştirilen bu araştırmada, katılımcılara demografik bilgiler, gıda güvenliği endişesi, hijyen uygulamaları, satın alma davranışları, gıda güvenliği bilgisi ve COVID-19 korkusu olmak üzere altı bölümlük bir anket uygulanmıştır. Elde edilen sonuçlara göre COVID-19 geçirmeyenlerin %32,9'u ve COVID-19 geçirenlerin %18,4'ü gıda güvenliği konusunda endişeliyim ifadesine kesinlikle katılıyorum cevabını vermiştir (χ2=57.477; p<0.001). COVID-19 geçirmeyenlerin COVID-19 geçirenlere kıyasla gıda güvenliği ile ilgili konularda daha yüksek endişelere sahip olduğu ve çeşitli hijyen uygulamalarını daha yüksek oranda benimsemiş olduğu gözlemlenmiştir. Ayrıca COVID-19 geçirenlerin gıda güvenliği ile ilgili endişeleri ve çeşitli hijyen uygulamalarını benimseme oranları COVID-19 geçirdikten sonra artış göstermiştir. İki grubun satın alma davranışlarındaki değişiklikler ve gıda güvenliği bilgileri benzer bulunurken, katılımcıların COVID-19 ve gıda güvenliği konusunda eksik veya yanlış bilgilere sahip oldukları gözlemlenmiştir. Sonuç olarak bu tür halk sağlığı problemlerinde bireylerin benimsedikleri uygulamalar, endişe ve bilgi düzeylerinden etkilenmektedir ve bireylerin bu konuda doğru bilgilere ulaşması önemlidir. Bu nedenle sağlık risklerini azaltacak önlemler ve gıda güvenliği konularında daha fazla eğitime ihtiyaç vardır.

COVID 19Gıda güvenliğiHijyen+3
Rabia Büşra Işın
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Astımlı kadınlarda sosyoekonomik düzey ile hastalık kontrolü arasındaki ilişkinin araştırılması

Astım kronik hava yolu inflamasyonu ve bronş hiperreaktivitesi ile karakterize, genetik ve çevresel faktörlerin rol oynadığı bilinen önemli bir halk sağlığı sorunudur. Astımın kontrolü hastaların yaşam kalitesi ve pulmoner fonksiyonlarının korunmasında önem arz etmektedir. Astım kontrolü ile ilgili birçok çalışma bulunmakla beraber son yıllarda özellikle kronik hastalıklar açısından sosyoekonomik faktörlerin de hastalık kontrolü ile ilişkili olabileceği konusunda çok sayıda yayın çıkmaktadır. Çalışmalarda düşük sosyoekonomik düzeye sahip hastalarda astım kontrolünün daha kötü olduğu bulunmuştur. Erişkin astımlı hastaların çoğunluğunu kadınlar oluşturmaktadır. Sosyoekonomik faktörlerden en çok kadınlar etkilenmektedir. Çalışmamızda; astımlı kadın hastalarda sosyoekonomik düzey ile astım kontrolü arasındaki ilişkiyi incelemek amaçlanmıştır. Çalışmamız Türkiye'de astım kontrolü ile sosyoekonomik düzey ilişkisini araştıran bildiğimiz ilk çalışma olması açısından önem taşımaktadır. Çalışmaya 204 kadın hasta dahil edildi. Katılımcıların yaş ortalaması 47,6  14,4 olarak bulundu. Astım kontrol testine göre çalışmaya katılan hastaların %68,6'sı kontrolsüz, %14,7 'si kısmi kontrolde ve %16,7'sinin ise tam kontrolde olduğu görüldü. Sosyoekonomik düzeyi belirlemek için bakılan değişkenlerden; gelir durumunun artmasının astım kontrolünü etkilediği ve kontrol düzeyini arttırdığı bulunmuştur(OR=2,63 %95 GA 1,07-6,43) (p=0,03). Çalışmamızda sosyoekonomik düzey puanlarına bakıldığında, astım kontrolü ile ilişki bulunmamıştır. Astım kontrolünü, sosyoekonomik faktörlerden bağımsız olarak, astım ilaçlarının düzenli kullanımı arttırmıştır. Ayrıca ev içinde temizlik yapmak astım kontrolünü etkileyen önemli bir parametre olarak karşımıza çıkmıştır. Temizlik yapmak ve temizlik yapma sıklığının artması astım kontrolünü kötü yönde etkilemektedir. Astıma eşlik eden ek hastalıkların mevcut olması, astım kontrolünü sağlamayı zorlaştırmaktadır. Hastaların refah düzeyi algısı incelendiğinde; kişiler refah düzeyini yüksek görüyorsa, bu kişilerin astım kontrolü artmaktadır (OR=1,93 %95 GA 1,02-3,67) (p=0,04). Sonuç olarak; astımlı kadın hastalarda astım kontrolünü etkileyen önemli bir faktör de sosyoekonomik düzeyin bir alt başlığı olan gelirdir. Yüksek gelire sahip hastalarda astım kontrolünün daha iyi olduğu bulunmuştur. Gelir düzeyinden bağımsız olarak kişilerin algıladığı refah düzeylerinin artmasının da astım kontrolünde etkili olduğu saptanmıştır.

AstımGelir yapısıHijyen+3
Ümran Özden
Hacettepe University
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Çiğ olarak tüketilen bazı salata malzemelerinin mikrobiyolojik yönden incelenmesi

Toplu beslenme sistemlerinde tüketime sunulan salatalarda kullanılan bazı sebzeler hastalık yapıcı mikroorganizmaları barındırabileceği için çiğ olarak tüketildiklerinde sağlık açısından risk oluşturmaktadır. Bu çalışmada, bir üniversite kafeteryasında servis edilen salatalarda sıklıkla kullanılan ve çiğ olarak tüketilen bazı malzemelerinin (marul, kıvırcık, havuç ve maydanoz) satın alma aşamasından servise kadar olan tüm aşamalarda Lumitester (Hijyen Monitörü) ile toplam canlı sayımı ile E.coli ve S.aureus bakteri sayımları yapılarak kontaminasyon durumunun saptanması amaçlanmıştır. Çalışmadan elde edilen verilere göre "satın alma" aşamasında marul, kıvırcık ve havucun maydanoza göre mikrobiyolojik yükünün fazla olduğu gözlenmiştir. "Depolama" aşamasında mikrobiyolojik yükün arttığı "hazırlık öncesi"nde ise en yüksek seviyeye ulaştığı, fakat "servis aşaması"nda azalma olduğu saptanmıştır. Havuçta ise toplam canlı sayısının aşamalar boyunca artma eğiliminde olduğu ve "servis aşamasında" bu değerin 105 kob/g'ın üzerine olduğu gözlenmiştir. Temas eden yüzey, ekipman ve personel eli için toplam canlı bakteri sayısı incelendiğinde "hazırlık aşamasında" en yüksek kontaminasyon kaynağının personel eli, sebze soyma ve doğrama bıçağı ile doğrama tahtası olduğu saptanmıştır. "Servis aşamasında" ise Compact Dry EC ve Compact Dry XSA hazır besiyerleri kullanılarak çiğ salata sebzelerinde E.coli ve S.aureus varlığı incelendiğinde ise tüm örneklerde toplam koliform bakteri ürediği, S.aureus'un ise çalışılan örneklerin yaklaşık %50 sinde ürediği gözlenmiştir. Bu sonuçlara göre yetersiz personel hijyeni, alet ve ekipmanların temizliği ve yetersiz sanitasyonunun çapraz bulaşma ile kontaminasyona neden olduğu görülmektedir. Anahtar Kelimeler: çiğ sebze, mikroorganizma, kontaminasyon, hijyen

Besin kirlenmesiBesinlerHijyen+4
Özlem Erkoç
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Toplu beslenme sistemleri çalışanlarına yönelik besin güvenliği eğitiminin çalışanların besin güvenliği bilgi düzeyleri ve davranışları üzerine etkisi

Bu çalışmanın amacı, toplu beslenme sistemleri çalışanlarına yönelik farklı türde eğitim yöntemleri ile verilen besin güvenliği eğitiminin ve eğitim tekrarının çalışanların hijyen ve besin güvenliği bilgi düzeyi ve davranışları üzerine etkisinin incelenmesidir. Çalışma 3 farklı toplu beslenme hizmeti yapan kuruluşun çalışanlarına farklı eğitim yöntemleri uygulanarak ve verilen eğitim 2 ay süre ile 3 kez tekrarlanarak yürütülmüştür. Eğitim öncesi ve eğitim sonrası çalışanların bilgi düzeyleri ve tutumları anket yöntemiyle ölçülmüştür. Çalışmada katılımcıların demografik özellikleri olarak yaş, eğitim durumu, gıda sektöründe çalışma yılı ve daha önce gıda güvenliği eğitimi alma durumlarına yer verilmiştir. Katılımcılara uygulanan ankette yer alan besin güvenliği davranışına yönelik sorular "besin güvenliği ve hijyeni", "personel hijyeni", "çapraz bulaşma", "besin hijyeni" alt başlıklarına göre gruplandırılarak değerlendirilmiştir. Besin güvenliği bilgisinin değerlendirildiği anket soruları ise "besin kaynaklı patojenler ve besin zehirlenmesi", "besin çözdürme, pişirme, yeniden ısıtma ve soğutma", "kişisel hijyen ve çapraz bulaşma", "güvenli besin depolama" alt başlıklarına ayrılarak incelenmiştir. Bu sorulara verilen doğru cevap sayıları neticesinde puanlama yapılmıştır. Üç farklı eğitim yönteminin karşılaştırıldığı durumlarda "Kruskal-Wallis Testi", 2 ay ara ile verilen eğitimlerin eğitim sonrası verilerinin karşılaştırılmasında "tekrarlı ölçümlerde varyans analizi" kullanılmıştır. Farklı eğitim türlerinin ve eğitim tekrarının besin güvenliği bilgi düzeyi ve davranışları üzerine etkisini gösteren bulgular sonucunda hem eğitim türleri hem eğitim tekrarı açısından anlamlı farklılıklar gözlenmiştir. Sonuçlar besin güvenliği eğitiminin besin güvenliği bilgi düzeyi ve davranışlar üzerinde olumlu gelişmelere neden olduğunu fakat bilgi ve davranışların eğitim tekrarı ile kalıcı olacağını göstermektedir. Anahtar kelimeler; Besin güvenliği, eğitim, hijyen, toplu beslenme çalışanları

BeslenmeBeslenme incelemeleriGıda güvenliği+6
Tuğba Nur İnalkaç
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık çalışanlarının çalıştıkları birime göre el hijyenine yönelik inanç ve uygulamalarının incelenmesi

Bu araştırma; hastanenin dahili, cerrahi, acil servis ve yoğun bakım ünitelerinde çalışan sağlık çalışanlarının (hekim ve hemşire) el hijyenine yönelik inanç ve uygulamalarını incelemek amacıyla tanımlayıcı ve kesitsel tipte planlanmıştır. Araştırmanın evrenini Bozyaka Eğitim Araştırma Hastanesi dahili, cerrahi, acil servis ve yoğun bakım ünitelerinde çalışan hekim ve hemşireler oluşturmaktadır (n=600).Araştırmanın örneklemini,çalışmaya katılmayı kabul eden 110 hemşire,89 uzman hekim ve 61 asistan hekim oluşturmaktadır (n=260). Araştırmada veriler, birebir görüşme yöntemi ve oluşturulmuş olan ölçekler ile toplanmıştır. Veri toplama araçları olarak araştırmacı tarafından geliştirilen Bireysel Tanıtım Soru Formu, El Hijyeni İnanç Ölçeği ve El Hijyeni Uygulamaları Envanteri kullanılmıştır. Araştırma verilerinin istatiksel analizinde SPSS 21.0 paket programı kullanılmıştır. Veriler, araştırmacılar tarafından değerlendirilerek; toplanan verilerin sayı ve yüzdelik dağılımları, ortalama ve standart sapmaları tek tek tablolar halinde verilmiştir. Verilerin analizinde sayı yüzde dağılımı, bağımlı ve bağımsız değişkenler arasındaki ilişkinin saptanması amacıyla iki grubun ortalamaları arasında bağımsız iki grup t testi, Mann Whitney-U testi, ikiden fazla grubun ortalamalarının karşılaştırılmasında ANOVA ve Kruskal Wallis testi kullanılmıştır. Araştırma katılan sağlık çalışanlarının %61.5'i kadın (n=160),%42.3'ü hemşire (n=100),%77.7'si lisans mezunudur (n=202).Araştırma örnekleminin yaş ortalaması 35.7+7.41,çalışma yılı 11.9+7.8, şu an çalışılan servisteki çalışma yılı 5.06+4.44 dür. Çalışanların %45.1'i 8 saatlik nöbet sistemiyle çalıştığını belirtmiştir. El Hijyeni İnanç Ölçeği ortalama puanı 87.50+9.35,El Hijyeni Uygulama Envanteri ortalama puanı 64.67+5.03, El Hijyeni İnanç Ölçeği'nin El Hijyeni Önemi ve İnanç alt boyutu puan ortalaması sırasıyla 65.06+6.79 ve 25.17+6.03 bulunmuştur. Çalışmamızda sağlık çalışanlarının el hijyeni uyumu yüksek düzeyde bulunmuştur. Bu duruma, servis ve kurum içinde verilen planlı hizmet içi eğitimlerin ve enfeksiyon kontrol komitesinin etkili planlamalarının olduğu düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler; El hijyeni; sağlık çalışanları; İnanç.

ElEl yıkamaHijyen+3
Yağmur Artan
Ege University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Otel işletmelerinde çalışan mutfak personelinin hijyen, gıda güvenliği bilgi ve uygulama düzeylerinin belirlenmesi: Ayvalık örneği

Gıda güvenliği ve hijyen yiyecek ve içecek üretimi yapan her kurum için hayati öneme sahip kavramlardır. Bu kavram yiyecek-içecek ürünlerinin sağlıklı, temiz, hijyenik, kısaca insan sağlığına zarar veren tüm etkenlerden arındırılmış bir şekilde tedarik edilmesi, depolanması, saklanması, üretimi ve sunulması ile ilişkilidir. Dolayısı ile ürünlerin sunulduğu tüketiciler de gıda güvenliği ve hijyen uygulamalarına önem vermekte ve bu durum tercihlerini etkileyebilmektedir. Gıda güvenliğini ve hijyeni sağlamak aynı zamanda bu konuda bilgili ve doğru uygulama yapabilen çalışanlarla mümkün olabilmektedir. Bu çalışmanın amacı otel mutfağı çalışanlarının gıda güvenliği ve hijyene yönelik bilgi düzeyleri ile uygulama düzeylerini belirlemektir. Bu amaçla veriler Ayvalık'taki otellerin mutfağında çalışan 336 kişiden elde edilmiştir. Araştırmanın sonuçlarına göre, mutfak çalışanlarının gıda güvenliği ve hijyene yönelik bilgisinin iyi düzeyde olduğu, aynı zamanda gıda güvenliği ve hijyene yönelik uygulamalarını, bazı uygulama eksikleri olsa da, sıklıkla gerçekleştirdiği belirlenmiştir. Çalışmada ayrıca gıda güvenliği ve hijyen uygulamalarında gıda güvenliği ve hijyen ile ilgili eğitim almış olmanın, meslekte çalışma süresinin ve pozisyonun farklılıklara neden olduğu belirlenmiştir.

Gıda güvenliğiHijyenKonaklama işletmeleri+5
Mağfur Sedat Aydoğan
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Adolesanlara verilen planlı eğitimin menstruasyon ve genital hijyen davranışına etkisinin belirlenmesi

Araştırma, adolesan kızların menstruasyon ve perine hijyeni hakkında bilgi eksikliklerini tespit ederek, konu hakkında doğru bilgi öğrenmelerini sağlamak amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın örneklemini çalışmanın yapıldığı tarihlerde okulda bulunan toplam 355 kız öğrenci oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak veri toplama formu ve eğitim öncesi/sonrası bilgilerini değerlendirmek için soru formu kullanılmıştır. Araştırma verileri toplandıktan bir gün sonra öğrencilere menstruasyon fizyolojisi ve hijyenine ilişkin hazırlanan eğitim ve broşür verilmiştir. Eğitimin alışkanlığa dönüşmesi süresi tespit edilmiş ve belirlenen 12 hafta sonrasında eğitimin etkililiğini öğrenmek için son test uygulanmıştır. Verilerin analizi için sayısal değişkenlerde tanımlayıcı istatistikler (ortalama, standart sapma, minimum, maksimum), kategorik değişkenlerde frekans dağılımları verilmiştir. İki bağımlı kategorik değişken arasında ilişki olup olmadığına McNemar testi ile bakılmıştır. İstatistiksel anlamlılık değeri olarak p<0.05 kabul edilmiştir. Çalışmamızda öğrencilerin yaş ortalaması 12.05±0.87 (dağılım aralığı ise 11-15 yaş) bulunmuştur. Öğrencilerin anne baba eğitim düzeyleri, meslekleri, gelir düzeyleri her iki okulda da benzer bulunmuştur. Çalışmamızda öğrencilerin çoğunluğunun menstruasyon hakkında bilgi aldığı, alınan bilginin kaynağı olarak çoğunlukla annelerini söyledikleri belirlenmiştir. Öğrencilerin çoğunun menstruasyon dönemine geçtiği bulunmuştur. Çalışmamızda eğitim sonrasında öğrencilerin çoğunun pamuklu iç çamaşırı kullanmaya başladığı (p<0.001), iç çamaşırı değiştirme sıklığının eğitim öncesine göre arttığı bulunmuştur (p<0.001). Öğrencilerin genital bölge temizliğinde sabun kullanma durumlarına bakıldığında eğitim öncesine göre eğitim sonrasında azalma olduğu bulunmuştur (p<0.001). Araştırmamıza katılan öğrencilerin tuvaletten sonra kirli bölgenin temizliğini yapma şekilleri incelendiğinde eğitim sonrasında önden arkaya doğru temizlik yapanların oranının arttığı (p<0.001), öğrenciler eğitim öncesi menstruasyon döneminde peçete, temiz bez gibi ürünler kullanırken eğitim sonrasında hijyenik ped kullanmaya başladıkları belirlenmiştir (p<0.001). Öğrenciler menstruasyon döneminde eğitim öncesi pedlerini 8-12 saat aralıklarla değiştirirken, eğitim sonrasında 4-5 saatte bir değiştirdikleri bulunmuştur (p<0.001). Çalışmamız verileri ışığında, hemşirelerin hem ergenlik dönemindeki kızlara hem de annelere menstruasyon konusunda eğitim vererek bu konudaki eksikliklerin giderilmesine katkıda bulunması, uygulama üzerinde sadece bilgi değil, gelenekler ve göreneklerden kaynaklanan tutumların da etkili olduğu düşünülerek, sağlık eğitiminde rol alacak hemşirenin bu konuları göz önünde bulundurması önerilebilir.

Cinsel eğitimErgenlerGenital hastalıklar+7
Ayşe Sinop Gedik
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Görme engelli kadınlarda menstrual kap kullanımı: Yarı deneysel bir çalışma

Bu araştırma menstrual kabın, görme engelli kadınlar tarafından kullanılabilir bir ürün olup olmadığını belirlemek amacıyla yapıldı. Araştırmanın evrenini Engelli Kadın Derneği ve Altı Nokta Körler Derneği Manisa Şubesi'ne üye olan kadınlar oluşturdu. Örneklem sayısı G Power version 3.1'de 21 olarak hesaplandı. Katılımcılara menstrual kap kullanımı sözel olarak ve maket üzerinde anlatıldıktan sonra kullanmaları için kap verildi. Kadınlar, kabın kabul edilebilirliğini, kullanıcı deneyimlerini ve devamlılığını değerlendirmek için 6 ay boyunca izlendi. Veriler, tanımlayıcı istatistikler, Cochran Q testi, McNemar Testi, tek yönlü varyans analizi ve Wilcoxon Signed Rank testi ile değerlendirildi. Görme engelli kadınların %76,0'ının üniversite mezunu olduğu, %88,0'ının çalıştığı ve %56,0'ının daha önce menstrual kabı duyduğu bulundu. Katılımcıların ilk izlemde %72'sinin, üçüncü izlemde %95,8'inin adet kanamasının olduğu her gün kabı kullandığı belirlendi. Menstrual kabı yerleştirme sorunlarının izlemlere paralel olarak %60,0'dan %4,8'e gerilediği, çıkarma sorunlarının %40,0'dan %9,4'e düştüğü ve bu düşüşün sadece yerleştirme sorunları için anlamlı olduğu saptandı (p<0,05). Kadınların %52,0'ı ilk izlemde, %23,8'i son izlemde menstrual kanın kaptan sızdığını belirtti. Kabın sızdırma durumunda izlemler arasındaki farkın anlamlı olmadığı saptandı (p>0,05). Kap kullanımının, %38,0 katılımcının hijyen ürünlerine harcadıkları parayı azalttığı, %28,6'sının adet sırasında kötü koku sorununu ortadan kaldırdığı ve %23,8'ine adet olduğunu unutturduğu belirlendi. Katılımcılar, kap öncesinde kullandıkları pedlerden memnuniyetlerine 4.92±2.08, menstrual kaba 8.95±0.97 puan verdi. Menstrual kap ve ped memnuniyet puanları arasında anlamlı bir farklılık saptandı (p<0,05). Araştırmada, menstrual kabın kullanımına ait sorunların kullanım süresi arttıkça azaldığı ve görme engelli kadınlar tarafından kullanılabilir bir ürün olduğu saptandı.

Engelli kişilerGenital hijyenGörme engelliler+4
Tuğba Dündar
Aydın Adnan Menderes University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Öğrenci yurdu işletmelerinde çalışan yiyecek ve içecek (mutfak) personeline verilen gıda hijyeni eğitiminin, personelin gıda hijyeni bilgi, tutum ve davranış düzeyi üzerine etkisinin incelenmesi: Aydın ili örneği

Amaç: Bu araştırma, öğrenci yurdu işletmelerinde çalışan yiyecek-içecek (mutfak) personeline verilen gıda hijyeni eğitiminin, personelin gıda hijyeni bilgi, tutum ve davranış düzeyi üzerine etkisini incelemek amacı ile yürütülmüştür. Gereç ve Yöntem: Araştırma, ön test- son test- 1 aylık izlem randomize kontrollü yarı deneysel yöntem kullanılarak, Aydın ili Efeler ilçesine bağlı 3 öğrenci yurdunun idari binasında, Ocak 2022- Haziran 2022 tarihleri arasında 30 deney grubu, 30 kontrol grubu olmak üzere toplamda (n:60) mutfak personeli üzerinde yürütülmüştür. Veriler, "Kişisel Bilgi Formu" ve ''Gıda Hijyeni Bilgi, Tutum ve Davranış Düzeyi Ölçeği'' ile toplanmıştır. Eğitim sonunda deney grubuna; uzman araştırmacılar tarafından hazırlanmış "Gıda Hijyeni Eğitim Kitapçığı" verilmiştir. Verilerin analizinde ise, tanımlayıcı istatistiklerin yanı sıra, GPower, Ki-Kare, Student-t, ANOVA ve Mann-Whitney U testleri kullanılmıştır. Bulgular: Araştırmaya katılan mutfak personelinin ön test ve son test 'Gıda Hijyeni Bilgi, Tutum ve Davranış Düzeyi Ölçeği' toplam ve alt puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur (p<0.05). Bu çalışmada, gıda hijyeni eğitimi verilmeden önce, personelin hijyen bilgi, tutum ve davranış düzeyi ön test toplam puanları sırasıyla, (t=-0,988, p=0,323), (t=-0,509, p=0,611), (t=-1,953, p=0,051) bulunurken; eğitim verildikten sonraki son test toplam puanları sırasıyla, (t=-5,405, p=0.000), (t=-5,670, p=0.000), (t=-6,744, p=0.000) bulunmuştur (p<0.05). Sonuç: Bu çalışmada alanında uzman bir diyetisyen tarafından verilen gıda hijyeni eğitiminin, mutfak personelinin gıda hijyeni bilgi, tutum ve hijyen (davranış) düzeyini önemli oranda artırdığı sonucuna ulaşılmıştır. Aynı zamanda eğitim alan personelin bilgi düzeyinin, kontrol grubundaki (eğitim almayan) personele göre daha yüksek olduğu sonucu tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: Öğrenci Yurtları, Eğitim, Gıda Hijyeni, Mutfak Personeli, TBS.

AydınBesin saklanmasıGıda mikrobiyolojisi+6
Nazmi Savaş
Aydın Adnan Menderes University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Tüketicilerin restoran tercihlerinde fiziksel kanıtların rolünün incelenmesi üzerine nitel bir araştırma

Restoran işletmelerinin tüketicilere farklı deneyimler yaşatma amacıyla fiziksel kanıtlara önem vermeye başlaması sonucunda fiziksel kanıtlar pek çok bilim dalı için önemli bir çalışma alanı haline gelmiştir. Bu araştırmada; tesis estetiği, ışıklandırma, dizayn, yemek ile ilişkili ekipman, personel ve atmosfer gibi fiziksel kanıt unsurlarının tüketiciler üzerindeki etkisi bir bütün olarak değerlendirilmiştir. Nitel yöntemle gerçekleştirilen araştırmada, Eskişehir'de bulunan turizm belgeli ve belediye belgeli restoranlarda gözlem ve görüşmeler yoluyla veriler toplanmıştır. İlk aşamada, dört restoran üzerine yapılan gözlem sonunda tematik analizlerle 18 alt temaya ulaşılmıştır. Söz konusu alt temalar, ikinci aşama olan görüşmede katılımcılara yöneltilen soruların temelini oluşturmuştur. Görüşme sürecinde kartopu tekniği ile seçilen 15 katılımcı yer almıştır. Katılımcılardan maksimum düzeyde veri elde edilebilmesi amacıyla görüşmelerin yapılacağı restoranları kendilerinin seçmesi istenmiştir. Böylece, katılımcıların söz konusu restoranları tercih etme nedenleri ve hangi fiziksel özelliklerin ön plana çıkartıldığının belirlenmesi mümkün olmuştur. Nitel verilerin analizinde kullanılan mikro analiz, açık kodlama ve seçkili kodlama teknikleri; renk, müzik, hijyen, personel ve menü gibi fiziksel kanıtların tüketici zihninde bir bütün olarak işlev gördüğü ve bütünün içinde değerlendirmeye tabi tutulduğunun ortaya çıkartılmasında fayda sağlamıştır. Ayrıca, konum ve restoranda bulunan diğer tüketicilerin yemek-alanı ölçeği içinde yer alması gereken diğer fiziksel kanıt unsurları olduğu da belirlenmiş ve fiziksel kanıtların, tüketici üzerindeki ağırlıklı etkisinin olumlu olduğu durumlarda, olumsuz durumların tolere edilebildiği görülmüştür.

Fiziksel mekanFiziksel sağlıkFiziksel uygunluk+7
Selin Kama
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Çorum'daki kuaförler, güzellik merkezleri ve berberlerde iş hijyeni sorunlarının araştırılması

Kuaför, berber ve güzellik merkezlerinde saç kesimi, boyama, kalıcı düzleştirme, perma, epilasyon, manikür, pedikür gibi işlemlerle uğraşan çalışanların, hijyene dikkat etmedikleri takdirde; temas, solunum veya kan yoluyla birçok hastalığı kendilerine ve müşterilerine bulaştırması kaçınılmazdır. Bu çalışma, kuaförler, berberler ve güzellik merkezlerinde çalışanlara yirmi beş sorudan oluşan bir anket uygulanarak, iş hijyeni sorunlarını açığa çıkarmak ve çalışanların bu konudaki bilgi düzeylerini görmek amacıyla yapılmıştır. Bu araştırmada kullandığımız evren 2021 yılı içerisindeki Çorum ilinin merkez ilçesindeki kuaförler, berberler ve güzellik merkezleri; örneklem ise belirlenen evren içerisinde rastlantısal yöntemle seçilen kuaför, berber ve güzellik merkezinde çalışan toplam 209 kişiden oluşmaktadır. Anket sonuçlarına göre erkek katılımcılar %80,86 oranında katılım sağlarken, kadın katılımcılar %19,14 oranında katılım sağlamıştır. Yaş aralıkları 20 yaş altı %3,3 , 21-30 yaş arası %51,7 , 31-40 yaş arası %40,2 , 41-50 yaş arası %2,4 , 51 yaş ve üzeri %2,4' lik orana sahiptir. Eğitim düzeyleri ise ilköğretim ve altı %52,2'lik orana, ortaöğretim ve üzeri eğitim düzeyi %47,8'lik orana sahiptir. En yüksek evet oranı %98,6 ile "ellerinizi sık sık yıkıyor musunuz?" sorusuna olurken, en düşük evet oranı ise %46,6 ile "bu meslek sizde bir rahatsızlık meydana getirdi mi "sorusuna karşılık verilmiştir. Katılımcıların cinsiyete göre iş hijyeni verileri karşılaştırma yapıldığında "düzenli olarak işyerini havalandırıyor musunuz" ve kullandığınız eldiven, maske, önlük gibi malzemelerin kişisel koruyucu olarak adlandırıldığını biliyor musunuz" sorusunu bilme durumları arasında anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır. Katılımcıların yaş gruplarına göre iş hijyeni verileri karşılaştırıldığında "yaralanma, yanık, kimyasal zehirlenme gibi iş kazaları meydana gelirse ne yapmanız gerektiğini biliyor musunuz" sorusunu bilme durumlarına istatiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Katılımcıların eğitim durumlarına göre iş hijyeni verileri karşılaştırıldığında ise yine iş yerlerinde yaralanma, yanık, kimyasal zehirlenme gibi iş kazaları meydana gelirse ne yapmanız gerektiğini biliyor musunuz? Sorusunu bilme durumlarında istatiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Bu sonuçlara göre çalışanların çoğunluğunun ilköğretim ve altı eğitime sahip olduğu ve iş kazaları (yaralanma, yanık, kimyasal zehirlenme gibi) meydana geldiğinde ne yapmaları gerektiğini, kişisel koruyucunun ne demek olduğunu, havalandırmanın önemini bilmedikleri görülmüştür. İş kazalarının olmaması için veya olduktan sonra neler yapılabileceğini bilme durumlarının düşük olduğu gözlenmiştir. Bu iş kollarında çalışanların eğitim alması ve belirli aralıklarla da bilgilerin tazelenmesi için eğitimlerin mutlaka yapılması gerektiği kanaatine varılmıştır.

BerberlerGüzellik merkezleriHijyen+3
Ayşegül Gümüş Kılıç
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Quantitative analysis method development for benzalkonium chloride

Nowadays, the usage of clean-hygiene products as fast moving consumer goods which present a rapid solution is widely increasing. The most popular products of all these are wet wipes for hand cleaning. Wet wipes are produced for variety purpose such as baby cleaning, surface cleaning. Also, there are antibacterial types of wet wipes for hand cleaning. Benzalkonium chloride, benzethonium chloride, cetrimide, chlorhexidine, hexachlorophene, alcohol, hydrogen peroxide, hexamine hippurate, triclosan, cetylpyridinium chloride, dequalinium chloride are used as antibacterial agents in wet wipes. Benzalkonium chloride is quaternary ammonium surfactant, which widely used in health care and cosmetic preparations and it is also used as topical antiseptic and medical equipment disinfectants. Benzalkonium chloride which is a mixture of alkylbenzyldimethylammonium chlorides homologues, have an important biocide character. According to the usage field of Benzalkonium chloride, its concentrations are variable and it is an irritant substance when it is used in the high concentration. Particularly useful for protecting the baby's skin condition can cause discomfort, such as dermatitis. Due to these adverse effects, amount of Benzalkonium chloride has to be examined in wet wipes. In this study, a quantitative analysis method of Benzalkonium chloride was developed by using capillary electrophoresis that would become a powerful separation technique. As capillary electrophoresis was applied on different solutions of Benzalkonium chloride successfully, the homologues of Benzalkonium chloride were identified and confirmed in this study. Quantitative analysis was carried out by the external standard method. The electrophoretic separation was performed by using 75 mM pH 6.0 phosphate buffer solution with 30 percent Acetonitrile as electrolyte. The separation voltage was 10 kV, and the temperature was held at 18 centigrade degree. Samples which include 5 mg/ml Benzalkonium chloride solutions were introduced by hydrodynamic way by using 50.0 mbar pressure during 3 s. The method developed was validated according to ICH guideline and performed on wet wipes that contains 0.1 percent the concentration of Benzalkonium chloride, without any extraction productively and the calibration curves showed good linearities.

Analysis methodsAntisepticsBenzalkonium compounds+3
Güneş Yıldırım
Yeditepe University · Institute of Health Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Görme engelli kadınlarda menstrual hijyen yönetimi

Görme duyusu menstrual hijyenin doğru yönetimi için önemlidir. Hemşirelerin, görme engelli kadınların menstrual hijyenlerine ilişkin uygulamalarını bilmesi, onlara verecekleri eğitim ve sağlıklarının korunması açısından önemlidir. Bu araştırma, görme engelli kadınların menstrual hijyen yönetimlerinin belirlenmesi amacıyla yürütülmüştür. Araştırmanın evrenini, Altı Nokta Körler Derneği'nin yayınladığı Kibele Dergisi'ne abone 522 görme engelli kadın oluşturmuştur. Örneklem, evreni bilinen örneklem yöntemi ile belirlenmiştir. Araştırma, dergiye üye olan 187 görme engelli kadınla tanımlayıcı olarak gerçekleştirilmiştir. Örneklem seçiminde amaca uygun örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Veriler soru formu kullanılarak telefonla görüşme yöntemi ile toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistikler ve Mann Whitney U testi kullanılmıştır. Araştırmada yer alan görme engelli kadınların %61,5'inin menstrual hijyen yönetimi konusunda bilgi aldıkları ve bu bilginin en çok anneden ve okuldan alındığı saptanmıştır. Menstruasyon döneminde katılımcıların %95,7'sinin hijyenik ped kullandığı, %52,4'ünün pedini günde 4'den az değiştirdiği, %25,1'inin tuvaletten önce ve sonra ellerini yıkadığı, %43,9'unun genital bölge temizliğini yanlış yaptığı ve %33,2'sinin banyo yapmadığı bulunmuştur. Kadınların %52,9'unun menstrual hijyen yönetimi konusunda destek aldığı, destek alınan konular arasında materyal temini, kıyafetlerin kanla bulaş durumu ve adetin başlangıç/bitişine karar vermenin yer aldığı, desteğin en çok annelerden alındığı belirlenmiştir. Görme engelli kadınların menstruasyonun başlangıcına kanın kokusunu fark ederek, bitişine ise menstruasyonun süresini takip ederek karar verdikleri saptanmıştır. Kadınların %36,4'ü menstruasyon döneminin günlük yaşantısında değişikliğe neden olduğunu ve %51,5'i menstruasyon döneminde koyu renk kıyafet giymeyi tercih ettiğini belirtmiştir. Kadınların %34,8'i çevresindeki kişilerin, menstruasyon dönemine ilişkin sorular sorduğunu, bunların %60'ı soru sorulmasının kendisini rahatsız ettiğini/hoşlanmadığını söylemiştir. Araştırmada görme engelli kadınların, menstruasyon dönemindeki hijyen uygulamalarının istendik düzeyde olmadığı, menstruasyonun başlama ve bitişini anlamada farklı belirteçler kullandığı, yaklaşık yarısının bu dönemi bağımsız yönetemediği ve menstruasyon döneminin bazı kadınların sosyal yaşantılarını etkilediği belirlenmiştir. Hemşireler ve diğer sağlık çalışanları görme engelli kadınların menstrual hijyen uygulamalarının iyileştirilmesi ve periyodlarını bağımsız yönetebilmeleri için engellerine uygun, eğitim materyalleri geliştirmeli, planlanmış eğitimler vermeli ve araştırmalar yapmalıdır.

GörmeGörme engellilerGöz+5
Tuğba Dündar
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Çanakkale ilindeki mezbahaların kritik kontrol noktalarından alınan numunelerde koliform, Escherichia coli ve Escherichia coli 0157: H7 varlığı üzerine araştırmalar

öz Bu çalışmada, Çanakkale ilindeki merkez, Ezine ve Biga mezbahalarından Nisan-Temmuz 2002 ayları arasında koliform, E.coli analizi için karkas (but, karın ve göğüs bölgelerinden), deri ve çevresel örnekler (işçi elleri, elbiseleri, kullanılan bıçak, balta, su), E.coli 0157.H7 varlığının araştırılması için bunlara ilaveten rektumdan alınan örnekler incelenmiştir. E.coli 0157.H7 analizi için incelenen toplam 299 örnekten E.coli 0157.H7 izole edilemezken, sığırlardan ve koyunlardan alınan toplam 198 karkas ve deri örneklerinin 97'sinde (%48.98) koliform grubu mikroorganizma, 83'ünde (%41.91) E.coli tespit edilmiştir. Sığır karkaslarından alınan örneklerdeki E.coli sayılarının 5 (% 2.52) örnekte tolere edilebilir sınırı aştığı görülmüştür. Ayrıca işçi elleri, elbiseleri, bıçaklar, baltalar ve sulardan oluşan toplam 49 çevresel örneğin 23'ünden (%46.93) koliform grubu mikroorganizma, 14'ünden (%28.57) ise E.coli izole edilmiştir. Araştırma sonunda, Çanakkale ilindeki mezbahalarda yapılan kesimlerde hijyen yönüyle yetersizlik olduğu tespit edilmiş, kesim öncesinde, kesim sırasında ve sonrasında deriden karkasa mikrobiyal kontaminasyonun önlenmesini, çalışanların, kullanılan alet ve ekipmanların hijyen düzeylerinin arttırılmasını sağlayacak tedbirlerin alınmasında iyi üretim uygulamaları (GMP) ve HACCP prensiplerinin benimsenmesinin gerekliliği düşünülmüştür. Anahtar Kelimeler: Mezbaha, hijyen, E.coli OJ57:H7, E.coli, koliform.

EnterobacteriaceaeEscherichia coliHijyen+2
Sine Özmen
Çanakkale Onsekiz Mart University · Institute of Graduate Studies in Science
2002
00
DoctorateOpen AccessTR

Robotik süt sağım sistemlerinde robot etkinliğinin artırılmasına ilişkin parametrelerin ve sağım değerlerinin belirlenmesi

Akıllı tarım uygulamaları tarımın diğer alanlarında olduğu gibi süt sığırcılığında da yerini almaktadır. Gruplar halinde yetiştirilen hayvanlara bireysel ilginin gösterilmesi kimliklendirme ürünleri ile hız kazanarak hayvanların beslenmesi, sağlık sorunlarının teşhisi ve takibi, kızgınlıkların tespiti, sağım ve ahır temizliği gibi birçok işlemler robotik cihaz ve ekipmanlarla yapılabilmektedir. Teknolojik ürünler içerisinde en önemli gelişme süt sağım işlemlerinin robotik sistemlerle gerçekleştirilmesi olmuştur. Temel amaç, robotik sistemlerin kullanımı ile işgücünü azaltmak, hayvan refahını artırmak ve çiftçilerin yaşam kalitesini iyileştirmektir. Gelişmiş ülkelerde 30 yıldır kullanılan süt sağım robotları Türkiye'ye yaklaşık 10 yıl önce girmiştir. Ülkemizde kısa sürede popüler olan robot sağım teknolojisi gelecekte süt sığırcılığı işletmelerinin en yaygın teknolojik gelişmesi olacaktır. Ticari patentleri alınmış robot ünitelerin tümünün ithal ve yüksek maliyetli ürünler olması yanında, bu ürünlerin yanlış ve verimsiz kullanılması çiftçilerin ekonomiside kayıplara sebep olabilmektedir. Bu çalışmanın amacı; yüksek yatırım maliyetleri ile edinilmiş robotik sağım sistemlerinin bir ticari çiftlikteki operasyonunun takip edilerek etkinliğinin arttırılmasına yönelik parametrelerin ve sağım değerlerinin belirlenmesidir. Araştırma, çiftlikteki tüm robotik sistemlerin iki yıllık, bir ahırdaki robotların dört yıllık performansları, hayvan meme hijyen skorunun robot sağımındaki işlemlere etkisi, robotik ünitede verilen kesif yem artışı ile yemlikteki karma yemin ittirilmesinin robot performansına etkileri araştırılmıştır. Dört ahırın karşılaştırıldığı iki yıllık denemelerde inek başına sağım ortalaması sürü genelinde birbirine yakın bulunmuştur (2,66; 2,70 adet/inek, gün). Çiftliğin bir ahırındaki (Ahır 3) dört yıllık deneme sonuçlarına göre, sağım başına süt verimi her yıl artmıştır (Yıllar sırasıyla 9,11; 11,70; 11,82 ve 15,25 kg/sağım, inek). Güz dönemindeki meme hijyen skoru 3 ve 4 olan hayvanlardaki iletkenlik sayıları arasındaki fark, 1 ve 2 skoruna sahip olan hayvanlara göre yüksek bulunmuştur (skor 3: %27,84; skor 4: %31,48). Kesif yem miktarı değişimi düşük verimli hayvanlarda süt verimi, sağım sıklığı ve sağım süresine etkili değilken yüksek verimli hayvanlarda olumlu etki yapmıştır. Çiftliğin mevcut yem ittirme sayısı 3 ten 6'ya çıkarıldığında süt veriminde çok az artış (%0.33) sağlanmıştır. Ancak ittirmenin 9'a çıkarılması ile süt veriminde düşüş fazla (%4,07) gerçekleşmiştir. Çok yüksek ittirme sıklığının dinlenme süreleri boyunca inekleri rahatsız ettiğini ve neticede hem inek konforunu hem de süt üretimini olumsuz etkilediğini göstermiştir.

Akıllı tarımHijyenRobotik+1
Hasan Kuraloğlu
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Gaziantep ilinde kamu ve özel hastane temizlik çalışanlarının hastane enfeksiyonları ve korunma ile ilgili bilgi, tutum ve davranışları

Yaşam süresinin uzaması, hastaların modern tedavi olanaklarına kavuşması, invaziv girişimlerin artması ve kritik cerrahi girişimlerin yaygın olarak kullanılmaya başlanması hastane enfeksiyonlarının önemini bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de artırmaktadır. Bu çalışmada hastane temizlik çalışanlarının hastane enfeksiyonları ve korunma yolları konusundaki bilgi, tutum ve davranışlarının belirlenmesi amaçlandı. Çalışmamıza İl merkezinde bulunan 5 kamu hastanesinden basit rastgele örnekleme yöntemi ile 1 kamu hastanesi ve oransal olarak uyumlu biçimde 14 özel hastaneden 3 özel hastanealındı. Belirlenen hastanelerde çalışan 383 çalışanın 335'ine soru kağıdı uygulandı (%87.5).Araştırmaya katılanların sadece %11.0'ı 45 yaş ve üstü olup, veriler genç olarak tanımlanabilecek bir gruptan sağlandı (p=0.001). Özel hastanelerde çalışanların eğitim düzeylerinin daha yüksek olduğu belirlendi (p=0.006). Hastane enfeksiyonları ve korunma konusunda eğitim alma durumu incelendiğinde; kamuda %92.8'inin, özelde ise %88.6'sının hizmet içi eğitim aldıkları belirlendi (p=0.126). Yine kamu hastanelerinde çalışanların %84.6'sı işe girişte oryantasyon eğitimi alırken özelde %71.4'ününoryantasyon eğitimi olduğu belirlendi (p=0.003). Her iki hastane türünde de katılımcılar hastane enfeksiyonlarının ne olduğunu bilmemekte veya eksik bildiğini ifade etmektedir (p=0.246). Çalışanların toplamda %55'inin Hepatit B aşısı olduğu ve 3 doz aşı yaptırmayanların %74.1'inin Hepatit B hastalığı ile karşılaştığı belirlendi.Hastane enfeksiyonları konusunda bilgilerini yeterli bulmayanların kamu hastanesinde çalışanlarda daha yüksek olduğu saptandı (p=0.001). Sonuç olarak, hem kamu hem de özel hastane temizlik personellerinin yaptıkları işe özgü olarak eğitim alma oranları yüksek olsa da bilgi, tutum ve davranışları istenen düzeyde değildi. Temizlik personellerine düzenli ve sürekli verilen hizmet içi eğitim programı kapsamındaki eğitimlerin farklı öğretim teknikleri ile tekrarlanmalı ve sık sık iş başı denetimleri yapılarak eksiklikleriuygulamalı olarak giderilmelidir.

GaziantepHastaneler-devletHastaneler-özel+7
Mustafa Tekin
Gaziantep University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite 1. ve 4. sınıf kız öğrencilerin menstrüasyon bilgilerinin, tutumlarının ve davranışlarının belirlenmesi

Çalışma, üniversite öğrencilerinin menstrüasyona yönelik bilgileri, tutumları, davranışları ve etkileyen etmenleri incelemek amacıyla yapılmıştır.Çalışma, tanımlayıcı olarak planlanmıştır. Çukurova Üniversitesi Mühendislik-Mimarlık Fakültesi, İlahiyat Fakültesi ve Güzel Sanatlar Fakültesi' nde eğitim gören 1. ve 4. sınıf kız öğrencileri araştırmanın evrenini oluşturmaktadır. Bu öğrenciler rastgele seçilmiştir.Örnekleme alınan toplam öğrenci sayısı 200'dür. Veriler literatür doğrultusunda geliştirilen 55 sorudan oluşan anket formu ile toplanmıştır. Anket formu öğrencilere okulda dağıtılarak, yanıtlandırıldıktan sonra geri alınmıştır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS programında, Ki-Kare testi kullanılarak değerlendirilmiştir.Çalışma kapsamına alınan kız öğrencilerin yaş ortalaması 21.2 ± 2.4'dür. Menarş yaş ortalamaları 13.2 ± 1.3'dür. Öğrencilerin %75'inin menstrüasyona yönelik bilgi aldığı, % 25'inin bilgi almadığı saptanmıştır. Bilgilerin kendilerine yeterli olup olmadığı sorulduğunda % 68'i yeterli bulmuştur. Öğrencilerin % 16'sı menstrüasyonun tanımını yapabilmiştir. Menstrüasyon döneminde öğrencilerin % 31'inin daha seyrek banyo yaptığı, % 4'ünün hiç banyo yapmadığı, % 25'inin menstrüasyon döneminde perinesini arkadan öne temizlediği, %2'sinin temizlemediği, % 9'unun ise menstrüasyon döneminde perine bakımının nasıl yapılması gerektiğini bilmediği saptanmıştır. Bu sonuçlara göre, öğrencilerin menstrüasyon bilgilerinin ve hijyenine ilişkin uygulamalarının yetersiz olduğu ve bu durumun enfeksiyon açısından risk oluşturduğu söylenebilir. Sonuç olarak öğrencilerin menstrüasyon konusunda bilgi eksikliği vardır ve bu konuda okullarda ve ailede eğitim verilmelidir.Anahtar Kelimeler: Menarş, menstrüasyon, menstrüasyon hijyeni.

HijyenKız öğrencilerMenarş+3
Elif Arık
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2010
00
DoctorateOpen AccessEN

Air Conditioning with Desiccant Cooling

In this study, a desiccant based air-conditioning system was designed, constructed and tested. In the system, the moisture of the fresh air was reduced passing it through a solid desiccant wheel and then its temperature was decreased by the ?dry coil? of a vapor-compression cycle. To enhance the performance of the system, some technologies such as ?pre-cooling with outdoor air?, ?waste cool recovery? and ?pre-cooling of waste air with evaporative cooling? were utilized. Energy analyses of the system were performed by using the results obtained from the experiments. Design parameters and suitability of the system suggested were investigated for the health care facilities in which hygiene is crucially important.

HygieneAir conditioning
Ertaç Hürdoğan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Turizme hizmet sunan pastane işletmelerinde çalışan geleneksel Maraş dondurması üretim personelinin hijyen ve gıda güvenliğine ilişkin bilgi ve uygulama düzeyi üzerine bir araştırma

Dünya turizm pazarı, her geçen yıl daha fazla büyümekte ve bu büyüme ile birlikte turistlerin de kültürel değerler bakımından zengin bölgeleri daha yüksek düzeyde tercih etme eğiliminde oldukları görülmektedir. Nitekim son yıllarda turizm sektöründe ortaya çıkan değişim ve gelişmeler sonucunda, farklı kültürleri tanıma ve öğrenme merakıyla gerçekleşen turistik seyahatlerin sayısında önemli bir artış tespit edilmiştir. Günümüzde yerli ve yabancı turistlerin beslenme ihtiyaçlarında, daha az işlenmiş ve daha düşük oranda katkı maddesine sahip, kalorisi düşük ve yöreye özgü tatlar içeren yiyecek ürünleri talep ettikleri durumu göz önüne alındığında, ülkemizde kültür turizminin kaynakları kapsamında geleneksel yiyecekler arasında yer alan Maraş dondurmasının önemi ortaya çıkmaktadır. Maraş dondurması, üretim ve depolama sürecinde zararlı bakterilerin bulaşmasına fazlasıyla elverişlidir. Hijyen ve gıda güvenliği konusunda yeterli bilgiye sahip olmayan personelin dondurma üretim sürecine dâhil edilmesi, hem yerel halkın hem de turistlerin sağlığı açısından başta gıda zehirlenmesi olmak üzere birçok sağlık riskini beraberinde getirmektedir. Bu araştırmanın amacını, Kahramanmaraş ilinde, turizme hizmet sunan pastane işletmelerinde çalışan geleneksel Maraş dondurması üreten personelin hijyen ve gıda güvenliğine ilişkin bilgi ve uygulama düzeyinin ortaya konulması oluşturmaktadır. Bu amaç doğrultusunda oluşturulan anket formu, kolayda örneklem yöntemi esas alınarak, Kahramanmaraş ilinde 7 farklı pastane işletmesinde görev alan 213 dondurma üretim personeliyle yüz yüze görüşülerek uygulanmıştır. Araştırma kapsamında elde edilen veriler, SPSS 21.0 istatistik paket programı aracılığıyla analiz edilmiştir. Bu kapsamda yapılan frekans analizi ile aritmetik ortalama ve standart sapma değerleri hesaplanmıştır. Bununla birlikte, personelin bazı demografik özelliklerinin, personelin hijyen ve gıda güvenliğine ilişkin bilgi ve uygulama düzeyi üzerinde herhangi bir etkisinin olup olmadığının tespit edilmesi amacıyla verilerin normal dağılım göstermediği durumu göz önüne alınarak veriler üzerinde "Mann-Whitney U Testi" ile "Kruskal-Wallis H Testi" uygulanmıştır. Yapılan araştırma sonucunda, personelin hijyen ve gıda güvenliğine ilişkin bilgi ve uygulama düzeyinin "yüksek" seviyede olduğu tespit edilmiştir. Personelin hijyen ve gıda güvenliğine ilişkin bilgi düzeyi üzerinde, personelin yaşının, eğitim düzeyinin, iş tecrübesinin ve hijyen ve gıda güvenliği üzerine eğitim alma durumunun önemli bir etkisinin olduğu tespit edilmiştir. Öte yandan personelin hijyen ve gıda güvenliğine ilişkin bilgi ve uygulama düzeyi üzerinde, personelin cinsiyetinin önemli bir etkisinin olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Yapılan bu araştırmada, dondurma üretim faaliyetinde bulunan pastane işletmeleri ile bu alandaki araştırmacılara, elde edilen bulgular ışığında çeşitli öneriler sunulmuştur.

DondurmaGıda güvenliğiGıda üretimi+5
Onur Kızılcık
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00

Related subjects