Trouts
55 theses under this subject heading
Alabalık yemlerine yapılan DL-alanin ve betadin katkısının Gökkuşağı alabalığı (oncorhynchus mykiss, W. 1972) fingerliklerinin gelişme ve karkas kompozisyonu üzerine etkileri
oz YÜKSEK LİSANS TEZİ Alabalık Yemlerine Yapılan DL-Alanin ve Betain Katkısının Gökkuşağı Alabalığı (Oncorhynchus mykiss, W. 1972) Fingerliklerinin Gelişme ve Karkas Kompozisyonu Üzerine Etkileri Gülsün BEKLEVİK ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ SU ÜRÜNLERİ ANABİLİM DALI Danışman: Doç. Dr. Abdurrahman POLAT Yıl 1999, Sayfa 40 Jüri: Doç Dr. Abdurrahman POLAT Doç. Dr. Metin KUMLU Yrd. Doç. Dr. Mehmet ÇELİK Bu çalışmada, ülkemizde ve dünyada yetiştiriciliği yaygın olarak yapılan gökkuşağı alabalığı (Oncorhynchus mykiss) fingerliklerinin, yemlerine cezbedici madde olarak DL-alanin ve betain ilavesinin balıkların gelişimine ve karkas besin madde bileşenleri üzerine etkileri araştırılmıştır. Araştırma sonucunda, % 1.5 oranında DL-alanin ve % 1.5 oranında betain ilave edilen yemlerle beslenen balıklarda (sırasıyla 35.36+1.81 g ve 38.47±3.02 g) kontrol rasyonuyla beslenen balıklara göre (28.32±0.31 g) daha yüksek canlı ağırlık artışı olduğu saptanmıştır (p<0.05). Cezbedici madde ilaveli yemlerle beslenen grupların yem değerlendirme ve protein oranlarının da kontrol grubuna göre daha iyi olduğu bulunmuştur (p<0.05). Araştırma gruplarına ait tüm vücut kuru madde, karkas ve tüm vücut ham kül ve protein oranları benzer bulunmuştur (p>0.05). DL-alanin ilaveli yemlerle beslenen grupta karkas kuru madde oranı diğer gruplardan daha yüksek bulunmuştur (p<0.05). Betain ilaveli yemlerle beslenen grupta ise tüm vücut lipit oranı kontrol grubundan düşük bulunurken (p<0.05), karkas lipit oranlan bakımından tüm gruplar benzer bulunmuştur (p>0.05). Anahtar kelimeler: Gökkuşağı alabalığı, DL-alanin, Betain, Cezbedici madde.
Seyhan baraj gölü'nde yüzer kafeslerde gökkuşağı alabalığı (Oncorhynchus mykiss) ve ikinci ürün olarak tilapia (Oreochromis aureus) yetiştirme olanaklarının araştırılması
oz YÜKSEK LİSANS TEZİ SEYHAN BARAJ GÖLÜNDE YÜZER KAFESLERDE GÖKKUŞAĞI ALABALIĞI (Oncorhynchus mykiss) VE İKİNCİ ÜRÜN OLARAK TİLAPİA (Oreochromis aureus)YETİŞTİRME OLANAKLARININ ARAŞTIRILMASI Mustafa Vedat ALEV ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ SU ÜRÜNLERİ ANABİLİM DALI Danışman: Yrd.Doç.Dr. Suat DİKEL Yıl 2002, Sayfa 39 Jüri: Yrd.Doç.Dr. Suat DİKEL Yrd.Doç.Dr. Nazmi TEKELİOĞLU Yrd.Doç.Dr. Murat BİLGÜVEN Bu çalışmada Seyhan baraj gölünde yüzer ağ kafeslerde kış döneminde gökkuşağı alabalığı (Oncorhynchus mykiss) ve yaz döneminde de tilapia (Oreochromis aureus) yetiştirme olanakları araştırılmıştır. Araştırmanın ilk bölümünde başlangıç ortalama boylan 16,34±1,45 cm ve ortalama ağırlıkları 56,45±6,10 g olan alabalık yavruları kullanılmıştır. Araştırmanın sonunda 27,75±0,89 cm ve 277,54±18,50 g 'lık bireyler elde edilmiştin Günlük canlı ağırlık kazancı ortalama 2,95 g, yem değerlendirme oram 1:1,15 olarak bulunmuştur. Araştırma sonunda yapılan balık hasadından 1 m3 'ten 13,5 kg ürün elde edilmiştir. Araştırmanın ikinci bölümünde başlangıç ortalama boylan 3,89±0,34 cm ve ortalama ağirlıkları 0,95±0,27 g olan tilapya yavrulan kullanılmıştır. Araştırmanın sonunda 17,25±2,98 cm ve 131,58±7,12 g 'lık bireyler elde edilmiştir. Günlük canlı ağırlık kazancı ortalama 1,45 g, yem değerlendirme oram 1:1,21 olarak bulunmuştur. Araştırma sonunda yapılan balık hasadından 1 m3 'ten 6,5 kg ürün elde edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Gökkuşağı alabalığı, Yüzer kafesler, Tilapya
Mersin bölgesindeki alabalık üretim işletmelerinin iş sağlığı ve güvenliği yönünden değerlendirilmesi
Bu çalışmada amacımız Mersin bölgesindeki alabalık üretim çiftliklerinde, işletmecilerin ve çalışanların iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarını incelemek, eksikliklerini ve aksaklıklarını tespit ederek bu alanda yapılacak diğer çalışmalara ışık tutmaktır. Araştırmamız, Mersin bölgesinde aktif şekilde çalışan 21 adet alabalık üretim işletmeleriyle 2019 yılı Ağustos ayı içerisinde yüz yüze görüşülerek 20 sorudan oluşan anket çalışması yapılmıştır. Aynı zamanda İSG ile ilgili uygulamalar ve kayıtlar incelenmiştir. İşveren ve çalışanların iş sağlığı ve güvenliği (İSG) açısından bilgi düzeyleri ve bilinç düzeylerinin ölçülmesi amaçlanmıştır.
Kahramanmaraş ilinde bir alabalık üretim işletmesinde iş sağlığı ve güvenliği risk değerlendirmesi
Su ürünleri yetiştiricilik sektörü, artan dünya nüfusu ve buna bağlı olarak oluşan gıda ihtiyacını karşılamak için sürekli büyümekte ve gelişmektedir. Yapılan yatırımlar ve açılan yeni işletmeler beraberinde yeni iş gücü ihtiyacını ortaya çıkarmıştır. Çalışma yaşamının zorlukları, sektörün iş yükünün ağırlığı, tecrübesiz çalışan sayısındaki artış ve yetersiz eğitim sonucunda iş kazası ve meslek hastalığında artış meydana gelmiştir. Bu olumsuz durumların ortadan kaldırılması için önce işletmede bulunan potansiyel tehlikeler belirlenerek etkin bir risk analizi oluşturulmalıdır. Bu çalışmanın amacı, ilgili iş sağlığı ve güvenliği mevzuatı eşliğinde, Kahramanmaraş bölgesinde bulunan bir alabalık işletmesi için oluşturulacak örnek risk analizi sayesinde sektörün ihtiyaçlarına ve bu alanda yapılacak olan yeni çalışmalara ışık tutmaktır.
Hirfanlı baraj gölü doğal ve yetiştiricilik koşullarından elde edilen balık türlerinin besinsel kompozisyonlarının araştırılması
Balıkların besin içeriği ve yağ asidi bileşimleri; tür, yaş, cinsiyet, yaşam alanı ve mevsimsel değişkenler gibi birçok biyolojik ve çevresel faktöre bağlı olarak önemli ölçüde farklılık gösterebilmektedir. Bu çalışmada, Hirfanlı Baraj Gölü'nden doğal ortamdan elde edilen 5 farklı tür ve yetiştiricilik kafes koşullarında tutulan alabalık, kafes sistemlerinde doğaya kaçan alabalıkların vücut kimyasal kompozisyonları karşılaştırılmıştır. Her bir balık türünden ve grubundan 10 birey örneklenmiştir. Yapılan analizler sonucunda, doğal sulardan avlanan balıkların ham yağ oranlarının, yetiştiricilik sistemlerinden elde edilen balıklara göre belirgin şekilde farklılık gösterdiği saptanmıştır (P≤0,05). En yüksek ham yağ oranı çiftlik kafesi sisteminden elde edilen balıklarda (%8,89±0,92) belirlenirken, en düşük oran doğal bireylerde (%0,89±0,14) gözlenmiştir. Protein miktarları da gruplar arasında anlamlı farklılıklar göstermiştir (P≤0,05); en yüksek protein içeriği yine çiftlik kafesi grubunda (%18,73±0,78) tespit edilmiştir. Yağ asitleri profiline bakıldığında, toplam doymuş yağ asitleri (SFA) en düşük seviyede alabalık göl grubunda, en yüksek değer ise gümüş balığında gözlenmiştir (P≤0,05). Tekli doymamış yağ asitleri (MUFA) en yüksek düzeyde sazan balığında saptanmış ve en düşük MUFA içeriği sudak ve gümüş balığında bulunmuştur (P≤0,05). Çoklu doymamış yağ asitleri (PUFA) açısından, en yüksek değer sudak balığında (%43,31±0,82) bulunurken, en düşük değer (%23,04±0,49) ile sazan balığında saptanmıştır. Toplam ω-6 yağ asitleri alabalık türlerinde yüksek ve diğer doğal türlerde düşük seviyelerde seyrederken, bunun tam tersi olarak Toplam ω-3 yağ asitleri doğal türlerde yüksek bulunmuştur (P≤0,05). EPA ve DHA toplam miktarları açısından da aynı şekilde balıklar arasında farklılıklar gözlenmiştir (P≤0,05). Atherojenik indeks (AI) ve trombojenik indeks (TI) değerleri, en yüksek olarak sırasıyla gümüş ve sazan balığında bulunmuştur (P≤0,05). Sonuç olarak, Hirfanlı Baraj Gölü'nden avlanan türler ve yetiştiricililk koşullarından temin edilen balık türleri arasında vücut kimyasal kompozisyonları açısından önemli farklar bulunmuş olsa da, tüm türlerin ve özellikle de doğal türlerin insan tüketimi açısından önerilebileceği belirlenmiştir.
Propolis uygulamasının füme alabalık (oncorhynchus mykiss) filetolarının raf ömrü ile organoleptik, kimyasal ve mikrobiyolojik nitelikleri üzerine etkisi
Bu çalışmada; farklı oranlarda propolis ekstraktı (PE) uygulanarak tütsülenen gökkuşağı alabalığı filetolarının üretimi ve muhafazası sırasında mikrobiyolojik, kimyasal ve duyusal özelliklerinde meydana gelen değişimler incelendi. Bu amaçla, filetolara farklı oranlarda (%0,25 ,%0,50, %1 ve %3) PE uygulandı ve sıcak tütsüleme işleminden sonra vakumlanarak ambalajlandı. Kontrol grubu ile birlikte 5 farklı grup olarak üretilen örnekler 4±1 °C'de muhafazaya alıdı. Örnekler üretim aşamalarında (fileto, salamura sonu) ve muhafazanın 0., 7., 14., 21., 28., 42., 56., 70. ve 84. günlerinde mikrobiyolojik (toplam mezofilik aerob bakteri sayısı, toplam psikrofilik aerob bakteri sayısı, Pseudomonas spp., sülfit indirgeyen anaerob bakteri sayısı, Lactobacillus spp., Laktik Streptococcus spp., lipolitik mikroorganizma, maya-küf sayısı), kimyasal (pH, su aktivitesi, yağ, serbest yağ asidi, tiyobarbitürik asit, toplam uçucu bazik azot, rutubet, kül, tuz değerleri) ve duyusal (renk, koku, lezzet, görünüm, tekstür, genel beğeni) nitelikleri bakımından analiz edildi. Araştırma dört tekrarlı olarak gerçekleştirildi. Tüm gruplarda, toplam mezofilik ve psikrofilik aerob bakteriler ile, Lactobacillus spp., Laktik Streptococcus spp., lipolitik ve maya-küf sayıları tütsüleme sonuna (0.gün) kadar genellikle azaldı, Muhafaza günlerinde ise gruplara bağlı olarak birbirinden farklı değişimler göstererek ileri günlerde giderek arttı. Pseudomonas spp. sayıları sadece muhafaza günlerinde, sülfit indirgeyen anaerob bakteri sayıları ise tüm aşamalarda (salamura sonu hariç) tespit edilebilir limitin altında kaldı. Üretim ve muhafaza süresince, %3 oranında PE uygulanan örneklerin diğer gruplara göre, toplam mezofilik ve psikrofilik aerob bakterilerini daha az sayıda içerdiği (p<0,05), Lactobacillus spp. üzerine 14. ve 56. günlerde, lipolitik bakterilere ise salamura sonu ve yine 56. günde etkili olduğu (p<0,05) belirlendi. Ancak, laktik Streptococcus spp., ile maya ve küf sayıları üzerine etki göstermediği (p>0,05) gözlemlendi. Elde edilen veriler değerlendirildiğinde; %0,25 PE uygulaması ürünün mikrobiyolojik ve kimyasal nitelikleri üzerine etki etmemiş (p>0,05), %0,50, %1 ve %3 PE uygulanan gruplarda ise ürünün mikrobiyolojik, kimyasal ve duyusal parametlerine etki ettiği, ayrıca hem gruplar arasında hem de muhafaza süresince önemli farklılıkların olduğu belirlendi (p<0,05). Kontrol grubu ile %25 PE ilaveli grup, muhafazanın 56. gününde duyusal kabul limitini aşmıştı. Yine, %0,50 ve %1 PE ilaveli gruplar kontrol grubundan 14 gün sonra, %3 PE ilaveli grup ise 28 gün sonra duyusal kabul limitini aştığı belirlendi. Yapılan analizlerde, örneklerdeki pH ve su aktivitesi (aw) değerleri üretim aşamasında azaldı, muhafaza günlerinde ise arttı. Yağ, tuz ve kül değerleri başlangıçta hızlı olmak üzere sürekli arttı. TBA ve TVB-N miktarları tüm aşamalarda yavaş bir şekilde zamana bağlı olarak artarak, muhafazanın sonunda en yüksek değere ulaştı (p<0,05). TBA değerleri için gruplar arasında fark bulunmazken (p>0,05), TVB-N bakımından kontrol grubu ile %3 PE uygulanan grup arasında yalnızca 56. günde istatistiki açıdan fark saptandı (p<0,05). Yapılan duyusal analizde, farklı konsantrasyonlarda uygulanan PE nin, ürünün genel beğeni düzeyi ile koku ve lezzet niteliklerini olumsuz yönde etkilediği (p<0,05), ancak renk değerlerine olumlu etki yaptığı (p<0,05) tespit edildi. Sonuç olarak, vakum ambalajlı olarak hazırlanan tütsülü alabalık filetolarına propolis uygulamasının, ürünün mikrobiyolojik ve kimyasal nitelikleri üzerine nispeten olumlu etki yaptığı, raf ömrünü PE' nin artan konsantrasyonlarına bağlı olarak 14 ile 28 gün arasında uzattığı, ancak yüksek konsantrasyon uygulaması ürünün duyusal niteliklerini olumsuz yönde etkilediği, bu nedenle bu tip ürünlerde PE' nin en fazla % 1 oranında kullanılması gerektiği ortaya koyuldu.
Kahramanmaraş'taki gökkuşağı alabalığı (Oncorhynchus mykiss) kuluçkahanelerinin biyolojik, teknik ve ekonomik yönden araştırılması
Bu çalışmada "Kahramanmaraş'taki gökkuşağı alabalığı (Oncorhynchus mykiss) kuluçkahanelerinin biyolojik, teknik ve ekonomik yönden araştırılması" amaçlanmıştır. Balık kuluçkahanelerin en önemli amacı, anaç balıklardan en yüksek oranda ve kalitede yumurta ve yavru balığı en düşük maliyetle üretmektir. Bu durum ise balık kuluçkahanelerinin yapısal sorunlarının belirlenmesi ve çözümlenmesi, anaç stok yönetimi, kuluçkahane ve yavru yönetimi gibi temel üretim ve yetiştiricilik konularına hakim olunması ve teknolojik ve bilimsel uygulamalarla sağlanabilir. Balık üreticileriyle yapılan görüşmeler, sahadaki gözlemler ve yapılan literatür taraması sonuçları; Kahramanmaraş'taki gökkuşağı alabalığı kuluçkahanelerinin biyolojik, teknik ve ekonomik yönüyle ayrıntılı bir şekilde araştırılmasının gerekliliğini ortaya koymuştur. Çalışma bu yönü ile bir ilk olma özelliği taşımaktadır. Gökkuşağı alabalığı yetiştiriciliğinde önemli bir yere ve potansiyele sahip olan Kahramanmaraş'taki mevcut kuluçkahanelerin (10 adet) tamamına araştırma takviminde belirtilen sürede ve aylık periyotlarda gidilmiştir. Gerçek zamanlı olarak işletmelerdeki yetkili kişi ve çalışanlarla yüz yüze yapılan anket çalışmalarıyla ham veriler elde edilmiştir. Sonuçlara göre; Kahramanmaraş'ta aktif olarak çalışan gökkuşağı alabalığı kuluçkahanelerinin 4 adetinin küçük (˂2 milyon adet yavru/yıl), 5 adetinin orta (2-10 milyon adet yavru/yıl) ve 1 adetinin ise büyük (>10 milyon adet yavru/yıl) kapasiteli olduğu görülmüştür. Bu işletmelerin yönetim yapısı %60 şahıs–aile şirketi ve %40 şirket-ortaklık şeklindedir. Şahıs–aile işletmelerinin toplam kapasite içindeki ortalama payları %22,21 (2.475.000 adet yavru/yıl)'dir. İşletme yapısı şirket–ortaklık olan işletmelerin toplam kapasite içindeki ortalama payları ise %77,79 (13.000.000 adet yavru/yıl) olarak tespit edilmiştir. Kahramanmaraş genelinde 2014 yılı için ortalama proje kapasitesi 5.849.000 adet yavru/yıl ve ortalama üretim kapasitesi 3.766.000 adet yavru/yıldır. İşletmeler kapasite kullanım oranlarına göre incelendiğinde, en düşük kullanım oranının büyük ölçekli işletmelerde (%60) olduğu, en yüksek oranın ise orta ölçekli işletmelerde (%96,88) bulunduğu görülmüştür (p<0,05). Kahramanmaraş genelinde ise ortalama kapasite kullanım oranının %73,98 olduğu tespit edilmiştir. İstatistiksel olarak ise, küçük (%64,50) ve orta kapasiteli (%63,99) işletmeler, büyük kapasiteli işletmelere (%55,65) göre daha yüksek verimliliğe sahiptir (p˂0,05). Bu işletmelerde toplam olarak 89 kişi çalışmaktadır. Mevcut personelin büyük çoğunluğunu (%94,38) erkekler oluştururken, kadınların oranı sadece %5,62'dir. Bu personelin mesleki niteliği incelendiğinde; %6,74'ü mühendis, %76,40'ı işçi ve %16,86'sı ise aile bireylerinden oluşmaktadır. Personelin yaş grupları 17-75 yaş arasında değişmektedir. İşletmelerde çalışan personelin en yüksek oranını %44,94 ile 20-29 yaş arasında olanlar oluşturmaktadır. En düşük yaş oranı ise %10,11 ile 19 yaşında veya daha küçük yaşta olan personelden oluşmaktadır. Yaşı 50 ve üzerinde olanların oranı %12,36 olup, bu yaş grubundakilerin genellikle işletmenin sahibi ve aile bireyi olduğu görülmüştür. Kapasitelerine göre küçük, orta ve büyük ölçekli işletmelerde ortalama işgücü sırasıyla; 3,31, 5,90 ve 21,75 adam-yıl olarak hesaplanmıştır. İl genelinde ise işletme başına düşen ortalama işgücü 6,45 adam-yıldır. Küçük ölçekli işletmelerin %25'i mevsim dışı yumurta üretimi yapmaktadır. Orta ölçekli işletmelerde bu oran %80 ve büyük ölçekli işletmelerde %100'dür. İl genelinde ise bu oran ortalama %60'tır. Bu kuluçkahanelerin %30'unda üretilen yavru balıklarda herhangi bir hastalığa rastlanılmadığı ve bunları önleyici herhangi bir kimyasal madde kullanılmadığı belirlenmiştir. Mevcut şirketler tarafından üretilen yumurta ve yavru balıkların %50'si toptan veya perakende olarak satılmakta, %30'luk bir kısmı büyütülüp kendi restoranlarında tüketilmekte ve %20'si ise mevcut kuluçkahanelerde anaç olarak kullanılmaktadır. Pazarlamada, işletmelerin tamamı fiyatın yeterli olmadığını, pazarlamayı etkileyen faktörler içerisinde yine en büyük payın fiyat ve uzaklık olduğunu, taşıma standartlarının da pazarlamayı etkilediğini belirtmişlerdir. İşletme başına düşen toplam aktif sermaye değeri 1.607.520.00 ₺/işletme olarak hesaplanmıştır. Aktif sermaye içerisinde en önemli payı balık sermayesi (%47,82) almaktadır. Bunu sırayla bina-havuz sermayesi (%23,21), alet-makine sermayesi (%10,36), arazi sermayesi (%6,47), para sermayesi (%4,42), damızlık balık sermayesi (%4,06), arazi ıslah sermayesi (%2,55) ve malzeme gider sermayesi (%0,49) izlemektedir. Pasif sermayenin %97,26'sını öz sermaye oluştururken, borçların oranı %2,74 gibi düşük bir düzeyde kalmıştır. Ortalama aktif sermaye küçük ölçekli işletmelerde 692.825.00 ₺, orta ölçekli işletmelerde 1.115.720.00 ₺ ve büyük ölçekli işletmelerde ise 4.864.000.00 ₺'dir. Gayri safi hâsıla değeri; küçük işletmelerde 153.813.00 ₺, orta ölçekli işletmelerde 724.500.00 ₺ ve büyük işletmelerde ise 3.450.000.00 ₺'dir. Gayri safi hâsıla değerinin aktif sermayeye oranı küçük, orta ve büyük işletmelerde sırasıyla; 0,22, 0,63 ve 0,71 olarak hesaplanmıştır. Kahramanmaraş genelinde ise bu oran ortalama 0,48 olarak belirlenmiştir. İşletme gruplarında, 100.00 ₺'lik aktif sermayeye karşılık sağlanan gayri safi hâsıla değeri minimum 22.00 ₺ ve maksimum 71.00 ₺ arasında değişmektedir. Saf hâsıla değeri küçük, orta ve büyük işletmelerde sırasıyla; 16.126.00 ₺, 284.176.00 ₺ ve 264.205.00 ₺ olarak bulunmuştur. İşletmelerin genel ortalaması ise 679.015.00 ₺ olarak hesaplanmıştır. Gayri safi hâsıla değerinin işletme masraflarından büyük olması saf hâsılanın pozitif olduğunu göstermektedir. Bununla birlikte, orta ölçekli işletmeler en yüksek rantabilite oranına (%24,58) sahip olup, bunu sırasıyla büyük (%5,43) ve küçük (%2,33) ölçekli işletmeler takip etmektedir (p<0,05). Kahramanmaraş ilindeki ortalama rantabilite oranı ise %10,88 olarak hesaplanmıştır. Bu sonuçlara göre, Kahramanmaraş ilindeki yavru gökkuşağı alabalığı üretimi yapan en kȃrlı işletmenin orta ölçekli işletmeler olduğu söylenebilir. Mevcut işletmelerin yapısal, biyolojik ve teknik özelliklerindeki farklılıklar, bunların kapasite kullanım oranını ve üretim verimliliğini doğrudan etkilemektedir. Anahtar Kelimeler: Kahramanmaraş, Gökkuşağı Alabalığı, Kuluçkahane, Biyolojik, Teknik, Ekonomik, Analiz
Gökkuşağı alabalığında (Oncorhynchus mykiss W., 1792) yeme katılan organik ve inorganik çinko formlarının bazı enzim, hormon ve kemik mineral düzeylerine etkilerinin araştırılması
Bu çalışmada, gökkuşağı alabalığı (Oncorhynchus mykiss)' nda kan glikoz düzeyi, plazma ve karaciğer malondialdehit düzeyleri ile kan ve karaciğer süperoksit dismutaz ve serum alkalin fosfataz aktiviteleri, insülin ve insülin benzeri büyüme faktörü-I ve kemik mineral kompozisyonu üzerine diyete katılan inorganik (çinko sülfat ve çinko oksit) ve organik (çinko pikolinat ve çinko metionin) formdaki çinkonun etkileri değerlendirildi. Bu amaçla, 30 mg/kg diyet oranında çinko içeren dört farklı diyet (D1-çinko sülfat; D2-çinko oksit; D3-çinko pikolinat ve D4-çinko metionin) hazırlandı. Her bir diyet, 30 balık içeren üç tekrarlı deneme gruplarına 3 ay süreyle uygulandı. Çalışma sonucunda, organik formda çinko pikolinat (D3) ve çinko metionin (D4) uygulanan gruplarda kan glikoz düzeyi ile plazma ve karaciğer MDA düzeylerinin inorganik formda çinko sülfat (D1) ve çinko oksit (D2) uygulanan gruplara kıyasla daha düşük olduğu bulundu. İnorganik formda çinko sülfat (D1) ve çinko oksit (D2) uygulanan gruplara kıyasla organik formda çinko pikolinat (D3) ve çinko metionin (D4) uygulanan gruplarda kan ve karaciğer süperoksit dismutaz aktiviteleri, serum alkalin fosfataz aktivitesi ve plazma insülin benzeri büyüme faktörü-I düzeyi daha yüksek bulundu. Organik ve inorganik formda çinko içeren grupların insülin düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmadı. Ayrıca, kemik çinko, demir, bakır, kalsiyum ve fosfor konsantrasyonlarının organik veya inorganik çinko uygulamasıyla değişmediği belirlendi. Sonuç olarak, gökkuşağı alabalığı için çinko pikolinat (D3) ve çinko metionin (D4)' in, çinko sülfat (D1) ve çinko oksit (D2)' ten biyolojik olarak daha yararlı olduğu söylenebilir.
Gökkuşağı alabalığı (Oncorhynchus mykiss, W.)' nda arı poleninin antioksidan ve immunostimulan etkisinin araştırılması
Bu çalışmada; gökkuşağı alabalığında bazı immunolojik ve oksidan/antioksidan parametreler üzerine arı poleninin etkisi araştırıldı. Araştırmada; ortalama ağırlığı 100 ± 10 g olan toplam 120 adet gökkuşağı alabalığı kullanıldı. % 1, % 2 ve % 4 oranında polen içeren yemler 21 gün süreyle balıklara verildi. Deneme sonunda balıklardan alınan kan ve doku (karaciğer, böbrek ve dalak) örneklerinde immunolojik parametreler (hematokrit düzeyi, oksidatif radikal üretimi (nitrobluetetrazolium-NBT aktivitesi), total protein ve total immunoglobulin düzeyleri) ile oksidan/antioksidan parametreler (paraoksonaz ve arilesteraz enzim aktiviteleri, malondialdehit ve redükte glutatyon düzeyleri, glutatyon peroksidaz ve glutatyon-S-transferaz aktiviteleri) için analiz edildi. Kontrol grubuna göre polen uygulanan grupların hematokrit, oksidatif radikal üretimi, total protein ve immunoglobülin düzeylerinde istatistiksel olarak önemli bir artış tespit edildi (p < 0,05). Kontrol grubuna göre polen uygulanan grupların doku malondialdehit düzeylerinin düştüğü, redükte glutatyon düzeyleri ve glutatyon peroksidaz aktivitelerinin ise arttığı belirlendi (p < 0,05). Polen uygulanan grupların paraoksonaz, arilesteraz ve glutatyon S-transferaz aktivitelerinde ise kontrol grubuna göre istatistiksel herhangi bir farklılık bulunmadı (p > 0,05).
Alabalıklarda hasat öncesi ve hasat döneminde yenilebilir doku örneklerinde florfenikol kalıntılarının araştırılması
Hayvanlarda bakteriyel hastalıkların sağaltımı amacıyla kullanılan amfenikoller grubunda yer alan florfenikolün alabalıklarda yenilebilir dokularındaki (deri, kas ve karaciğer) kalıntı miktarının araştırıldığı bu çalışmada; Elazığ' daki beş farklı alabalık işletmesinden 25 adet hasat öncesi ve 25 adet hasat dönemine ait toplam 50 adet alabalık kullanılmıştır. Numunelerdeki florfenikol düzeyleri yüksek basınçlı sıvı kromatografisi (HPLC) kullanılarak analizler gerçekleştirilmiştir.Analizler sonucunda hasat öncesi dönemindeki alabalıkların deri dokusunun %44' ünde, kas dokusunun %32' sinde ve karaciğer dokusunun %16' sında florfenikol saptanmıştır. Ayrıca hasat dönemindeki alabalıkların deri dokusunun %40' ında, kas dokusunun %36' sında ve karaciğer dokusunun %32' sinde florfenikol saptanmıştır. Hasat öncesi kas dokusundaki florfenikol miktarının (3,52 ± 0,89) hasat dönemindeki kas dokusundan (0,69 ± 0,21) istatistiksel olarak daha yüksek olduğu (p<0.05), deri ile karaciğer dokularında ise istatistiksel bir fark olmadığı görülmüştür (p>0.05). Hasat öncesi alabalıkların deri, kas ve karaciğer dokularındaki florfenikol miktarı ile hasat dönemindeki alabalıkların deri, kas ve karaciğer dokularındaki florfenikol miktarı arasında istatistiksel bir fark bulunamamıştır (p>0.05).Çalışma sonucunda gerek hasat öncesi ve gerekse hasat dönemindeki alabalıkların yenilebilir dokularındaki (deri, kas ve karaciğer) florfenikol ortalama miktarlarının Türk Gıda Kodeksi Tebliğindeki kalıntı limitinin (1000 µg/kg) üzerinde olduğu görülmüştür.Anahtar Kelimeler: Florfenikol, alabalık, kalıntı, HPLC.
Farklı şekillerde paketlenmiş Salmo trutta macrostigma (Dumeril, 1858)'nın 4±1°c'de raf ömrünün belirlenmesi
Araştırmada, Tunceli ilinin Munzur Çayında avlanılan Salmo trutta macrostigma'nın kalite özellikleri üzerine farklı paketleme yöntemlerinin ve muhafaza sıcaklığının etkileri incelenmiştir. İç organları çıkartılmış ve temizlenmiş Salmo trutta macrostigma; adi (AP), vakumlu (VP) ve modifiye atmosfer [(MAP) (%40 CO2+%60 N2)] yöntemleriyle paketlenmiştir. Paketlenen örnekler 4±1°C'de muhafaza edilmişler ve muhafazanın belirli günlerinde (0, 2, 4, 6, 8, 10, 12 ve 14. ) kimyasal [pH, toplam uçucu baz azotu (TVB-N), tiyabarbitürik asit (TBA)], mikrobiyolojik (toplam aerob mezofilik bakteri sayısı, toplam aerob psikrofilik bakteri sayısı ve maya-küf sayısı) ve duyusal kalite analizleri yapılmıştır.Kimyasal analiz sonuçlarına göre muhafaza süresince tüm gruplarda TVB-N ve TBA değerlerindeki artışların önemli olduğu belirlenmiştir (p<0,05). TVB-N değerlerine göre AP grup 8. günde (35,13 mg/100g), VP grup 12. günde (37,70 mg/100g) ve MAP grup ise 14. günde (42,00 mg/100g) tüketilebilirlik özelliğini kaybetmiştir. TBA değerleri ise çalışma süresince limit değerlere ulaşmamıştır.Mikrobiyolojik kriterler dikkate alındığında, AP grupta aerob mezofilik ve psikrofilik bakteri sayısı muhafazanın 8. gününde limit değerlerini aşmıştır. Mikrobiyolojik kalite açısından değerlendirildiğinde 12 günlük muhafaza süresi boyunca en iyi grubun MAP olduğu saptanmıştır. Duyusal analizlere göre AP grubu örnekleri depolamanın 8. gününde bozulmuş olup, bu günde örneklerin aerob mezofilik ve psikrofilik bakteri yükü VP ve MAP gruplara göre önemli derecede yüksek olduğu tespit edilmiştir.Duyusal analizlerden elde edilen sonuçlara göre 4±1°C'de muhafaza edilen Salmo trutta macrostigma `nın raf ömrü AP grupda 6 gün, VP grupda 10 gün ve MAP grupda ise 12 gün olarak belirlenmiştir.Sonuç olarak soğukta muhafaza edilmek suretiyle modifiye atmosferde paketlemenin balıkların kimyasal, mikrobiyolojik ve duyusal kalitesinin daha uzun süre korunmasına katkıda bulunabileceği kanaatine varılmıştır.
Munzur çayı (Tunceli)'ndan yakalanan Salmo trutta macrostigma (Dumeril, 1858)'nın gonadlarında yağ asitleri, kolesterol ve yağda eriyen vitamin düzeylerinin araştırılması
Bu çalışmada, Munzur Çayı (Tunceli)?ndan Eylül 2010 ile Şubat 2011 tarihleri arasında yakalanan Salmo trutta macrostigma (Dumeril, 1858)nın gonadlarında üreme dönemi öncesinde (Eylül-Ekim), üreme döneminde (Kasım-Aralık) ve üreme dönemi sonrasındaki (Ocak-Şubat) yağ asitleri, kolesterol ve yağda eriyen vitaminlerin (A, D, E ve K) düzeyleri araştırıldı. Serpme ağı kullanılarak yakalanan balıklar (ortalama ağırlığı 149,8 (89,35-429,0) g ve ortalama total boyu 23,39 (20,13-32,0) cm olan toplam 200 adet S. t. macrostigma) buz içerisinde taşınarak Fırat Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi?ne getirildi ve ağırlıkları tartılıp boyları ölçüldü. Gonadların (ovaryum ve testis) ağırlığı gonadosomatik indeks değerinin hesaplanması için tartıldı. Daha sonra, gonadlardan kimyasal analizler için doku örnekleri alındı. Balıkların omurlardaki yaş halkaları sayılarak yaşları belirlendi. Bulgular; doymuş yağ asitleri arasında en yüksek değere stearik asidin sahip olduğunu gösterdi. Bununla birlikte, bulgular stearik asidin üreme dönemi öncesi, üreme dönemi ve sonrası değerleri arasındaki farklılıkların istatistiksel olarak önemsiz (P>0,05) olduğunu gösterdi. Tekli doymamış yağ asitleri arasında palmitoleik asidin en baskın olan yağ asidi olduğu belirlendi. Palmitoleik asidin üreme dönemi öncesi ve sonrası değerleri arasındaki farklılıkların önemsiz (P>0,05); üreme dönemi öncesi ve üreme dönemi arasında ise önemli (P<0,05) olduğu bulundu. Diğer taraftan bulgular çoklu doymamış yağ asitleri içinde eikosapentaenoik ve dokosaheksaenoik yağ asitlerinin baskın olarak bulunduğunu gösterdi. Üreme dönemi öncesi, üreme dönemi ve sonrasına ait eikosapentaenoik asit değerleri arasındaki farklılıkların önemsiz (P>0,05) olduğu belirlendi. Dokosaheksaenoik asidin üreme dönemi ve sonrası değerleri arasındaki farklılıkların önemli (P<0,05), üreme dönemi öncesi ve üreme dönemi arasında ise önemsiz (P>0,05) olduğu tespit edildi. Yağda eriyen vitaminler bakımından en yüksek değer ?-tokoferolde görüldü. Üreme dönemi öncesi ve üreme dönemindeki -tokoferol değerleri arasındaki farklılıkların önemsiz (P?0,05); üreme dönemi ve sonrasında ise önemli (P?0,05) olduğu belirlendi. Üreme dönemi ve sonrasında kolesterol değerleri arasındaki farklılıkların önemsiz (P?0,05); üreme dönemi öncesi ve üreme dönemi arasındaki farklılıkların ise önemli (P?0,05) olduğu görüldü.
Alabalıklarda (Oncorhynchus mykiss) hasat öncesi ve hasat dönemi yenilebilir doku örneklerinde florokinolon grubu antibiyotiklerden enrofloksasin kalıntılarının araştırılması
Enrofloksasin çeşitli bakteriyel hastalıkların sağaltımında kullanılan florokinolon grubu bir antibiyotiktir. Bu çalışmada, alabalıkların yenilebilir dokularındaki (deri, kas ve karaciğer) enrofloksasin kalıntı miktarları araştırılmıştır. Elazığ ilindeki beş farklı ticari alabalık işletmesinden 25 adet hasat öncesi ve 25 adet hasat dönemi olmak üzere toplam 50 adet alabalık toplanmıştır. Numunelerdeki enrofloksasin düzeylerinin tespiti yüksek basınçlı sıvı kromotografisi (HPLC) kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Analizler sonucunda hasat öncesi dönemi alabalıklarının tüm dokularında enrofloksasin 3-10935 ng/g doku düzeylerinde tespit edilmiştir. Hasat dönemindeki alabalıklarda ise 4 işletmede 0-8171 ng/g doku tespit edilmiş, bir işletmede ise tespit edilememiştir. İşletmelerdeki kalıntı miktarlarının ortalamaları karşılaştırıldığında, tüm dokularda hasat öncesi dönem hasat dönemine göre daha yüksek bulunmasına karşın istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmamıştır (p>0.05). Yenilebilir dokular kendi arasında karşılaştırıldığında derinin en fazla kalıntı içerdiği, kas ile karaciğerin ise birbirine yakın düzeylerde olduğu tespit edilmiştir (p<0.05). Hasat dönemi alabalıklarında analiz edilen 25 adet numunenin 17 adedinde deri+kas dokusu doğal oranlarında kalıntı limiti üzerinde enrofloksasin tespit edilmiştir. Sonuç olarak, özellikle hasat öncesi dönemlerde olmak üzere tüm işletmelerde farklı zaman dilimlerinde enrofloksasin kullanıldığı ve hasat dönemi alabalıklarında %68 oranında maksimum kalıntı limitlerinin (MKL) üzerinde olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Enrofloksasin, alabalık, kalıntı, HPLC
Fırat Üniversitesi cip balık üretim ve yetiştirme tesislerindekiyeni alabalık ve sazan havuzlarındaki alg florasının araştırılması
III ÖZET Yüksek lisans Tezi FIRAT ÜNİVERSİTESİ SU ÜRÜNLERİ FAKÜLTESİ CİP BALIK ÜRETİM VE YETİŞTİRME TESİSLERİ "N0EKİ YENİ ALABALIK YE SAZAN HAVUZLARI'NDAKİ ALG FLORASININ ARAŞTIRILMASI Feray ÖZRENK Fırat üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Su Ürünleri Temel Bilimler Anabilim Dalı 1996, Sayfa 61 Bu araştırmada, Fırat Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Cip Balık Üretim ve Yetiştirme Tesisleri "ndeki yeni alabalık ve sazan havuzundaki algler, Eylül 1 994 - Ağustos 1 995 tarihleri arasında incelenmiştir. Araştırılan havuzlardaki alg florası Baeillariophyta, Chlorophyta, Cryptophyta, Cyanophyta, Dinophyta ve Euglenophyta divizyolarına ait üyelerden ibaret olmuştur. Araştırma süresince Bacillariophyta'ya ait 97,Chlorophyta*yaait31,Cryptophyta*yaait 2,Cyanophyta'ya ait 18, Dinophyta'ya ait 1 ve Euglenophyta'ya ait 13 takson belirlenmiştir. Algler havuzlarda su içerisinde (pelajik) ve havuzlan n yan beton duvarları ile tabandaki taşlar üzerinde (epilitik) olmak üzere iki ayrı topluluk oluşturmuşlardır. Diyatomeler her iki topluluk içerisinde en önemli algler olmuşlardır. Tüm diyatomeler arasında ise Nitrshis türleri havuzların epilitik ve pelajik toplulukları içerisinde en önemli populasyonları oluşturan diyatomeler olarak kaydedilmişlerdir. Bu diyatomeleri Cymbslla ve Naviculs türleri izlemiştir. Diyatomelerin bu topluluklar içerisindeki en iyi gelişmeleri sonbahar ve ilkbahar mevsimlerinde gerçekleşirken yaz ve kış diyatomelerin birey sayılan bakımından fakir olduğu devreler olmuştur. ANAHTAR KELİMELER :Alg, Epilitik, Pelajik, Balık havuzlan, Elazığ.
Tatlı su sülüğü nephelopsis obscura'nın biyolojisi bazı kimyasal maddelerle kontrolü ve alabalığa (Oncorhynchus mykiss) olan etkisinin araştırılması
ÖZET Doktora Tezi TATLI SU SULUĞU NEPHELOPSIS ' OBSCURATHV& BİYOLOJİSİ, BÂZI KİMYASAL MADDELERLE KONTROLÜ VE ALABALIĞA ( ONCORHYNCHUS MYKISSS OLAN ETKİSİNİN ARAŞTIRILMASI Nairn SAĞLAM Fırat Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Su Ürünleri Yetiştiriciliği Anabilim Dalı 1997, Sayfa: 118 Bu araştırmada tatlı su sülüğü NephelopsJs obscura'nın doğadaki yoğunluğu, hareket ve davranışları, morfolojik özellikleri, beslenme, büyüme, üreme ve yumurtlama gibi biyolojik özellikleri araştırılarak, Alabalıkla t Oncorhynchus mykiss) olan paraziter ilişkisiyle, N. obscura nın hayat devri saptanmaya çalışıldı. N. obscura'nın kontrol altına alınması amacıyla, laboratuvarda Formalin, Lysol ve Neguvon gibi kimyasal maddelerin 100 ppm, 200 ppm, 300 ppm, 500. ppm, 1000 ppm, 1500 ppm, 2000 ppm, 2500 ppm, 5000 ppm, 10000 ppm, 20000 ppm ve 40000 ppm lik konsantrasyonları banyo şeklinde uygulanmasıyla en uygun kimyasal madde ve konsantrasyonu araştırıldı. N. obscura nın Haziran ve Temmuz aylarında en yüksek (8.86+1.25 adet/ m2 ve 8.86±1.21 adet/m2), Aralıkta (2.37±0.04 adet/m2) ise en düşük yoğunlukta olduğu tespit edildi. Su ortamında balık, Tubifeı ve Gammarus ile beslenebildiği saptandı. Gelişimini laboratuvar koşullarındaII 13 ayda tamamlayıp, kokon vermeye başladığı belirlendi. Bir M obscura nın ortalama 1.89+0.24 (1-4, n=19) kokon bıraktığı ve bir kokonun da ortalama 3.48+0.28 (1-8, n=50) yumurta taşıdığı gözlendi. En ilginci de yumurtlama yapan M obscura da % 93.33-96,67 oranında ölüm görulmesiydi. Yumurtadan çıkan yavruların olgunlaşıncaya kadar ortalama % 33.44+0.86 (+Sx) kayıp verdiği belirlendi. M obscura, alabalığa saldırdığında balıkların gözlerine ve yüzgeçlerine tutunduğu ve bu organları yediği, balığın vücudunda yaptığı yaralar sonucu kanamalar oluşturduğu görüldü. Alabalık havuzlarında hem M obscura nın invazyonlarını. hem de taşıyabileceği parazitleri bulaştırmasını önlemek için; Formalin in 200 ppm'inin 110-170 dakika, 300 ppm'inin 60-110 dakika, 500 ppm'inin 40-45 dakika, 1000 ppm'inin 15 dakika ve 1500 ppm'inin 10 dakika sureyle banyo şeklinde uygulanarak en etkili olduğu tespit edildi. Lysof ün balıkları öldürdüğü halde sülükleri öldürmediği görüldü. Neguvon'un ise M obscura nın hareketini durdurarak tutunma yeteneğini önlediği saptandı. Neguvon uygulanan M obscura 1ar, temiz suya alındıklarında tekrar canlandıkları belirlendi. Kokonlardaki larvaların öldürülmesinde Formalin tamamen başarılı olurken, Lysol kısmen etkili oldu, Neguvon'un ise etkili olmadığı görüldü. ANAHTAR KELİMELER: Tatlı su sülüğü, NepheJopsis obscura Morfoloji, Biyoloji. Paraziter etki, Alabalık, Formalin, Lysol, Neguvon
Gökkuşağı alabalığı (Oncorhynchus mykiss, W.) rasyonlarına farklı oranlarda sentetik esansiyel amino asitlerin katılmasının büyüme performansına etkisi
Bu çalışmada, gökkuşağı alabalığı (Oncorhynchus mykiss) rasyonlarına farklı oranlarda sentetik esansiyel amino asitlerin katılmasının; balıkların canlı ağırlık, total boy, canlı ağırlık artışı, oransal büyüme, spesifik büyüme oram, kondisyon faktörü, aylık yem tüketimi, canlı ağırlığa göre günlük yem tüketimi, yem dönüşüm oram, protein etkinlik oranı, protein değerlendirme indeksi, karkas verimi, fileto verimi, balık etinin kimyasal yapısı (ham protein, ham yağ, ham küL azotsuz öz madde, su, esansiyel ve esansiyel olmayan amino asitler) ve pazarlama ağırlığına ulaşma süresine olan etkilerinin ortaya konulması amaçlandı. Bu amaçla, bir kontrol ve iki adet deneme rasyonu hazırlandı. Kontrol rasyonundaki bazı esansiyel amino asitlerin (rasyonun yüzdesi olarak; lisin % 3.1, izolösin % 1.9, arjinin % 2.3, fenilalanin % 1.9, valin % 2.0, treonin % 1.4, metiyonin % 0.9) düzeyleri bir nolu deneme rasyonu için % 10 ve iki nolu deneme rasyonu için de % 20 oranında arttırıldı. Çalışma ikişer tekerrür halinde gerçekleştirildi. Canlı ağırlığın yüzdesi oranında hesaplanan yem miktarı gökkuşağı alabalıklarına günde üç öğün halinde verildi.m Sonuç olarak, iki nolu deneme rasyonuyla beslenen balıklardan sağlanan; canlı ağırlık, canlı ağırlık artışı, oransal büyüme ve aylık yem tüketimi değerleri kontrol rasyonuyla beslenen gökkuşağı alabalıklarından sağlanan değerlerden önemli derecede yüksek (sırasıyla; pO.001, p<0.01, p<0.01 ve p<0.001) bulundu. Buna ilave olarak iki nolu deneme rasyonuyla beslenen balıkların; canlı ağırlık, canlı ağırlık artışı ve aylık yem tüketimi değerleri bir nolu deneme rasyonuyla beslenen balıklara ait değerlerden de önemli derecede yüksek (sırasıyla; p<0.01, p<0.05 ve p<0.01) bulundu. Kontrol, bir ve iki nolu deneme gruplarına ait diğer parametreler arasındaki farklılıkların ise istatistiksel olarak önem taşımadığı (p>0.05 her bir durum için) tespit edildi. Ayrıca kontrol, bir ve iki nolu deneme gruplarındaki balıkların sırasıyla; 9, 8 ve 7 ayda pazarlama ağırlığına ulaştıkları belirlendi. İncelenen parametrelere ait değerlerden görüleceği gibi, en başarılı sonuç iki nolu deneme rasyonundan elde edildi. Bu nedenle, gökkuşağı alabalıklarının büyütme yeminde; lisin % 3.72, izolösin % 2.28, arjinin % 2.76, fenilalanin % 2.28 valin % 2.40, treonin % 1.68, metiyonin % 1.08, histidin % 1.09, lösin %1.80 ve triptofan ise yemin %0.54'ü oranında bulunmalıdır. Anahtar Kelimeler: Gökkuşağı alabalığı, Oncorhynchus mykiss, esansiyel amino asit, ihtiyaç, büyüme performansı.
Karadeniz alabalığı (Salmo trutta labrax Pallas, 1811) larvalarının düşük tuzluluklarda besin kesesi tüketimi
Bu çalışmada Karadeniz alabalığı (Salmo trutta labrax) larvalarının tatlısu (Anahtar Kelime: Alabalıklar = Trouts ; Larva = Larva ; Salmo trutta labrax = Salmo trutta labrax ; Tuzluluk = Salinity
Yemleme sıklığının Karadeniz alabalığı (Salmo trutta labrax Pallas, 1811)'nın sperm ve yumurta kalitesine etkisinin belirlenmesi
Bu çalışmada, yemleme sıklığının 2?3 yaşlı Karadeniz alabalığı (Salmo trutta labrax Pallas, 1811)'nın sperm ve yumurta kalitesine etkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada başlangıç ağırlıkları 364,43±121,29 g olan 190 adet balık kullanılmıştır. İki ayrı tanka bölünen balıklar günde 1 ve 2 öğün yemlenmiştir. Çalışma sonunda sırasıyla; 847,39±238,47 g, ve 942,86±339,73 g ağırlığa ulaşmışlardır (p<0,05).Yapılan sağımların ilkinde 1 öğün/gün grubundan 16 adet, 2 öğün/gün grubundan 17 adet erkek bireyden sperm elde edilebilmiştir. İlk sağımlarda 1 ve 2 öğün/gün grup sırasıyla, sperm hacmi (ml), motilite oranı (%), motilite süresi (sn), spermatokrit miktarı (x109 hücre/ml), sperm yoğunluğu (%) ve pH değerlerinin; 8,45±1,32 ve 6,65±4,97, 76,67±18,53 ve 87,36±9,63, 64,20±14,62 ve 54,16±9,48, 21,40±7,08 ve 23,40±5,51, 32,80±5,90 ve 37,53±4,16, 7,17±0,16 ve 6,94±0,09 olduğu belirlenmiştir. Motilite süresi, sperm yoğunluğu, pH ve motilite oranında gruplar arasındaki farkın istatistiksel olarak önemli olduğu belirlenmiştir (p<0,05). Yapılan ikinci sağımlarda aynı parametreler grup sırasıyla; 3,55±2,06 ve 2,27±2,22, 34,17±19,85 ve 76,79±20,09, 45,05±8,35 ve 47,55±8,80, 20,18±3,24 ve 17,15±1,91, 32,07±3,94 ve 32,81±3,56, 6,98±0,07 ve 7,04±0,04 olduğu belirlenmiştir. Motilite oranları arasında istatistiksel olarak önemli farklılık saptanmıştır (p<0,05).Yapılan ilk sağımlar 26 adet dişi bireyden yumurta elde edilmiştir. Grup sırasıyla; yumurta çapı (mm), yumurta ağırlığı (mg) ve döllenme oranlarının (%) 5,12±0,50 ve 4,55±0,47, 81,95±13,02 ve 76,48±10,24, 99,46±1,34 ve 93,27±16,33 olduğu belirlenmiştir. Yumurta çapı ve ağırlığı değerlerinde gruplar arası istatistiksel olarak önemli farklılıklar saptanmıştır (p<0,05).
Glyphosate nphosphonomethyl glycine glyphın gökkuşağı alabalığı Oncorhynchus mykiss sperm kalitesi ve DNA hasarı üzerindeki in vitro etkilerinin belirlenmesi
Günümüzde herbisitlerin kullanımı artmış ve farklı yollarla su kaynaklarına bulaşmaktadır. Bu durum doğal ortamı olumsuz etkilemektedir. Bu maddeler su ortamındaki canlıları etkileyerek vücutlarında birikmelerine de neden olabilmektedir. Tüketici açısından da tehlike oluşturabilmektedir. Günümüze kadar yapılan çalışmalar kirliliğin su ortamına ve sucul canlılar üzerine olumsuz etkileri üzerine olmuştur. Bu amaçla çalışmada, Glyphosate'ın (GlyPh), ülkemiz için egzotik olan, ancak kültür balıkçılığında dünyada söz sahibi olduğumuz ve yıllık 200.000 ton ürettiğimiz gökkuşağı alabalığı (Oncorhynchus mykiss) sperminine olası in vitro maruziyetinin incelenmesi amaçlanmıştır. Gökkuşağı alabalığı spermi, farklı konsantrasyonlarda in vitro olarak çeşitli konsantrasyonlarda (2,5, 5, 10 mg L-1) Glyphosate'a maruz bırakılmıştır. Sperm hareketlilik parametreleri bilgisayar destekli sperm analizi (SCA) ile analiz edilmiştir. Sperm hücrelerinin toksik maddeden ne oranda etkilendiğini belirlemek amacıyla sperm kalite parametreleri ile DNA hasarı incelenmiştir. Uygulanan konsantrasyonun artışıyla sperm motilitesi ve süresi azalmış, DNA hasarı artmıştır. Sonuç olarak, sperm hücreleri Glyphosate'ın düşük dozlarına hassastır ve bu durum doğal popülasyonları olumsuz etkileyebilir.
Yemleme sıklığının Abant alabalığı'nın (Salmo abanticus Tortonese, 1954) büyüme performansı, yumurta verimi ve et kalitesi üzerine etkisinin belirlenmesi.
Bu çalışma Abant alabalığının (Salmo abanticus Tortonese, 1954) özel sektör kanalıyla ekonomiye kazandırılmasına katkı sağlamak üzere besleme sıklığına bağlı büyüme verilerini, yumurta verimini ve etin biyokimyasal yapısındaki değişimleri araştırmak amacıyla gerçekleştirilmiştir. Başlangıçta birbirine yakın ve yaklaşık olarak 224,87± 0,69 g civarında olan balıkların ağırlık değerleri çalışmanın sonunda; Birinci öğün grubundan dördüncü öğün grubuna doğru sırasıyla 536,77 ± 37,46 g, 693,52 ± 67,53 g, 770,47 ± 37,29 g ve 810,63 ± 42,09 g olarak ölçülmüştür. Anaç başına alınan mutlak yumurta sayıları birinci öğün grubundan dördüncü öğün grubuna doğru sırasıyla 707±38, 999±77, 1036±110 ve 1053±60 adet/anaç olarak bulunmuştur. Et kalitesinde önemli rol oynayan yağ asitleri bakımından iki, üç ve dördüncü öğün grubu birinci öğün grubuna göre avantajlı bulunmuştur. 392 gün süren bu çalışmanın sonunda elde edilen verilere göre üçüncü öğün grubunun büyüme, yumurta verimi, biyokimyasal veriler ve et kalitesi açısından birinci öğün grubuna avantaj sağladığı ve ikinci ve dördüncü öğün gruplarıyla benzerlik gösterdiği belirlenmiştir. Ayrıca ıslah çalışmalarının ve türe özel yem üretimi araştırmalarının bu türün kültüre alınma çalışmalarına katkıda bulunacağı kanaatine varılmıştır.
Gökkuşağı alabalık eti katkılı galeta
Bu çalışmada, haşlanmış gökkuşağı alabalığı filetoları kullanılarak balık eti katkılı galeta üretilmiştir. Bu üretimler, belirlenmiş olan reçete ile hazırlanan galeta hamuruna, ağırlıkça farklı yüzdesel oranlarda haşlanmış balık eti kıyması ikame edilmesi ile yapılmıştır. Belirlenen tarife göre üç temel grup üretim yapılmış olup; ilk iki grup laboratuvar ortamında, üçüncü grup ise endüstriyel ortamda bir işletmede üretilmiştir. Gruplar kendi içerisinde farklı un ve balık oranlarına göre alt ürünlerden oluşturulmuştur. Çalışma kapsamında her bir grup galeta üretildikten sonra belli kriterlere göre duyusal analiz ve tüketici anketine tabi tutulmuştur. Üçüncü grup endüstriyel uygulama ürünlerine yönelik ayrıca kimyasal analizler de yapılmış olup geleneksel galeta ile besin değerleri açısından karşılaştırılmıştır. Birinci grup ön deneme duyusal anketi sonucunda hesaplanan ortalama puanlara göre %15 balık eti katkılı galeta 21,20 puanla birinci sırada, ikinci grup laboratuvar koşullarında üretilen ürünlerin duyusal anketi sonucunda hesaplanan ortalama puanlara göre %20 balık eti katkılı galeta 18,93 puanla birinci sırada yer almıştır. Üçüncü grup endüstriyel uygulama duyusal anketi sonucunda %15 balık eti katkılı galeta panelistlerin %41,35'ü tarafından daha lezzetli olarak değerlendirilmiştir. Üçüncü grup endüstriyel uygulamada üretilen galetalara uygulanan kimyasal analizler sonucunda, %15 balık eti katkılı galetanın, kontrol grubuna oranla proteini 4,37g/100g artarak 10,19g/100g'dan 14,56g/100g'a, diyet lif'i 2,95g/100g artarak 9,82g/100g'den 12,77g/100g'a yükselmiştir. Karbonhidrat değeri ise 60,69g/100g'dan 11,76g/100g azalarak 48,93g/100g'a düşmüştür. Çalışma kapsamında üretilen %15 ve %20 oranlarında balık eti katkılı galetaların tüketiciler tarafından beğenildiği ve balık eti katkısının galetadaki protein ve diyet lif oranını artırdığı ve karbonhidrat seviyesini düşürdüğü tespit edilmiştir. Bu çalışma sonucuna göre balık katkılı galeta üretiminin ülkemiz su ürünleri tüketimine düşük miktarlarda da olsa katkıda bulunabileceği kanısına varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Alabalık, Galeta, Tüketici anketi, Besin değeri
Doğu Karadeniz koşullarında gökkuşağı alabalığının fileto ağırlığına getirilmesinde uygulanabilecek yetiştirme sistemleri üzerine araştırmalar
ÖZET Bu çalışmada, Doğu Karadeniz şartlarında gökkuşağı alabalığının {Onchorynchus mykiss, Walbaum 1792) fileto büyüklüğüne getirilmesinde uygulanabilecek yetiştirme sistemlerinden, deniz suyu sıcaklığının yükseldiği yaz aylarında geçici olarak içsu havuzlarına taşıma ve tekrar deniz kafeslerine yerleştirme sistemi araştırılmıştır. Araştırma, Kasım 1995'de ortalama 17.7±0.25 cm boy ve 85.0±3.73 g ağırlıktaki 1630 adet balığın, Trabzon- Yomra balıkçı barınağındaki deniz kafeslerine yerleştirilmesi ile başlamıştır. Sıcak yaz aylarını içsu havuzlarında geçiren balıkların erkekleri 46.5±0.23 cm, 1583.0±28.99 g; sağılmış olan dişileri 51.0±0.40 cm, 2257.0±57.78 g ve sağılmayan dişiler 49.5±0.37 cm boy ve 2057.0±41.46 g büyüklüğe ulaştığı Mayıs 1997'de hasat edilmişlerdir. Cinsiyet ve sağımın gelişmeye etkisini belirlemek için, cinsi olgunluğa gelen mevcut populasyondan 20 Ocak 1997'de tesadüfi olarak 19 adet erkek ve 43 adet dişi balık alınarak cinsiyet gruplarına ayrılmıştır. Dişi balıklardan iki grup oluşturularak, bir grubun sağımı yapılarak yumurtaları alınmış (20 adet), diğer gruptaki balıklar (23 adet) sağılmadan yumurtalı olarak bırakılmıştır. Araştırma süresince balıklar doyuncaya kadar el ile serbest yemleme yöntemi ile yenilenmiştir. Spesifik büyüme oranı, yem değerlendirme oranı, mutlak ağırlık artışı ve yaşama oram sıra ile birinci aşamada (deniz kafesi) 1.10, 1.77, 739 g, % 80; ikinci aşamada (içsu havuzu) 0.18, 1.94, 263 g, % 95; üçüncü aşamada, erkek bireylerde 0.24, 5.10, 415 g, % 58; sağılmış dişilerde 0.54, 1.91, 1018 g, % 75 ve sağılmamış dişilerde 0.36, 2.38, 753 g, % 100 olarak tespit edilmiştir. Sonuç olarak, Doğu Karadeniz şartlarında gökkuşağı alabalığının, yaz aylarında geçici olarak içsu havuzlarına taşınması ile 26-27 ayda fileto ağırlığına getirilebileceği belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Gökkuşağı alabalığı, Onchorynchus mykiss, Büyüme, Fileto, Kafes, İçsu Havuzu, Cinsiyet, Sağım, Karadeniz IV
Albino ve normal pigmentli gökkuşağı alabalığı (oncorhynchus mykiss) anaçlarından elde edilen yumurta ve yavruların gelişiminin incelenmesi
ÖZET Normal pigmentli ve albino damızlıklarından elde edilen yumurta ve yavruların gelişiminin incelenmesini esas alan bu çalışmada, yumurtaların ölüm oram, açılma zamanı, yavruların büyüme performansları ve yem değerlendirme oranlan tespit edilmeye çalışılmıştır. Açılım oranlarına bakıldığında bu çalışmada heterozigot albinonun bulunduğu söylenebilir. Çünkü, albino ile normal pigmentli damızlıklar çaprazlandığmda yan yarıya albino ve normal pigmentli yavrular meydana gelmiştir. Aynı şekilde albinolarm kendi araların çiftleştirildiğinde %25 normal ve %75 albino yavrular elde edilmiştir. Yumurtaiardaki kayıp oranlan ve açılma süreleri incelendiğinde gruplar arasında önemli bir fark olmadığı görülmüştür. Akvaryum ve tanklarda yetiştirilen yavrulann büyüme performansı ve yem değerlendirme oranlan incelendiğinde albino x albino çiftleştirilmesinden elde edilen albino yavrularda, son ağırlık üzerinden, nispeten kötü büyüme tespit edilmiştir. Ama diğer gruplardaki albinolann normaller kadar iyi büyüdüğü de tespit edilmiştir. Sonuç olarak çalışmada kullandığımız albinolann bilinenin aksine homozigot resesif değil, heterozigot ve albinolann normaller üzerinde örtücü (epistatik) etkisinin bulunduğu tespit edilmiştir. Aynca albinolann normal pigmentliler ile aynı ortamı paylaştıkiannda hemen hemen normaller kadar iyi büyüme gösterdikleri tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: Gökkuşağı alabalığı, Oncorhynchus mykiss, albino, normal pigmentli, albinizm, epistasi, büyüme performansı, yem tüketimi.
Kaynak alabalığının (Salvelinus fontinalis Mitchill,1814) Doğu Karadeniz koşullarında tatlısu ve deniz suyunda kültür potansiyelinin irdelenmesi: Optimum çevre istatistikleri, döl verimi, beslenme ve büyüme özellikleri
Bu tezde, halen sadece birkaç alabalık işletmesinde ikinci tür olarak yetiştiriciliği yapılan kaynak alabalığının (Sahelinus fontinalis Mitchill, 1814) Doğu Karadeniz Bölgesi'nde tatlısu ve deniz suyundaki kültür potansiyelinin irdelenmesi amacıyla, çevresel gereksinimleri, döl verimi, beslenme ve büyüme özellikleri çalışılmıştır. Kaynak alabalığının nisbi yumurta verimi üç yaşındaki anaçlarda 2843±479 (2006- 3572) adet/kg ve yumurta büyüklüğü 4.58+0.254 (4.07-4.94) mm olarak belirlenmiştir. Yumurtalar, 217-278 GD'de gözlenmiş, 387-448 GD'de çıkış ve serbest yüzme 616-708 GD'de gerçekleşmiştir. Döllenmeden serbest yüzme aşamasına kadar meydana gelen toplam kayıp oram %48±23.7 olarak saptanmıştır. Yumurtadan çıkışta 12.1±0.32 mm olan tam boy, serbest yüzme başlangıcında 19.0±0.96 mm'ye, yaş ağırlık ise 72.5±5.58 mg'dan 98.9±6.22 mg'a ulaşmıştır. Besin kesesi değerlendirme randımanı (YCE) 0.50 olarak bulunmuştur. Günlük değişken su sıcaklığı denemesi süresinde (9-2 1°C) yetiştirilen kaynak alabalıklarında ortalama ağırlık 26.63±6.02 g'dan 56.66±15.38 g'a; 16°C'de 26.47+3.90 g'dan 58.32±13.44 g'a ve 20°C*de ise 26.59+4.28 g'dan 51.43±13.58 g'a ulaşmış ve 20°C'deki balıklann önemli derecede yavaş büyüdüğü belirlenmiştir. Günlük yem tüketim oram ise 16°C grubunda yüksek bulunmuştur. Başlangıçta ortalama 37.0+6.91 g (n=80) ağırhğmdaki kaynak alabalıkları, çalışma sonunda tathsuda 63.60±14.34 g; %o9-10 tuzlulukta 67.88±13.89 g; %ol5-16 tuzlulukta 54.35±15.89 g ve %o23-24 tuzlulukta ise 42.85±17.16 g olarak gerçekleşmiştir. Tatlısu grubu ile %»9-10 tuzluluk grubu arasındaki farklılığın önemsiz, diğer grupların ise birbirinden önemli derecede farklı olduğu bulunmuştur. Kaynak alabalığının 16°C ve 20°C'de rutin ve aktif oksijen tüketimleri sırasıyla, 141 ve 432, 221 ve 628 mg02/kg/saat olarak belirlenmiş ve aralarındaki farklılık önemli bulunmuştur. Anahtar kelimeler: Kaynak Alabalığı, Salvelinus fontinalis, Üreme, Larval Gelişim, Büyüme, Sıcaklık, Tuzluluk, Oksijen Tüketimi, Yem Tüketimi, Doğu Karadeniz