Women problems

74 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Toplumsal cinsiyet bağlamında yalnız yaşayan yaşlı kadınların sorunları ve yaşam deneyimleri: Kocaeli ili örneği

Bu araştırma yalnız yaşayan yaşlı kadınların yaşam deneyimlerini, sorunlarını ve gereksinimlerini ortaya koymak amacıyla gerçekleştirilmiştir. Nitel araştırma yöntemiyle gerçekleştirilen bu çalışmanın öznelerini Kocaeli'nde ikamet eden 65 yaş ve üzeri yalnız yaşayan yaşlı kadınlar oluşturmuştur. Görüşmecilere kartopu örneklem yöntemiyle ulaşılmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak 15 yalnız yaşayan yaşlı kadınla yüz yüze derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Elde edilen verilerin analizi MAXQDA 12 nitel veri analiz programı yardımıyla çözümlenmiştir. Analizin gerçekleştirilmesinin ardından yalnız yaşayan yaşlı kadınların geçmiş yaşam deneyimlerinde maruz kaldığı toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin yalnız yaşama deneyimlerini zorlaştırdığı görülmüştür. Yaşlılık dönemine dezavantajlı olarak giren görüşmecilerin yalnız yaşama deneyiminin, yaşlılık dönemine özgü sorunların, yaş ayrımcılığının baş etmekte zorlandıkları ortaya çıkmıştır. Geleneksel cinsiyet ve yaşlılık rollerinin içselleştirilmesi görüşmecilerin yaşam deneyimlerini etkileyen önemli bir faktör olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu bağlamda yalnız yaşayan yaşlı kadınların toplumsal katılımını destekleyen ve baş etme pratiklerinin geliştirilerek kadınların güçlenmesine yönelik sosyal politika ve feminist sosyal hizmet uygulama önerileri sunulmuştur.

Kadın sorunlarıKadınlarKocaeli+6
Eda Öner
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Yerel yönetimlerin kadın sorunlarına yaklaşımı

Günümüzde kadın ve erkek eşitsizliğine dayanan sorunlar insan hakları düzeyinde toplumsal bir sorun olarak algılanmaktadır. Kadınların toplum tarafından oluşturulmuş özellikleri onların sorunlarına da neden olmaktadır. 1980?li yıllardan itibaren insan hak ve özgürlüklerinin geliştirilmesi ve kadın sorunlarında önemli gelişmeler kaydedilmiştir. Bu gelişmelerin ve yasal düzenlemelerin yeterli olmadığı, kadın-erkek eşitliğinin toplumun bütün kesimleri tarafından benimsenmesinin kadına yönelik yaklaşımların değişmesi ile oluşacağı görülmektedir.Toplumların ekonomik ve sosyal hayatını derinden etkileyen küreselleşme süreci, yerel yönetimlerin sosyal politikalar üzerindeki görevini dönüştürürken aynı zamanda toplumsal dengenin sağlıklı olabilmesi için önemli görevler yüklemektedir. Sosyal hayatın yerel kaynaklarla düzenlenmesi belediyelerin planlama, düzenleme ve uygulamalarını etkileyen bir yaklaşımdır.Bu çalışmada, yerel yönetimlerin kadınlara yönelik uyguladıkları çalışmalar yanında bütçeleme, kentli hakları, çevre hareketleri, sağlık ve sosyal hizmet uygulamaları incelenmiş ve farklı siyasal partilerin yönettikleri belediyelerin kadın sorunlarına yaklaşımları araştırılmıştır. Anahtar Sözcükler 1. Toplumsal Cinsiyet 2. Cinsiyet Eşitliği 3. Kadın Sorunları 4. Yerel Yönetimler 5. Belediyeler

BelediyelerBüyükşehir belediyeleriCinsel ayrımcılık+7
Gülten Koçum
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2013
00
Master'sOpen AccessEN

Analysing and comparing Sylvia Plath's the Bell Jar and Susan Sontag's Alice in bed within the frame of feminism and panopticon

Throughout the history, there is a crucial difference between men's and women's position. Women have been the ones who are expected to engage in some social roles such as being an ideal mother, housewife while men have been expected to deal with outer world. Especially, women who have an intellectual power to write have had paradox between their creative minds and feeling of obligation to be accepted by society. For the sake of literature, these women have suffered from mental illness and depression. At the end, suicidality emerges among these women. This thesis study aims at demonstrating how social and familial constraints have an impact on the future plans of women no matter how they have creative minds.This study will handle this issue by analyzing Sylvia Plath's novel, The Bell Jar, and Susan Sontag's play, Alice in Bed. These works will be the main sources of this thesis while they are being analyzed within the frame of Feminism and Foucault's notion of Panopticon. Both of the works question the position of women in patriarchal society. The protagonists in the novel and the play clearly demonstrate the oppression they feel because of dominant forces. These characters are the examples of the power that patriarchal system creates, and they clearly show the limitation of women's scopes of success because of this system. They feel engulfed, and they suffer from depression, so they have a tendency towards committing suicide. Hence, this thesis will reflect society's pressure on women's desires and their identity, and it will demonstrate the double standards applied to women which later gives rise to psychological problems for women.

FeminismWomen problemsWomen+6
Sıla Selçuk Kurtuluş
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
DoctorateOpen AccessEN

Possibilities of female liberation at the turn of the twentieth century

This dissertation reads the problems of women and their living conditions in the light of the feminist theory. Female entrapment in some premises such as motherhood marriage and social environment is what is questioned in this work. My intention in this study is to discuss some possible ways of liberation for the women to escape the patriarchal conventions by using Charlotte Perkins Gilman's Herland, 'Making a Change' and 'An Unnatural Mother', Kate Chopin's The Awakening, 'The Storm', 'Her Letters' and 'A Respectable Woman' and Edith Wharton's The House of Mirth. The first chapter will deal with Charlotte Perkins Gilman's presentation of women entrapped in motherhood. Gilman is of the opinion that motherhood is natural; however, she claims that it should be professionalized. The second chapter will handle with Kate Chopin's works stated above in terms of the sexual liberation for women who are made to live in their asexual marriages. How adultery is found natural and humane in the confined marriages of the time is my main focus in this chapter. I will then analyze Edith Wharton's The House of Mirth in which Lily is entrapped in her single life and in the upper-class society which expects her to marry in order to secure her life. By analyzing these three major 20th century writers, I conclude that Charlotte Perkins Gilman, Kate Chopin and Edith Wharton complement each other and that is why analyzing them altogether enables us to see the big picture for the entrapment and the liberation of women. Keywords: Entrapment, Motherhood, Sexuality, Single life, Liberation

20. centuryMotherhoodSinglehood+6
Sedef Güzelyurt
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Cumhuriyet Döneminde kadın-erkek eşitliği, Şırnak özeli

Kadın sorunu eski tarihlere dayanan ve günümüzde de daha köklü bir çözüme kavuşmamış sorunlar kümesidir. Kadın sorunu sadece bir var olma sorunundan daha fazlasıdır. Kadın yaşamın her alanın da arka plana atılmıştır. Ailenin içinde hizmetçi, tarlada bedava emek gücü, erkeğin gözünde nüfusu artırmaya, soyunu devam ettirmeye yarayan adeta bir obje olarak görülmüştür. Kadınları birçok din yorumcuları, pek haksız şekilde, 'acıların kaynağı, günahın sembolü, şeytanın aracı' gibi göstermeye çalışmışlardır. Semavi ve Tek tanrılı inançlarda olsun diğer semavi olmayan ve çok tanrılı dinlerde olsun kadın hep arka planda kalmış, erkekler gibi hak etiği rolü toplumsal alanda edinememiştir. Kadın antik çağda hor görülmüş köle, bakıcı, hizmetçi bir insandan çok obje olarak görülmüş olmasından kaynaklı geçmişten günümüze yaşadıkları sorunlar, ötelenmeler ve benzeri sıkıntılar kadınları birlikte bir amaç doğrultusunda bir araya getirmiş ve zaman içerisinde örgütlenme kültürü edinmişlerdir. Kadınlar haklarını Cumhuriyetin ilanından günümüze modern dönemde yüksek teknolojik olanaklar, siber ortam gibi mecralarda, televizyon kanallarında, sokakta ve diğer şekillerde meramlarını dile getirme yolunda süren bir süreç izlenmiştir. Kadınlar bir birey olarak yaşamın kısaca her alanında haklarını edinmek için tarih içerisinde çok meşakkatli bir mücadele vermişlerdir. Türkiye'de Cumhuriyet döneminden önce kadınlar Vapurlarda alt kısımda oturmalarına müsaade edilen, eğitim hakları olmayan, siyasal alanda temsil hakkı olmayan bireylerdi. İkinci Meşrutiyet ile beraber adım adım haklarını almaya başlamış ve örgütlenmişlerdir. Cumhuriyetin İlanını takiben Türk Medeni Kanunundan başlayarak, 1930 yılında seçme hakkı, 1934 yılında ise seçilme hakkı gibi yaptığı reformlarla arzu edilen seviyede olmasa da bazı haklar tanındı. Devletin yapısının Cumhuriyete dönüşmesi ile eğitim, hukuk, kadının statüsünü laikleştirmek, kimsenin dini inancına ve vicdan hürriyetine karışmadan din ve devleti, din ile hukuku ayırmayı çağın bir gerekliliği olarak görülmüştür. Kadınlar Cumhuriyetin ilanından sonra Ekim 1923'te Türk Kadınlar Birliğini kadın haklarını aramak için kurmuşlardır. Kadınlar haklarını aramak ve seslerini duyurmak için çeşitli şekillerde örgütlenmişlerdir. Türkiye'de kadınlar siyasal alanda çok partili sisteme geçiş ile beraber daha fazla siyasal alanda yer almalarına rağmen istenen seviyede değildir. Şırnak ilinde ise; Kadın hareketi ve kadın hakları gelişmelerini il genelinde gerek aşiret, oba sisteminin etkinliğini koruması gerekse ülkemize sınır komşu ülkelerin geri kalmışlığının etkisinde kalmasından dolayı ülke geneline göre geride takip etmiştir. Şırnak ilinin sosyal ve kültürel yapısı araştırılmış bundan yola çıkılarak kadının toplum içindeki statüsü, yaşadığı sıkıntılar, aile içinde ve toplum içinde maruz kaldığı sorunlar ve şiddet araştırılmıştır. Şırnaklı kadınların kendine özgüveni, toplum içindeki saygınlığı, eğitim durumu gibi durumları da araştırılmıştır. Şırnak ilinde toplumun inanç öğeleri üzerinden kadına bakışı inanç yapılarına göre kadının toplumdaki yeri incelenmiştir. İl genelinde aile içi evlilikler, töre cinayetleri gibi sorunlar ve adli makamlara yansıması araştırılmıştır. Şırnak ili il Milli Eğitim Müdürlüğünün verdiği rakamlardan yola çıkılarak belli bir tarihi kronolojiye göre eğitime devam eden ilk ve orta öğretim ile yükseköğretime geçen kız çocuk sayısı araştırılmıştır. Ekonomik anlamda ise yeterli sayıda istihdam olanağı olmayan Şırnaklı kadınların emek gücü ve iş kaynakları araştırılmıştır. Şırnak ilinde kadın bireylerin siyasal mecradaki yeri, kendilerine tanınan kota seçimlerde İl Meclisi, Belediye Meclisi, Belediye Başkanlığı, Milletvekilliği gibi temsiliyetler araştırılmıştır. Kadın sorunu henüz tamamen çözülmüş bir sorun değildir. Şırnak ilinde de kadın sorunları ve mücadelesi devam etmektedir. Bu araştırma ile kadının meslek, ekonomik gücü, yaş, eğitim, ilişki durumu ve aile durumuna göre toplumun kadına bakışı, kadına karşı uygulanan şiddet ve kadının statüsü araştırılmaktadır.

Cumhuriyet DönemiEşitlikKadın sorunları+3
İkbalhan Miroğlu
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Ekofeminizm perspektifinden doğa kadın tahakkümü ve Petra Kelly bağlamında ekofeminizme bakmak

Ekofeminizm, artan çevre ve kadın sorunları üzerine yapılmış bir sorgulamadan yola çıkarak oluşturulmuş bir harekettir. Artan eşitsiz düzene karşı tahakküm altına alınan kadınların ve çıkarlarımız doğrultusunda sonuçlarını düşünmeden kullandığımız doğanın tahribatının yarattığı sorunlar giderek artmaktadır. Bunun çözümü eşitsizliği inşa eden Batılı, burjuva, eril ve beyaz öznenin gücünün eşitsizliğini vurgulamak, kadının ve doğanın da kurtuluşunun eşit ilişkiler bütününe yaymaktır. Böylece hem toplumsal cinsiyet eşitliği hem de yaşam alanımız olan doğanın sürdürülebilir kalkınma ile devamlılığı amaçlanmaktadır. Böylelikle dünya genelinde ve Türkiye'de eşit toplumsal düzen ve yeşil yaşama saygı duyularak ekolojik dengenin bozulmadığı bir politika seçeneği sunulmuştur. Bu hareketin başlamasına katkı sağlayan Petra Kelly'nin çözüm politikası, Petra Kelly'nin çalışmalarını aktaran belge incelemeleri ile söylem analizinden de faydalanılarak aktarılmıştır. Dünya üzerinde her canlının yaşama ve korunma hakkının olduğu, değerlerinin göz ardı edilmemesi gerektiği çalışmanın genel amacı olarak vurgulanmıştır.

DoğaEkofeminizmEkoloji+7
Yaren Kuzu
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

2010 sonrası kadın yönetmenlerin filmlerinde kadın temsili: Türkiye örneği

2000'li yıllarda Türkiye'de kadın yönetmenlerin filmlerinde bir artış olduğu ve bu yönetmenlerin kendi stillerini oluşturmaya başladıkları görülmektedir. Bu bağlamda yönetmenler, içinde yaşadıkları ataerkil toplumu göz önünde bulundurarak filmler üretmektedirler. Söz konusu yönetmenler, filmlerinde kadınların ataerkil toplumda yaşadıkları sorunları ele almaktadırlar. Bu çalışmada ataerkil bir toplumda yaşamını devam ettiren kadın yönetmenlerin kadın karakterleri nasıl temsil ettikleri tartışılacaktır. 2010 yılı ve sonrasının çalışmaya dahil edilmesinin nedeni; Türkiye'deki kadın yönetmenlerin filmlerinde kadınlara ilişkin sorunları yoğunlukla işlemiş olmalarıdır. Aynı zamanda bu yönetmenlerin filmlerindeki kadın karakterlerin sorunlarında benzerlik görülmektedir. Bu çalışmada kadınların sorunları, özel ve kamusal alanlardaki yerleri Feminist Kuram bağlamında incelenecektir. Çalışmada Türkiye'deki dört kadın yönetmenin dört filmi ele alınmıştır. Bunlar; Yeşim Ustaoğlu'nun Araf (2012), Pelin Esmer'in Gözetleme Kulesi (2012), Emine Emel Balcı'nın Nefesim Kesilene Kadar (2015) ve Ahu Öztürk'ün Toz Bezi (2015) filmidir.

Feminist kuramFilmKadın sorunları+7
Yaren Kalkan Aluç
Feyziye Schools Foundation Işık University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Romantik ilişkide psikolojik şiddet, algılanan sosyal destek ve öz yeterlik ilişkisinin incelenmesi

Yakın ilişkide kadına yönelik psikolojik şiddetin etkisinin birikimli olarak ortaya çıkması ve fiziksel şiddet gibi net bir şekilde dışarıdan gözlemlenememesi nedeniyle kadınlara sağlanacak olan desteğin ve yaşadıkları durumla baş edebilmelerinde öz yeterlik inançlarının önemli bir kaynak olduğu düşünülmektedir. Bu çalışmanın amacı; romantik ilişkide psikolojik şiddetin algılanan sosyal destek ve öz yeterlik inancıyla ilişkisini, bu değişkenlerin çeşitli demografik değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığını ve fiziksel, cinsel, ekonomik şiddet kontrol altına alınarak algılanan sosyal desteğin ve öz yeterliğin psikolojik şiddeti nasıl yordadığını araştırmaktır. Araştırmanın I. çalışma grubunu, Türkiye'de yaşayan ve ilişkisi olan 396 kadın oluşturmuştur. Araştırmanın II. çalışma grubunu, Türkiye'de yaşayan ve ilişkisi olan 178 kadın oluşturmuştur. Araştırmada veri toplamak amacıyla araştırmacı tarafından geliştirilen 'Demografik Bilgi Formu', Cankardaş-Nalbantçılar (2018) tarafından geliştirilen 'Yakın İlişkilerde Psikolojik Şiddet Ölçeği', Eker ve Arkar (1995) tarafından Türkçe'ye uyarlanan 'Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği' ve Yıldırım ve İlhan (2010) tarafından Türkçe'ye uyarlanan 'Genel Öz Yeterlik İnanç Ölçeği', Akpınar (2011) tarafından Türkçe'ye uyarlanan 'Aile İçi Şiddetle Başa Çıkma Öz Yeterlik Ölçeği' uygulanmıştır. Elde edilen bulgular sonucunda; yakın ilişkide psikolojik şiddetin, algılanan sosyal destek ve öz yeterlik ile negatif ve anlamlı, algılanan sosyal desteğin, öz yeterlik ile pozitif ve anlamlı bir ilişkisi olduğu bulunmuştur. Yakın ilişkide psikolojik şiddet ile yaş, kadının eğitim düzeyi, partnerin bir işte çalışması, çocuk sahibi olma, ilişki durumu, ilişki süresi, aile tarafından fiziksel ve ekonomik şiddete maruz kalma ve partneri tarafından fiziksel, ekonomik ve cinsel şiddete maruz kalma değişkenleri anlamlı bulunmuştur. Algılanan sosyal destek ile yaş, kadının eğitim düzeyi, partnerin eğitim düzeyi, partnerin bir işte çalışması, çocuk sahibi olma, ilişki durumu, ilişki süresi, aile tarafından fiziksel ve ekonomik şiddete maruz kalma ve partneri tarafından fiziksel, ekonomik ve cinsel şiddete maruz kalma değişkenleri anlamlı bulunmuştur. Öz yeterlik ile kadının bir işte çalışması, tanışma şekli, aile tarafından fiziksel ve ekonomik şiddete maruz kalma ve partneri tarafından fiziksel, ekonomik ve cinsel şiddete maruz kalma değişkenleri anlamlı bulunmuştur. Yakın ilişkide psikolojik şiddetin yordanmasına ilişkin yapılan çoklu regresyon analizi sonucunda, 'fiziksel, ekonomik, cinsel şiddet' ve 'algılanan sosyal destek' anlamlı yordayıcılar olarak bulunmuşken, 'öz yeterlik' anlamlı yordayıcı olarak bulunmamıştır. Elde edilen bulgular alan yazında tartışılmış, şiddetin önlenmesine ve kadınların rehabilitesine yönelik önerilere yer verilmiştir. Anahtar Sözcükler Şiddet, yakın/romantik ilişkide psikolojik şiddet, algılanan sosyal destek, öz yeterlik, kadın.

Duygusal ilişkiKadın sorunlarıPsikolojik baskı+7
Rufeyde Utkan
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Zorlu yaşam koşullarına maruz kalmış kadınların psikolojik sağlamlık öyküleri

Bu araştırmanın amacı, zorlu yaşam koşullarına maruz kalmış kadınların psikolojik sağlamlık öykülerini incelemek, bu kadınların güçlü yanlarına odaklanmak, onların gözünden güçlü olmalarını sağlayan etmenlerin neler olduğunu araştırmaktır. Araştırmanın çalışma grubunu Türkiye'nin farklı bölgelerinde yaşayan 50-70 yaş aralığında 16 kadın oluşturmaktadır. Araştırmada araştırmacı tarafından hazırlanan Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu kullanılmıştır. Araştırmacı tarafından çevrimiçi olarak yapılan görüşmelerde katılımcıların yaşam hikayelerine, çocukluk ve geçmiş yaşantılarına, yaşamış oldukları zorluklara ve vermiş oldukları mücadelelere, sosyal destek sistemine, güçlü olmalarına sebep olan etmenlere yönelik sorular mevcuttur. İçerik analizi yöntemiyle elde edilen bulgular dört ana tema altında toplanmıştır. Bu temalar; (1) güçlü olma, (2) geçmiş ve şimdiki hayata yönelik algılar, (3) koruyucu faktörler ve (4) risk faktörleridir. Her bir temanın alt temaları bulunmaktadır. Bulgular bu alt temalar kapsamında değerlendirilmiştir. Araştırma sonuçları kadınların toplumda birçok sorun yaşadığını ve bireysel, ekonomik, ailevi bazı faktörlerin baş etmelerinde onlara katkı sağladığını göstermiştir. Özellikle kişisel güçlü özelliklerin varlığının kadınların baş etmelerinde etkili olduğu görülmüştür. Araştırmanın sonuçları, sınırlılıkları, doğurguları, uygulamacılar, araştırmacılar ve politika yapıcılar için öneriler tartışılmıştır.

Kadın sorunlarıKadınlarPsikolojik sağlamlık+3
Kübra Nur Kimsesiz
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Pandemi sürecinde çalışan kadın öğretmenlerin yaşadıkları sorunlar (Merzifon örneği)

2019 yılının sonlarında Çin'in Wuhan kentinde görülmeye başlanan Covid-19 virüsü, zamanla yayılmıştır. Dünya Sağlık Örgütü tarafından pandemi olarak kabul edilmiştir. Kıtalar arasında bulaşan Covid-19, birçok insanın ölümüne neden olmuştur. Halen daha etkisini devam ettiren Covid-19, sosyal mesafe, maske kullanımı, sokağa çıkma yasakları, iş yerlerinin kapatılması, seyahat yasağı, evden çalışma, uzaktan eğitim gibi birçok değişimi hayatlarımıza sokmuştur. Okullar eğitim öğretime ara vermiş ve uzaktan eğitime geçilmiştir. İnternet kullanımı ve teknolojiye olan ihtiyaç daha da artmıştır. Dışarıda olmanın tehlikeli olduğu bu dönemde, bireyler evinde zaman geçirmeye aynı zamanda işlerini evlerinden yürütmeye çalışmışlardır. İnsanlar içinde bulundukları bu yeni duruma adapte olabilme sürecinde zorluklar çekmektedirler. Çalışan kadın öğretmenlerin uzaktan eğitim süreci ile işlerini evlerinde devam ettirmeleri yaşadıkları özel alan ile çalıştıkları kamusal alanın birbirine girerek aralarındaki farkın silikleşmesi süreci incelenmiştir. Toplumsal cinsiyet rolleri ele alındığında ataerkil toplumun kadın üzerindeki baskıları ve zorlayıcı olması da araştırmada ele alınmıştır. Araştırmada nitel araştırma yönteminin temellendirilmiş kuramın açık kodlama aşaması ve bir diğer nitel araştırma yönteminin yaklaşamlarından biri olan etnografik araştırma benimsenerek derinlemesine mülakat tekniği ile 26 çalışan kadın öğretmen ile görüşmeler yapılmıştır. Kuramsal çerçevede Goffman'ın dramaturji yaklaşımı ele alınarak çalışma kapsamında çalışan kadın öğretmenlerin pandemi süreci boyunca yaşadıkları sorunlar iş hayatı, aile hayatı ve sosyal hayat olmak üzere üç ana tema altında incelenmiştir. İzolasyon ve karantina süreci devam ederken minimum düzeye inen sosyal iletişim alanlarının farklılaşması ve insanların sosyallikten pandemi nedeni ile uzaklaşmaları tespit edilmiştir. Aynı zamanda öğretmenlerin mesleklerine karşı yabancılaşma yaşadıkları görülmüştür. Daha rahat bir çalışma ortamı sunacağı düşünülen evden çalışma yönteminin kadınlar için daha zorlu bir sürece dönüştüğü pandemi sürecinin bireylerde kaygı ve korku düzeyini artırdığı ve hijyene verilen önemin arttığı belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Annelik, Covid-19, Çalışan Kadın, Home Office, Kadın, Kamusal Alan- Özel Alan, Öğretmenlik, Pandemi, Toplumsal Cinsiyet Rolleri.

COVID 19Evde çalışmaKadın sorunları+7
Ferhat Kaya
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Kadın akademisyenlerin akademik hayatlarında karşılaştıkları sorunlar üzerine bir araştırma; İstanbul örneği

Yüzyıllar boyunca toplumsal, kültürel ve ekonomik gelişmenin sağlanması ve insanların yetiştirilmesi için eğitim zorunlu hale gelmiştir. Kadının toplum içindeki rolü, her toplumda farklı seviyelerde gelişme göstermiştir. Geçmişte ve günümüzde eğitim kaliteli bir yaşamın önkoşulu olmuştur. Kadının gelişimi ve kişisel benliğine ulaşmasının en önemli şartı eğitim alarak çalışma hayatına dahil olmasıdır. Kadınların eğitimi ve çalışma hayatı ile ilgili akademik çalışmalar gün geçtikte çoğalmaktadır. Geçmişten günümüze kadının çalışma yaşamında yer edindiği fakat toplumun kadına yüklediği annelik, ev hanımlığı ve iş hayatı gibi çoklu rolleriyle savaştığı da acı bir gerçektir. Hem evde hem de iş yaşamında çalışan olan ve birden fazla rolü üstlenen çalışan kadınlara çalışma saatlerinde esneklik, erkeklerle eşit ücret, cinsiyetler arası eşit yaklaşım, yöneticilik ve liderlik için ortam oluşturulmalıdır. Çalışan kadınlar ve kadın akademisyenler, iş hayatlarında birçok sorunla karşılaşmaktadır. Bu çalışmanın amacı; kadınların akademik hayatta karşılaştıkları sorunları İstanbul'da bulunan üniversitelerin kadın akademisyenleriyle yapılmış olan anket ile incelemektir. Çalışmada kadın akademisyenlerin iş hayatında karşılaştıkları sorunlar anket yöntemiyle kadın akademisyenler tarafından cevaplandırılmıştır. Çalışmada uygulanan anketle kadın akademisyenlerin; toplumsal rol çokluğunun etkisi, medeni durumu, anne olmanın akademik kariyer üzerindeki etkisi, cinsiyetler arası fırsat eşitsizliği durumu ve kadınlar arası rekabet konularındaki görüşleri alınarak iş hayatıyla ilgili düşünceleri ele alınmıştır. Yapılan anket uygulaması sonucunda elde edilen veriler SPSS programıyla analiz edilerek değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kadın, Eğitim, Çalışma Hayatı, Akademi, Akademide Kadın

Akademik kariyerAkademisyenlerCam tavan sendromu+7
Beritan Öngünç
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Erkek egemen çalışma ortamında, kadınların karşılaştıkları sorunlar ve engeller: Kadın güvenlik görevlileri üzerine bir alan araştırması

Bu tez çalışması, erkek egemen çalışma ortamlarında kadınların karşılaştığı sorunlar ve engeller üzerine odaklanmaktadır. Özellikle kadın güvenlik görevlileri üzerinde gerçekleştirilen bir alan araştırmasıdır. Tez, kadın güvenlik görevlilerinin çalışma deneyimlerini, mesleki gelişimlerini, yaşadıkları zorlukları ve karşılaştıkları engelleri incelemeyi amaçlamaktadır. Bu sayede, kadınların güvenlik sektöründe karşılaştıkları cinsiyet temelli ayrımcılık, stereotipler, sosyal normlar ve diğer zorluklar hakkında anlayışımızı derinleştirmeyi hedeflemektedir. Tez, kadın güvenlik görevlilerinin deneyimlerini anlamak ve bu alanda daha iyi destek ve iyileştirmeler sağlamak için önemli bir katkı sunmayı amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda, toplumsal cinsiyet bağlamında kadınların güvenlik sektöründe karşılaştıkları zorlukları anlamak ve bu zorlukları derinlemesine irdelemek amacıyla İstanbul'da yaşayan 15 kadın güvenlik görevlisi ile nitel araştırma yöntemi kullanılarak görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Bu görüşmeler, kadınların çalışma deneyimlerini, cinsiyet temelli ayrımcılıkla karşılaşma durumlarını, cinsiyet rollerinin etkisini ve güvenlik sektöründeki toplumsal cinsiyet dinamiklerini ele almıştır. Bu şekilde, toplumsal cinsiyet bağlamında kadın güvenlik görevlilerinin deneyimlerine odaklanarak, cinsiyet eşitliği ve adaleti sağlamak için atılması gereken adımların belirlenmesi amaçlanmıştır. Veri toplama aracı olarak, konunun daha iyi anlaşılması ve yorumlanması amacıyla, derinlemesine görüşmeler ve yarı-yapılandırılmış bir soru formu kullanılmıştır. Araştırmanın bulguları, kadın güvenlik görevlilerinin çalışma ortamında maruz kaldıkları cinsiyet temelli ayrımcılık, kısıtlamalar ve zorluklarla karşılaştıklarını ortaya koymaktadır. Yapılan analiz sonrasında bazı önerilerde bulunulmuştur. Yapılan analizler sonucunda, kadın yöneticilerin kadın güvenlik görevlilerinin kariyer deneyimleri üzerindeki olumlu rolünü ortaya koymuştur. Ayrıca, bu çalışma sonucunda yeni bir kavramın tanımlanması gerektiği önerisi ortaya çıkmıştır.

AtaerkilCinsel ve toplumsal cinsiyet azınlıklarıDamgalama+7
Dilek Akgün
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Toplumsal cinsiyet bağlamında huzurevlerinde kalan yaşlı kadınların yaşam deneyimleri

ARSLAN, Merve. Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği Bağlamında Yaşlı Kadınların Sorunları ve İhtiyaçları: Huzurevlerinde Yaşayan Yaşlı Kadınların Yaşam Deneyimleri, Yüksek Lisans Tezi, Ankara, 2021. Bu araştırma huzurevinde kalan yaşlı kadınların gençlik ve yetişkinlik döneminde yaşadıkları cinsiyete özgü sorunların toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve ekolojik sistem yaklaşımı bağlamında değerlendirilmesi ve bu sorunların yaşlılık dönemine olan etkisinin ortaya konulması amacıyla yapılmıştır. Yaşlılık dönemine ilişkin araştırmaların yaygın olmasına rağmen yaşlılık dönemini kadın odağında ele alan çalışmaların oldukça sınırlı olması sebebiyle bu araştırmanın kadınların yaşlılığı konusundaki bilgi eksikliğinin giderilmesine katkı sunacağı umulmaktadır. Araştırmada metodolojik olarak nicel araştırma deseni kullanılmış ve araştırma genel tarama modelinde yapılmıştır. Araştırma Ankara ilinde 4 farklı özel huzurevlerinde yaşayan 76 yaşlı kadınla yürütülmüş ve araştırmanın verileri araştırmacı tarafından hazırlanan görüşme formu aracılığıyla toplanmıştır. Araştırmanın verilerinin toplanması esnasında, tüm dünya genelinde Covid-19 pandemi sürecinin yaşanması nedeniyle huzurevlerine girişlerin yasaklanması üzerine araştırmanın verilerinin bir kısmı araştırmacının gerçekleştirdiği yüz yüze görüşmelerle toplanırken büyük bir kısmı ise huzurevlerinde çalışan sosyal hizmet uzmanları aracılığıyla toplanmıştır. Araştırmanın sonucunda ulaşılan önemli sonuçlar şöyledir: Yaşlı kadınların genelinin dul olduğu ve çevrenin baskısından çekinme ya da kadınların tekrar evlenmesini uygun bulmama gibi toplumsal cinsiyet eşitsizliklerinden kaynaklanan kalıp yargılardan dolayı yeniden evlenmeyi düşünmedikleri tespit edilmiştir. Yaşlı kadınların eğitim durumlarına bakıldığında neredeyse yarıya yakını ilkokul eğitimlerini bile tamamlayamamıştır. Yaşlı kadınların eğitim hayatlarını yarıda bırakmalarının sebepleri arasında babalarının okula göndermemesi, ailede ev işlerine yardım etmek zorunda olmaları ve kız çocuklarının okula gitmesinin hoş karşılanmaması gibi toplumsal cinsiyet eşitsizliğinden kaynaklanan eğitim fırsatlarına erişimde yaşanan engeller bulunmaktadır. Katılımcıların ekonomik durumlarına bakıldığında çoğunluğunun ev hanımı olduğu, eşinden kalan emekli maaşıyla ya da kamu yardımıyla geçindiği, sosyal güvencesiz olduğu tespit edilmiştir. Yaşlı kadınların aile içerisindeki rol ve sorumluluklara ilişkin düşüncelerine bakıldığında bazı konularda toplumsal cinsiyet rollerinin etkisinin olduğu görülmektedir. Yaşlı kadınlar çocuklarla ilgilenmenin ve ev işlerinin kadının sorumluluğunda olduğunu belirtirken evin geçimini sağlamanın, para kazanmanın, tamirat yapmanın ve evi yönetmenin ise erkeğin sorumluluğunda olduğunu söylemektedir. Araştırmadan elde edilen bulgular sonucunda; yaşlı kadınların yaşamın önceki dönemlerinde eğitim imkanlarına erişimde engeller yaşaması, çalışma yaşamında cinsiyetçi ayrımcılıklarla karşılaşması, evlilik ve aile içi ilişkilerinde toplumsal cinsiyet rollerine bağlı hayat sürmesi ve medeni durumuna dair sorunlarla karşı karşıya kalması yaşlılık döneminde toplumsal cinsiyet eşitsizliğinden kaynaklanan daha derin problemler yaşamasına neden olduğu ortaya konulmuştur. Anahtar Sözcükler: Yaşlı kadınlar, yaşlı kadınların sorunları, toplumsal cinsiyet eşitsizliği

Cinsiyet rolleriHuzurevleriKadın sorunları+6
Merve Arslan
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessEN

The 2002 Civil Code: Its reflections on the human rights of women

The Turkish Civil Code put into effect in 1 January 2002 made many Amendments to the former Civil Code. The Code also introduced changes regarding women and family. While making amendments, the equality of genders was a concern and new rules were introduced about that. This study to discusses the changes to what they articulate or disclose and what they produce on. To understand how the New Code changed women?s everyday lives, the law with its legislative process, national and internationaldevelopments and the legal history of the women?s movements in Turkey were examined.

Women rightsWomen movementsWomen policies+5
Sibel Kama
Boğaziçi University · Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Kariyer geliştirme sürecinde kadın çalışanların karşılaştıkları sorunlar ve çözüm önerileri: Trabzon ili kamu sektöründe bir uygulama

Bu araştırmanın amacı, kadın çalışanların kariyer geliştirme sürecinde karşılaştıkları sorunların incelenmesi ve bu sorunların çözümüne yönelik öneriler geliştirilmesidir.Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde; kariyer geliştirme kavramıyla ilgili, ikinci bölümde ise kariyer geliştirme sürecinde kadın çalışanların yaşadıkları sorunlar ile ilgili bir alanyazın taraması gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde, Trabzon ili kamu sektöründe kadın çalışanların kariyer geliştirme sürecinde yaşadıkları sorunların tespit edilmesine yönelik gerçekleştirilen saha çalışması ile ilgili genel değerlendirmeler yer almaktadır. Çalışma karma yöntem (nicel ve nitel yöntem birlikte) kullanılarak yürütülmüştür. Nicel analiz kısmındaki anket verilerinin değerlendirilmesinde SPSS 23 paket programı kullanılmıştır. Hipotezlerin test edilmesinde, faktör analizi ve Kruskall Wallis testinden yararlanılmıştır. Nitel analiz kısmında ise, betimsel ve içerik analizleri yapılmıştır. Araştırma sonucunda; kadın çalışanların kariyer geliştirme sürecinde çoklu sorumlulukların üstesinden gelme, toplumsal cinsiyet kalıpyargıları, örgüt kültürü, insan kaynakları uygulamalarında cinsiyet ayrımcılığı, kadınların kendilerine koydukları engeller, mentor eksikliği ve kadın yönetici algıları ile ilgili sorunlar yaşadıkları tespit edilmiştir. Bölümün sonunda, bu sorunlara yönelik çözüm önerileri geliştirilmiştir.

Kadın sorunlarıKadınlarKamu sektörü+4
Şebnem Akın Acuner
Avrasya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Ekolojik sistem yaklaşımına göre tek ebeveyn kadınların sorunlarının ve ihtiyaçlarının incelenmesi: KKTC örneği

Boşanma tüm dünyada olduğu gibi Kıbrıs'ın kuzeyinde de giderek artan ve aile ve toplum yapısında değişimlere yol açan bir durum olarak görülmektedir. Boşanmış tek ebeveyn kadınların bu süreçte güçlenmesi, bağımsızlaşması ve yeni yaşam süreçlerine uyum sağlaması için sosyal hizmetlere erişmeye ihtiyacı vardır. İhtiyaç duydukları bu sosyal hizmetler, Kuzey Kıbrıs'ta güncel olmayan bir mevzuata dayalı sunulan kamu hizmetleri ve genellikle gönüllülük ilkesiyle çalışan sivil toplum örgütlerinin sunduğu desteklerle sınırlı kalmaktadır. Bu bağlamda bu çalışmanın temel amacı, Kıbrıs'ın kuzeyinde yaşayan boşanmış tek ebeveyn kadınların sosyal çevre ile etkileşimleri sonucunda yaşadıkları sorunların ve sosyal hizmet gereksinimlerinin insani gelişimin beş boyutu olan fiziksel, bilişsel, duyuşsal, sosyal ve tinsel açılardan incelemektir. Nitel araştırma yöntemi ile gerçekleştirilen çalışma, fenomonolojik yaklaşım modelinde kartopu tekniği tasarlanmıştır. Toplam 21 kişiyle derinlemesine görüşmeler yapılarak veriler elde edilmiştir. Veriler MAXQDA-2022 nitel veri analiz programı kullanılarak analiz edilmiştir. Çalışma sonucunda aile ve sosyal çevre desteğinin kadınların boşanma sonrası süreçlere uyum sağlamada önemli olduğu, kültürdeki hakim ataerkil yapının ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin yaşamın her alanında hem bir birey hem de anne olarak karşılarına güçlükler çıkardığı, ülkedeki sosyal politikaların ve yasal düzenlemelerin, sosyal hizmet uygulama alanlarının eksikliği ve yetersizliğinin hayatlarını zorlaştırdığı sonuçları ortaya çıkmıştır. Bu bağlamda ekolojik sistem yaklaşımı odağında mikro, mezzo, ekzo, makro ve krono sistemler düzeyinde yaşanılan sorun alanları belirlenip her düzey için müdahale önerisinde bulunulmuştur.

Boşanmış kadınlarEkolojik sistem yaklaşımıKadın sorunları+4
Buse Erzeybek Şemi
Ankara University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Hatice Bilen Buğra'nın roman ve hikâyeleri üzerine bir inceleme

Bu çalışmada hikâyelerinde kadını ve kadın sorunsalını esas almış bir sanatçı olan Hatice Bilen Buğra'nın altı hikâye kitabını ve bir romanını incelemeye çalıştık ve çalışmayı üç bölüme ayırdık. Daha çok hikâyeci kimliği ile öne çıkan sanatçı, eserlerinin tamamında eril güç ve bu eril güce karşı kadın olma problemini ele almıştır. Bu sebepledir ki yazarın eserlerini incelerken en yoğun biçimde ele alınan temaları kadın, yalnızlık, aile ve toplum baskısı, göstermelik namus anlayışı ve ataerkil değerlerden oluştuğu görülmüştür. Birinci bölümde, Hatice Bilen Buğra'nın hayatı, edebi kişiliği ve eserleri hakkında bilgi verdik. İkinci bölümde, yazarın kaleme aldığı hikâyeleri yapı ve tema bakımından incelemeyi amaçladık. Toplumda var olma ve kadın olma sorunsalını açıklamaya çalıştık. Üçüncü bölümde, Hatice Bilen Buğra'nın roman türünde yazılmış tek eseri olan "Aynadaki Boşluk"u yapısal bakımdan inceledik.

Bilen Buğra, HaticeHikayeKadın sorunları+5
Fulya Tandoğan
Osmaniye Korkut Ata University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Şebnem İşigüzel'in beş romanı üzerine inceleme

Şebnem İşigüzel, hikâyeleri, romanları ve denemeleri ile edebiyat dünyasına önemli katkılar sağlayan bir yazardır. İşigüzel, eserlerinde aile ve toplumda görmezden gelinen kötülüklere karşı başkaldırı gayreti içindendir. Bu çalışma, Sarmaşık (2002), Çöplük (2004), Kirpiklerimin Gölgesi (2010), Gözyaşı Konağı Ada, 1876 (2016), İyilik (2019) adlı romanlar üzerinden yazarın değişen zamanabağlı değişmeyen kadının var olma sıkıntısını açıklamayı amaçlar. Çalışmanın gayretine uygun olarak bu eserleri sanatçının romancılık anlayışında çokça vurguladığı kadının yabancılaşma ve yalnızlık sorununu göz önünde bulundurarak yapı ve tema temel alınarak incelenmiştir. Üç bölümden oluşan çalışmada öncelikle yazarın hayatı, edebî kişiliği ve eserlerinin listesi hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde ise romanlar, kronolojik sıraya göre yapı ve tema bakımından ele alınmıştır. Romanların yapısı: eserin kimliği, isim içerik ilişkisi, olay örgüsü, zaman, mekân, şahıs kadrosu, bakış açısı ve anlatıcı başlıkları altında; romanların temalarını ise yabancılaşma, yalnızlık, şiddet ve tecavüz, ben bilinci, özgürlük, sevgi başlıkları altında değerlendirilmiştir. Üçüncü veson bölümde, beş romanın ortak vurgusu olan, kadının çocukluktan yaşlılığa uzanan yaşam öyküsünde öteki olarak görülme sıkıntısına dair çıkarımların ana hatları çizilmiştir. Çalışmanın sonuna da kaynakça eklenmiştir. Anahtar Kelimeler: Şebnem İşigüzel, yapı, tema, kadın, metin çözümleme

Kadın sorunlarıKadınlarRoman+4
İpek Sarı
Osmaniye Korkut Ata University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessEN

The reflections of women's identities and the woman question on the magazine of resimli ay 1924-1928

This thesis aims to examine the changing position and identities of women in the construction and modernization processes of the new regime in 1920s, the problems women have faced and the discussions on these subjects, through their reflections in the women's press and mainly in the magazine Resimli Ay and the writings of Sabiha Sertel. The work also tries to understand the harmony and conflicts between the regime and the feminist movement. The Turkish women's movement had a coherent discourse with the regime in terms of giving women social, legal and economic rights. However, in the process, the feminists of the era became oppositional with the regime when they wanted the right of suffrage in the 1920s Turkey. This thesis tries to examine the voices of other intellectuals to understand the discussions on the woman question and women identities in all respects. Therefore, reflections of the woman question in Resimli Ay was chosen to be examined because it is a magazine which was published by the intellectuals and was not a mainstream one. The publishers are not a part of the feminist movement, yet they have not had intimate relations with the government, and so they can criticize the gov-ernment and the society. In order to reach an analysis, secondary re-sources about the history of the Ottoman and Turkish women and fem-inism and also the transliterations of all of the articles about women in the magazine Resimli Ay between the years 1924-1928 have been used in this research.

MagazinesWomen problemsIdentity+4
Mine Koçak Yalaz
Boğaziçi University · Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Nezihe Meriç öykülerinde kadın başkaldırısı

Bu çalışma Nezihe Meriç'in seçili öykülerinde kadının konumuna odaklanmakta ve hem Meriç'in yazım şeklinin hem de öykülerindeki kadınların karakterizasyonunun başkaldırı biçimleri olduklarını öne sürmektedir. Giriş bölümünde Meriç'in öykülerine yapılmış eleştiriler gözden geçirilmekte ve feminist edebiyat eleştirisiyle Julia Kristeva'nın içsel başkaldırı kavramı birleştirilerek teze teorik bir temel sunulmaktadır. Sonrasındaki iki bölüm seçili öykülerin bu teorik çerçevedeki yakın okumalarını sunmaktadır. İkinci bölüm modern kadının kişisel ikilemleriyle ilgili öykülere odaklanırken üçüncü bölüm bu açmazların altında yatan toplumsal şartların görülebildiği öyküleri merkezine almaktadır. Buna ek olarak iki bölümde de Meriç'in kullandığı anlatı tekniklerine dikkat çekilerek kadınların sorunlarının nasıl metinselleştirildikleri tartışılmaktadır.

FeminizmHikayeKadın edebiyatı+7
Duygu Zaptiye
Boğaziçi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal dışlanmanın evli olmayan kadınlar üzerindeki etkileri

İnsan sosyal bir varlık olduğu için sosyal ilişkiler içerisinde bulunmak istemektedir. Ancak bireylerin sahip olduğu yoksunluklar, bireylerin sosyal ilişkiler içerisinde bulunmasını ve bireylerin toplumla bütünleşmesini engellemektedir. Bu durumda bireyler sosyal dışlanma ile karşı karşıya kalmaktadırlar. Sosyal dışlanma kavramı, 1970'lerde Fransa'da ortaya çıkmış ve hızla diğer Avrupa ülkelerini de etkisi altına almıştır. Sosyal dışlanma bireyin toplumla bütünleşmesini sağlayan sosyal, ekonomik, politik ve kültürel sistemlerden kısmen veya tamamen mahrum kalmasını ifade eden dinamik bir süreçtir. Sosyal dışlanma, bireyler açısından birçok olumsuzluk barındırmaktadır. Kadınlar da toplumsal yaşam içerisinde eşitsizlik ve ayrımcılığa maruz kalmaktadırlar. Kadınların medeni durumlarındaki farklılıklar sosyal dışlanmanın boyutlarını belirlemektedir. Evlilik, çoğu zaman kadınlar için sosyal bir statü sağlarken evli olmayan kadınlar ise ekonomik ve sosyal haklara erişim konusunda çeşitli engellerle karşılaşabilmektedirler. Bu çalışma evli olmayan kadınların, sosyal dışlanmayı yaşamlarında ne şekilde deneyimlediklerini anlamayı amaçlamaktadır. Bu amaçla çalışmanın temelini oluşturan sosyal dışlanma ve evlilik kavramları ele alındıktan sonra Muğla'da yaşayan eşi vefat etmiş, eşinden boşanmış, hiç evlenmemiş ve resmi evlilik olmaksızın birliktelik yaşayan otuz iki kadınla derinlemesine görüşme gerçekleştirilmiştir. Derinlemesine görüşme sonuçları tablolar halinde analiz edilerek ve görüşme sonuçları yorumlanarak açıklanmıştır. Sosyal dışlanma sosyal politika alanında önemli sosyal sorunlardan biri haline gelmiştir. Bu yüzden sosyal dışlanmayla mücadele yöntemleri ve politikalarının oluşturulması gerekmektedir. Anahtar Kelimeler: Sosyal Dışlanma, Kadınlar ve Evlilik, Evli Olmayan Kadınlar, Muğla Alan Çalışması

BekarlarBekarlıkEvlilik+3
Pınar Yavuz
Muğla Sıtkı Kocman University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Kadın girişimcilerin kültür ve cinsiyet kaynaklı zorlukları aşabileceklerine ilişkin inançları ve bir araştırma

Girişimci; "fırsatları sezen ve elde eden, bu fırsatları uygulanabilir ve pazarlanabilir fikirler haline getiren; buna zamanı, çabası ve yetenekleri ile değer ekleyen; bunun için piyasadaki riskleri üstlenen ve bu çabalardan gelecek kazancı sezebilen; bilgiye ve değer yaratacak düşünce sistemine sahip olan yenilikçi kişi" olarak tanımlanmaktadır. Cinsiyet" ise girişimci zihniyetinin oluşumunda etkili olacağı vurgulanan bireysel özelliklerden birisidir. Günümüzde dünya nüfusunun yaklaşık yarısı, kadınlar tarafından oluşturulmasına ve kadının tarihsel süreç içinde, değişen biçim ve statülerde çeşitli ekonomik faaliyetlere katılmışolmasına karşılık toplum tarafından kadın, bağımsız bir birey olarak değerlendirilmemektedir. Tarihin farklı dönemlerinde kadın toplumsal cinsiyet hiyerarşisinde kısmen kendini göstermiş olsa da kadına karşı negatif bakış açısı genel olarak çokta değişmemiştir. Kültürel sistem her aşamada insanları yönlendirir ve her kültür kendine özgü farklılaşan değerler, davranış biçimleri, simgeler ve sonuçta farklı bir çalışan insan modeli üretir. Kültürün kadın girişimcilerin kadın olmaktan kaynaklanan zorlukları aşabileceklerine ilişkin inançlarınıetkilediği varsayılmaktadır. Bu uygulamada yukarıda verilen bilgiler doğrultusunda bir araştırma yapılmıştır. Bu uygulamada Kadın girişimcilerin kültür boyutları ile kadın olmaktan kaynaklanan zorluklarıaşabileceklerine ilişkin inançları arasındaki ilişki araştırılmış, TRB I VE TRC I Bölgelerindeki kadın girişimciler üzerinde anket çalışması yapılarak SPSS 18 programıyardımıyla değerlendirilmiştir. Anahtar Sözcükler Girişimci, Girişimcilik, Kadın Girişimciliği, Kültür

Cinsel kimlikGirişimcilerGirişimcilik+3
Saliha Emre
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
10
Master'sOpen AccessEN

I. Elizabeth ve I. James Dönemi tiyatrosunda iffet ve sadakat

The Renaissance affected England between the 15th and the 17th centuries and enabled many playwrights to produce many important literary works during that period. In general, the themes of the plays can be regarded as reflections of social life in Renaissance England. Therefore, it is possible to make some inferences about the place and role of women during the Renaissance by reading and analysing the plays of the period in detail. The aim of this thesis is to detect and understand the roles and the problems of women during the reigns of Elizabeth I and James I. To this purpose, five important plays of three prominent playwrights of the period were chosen for this thesis: Much Ado About Nothing, Othello and Cymbeline by William Shakespeare, The Revenger's Tragedy by Thomas Middleton and The White Devil by John Webster. Various types of plays, comedy, tragedy and romance, were chosen in order to a reach a general conclusion. The Introduction provides information about the historical and social background of Renaissance England. Special attention is given to the place of women in a patriarchal society and to common notions about women's nature. In the following chapters, two important female virtues of Renaissance England, chastity and fidelity, will be analysed in detail by focusing on the women characters in each play. The plays will be analysed and interpreted from a feminist point of view. This study aims at making a contribution to the understanding of the place and problems of women in Renaissance England by analysing and interpreting how women were represented in English Renaissance drama. Keywords: Chastity, Fidelity, Cuckoldry, Misogyny, Male Domination, Renaissance England.

HegemonyWomen problemsRenaissance Period+6
Rahime Eroğlu
Yeditepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
DoctorateOpen AccessEN

Prime minister Tansu Çiller (1993-1996): Her impact on feminism in Turkey?

Tansu Çiller was the first and only female Prime Minister of the Republic of Turkey. She served as Prime Minister between 1993 and 1996. The 1990s, on the other hand, were marked as an era when feminism was institutionalized in Turkey. In this respect, there is a need to analyze the relationship between Tansu Çiller and women's movement in Turkey. This study is designed to analyze Tansu Çiller's effect on women's movement during her term as prime minister. In other words, the study investigates whether she influenced women's movements in Turkey during her term of service. For this research, Tansu Çiller's statements regarding women during her term of service are scrutinized in addition measuring Tansu Çiller's perception in feminist articles of the term. Selected newspapers were used to access Tansu Çiller's relevant statements for this study. Certain codified words in the selected newspaper articles were used in the analysis of her statements delivered during her term. Articles on Tansu Çiller in feminist periodicals of the period were used as data to access feminist opinions about the prime minister and these articles are analyzed in two categories as positive and negative. From this perspective, the subject and research method of this study are unique. With this research method, the study questions whether: Tansu Çiller contributed to the development of women's movements in Turkey, took interest in women's issues, acted as a leading role model for Turkish women and encouraged them, attempted to make regulations in favor of women, took measures to facilitate women's entry into politics and applied any solution to dismiss regulations preventing women's involvement in the public sphere. The study attempts to reveal the relationship between women's movement and the first female prime minister of Turkey, her perspective towards women's issues and the extent to which she tackled these issues, yielding significant results.

FeminismWomen movementsWomen problems+1
Damla Sevimli
Yeditepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00

Related subjects