Will

68 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

İbn Sînâ'da Tanrı'nın irade sıfatına yönelik Gazzâlî ve İbn Rüşd'ün görüşleri

Bu tez çalışması, İslâm felsefesinin en önemli isimlerinden biri olan İbn Sînâ'nın Tanrı anlayışını, özellikle 'irade' sıfatı bağlamında incelemektedir. İbn Sînâ'nın sudûr teorisi çerçevesinde şekillenen Tanrı anlayışı, Tanrı'nın evrenle olan ilişkisinin zorunlu, akli ve hikmete dayalı bir sistem içinde gerçekleştiğini savunur. Bu yaklaşım, klasik kelâm geleneğindeki Tanrı'nın mutlak irade ve kudret sahibi olduğu görüşüyle zıtlık oluşturmakta ve ciddi tartışmalara yol açmaktadır. Çalışmada, İbn Sînâ'nın Tanrı'nın iradesini nasıl temellendirdiği, bu anlayışın sudûr teorisi ile olan ilişkisi, İslâm düşünürlerinden Gazzâlî ve İbn Rüşd'ün bu konuya yönelik eleştiri ve savunuları detaylı bir şekilde ele alınmıştır. Özellikle varlık-mahiyet ayrımı, zorunlu ve mümkün varlık ayrımı gibi temel kavramlar üzerinden sistemin tutarlılığı değerlendirilmiştir. Tezin özgün yönü, yalnızca kuramsal bir analizle yetinmeyip, irade sıfatı etrafındaki tartışmaların ontolojik, epistemolojik ve teolojik boyutlarını birlikte değerlendirmesidir. Böylece hem felsefi hem de kelâmi geleneklerin birbirleriyle etkileşimi incelenmiştir. Bu çalışma, İbn Sînâ'nın irade anlayışını daha yakından anlamayı ve İslâm felsefesi literatürüne sistematik bir katkı sunmayı hedeflemektedir.

GazaliTanrıİbn Rüşd+2
Ramazan Akyıldız
Süleyman Demirel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Ehl-i sünnet kelâmında irâde kavramının nöroteoloji bağlamında incelenmesi

İnsanın irade özgürlüğü meselesi, konusu insan olan hemen her disiplin için tartışma konusu olmuştur. Felsefe ve teolojinin gündemini meşgul eden bu meseleye sonraları sinirbilimi de dâhil olmuştur. Sinirbilimin ortaya koyduğu sonuçlar, bu konuda süregelen tartışmalara farklı bir boyut kazandırmıştır. İnsanın irade özgürlüğü olmadığı anlamına gelebilecek sonuçların elde edilmesi özellikle felsefecilerin tepkisine yol açmıştır. Batı dünyasında sinirbilimin konuya dâhil olması ile tartışma felsefe ve sinirbilimi arasında devam etmiştir. İslam kelamında, tarihsel süreç içerisinde, meselenin kader kavramı çerçevesinde gündeme geldiği söylenebilir. Daha sonra müstakil olarak tartışılmaya başlayan meselenin İslam kelamı için bir diğer boyutu Allah'ın mutlak iradesidir. Bu anlamda Cebriyye'nin Allah'ın mutlak iradesi karşısında insana irade özgürlüğü tanımadığı söylenebilir. Buna karşılık Mu'tezile insana mutlak irade özgürlüğü alanı açmıştır. Ehl-i Sünnet kelamcılarının bu iki mezhebin arasında orta bir yol tutmuştur. İnsanın fiilleri bağlamında ele aldıkları irade özgürlüğü konusunda genel olarak Allah'ın mutlak irade sahibi ve insanın fiillerinin yaratıcısı olduğu düşüncesindedirler. Bununla birlikte insan irade sahibidir ve fiillerinde sorumludur. Sinirbilimi ve teolojinin arasındaki ilişkiyi anlamaya çalışan Nöroteoloji, son zamanlarda popülerlik kazanan bir alandır. Teolojik düşüncelerin nörolojik çalışmalarla anlamlandırılması amacı da taşıyan bu alan dâhilinde Ehl-i Sünnet'in irade konusundaki düşüncelerinin, sinirbilimin insan iradesi ile ilgili ortaya koyduğu verilerle karşılaştırılabileceğini düşünmekteyiz. Bu amaçla hazırladığımız çalışmamız dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde irade ile ilgili kavramlar ele alınmış ve değerlendirilmiştir. İkinci bölümde Ehl-i Sünnet açısından irade konusu incelenmiştir. Üçüncü bölümde sinirbilimi açısından insan iradesi bu alanda yapılan çalışmalarla ayrıntılı olarak değerlendirilmiştir. Dördüncü bölümde öncelikle nöroteolojik bağlam oluşturulmuş ve Ehl-i Sünnet kelamında irade kavramı nöroteoloji bağlamında incelenmeye çalışılmıştır.

Ehl-i sünnetEş`ariKelam+7
Sabahaddin Kılıç
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Klasik dönem Eş'arîliğin teklif anlayışı

İslâm dünyasının bir taraftan fetihler etrafında büyümesi ve islâm toplumun çeşitli inançlarla, felsefe ve kültürlere sahip toplumlara karşılaşması diğer yönden müslümanların dinî, siyasî ve içtimaî problemlerinden kaynaklanan iç sebeplerin etkisiyle İslâm dinine yönelik eleştiriler ortaya çıkmaya başlamıştır. Oldukça geniş bir alana yayılan İslâm dininin temel hükümlerine yapılan gerek iç gerekse dış kaynaklı eleştiriler âlimler tarafından cevaplandırılmaya çalışılmıştır. Bu ilmî faaliyetler İslâm dininin bütününe yönelik eleştirileri cevaplamaya çalışarak kelâm ilminin doğuşuna ve teşekkülüne yol açmıştır. Kelâm ilminin doğmasının ardından Cehmiyye, Mu'tezile, Ehl-i sünnet ve Şia kelâm ekolleri teşekkül etmiştir. Bu kelâm ekolleri dinin ana ilkelerini yorumlama konusunda bazı ihtifalara düşmüş veya farklı tercihlerde bulunmuşlardır. Bu konulardan birisi de tekliftir. Kelâm âlimleri, teklîf konusunu; Allah'ın kullarını bazı zorluklarla mükellef tutmasının hikmeti, mükelleflerin yükümlülükleri, teklîf ve kudret ilişkisini, kesb ve irâde kavramları mihverinde ele alarak incelemişlerdir. Söz konusu kavramlar çerçevesinde Eş'arî ekolünün düşüncelerini şu şekilde somutlaştırmak mümkündür: Eş'arî âlimleri, Allah'ın kullarını birtakım yükümlülüklerle mükellef tutmasının hikmeti konusuna, "Bütün ilâhî fiiller hikmet ve adalet ürünü olmakla birlikte bu fiillerde menfaat elde etme veya bir zararı ortadan kaldırma anlamında bir hikmet aramak gereksizdir." argümanıyla yaklaşmışlardır. Mükelleflerin yükümlülükleri hususunda, Eş'arîler'e göre hüsün ve kubhun şer'î olduğunu ve dinî sorumluluğun vahiyle sabit olduğunu ifade etmeleridir. İnsan, aklını kullanarak iyi ve kötüyü, güzel ve çirkini bilerek mükellef tutulamaz. Çünkü bir fiil Allah tarafından emredildiği için iyi; yasaklandığı için kötüdür. Yine Eş'arî âlimlerinin geneline göre insanın fiilleri Allah tarafından yaratılır. Fiilinin gerçek fâili insan olmayıp ancak kâsibi olur. Dolayısıyla kesb, kullara ait fiillerin meydana gelişine hâdis kudretin tesir etmesinden ibarettir. Teklîf ve kudret ilişkisini de tartışan Eş'arîyye, Allah'ın kişiyi güç yetiremeyeceği şeyle yükümlü tutmasının câiz ve aklen mümkün olduğunu ileri sürmektedir. Anahtar kelimeler: Kelâm, İmam Eş'arî, teklîf, güç yetirilemeyen fiil, kudret, irâde.

Eş`ariKelamKudret+3
Yakub Nergis
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İbn Sînâ'da Aşk ve Schopenhauer'da irade: Ontolojik bir araştırma

İbn Sînâ açısından aşk, Zorunlu Varlık tarafından var oldukça var olarak kalmak isteyen canlı, cansız bütün bir tabiata varlıklarını koruma adına bahşedilen, aynı zamanda Varlığın bizâtihî kendisine işaret eden önemli bir kavramdır. Aşkın tecellî etmesi ile varoluş bir ve aynı anlama gelmektedir ve aşk varlığın garantörü durumundadır. İbn Sînâ bir iç muharrik olarak kabul ettiği; ontolojik, epistemolojik, kozmogonik ve psikolojik olmak üzere çeşitli formülasyonlarına yer verdiği aşkı, Mutlak İyilik ile özdeş kabul etmekte ve bireysel varlıkların tamamının fıtrî bir aşk ile Tanrı'ya bağlı olduğunu ortaya koyma amacını taşımaktadır. Bu amaç dahilinde İbn Sînâ, cansız varlıklardan başlayarak ilâhî nefislere varana kadar varlık dairesinin her aşamasında tecellî eden aşkın tüm görünüşlerine rağmen küllî olduğunun altını çizmektedir. Öte yandan Schopenhauer'da bütün bir evrenin itici gücü olarak nitelendirilebilecek irade, temel gerçeklik olmakla birlikte, yaşamın sürekliliğini temin eden ve yeni yaşam formlarının açığa çıkmasını sağlayan merkezî bir kavramdır. Schopenhauer iradeyi insanın kendi varlığına ilişkin dolaysız farkındalığı/bilgisi üzerinden temellendirmektedir. "İrade (Alm. Wille) bedenin a priori bilgisi ve beden de iradenin a posteriori bilgisi"dir. Buradan çıkarılacak sonuç insanın, aynı zamanda irade olarak tezahür ettiği ve dolayısıyla iradenin her bir ediminin aynı zamanda bedenin de bir edimi olmak durumunda olduğudur. İrade bir bütün halinde ve doğanın bütününde aktif bir güç olarak kendisini göstermektedir. Schopenhauer nedensellik ilkesinden bağımsız bir biçimde işleyen iradeyi, diğer her şeyin kendisinden türediği, varlığın en temel ilkesi olarak kabul etmekle birlikte, tezahürlerinin çeşitliliği içerisinde değişmeksizin kaldığı ve birliğini daima koruduğunu düşünmüştür.

AşkNesnelleştirmeSchopenhauer, Arthur+5
Emine Aslan
İstanbul 29 MayIs University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Mütekaddimin Dönemi Eş'ari ve Mu'tezili usul eserlerinde mutlak emrin mucebi ile ilgili tartışmalar

"Emir"in mahiyeti ve emirle ilgili meseleler, İslam hukuk düşüncesinin felsefi ve metodolojik temellerini inceleyen fıkıh usulü eserlerinde ilk dönemlerden itibaren en fazla tartışılan konular arasında yer almıştır. Belirli karînelerin bulunması durumunda emirden çıkarılacak anlamın daha çok bu karîneler ışığında tespit edileceği genel bir kabul görmekle birlikte, usul bilginlerince karînelerden soyutlanmış (mutlak) emrin mûcebi hususunda ilkesel bir tavır belirlenmesi önemli görülmüş ve bu çerçevede ayrıntılı tartışmalar cereyan etmiştir. Bu bağlamda, bazı mütekaddimîn dönemi Eş'arî ve Mu'tezilî usul bilginlerinin görüşleri ile alakalı -gerek ileriki dönem klasik usul eserlerinde gerekse muasır yayınlarda- farklı bilgilerin yer aldığı görülmektedir. Günümüzde bu bilginlere veya onlara en yakın dönemde yaşamış müelliflere ait eserlerin ilmî neşirlerinin yapılmış olması, bu konuda araştırmacılara daha güvenilir tespitler yapabilme imkânı sağlamıştır. Bu nedenle, tezimizde Mütekaddimîn dönemi Eş'arî ve Mu'tezilî usul eserlerinde yer alan emrin mûcebi ile ilgili tartışmalar ele alınmış ve bu tartışmalar ışığında, bazı usul bilginerinin görüşlerine açıklık getirilmeye çalışılırken usul düşüncesi bakımından da bazı değerlendirmeler yapılmıştır.

EmirEş`ariKur'an-ı Kerim+6
Zeynep Büşra Beşikci
İstanbul 29 MayIs University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessEN

A comparative approach to the neurobiological basis of human will: Kant and al-Ghazali

This study aims to present both the neuroscientific findings on Human Will and its philosophical perspectives from the Civilisations of the West and Islam. It aims to cor-relate the philosophies of the concept Human Will with the Neuroscientific evidences deduced from human brain experiments. The central thesis of this research claims that the Neuroscientific perspectives on the issue of Human Will are compatible with the Human Will concepts of Kant and Al-Ghazali. This compatibility is argued for in order to frame a more informed conversation between Neuroscientists and Philosophers. This argument is contrary to the belief that the findings of Neuroscientific studies are in opposition to the transcendental connotations that are embedded in the works of Kant and Al-Ghazali.

GazaliKant, ImmanuelNeurobiology+2
Muhammad Yusoph Balındong Ramos
Ibn Haldun University · Medeniyetler İttifakı Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessAR

Muhammed Said Ramazan el Buti de irede ve kesb

Believing in Al-Qadha and Al-Qadar is considered a pillar/part of the faith in Allah Subhanah-wa-talla, and out of this two terms were found "Al-Kaseb and Al-Eradah". Al-Kaseb (the gain) is referred to wills and desires without actions or existence, and it refer to human will which is the basis for recompense and punishment. Al-Eradah (the will) is the decision of the mind for doing an action or behavior, nevertheless whether it is wanted or not by the willing person. Also Al-Eradah is interesting decision by the call of the wisdom, and it is one of the complicated and specified problems in Al-Qadha and Al-Qadar subject, therefore so many confusions arise around these two terms, especially between Asha'ris and Materdis. Therefore this work aimed to clarify these terms on the basis of modern ideology representing Ahlu-Sunnat-wa-Aljamaat and following their legacy. such ideology is the one found by the great scholar Dr. Mohammad Ramdhan Saed Albuti because of its fairness and also easy and simple discussion of the subject. This work included introduction, preface, two chapters, epilogue, bibliography and appendix. The introduction included general information about Al-Kaseb and Al-Eradah, the reason to chose the subject, its importance, and thanks to my advisor. The preface included objectives of the work, subject of the work, and challenges faced, in addition to the references used in the work. The first chapter included information about Al-Kaseb and was divided into 5 subchapters. The first subchapter included the meaning of Al-Kaseb. Second Subchapter included reason behind choosing term Al-Kaseb by Albuti. Third subchapter included explanation about Al-Kaseb as a basis for recompense and punishment. Fourth subchapter included the relation between Al-Kaseb and Al-Qudra (Allah ability). The fifth subchapter included the origin of the term Al-Kaseb. The second chapter included information about AL-Eradah and divided into 5 subchapters. The first subchapter included the meaning of AL-Eradah and its different definition between speech scholars. The second subchapter included clarification that Allah Eradah and his Eqab (punishment) are none conflicted between each other. The third subchapter included the replies of albuti toward the confusions and illusions raised by the nonbelievers. The fourth subchapter included the destiny of human Eradah vs Allah Eradah. The fifth subchapter included a list of Ayat and Ahadith that was led to confusion. of Al-Jaber, then those ayat and ahadith were explained in the correct way to clear the confusion supported by statements of experienced scholars in the matter. The epilogue included a summary of the studied subject, Followed by the main resources and references. In this work the subjective method was used to analyze the statements of Albuti available form of written books and recorded classes. All ayat were linked to their Sowars and all ahadith were checked to be correct "Sahih" and correct meanings were given. Also statements of Albuti were compared to those of prior scholars. It was concluded that human has Al-Kaseb and Al-Eradah and on their basis the recompense and punishment will occur on the judgment day (Al-Qiamet). Also it was concluded that there is no conflict between human Eradah and Allah Eradah and also that Al-Kaseb is not invented by Ash'aris but it is a description of the Quran. The outcome of this work showed that human Eradah is bound by Allah Eradah. And the fate of human Eradah is in the hand of Allah without any compulsion, and that Allah guide who wants to good deeds (Hedayat) or bad deeds (Dhala) based on their free choices and free Eradah. This is not considered a defect in Allah justice because Allah granted humans with free will (Eradah) to choose between Hedayat or Dhalal. And so Allah subhanh-wa-talla didn't cancel the human free will when he request human to follow god orders and avoid the sins, because whatever human do is based on his free will. And therefore I suggest that all studies and searches in our era should be about the subjects that led to many disagreement and confusions in order to give a clear explanation based on the statements of the great scholars in the field.

İbrahim El Abdullah
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Elmalılı Hamdi Yazır'ın kaza ve kader anlayışı

İnsanın var olmasıyla başlayıp günümüze kadar gelinen süreçte kader meselesi, tarihin her döneminde olduğu gibi günümüzde de en fazla tartışılan kelâmî konuların başında gelmektedir. Kadar meselesi, insanı ve onun eylemlerini konu edindiğinden, hemen hemen her inanç ve ideolojiden konuyla ilgili farklı fikirler ileri sürülmüştür. Kader meselelerinden dolayı İslam Mezhepler Tarihinde de birçok itikâdî mezhebin ortaya çıktığını görmekteyiz. Çalışmamızda tefsirci olmakla beraber aynı zamanda kelami görüşleri de olan Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır'ın kaza ve kader ile ilgili görüşlerini ele almaya çalıştık. Elmalılı, var olan her şeyin Allah ezeli ilminde (Levhi Mahfuz'da) yazılı olduğunu; sonradan meydana gelen her şeyin de O'nun önceden belirlediği gibi ilmine uygun olarak zamanı geldiğinde gerçekleştiğini söyler. Ona göre Allah'ın iradesi olmadan bir şeyin meydana gelmesi mümkün değildir. Zira Allah dilemeden kul dileyemez. Kulun dileyebilmesi için Allah Teâlâ'nın kulun dilemesini de dilemesi gerekir. Elmalılı'ya göre her ne kadar Allah tarafından insana cüz-i bir irade verilmiş ise de nihayetinde bu iradenin de mutlak irade olmadığını ve sonuçta ilahi iradeye bağlı bir irade olduğunu ifade eder. Anahtar Sözcükler: Elmalılı, kaza, kader, ecel, irade, ilim, musibet,

KaderKazaMusibet+5
Safet Alkış
Şırnak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Can sıkıntısı ve acı arasında yaşam: Seneca ve Arthur Schopenhauer'da istenç ve mutsuzluk problemi

Felsefe tarihinde uzun bir geçmişi olan bir kavram olarak ''isteme'' yaşamı belirlemesi bakımından büyük bir öneme sahiptir çünkü isteme kavramı, yaşama devam etmeyi istemeyi de içermektedir. İsteme, yaşamı istemeyi de içerdiği için, insan yaşam içinde acıyı yaşamaya devam eder. Bu nedenle tez, isteme ve mutsuzluk arasındaki ilişkiyi problem edinir. Bu çalışma, temelde istenç ve mutsuzluk ilişkisine eğilmeyi ve bu bağlamda Seneca ile Schopenhauer felsefesini karşılaştırmayı amaçlamaktadır. Bu çalışmanın birinci bölümünde, Seneca'nın isteme kavramına bakışı ve acı ile birlikte olan yaşamın içinde mutsuzluğun ifadesi araştırılacaktır. Seneca'ya göre kendi devinimlerini bilmeyen insanın mutsuz olması kaçınılmazdır. Dünyanın onun yurdu olduğunu söyleyen Seneca'ya göre, mutlu yaşam her yerde bulunur. Bu bağlamda tezin birinci bölümünde bilgi ve mutluluk ilişkisini ele alacak ve bilge kişinin yaşamını araştırma konusu edineceğiz. Stoa felsefesinde, kişinin özgürlüğü, kabaca duygular ve tutkulardan arınmaktır. Bilge insanın erdemi, onun bu durumdan arınabiliyor oluşundadır (apathaia). Aşırı duygulanmak, tutkulanmak, kişinin yaşamında başına gelen bir durumdan fazla etkileniyor oluşu, bunların tümü bilge insanın uzak durması gereken şeylerdir. Seneca'ya göre bilge kişi duygulardan ve tutkulardan arındığı ölçüde özgür olur dolayısıyla kesin özgürlük, bedeni hor görmektir. Güç ve bedensel güzellik, mutluluk kaynağı değildir. İnsan, akıl sayesinde yaşamdaki felaketlere bir güç ile karşı koyar ve mutluluğu iyi karşılar. Bu anlamda en üstün mutluluk, beden ve ruhun barışından başka bir şey değildir. Çalışmamızın ikinci bölümü Schopenhauer'un anladığı biçimde istemenin görünüşe gelmiş biçimi olan tasarım olan dünyayı araştırmaya ayrılmıştır. Kavramların yalnızca insanın mülkiyetinde olduğu göz önünde bulundurulursa, öznenin tasarlamış olduğu söylenen dünya Schopenhauer'a göre özünde bir istemedir. Kavram olarak istemenin ve bunun dünya ile ilişkisinin ortaya koyulabilmesi için öncelikle dünyanın bilgisine bakmak gerekmektedir. Bu nedenle çalışmanın ikinci bölümünde tasarım olarak dünyanın bilgisi incelenecek ve tasarımın temelinin istenç olduğu ortaya koyulacaktır. Dolayısıyla bu bölümde temelde "özgürlük" ve "isteme" kavramları açıklığa kavuşturulacak ve Schopenhauer'a göre bu iki kavram arasındaki ilişki incelenecektir. Bir yanılsama olarak ortaya çıkan özgürlüğün yaşam ile bağlantısı bir problem olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu problem çerçevesinde varlığını devam ettirmek için insanın istediği ve yaşamını devam ettirdiği ancak bu yaşam içinde özgürlüğün yalnızca bir yanılsama olduğu görülmektedir. Sonuç bölümünde bu iki filozofun özgürlük, mutluluk ve isteme kavramlarının bilgi temelinde görünümlerine bakılacak olup, son iki kavram arasındaki problem açıklığa kavuşturulacaktır.

AcıArzuBilgi+7
Ezgi Can
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Rousseau'nun genel irade kavramı üzerine bir inceleme

Bu çalışmanın odağında Rousseau'nun "genel irade" kavramı bulunmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde, klasik ve modern dönemde ortaya konulan siyaset kuramları ele alınacaktır; bu bölümde Rousseau'nun kuramını şekillendiren kavramsal tertibatı serimlemek ve polemik halinde olduğu düşünceleri ortaya koymak amaçlanmaktadır. İkinci bölümde ise Rousseau'nun kuramının temel kavramlarından olan genel irade kavramı, ilişkili olduğu diğer kavramlarla birlikte ele alınacak, genel irade kavramının tanımıyla uygulaması arasında tespit ettiğimiz farklılıklar ortaya konulacaktır. Sonuç bölümünde ise genel irade kavramının, Rousseau'nun murat ettiği eşitlikçi ve özgürleştirici siyasal zemini kurmaya hizmet edip etmediği tartışılacaktır.

EgemenlikEşitlikGenel irade+7
İnan Taylan Durdu
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

İbnü'l-Hümam'a göre hüsün-kubuh meselesi

İbnü'l-Hümam'a Göre Hüsün-Kubuh Meselesi adlı çalışmamızda İslâm düşünce tarihinde farklı disiplinler tarafından ele alınan ve ahlâkî yargıları ifade eden "hüsün-kubuh" kavramları noktasında, 9. Hicrî asırda yaşamış, kelam, fıkıh, hadis ve diğer ilimlerde değerli eserlerin sahibi olan, geliştirmiş olduğu kelâmî yöntemler ile gerek yaşadığı devir ve gerekse sonraki dönemlerin Müslüman düşüncesi üzerinde etkili olan İbnü'l-Hümam'ın düşüncelerini, klasik kelâm düşüncesindeki görüşlerle arasındaki farklılık ve benzerlikleri tespit etmeye çalıştık. Tezimiz giriş ve iki ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, hüsn ve kubh kavramlarından yola çıkarak meselenin genel bir tasvirini çizmeye, hüsün-kubuh meselesinin tarihçesini ele alarak meselenin kökenini anlamaya ve kelamda hangi noktalarda tartışma konusu olduğunu ele almaya çalıştık. Mu'tezile, Eş'arî ve Mâtürîdî kelâm ekollerinin meseleye dair yaklaşımları, ayrışma noktaları ve kendi yorumlarını desteklemek için sunmuş oldukları argümanların incelemesini yaptık. İkinci bölümde ise, hüsün ve kubuhun kaynağı, hüsün-kubuh ile ilgili olabileceğini düşündüğümüz ta'dil-tecvir, hidâyet-dalâlet konuları ve İbnü'l-Hümam'ın mesele hakkındaki görüşlerini etkileyen faktörlerden akıl-nakil, irade-fiil, salah-aslah, ecel ve teklif anlayışı üzerinde durarak müellifimizin görüşlerini ortaya koyduk. Tezimizi sonuç kısmında İbnü'l-Hümam'ın Mu'tezilî ve Eş'arî bilginlerin aksine aklı ve nakli buluşturan mutedil bir yol izlediği şeklinde bir değerlendirme yaparak sonlandırdık. Anahtar Kelimeler: Kelam, İbnü'l-Hümam, Hüsün-Kubuh, Akıl, Nakil, İrade, Sorumluluk.

AkılHüsnü KubuhKelam+5
Ayşe Karaman
Necmettin Erbakan University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İslam hukuk çevresinde vasiyetnamenin Türk hukukuyla karşılaştırılması

4721 sayılı Türk Medeni Kanun. m. 539-541 arasında düzenlenen ve şekli anlamda bir ölüme bağlı tasarruf türü olan sözlü vasiyetname; el yazılı ve sözlü vasiyetname düzenlenmesine engel, olağanüstü durumlar içinde olan miras bırakanın başvurabileceği bir yoldur. Ölüme bağlı tasarruf, kişinin ölümünden sonra malvarlığına ne olacağını belirlemesine olanak veren bir hukuki işlem türüdür. Sözlü vasiyetnameyi el yazılı ve resmi vasiyetname şekillerinden ayıran en önemli özellik, bu türe sadece her iki türde de vasiyetname yapma imkanından mahrum olan kişilerin başvurabilecek olmasıdır. Sözlü vasiyetnamenin bu özelliği bile tek başına onun önemini açıklar mahiyettedir. Çünkü Kanun koyucu bu yolla son anlarını yaşayan kişiye, olağanüstü şartlar altında da olsa terekesinin kaderini belirleme imkanı vermekte ve onun arzularına verdiği değeri göstermektedir. Çalışmada, vasiyetin anlamı, çeşitleri ve geçerli bir vasiyet olması için, vasiyetin tarafları şekli üzerinde durulmuş Türk medeni hukuk ve İslam hukuku çerçevesinde karşılaştırılmıştır. çalışma sonucunda medeni kanun ile İslam hukukunda vasiyet konusunun da yer yer paralellik gösteren durumların olduğu sonucuna varılmıştır.

Karşılaştırmalı hukukSözlü vasiyetnameTürk Medeni Kanunu+4
Jamal Ibrahım Khamees
Ankara University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Arthur Schopenhauer ve Nurettin Topçu'da irade ve insan problemi

"Arthur Schopenhauer ve Nurettin Topçu'da İrade ve İnsan Problemi" başlıklı bu çalışma her iki filozofun felsefi sistemlerini ve bu sistemlerinde irade ve insan anlayışlarını karşılaştırmaktadır. Schopenhauer felsefesinde irade nedensiz ve amaçsız kör irade olarak varlığın sebebi ve dinamik gücüdür. İrade kendini insanda ve tabiatta nesneleşerek ortaya çıkarmaktadır. Dünyadaki acı, sefalet ve kötülüğün kaynağı yine iradedir. Çünkü irade tükenmek ve doymak bilmeyen bir isteme olarak bütün var olanları belirlemekte, bireyin değil türün sürekliliğinin korunmasını arzulamakta ve insanı acı, can sıkıntısı, aşk gibi ihtiyaçlarla kuşatmaktadır. Hayat iradenin esaretidir ve insan için en iyi yol iradeyi inkâr etmesi; sanat, merhamet ve çileci yaşam pratiklerinde kendinde iradeyi öldürmesi ve acıyla dolu yaşamdan Nirvana'nın(hiçliğin) mutlak acısızlık durumuna erişmesidir. Nurettin Topçu, Schopenhauer'in irade anlayışından hem yararlanmakta hem de eleştirmektedir. Ona göre Schopenhauer iradeye isyanında haklıdır fakat ulaştığı sonuç itibariyle insana kurtuluş olarak hiçliğe sığınmayı teklif etmesi hatalıdır. Topçu'ya göre her hareket daha mükemmel olana özlemdir ve her isyan karşısına aldığı düzene karşılık yeni bir düzen getirmelidir. Topçu'da irade kaynağını sonsuzluktan alır ve yine sonsuzluğu arzular; insan kendinden başlayarak aile, toplum, devlet, insanlık gibi hareket sahalarında Mutlak iradeye iştirak ederek sonsuzluğa ulaşmanın talibi olmalıdır. Gerçek isyan iradenin inkârı değil onu kademe kademe yükselterek evrensel ve sonsuz olanı istemektir. Schopenhauer iradeyi inkâr etmekle insanı hiçliğe sürüklemiş, onun sonsuzluk boyutunu ıskalamıştır. Oysa irade kaynağını sonsuzluktan alan bir çağrıdır ve inkâr edilerek değil ona iştirak edilerek yaşanmalıdır. Schopenhauer'de kötülüğün kaynağı olan ve kurtuluşun ancak onun inkârıyla mümkün olduğu irade; Topçu'da insanı hiçliğe değil Sonsuzluğa ulaştıracak bir imkân ve evrensel nizamdır. Anahtar kelimeler: Schopenhauer, Topçu, irade, hareket, insan, isyan ahlakı, hiçlik, sonsuzluk, personalizm

Action felsefesiAhlak felsefesiFelsefi düşünce+6
Sinan Kösedağ
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Fatma Aliye'nin yazılarında ve romanlarında otorite, irade ve öznellik

Bu tez, Fatma Aliye'nin bir yazar olarak ortaya çıkışına ve kendini bir modern Osmanlı öznesi olarak kuruşuna odaklanmaktadır. Bu amacını Georges Ohnet'nin Volonté romanının Fatma Aliye tarafından yapılan tercümesi Meram'ın yayınlanış sürecinin parantezinde gerçekleştirmektedir. Çalışmanın birbiriyle bağlantılı üç ana iddiası vardır. Tezin ilk iddiası, Fatma Aliye'nin kendi öznelik hamlesinin, Ahmet Mithat Efendi tarafından yazılmış olan Fatma Aliye Hanım yahut Bir Muharrire-i Osmaniye'nin Neş'eti adlı biyografi nedeniyle tarihsel olarak görünmez kılındığı ve ikinci plana itildiğidir. İkinci iddia, Fatma Aliye, edebiyat kamusunda var olabilmek için stratejik olarak bu perspektife doğrudan itiraz etmez ve bu perspektifle uzlaşırken, Hanımlara Mahsus Gazete'nin yayımlanmaya başlayışı ve Refet romanından itibaren ise çatışmasının mecrasını bulduğudur. Dolayısıyla bu tezde Fatma Aliye'nin yazarlığı için yeni bir dönemlendirme önerilmektedir. Bu tezdeki üçüncü ve son iddia ise Fatma Aliye'nin yazarlık kapasitesinin ve kendini inşa sürecinin Meram tercümesiyle açığa çıktığı, bu açıdan da Meram tercümesinin bir kök metin olduğu, tercümenin içeriğinin, tercümenin başına ve sonuna yazılan yazıların ve tercümeyi takip eden sürecin Fatma Aliye'nin yazarlığı hakkındaki anahtar tartışmaları ve çelişkileri ortaya çıkardığıdır. Böylelikle yazarın "baba"larıyla uzlaşması ve hesaplaşması ile patriyarkayla kurduğu ilişki irade, otorite, yazarlık (authority) kavramlarıyla ilişkisine odaklanarak ortaya konulur.

Fatma AliyeKadın yazarlarMektuplar+6
Başak Deniz Özdoğan Doğduaslan
Boğaziçi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokul Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretim programında irade eğitimi ve öğretmen görüşlerinin değerlendirilmesi

Dünya üzerinde artan çeşitli bireysel ve toplumsal sorunlar, davranışlar üzerindeki kontrolsüzlük, şiddetin ve hoşgörüsüzlüğün ciddi boyutlara ulaşması çocuk ve genç nesilleri ciddi anlamda etkilemektedir. Çeşitli ülkelerde, uluslararası organizasyonlarda ve Türkiye'de pek çok din eğitimcinin ve ailelerin bireyin yaşam kalitesini azaltan, kişiyi ve toplumu mutsuz eden bu sorunlardan kurtulmak için etkili bir din eğitimi ve ahlaki değerler eğitimi alanında önemli çalışmalar yapmasını sağlamıştır. Zira ülkemizde artan bireyselleşme, kontrolsüz özgürlüğün oluşması gibi hususlar, içsel denetim yapan iradenin eğitimini önemli hale getirmiş ve bireysel ve toplumsal anlamda daha da giderek hissedilir olmuştur. Çalışmamızın amacı; irade eğitimini gelişim ve eğitim yönünden inceleyip, ortaokullarda uygulanmakta olan Ortaokul Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretim Programının irade eğitimine nasıl katkı sağladığını ve öğretim süreçlerinde nasıl yer aldığını incelemek ve öğretmen görüşleri açısından değerlendirerek irade eğitimine katkı sağlayabilecek uygulamalar için öneriler geliştirmektir. Çalışmamızda nitel araştırma yöntemlerinden doküman incelemesi ve yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Çalışmamız giriş ve dört ana bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde literatüre dayalı olarak irade kavramının tanımı, temel bileşenleri ve modern psikolojinin yaklaşımları ve gelişim kuramları ile açıklanmaya çalışılarak kavramsal bir çerçeve oluşturulmuştur. İkinci bölümde eğitim ve irade ilişkileri ve öğretim ortamlarında irade eğitimi konuları çerçevesinde eğitim boyutlarıyla ele alınmıştır. Üçüncü bölümde Ortaokul Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretim Programı ve ders kitaplarının irade eğitimine katkısı açısından incelenmiştir. Dördüncü bölümde ise Ortaokul Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretim Programının irade eğitimine katkısı DKAB öğretmenlerinin görüşlerinden yararlanılarak değerlendirilmiştir. Çalışmamızın sonuç bölümünde, elde ettiğimiz bulguların yanı sıra bu bulgulara dayanarak yaptığımız öneriler de sunulmuştur.

Branş öğretmenleriDers kitaplarıDin eğitimi+6
Büşra Doğan
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İmâm Mâtürîdi'nin Te'vîlâtü'l-Kur'ân adlı eseri bağlamında Nisâ Sûresi 26-27-28. âyetlere göre irâde hürriyeti

İrâde hürriyeti eski din ve kadim felsefelerde tartışılan çok önemli bir konudur. Aynı şekilde İslâm'da da tartışılmış ve konu etrafında birçok görüş ortaya çıkmıştır. Bu tezimizde İmâm Mâtürîdî'nin Te'vîlâtu'l-Kur'ân adlı eseri bağlamında Nisâ Sûresi 26-27-28. âyetlerine göre irâde hürriyeti konusundaki görüşleri araştırma konusu yapılmıştır. Çalışmada öncelikle İmâm Mâtürîdî'nin hayatı ve eserlerine kısaca değinildi. İlgili âyetlerin açıklamasına geçilmeden önce araştırmanın ana konusunu teşkil eden irâde kavramıyla ilgili bilgiler verildi. Akabinde irâde kavramıyla bağlantılı olan Kader, Kaza, İlim, Kudret, Fiiller, Kesb, Rızık ve Ecel kavramları kısaca açıklandı. Söz konusu ön bilgilerde İslam düşünce ekollerinin konuya yaklaşımları kısaca zikredildi. Araştırmanın ikinci bölümünde ise Nisâ sûresinin ilgili ayetleri farklı tefsir kaynaklarından araştırılarak müfessirlerin konuya yaklaşımı ele alınmıştır. Daha sonra İmam Mâtürîdî'nin ilgili ayetlere ve mezkûr ayetler bağlamında irade konusuna yaklaşımı ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Tefsir, İrâde, Hürriyet, Mâtürîdî, Mezhep, Görüş.

AyetlerKur'an-ı KerimMaturidi+5
Gülfer Dayı
Hakkari University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İnsan iradesi açısından sabır, şükür ve kanaat kavramları (Hadis tahlilleri)

İnsan, iradesi ile yaşayan ve diğer canlılardan daha üstün yeteneklere sahip olan akıllı bir varlıktır. Tüm mahlûkatın aksine, donanımlar noktasında en üstün konumda olan, sınırlarını aşabilen, potansiyelini keşfedip kendisini geliştirebilen, yaşamını ve karakterini kendi iradesi ile şekillendirebilen ve tüm bunlardan ötürü de mükellef olan tek varlıktır. İnsanın irade eğitiminde sabır, şükür ve kanaat kavramları çok kıymetli bir yer tutar. Bireyin içinde bulunduğu yaş ve konum itibarıyla, sayılan bu kavramların doğru anlaşılması ve uygulanması sonucunda dünya ve ahiret saadeti gerçekleşecektir. İnsanın daha çok sorguladığı, çatışmadan çekinmediği, farklı arayışlar içinde olduğu, mantığından çok hazlarına kulak verdiği, tatminden uzak mücadele gerektiren gençlik dönemi; elem ve hastalıkların çoğaldığı, tahammülsüzlüğün arttığı yaşlılık dönemi gibi zaman dilimlerinde bu kavramların doğru ve geniş anlaşılması önem arz etmektedir. İnsan yaşamının doğrudan içinde olan bu kavramların ayet ve hadislerde fiil hâlinde daha çok kullanılması, bizlere bu kavramların dinamik ve uygulama alanına sahip olduğunu gösterir. Yüzeysel anlaşılması, bu çağ insanının problemlerine çözüm bulacak şekilde ele alınmaması, dinde özgür iradeye bırakılan meselelerde bile kısıtlamaya gidilmesi, ne yazık ki dini şuur almamış insanların dinden çok erken soğumalarına sebep olmaktadır. Artık fark edilmelidir ki toplum, önlerini kapayan, sorgulamalarına engel olan, onları belirli bir kalıba hapseden, kendinden daha aşağılara bakarak şükretme gibi İslâmî gelenekteki tanımları reddetmektedir. Bilakis, hayatın akışında yaptıklarını veya yapmak istediklerini kabul eden ya da alternatif sunan bir rol model talep etmektedirler. Bir irade terbiyecisi olan Hz. Peygamber'in, bu konuda en güzel rol model olacağı aşikardır. Bu sebeple Hz. Peygamber'in bu konudaki hadisleri tespit edilip irade üzerinden değerlendirmeleri yapılmış, aralarında tespit edilen paralel noktalar üzerine de vurgu yapılarak hadisler ışığında bu kavramlar yeniden ele alınmıştır.

Din sosyolojisiHadisKanaat+6
Sena Çakır Öztürk
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Gazâlî'nin düşünce sisteminde irade varlığı olarak Tanrı

İrade kelimesi Allah'a atfedilip atfedilmeyeceği hususunda filozoflar ve kelamcılar arasında tartışmalara neden olan bir kavramdır. Problemin kaynağı Tanrı-âlem ilişkisine dayanmaktadır. Tanrı ve âlem arasındaki ilişkiyi sudur teorisi ile açıklayan filozoflar için irade kelamcıların anladığı manada "âlem ile Tanrı arasına giren zaman" şeklinde kabul edilemez bir sıfat iken, zamansal yaratmayı kabul eden kelamcılar için ise olmazsa olmaz bir sıfat olup, Tanrı ile âlem arasına zaman girmesinde problem yoktur. Çalışmamız, kavramın içerdiği anlamlar ve ihtilafa sebep olan yönleri ile beraber Gazâlî'nin içerisinden geldiği kelam geleneği ve üzerinde çalışmalar yaptığı felsefe geleneği arasında 'İrade Varlığı Olarak Tanrı'nın nasıl temellendirildiğini incelemeyi hedeflemektedir. Key Words: Islamic Law, Formalism, Formalism, Formalism, Law, Legal Interpretation, Legal Uncertain, Chill, Remedy

AllahBiçimcilikGazzali+4
Hatice Nur Kırıcıoğlu
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Vasiyet (Belirli mal bırakma)

Mirasbırakanın, vasiyetname ya da miras sözleşmesi yoluyla bir kişiye, mirasçı atama anlamına gelmeksizin, bir malvarlığı menfaatini kazandırma amacıyla tasarrufta bulunması, vasiyet olarak adlandırılmaktadır. Maddi anlamda ölüme bağlı bir tasarruf olan vasiyet, mirasın açıldığı anda vasiyet alacaklısına bir alacak hakkı kazandırmakta ve bu bağlamda vasiyet alacaklısı ile vasiyet yükümlüsü arasında bir borç ilişkisi kurmaktadır. Vasiyete konu malvarlığı menfaatinin kazandırılması, vasiyet alacaklısı ile vasiyet yükümlüsü arasında yapılacak, o vasiyet konusuna özgü sağlararası bir hukuki işlemle mümkün olmaktadır. Çalışmanın amacı, vasiyet tasarrufunun her yönüyle incelenmesi ve bu bağlamda, teorik tartışmalara ilişkin değerlendirmelerde bulunulması ile uygulamada karşılaşılabilecek sorunlara çözüm önerileri getirilmesidir. Çalışmada öncelikle vasiyetin tanımı, özellikleri, unsurları ve konusuna ilişkin açıklamalara yer verilmiş; benzer hukuki müesseselerle karşılaştırma faaliyetinde bulunulmuştur. Daha sonra vasiyetten doğan borç ilişkisinin tarafları, vasiyetin geçerlik koşulları ve türleri incelenmiştir. Son olarak vasiyetin yerine getirilmesi, vasiyetin yerine getirilmesinde sıra ve vasiyetin yerine getirilmemesinden doğan sorumluluk üzerinde durulmuştur.

Miras hakkıMiras hukukuVasiyet+1
Ayşe Merve Belge
Çankaya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessAR

منهج القرآن الكريم في التربية الأسرية موعظة لقمان أنموذجاً: دراسة تحليلية عنوانالأطروحـة:

The purpose of this thesis is to study and analyze the commandments of Luqman al-Hakim to his son as mentioned in the Holy Qur'an as a model for the Holy Qur'an's approach to family education. The importance of this study comes from the importance of the Holy Qur'an's call to human education, preparation and rehabilitation, and from the status of Luqman's commandments in the conscience of the Islamic nation. God gave him great wisdom, careful consideration, and a high sense of everything that is morally valuable. Since the wills of his son are a high model of education that the world seeks today to theorize and solve its problems, the study followed the descriptive approach in its historical part when translating the Prophet Luqman, and reviewing what the books have found about him, likewise, the descriptive approach, with its inductive and analytical part, is the shortest and most useful method for addressing the problem of the study and achieving its objectives, which is represented by the analysis of the testaments to extract its educational principles. The study concluded the following: The Holy Qur'an is a way of life that should be referred to when setting educational policies, plans and programs to meet contemporary educational challenges, and because it is valid for all times and places. Luqman's commandments are considered among the most brief and informative of what was said in family education and morals. Therefore, they are a unique educational model and the basis of Islamic education, as they contain many values and principles that form a strong general philosophy for all programs that can be built upon to establish morals in modern societies. And that these commandments centered on basic values that are being lost today, and attacked in a blatant way, such as: the value of monotheism, honoring parents, prayer, enjoining good and forbidding evil, acclamation and public morals, each of which is a pillar that if it collapses, society will fall, he also notes the distinguished educational method that Luqman presented to every father, advisor, or caller to God, which is based on humility, gentleness, and teaching with love and kindness. This can be sought from the divine discourse that conveyed the words of Luqman in the most eloquent language, and the most delicate of what is kindness and dialogue.

Hussein Ali Hussein Al-mousa
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessAR

أحكام الفرائض والوصااي يف املذهب الشافعي )دراسة مقارنة

The science of inheritance is a fixation of the rights of the living and the dead, and this art is half of the science, and this study sheds light on the provisions of inheritance and will in the book "Al-Tahtheeb" of Imam Al-Baghawi. By defining the concept of inheritance and will, and explaining the legal shares in inheritance, and mentioning the benefit of the differences of jurists in some inheritance issues that were not explained in the Sharia from the Book or the Sunnah, and the jurisprudence of the jurists in this matter. In order to achieve the objectives of the study and its objectives, the researcher followed the historical descriptive approach when researching the biographical and scientific biography of Imam Al-Baghawi, his era, and his political, economic and cultural events. His book and the approach used in it were also introduced. The researcher followed the inductive and analytical approach when collecting issues of inheritance in the book and transferring the sayings of scholars about them, then analyzing them to reach the most correct ones, and what is in agreement with the spirit of Sharia and the public interest. The most important results of this study: The author's concern for rooting issues of inheritance, so he transfers what has been proven from the evidence from the Book and the Sunnah regarding the issues he mentioned, and he also conveys the opinions of the public and others from other schools of thought such as the Imamiyyah and Ibadi schools, and he is likely based on the evidence, even if it contradicts his Shafi'i school of thought, such as the issue of what was stated in the meaning of the commandment, where he chose the Hanafi school. Among what he preferred in his book is that full brothers share with maternal brothers in a third of the estate, and the reason is the strength of their kinship to the deceased on the father and mother side He did not neglect the linguistic and terminological side of the definitions, so he used to explain the strange vocabulary with the help of linguistic dictionaries, then he mentioned the idiomatic meaning. The many sayings and quotations that he mentioned in his book indicate the abundance of his knowledge and the diversity of his knowledge resources, which made his book a rich material for study and an essential source in the science of inheritance. Keywords: Inheritance. Al-Faraʾiḍ. Will. Al-Baghawi, Al-Tahtheeb.

Thakır Mohammed Mahmood Al-warıdı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İbn Hazm'da irade ve insanın hürriyeti problemi

?İbn Hazm'da İrade ve İnsanın Hürriyeti Problemi? isimli tezimizin konusu, İbn Hazm'ın Kelam ilminin konuları kapsamına giren ve hem kelamcıları hem de filozofları ilgilendiren irade ve insanın hürriyeti meselesindeki görüşlerinin araştırılmasıdır. Bu sebeple İbn Hazm'ın görüşlerini hem kelamcılar hem de filozoflarla karşılaştırmalı olarak incelemeye çalıştık.Birinci Bölüm'de Endülüs'ün siyasî, dinî, sosyo-kültürel yapısı, İbn Hazm'ın hayatı, siyasî, ilmî ve mezhebî şahsiyeti, usulü ve Endülüs'ün İbn Hazm üzerindeki etkileri gibi konuları ele almaya gayret ettik.İkinci bölümde ise ?İbn Hazm'da İrade ve İnsanın Hürriyeti Problemi? başlığı altında öncelikle araştırmamızın temel kavramları olan irade ve hürriyet kavramlarını inceledik. Yine bu bölümde irade ve hürriyet probleminin felsefede nasıl ele alındığını, İslam felsefesinde konunun nasıl değerlendirildiğini, kelam ekollerinin konuya nasıl yaklaştıklarını göstermeye çalıştık. Bu bölümü incelerken hürriyet problemi ve bu problemi yakından ilgilendiren irade, kudret-istitâat, fiil, kaza ve kader gibi konulara özellikle İbn Hazm'ın bakışına kelam ekollerinin görüşleriyle karşılaştırmalı olarak yer vermeye çalıştık.Anahtar Kelimeler: İbn Hazm, İrade, Fiil, İnsan Hürriyeti, Kelam.

FelsefecilerKelamÖzgürlük+3
Şule Burcu Çam
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Vasiyetle ilgili rivayetlerin değerlendirilmesi -Sahih-i Buharî özelinde-

İslam literatüründe Kur'an-ı Kerim'den sonra en önemli kitap kabul edilen Sahih-i Buhâri, kendi dönemi ve kendisinden sonraki dönemlerde Müslümanlara dinî alanda ışık tutmuştur. Sahîh-i Buhâri'nin diğer hadis kitaplarından daha güvenilir kabul edilmesinin sebebi, müellifinin sened ve metinlerin tespitinde gösterdiği titizliktir. Bu nedenledir ki üzerinde çok fazla şerh ve inceleme yapılmış; yapılmaya da devam edilmektedir. Sahih'in tamamı ve belli bölümleri incelemeye tabi tutulmuş ve üzerinde çok sayıda çalışma yapılmıştır. Ancak bizim tespit ettiğimiz kadarıyla, müstakil olarak vasiyet konusu üzerinde, diğer konulara nispeten çok fazla çalışılmamıştır. Bu nedenle Sahîh-i Buhâri'nin vasiyet bölümünün incelenmesini kararlaştırdık. Günümüzde vasiyet konusu tam olarak bilinmemektedir. Vasiyet konusundaki hadis çalışmaları diğer konulara göre geride kalmış, istenilen seviyeye ulaşamamıştır. Konumuzu Sahih-i Buharî özelinde yapmamızın sebebi ise Sahih-i Buhâri'nin Kur'an-ı Kerim'den sonra en güvenilir kaynak olması ve içinde vasiyet konusu ile ilgili yeterince rivayetin bulunmasıdır. Bu çalışma giriş, onu takip eden üç bölüm ve sonuç kısımlarından oluşmaktadır. Giriş bölümünde araştırmanın konusu, amacı ve önemi üzerinde durulmuştur. Onu takip eden birinci bölümde; Buhâri'nin hayatı, ilmi kişiliği anlatılmış; Sahih-i Buharî hakkında bilgi verilmiştir. Aynı zamanda 'vasiyet' kelimesinin tahlili yapılmıştır. İkinci bölümde; vasiyet bölümünün bâb başlıkları, senedlerin incelenmesi, râvi şeceresi, âli-nâzil isnad ve konu bakımından hadisler değerlendirmeye alınmıştır. Üçüncü bölümde ise önce Kütüb-i Sitte'nin diğer müellifleri hakkında kısa bilgiler verilmiş daha sonra vasiyet bölümleri karşılaştırılmıştır. Sonuç bölümünde ise genel değerlendirme yapılmıştır.

Kütüb-i SitteRivayetlerSahih-i Buhari+2
Dursun Aykut
Yozgat Bozok University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Eş'arîlik ve Schopenhauer düşüncesinde irade anlayışı

Tez çalışmasının temel amacı Kelâm ilmindeki irade anlayışı ile Schopenhauer'in irade felsefeni inceleyerek karşılaştırmalı bir analiz yapmaktır. Çalışmada Kelâm düşüncesinde tarihsel olarak ortaya çıkan Kelâmî mezheplerin irade ve irade özgürlüğü düşünceleri literatür taraması yapılarak incelenmiştir. Kelâmî yaklaşımlar temelde üç farklı kategoride irade konusunu tartışmışlardır. Birinci yaklaşıma göre insanın özgür iradesi yoktur. İnsan ancak Allah'ın dilemesi ve O'nun izin verdiği kadar eylem ve davranışlarda bulunur. Bu görüş Cebriyye ekolünde katı bir şekilde savunulmuştur. Daha ılımlı savunucusu ise Eş'arî geleneğidir. İkinci görüş, Mu'tezilî düşünce tarafından temsil edilmektedir ve insan fiillerinde tam bir özgürlük vardır. Aksi takdirde insanın yapıp etmelerinde ahlaki bir sorumluluk yüklenemez. Aynı zamanda insan Allah'ın vermiş olduğu akıl ile seçebilme kudretine sahiptir. Üçüncü görüş Mâtürîdî düşünce mensuplarınca savunulmaktadır. Onlara göre insan davranışları bir taraftan Allah'ın insana verdiği cüz'î iradesinin etkisi altındadır. Diğer taraftan Allah'ın iradesinin insanda bulunmasını takdir etmesi dolayısıyla insani seçimler küllî iradeye bağlıdır. Schopenhauer'in düşünceleri modern Batı düşünce geleneğinde hâkim olan idealist ve realist fikri ekollerden ayrı düşünülebilir. Schopenhauer, Batı aydınlanmasının aklı ön plana çıkartan insan davranışı açıklamalarına karşılık, aklın yerine sezgi, karakter ve diğer irrasyonel motivasyonlara daha fazla değer vermiştir. Schopenhauer aynı zamanda çağının ana akım deist düşünce kültürü yerine, kendisinin ateist temellere dayalı düşüncesini yerleştirmeye çalışmıştır. Bu anlamda Schopenhauer'e göre bütün olayların müsebbibi her şeyin üstünde ve her şeyi kontrol edebilen güç, mutlak iradedir. İrade insan davranışları da dahil olmak üzere evrendeki her şeyi kendi amacına uygun olarak kontrol ve idare etmektedir. Bu nedenle insanın irade özgürlüğünden söz edilemez. Kelâmî düşüncede ve Schopenhauer felsefesinde iradeye yönelik açıklamalar bazı noktalarda paralellik göstermektedir. Ancak Kelâmî düşüncede Allah'a atfen yapılan açıklamalar, Schopenhauer'de metafizik bir olgu olarak irade olgusuna dayanılarak yapılır. Bununla birlikte irade kavramı ve uzantıları Kelâm ilminin açıklamaları ile Schopenhauer'in açıklamalarının ortak birçok noktada buluştuğu görülür. Tez çalışması öncelikle Kelâmî düşüncedeki irade kavramını ele aldıktan sonra Schopenhauer'in düşüncelerine yer vermiştir. Yapılan araştırma sonucunda, iki görüş arasında ortak ve zıt görüşlerin olduğu tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: Schopenhauer, Kelâm, irade, irade özgürlüğü, istitaat, kesb, küllî irade, cüz'î irade, determinizm

DeterminizmEş`ariKelam+5
Rüveyda Şıvgın
Yozgat Bozok University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00

Related subjects