Turkish handcrafts

79 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Sûrnâme-i Hümâyûn'da el sanatlarını konu alan tasvirlerin incelenmesi

Sûrnâme-i Hümâyûn (İntizâmî Sûrnâmesi 1582, TSMK H.1344); Osmanlı kültür hayatı, sanat tarihi ve edebiyat tarihi açısından çok zengin bir kaynaktır. Sultan III. Murad Han'ın şehzadesi Mehmed'in sünnet düğününü konu alan el yazmasıdır. El yazması eserde zanaat içeren meslek erbablarının tasvirleri; biçim, içerik ve renk çözümlemesi bu tez kapsamında araştırılmıştır. Tez çalışmasında Sûrnâme-i Hümâyûn'daki (1582) tasvirlerin; şeker işleri (24b-25a), camcılar (32b-33a), Hz. Eyyubi Ensari dervişleri (53b-54a), eski bezistan ehli (79b-80a), peştamal dokuyanlar (81b-82a), mühreciler (99b-100a), aynacılar (105b-106a), Süleymaniye Camii maketi (190b-191a), hattatlar (213b-214a), kutucular (217b-218a), bakırcılar (254b-255a), hakkâklar (268b-269a), Simurg kuşu (280b-281a), divitçiler (326b-327a), kemhacılar (330b-331a), kuyumcular (356b-357a), sandıkçılar (369b-370a) ve çömlekçiler (405b-406a) el sanatlarına ait meslek grupları ve özellikleri incelenmiştir. Sûrnâme-i Hümâyûn ayrıntılı olarak ele alınmıştır. Sûrnâme-i Hümâyûn'daki özellikler, mekânın, kullanılan renklerin ve sahnelerin özellikleri üzerinde durulmuştur. Mekânsal derinliği kuran ögeler incelenmiştir. XVI. yüzyıldan günümüze ulaşmış olan Sûrnâme-i Hümâyûn tasvirleri; dönemin özelliklerini, meslek erbablarının kıyafetlerini, kıyafetlerinde kullanılan renkleri ve mekânın kuruluşu ile sünnet düğününün yapıldığı At Meydanında düğünde olup biten her şeyi sunmuştur. Tasvirlerde verilmek istenen duygu, düşünce ve imgelerin tümü biçim, içerik ve renk açısından incelenmiştir. Tezin araştırma sürecine kaynaklar taranarak başlanmıştır. Konunun bulunduğu kaynağa ulaşmak için Topkapı Sarayı ile görüşülmüştür. Pandemi nedeniyle el yazması eser, yerinde görülüp incelenememiştir. Pandemi sonrasında eser yerinde incelenmek istendiğinde koleksiyon sayım sürecinde olduğundan buna izin verilmemiştir. E-posta yolu ile eserin envanter bilgileri, ilk 100 varakı ile literatürde bulunmayan yedi adet tasvirli sayfası Topkapı Sarayından temin edilmiştir. Tasvirlerin çoğuna Milli Saraylar İdaresi Başkanlığı Arşivi (Topkapı Sarayı Yazma ve Matbu Eserler Koleksiyonu) H.1344 numara ile kayıtlı "Sûrnâme-i Hümâyûn" kitabından ve N. Atasoy'un "1582 Sûrnâme-i Hümâyûn Düğün Kitabı" adlı eserinden ulaşılmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde; tasvir sanatının tanımı, tarihçesi, temel özellikleri ve tasvirin yapımı anlatılmıştır. Türk tasvir sanatının başlangıcından, Osmanlı Dönemi tasvir sanatına kadar olan süreçteki eserlere değinilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde Sûrnâmenin tanımı, tarihçesi ile ilgili araştırma yapılmıştır. Günümüze kadar ulaşan tasvirli ve tasvirsiz sûrnâmeler hakkında bilgi verilmekle birlikte, Sûrnâme-i Hümâyûn'un diğer sûrnâmelerden farkı ve özelliği üzerinde durulmuştur. Nakkaş'ın Sûrnâme-i Hümâyûn analizinden sonra tasvir tekniği tespit edilerek kullanılan teknik malzeme, renk değişimleri vb. dönemin kültürel özelliklerine göre tasvirlerin özellikleri belirlenmiştir. Tezin temel bölümünü oluşturan, üçüncü bölüm katalog kısmında ise; At Meydanı'ndaki geçişlerde sunulan el sanatları tasvirleri tanıtılmıştır. Çalışmanın dördüncü bölümünde değerlendirme, karşılaştırma ve sonuç başlığı altında Sûrnâme-i Hümâyûn'da el sanatlarını konu alan tasvirler kendi sayfaları bağlamında karşılaştırılmış ve değerlendirilmiştir. Sûrnâme-i Hümâyûn'un, Vehbî Sûrnâmesi'ne nasıl etkisi olduğuna, iki eser arasındaki benzerlikler ve farklılıklara değinilmiştir. Sûrnâme-i Hümâyûn ve Sûrnâme-i Vehbî, düzen (kopmozisyon), derinlik (perspektif), çizgi, renk ve ışık özellikleri bakımından karşılaştırılmıştır. Sonuç olarak, aralarında yüzyıl farkı olmasına rağmen Sûrnâme-i Hümâyûn ve Sûrnâme-i Vehbî Osmanlı dönemine kaynaklık eden, günümüze kadar gelmiş, belge niteliğinde eserler olduğu görülmüştür. Nakkaş Osman ve Levnî, Osmanlı tasvir sanatına düzen şeması ve renk açısından çok şey kazandırmıştır. Anahtar Kavramlar: At Meydanı, İntizâmî Sûrnâmesi, Nakkaş, Sûrnâme, Tasvir Sanatı, Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi.

El sanatlarıSurname-i HümayunSurnameler+3
Nesrin Çiftçi Çal
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Osmanlı çini motiflerinden lale motifinin logolarda kullanımı ve DPÜSEM örneği

Bir marka olmak için işletme veya kurum kendini diğer markalardan ayıran bir görsel kimliğe sahip olmalıdır. Kurum kimliği unsurlarından biri olan logolar ise kurum ya da markanın görünen gücü olarak tanımlanabilir. Bu güç, kurum ya da markanın müşteriye verdiği güvencenin bir göstergesidir. Bu gücü elde etmek için tasarımcılar çok özgün tasarımlar ve kalıcı olan logolar tasarlayarak markayı ön plana çıkartıp daha etkili hale getirmek zorundadırlar. Bu çalışmada lale motifinin güçlü bir marka görsel kimliği oluşturup oluşturamayacağı incelenmiştir. Günümüzde Osmanlı dönemi geleneksel Türk Sanatları hemen hemen her yerde göze çarpmaktadır. Osmanlı sanatının varlığı ve önemi dünyanın her yerinde bilinmektedir. Bu kültür değerini yaşatmak yeni neslin tasarımcıları olan bizlere düşmektedir. Markaların görsel kimliğini kurumsal bir yapıya kavuşturan biz tasarımcılar Osmanlı lale motifini yeni nesil tasarımlara yansıtarak yaşatmalı yeni bu sanat değerlerini kaynak olarak kullanmalıyız. Grafik tasarımcılar tasarımlarını özgün kendine has üsluplarını kullanarak genellikle markanın amacı, misyonu ve hedefleri konusunda araştırmalar yaptıktan sonra tasarlamaktadırlar. Tabi ki bir marka için tasarlanacak logo fizibilite çalışması doğrultusunda ona uygun olan karakterde yapılmalıdır. Ancak çok ünlü markaların görsel kimlikleri bazen çok farklı çıkış noktaları kullanılarak tasarlanmaktadır. Bu doğrultuda lale motifi ile bir marka logosu tasarlarken markanın bir sanat işi ya da ona yakın bir iş yapılmasına gerek yoktur. Bu çalışmanın uygulama aşamasında Dumlupınar Üniversitesine bağlı DPÜSEM'in logo tasarımında lale motifli desenler kullanarak logo kurumsal kimlik tasarımının ilk basamağının gerçekleştirilebileceği kanıtlanmıştır.Anahtar Kelimeler: Logo, Marka, Çini Motifi, Lale.

Dumlupınar ÜniversitesiEl sanatlarıLale+8
Hüseyin Ocak
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Geleneksel Türk el sanatlarından Tokat ahşap baskı yazmacılık sanatı ve yaşayan son ustaları

Bu araştırmada; bulunduğu yörenin tarihi ve coğrafi yapısıyla ilgili olduğu düşünülen Tokat Ahşap Baskı Yazmacılık Sanatı'nın gelişim süreci ve bugünkü durumu ele alınmıştır. Basılı ve internet yayınlarının taranması ile yaşayan son üç Yazmacılık ustalarıyla yapılan görüşmelerden veri elde etme yoluna gidilmiştir. Elde edilen veriler değerlendirildiğinde; Tokat Ahşap Baskı Yazmacılık Sanatı'nın tarihteki en eski kumaş desenleme yöntemlerinden birisi olup, nesilden nesle yaşatılan kültürün sanat ile birleşen bir dil olduğu, fakat 600 yıllık geçmişe sahip olan bu sanatın bugün sürdürülebilirliğinin azaldığı anlaşılmıştır. Araştırmanın sonuç bölümünde Tokat Ahşap Baskı Yazmacılık Sanatı'nın taşıdığı kültürel önem belirtilerek, bu sanatın devamlılığının yeniden sağlanması için önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Geleneksel, Yazmacılık Sanatı, Tokat Yazmacılığı, Ahşap Kalıp, Tokat Ahşap Baskı Sanatı.

El sanatlarıGeleneksel Türk sanatıTokat+2
Fatih Mehmet Açar
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Kırgız Şırdak geleneğinde kullanılan desenlerin ebru sanatında uygulanabilirliği

Bu araştırmada Kırgızistan'ın el sanatlarından biri olan şırdak keçe sanatının tanıtılması, kullanılan motifler ve anlamlarının kayıt altına alınması, farklı bir sanatla ilişkilendirilerek dikkat çekilmesi planlanmıştır. İki farklı sanat arasında köprünün oluşturulması, gelecek kuşaklara aktarılması, disiplinler arası sanatlar ile dikkat çekebileceği hedeflenmiştir. Kırgızistan'ın Narin, Koçkor, Celal-Abad, Issık şehirlerinde bulunan geleneksel el dokuması şırdak halı motiflerinin Türk ebru sanatına uygulanmasıdır. Ebru sanatında akkâse tekniği, bir motifin veya yazı örneğinin kâğıt veya deriden oyulması ile meydana getirilen eserlere denilmektedir. Ebru sanatında akkâse tekniğinin farklı materyal kullanılarak uygulanabilirliğini göstermek ve ebru sanatına şırdak halı motifleri ile farklı bir boyut kazandırmak amacıyla kâğıt üzerine orijinal birebir şırdak halı-kilim motifleri tasarımları yapılarak uygulanmıştır. Kırgız motiflerini tanıtmaya çalışırken, yapmış olduğumuz alan araştırması sonucu elde edilen bulgulardan hareket edilerek ebru sanatı akkâse tekniğine uygulanması gerçekleştirilmiştir. Kırgızistan ile ilgili eserleri okumak, Kırgız halkı hakkında bilgi edinmek, geleneksel el sanatları ve uygulanan motifler ve anlamlarının içerdiği kaynaklar takip edilmiştir. Motiflerin anlamlarını bilen bilirkişiler ile mail ve sosyal medya üzerinden temas kurularak yazılı kaynaklara ulaşılmıştır. Makale, kitap, sergi, festival, sanatsal ve bilimsel çalıştay ve sempozyumların yapılması ile tarihin derinliklerinden günümüze ulaşan şırdak halıların literatüre kazandırılması, gelecek kuşaklara taşınması gerekmektedir. Türk el sanatı olan ebru sanatı teknikleri ile birleştirerek ortak noktaları üzerinden motif uygulamalarını gerçekleştirmek ve kayıt altına alarak, farklı ortak alanlar ile de birleşebileceğini göstermek, dikkat çekmek, bu sanatın yaşatılmasını sağlamasına yardımcı olacaktır.

Ebru sanatıEl sanatlarıKeçecilik sanatı+2
Songül Kartal
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Fine Arts
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Yahyalı halıcılığının günümüzdeki durumu

Yahyalıda halıcılık faaliyetlerinin başlangıcının tam tarihi bilinmese de 19.yy öncesine dayandığı tahmin edilmektedir. Yahyalı halıları kendine has desenleriyle Türk halı sanatı içinde önemli bir yere sahiptir. Yahyalı halılarının Türk halı sanatı içinde belli bir konuma sahip olmasına rağmen herhangi bir güncel çalışma yapılmamış olması açısından bu çalışma önemlidir. Bu araştırmada, Yahyalı halılarının günümüzdeki durumunu belirlemek, teknik özellikleri açısından incelemek, desen ve motiflerini belgelemek amaçlanmıştır. Ayrıca dokumacıların demografik özellikleri, ekonomik durumları, sağlık durumları ve kullanılan araç gereçler belirlenmiştir. Yahyalı halılarının desen çizimlerinin ayrıntılı olarak yapılması ve bir kataloga dönüştürülmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla, yörede ulaşılabilen günümüz Yahyalı halıları tek tek incelenmiş, fotoğraf ve çizimlerle desteklenmiştir. Yahyalı halılarının desen isimlerine göre birçok çeşidi bulunmaktadır. Bunlar; dabazlı, kandilli mihraplı, kirazlı, karpuzlu, üç göbekli, kavacık gibi çeşitlerdir. Yörede geçmişte her evde dokumanın yapıldığı fakat günümüzde yok denecek kadar az tezgâh kaldığı tespit edilmiştir. Halı üretiminin durma noktasına geldiği, unutulmaya yüz tuttuğu belirlenmiştir. Yöre halıcılığının tekrar canlanması için bir Avrupa birliği projesinin yapıldığı ve atölye kurulduğu gözlenmiştir. Yahyalılı kadınların bu atölyede halı dokumaya başladığı, 2018 yılında atölyenin İşkur'a devredildiği öğrenilmiştir. Haftanın beş günü çalışan atölye 2019 Şubat ayından itibaren protokolün yenilenmemesi nedeniyle kapanmış, böylece halıcılığa değin tek faaliyet de sona ermiştir. Tarihi, desenleri ve çeşitleri ile önemli olan Yahyalı halılarının eski canlı günlerine geri dönmesi için devlet destekli ve sürdürülebilir projelerin uygulanması gerekmektedir. Anahtar Kelimeler: Yahyalı, Dokuma, Halı, Tezgâh

Dokuma tezgahlarıEl dokumalarıEl sanatları+3
Şerife Kaplanoğlu
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Amasra'da yaşayan el sanatlarından çekicilik

Geleneksel Türk el sanatlarında, en eski ve en yaygın yapı malzemelerinden biri ahşaptır. Hammaddesi ağaç olan ahşap oymacılığı; mimariden çeşitli eşyalara kadar her alanda kullanılmaktadır. Çünkü Anadolu ormanlık alan açısından zengin olduğundan ağaç kolayca elde edilmekte, kolay işlenebilmekte ve maliyeti de düşük olmaktadır. Ahşap oymacılığında kullanılan; yüzey oyma, ekleme, şebekeli oyma, torna gibi teknikler mevcuttur. Amasra'da bu tekniklerden en çok torna tekniğinin kullanılarak yapıldığı ahşap oymacılığının yöresel adı "Çekicilik Sanatı"dır. Araştırma, Bartın ili Amasra ilçesine ait çekicilik sanatının incelenmesini kapsamaktadır. Çalışmanın amacı, yok olmaya yüz tutmuş el sanatlarımızdan çekicilik sanatının geriye kalan ve sayıları azalan temsilcilerinin konuyla ilgili bilgi, tecrübe, duygu ve düşüncelerini derlemek, bu sanatı kalkındırmak ve geleceğe taşımak adına yapılan çalışmalara katkıda bulunabilmektir. Bu amaçla Ahatlar Köyü ile burada faaliyet gösteren atölyeler ve Amasra Çekiciler Çarşısı'nda incelemeler yapılmış, üretilen ürünler hammadde ve üretim tekniği yönünden incelenmiş, pazarlama koşulları tespit edilmiştir. Atölyelerde çalışan kişilerle görüşülmüş, yapılan ürünler ve yapım aşamaları fotoğraflandırılmıştır. En çok üretilen ürünler arasında mutfak araç gereçlerinden şekerlikler, kâseler, çatal, kaşık, kepçe gibi servis araçları, çerez takımları, fındık kıracakları, baharatlıklar, havanlar, hediyelik ve dekoratif amaçlı ürünlerden vazolar, çeşitli biblolar, anahtarlıklar, magnetler, portreler, günlük kullanım amaçlı ürünlerden rahleler, sandıklar, isimlik-kalemlikler, oyuncaklar, deniz fenerleri, küllükler yer almaktadır. Bu ürünler çeşitli şekillerde pazarlanmaktadır. Bir kısmı Çekiciler Çarşısı'nda satılmaktadır. Bir kısmı sipariş üzerine Türkiye'nin her yerine gönderilmekte ve bu siparişlerin çoğu internet aracılığıyla kurulan satış siteleri ile alınmaktadır. Bir kısmı da ürünleri pazarlayanlar tarafından kendi imkânlarıyla götürülüp satış merkezlerine verilmektedir. Yöre insanlarıyla ve ustalarla yapılan görüşmeler neticesinde çekicilik sanatının geçmiş yıllara oranla azaldığı, hatta farklı iş kollarının tercih edildiği sonucuna varılmıştır. Çekicilik sanatının azalmasının en öncelikli sebebinin maliyeti düşük Çin mallarının tezgâhlarda yerini alması olduğu görülmüştür. Çekicilik sanatı ustalarının sabit olmayan gelirleri, bu gelirin ihtiyaçları karşılamadaki yetersizliğinden kaynaklı farklı iş kollarının tercih edilmesi, gençlerin sabır ve zaman isteyen, getirisinin düşük olduğu bu mesleği tercih etmemesi, bütün bu nedenlerden dolayı bu sanata ilginin azalmasıyla birlikte babadan oğula, nesilden nesile aktarılamaması diğer önemli sebeplerdir. Çekicilik sanatını yaşatmak ve gelecek kuşaklara aktarmak adına öncelikle Çin mallarının yöreye girişi konusunda sınırlamalar getirilmelidir. Çekicilik sanatının geleneksel haliyle tanıtımı hem yurt içinde hem de yurt dışında basın-yayın organları aracılığıyla daha fazla ve dikkat çekici bir şekilde yapılmalıdır. Hammadde konusunda ustalar desteklenmeli, maliyeti düşürülmelidir. Bu sanat ile ilgili gençlere iş olanakları sağlanmalı, bu mesleği icra edenler geçim kaygısı taşımayacak şekilde istihdam edilmelidir. Ayrıca Milli Eğitim Bakanlığı, geleneksel Türk el sanatlarına ders müfredatlarında daha geniş yer vermeli, bu kapsamda ahşap oymacılığı da müfredat içerisinde yerini almalı, çocuklarımız ve gençlerimiz bu meslekleri tanımalı, milli kültür ve değerlerimiz konusunda bilinçlendirilerek ilgisi ve yeteneği olanların önünü açacak fırsatlar verilmelidir. Üniversitelerin ilgili bölümlerinde ise ahşap işçiliği ile ilgili araştırmalar yapılmalı, kaybolmaya yüz tutmuş bu sanatımız gün yüzüne çıkarılmalıdır. Anahtar Kelimeler: Ahşap, Çekicilik, Gomalak, Kayacık Ağacı, Torna.

Bartın-AmasraEl sanatlarıGeleneksel Türk sanatı+2
Asuman Ayrıksa
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Alanya ipekli el sanatlarına yön verenler

İpekböceği yetiştiriciliği ile elde edilen kozalar ipek üretiminin temel kaynağını oluşturmaktadır. Çeşitli aşamalardan geçen kozalar, ipek ipliği olarak işlenmiş ve birçok işlevsel ipekli ürünün ortaya çıkmasını sağlamıştır. Yüzyıllardır devam eden ipekböcekçiliği, ipek üretiminde kültürel bir birikimle estetik zeminin birleştiği bir çatı haline gelmiştir. Anadolu topraklarında da ipeğin üretimi temelde ticari bir uğraş olarak şekillense de geçen zaman dilimi içerisinde geleneksel bir kültür kimliği şeklini almıştır. Özellikle Alanya bölgesinde 18. yüzyılın sonlarıyla birlikte başlayan bu uğraş alanı, usta-çırak ilişkisiyle genişlemiş adeta yöre ile özdeşleşen bir faaliyet haline gelmiştir. Alanya, yapılan girişimlerle kısa sürede ipek üretiminin merkezi olmuştur. Günlük kullanılan giysilerden, süs eşyalarına, ev tekstillerinden, aksesuarlara kadar sosyal yaşamın her alanında ihtiyaçları karşılamak için birçok işlevsel ürün ortaya çıkmıştır. Modernleşme süreciyle başlayıp günümüzde de devam etmekte olan kırdan kente göç olgusu, birçok geleneksel bağlamı yok ettiği gibi ipekböceği yetiştiriciliğini ve ipekli el sanatlarını da olumsuz etkilemiştir. Günümüzde unutulmaya yüz tutan bu geleneksel öğretinin, sanatsal bir uğraş olarak gelecek nesillere aktarılması oldukça önemlidir. Bu doğrultuda hazırlanmış olan çalışmanın temel amacı, Alanya bölgesinde ipekli el sanatlarını temsil eden önderler üzerinden ipekli el sanatlarının gelecek kuşaklara aktarılmasını sağlamak olarak belirlenmiştir. Nitel araştırma yöntemi kullanılarak katılımcılarla görüşmeler yapılmış ve elde edilen veriler betimsel olarak analiz edilmiştir. Bu verilere ek olarak sahadan çekilen görsel kayıtlar ve katılımcıların kendilerine ait eser envanterleri derlenmiştir. Araştırmanın evreni Alanya İlçesi olup, örneklem sayısı 5 katılımcıdan oluşmaktadır. Katılımcılar, Alanya Ticaret ve Sanayi Odası, Alanya Halk Eğitim Merkezi, Alanya Belediyesi, Alanya İlçe Tarım Müdürlüğü gibi kurumlardan derlenen bilgiler doğrultusunda kota örneklem yöntemiyle Nurten Gümüş, Rauf Sadullahoğlu, Refika Toklu, Seyfettin Çelik ve Yusuf Çelik olarak belirlenmiştir. Bulgularda temel olarak ipekli el sanatları bağlamında, katılımcıların yaşamları, mesleki deneyimleri, karşılaştıkları sorunlar ve Alanya ipekli el sanatlarına katkılarının neler olduğu aktarılmıştır. Katılımcıların karşılaştıkları sorunlardan hareketle ipekli el sanatlarının Alanya evreninde gelecek kuşaklara aktarılması ve daha popüler hale gelmesi noktasında değerlendirmeler yapılmış ve çözüm önerileri sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Alanya, İpek, İpekli Dokuma, İpekli El Sanatları, İpek Böcekçiliği

Antalya-AlanyaEl sanatlarıTürk el sanatları+3
Azime Güven
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Kırşehir kültürel değerlerinin deri işleme sanatıyla yaşatılması

Birçok medeniyete ev sahipliği yapan Kırşehir, Türklerin Anadolu'ya yerleşmesi ile Selçuklu Devleti döneminde önemli bir kent olmuştur. Yörede Türk kültürünün hakim olması el sanatları alanında da ilin zengin bir merkez olmasını sağlamıştır. Bu el sanatlarından biri de dericiliktir. Ahiliğinin kurucusu olan Ahi Evran'ın, Moğolların baskısı sonucu Kayseri'den göç etmek zorunda kalması ve Kırşehir'e yerleşmesi ile dericilik sanatı da yörede köklü bir gelenek oluşturmuştur. Ancak dericilerin piri sayılan Ahi Evran'ın Kırşehir'e kazandırdığı bu el sanatı, zamanla yaşam koşullarının değişmesi sonucunda diğer el sanatları gibi gerilemeye başlamış ve devrini tamamlamıştır. Bu çalışmada, Kırşehir kültürel değerleri temel alınarak bunları deri ürünlere aktarmak amaçlanmıştır. İlin mimariden el sanatlarına, müzik kültüründen geleneklerine kadar zengin bir kültür birikimi bulunmaktadır. Bu kültürel değerlerden deri ürünlere aktarmak üzere Cacabey Medresesi, Ahilik Kültürü, Abdal Kültürü, Dokumacılık, Evlenme adetleri ve Kırşehir haritası seçilmiş ve öncelikle bu kültürel değerleri en iyi yansıtacak tasarımlar ortaya konulmuştur. Daha sonra tasarımlar uygun teknik ve yöntemlerle deri üzerine geçirilerek bazı dekoratif ve kullanım eşyalarına dönüştürülmüştür.

Deri sanatıDericilikEl sanatları+3
Oğuz Alim Orkun
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Aksaray Müzesi envanterine kayıtlı sandukaların süsleme özellikleri

Taş; mimaride tarih boyunca kullanılmış, yapıların tüm cephelerinde, taç kapılarda, minare, mihrap, minber, eyvan, çörten ve pencere kenarları gibi mimari unsurların yanı sıra sandukalar ve mezar taşlarının da ana yapı malzemesi olmuştur. Sandukalar, İslamiyet'ten sonra Anadolu'da özellikle Selçuklular Döneminde saygın kişileri ebedileştirmek için yaygın olarak kullanılmıştır. Taş işlemeciliğinin en zengin örnekleri ile üzerleri süslenen sandukaların kullanımı Beylikler ve Osmanlı Dönemlerinde giderek azalmıştır. O dönemlere ait örnekler günümüzde mezarlıklar, türbeler ve müzelerde yer almaktadır. Bu çalışmada Aksaray Müzesi teşhirinde bulunan süslemeye yer verilen dokuz adet sandukalı mezar taşı incelenmiş ve eserler ait oldukları dönem ve süsleme özelliklerine göre açıklanmıştır. Eserlerin XIII. yüzyıl sonları ile başlayıp XVI. yüzyılın ilk yarısını içine aldığı görülmektedir. Süslemelerde ağırlıklı olarak bitkisel motifler kullanılmıştır. Bununla birlikte geometrik şekiller, süsleme unsurlu yazı, sade yazı ve birbirine ulanan sütunlardan oluşan süsleme ile palmetin dış çevresini oluşturan süsleme kullanılmıştır. Ayrıca mimari unsurlu süslemelerden mukarnas, günlük kullanım eşyası olan sembolik unsurlardan kandil ve vazonun da yer aldığı eserler tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Aksaray Müzesi, taş süsleme, sanduka

AksarayMezar taşlarıMotifler+7
Elif Bölükbaş
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Maysa ve Bulut animasyon dizisinde yer alan dokumalardaki motiflerin incelenmesi

Özellikle yeni teknolojilerin etkisiyle hızlı bir şekilde küreselleşen dünyamızda popüler kültür olarak adlandırılan kitle kültürü yaygınlaşmaktadır. Kitle kültünün etkisi altında kalan topluluk ya da gruplara ait kültürler çeşitli öğelerini teker teker kaybetmektedirler. Bu kaybolan öğeler çoğunlukla örf, adet, anane gibi somut olmayan kültürel miras öğeleridir. Bu öğelerin kaybolmasını engelleyerek, kültürel çeşitliliğin ve devamlılığın sağlanabilmesi için toplumsal kültürün yeni kuşaklara aktarımı şarttır. Kitle kültürünün etkilerine karşı kullanılabilecek en etkili araç yine kitle kültürünün yaygınlaşmasında en büyük rolü oynayan televizyonlardır. Özellikle çocukların ilgisini çeken ve başından kalkmak istemedikleri animasyon dizilerinin kültür aktarım aracı olarak kullanılması son derece etkili olmaktadır. Doküman incelemesi şeklinde gerçekleştirilen bu çalışmada "Maysa ve Bulut" animasyon dizisinde yer alan ve dokumalarda kullanılan motifler belirlenerek, bu motiflerin alanyazında yer alan motifler ile tutarlılığı incelenmiştir. Yapılan incelemeler sonucunda Maysa ve Bulut animasyon dizisinde toplam 54 farklı motifin kullanıldığı belirlenmiştir. Bu motiflerin 20 tanesi doğum ve çoğalma ile ilgili motifler, 22 tanesi hayatı simgeleyen motifler, 2 tanesi ölümü simgeleyen motifler, 7 tanesi günlük hayata dair betimlemeler ve 3 tanesi de tanımlanamayan motiflerdir. Belirlenen motiflerin büyük çoğunluğunun alanyazında yer alan motifler ile uyumlu olduğu belirlenmiştir.

Animasyon filmlerDokumalarEl sanatları+2
Filiz İslim
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Çini sanatında 16.yy saz yolu üslubu ve özgün uygulamalar

Tezyini sanatının önemli ekollerinden biri olan "saz yolu üslubu" II. Beyazıt döneminden başlamış, Kanuni Sultan Süleyman devrine kadar devamlılığını sürdürmüştür. Osmanlı saray nakkaş hanesinin baş nakkaşı olan Şah Kulu tezyini Türk sanatına "saz üslubunu" getirmiştir. 16.yy ilk yarısı ve 17.yy ortalarına kadar üretilmiş desenlerde, sivri uçlu, kıvrık hançer yapraklar, hatai çeşitleri ve natüralist hayvan figürleri, efsanevi hayvanlar ve mitolojik imgeler (peri, melek) vb. gibi olduğu bilinmektedir. Şah Kul'unun eserlerinde ise birbiri içine geçmiş tam desenler yer almaktadır. Motiflerin farklı boyama yöntemi ile belirginleştiği bilinmektedir. Osmanlı döneminde bulunan saz üslubu bezemeleri, Topkapı Sarayı Sünnet Odası, Rüstem Paşa camii gibi mekânlarda örnekleri yer almaktadır. Bu çalışmada, 16.yy saz yolu üslubu ve kullanılan motifler özgün tasarımlarda uygulanmıştır. Bu tasarımların daha önce uygulanmamış olması, çalışmanın özgünlüğünü arttırmaktadır. Tezin birinci bölümünde çini tanımı ve tarihçesi, erken Osmanlı dönemi mavi beyaz üslup incelenmiştir. İkinci bölümde ise Şah Kulu' nun hayatı ve saz üslubu anlatılmıştır. Üçüncü bölümde ise 16. yy saz üslubu ve özgün uygulamalara yer verilmektedir. 16. yy çini sanatında ve saz yoluna dair çalışmaların incelenmesi ile döneme ait motiflerden yararlanılarak gerçekleştirilen özgün tasarımlar oluşturulmuştur. Yapılan özgün tasarımlarda çini sanatında kullanılan malzemeler kullanılmıştır. Türk desenlerinde önemli görevi olan bu üslubun özgün tasarımlarda yeni uygulamalara dönüştürülmesi açışından Türk çini sanatının devamlılığı bakımından önemli görülmektedir.

16. yüzyılSaz üslubuTürk el sanatları+3
Bahar Maş
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Katı' sanatı ve çağdaş yorumcularından Emel Nurhan Ogan

Tarihsel süreçte toplumların ortaya koydukları geleneksel el sanatları, ait oldukları toplumun öz kültürünü oluşturan değerli belgelerdir. Bu bağlamda Geleneksel Türk El Sanatları içerisinde kitap sanatları olarak adlandırılan hat, tezhip, ebru, minyatür, cilt ve kat'ı sanatları da önemle üzerinde durulan, çok gelişen bir alan olmuş ve sanat değeri yüksek eserler ortaya çıkmıştır. Kitap süsleme sanatları içerisinde yer alan ve başlı başına bir alan teşkil eden Katı' Sanatı da Geleneksel Türk El Sanatlarının değerli bir dalı olarak günümüze kadar ulaşmıştır. Katı' Sanatı, herhangi bir motifin ya da yazı örneğinin ince bir kağıt veya deriden oyulması ile oluşturulmaktadır. Bu sanatın tarihçesi ve gelişimi konusunda farklı görüşler mevcuttur. Yapılan araştırmalar, kağıt ve deri oymacılığının iki bin yıl kadar önce bir halk sanatı olarak Çin'de var olduğunu ortaya koymaktadır. Pazırık kurganlarında bulunan deriden oyularak yapılmış eyer kaşı süsleri, deriden ve keçeden yapılmış aplike süsler, deriden kesilmiş hayvan figürleri; bu sanatın çok eski dönemlerden itibaren Türkler tarafından da yapılmakta olduğunu göstermektedir. Başlangıcından günümüze değişerek ve gelişerek gelen bu sanat, bugün birçok sanatçı tarafından yorumlanmaya devam edilmektedir. Bu çalışmada da bu sanatçılardan birisi olan Emel Nurhan OGAN ele alınmış, sanatçının sanat öyküsüne ve eserlerine yer verilmiştir. Çalışmada, günümüz Katı' Sanatı'nın çağdaş yorumcuları arasında yer alan Emel Nurhan OGAN' ın uyguladığı yöntemler, kullandığı ve geliştirdiği teknikler ürettiği sanat eserleri üzerinden incelenmiş ve Katı' Sanatının gelecek kuşaklara aktarılması için kaynak belge oluşturulması amaçlanmıştır.

Katı sanatıKitaplarOgan, Emel Nurhan+2
Satiye Köylü
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Tarımdan sanata agronomik ağaç baskı

Ahşap kalıplara boya verilmek suretiyle boyalı kalıp ile kumaş üzerine baskı uygulanarak yapılan desenleme işlemi ahşap baskı olarak ifade edilmektedir. Ahşap baskı sanatı, kullanılan malzemelerin tamamen doğal olması ve kendine has uygulama tekniği ile tarihsel dönem içerisinde her zaman ilgi görmüş, bilinen en eski desenleme yöntemidir. Günümüzde, teknoloji ve malzemelerinin yaygın olarak kullanılması, tasarım ve uygulamaların değişim ve yenilenme ihtiyacının gerekliliğini ortaya çıkarmış, sanatçılara da tasarımlarında farklı disiplinlerden faydalanarak eserler üretmelerinin yolunu açmıştır. Bu disiplinlerden birisi de agronomidir. Agronomi ve sanat farklı disiplinler olarak düşünülse de el sanatı ürünlerin hammaddesini oluşturan tekstil malzemelerinden, baskı kalıplarına, renklendirmede kullanılan doğal bitkisel boyalardan bitkisel motiflere kadar disiplinler arası ilişki görülmektedir. Bu çalışmada, ahşap baskı sanatı, uygulama tekniği, uygulama alanları ve kaynaklarının, alan yazın taraması ve diğer sanatsal üretimlerin incelenmesi ile irdelenmesi; belirli bir konsept çerçevesinde ahşap baskı kalıbı tasarımı ve oyulan ahşap baskı kalıpları ile giysilere ve donatılara uygulaması yapılmıştır. Çalışmada ahşap baskı sanatının tarihçesinde önemli yer tutan ve tarihsel dönem içerisinde bu sanatın her aşamasına şahitlik eden Tokat İli ve çevresinde yetişen on beş adet tarımsal ürünün konsept olarak seçilmesi ve bu bağlamda yorumlanması amaçlanmıştır. Bu çalışmanın geleneksel el sanatları sanatçılarına farklı bir bakış açısı kazandırarak, ürettikleri ürünlerin dokusunu bozmadan, aslına uygun şekilde yeni tasarımlarla, ürünler ortaya çıkarmalarına ve çalışmanın konsepti içerisinde yer alan tarımsal betilerin, Tokat ve Tokat yöresinde yetiştirilen tarımsal ürünlerin öne çıkarılarak tanıtılmasına katkı sağlaması hedeflenmiştir. Bu amaç ve hedefler doğrultusunda geleneksel yöntemlerle ahşap baskı kalıpları oyularak, ev tekstili, yazma, şal, kadın giysi ve donatıları gibi tekstil ürünleri üzerine baskı uygulaması işlemi gerçekleştirilmiş ve ortaya çıkan uygulamalar görselleri ile sunulmuştur. On beş adet özgün ahşap baskı kalıbı ve bu kalıplar kullanılarak süslenen ev tekstilleri, giysiler ve giysi donatılarından oluşan bir kişisel sergi düzenlenmiştir. Hazırlanan çevrimiçi sergi ile geniş kitlelere ulaşması sağlanan tasarımlara olumlu geri dönüşler olmuştur. Anahtar Kelimeler: Ahşap baskı, Tahta baskı, Yazmacılık, Agronomi, Geleneksel sanatlar

Ağaç baskıTürk el sanatları
Engin Küçükarslan
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Kırşehir ili Mucur ilçesi halk kültüründe yer alan geleneksel eşya

Halk kültüründe geleneksel eşyaların önemli bir yeri vardır. Geleneksel eşyalar, halk bilgisinin geleneksel öğretilerinin somut örnekleridir. Bir toplumun tarihsel süreçte, geçmişte ve yakın zamanda kullandığı geleneksel eşyalar, toplumsal bellekte yer ederek, kültürünün aynası olmaktadır. Halk bilimsel ve halk kültürüne yönelik çalışmalarla, kişinin yaşamı boyunca kullanmış olduğu gereçlere dayanılarak, yani kişinin özünden yola çıkılarak, bütün bir toplumu tanıyabilmek mümkündür. Hızla gelişen teknoloji ve değişen yaşam koşullarının koşutunda, günümüzde bu alanda kaydedilen en önemli sorun, geleneksel eşyalara sahip çıkılmaması sonucu yok olmalarıdır. Geleneksel eşyaları, resmi veya özel, derlem bütünlüğünde saklayan ve koruyan bireysel derlemciler vardır. Bu derlemcilerin geleneksel eşyaları gelecek kuşaklara aktarma çabalarının yanı sıra, bağışçılar sayesinde de günümüzde müzelere kazandırılmış parçalara rastlamak mümkündür. Aynı zamanda, geleneksel eşyalar, fiziksel olarak yok olsalar bile, o eşyayı kullanmış veya kullanıldığına tanıklık etmiş kişilerin belleğinde ya da eski fotoğraflarda yaşayabilmektedirler. Mucur yöresi özelinde, böyle bir örnekleme, emekli öğretmen Muzaffer Yıldırım'ın, kişisel çabalarıyla topladığı derleminde rastlanılmıştır. Tarım, hayvancılık, ev eşyaları gibi alanlara özgü, yörede eskiden üretilmiş ve kullanılmış, böylece Mucur halk kültüründeki yerini almış birçok eşya derlemin kapsamındadır. Bu tezin amacı, Muzaffer Yıldırım derleminde bulunan, Kırşehir ili Mucur ilçesi halk kültüründeki geleneksel eşyaların tespitini yapmak ve kaybolmaya yüz tutmuş geleneksel kültürde yer alan araçların korunmaya alınmasına katkıda bulunmaktır. Ana amaç doğrultusunda, bu eşyaların yapıldığı malzeme ve yapım tekniğini, yöreye özgü adlandırmalarını, kullanım alanlarını, varsa bilinen hikayelerini derlemek, eşyaları fotoğraflarla belgelemek hedeflenmiştir. Muzaffer Yıldırım derleminde yer alan geleneksel kullanım eşyaları on bir bölümde sınıflandırılıp, listelenerek incelemeye alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Halk Kültürü, Halk Bilimi, Geleneksel Eşya, Mucur.

El sanatlarıEv eşyalarıEşyalar+7
Serpil Seyitgazioğlu
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Dalakçı kilimlerinde yer alan motiflerin ajur süsleme tekniġi ile seramik yüzeylerde uygulanması

Dokuma sanatı geçmişten günümüze kadar varlığını devam ettiren bir sanattır. İnsanlar duygu ve düşüncelerini yaptıkları dokumalardaki motiflere aktarmışlardır. Bu motifler, farklı yörelerdefarklı isimlerle adlandırılsa da görsel açıdan birbirine yakındır. Kırşehir dokumalarında yer alan bukağı motifi Muğla dokumalarında da görülebilmektedir. Bu çeşitliliğe sahip motif kültürünü farklı disiplinlerde kullanmak mümkün. Günümüz modern seramik çalışmalarında farklı formlar üzerine Kırşehir Mucur Dalakçı Köyü kilim motiflerinden bir kısım seçkiler bu çalışmada kullanılmıştır. Çalışmada bu kilimlerdeyer alan motiflerin seramik sanatına ajur süsleme tekniği ile estetik bir kaygı içerisinde uyarlanması ve farklı iki disiplinin birleştirilmesi amaçlanmıştır. Mucur Dalakçı Köyü kilimlerinde; akrep motifi (kıvrım), seleser motifi, elibelinde (eliböğründe) motifi, ev motifi, yarım ev motifi, kurtağzı (tazı kuyruğu) motifi, gerdan ayağı motifi, sandık oyu (bıçkır/ parmak) motifi, aşık (aşığı) motifi, bukağı (kazan kulpu) motifi, pıtrak motifi, çıtlık (başlı çıtlık) motifi, saçbağı (çıngıraklı oy/ saçaklı oy) motifi, aşk-birleşim (ying-yang) motifi, koçboynuzu motifi, kıvrım (tek dallı oy) motifi, kaşık sapı motifleri yer almaktadır. Uygulama ve teknik yaklaşımlar dikkate alınarak seramik çalışmalarda görülen özgün ifade farklılıklarının irdelenmesi ayrıca çalışmanın amaçları arasındadır. Kırşehir Mucur ilçesi Dalakçı köyü kilimlerinde geçen akrep, bukağı, çıtlık, elibelinde, kurtağzı, pıtrak ve seleser motifleri olmak üzere toplam yedi adet motif kullanılmıştır. Bu motiflerin uygulanabilirliği için eskiz çalışmaları hazırlanmış ve uygulama aşamasında ajur süsleme tekniğine uygun araçlar yardımı ile seramik yüzeylere (vazo, tabak, kâse) aktarımı yapılmıştır. Günümüzde yapılacak olan yeni çalışmalarda, farklı disiplinleri bir arada kullanabilmek açısından bu çalışma önemli görülmektedir.

AjurGeleneksel Türk sanatıKilimler+4
Pınar Macar Köksal
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kubadabad Saray çinilerindeki betisel anlatıların Sgraffitto Tekniği ile seramik yüzeylerde uygulanması

Bu çalışmaya konu olan Kubadabad Sarayı, Anadolu Selçuklu döneminden kalma en önemli kültürel miraslardan biridir. Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat tarafından 1219-1237 yılları arasında Konya ilinin Beyşehir ilçesinde inşa ettirilen saray yirmi bir binadan oluşmaktadır. Bu kompleksin iç duvar süslemelerinde kullanılan çiniler ilginç Şekil üsluplarıyla Anadolu Selçuklu sanat dünyasını yansıtan en zengin örneklerden oluşmaktadır. Günümüzde yalnızca birkaç duvar kalıntısına ulaşılabilen saray kazılarında ortaya çıkarılan klasik arabesk desenli çiniler sekiz köşeli yıldızlar ve bunları birbirine bağlayan haç şekillidir. Yüzey bezemelerinde yazı, hayvan ve insan figürleri, geometrik ve bitkisel motiflerin yanı sıra insan başına sahip varlıklar da kullanılmıştır. Sgraffito tekniği, seramik ürünlere uygulanan ve süsleme yöntemlerinden en fazla kullanılanlardandır. Neredeyse seramik sanatı kadar eski bir tarihe sahip olan bu teknik, seramik sanatının gelişimine paralel olarak dünyanın birçok bölgesinde kullanılmış ve geliştirilmiştir. Günümüzde halen yaygın olarak kullanılan sgraffito tekniğinde astar yerine seramik boyalar kullanılmaktadır. Bu çalışmada, Anadolu Selçuklu döneminin desen zenginliğini yansıtan Kubadabad Sarayı çinileri, sgraffito tekniği ile seramik yüzeylere uygulanmıştır. Dönemin çinilerinden farklı olarak beyaz seramik çamurunun elle şekillendirme veya alçı kalıba döküm yöntemleriyle 950 oC'ta yapıldığı çalışmalar sonucunda ortaya çıkarılan 27 eserin, günümüz seramik sanatı estetik anlayışına katkı sağlaması amaçlanmıştır.

FigürKubad-Abad SarayıSeramik sanatı+6
Ayşe Denizli Tüzün
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Cizre ilçesi çorap örücülüğü

Toplumların yaşayış biçimleriyle şekillenerek gelişen el sanatları, var oldukları toplumun izlerini taşıyan kültürel değerlerdir. Kendi gelişimleri toplumun yaşam biçiminden beslenirken aynı zamanda beslendikleri toplumun kültürünü inşaa ederler. Her bir el sanatı var olduğu toplumdan izler taşır ve toplumun içerisinde köklü bir gelenek oluşturur. Bu oluşan gelenek de ait olduğu toplumun çağlar boyu geçirdiği evreleri aktaran ve geçmişine ışık tutan bir belge niteliği taşır. Geleneksel çorap örücülüğü de Anadolu'nun hemen her yöresinde kendine özgü köklü bir geleneği olan el sanatlarından biri olmuştur. Cizre yöresinde de kadınların uzun yıllardır yaptığı çorap örücülüğü özgün renk, motif ve desen özelliği ile yöre el sanatları arasında yerini almıştır. Yörede hem ihtiyacı karşılamak hem de aile bütçesine ek gelir sağlamak üzere yapılan çorap örücülüğünde, geçmişte asker çorabı, çoban çorabı, erkek çorabı, çocuk çorabı ve kadın çorabı gibi farklı kullanım amaçları için üretim yapılırken, bugün daha çok kadınların kullanımı için namaz çorabı, gelin (çeyiz) çorabı ve günlük çorap örülmektedir. Bu çalışmada da namaz çorabı, gelin (çeyiz) çorabı ve günlük çoraplar incelemeye alınmış ve bazı örnekler üzerinden yöreye ait geleneksel el örgüsü çorap kültürü açıklanmaya çalışılmıştır. Yörede çorap ören yaklaşık 40 kadınla görüşme yapılmış hammadde kullanılan diğer gereçler, kullanılan araçlar, uygulayım ve çorapların renk motif ve desen özellikleri hakkında bilgi toplanmıştır. Araştırma kapsamında 21 adet namaz çorabı, 21 adet çeyiz (gelin) çorabı ve 13 adet günlük çorap olmak üzere yaklaşık 55 adet el örgüsü çorap incelenmiştir. Çoraplar fotoğraflarla belgelenmiş, çorapların ve üzerlerinde yer alan motiflerin çizimleri yapılmıştır. Yörede kullanılan motiflerin hemen hemen birçoğunun ismi ve görünümü diğer yörelere göre farklılık göstermektedir. Çaw (göz), gul (lale), pelçım (yaprak), gulhirik (küçük çiçekler), nivişti (muska), berg (yaprak), çarberg (dörtyaprak), guhar (küpe), dar (ağaç), dipişk (akrep), sterk (yıldız), dıl (kalp) motifi yörede çorap örücülüğünde kullanılan motiflerden bazılarıdır. Bunların arasında daha çok çaw (göz) ve nivişti (muska) motiflerine yer verilmiştir. Bu motifler nazara karşı koruduğuna inanıldığı için sıkça kullanılmaktadır. Yörede çorap ören kadınların daha çok orta yaş ve üzerinde oldukları ve hediye verme ile aile bütçesine katkı sağlamanın yanı sıra çoğunlukla kendi ihtiyaçları için bu uğraşıyı sürdükleri gözlenmiştir.

El sanatlarıTürk el sanatlarıÇorap+3
Vildan Gökalp
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Bursa ili İnegöl ilçesi ahşap oyma sanatı

Bu araştırmanın amacı yıllardan beri süre gelen ?İnegöl Ahşap Oyma Sanatı?nın tanınmasını sağlamak, bu sanatın İnegöl?deki yeri, günümüzdeki durumu ve pazarlama olanaklarını, kullanılan teknikler ve kullanılan araç-gereçlerini, kullanılan desen ve kompozisyon özelliklerini belirlemek olacaktır.Bu araştırmanın evrenini, İnegöl ahşap oyma atölyeleri oluşturmaktadır. Evrenin tamamına ulaşmada zaman ve mali sorunlar yaşanacağından ahşap oyma ürünleri temsil edecek nitelikte ve sayıda 50 ürün ele alınmıştır. Bu araştırmanın örneklemine İnegöl?deki 25 ahşap oyma atölyesinde görev yapan 50 ahşap oyma ustası katılmıştır. Bu araştırma kapsamında, ustalara anket formu uygulanmış ve anket formu ile elde edilen bulguların frekans ve yüzde analizleri yapılmıştır.Araştırma sonucuna göre, İnegöl?de ahşap oymacılığı daha çok mobilyacılık sektöründe kullanılmaktadır. Bu firmalarda ise el oymaclıığının yapımının uzun sürmesi ve maliyetinin fala olmasından dolayı el oymacılığı yerine daha çok makine oymacılığı yapılmakta olduğu saptanmıştır. Makineli üretimin, üretimi hızlandırması, seri üretimle maliyetin düşmesi ve buna bağlı olarak alıcı kitlesinin artması ve makineli üretimle ucuza daha fazla işçi çalıştırılması makineli işçiliğin artmasında önemli rol oynamıştır. El işçiliğinin çok zaman alması ve emeğin karşılığının alınamaması, el oyması yapan atölyelerin azalmasına sebep olmuştur.Makineli seri üretim yapan üreticiler ile rekabet edemeyecek konuma gelen el oyması yapan atölyelerin alıcı kitlelerinin azalmasından dolayı sayıları gittikçe düşmektedir. Ahşap oyma ustaları emeklerinin karşılığını alamadıkları ve ekonomik kaygılardan dolayı bu mesleği çocuklarına devremediklerinden yakınmaktadırlar. İnegöl?de mobilya oymacılığının tanıtımının ve pazarlama olanaklarının artırılması için yurt içi ve yurt dışı fuarlar düzenlenmektedir. Bu sayede yurt dışına ve Türkiye?nin pek çok yerine ürün gönderilmekte, maliyeti düşük ürünlere talep olmasından dolayı makine üretimiyle üretilen ürünlerde yoğunlaşılmaktadır. Bu ise el oyması yapan atölyelerin azalmasına sebep olmaktadır.İlçe de günümüzde bu sanatı devam ettiren ahşap el oyması ustalar azalmış, baba mesleğini devam ettiren usta neredeyse hiç kalmamıştır. Gerek devlet gerekse bu sanatla uğraşan ustalar tarafından bir iyileştirme yapılmazsa geleneksel sanatlarımızdan biri olan, el oyması Ahşap oyma, makineli seri üretimle yozlaşmaya mahkûmdur ve örnekleri müzelerde kalanlarla sınırlı olacaktır. El işçiliği bitirildiğinde makineli seri üretimin destekleyen ana damardan yoksun kalınacaktır.

Ahşap oyma sanatıBursa-İnegölEl sanatları+2
Hatice Sancak
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Amasra müzesinde bulunan tel kırma (Bartın işi)ve hesap işi ürünler üzerine bir araştırma

Araştırmanın amacı; Amasra Müzesi?nde bulunan tel kırma işi ve hesap işi işlemeli ürünlerin değerlendirilmesi teknik, gereç, renk, desen, kompozisyon özelliklerini incelemektir.Bu araştırmanın evrenini Amasra Müzesinde bulunan tel kırma ve hesap işi ürünler oluşturmaktadır. Amasra Müzesinde bulunan tel kırma ve hesap işi işlemeli ürünlerden izin verilen 50 adet tel kırma ve hesap işi işlemeli ürün örneklem olarak seçilmiştir. Müze Müdürlüğü tarafından izin verilen ürünlerin fotoğrafları çekilerek ve ürünler bizzat incelenerek bilgi formları hazırlanmış ve bilgi formalarının arkasında işlemelerin desen çizimleri yer almıştır. Tel kırma ve hesap işi ürünlerin özelliklerinden yararlanarak 5 adet özgün turistik ürün tasarımı oluşturulmuştur. İnceleme sonuçları bulgular bölümünde ürünlerin tür teknik, kullanılan gereçler, renk, bezeme konuları ve kompozisyon özellikleri tablolar halinde sunulmuştur. Amasra Müzesinde bulunan işlemeli ürünlerde çoğunlukla tel kırma, düz ve verev hesap iğnesi tekniği kullanıldığı, tür olarak en çok peşkir olduğu, kullanılan gereçlerin tamamında yöresel dokuma, ipliklerde en çok yassı tel ve pamuk iplik tercih edildiği, renklerde ise ilk sırada gümüş beyazı tel, siyah, kırmızı, mavi, altın sarısı sim, turuncu ve yeşil tonları genellikle uygulanmıştır. Ürünlerin çoğunda bitkisel ve geometrik bezeme kullanıldığı, en çok düzgün sıralamalı kompozisyon uygulandığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Amasra, müze, el sanatları, işleme, nakış, hesap işi, tel kırma

Bartın-AmasraEl sanatlarıHesap işi ürünler+3
Hilal Karaçorlu
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Balıkesir ilinde yapılan el örgüsü patiklerin değerlendirilmesi

Bu araştırma, Balıkesir ilinde bulunan el örgüsü patik örneklerinin, özellikleri bakımından incelenerek değerlendirilmesi ve belgelenerek gelecek nesillere aktarılması amacı ile ele alınmıştır. Araştırmanın evrenini, Balıkesir ilinde bulunan el örgüsü patik ürünleri, örneklemini ise; Balıkesir ili Altıeylül Belediyesi Selimiye Mahallesi (Köyü) sınırları içerisinde kaynak kişilerden ulaşılabilen 45 adet örgü patik oluşturmaktadır. Araştırmada betimsel araştırma modeli kullanılmıştır. Araştırma kapsamına alınan ürünlerin özelliklerinin belirlenmesi için fotoğrafları çekilmiş, desenleri bilgisayar ortamında çizilmiş, her bir ürünün araç, gereç, teknik, renk, motif ve kompozisyon özellikleri bakımından değerlendirilmesi için bilgi formları oluşturulmuştur. Bilgi formlarından elde edilen veriler, bulgular ve yorumlar bölümünde sunulmuştur. Ürünlerin yapımında çoğunlukla beş şiş ve tığ aracı kullanılmıştır. Patikler genellikle düz örgü tekniği ile örülmüş, kenarlarına çift kroşe tekniği uygulanmıştır. El örgüsü patiklerin zemin renginde en fazla siyah, desen renginde açık sarı, kenar temizliğinde ise siyah ve açık sarı renklere rastlanılmıştır. Ürünlerin desenlerinde en çok bitkisel ve geometrik bezemelerin kullanıldığı belirlenmiştir. Motiflerin ise çoğunlukla yatay kompozisyon biçimine göre yerleştirildiği tespit edilmiştir.

BalıkesirEl sanatlarıEl örgüsü+2
Esra Uyar
Ankara Hacı Bayram Veli University
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Kastamonu Yazma Eser Kütüphanesinde korunan 16. yy. a ait el yazması eserlerin ebrularının incelenmesi

Kütüphanelerimizde bulunan yazma eserlerin hem belge niteliği taşıyor olması hem de kitap sanatlarına ilişkin teknik, üslup ve çeşitlilik anlamında birçok bilgiyi araştırmacılara sunması bakımından oldukça önemli olduğu bilinmektedir. Yazma eserlerde görülen tekniklerin, üslupların ve sanat disiplinlerinin günümüzde birçok sanatçıya rehber ve ilham kaynağı olduğu sanat üretimlerinden anlaşılmaktadır. Bu anlamda Kastamonu Yazma Eser Kütüphanesi, 4000 den fazla nadide yazma eser örneği ile özel bir konumdadır. Kütüphane envanterine kayıtlı ve bu çalışmaya konu olan 103 adet 16. yy. a ait klasik dönem el yazması, Türk kitap sanatlarına ilişkin önemli örnekleri barındırmaktadır. Söz konusu ebrulu eserlerin daha önce herhangi bir bilimsel çalışmaya konu olduğu tespit edilememiş ve alana katkı sağlayacağına inanarak yazma eserlerde kullanılan ebruların renk, çeşit ve teknik özellikleri açısından analizleri yapılmaya çalışılmıştır. Dört bölümden oluşan tezin; birinci bölümünde, konuya ilişkin genel bir bakış açısıyla tanımlamalara ve istatistik verilere yer verilmiştir. İkinci bölümde, Türk ebru sanatına ilişkin tarihçe, teknik, malzeme ve klasik Türk ebru çeşitlerine yer verilmiştir. Üçüncü bölümde, Kastamonu yazma eser kütüphanesinde bulunan 16. yy. a ait ebrulu eserlerin renk, çeşit ve teknik bakımından incelenip kataloglarının oluşturulması yapılmıştır. Dördüncü bölümde ise Türk ebru sanatı kapsamında özgün sanatsal çalışmalara yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Yazma eser, Türk kitap sanatları, ebru

16. yüzyılEbru sanatıKastamonu+2
Mert Coşkun
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Bahtiyar Hıra'nın ebru sanatına ve eğitimine katkısı

Bu araştırmada ebru sanatının günümüzdeki en büyük ustalarından biri olan Bahtiyar Hıra'nın ebru sanatına ve eğitimine yaptığı katkılar ile çalışmaları incelenmiştir.Bahtiyar Hıra'nın geleneksel Türk ebru sanatına ve eğitimine yaptığı katkıları saptayarak belgelemek araştırmanın amacını oluşturmaktadır.Araştırma monografik bir çalışma olup, betimleme yöntemi kullanılmıştır.Gerekli kaynak taraması yapılmış ve görüşme tekniği kullanılmıştır. Araştırmada Bilkent Üniversitesi, Gazi Üniversitesi, Türk Tarih Kurumu, Türk Dil Kurumu Kütüphaneleri ve Milli Kütüphane'ye gidilerek literatür taraması yapılmış, konu ile ilgili kitap, dergi, makale, ansiklopedi; elektronik posta ve internet kaynakları taranmıştır. YÖK'te bulunan ebru sanatı ile ilgili tezler incelenmiştir. Bahtiyar Hıra'nın yetiştirmiş olduğu ulaşabildiğimiz beş öğrencisine anket soruları uygulanmıştır. Kendisinden alınan bilgilere göre bilgi formu hazırlanmıştır. Alınan cevaplar doğrultusunda sanatçının ebru sanatına ve eğitimine yaptığı katkılar tespit edilmeye çalışılmıştır.Araştırmanın çalışma evrenini Bahtiyar Hıra'nın hayatı ve çalışmaları, örneklemini ise ürettiği çeşitli tarzlardaki eserleri oluşturmaktadır.Ebru sanatına gönül vermiş ve bu konuda farklı ve titiz çalışmalara imza atmış olan Bahtiyar Hıra her zaman net, temiz ve sürekli gelişen, yenilik katan ama klasik çizgisinden de vazgeçmeyen eserler ortaya koymaktadır. Bahtiyar Hıra'nın ebruları renk tonlarından ve tarzından ayırt edilebilir. Ebru sanatında genel olarak çalışmalarında dikkat ettiği şeyler; temiz, net, homojen, orantı ve estetiktir. Sanatçı için renk uyumu çok önemlidir. Ebru sanatında geliştirdiği tekniklerin başında çiçekler yer almaktadır, birçok farklı çiçek stilize etmiştir. Bunlar arasında küpeli, çan ve çeşitli lale motifleri yer almaktadır. Bir sürü yeni tarak motifleri keşfetmiştir. Ebruyu katı, tezhip, ve hat sanatlarıyla birleştirerek kompozisyonlar kurmaktadır. Bazı özel çalışmalarında kağıtlarını kendisi boyayarak, bitkilerle kağıt dokuları yapmaktadır. Ayrıca kendi boyadığı kağıtları ebrunun zemininde kullanmaktadır. Sanatçı yenilikçi anlayışla klasik tarzda ebrular ortaya koymaktadır. Eserlerin de klasikten vazgeçmeden, yenilik katarak klasik çalışmaları günümüze başarılı bir şekilde uyarlamıştır.Ebru sanatı çeşitli konularda yeniliğe açık olduğu halde ebru konusunda klasik anlayışa bağlı kalan ve bu konudaki modern uygulamalara iltifat etmeyen Bahtiyar Hıra, Kamile Akdede, Timuçin Tanarslan ve Fuat Başar'dan devraldığı bu sanatı büyük gayretler sonucu günümüze taşımaktadır.Ebru sanatının zamanımıza kadar hiç bozulmadan gelmesinde, bu sanatın tanınmasında ve gelişmesinde büyük katkıları olmaktadır. Ayrıca birbirinden değerli öğrenciler yetiştirerek bu sanatın unutulmasını önlemekte ve gelecek nesillere bu sanatın doğru bir şekilde aktarılmasını sağlamaktadır.

Ebru sanatıHıra, BahtiyarSanat eğitimi+3
Sümeyye Gülaçtı
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2012
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Akdeniz bölgesi boncuk oyalarından yapılan ürünlerin incelenmesi

Bu araştırmanın genel amacı, Akdeniz Bölgesinde yapılmakta olan boncuk oyalarının yapım özellikleri ve kullanım alanlarını belirlemektir Bu genel amaç doğrultusunda, yapılan boncuk oyalarının çeşitleri, boncuk oyalarında kullanılan malzemeler, uygulanan teknikler, kullanılan motiflerin genel özellikleri, boncuk oyalarının yapılış amaçları, kullanım yerleri, boncuk oyası yapan bireyler ve oya yapımında etkili olan faktörler incelenmiştir.Bu çalışmada, Burdur, Antalya, Mersin, Adana ve Kahramanmaraş illerinde yapılan boncuk oyaları, araç, gereç, teknik, renk, desen, kompozisyon özellikleriyle incelenmiştir. Evreni oluşturan 970 adet boncuk oyaları örneğinden kullanılan araç gereç, yapım teknikleri, renk, model özelliğine göre, 110 adet örneklem seçilerek, bunların fotoğraflarıyla birlikte bilgi formları düzenlenmiştir.Araştırmanın alt amaçlara ilişkin verileri toplamak amacıyla 34 adet çoktan seçmeli ve 5 adet açık uçlu olmak üzere, toplam 39 soruluk anket hazırlanmış, hazırlanan anket, örneklem olarak seçilen illerin her birinde boncuk oyası yapan 50 kişiye olmak üzere toplam 250 kişiye uygulanmıştır.Boncuk oyalarına ilişkin hazırlanan anket yoluyla elde edilen verilerin frekans, yüzde dağılım tabloları çıkarılarak yorumlanmıştır. Ayrıca örneklem olarak seçilen ürünlerin yapım özelliklerine ilişkin her verinin frekans ve yüzde tabloları hazırlanarak ürünlerin değerlendirmeleri yapılmıştır.Akdeniz Bölgesinde boncuk oyalarının iki ve üç boyutlu olarak yapıldığı, en çok tülbent kenarlarına dikildiği ve başörtüsü olarak kullanıldığı görülmektedir. Boncukla yapılan oyalarda en çok % 57.6 ile tığ ve % 25.2 ile iğne oyası teknikleri uygulanırken farklı oranlarda mekik, firkete ve şişle yapılan temel tekniklerde kullanılmaktadır. Boncuk oyalarında en çok % 89 işlem görmüş sentetik iplik kullanılırken ipek iplikle yapılan oya tespit edilmemiştir. Yapılmış boncuk oyası örnekleri model alınarak yapılan örneklerde en çok, % 100 geometrik, % 60.9 bitkisel, % 19 sembolik, % 10.9 figürlü, % 2.7 nesneli, bezemelerin farklı oranlarda, yer aldığı görülmektedir. Yapılan örneklerde kişilerin zevklerine göre her renk boncuklarla birlikte, tülbentlerde çoğunlukla % 85.4 ile beyaz iplik, yazmalarda ise renkli iplikler kullanılmıştır.Boncuk oyasını eğitim düzeyleri düşük, evli, genç yaş da kadınlar, çeyiz, kullanım, hediye ve gelir amacıyla yapmaktadır. Ayrıca Akdeniz Bölgesinde yapılan boncuk oyaları özel olarak yapılmış tülbent sandıklarında özenle muhafaza edilmektedir. Çeyiz amacıyla yapılan ve satın alınan boncuk oyaların da yoğun olarak yuvarlak cam renkli kum boncukların kullanıldığı görülmektedir. Boncuk oyalarının yapım teknikleri ve kullanımına ait verilerin değerlendirmeleri çalışmada yer almaktadır.Kullanımından kaynaklanan olumsuzluklar nedeniyle, boncuk oyalarının yapımında ve kullanımında azalma olduğu, renkli ipliklerle yapılan tığ oyalarının süslediği yazmaların tercih edilmeye başlandığı tespit edilmiştir. Oya olarak tülbentlerdeki kullanımı azalırken, yavaş yavaş farklı kullanım alanlarına yönelik tespitlerde bulunulmuştur. Bu sonuçlara bağlı olarak boncuk oyacılığının geliştirilmesi ve farklı alanlarda kullanımına yönelik önerilerde bulunulmuş yeni tasarım ve uygulamalar yapılmıştır.Anahtar Kelimeler: El Sanatları, oya, boncuk oyası,

AdanaAkdeniz bölgesiAntalya+7
Gülten Kurt
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Dokumalarda ve takılarda görülen nazar motifleri

Bu çalışmada halk kültürümüzde halen yaşayan el sanatları ürünlerinden olan dokuma ve takılarda ki tespit edilen nazar ve nazarlıklarla ilgili çeşitli motifler incelenmiştir ve nazar konusunun insanın yaratıcılığına ve kültürün zenginliğine ne derece katkısı olduğunun anlaşılması amaçlanmıştır.Araştırma sonucunda görülmüştür ki nazar olgusu hem batıl inanç, hem dini inanç sisteminde yeri olan nadir olgulardandır, nazar motifleri geleneksel sanatlarımızda en çok kullanılan motif grubudur. Günümüzde tüm dünyada aynı amaçla kullanılan nazar boncukları ise Türk kültürünün yayılması açısından çok büyük rol üstlenmekte, ister moda amaçlı ister inanç amaçlı olsun nazar boncuğunun her alanda kullanıldığı görülmektedir.Tespit edilen El sanatları ürünlerinden halı, kilim ve takılarda kullanılan nazar motifleri genelde aynı anlamları içeren hemen hemen aynı formlarda yapılan motiflerden oluşmaktadır. Hem takılarda hem de dokumalarda kullanılan motiflerin başında göz motifi gelmektedir.Takılarda ve dokumalarda kullanılan ortak motifler göz, tarak, muska ve 4 yön motifi, sadece takılarda kullanılan motif at nalı, sadece dokumalarda kullanılan motiflerse çengel, pıtrak ve bukağı olduğu görülmektedir.Araştırmada tespit edilen dokumalarda ve takılarda nazar motifleri hem süsleme amaçlı hem de korunma amaçlı olarak kullanılmaktadır.Geleneksel el sanatlarımızın da en önemli simgelerinden oluşan nazar simgeleri ve objeleri toplumumuzda önemini koruduğu sürece kültürümüz yaşayacak ve yaşatılacaktır.

DokumalarEl sanatlarıMotifler+4
Figen Baykal Ertem
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2009
00

Related subjects