Türk el sanatları

Bu konu başlığı altında 87 tez

Yüksek LisansAçık ErişimTR

Takkeci İbrahim Ağa Camisi çinilerinin günümüz kumaş deseni tasarımına uyarlanması üzerine bir araştırma

XVI. yüzyıl ve XVII. yüzyıl arasında Osmanlı Devleti her alanda olduğu gibi sanatta da en parlak dönemini yaşamış, günümüze kadar gelen, eşsiz eserler kazandırmıştır. Bu yüzyıllar arası yapılan mimari eserlerde, Geleneksel Türk El Sanatlarının en güzel örnekleri ortaya çıkmıştır. Cami, saray, kervansaray, çeşme, türbe gibi yapıların iç ve dış süslemelerinde kullanılan çiniler dönemlerinin ihtişamını yansıtmaktadır. Konumuz olan bu çiniler sır altı tekniği ile yapılmış, uygulama yerlerine göre saray nakkaşhanelerinde desenlendirilmiş, İznik ve daha sonra Kütahya en önemli imalat yerleri olmuştur. Dönemin, en güzel çini örneklerini görebileceğimiz Takkeci İbrahim Ağa Caminin, (Arakiyeci İbrahim Ağa, Takkeci İbrahim Çavuş Camisi diye de anılır) (1591) çini panolarının motif özellikleri kullanılarak hazırlanan özgün, tekstil tasarımları, araştırmanın geçmiş ile gelecek köprüsünü oluşturma çabasıdır. Bu çalışmada, Osmanlı Çini Sanatı'nın görsel bir anlatım dili olduğu ve bu dilin günümüz tasarımcıları tarafından kabul görmesi, dolayısıyla caminin tanıtımına katkıda bulunulması hedeflenmektedir.

DesenKumaşlarMotifler+7
Sibel Köroğlu
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Osmanlı'da kâtı' sanatı ve günümüz sanatçılarına yansımaları- örnek çalışma

Katı, geleneksel sanatlarımız içerisinde yer alan önemli sanat dallarımızdan birisidir. 16. Yüzyılın başlarında Osmanlı sanatına dahil olan bu sanat, 18. yüzyılın sonlarında itibaren çok fazla temsilcisi olmadığı için unutulma noktasına gelmiştir. Günümüzde dahi çok az sayıda yazılı kaynak mevcut ve bu kaynaklara ulaşmak oldukça zordur. Bu çalışmada, kâtı' sanatının Osmanlı'da gelişimi, temsilcileri ve eserlerine, aynı zamanda günümüz sanatçıları ve çalışmalarına yer verilmiştir Birinci bölümde sanat, geleneksel sanatlar ve kâtı' sanatının tanımına, geleneksel sanatlar içerisindeki yerine dair açıklamalar yapılmıştır. İkinci bölümde kâtı' nın tarihçesi ve Osmanlı'da gelişimi, günümüze ulaşan eserler, kâtı' sanatçılarının yanı sıra kullanılan malzemeler ve bezeme konularına değinilmiştir. Üçüncü bölümde, Kâtı' eğitimi, üsluplar, sıkça yapılan yanlışlar ve kâtı' sanatçıları ile yapılan görüşmeler ışığında, üslupları ve eserleri hakkında bilgilere yer verilmiştir. Bu tez yeniden canlanmaya başlayan kâtı' sanatının gelecek nesillere doğru aktarılması adına atılmış bir adım niteliği taşımaktadır. Anahtar Kelimeler: Kâtı', Kâğıt Kesme, Kağıt, Geleneksel Sanat, Oyma Sanatı

Geleneksel Türk sanatıKatı sanatıKağıt+4
Münevver Sevim
Haliç University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
DoktoraAçık ErişimEN

Computational design in the medieval seljuk art: Learning from the hands-on creative traditions of geometric patterns

Historical examples of design production provide valuable references for non-digital calculations past. Departing from a fundamental idea that historical design processes can initiate new insights and knowledge to the design computation field, this research investigates the hands-on creative traditions of the medieval Seljuk artisan. Seljuk art encompasses the renowned visual tradition of the medieval Islamic art that is commonly cited for the geometric patterns that consist of polygons, stars and lines. The lace-like manifestation and geometrical rules beneath the patterns gained a huge attention, especially by mathematicians. Many authors have attempted to decipher the complicated geometrical principles of setting out the pattern designs. Yet, such studies generally approach patterns as end products and do not deliberate upon the design processes. The design process, in contrast, embraces an embodied knowledge that relate to material and making that impinge on design decisions. Throughout the study, due attention is given to material processes of how these designs are constructed as they are not mere form exercises from a design point of view. Artisans working under the patronage of Seljuks in Anatolia incorporated geometrical patterns to their buildings. Hence, the making of the geometrical patterns do not merely depend on visual transformations, but rather relate to the spatial qualities of the space and the architectural form. The builders and artisans of the time and region approached their tasks in a holistic manner, understanding the relations between shapes in two and three-dimensions, and across different scales. The investigations in the thesis revolve mainly on a certain medieval master builder named Muhammad al-Tusi, who owned a ceramic atelier in Konya, a central city in modern Turkey. The craftsmen working in this atelier were using a particular material, namely tile-mosaic through which they materialized geometrical patterns in tremendous diversity. This material appeared first at that time in thirteenth century Anatolia and Tusi's principal undertaking was to transfer the existing geometric pallet to this new material. The sophistication of the holistic and consistent undertaking in designing the form of the building as well as in the application of a geometry of polygons and three-dimensional forms in the tradition of the Tusi Atelier provides an insight to the design knowledge, method and thinking available at that time and in that place. The investigations establish that creative design decisions cannot merely explained with visual transformations. Craftsmanship relies on continuous involvement and the potentials provided by the new material and the knowledge gained from the hand and the eye shapes the designs. The design decisions that arise during medieval artisans' processes are still relevant from a contemporary viewpoint. Today, the inflexibility in the ways that design processes integrate technology contrasts the Seljuk artisans' interest in forming novel geometric patterns that take spatial relations into account as well. Current computational design approaches make generally use of predetermined representations that are embedded in computer-based design tools. Conversely, medieval builder's analog computations that involve the geometrical pattern adaptation to a wide variety of geometrical forms and architectural surfaces plays into creativity in much more flexible ways than those usually attributed in technology. Nonetheless, that does not mean that rule-based approaches cannot aid design processes in more suitable ways. Tusi's designs confirm that initial rules can be applied in different ways, can be comparative tools to understand what repeats and what changes in design. Although the word rule comes into conflict with creative processes to some extent, rule-based systems can operate as inventive thinking tools in design. In reflective analysis, rules benefit the designer as live documentation of possibly infinite yet interconnected alternatives of manifestations and rule-based approach to design holds potential in talking about design creatively and, with awareness. Computational design theories that use abstractions instead of deterministic ways develop formal ways that hold potentials to aid creative processes in appropriate ways. The dissertation encourages designers to use computational tools and methods. Yet, designers should not serve as the passive witnesses to the development of computational tools, rather they should search for ways to expand existing implementations by active participation.

Computer aided designHandicraftsGeometric design+4
Sibel Yasemin Özgan
İstanbul Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Günümüz Kütahya çiniciliğinde kullanılan çini formlarının araştırılması ve kişisel uygulamalar

Günümüz çini sanatına bakıldığında; Kütahya 'da başlaması 14. yüzyılda "Milet İşi" olarak adlandırılan kırmızı çamurla başlayarak; İznik ile aynı paralellikte sürmüştür. Beyaz çamur ile üretime geçiş İznik ile aynı dönemde, 16. yüzyılın ilk çeyreğinde başlamış olup; 17.yüzyılın sonuna kadar sürmüştür. Kütahya'daki çini ve seramik üretimlerinin gelişiminin hem sanatsal hem de zanaat olarak anlaşılmasına imkân tanıyan zenginlikte olan eserler aracılığıyla dönemin çini desen ve form çeşitliliği, hamur ve sır kalitesindeki değişim takip edilebiliyor. Yüzyıllardır ayakta kalmayı başarmış bu sanat dalı her dönem farklı yaratıcılık ve üslup tarzı ile günümüzde bile bizlere ışık tutmaktadır. Kütahya'da hala birçok atölye tarafından çini üretimi devam etmektedir. Yapılan araştırmada, günümüz Kütahya'sında çini ve seramik üretim aşamaları incelenmiştir. Osmanlı döneminde ve günümüz Kütahya'sında üretilmiş olan formaların özellikleri incelenmiştir. Kütahya'da çini üretimi süreci boyunca kullanılan formlar, üsluplar, desenler ve dekor teknikleri incelenmiş. Bunların yanında Kütahya'daki atölyelerin kullandıkları teknikler ve teknolojik makineler temin edilerek üretim kapasitesini artıracak yöntemlere çağa uyum sağladıkları görülmekte. Kütahya'da günümüzde üretimini sürdüren atölyelerin üretim tekniklerine bakıldığında, çağın teknik koşullarından (sır, çamur, dekor teknikleri v.b.) yararlanıldığı görülmüştür. Günümüzde popüler olan formları üreten kişi ve işletmelerle görüşülüp isimleri listelenmiştir. Formların birçoğu dekoratif amaçlı üretilirken günümüzde ise üretilen formların işlevselliklerini kullanıma yönelik üretimler yapılarak yeni bir soluk getirilmiştir. Kütahya'da üretimini aktif sürdüren çini ve seramik atölyeleriyle görüşülerek görüşmeler sonucunda değerlendirmelere popüler ürünlerinden örneklere yer verilmiştir. Araştırmamın son bölümde ise; günümüzde çini formlarını yorumlayarak uygulayan sanatçılar ve üretim yapan atölyeler örnekler doğrultusunda incelenmiş görüş ve değerlendirmeler yapılmıştır. Anahtar Kelime:Çini ,Seramik , Form , Dekor ,Kütahya

BiçimDekorEl sanatları+5
Nazan Balta
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

Marmaray Projesi kazılarında ortaya çıkarılan Osmanlı seramikleri (Üsküdar, Sirkeci, Yenikapı, Marmaray istasyonları ve Haliç metro ayakları)

İstanbul fethedildiği 1453 yılından Osmanlı Devleti'nin yıkıldığı 1922 yılına kadar başkent olmuş bir şehirdir. Coğrafi konumu itibariyle iki kıtayı birbirine bağlayan bir köprü niteliği taşıyan şehir, kozmopolit yapısını Osmanlı döneminde de korumuş, birçok toplumun bir arada yaşamasına imkân sağlamıştır. İstanbul Arkeoloji Müzeleri tarafından, Marmaray Projesi kapsamında Üsküdar, Sirkeci, Yenikapı ve Haliç Metro Geçiş Köprüsü ayaklarında yapılan kazılara 2004 yılında başlanmış ve 2012 yılına kadar sürmüştür. Çalışmamızın konusunu Marmaray projesi kapsamında İstanbul'un farklı bölgelerinde kurulacak istasyonlar için yapılan arkeolojik kazılar sırasında elde edilen Osmanlı dönemine ait seramikler oluşturmaktadır. Son yıllarda Anadolu'nun birçok farklı bölgesinde yapılan kazı ve araştırmalarda özellikle Osmanlı dönemine ait sırlı veya sırsız seramik örneklere rastlanmaktadır. İstanbul'da yapılan kazılarda da paralel örneklerini gördüğümüz bu seramiklerde birçok farklı form ve süsleme tekniği saptanabilmektedir. Çalışmamız kapsamında incelediğimiz seramikler öncelikle form özelliklerine göre sınıflandırılmış, süsleme teknikleri ve bezeme özelliklerine göre farklı gruplar altında toplanan örneklerin hamur, astar, sır, gibi malzeme özellikleri de detaylı olarak değerlendirilmiştir. Özellikle İstanbul'un farklı alanları ve yakın coğrafyasında elde edilen diğer buluntular ile karşılaştırılarak Osmanlı başkentinin yaklaşık 500 yıllık günlük yaşamı, halkın kullandığı kap tipleri gibi konularda çıkarımlarda bulunulmuştur.

Marmaray ProjesiOsmanlı DönemiOsmanlı seramikleri+3
Turgay Polat
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İstanbul Sultan Ahmet Camii çinilerinin belgelenmesi ve değerlendirilmesi

Sultan Ahmet Camii plan kurgusu itibari ile, Osmanlı mimarisin Klasik Devri olarak adlandırılan döneminin bir devamı olma niteliğindedir. Sultan Ahmet Camii, 1609- 1617 yılları arasında Sultan I. Ahmet (1590-1617) tarafından inşa ettirilmiştir. Sultan I. Ahmet erken vefatı nedeniyle, temel atma törenine katıldığı caminin tamamlanmış vaziyetini görememiştir. Sultan Ahmet Camii; İstanbul'un Fatih semtinde yer alan At Meydanı'nda (Sultan Ahmet Meydanı) bulunmaktadır. Sultan Ahmet Külliyesi kapsamında yer alan caminin kuzey cephesinde tarihi hipodrom ve İbrahim Paşa Sarayı; doğu cephesinde ise Topkapı Sarayı ve Ayasofya Müzesi bulunmaktadır. Cami, tarihi yarımadaya hakim bir tepe noktasına konumlandırılmıştır. Sultan Ahmet Camii'nin çini süslemelerini esas alan çalışmamızda, çiniler kompozisyon, malzeme, motif, form ve teknik bakımdan ayrıntılı bir şekilde incelenerek okuyucuya tanıtılmaya çalışılmıştır. Sultan Ahmet Camii'nde incelediğimiz 243 çini pano, kompozisyon ve teknik özellikleri itibari ile devrin en yetkin örnekleri arasında yer almaktadır. Şeffaf sır altına işlenen altmış farklı kompozisyonun 58 tanesi sır altı tekniği ile, kalan iki çini pano tek renk sır ve renkli sır tekniği ile yapılmıştır. Çiniler, İznik atölyelerinin son yetkin örneklerini teşkil etmektedirler.

CamilerOsmanlı DevletiOsmanlı Dönemi+7
Levent Efe Arlı
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Nusret Çolpan minyatürlerinde İstanbul camileri

Bu çalışmamızda, minyatür nakkaşı Nusret Çolpan'ın hayatı incelenmiş ve "İstanbul Camileri" minyatür eserlerinin kompozisyon özellikleri açısından analizi ve değerlendirilmesi yapılmıştır. Nusret Çolpan, minyatür sanatıyla özdeşleşmiş, tarihe mal olmuş minyatür nakkaşıdır. Şehir minyatürü tarzıyla; hayatını, yaşadığı kültürel ortamı, içinde bulunduğu etkileşimi günümüze yorumlayarak yansıtmıştır. Nusret Çolpan 1952-2008 yılları arasında yaşamış, Cumhuriyet Dönemi Türk Minyatür Sanatının Ord. Prof. Süheyl Ünver ve Azade Akar gibi en önemli şahsiyetlerden ders almış, birçok talebe yetiştirmiş, Türkiye ve dünya şehirlerinden birçok eserler nakşetmiştir. Nusret Çolpan minyatür sanatına kattığı yeni üslubuyla ve hem yerel hem de özgün kalışıyla, bu yüzyılda yetişmiş kıymetli sanatkârlarımızdan olması açısından büyük önem arz etmektedir. Nusret Çolpan'ın en ayırt edici vasfı, minyatürün ana hatlarını zedelemeden ve sürekliliğini sağlayarak özgün ve yeni bir stil kazandırmasıdır. Tez çalışmamızda Nusret Çolpan'ın ailesi, dostları ve öğrencileriyle röportajlar yapılmış, kronolojik sıra ile hayatına yer verilmiştir. Nusret Çolpan'ın minyatüre bakışı, sanatını icra ederken gösterdiği hassasiyeti ve sanatının inceliklerini örnekler ile ele alınmıştır. Nusret Çolpan'ın sadece İstanbul camilerini çalıştığı minyatürler ele alınmış, analiz ve değerlendirmeleri yapılmıştır. Bununla birlikte Nusret Çolpan'ın tüm eserlerinin sergilendiği etkinliklere de yer verilmiştir. Bu çalışma, Nusret Çolpan'ın üslup ve tarzını daha iyi anlamak, minyatür eserlerinin kompozisyon özelliklerini gelecekteki nakkaş adaylarına aktarmak ve rehberlik etmesi açısından literatüre katkı sağlama amacı taşımaktadır. Anahtar kelimeler: Nusret Çolpan, Minyatür, Minyatür Sanatı, Çini, Nakkaş

BiyografiCamilerMinyatür+4
Suna Selma Koçal
Necmettin Erbakan University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Karesi (Balıkesir) el sanatları üzerine bir araştırma

Dünya üzerinde sürekli olarak gerçekleşen teknolojik, ekonomik, siyasal, sosyal ve kültürel eksenli değişimler, beraberinde küreselleşmeyi getirmiştir. Küreselleşmenin bir sonucu olarak kültürler arası farklılıklar yok olma tehlikesi ile karşı karşıya kalmıştır. Küreselleşmenin getirdiği etkiyle yok olma tehlikesi ile karşı karşıya kalan konulardan biri, aynı zamanda bu çalışmanın konusu da olan "el sanatları geleneği" dir. Bu çalışmanın temel amacı; Balıkesir iline bağlı Karesi ilçesinde yürütülen derleme çalışmaları neticesinde bölgedeki el sanatlarını tespit etmek ve kayıt altına almaktır. Çalışmanın devamında ise; Karesi El Sanatlarının yerel kültür ve Türk kültüründeki konumunu ve önemini belirlemekle birlikte tespit edilen el sanatlarının yerel kültür ve Türk kültüründeki konumu ve önemi hakkında karşılaştırmalı bir değerlendirme yapmak amaçlanmıştır.

Balıkesir-KaresiEl sanatlarıGelenekler+3
Sahra Nur Kanhan
Balıkesir University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sûrnâme-i Hümâyûn'da el sanatlarını konu alan tasvirlerin incelenmesi

Sûrnâme-i Hümâyûn (İntizâmî Sûrnâmesi 1582, TSMK H.1344); Osmanlı kültür hayatı, sanat tarihi ve edebiyat tarihi açısından çok zengin bir kaynaktır. Sultan III. Murad Han'ın şehzadesi Mehmed'in sünnet düğününü konu alan el yazmasıdır. El yazması eserde zanaat içeren meslek erbablarının tasvirleri; biçim, içerik ve renk çözümlemesi bu tez kapsamında araştırılmıştır. Tez çalışmasında Sûrnâme-i Hümâyûn'daki (1582) tasvirlerin; şeker işleri (24b-25a), camcılar (32b-33a), Hz. Eyyubi Ensari dervişleri (53b-54a), eski bezistan ehli (79b-80a), peştamal dokuyanlar (81b-82a), mühreciler (99b-100a), aynacılar (105b-106a), Süleymaniye Camii maketi (190b-191a), hattatlar (213b-214a), kutucular (217b-218a), bakırcılar (254b-255a), hakkâklar (268b-269a), Simurg kuşu (280b-281a), divitçiler (326b-327a), kemhacılar (330b-331a), kuyumcular (356b-357a), sandıkçılar (369b-370a) ve çömlekçiler (405b-406a) el sanatlarına ait meslek grupları ve özellikleri incelenmiştir. Sûrnâme-i Hümâyûn ayrıntılı olarak ele alınmıştır. Sûrnâme-i Hümâyûn'daki özellikler, mekânın, kullanılan renklerin ve sahnelerin özellikleri üzerinde durulmuştur. Mekânsal derinliği kuran ögeler incelenmiştir. XVI. yüzyıldan günümüze ulaşmış olan Sûrnâme-i Hümâyûn tasvirleri; dönemin özelliklerini, meslek erbablarının kıyafetlerini, kıyafetlerinde kullanılan renkleri ve mekânın kuruluşu ile sünnet düğününün yapıldığı At Meydanında düğünde olup biten her şeyi sunmuştur. Tasvirlerde verilmek istenen duygu, düşünce ve imgelerin tümü biçim, içerik ve renk açısından incelenmiştir. Tezin araştırma sürecine kaynaklar taranarak başlanmıştır. Konunun bulunduğu kaynağa ulaşmak için Topkapı Sarayı ile görüşülmüştür. Pandemi nedeniyle el yazması eser, yerinde görülüp incelenememiştir. Pandemi sonrasında eser yerinde incelenmek istendiğinde koleksiyon sayım sürecinde olduğundan buna izin verilmemiştir. E-posta yolu ile eserin envanter bilgileri, ilk 100 varakı ile literatürde bulunmayan yedi adet tasvirli sayfası Topkapı Sarayından temin edilmiştir. Tasvirlerin çoğuna Milli Saraylar İdaresi Başkanlığı Arşivi (Topkapı Sarayı Yazma ve Matbu Eserler Koleksiyonu) H.1344 numara ile kayıtlı "Sûrnâme-i Hümâyûn" kitabından ve N. Atasoy'un "1582 Sûrnâme-i Hümâyûn Düğün Kitabı" adlı eserinden ulaşılmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde; tasvir sanatının tanımı, tarihçesi, temel özellikleri ve tasvirin yapımı anlatılmıştır. Türk tasvir sanatının başlangıcından, Osmanlı Dönemi tasvir sanatına kadar olan süreçteki eserlere değinilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde Sûrnâmenin tanımı, tarihçesi ile ilgili araştırma yapılmıştır. Günümüze kadar ulaşan tasvirli ve tasvirsiz sûrnâmeler hakkında bilgi verilmekle birlikte, Sûrnâme-i Hümâyûn'un diğer sûrnâmelerden farkı ve özelliği üzerinde durulmuştur. Nakkaş'ın Sûrnâme-i Hümâyûn analizinden sonra tasvir tekniği tespit edilerek kullanılan teknik malzeme, renk değişimleri vb. dönemin kültürel özelliklerine göre tasvirlerin özellikleri belirlenmiştir. Tezin temel bölümünü oluşturan, üçüncü bölüm katalog kısmında ise; At Meydanı'ndaki geçişlerde sunulan el sanatları tasvirleri tanıtılmıştır. Çalışmanın dördüncü bölümünde değerlendirme, karşılaştırma ve sonuç başlığı altında Sûrnâme-i Hümâyûn'da el sanatlarını konu alan tasvirler kendi sayfaları bağlamında karşılaştırılmış ve değerlendirilmiştir. Sûrnâme-i Hümâyûn'un, Vehbî Sûrnâmesi'ne nasıl etkisi olduğuna, iki eser arasındaki benzerlikler ve farklılıklara değinilmiştir. Sûrnâme-i Hümâyûn ve Sûrnâme-i Vehbî, düzen (kopmozisyon), derinlik (perspektif), çizgi, renk ve ışık özellikleri bakımından karşılaştırılmıştır. Sonuç olarak, aralarında yüzyıl farkı olmasına rağmen Sûrnâme-i Hümâyûn ve Sûrnâme-i Vehbî Osmanlı dönemine kaynaklık eden, günümüze kadar gelmiş, belge niteliğinde eserler olduğu görülmüştür. Nakkaş Osman ve Levnî, Osmanlı tasvir sanatına düzen şeması ve renk açısından çok şey kazandırmıştır. Anahtar Kavramlar: At Meydanı, İntizâmî Sûrnâmesi, Nakkaş, Sûrnâme, Tasvir Sanatı, Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi.

El sanatlarıSurname-i HümayunSurnameler+3
Nesrin Çiftçi Çal
Hitit University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Eskişehir el sanatı ustalarının yaşayan insan hazinesi bağlamında değerlendirilmesi

UNESCO tarafından 2003 yılında imzalanan "Somut Olmayan Kültürel Miras" sözleşmesiyle kültürel mirasın kuşaktan kuşağa aktarılması amaçlanmıştır. Kültürel mirasın kuşaktan kuşağa aktarımını sağlayan ustaların bilgi, beceri ve donanımlarının koruma altına alınması için Yaşayan İnsan Hazinesi ulusal sistemi ortaya çıkmış ve geliştirilmiştir. UNESCO'nun ortaya koyduğu ve geliştirdiği Somut Olmayan Kültürel Mirasın taşıyıcılarının yer aldığı bu çalışmada Eskişehir ilinde bulunan Yaşayan İnsan Hazineleri kriterlerine uygun olan geleneksel el sanatı ustaları alan araştırmasıyla tespit edilmiş, ses kaydı ve fotoğraf çekimleriyle kayıt altına alınmıştır. Çalışmada yer alan el sanatı ustalarının icra ettikleri sanat ve zanaatların tarihsel serüvenlerine, icra ediliş aşamaları ve tekniklerine, ustaların kullandıkları malzemelere yer verilmiştir. Eskişehir'in geleneksel el sanatlarının dünü, bugünü ve gelecekteki durumları bu süreci etkileyen nedenlerle birlikte tartışılmıştır. Çalışmanın sonucunda; Eskişehir'de yaşayan geleneksel el sanatlarının günden güne azaldığı ve kültürel mirasın aktarılmasında önemli rol oynayan usta-çırak ilişkisinin birçok sanat ve zanaat dalında bitme noktasına geldiği gözlemlenmiştir. Bu nedenle, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın, İl Kültür Turizm Müdürlükleri'nin, Belediyelerin, Üniversitelerin, Halk Eğitim Merkezleri'nin yok olmaya yüz tutmuş geleneksel el sanatları ve bu sanatları icra eden ustalara maddi ve manevi her türlü desteğin verilmesi gerektiği düşüncesine ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Aktarım, Eğitim, Eskişehir El Sanatı Ustaları, Geleneksel El Sanatları, Somut Olmayan Kültürel Miras, Sürdürülebilirlik, Yaşayan İnsan Hazineleri

AktarımEl sanatlarıKuşaklararası aktarım+7
Esra Araç
Kütahya Dumlupınar University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

TSMK A. 5 VE TSMK E. H. 58 numaralı Mushaf-ı Şerîf'lerin tezhip sanatı açısından mukayeseli analizi

Osmanlı Devleti, XV. yüzyıl sonunda hem sanat eserlerinde hem de kültürel hareketlerde klâsik öncesi değişimin yoğunlaştığı dönem olmuş, XVI. yüzyılda ise altın çağını yaşamıştır. Padişahların sanata verdiği ehemmiyet ve sanatçı himâyesi neticesinde, kitap sanatlarında yüzyıllar boyunca varlıklarını sürdürecek nâdide eserler ortaya konulmuştur. Sultan II. Bayezid Dönemi'nde, Şeyh Hamdullah'ın hat sanatına getirdiği yenilik, kitap sanatlarında tezhipli sayfalara da yansımıştır. Padişahlara hediye edilen tezyînatlı Mushaf'lar, tezhip sanatı açısından en güzel örnekleri teşkil etmektedir. Bu eserlerden biri, Şeyh Hamdullah'ın Sultan Bayezid'in tilâveti için istinsah ettiği ve tezhibini Hasan b. Abdullah'ın yaptığı, TSMK A. 5 envanter numaralı Kur'ân-ı Kerîm'dir. Bir diğeri ise, Abdullah b. İlyas'ın Kânunî Sultan Süleyman'ın tilâveti için istinsah ettiği ve Bayram b. Derviş Şîr'in tezhibini yaptığı TSMK E. H. 58 envanter numaralı Kur'ân-ı Kerîm'dir. Bu Mushaf'lar ihtişamlı görünümleriyle, döneminin doruk noktasındaki sanat zevkini ortaya koymaktadır. Sanatkârlar ile alakalı bilgilerin yer aldığı kaynaklarda, Mushaf'ların hattat ve müzehhiplerinin, birbirlerinin çağdaşı ve geleneklerinin taşıyıcısı olduğu bildirilmektedir. Çalışmamızda erken klâsik dönem ve klâsik dönemde, Osmanlı Devleti'nin siyasî, ilmî, kültürel ve sanatsal açıdan görünümü hakkında genel bilgi verilmiş, Mushaf'lar, hattat ve müzehhipler kısaca tanıtılmıştır. Mushaf'ların zahriye, serlevha, sûrebaşı, mushaf gülleri, duraklar ve ketebe sayfası tezhiplerinin mukayeseli analizi yapılmıştır. Bu araştırmalar ışığında hazırlanan tezde, Mushaf'ların bezemelerinin yapıldığı yıllarla ilgili olarak, sanat özelliklerinin farklılığı ve sanatkârların tasarımları üzerindeki etkileri, gelenek olarak birbirini takip eden iki müzehhibin tasarımlarında desen, kompozisyon, renk gibi üslûp benzerlik ya da farklılıklarının eserler üzerinden tespit edilmesi amaçlanmıştır.

Abdullah b. İlyasBayram b. Derviş ŞirHasan bin Abdullah+7
Betül Ateşman
Fatih Sultan Mehmet Foundation University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İbrahim Hakkı Konyalı Kütüphanesi'ndeki ebrulu ciltler

XIII. yy.'de Uygur Türkleri'yle başlayan Türk ciltçiliği tarih boyunca farklı üslûp özellikleri benimseyerek gelişim göstermiştir. Türklerin İslâmiyet'i benimsemeleriyle birlikte sanat anlayışı da büyük bir ivme kazanmıştır. Kitaba verilen değer onun muhafaza ve tezyîn edilmesinde de kendisini göstermiş ve nihâyetinde bunu bir sanat dalı haline getirmiştir. XV. yy.'de sağlanan siyasî istikrarla birlikte Selçuklu sanat anlayışının temelleri üzerinde gelişen diğer sanat dalları gibi cilt sanatı da büyük bir gelişim göstermiş ve Osmanlı klasik üslûbunu meydana getirmiştir. XIX. yüzyıla gelindiğinde matbaanın yaygınlaşması ile birlikte el yazması kitaplar eskiye nazarân azalmış ve buna bağlı olarak tezyinî sanatlarda da bir gerileme görülmüştür. Bu dönemde el yazmaları devlet kütüphaneleri ve müzelerinde bulunmakla birlikte şahsî kütüphanelerde de yerini almıştır. Bu şahsî kütüphanelerden birisi de İbrahim Hakkı Konyalı Kütüphanesi'dir. Bu çalışmada mezkûr kütüphanedeki cilt örnekleri incelenerek ciltlerin teknikleri, kullanılan malzeme, kitabın kabında, kap içinde ve yan kağıdında kullanılan ebrular detaylıca çalışılmıştır. Türkiye kütüphane ve müzelerinde bulunan, tezyinât açısından çok zengin olan el yazmaları Türk-İslâm sanatları açısından incelenmeye muhtaç bir alandır. Bu çalışmayla yazma eserlerin kataloglanmasında bibliyografik özelliklerin yanında fiziksel tavsifin de önemine dikkat çekilmek istenmiştir. Anahtar kelimeler: Cilt, Ebru, Ebrulu Cilt, İbrahim Hakkı Konyalı

Cilt sanatıEbru sanatıEl sanatları+3
Zeynep Sönmez
Fatih Sultan Mehmet Foundation University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sultanahmet Camii'ne vakfedilen TİEM 367 ve 403 envanter numaralı mushafların tezhip sanatı açısından mukayeseli analizi

Çalışmada incelenen Mushaflar, Türk ve İslam Eserleri Müzesi'nde 367 ve 403 envanter numaralarıyla kayıtlıdır. XVII. yüzyıl Osmanlı Dönemi'ne ait olan bu eserler, I. Ahmet'in hükümdarlığı zamanında hazırlanmış ve padişahın bânisi olduğu Sultanahmet Camii'ne vakfedilmiştir. Araştırmanın ilk aşamasında XVII. yüzyılın siyâsî ve kültürel ortamı ele alındıktan sonra kitap sanatları hakkında bilgiler verilmiş, akabinde vakıf ve Osmanlı vakıf kültürüne ilişkin açıklamalar yapılmıştır. Son bölümde Mushaf-ı Şerîfler'in genel özellikleri aktarılmış, içerisindeki tezhipli alanlar, ilgili başlıklar altında desen kurgusu, zemin rengi ve motif çeşitliliği açısından analiz edilmiştir. Tezde elde edilen veriler doğrultusunda, yakın tarihlerde tamamlanan bu eserler tezhip tasarımları açısından karşılaştırılmıştır. Mukayeseli olarak analiz edilmiş, eserlerin tezyînâtına dâir tespitler ayrıntılı olarak ortaya konulmaya çalışılmıştır. Anahtar kelimeler: Tezhip, Mushaf, I. Ahmet, Sultanahmet Camii, Vakıf.

Güzel sanatlarSüsleme sanatıTürk el sanatları+3
Şeyma Yallıhep
Fatih Sultan Mehmet Foundation University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Osmanlı çini motiflerinden lale motifinin logolarda kullanımı ve DPÜSEM örneği

Bir marka olmak için işletme veya kurum kendini diğer markalardan ayıran bir görsel kimliğe sahip olmalıdır. Kurum kimliği unsurlarından biri olan logolar ise kurum ya da markanın görünen gücü olarak tanımlanabilir. Bu güç, kurum ya da markanın müşteriye verdiği güvencenin bir göstergesidir. Bu gücü elde etmek için tasarımcılar çok özgün tasarımlar ve kalıcı olan logolar tasarlayarak markayı ön plana çıkartıp daha etkili hale getirmek zorundadırlar. Bu çalışmada lale motifinin güçlü bir marka görsel kimliği oluşturup oluşturamayacağı incelenmiştir. Günümüzde Osmanlı dönemi geleneksel Türk Sanatları hemen hemen her yerde göze çarpmaktadır. Osmanlı sanatının varlığı ve önemi dünyanın her yerinde bilinmektedir. Bu kültür değerini yaşatmak yeni neslin tasarımcıları olan bizlere düşmektedir. Markaların görsel kimliğini kurumsal bir yapıya kavuşturan biz tasarımcılar Osmanlı lale motifini yeni nesil tasarımlara yansıtarak yaşatmalı yeni bu sanat değerlerini kaynak olarak kullanmalıyız. Grafik tasarımcılar tasarımlarını özgün kendine has üsluplarını kullanarak genellikle markanın amacı, misyonu ve hedefleri konusunda araştırmalar yaptıktan sonra tasarlamaktadırlar. Tabi ki bir marka için tasarlanacak logo fizibilite çalışması doğrultusunda ona uygun olan karakterde yapılmalıdır. Ancak çok ünlü markaların görsel kimlikleri bazen çok farklı çıkış noktaları kullanılarak tasarlanmaktadır. Bu doğrultuda lale motifi ile bir marka logosu tasarlarken markanın bir sanat işi ya da ona yakın bir iş yapılmasına gerek yoktur. Bu çalışmanın uygulama aşamasında Dumlupınar Üniversitesine bağlı DPÜSEM'in logo tasarımında lale motifli desenler kullanarak logo kurumsal kimlik tasarımının ilk basamağının gerçekleştirilebileceği kanıtlanmıştır.Anahtar Kelimeler: Logo, Marka, Çini Motifi, Lale.

Dumlupınar ÜniversitesiEl sanatlarıLale+8
Hüseyin Ocak
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Beypazarı'nda kadın folkloru: El sanatları geleneği

Türk el sanatları geleneği günümüze kadar; sanayileşme, usta-çırak yapısı, ihtiyaçlar gibi çeşitli etkenlerle güncellenerek varlığını devam ettirmiştir. El sanatları eğitimi daha çok usta olarak tanınan erkek profesyonel öğreticiler tarafından verilirken kadın temsilciler de kendilerini geliştirerek geleneğin aktarılmasında rol almıştır. Bazı örneklerinde tek kişinin, bir kısmındaysa iş birliğine bağlı olarak kadınlar tarafından üretilen el sanatları ürünler yoğun olarak çeyiz hazırlama düşüncesiyle şekillenmiştir. Çalışma alanımız olan Ankara'nın Beypazarı ilçesi hem el sanatları geleneğinin hem de çeyiz kültürünün nitelikli örneklerinin hem ihtiyaçların giderilmesi hem de ticari faaliyet olarak yaygınlık taşıması nedeniyle örnek alan olarak seçilmiştir. Genel yapısıyla Türk el sanatları hakkındaki kaynakların incelenmesi öncelikli aşama olmuştur. İkinci aşamada, saha çalışması kapsamında genç, orta yaşlı ve yaşlı olmak üzere farklı yaş gruplarıyla el sanatları ve çeyiz geleneği hakkında mülakat yapılmıştır. Kaynak kişilerin, yönlendirilen sorulara verdikleri cevaplarla el sanatları ve çeyiz geleneği hakkındaki bilgileri, geleneği hangi seviyede öğrendikleri ve aktardıkları, gelenek aktarımındaki rolleri ve geleneğin değişim, dönüşüm ve yenileşme yapısına dair ilgi veya farkındalık düzeyleri tespit edilmiştir. Tez çalışmamızda kadın üreticiler öncelikli başlığımız olmuştur. Bu amaçla bir üretim alanı olarak somut olmayan kültürel mirasın aktarımında kadının rolü ve kadın folklorunun bir ürünü olan el sanatları geleneği değerlendirilmiştir. Yazılı, sözlü ve görsel kaynaklardan hareketle elde edilen veriler sembolik açıdan incelenmiştir. Kültür aktarımı, geleneğin güncellenmesi, değişen ihtiyaçlar ve uygulamalar üzerinde durulmuştur.

Halk kültürüTürk el sanatlarıTürk folkloru+1
Ayşe Buluç
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Geleneksel Türk el sanatlarından Tokat ahşap baskı yazmacılık sanatı ve yaşayan son ustaları

Bu araştırmada; bulunduğu yörenin tarihi ve coğrafi yapısıyla ilgili olduğu düşünülen Tokat Ahşap Baskı Yazmacılık Sanatı'nın gelişim süreci ve bugünkü durumu ele alınmıştır. Basılı ve internet yayınlarının taranması ile yaşayan son üç Yazmacılık ustalarıyla yapılan görüşmelerden veri elde etme yoluna gidilmiştir. Elde edilen veriler değerlendirildiğinde; Tokat Ahşap Baskı Yazmacılık Sanatı'nın tarihteki en eski kumaş desenleme yöntemlerinden birisi olup, nesilden nesle yaşatılan kültürün sanat ile birleşen bir dil olduğu, fakat 600 yıllık geçmişe sahip olan bu sanatın bugün sürdürülebilirliğinin azaldığı anlaşılmıştır. Araştırmanın sonuç bölümünde Tokat Ahşap Baskı Yazmacılık Sanatı'nın taşıdığı kültürel önem belirtilerek, bu sanatın devamlılığının yeniden sağlanması için önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Geleneksel, Yazmacılık Sanatı, Tokat Yazmacılığı, Ahşap Kalıp, Tokat Ahşap Baskı Sanatı.

El sanatlarıGeleneksel Türk sanatıTokat+2
Fatih Mehmet Açar
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kırgız Şırdak geleneğinde kullanılan desenlerin ebru sanatında uygulanabilirliği

Bu araştırmada Kırgızistan'ın el sanatlarından biri olan şırdak keçe sanatının tanıtılması, kullanılan motifler ve anlamlarının kayıt altına alınması, farklı bir sanatla ilişkilendirilerek dikkat çekilmesi planlanmıştır. İki farklı sanat arasında köprünün oluşturulması, gelecek kuşaklara aktarılması, disiplinler arası sanatlar ile dikkat çekebileceği hedeflenmiştir. Kırgızistan'ın Narin, Koçkor, Celal-Abad, Issık şehirlerinde bulunan geleneksel el dokuması şırdak halı motiflerinin Türk ebru sanatına uygulanmasıdır. Ebru sanatında akkâse tekniği, bir motifin veya yazı örneğinin kâğıt veya deriden oyulması ile meydana getirilen eserlere denilmektedir. Ebru sanatında akkâse tekniğinin farklı materyal kullanılarak uygulanabilirliğini göstermek ve ebru sanatına şırdak halı motifleri ile farklı bir boyut kazandırmak amacıyla kâğıt üzerine orijinal birebir şırdak halı-kilim motifleri tasarımları yapılarak uygulanmıştır. Kırgız motiflerini tanıtmaya çalışırken, yapmış olduğumuz alan araştırması sonucu elde edilen bulgulardan hareket edilerek ebru sanatı akkâse tekniğine uygulanması gerçekleştirilmiştir. Kırgızistan ile ilgili eserleri okumak, Kırgız halkı hakkında bilgi edinmek, geleneksel el sanatları ve uygulanan motifler ve anlamlarının içerdiği kaynaklar takip edilmiştir. Motiflerin anlamlarını bilen bilirkişiler ile mail ve sosyal medya üzerinden temas kurularak yazılı kaynaklara ulaşılmıştır. Makale, kitap, sergi, festival, sanatsal ve bilimsel çalıştay ve sempozyumların yapılması ile tarihin derinliklerinden günümüze ulaşan şırdak halıların literatüre kazandırılması, gelecek kuşaklara taşınması gerekmektedir. Türk el sanatı olan ebru sanatı teknikleri ile birleştirerek ortak noktaları üzerinden motif uygulamalarını gerçekleştirmek ve kayıt altına alarak, farklı ortak alanlar ile de birleşebileceğini göstermek, dikkat çekmek, bu sanatın yaşatılmasını sağlamasına yardımcı olacaktır.

Ebru sanatıEl sanatlarıKeçecilik sanatı+2
Songül Kartal
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yahyalı halıcılığının günümüzdeki durumu

Yahyalıda halıcılık faaliyetlerinin başlangıcının tam tarihi bilinmese de 19.yy öncesine dayandığı tahmin edilmektedir. Yahyalı halıları kendine has desenleriyle Türk halı sanatı içinde önemli bir yere sahiptir. Yahyalı halılarının Türk halı sanatı içinde belli bir konuma sahip olmasına rağmen herhangi bir güncel çalışma yapılmamış olması açısından bu çalışma önemlidir. Bu araştırmada, Yahyalı halılarının günümüzdeki durumunu belirlemek, teknik özellikleri açısından incelemek, desen ve motiflerini belgelemek amaçlanmıştır. Ayrıca dokumacıların demografik özellikleri, ekonomik durumları, sağlık durumları ve kullanılan araç gereçler belirlenmiştir. Yahyalı halılarının desen çizimlerinin ayrıntılı olarak yapılması ve bir kataloga dönüştürülmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla, yörede ulaşılabilen günümüz Yahyalı halıları tek tek incelenmiş, fotoğraf ve çizimlerle desteklenmiştir. Yahyalı halılarının desen isimlerine göre birçok çeşidi bulunmaktadır. Bunlar; dabazlı, kandilli mihraplı, kirazlı, karpuzlu, üç göbekli, kavacık gibi çeşitlerdir. Yörede geçmişte her evde dokumanın yapıldığı fakat günümüzde yok denecek kadar az tezgâh kaldığı tespit edilmiştir. Halı üretiminin durma noktasına geldiği, unutulmaya yüz tuttuğu belirlenmiştir. Yöre halıcılığının tekrar canlanması için bir Avrupa birliği projesinin yapıldığı ve atölye kurulduğu gözlenmiştir. Yahyalılı kadınların bu atölyede halı dokumaya başladığı, 2018 yılında atölyenin İşkur'a devredildiği öğrenilmiştir. Haftanın beş günü çalışan atölye 2019 Şubat ayından itibaren protokolün yenilenmemesi nedeniyle kapanmış, böylece halıcılığa değin tek faaliyet de sona ermiştir. Tarihi, desenleri ve çeşitleri ile önemli olan Yahyalı halılarının eski canlı günlerine geri dönmesi için devlet destekli ve sürdürülebilir projelerin uygulanması gerekmektedir. Anahtar Kelimeler: Yahyalı, Dokuma, Halı, Tezgâh

Dokuma tezgahlarıEl dokumalarıEl sanatları+3
Şerife Kaplanoğlu
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Amasra'da yaşayan el sanatlarından çekicilik

Geleneksel Türk el sanatlarında, en eski ve en yaygın yapı malzemelerinden biri ahşaptır. Hammaddesi ağaç olan ahşap oymacılığı; mimariden çeşitli eşyalara kadar her alanda kullanılmaktadır. Çünkü Anadolu ormanlık alan açısından zengin olduğundan ağaç kolayca elde edilmekte, kolay işlenebilmekte ve maliyeti de düşük olmaktadır. Ahşap oymacılığında kullanılan; yüzey oyma, ekleme, şebekeli oyma, torna gibi teknikler mevcuttur. Amasra'da bu tekniklerden en çok torna tekniğinin kullanılarak yapıldığı ahşap oymacılığının yöresel adı "Çekicilik Sanatı"dır. Araştırma, Bartın ili Amasra ilçesine ait çekicilik sanatının incelenmesini kapsamaktadır. Çalışmanın amacı, yok olmaya yüz tutmuş el sanatlarımızdan çekicilik sanatının geriye kalan ve sayıları azalan temsilcilerinin konuyla ilgili bilgi, tecrübe, duygu ve düşüncelerini derlemek, bu sanatı kalkındırmak ve geleceğe taşımak adına yapılan çalışmalara katkıda bulunabilmektir. Bu amaçla Ahatlar Köyü ile burada faaliyet gösteren atölyeler ve Amasra Çekiciler Çarşısı'nda incelemeler yapılmış, üretilen ürünler hammadde ve üretim tekniği yönünden incelenmiş, pazarlama koşulları tespit edilmiştir. Atölyelerde çalışan kişilerle görüşülmüş, yapılan ürünler ve yapım aşamaları fotoğraflandırılmıştır. En çok üretilen ürünler arasında mutfak araç gereçlerinden şekerlikler, kâseler, çatal, kaşık, kepçe gibi servis araçları, çerez takımları, fındık kıracakları, baharatlıklar, havanlar, hediyelik ve dekoratif amaçlı ürünlerden vazolar, çeşitli biblolar, anahtarlıklar, magnetler, portreler, günlük kullanım amaçlı ürünlerden rahleler, sandıklar, isimlik-kalemlikler, oyuncaklar, deniz fenerleri, küllükler yer almaktadır. Bu ürünler çeşitli şekillerde pazarlanmaktadır. Bir kısmı Çekiciler Çarşısı'nda satılmaktadır. Bir kısmı sipariş üzerine Türkiye'nin her yerine gönderilmekte ve bu siparişlerin çoğu internet aracılığıyla kurulan satış siteleri ile alınmaktadır. Bir kısmı da ürünleri pazarlayanlar tarafından kendi imkânlarıyla götürülüp satış merkezlerine verilmektedir. Yöre insanlarıyla ve ustalarla yapılan görüşmeler neticesinde çekicilik sanatının geçmiş yıllara oranla azaldığı, hatta farklı iş kollarının tercih edildiği sonucuna varılmıştır. Çekicilik sanatının azalmasının en öncelikli sebebinin maliyeti düşük Çin mallarının tezgâhlarda yerini alması olduğu görülmüştür. Çekicilik sanatı ustalarının sabit olmayan gelirleri, bu gelirin ihtiyaçları karşılamadaki yetersizliğinden kaynaklı farklı iş kollarının tercih edilmesi, gençlerin sabır ve zaman isteyen, getirisinin düşük olduğu bu mesleği tercih etmemesi, bütün bu nedenlerden dolayı bu sanata ilginin azalmasıyla birlikte babadan oğula, nesilden nesile aktarılamaması diğer önemli sebeplerdir. Çekicilik sanatını yaşatmak ve gelecek kuşaklara aktarmak adına öncelikle Çin mallarının yöreye girişi konusunda sınırlamalar getirilmelidir. Çekicilik sanatının geleneksel haliyle tanıtımı hem yurt içinde hem de yurt dışında basın-yayın organları aracılığıyla daha fazla ve dikkat çekici bir şekilde yapılmalıdır. Hammadde konusunda ustalar desteklenmeli, maliyeti düşürülmelidir. Bu sanat ile ilgili gençlere iş olanakları sağlanmalı, bu mesleği icra edenler geçim kaygısı taşımayacak şekilde istihdam edilmelidir. Ayrıca Milli Eğitim Bakanlığı, geleneksel Türk el sanatlarına ders müfredatlarında daha geniş yer vermeli, bu kapsamda ahşap oymacılığı da müfredat içerisinde yerini almalı, çocuklarımız ve gençlerimiz bu meslekleri tanımalı, milli kültür ve değerlerimiz konusunda bilinçlendirilerek ilgisi ve yeteneği olanların önünü açacak fırsatlar verilmelidir. Üniversitelerin ilgili bölümlerinde ise ahşap işçiliği ile ilgili araştırmalar yapılmalı, kaybolmaya yüz tutmuş bu sanatımız gün yüzüne çıkarılmalıdır. Anahtar Kelimeler: Ahşap, Çekicilik, Gomalak, Kayacık Ağacı, Torna.

Bartın-AmasraEl sanatlarıGeleneksel Türk sanatı+2
Asuman Ayrıksa
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Alanya ipekli el sanatlarına yön verenler

İpekböceği yetiştiriciliği ile elde edilen kozalar ipek üretiminin temel kaynağını oluşturmaktadır. Çeşitli aşamalardan geçen kozalar, ipek ipliği olarak işlenmiş ve birçok işlevsel ipekli ürünün ortaya çıkmasını sağlamıştır. Yüzyıllardır devam eden ipekböcekçiliği, ipek üretiminde kültürel bir birikimle estetik zeminin birleştiği bir çatı haline gelmiştir. Anadolu topraklarında da ipeğin üretimi temelde ticari bir uğraş olarak şekillense de geçen zaman dilimi içerisinde geleneksel bir kültür kimliği şeklini almıştır. Özellikle Alanya bölgesinde 18. yüzyılın sonlarıyla birlikte başlayan bu uğraş alanı, usta-çırak ilişkisiyle genişlemiş adeta yöre ile özdeşleşen bir faaliyet haline gelmiştir. Alanya, yapılan girişimlerle kısa sürede ipek üretiminin merkezi olmuştur. Günlük kullanılan giysilerden, süs eşyalarına, ev tekstillerinden, aksesuarlara kadar sosyal yaşamın her alanında ihtiyaçları karşılamak için birçok işlevsel ürün ortaya çıkmıştır. Modernleşme süreciyle başlayıp günümüzde de devam etmekte olan kırdan kente göç olgusu, birçok geleneksel bağlamı yok ettiği gibi ipekböceği yetiştiriciliğini ve ipekli el sanatlarını da olumsuz etkilemiştir. Günümüzde unutulmaya yüz tutan bu geleneksel öğretinin, sanatsal bir uğraş olarak gelecek nesillere aktarılması oldukça önemlidir. Bu doğrultuda hazırlanmış olan çalışmanın temel amacı, Alanya bölgesinde ipekli el sanatlarını temsil eden önderler üzerinden ipekli el sanatlarının gelecek kuşaklara aktarılmasını sağlamak olarak belirlenmiştir. Nitel araştırma yöntemi kullanılarak katılımcılarla görüşmeler yapılmış ve elde edilen veriler betimsel olarak analiz edilmiştir. Bu verilere ek olarak sahadan çekilen görsel kayıtlar ve katılımcıların kendilerine ait eser envanterleri derlenmiştir. Araştırmanın evreni Alanya İlçesi olup, örneklem sayısı 5 katılımcıdan oluşmaktadır. Katılımcılar, Alanya Ticaret ve Sanayi Odası, Alanya Halk Eğitim Merkezi, Alanya Belediyesi, Alanya İlçe Tarım Müdürlüğü gibi kurumlardan derlenen bilgiler doğrultusunda kota örneklem yöntemiyle Nurten Gümüş, Rauf Sadullahoğlu, Refika Toklu, Seyfettin Çelik ve Yusuf Çelik olarak belirlenmiştir. Bulgularda temel olarak ipekli el sanatları bağlamında, katılımcıların yaşamları, mesleki deneyimleri, karşılaştıkları sorunlar ve Alanya ipekli el sanatlarına katkılarının neler olduğu aktarılmıştır. Katılımcıların karşılaştıkları sorunlardan hareketle ipekli el sanatlarının Alanya evreninde gelecek kuşaklara aktarılması ve daha popüler hale gelmesi noktasında değerlendirmeler yapılmış ve çözüm önerileri sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Alanya, İpek, İpekli Dokuma, İpekli El Sanatları, İpek Böcekçiliği

Antalya-AlanyaEl sanatlarıTürk el sanatları+3
Azime Güven
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kırşehir kültürel değerlerinin deri işleme sanatıyla yaşatılması

Birçok medeniyete ev sahipliği yapan Kırşehir, Türklerin Anadolu'ya yerleşmesi ile Selçuklu Devleti döneminde önemli bir kent olmuştur. Yörede Türk kültürünün hakim olması el sanatları alanında da ilin zengin bir merkez olmasını sağlamıştır. Bu el sanatlarından biri de dericiliktir. Ahiliğinin kurucusu olan Ahi Evran'ın, Moğolların baskısı sonucu Kayseri'den göç etmek zorunda kalması ve Kırşehir'e yerleşmesi ile dericilik sanatı da yörede köklü bir gelenek oluşturmuştur. Ancak dericilerin piri sayılan Ahi Evran'ın Kırşehir'e kazandırdığı bu el sanatı, zamanla yaşam koşullarının değişmesi sonucunda diğer el sanatları gibi gerilemeye başlamış ve devrini tamamlamıştır. Bu çalışmada, Kırşehir kültürel değerleri temel alınarak bunları deri ürünlere aktarmak amaçlanmıştır. İlin mimariden el sanatlarına, müzik kültüründen geleneklerine kadar zengin bir kültür birikimi bulunmaktadır. Bu kültürel değerlerden deri ürünlere aktarmak üzere Cacabey Medresesi, Ahilik Kültürü, Abdal Kültürü, Dokumacılık, Evlenme adetleri ve Kırşehir haritası seçilmiş ve öncelikle bu kültürel değerleri en iyi yansıtacak tasarımlar ortaya konulmuştur. Daha sonra tasarımlar uygun teknik ve yöntemlerle deri üzerine geçirilerek bazı dekoratif ve kullanım eşyalarına dönüştürülmüştür.

Deri sanatıDericilikEl sanatları+3
Oğuz Alim Orkun
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Aksaray Müzesi envanterine kayıtlı sandukaların süsleme özellikleri

Taş; mimaride tarih boyunca kullanılmış, yapıların tüm cephelerinde, taç kapılarda, minare, mihrap, minber, eyvan, çörten ve pencere kenarları gibi mimari unsurların yanı sıra sandukalar ve mezar taşlarının da ana yapı malzemesi olmuştur. Sandukalar, İslamiyet'ten sonra Anadolu'da özellikle Selçuklular Döneminde saygın kişileri ebedileştirmek için yaygın olarak kullanılmıştır. Taş işlemeciliğinin en zengin örnekleri ile üzerleri süslenen sandukaların kullanımı Beylikler ve Osmanlı Dönemlerinde giderek azalmıştır. O dönemlere ait örnekler günümüzde mezarlıklar, türbeler ve müzelerde yer almaktadır. Bu çalışmada Aksaray Müzesi teşhirinde bulunan süslemeye yer verilen dokuz adet sandukalı mezar taşı incelenmiş ve eserler ait oldukları dönem ve süsleme özelliklerine göre açıklanmıştır. Eserlerin XIII. yüzyıl sonları ile başlayıp XVI. yüzyılın ilk yarısını içine aldığı görülmektedir. Süslemelerde ağırlıklı olarak bitkisel motifler kullanılmıştır. Bununla birlikte geometrik şekiller, süsleme unsurlu yazı, sade yazı ve birbirine ulanan sütunlardan oluşan süsleme ile palmetin dış çevresini oluşturan süsleme kullanılmıştır. Ayrıca mimari unsurlu süslemelerden mukarnas, günlük kullanım eşyası olan sembolik unsurlardan kandil ve vazonun da yer aldığı eserler tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Aksaray Müzesi, taş süsleme, sanduka

AksarayMezar taşlarıMotifler+7
Elif Bölükbaş
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Maysa ve Bulut animasyon dizisinde yer alan dokumalardaki motiflerin incelenmesi

Özellikle yeni teknolojilerin etkisiyle hızlı bir şekilde küreselleşen dünyamızda popüler kültür olarak adlandırılan kitle kültürü yaygınlaşmaktadır. Kitle kültünün etkisi altında kalan topluluk ya da gruplara ait kültürler çeşitli öğelerini teker teker kaybetmektedirler. Bu kaybolan öğeler çoğunlukla örf, adet, anane gibi somut olmayan kültürel miras öğeleridir. Bu öğelerin kaybolmasını engelleyerek, kültürel çeşitliliğin ve devamlılığın sağlanabilmesi için toplumsal kültürün yeni kuşaklara aktarımı şarttır. Kitle kültürünün etkilerine karşı kullanılabilecek en etkili araç yine kitle kültürünün yaygınlaşmasında en büyük rolü oynayan televizyonlardır. Özellikle çocukların ilgisini çeken ve başından kalkmak istemedikleri animasyon dizilerinin kültür aktarım aracı olarak kullanılması son derece etkili olmaktadır. Doküman incelemesi şeklinde gerçekleştirilen bu çalışmada "Maysa ve Bulut" animasyon dizisinde yer alan ve dokumalarda kullanılan motifler belirlenerek, bu motiflerin alanyazında yer alan motifler ile tutarlılığı incelenmiştir. Yapılan incelemeler sonucunda Maysa ve Bulut animasyon dizisinde toplam 54 farklı motifin kullanıldığı belirlenmiştir. Bu motiflerin 20 tanesi doğum ve çoğalma ile ilgili motifler, 22 tanesi hayatı simgeleyen motifler, 2 tanesi ölümü simgeleyen motifler, 7 tanesi günlük hayata dair betimlemeler ve 3 tanesi de tanımlanamayan motiflerdir. Belirlenen motiflerin büyük çoğunluğunun alanyazında yer alan motifler ile uyumlu olduğu belirlenmiştir.

Animasyon filmlerDokumalarEl sanatları+2
Filiz İslim
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çini sanatında 16.yy saz yolu üslubu ve özgün uygulamalar

Tezyini sanatının önemli ekollerinden biri olan "saz yolu üslubu" II. Beyazıt döneminden başlamış, Kanuni Sultan Süleyman devrine kadar devamlılığını sürdürmüştür. Osmanlı saray nakkaş hanesinin baş nakkaşı olan Şah Kulu tezyini Türk sanatına "saz üslubunu" getirmiştir. 16.yy ilk yarısı ve 17.yy ortalarına kadar üretilmiş desenlerde, sivri uçlu, kıvrık hançer yapraklar, hatai çeşitleri ve natüralist hayvan figürleri, efsanevi hayvanlar ve mitolojik imgeler (peri, melek) vb. gibi olduğu bilinmektedir. Şah Kul'unun eserlerinde ise birbiri içine geçmiş tam desenler yer almaktadır. Motiflerin farklı boyama yöntemi ile belirginleştiği bilinmektedir. Osmanlı döneminde bulunan saz üslubu bezemeleri, Topkapı Sarayı Sünnet Odası, Rüstem Paşa camii gibi mekânlarda örnekleri yer almaktadır. Bu çalışmada, 16.yy saz yolu üslubu ve kullanılan motifler özgün tasarımlarda uygulanmıştır. Bu tasarımların daha önce uygulanmamış olması, çalışmanın özgünlüğünü arttırmaktadır. Tezin birinci bölümünde çini tanımı ve tarihçesi, erken Osmanlı dönemi mavi beyaz üslup incelenmiştir. İkinci bölümde ise Şah Kulu' nun hayatı ve saz üslubu anlatılmıştır. Üçüncü bölümde ise 16. yy saz üslubu ve özgün uygulamalara yer verilmektedir. 16. yy çini sanatında ve saz yoluna dair çalışmaların incelenmesi ile döneme ait motiflerden yararlanılarak gerçekleştirilen özgün tasarımlar oluşturulmuştur. Yapılan özgün tasarımlarda çini sanatında kullanılan malzemeler kullanılmıştır. Türk desenlerinde önemli görevi olan bu üslubun özgün tasarımlarda yeni uygulamalara dönüştürülmesi açışından Türk çini sanatının devamlılığı bakımından önemli görülmektedir.

16. yüzyılSaz üslubuTürk el sanatları+3
Bahar Maş
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00

İlgili konular