Bone screws

78 theses under this subject heading

Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Üç farklı ağız içi molar distalizasyon yönteminin sonlu elemanlar metoduyla incelenmesi

Giriş ve amaç: Bu çalışmanın amacı, üç farklı molar distalizasyonu yönteminde ortaya çıkan stres değerlerinin ve dişlerde meydana gelen yer değiştirme miktarlarının sonlu elemanlar analizi (SEA) ile incelenmesidir. Gereç ve yöntem: Çalışmada, palatinal bölgeden uygulanan konvansiyonel Pendulum aygıtı, palatinal bölgeden uygulanan mini vida destekli AMDA aygıtı ve bukkal kemiğe uygulanan mini vida ile üç farklı molar distalizasyon senaryosu oluşturulmuştur. Molar dişlere uygulanan distalizasyon kuvvetleri sonucu oluşan stresler ve yer değiştirme değerleri SEA ile incelenmiştir. Bulgular: Her üç senaryoda meydana gelen stres değerlerinin fizyolojik sınırlar içerisinde olduğu ve distalizasyon için uygun olduğu görülmüştür. Tüm senaryolarda birinci molar dişlerde meydana gelen en yüksek Von Mises değerleri kuvvetin uygulandığı bölgede ölçülmüştür. Birinci ve ikinci senaryoda birinci molar dişlerde meydana gelen en yüksek Von Mises değerlerinin palatinal tüberküllerde, üçüncü senaryoda bukkal tüberküllerde olduğu ve tüm senaryolarda en düşük Von Mises değerlerinin bukkal kök uçlarında olduğu görülmüştür. Sonuç: Pendulum ve AMDA ile yapılan distalizasyonda birinci molarlarda distobukkal rotasyon, bukkal mini vida ile yapılan distalizasyonda meziobukkal rotasyon görülmüştür. AMDA ile yapılan distalizasyonda diğer senaryolara göre birinci molarların daha paralel hareket ettiği gözlenmiştir. Bukkal mini vida ile yapılan distalizasyonda diğer senaryolara göre daha fazla molar ekstrüzyonu gözlenmiştir. Anahtar kelimeler: Molar distalizasyonu, Sonlu elemanlar analizi, Pendulum, AMDA, Bukkal mini vida.

Azı dişleriDiş hareketleriKemik vidaları+4
Kifayet Burcu Özdemir
Hatay Mustafa Kemal University
2020
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Farklı sutur ossifikasyon derecesine sahip hastalarda, mini-vida destekli hızlı üst çene genişletmesinin; yüz, kafa tabanı ve temporomandibular eklem bölgesindeki etkilerinin 3 boyutlu sonlu elemanlar analizi ile incelenmesi

Amaç: Bu çalışmada, farklı sutural ossifikasyon derecelerinde, mini-vida destekli hızlı üst çene genişletmesinin (MDHÜÇG) yüz, kafa tabanı ve eklem bölgesindeki stres ve yer değiştirme miktarlarının sonlu elemanlar analizi ile incelenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışmamızda farklı sutural ossifikasyon derecelerine sahip modellere MDHÜÇG yapılmıştır. Modellerimiz; Tip A: Tüm suturlardaki ossifikasyon tamamlanmamış bir model, Tip B: Tüm suturlardaki ossifikasyon kısmen tamamlanmış bir model, Tip C: Tüm suturlardaki ossifikasyon tamamlanmış bir model, Tip D: Midpalatal sutur ossifikasyonu kısmen tamamlanmış, çevresel sutur ossifikasyonu tamamlanmış bir model. Maksillaya transversal yönde 100 Newton kuvvet uygulanmış ve ortaya çıkan gerilme ve yer değiştirme miktarları değerlendirilmiştir. Analiz için Algor Fempro (ALGOR, Inc. 150 Beta Drive Pittsburgh, PA 15238-2932 USA) yazılımından yararlanılmıştır. Bulgular: Modellerdeki en yüksek stresler mini vidaların çevresinden sonra midpalatal suturda görüldü. Maksillanın çevresel suturlarında Tip D'nin Tip B den daha çok stres aldığı görülmüştür. Tip C ile Tip D grubunda ise oluşan stresler arasında çok büyük bir farklılık bulunmamıştır. Foramen ovaledeki en büyük stres Tip C ve Tip D grubunda görülmüştür. SOS'daki en büyük stresler ise Tip A ve Tip B grubunda görülmüştür. Midpalatal sutur transversal eksende, posteriorda anteriora oranla daha çok açılma gerçekleşmiştir. Kondil yukarı ve öne doğru hareket ettiği ve mandibulanın anterior rotasyon yaptığı görülmüştür. Sonuç: MDHÜÇG dik yön büyümesine sahip maksiller darlık gösteren hastalar için kullanılabilir. MDHÜÇG'nin farklı gelişim dönemlerinde kullanılmasında herhangi bir sakınca görülmemektedir. Ossifikasyon derecesi arttıkça kafa tabanında görülen stresler artmış olarak bulunsa da bu streslerin ihmal edilebilir düzeyde olduğu görülmektedir. Anahtar Kelimeler: mini-vida, hızlı üst çene genişletmesi, sutur ossifikasyon, sonlu elemanlar analizi

Alveolar kenar artırılmasıKafaKemik vidaları+5
Caner Büyükkaya
Gaziantep University
2022
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Dar çaplı implantlarda açılı ve düz titanyum abutment vidalarının farklı dinamik yüklemeler sonucu oluşan tork kaybı ve vida gevşemesinin in-vitro incelenmesi

Bu tez çalışmasında amacımız; dar çaplı implantlar üzerinde, açılı ve düz abutmentların farklı dinamik yükleme siklusları sonrası oluşan tork kaybı ve vida gevşeme değerlerini in-vitro olarak incelemek ve dinamik yükleme öncesi değerler ile karşılaştırmaktır. Yöntem ve Gereç: Çalışmamızda, 40 adet 3,5 mm çaplı 10 mm boyunda implantlar ve üst yapı olarak 20 adet düz, 20 adet 15° açılı titanyum abutmentlar kullanılmıştır. Örnekler, 4 alt gruba ayrılmıştır: 1.grup: Düz abutmentların 3x105 kez dinamik yüklenmesi (Grup: D3), 2.grup: Düz abutmentların 6x105 kez dinamik yüklenmesi (Grup: D6), 3.grup: 15° açılı abutmentların 3x105 kez dinamik yüklemesi (Grup: A3), ve 4.grup: 15° açılı abutmentların 6x105 kez dinamik yüklenmesidir (Grup: A6). Dinamik yükleme siklusu öncesi her abutment vidası 3 kez 30 N.cm tork ile sıkılıp ardından gevşetme işlemine tabi tutulmuştur. Oluşan gevşeme tork değerleri (1. 2. ve 3. GTD) not edilmiştir. Daha sonra örnekler yeni vida ile 30 Ncm tork ile sıkılıp dinamik yükleme işlemlerine tabi tutulmuştur. Dinamik yükleme sikluslarından sonra GTD'ler 4.GTD olarak not edilmiştir. Ayrıca yorulmuş vida son kez sıkma-gevşetme siklusuna tabi tutulmuş ve 5. GTD elde edilmiştir. Sonuç olarak her örnek için toplam 5 adet GTD elde edilmiştir. Bu değerler, gruplar içinde ve gruplar arasında tekrarlayan ölçümlerde ANOVA, iki yönlü ANOVA ve Tukey HSD testleri ile karşılaştırılmıştır. Bulgular: Dinamik yükleme sikluslarından sonra gruplar arasında anlamlı bir fark gözlenmemiştir (p>0.05) (D3: 26,43±0,72, D6: 26,05±0,75, A3:26,40±0,73, A6:26,27±0,80). Tüm gruplarda; 4. GTD; 1. 2. ve 3. GTD'lerden anlamlı olarak düşüktür (p<0.05). Gruplar arası 4. GTD'ler arasında anlamlı bir fark yoktur. 5. GTD'ler için; sadece A6 grubunda 1. 2. ve 3. GTD'lerden anlamlı olarak düşük iken (p<0.05), D3, D6 gruplarında istatistiksel olarak anlamlı fark yoktur (p> 0,05). A3 grubunda 5. GTD ile 2. GTD arasında istatistiksel olarak anlamlı fark vardır. Sonuç: Dinamik yükleme GTDyi anlamlı ölçüde azaltmaktadır. Dinamik yükleme öncesi açılı abutmentlar, düz abutmentlara göre daha yüksek başlangıç GTD göstermişlerdir. 5.GTD sonuçlarına göre; D3 ve D6 gruplarında 5.GTD ile 1. 2. ve 3. GTD arasında anlamlı fark yok iken, A6 grubunda 5.GTD ile 1. 2. ve 3. GTD arasında, A3 grubunda 5.GTD ile 2. GTD arasında anlamlı fark vardır. Özellikle açılı abutment kullanımında yorulmuş vidanın yeni vida ile değiştirilmesi daha faydalı olabilir.

Dental implantasyonDental implantlarKemik vidaları+2
Mehmet Esad Güven
Bezmialem Vakıf University
2016
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Çocuk ön kol kırıklarında cerrahi tedavide kircshner teli ile plak ve vida fiksasyonunun karşılaştırılması

Amaç: Önkol kırıkları çocukluk çağının sık görülen kırıklarındandır. Erişkinlerden farklı olarak kapalı redüksiyon ve alçılama en iyi tedavi yöntemidir. Tedavi amaçları kabul edilebilir miktarda kapalı redüksiyonun sağlanması ve kemiklerin kaynaması sağlanana kadar alignmentin sağlanmasıdır. Eğer kapalı redüksiyon sağlanamassa veya devam ettirilemediği durumlarda cerrahi tedavi uygulanmalıdır. Kapalı redüksiyonun en önemli başarıları hızlı iyileşme kapasitesi ve çocuk kemiklerinin remodeling kapasitesidir. 10 yaşından genç hastaların ön kol distal kırıklarının rotasyonel ve angüler deformiteleri 10 yaşından büyük olanlardan daha iyi remodelize olur. 14 yaşından büyük hastalarda ise ön kol kırıkları erişkin hastalar gibi tedavi edilmelidir. Cerrahi tedavi seçeneğinde implant seçimi bir başka tartışmalı konudur. K teli ve alçılama, eksternal fiksasyon, çapraz K teli ile fiksasyon, plak ve vida osteosentezi ve intramedüller ostoeosentez cerrahi tedavi seçenekleridir. Çapraz K teli ile fiksasyon distal ön kol kırıkları cerrahi tedavisinde kullanabilir. Kemiklerin ince diyafize sahip olmasından dolayı ön kol gövde kırıklarının tedavisinde uygun değildir. Eksternal fiksasyon ciddi yumuşak doku hasarlarıyla birlikte olan kırıklarda kullanılabilir fakat çocukluk çağında nadiren kullanılır. En popüler cerrahi seçenekler plak vida osteosentezi ve K teli (intramedüller veya çapraz) fiksasyonudur. Yöntem: Bu çalışmada ön kol çift kırığı bulunan ve Mart 2011 ile Mayıs 2015 arası cerrahi tedavi uygulanan 5-16 yaş aralığındaki 48 olgu retrospektif olarak değerlendirildi. K teli ile osteosentez yapılan 30 hasta Grup 1, plak vida ile osteosentez yapılan 18 hasta ise Grup 2 olarak ayrıldı. Her iki grubun kaynama oranları ve komplikasyonlarının değerlendirilmesi amaçlandı. Bulgular: Hastaların yaş ortalaması 12,10 olarak hesaplandı (SD 2,777). Hastaların %95.8'i erkek, % 4,2'si kızdı. Kırıkların % 52,1'i sağ, % 47,9 sol tarafydı. Travma etyolojisinde % 81,2 oran ile düşme ilk sıradaydı. Kırıkların % 89,6'sı kapalı ,% 10,4'ü açık kırıktı. Kırıkların % 54,2 si distal 1/3'lük kısımdaydı. Hastaların ortalama kaynama süresi 8,81 haftaydı. Sonuç: Her iki grupta kaynama ve komplikasyon oranları açısından anlamlı fark saptanamadı. Anahtar Kelimeler: Çocuk Ön Kol Kırıkları, Kaynama, Komplikasyon.

Cerrahi tedaviKemik vidalarıKomplikasyonlar+6
Ömür Fethi Cansunar
Gaziantep University
2015
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Farklı ağız bakım ajanlarının ortodontik mini vida çevresindeki floraya olan etkilerinin in-vivo olarak incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, farklı ağız bakım ajanlarının ortodontik tedavi gören hastalara uygulanan mini vida çevresindeki floraya olan etkilerinin in-vivo olarak incelenmesidir. Sabit ortodontik tedavi gören 55 hastadaki 80 mini vida çalışma için seçilmiş ve mini vidalar rastgele 4 gruba ayrıldı. 1. gruptaki hastalar tarafından 1450 ppm flor içerikli diş macunu (Grup 1), 2. gruptaki hastalar tarafından 1450 ppm flor içerikli diş macunu ve %0,12 klorheksidin içerikli gargara (Grup 2), 3. gruptaki hastalar tarafından 1450 ppm flor içerikli diş macunu ve Listerine gargara (Grup 3), 4. gruptaki hastalar tarafından 1450 ppm flor içerikli diş macunu ve steril su spreyi (Grup 4) 3 haftalık süreyle kullandırıldı. Başlangıçta (T0) ve ağız bakım ajanının kullanıldığı 3 haftalık süre sonunda (T1), paper point yardımıyla biyolojik örnekler toplandı. Ardından tüm örnekler mikrobiyoloji laboratuvarında flora sayımı için kültüre edildi. Hastaların ajan kullanım performansları ve mini vida bölgesindeki periodontal indeks değerleri ölçüldü. Sonuç olarak Grup 2, Grup 3 ve Grup 4'te mini vida etrafındaki toplam mikroorganizma sayısı, Grup 1'e göre daha çok azaldı. Grup 1 haricindeki 3 grubun birbirleriyle olan karşılaştırmasında gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmadı. Mikroorganizma türünde değerlendirme yapıldığında, T1 zamanında tüm gruplar için, herhangi bir mikroorganizma sayısında istatistiksel olarak anlamlı değişiklik gözlenmedi. Sonuç olarak Grup 2, Grup 3 ve Grup 4'teki ağız bakım ajanları, mini vida etrafındaki hijyeni sağlamak ve florayı azaltmak için kullanılabilir.

Ağız florasıDiş macunlarıKemik vidaları+5
Bayram Asarkaya
Gaziantep University
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Vertebrae cervıcales'in anatomik olarak incelenmesi

Servikal omurgada yapılan cerrahi işlemlerde temel hedef bölge anatomisine zarar vermeden, sinir ve damar yapılarına baskıyı azaltmak ve rijit fiksasyondur. Omurgaya yapılan cerrahi işlem sırasında omurilik hasarının oluşması durumunda yaşam kalitesini bozan ya da ölüme sebep olabilen komplikasyonlar gelişebilir. Güvenli bir cerrahi için vidanın vertebra'ya yerleştirildiği bölge ve vidanın kemiğin içerisine ne kadar gireceğini saptamak için bölge anatomisinin iyi bilinmesi önemlidir. Foramen transversarium'un boyutu ve şekli a. vertebralis'i etkileyerek; baş ağrısı, migren, bayılma atakları gibi durumları ortaya çıkarabilmektedir. Bu çalışmanın amacı servikal vertebra cerrahisinde kullanılmak üzere morfometrik ölçümler yapmak ve servikal vertebra'ların morfolojisini inceleyerek, temel ve klinik bilimlere katkı sağlamaktır. Bu çalışmada deformasyona uğramamış ve ölçüm parametrelerinin belirgin olduğu, cinsiyet ve yaşları bilinmeyen servikal vertebra'lar incelendi. Atlas, axis ve vertebrae cervicales III-VII'de toplam 50 parametre değerlendirildi. Bulgular istatistiksel olarak analiz edildi. Pedikül yüksekliğinin pedikül genişliğinden fazla olduğu tespit edildi. Servikal vertebra cerrahisinde kullanılan vidaların çaplarının büyük olması durumunda pedikül fraktürü sonucu implantın gevşemesi ya da komşu visseral yapılarda yaralanma gelişebilmekte, pedikülün genişliği, yüksekliği ve uzunluğu pedikül vidası yerleştirirken vidanın çapı ve boyunun belirlenmesinde önem arz etmektedir. Bu çalışmada elde edilen bilgilerin beyin cerrahisi, radyoloji ve ortopedi başta olmak üzere temel ve klinik bilimlere katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

AnatomiForamen transversariumKemik ve kemikler+4
İrfan Küçükoğlu
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2018
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Transpediküler vida gönderilen spinal vakaların vida pozisyonlarının retrospektif analizi

Amaç: Çalışmamızda 14-81 yaş arası elektif ve acil şartlarda çeşitli tanılarla opere olarak transpediküler vida gönderilen hastaların, vida pozisyonlarının retrospektif incelenerek vida malpozisyonuna bağlı gelişen komplikasyonların azaltılması amaçlandı. Gereç ve Yöntem: Retrospektif çalışmamızda Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Kliniğin de Ocak-2012 ile Eylül-2016 tarihleri arasında spinal stenoz (11 olgu), spondilolistezis (17 olgu), travma (45 olgu), lomber disk hernisi (2 olgu), spinal tümör (18 olgu) ve spinal enfeksiyon (7 olgu) tanısıyla tedavi edilen 100 olgu incelendi. Olgular operasyon sonrası 72 saat içerisinde ön arka, lateral direkt grafi ve bilgisayarlı tomografi ile değerlendirildi. Olguların yaşı, cinsiyeti, her hastaya konan vida sayısı, operasyon sonrası defisitleri, operasyon sonrası komplikasyon olup olmadığı (yara yeri enfeksyonu, dura hasarı ve BOS fistülü, yara iyileşmesinde gecikme sonucu yara debridmanı yapılması), hangi seviyeye kaç adet vida atıldığı, malpoze konumdaki vidaların hangi seviyede olduğu ve bunların ne kadarının revizyon cerrahisine alındığı belirlendi. Elde edilen veriler SPSS 20 For Windows programı ile analiz edildi. Bulgular: Yerleştirilen 692 adet transpediküler vidanın 610 adedi (%88,15) normal olarak değerlendirildi. Vidaların 82 adedi (%11,85) malpoze olarak değerlendirildi ve bunların 5 adedi (%6,10) revizyon yapılarak tekrar yerleştirildi. Anterior perforasyon 4 (%0,66), medial perforasyon 39 (%6,39), lateral perforasyon 38 (%6,23), superior perforasyon 0 (%0) ve inferior perforasyon 1 (%0,16) olarak belirlendi. Mediale malpoze olan 39 adet vidanın 24 adedi (%61,54) torakal seviyede, 15 adedinin (%38,46) lumbosakral seviyede olduğu görüldü. Laterale malpoze olan 38 adet vidanın 35 adedi (%92,11) torakal seviyede, 3 adedinin (%7,89) lumbosakral bölgede olduğu görüldü. Malpozisyone olmuş 82 vidanın % 24,4'ü (20 adet) Grade 1 (0-2 mm), % 53,7'si (44 adet) Grade 2 (2-4 mm), ve % 15,9'u (13 adet) Grade 3 (4mm fazla) olduğu görüldü. Sonuç: Komplikasyonlardan kaçınmak için iyi bir anatomik ve biyomekanik bilgiye sahip olmak gerekir. Cerrahın vida yerleştirmedeki deneyimi doğru vida yerleştirme oranını arttırmaktadır. Operasyon öncesinde BT görüntüleme ile pedikül açıları ve çaplarının ölçülmesi, operasyon esnasında ölçülen açı ve çaplara göre vida yerleştirilmesi, vida malpozisyonlarındaki oranı düşürmekte etkilidir. Anahtar Kelimeler: Transpediküler vida, Malpozisyone vida, Spinal enstrümantasyon

CerrahiFiksasyonKemik ve kemikler+3
Özcan Aslanbaş
Çukurova University
2017
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Dört farklı ortodontik mini vidanın yerleştirme torku ve stabilite değerlerinin karşılaştırılması

Bu in-vitro çalışmanın amacı, dört farklı boyutta ve iki farklı yerleştirme açısı ile yerleştirilen mini vidaların, iki farklı yönde uygulanan kuvvetler karşısında, yerleştirme torku değerleri ile kuvvet direnci değerlerini analiz etmek ve stabilitelerini karşılaştırmaktır. Çalışmada dört farklı boyutta (1.6x8, 1.6x10, 2.0x8, 2.0x10), iki farklı yerleştirme açısında (70 ve 90 derece) ve her grupta 20 adet olacak şekilde toplam 160 adet ortodontik mini vida sığır kalça kemiğine yerleştirilmiştir. Tüm mini vidaların yerleştirme sırasında tork ölçer tornavida (Checkline TSD 50, USA) ile maksimum yerleştirme tork değerleri ölçülmüştür. Daha sonra Testometric (M500, 25kN; Testometric, Rochdale, Lancashire, İngiltere ) test cihazı ile mini vida uzun eksenine dik ve 70 derece kuvvet uygulanarak, 1,5 mm yer değiştirene kadar gösterdikleri direnç değerleri ölçülmüş ve kaydedilmiştir. Gruplar arası maksimum yerleştirme tork değerleri ve kuvvet direnci değerleri ölçülüp karşılaştırılmıştır. Veriler istatistiksel olarak değerlendirilmiştir. Yetmiş derecelik açı ile yerleştirilen mini vidaların maksimum yerleştirme tork ve kuvvet direnci değerleri, 90 derecelik yerleştirme açısı ile yerleştirilen mini vidaların maksimum yerleştirme tork ve kuvvet direnci değerlerine göre istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek bulunmuştur (p<0.001). Sonuç olarak mini vidaların çapı, boyu ve yerleştirme açısı maksimum yerleştirme tork ve kuvvet direnci değerleri üzerinde anlamlı etkiye sahiptir. Mini vidaların stabilitesi üzerinde çap ve yerleştirme açısının etkisi boy etkisinden daha fazladır.

Dental aygıtlarDirençDişler+4
Mohammed Abdo Mohammmed Al-raawı
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2017
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Ortodontik mini vidaların angulasyonunun ve gövde yapısının primer stabiliteye olan etkisi: İn vitro çalışma

Bu in vitro çalışmanın amacı; 30°, 45°, 60° ve 90° de yerleştirilmiş üç farklı mini vidanın maksimum yerleştirme torkunu, pull-out ve shear kuvvet dayanımını ölçmek ve stabilitelerini karşılaştırmaktır. Çalışmada 1,4×8 mm ebatlarında toplamda 216 tane titanyum, self-drilling mini vida (Abso-Anchor konik, Abso-Anchor silindirik, Dual-Top silindirik) kullanılmıştır. Her üç grup dört farklı açıda yerleştirilmiş ve maksimum yerleştirme torkları kaydedilmiştir. Daha sonra vidalara pull-out ve shear kuvvet testleri, vida başı 1,5 mm yer değiştirinceye kadar uygulanmış ve gösterdikleri kuvvet dayanımları Ncm cinsinden kaydedilmiştir. Veriler IBM SPSS programıyla analiz edilmiştir. İstatistiksel analizler; Kolmogorov-Smirnov, 1-way Anova, Tukey HDS ve Student t testleriyle yapılmıştır. En fazla maksimum yerleştirme tork değeri ve kuvvet dayanımı, konik gövde yapısı ve 45° yerleştirme açısında görülmüştür. Abso-Anchor konik grubu primer stabilite yönünden diğer gruplardan daha başarılı bulunmuştur. Çalışmanın sonuçlarına göre en iyi primer stabilite için konik gövde yapısı tavsiye edilmektedir. 45° yerleştirme açısı, aşırı eğimli veya dik açılara tercih edilmelidir. Anahtar sözcükler: Maksimum yerleştirme torku, Pull-out, Shear, Primer stabilite

AnkrajlarDental aygıtlarDental stres analizi+4
Cansu Düzgün
Çukurova University
2018
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Koyun omurları üzerinde değişik tipteki pedikül vidalarının değişik yerleşim pozisyonlarındaki sıyrılma dirençlerinin karşılaştırılması

AMAÇ: Bu çalışmada en fazla osteoporotik hasta grubunun sorunu olan vida sıyrılmasını azaltmak için kullanacağımız cerrahi teknikle ve enstrümanlarla ilgili değerlendirmenin, deneysel biyomekanik tarzda yapılması amaçlanmıştır. GEREÇ VE YÖNTEM: Koyun omurları üzerinde değişik tipteki pedikül vidalarının değişik yerleşim pozisyonlarındaki sıyrılma dirençleri ölçülerek kayıt altına alındı. Çekim işlemlerinden önce BT görüntülemesi yapıldı. Sıyrılma dirençleri dört ana grupta ölçüldü. Bunlar; tek pozisyon-dört tip vida, tek tip vida-dört farklı pozisyon, PMMA vida–dört farklı pozisyon ve ikili vidarod sistemi idi. BULGULAR: PMMA enjekte edilmiş kanüllü vidanın en güçlü sıyrılma direncine sahip olduğu görüldü. Trapezoidal diş yapısındaki silindirik vidanın trapezoidal diş yapısındaki konik vidadan daha fazla sıyrılma direncine sahip olduğu görüldü. En güçlü sıyrılma direncine sahip olan yerleşimin ekstrapediküler yerleşim olduğunu, sonra sırasıyla bikortikal, CBT ve unikortikal yerleşimlerin geldiğini saptadık. CBT yönteminin, unikortikal yerleşimle karşılaştırıldığında anlamlı miktarda daha fazla sıyrılma direncine sahip olduğu görüldü. CBT gönderimde PMMA'nın anlamlı bir katkısının olmadığı istatistiksel olarak ortaya çıktı. Rodlu sistemlerle yapılan çekme işlemlerimiz sonucunda PMMA enjekte edilen kanüllü vidaların sıyrılmaya daha dirençli olduğunu gördük. TARTIŞMA: Pedikül vidasına ait sıyrılma direncini hem cerrahi teknik hem de vida tipi ve özellikleri birlikte etkilemektedir. PMMA enjekte edilmiş kanüllü vidaların ve trapezoidal diş yapısındaki vidaların sıyrılma dirençleri daha yüksektir. Özellikle osteoporotik hastalarda PMMA enjekte edilmiş kanüllü vidaların iyi bir seçenek olarak düşünmekteyiz. Bikortikal kurtarma 81 cerrahisinde ciddi komplikasyonlar göz önüne alındığında; kurtarma cerrahisinde CBT güçlü bir alternatif olarak görülmektedir. ANAHTAR KELİMELER: Omurga stabilizasyonu, osteoporoz, kurtarma cerrahisi, vida sıyrılması, malpozisyon.

FiksasyonKemik vidalarıKoyunlar+3
Coşkun Köseoğlu
Manisa Celal Bayar University
2021
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Femur trokanterik bölge kırıklarının iki farklı kalça çivisiyle tespitinin işlevsel ve radyolojik sonuçlarının değerlendirilmesi

Kalça kırığı tespitlerinde 2 adet başa gönderilen implant öne çıkmaktadır. Bunların ilki klasik olarak vidadır diğeri ise yeni üretilen helikal bıçaktır. Helikal bıçakların gelişimindeki öngörü femur başında kemik kaybı olmadan, çevresindeki kansellöz kemiği sıkıştırarak iyi bir tutunma sağladığı ve daha az komplikasyona yol açtığı yönünderdir. Biyomekanik bir takım çalışmalarla bu öngörü doğrulanmış olsa da bu konuda yapılan klinik çalışma az sayıdadır Çalışmamızın ana amacı AO/OTA 31A2 grubu kırıklarda bıçaklı ve vidalı proksimal femur çivilerinin radyolojik ve klinik sonuçlarının karşılaştırılmasıdır.. Retrospektif olarak dizayn edilmiş bu çalışmada Mayıs 2007 ile Mayıs 2014 tarihleri arasında kliniğimize başvuran 144 hastanın 65'i çalışmaya dahil edilmiştir. Bunların da 33'ü vidalı sistemle, 32'si ise bıçaklı sistemle tedavi edilmişti. Yaş ortalaması sırasıyla 75,82 ve 76,01 idi. Bu gruplarda tip-apeks mesafeleri, vida yerleşimleri, kırık kaynaması, sıyrılma, implant yetersizlikleri karşılaştırıldı. Ortalama takip süresi 2,30 yıldır. Her iki grup arasında kaynamama oranları, sıyrılma, sekonder varus, vida yerleşimi arasında fark görülmedi. Toplam 6 hastada (bıçak n=2; Vida n=4) sıyrılma, toplam 9 hastada (Bıçak n=5 ; vida n=4) kaynamama gözlendi. Toplam 6 olguya revizyon uygulandı (Bıçak n= 4; Vida n=2). Harris Kalça Skoru her iki grup arasında da benzerdi. AO/OTA 31A2 kırıklarda bıçaklı ve vidalı sitemlerin her ikisi de kullanılabilir, sonucu belirleyen en önemli durum redüksiyon kalitesi ve implantın yerleşimidir.

Femoral kırıklarFemurKalça kırıkları+5
Sertan Hancıoğlu
Manisa Celal Bayar University
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Tek taraflı molar distalizasyonu için geliştirilen mini-vida destekli yeni bir yöntemin dişsel ve iskeletsel etkilerinin incelenmesi

Bu çalışma tek taraflı molar distalizasyonu için geliştirilen mini-vida destekli yeni bir yöntemin dişsel ve iskeletsel etkilerinin incelenmesi amacıyla yapıldı.Çalışmaya tek taraflı sınıf II molar ilişkiye sahip kronolojik yaş ortalaması 15.14 yıl olan 17 birey dahil edildi. Büyüme ve gelişimin etkilerini mekaniğin etkilerinden ayırt etmek amacı ile aynı kriterlere sahip kronolojik yaş ortalaması 15.17 yıl olan 17 bireyden kontrol grubu oluşturuldu. Uygulama grubunda ortalama distalizasyon süresi 5.28 ay, kontrol grubunda ortalama takip süresi 6.63 aydır.Çalışmamızda 1.6 mm çapında 8 mm uzunluğunda mini-vida vestibülden kanin ile birinci premolar arası interradiküler aralığa serbest dişeti ile yapışık dişeti birleşim seviyesinden (kret tepesinden yaklaşık 6-7 mm yukarı) kemiğe 90 derecelik açı ile yerleştirildi. 17x25? paslanmaz çelik tel kuvvet uygulama noktası yaklaşık olarak molar dişin direnç merkezinden geçecek şekilde büküm verilerek; açık coil spring yardımı ile 230 gr kuvvet uygulanarak distalizasyon gerçekleştirildi .Tedavi başında ve distalizasyon sonunda alınan lateral sefalometrik, postero-anterior filmler ve ortodontik modeller üzerinde yapılan ölçümler değerlendirildi.Grup içi farkların eşleştirilmiş t-testi, gruplar arası farkların önem kontrolü bağımsız örneklem t-testi ile yapıldı.Üst birinci molar dişte elde edilen 5.09±1.38 mm distalizasyonun 7.88±3.02 derecelik distal devrilme ve 7.29±2.230 derecelik distopalatal rotasyon ile gerçekleştiği belirlenirken, üst İkinci molar dişte 3.91±1.41 mm distalizasyon, 7.71±2.49 derecelik distal devrilme ve 4.65±2.58 derecelik distopalatal rotasyon meydana gelmiştir. Molar dişte meydana gelen etkinin de premolar ve kanin dişlerde interseptal lifler sayesinde azalarak devam ettiği gözlenmiştir. Çalışmada bio-istatistiksel olarak önemli düzeyde iskeletsel etki görülmemiştir.Klinik olarak bu yöntemin molar distalizasyonunda kullanılabilir etkili bir yöntem olduğu saptanmıştır.

Azı dişleriDişlerKemik ve kemikler+1
Abdulkerim Buğra
Gazi University · Institute of Health Sciences
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

Mandibular anterior segmental osteotomilerde osteotomize segmentin değişik miktarlardaki süperior repozisyon simulasyonları sonrasında greftli ya da greftsiz olarak uygulanan farklı fiksasyon konfigürasyonlarının erken dönem etkilerinin biyomekanik açıdan incelenmesi

Bu çalışmanın amacı mandibular anterior segmental osteotomiler sonrasında vertikal, horizontal ve oblik anterior oklüzal kuvvetler altında farklı fiksasyon konfigürasyonlarının ve osteotomi boşluğunun rekonstrüksiyonu için kullanılan greft materyalinin mekanik davranışının incelenmesidir. Bu çalışmada kadavra mandibulasının CBCT verilerinden elde edilen üç boyutlu sonlu eleman modellerinde mandibular anterior segmental osteotominin 3 ve 5 mm miktarlardaki süperior repozisyonları simule edilmiştir. Tüm süperior repozisyon modelleri için greftli ve greftsiz olmak üzere iki ayrı model oluşturulmuştur. Osteotomi boşluğu demineralize dondurulmuş kurutulmuş blok kemik allogrefti ile rekostrükte edilmiştir. Greftli ve greftsiz modeller için iki adet sağ ve sol L plak ile iki adet I plaktan oluşan üç farklı fiksasyon konfigürasyonu oluşturulmuştur. Osteotomize segment üzerinde üç yönde çiğneme kuvvetlerini yansıtan anterior oklüzal kuvvetler simule edilmiştir. Von Mises ve asal stres değerleri osteotomize segmentin farklı miktarlardaki süperior repozisyon simulasyonları için hesaplanmıştır. Bu çalışmada sağ L plak konfigürasyonunun diğer fiksasyon yöntemleri ile karşılaştırıldığında en stabil fiksasyonu sağladığı sonucuna varılmıştır. Plaklar ve vidalar üzerindeki en yüksek Von Mises stres değerleri ve kemikler üzerindeki en yüksek asal stres değerleri greftsiz modellerde bulgulanmıştır. Von Mises ve asal stres değerleri 5 mm süperior repozisyonda 3 mm süperior repozisyona göre daha yüksek bulunmuştur. Greft materyali fiksasyonlar ve kemik üzerindeki streslerin azalmasına belirgin oranda katkıda bulunmuştur.

Dental restorasyonFiksasyonKemik vidaları+3
Yeliz Kılınç
Gazi University · Institute of Health Sciences
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

Miniplakların ağız içine cerrahi yönteme başvurulmadan yerleştirilmesi için geliştirilen yeni bir uygulama: 3-boyutlu sonlu elemanlar stres analizi ile uygulamanın etkinliğinin değerlendirilmesi

Çalışmanın amacı; farklı ankraj aygıtlarıyla kurulan mekaniklerde, ortodontik ankraj amaçlı kullanılan mini-vida ve mini-plakların üzerine uygulanan kuvvetler sonucunda, ankraj aygıtları ve çevresindeki kemik yapı üzerinde oluşan gerilmeleri 3-boyutlu sonlu elemanlar analizi ile değerlendirmektir. Bu çalışma mini-plakların mini implant ring (MIR) platform üzerinde yerleştirilmesinin vida çevresindeki kortikal kemik dokuya iletilen kuvveti etkilediği hipotezi üzerine kurulmuştur. 3-boyutlu olarak modellenen kemik blok modeli üzerindeki 4 tip geçici ankraj aygıtı tasarımı üzerinde sonlu elemanlar stres analizleri yapılmıştır. Senaryolar: (1) tek mini-vida, (2) minivida ile MIR (1 mm), (3) mini-plak, (4) MIR (2 mm) platform ile mini-plak. Senaryo 1 ve 2 için 30x30x13.5 mm?lik (1.5 mm kortikal, 12 mm spongiyoz kemik), senaryo 3 ve 4 için 48x30x13.5 mm?lik kemik blok modelleri kullanılmıştır. Mini-vida başarısında en önemli ölçümler mini-vida boynunun kortikal kemik yüzeyi ile kesiştiği ilk noktada kuvvet yönünde oluşan minimum gerilme ve kuvvet yönünün tersinde oluşan maksimum gerilme değerleridir. Senaryo 1?de mini-vida boynu kortikal kemik yüzey birleşiminde oluşan minimum gerilme değeri 3.08 MPa olarak, senaryo 2`de ise bu değer 0.04MPa olarak ölçülmüştür. Benzer şekilde maksimum asal gerilme değerleri ise sırasıyla 3.38 MPa ve 0.03 MPa olarak ölçülmüştür. Senaryo 3?te mini-vida boynu kortikal kemik yüzey birleşiminde oluşan minimum gerilme değerleri 0.45-0.48 MPa, senaryo 4?te ise bu değerler 0 MPa?a çok yakın olarak ölçülmüştür. Benzer şekilde maksimum asal gerilme değerleri ise sırasıyla 0.42-0.48 MPa ve 0.22-0.22 MPa olarak ölçülmüştür. Sonuç olarak ortodontide genel kabul görmüş olan mini-vida ve mini-plak uygulamalarında mini-vida boynu ve kemik yapı üzerinde oluşan gerilmeleri azaltmak için MIR?ın etkin bir uygulama olduğu söylenebilir.

Dental implantasyonDental implantlarKemik vidaları+6
Volkan Aykaç
Gazi University · Institute of Health Sciences
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

Mini-vidaların yüklenmesiyle kemikte oluşan değişikliklerin histopatolojik, histomorfometrik, immünohistokimyasal ve tomografik değerlendirilmesi

Bu çalışmanın amacı tavşan tibia kemiğine yerleştirilen farklı geometri ve çaplara sahip minividalara uygulanan kuvvetlerin kemik doku üzerindeki etkilerini histopatolojik, immünohistokimyasal, histomorfometrik ve tomografik olarak değerlendirmektir.Çalışmada 18 adet erişkin erkek tavşan kullanılmıştır. Silindirik A çapı (1.5 mm) mini-vidası, konik B çapı(1.5 mm) mini-vidası, boyun kısmı sık yivli konik geometride, C çapı (1.4 mm) ve D çapı (1.6 mm) mini-vidaları tibia kemiğine yerleştirilmiştir. Deneyde mini-vidalar, tavşanların sağ tibia kemiğine yerleştirilmiştir. Mini-vidalar tork değerleri ölçülerek kemiğe yerleştirilmiştir. Mini-vidalar arasına 1 N kuvvet verecek şekilde Nikel-Titanyum yaylar bağlanmıştır. Yerleştirilen mini-vidalar 1., 3. ve 5. haftaların sonunda denekler sakrifiye edilmiştir. Mini-vidalar kemikten tork değerleri ölçülerek çıkarılmış ve histopatolojik, histomorfometrik, immunohistokimyasal (RANK ve OPG) ve tomografik değerlendirme yapılmıştır.Silindirik yapıda olan A mini-vidası 1., 3. ve 5. haftanın sonunda konik mini-vidalara (B, C ve D) göre daha geç kemik iyileşmesi göstermiş ve çıkarma tork değerleri A mini-vidasında düşük bulunmuştur. İlk haftanın sonunda B mini-vidasında RANK immünoreaktivitesi, C mini-vidasında OPG immünoreaktivitesi gözlenmiştir. Üçüncü ve beşinci haftanın sonunda B,C,D mini-vidalarında OPG immünoreaktivitesinde artış kaydedilmiştir. En iyi kemik doku iyileşmesi, osteoblastik aktivite boyun kısmında sık yivli C ve D mini-vidasında gözlenmiş ve diğer vidalara göre daha yüksek tork değerleri ile çıkarılmıştır. Çapı fazla olan D mini-vidasında C mini-vidasına göre daha yüksek çıkarma tork değerleri kaydedilmiştir.Boyun kısmı sık yivli olan konik mini-vidaların daha stabil olduğu ve çap artışının stabilizasyonu arttırdığı kaydedilmiştir.

Dental implantlarDişlerKemik rejenerasyonu+5
Orhan Salmanlı
Gazi University · Institute of Health Sciences
2012
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Coflex ve vidalı Coflex'in sonlu elemanlar modeliyle biyomekanik olarak karşılaştırılması

AmaçBu çalışmada interspinöz sistemlerden klinik kullanımı yaygın olan Coflex® Cihazı ile stabilize edici etkisi daha çok olduğu düşünülen Vidalı Coflex? cihazının alt lomber omurgada eklem hareket açıklığına ve disk yüklenmesine etkilerinin, hem cerrahi segment hem de üst komşu segmentte, sonlu elemanlar modeliyle (SEM) biyomekanik olarak değerlendirilmesi amaçlandı.Gereç ve YöntemÖncelikle üç adet lomber vertebra (L3-L4-L5) SEM ile modellendi. Bu model üzerinde L4 - L5 spinöz çıkıntılar arasına Coflex® (Paradigm Spine, LLC, New York, NY) cihazı modellenerek sanal olarak uygulandı. Ardından yine L4-5 seviyesine Vidalı Coflex? (Paradigm Spine, Wurmlingen, Germany) modellenerek sanal olarak yerleştirildi. Enstrümante edilmeyen bir model ve enstrümente edilen iki adet modele fleksiyon, ekstansiyon, eğilme ve rotasyon yönünde sanal kuvvetler yüklendi. Her üç modelde L3-4 ve L4 - 5 disklere binen yükler sanal olarak ölçüldü. Yine L3-4 ve L4-5 segmentlerindeki hareket açıklığı da üç planda incelenerek, sonuçlar karşılaştırıldı.BulgularÇalışmada dört temel sonuca varıldı. Bu temel sonuçlar; (1) Vidalı Coflex? özellikle fleksiyonda daha belirgin olmak üzere tüm hareket yönlerinde stabiliteyi sağlar, (2) tüm hareket yönlerinde cerrahi segment diskine binen yük vidalı Coflex? örneklemesinde daha az olduğu tespit edilmiştir, (3) fleksiyon hareketi dahil olmak üzere vidalı Coflex? üst komşu segmentte Coflex® cihazına göre hem diske binen yükü hem de hareketlliliği azaltmştır, (4) her iki sistemde de fleksiyon hareketi dışındaki tüm hareket yönlerinde üst komşu segmente hem binen yükü ve segment hareketini azaltmaktadır.SonuçBu çalışmada alt lomber vertebralarda fleksiyon hareketinde kullanılan vidalı Coflex? cihazının, original Coflex® cihazına göre hareket açıklığını ve disk yüklenmesini hem cerrahi segmentte hem de üst komşu segmentte belirgin olarak azalttığı bulunmuştur.Her iki cihazda omurganın ekstansiyon, eğilme ve rotasyon hareketlerinde cerrahi segmentte birbirine belirgin üstünlüğü olmadığı görülmüştür.

BiyomekanikFiksasyonKemik vidaları+3
Alı Kh. Alı
Gazi University
2012
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Medial malleol kırıklarının tedavisinde kullanılan üç farklı yöntemin biyomekanik olarak karşılaştırılması

İskelet sistemine ait tüm kırıklar içerisinde %10 gibi bir oranla nispeten sık görülen ayak bileği kırıkları kalça kırıklarından sonra alt ekstremitenin en sık görülen ikinci kırık türüdür. Bu kırıkların önemli bir kısmı izole malleol kırığıdır. Stabil ve deplase olmamış kırıklar konservatif tedavi edilebilirken stabil olmayan kırıklar için cerrahi tedavi gerekebilir. Ayak bileği kırıklarının cerrahi tedavisinde kullanılan yöntemler zamanla değişime uğramaktadır. Cerrahi zamanlama açısından farklı görüşler olmakla birlikte erken dönemde yapılan cerrahiyle hastalar erken mobilize olabilmektedir. Ayak bileğinin cerrahi tedavi gerektirebilen kırıklarından biri de medial malleol transvers kırıklarıdır. Bu kırık tipi için günümüzde farklı tespit yöntemleri mevcuttur. Bu çalışmada, medial malleolün transvers kırıklarında medial malleol plağı, hazır gergi bandı, malleol vidası yöntemlerinin biyomekanik olarak karşılaştırılması amaçlanmıştır. Kasaptan temin edilen tüketim amaçlı kesilmiş ineklerin tibiaları yumuşak dokularından arındırılarak 42 adet inek tibiası elde edildi. Bu tibialar tibia plafondun 15 cm proksimalinden kesilerek proksimal kısımlar çalışma dışında bırakıldı. Çalışma kapsamına alınan kemiklerin medial malleollerine kesici motor yardımıyla transvers kırıklar oluşturuldu ve her biri 14 kemikten oluşan 3 gruba ayrıldı. Bu 3 gruptaki oluşturulmuş olan medial malleol kırıkları hazır gergi bandı, malleol vidası, medial malleol plağı kullanılarak usulüne uygun tespit edildi. Daha sonra bu örnekler Fırat Üniversitesi Metalurji ve Malzeme Mühendisliği laboratuarında çekme kuvveti ve transvers kuvvet uygulayan test cihazında, kemiklerin cihaza tutturulması için özel olarak hazırlanmış aparatlar yardımıyla biyomekanik analize tabi tutuldu. Cihazdan alınan veriler kuvvet-deplasman eğrilerine dönüştürülerek yorumlandı. Çekme kuvvetinde medial malleol plağı yöntemi, 2 mm deplasman kuvveti ve katastrofik hasar kuvveti açısından diğer yöntemlere göre daha yüksek kuvvetlere dayanırken, dayanıklılık açısından hazır gergi bandı yöntemiyle arasında fark bulunamamıştır. Medial malleol plağı yönteminin çekme kuvvetinde malleol vidası yöntemine göre daha dayanıklı olduğu görülmüştür. Tranvers kuvvet uygulanan gruplarda 2 mm deplasman kuvvetinde medial malleol plağı yöntemi, hazır gergi bandı ve malleol vidası yöntemlerine göre daha yüksek kuvvetlere dayanabilmiştir. Transvers kuvvetlerde medial malleol plağı yöntemi, hazır gergi bandı ve malleol vidası yöntemlerine göre daha dayanıklı bulunmuştur. Transvers kuvvet grubunda katastrofik hasar oluşturma kuvvetleri açısından medial malleol plağı yöntemi ile hazır gergi bandı yöntemi arasında anlamlı fark bulunamamıştır. Anahtar Kelimeler: Medial malleol, medial malleol plağı, hazır gergi bandı, malleol vidası

Ayak bileğiAyak bileği yaralanmalarıBiyomekanik+3
Gökhan Yurul
Fırat University
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Palatinalden mini vida destekli molar distalizasyonuna bukkalden ek kuvvet uygulanması sırasında bukkalden vida desteğinin üst daimi birinci azı dişlerine etkileri

Bu çalışma palatinalden iki adet mini vida destekli birinci molar distalizasyonu sırasında, bukkal bölgeden uygulanan ek kuvvetin premolar dişe karşılık mini vida destekli olması gerekliliğinin değerlendirilmesi amacıyla yapılmıştır.Çalışma, tedavi başı yaş 15.74 yıl olan çift taraflı II. sınıf molar ilişkiye sahip 24 hastada gerçekleştirilmiştir. Distalizasyon süresi ortalama 0.68 yıl olarak sürmüştür. Palatinal bölgenin aktivasyonu bu bölgeye yerleştirilen iki adet mini vidadan destek alan 0.9 mm palatinal distalizasyon arkı üzerine bulunan açık NİTİ yayların aktivasyonu ile sağlanmıştır. Bukkal bölgeden uygulanan ek kuvvetin aktivasyonu ise bir tarafta mini vidadan destek alan Modifiye lokar iken diğer tarafta palatal arka lehimli olan premolar bandından basamak bükümü şeklinde molar dişe lehimli aktivatör tüpünden geçen ark teli üzerinde bulunan NİTİ yayların aktivasyonu ile gerçekleştirilmiştir. Çift taraflı aktivasyonla molar dişe toplamda 200 gr kuvvet uygulanmıştır. Distalizasyon öncesi ve distalizasyondan sonra alınan lateral sefalometrik radyografilerde 19 açısal, 26 doğrusal üst çene model fotokopisinde ise iki açısal 16 doğrusal ölçüm değerlendirilmiştir. Grup içi karşılaştırmalarda eş yapma t testi ve Wilcoxon testi uygulanırken gruplar arası karşılaştırmalarda ise Student t testi yapılmıştır.Bulgular incelendiğinde, uygulanan iki yöntem arasında molar dişlerin distalizasyonunda bir farklılık gözlenmezken, premolar dişlerin distale hareketinde önemli farklılık bulunmuştur.Sonuç olarak, palatinalden mini vida destekli birinci molar distalizasyonunda uygulamaya bukkalden mini vida destekli kuvvet uygulanmasının, premolar destekli kuvvet uygulanmasından farklı bir etkisi görülmemiştir ancak bukkalden mini vida destekli uygulama, birinci premolar dişin distale hareketine engel olmaması itibariyle avantaj oluşturarak sabit tedavinin süresinin kısalmasını sağlayacaktır.

Azı dişleriDental aygıtlarKemik vidaları+3
Mohammad Fakı
Gazi University · Institute of Health Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Maksillada kullanılan farklı geometrilerdeki mikroimplantların sonlu elemanlar analiz yöntemi ile üç boyutlu incelenmesi

Çalışmanın amacı; farklı tedavi seçeneklerinde, ortodontik ankraj amaçlı kullanılan farklı geometrilerdeki mini vidaların üzerine uygulanan kuvvetler sonucunda, vida ve çevresindeki kemik yapı üzerinde oluşan stresi sonlu elemanlar analizi ile 3 boyutlu değerlendirmektir. Bu çalışma mini-vidaların geometrik farklılığının çevre kemik dokuya iletilen kuvveti etkilediği hipotezi üzerine kurulmuştur.Üç boyutlu olarak modellenen maksiller kemik üzerindeki analizler üç tip mini-vida kullanılarak yapılmıştır; Neo-anchor plus (anchor plus, USA) 1.6x8 mm; A vidası, O.S.A.S (Dewimed, Germany) 1.6x8 mm; B vidası ve Spider Screw (HDC Company, Italy) 2x8 mm; C vidası olarak senaryolarda tanımlandı.Senaryo 1'de, vidalar kanin retraksiyonu amacı ile yerleştirildi ve 1 N kuvvet uygulandı. Senaryo 2'de, vidalar molar distalizasyonu amacı ile yerleştirildi ve 2.5 N'luk kuvvet uygulandı. Senaryo 3'de vidalar, keser intrüzyonu amacıyla yerleştirildi ve 1 N'luk kuvvet uygulandı. Senaryo 4'de vidalar keser intrüzyonu amacıyla yerleştirildi ve 0.5 N'luk kuvvetler uygulandı. Senaryo 5'de vidalar bölgesel molar distalizasyonu amacıyla yerleştirildi ve 2.5 N'luk kuvvet uygulandı.Vidalar üzerinde kaydedilen en düşük von Misses stres değeri, tüm senaryolarda C vidasında görüldü. Kortikal kemik üzerinde kaydedilen en düşük von Misses stres seviyesi senaryo 4 hariç diğer tüm senaryolarda A vidası kullanıldığında saptandı.Vidalar üzerinde oluşan en yüksek von Misses stres değerleri vidanın boyun kısmında, kortikal kemik hizasına denk gelen ilk yivleri üzerinde görüldü, kemik üzerinde kaydedilen en yüksek von Misses stres değeri kortikal kemik yüzeyinde, vidanın yerleştirildiği bölgede görüldü.Mini-vida üzerinde stres değerinin en fazla olduğu vidanın boyun kısmında yiv sayısının arttırılması/adım mesafesinin azaltılması kortikal kemik üzerindeki stresi, mini-vida çapının arttırılması ise vida üzerindeki von Misses stres miktarını azaltmıştır.

Dental implantasyonDental implantlarKemik vidaları+3
İdil Bavbek Karakaya
Gazi University · Institute of Health Sciences
2011
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Skafoid kaynamamalarında otojen distal radius kemik grefti uygulaması ile vida tespiti yapılan hastalarda fonksiyonel sonuçların değerlendirilmesi

Skafoid Kaynamamalarında Otojen Distal Radius Kemik Grefti Uygulaması İle Vida Tespiti Yapılan Hastalarda Fonksiyonel Sonuçların Değerlendirilmesi Amaç: Çalışmamızda, otojen distal radius kemik grefti ve başsız kanüllü kompresyon vidası ile tespit uygulanan skafoid nonunionlu hastalarda klinik ve fonksiyonel sonuçların değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Çalışma Planı: Ağustos 1997-Mart 2014 yılları arasında otojen distal radius kemik grefti ve başsız kanüllü kompresyon vidası ile tespit uygulanan skafoid nonunionlu 64 hasta (58 erkek, 6 kadın, ortalama yaş 29.42) geriye dönük olarak değerlendirildi. Tüm olguların ameliyat sonrası her iki el bilek fleksiyon, ekstansiyon, radial deviasyon, ulnar deviasyon dereceleri gonyometri ile her iki el bilek kas gücü ise el dinamometresi ile ölçüldü. Kırıklar radyolojik olarak Herbert-Fisher sistemine göre, klinik ve fonksiyonel sonuçlar ise Herbert-Fisher derecelendirme sistemi ve modifiye Mayo el bileği skorlama sistemine göre değerlendirildi. Bulgular:Kaynamama 39 hastanın sağ tarafında 25 hastanın sol tarafında 38 hastanın ise dominant ekstremitesindeydi. Kırık ile cerrahi arasında geçen süre ortalama 18.9 ay (2-180) idi. Kırık 30 hastada (%46.9) proksimal kısımda 28 hastada (%43.8) orta kısımda ve 6 hastada (%9.4) distal kısımda idi. Olgularımızın ortalama takip süresi 26.31 ay (7-60) idi. Opere olan tarafta ortalama fleksiyon 77.58o, extansiyon 54.8o, radial deviasyon 11.8o ve ulnar deviasyon 17.58o idi. Karşı tarafla kıyaslandığında %15 den fazla kayıp gözlenmedi. Değerlendirme skalasına göre 12 hastada mükemmel (%18.8) sonuç, 28 hastada (%43.8) iyi sonuç, 12 hastada (%18.8) orta sonuç ve 12 hastada da (%18.8) kötü sonuç tespit edildi. Hastalardan birinde enfeksiyon nedeniyle reoperasyon yapıldı. 11 hastada (%17.2) takiplerde impigement bulguları ve dejeneratif bulgular görüldü ve 4 hastaya radial styloidektomi ve debridman uygulandı. 8 hastada (%12.5) avasküler nekroz görüldü. Ameliyat sonrası kavrama gücü ortalaması 38.4kg (15-47 kg), sağlam tarafta ise 45.9 kg (15-65 kg) idi. Çıkarımlar: Skafoid nonunionlarının el bileğinde önemli kalıcı değişikliklere ve kötü fonksiyonel sonuçlara yol açarak hastaların günlük yaşam aktivitelerinde kısıtlanmaya ve yaşam kalitelerinde düşmeye neden olmaktadır. Skafoid nonunionlarında otojen distal radius kemik greftlemesi ve vida fiksasyonunun başarılı ve güvenli bir yöntem olduğu ve elde ettiğimiz sonuçların literatürle uyumlu olarak memnun edici olduğu bulunmuştur. Anahtar Kelimeler:Skafoid, nonunion, kemik grefti, cerrahi tedavi.

BilekBilek eklemiCerrahi tedavi+5
Kerim Öner
Karadeniz Technical University
2016
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

"Self tappıng" ve "Self drıllıng" vida sistemlerinin biyomekanik özelliklerinin tavşanda farklı yüz kemiklerinde karşılaştırılması

Maksillofasiyal travma ve ortognatik cerrahi için, plak ve vida sistemleri ile açık redüksiyon ve internal fiksasyon günümüzde en sık tercih edilen yöntemdir. Ancak kullanılacak sistemlerle ilgili kesin endikasyonlar belirlenmemiştir. Bu çalışmanın amacı ?self drilling? ve ?self tapping? vidaların tavşanların farklı yüz kemiklerinde biyomekanik özelliklerini karşılaştırmaktırÇalışmada ağırlıkları 2800-3000 gr olan, 16 adet, erkek Yeni Zelanda tavşanı kullanıldı. Tüm deneklerde sol tarafa ?self drilling?, sağ tarafa ?self tapping? vida uygulandı. İki mm çaplı 7mm uzunlukta vidalar mandibulaya bikortikal olarak; 2mm çaplı 5mm uzunlukta vidalar mandibulaya monokortikal olarak, maksillaya ve orbita alt kenarına yerleştirildi. Deneklerden 8 tanesi hemen sakrifiye edildi, kalan diğer 8 tanesi ise 6 hafta iyileşme periyodu sonunda sakrifiye edildi. Vidaları kıyaslamak için giriş tork kuvvetleri ve aksiyel çekme testleri uygulandı. Her vida için kortikal kemik kalınlığı ölçümü yapıldı. İstatistiksel çalışma için bağımlı t testi ve Pearson korelasyon analizi kullanıldı. Kortikal kalınlık ortalamaları mandibula angulusta 630,74µm, mandibula ön kısmında 445,00µm, maksillada 275,05µm ve orbitada 335,25µm olarak bulundu. Hem 0. hafta hem altı hafta iyileşme süreci olan gruplarda tüm bölgeler için ?self drilling? vidaların aksiyel çekme kuvvetleri ?self tapping? vidalara göre daha yüksek bulundu. Ancak bu fark istatistiksel olarak anlamlı değildi. Tüm bölgelerde ?Self drilling? vidaların giriş tork kuvvetleri ?self tapping? vidalara göre daha yüksek bulundu. Mandibula bikortikal (p<0,001), mandibula monokortikal (p=0,002) ve orbitada (p=0,008) bu fark istatistiksel olarak anlamlı ancak maksilla (p=0,021) için anlamsız bulundu. Kemik iyileşmesinin etkisini araştırmak için 0. hafta ile 6. hafta denekler kıyaslandı. ?Self drilling? vidalar için 6. hafta grubunda her bölgede çekme kuvvetleri fazla bulunsa da fark istatistiksel olarak anlamlı değildi. ?Self tapping? vidalar için maksillada 6. hafta çekme kuvvetleri azalmış diğer bölgelerde artmış bulunsa da bu farklar istatistiksel olarak anlamlı değildi. Sıfırıncı hafta grubunda hem ?self tapping? hem ?self drilling? vidalar için mandibulada bikortikal yerleştirilenlerin çekme kuvvetleri monokortikal yerleştirilene göre istatistiksel olarak anlamlı olacak şekilde fazla bulundu. Altıncı hafta grubunda hem ?self tapping? hem ?self drilling? vidalar için mandibulada bikortikal yerleştirilenlerin çekme kuvvetleri monokortikal yerleştirilene göre fazla bulunsa da fark istatistiksel olarak anlamlı değildi. Tüm vidalar için bikortikal yerleştirilenlerin giriş tork kuvvetleri monokortikal yerleştirilene göre istatistiksel olarak anlamlı olacak şekilde fazla bulundu. Tüm vidalar için kortikal kemik kalınlığı ile hem çekme hem de giriş tork kuvvetleri arasında doğrusal ilişki olduğu gösterildiSonuç olarak ?self drilling? vidalar, termal hasar oluşturmaması, ameliyat süresini kısaltması, yeterli tutunma kuvveti sağlaması ve ince kemiklerde yerleştirme kolaylığı nedeniyle, maksilla ve orbita gibi ince yüz kemiklerinde avantajlı olabilirler.

FiksasyonKemik ve kemiklerKemik vidaları+3
Mustafa Onur Çukurluoğlu
Gazi University
2009
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Asetabulum anterior kolon kırıklarında perkutan retrograd kolon vidası planlanan hastalarda kullanılan vida boyu ve vida kalınlığının üç boyutlu BT yardımı ile preoperatif belirlenmesi

Amaç:Bu çalışmamızda asetabulum anterior kolon kırıklarında perkutan retrograd fiksasyon için uygun hastalarda yerleştirilecek vidaların boy ve kalınlıklarını üç boyutlu bilgisayarlı tomografiler ile ölçmek, bu ölçümlerin cinsiyetler arasındaki farklılığını ortaya koymak amaçlandı. Ayrıca anterior kolon ramus pubik superior arasındaki açının vida kalınlığı üzerine etkisini değerlendirme amaçlandı. Gereç ve yöntem: 2016–2021 tarihleri arasında Dicle Üniversitesi tıp fakültesi Hastanesi'nde pelvis bilgisayarlı tomografisi çekilen 384 pelvik patolojisi olmayan hasta geriye dönük (retrospektif) olarak incelendi. Radyolojik verileri uygun görülen 384 hasta çalışmaya dahil edildi. Hastaların radyolojik değerlendirmesi yapılıp ramus pubik superior ve anterior kolonda uygun seviyede kesiler yapıldı. Bu kesilerden vida boyu, vida kalınlığı ölçüldü. Asetabulum anterior kolon ramus pubis superior birleşim yerindeki açılar ölçüldü. Vida gönderilme esnasında vida aksının sagital ve koronal düzlem ile yaptığı açıları ölçüldü. Bulgular: Çalışmamızda 384 hemipelvis incelendi.Çalışmaya dahil edilen hastaların 174(%45.3)'u kadın, 210(%54.7)'u erkektir. Yaş ortalaması 48.18. Kadınlarda yaş ortalaması 46.4, erkeklerde yaş ortalaması ise 49.5'ti. Kullanılacak vida çapı erkeklerde ortalama 4.38mm, kadınlarda 4 mm ölçüldü. Vida uzunluğu erkeklerde 116,5 kadınlarda 103.6 olarak bulduk.Yerleştirilecek vidanın koronal düzlem ile yaptığı açı 61 derece sagital düzlemle yaptığı açı ise 31 derece olarak değerlendirildi.Asetabulum anterior kolon ile ramus pubis superior arsasındaki açı erkeklerde ve kadınlarda benzer olup 157 olarak ölçüldü.Vida çapının erkek ve kadınlar arsındaki farklar istatistiksel olarak anlamlıydı(p<0.05). Asetabulum anterior kolon ile ramus pubis superior arsasındaki açı ile vida çapı arasında anlamlı ilişki mevcuttur. Ancak bu açı erkek ve kadınlar arasında istatistiksel olarak farklılık göstermemektedir. Sonuçlar:Yerleştirilecek vida çapı değerlendirilirken erkek ve kadın cinsiyet arasındaki fark gözetilmelidir. Ayrıca yerleştirilecek vida çapı, asetabulum anterior kolon ile ramus pubis superior birleşim yerindeki açı artıkça artmaktadır. yerleştirilecek vidanın koronal ve sagital düzlem ile yaptığı açı preoperatif çekilen bilgisayarlı tomografi ile belirlenmelidir. Anahtar kelimeler: Asetabulum, anterior kolon, ramus pubis superior, retrograd, sagital açı,koronal açı,perkutan, fiksasyon,minimal invaziv

AsetabulumKemik vidalarıKırık fiksasyonu+3
Rıdvan Aslan
Dicle University
2022
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Farklı üst yapı materyalleri ile hazırlanan implant üstü sabit köprü protezlerinin implant, abutment, vida ve kemik üzerindeki stres dağılımının sonlu elemanlar analiz yöntemiyle incelenmesi

Amaç: Farklı üst yapı malzemeleri kullanarak implant ve implant çevresi dokularda oluşan stresleri sonlu elemanlar stres analizi yöntemi ile değerlendirmektir. Gereç ve Yöntem: Çalışmamızda mandibula 2.premolar ve 2.molar bölgesine sırasıyla 3,3 mm ve 4,8 mm çapında titanyum implantlar yerleştirilmiştir. Sonlu elemanlar stres analizi yöntemi ile çalışma yapmak için kemik modellemesi yapılmıştır. Titanyum abutmentlar üzerine metal alt yapılı porselen, monolitik zirkonya, zirkonya altyapılı porselen ve PEEK materyalinden 4 farklı 3 üyeli köprü protezleri oluşturulmuştur. Okluzal yüzeye uygulanan dik ve oblik kuvvetler ile analizler gerçekleştirilmiştir. Bulgular: Oluşturulan 4 grupta da oblik kuvvetler dik kuvvetlerden daha yıkıcı etkiye sahip olduğu görülmüştür. Uygulanan kuvvetlerin etkisine bağlı olarak; kemikte oluşan stresler 4 grupta da sıkışma kuvvetleri etkisi altında ve implant, abutment ve vidada boyun bölgesinde, kronlarda ise konnektör ve kole bölgesinde bulunmuştur. Sonuç: Uygulanan kuvvetler ile streslerin genel olarak en az monolitik zirkonyada oluştuğu sonucuna varılmıştır. Anahtar Sözcükler: PEEK, monolitik zirkonya, zirkonya, sonlu elemanlar analizi, dental implant

Dental implantasyonDental implantlarDental materyaller+7
Mustafa Karakurt
Dicle University
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Güneydoğu Anadolu bölgesinde os sacrum ve articulatio sacroiliaca anatomisinin yaş ve cinsiyet farklılığına göre bilgisayarli tomografi ile morfometrik olarak incelenmesi

Günümüzde, motorlu araç kazaları, yüksekten düşme ve ateşli silah yaralanması gibi sebeplerle meydana gelen sakrum ve sakroiliak eklem yaralanmaları ölüm ve komplikasyonlar açısından ciddi riskler oluşturmaktadır. Sakrum ve sakroiliak eklemlerin morfolojik yapısının iyi bilinmesi, bu tür yaralanmaların tedavisinde yol gösterici olacak ve meydana gelebilecek olan ölüm ve komplikasyon risklerini azaltacaktır. 2015 yılında Dicle Üniversitesi, Radyodiagnostik Anabilim Dalında herhangi bir sebepten pelvis tomografisi çektiren, yaşları 18-80 arasında olan 50 erkek (Grup I) ve 50 kadın (Grup II) pelvis tomografileri çalışmaya dahil edildi. Konjenital anomali, travma, tümör veya başka bir sebepten pelvis iskeletinde şekil bozukluğu olan hastalar çalışmaya dahil edilmedi. Görüntü arşivleme ve iletişim sisteminden (Pacs) elde edilen bilgisayarlı tomografi ve üç boyutlu bilgisayarlı tomografide sagittal, koronal ve transvers kesitler üzerinde toplam 35 farklı ölçüm yapıldı. Grup I ve Grup II bu parametreler açısından karşılaştırıldı. Ayrıca gruplar kendi içerisinde farklı yaş kategorisine göre ikiye ayrılarak karşılaştırıldı. Grup IA 18-39 yaş arası 28, Grup IB ise 40-80 yaş arası 22 olgudan oluşmaktaydı. Benzer şekilde Grup II'de Grup IIA (18-39 yaş arası 23 olgu) ve Grup IIB (40-80 yaş arası 27 olgu) diye iki alt kategoriye ayrıldı. Grup I ve Grup II karşılaştırıldığında; S1 vertebra ön-arka çapları (P<0,001), S2 vertebra ön-arka çapları (P<0,001), ortalama inlet açılar (P=0,013), S1 vertebra foramenler arası mesafe (P=0,003), S2 vertebra foramenler arası mesafe (P<0,001), S1vertebra anterior konkavite açısı (P=0,004), S1vertebra sakral kanal ön-arka çap (P=0,047), S1vertebra transiliak mesafe (P=0,038), S2 vertebra anterior konkavite açısı (P=0,001), S2 vertebra sakral kanal ön-arka çap (P=0,007), S2 vertebra sagittal aks sakroiliak eklem açısı (P=0,028) bakımından gruplar arasında istatistiksel anlamlı fark vardı. Grup IA ve Grup IB karşılaştırıldığında, inlet ön açı (P=0,023), S2 vertebra sakral kanal ön-arka çapı (P=0,039), S2 vertebra ASİ uzunluğu (P=0,008), S2 vertebra sagittal aks-ASİ açısı (P=0,045) bakımından istatistiksel olarak anlamlı fark vardı. Grup IIA ve Grup IIB karşılaştırıldığında, inlet ön açı (P=0,028), S2 vertebra foramen çapı (P=0,026), sakral slop açısı (P=0,014), S1 vertebra ASİ uzunluğu (P=0,001), S2 vertebra iliak kanat kalınlığı (P=0,018) bakımından istatistiksel olarak anlamlı fark vardı. Sakrum, sakroiliak eklemler ve bunlar arasındaki ilişkilerin iyi bilinmesi bu bölgeye yönelik olarak yapılacak cerrahi işlemlerde yol gösterici olacak ve cerrahlara yeni ufuklar açacaktır. Anahtar sözcükler: Antropometri; sakrum; sakroiliak eklem; bilgisayarlı tomografi; iliosakral vida uygulaması.

AnatomiAntropometriCinsiyet+6
Mehmet Bulut
Dicle University · Institute of Health Sciences
2016
00

Related subjects