Work-family conflict

95 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Öncülleri ve sonuçları ile örgütsel vatandaşlık davranışı: Bilgi çalışanları üzerine bir araştırma

Drucker (1959), sanayi devrimi sonrası döneme geçişte en büyük değişikliğin rutin ve manuel işler üzerinde olacağını, çalışanların fiziki gücüne dayalı işlerden çalışanların bilişsel gücüne dayalı işlere doğru yaşanacak bu değişimin 21. yüzyılın iş hayatını şekillendireceğini belirtmiştir. Bilişsel güce dayalı işlerde istihdam edilenler bilgi çalışanları olarak tanımlanmaktadır. Bu çalışma ile bilgi çalışanları örneklemi özelinde örgütsel vatandaşlık davranışının öncüllerinin belirlenmesi ve örgütsel vatandaşlık davranışı gösteren çalışanların bu davranışları nedeniyle yaşadıkları olumsuz durumların ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Ek olarak çalışanların sadece yaşadıkları olumsuz durumlar değil performans çıktıları da analize dahil edilmiştir. Yapılan çalışmada anket yolu ile veri toplanmakla birlikte, ankete katılan çalışanların fazla mesai süreleri ve performans değerlendirme sonuçları da kullanılmıştır. Çalışmada yer alan değişkenler öz benlik değerlendirmesi, mesleğe duygusal bağlılık, örgütsel vatandaşlık davranışı, fazla mesai süreleri, iş-aile çatışması, iş stresi ve çalışmaya katılanların performans değerlendirme sonuçlarıdır. Fazla mesai süreleri ve performans değerlendirme sonuçları araştırmanın yürütüldüğü işletmenin insan kaynakları sisteminden alınmış gerçek veriler olup, diğer değişkenlere ilişkin veriler anket yolu toplanmıştır. Çalışma kapsamında yüksek teknoloji ürünlerinin tasarımından sorumlu 230 bilgi çalışanından veri toplanmıştır. Çalışmada bilgi çalışanları özelinde örgütsel vatandaşlık davranışının öncülleri ve sonuçları hakkında bütüncül bir model önerisi geliştirilmesi kapsamında öz benlik değerlendirmesi ve mesleğe bağlılığın örgütsel vatandaşlık davranışına etkisi incelenmiştir. Örgütsel vatandaşlık davranışının bir sonucu olarak ele alınan fazla mesai davranışının çalışanların iyi oluş haline etkisi iş-aile çatışması ve stres özelinde değerlendirilmiştir. Örgütsel vatandaşlık davranışının öncülleri ve sonuçları itibariyle bireysel performansa etkisi araştırılmıştır. Araştırmanın hipotezleri Gerekçeli Eylem Kuramı ve Kaynakların Korunması Kuramı temel alınarak geliştirilmiş ve "Yol Analizi" yöntemi kullanılarak AMOS 21 programında analiz edilmiştir. Yapılan analizler neticesinde elde edilen model uyum indeksleri literatürde yer alan iyi uyum ve kabul edilebilir uyum standartlarına uygundur. Analizler neticesinde öz benlik değerlendirmesi ve mesleğe bağlılığın örgütsel vatandaşlık davranışını artırdığı görülmüştür. Ek olarak fazla mesai davranışının iş-aile çatışması ve iş stresini tetiklediği, yaşanan iş stresinin performansı artırıcı yönde etki ettiği tespit edilmiştir. İş stresi ile performans çıktıları arasındaki pozitif ilişki, bilgi çalışanları özelinde öz benlik değerlendirmesi yüksek olan çalışanların stres faktörlerine ilişkin algısının olumlu olduğunu ortaya koymuştur. Bu sayede bilgi çalışanları özelinde bütüncül bir model önerisi sunulmuştur. Elde edilen sonuçlar itibariyle işletmelere insan kaynakları yönetimi, yetenek kazanımı ve yönetimi kapsamında öneriler geliştirilmiştir. Geliştirilen önerilerden bazıları işe alım uygulamaları esnasında sıklıkla kullanılan kişilik testlerine öz benlik değerlendirmesine ilişkin unsurların eklenmesi ve adayın mesleğine duygusal bağlılığının ölçülmesinin işe alım performansını artıracağı yönündedir. Diğer taraftan işletmelerin önleyici distres yönetiminden üretken eustres yönetimine geçmelerinin bireysel performans çıktıları üzerinde olumlu etkileri olabileceği ve strese karşı olumlu davranışların gösterilebildiği işletmelerin oluşturdukları çalışma ortamı ile avantaj sağlayarak nitelikli işgücüne daha kolay erişebilecekleri değerlendirilmiştir. Ayrıca bilgi çalışanları özelinde yeni bir örgütsel vatandaşlık davranışı ölçeğinin geliştirilmesi gerekliliği vurgulanmıştır. Bu çalışma öncelikle bilgi çalışanları örneklemi üzerinde yapılan sınırlı sayıdaki araştırmalara; ek olarak örgütsel vatandaşlık davranışının birey bazındaki olumsuz sonuçlarına ilişkin çıktıları ile örgütsel vatandaşlık davranışı araştırma alanını yönlendiren temel varsayımların yetersizliği üzerine yapılan sınırlı sayıdaki çalışmalara katkı sağlamaktadır.

Bilgi çalışanlarıMesleki bağlılıkTemel benlik değerlendirme+3
Nazmi Boşça
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessEN

Technostress and well-being of remote working employees during COVID-19: Mediating effects of work-family conflict and success enablers

Since organizations had to change and adapt their way of working with the outbreak of the Covid-19 pandemic, the phenomenon of technostress became even more crucial in this new world order. In the present study, we investigated the direct effect of technostress on the well-being of remote working employees, success enablers and work-family conflict. In addition, the direct effect of success enablers and work-family conflict on the well-being of employees, as well as the mediating impact of both on the relationship of technostress and well-being are investigated. Sample data for 266 participants was collected from Turkish Airlines employees which have been experiencing remote working conditions since the beginning of March 2020. Partial least squares structural equation modeling (PLS-SEM) method is used to test hypotheses. Technostress was found to be negatively related to success enablers and positively related to work-family conflict. Although technostress was not found to be directly related to well-being of remote working employees, success enablers and work-family conflict were found to have a full mediation effect on the relationship of technostress and well-being of remote working employees. Additionally, success enablers' direct positive effect and work-family conflict's direct negative effect on the well-being of remote working employees were found. This study is important not only for its contribution to the literature, but also for shedding light on the phenomenon of technostress in the forced remote-working era during the Covid-19 pandemic, and for assisting decision-makers in organizations in improving the well-being of remote working employees.

Success enablersCOVID 19Aviation sector+7
Burçin Tekin
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Çalışan annelerde depresyon düzeyini yordamada evlilik uyumu, iş-aile çatışması ve ebeveyn tükenmişliğinin rolü

Kadınların iş hayatında yer almasında görülen artış ile birlikte, sahip oldukları rollerin bireysel ve aile yaşantılarına etkileri araştırmacıların son yıllarda ilgi gösterdiği bir çalışma alanıdır. İçinde bulunduğumuz Covid-19 pandemisinde, evden çalışan ve çocuğu olan evli kadınların artan yükler ile evliliklerinde zorlanmalar ve ebeveyn tükenmişliği yaşaması beklenmektedir. Kadın olmanın risk faktörü olarak değerlendirildiği depresyon için, bu faktörlerin rolü ülkemizde henüz araştırılmamıştır. Bu çalışmanın amacı evlilik uyumu, iş-aile çatışması ve ebeveyn tükenmişliğinin depresyon üzerindeki yordayıcı etkisinin klinik olmayan bir örneklemde araştırılmasıdır. Araştırmanın örneklemini evden çalışma deneyimi bulunan, 18 yaşın altında kendisiyle yaşayan çocuğu bulunan ve evliliklerini sürdüren 495 kadın (ORT=34.27, SS=5.88) oluşturmaktadır. Çalışmada katılımcılara sırasıyla Sosyodemografik Bilgi ve Veri Formu, Depresyon/Stres/Anksiyete Ölçeği'nin (DASS-21) Depresyon alt boyutu, Yenilenmiş Çift Uyum Ölçeği (YÇUÖ), İş-Aile Çatışması Ölçeği (İAÇÖ) ve Ebeveyn Tükenmişlik Değerlendirmesi (ABT) Google Forms üzerimden online olarak sunulmuştur. Sosyodemografik özelliklerin değişkenler üzerindeki farkını görmek için t-test ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA), hipotezleri test etmek için ise Pearson Korelasyon ve Hiyerarşik Regresyon analizi kullanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre, evlilik uyumu, iş-aile çatışması ve ebeveyn tükenmişliği benzer oranlarda depresyonu yordamaktadır. Hem ofis hem evden çalışan katılımcılarla kıyaslandığında sadece evden çalışan katılımcıların daha fazla iş-aile çatışması deneyimlediği bulunmuştur. 0-2 yaş arası çocuğu olan annelerin, diğer annelerle kıyaslandığında daha fazla iş-aile çatışması yaşadığı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca, kişilerin sahip olduğu çocuk sayısı arttıkça yaşadıkları ebeveyn tükenmişliğinin de arttığı bulunmuştur. Çalışmada elde edilen bulguların depresyon ile alakalı müdahale programlarında pratik ve teorik açılardan fayda sağlayacağı düşünülmektedir.

AnnelerDepresyonEbeveyn tükenmişliği+6
Ülkü Parlak
Feyziye Schools Foundation Işık University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Eşten algılanan sosyal destek, çift uyumu ve iş aile çatışmasının kadınların depresyonunu yordayıcı etkisi: Nicel ve nitel inceleme

Bu araştırmada, Covid-19 döneminde, eşten algılanan sosyal desteğin, çift uyumunun ve iş aile çatışmasının kadınların depresyonu üzerindeki yordayıcı rolü nicel ve nitel araştırma yöntemleri ile incelenmiştir. 2-8 yaş aralığında çocuğa sahip ve partneri olan 265 anne ile anket çalışması yapılmış, 20 anne ile derinlemesine mülakat gerçekleştirilmiştir. Nicel çalışmada katılımcılara, Bilgilendirilmiş Onam Formu, Sosyodemografik Bilgi Formu, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği, Çift Uyum Ölçeği, İş Aile Çatışması Ölçeği ve Kısa Semptom Envanteri'nin depresyon alt boyutu uygulanmıştır. Nitel çalışmada, yapılandırılmış soru formu kullanılarak görüşmeler yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda, eşten algılanan sosyal destek kadınların depresyonunu negatif yönde; çift uyumu kadınların depresyonunu negatif yönde; iş aile çatışması kadınların depresyonunu pozitif yönde yordamaktadır. Çift uyumunun alt boyutlarından olan çift doyumunun iş aile çatışması ve depresyon arasındaki ilişkide koruyucu bir role sahip olduğu görülmüştür. Çift doyumu yüksek olan kadınlar yüksek düzeyde iş aile çatışmasına sahip olsalar dahi düşük düzeyde depresyon puanı almaktadırlar. Nitel analizler sonucunda, çalıştıkları için eşlerinden destek aldığını bildiren annelerin ilişki tanımlarında olumlu ifadeler söylediği tespit edilmiştir. Covid-19 pandemisi, anneleri en çok maddi, manevi, eğitim ve çocuk konularında etkilenmiştir.

Algılanan sosyal destekDepresyonEvli çiftler+4
Sinem Güzel
Feyziye Schools Foundation Işık University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmenlerin örgütsel vatandaşlık davranışları ile iş yaşam dengeleri arasındaki ilişki

Bu araştırma İzmir ili Ödemiş ilçesinde Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı devlet anaokulu, ilkokulu, ortaokulu ve liselerinde görev yapan okul yöneticileri ve öğretmenlerin örgütsel vatandaşlık davranışları ile iş yaşam dengeleri arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla yapılmıştır. Bu araştırma ile öğretmenlerin demografik özellikleri bakımından örgütsel vatandaşlık davranışı düzeyleri ile iş yaşam dengeleri düzeylerinde cinsiyet, görev, öğrenim durumu, kıdem, bulunduğu okulda çalışma süresi, branş, okul türü ve yaş değişkenleri bakımından farklılaşma olup olmadığının ve bu iki kavram arasındaki ilişki düzeyinin saptanması planlanmıştır. Araştırmanın evrenini İzmir ili Ödemiş ilçesi sınırlarında faaliyet gösteren kamuya ait anaokulu, ilkokul, ortaokul ve lise okullarında görev yapan okul yöneticileri ve öğretmenler oluşturmaktadır. Araştırma tüm evrene uygulanmıştır. Örneklem araştırmaya gönüllü katılan 535 öğretmen üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmada katılan öğretmenlerin örgütsel vatandaşlık davranışı düzeylerinin tespit edilmesinde "Örgütsel Vatandaşlık Davranışları Ölçeği", iş-yaşam dengesi düzeylerinin tespit edilmesinde ise "İş-Yaşam Dengesi Ölçeği" kullanılmıştır. Ölçeklerden elde edilen veriler SPSS 18 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmanın verileri değerlendirirken tanımlayıcı istatistik metotları (frekans, ortalama, standart sapma) kullanılmıştır. Örneklem katılımcılarının seçiminde, eğitim kademeleri köy ve şehir merkezi bazında tabakalı örnekleme metodu kullanılarak sınıflandırılmıştır. Araştırma seçilen okullardaki 535 öğretmen üzerinde gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler doğrultusunda hipotez testlerinin analiz edilmesinde bağımsız örneklem t-testi, tek yönlü varyans analizi(Anova), tukey testi, korelasyon ve regresyon analizleri kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, öğretmenlerin örgütsel vatandaşlık davranışı ile ilgili olumlu görüşe sahip oldukları ancak ÖVD düzeylerinin çok yüksek olmadığı tespit edilmiştir. Öğretmenlerin örgütsel vatandaşlık davranışı düzeyleri cinsiyet, görev durumu, öğrenim durumu, kıdem, bulunduğu okulda çalışma süresi, branşı, okul türü ve yaş değişkenlerine göre anlamlı olarak farklılaşmamaktadır. Buna karşın öğretmenlerin iş yaşam dengesi düzeyleri orta seviyededir. İş yaşam dengesi ve alt boyutlarında kıdem ve branş değişkenlerine göre anlamlı bir farklılaşma görülmezken iş yaşam uyumu alt boyutunda görev ve yaş değişkenlerine göre yaşamı ihmal etme alt boyutunda cinsiyet, okulda çalışma süresi ve okul türü değişkenlerine göre, yaşamın işten ibaret olması alt boyutunda öğrenim durumu değişkenine göre, iş yaşam dengesi genelinde ise görev ve yaş değişkenlerine göre anlamlı olarak farklılaşmanın olduğu tespit edilmiştir. Bunun yanında öğretmenlerin örgütsel vatandaşlık davranışı ile iş yaşam dengeleri geneli arasında anlamlı bir ilişki görülmezken iş yaşam dengesinin alt boyutları olan yaşamı ihmal etme ile örgütsel vatandaşlık davranışı arasında pozitif yönlü düşük düzeyli anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Buna karşın örgütsel vatandaşlık davranışı ile kendine zaman ayırma ve yaşamın işten ibaret olması alt boyutları arasında negatif yönlü düşük düzeyli anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Bu düşük düzeyli ilişkilerin saptanması dolayısıyla bu değişkenlerin birbirini yordama durumuna da bakılmıştır. Yapılan regresyon analizinde iş yaşam dengesinin kendine zaman ayırma ve yaşamın işten ibaret olması alt boyutlarının örgütsel vatandaşlık davranışını negatif yönde düşük düzeyde yordarken yaşamı ihmal etme alt boyutunun ise örgütsel vatandaşlık davranışını pozitif yönde düşük düzeyde yordadığı saptanmıştır. Sonuç olarak, öğretmenlerin örgütsel vatandaşlık davranışı demografik değişkenler bakımından anlamlı farklılıklar göstermezken iş yaşam dengesi geneli ve alt boyutlarının bazı değişkenlere göre anlamlı farklılıklar gösterdiği ifade edilebilir. Bunun yanında öğretmenlerin örgütsel vatandaşlık davranışı ve iş yaşam dengesi geneli arasında ilişki tespit edilmezken iş yaşam dengesinin bazı alt boyutlarının örgütsel vatandaşlık davranışını düşük düzeyde yordadığı söylenebilir.

Örgütsel vatandaşlıkÖrgütsel vatandaşlık davranışıÖğretmenler+2
Nazmi Eker
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İş aile çatışma düzeylerinin sigara ve alkol kullanım sıklığı üzerindeki etkisi: Olumlu olumsuz duygulanım aracı rolü

Araştırma katılan 237 katılmcı demografik özellikleri bakımından değerlendirilmiştir. Araştırmanın tüm verileri SPSS 23.0 paket programında analiz edilmiştir. Araştırmada verilerin normal dağılım gösterip göstermediğini ölçmek için Shapiro-Wilk testi uygulanmıştır. Çalışmada kullanılan veriler normal dağılım göstermediği için non-parametrik testler uygulanmıştır. Çalışmada ikili grupların karşılaştırılmasında Mann Whitney U testi, üç ve daha fazla grubun karşılaştırılmasında Kruskal Wallis testi uygulanmıştır. Ölçekler arasındaki ilişkiyi ölçmek için Spearman testi uygulanmıştır. Ölçeklerin bir biri üzerindeki etkisinin ve aracı değişken etkisinin incelenmesi için regresyon analizi yapılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre , katılımcıların iş aile çatışması, olumlu olumsuz duygulanım, nikotin bağımlılık, alkolizm ölçeklerinden aldıkları puanların cinsiyete göre dağılımı incelendiğinde anlamlı bir farklılık göstermiştir. Öte yandan katılımcıların iş aile çatışması, olumlu olumsuz duygulanım, nikotin bağımlılık, alkolizm ölçeklerinden aldıkları puanlar yaş değişkeni açısından incelendiğinde nikotin bağımlılığı, alkolizm, olumlu ve olumsuz duygu puanları anlamlı bir farklılık göstermediği görülmüştür. Katılımcıların iş aile çatışması , olumlu olumsuz duygulanım ,nikotin bağımlılık , alkolizm puanları medeni hal değişkenine göre bakıldığında anlamlı bir farklılık vardır. Katılımcıların alkolizm , nikotin bağımlılık , olumsuz duygulanım puanları arasında anlamlı bir farklılık gösterdiği , ancak olumlu duygu puanına anlamlı bir farklılık göstermediği görülmüştür. Katılımcıların iş aile çatışması , olumlu olumsuz duygulanım , nikotin bağımlılıktan aldıkları puanların gelir düzeyine göre anlamlı bir farklılık gösterdiği ancak alkol ölçeğinden alınan puanların gelir düzeyine göre anlamlı bir farklılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Katılımcıların nikotin bağımlılığı puanları 'Ailede sigara kullanan kimse var mı' sorusuna verdikleri cevaplara göre anlamlı bir farklılık göstermiştir. Katılımcıların sigara kullanım puanlarına baktığımızda, ailelerinde sigara kullanan kişi olanların puanları ailelerinde sigara kullanan kişi olmayanlardan daha yüksek olarak belirlenmiştir. Katılımcıların alkolizm puanları 'Ailede sigara kullanan kimse var mı' sorusuna verdikleri cevaplara göre anlamlı bir farklılık göstermemiştir. Olumlu duygu, olumsuz duygu, alkol kullanımı arttıkça iş aile çatışma düzeyleri de artmaktadır. İş aile çatışması ile nikotin bağımlılığı arasında ise negatif yönlü bir ilişki vardır. Sigara kullanımı arttıkça iş aile çatışması düzeyi azaldığı, alkol kullanımı % 26 oranında iş aile çatışmasına bağlı olarak ortaya çıktığı ve olumlu olumsuz duygulanımın bu ilişkide aracı olduğu çıkan sonuçlar arasındadır.

Alkol bağımlılığıAlkol içmeAlkolizm+7
Zelal Ekdi
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Spor işletmelerinde çalışanların iş yükü ile iş-yaşam dengesinin işten ayrılma niyetlerindeki belirleyici rolü

Bu araştırmada spor işletmelerinde çalışan bireylerin, algıladıkları iş yükü fazlalıkları ile iş-aile dengelerinin, işten ayrılma niyetleri üzerindeki belirleyici rolünü incelemek amaçlanmıştır. Çalışmada model olarak genel tarama modellerinden; nedensel karşılaştırma modeli ile ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırma evrenini İstanbul Avrupa yakasında bulunan özel ve kamu sektöründe faaliyet gösteren spor işletmeleri çalışanları oluşturulurken, örneklem grubunu ise Avcılar-Beylikdüzü ve Esenyurt ilçelerindeki sportif işletmelerde görev yapan 368 çalışan meydana getirmektedir. Örneklem grubunun seçiminde, basit tesadüfi örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Çalışanların iş yüklerinin, iş-aile dengelerinin ve işten ayrılma niyetlerinin ölçülebilmesi için 3 ayrı ölçek; İş Yükü Fazlalılığı Ölçeği, İş-Aile Çatışması Ölçeği ve İşten Ayrılma Niyetleri Ölçeği kullanılmıştır. Çalışmada elde edilen bulguların analizi için SPSS programının 24.0 versiyonundan faydalanılmıştır. Analiz sonucunda verilerin non-parametrik dağıldığı görülmektedir. Bu nedenle parametrik olmayan yöntemlere uygun olarak, iki bağımsız grubun ölçek puanlarının karşılaştırılmasında Mann-Whitney U Testi, bağımsız üç ya da fazla grubun ölçek puanlarının karşılaştırılmasında Kruskal Wallis Testi kullanılmıştır. Ayrıca ölçek puanlarının birbirleriyle olan ilişkisinin tespiti için sonuçlar Spearman Korelasyon Testine tabi tutulmuştur. Araştırma bulguları incelendiğinde; çalışanların algıladıkları iş yükü fazlalıklarının cinsiyet, medeni durum ve eğitim düzeyi değişkenine göre farklılık gösterdiği, yaş, aylık gelir, haftalık mesai süreleri, çalışılan sektör, çocuk sayısı ve çalışma pozisyonu değişkenlerine göre ise anlamlı farklılık bulunmadığı tespit edilmiştir. İş-Aile Çatışması ölçeğine ilişkin verdikleri cevaplarda ise cinsiyet ve çocuk sayısı değişkenine göre anlamlı farklılıklar saptanmış, işten ayrılma niyetlerinde ise eğitim düzeyi ve aylık gelir değişkenine göre anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Çalışanların işten ayrılma niyetleri ile iş yükü fazlalıkları ölçeklerine ilişkin verdikleri cevaplarda ise orta düzeyde pozitif yönlü ilişki saptanmıştır. Bu sonuçlarla birlikte, aşırı iş yükünün çalışanlarda iş-aile çatışmasına ya da işten ayrılmaya sebep olabileceği, çalışanlarda isteksizlik oluşmaması için sık sık memnuniyet düzeylerinin ölçülmesi ve gerekli iyileştirmelerin yapılması önerilmektedir.

SporSpor işletmeleriSporcular+4
Saıf Alaa Sheet Sheet
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

İş-aile çatışmasının duygusal tükenmişlik üzerindeki etkisinde psikolojik sermaye ve işkolikliğin düzenleyici rolü: Bir alan çalışması

Küreselleşme, rekabet, ve iş yapısının değişmesi gibi faktörler, kısıtlı olan zamanın iş ve aile alanları arasında adil bir şekilde bölüştürülmesine engel olmakta ve artan taleplerin karşılanması yönündeki baskılar çalışanları işte daha fazla vakit geçirmek zorunda bırakmaktadır. Meydana gelen bu değişikliklerin iş ve aile alanları arasında çatışma yaşanma ve tedbir alınmadığı taktirde duygusal tükenmişlik gibi kronik rahatsızlıkların ortaya çıkma olasılığını arttırdığı düşünülmektedir. Bununla birlikte iş-aile çatışmasının herkes için aynı sonuçlara yol açmaması; bazı insanların sahip oldukları kaynaklar nedeniyle daha avantajlı olmaları, bazı insanların ise kişisel eğilimleri nedeniyle duygusal tükenmişlik yaşama ihtimallerinin daha yüksek olması beklenmektedir. Buradan hareketle bu araştırmanın amacı iş-aile çatışması ve duygusal tükenmişlik arasındaki ilişkide psikolojik sermaye ve işkolikliğin düzenleyici bir rolü olup olmadığını tespit etmektir. Finans sektöründe istihdam edilen beyaz yakalı çalışanlardan tek bir zaman diliminde toplanmış olan veriler kullanılarak iş-aile çatışması, duygusal tükenmişlik, işkoliklik ve psikolojik sermaye arasındaki ilişkiler iki model altında incelenmiştir. Çalışma kapsamında literatür temel alınarak değişkenler arasındaki olası ilişkilerin incelendiği iki ayrı model önerilmiş ve her bir modelin analizi Hayes (2018) tarafından geliştirilen PROCESS Macro ile gerçekleştirilmiştir. Elde edilen bulgular incelendiğinde iş-aile çatışmasının duygusal tükenmişliği pozitif yönde tahmin ettiği ancak aile-iş çatışmasının duygusal tükenmişlik üzerindeki etkisinin istatistiksel olarak anlamlı olmadığı görülmüştür. Ayrıca işkoliklik ve psikolojik sermayenin ise iş-aile ve aile-iş çatışmalarının duygusal ükenmişlik üzerindeki etkisinde düzenleyici bir role sahip olmadığı tespit edilmiştir. Alternatif modelde ise işkolikliğin iş-aile çatışması aracılığıyla duygusal tükenmişliği tahmin ettiği, ancak işkolikliğin duygusal tükenmişlik üzerindeki pozitif etkisinin psikolojik sermayesi yüksek olan bireylerde azalacağı varsayılmıştır. Elde edilen bulgulara göre, işkolikliğin iş-yaşam çatışması aracılığıyla duygusal tükenmişliği etkilediği, ancak söz konusu aracılık ilişkisinin psikolojik sermayenin orta ve yüksek seviyelerinde anlamlı olduğu tespit edilmiştir. Yapılan incelemelerde, psikolojik sermayenin iş-aile çatışması duygusal tükenmişlik arasındaki ilişkide düzenleyici rolünün olmadığı, sadece işkoliklik iş-aile çatışması arasıdaki ilişkide düzenleyici rol üstlendiği görülmüştür. Sonuçlar, psikolojik sermayenin işkolikliğin iş-aile çatışması üzerindeki pozitif yöndeki etkisini azaltarak, işkoliklik eğilimlerin iş-aile çatışmasını arttırma olasılığını azalttığını göstermektedir. Ancak psikolojik sermayenin iş-yaşam çatışması-duygusal tükenmişlik arasındaki ilişkide düzenleyici etkiye sahip olmaması, iş-aile çatışması belli bir seviye ulaştığı takdirde, psikolojik sermayenin duygusal tükenmişliği azaltmada herhangi bir koruyuculuğunun bulunmadığını göstermektedir. Elde edilen bulgular iş-aile çatışmasının ve işkolikliğin duygusal tükenmişlik gibi olumsuz çıktılar ile ilişkili olduğunu; psikolojik sermayenin ise belirli bir noktaya kadar çalışanları koruyan bir mekanizma olarak rol aldığını göstermektedir. Buradan hareketle yöneticilere çalışanların psikolojik sermaye kaynaklarını geliştirmeleri ve iş-aile çatışması ve işkoliklik eğilimlerin ortaya çıkmasını engellemeleri veya zararlı etkilerini azaltabilmeleri için faydalı olabileceği düşünülen çeşitli önerilerde bulunulmuştur.

Pozitif psikolojik sermayePsikolojik sermayeTükenmişlik+3
Hande Tosunoğlu
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Kalıp yargılar ile kariyerde yapışkan zemin arasındaki ilişkide sosyal ağ kurma ve aile-iş çatışmasının düzenleyici aracı etkisi: Türkiye ve Ürdün'de çalışan kadınlar üzerinde bir araştırma

Kadınların iş gücüne katılım oranı giderek artmakla birlikte, üst düzey yönetim pozisyonlarındaki kadın sayısı çok düşüktür. Kadınların çoğunlukla örgütlerin alt ve orta düzey pozisyonlarında yoğunlaşmış olmalarının bir nedeni, erken çocukluk yaşlarından itibaren maruz kaldıkları ve zamanla içselleştirdikleri cinsiyete dayalı kalıp yargılardan biri olan cinsiyet rolleridir. Birçok kültürde kadınların ana rolünün, aile sorumluluklarını yerine getirmek olduğuna inanılmaktadır. Bu kültürel değerler sebebiyle kadınlar, iş hayatına girdikten sonra ev ve aileye dair sorumlulukları ile işte kendilerinden beklenenler arasında bir denge tutturmak zorundadırlar. Ancak içselleştirdikleri cinsiyet rollerine ilişkin kalıp yargıları onları aileye ilişkin sorumlulukları ön planda tutmaya zorlamakta ve aile-iş çatışması yaşamalarına neden olmaktadır. Cinsiyete dayalı kalıp yargılar, kadınların iş hayatında başarılı olmalarında önemli ölçüde etkili olan sosyal ağlar kurmalarına da engel olabilmektedir. Oysa bu ağlar, kadınların işyerinde ilerlemeleri ve kendilerini geliştirmeleri için gerekli olan fırsatları fark etmelerine ve üst pozisyonlarda bulunan kişilerin onları doğru biçimde değerlendirmelerine imkan vermektedir. Kadınlar, üstlenmek zorunda hissettikleri aile sorumluluklarından yeterince zaman ayıramadıkları için sosyal ağ etkinliklerine yeterince ilgi gösterememektedirler. Sonuçta kadınlar, örgütlerindeki rutin, ilerleme olanağı zayıf, düşük ücretli, daha ziyade destek ve yardımcı rolleri içeren işlerde uzun süre çalışmak durumunda olmaktadırlar. Çalışmanın amacı, kadınların alt ve orta düzeydeki pozisyonlarda yapışıp kalmış gibi olmalarının sosyal, kültürel ve örgütsel nedenlerini araştırmaktır. Sosyal ağ kurma ve aile-iş çatışmasının cinsiyete ilişkin içselleştirilmiş kalıp yargılar ile yapışkan zemin üzerinde aracı ve düzenleyici etkileri incelenmiştir. Ayrıca kadınların uzun süredir çalışmakta oldukları düşük düzeydeki pozisyonu ne denli yapışkan zemin olarak algıladıkları değerlendirilmeye çalışılmıştır. Türkiye ve Ürdün'deki alt ve orta düzey pozisyonlarda çalışan 332 kadın üzerinde yürütülen bu çalışma sonucunda, bu ülkelerde içselleştirilmiş kalıp yargıların kadınların sosyal ağ kurma davranışlarını etkilediği ancak kadınların yapışkan zemin algılarının düşük olduğu bulunmuştur. Ayrıca, içselleştirilmiş kalıp yargılar ile yapışkan zemin algısı arasında, sosyal ağ kurma ve aile-iş çatışmasının aracı ve düzenleyici etkileri Türkiye'de anlamlı çıktığı halde Ürdün'de benzer etki görülmemiştir.

KadınlarKalıp yargılarKariyer+6
Tına Shabsough
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Algılanan dışsal prestijin, iş becerikliliğinin ve algılanan kişi-örgüt uyumunun iş-aile çatışması üzerindeki etkileri

Çalışanların, iş ve ailevi talepleri arasındaki dengenin sağlanmaya çalışılması sadece çalışanlar açısından değil aynı zamanda üyesi bulundukları örgütleri açısından da oldukça önem taşımaktadır. Özellikle; kökleri sanayi devrimine kadar uzanan, literatürde 1950'lerden bu yana gittikçe daha sıklıkla çalışılan iş-aile çatışması kavramı, 21.yy'a gelindiğinde ise olabildiğince çabuk üstesinden gelinmesi gereken, aksi halde hem çalışanın hem de örgütünün performansına olumsuz olarak etki eden unsurların başında gelmektedir. Bu çalışma kapsamında, algılanan dışsal prestijin ve iş becerikliliğinin iş-aile çatışması ile olan ilişkisi tespit edilmeye çalışılmış, iş becerikliliğinin iş-aile çatışması üzerindeki etkisinde kişi-örgüt uyumunun aracılık etkisi araştırılmıştır. 243 çalışandan elde edilen veriler SPSS ve PROCESS makrosu programıyla işlenmiş olup, algılanan dışsal prestijin, iş-aile çatışması üzerinde negatif ve anlamlı; iş becerikliliği ile iş-aile çatışması arasında ise pozitif ve anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Ancak, iş becerikliliği ve iş-aile çatışması arasındaki ilişkide algılanan kişi-örgüt uyumunun aracılık rolü üstlendiği hipotez reddedilmiştir.

Algılanan dışsal prestijBeceriBirey-örgüt uyumu+5
Halil Sezgi Sözber
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İş – aile çatışması ve çalışan iyi oluş hali ilişkisinde teknoloji kullanımının düzenleyici rolü

Bu çalışmanın amacı iş – aile çatışması ve çalışan iyi oluş hali ilişkisinde iş sonrası telefon kullanımının düzenleyici rolünü belirleyebilmektir. Bu amaçla iş – aile çatışması; zaman esaslı iş – aile çatışması, gerginlik esaslı iş – aile çatışması ve davranış esaslı iş – aile çatışması olmak üzere üç boyut olarak ele alınmıştır. Bu ilişkide iş saatleri dışında ve iş amaçlı olarak akıllı telefonların kullanımının düzenleyici rolü olacağı ve negatif yönlü olduğu düşünülen bu ilişkinin gücünü arttıracağı tahmin edilmiştir. Çalışma için Ankara ilinde ikamet eden 205 beyaz yakalı bilişim sektörü çalışanına gönüllülük esasına dayanarak üç tür anket uygulanmış ve elde edilen veriler SPSS programı ile analiz edilmiştir. Ölçeklere uygulanan faktör analizi sonucu iş – aile çatışması ölçeğinden iki, çalışan iyi oluş hali ölçeğinden bir ölçek maddesi analiz dışı bırakılmıştır. Araştırma sonucunda iş – aile çatışmasının üç alt boyutu olan zaman esaslı iş – aile çatışması, gerginlik esaslı iş – aile çatışması ve davranış esaslı iş – aile çatışması teker teker çalışan iyi oluş hali değişkeniyle ilişkilendirilmiş ve aralarında anlamlı bir ilişki olup olmadığı araştırılmıştır. Hipotezler PROCESS Macro ile yapılmıştır. Buna göre iş aile çatışmasının her boyutu için bir artış gözlemlenmesi durumunda, çalışan iyi oluş halinde bir düşüş yaşandığı tespit edilmiş, yani aralarındaki anlamlı ve negatif yönlü ilişki doğrulanmıştır. Araştırmanın ikinci aşamasında iş saatleri dışında ve iş amaçlı akıllı telefon kullanımının, iş – aile çatışması ve çalışan iyi oluş hali arasındaki ilişkide düzenleyici rolü olduğu savunulmuş ancak yapılan analizler sonucu akıllı telefon kullanımının bu ilişkide düzenleyici bir etkisine rastlanamamıştır. Yazında akıllı telefon kullanımının düzenleyici rolünün araştırıldığı pek fazla çalışmaya rastlanmamış olmasına rağmen özellikle de iş – aile çatışması ve / veya çalışan iyi oluş hali ile ayrı ayrı ilişkilendirildiği çalışmalar mevcuttur.

Fiziksel iyi oluşManevi iyi oluşPsikolojik iyi oluş+5
Ceren Tunç
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İş-aile çatışması ve işe tutkunluk ilişkisinde iş özerkliğinin düzenleyici rolü

Bu çalışmanın amacı, iş-aile çatışması ile işe tutkunluk arasındaki ilişkide ve aile-iş çatışması ile işe tutkunluk arasındaki ilişkide, iş özerkliğinin düzenleyici rolünü incelemektir. Bu ilişkiler iş talepleri/kaynakları modeli çerçevesinde değerlendirilmiş olup, iş-aile çatışması ve aile-iş çatışması birer iş talebi, iş özerkliği ise bir iş kaynağı olarak ele alınmaktadır. Bilişim sektörü, küreselleşmeden çok fazla etkilenmekte olup, yoğun iş temposu, uzun mesai saatleri ve sürekli yenilenme ihtiyacı içermektedir. Bu sebeple çalışmada veriler, Ankara ve İstanbul'da özel sektör ve kamuda çalışan 217 bilişim sektörü çalışanından toplanmıştır. Çalışmanın araştırma hipotezleri, Spps Process Makrosu ile yapılan regresyon analizleri ile test edilmiştir. Elde edilen bulgular aile-iş çatışması ile işe tutkunluğun alt boyutu olan yoğunlaşma arasındaki ilişkide, iş özerkliğinin düzenleyici rol oynadığını göstermektedir. Şöyle ki, elde edilen verilere göre, iş özerkliğinin yüksek olduğu durumlarda aile-iş çatışması çalışanların işe yoğunlaşmasını azaltmaktadır. Bunun yanı sıra, iş-aile çatışmasının işe tutkunluk ve onun alt boyutları olan dinçlik ve yoğunlaşmayı olumsuz yönde etkilerken, adanmışlık üzerinde istatiksel olarak anlamlı bir etkisi bulunmadığı tespit edilmiştir. Aile-iş çatışmasının ise, işe tutkunluk ve alt boyutlarıyla arasında istatiksel olarak anlamlı bir ilişkisinin bulunmadığı görülmektedir.

Bilişim sektörüÇatışmaİş özerkliği+2
Begüm Ünal
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Örgütsel aile desteğinin iş-aile çatışması ve işle bütünleşme üzerindeki etkisini açığa çıkarmaya yönelik bir araştırma

İnsan sermayesinin örgütler için vazgeçilmez bir rekabetçi avantaj kaynağı olduğu bilgi teknolojisine dayanan iş hayatında, yetenekli çalışanların cezbedilmesi, motive edilmesi ve elde tutulması başarının en temel unsurları haline gelmiştir. Bu noktada, işle bütünleşme kavramı, çalışanı elde tutabilmek için kritik önem arz eden psikolojik bir tutum olarak yazında yerini almıştır. Öte yandan, kadın istihdamındaki artış, iş-aile çatışması hakkındaki araştırmaların yoğunlaşmasını beraberinde getirmiştir. Ancak iş-aile çatışmasının azaltılmasında hangi kaynakların etkili olduğu ve hangi sonuçlara yol açtığı hala araştırılmaktadır. Örgütsel aile desteği, içeriğe özgü, formel aile dostu politikalar ve enformel aile dostu bir iş-aile kültürünü kapsayan yeni bir kavramdır. Önceki araştırmalar formel aile dostu politikaları incelerken son dönemlerde bu kavramın enformel işaile kültürünü içeren çok daha derin bir yapısı olduğu vurgulamakta ve yapılan çalışmaların sınırlı olduğuna dikkat çekmektedir. Özellikle, iş-aile kültürü kavramsallaştırması altında Türkçe yazında bir çalışmaya rastlanmamıştır. Verilen bilgiler çerçevesinde tez çalışmasının amacı, örgütsel aile desteği kapsamında formel aile dostu programlar ile enformel iş-aile kültürünün işle bütünleşme üzerindeki etkilerini incelemek ve iş-aile çatışmasının bu ilişkilerdeki aracı rolünü araştırmaktır. Ayrıca kavramların alt boyutları ile ilişkileri sorgulanmaktadır. Bu doğrultuda, Avrupa ve Türkiye'de iş-aile yaşamının uyumlaştırılmasına ilişkin sunulan düzenlemeler açıklanmıştır. Tez araştırmanın örneklemi, kolayda örnekleme yöntemi ile seçilen aile dostu politikalara sahip kurumsal firmalarda çalışan beyaz yakalı evli ve/veya bağımlı bakım sorumluluğu üstlenen 217 çalışandan oluşmaktadır. Anket tekniği ile elde edilen verilerle yapılan analizlerin bulgularına göre, hem aile dostu politikalar hem de iş-aile kültürünün işle bütünleşme üzerinde pozitif ve anlamlı bir etkisinin olduğu ve bu etkide iş-aile çatışmasının tam aracı rol üstlendiği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Örgütsel Aile Desteği, Aile Dostu Programlar, İş-Aile Kültürü, İş-Aile Çatışması, İşle Bütünleşme

Aile desteğiÇatışmaÖrgütsel destek+2
Gözde Gülen Aydın
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İşle bütünleşmenin çalışanların sosyal yaşamı üzerindeki etkisi: Avukatlar üzerine bir inceleme

İlk kez Kahn tarafından bireyin rol performansı sırasında fiziksel, bilişsel ve duygusal olarak işe katılımı olarak tanımlanan işle bütünleşme, Kahn'a göre bulaşıcı yani örgüt üyeleri arasında yayılabilen ve bireyin iş yaşamından aile veya sosyal yaşamına ya da aile veya sosyal yaşamından iş yaşamına yansıyarak olumlu ya da olumsuz şekillerde etki edebilen bir kavramdır. Buna göre bireyin iş ve aile yaşamı sosyal yaşam ile sürekli etkileşim içerisindedir ve sosyal sistem içerisinde her bireyin bir diğeriyle bağlantılı olması nedeniyle birinde yaşanan değişikliğin diğerini de etkileyeceği düşünülmektedir. Bu nedenle, bireyin sosyal yaşamı ile bütünleşmesi her iki alanda da denge sağlayabilmesi ile gerçekleşecektir, çünkü bir alanda yaşanan dengesizlik diğer bir alana etki ettiğinde bireyin dengeyi sağlamak ya da talepleri karşılamak adına ilk feragat edeceği alan sosyal yaşamı olacaktır. Bu tez çalışması ile Avukatların işle bütünleşme kavramına yönelik bilgi ve farkındalık düzeylerinin ölçülmesi ve işle bütünleşmenin avukatların sosyal yaşamı üzerindeki etkisinin ortaya konması amaçlanmıştır. Çalışmanın teorik kısmında işle bütünleşme kavramı detaylı biçimde incelenmiş olup, uygulama kısmında ise Adana, Antalya, Mersin ve Hatay Barosuna kayıtlı Avukatlıklar ile anket çalışması yapılmıştır. Bu anketler Avukatlara bağlı oldukları Barolar ve araştırmacı tarafından ulaştırılmıştır. Anketlere 312 Avukat gönüllü olarak katılmış olup 15 Avukat anketi eksik doldurulduğu için bu anketler değerlendirme dışında tutulmuştur. Bu bağlamda 297 anket analiz edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda avukatların birçoğunun işinden ve işine karşı gösterdikleri çabadan memnun oldukları tespit edilmiştir. Ayrıca Avukatlar işlerine fazla odaklandıklarının farkında olduklarından iş dışındaki zamanlarda aile ve sosyal yaşamlarına zaman ayırmaya özen gösterdiklerini ifade etmişlerdir.

Sosyal hayatİş-aile çatışmasıİş-yaşam dengesi+1
Meltem Nilüfer Önen
Mersin University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Fiziksel çalışma koşulları ve iş-aile çatışmasının işten ayrılma niyetiyle ilişkisinde algılanan örgütsel desteğin düzenleyici rolü-kabin ekipleri üzerine bir araştırma

Bu çalışmanın amacı kabin ekiplerinin fiziksel çalışma koşulları ve iş- aile çatışmasının isten ayrılma niyeti üzerindeki etkisinde algılanan örgütsel desteğin düzenleyici rolünün incelenmesidir. Bu bağlamda Türkiye'de faaliyet gösteren havayolu şirketlerinde kabin memuru, kabin amiri ve purser olarak görev alan 404 çalışana anket uygulanmıştır. Toplanan veriler AMOS 26.0 ve SPSS 28.0 istatistiki programlar kullanılarak analiz edilmiştir. Ölçeklerde bulunan ifadelere geçerlilik ve faktör analizi yapılmıştır. Ölçekler ve alt boyutlarının güvenirliliğini tespit etmek için Cronbach-Alfa katsayısı analiz edilmiştir. Normal dağılan verilerin karşılaştırmalarında iki değişken için T-testi, ikiden fazla değişken için ANOVA testi kullanılmıştır. Verilerin normal dağılım göstermediği durumlarda ise ikiden fazla değişken için non-parametrik testlerden Kruskal Wallis testi, iki değişken için Mann Whitney testi kullanılmıştır. Araştırmada çoklu regresyon analizi kullanılarak bağımlı değişken üzerinde etkili olan değişkenlerin neler olduğunu ve ne derecede etkili olduğunu açıklanmıştır. Düzenleyici değişkenin etkisini incelemek için hipotezler Yapısal Eşitlik Modeli (YEM) aracılığıyla test edilmiştir. Araştırmada iş-aile çatışması, aile-iş çatışması ve işten ayrılma niyetinin demografik değişkenlere (yaş, cinsiyet, medeni hal, eğitim durumu, aylık gelir, eşin çalışma durumu, çocuk sayısı, ev işleri, çocuk/yaşlı/engelli bakımında destek alıyor olma) göre farklılık durumları tespit edilmeye çalışılmıştır. İş aile çatışmasının medeni hal ve eğitim durumuna, aile iş çatışmasının medeni hal, eğitim durumu ve çocuk sayısına ve işten ayrılma niyetinin medeni hal ve aylık gelire göre anlamlı farklılık gösterdiği saptanmıştır. Kabin ekiplerinin yaşadığı iş-aile ve aile-iş çatışmalarının işten ayrılma niyeti üzerinde anlamlı etkisi olduğu ve fiziksel çalışma koşullarının işten ayrılma niyeti üzerinde anlamlı etkisi olmadığı saptanmıştır. Bu ilişkilerde algılanan örgütsel desteğin düzenleyici rolünün olmadığı tespit edilmiştir.

Algılanan örgütsel destekKabin personeliÇalışma koşulları+4
Aybike Zorlu
Maltepe University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Hizmetkâr liderliğin iş-aile çatışması ve iş-aile pozitif yayılımı üzerindeki etkisi: Prososyal motivasyonun rolü

Günümüzde küreselleşme, teknoloji ve iletişim alanında yaşanan hızlı değişimler ve gelişmeler çalışanları ve iş hayatlarını önemli ölçüde etkilediği için liderlere büyük görevler düşmektedir. Çalışanların liderleriyle ilgili algılarının iş yaşamı ve örgüt çıktıları, iş-aile alanları ve etkileşimleri üzerindeki etkisi yadsınamaz bir gerçektir. Bu açıdan tüm liderlik modellerini içine alan ve insanı odak noktası haline getiren hizmetkâr liderlik, örgütün başarı sağlaması ve bu başarıları arttırmasında önemli etkenlerden biridir. Kişilerin hayatlarında iş ve aile düzeni yeri doldurulamaz bir öneme sahiptir. Bu bağlamda çalışmanın kurgusal mantığı, hizmetkâr liderlik davranışı gösteren bir bireyin, iş yerinden kaynaklı aileyle sorunlar yaşanması sonucunda oluşan çatışma veya iş hayatında edinilen bilgi, beceri ve tecrübelerin aile hayatına olumlu katkı sağlamasıyla pozitif yayılım oluşmasında prososyal motivasyon rolünün aracı etkisi nasıl olabilir sorusu üzerinden oluşturulmuştur. Bu çalışmada nicel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Veriler, Ekim/2020 ile Temmuz/2021 tarihleri arasında kolayda ve amaçlı örnekleme yöntemi ile online anket aracılığıyla toplanmıştır. Araştırmanın örneklemini Osmaniye İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı il merkezinde bulunan okullarda çalışan 473 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında temin edilen veriler, SPSS, AMOS ve Process Macro istatistik programları aracılığıyla doğrulayıcı faktör analizi, yapısal eşitlik modellemesi ve aracılık modelinin anlamlılığını belirlemek için bootstrap tekniği kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma bulgularına göre hizmetkâr liderlik iş-aile çatışmasını anlamlı ve olumsuz yönde etkilerken iş-aile pozitif yayılımını ve prososyal motivasyonu anlamlı ve olumlu yönde etkilemektedir. Hizmetkâr liderlik ve iş-aile çatışması ilişkisinde prososyal motivasyonun aracı etkisi bulunamamıştır. Buna karşılık hizmetkâr liderlik ile iş-aile pozitif yayılımı ilişkisinde prososyal motivasyonun aracılık etkisi olduğu ortaya konulmuştur. Mevcut çalışmada hizmetkâr liderlik, iş-aile çatışması, iş-aile pozitif yayılımı ve prososyal motivasyon bir arada incelenmiştir ve prososyal motivasyonun aracılık etkisine bakılmıştır. İlk defa belirlenen bu aracılık etkisinin araştırmanın önemli bir bulgusu olarak ilgili alanyazına ve uygulayıcılara katkı sağlayacağı öngörülmektedir. Anahtar kelimeler: Hizmetkâr liderlik, iş-aile çatışması, iş-aile pozitif yayılımı, prososyal motivasyon.

Hizmetkar liderlikLiderlikLiderlik modelleri+6
Tuğba İmadoğlu
Osmaniye Korkut Ata University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İş-aile çatışması ile örgütsel bağlılık ilişkisinde algılanan yönetici desteğinin aracılık rolü: Akhisar OSB örneği

Bu çalışmada iş-aile çatışması ve örgüte bağlılık arasındaki ilişkide algılanan yönetici desteğinin rolü incelenmiştir. Araştırma Manisa ili Akhisar ilçesinde bulunan Organize Sanayi Bölgesi'nde çalışan mavi yakalı işgörenler üzerinde yapılmıştır. Çalışmada verilerin toplanmasında anket kullanılmıştır. Örneklem seçiminde kolayda örneklem yöntemi kullanılmıştır. Kolayda örneklem yöntemiyle 256 mavi yakalı işgörene ulaşılmış hatalı ya da eksik doldurulan 11 anket geçersiz sayılarak 245 kişinin yanıtları değerlendirilmeye alınmıştır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS 22.0 istatistiksel veri analiz programıyla değerlendirilmiştir. Verilerin analizinde, katılımcıların demografik özelliklerine ait frekans dağılımlarına yer verilmiştir. Bağımlı ve bağımsız değişkenlerin arasında bir ilişkinin varlığı ve bir ilişki var ise bu ilişkinin yönü hakkında bilgi verecek olan korelasyon analizi uygulanmıştır. İş-aile çatışması ve örgüte bağlılığın boyutlarından yalnızca duygusal bağlılık ile negatif yönlü bir ilişki tespit edilmiştir. Araştırmada, iş-aile çatışması ve örgüte bağlığın boyutları arasındaki ilişkide algılanan yönetici desteğinin aracı rolü olup olmadığının belirlenmesinde Baron ve Kenny'nin (1986) "Aracılık Modeli" uygulanmıştır. Örgüte bağlılığın boyutlarından olan devam bağlılığı ve normatif bağlılık ile iş-aile çatışması arasında anlamlı bir fark görülmemiştir. Bu yüzden yalnızca duygusal bağlılık boyutu modele dahil edilmiştir. Modele göre, iş-aile çatışması ile duygusal bağlılık arasındaki ilişkide algılanan yönetici desteğinin tam aracılık rolü tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: iş-aile çatışması, örgüte bağlılık, algılanan yönetici desteği

Algılanan destekMavi yakalı çalışanlarYönetici desteği+3
Berkan Çetin
Muğla Sıtkı Kocman University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Okulların örgütsel yapısı ve cinsiyetçilik: Örgütsel adalet, öz-yeterlik, iş-aile çatışması ve örgütsel sessizlik değişkenleri ile bir modelleme çalışması

Amaç: Bu çalışmanın amacı örgütsel yapı ve cinsiyetçilik üzerine okul yöneticilerinin ve öğretmenlerin görüşlerini incelemek ve bu iki kavram arasındaki ilişkiyi ortaya çıkarmaktır. Bu ilişkiyi incelemek için "Örgütsel Adalet", "Öz-Yeterlik", "Örgütsel Sessizlik" ve "İş-Aile Çatışması" değişkenlerinin aracı etkisi ile bir yapısal eşitlik modelinin oluşturulması ve bu modelin test edilmesi amaçlanmaktadır. Yöntem: Bu çalışmada "Örgütsel Yapı", "Cinsiyetçilik", "Örgütsel Adalet", "Öz-Yeterlik", "İş-Aile Çatışması" ve "Örgütsel Sessizlik" değişkenleri arasındaki ilişkileri ortaya çıkarmaya yönelik oluşturulan bir modeli test etmek hedeflediğinden nicel araştırma desenlerinden biri olan ilişkisel desen kullanılmıştır. Çalışmanın örneklemini Kütahya Merkez ilçede bulunan Millî Eğitim Bakanlığına bağlı özel okullar ve devlet okullarında çalışan öğretmenler ve okul yöneticileri oluşturmaktadır. 400 katılımcının 18'i anaokulu, 94'ü ilkokul, 121'i ortaokul ve 167'si lise kademesinde çalışmaktadır. Bu araştırmada veriler "Öz-Yeterlik", "Örgütsel Sessizlik", "İş-Aile Çatışması", "Örgütsel Adalet" ölçme araçları ile araştırmacı tarafından uyarlanan "Okullarda Örgütsel Yapı" ve araştırmacı tarafından geliştirilen "Okul Yönetiminde Cinsiyetçilik" ölçme araçları kullanılarak toplanmıştır. Araştırma için elde edilen verilerin analizinde frekans, yüzde, aritmetik ortalama, t-testi, ANOVA, korelasyon analizleri kullanılmıştır. Ölçme araçlarının yapı geçerliklerinin sağlanmasında doğrulayıcı ve açımlayıcı faktör analizi ve yapısal eşitlik modelinin test edilmesinde yol analizinden yararlanılmıştır. Söz konusu analizlerde IBM SPSS Statictics 20, Lisrel 8.51 ve IBM SPSS AMOS 22.0 programlarından faydalanılmıştır. Bulgular: Katılımcıların "Okul Yönetiminde Cinsiyetçilik" algıları 2.82 ortalama ile "kararsızım" yani nötr düzeyinde hesaplanmıştır. Ölçme aracının alt boyutlarına göre katılımcıların algıları incelendiğinde ise "Yönetim Becerileri" için 2.43, "Tercih Etme" için 3.36 ve "İnsan İlişkileri" için ise 2.66 ortalama değerleri elde edilmiştir. "Tercih Etme" boyutunun ortalama değerinin diğer boyutlara göre daha yüksek olduğu görülmektedir. Ayrıca dikkat çeken bir bulgu katılımcıların % 70.2'sinin örtük cinsiyetçi veya cinsiyetçi algılara sahip olmasıdır. Öğretmen ve idarecilerin okulun örgüt yapısı ile ilgili algılarının 3.76 ortalama ile "katılıyorum" düzeyinde olduğu bulunmuştur. Katılımcıların "İş Bölümü", "Teknik Yeterlilik", "Hiyerarşi", "Biçimlendirme" ve "Nesnellik" alt boyutları düzeyinde algılarının ise sırası ile 3.79, 4.12, 3.66, 3.84 ve 3.38 ortalama değerleriyle "katılıyorum" düzeyinde olduğu görülmüştür. Katılımcıların hem bürokratik yapıyı (X= 3.63) hem de profesyonel yapıyı (X= 3.96) "katılıyorum" düzeyinde algıladıkları görülmektedir. Bu bulgular ışığında katılımcılar tarafından Kütahya merkez ilçesinde bulunan okullar "Weberci okul türü" olarak algılanmaktadır. Oluşturulan yol analizinde "Okullarda Örgütsel Yapı" değişkeninin "Örgütsel Adalet", "Öz-Yeterlik", "Örgütsel Sessizlik" ve "İş-Aile Çatışması" aracı değişkenleri ile "Okul Yönetiminde Cinsiyetçilik" üzerinde dolaylı bir etkisinin bulunduğu tespit edilmiştir. Sonuç ve Öneriler: Yapılan bu araştırmanın ortaya koyduğu sonuçlara göre kadınlar için belli toplumsal cinsiyet rollerinin kabul edildiği, bu kabulün de onların yönetici olmayı tercih etmelerinin önünde bir engel olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca, katılımcıların "Okul Yönetiminde Cinsiyetçilik" algıları bütün demografik değişkenlere göre farklılaşmaktadır. Özellikle de "Tercih Etme" boyutunda farklılaşma olan değişkenlerin sayısı diğer boyutlardan daha fazladır. Bu çalışmada katılımcıların algılarının genel ortalamaları incelendiğinde, okulların hem profesyonel yapısını ifade eden "Uzmanlaşma" hem de bürokratik yapısını gösteren "Otorite" ortalamalarının yüksek olduğu görülmektedir. Hem bürokratik yapının hem de profesyonel yapının yüksek düzeyde algılanması Kütahya merkez ilçesinde bulunan okulların genel olarak "Weberci okul türü" olarak algılandığını göstermektedir. Bu çalışmada oluşturulan modelde "Okullarda Örgütsel Yapı" değişkeninin "Örgütsel Adalet", "Öz-Yeterlik", "Örgütsel Sessizlik" ve "İş-Aile Çatışması" aracı değişkenleri ile "Okul Yönetiminde Cinsiyetçilik" üzerinde dolaylı bir etkisinin bulunduğu tespit edilmiştir. Buna göre okulların bürokratik ve profesyonel yapısı arttıkça çalışanların örgütsel adalet ve öz-yeterlik algılarının artacağı, bu olgunun da çalışanların örgütsel sessizliğini ve iş-aile çatışması algısını azaltacağını ve bunlara bağlı olarak da kadın yöneticilere yönelik cinsiyetçi algıların azalacağı sonucu ortaya çıkmaktadır. Tam tersi durumda okulların bürokratik ve profesyonel yapısı azaldıkça ise çalışanların kadın yöneticilere yönelik cinsiyetçi algılarının artacağı sonucuna ulaşılmaktadır. Çalışma sonucunda ulaşılan bulgular göz önünde bulundurularak uygulayıcılara ve araştırmacılara yönelik bazı önerilerde bulunulmuştur. Anahtar kelimeler: Okullarda Örgütsel Yapı, Okul Yönetiminde Cinsiyetçilik, Örgütsel Adalet, İş-Aile Çatışması, Öz-Yeterlik, Örgütsel Sessizlik

CinsiyetçilikÖrgüt yapısıÖrgütsel adalet+3
Çiğdem Oktar
Eskişehir Osmangazi University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

İş-aile çatışmasının işten ayrılma niyetine etkisinde tükenmişliğin aracılık rolünün belirlenmesine yönelik bir araştırma

Günümüzün getirmiş sürekli değişim ve yoğun yaşam koşulları ile birlikte ekonomik, sosyal ve teknolojik gelişme ve farklılaşmalar çalışan bireyler üzerindeki baskı düzeyini artırmaktadır. Bu baskı sonucunda çalışan bireylerde yapılan işe karşı isteksizlik, başarısız hissetme, yıpranmışlık duygusu, güç ve enerji kaybı yaşamak gibi tükenmişlik sendromunun baş gösterdiği bilinmektedir. Ayrıca, insan hayatının büyük bir kısmını oluşturan iş ve aile yaşamında sahip olunan ve üstesinden gelinmeye çalışılan roller arasında çatışmaların ortaya çıkarabilmektedir. İş- aile çatışmasının varlığına ilave olarak tükenmişliğin meydana gelmesi çalışanlarda işten ayrılma niyetinin belirginleşmesine ve nihayetinde de işten ayrılmalar gerçekleşmesine neden olabilmektedir. Bu kapsamda, işletmelere değer katan en önemli üretim faktörlerinden olan insan etmeninin örgüt içinde verimli çalışmasına ve örgütsel bağlılığının artırılmasına yönelik çabaların öne çıkması gerektiği iddia edilebilir. Bahsi geçen çabaların işten ayrılma niyeti üzerinde pozitif etki edeceği ve işletmeleri başarıya götüreceği ön görülmektedir. İş-aile çatışması, tükenmişlik ve işten ayrılma niyeti arasındaki ilişkiler çerçevesinde, bu çalışmada tükenmişliğin iş-aile çatışması ve işten ayrılma niyeti arasındaki ilişkide aracı rol oynayıp oynamadığını ortaya konulması amaçlanmıştır. Araştırma kapsamında ikincil kaynak verilerine dayalı inceleme yapılırken, Ankara-Sincan Sanayi Bölgesi'nde faaliyet göstermekte olan işletmelerde çalışan orta ve üst kademe yöneticilerinden 139'u için bu ilişkinin varlığı analiz edilmiştir. Çalışma sonucunda, birinci modelde ortaya çıkan anlamlı beta katsayısının dördüncü modelde azaldığı tespit edilmiştir. Yapılan analizlere bir bütün olarak bakıldığında, iş-aile çatışması ve işten ayrılma niyeti arasındaki ilişkilerde tükenmişliğin kısmi aracılık rolü üstlendiğini sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca, araştırma kapsamında yapılan analizlere göre, çalışan bireylerin üstlendikleri farklı rollerin getirdiği baskı nedeniyle yaşamış olduğu iş- aile çatışması ve kısmi olarak tükenmişlik sendromunu getirdiği ilave yükün işten ayrılma niyetini tetikleyebileceği sonucunu iddia edilebilmiştir.

Ankara-SincanTükenmişlikİş-aile çatışması+1
Gamze Konak
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Akademik personellerde işkoliklik ve tükenmişlik arasındaki ilişkide iş aile çatışmasının aracılık rolü

Günümüz çalışma koşullarında işgörenler hem işle ilgili hem de bireysel nedenlere bağlı olarak işkolik davranışlar sergilemektedirler. Son yıllarda işkoliklik nedenleri ve sonuçları açısından araştırmacılar ve uygulayıcılar tarafından üzerinden önemle durulan konulardan biri haline gelmiştir. İşkoliklik çalışanları fiziksel ve psikolojik açıdan olumsuz yönde etkilediği gibi bireylerin diğer alanlara gerekli olan zamanı ayırmalarına engel olabilmektedir. İşkoliklik bireylerin aileleri için ayırmaları gereken zaman ve enerjiyi bireyin işine ayırmasına neden olarak aile yaşantılarında sıkıntıların ortaya çıkmasına ve bunun sonucunda bireylerin iş-aile çatışması yaşamalarına neden olmaktadır. İşkolikliğin psikolojik etkilerinin başında ise bireylerin sürekli olarak strese maruz kalmalarına bağlı olarak tükenmişlik yaşamaları gelmektedir. Buradan hareketle çalışmanın amacı işkolikliğin tükenmişlik üzerindeki etkisinde iş-aile çatışmasının aracı rol oynayıp oynamadığını tespit etmektir. Araştırmada kullanılan verilerin elde edilmesinde anket formu kullanılmıştır. Anketler e posta yoluyla akademisyenlere ulaştırılmış, 402 adet kullanılabilir anket elde edilmiştir. Anket formunun hazırlanmasında literatürde daha önce güvenilirlik ve geçerlilikleri kanıtlanmış ve Türkçe uyarlama çalışmaları yapılmış ölçeklerden faydalanılmıştır. Araştırmada işkoliklik derecelerini ölçek için Del Líbano ve arkadaşları (2010) tarafından geliştirilen ve Doğan ve Tel (2011) tarafından Türkçe'ye uyarlanan DUWAS İşkoliklik Ölçeğinin kısa formu kullanılmıştır. Katılımcıların algıladıkları iş-aile çatışmasını düzeylerini belirlemek amacıyla Netemeyer, Boles ve McMurrian (1996) tarafından geliştirilen ve Efeoğlu (2006) tarafından Türkçe'ye uyarlanan ölçek kullanılmıştır. Katılımcıların mesleki tükenmişlik düzeylerini belirlemek amacıyla Kristensen ve arkadaşları (2005) tarafından geliştirilen ve Bakoğlu ve arkadaşları (2009) tarafından Türkçe'ye uyarlanan "Tükenmişlik Ölçeği"'nden faydalanılmıştır. Araştırma amacı çerçevesinde belirlenen hipotezler test edilmeden önce ölçeklerin güvenilirlik ve geçerlilikleri test edilmiş, bunun için güvenilirlik analizi, frekans analizi ve keşifsel faktör analizlerinden yararlanılmıştır. Hipotezlerin test edilmesi aşamasında Baron ve Kenny (1986) tarafından önerilen dört aşamalı regresyon modelinden faydalanılmıştır. Korelasyon analizi sonucunda işkoliklik ve iş-aile çatışması arasında ,449 düzeyinde, işkoliklik ve tükenmişlik arasında ,468 düzeyinde ve iş-aile çatışması ile tükenmişlik arasında ,500 düzeyinde pozitif yönlü ve anlamlı ilişkilerin varlığı ortaya konulmuştur. Aracılık ilişkisinin tespit edilebilmesi için H1 ve H4 Hipotezlerinde yer alan işkoliklik ve tükenmişlik değişkenleri arasındaki regresyon katsayılarındaki (Beta değerleri) değişim incelenmiştir. Birinci modelde anlamlı olan beta katsayısının (,516) dördüncü modelde azaldığı (,337) görülmektedir. Bu sonuçtan hareketle işkolikliğin tükenmişlik üzerine etkisinde iş-aile çatışmasının kısmi aracı rol oynadığı tespit edilmiştir.

Akademik personelTükenmişlikİş-aile çatışması+1
Aybüke Aknar
Hitit University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İş aile çatışması, duygusal bağlılık ve tükenmişlik faktörlerinin yaşam tatmini üzerindeki etkisinin belirlenmesi

Bu çalışmanın amacı, çalışanların yaşam tatminleri üzerinde iş-aile çatışması, duygusal bağlılık ve tükenmişlik gibi faktörlerin etkilerini incelemektir. Araştırmanın ana kitlesi, Kayseri ilindeki imalat sektöründe çalışan beyaz yakalı personelden oluşmaktadır. Araştırma kapsamında, katılımcılar tarafından içtenlikle doldurulduğuna inanılan 254 anket formu değerlendirilmiştir. Anket formunda, Yaşam Tatmini ölçeği, İş-Aile Çatışması ölçeği, Allen Mayer Duygusal Bağlılık ölçeği, Tükenmişlik ölçeği ve katılımcıların demografik bilgileri yer almıştır. Çalışmanın birinci bölümünde, yaşam tatmini, bu tatmini etkileyen unsurlar ve yaşam tatmini teorileri ele alınmıştır. İkinci bölümde, iş-aile çatışmasına dair temel kavramlar, çatışma türleri, bu konudaki yaklaşımlar ve çatışmanın sonuçları incelenmiştir. Üçüncü bölümde, örgütsel bağlılık, bu bağlılığı etkileyen faktörler ve sonuçları değerlendirilmiştir. Dördüncü bölümde ise tükenmişlik, belirtileri, tükenmişlik modelleri, bu modellerin karşılaştırılması ve tükenmişliğe yol açan faktörler ile başa çıkma yöntemleri detaylı bir şekilde ele alınarak teorik çerçeve tamamlanmıştır. Beşinci bölümde, anketler aracılığıyla iş-aile çatışması, duygusal bağlılık ve tükenmişliğin yaşam tatmini üzerindeki etkileri incelenmiştir. Araştırmanın modeli, frekans analizi, güvenilirlik analizi, t-testi analizi, korelasyon analizi ve regresyon analizi gibi yöntemlerle test edilmiştir. Sonuçlar, iş-aile çatışmasının ve tükenmişliğin yaşam tatmini üzerinde negatif yönlü anlamlı etkileri olduğunu, duygusal bağlılık ise yaşam tatmini üzerinde anlamlı bir etki yaratmadığını ortaya koymuştur.

Davranışsal bağlılıkDuygusal tatminDuygusal tatminsizlik+6
Hatice Pazar Özçelik
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

İş-aile çatışmasının duygusal emek üzerindeki etkisi: Ortaokul öğretmenleri üzerinde bir inceleme

Bu çalışmanın amacı, eğitim sektöründe çalışmakta olan ortaokul öğretmenlerinin iş-aile çatışmalarının duygusal emekleri üzerindeki etkilerini belirlemektir. Çalışma, Samsun İlinin Bafra ilçesinde bulunan 280 ortaokul öğretmeninin ankete katılmasıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın ilk bölümünde, iş ve aile kavramları, iş-aile çatışması ile iş-aile çatışmasını etkileyen faktörlere yer verilmiştir. İkinci bölümde, duygu ve emek kavramları, duygusal emeğin tanımı ile iş-aile çatışması ve duygusal emek arasındaki ilişki hakkında ayrıntılı bilgiler üzerinde durulmuştur. Son bölümde ise, iş-aile çatışmasının duygusal emek üzerindeki etkisine yönelik yapılan çalışma anket ve analiz bulguları yapılarak yorumlanmıştır. Analiz bulgularının sonucunda değişkenler arası anlamlı ilişkilerin olduğu görülmüştür. İş-aile çatışmasının duygusal emek üzerinde anlamlı bir etkisi olduğu tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra iş-aile çatışmasının duygusal emek alt boyutlarından yüzeysel davranış üzerinde pozitif yönde ve anlamlı bir etkisi olduğu gözlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Emek, Çatışma, İş-Aile Çatışması, Duygusal Emek ve Ortaokul Öğretmenleri

Duygusal emekOrtaokul öğretmenleriOrtaokullar+4
Büşra Küçükşakar
Kütahya Dumlupınar University
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Öğretmen presenteizminin iş talepleri kaynakları teorisi perspektifinden bir analizi

Bu araştırma amacı, çalışanların refahlarını ve iş duygularını iş özellikleriyle açıklayan İş Talepleri-Kaynakları (Job Demands-Resources; JD-R) modelini kullanarak presenteizmin doğal bağlantılarını analiz etmektir. Presenteizm birçok faktörün sonucu (kronik hastalık, işyeri stresi, işle ilgili olmayan uğraşılar, çalışanla ilgili özel durumlar ve olumsuz çevresel unsurlar vb.) ortaya çıkan bir deneyim olarak tanımlanır. Araştırmalar presenteizmin çalışanlarda negatif psikolojik etkiler bıraktığı, örgütsel işleyişi ve üretim ilişkilerini olumsuz etkilediği belirlenmiştir. Presenteeismi teşvik etme veya engelleme ihtimalinden dolayı iş özellikleri, presenteeism araştırmalarında artan bir ilgi görmüştür. İş özellikleri (iş talepleri ve iş kaynakları) ile çalışan refahı ve performansı arasında ilişki kuran JD-R modeli, bu anlamda presenteeismin anlaşılmasında önemli bir kavramsal çerçevedir. Mevcut çalışmada nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel araştırma deseninden faydalanılarak değişkenler arasındaki ilişkiler açıklanmaya çalışılmıştır. Araştırmanın evreni Elâzığ Merkezdeki kamu okullarında görev yapan öğretmenlerden oluşmaktadır. Küme örnekleme yöntemiyle bu evrende bulunan 87 okul ve bu okullarda görev yapan 796 öğretmen, katılımcı olarak belirlenmiştir. Veri toplama araçları olarak Tükenmişlik Ölçeğinin Kısa Versiyonu, İşe Tutkunluk Ölçeğinin Kısa Versiyonu, İş-Aile Çatışması Ölçeği, Duygusal Talep Ölçeği, Yönetici ve Çalışma Arkadaşı Desteği Ölçeği ve Algılanan Öğretmen Presenteizm Ölçeği kullanılmıştır. Hazırlanan ölçekler çoğaltılarak her biri kapalı zarflar içine konularak okullar ziyaret edilip öğretmenlere dağıtılmış ve daha sonra belirlenen zaman dilimlerinde tekrar kendilerinden alınmıştır. JD-R modeli iş kaynaklarının, işe tutkunluk aracılığıyla örgütsel ve bireysel sonuçlarla; iş taleplerinin, tükenmişlik aracılığıyla örgütsel ve bireysel sonuçlarla ilişkili olabileceğini öngörür. Ayrıca JD-R literatürü iş kaynaklarının, iş taleplerinin oluşturduğu negatif durumları düzenleyeceğini yani tamponlayacağını da iddia eder. Dolayısıyla araştırma kapsamında aracılık, düzenleyicilik ve düzenleyici aracılık analizleri gerçekleştirilmiştir. Araştırmada kullanılan veriler okul gibi kümelenmiş yapılardan toplandığından analizler çok düzeyli olarak gerçekleştirilmiştir. Yapısal eşitlik modellemesinin çok düzeyli versiyonları kullanılarak yapılan analizlerde JD-R modelinin temel önermelerine paralel olarak iş taleplerinin tükenmişlik aracılığıyla presenteizmle, öğretmen ve okul düzeylerinde, pozitif ilişkili olduğu belirlenmiştir. İş kaynaklarının da işe tutkunluk aracılığıyla presenteizmle, öğretmen ve okul düzeylerinde, negatif ilişkili olduğu ulaşılan bir başka sonuç olmuştur. Bununla beraber iş kaynaklarının, iş talepleri ile tükenmişlik ilişkisinde düzenleyicilik rolü ve tükenmişlik aracılığıyla iş talepleri ile presenteizm dolaylı ilişkisinde düzenleyici aracılık rolünün varlığı, öğretmen ve okul düzeylerinde tespit belirlenmiştir. Sonuç olarak iş-aile çatışması ve duygusal talebin yüksek olduğu durumlarda tükenmişliğin ve dolaylı olarak presenteizm algısının yüksek olabileceği söylenebilir. Buna karşın yönetici ve çalışma arkadaşı desteğinin yüksek olduğu durumlarda işe tutkunluğun yüksek ancak dolaylı olarak presenteizm algısının daha düşük olabileceğine yönelik kanıtlar ortaya koyulmuştur. Ayrıca iş kaynaklarının, iş taleplerinin oluşturabileceği negatif sonuçları düzenleyebileceğine yönelik bulgulara da ulaşılmıştır. Yani yönetici ve çalışma arkadaşı desteğinin yüksek olduğu durumlarda, iş-aile çatışması ve duygusal talebin öngörebileceği tükenmişliğin ve dolaylı olarak presenteizm algısının daha düşük olabileceği söylenebilir.

PresenteeizmTükenmişlikÖğretmenler+6
Alper Uslukaya
Fırat University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

İş-aile çatışmasının iş ve yaşam doyumuna etkilerinin iş stresi ve algılanan sosyal destek açısından otel personeli üzerinde incelenmesi

İş-aile yaşam çatışması (İAYÇ), iş yaşamının aileye, aile yaşamının etkilerinin işe yansımasından kaynaklanan çatışmalardır. İş-aile yaşam çatışmalarının, bireylerin stres seviyesini arttırdığı, stresin de iş ve yaşam doyum düzeylerinde düşüşe neden olduğunu gösteren araştırmalar vardır. Öte yandan birçok araştırmanın sonucu, algılanan sosyal desteğin bireylerin çatışma ve doyum düzeyi ile ilişkili olduğunu göstermektedir. Bu çalışmada amaç, iş stresi, algılanan sosyal destek ve İAYÇ?nin iş ve yaşam doyumu üzerindeki etkilerini incelemektir. Araştırma, İstanbul ve Kuşadası?ndaki beş yıldızlı otellerin farklı departmanlarında çalışan toplam 316 katılımcı ile soru formu kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Soru formunda incelenen değişkenlerin ölçüldüğü ölçeklerin yanı sıra katılımcıların aile-iş yaşamalarına ve sosyo-demografik özelliklerine ilişkin sorulara da yer verilmiştir. Çatışma değişkenleri ile sosyal destek ve doyum değişkenleri ile arasında negatif, stres değişkeni arasında pozitif korelasyon bulunmuştur. İş stresi, algılanan sosyal destek ve iş-aile ve aile-iş çatışmalarının, yaşam doyumu ve iş doyumunu yordayıcılığını ve ele alınan değişkenlerin iş-aile ve aile-iş çatışmalarını yordayıcılığını test etmek üzere basit doğrusal regresyon analizi yapılmıştır. Sonuçlar, aile-iş çatışması, iş doyumu ve yaşam doyumunun, iş-aile çatışmasının; iş-aile çatışması ve iş stresinin aile-iş çatışmasının anlamlı yordayıcıları olduğunu ortaya koymuştur. Ayrıca aile-iş çatışması dışındaki tüm değişkenlerin yaşam doyumunun; iş-aile çatışmasının, iş stresinin ve yaşam doyumunun ise iş doyumunun yordayıcıları olduğu sonucu bulunmuştur. Bulgular ilgili literatür ışığında tartışılmış ve sonuçlardan hareketle, otel işletmeleri ve gelecek çalışmalar açısından öneriler belirtilmiştir.

Algılanan sosyal destekOtel personeliOteller+7
Gözde Karabacak
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00

Related subjects