Work-family conflict
79 theses under this subject heading
Okulların örgütsel yapısı ve cinsiyetçilik: Örgütsel adalet, öz-yeterlik, iş-aile çatışması ve örgütsel sessizlik değişkenleri ile bir modelleme çalışması
Amaç: Bu çalışmanın amacı örgütsel yapı ve cinsiyetçilik üzerine okul yöneticilerinin ve öğretmenlerin görüşlerini incelemek ve bu iki kavram arasındaki ilişkiyi ortaya çıkarmaktır. Bu ilişkiyi incelemek için "Örgütsel Adalet", "Öz-Yeterlik", "Örgütsel Sessizlik" ve "İş-Aile Çatışması" değişkenlerinin aracı etkisi ile bir yapısal eşitlik modelinin oluşturulması ve bu modelin test edilmesi amaçlanmaktadır. Yöntem: Bu çalışmada "Örgütsel Yapı", "Cinsiyetçilik", "Örgütsel Adalet", "Öz-Yeterlik", "İş-Aile Çatışması" ve "Örgütsel Sessizlik" değişkenleri arasındaki ilişkileri ortaya çıkarmaya yönelik oluşturulan bir modeli test etmek hedeflediğinden nicel araştırma desenlerinden biri olan ilişkisel desen kullanılmıştır. Çalışmanın örneklemini Kütahya Merkez ilçede bulunan Millî Eğitim Bakanlığına bağlı özel okullar ve devlet okullarında çalışan öğretmenler ve okul yöneticileri oluşturmaktadır. 400 katılımcının 18'i anaokulu, 94'ü ilkokul, 121'i ortaokul ve 167'si lise kademesinde çalışmaktadır. Bu araştırmada veriler "Öz-Yeterlik", "Örgütsel Sessizlik", "İş-Aile Çatışması", "Örgütsel Adalet" ölçme araçları ile araştırmacı tarafından uyarlanan "Okullarda Örgütsel Yapı" ve araştırmacı tarafından geliştirilen "Okul Yönetiminde Cinsiyetçilik" ölçme araçları kullanılarak toplanmıştır. Araştırma için elde edilen verilerin analizinde frekans, yüzde, aritmetik ortalama, t-testi, ANOVA, korelasyon analizleri kullanılmıştır. Ölçme araçlarının yapı geçerliklerinin sağlanmasında doğrulayıcı ve açımlayıcı faktör analizi ve yapısal eşitlik modelinin test edilmesinde yol analizinden yararlanılmıştır. Söz konusu analizlerde IBM SPSS Statictics 20, Lisrel 8.51 ve IBM SPSS AMOS 22.0 programlarından faydalanılmıştır. Bulgular: Katılımcıların "Okul Yönetiminde Cinsiyetçilik" algıları 2.82 ortalama ile "kararsızım" yani nötr düzeyinde hesaplanmıştır. Ölçme aracının alt boyutlarına göre katılımcıların algıları incelendiğinde ise "Yönetim Becerileri" için 2.43, "Tercih Etme" için 3.36 ve "İnsan İlişkileri" için ise 2.66 ortalama değerleri elde edilmiştir. "Tercih Etme" boyutunun ortalama değerinin diğer boyutlara göre daha yüksek olduğu görülmektedir. Ayrıca dikkat çeken bir bulgu katılımcıların % 70.2'sinin örtük cinsiyetçi veya cinsiyetçi algılara sahip olmasıdır. Öğretmen ve idarecilerin okulun örgüt yapısı ile ilgili algılarının 3.76 ortalama ile "katılıyorum" düzeyinde olduğu bulunmuştur. Katılımcıların "İş Bölümü", "Teknik Yeterlilik", "Hiyerarşi", "Biçimlendirme" ve "Nesnellik" alt boyutları düzeyinde algılarının ise sırası ile 3.79, 4.12, 3.66, 3.84 ve 3.38 ortalama değerleriyle "katılıyorum" düzeyinde olduğu görülmüştür. Katılımcıların hem bürokratik yapıyı (X= 3.63) hem de profesyonel yapıyı (X= 3.96) "katılıyorum" düzeyinde algıladıkları görülmektedir. Bu bulgular ışığında katılımcılar tarafından Kütahya merkez ilçesinde bulunan okullar "Weberci okul türü" olarak algılanmaktadır. Oluşturulan yol analizinde "Okullarda Örgütsel Yapı" değişkeninin "Örgütsel Adalet", "Öz-Yeterlik", "Örgütsel Sessizlik" ve "İş-Aile Çatışması" aracı değişkenleri ile "Okul Yönetiminde Cinsiyetçilik" üzerinde dolaylı bir etkisinin bulunduğu tespit edilmiştir. Sonuç ve Öneriler: Yapılan bu araştırmanın ortaya koyduğu sonuçlara göre kadınlar için belli toplumsal cinsiyet rollerinin kabul edildiği, bu kabulün de onların yönetici olmayı tercih etmelerinin önünde bir engel olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca, katılımcıların "Okul Yönetiminde Cinsiyetçilik" algıları bütün demografik değişkenlere göre farklılaşmaktadır. Özellikle de "Tercih Etme" boyutunda farklılaşma olan değişkenlerin sayısı diğer boyutlardan daha fazladır. Bu çalışmada katılımcıların algılarının genel ortalamaları incelendiğinde, okulların hem profesyonel yapısını ifade eden "Uzmanlaşma" hem de bürokratik yapısını gösteren "Otorite" ortalamalarının yüksek olduğu görülmektedir. Hem bürokratik yapının hem de profesyonel yapının yüksek düzeyde algılanması Kütahya merkez ilçesinde bulunan okulların genel olarak "Weberci okul türü" olarak algılandığını göstermektedir. Bu çalışmada oluşturulan modelde "Okullarda Örgütsel Yapı" değişkeninin "Örgütsel Adalet", "Öz-Yeterlik", "Örgütsel Sessizlik" ve "İş-Aile Çatışması" aracı değişkenleri ile "Okul Yönetiminde Cinsiyetçilik" üzerinde dolaylı bir etkisinin bulunduğu tespit edilmiştir. Buna göre okulların bürokratik ve profesyonel yapısı arttıkça çalışanların örgütsel adalet ve öz-yeterlik algılarının artacağı, bu olgunun da çalışanların örgütsel sessizliğini ve iş-aile çatışması algısını azaltacağını ve bunlara bağlı olarak da kadın yöneticilere yönelik cinsiyetçi algıların azalacağı sonucu ortaya çıkmaktadır. Tam tersi durumda okulların bürokratik ve profesyonel yapısı azaldıkça ise çalışanların kadın yöneticilere yönelik cinsiyetçi algılarının artacağı sonucuna ulaşılmaktadır. Çalışma sonucunda ulaşılan bulgular göz önünde bulundurularak uygulayıcılara ve araştırmacılara yönelik bazı önerilerde bulunulmuştur. Anahtar kelimeler: Okullarda Örgütsel Yapı, Okul Yönetiminde Cinsiyetçilik, Örgütsel Adalet, İş-Aile Çatışması, Öz-Yeterlik, Örgütsel Sessizlik
İş-aile çatışmasının işten ayrılma niyetine etkisinde tükenmişliğin aracılık rolünün belirlenmesine yönelik bir araştırma
Günümüzün getirmiş sürekli değişim ve yoğun yaşam koşulları ile birlikte ekonomik, sosyal ve teknolojik gelişme ve farklılaşmalar çalışan bireyler üzerindeki baskı düzeyini artırmaktadır. Bu baskı sonucunda çalışan bireylerde yapılan işe karşı isteksizlik, başarısız hissetme, yıpranmışlık duygusu, güç ve enerji kaybı yaşamak gibi tükenmişlik sendromunun baş gösterdiği bilinmektedir. Ayrıca, insan hayatının büyük bir kısmını oluşturan iş ve aile yaşamında sahip olunan ve üstesinden gelinmeye çalışılan roller arasında çatışmaların ortaya çıkarabilmektedir. İş- aile çatışmasının varlığına ilave olarak tükenmişliğin meydana gelmesi çalışanlarda işten ayrılma niyetinin belirginleşmesine ve nihayetinde de işten ayrılmalar gerçekleşmesine neden olabilmektedir. Bu kapsamda, işletmelere değer katan en önemli üretim faktörlerinden olan insan etmeninin örgüt içinde verimli çalışmasına ve örgütsel bağlılığının artırılmasına yönelik çabaların öne çıkması gerektiği iddia edilebilir. Bahsi geçen çabaların işten ayrılma niyeti üzerinde pozitif etki edeceği ve işletmeleri başarıya götüreceği ön görülmektedir. İş-aile çatışması, tükenmişlik ve işten ayrılma niyeti arasındaki ilişkiler çerçevesinde, bu çalışmada tükenmişliğin iş-aile çatışması ve işten ayrılma niyeti arasındaki ilişkide aracı rol oynayıp oynamadığını ortaya konulması amaçlanmıştır. Araştırma kapsamında ikincil kaynak verilerine dayalı inceleme yapılırken, Ankara-Sincan Sanayi Bölgesi'nde faaliyet göstermekte olan işletmelerde çalışan orta ve üst kademe yöneticilerinden 139'u için bu ilişkinin varlığı analiz edilmiştir. Çalışma sonucunda, birinci modelde ortaya çıkan anlamlı beta katsayısının dördüncü modelde azaldığı tespit edilmiştir. Yapılan analizlere bir bütün olarak bakıldığında, iş-aile çatışması ve işten ayrılma niyeti arasındaki ilişkilerde tükenmişliğin kısmi aracılık rolü üstlendiğini sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca, araştırma kapsamında yapılan analizlere göre, çalışan bireylerin üstlendikleri farklı rollerin getirdiği baskı nedeniyle yaşamış olduğu iş- aile çatışması ve kısmi olarak tükenmişlik sendromunu getirdiği ilave yükün işten ayrılma niyetini tetikleyebileceği sonucunu iddia edilebilmiştir.
Akademik personellerde işkoliklik ve tükenmişlik arasındaki ilişkide iş aile çatışmasının aracılık rolü
Günümüz çalışma koşullarında işgörenler hem işle ilgili hem de bireysel nedenlere bağlı olarak işkolik davranışlar sergilemektedirler. Son yıllarda işkoliklik nedenleri ve sonuçları açısından araştırmacılar ve uygulayıcılar tarafından üzerinden önemle durulan konulardan biri haline gelmiştir. İşkoliklik çalışanları fiziksel ve psikolojik açıdan olumsuz yönde etkilediği gibi bireylerin diğer alanlara gerekli olan zamanı ayırmalarına engel olabilmektedir. İşkoliklik bireylerin aileleri için ayırmaları gereken zaman ve enerjiyi bireyin işine ayırmasına neden olarak aile yaşantılarında sıkıntıların ortaya çıkmasına ve bunun sonucunda bireylerin iş-aile çatışması yaşamalarına neden olmaktadır. İşkolikliğin psikolojik etkilerinin başında ise bireylerin sürekli olarak strese maruz kalmalarına bağlı olarak tükenmişlik yaşamaları gelmektedir. Buradan hareketle çalışmanın amacı işkolikliğin tükenmişlik üzerindeki etkisinde iş-aile çatışmasının aracı rol oynayıp oynamadığını tespit etmektir. Araştırmada kullanılan verilerin elde edilmesinde anket formu kullanılmıştır. Anketler e posta yoluyla akademisyenlere ulaştırılmış, 402 adet kullanılabilir anket elde edilmiştir. Anket formunun hazırlanmasında literatürde daha önce güvenilirlik ve geçerlilikleri kanıtlanmış ve Türkçe uyarlama çalışmaları yapılmış ölçeklerden faydalanılmıştır. Araştırmada işkoliklik derecelerini ölçek için Del Líbano ve arkadaşları (2010) tarafından geliştirilen ve Doğan ve Tel (2011) tarafından Türkçe'ye uyarlanan DUWAS İşkoliklik Ölçeğinin kısa formu kullanılmıştır. Katılımcıların algıladıkları iş-aile çatışmasını düzeylerini belirlemek amacıyla Netemeyer, Boles ve McMurrian (1996) tarafından geliştirilen ve Efeoğlu (2006) tarafından Türkçe'ye uyarlanan ölçek kullanılmıştır. Katılımcıların mesleki tükenmişlik düzeylerini belirlemek amacıyla Kristensen ve arkadaşları (2005) tarafından geliştirilen ve Bakoğlu ve arkadaşları (2009) tarafından Türkçe'ye uyarlanan "Tükenmişlik Ölçeği"'nden faydalanılmıştır. Araştırma amacı çerçevesinde belirlenen hipotezler test edilmeden önce ölçeklerin güvenilirlik ve geçerlilikleri test edilmiş, bunun için güvenilirlik analizi, frekans analizi ve keşifsel faktör analizlerinden yararlanılmıştır. Hipotezlerin test edilmesi aşamasında Baron ve Kenny (1986) tarafından önerilen dört aşamalı regresyon modelinden faydalanılmıştır. Korelasyon analizi sonucunda işkoliklik ve iş-aile çatışması arasında ,449 düzeyinde, işkoliklik ve tükenmişlik arasında ,468 düzeyinde ve iş-aile çatışması ile tükenmişlik arasında ,500 düzeyinde pozitif yönlü ve anlamlı ilişkilerin varlığı ortaya konulmuştur. Aracılık ilişkisinin tespit edilebilmesi için H1 ve H4 Hipotezlerinde yer alan işkoliklik ve tükenmişlik değişkenleri arasındaki regresyon katsayılarındaki (Beta değerleri) değişim incelenmiştir. Birinci modelde anlamlı olan beta katsayısının (,516) dördüncü modelde azaldığı (,337) görülmektedir. Bu sonuçtan hareketle işkolikliğin tükenmişlik üzerine etkisinde iş-aile çatışmasının kısmi aracı rol oynadığı tespit edilmiştir.
İş aile çatışması, duygusal bağlılık ve tükenmişlik faktörlerinin yaşam tatmini üzerindeki etkisinin belirlenmesi
Bu çalışmanın amacı, çalışanların yaşam tatminleri üzerinde iş-aile çatışması, duygusal bağlılık ve tükenmişlik gibi faktörlerin etkilerini incelemektir. Araştırmanın ana kitlesi, Kayseri ilindeki imalat sektöründe çalışan beyaz yakalı personelden oluşmaktadır. Araştırma kapsamında, katılımcılar tarafından içtenlikle doldurulduğuna inanılan 254 anket formu değerlendirilmiştir. Anket formunda, Yaşam Tatmini ölçeği, İş-Aile Çatışması ölçeği, Allen Mayer Duygusal Bağlılık ölçeği, Tükenmişlik ölçeği ve katılımcıların demografik bilgileri yer almıştır. Çalışmanın birinci bölümünde, yaşam tatmini, bu tatmini etkileyen unsurlar ve yaşam tatmini teorileri ele alınmıştır. İkinci bölümde, iş-aile çatışmasına dair temel kavramlar, çatışma türleri, bu konudaki yaklaşımlar ve çatışmanın sonuçları incelenmiştir. Üçüncü bölümde, örgütsel bağlılık, bu bağlılığı etkileyen faktörler ve sonuçları değerlendirilmiştir. Dördüncü bölümde ise tükenmişlik, belirtileri, tükenmişlik modelleri, bu modellerin karşılaştırılması ve tükenmişliğe yol açan faktörler ile başa çıkma yöntemleri detaylı bir şekilde ele alınarak teorik çerçeve tamamlanmıştır. Beşinci bölümde, anketler aracılığıyla iş-aile çatışması, duygusal bağlılık ve tükenmişliğin yaşam tatmini üzerindeki etkileri incelenmiştir. Araştırmanın modeli, frekans analizi, güvenilirlik analizi, t-testi analizi, korelasyon analizi ve regresyon analizi gibi yöntemlerle test edilmiştir. Sonuçlar, iş-aile çatışmasının ve tükenmişliğin yaşam tatmini üzerinde negatif yönlü anlamlı etkileri olduğunu, duygusal bağlılık ise yaşam tatmini üzerinde anlamlı bir etki yaratmadığını ortaya koymuştur.
Cam tavan sendromunun örgütsel bağlılık üzerindeki etkisini ölçmeye yönelik bir araştırma
Bu çalışmada, cam tavan sendromu ile örgütsel bağlılık konusu araştırılmış ve cam tavan kavramının örgütsel bağlılık üzerindeki etkisini belirlemek amacıyla bir uygulama yapılmıştır. Çalışmada, cam tavan kavramının örgütsel bağlılığın alt boyutları ile olan ilişkisi de incelenmiştir. Ayrıca bu boyutların demografik değişkenlerle arasında fark olup olmadığı araştırılmıştır. Araştırmanın örneklemini Kütahya?da faaliyet gösteren iki özel işletmenin 46 kadın çalışanı oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama yöntemi olarak anket kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS paket programında analiz edilmiştir. Veriler frekans analizleri, güvenilirlilik testi, T-testi, ANOVA testi, korelasyon ve regresyon analizleri ile değerlendirilmiştir. Araştırma sonucuna göre cam tavan sendromuna maruz kalan çalışanın örgütsel bağlılık düzeyi azalmaktadır. Anahtar Kelimeler: Cam tavan, Örgütsel Bağlılık, Duygusal Bağlılık, Devam Bağlılığı, Normatif Bağlılık
Sağlık personelinin iş/aile çatışmalarının ruh sağlığına etkisi: Duygusal zekanın aracılık rolü
Bu çalışmada bireyin iş/aile çatışmalarının ruh sağlığına olan etkisi ve bu etkide duygusal zekânın aracılık rolü incelenmiştir. İş ve aile hayatı bireyin yaşamının önemli bir kısmını oluşturan iki önemli yaşam alanıdır. Gerek iş ve aile yaşamının gerektirdikleri gerekse bireyin yeterli zaman, enerji ve kaynağa sahip olmaması bireyin iş/aile çatışması yaşamasına neden olmaktadır.Özelikle değişen toplumsal yapıyla birlikte kadınların çalışma hayatı içerisinde daha fazla yer alması, iş yaşamında da çalışanlardan beklentilerin artması iş/aile çatışmalarını kaçınılmaz kılmıştır. Araştırmada iş/aile çatışması, duygusal zekâ ve ruh sağlığı arasındaki ilişkiler ve etkiler, ayrıca duygusal zekânın aracılık rolü değerlendirilmiştir. Araştırma Ankara ilinde bulunan birden fazla sağlık kurumunda uygulanmıştır. Sağlık personelinin demografik özelliklerini, iş/aile çatışmalarını, ruh sağlıklarını ve duygusal zekâlarını ölçmeye yönelik sorular sorularak elde edilen veriler istatistik paket programıyla regresyon, korelasyon, t testi, anova ve aracılık analizlerine tabi tutulmuştur. Buna göre iş/aile çatışmaları ile ruh sağlığı arasında negatif yönlü anlamlı bir ilişki bulunmuştur. İş/aile çatışmalarının bireyin ruh sağlığını olumsuz yönde etkilediği görülmüştür. Duygusal zekânın ise değişkenler arasında tam aracılık rolüne sahip olduğu anlaşılmıştır. Araştırma sonucunda iş/aile çatışmalarının olumsuz etkilerinin azaltılması veya ortadan kaldırılması için duygusal zekâ' nın önemli bir aracı olduğu anlaşılmıştır.
Performans hedeflerinin belirlenmesinin çalışanların iş tatmini ve iş-aile yaşam çatışmasına etkisi : Bankacılık sektöründe bir araştırma
Bu çalışmada amaç kurumsal örgütler olan bankalarda çalışan personellerin performans hedeflerinin belirlenmesinin çalışanların iş tatmini ve iş-aile yaşam çatışmasına etkisini istatistiksel olarak araştırmaktır. Bu amaçla elde edilen veriler için tanımlayıcı istatistiksel metotlar; sayı, yüzde, ortalama, standart sapma kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS 22.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Ölçeklerin güvenilirliğini test etmek için güvenilirlik analizi yapılmıştır. Ayrıca modelin uygunluğunu test etmek için doğrulayıcı faktör analizi yapılarak çalışmanın analiz kısmı sonlandırılmış ve elde edilen sonuçlar neticesinde performans hedeflerinin belirlenmesinin; iş tatmini ile pozitif yönlü ve anlamlı bir ilişkisi olduğu, iş aile yaşam çatışması ile negatif yönlü ve anlamlı bir ilişkisi olmadığı tesbit edilmiştir. Araştrımanın demografik değişkenlerine göre oluşan bulgularında: Ankete katılan katılımcıların haftada toplam çalışma saati ve çalışılan pozisyona göre performans ölçeğinin puan ortalamalarında anlamlı fark oluşturduğu, eşlerin çalışma durumu ve çalışılan pozisyona göre iş tatmini ölçeğinin puan ortalamalarında anlamlı fark oluşturduğu ve son olarak bankacılık sektöründe toplam hizmet süresine göre iş-aile yaşam çatışması ölçeğinin puan ortalamalarına göre anlamlı fark oluşturduğu yapılan analizlerle görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Performans Hedefleri, İş Tatmini, İş Aile Yaşam Çatışması
Serbest muhasebeci mali müşavirlerin iş – yaşam dengesi üzerine bir araştırma: Diyarbakır örneği
Hizmet sektörünün doğrudan müşteri memnuniyetine yönelik olmasının getirdiği stres ile emek yoğunluğu göz önünde bulundurulduğundasadece uzun çalışma saatleri ve ucuz ücret gibi yaygın iki faktörün bile, Serbest Muhasebeci Mali Müşavirliği meslek olarak benimseyen iş-yaşam dengesininin mesleki koşullardan etkilemesi kaçınılmazdır. Muhasebecilik Türkiye'de uzun geçmişe sahip olduğu ve üstlendiği işlevler tarih boyunca hem ekonomik hem de sosyal hayata doğrudan etki eden, işletmeler ve devlet açısından önemlilik teşkil eden bir meslektir. Buna rağmenTürkiye'de muhasebecilik mesleğini sosyal ve ekonomik açılardan etkileşimini ölçen güçlü bir literatür henüz oluşmamıştır. Bu çalışma muhasebecilerin iş-yaşam dengesini ölçerek muhasebe literatüründe önemli bir boşluğu doldurmayı hedefleyerek, litaretürü ilgililerin, muhasebecilik çevresinin ve araştırmaların bu konudaki bilgi ihtiyacını karşılama amacıyla hazırlanmıştır. Araştırma kapsamında Diyarbakır'da çalışmakta olan serbest muhasebeci mali müşavrilerin iş-yaşam dengesini ölçmek için anket formu kullanılmıştır. Anket formunda kişisel bilgiler ile birlikte, İş-Yaşam Dengesi Ölçeği yer almaktadır. Araştırmaya, 40 kadın ve 107 erkek olmak üzere 147 kişi dahil edilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre; eğitim, kişisel yaşamın işe etkisi ve eşle beraber çalışmanın etkisi üzerinde anlamlı etkiler yaratmaktadır. Bununla birlikte medeni durum, işin kişisel yaşama etkisi üzerinde anlamlı bir etki yaratırken; katılımcı grubuna ait diğer kişisel bilgilerin iş-yaşam dengesi üzerinde herhangi bir etki yaratmadığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: İş-yaşam Dengesi, İş-aile Çatışması, Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler
Kadın çalışanların algıladıkları sosyal desteğin, iş ve yaşam doyumları üzerinde iş-aile yaşam ile aile-iş yaşam çatışmasının düzenleyici rolü
Bu araştırmanın amacı, kadın çalışanların algıladıkları sosyal desteğin, iş ve yaşam doyumları üzerinde iş-aile yaşam ile aile-iş yaşam çatışmasının düzenleyici rolünü analiz etmektir. Bu çerçevede, algılanan sosyal destek ölçeği, iş-aile yaşam çatışması ve aile-iş yaşam çatışması ölçeği, iş doyumu ölçeği ve yaşam doyumu ölçeği kullanılarak anket soruları hazırlanmıştır. Gaziantep İli'nde imalat sektöründe faaliyet gösteren işletmelerde istihdam edilen kadın çalışanlardan oluşan araştırma evreninden kolayda örnekleme yöntemi ile seçilen kadın çalışana 523 anket uygulanmıştır. Bu anketlerin tamamı değerlendirmeye alınmış ve verilerin analizinde, ölçüm modelleri ve yapısal modelleri test etmek amacıyla ikinci nesil bir istatistik yazılımı olan SmartPLS programı kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda, algılanan sosyal destek düzeyinin alt boyutu olan aile desteğinin yaşam ve iş doyumu üzerinde ve arkadaş desteğinin de iş doyumu üzerinde düzenleyici etkisinin olduğu görülmüştür. Ayrıca, aile boyutu ile yaşam doyumu arasındaki aile-iş çatışmasının, aile boyutu ile iş doyumu arasında iş-aile çatışmasının ve arkadaş boyutu ile iş doyumu arasında iş-aile çatışmasının düzenleyici etkisi de tespit edilmiştir.
Sosyal medya bağımlılığının iş performansı ve iş-aile çatışmasına etkisinde iş tatmininin aracılık rolünün belirlenmesi
Sosyal medya uygulamalarının bireyler tarafından aşırı düzeyde kullanılması ve kontrol edilememesi nedeniyle sosyal medya bağımlılığı ortaya çıkmaktadır. Bu bağımlılık bireylerin tüm yaşam alanlarına etki etmektedir. Sosyal medyanın sağladığı iletişim olanakları sosyalleşme süreçlerini, davranış biçimlerini, kişisel tercih ve yaşam standartlarını değişmesine neden olmaktadır. Özellikle çalışanların mesai saatleri içerisinde kontrolsüz biçimde sosyal medya kullanımları bireysel performansın, iş ve aile yaşam alanlarının ve sosyal ilişkilerin doğrudan ve dolaylı olarak etkilenmesine sebep olabilmektedir. Bu araştırmanın amacı, sosyal medya bağımlılığının çalışanların iş performansı ve iş- aile çatışmasına etkisi ve iş tatmininin aracılık rolünün tespit edilmesidir. Nicel araştırma yöntemi ile katılımcılara toplam 71 sorudan oluşan form 2020 yılı Haziran ve Ekim ayları arasında Gaziantep ilinde faaliyet gösteren 407 banka çalışanına çevrimiçi anket yöntemi ile uygulanmıştır. Anket çalışanların sosyal medya bağımlılık düzeyleri ile ilgili birinci bölüm, iş performansı, iş tatmini ve iş-aile çatışması ile ilgili ikinci bölüm ve son olarak demografik özelliklerinin belirlendiği üçüncü bölümden oluşmaktadır. Elde edilen veriler SPSS ve AMOS istatistik paket programları aracılığı ile analiz edilmiştir. Araştırma modeli test edilmeden önce doğrulayıcı faktör analizi, güvenilirliği belirlemek için Cronbach Alpha güvenilirlik katsayısı, dağılım normalliğini belirlemek için ise basıklık ve çarpıklık değerleri incelenmiştir. Araştırma hipotezlerinin ölçümü için yapısal eşitlik modellemesine göre analiz edilmiştir. Araştırmadaki aracılık etkisinin tespiti için SPSS Process Macro istatistik programı kullanılarak analiz edilmiş ve sobel testi ile ölçülmüştür. Araştırma sonuçlarına göre Gaziantep ilindeki banka çalışanlarının sosyal medya bağımlılıklarının "az bağımlı" düzeyinde olduğu, sosyal medya bağımlılığının iş performansını negatif ve anlamlı olarak etkisinin bulunduğu, iş-aile çatışmasını ve iş tatminini pozitif ve anlamlı olarak etkisinin bulunduğu, ancak sosyal medya bağımlılığının iş performansına ve iş aile çatışmasına etkisinde iş tatminini aracılık etkisinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
Psikolojik sermaye, lider-üye etkileşimi ve iş-aile çatışması arasındaki ilişkilerin hizmet sektöründe araştırılması
Bu araştırmada, psikolojik sermaye, lider-üye etkileşimi ve iş-aile çatışma düzeyleri arasındaki ilişkilerin, etkilerin ve bu değişkenlerin demografik özellikler açısından farklılık gösterip göstermediği beş meslek grubundan (polis, askeri personel, bankacı, hemşire, hekim) katılımcılar ile incelenmiştir. Bu amaçla, öncelikle psikolojik sermaye, lider-üye etkileşimi ve iş-aile çatışması ile ilgili literatüre yer verilmiştir. Bu literatür kapsamında değişkenler arasındaki ilişkiler incelenmiş, oluşturulan dört temel hipotez ve alt hipotezleri test edilmiştir. Bunların yanında, değişkenlerin demografik özellikler açısından anlamlı fark gösterip göstermediği de incelenmiştir. Kolayda ve kartopu örnekleme yöntemine göre 472 katılımcıya ulaşılmıştır. Veri toplama tekniği olarak anket tekniğinden faydalanılmıştır. Üç ölçek ve demografik sorulardan oluşan ankette bir de açık uçlu soru bulunmaktadır. Anket verileri 2014 yılı aralık ayı ile 2015 yılı mart ayları arasında toplanmıştır. Araştırmada, Luthans vd. (2007) tarafından geliştirilen, Erkuş ve Fındıklı (2013) tarafından Türkçe'ye uyarlaması yapılan 24 maddeli "psikolojik sermaye ölçeği", Carlson vd. (2000) tarafından geliştirilen ve Erdoğan (2009) tarafından Türkçe'ye uyarlanan 9 maddeli "iş-aile çatışması ölçeği" ve Liden ve Maslyn (1998) tarafından geliştirilen, Türkçe'ye uyarlaması Baş vd. (2010) tarafından yapılan 12 maddeli "Çok Boyutlu Lider-Üye Etkileşimi" (LMX-MDX-12) ölçeği kullanılmıştır. Psikolojik sermaye ölçeği; umut, dayanıklılık, öz yeterlilik ve iyimserlik olmak üzere dört boyuttan oluşmaktadır. İş-aile çatışması ölçeği; zaman, davranış ve stres tabanlı iş-aile çatışması olmak üzere üç boyutu; lider-üye etkileşimi ölçeği etki, katkı, sadakat ve mesleki saygı olmak üzere dört boyutu kapsamaktadır. Yapılan geçerlilik ve güvenilirlik analizleri üç ölçek için de orijinal boyutları doğrulamaktadır. Araştırmada elde edilen bulgular doğrultusunda, psikolojik sermayenin boyutlarından en yüksek puanı alan "öz yeterlilik"tir. Ancak, diğer boyutların da ortalamanın üzerinde değer aldıkları bulunmuştur. Lider-üye etkileşimi boyutlarından en yüksek puanı alan "katkı" olmakla birlikte, diğer boyutların da puanları ortalamanın üzerindedir. İş-aile çatışmasının boyutlarından en yüksek puanları zaman ve stres tabanlı iş-aile çatışması boyutları almakla birlikte, davranış tabanlı iş-aile çatışması puanının da ortalamanın üzerinde olduğu görülmektedir. Değişkenlerin çeşitli demografik özellikler açısından farklılık gösterdiği de bulunmuştur. Araştırma sonucunda, psikolojik sermaye, lider-üye etkileşimi, iş-aile çatışması ve alt boyutlarının arasında anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir. Bunların yanı sıra, toplam psikolojik sermayenin, toplam lider-üye etkileşimini pozitif etkilediği bulunmuştur. Dayanıklılık, iyimserlik, umut boyutları da etki, sadakat, katkı ve mesleki saygı boyutlarını pozitif etkilemektedir. Lider-üye etkileşiminin sadakat ve mesleki saygı boyutlarının, stres tabanlı iş-aile çatışmasını azalttığı da ispatlanmıştır.
Çalışanlarda sosyal desteğin iş-aile çatışması, yaşam doyumu ve yaşam kalitesi ile ilişkisi
Amaç: Bu çalışmanın amacı; Manisa İlinde kamu ve özel kuruluş çalışanlarında, sosyal destek (SD) ve iş-aile yaşam çatışmasının (İAYÇ) yaşam doyumu (YD) ve yaşam kalitesine (YK) olan etkisinin karşılaştırmalı olarak değerlendirilmesidir. Gereç ve Yöntem: Araştırma ilişkisel tarama modelindedir. Araştırma Manisa ilinde mal ve hizmet üreten hastane, otel ve fabrika çalışanları üzerinde gerçekleştirildi. Araştırmada 286 kişiye anket uygulanmıştır. Araştırmanın bağımlı değişkenleri YD ve YK'dır. Araştırmanın bağımsız değişkenleri çalışanların sosyodemografik özellikleri, çok boyutlu algılanan sosyal destek (ÇBASD) ve işyerinde sosyal destek (İSD) ile İAYÇ'dır. Verilerin analizinde Mann Witney U testi, Kruskal Wallis H testi, spearman korelasyon analizi, ordinal lojistik regresyon analizi ve yapısal eşitlik modellemesi uygulanmıştır. Araştırmada SPSS 21.0 ve Stata 14.0 istatistik paket programları kullanılmıştır. Bulgular: Yapılan analizde, araştırmaya katılanların sosyodemografik özellikleri ile YK ve YD arasında anlamlı ilişki olduğu belirlenmiştir. Ayrıca YK ve YD ile ÇBSD, İSD ve İAYÇ arasında anlamlı ilişkinin olduğu bulunmuştur. Çok boyutlu sosyal destek ve işyerinde sosyal desteğin YK ve YD ile pozitif yönde, iş-aile yaşam çatışmasının ise negatif yönde ilişkisi vardır. Uygulanan birinci yapısal eşitlik modellemesi sınamasında İAYÇ'nin YK ve YD üzerindeki olumsuz SD'in olumlu etkisinin olduğu belirlenmiştir. İkinci modelde sosyal desteğin, İAYÇ ile YK ve YD arasındaki ilişkiyi dönüştürdüğü bulunmuştur. Sonuçlar: Çalışanlarda SD ve İAYÇ doğrudan YK ve YD ile ilişkilidir. Ayrıca SD, İAYÇ ile YK ve YD arasındaki olumsuz yöndeki ilişkiyi dönüştürmektedir. Anahtar kelimeler: Sosyal Hizmet, Sosyal Destek, İş-Aile Yaşam Çatışması, Yaşam Kalitesi, Yaşam Doyumu.
İş-aile, aile-iş çatışması yönetimi üzerine Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı okullarda öğretmenlere ilişkin bir araştırma
İş ve aile rolleri insan hayatında en çok zaman ve emek harcanan rollerdir. Kişilerin iş ve aile hayatlarında üstlendiği roller, talep ve ihtiyaçların aynı anda ortaya çıkmasından dolayı uyumsuzluk yaşanmaktadır. İş ve aile alanlarından kaynaklanan rol taleplerinin uyumsuz olması iş ve aile rolleri arasında çatışma yaşanmasına sebep olmaktadır. İş ve ailenin gerektirdiği her iki alanda da rol beklentilerinin çok fazla olması, ayrıca bu beklentileri karşılamada destek ve kaynakların yetersiz kalması sonucunda iş-aile dengesi bozulmakta ve çatışmalar yaşanmaktadır. İş-aile dengesinin bozulduğu durumlarda kişisel, aile içi ilişkiler ve iş alanında sıkıntılar yaşanmaktadır. Kadının çalışma yaşamına katılımı ile birlikte ev ve iş rolünü aynı anda üstlenmek durumunda kalması; erkeklerin ev ile ilgili sorumlulukları kadınlarla paylaşma yükümlülüğünü ortaya çıkarmıştır. Aile içerisinde değişen roller arası bölüşüm, çalışanların yaşadıkları iş-aile çatışmasını ön plana çıkarmaya başlamıştır.Bu çalışmada MEB'e bağlı okullarda görev yapan 444 öğretmen üzerinde anket yöntemiyle iş-aile çatışmasının demografik özelliklere göre etkileri incelenmiştir. Araştırmanın sonuçları; MEB'e bağlı öğretmenlerden oluşan anket çalışmasında katılımcılarının demografik özellikleri ile iş-aile çatışmasıyla ilgili sorular yöneltilmiştir. Elde edilen bulgulardan yaş, çocuk sayısı, bakmakla yükümlü olunan aile bireyleri, eğitim durumu, mesleki kıdem, çalışma süreleri, statü gibi değişkenlerde iş-aile yaşam çatışmasına neden olmadığını göstermektedir. Ancak öğretmenlerin iş-aile çatışmasını, aile-iş çatışmasına göre daha fazla yaşadıkları belirlenmiştir. Kadınların erkeklere göre daha fazla iş-aile çatışması yaşadıkları tespit edilmiştir. Öğretmenlerin eşlerinin çalışıyor olması da iş-aile çatışması yaşadıklarını göstermektedir.
Materyalist eğilim, iş stresi, yönetici desteği ve iş-aile yaşam çatışmasının iş ve yaşam tatmini üzerindeki etkisi
Araştırmanın amacı; Düzce Emniyet Müdürlüğü personelinin görüşlerine dayalı olarak materyalist eğilim, iş stresi, yönetici desteği ve iş-aile ile aile-iş çatışmalarının iş ve yaşam tatmini üzerindeki etkisini tespit etmektir. Araştırma evrenini Düzce Emniyet Müdürlüğünde yer alan merkezde 631, ilçelerde 208 olmak üzere toplam 839 çalışan oluşturmaktadır. Çalışmanın örneklemini ise evrende yer alan çalışanların 153'ü oluşturmaktadır. Veriler 18.07.2017-15.08.2017 tarihleri arasında toplanmıştır. Araştırmanın verileri Düzce Emniyet Müdürlüğü yetkililerinin, anketleri personeline ulaştırması ve dönüşleri alarak teslim etmesiyle elde edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre materyalist eğilimin, iş stresinin ve iş-aile ile aile-iş çatışmasının çalışanların iş ve yaşam tatminleri üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir etkisi bulunmamıştır. Yönetici desteğinin ise iş ve yaşam tatmini üzerinde pozitif yönlü bir etkisinin olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Materyalist Eğilim, İş Stresi, Yönetici Desteği, İş-Aile Yaşam Çatışması, İş - Yaşam Tatmini
The effects of after-hours work on experiences of emotional exhaustion and work to family conflict: The role of segmentation preferences
This thesis aims to examine the impact of after-hours work (AHW) on employees' well-being while investigating the moderating role of employees' segmentation preferences in well-being. Both emotional exhaustion and work-to family conflict (WFC) are considered as manifestations of employee well-being and in the thesis model they are treated as outcomes of AHW. In the research model particularly mediating effect of WFC between AHW and emotional exhaustion is tested. Using convenience sampling method data were collected from 177 subjects via an online survey from a state research organization in Ankara. Results reveal statistically significant relationships between AHW, emotional exhaustion and WFC. In particular the mediating effect of WFC between AHW and emotional exhaustion was observed supporting the expectations. However, the proposed moderating role of segregation preferences was not found to be significant. In light of the findings highlighting the mediating role of WFC, organizations striving for healthy and happy employees are recommended to design and implement policies that support work-life balance.
İş-aile, aile-iş çatışmasının işten ayrılma niyeti üzerine etkisi: Otel çalışanları üzerinde araştırma
İnsan yaşamının büyük bir bölümünü oluşturan iş, aile hayatında üstlendiği roller arasında çatışma ortaya çıkarabilmektedir. Günümüz yoğun iş temposunda iş aile hayatında çalışanların üstlendiği roller arasında çatışmalar ortaya çıkabilmektedir. Çalışanların beklenti ve ihtiyaçları da değişen çalışma şartlarıyla birlikte farklılaşmaktadır. Beklenti ve ihtiyaçlar karşılanamadığında iş aile-aile iş çatışmaları meydana gelebilmektedir. Bu araştırmada iş-aile çatışması, aile-iş çatışması ve işten ayrılma niyeti ilişkisinin test edilmesi amaçlanmıştır. Bununla birlikte iş-aile ve aile-iş çatışması ve işten ayrılma niyeti boyutları arasında ilişki olup olmadığı incelenmiştir. Bu kapsamda Ankara'da bulunan 166 otelde çalışan ve basit rastgele örnekleme yöntemiyle tespit edilen 300 kişiden anket verileri toplanmıştır. Toplanan veriler SPSS 20.1 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Yapılan analizler sonrasında ulaşılan bulgulara göre: (1) İş-aile yaşam çatışmasının aile-iş çatışması üzerinde anlamlı ve pozitif yönlü bir etkisi vardır; (2) İş-aile yaşam çatışmasının işten ayrılma niyeti üzerinde anlamlı ve pozitif yönlü bir etkisi vardır; (3) Aile-iş çatışmasının işten ayrılma niyeti üzerinde anlamlı ve pozitif yönlü bir etkisi vardır. İş-aile çatışması ölçeği ve aile-iş çatışması ölçeğinin işten ayrılma niyeti ölçeği üzerinde ki etkiyi hesaplamak için yapılan çoklu regresyon analizi sonucuna göre ise, iş-aile çatışması ölçeğinin işten ayrılma niyetini açıkladığı sonucuna ulaşılmıştır. Aile-iş çatışması ölçeği ise işten ayrılma niyeti üzerinde bir etkiye sahip değildir.
İş?aile çatışmasının çalışanların iş performanslarına etkisinin belirlenmesi: Ankara'daki özel eğitim kurumlarında bir uygulama
Gelişen ve değişen dünya düzeninde iş hayatına atılan bireylerin kendi özel çevrelerine olan etkileri yadsınamaz. Bu etkiler hem ailevi durumların hem de iş yaşamında ki çalışma ve ilgiler üzerinde değişikliklere neden olmuş en önemlisi performanslarına etkisi merak konusu olmuştur. Bu etkinin hangi yönde olduğuna ilişkin akademik anlamda ilgi odağı haline gelmiş ve inceleme ihtiyacı duyulmuştur.Araştırmada iş ? aile çatışmasının çalışanlar üzerindeki, iş performansına etkisinin ne düzeyde olduğunu ortaya çıkarmaya çalışılmıştır. Araştırma kapsamında Ankara ilindeki özel eğitim kurumları inceleme altına alınmıştır. Araştırmada 120 eğitimci ve diğer çalışanlar olmak üzere belirlenen kişilere anket uygulanmıştır. Çalışmada ?işin tanımlanması ve iş üzerindeki hakimiyeti, aile ? iş çatışmasında öz yeterlik ölçeği, iş ?aile çatışma ölçeği, aile tatmini ölçeği, iş performansı? ölçekleri ile kişilerden değerlendirmelerde bulunmaları istenmiştir.Araştırma sonucunda, kişilerin gelir düzeylerinin iş ? aile çatışmasına etkisinin olmadığı tespit edilmiştir fakat ücretteki düzey iş performansına büyük etki etmiştir. Çatışma faktöründe yaş, eşin çalışması durumu, cinsiyet, çalışma süresi önem arz etmemiştir. Öte yandan kişilerin gelirleri, unvan ve eğitim durumu önemli faktörler arasında yer almaktadır.Araştırma sonucunda elde edilen bulgular ilgili literatürdeki araştırma sonuçlarıyla karşılaştırılmış ve tartışılmıştır.Anahtar Kelimeler: İş ? aile çatışması, aile ? iş çatışması, iş performansı, aile tatmini
Psikolojik sermayenin iş-aile çatışmasına etkisi: kadın çalışanlar üzerine bir inceleme
Bu çalışma, bilişim sektöründe çalışan kadınların psikolojik sermayelerinin iş aile çatışması üzerindeki etkilerini incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın örneklemini bilişim sektöründe çalışan kadınlar oluşturmaktadır. Veriler çevrimiçi anket yöntemiyle toplanmıştır. Araştırmada veri toplamak amacıyla "Psikolojik Sermaye Ölçeği" ve "İş-Aile Çatışması Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırma kapsamında bilişim sektöründe çalışan 201 kadına ulaşılmıştır. Toplanan veriler analiz programları aracılığıyla incelenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre; kadın çalışanlarda psikolojik sermayenin iş aile çatışmasına etkisinin olduğu görülmüştür. Öncelikle psikolojik sermaye ile iş aile çatışması ilişkisi incelenmiş, daha sonra psikolojik sermaye boyutlarının iş aile çatışmasına etkisi incelenmiştir. İş aile çatışması boyutu ve psikolojik sermaye boyutu arasında ters yönde anlamlı ilişki görülmüştür. Öz yeterlilik boyutu ve iş aile çatışması boyutu arasında ters yönde anlamlı ilişki görülmüştür. Umut boyutuyla iş aile çatışması boyutu arasında da ters yönde anlamlı bir ilişki görülmüştür. İyimserlik boyutu ve iş aile çatışması boyutu arasında anlamlı bir ilişkiye rastlanılmamıştır. Dayanıklılık boyutu ile iş aile çatışması boyutu arasında ters yönde anlamlı ilişki görülmüştür. Bu sonuçlara göre, öz yeterlilik, umut ve dayanıklılık boyutları iş aile çatışmasını anlamlı düzeyde azaltmaktadır. İyimserlik boyutu ve iş aile çatışması boyutu arasında anlamlı ilişki bulunmamaktadır. Bu araştırmanın bulgularına dayanarak, bilişim sektöründe çalışan kadınların olumlu psikolojik özelliklerini geliştirmelerine yönelik stratejiler geliştirilmesi önem taşımaktadır. Kadın çalışanların psikolojik sermayelerini artırmak, iş ve aile alanları arasında denge kurmalarına katkı sağlayabilir. Bu süreçte, özellikle psikolojik dayanıklılık gibi pozitif psikolojik özelliklerin eğitim ve destek programlarıyla güçlendirilmesi önerilmektedir. Bu tür girişimler, kadın çalışanların iş yaşamındaki v zorluklara daha dirençli hale gelmelerine yardımcı olurken, aynı zamanda ailevi sorumluluklarını da etkin bir şekilde yerine getirmelerini kolaylaştırabilir. İşverenlerin bu konuda sağlayacağı destek, çalışan memnuniyeti ve verimliliğini artıracak ve bilişim sektörü gibi dinamik alanlarda sürdürülebilir bir çalışma ortamı oluşturulmasına katkıda bulunacaktır. Bilişim sektöründe çalışan kadınların, olumlu psikolojik özellikler geliştirerek iş ve aile yaşamları arasında denge sağlamalarına destek olunması çatışmanın azalmasına yardımcı olacaktır.
Turizm sektöründe iş-aile çatışması: Ankara'daki 4 ve 5 yıldızlı otel işletmelerinde bir araştırma
Aile ve iş, insan hayatının çok önemli iki alanını oluşturmaktadır. Söz konusu bu iki alanın gerektirdiği rol, talep ve sorumlulukların aynı anda gerçekleşmesi, iş-aile rolleri arasında çatışmasının çıkmasına neden olmaktadır. İş-aile çatışması, bireylerin yaşamlarını ve örgütlerin performansını olumsuz yönde etkilemektedir. İş-aile çatışmasına neden olan etkenlerin başında, ağır ve düzensiz çalışma koşulları yer almaktadır. Dolayısıyla yoğun, stresli ve uzun çalışma saatlerinin olduğu turizm sektörü çalışanları için, iş-aile çatışması kaçınılmaz bir olgudur. Bu doğrultuda, araştırmada; otel işletmesi çalışanlarının yaşadıkları iş-aile çatışmasını belirleyebilmek ve yaşadıkları iş-aile çatışmasının, demografik ve diğer bireysel özelliklerine göre farklılık gösterip göstermediğini tespit edebilmek amaçlanmıştır. Bu amaçla, Ankara'daki dört ve beş yıldızlı otel işletmelerinde çalışan 217 yönetici ve 375 işgörene anket uygulanmıştır.Söz konusu amaca yönelik olarak uygulanan anket, iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, katılımcıların demografik ve diğer bireysel özelliklerine ilişkin çeşitli sorular yer almakta olup, ikinci bölümde iş-aile çatışmasını belirlemeye yönelik 33 ifade bulunmaktadır.Bu araştırmada, katılımcıların yaşadıkları iş-aile çatışmasına ilişkin görüşlerinin bireysel ve çalıştıkları işletmeye özgü özelliklerine göre bir farklılık gösterip göstermediği bağımsız örneklemler için t testi ve varyans analizi ile test edilmiştir.Araştırmada; katılımcıların yaşadıkları iş-aile çatışması boyutlarına ilişkin görüşleri arasında, anlamlı bir farklılık bulunmuş ve katılımcıların zaman temelli iş-aile çatışmasını, diğer iş-aile çatışması türlerine göre daha fazla yaşadıkları belirlenmiştir. Zaman temelli iş-aile çatışmasını, gerilim temelli iş-aile çatışması, davranış temelli iş-aile çatışması ve aile-iş çatışması izlemektedir. Araştırmada, katılımcıların cinsiyetleri, medeni durumları, çocuk sahibi olma durumları, sosyal destek alma durumları, çalıştıkları pozisyonlar ve işletmelerinde çalışma süreleri ile zaman temelli iş-aile çatışması, gerilim temelli iş-aile çatışması, davranış temelli iş-aile çatışması ve aile-iş çatışması boyutları ile genel olarak iş-aile çatışmasına ilişkin görüşleri arasında anlamlı bir farklılık gözlenmemiştir. Diğer taraftan, araştırmaya katılanların yaşadıkları iş-aile çatışmasının, eşlerinin çalışma durumuna, yaşlarına, eğitim düzeylerine, çalıştıkları departmanlara ve turizm sektöründe çalışma sürelerine göre anlamlı farklılıklar gösterdiği saptanmıştır.Anahtar Kelimeler: İş-aile çatışması, Turizm sektörü, Turizm sektöründe iş-aile çatışması.
İş-aile çatışmasının öncülleri ve sonuçları: Kadın otel çalışanları üzerine bir araştırma
Bu çalışma kadın otel çalışanlarının yaşadığı iş-aile çatışmasının öncüllerini ve sonuçlarını ortaya koymayı amaçlamaktadır. Araştırma verilerinin analizinde Kısmi En Küçük Kareler Yapısal Eşitlik Modellemesi/Partial Least Squares Structural Equation Modeling (PLS-SEM) kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini Antalya ilinde faaliyet gösteren 5 yıldızlı otel işletmelerinde çalışan kadın çalışanlar oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında kolayda örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Veri toplama sürecinde 511 kullanılabilir veri elde edilmiştir. Araştırma bulgularına göre iş yükü, rol belirsizliği, duygusal çelişki iş-aile çatışmasını olumlu ve anlamlı olarak etkilerken, çalışma arkadaşları desteği iş-aile çatışmasını anlamlı olarak etkilememektedir. Ayrıca yönetici desteği iş-aile çatışması üzerinde olumsuz ve anlamlı bir etkiye sahiptir. Diğer yandan, iş-aile çatışmasının aile tatmini, yaşam tatmini, iş tatmini üzerinde olumsuz ve anlamlı bir etkiye sahip olduğu tespit edilirken, iş-aile çatışmasının hizmet performansı üzerinde etkisinin anlamlı olmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca iş-aile çatışması işten ayrılma niyeti üzerinde olumlu ve anlamlı bir etkiye sahiptir. Sonuç olarak bu araştırma, otel işletmelerinde çalışan kadınlar üzerinde iş-aile çatışmasının öncüllerini ve sonuçlarını detaylı olarak inceleyerek literatüre katkı sağlamaktadır. İş aile çatışmasının önüne geçebilmek için yöneticiler iş yükünün eşit paylaşımına dikkat etmeli, beklentilerini daha doğru ve açık anlatmalı, esnek çalışma saatleri uygulamalıdırlar.
Ortaokul öğretmenlerinin iş aile çatışması ile işle bütünleşme düzeyleri arasındaki ilişki (Bolu ili örneği)
Bu araştırmanın amacı, öğretmenlerin iş aile çatışması ve işle bütünleşme düzeylerini saptamak ve bu değişkenler arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. Araştırma modeli, ilişkisel tarama şeklindedir ve nicel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırma evrenini 2020-2021 eğitim öğretim yılında Bolu ili Merkez ilçesinde devlet ortaokullarında görev yapan 683 öğretmen oluşturmaktadır. Basit olasılıklı örnekleme yöntemiyle 455 öğretmene ulaşılarak örneklemin çalışma evrenini temsil etmesi sağlanmıştır. Araştırma pandemi koşulları nedeniyle çevrimiçi olarak yürütülmüştür. Araştırmada veri toplama aracı olarak kişisel bilgi formu, İş Aile Çatışması Ölçeği ve Öğretmenler İçin İşle Bütünleşme Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma verilerinin normal dağılım gösterdiği tespit edilmiş ve verilerin analizinde parametrik testler kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; öğretmenlerin iş aile çatışması düzeylerinin düşük olduğu, iş aile çatışmasının aile iş çatışmasından daha çok yaşandığı tespit edilmiştir. Öğretmenlerin işle bütünleşme düzeylerinin yüksek olduğu saptanmıştır. Öğretmenlerin iş aile çatışmasına ve işle bütünleşmeye yönelik görüşlerinin cinsiyet, yaş, mesleki kıdem, branş, öğrenim durumu, haftalık ders yükü, medeni durum, evlilik süresi, çocuk sayısı ve eşin çalışma durumu değişkenlerine göre anlamlı fark gösterdiği saptanmıştır. İş aile çatışması ve işle bütünleşme arasında negatif yönlü orta seviyede ve anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir.
İş-aile çatışmasının işten ayrılma niyeti üzerine etkisinde psikolojik sermayenin rolü: Özel sektör çalışanları üzerine bir araştırma
Çalışma yaşamı her geçen gün daha yoğun ve stresli hale gelmektedir. Bu yoğun çalışma koşulları altında uzun süre kalan çalışanlar psikolojik ve fizyolojik bazı sorunlar yaşamaktadır. Psikolojik açıdan huzursuzluk, gerginlik, tükenmişlik ve mutsuzluk gibi hususlar deneyimlenmektedir. İşin birçok kişi için hayatın merkezinde olması bu olumsuzlukların daha da fazla yaşanmasını tetiklemektedir. Bunlardan biri de iş-aile çatışmasıdır. İş-aile çatışması iş sorumluluklarının ve aile sorumluluklarının yeterince yerine getirilmemesi, ailenin ihmal edilmesi ve aileye yeterince zaman ayrılamamasından kaynaklanmaktadır. İş-aile çatışmasına zamanında müdahale edilmezse bireyin iş ve sosyal yaşamını olumsuz etkileyebilecek bir konudur. Bu sebeple iş-aile çatışmasının sonuçlarının ve iş-aile çatışmasının azaltılmasında etkili olan faktörlerin neler olduğuna dair araştırmalara ihtiyaç duyulmaktadır. Bu çalışmada iş-aile çatışmasının işten ayrılma niyetine etkisinde psikolojik sermayenin düzenleyici rolü incelenmiştir. Araştırmanın amacını gerçekleştirmek için nicel bir araştırma tasarlanmıştır. Araştırmaya toplamda 277 özel sektör çalışanı katılmıştır. Araştırma bulgularına göre iş-aile çatışması işten ayrılma niyetini pozitif, psikolojik sermaye işten ayrılma niyetini negatif etkilemiştir. Psikolojik sermaye iş-aile çatışmasının işten ayrılma niyetine etkisinde düzenleyici rol oynamıştır. Araştırmanın diğer bulguları ise şu şekildedir. Cinsiyet ve eğitim düzeyine göre iş-aile çatışması, işten ayrılma niyeti ve psikolojik sermaye farklılaşmamıştır. Evlilerin psikolojik sermaye düzeyleri bekârlardan daha yüksek çıkmıştır. Çocuk sayısı arttıkça işten ayrılma niyeti azalmıştır. Yaş ve iş yaşamında çalışma tecrübesi arttıkça, psikolojik sermayenin de arttığı tespit edilmiştir. Araştırmada elde edilen bulgular yorumlanmış, bundan sonraki araştırmalar, örgütler ve çalışanlar için bazı önerilerde bulunulmuştur.
Algılanan örgüt desteği ile üretkenlik karşıtı iş davranışı ilişkisinde kendini işletmeden hissetmenin ve iş aile çatışmasının rolü
Araştırmada algılanan örgüt desteği ile üretkenlik karşıtı iş davranışı (örgüte ve bireye yönelik) ilişkisinde kendini işletmeden hissetme ve iş aile çatışmasının aracılık rolleri sorgulanmaktadır. Sorgulanan ilişkilere yönelik araştırma, Turizm Sektöründe İstanbul da faaliyet gösteren Turizm ve Otel İşletmeciliği belgesine sahip dört yıldızlı otellerde istihdam edilen 545 çalışan örneklem çapı ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen veriler, SPSS 22.0 ve LISREL 8.7 istatistik paket programları kullanılarak analiz edilmiştir. Öncelikle araştırmada kullanılan ölçeklerin geçerlilik ve güvenirliliği sağlanmıştır. Değişkenler arasındaki korelasyon ilişkileri incelenmiş ve aracı değişken analizi uygulanmıştır. Son olarak Yapısal eşitlik modeli (YEM) ile belirlenen model önerilerinin hipotezleri test edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda algılanan örgüt desteği ile üretkenlik karşıtı iş davranışı (örgüte yönelik) ilişkisinde kendini işletmeden hissetme ve iş aile çatışması kısmı aracılık etkisine sahipken, algılanan örgüt desteği ile üretkenlik karşıtı iş davranışı (bireye yönelik) ilişkisinde kendini işletmeden hissetme ve iş aile çatışması tam aracılık etkisine sahip olduğu bulunmuştur.
Aile-iş çatışması ve tükenmişlik
Günümüz çalışma hayatını etkileyen unsurlardan birisi de tükenmişlik sendromudur. Freudenberger, bu kavramı 1974'te tanımlarken, daha çok insanların iç dünyası üzerinde durmuş ve yıpranmayı, gitgide hayattan soğumayı temel aldığını vurgulamıştır. Bu çalışmada amaç; Çalışan kişilerin görevli olduğu işlerdeki tükenmişlik düzeylerini ve derecelerini saptamak ve bunlar üzerinde sağlıklı tespitler yapmaktır. Diğer bir ifadeyle tükenmişlik sendromunun Aile –İş çatışmasında rol kavramı ve rol çatışması üzerindeki etkisini ortaya koymaktır. Çalışmanın teorik olarak tükenmişlik sendromunun etkileri, Aile-İş çatışmaları, tükenmişlik çatışması kavramları detaylı bir şekilde açıklanmaya çalışılacaktır. Sonuç olarak çalışanlarda tükenmişlik sendromunun sık görüldüğü bilinmektedir. Çalışmamızda da görüldüğü gibi çalışanlarda tükenmişlik düzeylerinin artması hastalar açısından da olumsuz sonuçlar doğurabilmesinden dolayı ciddi bir halk sorunudur. Bu konuda yapılacak çalışmalarla tükenmişliği etkileyen faktörlerin belirlenmesi, çalışanların konu hakkında bilgilendirilmesi ve baş etme önlemlerinin alınması gerekmektedir.