International migration

699 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessEN

A comparative analysis of the construction of national narratives by the refugee and exchangee associations in Greece and Turkey

This thesis comparatively analyzes the roles played by the exchangee associations, whose numbers have increased gradually in the last decades in Turkey, and the refugee associations, which have a deep-rooted history in Greece, in the construction of their respective nationalist narratives. Taking from the 1922-23 Forced Migration/Population Exchange discourses used in both countries, the study begins with a historical discussion and aims at introducing how these discourses are reproduced by the refugee associations in Greece and the exchangee associations in Turkey. In this regard, the official statements of the associations, the events organized by them and the semi-structured interviews conducted with their members (both in Greece and Turkey) are examined and under the light of the obtained results, three main hypotheses are tested. In order to conduct this research, a modernist nationalist approach is taken as a starting point, and particularly the assumptions of Michael Billig's banal nationalism are employed to construct the framework of the thesis. It is hoped that these findings will fill a void in the International Relations and Political Science literature on the role of the two understudied actors, i.e., the refugee and exchangee associations, as well as to contribute to the refugee/exchangee research in both countries.

Banal nationalismAssociationsMigrations+4
Doruk Işıkçı
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Hannah Arendt'in "Haklara sahip olma hakkı" kavramı çerçevesinde Türkiye'deki Suriyelilerin çalışma hakkı

Bu tezin amacı; mültecilik ve çalışma hakkı kavramlarını Hannah Arendt'in "haklara sahip olma hakkı" kavramı çerçevesinde incelemektir. Bir mültecinin, Arendt'in İnsanlık Durumu adlı eserindeki insan tanımında olduğu gibi bir canlılık (vita activa) gösterme ihtimalinin, o mültecinin çalışma hakkına sahip olmasına bağlı olduğu düşünülmektedir. Çalışma hakkına sahip olan mülteciler, kamusal alanda görünür olabileceklerdir. Buradaki asıl soru, bu görünürlüğün ne kadar mümkün olabildiği ve ulus devletlerin buna ne ölçüde izin verdiği üzerine kuruludur. Bu tezde de bu sorudan hareketle mülteciler ve çalışma hakkına sahip olma hakkı arasındaki ilişkinin Türkiye'deki Suriyeliler üzerinden test edilmesi amaçlanmıştır. İlk olarak Hannah Arendt'in vita activa ve haklara sahip olma hakkı kavramlarının teorik arka planı açıklanmıştır. Bir sonraki bölümde ise uluslararası hukukta bu hakkın nasıl düzenlendiği yine Arendtçi bir yaklaşımla incelenmiş ve ulus devletlerdeki uygulama örneklerine bakılmıştır. Son bölümde ise Türkiye'deki hukuki düzenlemeler çerçevesinde mültecilik kavramına ve Suriyeliler özelinde çalışma hakkına odaklanılmıştır. İncelenen hukuki metinler ve uygulama örnekleri göstermiştir ki insan hakları olarak kabul edilen temel haklar aslında ulus devletin yarattığı bir kategori olan vatandaşlık haklarıdır. Kendi ülkelerini terk etmek zorunda kalan mülteciler çoğu zaman sahip oldukları bu hakları da terk etmek zorunda kalmaktadırlar. Anahtar Kelimeler: Haklara Sahip Olma Hakkı, Çalışma hakkı, Mültecilik, Suriyeliler, Türkiye

Arendt, HannahGöçmenlerMülteciler+5
Büşra Efe
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Göçün güvenlikleştirilmesi: Almanya'da AFD'nin yükselişi ve Suriyeli mülteci krizi

Bu çalışmada Almanya'da 2013 yılında kurulan Almanya için Alternatif (Alternative für Deutschland- AfD) adlı aşırı sağ partinin 2015 yılı itibariyle kendi politik gündeminde Suriyeli göçmenleri ve Müslüman azınlıkları bir güvenlik meselesi olarak söylem düzeyinde nasıl inşa ettiği ele alınmıştır. Bu noktada partinin 2015 yılı itibariyle kuruluş çizgisindeki neoliberal, Avrupa şüpheci parti kimliğinden çıkarak milliyetçi ve göçmen karşıtı çizgiye taşındığı süreç tartışılmıştır. Bu çalışma partinin kadrosunda ve politik kimliğinde meydana gelen bu dönüşümün AfD'nin politik meşruiyeti ve başarısını pekiştirmede mülteci krizini bir güvenlik meselesi olarak kodlaması ve onu politik araç haline getirmesi konusuna odaklanmaktadır. AfD'nin göçmenleri ve Müslümanları bir tehdit olgusu olarak işaret etmesi, partinin kitleleri örgütlemede ve kendi politik iktidarını güçlendirmede önemli bir enstrüman olmuştur. Öyle ki, bu durum eyalet parlamentolarındaki seçim başarılarıyla başlayarak 2017 ulusal parlamento seçimlerinde Federal Meclis'e girebilmesiyle de doğrulanmıştır. Partinin göçmen karşıtı söylemi, onun artan siyasal başarısının ve meşruiyetinin temel itici gücünü oluşturmuştur. Anahtar Kelimeler: Almanya, AfD, Suriyeli Mülteci Krizi, Göçün Güvenlikleştirilmesi.

AlmanyaGöçmenlerGüvenlikleştirme+4
Sabiha Nur Meç
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Güvenlik yönetişimi ve insan güvenliği ilişkisi: Türkiye'deki Suriyeli sığınmacılar örneği

Bu tezde 2011'den itibaren Türkiye'ye gelen Suriyelilerin güvenlik ihtiyaçlarının Türkiye, Avrupa Birliği (AB) ve Birleşmiş Milletler (BM) tarafından giderilme kapasiteleri değerlendirilmektedir. Türkiye'deki Suriyelilerin güvenlikleri değerlendirilirken insan güvenliği yaklaşımı; aktörler arasındaki konu üzerine işbirliğini açıklamak için güvenlik yönetişimi yaklaşımı kullanılmıştır. Çalışmada, "Türkiye'deki Suriyelilerin insan güvenliğine göre yaşamaları için Türkiye'nin, BM ve AB ile kurduğu yönetişim ilişkileri nelerdir?" araştırma sorusuna odaklanılmıştır. İlk olarak, Güvenlik Çalışmaları yazınında İnsan Güvenliği ve Güvenlik Yönetişimi yaklaşımlarının kullanılması ve aktörler tarafından uygulamaları incelenmiştir. Ardından, Türkiye'nin iltica sisteminin belirlenmesine BM ve AB'nin etkileri, Suriyelilerin Türkiye'ye gelmelerinden önce ve sonrası dönemlerde karşılaştırılmış ve Suriyeliler için uygulanan güvenlik yönetişim ilişkileri tespit edilmiştir. Son olarak da, aktörler arasındaki yönetişim ilişkilerinin Suriyelilerin korkudan ve yoksunluktan arınma özgürlüklerini gerçekleştirme kapasiteleri değerlendirilmiştir

GöçlerGöçmenlerGüvenlik+6
Alpay Alpaydın
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'deki Suriyelilere ilişkin Twitter paylaşımlarının sosyal kimlik teorisi çerçevesinde analizi

2011 yılında Suriye'de patlak veren iç savaş, Türkiye'ye yoğun bir göç akını başlatmıştır. Göçün başlamasından itibaren geçen on yılda, birlikte yaşayan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları ve Geçici Koruma Statüsü'ndeki Suriyelilerin ilişkisi, kısa süreceği varsayılan birliktelik düşüncesinin üzerine şekillenen "ev sahibi-misafir" ilişkisinden farklı bir hale bürünmüştür. Yıllar içinde gruplar-arasındaki ilişkinin kötüleşmesi ve uyumun zıt yönünde yol alması gruplar-arası ilişkilerin dinamiklerini inceleyen Sosyal Kimlik Teorisi'ne başvurmayı gerekli kılmıştır. Bu tezde, geniş kitlelerin Suriyelilere ilişkin algısını bu teori çerçevesinde bir analize tabi tutmak amacıyla toplumsal kimliği ilgilendiren ve politik açıdan bireylerin kendilerini ifade etmelerinde seçtikleri başat sosyal medya aracı olan Twitter paylaşımları temel alınmıştır. 2010-2021 yılları arasında toplanan veriler, süreç içinde inşa edilen Suriyeliler algısında, Türkiye kamuoyunun yüksek oranda tehdit ile güdülendiğini ve bu yüzden ekonomi, güvenlik ve demografi gibi alanlarda pejoratif söylemler yaratarak bu alanlarda yeni talepler geliştirdiğini göstermektedir.

GöçlerSosyal kimlikSosyal medya+5
Uğur Dinç
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Beyin göçü: Ülke seçimine etki eden faktörlerin incelenmesi

Beyin göçü hem göç alan hem de göç veren ülkelerin gelişmişliklerine doğrudan etkide bulunabilecek önemli bir fenomendir. Bu araştırmada, beyin göçü gerçekleştirme kararını vermiş kişilerin göç edecekleri ülkeleri seçerken hangi faktörlerden etkilendikleri anlamlandırılmaya çalışılmaktadır. Göç veren ülkeler olarak farklı coğrafya ve gelişmişlik düzeylerini temsil etmeleri açısından Avustralya, İtalya ve Türkiye seçilmiştir. Göç konusunda temel alınan veri, LinkedIn ile Dünya Bankası'nın yayımlamış olduğu 2015-2019 yılları arasını kapsayan beyin göçü verisidir. Analize her ülke için kişi başı Gayri Safi Yurtiçi Hâsıla, İş Güven Endeksi, enflasyon ve işsizlik gibi ekonomik; İnsani Gelişmişlik Endeksi, Sosyal İlerleme Endeksi, Küresel Barış Endeksi, Hukukun Üstünlüğü Endeksi gibi sosyal; Dünya İnovasyon Endeksi gibi teknolojik; ülkeler arasındaki uzaklık gibi fiziki göstergeler dahil edilmiştir. Bu göstergelerin beyin göçüne etkileri incelenmiştir. Panel formatında olan veri, panel veri regresyon metotlarından Sabit Etkiler veya Rassal Etkiler Modelleri ile R programı kullanılarak analiz edilmiştir. Yapılan analizlerin sonucunda farklı coğrafya ve gelişmişlik düzeylerindeki ülkelerde farklı göstergelerin beyin göçünün hedefi olacak ülkeyi seçmede etkisi olduğu gösterilmiştir.

Beyin göçüGöçlerSeçicilik+3
Hakan Mehmet Çolak
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Examining the relation between attending the language courses and well-being of the attending refugees

The purpose of this study is to examine the relation between attending a language course and well-being of the attending refugees. The study adopts a mixed-methods approach, including both qualitative and quantitative data collection and analysis methods. The study participants consist of adult refugees attending a Turkish language course. Data collection is done through semi-structured interviews and standardised scales measuring well-being and resilience. The theoretical and conceptual framework of the study provides an overview of forced migration, international legal frameworks, migration and asylum in the context of Türkiye, migration network theory and the impact of forced displacement on forced migrants. Furthermore, the literature on well-being and resilience is extensively reviewed, covering their definitions, components and associated factors. The thematic analysis of the data has identified multiple themes that offer an insight to the participants' experience of being a refugee in relation to their well-being and resilience with the quantitative data collected through the scales. As a result it was concluded that attending a language course did have a positive effect on the well-being of the participants.

TraineesRefugeesHardiness on psychological+7
Pırıl Zaim
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessEN

The formal participation of Syrians to the employment in Ankara and attitudes of local people toward Syrians – An experimental design

Despite a significant Syrian population in Turkey, the proportion of Syrians with work permits is low. Promoting their legal employment is necessary for economic benefits, prevention of radicalization, and their right to work. However, given negative attitudes toward Syrian refugees in Turkey, it's crucial to examine how formal employment affects these attitudes. The study employed Contact Theory and Realistic Group Conflict Theory (RGCT) to examine the impact of formal employment of Syrians on attitudes toward them, considering workplace contact and workplace competition. An experimental survey with eight vignettes, varying across three variables with two levels each, was administered to 240 local workers in Ankara's industrial areas. The study found that formal employment is linked to positive attitudes (lower social distance) and lower threat perception, consistent with Contact Theory, while workplace competition is linked to negative attitudes (higher negative emotions) and higher threat perception, consistent with RGCT. However, no significant results were found for hypothesized workplace contact and interactions of manipulations. Also, threat perception was found as a partial mediator in the association between competition and attitudes, and as a full mediator between formal employment and attitudes.

AnkaraMigration policiesRefugees+7
Süeda Kaçdıoğlu
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Examining the attitudes of Turkish adults towards Syrian children from the perspectives of intergroup contact theory and social identity theory

This thesis research aims to examine the attitudes of Turkish adults towards Syrian children and the variables influencing these attitudes within the framework of the Intergroup Contact Theory and Social Identity Theory. Studies have revealed that negative attitudes towards Syrian children are one of negative conditions to which Syrian children are exposed. The research hypotheses were tested with 254 participants (185 Female, 61 Male, Mage =28.04) through an online survey consisting of various scales. Results revealed that when a Turkish child exerts more effort to obtain the reward, Turkish adults tend to and consider it fair to distribute the reward based on the principle of equity. However, when a Syrian child exerts more effort to obtain the reward, they tend to and consider it fair to distribute the reward based on the principle of equality. In addition, social distance (more willingness to engage with Syrians through a variety of means), (positive) emotions toward refugee children, (higher) religiosity and parenthood (having a child) were positively associated; while (more) exposure to Syrian refugees and (higher) income were negatively associated with attitudes toward refugee children. Finally, group attachment was positively correlated with negative attitudes toward Syrian refugee children. Keywords: Syrian Children, Attitudes, In-group Favoritism, Intergroup Contact Theory, Social Identity Theory

Intergroup contactSocial identitySyrians+7
İlke Koçak
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Cities, forced migration, and multi-level governance: Assessing berlin's policy towards unaccompanied minors

This thesis aims to investigate the relationship between cities and forced migration and explores the increasing role of cities in the Multi-Level Governance of migration. It focuses on the intersection of the local turn in migration and vulnerable refugee groups, mainly unaccompanied minors. Focusing on Berlin through process tracing and single case method, the thesis assesses Berlin's policy toward the unaccompanied minors on the Greek islands in a time frame of the European Refugee Crisis in 2015 until March 2022. It discusses the multilevel nature of local policymaking in migration and its multifaceted drivers as it demonstrates Berlin's interaction with actors at the vertical and horizontal levels and the defining (institutional and structural) and transformative (local discourses and actors) drivers that feature in Berlin's migration policymaking. While this study proves that there is a local turn in migration and cities are no longer solely responsible for the implementation of policies, since they formulate them, particularly for unaccompanied minors, it also reveals that cities are still constrained by the institutional factors that shape their capabilities and limitations against national and supranational actors.

Germany-BerlinEuropean UnionMigration policies+7
Cansu Avan
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessEN

The associations between collective narcissism and the solidarity-based collective action intentions of the local community on behalf of Syrians: The moderating role of in-group image threat

This thesis investigates the relationship between collective narcissism (CN) and the local community's intentions to engage in solidarity-based collective action (SBCA) on behalf of Syrian refugees in Türkiye, focusing on the role of in-group image threat. The hypotheses were tested using an online survey and with an experimental setup embedded in the survey. The data was analyzed based on the responses of 319 participants (210 Female, 105 Male, Mage =22.4) who identified themselves as Turkish since the study's independent variable is Turkishness-based national collective narcissism. The results revealed that higher CN scores were associated with lower intentions for SBCA. Findings also showed that under the in-group praise condition, participants demonstrated a significantly greater willingness to engage in SBCA compared to those under the in-group criticism condition. However, although the manipulation of in-group image threat had a significant impact on SBCA intentions, it did not moderate the relationship between CN and SBCA intentions. Consistencies or differences with previous studies and potential reasons for the discrepancies were discussed. Contributions and potential limitations were also presented.

SolidaritySolidarity movementCollective actions+7
Egesu Yıldırımkanlı
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessEN

From old homeland to the new one: Migration movements and policies between 1918-1923

The period between 1918 and 1923 witnessed a huge transformation process. Various migration waves, civilian tragedies, challenging policies and ideologies, occupations and liberations took place during this period. Following Introduction, Literature Review and Methodology chapters, this study discusses the key migration concepts, their "descent and emergence", from a genealogical perspective and links them to the migratory movements between 1918-1923. In Chapter IV, it explains the migratory movements starting from the Armistice of Mudros. These movements could fall into five main categories: i) Refugees fleeing conflict or war zones such as the White Russians in the West or Muslim and non-Muslim groups in the East, ii) Repatriation of the Armenian, Rum, Kurdish and Arab refugees who were forced to migrate during the World War I, iii) Incoming migrants in the Armistice period to seize the majority considering the Wilsonian Principles, iv) Consecutive migration movements due to the occupations and liberations in Anatolia, v) Migrations upon the decision of Allied Powers or the Istanbul and Ankara Governments. Since all these movements are often intertwined, they are discussed regionally. In Chapter V, migration policies during the period are examined. It is found that both Istanbul and Ankara governments had anti-migration stance. Nation- and state-building efforts, maintaining population dominance, establishing order and security, as well as socio-economic concerns are the main driving factors behind the migration policies of Istanbul and Ankara governments.

General Directorate of Tribes and ImmigrantsIrregular immigrationArmenian deportation+4
Talip Arabacı
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Göçün toplumsal cinsiyeti: Suriyeli kadın mülteciler örneği

2011 yılında Arap Baharı olarak nitelendirilen olayların sonucunda Suriye'de iç karışıklıklar başlamış kısa süre sonra bu karışıklıklar büyük bir iç savaşa dönüşmüştür. Yaşanan iç savaşın bir sonucu olarak insanlar kitleler halinde öncelikle sınır komşusu olan ülkelere sığınmışlardır. Türkiye, savaştan kaçan insanları açık kapı politikası uygulayarak sınırları içerisine almış ve bugün en çok Suriyeli mülteci bulunan ülke konumuna gelmiştir. Savaş sonrası göçlerin herkes için zor olduğu bilinmektedir. Ancak erkeklerin yaşadıkları sorunlara ek olarak kadın mülteciler toplumsal cinsiyet normları sebebiyle daha fazla ve sistematik sorunlarla yüzleşmektedir. Bu sebeple; çalışmada, göç sürecinde kırılgan durumları daha çok kırılganlaştıran sorunlarla karşılaşan Suriyeli mülteci kadınlara odaklanılmıştır. Çalışmanın amacı Suriyeli mülteci kadınların sorunlarını görünür kılmaktır. Yapılan çalışmada alanyazın taraması sonucu elde edilen kaynaklar doküman içerik analizi ile incelenerek toplumsal cinsiyet teorisi ile birlikte yorumlanmış, çözüm önerileri sunulmaya çalışılmıştır. Çalışmanın sonucunda, toplumsal cinsiyet normları ve mültecilik durumu birleştiğinde, Suriyeli mülteci kadınların her birinin birden fazla ve iç içe geçen sorunlarla yaşamak durumunda kaldıkları görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Göç, Göç Teorileri, Suriyeli Mülteci Kadın, Toplumsal Cinsiyet, Türkiye Göç Politikası

GöçlerGöçmenlerKadınlar+4
Meral Doğan
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Genç Suriyeli mültecilerin sosyal uyum ve sorunlarına ilişkin bir alan araştırması: İstanbul Arnavutköy örneği

Ortadoğu'da halk hareketleri sonucunda yaşanan siyasi ve idari gelişmeler, sivil unsurlar açısından sosyal güvenlik sorunları ve ekonomik riskler doğurmuştur. Can güvenliği noktasında insanların endişeleri ve korkuları ortaya çıkınca psikolojik olarak göç etme kararı almak zorunda kaldılar.Türkiye'ye kara sınırı bulunan Suriye'de bu iç savaş sonucunda yerleşik halk kitlesel gruplar halinde yaşam alanlarına yakın ve güvende olduklarını düşündükleri komşu ülkelere sığınmışlardır. Şüphesiz bu yoğun göç faaliyetlerinden en çok etkilenen ülke Türkiye olmuştur. Bu yoğun göç hareketliliği sonucunda hedef ülkede ve mültecilerin toplumsal hayatında kaçınılmaz olarak birtakım sosyal, siyasal, ekonomik ve kültürel sorunlar ortaya çıkmaktadır. Bu bağlamda araştırmanın temel amacı İstanbul ili Arnavutköy ilçesinde ikamet eden genç suriyeli mültecilerin sosyal uyumlarına ışık tutmak, yaşamlarında karşılaştıkları sosyal, ekonomik, kültürel sorunları belirlemek ve bu yoğun mülteci grubunun sahip olduğu demografik özellikler ve güncel durumlarını ortaya çıkarmaktır. Ayrıca alan araştırması sonucunda ulaşılan bilgilerin göç yönetimi ile ilgili kurum ve kuruluşların yapacakları çalışmalara katkı sağlaması bir diğer önemli amaç olduğu belirtilmelidir.

GöçlerMültecilerSosyal uyum+3
Mekin İvrendi
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

İranlı göçmenlerin Türkiye'ye yönelik yeni göç eğilimleri: Antalya örneği

Türkiye, coğrafi konumu itibarıyla farklı kökenlerden gelen göçmenler için hem geçiş hem de varış ülkesi konumundadır. 1979 İran İslam Devrimi ile kurumsallaşan şeriat yönetimi ve dini baskılar, İran'da siyasal ve toplumsal sorunlara yol açarak önemli itici göç faktörleri oluşturmuştur. Türkiye ise 1951 Cenevre Sözleşmesi'nin imzacıları arasında yer almakla birlikte, coğrafi kısıtlama nedeniyle yalnızca Avrupa kökenli göçmenleri mülteci statüsünde kabul etmektedir. Bu nedenle İranlı göçmenler, Türkiye'yi çoğunlukla geçici bir durak olarak kullanmakta ya da bu düşünce ile göç ederek kalıcı hale gelmektedir. Araştırmanın amacı, şeriat rejimin bireyler üzerindeki etkisiyle 1980 yılından itibaren Türkiye'ye yönelik gerçekleştirilen göçlerin yeni göç eğilimlerini incelemektedir. Everett Lee'nin itme-çekme kuramı temel alınarak, İran'daki dini ve siyasal baskılar "itici faktörler", Türkiye'deki görece özgür yaşam koşulları ise "çekici faktörler", göç kararının alınması "kişisel faktörler" olarak ele alınmaktadır. Çalışma süresi boyunca katılımcıların eğitim seviyesi, varış noktasına ilişkin bilgileri nedeniyle ara engellerin açığa çıkmaması da çalışma içerisinde yer alan önemli bulguların başında gelmektedir. 2024 yılında Antalya'da yaşayan İranlı göçmenlerle yapılan yarı yapılandırılmış görüşmelerden elde edilen veriler tematik analiz yöntemiyle çözümlenmiştir. Dini baskılar, toplumsal cinsiyet temelli ayrımcılıklar, cinsel yönelim ihlalleri ve siyasal muhalefetin bastırılmasının göçü tetiklediğini göstermektedir. Aynı zamanda bu nedenlerle gerçekleştirilen göçler tarih boyunca gerçekleştirilenler ile benzer özellikler taşımaktadır. Buna rağmen son yıllarda İran'dan Türkiye'ye siyasi nedenler ile gelen İranlılar yeni göç eğilimlerini açığa çıkarmıştır. Bu yeni eğilimlerin temel belirleyicileri ise eğitim seviyesi, varış noktasına daha öncesinde yapılan turistik ziyaretler ve ekonomik refah seviyesinin yüksek olmasıdır.

Uluslararası göçZorunlu göç
Hidayet Çiçek
Süleyman Demirel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Farklılaştırılmış entegrasyon yaklaşımı ve AB göç politikası: İstatistiksel bir analiz

Bu tez, Avrupa Birliği (AB) üye devletlerinin göç politikalarında homojen bir yakınsamadan ziyade sistematik farklılaşma sergilediğini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Çalışmanın temel amacı, üye devletlerin göç yönetim başarılarının sayısal yöntemlerle analiz edilerek hem AB göç politikalarının kapsayıcılığını değerlendirmek hem de entegrasyon sürecinin ulus-üstü bir yönelime mi yoksa Yeni Hükümetlerarasıcılık (New Intergovernmentalism- NI) yaklaşımının öngördüğü şekilde hükümetlerarası bir yapıya mı evrildiğini tespit etmektir. Bu konunun seçilme nedeni, göçün AB'nin en tartışmalı politika alanlarından biri olması ve farklılaşmanın Birliğin bütünleşme idealini nasıl etkilediğini anlamanın hem akademik literatür hem de politika yapıcılar açısından kritik önem taşımasıdır. Bu kapsamda çalışmanın ilk hipotezi, üye devletlerin göç politikalarında farklılaştırılmış entegrasyon sergilediği; ikincisi ise, NI yaklaşımının bu farklılaşmayı açıklamada etkili bir çerçeve sunması olarak belirlenmiştir. Çalışmada, AB'nin 27 üye devletinin (AB27) göç politikaları Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri (Sustainable Development Goals, SDG) 10.7.2 göstergelerine dayalı altı boyut üzerinden değerlendirilmiştir. Bu göstergeler, Uluslararası Göç Örgütü (International Organization for Migration, IOM) tarafından oluşturulan Göç Yönetişim Çerçevesi (Migration Governance Framework, MiGOF) aracılığıyla sayısallaştırılmıştır. Veriler, RStudio programında K-means kümeleme analizi ve One-way ANOVA testine tabi tutulmuştur. Analiz sonuçları, ülkelerin yüksek, orta ve düşük performans grupları olarak üç kümeye ayrıldığını ve altı ana kriterin beşinde istatistiksel olarak anlamlı bir farklılaşma bulunduğunu göstermiştir. Bununla birlikte, Ortak Avrupa Sığınma Sistemi (Common European Asylum System, CEAS) direktiflerinin iç hukuka aktarımında sistematik ihlaller tespit edilmiş; ayrıca, Avrupa Göç ve İltica Paktı'na (Pact on Migration and Asylum) yönelik tutumlar, Visegrad Dörtlüsü ülkelerinin sert muhalefeti ile Akdeniz ülkelerinin şartlı desteği arasındaki farklılaşmayı teyit etmiştir. Sonuç olarak, elde edilen bulgular NI yaklaşımının temel hipotezlerini desteklemekte ve farklılaştırılmış entegrasyonun AB göç politikalarında kalıcı ve yapısal bir norm haline geldiğini ampirik olarak ortaya koymaktadır.

Avrupa BirliğiAvrupa Birliği hukukuAvrupa Ortak Sığınma Sistemi+6
Ekin Deniz Uyğun
Süleyman Demirel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokullardaki mülteci öğrencilere yönelik öğretmen ve öğrencilerin tutumlarının incelenmesi

Bu araştırma, ortaokullardaki mülteci öğrencilere yönelik öğretmen ve öğrencilerin tutumlarını belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın evrenini, 2017-2018 eğitim-öğretim yılında Gaziantep ili Şahinbey ilçesinde bulunan toplam 97 ortaokulda görev yapan 3645 öğretmen ve yine bu okullarda öğrenim gören 85518 ortaokul öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise, basit seçkisiz random (rastgele) yöntemiyle seçilen Gaziantep ili Şahinbey ilçesindeki 27 ortaokulda görev yapan 814 öğretmen ve bu okullarda öğrenim gören 1218 öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmada öğretmenler için "Mülteci Öğrenci Tutum Ölçeği" ve öğrenciler için ise "Mülteci Öğrencilere Yönelik Tutum Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmada, verilerin analizinde betimsel istatistik tekniklerinden frekans, yüzde, aritmetik ortalama, standart sapma, bağımsız örneklem t-testi ve ANOVA testi kullanılmıştır. Araştırmaya katılan öğretmenlerin, ortaokullardaki mülteci öğrencilere yönelik tutumlarının "iyi düzeyde" olduğu saptanmıştır. Buna ilaveten, öğretmenlerin mülteci öğrencilere iyimser yaklaştıkları, anlayışlı oldukları, kendilerini onların yerine koyarak onları anlamaya çalıştıkları ve yaşadıklarından dolayı onlara önyargısız yaklaşarak adil davrandıkları tespit edilmiştir. Bununla birlikte, mülteci öğrencilerin dil farklılığı öğretmenler için sorun oluşturduğu, bu durum mülteci öğrencilerin sınıfa uyumlarını zorlaştırdığı ve öğretmenlerin mülteci öğrencilerin eğitiminde kendilerini yeterli görmedikleri belirlenmiştir. Araştırmaya katılan ortaokul öğrencilerinin, sınıfındaki mülteci öğrencilere yönelik tutumlarının "orta düzeyde" oldukları ancak "iyi düzeyde" olmadıkları tespit edilmiştir. Ortaokulda öğrenim gören öğrenciler, mülteci öğrencilerin Türkçe'yi öğrenmelerinden mutlu oldukları, onlara bir yabancı gibi davranmadıkları, aynı dine mensup olmanın gereği olarak onlara yardımcı oldukları, mülteci öğrencilerin derslerinde başarılı olmaları kendilerini mutlu ettiği ve onlara Türkiye'yi tanıtmaktan da memnun oldukları saptanmıştır. Buna karşın, ortaokul öğrencilerinin ileriki eğitim-öğretim hayatlarında, okulda ve okul dışı günlük hayatlarında mülteci öğrencilerle arkadaşlık etmeye çok istekli olmadıkları ve benzer şekilde sınıf içinde yapılan eğitsel etkinliklerde mülteci öğrencilerle aynı grupta yer almak istemedikleri ortaya çıkmıştır. Ortaokul öğrencilerinin, mülteci öğrencilere yönelik tutumları, araştırmada kullanılan bağımsız değişkenlerinde; cinsiyete göre anlamlı farklılıkların olduğu, sınıf düzeyine göre anlamlı farklılıkların olmadığı, sınıfında mülteci olma veya olmama durumuna göre anlamlı farklılıkların olduğu tespit edilmiştir.

MültecilerOrtaokul öğrencileriOrtaokul öğretmenleri+6
Ali Keskin
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

2000 sonrası Türkiye'de sivil toplum çalışanı olmak: İnsani yardım kuruluşları örneği

Bu tez, insani yardım alanında faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarında çalışma deneyimine sahip bireylerin kendi anlatıları ve çalışma deneyimleri üzerinden elde edilen veriler doğrultusunda, neoliberal düzenlemelerin sivil toplum çalışmalarına etkisini ve çalışanların emek süreçlerini araştırmaktadır. Bu çerçevede öncelikle sivil toplum kavramının tarihsel süreçte sahip olduğu anlamları ve bu anlamların siyasal düşünce tarihinde nasıl kullandığını tartışmaktadır. Neoliberalizm tartışmalarının kurmuş olduğu teorik çerçevede maddi olmayan emek ve prekaryalaşma tartışmaları eşliğinde STK'laşma kavramı ile güncel sivil toplum tartışmalarına değinilmiş, bu tartışmalar doğrultusunda sivil toplum alanında çalışan bireylerin çalışma deneyimleri analiz edilmiştir. Bu alanda çalışan sivil toplum çalışanlarının fayda vermeyi amaçladığı grup ile kurdukları bağı ve fayda verilmesi beklenen topluluğu "proje" döngüsü içinde nasıl konumlandırdıkları görmek amaçlanmıştır. Öte yandan bu tez Türkiye'deki sivil toplum tartışmaları ve sivil toplum kuruluşlarının geçmişten bugüne olan yolcuğunu inceleyen bir çalışma olmakla birlikte tarihsel bir izlek de takip etmektedir. Süreç içinde dönüşen sivil toplum anlayışının günümüzde yeni bir çalışma alanı olan sivil toplum alanında gerçekleşen donör, proje ve kurum ilişkisini inceleyerek güncel bir tartışmaya da dikkat çekmektedir. Anahtar Sözcükler sivil toplum, sivil toplum kuruluşları, neoliberalizm, maddi olmayan emek, prekarya, STK, STK'laşma

Sivil toplumSivil toplum projesiSivil toplum örgütleri+3
Görkem Uzunali
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de iklim ve çevre göçmenlerinin karşılaştıkları sorunların tespiti ve ihtiyaçlarının analizi

Bu çalışmanın amacı, Türkiye'de iklim ve çevre göçmenlerinin göç öncesi, sırası ve sonrası süreçte karşılaştıkları sorunları ve bu süreçteki ihtiyaçlarını tespit etmektir. Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden çoklu durum çalışması kullanılmıştır. Çalışma grubunu Türkiye'de deprem, baraj projesi, sel sebebiyle göç eden 63 birey; belediye ve sivil toplum kuruluşlarında çalışan 43 birey olmak üzere toplam 106 kişi oluşturmaktadır. Veri toplama aracı, iki ana grup için oluşturulan iki farklı yarı-yapılandırılmış görüşme formudur. Çalışma, her bir alt grubun dahil edilme kriterlerine uygun olarak seçilen 16 ilde gerçekleştirilmiştir. Çalışmada elde edilen veriler, teknik düzenlemelerin ardından Maxqda nitel veri analiz programına işlenmiş ve tema, kategori, kodlara ayrılarak analiz edilmiştir. Ayrıca tespit edilen ihtiyaçlardan ön plana çıkanların saptanması amacıyla veriler, ikinci bir analize tabi tutulmuştur. Göçmenlerin elde edilen sonuçlar; göçmenlerin göç sürecinde ekonomik, psikolojik, ruhsal, kültürel, toplumsal ve temel ihtiyaçların karşılanamaması gibi sorunlarla karşılaştıklarını göstermektedir. Ayrıca göçmenlerin göç sürecindeki temel ve bireysel ihtiyaçlarının yanı sıra arama-kurtarma, hizmetlerin sunumu, teknolojik olanaklardan yararlanma, koordinasyon ve iletişim süreci ile ilgili ihtiyaçlarının olduğu saptanmıştır. Kurum ve kuruluşlarda görev yapan çalışanlardan elde edilen sonuçlar; belediye ve sivil toplum kuruluşlarının ekonomik ve idari alanda sorunlar yaşadıklarını ve hizmet verdikleri gruplara bireysel, lojistik ve temel ihtiyaçların giderilmesine yönelik destekte bulunduklarını ortaya koymaktadır. Bulgulara yönelik yapılan ikinci değerlendirmede ise yaşamı sürdürme ve koruma ihtiyacıyla ilgili ihtiyaçların ön plana çıktığı saptanmıştır. Araştırma sonuçlarına dayanılarak, iklim ve çevre göçmenlerinin ihtiyaçlarının karşılanmasında karşılaşmış oldukları sorunların çözümüne yönelik sosyal hizmet odaklı destek sistemlerinin oluşturulması önerilmektedir. Bu tür hizmetlerle göçmenlerin sorunlarından hareketle ihtiyaçlarının çözümüne yönelik kapsamlı bir destek ağı oluşturabilir, bu da onların ekonomik, psikolojik, kültürel ve toplumsal ihtiyaçlarının daha etkin bir şekilde karşılanmasını sağlayabilir.

Düzensiz göçUluslararası göçYasadışı göç+2
Hüseyin Doğan
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessEN

Dynamics of highly skilled emigration from Turkey after year 2000

Migration has been one of the important features of human communities in every period of history. Migration has been one of the important features of human communities in every period of history. Turkey has similarly had its share of historical changes. The industrial revolution and the increasingly important technology-oriented changes have caused migration dynamics to vary. The political, economic, demographic and social structure of Turkey after year 2000 offers a unique example from this perspective. It is observed that a culture of migration has emerged, nourished by historical changes in Turkey and global events, as well as individual and family decisions focused on economy, lifestyles, and opportunities. In this context, the influence of networks formed during and after migration is increasing day by day, surpassing and alleviating the negative effects of migration. In this study, Turkey's highly skilled human emigration will be examined from the perspective of anthropology and the change in migration dynamics and culture will be studied. First of all, existing migration theories in the literature and other potentially related theories will be examined in terms of highly skilled emigration. It will be determined to what extent wide spectrum of data obtained from open sources through digital ethnography supports these theories. In ethnographic interviews, individuals associated with the technology sector migrated to North America and Europe after year 2000 will be focused and examined. The reason for choosing this group is the assumption that migration dynamics of this group are also changing rapidly due to technological developments. As a result of the study, it is aimed to create a framework for understanding the change in migration dynamics of highly skilled Turkish emigrants.

Brain migrationTurkish diasporaDigital ethnography+3
Evrim Anıl Evirgen
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Zorunlu göç yaşamış Suriyeli kadınların Elazığ depremine ilişkin yaşam deneyimleri

Deprem afetinden etkilenme düzeyinin sahip olunan kaynaklar, kaynaklara erişim düzeyi, sosyal statü gibi faktörlere göre farklılık gösterdiği bilinmektedir. Araştırmada Suriyeli kadınların deprem sırası ve sonrası süreçlerde hem Suriyeli hem de kadın olmaktan kaynaklı birçok farklı deneyime sahip olduğuna vurgu yapılmakta ve bu özgün deneyimler göç, deprem ve toplumsal cinsiyet ihtiyaç ve sorunları bağlamında değerlendirilmektedir. Bu çalışmanın amacı, 24 Ocak 2020'de Elâzığ'da gerçekleşen 6,8 şiddetindeki deprem afetini deneyimlemiş Suriyeli kadınların deprem sırası ve deprem sonrası süreçteki yaşam deneyimlerini ortaya koymak ve afet, göç ve kadın sorunlarının etkileşiminden doğan sonuçlarını tespit ederek bu doğrultuda afetlerde sosyal hizmetlere ilişkin öneriler sunmaktır. Bu amaç doğrultusunda Elâzığ il merkezinde yaşayan, deprem afetini deneyimlediği sırada bekar ve çocuklu olan 24 Suriyeli kadın ile yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiş ve MAXQDA 2020 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmanın bulguları, Suriyeli kadınların savaş ve göç deneyimlerinin ardından ekonomik kaynaklarını, sosyal destek sistemlerini geride bırakarak yerleştikleri Elazığ'da; toplumun görece sosyoekonomik düzeyi düşük bölgelerde ikamet etmeleri ve Suriyeli ve yalnız yaşayan kadın olmaları sebebiyle deprem karşısında yerel halka kıyasla daha savunmasız olduklarını; hak ve hizmetlere erişimde sosyal dışlanma, ayrımcılık ve eşitsizliklerle karşı karşıya kaldıklarını, sosyal yardım ve hizmetlerden sorumlu kurum ve kuruluşlara dair bilgi eksiklikleri sebebiyle hak kayıpları yaşadıklarını göstermektedir. Suriyeli kadınların içinde bulundukları bu koşulların ise ataerkil toplumlarda eğitim, iş yaşamı ve kamusal alandan uzak tutulmaları ile ilişkili olduğu ve yerleşik toplumsal cinsiyet eşitsizlikleri bağlamında derinleştiği görülmektedir. Bununla beraber, savaş ve göç gibi zorlu yaşam koşullarının öznesi olan Suriyeli kadınların geçmiş travmatik deneyimlerinin kendilerini güçlendirdiği ve depremin psikolojik ve duygusal etkileri açısından kendilerini daha dayanaklı mücadeleciler haline getirdiği görülmektedir. Bu anlamda, afetlerde kırılganlığı yüksek bir grubu ifade eden Suriyeli kadınların çok çeşitli sorun ve ihtiyaçlarına duyarlı ve insan hakları, sosyal adalet ve eşitlik ilkelerinin benimsendiği afetlerde sosyal hizmet uygulamalarına ihtiyaç olduğu değerlendirilmektedir.

Afet yönetimiAfetlerDeprem+7
Aybike Betül Maral
Hacettepe University
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Afgan refakatsiz çocukların ve gençlerin dayanıklılıklarının ve yapabilirliklerinin incelenmesi: Türkiye'den deneyimler

Araştırmanın amacı Afgan refakatsiz çocukların ve gençlerin karşılaştıkları zorluklar karşısında nasıl hayatta kaldıklarını anlamaya çalışmaktır. Araştırmacının güçler perspektifini benimseyerek çıktığı yolda, araştırmanın kuramsal temelleri dayanıklılık ve yapabilirlikler yaklaşımı üzerine inşa edilmiştir. Nitel araştırma yöntemlerinden fenomenolojik desen kullanılarak deneyimler keşfedilmeye çalışılmıştır. Amaçlı örneklem stratejilerinden farklılıklar içerisindeki ortaklığı anlayabilmek için maksimum çeşitlilik örneklemesi kullanılmıştır. Ek olarak kartopu örneklemesi ile alanında deneyimli meslek elemanlarına erişilmiştir. (Farklı) kurumlarda ve illerde refakatsiz çocuklarla çalışma deneyimi olan 16 meslek elemanı ve çocuk koruma sistemine eriş(e)memiş 12 Afgan refakatsiz gençle yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Araştırmanın verileri ATLAS.ti nitel veri analiz programı ile analiz edilmiştir. Tematik analiz ile sırasıyla açık, eksen ve seçici kodlamaya göre veriler kodlanarak iki temaya ve altı kategoriye ulaşılmıştır. Temalar sırasıyla "Refakatsiz Çocukların Çocuk Koruma Sistemine Erişim Sürecinde Karşılaştıkları Zorluklar ve Sisteme Karşı Mücadele" ve "Afgan Refakatsiz Gençlerin Hayatta Kalabilme Becerileri"dir. Afgan refakatsiz çocuklar, menşe ülkelerinde yıllardır devam eden savaş ve şiddetin sonucu olan ekonomik istikrarsızlıklardan dolayı göç etmek zorunda kalırlar. Göç yolundaki kaynakları ailenin maddi desteği, yolda beraber geldikleri göçmen grupları, gıda, kolektif benlik ve (çoğu zaman geri gönderilmelerini engellediğinden) çocuk yaşta olmalarıdır. Türkiye'ye vardıklarında çocuk koruma sistemine erişemez ya da çalışabilmek için erişmek istemezler. Sisteme erişseler dahi kurumsal kapasitelerden yoksun, uygulamaların mevzuata göre yürümediği ve engellerin olduğu sınırlandırılmış yapabilirliklerle karşılaşırlar. Refakatsiz çocukların kimi zaman baskıya yol açan bu sisteme karşı mücadeleleri gerçek bilgilerini paylaşmayarak ve kurum bakımından kaçarak devam eder. Afgan refakatsiz çocuklar ve gençler, çocuk koruma sistemine eriş(e)mediklerinde çoğunlukla çocuk işçi olarak prekaritede hayatta kalmaya çalışırlar. Geride kalan aileleri ve kendileri hayatta kalabilsin diye çalışmak ve para kazanmak üzerine bir hayat kurarlar. Geride kalan ailelerine karşı devam eden sorumlulukları, farkındalıkları, öz yeterlilikleri ve homososyal dayanışma ağları dayanıklılıklarını destekler. Araştırmada (Afgan) refakatsiz çocuklara yönelik dokuz maddeden oluşan ve gelişmeye açık bir yapabilirlikler listesi önerilmiştir. Bu araştırma göç alanındaki araştırmalara ve refakatsiz çocuk koruma sistemine verilecek katkı bakımından önemlidir.

AfganlılarGöçlerPsikolojik sağlamlık+5
Sultan Ebru Bulgurcuoğlu
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Geçici koruma altındaki Suriyeli göçmenlerin sosyal uyum ve iyilik halleri: Sivil toplum örgütleri üzerinden bir değerlendirme

Genel olarak ülkelerin benimsedikleri göçmen politikalarının, asimilasyon ile çok kültürlülük arasında değişen noktalarda yer aldığı bilinmektedir. Her iki göçmen politikasına dayalı farklı programlar ev sahibi ülkelerin yönetimleri tarafından biçimlendirilmektedir. Geliştirilen programların genellikle sosyal uyumun sağlanabilmesinde başarılı olmadığı yönünde eleştiriler getirilmektedir. Bu eleştirilere yanıt oluşturabilecek "tanınma teorisine" dayalı bir sosyal uyum modelinin ise adil ve etik bir sosyal uyumu geliştirebileceği ileri sürülmektedir. Göçmenlerin sosyal uyumunda başarı ölçütlerinin neler olduğu ve bu durumun nasıl ölçüleceği konusunda göçmenlerin öznel iyilik halinin değerlendirilmesi önemli bir yer tutmaktadır. Göçmenlerin iyilik halinin, onların sosyal uyum düzeyini artırdığı öngörüsü ile yapılan çalışmalarda çoğunlukla göçmenlerin ev sahibi toplumun öznel iyilik düzeyine ulaşamadıkları gösterilmekte ve alan literatüründe, bu durumun nedenlerinin irdelenmesinin gerekliliğine işaret edilmektedir. "Tanınma teorisine" dayalı çalışmalarda ise, olumlu tanınma tutumları ile göçmenlerin iyilik hali düzeyi arasında olan pozitif ilişki gösterilmektedir. Bu çalışma, geçici koruma altındaki Suriyelilere STÖ'ler tarafından verilen sosyal uyum hizmetlerinin tanınma tutumları bağlamında nasıl bir anlama sahip olduğunu ortaya çıkarmak amacıyla yapılmıştır. Yorumlayıcı Fenomenolojik Analiz (YFA) yaklaşımının kullanıldığı bu nitel çalışmada kartopu yöntemi ile ulaşılan 27 katılımcı ile yarı- yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Görüşmelerin analizi sonucunda çalışmanın ana teması olarak" Bireysel deneyimden toplumsal yapıya doğru iletişim gereksinimi" tanımlanmıştır. Bu ana temayı oluşturan ara temalar ise "Toplumsal yapıdan kaynaklanan tanınma engelleri ", "Olumlu tanınma deneyimleri ", "STÖ kapsamında olumlu tanınma engelleri" ile "Olumlu tanınma tutumları umudu" olarak gruplanmıştır. Bu çalışma sonucunda, STÖ'ler tarafından gerçekleştirilen sosyal uyum çalışmalarında, olumlu tanınma tutumlarının geliştirilebilmesini sağlayabilmek için tüm aktör ve paydaşlar arasında hem dikey hem de yatay etkileşim olanaklarının geliştirilmesi önerilmektedir. Olumlu tanınma tutumlarının yaygınlaşarak geliştirilmesi göçmenlerin sosyal uyum başarısını artırarak onların toplumsal iyilik halini yükseltebilecektir.

Geçici hukuki korumalarGöçmenlerSivil toplum örgütleri+6
Ali Artam Ayyıldız
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de göç yönetimi ve göçmen entegrasyonu bağlamında STK'ların rolü: Türk Kızılay örneği

Türkiye'de göç yönetimine doğrudan ya da dolaylı olarak katkıda bulunan birçok kurum ve kuruluş bulunmaktadır. Türkiye'de göç yönetiminin temel aktörü olan Göç İdaresi Başkanlığı ve göçmenlere yönelik çeşitli faaliyetler yürütmekle görevlendirilmiş olan devlet kurumlarının yanı sıra göçmenlere yönelik çeşitli insani yardım uygulamalarıyla göç yönetimine yardımcı olan sivil toplum kuruluşları da bulunmaktadır. Bu bağlamda Türkiye'nin ulusal derneği olan Türk Kızılay göçmenlere yönelik faaliyetler gerçekleştiren ve göç yönetiminde önemli katkılar sunan kurumsal yapılardan biridir. Bu çalışma ile Türk Kızılay'ın yürüttüğü entegrasyon çalışmaları ile Türkiye'de göç yönetimine sunduğu katkıların ve göç alanındaki kurumsal yerinin ortaya koyulması amaçlanmıştır. Çalışmada Türk Kızılay tarafından yayımlanan raporlar kullanılarak, insani yardım, göç ve entegrasyon alanında Türk Kızılay birimlerinin yürüttüğü faaliyetlerin içerik analizi gerçekleştirilmiştir. Çalışma sonucunda Türk Kızılay'ın daha çok yapısal entegrasyonu kolaylaştırıcı faaliyetlerinin ağırlık taşıdığı görülmüştür. Aynı zamanda sosyal ve kültürel entegrasyon süreçlerini destekleyen çalışmalarının da olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte sahip olduğu programlar arası iç yönlendirme mekanizması ve çeşitli yönleri bir arada destekleme bakış açısı ile uygulamalarının genellikle bu üç alanı da birlikte güçlendirmeye hizmet ettiği saptanmıştır.

Uluslararası göç
Fatih Alper Akalın
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00

Related subjects