Umut

59 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Örgütsel güven ile psikolojik sermaye arasındaki ilişkiyi belirlemeye yönelik bir araştırma

Çağımız iş dünyasında yaşanan değişimler ve yoğun rekabet ortamı örgütleri daha yenilikçi ve esnek yapılar olmaya zorlamaktadır. Çalışanlar arasında sağlıklı iletişim ve işbirliğinin sağlanması, takım ruhunun geliştirilmesi, çalışanların bilgi ve yeteneklerinin geliştirilmesine önem verilmesi, çalışanların beklenti ve ihtiyaçlarının karşılanması örgütlerin uygulamak zorunda oldukları temel stratejilerdir. Böyle bir örgütün oluşmasında güven olgusu hayati ihtiyaç niteliğinde olmaktadır. Son yıllarda örgüt yapısı üzerine yürütülen çalışmalarda, örgütleri başarılı kılan faktörler arasında, örgütün sahip olduğu güven atmosferinin önemli bir yerinin olduğu ortaya çıkmıştır. Aynı zamanda çalışanların olumlu davranışlarının incelenmesinde en önemli çalışmalardan biri olan psikolojik sermaye kavramı da gerek bireysel, gerekse örgütsel açıdan sahip olunan çok önemli bir kaynaktır. Bu çalışmada her ikisi de olumlu çıktılar sağlayan örgütsel güven ve psikolojik sermaye arasındaki ilişki araştırılmış, örgütsel güven konusu yöneticiye, çalışma arkadaşlarına ve örgüte güven olmak üzere üç farklı açıdan ele alınmıştır. Psikolojik sermaye ise umut, iyimserlik, dayanıklılık ve özyeterlilik boyutları ile birlikte incelenmiştir. Araştırmanın uygulanmasında eğitim sektöründeki bir kamu kurumunda çalışan personele anket çalışması yapılmıştır. 120 çalışana dağıtılan anketlerden 112 tanesi geri dönmüştür. Daha sonra bu veriler SPSS 17.0 paket programında sırasıyla güvenilirlik analizi, faktör analizi, anova ve t testine tabi tutulmuştur. Yapılan analizler sonucunda kurumda örgütsel güvenin psikolojik sermaye ile ve psikolojik sermaye boyutlarından umut ve iyimserlik ile ilişkisinin olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Örgütsel Güven, Psikolojik Sermaye.

Kamu kuruluşlarıPsikolojik sermayeUmut+2
Hilal Bozkurt Yıldırım
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Lise öğrencilerinde umudun yordayıcıları olarak algılanan sosyal destek ve benlik saygısı

Bu çalışmanın amacı, lise öğrencilerinde algılanan sosyal destek, benlik saygısı ve umut düzeyi arasındaki ilişkileri ortaya koymaktır. Ayrıca bu çalışmada lise öğrencilerinin cinsiyet, sınıf düzeyi, okul türü, kardeş sayısı, ailenin aylık geliri, anne-babanın birliktelik durumu ve aile ortamı gibi demografik değişkenlere göre umut düzeylerinde anlamlı bir farklılık olup olmadığı incelenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinde sekiz farklı lisede öğrenim gören 725 lise öğrencisi oluşturmaktadır. Bu araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu ile Bütünleyici Umut Ölçeği, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği'nin Gözden Geçirilmiş Formu ve Rosenbeg Benlik Saygısı Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada verilerin analizi için SPSS 22.0 programı kullanılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde benlik saygısı ve algılanan sosyal destek düzeylerinin umudu yordamasına ilişkin basit doğrusal regresyon ve çoklu doğrusal regresyon; umut, algılanan sosyal destek ve benlik saygısı arasındaki ilişkiyi incelemek için Pearson korelasyon analizi;çeşitli demografik değişkenlere göre umut puanlarının dağılımı için bağımsız örneklemler için t testi;Kruskal Wallis H-Testi ve tek yönlü varyans analizi yöntemlerinden faydalanılmıştır. Araştırma sonucunda algılanan sosyal destek düzeyinin lise öğrencilerinin umut puanlarını anlamlı şekilde yordadığı ve ölçeğin alt boyutlarının umut üzerindeki göreli önem sırasının ise; aileden algılanan sosyal destek, özel bir insandan algılanan sosyal destek ve arkadaştan algılanan sosyal destek şeklinde olduğu ortaya çıkmıştır. Araştırmada benlik saygısı puanlarının umut düzeyinin anlamlı bir yordayıcısı olduğu tespit edilmiştir. Bağımsız değişkenler olan algılanan sosyal destek ve benlik saygısı birlikte ele alındığında ise umudu yordamada benlik saygısının etki büyüklüğünün daha yüksek olduğu görülmüştür. Araştırmanın diğer bulgularına göre lise öğrencilerinin cinsiyet, sınıf düzeyi, okul türü, kardeş sayısı, anne babalarının birliktelik durumu değişkenlerinin umut puanları üzerinde anlamlı bir etkiye sahip olmadığı belirlenmiştir. Öğrencilerin ailelerinin aylık geliri ve algıladıkları aile ortamına göre umut puanlarında anlamlı farklılıklar olduğu tespit edilmiştir. Buna göre yüksek sosyoekonomik düzeyin yüksek umut düzeyi ile ilişkili olduğu söylenebilir. Aile ortamları açısından ise lise öğrencilerinde demokratik-ılımlı ve mükemmeliyetçi-kuralcı aile ortamında yetişen öğrencilerin, otoriter-katı ve çatışmalı-huzursuz aile ortamlarındaki öğrencilere göre umut puanlarının anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu bulunmuştur. Araştırmada elde edilen bulgular literatür ışığında tartışılmış ve araştırmacılara ve uygulayıcılara öneriler sunulmuştur. Anahtar sözcükler: umut, algılanan sosyal destek, benlik saygısı, pozitif psikoloji

Algılanan sosyal destekBenlik saygısıLise öğrencileri+3
Mürüvet Mantar
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Educational Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Psikolojik danışmanların mental iyi oluş düzeyleri ile psikolojik dayanıklılık düzeyleri arasındaki ilişkide umudun aracı rolü

Bu araştırmada psikolojik danışmanların mental iyi oluş düzeyleri ile psikolojik dayanıklılık düzeyleri arasındaki ilişkide umut ve alt boyutları güven/ inanç, perspektif yoksunluğu, olumlu gelecek oryantasyonu ve sosyal ilişkiler/ bireysel değerin aracı rollerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2020-2021 eğitim-öğretim yılı içerisinde Gaziantep ilinde Milli Eğitim Bakanlığı bünyesindeki kurumlarda görev yapmakta olan ve uygun örnekleme yöntemiyle belirlenen 374 psikolojik danışman oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak "Mental İyi Oluş Ölçeği ", "Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği" , "Bütünleyici Umut Ölçeği" ve araştırmacı tarafından oluşturulan "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS.25 programı ve PROCESS 4.0 uzantısı kullanılmış ve regresyon modelinden yararlanılarak işlem yapılmıştır. Analizler sonucunda mental iyi oluş ile psikolojik dayanıklılık, umut arasında pozitif yönde; güven/ inanç, perspektif yoksunluğu, olumlu gelecek oryantasyonu, sosyal ilişkiler/ bireysel değer arasında anlamlı düzeyde ilişki bulunduğu görülmüştür. Psikolojik dayanıklılığın; umut ile arasında pozitif yönde; güven/ inanç, olumlu gelecek oryantasyonu arasında anlamlı düzeyde ilişki bulunurken; psikolojik dayanıklılık ile perspektif yoksunluğu ve sosyal ilişkiler/ bireysel değer arasında anlamlı bir ilişkinin bulunmadığı görülmüştür. Mental iyi oluş ile psikolojik dayanıklılık arasındaki ilişkide aracılık modellerine bakıldığında ise bu ilişkide umut, güven/inanç ve olumlu gelecek oryantasyonunun kısmi aracı etkisinin olduğu görülmüştür. Mental iyi oluş ile psikolojik dayanıklılık arasında perspektif yoksunluğu ve sosyal ilişkiler/ bireysel değerin aracılık etkisinin olmadığı görülmüştür. Anahtar sözcükler: mental iyi oluş, psikolojik dayanıklılık, umut

GüvenMental iyi oluşPsikologlar+4
Sevilay Yılmaz
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Albert Camus felsefesinde yabancılaşma ve ölüm

Saçma ve başkaldırı kavramları Albert Camus'nün düşüncesinin mihenk taşlarıdır. İnsan zihni ve dünya arasındaki iletişimde oluşan boşluk yine insanı yabancılaşma ile yüz yüze getirir. Camus'nün öğretisi bu yabancılaşma ile ortaya çıkan uyumsuzun idrakinden hareketle bir başkaldırı felsefesine geçiştir. Bu düşünce sistemindeki geçiş evresinde ölüm kavramı önemli bir basamaktır. Albert Camus'nün felsefesinde yabancılaşma ve uyumsuzluk probleminden hareketle başkaldırı ve intihar kavramları ön plana çıkar. Bu kavramlar üzerinden hareketle yaşamın anlamına dair bir sorgulama meselesinin ortaya çıkışı Camus'nün tüm ana kavramlarıyla bütünsel bir anlam taşımaktadır. Bu çalışma Albert Camus felsefesinde yabancılaşmanın rolünü ve Camus'nün düşüncesinde ölüm kavramını irdelemeye çalışmıştır. Onun felsefi öğretisinin derinine inebilmek adına Camus'nün varoluş felsefesindeki yerine ve temel kavramlarına yer verilmiştir. Tezin birinci bölümünde Albert Camus'nün varoluş felsefesi içindeki yerine değinilmek istenmiştir. İkinci bölümde tezin ana meselelerinden biri olan yabancılaşma kavramı irdelenmiş neden ve sonuçları üzerinden tartışılmıştır. Üçüncü bölümde ise tezin diğer bir ana meselesi olan Albert Camus felsefesi içinde ölüm kavramı incelenmiştir.

Camus, AlbertFelsefi düşünceUmut+6
Özgün Zülal Şimşek
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Tıp etiği çerçevesinde geriatri ve gerontoloji alanlarında umut yönetimi

Geriatri ve gerontoloji son onyıllarda tıptaki ağırlığı giderek artan alanlar, umut yönetimi ise tıp dünyasının yeni yeni tanıyıp benimsemeye başladığı bir uygulamadır. Her tıbbi eylemin, dolayısıyla tıbbi eylemleri barındıran her tıp alanının ve her tıbbi uygulamanın tıp etiğinin ilgi alanında yer alması çerçevesinde, geriatri-gerontoloji etiğinden ve tıpta umut yönetimi etiğinden söz etmek olanaklıdır.Tez çalışması, biri ağırlığını arttıran bir alan diğeri yeni yaygınlaşan bir uygulama olmaktan ötürü ilgi çekici olan geriatri-gerontoloji ile tıpta umut yönetiminin kendilerine özgü etik boyutlarının kesişim kümesine odaklanmıştır. Farklı durumlardaki yaşlı hastaların umutlarını yönetme süreçlerini irdelemeyi, en uygun eylem biçimlerini ve olası sorunları belirlemeyi amaçlamaktadır.Tez çerçevesinde konunun ele alınmasında genelden özele doğru üç aşamalı bir gidiş benimsenmiştir. İlk olarak geriatrinin-gerontolojinin ve umut yönetiminin kendi adlarına ne oldukları üzerinde durulmuş; ikinci olarak her birinin etik boyutları ayrı ayrı ele alınmış; üçüncü olarak da bu iki etik boyut bir arada değerlendirilmiş ve kavramsal-kuramsal tartışmanın yanı sıra konuyu somutlaştırmak amacıyla bir dizi örnek vaka analiz edilmiştir.

GeriatriTıp etiğiUmut+1
Rana Can
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları ışığında umut hakkı

Ömür boyu hapis cezası, uluslararası insan hakları hukuku açısından ciddi anlamda sorgulanmaktadır. Bu sorgulamanın yansımaları, pozitif hukuku değişikliğe zorladığı gibi ulusal ve uluslararası mahkemelerin kararlarında da vücut bulmaktadır. Ömür boyu hapis cezası mahkûmlarının tahliye olma imkânlarının bulunmamasının eleştirildiği söz konusu kararlar, temel itiraz noktalarıyla birlikte bu çalışmada incelenmiştir. Ancak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin bu konuda vermiş olduğu kararlar, ayrı bir önem taşımaktadır. Çünkü uluslararası insan hakları hukukunun genel prensiplerini etkileyen alanlarda, Mahkeme'nin iç hukuka müdahale etme gücü bulunmaktadır. Zira verilen kararlar, üye devletler açısından yerine getirilmek zorundadır. Bu konuda üye devletlerin egemenlik anlamındaki bazı kaygıları da birlikte düşünülünce, Mahkeme'nin kararlarını analiz etmek, ayrı bir anlam taşımaktadır. Genel olarak Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nde umut hakkı kavramı bulunmamaktadır. Ancak Mahkeme, bireylerin ölünceye kadar sürecek bir hapis cezası almaları durumunu dinamik bir şekilde yorumlamaktadır. Bu anlamda bir hükümlünün tahliye olma imkânı bulunmadan bir müebbet hapis cezasına çarptırılması, Sözleşme'nin 3. maddesindeki işkence yasağıyla birlikte ele alınmaktadır. Çünkü bu ceza, kişinin ölüm anına kadar sürdüğü için insan onuru ve işkence yasağına aykırılık yaratma potansiyeli taşımaktadır. Bu açıdan Mahkeme, Sözleşme'nin 3. maddesinin standartları olarak adlandırdığı şartları, umut hakkı kavramının mihenk taşları olarak oluşturmuştur. Sözleşme üzerinden üye devletlere yapılan denetim de genel olarak bu kriterlere göre gerçekleştirilmektedir.

Avrupa insan hakları hukukuAvrupa İnsan Hakları MahkemesiAvrupa İnsan Hakları Sözleşmesi+4
Mustafa Günebakan
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Lise öğrencilerinin kariyer uyumu ve yaşam doyumu ilişkisinde iyimserlik ve umudun aracı rolü

Bu araştırma, lise öğrencilerinde kariyer uyumu ve yaşam doyumu ilişkisinde iyimserlik ve umudun aracı rolünün incelenmesinin amaçlandığı ilişkisel tarama modelinde betimsel bir çalışmadır. Araştırma grubu, Adana ili merkez ilçelerinde yer alan toplam beş tane lisede 9., 10., 11. ve 12. sınıfına devam etmekte olan 321 kız, 296 erkek olmak üzere toplam 617 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Katılımcıların yaş ranjı 14 ile 18 yaş aralığındadır. Araştırmada ergenlerin kariyer uyumuna ilişkin veriler 'Kariyer Uyum Yetenekleri Ölçeği' (Savickas ve Porfeli, 2012), yaşam doyumuna ilişkin veriler 'Yaşam Doyumu Ölçeği' (Diener ve ark, 1985), iyimserliğe ilişkin veriler 'Yaşam Yönelimi Testi' (Scheiver ve Carver, 1985), umuda ilişkin veriler 'Umut Ölçeği' (Snyder ve ark., 1991) ve kişisel bilgilere ilişkin veriler ise araştırmacı tarafından düzenlenen 'Kişisel Bilgi Formu' kullanarak elde edilmiştir. Araştırmanın verilerinin analizinde Pearson Momentler Çarpım Korelasyonu, Doğrulayıcı Faktör Analizi (DFA), Yapısal Eşitlik Modellemesi ile de aracılık analizi gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın sonucuna göre, kariyer uyumu, yaşam doyumu, iyimserlik ve umudun tamamının birbirleri ile pozitif yönde anlamlı ilişkiler içinde olduğu görülmüştür. Araştırmada kullanılan Yapısal Eşitlik Modeli analiz sonuçlarına göre, kariyer uyumunun yaşam doyumunu anlamlı bir şekilde yordadığı belirlenmiştir. Ayrıca, kariyer uyumunun yaşam doyumu ilişkisinde iyimserlik ve umudun tam aracılık rolüne sahip olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Kariyer Uyumu, Yaşam Doyumu, İyimserlik, Umut, Yapısal Eşitlik Modeli

Eğitim psikolojisiKariyerKariyer uyumu+7
Ayten Bölükbaşı
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelerin sosyal destek algıları ve umut düzeylerinin doğurganlık motivasyonuna etkisi

Hemşirelik mesleği; stresli, yoğun vardiya usulü çalışan ve tatil kavramı diğer mesleklere göre farklılaşan bir meslek grubudur. Çalışma ortamı, koşulları ve şekli nedeniyle çocuk bakımıyla ilgili sorunlar oluşabilmekte, sosyal desteğe ihtiyaçları artmakta ve bu durumun doğurganlık motivasyonlarını etkileyebileceği düşünülmektedir. Tanımlayıcı ve analitik tipteki bu araştırma ile hemşirelerin sosyal destek algıları, umut düzeyleri ve doğurganlık motivasyonlarının incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın evrenini bir eğitim ve araştırma hastanesinde çalışan 396 hemşire oluşturmuştur. Araştırmaya gönüllü olarak katılmayı kabul eden 216 hemşire, araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. Araştırma öncesinde Kırşehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimliği ve Kırşehir İl Sağlık Müdürlüğü'nden gerekli izinler ve Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Girişimsel Olmayan Etik Kurulundan etik kurul izni alınmıştır. Veriler Tanıtıcı Bilgi Formu, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği (ÇBASDÖ), Sürekli Umut Ölçeği (SUÖ) ve Çocuk Sahibi Olma Motivasyonları Ölçeği (ÇSOMÖ) ile yüz yüze olarak Şubat-Mart 2021 tarihleri arasında toplanmıştır. Veriler SPSS 25 paket programı ile analiz edilmiş, verilerin sunulmasında tanımlayıcı istatistikler kullanılmıştır. Verilerin normal dağılıma uygunluğu basıklık ve çarpıklık değerleriyle incelenmiş, normal dağılım gösterdiği bulunmuş ve analizlerde Bağımsız T testi, Tek Yönlü Varyans Analizi, Pearson Korelasyon testleri, Çoklu Doğrusal Regresyon analizi ve ileri analizler için Post-Hoc analizler yapılmıştır. Araştırma kapsamına alınan hemşirelerin %69'u kadın, %33,8'i 20-25 yaş aralığında, %54,6'sı evli, %72,7'si lisans mezunu, %65,7'sinin geliri giderine eşittir. Hemşirelerin %98,1'inin annesi sağ, %53,8'i farklı illerde ikamet ediyor ve %64,6'sı annesi ile yakın ilişki içinde olduğu, %86,1'inin babası sağ iken, %59,1'i babasıyla aynı şehirde yaşadığı, %59,6'sı babası ile yakın ilişki içinde olduğu belirlenmiştir. Çalışmaya katılan hemşirelerin çalışma yılına bakıldığında %28,7'si 16 yıl ve üzerinde olduğu bulunmuştur. Hemşirelerin ÇBASDÖ ölçek toplam puan ortalaması 70,01±13,61, SUÖ ölçek toplam puan ortalaması 51,65±7,93, Olumlu ÇSOMÖ alt ölçek toplam puan ortalaması 79,11±20,55, Olumsuz ÇSOMÖ alt ölçek toplam puan ortalaması 39,71±15,24'tür. Hemşirelerin ÇBASDÖ alt ölçek ve ölçek toplam puan ortalamalarında medeni durum, eşin çalışma durumu ve ebeveynlerle ilişki biçiminin; SUÖ alt ölçek ve ölçek toplam puan ortalamalarında yaş ve ekonomik durumun; ÇSOMÖ alt ölçekleri olan Olumlu ÇSOMÖ alt ölçeğinde cinsiyet ve eşin mesleğinin, Olumsuz ÇSOMÖ alt ölçeğinde ise cinsiyet, medeni durum, eğitim düzeyi ve eşin çalışma durumunda gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu saptanmıştır (p< ,05). ÇBASDÖ ile SUÖ arasında düşük düzeyde (r= ,287), ÇBASDÖ ile Olumlu ÇSOMÖ arasında düşük düzeyde (r= ,264) pozitif yönlü bir ilişki olduğu bulunmuştur (p< ,05). ÇBASDÖ değişkeninin Olumlu ÇSOMÖ üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir etkisinin olduğu saptanmıştır (t= 3,833, p< ,05). ÇBASDÖ değişkenindeki bir birimlik artış, Olumlu ÇSOMÖ üzerinde 0.399'luk artışa sebep olmaktadır (β= ,399). Olumlu ÇSOMÖ üzerindeki değişimin %7'sini açıklandığı görülmektedir (R^2= ,070). Araştırma bulgularına göre hemşirelerin sosyal destek algıları, umut düzeyleri ve çocuk doğurma motivasyonlarının birbirini düşük düzeyde etkilediği söylenebilir ve ileri düzey araştırmaların yapılması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Doğurganlık motivasyonu, hemşire, sosyal destek, umut.

Algılanan destekAlgılanan sosyal destekFertilite+5
İbrahim Baykal
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Sait Faik Abasıyanık hikâyelerinde kötümserlik

Cumhuriyet Devri Türk Edebiyatı'nda, Modern Türk öykücülüğünde özgün tarzıyla ön plana çıkmış ve öyküde yarattığı yeniliklerle, kendisinden sonra gelen edebiyat kuşaklarına da yol göstermiş olan Sait Faik Abasıyanık, kötümserliğin yıkıcı ve yapıcı etkilerine insan ilişkileri ve objeler aracılığıyla öykülerinde yer vermektedir. Kötümserlik, felsefi derinliği olan bir kavram olduğu için, bu çalışmada detaylı bir şekilde araştırılmıştır. Kötümserlik düşüncesi üzerine önemli eserler yazan Arthur Schopenhauer odağında okumalar yapılarak kötümserlik kavramı aydınlatılmaya çalışılmıştır. Öykülerde kötümserlik düşüncesinin karşıt ya da benzer halkalarını oluşturan nostalji, umut, umutsuzluk, yas, yabancılık, ötekileştirilme, kaygı, merhamet ve sevgi üzerine düşünülmüş ve tüm bunların ışığında Sait Faik Abasıyanık'ın kötümserliği hissettiren öyküleri incelenmiştir. Sait Faik Abasıyanık öyküsünü kötümserlik odağında okuyarak edebiyat araştırmalarına bir yenilik kazandırmak amaçlanmıştır. ANAHTAR KELİMELER: Kötümserlik, nostalji, umut, öykü, Sait Faik Abasıyanık

Abasıyanık, Sait FaikHikayeKötümserlik+3
Rüya Akgün
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Psikolojik danışmanların bilinçli farkındalık düzeyleri ile umut ve sürekli kaygı arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı psikolojik danışmanların bilinçli farkındalık düzeyleri ile umut ve sürekli kaygı arasındaki ilişkilerin incelenmesidir. Araştırmanın örneklemini Osmaniye'de yaşayan 105'i kadın 82'si erkek olmak üzere toplam 187 katılımcıdan oluşmaktadır. Araştırma grubu seçilirken tesadüfi olmayan-amaçlı örnekleme yöntemlerinden biri olan uygun örnekleme yönteminden yararlanılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu, Bilinçli Farkındalık Ölçeği (BİFÖ), Sürekli Umut Ölçeği (SUÖ) ve Sürekli Kaygı Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada ikili grupların karşılaştırılmasında bağımsız gruplar için t testi, ikiden fazla grup ortalamaların karşılaştırılmasında ise tek yönlü varyans analizi (One way ANOVA) kullanılmıştır. Bilinçli farkındalık düzeyi ile sürekli kaygı, umut ve alt boyutları arasındaki ilişkinin incelenmesinde Pearson korelasyon analizi kullanılırken umut ve sürekli kaygının bilinçli farkındalığı yordamasında basit doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır. Korelasyon analizi sonuçlarına göre bilinçli farkındalık düzeyi ile sürekli kaygı, umut düzeyi toplam puan ve umut ölçeği alt boyutları arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Yapılan bağımsız örneklemler t-testi sonucuna göre evli katılımcıların bekar katılımcılara göre eyleyici düşünce alt boyutu puanlarının daha yüksek olduğu görülmüştür. Tek yönlü varyans analizinde katılımcıların umut toplam puanı ve eyleyici alt boyutunda yaş gruplarına göre anlamlı farklılık bulunmuştur. Herhangi bir yerde çalışmayan katılımcıların devlet okulunda çalışan katılımcılara göre sürekli kaygı düzeylerinin daha yüksek olduğu saptanmıştır. Basit doğrusal regresyon analizi sonuçlarına göre katılımcıların umut ve sürekli kaygı düzeyleri bilinçli farkındalıklarını anlamlı düzeyde yordamaktadır. Bilinçli farkındalığa ilişkin toplam varyansın %8,2'si umut ile %30,8'i sürekli kaygı ile açıklandığı görülmüştür.

Bilinçli farkındalıkFarkındalıkKaygı+6
Mehmet Menekşe
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlerde algılanan ebeveyn affediciliği ile umut ve iyimserlik arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmada, ergenlerin umut ve iyimserlik puanları ile algılanan ebeveyn affediciliği puanları arasında anlamlı bir ilişkinin olup olmadığına bakılmıştır. Amaçsal örnekleme yöntemi kullanılarak ulaşılan çalışma grubu, 2018-2019 Eğitim-Öğretim yılında Gaziantep'te MEB'e bağlı okullardaki (321'i kız, 341'i erkek, 1'i belirtmeyen) toplam 663 öğrenciden oluşmaktadır. Veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu, Algılanan Ebeveyn Affediciliği Ölçeği, Umut Ölçeği, İyimserlik Ölçeği ve Anne-Baba Tutum Ölçeği kullanılmıştır. İlişkisel Tarama Modeline dayanarak araştırma gerçekleştirilmiştir. Pearson Korelasyon Tekniği, Tek Faktörlü Varyans Analizi (ANOVA), çoklu karşılaştırma için Games-Howell post-hoc testi kullanılmıştır. Algılanan ebeveyn affediciliği ile umut arasında düşük düzeyde pozitif ve anlamlı bir ilişki, algılanan ebeveyn affediciliği ile iyimserlik arasında orta düzeyde pozitif ve anlamlı bir ilişki, umut ile iyimserlik arasında orta düzeyde pozitif ve anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Umut ve iyimserlik puanları algılanan ebeveyn affediciliğinin her düzeyinde farklılaşmaktadır. Sonuçlar, algılanan ebeveyn affediciliğinin çocukların iyilik hallerine etkisi açısından tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Algılanan ebeveyn affediciliği, umut, iyimserlik

Ana-baba algısıAna-baba tutumuBağışlama+6
Makbule Cevher Fincan
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinde yalnızlığı yordamada azim, umut ve minnettarlık düzeylerinin rolü

Bu araştırma minnettarlık, azim ve umudun yalnızlığı hangi düzeyde yordadığını belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın bağımlı değişkeni yalnızlık, bağımsız değişkenleri minnettarlık, azim ve umuttur. Araştırmanın katılımcı grubu üniversite öğrencilerinden oluşmaktadır. Veriler, devlet ve vakıf üniversitesi olmak üzere 79 farklı üniversiteden toplanmıştır. Araştırmaya, 215'i (%59,9) kadın ve 144'ü (%40,1) erkek olmak üzere toplam 359 üniversite öğrencisi katılmıştır. Veri toplama aracı olarak öğrencilerin demografik bilgilerine ulaşmak amacıyla "Kişisel Bilgi Formu", "Minnettarlık Ölçeği", "Azim Ölçeği", "Sürekli Umut Ölçeği" ve "UCLA Yalnızlık Ölçeği" kullanılmıştır. Minnettarlık, azim ve umudun yalnızlığı hangi düzeyde yordadığını belirlemek için çoklu regresyon analizi yapılmıştır. Analiz sonucunda minnettarlık, azim ve umudun yalnızlığı anlamlı düzeyde yordadığı görülmüştür (R=0.447; R2=0.200; F=27.857; p<.001). Öğrencilerin minnettarlık, azim, umut ve yalnızlıklarının cinsiyet ve sınıf düzeyi değişkenleri açısından anlamlı derecede farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek amacıyla bağımsız gruplar t-testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre minnettarlık ve umut ile yalnızlık arasında orta düzeyde negatif; azim ile yalnızlık arasında ise düşük düzeyde negatif anlamlı bir ilişkinin olduğu görülmüştür.

AzimMinnettarlıkUmut+3
Mustafa Bilgehan Kaynar
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Lise öğrencilerinin umut düzeylerinin çocukluk deneyimleri ve başarı motivasyonu ile ilişkisi: Bir karma yöntemler araştırması

Araştırmanın amacı lise öğrencilerinin umudunu çeşitli değişkenlerle açıklamaktır. Araştırmanın evrenini 2021-2022 eğitim öğretim yılında Gaziantep ve Malatya illerinde öğrenim gören lise öğrencileri, örneklemini ise 732 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada karma yöntem desenlerinden zenginleştirilmiş desen kullanılmıştır. Nicel verileri toplamak için "Kişisel Bilgi Formu", "Sürekli Umut Ölçeği", "Çocukluk Deneyimleri Ölçeği" ve "Başarı Motivasyonu Ölçeği" kullanılmıştır. Nitel verileri toplamak için yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Veri analizi kısmında nicel veriler için bağımsız gruplar t-testi, tek faktörlü varyans analizi ve hiyerarşik regresyon analizi yapılmıştır. Nitel bulgular için içerik analizi yapılmıştır. Analiz sonuçlarına göre öğrencilerin umut düzeyleri sanat/sporla uğraşma durumuna göre anlamlı farklılık göstermektedir. Öğrencilerin çocukluk deneyimleri okul türü, doğum şekli, doğum sırası, aile ile vakit geçirme, bir işte çalışma ve sanat/sporla uğraşma değişkenlerine göre farklılaşmaktadır. Başarı motivasyonu okul türü, sınıf düzeyi, doğum sırası, sanat/sporla uğraşma durumuna göre farklılaşmaktadır. Çocukluk deneyimleri ve başarı motivasyonunun umudun anlamlı yordayıcıları olduğu görülmüştür. Araştırmanın nitel kısmı öğrencilerin umut, çocukluk deneyimleri ve başarı motivasyonuna ilişkin görüşlerine göre incelenmiştir.

BaşarıBaşarı düzeyiDeneyim+6
Meyrem Ayça Polat
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İlköğretim öğretmenlerinin öz yeterlik ve başarı algılarında yordayıcı olarak akademik iyimserlik, umut ve mesleki haz

Bu araştırmanın amacı ilköğretim (ilkokul ve ortaokul) öğretmenlerinin öz yeterlik ve başarı algılarında akademik iyimserlik, umut ve mesleki hazzın yordayıcılıklarını incelemektir.Araştırma ilişkisel tarama modelinin kullanıldığı betimsel bir çalışmadır. Araştırmanın örneklemi, Ankara ili merkez ilçelerinden seçilen 27 ilköğretim okulunda görevli 600 öğretmenden oluşmaktadır. Örneklemin belirlenmesinde tabakalı örnekleme tekniği kullanılmıştır. Araştırmada öğretmenlerin öz yeterlik düzeylerini belirlemek amacıyla Tschannen-Moran ve Hoy (2001) tarafından geliştirilen ve Çapa, Çakıroğlu ve Sarıkaya (2005) tarafından Türkçeye uyarlanan ?Öğretmen Öz Yeterlik Ölçeği?, akademik iyimserlik düzeylerini belirlemek amacıyla Hoy (2006) tarafından geliştirilen ?Akademik İyimserlik Ölçeği? ve Umut düzeylerini belirlemek amacıyla Snyder ve diğerleri (1991) tarafından geliştirilen ve Akman ve Korkut (1993) tarafından Türkçeye uyarlanan ?Umut Ölçeği? kullanılmıştır. Öğretmenlerin başarı algısı düzeylerini ölçmek amacıyla Demirtaş ve Çınar (2004) tarafından belirlenen başarılı bir öğretmenin algılanan özellikleri referans alınarak ?Başarı Algısı Ölçeği? araştırmacı tarafından geliştirilmiştir. Buna ek olarak öğretmenlerin mesleki haz düzeylerini belirlemek amacıyla ?Mesleki Haz Ölçeği? kuramsal olarak Peterson ve diğerleri (2004) tarafından geliştirilen 240 maddelik ?Karakter Özellikleri Ölçeği?ne dayandırılarak araştırmacı tarafından geliştirilmiştir.Verilerin çözümlenmesi SPSS 16, LISREL 8.8 ve AMOS programları kullanılarak yapılmıştır. Değişkenler arası ilişkilerin belirlenmesi için Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Katsayısı, yordayıcı değişkenlerin incelenmesinde Çoklu Doğrusal Regresyon Analizi, ilköğretim okulu öğretmenlerinin akademik iyimserlik, umut ve mesleki haz algılarının öz yeterlik ve başarı algılarının anlamlı yordayıcıları olup olmadığı, değişkenlerin doğrudan ve dolaylı etkileri path analizi ile incelenmiştir. Öğretmenlerin görüşlerinin cinsiyet, branş, yaş, kıdem ve bulundukları okuldaki hizmet süresi gibi demografik değişkenlere göre faklılığının analizinde ise t-testi ve ANOVA kullanılmıştır.Araştırma sonuçları öğretmenlerin öz yeterlik, başarı algısı, akademik iyimserlik, umut ve mesleki haz düzeylerinin pozitif yönlü ve anlamlı ilişkili olduğunu göstermiştir. Buna ek olarak temel değişkenler arasında en yüksek korelasyonun başarı algısı ile akademik iyimserlik arasında gerçekleştiği görülmüştür.Araştırma sonuçları başarı algısı, akademik iyimserlik, umut ve mesleki hazzın öz yeterliğin anlamlı birer yordayıcısı olduğunu göstermiştir. Buna ek olarak başarı algısı, akademik iyimserlik ve umudun öz yeterliğin alt boyutları olan öğrenci katılımına yönelik öz yeterlik, öğretim stratejilerine yönelik öz yeterlik ve sınıf yönetimine yönelik öz yeterliğin anlamlı birer yordayıcısı olduğu mesleki hazzın ise öz yeterliğin alt boyutlarından öğrenci katılımına yönelik öz yeterliğin anlamlı bir yordayıcısı olduğu sonucuna varılmıştır. Ayrıca akademik iyimserlik, umut ve mesleki hazzın başarı algısının anlamlı birer yordayıcısı olduğu sonucuna varılmıştır.Araştırma sonuçları öğretmenlerin öz yeterliklerini başarı algısı, akademik iyimserlik, umut ve mesleki hazzın, başarı algılarını ise akademik iyimserlik, umut ve mesleki hazzın pozitif yönlü olarak etkilediğini göstermektedir. Buna ek olarak araştırma sonuçlarına göre akademik iyimserlik, umut ve mesleki haz öz yeterliği başarı algısı üzerinden dolaylı olarak etkilemektedir.Araştırma sonuçlarına göre öğretmenlerin öz yeterlik, öğrenci katılımına yönelik öz yeterlik, öğretim stratejilerine yönelik öz yeterlik, sınıf yönetimine yönelik öz yeterlik, akademik iyimserlik, umut ve mesleki haz düzeyleri cinsiyete göre değişmemektedir. Başarı algısı düzeyleri ise cinsiyete göre kadın öğretmenler lehine anlamlı bir şekilde değişmektedir. Araştırmada öğretmenlerin öz yeterlik, öğrenci katılımına yönelik öz yeterlik, akademik iyimserlik ve mesleki haz düzeylerinin branş değişkenine göre sınıf öğretmenleri lehine anlamlı bir şekilde değiştiği sonucuna varılırken öğretim stratejilerine yönelik öz yeterlik, sınıf yönetimine yönelik öz yeterlik, başarı algısı ve umut düzeylerinin branş değişkene göre değişmediği sonucuna varılmıştır. Öğretmenlerin öz yeterlik, öğrenci katılımına yönelik öz yeterlik, sınıf yönetimine yönelik öz yeterlik ve umut düzeylerinin yaşa bağlı olarak anlamlı farklılıklar göstermediği sonucuna varılırken, öğretim stratejilerine yönelik öz yeterlik, sınıf yönetimine yönelik öz yeterlik, başarı algısı, akademik iyimserlik ve mesleki haz düzeylerinin yaşa bağlı olarak yaşı fazla olan öğretmenler lehine anlamlı bir şekilde değiştiği sonucuna varılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, öğretmenlerin öğretim stratejilerine yönelik öz yeterlik, başarı algısı, akademik iyimserlik ve mesleki haz düzeyleri arasında artan kıdem yılı lehine anlamlı farklılıklar görülmektedir. Öğretmenlerin öz yeterlik, öğrenci katılımına yönelik öz yeterlik, sınıf yönetimine yönelik öz yeterlik ve umut düzeylerinin kıdeme bağlı olarak anlamlı bir şekilde değişmediği sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma sonuçları öğretmenlerin başarı algısı, akademik iyimserlik ve mesleki haz düzeylerinin okul hizmet süresi değişkenine göre anlamlı farklılıklar gösterdiğini ortaya koymaktadır. Bununla birlikte öğretmenlerin öz yeterlik, öğrenci katılımına yönelik öz yeterlik, öğretim stratejilerine yönelik öz yeterlik, sınıf yönetimine yönelik öz yeterlik ve umut düzeylerinin okul hizmet süresine bağlı olarak anlamlı bir şekilde değişmediği sonucuna varılmıştır. Anahtar kelimeler: Öz yeterlik, ba?arı algısı, akademik iyimserlik, umut, mesleki haz

Akademik iyimserlikBaşarıBaşarı algısı+7
Onur Erdoğan
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlerde algılanan ebeveynlik tutumu, psikolojik sağlamlık ve yaşam doyumu arasındaki ilişkide bilişsel esneklik ve umut düzeyinin aracı rolü

Bu çalışmanın amacı, ergenlerin algıladıkları ebeveynlik tutumları ile psikolojik sağlamlık ve yaşam doyumu düzeyleri arasındaki ilişkilerde umudun ve bilişsel esnekliğin aracı rollerini değerlendirmektir. Çalışmaya 2024 – 2025 eğitim öğretim yılında Eskişehir ilinden 399 lise öğrencisi katılmıştır. Katılımcılara çevrimiçi anketler aracılığıyla Demografik Bilgi Formu, Anne Baba Tutum Ölçeği, Sürekli Umut Ölçeği, Bilişsel Esneklik Envanteri, Çocuk ve Genç Psikolojik Sağlamlık Ölçeği, Çok Boyutlu Öğrenci Yaşam Doyumu Ölçeği uygulanmıştır. Veriler, PROCESS Macro 4.2 (Hayes, 2022) kullanılarak yürütülen aracı değişken analizi (Model 4) ile iki farklı model kullanılarak değerlendirilmiştir. Modellerde, Anne Baba Tutum Ölçeğinin kabul/ilgi, psikolojik özerklik ve denetleme alt-boyutları bağımsız değişken; sürekli umut ve bilişsel esneklik aracı değişken olarak ele alınmıştır. Bununla birlikte ilk modelde psikolojik sağlamlık, ikinci modelde ise yaşam doyumu bağımlı değişken olarak kullanılmıştır. İlk modelde, kabul/ilgi, psikolojik özerklik ve denetleme boyutlarının psikolojik sağlamlıkla doğrudan ilişkisi pozitif yönde anlamlıdır. Algılanan kabul/ilgi, psikolojik özerklik ve denetleme arttıkça psikolojik sağlamlık da artmaktadır. Kabul/ilgi boyutunda umut ve bilişsel esnekliğin anlamlı bir dolaylı rolü bulunurken; psikolojik özerklik ve denetleme boyutlarında umut ve bilişsel esnekliğin aracı rolü bulunmamaktadır. Algılanan kabul/ilgi arttıkça bilişsel esneklik ve umut artmakta; bunun sonucunda psikolojik sağlamlık yükselmektedir. İkinci modelde, kabul/ilgi, psikolojik özerklik ve denetleme boyutlarının yaşam doyumuyla doğrudan ilişkisi pozitif yönde anlamlıdır. Algılanan kabul/ilgi, psikolojik özerklik ve denetleme arttıkça yaşam doyumu da artmaktadır. Kabul/ilgi ve denetleme boyutlarının yaşam doyumu ile ilişkisinde umudun anlamlı bir dolaylı rolü bulunmaktadır. Algılanan kabul/ilgi arttıkça umut artmakta; bunun sonucunda yaşam doyumu yükselmektedir. Algılanan denetleme arttıkça umut düzeyi düşmekte; bunun sonucunda yaşam doyumu da azalmaktadır. Psikolojik özerklik boyutunda ise umut ve bilişsel esnekliğin aracı rolü bulunmamaktadır. Sonuçlar, ebeveynlik tutumlarının ergenlerin psikolojik sağlamlığı ve yaşam doyumu üzerinde doğrudan ve bireysel psikolojik kaynaklar aracılığıyla dolaylı ilişkiler gösterebildiğini ortaya koymaktadır. Bu bulgular, sıcaklık, özerklik desteği ve denetim içeren bir ebeveynlik yaklaşımının, psikolojik sağlamlığı ve yaşam doyumunu geliştirmede önemli bir rol oynayabileceğini göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Psikolojik sağlamlık, ebeveyn tutumları, umut, bilişsel esneklik

Algılanan ebeveynlik biçimleriBilişsel esneklikPsikolojik sağlamlık+2
Büşra Çelikkaya
Ankara Social Science University
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Umudun özyeterlik, algılanan sosyal destek ve kişilik özelliklerinden yordanması

Araştırma ilişkisel bir tarama modelidir. Araştırmada Sürekli Umut Ölçeği, Genellenmiş Özyetkinlik Beklentisi Ölçeği, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği ve Sıfatlara Dayalı Kişilik Testi kullanılmıştır. Uygulamaya geçilmeden önce Sürekli Umut Ölçeğinin uyarlama çalışması yapılmıştır. Umudun farklı yaş gruplarında nasıl anlaşıldığını ve yaşandığını belirlemek amacı ile ilköğretim, ortaöğretim ve üniversite düzeyinden öğrencilere ?umut? konulu kompozisyonlar yazdırılmış ayrıca üniversite öğrencileriyle odak grup görüşmeleri yapılmıştır. Araştırmanın nicel bulguları kompozisyon ve odak grup görüşmelerini içeren nitel bulgularla desteklenmiştir.Araştırmanın nicel verileri Ankara'da farklı üniversitelerde öğrenim gören 1680 öğrenciden elde edilmiştir. Nitel veriler ise söz konusu üniversiteler yanında ilköğretim ve ortaöğretim düzeyinde öğrenim gören öğrencilerden toplanmıştır. Tüm eğitim kademelerinden nitel çalışmaya katılan öğrenci sayısı toplam 500'dür. Bu öğrencilerin 476'sı kompozisyon yazmış, 24'ü ise odak grup görüşmelerine katılmıştır. Araştırmada veriler SPSS 15.0 programı ile analiz edilmiştir. Nicel verilerinin çözümünde bağımsız örneklemler için t testi, tek yönlü varyans analizi, basit doğrusal regresyon, çoklu doğrusal regresyon ve hiyerarşik regresyon analizi kullanılmıştır. Nitel verilerin çözümünde ise betimsel analiz ve içerik analizi yöntemi uygulanmıştır.Araştırmanın bulguları demografik değişkenler açısından incelendiğinde; doğum sırası ve ailenin aylık toplam gelirinin öğrencilerin Sürekli Umut Ölçeği (SUÖ) puanı üzerinde anlamlı bir etkiye sahip olmadığı belirlenmiştir. Araştırmanın nicel bulgularına göre cinsiyet SUÖ puanı üzerinde anlamlı bir etkiye sahip değilken, odak grup görüşmelerinde toplumsal cinsiyet rolleri nedeni ile cinsiyetin umut üzerinde etkili olabileceği ifade edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre Genellenmiş Özyetkinlik Beklentisi Ölçeği puanının SUÖ puanının yordama gücünün yüksek, Sıfatlara Dayalı Kişilik Testi puanlarının SUÖ puanını yordama gücünün orta düzeyde, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği puanlarının SUÖ puanını yordama gücünün zayıf olduğu belirlenmiştir. Alan araştırmacıları ve rehber öğretmen/psikolojik danışmanlar için önerilerde bulunulmuştur.Anahtar kelimeler: Umut, Özyeterlik, Algılanan Sosyal Destek, Kişilik Özellikleri, Beş Faktör Kişilik Kuramı

Algılanan sosyal destekEğitim psikolojisiKişilik+9
Sinem Tarhan
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Psikolojik danışman adaylarında psikolojik danışma öz-yeterliği, umut ve kaygının yaşam doyumu üzerindeki etkisi

Bireylerin yaşam doyumları üzerinde etkisi bulunan pek çok değişken bulunmaktadır. Bu çalışmanın temel amacı, psikolojik danışman adaylarının psikolojik danışma öz-yeterliği, kaygı ve umut düzeylerinin yaşam doyumları üzerindeki etkisinin incelenmesidir. Çalışmada "cinsiyet, öğretim türü, bölümü tercih etme nedeni ve Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği'ne üyelik durumu" sosyo demografik değişkenler olarak alınmıştır. Bu çalışmanın araştırma grubunu 2015-2016 akademik yılında 7 farklı üniversitenin rehberlik ve psikolojik danışmanlık bilim dalında öğrenim gören 371 kadın ve 207 erkek olmak üzere 591 öğrenci oluşturmaktadır. Çalışmaya katılan 13 öğrenci cinsiyet belirtmemiştir. Araştırma verilerinin toplanmasında, Diener ve diğerleri (1985) tarafından geliştirilen ve Türkçe'ye uyarlaması Yetim (1991) tarafından yapılan "Yaşam Doyumu Ölçeği", Lent, Hill ve Hoffman (2003) tarafından geliştirilen ve Türkçe'ye Pamukçu (2011) tarafından uyarlanan "Psikolojik Danışma Öz-Yeterlik Ölçeği", Snyder ve diğerleri (1991) tarafından geliştirilen ve Türkçe'ye Tarhan (2012)'ın uyarladığı "Sürekli Umut Ölçeği" ve Spielberger ve diğerleri (1970'ten aktaran: Öner, 2012) tarafından geliştirilen ve Le Compte ve Öner (1975)'in Türkçe'ye uyarladıkları "Sürekli Kaygı Envanteri" kullanılmıştır. Öğrencilerin demografik özellikleri ile ilgili bilgileri elde etmek için "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Araştırma verilerinin analizinde IBM SPSS AMOS 23.0 ve IBM SPSS STATISTICS 23.0 programlarından yararlanılmış olup, Yol Analizi Tekniği, t Testi ve tek yönlü ANOVA analizi tekniği ile analizler gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda psikolojik danışma öz-yeterliğinin umut üzerinde pozitif, kaygı üzerinde ise negatif bir etkiye sahip olduğu belirlenirken, umudun yaşam doyumu üzerinde pozitif etkisinin olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, kaygının umut ve yaşam doyumu değişkenlerinin her ikisinin üzerinde negatif etkisinin olduğu bulgulanmıştır. Son olarak, psikolojik danışma öz-yeterliğinin cinsiyet, öğretim türü ve PDR derneğine üyelik durumuna göre anlamlı bir farklılık göstermediği, bölümü tercih etme nedenine göre ise anlamlı farklılıkların olduğu sonucu elde edilmiştir. Sonuçlar literatür bulgularıyla tartışılarak öneriler sunulmuştur.

KaygıPsikolojik danışmaPsikolojik danışmanlık+4
Fatih Aydın
Karadeniz Technical University · Institute of Educational Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Özel yetenekli ergenlerde kariyer kararsızlığına ilişkin bir model testi ve kariyer kararsızlığı psikoeğitim programının etkisinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, özel yetenekli ergenlerde öz-yeterlik, umut ve bilişsel esneklik ile kariyer kararsızlığı arasındaki ilişkide kariyer uyum yeteneğinin aracı rolünü incelemektir. Ayrıca araştırmada, geliştirilen yapısal modelden yararlanarak hazırlanan kariyer kararsızlığı psikoeğitim programının özel yetenekli ergenlerin kariyer kararsızlığı düzeylerine etkisini incelemek amaçlanmıştır. Araştırmada betimsel tarama modeli ve ön-test, son-test ve izleme testi ve kontrol gruplu 2x3'lük karışık (split plot) deneysel model kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2021-2022 eğitim-öğretim yılında Bilim ve Sanat Merkezlerine devam eden 349 özel yetenekli lise öğrencisi oluşturmaktadır. Kariyer kararsızlığı psikoeğim programının etkisinin incelendiği ikinci çalışma grubu ise 18 özel yetenekli lise öğrencisinden oluşmaktadır. Araştırma verileri, "Mesleki Karar Verme Envanteri", "Kariyer Uyum Yetenekleri Ölçeği", "Çocuklar İçin Öz-yeterlik Ölçeği", "Sürekli Umut Ölçeği" ve "Bilişsel Esneklik Ölçeği" aracılığıyla toplanmıştır. Öz-yeterlik, umut ve bilişsel esneklik ile kariyer kararsızlığı arasındaki ilişkide kariyer uyum yeteneğinin aracı rolü yapısal eşitlik modeli ile incelenmiştir. Deneysel ölçümlerden elde edilen verilerin analizinde ise iki ortalama (deney-kontrol) arasındaki farkı test etmek için Mann-Whitney U Testi ve aynı grupta (deney veya kontrol) farkı incelemek için Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi kullanılmıştır. Araştırma kapsamında yapılan tüm analizler SPSS v25 ile AMOS v24 istatistik programları aracılığıyla gerçekleştirilmiştir. Yapısal eşitlik modeli sonucunda kariyer uyum yeteneğinin, öz-yeterlik, umut ve bilişsel esneklik ile kariyer kararsızlığı arasındaki ilişkide tam aracı rolü olduğu bulunmuştur. Ayrıca öz-yeterlik, umut ve bilişsel esnekliğin kariyer uyum yeteneğini ve kariyer kararsızlığını yordadığı görülmüştür. Deneysel işleme ait analiz sonuçları ise uygulanan psikoeğitim programının öğrencilerin kariyer kararsızlığı üzerinde etkisinin pozitif olduğunu ve bu etkinin 4 hafta sonra gerçekleştirilen izleme testi sonucunda devam ettiğini göstermiştir.

Kariyer kararsızlığıKariyer uyumuKariyer uyumu psikoeğitim programı+7
Osman Gönültaş
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sığınmacı öğrencilerle çalışan öğretmenlerin psikolojik iyi oluş, umut ve iş doyumları arasındaki ilişkinin demografik değişkenlere göre incelenmesi

Çalışma sığınmacı öğrencilerle çalışan öğretmenlerin psikolojik iyi oluş, umut ve iş doyumları arasındaki ilişkinin demografik değişkenlere göre incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışmanın örneklem grubunu Mersin İli Toroslar İlçesinde sığınmacı öğrencilerle çalışan öğretmenler oluşturmuştur. Çalışmada kişisel bilgi formu, Psikolojik İyi Oluş Ölçeği, Sürekli Umut Ölçeği ve Minnesota İş Doyum Ölçeği kullanılmıştır. Çalışma 247 öğretmenle yürütülmüştür. Araştırmada Student T Testi, One Way Anova ve Korelasyon analizleri yapılmıştır. Çalışmada elde edilen bulgulara göre psikolojik iyi oluşla cinsiyet, yaş, medeni durum, çalışma süresi, mezun olunan lisans bölümü doğrultusunda çalışılan alan ve Suriyeli öğrencilerle ilgili hizmet içi eğitim alma arasında anlamlı ilişki bulunmaktadır. Umudun cinsiyet, yaş, çalışma süresi ve Suriyeli öğrencilerle ilgili hizmet içi eğitim almayla arasında anlamlı ilişki vardır. İş doyumunun yaş, medeni durum, çalışılan kademe, çalışma süresi, mezun olunan lisans bölümü doğrultusunda çalışılan alanla ve Suriyeli öğrencilerle ilgili hizmet içi eğitim alma durumuyla arasında anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Psikolojik iyi oluş, umut ve iş doyumunun birbiriyle arasında pozitif yönde yüksek ilişki bulgulanmıştır. Psikolojik iyi oluşla umut arasında ,598, psikolojik iyi oluş ve iş doyumu arasında ,752 ve umutla iş doyumu arasında ,538'lik bir ilişki bulunmaktadır. Sonuç olarak psikolojik iyi oluş, umut ve iş doyumunun birbiriyle ilişkili kavramlar olduğu düşünülmüştür.

Demografik değişkenlerGöçlerPsikolojik iyi oluş+7
Tolgahan Ünlü
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

COVID-19 pandemisinde üniversite öğrencilerinin psikolojik dayanıklılıkları ile ölüm kaygısı ve umut düzeylerinin incelenmesi: Çağ Üniversitesi örneği

Bu çalışma, Covid-19 pandemisinde üniversite öğrencilerinin psikolojik dayanıklılık, sürekli umut ve ölüm kaygısı düzeylerinin çeşitli sosyo-demografik değişkenlere göre incelenmesi ve psikolojik dayanıklılık, sürekli umut ile ölüm kaygısı arasındaki ilişkinin belirlenmesi amacıyla yürütülmüştür. Araştırma, 2020-2021 eğitim öğretim döneminde Çağ Üniversitesinde öğrenim gören 354 öğrenci ile kartopu örnekleme yöntemi kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmış olup verilerin toplanmasında ise tarama modellerinden sıklıkla kullanılan tekniklerden birisi olan anket tekniği kullanılmıştır. Araştırma verileri "Sürekli Umut Ölçeği", "Thorson Powell Ölüm Kaygısı Ölçeği" ve "Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği" kullanılarak forms.google.com üzerinden "Google documents" aracılığı ile online toplanmıştır. Araştırma sonucunda; üniversite öğrencilerinin fiziksel ve ruhsal fonksiyonları kaybetme korkusu ve öte âlemle ilgili kaygılarının, amacı gerçekleştirmek için çalışmayı ve engellerle karşılaşıldığında amaca ulaşmak için alternatif yollar belirleme düşüncesini olumsuz etkilediği ortaya çıkmıştır. Üniversite öğrencilerinin öte âlemle ilgili kaygılarının, amaca ulaşmak için alternatif yollar belirleme düşüncesini ve amaçlarının peşinden giderken algıladıkları motivasyonlarını düşürdüğü ortaya çıkmıştır. Bununla birlikte üniversite öğrencilerinin ölüm süreci acı ve ızdırap çekme ile ilgili kaygılarının, amaca ulaşmak için alternatif yollar belirleme düşüncesini ve amaçlarının peşinden giderken algıladıkları motivasyonlarını arttırdığı ortaya çıkmıştır. Sonuç olarak psikolojik dayanıklılık ve sürekli umudun, ölüm kaygısı üzerinde negatif etkisinin olduğu ortaya çıkmıştır. Araştırmada ayrıca psikolojik dayanıklılık ve ölüm kaygısı arasındaki ilişkide, sürekli umudun tam aracı etkisi ortaya çıkmıştır. Ortaya çıkan bu sonuç sürekli umudun ölüm kaygısını açıklama gücünü ortaya koymaktadır. Araştırmada üniversite öğrencilerinin ölüm kaygıları, sürekli umut ile şekillenmekte; bunun sonucu olarak psikolojik dayanıklılık ile ölüm kaygısı arasındaki ilişkinin, sürekli umut bağlamında oluşmakta olduğu ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: Covid-19, üniversite öğrencisi, pandemi, psikolojik dayanıklılık, ölüm kaygısı, umut düzeyi.

COVID 19PandemilerPsikolojik dayanıklılık+5
Bahar Şanıvar
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessEN

Women as hoping subjects: Negotiating fame, labor and identity in the Turkish blogosphere

Work done in digital environments and media production are generally examined within certain binaries. These binaries may include exploitation or pleasure debate in digital labor studies, public vs. private, and real vs. virtual dualities in virtual world studies. The main purpose of this research is to offer a new way of looking at the digital culture production in blogs to go beyond these dualities and examine the practices and performances of women in a non-western context with a patriarchal and authoritarian regime through the concept of hope. The study considers blogging as a media practice and tool, and the blogosphere as a field that creates salient performances and conflicting emotions with its fragmented structure. Based on ethnographic research methods, through the narratives of amateur to professional women bloggers, I analyze the Turkish blogosphere, the motivations, and expectations of women, their negotiation of hope, along with the labor they produce. This research examines how hope is attached to blogging as practice and is experienced and understood in ordinary performances of women bloggers. The aim is not to suggest that the experiences of blogging discussed are uniform, but rather to draw attention to some points of connection that coalesce around ideas of hope temporality, and to examine these connections through the notions of aspiration, success, and fame. Categorizing women bloggers as aspirants, businesswomen, and celebrities, it is shown that as an "existential affective" (Alacovska, 2019, p.1118) tool, hope has a replicative reorientation dimension among bloggers which allows it to travel, circulate, transcend and expand. While doing this, hope also serves as a tool for bloggers to challenge the dominant normative conceptualizations. Keywords: hope, blogging, digital labor, women, aspiration, fame

BlogDigital laborWomen+4
Melike Aslı Sim
Koç University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin gelecek kaygıları ve psikolojik esneklikleri arasındaki ilişkide sürekli umudun aracı rolü

Bu araştırmada, üniversite öğrencilerinin gelecek kaygıları ile psikolojik esneklikleri arasındaki ilişkide sürekli umudun aracı rolünün tespit edilmesi amaçlanmıştır. İlişkisel araştırma yönteminin kullanıldığı araştırmanın örneklemini 784 üniversite öğrencisi (620 kız, 164 erkek) oluşturmaktadır. Bu çalışmada veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu, Psikolojik Esneklik Ölçeği, Üniversite Öğrencilerinde Gelecek Kaygısı Ölçeği ve Sürekli Umut Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin analizi için SPSS 27.0, JAMOVİ 2.6.22 ve AMOS 24.0 yazılımları kullanılmıştır. Yapılan analiz sonucunda gelecek kaygısı ile psikolojik esneklik arasındaki ilişkide sürekli umudun aracı rol oynadığı saptanmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgular ilgili alan yazın çerçevesinde tartışılmış ve gelecek çalışmalar için uygulamacılar ve araştırmacılara yönelik öneriler sunulmuştur.

Gelecek kaygısıPsikolojik esneklikUmut
Esra Gözelceoğlu
Bolu Abant İzzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Okul psikolojik danışmanlarında öz duyarlılık ile tükenmişlik arasındaki ilişkide umudun aracı rolünün incelenmesi

Bu araştırmanın amacı iki yönlüdür. Birincisi; okul psikolojik danışmanlarının tükenmişlik düzeylerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi, ikincisi ise öz duyarlılık ve tükenmişlik arasındaki ilişkide umudun aracı rolünün sorgulanmasıdır. Araştırma betimsel bir çalışma olup araştırmanın örneklemini Gaziantep ili, Şehitkamil ve Şahinbey ilçelerinde Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı ilkokul, ortaokul ve liselerde görev yapan toplam 297 okul psikolojik danışmanı oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Psikolojik Danışman Tükenmişlik Ölçeği, Öz duyarlılık Ölçeği, Sürekli Umut Ölçeği ve araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Araştırma kapsamında elde edilen veriler, SPSS 20.0 programı aracılığıyla bilgisayar ortamında analiz edilmiştir. Verilerin analizi aşamasında ilk olarak ön analizler gerçekleştirilmiştir. Ön analizler kapsamında betimsel istatistik ve araştırma değişkenleri arasındaki ilişkileri incelemek amacıyla Pearson Korelasyon Analizi teknikleri uygulanmıştır. Ön analizlerin ardından, araştırmanın birinci aşaması kapsamında, araştırmanın bağımlı değişkenini oluşturan tükenmişliğin çeşitli değişkenler açısından incelemesi amacı doğrultusunda bağımsız örneklemler t testi ve ANOVA (tek yönlü varyans analizi) kullanılmıştır. Araştırmanın ikinci aşaması kapsamında, öz duyarlılık ve tükenmişlik arasındaki ilişkide umudun aracı rolünün incelenmesi amacı doğrultusunda ise Hayes tarafından geliştirilen bir makrodan (PROCESS) yararlanılmıştır. Aracı etkinin anlamlılığının ve etki derecesinin belirlenmesinde Sobel testi ve bootstrap güven aralıkları sonuçları dikkate alınmıştır. Araştırma sonucunda, okul psikolojik danışmanlarının tükenmişlik düzeylerinin medeni durum, eğitim durumu ve meslek seçiminde isteklilik durumu açısından anlamlı bir şekilde farklılaştığı cinsiyet ve görev süresi açısından ise anlamlı bir şekilde farklılaşmadığı belirlenmiştir. Araştırma değişkenleri arasındaki ilişkiler incelendiğinde öz duyarlılık ile umut arasında pozitif; öz duyarlılık ile tükenmişlik arasında negatif ve umut ile tükenmişlik arasında negatif yönde anlamlı ilişkilerin olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma kapsamında, öz duyarlılığın tükenmişliği doğrudan ve negatif; umudu ise doğrudan ve pozitif yönde anlamlı bir şekilde yordadığı sonucu elde edilmiştir. Bunun yanında, umudun da tükenmişliği doğrudan ve negatif yönde anlamlı bir şekilde yordadığı belirlenmiştir. Gerçekleştirilen analizler neticesinde öz duyarlık ve tükenmişlik arasındaki ilişkide umudun kısmi bir aracı rol üstlendiği sonucuna ulaşılmıştır. Elde edilen bulgular alanyazında yer alan bilgiler doğrultusunda tartışılmış ve araştırma bulgularından hareketle araştırmacılara ve uygulamacılara yönelik önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Tükenmişlik, Öz duyarlılık, Umut, Okul Psikolojik Danışmanları

DanışmanlarDanışmanlarEğitim kurumları+6
Kürşat Dönmez
Bolu Abant İzzet Baysal University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ebeveynlerin çocuk yetiştirme tutumlarının çocuklardaki obsesif kompulsif belirtiler ve umut düzeyleri ile ilişkisi

Bu araştırma ebeveynlerin çocuk yetiştirme tutumlarının çocuklardaki obsesif kompulsif belirtiler ve umut düzeyleri ile ilişkisini ortaya koymak, bu değişkenlerin demografik özelliklere göre nasıl farklılaştığını incelemek ve çocuklardaki obsesif kompulsif belirtilerin umut düzeyiyle ilişkili bir değişken olup olmadığını belirlemek amacıyla yapılmıştır. Bu amaç doğrultusunda Balıkesir ilinde yaşamakta olan ve rastlantısal olarak seçilen 12-16 yaş arasındaki 260 çocuk ve ebeveynleri araştırmanın örneklemini oluşturmaktadır. Araştırmada 'Sosyodemografik Bilgi Formu' katılımcıların sosyodemografik özelliklerini, 'Aile Hayatı ve Çocuk Yetiştirme Tutumu Ölçeği' ebeveynlerin çocuk yetiştirme tutumlarını, 'Maudsley Obsesif Kompulsif Soru Listesi' çocukların obsesif kompulsif belirtilerini, 'Çocuklarda Umut Ölçeği' çocukların umut düzeylerini ölçmek için uygulanmıştır. Toplanan verilerin değerlendirilmesi ve analizinde IBM SPSS v.21 paket programı kullanılmıştır. Araştırmanın bulgularında ebeveynleri demokratik tutum ve eşitlik tanıma yaklaşımını benimseyen çocukların umut düzeylerinin yüksek olduğu görülmektedir. Ebeveynleri aşırı koruyucu annelik veya demokratik tutum ve eşitlik tanıma yaklaşımını benimseyen çocukların obsesif kompulsif belirtilerden ruminasyon düzeylerinin yüksek olduğunu saptanmıştır. Annenin ev kadınlığı rolünü reddetme tutumunu sergilediği ailelerde çocukların obsesif kompulsif belirtilerden kontrol etme, kuşku ve ruminasyon düzeylerinin yüksek olduğu tespit edilmiştir. Obsesif kompulsif belirtilerden temizlik alt boyutunun yüksek olduğu çocuklarda umut düzeyinin arttığı, kuşku ve ruminasyon alt boyutlarının yüksek olduğu çocuklarda ise umut düzeyinin azaldığı görülmektedir. Ebeveynlerin çocuk yetiştirme tutumlarının çocuklardaki obsesif kompulsif belirtiler ve umut düzeyleri ile ilişkisi ve çocuklardaki obsesif kompulsif belirtilerin umut düzeyiyle ilişkisi incelenmiş ve yapılan çalışmada hipotezleri destekleyen sonuçlar elde edilmiştir. Araştırma sonuçları, önceki bulgular ışığında başka uygulamalara da yol gösterecek şekilde tartışılmıştır.

Ana-baba tutumuDemografik özelliklerEbeveyn davranışı+5
Gamze Munis
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00

Related subjects