Öğrenme başarısı

Bu konu başlığı altında 67 tez

Yüksek LisansAçık ErişimEN

The effect of reading novels on Iraqi EFL learners, vocabulary knowledge and reading comprehension ability

The study investigated the effect of reading novels in learning English as a foreign language(EFL)among sixty-five students at the Department English Language and literature/ Sulaimani University. The participators were intwo groups (control and experimental groups) including both sexes (39 male and 21 female). All of them were third-year students; they had already studied literature for two years prior to their participation. order to determine the effect of reading novels on language learning, it was necessary to measure placement test, vocabulary and reading comprehension tests, Rosetta Stone software for vocabulary knowledge and Tell Me More software for reading comprehension. The findings showed that control and experimental groups both reported higher than vocabulary in language learning with the mean score of pre-test 15.16, and that for post-test being 17.03. The findings also revealed that there was no statistically significant difference between both groups' vocabulary knowledge, while a statistically significant difference was found to exist in the post-test. The findings showed that reading comprehension reported higher than control and experimental groups in pre-test with mean 14.30 while in post-test, control and experimental groups scored higher than Reading comprehension with mean 17.03. Again, there was no statically significant difference in the mean of the scores of the pre-test of reading comprehension of both groups, while statistically significant difference in the mean of the scores of the post-test of reading comprehension of both groups existed. Correlation analysis was carried out to determine the relationship between reading comprehension and vocabulary knowledge, adhering to the administration of tests. In both groups, the results demonstrated that there was appositive relationship between the students' reading comprehension and vocabulary knowledge in their learning of English as a foreign language.

Study of languagesIraqReading+7
Nabard Fouad Ghareeb Al Bajalan
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ortaokul öğrencilerinin 21. yüzyıl öğrenme becerileri ile eğitim teknolojisi yeterlikleri arasındaki ilişki

Bu araştırmanın amacı, ortaokul öğrencilerinin 21. yüzyıl öğrenme becerileri ile eğitim teknolojisi yeterliklerini belirlemek ve öğrencilerin 21. yüzyıl öğrenme becerileri ile eğitim teknolojisi yeterlikleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. İlişkisel tarama modelinin kullanıldığı bu çalışmanın evrenini, 2017-2018 eğitim-öğretim yılında Van ili İpekyolu, Tuşba ve Edremit merkez ilçelerinde bulunan Milli Eğitim Bakanlığına bağlı ortaokulların 6., 7. ve 8. sınıflarında öğrenim görmekte olan 37.904 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırma, tabakalı örnekleme yöntemi ile belirlenen toplam 920 ortaokul öğrencisi ile yürütülmüştür. Araştırmada, veri toplama araçları olarak ortaokul öğrencilerinin 21. yüzyıl öğrenme becerilerini kullanma düzeylerini belirlemek amacıyla "21. Yüzyıl Öğrenme Becerileri Ölçeği", öğrencilerin eğitim teknolojisi yeterliklerini belirlemek için ise "Eğitim Teknolojisi Standartları Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırma verilerinin analizinde, betimsel istatistikler (ortalama, standart sapma), fark istatistikleri (Bağımsız gruplar t testi, ANOVA, MANOVA), Pearson Çarpım Momentler Korelasyon Katsayısı ve basit doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen sonuçlar şu şekildedir: 1. Ortaokul öğrencilerinin 21. yüzyıl öğrenme becerilerinin genel olarak yüksek düzeyde kullandıkları belirlenmiştir. Öğrencilerin aktif öğrenme becerilerini orta düzeyde; öğrenmeyi öğrenme, problem çözme, işbirliği ve iletişim becerilerini ise yüksek düzeyde kullandıkları sonucuna ulaşılmıştır. 2. Kız öğrencilerin erkek öğrencilere kıyasla; 7. sınıf öğrencilerinin 6. ve 8. sınıf öğrencilerine kıyasla; sınıflarında akıllı tahta bulunan öğrencilerin sınıflarında akıllı tahta bulunmayan öğrencilere kıyasla; evlerinde internet bağlantısı bulunan öğrencilerin evlerinde internet bağlantısı bulunmayan öğrencilere kıyasla; bilgisayar, akıllı telefon ve tablet bilgisayar gibi teknolojik araçlara sahip olan öğrencilerin bu teknolojik araçlara sahip olmayan öğrencilere kıyasla 21. yüzyıl öğrenme becerilerini daha yüksek düzeyde kullandıkları sonucuna ulaşılmıştır. 3. Ortaokul öğrencilerinin eğitim teknolojisi yeterliklerinin yüksek düzeyde olduğu belirlenmiştir. Öğrencilerin teknoloji okuryazarlığı, yaratıcılık ve yenilikçilik yeterliklerinin yüksek düzeyde, dijital vatandaşlık ve katılım yeterliklerinin ise orta düzeyde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. 4. Erkek öğrencilerin kız öğrencilere kıyasla; sınıflarında akıllı tahta bulunan öğrencilerin sınıflarında akıllı tahta bulunmayan öğrencilere kıyasla; evlerinde internet bağlantısı bulunan öğrencilerin evlerinde internet bağlantısı bulunmayan öğrencilere kıyasla; bilgisayar, akıllı telefon ve tablet bilgisayar gibi teknolojik araçlara sahip olan öğrencilerin bu teknolojik araçlara sahip olmayan öğrencilere kıyasla eğitim teknolojisi yeterliklerinin daha yüksek düzeyde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bununla birlikte öğrencilerin eğitim teknolojisi yeterliklerinin sınıf düzeyine göre anlamlı düzeyde değişmediği belirlenmiştir. 5. Ebeveynlerin eğitim düzeyleri ve ailenin gelir düzeyi yükseldikçe öğrencilerin 21. yüzyıl öğrenme becerilerini kullanma düzeyleri ile eğitim teknolojisi yeterlik düzeylerinin de yükseldiği belirlenmiştir. 6. Öğrencilerin 21. yüzyıl öğrenme becerileri ile eğitim teknolojisi yeterlikleri arasında orta düzeyde, pozitif ve anlamlı bir ilişkinin olduğu belirlenmiştir. Ayrıca, öğrencilerin eğitim teknolojisi yeterliklerinin, 21. yüzyıl öğrenme becerilerinin anlamlı bir yordayıcısı olduğu ve yaklaşık olarak dörtte birini (%25.1) açıklayacak güçte olduğu belirlenmiştir.

21. yüzyılEğitim teknolojisiOrtaokul öğrencileri+7
Zehra Önür
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Devlet okullarında öğrenim gören öğrencilerin dil öğrenme kaygılarına ilişkin davranışlarının incelenmesi

Bu araştırma, devlet okullarında öğrenim gören ortaokul ve lise öğrencilerinin dil öğrenme kaygılarına ilişkin davranışlarının incelenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Bu amaçla çalışmada, cinsiyet, yabancı dil kursuna gidip gitmeme, yerleşim yeri, aile gelir durumu, okuldaki başarı durumu değişkenlerinin, yabancı dil kaygısını doğrudan ve dolaylı olarak ne derecede yordadıklarının belirlenmesi hedeflenmiştir. Araştırmanın örneklemini 2018-2019 eğitim-öğretim yılında Uşak ili merkezinde bulundan belirli sayıdaki ortaokul ve liselerdeki belirli sayıdaki öğrenciler oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri toplanırken Aydın (1999) tarafından geliştirilen Yabancı Dil Sınıf Kaygısı Ölçeğinin revizyonu kullanılmıştır. Veri toplama araçlarından elde edilen veriler bilgisayar ortamında SPSS 17.0 istatistik paket programı aracılığıyla değerlendirilmiştir. Araştırmanın sonucunda, öğrencilerin düşük düzeyde yabancı dil öğrenme kaygılarına sahip oldukları saptanmıştır. Öğrencilerin yabancı dil başarı durumları ile yabancı dil kaygıları arasında istatistiksel açıdan negatif yönlü anlamlı ilişkilerin olduğu saptanmıştır. Buna göre öğrencilerin yabancı dil öğrenme kaygıları azaldıkça yabancı dil başarıları artmaktadır.

Dil kaygısıDil öğrenimiYabancı dil+7
Begüm Kara
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

Öğrencilerin matematik öğrenme düzeylerinin ardışık olarak birbirini yordama gücü ile öğrenme eksiklerinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, matematik öğretim programında yer alan "Sayılar ve İşlemler (Sİ)" öğrenme alanına ilişkin ilkokul ve ortaokul sınıflarındaki öğrenme düzeylerinin ardışık olarak birbirini yordama gücünü ve öğrenme eksikleriyle öğrenme eksiklerine yol açan güçlüklerin nedenlerini belirlemektir. Araştırmada betimsel tarama modellerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Maksimum çeşitlilik örnekleme yöntemine göre seçilen 5. sınıftan 714 öğrenci, 6. sınıftan 1039 öğrenci ve 7. sınıftan 1002 öğrenci örneklemde yer almaktadır. Araştırmacı tarafından geliştirilen ilkokul 1-4. sınıflar matematik testi, ortaokul 5. sınıf matematik testi, ortaokul 6. sınıf matematik testi ve ortaokul 7. sınıf matematik testi verilerin toplanmasında kullanılmıştır. Verilerin analizinde doğrusal regresyon analizi, aşamalı regresyon analizi, aritmetik ortalama ve yüzde kullanılmıştır. Araştırma sonucunda ilkokul 1-4. sınıf ve ortaokul 5,6,7. sınıf matematik dersinde öğrenme düzeylerinin ardışık olarak birbirini yordama gücünün %57, %51 ve %43 olduğu ortaya çıkarılmıştır. Öğrencilerin önceki öğrenmelerinin sonraki öğrenmelerini etkilediği görülmüştür. Birden fazla sınıf düzeyine ilişkin sonuçlar 6. sınıf öğrenme düzeyi için ilkokul 1-4. sınıf öğrenme düzeyinin; 7. sınıf düzeyi için ise 6. sınıf öğrenme düzeyinin daha güçlü yordayıcı olduğunu ortaya çıkarmıştır. İlkokul 1-4. sınıflar ve ortaokul 5, 6 ve 7. sınıf matematik dersleri Sayılar ve İşlemler öğrenme alanı kazanımları aşamalı bir yapı göstermektedir. Kazanımların ulaşılma düzeylerinin çoğunlukla .75 düzeyi altında olduğu, sınıf düzeyi arttıkça öğrenme düzeyinin azaldığı, .75 düzeyinde ulaşılamayan kazanım sayısının arttığı görülmüştür. Her sınıf düzeyinde ön koşul kazanımlara bağlı çok sayıda kazanıma ilişkin öğrenme eksiği bulunmaktadır. Kazanımların aşamalı yapıda olduğu görülmekle birlikte kazanımların çoğuna ulaşılamamış olmasına bağlı olarak ilkokul ve ortaokul matematik dersi öğretim programlarının sağlamlığının yeterli düzeyde olmadığı söylenebilir.

MatematikMatematik eğitimiÖğrenme+5
Sultan Demircan Fıstıkçı
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Language learners' attitudes towards native speakers and their countries regarding achievement and gender

This study was conducted to investigate language learners' attitudes towards native speakers of English and their countries (the U.S.A., England, Canada, Australia and New Zealand) regarding achievement and gender. A quantitative approach was primarily adopted in the study through a questionnaire to examine students' attitudes towards native speakers and their countries. The quantitative approach was supported by qualitative procedures through interviews with students and instructors in order to see whether the responses validate the quantitative findings. The study was carried out at a private university in Turkey. The quantitative data were gathered from 258 students in the English language preparatory program who completed the questionnaire. The qualitative data were gathered from 16 students and 9 instructors in the English language preparatory program who participated in the interviews. For the questionnaires, a statistical program, SPSS 25.0 was used and the data analyzed through descriptive statistics and independent samples t-tests. For the interviews, content analysis was employed. The study results demonstrated that there was no statistically significant difference in students' attitudes towards native speakers and their countries and achievement. Also no statistically significant difference was found in students' attitudes towards native speakers and their countries regarding gender. Additionally, the participants' attitudes towards native speakers were found as moderately high. In terms of country-based results, it was revealed that the most conflicting and contradictory findings were about the U.S.A. and England. Canada was found to have the most consistent findings among all. The qualitative findings were in line with quantitative data.

SuccessGenderStudy of languages+6
Nergis Pekmezci
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İlkokul öğretmenlerinin öğretme öğrenme anlayışlarını etkileyen değişkenlerin yapısal eşitlik modeliyle incelenmesi

Eğitim sistemi içerisinde yapılan değişiklikler uygulayıcı olarak öğretmenin rolünde farklılıklara neden olmaktadır. Geleneksel yaklaşımdan yapılandırmacı yaklaşıma geçişin sağlandığı bu değişim ile birlikte öğretmenlerden sınıfta öğrencinin bilgiyi yapılandırdığı ve aktif katılımının sağlandığı sınıf ortamlarının hazırlayabilmeleri beklenmiştir. Ancak öğretmenlerin yapılandırmacı yaklaşım etkinliklerini sınıfa taşımadıkları görülmüştür. Bu bakımdan, ilkokul öğretmenlerinin sahip oldukları öğretme-öğrenme anlayışlarının incelenmesi oldukça anlamlıdır. Bu çalışmada ilkokul öğretmenlerinin öğrenme öğretme anlayışlarını etkileyen değişkenlerin bir model üzerinde incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini 2018-2019 öğretim yılında Manisa İli Kırkağaç ve Soma ilçelerinde çalışmakta olan 300 ilkokul öğretmeni oluşturmaktadır. Alanyazın incelenerek epistemolojik inançlar, öz yeterlilik algıları, bireysel yenilikçilik durumları, cinsiyet, branş ve kıdem değişkenlerinin öğrenme öğretme anlayışları ile ilşkili oldukları görülmüştür. Bu ilişkiler temel alınarak belirtilen değişkenlerin öğretme öğrenme anlayışları üzerinde doğrudan ya da dolaylı etkilerini gösteren kuramsal model oluşturulmuş ve yol analizi yöntemi ile test edilmiştir. Kurulan ilk modelin uyum indekslerinin kabul edilebilir sınırlar içinde olmaması nedeniyle alanyazın ışığında bazı değişiklikler yapılarak yeni bir model kurulmuştur. İkinci model üzerinden elde edilen sonuçlar kurulan model ile veri uyumunun kabul edilebilir sınırlar içinde olduğunu göstermektedir. Modele göre epistemolojik inançları olgunlaşmış ve yeniliklere açık öğretmenler öğrenme öğretme anlayışlarında yapılandırmacı yaklaşımı daha fazla tercih etmektedirler. Genel öz yeterlilik ve bireysel yenilikçilik arttıkça epistemolojik inançları ve öğrenme öğretme anlayışları bundan olumlu etkilenmektedir. Bu durumda ilkokul öğretmenlerinin öğretme öğrenme anlayışları üzerinde epistemolojik inanç ve bireysel yenilikçilik anlayışlarının doğrudan etkisi olduğunu, öz yeterlilik, cinsiyet, kıdem ve branşın dolaylı etkisi olduğu söylenebilir. Bu araştırmanın öğretme öğrenme anlayışlarını etkileyen değişkenleri görevde olan sınıf öğretmenleri örnekleminde incelemesi bakımından alanyazına özgün katkılar sunduğu söylenebilir.

Epistemolojik inançlarYapısal Eşitlik ModeliÖğrenme+7
Şerife Ardıç
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kesir öğretimine yönelik geliştirilen dijital materyalin öğrencilerin öğrenme ve tutumlarına etkisi

Bu çalışmanın amacı kesirler konusunda geliştirilen öğretim materyalinin ilköğretim 4. sınıflar düzeyindeki öğrencilerin akademik başarıları, matematik ve bilgisayara yönelik tutumlarına etkilerinin incelenmesidir. Çalışma ön test - son test kontrol gruplu desende planlanmıştır. Çalışmanın katılımcıları 2012 yılında İzmir ili Karabağlar ilçesindeki bir devlet okulunda öğrenim gören 60 öğrencidir. Uygulanan ön test sonucunda okuldaki A ve E şubelerinin başarı puanları arasında farklılık gözlenmediğinden bu şubeler çalışmaya dâhil edilmiştir. Sınıf mevcudu 32 olan A şubesi seçkisiz olarak deney grubu olarak belirlenmiştir. Katılımcıların %55'i (n=33) erkek, %45'i (n=27) kadın öğrencilerden oluşmaktadır. Kesirler konusu deney grubuna kesir saydamlarının Flash programı kullanılarak bilgisayar ortamına aktarılmasıyla hazırlanmış öğretim materyali ile anlatılmıştır. Kontrol grubunda geleneksel öğretim uygulanmıştır. Öğrenciler materyali sadece ders sırasında ve sınıf bilgisayarında kullanmışlardır. Çalışma 4 hafta (16 ders saati) süresince uygulanmıştır. Çalışma verileri, araştırmacılar tarafından oluşturulan başarı testi, matematik tutum ölçeği (Nazlıçiçek ve Erktin, 2002) ve bilgisayara yönelik tutum ölçeği (Aşkar, 1987) ile toplanmıştır. Verilerin analizi sonucunda öğrencilerin akademik başarı son test puanlarının anlamlı farklılaşmadığı gözlenmiştir. Ek olarak, deney grubu ve kontrol grubu öğrencilerin bilgisayara yönelik tutumlarında da anlamlı farklılaşma bulunmamıştır. Fakat, deney ve kontrol gruplarının matematik tutumları arasında anlamlı bir farklılık olduğu belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: İlköğretim, kesirler, öğretim materyali, dijital kesir saydamı

Görsel-işitsel materyallerKesirlerMatematik+6
Uğur Yaman
Ege University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

Dart öğretiminde farklı geribildirim türlerinin öğrenmeye etkisi ve öğrenci görüşlerinin incelenmesi

Dart Öğretiminde Farklı Geribildirim Türlerinin Öğrenmeye Etkisi ve Öğrenci Görüşlerinin İncelenmesi Araştırma, Dart öğretiminde sözel, görsel, görsel+sözel geribildirimin becerilerinin gelişimine etkisini incelemek amacıyla yapılmıştır.Araştırmanın çalışma grubunu Mamak Belediyesi bünyesinde 2021-2022 eğitim-öğretim yılı dart eğitim kurslarına kaydolan ve daha önce dart eğitimi almamış gönüllü olarak katılım sağlayacak toplam 60 [n(erkek)=30, n(kadın)=30] öğrenci oluşturmuştur. Öğrencilerin 11-12 ve 13-14 yaş aralığındadır. Çalışmanın nitel kısmını, çalışma grubunda yer alan ve farklı geribildirim türleri uygulanan her gruptan görüşmeye gönüllü olan dört öğrenci ile toplamda 12 öğrenciyle odak grup görüşmesi yapılmıştır. Verilerintoplanmasında,araştırmacıtarafındangeliştirilmiş17sorudanoluşan, beşli likert tipinde, geçerlik kat sayısı 0,988 olan devinişsel alan beceri testi kullanılmıştır. Nitel kısmında uzman görüşü alınarak araştırmacı tarafından oluşturulan 11 sorudan oluşan görüşme soruları uygulanmıştır. Deneklere 8 hafta süresince haftada 1 gün 45+45 toplam 90 dakikaolmak üzere dart konulu çalışmalar araştırmacı tarafından işlenmiştir. Çalışmalar ve testler video kamera ile kaydedilmiştir. Araştırmada elde edilen veriler freetrialversion of SPSS Statistics (Statistical PackageforSocialSciences) for Windows 25.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Ölçek güvenirliği için "Güvenilirlik Analizi" , homojenliği test etmek için ki kare analizi uygulanmıştır. Normallik testi Kolmogrov-Simirnov, normal dağılıma göre parametrik, normal dağılım olmadığı durumda nonparametrik testler kullanılmıştır. İkiden fazla bağımsız grup arasındaki farkı bulmak için normal dağılımda tek yönlü varyans analizi, normal dağılıma sahip olmadığı durumda ise Kruskal Wallis analizi kullanılmıştır. İki bağımlı aşama karşılaştırılmasında ise Wilcoxon testi uygulanmıştır. Araştırmada nitel verilerin analizi için içerik ve betimsel analiz kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre 10 hafta süren dart öğretiminde verilen geribildirimlerin öğrencilerin dart becerisini arttırdığı sonucuna ulaşılmıştır. Dart öğreniminde özellikle Görsel+Sözel Geribildirim vermenin bu beceriyi öğrenmede önemli etkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Nitel analiz sonucun da katılımcıların eğitmen temasında yer alan geribildirimlerin etkisi kategorisinde yer alan bildirime göre hareket ettiğini, eğitmenin olumlu geribildirimi ve geribildirimin motivasyona etkisi kodlarına ve bilgi, beceriye etkisi kategorisine verilen yanıtların öğrenmeyi olumlu anlamda etkilediği ve artırdığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Sözcükler: Dart, Eğitim, Geribildirim, Görsel Geribildirim, Sözel Geribildirim

DartGeri bildirimGüreş+7
Mert Mazhar Erduran
Ankara University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Yazılı ve görüntülü sembol sistemleriyle yapılan öğretimin örgün ve uzaktan eğitim öğrencilerinin başarısına etkisi

DOKTORA TEZ ÖZÜ YAZILI VE GÖRÜNTÜLÜ SEMBOL SİSTEMLERİ İLE YAPILAN ÖĞRETİMİN ÖRGÜN VE UZAKTAN EĞİTİM ÖĞRENCİLERİNİN BAŞARISINA ETKİSİ Müjgan Bozkaya İletişim Bilimleri Anabilim Dalı Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Mayıs 1999 Danışman: Doç.Dr. Ali Şimşek Bu çalışmanın amacı, farklı sembol sistemlerinin, uzaktan ve örgün eğitim öğrencilerinin basan, kişisel güven, tutum, materyali tamamlamak için harcadıkları süre ve öğrenme kalıcılığı üzerindeki etkilerini araştırmaktır. Araştırmada, farklı sembol sistemlerinden öğrenmeyi belirlemek için çoktan seçmeli basan testi, öğretim materyaline karşı tutundan ölçmek için de, Likert tipi bir tutum ölçeği kullanılmıştır. Araştırmaya, örgün ve uzaktan öğretimin İktisat ve İşletme bölümlerinde okuyan, 161 üniversite 2. sınıf öğrencisi denek olarak alınmıştır. Denekler, öğretim materyallerini; yalnız yazılı, yalnız görüntülü ve yazılı-görüntülü birlikte çalışan gruplara atanarak çalışmışlardır. Öğretim materyalini tamamlamak üzere her gruba bir hafta çalışma süresi verilmiştir. Bu sürenin sonunda, öğrenciler, kendilerine verilen basan testini ve hemen ardından tutum ölçeğini doldurmuşlardır. Denemenin bitiminden iki hafta sonra aynı basan testi öğrenmenin kalıcılığını ölçmek için kullanılmıştır. Sonuç olarak, farklı sembol sistemlerinden öğrenme etkinliğinin öğrencilerin başansına, güvenlerine ve öğrenmenin kalıcılığına anlamlı bir katkı sağladığı ortaya çıkmıştır. Çalışmaya katılan denekler sembol sistemlerine karşı olumlu bir tutum sergilemişlerdir. Elde edilen bulgular, örgün öğretimdeki öğrencilerin özellikle yazılı sembol sistemine, uzaktan öğretimdeki öğrencilerin ise, yazılı ve görüntülü sembol sistemlerini birlikte kullandıktan durumda tutumlarının daha olumlu olduğunu göstermiştir. n

BaşarıBilgisayar destekli öğretimGörsel-işitsel materyaller+7
Müjgan Bozkaya
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1999
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Lisans öğrencilerinin öz düzenlemeli öğrenme becerisi düzeyleri ve yükseköğretim programlarının öz düzenlemeli öğrenme becerisini geliştirmedeki rolü

Bu araştırmanın amacı lisans öğrencilerinin öz düzenlemeli öğrenme becerisi düzeyini belirlemek ve yükseköğretim programlarının lisans öğrencilerinin öz düzenlemeli öğrenme becerisini geliştirmedeki rolünü ortaya çıkarmaktır. Bu bağlamda, lisans öğrencilerinin öz düzenlemeli öğrenme becerisi düzeyi, lisans öğrencilerinin öz düzenlemeli öğrenme becerisinin cinsiyet, sınıf düzeyi, fakülte bazında sınıf düzeyi, yabancı dil hazırlık eğitimi alıp almama durumu, fakülte türü, mezun olunan ortaöğretim kurumu ve devam ettikleri programı tercih etme nedenine göre anlamlı bir farklılık gösterip göstermediği incelenmiştir. Bununla birlikte, lisans öğrencilerinin görüşlerine göre yükseköğretim programlarının öz düzenlemeli öğrenme becerisini geliştiren unsurları, öz düzenlemeli öğrenme becerisinin gelişimini engelleyen unsurları ve öz düzenlemeli öğrenmenin yükseköğretim programlarında teşvik edilmesine ilişkin önerileri belirlenmiştir. Karma araştırma yönteminin benimsendiği bu araştırmanın deseni yakınsayan paralel desendir. Araştırmada veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu, Öz Düzenleyici Öğrenme Ölçeği (Turan, 2009) ve araştırmacı tarafından oluşturulan Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu kullanılmıştır. Araştırmanın nicel boyuttaki örneklemi seçkisiz ve tabakalı örnekleme yoluyla belirlenen 1411 lisans öğrencisinden oluşmakta olup nitel boyutta ise 9'u erkek 8'i kadın toplam 17 lisans dördüncü sınıf öğrencisiyle görüşmeler yapılmıştır. Araştırmanın bulgularına göre lisans öğrencilerinin öz düzenlemeli öğrenme becerisinin yüksek olduğu görülmüştür. Lisans öğrencileri Öz Düzenleyici Öğrenme Ölçeği'nden en yüksek puanı güdülenme ve öğrenme için harekete geçme boyutundan elde ederken, en düşük puanı ise öğrenmede bağımsızlık boyutundan elde etmişlerdir. Ayrıca, öz düzenlemeli öğrenme becerisinin lisans öğrencilerinin cinsiyetlerine, fakülte bazında sınıf düzeyine, yabancı dil hazırlık eğitimi alıp almama durumlarına, fakülte türüne, mezun olunan ortaöğretim kurum türüne ve devam ettikleri programı tercih etme nedenlerine göre anlamlı bir farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Öte yandan araştırmanın nitel bulgularına göre, yükseköğretim programlarında öz düzenlemeli öğrenmenin teşvik edilmesinde eğitim programlarına ilişkin unsurlar, öğretime ilişkin unsurlar, öğretim elemanlarına ilişkin unsurlar ve diğer unsurlar önem taşımaktadır. Yükseköğretim programlarında öz düzenlemeli öğrenme becerisinin daha fazla desteklenebilmesine ilişkin lisans öğrencileri ağırlıklı olarak fiziksel olanakların artırılması, alternatif ölçme-değerlendirme yöntemlerinin işe koşulması, program değerlendirme ve geliştirme çalışmalarının yürütülmesi, öğrenme-öğretme sürecinde uygulamaya daha fazla yer verilmesi, verilen dönütlerin ve ders materyallerinin niteliğinin ve niceliğinin artırılması, strateji öğretimine yer verilmesi, işbirlikli öğrenme ortamlarının artırılması, öğretim elemanlarının öğreticilik becerilerinin geliştirilerek öğrencilere daha fazla rehberlik etmeleri ve gezi, kariyer günleri vb. etkinliklerin düzenlenmesi önerilerini sunmuşlardır. Anahtar Sözcükler: Öz düzenleme, Öz düzenlemeli öğrenme, Yükseköğretim, Lisans öğrencileri.

Yükseköğretim programlarıÖz düzenlemeli öğrenmeÖğrenciler+6
Betül Baldan
Anadolu University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türk dili ve edebiyatı öğretmenlerinin motivasyon yeterliliklerinin öğrenci başarısı üzerindeki etkileri

Öğrenme motivasyonu öğrenen bireyin, öğrenme etkinliklerini anlamlı ve değerli bulması, bunlardan fayda sağlaması olarak tanımlanmaktadır. Motivasyon eksikliği, çoğu zaman ders çalışmadan uzaklaşmayı ve eğitimle ilgili olmayan etkinliklere (arkadaşlarla zaman harcama, telefon görüşmeleri, televizyon izleme gibi) yönelmeyi beraberinde getirir. Bu durumdaki bir öğrenci için ders çalışmak, can sıkıcı bir uğraş haline gelebilir.Öğrencilerin beklenti ve gereksinimlerini duyumsama ve yansıtma yeterliliklerinin farklı olacağı, bu nedenle farklı şekillerde güdülenebilecekleri bilinmektedir. Öğrenciler öğrenme yaşantılarına, öğretmenlere ve öğrenme sürecini etkileyen birçok değişkene önyargılarla yaklaşabilir. Bu durum zaman zaman öğrenme başarısını olumsuz yönde etkileyebilir. Dolayısıyla öğrencilerin öğrenmeye ilişkin tutumları nesnel ölçütlerle değerlendirilmeli ve olumsuz önyargıları konusunda düzenli ve sağıltıcı dönütler verilmelidir. Böylece üretken ve etkin bir öğrenme iklimi sağlanabilir.Edebiyat eğitimi, çağdaş eğitimin önemli merkez noktalarından biridir. Çünkü edebiyat eğitimi, bireyin kendisini geliştirme, başkalarıyla iyi ilişkiler kurabilme, kendisini başkasına ifade edebilme, kendisiyle ve çevresiyle barışık bir şekilde yaşamasını sağlama gibi özellikler bakımından bireysel gelişime katkıda bulunan önemli bir eğitim alanıdır.Bu araştırmada da saha araştırmasına geçilmeden önce, literatür taraması ile Türk Dili ve Edebiyatı eğitim ve öğretiminden daha iyi bir sonuç almak için nelerin yapılması araştırılmıştır. Yapılan araştırmalardan sonra uzmanların görüşleri de alınarak öğrencilerin Türk Dili ve Edebiyatı dersine yönelik motive edilme yeterliliklerini belirlemek amacıyla anket soruları oluşturulmuştur. Bu anketler İstanbul ili Kadıköy, Üsküdar ve Maltepe ilçelerinde Lise II. Sınıfta öğrenim gören tesadüfi 304 Türk Dili ve Edebiyatı öğrencisine uygulanmıştır.Uygulanan anketlerin SPSS programında istatistikleri çıkarılmış ve Türk Dili ve Edebiyatı öğrencilerinin motive edilme yeterlilik düzeyi ile ilgili bulgulara rastlanılmıştır. Ulaşılan bulgular, tartışmalar kısmında yorumlanmış, öğrencilerin motive edilme yeterliliklerine olumlu katkı sağlama amacıyla sonuç ve öneriler bölümünde yer verilmiştir.

BaşarıMotivasyonÖğrenme başarısı+1
Dilek Çavuşoğlu
Yeditepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2008
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

The effect of types of school on social and emotional learning skills of 9. grade students

ABSTRACT In this study, it is aimed to investigate the effect of types school on Social and Emotional Learning Skills of 9. grade students. The study group consist of 100 female and 101 male students from 9. grade of high school students in Istanbul. Students who were attented to Public Anatolian High School, Private Anatolian High School, Science High School and Religious High School. To collect data, Social and Emotional Learning Skills Scale (Kabakçı, Owen,2010) was adapt for 9. grade of high school students. The confirmatory factor analyses was used to adapt the original form of the scale for 9. grade of high school students. Independent samples t- Test was used to compare the Social and Emotional Learning Skills of 9. grade of high school students according to gender. Accordingly, it was observed that significant difference was observed in communication skill and total average point of Social and Emotional Learning Skills of 9. grade high school students. Two Way MANOVA was used to compare Social and Emotional Learning Skills of 9. grade of high school students according to the type of school. According to the results of the study, there is a significant difference between groups about problem solving skill, copying stress skill and communication skill. Accordingly, the means of Science High School students' problem solving, copying stress and communication skill is higher than other groups of schools. However there is no significant differences between groups about self-esteem skill. Key words: Social and Emotional Learning, Social and Emotional Learning Skills, Type of High School

Emotional learningType of a schoolSecondary school students+3
Gül Eda Işık
Yeditepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

The relationship between social-emotional learning skills and attitudes toward elementary school among middle school students

In this study, it was investigated the relationship between social-emotional learning (SEL) skills of middle school students and attitudes towards elementary school. Besides, the effects of middle school students' gender, class level, age, parents' education level were examined in students' social-emotional learning skills and attitudes toward elementary school. The sample of this research was 307 students from Elementary Schools in the center of Sivas province in the 2013-2014 educational year. The students were chosen by using the method of clusterization in six middle schools. In this research, percentage and frequencies of demographic variables were determined. Moreover, five factors of school-related attitudes, including attitudes toward learning; toward teachers; toward school and school facilities; and students' perceptions of parent-school relationships and four factors of SEL scale, including the students' problem solving abilities; the communicative ability; the abilities of increasing self-esteem; the abilities of coping with the stress were examined; whether scale variables vary depending on demographic variables was analysed and the relationship among nominal scales was examined. The obtained data was analysed and interpreted with the help of SPSS for Windows 15.0 by using statistical techniques. As a result, it was found that there has been a significant positive correlation between students' social-emotional learning skills and their attitudes toward elementary school. This result indicated that students who have more social-emotional learning skills develop more positive attitudes toward elementary school Key Words: Social Emotional Learning, Social Emotional Learning Skills, 6th ‐7th -8th Grade Level, Middle School Students, Attitude toward Elementary School.

Emotional learningSecondary school studentsSocial learning+5
Büşra Kutluay Çelik
Yeditepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

(MIS)Match between teacher-learner autonomy perceptions and its relationship with EFL learners' achievement in language learning

The aim of this study is to determine the relationships of Turkish English Language Teaching (ELT) teachers and ELT learners' perceptions' of learner autonomy with ELT learner's achievement in language learning. Particularly, the study aimed at investigating to what extent ELT learners' and ELT teachers' perceptions are related to learner autonomy match and its relationship with achievement scores of ELT learners. Participants of the current study were 23 ELT teachers and 100 learners in 10 different classes aging from 18 to 23 with different levels varying from beginner, elementary, intermediate to advanced. Teachers' experience years in this profession varies from 2 years to 15 years. Teachers hold at least bachelor degree in this profession. The proficient level of the learners are determined by a specific exam named ALCPT(American Language Placement Test ) which is administered to learners in each term. Learners are put into different level varying from beginner, elementary, intermediate to advanced depending on the score they get. The current study was implemented in a public institution offering four-year university where the learners are both academically educated on four major engineering departments, i.e. aeronautical, electronics, industrial, and computer. Although the academic language of the school is not English, it is given special attention and quite an important amount of time in the curriculum due to the necessity of the prospective career of the learners. In order to reach aim of the study, first of all 120 university learners with different language levels were given a learner autonomy questionnaire aiming to determine their perceptions' of learner autonomy and 100 of the learners responded the items. Then the same questionnaire was adapted for the teachers and administered to 25 ELT teachers and 23 of them responded the items. In order to support the quantitative data with qualitative data, semi-structured interview sessions were held with 10 teachers and 18 learners from four different grades. While choosing participants for interview, there were at least 3 learners from different proficiency levels varying from beginner to advanced level of learners and 3 learners from each class. The quantitative data coming from the questionnaire was analyzed with the help of SPSS by applying chi-square and correlation analysis. The qualitative data from the interview was analyzed to determine whether the perception of teacher –learner on learner autonomy match or mismatch. At the end of the process, achievement scores of learners were compared with the results of the questionnaire and interview to see to what extent this match/mismatch affects learners' achievement. Quantitative data indicated that there is not much difference between teachers and learners. Qualitative data from semi structured interview supported quantitative findings. Result of the study showed the match between ELT teachers' and learners' perceptions related to learner autonomy has no clear impact on the achievement score of ELT learners.

Academic achievementSuccessForeign language teaching+7
Süleyman Ünal
Yeditepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Farklı liselerde öğrenim gören öğrencilerin dil öğrenme stratejileri ile yabancı dil kaygıları arasındaki ilişki: İstanbul ili Tuzla ilçesi örneği

Araştırmanın amacı, farklı liselerde öğrenim gören öğrencilerin dil öğrenme stratejileri ile yabancı dil kaygıları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırma beş bölümden oluşmaktadır. Bunlar; Giriş, Kavramsal Çerçeve, Yöntem, Bulgular ve Yorum, Sonuç Tartışma ve Öneriler şeklindedir.Araştırma, 2011-2012 eğitim-öğretim yılında İstanbul İli Tuzla İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı 9 farklı lisede öğrenim gören 429 öğrenci üzerinde yürütülmüştür. Bu öğrencilerin 208'i kız, 221'i erkektir.Araştırmada öğrencilerin dil öğrenme stratejilerini ölçmek için Oxford (1990) tarafından geliştirilen ve Cesur (2008) tarafından Türkçe'ye uyarlanan Dil Öğrenme Stratejileri Envanteri; öğrencilerin yabancı dil kaygı düzeylerinin belirlenmesi için Horwitz (1986) tarafından geliştirilip Dalkılıç (2001) tarafından Türkçe'ye uyarlanan Yabancı Dil Kaygı Ölçeği, demografik özellikler için de araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu uygulanmıştır.Dil Öğrenme Stratejileri Envanteri'nin 6 alt boyutu bulunmaktadır. Bu alt boyutlar; Bellek, Bilişsel, Telafi, Üst Biliş, Duyuşsal ve Sosyal Stratejilerdir. Yabancı Dil Kaygı Ölçeği'nin alt boyutu bulunmamaktadır.Araştırmada demografik özelliklerin yüzde ve frekans tabloları çıkarılmıştır. Ayrıca öğrencilerin dil öğrenme stratejileri ve yabancı dil kaygıları, bu değişkenlerin demografik özelliklere göre farklılaşıp farklılaşmadığının analizi yapılmış ve kendi aralarındaki ilişkiler incelenmiştir. Elde edilen veriler SPSS 15 programında analiz edilmiş ve yorumlanmıştır.Araştırmanın bulguları değerlendirildiğinde Dil Öğrenme Stratejileri Envanteri alt boyutları ile Yabancı Dil Kaygı Ölçeği arasındaki ilişkiyi belirlemek için yapılan Pearson Korelasyon Analizi sonucunda tüm alt boyutlar arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur.Sonuçlar farklı liselerde öğrenim gören öğrencilerin dil öğrenme stratejileri ile yabancı dil kaygıları arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki olduğunu ortaya koymaktadır.

Dil öğrenme yöntemleriKaygıKaygı düzeyi+7
Yeşim Açık
Yeditepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Üniversite öğrencilerinin İngilizce diline yönelik tutumlarının İngilizce dersindeki başarılarına etkileri: Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi örneği

The purpose of this study is to find out what attitudes university students hold towards English language in terms of cognitive, affective and behavioral aspects. The study also investigates whether there are any relationships between students' attitudes and their age, academic achievement, their fields of study, the high schools they graduated from, the year of study at the university, types of English courses and their aim for learning English language. In this mixed method research design study, Five-point Likert scale was used to collect quantitative data and semi-structured interviews conducted with 10 students were used to collect qualitative data. The sampling group for the study was 388 students who were enrolled in English courses at Bozüyük School of Applied Sciences and Bozüyük Vocational School of Bilecik Şeyh Edebali University in Turkey. Out of these 388 participants, 253 were females and 135 were males. The collected data was analyzed by SPSS program. The study revealed that participants generally hold positive attitudes towards English. Undergraduate level students had more positive attitudes in general compared to vocational school students' attitudes. Cognitive and affective attitudes of undergraduate level participants were statistically found to be higher than vocational school students' attitudes. Results suggested statistically meaningful differences between genders in terms of their cognitive and behavioral attitudes towards English. There was a statistically meaningful difference between fields of study, year of study, English courses the participants take, their academic achievement in these courses, their aims for learning English and their cognitive, affective and behavioral attitudes towards English. However, no meaningful difference was found between high school the participants graduated and their attitudes. The findings of this study may yield to further insights as to the importance of learner attitudes in English language learning. Keywords: Components of attitude, affective, behavioral, cognitive, language learning.

Cognitive attitudeBehavioural attitudeStudy of languages+7
Merve Yılmazer
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Teachers and students' views on anxiety in English classrooms and attitudes towards English

The responsibility of being a teacher is different and much more difficult than any other job in that it lends high importance to human beings as both the instrument (the teacher) and the aim (the student). The process of teaching involves the development of a person with the help of that person, which requires a great deal of effort, patience and time. The purpose of this study was to find what learners and ELT teachers thought about the relationship between learning/teaching a foreign language and affective dimensions of language learning (i.e. anxiety and attitudes). The data were collected through both quantitative [The Foreign Language Classroom Anxiety Scale (FLCAS) (developed by Horwitz et al. (1986) and translated into Turkish by Dalkılıç, 2001), and a Questionnaire on Attitudes Toward English (developed by Aiken (1979) and translated into Turkish by Tunç, 2003)] and qualitative (interviews and observation) data collection tools from sixth grade learners attending three different middle schools in Karaisalı, Adana, Turkey. Depending on the results of the quantitative data, sixteen interviews with learners (eight about anxiety, eight about attitudes) were conducted. Additionally, interviews with instructors of these learners were carried out in order to reveal their views regarding anxiety and attitudes in teaching English. In addition to interviews, each teacher was observed in their classrooms three times during the 2008-2009 academic year in the spring term. The results showed the acts and applications of the teacher in the classroom, being evaluated in English lesson, L1 and L2 use in the classroom, seating arrangement and motivation were related to students? anxiety in the classroom and their attitudes towards English lessons. Also, the inclusion of an assortment of activities and materials suitable to the learners? needs and interests were found to have positive influences on students? anxiety and attitudes. Additionally, students? fears of making errors in English (L2), their peers? reactions, family pressure, and self-confidence were found to be effectual on students? anxiety negatively. On the other hand, students? goals for learning English and their regarding English as a lesson vs. English as a foreign language were recognized to be effective on their attitudes towards English lessons.Key Words: Teacher, Student, Affective Factors, Anxiety, Motivation, Attitudes, EFL, ELT

AnxietyAnxiety levelAttitudes+7
Songül Çelebi
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2009
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Emzirme süresinin ve anne-baba tutumunun lise giriş sınavı'na (LGS) etkisi

Emzirme ve emzirme süresi ile bebeğin sonraki gelişimi, bilişsel, eğitimsel, zihinsel, psikomotor ve davranışsal işleyişi arasında ilişkiler bulunmaktadır. Bu çalışmanın amacı, öğrencilerin akademik başarısı ile emzirme süresi, anne baba tutumu ve diğer değişkenlerle olan ilişkisini ortaya koymaktır. Bu çalışma kesitsel tipte olup, 2019 yılında Yozgat il merkezindeki lise 9.sınıfta okuyan öğrenciler arasında yapılmıştır. Araştırmaya katılmaya ailesi ve kendisi tarafından yazılı onam veren ve liselere giriş sınavına (LGS) giren, 238'i sınavla öğrenci alan okullardan olmak üzere toplam 501 öğrenci ve ailesi araştırmaya katılmıştır. Veriler, emzirme, bebek beslenmesi ve gelişimi, anne-baba tutum ölçeği (ABTÖ) ve babanın bebek bakımına katılım ölçeği (BBKÖ) ile toplanmıştır. Veriler, ki-kare, t testi, Anova, lineer ve çok multinominal regresyon ile değerlendirilmiştir. Araştırmaya katılan çocukların %11,6'sın 6 aydan daha kısa süre, %66,9'unun 12 ay ve daha uzun süre emzirildiği, ortalama emzirme süresinin 16,2 ay olduğu saptanmıştır. Doğumda ilk olarak anne sütünün verilmesi, ilk 4 ay ve daha fazla sadece anne sütü ile besleme emzirme süresinin 12 ay ve daha olmasını olumlu etkilerken (p<0,05), ilk emzirmeye başlama zamanı, emzirme sıklığı, babanın bebek bakımına katılım düzeyi ve annenin emzirme konusunda eğitim alması, aile ve doğumla ilgili diğer faktörler önemli bulunmamıştır. Akademik başarıyı çok değişkenli doğrusal regresyon analizinde önem sırasına göre, baba eğitim düzeyinin yükselmesi (β=0,204), sınava hazırlanma (β=0,199), koruyucu (β=0,179) ve demokratik (β=0,097) anne-baba tutumunun artması, ilk yürümeye başlama yaşının kısalması (β= -0,121) ve anne yaşının artması (β=0,091) LGS puanını artırmaktadır. Bu değişkenler LGS başarısının %19,7 (R2=0,197)'nı açıklamaktadır. Emzirme süresi, ek gıdaya başlama zamanı, otoriter ana-baba tutumu ve diğer faktörler istatistiksel olarak önemli bulunmamıştır. Emzirme süresinin akademik başarı üzerine etkisi önemli bulunmazken, anne-baba tutumunun koruyucu ve demokratik olması, baba öğretim düzeyin yüksek olması ve erken yürüme olumlu yönde etkilemektedir.

Ana-babaAna-baba tutumuBaşarı+4
Tuğba Uçak Ozan
Yozgat Bozok University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkçeyi yabancı dil olarak öğrenme verimliliğini etkileyen öğretmen davranış ve özellikleri

Bu araştırmanın amacı, Türkçeyi yabancı dil olarak öğrenme verimliliğini etkileyen öğretmen davranış ve özelliklerini tespit etmektir. Durum çalışması yöntemli nitel bu çalışmanın evrenini, 2021-2022 akademik yılında resmî üniversitelerin Türkçe öğretim merkezlerinde Türkçe öğrenen yabancı uyruklu öğrenciler ve yabancı dil olarak Türkçe öğreten öğretim elemanları oluşturmaktadır. Çalışmanın katılımcılarını ise bu evrenden amaçlı örnekleme yöntemlerinden kolay ulaşılabilir durum örneklemesi yöntemiyle belirlenen elli öğrenci (bir Türkçe öğretim merkezinde Türkçe öğrenen en az A2 seviyesindeki öğrencilerden seçilmiş) ve yirmi iki öğretim elemanı (bir Türkçe öğretim merkezinde görev yapan) oluşturmaktadır. Öğrencilerden veriler; odak grup görüşmesi yöntemiyle, öğretim elemanlarından ise bireysel görüşme yöntemiyle toplanmıştır. Çalışmanın verileri içerik analizi yöntemiyle analiz edilmiştir. Araştırmanın sonunda, Türkçeyi yabancı dil olarak öğrenme verimliliğini etkileyen öğretmen davranış ve özellikleri saptanmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlar, öğretim elemanının öğretimin planlayıcısı ve yol göstericisi, mesleki açıdan iyi yetişmiş olması ve öğrencilerin Türkçeyi iyi öğrenmeleri için olumlu öğrenme ortamları hazırlaması gerektiğine işaret etmektedir. Araştırma iki aşamalı olarak yürütülmüştür. İlk aşamada tez konusu ile ilgili hazırlanan öğrenci soruları, yabancı uyruklu öğrencilere sorularak cevaplar alınmıştır. İkinci aşamada ise tez konusu ile ilgili hazırlanan öğretim elemanı soruları, bu alanda eğitim veren öğretim elemanlarına sorularak cevaplar alınmıştır. Çalışmada veriler; öğrencilerden odak grup görüşmesi tekniği ve araştırmacının hazırladığı görüşme sorularıyla, öğretim elemanlarından ise bireysel görüşme tekniği ve yine araştırmacının hazırladığı görüşme sorularıyla toplanılmıştır. Anahtar Kelimeler: Öğrenme, Öğrenme Verimliliği, Yabancı Dil Olarak Türkçe, yabancı dil olarak Türkçe öğretimi

Akademik verimlilikDil eğitimiTürkçe+7
Ayşe Genç
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Investigating social-emotional language learning competences of English language and literature students with regard to demographic factors

The world is becoming increasingly interconnected with trade, culture, technology, tourism and people. This globalization necessitates a common language to communicate effectively. Language studies carry utmost importance in this context. Language learners need to use this common language successfully and effectively. What makes a student successful? Teachers used to evaluate the success by tests and performance. Yet, in the century we live, it is realized that getting A+ from a language test does not show success. The students need to be self-aware and socially aware, get the ability of self-management, make responsible decisions and manage healthy relationships in terms of the target language and the society. The items written are the social-emotional foreign language learning competences for students. The present study indents to investigate the social-emotional foreign language learning competences of English language learners who are enrolled in English Language and Literature Department. This study also aims to reveal if there are statistically meaningful differences in SEFLL competences of the participants in terms of demographic factors. Gender, GPAs, the year of the study and the students' being monolingual or bilingual L2 learners are the demographic factors in this research. To measure SEFLL competences, "Social Emotional Foreign Language Learning Scale", which is developed by Zaimoğlu (2018), was utilized. The study was implemented in Mustafa Kemal University with 173 undergraduate students. The results revealed that gender and GPAs affected some of the SEFLL competences. The participants' being monolingual or bilingual L2 learners and their year of the study did not form a statistically meaningful difference in SEFLL competences.

Academic self-efficacyStudy of languagesSocial-emotional skills+7
Pınar Güler Urhan
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İşbirlikli dijital hikaye anlatımının ilkokul 4. sınıf öğrencilerinin yaratıcı yazma ve sosyal duygusal öğrenme becerilerine etkisi

Bu araştırmanın amacı, işbirlikli dijital hikaye anlatımının ilkokul 4. sınıf öğrencilerinin yaratıcı yazma ve sosyal duygusal öğrenme becerilerine etkisini incelemektir. Araştırmada, yarı deneysel desenlerden, ön-test / son-test kontrol gruplu deney modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, Manisa ili Alaşehir ilçesinde bulunan bir devlet ilkokulunun 4. sınıfında öğrenim gören, 30'u deney, 30'u kontrol grubu olmak üzere 60 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırma 2017-2018 Eğitim–Öğretim yılında gerçekleştirilmiş, uygulama süreci 11 hafta sürmüştür. Uygulama aşamasında, deney grubundaki öğrenciler işbirlikli dijital hikaye hazırlamıştır. Öğrencilere ön-test ve son-test olarak Sosyal Duygusal Öğrenme Becerileri Ölçeği uygulanmıştır. Ayrıca, öğrencilerin serbest yazı çalışmaları Yaratıcı Yazma Dereceli Puanlama Anahtarı ile değerlendirilmiştir. Verilerin analizinde bağımlı gruplar için t-testi, bağımsız gruplar için t-testi ve tek faktörlü ANCOVA analizi kullanılmıştır. Verilerin analizi sonucunda, deney ve kontrol gruplarının her ikisinde de yaratıcı yazma ve sosyal duygusal öğrenme becerilerine ilişkin ön-test ve son-test puanları arasında anlamlı bir gelişme olduğu ortaya konulmuştur. Deney ve kontrol grupları arasında yaratıcı yazma becerilerine ilişkin ön-test puanları kontrol altına alındığında son-test puanları arasında deney grubunun lehine anlamlı bir farklılık olduğu ve bu sonucun orta düzeyde bir etki gösterdiği görülmüştür. Sosyal duygusal öğrenme becerileri için deney ve kontrol grupları arasında, ön-test puanları kontrol altına alındığında son-test puanları arasında anlamlı bir farkın olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Sonuç olarak, işbirlikli dijital hikaye hazırlamanın yaratıcı yazma becerilerini anlamlı bir şekilde arttırdığı, sosyal duygusal öğrenme becerilerini ise anlamlı bir şekilde arttırmadığı görülmüştür.

Duygusal öğrenmeSayısal hikayeSosyal öğrenme+6
Ali Uslu
Manisa Celal Bayar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
10
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Spor bilimleri fakültesinde öğrenim gören öğrencilerin kişiliklerine göre başarı hedeflerinin ve ders çalışma yaklaşımlarının incelenmesi

Amaç: Bu çalışmada, Spor Bilimleri Fakültesinde öğrenim gören öğrencilerin kişiliklerine göre öğrenme yaklaşımları ve başarı hedefi kavramlarının önemi ve bu kavramların birbirleriyle olan ilişkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: : Araştırmanın evrenini, 2018-2019 Eğitim öğretim yılında İzmir ve Manisa İllerinde bulunan Ege Üniversitesi ve Celal Bayar Üniversitesi, örneklemini ise bu üniversitelerin Spor Bilimleri Fakültesinin 3 farklı bölümünde (beden eğitimi ve spor öğretmenliği, spor yöneticiliği ve antrenörlük eğitimi bölümü) öğrenim gören 292 kadın, 646 erkek toplamda 938 öğrenci oluşturmaktadır. Çalışmada, öğrencilere araştırmacı tarafından hazırlanmış, kişisel bilgi formu ile 2X2 Başarı Yönelimi Ölçeği, Ders Çalışma Yaklaşımları Ölçeği ve Beş Faktör Kişilik Envanteri Kısa Formu uygulanmıştır. Bulgular: Beş Faktör Kişilik Envanteri'nin alt boyutlarını öngörme bakımından başarı yönelimi hedefleri ve ders çalışma yaklaşımlarına yönelik gerçekleştirilen adımsal çoklu regresyon analizi sonuçları incelendiğinde, öğrenme yöneliminin uyumluluk, sorumluluk ve zeka/hayalgücü alt boyutlarının en önemli belirleyicisi olduğu belirlenirken, performans yönelimi yapısının duygusal dengelilik alt boyutunu en fazla açıklayan yapı bulunmuştur. Sonuç: Uyumluluk, sorumluluk ve zeka/hayalgücü kişilik özelliklerine sahip bireylerin daha çok öğrenme yönelimini kullandıkları, duygusal dengelilik kişilik özelliğine sahip bireylerin ise daha çok performans yönelimini benimsedikleri sonucu bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Başarı yönelimi, Kişilik, Derin Yaklaşım, Yüzeysel Yaklaşım

BaşarıBaşarı algısıBeş faktör kişilik modeli+7
Cem Canpolat
Manisa Celal Bayar University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

The Effects of using learning strategies on student success at the University of Gaziantep

This study which has been carried out at the preparatory section of the University of Gaziantep is an attempt to investigate the relationship between teaching learning strategies to students and their effect in students' success afterwards. A questionnaire of 26 items was administered to 161 students at the beginning. Later on, 50 students who were given a pre-test at the beginning and a post-test at the end of the study were instructed for forty hours towards the end of the second term of the academic year 1997-1998. The t-test was conducted to research the relationship between the effect of the teaching of learning strategies and students' success. A statistically significant relationship was found.

SuccessGaziantep UniversityStrategy+4
Nilüfer Kaçar Evişen
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1999
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

An analysis of the relationship between learner`s foreign language classroom anxiety and achievement in learning English as a foreign language in the freshman classes at the University of Gaziantep

This study was designed to investigate the relationship between learners' foreign language classroom anxiety and their success in learning English as a foreign language in the Freeshman Section of the University of Gaziantep. Furthermore, the native speaker teachers' influence on students' anxiety levels was examined. The data were gathered by means of three instruments: The Turkish version of Foreign Language Classroom Anxiety Scale (Horwitz, E. K., Horwitz M. B., & Cope, J., 1986) assessing students' anxiety levels, an English achievement test to determine students' success in learning English as a foreign language and a five point rating scale which was completed by the teachers to evaluate students' oral proficiency in English. The findings of this study indicated that there was a significant moderate negative relationship between students' language anxiety and their achievement in learning English as a foreign language; a significant moderate negative relationship between their language anxiety levels and their achievement in English reading comprehension; and a significant moderate vinegative relationship between students' language anxiety levels and their oral English proficiency. However, the study yielded that there was statistically no significant difference between the anxiety levels of the students taught by native speaker teachers and those who were taught by non-native speaker teachers. Keywords: anxiety, foreign language anxiety, situation specific anxieties, trait anxiety, test anxiety, communication apprehension, affective factors in learning

AnxietyTest anxietyForeign language learning+2
Remzi Gülsün
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1997
00

İlgili konular