
379
Archived Theses
7
DOIs Assigned
2%
DOI Rate
Discipline
Otomotiv yan sanayi işletmelerinde kalitesizlik maliyetlerinin tahmini
Bu çalışmanın amacı, otomotiv yan sanayi alanında faaliyet gösteren bir firmanın üretmiş olduğu uygunsuz ürünlerle ilgili olarak, aylık bazlarda müşteri firmalar tarafından kesilen ve kalitesizlik maliyetleri olarak adlandırılan fatura tutarlarına etki eden, nicel özellikteki faktörlerin araştırılıp ortaya çıkarılması, bu faktörlerin kalitesizlik maliyetlerine olan etkilerinin regresyon modeli ile incelenerek geçerli bir model oluşturulması ve bu model üzerinden ileriki dönemler için kalitesizlik maliyetlerinin tahmin edilmesi, bu mümkün olmadığı takdir ise geçmiş dönemlere ait kalitesizlik maliyetleri üzerinden trend analizi yöntemleri ile ileriki dönemler için kalitesizlik maliyetlerinin tahmin edilmesidir. Araştırmada otomotiv yan sanayinde faaliyet gösteren ve Düzce, Manisa, Bulgaristan, Güney Afrika, Çin, İspanya ve Meksika'daki fabrikalarında üretim yapmakta olan firmanın, mevcut veri tabanındaki, her bir müşterisine ait projeler için ilgili fabrikasında üretilip teslim edilen aylık ürün adetleri, uygunsuzluk nedeniyle reddedilen ürün adetleri, reddedilen ürün adetleri/teslim edilen ürün adetleri x 106 şeklinde hesaplanan PPM oranları, aylık olarak artan çalışan deneyimlerine ait katsayı değerleri, garanti kapsamındaki ürün adetleri ve uygunsuz ürün nedeniyle müşteri firmalardan gelen Euro (€) bazındaki fatura tutarlarına ait veriler kullanılmıştır. Firmanın ilgili çalışanları tarafından kaydedilen bu veriler, C# programlama dilinde hazırlanan bir program aracılığıyla veri tabanındaki ilgili tablolardan çekilerek aylık bazlarda müşteri, üretim yapılan fabrika ve proje kodu bazında gruplandırılmıştır. Bunlar içinden Ocak 2015-Kasım 2018 aralığında, düzenli verilere sahip bir projenin verileri alınarak fatura tutarları bağımlı değişken, teslim edilen ve reddedilen ürün adetleri, PPM değerleri, çalışan deneyimi katsayıları ve garanti kapsamındaki parça adetleri bağımsız değişkenler olmak üzere bir regresyon analizi yapılmış ve bu analiz ile bağımlı değişken ile hangi bağımsız değişkenler arasında ilişki olduğu ortaya çıkarılmaya çalışılmış ve bunun sonrasında yalnız bağımlı değişken olan fatura tutarı verileri kullanılarak trend analizi yöntemi ile tahmin yapılmıştır. Regresyon modelinin oluşturulması ve trend analizi için Minitab 17, serilerin durağanlık kontrolü için EViews 11 programları kullanılmıştır.
Kauçuk üretimi yapan işletmelerin dijital olgunluk düzeylerinin belirlenmesi: Bursa ili örneği
Bu çalışmada; Bursa ilinde kauçuk üretimi yapan işletmelerin dijital olgunluk düzeyi değerlendirilerek, sektörün olumlu ve gelişime açık tarafları tespit edilerek sektörün gelişimine katkı sağlaması hedeflenmiştir. Araştırmada, Aarhus Üniversitesi bünyesinde işletmelerin dijital olgunluk düzeyini belirlemek için geliştirilen DMAT (Digital Maturity Assesment Tool) ölçeği Türkçeye çevrilerek kullanılmıştır. İlk olarak işletme temsilcilerine telefonla ulaşılarak araştırma hakkında bilgi verilmiş sonrasında ilgili işletmelerin elektronik posta adreslerine çevrim içi anket gönderilerek doldurmaları istenmiştir. Covid-19 pandemisi nedeniyle yüz yüze görüşme tercih edilmemiştir. Araştırmanın evreni 85 işletmeden oluşmakta ve toplam 72 firmadan 122 kişinin katılımı sağlanmıştır. Toplanan veriler, SPSS 26.0 programı ile istatistiksel analizlere tabi tutulmuştur. Keşfedici nitelik taşıyan bu çalışmada Açımlayıcı Faktör Analizi, Korelasyon, ve Anova analizleri yapılmıştır. Korelasyon analizi ile Strateji, Organizasyon, Kültür, Süreçler, Müşteriler ve Partnerler boyutları ile Dijital Olgunluk düzeyi arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır. Tek yönlü Anova analizi yapılarak işletmelerin ciro büyüklüğüne bağlı olarak dijital olgunluk düzeyleri arasında anlamlı bir fark oluştuğu belirlenmiştir. Benzer şekilde tek yönlü Anova analizi ile çalışan sayısı veya katılımcıların eğitim düzeylerine bağlı olarak işletmelerin dijital olgunluk düzeyleri arasında anlamlı bir fark olmadığı görülmüştür.
Nöropazarlamanın geleceği: PESTLE analizi ile sistematik bir derleme
Bu araştırmanın amacı nöropazarlama ile ilgili, önde gelen literatürde yer alan araştırmaları PESTLE boyutları ile inceleyerek PESTLE boyutları altında sınıflandırmasını sistematik derleme ile yapmak ve gelecek araştırma alanlarını ve konularını ortaya çıkarmaktır. Çalışmada 2016- 2021 yılları arasında https://www.scimagojr.com/ internet sitesinde pazarlama alanındaki en başarılı dergilerde yayınlanan uluslararası nöropazarlama makaleleri incelenmiştir. Çalışma kapsamında internet sitesinde yer alan pazarlama dalında en başarılı ilk 40 dergi taranmış bu dergilerde "Nöropazarlama", "Neuromarketing", Neuro-marketing" anahtar kelimelerini içeren 30 makaleye ulaşılmıştır. Yapılan incelemeler sonucunda 27 makalenin araştırma kapsamında değerlendirilebileceğine karar verilmiş ve bu makaleler üzerinden çalışma gerçekleştirilmiştir. Yapılan PESTLE boyutları sınıflandırması ile elde edilen sonuçlarda nöropazarlamanın tüketici davranışları, ekonomi, teknoloji ve etik kaygılar ile sık sık bir arada yer aldığı görülmüştür. Günümüzde çoğunlukla tüketici davranışlarını analiz etmek ve satın alma davranışlarını iyileştirmek için kullanılan nöropazarlamanın geleceği teknolojik gelişmeler ile yakından ilişkilidir. Sistematik derleme ile yapılan bu çalışmada nöropazarlamanın baskın olduğu araştırma konularını ortaya çıkarmak ve nöropazarlamanın geleceğine yönelik çalışmalara katkı sağlamak amaçlanmaktadır.
Birliktelik kurallarıyla kütüphane ödünç alma kayıtlarının analizi: Düzce üniversitesi örnek uygulaması
Bilişim Teknolojileri, maliyetlerinin ucuzlaması dolayısıyla birçok kurum ve şirkette günümüzde yaygın olarak kullanılır hale gelmiştir. Bu sayede çeşitli sistemler içerisinde ortaya çıkan ve depolanan verilerin miktarı da çok büyük hacimlere ulaşmıştır. Bu verilerin içerisinden anlamlı bilgi çıkarma süreçleri olarak da tarif edilen Veri Madenciliği oldukça önem kazanmıştır. Yapılan bu çalışmada Düzce Üniversitesi Kütüphane Kayıtları veri kümesi üzerinde Veri Madenciliği yöntemlerinden biri olan Birliktelik Kuralları algoritmalarından Apriori, Fp-Growth ve Eclat algoritmalarının çeşitli destek ve güven değerlerine göre çalıştırılmalarıyla tekrar eden ilişkilerin/kuralların keşfedilmesi çalışması gerçekleştirilmiştir. Kitap seviyesinde tekrar eden kural örnekleri bulunamamıştır. Fakat kütüphanede bulunan kitap kategorileri seviyesinde beraber ödünç alınma örüntüleri görülmüş ve bunlara ilişkin bulunan kurallar ortaya konulmuştur. Aynı zamanda okuyucuların cinsiyetlerinin, kitap ödünç alma davranışlarına olan etkisi de araştırılmış ve bulunan sonuçlar değerlendirilmiştir. Bu kuralların bulunmasının yanı sıra belirtilen Birliktelik Kuralları algoritmalarının Python, R ve SPMF platformlarındaki performansları da deneyler sırasındaki çalışma süreleri (ms) ve işgal ettikleri bellek miktarları (MB) ölçütleri üzerinden karşılaştırılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre SPMF programının erkekler veri setinde en az bellek işgaliyeti ve en düşük çalışma süresi değerleriyle göre öne çıktığı görülmüştür.
İş zekâsı sistemlerinin yenilik yönetimi üzerine etkisi: Bilişim işletmeleri örneği
The aim of this study is to examine the effect of business intelligence systems use in enterprises on innovation management. For this purpose, it is aimed to examine the importance and effect of business intelligence systems in innovation management decisions in enterprises operating in the IT sector. While conducting the research, the phenomenology design was used. Data were collected through interview technical processes and analyzed with content analysis. The universe of the research consists of IT enterprises using business intelligence systems in Turkey, and the sample is Turkey-based IT enterprises using business intelligence systems registered in LinkedIn. Data were accessed by conducting interviews with 14 participants within the framework of the interview technique. Participants in the interviews; managers, business intelligence specialists, unit chiefs, project managers, business intelligence consultants. During the interviews, 9 open-ended questions were asked to collect the data, and 3 probe questions were used to support the questions. Participant interviews were conducted in a semi-structured online environment to collect data. As a result of the analysis of the data collected as a result of the interviews, five themes were obtained: "business intelligence", "information technologies", "innovation management", "business / management" and "development of the sector / suggestions". The categories and codes under the themes were revealed by analyzing the interviews. In the conclusion part of the study; It has been revealed that the importance of business intelligence systems in IT enterprises has increased, but the awareness of use has not yet developed enough. It has been mentioned that the visual differences in the report outputs of business intelligence tools vary according to the business sector and play an active role in the preference of business intelligence tools. The importance of innovation has emerged for IT businesses to survive competitively in their rapidly changing environments. It has been mentioned that the importance of using data in the steps of innovation need and decision-making is great, and it has been revealed that almost error-free decisions can be made for businesses with the accuracy of business intelligence reports. In this way, it has been revealed that businesses using business intelligence systems are more advantageous than other businesses.
Nesnelerin interneti teknolojilerinin hızlı tüketim sektöründe yer alan zincir marketlerdeki uygulamalarına dair bir araştırma
Bu çalışmanın temel amacı, hızlı tüketim sektöründe olan zincir marketlerin nesnelerin interneti teknolojisinin kullanımını incelemektir. Araştırmada nitel yöntem kullanılıp fenomenoloji (olgu bilim) deseni izlenmiştir. Bu amaçlar doğrultusunda araştırmanın evrenini Çanakkale' de faaliyet gösteren zincir marketler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi ise nitel yöntem ile ele alındığından amaçlı örneklem türlerinden tipik durum örneklemesi olarak oluşturulmuş ve araştırmada 16 görüşme yapılmış, 3 görüşme geçersiz sayılıp toplamda 13 zincir market yöneticisinden oluşan görüşmelerle çalışma ele alınmıştır. Görüşme yöntemi ile toplanan veriler yarı yapılandırılmış görüşme formuyla elde edilmiştir. Yarı yapılandırılmış görüşme formu 8 adet açık uçlu sorudan oluşmaktadır. Yarı yapılandırılmış görüşme formları mağaza sorumlularına ve bölge sorumlularına yüz yüze gerçekleşen görüşmelerle uygulanmıştır. Araştırma boyunca toplanan verilere betimsel analiz yöntemi uygulanarak çalışma gerçekleşmiştir. Verilerin analizi sonucu; zincir market yöneticilerin nesnelerin interneti kavram bilgisi, konu hakkındaki yeterlilikleri oldukça düşüktür. Bu sonuçla beraber yurt içindeki hızlı tüketim sektöründe yer alan zincir marketlerde kullanılan nesnelerin interneti teknolojileri yurt dışı örneklerle kıyaslandığında yine düşük düzeyde kullanıldığı tespit edilmiştir. Zincir marketlerde kullanılan nesnelerin interneti teknolojileri hakkında yöneticilerin sahip olduğu bilgi ve kullanım düzeyini arttırmaya yönelik işletme içi çalışmaların olmadığı görülmüş ve işletmeler bu konuda çalışanlarına eğitim desteği sunmaları gereği saptanmıştır. Sektördeki yoğun rekabetten ancak işletme içi eğitimle avantaj yaratacaklarını bilmeleri gerekmektedir.
Lise düzeyindeki okulların dijital olgunluk seviyelerinin belirlenmesi: Sakarya ili liseleri üzerine bir araştırma
Bu çalışmanın temel amacı, Sakarya ilindeki liselerin dijital olgunluk seviyelerinin ölçülmesi, dijital olgunluk seviyesine etki eden faktörlerin araştırılması, okulların dijital olgunluk seviyelerine göre yapılabilecek iyileştirmeler için geri bildirim sağlamak, eğitimde teknolojinin verimliliğinin artırılmasına yönelik tavsiyeler ve literatüre yönelik çeşitli öneriler sunmaktır. Araştırmanın evrenini Sakarya ilinde bulunan 135 lise oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi olarak 104 lise, basit tesadüfi örnekleme uygun olarak rastgele seçilmiştir. MEB'in genelgesine göre izlenmesi gereken adımlar sırası ile takip edilerek Sakarya İl Milli Eğitim Müdürlüğünden gerekli izinler alındıktan sonra çalışmaya başlanmıştır. Araştırmaya katılan okullara Framework for Digital Maturity of Schools (FDMS) modeline göre, 5 temel alanda, toplamda 38 göstergenin yer aldığı bir çerçeve ile orijinal çalışmada kullanıldığı üzere 5'li Likert tipi ölçeğe göre oluşturulan toplamda 38 soru sorulmuştur. Örneklemdeki liselerin dağınık olması ve yöneticilerin yoğunluğu sebebiyle çevrimiçi anket tekniği ile veriler toplanmıştır. Anket yapılmadan önce bilgi sahibi olunması gereken terimler ve kavramsal çerçeve anketi, dolduracak yöneticiye iletilmiştir. 104 okuldan toplanan verilerin, SPSS 26.0 programı ile "Normallik Testi", "Cronbach's Alpha Analizi", "Kaiser-Meyer-Olkin(KMO) Testi", "Barlett Testi", "Açımlayıcı Faktör Analizi(AFA)", "Levene Testi", "ANOVA" ve "T Testi" yapılmıştır. Daha sonrasında ise "Microsoft Excel" programı ve "JavaScript" programlama dili kullanılarak, FDMS modelindeki formüle uygun şekilde okulların dijital olgunluk seviyeleri hesaplanmıştır. Araştırmanın sonucuna göre okulların dijital olgunluk düzeylerinin öğrenci ve personel sayılarına göre anlamlı bir fark oluşturmadığı tespit edilirken, okulların dijital olgunluk seviyelerinin okul tipi ve ilçe türüne göre anlamlı bir fark oluşturduğu tespit edilmiştir.
İleri üretim planlama ve çizelgeleme fayda analizi
Bu tez çalışması, ileri üretim planlama ve çizelgeleme yöntemlerinin (İÜPÇ) incelenmesi ve değerlendirilmesi hedeflenmiştir. İleri üretim planlama ve çizelgeleme, işletmeler kaynakların etkin bir şekilde planlayarak üretim süreçlerini optimize etmelerine yardımcı olan kritik bir uygulamadır. Çalışmada, literatür taraması ve saha araştırması yöntemleri kullanılarak İÜPÇ konularında mevcut yöntemler ve uygulamalar incelenmiştir. Saha araştırması kapsamında, örnek bir işletmenin üretim süreçleri ve mevcut planlama ve çizelgeleme uygulamaları analiz edilmiştir. İşletmenin üretim hedefleri, kaynak kısıtları, talep değişkenlikleri ve diğer etkenler göz önünde bulundurularak, uygun planlama ve çizelgeleme yöntemleri belirlenmiş ve fayda analizi yapılmıştır. Bu çalışmanın sonuçları, İÜPÇ konusunda ilgili araştırmalara yol gösterme ve işletmelere üretim süreçlerini optimize etme konusunda pratik bilgiler sunması öngörülmüştür.
Dijital ikiz teknolojilerinin işletmelerde yöneticilerin görevlerini yerine getirebilmesine ilişkin bir araştırma
Bu araştırmanın temel amacı, dijital ikizin işletme yöneticilerinin görevlerini yerine getirip getiremeyeceğini ve bu süreçte dijital ikiz teknolojisinin yöneticilere hangi görevlerde yardımcı olabileceğini anlamaktır. Dijital ikiz teknolojisinin işletme yöneticilerinin görevlerini yerine getirip getirememesi ile ilgili literatürde herhangi bir araştırma olmaması araştırma konusunun seçilme nedenidir. Araştırmanın amaç ve alt amaçlarına ulaşabilmek için nitel araştırma yöntemi ve yarı yapılandırılmış mülakat tekniği kullanılmıştır. Araştırmada fenomenoloji(olgu bilim) deseni izlenmiştir. Araştırmanın evreni Türkiye'de faaliyet gösteren üniversitelerin dijital ikiz, nesnelerin interneti, bulut bilişim, yöneticilik ve yapay zeka konularında çalışma yürütmüş ve yöneticilik yapmış akademisyenlerden oluşmaktadır. Araştırmada amaçlı örnekleme yöntemlerinden kuramsal örnekleme metodu kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak 7 adet açık uçlu soru ve soruları destekleyici nitelikte sonda sorular hazırlanmıştır. Veriler, katılımcılar ile yüz yüze ve elektronik ortam üzerinden gerçekleştirilen görüşmeler yoluyla toplanmıştır. 10 katılımcı ile yapılan derinlemesine mülakat sonucunda toplanan veriye tümevarımcı nitel içerik analizi uygulanmıştır. İçerik analizi sonucunda 35 adet kod, 8 adet kategori ve 3 adet tema ortaya çıkmıştır. Elde edilen temalar; Dijital İkiz, Yönetim ve İletişim Sanatı ve İnsan Yöneticidir. Temel araştırma sorusu olan "Dijital ikiz teknolojisi yöneticilerin görevlerini yerine getirebilir mi?" sorusuna ilişkin 10 katılımcı ile yapılan derinlemesine mülakat sonucunda yöneticilerin görevlerinin rutin (prosedürel) ve stratejik görevler olarak ikiye ayırdıkları görülmüştür. Yöneticinin rutin görevleri dediğimiz daha çok sayısal verilere dayanan görevleri dijital ikiz üstlenebilirken, duygusal zeka gerektiren stratejik görevlerinin şuan ki alt yapı yetersizliğinden ve duygusal zekanın bir makineye entegre edilemeyeceğinden dolayı bu tür görevlerin yerine getirilemeyeceği ortaya çıkmıştır. Yöneticinin rutin görevleri dijital ikize devredildiği takdirde yöneticiye birçok açıdan fayda sağlayacağı düşünülmektedir.
Trafik kazası sayılarının zaman serisi modelleri ile tahmini: Batı Karadeniz Bölgesi örneği
Bu tez çalışması, Batı Karadeniz Bölgesi'nde Jandarma sorumluluk sahasında meydana gelen ölümlü ve yaralanmalı trafik kazalarının sayısını zaman serisi modelleri ile tahmin etmeyi amaçlamaktadır. Çalışmada, Jandarma Genel Komutanlığı'nın resmî web sitesinde yer alan Nisan 2019'dan Aralık 2023'e kadar olan istatistiki veriler kullanılmıştır. Bu veriler, Bartın, Bolu, Düzce, Karabük, Kastamonu, Sinop ve Zonguldak illerinde meydana gelen trafik kazalarını içermektedir. Araştırmada, otoregresif entegre hareketli ortalamalar (ARIMA) yöntemi kullanılarak gelecekteki kaza sayıları tahmin edilmiştir. Bu kapsamda, veri analizleri ve modellemeler Minitab, R Studio ve EViews programları ile gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın sonuçları, trend analizi, mevsimsellik analizi ve tahmin modellemeleri ile desteklenmiştir. Tezin bulgularına göre, trafik kazalarının sayısının tahmin edilmesi, karar verici konumundaki yöneticilerin personel görevlendirmesi ve ekonomik planlama gibi konularda daha bilinçli ve etkili kararlar almasına katkı sağlayacaktır. Ayrıca, akademik ve kamu kurumlarını ilgilendiren gelecekte yapılacak benzer çalışmalarda, elde edilen tahmin sonuçları, halk sağlığı ve devlet ekonomisi açısından önemli olan trafik kazalarının önlenmesi için gerekli tedbirlerin alınmasına da yardımcı olacaktır.
Depreme dayanıklı en uygun yapı türünün belirlenmesi: Düzce ili örneği
Depremler çok yıkıcı ve tahrip edici afetler arasında yer almaktadır. Bu tür afetlerin tahribatını azaltmak için depreme dayanıklı yapıların tercih edilmesi elzemdir. Bu konuda halâ ülkemizde gereken farkındalık oluşmamıştır. Bu çalışmada olası bir deprem sırasında en az etkilenilecek yapı türünün seçilmesi için Düzce'de çeşitli alternatifler arasından en uygun yapı türü Çok Kriterli Karar Verme Yöntemleri (ÇKKV) ile belirlenmiştir. Deprem riskinin yüksek olduğu Düzce ilinde, yapıların güvenliği ve dayanıklılığı kritik önem arz etmektedir. Bu nedenle çalışmada, bölgedeki yapı sektörü için depreme dayanıklı en uygun yapı türünün belirlenmesine odaklanılmıştır. Düzce ilinin sıklıkla depremlere maruz kalması çalışmanın uygulama yeri olarak seçilmesinin nedenlerinden biridir. Çalışmada, kriterlerin ağırlıkları AHP yöntemi ile alternatiflerin öncelik sıralamaları ise COPRAS ve MAIRCA yöntemleri ile gerçekleştirilmiştir. Ayrıca elde edilen hesaplamaların tutarlığı ve güvenirliği için Spearman Sıra Korelasyon Analizi yapılmıştır. Çalışmanın sonucunda depreme dayanıklı en uygun yapı türünün prefabrik yapı türü olduğu tespit edilmiştir. Gelecekte yapılacak benzer çalışmalarda, güncel ÇKKV yöntemleri kullanılarak inşaat mühendisliği alanı ile multidisipliner bir yaklaşım sergileyerek çalışmalar yapılabilir.
Türkiye'deki yönetim bilişim sistemleri eğitim programlarının iş ilanlarında aranan yeteneklerle uyumu
Bu çalışma, Türkiye'deki devlet üniversitelerinde verilen Yönetim Bilişim Sistemleri (YBS) eğitim programlarının iş piyasasında aranan yeteneklerle uyum düzeyini analiz etmeyi amaçlamaktadır. Araştırmada, çevrim içi iş ilanı platformlarından toplanan ilanlardaki beceri gereksinimleri, YBS programlarının müfredatlarıyla karşılaştırılarak değerlendirilmektedir. Sert ve yumuşak beceriler kavramı üzerinden yürütülen bu analizde, konu modelleme ve metin madenciliği teknikleri kullanılarak iş dünyasının gerektirdiği beceriler detaylı bir şekilde incelenmiştir. Üniversitelerin tek amacı istihdam sağlamak olmasa da, bu çalışmada odak noktası istihdam sağlamaya yöneliktir. Araştırmanın bulguları, YBS programlarının müfredatlarının iş dünyasının taleplerine ne ölçüde cevap verebildiğini göstermekte ve bu uyumu sağlamak için eğitim programlarının nasıl geliştirilmesi gerektiğine dair stratejik öneriler sunmaktadır. Öğrencilerin teknik bilgilerle donanımının yanı sıra, disiplinler arası iş birliği ve uyum becerilerinin de önemine vurgu yapılmaktadır. Çalışma, YBS mezunlarının hem mevcut iş piyasası koşullarına hem de gelecekteki potansiyel değişikliklere uyum sağlayabilmeleri için gerekli beceri setlerinin geliştirilmesine odaklanmaktadır. Sonuç olarak, bu tez YBS eğitiminin iş piyasası ile olan senkronizasyonunu ele almakta ve iş ilanlarında belirtilen beceri gereksinimleri ile YBS müfredatları arasındaki uyumu değerlendirmektedir. Bulgular, Türkiye'deki üniversitelerin iş piyasası taleplerine daha etkin bir şekilde yanıt verebilmeleri için somut adımlar önermektedir. Bu çalışma aynı zamanda ulusal ve global ölçekte rekabetçi mezunlar yetiştirmeyi hedefleyen yenilikçi eğitim stratejilerinin geliştirilmesine katkı sağlayarak eğitim ve iş dünyası arasındaki etkileşimin güçlendirilmesine yönelik pratik çözümler sunmaktadır.
Mechanisms for managing institutional pluralism: A research study in Turkey electrical energy sector
This study was carried out to reveal what kinds of mechanisms are used in the management of multiple institutional logics which have developed in the field after 2001 in Turkey electrical energy sector. In this study, especially, it was shown that how the environmental, public and market institutional logics are managed. In this study, where qualitative research methods were used, an answer to the research question was sought with the data collected from 2 companies in the Cukurova Region. Accordingly, face-to-face interviews and document examinations were conducted while collecting data. By analyzing the data, it has been determined that the organizations under the influence of multiple institutional logics use grafting (Purdy & Gray, 2009), hybridization (Battilana & Lee, 2014), and bridging (Smets et al., 2015) mechanisms.
İkinci el hafif ticari araçların gelecekteki fiyatlarının makine öğrenmesi algoritmaları ile tahmin edilmesi
Günümüz ekonomik şartlarında ikinci el araçlar, dünyanın hemen her bölgede tüketicilerin ilgi odağı olmuştur. Normal tüketicilerin yanı sıra ticari amaç güden işletmeler de kendi ekonomik çıkarları için bu sirkülasyonun içine girmişlerdir. Bu ekonomik sirkülasyonun içerisinde yer alan araçların güncel değerleri ve gelecekteki değerlerinin azalış veya artış durumu normal kullanıcılar veya işletmeler olan müşteriler için her zaman merak uyandırmıştır. Bu çalışmada son dönemlerde popüler hale gelen makine öğrenmesi algoritmaları kullanılarak gerek yurt içi gerek yurt dışı lojistik hizmeti sağlayan işletmelerin sıklıkla kullandığı ticari araçların ikinci el fiyatlarının tahmini yapılmaya çalışılmıştır. Çalışmada tahmin için makine öğrenmesi algoritmalarından olan Doğrusal (Lineer) Regresyon (Linear Regression), K-En Yakın Komşu (K-Nearest Neighbors), Karar Ağacı (Decision Tree) ve Rastgele Orman (Random Forest) algoritmaları kullanılmıştır. Makine öğrenmesi için gerekli olan veri seti 18.01.2023 ile 05.06.2023 tarihleri arasında ikinci el araç ilanlarının yer aldığı 2 farklı web sitesi üzerinden gözlem yoluyla elde edilmiştir. Belirtilen sürenin sonunda çalışmanın örnekleminde makine öğrenmesi için kullanılmak üzere 13 farklı kritere ait bilgilerin yer aldığı 20.616 adet ticari araç verisi toplanmıştır. Sonuç olarak çalışma kapsamında kullanılan makine öğrenmesi algoritmaları Korelasyon Katsayısı (R2), Ortalama Mutlak Hata (MAE) ve Kök Ortalama Kare Hatası (RMSE) gibi performans göstergeleri kullanılarak başarı oranları birbirleriyle karşılaştırılmıştır. Araştırmanın son bölümünde ise makine öğrenmesi algoritmalarından elde edilen bulgular değerlendirilmiş ve gerek akademiye gerek sektörde yer alan araştırmacılara yönelik gelecek araştırmaları için öneriler sunulmuştur.
Teknoloji kabul modeli 3 çerçevesinde kullanıcı kabul durumlarının ölçülmesi: Vakıf üniversiteleri kapsamında elektronik belge yönetim sistemlerinin değerlendirilmesi
Günümüzde işletmeler için teknolojik gelişmelere paralel olarak süreçlerin optimize edilmesi kaçınılmaz bir durum haline gelmiştir. Bu çerçevede geleneksel üretilen belgelerin elektronik ortama taşınması ve bir sistem içerisinde yönetilmesi ihtiyacı doğmuştur. Elektronik Belge Yönetim Sistemleri (EBYS)' nin geliştirilmesi ve işletmelerde kullanılmaya başlanmasıyla kullanıcıların bu sistemlere uyum sağlaması zorunlu hale gelmiştir. Bu nedenle EBYS kullanıcılarının kabul ve kullanım durumlarının ölçülmesi ve kullanım tutumlarını etkileyen faktörlerin ortaya koyulması büyük önem arz etmektedir. Bu çalışma kapsamında 3 vakıf üniversite çalışanlarının EBYS kabul ve kullanım durumları Teknoloji Kabul Modeli 3 (TAM3-TKM3) ile ölçülmüştür. Araştırma evreni 3 vakıf üniversitesinin akademik ve idari personellerinin tamamıdır. Anket toplam 712 kişiye online olarak yapılmıştır. Özensiz ve gelişi güzel cevaplandırıldığı tespit edilen 118 anket çalışmadan çıkartılmış ve değerlendirmeler 594 kişi üzerinden yapılmıştır. Elde edilen veriler IBM SPSS Statistics 24 ve IBM SPSS Amos 22 ile analiz edilmiştir. Araştırmada betimsel istatistik ve tanımlayıcı istatistik yöntemleri ile Doğrulayıcı Faktör Analizi (DFA) ve Yapısal Eşitlik Modeli (YEM) kullanılarak analiz gerçekleştirilmiştir. Ayrıca iki ortalama arasındaki farkın önem kontrolü (t- testi) ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) testleri yapılmıştır. Araştırmada 12 adet hipotez oluşturulmuş ve bu hipotezler yapısal eşitlik modeli ile test edilmiştir. Yapılan test sonuçlarına göre 2 hipotez desteklenmemiş, 10 hipotez ise desteklenmiştir. Elde edilen sonuçlar literatür ile desteklenmiştir.
Davranışların interneti: Avukat web sitesi Google Analytics verileri ile kullanıcı davranış analizi
İşletme web siteleri, potansiyel kullanıcıların ilgisini çekmek ve sunulan hizmetleri sergilemek için kullanılan önemli bir araçtır. Ancak bu platformlardaki kullanıcı etkileşimlerine ilişkin yeterli bilginin olmaması ve kullanıcı davranışlarını etkileyen faktörlerin belirsizliği bu tür web sitelerinin verimli bir şekilde yönetilmesinde çeşitli zorluklar yaşanmasına neden olmaktadır. Bu çalışmada, avukatlık ofisi web sitelerinde kullanıcı davranışlarını daha iyi anlamak ve optimize etmek amacıyla Google Analytics verileri kullanılmıştır. Araştırmada Lojistik Regresyon yöntemi kullanılarak değişkenlerin web sitesi dönüşümünü etkileyip etkilemediği incelenmiştir. Bununla birlikte kullanıcı davranışları Bulanık Bilişsel Haritalama (Fuzzy Cognitive Mapping-FCM) ile haritalandırılmıştır ve Ajan Tabanlı Modelleme (Agent-Based Modelling-ABM) ile simüle edilmiştir. Google Analytics aracılığıyla toplanan veriler, kullanıcıların işletme web sitesi üzerinde geçirdikleri süre, sayfa görüntüleme sayısı, etkileşimli oturum sayısı ve dönüşümler gibi bir dizi ölçümden oluşmaktadır. Aynı zamanda dönüşüm oranlarının artırılmasında geri dönen kullanıcılar ve ortalama oturum süresi de önemli bir role sahip olduğu sonucuna varılmıştır. İşletmeler, dönüşüm oranlarını artırmak için kullanıcı oturumlarının süresini ve web sitesindeki kullanıcı etkileşimini artırmaya çalışmalı ve bunu başarabilmek amacıyla hem içeriğin hem de tasarımın kullanıcı dostu olmasına özen gösterilmesi önerilmektedir.
Sosyal medya pazarlama aktivitelerinin marka güveni üzerindeki etkisi: Trendyol takipçileri üzerine bir araştırma
Günümüzde sosyal medya kullanım oranları ve çevrimiçi alışveriş sıklığının artması ile birlikte markalar için sosyal medya kullanımının önemi de artmıştır. Markalar, sosyal medyayı görünür kılmak, müşterilerinin güveni ve sadakatlerini kazanmak amacıyla aktif bir şekilde kullanmaktadır. Bu doğrultuda markaların sosyal medyada ne tür aktiviteler yürüttüğü ve yürütülen aktivitelerin tüketici üzerinde nasıl bir etkisi olduğu önemli bir araştırma konusu haline gelmiştir. Bu çalışmada tüketicilerin sosyal medya pazarlama aktivitelerine ilişkin algısı ve marka güven düzeyi arasındaki ilişkiyi incelemek amaçlanmaktadır. Çalışmada, Türkiye'nin önde gelen e-ticaret platformlarından biri olan Trendyol markasının sosyal medya hesaplarının takipçileri odak olarak alınmıştır. Araştırmanın evrenini sosyal medyada aktif olan ve Trendyol markasının sosyal medya hesabının takip eden kişiler oluşturmaktadır. Örneklemini ise kolayda örnekleme yöntemi ile seçilen, Trendyol sosyal medya hesaplarından en az birini takip eden 406 gönüllü katılımcı oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak, çevrimiçi anket yöntemi kullanılmıştır. Anket içeriğinde ise, Yüksekbilgili (2018) tarafından Türkçeye uyarlanan "Sosyal Medya Pazarlama Aktiviteleri Ölçeği" ve Bardakçı ve Gürbüz (2020) tarafından Türkçeye uyarlanan "Marka Güveni Ölçeği" kullanılmıştır. Toplanan veriler, T-testi, ANOVA ve Regresyon analizi yöntemleri kullanılarak analiz edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre sosyal medya pazarlama aktiviteleri algısının marka güveni üzerinde olumlu bir etkisi olduğu sonucuna varılmıştır. Cinsiyete göre her iki ölçeğin de anlamlı bir şekilde farklılaştığı ve kadın katılımcıların sosyal medya pazarlama aktiviteleri algısı ve marka güven düzeylerinin erkek katılımcılara göre daha yüksek olduğu sonucuna varılmıştır. Sosyal medya pazarlama aktiviteleri algısının da eğitim düzeyine göre anlamlı bir şekilde farklılaştığı belirlenmiştir. Bunun yanı sıra, sosyal medyada bir ürünü keşfedip sık sık satın alan bireylerin sosyal medya pazarlama aktiviteleri algılarının daha yüksek olduğu çıkarımına ulaşılmıştır. Ayrıca Trendyol markasının sosyal medya hesaplarında 27 Ocak 2025 ve 27 Şubat 2025 tarihleri arasında gerçekleştirilen içerik analizi ile elde edilen bulgular da araştırma sonuçlarına eklenmiştir. Anahtar Sözcükler: Sosyal Medya Pazarlama Aktiviteleri, Marka Güveni, Sosyal Medya Pazarlaması
Damızlık küçükbaş hayvan bilgi sistemi yazılım süreçleri
Bu çalışma kapsamında Türkiye?deki damızlık keçi ve koyun hayvanların kaydını tutan ve destekleme şartlarına uygun hayvanların sahiplerine ödenen yıllık destekleme ödemelerini yöneten bilgi sistemi ele alınmıştır. Bunun yanında yazılım yaşam döngüsü ve yazılım süreç adımları incelenerek yazılım projesinin baştan sona geçtiği önemli aşamalar vurgulanmıştır. Birleşik modelleme dili diyagramlarının yazılım projelerine kattığı önemden bahsedilmiş ve bazı diyagramlar bilgi sisteminin ilgili süreçlerinde kullanılmıştır. Yazılım mühendisliği konularından yazılım projeleri geliştirme süreçlerinde daha çok faydanılması gerektiği gözlemlenmiş ve bu sebeple damızlık koyun keçi bilgi sisteminde bu konulardan sıkça yararlanılmıştır. Bilgi sisteminin kurulumuyla gelen faydalar ve kolaylıklardan bahsedilmiş ve yazılıma gelecekte ilave edilmesi gereken yapılar öneri olarak sunulmuştur.
Bir eğitim yönetim sisteminin sosyal ağ bağlamında kullanılabilirlik analizi
Bu araştırma, bir eğitim yönetim sisteminde sosyal etkileşimi sağlayan öğelerin kullanılabilirliğini analiz etmeyi amaçlamaktadır. Bu sosyal öğeler; iş arkadaşlığı, soru cevap sistemi, blog sistemi, kullanım puanları özelliği, tartışma grupları ve forum özelliği, içerik yorum ve puanlama sistemi, eğitim önerme, haber kaynağı ve kullanıcı duvarından oluşmaktadır. Sosyal öğelerin etkililik, verimlilik ve kullanıcı memnuniyetini ölçmek için bir kullanılabilirlik testi gerçekleştirilmiştir. Araştırma, bir e-öğrenme firmasında çalışan 5 kişi ve Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri (BÖTE) alanında çalışan diğer 5 kişiden oluşan katılımcı grubuyla yürütülmüştür. Kullanılabilirlik testi, Orta Doğu Teknik Üniversitesi BÖTE Teknoloji ile Zenginleştirilmiş Öğrenme Laboratuvarında gerçekleştirilmiştir. Bu testte katılımcılar, uzman görüşleri doğrultusunda hazırlanan görevleri gerçekleştirirken, araştırmacı tarafından gözlem yapılmıştır.Çalışma verileri 4 aşamada toplanmıştır: (1) Demografik anketle kullanıcı profiline ilişkin bilgilerin toplanması, (2) Sosyal öğelerin kullanımı sırasında kullanıcı davranışlarının gözlemlenmesi, (3) Kullanıcı odak noktalarını belirlemek için göz izleme yöntemiyle kullanıcı göz hareketlerinin izlenmesi, (4) Sesli düşünme yöntemi ile kullanıcı yorumlarının toplanması. Yapılan gözlemle 4 çeşit veri toplanmıştır: (1) Etkililiğin belirlenmesi için görev tamamlama durumu, (2) Verimliliğin belirlenmesi için görev tamamlama sırasında yapılan hata sayısı, (3) Verimliliğin belirlenmesi için görev tamamlama sırasında harcanan zaman, (4) Kullanıcı memnuniyetinin belirlenmesi için katılımcıların yaptıkları yorumlar. Uygulama sonrası toplanan veriler betimsel olarak analiz edilmiştir. Göz izleme ekran kayıtlarında kullanıcı dikkat odağı incelemesi; hata yapma, görev tamamlayamama ya da görevi uzun sürede tamamlama durumlarının sebeplerini belirleyebilmek amacıyla yapılmıştır. Her bir görevin başarı ve hata oranları, tamamlanma süreleri, sesli düşünme ve göz izleme bulguları kullanılabilirlik problemlerinin belirlenebilmesi için görev bazlı olarak birlikte özetlenmiştir. Analiz sonuçları, sosyal öğelerin etkili ve verimli olduğunu, kullanıcı memnuniyetinin ise çok düşük olduğunu göstermektedir. Bulgular doğrultusunda, sosyal öğelerin kullanılabilirliğini artırmaya yönelik çalışmalar yapılması ve sistem üzerinde belirli aralıklarla kullanılabilirlik testi yapılması önerilmiştir.
Lineer CCD lerin Labview programı ile kontrolü
Bu çalışmada, doğrusal yük-bağlaşık aygıtlı (CCD) görüntü sensöründen elde edilen veriler LabVIEW 11.0 programı kullanılarak değerlendirilmiştir. Toshiba TSD 1304DG CCD doğrusal görüntü sensöründe 3648 adet etkin piksel vardır ve her bir piksel yaklaşık 8µm x 200µm?dir. Ölçülen bir nesnenin boyutu, bunun gölgesi bir CCD sensörüne düşürülerek tespit edilir. Bu durumda genellikle, paralel ışık ışınlarından oluşan bir ışık kaynağı uygulanır. Bu ışık kaynağının kalitesini yükseltmek için, mercekli bir optik sistem kullanılmıştır. Bu tez çalışmasında CCD modüllerinin icadı LabVIEW ara yüzünün nasıl hazırlanacağı ve TCN-1304-U kamerasının çalışma mantığı anlatılmıştır.
Radyasyonun yarı iletken devre elemanları üzerindeki etkilerinin incelemesi
Uzay nesneleri radyasyona maruz kalmaktadır. Bu radyasyonların farklı çeşitleri vardır: galaktik ışınları, güneş patlamaları radyasyonu ve güneş radyasyonudur. Bu radyasyonlar yarı iletkenlerin kristal yapılarında bozulmalarına neden olmaktadır. Bu durumda iki kutuplu transistörlerin tüm parametrelerinin bozulmasına yol açar. Son yıllarda, bu alanda araştırma yeni yöntemler kullanılarak, yük parçacığının ömür süresi, özdirenç, yarı iletken radyasyon direnci artırmanın yolları gibi farklı çalışmalar yapılmıştır. Ancak bu ilerlemelere rağmen yarı iletkenlerin radyasyon fiziği bölgesinde, daha tam olarak tüm radyasyonun etkilerini açıklayabilen bir transistör modeli yoktur. Transistör modelinin hesaplamaları göz önünde alındığında giriş verileri elektriksel ve geometriksel olmalıdır. Aynı zamanda modelinin yapısı, p-n geçişlerinin akım hesaplaması otomatik olmalıdır. Ayrıca transistör modeli radyasyonun ve sıcaklığının değişiklikleri dikkate alınmalıdır, çünkü yük parçacığının ömür süresi radyasyonu azaltırken, sıcaklık arttığında yük parçacığının ömür süresini artırmaktadır.
Sosyal güvenlikte tevkifat ve e-kesinti programının bilişim yönüyle değerlendirilmesi
Bilişim teknolojileri kurumların bilgiye hızlı ulaşmasını sağladığı gibi, ürün geliştirme sürecinin kısalmasında da etkisi büyüktür. 73 milyon Türkiye Cumhuriyeti vatandaşına hizmet eden Sosyal Güvenlik Kurumu da bilişim teknolojilerini aktif olarak kullanan kamu kurumlarından biridir. Tezde sosyal güvenlik mevzuatı ve vergi kanunlarındaki tevkifat kavramı üzerinde durularak, Kurumda tevkifat uygulamasının bilişim yönünden geçmişten günümüze gelişimi incelenmiş ve 2013 yılı temmuz ayında işletime açılan e-Kesinti programı değerlendirilmiştir. Türk vergi sisteminde tevkifat gelirler ve harcamalar üzerinden olmak üzere birçok alanda kullanılırken, sosyal güvenlik sisteminde 4/b tarım sigortalılarının sattıkları ürün bedellerinden prim borçlarına mahsuben kesinti yapılması anlamına gelmektedir. Tezin amacı, mevzuat ışığında Kurumun tevkifat işlemleri için kullandığı e-Kesinti programının bilişim yönüyle değerlendirilmesidir. e-Kesinti programı ile ana makinede PL/1 kodu ile çalışan TGEC programının kullanımı yeni bildirim listeleri için sonlandırılarak, Kurumun maliyeti azaltılmıştır. Intranet ve internette 2 ayrı uygulama olarak çalışıp Java yazılım dili ile geliştirilen program kullanıcıya kolaylık ve görsellik sağlamıştır. Ayrıca program, kesinti tutarlarının Kurum ve sigortalı hesaplarına süresi içerisinde ve tam olarak intikali, tarımsal ürün satanlardan borçlu olanların ve borç miktarlarının tespit edilmesi, tarımsal kesintiden muaf olanların tespiti ile yanlış ve yersiz olarak yapılmış kesinti tutarlarının hak sahiplerine iadesi konularında uygulamayı kolaylaştırmıştır.
Öğretmenlerin bilgi teknolojilerine ve FATİH (Fırsatları Arttırma ve Teknolojiyi İyileştirme Hareketi) projesine bakış açısı, projeden beklentileri
Bu araştırmada, FATİH (Fırsatları Arttırma ve Teknolojiyi İyileştirme) Projesinin uygulandığı pilot okullarda görev yapan öğretmenlerin projeye ilişkin görüşleri incelenmektedir. Araştırma Ankara Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı devlet okullarında gerçekleştirilmiş ve çalışmaya Ankara ilinde 2012-2013eğitim öğretim yılında görev yapan 109 öğretmen katılmıştır. Öğretmenlerin tümüne daha önce hazırlanan anket uygulanmıştır. Hazırlanan anket iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde öğretmenlerin kişisel bilgilerini içeren sorular bulunmaktadır. Anketin ikinci bölümünde ise, beşli likert tipi maddelerden oluşan sorular yer almaktadır. Anketin cevap seçenekleri "Kesinlikle Katılmıyorum, Katılmıyorum, Kısmen Katılıyorum, Katılıyorum, Kesinlikle Katılıyorum" biçimindedir. Sırasıyla 1, 2, 3, 4, 5 olarak numaralandırılmıştır. Anket maddeleri frekans değerleri, yüzde analizi ve t-testi uygulanarak çözümlenmiştir. Araştırmanın sonucunda; Proje kapsamındaki akıllı tahtaların öğretmenler tarafından aktif olarak kullanıldığı tespit edilmiş, öğretmen görüşlerine bakıldığında ise derslerin görsel olarak zenginleşmesinin hem öğrencinin derslerden daha fazla zevk almasına hem de eğitimin daha kalıcı olmasına imkân sağladığı fikrine ulaşılmıştır. Öğretmenler, tablet bilgisayarların öğrencilerin dikkatini dağıtığını, öğrencileri ders dışı faaliyetlere (oyun, internet, mesajlaşma vb.) yönelttiğini bu nedenle de derslerde kullanılmadıklarını belirtmişlerdir. Öğretmenler, e-içeriğin eğitim için bir ihtiyaç olduğunu, FATİH Projesi kapsamında hazırlanacak e-içerikleri de derslerinde aktif kullanacaklarını bunun yanı sıra bu e-içeriklerin oluşturulmasında öğretmenlerin de aktif görev alması gerektiğini belirtmişlerdir. Öğretmenler, son yıllarda bilgisayar derslerinin önemini kaybettiğini, internetin ve bilgisayarın bilinçli ve güvenli kullanılmasını içeren derslerin tekrar müfredata konulması gerektiğini, bu durumun öğrenciler ve FATİH Projesi için faydalı olacağını düşünmektedirler. Proje kapsamında verilen hizmet içi eğitim programlarına öğretmenlerin tamamının katılması gerektiği, bu durumun projenin başarısını doğrudan etkileyeceği düşünülmektedir.
Birleştirilmiş teknoloji kabul ve kullanım teorisi: Bartın Üniversitesi EBYS kullanıcıları üzerine bir araştırma
Kurumlar, geleneksel iş süreçlerinde ürettikleri belgelerin elektronik ortamda yönetilmesini sağlayan bilgi sistemlerine ihtiyaç duymuştur. Bilgi teknolojilerinin gelişmesi, belgelerin dijital ortama taşınmasına olanak sağlayarak bu ihtiyacı gidermiştir. Ancak EBYS'nin kurumlara entegre edilmesi kullanıcılara birçok fayda sağlamasının yanı sıra kullanıcıların yeni bir teknolojik düzene uyum sağlamalarını zorunlu hale getirmiştir. Bu nedenle çalışanların EBYS kullanım niyetini etkileyen faktörlerin anlaşılması büyük önem arz etmektedir. Bu çalışmanın amacı; Birleştirilmiş Teknoloji Kabul ve Kullanımı Teorisine (BTKKT) dayanarak Bartın Üniversitesi'nde 2015 tarihinden beri kullanılan EBYS'nin kullanım niyetini etkileyen faktörleri tespit etmektir. Araştırmanın evreni Bartın Üniversitesi'nde çalışan akademik ve idari personelden oluşmaktadır. Çalışmada nicel araştırma yöntemi kullanılmış ve veriler yüz yüze anket tekniği ile elde edilmiştir. Değerlendirmeye alınan ve analizde kullanılan toplam anket sayısı 270'tir. Araştırmada R programı ile yapısal eşitlik modeli (YEM) uygulanarak veriler analiz edilmiştir. Ayrıca IBM SPSS Statistics 23 ile betimleyici analizler ve korelasyon analizi yapılmıştır. Araştırmanın bulgularına göre önerilen modelde; EBYS kullanım niyeti, %61 oranında performans beklentisi, çaba beklentisi ve sosyal etki faktörleriyle açıklandığı belirlenmiştir. Ampirik analizin sonuçlarına göre performans beklentisi ve sosyal etki faktörlerinin kullanım niyeti üzerinde olumlu bir etkiye sahip olduğu, fakat çaba beklentisi faktörünün olumlu bir etkiye sahip olmadığı görülmüştür.
Kan bankası yönetim sistemi ve merkezileştirme çalışması
Kan bankalarının hızlı çalışması ve aranılan kan ürünlerinin en kısa sürede bulunabilmesi insan hayatı üzerinde büyük önem taşır. Bilgi teknolojilerinin kullanılması ile kan bankaları veri yönetimini etkin bir şekilde gerçekleştirebilir. Yazılım teknolojileri, işletmelerin veri kaynaklarını web ortamında yayınlamada önemli rol oynamaktadır. Bu çalışmada, kan bankalarını merkezileştirme çalışmaları için web tabanlı yazılım geliştirilmiştir. Yazılımda sistem yöneticisi girişi, sistem kullanıcısı girişi ve yönetici girişi ve bunların içerdiği dinamik sayfalar bulunmaktadır. Bu tez çalışması, kan bankalarının stok durumlarının anlık olarak farklı merkezlerden takip edilebilmesi ve böylece de aranılan kan ürününün hızlı şekilde bulunup insan hayatını kurtarabilmesini sağlayan bir yazılım geliştirmiş olması bakımından önemlidir. Geliştirilen yazılımda Visual C#.NET programlama dili, SQL Server ilişkisel veritabanı ve ortam olarak ASP.NET kullanılmıştır.
Metin madenciliği ile e-ticaret sitelerinin belirlenmesi
Bu çalışmada kullanıcı tarafından belirtilen internet sitelerinin içeriğini analiz ederek metin madenciliği yöntemleri ile bu sayfaların elektronik ticaret (eticaret) sitesi olup olmadığına karar veren bir uygulama geliştirilmiştir. Uygulama özel çalışmalarda kullanılmak üzere hazırlanmıştır ve kullanıcılara elektronik ticaret sitelerinin bulunmasını kolaylaştırmayı amaçlamaktadır. Metin sınıflandırmada kullanılmak üzere farklı kaynaklardan veriler toplanmış ve kullanıma hazırlanmıştır. Biri statik diğeri ise dinamik olmak üzere iki çalışma yapılmıştır. Bu çalışmalara bağlı olarak farklı eğitim kümeleri oluşturulmuş ve bunlar üzerinde K-En-Yakın-Komşu (k-NN) ve Naïve Bayes sınıflandırma algoritmaları kullanılarak elde edilen sonuçlar karşılaştırılmıştır. Ardından seçilen algoritma Java programlama dili ile masaüstü uygulaması olarak hazırlanan ara yüze aktarılarak kullanıma sunulmuştur.
Doğrudan pazarlama aracı olarak tele pazarlama için veri madenciliği çözümleri: Banka müşterileri üzerine bir uygulama
Veri tabanından bilgi keşfi veya diğer bir deyişle veri madenciliği; yöneticilerin karar vermesine yardım eden, işe yarar ve gizli örüntülerin veri ambarlarından ortaya çıkarılması olarak tanımlanabilir. Günümüzde gelişen teknoloji ile beraber veri depolama kolaylaşmış ve yaygınlaşmıştır. Veri madenciliği yöntemleri de buna bağlı olarak her geçen gün yaygınlaşmakta ve çok çeşitli bilim dallarında uygulama alanı bulabilmektedir. Bu yöntemler işletmeler tarafından da bir rekabet aracı olarak kullanılmaktadır. Bu tez çalışmasında veri madenciliği yöntemlerinden bahsedilmiştir ve alan yazında pazarlama ve diğer işletmecilik alanlarda gerçekleştirilmiş veri madenciliği çalışmaları incelenmiştir. Doğrudan pazarlama ve tele pazarlama hakkında bilgiler paylaşılmıştır. Takiben, alanda gerçekleştirilen çalışmalar için çok önemli bir yazılım olan WEKA ve kullanımı hakkında aydınlatıcı bilgiler sunulmuştur. Bu konuda bir uygulama gerçekleştirilmiş; banka müşterilerini barındıran bir veri seti üzerinde örnek bir veri madenciliği süreci geliştirilmiştir. Veriler bir bankanın çağrı merkezinden elde edilmiştir. Uygulama kapsamında WEKA isimli veri madenciliği yazılımı kullanılmıştır. Birliktelik kuralları ve nitelik seçimi veri madenciliği teknikleri kullanılmıştır. Uygulama aracılığıyla bankaların ve diğer tele pazarlama firmalarının nasıl bir veri madenciliği süreci geliştirebileceği ortaya konmuştur.
Bilgi yönetiminin inovasyon yeteneği ile ilişkisinin incelenmesi: Doğu Marmara bölgesindeki ar-ge merkezlerinde bir uygulama
Bu araştırmanın amacı, bilgi yönetimi ile inovasyon yeteneği arasındaki ilişkinin tespit edilmesidir. Araştırmanın yöntemi nicel araştırma yöntemidir. TR42 Doğu Marmara Bölgesi'nde yer alan Ar-Ge merkezleri araştırmanın evrenini oluşturmaktadır. Örneklem belirleme yöntemi olarak tam sayım yöntemi uygulanmış ve Doğu Marmara Bölgesi'nde yer alan 120 Ar-Ge merkezi araştırmanın örneklemine dahil edilmiştir. Veriler Ar-Ge merkezleri yöneticilerine uygulanan online anket ile toplanmış ve 32 yönetici çalışmaya katılmıştır. Araştırmanın hipotezlerini sınamak amacıyla hiyerarşik regresyon yöntemi tercih edilmiştir.
Kurumsal kaynak planlama (ERP) sisteminde malzeme yönetim modülünün incelenmesine yönelik bir uygulama
Bu çalışmanın temel amacı, Kurumsal Kaynak Planlama (ERP: Enterprise Resource Planning) Sisteminin aktif ve etkin kullanıldığı bir firmada, Malzeme Yönetim Modülünün incelenmesi ve neticesinde modülün getirilerinin ve diğer kazanımların saptanmasını sağlamaktır. Kurumsal Kaynak Planlaması yazılımlarının verimli ve başarılı bir şekilde kullanımı ile firmalar, tüm birimlerinde ortak bir dil kullanılan , faaliyetlerin ve iş akışlarının planlanıp kontrol edildiği bir bilgi sistemi kullanıcısı olmaktadırlar. Araştırmada , bu kazanımı elde etmiş bir firma olduğundan, diğer firmalara da örnek teşkil etmesi açısından Kastamonu Entegre A.Ş. ele alınıp incelenmiştir. Araştırma yöntemi olarak, nitel araştırma yöntemlerinden biri olan örnek olay ( case study / vaka analizi ) metodu öncelikli olarak kullanılmıştır. Araştırma bulgularını desteklemek adına , Malzeme Yönetim Modülünü işinin bir parçası olarak kullanan firma çalışanlarıyla anket yapılmış, yapılan anketlerin neticesinde elde edilen veriler ise SPSS 25'te analiz edilmiştir. Bu çalışmanın sonucunda ERP sistemlerinde Malzeme Yönetim Modülünün firmaya etkileri yaşayan bir örnekten hareketle somut olarak ortaya konulmuş oldu.
Bilişim işletmelerinin öğrenen örgütlere dönüşmesinde büyük verinin etkisi
Rekabetçi iş ortamında örgütler için öğrenmenin önemi giderek artmaya başlamıştır. Küresel anlamda yaşanan değişimlere ayak uydurmak isteyen örgütler, öğrenen örgüt kavramını benimsemeye başlamışlardır. Günümüzde yaşanan değişimlerin en büyük nedenlerinden biri teknolojidir. Bu nedenle öğrenirken teknolojinin sağladığı avantajları kullanmak gerekir. Örgütlerin sahip oldukları büyük verilerden elde ettikleri bilgiler onlar için yararlı olacaktır. Bu çalışmada bilişim sektöründeki işletmelerin öğrenen örgütlere dönüşmesinde büyük verinin etkisi araştırılmıştır. Araştırmanın amacı, bilişim işletmesi çalışanlarının öğrenen örgüt ve büyük veriye karşı algılarını ve büyük verinin, bilişim işletmelerinin öğrenen örgütlere dönüşmesindeki katkısını incelemektir. Araştırmada nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırma deseni olarak Durum (Örnek Olay) Deseni ve durum desenleri içinden de Bütüncül Tek Durum Deseni kullanılmıştır. İncelenen vaka, Düzce' de bulunan, faaliyetlerini bilişim alanında gerçekleştiren, kurumsal bir teknoloji işletmesidir. Veriler, görüşme ve doküman incelemesi teknikleri ile elde edilmiştir. Elde edilen veriler içerik analizi yoluyla çözümlenmiştir. Çözümlenen bulgular sonucunda araştırmaya dahil edilen bilişim işletmesinin bir öğrenen örgüt olduğu ve bu süreçte büyük veriden yararlanarak faaliyetlerini daha verimli ve etkili bir şekilde gerçekleştirdiği tespit edilmiştir.
İş zekasının rekabet üstünlüğü üzerine olan etkisi: Bilişim sektörü örneği
Bu çalışmanın temel amacı, iş zekâsının rekabet üstünlüğü üzerine olan etkisini bilişim sektörü çerçevesinde incelemektir. Bu amaç doğrultusunda Ankara ili kapsamında bilişim sektöründe faaliyet gösteren işletmelerde iş zekâsının rekabet üstünlüğü üzerindeki etkisinin incelenmesi ve belirlenmesi hedeflenmiştir. Araştırmada fenomenoloji (olgu bilim) deseni izlenmiştir. Görüşme yöntemi ile toplanan verilere nitel araştırma yöntemlerinden içerik analizi uygulanıştır. Araştırmanın evrenini Ankara ili içerisinde faaliyet gösteren bilişim işletmeleri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise, Ankara ili kapsamında iş zekâsı uygulamalarını kullanan bilişim işletmeleri oluşturmaktadır. Örneklem; amaçlı örneklem yöntemlerinden ölçüt örneklem yöntemi kullanılarak belirlenmiştir. Görüşme talebini kabul eden 14 katılımcı ile görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Katılımcılar; işletme kurucuları, yöneticiler, büyük veri ve iş analitiği yöneticileri, proje yöneticileri, iş zekâsı uzmanları, iş zekâsı danışmanları, veri tabanı uzmanı, iş geliştirme müdürü ve verimlilik departmanında görev alan personelden oluşmaktadır. Veri toplama aracı olarak 10 adet açık uçlu soru ve soruları destekleyici nitelikte, her sorunun içerisinde ikişer adet sonda soru hazırlanmıştır. Veriler, katılımcılar ile yüz yüze gerçekleştirilen yarı yapılandırılmış görüşmeler yoluyla toplanmıştır. Verilere nitel içerik analizi uygulanmıştır. Analiz sonucunda, "iş zekâsı, sektörde kullanılan teknolojiler", "rekabet", "işletme" ve "çözüm önerileri" olmak üzere beş ana tema elde edilmiştir. Sonuç olarak; iş zekâsı kavramının, bilişim sektöründe tam oturmamış olduğu tespit edilmiştir. İşletmeler farklı iş zekâsı araçları kullanarak rekabette üstünlük sağlamaya çalışmaktadır. İş zekâsının rekabet üstünlüğü elde etme üzerinde olumlu bir etkisi vardır. İş zekâsının maliyetli olması sebebiyle kullanmayan işletmeler, özellikle veri yığılmasından kaynaklanan hatalarla karşılaşmaktadır. Sektördeki rekabetten dolayı,iş zekâsı kullanan işletmeler de sürekli gelişmeleri takip ederek rekabet avantajı sağlamaya çalışmaktadır. Anahtar Kelimeler: İş Zekâsı, İş Zekâsı Teknolojileri, Rekabet, Rekabet Üstünlüğü, Bilişim Sektörü
Teknoloji kabul modeli ve bireylerin gelecekteki ya da anlık sonuçları önemseme eğilimleri ile tüketici davranışları arasındaki ilişki
Bu araştırmada, teknoloji kabul modeli ve bireylerin gelecekteki ya da anlık sonuçları önemseme eğilimleri ile tüketici davranışları arasındaki ilişki incelenmiştir. Bu nedenle, İstanbul ilindeki 271 kadın, 229 erkek olmak üzere toplam 500 katılımcıya, "Anlık Sonuçları Önemseme Sonuçları Önemseme Ölçeği, Teknoloji Kabul ve Kullanımı Ölçeği, Teknolojik Kullanımda Anlık Sonuçları Önemseme Sonuçları" olmak üzere toplam üç ölçekten oluşan anket soruları dağıtılmış ve sonuçlara göre analizler yapılmıştır. Araştırmanın analizlerinde demografik değişkenlere göre dağılımların belirlenmesi amacıyla frekans (f) ve yüzdeler (%) hesaplanmıştır. Ölçeklerin boyutlarına ait madde toplamları ve ortalamaları bulunmuştur. Ortalamalar ve standart sapmalar hesaplanmıştır. Teknolojiyi Kabul ve Kullanımı, Anlık Sonuçları Önemseme/Gelecekteki Sonuçları Önemseme ve Teknolojik Kullanımda Anlık Sonuçları Önemseme/Gelecekteki Sonuçları Önemseme düzeylerinin demografik değişkenlere göre değişip değişmediğini belirlemek amacıyla bağımsız örneklem t-testi ve tek yönlü varyans (anova) analizleri yapılmıştır. Katılımcıların, Teknolojiyi Kabul ve Kullanımı, Anlık Sonuçları Önemseme/Gelecekteki Sonuçları Önemseme ve Teknolojik Kullanımda Anlık Sonuçları Önemseme/Gelecekteki Sonuçları Önemseme düzeyleri arasındaki ilişkiyi bulmak amacıyla korelasyon analizi yapılmıştır. Yapılan bu analizlerin sonucunda araştırmaya katılan katılımcıların teknoloji kullanımı ile anlık sonuçları önemsemeleri ile pozitif yönde bir korelasyon saptanmıştır.
Teknoloji transfer ofislerinin girişimcilerin şirketleşmesine ve ticarileştirmesine etkisi
Teknoloji transferi ofisleri (TTO); Üniversitelerde akademik bilgi, bilim ve know-how'ı endüstrinin ihtiyaçlarına uygun olarak kullanmak, kullanımlarından kaynaklanan bilgi ve teknolojileri ticarileştirmek, üniversiteler ve endüstri arasındaki mevcut işbirliğini genişletmek ve ekonomik kazanımlarla ülke ekonomisine katkı sağlanmasını hedeflemektedir. TTO'lar, girişimciler tarafından üretilen bilgileri Girişimcilik ve Şirketleşme Birimi'nin proje yönetimi ve girişimcilik fikirlerini prototiplendirilerek entegre etme ve ticarileştirme çabalarını sürdürmeyi hedef almaktadır. Girişimcilik ve Şirketleşme Birimi, üniversite içerisinde girişimcilik, iş modeli geliştirme, doğru yatırımcı, girişimcilik, ticarileştirme ve şirket süreçleri alanlarında iş fikirlerini pazarlama faaliyetlerini yürütmektedir. Bu çalışma, üniversite yönetimindeki Düzce TTO Girişimcilik ve Şirketleşme Biriminin uygulamalarının proje yönetimi bileşenlerini kullanarak girişimcilik ve kurumsallaşma üzerindeki etkisini incelemektedir. Bu çalışma süresince nitel araştırma yöntemi kullanılarak 21 firmanın örneklemi alınarak analiz edilmiştir. Çalışma kapsamında, Girişimcilik ve Şirketleşme Birimlerinin proje yönetimi bileşenlerini kullanarak üniversitelerde entegrasyon sürecini ne ölçüde başarılı bir şekilde uyguladıklarını fikirden projelendirmeye ve projelendirme sonucunda prototipe giden ürünlerinin şirketleştikten sonraki gelişimi gözlemlenmiştir.
Mobil uygulama kabul modelinin mobil bankacılıkta kullanılması
Teknolojide yaşanan hızlı gelişmeden en fazla etkilenen sektörlerden biri de bankacılık sektörüdür. Sürekli yenilenen teknolojiler geleneksel bankacılığın yapısal anlamda etkilenmesine sebep olmuştur. Bilişim teknolojilerinin kullanımı ile başlayan bu süreç internet teknolojisinin de gelişmesiyle bankaları, internet bankacılığı ve en sonunda da mobil bankacılık uygulamalarına yönelmiştir. Tüm bu gelişmelerin ana nedeni değişen dünyadaki ihtiyaçların daha hızlı karşılanmaya çalışılması ve bu değişime uygun daha yenilikçi bir hizmet sunmaktır. Bankacılık sektörü teknolojik gelişmeler ışığında mobil uygulamalarını geliştirmek için ciddi yatırımlar yapmaktadır. Mobil bankacılık yapmak üzere sistemde kayıtlı olan ve en az bir kez giriş işlemi yapmış toplam müşteri sayısı mart 2020 itibariyle yaklaşık 83 milyon kişidir. Bunların 52 milyon 481 bin kişisi ( yüzde 63'ü) ocak-mart 2020 dönemi içerisinde en az bir kez giriş işlemi yapmıştır. Bankaların daha başarılı olabilmeleri için en az bir kere giriş yapmış olan kişilerin devamlılığının sağlanması gerekmektedir. Bu çalışmanın amacı; Mobil bankacılığın, banka müşterileri tarafından kabul ve benimsemesine yönelik davranışsal niyetini, mobil uygulama kabul modeli ile ortaya koymaktır. Araştırma evrenini Bursa' da yaşayan mobil bankacılık kullanan 18 yaş üstü bireyler oluşturmaktadır. Çalışmada nicel araştırma yöntemi kullanılmış ve veriler yüz yüze görüşme anket tekniği ile internet üzerinden çevrimiçi anket uygulamasından yararlanılarak elde edilmiştir. Değerlendirmeye alınan ve analizde kullanılan toplam anket sayısı 382'dir. Araştırmada AMOS ve LISREL programları ile yapısal eşitlik modeli(YEM) uygulanarak veriler analiz edilmiştir. Ayrıca IBM SPSS Statistics 23 ile betimleyici analizler ve faktör analizi yapılmıştır
Uzaktan eğitimde stratejik planlama açısından üniversitelerin karşılaştırmalı bir analizi
Birçok sektörde olduğu gibi uzaktan eğitim yönetiminde de uzun vadeli önlemler almak ve tutarlı stratejik yaklaşımlar geliştirmek gerekli ve önemlidir. Bu çalışmada stratejik plan kavramı, uzaktan eğitim kurumları için stratejik planlamanın önemi, stratejik planlama adımları üzerinde durulmuş, devlet, vakıf, özel statüdeki üniversiteler, meslek yüksekokulları çalışmaya dâhil edilerek Türkiye'de uzaktan eğitimin stratejik planlaması ile ilgili durum ortaya konulmaya çalışılmıştır. Ardından Türkiye'de uzaktan eğitim hizmeti veren ve çalışma için uzaktan eğitim stratejik planlarını paylaşan üniversitelerin uzaktan eğitim stratejik planlarının karşılaştırmalı analizi yapılmıştır.
Business intelligence and its role in administrative development at the University of Misurata
This study aimed to comprehensively understand business intelligence and administrative development, specifically focusing on their relationship and application at the University of Misurata. The study utilized a descriptive approach and collected data by reviewing existing literature in the field. A questionnaire was also developed and distributed electronically to 80 participants, including administrative leaders, faculty members, assistant teachers, and students from the university. One of this study's key findings is the correlation between business intelligence and administrative development. The participants' perceptions regarding the implementation of business intelligence in administrative development were positive, particularly in terms of utilizing business intelligence system applications within the university. Based on the results, the study suggests the importance of training on business intelligence practices and their integration into management development. Furthermore, it recommends supporting and encouraging senior management to embrace business intelligence and exert more effort in implementing it in administrative processes. The study emphasizes the significance of prioritizing training in business intelligence, as well as disseminating introductory and awareness messages to university leaders. Additionally, it highlights the need to stay updated with the latest business intelligence techniques and their modernization. The study also proposes conducting further empirical research to explore the applications of business intelligence within the university, including assessing the current level of implementation and identifying potential obstacles.
Siber güvenlik farkındalığının sosyal medyada satın alma niyeti üzerindeki etkisinde kültürel değerlerin düzenleyici rolünün X, Y ve Z kuşakları kapsamında incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, ortaöğretim kurumlarında görevli X, Y kuşağı öğretmen ve öğrenim gören Z kuşağındaki öğrencilerin siber güvenlik farkındalık düzeylerinin sosyal medyada satın alma niyetlerine etkisinde idiosentrizm ve allosentrizmin düzenleyici etkilerini araştırmaktır. Araştırmanın örneklemini 2022-2023 eğitim-öğretim yılında Kayseri ili ortaöğretim kurumlarında çalışan öğretmen ve öğrenim gören öğrenciler oluşturmaktadır. Anket verileri kolayda örneklem metodu ile toplanmıştır. Araştırma kapsamında 654 katılımcıya ulaşılmıştır. Toplanan verilerin analizlerinde SPSS 26 ve Amos 24 programı kullanılmıştır. Düzenleyicilik etki analizleri SPSS Process makro (model 1) yazılımı ile yapılmıştır. Araştırma bulgularına göre tüketici durumundaki öğretmen ve öğrencilerin siber güvenlik farkındalık düzeyleri yüksektir. Z kuşağı tüketicilerin idiosentrizm değerleri X ve Y kuşaklarına göre oldukça yüksektir. Siber güvenlik farkındalığının sosyal medyada satın alma niyetine etkisinde idiosentrizmin X, Y ve Z kuşaklarında düzenleyici bir etkiye sahip olduğu, allosentrizmin ise X kuşağı hariç Y ve Z kuşaklarında düzenleyici bir etkiye sahip olduğu görülmüştür.
The use of the technology acceptance model on the employees of the general administration of the university of derna
The research aimed to determine "the use of the technology acceptance model and test it on public administration employees at the University of Derna." The descriptive method will be used to accomplish the study's objective. The study community consists of employees in the general administration of the university. The study's participants include 320 employees in public administration, and the number of questionnaires received for analysis was 300, equivalent to 93.75% of the study community. After analyzing the quantitative data from the study, several significant outcomes were determined. Among these findings is identifying a strong correlation among the dimensions of the technology use model. Notably, it has been determined that perceived ease of use and usefulness positively affect technology adoption; however, infrastructure does not positively affect technology adoption.A set of recommendations were proposed, the most important of which are: enhancing the technology infrastructure by providing an external communication network (extranet) for communication between different universities, departments, and colleges; increasing interest in the concept of adopting technology by facilitating and simplifying daily transactions away from administrative complexities; avoiding relying on the use of traditional methods and routine work and replacing them with modern technical methods in the conduct of administrative work.
Psikolojik sağlamlığın psikolojik iyi oluşa etkisinde duygusal zeka ve öz yeterlilik inancının aracılık rolü
Bu araştırma, psikolojik dayanıklılığın bireylerin psikolojik iyi oluşları üzerindeki etkisini araştırma ve aynı zamanda duygusal zeka ve öz-yeterlik inancının bu ilişki üzerindeki aracı etkilerini belirlemeye yöneliktir. Araştırma verileri Ankara'da bulunan bir vakıf üniversitesinin lisans öğrencilerinden anket formları aracılığıyla toplanmıştır. 177 katılımcıdan anketler aracığılıyla toplanan veriler; güvenilirlik analizi, t-testi, anova testi, korelasyon analizi, hiyerarşik regresyon analizi aracılığıyla değerlendirilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre psikolojik sağlamlığın psikolojik iyi oluş üzerinde etkili olduğu ve psikolojik sağlamlık ile psikolojik iyi oluş ilişkisinde duygusal zeka ve öz yeterliliğin aracı role sahip olduğu belirlenmiştir.
Yüksek teknolojili sektörlerde inovatif girişimcilik: Kadın girişimciliği üzerine bir çalışma
Girişimcilik, ekonomik büyüme, yenilik ve toplumsal dönüşümün temel dinamiklerinden biri olarak kabul edilmektedir. Kadın girişimciliği, kadınların ekonomik bağımsızlıklarını güçlendiren ve toplumsal ekonomik kalkınmayı destekleyen önemli bir etkendir. Son yıllarda kadın girişimciler, geleneksel sektörlerin ötesine geçerek özellikle yüksek teknolojili sektörlerde yenilikçi projeler üretmeye başlamışlardır. Ancak bu süreçte, kadın girişimcilerin sermaye erişimi, mentorluk eksikliği, sosyal engeller, altyapı sorunları ve pazarlama desteği gibi çeşitli zorluklarla karşılaştıkları görülmektedir. Yüksek teknoloji sektörlerinde karşılaşılan bu zorluklar, kadın girişimciliğinin sürdürülebilirliği ve gelişimi açısından kritik önem taşımaktadır. Bu çalışma, yüksek teknoloji sektörlerinde faaliyet gösteren kadın girişimcilerin karşılaştıkları zorlukları ve bu zorlukların girişimcilik süreçlerine olan etkilerini kapsamlı bir şekilde analiz etmektedir. Araştırma, kadın girişimcilerin finansman, mentorluk ve danışmanlık hizmetlerine erişim gibi konulardaki sorunlarını ele almış ve bu sorunların girişim seviyeleri üzerindeki etkilerini istatistiksel analizlerle değerlendirmiştir. Çalışmada elde edilen bulgular, kadın girişimcilik ekosisteminin güçlendirilmesi ve girişimcilerin yenilikçi projeler geliştirebilmesi için mevcut hızlandırma programlarının iyileştirilmesi, yatırımcı ilişkilerinin geliştirilmesi ve mentorluk hizmetlerinin artırılmasına yönelik öneriler sunmaktadır. Ayrıca, çalışma yüksek teknolojili sektörlerde toplumsal cinsiyet adaletinin sağlanmasına katkıda bulunmayı hedeflemektedir.
Kadın girişimciliği ve kadın istihdamı ilişkisi: Devlet destekleri bağlamında bir araştırma
Bu araştırmanın amacı, Türkiye'de devlet desteklerinin kadın girişimciliği ve kadın istihdamına etkilerini kapsamlı bir şekilde incelemektir. Çalışmada, iş gücü piyasasında kadının, girişimcilik ekosisteminde kadın girişimciliği ve kadın istihdamına etkisi analiz edilirken, kadınların işgücüne katılımını teşvik eden yasal düzenlemeler, hükümet programları, kalkınma planları ve orta vadeli programlar değerlendirilmiştir. Kapsamlı bir veri toplama süreci ile gerçekleştirilen bu araştırmada, kadın girişimcilere yönelik devlet destekleri, kadın girişimcilerin sektörel dağılımları, eğitim durumları, devletten beklentileri ve iş yerlerine aldıkları ilk çalışanın cinsiyetine ilişkin inceleme yapılmıştır. Çalışmanın metodolojik temeli, hem nitel hem de nicel araştırma yöntemlerinin bir arada kullanılmasıyla oluşturulmuştur. AK Parti Kadın Kolları'nın "Kadın Emeği Türkiye'nin İstikbali" programı katılımcılarından yararlanılarak oluşturulan bir veri tabanı üzerinden, 384 kadın girişimciyle yapılan anket aracılığıyla elde edilen bulgular detaylı bir biçimde sunulmuştur. Araştırma, dört ana bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde, iş gücü piyasası kavramı ve dinamikleri detaylı bir biçimde tanımlanmış, tarihsel gelişimi incelenmiştir. Bu süreçte, kadınların iş gücü piyasasına katılımını arttıran düzenlemeler ve hayata yansımaları değerlendirilmiştir. İkinci bölümde, girişimcilik kavramının çeşitli boyutları ve kadın girişimcilerin karşılaştığı fırsat ve engeller incelenmiş, sivil toplum kuruluşları ve devlet desteklerinin bu süreçteki rolü derinlemesine analiz edilmiştir. Üçüncü bölümde, araştırmanın metodolojisi, kullanılan veri toplama teknikleri, örneklem seçim süreci ve veri analizi yöntemleri yer almaktadır. Ayrıca, kadın girişimciliğinin kadın istihdamına olan etkileri sistematik bir biçimde ortaya konularak, edinilen bulgular literatüre atıflarla tartışılmıştır. Tezin genel değerlendirmesi son bölümde sunulmuştur, kadın girişimciliğinin ve kadın istihdamının artırılmasına yönelik somut politika önerileri geliştirilmiştir. Bu öneriler, yalnızca teorik bir katkı sağlamakla kalmayıp, pratikte uygulanabilir stratejiler geliştirilmesini de hedeflemektedir. Araştırmanın sunduğu bulgular, devlet desteklerinin kadın girişimciliğini olumlu etkilediğini, Türkiye'de kadın girişimciliğini desteklemek amacıyla oluşturulan mevcut politikaların devam etmesi gerektiğini ortaya koymuştur. Kadın girişimcilerin iş gücü piyasasındaki rolünün ve etkilerinin arttırılması kadın istihdamı için hayati önem taşımaktadır. Zira kadın girişimcilerin işe ilk çalışan alırken gösterdikleri tercihi, eğilimleri haline getirmekte ve kadın istihdam etmeye öncelik vermektedir. Çalışmanın bu bağlamda kadın girişimciliğinin kadın istihdamına olumlu etkisinin iyi anlaşılmasına katkıda bulunarak, gelecekte yapılacak uygulama ve araştırmalara ışık tutması beklenmektedir. Anahtar Sözcükler: (Kadın Girişimciliği, Kadın İstihdamı, Devlet Destekleri)
Yöneticilerin ve çalışanların yönetim bilişim sistemleri kullanım direnç düzeyi karşılaştırılması
Bu araştırma, yöneticilerin ve çalışanların Yönetim Bilişim Sistemleri (YBS) kullanımına yönelik direnç düzeylerini karşılaştırmaktadır. Çalışmada, YBS'nin işletme süreçlerine olan katkısı, verimlilik üzerindeki etkisi, dijital dönüşüm sürecinde oynadığı stratejik rol ve bilgi yönetimindeki işlevleri incelenmiştir. Araştırmada, Ankara'da kamu ve özel sektörde görev yapan yönetici ve çalışanlara, gönüllülük esasına dayalı olarak çevrimiçi bir anket uygulanmıştır. Toplanan veriler, istatistik yöntemler kullanılarak analiz edilmiştir. Bu yöntem sayesinde veriler, daha verimli ve etkili bir şekilde değerlendirilmiştir. Araştırma bulgularına göre, yöneticiler YBS' ne karşı çalışanlara kıyasla daha fazla direnç göstermektedir. Yöneticilerin, YBS'nin karar alma süreçlerinde kontrol kaybına yol açabileceği endişesi, teknolojik yeterlilik eksikliği ve değişime yönelik çekinceleri bu direncin başlıca sebepleri olarak öne çıkmaktadır. Çalışanlar ise, YBS'nin iş yükünü hafiflettiğini ve iş süreçlerini hızlandırarak verimlilik sağladığını düşünmektedir. Araştırmanın bulguları, YBS'nin organizasyon genelinde benimsenmesi için sürekli geri bildirim toplama, kullanıcı eğitimi, sistemin kişiselleştirilmesi ve düzenli güncellemeler gibi stratejik adımların atılmasının önemini vurgulamaktadır. Özellikle yöneticilere yönelik eğitim programlarının artırılması ve sistemin kullanıcı dostu hale getirilmesi, direnç düzeylerini azaltmada etkili olacağı görülmüştür. Sonuç olarak, YBS'nin başarılı bir şekilde uygulanması için hem yöneticilerin hem de çalışanların ihtiyaçlarının dikkate alınmasının uygun olacağı değerlendirilmiştir.
Girişimcilerin inovatif kararlarında biyomimikri yaklaşımının etkisi
Bu araştırma, girişimcilerin biyomimikri yaklaşımı ile inovatif karar alma süreçlerindeki yaratıcı düşünme yeteneklerini değerlendirmeyi amaçlayan prospektif bir çalışmadır. Araştırma yöntemi, ön test-son test modeline dayanmaktadır ve katılımcıların biyomimikri konusundaki eğitimden önce ve sonra yaratıcı düşünme yeteneklerindeki olası değişiklikleri ölçmeyi hedeflemektedir. Araştırmaya farklı sektörlerden toplamda 44 girişimci dahil edilmiştir. Katılımcılar, Guilford'un Alternatif Kullanımlar Görevi (Alternate Uses Task) ve Bireysel Yaratıcılık Ölçeği (BYA) kullanılarak değerlendirilmiştir. İlk değerlendirme sonrası girişimcilere biyomimikri üzerine bir eğitim oturumu verilmiştir. Eğitimden 15 gün sonra aynı ölçekler tekrar uygulanmıştır. Çalışma süresince etik ilkeler sıkı bir şekilde takip edilmiş ve tüm katılımcılardan bilgilendirilmiş onam alınmıştır. Araştırma bulguları, biyomimikri eğitiminin girişimcilerin yaratıcı düşünme yetenekleri üzerinde olumlu bir etkisi olduğunu göstermiştir. SPSS kullanılarak yapılan veri analizinde, paired sample t-test yöntemi ile eğitim öncesi ve sonrası yaratıcı düşünme seviyeleri karşılaştırılmıştır. Sonuçlar, biyomimikri yaklaşımının inovatif karar alma süreçlerinde yaratıcılığı artırma potansiyelini ortaya koymuştur. Bu çalışma, biyomimikri ve yaratıcılık arasındaki ilişkinin daha iyi anlaşılmasına ve girişimcilik eğitimlerinde biyomimikri prensiplerinin entegrasyonunun önemine dikkat çekmektedir. Elde edilen bulgular, girişimcilik ekosistemine katkı sağlamayı ve literatürdeki mevcut boşlukları doldurmayı hedeflemektedir. Bu araştırma, biyomimikri eğitiminin girişimcilerin yaratıcı düşünme yetenekleri üzerindeki etkilerini belirlemeye yönelik önemli bir adım olarak değerlendirilmektedir.
Eğitimde dijitalleşmenin öğrenme performansına etkisi – meslek liseleri ve proje okulları karşılaştırması
Yirminci yüzyıldan itibaren gelişen dijitalleşme süreci yenilenen ve çeşitlenen teknolojilerle birlikte hayatın her alanına olduğu gibi eğitim öğretim alanına da girmiştir. Özellikle pandemi döneminde hız kazanan dijitalleşme süreci eğitim öğretimde herhangi bir aksamanın yaşanmaması ve her eğitim modeline uygun dijital öğrenme ortamlarının sunulması için bütün yönleriyle ele alınıp değerlendirilmelidir. Bu çalışmada; eğitimde dijitalleşmenin etkin ve nitelikli öğrenme süreçlerini geliştirmek amacıyla Ankara ilinde 2 adet meslek lisesi ve 2 adet proje okulunda dijitalleşme sürecini pandemi öncesi, pandemi süreci ve pandemi sonrası olmak üzere üç periyotta incelenmiştir. Öğrenme performansının tespiti için ise; öğrencilerin pandemi öncesi ve pandemi dönemi ağırlıklı başarı ortalamaları değerlendirilmiştir. Meslek lisesi ve proje okullarında dijitalleşme sürecinin tespiti için eğitimcilerle yapılan öngörüşmeler sonucunda öğrenci ve öğretmen anketleri hazırlanmış ve yüzyüze görüşme ile anketler cevaplandırılmıştır. Anket sorularında aynı zamanda pandemi döneminde öne çıkan dijital eğitimin olumlu ve olumsuz yönlerini araştırarak, dijitalleşmenin gelişimine ve eğitimde yaygın kullanımına yönelik çözüm önerileri geliştirmek ayrıca öğretmen ve öğrenci davranışlarına göre dijitalleşmenin etkisini belirlemek de amaçlanmıştır. Bu çalışmadan elde veriler doğrultusunda Ankara ilinde faaliyet gösteren meslek liseleri ve proje okullarının dijitalleşmenin öğrenme performansına etkisinin farklı olduğu ortaya konmuştur. Sadece okul türlerinde değil aynı zamanda cinsiyet ve branş özelinde de dijital eğitimin öğrenme performansı etkileyen farklı unsurlar olduğu tespit edilmiştir. Buna göre; uzaktan eğitime geçiş sürecinde eğitim türüne uygun öğrenme ortamları oluşturulması gerektiği tespit edilmiştir. Eğitimde dijitalleşmenin ancak sanal sınıf ortamı ile eğitim türü için ilgili hedef kitlenin (öğretmen, öğrenci) sosyo-ekonomik durumları, öğrenme ortamları ve verilen eğitim için uygun materyal tercihleri tespit edilerek geliştirilebileceğinin mümkün olduğu düşünülmektedir. Çalışmada yer alan 5'li likert ölçekli özgün 15 soruluk bir özel ölçek oluşturulmuş ve meslek liseleri ile proje okulları öğretmenlerine uygulanmıştır. Ölçeğin geçerliği ve güvenirliği için sorular Cronbach (İç Tutarlılık) ve Açımlayıcı Faktör Analizine (AFA) tabi tutulmuştur. Ölçeğin toplam iç tutarlılık katsayısı crα=.82 bulunmuştur. Çalışmanın sonucunda meslek liseleri ve proje okullarında dijital eğitimin olumlu, olumsuz ve geliştirilebilir yönlerinin tespiti ile eğitimde dijitalleşmenin sürdürülebilirliğine katkıda bulunulmuştur.
Psikolojik sermayenin iş-aile çatışmasına etkisi: kadın çalışanlar üzerine bir inceleme
Bu çalışma, bilişim sektöründe çalışan kadınların psikolojik sermayelerinin iş aile çatışması üzerindeki etkilerini incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın örneklemini bilişim sektöründe çalışan kadınlar oluşturmaktadır. Veriler çevrimiçi anket yöntemiyle toplanmıştır. Araştırmada veri toplamak amacıyla "Psikolojik Sermaye Ölçeği" ve "İş-Aile Çatışması Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırma kapsamında bilişim sektöründe çalışan 201 kadına ulaşılmıştır. Toplanan veriler analiz programları aracılığıyla incelenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre; kadın çalışanlarda psikolojik sermayenin iş aile çatışmasına etkisinin olduğu görülmüştür. Öncelikle psikolojik sermaye ile iş aile çatışması ilişkisi incelenmiş, daha sonra psikolojik sermaye boyutlarının iş aile çatışmasına etkisi incelenmiştir. İş aile çatışması boyutu ve psikolojik sermaye boyutu arasında ters yönde anlamlı ilişki görülmüştür. Öz yeterlilik boyutu ve iş aile çatışması boyutu arasında ters yönde anlamlı ilişki görülmüştür. Umut boyutuyla iş aile çatışması boyutu arasında da ters yönde anlamlı bir ilişki görülmüştür. İyimserlik boyutu ve iş aile çatışması boyutu arasında anlamlı bir ilişkiye rastlanılmamıştır. Dayanıklılık boyutu ile iş aile çatışması boyutu arasında ters yönde anlamlı ilişki görülmüştür. Bu sonuçlara göre, öz yeterlilik, umut ve dayanıklılık boyutları iş aile çatışmasını anlamlı düzeyde azaltmaktadır. İyimserlik boyutu ve iş aile çatışması boyutu arasında anlamlı ilişki bulunmamaktadır. Bu araştırmanın bulgularına dayanarak, bilişim sektöründe çalışan kadınların olumlu psikolojik özelliklerini geliştirmelerine yönelik stratejiler geliştirilmesi önem taşımaktadır. Kadın çalışanların psikolojik sermayelerini artırmak, iş ve aile alanları arasında denge kurmalarına katkı sağlayabilir. Bu süreçte, özellikle psikolojik dayanıklılık gibi pozitif psikolojik özelliklerin eğitim ve destek programlarıyla güçlendirilmesi önerilmektedir. Bu tür girişimler, kadın çalışanların iş yaşamındaki v zorluklara daha dirençli hale gelmelerine yardımcı olurken, aynı zamanda ailevi sorumluluklarını da etkin bir şekilde yerine getirmelerini kolaylaştırabilir. İşverenlerin bu konuda sağlayacağı destek, çalışan memnuniyeti ve verimliliğini artıracak ve bilişim sektörü gibi dinamik alanlarda sürdürülebilir bir çalışma ortamı oluşturulmasına katkıda bulunacaktır. Bilişim sektöründe çalışan kadınların, olumlu psikolojik özellikler geliştirerek iş ve aile yaşamları arasında denge sağlamalarına destek olunması çatışmanın azalmasına yardımcı olacaktır.
Kamu personelinin yapay zekaya yönelik tutumları ve bilişim etiği arasındaki ilişki üzerine bir araştırma
Bu çalışma, yapay zekâya yönelik genel tutumun bilişim etiğine etkisini incelemeyi amaçlamaktadır. Kamu çalışanları üzerinde uygulanan olan bu araştırma, yapay zekanın bilişim etiğine olan potansiyel etkilerini anlamayı hedeflemektedir. Çalışmanın ana amacı, yapay zekaya ilişkin genel tutum ile bilişim etiği arasında anlamlı bir ilişkinin olup olmadığını belirlemektir. Araştırma nicel yöntem ile yapılmıştır. Veri toplama tekniği olarak ise anket yöntemi kullanılmıştır. Katılımcılar arasında kamu kurumlarında çalışan profesyoneller yer almıştır ve bu kişilere yapay zekaya yönelik tutum ve bilişim etiği ölçeği uygulanmıştır. Anketler, yapay zekaya karşı genel tutumu ve bilişim etiğini değerlendiren sorular içermekte ve katılımcıların bu konulardaki görüşlerini belirlemeye yönelik olmuştur. Veri analizi aşamasında, elde edilen veriler istatistiksel yöntemlerle değerlendirilmiş ve yapay zekaya yönelik genel tutum ile bilişim etiği arasındaki ilişkiler ortaya konmuştur. Çalışma, özellikle son yıllarda yaygınlaşan yapay zekanın bilişim etiğine etkisi konusundaki literatüre önemli bir katkı sağlamak amacıyla değerlendirilmiş ve tartışılmıştır. Sonuç olarak, bu araştırma, yapay zekaya yönelik genel tutum ile bilişim etiği arasındaki ilişkileri anlamak ve özellikle kamu kurumlarında bu etkileşimi değerlendirmek amacıyla gerçekleştirilmiş bir bilimsel çalışmanın temel unsurlarını içermektedir.
AHP yöntemi ile ERP seçimi: Savunma sanayii örneği
Bu çalışma, savunma sanayii sektöründe faaliyet gösteren bir elektronik kart üreticisinin kurumsal kaynak planlaması (ERP) sistemi seçiminde dikkate aldığı kriterlerin önem derecelerini belirlemeyi amaçlamaktadır. Yüksek güvenlik standartları ve kritik altyapı gereksinimleri nedeniyle, bu sektörde teknolojik altyapı değişim süreci; sürdürülebilirlik ve mevcut sistemlerle uyumluluk açısından büyük önem taşımaktadır. Araştırma kapsamında, çok kriterli karar verme tekniklerinden Analitik Hiyerarşi Süreci (AHP) yöntemi tercih edilmiştir. Literatür ve uzman görüşleri doğrultusunda altı ana ve yirmi üç alt kriter belirlenmiştir. ERP sistemine ilişkin bu kriterlerin göreli önemlerini belirlemek amacıyla oluşturulan ikili karşılaştırma anketi, kurum içi karar vericiler ve kurum dışı uzmanlardan oluşan 16 katılımcıya uygulanmıştır. Anket, Saaty'nin (1977) geliştirdiği 1–9 ölçekli önem derecelerine dayalı olarak hazırlanmıştır. Katılımcıların verdiği yanıtlara dayanarak oluşturulan ikili karşılaştırma matrisleri aracılığıyla, her bir kriterin önem ağırlığı hesaplanmıştır. Bulgular bağlamında, ERP sisteminin söz konusu savunma sanayii işletmesinde kısa vadeli operasyonel ihtiyaçlardan çok; izlenebilirlik, esneklik ve uzun vadeli teknolojik uyum gibi faktörlere göre tercih edildiği tespit edilmiştir. Bu duruma ek olarak, katılımcılar bilgi güvenliğinin öne çıktığı bu sektörde, sistem log verilerinin ve güncel yazılım desteğinin önemine dikkat çekmektedir. Bu araştırma, savunma sanayii bağlamında ve benzer sektörlerde ERP seçimi kararlarına teorik ve uygulamalı katkı sunmayı amaçlamaktadır. Sektöre özgü kriter önceliklerini belirleyerek, işletmelerin karar destek süreçlerini daha verimli ve etkin hâle getirmeye yönelik bir çerçeve ortaya koymaktadır.
A comparative study of private and public banks in libya: Service quality and customer satisfaction
This thesis presents a comparative analysis of service quality and customer satisfaction between private and public banks in Libya. Given the country's ongoing economic and political challenges, the study explores how these institutions operate under pressure and how their services are perceived by customers. The research investigates key dimensions of service quality such as responsiveness, reliability, and physical aspects. By analysing customer feedback and experiences, the study identifies the strengths and weaknesses of both sectors and highlights areas for improvement. The goal is to provide a clearer understanding of how Libyan banks can enhance their services to meet customer expectations more effectively. This study is especially relevant for policymakers, financial institutions, and stakeholders seeking to improve the country's banking infrastructure. By comparing customer satisfaction levels, the research aims to guide strategies that support the development of a more customer-focused and resilient banking system. Ultimately, the study offers practical recommendations to enhance service quality and increase satisfaction across both sectors. It contributes to the broader goal of improving trust in the Libyan banking system and shaping long-term reforms that can lead to sustainable growth.
Stokastik çok kriterli kabul edilebilirlik analizi ile kurumsal alım için bilgisayar seçimi
Teknolojinin hızla gelişmesi, kurumların bilgi işlem altyapılarını düzenli olarak güncellemelerini zorunlu kılmaktadır. Özellikle çok sayıda çalışana sahip büyük ölçekli kuruluşlarda kişisel bilgisayarların toplu şekilde yenilenmesi, maliyet, performans ve teknik kriterler doğrultusunda karmaşık bir karar süreci gerektirmektedir. Bu süreçte, farklı sağlayıcıların sunduğu bilgisayar modelleri arasından en uygun seçeneğin belirlenmesi, kurumların öncelikleri ve piyasa belirsizlikleri nedeniyle güçleşmektedir. Bu tezde, toplu bilgisayar alımlarında karşılaşılan çok kriterli ve belirsizlik içeren karar problemlerine çözüm sunmak amacıyla, Stokastik Çok Kriterli Kabul Edilebilirlik Analizi (SMAA) yönteminin SMAA-2 varyantı kullanılmıştır. Bu yöntem, karar vericinin kriter ağırlıkları ve tercihleri hakkında kesin bilgi sahibi olunmadığı durumlarda bile, olası senaryoları dikkate alarak en kabul edilebilir alternatifleri belirlemeyi mümkün kılar. Sunulan karar destek yaklaşımı; teknik performans, maliyet ve servis erişimi gibi farklı kriterleri bütüncül şekilde değerlendirerek kurumların kaynaklarını etkin kullanmasına yardımcı olur. Gerçekleştirilen uygulama çalışmasında, Pro Tower 290 G9 modeli yüksek çok çekirdek performansı ve SSD okuma hızı sayesinde %55,5 oranıyla en yüksek ilk tercih olasılığına sahip olmuştur. SMAA çıktıları olan RAI, CWV ve CF değerleri; sıralama eğilimlerini, bu eğilimlerin arkasındaki kriter yapılarını ve model tercihinin istikrarını analiz etmektedir. Böylece, çalışma stratejik donanım yatırımlarında veri temelli, esnek ve açıklanabilir kararların alınmasına katkı sunmaktadır.
Sağlık kurumlarında dijitalleşmenin hasta memnuniyeti üzerine etkisi - kamu, özel ve üniversitelere bağlı sağlık kurumları örneği
Bu çalışma, Türkiye'de sağlık hizmetlerinde dijitalleşmenin hasta memnuniyeti üzerindeki etkisini kamu, özel ve üniversitelere bağlı sağlık kurumları karşılaştırmasını incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Dijital sağlık uygulamalarının sağlık hizmeti sunum süreçlerini dönüştürdüğü yönündeki artan kanıtlar doğrultusunda araştırmada, dijitalleşmenin hizmet erişilebilirliği, süreç kalitesi, bilgi akışı, güven, hız ve hasta deneyimi üzerindeki etkileri bütüncül bir yaklaşımla değerlendirilmiştir. Nicel araştırma yöntemi kullanılarak yürütülen çalışmada, farklı sosyo-demografik özelliklere sahip hastalar ile sağlık çalışanlarından oluşan geniş bir örneklemden anket yoluyla veri toplanmıştır. Veriler Açımlayıcı Faktör Analizi, güvenirlik testleri, çoklu regresyon analizi ve grup karşılaştırmaları gibi istatistiksel yöntemlerle analiz edilmiştir. Bulgular, dijitalleşmenin hasta memnuniyeti üzerinde güçlü ve pozitif bir etkiye sahip olduğunu; dijital sistemlerin kullanım kolaylığı, erişim hızı ve bilgi şeffaflığının memnuniyeti anlamlı biçimde artırdığını göstermiştir. Kurum türleri arasında belirgin farklılıklar gözlenmiş; üniversitelere bağlı sağlık kurumlarında memnuniyet en yüksek değerlere ulaşırken, özel hastanelerde memnuniyetin orta düzeyde, kamu hastanelerinde ise daha düşük seviyede gerçekleştiği ortaya çıkmıştır. Demografik değişkenler memnuniyet ve dijital kullanım üzerinde etkili olmuş; özellikle yaş, eğitim ve gelir düzeyinin kurum tercihini ve dijitalleşmeye uyumu belirgin biçimde farklılaştırdığı belirlenmiştir. Sağlık çalışanlarında dijital yetkinlik düzeyinin memnuniyetle pozitif ilişki göstermesi, dijital dönüşümün yalnızca teknik değil, aynı zamanda insan kaynağı boyutuyla da ele alınması gerektiğine işaret etmektedir. Sonuç olarak, dijitalleşme Türkiye'de sağlık hizmetlerinin kalite, hız, güvenlik ve erişilebilirlik boyutlarını güçlendiren kritik bir unsur olarak ortaya çıkmakta; ancak bu dönüşümün etkili ve sürdürülebilir olabilmesi için kurum türlerine özgü stratejilerin geliştirilmesi, sağlık çalışanlarının dijital yetkinliklerinin artırılması ve dijital sağlık okuryazarlığının toplum genelinde desteklenmesi gerekmektedir.