
362
Arşivlenen Tez
7
DOI Atanmış
2%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
Bir eğitim yönetim sisteminin sosyal ağ bağlamında kullanılabilirlik analizi
Bu araştırma, bir eğitim yönetim sisteminde sosyal etkileşimi sağlayan öğelerin kullanılabilirliğini analiz etmeyi amaçlamaktadır. Bu sosyal öğeler; iş arkadaşlığı, soru cevap sistemi, blog sistemi, kullanım puanları özelliği, tartışma grupları ve forum özelliği, içerik yorum ve puanlama sistemi, eğitim önerme, haber kaynağı ve kullanıcı duvarından oluşmaktadır. Sosyal öğelerin etkililik, verimlilik ve kullanıcı memnuniyetini ölçmek için bir kullanılabilirlik testi gerçekleştirilmiştir. Araştırma, bir e-öğrenme firmasında çalışan 5 kişi ve Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri (BÖTE) alanında çalışan diğer 5 kişiden oluşan katılımcı grubuyla yürütülmüştür. Kullanılabilirlik testi, Orta Doğu Teknik Üniversitesi BÖTE Teknoloji ile Zenginleştirilmiş Öğrenme Laboratuvarında gerçekleştirilmiştir. Bu testte katılımcılar, uzman görüşleri doğrultusunda hazırlanan görevleri gerçekleştirirken, araştırmacı tarafından gözlem yapılmıştır.Çalışma verileri 4 aşamada toplanmıştır: (1) Demografik anketle kullanıcı profiline ilişkin bilgilerin toplanması, (2) Sosyal öğelerin kullanımı sırasında kullanıcı davranışlarının gözlemlenmesi, (3) Kullanıcı odak noktalarını belirlemek için göz izleme yöntemiyle kullanıcı göz hareketlerinin izlenmesi, (4) Sesli düşünme yöntemi ile kullanıcı yorumlarının toplanması. Yapılan gözlemle 4 çeşit veri toplanmıştır: (1) Etkililiğin belirlenmesi için görev tamamlama durumu, (2) Verimliliğin belirlenmesi için görev tamamlama sırasında yapılan hata sayısı, (3) Verimliliğin belirlenmesi için görev tamamlama sırasında harcanan zaman, (4) Kullanıcı memnuniyetinin belirlenmesi için katılımcıların yaptıkları yorumlar. Uygulama sonrası toplanan veriler betimsel olarak analiz edilmiştir. Göz izleme ekran kayıtlarında kullanıcı dikkat odağı incelemesi; hata yapma, görev tamamlayamama ya da görevi uzun sürede tamamlama durumlarının sebeplerini belirleyebilmek amacıyla yapılmıştır. Her bir görevin başarı ve hata oranları, tamamlanma süreleri, sesli düşünme ve göz izleme bulguları kullanılabilirlik problemlerinin belirlenebilmesi için görev bazlı olarak birlikte özetlenmiştir. Analiz sonuçları, sosyal öğelerin etkili ve verimli olduğunu, kullanıcı memnuniyetinin ise çok düşük olduğunu göstermektedir. Bulgular doğrultusunda, sosyal öğelerin kullanılabilirliğini artırmaya yönelik çalışmalar yapılması ve sistem üzerinde belirli aralıklarla kullanılabilirlik testi yapılması önerilmiştir.
Bilgi yönetiminin inovasyon yeteneği ile ilişkisinin incelenmesi: Doğu Marmara bölgesindeki ar-ge merkezlerinde bir uygulama
Bu araştırmanın amacı, bilgi yönetimi ile inovasyon yeteneği arasındaki ilişkinin tespit edilmesidir. Araştırmanın yöntemi nicel araştırma yöntemidir. TR42 Doğu Marmara Bölgesi'nde yer alan Ar-Ge merkezleri araştırmanın evrenini oluşturmaktadır. Örneklem belirleme yöntemi olarak tam sayım yöntemi uygulanmış ve Doğu Marmara Bölgesi'nde yer alan 120 Ar-Ge merkezi araştırmanın örneklemine dahil edilmiştir. Veriler Ar-Ge merkezleri yöneticilerine uygulanan online anket ile toplanmış ve 32 yönetici çalışmaya katılmıştır. Araştırmanın hipotezlerini sınamak amacıyla hiyerarşik regresyon yöntemi tercih edilmiştir.
Kurumsal kaynak planlama (ERP) sisteminde malzeme yönetim modülünün incelenmesine yönelik bir uygulama
Bu çalışmanın temel amacı, Kurumsal Kaynak Planlama (ERP: Enterprise Resource Planning) Sisteminin aktif ve etkin kullanıldığı bir firmada, Malzeme Yönetim Modülünün incelenmesi ve neticesinde modülün getirilerinin ve diğer kazanımların saptanmasını sağlamaktır. Kurumsal Kaynak Planlaması yazılımlarının verimli ve başarılı bir şekilde kullanımı ile firmalar, tüm birimlerinde ortak bir dil kullanılan , faaliyetlerin ve iş akışlarının planlanıp kontrol edildiği bir bilgi sistemi kullanıcısı olmaktadırlar. Araştırmada , bu kazanımı elde etmiş bir firma olduğundan, diğer firmalara da örnek teşkil etmesi açısından Kastamonu Entegre A.Ş. ele alınıp incelenmiştir. Araştırma yöntemi olarak, nitel araştırma yöntemlerinden biri olan örnek olay ( case study / vaka analizi ) metodu öncelikli olarak kullanılmıştır. Araştırma bulgularını desteklemek adına , Malzeme Yönetim Modülünü işinin bir parçası olarak kullanan firma çalışanlarıyla anket yapılmış, yapılan anketlerin neticesinde elde edilen veriler ise SPSS 25'te analiz edilmiştir. Bu çalışmanın sonucunda ERP sistemlerinde Malzeme Yönetim Modülünün firmaya etkileri yaşayan bir örnekten hareketle somut olarak ortaya konulmuş oldu.
Bilişim işletmelerinin öğrenen örgütlere dönüşmesinde büyük verinin etkisi
Rekabetçi iş ortamında örgütler için öğrenmenin önemi giderek artmaya başlamıştır. Küresel anlamda yaşanan değişimlere ayak uydurmak isteyen örgütler, öğrenen örgüt kavramını benimsemeye başlamışlardır. Günümüzde yaşanan değişimlerin en büyük nedenlerinden biri teknolojidir. Bu nedenle öğrenirken teknolojinin sağladığı avantajları kullanmak gerekir. Örgütlerin sahip oldukları büyük verilerden elde ettikleri bilgiler onlar için yararlı olacaktır. Bu çalışmada bilişim sektöründeki işletmelerin öğrenen örgütlere dönüşmesinde büyük verinin etkisi araştırılmıştır. Araştırmanın amacı, bilişim işletmesi çalışanlarının öğrenen örgüt ve büyük veriye karşı algılarını ve büyük verinin, bilişim işletmelerinin öğrenen örgütlere dönüşmesindeki katkısını incelemektir. Araştırmada nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırma deseni olarak Durum (Örnek Olay) Deseni ve durum desenleri içinden de Bütüncül Tek Durum Deseni kullanılmıştır. İncelenen vaka, Düzce' de bulunan, faaliyetlerini bilişim alanında gerçekleştiren, kurumsal bir teknoloji işletmesidir. Veriler, görüşme ve doküman incelemesi teknikleri ile elde edilmiştir. Elde edilen veriler içerik analizi yoluyla çözümlenmiştir. Çözümlenen bulgular sonucunda araştırmaya dahil edilen bilişim işletmesinin bir öğrenen örgüt olduğu ve bu süreçte büyük veriden yararlanarak faaliyetlerini daha verimli ve etkili bir şekilde gerçekleştirdiği tespit edilmiştir.
İş zekasının rekabet üstünlüğü üzerine olan etkisi: Bilişim sektörü örneği
Bu çalışmanın temel amacı, iş zekâsının rekabet üstünlüğü üzerine olan etkisini bilişim sektörü çerçevesinde incelemektir. Bu amaç doğrultusunda Ankara ili kapsamında bilişim sektöründe faaliyet gösteren işletmelerde iş zekâsının rekabet üstünlüğü üzerindeki etkisinin incelenmesi ve belirlenmesi hedeflenmiştir. Araştırmada fenomenoloji (olgu bilim) deseni izlenmiştir. Görüşme yöntemi ile toplanan verilere nitel araştırma yöntemlerinden içerik analizi uygulanıştır. Araştırmanın evrenini Ankara ili içerisinde faaliyet gösteren bilişim işletmeleri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise, Ankara ili kapsamında iş zekâsı uygulamalarını kullanan bilişim işletmeleri oluşturmaktadır. Örneklem; amaçlı örneklem yöntemlerinden ölçüt örneklem yöntemi kullanılarak belirlenmiştir. Görüşme talebini kabul eden 14 katılımcı ile görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Katılımcılar; işletme kurucuları, yöneticiler, büyük veri ve iş analitiği yöneticileri, proje yöneticileri, iş zekâsı uzmanları, iş zekâsı danışmanları, veri tabanı uzmanı, iş geliştirme müdürü ve verimlilik departmanında görev alan personelden oluşmaktadır. Veri toplama aracı olarak 10 adet açık uçlu soru ve soruları destekleyici nitelikte, her sorunun içerisinde ikişer adet sonda soru hazırlanmıştır. Veriler, katılımcılar ile yüz yüze gerçekleştirilen yarı yapılandırılmış görüşmeler yoluyla toplanmıştır. Verilere nitel içerik analizi uygulanmıştır. Analiz sonucunda, "iş zekâsı, sektörde kullanılan teknolojiler", "rekabet", "işletme" ve "çözüm önerileri" olmak üzere beş ana tema elde edilmiştir. Sonuç olarak; iş zekâsı kavramının, bilişim sektöründe tam oturmamış olduğu tespit edilmiştir. İşletmeler farklı iş zekâsı araçları kullanarak rekabette üstünlük sağlamaya çalışmaktadır. İş zekâsının rekabet üstünlüğü elde etme üzerinde olumlu bir etkisi vardır. İş zekâsının maliyetli olması sebebiyle kullanmayan işletmeler, özellikle veri yığılmasından kaynaklanan hatalarla karşılaşmaktadır. Sektördeki rekabetten dolayı,iş zekâsı kullanan işletmeler de sürekli gelişmeleri takip ederek rekabet avantajı sağlamaya çalışmaktadır. Anahtar Kelimeler: İş Zekâsı, İş Zekâsı Teknolojileri, Rekabet, Rekabet Üstünlüğü, Bilişim Sektörü
Teknoloji kabul modeli ve bireylerin gelecekteki ya da anlık sonuçları önemseme eğilimleri ile tüketici davranışları arasındaki ilişki
Bu araştırmada, teknoloji kabul modeli ve bireylerin gelecekteki ya da anlık sonuçları önemseme eğilimleri ile tüketici davranışları arasındaki ilişki incelenmiştir. Bu nedenle, İstanbul ilindeki 271 kadın, 229 erkek olmak üzere toplam 500 katılımcıya, "Anlık Sonuçları Önemseme Sonuçları Önemseme Ölçeği, Teknoloji Kabul ve Kullanımı Ölçeği, Teknolojik Kullanımda Anlık Sonuçları Önemseme Sonuçları" olmak üzere toplam üç ölçekten oluşan anket soruları dağıtılmış ve sonuçlara göre analizler yapılmıştır. Araştırmanın analizlerinde demografik değişkenlere göre dağılımların belirlenmesi amacıyla frekans (f) ve yüzdeler (%) hesaplanmıştır. Ölçeklerin boyutlarına ait madde toplamları ve ortalamaları bulunmuştur. Ortalamalar ve standart sapmalar hesaplanmıştır. Teknolojiyi Kabul ve Kullanımı, Anlık Sonuçları Önemseme/Gelecekteki Sonuçları Önemseme ve Teknolojik Kullanımda Anlık Sonuçları Önemseme/Gelecekteki Sonuçları Önemseme düzeylerinin demografik değişkenlere göre değişip değişmediğini belirlemek amacıyla bağımsız örneklem t-testi ve tek yönlü varyans (anova) analizleri yapılmıştır. Katılımcıların, Teknolojiyi Kabul ve Kullanımı, Anlık Sonuçları Önemseme/Gelecekteki Sonuçları Önemseme ve Teknolojik Kullanımda Anlık Sonuçları Önemseme/Gelecekteki Sonuçları Önemseme düzeyleri arasındaki ilişkiyi bulmak amacıyla korelasyon analizi yapılmıştır. Yapılan bu analizlerin sonucunda araştırmaya katılan katılımcıların teknoloji kullanımı ile anlık sonuçları önemsemeleri ile pozitif yönde bir korelasyon saptanmıştır.
Teknoloji transfer ofislerinin girişimcilerin şirketleşmesine ve ticarileştirmesine etkisi
Teknoloji transferi ofisleri (TTO); Üniversitelerde akademik bilgi, bilim ve know-how'ı endüstrinin ihtiyaçlarına uygun olarak kullanmak, kullanımlarından kaynaklanan bilgi ve teknolojileri ticarileştirmek, üniversiteler ve endüstri arasındaki mevcut işbirliğini genişletmek ve ekonomik kazanımlarla ülke ekonomisine katkı sağlanmasını hedeflemektedir. TTO'lar, girişimciler tarafından üretilen bilgileri Girişimcilik ve Şirketleşme Birimi'nin proje yönetimi ve girişimcilik fikirlerini prototiplendirilerek entegre etme ve ticarileştirme çabalarını sürdürmeyi hedef almaktadır. Girişimcilik ve Şirketleşme Birimi, üniversite içerisinde girişimcilik, iş modeli geliştirme, doğru yatırımcı, girişimcilik, ticarileştirme ve şirket süreçleri alanlarında iş fikirlerini pazarlama faaliyetlerini yürütmektedir. Bu çalışma, üniversite yönetimindeki Düzce TTO Girişimcilik ve Şirketleşme Biriminin uygulamalarının proje yönetimi bileşenlerini kullanarak girişimcilik ve kurumsallaşma üzerindeki etkisini incelemektedir. Bu çalışma süresince nitel araştırma yöntemi kullanılarak 21 firmanın örneklemi alınarak analiz edilmiştir. Çalışma kapsamında, Girişimcilik ve Şirketleşme Birimlerinin proje yönetimi bileşenlerini kullanarak üniversitelerde entegrasyon sürecini ne ölçüde başarılı bir şekilde uyguladıklarını fikirden projelendirmeye ve projelendirme sonucunda prototipe giden ürünlerinin şirketleştikten sonraki gelişimi gözlemlenmiştir.
Mobil uygulama kabul modelinin mobil bankacılıkta kullanılması
Teknolojide yaşanan hızlı gelişmeden en fazla etkilenen sektörlerden biri de bankacılık sektörüdür. Sürekli yenilenen teknolojiler geleneksel bankacılığın yapısal anlamda etkilenmesine sebep olmuştur. Bilişim teknolojilerinin kullanımı ile başlayan bu süreç internet teknolojisinin de gelişmesiyle bankaları, internet bankacılığı ve en sonunda da mobil bankacılık uygulamalarına yönelmiştir. Tüm bu gelişmelerin ana nedeni değişen dünyadaki ihtiyaçların daha hızlı karşılanmaya çalışılması ve bu değişime uygun daha yenilikçi bir hizmet sunmaktır. Bankacılık sektörü teknolojik gelişmeler ışığında mobil uygulamalarını geliştirmek için ciddi yatırımlar yapmaktadır. Mobil bankacılık yapmak üzere sistemde kayıtlı olan ve en az bir kez giriş işlemi yapmış toplam müşteri sayısı mart 2020 itibariyle yaklaşık 83 milyon kişidir. Bunların 52 milyon 481 bin kişisi ( yüzde 63'ü) ocak-mart 2020 dönemi içerisinde en az bir kez giriş işlemi yapmıştır. Bankaların daha başarılı olabilmeleri için en az bir kere giriş yapmış olan kişilerin devamlılığının sağlanması gerekmektedir. Bu çalışmanın amacı; Mobil bankacılığın, banka müşterileri tarafından kabul ve benimsemesine yönelik davranışsal niyetini, mobil uygulama kabul modeli ile ortaya koymaktır. Araştırma evrenini Bursa' da yaşayan mobil bankacılık kullanan 18 yaş üstü bireyler oluşturmaktadır. Çalışmada nicel araştırma yöntemi kullanılmış ve veriler yüz yüze görüşme anket tekniği ile internet üzerinden çevrimiçi anket uygulamasından yararlanılarak elde edilmiştir. Değerlendirmeye alınan ve analizde kullanılan toplam anket sayısı 382'dir. Araştırmada AMOS ve LISREL programları ile yapısal eşitlik modeli(YEM) uygulanarak veriler analiz edilmiştir. Ayrıca IBM SPSS Statistics 23 ile betimleyici analizler ve faktör analizi yapılmıştır
Uzaktan eğitimde stratejik planlama açısından üniversitelerin karşılaştırmalı bir analizi
Birçok sektörde olduğu gibi uzaktan eğitim yönetiminde de uzun vadeli önlemler almak ve tutarlı stratejik yaklaşımlar geliştirmek gerekli ve önemlidir. Bu çalışmada stratejik plan kavramı, uzaktan eğitim kurumları için stratejik planlamanın önemi, stratejik planlama adımları üzerinde durulmuş, devlet, vakıf, özel statüdeki üniversiteler, meslek yüksekokulları çalışmaya dâhil edilerek Türkiye'de uzaktan eğitimin stratejik planlaması ile ilgili durum ortaya konulmaya çalışılmıştır. Ardından Türkiye'de uzaktan eğitim hizmeti veren ve çalışma için uzaktan eğitim stratejik planlarını paylaşan üniversitelerin uzaktan eğitim stratejik planlarının karşılaştırmalı analizi yapılmıştır.
Business intelligence and its role in administrative development at the University of Misurata
This study aimed to comprehensively understand business intelligence and administrative development, specifically focusing on their relationship and application at the University of Misurata. The study utilized a descriptive approach and collected data by reviewing existing literature in the field. A questionnaire was also developed and distributed electronically to 80 participants, including administrative leaders, faculty members, assistant teachers, and students from the university. One of this study's key findings is the correlation between business intelligence and administrative development. The participants' perceptions regarding the implementation of business intelligence in administrative development were positive, particularly in terms of utilizing business intelligence system applications within the university. Based on the results, the study suggests the importance of training on business intelligence practices and their integration into management development. Furthermore, it recommends supporting and encouraging senior management to embrace business intelligence and exert more effort in implementing it in administrative processes. The study emphasizes the significance of prioritizing training in business intelligence, as well as disseminating introductory and awareness messages to university leaders. Additionally, it highlights the need to stay updated with the latest business intelligence techniques and their modernization. The study also proposes conducting further empirical research to explore the applications of business intelligence within the university, including assessing the current level of implementation and identifying potential obstacles.
Siber güvenlik farkındalığının sosyal medyada satın alma niyeti üzerindeki etkisinde kültürel değerlerin düzenleyici rolünün X, Y ve Z kuşakları kapsamında incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, ortaöğretim kurumlarında görevli X, Y kuşağı öğretmen ve öğrenim gören Z kuşağındaki öğrencilerin siber güvenlik farkındalık düzeylerinin sosyal medyada satın alma niyetlerine etkisinde idiosentrizm ve allosentrizmin düzenleyici etkilerini araştırmaktır. Araştırmanın örneklemini 2022-2023 eğitim-öğretim yılında Kayseri ili ortaöğretim kurumlarında çalışan öğretmen ve öğrenim gören öğrenciler oluşturmaktadır. Anket verileri kolayda örneklem metodu ile toplanmıştır. Araştırma kapsamında 654 katılımcıya ulaşılmıştır. Toplanan verilerin analizlerinde SPSS 26 ve Amos 24 programı kullanılmıştır. Düzenleyicilik etki analizleri SPSS Process makro (model 1) yazılımı ile yapılmıştır. Araştırma bulgularına göre tüketici durumundaki öğretmen ve öğrencilerin siber güvenlik farkındalık düzeyleri yüksektir. Z kuşağı tüketicilerin idiosentrizm değerleri X ve Y kuşaklarına göre oldukça yüksektir. Siber güvenlik farkındalığının sosyal medyada satın alma niyetine etkisinde idiosentrizmin X, Y ve Z kuşaklarında düzenleyici bir etkiye sahip olduğu, allosentrizmin ise X kuşağı hariç Y ve Z kuşaklarında düzenleyici bir etkiye sahip olduğu görülmüştür.
The use of the technology acceptance model on the employees of the general administration of the university of derna
The research aimed to determine "the use of the technology acceptance model and test it on public administration employees at the University of Derna." The descriptive method will be used to accomplish the study's objective. The study community consists of employees in the general administration of the university. The study's participants include 320 employees in public administration, and the number of questionnaires received for analysis was 300, equivalent to 93.75% of the study community. After analyzing the quantitative data from the study, several significant outcomes were determined. Among these findings is identifying a strong correlation among the dimensions of the technology use model. Notably, it has been determined that perceived ease of use and usefulness positively affect technology adoption; however, infrastructure does not positively affect technology adoption.A set of recommendations were proposed, the most important of which are: enhancing the technology infrastructure by providing an external communication network (extranet) for communication between different universities, departments, and colleges; increasing interest in the concept of adopting technology by facilitating and simplifying daily transactions away from administrative complexities; avoiding relying on the use of traditional methods and routine work and replacing them with modern technical methods in the conduct of administrative work.
Psikolojik sağlamlığın psikolojik iyi oluşa etkisinde duygusal zeka ve öz yeterlilik inancının aracılık rolü
Bu araştırma, psikolojik dayanıklılığın bireylerin psikolojik iyi oluşları üzerindeki etkisini araştırma ve aynı zamanda duygusal zeka ve öz-yeterlik inancının bu ilişki üzerindeki aracı etkilerini belirlemeye yöneliktir. Araştırma verileri Ankara'da bulunan bir vakıf üniversitesinin lisans öğrencilerinden anket formları aracılığıyla toplanmıştır. 177 katılımcıdan anketler aracığılıyla toplanan veriler; güvenilirlik analizi, t-testi, anova testi, korelasyon analizi, hiyerarşik regresyon analizi aracılığıyla değerlendirilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre psikolojik sağlamlığın psikolojik iyi oluş üzerinde etkili olduğu ve psikolojik sağlamlık ile psikolojik iyi oluş ilişkisinde duygusal zeka ve öz yeterliliğin aracı role sahip olduğu belirlenmiştir.
Yüksek teknolojili sektörlerde inovatif girişimcilik: Kadın girişimciliği üzerine bir çalışma
Girişimcilik, ekonomik büyüme, yenilik ve toplumsal dönüşümün temel dinamiklerinden biri olarak kabul edilmektedir. Kadın girişimciliği, kadınların ekonomik bağımsızlıklarını güçlendiren ve toplumsal ekonomik kalkınmayı destekleyen önemli bir etkendir. Son yıllarda kadın girişimciler, geleneksel sektörlerin ötesine geçerek özellikle yüksek teknolojili sektörlerde yenilikçi projeler üretmeye başlamışlardır. Ancak bu süreçte, kadın girişimcilerin sermaye erişimi, mentorluk eksikliği, sosyal engeller, altyapı sorunları ve pazarlama desteği gibi çeşitli zorluklarla karşılaştıkları görülmektedir. Yüksek teknoloji sektörlerinde karşılaşılan bu zorluklar, kadın girişimciliğinin sürdürülebilirliği ve gelişimi açısından kritik önem taşımaktadır. Bu çalışma, yüksek teknoloji sektörlerinde faaliyet gösteren kadın girişimcilerin karşılaştıkları zorlukları ve bu zorlukların girişimcilik süreçlerine olan etkilerini kapsamlı bir şekilde analiz etmektedir. Araştırma, kadın girişimcilerin finansman, mentorluk ve danışmanlık hizmetlerine erişim gibi konulardaki sorunlarını ele almış ve bu sorunların girişim seviyeleri üzerindeki etkilerini istatistiksel analizlerle değerlendirmiştir. Çalışmada elde edilen bulgular, kadın girişimcilik ekosisteminin güçlendirilmesi ve girişimcilerin yenilikçi projeler geliştirebilmesi için mevcut hızlandırma programlarının iyileştirilmesi, yatırımcı ilişkilerinin geliştirilmesi ve mentorluk hizmetlerinin artırılmasına yönelik öneriler sunmaktadır. Ayrıca, çalışma yüksek teknolojili sektörlerde toplumsal cinsiyet adaletinin sağlanmasına katkıda bulunmayı hedeflemektedir.
Kadın girişimciliği ve kadın istihdamı ilişkisi: Devlet destekleri bağlamında bir araştırma
Bu araştırmanın amacı, Türkiye'de devlet desteklerinin kadın girişimciliği ve kadın istihdamına etkilerini kapsamlı bir şekilde incelemektir. Çalışmada, iş gücü piyasasında kadının, girişimcilik ekosisteminde kadın girişimciliği ve kadın istihdamına etkisi analiz edilirken, kadınların işgücüne katılımını teşvik eden yasal düzenlemeler, hükümet programları, kalkınma planları ve orta vadeli programlar değerlendirilmiştir. Kapsamlı bir veri toplama süreci ile gerçekleştirilen bu araştırmada, kadın girişimcilere yönelik devlet destekleri, kadın girişimcilerin sektörel dağılımları, eğitim durumları, devletten beklentileri ve iş yerlerine aldıkları ilk çalışanın cinsiyetine ilişkin inceleme yapılmıştır. Çalışmanın metodolojik temeli, hem nitel hem de nicel araştırma yöntemlerinin bir arada kullanılmasıyla oluşturulmuştur. AK Parti Kadın Kolları'nın "Kadın Emeği Türkiye'nin İstikbali" programı katılımcılarından yararlanılarak oluşturulan bir veri tabanı üzerinden, 384 kadın girişimciyle yapılan anket aracılığıyla elde edilen bulgular detaylı bir biçimde sunulmuştur. Araştırma, dört ana bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde, iş gücü piyasası kavramı ve dinamikleri detaylı bir biçimde tanımlanmış, tarihsel gelişimi incelenmiştir. Bu süreçte, kadınların iş gücü piyasasına katılımını arttıran düzenlemeler ve hayata yansımaları değerlendirilmiştir. İkinci bölümde, girişimcilik kavramının çeşitli boyutları ve kadın girişimcilerin karşılaştığı fırsat ve engeller incelenmiş, sivil toplum kuruluşları ve devlet desteklerinin bu süreçteki rolü derinlemesine analiz edilmiştir. Üçüncü bölümde, araştırmanın metodolojisi, kullanılan veri toplama teknikleri, örneklem seçim süreci ve veri analizi yöntemleri yer almaktadır. Ayrıca, kadın girişimciliğinin kadın istihdamına olan etkileri sistematik bir biçimde ortaya konularak, edinilen bulgular literatüre atıflarla tartışılmıştır. Tezin genel değerlendirmesi son bölümde sunulmuştur, kadın girişimciliğinin ve kadın istihdamının artırılmasına yönelik somut politika önerileri geliştirilmiştir. Bu öneriler, yalnızca teorik bir katkı sağlamakla kalmayıp, pratikte uygulanabilir stratejiler geliştirilmesini de hedeflemektedir. Araştırmanın sunduğu bulgular, devlet desteklerinin kadın girişimciliğini olumlu etkilediğini, Türkiye'de kadın girişimciliğini desteklemek amacıyla oluşturulan mevcut politikaların devam etmesi gerektiğini ortaya koymuştur. Kadın girişimcilerin iş gücü piyasasındaki rolünün ve etkilerinin arttırılması kadın istihdamı için hayati önem taşımaktadır. Zira kadın girişimcilerin işe ilk çalışan alırken gösterdikleri tercihi, eğilimleri haline getirmekte ve kadın istihdam etmeye öncelik vermektedir. Çalışmanın bu bağlamda kadın girişimciliğinin kadın istihdamına olumlu etkisinin iyi anlaşılmasına katkıda bulunarak, gelecekte yapılacak uygulama ve araştırmalara ışık tutması beklenmektedir. Anahtar Sözcükler: (Kadın Girişimciliği, Kadın İstihdamı, Devlet Destekleri)
Yöneticilerin ve çalışanların yönetim bilişim sistemleri kullanım direnç düzeyi karşılaştırılması
Bu araştırma, yöneticilerin ve çalışanların Yönetim Bilişim Sistemleri (YBS) kullanımına yönelik direnç düzeylerini karşılaştırmaktadır. Çalışmada, YBS'nin işletme süreçlerine olan katkısı, verimlilik üzerindeki etkisi, dijital dönüşüm sürecinde oynadığı stratejik rol ve bilgi yönetimindeki işlevleri incelenmiştir. Araştırmada, Ankara'da kamu ve özel sektörde görev yapan yönetici ve çalışanlara, gönüllülük esasına dayalı olarak çevrimiçi bir anket uygulanmıştır. Toplanan veriler, istatistik yöntemler kullanılarak analiz edilmiştir. Bu yöntem sayesinde veriler, daha verimli ve etkili bir şekilde değerlendirilmiştir. Araştırma bulgularına göre, yöneticiler YBS' ne karşı çalışanlara kıyasla daha fazla direnç göstermektedir. Yöneticilerin, YBS'nin karar alma süreçlerinde kontrol kaybına yol açabileceği endişesi, teknolojik yeterlilik eksikliği ve değişime yönelik çekinceleri bu direncin başlıca sebepleri olarak öne çıkmaktadır. Çalışanlar ise, YBS'nin iş yükünü hafiflettiğini ve iş süreçlerini hızlandırarak verimlilik sağladığını düşünmektedir. Araştırmanın bulguları, YBS'nin organizasyon genelinde benimsenmesi için sürekli geri bildirim toplama, kullanıcı eğitimi, sistemin kişiselleştirilmesi ve düzenli güncellemeler gibi stratejik adımların atılmasının önemini vurgulamaktadır. Özellikle yöneticilere yönelik eğitim programlarının artırılması ve sistemin kullanıcı dostu hale getirilmesi, direnç düzeylerini azaltmada etkili olacağı görülmüştür. Sonuç olarak, YBS'nin başarılı bir şekilde uygulanması için hem yöneticilerin hem de çalışanların ihtiyaçlarının dikkate alınmasının uygun olacağı değerlendirilmiştir.
Girişimcilerin inovatif kararlarında biyomimikri yaklaşımının etkisi
Bu araştırma, girişimcilerin biyomimikri yaklaşımı ile inovatif karar alma süreçlerindeki yaratıcı düşünme yeteneklerini değerlendirmeyi amaçlayan prospektif bir çalışmadır. Araştırma yöntemi, ön test-son test modeline dayanmaktadır ve katılımcıların biyomimikri konusundaki eğitimden önce ve sonra yaratıcı düşünme yeteneklerindeki olası değişiklikleri ölçmeyi hedeflemektedir. Araştırmaya farklı sektörlerden toplamda 44 girişimci dahil edilmiştir. Katılımcılar, Guilford'un Alternatif Kullanımlar Görevi (Alternate Uses Task) ve Bireysel Yaratıcılık Ölçeği (BYA) kullanılarak değerlendirilmiştir. İlk değerlendirme sonrası girişimcilere biyomimikri üzerine bir eğitim oturumu verilmiştir. Eğitimden 15 gün sonra aynı ölçekler tekrar uygulanmıştır. Çalışma süresince etik ilkeler sıkı bir şekilde takip edilmiş ve tüm katılımcılardan bilgilendirilmiş onam alınmıştır. Araştırma bulguları, biyomimikri eğitiminin girişimcilerin yaratıcı düşünme yetenekleri üzerinde olumlu bir etkisi olduğunu göstermiştir. SPSS kullanılarak yapılan veri analizinde, paired sample t-test yöntemi ile eğitim öncesi ve sonrası yaratıcı düşünme seviyeleri karşılaştırılmıştır. Sonuçlar, biyomimikri yaklaşımının inovatif karar alma süreçlerinde yaratıcılığı artırma potansiyelini ortaya koymuştur. Bu çalışma, biyomimikri ve yaratıcılık arasındaki ilişkinin daha iyi anlaşılmasına ve girişimcilik eğitimlerinde biyomimikri prensiplerinin entegrasyonunun önemine dikkat çekmektedir. Elde edilen bulgular, girişimcilik ekosistemine katkı sağlamayı ve literatürdeki mevcut boşlukları doldurmayı hedeflemektedir. Bu araştırma, biyomimikri eğitiminin girişimcilerin yaratıcı düşünme yetenekleri üzerindeki etkilerini belirlemeye yönelik önemli bir adım olarak değerlendirilmektedir.
Eğitimde dijitalleşmenin öğrenme performansına etkisi – meslek liseleri ve proje okulları karşılaştırması
Yirminci yüzyıldan itibaren gelişen dijitalleşme süreci yenilenen ve çeşitlenen teknolojilerle birlikte hayatın her alanına olduğu gibi eğitim öğretim alanına da girmiştir. Özellikle pandemi döneminde hız kazanan dijitalleşme süreci eğitim öğretimde herhangi bir aksamanın yaşanmaması ve her eğitim modeline uygun dijital öğrenme ortamlarının sunulması için bütün yönleriyle ele alınıp değerlendirilmelidir. Bu çalışmada; eğitimde dijitalleşmenin etkin ve nitelikli öğrenme süreçlerini geliştirmek amacıyla Ankara ilinde 2 adet meslek lisesi ve 2 adet proje okulunda dijitalleşme sürecini pandemi öncesi, pandemi süreci ve pandemi sonrası olmak üzere üç periyotta incelenmiştir. Öğrenme performansının tespiti için ise; öğrencilerin pandemi öncesi ve pandemi dönemi ağırlıklı başarı ortalamaları değerlendirilmiştir. Meslek lisesi ve proje okullarında dijitalleşme sürecinin tespiti için eğitimcilerle yapılan öngörüşmeler sonucunda öğrenci ve öğretmen anketleri hazırlanmış ve yüzyüze görüşme ile anketler cevaplandırılmıştır. Anket sorularında aynı zamanda pandemi döneminde öne çıkan dijital eğitimin olumlu ve olumsuz yönlerini araştırarak, dijitalleşmenin gelişimine ve eğitimde yaygın kullanımına yönelik çözüm önerileri geliştirmek ayrıca öğretmen ve öğrenci davranışlarına göre dijitalleşmenin etkisini belirlemek de amaçlanmıştır. Bu çalışmadan elde veriler doğrultusunda Ankara ilinde faaliyet gösteren meslek liseleri ve proje okullarının dijitalleşmenin öğrenme performansına etkisinin farklı olduğu ortaya konmuştur. Sadece okul türlerinde değil aynı zamanda cinsiyet ve branş özelinde de dijital eğitimin öğrenme performansı etkileyen farklı unsurlar olduğu tespit edilmiştir. Buna göre; uzaktan eğitime geçiş sürecinde eğitim türüne uygun öğrenme ortamları oluşturulması gerektiği tespit edilmiştir. Eğitimde dijitalleşmenin ancak sanal sınıf ortamı ile eğitim türü için ilgili hedef kitlenin (öğretmen, öğrenci) sosyo-ekonomik durumları, öğrenme ortamları ve verilen eğitim için uygun materyal tercihleri tespit edilerek geliştirilebileceğinin mümkün olduğu düşünülmektedir. Çalışmada yer alan 5'li likert ölçekli özgün 15 soruluk bir özel ölçek oluşturulmuş ve meslek liseleri ile proje okulları öğretmenlerine uygulanmıştır. Ölçeğin geçerliği ve güvenirliği için sorular Cronbach (İç Tutarlılık) ve Açımlayıcı Faktör Analizine (AFA) tabi tutulmuştur. Ölçeğin toplam iç tutarlılık katsayısı crα=.82 bulunmuştur. Çalışmanın sonucunda meslek liseleri ve proje okullarında dijital eğitimin olumlu, olumsuz ve geliştirilebilir yönlerinin tespiti ile eğitimde dijitalleşmenin sürdürülebilirliğine katkıda bulunulmuştur.
Psikolojik sermayenin iş-aile çatışmasına etkisi: kadın çalışanlar üzerine bir inceleme
Bu çalışma, bilişim sektöründe çalışan kadınların psikolojik sermayelerinin iş aile çatışması üzerindeki etkilerini incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın örneklemini bilişim sektöründe çalışan kadınlar oluşturmaktadır. Veriler çevrimiçi anket yöntemiyle toplanmıştır. Araştırmada veri toplamak amacıyla "Psikolojik Sermaye Ölçeği" ve "İş-Aile Çatışması Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırma kapsamında bilişim sektöründe çalışan 201 kadına ulaşılmıştır. Toplanan veriler analiz programları aracılığıyla incelenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre; kadın çalışanlarda psikolojik sermayenin iş aile çatışmasına etkisinin olduğu görülmüştür. Öncelikle psikolojik sermaye ile iş aile çatışması ilişkisi incelenmiş, daha sonra psikolojik sermaye boyutlarının iş aile çatışmasına etkisi incelenmiştir. İş aile çatışması boyutu ve psikolojik sermaye boyutu arasında ters yönde anlamlı ilişki görülmüştür. Öz yeterlilik boyutu ve iş aile çatışması boyutu arasında ters yönde anlamlı ilişki görülmüştür. Umut boyutuyla iş aile çatışması boyutu arasında da ters yönde anlamlı bir ilişki görülmüştür. İyimserlik boyutu ve iş aile çatışması boyutu arasında anlamlı bir ilişkiye rastlanılmamıştır. Dayanıklılık boyutu ile iş aile çatışması boyutu arasında ters yönde anlamlı ilişki görülmüştür. Bu sonuçlara göre, öz yeterlilik, umut ve dayanıklılık boyutları iş aile çatışmasını anlamlı düzeyde azaltmaktadır. İyimserlik boyutu ve iş aile çatışması boyutu arasında anlamlı ilişki bulunmamaktadır. Bu araştırmanın bulgularına dayanarak, bilişim sektöründe çalışan kadınların olumlu psikolojik özelliklerini geliştirmelerine yönelik stratejiler geliştirilmesi önem taşımaktadır. Kadın çalışanların psikolojik sermayelerini artırmak, iş ve aile alanları arasında denge kurmalarına katkı sağlayabilir. Bu süreçte, özellikle psikolojik dayanıklılık gibi pozitif psikolojik özelliklerin eğitim ve destek programlarıyla güçlendirilmesi önerilmektedir. Bu tür girişimler, kadın çalışanların iş yaşamındaki v zorluklara daha dirençli hale gelmelerine yardımcı olurken, aynı zamanda ailevi sorumluluklarını da etkin bir şekilde yerine getirmelerini kolaylaştırabilir. İşverenlerin bu konuda sağlayacağı destek, çalışan memnuniyeti ve verimliliğini artıracak ve bilişim sektörü gibi dinamik alanlarda sürdürülebilir bir çalışma ortamı oluşturulmasına katkıda bulunacaktır. Bilişim sektöründe çalışan kadınların, olumlu psikolojik özellikler geliştirerek iş ve aile yaşamları arasında denge sağlamalarına destek olunması çatışmanın azalmasına yardımcı olacaktır.
Kamu personelinin yapay zekaya yönelik tutumları ve bilişim etiği arasındaki ilişki üzerine bir araştırma
Bu çalışma, yapay zekâya yönelik genel tutumun bilişim etiğine etkisini incelemeyi amaçlamaktadır. Kamu çalışanları üzerinde uygulanan olan bu araştırma, yapay zekanın bilişim etiğine olan potansiyel etkilerini anlamayı hedeflemektedir. Çalışmanın ana amacı, yapay zekaya ilişkin genel tutum ile bilişim etiği arasında anlamlı bir ilişkinin olup olmadığını belirlemektir. Araştırma nicel yöntem ile yapılmıştır. Veri toplama tekniği olarak ise anket yöntemi kullanılmıştır. Katılımcılar arasında kamu kurumlarında çalışan profesyoneller yer almıştır ve bu kişilere yapay zekaya yönelik tutum ve bilişim etiği ölçeği uygulanmıştır. Anketler, yapay zekaya karşı genel tutumu ve bilişim etiğini değerlendiren sorular içermekte ve katılımcıların bu konulardaki görüşlerini belirlemeye yönelik olmuştur. Veri analizi aşamasında, elde edilen veriler istatistiksel yöntemlerle değerlendirilmiş ve yapay zekaya yönelik genel tutum ile bilişim etiği arasındaki ilişkiler ortaya konmuştur. Çalışma, özellikle son yıllarda yaygınlaşan yapay zekanın bilişim etiğine etkisi konusundaki literatüre önemli bir katkı sağlamak amacıyla değerlendirilmiş ve tartışılmıştır. Sonuç olarak, bu araştırma, yapay zekaya yönelik genel tutum ile bilişim etiği arasındaki ilişkileri anlamak ve özellikle kamu kurumlarında bu etkileşimi değerlendirmek amacıyla gerçekleştirilmiş bir bilimsel çalışmanın temel unsurlarını içermektedir.
AHP yöntemi ile ERP seçimi: Savunma sanayii örneği
Bu çalışma, savunma sanayii sektöründe faaliyet gösteren bir elektronik kart üreticisinin kurumsal kaynak planlaması (ERP) sistemi seçiminde dikkate aldığı kriterlerin önem derecelerini belirlemeyi amaçlamaktadır. Yüksek güvenlik standartları ve kritik altyapı gereksinimleri nedeniyle, bu sektörde teknolojik altyapı değişim süreci; sürdürülebilirlik ve mevcut sistemlerle uyumluluk açısından büyük önem taşımaktadır. Araştırma kapsamında, çok kriterli karar verme tekniklerinden Analitik Hiyerarşi Süreci (AHP) yöntemi tercih edilmiştir. Literatür ve uzman görüşleri doğrultusunda altı ana ve yirmi üç alt kriter belirlenmiştir. ERP sistemine ilişkin bu kriterlerin göreli önemlerini belirlemek amacıyla oluşturulan ikili karşılaştırma anketi, kurum içi karar vericiler ve kurum dışı uzmanlardan oluşan 16 katılımcıya uygulanmıştır. Anket, Saaty'nin (1977) geliştirdiği 1–9 ölçekli önem derecelerine dayalı olarak hazırlanmıştır. Katılımcıların verdiği yanıtlara dayanarak oluşturulan ikili karşılaştırma matrisleri aracılığıyla, her bir kriterin önem ağırlığı hesaplanmıştır. Bulgular bağlamında, ERP sisteminin söz konusu savunma sanayii işletmesinde kısa vadeli operasyonel ihtiyaçlardan çok; izlenebilirlik, esneklik ve uzun vadeli teknolojik uyum gibi faktörlere göre tercih edildiği tespit edilmiştir. Bu duruma ek olarak, katılımcılar bilgi güvenliğinin öne çıktığı bu sektörde, sistem log verilerinin ve güncel yazılım desteğinin önemine dikkat çekmektedir. Bu araştırma, savunma sanayii bağlamında ve benzer sektörlerde ERP seçimi kararlarına teorik ve uygulamalı katkı sunmayı amaçlamaktadır. Sektöre özgü kriter önceliklerini belirleyerek, işletmelerin karar destek süreçlerini daha verimli ve etkin hâle getirmeye yönelik bir çerçeve ortaya koymaktadır.
A comparative study of private and public banks in libya: Service quality and customer satisfaction
This thesis presents a comparative analysis of service quality and customer satisfaction between private and public banks in Libya. Given the country's ongoing economic and political challenges, the study explores how these institutions operate under pressure and how their services are perceived by customers. The research investigates key dimensions of service quality such as responsiveness, reliability, and physical aspects. By analysing customer feedback and experiences, the study identifies the strengths and weaknesses of both sectors and highlights areas for improvement. The goal is to provide a clearer understanding of how Libyan banks can enhance their services to meet customer expectations more effectively. This study is especially relevant for policymakers, financial institutions, and stakeholders seeking to improve the country's banking infrastructure. By comparing customer satisfaction levels, the research aims to guide strategies that support the development of a more customer-focused and resilient banking system. Ultimately, the study offers practical recommendations to enhance service quality and increase satisfaction across both sectors. It contributes to the broader goal of improving trust in the Libyan banking system and shaping long-term reforms that can lead to sustainable growth.
Stokastik çok kriterli kabul edilebilirlik analizi ile kurumsal alım için bilgisayar seçimi
Teknolojinin hızla gelişmesi, kurumların bilgi işlem altyapılarını düzenli olarak güncellemelerini zorunlu kılmaktadır. Özellikle çok sayıda çalışana sahip büyük ölçekli kuruluşlarda kişisel bilgisayarların toplu şekilde yenilenmesi, maliyet, performans ve teknik kriterler doğrultusunda karmaşık bir karar süreci gerektirmektedir. Bu süreçte, farklı sağlayıcıların sunduğu bilgisayar modelleri arasından en uygun seçeneğin belirlenmesi, kurumların öncelikleri ve piyasa belirsizlikleri nedeniyle güçleşmektedir. Bu tezde, toplu bilgisayar alımlarında karşılaşılan çok kriterli ve belirsizlik içeren karar problemlerine çözüm sunmak amacıyla, Stokastik Çok Kriterli Kabul Edilebilirlik Analizi (SMAA) yönteminin SMAA-2 varyantı kullanılmıştır. Bu yöntem, karar vericinin kriter ağırlıkları ve tercihleri hakkında kesin bilgi sahibi olunmadığı durumlarda bile, olası senaryoları dikkate alarak en kabul edilebilir alternatifleri belirlemeyi mümkün kılar. Sunulan karar destek yaklaşımı; teknik performans, maliyet ve servis erişimi gibi farklı kriterleri bütüncül şekilde değerlendirerek kurumların kaynaklarını etkin kullanmasına yardımcı olur. Gerçekleştirilen uygulama çalışmasında, Pro Tower 290 G9 modeli yüksek çok çekirdek performansı ve SSD okuma hızı sayesinde %55,5 oranıyla en yüksek ilk tercih olasılığına sahip olmuştur. SMAA çıktıları olan RAI, CWV ve CF değerleri; sıralama eğilimlerini, bu eğilimlerin arkasındaki kriter yapılarını ve model tercihinin istikrarını analiz etmektedir. Böylece, çalışma stratejik donanım yatırımlarında veri temelli, esnek ve açıklanabilir kararların alınmasına katkı sunmaktadır.
Sağlık kurumlarında dijitalleşmenin hasta memnuniyeti üzerine etkisi - kamu, özel ve üniversitelere bağlı sağlık kurumları örneği
Bu çalışma, Türkiye'de sağlık hizmetlerinde dijitalleşmenin hasta memnuniyeti üzerindeki etkisini kamu, özel ve üniversitelere bağlı sağlık kurumları karşılaştırmasını incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Dijital sağlık uygulamalarının sağlık hizmeti sunum süreçlerini dönüştürdüğü yönündeki artan kanıtlar doğrultusunda araştırmada, dijitalleşmenin hizmet erişilebilirliği, süreç kalitesi, bilgi akışı, güven, hız ve hasta deneyimi üzerindeki etkileri bütüncül bir yaklaşımla değerlendirilmiştir. Nicel araştırma yöntemi kullanılarak yürütülen çalışmada, farklı sosyo-demografik özelliklere sahip hastalar ile sağlık çalışanlarından oluşan geniş bir örneklemden anket yoluyla veri toplanmıştır. Veriler Açımlayıcı Faktör Analizi, güvenirlik testleri, çoklu regresyon analizi ve grup karşılaştırmaları gibi istatistiksel yöntemlerle analiz edilmiştir. Bulgular, dijitalleşmenin hasta memnuniyeti üzerinde güçlü ve pozitif bir etkiye sahip olduğunu; dijital sistemlerin kullanım kolaylığı, erişim hızı ve bilgi şeffaflığının memnuniyeti anlamlı biçimde artırdığını göstermiştir. Kurum türleri arasında belirgin farklılıklar gözlenmiş; üniversitelere bağlı sağlık kurumlarında memnuniyet en yüksek değerlere ulaşırken, özel hastanelerde memnuniyetin orta düzeyde, kamu hastanelerinde ise daha düşük seviyede gerçekleştiği ortaya çıkmıştır. Demografik değişkenler memnuniyet ve dijital kullanım üzerinde etkili olmuş; özellikle yaş, eğitim ve gelir düzeyinin kurum tercihini ve dijitalleşmeye uyumu belirgin biçimde farklılaştırdığı belirlenmiştir. Sağlık çalışanlarında dijital yetkinlik düzeyinin memnuniyetle pozitif ilişki göstermesi, dijital dönüşümün yalnızca teknik değil, aynı zamanda insan kaynağı boyutuyla da ele alınması gerektiğine işaret etmektedir. Sonuç olarak, dijitalleşme Türkiye'de sağlık hizmetlerinin kalite, hız, güvenlik ve erişilebilirlik boyutlarını güçlendiren kritik bir unsur olarak ortaya çıkmakta; ancak bu dönüşümün etkili ve sürdürülebilir olabilmesi için kurum türlerine özgü stratejilerin geliştirilmesi, sağlık çalışanlarının dijital yetkinliklerinin artırılması ve dijital sağlık okuryazarlığının toplum genelinde desteklenmesi gerekmektedir.
Kurumsal kapasite yetkinlik modeli entegrasyonu uygulaması
Bu çalışmada Kapasite Yetkinlik Modeli Entegrasyonuna (CMMI - Capability Maturity Model Integration) yönelik bir uygulama çalışması yapılmıştır. Uygulama için bir organizasyon seçilmiş ve CMMI 2 olgunluk seviyesi için çalışmalar başlatılmıştır. Tasarlanan organizasyon büyük bir kamu kurumu olması nedeniyle örnek teşkil etmektedir. Organizasyonda mevcut durumun incelenmesi amacıyla fark (gap) analizi yapılmış ve sonuçlar değerlendirilerek hedefler belirlenmiş, süreç iyileştirme çalışmaları yapılmıştır. Süreç iyileştirme çalışmaları sonucunda %71 oranında CMMI 2 seviyesi uyumluluğu sağlanmış ve ürün kalitesinin, çizelgeleme uyumunun ve müşteri memnuniyetinin arttığı ve maliyetlerin düştüğü görülmüştür.
Uzaktan eğitimde görev alan öğretim elemanlarının uzaktan eğitim algısı
Çalışmada, internet tabanlı uzaktan eğitim programlarında ders veren öğretim elemanlarının mevcut işleyişe yönelik uzaktan eğitim algılarını tespit etmek amaçlanmıştır. Uzaktan eğitimde görev alacak öğretim elemanları seçimi, öğretim elemanlarına verilecek hizmet içi eğitimler, uzaktan eğitimin planlanması gibi konularda yararlı olacağı fikriyle bu çalışma yapılmıştır.Öğretim elemanlarının uzaktan eğitim algılarını tespit etmek için literatürde yer alan çalışmalar incelenerek yeni bir ölçek geliştirilmiştir. Bu ölçek, ?temel bakışa ilişkin algı?, ?kaynaklara erişim? ve ?eğitim öğretimi planlama? faktörlerinden oluşmaktadır. Ölçeğin açıkladığı toplam varyans %56,88'dir. Ölçeğe ait Cronbach alfa iç güvenirlik katsayısı 0,91 bulunmuştur. Her faktöre ait Cronbach alfa iç güvenirlik katsayıları ise; ?temel bakışa ilişkin algı? için 0,91, ?kaynaklara erişim? faktörü için 0,81 ve ?eğitim öğretim planlama? faktörü için 0,80'dir.Tarama türünde gerçekleştirilen bu araştırmada ülkemizde 13 üniversitede uzaktan eğitim programında görev alan 81 öğretim elemanının geçerli yanıtları ile mevcut işleyişe yönelik uzaktan eğitim algısı hakkında veriler elde edilmiştir. Parametrik istatistik varsayımlarının sağlandığı durumlarda tek yönlü ANOVA ve ortalama puanlarının çoklu karşılaştırılmasında ise Scheffe, sağlanmadığı durumlarda Kruskal Wallis H-Testi ve Mann-Whitney U Testi kullanılmıştır. Verilerin istatistiksel analizleri SPSS 16.0 (Statistical Package For Social Sciences) programında, 0.05 anlamlılık düzeyi esas alınarak gerçekleştirilmiştir.Öğretim elemanları uzaktan eğitim algı puanı düzeyi ?temel bakışa ilişkin algı? ve ?kaynaklara erişim? faktöründe orta seviyede olup, ?eğitim öğretim planlama? faktörü algı puan düzeyi ise yüksek seviyededir. Tüm faktörler dikkate alındığında öğretim elemanlarının mevcut işleyişe yönelik uzaktan eğitim algı düzeyleri orta seviyede bulunmuştur. Öğretim elemanlarının uzaktan eğitime ilişkin genel algılarının araştırmada kullanılan bağımsız değişkenlere göre anlamlı fark göstermediği belirlenmiştir.
E-öğrenmeye destek amaçlı mobil öğrenme uygulaması geliştirme ve etkilerinin incelenmesi
Son zamanlarda hızla gelişen mobil ve iletişim teknolojileri sayesinde etkili ve zengin mobil uygulamalar geliştirme imkanı doğmuştur. Bu teknolojilerden öğrenme alanında da yaygın olarak faydalanılabileceği düşünülmektedir.Ülkemizde uzaktan eğitim ve e-öğrenme uygulamaları büyük ilgi görmektedir. Uzaktan eğitim hizmeti veren eğitim kurumları e-öğrenme uygulamaları ile öğrencilerin öğrenme faaliyetlerine katılmalarını sağlamaktadır. E-öğrenme uygulamaları öğrencileri için bir çok fayda sağlamasına rağmen bazı sınırlılıkları bulunmaktadır. E-öğrenmenin sınırlılıkları ile bu sınırlılıklara ilişkin mobil öğrenme (m-öğrenme)'nin sağladığı avantajlar birlikte ele alındığında öğrenciler için daha etkili öğrenme ortamları sunulabileceği düşünülmüştür.Bu çalışma kapsamında uzaktan eğitim öğrencileri için e-öğrenmeye destek amaçlı bir mobil uygulama geliştirilmiştir. Geliştirilen bu mobil uygulama Gazi Üniversitesi Uzaktan Eğitim Meslek Yüksekokulu öğrencileri arasından 13 öğrenci tarafından kullanılmıştır. Çalışma sonunda m-öğrenme uygulaması hakkındaki öğrenci ve öğretim görevlisi görüşleri alınmış ve m-öğrenme uygulamasının etkililiği incelenmiştir.Çalışma sonunda m-öğrenmenin e-öğrenmeye destek olarak kullanılması ile öğrencilerin mekan ve zaman sınırlaması olmadan eğitim faaliyetlerine katılabildikleri belirlenmiştir. Böylece öğrencilere her yerde ve her zaman eğitim imkanı sunulmuştur. Ayrıca gönderilen bilgilendirme SMS (Short Message Service)'leri ile öğrencilerin ders iptali, ödev tarihi, sınav tarihi gibi durumlardan ve okul yönetimi tarafında yapılan duyurulardan haberdar olmaları sağlanmıştır.
Ipv6 yapılandırması ve soket tabanlı Ipv6 destekli sunucu yazılımı geliştirilmesi
IPv6 ağına bağlanacak mevcut ve yeni teknolojik ürünler üzerinden hizmet veren yazılımların da IPv6 desteği sunması kaçınılmaz hale gelmektedir. Mevcut yazılımların IPv6 adreslerinden gelen isteklere cevap vermesi büyük önem arz etmektedir. IPv6 desteği verebilen az sayıda yazılımın olması gelişen teknolojiye bakıldığında sorun teşkil etmektedir.İnternetin, yaygınlaşan hareketli (mobil) veya hareketsiz elektronik ve kablosuz cihazların geleceğinin IPv6 protokolüne dayandığı ve internete bağlı cihazların donanım ve yazılımlarının buna göre şekilleneceği görülmektedir. Kullanmakta olduğumuz bütün cihazların ve hizmetlerin IPv6 desteklememesinden dolayı IPv6 kullanımına geçiş sürecinde IETF (Internet Engineering Task Force) tarafından önerilen ve uygulanması gereken çeşitli yöntemler vardır. Bu geçiş mekanizmaları ikili yığın, tünelleme ve çeviriciler olmak üzere üç türde sınıflandırılmaktadır. Türkiye'de IPv6 geçişini sağlamak, hizmetini sunmak ve farkındalığı oluşturmak amacıyla TÜBİTAK - ULAKBİM?in yönetici, Gazi Üniversitesi ve Çanakkale 18 Mart Üniversitesi?nin yürütücü, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu?nun müşteri olarak katıldığı ?Ulusal IPv6 Protokol Altyapısı Tasarımı ve Geçişi Projesi? yapılmıştır.IPv6 trafiğini uygulamalarda kullanabilmek için öncelikle soket tabanlı yazılımlarda IPv6 yapılandırması gerekir. Sunucu ve istemci tabanlı yazılımlarda IPv6 desteğini sağlayarak uygulamalarımızda IPv6 paketleri üzerinden haberleşme sağlanabilir.Bu tez çalışmasında, mevcut sunucu tabanlı bir POP3 uygulamasına IPv6 desteği verilmesi için gerekli olan altyapı yazılım desteği ve değişiklikler yapılmış ve bunun için uygulama geliştirilmiştir. Geliştirilen bu yazılım ile gelen e-postaların IPv6 üzerinden iletilmesini sağlamak amacıyla IPv6'nın yapılandırılması yapılmış, geliştirilen uygulama Microsoft Office Outlook programı kullanılarak test edilmiş, IPv6 destekli soket tabanlı yazılımların geliştirilmesi noktasında çözüm önerileri sunulmuştur.
Anlamsal web tabanlı kütüphane bilgi sistemi
Günümüzde, Internet ortamında yer alan kaynaklar, dinamik olmayan bir yapıda bilgiler içermektedir ve bu kaynakların/Web dokümanlarının farklı bilgisayar sistemleri tarafından verimli bir şekilde birlikte kullanılabilirliği ve paylaşılabilirliği oldukça zordur. Ancak, bilgiyi iyi tanımlanmış bir anlamla sunmak, farklı sistemlere anlamsal düzeyde bilgiyi okumayı, anlamlandırmayı, işlemeyi, tekrar-kullanmayı ve bilgi hakkında çıkarım yapmayı sağlayacaktır. Fakat güncel bilgisayar sistemleri bilgiyi sadece yazım düzeyinde işlemektedirler. Anlamsal Ağ yaklaşımı Internetin etkinliğini çok büyük oranda arttıracak, bilginin tekrar kullanımını ve paylaşılabilirliğini sağlayarak bilgiye ek sunum gücü sağlayacaktır. Anlamsal ağ ile makinelere insanlar tarafından, anlamlandırma, çıkarsama yapma ve elverişli sonuçlar döndürerek problem çözme yetisi kazandırılacaktır. Böylece statik olmayan, metin farkındalığında, anlamsal sistemler meydana gelecektir. Bilgiler tekdüze olmuş bir yapıyla tanımlandıklarından, farklı konumlardaki bilgilerin birleştirilmesi ve bu bilgilerin birlikte işlenebilirliği mümkün olacaktır. Bu tezde, Kütüphane Sorgulama Sisteminin Sematik Web Uygulaması Geliştirimi için; Semantik Web kavramları ve geleceği, bilginin Semantik Web dili ile gösterimi, ontoloji işleme, ontoloji geliştirim ortamları ve araçları, ontolojiler üzerinden sorgulama yapma kavramları araştırılmış ve gerçekleştirilmiştir. Uygulamada, kullanıcı mevcut kitapları görebilmek için isteğine yönelik sorgu kriterlerini girerek sonuçlara erişebilir.
Türkiye' de perakende ticaret yapan firmalarda e-ticaretin uygulanabilirliği üzerine bir araştırma
Bilişim teknolojilerinin insan hayatındaki yeri git gide artmaktadır. Daha hızlı ve verimli hareket ederek düşük maliyetle hem kaliteli hem de daha fazla çıktı üretebilmek adına yeni yöntemler araştırılmaktadır. Bu amaç doğrultusunda e-iş, günümüzde geleneksel yöntemleri geride bırakarak iş hayatına yepyeni bir bakış açısı getirmiştir. Öte yandan e-ticaret ise, özel sektörde faaliyet gösteren firmalar için hayati önem taşımaktadır. Bu tezde, e-iş ve e-ticaret kavramları detaylı bir şekilde incelenmiş ve iki kavram arasındaki ilişki ortaya konulmuştur. 90'lı yıllardan bu yana alışılagelmiş iş mantığı bir kenara bırakılarak e-dönüşüme ayak uydurulmaya çalışılmaktadır. Geleneksel kamu hizmetlerini e-ortama aktararak e-devlet sürecini başlatan devletler, ikinci adım olarak özel sektördeki elektronik faaliyetleri yani e-ticareti teşvik etmektedirler. Bu tezde Türkiye'deki e-dönüşüm faaliyetleri, e-devlet projeleri ve e-ticaret çalışmaları kronolojik olarak ele alınmıştır. Yapılan çalışmalar sonucunda hem kamuda hem de özel sektörde e-hizmetler ile ilgili sorunlar, aksaklıklar ve elde edilen başarılar incelenmiştir. Derlenen teorik bilgiler ışığında firmaların, bilişim teknolojileri konusundaki yeterlilikleri, e-ticarete bakış açıları ve devletten e-ticaret alanındaki beklentilerine uygulamacı bir bakış ile yaklaşılmış, perakende ticaret alanında faaliyet gösteren bin firma üzerinde bir anket uygulanmıştır. Elde edilen sonuçlara göre özel sektördeki firmaların yaklaşık yüzde ellisi e-ticaret yaptığını belirtmiştir. Fakat bu firmalar e-ticaret yapmalarına rağmen, bu konudaki yasal düzenlemelerin ve devlet tarafından sağlanan maddi ve eğitim teşvikinin yetersiz olduğunu öne sürmektedirler. Bu da Türkiye'de e-dönüşüm altyapısında eksikliklerin olduğunu göstermiştir. Sonuç olarak başarılı e-ticaret faaliyetlerinin temelinde e-dönüşümünü tamamlamış bir devlet olması gerektiği tespit edilmiş ve önerilmiştir.
Açıklanabilir yapay zeka ile konut piyasasının geleceğinde veri odaklı kararlar
Yapay zekâ ve makine öğrenimi tekniklerinin gelişimi, emlak sektörü gibi karmaşık piyasalarda veri odaklı karar verme süreçlerini iyileştirmek için yeni fırsatlar sunmaktadır. Bu çalışma, İstanbul konut piyasasında fiyat tahminlerini iyileştirmek ve piyasa dinamiklerini anlamak amacıyla yapay zekâ ve açıklanabilir yapay zekâ tekniklerinin nasıl entegre edilebileceğini incelemektedir. Araştırmada, Kaggle platformundan elde edilen geniş bir veri seti (25.154 satır ve 37 sütun) kullanılarak, İstanbul'daki konutların fiyatlarını etkileyen değişkenler analiz edilmiştir. İlk aşamada veri temizleme ve aykırı değerlerin yönetimi gibi ön işlemler gerçekleştirilmiş, ardından konut fiyatlarını tahmin etmek için çeşitli makine öğrenimi algoritmaları uygulanmıştır. Algoritmaların performansı, R² skoru, MAE ve RMSE metrikleriyle değerlendirilmiş ve Random Forest modeli en yüksek performansı göstermiştir. Çalışmada kullanılan açıklanabilir yapay zekâ teknikleri, özellikle SHAP yöntemi, modelin tahminlerinin şeffaflığını artırmış ve fiyat tahminlerinde hangi değişkenlerin ne kadar etkili olduğunu ortaya koymuştur. Bulgular, metrekare büyüklüğünün konut fiyatları üzerindeki en önemli değişken olduğunu, bölgesel faktörlerin (örneğin Kadıköy ve Sarıyer gibi sosyal olanakları yüksek bölgelerdeki altyapı yatırımları ve ulaşım projeleri) ve oda sayısının da anlamlı katkılar sunduğunu göstermektedir. Bununla birlikte, devlet yatırımları, kentsel dönüşüm projeleri ve sosyal dinamikler (örneğin, göçmen yerleşimleri, ulaşım altyapısı, sosyal olanaklar) gibi faktörlerin konut fiyatları üzerindeki etkileri de çalışmada tartışılmıştır. Kadıköy ve Sarıyer gibi bölgelerdeki altyapı yatırımları ve göçmen yerleşimi gibi dinamiklerin fiyat dalgalanmalarına olan katkısı, model tahminleriyle uyumlu olarak değerlendirilmiştir. Ayrıca literatürdeki ekonomik tahminler de göz önüne alındığında, Kanal İstanbul gibi büyük projelerin uzun vadede fiyat dalgalanmalarına neden olabileceği öngörülmektedir. Sonuç olarak, bu çalışma, yapay zekâ ve açıklanabilir yapay zekâ tekniklerinin entegre edilmesiyle konut fiyat tahminlerinin daha güvenilir ve şeffaf bir şekilde yapılabileceğini göstermekte ve bu yaklaşımların emlak sektörü için büyük bir potansiyel sunduğunu vurgulamaktadır. Gelecekte, daha geniş veri setleri, sosyal ve çevresel faktörlerin detaylı entegrasyonu ve gelişmiş açıklanabilir yapay zekâ teknikleri ile konut piyasası tahminlerinin daha da iyileştirilmesi mümkün olacaktır.
Yükseköğretim kalite süreçlerinde yapay zeka yöntemleri ile kurum olgunluk düzeyinin değerlendirilmesine yönelik bir model önerisi
Yükseköğretim Kalite Kurulu (YÖKAK) üniversitelerin kalite olgunluk düzeylerini, Kurum İç Değerlendirme Raporu (KİDR)'da yer alan Dereceli Değerlendirme Anahtarı (DDA) kullanarak belirlemektedir. Ancak yapılan çalışmalar, üniversitelerin DDA düzeylerini belirleme süreçlerinde tutarsızlıklar yaşandığını, iç ve dış değerlendirme puanları arasında farklar oluştuğunu ve nesnelliğin tam anlamıyla sağlanamadığını göstermektedir. Bu tez çalışmasında, yükseköğretim kurumlarında kalite güvence süreçlerinin değerlendirilmesine yönelik yapay zekâ destekli bir uygulama modeli önerilmiştir. Araştırmanın temel amacı KİDR metinlerinin doğal dil işleme (NLP) yöntemiyle analiz edilerek, kurumların kalite olgunluk düzeylerinin nesnel biçimde sınıflandırılmasını sağlamaktır. Araştırma, YÖKAK DDA yapısı temel alınarak liderlik-yönetişim, eğitim-öğretim, araştırma-geliştirme ve toplumsal katkı olmak üzere dört ana alanda oluşturulan veri setleriyle yürütülmüştür. Bu veri setleri, akreditasyon sahibi 103 üniversitenin iç değerlendirme raporlarından cümle düzeyinde derlenmiş ve beş olgunluk düzeyine göre etiketlenmiştir. Çalışmada hem makine öğrenmesi algoritmaları (Naive Bayes, Lojistik Regresyon, Destek Vektör Makineleri, Rastgele Orman, XGBoost) hem de derin öğrenme modelleri (BERTurk, Electra_TR, RoBERTa, TURQUA, XLM-R DistilRoBERTa) kullanılarak sınıflandırma performansları karşılaştırılmıştır. Veri ön işleme ve modelleme süreçleri, Google Colab Pro+ ortamında Python tabanlı olarak gerçekleştirilmiştir. Sonuçlar, modellerin %80,58–%93,63 arasında doğruluk sergilediğini ve derin öğrenme modellerinin genel olarak daha yüksek performans elde ettiğini göstermektedir. Araştırmanın uygulama aşamasında, model çıktılarının görselleştirilmesi için web tabanlı bir karar destek sistemi geliştirilmiştir. Bu sistem, kullanıcıların metin girişi yaparak olgunluk düzeyi tahminlerini anlık olarak görüntüleyebilmesini sağlamaktadır. Sonuç olarak, bu tez çalışması, yükseköğretim kurumlarında kalite güvence süreçlerinin dijital dönüşümüne katkı sağlayan, metin temelli veri analizi ve yapay zekâ yöntemlerini birleştiren yenilikçi bir model ortaya koymaktadır. Geliştirilen sistem, iç değerlendirme raporlarının nesnel biçimde analiz edilmesini kolaylaştırmakta ve kalite yönetimi birimlerine karar destek aracı olarak kullanılabilecek bir altyapı sunmaktadır.
Skolyoz rehabilitasyonu için beden egzersizi önerisinde yapay zekâ kullanımı
Bu çalışmanın amacı sağlık sektörüne ve hastalara kolaylık sağlayacak bir çözüm önerisinde bulunmaktır. Çalışmada, son yıllarda hasta sayısının giderek arttığı skolyoz hastalığı ve tedavi süreci incelenmiştir. Hastalığın tedavi sürecinde skolyoz hastalarına ve fizyoterapistlere kolaylık sağlama amacı ile bir yapay zekâ modeli oluşturulmuştur. Ameliyat öngörülmeyen skolyoz hastalarının tedavi sürecinde, hasta ilk olarak ortopedi uzmanı tarafından muayene edilip radyolojik görüntü istemi yapılır. Hekim, ameliyat öngörmediği hastaları fizik tedavi ve rehabilitasyon hekimlerine sevk eder. Fizik tedavi ve rehabilitasyon hekiminin muayenesinin ardından hasta, reçetesi ile birlikte fizyoterapiste gider. Fizyoterapistin iş yoğunluğuna göre hareketleri birebir görebilir veya egzersiz programını dinleyip dönmek zorunda kalabilir. Egzersiz programını çoğu hasta akılda tutamamakta ve düzensiz egzersiz nedeniyle hastalığın ilerlemesine neden olabilmektedir. Bu duruma çözüm önerisi olarak bir yapay zekâ modeli geliştirilmiştir. Geliştirilen model; hastalığın 4 farklı tipini yüklenen radyolojik görüntüye göre ayrım yapmakta ve bu tipe uygun egzersiz programının video linkini hastanın cep numarasına atmaktadır. Modelde 1297 adet radyolojik görüntü kullanılmıştır. Geliştirilen model Resnet-50 mimarisi ile kurulmuştur. Model %89,30 doğruluk değerine, %89,45 kesinlik değerine, %89,18 duyarlılık değerine ve %89,44 F-1 skoru değerine ulaşılmıştır. Modelin kayıp (loss) değeri 0,0555'e kadar düşürülmüş. Çalışma, hastaların işini kolaylaştırmayı ve hastanede yaşanan yoğunluğun önüne geçilebilmeyi hedeflemektedir.
Sanal gerçeklik uygulamalarının robotik kodlama dersine etkisi
Bu çalışmada sanal gerçeklik uygulamalarının okul öncesi dönemde Robotik Kodlama dersi kapsamındaki temel kodlama becerilerinin öğretimine etkisini ortaya koymak amaçlanmıştır. Ön-test ve son-test gerçek deneysel desen kullanılan çalışma, deney ve kontrol gruplarına uygulanmıştır. Çalışma grubu, 10 öğrenci deney ve 10 öğrenci kontrol grubu olmak üzere, Burdur ilinde faaliyet gösteren bir kreşten rastgele seçilen temel okuma yazma becerisine sahip 5 yaş grubu öğrencilerdir. Deney grubuna sanal gerçeklik uygulamaları kullanılarak kodlama eğitimi verilirken kontrol grubuna ise bilgisayarsız kodlama etkinlikleri ile klasik yöntem uygulanmıştır. Veri toplama araçları olarak başarı testi, kazanım testleri, kontrol listesi, yansıtıcı günlükler ve ebeveyn görüşme formu kullanılmıştır. Veriler, nitel analiz yöntemi, betimsel istatistik ve Mann Whitney -U testi ve Wilcoxon İşaretli Sıralar testi uygulanarak değerlendirilmiştir. Bulgulara göre; deney grubunda sanal gerçeklik uygulaması sonrasında öğrencilerin kodlama eğitimine yönelik akademik başarılarındaki farkın anlamlı olduğu (p<0.05) tespit edilmiştir. Sanal gerçeklik uygulamasının öğrencilerin motivasyonlarını, problem çözme becerilerini ve yer-yön algılarını desteklediği belirlenmiştir. Nitel veriler doğrultusunda öğrencilerin sanal gerçeklik uygulamasına ilişkin mutluluk, eğlence, kolaylık gibi olumlu duygular yaşadığı tespit edilmiştir. Ebeveynler de sanal gerçekliğin çocuklarının öğrenme sürecine katkı sağladığını belirtmişlerdir. Sonuç olarak, sanal gerçeklik uygulamaları okul öncesi dönemde soyut kavramların öğretimini kolaylaştırmış, öğrencilerin dikkat ve motivasyonu artırmada etkili olmuştur. Anahtar Kelimeler: Temel Kodlama Eğitimi, Sanal Gerçeklik, Yer-Yön Kavramı, Algoritma
Lisans eğitiminde oyunlaştırma uygulamaları üzerine bir odak grup çalışması
Oyunlar günlük hayatımızın bir parçasıdır. Oyun ve oyunlaştırma etkin öğrenme yöntemleri arasında önemli bir yer tutmaktadır. Oyunlaştırma, bilgilerin daha kalıcı olmasını sağlayan yenilikçi bir yaklaşımdır. Bu nedenle araştırmanın amacı, oyunlaştırma tekniklerinin kullanıldığı dersler hakkında lisans öğrencilerinden derinlemesine bilgi alınması ve yöntemin etkililiğinin incelenmesidir. Araştırma kapsamında, öğrencilerin motivasyonunu, katılımını ve öğrenme performansını artırmaya yönelik olarak tasarlanan oyunlaştırma unsurlarının etkililiği incelenmiştir. Öğrencilerin oyunlaştırma uygulamalarına yönelik düşünce ve deneyimlerini daha derinlemesine anlamak amacıyla odak grup görüşmeleri ile toplanmıştır. Yönetim Bilişim Sistemleri bölümü öğrencileri ile gerçekleştirilen bu görüşmelerle öğrencilerin oyunlaştırma algıları, deneyimleri ve öğretim stratejilerine nasıl daha etkili bir şekilde entegre edilebileceği konuları detaylı olarak tartışılmıştır. Yapılan bu çalışma sonucunda lisans eğitiminde oyunlaştırma uygulamalarının öğrenci motivasyonunu ve derse katılımı artırdığı, derslerin daha ilgi çekici ve verimli hale geldiği görülmüştür. Bucak Zeliha Tolunay Uygulamalı Teknoloji ve İşletmecilik Yüksekokulu, yönetim bilişim sistemleri bölümü son sınıf öğrencileri üzerinde yapılan bu çalışma, oyunlaştırmanın derslerin akılda kalıcılığını ve görsel hafızayı desteklediğini göstermiştir. Ancak, bazı öğrencilerin oyunlaştırma ile ilgili farkındalık düzeylerinin düşük olduğu gözlemlenmiştir. Bu da yöntemin daha iyi tanıtılması gerektiğini göstermektedir.
Karayolu yolcu taşımacılığında çevrimiçi şikâyetlerin metin madenciliği ile hizmet kalitesi boyutlarının belirlenmesi
Ulaşım sektörü, sadece fiziksel olarak bir yerden bir yere varış değildir. Milyarlarca insanı, müşteri deneyimlerini, etkileşimi ve büyük bir pazarı ifade etmektedir. Karayolu taşımacılığında ise şehirlerarası otobüs yolcu taşımacılığı Türkiye'de bu pazarın en büyük paydaşıdır. Bu sebep ile müşteri memnuniyeti oldukça önemlidir. Müşteri memnuniyetinin anlaşılabilmesi için müşteri şikâyetlerinin analiz edilmesi gerekmektedir. Günümüzde sosyal ağların gelişmesi ile şikâyetler klasik yöntemler yerine çevrimiçi ortamlarda iletilmektedir. Sosyal medya platformları, çevrimiçi gruplar ve çevrimiçi şikâyet siteleri müşteriler için önemli bir rol oynamaktadır. Pazarda rekabet içerisinde olan şirketler için müşterinin olumlu ve olumsuz yorumları oldukça önemlidir. Araştırmanın amacı, yolcu taşımacılığında müşteri şikâyetlerinin analiz edilerek hizmet kalitesi boyutlarının tespit edilmesi, ulaştırmada sıkça yaşanan sorunları tespit etmektir. Şirketlere müşteri memnuniyeti sağlama konusunda yardımcı olmaktır. Araştırmada kullanılan veriler Türkiye'de en çok tercih edilen üç yolcu taşıma şirketine yapılan 7.719 müşteri şikâyeti www.şikayetvar.com adresli internet sitesinden Python programlama dili kullanılarak temin edilmiştir. Bu şikâyet metinleri, metin veri analiz yöntemlerinden konu modelleme ve hizmet kalitesi boyutları olarak sınıflandırılmıştır. Konular sınıflandırılırken gözetimsiz sınıflandırma yöntemi olan Gizli Dirichlet Ayrım (LDA) kullanılmıştır. Bu araştırmada, veriler her şirketin özelinde ayrı ayrı analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda otobüs şirketlerinin yolcularından aldıkları şikâyetlerin; fiziksel özelliklerden, müşterileri üzerinde güven eksikliğinden ve otobüslerin fiziksel özelliklerinden kaynaklandığı tespit edilmiştir. K şirketi diğer şirketlere göre %30.46 ile en yüksek şikâyeti 'Somutluk' boyutunda almıştır. Aynı biçimde P şirketi K Şirketine göre düşük olsa da kendi verileri içinde yüksek şikâyeti % 24.4 ile 'Somutluk' boyutunda analiz ediliyor. Buna karşılık M şirketi, şirketler arasında ve kendi boyutları arasında en yüksek şikâyeti iletisini %58.93 ile 'Güvenilirlik' boyutunda almıştır. Şirketler arası kıyaslamalar yapılarak müşteri şikâyetleri doğrultusunda öneriler sunulmuştur.
Kripto para değerlerinin yapay zekâ teknikleri ile tahmini
Bitcoin, blok zinciri teknolojisi altyapısı üzerine kurulmuş olan en popüler kripto para birimidir. Mevcut şartlarda kripto para borsasının en büyük hacmine sahip olan Bitcoin'in gelecekteki değerinin ne olacağı oldukça merak edilen bir konudur. Bu çalışmada, Bitcoin/TL fiyatının Dolar/TL kuru ve tarih öznitelikleri ile değer tahmini yapılmıştır. Çalışmanın amacı, finans sektörü ve ticari işlemler ile yakından ilişkisi olan Bitcoin'in fiyat tahmininin gerçekleştirilerek hem kullanıcılara hem de yatırımcılara kısa ve orta vadede seçenekler sunarak, zamanında ve yerinde doğru yatırım yapılmasına yardımcı olmaktır. Çalışmanın yapılmasında yapay sinir ağları (YSA), uyarlamalı sinirsel bulanık çıkarım sistemi (ANFIS), eğri uydurma ve uzun kısa süreli bellek (LSTM) yapay zekâ yöntemleri kullanılmıştır. Çalışmada birden fazla yapay zekâ ve derin öğrenme yönteminin kullanılmasının sebebi, özellikle görüntü işlemede çok yüksek performans değerlerine ve başarı oranlarına sahip olan derin öğrenmenin finansal verilerin analizinde başarı oranının analiz edilmek istenmesi ve kullanılan yöntemlerin performanslarının kıyaslanmasıdır. Çalışmada kullanılan BTC/TL verileri Koineks şirketine ait web adresinden çekilip, Dolar/TL verileri ise Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası'nın yayınladığı kur fiyatlarının günlük açılış değerleri baz alınarak oluşturulmuştur. Tarih özniteliği ardışık nümerik sayılar olarak başlangıç ve bitiş tarihleri dikkate alınarak oluşturulmuş olup, 08.12.2016 ve 08.12.2018 yılları arasını kapsamaktadır. Yapılan analizler neticesinde, kullanılan yöntemler içerisinde özellikle eğri uydurma ve ANFIS'in Bitcoin/TL fiyat tahminindeki sonuçları oldukça anlamlı ve başarılı olarak değerlendirilmiştir. Deneysel çalışmalar sonucunda en iyi parametre ve zaman aralıklarında belirlenen algoritmalar ile gerçek zamanlı olarak diğer kripto para birimlerine ait değer tahmini de web ortamında yapılabilmektedir. Anahtar Kelimeler: Kripto Para, Bitcoin, Yapay Zekâ, Derin Öğrenme, BTC Fiyat Tahmini, LSTM, ANFIS, Eğri Uydurma, YSA
Endüstri 4.0'ın örgüt yapısına ve karar vermeye etkisi: Bir mobilya firmasında vaka analizi
Günümüzde teknoloji tepeden tırnağa örgütteki herĢeyi etkilemektedir. Kullanılan teknolojilerin, örgüt yapısıyla uyumlu olmasının, iĢletmede verimlilik artıĢının sağlanmasında etkili olduğu görülmektedir. Teknoloji ve örgüt yapısı iliĢkisi, eskiden olduğu gibi günümüzde de araĢtırmacıların ilgisini çekmektedir. Bu çalıĢmanın amacı günümüzde oldukça popüler olan Endüstri 4.0 kavramının, hayatımızın ve iĢletmelerin en önemli parçalarından olan örgüt yapıları ile karar verme eylemleri üzerindeki etkisini incelemektir. AraĢtırma sonucunda da Endüstri 4.0'ı uygulamak isteyen baĢka iĢletmelere bu teknolojilerin daha etkin kullanımı için bir yol haritası oluĢturmaktır. AraĢtırma Antalya'da faaliyet gösteren AGT iĢletmesinde vaka analizi Ģeklinde gerçekleĢtirilmiĢir. AraĢtırmanın nitel araĢtırma yöntemlerinden vaka analizi ile gerçekleĢtirilme sebebi, derinlemesine uygulamalı bir analiz gerçekleĢtirilmeye çalıĢılmasıdır. AraĢtırmada belirlenen amaç çerçevesinde ihtiyaç duyulan verilerin toplanmasında yarı yapılandırılmıĢ mülakat tekniği ile ikincil veri kaynaklarından yararlanılmıĢtır. Örnek olay incelemesinin gerçekleĢtirildiği mülakatlar AGT iĢletmesinin üst düzey yönetim kademesindeki yetkililerle gerçekleĢtirilmiĢtir. AraĢtırma çerçevesinde 20 adet yarı yapılandırılmıĢ mülakat sorusu hazırlanmıĢtır. ĠĢletmeden resmi izin alındıktan sonra, iĢletme tarafından belirlenen kiĢiler ile yüz yüze görüĢülerek ses kayıtları toplanmıĢtır. Verilerin analiz edilmesi noktasında, elde edilen ses kayıtları aynı Ģekilde yazıya aktarılmıĢtır. Ġkincil kaynaklar ve mülakatlar betimsel analize tâbi tutulmuĢtur. AraĢtırma kapsamında Endüstri 4.0'ın bütün boyutları, örgüt yapıları ve karar verme kavramları detaylı olarak incelenmiĢ ve mülakat soruları hazırlanmıĢtır. AraĢtırma soruları yüz yüze mülakat tekniği kullanılarak AGT iĢletmesinin üst düzey yönetim kademesi tarafından cevaplanmıĢtır. AraĢtırma sonucunda ise Endüstri 4.0'ın içeriğindeki önemli boyutların örgüt yapısı unsurları ve karar verme ile iliĢkili olduğu belirlenmiĢtir. Ayrıca Endüstri 4.0'ın karar vermenin üzerinde olumlu bir Ģekilde etkisinin olduğu tespit edilirken; örgüt yapısının etkilenmesi noktasında olumlu ya da VII olumsuz bir Ģekilde etkilendiği net olarak belirlenememiĢtir. Örgütlerde Endüstri 4.0'ın örgüt yapısına ve karar vermeye etkisinin olduğu ortaya konulmuĢtur. Karar verme kavramı açısından olumlu etkileri olduğu ortaya konulan Endüstri 4.0 boyutlarından yapay zekânın iĢletmeler açısından önemi göz ardı edilmeyecek Ģekilde belirgin bir Ģekilde ortaya çıkmıĢtır. Elde edilen bulgular neticesinde AGT iĢletmesinde Endüstri 4.0'ın alt kavramlarından ―nesnelerin interneti‖, ―yapay zekâ‖, ―bulut sistemler‖, ―makineler arası iletiĢim‖, ―akıllı otonom robotlar‖, ―büyük veri ve veri analitiği‖ ve son olarak ―dikey ve yatay entegrasyon‖ gibi boyutları kullanılmakta olduğu, ayrıca firmanın Endüstri 4.0'ı bir süreç olarak değerlendirerek sürekli geliĢme ve iyileĢtirme odaklı çalıĢmalarını sürdürdüğü görülmektedir
X-ray görüntülerinden COVID-19 tespiti için derin öğrenme tabanlı modellerin geliştirilmesi
Şiddetli akut solunum yolu sendromu koronavirüs 2'nin (SARS-CoV-2) neden olduğu Covid-19 salgını tüm dünyada hayatı durma noktasına getirdi ve binlerce can aldı. Bu ölümcül salgın ile mücadelede en önemli unsur erken teşhistir. Erken teşhisle enfekte olan kişi karantinaya alınarak bulaş hızı ve ölüm oranı düşürülebilir. Günümüzde Covid-19'un teşhisinde PCR (Polymerase Chain Reaction- Polimeraz Zincir Reaksiyonu) testlerinden ve akciğer X-ray görüntülerinden faydalanılmaktadır. PCR testlerinin sonuçlanması zaman alan bir süreç olması sebebiyle erken teşhiste X-ray görüntüleri hayati bir öneme sahiptir. Bu çalışmada Covid-19 teşhisinde uzmanlara yardımcı olabilmek amacıyla X-ray görüntülerinden bir teşhis metodolojisi tasarlanmıştır. Metodolojinin ilk aşamasında ön eğitimli SqueezeNet mimarisi ile X-ray görüntülerinden oluşan veri setinden öznitelikler çıkarılmıştır. İkinci aşamada çıkarılan özniteliklere en yakın bileşen analizi (neighborhood component analysis (NCA)) uygulanarak mevcut öznitelik setinden gürültülü olanlar elimine edilmiştir. Son aşamada ise, destek vektör makineleri ile gürültüden arındırılmış öznitelik seti üzerinde Covid-19 tespiti gerçekleştirilmiştir. Önerilen metodolojinin performans analizi 5 farklı veri seti üzerinde birden çok derin öğrenme mimarileri ve sınıflandırıcılar ile karşılaştırılarak yapılmıştır. Elde edilen sonuçlar incelendiğinde önerilen metodolojinin daha başarılı sonuçlar aldığı görülmüştür.
Makine öğrenmesi yöntemleri ile futbol oyuncularının performans analizi
FIFA ve Football Manager gibi oyunlar milyonların ilgisini çekmektedir. Bu oyunlar dünya çapında futbolcular hakkında veri içermekte ve bu verilerle futbol maçları sanal dünyada oluşturulmaktadır. Bundan dolayı bu oyunlarda veri çok önemli bir rol oynamaktadır ve bu veriyi oluşturabilmek için birçok uzman, araç kullanılmakta ve birçok araştırma yapılmaktadır. Araştırmacılar sadece veriyi üretmeye değil gerçek dünyayı sanalda olabildiğince iyi bir şekilde yansıtabilmek için bu veriden yararlı ve faydalı sonuçlar üretmeye de kafa yormaktadırlar. Bu şekilde üretilen veriler ve çalışmalar da ayrıca futbolcuların değer tahmininin yapılması ve maç sonuçlarının tahmin edilmesi gibi alanlarda da kullanılmaktadır. Futbol alanındaki büyük veriye erişim kolaylaştıkça buradan elde edilen sonuçlar spor yönetimi alanında çalışanlara da fikir vererek yönetimsel olarak da alınacak kararları etkilemeye başlamıştır. Çalışmanın temel amacı, makine öğrenmesi teknikleri kullanarak futbolcuların genel performans skoru tahmininin yapılması ve futbolcuların genel skorlarına göre sınıflandırılmasıdır. Bu amacı gerçekleştirmek için veri önişleme, öznitelik mühendisliği ve denetimli öğrenme teknikleri kullanarak iki temel model oluşturulmuştur. Oluşturulan ilk model genel performans skorunu tahmin eden bir regresyon modeli olup, bu modelin oluşturulması için özniteliklerin önemine bağlı olarak bir öznitelik mühendisliği uygulanmış ve öznitelik mühendisliği neticesinde elde edilen öznitelikler çeşitli denetimli makine öğrenmesi teknikleri ile modellenmiştir. Oluşturulan bir diğer model ise genel performans skorlarına göre sınıflandırma modeli olup, genel performans skorlarına bağlı olarak yeni bir çoklu sınıf hedef değişken türetilmesi, bu hedef değişken temel alınarak en yakın komşu bileşen analizi (neighborhood component analysis) algoritması ile uygun olan özniteliklerin seçilmesi ve seçilen özniteliklerin çeşitli makine öğrenmesi yöntemleri ile modellenmesi sonucu ortaya çıkmıştır. Elde edilen sonuçlar neticesinde, uygulanan öznitelik mühendisliği teknikleri sayesinde her iki modelin de başarılı bir performans gösterdiği görülmüştür.
Kitlesel bireyselleştirmede mobil tasarım uygulamasının tüketici davranışı üzerine etkisi
Kitlesel bireyselleştirme, tüketicilerin benzersiz istek ve ihtiyaçlarına cevap vermeyi ve bu doğrultuda tüketicilere bireyselleştirilmiş ürün ve hizmet sunmayı amaçlamaktadır. Kitlesel bireyselleştirmeyi tüketicilerle etkileşimli bir şekilde uygulamak için günümüzde çeşitli dijital platformlar kullanılmaktadır. Tüketicilerin her an yanında bulunduğu ve sık sık kullandıkları mobil cihazlar bunlardan bir tanesidir. Bu çalışmada tüketicilerin mobil cihazlar üzerinde kendi pastasını kişiselleştirebileceği bir mobil uygulama geliştirilmiştir. Geliştirilen mobil uygulama Isparta'nın Yalvaç ilçesinde özel sektörde faaliyet gösteren bir işletmede kullanıma sunulmuştur. Kullanılan mobil pasta tasarım uygulamasının, tüketiciler tarafından kullanım niyeti ve davranışına etki eden faktörleri belirlemek amacıyla Birleştirilmiş Teknoloji Kabul ve Kullanım Modeli kullanılarak tüketicilere anket çalışması yapılmıştır. Yapılan anket çalışması neticesinde mobil tasarım uygulamasını kullanan tüketicilerin, uygulamayı kullanma niyeti üzerinde performans beklentisi ve çaba beklentisi, kullanım davranışı üzerinde ise kullanım niyeti ve kolaylaştırıcı şartların olumlu etkisi olduğu tespit edilmiştir.
Siber zorbalık ile iş tatmini ve örgütsel bağlılık arasındaki ilişki
Bu çalışmanın amacı, iş yerlerinde siber zorbalığa maruz kalan çalışanların iş tatminini ve örgütsel bağlılığını ölçmek ve aynı zamanda siber zorbalık, iş tatmini ve örgütsel bağlılık ilişkisini incelemektir. Araştırmada anket yöntemi kullanılmıştır. Anketler üç farklı ölçek ve demografik soruların yer aldığı bölümlerden oluşmaktadır. Çalışma verilerinin toplanmasında Kayman (2017) tarafından geliştirilen İş Yeri Siber Zorbalık Mağduriyeti Ölçeği, Z. Kuşluvan ve S. Kuşluvan (2005) tarafından Türkçeye uyarlanan İş Tatmini Ölçeği ve Şeşen (2010) tarafından Türkçeye uyarlanan Örgütsel Bağlılık Ölçeği kullanılmıştır. Bu araştırmanın evrenini 2017-2018 yıllarında Manisa Organize Sanayi Bölgesinde halen faaliyet gösteren 176 işletme oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise bu evrenden seçilen 457 işletme çalışanı oluşturmaktadır. Elde edilen verilerin analizi IBM SPSS 20.0 programı kullanılarak yapılmıştır. Araştırmada betimsel istatistiklerin yanı sıra, güvenilirlik analizi, faktör analizi, korelasyon analizi, regresyon analizi, bağımsız örneklem t-testi, tek yönlü varyans analizleri yapılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre; çalışanların siber zorbalığa maruz kalma durumları ile iş tatminleri arasında istatistiksel açıdan doğrusal ve negatif bir ilişkinin olduğu fakat çalışanların siber zorbalığa maruz kalma durumları ile örgütsel bağlılıkları arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir ilişkinin olmadığı görülmüştür. Siber zorbalığın alt boyutlarından olan; çalışanların iletişimlerinin engellenmesine maruz kalması ve çalışanların sosyal medyada saldırıya maruz kalması ile iş tatmini arasında istatistiksel açıdan doğrusal ve negatif bir ilişkinin olduğu tespit edilmiştir. Yine siber zorbalığın alt boyutlarından çalışanların mesai dışı saldırıya maruz kalma durumu ile örgütsel bağlılık arasında doğrusal ve pozitif bir ilişki olduğu fakat çalışanların sosyal medyada saldırıya maruz kalma durumları ile örgütsel bağlılık arasında doğrusal ve negatif bir ilişki olduğu sonucuna varılmıştır. Aynı zamanda çalışanların siber zorbalığa maruz kalma durumlarının demografik özelliklere göre farklılık gösterip göstermediği test edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Siber Zorbalık, Siber Mağduriyet, İş Tatmini, Örgütsel Bağlılık
Bilgi uzmanlarının bilgi teknolojisi kullanımının teknoloji kabul modeli ile incelenmesi
Bilgi teknolojilerinin her geçen gün hızla büyümesi ve kullanıcı kitlesinin gelişmesi hemen her sektörde olduğu gibi bilgi merkezlerini de geleneksel yöntemlerden uzaklaştırmaktadır. Değişen kullanıcı beklentilerine paralel olarak kendisini yenileyen bilgi merkezleri yazılım ve donanım anlamında pek çok bilgi teknolojisini bünyesine katmakta, fiziksel mekanların dışına çıkarak dijital ortamlarda da hizmet verme yoluna gitmektedir. Bu çalışmanın amacı, üniversite kütüphanelerinde kullanılmakta olan bilgi teknolojilerinin bilgi uzmanları tarafından kabul edilebilirliğini Teknoloji Kabul Modeli ile incelemek ve bu teknolojilerin, daha etkin kullanımı için bir yol haritası çıkartmaktır. Araştırma Türkiye'de devlet ve vakıf üniversitelerinde hizmet veren araştırma kütüphanelerine yönelik olarak yapılmıştır. Araştırma evreni bu kütüphanelerde görev yapan 1417 bilgi uzmanı personelini kapsamaktadır. Araştırma örneklemi ise, evren içerisinden tesadüfi yöntemle seçilen 300 katılımcıdan oluşmaktadır. Katılımcıların bilgi teknolojileri kullanımına yönelik tutum ve davranışlarını belirlemek için Teknoloji Kabul Modeli kullanılmıştır. Anket tekniği ile elde edilen veriler SPSS 25 ve AMOS 24.0.0 programları arayıcılığıyla analiz edilmiştir. Katılımcıların özelliklerini belirleyebilmek için tanımlayıcı istatistiklerden yararlanılmıştır. Araştırma verilerine ilişkin normallik testi, güvenirlik ve geçerlik analizi yapıldıktan sonra araştırma hipotezlerini test etmek için regresyon analizi uygulanmıştır. Yapılan analizler sonucunda araştırma hipotezleri desteklenmiş ve modeldeki değişkenler arasında pozitif bir ilişki tespit edilmiştir. Öte yandan tutum ve davranışsal niyet değişkenleri üzerinde algılanan faydanın pozitif yönde ve kuvvetli etkisi öne çıkmıştır.
Mobil bankacılık hizmetlerinde müşteri memnuniyeti üzerine bir araştırma
Hizmet işletmelerinin müşteri isteklerini karşılamasında arz ettikleri ürünlerin ve hizmetlerin kalitesi önemli yer tutmaktadır. Bir işletmenin rekabette ön plana çıkmasını sağlayacak en önemli yapı taşlarının başında daha kaliteli hizmetler sunabilmek ve güven sağlayabilmek gelir. Bankacılık sektörü içinde sunulan hizmetlerin kalitesi sonucunda müşteri memnuniyetinin sağlanması son derece önemlidir. Günümüzde elektronik bankacılıkta alternatif dağıtım araçlarından biri olan mobil bankacılık, hızlı bir gelişim göstererek bankacılık işlemleri arasında önemli bir yer edinmiştir. Bu tez çalışmasının amacı, mobil bankacılığı kullanan müşterilerin aldıkları hizmetten memnun olmasını sağlayan değişkenler arasındaki ilişkiyi ve etkiyi ortaya koymaktır. Ayrıca mobil bankacılık hizmetlerinde müşteri memnuniyetinin bazı demografik değişkenlere göre farklılık gösterip göstermediğini de belirlemektir. Bu amaç doğrultusunda İstanbul ilinde yaşayan, 18 yaş üstü mobil bankacılık kullanan özel bir bankanın müşterileri üzerinde araştırma yapılmıştır. Araştırmaya 462 kişi katılmıştır. Araştırmada ihtiyaç duyulan veriler nicel araştırma yöntemlerinden biri olan anket tekniği kullanılarak toplanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 22 programında analiz edilmiştir. Çalışma sonuçlarına göre mobil bankacılıkta müşteri memnuniyetini etkileyen en önemli faktörlerin sırasıyla kullanım kolaylığı, sağlanan hizmete verilen destek, sunulan servis güvenliği, hizmet performansı, işlemlerin doğru yapıldığına dair inandırıcılık, sunulan sevisin içeriği ve işlemlerin etkinliğidir. Mobil bankacılıkta müşteri memnuniyeti üzerinde eğitim düzeyi, yaş düzeyi, gelir düzeyi, kullanım süresi ve kullanım sıklığı değişkenlerinin etkili olduğu bulunmuştur.
Veri madenciliği teknikleri ile hava yolu firmalarının tweetleri üzerinden duygu analizi
Teknoloji ve internetin durmadan gelişmesinin doğal bir sonucu olarak bunların hayatımızın ayrılmaz birer parçaları haline gelmesi, beraberinde sosyal medya platformlarının artmasına sebep olmuştur. İnsanların düşüncelerini paylaşabildiği sosyal medya platformlarında büyük miktarda yapısal olmayan veri birikmektedir. Bu büyük verilerin çok fazla yer kaplaması ve yapısal olmaması sebepleriyle analiz edilmesi zorlaşmaktadır. Yapısal olmayan bu tür metin verileri analizi için duygu analizi kavramı ortaya çıkmıştır. Duygu analizi, verilerdeki duygu, düşünce ve o konu hakkındaki duygunun analiz edilerek olumlu, olumsuz veya nötr olarak sınıflandırılmasını hedeflemektedir. Günümüzde firmaların müşteri memnuniyetini yakından takip etmeleri, müşterinin durumunu değerlendirmeleri avantajdan çok mecburiyet halini almıştır. Müşterinin durumunu değerlendirebilmek, reklam kampanyalarını takip edebilmek, yeni ürünlerin piyasadaki yorumlarını değerlendirip sonuç almak için önceden sıkça uygulanan anket çalışmaları uzun sürç gerektirmekte ve kesin sonuçlar verememektedir. Bundan dolayı müşterilerin kendilerini samimi ve açık olarak ifade edebildikleri sosyal medya platformlarındaki büyük veriler duygu analizi için daha iyi ve güncel sonuçlar vermektedir. Bu tez çalışmasında sosyal medya platformu Twitter'da, iki hava yolu firması için belirli tarihler arasında atılan Türkçe tweetler elde edilip incelenmiştir. Bu işlemler yapılırken Twitter'daki verilerin genellikle imlâ kurallarına uyulmamasından dolayı, tweetler ön işlemden geçirilmiş ve düzenlenmiştir. Düzeltilen tweetler olumlu, olumsuz ve nötr olarak; klasik sınıflandırma yöntemlerinden Yapay Sinir Ağı, K En Yakın Komşu, Bayes, Destek Vektör Makinaları ve yeni popüler yöntem olan Derin Öğrenme kullanılarak otomatik sınıflandırılmıştır. Klasik sınıflandırma yöntemleri ile son yıllarda popüler olan derin öğrenme yönteminin analiz sonuçları karşılaştırılmıştır.
Bilişim sistemlerinin dış ticaret kapsamında değerlendirilmesi
Günümüzde işletmeler, gelişen teknoloji ve oluşan rekabet koşulları karşısında yeni arayışlar içerisine girmişler ve bu şekilde fark yaratmaya çalışmışlardır. Bilişim sistemleri de işletmelerin fark yaratma arayışlarının sonuçlarından birisidir. İşletmeler son yıllarda işleri kolaylaştırmak, verimliliği artırmak, zamandan tasarruf sağlamak ve çalışanların etkili bir biçimde çalışmalarını sağlamak amacıyla bilişim sistemlerine dayalı bazı programlardan faydalanmaya başlamışlardır. İşletmelerin gelişmesinde katkı sağlayan bu programların, akademik çalışmalarda da sıkça yer aldığı gözlemlenmektedir. Dış ticaret sektöründe faaliyet gösteren işletmelerde kullanılan, dış ticarete yönelik sistemleri ve yazılımları tespit ederek karşılaştırmak ve dış ticaret hacmi üzerindeki etkileri incelemek amacı taşıyan bu çalışmada, uluslararası ticaret işletmelerinin kullandığı bilişim sistemlerinin özelliklerine ve etkilerine yer verilmiştir. Araştırma yöntemi olarak nitel veri analizi yöntemi kullanılmıştır. İstanbul'da toplam 106 işletmede, görüşme tekniği ile "Demografik Bilgiler", "Çalışanların Uyum ve Kullanım Düzeyleri", "İşletmenin Kullandığı Yazılımların Dış Ticarete Etkileri", "Yazılımların Eksiklikleri ve Geliştirilebilir Yanları" ölçülmüştür. Bu araştırma, uluslararası ticaret alanında faaliyeti bulunan işletmeler üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmada kullanılmak üzere çoktan seçmeli, toplam yirmi dört sorudan oluşan bir görüşme formu kullanılmıştır. Verilerin analizi için SPSS 20.0 istatistik programı ve içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Verilerin incelenmesi sonucunda uluslararası ticaret yapan işletmelerin kullandığı bilişim sistemlerinin dış ticaret üzerinde etkili olduğu değerlendirilmiştir. Sonuç olarak, dış ticaret paket programlarının uluslararası işletmelerin işlemlerinde önemli bir kaldıraç olduğu ve dolayısıyla işletmelerin başarısında önemli rol oynamakta olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Çocuklar için otizm spektrum bozukluğunun veri madenciliği yöntemleri ile analizi
Çağımızda, teknoloji alanında yaşanan gelişmelere paralel olarak bilişim sistemlerinin kullanımında artış yaşanmaktadır. Bu gelişmeler ile birlikte kullanılan sistemlerin verimliliği artmakta ve maliyetler de azalmaktadır. Azalan maliyetler ise daha fazla verinin depolanmasına imkân tanımaktadır. Veri madenciliği teknikleri, veriler arasında gizli kalmış olan örüntüleri ortaya çıkarmayı amaçlaması sebebiyle, depolanan verilerden yararlanmak için oldukça rağbet görmektedir. Bu kapsamda veri madenciliği, tıp gibi birçok alanda yaygın bir biçimde kullanılmaktadır. Teşhis ve tedavisi oldukça zor ve uzun bir süreçten oluşan Otizm spektrum bozukluğu doğuştan gelen ya da yaşamın ilk yıllarında ortaya çıkan karmaşık bir nöro-gelişimsel bozukluktur. Kullanılan ölçeklendirmeler için son gelişmeler sürekli olarak takip edilmeli, güncel veriler ile çalışılmalı ve çalışmalara güncel sistemler dâhil edilmelidir. Bu çalışmada gerçek ve güncel Otizm spektrum bozukluğu verilerinin çocuklar için olan alt kümesi kullanılmıştır. Çalışma da veri seti üzerinde eksik verilerin tamamlanması, kategorik verilerin sayısallaştırılması, normalizasyon gibi veri ön işleme aşamaları gerçekleştirilmiştir. Veriler yapay sinir ağları ve dilsel kuvvetli sinir-bulanık sınıflayıcı ile sınıflandırılmış, k-means ve x-means ile kümelenmiştir. Her bir yöntemin sonuçları değerlendirilmiş ve performanslar karşılaştırılmıştır.
Instagram'da algılanan sürü davranışının, markaya olan davranışsal bağlılığın ve beğiniyi ifade etmeye yönelik tutumun satın alma niyeti üzerindeki etkisi
Bu araştırmada Instagram'da algılanan sürü davranışının, markaya olan davranışsal bağlılığın ve beğeniyi ifade etmeye yönelik tutumun satın alma niyeti üzerindeki etkisi incelenmeye çalışılmıştır. Bu kapsamda, kolayda örnekleme yöntemiyle Instagram'da bir markayı takip eden ve Instagram aracılığıyla alışveriş gerçekleştiren 612 Instagram kullanıcısına ulaşılmıştır. Araştırmada; frekans analizi, tanımlayıcı istatistikler, normallik testi, açımlayıcı (keşfedici) faktör analizi, güvenilirlik analizi, anova analizi ve regresyon analizi yapılmıştır. Verilerin normal dağıldığı, ölçeklerin güvenilir ve geçerli olduğu tespit edilmiştir. Analiz sonucunda; algılanan sürü davranışı, markaya olan davranışsal bağlılık ve beğeniyi ifade etmeye yönelik tutumun satın alma niyetindeki değişimin %44,8'ini pozitif yönlü etkilediği tespit edilmiştir. Aynı zamanda algılanan sürü davranışı ve markaya olan davranışsal bağlılığın, beğeniyi ifade etmeye yönelik tutum üzerinde anlamlı ve pozitif bir etkisinin olduğu ortaya çıkartılmıştır.
Üniversite yöneticilerinin teknoloji liderliği yeterlilik algısının incelenmesi: Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi örneği
Teknolojinin; etkili ve verimli kullanılması karşılığında insanlığı yönlendirecek, bu gücü insanlara aktaracak lider kişilerin varlığının ortaya çıkması teknolojik lider olgusunu ortaya çıkarmıştır. Teknolojik lider gerektiği durumlarda teknolojinin temini için çözüm yolları bulmayı sağlayacaktır. Özellikle üniversitelerde teknolojinin etkin kullanılması, eğitim faaliyetleri için alımı, değişen ve gelişen teknolojinin takibi akademik ve idari yöneticilerin teknolojik liderlik yeterlilik düzeyleri ile ilişkilidir. Bu nedenler göz önünde bulundurularak akademik ve idari yöneticilerin teknolojik liderlik yeterlilik düzeyleri araştırılarak incelenmiştir. Yapılmış olan bu çalışmada, liderlik kavramından başlanarak liderliğin önemi ve liderlik gücünün kaynakları ayrıntılı olarak açıklanmıştır. Liderlik kavramından teknolojik liderlik kavramına geçiş yapılmış, eğitimde teknolojik liderlik ve yeterlilik konusu NETS standartları adı altında birleştirilerek ele alınmıştır. NETS standartları öğretmenler, öğrenciler, teknoloji koçları, bilgisayar bilimi eğiticileri ve yöneticiler açısından kapsamlı şekilde ele alınarak araştırmanın literatür kısmı sonlandırılmıştır. Akademik ve idari yöneticilerin teknolojik liderlik yeterlilik düzeyleri arasında fark olup olmadığının belirlenmesi ise çalışmanın ana amacını oluşturmaktadır. Bu amaç doğrultusunda belirlenen hipotezleri test etmek için Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi'nde görev yapan akademik ve idari yöneticilerden anket yoluyla veri toplanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 22.0 paket programında T – Testi ve ANOVA yöntemleriyle test edilmiş ve hipotezler sınanmıştır. Yapılan analizler sonucunda Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi'nde görev yapan akademik ve idari yöneticiler, teknolojik liderlik öz yeterlilikleri noktasında kendilerini yeterli düzeyde görseler de akademik yöneticilerin idari yöneticilere kıyasla teknolojik liderlik öz yeterliliği açısından daha iyi oldukları sonucu ortaya çıkmıştır.
Yenilikçi davranış yoluyla akademik başarıyı desteklemede yaratıcı öz yeterlik ve dijital okuryazarlığın rolü: MAKÜ öğrencileri üzerine bir araştırma
Bu araştırma, yenilikçi davranış yoluyla akademik başarıyı desteklemede yaratıcı öz yeterlik ve dijital okuryazarlığın rolünü incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın evrenini 2020-2021 akademik yılında Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi'nde resmi olarak kayıtlı 28.974 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini evren içerisinden basit tesadüfi örnekleme yöntemiyle seçilen 598 öğrenci oluşturmaktadır. Çalışmanın amacına bağlı olarak ilk bölümde kavramlar ile ilgili kuramsal bilgiler sunulmuş, ikinci bölümde kavramlar arası ilişkiler aktarılmıştır. Araştırmanın son bölümünde, nicel araştırma yöntemlerinden anket tekniği kullanılarak elde edilen verilere ilişkin analizler ve bulgulara yer verilmiştir. Verilerin analizinde SPSS 25.0 ve AMOS 24.0 programları kullanılmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkileri belirlemek amacıyla yapılan korelasyon analizi sonucunda yenilikçi davranış, yaratıcı öz yeterlik, dijital okuryazarlık ve akademik başarının birlikte pozitif yönlü anlamlı ilişkiler verdiği tespit edilmiştir. Değişkenlerin birbirleri üzerindeki etkilerini ortaya çıkarmak için yapılan regresyon analizi sonucunda ise dijital okuryazarlığın profesyonel üretim alt boyutu hariç yenilikçi davranışları anlamlı ve pozitif yönde, günlük kullanım ve profesyonel üretim alt boyutları hariç akademik başarıyı anlamlı ve pozitif yönde etkilediği tespit edilmiştir. Aynı zamanda dijital okuryazarlığın tüm alt boyutlarının yaratıcı öz yeterlik üzerinde yine anlamlı ve pozitif etkilere sahip olduğu belirlenmiştir. Öte yandan, yaratıcı öz yeterliğin yenilikçi davranışları ve akademik başarıyı anlamlı ve pozitif yönde etkilediği, yenilikçi davranışların da akademik başarı üzerinde pozitif yönde ve anlamlı düzeyde bir etkiye sahip olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Yenilikçi Davranış, Yaratıcı Öz Yeterlik, Dijital Okuryazarlık, Akademik Başarı