Bilecik Şeyh Edebali Üniversity
Discipline

Civil Engineering

Bilecik Şeyh Edebali Üniversity

2,673

Archived Theses

21

DOIs Assigned

1%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
DoctorateOpen AccessTR

Atık malzemeler ile geopolimer harç üretimi

Günümüzde çevresel etkileri azaltmak ve sürdürülebilir yapı malzemeleri geliştirmek amacıyla atık malzemelerin yeniden kullanımı önemli bir araştırma alanı haline gelmiştir. Bu çalışmada bor atığı, silis dumanı ve uçucu külün çeşitli kombinasyonlarla geopolimer harç üretiminde kullanılabilirliği deneysel ve istatiksel olarak araştırılmıştır. Taguchi optimizasyonu yöntemiyle, atık malzemelerin etkin bir şekilde kullanılması ve geopolimer harçların dayanım, dayanıklılık ve termal özelliklerinin geliştirilmesi amaçlanmıştır. Dört ana faktör (bor atığı, silis dumanı, sodyum konsantrasyonu, kürleme sıcaklığı ve kürleme süresi) beş farklı seviyede test edilmiştir ve toplamda 16 farklı harç karışımı elde edilmiştir. En iyi termal özelliklere sahip harç karışımlarında kullanılan kum miktarını azaltmak için ise %10 ile %100 arasında değişen miktarlarda ömrünü tamamlamış lastik kullanılarak dayanım ve termal özellikler araştırılmıştır. Toplamda 54 farklı harç karışımı incelenmiştir. Taguchi yöntemi, geopolimer harç teknolojisinin gelişimi için önemli bir yol haritası sunmaktadır. ANOVA ile yapılan değerlendirmeler, optimum parametrelerin belirlenmesinde önemli rol oynamıştır. Kürleme sıcaklığının, harcın mekanik dayanımını artırmada önemli bir rol oynadığı görülmüştür. Silis dumanı miktarının etkisi sınırlı kalırken, bor atığı miktarı harcın dayanımını ve ısıl iletkenliğini etkileyen kritik bir faktör olarak öne çıkmaktadır. Ek olarak, asit, sülfat ve yüksek sıcaklık etkilerinin seçilen harçların mikro yapıları ile mineral bileşimleri üzerindeki etkileri tartışılmıştır.

GeopolimerlerTaguchi yöntemi
Asena Karslıoğlu Kaya
Eskişehir Teknik Üniversitesi · Institute of Graduate Studies
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Büyük ölçekli çelik yapıların sezgisel optimizasyon yöntemleriyle optimum tasarımı

Sezgisel optimizasyon yöntemleri, doğa olayları, hayvanların sürü veya besin arama davranışı, fizik yasaları ve evrimsel süreçlerle optimizasyon problemleri arasındaki analojiyi esas almaktadır. Bu tez kapsamında, düzlem ve büyük ölçekli uzay çelik çerçevelerin optimum tasarımı için Jaya Algoritması (JA), cıvık mantar algoritması (SMA) ve hibrit cıvık mantar-Jaya algoritması (HSMJA) yöntemleri önerilmiştir. JA, en kötü çözümden uzaklaşma ve en iyi çözüme yaklaşma prensibine dayanan ve diğer birçok sezgisel optimizasyon yönteminden farklı olarak algoritmaya özgü parametreler içermeyen bir optimizasyon yöntemidir. SMA, soğuk ve nemli ortamlarda yaşayan tek hücreli Physarum Polycephalum adı verilen bir mantar türünün besin arama davranışından ve morfolojik değişimlerinden esinlenerek modellenmiş bir optimizasyon yöntemidir. Bu çalışmada, JA ve SMA'dan daha güçlü bir yöntem elde etmek amacıyla JA'nın hızlı yakınsama kapasitesi ve SMA'nın güçlü arama kabiliyeti bir araya getirilerek hibrit cıvık mantar-Jaya algoritması adı verilen (HSMJA) bir yöntem de geliştirilmiştir. Her üç yöntemin etkinliğini test etmek amacıyla literatürden alınan dört düzlem ve dört uzay çelik çerçevenin dayanım, deplasman ve enkesit-boyut sınırlayıcıları altında optimum tasarımı icra edilmiştir. Optimizasyon algoritmalarını ve formülasyonunu içeren ana program MATLAB programlama dilinde kodlanmıştır. Çelik çerçevelerin yapısal analizleri ise düzlem çelik çerçeveler için OPENSEES yapı analiz yazılımına, uzay çelik çerçeve sistemler için ise açık kaynak kodları (OAPI) kullanılarak SAP2000 yapı analiz yazılımına yaptırılmıştır. Büyük ölçekli uzay çerçevelerin optimum tasarımında yapı analiz süresi oldukça uzun zaman almaktadır. Hesaplama süresini azaltmak amacıyla optimum tasarım sürecinde yapı analizi yapılacak tasarımların aynı anda çevrim içi bir veri tabanından yardımcı bilgisayarlara dağıtıldığı paralel bir hesaplama yöntemi geliştirilmiştir. Bu paralel hesaplama yöntemi HSMJA'ya entegre edilerek paralel hibrid cıvık mantar-jaya algoritması adı verilen (PHSMJA) bir yöntem geliştirilmiş ve büyük ölçekli uzay çelik çerçevelerin optimum tasarımında kullanılmıştır. JA, SMA, HSMJA ve PHSMJA'nın farklı başlangıç popülasyonları için yapılan farklı icraları sonucunda elde edilen tasarımlar arasındaki en hafif tasarım ve bu tasarımın elde edilmesi için gereken yapı analiz sayısı tablolarda sunulmuştur. Ayrıca elde edilen tasarımlara ait ortalama ağırlık, standart sapma gibi istatistiksel veriler ve en kötü tasarıma ait ağırlık değeri de tablolarda sunulmuş ve literatürdeki diğer yöntemler ile karşılaştırılmıştır. Yapılan karşılaştırmalar sonucunda HSMJA ile, SMA, JA ve literatürdeki diğer yöntemlerden daha hafif tasarımlar elde edilebildiği kanıtlanmıştır. Ayrıca önerilen PHSMJA ile hesaplama süresinin JA ve SMA'ya kıyasla %83 ile %88 oranında azaldığı tespit edilmiştir.

Yapı optimizasyonu
İbrahim Behram Uğur
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

İklim değişikliğinin taşkın riskleri üzerine etkisi: Menderes Havzası örneği

İklim değişikliği, su döngüsünde önemli etkilere yol açarak yağış rejimlerinde değişikliğe sebep olmaktadır. Değişen yağış rejimleri, yağışın şiddeti, süresi ve sıklığı arasındaki ilişkiyi gösteren Yağış Şiddet-Süre-Tekerrür (YŞST) eğrilenin de değişmesine neden olmaktadır. Daha kısa sürede düşen şiddetli yağışlar ile taşkın riskleri de artmaktadır. Değişen YŞST eğrileri, bu eğriler temel alınarak yapılan tasarım ve analizleri değiştirdiği için taşkın risklerinin yeniden değerlendirilmesini de gerektirmektedir. Bu çalışmanın amacı, daha önce birçok kez taşkın yaşanmış olan Aydın ili Tabakhane Deresi'nde YŞST eğrilerini güncelleyerek ve yağış-akış ilişkisini modelleyerek iklim değişikliğinin taşkın risklerine etkisini analiz etmektir. Gözlem ve iklim projeksiyon verileri kullanılarak geçmiş ve gelecek dönem YŞST eğrileri belirlenmiştir. Amerika Birleşik Devletleri Ordusu Mühendisler Birliği'nin Hidrolojik Mühendislik Merkezi Hidrolojik Modelleme Sistemi (Hydrologic Engineering Center- Hydrologic Modeling System, HEC-HMS) kullanılarak güncellenmiş YŞST eğrileri ile akım projeksiyonları hesaplanmıştır. Ayrıca, iklim değişim senaryolarının yanı sıra gelecekte değişebilecek arazi kullanımına dayalı yeni senaryolar da gözetilerek akım projeksiyonları değerlendirilmiştir. Yapılan analizlerde, 100 yıllık yağış tekerrürlerinde referans döneme kıyasla uzak gelecekte %10 mertebesinde, akım tekerrürlerinde ise arazi kullanımının da en yüksek değişime uğradığı en olumsuz senaryoda %80 mertebesine kadar artış olabileceği tespit edilmiştir. Çalışma, iklim değişikliği etkisi altında bölgedeki taşkın risklerinin gelecekte nasıl değişeceğine dair projeksiyonlar sunarak su kaynakları planlamasında katkıda bulunmaktadır.

Ali Şahin
Eskişehir Teknik Üniversitesi · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Zayıf zeminler üzerindeki yol dolgularının analizi

Geoteknik mühendisliğinin inceleme alanının büyük bir kısmını oluşturan zayıf zeminler, günümüzde giderek gelişen yapılaşmanın artmasıyla önemini daha da arttırmaktadır. Artan yapılaşma, zeminlerin hangi durumda olduğuna bakılmaksızın kullanılmasını gerektireceğinden, zayıf zeminler üzerindeki uygulamaların önemi artacaktır. Geoteknik mühendisliğinde bu tarz zayıf zeminlerin iyileştirilip tekrardan kullanıma kazandırılması önemli ve çözülmesi gereken durumlar ortaya çıkaracaktır. Zayıf zeminler üzerine gelen yükleri servis etmede yeterince güvenli olmayan zeminlerdir. Bu sebeple bu tarz zeminlerin kullanılması gerekli olanlarının güvenli hale getirilmesi gerekmektedir. Bu gereklilik, gelişen teknoloji ve artan imkanlar sayesinde önemli bir ilerleme kaydetmiştir. Gerek yer altı uygulamalarının çeşitlenmesinden gerekse malzeme çeşitliliğinin artmasından dolayı, yapılan uygulamalar farklılaşmış ve iyileştirme konusunda problemlere cevap verebilmeye başlamıştır. Bu tez çalışmasında, Dicle Üniversitesi kampüs alanında bulunan Fetih Cami yolunda meydana gelen geoteknik problemlerin, saha ve laboratuvar verileri kullanılarak sonlu elemanlar analizleri gerçekleştirilmiştir. Analizlerde, ilk aşamada, mevcut durum modellenerek deplasman ve güvenlik sayıları elde edilmiştir. Daha sonra, doğal zeminin jet grout yöntemi ile iyileştirilerek ve dolgunun geogrid kullanılarak güçlendirilmesi durumları için analizler gerçekleştirilmiştir. Geogridler, dolgunun serilişine paralel bir şekilde gelip basınç kuvvetlerine karşı çalışarak deplasmanları azaltmaya çalışır. Jet grout kolonları ile zemine akışkan olan çimento ve su karışımı enjekte edilerek taşıma kapasitesinin artırılması hedeflenmiştir. Elde edilen analiz sonuçları incelendiğinde, jet grout yönteminin zemin iyileştirmesinde, geogrid tabaka kullanımının ise dolgu şevi güçlendirilmesinde etkili yöntemler olduğu sonucuna varılmıştır. Optimum değerler kullanılarak gerçekleştirilen analizler sonucunda, iyileştirme öncesi duruma göre güvenlik sayısının yaklaşık %220 arttığı, toplam deplasman değerinin ise, yaklaşık %65 azaldığı belirlenmiştir. Sonlu elemanlar yöntemi, hem optimum iyileştirme ve güçlendirme parametrelerinin elde edilmesi, hem de göçme, deplasman ve gerilme mekanizmalarının anlaşılması bakımından etkili çözümler ortaya koymakta ve geoteknik problemlerin anlaşılmasına olanak sağlamaktadır.

JeogridJeosentetiklerJet grouting+3
Veysel Şaybak
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
DoctorateOpen AccessEN

Determination of curved surface slider behavior under different loading conditions

This study systematically investigates the variations in friction coefficient of both full-scale double-curved surface sliders and small-scale slider material under different loading conditions. First, wear tests were performed, and the corresponding friction coefficients obtained from full- and small-scale tests were compared. Second, full- and small-scale test results were used to assess the variations in static and dynamic friction coefficients under cyclic motions performed at both room- and low-temperature conditions. In the experimental program, not only the temperature and exposure time but also the normal stress level and the loading velocity were selected as parameters. Finally, a unified model was proposed to estimate the friction coefficient of full-scale isolator by means of small-scale test results. The key findings are as follows: (i) After 1000 m wearing tests, it seen that the hysteretic behavior of full-scale isolator remains unchanged. (ii) In low-temperature tests, due to formation of an ice layer at the sliding interface, which behaves like a lubricant, friction coefficients of both the isolator and the slider reduces substantially compared to ones obtained from room-temperature tests. (iii) Friction coefficients obtained from full- and small-scale tests (either wear or cyclic motion tests) results are very close to each other at room-temperature but not at low-temperature cases. (iv) The proposed formulation, which is calibrated based on small-scale test results, is accurate enough to estimate friction coefficients of full-scale isolator at room-temperature for a wide range of loading combinations.

Esengül Çavdar
Eskişehir Teknik Üniversitesi · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Beton yapılara değişik boyut etkisi bağlantılarının uygulanması

Bu çalışmada, beton yapılar üzerinde yapılmış boyut etkisi deney sonuçlarına değişik boyut etkisi bağıntıları uygulanmıştır. Deneylerde farklı numuneler üzerinde değişik yüklemeler uygulanmıştır. Lineer I, Lineer II, Non-Iineer, MFSL ve MSEL analiz yöntemleri kullanılarak kırılma parametreleri ve bu parametrelerin değişim sonuçları sayısal ve grafiksel olarak verilmiştir. Bazant, Kim ve Carpinteri boyut etkisi denklemleri kullanılarak her bir deney için uygulanmıştır. Deneylerde geometrik olarak benzer fakat farklı boyutlu numuneler kullanılmıştır. Anahtar Kelimeler : Beton yapılar, direkt çekme, dolaylı çekme, dışmerkez basınç, narinlik, eğilme, kesme, burulma, gerilme, göçme, kırılma mekaniği, boyut etkisi, gevreklik, kancalı, kancasız, regresyon.

BetonBoyut etkisiÇekme deneyi
Farrokh Rasouli Sarabi
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2002
00
DoctorateOpen AccessTR

Granüler zemini destekleyen kısa temelli konsol istinat duvarları için aktif toprak itkisi yöntemi

Bu çalışmada, limit denge yönteminden yararlanılarak, taneli zemini destekleyen, kısa temelli konsol istinat duvarları için statik ve dinamik yükler etkisinde oluşan aktif toprak itkisi belirleme yöntemi önerilmiştir. Bu amaçla, deneysel ve analitik çalışmalar gerçekleştirilmiş, deneysel çalışma sonucu elde edilen veriler, analitik çalışmanın şekillenmesinde ve önerilen sayısal modelin doğrulanmasında kullanılmıştır. Deneysel çalışma kapsamında kırılma yüzeyi şeklinin elde edilmesinin yanında, temel genişliği, temel kalınlığı, sıkılık ve aktif durum oluşturma şekillerinin kırılma yüzeylerine olan etkilerinin incelenmesi için küçük ölçekli laboratuvar deneyleri gerçekleştirilmiştir. Çalışmada, görüntü işleme yöntemi kullanılarak, kırılma yüzeyleri elde edilmiştir. Çalışmanın ikinci kısmında, deneysel olarak elde edilen kırılma yüzeyi şekli baz alınarak, dayanma duvarı üç farklı bölge ayrılmıştır. Her bölge için toprak itki katsayısı formülü, dolgu eğimi, sürşarj yükü, temel genişlik ve kalınlık katsayıları, içsel sürtünme açısı, zemin-duvar sürtünme açısı, kırılma yüzeyi açıları ve dinamik durum için yatay-düşey yer ivmesi gibi parametrelere bağlı olarak türetilmişlerdir. Kuvvet maksimizasyonunun yapılması için, elde edilen formüller kullanılarak bir algoritma oluşturulmuştur. Zemin ve duvar özelliklerinin girdi olarak verildiği sistemde, maksimum yatay toprak itkisi katsayısını veren kırılma yüzeyi açıları, her bölgeye ait itki katsayıları ve toplam yatay toprak itki katsayısı çıktı olarak elde edilmiştir. Deneysel çalışmanın sonucunda, kısa temelli dayanma duvarları arkasında literatürden farklı, karakteristik bir kırılma yüzeyi şeklinin oluştuğu görülmüştür. Bunun yanında kısa temelli duvar arkasında oluşan kırılma yüzeylerinin literatürde önerilen tanımlara uygun olduğu görülürken, uzun temelli duvarlar arkasında oluşan kırılma yüzeyinin doğrusal olmadığı, dağınık karakterde oldukları görülmüştür. Sayısal ve deneysel çalışmalar sonucunda kısa temel durumunun literatürde önerildiği gibi sadece temel genişliğine bağlı olmadığı, temel kalınlığı, içsel sürtünme açısı gibi parametrelerin de kısa temel durumu üzerinde etkili olduğu görülmüştür.

Hakan Alper Kamiloğlu
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Aşırı donatılı betonarme kirişlerde boyut etkisi deneyleri

AŞIRI DONATILI BETONARME KİRİŞLERDE BOYUT ETKİSİ DENEYLERİ (Doktora Tezi) Çağatay Mehmet BELGİN GAZİ ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ Haziran 2004 ÖZET Betonun gevrek, çatlaklı ve homojen olmayan bir malzeme olması kırılma mekaniği hesap yöntemlerindeki değişkenlerin bulunmasını güçleştirmektedir. Betonun neden olduğu bir kırılma türü olan aşırı donatılı kirişlerin eğilme altında kırılma deneyleri, kırılma mekaniği değişkenlerinin bulunabilmesine yardımcı olabilmek amacıyla yapılmıştır. Değerlendirilmeler yapılırken Bazant'ın boyut etkisi denkleminden, Carpinteri'nin çok çatlaklı kırılma denkleminden ve Bazant'ın geliştirilmiş Bazant yönteminden yararlanılmıştır. Bu üç yöntem birbirleri ile kıyaslanmış ve en uygun yöntem önerilmiştir. Ayrıca kirişlere ait moment-eğrilik, gerilme-birim uzama ve yük-düşey yerdeğiştirme şekilleri çizilmiş ve boyut etkisinin bu şekillere etkisi incelenmiştir. Bilim Kodu : 968 Anahtar Kelimeler : Kırılma mekaniği, denge üstü donatılı kiriş, dört nokta eğilme deneyi. Sayfa Adedi : 275 Tez Yöneticisi : Prof.Dr.Sıddık ŞENER

Çağatay Mehmet Belgin
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Etriye kanca açısının eksenel yüklü betonarme kolon davranışı üzerindeki etkileri

Betonarme yapılardaki en önemli özelliklerden biri olan sünekliğin sağlanması için yapı elemanlarının yönetmelik kurallarını sağlaması gerekmektedir. Enine donatıların çap, aralık, kanca açısı gibi detaylarının yönetmenliğe aykırı yapılması durumunda sargı etkisi, özellikle deprem anında beklenen derecede ortaya çıkamayacaktır. Dolayısıyla bu çalışmanın amacı, etriye kanca açısının eksenel yüklü betonarme kolonların davranışı üzerindeki etkisini, etriye aralığı ve beton dayanımına bağlı olarak araştırılmasıdır. Bu amaçla etriye kanca açılarının 90° ve 135° olduğu betonarme kalın kolonlar üzerinde eksenel yükleme deneyleri gerçekleştirilmiştir. Deneyler ve analitik çalışmalar sonucunda elde edilen yük-yerdeğiştirme eğrileri kırılma davranışı, dayanım ve süneklik açısından karşılaştırılmıştır. Çalışmalar sonucunda etriye kanca açısı ve etriye aralığının eksenel yüklü betonarme kolonların kırılma davranışında çok önemli bir rol oynadığı görülmüştür. Etriye aralığının fazla olduğu numunelerde boyuna donatı burkulması, az olduğu ancak kanca açısının 90° olduğu numunelerde ise etriye açılması ile başlayan kırılmalar sözkonusudur.

Zvıad Turmanıdze
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Taş dolgu dalgakıranların yapay sinir ağları, bulanık mantık sistemleri ve genetik algoritma ile ön tasarımı ve güvenirlik analizi

TAŞ DOLGU DALGAKIRANLARIN YAPAY SİNİR AĞLARI, BULANIK MANTIK SİSTEMLERİ VE GENETİK ALGORİTMA İLE ÖN TASARIMI VE GÜVENİRLİK ANALİZİ (Doktora Tezi) M. Levent KOÇ GAZİ ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ Ekim 2002 ÖZET Bu çalışmada, yapay zeka teknikleri, taş dolgu dalgakıranların ön tasarımı sırasında çeşitli aşamalarda uygulanmış ve elde edilen sonuçlar mevcut yöntemlerle karşılaştırılmıştır. İleri ve geri beslemeli yapay sinir ağları kullanılarak Alanya deniz yöresi için dalga parametrelerinin (aynı anda belirgin dalga yüksekliği, periyodu ve yönü) tahmini yapılmıştır. Elde edilen sonuçlar, dalga parametrelerinin tahmininde yapay sinir ağlarının stokastik modellere kıyasla yüksek tahmin yeteneği gösterdiğini ve geri beslemeli sinir ağlarının uzun aralıklı tahminler için daha uygun olduğunu ortaya koymuştur. İleri beslemeli denetimli sinir ağlan, bulanık sistemler ve bulanık sinir ağları ile genetik algoritmadan oluşan yapay zeka teknikleri stabilite sayılarının tahmini ve güvenirlik analizi için Mersin yat limanına uygulanmıştır. Taş dolgu kıyı yapılarının ön tasarımı için Van der Meer deney verilerini içeren bir "tasarım yapay sinir ağı" geliştirilerek, bu ağın mühendislik uygulamalarındaki kullanılabilirliği gerçeklenmiştir. Ayrıca, güvenirliğe dayalı tasarımda, ikinci moment yöntemi yerine genetik algoritmanın kullanılmasının global optimum çözümün bulunmasında daha güvenilir sonuçlar vereceği ortaya konmuştur. Deterministik yöntemler yerine doğrusal olmayan yapay zeka tekniklerinin uygulanması ve bu sayede belirsizliklerin azaltılması ya da işlenebilmesi, taş11 dolgu dalgakıranların karmaşık modellere gereksinim duyulmadan tasarlanmasını sağlamıştır. Bilim Kodu : 624.02.03 Anahtar Kelimeler : Yapay zeka, taş dolgu dalgakıran, yapay sinir ağı Sayfa Adedi : 157 Tez Yöneticisi : Doç. Dr. Can E. Balas : Prof. Dr. A. Samet Arslan

Bulanık mantıkDalgakıranGenetik algoritmalar+3
M. Levent Koç
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2002
00
DoctorateOpen AccessTR

Betonarme çerçevelerin boşluklu betonarme dolgu duvarlar ile güçlendirilmesi

Betonarme çerçevelerden oluşan yapıların yerinde dökme betonarme dolgularla güçlendirilmesi pratikte sıkça kullanılan bir yöntemdir. Ancak bazı zorunlu durumlarda betonarme dolgu duvarı çerçeve iç alanını tamamen doldurmamaktadır. Bu nedenle betonarme dolgulu çerçevelerin dolgu duvarlarında çeşitli büyüklükte ve düzenlemede boşluklar bırakılmaktadır. Çalışmanın amacı boşluklu betonarme dolgu duvarlı çerçevelerin davranışlarının deprem yükleri altında incelemesidir. Bu amaçla modellenen 9 adet tek açıklıktı, tek katlı betonarme dolgulu çerçeve deprem etkilerini benzeştiren tersinen tekrarlanan yükler altında test edilmiştir. Betonarme dolgulu çerçevelerde boşluk alanı büyüklüğü ve yeri incelenen ana değişkenlerdir. Deney sonuçları, boşluk alanı büyüklüğü ve yerindeki değişimin betonarme dolgulu çerçevelerin rijitlik, dayanım, süneklik ve enerji tüketimi üzerindeki etkilerini ortaya koyacak şekilde değerlendirilmiştir. Deneysel gözlemler ışığı altında farklı analitik yöntemlerin uygulanabilirliği incelenmiştir. Analitik çalışmada deney elemanlarının dayanımları yönetmeliklerin ve araştırmacıların önerdiği ampirik denklemler kullanılarak hesaplanmıştır. Analitik sonuçlar deneysel gözlemlerle karşılaştırılmıştır. Güçlendirme amacıyla kullanılan boşluklu betonarme dolgu duvarlı çerçevelerin tasarımı ve detaylandırılması için öneriler oluşturulmuştur. Bilim Kodu :624 03 01 Anahtar Kelimeler :Dolgulu Çerçeve, Boşluklu Betonarme Dolgu Duvarı, Güçlendirme, Tersinen Yükler

Betonarme dolguBetonarme çerçeveDolgu duvarlar+1
Özgür Anıl
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2002
00
Master'sOpen AccessTR

Aspir yağı ve borik asit içerikli organik katkının bitümün fiziksel ve reolojik özellikleri üzerine etkisi

Bu tez çalışmasında, aspir yağı ve borik asitin sülfirik asit katalizörlüğünde laboratuvar ortamında kimyasal olarak karıştırılmasıyla yeni bir katkı maddesi sentezlenmiş olup, sentezlenen katkı maddesinin bitümün fiziksel ve reolojik özellikleri üzerindeki etkileri incelenmiştir. Bu kapsamda, sentezlenen katkı maddesi 50/70 penetrasyonlu bitüme bitüm ağırlığının %0,3, %0,5 , %0,7 ve %1 oranlarında katılarak modifiye bitüm numuneleri elde edilmiştir. Elde edilen katkı maddesinin yapısal özellikleri Fourier Dönüşümü Kızılötesi Spektroskopisi (FT-IR) analiz yöntemi ile belirlenirken, saf ve modifiye bitümlerin morfolojik yapısı ise Taramalı Elektron Mikroskobu (SEM) analizi ile ortaya konulmuştur. Bitümlü bağlayıcının fiziksel ve reolojik özelliklerini belirleyebilmek için, saf ve modifiye bitüm numunelerine penetrasyon, yumuşama noktası, düktilite, force düktilite, dinamik kayma reometresi (DSR), dönel viskozimetre (RV), İnce Film Halinde Isıtma Deneyi (RTFOT) deneyleri uygulanmıştır. Yapılan deneylerin sonuçları genel olarak değerlendirildiğinde, sentezlenen katkının saf bitümün tekerlek izi ve yaşlanma direncini, işlenebilirliğini, gerilme performansını arttırdığı, uzama özelliklerini geliştirdiği, bunun yanısıra sıcaklık hassasiyetini azalttığı gözlemlenmiştir.

Demet Şahin
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Kazınmış asfalt kaplamaların (RAP) çimento takviyesi ile plent-miks temel (PMT) tabakalarındaki performanslarının tekrarlı yükler altında incelenmesi ve maliyet analizi

Bu tezde, Karayolları Teknik Şartnamesi'nin (KTŞ) plent-miks temel (PMT) tabakası için belirttiği %100 doğal agrega (DA) malzemesi için yapım şartlarını sağlayan kazınmış asfalt kaplama (RAP) malzemesi kullanım oranları, yapılan elek analizi ve yaş CBR testleri ile belirlenmiştir. Asfalt içeriği, modifiye proktor ve permeabilite testleri de RAP malzemesinin etkisini incelemek adına %100 DA kontrol numunesi olarak göz önüne alınarak yapılmıştır. Geri dönüşüm malzemesinden daha fazla yararlanabilmek için RAP-DA karışımlarına puzolanik çimento malzemesi farklı oranlarda takviye edilerek kullanılabilir maksimum RAP oranı belirlenmiştir. Kullanılabilir maksimum RAP oranı tayin edildikten sonra trafik yükleri gibi tekrarlı yüklemenin yapıldığı tekrarlı plaka yükleme testi gerçekleştirilmiştir. Alttemel tabakasının üzerine RAP karışımları ve %100 DA malzemesinden hazırlanan PMT tabakaları serilerek 0-40 kN yükleme boşaltma periyodunda gerçekleştirilen 100'er döngü sonunda elde edilen kalıcı ve elastik deformasyonlar ve birim şekil değiştirmeler belirlenmiştir. Tüm RAP katkılı karışımların maliyet analizleri yapılarak PMT tabakası yapımı ve malzemelerin nakliye harcamalarının RAP malzemesinin hangi uzaklıktan getirilmesi durumunda ekonomik bir uygulama olacağı araştırılmıştır. Çalışmalar neticesinde RAP malzemesinin %100 oranında kullanımının çimento takviyesi ile mümkün olduğu ve RAP kullanımının PMT tabakası için ekonomik bir alternatif malzeme olduğu sonucuna varılmıştır. Bu çalışma literatüre ve KTŞ'ne katkı sağlaması açısından önemli sonuçlar vermektedir.

Ayşegül Güneş Seferoğlu
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Çok amaçlı baraj işletme çalışmaları ve Ceyhan havzasının HEC-5 simülasyon programı ile modellenmesi

Su kaynaklarının sınırlı miktarda olması, suyun birden fazla sektörde kullanılabilmesi ve bu sektörlere ait ihtiyaçların zamanla artması su kaynaklarının depolama tesisleriyle düzenlenmesini gerektirmiştir. Bir depolama tesisinin boyutlandırılması baraj işletme çalışması ile gerçekleştirilir. Bir havzadaki herhangi bir amaca yönelik olarak proje faydasını maksimum yapan bir işletme aynı havzada elde edilebilecek diğer faydaları olumsuz yönde etkileyebilir. Bu durumda havza bazında kurulacak bir sistemle, havzadaki barajların birbirlerine olan etkileri incelenerek önceliklerin belirlenmesi sağlanabilir. Bu tez çalışması için örnek olarak seçilen Ceyhan havzasında Aslantaş barajı ve membaında bulunan 14 adet baraj ile HEC-5 programı kullanılarak bir işletim simülasyonu modeli kurulmuştur. Bu modelde, tam developmana ulaştıklarında projelerin birbirlerine olan etkilerinin incelenmesi ile Aslantaş barajının içmesuyu, sulama ve enerji üretim kapasitesinin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Anahtar Kelimeler : İşletme çalışması, HEC-5 simülasyon programı

Aslantaş barajıBarajlarBenzetim+2
Ufuk Akbulut
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2003
00
Master'sOpen AccessTR

Onarılmış/güçlendirilmiş betonarme kolonlarda manto alanının davranışa etkisi

ONARILMIŞ VE GÜÇLENDİRİLMİŞ BETONARME KOLONLARDA MANTO ALANININ DAVRANIŞA ETKİSİ (Yüksek Lisans Tezi) Yağmur KOPRAMAN GAZİ ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ Ocak, 2003 ÖZET Eksenel yük altında betonarme kolonların onarılması ve güçlendirilmesinde mantolama sıkça kullanılan bir yöntemdir. Bu teknik gerek ülkemizde ve gerekse de teknoloji bakımından daha gelişmiş olan ülkelerde de yaygın bir şekilde uygulanmaktadır. Mantolama tekniğin etkinliğini araştırmak üzere bu çalışmada, onarılacak/güçlendirilecek olan betonarme kolonların geometrisi ve manto alanı parametreleri deneysel olarak test edilmiştir. Dört kenarından da kesitleri büyültülen kare ve dikdörtgen kesitli kolonlarda manto kalınlığının davranışı nasıl etkilediği araştırılmıştır. Deney sonuçları kullanılarak, herbir kolon için yük-birim deformasyon eğrisi çizilmiştir. Kolon davranışı hakkında önemli ipucu verecek olan dayanım, rij itlik, süneklik ve enerji yutma kapasitesine dair bulgular grafik ortamına aktarılarak, görsel karşılaştırma imkanı sunulmuştur. Çalışma sonucunda manto alanı ve kolon geometrisi parametrelerinin mantolama üzerindeki etkisi ortaya konmuş ve ileride yapılması muhtemel olan deneysel çalışmalara değerli bilgi aktarımı sağlanmıştır. Bilim kodu : 624.03.01 Anahtar kelimeler : Güçlendirme, Onarım, Mantolama, Eksenel yük, Betonarme, Kolon, Parametre Sayfa adedi : 170 Danışman : Prof.Dr. Hüsnü CAN

Betonarme kolonEksenel yükGüçlendirme+2
Yağmur Kopraman
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2003
00
Master'sOpen AccessTR

Boyut etkisi analizinde gevreklik

Bu çalışmada, beton yapılar üzerinde yapılmış deneylerde gevreklik tanımı verilmeye çalışılmıştır. Farklı numuneler üzerinde değişik yükleme sonuçlarında yükleme, malzeme için değişen boyut etkisi eğrilerinde, gevreklik doğru eğimleri ile tanımlanmıştır. Anahtar Kelimeler :Beton yapılar, göçme, kırılma mekaniği, boyut etkisi, direkt çekme, dolaylı çekme, kesme, burulma, eğilme, dışmerkez basınç, gevreklik.

BetonBoyut etkisiGevreklik+1
Özden Özdem
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2003
00
Master'sOpen AccessTR

Boşluklu perde-çerçeve sistemlerin sonlu elemanlar metodu ile gerilme analizi

BOŞLUKLU PERDE - ÇERÇEVE SİSTEMLERİN SONLU ELEMANLAR METODU İLE GERİLME ANALİZİ (Yüksek Lisans Tezi) Bahadır ALYAVUZ GAZİ ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ Mayıs 2003 ÖZET Düzlemsel elastisite problemlerinin sayısal olarak çözümlenmesi amacıyla üçgen elemanlar kullanan bir sonlu elemanlar programı geliştirilmiştir. Bu program herhangi bir geometri için otomatik olarak üçgen sonlu elemanlar oluşturabilmekte ve kullanıcı kısmi sıklaştırma yapabilmektedir. Program ile boşluktu perde, perde - çerçeve sistemlerinin deformasyon ve gerilme hesaplanma sayısal çözümlemesi gerçekleştirilmiştir. Bulunan değerler mühendislik alanında yaygınlıkla kullanılmakta olan bir sonlu elemanlar programı ile karşılaştırılmış ve sunulmuştur. Bilim Kodu : 959 Anahtar Kelimeler : Perde duvar, Sonlu elemanlar, Üçgen eleman Sayfa Adedi : 81 Tez Yöneticisi : Doç.Dr.Tekin GÜLTOP

Boşluklu perdeli sistemlerGerilme analiziPerde duvar+2
Bahadır Alyavuz
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2003
00
DoctorateOpen AccessTR

İnşaat projelerinde ekip içi iletişimin yapısal eşitlik modeli ile incelenmesi

İnşaat projelerinin yaşam döngüsünün her aşamasında proje faaliyetleri, süreçleri ve kararları hakkında ekip üyelerinin sıkça iletişim içinde bulunmaları gerekmektedir. Etkili iletişim ile proje başarısını olumsuz yönde etkileyecek durumlar önlenebilirken, kişiler arası zayıf iletişim ile projede istenmeyen durumlarla karşılaşılabilmektedir. Bu çalışmada, inşaat projelerinde iletişimin sağlanmasını etkileyen kuramsal dayanağı olan temel elementlerin, proje süresi boyunca birbirleriyle etkileşim içinde olduğu çeşitli yapıların ve iletişimin farklı stillerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu çalışmadaki amaçlara ulaşabilmek için kapsamlı literatür taraması yapılmış ve buna bağlı olarak anket çalışması geliştirilerek inşaat sektöründe yer alan profesyonellerden araştırma için veri toplanmıştır. Literatürde belirlenen araştırma boşluklarına dayalı olarak iki adet yapısal eşitlik modeli geliştirilmiş ve bütüncül bir yaklaşımla iletişimin çeşitli faktörleri incelenmiştir. İlk olarak, iletişim unsurunun temel yapılarını belirlemeye yönelik yapısal bir model geliştirilmiş ve iletişimin başlıca yapıları ve bu yapıların altında yatan gizli kalıpları keşfedilmiştir. İkinci olarak, literatür araştırması sonucunda iletişim ile ilgili çeşitli faktörler elde edilmiştir. Bu faktörler iletişim yöntemleri, aktarılma şekilleri ve dinamik sonuçları olarak gruplandırılarak kapsayıcı ve pratik bir çerçeve geliştirilmiş ve istatistiksel analizler aracılığıyla bu faktörler farklı bağlamlarda değerlendirilmiştir. Son olarak, proje, grup ve bireysel seviyelerde yapıların iletişim kalitesi üzerindeki etkilerini gösteren ve proje karmaşıklığını düzenleyici değişken olarak dahil eden kavramsal bir model geliştirilmiş ve model analizleri gerçekleştirilmiştir. Genel olarak, bu çalışma iletişim konusunda değerli anlayışlar sunarak sektör uygulayıcılarının iletişim performanslarını iyileştirmelerine ve etkili iletişim stratejileri geliştirmelerine yardımcı olabilecektir.

Yapısal eşitlik modeliİletişimİnşaat projeleri
Handan Künkcü
Eskişehir Teknik Üniversitesi · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

T-kesitli betonarme kirişlerin ardgerme ile güçlendirilmesi

Bu çalışmada dıştan ardgerme ile güçlendirilen T-kesitli betonarme kirişler üzerine yapılan deneyler sunulmuştur. Ardgerme hem yapıların inşaasında, hem de kirişlerin güçlendirilmesinde kullanılan bir yöntemdir. Fakat bu konuda yeterli sayıda deney yapılmamıştır. Dört adet dıştan ardgerme ile güçlendirilen T-kesitli betonarme kiriş, başlangıç ardgerme kuvvetinin etkilerinin incelenmesi için kırılana kadar denenmiştir. Bu çalışmada, ardgerme kablosunun kirişlerin altına çelik plakalar ile yerleştirildiği yeni bir model sunulmuştur. Araştırmanın amacı başlangıç ardgerme kuvvetinin kirişlerin yük-deplasman davranışı, sünekliği ve dayanımıma etkileri incelemektir. Deney sonuçları artan başlangıç ardgerme kuvvetinin kirişlerin eğilme kapasitesini artırdığını; fakat sünekliliğini azalttığını göstermiştir. Bilim Kodu : Anahtar Kelimeler : güçlendirme, ardgerme, dıştan ardgerme, kiriş Sayfa Adedi : 82 Tez Yöneticisi : Prof. Dr. Hüsnü CAN

Turgut Esencan
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Dicle nehrinde çözünmüş oksijen derişiminin yapay sinir ağlarıyla modellenmesi

Gittikçe küreselleşen Dünya'da önemli sorunlardan birisi olan su kirliliği konusundaki çalışmalar artarak devam etmektedir. Kirliliğin kontrol altına alınabilmesinde, su kalite çalışmalarının katkısı önemlidir. Suların nitelik olarak standartlara uygun olması gerekliliğinden dolayı su kalitesi üzerine analiz çalışmaları yapılmaktadır. Sucul ortamın dengesini direkt etkileyebilen, su kalitesinin önemli bir parametresi olan çözünmüş oksijenin ele alınması, su kalitesinin yorumlanmasında oldukça önem taşımaktadır. Bu çalışmada, Devlet Su İşleri (DSİ) 10. Bölge Müdürlüğü'nden temin edilen veriler kullanılarak, Dicle nehri alt havzasının çözünmüş oksijen parametresi Yapay Sinir Ağı yöntemi ile modellenmiştir. İstasyon olarak Dicle barajı ve Ongözlü köprü istasyon noktalarına ait veriler kullanılarak, girdi olarak Matlab programı yardımıyla işlenip, çözünmüş oksijen için farklı yapı ve kombinasyonlarda YSA modelleri oluşturulmuştur. Verilerden en iyi çıktıyı almak amacıyla ham verilere normalizasyon tekniği uygulanmıştır. Normalize edilen veriler yapay sinir ağlarında işlenerek tahmin modelleri oluşturulmuştur. Tahmin modelleri her bir istasyon için toplam on iki model olup, bunlar arasındaki performans analizi için R2 (determinasyon katsayısı), OMH (ortalama mutlak hata) ve OKH (ortalama karesel hata) değerleri hesaplanarak, yorumlanmıştır. En uygun çıktıyı veren modeller, her iki gözlem noktasında da yapı olarak İleri Beslemeli Geriye Yayılım Sinir Ağı (İBGYSA) olup algoritma olarak ise Levenberg – Marquardt backpropagation(trainlm)'dır. Nehir suyu çözünmüş oksijeninin modellenmesinde yapay sinir ağlarının kullanılan veri sayısı, zaman ve maliyet açılarından başarılı ve verimli çıktılar oluşturduğu görülmüştür. Diğer yandan sinir ağlarından faydalanılarak su niceliğinden bağımsız bir şekilde su kütlesinin analiz çalışmaları mümkün olup, kirlilik parametrelerinin tayini rahatlıkla gerçekleştirebilmektedir. Her çalışmanın kendi bölgesindeki elzem kirlilik kaynakları belirlenerek, kalite parametrelerinin analiz çalışması sinir ağları aracılığıyla verimli bir şekilde gerçekleştirilebilir.

Dicle NehriSu kalitesiYapay sinir ağları
Duçem Medya Kılavuz
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
DoctorateOpen AccessEN

Intercomparison and evaluation of gridded precipitation products and enhanced drought analysis in the Shabelle Basin, Somalia-Ethiopia

This study compiled gauge-based precipitation observations (1998–2016) for the Shabelle River Basin in eastern Ethiopia and compared them with multiple satellite and reanalysis gridded precipitation products. Each dataset's performance was evaluated against ground measurements using diverse statistical metrics (correlations, error indices, efficiency scores) across daily, monthly, seasonal, and annual scales, as well as categorical indices for rainfall event detection. Results indicate that a satellite–rain gauge blended product (CHIRPS) and a modern reanalysis (ERA5) achieved the highest agreement with station observations, accurately capturing spatial rainfall gradients and bimodal seasonal cycles, whereas a gauge-only analysis (NOAA CPC Unified) consistently underestimated precipitation. Using the best-performing datasets, the Standardized Precipitation Index (SPI) and Standardized Precipitation–Evapotranspiration Index (SPEI) were calculated to conduct an enhanced drought analysis. These indices derived from CHIRPS and ERA5 closely mirrored ground-station drought histories, successfully capturing the timing and severity of major drought events from 1999 to 2016. Furthermore, multiple machine learning models were applied for station-level drought prediction; notably, a Naïve Bayes classifier outperformed more complex methods (random forest, k-nearest neighbors, linear regression) in predicting short-term SPI variations. The findings provide a comprehensive evaluation of precipitation data uncertainties in the Shabelle Basin and offer practical guidance on selecting optimal datasets for drought monitoring in data-sparse regions.

Standard precipitation indexSurface hydrology
Abdınour Abshır Husseın
Eskişehir Teknik Üniversitesi · Institute of Graduate Studies
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Onarılmış/güçlendirilmiş betorarme kirişlerin deprem davranışı

Düşey yükler altında yetersizliği anlaşılmış veya hasar görmüş olan betonarme kirişlerin, içinde yeni donatı olan bir beton katmanla, bir veya iki yüzünden güçlendirilmesi/onanlması sıklıkla uygulanan bir yöntemdir. Bu yöntemle güçlendirilmiş/onarılmış betonarme kirişlerin tek düze veya yinelenir yükler altındaki davranışı bilinmesine rağmen, deprem yükleri altında ne denli başarılı bir davranış gösterdiği yeterince bilinmemektedir. Bu çalışmanın amacı, kirişlerin depreme karşı güçlendirilmesi/onarılması için bir yöntem araştırmak değildir. Bu çalışmada başka nedenlerle, katman ekleme tekniği ile güçlendirilmiş/onarılmış betonarme kirişlerin depremi benzeştiren tersinir yinelenir yükler altındaki davranışı araştırılmıştır. Ayrıca sonradan eklenen kiriş boyuna donatısını kenetleme yöntemlerinin davranış ve dayanım üzerindeki etkileri de araştırılmıştır. Araştırma sonunda katman ekleme tekniği ile güçlendirilmiş/onarılmış betonarme kirişlerin depremi benzeştiren tersinir yinelenir yükler altında başarılı bir davranış sergilediği görülmüştür. Ağır hasar sonrası onarılmış (diriltilmiş) kirişlerde ise yeterli bir süneklik gözlenmediği için sınırlı bir basan elde edilmiştir. Bilim Kodu : 624 03 01 Anahtar Kelimeler : Betonarme kirişler, onarım, güçlendirme, diriltme

Betonarme kirişDeprem davranışıGüçlendirme
Sabahattin Aykaç
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2000
00
Master'sOpen AccessTR

Uçucu kül ve bentonit karışımının atık depolama sahalarında taban ve/veya üst kaplama malzemesi olarak kullanılabilirliğinin araştırılması

Bu deneysel çalışmada; Çatalağzı uçucu külü, bağlayıcı malzeme olarak toz bentonit ile, %10, %20 ve %30 (kuru kütle bentonit/kuru kütle Çatalağzı uçucu külü) oranlarında karıştırılarak, düşük permeabiliteli malzeme elde etmek amaçlanmıştır. Bu amaçla, hazırlanan karışımlar, optimum su içeriği ve maksimum kuru yoğunlukta sıkıştırılarak, elde edilen malzemelerin permeabiliteleri, rijit çeperli ve esnek çeperli permeametre düzeneklerinde tespit edilmiştir. Düzenli katı atık depolama sahalarında, süzülmesi muhtemel sıvıların, permeabiliteye etkisini gözlemlemek amacıyla, seyreltik bazik (%20'lik NaOH) ve seyreltik asidik (%20'lik HC1) sıvıların permeabiliteye olan etkileri araştırılmıştır. Bu kapsamda, uzun vadede permeabilite değişimleri gözlenmiş, permeabilitenin zamanla arttığı tespit edilmiştir. Uygun permeabiliteli bir malzeme olması durumunda, gerekli bazı geoteknik parametrelerin dizayn amaçlı tespiti için, indirekt çekme (yarmada çekme) deneyleri, konsolidasyonsuz drenajsız (UU), konsolidasyonlu drenajsız (CU)üç eksenli basınç deneyleri, odeometre deneyleri yürütülmüş ve ani çökme potansiyelleri araştırılmıştır. Deneyler sonucunda, %20'lik bentonit-Çatalağzı uçucu külü karışımının, atık depolama sahalarında, taşıma gücü ve tasman açısından sorun teşkil etmeyecek şekilde, düşük permeabiliteli taban ve/veya üst kaplama malzemesi olarak kullanılabileceği tespit edilmiştir, %20'lik bentonit-Çatalağzı uçucu külü karışımının, taban ve/veya üst kaplama malzemesi olarak kullanılması durumunda, uzun vadede permeabilitenin arttığını gözardı etmeyerek, tasarım yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır. Bilim Kodu : 6240100 Anahtar Kelimeler : uçucu kül, bentonit, permeabilite, düzenli katı atık depolama, kaplama

Atık depolama alanlarıBentonitGeçirgenlik+1
Yüksel Yılmaz
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2000
00
Master'sOpen AccessTR

Eğilme altında çentikli kirişlerde farklı malzemeler için boyut etkisi

Bu çalışmada basit mesnetli, üç nokta yüklemesi altında açıklık ortasında çentik içeren farklı boyutlu kirişlerin deney sonuçlan verilmiştir. Deney numuneleri normal beton, yüksek dayanımlı beton, hafif beton ve çelik lifli betondan yapılmış olup en büyük agrega çapı 10 mm dir. Üç farklı uzunlukta (200, 400 ve 800 mm), ve üç farklı yükseklikte (40, 80, ve 160 mm), üçüncü boyut sabit (40 mm) kirişler denenmiştir. Kirişler iki boyutta farklı, geometrik olarak benzerdir. Sonuçlar Bazant'ın önerdiği yaklaşık boyut etkisi ifadesini sağlamaktadır. Anahtar Kelimeler : Boyut etkisi, kırılma enerjisi, gevrek, sünek, kırılma bölgesi, çatlak, göçme

Boyut etkisiEğilmeKirişler+2
Nazim Manıc
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2000
00
Master'sOpen AccessEN

Assessing the mid-term weather forecasts in hydrological modelling

Accurate hydrological forecasting is critical for water resource management, flood prediction, hydropower generation, and risk assessment and mitigation but is fundamentally challenged by uncertainties arising from meteorological forcing, model structure, and initial conditions. This study provides an evaluation of medium range weather forecasting in hydrological modelling from European Centre for Medium-Range Weather Forecasts (ECMWF) to reduce these uncertainties for two mountainous basins. Using twenty hydrological models within the HydrOlOgical Prediction LAboratory (HOOPLA) framework, this research systematically compares four forecasting configurations: Open-Loop (OL) and Data Assimilated (DA) for both deterministic and ensemble forecasts. The Ensemble Kalman Filter (EnKF) was used for data assimilation, and multi-model (MM) combinations were generated using a Simple Averaging Method (SAM). Performance, assessed by the Kling-Gupta Efficiency (KGE), revealed a clear hierarchy. Ensemble forecasts consistently outperformed deterministic ones, and DA significantly enhanced forecast skill over OL simulations by correcting initial model states. The study demonstrates that an integrated approach combining all techniques yields the most reliable results. The DA multi-model ensemble proved superior, effectively mitigating multiple uncertainty sources and maintaining high accuracy across the 10-day forecast horizon. These findings offer a robust, evidence-based framework for improving operational hydrological forecasting systems.

Abdıshakur Dahır Abdullahı
Eskişehir Teknik Üniversitesi · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Uydu ve yeniden analiz verilerinin entegre yağış-akış ve taşkın yayılım analizinde kullanımı

Küresel bir sorun haline gelen taşkınların yol açtığı can kayıpları, göçler ve altyapı tahribatları, bu konudaki bilimsel çalışmaları daha da önemli hale getirmiştir. Bu çalışma, bir nehir havzasındaki taşkın yayılım alanlarının farklı veri setleriyle analiz edilmesini ve sonuçların bağımsız verilerle doğrulanmasını amaçlamaktadır. Bu yaklaşımın uygulanması, hücresel bazlı nehir analiz modeli (HEC-RAS, 6.5 versiyonu), uydu ve coğrafi bilgi analiz araçları (GEE ve ArcGIS) olmak üzere üç ana platform aracılığıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışma kapsamında, entegre bir yağış-akış ve taşkın yayılım modelleme yaklaşımı kullanılarak gözlem, uydu (IMERG-30mn ve CHIRPS) ve yeniden analiz (ERA5-Land) yağış verileri modele girdi olarak kullanmış, elde edilen akımlar, taşkın yayılım alanları ve su derinlikleri birbirleriyle karşılaştırılmıştır. Ayrıca, model çıktıları bağımsız bir veri seti olan ve Sentinel-1 tarafından sağlanan alansal taşkın verileri ile karşılaştırılarak doğrulama işlemi yapılmıştır. 2018, 2019 ve 2024 yıllarında meydana gelen beş farklı taşkın olayı için analizler gerçekleştirilmiştir. Taşkın yayılım alanı kıyaslarında IMERG-30mn ve gözlem yağış verileri ile yapılan sonuç karşılaştırmasında %80.20'lik POD (Probability of Detection – Tespit Olasılığı) ortalamasıyla en uyumlu sonuçlar elde edilmiştir. Sentinel-1 ile en uyumlu sonuçlar ise 2024 yılında yaşanan taşkın analizinde elde edilmiştir. Bu çalışma, farklı veri setlerinin taşkın analizindeki etkisini ve taşkın yönetim planı ile uygulamalarındaki kullanılabilirliğini değerlendirerek, taşkın riski yönetimi stratejilerinin geliştirilmesine katkıda bulunmaktadır.

Moussa Mara
Eskişehir Teknik Üniversitesi · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Etriyesiz olarak imal edilen kolon-temel birleşim bölgelerinin güçlendirilmesi ve yapısal onarımının deneysel yöntemle incelenmesi

Aktif deprem kuşağında yer alan ülkemizde meydana gelen depremler sonrası yapılan saha gözlemleri, kolon-temel birleşim bölgesindeki yetersiz sıklaştırmanın yaygın bir yapım hatası olduğunu göstermiştir. Bu çalışma, enine donatısı bulunmayan kolon–temel birleşimlerinin çevrimsel yarı-statik yük altındaki performansını; hasar oluşumu, onarım ve güçlendirme yaklaşımları açısından incelemektedir. Bu amaçla, dört adet tam ölçekli test numunesi sabit eksenel ve çevrimsel yatay yük altında test edilmiştir. Referans numune, Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği 2018'e uygun detaylandırılmış; diğer numuneler ise birleşim bölgesinde etriye içermeyecek şekilde üretilmiştir. Bu numunelerden biri hasar sonrası karbon fiber katkılı polimer (CFRP) sargılamasıyla onarılmış, diğeri ise testten önce çelik köşebentlerle güçlendirilmiştir. Sonuçlar, CFRP ile onarılan TK-3 numunesinin en yüksek süneklik, deformasyon kapasitesi ve enerji sönümleme düzeyine ulaştığını ortaya koymuştur. Takviyesiz TK-2 en düşük performansı sergilerken, çelik köşebentle güçlendirilen TK-4 numunesi artan dayanım ve rijitlik göstermiş, ancak süneklik açısından sınırlı kalmıştır. Bulgular, CFRP'nin yapısal performansı geri kazandırmada ve iyileştirmede etkili olduğunu; çelik köşebentlerin ise yetersiz detaylandırılmış birleşim bölgeleri için pratik bir alternatif sunduğunu göstermektedir. Çalışma, kolon–temel birleşim bölgesinde uygun sıklaştırmanın önemini vurgulamakta ve sismik etkilere maruz kalabilecek mevcut yapılar için uygulanabilir onarım ve güçlendirme stratejileri önermektedir.

Mert Coşkun
Eskişehir Teknik Üniversitesi · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Kar perdeleri ile karayollarında kar mücadelesi

Türkiye'de her kış, kar ve buz ile mücadele yüksek maliyetlerle gerçekleştirilmektedir. Gerek kapanan yolların açılması ve açık korunması, gerekse çığ mücadelesi büyük bir insan gücü ve ekipman gerektirmektedir. Kar mücadelesinde bazı yapılarla bu mücadeleye yardımcı olunabilir. Bunlardan birisi kar perdeleridir. Kar perdeleri ile rüzgarla taşınıp biriken kar ile mücadele edilmektedir. Kar perdelerinin hem inşası kolaydır hem de yapım ve bakım maliyeti düşüktür. Ankara, Kızılcahamam-Çerkeş arasındaki karayolu üzerinde mevcut bulunan kar perdeleri incelenerek tekrar boyutlandırılmıştır. Bu boyutlandırmada bölgenin maksimum kar derinlikleri, rüzgar yönleri gibi verilerden yararlanılmıştır.

Kar perdeleriKara yolları
Engin Bıçakçı
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
1998
00
Master'sOpen AccessTR

Çok katlı yapılarda sonlu elemanlar yöntemi ile merdivenlerin analizi

Çok katlı yapılarda merdivenlerin kesit tesirleri, merdivenlerin binaya mesnetlendiği sınır şartlarına, merdivenin geometri ve malzeme özelliklerine, binanın kat sayışma, binanın ve merdiven komponentlerinin rijitlik oranına ve ait oldukları katlara göre değişmektedir. Bu konuda litaratürde az sayıda çalışmaya rastlanmaktadır [1-3]. Genellikle en üst ve en alt katlardaki kesit tesirleri ara katlardaki kesit tesirlerine kıyasla farklıdır. Yaklaşık el hesaplan için çıkartılmış olan formülasyonlarda genellikle merdivenlerin katlara bağlı konumlarının etkileri gözönüne alınmamaktadır. Kat hizalarında ankastre, ara katlarda ise basit mafsallı mesnet veya birleşim bölgelerindeki rijitliğe bağlı olarak her iki tarafta da basit mesnet kabulü ile basitleştirilmiş iki boyutlu ve tek bir kat gözönüne alınarak yapılan analizlerle elde edilen kesit tesirleri tüm katlarda eşit kabul edilerek kullanılmaktadır. Tasarım ise genellikle momentler ve kesme kuvvetleri esas alınarak yapılmakta, merdivenlerin yatay ve eğik komponentlerinin düzlem içi gerilmeleri ihmal edilmektedir. Tek bir kat için yapılan analizlerde en altta merdivenin düşey hareketi tamamen önlendiği içineksenel yükler genellikle basınç yükleri olarak görülmekte ve gözönüne alınmamaktadır. Gerçekte merdiven komponentlerin eksenel (düzlem içi) gerilmeleri sıfır olmayıp, sınır şartlarına bağlı olarak çekme veya basmç değerleri alabilmekte, dolayısıyla diğer kesit tesirleri de farklı değerler alabilmektedir. Gerçek kesit tesirleri birçok parametreye bağlı olmakta ve merdivenin bina ile etkileşimli olarak çalışması sonucunda ortaya çıkmaktadır. Sistemin geometrisi ve yapı-merdiven etkileşimindeki rijitliklerin dağılımı gerçek kesit tesirlerini büyük oranlarda etkilemektedir. Bu durumda en gerçekçi yaklaşımın merdivenin yapı ile birlikte ve üç boyutlu olarak analiz edilmesi düşünülebilir. Sonlu elemanlar yöntemini kullanarak bu tür bir analizi gerçekleştirmek mümkündür. Ancak oldukça fazla bilgi girişi gerektiren bu yöntem pratik olmamaktadır. Bu çalışmada konut türü yapılarda oldukça sık kullanılan tipik bir merdiven, farklı yüklemeler altında ve binanın kat adedine bağlı olarak sonlu elemanlar yöntemi ile analiz edilmiş, pratik el hesaplarında kullanılmak üzere, merdivenin konumuna bağlı olarak katsayılar ve çizelgeler hazırlanmıştır. Böylece basit ve iki boyutlu herhangi bir analiz yöntemi kullanılarak sonuçlar elde edildikten sonra, tablolarda belirtilmiş katsayılarla uyarlanarak her kat hizasında düzlem içi ve düzlem dışı en gayrımüsait hesap sonuçlan elde edilebilmektedir.

MerdivenSonlu elemanlar yöntemiYüksek yapılar
Özgür Anıl
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
1998
00
DoctorateOpen AccessTR

Katkı maddesi olarak diatomit'in bitümlü sıcak karışımların davranışları üzerindeki etkileri

Ülkemizde, trafik hacmi ile beraber yüklerin de artması ve iklim koşullarının olumsuz etkileri, esnek üstyapı kaplamalarında, tekerlek izi oluşumu, yığılma ve ondülasyon gibi kalıcı deformasyonlann oluşmasına sebep olmaktadır. Bu tür sorunların çözümünde, esnek üstyapının performansını artırmak en uygun yöntem olarak görülmektedir. Bitümlü bağlayıcıların modifiye edilmesiyle, asfalt betonu karışımlarının rijitliğini artırmak, yüksek sıcaklıklardaki ve ağır trafik yükü altodaki kalıcı deformasyonlan azaltmak ve yol üstyapısının yorulma ömrünü uzatmak mümkün olmuştur. Bu çalışmada, diatomit ile modifiye edilmiş olan asfalt betonu karışımlarının, marshall stabilitesi ve elastik modülü incelenmiştir. On bölüm halinde sunulan çalışmanın birinci bölüm olan giriş kısmında, esnek üstyapının performansını artırmak ve asfalt kaplamanın servis ömrünü uzatmak için yapılan çalışmalardan ve modifiye edilmiş karışımların avantajlarından bahsedilmiştir.İkinci bölüm kaynak araştırmasına ayrılmış ve esnek üst yapılardaki bozulma türleri ve sebepleri açıklanmıştır. Bu bozulmaları önlemek için ne türde çalışmalar yapıldığı da bu bölüm içerisinde ele alınmıştır. Bölüm içerisinde de görüleceği üzere, üstyapı kaplamalarında görülen bozulma sebepleri arasında, kaplama tabakasındaki bitümlü sıcak karışımla ilgili yetersizliklerin çok önemli bir yeri vardır. Üçüncü bölümde, ikinci bölüm içerisinde ele alman sıcak karışımlarla ilgili yetersizliklerden dolayı meydana gelen bozulmaları önleyeceği düşünülen ve bitümlü bağlayıcıların özelliklerini olumlu yönde değiştiren katkılardan bahsedilmiş ve katkılar ile modifîye edilmiş olan karışımların özellikleri açıklanmıştır. Bu katkılardan bazıları ise sülfür, kauçuk, termoplastik polimerler, termoplastik kauçuklar, doğal asfaltlardır. Bu tür katkılar, deformasyonlara karşı direncin ve karışım sertliğinin artırılması, karışımın işlenebilirliğinin geliştirilmesi, sıcaklığa karşı duyarlılığın düşürülmesi, ve geçirimsizliliğin artırılması, kayma direncini ve yorulmaya karşı mukavemetin iyileştirilmesi gibi özellikleri taşımaktadırlar. Yine bu bölüm içerisinde, bitümlü sıcak karışım içerisinde ilk defa kullanılan diatomit'in, genel yapısı (fiziksel ve kimyasal özellikleri) ve kullanım imkanları da irdelenmiştir. Dördüncü bölümde, bitümlü karışımların eperformansım test eden deney yöntemlerinden bahsedilmiştir. Bu bölümde Marshall yöntemi incelemiş, deney numunelerinin hazırlanması, deney yöntemi ve deney sonuçlarının değerlendirilmesi gibi işlem basamakları anlatılmıştır. Beşinci bölümde, indirekt çekme test'i standart deney metod'undan bahsedilmiş, kullanılacak deney yöntemleri, esneklik modülünün önemi ve kullanımı, testle ilgili cihazlar, testlerin uygulanışı ve hesaplamalar bu bölüm içerisinde yer almıştır. İndirekt çekme modülü testi altmcı bölüm içerisinde ele alınmıştır. Bu bölümde, numune kullanım prosedürü, tipik işlem basamakları, ve daraların hesaplanması gibi konular açıklanmıştır.Yedinci bölüm başlığı olan indirekt çekme yorulma (Fatigue) deneyi içerisinde ise, deney kullanım parametreleri, tipik işlem basamakları ve dataların hesaplanması hakkında bilgiler verilmiştir. Sekizinci bölümde, tekrarlı tek eksenli asfalt sünme (creep) yükleme test'i incelenmiş ve tipik işlem basamakları, data hesaplaması, test kullanım parametreleri gibi genel bilgiler de bu bölüm içerisinde ele alınmıştır. Dokuzuncu bölüm içerisinde, diatomit katkılı ve katkısız bitümlü karışımlar üzerinde uygulanan indirekt çekme modülü ve marshall stabilitesi deneylerinin sonuçlan değerlendirilmiştir. Bu amaçla, %6,5, %7,0, %7,5, %8,0, %8,5, %9,0 asfalt oranlan içerisinde kullanılan %1,0, %1,5, %2,0, %2,5, %3,0 oranlarında ki diatomit ile katkılı standart marshall numunelerinin hazırlandığı ve elastik modül değerleri bulunurken, 25°C sıcaklık ve 3000 N yük'ün sabit seçildiği ve kabul edilen 0.40 poisson oranında 3000 ms'lik test vuruş periyodunda deneylerin yapıldığı vurgulanmıştır. Diatomit ve asfalt oranlan, diatomit veya asfalt miktarlarının, toplam agrega + diatomit miktarına (llOOgr), bölümü ile elde edilmiştir, örneğin, %6,5 asfalt yüzdesi, 1100 gr (agrega + diatomit) içerisindeki asfalt miktan olup toplam asfalt ağırlığı 76,5 gr olmaktadır, %2'lik diatomit ise, 1100 gr (agrega + diatomit) içerisindeki diatomit miktan olup (1100*%2)22grdır. Sonuç ve öneriler kısmında, çalışmanın sonuçlan açıklanmış, diatomit miktannın ve asfalt yüzdesinin artımıyla, %2,0'lik diatomit katkısı ve %7,5 asfalt yüzdesi kullanımına kadar (ki bu oranlar optimum değerlerdir) marshall stabilitesi ve elastik modül değerlerinin arttığı, bu değerlerden sonra elastik modül ve marshall stabilitesi değerlerinde düşmelerin görüldüğü vurgulanmıştır. Bu durumun daha iyi irdelenmesi ve sonuçların sağlıklı bir zemin üzerinde oturtulması gereği düşünüldüğünde, deney numune sayısmm artırılarak daha farklı (önerilen 5, 40, 60°C) sıcaklıklarda ve farklı yükdurumlarında aynı deneylerin tekrarlanması ve sonuçların, mümkünse bir deneme yolu yapılarak birebir görülerek incelenmesi de öneriler kısmında yer almaktadır. Bilim kodu : 624. 04. 01

Bitümlü sıcak karışımDiatomit
Mustafa Kürşat Çubuk
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
1998
00
Master'sOpen AccessTR

Betorarme ve kısmi öngermeli kirişlerde yerdeğiştirmelere betonun çekme dayanımının katkısı

Bu çalışmada, betonun çekme dayanımı gözönüne alınarak çatlamış betonarme kirişlerde eğrilik ve yer değiştirmeler elde edilmiştir. Betonun çekme dayanımı, basmç dayanımına oranla çok düşüktür. Bu yüzden betonarme kirişleride deformasyon hesaplarında betonun çekme dayanımı ihmal edilir. Kırılma aşamasındaki betonarme kirişlerin eğrilik ve yerdeğiştirme analizleri için bir yöntem sunulmuştur. Betonun çekme dayanımı için mikroçatlaklar yüzünden oluşan ve yumuşamayı gösteren eksenel gerilme-uzama diyagramı kullanılmıştır. Çekmede gerilme-uzama özellikleri direk çekme deneylerinden elde edilen diyagram olup son zamanlarda betonun kırılma test sonuçlarım modellemede yaygın kullanılmaktadır.11 Önerilen yöntemin çok geniş bir uygulama alam vardır. Bu yöntem, kısa süreli yükler altında çatlamış kirişlere uygulanabilir.Anahtar Kelimeler : Çekme dayanımı, kısmi öngerme, moment-eğrilik, moment-yerdeğiştirme

Betonarme kirişÇekme dayanımıÖngerilmeli beton kiriş
Muharrem Aktaş
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
1999
00
Master'sOpen AccessTR

Betonarme yüksek kiriş tasarımında genetik algoritmaların kullanılması

Genetik algoritmalar ayrık tasarım değişkenli problemlere çözüm getirmesi nedeni ile son yıllarda bir çok araştırmacının ilgisini çekmektedir. Bu çalışmada yüksek kirişlerde donatı çaplarının optimum tasarımını gerçekleştirmek üzere kesit özellikleri pratikte hazır olan standart kesitlerden seçebilen bir genetik yaklaşım sunulmaktadır. Değerlendirme, seçim, kopyalama, çaprazlama,ve mutasyon operatörlerinden oluşan genetik algoritma kullanılarak yüksek kiriş elemanları için üzerlerine etki eden yükleri belli bir emniyetle taşıyacak şekilde yatay ve düşey ortoganal donatı çapları belirlenmiştir. Yüksek kirişlerin ACI' da belirtilen koşullara göre analizi yapılarak ACI' nin yüksek kirişlerin analizinde uygulamada karşılaşılan güçlükler ve sınırlamalar ortaya konmuştur. Aynı problemlerin geliştirilen bilgisayar programı ile de analizi yapılarak bu programın ne derece kullanışlı olduğu ortaya konmuştur. Bilim Kodu: 624.03.01 Anahtar Kelimeler Genetik Algoritmalar, Yüksek Kirişler, Kafes Kiriş analojisi Sayfa Adeti: 125 Tez Yöneticisi: Doç. Dr. Abdussamet ARSLAN

Genetik algoritmalarKafes kirişlerKirişler
Mustafa Kaya
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2001
00
Master'sOpen AccessTR

Ölü sonlu kanal akımındaki su alma için kritik batıklık

OLU SONLU KANAL AKIMINDAKİ SU ALMA AGIZ1 İÇİN KRİTİK BATIKLIK (Yüksek Lisans Tezi). Salih Cem GÜLCAN GAZİ ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ Ocak 1999 ÖZET Su alma ağzının su yüzeyine olan düşey mesafesi (su alma ağzının "batıklığı") yeterince büyük olmadığında su yüzeyinde oluşan havalı çevrinti (air-core vortex) nedeniyle su alma ağzına giren hava; su alma yapısının verimini düşürmektedir Ağıza hava girişinin başladığı andaki su alma ağzına ait batıklık "kritik batıklık" olarak bilinir. Su alma ağız ve yapılarına hava girişi olayı ile ilgili birçok çalışma vardır. Ancak bu çalışmalarda hava girişli çevrintinin genellikle her çeşit su alma ağız yapıları ve akım şartlan için aynı özellikleri taşıdığı sanılmış olup su alma ağzı da dairesel kesitli alınmıştır. Barajlar vs. gibi hidrolik yapılarının da giriş ağzının kesiti çoğunlukla dikdörtgendir ve genellikle baraj yapısının gö.desinin menba yüzündedir (ölü sondan geçer). Bu çalışmada; daha önceki çalışmalarda incelenmemiş olan kanalın ölü sonundan su alan gerek dairesel gerekse dikdörtgen kesitli su alma ağzı yapısına hava girişi (veya kritik batıklık) deneysel ve teorik olarak incelenmiştir. Bu çalışma göstermiştir ki su alma ağzında oluşan havalı (hava girişi) çevrinti olayı hem akım şartlarına hem de su alma ağız yapısının gere!, konumuna gerekse geometrisine bağlıdır. Deneysel ve teorik (potansiyel çözüm) neticelerinin iyi bir uyum içerisinde olduğu görülmüştür. Bilim Kodu Anahtar Kelimeler Sayfa Adedi Tez Yöneticisi 624.02.01 Ölüson, kritik batıklık, kanal akımı, havalı serbest çevrinti 90 Doç. Dr. Nevzat YILDIRIM

HavaKanal akım modeliSu alma yapıları+1
Salih Cem Gülcan
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
1999
00
Master'sOpen AccessTR

Kesme için güçlendirilen betonarme kirişlerin tersinir yükler altında davranışı

KESME İÇİN GÜÇLENDİRİLEN BETONARME KİRİŞLERİN TERSİNİR YÜKLER ALTINDA DAVRANIŞI (Yüksek Lisans Tezi) Nazik KH. HASAN GAZİ ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ Eylül 2001 ÖZET Yeterli kesme dayanımına sahip olmayan betonarme kirişlerin güçlendirilmesi amacıyla kullanılan yaygın yöntemlerden biri de dıştan yerleştirilen kelepçelerle kesme dayanımı yetersizliğinin giderilmesi tekniğidir. Uygulamada kullanılmasına karşın, bu yöntemin etkinliği ile elemanın davranış ve dayanımı üzerindeki etkileri konusunda az sayıda araştırma bulunmaktadır. Çalışmada kelepçelerle güçlendirme yönteminin depremi benzeştiren tersinir ve tekrarlanır yükler altında performansı deneysel olarak araştırılmıştır. Düzenlenen deney programında 3 adet konsol kiriş elemanı test edilmiştir. Deney sonuçlan güçlendirme yönteminin elemanın dayanım, rijitlik, süneklik üzerindeki etkilerini ortaya koyacak biçimde değerlendirilmiştir. Araştırma sonuçlan, güçlendirme yönteminin tersinir ve tekrarlanır yükler altında da etkin olduğunu, kelepçelerin kesme çatlaklarını kontrol ederek elemanda eğilme davranışı gelişmesini sağladığını göstermiştir. Bilim kodu : 624.03.01 Anahtar kelimeler : Betonarme kirişler, kesme donatısı, kesme dayanımı, güçlendirme, tersinir yükler Sayfa adedi : 73 Tez yöneticisi : Prof. Dr. Sinan ALTIN

Betonarme kirişGüçlendirmeKayma dayanımı+2
Nazik Hasan
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2001
00
Master'sOpen AccessTR

Uluslararası inşaat firmalarının kadrolama politikalarını etkileyen faktörlerin analizi

Uluslararası inşaat firmalarının kadrolama yaklaşımları, yalnızca maliyet ve yasal çerçevelerle sınırlı kalmayıp kültürel uyum, dijitalleşme ve iş gücü mobilitesi gibi çok boyutlu faktörlerin etkisiyle şekillenmektedir. Bu çalışma, kültürel uyum, yasal düzenlemelere ilişkin algı, ekonomik maliyet algısı, dijitalleşme düzeyi ve iş gücü mobilitesine ilişkin algıların kadrolama yaklaşımı tercihine etkisini belirlemeyi amaçlamaktadır. Literatürde uluslararası inşaat firmalarının kadrolama stratejilerine etki eden değişkenlerin çok değişkenli istatistiksel yöntemlerle bütüncül olarak ele alındığı çalışmaların sınırlı oluşu, bu çalışmayı özgün ve katkı sunan bir konuma taşımaktadır. Araştırmada nicel araştırma yöntemi benimsenmiş, veri toplama aracı olarak beşli Likert tipi ölçeklerden oluşan anket formu geliştirilmiştir. Geliştirilen ölçek, ilk olarak 36 kişilik bir örneklem üzerinde pilot uygulamaya tabi tutulmuş; bu uygulamada genel Cronbach Alfa değeri ,939 bulunarak yüksek düzeyde iç tutarlılık saptanmıştır. Pilot uygulama sonrası anket formu revize edilerek nihai uygulama 100 kişilik uluslararası inşaat firması çalışanı örneklemine gerçekleştirilmiştir. Analiz sürecinde verilerin normal dağılıma uygunluğu Kolmogorov-Smirnov ve çarpıklık/basıklık değerleriyle test edilmiş, çoklu doğrusal regresyon analizi uygulanmıştır. Elde edilen bulgulara göre kültürel uyum düzeyinin kadrolama tercihlerini anlamlı düzeyde etkilediği tespit edilmiştir (β = ,333; p < .001). Dijitalleşme düzeyinin kadrolama tercihinde negatif yönlü ve anlamlı bir etkisi olduğu saptanmıştır (β = -,169; p = .049). İş gücü mobilitesi algısı da pozitif yönde ve anlamlı bir etki göstermiştir (β = ,225; p = .022). Ancak yasal düzenlemelere ilişkin algı düzeyi (β = ,109; p = .265) ve ekonomik maliyet algısı (β = ,128; p = .101) istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık oluşturmamıştır. Çoklu regresyon analizine göre model anlamlı bulunmuş (F(5,94) = 6.705; p < .001) ve bağımsız değişkenlerin tamamı birlikte kadrolama tercihini anlamlı düzeyde etkilemektedir. Modelin açıklayıcılık düzeyi R² = ,263 olarak bulunmuş, bu da kadrolama tercihlerindeki değişkenliğin %26,3'ünün kültürel, yasal, ekonomik, dijital ve mobilite temelli faktörlerle açıklanabildiğini göstermiştir. Sonuç olarak, uluslararası inşaat firmalarında kadrolama stratejilerinin yeniden şekillendiği; kültürel uyumun, dijital altyapının ve mobil iş gücüne erişimin bu tercihlerde belirleyici olduğu anlaşılmaktadır. Bu bağlamda çalışma, sadece teorik katkı sağlamakla kalmayıp, firmalara pratik yönelimlerde rehberlik edebilecek bulgular sunmaktadır.

Mehmet Şerif Solmaz
Eskişehir Teknik Üniversitesi · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Yapılarda kar yükünün belirlenmesi

YAPILARDA KAR YUKUNUN BELİRLENMESİ (Yüksek Lisans Tezi) M. Levent Koç GAZI ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ ÖZET Çatı kar yükü, güneş ışınımı ve rüzgarın çatı üzerindeki dağılımı, çarının geometrisi, yapıdan kaynaklanan ısıl kayıplar, çatı malzemesinin türü gibi birçok faktöre bağlıdır. Ancak, çatı kar yükü pratikte yapının inşa edileceği alanın zemin kar yüküne göre saptanır. Bundan dolayı, rasgele bir değişken olan zemin kar yükü proje kar yükünün esas bileşenidir.Bu çalışmada, Sivas bölgesi için zemin kar yükü istatiksel yöntemlerle saptanmış ve çatı kar yükleri hesaplanmıştır. TS.498'in konuya yaklaşımı elde edilen sonuçlar doğrultusunda değerlendirilmiştir Bilim Kodu: 624. 02. 02 Anahtar Kelimeler: Kar, Çatı, Kar yükü Sayfa adedi: 141 Tez Yöneticisi: Prof. Dr. İbrahim Gürer

BinalarKar yüküÇatı
M.levent Koç
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
1998
00
DoctorateOpen AccessTR

Yapı sistemlerinin doğal frekans sınırlayıcıları altında adaptif jaya algoritmasıyla optimum tasarımı

"Evrenin sırlarını bulmak istiyorsanız enerji, frekans ve titreşim açısından düşünün." Nikola TESLA'nın sözünden yola çıkarak bu tez çalışmasında düzlem/uzay kafes yapılar ve düzlem/uzay çerçeve yapıların doğal frekans sınırlayıcıları altında modifiye JAYA (MJA) ve Adaptif Jaya (AJA) algoritmaları kullanılarak minimum ağırlıklı tasarımının yapılması amaçlanmıştır. Sezgisel optimizasyon yöntemleri, son kırk yılda karmaşık optimizasyon problemlerini çözmede yaygın olarak kullanılmaktadır. Jaya algoritması (JA) son yıllarda öne sürülen en popüler sezgisel optimizasyon yöntemleri arasındadır. Jaya, Sanskritçe'de "Zafer" anlamına gelmektedir. Jaya algoritması (JA), optimum tasarımın bulunması için en iyi çözüme yaklaşmayı ve en kötü çözümden uzaklaşmayı esas almaktadır. Bu doktora tezinde sunulan MJA ile standart JA'ya göre daha hızlı bir algoritma elde edilmeye çalışılmıştır. AJA ile ise herhangi bir optimizasyon parametresi kullanmadan kendini otomatik geliştiren bir algoritma oluşturulmuştur. Öne sürülen MJA ve AJA algoritmaları düzlem/uzay kafes ve düzlem/uzay çerçeve sistem tasarım örneklerinde MATLAB programlama dilinde kodlanmıştır. Optimum tasarım sonunda elde edilen yapı sistemleri ayrıca SAP 2000 V23 (2021) yapı analiz programında modellenmiş ve MATLAB'ta kodlanan optimizasyon algoritmalarının icrası ile bulunan sonuçlarla birebir aynı değerler elde edilmiştir. Bu şekilde tezde geliştirilen algoritmaların doğrulanması yapılmıştır. MJA ve AJA'nın performansı daha önce farklı sezgisel optimizasyon yöntemleri kullanılarak optimum tasarımı yapılmış olan 7 adet düzlem ve uzay kafes yapı ile 5 adet düzlem ve uzay çelik çerçeve üzerinde test edilmiştir. Önerilen yöntemlerden elde edilen sonuçlar, birbiriyle ve diğer optimizasyon yöntemleriyle optimum ağırlık ve optimum ağırlığı bulmak için gereken yapı analiz sayısı bakımından karşılaştırılmıştır. Ayrıca optimizasyon yöntemlerinin farklı başlangıç tasarımları için yapılan icraları sonucu bulunan tasarımlara ait ortalama ağırlık, en kötü ağırlık ve standart sapma gibi istatistiksel parametreler açısından da kıyaslamaları yapılmıştır. Yapılan karşılaştırmalar AJA'nın, MJA, standart JA ve literatürdeki diğer yöntemlerden daha hafif tasarımları daha kısa sürede bulabildiğini kanıtlamaktadır.

Gülay Yalçin Bayar
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Karayollarında üstyapı performansının iyileştirilmesi ve analizi

Ülkelerin ulaşım ağının yeterli düzeyde ve standartta olması gelişmişliğinin bir göstergesi olarak görülmektedir. Ülkemizde ağır taşıt trafiği her geçen gün daha da artmakta ve bu durum yol üst yapısındaki bozulmaların artmasına neden olmaktadır. Bu nedenle bakım onarım maliyetlerinin her geçen yıl artması sonucunda maddi kaynak kayıpları yaşanmaktadır. Bu çalışmada, üstyapıda oluşan bozulmaların önlenmesi için rijit ve esnek üstyapı tasarımında beton ve Bitümlü Sıcak Karışımlarının (BSK) mekanik ve kalıcılık özelliklerinin iyileştirilmesi amaçlanmıştır. Hazırlanan BSK ve beton kaplama karışımlarda % 0.5 ile % 2 arasında değişen oranlarda polyester lif, çelik lif ve polipropilen lif katkıları kullanılmıştır. Beton numuneleri üzerinde malzeme karakterizasyonu için taze ve sertleşmiş beton deneyleri, kalıcılık deneyleri ve içyapı analizleri gerçekleştirilmiştir. BSK numuneleri üzerinde ise Marshall tasarımı, statik dinamik sünme ve buz çözücü tuzlara karşı direnç deneyleri yapılmıştır. Deneysel çalışma sonuçlarından beton kaplama tasarımında lif kullanımı ile mekanik ve kalıcılık özelliklerde iyileşmenin elde edildiği görülmüştür. Bu sonuçlara göre lifli beton kaplama tasarımında kullanılacak en uygun lif oranının taze ve sertleşmiş beton özellikleri göz önünde bulundurulduğunda % 1 olduğu görülmüştür. BSK kaplama numunelerinde lif kullanımında ki artışla Marshall dayanım değerlerinin azaldığı ve kontrol numunesine en yakın sonuçların % 0.5 lif katkılı numunelerden elde edildiği görülmüştür. Buz çözücü tuzlara karşı direnç açısından BSK kaplama tasarımında %0.5 oranında polyester ve polipropilen liflerin kullanımının olumlu etkisi olduğu görülmüştür. Ayrıca beton kaplama ve BSK tasarımı deney sonuçları istatistiksel açıdan değerlendirilmiş lif türlerine göre benzerlik dereceleri ve deney sonuçlarının ilişkisi incelenmiştir. Sonuç olarak lif katkılı beton ve BSK karışımlarıyla üstyapı performansının iyileştirilmesi ile kaplamaların hizmet ömrünün uzayacağı ve bakım onarım maliyetlerindeki azalmalarla maliyet açısından önemli kazanımlar sağlanacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Bitümlü Sıcak Karışım; Beton Kaplama; Lifler; Fiziksel ve mekanik özellikler; Kalıcılık

Hasan Bozkurt
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Betonarme binaların tasarımında görüntü işleme ve optimizasyon tabanlı otomasyon yaklaşımı

Bu çalışmada, mimari planlardan yola çıkılarak taşıyıcı sistem tasarımının görüntü işleme ve sezgisel optimizasyon yöntemleri ile otomasyonu amaçlanmıştır. İlk aşamada, dijital mimari planlar görüntü işleme teknikleri kullanılarak analiz edilmiş; yapısal aks sistemi ve potansiyel kolon yerleşim noktaları nesnel ve tekrarlanabilir bir biçimde belirlenmiştir. Bu veriler temel alınarak oluşturulan aks sistemi üzerinde kolonların yerleştirilmesi ile kolon ve kiriş kesitlerinin seçimi, yapı maliyeti ve yönetmelik gereklilikleri dikkate alınarak karma tamsayılı bir optimizasyon problemi olarak formüle edilmiştir. Çözüm uzayı büyük oranda ayrık yapıda olup yalnızca küçük bir bölümü geçerli çözümlerden oluştuğu için, klasik türev tabanlı yöntemler yerine sezgisel algoritmalar kullanılmıştır. Bu kapsamda farklı optimizasyon algoritmaları kullanılarak sistem test edilmiş, performansları karşılaştırılmış ve en iyi sonuçları veren algoritma belirlenmiştir. Her çözüm adayının değerlendirilmesi; algoritmik modelleme, sayısal analiz ve özel amaç fonksiyonu hesaplamalarını içermektedir. Bu işlemler çözüm adayları arasında bağımsız olarak yürütülebildiğinden, süreç algoritmanın kendisi paralel olarak çalışmasa da her adayın değerlendirilmesinde yüksek paralellik potansiyeli barındırmaktadır. Bu bağlamda, analizlerin çok çekirdekli işlemcilerde eşzamanlı yürütülmesini sağlayan paralel hesaplama yapısı geliştirilmiştir. Taşıyıcı sistem analizleri, yüksek hız avantajı nedeniyle OpenSEES platformunda gerçekleştirilmiş; değerlendirme ve ceza fonksiyonları ise MATLAB ortamında tanımlanmıştır. Geliştirilen sistem, farklı algoritmaların karşılaştırılması sonucunda optimum taşıyıcı sistem tasarımının elde edilmesine olanak sağlayan, kullanıcıdan minimum veri girişiyle çalışan uçtan uca bir otomasyon yaklaşımı sunmaktadır.

Bilgisayar destekli otomasyonSayısal görüntü işlemeSüreç otomasyonu+3
Talha Orhan
Eskişehir Teknik Üniversitesi · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Atık PVC ile modifiye edilmiş sıcak karışım asfaltın performansının incelenmesi

Bu çalışma, atık polivinil klorür (PVC) ile modifiye edilmiş sıcak karışım asfaltın (HMA) performansı üzerindeki etkilerini incelemektedir. Mevcut literatür, genellikle PVC'nin farklı bitüm türleri üzerindeki etkisini reolojik iyileştirmeler açısından ele almakta, mekanik performansa dair değerlendirmelere ise sınırlı şekilde yer vermektedir. Ayrıca, PVC ile modifiye edilmiş asfaltın uzun vadeli davranışı büyük ölçüde araştırılmamış olup, kırılma özellikleri konusunda önemli bir bilgi eksikliği bulunmaktadır. Bu araştırma, PVC katkısının asfalt karışımlarının viskoelastik ve mekanik özellikleri üzerindeki etkilerini; özellikle tekerlek izi direnci, rijitlik ve kırılma davranışı açısından değerlendirmeyi amaçlamaktadır. PVC ile modifiye edilmiş asfalt karışımlarının mekanik tepkisini değerlendirmek için statik ve dinamik sünme testleri, dolaylı çekme rijitlik modülü (ITSM) testleri ve yarı dairesel eğilme (SCB) kırılma testleri uygulanmıştır. Deneyler sonucunda çekme rijitliği, sünme rijitliği, elastik modül, sünme rijitlik modülü, kırılma enerjisi, kırılma tokluğu ve esneklik indeksi gibi parametreler elde edilmiştir. %1 PVC modifikasyonu tekerlek izi direnci ve elastik modülde sınırlı iyileşmeler sağlarken, daha yüksek PVC dozajları rijitliği ve kırılganlığı artırmış; ancak yüksek sıcaklıkta tekerlek izi direncine anlamlı bir katkı sağlamamıştır. Genel olarak, PVC modifikasyonu sıcak karışım asfalt performansında kayda değer bir iyileşme sunmamakta; ancak ara sıcaklıklar için özel uygulamalarda %1 PVC en etkili dozaj olarak öne çıkmaktadır.

Asfalt karışımlarıPlastik atıklarSünme deneyleri
Gaye Aydoğdu
Eskişehir Teknik Üniversitesi · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Zemin iyileştirme metotlarının problemli zeminlerde inşa edilen tünellerde uygulanması

Bu çalışma kapsamında, zemin-yapı etkileşimini gerçeğe en yakın şekilde temsil edebilmek amacıyla, olumsuz koşullar dikkate alınarak farklı jeolojik özelliklere sahip üç adet zemin profili belirlenmiştir. NATM yöntemiyle açılan at nalı kesitli bir tünelin kazısı, belirlenen gevşek kum-silt ve yumuşak kil zemin profillerinde Plaxis 2D yazılımı kullanılarak modellenmiş ve analiz edilmiştir. Zemin iyileştirme yöntemi olarak, alansal jet grout ve ardından uygulanan ankraj sistemleri değerlendirilmiştir. Jet grout uygulaması, özellikle alt yarıda düşey deformasyonları azaltmıştır. Ancak, jet grout sonrasında uygulanan ankraj sisteminin, statik analizler kapsamında düşey deformasyonlara anlamlı bir katkı sağlamadığı ve yapısal verimliliği olumsuz etkileyebileceği belirlenmiştir. Dinamik analizlerde ise, Mw 6,93 büyüklüğündeki Loma Prieta depremi etkisi altında herhangi bir göçme meydana gelmemiştir. Bu nedenle, daha düşük büyüklükteki depremler için ek analiz yapılmasına gerek duyulmamıştır.

Betül Kama
Eskişehir Teknik Üniversitesi · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessEN

Numerical modeling of tunnel excavation interacting with a building

This thesis investigates the effects of tunnel excavation-induced ground movements on buildings through a numerical study of Napoli Metro Line 6. Using PLAXIS 3D finite element modeling, interactions between tunnel settlements and existing structures were analyzed. Both greenfield and soil-structure interaction scenarios were modeled to assess the influence of building stiffness and foundation properties. The Mohr-Coulomb and Hardening Soil models, including HSsmall, simulated nonlinear soil behavior along the tunnel alignment, covering sand, pyroclastic soils, cinerite, and tuff. Model calibration was performed using results from geotechnical investigations. Analyses focused on settlement troughs, horizontal displacements, and internal forces in building elements. Axial forces (ΔN) and vertical displacements (Δuz) were examined under interface stiffness variations (R=1 and R=0.01). Results indicate that building stiffness significantly modifies ground deformation, reducing settlements in sagging zones while maintaining or increasing deformations in hogging zones. The study highlights the importance of soil-structure interaction and advanced numerical modeling to minimize structural risks in urban tunneling projects.

New Austrian tunneling method
Bedirhan Yetkin
Eskişehir Teknik Üniversitesi · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Derin kazı destek sistemlerinde malzeme modeli etkisi

Derin kazı destek sistemlerinin tasarımı günümüz Geoteknik Mühendisliğinin başlıca konularından birisidir. Derin kazı projelendirme aşamasında birçok ampirik formül ve çeşitli yaklaşımlar geliştirilmiştir. Bilgisayar teknolojisinin gelişimi ile birlikte nümerik analizler ile çözümler daha geniş bir alana sahip olmuştur. Derin kazı sistemlerinin nümerik analizler ile çözümünde kullanılan ve limit analiz çerçevesinde işlem yapan çeşitli zemin modelleri kullanılmaktadır. Ancak yapılan çalışmalar ve saha ölçümleri, limit analiz yöntemiyle hesap yapan modellerin ve literatürde verilen çok sayıda ampirik yaklaşımın gerçek sonuçlardan oldukça uzak kaldığını göstermektedir Bu çalışmada; farklı türde zemin modellerinin karşılaştırılması amacıyla dünya genelinde sıkça kullanılan bir sonlu elemanlar programı olan PLAXIS programı ile modelleme çalışması yapılmıştır. Son yıllarda popüler olan Pekleşen Zemin Modeli (Hardening Soil Model, (HS)), Pekleşen Zemin Küçük Şekil Değiştirme Modeli(Hardening Soil Small Strain Model (HS_ss)) gibi ileri düzey bünye modelleri ve klasik Mohr-Coulomb Model (MC) ile uygulaması tamamlanmış üç vakanın derin kazı destek sistemi analizi yapılmıştır. Saha ölçümleri ile analiz sonuçları karşılaştırılmış, saha koşullarına bağlı olarak farklı zemin modeli performansları araştırılmıştır. Tez çalışması sonucunda Mohr-Coulomb Model analiz sonuçları gerçek ölçüm değerlerinden oldukça uzak kaldığı ve Pekleşen Zemin Modeli ile Pekleşen Zemin Küçük Şekil Değiştirme Modelinin ise çok daha iyi sonuçlar verdiği görülmüştür.

Ahmet Arda Bahadır
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Hidroelektrik enerji üretimi için baraj yeri seçiminde coğrafi bilgi sistemlerinin (CBS) kullanılması ve uygulamaları (Seydisuyu havzası)

Nüfus artışı ve sanayi gelişimiyle birlikte Türkiye'nin enerjiye olan ihtiyacı sürekli artmaktadır. Bu nedenle, ülkemizde ki mevcut enerji kaynaklarının geliştirilmesini planlamak kritik önem taşımaktadır. Türkiye enerji sektörünü geliştirmek için yeni projeler üretmekte ve yeni yatırımlar yapmaktadır. Ancak, Türkiye'nin sahip olduğu fosil enerji kaynakları enerji talebini karşılayamadığı için yurt dışından petrol, doğalgaz ve kömür ithalatı yapmaktadır. Enerji açığını kapatmak için yapılan ithalat her geçen sene artmaktadır. 2017 yılında gerçekleştirilen enerji ithalatı yaklaşık 27 milyar dolardır. Bu rakam 2016 yılına göre %35 artmıştır. Bu rakamları düşürmek ve dışa bağımlılığı azaltmak için enerjide öz kaynakları değerlendirmek gerekir. Türkiye sahip olduğu su potansiyelini enerji üretiminde kullanarak ülke ekonomisine büyük katkı sağlayabilir. Bundan dolayı ülkemizin hidroelektrik enerji potansiyelini geliştirmemiz gerekir. Bu tez çalışmasında, coğrafi bilgi sistemlerinden faydalanarak Seydisuyu havzasındaki hidroelektrik enerji üretilebilecek olası baraj noktaları araştırılmıştır. Bu kapsamda, Seydisuyu Havzasının hidroelektrik enerji potansiyeli incelenmiştir. Havzanın su potansiyelinin incelenmesi ve hidroelektrik enerji potansiyelinin belirlenmesi için gerekli topografik veriler, Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) kullanılarak elde edilmiştir. CBS programı içerisinde topografik verileri ve yağış verilerini kullanarak hidroelektrik enerji üretilebilecek noktalar ve hidroelektrik enerji miktarı, programın içerisinde bir akış şeması tanımlanarak üretilecek elektrik miktarı yaklaşık olarak hesaplanmıştır. Ancak, bu noktalardan bir tanesi en uygun nokta baraj yeri olduğuna karar verilerek bu noktada depolamalı baraj planlaması yapılmıştır. Planlanan bu barajdan üretilecek hidroelektrik enerji miktarı, ayrıca SIMAHHP 5.0 yazılımı kullanılarak hesaplanmıştır. Bu programda barajın maliyeti, üreteceği elektrik miktarı ve yıllık parasal getirisi hesaplanmıştır. Seydisuyu havzasında planlanan bu barajın kurulu gücü 0.753 MW, yıllık enerji üretimi 1.98 GWh/yıl, yıllık parasal getirisi 0.189*106 US$, kw başına yatırım bedeli 3275,92 US$ olarak hesaplanmıştır. Yapılan bu çalışma, ülkemiz genelinde uygulanabilecek bir planlama örneği teşkil etmektedir.

Coğrafi bilgi sistemleriHidrolik enerji
Mahmut Murat Dağhan
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı kalınlıklı yapı çeliklerinde ağız geometrisinin kaynak özelliklerine etkisi

Yapı sektöründe önemi günden güne artan çelik konstrüksiyonlar, mimari bakışın ön planda olduğu günümüzde tasarımcılara alternatif çözümler sunmaktadır. Çok kolay eriyip şekillendirilebilen yapısı, başka bir boyut alabilen çok rahat kullanım avantajları ile çelik kullanımı yapılarımızın vazgeçilmezi haline gelmiştir. Diğer yapı malzemelerine oranla çok daha çevreci ve doğal afetlere karşı korunaklı bir yapıya sahiptir. Bir yapı çeliği olan S700MC'nin birleştirilmesinde en yaygın şekilde kullanılan yöntem kaynaktır. Kaynak yöntem ve parametrelerinin mekanik özellikleri önemli şekilde etkilemesinden dolayı S700MC çeliğinin birleştirilmesinde kullanılacak en uygun parametrelerin belirlenmesi önemli bir konudur. Bu çalışmada kaynak ağız geometrisi parametresi değiştirilerek kaynak metalinin çekme dayanımı, akma dayanımı ve kırılma tokluğu gibi mekanik özellikler üzerine etkisi incelenmiştir. Ayrıca detaylı içyapı incelemesi yapılarak sonuçlar değerlendirilmeye çalışılmıştır. Yapılan çalışmada 12 mm ve 20 mm'lik levhalar üzerinde üç farklı kaynak ağız açısı (44˚, 52˚, 60˚) ve V, X ve Y tipi kaynak ağzı geometrisi seçilmiştir. Kaynak yöntemi olarak MIG kaynağı kullanılmıştır. Kaynaklarda, ağız geometrisinin etkisini daha belirgin görebilmek için ana metalden daha düşük dayanımlı kaynak teli kullanılarak kırılmanın kaynak bölgesinden olması amaçlanmıştır. Deneysel çalışma sonuçlarından elde edilen verilere göre X tipi kaynak ağzına sahip numunelerde en iyi kaynak davranışının elde edildiği görülmüştür. Anahtar kelimeler: MIG kaynağı; Mekanik özellikler; Kaynak ağzı; Isı girdisi; İç yapı

Mustafa Can
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Binalarda kullanılan ısı yalıtım malzemelerinin karşılaştırılması

Dünya üzerinde bulunan enerji kaynaklarının tüketimi hızla artmaktadır. Gelişen sanayi, teknoloji ve kentleşme ile birlikte enerji talebi de büyümektedir. Bu sebeple ülkeler enerjinin etkin kullanımı ile ilgili çeşitli politikalar izlemek durumunda kalmış ve yeni standartlar geliştirmişlerdir. Enerji tüketiminin en çok gerçekleştiği sektörlerden biri olan yapı sektöründe enerji tasarrufuna yönelik önlemler alınmalıdır. Konutlarda ısı kaybının önlenmesi ve etkin enerji kullanımının sağlanması için ısı yalıtım uygulaması gereklidir. Bu çalışmada Ankara'da bulunan örnek bir bina için optimum yalıtım kalınlıkları hesaplanmıştır. Hesaplar TS 825 standardı ve ömür maliyet analizi ile yapılmıştır. Ekonomik analizler için bugünkü değer yöntemi ve P1-P2 metodundan yararlanılmıştır. 5 farklı yalıtım malzemesi ve 2 farklı duvar tipi için bulunan sonuçlar grafikler ve tablolar halinde sunulmuştur. TS 825 hesap metoduna göre optimum yalıtım kalınlıklarının 4,4 cm ile 7,9 cm arasında, geri ödeme sürelerinin de 5,1 yıl ile 6,6 yıl arasında değiştiği görülmüştür. Enerji tasarrufunun ise %60,6 ile %63,3 arasında olduğu tespit edilmiştir. Bugünkü değer yöntemi ve P1-P2 metoduna göre hesaplanan optimum yalıtım kalınlıkları ise sırasıyla 1,3 cm ile 5,1 cm ve 2,3 cm ile 6,5 cm arasında değişmiştir. Bulunan sonuçlardaki farklılığın belirli nedenleri vardır. TS 825 hesap metodu binayı bir bütün olarak ele alarak binada meydana gelen tüm ısı kayıplarını dikkate alır. Hesaplarda dış duvarlarda uygulanan yalıtım maliyeti için tüm maliyetler hesaba katılmıştır. Ömür maliyet analizinde ise hesaplar duvar kesiti üzerinden yapılmaktadır. Bu durum metodun eksik yönü sayılabilir. Ayrıca toplam yalıtım maliyeti yalıtım malzemesinin m3 fiyatı dikkat alınarak yapılmıştır. Diğer maliyetler hesaba katılmamıştır. Yine bu durum metodun eksik yönü olarak değerlendirilebilir. Anahtar Kelimeler Isı yalıtımı; TS 825; Ömür maliyet analizi; Bugünkü değer yöntemi; P1-P2 metodu.

Veli Bektaş
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Uçucu kül ve silis dumanı katkılı yüksek dayanımlı betonların kalıcılık özellikleri

Beton, insanlık tarihinin gelişiminde ve eski medeniyetlerin günümüze kadar gelebilen eserlerinde önemli bir yere sahiptir. Günümüzde çok geniş bir kullanım alanı olan beton, sudan sonra dünyada en fazla tüketilen malzeme haline gelmiştir. Her ne kadar yüksek dayanımlı beton yeni bir malzeme olarak düşünülse de çok uzun yıllardır gelişimini sürdürmektedir. Çok yönlü titiz kalite kontrolü gerektiren Yüksek Dayanımlı Betonlar pahalıdır. Tümüyle klasik normal betonların yerini alamazlar ancak yüksek dayanımlı betonların sorunları çözüldükçe kullanım alanları genişleyecektir. Özellikle sürdürülebilir kalıcılığın daha önemli olduğu yapılarda yüksek dayanımlı betonlar aranılacak ve kullanılacaktır. Bu çalışmada, yüksek dayanımlı betonların ileri yaş performansının iyileştirilmesi için kullanılacak uçucu kül ve silis dumanı katkılarının aşınma, donma-çözülme ve çelik betonarme donatı korozyonu gibi kalıcılık özelliklerine etkisi incelenmiştir. Böylece yüksek dayanımlı betonlarda ileri yaş performansı geliştirilmiş beton tasarımının optimizasyonu yapılabilecektir. Tez çalışması sonucunda;yüksek dayanımlı betonlara eklenen mineral katkıların erken yaşlardaki dayanımını olumsuz ileri yaşlardaki dayanımını ise olumlu etkilediği görülmüştür. Çalışmada betona %5-10-15 oranında eklenen mineral katkılı bütün karışımlar, referans betonuna göre daha iyi aşınma ve donma-çözülme direnci göstermiştir. Ayrıca beton karışımına optimum oranlarda (%5-10 arasında) silis dumanı eklenmesinin korozyon direncini arttırdığı görülmüştür.

Yüksek dayanımlı beton
Onur Paşa
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Tarihi yığma taş köprülerin dinamik analizi Erzurum Aşkale İlçesinde Sultan Hamit Köprüleri

Tarihi köprüler diğer tarihi yapılar gibi ülkeler için kültür mirasının önemli parçalarıdır. Ülkemizde de çeşitli medeniyetlere ait çok sayıda tarihi köprü bulunmaktadır. Köprülerin esas görevi iki yer arasındaki açıklığı aşarak ulaşımı kolaylaştırmaktır. Köprüler insanoğlunun işlerini kolaylaştırma, daha hızlı hareket etme, bulunduğu coğrafyada hayatta kalabilmenin önemli bir parçasıdır. Tarihi köprüler geçmişle günümüz arasında yaşamış olan medeniyetlerin sosyolojik, ekonomik ve kültürel yapılarını anlamamıza da yardımcı olmaktadır. Tarihi köprüler gerek doğa olayları gerekse insani faktörlerden dolayı deformasyona uğramış ve bir kısmı yıkılmıştır. Ülkemizin büyük bir bölümünün deprem riski yüksek bir bölgede olduğu düşünülürse bu köprülerin depremler karşısında göstereceği davranışın bilinmesi son derece önemlidir. Bu nedenle yapıların nümerik ve deneysel çalışmalarla dinamik davranışları incelenmekte, geçmiş depremlerden elde edilen veya yapay deprem ivme kayıtları kullanılarak deprem analizleri yapılmaktadır. Bu doğrultuda yapıların zayıf yönlerinin güçlendirilmesi amaçlanmıştır. Tarihi yığma köprüler tarihi yapıların bir bölümünü oluşturmaktadır. Yığma yapılarda birbirinden farklı özellikteki malzemelerin bir arada olması nedeniyle yapının nümerik analizi güçleşmektedir. Bu yüzden günümüze ulaşmış tarihi yığma köprülerin gelecek nesillere aktarılması amacıyla restorasyonlarının özenle yapılması ve korunması için deprem karşısında oluşabilecek davranışlarının gerçeğe yakın bir şekilde değerlendirilmesi gerekir. Bu tez çalışmasında, Erzurum ili Aşkale ilçesinde bulunan tarihi Sultan Hamit I-II ve III köprüleri nümerik uygulama olarak dikkate alınmıştır. Bu köprüler SAP2000 sonlu elemanlar programı kullanılarak üç boyutlu olarak modellenmiştir. İlk olarak köprülerin kendi ağırlığı altında statik analizleri yapılmıştır. Daha sonra köprülerin modal analizleri yapılarak dinamik karakteristikleri belirlenmiştir. Köprülerin dinamik karakteristikleri belirlendikten sonra sismik açıdan değerlendirilmelerinin yapılabilmesi için zaman tanım alanında dinamik analizleri gerçekleştirilmiştir. Dinamik analizlerde 1992 Erzincan ve 2020 Elazığ depremlerinin ivme kayıtları kullanılmıştır. Dinamik analizler sonucunda köprülerde oluşan gerilme ve yer değiştirme değerleri sunulmuştur.

Dinamik analizErzurum-AşkaleSonlu elemanlar+2
Çağrı Onur Öztürk
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Karacadağ volkanik bazaltının karayolları alttemel ve temel tabakalarında kullanılabilirliğinin irdelenmesi

Yol inşaatları, tarihin eski çağlarından günümüze dek yapımı devam eden ve ihtiyaç sıralamasında büyük öneme sahip bir sektördür. Tarihin her döneminde büyük önem arz eden yol yapım çalışmaları, insanlığın daima ihtiyacı olan ulaşım için çok önemlidir. Bu sektörün gelişmesi ve gerekli hammadde ihtiyacından kaynaklı olarak yol inşaatı sektöründe kullanılmak üzere agrega ihtiyacı doğmaktadır. İhtiyaç duyulan bu agregalar çeşitli yöntemler ile temin edilmektedir. Temin edilecek olan agregaların, yol inşaatı maliyetlerini düşürmesi gerekmektedir. Ocakların ya da malzemenin temin edildiği ortamın yakınlığı maliyeti oldukça düşürmektedir. Bu sebeple Karacadağ bölgesinde bulunan yüzeysel volkanik kayaç olan Karacadağ bazaltının ulaşılabilir bir malzeme olması ve tarıma elverişli araziler üzerinde bulunması göz önünde bulundurularak çalışmalar yapılmıştır. Tezin ilk bölümlerinde karayolu inşaatı hakkında genel bilgilere yer verilmiştir. Tezin devam eden bölümlerinde ise malzemenin karayolu inşaatında kullanılabilir bir malzeme olabilmesi için Karayolları Teknik Şartnamesi'nde yer alan limit değerlere değinilmiştir. Son bölümlerde ise Karacadağ bazaltının kullanılabilmesi ve yeryüzünden ıslah çalışmaları sonucunda verimli arazilerden elde edilebilecek olan bitkilere yer verilmiştir. Karacadağ bazaltının ıslah edilmesi ve yol inşaatı alttemel ve temel tabakalarında kullanılması durumunda, hem karayolu inşaatı için gerekli olan agrega temini kolaylaşacaktır hem de bazalt agregaları yüzünden tarımsal faaliyet gösteremeyen araziler tarıma tekrardan kazandırılacaktır. Karacadağ bazaltından elde edilen PMT ve PMAT malzemelerinin karayolları agrega deneyleri yapılmıştır. Bu deneylerin sonuçları Karayolları Teknik Şartnamesi'nde yer alan limit değerler ile kıyas edilmiştir. Bu deneylerin sonucunda, Karacadağ bazaltının karayolları alttemel ve temel tabakalarında kullanılabilir olduğu gözlemlenmiştir. Deney tekrarlarının arttırılması ve çeşitli bölgelerden Karacadağ bazaltı temini sonucunda yapılan deneyler ile daha güvenilir ve kesin sonuç elde edilebileceği sonucuna varılmıştır.

AgregaBazaltKara yolları+1
Muhammed Enes Türk
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Geometrik içerikli bileşik kesitlerin debi hesabı ile ilgili yaklaşımların serc deney sonuçlarına göre irdelenmesi

Taşkın hesaplarında önemli bir konu olan debi hesabı için SERC-FCF deney sonuçlan ile ayrık kanal, alan ve girişim alanları yöntemleri (DVWK Merkblatter 220 ve Prinos-Townsend doğrultusunda ) sonuçlan karşılaştınlmış ve geometrik içerikli bileşik kesitlerin debi hesabı için öneriler getirilmiştir. Bilim Kodu : 624 02 02 Anahtar Kelimeler :Bileşik kesit, taşlan yatağı, ana yatak, girişim alam, Einstein-Horton yaklaşımı, pürüzlülük içerikli bileşik kesitler, geometrik içerikli bileşik kesitler, ayrık alan, alan yöntemi, SERC-FCF, girişim alanlan yöntemi, V yöntemi, D yöntemi, H yöntemi, fîktif kayma gerilmesi

Debi hesabıTaşkın hesapları
Müsteyde Baduna
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
1996
00