
50
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Archived Theses
Otistik çocuklara kötü niyetli yabancı kişilerin kaçırma girişimlerinden kaçınmayı öğretme
Araştırmada, aşamalı yardımla öğretim kullanılarak düzenlenen videoyla model olma ve toplum temelli öğretim düzenlemesinin otistik çocuklara kötü niyetli yabancı kişilerin kendilerini kaçırma girişiminden kaçınmayı öğrenme üzerindeki etkileri incelenmiştir. Ayrıca, araştırmaya katılan çocukların anne-babalarının, ?otistik çocuklara kötü niyetli yabancı kişilerin kendilerini kaçırma girişiminden kaçınma becerisinin öğretimi? hakkındaki görüşlerinin neler olduğu da belirlenmeye çalışılmıştır.Araştırmaya özel özel eğitim kurumları ve ilköğretim okullarına devam eden, otistik özellikler gösteren, 6-11 yaşları aralığında dört çocuk ile başlanmış, bir çocuğun bağımlı değişkeninde sistematik olarak artış görüldüğü için çalışma dışında bırakılması nedeniyle araştırma üç çocuk ile tamamlanmıştır. Araştırmada, yoklama denemeli denekler arası çoklu yoklama modeli kullanılmıştır.Araştırma bulguları, aşamalı yardımla öğretim kullanılarak düzenlenen videoyla model olma ve toplum temelli öğretim düzenlemesinin otistik çocukların kötü niyetli yabancı kişilerin kendilerini kaçırma girişiminden kaçınma becerisini kazanmalarında etkili olduğunu ve bu beceriyi kazanan deneklerin uygulama sona erdikten sonra da bu beceriyi sürdürdüklerini, farklı ortam ve kişilere genelleyebildiklerini göstermiştir.Ayrıca, anne ve babaların otistik çocuklara kötü niyetli yabancı kişilerin kendilerini kaçırma girişiminden kaçınma becerisinin öğretimi hakkındaki görüşlerinin olumlu olduğu görülmüştür.
Resimli etkinlik çizelgeleri ile sunulan öğretim sürecinin otistik özellikler gösteren çocukların serbest zaman becerilerini öğrenmeleri üzerindeki etkililiği
Bu araştırmanın amacı, resimli etkinlik çizelgesi kullanımının, okulöncesi dönemdeki otistik özellikler gösteren çocukların, serbest zaman becerilerini öğrenmeleri üzerindeki etkilerini değerlendirmektir. Bu amaçla, otistik özellikler gösteren çocukların, çizelge izleme becerisi ve etkinliği yerine getirme davranışlarını kazanmalarının yanı sıra çocukların çizelge izleme becerisinin ve etkinliği yerine getirme davranışlarını kazanmalarının etkinlikle ilgili olma davranışları üzerindeki etkileri değerlendirilmiştir. Araştırmada ayrıca çizelge izleme becerisinin, etkinliği yerine getirme ve etkinlikle ilgili olma davranışlarının farklı ortam, zaman ve kişilere (öğretmenleri) ne düzeyde genellendiği ve çizelgelerini izleme becerisi, etkinlikle ilgili olma ve etkinliği yerine getirme davranışları ile ilgili öğretmen ve ebeveyn görüşleri de belirlenmiştir.Araştırmaya Eskişehir ilinde bir özel eğitim ve rehabilitasyon merkezine devam eden, otistik özellikler gösteren, 4-6 yaşlarında üç erkek öğrenci katılmıştır. Araştırmada tek denekli araştırma modellerinden denekler arası yoklama evreli çoklu yoklama modeli kullanılmıştır.Araştırma bulguları; resimli etkinlik çizelgeleri ile sunulan öğretimin, okulöncesi dönem otistik özellikler gösteren çocukların resimli etkinlik çizelgesi izleme becerisini ve etkinliği yerine getirme davranışlarını kazanmalarında etkili olduğu hem çizelge izleme becerisinin hem de etkinliği yerine getirme becerisinin uygulama sona erdikten sonra da korunduğunu göstermiştir. Ayrıca, resimli etkinlik çizelgeleri ile sunulan öğretim ile öğrencilerin kazandıkları bu beceri ve davranışları farklı ortam, zaman ve kişilere genellendiği de belirlenmiştir. Aynı zamanda araştırma bulguları; etkiliği yerine getirme davranışlarının ve çizelge izleme becerisinin öğretiminin otistik özellikler gösteren çocukların etkinlikle ilgili olma davranışlarının daha yüksek düzeyde gerçekleşmesine yol açtığını da göstermiştir. Araştırmada öğretmen ve annelerle yapılan görüşmelerden elde edilen sonuçlar, resimli etkinlik çizelgesi uygulamasına yönelik öğretmen ve annelerin görüşlerinin olumlu yönde olduğunu göstermiştir.
Uyarlanmış yoğun tuvalet eğitimi yönteminin otistik özellikler gösteren çocuklara tuvalet becerilerinin öğretiminde etkililiği
Bu araştırmanın amacı; otistik özellikler gösteren çocuklara tuvalet becerilerinin öğretiminde uyarlanmış Azrin ve Foxx'un yoğun tuvalet eğitiminin etkisini belirlemektir. Bu araştırma üç otistik özellikler gösteren öğrenci ile eğitim ortamında uygulanmıştır. Bu araştırmada denekler arası yoklama evreli çoklu yoklama modeli kullanılmıştır.Otistik özellikler gösteren çocuklara tuvalet becerilerinin edinim aşamasında öğretiminde uyarlanmış Azrin ve Foxx'un yoğun tuvalet eğitimi, sıvı alımının arttırılmasını ve zaman çizelgesini içerirken aşırı düzeltme uygulamalarını içermeyecek şekilde kullanılmıştır. Uygulama günlük altı saatlik bir çalışmayı gerektirmektedir.Bu araştırmada, hem gözlemciler arası güvenirlik hem de uygulama güvenirliği verileri toplanmıştır. Otistik özellikler gösteren çocuklara tuvalet becerilerinin edinim aşamasında öğretiminde, uyarlanmış Azrin ve Foxx'un yoğun tuvalet eğitimin etkiliğini belirlemede grafiksel analiz kullanılmıştır.Araştırma sonuçları, otistik özellikler gösteren çocuklara tuvalet becerilerinin öğretiminde uyarlanmış Azrin ve Foxx'un yoğun tuvalet eğitiminin edinim aşamasında kuru kalma ve tuvalete çiş yapma becerilerinde etkili olduğunu göstermiştir. Sosyal geçerlik verileri bu sonuçları desteklemektedir.
Gelişimsel yetersizlik gösteren çocuklara mutfak araç isimlerinin öğretiminde eşzamanlı ipucuyla öğretimin etkililiği: Çoklu örnekler yaklaşımı uygulaması
Bu araştırmanın amacı, okulöncesi dönemdeki gelişimsel yetersizlik gösteren çocuklara mutfak araç isimlerinin öğretiminde eşzamanlı ipucuyla öğretimin etkililiğini belirlemek ve öğretimi yapılan becerinin genellenmesinde çoklu örneklerle genelleme yaklaşımın etkisi ve hedeflenmeyen bilgiyi kazanımının ne düzeyde gerçekleştiğini incelemektir.Araştırmanın deneklerini, gelişim yetersizlik gösteren okulöncesi dönemdeki çocuklar oluşturmuştur. Bu araştırmada tek denekli araştırma modellerinden yoklama evreli davranışlar arası çoklu yoklama modeli kullanılmış ve deneklerle replike edilmiştir. Araştırma ön eleme, yoklama, öğretim, izleme ve genelleme oturumlarından oluşmuştur. Araştırmada hem gözlemciler arası güvenirlik hem de uygulama güvenirliği verileri toplanmıştır. Araştırmada eşzamanlı ipucuyla öğretimin etkililiği grafiksel analiz, çoklu örnekler yaklaşımının etkililiği ve hedeflenmeyen bilgi kazanımı ise yüzde hesabı yapılarak değerlendirilmiştir.Araştırma bulguları, eşzamanlı ipucuyla öğretimin mutfak araç isimlerini öğretmede ve öğrenilen davranışların kalıcılığının sağlanmasında etkili olduğunu göstermiştir. Çoklu örnekler yaklaşımıyla yapılan genelleme öğretimi ise ismi öğrenilen mutfak araçlarının farklı örneklerine genellemesinin yapılmasında etkili olmuştur. Ayrıca deneklerin hedefleyen bilgi kazanımını değişik doğruluk düzeyinde edindikleri görülmüştür.
Abraham Tannenbaum'un üstün yetenek sınıflandırmasına giren örnek yetenek türlerinin toplumsal değeri üzerine bir araştırma
Üstün yetenek ve üstün zekâ günümüzde giderek önem kazanan konulardır. Özellikle son yıllarda Türkiye'de de üstün yetenek ve üstün zekâ ile ilgili çalışmalar yoğunlaşmıştır. Ancak yine de Türkiye'de üstün yetenek üzerine yapılan çalışmaların sınırlı olduğu bilinmekte ve bu alandaki kuramların alan yazındaki eksikliği göze çarpmaktadır. Üstün yetenek alanında eksikliği hissedilen konulardan biri de Türkiye'de hangi yeteneklerin üstün yetenek olarak değerlendirildiği ve daha değerli sayıldığının bilinmemesidir.Toplumda hangi yeteneklerin daha fazla değer gördüğü noktasından yola çıkan, Abraham J. Tannenbaum üstün yetene konusunda örtülü bir kuram geliştirmiştir. Tannenbaum (1983), üstün yeteneği dört kategoride ele almıştır. Bunlar ender yetenek, artık yetenek, hisseli yetenek ve tuhaf yetenek türleridir.Bu çalışmada Abraham Tannenbaum'un üstün yetenek sınıflandırmasına giren örnek yetenek türlerinin toplumsal değerini ortaya koymak amacıyla, Abram J. Tannenbaum Yaklaşımı'nda yer alan yetenek türlerini bireylerin görüşleri alınarak nasıl derecelendirdikleri ortaya konulmaya çalışılmıştır. Araştırmanın amacına uygun olarak toplanan veriler ilgili kaynaklar ve anket sonuçlarına dayanmaktadır.Araştırma 2008 yılında, Eskişehir ilinde yaşayan 601 katılımcı ile gerçekleştirilmiştir. Uygulanan anket, kişisel bilgilerin istendiği ve puanlama yapılması gereken 60 yetenek örneğinin olduğu iki bölümden oluşmaktadır. Veri toplama aracının geçerliğinin ve güvenilirliğinin sağlanmasına özen gösterilmiştir.Toplanan bilgilerin işlenmesi ve istatistiksel analizler SPSS paket programı ile gerçekleştirilmiştir. Veriler eşleştirilmiş t testi tekniğine dayanarak analiz edilmiştir. Değişkenler arasında anlamlı bir fark bulunup bulunmadığı .05 anlamlılık düzeyi alınarak belirlenmiştir.Yapılan veri analizlerinden sonra şu sonuçlara varılmıştır:?Katılımcılar ender yeteneklere diğer yeteneklerden daha fazla değer vermektedir.?Katılımcılar artık yeteneklere hisseli yeteneklerden ve tuhaf yeteneklerden daha çok değer vermektedir.?Katılımcılar hisseli yeteneklere tuhaf yeteneklerden daha fazla değer vermektedir.Hipotezler test edildikten sonra, katılımcıların her yetenek türüne verdikleri puanlar öğrenim durumuna ve cinsiyete göre karşılaştırılmıştır. Ender ve hisseli yeteneklere kadınlar, erkeklerden daha fazla değer vermektedirler. Hisseli ve tuhaf yeteneklere verilen puanlarda cinsiyete göre anlamlı bir fark çıkmamıştır. Dört yetenek türünde de öğrenim durumu hem de açısından önemli bir fark görülmemiştir.
Normal gelişim gösteren öğrencilerin özel gereksinimli bireylerin sosyal kabullerini sağlamada kaynaştırmaya hazırlık etkinliklerinin etkisi
Bu araştırmanın amacı, normal gelişim gösteren öğrencilerin özel gereksinimli bireyleri sosyal kabullerini sağlamada kaynaştırmaya hazırlık etkinliklerinin etkisini belirlemektir. Araştırma, Eskişehir ilindeki iki ilköğretim okulunun 3., 4. ve 5. sınıf öğrencileri ile yürütülmüştür. Bu sınıflar içerisinden sosyal kabul düzeyi en düşük olan iki sınıf belirlenmiştir. Araştırmanın deney grubuna seçilen sınıfta yer alan öğrencilerle kaynaştırmaya hazırlık etkinlikleri yapılmıştır.Araştırma, normal gelişim gösteren öğrencilerin kaynaştırmaya hazırlık etkinlikleri öncesi sosyal kabul düzeyleri ile kaynaştırmaya hazırlık etkinlikleri sonrası sosyal kabul düzeylerinin belirlenmesine yönelik öntest-sontest kontrol gruplu deneysel bir modeldir. Araştırmada uygulanan kaynaştırmaya hazırlık etkinlikleri 10 etkinlikten oluşmaktadır. Araştırma verileri ?Sosyal Kabul Ölçeği? ile toplanmış, elde edilen veriler SPSS paket programı ile değerlendirilmiştir.Araştırma sonucunda elde edilen bulgular, normal gelişim gösteren öğrencilerle gerçekleştirilen kaynaştırmaya hazırlık etkinliklerinin, özel gereksinimli bireylere yönelik sosyal kabulünü artırmada etkili olduğunu göstermiştir. Araştırmadan elde edilen bulgular doğrultusunda ileri araştırmalara ve uygulamaya yönelik çeşitli önerilerde bulunulmuştur. Bu önerilerden en önemlisi; araştırmada kullanılan kaynaştırmaya hazırlık etkinliklerinin sınıf öğretmenleri tarafından kaynaştırma uygulamaları öncesi kullanılması yönündedir. Ayrıca, farklı sosyal kabul programlarının geliştirilmesi, özel gereksinimli bireylere yönelik tutum değişikliklerinin kalıcılığının izlenmesi diğer öneriler arasında yer almaktadır.
Aile bireyleri arasında cinsiyete dayalı zekâ düzeyi algıları
İki cinsiyet arasında özellikle zekâ düzeyleri konusunda bir fark olup olmadığı pek çok araştırmaya konu olmuştur. Diğer yandan karşıt cinsler arasında zekâ konusunda bu tür tartışmalar varken, insanların hem kendi zekâ seviyeleri hem de tanıdıkları insanların zekâ seviyeleri hakkında kendi yargıları doğrultusunda belirledikleri fikirler hep olmuştur. Yapılan araştırmalar göstermektedir ki, bayanlar ve erkekler hem kendi zekâ düzeyleri hem de farklı cinsiyetlerin zekâ düzeyleri konusunda bazı genel kabullere sahiplerdir.Yapılan araştırmalar sonucunda zekâ algılamalarına yönelik parametrelerden birisinin de kültür olduğu ortaya çıkmıştır. Bu araştırmalar sonunda, zekâ tahminlerinin kültüre ve bunun sonucunda ülkelere göre değişebilir olduğu konusunda sonuçlara varılmıştır. Bazı ülkelerde zekâ tahminlerinde cinsiyet farkı görülmezken bazı ülkelerde erkekler daha zeki olarak görülmüştür. Birçok ülkede bu konu ile ilgili araştırma yapılmış olmasına rağmen, etnik olarak ne tam olarak doğuya ne de tam olarak batıya ait olan Türkiye'de daha önce zekâ tahminleri ile cinsiyet ilişkisini gösteren bir araştırma yapılmamıştır.Cinsiyet faktörünün kişilerin eş cinslerinin ve karşıt cinslerinin zekâ düzeyleri konusundaki algılarında bir fark yaratıp yaratmadığı bu çalışmanın temel konusudur. Araştırma modeli olarak genel tarama modeli seçilen bu çalışmada seçkisiz olmayan örnekleme yöntemlerinden tipik durum örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmaya 172 bayan ve 136 erkek olmak üzere toplam 308 kişi katılmıştır.Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı ve uzman tarafından geliştirilen katılımcıların zekâ düzeyi tahminlerini öğrenmeye yönelik anket kullanılmıştır. Katılımcıların cinsiyete göre zekâ düzeyleri hakkında elde etmiş oldukları puan ortalamaları arasındaki farkın anlamlı olup olmadığı ?bağımsız örneklem t-testi? ve ?eşleştirilmiş örneklem t? testi? ile sınanmış ve anlamlılık düzeyi 0.05 olarak benimsenmiştir.Bu araştırmada; bireylerin kendilerinin, eşlerinin, ebeveynlerinin ve kardeşlerinin zekâ düzeylerini tahminlerinde cinsiyete göre bir farklılık gözlenmezken, sadece ebeveynlerin çocuklarının zekâ düzeyleri hakkındaki tahminleri karşılaştırıldığında babaların erkek çocuklarını kız çocuklarından daha zeki gördükleri gözlenmiştir.
Farklı türde problem geliştirmeye yarayan dıscover problem matrisinin revize edilerek psikometrik özelliklerinin araştırılması
Bu çalışmada farklı türde problem geliştirmeye yarayan DISCOVER Problem Matrisi revize edilerek matrise yeni bir problem türü ilave edilmiştir. Revize edilen matrise göre hazırlanan ölçme aracı üzerinden oluşan yeni yapının bazı psikometrik özellikleri araştırılmıştır.Altıncı ve yedinci sınıf müfredatına uygun olarak hazırlanan ve 24 soru içeren ölçme aracı, toplam 519 altıncı ve yedinci sınıf öğrencisine uygulanmıştır. Revize edilen matrisin psikometrik özelliklerinin araştırılmasında iç tutarlılık katsayısı, korelasyon katsayısı ve ?t? testi analizleri kullanılmıştır.Araştırmada kullanılan ölçme aracının güvenirliği ? = .75 olarak belirlenmiştir. Revize edilen matristeki problem türleri arasında, tekil düşünme ve çoğul düşünme arasında pozitif ve anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Birbirine yakın problem türleri arasındaki ilişkilerin daha yüksek olduğu, problem türleri arasındaki uzaklık arttıkça problem türleri arasındaki ilişkilerin azaldığı bulunmuştur. Revize edilen matrise eklenen problem türünün diğer problem türlerine uyum sağladığı da elde edilen bulgular arasındadır.
İlköğretim kaynaştırma sınıfı öğretmenlerinin zihinsel yetersizliği olan öğrencilere yönelik matematik öğretimi uyarlamalarına ilişkin görüşleri
Bu araştırmanın amacı, ilköğretim kaynaştırma sınıfı öğretmenlerinin 4. ve 5. sınıflardaki zihinsel yetersizliği olan öğrencilere yönelik matematik öğretimi uyarlamalarına ilişkin görüşlerini belirlemektir. Araştırma, 2008-2009 eğitim öğretim yılında Eskişehir'deki ilköğretim okullarındaki kaynaştırma sınıfı öğretmenlerinin görüşlerine dayalı olarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmada tarama modeli kullanılmış, 26 kaynaştırma sınıfı öğretmeniyle görüşülmüştür.Araştırmanın verileri, nitel veri toplama yöntemlerinden yarı-yapılandırılmış görüşme tekniği ile toplanmıştır. Verilerin çözümlenmesinde betimsel analiz tekniği kullanılmıştır. Verilerin sayısal çözümlenmesinde frekans kullanılarak, bulgular nicel olarak sunulmuştur.Araştırma sonuçlarına göre; sınıf öğretmenleri, zihinsel yetersizliği olan öğrencilerin bireysel özellikleri ve öğrenme yeterliliklerindeki farklılıklar nedeni ile matematik öğretiminde sınırlı uyarlamalara ve düzenlemelere yer verdiklerini vurgulamaktadırlar. Öğretimin içeriğinde, matematik programının bireyselleştirilmesinde, öğretim ortamında ve başarıların ölçümlenmesinde ve değerlendirilmesinde bazı uyarlamalar ve değişiklikler yapmaktadırlar. Öğretmenler matematik öğretiminde uyarlamaların ve değişikliklerin uygulanması sürecinde sorunlar yaşamakta ve yeterli destek alamamaktadırlar. Öğretmenler zihinsel yetersizliği olan öğrencilere matematik beceri ve kavramlarının öğretiminde karşılaşılan sorunların çözümünün; öğretmenlerin, okul yönetiminin, ailelerin desteğine bağlı olduğunu ifade etmektedirler.
İlköğretimde kaynaştırma uygulamalarına katılan zihinsel yetersizliği olan öğrencilerin başarılarının değerlendirilmesine ilişkin öğretmen görüşleri
Yasaların belirlediği gibi ilköğretim çağına gelmiş her birey için eğitim ve öğretim zorunludur ve ilköğretim eğitimini sürdüren her birey için değerlendirme yönetmeliklerin öngördüğü çerçevede yapılmaktadır. İlköğretimde normal olarak adlandırılan akranlarıyla birlikte eğitim ve öğretimini sürdüren zihinsel yetersizliği olan öğrenciler birlikte değerlendirilmektedir. Ancak bu değerlendirilme süreci gerek öğretmeni gerekse zihinsel yetersizliği olan öğrenciyi bir takım sorunlarla karşı karşıya getirmektedir.Bu çalışmanın amacı, genel eğitim ortamlarında öğrenimlerini sürdüren zihinsel yetersizlik gösteren öğrencilerin başarılarının değerlendirilmesi ve not verme sistemine ilişkin öğretmen görüşleri ve önerilerini belirlemektir. Araştırma 2008-2009 eğitim öğretim yılında Eskişehir il merkezindeki 17 resmi ilköğretim okulunun 4. ve 5. sınıflarında öğrenimlerine devam eden ve zihinsel yetersizliği olan öğrencilerin öğretiminden sorumlu 25 ilköğretim sınıf öğretmeniyle gerçekleştirilmiştir.Araştırmanın verileri, nitel veri toplama tekniklerinden yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılarak toplanmıştır. Görüşme verilerinin çözümlenmesinde betimsel analiz tekniği kullanılmış ve elde edilen veriler sayısallaştırılmıştır. Görüşme yoluyla elde edilen veriler tanımlanmış ve yorumlanmıştır.Araştırmada görüşme yoluyla elde edilen verilerin analiziyle ortaya konulan bulgulara göre, öğretmenler zihinsel yetersizliği olan öğrencilerin başarılarının belirlenmesinde ve yeni öğretim kararların alınmasında değerlendirme sürecinin önemli olduğunu belirtmişlerdir. Bununla birlikte, öğretmenler genel eğitim sınıflarında kaynaştırma öğrencisinin gerçek başarı düzeyini belirlemede ve ifade etmede zorlandıklarından ve yeterli destek alamadıklarından söz etmektedirler. Bulgular, özel eğitim yönetmeliğinde, özel gereksinimi olan öğrencilerin başarılarının değerlendirilmesine yönelik açıklamaların olmasına rağmen, öğretmenler yönetmeliğin önerilerini bilmemekte ya da nasıl uygulamaya geçirileceği konusunda yetersiz kaldıklarını düşündürmektedir. Kaynaştırma uygulamasını benimseyen öğretmenlerin, kaynaştırma da çeşitli sorunları olmasına rağmen, bunları kendi çabaları ile aşmaya çalıştıkları görülmektedir.