
498
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Koca Ragıp Paşa'nın divanında geçen atasözleri ve deyimlerin Türkçe ders kitaplarında bulunma durumunun incelenmesi
Koca Ragıp Paşa, sade Türkçe ile yazdığı şiirlerinde hikemî tarzı benimseyen ve dilin ifade gücünü etkili biçimde kullanan önemli bir 18. yüzyıl Divan şairidir. Şairin Divanı, atasözleri ve deyimlerin doğal bir üslupla yer aldığı metinlerden oluşmaktadır. Bu yönüyle eser, Türkçenin söz varlığına ve kültürel birikimine dair önemli ipuçları barındırmaktadır. Bu çalışmanın amacı, Koca Ragıp Paşa'nın Divanı'nda geçen deyim ve atasözlerini belirleyerek bu dil unsurlarının Millî Eğitim Bakanlığı tarafından hazırlanan 5, 6, 7 ve 8. sınıf Türkçe ders kitaplarında yer alıp almadığını incelemektir. Bu doğrultuda Divan taranmış, 919 atasözü ve 400 deyim tespit edilmiş, yapısal özelliklerine göre sınıflandırılmış ve günümüz eğitim materyalleriyle karşılaştırılmıştır. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden doküman analizi yöntemi kullanılmıştır. Koca Ragıp Paşanın Divanında geçen deyim ve atasözlerinin hangi sınıf düzeyinde, hangi temada ve hangi metin içinde yer aldığı belirlenmiş, ders kitaplarında doğrudan veya dolaylı şekilde kullanılıp kullanılmadığı analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular, klasik edebiyat ürünlerinde yer alan deyim ve atasözlerinin, günümüz eğitim materyallerine yeterince yansıtılmadığını göstermektedir. Bu bağlamda, Türkçe eğitiminde tarihî dil unsurlarının daha etkin kullanılması gerektiği sonucuna ulaşılmış ve müfredat geliştiricilere yönelik çeşitli öneriler sunulmuştur.
Türkmen Türkçesi ile Divanü Lûgat-it Türk'ün söz varlığı açısından karşılaştırılması
Söz varlığı, bir dildeki kavramlar dünyasının, kalıplaşmış sözlerin ve anlatımda kullanılan her türlü gösterenin bütünüdür. Oldukça geniş bir kavram olan söz varlığı, bir dildeki anlamlı tüm sözcükleri ve söz kalıplarını kapsamaktadır. Dilin önemli bir boyutunu karşılayan söz varlığı, insanların her türlü olay, durum, duygu veya düşünceyi karşısındakilere en iyi biçimde aktarma yolunu seçerken etkili olmaktadır.Türkçe, dil bilimcilerin hayranlıkla incelediği ciddi bir türetme gücüne, her türlü somut ya da soyut durum, kavram ve olayı ifade edebilecek zengin bir söz varlığına sahiptir. Türkçenin binlerce yıllık gelişim süreci içinde türetme ve kavramlaştırma gücü ile yarattığı binlerce ögeden meydana gelen söz varlığı, en soyut kavramları bile zihinde canlandırabilecek güçtedir.Karahanlı Dönemi'ne ait üç büyük eserden biri olan Divanü Lûgat-it Türk, Türkçenin bilinen ilk sözlük çalışmasıdır ve kendi dönemi için bütün Türk lehçelerinin söz varlığını belli ölçüde yansıtabilecek nitelikte bir kaynaktır. Bu eserde geçen sözcükler, Türkçenin tarihsel gelişim seyrine uygun olarak ses ve anlam değişmesine uğramış ve bugün Türk dilinin lehçelerinde yerini almıştır.Türkmen Türkçesi, Türk dilinin Oğuz grubu lehçelerinden biridir ve Çağatay Türkçesi'nin etkisi altında geliştiği için hem batı Türkçesinin hem de doğu Türkçesinin özelliklerini bünyesinde barındırmaktadır. Bu anlamda Karahanlı Türkçesinin söz varlığını en iyi biçimde yansıtan Divanü Lûgat-it Türk'le Türkmen Türkçesinin söz varlığını artzamanlı yöntemlerle karşılaştırmanın nitelikli sonuçlar vereceği düşünülmüştür.Türkmen Türkçesinin söz varlığında meydana gelen ses ve anlam değişmelerini, Karahanlı döneminden hareketle belirlemeyi amaçlayan bu çalışma, Türkmen Türkçesinin günümüzdeki söz varlığıyla Divanü Lûgat-it Türk'ün söz varlığının ses ve anlam yönünden karşılaştırmasını konu edinmiştir.Çalışma altı bölümden meydana gelmektedir. İlk üç bölümde söz varlığı, Divanü Lûgat-it Türk ve Türkmen Türkçesi hakkında kuramsal, açıklayıcı bilgiler verilmiştir. Sonraki üç bölümde ise söz varlığı karşılaştırması sonucunda ortaya çıkan ses ve anlam olayları üzerinde incelemeler yapılmış, takip edilebilen ortak sözcüklerin listesi başlıklar altında verilmiştir. Altıncı bölümde, çalışmanın bulguları ve sayısal verileri ?sonuç? başlığı altında paylaşılmış ve kullanılan kaynaklar listelenmiştir.
İlköğretim 8. sınıf Türkçe ders kitaplarında yer alan şiirlerdeki anlam olaylarının incelenmesi
Bu tezde, şiirin tanımı, şiirin unsurları, şiir inceleme yöntemleri, şiir metinlerinin ana dili öğretimindeki yeri ve önemi, anlam bilimi, anlam olayları, şiir incelemelerinde anlam olaylarının yeri ve katkısı üzerinde çalışılmıştır. İlköğretim 8. sınıf Türkçe ders kitaplarındaki şiirler- serbest okuma metinleri ve öğretmen kılavuz kitabındaki dinleme metinleri de dâhil- incelenerek bu şiirlerdeki anlam olayları tespit edilmiştir. Çalışmanın amacı, ilköğretim 8. sınıf Türkçe ders kitaplarındaki şiir metinlerindeki anlam olaylarını inceleyerek bu olayların şiirin anlamına ve anlaşılmasına etkisini ve anlam olaylarının şiirlerde ne derece kullanıldığını belirlemektir.Bu çalışmada öncelikle şiirin tanımı, unsurları, şiir inceleme yöntemleri, şiir metinlerinin ana dili öğretimindeki yeri ve önemi açıklanmıştır. Daha sonra anlam bilimi ve anlam olayları üzerinde durulmuştur. En son aşamada ise 8. sınıf Türkçe ders kitaplarındaki şiirler incelenmiş, bu şiirlerdeki anlam olayları tespit edilmiş; anlam olaylarıyla ilgili örnek etkinlikler verilmiş ve SBS'de çıkan anlam olayları gösterilmiştir. Sonuç ve öneriler bölümünde ise çalışma sonucunda ulaşılan sonuçlar ve konuyla ilgili öneriler verilmiştir.Anahtar Kelimeler: Türkçe öğretimi, şiir, anlam bilimi, anlam olayları, Türkçe ders kitapları.
Yavuz Bülent Bakiler'in Harman adlı eserinin biçim ve içerik açısından incelenmesi
23 Nisan 1936 tarihinde Sivas'ta doğan Yavuz Bülent Bakiler; şiirle, sanatla iç içe geçireceği bir hayatının olacağının belirtilerini ilkokul yıllarında verir. Ev hanımı olan annesinin her gece anlattığı masallar, söylediği türküler, devlet memuru babasının kendisine okuttuğu ?Büyük Doğu? dergileri, Sivas'ta halk sairlerinin meydanlarda yaptığı atışmalar ve ilkokul öğretmeninin teşvik edişi Bakiler'in sanatlı söyleyişe ilgi duymasına vesile olur. Şiire olan ilgiyle birlikte eğitimine devam eden Bakiler, 1960 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun olur. Bir süre Sivas'ta avukatlık mesleğini yapan sanatçı, farklı devlet kurumlarında çalıştıktan sonra emekliye ayrılır. Şiir kitaplarıyla ve diğer türlerde yazdığı eserleriyle Türk edebiyatına katkılarda bulunan Bakiler'in çeşitli gazete ve dergilerde yazıları yayımlanır. Bir süre televizyon kanallarında Türk cumhuriyetleri ve Türkçeyle ilgili programlar hazırlar. Şiir kitapları, antolojiler ve nesir kitapları kaleme alan Bakiler'e kitapları ve televizyon programları dolayısıyla ödüller verilir. Hisar dergisi sairleri arasında yer alan Bakiler, günümüzde özel bir gazetede köse yazıları yazmaktadır.Yavuz Bülent Bakiler'in ?Harman? adlı eserinin biçim ve içerik açısından incelendiği bu çalışmada, yedi bölüm halinde tasnif edilen yüz yirmi şiir çeşitli yönlerden değerlendirilmiştir. Biçim ve içerik ana baslıkları altında belirtilen alt baslıklar, şiirler için değerlendirme unsurlarını oluşturmuştur. Bu değerlendirme neticesinde Bakiler'in şiire bakısı, şairliği; tema olarak hangi duygular, hangi kavramlar, hangi konular üzerinde durduğu ortaya koyulmaya çalışılmıştır.Anahtar Kelimeler: Yavuz Bülent Bakiler, Harman, Şiir, Biçim, İçerik, İnceleme
Beyânü'l-Hak (1-3. ciltler): İnceleme-edebiyat ve eğitimle ilgili metinlerin irdelenmesi
Dergi incelemesi, araştırmacıların üzerinde çalıştıkları konular için ilk elden malzeme ve bilgi sunması bakımından oldukça önemlidir. Ayrıca dergiler, yayımlandıkları yılların siyasi, tarihi ve sosyal yönleri başta olmak üzere bütün yönlerini bilmemiz ve tanımamız bakımından önemli kaynaklarıdır.Bu çalışma 1908-1912 tarihleri arasında yayın hayatında kalan, Şehrî Ahmet Efendi'nin sahibi olduğu, Mustafa Sabri Efendi'nin başyazarlığını yaptığı, haftalık periyotla çıkan Beyânü'l-Hak dergisinin 1-3. Cilt, 1-78. sayılarını içermektedir. Yayımlandığı dönemin alt-üst oluşlarını yansıtmanın yanı sıra ilmî, edebî ve siyasi yönüyle de Beyânü'l-Hak dergisi incelenmeyi hak eden bir yayın organıdır.Çalışma, ?giriş?, ?inceleme? ve ?seçilmiş metinler?den oluşmaktadır. Giriş kısmında, dönemin siyasi ve sosyal olayları ve kültür hayatı hakkında bilgiler verilmiştir. İnceleme kısmında Beyânü'l-Hak dergisinin başyazarı Mustafa Sabri Efendi hakkında bilgiler verilmiş, derginin şekil ve muhteva özellikleri üzerinde durulmuştur. Buna ek olarak bu bölümde yazılar, yazar adına ve konularına göre tasnif edilmiştir. Seçilmiş metinler bölümünde ise ilgililer için faydalı olacağına inanılan, edebiyat ve eğitimle alakalı yazılar günümüz Türkçesine aktarılarak sunulmuştur.Anahtar Kelimeler: Beyânü'l-Hak, Medrese, Matbuat, Mustafa Sabri Efendi.
Rıfat Ilgaz'ın ?Bacaksız'ın Başından Geçenler? adlı hikâye serisindeki eserlerin çocuğa görelik ilkesi açısından incelenmesi
Çocuk edebiyatı, özellikle son otuz yılda çok önemli bir gelişme göstermiş, bu bağlamda Türk ve Dünya edebiyatının tanınmış yazar ve şairleri çocuklara hitap eden eserler kaleme almışlardır. Türk edebiyatında özellikle Hababam Sınıfı adlı eseriyle büyük bir şöhrete kavuşan Rıfat Ilgaz'ın çocuklar için kaleme aldığı bir dizi hikâye kitabı da bulunmaktadır. Söz konusu seri hikâye kitaplarının adı ?Bacaksız'ın Başından Geçenler?dir.Rıfat Ilgaz'ın Bacaksız'ın Başından Geçenler? adlı bu serisi ilkokul çağındaki çocuklar için yazılmıştır. Bu çalışmada Bacaksız'ın Başından Geçenler? adlı serideki hikâyelerin çocuğa görelilik ilkesi açısından incelenmesi yapılacaktır. Bu çerçevede öncelikle serideki hikâye kitaplarının özetleri verilecek, daha sonra söz konusu hikâye kitapları dil ve üslup, konu ve tema, iletiler, kahramanlar, resimler ve anlatıcı gibi çocuğa görelilik ilkeleri açısından incelenecektir.Anahtar Kelimeler: Rıfat Ilgaz, Bacaksız'ın Başından Geçenler, Çocuğa Görelik İlkesi, İnceleme.
Nur İçözü'nün çocuk kitaplarındaki kişilerarası çatışmalar ve çatışma çözme süreçleri
İnsan ilişkilerinde birçok sebepten kaynaklanan çatışma sürecine çocuk edebiyatı ürünlerinde de rastlanılmaktadır. Çatışma süreciyle kitapta karşılaşan çocuk için çatışmanın sebebi, çözme biçim ve sonucu da önemlidir. Çocuğun edebi ürünlerde karşılaştığı çatışma süreçlerini iletişim halinde bulunduğu bireylere aktarması ve uygulaması da olasıdır. Bu bağlamda araştırmada; Nur İçözü'nün kaleme aldığı eserlerdeki kişilerarası çatışma çözme süreçlerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma, nitel araştırma yöntemlerinden doküman incelemesi ilkeleri dikkate alınarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın evreni, Nur İçözü'nün çocuklar için yazdığı eserler bütününden oluşmaktadır. Nur İçözü'nün eserleri, çocuk edebiyatının temel ilkelerine göre ele alınıp Johnson ve Johnson'ın çatışma çözüm biçimlerine göre incelenmiştir. İncelenen eserlerde çatışmaya ilişkin algıların ve çatışma çözme becerisinin oluşma süreçleri değerlendirilmiştir. Değerlendirilme sürecinde ulaşılan bulgular, çocuk yazını ölçütleri ışığında bilimsel bir nedenselliğe dayandırılarak belirtilmiştir. Analiz sonucunda elde edilen bulgulara göre; Nur İçözü'nün kaleme aldığı 57 eser incelenmiş, incelenen eserlerden 46'sında kişilerarası çatışmaya rastlanılmıştır. Kişilerarası çatışmaya rastlanılan eserlerde daha sık olarak çatışmaların "karşılanmayan psikolojik gereksinimler" den kaynaklandığı, iş birliği ve güç kullanma çözüm biçimi kullanıldığı ve çatışma çözme sonuçlarının (ilkokul düzeyi eserlerde=%65,9 kazan-kazan; ortaokul düzeyi eserlerde=%41,4 kazan-kazan) kazan-kazan ile sonuçlandığına ulaşılmıştır. Eserlerdeki kişilerarası çatışmaların kazan-kazan ile sonuçlanması, bireylerde istenilen yapıcı çatışma çözme yaklaşımına uygun olarak işlendiğini göstermektedir. Eserlerde yer alan çatışmaların yoğunluğu ve çözüm süreci bu eserlerin bireyde bilişsel ve duyuşsal gelişimine katkı sağlayacak nitelikte olduğunu ortaya koymaktadır.
Gülten Dayıoğlu'nun romanlarında şiddet olgusu üzerine bir inceleme
Günlük hayatta her alanda karşımıza çıkması olası olan şiddet olgusuna çocuk edebiyatı ürünlerinde de rastlanılmaktadır. Şiddet olgusu ile kitap aracılığıyla karşılaşan çocuk için şiddetin şekli ve sonucu önemlidir. Çocuğun edebi ürünlerde karşılaştığı şiddetin çocuk gerçekliğine göre sunulması gerekir. Bu araştırmada, günümüz çocuk edebiyatının en çok çocuk okurla buluşan yazarlarından biri olan Gülten Dayıoğlu'nun çocuk kitaplarında yer alan şiddet olgusunu incelemek amaçlanmıştır. Araştırmanın evrenini Gülten Dayıoğlu'nun çocuklar ve gençler için yazdığı romanlar oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi nitel araştırma yaklaşımı içinde yer alan amaçlı örnekleme yöntemlerinden "ölçüt örnekleme" yoluyla belirlenmiştir. Buna göre incelenecek kitapların belirlenmesinde "kitapların dokuz-on iki yaş çocuklarına ve gençlere seslenmesi ve şiddet sorununa yer vermesi ölçüt olarak belirlenmiştir. Araştırmanın örneklemini yazarın çocuk romanları ve gençlik romanları başlığı altında yazdığı yirmi beş kitap oluşturmaktadır. Araştırmanın veri kaynağını incelenen çocuk romanları oluşturmaktadır. Veriler doküman analizi yöntemiyle toplanmıştır. Doküman analizi yoluyla toplanan verilerin çözümlemesinde nitel araştırmalarda sıklıkla kullanılan içerik çözümlemesi kullanılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde, her araştırmaya uygun geliştirilmiş ya da standart hale getirilmiş kategoriler olmamakla birlikte bu çalışmada daha önce yapılmış kuramsal çalışmalarda yer alan kategorilerden yararlanılmıştır. Çalışmada kullanılan şiddet ile ilgili kodlama formunun hazırlanmasında Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti tarafından ortak yürütülen Aile İçi Şiddetle Mücadele Projesinden yararlanılmıştır. Bu çalışmada 'şiddet' kavramı ana kategori olarak kabul edilmiştir. Alt kategorileri ise psikolojik şiddet, cinsel şiddet, ekonomik şiddet, fiziksel şiddet, parasına el koyma, sözel kavga, bilgiye erişimi engelleme, kimse ile görüştürmeme ve ana-baba ile görüştürmeme olarak "şiddet türleri" oluşturmuştur. Bu projede yer alan şiddet türlerine ek olarak kitaplarda karşımıza çıkan ve burada yer alan kategorilere girmeyen şiddet türleri "diğer" başlığı altında ele alınmıştır. Belirlenen kategorilere göre; Gülten Dayıoğlu'nun kaleme aldığı 25 eser incelenmiş, incelenen eserlerin tamamında toplam 446 şiddet ifadesi belirlenmiştir. Elde edilen bulgulara göre kitaplarda en fazla % 70 oranında psikolojik şiddeti yansıtan ifadeye rastlanmıştır.
11. sınıf öğrencilerine ait öyküleyici metinlerin bağdaşıklık ve tutarlılık açısından incelenmesi
Araştırmanın amacı, 11. sınıf öğrencilerinin öyküleyici anlatımlarında bağdaşıklık ve tutarlılık oluşturma başarılarının hangi düzeyde olduğunu belirlemek ve bu başarı düzeyinde okul türleri, ailenin gelir düzeyi, cinsiyet, öğrencinin okuduğu kitap sayısı ve sosyal medyada yazışma süresi değişkenlerinin bir farklılık oluşturup oluşturmadığını incelemektir. Araştırmanın örneklemini 2011- 2012 öğretim yılında Zonguldak il merkezinde türü farklı dört ortaöğretim kurumunun 11. sınıflarından rastgele seçilen 300 öğrenci oluşturmaktadır. Veri toplama araçları kişisel bilgiler anketi ve 11 seçenekten oluşan yazma konularıdır. Veri çözümleme araçları, Öyküleyici Anlatım Bağdaşıklık Değerlendirme Ölçeği ve Öyküleyici Anlatım Tutarlılık Değerlendirme Ölçeği (Coşkun, 2005)'dir.Araştırmanın sonuçlarına göre, 11. sınıf öğrencilerinin öyküleyici anlatımlarında bağdaşıklık araçları kullanım ortalaması öğrenci (kâğıt) başına 30,80'dir. Öğrencilere ait öyküleyici metinlerde bağdaşıklık araçlarından dördünün incelendiği bu araştırmada 11. sınıf öğrencilerinin bağdaşıklık araçları kullanım ortalaması sırasıyla şu şekilde bulunmuştur: Bağlama ögeleri (13,24), gönderim (11,67), eksiltili anlatım (5,69) ve değiştirim (1,69)'dir. Araştırmanın sonuçlarına göre, öğrencilerin bağdaşıklık oluşturma düzeyi ile okul türü, cinsiyet, öğrencinin okuduğu kitap sayısı, sosyal medyada yazışma süresi değişkenleri arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık oluştuğu; ailenin gelir düzeyinin farklılık oluşturmadığı tespit edilmiştir. Öğrencilerin tutarlılık puanı ortalaması 5 üzerinden 1,87 olarak bulunmuştur. Araştırmanın alt probleminde yer verilen okul türü, cinsiyet, ailenin gelir düzeyi, öğrencinin okuduğu kitap sayısı, sosyal medyada yazışma süresi değişkenleri ile öğrencilerin tutarlılık oluşturma başarıları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık olduğu tespit edilmiştir.Araştırmanın sonuçlarına göre, 11. sınıf öğrencilerinin öyküleyici metinlerinde bağdaşıklık ve tutarlılık oluşturmada önemli sorunlar yaşadıkları görülmüş ve tespit edilen sorunlar örnek metinler üzerinde nitel değerlendirme yapılarak ortaya konmuştur.
Bartın yöresinden derlenmiş atasözleri ile deyimlerin tematik açıdan değerlendirilmesi
"Bartın Yöresinden Derlenmiş Atasözleri İle Deyimlerin Tematik Açıdan Değerlendirilmesi" başlıklı çalışmamız, Bartın il sınırları içinde yer alan merkez ilçe, ilçeler, kasabalar ve köylerde halk dilindeki atasözü ve deyimlerin tematik açıdan derlenerek incelenmesinden oluşmaktadır. Her dilde atasözleri ve deyimler vardır. Toplum bilimi, ruh bilimi, eğitim bilimi, ekonomi, felsefe, tarih, ahlâk, folklor gibi birçok konuları ilgilendiren ve birçok yönden inceleme konusu olmaya değer olan bu millî söz varlıkları deyiş güzelliği, anlatım gücü, kavram zenginliği bakımından çok önemli dil yapılarıdır. Dilde yaşayan unsurların başında gelen atasözü ve deyimler, kullanıldığı bölgenin özelliklerini gerek ses gerekse kelime değişimleri olarak göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Atasözü, deyim, Bartın, tematik sınıflandırma, halk kültürü.
Yabancılara Türkçe öğretiminde kelime ağı oluşturma yönteminin öğrencilerin yazma becerisi ve motivasyonuna etkisi: Mısır örneği
Yabancılara Türkçe öğretiminde dört temel beceriden biri olan yazma eğitimi, hem öğretmenler hem de öğrenciler için zorlu bir süreçtir. Bu durumun birçok sebebi bulunmaktadır. Özellikle yazma aşamasında beynin fonksiyonlarının yeterli miktarda kullanılamaması ve tek boyutlu düşünme yazma becerisinde başarıyı düşüren sebeplerin başında gelir. Ayrıca öğrencilerin yazmaktan korkmaları, yazmak için motivasyonlarının düşük olması da yazma becerisinde başarıyı olumsuz etkiler. Bu çalışmada, yazma öncesi kullanılabilecek yöntemlerden biri olan kelime ağı oluşturma yönteminin yabancı dil olarak Türkçe öğrenen bireylerin yazma becerisi akademik başarısına ve motivasyonlarına olumlu bir etki yapıp yapmadığı incelenmiştir. Öncelikle geniş bir alan olan yabancılara Türkçe öğretiminin önemi, tarihi ve Türkçe öğretim merkezleri hakkında bilgi verilmiştir. Mısır'da Türkçe öğretimine ayrıca değinilmiş, burada faaliyet gösteren Türkçe öğretim merkezleri ve üniversitelerdeki Türkoloji bölümleri anlatılmıştır. Yabancılara Türkçe öğretiminde yazma eğitimi ve karşılaşılan sorunlar incelendikten sonra "kelime ağı oluşturma" yöntemi yurt içi ve yurt dışında yapılan çalışmalardan hareketle tanıtılmıştır. Yunus Emre Enstitüsü Kahire Türk Kültür Merkezinde B2 seviyesindeki yirmi yedi öğrenciye altı haftalık deneysel uygulama yapılmıştır. Uygulama süresinde deney grubuna kelime ağı oluşturma yöntemiyle kompozisyonlar yazdırılmış, yöntemin yazma becerisi akademik başarılarına ve motivasyonlarına etkisi ortaya çıkarılmıştır. Ön test ve son test kompozisyon puanlarının istatistiksel olarak karşılaştırılması sonucu deney grubu lehine anlamlı bir fark elde edilmiştir. Böylece kelime ağı oluşturma yönteminin, yazma becerisini olumlu yönde etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Deneysel uygulama sonucunda deney grubundan elde edilen öğrenci görüşleri analiz edilerek kelime ağı oluşturma yöntemiyle kompozisyon yazmanın öğrencilerin motivasyonlarını ne yönde etkilediği ortaya çıkarılmıştır. Öğrenci görüşlerinden ulamlar oluşturulmuş, ardından frekans ve yüzde tanımlayıcı istatistikleri kullanılarak öğrenci görüşleri yorumlanmıştır. Elde edilen sonuca göre kelime ağı oluşturma yöntemi, yazma becerisi akademik başarısını artırmış, ayrıca genel olarak öğrencilerin motivasyonlarını olumlu etkilemiş ve yazma sürecinde kendilerini daha rahat hissetmelerini sağlamıştır.
The evaluation of application level of constructivist approach for Turkish lessons in the secondary school (Sample of Zonguldak city)
The aim of this research is to evaluate whether or not teachers having Turkish classes at the secondary schools which place in Zonguldak city centre and Kozlu county town adopt process evaluation for data construction, exhibit proper behaviours for constructivist process while having activities done, and exhibit teacher roles adopting constructivist learning approach while trying to provide practice situations of method and techniques that are prepared in accordance with constructivism and four main language skills. In accordance with the research, a thirty eight point structured teacher observation form and thirty nine-question semi-structured interview forms, which were prepared by Metin Öztürk, were utilized. It was received permission from Metin Öztürk for usage these forms. Also, forms were introduced by taking three expert opinions. Socio-cultural structure of Zonguldak had an effect on determining the schools for lesson observation. Features like seniority, age, gender, and educational background were taken into consideration for choosing the teachers. It was also recevied approval from Zonguldak Governship after taking necessary permissions from teachers and school directors. Eighty hours lesson observation was performed as observing ten hours lesson of eight teachers. Datas obtaining in consequence of interviews with teachers personally and lesson observations were interpreted with respect to professional seniority, educational background, gender variables. In consequnces of observation and interviews, it was obtained the results that process evaluation methods are not applied enough, the behaviours consonant with constructivist process are partially exhibited while having activites performed, methods and techniques being prepared in accordance with constructivism are partially managed, constructivist teacher roles are also partially exhibited. Key Words: Constructivism, Turkish Education, Teacher Opinions, Conventional Education.
Çocuk Haftası dergisinin çocuk edebiyatı açısından incelenmesi
Çocuk eğitiminde kullanılan kaynaklar nitelik ve nicelik açısından büyük önem taşımaktadır. Belirli bir amaç doğrultusunda kullanılan kaynağın ulaşılmak istenen hedefe ve hitap ettiği kesimin özelliklerine uygun olması gerekmektedir. Aksi durumda hitap ettiği kesime birtakım özellikler ve değerler aktarmak maksadı ile hazırlanan kaynağın istenilen hedefe istenilen şekilde ulaştıramaması ya da hedefe ulaştırırken istenmeyen sonuçlar doğurması söz konusu olur. Bu nedenle çocuk edebiyatı alanında kullanılan kaynakların incelenmesi ve özelliklerinin ortaya çıkarılması önemlidir. Bu amaçla çocuk edebiyatı alanında yapılan taramalar neticesinde Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşundan sonra yayın hayatına başlayan çocuk dergilerinden Çocuk Haftası isimli derginin incelenmediği tespit edilmiştir. Çocuk Haftası Dergisinin Çocuk Edebiyatı Açısından İncelenmesi isimli çalışmada 1942-1950 yılları arasında Çocuk Haftası ismi ile yayınlanan derginin 375 sayısı incelenmiştir. Çocuk Haftası dergisi 1943–1950 yılları arasında 374 sayı, 1958–1964 yılları arasında 318 sayı yayınlanan bir çocuk dergisidir. Derginin ilk sayısı 30 Ekim 1942 yılında yayınlanır fakat bu tarihten 2 Ocak 1943 tarihine kadar bir daha yayınlanmaz. Çocuk Haftası Dergisinin Çocuk Edebiyatı Açısından İncelenmesi isimli çalışmada Çocuk Haftası'nın 30 Ekim 1942 tarihinde yayınlanan tek sayısı ve 1943-1950 yılları arasında yayınlanan 374 sayısı incelenmiştir. İnceleme doküman incelemesi yöntemi ile yapılmıştır. Derginin eserlerinin yazar adına göre fihristi oluşturulmuş ve eserler edebi türlere göre sınıflandırılmıştır. Çocuk edebiyatı kaynaklarından elde edilen çocuk edebiyatı eserlerinde bulunması gereken özellikler ölçüt alınarak derginin eserleri değerlendirilmiştir. Değerlendirmeler sonucunda Çocuk Haftası dergisinde çocuk edebiyatı özelliklerine uygun olmayan eserler bulunduğu görülmüştür.
2006 ve 2015 Türkçe öğretim programlarında kullanılan fiillerin yenilenmiş bloom taksonomisine göre sınıflandırılması
Öğretim programları bir dersin işlenişinde büyük önem taşımaktadır. Ülkemizde öğretim programları Millî Eğitim Bakanlığı tarafından hazırlanmaktadır. Bu programlar çağın gereklerine uygun biçimde geliştirilmektedir. Çalışma buradan yola çıkarak Türkçe öğretim programında yer alan kazanımlarda, öğrencilerden beklenen Yenilenmiş Bloom Taksonomisindeki üst düzey bilişsel basamaklara çıkabilme durumunu belirlemek için yapılmıştır.Bu araştırma Türkçe öğretim programlarında yer alan fiillerin sınıflanması ve programa yeni fiillerin katılmasını amaçlamaktadır. Program kazanımlarında kullanılan fiiller sınırlı sayıda olup genellikle aynı kazanımların tekrarı ile devam etmektedir. Çalışmada Türkçe becerilerine yeni fiiller kazandırılmak ve bu fiillerin kullanımıyla öğrencilerin üst düzey bilişsel becerilere ulaşmasını sağlamak istenmektedir.Çalışmada "Yazılı Türkçenin Kelime Sıklığı Sözlüğü", "Türkçenin Sıklık Sözlüğü" ve "Türkçenin Ters Sıklık Sözlüğü" kullanılarak fiiller belirlenmiş ve bu fiiller A'dan Z'ye sıralanarak verilmiştir. Belirlenen ve eğitime kazandırılmaya çalışılan bu fiillerin yeni hazırlanacak olan programlarda kullanılması önerilmektedir. 2006 yılında okuma, dinleme, konuşma yazma ve dil bilgisi kazanımları, 2015 yılında ise sözlü iletişim, okuma ve yazma beceri alanları bulunmaktadır.2006 ve 2015 Türkçe öğretim programlarında bulunan kazanımlar Yenilenmiş Bloom Taksonomisine göre sınıflandırılarak, hangi basamaklarda çoğaldığı belirlenmiştir.Çalışmanın sonucunda programlardaki kazanımların çoğunun uygulama basamağında yoğunlaştığı ve yazma beceri alanı dışında yaratma basamağına fazla yer verilmediği görülmüştür.Çalışmada 2006 ve 2015 yılı Türkçe öğretim programları ele alınmıştır. Programlarda yer alan kazanımların üst düzey basamaklara yeterli oranda yer vermediği görülmüştür. Çalışmanın öneriler kısmında hazırlanacak olan Türkçe öğretim programlarında kullanılmak üzere sıklık sözlüklerinden faydalanarak bulunan fiiller tablo halinde sunulmuştur.
İlköğretim ikinci kademe öğrencilerinin yazılı ve sözlü anlatım becerilerinde kullandıkları söz varlığının araştırılması
Düşünme gücü, bireyin kelime hazinesiyle doğrudan ilgilidir. Kelime hazinesinin yetersiz kaldığı durumlarda öğrenme ve öğretme süreci de aksayacaktır. 2005 Türkçe öğretim programıyla uygulamaya konan yeni yöntem ve yaklaşımlar çerçevesinde okullarımızda, Türkçe derslerinde öğrencilerin mevcut kelime hazinelerini, dört temel dil becerisiyle etkin şekilde kullanmaları amaçlanır. Bu çalışmada, ilköğretim ikinci kademe öğrencilerine belirli konularda konuşma ve yazma etkinlikleri uygulanarak öğrencilerin mevcut söz varlıklarının tespit edilmesi ve becerilere göre kıyaslanması amaçlanmıştır. Kavram olarak değerler eğitimindeki "Sevgi, Saygı, Sorumluluk, Adalet, Yardımseverlik, Doğruluk Dürüstlük, Güven, Özgüven, Hoşgörü, Alçak gönüllülük, Empati, Kanaatkârlık, Çalışkanlık, Sabır" kelimelerinden faydalanılmıştır. Bu çalışma kapsamında dört aşamalı etkinlik yapılmıştır. İlk olarak öğrencilere hazırlıksız konuşma, hazırlıksız yazma, daha sonra hazırlıklı konuşma, son olarak da hazırlıklı yazma çalışmaları yaptırılmıştır. Çalışmada sonuç olarak öğrencilerin kendilerini ifade ederken sözlü dil becerilerinde, yazılı dil becerilerine kıyasla zayıf kaldıkları belirlenmiştir. Bireylerin kendilerini düzgün ve yeterli ifade edebilmesi için zengin bir söz varlığına sahip olmaları gerekmektedir. Sözlü ifade gücünün gelişimi için ise okullarda ders içi uygulamalarda konuşma etkinliklerine özellikle yer verilmelidir. Literatür taraması sonucu uygulamaya dayanan bu çalışma gibi çalışmaların çok az olduğu belirlenmiştir. Kaynak incelemesi gibi çalışmalar yerine uygulamaya dayalı çalışmaların artırılması mevcut durumun somut olarak ortaya konması için bir basamak olacaktır.
Millî edebiyat dönemi romanlarının(1911 - 1923) insani değerler ve Türkçe eğitimine katkıları bakımından incelenmesi
Bu çalışmada, Millî Edebiyat Dönemi "insan" temi etrafında ele alınmış ve dönem romanlarının Türkçe Eğitimine katkıları üzerinde durulmuştur. Araştırma, tarama modeli şeklindedir. İncelemeye esas alınan yapıtlar, belirlenen sınırlılıklar çerçevesinde tek tek incelenmiş ve çalışma süresince ulaşılan yargılar, yeri geldikçe ortaya konulmuştur. Bu eserlerde, insanın bir yandan olgun ve güçlü duruşuyla, bir yandan da zaaf ve eksiklikleriyle ele alındığı görülmüştür. Dönemin canlı bir panoroması olan insanın ele alınışında "Siyasi tercihlerin, kişisel önyargıların, toplumsal değer yargıların, beşeri eğilimlerin, duygu ve düşünce iklimindeki algılamaların, yaşanmışlıkların ve yaşanacaklara duyulan kaygıların" etkili olduğu görülmektedir. Dönem romanları aynı zamanda değerler eğitimi ve temel dil becerileri yönünden de irdelenmiştir. İncelemeye dâhil edilen yapıtların, değerlerin tanınması, kavratılması ve dil becerilerinin geliştirilmesi konularında Türkçe eğitimine katkı sağlayacağını söylemek mümkündür. Anahtar Kelimeler: Millî Edebiyat Dönemi, insan, değerler eğitimi, temel dil becerileri
Yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde kullanılan "Yedi iklim Türkçe Öğretim Seti"nin çoklu zeka kuramı açısından incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde kullanılan "Yedi İklim Türkçe Öğretim Seti"ni Çoklu Zekâ Kuramı açısından incelemektir. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden doküman inceleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini set içerisindeki ders, çalışma ve öğretmen kılavuz kitapları (A1, A2, B1, B2, C1, C2) oluşturmaktadır. Araştırmada ders ve çalışma kitaplarındaki tüm etkinlikler incelenerek hangi zekâ alanlarına hitap ettikleri belirlenmiş ve toplam zekâ alanları içindeki yüzdelikleri bulunmuştur. Öğretmen kılavuz kitaplarında ise tüm yönlendirici ifadeler ve ek etkinlikler incelenerek hangi zekâ alanlarına hitap ettikleri belirlenmiş ve toplam zekâ alanları içindeki yüzdelikleri bulunmuştur. Daha sonra setin ders, çalışma ve öğretmen kılavuz kitapları A, B ve C seviyeleri şeklinde gruplandırılmış ve gruplar içerisindeki zekâ alanlarının yüzdelikleri hesap edilmiştir. Araştırmanın devamında ders, çalışma ve öğretmen kılavuz kitaplarındaki her bir zekâ alanının hangi seviyede yüzde kaç kullanıldığı hesap edilerek, zekâ alanlarının seviyeler arasındaki yüzdelikleri karşılaştırılmıştır. Araştırmanın sonucunda, Yedi İklim Türkçe Öğretim Seti'nin genelinde en fazla sözel-dilsel zekâ alanının kullanıldığı fakat bireysel farklılıkları temel alan Çoklu Zekâ Kuramı kapsamındaki sekiz zekâ alanına sette eşit derecede yer verilmediği tespit edilmiştir.
Ortaokul (6, 7, 8) Türkçe ders kitaplarındaki metinlerin anlam yapısı ile bunlara ilişkin öğretmen görüşleri ve öğrencilerin özyeterlik algıları
Bu araştırmanın amacı; 6, 7 ve 8. sınıf Türkçe ders kitaplarındaki metinleri anlam bilim yöntemleriyle incelemek; metinlerin sözcük anlam bilimi, tümce anlam bilimi ve edim bilim açısından yapısına ilişkin öğretmen ve öğrenci görüşlerini belirlemek; bu metinlerin 2006-2007 eğitim-öğretim yılında uygulanmaya konulan Türkçe programı ile uygunluğunu belirlemektir. Araştırmanın ilk aşamasında ders kitaplarındaki metinler; başta anlam bilim olmak üzere dil bilimi, yazın bilimi, gösterge bilimi ve edim bilimi yöntem ve teknikleri ile çözümlenmiş; yapısal ve anlamsal özellikleri belirlenmeye çalışılmıştır. Bu aşamada ilk olarak ilgili metinlerin söz varlıkları sözcük anlam bilimi açısından ele alınmış, metinler içerisindeki göstergelerin anlam özellikleri belirlenip bunların metinlerin söz varlıklarındaki oranı, kullanım sıklıklarının yoğunlukları belirlenmeye çalışılmıştır. Tespit edilen kullanım düzeylerinin kitapların söz varlıklarındaki yerleri sınıf değişkeni açısından ele alınmış ve karşılaştırmalı olarak yapısal özellikleri belirlenmeye çalışılmıştır. Bu ilk aşamada ikinci olarak ders kitaplarındaki tümcelerin, tümce anlam bilimi açısından türleri belirlenmiş ve bu tümcelerin yine sınıf değişkeni açısından kitaplardaki dağılımı, yapısal etkileri tespit edilmiştir. Araştırmanın bu ilk aşamasında son olarak ders kitaplarındaki metinlerden alınan konuşma dilinin yansıması olan sözceler, edim bilim açısından ele alınmış, ilgili sözcelerin türleri tespit edilmiştir. Düzsöz, edimsöz ve etkisöz çerçevesinde ele alınan sözcelerin metin türleri ve sınıf değişkeni açısından ortaya koyduğu iletişimsel ve metinsel roller belirlenmeye çalışılmıştır. Bu noktada sözcelem durumlarının metnin yüzeysel yapısında somutlaşma şekilleri, bağlam ve alımlayıcı da dikkate alınarak yorumlanmıştır. Araştırmanın ikinci aşamasında ders kitaplarındaki metinlerin anlam yapılarına ilişkin öğrenci görüşlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla 31 maddeden oluşan beşli Likert tipi bir ölçek hazırlanmış ve bu ölçek Malatya ilindeki beş eğitim bölgesinden seçilen 15 ortaokulda 6, 7 ve 8. sınıf öğrencilerine uygulanmıştır. Okullar belirlenirken sosyoekonomik yapı farkı gözetilmiş ve her bölgeden sosyoekonomik açıdan alt, orta ve üst olmak üzere üçer okul seçilerek beş eğitim bölgesinde toplam 15 ortaokulda araştırma gerçekleştirilmiştir. Bu okullarda eğitim gören toplam 1.370 öğrenciye ölçek uygulanmış ve bu ölçeklerden 66 tanesi çeşitli sebeplerden dolayı geçersiz sayılmış ve 1.304 tanesi SPSS programına yüklenerek değerlendirmeye alınmıştır. Elde edilen bulgular benzer çalışmalar ile karşılaştırılarak çeşitli değişkenler açısından yorumlanmıştır. Araştırmanın son aşamasında ise Türkçe ders kitaplarındaki metinlerin anlam yapılarına ilişkin öğretmen görüşleri belirlenmeye çalışılmıştır. Bu noktada Malatya merkez ilçede görev yapan 30 Türkçe öğretmeninin görüşlerine başvurulmuştur. Bunun için nitel desende oluşturulmuş yarı yapılandırılmış 6 maddelik bir ölçek hazırlanmış ve hazırlanan ölçek ile öğretmenlerin görüşleri alınmaya çalışılmıştır. Öğretmenlerin görüşleri araştırmacı tarafından bilgisayar ortamına aktarılmış ve NVivo programında içerik analizi yapılarak ders kitaplarının anlam yapılarına ilişkin Türkçe öğretmenlerinin görüşleri tespit edilmeye çalışılmıştır. Araştırma, ana dili eğitiminde kullanılan en önemli materyallerden biri olan ders kitaplarındaki metinlerin anlam yapılarının sözcük, tümce ve sözce boyutlarında belirli bir çerçeve belirlemesi açısından önemlidir.
Mustafa Ruhi Şirin'in şiirlerinin Türkçe öğretimi bağlamında tema ve iletiler açısından incelenmesi
Türk toplumunun dünya görüşünü ortaya koymada Türkçe'nin büyük önemi vardır. Bu noktada Türkçe öğretimi ifade kabiliyetini geliştirmek, yaşamın inceliklerini görmek ve sağlam temellere dayanan kültür hazinemizi öğrenmek açısından son derece hayatidir. İlköğretim seviyesinden itibaren başlanan Türkçe öğretimi sağlam bir dil yapısı oluşturmak adına ilk profesyonel temeli teşkil eder. Türkçe dersi, bilgi vermekten çok beceri kazandırmaya, teoriden çok uygulamaya dayalı olmak zorundadır. Bunu gerçekleştirmek için de nitelikli Çocuk edebiyatı ürünlerine ihtiyaç vardır. Bu çalışma, günümüz Çocuk edebiyatı sanatçılarından Mustafa Ruhi Şirin'e ait sekiz adet şiir kitabında yer alan şiirlerin ortaokul 6,7,8. sınıflar Türkçe Dersi Öğretim Programı gözetilerek Türkçe öğretimi bağlamında tema ve iletiler açısından incelenmesinden oluşmaktadır. Anahtar Kelimeler: Mustafa Ruhi Şirin, Türkçe Öğretimi, Şiir, Tema, İleti, İnceleme
Mevlâna İdris Zengin'in hikâye ve masallarındaki iletiler ve bu iletilerin Türkçe eğitimi açısından incelenmesi
İleti, verilmek istenilen mesaj ya da yazı veya sözle anlatılması amaçlanan duygu düşüncedir. Mevlâna İdris Zengin, hikâye ve masallarıyla çocuklar için edebiyat yapan yazarlardan biridir ve kaleme aldığı masalları ileti açısından zengindir. Mevlâna İdris; hikâye ve masallarında okuruna ferdi, içtimai, ahlaki, dini, milli ve evrensel konularda iletiler vermektedir. Taşımış oldukları amaçlara göre; çocuğun sosyal hayatı, kişisel gelişimi, tabiat ve hayvanlar, dini ve milli gelişim, savaş karşıtlığı ve dünya barışı, aile hayatı, okul ve eğitim, teknolojinin yersiz kullanımı ve kapalı iletiler olarak sınıflandırıldı. Mevlâna İdris'in hikâye ve masallarında çocuğun sosyal hayatına dair iletiler, diğer iletilere oranla daha fazla kullanılmıştır. Mevlâna İdris'in masal ve hikâyelerindeki iletiler incelendiğinde pek çok iletinin çocuğa uygun olduğu, bazılarının da çocuğa göre olmadığı görülmektedir. Bunun yanında yazarın hikâye ve masalları dışında kalan bazı eserlerindeki iletiler de incelenmiştir. Mevlâna İdris'in eserleri Türkçe dersi temaları ve kazanımlarına elverişlidir; ancak MEB tarafından basılan yazarın, Türkçe ders kitaplarındaki masalları, düzenlenerek aslından uzaklaşmış ve iletiler bakımından zayıflamış olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Mevlâna İdris Zengin, İleti, Çocuk edebiyatı, Hikâye, Masal, Türkçe eğitimi, İnceleme.
Türkçenin yabancı dil olarak öğretimi tarihinde Arthur Lumley Davids'in "A Grammar of the Turkish Language" adlı eseri üzerine bir inceleme
Batı dünyasında, Doğu'yu tanıma çabaları bir hayli eskiye gitse de özellikle XIII. yüzyıldan beri oryantalist / şarkiyatçı temelde yoğunlaşan bir ilgi oluştu. Savaş ortamının dışında ilmi endişelerin beslediği bir tecessüsün mahsulü olarak Türklerin dili ve kültürü Batı'da artan bir ilgiyle araştırma konusu haline geldi. Batı dünyasında Türk dili üzerine yapılan çalışmalar özellikle XIX. yüzyılda ilmi bir çerçevede ele alınmaya başlandı. Çalışmamıza esas teşkil eden İngiliz oryantalist Arthur Lumley Davids'in "A Grammar of the Turkish Language" adlı eseri de bu yaklaşımla XIX. yüzyılda kaleme alınmıştır. Yahudi asıllı genç İngiliz oryantalist Arthur Lumley Davids, Batı'da kendisinden önce yazılmış eserlerdeki malumattan da yararlanarak Türkçenin gramer (sarf ve nahvi)ini yazmıştır. Lumley bu kadarla yetinmemiş, kitabının baş tarafına seksen sayfa tutarında Türklerin tarih, dil ve medeni¬yetine dair bilgi ihtiva eden bir bölüm koymuştur. Lumley, çağdaşı oryantalistlerde rastlanan bir yaklaşımla kitabının sonuna Türkçe şiir ve metinler de ilave etmiştir. A Grammar of the Turkish Language, XX. yüzyılın başlarından itibaren Türk fikir çevrelerinde de kendinden söz ettirmiştir. Anahtar Kelimeler: Arthur Lumley Davids, A Grammar of the Turkish Language Gramer, Türk, Türkoloji
7. sınıf öğrencilerinin hazırlıksız konuşma becerileri üzerine bir araştırma
Konuşma, insan olmanın en belirgin özelliği, düşünebildiğimizin de kanıtıdır. İnsanın sosyalleşmesini sağlayan konuşma, günlük hayatımızda büyük bir yer kaplamakta, en etkili iletişim kanalı olarak kullanılmaktadır. İletişimin doğru şekilde gerçekleşmesi ve iletişimde karşılaşılabilecek aksaklıkların önüne geçilebilmesi için konuşma eğitimine önem verilmelidir. İlköğretimden sonra çocuğun eğitim hayatına devam etmeyebileceği göz önünde bulundurulmalı, temel eğitim kurumlarında konuşma becerisi en etkili şekilde geliştirilmelidir. Bu durumun bilincinde olarak yapılan araştırmada ilköğretim yedinci sınıf öğrencilerinin hazırlıksız konuşma becerileri ortaya konulmuştur.Öncelikle öğrencilerin seviyesine uygun olarak konuşma konuları oluşturulmuştur. Konu belirlemesinde, İlköğretim Türkçe Dersi (6, 7, 8. Sınıflar) Öğretim Programı'ndan ve bu alandaki kaynaklardan faydalanılmıştır. Belirlenen otuz dokuz konu, on altı alan uzmanı tarafından ?Çok uygun. Uygun. Uygun olabilir. Uygun değil.? başlıklarıyla değerlendirilmiş ve uygun görülen on beş konu, 7. sınıf öğrencilerinin hazırlıksız konuşma becerilerinin araştırılmasında kullanılmıştır.Araştırma ile ilgili uygulamanın yapılacağı okullar belirlenmiş, bunun için gerekli izinler alındıktan sonra uygulamanın hangi ders saatinde, hangi sınıflarda yapılacağı planlanmıştır. Buna göre hazırlıksız konuşma uygulamalarına başlanmıştır. Her sınıfta on beş öğrenciye konuşma çalışması yaptırılmıştır. Ders öğretmeninin de yardımıyla, başarılı, az başarılı ve başarısız olmak üzere konuşacak öğrenci grupları oluşturulmuştur. İstekli öğrencilere öncelik tanınmıştır.Ölçme ve değerlendirme uzmanlarının görüşleri doğrultusunda bir sınıftaki öğrencilerin tamamına değil her sınıftan on beş öğrenciye konuşma yaptırılmıştır. Aynı sınıfta aynı konu üzerinde ikinci bir hazırlıksız konuşma yaptırılmamıştır. Konuşma konuları, uygulamanın yapılacağı anda öğrencilere verilmiş, onlardan kısa bir süre düşünmeleri istenmiş, öğrenciler hazır olduklarını söylediklerinde konuşmalarına başlamışlardır. Toplam yedi sınıfta on beşer öğrenciye ulaşılmıştır. Konuşamayacaklarını belirten öğrenciler çıkarıldıktan sonra doksan sekiz öğrencinin hazırlıksız konuşma uygulamaları araştırmada kullanılmıştır.İlköğretim Türkçe Dersi Öğretim Programı'nda bulunan konuşma değerlendirme ölçeği, yine aynı Program'da yer alan konuşma becerisine ait amaç ve kazanımlar doğrultusunda geliştirilmiş, hazırlıksız konuşma örnekleri buna göre nitel ve nicel olarak değerlendirilmiştir.Araştırma sonucunda öğrencilerin hazırlıksız konuşma becerileri yetersiz ya da kısmen yeterli olarak tespit edilmiştir. Konuşmalarda öğrenciler, Türkçenin dil bilgisi yapısına uygun cümle kurmada sıkça hataya düşmüş; düşüncelerini ifade edecek kelimeleri bulmakta zorlanmışlardır. Sık sık söz ya da cümle tekrarına düşen öğrenciler, konuşmalarını zihinsel bir planlama dâhilinde gerçekleştirememiştir. Üç dakikalık konuşma süresini öğrencilerin tamamına yakını dolduramamıştır. Öğrenciler olay ağırlıklı anlatımlara yer verirken ana düşünceye ulaşamamıştır.Öğrencilerin hazırlıksız konuşma uygulamaları nicel olarak değerlendirilmiş ve en yüksek puan yüz üzerinden elli iki olarak hesaplanmıştır. Bu uygulamalardan öğrenciler ortalama yüz üzerinden otuz sekiz puan almışlardır. Bu puanlar öğrencilerin, hazırlıksız konuşmadaki başarı düzeylerini açıkça ortaya koymaktadır.Elde edilen sonuçlar doğrultusunda hazırlıksız konuşma becerisinin önemine dikkat çekilerek programa, öğretmene, okula ve ailelere yönelik önerilerde bulunulmuştur.
İlköğretim okulu öğrencilerinin yazma kaygı ve tutukluğunun yazılı anlatım becerileriyle ilişkisi
İlişkisel tarama modelinin kullanıldığı bu araştırmada, ilköğretim okulları ikinci kademe (6, 7 ve 8.sınıf) öğrencilerinin yazma kaygı ve tutukluk düzeyleri çeşitli değişkenlere göre tespit edilmeye ve yazma kaygısı ve tutukluğunun öğrencilerin yazılı anlatımlarıyla ilişkisi ortaya konmaya çalışılmıştır.Araştırmanın evrenini 2008-2009 eğitim-öğretim yılında Ankara ili merkez ilçelerinde (Altındağ, Çankaya, Etimesgut, Gölbaşı, Keçiören, Mamak, Sincan ve Yenimahalle) öğrenim gören ilköğretim ikinci kademe öğrencileri oluşturmuştur. Evrenin tamamına ulaşılamadığı için alt, orta ve üst sosyoekonomik çevrelerde (Mamak, Yenimahalle, Çankaya) eğitim gören 450 öğrenci örneklem olarak seçilmiştir.İlköğretim ikinci kademe öğrencilerinin yazma kaygılarını belirleyebilmek amacıyla Daly ve Miller (1975) tarafından geliştirilmiş olan Yazma Kaygısı Ölçeği Türkçeye uyarlanarak kullanılmıştır. Uyarlama çalışması sonrasında, pilot uygulama verileriyle yapılan faktör analizi sonucunda Yazma Kaygısı Ölçeği'nin; toplam varyansın % 53'ünü açıklayan ve zevk alma, ön yargı, değerlendirilme kaygısı, yazdıklarını paylaşma olarak adlandırılabilen dört faktörden oluştuğu tespit edilmiştir.Yazma tutukluğunu ölçmek amacıyla ise Rose (1981) tarafından geliştirilmiş olan Yazma Tutukluğu Ölçeği'nin tutukluğu ölçen maddeleri Türkçeye uyarlanmış ve bunlara bir madde daha eklenerek kullanılmıştır. Pilot uygulama verileriyle yapılan faktör analizi sonucunda bu maddelerin, toplam varyansın yaklaşık % 43'ünü açıklayan tek bir faktörden oluştuğu tespit edilmiştir.Öğrencilerin yazılı anlatım başarılarını belirleyebilmek amacıyla onlara çeşitli konular verilmiş ve her öğrencinin bu konulardan birini seçerek bir kompozisyon yazması istenmiştir. Bu kompozisyonlar üç değerlendirmeci tarafından, İlköğretim Türkçe Dersi 6-8.Sınıflar Öğretim Programı'nda (2006) yer alan Yazılı Anlatım Değerlendirme Formu kullanılarak değerlendirilmiştir.Öğrencilerin yazılı anlatımlarının tutarlılık düzeyini belirleyebilmek amacıyla Bamberg (1984) tarafından geliştirilmiş olan Metin Tutarlılığı Bütüncül Puanlama Anahtarı Türkçeye uyarlanarak kullanılmıştır.Ölçeklerden ve kompozisyonlardan elde edilen veriler analiz edilirken, SPSS 11.5 paket programı kullanılmıştır.Araştırmada yazma kaygısıyla ilgili şu sonuçlara ulaşılmıştır: İlköğretim ikinci kademe öğrencilerinin önemli bir kısmının (% 45,5) yazma kaygısı düşüktür. Öğrencilerin yarıdan fazlasında orta düzeyde yazma kaygısı vardır. Yazma kaygısı yüksek öğrenci sayısı (% 2,2) azdır. Kızlar yazmaktan daha fazla zevk almaktadır ve erkeklerin yazma kaygısı kızlara göre daha yüksektir. Sınıf düzeyi yükseldikçe öğrencilerin yazma kaygısı artmaktadır. Yazılı anlatım ve Türkçe dersi başarısı yükseldikçe yazma kaygısının düştüğü belirlenmiştir. Evine düzenli gazete ve dergi giren öğrencilerin yazma kaygısı düşüktür. Günlük tutan öğrencilerin de yazma kaygılarının düşük olduğu tespit edilmiştir.Yazma tutukluğuyla ilgili sonuçlar şunlardır: İlköğretim ikinci kademe öğrencilerinin % 5'inde yazılı anlatım çalışmaları esnasında sıklıkla yazma tutukluğu olmaktadır. Öğrencilerin önemli bir kısmında (% 60) bazen ya da ara sıra da olsa yazma tutukluğu görülmektedir. Yazılı anlatım ve Türkçe dersi başarısı yükseldikçe yazma tutukluğunun azaldığı tespit edilmiştir. Metin tutarlılığı ile yazma tutukluğu arasında anlamlı yönde zayıf ama pozitif bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Evine düzenli dergi giren öğrencilerin daha az yazma tutukluğu yaşadıkları belirlenmiştir.Yazma kaygısı ile yazma tutukluğu arasında olumlu, orta düzeyde ve istatistiksel olarak da anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Yazma kaygısı ve yazma tutukluğuyla biçim, dil ve anlatım, yazım ve noktalama arasında olumlu, istatistiksel olarak anlamlı ancak düşük düzeyde bir ilişki olduğu belirlenmiştir.
Yabancılara Türkçe öğreten resmi kurumlarda dil bilgisi öğretimi
Yaptığımız bu çalışma, farklı devlet üniversiteleri tarafından yabancılara Türkçe öğretmek amacıyla Türk yazarlar tarafından hazırlanmış beş ders kitabının içlerinde yer alan dil bilgisi konuları, bu konuların veriliş sırası ve dil bilgisi öğretiminde kullanılan yöntemler bakımından değerlendirildiği bir araştırma örneğidir.Yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde, dört temel dil becerisini destekleyen en önemli unsurun dil bilgisi öğretimi olduğuna inanmaktayız. Bu yüzden çalışmamızda dilimizi yabancılara öğretmek amacıyla yazılan ders kitaplarında dil bilgisine verilen yeri, dil bilgisi konularının sıralanışını, dil bilgisi öğretiminin nasıl yapıldığını tespit etmeye çalıştık.Seçtiğimiz ders kitaplarında kullanılan yöntemleri inceleyerek, işlevsel -kavramasal yaklaşım ile hazırlanan, öğrencinin günlük hayatta doğru ve etkili iletişim kurmasını kolaylaştırmayı ve çabuklaştırmayı hedefleyen seçmeci yöntem ile dil öğretimi yapan ders kitaplarını tespit etmeye çalıştık. Amacımız, bu konuda yapılacak çalışmalara ışık tutmaktır.Ayrıca ders kitaplarında yer alan dil bilgisi konularının sıralanışı ve öğretimi, ADP'de belirtilen ?Dil Düzeylerine Yönelik Beklentiler? ve ?Dil bilgisi Doğruluk Düzeyleri? ne uygunluk bakımından değerlendirilmiştir.Bu inceleme sonucunda, ele aldığımız ders kitaplarının hepsinde dil bilgisine aynı ölçüde yer verilmediği, yöntem birliği olmadığı ve Ankara Üniversitesi Yeni- Hitit Serisi Yabancılar İçin Türkçe Dersleri (1?2?3) dışındaki ders kitaplarının ADP'ye uygun olarak hazırlanmadığı tespit edilmiştir.
Deyim ve atasözlerinin yabancılara Türkçe öğretiminde kullanımı üzerine bir araştırma
Bu araştırmada gelişen dünyada önemi daha da artan yabancılara Türkçe öğretimi alanında dilin önemli anlatım olanaklarından kabul edilen ve o dili konuşan toplumun kültürel değerlerini yansıtan, kuşaklar arasında kültür aktarımı sağlayan deyim ve atasözlerinin öğretim sürecine niçin, nasıl, ne kadar yer alması gerektiğinin bir takım dayanak ve örneklerle açıklanması amaçlanmıştır.Bu bağlamda, insanların hangi nedenlerle yabancı dil öğrendikleri sorgulanmış; tarihsel süreçte ve günümüz şartlarında deyim ve atasözlerinden dil öğretiminde yararlanma zorunluluğu ortaya konulmuştur. Tarihsel süreçte yabancılara Türkçe öğretimi alanında yapılan çalışmalar; yabancı dil öğretiminin temel, genel ilkeleri; yabancı dil öğretim yöntem ve teknikleri; yabancı dil öğretiminde kullanılan görsel ve işitsel materyaller araştırmanın temel amacı doğrultusunda irdelenmiştir. Yine araştırmanın temel amacı doğrultusunda Avrupa Dil Gelişimi Dosyası'nın, Türkiye Cumhuriyeti Millî Eğitim Bakanlığınca hazırlanan Türkiye Türkçesi Öğretim Programı'nın deyim ve atasözlerinin öğretimine yaklaşımı irdelenmiş; günümüzde yabancılara Türkçe öğretiminde yaygın olarak kullanılan ve örneklem olarak seçilen kitaplar deyim-atasözü varlığı, bunların öğretimine yaklaşımı bakımından değerlendirilmiştir.Yabancılara Türkçe öğretiminde kullanılabilecek deyim ve atasözlerinin belirlenmesinde bir ölçüt oluşturması bakımından örneklem olarak seçilen 6, 7, 8. sınıf Türkçe ders ve çalışma kitapları da atasözleri ve deyim varlığı açısından değerlendirilmiş; elde edilen bulgular yabancılara Türkçe öğretimi alanına aktarılmıştır.Yapılan çalışmalar sonucunda yabancılara Türkçe öğretiminde atasözü ve deyimlerin kültür aktarımının sağlıklı yapılabilmesi bakımından da öğretim sürecine mutlaka alınması gerektiği kanıtlanmış; bazı örnek uygulamalarla da bu alanda çalışanlara araştırmanın kaynak olması sağlanmıştır.ANAHTAR KELİMELER: Yabancılara Türkçe Öğretimi, Yabancı Dil Öğretimi, Atasözleri, Deyimler, Avrupa Dil Gelişimi Dosyası, Kültür Aktarımı
İlköğretim Türkçe ders kitaplarındaki soruların SBS Türkçe sorularıyla örtüşme düzeyi
Bu araştırmada SBS soruları ile ilköğretim ikinci kademe Türkçe ders kitaplarındaki etkinlikler ve sorular, Bloom' un bilişsel taksonomisine göre incelenmiştir.Araştırmada ?Tarama Metodu? kullanılmıştır. Önce konuyla ilgili literatür incelenmiş ve kurumsal bölüm oluşturulmuştur. Araştırmada Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu tarafından 2007-2008 öğretim yılında ilköğretim okullarının 6. ,7. ve 8. sınıflarında temel kaynak olarak kullanılmak üzere ilgili Tebliğler Dergisinde önerilen Türkçe ders kitapları ve SBS soruları incelenmiştir.Türkçe ders kitaplarının öğrencileri SBS' ye hazırlanma yönüyle yeterli olduğu SBS soruları ve Türkçe ders kitaplarındaki soruların bilişsel basamaklar dikkate alınarak hazırlanmış olduğu görülmüştür.
Çocuk kitaplarının dinleme becerisini geliştirme aracı olarak kullanılması
Bu araştırmada, çocuk kitaplarında yer alan çocuk edebiyatı açısından uygun olduğu varsayılan metinler ve böyle bir varsayımdan uzak metinlerin dinleme becerisine olumlu ya da olumsuz etkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla öncelikle çocuk edebiyatına uygun olan metinler ile mevcut Türkçe ders kitaplarında yer alan ve çocuk edebiyatına uygunluk koşulları taşımadığı varsayılan eserler belirlenmiştir. Daha sonra bu eserler aracılığıyla araştırma örneklemine dâhil edilen okullardaki yedinci sınıf öğrencilerine Türkçe derslerinde dinleme uygulamaları yapılmıştır.
Beşir Göğüş'ün Türkçe eğitimi ile ilgili eserleri ve Türkçe anlayışı üzerine bir inceleme
Dil, sürekli olarak değişen ve gelişen aynı zamanda toplumlar arası iletişimi sağlayan önemli bir varlıktır. Dilin bir diğer ortak özelliği de kültür taşımasıdır. Toplumsal gelişmenin gereği kültürün korunması ve gelecek nesillere aktarılmasında büyük öneme sahiptir.Toplumsal gelişmenin önemli araçlarından olan ana dili eğitimi alanında yetkin birisim olan Beşir Göğüş, üzerinde durulması gereken isimlerden birisidir. Bir ana dili eğitimcisi olan Beşir Göğüş, dilin etkin olarak kullanılması ve bu aracın doğru, bilinçli bir şekilde öğretilmesi için çaba harcamış bir eğitimcidir. Ana dili bireyin hayatında öğrenmiş olduğu ilk dildir. Bu nedenle birey dünyaya geldiği ilk andan itibaren ailesinden veya çevresinden ana dilini öğrenmeye başlar. Çevresindeki varlıkları ilk duyduğu dille adlandırır. Çocuk; soyut, somut kavramları, iyilik ve kötülük, sevgi, saygı gibi kavramları öğrenmiş olduğu dille şekillendirir. Göğüş'e göre ana dili öğretimi küçük yaşlarda ve doğal ortamlarda gerçekleştirilmesi gereken bir beceridir. Çocuk dilin kurallarını ezbere bir şekilde değil, doğal ortamda konuşarak, anlayarak öğrenmeye çalışır. Okulda ise planlı, programlı bir öğretim cetveli çerçevesinde gerçekleştirir. Ancak okul çevresinde gerçekleştirilen eğitim sadece okuma ve anlatmayla sınırlı kalıp; kısır bir döngüde kalmamalıdır. Çocuk ana dilini birebir yaşayarak; yazarak, konuşarak ve anlatarak öğrenmelidir. Yani okulda sadece kuru ezbere dil kurallarıyla sınırlı kalınmamalıdır.Bu çalışmada Türkçeye gönül vermiş ve hayatının sonuna kadar ana dili öğretimiyle bir eğitimcinin Türkçe anlayışı ve eserlerinin tanıtılmasına yer verilmiştir. Beşir Göğüş; devlet okullarında ve eğitimimizin çeşitli düzeylerinde öğretmenlik ve yöneticilik yapmış, yaşamının 30 yıldan fazlasını ulusal eğitimimizin gelişmesine harcamış, bir şahsiyettir. Yetiştirmiş olduğu öğrenciler ve eğitimcilerle ve her seviye için yazmış olduğu ders kitaplarıyla birçok kuşağın yetişmesinde pay sahibi bir dil uzmanı ve eğitimcidir.Anahtar sözcükler: Beşir Göğüş, ana dili, Türkçe eğitimi, yazın eğitimi, eğitim.
Yabancılara Türkiye Türkçesi öğretiminde kültürlerarası yaklaşımdan hareketle metinlerin incelenmesinde dikkat edilecek noktalar
Dil insanlar arasında iletişimi, kültürün korunmasını ve aktarılmasını sağlayan en önemli araçtır. Dil öğretimi insanların anlaşmalarını sağlamanın yanında kültürün aktarılması için de önem teşkil etmektedir.Hızla gelişen teknoloji toplumlar arasında iletişimin artmasına neden olmuştur. Bu ihtiyaç nedeni ile toplumlar yabancı dil öğretimine ve kendi dillerinin yabancı dil olarak öğretilmesi konusuna daha fazla önem verir olmuştur. Günümüzde dil öğretiminin salt dil bilgisi ve kelime öğretiminden uzaklaşması gerekmektedir. Dilin kültürden ayrı düşünülemeyeceği fikrinden hareketle dil öğretiminde kültürel unsurların da yer almasının gerekliliği ortaya çıkmaktadır. Yabancı dil öğretiminde günümüzün gelişen dünyasında kültürlerarası yaklaşıma dikkat etmek gerekmektedir.Toplumlar artık birbirleri ile sadece ekonomik anlamda değil kültür alanında da alışveriş yapmaktadır. Avrupa Birliği ortak bir Avrupa kültürü oluşturmaya çalışmaktadır. Bu nedenle yabancı dil öğretimine getirdiği ölçütlerle kendi coğrafyalarında kültür birliğini sağlamaya yönelmiştir.Hâlihazırda Türkçe öğretimi metinlerin çözümlenmesi ve yorumlanması esas alınarak gerçekleştirilmektedir. Bu yönüyle Türkçe öğretiminde metinler, amaca götüren ana araç-gereçlerdir.Türkçe öğretiminde kullanacağımız ana aracın bizi amacımıza götürecek nitelikte hazırlanması çok önemli bir husustur. Gerek Türkiye Türklerine gerekse yabancılara Türkiye Türkçesi öğretirken metnin öneminden yola çıkarak uygun metin seçimi veya yeni metinler oluşturulması sorunu henüz tam anlamıyla çözüme kavuşturulamamıştır.Bu tezde yabancılara Türkçe öğretirken kültürlerarası yaklaşımdan hareketle kullanacağımız metinlerde kültürel ögelerin bulunmasının gerekliliği savunulmuş ve bu alanda yazılmış kitaplardan Orhun, Hitit ve Dilset dil öğretim setleri kültür aktarımı açısından incelenmiş ve kültür aktarımını gösteren örnek bir metin sunulmuştur.Anahtar kelimeler: Türkçe öğretimi, yabancı, kültür, kültürlerarası yaklaşım, metin.Toplumlar artık birbirleri ile sadece ekonomik anlamda değil kültür alanında da alışveriş yapmaktadır. Avrupa Birliği ortak bir Avrupa kültürü oluşturmaya çalışmaktadır. Bu nedenle yabancı dil öğretimine getirdiği ölçütlerle kendi coğrafyalarında kültür birliğini sağlamaya yönelmiştir.Hâlihazırda Türkçe öğretimi metinlerin çözümlenmesi ve yorumlanması esas alınarak gerçekleştirilmektedir. Bu yönüyle Türkçe öğretiminde metinler, amaca götüren ana araç-gereçlerdir.Türkçe öğretiminde kullanacağımız ana aracın bizi amacımıza götürecek nitelikte hazırlanması çok önemli bir husustur. Gerek Türkiye Türklerine gerekse yabancılara Türkiye Türkçesi öğretirken metnin öneminden yola çıkarak uygun metin seçimi veya yeni metinler oluşturulması sorunu henüz tam anlamıyla çözüme kavuşturulamamıştır.Bu tezde yabancılara Türkçe öğretirken kültürlerarası yaklaşımdan hareketle kullanacağımız metinlerde kültürel ögelerin bulunmasının gerekliliği savunulmuş ve bu alanda yazılmış kitaplardan Orhun, Hitit ve Dilset dil öğretim setleri kültür aktarımı açısından incelenmiş ve kültür aktarımını gösteren örnek bir metin sunulmuştur.Anahtar kelimeler: Türkçe öğretimi, yabancı, kültür, kültürlerarası yaklaşım, metin.
İlköğretim 6, 7 ve 8. sınıflar türkçe ders kitaplarındaki öykülerin metin dilbilimsel yöntemlerle incelenmesi ve bu metinlerin öğrencilerin anlama düzeylerine etkisi(Malatya ili örneği)
Bu çalışmada 6, 7 ve 8. sınıflar Türkçe ders kitaplarındaki dokuz öykü metin dilbilim yöntem ve teknikleriyle incelenmiş; bu öykülerin ilköğretim öğrencilerinin anlama düzeylerine etkileri belirlenmeye çalışılmıştır. Bu amaçla çalışmamız birbirini destekleyen ve birbirinin devamı niteliğinde olan altı bölümden oluşmaktadır. İlk olarak öykülerin incelenmesinde kullanılacak olan metin dilbilim başta olmak üzere, dilbilim, göstergebilim ve yazınbilim yöntemleri kısaca tanıtılmıştır. Çalışmamızın beşinci bölümünde bu dokuz öykü bu yöntemler ışığında incelenmiş ve elde edilen veriler ortaya konulmuştur. Ele alınan öyküler yüzeysel, anlatısal ve derin yapı olmak üzere üç düzeyde ele alınmıştır. Somuttan soyuta doğru yapılan bu inceleme yolunda metin bir bütün olarak değerlendirilmiş, sözcelem öznesinin düşünce yapısı, yaşamı, diğer yapıtları dikkate alınmamıştır. Bu yönü ile de çalışmamız geleneksel yazın incelemelerinden ayrılır. Yaptığımız inceleme sonucunda elde ettiğimiz verileri 2005 yılında hazırlanan Türkçe öğretim programındaki kazanımlarla ilişkilendirerek 6, 7 ve 8. sınıflar düzeyinde anketler hazırlanmıştır. Hazırlanan bu anketler, birbirinden farklı sosyoekonomik yapılara sahip olan Malatya il merkezindeki altı ilköğretim okulunda uygulanmıştır. Altıncı bölümde bu anketler sonucunda elde edilen bulgular yorumlanmış ve ana dili öğretiminde kullanılan bu öykülerin ilköğretim öğrencilerinin anlama düzeylerine etkileri belirlenmeye çalışılmıştır.Çalışmada öykü türündeki anlatısal metinler, modern dilbilimin yöntem ve verileri ışığında incelenmiştir. Çalışma, ana dili öğretiminde kullanılacak öykülerin seçilmesinde belirli bir çerçeve belirleyecek niteliktedir.Anahtar Sözcükler: Türkçe öğretimi, ana dili, dilbilim, metin dilbilim, göstergebilim, yazın, anlatı, ilköğretim okulu, yeni Türkçe öğretim programı
Yahya Kemâl Beyatlı'nın ?Kendi Gök Kubbemiz? ve ?Eski Şiirin Rüzgârıyla? adlı şiir kitaplarındaki şiirlerin dil sapmaları açısından incelenmesi
Dil bilim alanında ülkemizde yapılan çalışmalar hızlı bir gelişim göstermektedir. 1970'ten sonra dil bilim ve yazın inceleme alanlarının araştırılmaya başlanması şiir dilinin şairler tarafından ne denli farklı kullanıldığını bizlere göstermiştir. Şairler şiir dilini yerleşik dil bilgisi kurallarına aykırı kullanarak şiir dilinde sapmaları oluşturmuşlardır.Hazırlanan bu çalışmada Yahya Kemâl Beyatlı'nın şiir kitaplarındaki dil sapmalarını göstermek amaçlanmıştır. Yahya Kemâl millî bir şiir dili oluşturmaya çalışırken şiir dilinde değiştirimlere gitmiş ve dil sapmalarını oluşturmuştur.İncelemede ilk olarak şiir dili ve şiir dilindeki sapmalarla ilgili teorik bilgiler verildi. Daha sonra ise Yahya Kemâl'in şiirlerinde görülen dil sapmaları tespit edildi. Bu sebeple Yahya Kemâl'e ait ? Kendi Gök Kubbemiz ve Eski Şiirin Rüzgârıyla ? isimli şiir kitapları, şairin şiirlerindeki dil sapmalarını gösterebilmek açısından seçilmiş ve kullanılmıştır.Anahtar Sözcükler: Şiir dili, şiir dilinde sapma, sapma türleri, Yahya Kemâl.
Mustafa Kutlu'nun hikâyelerindeki iletiler ve bu iletilerin çocuğa görelik ilkesi açısından incelenmesi
İleti, verilmek istenilen mesaj ya da göndericinin alıcı üzerinde yapmak istediği değişikliktir. Mustafa Kutlu, hikâyeleriyle okurunu etkilemeyi amaçlayan yazarlardan biridir. Bu nedenle, Kutlu'nun hikâyeleri ileti açısından zengindir. Mustafa Kutlu; hikâyelerinde okurunu kişisel, toplumsal, ahlâkî, dinî, ekonomik, ulusal ve evrensel gibi ileti konularıyla değiştirmeyi amaçlamıştır. İleti konuları taşımış oldukları amaçlara göre; kişisel gelişimi destekleyen, toplumsal gelişimi destekleyen, ahlâkî gelişimi destekleyen, dinî gelişimi destekleyen, ulusal düşüncenin gelişimini destekleyen, evrensel düşüncenin gelişimini destekleyen ve öteki iletiler olarak sınıflandırılabilir. Mustafa Kutlu'nun hikâyelerinde kişisel gelişimi destekleyen iletiler, diğer iletilere oranla daha fazla kullanılmıştır. Kutlu'nun hikâyelerindeki iletiler dil - üslup, konu - tema, şahıs kadrosu - kahramanlar ve bakış açısı/anlatıcı açısından incelendiğinde bazı iletilerin çocuğa göre olduğu, bazılarının da çocuğa göre olmadığı görülmektedir.
İlköğretim 6. , 7. ve 8. sınıf Türkçe ders kitaplarında yer alan yabancı kelimeler üzerine bir değerlendirme
insanlar arasındaki iletişimi en iyi şekilde sağlayan canlı bir varlık, kültürün aktarıcısıdır. Milleti millet yapan en önemli öge olup toplumun bütünlüğünün de sağlayıcısıdır. Dilin sözvarlığı içinde birçok unsur yer alır, bu unsurlardan biri de yabancı kelimelerdir. Dile çeşitli sebeplerle dışarıdan gelen ve çoğunlukla ihtiyacı karşılayan bu kelimeler her milletin dilinde belli oranda görülmektedir. Toplumlar arası etkileşim engellenemeyeceği için diller arası kelime alışverişi de her zaman olacaktır. Türkçenin de tarihi gelişim ve değişimine bakıldığında Türkler, yaşadıkları değişik coğrafyalarda komşuluk ettikleri farklı milletlerin dilinden kelime alışverişi yapmışlardır. Bu alışverişte sıkça din ve alfabe değiştirmeleri de çok etkili olmuştur. Türkçede yer alan yabancı kelimelerin Türkçe ders kitaplarındaki oranı, doğu-batı dillerinin dildeki ağırlığı ve bu kelimelerin görev ve yapıları üzerinde durulduğunda yabancı kökenli kelimelerin Türkçenin tarihi süreç ve kullanım durumu süzgeçlerinden geçerek dile sıkıca yerleştiği görülür.Anahtar Kelimeler: Dil, yabancı kelime, doğu-batı dilleri, Türkçe ders kitapları.
Necip Fazıl Kısakürek'in şiirlerindeki metafizik kavramlar ve bu kavramların pedagojik açıdan irdelenmesi
Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatında özgün bir sanatçı kimliğine sahip bulunan Necip Fazıl Kısakürek (1905 ? 1983), hakkında pek çok inceleme ve araştırma yapılmış bir edebî şahsiyettir. Çok cepheli bir sanatkâr olan Necip Fazıl Kısakürek, edebî anlamdaki şöhretini şairliğiyle yakalamıştır. Gerek Doğu (İslâm) gerek Batılı inanç ve felsefî görüşlerden süzülen metafizik duyuş ve ürpertiler Kısakürek'in şiirinde baskın bir tema olarak karşımıza çıkmaktadır. Biz bu çalışmamızda, Kısakürek'in şiir serüveninde önemli bir paya sahip bulunan metafizik düşünceleri irdelemeyi amaç edindik. Necip Fazıl Kısakürek'in şiirlerinde başat bir tema olarak ortaya çıkan metafizik kavramının derinliklerine inerek şairin duygularını ve insanlara vermek istediği mesajları ortaya çıkarmayı, ayrıca bu unsurları pedagojik açıdan da bir değerlendirmeye tabi tutmayı tezin amaçları arasında saydık.Çalışma boyunca, şairin hayatı, eserleri, edebî şahsiyeti ve şiir sanatı hakkındaki görüşlerine yer verilerek, şiir, metafizik ve eğitim kavramları hakkında teorik bilgiler sunulmuştur. Çalışmamızın esas unsuru olan ?metafizik? konusu derinlemesine ele alınarak, şiirler başlıklar hâlinde incelenmiştir.
İlköğretim 6.,7. ve 8. sınıf Türkçe ders kitaplarında yer alan kelime grupları üzerine bir değerlendirme
Türk dilinin yapısı konusunda net bir fikir verilmesi amacıyla kullanılan araçlardan en yaygın, en sık ve en kolay ulaşılır olan Türkçe ders kitaplarının ana dili öğretimini ne derecede gerçekleştirdiğinin belirlenmesi konusunda günümüze kadar pek çok çalışma yapılmıştır. Bu çalışmalarda, İlköğretim Türkçe ders kitaplarının öğreticiliğinin saptanması konusu gerek içerik gerekse öğretim metotları açısından pek çok kez irdelenmiştir, ancak Türkçe ders kitaplarının sözdizimsel olarak kelime grupları açısından daha önce incelenmediği gözlemlenmektedir. Bu çalışma, Türkçe ders kitaplarında yer alan kelime gruplarının yapı, çeşit ve kullanım özelliklerini belirlemek amacıyla hazırlandı. Türkçede kelime gruplarının tanımı, çeşit ve sınıflandırma farklılıklarıyla başlayan çalışma, daha sonra 6., 7. ve 8. sınıf Türkçe ders kitaplarındaki kelime gruplarının tespitine ve kullanım özelliklerine sayısal veriler eşliğinde yer verir. Sonuç olarak ise, sayısal veriler üzerinden kitap hakkında değerlendirmeler yapılmıştır.Anahtar Kelimeler: Anadili öğretimi, sözdizimi, kelime grubu, Türkçe ders kitapları
İlköğretim Türkçe ders kitabında geçen yabancı kökenli kelimeler üzerine bir inceleme
Türk dili, ilk yazılı verimleri olan Köktürk Âbideleri'nden günümüze dek geçen süre zarfında temas ettiği kültür ve inançların etkisiyle çeşitli dilerle kelime alış verişinde bulunmuştur. Özellikle Uygurların yerleşik hayata geçişi, ardından İslâmiyetin kabulüyle bu alış veriş giderek yoğunlaşmıştır. Bu süreçte ilkin doğu dillerinden, Tanzimat'tan sonra ise temasa geçtiğimiz Batı dillerinden çok sayıda kelime Türkçeye dâhil olmuştur. Tanzimat sonrasında başlayan sadeleşme sürecinde Türk diline giren yabancı kökenli kelimeler farklı bakış açılarıyla tartışma konusu olagelmiştir. Bu tez de, ilköğretimde okutulan Türkçe ders kitabında yer alan yabancı kökenli kelimelerin incelenmesini konu almaktadır. Çalışmamızda, 2007-2008 öğretim yılında Bingöl'de okutulan ilköğretim 8. sınıf Türkçe ders kitabındaki yabancı kökenli kelimeler incelenmiş, bu sözcüklerin kökeni, ders kitabında kaç kez geçtiği ve hangi tür görevlerde kullanıldığı tespit edilmiştir. Çalışmada ayrıca Türkçeye hangi dillerden yoğun kelime geçişleri olduğu ve bu sözcüklerin ders kitabının hangi bölümlerinde geçtiği açığa çıkartıldı.Anahtar Sözcükler: İlköğretim Türkçe ders kitabı, yabancı kökenli kelimeler, sözcük türü.
Necip Fazıl Kısakürek'in tiyatrolarında kadın kimliği
Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatının önemli şahsiyetlerinden biri olan Necip Fazıl Kısakürek (1905?1983), asıl şöhretini şairliğine borçludur. Oyun yazarlığı ve hikâyeciliği de onun edebi kudretini tamamlayan diğer sanat faaliyetleridir. Necip Fazıl Kısakürek, sanatkârlığının yanı sıra fikir ve aksiyon adamlığı ile de tanınır bilinir olmuştur. Necip Fazıl'ın sanatı, onun dünya tasavvuru çerçevesinde bir mahiyet kazanmakta, geliştirdiği ?tez?e uygun düşmektedir. Bunun izlerini hem şiirinde hem de tiyatro eserlerinde görmek mümkündür. İlk tiyatro eseri olan Tohum'dan (1935) başlayarak son yazdığı oyunlarına gelinceye dek Necip Fazıl hayata dair ?tez?ini açık veya örtülü tarzda yansıtmayı başat bir görev saymıştır. Necip Fazıl, piyeslerinde kadın karakterlere de dünya görüşü çerçevesinde bir figür olarak yer verir; ancak kadın karakterler, onun piyeslerinde merkezde yer almayıp dekoru tamamlayan yan bir figür olarak göze çarpmaktadır.
Dilbilgisi terimleri sözlüklerinin karşılaştırılması
Çeşitli bilim ve teknik alanlarına özgü sözcükler olan terimler, ilişkin oldukları dallardaki söylem düzleminin eksenini oluştururlar. Her türden özel uzmanlık etkinliğinin söylemsel biçimi, öncelikle terimden örülü bir yapı üzerinde yükselir. Bu yapı, ilgili gerçekliğin çözümlenip dizgeleştirilmesinin bir ürünüdür. Her bilimsel ve teknik etkinlik, ulaştığı kavramlaştırma düzeyini yansıtan terimsel bir donanım içerir.Gerçekliğe yaklaşım biçimlerindeki gelişmelere paralel olarak terim düzleminde de dalgalanmalar olur; yeni terimler belirir, kimi eski terimler çevrimden çıkar, kimileri de yeni bir yapılanmadan kaynaklanan yeni değerler edinir. İletişim gereksinimlerinin dilde yol açtığı değişim ve dönüşüm özel uzmanlık dallarında kendini daha da güçlü bir biçimde duyurur ve terimsel yapılar yeniliklerden derinlemesine etkilenirler. Terimlerin belirlenip tanımlanması, gereksinim duyulan durumlarda yeni terimler oluşturulması ve bunların yaygınlaştırılması, üzerinde önemle durulması gereken bir konudur.Cumhuriyet döneminde Atatürk önderliğinde terimler sorununa el atılmış ve Türk Dil Kurumu, çeşitli bilim ve sanat dallarını kapsayan terim sözlükleri hazırlatarak çözüm bulmaya ve terimleri ortak bir eksene oturtmaya çalışmıştır. Ancak önerilen terimlerin bir bölümü benimsenmemiş, hayata geçirilememiştir. Dilbilgisi ve dilbilim terimleri arasında birlik sağlanamaması da bu durumun nedenlerinden biridir. Çünkü terim türetme dil bilgisi alanından beslenir.Bu çalışma, 1949 yılında Türk Dil Kurumu tarafından yayınlanan ilk dilbilgisi terimleri sözlüğünden başlayarak yedi farklı dilbilgisi terimleri sözlüklerinde tanımlanan terimlerin aralarındaki benzerlikleri ve farklılıkları oransal olarak ortaya koymak ve terimlerde birlik sağlanmasına katkıda bulunmak amacıyla yapılmıştır.
Bir yazınsal tür olarak mektup ve Türkçe derslerindeki işlevselliği
Mektup, birbirine uzakta olan kişilerin haberleşmesini sağlayan bir iletişim aracı olmasından ziyade, bir dönemin tarihi, siyasi olayları ve sosyolojik özellikleri hakkında da bilgi veren bir çeşit belge niteliğindedir. Yine ünlü düşünürlerin, hükümet adamlarının, o dönemin yazarlarının hayatları, kişilikleri ve eserleri hakkında bilgi vererek otobiyografi görevi görür.Yazınsal bir tür olan mektubun tarihi oldukça eskidir. Bizde ise mektup, Tanzimat döneminden sonra önem kazanmıştır. Ayrıca yazıldığı dönemin dilbilgisi (grameri) hakkında da bize bilgi vermektedir. Diğer yazınsal türlere göre mektubun özelliği, doğal, samimi, içten bir dille yazılmasıdır. Bu sebepledir ki mektuplar kişilerin birbirlerine anlatmak istediklerini, duygu ve düşüncelerini en yalın haliyle anlatan iletişim araçlarıdır. Verdiğimiz mektup örneklerini incelediğimizde de bu havayı hissedebiliyoruz.Mektup yazmak rastgele yapılan bir etkinlik değildir. Mektup yazmanın birtakım kuralları vardır. Güzel ve etkileyici bir mektup yazmak için bu kurallara uyulması gerekir. Bu kurallara birkaç örnek verecek olursak; mektup kâğıdının temiz ve düzgün olması gereği, yazının okunaklı ve güzel yazılması gibi, gönderilen kişiye olan uzaklık derecesine göre bir hitap şekli seçilmesi gerektiğini unutmamalıyız.Mektup çeşitleri kişiden kişiye farklılık gösterse de genel olarak; özel mektup, resmi mektup, iş mektupları, edebi mektuplar, elektronik mektuplar olarak ayrılmaktadır. Bu mektup türleri içerisinde edebi mektuplar ve özel mektuplar kapsamında olan aşk mektupları büyük önem taşımaktadırlar. Özel mektup yazımında kadının becerisini de göz ardı etmemek gerekir. Özellikle de en güzel aşk mektuplarını -tüm duygusallığı ve içtenliğiyle- kadınlar yazmışlardır. Bu sebeple mektup yazan kadın yazarlarımız üzerinde özellikle durmaya çalıştık.Batı edebiyatında da mektup, farklı dönemlerde farklı yollarla hayat bulmuştur. Ancak mektubun gelişimi konusunda birbirlerinden etkilendikleri ve birbirlerinden örnek aldıkları aşikârdır. Türk Milli Eğitimi müfredatına baktığımızda ise Türkçe derslerinde mektup konusunun ele alınmasındaki önemini fark etmekteyiz. Çünkü yazınsal bir tür olan mektup, öğrencinin hem yazma hem okuma hem de kendisini ifade etme becerisi açısından büyük bir öneme sahiptir. İlköğretim Türkçe derslerinde mektup, 1.sınıftan 8.sınıfa kadar ders kitaplarında farklı etkinliklerle ele alınmıştır. Her sınıfta mektupla ilgili yapılan çalışmaları ayrı ayrı ele aldık.Kısacası mektup, yazınsal bir tür olması sebebiyle geçmiş yıllardan bu yana en kalıcı haberleşme aracı olup, aynı zamanda önemli bir belge, tarihi bir kaynak, okuma ve yazma konusunda geliştirici bir araçtır.Anahtar Kelimeler: Mektup, Türkçe Eğitimi, Yazınsal Tür, Dil, Eğitim.
Gülten Dayıoğlu'nun eserlerindeki ebeveyn çocuk ilişkisinin iletiler açısından değerlendirilmesi
Ebeveyn çocuk ilişkisi edebiyatçılar tarafından her dönemde işlenen bir konudur. Gülten Dayıoğlu da kaleme aldığı eserlerde ebeveyn çocuk ilişkisine değinen yazarlardandır. Gülten Dayıoğlu'nun çocuk edebiyatı alanındaki eserlerinin edebiyatımıza zenginlik kattığı bir gerçektir. Yazar kimi zaman çocuk edebiyatı ile sınırlı kalmayan çalışmalarında gençlere ve yetişkinlere de seslenmeyi ihmal etmemiştir.Çalışmamızda Gülten Dayıoğlu'nun bu amaçla yazdığı on eseri incelenmiştir. Eserlerde ebeveyn çocuk ilişkisi üzerinde durularak yazarın bu bağlamda vermek istediği iletiler dört ana başlık altında sınıflandırılmıştır. Bunlar anne baba ilişkisi, anne çocuk ilişkisi, baba çocuk ilişkisi ve ebeveyn çocuk ilişkisi ile ilgili iletilerdir.Çalışmada eserler iletiler açısından incelendikten sonra her kitabın kendi içinde değerlendirildiği bir bölüme de yer verilmiştir.Anahtar kelimeler: Gülten Dayıoğlu, İleti, Anne, Baba, Çocuk
Sezai Karakoç'un şiirlerinde anne ve çocuk teması
Sezai Karakoç Cumhuriyet sonrasında yetişen büyük şair ve aydınlarımızdan biridir. O, II. Yeni şiirinin önde gelen sanatçılarından biri olmuştur. Şairlik yaşamında bir dönem II. Yeni şiir anlayışına bağlı kalan sanatçı, sonrasında kendisini `diriliş' düşüncesine adamış ve bu yönde eserler vermiştir. `Diriliş', İslam milletleri ve medeniyetinin yeniden yükselmesini arzulayan bir düşüncedir. Karakoç, hem şiirlerinde hem de düzyazılarında bir diriliş nesli oluşturmanın gayreti içinde hareket etmiştir.Karakoç, pek çok konuda şiir yazmıştır. Şiirlerinde yoğun işlenen temalardan biri de `anne ve çocuk' temasıdır. Karakoç'un şiirlerinde işlediği `anne ve çocuk' teması bazen şairin kendi yaşamından kesitler sunarken bazen de genel olarak `anne ve çocuk' bağlamında ele alınır. Karakoç'un şiirlerinde `anne ve çocuk' teması genellikle diriliş düşüncesi çerçevesinde şekillenir. Anne, çocuğun ilk ve büyük öğretmenidir. İyi anneler tarafından iyi bir şekilde yetiştirilen çocuklar aydınlık geleceği kuracak, dirilişi gerçekleştireceklerdir.Anahtar Kelimeler: Sezai Karakoç, İslam Medeniyeti, diriliş, şiir, tema, II. Yeni, anne, çocuk.
İlköğretim 8. sınıf Türkçe dersi öğretmen kılavuz kitabının yapılandırmacı öğrenme anlayışına göre incelenmesi
Öğrenme-öğretme faaliyetlerinin merkezinde yer alan insanın bilgi edinme süreci, durağan olmayıp yaşadığı süre içerisinde dinamiklik arz eden bir mahiyet göstermektedir. Buna paralel olarak da edindiği bilgi sabit değildir. Bilgi, bilgiyi doğurmakta, arttırmakta ve değiştirmektedir. Bu hareketlilik, bir yandan bireyin ona ulaşması, öte yandan da onu kullanabilmesi, yeni bilgileri ortaya çıkarması konularını gündemde tutmaktadır. Bir başka deyişle bilginin hareketliliği, bireylerde bulunması gereken özellikleri etkilemektedir. Bu durum, ülkelerin eğitim sistemlerinin sorgulanmasına ve değişmesine neden olmaktadır. Nitekim ülkemizde de bu hareketliliğin sonucu olarak Milli Eğitim Bakanlığı eğitim öğretim programlarını yapılandırmacı bir anlayışla yeniden ele almıştır.Bu araştırmamızda, Milli Eğitim Bakanlığı'nın yaptığı söz konusu değişikliğe paralel olarak hazırlanan Türkçe Dersi Öğretmen Kılavuz Kitabı'nın yapılandırmacı öğrenme anlayışına uygunluğu incelenmiştir. Bu çalışmada doküman incelemesi yöntemi kullanılmıştır. Yapılandırmacı öğrenmenin ilkeleri, alanyazın incelemeleri ve uzman görüşleriyle yapılandırmacı öğrenmeyi temsil eden 16 (on altı) adet değerlendirme ölçütü belirlenmiştir. Bu ölçütlerin Öğretmen Kılavuz Kitabı'nda hangi etkinlik ve çalışmalara karşılık geldiği tespit edilmiştir.Anahtar Sözcükler: Yapılandırmacı Öğrenme Yaklaşımı, Öğretmen Kılavuz Kitabı.
Kerim Aydın Erdem' in Gecenin Bir Saatinde adlı kitabındaki öykülerin söz dizimi açısından incelenmesi
Bu çalışma Kerim Aydın ERDEM' in, 12 hikâyeden oluşan Gecenin Bir Saatinde adlı eserinin söz dizimi açısından incelenmesinden müteşekkildir. Eserdeki hikâyeler belirli kriterlere göre incelenmiş olup, ulaşılmak istenen hedef Türkçe'nin ifade gücünü, yazarın duygu, düşünce ve gözlemlerini hikayeler aracılığıyla tespit etmektir.Eserin değerlendirilmesi şu şekildedir:1. bölümde, yazarın hayatından, kişiliğinden ve edebi şahsiyetinden bahsedilmiştir.2. bölüm, söz dizimi bölümü olup, kelime gruplarının ve cümlelerin ayrıntılı şekilde izahının yapıldığı, eserdeki kelime grupları ve cümlelerin sınıflandırıldığı bölümdür. Bu bölümde, kelime grupları ve cümleler teker teker değerlendirmeye alınmış ve sınıflandırılmıştır. Önce kelime grupları ve adı geçen cümle türlerinin tanımları yapılmış, sonra dil üzerine çalışmış olan bazı dilcilerimizin konuya ilişkin tanımları verilmiş ve eserde yer alan kelime grupları ile cümleler başlık altında örneklendirilmiştir.3. bölüm, incelemenin genelinden çıkarılan sonuç ile kelime grupları ve cümlelerin istatistiğinin verildiği tablolardan oluşan bölümdür.Çalışmanın son kısmına yararlanılan kaynakların gösterildiği ?Kaynaklar? bölümü eklenmiştir.Anahtar Kelimeler: Kelime, Kelime Grubu, Cümle, Söz Dizimi.
İlköğretim 7. sınıf öğrencilerinin okuduğunu anlama düzeylerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi
2005-2006 eğitim-öğretim yılında,Türk Milli Eğitim sisteminde yapılandırmacı yaklaşımı temel alan öğretim programları uygulamaya konulmuştur. Çağdaş bir yaklaşım olan yapılandırmacılıkta öğrenci merkezli anlayışı benimsenmiştir. Yapılandırmacılık, bireyin "zihinsel yapılandırması" sonucu gerçekleşen biliş temelli bir öğrenme yaklaşımıdır. Bu yaklaşım, öğretme kavramından çok öğrenme kavramını merkeze alır.Bu araştırmanın amacı da, ?ilköğretim 7. sınıf öğrencilerinin okuduğunu anlama düzeylerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi?dir. Betimsel tarama yönteminin kullanıldığı araştırmamızda, 7. sınıf Türkçe dersine yönelik hazırlanmış olunan başarı testi ve araştırmacı tarafından geliştirilen öğrencilerin demografik özelliklerini belirlemeye yönelik hazırlanan kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Araştırma, 2010-2011 yılı Elazığ ili ve ilçelerinde bulunan sosyo-ekonomik düzeyleri birbirinden farklı olan ilköğretim okullarında 7. sınıfta eğitim gören toplam 1162 öğrenci üzerinde, üç hafta süreyle gerçekleştirilmiştir. Maddi hata olan 12 başarı testi ve öğrenci tanıma formu çıkarılarak analizler yapılmıştır. Ölçme aracı 25 çoktan seçmeli sorudan oluşmaktadır. Testin Cronbach's Alpha güvenirlik katsayısı 0,90 bulunmuştur. Araştırma sürecinde elde edilen veriler, bağımsız gruplar için t testi ile Varyans analizi kullanılarak analiz edilmiştir.?İlköğretim 7. Sınıf öğrencilerinin okuduğunu anlama düzeylerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi?nde aşağıdaki sonuçlara ulaşılmıştır:?Cinsiyete göre kız öğrencilerin lehine,?Birleştirilmiş sınıfta öğrenim görme durumuna göre görmeyenlerin lehine,?Anasınıfına gitme durumuna göre gidenlerin lehine,?Taşımalı öğrenci olma durumuna göre taşımalı olmayanların lehine,?Öğretmen değiştirme durumuna göre değiştirmeyenlerin lehine,?Yaş durumuna göre yaşı küçük olanların lehine,?İkamet edilen yer durumuna göre il merkezinde yaşayanların lehine,?Evdeki oda sayısına göre dört odalı evde yaşayanların lehine,?Yaşanılan evde çalışma odası olma durumuna göre çalışma odası olanların lehine,?Kitap okuma sıklığına göre her gün kitap okuyanların lehine,?Kullanılan bilgi edinme araçlarına göre televizyon ve bilgisayardan yararlananların lehine,?Ailenin aylık gelir durumuna göre gelir yüksek olanların lehine,?Anne ve babanın eğitim durumu incelendiğinde eğitim düzeyleri yüksek olanların lehine anlamlı farklılık ortaya çıkmıştır.Anahtar Kelimeler: Anlama, Hazır bulunuşluk, Okuduğunu Anlama.
Waldmann modeli ile yapılan metin öğretiminin 8. sınıf öğrencilerinin okuduğunu anlama, eleştirel düşünme ve yaratıcı düşünme becerilerine etkisinin incelenmesi
Bu araştırmada, metin öğretiminde kullanılan Waldmann modelinin, öğrencilerin, okuduğunu anlama, eleştirel düşünme ve yaratıcı düşünme becerilerinin geliştirilmesinde etkisinin olup olmadığı belirlenmeye çalışılmıştır. Bu amaca yönelik olarak yapılan araştırmanın çalışma grubunu, 2010-2011 eğitim-öğretim yılı, güz döneminde Sivas ili, merkez ilçesinde bulunan Fevzi Paşa İlköğretim Okulu 8. sınıf öğrencileri oluşturmuştur. Türkçe dersleri, metin öğretimi, deney grubunda (N=30) Waldmann modeli etkinlikleriyle ve kontrol grubunda (N=30) ise geleneksel yöntem ile gerçekleştirilmiştir. Deneysel çalışma, ön test ve son testlerin uygulandığı haftalar da dâhil olmak üzere 11 hafta sürmüştür.Deney ve kontrol grubuna ?Çıkarım Yapabilme Testi? (ÇYT), ?Cornell Eleştirel Düşünme Becerisi Testi Düzey X? (CEDTDX) ve ?Torrance Yaratıcı Düşünme Testi? (TYDT) uygulandı. Bu testlerden elde edilen veriler, SPSS 16.00 istatistik paket programı aracılığıyla çözümlenmiştir. Verilerin analizinde yüzde (%), frekans (f), bağımlı ve bağımsız gruplar için t testi kullanılmıştır. Araştırmada anlamlılık düzeyi 0.05 olarak kabul edilmiştir.Araştırma bulgularından elde edilen sonuçlar şöyle ifade edilebilir:1.Deney grubunda bulunan öğrencilerin okuduğunu anlama becerilerinde son test puan ortalamaları ile kontrol grubunda bulunan öğrencilerin son test puan ortalamaları karşılaştırıldığında, deney grubunda bulunan öğrencilerin, okuduğunu anlama becerilerinin istatistiksel bakımdan anlamlı düzeyde geliştiği görülmüştür.2.Deney grubunda bulunan öğrencilerin eleştirel düşünme becerilerinde son test puan ortalamaları ile kontrol grubunda bulunan öğrencilerin son test puan ortalamaları karşılaştırıldığında, deney grubunda bulunan öğrencilerin, eleştirel düşünme becerilerinin istatistiksel bakımdan anlamlı düzeyde geliştiği görülmüştür.3.Deney grubunda bulunan öğrencilerin yaratıcı düşünme becerilerinde son test puan ortalamaları ile kontrol grubunda bulunan öğrencilerin son test puan ortalamaları karşılaştırıldığında, gruplar arasında, akıcılık, esneklik ve orijinallik boyutlarının hiçbirinde istatistiksel bakımdan anlamlı bir farklılık görülmemiştir.4.Araştırma süresinde ve sonunda Türkçe öğretmeni ve deney grubu öğrencileriyle yapılan sözlü ve yazılı görüşmelerde, Waldmann modeline ilişkin fikirlerin olumlu olduğu belirlenmiştir. Modele ilişkin olumlu fikirlerin, öğrencilerde ?eğlenceli, ayrıntılı ve anlaşılır? ifadeleriyle kodlandığı görülmüştür. Öğrenciler, aynı zamanda, Waldmann modelinin etkinlikleriyle yapılan metin öğretimi süresince öğrendiklerinin daha kalıcı olduğunu ifade etmişlerdir. Bununla birlikte etkinliklerin zengin oluşundan duydukları memnuniyeti de dile getirmişlerdir.Anahtar Kelimeler: Metin Öğretimi, Waldmann Modeli, Eleştirel Düşünme, Yaratıcı Düşünme, Okuma-Anlama Becerisi.
XIX. yüzyılda batıda yabancılara Türkçe öğretimi çalışmaları: W. B. Barker örneği
Günümüz dünyasında uluslararası arenadaki rolünün ve öneminin artmasıyla Türkiye'ye olan yabancı ilgisi büyük ölçekli bir Rönesans yaşamaktadır. Bu ilgi politik ve ekonomik alanda olduğu kadar sosyal alanı oluşturan ülkenin kültürünün temel yapı taşı mahiyetinde olan dile de yoğun bir biçimde yönelmiştir. Bugün artık gerek Türkiye'de üniversiteler düzeyinde ve özel dil kurslarında gerekse dünyanın pek çok yerinde bulunan Türk okulları ve Türk kültür merkezlerinde ve uluslar arası prestijli pek çok üniversitede Türkçe yabancı dil olarak öğretilmektedir ve de Türkçe üzerine uluslar arası olimpiyatlar düzenlenmektedir. Ancak Türkçenin yabancı dil olarak öğretimi yeni bir fenomen değildir ve yoğun bir tarihi geçmişe sahiptir. Bu yoğunluğun en fazla Batıda Sanayi devrimiyle birlikte 19. yüzyılda yaşandığı görülmektedir. Osmanlı Devletinde gerek diplomat gerekse gezgin olarak bulunmuş pek çok batılı Oryantalist Türk Dili üzerine çeşitli kitaplar yazmışlardır. Ve bu kitapların amacı bu egzotik dili, Avrupalı meraklısına öğretmek olmuştur. Bu kitaplar arasında yabancı dil öğretim yöntem ve teknikleri açısından en kapsamlısı ve bir anlamda en yenilikçisi, bir İngiliz diplomat ve oryantalisti William Burckhardt Barker tarafından 1854'te yazılmış olan ?A Reading Book of Turkish with a Grammar and Vocabulary? adlı çalışma olmuştur. Kendini çağdaşlarından ayıran özellikleri dolayısıyla bu tez çalışmasına konu edilmiş olan kitabın 19. yüzyılda Türkçenin yabancı dil olarak öğretimi çalışmalarına ayna tutacağı düşünülmüştür. Nitekim söz konusu kitabın dilbilgisi, yazma (kompozisyon), telaffuz, okuma metinleri ve sözlük bölümlerinin detaylı bir biçimde incelenmiş olduğu bu tez çalışmasının 19. yüzyılda yabancı dil öğretimi ve Türkçenin yabancı dil olarak öğretimi konusunda ilgili literatüre önemli bir katkı sağlayacağı tahmin edilmektedir.
İlköğretim II. kademe Türkçe öğretiminde yazma becerilerine yönelik öğretim ve ölçme-değerlendirme yaklaşımlarının uygulamadaki etkililiğinin değerlendirilmesi
Bu araştırmanın amacı, Türkçe öğretiminde, yazma becerilerine yönelik öğretim ve ölçme-değerlendirme çalışmalarında işlevsel olarak kullanılabilecek strateji, yöntem, teknik ve araçların kullanım sıklığına ilişkin öğretmen görüşlerini belirlemek ve çoklu veri kaynağına dayalı performans değerlendirme modelini esas alan yazma öğretimi programının öğrencilerin yazma performanslarına, yazma becerilerine ve yazma konusundaki öz yeterliklerine olan etkisini ortaya çıkarmaktır.Araştırmanın betimsel boyutunda, Türkçe öğretmenlerinin öğrencilerin yazma becerilerine yönelik öğretim ve ölçme-değerlendirme yeterliklerinin, öğrencilerin yazma becerilerini ölçme ve değerlendirmeye yönelik araç, yöntem, teknikleri kullanım düzeylerinin ve öğrencilerin yazma becerilerini ölçme ve değerlendirmeye yönelik alternatif araç, yöntem ve teknikler hakkındaki bilgi düzeylerinin çeşitli değişkenlere göre istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık gösterip göstermediğini belirlemek amacıyla veri toplama araçları geliştirilmiş, MEB'in hizmet bölgeleri sınıflaması esas alınarak 1. hizmet bölgesinden Muğla ilinde, 2. hizmet bölgesinden Malatya ilinde, 3. hizmet bölgesinden Kars ilinde toplam 426 öğretmene uygulanmış, var olan durum kendi koşulları içinde betimsel taramalar yoluyla saptanmıştır. Araştırmanın deneysel boyutunda ise çoklu veri kaynağına dayalı performans değerlendirme modelinin öğrencilerin deneysel süreç öncesindeki ve sonrasındaki performanslarında, başarı düzeylerinde ve yazma öz yeterliklerinde meydana gelen değişimin ortaya konması için Elazığ Merkez 60. Yıl İlköğretim Okulunda öğrenim gören 60 öğrenciye (30'u deney grubunda, 30'u kontrol grubunda olan) araştırma kapsamında performans görevleri verilmiş, araştırmacı tarafından geliştirilmiş olan ?Yazma Öz Yeterlikleri? ölçeği uygulanmış; ortaya çıkan durum performans görevlerinden, yazma becerisi başarı testinden ve ölçekten aldıkları puanlar kullanılarak saptanmıştır.Araştırma kapsamında, Türkçe öğretmenlerinin, öğrencilerin yazma becerilerine yönelik öğretim ve ölçme-değerlendirme yeterliklerinin ortaya konmasını amaçlayan betimsel nitelikli saptamalar, ?durumun nasıllığı?nı ortaya koyan bir işlev yürütmektedir. Bu durumdan hareketle, ?öğrencilerin yazma becerilerinin nasıl geliştirilebileceği?yle ilgili olarak, gerek Türkçe Dersi Öğretim Programında gerekse ilgili alan yazınında ortaya konan yaklaşımlar çerçevesinde bir öğretim programının geliştirilmesi ve bu öğretim programının öğrencilerin süreç sonundaki yazma performanslarında / becerilerinde ve yazmaya dönük öz yeterlik algılarında nasıl bir değişime olanak sağladığını ortaya koymanın yararlı olabileceği düşünülmüştür. Böylelikle, Türkçe Dersi Öğretim Programında öngörülen süreç temelli yazma öğretimi yaklaşımı ve çoklu veri kaynağına dayalı performans değerlendirme modeli çerçevesinde öğrencilerin yazma öğrenme alanına ilişkin süreç öncesi ve sonrasındaki yazma performanslarında, yazma becerilerinde ve yazma öz yeterliklerinde meydana gelen değişimin açıklayıcı-doğrulayıcı bir durum çalışması çerçevesinde ortaya konmasını amaçlayan, nicel ve nitel verilere dayalı öntest-sontest kontrol gruplu bir deneysel desen tasarlanmıştır.Betimsel araştırmayla ilgili olarak elde edilen verilerin analizi sonucunda, Türkçe öğretmenlerinin, yazmaya hazırlık ve planlama aşamasıyla ilgili stratejileri, yazma süreciyle ilgili stratejileri ve yazma çalışmalarını ölçme-değerlendirme süreciyle ilgili stratejileri kullanmada genel olarak ?yeterli? oldukları; öğrencilerin yazma becerilerini değerlendirmede, Türkçe Dersi Öğretim Programında yer alan araçları yeterli sıklıkta kullanmadıkları; öğrencilerin yazma becerilerini ölçme ve değerlendirmeye yönelik alternatif araç, yöntem ve teknikler hakkındaki bilgi düzeylerinin ise ?çok az? olduğu saptanmıştır.Betimsel çalışmayla ilgili genel görüngü göz önünde bulundurularak yapılandırılan deneysel çalışmada, kontrol grubu öğrencilerine sadece süreç temelli bir yazma eğitimi programı uygulanmış, deney grubu öğrencilerine ise hem süreç temelli hem de çoklu veri kaynağına dayalı değerlendirmeyi esas alan bir yazma eğitimi programı uygulanmıştır. Deneysel araştırmayla ilgili olarak elde edilen verilerin analizi sonucunda, çoklu veri kaynağına dayalı performans değerlendirme modelinin, öğrencilerin yazma performansları, yazma becerileri ve yazmaya dönük öz yeterlikleri üzerinde olumlu bir etkisinin olduğu saptanmıştır. Gerçekleştirilen bu uygulama, yazma sürecinde etkili öğretim stratejileri kullanıldığında ve sürecin değerlendirilmesinde çoklu veri kaynağına dayalı bir model uygulandığında öğrencilerin daha iyi bir yazma performansı ve başarısı göstereceklerini, bunun da yazmaya dönük öz yeterlik algılarına olumlu bir şekilde yansıyacağını ortaya koyması açısından önemlidir.Anahtar Sözcükler: Yazma becerileri, öğretim, ölçme ve değerlendirme, performans değerlendirme, yazma öz yeterlikleri.
İlköğretim 8. sınıf öğrencilerinin noktalama işaretlerini kullanma becerileri
Bu çalışma, drama yönteminin ilköğretim 8. sınıf öğrencilerinin noktalama işaretlerini etkin ve doğru kullanımına ne ölçüde katkı sağladığını tespit etmek amacıyla yapılmıştır.Araştırma evrenini Ankara ili, Etimesgut ilçesi, Nasreddin Hoca İlköğretim Okulu 8. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırma örneklemi 30'u deney, 30'u kontrol grubu olmak üzere 60 öğrenciden oluşmaktadır.Araştırma kapsamında öncelikle kavramsal çerçeve ve buna bağlı olarak noktalama işaretlerinin eğitim ve öğretimde kullanım farklılıkları üzerinde bir inceleme yapılmıştır. Elde edilen bilgiler ışığında noktalama işaretlerinin öğretim ve uygulamasında temel yaklaşımlar belirlenmiştir. Ayrıca drama yöntemi ile ilgili araştırmalar yapılmış ve drama yöntemi ile noktalama işaretleri öğretimi konusunda uygulamalar hazırlanmıştır. Araştırma sonuçlarının somutlaşması ve elde edilen bulguların değerlendirilmesi için oluşturulan gruplarda uygulama yapılmıştır. Her iki gruba da noktalama işaretleri ile ilgili ön test yapılmıştır. Deney grubuna konu drama yöntemi ile anlatılmış, kontrol grubu ise süreç içinde serbest bırakılmıştır. Daha sonra iki gruba da son test uygulanmıştır. Araştırmanın modeli, Ön-Son Test Kontrol Gruplu Model'dir. Elde edilen verilerin analizinde SPSS 15.0 kullanılmıştır.Sonuç kısmında ise bu tespitler ışığında, uygulayıcılara öneriler sunulmuştur. Araştırma bulgularına göre noktalama işaretlerinin kullanımı konusunda öğrencilerin öğrenme düzeylerinde drama ile işlenen derslerde grubun lehine anlamlı bir fark bulunmuştur. Bundan yola çıkarak 8. sınıfların Türkçe dersinde dil bilgisi konularının öğretiminde drama yöntemi kullanılmasının öğrencilerin öğrenme düzeylerini olumlu yönde etkileyeceği sonucuna varılmıştır.Anahtar Kelimeler: Türkçe öğretimi, dil bilgisi, noktalama işaretleri, yöntem, drama.
İlköğretim 8. sınıf öğrencilerinin okuma alışkanlık ve ilgileri üzerine bir araştırma
Bu araştırmada, ilköğretim 8. sınıf öğrencilerinin okuma ilgi ve alışkanlıkları ile okuma ilgisi ve okuduğunu anlama düzeyleri arasındaki ilişki belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırmada tarama modeli kullanılmıştır.Araştırmanın evrenini 2007-2008 öğretim yılında Ankara ili merkez ilçelerinde (Altındağ, Çankaya, Etimesgut, Gölbaşı, Keçiören, Mamak, Sincan ve Yenimahalle) bulunan ilköğretim 8. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Evrenin tamamına ulaşılamadığı için farklı sosyoekonomik çevrelerde eğitim gören 390 öğrenci örneklem olarak seçilmiştir.Araştırma sürecinde ölçme aracı olarak ?Kitap Okuma Alışkanlığına İlişkin Tutum Ölçeği?, ?Okuma İlgi ve Alışkanlıkları Anket Formu? ve ?Okuduğunu Anlama Testi? kullanılmıştır. Ölçme süreci sonunda elde edilen verilerin analizinde betimleyici istatistik (frekans, yüzde ve ortalama), T-testi, ANOVA, Kruskal Wallis ve Mann Whitney U Testi analizleri kullanılmıştır. Analizler SPSS 15.0 programıyla gerçekleştirilmiştir. Verilerin karşılaştırılmasında anlamlılık düzeyi .05 olarak kabul edilmiştir.Araştırma sonucunda ilköğretim 8. sınıf öğrencilerinin okuma alışkanlığına ilişkin tutum düzeylerinin genel olarak ?yüksek? seviyede olduğu belirlenmiştir. Okuma ilgi ve alışkanlıklarına ilişkin yapılan değerlendirme sonucunda öğrencilerin kitap okuma alışkanlıklarının televizyon izleme alışkanlığının gerisinde kaldığı ve sınavlar (okul sınavları ve lise giriş sınavları) sebebiyle eğlenme/dinlenme amaçlı okumalara yeterli vakit ayıramadıkları tespit edilmiştir.Öğrencileri kitap okumaya büyük oranda anne-babaları ve öğretmenleri teşvik etmektedir. Kütüphanelerin okuma alışkanlığı kazandırmadaki etkisinin ise çok düşük olduğu görülmüştür. İlköğretim 8. sınıf öğrencilerinin ilgi duydukları konularda macera-serüven konuları, türde ise roman-hikâye tercihleri öne çıkmıştır. Okuduğunu anlama testinden elde edilen bulgulara göre öğrenciler en çok şiir türünde başarı göstermiş, bunu öyküleyici metinler ve bilgilendirici metinler izlemiştir. Ayrıca öğrencilerin okuma alışkanlığına ilişkin tutum düzeyleri ile okuduğunu anlama başarı düzeyleri arasında düşük bir korelasyon bulunmuştur.
İlköğretim ikinci kademede zaman ekleri ve fonksiyonlarının öğretimi
Bu çalışmada ilk olarak Türkçeyi iyi temsil ettiği düşünülen bazı şair ve yazarların eserleri taranarak zaman eklerinin fonksiyonları tespit edilmiştir. Daha sonra ilköğretim ikinci kademe öğrencilerinin yazılı anlatımlarında kullandıkları zaman ekleri ile ilköğretim ikinci kademe Türkçe ders kitabındaki metinlerde yer alan zaman ekleri belirlenerek bunların kullanım sıklıkları ve kullanım oranları hesaplanmıştır. Böylece ilköğretim ikinci kademede öğrencilerin hangi zaman eklerini, ne sıklıkla ve hangi oranlarda kullandıkları ortaya çıkarılmıştır. Aynı işlem Türkçe ders kitapları için de yapılmıştır. Bu suretle Türkçe öğretiminde yardımcı ve destekleyici bir alan olan dil bilgisi öğretiminde zaman eklerinin sistematik bir şekilde öğretilebilmesi için kılavuzluk edebilecek sonuçlara ulaşmak amaçlanmıştır.Çalışmada Ankara ilinden beş ilköğretim okulunda 450 öğrenciye yazılı anlatım çalışması yaptırılmış, ayrıca bu okullarda okutulan Türkçe ders kitaplarındaki metinlerden yararlanılmıştır. Öğrencilerin yazılı anlatımlarından elde edilen bulgular ile Türkçe ders kitabından elde edilen bulgular karşılaştırılmıştır. Böylece taranan edebî eserlerdeki zaman eklerinin, öğrencilerin yazılı anlatımları ile Türkçe ders kitaplarında kullanılıp kullanılmadığı da ortaya konulmuştur.Sonuç olarak, bazı zaman eklerinin, öğrencilerin yazılı anlatımlarında ve ders kitaplarındaki metinlerde ya çok az kullanıldığı ya da hiç kullanılmadığı görülmüştür. Buna bağlı olarak da dil bilgisi öğretiminde zaman eklerinin öğrencilere kavratılmasına yönelik bazı tekliflerde bulunulmuş ve Türkçe ders kitaplarına alınacak metinlerde zaman ekleriyle ilgili dikkat edilmesi gereken hususlar vurgulanmıştır.Anahtar kelimeler: Türkçe öğretimi, dil bilgisi, dil bilgisi öğretimi, zaman, zaman ekleri, fonksiyon, Türkçe ders kitabı, yazılı anlatım.