Bursa Technical University
Discipline

Sociology

Bursa Technical University

1,519

Archived Theses

4

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Muhafazakâr aile değerlerine yönelik tutumlarda kuşaklararası farklılaşma düzeyi (Kayseri örneği)

Bu tez çalışmasında, aile değerlerine yönelik modernleşme ya da muhafaza etme tutumları kuşak farklılığı ve Kayseri örneği üzerinden ele alınmıştır. Araştırmada yöntem olarak nicel yaklaşım tercih edilmiş ve alan çalışması kapsamında 2022 yılının Haziran ve Aralık aylarında Melikgazi, Kocasinan ve Talas ilçelerinde, 18 yaş ve üzeri 450 katılımcıya yüz yüze anket uygulanmıştır. Saha çalışmasında elde edilen verilere SPSS 26 programında açımlayıcı faktör analizi yapılmıştır. Yapılan açımlayıcı faktör analizi sonucunda cevapların dört faktöre dağıldığı görülmüştür. Bu faktörler ailenin önemi, evlilik öncesi görüşme, aile değerleri ve aile değerlerini sorgulama olarak isimlendirilmiştir. Dört faktör toplam varyansın %69,372'sini açıklamaktadır. Yapılan test sonucunda "Cronbach Alpha" güvenilirlik katsayısı 0,91 olarak bulunmuştur. Çoklu regresyon analizi sonucuna göre ailenin önemi tutumunda yaş, medeni durum, meslek ve aylık kazancın etkisi vardır. Evlilik öncesi görüşme tutumunda medeni durum, meslek ve aylık kazancın etkisi vardır. Aile değerleri tutumunda medeni durum ve mesleğin etkisi vardır. Aile değerlerini sorgulama tutumunda ise medeni durumun etkisi vardır.

AileDeğerlerKayseri+5
Fatma Saraçoğlu
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İslam'da sosyal adalete yönelik tutumlar (Uşak örneği)

Bu tez çalışmasının amacı katılımcıların İslam'da Sosyal Adalete Yönelik Tutumlarının araştırılmasıdır. Bu nedenle Uşak il merkezinde ikamet eden 18 yaş ve üzeri kadın ve erkek 353 kişiye rastsal olarak yüz yüze anket uygulanmıştır. Çalışmada Doç. Dr. Şahin DOĞAN tarafından geliştirilen "İslam'da Sosyal Adalet Tutum Ölçeği" kullanılmıştır. Yapılan açımlayıcı faktör analizi sonucunda cevapların dört faktöre dağıldı görülmüştür. Bunlardan birinci faktör yardımlaşma, ikinci faktör, devletin rolü, üçüncü faktör insani eşitlik, dördüncü faktör ise adil ücret olarak adlandırılmıştır. Dört faktör toplam varyansın %70'ni açıklamaktadır. Yapılan test sonucunda "Cronbach Alpha" güvenilirlik katsayısı 0,94 olarak bulunmuştur. Cinsiyet temelli yapılan t-test sonucunda insani eşitlik boyutunda farklılaşma olduğu sonucu çıkmıştır. Yaş, medeni durum ve meslek temelli tek yönlü ANOVA varyans analizi sonucunda yaş, medeni durum ve meslek gruplarında farklılaşmalar olduğu, eğitim ve aylık kazanç değişkenlerinde ise fark çıkmadığı görülmüştür. Yapılan çoklu regresyon analizi sonucunda ise demografik değişkenlerin dört faktörde de hiçbirinin anlamlı bir etkisinin olmadığı görülmüştür. Temel dini inançların yardımlaşma, devletin rolü ve insani eşitlik tutumlarına etkisi olduğu, dini davranışların (ibadetlerin) ise yardımlaşma, devletin rolü, insani eşitlik ve adil ücret tutumlarına etkisi olduğu sonucu çıkmıştır.

Habibe Hayat Bağbakan
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Bir beden modifikasyonu olarak makyajın sosyolojik incelenmesi: İnstagram örneği

Bu tez, "Bir Beden Modifikasyonu Olarak Makyajın Sosyolojik İncelenmesi: Instagram Örneği" başlığıyla yapılan bir araştırmayı temel alır. Tezin amacı, bedenin sosyolojik boyutunu incelemek ve Mike Featherstone'un beden modifikasyonu kavramsallaşması çerçevesinde bu konuyu ele almaktır. Bedenin sosyolojik bir perspektifle incelenmesinin ardından, Mike Featherstone ve onun beden modifikasyonu kavramsallaşması çerçevesinde makyajın Türkiye'deki erkekler arasında kullanımını ele almakla beraber söz konusu araştırma, bedenin sosyal inşasını anlamak için beden modifikasyonu kavramını merkeze alırken, özellikle makyajın tarihçesi ve sosyal medya ile ilişkisini de dikkate almaktadır. Bedenin sosyolojik boyutu üzerinde durulmaktadır. Bu bağlamda, bedenin geçmişten günümüze biyolojik, felsefi, siyasi ve sosyolojik perspektiflerde nasıl ele alındığı incelenmektedir. Mike Featherstone'un beden modifikasyonu kavramsallaşması detaylı bir şekilde açıklanarak bu kavram çerçevesinde beden modifikasyonunun tarihsel, kültürel, toplumsal ve bireysel etkileri, toplumsal algı ve tutumlar, cinsiyet ve kimlik ilişkisi, etik boyutları, trendleri ve popüler kültürdeki yeri analiz edilmektedir. Çalışma, erkek, erkeklik ve erkeksilik kavramlarıyla queer teorinin bütünleştiği erkeklik çalışmaları perspektifinden ilerlemektedir. Bu bağlamda, hegemonik erkeklik ve alternatif erkeklik kavramsallaşmaları üzerinde durulmaktadır. Ayrıca, queer teori çerçevesinde makyaj yapan erkeklerin sosyal medya paylaşımlarının incelenmesi, bu paylaşımlara gelen yorumların söylem analiziyle birlikte teze dahil edilmiştir. Yorumlar, nefret yönelimli, dini ve cinsiyetçi söylem olmak üzere üç kategoriye ayrılmıştır. Bu çalışmada, bedenin sosyolojik incelenmesi, beden modifikasyonlarının yapılma nedenleri, bir beden modifikasyonu olarak makyajın (boyanmanın) tarihçesi ve toplumsal boyutları ve son olarak da makyajın geçmişten farklı olarak günümüzde ne için kullanıldığı ortaya koyulmaktadır.

Nazmi Demir
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Post modern dönemde ideal beden inşaasında sosyal medyanın etkisine yönelik bir araştırma

Post modern dönem de benlik kavramı bir değer kazanmıştır. Benlik kavramının değer kazanması ile bedene yönelik gelişmeler de toplumda öne çıkmaya başlamıştır. Post modern dönemden önceki dönemler de beden, bu derece birey ve toplum tarafından kontrol altına alınmamaktadır. Toplumun benimsemiş olduğu bu tutum ile birey bedenini kontrol etmeyi bir sosyal norm olarak, hafızasına endekslemiştir. Bireyin uğramış olduğu bu değişim ile bedeni düzenlemeye yönelik yapılan tüm uygulamalar, post modern dönemde istek değil ihtiyaç olarak algılanmaya başlanmıştır. Post modern dönem de toplumun yaygınlaştırmış olduğu beden ölçülerine ve güzellik algısına uyum sağlamak aktörlerin yani bireylerin toplumdaki konumunu belirlemesin de bireye yardım etmektedir. Post modern dönemde ince olmak, zayıf olmak, kaslı olmak, şekilli ve yağsız bir bedene sahip olmak sosyal medyanın da yaygınlaştırmış olduğu düşünceler ve görseller sayesinde, birçok pozitif niteliği barındırmaya başlamıştır. Dolayısıyla bireylerde ideal bedene ulaşmak için kilo verme çabalarıda görülebilmektedir kilo vermek sadece şişman bireylerin değil sağlıklı bir kiloda olan kesimdende büyük bir bir ilgi görmektedir. İdeal beden yaratma eylemelerinde sosyal medyanın yaygınlaştırıcı etkisi olduğu düşünülerek bu çalışma planlanmıştır. Bu çalışmada 18 yaş üstü sosyal medya kullanıcısı bireylere ideal bedenin ve sosyal medya kullanımının anlamlandırılmasına yönelik sorular sorulmuştur. Nitel bir yöntemle yapılmış bu çalışmada ideal bedeni kilo durumu üzerinden değerlendirilebilecek sorular yönlendirilmiştir. Böylece bireylerin bedensel ve ideal beden tanımlamalarına, kilo deneyimlerine, sosyal hayatta geçirdikleri deneyimlerine, sosyal medya kullnımı sırasında; ürünlerden, tüketim pratiklerinden, feneomenlerden, ınfluencerlerden yada ünlülerden etkilenme durumları açığa çıkartılmıştır. Anahtar Kavramlar: Beden Sosyolojisi, Postmodern Dönem, Sosyal Medya

BedenBeden inşasıBeden sosyolojisi+2
Beyza Melike İlter
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Bir tüketim unsuru olarak kitap: Bookstagram örneği

Tüketim insan hayatında her zaman var olan bir eylemdir. Ancak bu eylemin nasıl gerçekleştirildiği birçok kez inceleme konusu olmuştur. Çünkü değişen zamanla birlikte teknoloji gelişmiş ve tüketimin sergilendiği yeni sahalar oluşmuştur. Bu sahalardan biri olan instagram uygulaması günümüzde insanlara tükettikleri şeyleri ilgi çekici bir şekilde sunma imkanı vermiştir. Tüketim nesnesi olarak son dönemlerde kitaplar ön plana çıkmıştır. İnstagram hesabını bookstagram şeklinde kullanan kişilerin yaptıkları kitap paylaşımları bu araştırma içinde konu edinilmiş, gösterişçi tüketim ile benlik algıları anlaşılmaya çalışılmıştır. Bu bağlamda nitel araştırma yapılmış ve 15 kadın 15 erkek olmak üzere toplam 30 bookstagram kullanıcısı ile derinlemesine görüşme gerçekleştirilmiştir. Görüşmelerde yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Katılımcıların rızası ile görüşmeler esnasında ses kaydı alınmış ve görüşme sonrası deşifre edilmiştir. Deşifreler MAXQDA 2022 programı ile analiz edilmiş ve bulgulara ulaşılmıştır. Elde edilen bulgular arasında katılımcıların okuma alışkanlığı kazanmasında aile ve çevrenin önemli bir etkisi olduğu görülmüştür. Okudukları kitabın yayınevi, kapak tasarımı, popülerliği gibi çeşitli özelliklerinin o kitabı tercih etmelerinde sebep olarak karşımıza çıkmıştır. Katılımcılar kitap görsellerine önem verdiklerini, bu paylaşımlarda çeşitli ürünler kullandıklarını ve bunların yer yer gösterişçi tüketime kapı araladıklarını belirtmiştir. Aynı katılımcılar diğer bookstagram kullanıcılarını değerlendirdiğinde onların hem farklı bir benlik algısı yarattıklarını hem de gösterişçi tüketime daha fazla meyilli olduklarını söylemiştir. Bazı kadın ve erkek katılımcılar, diğer kadın kullanıcıların kendi bedenlerini ve kullandıkları kozmetik ürünleri kitap paylaşımlarında kullanarak farklı bir amaç güttüklerini ifade etmişlerdir. Amacı bilgi ve fayda vermek olan kitapların metalaşması araştırma kapsamında incelenmiştir. Anahtar kelimeler: Gösterişçi tüketim, benlik, kitap, sosyal medya, bookstagram

Benlik algısıBookstagramGösterişçi tüketim+3
Şeyda Dölek
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Iraklı ve Suriyeli sığınmacıların istihdam alanında karşılaştıkları sorunları farklı değişkenler üzerinden sorunsallaştırmak: Samsun örneği

Irak'ta ve Suriye'de yaşanan iç karışıklıklardan dolayı can güvenlikleri ve huzurlu yaşam ortamı kalmayan Suriyeliler ve Iraklılar, huzurlu ve güvenli yaşam alanı bulmak umuduyla yaşadıkları yerlerden göç etmek durumunda kalmışlardır. Ortak kültür ve din, tanıdıklarının ve akrabalarının Türkiye'de olması nedenleriyle Suriyelilerin ve Iraklıların Türkiye'ye gelmelerinde etkili olmuştur. Türkiye'ye gelen Suriyelilerin ve Iraklıların bazıları sığınmacı statüsündedir. Yaşamlarını devam ettirmek için çalışmak zorunda olan Suriyeli ve Iraklı sığınmacılar, istihdam alanında birçok sorunla karşılaşmışlardır. Bu grup sığınmacıların istihdam alanında yaşadıkları sorunların başında çalışma koşulları ve iş paydaşlarıyla ilişkileri gelmektedir. Bu çalışma kapsamında, sığınmacı çalışanların istihdam alanında kayıt dışı olmaları, sosyal güvencelere sahip olmamaları, ağır işlerde ve sağlıksız koşullarda çalışmaları, uzun mesai saatlerine tabi tutulmalarına, yerli halkın tercih etmediği vasıfsız işleri yapmak zorunda bırakılmaları, tehlikeli işlerde çalışmak durumunda olmaları gibi sorunlar irdelenmiştir. Bunun yanında dışlanma, ötekileştirilme, hakaret ve ayrımcılığa uğrama, istendik düzeyde Türkçe bilmeme gibi sorunlarda iş yeri paydaşları ve müşterilerle yaşadıkları sorunlar olarak yine bu çalışmayla incelenmiştir. Bu tezde yürütülen saha çalışmasında, yorumlayıcı yaklaşım kapsamında nitel araştırma yönteminin durumsal araştırma deseninden yararlanılmıştır. Verilerin toplanmasında mülakat tekniği kullanılmıştır. İçerik analizi üzerinden veriler yorumlanmıştır.

AyrımcılıkDil problemleriGöçler+7
Kebire Ayyıldız
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal medya kullanıcılarının modernlik algıları ve yalnızlık düzeyleri arasındaki ilişkinin sosyolojik olarak incelenmesi

Yalnızlık kavramının geçirdiği dönüşümün modernleşme ve sosyal medya kavramları ekseninde incelenmesini amaçlayan bu araştırma, temelde "Modernleşme ve sosyal medya ile yalnızlık arasında nasıl bir ilişki bulunmaktadır?" sorusuna yanıt aramak üzere planlanmıştır. Bu doğrultuda karma yöntem araştırması desenleri arasında yer alan eş zamanlı karma yöntem araştırması kullanılmıştır. Çalışmanın nicel kısmı için anket, nitel kısmı için ise görüşme tekniği tercih edilmiştir. Araştırmanın evrenini 18-55 yaş arası sosyal medya kullanıcıları oluşturmaktadır. Anket tekniği için 300 katılımcı ve görüşme tekniği için 10 katılımcı, araştırmanın örneklemini oluşturmaktadır. Anket tekniği kapsamında katılımcılara; "Kişisel Bilgi Formu", "Modernite Ölçeği", "De Jong Gierveld Yalnızlık Ölçeği", "Sanal Ortam Yalnızlık Ölçeği" ve "Yalnızlıktan Kaçış Ölçeği" yöneltilmiştir. Elde edilen bulgulardan hareketle modernleşme ile birlikte yalnızlığın ve yalnızlık ile birlikte de sosyal medya kullanımının arttığını söylemek mümkündür. Ancak sosyal medya kullanımı yalnızlığa çare olmamıştır. Bu noktada kısır bir döngü mevcuttur. Çünkü aktif sosyal medya kullanıcısı olan ve sanal ortam yalnızlık düzeyleri yüksek olan katılımcılar da yalnızlıktan kaçmak için yine sosyal medya kullandıklarını belirtmişlerdir.

Merve Hatun Kabakcı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Ruhsal hastalığı olan bireylerin aile içi ilişkileri: Bolvadin örneği

Bu tezin amacı, ruhsal hastalığı olan bireylerin aile içindeki ilişkilerini Bolvadin örneğinde farklı değişkenler üzerinden sorunsallaştırmaktır. Bireyin doğumundan itibaren eğitimi ailede başlamaktadır. İletişimin de ilk başladığı yer ailedir. Birey, aile-içi ilişkileri, topluma yansıtmaktadır. Ailenin sevgi ve ilgiyle yaklaşması bireyin diğer insanlarla ilişkilerini olumlu yönde etkilemektedir. Aile-içi ilişkilerde kopukluk yaşanması ile birlikte ailenin ilgisiz tutumu, bireylerin diğer insanlarla ilişkilerinde sorunlar çıkmasına neden olmaktadır. Ruhsal hastalığı olan bireyler, ne zaman ne yapacağı belli olmayan ve uzak durulması gereken bireyler olarak damgalanmaktadır. Damgalanmış bireylerin, yakın çevrelerindeki insanlar damgadan etkilenmektedir. Ruhsal hastalığı olan bireyler, hastalıkla başa çıkma mücadelesi verirken toplumun önyargılarıyla da karşılaşmaktadır. Bu bireylerin dışlanması ve damgalanması sonucu, birey kendini diğer insanlardan uzaklaştırmak istemektedir. Bu çalışma ruhsal hastalığı olan bireylerin aile içinde ve kişilerarası ilişkilerdeki yaşadıkları sorunları irdelemiştir. Çalışmada ruhsal hastalığı olan bireylerin aile içi ilişkileri ele alınıp değerlendirilmiştir. Çalışmada verilerin toplanmasında, nitel araştırma yöntemi kapsamında mülakat tekniği kullanılmıştır. Toplanan veriler içerik analizi yapılarak yorumlanmıştır.

AileAile içi iletişimAile içi ilişkiler+3
Rümeysa Totu
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Çocuklu kadınların iş yaşamına ilişkin davranışlarının sosyolojik açıdan değerlendirilmesi: Niğde örneği

Tarihsel süreç içinde aile kurumu ve kadınlar günümüz toplumuna kadar birçok değişime uğramış ve kadın, çalışma hayatının önemli bir bileşeni olmuştur. Bu anlamda çalışan annelerin hane dışındaki üretime katılması mikro boyutta aile kurumunu, makro boyutta ise toplumsal yapıyı ilgilendiren modern dönemlerin yeni bir sorun alanı olarak tartışılmaya başlanmıştır. Çalışan annenin diğer mesai arkadaşlarından farklı sorunlarla karşı karşıya gelmesi çoğunlukla doğurganlık ve çocuk sahibi olması ile ilişkilendirilmiştir. Çalışma hayatını doğrudan ilgilendiren aile ve çocuk arasındaki ilişki; annenin işi ve kendisi için oldukça önemlidir. Bu çalışma nitel araştırma yöntemlerinden fenomenolojik yaklaşım deseni ile tasarlanmıştır. Fakat çalışma içinde ele alınan her kuramın çalışmaya ışık tuttuğu, çalışmanın kuramsal teklik içermediği niteliksel olarak fenomenolojik kuram çerçevesinde modelleştirildiği belirtilmelidir. Araştırmanın örneklemini Niğde ilinde en az 2 yıl çalışma yaşamında yer alan 15 anne oluşturmuştur. Çocuk sahibi çalışan kadınlara uygulanan 18 soruluk yarı yapılandırılmış görüşme formu ile katılımcıların aile ve çalışma hayatına yönelik görüş ve düşünceleri kendi ifadeleri ile anlaşılmaya çalışılmıştır. Araştırma bulguları çerçevesinde ana temalar oluşturulmuş ve bu temaların üzerine yoğunlaşan betimsel analizler gerçekleştirilmiştir. Verilerin analizi, kod açma yöntemi kullanılarak yapılmış ve ortak örüntülerin belirlenmesiyle birlikte çıkarımlar sağlanmıştır. Elde edilen veriler, kamu sektöründe çalışan annelerin karşılaştığı zorlukları ve duygusal deneyimlerini açık bir şekilde vurgulamaktadır. Çalışmanın önemli bulguları arasında, çalışan annelerin çocuklarıyla yeterli vakit geçirememeleri, iş yerinde izin taleplerinde zorluk yaşamaları ve devlet politikalarının geliştirilmesi gerekliliği yer almaktadır. Bu bulgular, kamu sektöründe çalışan annelerin karşılaştığı zorlukları ve duygusal deneyimleri açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Araştırmanın sosyoloji literatürüne ve çocuk sahibi çalışan kadınlara yönelik yapılacak uygulamaların belirlenmesine katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

Aile hayatıAnnelerFenomenolojik sosyoloji+6
Özlem Onat
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Tüketim toplumu çerçevesinde kına gecesi organizasyonları: Samsun-Çarşamba örneği

İçinde bulunduğumuz toplum; yaşanan sosyal, kültürel, ekonomik değişmenin etkisiyle geleneksel örf, adet ve ritüelleri dönüşüme uğratmaktadır. Kültür toplumun vazgeçilmez unsuru olmakla birlikte toplumları birbirinden farklılaştıran değerler bütünüdür. Her toplumun kendine özgü kültürü vardır. Kültürümüzün bir parçası olan evlilik öncesinde yapılan kına gecesi, eğlenceli bir görsel şölen olarak değerlendirilmektedir. Günümüz kına gecelerini oluşturan modern organizasyonların varlığı ve çalışma prensipleri bu çalışmanın konusunu oluşturmaktadır. Günümüzde organizasyonların varlığı her tören ve davette (nişan, düğün, sünnet, mezuniyet) görüldüğü gibi kına gecesi ile daha bütünleşik bir hal almaktadır. Bu çalışmada, kültürümüzün bir parçası olan, Samsun ili Çarşamba ilçesindeki kına geceleri adet ve geleneklerinin ortaya konması hedeflenmiştir. Ayrıca; kına gecelerine özel tutulan organizasyonlar, organizasyonların nasıl ortaya çıktığı, neden organizasyonların ve neden kına koçlarının tercih edildiği incelenmiştir. Organizasyon tutulmasında etkili olan kişilerin sosyal, ekonomik ve kültürel özellikleri incelenmiştir. Buna ek olarak tüketim toplumunun yansımaları ve gösterişçi tüketim kavramı incelenmiştir. Tüketim ve gösterişçi tüketim arasındaki ilişki organizasyonculuk faaliyeti ile ilişkilendirilerek açıklanmaya çalışılmıştır.

DüğünGösterişçi tüketimKültürel tüketim+6
Edanur Sandıkcı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyokültürel değişimlerin Irak aile yapısına etkisi

Bu tez çalışmasında, Irak aile yapısının konumu ve toplumsal yapıda meydana gelen sosyokültürel değişimler tarihsel bağlamda ele alınmıştır. Konuyla ilgili daha önce yapılan araştırmalar derlenmiş ve sosyokültürel yapıda yaşanan değişimlerin aileye etkisi belirlenmeye çalışılmıştır. Literatürde yer alan çalışmalarda göç, kentleşme, medya, modern bireyci hayat tarzı, tüketim toplumu ve küreselleşmenin değişimi etkileyen en önemli faktörler olduğu tespit edilmiştir. Özellikle sosyal medya ve diğer iletişim araçlarının Irak'ta kültür ve davranışların değişiminde son derece etkili olduğu görülmüştür. Bunun sonucunda Irak aile yapısının etkileşim ve iletişim biçimlerinde değişimler meydana gelmiştir. Bu durumun toplumun en temel yapı taşı olan aileyi olumsuz etkilediği yapılan çalışmalarla ortaya konulmuştur. Fakat bu olumsuz değişimlerin etkisini önlemek için henüz önemli bir girişimin olmadığı sonucuna da ulaşılmıştır.

DinSosyoloji
Alı Najeeb Hamad Hamad
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de değişen sosyal yapının aileye etkisi

Bu tez çalışmasında, değişimin kaçınılmaz olduğu gerçeğinden yola çıkılarak, Türkiye'de değişen sosyal yapının aile kurumuna etkisi ele alınmıştır. Değişimin etkisi evlilik, gelenekler ve değerler açısından incelenmiştir. Ankara'da rastgele seçilen 20 kişiyle derinlemesine mülakat yapılmıştır. Türk toplumsal yapısında oluşan değişimin boyutu ve kapsamıyla ilgili sonuçlar Ankara örneği üzerinden ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Araştırmanın sonucunda aile, gelenekler ve değerlerdeki değişimlerin büyük oranda negatif algılandığı tespit edilmiştir. Değerlerin, geleneklerin ve Türk toplumunun en önemli yapı taşı olan ailenin korunmasının elzem olduğu genel kanısına ulaşılmıştır. Ayrıca, Türkiye'nin toplumsal yapısında ortaya çıkan değişimin anlaşılmasında aileye yönelik çalışmaların sayısının artmasının ve alan çalışmalarıyla desteklenmesinin ne kadar önemli olduğu görülmüştür.

Rabiye Zencirkıran
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Modernleşmenin Çerkes etnisitesine etkisi: Türkiye ve Rusya örneği

Çerkesler, uzun yıllar boyunca anavatanları olan Kafkasya uğruna Rusya ile yaptıkları savaşlara, verdikleri mücadelelere rağmen, sürgün edilerek birçok farklı ülkeye dağılan kültürel değerlerini koruma konusunda istekli olan etnik bir halktır. Türkiye, Çerkeslerin yaşamlarını sürdürdükleri ülkelerin başında gelmektedir. Modernleşmenin asimilasyonist etkilerine karşılık hem Türkiye'de hem de Rusya'da içe kapalı bir yaşam pratikleriyle kendilerine özgü kültürlerini devam ettirdikleri düşünülmektedir. Bu çalışmada Çerkeslerin modernleşmenin etkileri altındaki pratikleri sosyolojik bakış ile irdelenmiştir. Çalışma, Türkiye ve Rusya evreni kapsamında bir örneklem üzerinden yürütülecektir. Konu, Türkiye'nin ve Rusya'nın modernleşme politikaları ve uygulamaları, bunların Çerkes kültürüne yansıma biçimleri ve Çerkeslerin ortaya koyduğu pratikler üzerinden sosyolojik olarak irdelenmeye çalışılacaktır. Bu çalışmada etnografik desen kapsamında nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Bu bağlamda Türkiye'de ve Rusya'da yaşayan 18 kadın ve 12 erkek olmak üzere toplam 30 katılımcı ile derinlemesine görüşme yapılmıştır. Çalışmanın sonucunda hem Rusya'da yaşayan hem de Türkiye'de yaşayan Çerkeslerin modernleşmeden olumlu ve olumsuz yönlerde etkilendiği belirtilmiştir. Yaşanan teknolojik değişmeler, buna bağlı olarak sanayileşme ve bağlantılı olarak kentleşmenin artması ile Çerkesler içe kapalı yaşam sürdükleri alanlardan çıkıp diğer kültürlerle etkileşime girmiştir. Bu da her iki ülkede kültürel bir etkileşimi meydana getirmiş olup, yaşanılan ülkeye özgü kültürler ile değişime uğramışlardır. Modernleşmenin etkisi çerçevesinde Çerkes kültürü bir taraftan kültürel değişime uğrayıp bazı geleneklerini kayıp etse de bir taraftan da zamana uyulması gerektiğinin altı çizilmiştir. Teknolojinin ve iletişim araçlarının gelişmesi de birçok ülkeye dağılmış olan Çerkesler için olumlu gelişmelerden olmuştur.

Duygu Kazan
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Hedonik tüketimin Z kuşağına etkisi olarak davranışlarını nasıl şekillendirdiğine ve anlamlandırdığına yönelik nicel bir araştırma

Tüketim sadece satın alınan bir nesne anlamına gelmemektedir. İçerisinde anlamlar barınan, bireylerin tanımlarını ve davranışlarını etkileyen bir olgu olarak karşımıza çıkmaktadır. Tüketim her yaştan bireyi etkilemektedir. Bireyler arası sosyal ilişkileri etkilemekte ve kimliklerinde belirleyici bir etken olmaktadır. Grupların, alışveriş alışkanlıklarına ve demografik özelliklerine göre tüketim alışkanlıkları değişmektedir. Her sınıf kendisini temsil eden ve yansıtmak istediği kimliklere göre ürünleri kullanmaktadır. Tüketim davranışı Z kuşakta belirleyici bir etken olmakta ve teknoloji çağında doğup, büyümeleri sebebiyle araştırılması gereken bir konu olmaktadır. Toplumlar da, tükettikleri nesnelerin benzerliğine göre ve ait olmak istediği sınıfa karşı yakınlık kurmaktadır. Bu durumun belirleyicisi olarak da nesneleri görmektedir. Bu çalışmada; hedonik tüketimin Z Kuşağı bireylerinin davranışlarında belirleyici bir rol içerisinde olmasına ilişkin bir çözümleme yapılmaya çalışılmıştır. Bu bağlamda nicel araştırma yapılmış ve toplamda 305 Z Kuşağı bireyine ulaşılmıştır. Çalışmada demografik bilgiler, alışveriş alışkanlıkları ve Hedonik ve Faydacı Tüketim Davranışları Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada yapılan nicel çalışma sonucunda Z Kuşağının hedonik tüketim davranışları ile demografik özellikleri ve alışveriş alışkanlarında anlamlı ilişkiler olduğu görülmektedir. Cinsiyet, alışveriş sıklığı, kişisel aylık harcama Z Kuşağının hedonik tüketime yönelmesinde etkili olmaktadır. Z Kuşağı öncelikle kimliklerini yansıtmak amacıyla hedonik tüketime yöneldiği gözlemlenmektedir.

Seda Topaloğlu
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Almanya'da yaşayan Türk kökenli küçük girişimci kadınların sosyolojik analizi: Mannheim örneği

Günümüzde uluslararası göçün yükselişe geçmesi ile etnik girişimcilik faaliyetleri de ülkelerin ekonomik kalkınmalarında önemli yer edinmiştir. Kadın girişimciliği konusu dünyada oldukça popüler olmasına karşın, literatürde bu konu üzerine odaklanan çalışmalar özellikle de Almanya'da yaşayan Türk kökenli kadınların etnik girişimcilikleri üzerine çalışmalar oldukça az sayıdadır. Bu nedenle bu çalışmanın temel amaçlarından bir tanesi göçmen kadın girişimciliği konusuna dikkat çekerek, göç ve kadın girişimciliği alanında yapılacak çalışmalara kaynak sağlayarak katkıda bulunmaktır. Çalışmada, Almanya'da yaşayan Türk kökenli kadınların etnik girişimcilik faaliyetleri incelenmiştir. Kadınların sahip oldukları sosyal ağlar girişimcilik faaliyetleri üzerinde olumlu ve olumsuz çeşitli etkiler yaratmaktadır. Almanya'da yaşayan Türk kökenli girişimci kadınların pek çoğunun karşılaştığı ırkçılık, yabancı düşmanlığı, islamofobi, Almanca bilmemek, yalnızlık, toplumsal cinsiyet ayrımcılığı, hane içi sorumlulukların fazlalığı gibi sorunlar onların girişimcilik faaliyetlerini geliştirmeleri önünde engeller oluşturmaktadır. Çalışmada, göç ve kadın girişimciliği konuları üzerine literatür taraması yapılmış, Almanya'da yaşayan Türk kökenli küçük girişim sahibi kadınların, girişimcilik faaliyetini tercih etme nedenlerini, yabancı ve girişimci kadın olarak karşılaştıkları sorunları tespit etmek amacı ile nitel araştırma tekniklerinden derinlemesine görüşme tekniği kullanılarak Almanya'nın Mannheim şehri ve çevresinde yaşayan Türk kökenli küçük girişim sahibi 8 kadın ile bireysel görüşmeler yapılmıştır. Elde edilen veriler betimsel yaklaşım modeli ile analiz edilerek yorumlanmıştır.

Cansel Sargın
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite mezunu işsiz gençlerin psikososyal durumları üzerine bir alan çalışması

Bu tez çalışmasının amacı, üniversite mezunu işsiz gençlerin psikososyal durumlarının araştırılmasıdır. Üniversite eğitimini tamamladıktan sonra iş piyasasında kendine uygun iş bulamayan diploma sahibi, okumuş bireylerin, işsizlik olgusuyla nasıl başa çıktıklarını, bu süreçte kimlerden nasıl destek aldıklarını, işsiz kalmanın önündeki en etkili nedenlerin varlığının neler olduğu, işsizliğin, eğitimli genç bireyler üzerinde ne tür etkileri olduğu çalışma açısından incelenmiştir. Yapılan bu çalışmanın örneklemi ise Türkiye'de farklı yükseköğretim kurumlarından mezun olmuş yaş ve cinsiyet farkı gözetmeksizin farklı statülerde işsiz kategorisi altında seçilen kişilerce gönüllülük esasına göre uygulanmıştır. Araştırma, nitel araştırma yöntemlerinden derinlemesine mülakat tekniği kullanılarak toplamda 32 katılımcı ile gerçekleşmiştir. Araştırma sonucunda katılımcılar işsiz kaldığı süreçte ailesinden maddi ve manevi desteği gördüğünü, işsizlik nedeniyle çevre ile olan ilişkilerinin olumsuz şekilde değiştiğini ve çevreden olumsuz eleştiriler aldıklarını, günlük hayatta sosyal ilişki bağlarının zayıfladığını ifade etmişlerdir. Gençlerin büyük çoğunluğu KPSS sınavından yeterli düzeyde puan alamadığını ve iş piyasasında yeterli düzeyde tecrübe ve donanım sahibi olmadığı için işsiz kategorisinde olduğunu belirtmiştir. Katılımcıların çoğunluğu işsizliğin sağlık açısından günlük hayatta bedenen ve ruhen olumsuzluklar yarattığını ifade etmişlerdir.

Emine Meltem Karpuz
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal medya ve yaşam tarzı göçü' nün gençlerin göç etme motivasyonlarına etkisi

Bu çalışma, sosyal medya ve yaşam tarzı göçünün genç bireyler açısından incelenmesini konu edinmiştir. Bu tezde yaşam tarzı göçünü gerçekleştiren genç bireylerin göç etme motivasyonlarında sosyal medyanın etkisini ortayı çıkarmak amaçlanmıştır. Tezde nitel araştırma yöntemi tercih edilmiştir. Alan çalışmasında nitel araştırma tekniklerinden olan yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Görüşmeler çevrimiçi ortamda gerçekleştirilmiştir. Araştırma evreni, Türkiye'den yurtdışına göç eden bireylerden oluşmaktadır. Örneklem grubunu ise, 12-24 yaş aralığındaki göçmenler oluşturmaktadır. Araştırma sonucunda, sosyal medyanın gençlerin göç etme motivasyonuna dolaylı etkisinin olduğu görülmüştür. Göç nedenleri arasında yaşam tarzı göçünün de öne çıktığı gözlenmiştir. Katılımcıların göç öncesindeki beklentileri ve göç sonrasındaki durumları arasında farklılaşma vardır. Katılımcıların ülkelerine geri dönmeye yönelik motivasyonları araştırmanın varsayımında öngörülenin aksine yüksektir.

Onur Gür
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Meslek liselerinde eğitim gören öğrencilerin bu okulları seçme sebeplerine yönelik sosyolojik bir araştırma (Ankara Altındağ örneği)

Yapılan çalışmada, Meslek Lisesi öğrencilerinin, bu okulları neden seçtiklerine yönelik veriler elde edilmektedir. Ankara Altındağ ilçesinde yer alan 5 ayrı okuldan alınan veriler doğrultusunda sonuçlara ulaşılmaya çalışılmıştır. Çalışmaya 355 öğrenci katılım sağlamıştır. Karma model kullanılmıştır. Anket soruları ve öğrencilerin bireysel olarak cevap verebilecekleri açık uçlu sorular yöneltilmiştir. Katılımcıların düşüncelerini daha iyi anlayabilmek için bireysel cevaplar verebilecekleri alan bırakılmıştır. Okullarda gerçekleştirilen anketler, SPPS ve NVİVO programında analiz edilmiştir. Kategorik değişkenler arası ilişkilere bakılacağından ki-kare testi uygulanmıştır. Araştırma sonucunda öğrencilerin okul seçiminde aile faktörünün ön planda olduğu görülmüştür. Ailelerinin istekleri doğrultusunda öğrenciler bu okullarda eğitim aldıklarını belirtmiştir. Yükseköğretime devam etmek isteyen öğrenciler, lisede eğitim aldıkları alan dışında bir bölümde okumak istediklerini belirtmiştir. Materyal eksikliği ve bölüm derslerinin az olması öğrenci ve öğretmenlerin okullarını yetersiz görmelerine sebep olmaktadır. Teorik derslerin fazla olması, eğitim programlarının yoğun olması öğrencilerin pratik yapmasına engel olmaktadır. Çözüm olarak ders sayısında azalmaya gidilerek, pratik yapılarak el becerilerini geliştirecek alanların oluşturulması gerekmektedir. Öğrenciler ders saatleri dışında bir işte çalıştıklarını ifade etmişlerdir. İkili eğitim sisteminde öğleden sonra okula gelen öğrencilerin günün tamamını okul için harcadıkları, kendilerine ayıracak zamanın kalmadığını ifade etmişlerdir. Anahtar Kelimeler: Meslek lisesi, meslek lisesi tercihi, sosyolojik araştırma.

Hasan Gürbüz
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Toplumsal cinsiyet yargılarındaki değişimi akademik çalışmalar üzerinden sorgulamak

Bu çalışmada 2004-2021 yılları arasında Toplumsal cinsiyet yargısı konusunda yapılmış çalışmaların incelenmesi amaçlanmaktadır. Bu amaç doğrultusunda 2004-2021 yılları arasında Toplumsal cinsiyet yargısı konusunda yazılmış makale, yüksek lisans ve doktora tezinden oluşan 110 çalışma incelenmiştir. Bu dokümanlara ulaşmak için YÖK Tez, Ulusal Tez Merkezi, Google Akademik, Ulakbim, Dergipark gibi sitelerde alanyazın taraması yapılmıştır. Bu çalışmalar amaç, yapıldığı yer, yayın yılı, yapıldığı kademe, çalışma türü, çalışma yöntemi, çalışma deseni ve veri toplama araçları alt problemleriyle ele alınmıştır. Bu çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden doküman incelemesi yöntemi kullanılmıştır. Doküman incelemesi yöntemiyle gerçekleştirilen bu çalışmada 79 makale, 28 yüksek lisans tezi, 3 doktora tezi olmak üzere 110 çalışma incelenmiştir. Bu araştırmanın verileri belirli başlıklar altında düzenlenmiştir. Belirlenen başlıklar altında elde edilen bulgular betimsel analiz yöntemiyle incelenmiş, bulgulardan yola çıkarak yorumlar yapılmıştır. Bu başlıklar: çalışmanın türü, çalışmanın yılı, çalışmanın yapıldığı yer, çalışmanın araştırma modeli, çalışmanın yöntemi, çalışmanın veri toplama araçları, çalışmanın veri toplama aracı sayıları, uygulanan ölçekler, uygulanan envanterler, çalışmanın alanıdır. Yapılan çalışmaların incelenmesi sonucunda toplumsal cinsiyet yargısının geçmişten günümüze olumlu yönde değişim gösterdiği görülmüştür. Geçmişte toplumsal cinsiyet rollerine sıkı sıkıya bağlı bir yaşam sürülmesi çalışma hayatında erkeklerin ön planda olmasına, kadınların ise yalnızca ev ortamında kendini gösterebilmesine sebep olmuştur. Aydınlanma dönemiyle beraber kadın-erkek eşitliği ve özgürlük gibi kavramlar ortaya atılmış, kadınların ve erkeklerin toplumdaki rolleri tartışılmıştır. Tartışmaların yoğunlaşması kadın hakları hareketlerini doğurmuş, kadınların sosyal hayata atılması için engeller yavaşta olsa kalkmaya başlamıştır. 20. yüzyılın başlarında yaşanan İkinci Dünya Savaşı ile kadınlar erkeklerin üstlendiği görevleri üstlenmiş, çalışma hayatında daha fazla yer almış, önemli mesleki başarılar elde etmiştir. Bu dönemde erkekler de kalıplaşmış cinsiyet rollerini bir kenara bırakarak çocuk bakımı ve ev işleri gibi konularda görev üstlenmeye başlamıştır. Günümüzde ise toplumsal cinsiyet rolleri daha esnek hale geldiğinden toplumsal cinsiyet yargısı da daha fazla önem kazanmıştır. Toplumlar bu konuda bilinçlenmiş, toplumların farkındalık düzeyi artış göstermiştir. Bunlara rağmen toplumsal cinsiyet eşitliği tamamen sağlanamadığından kadınlar özellikle mesleki hayatta halen ücret eşitsizliği, istihdam gibi konularda çeşitli zorluklarla karşı karşıya kalmaktadır. Bu zorlukların da giderilmesi ve daha eşitlikçi bir toplum hedefiyle toplumsal cinsiyet yargısı değişim süreci devam etmektedir.

Mesleki toplumsal cinsiyet
Eda Çakır
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Kırsal alanda kadın olmak: Ovacık Köyü örneği

Bu tez çalışmasında, kırsal alanda kadının konumu çok yönlü olarak ele alınmaya çalışılmıştır. Bu doğrultuda Ovacık Köyü özelinde yaşanan yoksunluk, yoksulluk ve ataerkil işleyiş ortamında kadınların göstermiş olduğu davranış biçimleri, geliştirdikleri stratejiler ve yüklendikleri toplumsal cinsiyet rolleri, onların deneyimleri üzerinden anlamlandırılmaya çalışılmıştır. Ataerkinin etkisinin yüksek olduğu köyde, kadınlar kuşaklar üzerinden toplumsal cinsiyet rolleri devralmaktadırlar. Bu süreçte ağır bedelleri deneyimlediklerini ifade etmişlerdir. Bu açıdan kadınların deneyimlerine bakıldığında, erkeklerden farklı olarak kadınların yoksunluğu ve yoksulluğu algılama biçimlerinin, yaşam kalitelerinin, yaşama dair beklentilerinin erkeklerden farklılaştığı gözlemlenmiştir. Özellikle, erkeklere göre, sadece gelir yoksunluğu olarak yaşanan durum, kadın için ise sosyal hayata katılamama, karar merciine ulaşamama, görünür olamama ve hayata dair bir boşluğu dolduramama durumudur. Tam da bu noktada bu çalışmada, Ovacık Köyü özelinde, kırsal alanda ataerkil düzen içerisinde yaşayan kadınların yaşadıkları durumlar, sosyolojik bir bakış açısı ile anlamlandırılmaya çalışılmıştır. Bu doğrultuda, çalışmada, Ovacık Köyü'ndeki kadınların kırsalda ve özellikle de ataerkil düzen karşısında gösterdiği mücadeleye, yaşamlarına yön veriş şekillerine, toplumsal alanda var oluş çabalarına, yoksunluk ve yoksullukla mücadelelerine ve ödedikleri bedellere odaklanılmıştır. Çalışma, monografik yöntem üzerinden yürütülmüştür.

Eşitsizlikten kaçınma
Aslı Dereli
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Modernleşme kuramı perspektifinde kır ve kent toplumlarında 65 yaş ve üstü bireyler ile genç nesiller arasındaki ilişkilerin sosyolojik araştırması

65 yaş ve üstü bireylerin nesiler arası ilişkileri geleneksel dönemden modern döneme geçtiğinde kır ve kent toplumlarında farklı değişimler meydana gelmektedir. Bu çalışmanın amacı 65 yaş ve üstü bireylerin modernleşme kuramı çerçevesinde kır ve kent toplumlarında nesiller arası ilişkilerin incelenmesidir. Bu çalışmada 65 yaş ve üstü bireylerin kır ve kent toplumlarında yaşadığı sorunları ve nesiller arası ilişkilerini nitel araştırma yöntemi ile ele alınmaktadır. Çalışmada araştırma deseni olarak fenomenoloji kullanılmakta ve bireylerin duygu ve düşünceleri ortaya çıkarılmaktadır. Araştırmanın örneklemi Ankara ve Çankırı illerinde kır veya kentte yaşayan 65 yaş ve üstü toplam 30 katılımcı ile oluşturulmuştur. 65 yaş üstü bireylere 28 soruluk bir mülakat formu hazırlanarak bireylerin görüş ve düşünceleri alınmıştır. Araştırma bulguları doğrultusunda ana temalar oluşturularak veriler betimsel analiz edilmiştir. Kod açma yöntemi kullanılarak verilerin analizinde ortak örüntüler ile çıkarımlar sağlanmıştır. Elde edilen veriler ile 65 yaş ve üstü bireylerin kır ve kent toplumlarında modernleşmenin etkisi ile nesiller arasındaki ilişkileri vurgulanmaktadır. Çalışmanın bulguları arasında yaşlı bireylerin eskisi kadar saygı ve sevgi görmediği ve bu durumun kır ve kent alanlarında farklılık gösterdiği yer almaktadır. Bu bulgular 65 yaş üstü bireylerin şimdiye kadar yaşadıklarından elde ettiği bilgiler ve görüşler doğrultusunda ortaya konmaktadır. Araştırmanın sosyoloji literatürüne ve yaşlı bireylere yönelik yapılacak olan çalışmalara katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

Kent sosyolojisiKır sosyolojisiİlişkisel sosyoloji+1
Sena Nur Şen Akkaya
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

İş arama tecrübelerinin arayanların bakış açısıyla bir incelemesi: Ankara ili sosyoloji mezunları örneği

Modern çağın en ciddi sorunlarından biri, gençlerin iş imkanlarından yeterince faydalanmamalarıdır. Bu işsizlik durumu sadece belirli bir bölgeyi değil, tüm bir ülkeyi etkilemektedir. Özellikle dezavantajlı gruplar, işsizlik sorunundan diğerlerine göre daha fazla etkilenmektedir. Bu nedenle işsizlik, küresel bir sorun haline gelmiştir. Türkiye'de gençlerin sayıca fazla olması, işsizlik sorununu daha da karmaşık hale getirmektedir. Sosyoloji mezunları (25-35 yaş arası) gençlerin, iş gücü piyasasına girişte bir dizi sorunla karşılaşmakta ve bu sorunlarla başa çıkmaya çalışmaktadırlar. Sosyoloji mezunu gençlerin, eğitim ve deneyim kazanma amacıyla düşük ücretli işlerde çalışmak zorunda kalmaları ve bu işlerin sona erdiğinde işverenler tarafından terk edilmeleri gibi durumlar, bu çalışmada özenle ele alınmıştır. Modern çağda toplumsal dayanışmanın azaldığı, iş bölümünün zayıfladığı ve toplumsal uyumluluktan ziyade çatışmanın öne çıktığı bir dönemde yaşadığımız görülmektedir ve bu durum bu çalışma içinde sosyolojik olarak incelenmiştir. Bu bağlamda, Ankara ilindeki sosyoloji mezunu gençlerin (25-35 yaş aralığı) iş bulma deneyimleri, kişisel, mesleki ve ekonomik açıdan incelenmiş olup derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Bu araştırmada nitel araştırma yöntemi tercih edilmiştir. Araştırma verilerinin değerlendirilmesi sonucunda sosyoloji bölümünde, iş piyasasına yönelik pratik deneyimlerin yetersiz olduğu ve mezuniyet sonrasında işverenler tarafından deneyimsiz olarak algılandığı tespit edilmiştir. Mezunlar, okul dışında aldıkları sertifikalar ve çeşitli belgelerin iş yaşamına katkı sağlamadığını, sadece boş zamanlarını doldurduğunu ifade etmişlerdir. Sosyoloji mezunu gençler, kendi bölümleriyle ilgili işlere girememenin etkisiyle, daha geniş kariyer fırsatları sunan farklı alanlara yönelmeye çaba sarf etmektedirler. Bu bağlamda sosyoloji mezunu gençlerin işe girememesi sonucunda çeşitli psikolojik ve bedensel sorunlar ile karşılaşmaktadır. Günümüz koşullarında eğitimli olmanın yeterli olmadığı ve deneyimlerin önemli olduğu da vurgulanmaktadır. Son olarak, sosyoloji bölümünün mezunlara ne gibi katkılar sağladığı, tecrübe ve deneyimlerin nasıl kazanılabileceğine dair bilgiler de ele alınmıştır.

Aile içi iletişimAile içi ilişkilerAkran ilişkileri+6
Hilal Kartal
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Yoksulluk ve eğitim ilişkisine yönelik tutum araştırması (Balıkesir örneği)

Bu tez çalışmasının amacı katılımcıların yoksulluğa yönelik tutumlarının ortaya konmasıdır. Çalışmada bu amaçla Balıkesir ili merkezinde yaşayan 18 yaş ve üzerindeki 360 katılımcıya ulaşılmıştır. Araştırmada, Serpil KURT'un hazırlamış olduğu Yoksulluğa Yönelik Tutum Ölçeği kullanılmıştır. Katılımcılara yüz yüze anket uygulaması yapılmıştır. Açımlayıcı faktör analizi sonuçlarına göre cevapların "yoksulluk algısı", "yoksulluk nedenleri", "yoksulluk eğitim ilişkisi" ve "iyimser" boyut olmak üzere dört faktöre dağıldığı görülmüştür. Dört faktör toplam varyansın %56,100'ünü açıklamaktadır. Yapılan test sonucunda "Cronbach Alpha" güvenilirlik katsayısı %80 olarak bulunmuştur. Yapılan çoklu regresyon analizi sonucunda göre yoksulluk algısı tutumunda yaş, eğitim ve mesleğin etkisi vardır. Yoksulluğun nedenleri tutumunda eğitim ve mesleğin etkisi vardır. Yoksulluk eğitim ilişkisi tutumunda sosyo-demografik değişkenlere göre bir etkinin var olduğu yer almamaktadır. İyimser tutumunda cinsiyet ve eğitimin etkisi vardır.

Serpil Kurt
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal medya bağımlılığının gençlere ve aile içi ilişkilere olumsuz etkisi

Bu tezin temel amacı, sosyal medya bağımlılığının gençlere ve aile içi ilişkilere olan olumsuz etkisinin araştırılmasıdır. Araştırmada "Sosyal Medyanın Gençlere Etkisi Tutum Ölçeği" kullanılmıştır. Saha çalışması kapsamında Kocaeli'nde ikamet eden 18 yaş ve üzeri 402 gönüllü katılımcı tesadüfi örnekleme uygun ve online biçimde anket formunu doldurmuştur. Anket formu sonuçları IBM SPSS 27 paket programında analiz edilmiştir. Yapılan analiz sonucunda anket verilerilerinin iki faktöre dağıldığı görülmüştür. Birinci faktör sanal etki ikinci faktör ise bağımlılık olarak adlandırılmıştır. İki faktörün açıkladıkları toplam varyans oranı %63,242'dir. Birinci faktör toplam varyansın %40,194'nü, ikinci faktör ise %23,048'ni açıklamaktadır. Ölçeğin "Cronbach Alpha" güvenilirlik katsayısı 0,94'tür. Sanal etki faktörünün güvenilirliği 0,94, bağımlılık faktörünün güvenilirliği ise 0,81'dir. Regresyon analizi sonucunda medeni durumun sosyal medya kullanımında etkili olduğu diğer demografik değişkenlerin ise etkili olmadığı görülmüştür.

Melike Altan
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Lise öğrencilerinin boş zaman faaliyetlerini etkileyen faktörler: Ankara ili Yenimahalle ilçesi örneği

Lise Öğrencilerinin Boş Zaman Faaliyetlerini Etkileyen Faktörler: Ankara İli Yenimahalle İlçesi Örneği çalışması 4 adet devlet lisesinde eğitim görmekte olan toplamda 400 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Genel tarama yönteminin kullanıldığı çalışmada veriler, katılımcılar ile yüz yüze görüşülerek anket tekniği kullanılarak toplanmıştır. Katılımcıların sosyo-demografik ve sosyo-kültürel özelliklerine yönelik 26 soru sorulmuş ve 36 maddelik Boş Zaman Tutum Ölçeği uygulanmıştır. SPSS'de veriler işlenmiş ve sonuçlar yorumlanmıştır. Çalışmanın referans teorisi olarak Pierre Bourdieu'nun habitus kavramı temel alınmıştır. Bourdieu'nun kuramı bağlamında bu çalışmada, lise öğrencilerinin boş zaman faaliyetlerini etkileyen faktörlerin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Söz konusu amaçlar doğrultusunda çalışmanın ikinci bölümü kapsamında zaman kavramı ve boş zaman kavramı tanımlanarak boş zamanın tarihsel gelişimi, fonksiyonları, değerlendirilmesi, değerlendirmesinde etkili olan faktörler ve boş zaman faaliyetlerine katılıma engel olan faktörler incelenmiştir. Ardından Pierre Bourdieu ve sosyolojisi aktarılarak habitus kuramında etkili olan habitus, alan ve sermaye kavramları değerlendirilmiştir. Son olarak ise Pierre Bourdieu'nun habitus kuramı kapsamında boş zaman faaliyetlerini etkileyen faktörler açıklanmıştır. Yapılan analizler sonucunda katılımcıların boş zaman tutumlarının lise döneminde yaşadıkları yer, lise döneminde kaldıkları yer, ailelerinin yaşadığı yer, eğitimleri boyunca aylık gelirlerinin karşılanma durumu, anne eğitim durumu, baba eğitim durumu, anne mesleği, baba mesleği, hoşlandıkları gezi türü, hoşlandıkları müzik türü, boş zamanlarında vakit geçirdikleri kişiler, gün içinde en fazla vakit geçirdikleri eylem, boş zaman süresinin yeterliliği, günlük TV seyretme ve okudukları kitap türü değişkenlerine göre istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar olmadığı tespit edilmiştir. Hane aylık geliri, günlük boş zaman süresi, kitap okuma sıklığı, ilgilenilen spor dalı, cinsiyet, yaş, okunulan lise türü ve gelir durumu değişkenlerine göre ise boş zaman tutum ortalamaları anlamlı farklılık gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır.

Alper Tufan
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

18-35 yaş arası bekâr gençlerin aile, evlilik ve çocuğa yönelik tutumları: İzmir örneği

Bu çalışma, İzmir ilinde yaşayan 18-35 yaş arasındaki bekâr bireyler üzerinde aile ve gençlik değerlerini incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın yöntemi olarak nicel araştırma modellerinden tarama deseni kullanılmış olup, veri toplama yöntemi olarak anketler tercih edilmiştir. Çalışmanın örneklemi, İzmir ilinde ikamet eden ve basit tesadüfi örnekleme yöntemiyle seçilen 18-35 yaş arasındaki 559 bekâr bireyden oluşmaktadır. İstatistiksel analizler SPSS 27.0 paket programı kullanılarak yapılmıştır. Faktör analizi sonucunda evlilik öncesi görüşme, ailenin önemi, çocuğun değeri, evliliğin önemi, eş seçim kriteri ve mutlu evlilik olmak üzere altı faktör ortaya çıkmıştır. Bu altı yapının gençlik ve aile değerlerine yönelik tutumun tamamını açıklama oranı ise %71,118 olarak hesaplanmıştır. Ölçeğin Cronbach alfa güvenilirlik katsayısı 0,86 olarak bulunmuştur. Evlilik öncesi görüşme boyutunun güvenirliği 0,94, ailenin önemi boyutunun güvenirliği 0,90, çocuğun önemi boyutunun güvenirliği 0,91, evliliğin önemi boyutunun güvenirliği 0,84, eş seçim kriteri boyutunun güvenirliği 0,82, mutlu evlilik boyutunun güvenirliği ise 0,69 olarak bulunmuştur. Böylece ölçeğin güvenirliğinin yüksek olduğu belirlenmiştir. Normal dağılım gösteren veriye parametrik testlerden t-testi ve tek yönlü ANOVA uygulanmıştır. Bulguların yorumlanmasında %95 güven aralığı temel alınmıştır. Bulgularda t-testi sonucunda bekâr gençlerin cinsiyetine göre eş seçim kriterleri arasında istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu sonucu çıkmıştır (p<0.05).Tek yönlü ANOVA testine göre bekâr gençlerin yaşlarına göre evlilik öncesi görüşme, ailenin önemi ve eş seçim kriterleri; eğitim durumuna göre evlilik öncesi görüşme, çocuğun değeri, eş seçim kriterleri ve mutlu evlilik; mesleklerine göre evlilik öncesi görüşme ve eş seçim kriterleri; aylık kazançlarına göre ise sadece eş seçim kriterlerine yönelik tutumlar arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar bulunmuştur (p<0.05). Ayrıca bekâr gençlerin aile değerlerine ve evlilikte çocuğa verdikleri önem yüksek bulunmuştur. Mutlu bir evlilik için güven, saygı ve iletişim değerlerine daha fazla önem verdikleri ortaya çıkmıştır. İzmir örneklemindeki gençlerin evlilik öncesi görüşme, ailenin önemi, evlilik ve çocuğa yönelik tutumlarında aile değerlerini muhafaza ettikleri görülmüştür. Regresyon analizlerine göre yaş ve eğitimin evlilik önesi görüşme tutumuna anlamlı etkisi olduğu bulunurken, cinsiyet, eğitim ve mesleğin eş seçim kriterine anlamlı etkisi olduğu tespit edilmiştir.

Nur Yardim Yavaş
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal dışlanma perspektifinden engelli öğrencilere yönelik kaynaştırma eğitimi

Sosyal dışlanma, toplumsal açıdan bireylerin ya da grupların yetersiz sosyal bütünleşmelerini ifade eder. Sosyal dışlanma, genellikle dezavantajlı olan bireylerin ya da grupların maruz kaldığı bir sorundur. Bu dezavantajlı grupların içerisinde yer alan engelli bireyler yoğun bir şekilde dışlanma riski ile karşı karşıya kalmaktadır. Sosyal politikalar, engelli bireylerin sosyal dışlanmasını azaltmak ve onların toplumsal bütünleşmelerini sağlamak için sosyal içerme çalışmalarına önem vermeye başlamışlardır. Bu çalışmada, kaynaştırma eğitimi üzerinde durulmuş ve bu eğitim sosyal dışlanma perspektifinden incelenmeye çalışılmıştır. Araştırma verileri 2023-2024 eğitim öğretim yılında, İstanbul İli Fatih ilçesinde ilköğretim ve ortaöğretim düzeyinde kaynaştırma eğitimine devam eden 15 öğrencinin aileleri ile yapılmıştır. Araştırmada, katılımcılara ayrıntılı bir şekilde hazırlanmış veli onam formu imzalatılmış ve nitel araştırma desenleri arasında yer alan fenomenolojik yaklaşım kullanılmıştır. Araştırma verileri içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular sonucunda, kaynaştırma eğitiminin uygulama aşamasında tamamlanması gereken önemli problemler olduğu ve yönetmelikle bir ilerlemediği görülmüştür. Kaynaştrıma öğrencilerinin normal gelişim gösteren akranları tarafından zorbalığa ve dışlanmaya maruz kaldıkları, çoğu ailenin kaynaştırma öğrencilerine verilen özel eğitim hizmetlerini yetersiz buldukları ve bu eğitimlerin seans ücretlerinin yüksek olması ekonomik imkânları kısıtlı olan aileleri zorladığı çıkan sonuçlar arasındadır. Anahtar Kelimeler: Kaynaştırma öğrencileri, kaynaştırma eğitimi, sosyal dışlanma

Kübra Turan Okuş
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Samsun mübadillerinde bir kültür aktarım aracı olarak halk oyunları

Anadolu coğrafyası geçmişten beri göç olayları için hem bir geçiş yolu hem de hedef nokta halindedir. Birçok millet ya bu yolla göç hareketlerinde bulunmuş ya da bu coğrafyaya göç etmişlerdir. Mübadele ise yüzyıllar öncesinden kültürümüzü farklı coğrafyalara taşıma görevini üstlenmiş olan kişilerinin torunlarının gittikleri yerlerin toprak bağı olarak sınırlarımız dışında kalmasıyla yurdumuza dönüş yapmalarıdır. Geçen zamanın ne kadar uzun olduğu düşünüldüğünde o coğrafyalarda oluşturulan kültürel mirasın da mübadillerle birlikte Anadolu'ya taşınması kaçınılmazdır. Mübadil nesiller taşıdıkları bu kültürel değerleri genç nesillerine aktarmak üzere çalışmalar yapmaktadır. Bu çalışmanın amacı, Samsun mübadillerinin halk oyunları aracılığıyla kültürel değerlerini nasıl koruduklarını ve gelecek kuşaklara nasıl aktardıklarını ortaya koymaktır. Araştırma Samsun Balkan Türkleri Derneği'nin faaliyetlerini rehber edinmiş ve tarihi bir bellek işlevi gören görsellerle desteklenmiştir. Ayrıca tez içerisinde konumlandırılan köprü bağlantılarla açıklaması yapılan halk oyunlarının uygulama ve öğretim tekniklerine de gene Samsun Balkan Türkleri Derneği Youtube kanalı üzerinden erişim sağlanmıştır. Çalışma bulguları, mübadillerin kültürel miraslarını halk oyunları yoluyla aktarma konusunda güçlü bir bağlılık geliştirdiklerini ve bu oyunların kimliklerini koruma aracı olarak işlev gördüğünü göstermektedir. Halk oyunlarının, topluluk aidiyetini pekiştiren ve mübadil kültürünün devamlılığını sağlayan önemli bir kültürel araç olduğu tespit edilmiştir. Ancak, bu alandaki çalışmaların yeterince yaygın olmadığı ve özellikle yazılı kaynak eksikliği nedeniyle daha kapsamlı araştırmalara ihtiyaç duyulduğu sonucuna varılmıştır.

SamsunZorunlu göç
İsa Özcan
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin meslek seçiminde okudukları bölüm ve habitus ilişkilendirmesi

Bu araştırmada, üniversite okuyan öğrencilerin meslek seçimine etki eden habitusları incelenmiştir. Meslek ilgilerine etki eden habitusları, içerisinde yetiştirildikleri aile ve doğuştan getirilen mizaçları bakımından ele alınmıştır. Aile ortamından getirilen yatkınlıklar; özerk-ilişkisel benlik ölçeği ve alt grupları özerk-ayrık, ilişkisel-bağımlı ve özerk ilişkisel benlik boyutları açısından incelenmiştir. Doğuştan getirilen mizaçlar ise kişilik tutumları ölçeği ve alt grupları mükemmeliyetçi, yardımsever, başaran, özgün, gözlemci, sorgulayıcı, maceracı, reis ve uzlaşmacı tutumları açısından değerlendirilmiştir. Ayrıca, meslek ilgileri, özerk-ilişkisel benlik kurguları ve kişilik tutumlarının tamamı; cinsiyete, istenilen mesleği okuyup okumama durumuna, anne ve baba eğitim düzeyine, anne ve baba meslek tipine, ailenin gelir düzeyine, okunulan bölüme, yaşa ve yaşamın geçirildiği yer değişkenlerine göre anlamlı farklılaşmanın olup olmadığı incelenmiştir. Çorum merkezde yer alan Hitit Üniversitesi öğrencilerinden, farklı fakülte ve bölümlerde okuyan 112 (%29,7) erkek ve 265 (%70,3) kadın olarak toplam 377 öğrenci bu çalışmanın araştırma grubunu oluşturmaktadır. Öğrencilere ilk olarak demografik bilgi formu verilmiştir. Daha sonra Kağıtçıbaşı (2005) tarafından geliştirilen Özerk-İlişkisel Benlik Ölçeği ve Subaş'ı (2017) tarafından geliştirilen Kişilik Tutumları Ölçeği ve Meslek İlgi Ölçeği soruları yöneltilmiştir. Yapılan araştırmanın verileri SPSS programı ile analiz edilmiştir. Verilerin analizinde t testi, ANOVA, korelasyon ve regresyon analizleri kullanılmıştır. Sonuçlara bakıldığında, Meslek İlgi Ölçeği ve Kişilik Tutumları Ölçeği arasında pozitif ve anlamlı bir ilişkinin olduğu ve değişen alt gruplar arasında da anlamlı bir ilişki olduğu görülmektedir. Özerk-İlişkisel Benlik Ölçeği ve Meslek ilgi Ölçeği arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Özerk-Ayrık Benliğin ve İlişkisel-Bağımlı Benliklerin, Meslek İlgi Ölçeği sosyal ve girişimci alt grupları ile anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Regresyon sonuçlarına bakıldığında; değişken etkileri detaylı olarak incelendiğinde Kişilik Tutumları Ölçeği'nin Meslek İlgi Ölçeği'ni anlamlı olarak etkilediği fakat Özerk İlişkisel Benlik Ölçeği'nin Meslek İlgi Ölçeği'ni anlamlı olarak etkilemediği tespit tespit edilmiştir. Ayrıca yaş, cinsiyet, anne ve baba eğitim düzeyleri, anne ve baba meslek tipleri, istenilen mesleği okuma durumu, ailenin gelir düzeyi, okunan bölüm, yaşanılan yer gibi değişkenlerle; meslek ilgileri, kişilik tutumları ve benlik kurguları arasında anlamlı farklılıklar açısından önemli bulgular elde edilmiştir.

Abbas Karagöz
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Hedonik, faydacı ve gösterişçi tüketime yönelik tutumlar Ankara örneği

Bu tez çalıması, Ankara'da beş farklı ilçede, 500 kişi ile yüz yüze anket yöntemiyle gerçekleştirilmiştir. Hedonik, faydacı ve gösterişçi tüketime yönelik üç ayrı ölçek kullanılarak ölçüm yapılmıştır. Hedonik tüketim ölçeği; hedonik etki, dürtüsel eğilim, hedonik adaptasyon, kimlik yansıması ve edilgenlik durumu alt boyutlarından oluşmaktadır. Faydacı tüketim ölçeği; hedef odaklılık ve kontrol odaklılık boyutlarından oluşmaktadır. Gösterişçi tüketim ölçeği ise tek boyutludur. Analizler SPSS 27 paket programı ile analiz edilmiş ve regresyon tekniği kullanılmıştır. Analiz sonuçlarına bakıldığında, Kadınlar, erkeklere göre, 18-24 yaş grubunda yer alanlar, 25-40 ve 41 yaş üzeri gruba göre daha yüksek hedonik etki tutumuna sahiptir. Kadınlar, erkeklere göre, 41000 TL ve üzeri kazanca sahip olanlar, 10000 TL altı gelire sahip olanlara, göre daha fazla dürtüsel eğilim tutumuna sahiptir. Kadınlar, erkeklere göre, bekâr olanlar, evli olanlara göre, 41000 TL üzeri gelire sahip olanlar 10000 TL altı gelire sahip olanlar göre daha yüksek hedonik adaptasyon tutumuna sahiptir. Kadınlar, erkeklere göre daha yüksek kimlik yansıması tutumuna sahiptir. Kadınlar, erkeklere göre, lise ve altı eğitim düzeyine sahip olanlar, üniversite ve üzeri eğitime sahip olanlara göre, Çankaya'da yaşayanlar ise Yenimahalle ve Altındağ'da yaşayan katılımcılara göre daha yüksek edilgenlik durumu tutumuna sahiptir. Erkekler, kadınlara göre, Lise ve altı eğitim düzeyine sahip olanlar, Üniversite ve üzeri eğitim düzeyine sahip olanlara göre, Keçiören'de yaşayanlar ise Çankaya'da yaşayanlara göre daha yüksek hedef odaklılık tutumuna sahiptir. Erkekler, kadınlara göre, evli olanlar, bekârlara göre, 41 yaş üzeri olanlar, 18-24 yaş grubuna göre, Keçiören'de yaşayanlar, Çankaya'da yaşayanlara göre daha yüksek Kontrol Odaklılık tutuma sahiptir. Çankaya'da yaşayanların, Keçiören, Yenimahalle ve Mamak'ta yaşayanlara göre daha yüksek gösterişçi tüketim tutumuna sahip oldukları tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Hedonik, Faydacı, Gösterişçi, Statü, Ankara

Yusuf Arpaci
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Gösterişçi tüketim bağlamında genç yetişkin bireyler üzerine bir inceleme: Çankırı il örneği

Bu çalışmamızda gösterişçi tüketim eyleminin genç yetişkin bireyler üzerindeki etkisi sosyolojik bir pencereden incelenmeye çalışılmıştır. Araştırmanın zemini bireylerin tüketim refleksleri ekonomik ihtiyaçlardan yanı sıra toplumsal kabul, statü, kimlik vb. kavramlar içerinde sembolik bir davranışlar bütünüdür. Bu bağlamda Çankırı örnekleminde 18-32 genç yetişkin bireylerden nitel araştırma tekniği ile veriler elde edilmiştir. Gösterişçi tüketim pratikleri bireylerin, sosyal çevre ve aidiyet, ifade biçimi gibi davranışlarına nasıl yansıdığı analiz edilmiştir. Araştırmamızda fenomenolojik yöntem benimsenmiş ve derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Elde edilen bulgular doğrultusunda bireylerin tüketim tercihlerini veya yönelimlerini belirleyen faktörlerin yalnızca ekonomik imkânlarla sınırlı olmadığını; aksine sosyal medya, sosyal çevre, beğenilme, modernlik algısı gibi kültürel ve psikolojik etkenlerin önemli rol oynadığını söyleyebiliriz. Katılımcıların bazıları bunların farkında olduğunu belirtirken bazıları ise farkında olmadan yaptıklarını belirtmişlerdir. Katılımcılar 18-32 yaş grubu arasında 10 erkek ve 10 kadın olmak üzere toplam 20 kişiden oluşmaktadır. Katılımcılarla derinlemesine görüşmeler yapılıp veriler toplanmıştır. Toplanılan bu veriler MAXQDA 2022 programında analizleri yapılmıştır. Yapılan analizlerde katılımcıların büyük bir çoğunluğu alışveriş yapınca mutlu olduğunu ve alışveriş sonrasında amacına ulaşmış hissi doğduğunu söyleyebiliriz. Katılımcılarla yapılan görüşmelerde ekonomik kriz ve enflasyondan kaynaklı olarak alım gücünün düşmesinden yakındığı gözlemlenmiştir. Sonuç olarak gösterişçi tüketimin bireyler için yalnızca bir davranış değil aynı zamanda kabul görme, var olma, sosyal çevre, beğenilme gibi kavramların bütünleştiği olgudur. Dolayısıyla bireysel davranışların toplumsal davranışlara nasıl yansıdığını ve ne derecede iç içe geçtiğini çalışmamızda ortaya konulmuştur. Tüketim sosyolojisine de yerel bir katkı sunmuştur. Anahtar Kelimeler: Gösterişçi Tüketim, Genç Yetişkinler, Tüketim Sosyolojisi, Çankırı

Gösterişçi tüketim
Doğan Toprak
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Çankırı ilinde 'Nişan tepsisi'nin değişen kültürel anlamları

Bu çalışma kültürel değerleri temel alarak, nişan tepsisinin toplumsal hayatlarımızda ne için var olduğunu ve geçmişten günümüze ne şekilde anlamsal değişimler yaşadığını ele almaktadır. Nişan törenleri geçmişten günümüze sürekli bir değişim içerisinde olup, bu değişime Çankırı özelinde dikkat çekmektedir. Nişan tepsisinin bir sembol haline gelmesinde geleneklerin bir katkısı olup olmadığına dikkat çektiğim bu çalışma, kökeni Simmel'a kadar dayanan sembolik etkileşimci kuram ve kökeni Veblen olan gösterişçi kuram ile desteklenerek araştırılmıştır. Çankırı kültüründe 'nişan tepsisi geleneksel bir kültür öğesi olarak mı yoksa popüler bir tüketim metası olarak mı kullanılıyor' sorusuna dayanarak nişan tepsisini nasıl anlamlandırdıklarını ortaya koymak amaçlanmıştır. Bu çalışma yürütülürken nitel araştırma yöntemi tercih edilmiş olup, yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Görüşmeler yüz yüze ve çevrimiçi olarak yapılmıştır. Araştırmanın evreni Çankırı ili olarak, örneklem ise yeni nişanlanmış 16 birey olarak belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Kültür, Aile, Nişan, Nişan Tepsisi, Sembolik Etkileşimcilik

Popüler kültür
Ayşe Demiroğlu
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Günümüzde kuşaklararası dini öğrenme ve yorumlama yöntemleri: Sosyolojik bir inceleme

Bu araştırmada, kuşaklararası çatışmanın sebepleri, özellikle din bağlamında, teknolojik gelişmeler, bilgiye hızlı erişim, yaşlı kuşağın yeniliklere ilgisizliği ve genç kuşağın meraklı, sorgulayıcı tutumuyla açıklamaktadır. Veri toplama yöntemi olarak yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmış, elde edilen veriler gözlem, içerik ve söylem analizi ile değerlendirilmiştir. Araştırma bulguları, dinin hem genç hem de yaşlı kuşak için bireysel ve toplumsal yaşamda önemli bir rol oynadığını, ancak etkisinin niteliğinin kuşaktan kuşağa farklılık gösterdiğini ortaya koymaktadır. Yaşlı kuşak daha geleneksel ve ritüel odaklı bir yaklaşım benimserken, genç kuşak daha sorgulayıcı ve bireysel bir din anlayışına sahiptir. Dini bilgi edinme ve yorumlama süreçlerinde de farklılıklar gözlenmektedir; gençler bilgiyi çoğunlukla aile, akraba, sosyal medya ve internet aracılığıyla edinirken, yaşlılar dini bilgilerini anne-baba ve cami çevresinden öğrenmektedir. Araştırma, kuşaklararası iletişimde önyargılar ve bilgi aktarımındaki eksikliklerin dikkat çektiğini göstermektedir. Sağlıklı iletişim, empati ve hoşgörüye dayalı sosyal projeler, interaktif eğitimler ve dijital araçlar, kuşaklar arasındaki farklılıkları azaltmada etkili olabilecek yöntemler olarak öne çıkmaktadır. Dini ritüellere bağlılık yaşlı kuşakta daha yüksek iken, genç kuşakta bireysel anlam arayışı ve ahlaki boyut ön plandadır. Din, her iki kuşak için de önemini korumakta, ancak biçim ve içeriği bağlamında dönüşüm geçirmektedir Bu dönüşümün doğru analiz edilmesi hem sosyal bilimler hem de din eğitimi açısından büyük önem taşımaktadır.

İzzet Çakmak
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

6 Şubat depremleri deneyimleri ve "Depremzede" etiketinin bu deneyimlere etkisi: Şanlıurfa örneği

Bu çalışma 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından, bireylerin yaşadığı afet deneyimlerini ve bu süreçte onlara toplumsal alanda atfedilen "depremzede" etiketinin bu deneyimler üzerindeki etkisini sosyolojik bir bakış açısıyla incelemektedir. Çalışmanın temel amacı, Şanlıurfa'da ikamet eden depremzedelerin deprem anı ve sonrasına dair çok boyutlu deneyimlerini (psikososyal, ekonomik ve mekânsal) detaylı olarak ortaya koymak ve bu deneyimlerin "depremzede" etiketi ile nasıl kesiştiğini analiz etmektir. Tezin teorik çerçevesi, Erving Goffman'ın damga (stigma) kavramına dayandırılmıştır. Bu kapsamda, "depremzede" etiketinin bireylerin kimlikleri üzerindeki dönüştürücü rolü; etiketin toplumsal kabul ve ayrımcılık süreçlerini nasıl şekillendirdiği incelenmiştir. Bu analiz, etiketin deprem sonrası yaşam mücadelesine olan olumlu ve olumsuz etkilerini değerlendirmeyi sağlamıştır. Araştırmada nitel yöntem benimsenmiş olup, veriler Şanlıurfa'da yaşayan 18–65 yaş aralığındaki depremzedelerle yapılan yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşmeler yoluyla toplanmıştır. Etik kurul onayının 10 Kasım 2023 tarihinde alınmasının ardından saha çalışmasına başlanmış; görüşmeler 10 Kasım 2023–10 Şubat 2024 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Bu metodolojik yaklaşım, katılımcıların deneyimlerini kendi öznel anlatımlarıyla bağlam içinde ve derinlemesine anlamlandırmasına olanak tanımıştır. Elde edilen bulgular, deprem deneyimlerinin bireylerin günlük pratiklerini, güvenlik algılarını ve geleceğe yönelik beklentilerini kökten değiştirdiğini göstermiştir. Katılımcıların anlatılarında, mekâna, şehre, depreme yönelik algıların (yüksek binaların "mezar" olarak algılanması gibi) değişimi, bu travmatik deneyimin bir yansıması olarak merkezi bir tema haline gelmiştir. "Depremzede" etiketi ise bulgularda çelişkili bir işleve sahiptir: Bir grup birey için bu etiket, yaşadıkları travmayı pekiştiren ve ayrımcılığa maruz bırakan negatif bir damga iken, diğer bir grup için istihdam alanınca ayrıcalık tanınması ve özel ilgi görme sebebiyle olumsuz bir etki yaratmamış ve pozitif olarak algılanmıştır. Bir diğer grup için ise bu kavram kişisel olarak algılanmadığı için nötr olarak değerlendirilmiştir. Bu çalışma, afet sosyolojisi ve kimlik çalışmaları alanına katkı sunarak, büyük çaplı bir afet sonrasında bireysel deneyimlerin ve toplumsal etiketlemenin kimlik inşası ve hayatta kalma süreçleri üzerindeki karmaşık etkileşimini anlaşılır kılmayı amaçlamaktadır.

Semira Konuk
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Engelli çocuklara sahip ailelerin sosyal dışlanma problemi üzerine bir araştırma: Çorum örneği

Bu çalışmada, engelli çocuklara sahip olan ailelerin toplumsal yaşama katılımlarını etkileyen ve/veya engelleyen sosyal dışlanma problemi başta olmak üzere sorunlarını tespit etmek, ayrıca engel tipinin engelli ailesinin sosyal yaşam üzerindeki etkisini ve engel tipleri arasında ailelerin toplumsal yaşama katılımları açısından farklılık olup olmadığını araştırmak amaçlanmıştır. Aynı zamanda çalışmada, engelli bireylere sahip olan ailelerin kurumsal, sosyo-ekonomik ve psikososyal açıdan yaşadıkları sosyal dışlanma ve toplumda var olagelmiş bu dışlanmanın zaman içindeki değişimi ve ailelerin geleceğe yönelik beklentileri de incelenmiştir. Çalışmanın birinci bölümde kavramsal çerçevede engellilik olgusu, engellilik türleri ve sosyal dışlanma kavramları üzerinde durulmuş olup, ikinci bölümde ise engelli birey ve ailelerin içinde bulundukları durumu anlamlandırmada toplumsal bilinç ve eğitimin rolü üzerinde çalışılmıştır. Üçüncü bölümde çalışmanın yöntemi hakkında bilgi verilmiş olup, dördüncü bölüm bulgular kısmından oluşmaktadır. Çalışma, Çorum il merkezinde bulunan İlk Arzum Özel Eğitim Ve Rehabilitasyon Merkezinde eğitimine devam eden engelli öğrencilerin ebeveynleri ile yapılmıştır. Araştırmada veriler derinlemesine görüşme formu uygulanarak toplanmıştır. Yapılan görüşmeler neticesinde engelli bireylerin ve ailelerinin toplumsal yaşama katılımlarında değişik biçimlerde sosyal dışlanmaya maruz kaldıkları görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Engellilik, Engelli Birey ve Aile, Sosyal Dışlanma

Aile sorunlarıAile tutumuEbeveynler+6
Hüseyin Başkaya
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'deki Suriyeli göçmenlerin toplumsal yaşam alanındaki pratiklerini çokkültürlülük bağlamında sorunsallaştırmak: Bolu ili örneği

Eskimeyen bir olgu olarak göç olgusu, şimdilerde yurtlarından edilen milyonlarca insanın sığınacak bir liman arayışını konu edinmektedir. Bu bağlamda Suriye'deki iç çatışmalar yüzünden kendisine sığınan Suriyeli göçmenlere ev sahipliği yapan Türkiye, 3.588.054 Suriyeli göçmen için hem güvenli bir liman olurken hem de kaldıkları süre içinde sıkıntı yaşamamaları için çeşitli alanlarda hizmetler sunmaktadır. Bu tez çalışması Suriyeli göçmenlerin toplumsal alandaki pratiklerini çokkültürlülük bağlamında sorunsallaştırmaya yöneliktir. Bu doğrultuda 2019 yılında Bolu'da yaşayan 20 katılımcıya yarı yapılandırılmış görüşme formu uygulanarak veriler elde edilmiştir. Elde edilen veriler göçmenlik ve çokkültürlülük kuramsal yaklaşımları etrafında sorunsallaştırılmaya çalışılmıştır. Özellikle Suriyeli göçmenlerin sorun yaşayabileceği kültürel perspektif içerisinde çalışma hayatı, barınma, eğitim, dil, iletişim, kültürel uyum, sağlık gibi alanlardaki deneyimlerinin Türkiye'deki yansımaları örneklem çerçevesinde çokkültürlülük kuramı bağlamında değerlendirilmeye çalışılmıştır. Araştırma sonucunda Suriyeli göçmenlerin bu alanlarda sorunlar yaşadığı ve ev sahibi ülkenin vatandaşları ile uyum sağlama durumlarının istenilen düzeyde olmadığı ve kendi geleceklerine yönelik kaygılar taşıdıkları araştırma bulgularına yansımıştır. Anahtar Kelimeler: Çokkültürlülük, Göç, Suriyeli Göçmen, Uyum

BoluGöçlerGöçmenler+7
Ebru İleri
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Çocuklarda boş zaman değerlendirmesi ve gelenekselden moderne değişen oyunlar: Çankırı örneği

Çocuk kavramı bütün toplumların değer vermiş olduğu bir kavramdır. Toplumlar çocuklar aracılığı ile kültürünü ve değerlerini gelecek nesillere aktarmaktadır. Bu çalışma bütün toplumun değer vermiş olduğu çocuk kavramının sosyolojik yöntemlerle araştırılması ve çocukların vazgeçilmez bir parçası olan oyun kavramının çocuklar üzerindeki etkilerinin araştırılmasını amaçlamaktadır. Çocukların boş zamanları nasıl değerlendirdikleri, oyunların çocuklar üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Bu çalışmada yarı yapılandırılmış görüşme tekniği ile 9–15 yaş aralığında 36 çocuk ile görüşmeler yapılmıştır. Bununla birlikte 217 ebeveyne anket formu uygulanmıştır. Yapılan araştırma sonucunda çocukların giderek artan şiddete olan eğiliminin temelinde şiddet içerikli oyunlara olan yoğun ilgisinin olduğu analiz edilmiştir.

Boş zamanları değerlendirmeGeleneksel oyunlarOyunlar+4
Naziye Gezginci
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Çankırı Sosyal Hizmet Merkezi'nin uygulamalarını ve yansımalarını "Yoksulluk Kültürü Kuramı" kapsamında değerlendirmek

Yoksulluk, insanlık tarihinde çokça tartışılan, günümüz dünyasında da hala çözüme kavuşmayı bekleyen önemli toplumsal sorunlardan biridir. Yoksulluk, dünyada ve Türkiye'de farklı boyutlarda ve türlerde ifade edilmektedir. Yoksulluğun gün geçtikçe önemli boyutlara ulaşması çeşitli ulusal ve uluslararası kuruluşları çözüm bulmaya yönlendirmiştir. Sosyal yardımlar genellikle gelişmiş ülkelerin yoksulluğu azaltmak için bulduğu çözümlerden biridir. 3. Dünya ülkelerinde sosyal yardım politikaları ise tartışmalı bir konu olmaya devam etmektedir. Son yıllarda Türkiye'de yoksulluğa karşı mücadele politikası olarak sosyal yardımlar devlet eliyle yapılmaya başlanmıştır. Ancak devlet eliyle yapılan sosyal yardımların insanları çalışmamaya ya da kayıt dışı çalışmaya ve parçalanmış aile yapılarına yönelttiği, sosyal yardım alan kişilerde yoksulluğun bir kültür oluşturduğu düşünülmektedir. Bu çalışma ile sosyal yardım alan kişilerde gerçekte bir yoksulluk kültürü oluşup oluşmadığını incelemek amaçlanmıştır. Çalışma, kavramsal yaklaşımlar temelinde ampirik verilere dayandırılmıştır. Bu kapsamda yoksulluk, yoksulluk kültürü, yoksulluğun Dünya ve Türkiye'deki boyutları, yoksullukla mücadele politikaları gibi konuları içeren literatür ışığında Çankırı Sosyal Hizmet Merkezi'nden sosyal yardım alan kişilerle ampirik bir araştırma yürütülmüştür. Nitel araştırma yöntemi kapsamında katılımcılarla derinlemesine görüşme tekniği ile yürütülen çalışmada, katılımcıların Çankırı Sosyal Hizmet Merkezi'nin uygulamalarına ilişkin deneyimleri üzerinden bu merkezin uygulamaları ve yansımaları, Yoksulluk Kültürü Kuramı kapsamında değerlendirilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Yoksulluk, Yoksulluk Kültürü, Sosyal Yardım

Sosyal hizmet kurumlarıSosyal hizmetlerSosyal yardım+2
Eda Aydos
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Mahalle örnekleminde çocuk suçluluğu olgusuna bakmak: Elazığ ili örneği

Geçmişten günümüze giderek artış gösteren çocuk suçluluğu kavramı, son yıllarda TUİK verilerine bakıldığında suça karışan veya suç mağduru olan çocuk sayısının önemli oranda arttığını göstermektedir. Öğrenilmiş bir davranış olarak karşımıza çıkan suçluluk kavramı, çocukların ailelerinden, çevrelerinden etkilenerek suçu öğrendikleri yapılan araştırmalar sonucunda ortaya konulmaktadır. Bu durumda çocuk suçu doğuştan bilmediğine göre çocuğu suça iten nedenler bulunmaktadır. Çalışmamızda çocukların suç işlemesine neden olan bu faktörler yarı yapılandırılmış görüşme tekniği ile 11-18 yaş arası çocuğu olan 30 anne ve baba ile görüşülerek anlaşılmaya çalışılmıştır. Yapılan görüşmeler sonucunda çocukların özünde suçsuz olduklarını onları yetiştiren ailelerin, akran çevresinin ya da bulunduğu sosyal çevrenin çocuğu bilerek ya da bilmeyerek sapma davranışlar sergilemesine neden olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Çocuk, Suç, Çocuk Suçluluğu

Ebeveyn-çocuk ilişkisiElazığMahalleler+4
Firdevs Yardımcı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Nitelikli eğitim ile öğretmen cinsiyeti arasındaki ilişkiyi sosyolojik olarak sorunsallaştırmak: Çankırı ili örneği

Bu çalışma, kurumsal eğitim sürecinin ve pratiklerinin gerçekleştiği bir eğitim kurumunda (okulda), okulun fiziki ve toplumsal çevresi, okulun paydaşları, okulun akademik başarısı ve okulun eğitim politikaları ile olan ilişkisini sosyolojik olarak sorunsallaştırmayı amaçlamaktadır. Tez çalışmasında, öğretmen cinsiyeti ile nitelikli eğitim arasındaki ilişkiyi ortaya koyabilmek amacıyla Çankırı İli Kızılırmak ilçesinde bulunan tek resmi ilköğretim kurumu olan "Şehit Remzi Aslan İlkokulu" üzerinden saha çalışması yürütülmüştür. Bu ilköğretim okulunun incelenmesi sürecinde okul idaresinin, öğretmenlerin ve velilerin görüşlerine ve deneyimlerine başvurulmuştur. Bu bağlamda nitelikli eğitimin ne olduğu, nitelikli bir eğitimde öğretmen cinsiyetinin etkili olup olmadığı araştırılmıştır. Çalışmada nitel araştırma tekniği kullanılmıştır. Önceden hazırlanmış yarı yapılandırılmış görüşme formları katılımcılara yöneltilmiştir. Görüşmelerde ses kayıt cihazı kullanılmıştır. Elde edilen bulgular belli kodlamalara dayandırılarak tez formatına aktarılmıştır. Anahtar Kelimeler: Eğitim, Nitelikli Eğitim, Öğretmen, Öğretmen Cinsiyeti, Toplumsal Cinsiyet.

CinsiyetEğitimEğitim kalitesi+4
Aybuke Cesur
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Kırdan kente göçte etkili olan sosyoekonomik faktörlerin etkisi 'Siirt ili örneği'

Bu çalışma; Siirt ilinde 1990-2007 yılları arasında kırdan kente yapılan göçlerde sosyoekonomik faktörlerin etkisinin araştırılması ve yapılan göçlerin temel sebeplerinin neler olduğunun saptanması amacı ile hazırlanmıştır. Araştırma kapsamında söz konusu tarihlerde yoğun göç aldığı tespit edilen Siirt ilinde bulunan 9 adet mahallede, 35 yaş ve üzeri bireyler ile 199 adet anket ve 30 adet mülakat görüşmesi gerçekleştirilmiştir. Yapılan anket ve mülakat çalışması kapsamında Siirt iline 1990-2007 yılları arasında kırdan yapılan göçlerin temel sebebinin terör eylemlerinden kaynaklı güvenlik problemi olduğu, güvenlik gerekçesi ile zorunlu olarak insanların göç etme durumunda kaldığı tespit edilmiş olup, göç sürecinde yaşanılan zorluklar ve geride bırakılanlar ile ilgili önemli veriler elde edilmiştir. Dolayısı ile söz konusu bu göç hareketinin diğer coğrafi bölgelerde yapılan göçlerin nedenleri bakımından farklılıklar gösterdiği, bu farklılıklar ifade edilmiş olup, yapılan göç hareketinin olumsuz etkileri ile ilgili çözüm önerileri sunulmuştur.

GöçlerKentleşmeKentlileşme+3
Mahsum Sal
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Erasmus öğrencilerinin tüketim kültürü alışkanlıkları Nicolaus Copernicus University örneği

Geçmiş dönemlerde ihtiyaçlar sonucu tüketim belirleniyordu. Günümüzde hızla artan ürün çeşitleri ve satış stratejileri ile birlikte tüketim alışkanlıkları değişmiştir. Kapitalizmin ve küreselleşmenin etkisiyle, tüketicilerin tüketim alışkanlıklarını ''tüketim kültürü'' ve ''tüketim toplumu'' kavramları çerçevesinde değerlendirilmektedir. Bu çalışma Polonya'da bulunan Nicolaus Copernicus University'de eğitim gören erasmus öğrencilerine uygulanmıştır. Çalışmada derinlemesine görüşme tekniği ile 19-28 yaş aralığında, 24 katılımcıya 14 sorudan oluşan mülakat uygulanmıştır. ulacaktır

ErasmusErasmus öğrenci değişim programıTüketim+5
Semih İsen
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Çerkeslerde sosyal ve kültürel değişim: İstanbul ve Düzce örneği

İstanbul ve Düzce şehirlerinde Çerkeslerde sosyal ve kültürel değişimin konu edildiği bu çalışma 1864 yılından itibaren ana vatanları olan Kafkasya'dan sürgün edilerek Anadolu topraklarına yerleştirilen Çerkeslerin geçmişten bugüne yaşamış oldukları sosyal ve kültürel değişimi konu almaktadır. Çerkesler geçmiş tarihlerden bu yana kendilerine has yaşam tarzları, örf/adetleri ve dilleriyle bilinmektedir. Geçmişte genellikle kırsal alanlarda yaşamakta olup kültürel yaşamlarını kendi içlerinde muhafaza eden Çerkeslerin geçen zaman içinde değişen yaşam koşullarının da etkisiyle kır yaşamından kent yaşamına geçiş yaptıkları görülmektedir. Bu çalışmanın amacı günümüzde yaşamlarını çoğunlukla şehirlerde sürdürmekte olan Çerkes toplumunun zaman içinde yaşamış olduğu sosyal ve kültürel değişim sürecini ele almak ve bu süreçte karşılaşmış oldukları güçlüklere değinerek yaşanan bu değişimin boyutlarını sosyolojik açıdan değerlendirmektir. Bu çalışma için İstanbul ve Düzce şehirlerinin seçilmiş olması küçük şehir ve metropol arasındaki sosyal ve kültürel değişimin farklı boyutlarını görebilmek açısından önemlidir. Bu çalışmada İstanbul ve Düzce şehirlerinde yaşayan kadın ve erkeklerden oluşan 26 kişilik katılımcı grubuyla derinlemesine görüşme yapılmıştır. Elde edilen veriler sonucunda İstanbul ve Düzce şehirlerinde yaşayan Çerkeslerde, geçmişten bugüne sosyal ve kültürel alanda birtakım değişimler yaşandığı gözlemlenmiştir. Şehirleşme ile birlikte oluşan yeni yaşam tarzı, eğitim ve iş olanakları nedeniyle aileden uzak yaşama vb. nedenler kültürel yaşamı birçok açıdan olumsuz yönde etkilemektedir. Şehir yaşamı ailelerin kültürel ögeleri yeni nesle aktarımında güçlük yaşamalarına neden olmaktadır. Bu nedenle Çerkesler kendilerine özgü adet ve geleneklerini devam ettirerek gelecek nesillere aktarabilmek amacıyla bir araya gelerek sosyalleşebilecekleri birtakım etkinlikler düzenlemektedirler. Bu girişimleri şehirlerde yasal yollarla kurmuş oldukları federasyon ve derneklerin çatısı altında gerçekleştirmektedirler.

DüzceKültürKültürel değişim+4
Semra Angın
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

İşyerlerinde mobbing davranışları

Bu tez çalışmasının amacı iş yerlerindeki mobbing uygulamalarının araştırılmasıdır. Nicel araştırma yöntemi ve anket tekniği kullanılan bu araştırmada Leymann'ın geliştirdiği "Algı Değerlendirme Ölçeği"nden faydalanılarak Doç. Dr. Şahin DOĞAN tarafından hazırlanmış olan 'Mobbing Davranışları Ölçeği' kullanılmıştır. Anket uygulaması internet üzerinden yapılmış ve farklı meslek guruplarından 315 kişiye ulaşılmıştır. Yapılan faktör analizi sonucunda verilerin 5 faktöre dağıldığı görüşmüştür. Birinci faktör,İş Engelleme Boyutu, ikinci faktör İletişim Engelleme Boyutu, üçüncü faktör İnanç Baskı Boyutu, dördüncü faktör Tehdit Edilme Boyutu ve beşinci faktör Taciz Boyutu olarak adlandırılmıştır. Demografik değişkenler arasında farka bakmak için t-test ve tek yönlü anova varyans analizleri yapılmıştır. Analiz sonucunda guruplar arasında çok az farklılaşma olduğu sonucu çıkmıştır. Ayrıca yapılan frekans analizi sonucunda mobbing'e uğrayanların sayıca çok düşük düzeyde olduğu görülmüştür.

Dil bilgisiDil bilimMobbing+2
Nil Alkan
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İslam'ın engelliye bakışı ve engelli aileleri Ankara, Çubuk örneği

Bu araştırmanın temel amacı engelli çocukları olan ebeveynlerin dindarlık düzeyleriyle çocuklarının engellilik durumlarına yönelik tutumlarının araştırılmasıdır. Bu amaçla Ankara'nın Çubuk ilçesinde ikamet eden engelli aileleri örneklem olarak seçilmiş ve 160 ebeveyne anket uygulaması yapılmıştır. Katılımcıların dindarlık düzeylerini ve engelliliğe yönelik tutumlarını ölçmek için "temel dini inanç ölçeği", "dini davranış ölçeği" ve engelliliğe yönelik tutum soruları sorulmuştur. Yapılan açımlayıcı faktör analizi sonucunda tutumların iki faktörde toplandığı görülmüştür. Bunlardan birinci faktör "imtihan" ikinci faktöre ise "emanet" olarak adlandırılmıştır. Ebeveynlerin temel dini inanç, dini davranış ve engelliliğe yönelik tutum düzeylerinin ölçülmesi için betimsel analiz yapılmıştır. Analiz sonucunda temel dini inanç, dini davranış ve engelliliğe yönelik tutum düzeylerinin oldukça yüksek olduğu sonucu çıkmıştır. Guruplar arasında fark olup olmadığını görmek için bağımsız örneklemler t-testi ve tek yönlü anova varyans analizleri yapılmıştır. Engelliğe yönelik tutumlar üzerindeki etkiyi ölçmek için yapılan çoklu hiyerarşik regresyon analizi sonucunda temel dini inanç ve dini davranışların "imtihan" ve "emanet" tutumlarında etkili olduğu, demografik değişkenlerin ise etkili olmadığı sonucu çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: Engelli, İslam, Engelli Ailesi, Dini Düşünce

AileAnkara-ÇubukDin sosyolojisi+7
Ziya Emre Atlı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türk toplumunda Covid-19 pandemi tedbirlerine uyma davranışları

Bu araştırmanın temel amacı Covıd-19 döneminde, Covıd-19 kurallarına uymaya yönelik tutumlarının araştırılmasıdır. Bu amaçla Türkiye genelinde 46 şehirden, 245 katılımcıya ulaşılmıştır. Araştırmada, Doç. Dr. Şahin DOĞAN'nın hazırlamış olduğu ölçek kullanılmıştır. Katılımcılara sosyal medya aracılığı ile (WhatsApp, Instagram) form gönderilerek online anket uygulaması yapılmıştır. Verilerin faktör yapısını belirlemek amacıyla açıklayıcı faktör analizi uygulanmış ve analiz sonucunda cevapların dört faktörde toplandığı görülmüştür. Bunlardan birinci faktör "Kurallara uymayanlar" ikinci faktör "Temizlik Kuralları", üçüncü faktör "Mesafe Kuralları " ve dördüncü faktör de " Temastan Kaçınma" olarak adlandırılmıştır. Araştırma sonuçları SPSS-26 programı ile analiz edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Covıd-19 algısı, Pandemi, Covıd-19 önlemleri

COVID 19KorunmaKorunma tedbirleri+2
Leyla Dursun
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

18 yaş altında Türkiye'ye sığınan Suriyeli çocukların deneyimlediği sorunlar ve olanaklar: Çankırı ili örneği

Orta Doğu ülkelerinde meydana gelen "Arap Baharı" hareketinin 2011 yılında Suriye'ye de sıçraması ile ülkede meydana gelen iç karışıklıklar, yerini vatandaşların can ve mal güvenliğini tehdit eden iç savaşa bırakmıştır. Bu iç savaş ülkede itici bir neden haline gelip Suriyeli vatandaşları göç etmek zorunda bırakmıştır. Bu göç hem Suriye içi (iç göç) hem de Suriye dışı (dış göç) yönünde gerçekleşmiştir. Suriye dışı göçlerden etkilenen ve göç alan ülkeler arasında Türkiye başta gelmiştir. Türkiye uyguladığı "Açık Kapı Politikası" söylemiyle göçmenlere geçici koruma statüsü vermiştir. Kontrolsüz bir şekilde ilerleyen hareketlilik Türkiye'de toplumsal, siyasal ve ekonomik sorunlara neden olduğu gibi yerli vatandaşlar ile göçmenler arasında gerilimlere ve çatışmalara da neden olmuştur. Bu çalışmada, bu çatışmalar nedeniyle 18 yaş altındayken Türkiye'ye sığınan Suriyeli çocukların deneyimlediği sorunlar ve olanaklar Çankırı ili örneği üzerinden sorgulanmaya çalışılmıştır. Bu kapsamda öncelikle ilgili alan yazın taranmıştır. Sonrasında konuya uygun, yarı yapılandırılmış soru kâğıdı üzerinden nitel araştırma yöntemi kapsamında derinlemesine görüşme tekniğiyle veriler, saha çalışmasında toplanmaya çalışılmıştır. Görüşmeler 18 yaş altında Türkiye'ye sığınan Suriyeli çocukların üzerinden yürütülmüştür. Saha çalışması, Türkiye'de bulunma sürecinde Türkçe konuşabilen katılımcılarla yürütülmüştür. Çalışmada katılımcıların genelinin ekonomik alanda zorlanmalar yaşadığı ve bu zorlanmalara karşı geri gönderilme korkusunun da etkisiyle direnmek için çaba sarf ettikleri görülmüştür.

Duygusal sorunlarDuyuşsal sorunlarGöçmenler+4
İrem Koşmak
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Modern Türkiye'de popüler din ve paranormalizm

Yapılan bu çalışmada internet aracılıyla 571 anket uygulanmıştır. Uygulanan anketin çoğunluğu Ankara'da yaşayan katılımcılar olmak üzeri kalan diğer kısmı ise 43 ilden katılan katılımcılardan oluşmaktadır. Paranormal inanç ölçeği için Likert tipi beşli cevap kategorileri kullanan sorular kullanılmıştır. Bunlar "kesinlikle katılıyorum", "katılıyorum", "kararsızım", "katılmıyorum", "kesinlikle katılmıyorum" şeklindedir. Paranormal inanç ölçeğinde 27 soru bulunmaktadır. Çalışmamız paranormal inanç ölçeği dini tutum, batıl inanç, büyü ve gezegen boyutları olmak üzeri dört alt boyuta ayrılmaktadır. Yapılan T-Testine göre; din, batıl inanç ve gezegen tutumu cinsiyet açısından anlamlı düzeye ulaşmamaktadır. Yapılan Anova testine göre; din, batıl inanç, büyü yaş açısından anlamlı düzeye ulaşmakta fakat gezegen tutumu ulaşmamaktadır. Medeni duruma göre din, batıl inanç, büyü ve gezegen tutumu anlamlı düzeye ulaşmaktadır. Eğitim durumuna göre din, batıl inanç, büyü ve gezegen tutumu anlamlı düzeye ulaşmaktadır. Mesleğe göre din, batıl inanç, büyü ve gezegen tutumu anlamlı düzeye ulaşmaktadır. Aylık kazanca göre ise din, büyü ve gezegen tutumu anlamlı düzeye ulaşmakta fakat batıl inanç tutumu anlamlı düzeye ulaşmamaktadır. Anahtar Kelimeler: Din, Büyü, Batıl İnanç, Gezegen

Batıl inançlarBüyüDindarlık+4
Akınnur İlkutlu
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Huzurevinde yaşlılık olgusunun incelenmesi ve yaşlı bakımında bir model önerisi: Birlikte Yaşam Sitesi

Demografik olarak Dünya'da ve Türkiye'de artan yaşlı nüfus, kentleşme ve göç olgusu ile yaşlının toplumdaki değişen konumu, yaşlılığa sosyolojik açıdan bakmanın önemini artırmıştır. Modernleşme süreci ile aile yapısı ve yaşam tarzlarındaki değişimle birlikte yaşlılık ve özellikle yaşlı bakımı bir sorun olarak ortaya çıkmaya başlamıştır. Yaşlının ailede ve kurumsal bakım hizmetlerindeki yerini toplumsal değişim açısından inceleyen ve yaşlı bakımında karma bir bakım modeli önerisi ortaya koymayı amaçlayan bu çalışmada, öncelikle kavramsal ve kuramsal çerçeve ile ilgili bilgi verilmiştir. Demografik olarak yaşlanma, nüfus yaşlanmasının ekonomi üzerindeki etkisi ve değişen aile yapısının yaşlılar üzerindeki etkisi üzerinde durulmuştur. Modern toplumlarda yaşlının konumu sosyolojik bakış açısıyla irdelenmiştir. Dünya'da kurumsal yaşlı bakım modellerine ve Türkiye'de kurumsal bakım anlayışına değinilmiştir. Yaşlıların yaşam düzenlemeleri tercihlerine uygun bakım ve destek modelleri örnekler üzerinden incelenmiştir. Tez çalışması ile yaşlı bakım modeli olarak önerilen; yaşlı bakımında aile ve kurumsal bakımın birlikte olduğu karma bir model olan Birlikte Yaşam Sitesi ile ilgili açıklamalara ve örnek krokilere yer verilmiştir. Araştırmada nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Çankırı İsmail Özdemir Huzurevinde görevli bakım personeli ve sağlık personelinden 24 personel araştırmaya dâhil edilmiştir. Araştırmada veri toplama yöntemi olarak odak grup görüşmesi gerçekleştirilmiştir. Toplanan veriler içerik analizi yöntemiyle değerlendirilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, huzurevinde çalışmak personelin yaşlılık olgusu ile ilgili düşüncelerini etkilemiştir. Katılımcılar, yaşlıya ailesinin bakması gerektiği şeklindeki toplumsal normun değişmeye başladığını ifade etmişlerdir. Katılımcılar yaşlılık dönemi tercihlerinde; huzurevinin bir kurumsal yapı olmasına ve huzurevinde kalmanın avantajlarına odaklanmaktadırlar. Yaşlılık dönemleri tercihleri konusunda katılımcıların büyük bir çoğunluğu bağımsız yaşama vurgu yapmışlardır. Araştırma sonuçlarına göre yaşlılık dönemi öncesinde daha bağımsız bir yaşam tarzı benimsemiş olan yaşlıların huzurevi yaşamına uyum sağlamaları daha kolay olabilmektedir. Yaşlıların huzurevinde mekân aidiyeti sorunları yaşamaları, ailelerine ve çocuklarına olan özlemleri, kuruluştaki diğer yaşlı bireyler ve personelle olan ilişkilerini belirleyen temel faktörlerdir. Katılımcılar, tez çalışması ile ortaya konulan Birlikte Yaşam Sitesi modelinin uygulanabilir olduğunu belirtmişlerdir. Anahtar Kelimeler: Yaşlı, Yaşlılık, Yaşlılık Sosyolojisi, Yaşlı Bakımı

HuzurevleriYaşlı bakım hizmetleriYaşlı bakımı+2
Engin Erdağ
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de yabancı dil öğretiminde 'Anlıyorum ama konuşamıyorum' sorunsalının öğretmen deneyimleri üzerinden çözümlenmesi (Bingöl örneği)

Türkiye, eğitim sisteminde yabancı dil öğretimine erken yaşlardan başlamasına rağmen, 2019 istatisiklerine göre yabancı dil öğretiminde 87 ülke arasında dünyada 79. sırada yer almıştır. Bütün dünyada olduğu gibi Türkiye'de de dil öğrenme yeteneğiyle çocuklar doğar. Dil öğretme noktasında, Türkiye çok gerilerde kalan bir ülke görüntüsü vermiştir. Literatürde bu konuyu çeşitli yönleriyle sorgulayan birçok araştırma mevcuttur. Bu çalışmada ise 'Anlıyorum ama Konuşamıyorum' teması üzerinden Bingöl örnekleminde 20 İngilizce öğretmeni katılımcıyla yürütülen saha çalışmasında, yabancı dil öğretiminde ne gibi eksiklikler ve zorluklar olduğu sorunsallaştırılmaya çalışılmıştır.Dil insanlar tarafından etkileşimi gerçekleştiren en önemli araçtır. Nitel araştırma deseni üzerinden yürütülen bu çalışmada, sosyal bir sorun haline gelen yabancı dili konuşma sorunsalının üzerinde durulmuştur.Bu çalışmada nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır ve maksimum çeşitlilik yöntemi ile öğretmenlerin görüşleri alınmıştır.Bu çalışmanın sonucunda öğrencilerin dile maruz kalmamasının ve grammar ağırlıklı(dilbilgisi) öğretimin,bazı okullardaki alt yapıdaki eksikliklerin yabancı dil pratiği yapılmasının önüüne geçildiği görülmüştür. Bu durumda yabancı dil öğretimininde gereken verimin alınması öğrencilerin yabancı dile maruz bırakılmasının önemi vurgulanmıştır ve İngilizce öğretmenlerinin sınıflarda İngilizce konuşarak eğitim vermesinin önemi üzerinde durulmuştur.Çalışmanın sonucunda dile yabancı dilde konuşma becerisinin gelişmesini etkileyen temel unsur dile maruz bırakarak yabancı dili kullanmalarını sağlamaktadır. Anahtar kelimeler: Yabancı Dil Öğretimi, Dil Gelişimi, İletişim

BingölDeneyimDil gelişimi+7
Özden Terzi Eyüboğlu
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00