596

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin klimatolojik zaman dizilerinin çözümlenmesi ve çölleşmeye eğilimli alanların belirlenmesi

Türkiye'nin de içinde bulunduğu Akdeniz Havzası arazi bozulumu ve çölleşme süreçlerinden diğer birçok bölgeye göre daha fazla etkilenmektedir. Özellikle ülkemizde Güneydoğu Anadolu Bölgesi bu açıdan etkilenebilirlik derecesi en yüksek olan hassas yerlerden biri olduğu için kuraklık olaylarına eğilimlidir. Ne yazık ki iklim değişikliği/değişkenliği ve kuraklıkla birlikte şiddetlenen çölleşmenin insan kaynaklı bir fenomen olduğunu kabul etmek önem arz etmektedir. Herhangi bir yere özgü biyofiziksel, ekonomik, politik, sosyal sistemlerle birlikte çölleşme, karmaşık ve çok yönlü doğası gereği çevre- insan etkileşimlerinden kaynaklanır. Küresel ısınma ve iklimdeki geniş dalgalanmalar yağış modellerini de etkilediği için yağışın mevsimsel dağılımında ve yoğunluğunda değişikliklere neden olmaktadır. Yıl boyunca veya mevsimsel olarak önemli ölçüde değişkenlik gösteren yağışlar kuraklık ve dolayısıyla çölleşme açısından pozitif bir geri besleme yaratmaktadır. Bu çalışmada çölleşmenin nedenleri, sonuçları ve kuraklık, aridite gibi kavramlar geniş literatür taranarak açıklanmaya çalışılmıştır. Araştırmanın ana amacı çalışma sahası olan Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde çölleşme süreçlerinin ulaştığı boyutu tespit etmektir. Bu nedenle bölgeyi temsil eden 19 istasyona ait Meteoroloji Genel Müdürlüğünün uzun dönemli yağış ve sıcaklık verilerinden yararlanılmıştır. Çölleşmenin niceliğini ve alansal dağılımını ortaya koymak için Aridite indeksi (Aİ) kullanılmıştır. Uzun süreli yağış ve kuraklıkta meydana gelen dalgalanmalar ise yıllık kuraklık indeksi ve normalize edilmiş yağış anomalisi indeksi (NYİ) zaman serileri kullanılarak incelenmiştir.

Betul İzol
Harran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Doğu Anadolu Bölgesinde göçler ve demografik sonuçlarının değerlendirilmesi

Bu çalışmanın konusu, Doğu Anadolu Bölgesinde iç göçler ve demografik sonuçlarının değerlendirilmesidir. Günümüzde yaşam koşullarında meydana gelen hızlı değişimler insanların daha çok göç etmelerine neden olmuştur. İtici veya çekici faktörlerin etkisinden dolayı insanların doğdukları ya da ikamet ettikleri yerlerden göç etmeleri gerek göç veren gerekse göç alan yerlerde ekonomik, sosyal, siyasal, demografik, kültürel ve mekânsal sorunlar başta olmak üzere birçok sorunun ortaya çıkmasına neden olmuştur. Göçlere bağlı olarak ortaya çıkan bu sorunların zamanında çözümlenememesi gelecekte daha büyük sorunların oluşmasına yol açmaktadır. Doğu Anadolu Bölgesi ülkemizde önemli iç göç hareketliliğinin yaşandığı bölgelerden biridir. Göçlerin birçok nedeni olmakla beraber bölgedeki göçlerin en önemli nedeni sosyoekonomik, siyasal ve doğal nedenlerdir. Bölgede insan yaşamımı etkileyen itici faktörlerin fazla olmasından dolayı araştırmanın yapıldığı yıllarda bölgenin verdiği göçler aldığı göçlerden daha fazla olmuştur. Bu nedenle bölgenin gerek net göçü gerekse net göç hızı da negatif değerler göstermiştir. Sürekli net göç veren bölgede özellikle ekonomik nedenlerden dolayı göçlerin akım yönü de sosyoekonomik bakımdan gelişmiş ve sanayileşmiş batı illerine doğrudur. Göçler; Doğu Anadolu Bölgesinin özellikle ekonomik, sosyal, siyasal, kültürel ve mekânsal yapısını etkilediği gibi demografik yapısında da önemli değişikliklere neden olmuştur. Bu demografik değişikliklerin en önemlisi nüfusun gelişimi ve yapısı üzerindeki etkisidir. Nitekim bölgede doğum oranları fazla olmasına rağmen göçler bölge nüfusunun gelişimi üzerinde olumsuz bir etkiye sahiptir. Aynı zamanda göçlerden dolayı bölgede ikamet eden Doğu Anadolu Bölgesi doğumlu nüfusun; diğer bir ifade ile yerli nüfusun oranları da son dönemlerde azalan bir eğilim göstermiştir. Göçler nüfusun miktarını etkilediği gibi yapısını da etkilemiştir. Dolayısıyla erkeklerin kadınlardan ve genç nüfusunda yaşlı nüfusundan daha çok göçlere katılması bölgenin toplam nüfusu içerisinde erkek nüfusu ile genç nüfusun daha çok azalmasına neden olmuştur. Coğrafya biliminin ilke ve yöntemlerine göre değerlendirilen bu çalışmada iç göç ve doğum yeri nüfus verilerinden faydalanarak bölgedeki iç göçlerin nitelikleri, boyutu, nedenleri ve akım yönleri araştırılmıştır. Çalışmada DİE ve TÜİK'in genel nüfus sayımı verilerinden faydalanılarak elde edilen veriler Microsoft Excel ortamına aktarılmış ve daha sonra bu veriler tablo, grafik ve haritalara dönüştürülmüştür. Haritalar coğrafi bilgi sistemleri programlarından olan Arcgis 10.8 programında yapılmıştır.

Süleyman Yılmaz
Harran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Bozova İlçesi'nin antropojenik jeomorfoloji yönünden incelenmesi

Antropojenik jeomorfoloji; farklı insanlar tarafından, farklı zamanlarda doğrudan veya dolaylı olarak doğal çevre üzerinde yaptığı değişimler olarak tanımlanabilir. Günümüz insanı var olduğu günden bu yana sürekli olarak doğal ortamı kendi yaşam koşullarına uydurmaya çalışmıştır. Bu durum tarihin ilk çağlarında avcılık ve toplayıcılıkla uğraşan insanların basit ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik olmuştur. Yerleşik hatara geçtikten sonra insan kurduğu yerleşim yerleri, tarımsal faaliyetleri ile jeomorfolojik yapıyı şekillendirmeye başlamış, ve bu durum teknolojik gelişmelerle birlikte hız kazanmıştır. Günümüz insanı hergeçen gün artan ihtiyaçlarını karşılamak için arazi üzerinde yeni yapılar kurmakta ve jeomorfolojik görünümün değişimine katkı sağlamaktadır. Bugün alanı yüzlerce kilometreyi bulan şehir alanları, otoyollar, köprüler, barajlar, tüneller, çeşitli aıtsal yapılar bunun en açık örneğini oluşturmaktadır. Bu araştırmada Bozova ilçesinin Antropojenik Jeomorfoloji yönünden incelenmesi amaçlanmıştır. Bozova ilçesi, güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde, Şanlıurfa ili sınırları içinde yer almaktadır. Araştırma kapsamında değişik zaman dilimlerinde gerçekleştirilen arazi çalışmalarında elde edilen gözlemler, uydu görüntüleri ve faklı yıllara ait haritalar incelenmiş, Bozova ilçesinde Antropojenik Jeomorfoloji açısından oluşan değişim ortaya konulmaya çalışılmıştır. Araştırma sonucunda Bozova ilçesinde jeomorfolojik görünümde önemli antropojenik kökenlki değişimlerin olduğu tespit edilmiştir. Bu araştırma kapsamında Atatürk Baraj Gövdesi ve göl alanı, eski kil ocaklarından dönüştürülmüş yapay göletler, su kanalları, taş ocakaları, moloz biriktirme alanları, höyükler, jeomorfolojik görünümü değiştiren en önemli unsurlar olarak tespit edilmiştir.

AntropojenikAntropojeomorfolojiAtatürk Barajı+4
Zeynep Taşçıoğlu
Harran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Yabancı turistlerin Gaziantep kültür turizmine yönelik algıları

Turizm insanların gezi, eğlenme, dinlenme ve zevk gibi çeşitli nedenlerden dolayı geçici süreliğine seyahat edilmesi ve mevcut turizm hizmetlerinden yararlanılması olarak ifade edilmektedir. Günümüzde turizm içerisinde mevcut şartların gelişmesi ve turistlerin ilgi ve merak duyguları farklı alanlara yönelmesi ile beraber alternatif turizm çeşitlerinin gelişmesine neden olmuştur. Alternatif turizm çeşitleri içerisinde kültür turizmi öne çıkarak hızlı bir şekilde gelişim göstermiştir. Günümüzde birçok ülke de turistlerin kültür turizme olan ilgilerinden dolayı ülkeler mevcut kültürel değerlerini korunması ve sürekliliğini sağlamak amacıyla birden fazla planlama yapmaktadır. Bununla birlikte turizm ve kültür turizmde turistlerin seyahatlerine ilişkin algılarının belirlenmesine yönelik akademik çalışmalar turizmin gelişmesine katkıda bulunmaktadır. Ülkemiz kültür turizmi potansiyeli bakımından önemli bölge ve illere sahiptir. Bu illerden biri hiç şüphesiz Gaziantep'tir. Gaziantep mevcut coğrafi konumu yanı sıra bünyesinde barındırdığı kendine has kültürel değerleri ile son on yıl içerisinde kültür turizmi gelişim göstermiştir. Çalışma içerisinde şehri her yıl ziyaret eden turistlerin daha çok merkez ilçeleri ziyaret ettiği görülmüş ve bu durum istatistik veri ve harita yöntemi ile ifade edilmiştir. Bu çalışmada Gaziantep'in kültür turizm potansiyeli ve şehri ziyaret eden yabancı turistlerin seyahat ve şehrin turizmine yönelik algılarının belirlenmesine yönelik olarak ele alınmıştır. Bu nedenle yabancı turistlere yönelik hazırlan anket formu ile seyahat ve şehre yönelik turizm algılarının saptanması amaçlanmıştır. Araştırma kapsamında, "Yabancı turistler yoğun olarak hangi ilçeleri ziyaret etmektedir?", "Yabancı turistlerin şehre ilk kez gelme durumu cinsiyetlerine göre farklılık gösteriyor mu?", "Katılımcıların Gaziantep'i ziyaretlerine ilişkin memnun kalma durumları demografik özelliklere göre farklılık gösteriyor mu?", "Yabancı turistlerin en çok hangi ülkeden katılım sağlamaktadırlar?" gibi temel bazı sorulara cevap aranmıştır.

İbrahim Halil Yılmaz
Harran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessEN

Analysis of land use/ land cover characteristics by different indexes and remote sensing methods: A case study of Erbil city

This study addresses concerns about urban sprawl in developed countries, focusing on the major metropolitan city of Erbil in northern Iraq. Rapid urbanization and economic growth in Erbil have led to environmental challenges, including land preservation issues, air and noise pollution, and a decline in annual precipitation. Using remote sensing data from Landsat, MODIS, and Sentinel-2 satellites, we investigate the spatio-temporal variation of land use and land cover (LULC) over 30 years (1991-2021). Employing classification techniques and various vegetation indices, such as NDVI, GNDVI, NDWI, and LST, we assess urban expansion and its impact on the ecosystem. Our findings reveal a 16.55% increase in urban expansion and a decline in agricultural land cover from 4.94% (1991) to 2.59% (2021). The predictive model indicates a further 6.92% increase in built-up areas by 2026, with 6.83% of barren land converted due to urban expansion. Correlations between spectral vegetation indices, particularly NDWI and LST, and the Standardized Precipitation Index (SPI) highlight significant LULC changes. Notably, Landsat-8 and Sentinel-2 data prove more effective than MODIS in monitoring urban expansion and its environmental impact. This study underscores the potential of time-series data for detecting and mitigating urban sprawl, providing valuable insights for future LULC trends and proposing policies to curb the adverse effects on agriculture and the environment in Erbil city.

Muayad Salah Mohammad Mohammad
Harran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Siyasi coğrafya açısından Suriye iç savaşının değerlendirilmesi

2011 yılında Suriye'de protestolar patlak vermiştir. Bu protestolar, Arap dünyasındaki (Arap Baharı olarak adlandırılan) daha geniş bir protesto dalgasının parçasıdır. Suriye'deki protestoların nedeni Esad hükümetine yönelik hoşnutsuzluktu. Esad hükümeti, okullarının duvarlarına Esad aleyhinde slogan yazan bir grup çocuğu Suriye'nin Dera kentinde hapsetmiştir. Esad hükümeti bölge sakinlerinin bu çocukların serbest bırakılması yönündeki taleplerini reddetti. Bunun sonucunda Dera şehrinde büyük gösteriler düzenlenmiştir. Bu gösteriler Suriye rejim güçlerinin silah sesleri ile karşılanmıştır. Rejim güçlerinin açtığı ateş sonucu göstericiler arasında ölenler ve yaralananlar olmuştur. Bu da Suriye genelinde protestoların patlak vermesine yol açmıştır. Suriye rejim güçleri bu protestoları baskı, öldürme, işkence ve tutuklamalarla karşılamıştır. Esad güçlerinin gerçekleştirdiği bu suç eylemleri sonucunda protestolar silahlı çatışmaya dönüşmüştür. Bu silahlı çatışma, Beşar Esad rejimi güçleri ile silahlı muhalif gruplar arasındaki Suriye iç savaşı olarak bilinmektedir. Siyasi Coğrafya açısından Suriye'nin konumunun önemli olması bu çalışmayı da önemli kılmaktadır. Suriye'nin stratejik konumda olması, birçok eski medeniyetin (Babilliler, Asurlular, Fenikeliler, Yunanlılar, Kenanlılar, Fenikeliler ve Romalılar) burada ortaya çıkmasının da nedenidir. Aynı zamanda, Suriye'nin bu stratejik konumu Suriye iç savaşının da ortaya çıkması ve devam etmesinin nedenidir. Çünkü Suriye'nin konumunun önemi nedeniyle, Suriye iç savaşı, uluslararası ve bölgesel ülkelerin konusu haline gelmiştir (örnek: Rusya, ABD, Türkiye ve İran). Bu ülkelerin her biri, Suriye'deki yerel bir grubu askeri olarak desteklemektedir. Suriye bu temelde askeri kontrol alanlarına ayrılmıştır. Çünkü bu alanların her biri bu ülkelerden biri tarafından desteklenen yerel bir grup tarafından kontrol edilmektedir. Bu ülkelerin her biri Suriye bölgelerindeki jeopolitik çıkarlara ve hedeflere ulaşmak istemektedir. Bu hedefler, Suriye halkının özgürlük ve demokrasideki isteklerinden ve umudundan uzaktır. Suriye iç savaşının uzun süre devam etmesinin nedeni budur. Bu çalışmanın temel amacı Suriye iç savaşını siyasi coğrafya açısından değerlendirmektir. Buna ek olarak, Suriye'ye uluslararası müdahalenin nedenlerini ve bu ülkelerin Suriye'deki hedeflerini siyasi coğrafya açısından değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Ayrıca, yereldeki duruma göre Suriye'deki çözüm için olası senaryolar önerilmektedir. Bu çalışmanın ortaya çıkmasında çeşitli kitap, makale ve gazete referans olarak kullanılmıştır. Ayrıca çalışmada çeşitli haritalar oluşturulmuş, bunun için de ArcGIS 10.7.1 programından faydalanılmıştır.

Ali El Hamdo
Harran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Yüksekova (Hakkari) ilçesinde jeomorfolojik birimler ile arazi kullanımı arasındaki ilişki

Nüfus artışına paralel olarak artan tüketim oranı, doğadaki kaynakların da hızla tüketilmesine sebep olmaktadır. Bu durum da doğada sınırlı bulunan kaynakların tüketiminde sürdürülebilirlik ilkesini gözetmeyi zorunlu hale getirmektedir. Nitekim artan nüfus ve gelişen teknoloji, üretim-tüketim kalıplarını da değiştirmektedir. Buna bağlı olarak insan-doğa ilişkilerinin yeniden gözden geçirilmesi gerekmektedir. Doğal alanların kullanımı ile birlikte arazi kullanımında yaşanan değişimler, etkin bir arazi kullanım planlamasının gerekliliğini ortaya koymaktadır. Bu noktada bahsi geçen arazi kullanımı kavramı, kişilerin gereksinimlerini karşılayabilmek amacıyla doğaya yönelmelerini ve doğal kaynaklardan en iyi şekilde yararlanmalarını ifade etmektedir. Bu tez çalışması Hakkâri iline bağlı Yüksekova ilçesindeki jeomorfolojik birimler ile arazi kullanımı arasındaki ilişkinin belirlenmesini konu edinmektedir. Bu doğrultuda çalışmanın amacı ise Yüksekova ilçesinin fiziki ve beşerî coğrafya özelliklerini detaylı bir şekilde saptayarak bu özelliklerin arazi kullanımı üzerindeki etkilerini tespit etmektir. Çalışmada nitel (doküman inceleme) ve nicel (CBS analizleri) verilerden yararlanılarak karma yöntem kullanılmıştır. Yüksekova ilçesindeki arazi kullanımına büyük ölçüde fiziki şartların etkilediğini görmektedir. İnceleme sahasının merkezinde bulunan ovanın bulunduğu alan morfolojik özellikler bakımından daha sade bir topoğrafya oluştururken, ovanın etrafı oldukça dağlık ve engebelidir. Çalışma sahasının jeomorfolojik durumuna bağlı olarak nüfus, yerleşme, tarım, sanayi, ticaret, hayvancılık faaliyetleri ağırlıklı olarak iç kesimlerde buna karşılık madencilik, ormancılık gibi faaliyetler ise güney kesimlerde yayılış göstermiştir. Kuzey kesimlerinde ise topoğrafyanın elverişsizliği beşeri ve ekonomik faaliyetleri sınırlandırmıştır.

Ekonomik coğrafyaFiziki coğrafya
Cemal Şimşek
Harran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Suriye göçünün Duhok şehrinde entegrasyon açısından analizi

2011 yılında Suriye'de başayan iç savaş sebebiyle milyonlarca insan zorunlu göçe maruz kalmıştır. Irak Kürdistan Bölgesi'nin Suriye'ye yakın olması ve hükümetin izlediği "açık kapı politikası" gibi sebeplerle, çok sayıda Suriyeli, Irak Kürdistan Bölgesi'ne sığınmıştır. Başta Duhok şehri olmak üzere, sınır şehirleri bu göçten etkilenmiştir. Buradan hareketle bu çalışma, Suriyelilerin Duhok şehri üzerindeki sosyal ve ekonomik etkilerini anlamayı amaçlamaktadır. Ağırlıklı olarak, nicel araştırma yönteminin kullanıldığı bu çalışmada, yer yer nitel araştırma yöntemine de başvurulmuştur. Araştırma kapsamında, Eylül-Ekim 2022 tarihleri arasında Duhok şehrinde bir alan çalışması yapılmıştır. Alan çalışmasında ise, bir nicel araştırma tekniği olarak anket tekniğine başvurulmuştur. Ayrıca, nitel araştırma teknikleri olarak da iki odak grup görüşmesi yapılmış, sahada gözlemlerde bulunulmuş ve yüz yüze görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Alan araştırmasında, 125'i Duhoklu ve 125'i de Suriyeli olmak üzere toplam 250 katılımcıya anket uygulanmıştır. Anketlerden elde edilen veriler, EXCEL programı aracılığıyla sayısallaştırılarak ARGIS ve SPSS programlarına aktarılmıştır. Veriler, ARGIS aracılığıyla tematik haritalara dönüştürülürken, SPSS aracılığıyla da betimsel ve Ki Kare (Chi Square) analizlerine tabi tutulmuştur. Elde edilen verilerden hareketle, Duhoklular ve Suriyeliler arasındaki kimi benzerliklere rağmen Suriyelilerin ekonomik, sosyal ve kültürel farklılıklar nedeniyle zorluklarla karşılaştıkları anlaşılmıştır. Kitlesel Suriyeli göçü, Duhok'un ekonomik olarak aktif nüfusunu %3-%5 oranında artırmış, bu da reel saatlik ücretlerde %5-%8 oranında düşüşe yol açmıştır. Suriyeli işçilerin daha yüksek sosyal beceriler gösterdiği (ortalama 4,56) ve bunun da ekonomik etkisinin yüksek olduğu (ortalama 4,16) görülmüştür. Suriyeliler ve yerel gençler arasındaki iş rekabeti de ortalama 4,54'tür ve bu oran da dikkate değerdir. Sonuç olarak, Irak Kürdistan Bölgesi'nin Mülteci Sözleşmesi'ni imzalamamış olması ve yetersiz mevzuat nedeniyle yerel entegrasyon ve gönüllü geri dönüş pratik değildir. Güvenlik endişeleri ve kalkınma eksikliği Suriye'ye gönüllü geri dönüşü engellemektedir. Bu sebeple, elde ettiğimiz veriler, Suriyelilerin çoğu için tercih edilen çözümün üçüncü ülkelere yerleştirme olduğunu göstermektedir.

Salıh Husın
Harran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Beşeri coğrafya açısından Suriye kaynaklı zorunlu göçlerin Kilis şehrine etkileri

Araştırmada Suriyeli göçünün Kilis şehrinde beşeri fonksiyon ve fonksiyon alanlarına etkileri ele alınmıştır. Bu doğrultuda Kilis şehrinin nüfus, yerleşme, sağlık, eğitim, güvenlik, teknik altyapı, yeşil alanlar ve mezarlık alanları incelenmiştir. İnceleme yapılırken 20 yıllık süreç (2002-2021 yılları arasında) 10 yıllık iki dönem (2002-2011 yılları arasında ve 2012-2021 yılları arasında) şeklinde ele alınmıştır. Araştırmada Suriyeli göçünün Kilis şehrinin beşeri fonksiyonları ve fonksiyon alanları üzerinde meydana getirdiği değişimleri ortaya koymak amaçlanmıştır. Araştırma Suriyeli göçünün Kilis şehrinin beşeri fonksiyonlarına ve fonksiyon alanlarına etkileri bağlamında mekânsal değişimi ortaya koyması açısından önem arz etmektedir. Araştırmada kaynak taramasıyla elde edilen, resmi kurum ve kuruluşlardan temin edilen verilerden yararlanılmıştır. Bunun yanı sıra 2022 yılında Kilis şehrinde alan araştırması yapılmış ve bu doğrultuda şehri oluşturan bütün mahallelerin muhtarlarıyla derinlemesine görüşme yapılarak veri temin edilmiştir. Analizler yapılırken nicel ve nitel yöntemler kullanılmıştır. Bu yöntemler kronolojik, betimsel, karşılaştırmalı analiz ve yaklaşımlar kullanılarak uygulanmıştır. Bütün bu yöntemler ve yaklaşımlar tümdengelim (dedüksiyon) ve tümevarım (indüksiyon) gibi akıl yürütme yöntemleriyle desteklenmiş ve coğrafya biliminin temel ilkeleri olan dağılış (yayılış), neden-sonuç ilişkisi (nedensellik) ve ilişki kurma (bağlantı kurma) ilkelerine bağlı kalınarak uygulanmıştır. Araştırmada Suriyeli göçü öncesinde Kilis şehrinin beşeri fonksiyonlarında ve fonksiyon alanlarında değişimler meydana geldiği, Suriyeli göçüyle birlikte bu değişimlerin hızla artmaya ve belirginleşmeye devam ettiği görülmüştür.

Murat Dinç
Harran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

GAP turizm destinasyonunda biyoklimatik konfor koşullarının turizm faaliyetleriaçısından değerlendirilmesi

Biyoklimatik konfor; insanların bulundukları ortamdaki hava koşullarından memnuniyet durumunu ifade eder. Söz konusu memnuniyet durumu insan ile ortam arasındaki etkileşimden kaynaklandığı için tamamı ile öznel bir husustur. Biyoklimatik konfor kavramı sıcaklık, nem, rüzgâr, küresel radyasyon gibi iklimsel etmenlerin yanında kıyafet, aktivite düzeyi (metabolizma hızı), yaş, boy-kilo oranı, cinsiyet, sağlık gibi kişisel unsurların bir arada değerlendirilerek hesaplandığı bir olgudur. Araştırmada GAP Turizm destinasyonunda termal sıcaklık indisi (Physiological Equivalent Temperature) aracılığı ile biyoklimatik konfor koşullarının tespit edilmesi ve bu doğrultuda turizm açısından en ideal dönem ve saat dilimlerinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Bu çalışmada biyoklimatik konfor koşullarını hesaplamak için 10 lokasyon belirlenmiştir. Belirlenen lokasyonlara ait 22 yıllık meteorolojik veriler RayMan yazılımı ile analiz edilerek Fizyolojik Eşdeğer Sıcaklık (PET) değerleri tespit edilmiştir. Fizyolojik Eşdeğer Sıcaklık (PET) verilerinden yararlanarak 10 ayrı lokasyon ile ilgili saatlik PET grafikleri ile PET haritaları oluşturulmuş olup bu grafik ve haritalar analiz edilmiştir. Çalışmada kullanılan haritalar Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) yazılımlarından ArcGIS 10.5 programı (demo) kullanılarak hazırlanmıştır. Biyoklimatik konfor koşullarının mekânsal dağılımlarının haritalanmasında ArcGIS 10.5 (Demo) programından faydalanılmış olup bu programda enterpolasyon tekniklerinden CoKriging yöntemi kullanılmıştır.Araştırma sonucunda GAP Turizm Destinasyonunda gündüz kuşağında mart, nisan vekasım aylarında konforlu ve hafif serin koşulların hâkim olduğu, gece kuşağında ise haziran, temmuz, ağustos, eylül aylarında serin, hafif serin ve konforlu zaman aralıklarının bulunduğu gözlenmiş olup söz konusu ayların turizm faaliyetleri için en ideal zaman aralıklarını teşkil ettiği tespit edilmiştir. Araştırma sahasında mayıs ve ekim ayında saat 05.00 ile 09.00 ve 15.00 ile 18.00 arasında konforlu, hafif serin ve hafif sıcak koşullar gözlenmiş olup söz konusu koşulların termal bakımdan turizm faaliyetleri için ideal zaman aralığı olduğu tespit edilmiştir. Araştırma sahası genelinde gündüz kuşağında; mayıs(saat 09.00 ile 15.00 arası), haziran, temmuz, ağustos ve eylül aylarında aşırı sıcak stres, çok sıcak stres ve sıcak stres koşulları hakim olduğundan aralık, ocak, şubat aylarında ise soğuk stres ve çok soğuk stres koşulları gözlendiğinden ötürü gündüz kuşağında turizm faaliyetleri için ideal zaman aralığı yoktur; fakat araştırma sahasında aralık, ocak, şubat aylarında çoğunlukla soğuk ve çok soğuk stres koşulları gözlenmesine rağmen İslahiye, Gaziantep, Birecik, Mardin, Nusaybin lokasyonlarında aralık ve şubat aylarında saat 11.00 ile 14.00 arasında serin ve hafif serin termal koşular gözlendiğinden basit tedbirler alınmak koşulu ile (vücudu sarmalayan kıyafet kullanımı) turizm faaliyetleri için kısa süreli ideal koşulların oluştuğu saptanmıştır. Araştırma sahası genelinde gece kuşağında; ocak, şubat, mart, nisan, kasım, aralık aylarında soğuk stres ve çok soğuk stres koşulları gözlendiği için turizm faaliyetleri bakımından ideal zaman aralığı yoktur; fakat mayıs ve ekim aylarında gece kuşağında serin ve hafif serin koşullar gözlendiği için basit tedbirler almak şartı ile (vücudu sarmalayan kıyafet kullanımı) turizm faaliyetleri bakımından uygun koşulların oluştuğu tespit edilmiştir.

Ramazan Fıratoğlu
Harran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

İnce Burun Dağları'nın (Hani-Diyarbakır) batı kesiminin karst jeomorfolojisi açısından araştırılması

İnce Burun Dağları Güneydoğu Torosların orta kısmında Hani İlçesi'nin kuzeyinde Diyarbakır-Elazığ Bingöl sınırlarının kesiştiği noktada yer alır. Bitlis Zagros kenet kuşağının hemen güneyinde yer alan araştırma sahası tektonik açıdan kenar kıvrımları kuşağı üzerinde yer alır. İnce Burun Dağları'nın (Hani-Diyarbakır) batı kesimini oluşturan araştırma sahası Türkiye Karst Bölgeleri sınıflandırılmasına göre Güneydoğu Anadolu Karst Bölgesi (GDK) ile Doğu Anadolu Kıvrım Kuşağı Alanı (DAKK) içerisinde yer alır. Bu çalışmada İnce Burun Dağları'nın batı kesiminde karstik süreçler ve karstik şekillerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Muhtelif zamanlarda gerçekleştirilen arazi çalışmalarında yörede karstlaşmaya etki eden faktörler belirlenmiş ve sahada mevcut bulunan karstik şekiller ortaya konulmuştur. Araştırma sahasında karstlaşma üzerinde litoloji, tektonizma, iklim, bitki örtüsü, toprak ve zaman faktörlerinin değişik oranlarda etkileri mevcuttur. Neotektonik dönem yer hareketlerinden oldukça yoğun bir şekilde etkilenmiş olan araştırma alanının günümüz jeomorfolojik görünümünü almasında tektonizma, flüvyal ve karstik süreçlerin etkisi büyük rol oynamıştır. Sahadaki önemli dağlık kütleler antikilanler veya bindirmelere tekabül ederken makro karstik şekilleri ise senklinal alanları içerisinde gelişmiştir. Yörede tektonik yapılar yüzeyde karstlaşmanın boyutları ve yönelimi üzerinde belirleyici olurken, aynı zamanda karstlaşmanın derine doğru inmesini de sağlamıştır. Araştırma sahasında karstik çözülme şekillerini lapyalar, harabe reliefi, düden, mağaralar, dolin, uvala, polye, kanyon vadiler, karstik kaynaklar ile birikim şekillerini traverten, sarkıtlar-dikitler, kalker kabuk-kaliş, terra-rossa ve terra-fusca ve karstik ebuli oluşturur. Herhangi bir bölgede doğal süreçlerin bilinmesi, o bölgenin doğal potansiyelinin doğru planlanması açısından önemlidir. Bu yönüyle bu çalışmanın genelde Hani İlçesi; özelde İnce Burun Dağları ve çevresinin doğal ortam potansiyelinin belirlenmesine yönelik çalışmalara önemli katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

Sinan Yılmaz
Harran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Lise öğrencilerinin coğrafya dersine karşı tutumlarının incelenmesi: Şanlıurfa Şehri örneği

Şanlıurfa Şehri'ndeki meslek lisesi, fen lisesi ve Anadolu lisesi öğrencilerinin Coğrafya dersine yönelik tutumlarını inceleyen bu araştırma, öğrencilerin derse karşı ilgi, algı ve motivasyonlarını karşılaştırmayı amaçlamaktadır. Coğrafya, çevreyi anlama, mekânsal düşünme ve küresel farkındalık kazandırma açısından önemli bir ders olmasına rağmen, öğrencilerin bu derse olan ilgisi okul türüne göre farklılık gösterebilmektedir. Araştırma, yerel dinamiklerin bu tutumlara etkisini ortaya koymak açısından da önem taşımaktadır. Araştırmada nicel yöntem kullanılarak, farklı okul türlerinden seçilen öğrencilere Coğrafya dersine yönelik tutum ölçeği uygulanmıştır. Elde edilen veriler, öğrencilerin Coğrafya dersine olan ilgisi, motivasyonu ve algıları açısından analiz edilmiştir. Bulgular, fen lisesi öğrencilerinin Coğrafya dersine daha yüksek bir ilgi gösterdiğini, Anadolu lisesi öğrencilerinin orta düzeyde bir tutum sergilediğini ve meslek lisesi öğrencilerinin bu derse yönelik ilgisinin daha düşük olduğunu göstermektedir. Bu sonuçlar, dersin akademik önemi, kariyer hedefleri ve öğretim yöntemleri ile ilişkilendirilmiştir. Fen lisesi öğrencilerinin Coğrafya dersine yönelik daha olumlu bir tutum sergilemesinde akademik başarı odaklı yaklaşımın etkili olduğu düşünülmektedir. Anadolu lisesi öğrencileri, farklı ders yoğunlukları ve genel müfredatla dengeli bir tutum sergilerken, meslek lisesi öğrencilerinin düşük ilgisi, dersin mesleki hedefleriyle doğrudan ilişkilendirilmemesiyle açıklanabilir. Öğretmenlerin, her okul türünün ihtiyaçlarına uygun öğretim stratejileri geliştirmesi, Coğrafya dersine olan ilgiyi artırabilir. Özellikle meslek liselerinde Coğrafya dersinin günlük yaşamla ilişkilendirilmesi ve uygulamalı etkinliklerin artırılması önerilmektedir. Bu şekilde, öğrencilerin derse olan tutumlarının olumlu yönde değişmesi sağlanabilir.

Hamiyet Solğun
Harran University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Hatay yemek kültürü ve üzerinde etkili olan coğrafi faktörler

Beslenme insanların en temel ihtiyaçlarından biridir. Bu temel ihtiyaç toplumdan topluma değişen yemek kültürünün oluşmasına olanak sağlamıştır. Yemek kültürünün şekillenmesinde coğrafi, toplumsal, tarihî, dinî, kültürel birçok faktör etkili olmaktadır. Bu yüzden yemek kültürü birçok bilim dalının inceleme konusu olmaktadır. Yemek kültürü konusu Beşeri Coğrafyanın alt araştırma alanı olan kültür coğrafyasının alanına girmektedir. Kültür coğrafyası; coğrafyacılar tarafından bir kültürün hem beşeri hem de çevresel etkilerini mekânsal olarak gözlemleyerek ve yorumlayarak ortaya çıkarmaya çalışmaktadır. Bu çalışmada yemek kültürünü etkileyen faktörler, yemek kültürünün mekân ve zaman içindeki değişimi coğrafyanın ilkeleri esas alınarak incelenmektedir. Bu çalışmada Hatay yöresinin yemek kültürü, fiziki ve beşeri coğrafyanın bakış açısıyla incelenecek ve elde edilen bulgular ortaya konulmuştur. Hatay tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapmış Anadolu ve Suriye kültürünün kesiştiği noktada yer almaktadır. Bulunduğu coğrafi konum itibariyle de İpek Yolu'nun Akdeniz ile birleştiği noktada bulunmaktadır. Günümüzde hâlâ birçok kültürü içinde barındıran Hatay ili kendine has yemek kültürü ile UNESCO tarafından dünyada 26 tane bulunan Gastronomi şehirleri arasına alınmıştır. Bu yemek kültürünün ortaya çıkmasında coğrafyanın etkilerini görebilmek adına bu çalışma hazırlanmaktadır. Hatay'da yaşayan etnik toplulukların kendine has yemekleri, birbirinden farklı olarak yapılan yemekler ve Hatay yemekleri olarak hepsinin ortak yaptıkları geleneksel yemeklerin coğrafi şartlarla ilişkisi üzerinde durulmuştur. Ayrıca bir dinler mozaiği olan Hatay'da farklı dinlerin ve mezheplerin yaptıkları yemekleri ve bu yemeklerin Hatay yemek kültürüne etkileri ele alınmıştır. Çalışmada yöre halkı ile bire bir görüşme, çalışma sahasında gözlem ve incelemeler yapılmıştır. Arazi gezisi sırasında gerçekleştirilen görüşmelerle beraber ses ve kamera kayıtları alınmış ve fotoğraflar çekilmiştir. Elde edilen bulgulara göre yörenin yemek kültüründe doğal şartların önemli bir yeri bulunmaktadır. Yöre insanı doğanın sunmuş olduğu zenginliklerden faydalandığı için doğal şartların etkisi mutfak kültüründe önemli bir yer edinmiştir. Yörenin kışları yağışlı yazları sıcak iklimi yörede Akdeniz iklim elemanlarının oluşmasına sebep olmuştur. Birçok endemik bitki barındıran bölgede bu durum yemek kültürüne de etki etmiştir. Bölgenin Anadolu ve Arap yarımadası arasında yer alması her iki kültürün de yemeklerine ev sahipliği yapmasına neden olmuştur. Yeryüzü şekillerinin farklılık göstermesi Hatay yemeklerinin ana malzemelerinin temin edildiği tarım ve hayvancılık faaliyetlerinin yapılmasına olanak sağlamıştır. Hatay'da yemek kültürü zamanla değişikliklere uğrasa da coğrafi özelliklerin fazla değişmemesinden dolayı hâlâ önemini korumaktadır. Yemek kültürünün geleceğe aktarılması için hem doğal ortam şartlarının hem de beşeri özelliklerin korunması gerekmektedir.

Doğal çevreYemek kültürü
Mercan Uçar
Harran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Çifthisar Havzası ve yakın çevresinin (Adıyaman) kütle hareketleri açısından CBS tabanlı duyarlılık analizi

Yeryüzünün değişmesinde ve şekillenmesinde etkili olan doğal olaylardan bir tanesi kütle hareketleridir. Kütle hareketlerine duyarlık, günümüzde "kütle hareketine maruz kalan alanlar gelecekte de kütle hareketlerine maruz kalabilir" savından yola çıkarak kütle hareketlerinin gerçekleşme potansiyelinin belirlenmesidir. Duyarlılık haritaları, kütle hareketlerinin oluşumları üzerinde etkili olan günümüzdeki hazırlayıcı ve tetikleyici faktörlerin, gelecekte de etkili olabileceği düşünülerek hazırlanır. Duyarlılık analizi, alansal bazda yapılan kütle hareketleri çalışmalarında ilk adımı oluşturup, kütle hareketi oluşumuna ilişkin risk ve tehlikenin belirlenmesine yönelik çalışmaların yürütülmesinde etkin rol oynar. Araştırma sahası olarak seçilen Çifthisar Havzası ve çevresi Doğu Anadolu Bölgesinin, Yukarı Fırat Bölümünde yer almaktadır. İdari olarak Adıyaman ili Gerger ilçesi sınırları içerisinde kalan Çifthisar Havzası, Nemrut Dağı Milli Parkı'nın doğusunda yer alır. Gerger ilçe merkezi havzanın kuzeydoğusunda konumlanmıştır. Çifthisar Havzası ve yakın çevresinde kütle hareketleri belirlenmesi ve sahanın kütle hareketleri açısından duyarlılığının belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amacı gerçekleştirmek için parametre haritalarının ağırlıklı çakıştırtılması yöntemi kullanılmıştır. Araştırma kapsamında litoloji, eğim, bakı, paleo kütle hareketleri, baraj gölüne yakınlık bitki örtüsü, yükselti, hazırlayıcı parametreler olarak; fay hatlarına yakınlık, yağış tetikleyici parametreler olarak belirlenmiştir. Araştırma sonucunda sahanın kütle hareketleri duyarlılık haritası oluşturulmuştur. Bu haritaya göre sahada duyarsız alanlar 1,95 km2, çok az duyarlı alanlar 173,93 km2, duyarlı alanlar 249,54 km2, olarak hesaplanmıştır. Duyarsız alanda kütle hareketlerinin gerçekleşmediği, gerçekleşmiş hareketlerinin %17sinin çok az duyarlı alanlarda, %83'nün duyarlı alanlarda olduğu saptanmıştır. Sahada kütle hareketlerinin, stratigrafik olarak geçirimliliğin düşük olduğu formasyonların üzerine gelen jeolojik birimlerde, Adıyaman fayı tarafından yoğun bir şekilde parçalanmış dik yamaçlarda, yüksek eğimli çevresine göre yüksek yamaçlarda, geçmiş dönemlerde Fırat nehrinin alttan oyduğu yamaçlarda, günümüzde Atatürk baraj gölü kenarında nispi dalga aşındırmasının görüldüğü alanlar ile bitki örtüsünün olmadığı veya cılız olduğu alanlarda gerçekleştiği sonucuna ulaşılmıştır. Bu çalışma doğrultusunda üretilen duyarlılık haritası, alanda yürütülecek risk ve tehlike çalışmalarına öncülük edecek, özellikle de "Risk ve tehlike çalışmaları nerede yapılmalıdır?" sorusuna cevap olacaktır. Anahtar Kelimeler: Adıyaman, Gerger, Kütle Hareketleri Duyarlılık Analizi, Parametre Haritalarının Ağırlıklı Çakıştırılması Yöntemi, Heyelan

AdıyamanAdıyaman-GergerCoğrafi bilgi sistemleri+7
Faruk Bingöl
Harran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Suriyelilerin Gaziantep kentinin sosyo-ekonomik yapısına etkileri

Göç olgusu, hedef bölgede toplumsal değişmeye neden olurken aynı zamanda da göç edenlerin de dönüştüğü bir sürece karşılık gelir. 2011 yılında Suriye'de meydana gelen iç karışıklık ve kaotik ortamdan kaynaklı olarak göç etmek zorunda kalan Suriyelilerin hedef bölge yer seçiminde Türkiye ilk sırada gelmektedir. Türkiye'ye yönelen Suriye kaynaklı göç dalgası, başta Türkiye'nin sınır illeri olmak üzere diğer birçok il de bu göçlerden etkilenmiştir. Sınır illerinden Gaziantep, 2011 Suriye savaşı sonrası Suriyelilerin en fazla tercih ettiği illerden biridir. Akrabalık, tanıdık ilişkileri, coğrafi yakınlık gibi nedenlerin yanında göç öncesi süreçte Gaziantep ve Halep arasında ciddi bir ekonomik ilişki olması da Gaziantep kentine yönelik Suriyeli göç sürecini etkilemiştir. Suriyelilerin kentsel mekâna yayılımları ve sosyoekonomik yapı kaynaklı mekânda oluşturdukları ayrışma/kümelenme şekillerinin hangi faktörlerden kaynaklı olarak meydana geldiği çalışmanın ana konusunu oluşturmaktadır. Buna bağlı olarak, Gaziantep kentinin merkez ilçeleri olan Şahinbey ve Şehitkâmil araştırma evreni olarak belirlenmiştir. Ön araştırmalar neticesinde, ilçelerde, Suriyeli nüfusun fazla ve yoğun olduğu 40 mahalle örneklem olarak tespit edilmiştir. Belirlenen sahada bulguların elde edilmesi için hem yerel hem de Suriyeli nüfus için ayrı ayrı anket formu hazırlanmıştır. Sorular yarı yapılandırılmış ve açık uçlu olmak üzere iki şekilde katılımcılara yöneltilmiştir. Anket formları her mahalleden rastgele 10'ar Suriyeli ve 10'ar yerli kaynak kişi olmak üzere toplam 800 kişiye yüz yüze uygulanmıştır. Ayrıca her bir mahalle muhtarı ile görüşülerek Suriyelilerin nüfus verilerinin yanında mahallelerdeki Suriyeliler hakkında genel bilgiler elde edilmeye çalışılmıştır. Suriyelilerin ekonomik gelirlerinin düşük olmasına ilk kümelenmeleri buna bağlı olarak gerçekleşmiştir. Kümelenmenin ve mekânsal ayrışmanın ikinci adımı etnik ve dil yapılarına göre oluşmuştur. Son olarak Suriyelilerin mekânsal kümelenmesi ağ ilişkilerine bağlı olarak gerçekleşmiştir. Suriyelilerin sosyoekonomik yapısına bağlı olarak gerçekleştirdiği kümelenmelere ek olarak yerel halkın da dışlama pratikleri ve söylemleri Suriyelilerin mekânsal ayrışmasında bir diğer önemli unsurdur. Bu bakımdan çalışma sahasındaki Suriyelilerin mekânsal yer seçimi ve mekânsal ayrışması hem Suriyelilerin iç dinamiklerinden hem de yerel halkın dışlayıcı tutumlarına bağlı olarak gerçekleşmiştir. Araştırmanın ulaştığı en kapsamlı sonuç yerel halkın son dönemlerde Suriyelilere karşı dışlama pratiklerinin arttığına dair çıkarımlar, yapılan saha çalışması sonucunda belirlenmiştir. Gaziantep kentinde mekânsal ayrışma pratikleri göç süreci ilerledikçe yerel halkın davranış biçimlerine göre daha da derinleşeceği öngörülmektedir.

CoğrafyaMekansal ayrışmaSosyo-mekansal ayrışma+2
Emrah Türkoğlu
Harran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Toplumsal mekânın üretimi: Şanlıurfa şehrinde Suriyeli ve Şanlıurfalıların karşılaşması

İnsan topluluklarının karşılaştıkları ve iç içe geçiştikleri mekânlarda, mekân, insanları bedensel olarak birbirine yakınlaştırarak, temas ve etkileşimi sağlar. Mekân, insanları bir araya getirip nüfus yoğunluğunu artırdığı gibi (nicel olarak) ilişkileri de (nitel olarak) yoğunlaştırır. Kendisi de bu ilişkilerin bir sonucu olarak yeniden üretilir. Bu sebeple, ilişkisel mekân ve toplumsal mekân kavram ve kuramlarının merkezine oturtulduğu bu çalışmada, belli bir mekânı daha önce kullananlar ile bu mekâna göçle gelenlerin gündelik hayat deneyimleri üzerine eleştirel bir okuma yaparak, bu deneyimlerin ayaklarının oturtulduğu mekânı ve bunun toplumsal örüntülerdeki yerini, böylelikle toplumsal mekânın yeniden üretiminde göç olgusunun rolünü anlamayı amaçlamaktadır. Bu çalışma, Şanlıurfa şehrindeki Suriyelilerin ve Şanlıurfalıların, karşılaştıkları ve iç içe geçtikleri mekânlarda her iki halk arasındaki "uyum" ve "çatışma" noktalarının neler olduğuna ve bunların toplumsal mekânı nasıl ürettiğine odaklanmaktadır. Temelde alan araştırmasına dayanan bu çalışmada, nicel ve nitel araştırma yöntem ve tekniklerinin bir arada olduğu karma yöntem kullanılmıştır. Çalışmada, gözlem, görüşme, anket ve derinlemesine görüşme teknikleri birlikte kullanılmıştır. Buna göre, araştırma, Şanlıurfa şehrine bağlı, Haliliye ve Eyyübiye merkez ilçelerinin şehirsel alanında yer alan 45 mahallede, rastgele/tesadüfi yolla seçilen 360'ı Şanlıurfalı ve 360'ı da Suriyeli olmak üzere toplamda 720 kişiye uygulanan yarı yapılandırılmış ankete; Suriyelilerin görece yoğun olarak yaşadıkları 37 mahallenin muhtarıyla yapılan görüşmelere; 5'i Şanlıurfalı 5'i de Suriyeli olmak üzere toplam 10 kişiyle yapılan derinlemesine görüşmelere ve saha gözlemlerine dayanmaktadır. Şanlıurfa şehri, etnik ve kültürel çeşitlilik açısından Türkiye'nin başat şehirlerinden birisidir. Suriyelilerle birlikte, bu etnik ve kültürel çeşitlilik artmıştır. Ancak bununla birlikte, kültürel çatışma ve sosyal entegrasyon bağlamında çeşitli sorunların ortaya çıkması da kaçınılmaz olmuştur. Böylelikle Suriyeliler, Şanlıurfa şehri için bir taraftan "çok kültürlülüğe" ve "birlikte yaşama" katkı sağlarken, diğer taraftan da "sosyal entegrasyon" bağlamında yaşanan sorunların, "kültürel çatışmaların" ve "sosyal dışlanmaların" da merkezinde yer alarak sosyolojik dönüşümün gerçekleşmesine katkı sağlamışlardır. Netice itibariyle, yoksulların karşılaşması ve karşılaşma krizleri olarak kavramlaştırılan bu durum, toplumsal mekânın üretiminde önemli bir rol oynamıştır. Anahtar Kelimeler: Toplumsal Mekân, İlişkisel Mekân, Suriyeliler, Karşılaşma Krizleri, Şanlıurfa.

CoğrafyaEkonomik entegrasyonGöçler+7
Recep Baydemir
Harran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Kamusal yer adları ve mekânın ideolojik kurulumu: Ankara şehri örneği (1923-2020)

Bu çalışmanın konusunu, Ankara şehrindeki kamusal yer adları oluşturmaktadır. Kamusal yer adları sözcüğü; Ankara şehrindeki cadde, bulvar, meydan, park ve lise (okul) adlarını ifade etmektedir. Bu çalışmanın amacı ise, Türk siyasi tarihinde, iktidar değişimlerine bağlı olarak Ankara şehrindeki kamusal yer adlarında meydana gelen ideolojik dönüşümleri incelemektir. Bu inceleme, 1923-2020 yılları arasındaki tüm dönemi kapsamaktadır. Hem yerel yönetimin cadde, bulvar, meydan ve park adlandırmaları hem de merkezi yönetimin lise adlandırmaları, üç dönem halinde ve her bir dönem birbiriyle karşılaştırılarak incelenmektedir. İktidar, ad, adlandırma, ideoloji, ulusal/milli kimlik ve toplumsal hafıza arasındaki ilişkinin anlaşılması adına, adlandırmak ne anlama gelir? Kim adlandırır? Ad ile adlandırılan yer arasında nasıl bir ilişki vardır? Şehir mekânında yapılan değişiklikler ve yeniden adlandırmalar ulusal kimlik tartışmalarıyla ilgili olsa da bu değişikliklerin toplumsal hafızayla nasıl bir ilişkisi vardır? Daha geniş siyasi anlamları ve içerikleri var mıdır? Kamusal yer adları üzerindeki mücadele hangi gruplar ya da ideolojiler arasında yaşanmaktır, sorularından hareket edilmektedir. Bu sorular, elde edilen verilerle bir arada tartışılmaktadır. Elde edilen veriler, eleştirel toponimi yaklaşımından hareketle göstergebilimsel bir analize tabi tutulmuştur. Bu çalışmada üç temel bulguya ulaşılmıştır. Birincisi, 1923-1949 yılları arasındaki adlandırma pratikleri, Türk Tarih Tezi'ni veri almaktadır. İkincisi, 1950-2003 yılları arasında yapılan adlandırmalar, Türk-İslam Sentezi'ni yansıtmaktadır. Üçüncüsü ise 2004-2020 yılları arasındaki adlandırma pratikleri, Yeni-Osmanlıcılık düşüncesini şehirsel mekânda maddileştirmektedir.

Beşeri coğrafyaKent coğrafyasıSiyasi coğrafya
Selim Bozdoğan
Harran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Yahyalı ilçesi'nin kırsal turizm potansiyeli ve rota planlaması

"Yahyalı İlçesi'nin (Kayseri) Kırsal Turizm Potansiyeli ve Rota Planlaması" adlı bu tez çalışmasında kırsal turizm konusunun doğuşu ve gelişimi, geleneksel turizm aktivitelerine alternatif olarak kırsal turizmin durumu kavramsal olarak ele alınmıştır. Kırsal turizm kavramının; tarım turizmi, ekoturizm, yayla turizmi, dağ turizmi gibi farklı tanımlarla dile getirildiği görülmektedir. Kırsal turizm adından da anlaşılacağı üzere kırsal alanda yapılan bütün turizm alanlarını kapsamaktadır. Kırsal turizm konusu kapsamında yapılan bu çalışmada Yahyalı ilçesinin çalışma alanı olarak belirlenmesinde doğal varlıkları, kültürü, tarihi ve kendine özgü doğal ve beşerî değerlere sahip olmasının yanında bu değerlerin yeterince bilinmemesi olmuştur. Çok eski zamanlardan itibaren farklı medeniyetlerce sahip olunan ilçe bu medeniyetlerden önemli izler taşımakla kalmayıp, akarsular, kanyonlar, ormanlar, dağlar, göller, yaban hayatı, şelaleler gibi doğal güzellikleri de bünyesinde barındırmaktadır. Kültürel değerler olarak eski yerleşmeler, kaleler ve eski mezarların oldukça fazla olduğu ilçede bu değerlere gerekli önem verilmemiş, araştırmalar yapılmamış ve tahribata açık bir şekilde bırakılmıştır. Geçmişten günümüze kadar özellikle sanayi devrimden sonra gerçekleşen teknolojik gelişmeler etkilerine her alanda olduğu gibi turizm anlayışında da göstermiştir. Şehirlerde yaşayan insanların geleneksel turizm anlayışının artık yerini kırsal turizm alanlarına doğru itilmesiyle birlikte kırsal alanların turizm değerleri de artmıştır. Bunun yanı sıra kırsal alanların en büyük sorunlarında olan göç verme durumunu önleyebilecek ve ekonomik gelirlerini çeşitlendirebilecek bu durum günümüzde oldukça önemli bir konu olarak göze çarpmaktadır. Çalışmanın amacı doğrultusunda Yahyalı İlçesi'nin kırsal turizm potansiyelinin ortaya çıkarılması amacıyla ilk olarak literatür çalışması yapılmıştır. Daha sonra belirli periyotlarla arazi çalışmalarıyla gözlemler ve tespitler yapılmış, turizm destinasyonlarının konumları belirlenmiş, yöre halkıyla görüşmeler yapılmış ve kırsal turizm değerleri ortaya konulmuştur. Doğal alanlar içerisinde çok sayıda farklı özelliklere sahip şelalelerin, akarsuların, göllerin, dağlık ve ormanlık alanların yanı sıra tarihi, kültürel ve ekonomik yönden eski yerleşmelerin ve bu yerleşmelerde yaşayan medeniyetlerin izleri de tespit edilmiştir. Tüm bu çekicilikler çalışma alanında dağcılık, doğa yürüyüşü (trekking), kampçılık, dağ bisikletçiliği, rafting, yaylacılık, tarihi ve kültürel ziyaretlerin yapılabilmesine olanak sağlamaktadır. İlçe nüfusu günümüzde giderek azalmaktadır. Bunun başlıca nedenleri arasında ekonomik durum dikkat çekmektedir. Ulaşım ve altyapı eksikliği ilçedeki diğer itici faktörleri teşkil etmektedir. Halihazırda var olan alt-üst yapının büyük bir turist akışını kaldıramayacağı açıktır. Alt-üst yapı sorunlarının giderilmesi, yerel yönetimlerin iş birliği içinde faaliyetlerini sürdürmesi, büyük tahribata maruz kalan doğal ve kültürel değerlerin korunması, tanıtım eksikliğinin giderilmesi, bölgenin kırsal turizm potansiyelini aktif bir şekilde kullanması için gerekli olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kırsal Turizm, Kırsal Alan, Yahyalı, Rota Planlama

Kayseri-YahyalıTurizmKırsal turizm+3
Yusuf Çapan
Harran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Bozova (Şanlıurfa) ilçesinin turizm potansiyelinin belirlenmesi ve planlamaya yönelik öneriler

"Bozova (Şanlıurfa) İlçesi'nin Turizm Potansiyelinin Belirlenmesi ve Planlamaya Yönelik Öneriler" adlı araştırma konumuz, Güneydoğu Anadolu Bölgesinde yer alan Şanlıurfa ili Bozova ilçesinin potansiyel turizminin belirlenmesi nedeniyle alandan elde edilen veriler çerçevesinde planlamaya yönelik önerilerle değerlendirilmesini kapsamaktadır. Bozova ilçesi sahip olduğu doğal, tarihi ve kültürel kaynakları bakımından kültür turizmi potansiyeli ile önemli destinasyona sahiptir. Ancak bu araştırma alanı, coğrafi sınırlılıklar nedeniyle sosyal ve ekonomik göstergeler açısından Türkiye ortalamasının oldukça gerisinde kalmıştır. Oysa önemli bir tarihsel geçmişe sahip olan ilçe, birçok medeniyetin uğrak noktası olmuştur. Ancak zaman içerisinde bu özelliğini yitirerek yerel faktörlerden kaynaklı sorunlar nedeniyle bugünkü durumuna gelmiştir. Bu sorunların başlıcaları ilçenin gelişmiş bölgelere uzak olması, ekonomik nedenlerden kaynaklanan gerileme, sosyo-kültürel nedenler, hızlı nüfus artışı ve yine bunun sonucu olarak genç nüfusun göç etmesi, savaş ve siyasi istikrarsızlık yaşayan ülkelere yakınlıktan kaynaklı mülteci göçü olarak sıralanabilir. Ancak tez konusu seçilirken hareket edilen nokta ilçede var olan doğal, kültürel ve tarihi çekiciliklerin kültürel turizm ve turizm planlaması çerçevesinde ele alınarak önerilerle desteklenmesini göstermektir. Bu bağlamda ilçede çevresel, ekonomik ve sosyo-kültürel göstergeleri dikkate alan bir turizm planlaması ile gelir elde etmeye yönelik turizm etkinliği, Bozova'da gelişmenin bir aracı olarak düşünülmektedir. Öyle ki bu durum ilçede var olan turizm potansiyelinin doğru belirlenmesi ve bu sektörün doğru bir şekilde planlanarak ele alınmasını gerektirmektedir. Zira hem yöre halkı için hem de ülke geneli için başta ekonomik katkı olmayacağı gibi bir takım yapısal, sosyal ve doğal çevreyle ilişkili olan önemli kayıpların oluşmasına da fırsat verilmiş olacaktır. Bu kapsamda birçok doğal, tarihi ve kültürel çekiciliklere sahip olan Bozova ilçesi maalesef bunları kullanma noktasında oldukça etkisiz kalmıştır. Bu etkinin çeşitli nedenleri söz konusudur. Özellikle bir turizm politikasının geliştirilmemiş olması, diğer turizm arzlarının eksik ve yetersiz olması, bölgede yaşanan sosyal huzursuzluk gibi etkiler turizmin gelişmesini olumsuz yönde etkilemiştir. Ancak turizmin önemli bir motive edici unsuru yörede yapılabilecek çalışmalar, bir nebze de olsa olumsuzlukların giderilmesi noktasında etkili olacaktır. Bu bağlamda bu çalışma, turizm potansiyelinin belirlenmesi sürdürülebilir turizm ve planlama ile Bozova yöresinin ekonomik kalkınmasına yeni bir bakış kazandırmayı hedeflemektedir. Anahtar Kelimeler: Şanlıurfa- Bozova, turizm, kültür turizmi, planlama, doğal ve beşeri çekicilikler.

TurizmŞanlıurfa-Bozova
Tansu Karaçizmeli
Harran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Kırsal kalkınmanın aracı olarak Van'da hayvancılık faaliyetleri

19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren kırsal alana yönelik bilimsel çalışmaların arttığı görülmektedir. Dünyada ve Türkiye'de kırsal alanların içinde bulunduğu sosyo-ekonomik durum, kırdan kente göçün artmasına neden olmuştur. Göç olgusu kentleşmeyi de beraberinde getirmiş fakat kentlileşme aynı hızda gerçekleşmemiştir. Bu durum kırsal sorunların kentlere taşınmasına neden olmuş ve kırsal yapının bir bütün olarak kentlere taşınması "Kırsal Kalkınma" olgusunun ortaya çıkmasına neden olmuştur. Kırsal nüfusun ekonomik gelirlerini ve yaşam kalitelerini arttırmayı amaçlayan kırsal kalkınmanın kapsadığı çalışmaların başında özellikle tarım ve hayvancılık faaliyetleri gelmektedir. Bu çalışmanın temel amacı bölge ve Türkiye küçükbaş hayvancılığında birinci sırada yer alan Van'ın hayvancılık faaliyetlerinin kırsal kalkınma üzerindeki etkisini ortaya çıkarmaktır. Yörenin sosyo-ekonomik yönden kalkınması bakımından hayati öneme sahip olan hayvancılık faaliyetlerinin önünde yatan engelleri tespit etmek hedeflenmektedir. İl hayvancılığının kültürel temellere dayanması, coğrafi koşullardan dolayı tarımın sınırlı olması ve kırsal nüfusun büyük çoğunluğunun temel geçim kaynağının sadece hayvancılık olması bu çalışmanın en önemli gerekliliklerindendir. Van, toplam hayvan sayısı bakımından Türkiye'de Konya'dan sonra ikinci sırada, küçükbaş hayvan sayısı bakımından da 2,7 milyon hayvan ile birinci sırada yer almaktadır. Buna rağmen yeterli verim sağlanamamakta ve hayvancılık faaliyetleri gittikçe azalmaktadır. Bu durumun temel nedenlerini ise toplam kırsal alanın yaklaşık % 30'unda güvenlik gerekçesiyle uygulanan yayla ve mera yasakları, yem ve saman fiyatlarının yüksek olması, yayla ve meraların aileler tarafından bölünmesi-sahiplenilmesi ve bazı yıllar etkili olan kuraklık oluşturmaktadır. Hayvan sayısı bakımından önemli olması, verimin yetersiz olması ve aşılabilir engellerin olması bu çalışmanın gerekli olduğu sonucuna varılmıştır. "Kırsal Kalkınmanın Aracı Olarak Van'da Hayvancılık Faaliyetleri" adını taşıyan bu çalışma doktora tezi olarak hazırlanmıştır. Çalışma beş ana bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın ilk bölümü alan ile ilgili temel coğrafi bilgileri ve çalışmanın metodolojisini içermektedir. Çalışmanın ikinci bölümünde kırsal kalkınma olgusuna yönelik temel kavramlar ve dünya ile Türkiye'deki durumları üzerinde durulmuştur. Çalışmanın üçüncü bölümünde dünyada ve Türkiye'de hayvancılığın tarihsel gelişimi, mekânsal dağılışı ve güncel durumu değerlendirilmiştir. Dördüncü bölümde Van'da hayvancılığının coğrafi temelleri, mekânsal dağılışı, yapılan hayvancılık faaliyetleri ile türleri, Van'da hayvancılığın tarihsel gelişimi, hayvancılığın il ekonomisi üzerindeki etkisi ve hayvansal üretim ele alınmıştır. Çalışmanın alan araştırmasına dayanan son bölümünde ise elde edilen bulgular üzerinde durulmuştur. Alan araştırması kapsamında Van'ın 75 kırsal mahallesinde (köyünde) 225 kişi ile görüşülerek karma yöntem ile veri elde edilmiştir. Sahadan elde edilen veriler ışığında Van'da hayvancılığın temel sorunları tespit edilmiş ve muhtemel çözümleri üzerinde durulmuştur. Bu veriler Coğrafi Bilgi Sistemlerinin mekânsal betimleme teknikleriyle görselleştirilmiş ve çalışmanın zenginleşmesi sağlanmıştır. Çalışmada aynı zamanda TÜİK ile Tarım ve Ormancılık Bakanlığı verilerinden faydalanılmıştır.

Ekonomik coğrafyaHayvancılıkHayvancılık+5
Numan Ertaş
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Karabük şehri ve çevresinde doğal ortam ile insan arasındaki ilişkiler

Çalışma sahası, Karabük Merkez ilçesi ve yakın çevresi, Karadeniz Bölgesinin Batı Karadeniz Bölümünde, Filyos çayı havzası içinde yer alır. Alan yapısal bakımdan oldukça karmaşık ve jeomorfolojik açıdan da farklı reliefleri bir arada bulundurmaktadır. Ortalama 1000 km²'lik bir alanı kapsayan çalışma sahanın ana jeomorfolojik birimlerini; Dağlık sahalar, Platoluk sahalar, Vadi tabanları, Dik yamaçlar meydana getirmektedir. Araştırma sahasında, 1300 – 1700 metreler arasında zirve düzlükleri, 950 – 1300 metreler arasında yüksek düzlükler, 650 – 950 metreler arasında yüksek platoluk alanlar, 300 – 650 metreler arasında alçak platoluk alanlardan oluşmaktadır. Karabük Merkez ilçesi ve yakın çevresi Alt Kretase'den Kuaterner'e kadar süren yapısal oluşum faaliyetleri meydana gelmiştir. Çalışma sahası Alp Orojenik kuşağı içinde yer alan, Üst Eosen – Alt Miyosen arasındaki dönemde Türkiye orojenik kuşağının sıkışması ile Tetis denizi çekilmiş ve Pontid – Anatolid kuşağı yükselerek kara haline gelmiştir. Sahada buna bağlı farklı jeolojik yaşlarda litolojik birimler oluşmuştur. Araştırma alanında, farklı arazi kullanım kabiliyet sınıflarına ait araziler bulunmaktadır. Bu sahaların büyük çoğunluğunu orman ve fundalık araziler oluştururken, yer yer kuru tarım, bahçe tarımı, çayır ve mera arazileri de yer almaktadır. Karabük Merkez ilçesi zengin bitki örtüsüne sahip arazilerden oluşmaktadır. Hayvancılık faaliyetleri yönünden de uygun sahalar mevcuttur. Arazinin geneli dağlık ve engebeli olması sebebiyle tarımsal faaliyetler kısıtlı bir sahada yapılmaktadır. Doğal ortamın meydana getirdiği zenginlik, turizm faaliyetlerini de desteklemektedir. Mevcut akarsuların vadi tabanları ve alçak plato sahaları dar bir alanı kapsamaktadır. Araştırma sahasını oluşturan bölgede yanlış ve amaç dışı arazi kullanımı sahanın verim potansiyelinin düşmesine, ortadan kalkmasına ya da daralmasına neden olmaktadır. Böylece arazide tahribatlar, kirlilik ve bozulmalar ortaya çıkmaktadır. Akarsu vadi tabalarının oluşturduğu kısıtlı sulu tarım alanlarının yerleşme ve ticari sahalar olarak kullanılması, büyük bir sorun teşkil etmektedir. İnceleme alanı içerisinde yapılan beşeri faaliyetler, genel olarak sahanın fiziki şartlarına bağlı kalınarak gelişme ve ilerleme göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Jeomorfoloji, Doğal Ortam – İnsan İlişkileri, Filyos Çayı, Havza, Karabük

Batı Karadeniz HavzasıCoğrafyaDoğa+4
İlyas Çağlayan
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Pervari (Siirt) Sinebel Yarma Vadisi ve yakın çevresinin jeomorfolojisi

Yüksek lisans tezi olarak hazırlanan bu çalışmanın alanı, Siirt ili Pervari ilçesinin GD'sunda yer almaktadır. Çalışmaya konu olan Sinebel Vadisi Neotektonik hareketler sonucu faylanmaya yoğun şekilde maruz kalan bir alanda bölgesel yükselmeye ayak uyduran akarsuyun açtığı yarma karakterli bir vadidir. Antesedant özelliklerin görüldüğü Sinebel Yarma Vadisi' nde tektonizmayı yansıtan çok sayıda jeomorfolojik belirteç vardır. Bitlis Zagros Bindirme Zonu üzerinde yer alan Sinebel Yarma Vadisi, kireçtaşlı litolojide açılan bir vadidir. Bölgede kalkerlerin fazla olması ve diğer koşulların elverişli olmasından dolayı karst topoğrafyasına ait jeomorfolojik birimler de oluşmuştur. Sinebel Vadisi' nin aşağı çığırında ise azalan eğim değerlerinden dolayı flüvyal birikim şekilleri görülmektedir. Çalışma alanı faylanmaya yoğun şekilde maruz kaldığı için değişen eğim değerlerinden dolayı gevşek yapıda olan fliş tabakalarında kütle hareketleri görülmektedir. Çalışma alanında yer alan başlıca akarsular; Sinebel, Mansur, Çemekari, Kışlacık, Çatak ve Botan akarsularıdır. Bu akarsuların beslenme havzalarında yer alan litoloji ve iklimden dolayı rejimleri düzensizdir, debi değişkenliği oldukça fazladır. Nisan – Mayıs aylarında azami seviyeye ulaşan akarsularda Sonbahar ve Kış mevsimlerinde akım asgarisi yaşanmaktadır. Çalışma alanında litoloji, iklim, tektonizma ve flüvyal süreçlerin ortak ilişkisinden kaynaklı zengin bir jeomorfolojik görünüm vardır. Bu jeomorfolojik yapı tektonizma ile yakından ilişkili olduğu için morfotektonik anlamda çalışma alanı ve yakın çevresi aktif bir tektonik kuşak üzerinde yer almaktadır

CoğrafyaJeomorfolojiSiirt-Pervari+1
Yahya Öztürk
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Göç ve mekân bağlamında Suriyeli sığınmacılarda doğurganlık analizi: Mersin örneği

Bu çalışma Mersin kent merkezinde yaşayan Suriyeli sığınmacı kadınların doğurganlık özelliklerini belirlemeye yönelik olarak yapılmıştır. Özellikle Suriyeli sığınmacıların sosyoekonomik özellikleri ve doğurganlıkları arasındaki ilişki, Suriye ve Türkiye gibi farklı mekânlarda yaşamanın göçle bağlantısı kurularak mekân değişikliğinin Suriyeli sığınmacıların doğurganlıkları üzerindeki etkisi ölçülmeye çalışılmıştır. Göç ve doğurganlık üzerine ayrı ayrı çalışmalar literatürde ziyadesiyle yer almasına rağmen göç ve doğurganlık arasındaki ilişki pek incelenmemiştir. Bu amaçla 302 Suriyeli sığınmacı kadına Demografik, Sosyoekonomik ve Sağlık-Doğurganlık özelliklerinden oluşan 75 sorudan oluşan bir anket uygulanmıştır. Elde edilen verilerde SPPS ile çeşitli analizlere tabi tutularak yorumlanmaya çalışılmıştır. Elde edilen önemli bulgulara göre eğitim seviyelerinin düşüklüğü, olumsuz ekonomik koşullar, gebeliği engelleyici yöntemlerin pek kullanılmaması ve din gibi faktörlerin kadınların doğurganlıklarını pozitif yönde etkilediğidir. Yine Suriyeli kadınlar arasında çocuk yaşta evlilikler oldukça yaygın görülmekte ve bu da Suriyeli kadınlar arasında doğurganlığın oldukça yüksek olmasına yol açmaktadır. Ayrıca elde edilen bulgulara göre her 10 kadından 4'ü Türkiye'de doğum yapmış bulunmaktadır.

FertiliteGöçlerGöçmenler+3
Vedat Kaya
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Bir gecekondu mahallesinin dönüşümü: Macun örneği (Ankara / Yenimahalle)

Kentsel dönüşüm sosyo-ekonomik, sosyo-kültürel ve fiziksel açıdan çöküntüye uğramış kentsel alanlardaki yaşam standartlarını yükseltmek amacıyla uygulanması gereken bir planlama aracı olup sadece fiziksel olarak değil sosyal, ekonomik, kültürel ve çevresel boyutlarıyla, bütün olarak anlaşılması ve uygulanması gereken kapsamlı bir faaliyettir. Türkiye'de 2000'li yıllarla birlikte uygulamada yoğunlaşan kentsel dönüşüm faaliyetleri, kentsel dönüşüm projesi başlığı altında gerçekleştirilip, uygulama şekli bakımından çeşitlilik göstermektedir. Özellikle büyük kentlerdeki gecekondu alanlarına odaklanan projeler, bu alanlarda uygulanan örneklerde ihtilafların ortaya çıkmasından dolayı eleştirilmektedir. Sorunsallaşan gecekondu bölgelerinin, dönüşüm projelerinin uygulama biçimiyle süreklilik kazandığına yönelik izlenimler, dikkatimizi bu konuya çekmiş ve yapılan bu tez çalışması ile Ankara-Yenimahalle-Macun Mahallesi'nde TOKİ (Toplu Konut İdaresi Başkanlığı) ve Yenimahalle Belediyesi işbirliğiyle gerçekleştirilen "Ankara-Yenimahalle-Macun Kentsel Yenileme (Gecekondu Dönüşüm) Projesi'ni, araştırmak üzere ele almamıza neden olmuştur. Çalışma, proje ile dönüşüm alanında demografik, sosyal, kültürel, ekonomik ve çevresel anlamda ne tür değişimlerin ortaya çıktığını ve fiziksel mekânda meydana gelen değişimin, projenin muhatabı olan mahalle sakinleri üzerinde hedeflenen etkiyi yaratıp, yaratmadığını saptamayı amaçlamaktadır. Ayrıca proje bölgesindeki mahalle sakinlerinin süreçte nasıl bir akışla karşılaştıkları, sürece bakış açıları, gecekondudan TOKİ konutlarına geçiş süreci ve sonrasında, sosyo-kültürel ve sosyo-ekonomik bağlamda yaşamlarında nelerin üretilmiş ve tüketilmiş olduğu ile memnuniyet düzeyini ortaya koymayı da amaçlamaktadır. Araştırma kapsamında elde edilen veriler analiz edildiğinde, kentsel dönüşümün tüm boyutları ile gerçekleşmediği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler : Macun Mahallesi, Gecekondu, Kentsel dönüşüm, TOKİ.

Ankara-Yenimahalle-MacunGecekondu bölgesiGecekondular+2
Sevgi Erdem
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Van gölü havzasının doğusunda heyelan duyarlılık analizi

Çalışma kapsamında heyelan duraylılığı haritası üretilmesi ve değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla heyelan yoğunluğu görece daha yüksek olan Van ilinin kuzeyi seçilmiştir. Analizlerde yükselti, eğim, bakı, yamaç eğriselliği, ana faylara yakınlık, akarsu aşındırma gücü indeksi, arazi örtüsü, litoloji ve toprak parametreleri, oluşturulan heyelan envanter haritasına göre değerlendirilmiş ve yeniden sınıflandırılmış parametre haritaları üretilmiştir. Bu parametreler haritaları coğrafi bilgi sistemleri yardımıyla üretilmiş ve arazi çalışmaları ile teyit edilmiştir. Daha sonra her bir parametre için frekans oranları elde edilmiş ve heyelan duyarlılık haritası üretilmiştir. Frekans oranı yöntemine göre hazırlanan heyelan duyarlılık haritası çok düşükten çok yükseğe doğru 5 sınıfa ayrılmıştır. Çalışma alanına ait yol ağı ve yerleşme yerleri verileri üretilerek heyelan duyarlılığının bu faktörlere etkisi incelenmiştir. Çalışma alanının özellikle kuzey ve kuzeybatı kesimlerinde duyarlılık değerleri yüksek çıkmıştır. Buralarda yapılacak her türlü beşerî etkinlikten önce mutlaka heyelan değerlendirilmesi yapılmalıdır.

CoğrafyaFiziki coğrafyaFiziki coğrafya+4
Hasan Sayın
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Çermik-Çüngüş (Diyarbakır) arasında kalan sahanın karst jeomorfolojisi

Çermik-ÇüngüĢ (Diyarbakır) arasında kalan saha Güneydoğu Toroslar kuĢağında Diyarbakır havzasının kuzeybatısında yer almaktadır. AraĢtırma sahası, karstlaĢma koĢulları ve oluĢan karstik erime Ģekiller açısından oldukça zengin bir sahadır. Ġnceleme sahasındaki formasyonlar Paleozoyik ve Senozoik yaĢ aralığındadır. Ġnceleme sahasının en yaĢlı kayaç grupları Jura-Kratse yaĢ aralığında Koçali ve Karadut karmaĢıklarıdır. Sahanın en genç formasyonu Alt Miyosen yaĢ aralığındaki Lice formasyonudur. Sahada karstlaĢma koĢullarının yaygın olduğu formasyonlar Fırat, Gaziantep ve Hoya formasyonlarıdır. Fakat karstik Ģekiller yaygın olarak saf kireç taĢlarından oluĢan Fırat formasyonu üzerinde geliĢmiĢlerdir. Miyosen ortalarında baĢlayıp günümüze kadar devam eden neotektonik süreçler, güneydeki Arabistan levhasının Anadolu levhasını kuzeye doğru itmesi Güneydoğu Toroslar kuĢağında faylı, kırıklı bindirme sistemlerinin geliĢmesini neden olmuĢtur. Bu hareketler aynı zamanda sahadaki kireçtaĢlarının bol kırıklı ve çatlaklı olmasının sağlamıĢtır bu da sahada karstik erime Ģekillerinin geliĢimini hızlandırmıĢtır. YağıĢ, sıcaklı, hidrografya ve bitki örtüsü koĢulları sahadaki karstik Ģekillerin geliĢimini sağlayan diğer önemli faktörlerden olmuĢtur. Bunun sonucunda sahada karstik jeomorfoloji açısından oldukça zengin tipik ve zengin Ģekiller çıkmıĢtır. Bunlar içinden en önemlileri; Yeniköy Polyesi, Sinek Çayı Kanyonu, Hoya Kanyonu vadileri, Yeniköy Düdeni, ElifuĢağı Boğazı ve Gelincik Dağı Peribacaları sayılabilir. AraĢtırma sahasında yapılan incelemeler neticesinde karstik saha ve doğal ortam insan iliĢkisi çerçevesinde incelemeler yapılıp tarım hayvancılık faaliyetleri ve sahanın turizm potansiyeli değerlendirilmiĢtir.

CoğrafyaDiyarbakır-ÇermikDiyarbakır-Çüngüş+4
Berzan Dindaroğlu
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Van'ın uluslararası turizm pazarı ve turistlerin Van algısı

Yüksek lisans tezi olarak hazırlanan bu çalışma, Van'ın uluslararası turizm pazarı ve turistlerin Van algısını tespit etmeye odaklanmıştır. Şehirler kendilerini geliştirmek ve uluslararası alanda kabul görmek için sürekli rekabet ederler. Bu rekabetin temel nedenlerinden biri de yeterli düzeyde turizme konu olmaktır. Şüphesiz turist almak için öncelikle doğal ve beşeri çekim kaynaklara sahip olmanız ve sonrasında bunları pazarlayabilmek için doğru stratejiler geliştirmeniz gerekmektedir. O nedenledir ki ürün ve pazar ilişkisi turizm araştırmalarının en popüler (önemli) konularından olmuştur. Bu bağlamda bu Yüksek Lisans Tezi, Van'ın turizme konu olan kaynakları, turizm pazarı, uluslararası turistlerin profilleri ve Van'ı nasıl algıladıkları sorularına cevaplar bulmayı amaçlamaktadır. 1970'lerden beri uluslararası turizme konu olan Van, önemli turizm çekiciliklerine (kaynaklarına) sahip olmasına karşın karar vericiler tarafından doğru kararlar verilmediği ve geleneksel turizmde ısrar edildiği için yeteri kadar gelişememiştir. Dahası oransal olarak gerileme gerçekleşmiştir. Ayrıca ilin doğal şartlarının olumsuzluğu, gelişmiş bölge ve illerden uzak olması, doğal afetlerin (deprem) yarattığı yıkım, iş imkânlarının az olması, hızlı nüfus artışı ve beraberinde il dışına yönelik yaşanan göç hareketleri de eklenince Van maalesef uluslararası turizme yeterince konu olamamıştır. Ancak il bir bütün olarak incelendiğinde gelişmesini ve kalkınmasını büyük ölçüde turizm üzerinden gerçekleştirebileceği anlaşılmaktadır. Üç bölümden oluşan bu tezin birinci bölümünde destinasyon kavramı açıklanmıştır. İkinci bölümde Van ilinin turizm altyapısı ve turizm çekicilikleri ele alınmıştır. Üçüncü bölümde ise araştırmanın bulguları değerlendirilmiş ve analizler yapılmıştır. Araştırma, Van'a gelen yabancı ziyaretçilerin büyük bir kısmının İran'dan gelen ziyaretçiler olduğunu göstermektedir. Van'ın Batı Avrupa ve Uzak Doğu (Asya) pazarlarında eskisi gibi etkin olamadığı görülmektedir. Van yabancı turistlerce daha çok kısa süreli eğlence ve dinlence yeri olarak görülmekte ve transit bir güzergâh olarak seçilmektedir. Van'ın hem fiziki hem de sosyo-kültürel yakınlığı turistler için cazip gelmektedir. Bununla birlikte araştırma Van'da aradıkları eğlenceyi bulamayan bir turist kitlesinin olduğunu ortaya koymaktadır.

Turist niyetleriTuristlerTurizm+4
Cihat Şit
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Duhok ilçesinin fiziki coğrafyası

Dohuk Ġlçesi, Kuzey Irak Bölgesinin Dohuk iline bağlı olup, ilin GB' sında yer alır. Matematiksel olarak 37°07' ve 36°47' K enlemleri ile 43°18' ve 42°33'D boylamları arasındadır. Tektonik açıdan Zagros dağ sistemi içerisinde Arap plakasının KD' sunda yer almaktadır. ÇalıĢmada Dohuk Ġlçesi‟nin, fiziki coğrafya özelliklerini kapsayan, jeoloji, jeomorfoloji, iklim, hidrografya, doğal bitki örtüsü ve toprak özellikleri üzerinde durulmuĢtur. Genel olarak Irak‟ta fiziki coğrafya özellikleri bakımından, güneyden kuzeye büyük farklılıklar görülmektedir. AraĢtırma alanındaki jeolojik formasyonların yaĢı Mesozoyik‟e kadar inmektedir. ÇalıĢma alanının yükselti dağılımı 445 metre ile 1450 metre aradında değiĢir. Dağlar arasında bazı önemli düzlükler (dağ içi ovası) yer almaktadır. Bunların en önemlisi, tarımsal üretimin bir kısmının sağlandığı Memaniova düzlüğüdür. Karasal iklim koĢullarının etkili olduğu Dohuk ilçesinde yağıĢ; Orta Akdeniz üzerinden gelen cephelerin etkisiyle, en çok kıĢ mevsimine düĢer. Dohuk ilçesinin toprakları Biyoring sınıflandımasına göre en yaygın toprak tipi olan litsol topraklarıdır. Dohuk ilçesinin en önemli akarsuları ise Germava ve Sındor akarsulardır. Doğal bitki örtüsünde alçak kesimler ile yüksek kesimler arasında farklılıklar görülmektedir. Bu farklılıkta baĢta yağıĢ, sıcaklık, nem gibi iklim elemanların yanında yer Ģekilleri, bakı, yükselti faktörlerinin de etkisi vardır. Yörede baĢlıca bitki örtüsü Saplı meĢe ağacı (Quercus aegilops) ve Mazi meĢesi (Quercus infectoria) ormanlarından oluĢmaktadır. Anahtar Kelimeler: Dohuk, Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi, Bilaspi, Memaniova, Germava, Sındor.

Coğrafi özelliklerFiziki coğrafyaIrak-Duhok+1
Bayar Abdullah Murad Murad
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversitelerin kentsel gelişime etkisi: Siirt örneği

Türkiye'de son yıllarda artan yükseköğretim kurumu sayısı ve bu kurumların bulundukları kentlere etkilerinin daha belirgin bir şekilde ortaya çıkması, literatürde konuya yönelik daha fazla çalışma yapılmasına yol açmıştır. Üniversitelerin öncelikli misyonları eğitim ve araştırmadır. Fakat üniversiteler günümüzde bu görevlerinin dışında, bulundukları kentlerde demografik yapı, ekonomik kalkınma, mekânsal gelişim ve sosyokültürel yapıda değişim gibi birtakım etkiler ortaya çıkarmaktadır. Üniversitelerin ortaya çıkardığı bu etkiler, büyük kentlerde daha az hissedilirken, gelişmemiş ve nüfus bakımından küçük olan kentlerde daha belirgin bir şekilde kendini göstermektedir. Günümüzde küçük ve orta ölçekli kentlerde üniversitelerin kurulma amaçlarından bir tanesi de bulunduğu şehri ekonomik açıdan kalkındırarak bölgelerarası gelişmişlik farkını azaltmaya çalışmaktır. Bu çalışmada üniversitenin Siirt kentine olan etkileri ve neden olduğu değişimleri ortaya çıkarmak amaçlanmaktadır. Gelişmişlik ve nüfus bakımından küçük ölçekli bir kent olan Siirt'e üniversite 2007 yılında kurulmuştur. Üniversitenin kente olan etkileri birçok farklı alanda ortaya çıkmıştır. Çalışmada üniversitenin kente olan etkilerini daha ölçülebilir bir konuma getirmek için 397 üniversite öğrencisi, akademik ve idari olmak üzere toplamda 177 üniversite personeli ile anket çalışması yapılmıştır. Elde edilen veriler SPSS programı ile analiz edilmiştir. Ayrıca üniversitenin kent üzerindeki yansımalarını incelemek için kentte farklı mesleki alanlarda 25 katılımcı ile mülakat gerçekleştirilmiştir. Elde edilen bulgular sonucunda, öncelikle üniversite 18.980 öğrenci ve 1213 personel sayısı ile kentin nüfusunda önemli bir artışın yaşanmasında katkıda bulunmuştur. Kentte kişisel giderler, barınma ihtiyacı ve alışveriş için harcama yapan öğrenci ve üniversite personeli, Siirt'in ekonomik olarak gelişmesine katkı sağlamıştır. Üniversitenin etkisiyle kentte kafe, eğlence, yemek, kırtasiye ve inşaat sektöründe önemli gelişmelerin yaşandığı anlaşılmıştır. Kentin mekânsal olarak hızlı bir şekilde geliştiği ve üniversite yerleşkesinin de içinde bulunduğu Veysel Karani Mahallesi, üniversite etkisine bağlı önemli bir yerleşme konumuna gelmiştir. Ayrıca üniversite güzergâhı üzerinde bulunan Afetevleri ve Kooperatif mahallelerinde de yapılaşma oldukça hızlı bir şekilde meydana gelmiştir. Üniversite güzergâhında bulunan bu alanlarda arsa ve konut fiyatlarında belirgin artışlar ortaya çıktığı görülmektedir. Kentin konut yapısında değişiklikler yaşanmış, 8-10 katlı yüksek binalar inşa edilmiş, öğrenci ve memurların taleplerine yönelik 1+0,1+1 ve 2+1 gibi daireler çoğalmıştır. Kentin öğrenci ve memur nüfusundaki büyüme ile kira fiyatları olması gerekenden 2-3 kat artış göstermiş ve yerel halk kiralık ev bulmakta güçlük çekmiştir. Ulaşım ağı hem kent içi hem de şehirlerarası alanda gelişme kat etmiş ancak altyapı yetersizliğinden dolayı trafik sorunu ortaya çıkmıştır. Kentin okuryazarlık oranında artış yaşanmış ve özellikle üniversite etkisi ile kız çocuklarının okuma oranında yükselme olmuştur. Üniversite etkisine bağlı olarak kentin toplumsal yapısında değişimler meydana gelmiş, bunun sonucunda da sosyal ve kültürel faaliyetlerde çeşitlilik meydana gelmiştir. Anahtar Kelimeler: Mekânsal Gelişim, Kentleşme, Üniversiteler, Siirt Üniversitesi, Siirt

Ümit Çelebi
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Adıyaman ilinin kültür turizmi potansiyeli ve alternatif kültür rota önerisi

Birçok medeniyete ev sahipliği yapmış olan Adıyaman aynı zamanda Türkiye turizminde de özel bir yere sahiptir. Konumundan dolayı geçmişten günümüze birçok askerî ve ticari faaliyetin odağında olan il, başta Kommagene uygarlığının tarihî mirası olmak üzere turizm açısından çekiciliğe sahiptir. Ancak söz konusu çekiciliklere yönelik gerçek anlamda bir potansiyel çalışması yapılamadığı için turizm alanındaki karar vericiler çoğu zaman lokal çalışmalar yapmak suretiyle ilin turizmini yönetmeye çalışmaktadırlar. Tam da bu nedenle ele alınan bu araştırma, bu amaca hizmet etmek için gerçekleştirilmiştir. Bu bağlamda çalışma temelde iki ayrı perspektiften ele alınmıştır. Bunlardan ilki ilin turizm potansiyelini ortaya koymak, diğeri ise alternatif kültür rotası belirleme çalışmaları yapmaktır. Bu kapsamda, Adıyaman'ın kültür-turizm potansiyelinin belirlenmesi, rotaların tasarlanması, uygun yolların belirlenerek alternatif rota oluşturulması ve oluşturulan rotanın haritalanması gerçekleştirilmiştir. Çalışma alanının; konaklama, ulaşım, altyapı gibi durumları belirlenerek bu imkânların geliştirilmesine yönelik öneriler oluşturulmuştur. Kentin turizm imajı nedir sorusuna cevap aranmış ve bu yönde kimlik kazanması için gerekli çözüm önerileri geliştirilmiştir. Ayrıca sürdürülebilir bir turizm yaklaşımı ile doğal ve kültürel varlıkların korunmasına yönelik çözüm önerileri sunulmuştur. Çalışma güzergâhımızda tümülüsler, anıt mezarlar, köprüler, lejyon yolları, hamamlar, camiler, eski ticaret yolları, kesme ve yığma tepeler, eski çağlardan kalan mağara yerleşmeleri ve mağara mezarları bulunmaktadır. Hazırlanan rota haritası çalışma sahası için ilk olma özelliği taşımaktadır. Ayrıca daha sonra hazırlanacak Adıyaman ve çevre iller için oluşturulacak rota haritaları ve tanıtımları açısından da örnek teşkil edecektir. Bu tez çalışması üç bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde kültür rotası kavramının tarihsel gelişimi, ikinci bölümünde Adıyaman ilinin genel özellikleri ve turizm potansiyeli hakkında bilgi verilmiş, üçüncü bölümünde ise anket uygulamasıyla elde edilen veriler analiz edilerek değerlendirmelerde bulunulmuştur. Adıyaman ilinin kültür turizmi potansiyelini belirleyerek alternatif kültür rota önerisinde bulunmak üzere yapılan anket çalışmasının evreni olarak Adıyaman ili, örneklem olarak da Adıyaman 18 yaşını doldurmuş kültür varlıklarının tamamını veya birkaçını gören yerel halk olarak belirlenmiştir. Çalışma 18 yaşından büyük ve her öğrenim seviyesine uygun bireylere uygulanmıştır. Anket; 188'i erkek, 162'si kadın olmak üzere toplam 350 katılımcıya uygulanmıştır. Sonuç kısmında özellikle Kommagene Kültür Yolu'nun doğa ve kültür turizmi odaklı turistik kullanımlarının geliştirilmesi ve Kommagene Kültür Yolu'nun bir kültür rotası olarak değerlendirilmesine yönelik olarak birtakım öneriler getirilmiştir.

AdıyamanKültürel turizmRotalar+4
Zafer Babacan
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

2011 Van depremi sonrası Van kentinde yaşanan nüfus değişikliği ve rezilyans

Kentlerin değişen ve dönüşen sosyal ve doğal çevreye uyum sağlaması için, birçok bilim insanı yeni 'rezilyans (resilience)' kavramına odaklanmaktadır. Çünkü kentlerin, doğal felaketlerden veya insan kaynaklı tehditlerden hızlı ve sağlıklı bir şekilde toparlanmasına ve dönüştürülmesine ihtiyaç her geçen gün artmaktadır. Dolaysıyla tehditlere karşı kentlerin göstermiş olduğu direnç ve kendini yenileme süreci önem kazanmaktadır. Bu bağlamda, Van kentinin 2011 depremi sonrası yaşadığı (2019 yılına kadar) nüfus değişimini ele alan bu çalışmada, rezilyans teorisini esas alan bir yöntem geliştirilmiştir. Geliştirilen yöntem sayesinde hem kent düzeyinde hem de mahalle boyutunda analizler yapılmıştır. Uygulanan çalışmada yaşam alanı ilk olarak istatistiksel analiz birimi ile belirlenmiş ve nüfus değişikliği temel istatistiksel yöntemler kullanılarak analiz edilmiştir. Ayrıca korelasyon analizi, mahalleye göre nüfus sıralama değişikliği ve ağırlıklı nüfus merkezi noktası ölçümü yapılmıştır. Rezilyans ölçümü çok boyutlu analiz için kent, yaşam alanı ve mahalle boyutuna bölünerek analiz edilmiştir. Geliştirilen rezilyans yöntemi sayesinde 2011 depreminin Van kenti yaşam alanında ve mahalle boyutunda büyük değişikliklere neden olduğu anlaşılmaktadır. Rezilyansın bakış açısıyla değerlendirildiğinde, Van kentinin 2019 yılına kadar kent boyutunda depremden önceki nüfusun büyüme eğilimini geri kazanmadığını göstermektedir. Ayrıca depremin konutlar üzerinde yaptığı olumsuz etkiye hızlı bir şekilde yanıt vermek amacıyla yürütülen TOKİ projesinin, 2013 yılında yaşam alanı ve kent boyutunda depremin ötesinde daha fazla rezilyans değişikliğine yol açan bir faktör olduğu da gözlemlenen bir başka gerçektir. Kentsel yaşam alanı ve mahalle boyutunda bir analizi hedef alan bu çalışmanın, Van kentinin sürdürülebilir bir yerleşme olmasını sağlamada ve değişimin kaçınılmaz olduğu bir ortamda etkin ve esnek bir rezilyans kentine dönüştürülmesine katkı sunmayı ve bundan sonraki çalışmalar için de temel teşkil etmesi beklenmektedir.

AfetlerDemografik değişkenlerDemografik yapı+5
Jae Hun Choı
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Ordu ili kırsal kalkınmasında kırsal turizmin yeri ve bir turizm yönetim planı önerisi

Bu çalışma, Ordu İli kırsalında var olan kalkınma probleminin sebeplerini tartışarak bu problemin çözümü noktasında kırsal turizmin ne denli etkili bir araç olabileceğini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Çalışmada turizmin kalkınmaya sağlayacağı katkının yanı sıra ortaya çıkarabileceği olumsuz etkilere de dikkat çekilmiştir. Araştırma metodolojisi olarak nitel ve nicel veri toplama araçlarının bir arada kullanıldığı karma yöntem tercih edilmiştir. Araştırma tasarımı olarak ise veri toplama araçlarının aynı anda uygulandığı, aynı anda analiz edildiği ve aynı anda yorumlandığı "Tamamen Karma: Eşzamanlı Eşit Statülü tasarım modeli tercih edilmiştir. Üç farklı örneklem grubu üzerinden araştırma soruları bağlamında veriler toplanılmıştır. Veri setleri turizm paydaşları ile yapılan görüşmeler ile yerel halk ve turistlere uygulanan anketler vasıtasıyla oluşturulmuştur. Bu veriler doğrultusunda Ordu kırsalında temelinde ekonomik sebeplerin ön planda olduğu bir kalkınma probleminin var olduğu, bu problemin çözümü için öncelikle tarım sektörünün sorunlarının çözülmesi, akabinde ise başta turizm olmak üzere alternatif sektörlerin geliştirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. İlin zengin bir kırsal turizm potansiyeli olduğu ve özellikle yaylalara son yıllarda turistlerin yoğun ilgi gösterdiği görülmüştür. Fakat bu talep karşısında süreci yönetecek kurumlar arasında bir koordinasyon ve iş birliğinin bulunmadığı anlaşılmıştır. Buna bağlı olarak ise yörede turizm gelişimi kontrolsüz bir şekilde gerçekleşmektedir. Sonuç olarak bu kontrolsüz gelişim yörede doğal ve kültürel çevreyi tehdit etmenin yanında toplumsal çatışma da dahil birtakım başka problemlere yol açma riski oluşturmaktadır. Söz konusu riski en aza indirmek için yerel halkın istek ve çıkarlarını merkeze alan, ilgili kurumlar ve diğer paydaşlar arasında koordinasyonu sağlayacak bir yönetim organizasyonuna ihtiyaç olduğu tespit edilmiştir. Bu ihtiyaca binaen ise Ordu'nun en önemli kırsal turizm destinasyonu olan Aybastı Perşembe Yaylası özelinde bir destinasyon yönetim örgüt modeli geliştirilmiştir.

Alan yönetimiBeşeri coğrafyaKırsal kalkınma+2
Bahtiyar Aydın
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Hakkari merkez ve yakın çevresinde yaylalar ve yaylacılık faaliyetleri

Yaylacılık, Hakkâri gibi dağlık bölgelerde yaz aylarında hayvancılık faaliyetlerini sürdürmek amacıyla yüksek rakımlı alanlara yapılan mevsimlik göçe dayalı geleneksel bir yaşam biçimidir. Ancak, Türkiye'de yaşanan sosyal, kültürel ve ekonomik değişimler sonucunda yaylacılık faaliyetleri önemini yitirmiş ve kırsal yerleşimlerdeki nüfus sürekli olarak azalmıştır. Bu durum, geleneksel yaylacılığın ve yayla göçünün öneminin azalmasına neden olmuştur. Geleneksel yaylacılığın ve yayla göçünün azalması, Türkiye'nin kültürel ve sosyal dokusunda da değişikliklere neden olmuştur. Yaylalar, geleneksel olarak toplumsal ilişkilerin ve kültürel etkileşimin merkezi olmuştur. Ancak, yaylacılığın azalmasıyla birlikte bu geleneksel sosyal yapı da etkilenmiş ve yerini farklı yaşam tarzları almıştır. Yaylacılık, Hakkâri gibi dağlık bölgelerde yaylalara (yüksek rakımlı otlak alanlarına) yaz aylarında hayvancılık ve yaylacılık faaliyetlerini sürdürmek için göç eden bir geleneksel yaşam tarzıdır. Bu çalışma, Hakkâri ilinde gerçekleşen geleneksel yaylacılık faaliyetlerinin zamanla nasıl değiştiğini ve günümüz toplumu üzerindeki etkilerini anlamayı amaçlamaktadır. Çalışma toplamda 150 anket ve 15 mülakat gerçekleştirilerek yapıldı. Anketler, belirli soruları cevaplamak üzere rastgele seçilen katılımcılara uygulanmıştır. Mülakatlar ise daha çok yaylacılıkla doğrudan ilişkili kişiler, yayla bölgelerinde yaşayanlar veya yayla yasaklarından etkilenen köy sakinleri gibi farklı gruplarla gerçekleştirildi. Araştırma sonuçları, yaylacılık geleneğinin 1990 öncesi yörenin temel ekonomisini oluştururken,1990 sonrası artan terör ve güvenlik sorunlarına bağlı olarak nasıl değiştiği, yaylalara uygulanan yasakların etkileri ve yaylacılığın toplumdaki rolü hakkında önemli bilgiler sağlayacaktır. Bu çalışmada, söz konusu yaylalara uygulanan yasakların, hayvancılık faaliyetleri üzerindeki olumsuz etkisinin yanı sıra yöre ekonomine olan etkileri üzerinde de durularak bu konuda farkındalık oluşturulmaya çalışılmıştır.

Tayyip Yılmaz
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Çaldıran-Van Gölü arasında Bendimahi Nehri Vadisi ve yakın çevresinin jeomorfolojisi

''Çaldıran-Van Gölü Arasında Bendimahi Nehri Vadisi ve Yakın Çevresinin Jeomorfolojisi'' adlı Yüksek Lisans tezi olarak hazırlanan bu çalışma, Van Gölü Kapalı Havza'nın kuzeydoğusunu kapsamaktadır. Çalışmada Bendimahi Nehri vadisi ve yakın çevresinin jeomorfolojik özellikleri başta olmak üzere, alanın jeomorfolojisini etkileyen iklim, hidrografya, volkanizma, jeoloji ve tektonik yapı gibi fiziki coğrafya özellikleri ele alınmıştır. Bu başlıklar çerçevesinde gerekli literatür taraması yapılmış ve ilgili kurumlardan çalışma alanına ait veriler elde edilmiştir. Flüvyal sistemlere ait önemli morfolojik birimleri içerisinde barındıran araştırma sahasında gerçekleştirilen arazi çalışmalarıyla bu tez akademik literatüre kazandırılmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Jeomorfoloji, Flüvyal Süreçler, Tektonizma, Bendimahi Nehri, Muradiye Şelalesi

Ebru Yıldız
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Balık Gölü Deresi (Ağrı) Havzası Yukarı Kesiminin flüvyo-tektonik jeomorfolojisi

Balık Gölü Deresi Havzası Yukarı Kesimi, Doğu Anadolu Bölgesi'nin Yukarı Murat–Van Bölümü'nde, Iğdır–Ağrı il sınırında yer alan Balık Gölü'nün güneydoğusunda yer almaktadır. Havzanın ana akarsuyu, Balık Gölü'nün gideğeni olup Doğubayazıt Ovası'na doğru sürekli akış gösteren Balık Gölü Deresidir. Çalışma alanı, sağ yanal atımlı Balık Gölü Fay Zonu'nun denetiminde şekillenmiştir. Çalışmanın temel amacı, havzanın flüvyo-tektonik jeomorfolojik özelliklerini ortaya koymak ve seçilen akarsu havzalarına uygulanan morfometrik indisler ile bölgedeki aktif tektonizmanın etkisini nicel verilerle değerlendirmektir. Bu tez çalışması üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, çalışma alanının jeolojik özellikleri, tektonik yapısı ve depremselliği incelenmiştir. İkinci bölümde, bölgenin jeomorfolojik özellikleri ele alınmış; flüvyal ve tektonik süreçlerin şekillendirdiği yer şekilleri ayrıntılı olarak değerlendirilmiştir. Üçüncü ve son bölümde ise, çalışma alanında uygulanan morfometrik indislerin sonuçları sunulmuş ve elde edilen bulgular değerlendirilip yorumlanmıştır. Çalışma alanının havza morfolojisi ve drenaj sistemleri, hem tektonik hareketler hem de litolojik farklılıkların etkisi altında şekillenmiştir. Havzanın güney kesiminde BGFZ'nun yer alması, bu bölümdeki yer şekillerinin kuzey kesime göre daha belirgin morfolojik farklılıklar göstermesine neden olmuştur. Güneyde, tektonik kökenli basınç sırtları, sürgü sırtları, ötelenmiş akarsular ve fay diklikleri yaygın olarak gözlenmektedir. Havzada drenaj ağında bozulmalar dikkat çekmekte, akarsu kolları fay hatları boyunca yön değiştirmekte veya kesintiye uğramaktadır. Ayrıca, dik yamaç morfolojisi ve tektonik deformasyon koşulları nedeniyle kütle hareketleri güney kesimde oldukça sık görülmektedir.

Nurhayat Yeşilkaya
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Erciş kent merkezine yönelik 1980 sonrası yapılan göçlerin mekânsal örgütlenmesinde sosyokültürel faktörlerin rolü

Göç, bir yerden başka bir yere nedenlerini içinde barındırarak gerçekleşen yatay harekettir. Geçmişten günümüze gerçekleşen göçler, daha rahat yaşamak için yapılmıştır. Göçün, insanlığın ortaya çıkması ile başladığı söylenebilir. Sosyoekonomik anlamda rahat koşulların olduğu yerler göçün merkezi olmuştur. Göç olgusu, göç veren ve alan yerleri etkilemektedir. Göçler mesafe durumuna göre iç ve dış göç olarak kategorize edilmektedir. Dolayısıyla iç göçler, ülke içerisinde oluş durumuna göre farklılaşmaya başlamaktadır. Ayrıca iç göçlerin arka planında etkili olan sosyokültürel faktörlerden aşiret, aile, kan bağı ve hemşehriliğin mekânsal örgütlenmedeki rolü önemlidir. Kırsal alanların güçlü toplumsal organizasyonunu oluşturan aşiretler ve bu organizasyonun alt birimlerini meydana getiren kabile, sülale ve aileler önemli yapılardır. Güçlü olan organizasyonun bağlılık ve bağımlılığı kan bağları ile güçlendirilmektedir. Bu bağlamda evliliklerle pekiştirilen akrabalık bağları, sözü edilen örgütlenmenin devamında önemli bir role sahiptir. Bu yazılı olmayan organizasyonun göçteki katkısı göçün arka planını oluşturuyor ise de; göç hareketi ile beraber kentte yansımaları farklı organizasyonları ortaya çıkarmaktadır. Hemşehrilik gibi yapılar, kentin kapitalist yapısının meydana getirmiş olduğu zoraki bir örgütleşmedir. Dolayısıyla göç alan yerler üst organizasyonu ortadan kaldırmasa da kısmen bu organizasyonun zayıflamasına neden olmaktadır. Göç alan yerlerin sosyal ve ekonomik anlamda çevresine göre daha tercih edilebilir olması söz konusudur. Kent veya kentler çevresine göre her yönüyle gelişmeye müsait bir yer ise göç alacaktır. Göçü alan kentin çevre yerleşimlere göre dikkat çekici hususları bulunmaktadır. Kentlerin çekici nedenlerinin göçün serüvenini oluşturduğu bilinmektedir. Göç olgusunun mekâna yansıması ve getirmiş olduğu toplumsal faktörler ve kültürel faktörlerin etkisi görülmektedir. Göç ve mekân elbette her disiplinin önemli nosyonunu oluşturmaktadır. Göçün meydana getirmiş olduğu sonuçlar ülkelerin sosyoekonomik durumuna göre farklılık göstermektedir. Türkiye'de göçlerin sanayinin gelişmesiyle birlikte kırsaldan kent merkezlerine yoğunlaştığı söylenebilir. Erciş kent merkezinin hem kendi kırsalından hem de çevre ilçelerden periyodik olarak göç almaktadır. Erciş kent merkezi nüfusu 1927'de 2813 iken 1935 yılında 3700, 1940 yılında ise 4715'e çıktığı görülmektedir (DİE). Kent merkezi sürekli çevre yerlere göre göç alan bir yer olduğu için 1980'de 27582 kişi, 1990'da 40481 kişi, 2000'de 70881 kişi, 2010'da 77065 kişi ve 2020'de 90982 kişi nüfusa sahip olduğu görülmektedir. Erciş kentinin 1980 sonrası kent merkezine almış olduğu göçlerin toplumsal ve kültürel faktörlerin rolünün göçün arka planını oluşturduğu bilinmektedir. Erciş kent merkezinin, çevre yerleşim yerlerine göre göçün oluşumunu sağlayan çekici faktörlere sahip olduğu; kademeli göç alanı olduğu dışarıya verdiği göçlerden de anlaşılmaktadır. Özellikle Erciş kent merkezine olan göç yoğunluğu 1980 sonrası döneme denk gelmektedir. Bahsi geçen özellikler ile Erciş'in bölgedeki göç alan yerlerden biri olmasıyla birlikte göç olgusundan nasıl etkilendiğinin bilimsel tespiti adına; Adnan Menderes, Alkanat, Beyazıt, Çelebibağı Örene, , Salihiye, Tekevler ve Yeşilova mahalleleri bu araştırmanın örneklem alanını oluşturmaktadır. Dolayısıyla göç için önemli çekici özellikleri içinde barındıran Erciş'in, 1980 sonrası göç almaya devam ederken; çevre kent merkezlerine göre, göçün yaşandığı merkez olmasının arka planında etkin olan rollerin mekâna yansıması araştırma konusunu oluşturmaktadı. Çalışma kapsamında ortaya konan tespitlerden biri; kent merkezinin örneklem alanını oluşturan mahalleler, yoğun göç almaktadır. Bu tespit ekseninde bu araştırmada Erciş kent merkezine yönelik 1980 sonrası göçlerin mekânsal örgütlenmesinde, sosyokültürel faktörlerin rolünü ortaya koymak üzere anket ve mülâkatlar uygulanmıştır. Literatür taraması dışında anket ve mülakat yöntemleri ile Erciş kent merkezine yönelik olan göçlerin; hem kente bağlı kırsalından, hem de çevre kentlerden almış olduğu göçlerin mekânsal örgütlenmesinde sosyokültürel faktörlerin rolünün araştırılması amaçlanmıştır. Belirlenen amaç doğrultusunda tarihsel süreç içerisinde Erciş kent merkezine yönelik, 1980 sonrası yaşanan göçlerin mekânsal dağılımındaki önemiyle birlikte toplumsal ve kültürel faktörlerin rolüne bağlı olarak göçün, kente etkileri üzerinde durulacaktır.

Hikmet İrven
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Afganların göç rotaları ve kente tutunma stratejileri: Van, İstanbul ve Paris örneği

Afganistan 50 yılı aşkın süredir hem sınırları içinde hem de ulus-ötesi hareketliliklere kaynaklık eden bir ülkedir. Binlerce kilometrelik mesafeleri aşarak çeşitli ülkelere ulaşmaya çalışan ve hareketlilikleri artık bir kültür haline gelen Afganların yolculukları uluslararası göç rejimi sebebiyle büyük ölçüde düzensiz yapıdadır. Bu çalışma, Türkiye'de ve Fransa'da önemli bir yer tutan Afgan düzensiz göçünün çok katmanlı ve dinamik yapısını anlamayı amaçlamaktadır. Afganistan'dan başlayarak Türkiye ve Fransa'ya uzanan göç rotaları boyunca göçmenlerin deneyimlerine, karşılaştıkları yapısal engellere ve kentlerde geliştirdikleri stratejilere odaklanmaktadır. Göç rotalarını ve kente tutunma stratejilerini Van, İstanbul ve Paris kentlerinde ele alan çalışma, çeşitli aktörlerle (Afgan göçmenler başta olmak üzere göçmen kaçakçıları, akademisyenler, göç uzmanları, güvenlik birimi çalışanları, STK temsilcileri, gazeteciler ve yerel halk) yapılan yüzden fazla görüşme, kentsel mekanlardaki gözlemler ve düzensiz göç literatürünün kapsamlı incelenmesi neticesinde ortaya çıkan verilerin analizine dayanmaktadır. Araştırma, göçün yalnızca mekânsal bir hareketlilikten ibaret olmadığını, aynı zamanda toplumsal ilişkiler, devlet politikaları ve küresel göç rejimi çerçevesinde şekillenen karmaşık bir süreç olduğunu ortaya koymaktadır. Bu doğrultuda, Afganların düzensiz yolculukları ve rotaları belirsiz süreli, döngüsel ve parçalı bir görünüme sahiptir. Kente tutunma stratejilerinde ve hareketliliğin ileriye yönelik devamlılığında ise kentlerin altyapıları, sosyo-ekonomik imkanları, göçmen karşılama kapasiteleri, devletlerin göç politikaları, yerel halkın tutumları ve Afgan topluluklarının dayanışma ağları etkili olmaktadır. Düzensiz göçmenlerin hem kentsel mekanlarda hem de hareketlik boyunca karşılaştığı hususları merkeze alan bu çalışma, göç politikalarının sadece nihai yerleşim üzerine değil, göç rotaları ve ara mekanlarda yaşanan dinamikleri de içerecek şekilde genişletilmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Tez, göç süreçlerini daha güvenli ve düzenli hale getirecek uygulamaların geliştirilmesi amacıyla devletlere, uluslararası kuruluşlara ve STK'lara politika geliştirme ve çözüm üretme konusunda farklı veçhelerden bir kaynak sunmaktadır.

Semih Nargül
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Kurtalan'da yerleşme sistemi ve nüfus hareketliliği

Bu tez çalışması, Siirt iline bağlı Kurtalan ilçesinde yerleşme sisteminin hangi doğal ve beşerî faktörlerle biçimlendiğini ve bu sistemin nüfus hareketliliğiyle nasıl bir etkileşim içinde olduğunu incelemeyi amaçlamaktadır. Yerleşim biçimlerinin mekânsal dağılımı ile göç, istihdam, eğitim gibi sosyo-ekonomik değişkenler arasındaki ilişkilerin çözümlenmesi, bölgesel planlama ve yerel kalkınma politikaları açısından önemli bir zemin sunmaktadır. Çalışmanın saha uygulaması, Kurtalan ilçe merkezine bağlı 13 mahalle ve 54 köyde gerçekleştirilmiştir. Veri toplama sürecinde 75 kişiye anket uygulanmış, ayrıca 20 kişiyle mülakat görüşmesi yapılmıştır. Kullanılan yöntemler, hem nicel hem de nitel boyutları içeren karma araştırma yaklaşımına dayanmaktadır. Bu yöntem sayesinde, hem istatistiksel verilerle genel eğilimler tespit edilmiş hem de bireysel deneyim ve algılar derinlemesine analiz edilebilmiştir. Elde edilen bulgular, yerleşme sisteminin biçimlenmesinde fiziki coğrafyanın (topografya, iklim, su kaynakları) ile beşeri coğrafya (ulaşım, tarım, sanayi) sosyo-ekonomik yapıların (meslek, eğitim, sosyal yapı) birlikte etkili olduğunu göstermektedir. Anket sonuçlarına göre nüfus hareketliliğine katılan bireylerin %84'ü erkeklerden, %16'sı kadınlardan oluşmaktadır. Yaş grupları incelendiğinde ise katılımcıların büyük çoğunluğunun 31–50 yaş aralığında olduğu (%72) tespit edilmiştir. Bu durum, aktif ve üretken nüfusun göç eğilimlerinin belirleyicisi olduğunu ortaya koymaktadır. Nüfus hareketine katılan bireylerin eğitim düzeyi dikkate alındığında, %45,3'ünün yüksekokul, %21,3'ünün lise, %28'inin ilköğretim mezunu olduğu, %5,3'ünün ise okur yazar olmadığı belirlenmiştir. Bu durum, göç hareketliliğinde eğitim düzeyinin önemli bir değişken olduğunu göstermektedir. Katılımcıların %89,3'ü evli bireylerden oluşmakta olup, bu da göç kararlarında ailevi sorumlulukların rol oynadığını düşündürmektedir. Mesleki dağılım incelendiğinde, katılımcıların %44'ü eğitim sektöründe, %19'u serbest meslekte, %16'sı kamu sektöründe, %13'ü tarım ve benzeri alanlarda, %3'ü sanayi ve sağlık, %2'si ise inşaat sektöründe çalışmaktadır. 75 katılımcıdan 62'si aktif olarak bir işte çalışırken, 13 kişinin çalışmadığı görülmüştür. Bu veriler, ilçedeki iş gücü piyasasının çeşitliliğini ve kırsal alanda istihdamın çoğunlukla tarım faaliyetleri üzerinden sürdüğünü göstermektedir. Genel olarak değerlendirildiğinde, Kurtalan'daki yerleşim sistemi, hem coğrafi koşulların hem de sosyo-ekonomik dinamiklerin şekillendirdiği çok katmanlı bir yapıya sahiptir. Göç, bu yapının hem sonucu hem de dönüştürücü gücü olarak karşımıza çıkmaktadır. Eğitim, meslek, yaş ve cinsiyet gibi değişkenlerin göç üzerindeki belirleyici etkileri, mekânsal hareketliliğin bireysel ve toplumsal düzeyde nasıl örgütlendiğini gözler önüne sermektedir. Bu çalışmanın sonuçları doğrultusunda, yerel yönetimlerin ve planlama birimlerinin kırsal alanlara yönelik istihdam artırıcı politikalar geliştirmesi, genç nüfusun ilçede tutulması açısından önem arz etmektedir. Aynı şekilde eğitim olanaklarının kırsal alanda yaygınlaştırılması, kadınların ekonomik yaşama katılımını artıracak adımların atılması ve toplu ulaşım olanaklarının iyileştirilmesi, yerleşme sisteminin daha dengeli işlemesine katkı sağlayacaktır. Sonuç olarak bu araştırma, Kurtalan özelinde yerleşme sistemi ile nüfus hareketliliği arasındaki etkileşimi ortaya koyarak, hem akademik literatüre hem de yerel yönetim politikalarına katkı sağlamayı hedeflemektedir. Çalışmanın ilerleyen süreçlerde farklı dönem verileriyle genişletilmesi ve karşılaştırmalı analizlerle desteklenmesi, bölgenin demografik ve mekânsal dönüşümünü daha derinlemesine anlamaya olanak tanıyacaktır.

Veli Lale
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Kentsel yoksulluk ve sosyal risk bağlamında sosyal yardım olgusu Van kenti örneği

Kentlerde yaşanan kontrolsüz büyüme ve nüfusun sayıca artması birçok sorunu da beraberinde getirmektedir. Bu durum, kent merkezlerindeki sınırlı kaynaklara ve kent hizmetlerine erişimi daha da zorlaştırmış ve nüfusun yoğun olduğu kentlerde yoksulluk, işsizlik, çarpık kentleşme ve barınma sorunları baş göstermiştir. Bu kavramlar içinde en belirleyici olan yoksulluk sadece ekonomik temelli olmayıp; sosyal psikolojik ve politik temellere de dayanan bir olgudur. Bu çalışmada öncelikle kavramsal olarak; kent, kentleşme, yoksulluk, kentsel yoksulluk, yardımlaşma, sosyal yardımlar, sosyal devlet gibi kavramlar irdelenerek sosyal yardımların kentsel yoksulluğu önlemedeki etkisi ele alınmaktadır. Sosyal yardım verileri mahalle bazlı tasnif edilerek yoksulluğu önleme durumları analiz edilmeye çalışılmıştır. Van kenti özelinde kentsel yoksulluk ve buna bağlı sosyal risklerin sosyal yardım politikaları bağlamında analiz edilmesini amaçlamaktadır. Araştırmanın temel konusu; kentsel yoksulluğun ekonomik, sosyal ve psikolojik boyutları ile sosyal yardımların bu sorunlar üzerindeki rolü ve etkinliğinin değerlendirilmesidir. Araştırmada karma yöntem kullanılmış olup, nicel ve nitel veri toplama teknikleri bir arada uygulanmıştır. Nicel veriler anket yöntemi ile 740 katılımcıdan toplanmış, nitel veriler ise 25 katılımcı ile gerçekleştirilen yarı yapılandırılmış mülakatlarla elde edilmiştir. Araştırmanın bulguları, Van kentinde yaşayan bireylerin büyük bir bölümünün gelir yetersizliği, işsizlik, borçlanma ve barınma sorunları gibi ciddi ekonomik güçlüklerle karşı karşıya olduğunu ortaya koymaktadır. Sosyal risklerin başında eğitim, sağlık, altyapı ve barınma hizmetlerine erişimde yaşanan güçlükler bulunmaktadır. Katılımcılar, özellikle sağlık ve eğitim hizmetlerinin yetersizliğini, temel ihtiyaçların karşılanmasında yaşadıkları ekonomik sorunları ve sosyal dışlanma deneyimlerini dile getirmişlerdir. Sosyal yardımların ekonomik ve sosyal anlamda önemli katkılar sağladığı katılımcılar tarafından ifade edilmiş olsa da, yardımların miktar ve süreklilik açısından yetersiz kaldığı, durumların olduğu belirtilmiştir. Bu bağlamda, sosyal yardımların etkinliğinin artırılması ve sürekliliğinin sağlanması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Sonuç olarak, kentsel yoksulluğun çok boyutlu yapısı ve sosyal risklerin çeşitliliği dikkate alındığında, sosyal yardımların yanı sıra ekonomik kalkınma, istihdamın artırılması ve sosyal hizmetlerin güçlendirilmesi gibi bütüncül ve sürdürülebilir politikaların geliştirilmesi gerektiği vurgulanmaktadır.

Birleşmiş Milletler Kalkınma ProgramıDoğu Anadolu Kalkınma AjansıOECD ülkeleri+2
Murat Akkoyun
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Şehir coğrafyası açısından Vezirköprü (Samsun)

Tarihi süreç içerisinde Şinder (Şin: Köprü) ve Gedegra isimleriyle anılan Vezirköprü, Ankara devlet karayoluna 31 km'lik bir tali yol ile bağlanmaktadır. İlçenin kuzeyinde Durağan (Sinop), kuzeybatısında Saraydüzü (Sinop), güneybatısında Osmancık (Çorum), güneyinde Gümüşhacıköy (Amasya) ve Merzifon (Amasya), güneydoğusunda ve doğusunda Havza (Samsun), kuzeydoğusunda Bafra ve Alaçam (Samsun) ilçeleri bulunmaktadır. İlçe merkezi Vezirköprü Ovası'nın bitişiğinde, neojen havzası üzerine kurulu olup hafif meyilli bir topografyaya sahiptir. Şehir, 1. dereceden deprem kuşağında bulunmaktadır. Şehir içerisinden Uluçay ve Esenli çayları geçmektedir. İlçe merkezi deniz seviyesinden 300-390 m yükseklik aralığında bulunmaktadır ve 14,95 km²'lik bir alana sahiptir. Vezirköprü yöresi Karadeniz iklimi ile iç kısımların karasal iklim karakteri arasında geçiş kuşağında bulunmaktadır.Şehirsel fonksiyonları bakımından hizmet sektörünün ağır bastığı Vezirköprü şehir yerleşmesi, 2008 yılı adrese dayalı sayım sonuçlarına göre 25894 kişilik bir nüfusu barındırmaktadır. Nüfus, kırsal göçün ve doğurganlığın etkisiyle ? 11.77'lik bir artış hızına sahiptir. Şehirsel doku bakımından ışınsal dokunun etkisinde olan şehrin 21. yüzyılda, devlet yolunun etkisiyle doğrusal şehir dokusuna bürünmeye başladığı görülmektedir. Depremsellik ve zemin özellikleri, şehirsel gelişimde kısıtlılıklara neden olmaktadır. Vezirköprü şehir yerleşmesinde arazi kullanımı açısından konut alanları ve tarım alanları ön plandadır. Sanayi fonksiyonu bakımından ise orman ve tarıma dayalı sanayinin geliştiği şehirde geleneksel meslekler de mevcuttur.Bu araştırmada Vezirköprü yerleşmesinin Şehir Coğrafyası bakımından gösterdiği özellikler modern haritalama teknikleri ile desteklenerek araştırılmış ve yaşanan sorunlara çözüm üretilmeye çalışılmıştır.

Coğrafi özelliklerKent bilgi sistemleriKent coğrafyası+3
Koray Kor
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Kıyı turizminden alpinizme sürdürülebilir turizm (Burhaniye Edremit Kaz dağı örneği)

Alternatif turizm türleri içerisinde pek çok turizm türü yer almaktadır. Klasik turizm anlayışına (kıyı-kum-güneş) alternatif arayışlar ve çağın turizm istekleri doğrultusunda artık kıyı turizmi tek başına, özellikle maceracı ruhlu insanlar için yeterli gelmemektedir.Araştırmamızda öncelikle ?sürdürülebilirlik? kavramı incelenmiş, oluşumuna neden olan deklarasyon, toplantı ve organizasyonlardan bahsedilmiştir. Sürdürülebilirlik kavramının kökeninde yatan ?gelecek kuşakların hakkını gözetme? anlayışının dünya literatüründe nasıl yer ettiği detaylarıyla verilmeye çalışılmıştır.İlerleyen bölümlerde turizmin coğrafi amillerle ve özellikle fiziki coğrafya amilleriyle olan yakın ilgisi kurulmaya çalışılmış ve bu kapsamda sürdürülebilir turizmin doğada alternatif değer teşkil eden çeşitli elemanlarla olan yakın ilgisi gösterilmeye çalışılmıştır. Turizm üzerinde etkili olan örgütsel roller özellikle hükümet ve sivil toplum örgütleri ekseninde ki kurumsal yapıların, sürdürülebilir turizm üzerinde ne gibi etkilerinin olabileceği ya da olduğu irdelenmiştir. Turist istek, beklenti ve çeşitlilik taleplerinin, turizm pazarında farklılık oluşturmaması imkânsızdır. Nitekim maceracı turizm anlayışıyla birlikte, başkaları tarafından organize edilmiş tur seçenekleri ve her şey dâhil sistemlerin dışında, tamamen kişisel kararlarla gelişen bir turizm anlayışının giderek artan bir şekilde talep aldığı görülür.İndeksimizin genel perspektifinde, tümdengelim metodu benimsenmiş sürdürülebilirlik genel olarak incelenip turizmle bağlantısı kurulmuştur. Rekreasyon ve turizm kavramı açıklandıktan sonra, pek çoğu aynı zamanda boş zaman aktivitesi olan alternatif turizm türlerinin önemli bir kısmı incelenmiş ve genel geçer bilgiler verilmiştir.Sürdürülebilirlik ve turizmle olan bağıntısı incelendikten sonra, alanımızın turizm özellikleri tasnifi ve potansiyel analizleri yapılmıştır. Mevcut turizm türleri ve alanda potansiyel teşkil eden turizm türleri, özellikleri ile birlikte gözler önüne serilmiştir.Tez konumuz direkt olarak alan çalışması niteliği taşımamaktadır. Alanın turizm potansiyelinden ziyade, sürdürülebilir turizm üzerinde durulmaya çalışılmış, Türkiye'de kıyı turizmi ve alpinizmin bu kadar yakın mesafelerde yürütülebileceği ender alanlardan biri olması dolayısıyla, alan konunun somutlaştırılması adına örneklem seçilmiştir. Bu bilgiler ışığında hazırlanan araştırmanın son bölümünde örneklem alanıyla ilgili eksiklikler ve bu eksikliklerin çözümü için önerilerde bulunulmuştur.Temennimiz araştırmamızın Coğrafya Bilimine küçükte olsa bir fayda sağlaması ve Coğrafyacıların turizm planlamalarında daha etkin rollere sahip olmalarıdır.Anahtar Kelimeler: Sürdürülebilir Kalkınma, Alternatif Turizm, Burhaniye, Edremit, Jeoturizm, Edremit Körfezi, Kaz Dağı.

Alternatif turizmBalıkesir-BurhaniyeBalıkesir-Edremit+6
Süleyman Karğı
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Kemalpaşa ilçesinde eğitim çevre ilişkisi

Ege Bölgesi'nde yer alan İzmir iline bağlı Kemalpaşa ilçesinde eğitim faaliyetleriyle çevresel koşulların karşılıklı etkileşimini araştırmak, bu çalışmanın temel amacını teşkil etmektedir.Araştırmada, Kemalpaşa ilçesi alanı coğrafi ve çevresel faktörler bakımından farklılıklar göstermektedir. Yerleşmenin çevresel koşulları ile eğitim düzeyleri karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Bu alanda şimdiye kadar detaylı bir çalışma yapılmamıştır. Yapılan araştırmalar sonucunda, çevresel koşulların sosyal, ekonomik ve kültürel yapıyı etkilediği, bu etkileşimin eğitime yansıdığı belirlenmiştir. Kırsal yerleşmelerin kent merkezine olan mesafesi, kent merkezinin konumu, yeryüzü şekilleri eğitim hayatı üzerinde etkiye sahiptir.Çalışmada İzmir ili, Kemalpaşa ilçesi, belde ve köyleriyle birlikte seçilerek, buradaki eğitim ile çevresel koşulların birbirleriyle ilişkisi araştırılmaya ve elde edilen bulgulara bakılarak sorunlara çözüm önerileri getirilmeye çalışılmıştır.

EğitimEğitim faaliyetleriKırsal bölge+8
Şükran Yörük
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Sivaslı ilçesinde eğitim ve çevre ilişkisi

Sivaslı ilçesi, Ege Bölgesi'nin İç Batı Anadolu Bölümü'nde yer alan Uşak ilinin idari sınırları içinde bulunmaktadır. İlçe ile ilgili eğitim faaliyetleri konusunda detaylı olarak bilimsel çalışmalar yeterince yapılmamıştır. Bu amaçla Sivaslı ilçesinde eğitim çevre ilişkisi konulu tez çalışması yapılmış, eğitimin çevre ile olan ilişkisi ortaya konmuştur.Çalışmada Sivaslı'nın genel özelliklerine, kent ve kır yerleşmelerine de yer verilmiştir. Saha araştırmaları sırasında literatür taraması yanı sıra ilçe hakkında yazılan kaynaklardan da yararlanılmıştır. Ayrıca yerinde yapılmış olan gözlemlerden yararlanılarak konu hazırlanmıştır.Yapılan araştırma sonucunda topoğrafik yapının ilçenin sosyal, ekonomik ve kültürel yapısını etkilemesinin yanında eğitim hizmetlerini de etkilediği tespit edilmiştir. Yerleşmelerin ilçe merkezine olan coğrafi konumları, ekonomik özellikleri ve gelir düzeylerinin eğitim hayatı ile ilişkili olduğu bulgusuna varılmıştır.

Ekonomik yapıEğitimEğitim faaliyetleri+13
Fadime Coşkun
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Beylerhan ve Eskisaray köylerinin gelişmişlik bakımından karşılaştırılması

Bu çalışma Uşak Merkez Beylerhan ve Eskisaray Köylerinin gelişmişlik açısından ele alınıp, köylerin coğrafi konumu, tarihçesi, iklimi, toprağı, bitki örtüsü, hidrografyası, nüfusu, yerleşmesi, eğitimi vb. başlıklar çalışılmıştır.Bu başlıkların bilgilerine ulaşabilmek için, belge taraması, anket ve gözlem gibi çeşitli yöntemler kullanılmış ve bu bilgilere ulaşılmıştır.Yapılan çalışmalar sonucunda köyler coğrafi açıdan karşılaştırılıp farklılıkları, benzer yönleri tespit edilmiş ve bu farklılıkların nedenleri, sonuçları ortaya konmuştur.Sonuçlara bakıldığında köylerin coğrafi açıdan sabit kalmadığını dönem dönem nüfusta, tarımda, eğitimde, ekonomide yani beşeri özelliklerin değiştiğini; fakat fiziki özelliklerin sabit kaldığını görmekteyiz.Son olarak bu çalışmamızın kırsal yerleşmelerdeki değişimlerin, farklılıkların neler olduğunu ilerideki çalışmalara kaynak teşkil etmesini düşünmekteyiz.

Beşeri özelliklerCoğrafi özelliklerCoğrafya+6
Şahin Yörük
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Kozak yaylasında (Bergama) fıstık çamının ekolojik şartları ve yetiştiriciliği

İnceleme alanı olan Kozak, Ege Bölgesi'nin Asıl Ege Bölümü'nde yer almaktadır. Araştırma sahası, Bergama ilçesinin kuzeyinde olup, ilçe merkezine uzaklığı 20 km. dir. Akdeniz iklim sahasında yetişme olanağı bulan Fıstık Çamı {Pinus pinea), çok özel bir bitkidir. Yetişmesi kolay ve ekonomiye olan katkısı çok büyüktür. Dünyada ılıman kuşak ve Akdeniz ülkelerinde yetişen bu çam türü dış görünüşü ile diğer çam türlerinden kolay bir şekilde ayırt edilebilir. Kullanım alanı ve besin değeri ile ekonomiye katkısı fazladır. Ekonomik değeri yüksek olması nedeniyle Fıstık Çamı, yetiştirildiği ülkelerde ticaret payını yükselten bir üründür.Bu çalışmada, Bergama - Kozak Yöresi'nde Fıstık Çamı'nın ekolojik şartları ve yetiştiriciliği hakkında bilgi toplamak amaç edinilmiştir. Bu ağacın özellikleri, optimum yetişme koşulları ve Kozak Yöresi'nde yayılmasının sebepleri araştırılmıştır. Araştırma sahasında Fıstık Çamı dikili alan yaklaşık olarak 16.000 ha dır. Türkiye'nin en büyük ve doğal Fıstık Çamı sahası olan Kozak Yaylası coğrafi açıdan önemli bir yere sahiptir. Tüm uygun şartlar bu havzada mevcuttur. İklim, toprak, jeolojik ve jeomorfolojik faktörlerin bir arada bulunması bu bölgede Fıstık Çamı'nın yetişmesini kolaylaştırmıştır. Granodiyoritlerin yayılış göstermesi bu yörede Fıstık Çamı için en önemli unsuru teşkil eder. Toprak karakteri olarak granitlerin üzerinde gelişen kumlu toprakları seven Fıstık Çamı, bu alanda rahat bir şekilde yetişmektedir. Bakımı da oldukça kolaydır. Bu nedenlerden dolayı Kozak tipi Fıstık Çamı'nda verim diğer Fıstık Çamı tiplerine göre daha yüksektir. Ülkenin ihraç ürünlerinde çam fıstığı, kuru meyve alanında büyük bir başarı yakalamıştır. Bu satış gelirlerinin yanında yöre halkına geniş bir istihdam sahası oluşturmaktadır.Fıstık Çamı'nı yine bir Akdeniz bitki elemanı olan zeytinle karşılaştırmak gerekirse, zeytinin bakımı daha zor ve uğraştırıcıdır. Fıstık Çamı bakımında ise böyle bir durum söz konusu değildir. Yetiştirilmesinde budama çok önemli bir yer tutar. Zeytinin yetiştirilmesinde olduğu gibi gerekli olan çapalama, gübreleme ve ilaçlama masrafları bulunmaz. Yetişme dönemi uzun olmasına rağmen getirmiş olduğu gelir çok yüksektir. Bu nedenle Bergama'nın ekonomik açıdan en zengin köyleri bu yörede yer alır.Fıstık Çamı yetiştiriciliğinin en önemli sorunu, hasat zamanı gelmeden toplanan kozalaklardır. Hırsızlık olayları nedeniyle köy halkı kozalaklarını olgunlaşmadan toplama gereği duymakta, bu da verimi düşürmektedir. Bu sorunun yetkililerce çözümlenmesi gerekir. Diğer sorunlar ise yetersiz tanıtım, kalifiye eleman eksikliği, eğitim ve pazarlama olarak söylenebilir.Sahanın Fıstık Çamı yetiştiriciliği dışında diğer geçim kaynakları ise; bağcılık, hayvancılık ve granit taşı işletmeciliğidir. Kozak Yaylası'nda ağırlıklı olarak büyükbaş hayvancılığının yapıldığı söylenebilir. Yöre halkına getirişi Fıstık Çamı'ndan sonra en fazla olan iş sahası granit işletmeciliğidir. Granit işletmecilikleri Terzihaliller ve Yukarıcuma Köyleri'nde faaliyet gösterir. Fakat bu granit taş işletmelerinin çevreye verdiği zararlar da önemli bir sorundur. İşletmelerin doğaya yaydıkları toz ve katı atıklar, çevre kirliliğine yol açmaktadır. Bu nedenle taş işletmeciliği konusun da gerekli tedbirler alınmalıdır.Anahtar Kelimeler: Fıstık Çamı, ekoloji, Kozak Yaylası, coğrafya, Pinus pinea

Bitki yetiştirmeCoğrafyaEkoloji+7
Şule Solbaş
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Turgutreis'de turizm

Turgutreis, Ege Bölgesinin kıyı (asıl) Ege Bölümü sınırları içinde yer alan Muğla ilinin Bodrum ilçesine bağlı bir beldedir. 6833 hektarlık yüzölçümüne sahip olan Tutgutreis, girintili çıkıntılı 38 km. uzunluğunda sahil boyunca geniş ve dik bir kıyı şeridine sahiptir. Turgutreis belediye örgütlü kasaba olmasının yanında dört köy (Akyarlar, Dereköy, İslamhaneleri, Peksiment) yerleşmesinden meydana gelmiştir.Sahanın iklimi Akdeniz iklimi olup yıllık ortalama 545,7 mm. yağış almaktadır. Yıllık sıcaklık ortalaması 18,5 °C yıllık ortalama deniz suyu sıcaklığı 19,2°C dir. Doğal bitki örtüsünü Akdeniz iklimine bağlı olarak kızılçam ormanlarının tahribiyle sahaya yerleşen makiler oluşturur. 1970 yılında 4436 olan nüfus, 1990 yılında 9403 olmuş, turizmin etkisiyle yoğun göç alan sahada emekli nüfusun ve çalışmaya gelenlerin yerleşmesiyle, 2010 yılı adrese dayalı nüfus kayıt sistemi verilerine göre nüfus 28.837 kişi olmuştur. Ekonomisi tarım, hayvancılık ve balıkçılığa dayanan yörede 1970 yılından sonra turizm faaliyetleri başlamış, 1990 yılından itibaren hızlanarak artmıştır. Turizm faaliyetlerinin etkisiyle değişmeye başlayan doğal çevre turistik bir kentleşmeye maruz kalmıştır. Turizm özellikleri sayesinde turizmde söz sahibi olan Turgutreis Bodrum'a alternatif bir turizm merkezi konumundadır.Turistik potansiyelini öncelikle deniz-kum-güneş anlayışı üzerine kurmuş olan Turgutreis'in Türkiye'nin Ege kıyısında yer alması ve deniz turizmi potansiyeli, yatçılığa elverişli koyları ve ikliminden dolayı ilgi çekmiş; yat limanının yapılmasıyla da deniz turizminde kendini ispatlar duruma gelmiştir. Doğal ve kültürel zenginlikleri, uygun coğrafi yapısı, neredeyse on iki ay yatçılığa elverişli iklimi sürdürülebilir bir gelişmeyi beraberinde getirmiştir. Yöreye her dönem ülke içinden ve dünyanın çeşitli yerlerinden ziyaretçiler gelmektedir.Anahtar kelimeler: Turgutreis, Turizm, Turist

Coğrafi etüdCoğrafyaEge bölgesi+3
Fatih Koç
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Çandarlı-Aliağa arasındaki kıyı bölgesinin jeomorfolojisi ve kıyı çizgisindeki değişimler

Çandarlı ile Aliağa arasındaki kıyı bölgesini ve yakın çevresini kapsayan bu çalışmada kıyı ve kıyı gerisinde bulunan birimler tek tek ayrılmış ve bu birimler üzerinde görülen morfolojik şekiller tanımlanmaya çalışılmıştır. Kıyı ve kıyı gerisindeki şekillerin oluşmasında rol oynayan iç ve dış güçlerin etkileri ve bu etkiler sonucu ortaya çıkan şekiller jeomorfolojinin ilkeleri (yöntemleri) doğrultusunda incelenmiştir. Yeryüzü rölyef, litoloji, görünüm ve yükseklik bakımından farklılık gösterir. Yer şekillerinin gelişiminde rol oynayan etken ve süreçler de değişkendir. Bu çalışmada özellikle yörede bulunan yer şekilleri, bu şekillerin hangi koşullar altında geliştikleri ve gelişmelerinde rol oynayan etkiler incelenmiştir. Ayrıca farklı tarihlere ait uydu görüntülerinin değerlendirilmesi ile çalışma alanında kıyı çizgisindeki değişimin belirlenmesi de amaçlanmıştır. Araştırma alanı kıyılarının ticaret, liman, turizm ve sanayi alanlarına dönüşmesi araştırma alanının önemini arttırmaktadır.Geçmişten günümüze kadar geçen zaman içindeki morfolojik değişmeler çeşitli kaynaklardan yararlanmak yoluyla açıklanmaya çalışılmış, arazi, literatür ve harita çalışmalarıyla konuya açıklık getirilmiştir. Araştırma alanıyla ilgili yapılan önceki çalışmalar derlenmiş, arazi gözlemleri yapılmış, sahadaki jeomorfolojik oluşum ve gelişmeler, kıyı çizgisi değişimi, insanın kıyı jeomorfolojisine olanetkileri tespit edilerek sonuca gidilmiştir. Yapılan gözlemlerde hem morfolojik değişim ve gelişim hem de insanın yapı üzerindeki olumlu ya da olumsuz etkileri dikkate alınmıştır.Bunlara dayanarak tez beş bölüm olarak hazırlanmıştır:Giriş bölümünde tez konusunun tanımı yapılmış, konunun öneminden bahsedilmiş, çalışma alanı bir kıyı bölgesi olduğundan birbiri yerine kullanılmasına rağmen aslında farklı anlamlar ifade eden kıyı ile ilgili temel kavramlara yer verilmiştir. Ayrıca kullanılan verilerin özellikleri, çalışmanın amacı, yöntemi konusunda bilgi verilip, konuyla ilgili araştırma alanında daha önce yapılan çalışmaların geniş bir literatür özetine yer verilmiştir.İkinci bölümde, araştırma alanındaki jeomorfolojik şekillere etki eden coğrafi faktörler üzerinde durulmuştur. İlk olarak, araştırma alanındaki litoloji ve tektoniğin ele alındığı yapısal özellikler üzerinde durulmuş, iklim, bitki örtüsü, toprak, hidrografya, dalga ve akıntılar gibi fiziki coğrafya faktörlerinden; sonra da nüfus, yerleşme, ekonomik özellikler ve çevresel sorunları içeren beşeri faktörlerden bahsedilmiştir.Üçüncü bölümde, ana jeomorfolojik özellikler tanıtılmış ve jeomorfolojik ünitelerin süreç içerisindeki morfolojik gelişimleri incelenmiştir. Araştırma alanı Yüksek Alanlar, Alçak Alanlar (Kıyı Gerisinde Bulunan Az Eğimli Yamaçlar), Kıyı Şeridi olmak üzere üç ana jeomorfolojik üniteye ayrılmıştır.Dördüncü bölümde çalışma sahasındaki daha çok beşeri sebeplerden kaynaklanan kıyı çizgisi değişimi, dolgu alanları, dolgu alanlarının kullanım amaçları incelenmiştir.Sonuç bölümünde ise çalışma genel olarak değerlendirilerek elde edilen sonuçlar üzerinde yorum yapılmıştır.

Aliağa KörfeziJeomorfolojiJeomorfolojik özellikler+7
Yıldız Güney
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Nazilli ilçesinin beşeri ve ekonomik coğrafyası

Nazilli İlçesinin Beşeri ve Ekonomik Coğrafyası adındaki bu araştırmada temel amaç, ilçe genelinde doğal ortamın nüfus, yerleşme ve ekonomik faaliyetler üzerindeki etkisini incelemek; sahadaki beşeri ve ekonomik faaliyetlerin dağılışını ortaya koymaktır. Yüksekliği yaklaşık 60 m olan ovalık saha ile 1600 m'lere çıkan dağlık kütleler üzerinde doğal çevre, nüfusun dağılışı, yoğunluğu ve ekonomik faaliyetlerin türü değişikliğe uğramakta, saha bu haliyle dağlık alanlar ve düz alçak alanlarda iki farklı karaktere bürünmektedir. İlçe Büyük Menderes havzasının orta mecrasında yer almaktadır. Ege Bölgesi'nin horst ve graben sistemi içindeki en büyük oluklardan olan Büyük Menderes grabeni ve çevresindeki yüksek dağların oluşturduğu jeomorfolojik birimler, sahadaki ekolojik durum ve beşeri faaliyetleri derinden etkilemiştir. Sahanın en büyük akarsuyu Büyük Menderes nehridir. Drenaj ağı daha ziyade bu akarsuya göre şekillenmiştir. Ancak bu akarsu dışında Gediz ve Küçük Menderes nehirlerine de su taşıyan dere ve kaynaklar da bulunur. Nazilli ilçesinde tipik Akdeniz iklimi görülmektedir. İlçede görülen yıllık ortalama sıcaklık 17.5 oC, yıllık düşen yağış miktarı ise 569.4 mm kadardır. Ancak dağlık saha ve depresyon tabanı arasında bu miktarlarda değişim olabilmektedir. Araştırma sahasının yerleşme tarihi oldukça eskilere gitmektedir. Çevresinde Nysa, Aphrodisias, Hierapolis, Tralles gibi büyük antik kentlerin bulunması önemli yol güzergâhlarının üzerinde bulunduğunu göstermektedir. Ayrıca ilçe sınırları içinde yer alan Harpasa ile Mastaura antik yerleşmeleri ve çeşitli höyükler yerleşmenin ne kadar eski olduğunun kanıtıdır. İlçe nüfusu cumhuriyet tarihi içinde, idari sınır değişiklikleri dışında hiç azalmamıştır. Ayrıca ilçe doğal yaşamı ve beslenme alışkanlıkları ile insan ömrünün uzun olduğu bir yerleşme olarak ünlenmiştir. Devamlı artan nüfusu buraya çeken en önemli neden, ilçedeki ekonomik çeşitliliktir. Özellikle Nazilli Sümerbank Basma Fabrikası'nın kurulmasından sonra, ilçe önemli bir nüfus çekim bölgesi halini almıştır. İklimin olumlu etkisi ile ilçede tarımsal faaliyetler kesintiye uğramadan yıl boyunca devam etmektedir. Ayrıca gelişmiş hizmet sektörünün yanında, sanayi de önemli istihdam sağlamaktadır. Anahtar kelimeler: Coğrafya, Beşeri Coğrafya, Ekonomik Coğrafya, Nazilli ilçesi

Mehmet Deniz
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Karasu'da (Sakarya Nehri-Karasu Deresi arası) arazi kullanımı

Sakarya'nın Karasu ilçesinde 2003–2012 yılları arasında dalga aşındırmasından kaynaklanan kıyı gerilemesi meydana gelmiştir. Özellikle Karasu Limanı'nın inşasından sonra limanın doğusunda kalan kıyıda dalga aşındırması çok etkili olmuştur. Karasu sahilinde oluşan kıyı gerilemesinin önlenmesi için yapılabilecek çalışmalar, alınabilecek önlemler hususunda çözüm önerileri ortaya konulması gerekmektedir. Kıyıda meydana gelen gerilemenin kıyı şeridindeki yapılar üzerine olumsuz etkilerini ortaya çıkarmak için resmi kurum ve kuruluşlar tarafından çalışma sahasında alınan önlemler ve yapılan müdahaleler yerinde incelenerek sonuçlar ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Kıyı şeridindeki dalga erozyonun arazi kullanımı üzerine olan etkileri; coğrafi yöntemler kullanılarak ortaya çıkarılmaya ve coğrafi metodolojiye göre bunun bir tez halinde sunumu amaçlanmıştır.

Arazi kullanımıCoğrafi özelliklerFiziki coğrafya+1
Fatih Yurdusever
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
DoctorateOpen AccessTR

Odunpazarı ve Tepebaşı ilçelerinin (Eskişehir) beşeri ve ekonomik coğrafyası

Bu eserde İç Anadolu Bölgesi'nin Yukarı Sakarya Bölümü'nde yer alan Odunpazarı ve Tepebaşı ilçelerinin (Eskişehir) idari sınırları dâhilindeki sahanın Beşeri ve Ekonomik Coğrafya özellikleri araştırılmıştır. Toplam 2.682 km² yüzölçümüne sahip bu alandaki nüfus ve yerleşme sayısı XIX ve XX. yüzyıllarda Osmanlı'nın kontrol ve himayesinden çıkan Kırım, Kafkasya ve Balkanlar'dan yapılan göçlerle artmıştır. Bu artış da gerek kırsal ve gerekse kentsel alanda ekonomik açıdan hızla kalkınmayı sağlamıştır. Coğrafi konumu nedeniyle 1892'de İstanbul demiryolunun geçmesi ve ardından da Cer Atölyesi'nin kurulmasıyla Eskişehir kenti, ticaret ve sanayi açısından hareketlenmeye başlamıştır. Cumhuriyet devrinde uçak bakım, şeker, tuğla-kiremit, basma, çimento, bisküvi gibi sanayi yatırımları ile daha da gelişerek ülkenin en gelişmiş kentlerinden biri haline gelmiştir. Ancak bu hızlı gelişme; gecekondulaşma, çarpık kentleşme yeşil alanların tahribi ve trafik tıkanıklığı gibi birtakım olumsuzlukları da beraberinde getirmiştir. Kentteki hızlı büyüme ve gelişmeye karşın kırsal kesimde ise tarımda makineleşme, miras yoluyla toprakların bölünmesi, işsizlik, daha iyi yaşam isteği, eğitim ve sağlık hizmetlerinin yetersizliği, sosyal ve kültürel ihtiyaçlarının karşılanamaması gibi nedenlerle daha çok şehre yapılan göçlerle nüfus sürekli azalmaktadır. 6 Aralık 2012 tarihinde yürürlüğe giren Büyükşehir Yasası'nın getirdiği ekstra yaptırımlar nedeniyle 1950'den itibaren sürekli kan kaybeden kırsal nüfusun yakın gelecekte daha da gerilemesi beklenmektedir. Her şeye rağmen bugün ülkenin önemli bir ticaret, eğitim, sanayi ve tarımsal üretim alanlarından biri olan sahanın gelecekte daha da gelişmeye aday bir yer olduğunu söylemek mümkündür. Ancak beşeri ve ekonomik coğrafya açısından tespit edilen birtakım sorunlara karşı alınacak tedbirler, hem inceleme alanının daha da gelişmesine, hem de ülke kaynaklarının yerinde kullanılmasına katkı sağlayacaktır. İşte bu çalışmada da sahanın mevcut durumunun coğrafi metodolojiye uygun bir şekilde tespiti amaçlanmıştır. Çalışma, beşeri faaliyetlerin fiziki coğrafya şartlarından bağımsız olamayacağı düşüncesinden hareketle, doğal çevre özellikleri üzerine inşa edilmiştir. Buna göre üç bölümden oluşan çalışmanın I. Bölüm'ünde Doğal Çevre Özellikleri, II. Bölüm'ünde Beşeri Coğrafya Özellikleri, III. Bölüm'ünde ise Ekonomik Coğrafya Özellikleri irdelenmiştir. Son olarak da karşılaşılan sorunlar ve alınması gereken önlemlere Sonuç ve Öneriler kısmında değinilerek araştırma tamamlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Beşeri Coğrafya, Ekonomik Coğrafya, Eskişehir, Odunpazarı, Tepebaşı

Beşeri coğrafyaCoğrafi özelliklerEkonomik coğrafya+2
Hüseyin Şahbaz
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00