
136
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Bilgi yönetim sürecinde siber güvenlik
Bilim ve teknolojideki hızlı ilerlemeler, yapılan yenilikler ve gelişimler bilginin yönetim sürecini etkilediği gibi bilgiyi yöneten toplumu da etkilemiştir. Bilgi toplumu bilgi üretim ve yönetim sürecini ele alan bir toplumdur. Gelişen ve değişen bu dünyada her gelişim bilgi ile mümkündür. Bilgilerin yönetimi, değişimi ile birlikte korunması ve bu bilgilerin yönetim sürecindeki koruma protokolleri de bilgi güvenliği gerekliliğini ortaya koymuştur. Nitelikli bir bilgi yönetim süreci için siber güvenlik gerekli bir bağlamdır. Hayatımızın her aşamasında kullanılan bilginin, dijital ortamlarda yaygınlaşmasıyla birlikte siber tehditlere karşı daha savunmasız hale gelinmiştir. Siber tehditler, bilgi yönetim sürecinde büyük riskler oluşturur. Bu tehditler arasında veri ihlalleri, fidye yazılımları, kimlik avı saldırıları ve iç tehditler yer alırken daha birçok tehditlerin varlığı da bilgi yönetiminde siber güvenliğin uygulanması gerekliliğini ortaya koymaktadır. Bilgi yönetiminde siber güvenliğin gerekliliği, sadece verilerin korunması değil, aynı zamanda iş sürekliliğinin sağlanması, yasal uyumlulukların yerine getirilmesi ve itibarın korunması açısından da kritik öneme sahiptir. Bu durumda da bilgi dünyasında ve her şeyin bilgi ile erişilebilir hale gelmesi kontrollü ve korunaklı bir şekilde olmasını gerektirmektedir. Bu yüzden bu çalışmada amaçlanan bilgi uzmanı gözünden siber güvenlik kavramına bilgi yönetim süreci perspektifinden bakmaktır. Aynı zamanda bilginin korunması ve güvenlik sınırları siber güvenlik sınırlarıyla da daha güvenilir hale gelmesi için siber güvenlik önlemlerinin ve bilgi yönetiminin nasıl yapılması gerektiği üzerinde çalışılarak farkındalık oluşturmak amaçlanmıştır. Bu çalışmada bilginin yönetim sürecinden sibere yolculuk, siber güvenliğin günümüzde bilgi dünyasındaki yeri ve önemine, stratejilerine ve siber güvenlik uygulamalarına değinilmiştir. Bunun yanında siber güvenlik kavramı ve bilgi yönetimi üzerindeki etkileri incelenmiştir. Siber tehditlerin ve saldırıların artan karmaşıklığına dikkat çekerek, bu tehditlerin bilgi yönetim süreçlerine etkisinden bahsedilmiştir. Bir diğer bölümde bilgi yönetim sürecinde siber güvenliğin sağlanmasına yönelik stratejiler ve en iyi uygulama örneklerine değinilmiştir. Çalışmada betimleyici araştırma yöntemi kullanılmıştır. Yazılı, görsel ve işitsel materyallerin incelenmesi, web sitelerinin incelenmesi, belge araştırması, internet ve dijital veri toplama yöntemleriyle çalışma ilerletilmiştir. Araştırma siber güvenlik tehditlerine karşı koymak için önerilen yeni politika ve prosedürleri içerir ve bilgi güvenliği politikalarını güçlendirmelerine ve güncellemelerine yardımcı olabilir. Bu tez bilgi yönetimi ve siber güvenlik arasındaki ilişkiyi daha iyi anlamak için gelecekte yapılacak araştırmalara yönelik çeşitli araştırmalar sunmaktadır. Yapılan çalışmalar sonucunda siber güvenlik, veri ihlallerini engelleyerek bilgilerin doğruluğunu korumaktadır ve sistemlerin kesintisiz çalışmasını sağlayarak iş süreçlerinin aksamasını önleyebilmektedir. Bunun sonunda siber güvenlik uygulamaları, bilgi yönetiminde hem güvenilirliği artırarak kurumsal itibarın korunmasına katkıda bulunmaktadır. Çalışmanın sonucunda elektronik ortamların artmasıyla birlikte bilgi güvenliği zafiyetleri oluşmaktadır. Bu zafiyetler siber tehditleri beraberinde getirmektedir. Bu tehditler için belirlenmiş olan siber güvenlik tedbirleri kullanılarak siber dayanıklılık artırılmaktadır. Teknolojik yetkinliğe sahip kurum ve kuruluşlardaki personel, siber güvenlik eğitimleri alarak kurumlardaki stratejilerin gelişmesine katkı sağlamaktadır. Siber güvenlik çalışmalarını daha nitelikli ve geliştirilebilir hale getiren BTK, TÜBİTAK, SGE, USOM, TÜBİTAK BİLGEM gibi kurumlar siber güvenlik konusunda kurumsal planlamalarını yapmaktadır. Yerli ve milli yazılımlar, uygulama üretimleriyle birlikte siber güvenlik çalışmalarının gerekliliği de ortaya konulmaktadır. Anahtar Kelimeler: Bilgi, Bilgi Yönetimi, Bilgi Güvenliği, Siber, Siber Güvenlik.
Üniversite kütüphanesi konu rehberlerinin kullanılabilirliğinin ölçülmesi – Çankırı Karatekin Üniversitesi örneği
Konu rehberleri kütüphane bilgi hizmetlerinde sıklıkla kullanılan araçlardır. Kullanıcıya özel bilgi hizmeti verme anlayışının bir ürünü olan konu rehberleri, bir konu veya disiplindeki bilgi kaynaklarının, araçların ve diğer materyallerin sistematik bir biçimde kullanıcıya sunulmasını amaçlar. Konu rehberlerinin içerik, biçim ve arayüz bakımından kullanışlı ve kullanımının kolay olması gerekmektedir. Bu araştırmanın amacı Çankırı Karatekin Üniversitesi Kütüphanesindeki konu rehberi hizmetinin farklı kullanıcı grupları üzerinde kullanılabilirliğini test ederek sistemin kullanılabilirlik problemlerini keşfetmek, kullanıcı beklentilerini karşılamayan özellikleri tanımlamak ve guruplar arası kullanılabilirlik farklılıklarını incelemektir. Bu bağlamda konu rehberleri üzerinde kullanıcı temelli bir yaklaşım tercih edilmiş, 16 katılımcı (8 lisans, 8 yüksek lisans öğrencisi) ile ISO 9241-11 (1998) kriterleri (etkinlik, verimlilik ve memnuniyet) göz önüne alınarak görev tabanlı kullanılabilirlik testleri uygulanmıştır. Sesli düşün protokolü, gözlem ve görüşme teknikleri ile veriler toplanmıştır. Araştırma sonucunda, kullanıcıların konu rehberlerine karşı tutumu genel olarak olumlu olmuştur. Kullanıcı memnuniyet düzeyleri (%72,69) ve performansa ilişkin görev tamamlama başarıları (%88,20) yüksek bulunmuştur. Araştırma hipotezleri ile ilişkili olarak performans ve memnuniyet değerleri arasında pozitif yönlü korelasyon tespit edilmiştir (H3). Kullanıcı grupları arasında istatistiki olarak etkinlik, verimlilik ve memnuniyet düzeyleri arasında anlamlı bir farklılık bulunmadığı, yalnızca bazı görevlerde farklılaşmanın olduğu gözlemlenmiştir (H1, H2). Kullanıcıların konu rehberlerinden genel olarak beklentileri sadelik, içerik-başlık uyumu, tutarlılık, jargon kullanılmaması ve alan rehberi içeriğinin yeterli olması gibi ana başlıklar altında sıralanmaktadır.
Halk kütüphanelerinin kullanıcı bakışıyla değerlendirilmesi: Van İl Halk Kütüphanesi örneği
Bu çalışmada, Van İl Halk Kütüphanesi örneği üzerinden var olan hizmetlerin iyileştirilmesi ve geliştirilmesi, yürütülen etkinliklerin çeşitlendirilmesi ve yenilikçi kavramın günümüz halk kütüphanelerinin hizmet felsefesi çerçevesinde yarattığı değişimler, yenilikler, kullanıcı üzerindeki olumlu-olumsuz unsurlar, halk kütüphanelerinin önemi için kütüphane hizmetlerinin arttırılması ve bunların sürdürülebilirlik süreci bağlamında incelemek ve ele alınarak, sürecin kullanıcı üzerindeki memnuniyeti üzerindeki etkisinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Bu kapsamda yürütülen çalışmanın örneklemini, Van İl Halk Kütüphanesinde görev yapan kütüphane yönetimi ve 110 kullanıcı oluşturmaktadır. Çalışmada betimleme yöntemi kullanılmış olup, ortaya konan mevcut durumun tezin amacı ile ilişkilendirilmesi noktasında ise yüz yüze görüşme(yönetim-personel) ve anket tekniklerinden yararlanılmıştır. Elde edilen bilgilerin analizinde SPSS 20 programından yararlanılmıştır. Çalışmada nitel verilerinin analizinde ise içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın sonunda, Van İl Halk Kütüphanesinin bilgi ve bilişim teknolojileri başta olmak üzere, bilginin dünyasını şekillendiren temel dinamikleri dikkate alarak kendini kurumsal anlamda yenilikçi kalmaya yoğun çaba sarf ettiği, bu çabanın kullanıcılarda da bir karışıklık uyandırdığı ve kullanıcı memnuniyeti açısından sürekli bir iyiye gidişin olduğu yargısına varılmıştır.
Lisans öğrencilerinin kütüphane bilgi hizmetlerinde teknoloji kullanımı ve farkındalığı: Aksaray Üniversitesi örneği
Teknoloji her alanda olduğu gibi kütüphanecilik alanında da kendini göstermiş ve bu doğrultuda kütüphaneler kendini yenileme, kullanıcı beklentilerine cevap verme gibi sorumlulukları üstlenmiştir. Bu sorumlulukla beraber kullanıcının da kütüphane teknolojilerine karşı tutum ve düşüncesi kütüphanelerin işleyişine önemli etkisi olacağı bir gerçektir. Bu doğrultuda çalışmanın odak noktasını da üniversite kütüphanelerinin en önemli kullanıcılarından olan lisans öğrencileri oluşturmaktadır. Çalışmada, lisans öğrencilerine sunulan kütüphane hizmetlerinin teknolojik açıdan ele alınıp, kütüphane teknolojilerinin öğrenciler üzerindeki etkisi ve öğrencilerin kütüphane teknolojilerine karşı farkındalık düzeylerini tespit etmek amaçlanmıştır. Aksaray Üniversitesi'nde öğrenim gören lisans öğrencilerine yönelik yapılan bu çalışmada, örneklem olarak 380 lisans öğrencisi çalışmaya dâhil edilmiştir. Anket uygulaması ile veriler elde edilerek değerlendirmeler yapılmıştır. Araştırmada, lisans öğrencilerinin kütüphane bilgi hizmetlerinde, teknolojik bilgi, beceri, tutum ve davranışları noktasında anlamlı farklılıklar ortaya çıkmıştır.
Bilgi ve belge yönetimi bölümünde araştırma eğilimleri 2002-2022: Doktora tezlerinin içerik analizi
Bu araştırmanın temel amacı, 2002-2022 yılları arasında Türkiye genelindeki (İstanbul, Ankara, Hacettepe ve Marmara Üniversitesi) Bilgi ve Belge Yönetimi bölümlerinde tamamlanan doktora tezlerindeki araştırma eğilimlerini ortaya çıkartmaktır. Bu amaç doğrultusunda, dört üniversitede 21 yılda üretilen toplam 121 doktora tezine araştırma konusu, yaygınlaştırmaya bakış, sosyal düzey, araştırma stratejisi, veri toplama tekniği, analiz türü ve araştırma türü kategorileri altında içerik analizi yapılmıştır. Araştırma bulgularına göre 21 yılda sırasıyla Hacettepe Üniversitesi'nde 41, Ankara Üniversitesi'nde 30, İstanbul Üniversitesi'nde 24, Marmara Üniversitesi'nde 15 doktora tezi üretilmiştir. Doktora tezlerinde, üzerinde en sık araştırma yapılan konunun "kütüphane ve bilgi bilim hizmet faaliyetleri üzerine araştırma" (%27,27), en sık kullanılan yaygınlaştırmaya bakışın "süreç veya hizmet geliştiricisinin bakış açısı" (%33,88) olduğu saptanmıştır. Bununla birlikte, doktora tezlerinde en sık "organizasyonel" (%39,66) sosyal düzeyin, araştırma stratejisi olarak da "anket" stratejisinin (%45,45) en sık kullanıldığı saptanmıştır. Veri toplama kategorisinde ise en sık kullanılan teknik "anket ile görüşmedir" (%54,55). Araştırma türü kategorisinde "nicel analizin" (%44,63), araştırma türü kategorisinde ise "tanımlayıcı (tarihi dahil) araştırmanın" (%69,42) en sık kullanıldığı saptanmıştır. Bu araştırma, Bilgi ve Belge Yönetimi bölümlerinde tamamlanan doktora tezlerindeki araştırma konusu, yaygınlaştırmaya bakış, sosyal düzey, araştırma stratejisi, veri toplama tekniği, analiz türü ve araştırma türü gibi alanlardaki eğilimleri ayrıntılı bir şekilde ortaya çıkartarak, gelecekteki araştırmaların planlanması için rehberlik edebilir.
Üniversite kütüphanelerinin sıralanması ve Türkiye için bir rehber önerisi
Üniversite kütüphanelerinin sıralanması konusunda bilinen, aktif ve güncel bir sistem bulunmamaktadır. Bu çalışma çerçevesinde üniversite kütüphane sıralamaları için detaylı araştırma yapılması, üniversite kütüphanelerinin sıralanması konusundaki görüş ve önerilerin derlenmesi, analiz edilmesi ve konunun önemine katkı sunulmasını sağlamak üzere üniversite kütüphaneleri konusunda en az 10 yıl deneyime sahip kütüphaneciler ile görüşülmesi, üniversite kütüphanelerinin sıralanması için kullanılacak temel ölçütlerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Türkiye'deki üniversite kütüphanelerinin sıralanması için bir rehber oluşturulması da araştırmanın somut ve nihai hedefi olmuştur. Araştırmanın öncelikli kapsamını, Türkiye'de Yükseköğretim Kuruluna bağlı üniversite kütüphaneleri oluşturmaktadır. Ayrıca, üniversite kütüphanelerinin sıralanması için değerli bilgiye sahip olduğu düşünülen Asya, Avrupa, Amerika, Avustralya kıtalarındaki tecrübelerden de yararlanılmıştır. Bu çerçevede 6 farklı ülkenin deneyimlerinden yararlanmak üzere 13 kütüphane çalışanının görüşüne başvurulmuştur. Çalışmada betimleme yöntemi ve anket, görüşme, içerik analiz teknikleri kullanılmıştır. Konuya ilişkin kavram, olay ve koşullar arasındaki ilişkileri dikkate alarak açıklamayı hedefleyen betimleme yöntemi kullanılmıştır. Ayrıca geneli temsil edebileceği düşünülen kütüphanecilerin önceden belirlenen amaçlı örnekleme yöntemi ile görüşleri alınmıştır. Çalışmada elde edilen sonuçlara göre kütüphaneler arasında olumlu bir rekabet oluşturabilecek, kütüphanelerin gelişime açık alanları tespit edebilecek, görünürlüğünü artıracak, değişime katkı sunacak, kütüphane ile üniversite yönetimi arasında iletişimi güçlendirecek, kütüphaneler hakkında nitelikli veri toplanması, analiz edilmesi ve paylaşılmasına katkı sağlayacak önemli bir araştırma ortaya çıkmıştır. Çalışma sonucunda Türkiye'de üniversite kütüphanelerinin sıralanması için bir rehber oluşturulmuştur. Bu rehber, başta Türkiye'deki üniversite kütüphaneleri olmak üzere birçok ülkede uygulanabilecek niteliktedir. Rehberin kütüphanelere, kütüphanecilere, kullanıcılara, araştırmacılara ve bu alana ilgili duyan herkese önemli katkısı olacaktır. Ayrıca, bu alanda yapılacak bundan sonraki çalışmalara da temel oluşturacaktır.
Halk kütüphanelerinde hizmet kalitesinin LibQUAL+® modeliyle değerlendirilmesi: Kocaeli İl Halk Kütüphanesi örneği
Bildiri, kütüphane çalışmaları alanında şimdiye kadar türünün en ünlü değerlendirme sistemi olan LibQUAL +TM'ye referansla Kocaeli halk kütüphaneleri için bir hizmet kalitesi değerlendirme indeks sistemi oluşturmayı amaçlamaktadır. Hem nitel hem de nicel analizi kapsayan Bulanık Analitik Hiyerarşi Süreci (FAHP), halk kütüphanesi hizmetinin kalitesini kapsamlı bir şekilde değerlendirmek için kullanılır. Sistem ve değerlendirme modelleri, halk kütüphanesi hizmet kalitesinin anlaşılmasını ve iyileştirilmesini teşvik etmek için dahil edilmiştir.
Yükseköğretimde açık ve uzaktan eğitim fakültesi öğrencilerine yönelik kütüphane hizmetleri
Araştırmanın merkezi konumunda olan üniversite kütüphaneleri, kullanıcısı olan herkese hizmet vermekle yükümlü kurumlardır. En geniş kullanıcı kitlesi öğrenciler olan üniversite kütüphaneleri, eğitimde fırsat eşitliğini sağlamak amacıyla da kritik bir rol oynamaktadır. Eğitimde fırsat eşitliğini sağlayabilmek için sadece örgün eğitim öğrencilerine değil açık ve uzaktan eğitim öğrencilerine de hizmetler sunması beklenmektedir. Bu nedenle çalışmada, açık ve uzaktan eğitim öğrencilerinin bilgi gereksinimlerini karşılarken kütüphaneden yararlanıp yararlanmadıkları ve kendilerine sunulan hizmetlere yönelik farkındalık saptamaları yapılmıştır. Aynı zamanda kütüphanelerin bu gruba yönelik hizmetler geliştirip geliştirmediği ve bu öğrencilere yönelik kütüphane hizmetleri konusunda farkındalık kazandırma çalışmaları yapıp yapmadığı irdelenmiştir. Bu çerçevede söz konusu kullanıcıların deneyimlerini içeren veriler anket uygulamasıyla derlenmiş ve analiz edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre öğrencilerin sunulan kütüphane hizmetleri konusunda farkındalıklarının düşük olduğu görülmüştür. Kütüphanelerin de bu öğrenci grubuna yönelik çalışmalar yapması gerektiği ortaya konulmuştur. Çalışma, açık ve uzaktan eğitim öğrencileriyle söz konusu üniversite kütüphanelerinin eksikliklerini ortaya koymakla birlikte kütüphanelerin bu alandaki rolünü güçlendirmeye yönelik öneriler de sunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Açık ve Uzaktan Eğitim, Açıköğretim, Kütüphane Hizmetleri, Uzaktan Kütüphane Hizmetleri
Sosyal, sanat ve beşerî bilimler alanında dizinlenen türkiye adresli dergilerin karşılaştırmalı bibliyometrik analizi
Bilimsel çalışmaların bibliyometrik analizler ile ölçülmesi, izlenmesi ve değerlendirilmesi; yazarın, derginin veya yayınevinin karar verme süreçlerinde ve stratejik planlarının oluşturulmasında belirleyici bir role sahiptir. Bilimsel çalışmaları indeksleyen Web of Science, Scopus gibi veritabanları dergilerin bilim dünyasında kabul görmesi ve saygın bir kaynak olarak kabul edilmesi açısından önemlidir. Bu bağlamda çalışmayla Web of Science, Scopus ve Google Scholar veritabanlarında indekslenen Türkiye adresli; sosyal, sanat ve beşerî bilimler alanlarındaki dergiler incelenerek, saygın indekslerle birlikte herkesin rahatça erişim sağlayabildiği çok disiplinli indeksler arasındaki farklılıklar ortaya koyulacaktır. Çalışmayla söz konusu dergilerin ilgili indekslerdeki genel görüntüsünün tanımlayıcı ve değerlendirici bibliyometrik analizler ile elde edilmesi ve indeksler arası farklılıkların karşılaştırmalı olarak ortaya koyulması amaçlanmaktadır. Bu bağlamda bibliyometrik analizlerin yapılabilmesi için söz konusu veritabanlarından elde edilen yayın ve atıf verilerine, ortak atıf ve ortak yazar analizi teknikleri uygulanmıştır. Elde edilen bulgular görselleştirilerek yayınlar, yazarlar ve ülkeler arasındaki bağlantılar ortaya koyulmuştur. Çalışmanın verileri analiz edilirken veritabanlarının yayın indekslemede birbirleriyle tutarlı olmadığı, dergi seçim kriterlerinin farklı olmasından kaynaklı olarak yıllara göre indeksleme farklılıklarının bulunduğu, akademik yayınların bilimsel etkisine ilişkin daha eksiksiz bir resim elde edebilmek için tüm alternatif araçların birlikte kullanılması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi Twitter hesabı verilerine yönelik içerik analizi ve sosyal ağ analizi çalışması
Her alanda olduğu gibi bilgi bilimi ve kütüphanecilik alanında da ağ yapılarının günden güne daha karmaşık bir hal alması bu yapıların analiz edilmesine olan ihtiyacı artırmaktadır. Kütüphanelere sosyal medya yönetimi planlaması yaparken dikkat edilmesi gereken noktalarda öneriler geliştirmek amacıyla yapılan bu çalışma kapsamında Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi (CMK) resmi Twitter hesabı olan "@cb_kutuphane" etkileşim adı üzerinden içerik analizi ve sosyal ağ analizi yapılmıştır. Çalışmada içerik analizi yapılırken Twitter üzerinden geriye dönük verilerin çekilmesi için mevcut bir Twitter hesabının olması gerektiği için Twitter hesabı açılmıştır. Açılan hesap üzerinden geliştirici hesap talebinde bulunularak çalışmanın kapsam ve detayları ile başvuru yapılmıştır. Bu sayede çalışmada yapılacak betimsel değerlendirmeler ve içerik analizi basamağı için @cb_kutuphane hesabı üzerinden paylaşılmış olan 1632 adet tweet çalışma verisi olarak çekilmiştir. İkinci aşamada ise veriler Twitter üzerinden NodeXL programı yardımı ile elde edilen CMK resmi Twitter hesabı etkileşimleridir. Toplamda 19363 olan "@cb_kutuphane" adresi etkileşimleri 2022 yılının Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül, Ekim ve Kasım ayları olmak üzere altı ay ile sınırlandırılmıştır. Çalışmada incelenen CMK resmi Twitter hesabının profesyonel bir şekilde ve belirli bir politika uyarınca yönetildiği saptanmıştır. Her geçen gün takipçi ile etkileşim sayısını arttıran açık ve erişilebilir profillere sahip olan CMK'ye ait sosyal medya hesaplarının, sunulan hizmetlere paralel olan ve istikrarlı bir şekilde yapılan paylaşımlarının diğer kütüphaneler için örnek teşkil edebileceği görülmüştür.
Pandemi döneminde kütüphanecilerin zaman algısı ile tükenmişlik düzeyleri arasındaki ilişki: Halk kütüphaneleri örneği
Bu çalışmanın amacı, Covid-19 pandemisi nedeniyle dünya genelinde meydana gelen kapanmalarla birlikte değişen çalışma koşullarını ülkemiz genelinde kütüphane personellerinin çalışma şekilleri ve durumları özelinde ele alarak; pandemi döneminde halk kütüphanelerinde görev yapan kütüphanecilerin zaman algıları ve tükenmişlik düzeyleri arasındaki ilişkiyi bazı demografik değişkenler açısından incelemektir. Kütüphanecilerin zaman algıları ile tükenmişlik düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki varlığının ölçülmesi planlanmıştır. Bu çalışma pandemi döneminde kütüphanecilerin zaman algıları ile tükenmişlik düzeyleri arasındaki ilişkiyi ölçmektir. Çalışmanın kapsamını halk kütüphanelerinde görev alan kütüphaneciler oluşturmaktadır. Çalışmada araştırma modeli olarak nicel araştırma yöntemlerinden biri olan tarama modeli ve veri toplama tekniği olarak anketler ve ölçekler kullanılmıştır. Kütüphanecilerin zaman algıları ve tükenmişlik düzeyleri arasındaki ilişkiyi değerlendirebilmek adına Kişisel Bilgi Formu, zaman algısını değerlendirebilmek adına Zimbardo Zaman Algısı Envanteri ve tükenmişlik düzeylerinin belirlenmesi adına Maslach Tükenmişlik Ölçeği veri toplama araçları olarak kullanılmıştır.
Üniversite kütüphanelerinde bilgi güvenliği yönetimi ve bir rehber önerisi
Bilgi merkezleri arasında özgünlükleriyle öne çıkan üniversite kütüphaneleri, bünyelerindeki bilgi varlıklarında kurumsal ve kişisel birçok veri ve bilgiyi barındırmaktadır. Bu nedenle üniversite kütüphanelerinde bilgi varlıklarının güvenliği önemli bir konudur. Bu itibarla araştırmanın amacı, üniversite kütüphanelerinde bilgi güvenliği yönetimi konusunda mevcut durumu ve olası tehditleri incelemek, uygun önlemler ve politikalar önermek ve bu yönetimin iyileştirilmesi için çözüm önerileri sunmaktır. Araştırmada, nicel araştırma modeli olan tarama yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın evreni Türkiye'de faaliyet gösteren üniversite kütüphanelerinde görev yapan personeldir. Amaçlı örnekleme yöntemi ile bu evren içerisinde belirlenen örnekleme anket uygulaması gerçekleştirilmiştir. Katılımcılardan elde edilen verilere göre, Türkiye'de üniversite kütüphanelerinde teknolojik ve kurumsal bilgi güvenliği önlemlerinin çoğunun "iyi" düzeyde uygulandığına ilişkin katılımcı görüşlerinin yüksek oranlarda olduğu görülmüştür. Fakat bu önlemlerin "hiç uygulanmadığını" veya "kötü" ve "orta" düzeylerde uygulandığını belirten katılımcı görüşlerinin oranlarının da kayda değer düzeylerde olduğu belirlenmiştir. Bu nedenle, üniversite kütüphanelerinde daha etkili ve standart bir bilgi güvenliği yönetim sisteminin oluşturulmasına katkı sağlaması amacıyla çalışma sonunda bir "Bilgi Güvenliği Yönetim Sistemi Rehberi" önerisi sunulmuştur.
Türkiye'de il halk kütüphanelerinde sürdürülebilirlik olgusu ve kurumsal sürdürülebilirlik izleği önerisi
Kütüphane türleri arasında, hizmet verdiği kullanıcı kitlesinin genişliği ve hizmet çeşitlilikleri kadar yenilikçi uygulamalara öncülük eden kimliği ile de ön plana çıkan halk kütüphaneleri, diğer unsurların yanı sıra, sürdürülebilirlik bağlamında da ilk elde ele alınması gereken kütüphane türüdür. Kütüphanecilik dünyası ile sürdürülebilirlik arasındaki bağlantının son dönemde literatürde kendine yer bulmaya başlaması, sürdürülebilirlik konusunun kütüphaneler için önemini vurgulama sorumluluğunu doğurmuştur. Bu bağlamda özellikle halk kütüphaneleri için sürdürülebilirlik ölçütleri belirlenerek bu konuda kurumsal rehberlik yapacak Türkçe literatürün henüz olmaması, konunun ve bu çalışmanın önemini artırmaktadır. Çalışmanın nihai amacı Türkiye'deki il halk kütüphanelerinin kurumsal sürdürülebilirlik açısından sahip oldukları yapısal unsurlar bağlamında (bina, personel, kullanıcı, bütçe, derme, yönetici yaklaşımı, uygulamalar ve hizmetler) ne durumda olduklarını tespit edip, elde edilen veriler ışığında halk kütüphanelerinde kurumsal sürdürülebilirlik için bir izlek geliştirmektir. Buna göre araştırmanın kapsamı, araştırmanın sonuçlarının tüm Türkiye'deki durumu yansıtabilmesi için 81 il halk kütüphanesi olarak belirlenmiştir. Araştırmanın amacı doğrultusunda betimleme yöntemi, anket ve yarı yapılandırılmış görüşme teknikleri kullanılmıştır. Öncelikle Türkiye'deki il halk kütüphaneleri yöneticilerine uygulanan anket formu sonucunda elde edilen veriler kapsamında anketi yanıtlayan kütüphaneler arasından basit rastgele örnekleme yöntemi ile yedi coğrafi bölgeden seçilen kütüphane yöneticileri ile görüşmeler yapılmıştır. Çalışmada elde edilen sonuçlara göre literatürde henüz çok yeni bir kavram olan "sürdürülebilirlik" kavramına ilişkin il halk kütüphanesi yöneticileri, personeli ve kullanıcıları tarafından farkındalık ve bilgi eksikliği söz konusudur. Bu eksikliğin giderilmesinde yol gösterici olması amacıyla Türkiye'de il halk kütüphanelerinin kurumsal sürdürülebilirliği sağlayabilmek için sahip olması gereken temel özellikleri içeren bir izlek oluşturulmuştur. Bu izlek, başta il halk kütüphaneleri olmak üzere diğer kütüphane türleri için de bir örnek niteliğindedir. Söz konusu izleğin kütüphanelere, kütüphanelerin tüm paydaşlarına, bilgibilim alan yazınına önemli katkısı olacaktır. Ayrıca bu çalışma ve sonucunda ortaya çıkan izlek bu alanda yapılacak sonraki çalışmalar için de temel oluşturacağı düşünülmektedir.
Üniversite kütüphanelerinde e-kaynak kütüphanecilerinin yetkinlik algıları
Kütüphanecilik mesleğinin evrimi ve teknolojik değişimlerle birlikte, e-kaynak kütüphaneciliği alanında uzmanlaşmanın önemi giderek artmaktadır. E-kaynak kütüphanecileri, çeşitli elektronik kaynakları yönetme, erişim sağlama, lisanslama ve kullanıcıların ihtiyaçlarına uygun hale getirme konularında uzmanlaşmış profesyonellerdir. Bu uzmanlık, kullanıcıların bilgiye erişimini kolaylaştırmak için e-kaynakları etkin bir şekilde yönetmeyi gerektirmektedir. Kütüphanecilik mesleğinde belirli bir alanda uzmanlaşma, e-kaynak kütüphanecilerinin rolü, yetkinlikler ve önemi üzerinde durulmaktadır. E-kaynak kütüphanecilerinin sahip olması gereken; teknik beceriler, kişisel beceriler ve e-kaynakları etkili bir şekilde yönetme becerisi dahil olmak üzere temel yetkinlikler tartışılmaktadır. E-kaynak yönetimi ve e-kaynakların yaşam döngüsü gibi daha geniş sorumlulukları da içeren bir alanda uzmanlaşma gerektiği ifade edilmektedir. Yeni teknolojileri takip etmenin ve mesleki gelişmelerden haberdar olmanın önemini vurgulanmaktadır. Bu çalışma kapsamına Türkiye'de 129'u devlet, 75'i vakıf ve 4'ü vakıf yüksekokulu olmak üzere toplamda 208 adet yükseköğretim kuruluşunda e-kaynak kütüphanecisi olarak çalışan birim sorumluları dahil edilmiştir. Türkiye'de e-kaynak kütüphaneciliği alanında herhangi bir standardizasyon veya değerlendirme girişimi bulunmaktadır. Üniversite kütüphanelerinde çalışan e-kaynak kütüphanecilerinin yetkinlik algı düzeylerinin değerlendirilmesi, mesleki eğitim programlarına katkı sağlaması ve çözüm önerileri sunması bakımından önem taşıdığı düşünülmektedir. Bu çalışma ile Türkiye'deki üniversite kütüphanelerindeki e-kaynak kütüphanecilerinin rolünü ve önemini daha iyi anlamak, temel yetkinlikler konusunda farkındalık yaratmak, mevcut durumu değerlendirmek, geliştirme önerileri sunmak, elde edilen bulgular ile üniversite kütüphanelerinin e-kaynak hizmetlerini iyileştirmek ve kullanıcıların bilgi erişimine daha etkili bir şekilde katkıda bulunmak amaçlanmıştır. Sonuç olarak, e-kaynak kütüphanecilerinin yetkinlik seviyeleri, kütüphane kaynaklarının etkin bir biçimde kullanılması, kamu kaynaklarının gereksiz harcanmaması, kullanıcı memnuniyeti sağlanması ve personel gücünün verimli kullanılmasında etkili olmaktadır.
Kütüphane danışma sorularının makine öğrenmesi yaklaşımıyla yanıtlanması: Akademik veri tabanları üzerine bir çalışma
Dünya genelinde bütün sorunların çözümü için kullanışlı tek bir makine öğrenmesi algoritmasının bulunmaması ve birçok bilim alanının çeşitli makine öğrenmesi algoritmalarını besleyerek alana özgü uygulamalarında bu algoritmaları tercih ediyor olması, Kütüphanecilik ve Bilgi Bilimi disiplininde gerçekleştirilen makine öğrenmesi projelerinde kullanışlı algoritmaların neler olduğunu merak konusu haline getirmiştir. Bu doğrultuda çalışmada, bilgi keşfi sürecinde herhangi bir konudaki bilgi kaynağı gereksinimini betimleyen doğal dil sorularının, makine öğrenmesi yaklaşımıyla yanıtlanmasını sağlamak için geliştirilen modelin ve uygun algoritmaların belirlenmesi hedeflenmiştir. Akademik veri tabanlarından elde edilen özniteliklerin oluşturduğu eğitim veri seti, çeşitli veri madenciliği işlemlerinden geçirilerek makinenin öğrenebileceği formata dönüştürülmüştür. Ardından kütüphane danışma birimlerine yöneltilmesi muhtemel, bir konu hakkında bilgi kaynağı gereksinimini betimleyen, doğal dil soruları taklit edilerek 7300 sorudan oluşan test veri seti hazırlanmıştır. Metin madenciliği ve doğal dil işleme teknikleriyle işlem süzgecinden geçirilen test veri setiyle modelin sınanması istenmiştir. Veri matrislerine uygun olan Destek Vektör Makinesi, Olasılıksal Sinir Ağı, K-En Yakın Komşu, Naive Bayes, Bulanık Mantık, Karar Ağacı ve Derin Öğrenme (DL4J) algoritmaları hem varsayılan ve hem de iyileştirilmiş hiper parametre ayarlarıyla test edilmiştir. En kullanışlı algoritma olduğu saptanan Destek Vektör Makinesinden %92,7 oranında başarım yüzdesi elde edilmiştir. Buna alternatif algoritmalar ise Derin Öğrenme (%72,3) ve Olasılıksal Sinir Ağı (%70,5) olarak belirlenmiştir.
Web of Science veri tabanında bilgi okuryazarlığı konulu yayınların bibliyometrik analizi
Bu çalışmanın amacı, Web of Science (WoS) veri tabanında dizinlenen "bilgi okuryazarlığı" konusunda yayımlanmış makalelerin bibliyometrik analizini yaparak, konunun bilgi yönetimi disiplinindeki yerini ortaya koymaktır. Nihai hedef, konuyla ilgili yapılacak sonraki çalışmalara yol gösterici sonuçlar ortaya koymaktır. Bu kapsamda bilgi okuryazarlığı terimi ile ilişkili olan "bilgisayar okuryazarlığı", "dijital okuryazarlık", "medya okuryazarlığı", "sağlık okuryazarlığı", "bilimsel okuryazarlık", "bilgi becerileri" ve "yaşam boyu öğrenme" konulu makaleler bibliyometrik analiz yöntemiyle incelenmiş ve çeşitli unsurlarıyla tablolar ve haritalama tekniği kullanarak yorumlanmıştır. Bu çalışmada bilgi okuryazarlığı ve diğer okuryazarlık türleri ile ilgili WoS veri tabanında dizinlenmiş olan makaleler bibliyometrik analiz yöntemi ve haritalama tekniği kullanılarak değerlendirilmiştir. WoS veri tabanında bilgi okuryazarlığı konulu 4623; bilgisayar okuryazarlığı konulu 92; dijital okuryazarlık konulu 1973; medya okuryazarlığı konulu 1880; sağlık okuryazarlığı konulu 1781; bilimsel okuryazarlık konulu 312; bilgi becerileri konulu 93 ve yaşam boyu öğrenme konulu 944 çalışma tespit edilmiştir. Bu çalışmada; makalelerin yayın tarihlerine, ülkelerine, kurumlarına, dergilerine ve yazarlarına göre tablolar, eş oluşum haritaları ve atıf haritaları sunulmuştur. Bulgular incelendiğinde bilgi okuryazarlığı konulu çalışmalarda atıf sayısına göre en etkili yazar Annemaree Lloyd, en etkili çalışma "Making sense of credibility on the web: Models for evaluating online information and recommendations for future research", en etkili dergi "Journal of Academic Librarianship", en etkili kurum University of Granada, en etkili ülke olarak Amerika Birleşik Devletleri belirlenmiştir. Bilgi ve Belge Yönetimi alanına katkı sağlaması adına WoS'ta dizinlenen Türkiye adresli çalışmaların arttırılması önerilmektedir. Bu tezde farklı türlerdeki okuryazarlıkların bir arada bibliyometrik analiz türünde incelenmiş olmasının literatüre katkı sağlaması hedeflenmektedir.
Yerel bilimsel dergilerin uluslararasılığının ölçülmesi
Uluslararası bilimsel dergilerde yayın yapmak günümüzde araştırmacılar için akademik yükselme kriterlerini karşılama, araştırma teşvik ödemeleri alma, bilimsel araştırma projeleri için fon bulma gibi pek çok konuda önemli bir ölçüt olarak görülmektedir. Önemli dokümanlarda ve politikalarda yeri olan uluslararası dergilerde yayın yapma olgusunda kastedilen "uluslararası derginin" tanımında belirsizlikler bulunmaktadır. Kavramın kullanımı daha çok Web of Science (WoS) ve Scopus gibi bazı ticari atıf indekslerinde yer alma olarak algılanmaktadır. Uluslararası dergi/yerel dergi kavramındaki belirsizliğin giderilebilmesi için dergilerin detaylı analizi gerekmektedir. Analiz için atıf dizinlerinde de yer alan Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) dergileri seçilmiştir. Çalışmanın amacı, dergilerin uluslararasılıklarını; yazar-ülke bağlantıları, aldıkları atıflar ve editör kurullarının yapısı üzerinden değerlendirmektir. Değerlendirme kriteri olarak Index of National Orientation (Ulusal Yönelim İndeksi- INO) ölçevi kullanılmıştır. INO, bir dergide yayın yapmış yazarların coğrafi dağılımında en fazla temsil edilen ülkenin yüzdelik ölçüsüdür. Çalışmada doğa bilimleri (9), tıp (1) ve mühendislik (1) konu alanlarında toplam 11 derginin 2020-2022 yılları içerisinde yayınladığı araştırma makaleleri (n=2408) ile dergilerin 2023 yılında aldığı atıfların ülke bağlantıları (n=1732) çeşitli bibliyometrik tekniklerle analiz edilmiştir. Çalışma sonucunda dergilerdeki yayınların %71,13'ü ile dergilerin aldığı atıfların %38,86'sının Türkiye'de yer alan kurumlardaki yazarlar tarafından yapıldığı tespit edilmiştir. 5 Yıllık Etki Faktörü ile dergilere yapılan atıfların uluslararasılık ölçüsü olarak belirlenen INO-C değeri arasında orta düzeyde negatif kolerasyon bulunmasına rağmen bu ilişki anlamlı değildir (r = -,528 p =,095 r2 = 0,278). Bu sonuca göre Etki Faktörü ile dergilerin atıflarının uluslararasılığı arasında anlamlı bir ilişkinin olmadığı ve Etki Faktörünün bir derginin atıflarının uluslararasılığını yansıtmakta yetersiz olduğu söylenebilir.
Akademisyenlerin bilimsel etik ve intihal tespit yazılımlarıyla ilgili algıları: Aksaray Üniversitesi örneği
Çalışmada bilimsel araştırma, akademik etik, intihal ve kütüphanelerin intihalin önlenmesiyle ilgili yapabilecekleriyle ilgili bilgiler verilmiş olup çalışmanın amacı; "Aksaray Üniversitesinde görevli olan akademisyenlerin bilimsel araştırma süreçlerindeki etik ve intihal ile ilgili bilgi ve algı düzeylerini belirlemek, intihal tespit yazılımlarını kullanma amaçları ve becerileri ile bu yazılımların intihali engellemedeki rolüne ilişkin değerlendirmelerini ortaya koymaktır" şeklinde belirlenmiştir. Bu amaç doğrultusunda Aksaray Üniversitesinde görevli 309 akademisyenden akademik etik, intihal, intihalin nedenleri, intihalin engellenmesi, intihal tespit yazılımlarının kullanımı, amaçları vb. ile ilgili birçok veri elde edilmiştir. Verilerin analiz edilmesiyle elde edilen sonuçlara göre akademisyenlerin akademik etik, intihal ve intihal tespit yazılımlarıyla ilgili genel bilgi ve algılarının yüksek olduğu ancak bilgi eksiklikleri ve yanlış bilinen bilgilerin de olduğu görülmüştür. Ayrıca intihal tespit yazılımlarının da yoğun olarak kullanıldığı tespit edilmiştir. En çok kullanılan intihal tespit yazılımlarının Turnitin ve iThenticate olduğu görülürken, akademisyenlerin bu yazılımların kullanımının intihalin engellenmesinde etkili olduğunu düşündükleri sonucuna ulaşılmıştır. Çalışmanın son aşamasında ise intihalin engellenmesi için kütüphaneler tarafından intihal eğitimlerini planlama ve duyurma, akademik etik ve intihal politikası oluşturma, intihal tespit yazılımlarına abonelik konusunda daha aktif olma, bilgi okuryazarlığı eğitimlerine intihal ve alıntı stillerini ekleme vb. birçok konuda öneriler sunulmuştur.
Çankırı Karatekin Üniversitesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü öğrencilerinin haber kaynağı olarak sosyal medya kullanımı ve haber okuryazarlığı farkındalığı
Günümüzde temel iletişim araçlarından biri haline gelen sosyal medya, bilginin hızlı ve kolay bir şekilde yayılmasına olanak tanıyarak özellikle genç nesil için temel haber kaynaklarından biri haline gelmiştir. Bu avantajının yanı sıra kontrolsüz bilgi paylaşımını da sağlayan bu platformlar, sahte haberlerin hızla yayılmasına zemin hazırlamaktadır. Sahte haberle mücadele etmek ve farkındalık kazandırma adına bireylerin sahip olması gereken beceriler haber okuryazarlığı kavramıyla ifade edilmektedir. Çalışmanın amacı Çankırı Karatekin Üniversitesi Bilgi ve Belge Yönetimi (ÇAKÜ BBY) bölümü lisans ve lisansüstü öğrencilerinin sosyal medyayı haber kaynağı olarak kullanma tutumlarını incelemek ve haber okuryazarlığı eğitiminin gerekliliğini, bu eğitim kapsamında sosyal medyanın haber kaynağı olarak ele alınmasının önemini ortaya koymaktır. Nihai hedef sahte haber ve bilgi kirliliği ile mücadele eden bilgi profesyonellerinin yetiştirilmesine katkı sağlamak amacıyla BBY eğitim programlarında sosyal medya ve haber okuryazarlığı konusuna daha fazla yer verilmesi gerektiğini ortaya koymaktır. Çalışma kapsamında sosyal medya ve haber okuryazarlığına yönelik teorik bilgilerin verilmesinde belgesel tarama yönetiminden, verilerin elde edilmesinde anket tekniğinden, verilerin değerlendirilmesinde ise betimleme yönteminden yararlanılmıştır. 113 lisans 41 lisansüstü olmak üzere 154 öğrenciden elde edilen veriler SPSS programı kullanılarak araştırmanın amaçları doğrultusunda analiz edilmiştir. Çalışmanın sonucunda lisans ve lisansüstü öğrencilerin sosyal medya kullanımı ve haber okuryazarlığı konusundaki benzerlik ve farklılıklar ortaya konmuştur. Bulgular her grubun sosyal medyayı yoğun şekilde kullandığını, sosyal medyada yayılan sahte haberler konusunda zorluk yaşadığını ve haber okuryazarlığı eğitiminin gerekliliğine vurgu yaptığını göstermektedir. Çalışmanın sonunda sosyal medyanın haber kaynağı olarak daha etkin kullanılması ve haber okuryazarlığı eğitimleri ile ilgili çeşitli öneriler sunulmuştur. Özellikle BBY eğitim müfredatında bu konulara daha fazla yer verilmesi gerektiği önerilmektedir.
Üniversite kütüphanelerinde sosyal medya araçlarının kullanımı: Marmara Üniversitesi örneği
Teknolojinin hızlı gelişimi kütüphane ve kütüphanecilik mesleğini de etkilemiştir. Teknolojinin içine doğan ve şimdinin üniversite öğrencilerini oluşturan Z kuşağı, teknolojinin tüm ürün ve hizmetlerini hayatlarının her alanında aktif bir şekilde kullanmaktadır. Araştırmanın amacı, üniversite öğrencilerinin sosyal medya üzerinde zaman geçirmelerine sebep olan motivasyon algılarının neler olduğunun belirlenmesidir. Araştırma evreni, 2023-2024 eğitim döneminde öğrenim gören Marmara Üniversitesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü lisans grubu öğrencilerinden oluşmaktadır. Araştırmada kullanılan ölçek, öğrencilerin internet kullanım motivasyonlarını saptamak amacıyla Balcı ve Ayhan tarafından 2007 yılında hazırlanmıştır. Ancak gençlerin internetin bir parçası olan sosyal ağlarda daha fazla zaman harcamasına yönelik olarak mevcut ölçek 2018 yılında İçirgin tarafından geçerliliği ve güvenirliliği yapılarak güncellenmiştir. İçirgin (2018); bu çalışmasında "internet" kavramını "sosyal medya" kavramı ile değiştirmiştir. Dolayısıyla çalışma kapsamında 2018 yılında geçerliliği ve güvenirliği İçirgin tarafından yapılmış olan "Üniversite öğrencilerinin sosyal medya kullanım alışkanlıkları ve motivasyonları" ölçeği kullanılmıştır. Araştırma, nicel araştırma yöntemi olan genel tarama modeli ve ilişkisel tarama modeli kullanılarak hazırlanmıştır. Araştırmada veri toplama yöntemi olarak elektronik ve basılı olmak üzere iki teknik kullanılmıştır. Veriler, SSPS programıyla analiz edilmiştir.
İstanbul'daki halk kütüphaneleri hakkında kullanıcı geri bildirimleri: Google Haritalar incelemelerinin içerik analizi
Bu çalışma, Google Haritalar platformundaki İstanbul'da hizmet veren halk kütüphaneleri hakkında kullanıcı geri bildirimlerini analiz ederek, halk kütüphanelerinin hizmet kalitesini ve kullanıcı memnuniyetini artırmaya yönelik potansiyel iyileştirme alanlarını keşfetmeyi amaçlamaktadır. Çalışmada nitel araştırma yönteminden faydalanılmıştır. Çalışmaya ilişkin veriler Google Haritalar uygulaması üzerinden Google API' si kullanılarak elde edilmiştir. Veri analizi için içerik analizi kullanılmıştır. Çalışmaya ait veriler genel, açık saatler, personel, tesis/olanaklar, koleksiyon, konum, ortam, teknoloji, çocuk bölümü ve kültürel programlar üst kodlarında analiz edilmiştir. Uygulama üzerinden elde edilen veri sayısı 6.444'tür. Çalışma kapsamında ilgisiz 159 veri dışlanmış olup 2023 yılına ait 1.322 veri analiz edilmiştir. Araştırma bulgularına göre İstanbul'da bulunan halk kütüphanelerinin %81,25'inin Google Haritalar hesabı mevcut olduğu saptanmıştır. Halk kütüphanesi kullanıcılarının %65,39'unun kütüphane hizmetleri hakkında olumlu, %32,48'inin ise olumsuz görüş bildirdiği anlaşılmıştır. Bununla birlikte kullanıcıların %12,30'unun ise nötr görüş bildirdiği saptanmıştır. Demografik bulgulara göre; en yüksek sıklıkta değerlendirme ve derecelendirme alan kütüphanenin Rami Kütüphanesi (f = 1393) olduğu, en düşük sıklıkta değerlendirme ve derecelendirme alan kütüphanenin ise Gaziosmanpaşa Çocuk Kütüphanesi (f = 1) olduğu gözlenmiştir. Kütüphanelerin yalnızca %14,03'ünün kütüphane kullanıcılarıyla Google Haritalar uygulaması üzerinden etkileşim içerisinde olduğu saptanmıştır. Bu araştırma, İstanbul'daki halk kütüphanelerinin hizmet kalitesini ve kullanıcı memnuniyetini artırmak için 10 ana başlık altında somut geliştirme önerileri sunmakta ve bu sayede kütüphanelerin topluma daha fazla fayda sağlamasına katkıda bulunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Google Haritalar, hizmet kalitesi, kullanıcı memnuniyeti, halk kütüphanesi, İstanbul
Akademik dergilerde yanıltıcı dizin veya ölçev kullanımı: DergiPark örneği
Bu çalışmanın amacı, Türkiye'de DergiPark platformu üzerinde yayın hayatını sürdüren bilimsel dergilerin kullandıkları yanıltıcı dizin veya ölçevleri belirlemek ve bu dergilerin yayıncılık özelliklerini keşfetmektir. Ayrıca, bu çalışma Türkiye'deki bilimsel iletişimin ve araştırma değerlendirme sistemlerinin iyileştirilmesine katkıda bulunmayı hedeflemektedir. Bu keşfedici çalışmada nitel araştırma yöntemi kullanılmış ve içerik analizi yapılmıştır. Araştırma verileri serbest metin taraması ile DergiPark web sitesi üzerinden toplanmıştır. Yanıltıcı dizin kullanan dergilerin tespit edilmesinde Jeffrey Beall'in yanıltıcı ölçevler listesi kullanılmıştır. Yanıltıcı dizin veya ölçev kullanan dergiler saptandıktan sonra bu dergilerin beyan ettiği yanıltıcı ve gerçek dizinlerde yer alıp almadığı kontrol edilmiştir. Araştırma bulguları 344 derginin 27 farklı yanıltıcı dizin kullandığını, 122 derginin ise yanıltıcı ölçev kullandığını göstermektedir. Yanıltıcı dizin veya ölçev kullanan dergilerin yaklaşık yarısı üniversiteler (n=168, %48,84) tarafından yayımlanmaktadır. Dergilerin konuları analiz edildiğinde, sosyal (%59,59) bilimlerin öne çıktığı dikkat çekmektedir. Bu konuyu temel bilimler (%11,92) ile tıp (%11,34) takip etmektedir. Yanıltıcı dizin veya ölçevler arasından en sık kullanılanı IndexCopernicus'tur (n=219, %%63,66). Bunu DRJI (%46,22), CiteFactor (%38,08), Scientific Indexing Services (%35,76) ve ESJI (%27,91) takip etmektedir. Gerçek dizin beyan eden dergi sayısı ise 237'dir. Gerçek dizinler arasından en sık kullanılanı ise TRDizin'dir (n=140, %27,45). Bunu EBSCO (n=134, %26,27), Sobiad (n=126, %24,71), Türkiye Atıf Dizini (n=35, %6,86), ProQuest (n=25, %4,90), Türk Medline (n=21, %4,12), Web of Science atıf dizinleri (n=19, %3,73) ve Scopus (n=10, %1,96) takip etmektedir. Araştırmada, 154 derginin beyanlarının aksine yanıltıcı dizinlerde yer almadığı ortaya çıkmıştır. Ayrıca, 38 derginin beyan ettikleri gerçek dizinlerde yer almadığı da tespit edilmiştir. 21 derginin önden makale gönderim ücreti ve beş derginin ise makale işlem ücreti talep ettiği saptanmıştır. Araştırma sonuçları yanıltıcı ve gerçek dizin beyanında bulanan bazı dergilerin gerçekte beyan edilen dizinlerde yer almadığını ortaya koymaktadır. Bu durum araştırmacıları yanıltabilir. Dizin kontrolü yapmayan araştırmacılar doçentlikte ve atama-yüksletmlerde yanlış beyan nedeniyle etik komisyonuna sevk edilme riskiyle karşılaşabilir. Bu çerçevede, araştırmacıların yanıltıcı dizinler hakkında bilinçlendirilmesinde yarar vardır. Ayrıca, araştırma sonuçları yanıltıcı dizin beyan eden dergilerin yarısından fazlasının gerçek dizinlerde yer aldığını göstermektedir. Bu gerçek dizinlerden uluslararası nitelikte olanlar göz ününde bulundurulduğunda, dergi yönetimlerinin dizinler konusunda bilinçlendirilmesi gerektiğini düşündürmektedir. Buna ek olarak, yanıltıcı dizinler yağmacı dergilerle anılmaktadır. Başta yayıncısı üniversite olan ve yanıltıcı dizin kullanan dergiler yağmacı olarak algılanabilir. Bu durum hem dergilerin hem de başta üniversiteler olmak üzere yayıncıların itibarını zedeleyebilir. Yanıltıcı dizinler veya ölçevler Türkiye'deki araştırma değerlendirme sistemlerinde uluslararası dizin olarak kabul edilebilmektedir. Başta doçentlik olmak üzere üniversitelerin atama ve yükseltme kriterlerinde uluslararası dizinlerin tanımlanmasında ve yanıltıcı dizinlerin dışlanmasında yarar vardır. Ayrıca, DergiPark platformunun itibarını korumak ve bilimsel iletişimi iyileştirmek amacıyla yanıltıcı dizin veya ölçev kullanan dergileri barındırma hizmetinden faydalandırmamasında yarar vardır.
Kurum ve kuruluşlarda elektronik belge yönetim sistemi risk unsurları ve eğitimi: Çankırı Karatekin Üniversitesi örneği
Bu çalışmada, Türkiye'deki kurum ve kuruluşlarda Elektronik Belge Yönetim Sisteminde (EBYS) risk yönetimi konusu irdelenmiştir. Çalışmanın temel amacı, elektronik belge yönetim sistem ve süreçlerindeki risklerin belirlenmesi, analiz edilmesi ve bunların azaltılmasına yönelik bir eğitim materyalinin geliştirilmesidir. Bu amaç doğrultusunda öncelikle literatürde yer alan kaynaklardan (rehberler, standartlar, akademik çalışmalar vb.) taslak bir eğitim materyali oluşturulmuştur. Ardından belge yönetimi alanında çalışmaları olan uzman/akademisyenlerden 8 kişi, örneklem olarak seçilen 13 kurum ve kuruluşta görev yapan EBYS temsilcileri ve EBYS yazılımı geliştiren 3 firma ile görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Yarı yapılandırılmış mülakat tekniğinin kullanıldığı bu süreçte katılımcılardan elde edilen veriler MaxQDA yazılımı aracılığı ile değerlendirilmiştir. Yapılan değerlendirmeler sonucunda risklerin yönetilmesine katkı sağlayacak bir eğitim materyali geliştirilmiştir. Bu materyal, deneysel bir model çerçevesinde Çankırı Karatekin Üniversitesinde görev yapan yazışma personeline (sekreter) uygulanmıştır. Eğitimin etkinliğinin ve başarısının ölçülmesine yönelik eğitim öncesinde ve sonrasında test uygulanmıştır. Eğitime katılanların son testteki %36,8'lik genel puan artışı istatistiksel açıdan anlamlıdır. EBYS risk unsuruna yönelik konular düzeyinde yapılan değerlendirmede de son testteki başarı puanları istatistiksel olarak anlamlıdır. Eğitim sonrası bu puan artışında demografik özellikler farklılığa neden olmamakla birlikte yalnızca hizmet süresinin anlamlı olduğu anlaşılmıştır. Geliştirilen eğitim materyalinin farklı kurumlarda uygulanabilir ve geliştirilebilir olduğu sonucuna varılmıştır.
Kültürel diplomasi bağlamında kütüphane diplomasisi ve Türkiye için bir rehber önerisi
Kütüphane diplomasisi, uluslararası ilişkiler ve kültürel etkileşim bağlamında kütüphanelerin ve bilgi merkezlerinin rolünü inceleyen, ülkemiz literatüründe henüz yeterince yer bulmamış yeni bir alandır. Yurt dışında son yıllarda yapılan sınırlı sayıda yayın, bu konunun uluslararası arenada da nispeten yeni bir ilgi alanı olduğunu göstermektedir. Bu durum, kütüphane diplomasisi konusundaki bu tez çalışmasının özgün bir katkı sunma potansiyelini artırmakta ve bu alandaki bilgi boşluğunu doldurma motivasyonu oluşturmaktadır. Bu bağlamda, tez çalışması kütüphane diplomasisinin kavramsal çerçevesini çizerek, uluslararası ilişkilerdeki potansiyelini ve uygulama alanlarını Türkiye özelinde incelemeyi amaçlamaktadır. Bu özgün çalışmada, kütüphane diplomasisi olgusunu Türkiye bağlamında anlamak ve değerlendirmek amacıyla çeşitli nitel ve nicel araştırma metodları bir arada kullanılmıştır. Konuya ilişkin kavramsal çerçeveyi ve mevcut durumu derinlemesine betimlemeyi hedefleyen betimleme yöntemi, araştırmanın temel yaklaşımını oluşturmuştur. Veri toplama sürecinde ise, Türkiye'nin yurt dışı birimlerindeki kütüphanelerden yararlanan yabancı kullanıcılara anket tekniği uygulanarak bu kütüphanelerin uluslararası algısı ve etkileşimleri hakkında bilgi edinilmiştir. Ayrıca, Türkiye'nin kütüphane diplomasisi alanındaki potansiyel aktörleri olarak tanımlanan devlet kurumu temsilcileri, sivil toplum kuruluşu (STK) üyeleri, meslek örgütü temsilcileri, özel sektör aktörleri ve alan uzmanlarından oluşan 21 kişi ile önceden belirlenmiş amaçlı örnekleme yöntemiyle derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Bu çok yönlü metodolojik yaklaşım, kütüphane diplomasisinin Türkiye için taşıdığı anlam ve potansiyellerin kapsamlı bir şekilde analiz edilmesine olanak sağlamayı amaçlamaktadır. Çalışmada elde edilen bulgular, kütüphane diplomasisinin geliştirilmesinin kütüphaneler arasında olumlu bir etkileşim ve iş birliği ortamı yaratabileceğini, kütüphanelerin uluslararası alandaki güçlü ve geliştirilebilecek yönlerini ortaya koyabileceğini, Türkiye'nin kültürel ve akademik tanıtımına katkı sağlayabileceğini, uluslararası değişim ve iş birliği süreçlerini destekleyebileceğini, kütüphaneler ile dış paydaşlar arasındaki iletişimi güçlendirebileceğini ve kütüphane diplomasisi alanında nitelikli bilgi üretimi ile paylaşımına zemin hazırlayabileceğini göstermiştir. Bu araştırma sonucunda, Türkiye'nin kütüphane diplomasisi stratejilerini hayata geçirmesine yönelik bir uygulama rehberi önerisi geliştirilmiştir. Önerilen rehberin kütüphanecilere, politika yapıcılara, uluslararası ilişkiler uzmanlarına ve bu alana ilgi duyan herkese önemli katkılar sunacağı ve gelecekteki çalışmalara da ışık tutacağı düşünülmektedir.
Türkiye'deki üniversite kütüphane web sitelerinin içerik analizi
Bu araştırma, Türkiye'deki devlet ve vakıf üniversitelerinin kütüphane web sitelerinde sunulan içerik ve hizmetleri, literatürde yer alan güncel ölçütler doğrultusunda keşfetmeyi etmeyi amaçlamaktadır. Çalışmanın kapsamını, Türkiye'deki 128 devlet ve 78 vakıf üniversitesi olmak üzere toplam 208 üniversitenin kütüphane web sitesi oluşturmaktadır. Araştırmada betimsel içerik analizi kullanılmış olup, verilerin toplanması için ulusal ve uluslararası literatürden yararlanılarak dokuz başlık altında 88 alt ölçütten oluşan kontrol listesi geliştirilmiştir. Toplanan verilere, IBM SPSS Statistics 20 programıyla Ki-kare bağımsızlık testi, normallik testi (KolmogorovSmirnov), Mann-Whitney U testi ve Spearman sıra korelasyon analizi yapılmıştır. Bulgular, devlet üniversitelerinin kütüphane web sitelerinde 24 ölçütün, vakıf üniversitelerinin kütüphane web sitelerinde ise iki ölçütün istatistiksel olarak daha sık yer aldığını göstermiştir. Ek olarak, devlet üniversitelerinin web sitelerinde, vakıf üniversitelerine göre istatistiksel olarak daha fazla ölçüte yer verildiği saptanmıştır. Öte yandan, web site içeriği, kütüphaneyle ilgili teknik hizmetler ile bilgi edinme araçları başlıklarının altında yer alan ölçütlerde üniversite türleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunamamıştır. Üniversitelerin kuruluş yılı ile üniversitelerin kütüphane web sitelerinde yer alan ölçüt sayısı arasında negatif korelasyon saptanmış olmakla birlikte, etki büyükleri ile %4,12 ile %17,47 arasında değişmiştir. Bu çalışma, kütüphane yöneticilerine ve web tasarımcılarına kullanıcı ihtiyaçlarını daha iyi karşılamaları için güncel bir ölçüt listesi sunmakta; Türkiye'deki kütüphane web sitelerinin güçlü ve zayıf yönlerini ortaya koyarak, kullanıcı deneyimini iyileştirmeye yönelik somut bulgular ve analizler sunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Kütüphanelerde web içeriği, üniversite kütüphaneleri, web siteleri, web içerik analizi
Üniversite kütüphanelerinde çalışan kütüphanecilerin mesleki profesyonellikleri ile iş memnuniyetleri arasındaki ilişki
Bu çalışmanın amacı, üniversite kütüphanecileri arasında mesleki profesyonellik ile iş memnuniyeti arasındaki ilişkiyi incelemektir. Günümüz bilgi toplumunda kütüphanecilik mesleği, sadece bilgiye erişim sağlayan değil, aynı zamanda bilgi okuryazarlığını destekleyen ve teknoloji ile bütünleşik hizmetler sunan önemli bir meslek alanı olarak öne çıkmaktadır. Bu bağlamda mesleki profesyonellik, etik ilkelere bağlılık, mesleki sorumluluk bilinci, alanda uzmanlaşma ve sürekli mesleki gelişime açıklık gibi unsurları içermektedir. İş memnuniyeti ise bireylerin işlerinden duydukları memnuniyet düzeyini ifade etmektedir. Çalışanların motivasyonu, performansı ve örgütsel bağlılığı üzerinde belirleyici bir etkiye sahiptir. Betimleme yöntemi kullanılarak gerçekleştirilen çalışmada, birincil verilerin elde edilmesinde anket yöntemi kullanılmıştır. Anket formunun hazırlanmasında, geçerliliği ve güvenilirliği kanıtlanmış ölçekler olan "Minnesota İş Memnuniyeti Ölçeği"nin (Weiss ve diğerleri, 1967), 20 maddelik kısa formundan ve Yılmaz ve Altınkurt (2014) tarafından geliştirilen "Öğretmenlerin Mesleki Profesyonelliği Ölçeği"nden yararlanılmıştır. Araştırmanın evrenini Ankara'daki devlet ve vakıf üniversiteleri kütüphanelerinde çalışan profesyonel kütüphaneciler oluşturmaktadır. Online ve yüz yüze gerçekleştirilen anket çalışması sonucunda, 140 geçerli anket formu elde edilmiştir. Verilerin analizinde, SPSS 22 programı kullanılmıştır. Çalışma kapsamında, normallik testi, keşfedici faktör analizi, "Cronbach Alpha" güvenilirlik analizi, tanımsal istatistik analizleri gerçekleştirilmiştir. Ayrıca, sosyo-demografik özelliklerle iş memnuniyeti ve mesleki profesyonellik arasındaki farklılıkları test etmek için T-Testi ve ANOVA Testi uygulanmıştır. Mesleki profesyonellik ve iş memnuniyeti arasındaki ilişkiyi belirlemek için Pearson korelasyon analizi gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda, mesleki profesyonellik ve iş memnuniyeti arasında anlamlı, pozitif yönlü bir ilişkinin varlığı ortaya konmuştur.
21. yüzyılın kütüphane tasarım ve işlevselliğine uyum: 2006 sonrası kurulan devlet üniversitelerindeki kütüphanelerin dönüşümüne kütüphaneci perspektifinden bir bakış
Bu tez Türkiye'deki devlet üniversitelerine ait kütüphanelerin 21. yüzyıl kütüphane tasarım kriterleri doğrultusunda geçirdiği mimari ve hizmet dönüşümünü kütüphaneci bakış açısıyla değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Dijitalleşme, teknolojik gelişmeler ve değişen kullanıcı beklentileri doğrultusunda üniversite kütüphaneleri yalnızca bilgiye erişim sağlanan mekânlar olmanın ötesine geçerek sosyal etkileşimi destekleyen, esnek ve kullanıcı odaklı üçüncü mekânlar olarak yeniden tanımlanma ihtiyacı duymaktadır. Araştırmada nicel yöntem benimsenmiş, veri toplama aracı olarak anket formu kullanılmıştır. Anket, 2006 yılı ve sonrasında kurulan devlet üniversitelerinin kütüphanelerinde görev yapan kütüphanecilere uygulanmıştır. Elde edilen bulgular üniversite kütüphanelerinin kullanıcı odaklı, çok işlevli ve sosyal mekânlara dönüşme sürecinde belirli bir ilerleme kaydettiğini ancak özellikle bütçe kısıtları, personel yetersizliği ve teknolojik altyapı eksiklikleri gibi sorunların bu dönüşümü önemli ölçüde sekteye uğrattığını ortaya koymuştur. Bu çalışma üniversite kütüphanelerinin dijital çağın gerekliliklerine uyum sağlayabilmesi için fiziksel, yönetsel ve teknolojik açılardan bütüncül bir yaklaşıma ihtiyaç duyulduğunu göstermektedir. Çalışmanın literatüre katkısı Türkiye'deki üniversite kütüphanelerinin güncel tasarım normlarına uyum düzeyini kütüphaneci perspektifiyle değerlendirmesi ve yeni yüzyıl tasarım kriterlerinin uygulamadaki karşılıklarını nicel verilerle analiz etmesidir. Çalışma kütüphanecilerin deneyimlerinin karar alma süreçlerinde dikkate alınması gerektiğine vurgu yaparak özgün bir değer sunmaktadır.
Çankırı'da eğitim alan Cibutili yükseköğretim öğrencilerinin dijital okuma alışkanlıkları
Bu çalışmanın amacı Çankırı'da eğitim gören Cibutili yükseköğretim öğrencilerinin dijital okuma alışkanlıklarını farklı boyutlarıyla incelemektir. Çalışmada, Cibutili yükseköğretim öğrencilerinin basılı ve dijital okuma sıklıkları, dijital ortamlarda en çok okudukları içerik türleri, hangi okuma materyallerinin ve araçlarının tercih edildiği gibi konuların ele alınması da amaçlanmıştır. Çalışma nicel verilere dayalı tarama modelinde bir araştırmadır. Çalışmanın örneklem grubunu 2023-2024 akademik yılı bahar döneminde Çankırı Karatekin Üniversitesi'nde öğrenim gören 95 Cibutili yükseköğretim öğrencisi oluşturmaktadır. Çalışmada veri toplama aracı olarak anket tekniği kullanılmıştır. 19 sorudan oluşan bir anket ile 24 maddelik Likert tipi ifadeler katılımcılara uygulanmış ve veriler SPSS istatistik programı kullanılarak analiz edilmiştir. Bulgular, öğrencilerin genel olarak düşük düzeyde dijital okuma alışkanlığı gösterdiğini ortaya koymaktadır. Öğrencilerin dijital araçlara erişimleri olmasına rağmen, çoğunluk özellikle akademik ve edebi içerik için hala basılı formatları tercih etmektedir. Öğrencilerin önemli bir kısmı ekrandan okurken konsantre olmakta güçlük çektiklerini belirtmişlerdir. Dijital formatlar çoğunlukla kısa metinler için tercih edilirken, daha uzun metinler için çoğunlukla basılı ortam tercih edilmiştir. Bu sonuçlar, dijital okumanın henüz öğrencilerin akademik yaşamlarına tam anlamıyla entegre olmadığını göstermektedir. Ayrıca bu sonuçlar, geleneksel okuma alışkanlıklarının devam ettiğinin altını çizmekte ve hedefe yönelik destek ve farkındalık stratejileri yoluyla yükseköğretim ortamlarında dijital okuma kültürünün teşvik edilmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Araştırmanın bulguları ve literatür ışığında uygulayıcılara ve araştırmacılara dönük önerilerde bulunulmuştur.
Açık erişim ve akademisyenlerin açık erişim farkındalığı: Fırat Üniversitesi örneği
Geleneksel/ticari yayıncılığa alternatif bir model olarak ortaya çıkan açık erişim yayıncılığı, bilimsel iletişimde yaşanan bir takım sorunları ortadan kaldırmak amacıyla türetilmiş ve geliştirilmiştir. Açık erişim olgusundan önce basılı dergi yayıncılığında yaşanan aşırı fiyat artışları aboneliklerin azalmasına neden olmuştur. Birçok kütüphane yaşanan bu süreçten etkilenmiş ve çok sayıda dergi aboneliğinden vazgeçmek zorunda kalmıştır. Bu durum kullanıcılarına güncel bilgi sağlamada önemli bir yere sahip olan kütüphaneleri gerekli bilgileri sağlama konusunda büyük sıkıntılara sokmuştur ve yeni arayışlara yöneltmiştir."Altın yol" ve "Yeşil yol" olarak adlandırılan modeller bu sorunların ortadan kaldırılması amacıyla geliştirilmiştir. Bu yönüyle açık erişim yayıncılığını, ticari yayıncılığa karşı başlatılmış bir hak arayışı çabası olarak değerlendirmek yanlış olmaz. Araştırmacıların büyük çoğunluğunun bilimsel iletişimde oldukça fayda sağlayan açık erişim olgusu ve yararları hakkında yeterli düzeyde bilgi sahibi olmadıkları düşünülmektedir. Bu nedenle araştırmacılar/öğretim elemanları arasında farkındalığın oluşturulması ve/veya artırılması gerekmektedir. Aksi takdirde her yıl düzenlenen açık erişim çalıştayları, diğer ilgili toplantılar ve akademilerde sistemin işlemesi için oluşturulan yazılımlar, kısacası konu ile ilgili yapılan bütün çabalar hedefine ulaşamayacak ve emekler boşa gidecektir. Çalışmada açık erişimin gelişimi, türleri ve özellikleri, yararları, açık erişim rehberleri, telif hakları, açık erişim politikaları ve mevzuatı, Türkiye'de açık erişim ve arşivlerin özellikleri, kütüphanelerin açık erişimdeki yeri ve Fırat Üniversitesi kurumsal açık arşiv (KAA) çalışmaları konuları irdelenmiştir. Çalışmanın temel amacı, dünyada ve Türkiye'de açık erişimli arşivlerin gelişimini irdelemek, öğretim elemanları arasında farkındalık saptaması yapmak, öğretim elemanlarının KAA'ların etkin kullanımı konusunda tutum ve görüşlerini ortaya çıkarmaktır. Çalışma ile, Fırat Üniversitesi'nde KAA'nın geliştirilebilmesine olanak sağlayacak alt yapı verilerinin elde edilmesi amaçlanmaktadır. Öğretim elemanlarının farkındalık düzeyini yükseltmek ve açık erişimli yayınlardan üst düzeyde yararlanmalarını sağlamak da çalışmanın dolaylı amaçları arasındadır. Aynı zamanda farkındalığı yükseltmek için ortaya konacak sonuçların diğer üniversitelerdeki KAA yöneticilerine de yol göstereceği düşünülmektedir. Öğretim elemanlarının açık erişim farkındalık düzeylerinin tespiti için anket tekniğinden yararlanılmıştır. Olgusal özellikleri yönüyle farklı türde katılımcılardan derlenen veriler SPSS (Statistical Package for the Social Sciences) yazılımı aracılığıyla analiz edilmiştir. "F.Ü. öğretim elemanlarının açık erişim farkındalık düzeyi düşüktür; F.Ü. öğretim elemanları açık erişim hakkında bilgi sahibi olduklarını düşünseler de konu ile ilgili ayrıntılı bilgi sahibi değillerdir" şeklinde oluşturulan hipotez çalışma sonucunda doğrulanmıştır. Öğretim elemanları kurumda açık erişim farkındalığının artırılmasına yönelik 'seminer verilmeli', 'bilgilendirme toplantıları yapılmalı', 'konferanslar düzenlenmeli', 'paneller düzenlenmeli', 'konu ile ilgili oryantasyon çalışmaları yapılmalı', 'kurum içi/hizmet içi eğitimler verilmeli' ve 'tanıtım toplantıları düzenlenmeli' gibi ifadelerle açık erişim ve KAA konusunda bilgilendirme faaliyetlerinin yapılmasını önermişlerdir. Öğretim elemanları açık erişim olgusu ile ilgili detaylı bilgilere sahip olmasalar da, ifadelerinde söz konusu olguya karşı açık olduklarını ve ön yargılı tutum içinde olmadıklarını ifade etmektedirler. Anahtar Kelimeler: Açık Erişim, Kurumsal Açık Arşivler, Açık Erişim Farkındalığı, Açık Erişim Kaynakları, Kişisel Arşivleme, Fırat Üniversitesi
Türkiye'de akademilerde açık erişim ve bir açık erişim modeli önerisi
Teknolojinin hızla gelişmesi elektronik kaynakları basılı kaynaklara oranla daha fazla tercih edilen tür haline dönüştürmüştür. Çoklu ortamda kullanım desteği, birden fazla kullanıcı ile aynı kaynağı kullanma imkânı ve her an her yerde kaynağa hızlı bir biçimde ulaşma gerekçeleri elektronik kaynakları her geçen gün daha cazip hale getirmiştir. Ancak ne yazık ki elektronik kaynakların maliyetinin her geçen gün artması, özellikle üniversiteler gibi araştırma-geliştirme çalışmalarının aktif olarak yürütüldüğü kurumlarda mali açıdan büyük sıkıntılara sebep olmuştur. Elektronik kaynak aboneliklerini yenileyemeyen ya da yeni abonelikler edinemeyen üniversite kütüphaneleri ne yazık ki aranan, istenen bilgiye kullanıcılarını eriştiremez hale gelmiştir. Bilgiye erişimin beklenildiği gibi olmaması bilimsel çalışmaların da sekteye uğraması anlamına gelmektedir. Üniversitelerde akademik bilgiye erişimin maliyetinin zaman içinde hissedilir oranlarda artması, açık erişim fikrinin doğmasının ve açık arşivlerin gelişmesinin nedeni olmuştur. Bilgiye ücretsiz, kotasız ve yasal bir sınırlama olmadan elektronik ortamda erişmeyi hedefleyen açık erişimin önemi ve kullanımı her geçen gün artmıştır. Açık erişim süreci, Türkiye'de üniversitelerde ve özellikle de üniversite kütüphanecilerinin öncülüğünde gelişen bir olgu olarak bilinmektedir. Günümüze kadar üniversite kütüphanelerinin girişimleri ile üniversitelerin çoğunda açık erişim sistemleri geliştirilmiş ve açık erişim temalı bilimsel toplantılar düzenlenmiştir. Ancak açık erişim sürecini daha da geliştirebilmek için gereksinim duyulan politikaların, yasal ve teknolojik alt yapının tamamlanamayışı, üniversite kütüphanelerini ve kütüphanecilerini zor durumda bırakmakta; sürecin ilerlemesinin önünde önemli bir engel olarak durmaktadır. Bu araştırmada açık erişim olgusunun gelişimi ve amaçlarına yer verildikten sonra, Türkiye'de açık erişim konusunda üniversite kütüphanelerinde yaşanan sorunlar, konuya ilişkin personelin karşılaştığı güçlükler, açık erişimden beklentiler ortaya koymakta ve sürecin yararlılıklarına yönelik saptamalar yapılmaktadır. Açık erişim olgusuna yönelik durum saptaması yapabilmek ve konuya ilişkin sorunları tespit edebilmek amacıyla anket tekniğinden yararlanmak suretiyle veri derlemesi yoluna gidilmiştir. Saptanan bulgular ve değerlendirmeler sonucunda açık erişimin daha ileri düzeyde bir sistem haline gelmesi, açık erişim alanında çalışan personelin daha verimli hizmet verebilmesi ve açık erişim ile ilgili hangi kurumların ya da birimlerin destek vererek açık erişimi hangi noktaya taşıyabilecekleri ortaya konulmuştur. Bu doğrultuda Türkiye'de akademilere bir açık erişim modeli önerisi de sunulmuştur.
Türkiye'de sesli kütüphane hizmetleri ve görme engellilerin sesli kütüphane hizmetlerine karşı tutumları
İnsanlık tarihi boyunca üretilen bilgi miktarı sürekli olarak artmaktadır. Bu bilgilere ulaşmak da giderek önem kazanmaktadır. Engelliler, engeli olmayan insanlar gibi her türlü bilgiye erişim hakkına sahiptirler. Engellilerin içinde bulundukları durum, onları bilgiye erişimden ve diğer bilgi hizmetlerinden alıkoymamalıdır. Halk kütüphaneleri yaşam boyu öğrenme ve bağımsız karar vermede etkili olduğu kadar, kültürel ve kişisel gelişimin artmasına da katkı sağlamaktadır. Kısaca bilgi dünyasına açılan bir kapıdır. Kütüphaneler bütün kullanıcıların istek ve beklentilerini karşılamalıdır. Kütüphaneler engelli gruplarına göre hizmetlerini esnetebilmelidir. Görme engellilere hizmet veren kütüphaneler kullanıcı potansiyeline uygun politikalar üretip, kullanıcıların ihtiyaçlarını karşılamalıdır. Ancak görme engelli kullanıcılar Braille, sesli ya da büyük punto basılı kaynaklara erişim konusunda sıkıntılar yaşamaktadır. Bu çalışma Türkiye'de Sesli Kütüphane Hizmetlerinin durumunu ve görme engellilerin tutumlarını incelemek amacıyla yapılmıştır. Görme engelli bireylerin tercih ettiği kütüphaneler ve bu kütüphanelerden aldıkları hizmetler incelenmiştir. Ayrıca bilgi kaynaklarına erişimde yaşadıkları sorunlar tespit edilmeye çalışılmıştır. Görme engellilere hizmet veren kütüphanelerin sağladığı olanaklar ve yaşanan sıkıntılar araştırılmıştır. Araştırma kapsamında görüşmeler ve anketlerden elde edilen veriler sonucunda değerlendirmeler yapılmıştır. Kütüphanelerin görme engelli kullanıcıların gereksinimlerini karşılayamadığı gözlemlenmiştir. Kütüphanelerde görme engellilere özel bölümler oluşturulmalıdır. Kütüphanelerde görme engellileri ilgilendiren kaynaklar hem niteliksel hem de niceliksel olarak görme engellileri tatmin edici hale getirilmelidir. Görme engelli kullanıcıların kaynak ve dokümanlara erişimlerini sadeleştirmek gerekmektedir. Sesli kütüphaneler için teknolojik yenilikler yakından takip edilmelidir. Türkiye'de görme engellilere hizmet veren kütüphane çok azdır. Kütüphanelerin azlığının yanında verilen hizmetlerde yetersizdir. Görme engellilere hizmet verecek kütüphane sayısı artırılıp, bu kütüphanelerde kendi içerisinde bir ölçü ve standart oluşturması sağlanabilir.
Balanced Scorecard'in kütüphane ve bilgi merkezlerinde uygulanabilirliği: Erzurum Teknik Üniversitesi örneği
Gün geçtikçe bilgi hizmetleri ve teknoloji de yaşanan gelişmeler kurumlar için hem yerel hem de küresel rekabet ortamı doğurmuştur. Değişimin en çok etkilediği alanlardan olan kütüphanelerde bu yarışın içinde yer almaktadır. Benzerlerinin önüne geçebilme ve tercih edilebilir olma adına ürün ve hizmetlerini geliştirmesi gerekmektedir. Bunun yolu da şüphesiz ki öz denetimden geçmektedir. Geleneksel yönetim anlayışına farklı bir bakış açısı getiren performans ölçüm modelleri kurumun başarı düzeyinin belirlenmesi ve iyileştirilmesi amacıyla ortaya çıkmıştır. Kütüphanelerin başarısız olmasının nedenlerinden birinin de şüphesiz performans ölçümüne gereken önemin verilmemesidir. Çalışma da başlangıçta özel kurumlar için geliştirilen daha sonra kâr amacı gütmeyen kurumlarda da uygulanmaya başlanan Balanced Scorecard performans ölçüm modelinin kütüphanelerde uygulanabilirliği araştırılmıştır. Bu model kütüphane ve bilgi bilimi alanında Türkiye'de henüz çok yeni bir yaklaşım olmasına karşın kütüphanelerinde birer hizmet işletmesi olduğu anlayışından yola çıkılarak kütüphanelerde de uygulanabilir olduğu düşünülmektedir. Çalışmada performans kavramı, performansın ölçümü, performans ölçüm modellerinin özellikleri, Balanced Scorecard (BSC) performans ölçüm modeli ve boyutları, BSC ve kütüphaneler arasındaki ilişki, BSC'nin uygulanması ve ETÜ (Erzurum Teknik Üniversitesi) için BSC performans tablosu oluşturulması konuları ele alınmıştır. Çalışmanın amacı BSC'yi kütüphanelerde kullanılabilirliği bakımından tanıtmak ve ETÜ Kütüphanesi örneğiyle de kütüphanelerde uygulanabilirliğini ortaya koymaktır. Bu anlamda çalışmanın bundan sonraki uygulamalara yol göstereceği düşünülmektedir. Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden olan betimsel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Teorik bölümlerin oluşturulmasında "kaynak tarama" yönteminden ve uygulamaya ilişkin verilerin elde edilmesinde "görüşme tekniği" ve "gözlem" tekniğinden faydalanılmıştır. "ETÜ Kütüphanesinin bir performans ölçüm modelini benimsemesi, kurumun hizmet kalitesini ve kullanıcı memnuniyetini arttırmada yararlı ve gereklidir" şeklinde oluşturulan hipotez çalışma sonunda doğrulanmıştır. ETÜ Kütüphanesi için hem alışılmışın dışında bir uygulama olması ve daha önce bir örneğinin bulunmaması hem de personel eksikliğinden dolayı uygulanmasının zor olabileceği öngörülmektedir. Ancak gerek üniversitenin ve kütüphanesinin yeni olması gerekse neden-sonuç mantığı içerisinde ilerleyen bir model olmasından dolayı kurumun başarısını arttıracağı beklenilmektedir.
Ticari bilgi ve lojistik sektörü rekabet gücü: Iğdır örneği
Bilgi, tarih boyunca "güç" olarak algılanmıştır. İçinde bulunduğumuz çağ "bilgi çağı" olarak nitelenmekte ve küreselleşmenin sonucu olarak ortaya çıkan bilgi çağı kavramı yine küreselleşmenin çıktıları olan "değişim", "rekabet" gibi kavramlarla ilişkilidir. İşletmeler açısından değerli bilgiye sahip olabilenler ve onu etkili şekilde kullanabilenler önemli bir stratejik güç elde edebilmektedir. Günümüzde işletmelerin bilgiyi elde etme, eldeki bilgiyi ürünü dönüştürme, bilgiyi kontrol etme yetenekleri ekonomik büyümenin, verimliliğin ve firmalar ile rekabet edebilmenin temel koşulu haline gelmiştir. Bu yönüyle, lojistik sektöründeki firmalarda ticari bilgiyi yapmış oldukları faaliyetlerde yaygın ve etkin olarak kullanarak rekabet yaratabilme fırsatı bulabilirler. Bahsedilen görüşlerin ışığında, çalışmada, lojistik sektörü çalışmalarında ihtiyaç duyulan bilginin elde edilmesi, değerlendirilmesi, kullanılması, paylaşılması ve tekrar kullanılmak üzere depolama işlemlerinin önemini ve lojistik sektörü ile ticari bilgi ilişkisini incelemeyi amaçlamıştır. Çalışmanın teorik bölümünde ticari bilgiye kavramsal ve tarihsel bakış açısı ile değinilmiş, ticari bilginin yönetilmesi, tedarik zinciri yönetimi ve lojistik sektörü kavramları incelenmiştir. Bununla birlikte Dünya'da ve Türkiye'de lojistik sektörünün önemi ve gelişimi, rekabet gücü konuları ele alınmıştır. Çalışmanın ampirik bölümünde ise Iğdır ilimizde bulunan lojistik firmalarına konu ile ilgili anket uygulanmış ve elde edilen verilerin analizi yapılmıştır.
Üniversite kütüphaneleri hizmetlerinin etkin sunumunda sosyal medya kütüphaneciliği
Sosyal medyanın yaygın ve etkin iletişim aracı olarak kullanılması, amacı bilgi kaynakları ile kullanıcıları en kolay, en hızlı ve en ekonomik biçimde buluşturmak olan kütüphaneleri de harekete geçirmiştir. Kütüphane kaynaklarının ve hizmetlerinin tanıtımında/ pazarlanmasında daha fazla kullanıcıya, daha çabuk ve etkin ulaşma amacıyla sosyal medya ortamları günümüzde aktif olarak kullanılmaktadır. Çalışmanın temel amacı, mevcut kullanımına ilişkin bilgiler verilerek kütüphanelerde sosyal medya kullanımının önemini, boyutlarını ve gerekliliğini ortaya koymaktır. Nihai amaç ise, kütüphanelerin etkin ve yaygın bilgi hizmetini gerçekleştirebilmesi adına sosyal medya kullanmasının niçin gerekli olduğunu ortaya koyarak, kurumsal anlamda sosyal medya iletişiminin bir iş tanımı olarak görülmesine yardımcı olmaktır. Günümüzde özellikle üniversite kütüphanelerinin "sosyal medya kütüphanecisi" unvanıyla personel istihdam ettiğine ilişkin örnekler çoğalmaktadır. Bu bağlamda, "sosyal medya kütüphanecisi" adıyla istihdam edilecek personelin sahip olması gerekli özellikler ile iş tanımının yapılması da çalışmanın amaçları arasındandır. Sosyal medya araçları ve kütüphanelerin hizmet sunumunda sosyal medya araçlarını kullanmalarına yönelik bilgilerin toplanmasında belgesel tarama yönteminden, elde edilen bilgilerin değerlendirilmesinde betimleme yönteminden ve Türkiye'de üniversite kütüphanelerinin sosyal medya kullanımlarına ilişkin saptamalara, değerlendirmelere ve önerilere kaynaklık eden verilerin toplanmasında anket tekniğinden yararlanılmıştır. Anket 186 üniversite kütüphanesine uygulanmış ve bulguların değerlendirilmesinde SPSS programı kullanılmıştır. Araştırmanın sonunda, Türkiye'de üniversite kütüphanelerinde sosyal medya üzerinden yürütülen kütüphane hizmetlerine ilişkin veriler elde edilmiş ve mevcut durum ortaya çıkarılmış, sosyal medya kütüphaneciliğinin gelişimi ve sosyal medya kütüphanecisinin iş tanımına ilişkin sonuçlar ortaya konmuştur.
Değişen kütüphaneler ve kütüphane hizmetlerinin kullanıcılar üzerindeki etkileri: Ankara örneği
"Bilgi çağı" ya da "dijital çağ" olarak adlandırılan 21. yüzyıl, hızla gelişen teknolojinin tüm toplumsal yapıları yeniden şekillendirdiği dönemdir. Bu dönemde, kütüphaneler gerek kavram gerekse içerik olarak daha önceki dönemlerde olmayan biçimde değişim geçirmektedir. Topluma kâr amacı gütmeden hizmet veren kütüphaneler, toplumun bilgi gereksinimlerini ve beklentilerini kaliteli hizmet anlayışı ile karşılamak amacıyla varlıklarını geliştirerek devam ettirmektedir. Kütüphaneler tüm toplumsal değişim süreçlerinden etkilenen bilgi kurumlarıdır. Toplumun sosyal, kültürel, ekonomik, politik ve teknolojik dinamikleri kütüphaneleri sistemli bir şekilde değişime ve dönüşüme zorlamaktadır. Kütüphaneler değişim zorunluluğuna çoğu zaman uyum sağlamakta; bileşenlerini ve hizmetlerini yenilemektedir. Kütüphanelerde yaşanan değişim ve dönüşümlerin kullanıcılar üzerindeki etkisi araştırılması gereken önemli bir konudur. Çoğunlukla kullanıcılar kütüphane dünyasında gerçekleşen değişim ve dönüşümlerden yeterince ve zamanında haberdar olamamaktadır. Bu nedene kütüphane dünyasında kendileri için gerekli olan hizmetlerden yeterince yararlanamamaktadırlar. Bu çalışmada dünyada ve Türkiye'de değişen kütüphanelerin ve kütüphane hizmetlerinin kullanıcılar üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Toplumun değişen kütüphane ve kütüphane hizmetlerine yönelik tutumlarını ve farkındalıklarını tespit etmek amacıyla çalışma kapsamında katılımcılara anket uygulaması yapılmıştır. Anket bulguları doğrultusunda toplumun değişen kütüphane ve hizmetlerine yönelik bilgilerinin ne oranda olduğu tespit edilmeye çalışılmıştır. Çalışma sonunda toplumun kütüphanelerin değişen unsurlarından ve hizmetlerinden yeterince haberdar ve farkında olmadıkları genel sonucuna varılmıştır. Bu amaçla kütüphanelerin kullanıcılarıyla daha fazla iletişimde bulunması gerektiği düşünülmektedir. İletişimin yeterince gerçekleşmesi için halkla ilişkilerin önemli bir fonksiyonu olan tanıtım faaliyetlerine önem verilmelidir. Kütüphane ile toplum arasında etkileşimin sağlanması için kütüphanelerin dışa açılma, halkla ilişkiler, pazarlama, markalaşma ve lobi çalışmaları gibi tanıtım tekniklerinden yararlanması gerekir. Kütüphane ile ilgili halkla ilişkiler ve reklamcılık faaliyetleri arttırılmalıdır. Değişimin en büyük aktörü olan teknolojiden, tanıtım faaliyetleri sırasında daha yoğun olarak yararlanılmalıdır. E-posta, web ilanları, bloglar, sosyal medya ve mobil uygulamalar gibi yeni medya araçları ile kütüphane tanıtımları yapılmalıdır.
Öğrencilerin bilgi okuryazarlığı becerilerini geliştirmede kullanıcı eğitiminin rolü: Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi örneği
Eğitimli ve sağlıklı her bireyin sahip olması gereken okumak, yazmak ve bilmek gibi temel bilgi ve beceriler günümüzün rekabetçi dünyasında başarılı olmak için yeterli değildir. Bilgi toplumu, bilgi çağı, teknoloji çağı gibi özelliklerle nitelenen günümüz dünyasında kişilerin başarılı olabilmesi için bilgi temelli gelişim ve değişim becerilerine, diğer bir ifadeyle bilgi okuryazarlığı becerilerine sahip olması zorunlu hale gelmiştir. Bilgi ihtiyacının farkında olma, arama, erişme, değerlendirme, kullanma ve paylaşma becerilerini kapsayan bilgi okuryazarlığının bireylere kazandırılmasında üniversite eğitiminin hedeflerine bilgi hizmetleri aracılığıyla katkı sağlayarak, eğitim-öğretim ve araştırmaları destekleyen üniversite kütüphanelerinin rolü yadsınamaz. Bu çalışma, üniversite öğrencilerinin bilgi toplumuna hazır olmaları için üniversite kütüphaneleri tarafından verilecek olan planlı, programlı ve sistematik bir bilgi okuryazarlığı programının önemine dikkat çekmeyi amaçlamıştır. Bu amaçla bir bilgi okuryazarlığı programı oluşturulmuş ve Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi öğrencilerinden seçilen örneklem gruba uygulanmıştır. Uygulanan bilgi okuryazarlığı programının sonunda öğrencilerin başarı değişim düzeyi ölçülmüş ve elde edilen veriler doğrultusunda üniversite kütüphanelerinde verilen kullanıcı eğitiminin amacı ve içeriğine yönelik öneriler geliştirilmiştir.
Türkiye'de üniversite kütüphanelerinde konu uzmanlığı çalışmaları
Kütüphaneler, üniversitelerin temel bileşenlerinden biri olarak kabul edilen ve araştırma süreçlerinde yararlanılması gereken önemli merkezlerin başında gelmektedir. Üniversite kütüphaneleri, eğitim sistemi içinde gerekli güncel ve bilimsel bilginin hizmete sunulması görevini baş aktör konumunda yerine getiren birimlerdir. Konu uzmanlığı kütüphane hizmetleri arasında önemli bir yerdedir. Çalışma, konu uzmanlığının üniversite kütüphanelerindeki gelişimini irdelemek ve kütüphaneciler arasında konuya ilişkin farkındalık değerlendirmesi yapmak amacıyla hazırlanmıştır. Bununla beraber konu uzmanlığı faaliyetlerinin önemli alanlarından biri olan konu rehberliği alanı da çalışma içerisinde irdelenmiştir. Bu faaliyete ilişkin kütüphanecilerin tutum ve davranışlarına yönelik veriler derlenmiş ve bu veriler üzerinden değerlendirmeler yapılmıştır. Araştırmanın bulguları anket tekniği ile derlenen verilerin analiz edilmesiyle oluşturulmuştur. Anket, Türkiye'de iki yüz altı üniversite kütüphanesinde hizmet veren üç yüz on üç kütüphaneciye gönderilmiştir. Yüz kütüphaneden 115 kütüphaneci anket formunu doldurmak suretiyle çalışmaya katkıda bulunmuştur. Veriler üzerinde yapılan değerlendirmeler sonucunda üniversite kütüphanelerinde konu uzmanlığı çalışmalarının yetersiz olduğu, konu uzmanlığı hususunun lisans ve üzeri ders müfredatlarında yer almadığı anlaşılmıştır. Konu uzmanlığının gelişmesinde personel, bütçe ve yönetici tutumu gibi faktörlerin önemli faktör olduğu anlaşılmıştır. Ayrıca konu uzmanlığı konusunda en iyi faaliyetlerin vakıf üniversiteleri tarafından yürütüldüğü ortaya çıkmıştır. Bu sonuçlar doğrultusunda öncelikle üniversite kütüphanelerinde personel ve bütçe sorunlarının giderilmesi gerektiği farkedilmiştir. Konu uzmanlığı alanında daha nitelikli hizmetler için eğitim programlarının oluşturulması ve kütüphanecilerin bu programlardan yararlanması sağlanmalıdır. Ayrıca lisans, yüksek lisans ve doktora düzeyinde ilgili programlarda konu uzmanlığı eğitimlerinin verilmesi ve/veya ders içeriklerinin eklenmesi önemlidir.
Bilgi ve belge yönetimi öğrencilerinin e-öğrenme ve etik konusundaki bilgi ve farkındalık düzeylerinin incelenmesi: Atatürk Üniversitesi örneği
Bilgi çağı ile birlikte internete erişimi her an ve her yerde sağlayan bilgisayar, tablet ve cep telefonu gibi elektronik öğrenme (e-öğrenme) araçları, hayatın birer parçası haline gelmiştir. E-öğrenme kaynakları bilgiye erişimi kolaylaştırsa da, birçok etik dışı sorunu da beraberinde getirmiştir. Çalışma alanı olarak e-öğrenme kaynaklarını profesyonel olarak kullanacak olan geleceğin bilgi uzmanlarının e-öğrenme ve etik konusunda duyarlı olmaları ve farkındalık göstermeleri önemlidir. Bu nedenle çalışmada Bilgi ve Belge Yönetimi bölümü öğrencilerinin becerileri ve etik değerlere karşı tutumlarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada ilk aşamada betimleme yönteminden yararlanılmıştır. Yerli ve yabancı kaynaklardan mevcut güncel literatüre ulaşılmıştır. İkinci aşamada gözlem tekniğine göre örnek grup seçilmiştir. Örnek grup, çalışmaya katılımı gönüllü olan Atatürk Üniversitesi Bilgi ve Belge Yönetimi bölümü öğrencilerinden oluşturularak çalışmaya toplam 295 öğrenci dahil edilmiştir. Örnek gruba anket tekniği uygulanarak verilerin SPSS 16.0 istatistik programı kullanılarak analizi yapılmıştır. Çalışmada öğrencilerin %65,8'i (194) kadın, %34,2'si (101) erkek olup yaş ortalaması 20-21'idi. Katılımcıların %72,9'unun (212) e-öğrenme ile ilgili eğitim almadığı, e-öğrenmenin fiziki ve coğrafi engeller nedeniyle oluşabilecek engelleri ortadan kaldırmada etkili bir araç olduğunu düşündükleri belirlenmiştir. E-öğrenmenin telif hakkı, intihal gibi etik dışı davranışları artırdığı konusunda kararsız kaldıkları belirlenmiştir. Araştırma bulgularına göre Bilgi ve Belge Yönetimi öğrencilerinin e-öğrenme araçları ve e-öğrenme etiği konularında bilgi ve farkındalıklarının artmasına yönelik eğitim almalarına ihtiyaç duydukları sonuçlarına erişilmiştir.
Lise öğrencilerine bilgi okuryazarlığı becerilerinin kazandırılmasında okul kütüphanelerinin rolü: Gaziantep Kolej Vakfı özel okulları lisesinde uygulanan bilgi okuryazarlığı programının değerlendirilmesi
Teknolojinin etkisiyle günümüzde yaşanan bilgi patlaması, bilginin kaynağı konusundaki belirsizliği de beraberinde getirerek kontrolsüz bir bilgi artışına neden olmuştur. Bununla birlikte bilginin doğruluğunun ve güvenilirliğinin değerlendirilmesi sorun haline gelmiştir. Bilgi okuryazarlığı becerileri, yaşam boyu öğrenme becerisi kazanmanın da ön koşuludur. Bu nedenle araştırmanın temel amacı; Gaziantep Kolej Vakfı Özel Liseleri (GKV Cemil Alevli Koleji ve GKV Özel Anadolu Lisesi) öğrencilerinin bilgi okuryazarlığı beceri düzeylerini tespit etmek, yetersiz oldukları konuların ağırlıklı olarak ele alındığı bir bilgi okuryazarlığı programının gerekliliğini ve önemini vurgulamaktır. Bu çalışmada lise öğrencilerine kazandırılacak bilgi okuryazarlığı becerilerinin ne olduğunu belirgin hatları ile ortaya koymak için; bilgi okuryazarlığı kavramı, bilgi okuryazarlığının ortaya çıkışı ve gelişimi, bilgi okuryazarlığının temel unsurları, yaşam boyu öğrenmeyle ilişkisi, diğer okuryazarlık türleri, bilgi okuryazarlığının standartları ve modelleri ele alınmıştır. Bu doğrultuda okul kütüphaneleri ve bilgi okuryazarlığı ilişkisi, çağdaş eğitim sistemi ve bilgi okuryazarlığı ilişkisi, çağdaş eğitim sistemi ve okul kütüphanelerinin amaçları, bilgi okuryazarı bireyler yetiştirmek için okul kütüphanelerinin önemi açıklanmıştır. Araştırmada betimleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın tekniği, kaynak tarama vre anket/test veri toplama tekniğidir. Durumu ispatlamak için bilgi okuryazarlığı dersi alan (deney grubu) ve ders almayan (kontrol grubu) öğrencilerine ön test ve son test uygulamaları yapılarak gruplar arasındaki fark bütünsel olarak oraya konulmuştur. Araştırma sonucunda örneklem gruptaki öğrencilerin bilgi okuryazarlığı becerilerinin yetersiz olduğu tespit edilmiştir. Öğrenciler bilgi okuryazarlığının her aşamasında oldukça zorlanmıştır; fakat deney grubuna uygulanan bilgi okuryazarlığı eğitimi sonucunda öğrencilerin bilgi okuryazarlığı becerinin geliştiği görülmüştür. Bilgi okuryazarlığı eğitimi sonrası deney grubu öğrencilerinin bilgi okuryazarlığı becerilerinde kaydedilen olumlu değişimlerle liselerde bilgi okuryazarlığı eğitiminin gerekliliği ispatlanmıştır.
Ortaokul döneminde bilgi okuryazarlığı becerilerinin önemi: Özel Final Okulları 6. sınıf öğrencilerine yönelik bir uygulama
21. yüzyılda gelişen teknolojiye bağımlı olarak bilginin artışında inanılmaz bir hız söz konusudur. Bilginin ve bilgi erişim araçlarının çeşitlenerek arttığı bu ortamda nitelikli bilgi tüketicisi olabilmek için bireylerin bilgi okuryazarlığı becerileriyle donanmış olması gerekmektedir. Bilgi okuryazarlığı becerilerinin kazandırılmasında da eğitim kurumlarına büyük sorumluluk düşmektedir. "Ağaç yaşken eğilir" atasözünden hareketle, bireylerin bilgi çağında var olabilmeleri için gerekli olan becerileri küçük yaşta edinmeleri şüphesiz becerilerini pekiştirmelerinde kolaylık sağlayacaktır. Bu düşünceyle araştırma, ortaokul 6. sınıf öğrencileri üzerinde sürdürülmüştür. Araştırmanın amacı, belirlenen sayıda ortaokul 6. sınıf öğrencilerine bilgi okuryazarlığı eğitimi verilerek, eğitim alan ve almayan öğrenciler arasındaki farktan hareketle, ortaokul seviyesinde bilgi okuryazarlığı eğitiminin önemini ortaya koymak, sonrasında da nitelikli bir bilgi okuryazarlığı programı hazırlanmasına katkı sağlamaktır. Ortaokul öğrencilerinin bilgi okuryazarlığı düzeylerine ilişkin durum tespiti ve önerilerin geliştirilmesi amacıyla yapılan uygulamada örneklem grup üzerinde bir dizi program yürütülmüştür. Uygulama sonuçlarına ilişkin verilerin elde edilmesinde bilgi okuryazarlığı programındaki ön ve son testlerden yararlanılmıştır. Hazırlanan ön test hem deney hem de gözlem grubuna yapılmıştır. Bilgi okuryazarlığı programını oluşturan 7 bölümün sonunda deney grubunu oluşturan öğrencilere bölüm sonu testi yapılmıştır. Bilgi okuryazarlığı programının sonunda ise hem deney hem de kontrol gruplarına son test uygulanmıştır. Elde edilen verilerin analizi ve değerlendirilmesinde betimleme yönteminden yararlanılmıştır. Araştırmanın teorik kısımlarının oluşturulmasında kaynak tarama yönteminden yararlanılmıştır. Yapılan testlerin sonuçları da araştırmanın ana hipotezi olan "bilgi okuryazarlığı eğitimi alan ve almayan öğrenciler arasında anlamlı bir fark olacaktır" varsayımını doğrulamıştır.
Türkiye'de kurum ve kuruluşlarda elektronik belgelerin uzun süre korunması/arşivlenmesi ve erişimi
Elektronik belgelerin uzun süreli korunması/arşivlenmesi ve erişimini konu alan bu çalışmada, Türkiye'de kurum ve kuruluşlarda konuyla ilgili yaşanan sorunların tespit edilmesi ve çözüm önerilerinin ortaya konulması amaçlanmaktadır. Sorunların saptanabilmesi amacıyla, ülkemiz kurum ve kuruluşları arasından örneklem olarak on tanesi seçilmiş ve buralarda görev yapan yirmi katılımcıya görüşme (mülakat) tekniği ile on beş soru yöneltilmiştir. Elde edilen veriler yorumlanarak sonuçlar çıkarılmış ve çözüm önerileri getirilmiştir. Çalışma sonunda, ülkemiz kurum ve kuruluşlarında çoğunlukla elektronik belgelerin arşivlenebilmesi için ihtiyaç duyulan ve elektronik belge yönetim sistemi ile entegre çalışan bir elektronik arşivleme yazılımının olmadığı tespit edilmiştir. Bu durumun genellikle, bahsi geçen konuyla ilgili ülkemizde yeterli mevzuatın olmaması, sistemin sadece yazışma yapmak için kullanılması, yöneticilerin elektronik belge yönetimine ve elektronik arşivlemeye yeterince önem vermemesi gibi nedenlerden kaynaklandığı görülmektedir. Öte yandan kurum ve kuruluşlar, elektronik belgenin orijinalliğini ve bütünlüğünü tehlikeye atacak unsurları ortadan kaldırarak, kalıcılığını garanti altına alacak kurumsal politikalar geliştirmekle yükümlüdür. Ancak ülkemizde genel anlamda yazılı bir politika ve standardın olmadığı; buna karşın çoğunlukla risk planlarının geliştirildiği ve bu planların da sadece dijital ortamlarda üretilen materyallerin yedeklenmesine yönelik olduğu görülmüştür. Bundan dolayı, ülkemiz kurum ve kuruluşlarının elektronik belgelerin uzun süreli korunması konusunda gerekli önlemleri almadığı sonucuna ulaşılmıştır. Çalışma kapsamında araştırılan bir diğer konu ise elektronik belgelere erişimdir. Elde edilen veriler, elektronik belge yönetim sistemi içerisinde aranılan bir belgeye erişimin oldukça kolay olduğunu ortaya koymaktadır. Erişim sorunlarının ise büyük oranda personelden kaynaklanan nedenlere dayalı olduğu anlaşılmaktadır.
Bilgi merkezlerinde yapay zekâ uygulamaları: Türkiye için durum analizi
Bilgi merkezleri/kütüphaneler, doğru ve güvenilir bilgi için gerek basılı gerekse elektronik kaynakları araştırma sürecinde kullanıcı hizmetine sunan, bu asli görevi dışında gelişen teknoloji ile birlikte hizmetlerini şekillendiren, değişen kullanıcı profiline göre şekillenen merkezlerdir. Yapay zekâ ve yapay zekâ uygulamaları günümüzde her sektörde önemli bir yer tutmaktadır. Çalışma, dünyada yapay zekâ ve yapay zekâ uygulamalarının hem genel anlamda hem de bilgi merkezleri/kütüphanelerdeki durumunu ve gelişimini irdeleyerek ülkemizde bilgi merkezleri/kütüphanelerde bu konuya ilişkin farkındalık oluşturma adına durum değerlendirmesi yapmak amacıyla hazırlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda bilgi merkezi/kütüphane yöneticilerin görüşlerine yönelik sorular derlenmiş ve bu sorular üzerinden değerlendirmeler yapılmıştır. Hazırlanan sorular, bilgi merkezi/kütüphane yöneticilerine görüşme tekniği ile iletilerek verilerin analiz edilmesi ile araştırmanın bulguları oluşturulmuştur. Sorular, URAP (University Ranking by Academic Performance) 2018 Eylül ayında oluşturulan 2018-2019 URAP Türkiye Sıralaması listesinde yer alan yüz elli yedi üniversitenin bilgi merkezleri/kütüphaneleri yöneticilerine görüşme tekniği ile iletilmiştir. Devlet ve vakıf üniversitelerinin oluştuğu 70 kişiden alınan yanıtlar doğrultusunda, yöneticilerin yapay zekâ kavramı ve yapay zekâ uygulamalarına yönelik bilgi sahibi oldukları, ülkemizdeki yapay zekâ gelişimin yeterli olmadığı, bu alandaki gerek mesleki gerek meslek dışı gelişmeleri takip ettikleri, yapay zekâ uygulamalarının bilgi merkezi/kütüphane hizmetlerinde yaygınlaşacağı anlaşılmıştır. Yapay zekâ ve yapay zekâ uygulamalarının bilgi merkezi/kütüphane hizmetlerine yansımasında ve gelişmesinde bütçe ve personel gibi faktörlerin önemli rol oynadığı ortaya çıkmıştır. Yapay zekâ ve yapay zekâ uygulamaları konusunda eğitimli ve/veya nitelikli personelin alınması ve bütçe sorunlarının giderilmesi gerektiği cevaplar doğrultusunda fark edilmiştir.
Akıllı bina teknolojilerinin kütüphane binalarına ve hizmetlerine yansıması: Türkiye'de üniversite kütüphaneleri üzerine bir araştırma
Teknolojinin getirdiği yenilikler yaşamın hemen her alanında kullanılmaya uygundur ve büyük kolaylıklar getirmektedir. Bu yeniliklerin karşımıza çıktığı alanlardan biri de akıllı teknolojilerdir. Yaşam alanlarının başında gelen binalarda konforu artırmaya yönelik olarak uygulanmaya başlayan teknolojiler, kullanıcıyı odağına alan sistemlerden oluşmaktadır. Çalışma, akıllı bina teknolojilerinin kütüphane binası ve hizmetleri üzerindeki etkileri açıklamak ve ülkemiz üniversite kütüphanelerine yansımasını araştırmak amacıyla yapılmıştır. Bu bağlamda ülkemiz üniversite kütüphane daire başkanları/yöneticilerine yönelik yapılan alan çalışmasıyla katılımcıların akıllı kütüphane hizmetleri ve teknolojilerine ait bilgi ve görüşleri değerlendirilmiştir. Anket yoluyla yapılan alan çalışması 89 üniversite kütüphane yöneticisine gönderilmiş ve bulguların değerlendirilmesinde SPSS programı kullanılmıştır. Çalışmada elde edilen sonuçlara göre Türkiye'deki üniversite kütüphaneleri yöneticilerinin akıllı bina teknolojileri/hizmetleri konusunda bilgi sahibi oldukları ve bu teknolojilerin/hizmetlerin üniversite kütüphane hizmetlerine yansıdığı anlaşılmıştır. Araştırmanın sonunda değişime ayak uydurabilme adına teknoloji ve hizmetlerin yeni nesil kütüphane binalarına ve bilgi hizmetlerine yansıtılmasına yönelik öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Akıllı Kütüphaneler, Akıllı Kütüphane Binaları, Akıllı Kütüphane Hizmetleri, Akıllı Bina Teknolojileri
Halk kütüphanesi çalışanlarında meslek etiği algısı ve davranışı: İzmir ili örneği
Kütüphaneler/Bilgi Merkezleri, bilgiye erişmede kullanıcı ile bilgi arasında köprü görevi üstlenmektedir. Bilginin derlenmesinde, düzenlenmesinde ve kullanıma sunulmasında önemli bir rol oynayan kütüphane çalışanlarının mesleğe karşı sorumluluklarını yazılı hale getiren mesleki etik ilkeler, tüm kütüphane çalışanlarında olduğu gibi, daha çok toplumla iç içe hizmet veren ve kapıları herkese açık olan halk kütüphanesi çalışanları için de mesleğin ve kurumun toplumsal saygınlığı açısından belirleyici rol oynayan, vazgeçilemez nitelikte olan değerlerdir. Çalışma, Türkiye'deki halk kütüphanelerinde görev yapan kütüphanecilerin mesleki etik algısını ve bu bağlamda mesleki etik ilkelerinin uygulanabilirlik durumunu İzmir ili örneği üzerinden saptamak amacıyla hazırlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda İzmir ilinde yer alan 38 il/ilçe halk kütüphanesinde çalışan kütüphane çalışanlarına mesleki etik bilincini ölçmeye yönelik sorular derlenmiş ve bu sorulara verilen yanıtlar üzerinden değerlendirmeler yapılmıştır. Sorular, anket tekniği yöntemi ile iletilmiştir. Yönetici ve kütüphane çalışanlarından oluşan toplamda 89 kişinin vermiş olduğu yanıtlar SPSS istatistik yazılım programından yararlanılarak analiz edilmiştir. Anket çalışmasına katılan halk kütüphanesi çalışanlarının vermiş oldukları yanıtlar neticesinde, çalışanların mesleki etik ilkeler konusunda yeteri kadar farkındalık sahibi olmadıkları ve bu doğrultuda toplumun geniş bir kısmına hizmet veren halk kütüphanesi işleyişinde söz konusu duyarlılığı mesleki davranışlarına yeteri kadar yansımadığı sonucuna varılmıştır. Mesleki etik ilkelerin günümüzün değişen dinamikleri teknoloji ışığında güncellenerek yeniden revize edilmesi ve bilgi ve belge yönetimi bölümü mezunu olan/olmayan kütüphane çalışanlarının daha öz verili davranmaları hususunda etik ilkelerin rehberliğinin ne denli önemli olacağına dikkat çekilmiştir.
Arşiv çalışanlarının mesleki etik algısı: Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Arşivleri örneği
Etik, bir toplumda yaşayan bireylerin değerini koruması adına yapılması ya da yapılmaması gerekenlere ilişkin ilkeler bütünüdür. Meslek etiği ise bir meslekle uğraşan kişilerin o mesleği icra ederken daha iyi hizmet verebilmesi, aynı zamanda mesleki ve kişisel saygınlığını arttırması için yapması ya da yapmaması gereken normları ifade eder. Meslek etiği her meslekte olduğu gibi "arşivcilik" disiplininde de önemlidir. Bu kapsamda çalışmanın konusunu arşivcilik uygulamalarında etik ilkeler ve arşiv çalışanlarının mesleklerini icra ederken bilmeleri ve uygulamaları gereken etik ilkelere yönelik algıları oluşturmaktadır. Çalışmada arşivcilik mesleğinin etik boyutu tarihi perspektif içerisinde tartışılmış ve Deniz Kuvvetleri Komutanlığı arşivlerinde görev yapan arşiv çalışanlarının mesleki etik algısı saptanmaya çalışılmıştır. Bu kapsamda çalışma boyunca arşiv çalışanlarının etik tutum ve davranışlarına yönelik veriler derlenmiş ve daha sonra elde edilen veriler üzerinden değerlendirmeler yapılmıştır. Çalışmada elde edilen verilerin derlenmesinde betimleme yönteminin bileşenlerinden biri olan "görüşme" tekniğinden yararlanılmıştır. Bu doğrultuda katılımcılara mülakat formunda yer alan 18 adet soru yöneltilmiştir. Yüz yüze yapılan derinlemesine görüşmelerden elde edilen verilerin değerlendirilmesi sonucunda arşiv çalışanlarının mesleki etik algılarının düşük olduğu saptanmıştır. Aynı zamanda meslek etiği konusunda hiçbir eğitim almadıkları, katıldıkları hiçbir etkinliğin olmadığı ve bu konuda eğitim ihtiyaçlarının olduğu anlaşılmıştır. Araştırma süresince elde edilen bulgular ışığında arşiv çalışanlarının meslek etiği farkındalığının arttırılması gerektiği anlaşılmıştır. Arşivlerde karşılaşılan etik sorunları çözmek ve personelin algı düzeyini yükseltmek için meslek etiği konusunda farklı düzeylerde eğitimler verilmelidir. Ayrıca kurumun etik olgusu üzerinde kurumsal politika geliştirmesine de gerek vardır.
Z-kütüphane tasarımının kullanıcı üzerindeki etkisi: Kocaeli ilindeki okul kütüphaneleri örneği
Milli Eğitim Bakanlığı bünyesindeki okullarda 2014 yılı itibariyle kurulmaya başlanan Z-Kütüphaneler, klasik okul kütüphanesinden farklı unsurları ile dikkat çekmektedir. Renkli ve modern tasarımı, teknolojik alt yapısı, hizmet çeşitliliğiyle klasik okul kütüphanesi algısını değiştirmektedir. Bu çalışma, Z-kütüphane tasarımının öğrenciler üzerinde etkisi olup olmadığına yanıt aramak amacıyla yapılmıştır. Bu amaçla klasik okul kütüphanesi kullanıcıları da çalışmaya dâhil edilmiş ve Kocaeli ilinde bulunan 4 Z-kütüphane ile 5 klasik okul kütüphanesi karşılaştırmalı olarak incelenmiş, çalışmaya 315 öğrenci katılmıştır. Betimleme yöntemiyle yürütülen çalışmada veri toplama aracı olarak anket tekniğinden yararlanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS programı ile analiz edilerek değerlendirilmiştir. Araştırmanın sonunda, Z-kütüphane kurulumunda esas alınan teknik şartname kurallarına büyük oranda uyulduğu, modern tasarımın ve renkli olmasının en dikkat çeken unsur olduğu ve kütüphaneyi eğlenceli hale getirdiği, Z-kütüphanenin klasik okul kütüphanesine göre daha sık kullanıldığı, kütüphane kullanım alanı ile raf uzunluklarının kendileri için uygun olduğu, kütüphane algılarının değiştiği, ders çalışma isteklerinin arttığı sonuçlarına varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kütüphane, Z-Kütüphane, Zenginleştirilmiş kütüphane, kütüphane tasarımı, okul kütüphanesi
Üniversite kütüphanelerinde hizmet kalitesinin LibQUAL+® ile ölçümü: Karadeniz Teknik Üniversitesi Faik Ahmet Barutçu Kütüphanesi örneği
Kâr amacı olmadan hizmet veren kütüphaneler toplumsal olaylardan, değişimlerden bazen de mücbir nedenlerden etkilenen kurumların başında gelmişlerdir. Toplum içerisinde oluşan her türlü teknoloji, ekonomi, siyasi ve kültürel olaylar kütüphanelerin yeniden yapılanmasını gerekli hale getirmiştir. Kütüphanede ve toplumda oluşan bu değişimler kullanıcılar üzerinde de etkili olmaya başlayarak merkezinde kullanıcıyı alan kütüphane anlayışı benimsenmeye başlamıştır. Kütüphanelerin verdikleri hizmetlerin kullanıcılar tarafından değerlendirilebilmesi ve kullanıcı memnuniyetinin karşılanabilmesi için hizmet kalite ölçümünün de belirli aralıklarla yapılması gerekmektedir. Özellikle kullanıcı grubu çeşitliliği olan üniversite kütüphaneleri için hizmet kalitesi ölçümü ve değerlendirmesi kütüphane ve üniversite imajı için önemlidir. Araştırmanın örneklemi olan Karadeniz Teknik Üniversitesi Faik Ahmet Barutçu Kütüphanesi hizmet kalitesinin ölçüm değerlendirilmesinde, sadece kütüphaneler tarafından kullanılan ve uluslararası bir standart ölçek olan LibQUAL+® hizmet kalitesi ölçeği kullanılmıştır. 686 kütüphane kullanıcına anket ölçümü uygulanmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen veriler ışığında hizmet kalite düzeyinin ve kullanıcı memnuniyetinin istenen oranda sağlanamadığı sonucu elde edilmiştir.
Üniversite kütüphanelerinde personelin vardiyalı çalışma sistemine yönelik tutum ve davranışları
Bu çalışma, üniversite kütüphanelerindeki çalışanların vardiyalı çalışma sistemine ilişkin görüşlerini, bu görüşlerin ortaya koyduğu tutum ve davranışları konu almaktadır. Belirtilen konu kapsamında devlet ve vakıf üniversitelerindeki kütüphanelerde vardiyalı sistemde görev alan personelin yaşadığı olumlu ve olumsuz durumların ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Bahse konu olan durumların belirlenmesi için ülkemizdeki üniversite kütüphaneleri içerisinden beşi vakıf altısı ise devlet üniversitesi kütüphanesi olmak üzere on bir kütüphane seçilmiş, bu kütüphanelerde yönetici ve normal çalışan olarak görev yapan toplam on iki kişi örneklem olarak belirlenmiştir. Çalışmaya katılım sağlayan bu kişilere dokuz soru sorulmuş ve bu sorulara verilen cevaplar üzerinden bazı bulgular elde edilmiştir. Elde edilen bu bulgular analiz edilip belirli sonuçlar çıkarılmış ve bu sonuçlar üzerinden çeşitli çözüm önerileri sunulmuştur. Tez çalışmasının sonunda, üniversite kütüphanelerinde çalışan kütüphanecilerin genel olarak vardiya sistemine karşı olumsuz düşüncelere sahip olduğu anlaşılmıştır. Çalışanların vardiya sistemine bağlı olarak bireysel, ailevi ve sosyal hayatlarında problemler yaşadığı tespit edilmiş, özellikle sağlık durumu ve kişisel tatmin konularında büyük sorunlar yaşadıkları görülmüştür. Ayrıca vardiya sisteminin kurumsal açıdan da bazı sorunlara sebep olduğu katılımcılar tarafından vurgulanmıştır. Özellikle vardiya sisteminin yürütülmesi sırasında yaşanan ve örgütsel yapıyı etkileyen personel, maliyet vb. kaynaklı sorunların yaşandığı ifade edilmiştir. Belirtilen olumsuz durumların çözümü için en önemli tavsiye, çalışanların iş hayatlarında karşılaştıkları günlük sorunların hızlı bir şekilde idareciler tarafından çözüme kavuşturulması gerektiği olmuştur. Bunun yanında yapılacak idari ve mali düzenlemeler, kurumsal iş birlikleri gibi, yaşanan problemleri temelden çözecek uygulamaların da hızlı bir şekilde gündeme alınması başka bir tavsiye olarak görülmüştür.
Kataloglamada standartlaşma ve tutarlılık: Türkiye'de farklı otomasyon sistemi kullanan beş üniversite kütüphanesinde uygulanan kaynak tanımlama ve erişim standardının tutarlılık analizi
Her bilim dalında olduğu gibi, bilgi ve iletişim teknolojilerinin günümüzdeki hızlı değişimi, kütüphanecilikte de kataloglama işlemleri için geliştirilen standartların çağın koşullarına göre sürekli güncellenmesini gerektirmektedir. AACR2 yerine geliştirilen RDA standartları uluslararası kataloglama kurallarının son uygulama alanıdır. Türkiye'de kullanımı giderek yaygınlaşan bu standartların kütüphaneler tarafından uygulanmasında birlikteliğin etkin bir şekilde yapılabilmesi uluslararası standartlaşma ve kullanıcının gereksinim duyduğu bilgiye daha fazla erişim ucundan tarama yaparak erişebilmesi açısından oldukça önem teşkil etmektedir. Bu çalışma, Türkiye'deki RDA kataloglama standartlarını uyguladığını belirten üniversite kütüphanelerinin kataloglama işlemlerindeki uyumunun ölçülmesini amaçlamaktadır. Bu ölçümün yapılması için her biri farklı otomasyon sistemini kullanan Türkiye'deki 5 üniversite kütüphanesi kapsama dahil edilmiştir. Söz konusu kütüphanelerin çevrimiçi kataloglarından ortak olarak belirlenmiş olan eserler, RDA standartları ile birlikte değişen kurallar çerçevesinde incelenmiş olup kurumların tutarlı veya tutarsız oldukları noktalar belirlenmeye çalışılmıştır. Ayrıca bu kütüphanelerde, katalogculara konuyla ilgili olarak görüşme soruları yöneltilerek olumlu/olumsuz görüşleri ortaya konmuştur. Çalışmada elde edilen bulgulara göre tam tutarlılık sağlanamadığından, araştırma hipotezi doğrulanmıştır.
Türkiye'de üniversite kütüphanelerinde ME-KA (mesleğe kazandırma) eğitimi: Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi örneği
Türkiye'de üniversite kütüphanelerinde mesleki eğitim almış kütüphaneci istihdamının yeterli olmaması nedeniyle, iş ve işlemlerin yürütülmesinde mesleki bilgi ve becerilere sahip olmayan diğer personelin yaygın olarak istihdam edilmesinin, çağın koşullarına uygun bilgi hizmetlerinin verilmesinin önündeki en önemli engellerden biri olduğu açıktır. Bu bağlamda araştırmanın amacı; "Üniversite kütüphanelerinde çalışan, kütüphanecilik eğitimi almamış personele bir takım mesleki beceri ve yeterliliklerin kazandırılmasının öneminin ortaya konması, bu becerilerin kazandırılmasına yönelik oluşturulacak eğitim programının planlanması, tasarlanması, içeriğinin ortaya konması ve yürütülmesine ilişkin ilkelerin belirlenmesi" biçiminde ifade edilebilir. Araştırma aynı zamanda kütüphane personellerinin bilgi toplumuna hazır olmalarını sağlamak için kütüphaneciler tarafından verilecek olan planlı, programlı ve sistematik bir mesleki eğitim programının önemine dikkat çekmeyi hedeflemiştir. Bu amaçla bir mesleki eğitim programı oluşturulmuş ve bu program Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi personeline uygulanmıştır. Uygulanan mesleki eğitim programının sonunda, personelin başarı değişim düzeyi ölçülmüş ve elde edilen veriler doğrultusunda Türkiye'de üniversite kütüphanelerinde çalışan ve kütüphaneci olmayan personele verilecek olan eğitimin amacı ve içeriğine yönelik öneriler geliştirilmiştir.