
100
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Atorvastatin tayini için yeni bir spektrofotometrik yöntem
Amaç: Farmasötik formülasyon ve ilaçlarda bulunan Atorvastatin'in miktarsal olarak tayini için reaktif olarak quinalizarin yardımıyla yük transfer kompleksi oluşturarak ekstraksiyona gerek kalmaksızın spektrofotometrik yöntem geliştirilmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Atorvastatin ve reaktif olarak kullanılan Quinalizarin ile metanol ortamında oda şartlarında 573 nm dalgaboyunda maksimum absorbans veren mavi renkli yük transfer kompleksi oluşturulmuştur. Reaksiyonu etkileyecek farklı değişkenler optimize edilmiş ve çalışılmıştır. Bulgular: Atorvastatin'in kantitatif tayininde; oluşturulan yük transfer kompleksinin çok yoğun bir renk vermesi, maksimum renk gelişiminin sağlanması için ve en uygun koşulları oluşturmak için denemeler yapılmıştır. Yöntemin geliştirilmesi ve incelenmesi için; çözücü yapısı etkisinin değerlendirilmesi, reaktif konsantrasyonunun etkisinin araştırılması ve reaksiyonu tamamlamak için gereken sürenin belirlenmesi ve reaksiyonun stokiyometrisinin değerlendirilmesi gibi süreçler takip edildi. Sonuç: Önerilen yöntem aynı zamanda; sadece bir çözücü içindeki, atorvastatin ile quinalizarin arasındaki yük transfer reaksiyonu olma avantajına sahiptir ve aynı zamanda geliştirilebilir olma özelliği vardır. Linearitesi, 10-100 µg/mL aralığında kalibrasyon doğrusu elde edilmiş, tespit ve nicelendirme sınırları, sırasıyla 1,49 g/mL ve 4,98 g/mL olarak hesaplanmıştır. Bu nedenle, önerilen yük transfer kompleksi reaksiyonu, kalite kontrol laboratuarlarında atorvastatinin rutin analizlerinde pratik ve ekonomiktir. Anahtar Sözcükler: Yük Transfer Kompleksi, Atorvastatin, Quinalizarin, Farmasötik Formülasyon, UVVIS
Development of A new spectrophotometric method for the determination of paroxetine active substance
Aim: Studies conducted with drug-active substances used in the treatment of depression are frequently encountered. Many drug analyzes are performed at high costs. In order to quantify the paroxetine in the drug, the load transfer complex with quinalizarin indicator was established; economic, fast, sensitive, selective and simple spectrophotometric method is intended to develop. Material and Method: In our study, the paroxetine drug active substance and quinalizarin were formed by free charge transfer method. The max absorbance values of the complex generated in UV were read. The appropriate solvent was determined. Optimum temperature, duration, concentration of quinalisarin were determined. Metal ligand binding rate was determined by Job method. Results: As a result; methanol was first determined as an optimum solvent with an absorbance value of 0.194 at 294 nm as the appropriate solvent from methanol, ethanol, acetone, acetonitrile, distilled water and chloroform solvents. The concentration of quinalizarin was found 15 ppm as optimum concentration and 180 minutes were determined as optimum time. The optimum temperature was determined as 25oC with an absorbance value of 0,348 at 25oC at 294 nm at pH 5. Conclusion: The active ingredient of paroxetine; new, fast, simple and economical spectrophotometric method has been developed. Key words: Paroxetine, Quinalizarin, Charge Transfer Complex, Method validation, Spectrophotometer
Diyarbakır aktarlarında satılan bazı tıbbi bitkilerdeki As, Cd, Hg ve Pb elementlerinin ICP-MS ile tayini
Amaç: Ülkemizin birçok bölgesinde yetişen tıbbi bitkiler sağlık açısından önemli bir yere sahiptir. Bu çalışmada amacımız, Diyarbakır aktarlarında satılan kırkkilit otu, hatmi, ayva yaprağı, ada çayı, biberiye, ısırgan otu, meryemhort, aslanpençesi, ıhlamur, sinameki, rezene, nane, keten tohumu, sarı kantaron, keçiboynuzu, yeşil çay, meyan kökü, yaban mersini gibi halk arasında hastalıkların tedavileri için sıklıkla kullanılan bazıları baharat olarak ta tüketilen 19 çeşit tıbbi bitkinin ve infüzyonlarının As, Hg, Cd ve Pb seviyelerini belirleyip karşılaştırmak ayrıca elde edilen bu sonuçları istatistiki olarak değerlendirmektir. Gereç ve Yöntem: Tıbbi bitklerde ve infüzyonlarında As, Hg, Cd ve Pb miktarları ICP-MS tekniği ile analiz edildi. Bitkiler analiz öncesi derişik nitrik asit ve hidrojen peroksit ile mikrodalga sisteminde çözünürleştirildi. SRM 1515 Elma Yaprağı kullanılarak metodun doğruluğu ve kesinliği değerlendirildi. Ayrıca istatistik çalışmalarımızda SPSS-21 programında, "Eşleşmiş T Testi", "Wilcoxon T Testi", "Spearman Korelasyon Analizi" ve "Shapiro-Wilk Analizi" uygulandı. Bulgular: Çalışılan bitkilerin ve infüzyonlarının As, Hg, Pb ve Cd değerlerinin WHO tarafından belirlenen sınır değerlerin altında olduğu belirlendi. İstatistik çalışmaları sonucunda sadece Pb için (p=0,279 (p>0,05)) verilerin normal dağıldığı, bitki ve infüzyon numuneleri arasında Pb elementi miktarı açısından istatistik açıdan anlamlı bir fark olduğu p=0,032 (p<0,05), bitkilerin hepsinde As ve Hg konsantrasyonları infüzyon numunelerindeki konsantrasyona göre yüksek olduğu fakat Cd konsantrasyonu için sadece 15 bitki numunesinde elde edilen miktarın infüzyon numunelerinden fazla olduğu tespit edildi. Sonuç: Bitkilerdeki ağır metal düzeylerinin WHO tarafından belirlenen sınır değerlerin altında olduğundan tıbbi bitki ve bitki çayı olarak tüketilmeye uygun oldukları, fakat yine de tıbbi bitkilerin bilinçli olarak doz kontrollü tüketilmesi gerektiği sonucuna varıldı. Anahtar Sözcükler: Tıbbi bitkiler, Ağır metaller, ICP-MS, Eşleşmiş T Testi, Wilcoxon T Testi.
Teucrium parviflorum ve Teucrium polium bitkilerinin kimyasal ve biyolojik aktivite yönünden incelenmesi
Amaç: Literatürde antioksidan özelliklerine atıfta bulunulan Lamiaceae familyası üyeleri T. parviflorum ve T. polium bitkilerinin etanol ekstrelerinin toplam fenolik ve flavonoid miktarları ile antioksidan ve antikolinesteraz aktiviteleri, GC-MS ile uçucu yağlarının içerikleri ve LC-MS/MS ile kimyasal içeriklerinin belirlenmesi amaçlandı. Gereç ve Yöntem: T. parviflorum'un toprak üstü, T. polium'un kök ve toprak üstü kısımlarının etanol ekstrelerinin toplam fenolik ve flavonoid miktarları belirlendi. DPPH serbest radikal giderimi, ABTS katyon radikali giderimi, metal bağlama ve CUPRAC yöntemleri ile antioksidan aktiviteleri ve Ellman metoduyla antikolinesteraz aktiviteleri belirlendi. LC-MS/MS ile fenolik bileşik içerikleri belirlendi. Ayrıca Clavenger aparatıyla elde edilen uçucu yağların GC-MS ile analizi yapıldı. Bulgular: T. polium köklerinin etanol ekstresinin toplam fenolik ve flavonoid içeriğinin en yüksek değere sahip olduğu bulundu. Ekstrelerden hiçbiri metal bağlama ve asetilkolinesteraz inhibisyon aktivitesi göstermedi. T. polium'un kök ve toprak üstü ekstrelerinin, tüm yöntemlerde T. parviflorum ekstresinden daha iyi antioksidan potansiyelinin olduğu belirlendi. T. polium kök ekstresinin DPPH serbest radikal giderim aktivitesinde standart olarak kullanılan BHT'den ve ABTS katyon radikal giderim aktivitesinde standart olarak kullanılan BHA'dan daha iyi aktivite gösterdiği belirlendi. GC-MS analizinde T. parviflorum'un major bileşeni germakren D (%32,7), T. polium'un (Z)-β-farnesen (%28,9) olarak saptandı. LC-MS/MS analizinde T. polium'un toprak üstü ve kök ekstrelerindeki major bileşenler sırasıyla; naringenin (16327 g/g ekstre) ve (-)-epigallokateşin gallat (3694 g/g ekstre), T. parviflorum'un hesperidin (5687 g/g ekstre) olarak tespit edildi. Sonuç: T. polium'un yüksek fenolik içeriğinden kaynaklı yüksek antioksidan potansiyele sahip olduğu söylenebilir. T. parviflorum bitkisinin antikolinesteraz aktivitesi ve LC-MS/MS ile kimyasal içeriği ilk kez bu tezde çalışıldı.
Isolation of Secondary metabolites fromsalvia pseudeuphratica, determination of antioxidant and antialzheimer activities and investigation of chemical contents by lC-MS /MS and GC-MS
Aim:Turkey due to take place in the middle of different climates, and is rich in plant species and variety diversity. It is one of the leading countries in the exportation of tea plants and spices worldwide and it is interesting to note that Lamiaceae (Labiatae) family is the first place among the traded species. In addition, Lamiaceae plants, which have an important place in alternative medicine, are an important family for our country. High biological and pharmacological activities of species belonging to this family have been known for years. Therefore, it is aimed to determine the chemical contents and activities of Salvia pseudeuphratica species which will be examined for the first time. Material and Method: In this study, chloroform and ethanol extracts of Salvia pseudeuphratica were prepared and the antioxidant, anticholinesterase, antityrosinase and antiurease enzyme activities were investigated in the light of the chemical profile of the extracts, the secondary metabolites were purified by the use of preparative HPLC and other classical chromatographic methods and the structures were analyzed by spectroscopic methods.After determining the antioxidant activity of the isolated compoundsand anticholinesterase enzyme activities were also determined. In addition, prepared ethanol extracts of leaves, branches, flowers, roots and whole parts of the plant were analysed for quantifying some compounds by LC-MS/MS and petroleum ether extract of the plant were prepared and fatty acid profile of the plant was determined by using GC-MS/MS. Results:As a result, 21 different compounds were obtained from active ethanol extracts prepared from root and aerial parts of Salvia pseudeuphratica. Conclusion:Thus, the chemical contents and the above-mentioned activities of the Salvia pseudeuphratica species examined for the first time the results are brought to the scientific world. Key words:Salvia pseudeuphratica, isolation, antioxidant, enzyme activity, LC-MS / MS, GC-MS / MS. This study was supported by TUBITAK(Project No: 114Z801).
Kekik olarak kullanılan Thymus fallax ve thymus kotschyanus var. kotschyanus bitkilerinin kimyasal i̇çerikleri, antimikrobiyal, antioksidan ve antialzheimer aktivitelerinin belirlenmesi
Amaç: Thymus cinsi genel olarak yemeklere tat ve koku verici amaçla kullanılır ve tıbbi ve ekonomik önemi olan bitkiler sınıfındandır. Birçok biyolojik ve farmakolojik aktivitesi bilinen Thymus cinsine ait T. fallax ve T. kotschyanus var. kotschyanus bitkilerinin LC-MS/MS ve GC-MS cihazları ile kimyasal içeriklerinin belirlenmesi; antioksidan, antikolinesteraz ve antimikrobiyal aktivitelerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: : T. fallax ve T. kotschyanus var. kotschyanus bitkilerinin kök ve toprak üstü etanol ekstrelerinin LC-MS/MS ile fenolik, GC-MS ile uçucu yağlarının içerikleri belirlendi. Tüm ekstrelerin toplam fenolik ve flavonoit içerikleri sırasıyla pirokatekol ve kersetine eşdeğer olarak belirlendi. Antioksidan aktiviteleri (β-karoten renk giderimi, DPPH serbest, ABTS katyon radikali giderimi ve Cuprac yöntemleri), antikolinesteraz aktiviteleri (asetil- ve bütiril-kolineteraz yöntemleri) ve ile antimikrobiyal aktiviteleri (minimum inhibisyon konsatrasyonu) belirlendi. Bulgular: T. fallax kök ekstresi en yüksek toplam fenolik içeriğe, T. kotschyanus var. kotschyanus toprak üstü ekstresi en yüksek toplam flavonoit içeriğe sahip olduğu belirlendi. DPPH serbest radikal giderim yönteminde T. fallax toprak üstü ekstresi, ABTS katyon radikal giderim yönteminde kök ekstresinin yüksek aktivite gösterdiği belirlendi. Thymus kotschyanus var. kotschyanus toprak üstü ve kök kısımlarının antimikrobiyal aktivite sonuçlarına göre Candida tropikalis' karşı iyi aktivite gösterdiği belirlendi. GC/MS analizine göre T. kotschyanus var. kotschyanus bitkisinin major bileşenleri karvakrol (%48,5) ve timol (%22,5) iken T. fallax bitkisinin ise bisiklogermakren (%21,5) ve germakren D (%16,5) olduğu tespit edildi. LC-MS/MS analizine göre; T. fallax toprak üstü ve kök, T. kotschyanus var. kotschyanus toprak üstü ekstrelerinde kinik asit, rozmarinik asit ve nikotiflorin, T. kotschyanus var. kotschyanus kök ekstresinde fumarik asit, kinik asit ve kafeik asit ve major bileşenler olarak tespit edildi. Sonuç: T. fallax'ın yüksek fenolik içeriğinden kaynaklı yüksek antioksidan potansiyele sahip olduğu söylenebilir. Bitkilerin antikolinesteraz aktivitesi ve LC-MS/MS ile kimyasal içeriği ilk kez bu tezde çalışıldı. Böylece kimyasal içerikleri ve yukarıda belirtilen aktiviteleri belirtilen bitki türlerinden elde edilen sonuçlar bilim dünyasına kazandırılmıştır.
Ülkemizin doğu bölgesinde halk arasında kullanılan bazı yabani kekik türlerinin kimyasal ve biyolojik yönden incelenmesi
Amaç: Labiatae familyasında yer almakta olan Laphanthus, Origanum, Salvia, Satureja, Thymus ve Ziziphora cinsleri Türkiye`de bir kısmı endemik olmak üzere oldukça zengin türler ile temsil edilmektedir. Türkiye'de halk arasında kekik ve çay olarak anılan bu bitkiler yıllardan bu yana ticari amaçla kullanılmaktadır. Ancak son yıllarda yapılan çalışmalar sonucunda tıbbi bitkiler olarak tedavi amaçlı da kullanılmaya başlanmıştır. Bu çerçevede bölgemizde yetişen L. turcicus, O. acutitens, O. munzurensis, O. onites, O. vulgare subsp. gracile, O. vulgare subsp. vulgare, S. absconditiflora, S. euphratica, S. avromanica, S. boissieri, S. hortensis, S. macrantha, T. cilicicus, Z. capitata ve Z. clinopodioides türlerinin kimyasal ve biyolojik yönden detaylı bir şekilde incelenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Bu çalışmada halk arasında daha çok kekik ve çay olarak kullanılan 15 türün uçucu yağ ve etanol ekstreleri hazırlanarak antioksidan, antikolinesteraz, antitirozinaz ve antiüreaz enzim aktiviteleri araştırılmış ve ekstrelerin kimyasal profili GC-MS ve LC-MS/MS ile belirlenmiştir. Ayrıca hazırlanan ekstrelerin toksik ve sitotoksik etkileri MTT yöntemi ile belirlenmiştir. Bulgular: Farklı bölgelerden toplanan 15 tane bitki örneğinin uçucu yağ içeriği GC-MS/FID cihazı ile tespit edilmiştir. Çalışılan 15 örneğin uçucu yağının bileşimi %80,33 ile %97,54 arasında aydınlatılmıştır. LC-MS/MS sonuçlarına baktığımızda ise bazı türlerin özellikle rozmarinik asit bakımından oldukça zengin olduğu görülmektedir. Çalışılan türlerin genel olarak toprak üstü ekstrelerinin total fenolik ve flavonoit içerik bakımından toprak altı ekstrelerin daha zengin olduğu belirlenmiştir. Genel olarak çalışılan tüm örneklerin orta-yüksek derecede antioksidan potansiyele sahip olduğu belirlenmiştir. Sonuçlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde standart galantamin düzeyinde asetil ve butiril-kolinesteraz enzim inhibe edici aktivite gösteren örnekler bulunduğu gibi genel olarak orta düzeyde antikolinesteraz gösterdikleri tespit edilmiştir. Türlerin antiüreaz ve antitirozinaz enzim aktivitelerinin ise düşük olduğu belirlenmiştir. Sonuç: Böylece halk arasında kekik ve çay olarak kullanılan 15 türün kimyasal içerikleri ve biyolojik aktiviteleri incelenerek sonuçlar bilim dünyasına kazandırılmıştır.
Yeni nesil elektrokimyasal sensörlerin hazırlanması ve bazı sefalosporin grubu antibiyotiklerin elektroanalitik analizlerinde kullanımı
Sefalosporin grubu antibiyotiklerden sefotaksim, seftazidim ve seftriaksonun elektrokimyasal analizi poli(bromkrezol moru) ile modifiye edilen camsı karbon elektrot kullanılarak gerçekleştirildi. Bunun için öncelikle bromkrezol morunun camsı karbon elektrot yüzeyi üzerindeki elektrokimyasal polimerizasyonu için deneysel şartlar optimize edilerek en uygun elektrot modifikasyonu belirlendi. Ardından, sefotaksim, seftazidim ve seftriaksonun kalitatif ve kantitatif analizi dönüşümlü voltametri, diferansiyel puls voltametri ve kare dalga voltametri yöntemleri kullanılarak yükseltgenme yönünde yapıldı. Dönüşümlü voltametri ile farklı tampon ortamlarında yapılan analizlerde sefotaksim, seftazidim ve seftriaksonun redoks reaksiyonlarının tersinmez olduğu belirlendi. Dönüşümlü voltametri ile yapılan hız taraması çalışmaları, bu ilaç etken maddelerin redoks reaksiyonlarının difüzyon kontrollü olduğunu gösterdi. İlaç etken maddelerin kantitatif analizi için diferansiyel puls voltametri ve kare dalga voltametri yöntemleri kullanıldı. Elde edilen kalibrasyon grafiklerinin doğrusallık aralıkları sefotaksim için diferansiyel puls ve kare dalga voltametri ile 8.0×10-9 – 8.0×10-6 M (korelasyon katsayısı 0.998) olarak sırasıyla 1.18×10-9 ve 1.46×10-9 M teşhis sınırları ile; seftazidim için diferansiyel puls voltametri ile 1.0×10-8 – 6.0×10-6 M (korelasyon katsayısı 0.999) ve kare dalga voltametri ile 8.0×10-9 – 8.0×10-6 M (korelasyon katsayısı 0.998) olarak sırasıyla 2.03×10-9 ve 1.77×10-9 M teşhis sınırları ile; seftriakson için diferansiyel puls ve kare dalga voltametri ile 8.0×10-9 – 8.0×10-6 (korelasyon katsayısı 0.998 ve 0.999) olarak sırasıyla 1.52×10-9 ve 1.51×10-9 M teşhis sınırları ile belirlendi. Kullanılan yöntemlerin kesinliği tekrar edilebilirlik çalışmaları ile incelendi. Son olarak, ilaç etken maddelerin farmasötik dozaj formlarından ve insan serumundan kantitatif analizi herhangi bir saflaştırma işlemi yapılmadan gerçekleştirildi. Sonuç olarak, bu ilaç etken maddelerinin elektrokimyasal analizleri için duyarlılığı ve seçiciliği yüksek, etkin ve ekonomik modifiye elektrot elde edildi.
Daphne sericea ve daphne gnidioides bitki ekstraktlarının bileşimlerinin ve antioksidan aktivitelerinin incelenmesi
Bu çalışmada, Thymelaeaceae familyasına ait Daphne sericea L. ve Daphne gnidioides L. bitkilerinin ekstraktları elde edilerek bileşimlerinin incelenmesi ve antioksidan aktivitelerinin çeşitli metotlarla saptanması amaçlanmıştır. Her iki bitki toplanıp kurutulduktan sonra aseton, metanol ve n-hekzan ile oda sıcaklığında üç gün boyunca çalkalanma sonucu bu çözücülerde çözünen ham ekstraktlar elde edilmiştir. Bitki ekstraktlarının kimyasal içeriği, HPLC-DAD ile fenolik bileşen profilinin çıkarılması ile, klorofil a, klorofil b, toplam karotenoid, flavonoid ve fenolik bileşen içeriği analizleri ile aydınlatılmaya çalışılmıştır. In vitro antioksidan (radikal sönümleme) aktivitelerini belirlemek için DPPH., ABTS.+, hidroksil (.OH) ve süperoksit anyon radikali (O2.-) yakalama testleri ile oksijen radikali absorpsiyon (ORAC) testleri uygulanmıştır. Bitki ekstraktlarının lipid oksidasyon reaksiyonunu inhibe etme yeteneğini ölçen antioksidan aktivite testleri ise tiyobarbitürik asitle reaksiyona giren maddelerin (TBARS) takip edilmesi ile düşük yoğunluklu lipoprotein (LDL) ve büyükbaş hayvan beyni lipozomlarında (BBE) lipid peroksidasyon inhibisyonunun ölçülmesi testleri ile gerçekleştirilmiştir. Elde edilen sonuçlar, önemli düzeyde fenolik bileşenler içeren metanol ve aseton ekstraktlarının genel olarak göz ardı edilemeyecek bir düzeyde radikal yakalama aktivitesi gösterdiklerini ortaya koymuştur. Çoğu durumda da bu ekstraktların pozitif kontrol antioksidanlar olarak alınan BHT, α-tokoferol, ferulik asit ve kersetin bileşiklerinden bazıları ile kıyaslanabilecek derecede lipid oksidasyon inhibitörü olarak etkileri olduğunu net bir şekilde görülmüştür. Özellikle D. gnidioides bitkisinin metanolik ham ekstraktının pek çok durumda pozitif kontrollerin bir ya da birkaçına çok yakın in vitro antioksidan aktivitesi ve lipid oksidasyonunu inhibe edici özelikler gösterdiği belirlenmiştir.
Toprak ve su örneklerinde bazı bor türlerinin araştırılması
Aydın ilinde Büyük Menderes nehri ile sulanan bölgelerde yetişen bazı sebze ve meyvelerdeki ağır metal kirliliğinin araştırıması
Bu çalışmada Aydın İli'nin en önemli sulama kaynaklarından olan Büyük Menderes Nehri' nden kaynaklanan ağır metal kirliliği araştırılmıştırBunun için menderes nehri ile sulanan bölgelerden başlıca 9 ürün (börülce, bamya, mısır, biber, ıspanak, patlıcan, domates, karpuz ve fasulye) toplanmış ve bu ürünlerde yaş yakma yöntemi uygulanarak ürünlerin içerisinde bulunan metaller çözünürleştirilmiştir. Elde edilen çözeltiler atomik absorbsiyon spektrofotometresi ile analizlenmiş ve başlıca 5 metalin miktarı tespit edilmiştir. Bu metaller bakır (Cu), çinko(Zn), demir(Fe), kurşun(Pb) ve kadmiyum(Cd)' dur.Kirlenmenin Büyük Menderes Nehri' nden kaynaklandığını belirginleştirmek için karşılaştırma yapmak amacıyla sulanmayan bölgelerden de örnekler toplanmış ve sulanan bölgelerdeki ürünlere uygulanan işlemlerin aynısı uygulanmıştır.Yapılan çalışmaların incelenmesi sonucunda bütün ürünlerde analizleri yapılan metaller açısından kirlenmenin olduğu tespit edilmiştir. Her üründe sulanan bölgelerdeki metal derişimleri, sulanmayan bölgelerdeki metal derişimlerinden daha yüksek düzeyde bulunmuştur.Anahtar Sözcükler: Demir, bakır, kadmiyum, kurşun, çinko, yaş yakma, AAS, Büyük Menderes Nehri,
Antioksidan kapasite tayin yöntemlerinin analitik açıdan karşılaştırılması
Antioksidanlar koruyucu etkilerini oksidasyon sürecinin farklı aşamalarında ve farklı mekanizmalarla gösterirler. Farklı test metotları antioksidan aktivite hakkında özel fakat sınırlı bilgi verdiklerinden, tek bir antioksidan üzerinde farklı antioksidan testlerinin sonuçlarının karşılaştırılması metotların gücü hakkında bilgi vereceği gibi antioksidanın farklı koruyucu etkilerini de ortaya çıkarabilir.Bu çalışmada antioksidan aktivitenin ölçülmesinde sıklıkla kullanılan 2,2 ? -diphenyl-1-picrylhydrazyl (DPPH) radikal süpürücü aktivite yöntemi, total fenolik bileşik miktarı tayin yöntemi, ABTS radikal katyonu kullanılarak troloks eşdeğeri antioksidan kapasite tayin yöntemi (TEAC), kuprik iyon indirgeme kapasitesi (CUPRAC) yöntemi ve oksijen radikal absorbans kapasitesi (ORAC) yöntemi kapari (Capari spinosa L.) bitkisinin etanol ve su ekstrelerinin antioksidan aktivitelerini tayin etmek üzere kullanılmış ve karşılaştırma yapılmıştır.Çalışmada kapari sulu ekstresinin DPPH radikal süpürme aktivitesi etanol ekstresinden biraz daha yüksek bulunmuştur. Öte yandan su ekstresinin fenolik bileşik içeriği alkol ekstresinin fenolik bileşik içeriğinden daha düşüktür. İncelenen yöntemlerden TEACABTS ile fenolik bileşik miktarı arasında pozitif ilişki tespit edilirken TEACCUPRAC ve TEACORAC yöntemleri negatif ilişki göstermişlerdir.Sonuç olarak in vitro antioksidan aktivite tayininde tek bir tayin metodunun antioksidanın gücü hakkında sınırlı bilgi vereceği, bu nedenle birkaç tanesinin birlikte kullanılmasının gerektiği vurgulanmıştır.Anahtar kelimeler: Kapari (Capari spinosa L.), DPPH, Total Fenolik Bileşik Tayini,TEAC, CUPRAC, ORAC
Bazı antibiyotiklerin voltametrik davranışlarının incelenmesi ve kantitasyon koşullarının belirlenmesi
Antibiyotikler genel anlamıyla mikroorganizmaların sebep olduğu enfeksiyonların tedavisinde kullanılan ilaçlardır. Doktora başvuran hastalara reçete edilen ilaçlar arasında antibiyotikler ilk sıralarda yer alır. Sağaltım ve koruma amacıyla kullanılan antibiyotiklerin ve metabolitlerinin canlıların çeşitli doku ve biyolojik sıvıları ile süt ve bal gibi bazı besin maddelerindeki kalıntılarının analizleri için doğruluğu ve kesinliği yüksek metotlar geliştirilmiştir. Bu amaçla geliştirilen en ileri yöntemler kromatografik yöntemlerdir. Bu çalışmada üç farklı sınıftan (Betalaktam antibakteriyelleri, Penisilinler ve Aminoglikozitler) ilaç formülasyonundaki 6 ayrı antibiyotik etken maddenin (sefazolin, sefuroksim, seftriakson, penislin G, ampisilin ve gentamisin) kalem grafit elektrot kullanılarak Britton-Robinson tampon çözeltilerindeki (pH=2, 5 ve 9) elektrokimyasal davranışları çevrimli voltametri ile incelenmiştir. Daha sonra, diferansiyel puls voltametri ile antibiyotiklerin yükseltgenme pikleri belirlenmiş, kalibrasyon standardı olarak hazırlanan çözeltiler kullanılarak belirlenen pik akım şiddetleri ölçülerek her bir antibiyotik için kalibrasyon grafikleri çizilmiştir. En küçük kareler metoduna göre çizdirilen doğru denklemleri ve korelasyon katsayıları dikkate alınarak antibiyotiklerin doğrusal çalışma aralıkları ve kantitasyon duyarlıkları tartışılmıştır. Anahtar sözcükler: Antibiyotik, voltametri, kalem grafit elektrot.
Karbon dioksit tayininde kullanılmak üzere indikatörlerin modifikasyonu ve çeşitli polimer matrikslerde denenmesi
Genel sensör tasar%mlar%n%n ço)unda, dissosiyasyona u)ram%. veya u)ramam%. halleri farkl% absorpsiyon ve emisyon maksimumu gösteren zay%f asidik yap%daki pH indikatöleri kullan%l%r. Bu çal%.mada, pH ölçümleri için dimetilamino gruplar% içeren modifiye floresans Schiff bazlar%; N1,N2-bis{(E,2E)-3-[4-dimetilamino)fenil]-2 propeniliden}-1,2-etandiamin (SB-I), N1{(E,2E)-3-[4-dimetilamino)fenil]-2- propeniliden }-N4,N4-dimetil?1,4-benzen-diamin (SB-II), 4-{(1E, 3E)-3-[(4-klorofenil)imino]-1-propenil}-N,N-dimetilanilin (CPIPA) ve N,Ndimetil? 4-{(1E,3E)-3-[(4-nitrofenil)imino]-1-propenil}anilin (NPIPA) kullan%lm%.t%r. Söz konusu Schiff bazlar% etilselüloz (EC) ve polivinilklorür (PVC) kat% fazlar%nda denenmi.tir. Schiff bazlar%n%n spektral karakterizasyonu, kuantum verimi ve asitlik sabiti (pKa) hesaplamalar% yayg%n kullan%lan çözgenlerde, PVC ve EC kat% matrikslerinde gerçekle.tirilmi.tir. mmobilize Schiff bazlar% SB-I (pKa= 4.27 PVC'de), SB-II (pKa= 10.68 PVC'de), CPIPA (pKa= 10.32 PVC'de) ve NPIPA (pKa= 8.8 PVC'de) s%ras%yla 2.0?7.0, 8.0? 12.0, 7.0?12.0 ve 8.0?12.0 pH aral%klar%nda protona absorpsiyon ve emisyon .iddetindeki de)i.melere dayal% optik yan%t vermi.tir. Çözelti faz% ile kar.%la.t%r%ld%)%nda boyalar%n immobilizasyonun bu materyallerin floresans%n% artt%rd%)% görülmü.tür. Sensör filmlerin yan%tlar% çal%.ma aral%)%nda tamamen tersinirdir ve yan%t süreleri 1 dakikadan azd%r. ncelenen modifiye indikatörlerden NPIPA'n%n karbon dioksit denemelerinde kullan%labilece)i belirlenmi. ve EC matrikste gaz faz%nda karbon dioksit yan%t% test edilmi.tir. Sensör bile.imlerinin gaz faz%nda karbon dioksite yan%t% perfloroasit (PFA) ve tetrabutilamonyum hidroksit (TBAOH) varl%)%nda ve yoklu)unda incelenmi.tir.
Bazi kromoiyonofor yapilarin polimer ve sol jel matrikslerde sensör özelliklerinin incelenmesi
In the first part of this work, two original optical CO2 sensors were designed in very new matrix materials. The pH indicator dyes, bromothymol blue (BTB) and 8- hydroxypyrene-1,3,6-trisulfonic acid trisodium salt (HPTS) have been characterized in the ionic liquids of 1-methyl-3-butylimidazolium tetrafluoroborate (RTIL-I) and 1- methyl-3-butylimidazolium bromide (RTIL-II). The acidity constants (pKa) of the dyes have been determined and the spectral response of the sensor composition to gaseous and dissolved CO2 has been evaluated. In the second part, two original Fe3+ sensor designs were proposed. The photoluminescent properties of Fe3+ selective organic fluoroionophores, bis(7- methoxybenzofuran-2-il)ketoxime (BFK) and N-(4-dimethylaminophenyl)-3,5-di-tbutyl salicylaldimine (DBS) were investigated in different solvents (dichloromethane, tetrahydrofuran, toluene and ethanol) and in polymer matrices of polyvinylchloride (PVC) and ethyl cellulose (EC) by using absorption and emission spectrometry. The response to Fe3+ ions was evaluated in terms of the effect of pH, ionic strength and cross sensitivity to other cations. In the third part, the oxygen sensitive dye of tris (2, 2'-bipyridyl) ruthenium (II) chloride was characterised in conventional and ionic liquid modified sol-gel matrices. The effect of sol-gel composition and ionic liquid amount to oxygen sensitivity were studied. In all sensor designs, the response time, long-short term stabilities, reversibility, limit of detection, linear concentration range and repeatability characteristics also have been studied. Keywords: optical sensors, ionic liquids, polyvinyl chloride, ethyl cellulose, sol-gel, carbon dioxide, iron
Sakarya'daki bazı baharat çeşitlerinin eser element analizi ve antioksidan özelliklerinin belirlenmesi
Baharatlar günümüzde hem yemeklere hem de ait oldukları yemek kültürüne göre kimlik belirlemektedir. Temelde aynı malzemeden yapılmış bir yemek baharat yardımı ile bulunan yöreye özgü lezzet alır. Günümüzde yemekler içerisine birden fazla baharat çeşidi kullanılmaktadır. Baharat çeşitleri tat, koku ve renk bakımından çeşitlilik sağlamaktadır. Bazı baharatlar içerisinde bulunan etkin maddelerden dolayı ilaç etkisi yapmakta ve yemek içerisindeki etkenlere karşı koruma sağlamaktadır. Bu çalışmamızda Sakarya'da bulunan Kişniş (Coriandrum sativum), Muskat (Myristica fragrans), Köri (Köri), Abazaotu (Satureja hortensis), Mahlep (Prunus mahaleb), Ginseng (Panax ginseng), Propolis (Propolis), Haşhaş (Papaver somniferum), Kaju baharatı (Kajun baharatı), Çemen otu (Trigonella foenumgraecum), Anason (Illicium verum), Sinirotu (Plantago), Lavanta (Lavandula angustifolia), Hayıt tohumu (Vitex agnus-castus), Karabaş otu (Lavandula stoechas), Yenibahar (Pimenta dioica), Kakule (Elettaria cardamomum), Tarhun (Artemisia dracunculus), Mercanköşk (Origanum majorana) ve Çivanperçemi (Achillea millefolium) baharat örnekleri alınmıştır. Yapılan çalışmalar arasında çalışması çok yapılmamış olan baharatların seçilmesine özen gösterilmiştir. Sakarya çevresinden alınan baharatlar uygun koşullar sağlanarak etüvde kurutuldu. Etüvde kurutulan baharatlarımızın homojen bir halde olması için öğütülme işlemi yapılmıştır. Çalışmamızda Sakarya'dan alınan 20 farklı baharat örneklerinin içeriğindeki Cu, Fe, Mn, Ni ve Zn eser element ve antioksidan içerikleri incelenmiştir. Doğada farklı formlarda bulunan birçok element mevcuttur ve bu elementlerin görevleri vücutta farklı işlevleri yerine getirmeleridir. Kimyasal, moleküler düzeyde hücre fonksiyonları ve biyolojik açıdan oldukça önemlidirler. Bazı elementler iz/eser element olarak adlandırılmaktadır. Miktarı az olduğu için böyle adlandırılan elementler hücresel yapıların stabilizasyonu için yani kararlı hale getirilebilmeleri için oldukça önemlidir. Eksikliklerinde ise hastalıklara neden olabilmektedir. Aynı araştırma çalışması içinde baharatlardaki hem antioksidan kapasitelerin hem de esansiyel ağır metallerin (Cu, Fe, Mn, Ni, Zn) içeriklerinin değerlendirilmesi, bunların sağlık üzerindeki etkilerinin kapsamlı bir değerlendirmesi için çok önemlidir. Bu metaller çeşitli biyolojik işlevler için gerekli olmasına rağmen aşırı miktarlarda toksik hale gelebilir. Bu nedenle, antioksidan özelliklerinin yanı sıra konsantrasyonlarını anlamak, baharatların besinsel ve tedavi edici yararları hakkında bilgi sağlar. Bu ikili analiz, baharatların güvenli metal alımı seviyelerini aşmadan sağlığa olumlu katkıda bulunmasını sağlamaya yardımcı olur. Bu çalışmada 20 farklı baharatın antioksidan ve ağır metal içerikleri ölçülmüş ve karşılaştırmalı olarak sunulmuştur. Baharat örneklerinin çözünürleştirilmesinde mikrodalga çözünürleştirme yöntemi kullanılmıştır. Kurutulan baharat örneklerinden yaklaşık 1,0 g tartım alınarak, üzerine 8 mL HNO3-H2O2 (6:2, v/v) karışımı eklenmiş ve 10 dakika bekletilmiştir. Mikrodalga sistemi için sindirim koşulları 250 W için 2 dk, 0 W için 2 dk, 250 W için 6 dk, 400 W için 5 dk, 550 W için 8 dk, havalandırma: 8 dk olarak uygulanmıştır. Soğutulduktan sonra elde edilen solüsyonlar 1 M HNO3, ile 25 ml'ye tamamlanmıştır. Geri kazanım değerleri standart referans madde kullanılarak analiz edilmiştir. Her bir metalin tespit sınırı, doğrusal aralığı, denklemi ve korelasyon katsayısı tespit edilmiş Zn en düşük tespit sınırına sahipken Fe en yüksek değere sahiptir. Ayrıca tüm metaller için yüksek korelasyon katsayıları sağlanmıştır. Mikrodalga çözünürleştirme yönteminin tercih edilmesinin sebebi daha kolay, basit ve güvenilir bir yöntem olmasından kaynaklanmaktadır. Mikrodalga çözünürleştirme yöntemi sonrasında eser elementler ICP-OES ile tayin edilmiştir. Önerilen yöntemin doğruluğu, elma yaprağı sertifikalı referans malzeme kullanarak gerçekleştirilmiştir. Baharat örneklerinde element konsantrasyonları ortalama (Cu), (Fe), (Mn), (Ni), (Zn) sırasıyla 1,35-28,45, 30,3-857,68, 2,28-539,7 0,4-4,73, 3,35-76,68 mg/kg olarak bulunmuştur. Antioksidanlar kısaca vücutta meydana gelen serbest radikallerle mücadele içindeki moleküller olarak tanımlanabilir. Serbest radikallerin sayısındaki artışın başta şeker hastalığı, kalp hastalıkları ve kanser gibi yaşamı tehdit edici rahatsızlıklar ile ilişkili olduğu unutulmamalıdır. Ancak vücudun kendi ürettiği antioksidanlar normal metabolizma sonucu oluşan serbest oksijen radikallerinin savunulmasında oldukça etkili moleküllerdir. Antioksidan maddeler aynı zamanda özellikle meyve ve sebzeler olmak üzere birçok besin içerisinde de yer alır. Bu gıdaların içerisinde bulunan bazı E ve C vitamini gibi antioksidan vitaminler de bu şekilde görev yapabilmeleri nedeniyle bir adım öne çıkarlar. Antioksidan içerikli koruyucular aynı zamanda gıda endüstrisi için de oldukça önemlidir ve paketlenen gıdaların raf ömrünün uzatılmasında kullanılır. Serbest radikaller vücutta metabolik aktivite sonucu sürekli olarak oluşan maddelerdir. Antioksidan moleküller olmadan serbest radikaller çok kısa sürede hücresel hasara neden olarak yaşamı tehdit edici bir süreç ortaya çıkarabilir. Ancak serbest radikallerin bazı vücut işlevleri için kritik rol oynadığı unutulmamalıdır. Örnek olarak bağışıklık sisteminin bazı hücreleri, enfeksiyona neden olan mikropların ortadan kaldırılması için serbest radikalleri kullanır.Vücutta serbest radikallerin sayısının antioksidan madde içeriğinden daha yüksek oranda bulunması halinde oksidatif stres adı verilen bir durum ortaya çıkar. Uzamış bir oksidatif stres süreci başta DNA olmak üzere çeşitli önemli moleküllerin hasarlanması ile sonuçlanır. Bu süreç bazı durumlarda ise hücre ölümü ile sonlanabilir. DNA hasarının yaşlanma sürecinde oldukça etkili bir durum olduğu düşünülür. Oksidatif stres sonucu meydana gelen DNA hasarı aynı zamanda kanser gibi bazı rahatsızlıklara yatkınlığı artırabileceği için dikkatli olunmalıdır.Çeşitli yaşam tarzı alışkanlıkları, stres ve diğer çevresel faktörler vücutta meydana gelen serbest radikal miktarının ve oksidatif stres düzeyinin artmasına neden olabilir. Antioksidanların içeriklerinin belirlenmesinde ise birden fazla yöntem kullanılmaktadır. Bu çalışmamızda baharatların antioksidan içeriklerinin belirlenmesi için DPPH etkisi, ABTS testi, indirgenme gücü ve total fenolik madde yöntemi tercih edilmiştir. Her bir yöntem içerisinde kullanılan standart referans maddeler ayrı olarak kullanılmıştır. Bunun sebebi ise kullanılan yöntemlerin alkol/su bazlı yöntemler olmasından kaynaklanmaktadır. Çalışmada baharatların etanol ekstraktlarının antioksidan içeriği ilk olarak DPPH, ABTS, indirgeme gücü ve toplam fenolik içerik testleri ile değerlendirilmiştir. Çalışma kapsamında baharatların su ekstraktları da test edilmiştir ancak antioksidan kapasitesinin düşük olması nedeniyle etanol kullanılmıştır. Antioksidan yöntemleri arasında DPPH Etkisi, ABTS Testi ve İndirgenme gücünde Propolis, sinirotu ve yenibahar yüksek antioksidan özelliği gösterirken, total fenolik madde yönteminde ise propolis yenibahar ve sinirotu yüksek antioksidan özelliği göstermiştir. Total fenolik madde içerisindeki yenibaharın sinirotundan yüksek çıkmasının sebebi daha yüksek fenolik içermesinden kaynaklanmaktadır. Bunun anlamı ise Yenibahar baharatının suda çözünen maddeleri sinirotu baharatına göre daha fazla olmasından ileri gelmektedir. Bu sonuçlar dikkate alındığında baharatlar içerisindeki eser element ve antioksidan içeriklerine bakıldığında literatür değerleri ile karşılaştırılmış,antioksidan ve eser element arasında bir korelasyon bulunmamıştır.
Modifiye edilmiş kermes meşesi (Quercus coccifera l.) adsorbanların hazırlanması ve sulu çözeltilerden As(v) giderimi
Bu çalışmada, sulu çözeltilerden Arsenat (V) iyonlarının adsorpsiyon yöntemi ile giderilmesi için ham ve modifiye edilmiş kermes meşesi biyokütlesinden elde edilen adsorbentlerin etkinliği incelenmiştir. Çalışmada ilk olarak kermes meşesi biyokütlesi asit modifikasyonu (A-KMB) ve yüzeyine demir oksit kaplanması (DOKMB) sonrasında iki farklı katı adsorbent elde edilmiştir. Elde edilmiş olan katı adsorbentlerin yapıları FTIR, XRD, EDX ve BET yüzey alanı analizi yöntemleri ve yüzey morfolojilerindeki değişimler ise SEM görüntüleri ile karakterize edilmiştir. Çalışmada ikinci aşamada KMB, A-KMB ve DOKMBkatı adsorbentlerinin As(V) iyonlarının giderim sürecinde etkili olan çözelti başlangıç pH'ı, çözelti başlangıç As(V) derişimi, temas süresi, adsorbent dozu ve ortam sıcaklığı parametrelerinin etkileri incelenmiştir. Bu amaçla batch (kesikli) yöntem kullanılmış ve optimum giderim koşulları belirlenmiştir. Çalışmada elde edilen sonuçlara göre sulu çözeltiden As(V) iyonlarının gideriminde incelenen üç adsorbent arasında en etkili adsorbentin DOKMBolduğu belirlenmiştir. DOKMB için maksimum adsorpsiyon kapasitesi ve giderim verimi sırasıyla 1,84±0,02 mg/g ve % 91,78±0,79 olarak elde edilmiştir. DOKMB katı adsorbenti kullanılarak As(V) iyonlarının sulu çözeltiden giderimi sürecinde ΔH, ΔG ve ΔS termodinamik parametreleri hesaplanmıştır. Adsorpsiyon sürecinin endotermik karaktere sahip olduğu belirlenmiştir. Elde edilmiş olan deneysel adsorpsiyon verileri ile Langmuir, Freundlich ve D-R izotermlerinin uyumluluğu incelenmiştir. DOKMB adsorbenti ile As(V) iyonlarının gideriminin Langmuir izoterm modelinin diğer izotermlere göre daha uyumlu olduğu belirlenmiştir. DOKMB katı adsorbentinin düşük derişimli 25-200 µg/L aralığında As(V) iyonu içeren çeşme suyundan hazırlamış olan gerçek örneklerde etkili olduğu belirlenmiştir. Çalışmada kermes meşesi biyokütlesinin modifikasyondan elde edilen düşük maliyetli bir malzeme olan DOKMB katı adsorbentinin sulu çözeltilerden As(V)'in adsorpsiyon yöntemi ile gideriminde ve önderiştirilmesinde umut verici alternatif bir malzeme olduğu önerilmiştir.
Astragalus stella türünün fitokimyasal analizi üzerine farklı özütleme tekniklerinin etkisinin araştırılması
Bu çalışma, Astragalus stella'nın toprak üstü kısımlarından Soxhlet özütleme, maserasyon ve ultrasonik destekli özütleme teknikleriyle elde edilen metanol özütlerinin fitokimyasal profillerini, antioksidan kapasitelerini ve enzim inhibisyon aktivitelerini araştırmaktadır. Maserasyon özütü hem toplam fenolik (20,67 mg GAE/g özüt) hem de toplam flavonoit (25,49 mg RE/g özüt) içerikleri açısından en yüksek miktarları sergilemiştir. LC-ESI-MS/MS yoluyla yapılan fitokimyasal analiz, 30 farklı bileşiğin varlığını ortaya koymuştur. Hesperidin, tüm özütleme yöntemlerinde yaklaşık 1000 µg/g özüt seviyesinde bulunarak tespit edilen ana bileşen olmuştur. Ayrıca, hiperosit, apigenin ve apigenin-7-glukozit önemli bileşenler olarak belirlenmiştir. Antioksidan özellikleri, fosfomolibdenyum, DPPH, ABTS, CUPRAC, FRAP ve metal şelatlama testlerini içeren çok yönlü bir yaklaşımla değerlendirilmiştir. Bu testlerin çoğunda, maserasyon özütü, özellikle fosfomolibdenyum, CUPRAC ve FRAP testlerinde, ayrıca DPPH ve ABTS radikal süpürme testlerinde ve metal şelatlama testlerinde kayda değer yüksek aktivite göstererek üstün antioksidan kapasite sergilemiştir. Bağıl Antioksidan Kapasite İndeksi'ne (RACI) göre, maserasyon özütü 1.24 değeri ile en yüksek antioksidan aktiviteyi gösterirken, soxhlet ve ultrasonik özütleri sırasıyla; -0.41 ve -0.83 negatif RACI değerleri sergilemiştir. Pearson korelasyon analizleri, toplam fenolikler ve toplam flavonoitler ile çeşitli antioksidan test sonuçları arasında güçlü bir pozitif korelasyon olduğunu ortaya koymuş ve bu bileşiklerin özütlerin antioksidan kapasitesine büyük olasılıkla temel katkıda bulunanlar olduğunu göstermiştir. Enzim inhibisyon testleri, tüm özütlerin benzer asetilkolinesteraz (AChE) inhibisyonu gösterdiğini ortaya koyarken, maserasyon özütü en yüksek α-amilaz inhibisyonunu gösterdi ve ultrasonik özütü diğer özütlere kıyasla en düşük tirozinaz inhibisyonunu sergiledi, ancak hiçbir özüt bu çalışmada kullanılan standartların inhibisyon kapasitesine ulaşamadı. Elde edilen sonuçlar, özellikle maserasyon yöntemiyle elde edilen Astragalus stella bitkisi özütlerinin yüksek antioksidan özelliği ve α-amilaz inhibisyon aktivitesi sayesinde bu bitkinin ilaç, gıda ve kozmetik sektörlerinde değerlendirilebileceğini göstermektedir.
Boya duyarlı güneş pillerinde Berberis Vulgarıs ekstraktlarının fotoduyarlaştırıcı olarak kullanımlarının incelenmesi
Kadıntuzluğu bitkisinin (Berberis Vulgaris) meyvesinden (KTM) ve kökünden (KTK) ekstrakte edilen doğal boyalar, boya duyarlı güneş pillerinde (BDGP) fotoduyarlaştırıcı olarak kullanılmıştır. Tüm ekstraktlar saflaştırma ya da stabilizör eklenmesi gibi modifikasyonlar yapılmaksızın kullanılmıştır. KTM ve KTK ekstraktlarındaki ana bileşiklerin sırasıyla antosiyanin ve izokinolin alkaloid olduğu tespit edilmiştir. KTM, KTK'ya göre daha geniş ışık absorpsiyonu gösterdiği halde KTM esaslı BDGP'nin enerji dönüşüm veriminin (%2,01) KTK'lı olandan (%2,35) daha küçük olduğu görülmüştür. Söz konusu düşük verim, KTK'nın zayıf elektron transfer kabiliyetinden kaynaklanıyor olabilir.Öte yandan 120 saat boyunca güneş ışığına maruz bırakılan BDGP'lerin başlangıç verimlerini KTM ve KTK için sırasıyla %91 ve %54 düzeylerinde korudukları gözlemlenmiştir. Buna göre makul düzeyde fotovoltaik performans ve yüksek kararlılık gösteren antosiyanin içeren ekstraktın düşük maliyetli ve çevre dostu BDGP uygulamaları için uygun olabileceği belirlendi.
Fluopram'ın elektrokimyasal özellikleri ve miktar tayini için voltammetrik yöntem geliştirme
Bu tez çalışmasında pestisist mücaledesinde kullanılan Fluopram'ın camsı karbon elektrot yüzeyindeki elektrokimyasal davranışları araştırıldı. Fluopram'ın elektrokimyasal davranışları dönüşümlü voltametri tekniği ile Britton-Robinson (BR pH:4.0) tamponu ortamında +0.97 V civarında tersinmez bir sinyale sahip olduğu gözlendi. Kare-dalga voltametri tekniği kullanılarak BR (pH 4.0) içerisinde Fluopram'ın (vs. Ag/AgCl) iyi belirlenmiş bir yanıt vermiştir. Geliştirilen voltametrik teknik BR (pH 4.0) ortamında [(0.2 µM ile 1.4 µM)] derişim aralığında doğrusal olduğu tespit edilmiştir. Önerilen yöntem İdrar, Nehir Suyu, Portakal Suyu ve Toprak örnekleri üzerinde test edilmiştir.
Nebivolol'ün kapiler elektroforez yöntemi ile tabletlerinde miktar tayini
Nebivolol üçüncü nesil beta bloker ajandır ve hipertansiyon tedavisi için kullanılır. Bu çalışmada basit, doğru ve hızlı bir kapiler elektroforez yöntemi nebivolol hidroklorür'ün tablet dozaj formunda tayini için geliştirilmiştir. İç standart olarak 3-4 dihidroksibenzil amin kullanılmıştır. Tampon derişimi, tampon pH sı, organik çözücü miktarı ve tampon tipi sistematik olarak araştırılmış ve nebivolol tayini için en uygun koşullar belirlenmiştir. Bu koşullar çalışma tamponu için %10 metanol (h/h) içeren 40 mM sodyum asetat ve 66 mM glasiyel asetik asit (pH 4.2) çözeltisi, ayırım voltajı için 25 kV, enjeksiyon süresi için 0.5 sn'dir. Analiz UV detektörle 200 nm de yürütülmüştür. Belirtilen koşullarda iç standardın 4.2 dk, nebivolol hidroklorür'ün 5.3 dk göç zamanına sahip olduğu gözlenmiştir. Geliştirilen yöntemin geçerliliği için doğrusallık, kesinlik, seçicilik, doğruluk ve sağlamlık parametreleri incelenmiştir. Nebivolol hidroklorür'ün doğrusallığı 9.72 ? 49.51 µg/mL aralığında incelenmiş 5 basamaklı kalibrasyon seti ile yöntemin gün içi ve günler arası doğrusallığı gösterilmiştir. Saptama ve tayin sınırları sırasıyla 2.61 ve 7.91 µg/mL olarak bulunmuştur. Önerilen yöntem tablet dozaj formunda nebivolol hidroklorür'ün tayini için uygulanmış ve içeriği 5.166 ± 0.087 bulunmuştur.Anahtar Kelimeler: nebivolol, kapiler elektroforez, 3-4 dihidroksibenzil amin, tablet
Nebivololün farmasötik preparatlarında yüksek performanslı sıvı kromatografisi yöntemi ile miktar tayini
Bu çalışmada, nebivololün yüksek performanslı sıvı kromatografisi yöntemi uygulanarak floresans dedeksiyon ile tabletlerinde miktar tayini için hızlı, kolay, seçici ve hassas bir yöntem geliştirilmesi ve geçerliliğinin gösterilmesi amaçlanmıştır. Nebivolol tayini için en uygun cihaz ve analitik koşullar olarak Gemini C6 fenil kolon varlığında ACN:formik asit (50 mM) (25:75, h/h) hareketli faz sistemi, 0.9 mL/dak akış hızı, 10 µL enjeksiyon hacmi, 282 nm uyarma dalga boyu ve 310 nm yayma dalga boyu belirlenmiştir. Yöntem 1.03x10-6-5.15x10-6 M (0.42-2.09 µg/mL) derişim aralığında doğrusal bulunmuştur. Yöntemin doğrusal aralıkta doğru ve kesin sonuçlar ürettiği gösterilmiştir. Saptama ve tayin sınırı 18.5 ng/mL ve 55.9 ng/mL olarak hesaplanmıştır. Yüksek performanslı sıvı kromatografi yöntemi ile ticari tabletlerde yapılan nebivolol içerik analizi sonucunda % nebivolol içeriğinin USP 29 (The United States Pharmacopeia, 2006) belirtilen içerik koşullarını sağladığı belirlenmiştir.
Çeşitli analitik yöntemlerle irbesartan ve Hidroklorotiazid'in farmasötik preparatlardaki tayini
İrbesartan, bir angiotensin-II reseptör antagonisti ve hidroklorotiazid tiazid sınıfından bir diüretiktir. İrbesartan ve hidroklorotiazid kombinasyonlarının hipertansiyon tedavisi için kullanımı oldukça yaygındır. Bu çalışmanın amacı, irbesartan ve hidroklorotiazidin eş zamanlı analizi için yeni, basit ve duyarlı bir yöntem geliştirmek ve yöntemin farmasötik tablet ve idrar örneklerine uygulanmasını göstermektir. İrbesartan, hidroklorotiazid ve agomelatin (iç standart), foto diyot dizisi dedeksiyonlu yüksek performanslı sıvı kromatografisi ile analizlenmiştir. Analizlerde monolitik yapılı ters faz bir analiz kolonu (Chromolith® HR, RP-18e) ile birlikte değişken hareketli faz ve akış hızıprogramları kullanılmıştır. Analitler 230 nm dalga boyunda toplam 27.5 dakikada analiz edilmiştir. İdrar numuneleri, hiçbir ön hazırlık basamakları uygulanmaksızın, sadece süzme ve seyreltme ile sisteme verilmiştir. Geliştirilen yöntem başarılı bir şekilde farmasötik tablet ve idrar örneklerine uygulanmıştır.Sonuç olarak, irbesartan ve hidroklorotiazidin rutin kalite kontrol analizlerine uygulanabileceği gösterilmiştir. Anahtar Kelimeler: İrbesartan, hidroklorotiazid, YPSK, farmasötik uygulama, idrar analizi
Aripiprazol'ün farmasötik preparatlardaki ve bazı biyolojik sıvılardaki miktarının YBSK yöntemiyle tayini
Aripiprazol, yeni nesil atipik antipsikotik grubunun ilk üyesidir. Aripiprazol'ün şizofreni ve benzeri hastalıkların standart bakımında kullanımı oldukça yaygındır. Bu çalışmanın amacı, aripiprazolün analizi için yeni, basit ve duyarlı bir yöntem geliştirmek ve yöntemin farmasötik tabletlere uygulanmasını göstermektir. Aripiprazol ve diflunisal (iç standart), foto diyot dizisi dedeksiyonlu yüksek performanslı sıvı kromatografisi ile analizlenmiştir. Analizlerde 2.7 µm büyüklüğünde partikül içeren 10 cm x 4.6 mm boyutlarındaki Supelco (Amerika) marka Fused-Core yapılı Ascentis® Express C18 ters faz kolonu kullanılmıştır. Analitler, MeOH:Tampon (%0.1 formik asit, %0.2 amonyum asetat) (60:40, h/h) mobil fazı kullanılarak, 255 nm dalga boyunda toplam 15 dakikada analiz edilmiştir. Geliştirilen yöntem başarılı bir şekilde farmasötik tablet ve idrar örneklerine uygulanmıştır. Sonuç olarak yöntemin, aripiprazol rutin kalite kontrol analizlerine uygulanabileceği gösterilmiştir.
Agomelatinin sıvı kromatografi yöntemi kullanılarak tabletlerden analizi
Agomelatin, 2000'li yılların başında geliştirilen, melatonerjik reseptör agonisti ve 5-HT2C reseptör antagonisti olan bir ilaç molekülüdür. Yetişkinlerde major depresif atakların tedavisi için kullanılmakta olan uyku üzerine olumlu etkiler gösterebilen antidepresan bir ilaçtır. Bu çalışmanın amacı tabletlerdeki agomelatinin miktar tayini için ucuz, basit ve duyarlı bir analitik yöntem geliştirmektir. Deneysel çalışmalarda temel olarak yüksek performanslı sıvı kromatografisi tekniği kullanılmakla birlikte yöntem geliştirme basamaklarında UV ? görünür bölge spektrofotometrisinden de yararlanılmıştır. Analizlerde kullanılan C18 ? bağlı monolitik silika ve C18 ? bağlı "fused-core" silika kolonların kromatografik performansları ve elde edilen analitik verilerin karşılaştırılması gerçekleştirilmiştir. Sonuçlar istatistiksel olarak değerlendirilmiş ve uluslararası validasyon uygulamalarına göre yöntem geçerliliği sınanmıştır. Bu çalışma sonunda rutin tablet analizlerinde güvenle kullanılabilecek yeni bir yöntem önerilmiştir. Anahtar Kelimeler: Agomelatin, yüksek performanslı sıvı kromatografisi, tablet analizi, farmasötik analiz.
Seleksipag' ın farmasötik tabletlerde HPLC ile miktar tayini
Seleksipag, Dünya Sağlık Örgütü'nün fonksiyonel sınıflamasına göre Sınıf II ve III'de yer alan hastalarda pulmoner arteriyel hipertansiyon ilerlemesini geciktiren ve hastaların hastaneye yatışlarını azaltan bir ilaçtır. Seleksipag, prostasiklinden yapısal olarak farklı olan ve oral yolla kullanılan bir prostasiklin IP reseptör agonistidir. Bu tez çalışmasında Seleksipagın ticari farmasötik üründen analizi için yeni bir HPLC metodu geliştirilmiştir. Geliştirilen metodun hareketli fazı asetonitril -su (40:60, h/h) karışımı olup pH 3'e tamponlanmıştır. Akış hızı ve enjeksiyon hacmi sırasıyla 0,5 mL/dk ve 1,0 µL'dir. Metod validasyonu ICH Q2(R1) kılavuzuna göre yürütülmüştür ve sonuçlar istatistiksel olarak değerlendirilmiştir.
Alektinib tayini için sıvı kromatografik metot geliştirilmesi, validasyonu ve bozunma ürünlerinin karakterizasyonu
İlaç ürünlerinde kalite doğrudan ürün ile ilişkili olup kaliteyi belirleyen en önemli faktör çeşitli üretim basamaklarında yapılan analizlerdir. Kalite zincir halkalarının birleşmesi gibidir ve herhangi bir zayıf halka kalitede yetersizlik anlamına gelir. Literatürde ilaç analizleri ve yöntemleri ile ilgili birçok veri ve öneri mevcuttur. Söz konusu bu çalışmada gelişen analiz tekniklerine ayak uydurulamaya çalışılarak önemli bir ilaç etkin maddesi için analiz yöntemi önerilmiştir. Alektinibin farmasötik formülasyonlarda analizi için bir sıvı kromatografisi tekniği oluşturulmuştur. Analitik yöntemi optimize etmek için üç seviyeli Box-Behnken yanıt yüzeyi tasarımı kullanılmıştır. Optimize edilmiş analitik yöntem, doğrusallık, hassasiyet, doğruluk ve kesinlik ve sağlamlık içeren ICH kılavuzlarına göre doğrulanmıştır. Ayrıca, valide edilmiş yöntemin etkin maddenin bozunma ürünlerine karşı duyarlılığı, stres kaynaklı bozunma çalışmaları ile doğrulanmıştır. LCMS-IT-TOF çalışmaları ile bozunma ürünlerinin tamamı karakterize edilmiştir. Ayrıca, onaylanmış yöntem, Alecense® formülasyon miktarını tahmin etmek için başarıyla uygulanmıştır. Ayrıca geliştirilen yöntemlerin yeşillik değerlendirmesi NEMI, Analitik Eko-ölçek, AGREE ve GAPI kullanılarak değerlendirilmiştir. Formülasyonların içerik maddelerinin etkin maddenin alıkonma sürelerine herhangi bir müdahalesi gözlenmemiştir.
Farmasötik formülasyonlardaki Tasimelteon'un tasarım bazlı kalite yaklaşımına dayanarak HPLC ile analizi
Günümüzde Farmasötik düzenleyici kurumlar ve uzmanlarının görüşleri farmasötik kalite kontrol sisteminde sistematik yaklaşımların uygulanmasına giderek daha fazla ihtiyaç duymakta olduğudur. Kalite kontrol yöntemleri, ilaç üretiminin kalitesini güvence altına almak için kontrol stratejisinde önemli bir rol oynar. Özellikle artan kalite kontrol yöntem ihtiyacı, analiz yükü ve bazı etken maddelerin yapısı gereği uzun analiz süresine ihtiyaç sürecin daha verimli olmasını zorunlu kılmaktadır. Burada analizcinin en büyük destekçisinin istatistiki yöntemler olduğu yadsınamaz. Bu tekniklerin daha fazla uygulanabilmesi için sistematik hale gelmesi ve analizci bilgisinin desteklenemesi önemlidir. Söz konusu çalışmada, Tasimelteon (TSM) farmasötik preparatlarda analizi için basit, hassas, yeşil ve sağlam bir yüksek performanslı sıvı kromatografisi (HPLC) yönteminin geliştirilmiştir. Kemometrik faktör tarama çalışması, yöntem performansının daha iyi anlaşılması ve geliştirilmesi için Box-Behnken tasarımı kullanılarak optimize edilen kritik yöntem parametrelerinin belirlenmesine yardımcı olmuştur. Kromatografik ayırma, mobil faz olarak metanol: fosfat tamponu (0,030 M, pH 2,5):(51:49, h/h) kullanılarak Supelco Ascentis® Express C8 (100×4,6 mm, ID, 2,7µm) 1,2 mL/dk'da gerçekleştirilmiştir. Yöntemin doğrusallığı, 10,0 ile 75,0 µg/mL konsantrasyonları için gözlenmiştir. (R2=0,999, p<0,05). Yöntemde doğrusallık çalışmaları için pik normalizasyon tekniği uygulanmıştır. Bunun için en uygun iç standart agomelatin olarak seçilmiş olup derişimi ise 33,0 µg/mL olarak uygun bulunmuştur. Doğruluk değerlendirmesi %95,9-100 aralığında elde edilmiştir. Ayrıca, çeşitli analitik yeşillik değerlendirme metrikleri kullanılarak yöntemin yeşilliği ortaya konulmuştur.
Apiksabanın elektroanalitik incelemesi ve tayini
İlaç analizlerinde kromatografik ve spektrofotometrik yöntemler sıklıkla kullanılmakla beraber elektroanalitik yöntemlerin bu yöntemlere karşı düşük maliyet, kolay uygulanabilirlik, kısa süren analiz süreleri gibi üstünlükleri vardır. Elektroanalitik yöntemleri diğer yöntemlerden ayıran önemli özelliklerden biri ise ilaç aktif molekülün elektroaktif bölgesinin tayininin sağlanmasıdır. İlaç aktif moleküllerin elektron transfer mekanizmasının açığa çıkarılmasında elektroanalitik yöntemlerden olan voltametrik yöntemlere sıklıkla başvurulur. Direkt etkili oral antikoagülan grubunda yer alan Faktör Xa inhibitörü Apiksaban, 2012 yılında FDA tarafından onay almıştır. Bu çalışmada literatürdeki Apiksabanın elektrokimyasal analizi ile ilgili eksikliği kapatmak ve elektroindirgenme mekanizmasını açıklamak amacıyla elektrokimyasal çalışmalar yapılmıştır. Damlayan cıva elektrot ile indirgenme mekanizması aydınlatılıp elektroaktif bölge saptanmış, diferansiyel puls polarografisi ile etken maddenin miktar tayini metodu geliştirilmiştir ve geliştirilen yöntem Apiksabanın ticari preparatı olan Eliquis® numunesinde uygulanmıştır.
Takviye edici gıdalar içinde bulunan melatoninin YPSK ilemiktarının tayini
Melatonin, epifiz bezinde üretilen ve insan vücudundaki çeşitli fizyolojik fonksiyonları düzenleyen, serbest radikalleri süpürme ve baskılama yeteneği olan bir hormondur. Melatonin, sirkadiyen ritmin düzenlenmesinde önemli bir rol oynadığından çeşitli hastalıkların teşhisi ve tedavisinde kritik bir molekül olarak kabul edilmektedir. Klinik uygulamalarda çeşitli formlarda preparatlar, ekzojen melatonin uygulaması şeklinde tedavi ve takviye amaçlı olarak kullanılmaktadır. Tedavilerde uygun dozun belirlenmesi ve kalite kontrolü için preparatların melatonin içeriğinin doğru bir şekilde belirlenmesi önemlidir. Bu çalışmada, çeşitli preparatlarda melatonin tayini için yeni, ucuz, hızlı ve sağlam bir YPSK-PDA yöntemi geliştirilmiş ve doğrulanmıştır. Ayırma işlemi, izokratik olarak Nanologica SVEA C18 (4.6 x 250 mm, 5 µm) kolonda gerçekleştirilmiş olup, hareketli fazın bileşimi: ACN : Su (30:70, v/v)'den oluşmaktadır. Akış hızı 1,00 mL dk-1 , kolon fırın sıcaklığı 25 °C ve enjeksiyon hacmi 10 µL dir. Geliştirilen YPSK-PDA yönteminde 0,14 mg L-1 LOD ve 0,47 mg L-1 LOQ değerleri elde edilmiştir. Geri kazanım değerleri %98,15-102,02 aralığında değiştiği gözlenmiştir. Geliştirilen yöntemin %BSS değerleri %1'in altındadır. Geliştirilen YPSK-PDA yöntemi çeşitli preparatlar içinde bulunan melatonin tayininde rutin analizlerde kullanılabileceğini gösterilmiştir
Rufinamit, lamotrijin ve zonisamitin kapiler elektroforez yöntemi ile miktar tayini
Bu çalışmada, rufinamit (RFN), lamotrijin (LMT) ve zonisamit (ZNS) bileşiklerinin eşzamanlı analizine olanak tanıyan basit, hızlı ve duyarlı bir kapiler elektroforez (KE) yöntemi geliştirilmiştir. Bu yöntem, Yüksek Performanslı Sıvı Kromatografi (YPSK) yöntemi ile karşılaştırılmıştır. KE yönteminde tespit, 210 nm dalga boyunda bir fotodiyot dizisi (DAD) dedektörü ile gerçekleştirilmiş ve 75 µm iç çaplı, 40 cm efektif uzunlukta kapiler kullanılmıştır. Optimum koşullar, %5 izopropil alkol (IPA) içeren 35 mM SDS, 6 mM borat ve 10 mM fosfat tamponu (pH 9,00) ile 15 kV potansiyel uygulanarak sağlanmıştır. Bu koşullarda ZNS, RFN ve LMT'nin göç süreleri sırasıyla 5,99, 6,77 ve 8,46 dakika olarak belirlenmiştir. YPSK yönteminde ise tespit, aynı dedektörle gerçekleştirilmiş; C18 kolon (4,6×100 mm, 3,5 µm) ve hareketli faz olarak %18 asetonitril içeren 50 mM fosfat tamponu (pH 4,0) kullanılmıştır. Bu yöntemde ZNS, RFN ve LMT'nin alıkonma süreleri sırasıyla 6,41, 7,29 ve 4,95 dakika olarak bulunmuştur. Her iki yöntemin doğrusal aralık, kesinlik, duyarlılık, kararlılık ve sağlamlık gibi validasyon parametreleri incelenmiştir. KE yönteminde ZNS, RFN ve LMT için tespit sınırı (LOD) değerleri sırasıyla 1,63×10⁻⁷ M (0,035 μg/ml), 6,86×10⁻⁸ M (0,016 μg/ml) ve 2,65×10⁻⁸ M (0,007 μg/ml); YPSK yönteminde ise LOD değerleri ZNS için 1,61×10⁻⁸ M (0,003 μg/ml), RFN için 9,69×10⁻⁹ M (0,002 μg/ml) ve LMT için 3,33×10⁻⁹ M (0,001 μg/ml) olarak belirlenmiştir. Geliştirilen yöntemler, farmasötik dozaj formlarında başarıyla uygulanmış ve USP 47-NF 42'ye uygun bulunmuştur.
Lakozamid, topiramat ve levetirasetamın kapiler elektroforez yöntemi ile ayrımı
Lakozamid (LCM), topiramat (TPM) ve levetirasetam (LEV), epilepsi hastalarında nöbet kontrolünü sağlamak amacıyla kullanılan yeni nesil antiepileptik ilaçlardır. Bu çalışmada, LCM, TPM ve LEV bileşiklerinin eş zamanlı analizine olanak tanıyan basit, hızlı ve duyarlı bir kapiler elektroforez (KE) yöntemi geliştirilmiştir. Bu yöntem, yüksek performanslı sıvı kromatografi (YPSK) yöntemi ile karşılaştırılmıştır. KE yönteminde tespit, 210 nm dalga boyunda bir fotodiyot dizisi (DAD) detektörü ile gerçekleştirilmiş ve 75 µm iç çaplı, 40 cm efektif uzunlukta kapiler kullanılmıştır. Optimum koşullar, 37 mM SDS içeren, 5 mM borat ve 10 mM fosfat tamponu (pH 8,00) ile 20 kV potansiyel uygulanarak sağlanmıştır. Bu koşullarda LCM, TPM ve LEV'in göç süreleri sırasıyla 3,97, 10,62 ve 3,61 dakika olarak belirlenmiştir. YPSK yönteminde ise C18 (4.6 × 150 mm; 5 µm i.ç.) kolon kullanılmıştır. LCM, TPM ve LEV için elde edilen alıkonma süreleri sırasıyla 5,61, 9,17 ve 3,61 dakika olarak belirlenmiştir. Geliştirilen her iki yöntem, ICH Q2(R2) kılavuzuna uygun valide edilmiştir. Saptama sınırı (LOD) ve tayin sınırı (LOQ) değerleri sırasıyla; KE yönteminde LCM için 1,03×10⁻⁸ M (0,0025 μg/mL) ve 3,13×10-8 M (0,078 μg/mL), TPM için 9,17×10⁻9 M (0,0031 μg/mL) ve 2,78×10⁻8 M (0,094 μg/mL), LEV için ise 1,06×10⁻⁸ M (0,0018 μg/mL) ve 3,23×10⁻8 M (0,0055 μg/mL), YPSK yönteminde ise LCM için 4,46×10⁻⁸ M (0,011 μg/mL) ve 1,35×10⁻⁷ M (0,033 μg/mL), TPM için 5,16×10⁻⁸ M (0,017 μg/mL) ve 1,56×10⁻⁷ M (0,052 μg/mL), LEV için ise 5,32×10⁻⁸ M (0,009 μg/mL) ve 1,61×10⁻⁷ M (0,027 μg/mL) olarak hesaplanmıştır. Geliştirilen yöntemler farmasötik preparatların analizine başarıyla uygulanmış ve USP 47-NF 42 standartlarına uygun bulunmuştur. Anahtar kelimeler: Lakozamid, Topiramat, Levetirasetam, Kapiler Elektroforez, Yüksek Performanslı Sıvı Kromatografisi
Tasarım bazlı kalite yaklaşımına dayalı sıvı kromatografisi yöntemi ile vamorolonun bozunma ürünleri varlığında farmasötik formülasyonda analizi
Farmasötik ürünler gerekli kimlik ve saflık özelliklerine sahip olmalıdır. Bir farmasötik ürün belirlenmiş kalite standartlarını karşılamıyorsa, istenen terapötik etkiden yoksun, toksik ve olumsuz reaksiyonlara yol açabilir. İlaç ürününün kalitesi, ilk ham maddelerden, üretim sürecinden, paketlemeden, taşımadan ve depolama koşullarında dahil olmak üzere her aşamada takip edilmelidir. Vamorolon Duchenne kas distrofisi tedavisi için geliştirilmiş düşük yan etki profiline sahip etkinliği ve güvenilirliği kanıtlanmış oral kortikosteroid bir ajandır. Literatürde söz konusu ajan için farmasötik formülasyonlarda ve biyolojik sıvılarda geliştirilmiş ve doğrulama çalışmaları yapılmış herhangi bir yöntem mevcut değildir. Söz konusu bu çalışmada, Vamorolon'un farmasötik formülasyonlarda analizi için bir sıvı kromatografisi tekniği oluşturulmuştur. Analitik yöntem stabilite göstergeli olup optimizasyon çalışmaları bozunma ürünleri varlığında yürütülmüştür. Analitik yöntemin optimizasyon çalışmalarının tüm aşamaları tasarımda kalite yaklaşımı doğrultusunda risk analizi yapılarak; optimizasyonu anlamlı olarak etkileyecek parametreleri belirleyen tarama tasarımlarının kullanılmasıyla gerçekleştirilmiştir. Optimizasyonun son aşaması ve optimize koşulların belirlenmesi için üç seviyeli Box-Behnken yanıt yüzeyi tasarımı kullanılmıştır. Optimize yöntemin koşulları hareketli faz olarak %0,1 asetik asit içeren su ve asetonitril (60:40; h/h), 0,5 mL/dk akış hızı, enjeksiyon hacmi 3 µL, kolon fırını sıcaklığı 30 °C ± 0,1, dedeksiyon dalga boyu 241 nm olarak belirlenmiştir. Ayrıca geliştirilen yöntemin ICH Q2(R2) kılavuzuna göre geçerliliği doğrulanmıştır. Geliştirilen yöntemin sürdürülebilirlik ve pratiklik değerlendirmeleri yapılmıştır. Yeşillik değerlendirmesi NEMI, Analitik eko-ölçek (87), AGREE (0,63) kullanılarak değerlendirilmiştir. Pratiklik değerlendirmesinde BAGI (77,5) aracı kullanılmıştır. Son olarak yeşillik ve pratiklik değerlendirmelerinin ortak ölçeklendirilebilmesi amacıyla yöntem RGB12 (92,9) metriği ile değerlendirilmiştir. Önerilen yöntem, her analitik laboratuvarda uygulanabilecek pratikliğe sahiptir
Determination of lornoxicam in pharmaceutical preparations by capillary electrophoresis method
Lornoksikam, klasik oksikam grubuna dahil, analjezik etkili non-steroidal antiinflamatuvar bir ilaç olup, inflamasyona bağlı gelişen hafif ve orta şiddetteki ağrıların tedavisinde yaygın şekilde kullanılmaktadır. Bu tez çalışmasında, lornoksikamın farmasötik preparatlardaki miktar tayini amacıyla kapiler elektroforez (KE) yöntemi geliştirilmiştir. İç standart olarak rutin kullanılmıştır. Tampon pH'sı, tampon tipi, çalışma dalga boyu ve uygulanan potansiyel araştırılmış ve lornoksikam tayini için en uygun koşullar belirlenmiştir. Bu koşullar, çalışma tamponu için sodyum tetraborat (10 mM, pH 9.24) çözeltisi, injeksiyon süresi için 1 s, uygulanan potansiyel için 25 kV ve çalışma dalga boyu için 380 nm olarak belirlenmiştir. Belirtilen koşullarda, lornoksikamın 3.56 ± 0.035 dk (n=6) ve iç standardın 4.01 ± 0.044 (n=6) dk göç zamanına sahip olduğu gözlenmiştir. Geliştirilen yöntemin 1,77x10-5 - 1,06x10-4 M derişim aralığında doğrusal olduğu belirlenmiştir. Geliştirilen yöntem, yüksek ayırma verimliliği, kısa analiz süresi, düşük numune ve reaktif tüketimi gibi avantajları sayesinde, farmasötik kalite kontrol uygulamaları için etkili ve güvenilir bir alternatif analiz yöntemi olarak değerlendirilebilir.
Lisinopril dihidrat ve safsızlıklarının eş zamanlı analizi içinyeni HPLC-DAD ve HPLC-ELSD yöntemlerinin geliştirilmesi vevalidasyonu
This thesis provides the development and validation of robust analytical approaches for the determination of lisinopril dihydrate (LSDH) and its impurities (A and D) in both active pharmaceutical ingredients and tablet preparations. Two HPLC methods, HPLCDAD and HPLC-ELSD, were developed and systematically validated. Their performance was evaluated using a 250 × 4.6 mm, 5 µm C18 column. The HPLC-DAD analysis was performed at a flow rate of 1.00 mL/min using a mobile phase consisting of a 60:40 (v/v) mixture of 23 mM phosphate buffer (pH 9.50) and methanol. Detection was performed at 210 nm using a DAD detector. For HPLC-ELSD analysis, a mobile phase consisting of water and methanol in a 60:40 (v/v) ratio was used at a flow rate of 1.00 mL/min. Detection was performed using an ELSD detector set at 60°C, with gain and filter settings of 7 and 2, respectively. The injection volume was set to 10 µL for both methods. - The findings obtained from the statistical evaluation demonstrated that both techniques used to measure LSDH yielded comparable results without significant differences. Both methods exhibited excellent selectivity, stability, and sensitivity, thereby confirming their effectiveness in accurately determining LSDH and related impurities (A and D) in pharmaceutical tablet formulations. In general, the use of modern chromatographic systems such as HPLC-DAD and HPLC-ELSD enhances analytical reliability, strengthens therapeutic value, and ensures compliance with pharmaceutical regulations.
Gıda analizinde spektroskopik yöntemlerinteorik incelenmesi: Gıda güvenliği ve kalite kontrolüne etkileri
Gıdalar, hammaddenin tedarik edilmesinden son ürünün eldesine kadar geçen süreçte, raf ömrünün uzatılması, tekstür, tat veya aroma iyileştirilmesi ya da maliyetin düşürülmesi gibi çeşitli istemlerle veya istem dışı; fiziksel ya da kimyasal müdahalelere maruz kalmaktadır. Bu müdahalelerin tüketicinin sağlığı ve refahı açısından İslami boyutlarda takibi ve denetimi, helal gıda konsepti kapsamına girmektedir. Günümüzde gelişen teknolojiye paralel olarak üreticilerin haksız kazanç elde etme istekleri gibi sebepler den ötürü gıda üretiminde taklit ve tağşiş oranları giderek artmaktadır. Bu derlemede, helal gıda üretimi ve takibinde önem arz eden ve doğrulama ve tağşiş belirlenmesi amacıyla kullanılan vibrasyonel spektroskopik yöntemlerden yakın kızılötesi spektroskopisi (NIR), Fourier dönüşümlü kızıl ötesi spektroskopi (FTIR), Raman spektroskopisi (RS) ve üstün uzaysal görüntüleme (HSI) metotları çalışma prensipleri ve gıda grupları bazında ele alınmıştır.
Glisin, GABA, Glutamat ve Serin'in kulometrik detektörlü sıvı kromatografisi kullanılarak mikrodiyaliz örneklerinden tayini
Amino asitler beyinde en çok bulunan nörotransmiterlerdir. Bu nedenle, beyin hücre dışı konsantrasyonlarının ölçülmesi sinirbilim alanında ilgi konusudur. Uyarıcı amino asitlerin seviyesinde bir artış veya inhibe edici asitlerin seviyesinde bir azalma meydana gelirse epilepsi hastalığı ortaya çıkmaktadır. Bu çalışmada, mikrodiyaliz numunelerinde amino asitlerin beyin dokularındaki tayini için ön kolon o- ftalaldehit ile türevlendirme kullanılarak ve elektrokimyasal saptama ile ters fazlı yüksek performanslı sıvı kromatografisi yöntemi geliştirilmiştir. Yöntem sırasında sabit faz olarak bir silika Agilent Zorbax Eclipse C18 (3.0mm x 150 mm, 5 µm partikül boyutuna) kolonu, hareketli faz olarak ise gradiyent elünte kullanılmıştır. Çalışma tamponu olarak fosfat tamponu (50 mM, pH: 6,5) belirlenmiştir. 0,8 mL/dk akış hızında çalışılmıştır. 10 µL enjeksiyon hacmi ve kolon sıcaklığı 40°C olarak ayarlanmıştır. Saptama sınırı ve tayin sınırı değerleri sırasıyla Glutamik Asit 0,02 μg/mL ve 0,06 μg/mL, Glisin için 0,05 μg/mL ve 0,02 μg/mL'dir. Gamma_aminobutirik asit için 0,3 μg/mL ve 1,01 μg/mL, Serin için 0,13 μg/mL ve 0,4 μg/mL olarak hesaplanmıştır. Yöntemin doğrusallık aralığı 0,05-2 μg/mL bulunmuştur.
Laktasistin'in membran lipidomuna ve nöroekzositoza etkilerinin görüntülemeli TOF-SIMS ve elektrokimyasal yöntemler ile analizi
UPS ve nörodejenerasyon arasındaki ilişki son yıllarda çokça çalışılsa da bu olaylarla bağlantılı metabolizmal değişimler henüz gizemini korumaktadır. Bu çalışmada bir para-nöron hücre modelinde, proteazomal bir inhibitör olan laktasistin farklı dozlarda kullanılmış, değişen membran lipidleri, görüntülemeli kütle spektrometrisi ile tespit edilmiştir. Özgün elektrokimyasal yöntemler olan tekil hücre amperometrisi (SCA) ve hücre içi vezikül etkili elektrokimyasal sitometri kullanılarak ise nöroekzositotik ölçümler yapılmıştır. Yapılan ölçümlere göre negatif baş grubuna sahip olan fosfatidilserin (PS), fosfatidilinositol (PI) ve fosfatidik asit (PA) türleri, benzer bir eğilim grafiği göstermiştir. 1 µM-4sa laktasistin ile eter-bağlı fosfatidiletanolaminlerin (PE-O) bolluk seviyelerinin ve SCA yöntemi ile belirlenen katekolamin miktarlarının paralel olarak azaldığı görülmüştür. Diğerlerinden farklı olarak, 10 µM-4sa dozu ekzositotik ön-ayak olayı dinamiklerinde değişimlere ve fosfatidiletanolamin (PE) türlerinde belirgin bir artışa neden olmuştur. PE, PE-O, PI, PS, PA miktarları ise 10 µM-8sa dozu ile azalmıştır. Bu çalışma, belirli dozlarda laktasistin'in nöroekzositoz olayının en başında geçişli füzyon poru stabilizasyonunu artırarak nörotransmitter sızıntısını desteklediğini ve bu olayların negatif baş gruplu lipid türlerinin bolluğu ile eş zamanlı ilişkili olabileceğini göstermektedir. Proteazomal inhibisyonun farklı membran lipid sınıflarında değişimlere neden olarak nöroekzositoz dinamiklerini değiştirdiğini ve hücrede iki ucu keskin değişiklikler yapabileceğini söylemek mümkündür.
IRGD peptidinin ın sıtu jel farmasötik preperattan analizi için kapiler elektroforez ile yöntem geliştirilmesi ve validasyonu
iRGD 9 aminoasitten oluşan siklik bir peptittir. Tümör hücresine penetrasyonundan dolayı antikanser formülasyon çalışmlarında yardımcı olarak kullanılmaktadır. Bu çalışmada in situ jelleşen bir formülasyonda iRGD peptidinin gösterilmesi için yeni bir kapiler elektroforez yöntemi geliştirilmiştir. Çalışmada 50 cm efektif toplamda ise 58.5 cm uzunluğa, 75 µm iç hacme sahip bir kapiler kolon kullanılmıştır. Dedeksiyon foto diyot dizilimi (DAD) dedektör ile sağlanmış ve kapilerin sıcaklığı 20C olarak ayarlanmıştır. Optimizasyon çalışmaları sonunda 20mM fosfat tamponu (pH 2.11) ve 23 kV potansiyel seçilmiştir. iRGD peptide uygun olması için iç standart denenmiş ve en uygun iç standardın olanzapin olduğuna karar verilmiştir. Analizler sonucunda; ortalama olanzapinin göç zamanı 5.82 dk, iRGD peptidinin göç zamanı ise 7.51 dk olarak bulunmuştur. Yöntemin geçerliliğinin gösterilmesi için doğrusallık, doğruluk, kesinlik, duyarlılık, kararlılık ve sağlamlık testleri yapılmıştır. Doğrusallık analizleri sonucunda iRGD peptidinin 5.27x10-6 M ile 6.33x10-5 M arasında doğrusal olduğu gösterilmiştir. Kesinlik ve doğruluk parametreleri için geri kazanım yüzdesi ve %BSS değerleri hesaplanmıştır. Sisteme uygunluk parametreleri de gösterilmiştir. Sonuç olarak da yöntem formülasyona uygulanmış ve formülasyonda iRGD peptidinin piki gösterilmiştir. Bu yöntem iRGD peptidinin analizi için geliştirilen ilk kapiler elektroforez yöntemidir.
COVID 19 pandemisi sebebiyle bağışıklık sistemini güçlendirme amaçlı tüketilen propolis içeren takviye edici gıdaların ülkemizde ve diğer ülkelerde kullanımı ve denetim süreçleri
COVID-19 ilk olarak Çin'de gözlenmiştir ve kısa sürede tüm dünyaya hızla yayılmıştır. Bu durum Dünya Sağlık Örgütü'nün COVID-19 salgınını küresel bir pandemi olarak açıklamasına yol açmıştır. COVID-19 pandemisinin sebep olduğu yüksek sayıda ölümler ve diğer türde zararlar dikkate alındığında, yeni koronavirüsü potansiyel olarak durdurabilecek, güvenilir, bulaşıcılığını azaltacak ve/veya enfeksiyon semptomlarını hafifletebilecek tedavilerin bulunmasına acil ihtiyaç duyulmaktadır. Propolisin içerdiği flavonoidlerin pek çok antiviral etkileri olduğu önceki araştırmalarda tespit edilmiştir ve antiviral mekanizması sebebiyle 2019'da çok hızlı yayılan COVID-19 tedavisi sürecinde kullanılabilirliği konusunda araştırılması gereken bir bileşen olarak görülmüştür. Biyoaktif bitki parçaları ve reçineden arılar tarafından yapılan doğal bir ürün olan propolis, bağışıklık sistemini düzenleyici etkisiyle sağlığı destekleyici olarak bilinirliği sebebiyle, önceden beri dünyanın pek çok bölgesinde büyük oranda kullanılmaktadır. Ham propolisin kimyasal bileşimi ve biyolojik aktiviteleri bitki türü kaynağına, arı türüne, iklim özellikleri gibi çevresel faktörlere, propolisin hasat zamanı ve tekniğine göre, hatta kullanılan ekstraksiyon sıvısı ve metoduna göre değişkenlik göstermektedir. Propolisin botanik kaynağının tespit edilmesi, propolisi tanımlamada ve propolis standartlaştırma çalışmalarında çok önemlidir. Genel olarak propolis, polifenol (flavonoidler, fenolik asitler ve esterler), fenolik aldehitler ve ketonlar, vb. içermektedir. Propolis ile yapılan diğer laboratuvar araştırmaları propolisin; antiseptik, antienflamatuar, antioksidan, antibakteriyel, antimikotik, antifungal, natiülser, antikanser, yara iyileştirici ve bağışıklığı düzenleyici özellikler gibi pek çok biyolojik etkinliğe sahip olduğunu kaydetmiştir. Propolis ekstraksiyon metodları son ürün özelliklerini etkileyebilmektedir çünkü farklı çözücüler farklı bileşenleri çözmekte ve ekstrakte etmektedir. Propolis içeren gıda takviyelerinin güvenilirliği tüketiciler için çok önemlidir. Bu amaçla yasal düzenlemeler, HACCP, iyi arıcılık uygulamaları gıda takviyesinin güvenilirliğini sağlayan önemli etkenlerdir. Propolis içeren gıda takviyelerinin güvenilirliği ve izlenebilirliği için yasal düzenlemeler yapılmalıdır. Anahtar Sözcükler: COVID-19, Propolis, Ekstraksiyon, Takviye Edici Gıda.
Ketiapin'in YPSK ve UV spektrofotometrik yöntemlerle farmasötik preperatlardaki miktar tayini
Ketiapin fumaratın miktar tayini için, düzenli kalite kontrol değerlendirmesi ve in vitro araştırmalar için kullanılabilecek hızlı, spesifik, kolay, ucuz ve hassas yüksek performanslı sıvı kromatografi (HPLC) ve UV spektrometrisi yöntemleri geliştirilmiştir. Pik simetrisi, hızlı analiz süresi ve en iyi ayırım için sabit faz olarak Raptor C18 250 x 4,6 mm kolonu kullanılmıştır. Akış hızı 1 mL/dk, enjeksiyon hacmi 10 uL ve ortam sıcaklığı 25 °C olarak belirlenmiştir. Hareketli faz %60 disodyum hidrojen fosfat Na2HPO4 tamponu (pH: 6) ve %40 ACN olacak şekilde izokratik olarak çalışılmıştır. Analitin varlığı 225 nm dalga boyunda tespit edilmiştir. Geliştirilen yöntem, SST'nin tüm onay gereksinimlerini karşılamıştır. Yöntem baştan sona incelenmiş ve sonuçlar, farmasötik formülasyonlarda ve in vitro çalışmalarda ketiapin fumarat miktar tatini için kullanılabileceğini göstermektedir.
Peptid yapılı gastrointestinal sistem hormonlarından grelin ve motilin'in insan plazmasında tayini için kromatografik yöntem geliştirilmesi ve validasyonu
Grelin ve motilin peptit yapılı gastrointestinal sistem hormonlarıdır. Yapısal olarak benzer olan bu moleküllerin memelilerde gastrointestinal hareketliliği uyarmada, gastrik boşalmayı hızlandırmada ve gastrik açlığı indüklemede rol oynadığı bilinmektedir. Grelin ayrıca büyüme hormonu salgılanması, gut hareketliliğinin ayarlaması, mide ve bağırsak korunmasında da önemli rol oynamaktadır. Bu tez çalışması kapsamında grelin ve motilin'in insan plazmasında miktar tayini için Yüksek Performanslı Sıvı Kromatografisi yöntemleri geliştirilmiş ve valide edilmiştir. Floresans dedeksiyon için analitler floreskamin ile türevlendirilmiştir. İki yöntemde de ayrım C8 kolonda (4,6 x 150 mm, 3,5 μm partikül boyutu), trifloroasetik asit içeren su ve asetonitrilden oluşan hareketli fazlar kullanılarak yapılmış ve gradient elüsyon uygulanmıştır. Dedeksiyon 390 nm eksitasyon ve 495 nm emisyon dalgaboylarında yapılmıştır. Grelin ve des-asil grelin için geliştirilen yöntem 20-800 ng/mL derişim aralığında doğrusaldır. Tayin sınırı grelin ve des-asil grelin için sırasıyla 11,32 ng/mL ve 9,81 ng/mL olarak belirlenmiştir. Motilin tayini için geliştirilen yöntem 2-200 ng/mL aralığında doğrusal bulunmuş, tayin sınırı 1,84 ng/mL olarak hesaplanmıştır. İki yöntemin de özgünlük, kesinlik ve doğruluğu gösterilmiş, analit çözeltilerinin farklı çalışma koşullarındaki stabilitesi incelenmiştir. Motilin için geliştirilen yöntemin insan plazmasındaki uygulaması, beş sağlıklı gönüllüden toplanan plazmada motilin miktarlarının ölçülmesi ile gösterilmiştir.
Fenilefrin hidroklorür, feniramin maleat, askorbik asit, parasetamol'ün ve ilgili bileşiklerinin kromatografik olarak yanyana analizi
Bu tez çalışmasında, fenilefrin hidroklorür, feniramin maleat, parasetamol, askorbik asit ve bu etken maddelerin safsızlıklarının toz saşe formundaki farmasötik preparatda yanyana tayini için Ultra Performanslı Sıvı Kromatografisi (UPLC) kullanılarak miktar tayini ve safsızlık tayini metodu geliştirilmiş ve valide edilmiştir. Geliştirilen ultra performanslı sıvı kromatografisi yöntemi ters fazlı C18 kolonda, UV detektör kullanılarak, metanol ile 10 mM potasyum dihidrojen fosfat tampon çözeltisinin (pH:3,0) gradiyent programı ile 0,3 mL/dk akış hızında maddelerin ayrılması esasına dayanır. Dedeksiyon dalga boyu 270 nm olarak seçilmiştir. Askorbik asit safsızlıkları geliştirilen bu metod ile tespit edilemediği için bu maddelerin analizi için de ayrıca Yüksek Performanslı Sıvı Kromatografisi (HPLC) ile miktar tayini ve safsızlık tayini metodu geliştirilmiş ve valide edilmiştir. Geliştirilen bu metotta hareketli faz olarak metanol:10 mM potasyum dihidrojen fosfat tampon çözeltisi (pH:3,0) (50:50, h:h) izokratik akışta 0,5 mL/dk akış hızında, 210 nm dalga boyu seçilerek uygulanmıştır. Doğrusal aralıklar miktar tayini analizinde fenilefrin hidroklorür için 10-30 µg /mL, feniramin maleat için 20-60 µg /mL, parasetamol için 500-1500 µg /mL, askorbik asit için 50-150 µg/mL ve safsızlık analizi için sırasıyla 0,05-0,3 µg /mL, 0,08-0,6 µg /mL, 2,4-15,0 µg /mL, 0,16-1,5µg /mL konsantrasyonları aralığında bulunmuştur. Etken maddelerin yanı sıra fenilefrin hidroklorür safsızlık C ve E için 0,003-0,3 µg /mL ve 0,002-3,0 µg /mL, feniramin maleat safsızlık A ve B için 0,11-0,6 µg /mL ve 0,03-0,6 µg /mL, parasetamol safsızlık J,F ve K için 3,5-15,0 µg /mL, 0,9-15,0 µg /mL ve 1,7-15,0 µg /mL, askorbik asit safsızlık C ve D için 0,08-1,5 µg /mL ve 0,17-1,5 µg /mL dir. Gözlenebilme ve tayin sınırları ise fenilefrin hidroklorür için 0,008 ve 0,047 μg/mL, feniramin maleat için 0,014 ve 0,042 μg/mL, parasetamol için 0,012 ve 0,024 μg/mL, askorbik asit için 0,004 ve 0,013 μg/mL dir. Doğruluk çalışmaları miktar tayini analizi için % 50-150, safsızlık tayini analizleri için LOQ-% 150 konsantrasyonları arasında uygun bulunmuştur. Geliştirilen yöntem kolay, hassas, hızlı, tekrarlanabilir olup etken madde ve safsızlıklarının yan yana farmasötik preparatlardaki analizlerinde güvenle kullanılabilir niteliktedir.
Farmasötik preparatların ambalaj malzemesi safsızlık analizleri
İlaç endüstrisinde oftalmik preparatlarda, düşük yoğunluklu polietilen (LDPE) primer ambalaj malzemesi olarak kullanılmaktadır. Siklosporin etken maddesini içeren oftalmik bir preparatın LDPE ambalaj malzemesinden farmasötik preparata geçmesi en muhtemel 5 adet ambalaj malzemesi kaynaklı safsızlık bileşiği, yapılan detaylı literatür çalışması ile belirlenmiştir. Belirlenen safsızlıklar miristik asit, Irganox-1076, Irganox-1330, Irganox-1010 ve Irgafos-168'dir. Bu safsızlıklar için ekstre edilebilir ambalaj safsızlıkları (Extractables, EEAS) ve sızabilir ambalaj safsızlıkları (Leachables, SAS) çalışmaları kapsamında tandem kütle spektrometrik ultra hızlı yüksek performanslı sıvı kromatografisi metodu geliştirilmiş ve valide edilmiştir. Geliştirilen yöntemde 220 nm ultraviyole dedektör dalga boyu ve MRM mod kütle dedektörü kullanılmıştır. BEH fenil sabit fazı ve %0,1'lik amonyum format çözeltisi, metanol (50:50, h/h) hareketli faz sistemi ile 0,5 mL/dk akış hızında izokratik elüsyon uygulanmıştır. Toplam analiz süresi 2.4 dakikadır. Geliştirilen yöntemin validasyon parametreleri; teşhis sınırı, tayin sınırı, doğrusallık, doğruluk, sistem kesinliği, gün içi tekrarlanabilirlik, günler arası tekrarlanabilirlik, çözelti stabilitesi EEAS ve SAS için ayrı ayrı yapılmıştır. EEAS ve SAS'nın doğrusal çalışma aralıkları sırasıyla, Miristik asit; 0,2751-3,7425 µg/mL, Irganox-1076; 0,06694-3,8250 µg/mL, Irganox-1330; 0,0747-3,7350 µg/mL, Irganox-1010; 0,02818-3,7575 µg/mL ve Irgafos-168; 0,02264-3,7725 µg/mL'dir. EEAS ve SAS'nın teşhis ve tayin sınırları sırasıyla, Miristik asit; 0,0834 µg/mL ve 0,2751 µg/mL, Irganox-1076; 0,0223 µg/mL ve 0,0669 µg/ mL, Irganox-1330; 0,0234 µg/mL ve 0,0747 µg/ mL, Irganox-1010; 0,0088 µg/mL ve 0,0282 µg/ mL, Irgafos-168; 0,0078 µg/mL ve 0,0226 µg/ mL, olarak saptanmıştır. Geliştirilen yöntem ile farmasötik preparatın SAS'nın stabilite takipleri yapılmış ve limit dışı bir bulgu saptanmamıştır.
Tenofovir disoproksil fumarat'ın farmasötik preparatlarda UPLC ile tayini
Bu tez Çalışması kapsamında Tenofovir disoproksil fumarat (TDF) ve ilgili maddelerinin farmasötik preparatlarda tayini için ultra performanslı sıvı kromatografisi yöntemi kullanılarak bir yöntem geliştirilmiş ve geliştirilen metodun validasyonu başarı ile tamamlanmıştır. kromatografik ayırmalar, gradient elusyonla, C18 kolonda, mobil faz A: pH 4,6 asetat tamponu ve mobil faz B: Asetonitril kullanımıyla, 0,2 mL/dak. akış hızında, PDA ve UV dedektör kullanılarak 260 nm dalga boyunda gerçekleştirilmiştir. doğrusal aralık 0,13–51 µg/mL arasındadır. Gözlenebilme ve tayin sınırları sırasıyla her bir safsızlık için 0,045 μg/mL ve 0,99 μg/mL aralığında bulunmuştur. Doğruluk çalışmaları sınır değerin LOQ seviyesi, %100, %120 ve %240 arasında yapılmıştır. Geliştirilen bu metot ilaç etken maddesinin ve tablet formunun safsızlıklarının stres çalışması sonucunda oluşan bozunma ürünlerinin analizinde de başarı ile uygulanmıştır.
Ornidazol'ün farmasötik preperatlarda ultra performanslı sıvı kromatografisi ile tayini
Gelişen partikül teknolojisi ile birlikte ultra performans sıvı kromatografisi (UPLC) yönteminin daha iyi rezolüsyon, daha seçici ve hızlı analiz süresiyle geleneksel yüksek performanslı sıvı kromatografi (HPLC) metoduna göre daha ileri bir teknik olduğu bilinmektedir. Ornidazol amebik enfeksiyon tedavisi için kullanılan suda az çözünebilen 5-nitroimdizaol türevi bir moleküldür. Bu tez çalışması kapsamında, Ornidazol ve Safsızlık A'nın farmasötik preparatlarda analizi için yerni bir UPLC metodu geliştirmek ve geliştirilen bu metodu valide etmek amaçlanmıştır. Geliştirilen yöntemde; UPLC C18 kolonu (50 x 2.1 mm, 1.7 um) kullanıldı. Kromatografik ayırmalar, asetonitril ve asetat tamponunun gradient elüsyonu ile 0.4 mL/dk'lık akış hızında gerçekleştirilmiştir. Dalga boyu olarak 312 nm dalga boyu seçilmiştir. Uluslararası Uyum Konferansı (ICH) yönergelerine göre, farmasötik preperatlar, oksidasyon, termal bozunma ve asidik ve bazik koşullar dahil olmak üzere çeşitli zorunlu bozunma koşullarına maruz bırakıldı. Doğrusallık, Ornidazol için 0.02 ile 0.80 μg/mL ve Safsızlık A (1-( 2,3-dihiddroksipropil )-2-metil-5-nitroimidazol) için 0.04 ile 1.58 μg/mL aralığında olduğu tayin edilmiştir. Ornidazol için dedeksiyon ve kantitasyon limitlerinin aralıkları sırasıyla 0.014 ve 0.042 μg/mL ve Safszılık A için dedeksiyon ve kantitasyon limitlerinin aralıkları sırasıyla 0.010 ve 0.029 μg/mL olarak belirlendi. Hesaplanan korelasyon katsayılarının Ornidazol ve Safsızlık A için 0.99'dan yüksek olduğu görülmüştür. Ornidazol ve Safsızlık A için ortalama geri kazanım değerleri % 95.00-% 105.00 aralığında belirlendi. Bu yeni geliştirilen analitik yöntem için elde edilen sonuçlar istatiksel olarak değerlendirildi. Geliştirilen yöntem basit, seçici ve tekrarlanabilir olup; Ornidazolün farmasötik preparatları analizlerinde güvenle kullanılabilir olduğu belirlenmiştir.
Esrar kullanımının tespitinde enzimatik hidroliz etkinliğinin ultra performanslı sıvı kromatografisi tandem kütle spektrometresi yöntemiyle belirlenmesi
Esrar halen dünyada en yaygın kullanılan yasadışı uyuşturucu maddedir. Biyolojik sıvılarda esrar kullanımını belirlemek için seçici, hızlı ve güvenilir yöntemlere ihtiyaç duyulmaktadır. İdrar, esrar kullanımının tespitinde uzun süre belirlenebildiği için en fazla tercih edilen biyolojik materyaldir. İdrar yapılan bu analizlerde enzimatik hidrololiz uygulanmaktadır. Bu çalışmada, esrar kullanımının tespitinde enzimatik hidroliz etkinliğinin ultra performanslı sıvı kromatografisi tandem kütle spektrometresi yöntemiyle belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu tez çalışmasında, enzimatik hidrolizin etkinliğini belirlemek için enzim konsantrasyonu, pH ve sıcaklık parametreleri incelenmiştir. Literatürden farklı olarak 75 °C ve 90 °C sıcaklıklarda enzimatik hidroliz etkinliği deneysel olarak araştırılmıştır. Enzimatik hidroliz optimizasyonundan sonra geliştirilen yöntem, Avrupa İlaç Ajansı Biyoanalitik Yöntem Kılavuzu parametrelerine göre valide edilerek gerçek örneklerin analizi gerçekleştirilmiştir. Enzimatik hidroliz verimi 75 °C ve 90 °C'de literatüre göre daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Bu iki sıcaklık için benzer sonuçlar elde edildiğinden, valide edilen yöntem için 75 °C seçilmiştir. Kalibrasyon eğrisi aralığı, 1-2000 ng/mL arasında doğrusal olarak belirlenmiştir. Avrupa İlaç Ajansı Biyoanalitik Yöntem Kılavuzu'na göre valide edilen yöntem, gerçek numune analizlerine başarıyla uygulanarak toplam 11-nor-9-karboksi-Δ9-THC miktarları belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlar, geliştirilen bu yöntemin esrar kullanımının belirlenmesinde hızlı, kolay ve güvenli bir şekilde kullanılabileceğini göstermiştir.
COVID-19 tedavisinde kullanılan favipiravir'in tabletlerden tayini için uv spektrometrik ve spektrofluorimetrik yöntemler
Favipiravir (FAV), son yüzyılın en önemli salgınlarından biri olan COVID-19'un tedavisinde kullanılan bir antiviral ilaçtır. Salgında çeşitli ülkelerde tedavide kullanılan bu ilacın hassas ve pratik analizlerinin hem halk sağlığı hem de bilimsel literatüre katkıları düşünülerek bu tez çalışması planlanmıştır. Çalışma kapsamında FAV'in tabletlerden tayini için bir UV-spektrofotometrik, bir de spektrofluorimetrik (FL) metot geliştirilmiş ve valide edilmiştir. Her iki yöntemde de yeşil bir analiz yapılmış ve çözücü olarak su kullanılmıştır. Ölçümlerde UV spektrofotometrik yöntem için maksimum absorpsiyon dalgaboyu olarak 230 nm, FL yöntemde ise 370/452 nm eksitasyon/emisyon dalga boyları saptanmıştır. < 0,99 korelasyon katsayılarına sahip yöntemler için doğrusallık aralıkları, UV için 5,0-30,0 µg/mL ve FL için 0,5-9,0 ng/mL olarak belirlenmiştir. LOD; LOQ değerleri UV ve FL metot için sırasıyla, 1,20; 3,70 µg/mL ve 0,10; 0,30 ng/mL olarak hesaplanmıştır. UV metoda ait geri kazanım ve kesinlik % RSD değerleri sırasıyla, % 100,18 -%100,47 ve 0,26-0,80aralıklarında bulunmuştur. FL ölçümlerde FAV çözeltilerinin bağıl flüoresanslarının hesaplanmasında Kinin çözeltisinin flüoresans değerleri kullanılmıştır. Yönteme ait doğruluk ve kesinlik % RSD sonuçları % 99,67- %100,00 ile 0,6-0,9 arasındadır. Çözeltilerin bir haftaya kadarölçülmüş ve stabil oldukları görülmüştür. Geliştirilen UV metot sonuçları, üretici firma tayin metodu olan HPLC metodu ile, geliştirilen FL metot ile elde edilen sonuçlar da UV metot ile kıyaslanmış metotlar arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır. Sonuç olarak son dönem COVID-19 tedavisinde kullanılan Favipiravir'in tabletlerden tayini için geliştirilen UV ve FL metotlar sırasıyla mikromolar ve pikomolar seviyesindeki hassasiyetleri ve kullanılan cihazların uygulama kolaylığı itibariyle kalite kontrol ve rutin analizlerde kullanılabilir.
COVID-19 tedavisinde kullanılan ilaçlardan favipiravir'in ve bozundurma safsızlıklarının HPLC yöntemi ile tayini
Favipiravir, 2019 yılında başlayıp halen tüm dünyada devam etmekte olan Covid-19 salgınında tedavi edici olarak kullanılan ilaç etken maddelerinden biridir. Yapılan literatür araştırmalarında bu etken maddenin ve safsızlıklarının tablet formundaki farmasötik preparatlarda tayinini detaylı bozundurma çalışmaları ile destekleyecek şekilde oluşturulmuş bir HPLC yöntemine rastlanmamıştır. Bu tez çalışmasında bu amaca hizmet edecek şekilde favipiravir ve safsızlıklarının yanyana analizi için bir analiz yöntemi geliştirilmiş ve yöntemin validasyonu gerçekleştirilmiştir. Geliştirilen yöntemde sabit faz olarak Kinetex® EVO C18 (250 x 4.6 mm, 5 µm, 100Å) kolonu; hareketli faz olarak ise 10 mM KH2PO4 tamponu (pH = 3.0) ve asetonitrilin hacimce 90:10 oranındaki karışımı kullanılmıştır. Kromatografik ayırmalar 30 oC kolon fırını sıcaklığında gerçekleştirilmiş ve maddeler UV-Görünür alan dedektörü ile 222 nm' dalga boyunda 0.5 ml/dakika akış hızı ile izlenmiştir. 25 dakikada tamamlanan analizde Favipiravir alıkonma zamanı yaklaşık 9. dakikada; alkali, asidik, oksidatif koşullarda oluşan majör safsızlıkların alıkonma zamanları ise yaklaşık 4. 5. 7. ve 12. dakikalarda (RRT 0.51, 0.54, 0.76, 1.31) gözlenmiştir. Yöntemin validasyon bulgularında, doğrusallık gösterdiği aralık 0.00003 – 0.00075 mg/ml, kantitatif tayin sınırı (LOQ) 0.00003 mg/ml, teşhis edebilme alt sınırı (LOD) 0.00001 mg/ml olarak elde edilmiştir. Güniçi ve günler arası tekrarlanabilirlik çalışmalarında elde edilen yüzde bağıl standart sapma değerleri (%RSD) sırasıyla %0.17 ve %0.28, ortalama geri kazanım değeri ise %99.46 olarak saptanmıştır. Validasyonu tamamlanan bu yöntem Favipiravir'in yüksek sıcaklık, nem ve fotodegradasyon gibi stres koşullarında artış gösteren olası tüm bozundurma safsızlıklarının tablet formundan tayinine başarıyla uygulanmıştır. Geliştirilen yöntem özellikle hız ve kolaylık açısından Covid-19 salgınının tedavisinde kullanılan bu ilacın sanayideki rutin analizleri için son derece uygundur.
Favipiravir'in kromatografik olarak farmasötik preparatlarda analizi
Bu tez çalışması kapsamında favipiravirin farmasötik preparatlarda tayini için yüksek performanslı sıvı kromatografisi yöntemi kullanılarak bir miktar tayini metodu geliştirilmiş ve geliştirilen metodun validasyonu başarı ile tamamlanmıştır. Kromatografik ayırmalar, C18 kolonda hareketli faz A olarak 10 mM potasyum dihidrojen fosfat pH 4.0 tamponu:asetonitril (90:10) ve hareketli faz B olarak asetonitril kullanılmıştır. Hareketli faz akış hızı 1,5 mL/dakikadır. Çalışmada Fotodiyot serili dedektör (PDA) kullanılmış ve dalga boyu 238 nm seçilmiştir. Doğrusallık aralığı 0.5-3 μg/mL'dir. Gözlenebilme ve tayin sınırları sırasıyla 0,07 μg/mL ve 0,2 μg/mL bulunmuştur. Doğruluk çalışmaları sınır değerin %50'si ve %150'si arasında yapılmıştır. Geliştirilen metot favipiravir'in safsızlıklarına ve stres çalışması sonucunda oluşan bozunma ürünlerinin analizinde de başarı ile uygulanmıştır. Anahtar Kelimeler: Favipiravir, Safsızlık , HPLC, Validasyon, Farmasötik Preparat