Eskişehir Osmangazi University
Discipline

Bitki Koruma Anabilim Dalı

Eskişehir Osmangazi University

943

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Hatay ili kayısı (Prunus armeniaca L.) yetiştirme alanlarında zararlı, lepidoptera takımına giren türlerin ve popülasyon gelişimlerinin belirlenmesi

Bu çalışmada, Hatay ilinde yetiştirilen kayısılarda zararlı, Lepidoptera takımına giren türlerin ve popülasyon gelişimlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışma 2018 yılında Antakya, Kırıkhan, Kumlu ve Arsuz ilçelerinde birer tane olmak üzere toplam dört bahçede gerçekleştirilmiştir. Gözlemler çiçeklenme başlangıcından hasat sonrasına kadar olan zaman periyodunda yapılmış, türlerin belirlenebilmesi amacıyla feromon tuzakları ve besi tuzakları da kullanılmıştır. Çalışmada zararlı tür olarak Anarsia lineatella Zell. çalışılan bölgedeki tüm ilçelerde tespit edilmiş olup en fazla yoğunluk Antakya ilçesinde, en az yoğunluk ise Kırıkhan ilçesinde belirlenmiştir. 2019, 36 Sayfa. Anahtar Kelimler: Kayısı, Anarsia lineatella, Hatay, Türkiye.

Sibel Vural
Hatay Mustafa Kemal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Hatay ilindeki iyi tarım uygulamaları yapılan ceviz bahçelerinde elma içkurdu, Cydia pomonella L. (Lepıdoptera: tortrıcıdae)'nın kitlesel tuzaklama ile kontrolü ve zarar oranının belirlenmesi

Çalışma 2018-2019 yıllarında Hatay ilindeki iyi tarım uygulamaları yapılan ceviz bahçelerinde elma içkurdu, Cydia pomonella L. (Lepidoptera: Tortricidae)'nın kitlesel tuzaklama ile kontrolü ve zarar oranının belirlenmesi için yapılmıştır. Çalışma Hatay ilinin Yayladağı ilçesi Kışlak köyündeki iyi tarım uygulamaları yapılan 312.43 dekarlık ve 3,928 adet Chandler ceviz çeşidine sahip ceviz bahçelerinde yürütülmüştür. Çalışmada delta tuzak ve elma içkurdu feromonu kullanılmıştır. Tuzaklar ceviz ağaçlarının 1.5 m yüksekliğine asılmış ve feromon kapsülleri her 40 günde yenileri ile değiştirilmiştir. Birinci yılda yapılan çalışmada örnekleme süresince 50 delta tuzak tarafından toplam 235 adet elma içkurdu ergini yakalanmıştır. Tuzaklar tarafından yakalanan erginlerin ortalama populasyon yoğunluğı 4.61 olarak belirlenmiştir. İkinci yılda yapılan çalışmada örnekleme süresince 50 delta tuzak tarafından toplam 70 adet elma içkurdu ergini yakalanmıştır. Tuzaklar tarafından yakalanan erginlerin ortalama populasyon yoğunluğı 1.4 olarak belirlenmiştir. Birinci yılda 38,400 ceviz meyvesi hasat edilmiş olup, 100 adet ceviz meyvesinde elma içkurdu'nun zararına rastlanmıştır. Çalışma kapsamında elma içkurdu'nun zarar oranın 0.26 olarak belirlenmiştir. İkinci yılda 443,100 ceviz meyvesi hasat edilmiş olup, 9,065 adet ceviz meyvesinde elma içkurdu'nun zararına rastlanmıştır. Çalışma kapsamında elma içkurdu'nun zarar oranın 2.04 olarak belirlenmiştir.

Mustafa Sürmeli
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Maviyemişlerde (Vaccinium spp.) blueberry mosaıc assocıated vırus (BLMAV)'un Olpidium türleri ile taşınabilme durumunun ve hastalığın epidemiyolojisindeki olası rollerinin araştırılması

Maviyemiş (Vaccinum spp.) üretim ve tüketimi ülkemizde son yıllarda yaygınlaşmaya başlamış olup dünya çapında uzun yıllardır bilinen ve tüketilen önemli bir üründür. Maviyemiş bitkilerinde verim ve kaliteyi olumsuz yönde etkileyen en önemli virüslerden birisi de ilk kez 2014 yılında tanımlanan "maviyemiş mozaikle ilişkili virüs (bluberry mosaic assciated virus) (BlMaV)" olup ülkemizde varlığı ilk kez 2015 yılında bildirilmiştir. BlMaV'nin taşınmasına yönelik son yıllara kadar net bir bilgi bulunmamakla birlikte dahil olduğu Ophiovirus cinsine ait virüsler toprak kökenli bir fungus olan Olphidium spp. ile taşındığı için bu virüsün de potansiyel vektörünün bu fungus cinsi olduğu varsayılmış ve ilk bulgular 2017 yılında yayınlanmıştır. Bu çalışmada, Rize ilindeki yabani ve kültür maviyemiş plantasyonlarında BLMaV ile enfekteli olan bitkilerin kök ve rizosferinde virüsün olası vektörü olan Olpidium spp.'nin varlığının araştırılması, morfolojik ve moleküler yöntemlerle tanılanması ve BLMaV'nin taşınmasındaki potansiyel rollerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Rize iline ait 3 farklı lokasyondan toplanan yabani ve kültüre alınmış maviyemiş bitki örnekleri BlMaV'nin RNA3 genini çoğaltan primerler kullanılarak yapılan RT-PCR analizlerinde, testlenen örneklerdeki BlMaV enfeksiyon oranı kültür maviyemişlerinde %83, yabani maviyemişlerde ise %55 olarak tespit edilmiştir. BlMaV pozitif bulunan lokasyonlardan (İkizdere'den 5, Demirkapı'dan 10, Anzer-Çiçekli'den 7 ) yabani plantasyonlardan 17, İkizdere'de bulunan kültüre alınmış maviyemiş bitkilerinin rizosferinden ise 5 bitki ve toprak örneği alınmıştır. Bu topraklara Olpidium spp için tuzak bitki olarak marul ve BlMaV'nin taşınabilirliğinin gösterilmesi için ise in vitro'da yetiştirilmiş maviyemiş bitkileri dikilerek taşıma denemeleri kurulmuştur. Her iki bitki türünde de dikimden 4 hafta sonra alınan kök örneklerinin mikroskop altında morfolojik incelenmesi sonucu Olpidium türlerine ait dinlenme sporları gözlenmiş ve sonuçlar PCR analizleri ile desteklenmiştir. Her iki bitkinin kökleri kullanılarak yapılan multipleks ve türe spesifik PCR analizleri sonucunda sadece Olpidium virulentus türü tespit edilmiştir. Deneysel taşıma denemelerinde tuzak bitki olarak kullanılan marul ve virüsün konukçusu olan maviyemiş fidelerinde BlMaV'nin RT-PCR analizleri ile testlenmesi sonucunda kültüre alınan maviyemişlerin rizosferinden alınan topraklara dikilen in vitro maviyemiş fidelerinde enfeksiyon oranı %100, marullarda ise %80 olarak bulunmuştur. Yabani maviyemiş plantasyonlarından alınan BlMaV ile enfekteli topraklara dikilen in vitro maviyemiş fidelerinin BlMaV ile enfeksiyon oranı %95, marullarda ise %62 olarak tespit edilmiştir. Bu çalışma sonucunda ülkemizin en önemli maviyemiş üretimi yapılan Rize ilinde 3 farklı lokasyonda BlMaV'nin potansiyel vektörü olarak bildirilen O. virulentus gerek morfolojik gerekse moleküler yöntemlerle tespit edilmiş ve bu fungus türü ile BlMaV'nin deneysel olarak marul ve maviyemiş fidelerine başarıyla taşındığı ortaya çıkarılmıştır. Bu çalışma ülkemizde BlMaV'nin taşınmasına yönelik ilk çalışma olmasının yanı sıra BlMaV'nin deneysel konukçusu olarak marul dünyada ilk kez bu çalışma ile saptanmıştır. 2020, 56 sayfa Anahtar Kelimeler: Vaccinum spp., Rize, bluberry mosaic assciated virus, Olphidium spp.

Rengin Akkan
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Karpuz bakteriyel fide yanıklığı hastalığının (Acidovorax citrulli) biyolojik mücadelesinde endofit ve epifit bakterilerin etkinliklerinin araştırılması

Karpuz, ülkemizde üretimi en fazla yapılan ürünlerden biri olup, dünya karpuz üretiminde Türkiye 3. sıradadır. Son yıllarda, anormal yağışlar ve yüksek sıcaklık dalgalanmaları nedeniyle oluşan yüksek fungal ve bakteriyel hastalık oranları, karpuz bitkilerinde ciddi kısıtlamalar meydana getirmektedir. Tohum kaynaklı Acidovorax citrulli (Ac)'nin neden olduğu karpuz bakteriyel fide yanıklığı (meyve lekesi olarak da bilinen) dünya karpuz üreticileri için ciddi bir tehdit durumundadır. Bu çalışma, epifit ve endofit bakteri izolatlarının izole edilmesi, tanılanması ve Acidovorax citrulli'ye karşı antagonistik potansiyellerinin araştırılması, ayrıca hastalık etmeni üzerine etkileri ile bakteriyel izolatların siderofor, proteaz, amonyum, indol-3-asetik asit (IAA) üretimi ve fosfor çözünürlüğü gibi bitki büyüme parametrelerinin kalitatif ve kantitatif olarak belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Antalya iline bağlı 8 lokasyondan alınan sağlıklı karpuz ve yakın akraba bitki türlerinin farklı kısımlarından toplam 432 endofit ve epifit bakteri izole edilmiştir. Bunlar arasında, temsili olarak 37 adet bakteri izolatı çeşitli testlere dayanılarak seçilmiştir. Bu izolatlar, ayrıca kültürel ve morfolojik karakterizasyon, MALDI-TOF MS ve bazı izolatlar da ayrıca 16S rRNA gen sekans analizlerine dayanılarak tür düzeyinde tanılanmıştır. Bu 37 izolat, antagonistik ve bitki büyümesini teşvik eden inceleme değerlendirme sistemi kullanılarak Ac'ye karşı biyokontrol etmeni olma potansiyellerine göre derecelendirilmiştir. 37 izolat arasında, 13 izolat in vitro ikili kültür testlerinde potansiyel antagonistik aktivite göstermiştir. Sonuçlar, test izolatlarının 1.24 ila 8.16 arasında antagonistik indeks (AI) değerlerine sahip olduğunu göstermiştir. En etkili bakteriyel izolatlar, Paenibacillus polymyxa KMEn1 ve Brevibacillus brevis BTCPI olarak tespit edilmiş, bu izolatları Brevibacillus brevis (7.04 AI değeri) ve Bacillus velezensis (5.28 AI değeri) takip etmiştir. Ochrobactrum intermedium, Brevibacillus formosus, Stenotrophomonas maltophilia, Bacillus pumilus ve Bacillus amyloliquefaciens izolatları, değişen oranlarda in vitro antagonistik etkinlik sergilemiştir. Tüm izolatlar, siderofor, proteaz, amonyum ve indol-3-asetik asit üretimi ve fosfor çözünürlüğü gibi test edilen mekanizmaların enaz birini üretmiştir. In vitro testlerde Acidovorax citrulli'ye karşı yüksek engelleme etkinliği gösteren 8 antagonist izolat in vivo denemeler ile karpuz üzerinde biyokontrol etkinliği ve bitki büyümesini teşvik edici etkinliği açısından değerlendirilmiştir. Özellikle, karpuz tohumlarının en güçlü izolatlarla muamele edilmesi, fide yanıklığı hastalığının %10.13 ile %79.75 arasında değişen oranlarda önemli derecede baskılanması ile sonuçlanmıştır. En güçlü antagonist izolatlar olarak P. polymyxa KMEn1, Brevibacillus brevis GSEp3, Bacillus amyloliquefaciens BT113 ve P. polymyxa BTCPI, in vivo koşullarda sırasıyla %79.75, %59.49, %44.30 ve %40.51 oranlarında hastalığı baskılayarak en yüksek biyokontrol etkinliği göstermiştir. Tüm izolatlar, ayrıca patojen uygulanan kontrol bitkilerine kıyasla karpuz bitkilerinin büyümesini artırmıştır. Bu çalışmada tanımlanan P. polymyxa KMEn1, Brevibacillus brevis GSEp3, Bacillus amyloliquefaciens BT113 ve P. polymyxa BTCPI isolatları tarafından sergilenen biyokontrol ve bitki büyümesinin desteklenmesi aktiviteleri, bu izolatların birer biyokontrol bakteriyel eleman olarak potansiyel açıdan yüksek oranda uygunluklarını vurgulamaktadır.

Serap Melike Sülü
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Fasulye hale yanıklığı hastalığının (Pseudomonas syringae pv. phaseolicola) biyolojik mücadelesinde endofit bakterilerin etkinliklerinin araştırılması

Fasulye (Phaseolus vulgaris L.) içerdiği önemli protein ve besin maddeleri açısından insan beslenmesinde büyük öneme sahip önemli bir baklagil bitkisidir. Son yıllarda yaşanan anormal iklim koşulları ve düzensiz yağışlar nedeni ile hastalık sıklıkla karşılaşılır hale gelmiştir. Fasulye Hale Yanıklığı, tohum kaynaklı bir patojen Pseudomonas syringae pv. phaseolicola (Psp) etmeninin neden olduğu, ülkemiz ve Dünya fasulye üretimi için büyük tehdit oluşturan bir hastalıktır. Bu çalışmanın amacı; (1) fasulye üretiminin yoğun olarak yapıldığı alanlardan elde edilen bitki gelişimini teşvik eden endofit bakterilerin (endofit) izolasyonu ve tanımlanması; (2) endofitlerin hastalık etmenine in vitro ve in vivo koşullarda oluşturdukları antagonistik etkinin ortaya konulması; (3) siderofor, proteaz, amonyum üretimi, indole-3 acetic acid (IAA) üretimi ve fosforu çözme özellikleri gibi antagonistik ve bitki gelişimini teşvik edici (PGP) mekanizmaların kalitatif ve kantitatif olarak tespit etmektir. Niğde, Konya, Eskişehir, Burdur ve Ankara illerinden toplanan sağlıklı fasulye bitki örneklerinden toplam 343 farklı endofit bakteri (EB) izole edilmiştir. İzole edildiği bölge, bitki aksamı, morfolojik ve biyokimyasal özellikleri, patojenisite tesleri ve MALDI-TOF analizleri sonucunda 56 farklı EB izolatı temsili olarak seçilmiş ve ikili kültür testleri ile hastalık etmeni Psp'ya karşı in vitro antagonistik etkinlikleri belirlenmiştir. EB izolatlarının ikili kültür testlerinde antagonisitk etkinliklikleri 1.22-4.85 indeks değerleri arasında değişiklik göstermiştir. Test edilen 56 EB izolat arasında, 14 izolat yüksek engelleme etkisi [Antagonistik indeks değeri>3.0], 20 izolat orta düzeyde engelleme etkisi [Antagonistik indeks 2.0-3.0], 22 izolat ise düşük engelleme etkisi [Antagonistik indeks<2.0] göstemiştir. EB izolatları arasında en yüksek antagonistik etkiyi 4.85 antagonistik index değeri ile Pseudomonas gessardii N35.1 izolatınca gösterilmiş olup bu izolatı sırası ile Arthrobacter ilicis N11.3, Stenotrophomonas sp B6.6, Achromobacter spanius B1.1, Pseudomonas putida K15.1 ve Arthrobacter gandavensis N19.1izolatları takip etmişlerdir. Testlenen 56 EB izolatından, 54 EB izolatı siderofor üretimi, 23 EB proteaz üretimi ve 12 EB farklı değerlerde fosforu çözme etkinliği göstermiştir. Tüm izolatlar farklı konsanstrasyonlarda IAA üretmiştir. 56 izolat arasından seçilen 32 antagonist EB izolatı koparılmış meyve testi ve saksı testlerinden oluşan in vivo testlemelere alınmıştır. Seçilen izolatlar arasından Pseudomonas gessardii N35.1, Arthrobacter nicotinovorans B11.2, Stenotrophomonas sp B6.6, Arthrobacter ilicis N11.3, Achromobacter spanius B1.1, Pseudomonas putida K15.1 ve Arthrobacter gandavensis N19.1 izolatları Psp etmeninin meyvelerde ve yapraklarda oluşturduğu hastalık belirtilerini baskılamada değişen değerlerde olmakla beraber yüksek etkinlik göstermişlerdir. Stenotrophomonas sp E13.1, Pseudomonas gessardii N35.1 ve Arthrobacter nicotinovorans B11.2 izolatları kaplama yapıldıkları tohumlarda bitki gelişimini önemli ölçüde teşvik etmişlerdir. Bu çalışma ile EB izolatları arasında yer alan Pseudomonas gessardii N35.1, Arthrobacter nicotinovorans B11.2, Stenotrophomonas sp B6.6, Arthrobacter ilicis N11.3, Achromobacter spanius B1.1, Pseudomonas putida K15.1 ve Arthrobacter gandavensis N19.1 izolatları göstermiş oldukları yüksek biyo-kontrol ve bitki gelişimini teşvik özellikleri ile fasulye hale yanıklığı hastalığı ile mücedelede biyo-kontrol etmeni olarak kullanılabilme potansiyeline sahip izolatlar olarak değerlendirilmiştir.

Kamil Duman
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Hatay ilinde zeytin dal kanseri (Pseudomonas savastanoi pv. savastanoi) hastalığının tespiti ve biyolojik mücadele olanaklarının araştırılması

Bu çalışma ile Hatay ili zeytin üretim alanlarında zeytin dal kanseri hastalığının yaygınlık ve bulunma oranları belirlenmiş ve sağlıklı zeytin ağaçlarının kök ve sürgünlerinden izole edilen epifit ve endofit bakteriler ile Pseudomonas savastanoi pv. savastanoi'nin biyolojik mücadele olanakları araştırılmıştır. Hastalığın en yüksek yaygınlık oranı %90 ile Samandağ, İskenderun ve Arsuz ilçelerinde belirlenmiş olup, Hassa, Kırıkhan, Reyhanlı ve Kumlu ilçelerinde ise hastalık saptanmamıştır. Hastalığın enfekteli bahçelerdeki bulunma oranları ise %4.5-75 arasında değişiklik göstermiştir. Taze urlardan izole edilen hastalık etmeninin tanısı Gram boyama, LOPAT testleri, MALDI-TOF ve moleküler yöntemler ile yapılmıştır. Yapılan testler sonucu toplam 14 izolat Pseudomonas savastanoi pv. savastanoi olarak tanılanmıştır. Biyolojik mücadele çalışmalarında 218 epifit ve 144 endofit olmak üzere toplam 362 bakteri izole edilmiş ve MALDITOF-MS ile tanılanmıştır. Antagonistik etkinin (A-indeks) belirlendiği ikili kültür denemelerinde 81 epifit ve endofit bakteri izolatı patojen gelişimini farklı oranlarda engellemiştir. En yüksek engelleme oranı 5.24 A-indeks değeri ile Bacillus megaterium HZEP7 izolatında belirlenirken bunu sırası ile Bacillus subtilis HZEN1 (4.85) ve Pseudomonas koreensis HZEN27 (4.83) izolatları izlemiştir. İn vitro etki mekanizmalarının belirlenmesi çalışmalarında epifit ve endofit bakterilerin indol asetik asit (IAA) üretimi, siderofor üretimi, fosfor çözme potansiyellerinin belirlenmesi, proteaz üretimi ve amonyak üretimi gibi mekanizmaları incelenmiştir. İn vivo testlerde kullanılacak izolatlar yüksek antagonistik etki, düşük IAA üretimi ve diğer etki mekanizmalarında göstermiş oldukları etkiye göre belirlenmiş olup, Bacillus subtilis HZEN1, Bacillus megaterium HZEP7, Pseudomonas koreensis HZEN27 ve Bacillus pumilus HZEP29 izolatları havuç dilimleri ve fidan inokulasyonu ile biyokontrol etkinin belirlenmesi çalışmalarına seçilmiştir. Havuç dilimleri inokulasyonu ile biyokontrol etkinin belirlenmesi testlerinde, en yüksek engelleme % 98,78 ile Bacillus subtilis HZEN1 izolatında belirlenirken bunu sırası ile Bacillus megaterium HZEP7 (%94.49), Pseudomonas koreensis HZEN27 (%92.09) ve Bacillus pumilus HZEP29 (%90.26) izolatları izlemiştir. Fidan inokulasyonu testlerinde havuç dilimlerine benzer şekilde tüm bakteri izolatları ur oluşumunu engellemiş olup en yüksek engelleme %78.72 ile Bacillus subtilis HZEN1 izolatında belirlenirken bunu sırası ile Bacillus megaterium HZEP7 (60.87), Pseudomonas koreensis HZEN27 (46.09) ve Bacillus pumilus HZEP29 (44.87) izolatları izlemiştir. Bakır sülfat uygulamasında ise ur oluşumu %48.23 oranında engellenmiştir. Elde edilen sonuçlar Bacillus subtilis HZEN1, Bacillus megaterium HZEP7, Pseudomonas koreensis HZEN27 ve Bacillus pumilus HZEP29 izolatlarının zeytin dal kanseri hastalığı ile mücadelede biyokontrol etmeni olarak kullanılabileceğini göstermiştir.

Senem Filiz Doksöz
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Adıyaman ili badem ağaçlarında önemli prunus virüslerinin DAS-ELISA ve RT-PCR analizleri ile saptanması ve karakterizasyonu

Dünyada ve ülkemizde ekonomik önemi yıldan yıla artan badem ağaçlarında ekonomik kayıplara yol açan virüsler içerisinde elma mozaik virüsü (ApMV), prunus nekrotik halkalı leke virüsü (PNRSV), erik cücelik virüsü (PDV) şarka virüsü (PPV) ve elma klorotik yaprak leke virüsü (ACLSV) en yaygın görülenlerdir. Ticari amaçla yapılan badem yetiştiriciliği Adıyaman ili için yeni bir ürün olmakla birlikte kapama bahçelerin sayısı her geçen gün artmakta ve üretim de teşvik edilmektedir. Bu çalışma kapsamında Adıyaman ilinde badem bahçelerinde ApMV, ACLSV, PDV, PNRSV ve PPV'nin varlığı Double Antibody Sandwich–Enzyme Linked Immuno Sorbent Assay (DAS-ELISA) ve Ters Traskripsiyon-Polimeraz Zincir Reaksiyonu (RT-PCR) yöntemleri ile araştırılmış, belirlenen bazı izolatların biyolojik ve moleküler karakterizasyonu yapılmıştır. Badem ağaçlarında görülen bu 5 virüsün varlığını belirlemek amacıyla yapılan DAS-ELISA testleri sonucunda 34 tane örnek PDV ile enfekteli bulunmuş ancak ACLSV, ApMV, PNRSV ve PPV tespit edilememiştir. RT-PCR analizleri ile testlenen 110 badem örneğinde sadece PDV'üne ait beklenen uzunluktaki (756 bp) DNA fragmenti 34 örnekte çoğaltılırken, testlenen örneklerde yine ApMV, ACLSV, PNRSV ve PPV saptanamamıştır. Testlenen badem örneklerinin PDV ile enfeksyion oranı %30.90 olarak saptanmıştır. RT-PCR yöntemiyle çoğaltılan PDV izolatları doğrudan dizilenerek nükleotid ve kodladıkları amino asit dizileri analiz edilerek Adıyaman'dan elde edilen PDV izolatlarının birbirleriyle ve Gen Bankasına kayıtlı diğer ülkelerin izolatlarıyla karşılaştırması yapılmış ve benzerlik oranları ile filogenetik ilişkileri ortaya konulmuştur. PDV izolatlarına ait NJ (Neighbor Joining) dendogramı incelendiğinde Adıyaman PDV badem izolatlarının birbirine çok benzediği ve filogenetik ağaçta aynı grup içinde yer aldığı, gen bankasına kayıtlı diğer PDV izolatlarından ayrı bir grupta kümelendiği belirlenmiştir. Yapılan bu çalışma ile PDV ilk kez Adıyaman ili badem plantasyonlarında saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Adıyaman, badem, DAS-ELISA, RT-PCR, sekans analizi, virüs

Sadık Akgül
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Doğu Akdeniz Bölgesi zygaenıdae (lepıdoptera) türlerinin morfolojik ve moleküler yöntemlerle tanılanması

Bu çalışma kapsamında Doğu Akdeniz Bölgesi'ndeki Zygaenidae türlerinin morfolojisi ve sistematiği araştırılmış, türlerin moleküler tanılaması yapılarak filogenetik soy ağacı oluşturulmuş ve feromonlar kullanılarak da bazı türlerin popülasyon takipleri yapılmıştır. Örneklemeler Adana, Mersin, Hatay, Kahramanmaraş ve Osmaniye illlerinde, 2017 ve 2018 yıllarının mayıs-eylül aylarında gerçekleştirilmiştir. Atrap, gözle kontrol metodlarıyla ve feromonlar kullanılarak Procridinae altfamilyasından beş, Zygaeninae altfamilyasından sekiz olmak üzere 13 tür belirlenmiştir. Theresimima ampellophaga (Bayle-Barelle, 1808), Adscita (Adscita) obscura (Zeller, 1847), Jordanita (Tremewania) notata (Zeller, 1847), J. (Praviela) anatolica (Naufock, 1929), J. (Solaniterna) subsolana (Staudinger, 1862) (Procridinae); Zygaena (Mesembrynus) diaphana Staudinger, 1887, Z. (M.) graslini Lederer, 1855, Z. (M.) punctum Ochsenheimer, 1808, Z. (Agrumenia) olivieri Boisduval, 1828, Z. (A.) carniolica (Scopoli, 1763), Z. (A.) viciae ([Denis & Schiffermüller], 1775), Z. (A.) loti ([Denis & Schiffermüller], 1775), ve Z. (Zygaena) filipendulae (Linnaeus, 1758) (Zygaeninae) türleri belirlenmiştir. Feromon tuzaklarla yapılan çalışmada Procridinae altfamilyası için 2-dodecenoic asit esterleri ve 2-butanol izomerleri; Zygaeninae altfamilyası için (Z)-9-tetradesenyl asetat, (Z)-11-hexadecenyl asetat ve (Z)-11-tetradecenyl asetat içeriklerine sahip feromonlar kullanılmıştır. Feromonlarla A. obscura ve J. anatolica türleri yakalanmıştır. Moleküler tanılama çalışmaları kapsamında; 11 türün filogenetik soyağacı oluşturulmuştur. Bu amaçla DNA ekstraksiyonunda Qiagen DNeasy ve Macherey Nagel Nucleospin insect DNA izolasyon kitleri kullanılmış ve ikinci kitle daha başarılı sonuçlar elde edilmiştir. PCR analizlerinde mtCOI ve nEF1-alfa gen bölgelerini çoğaltan primerler kullanılmıştır. Zygaenidlerin tür düzeyinde tanılamasında, bu iki gen bölgesinden mtCOI gen bölgesi başarılı olmuştur.

Moleküler sistematik
Başak Ulaşlı
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Akhardal (Sinapis alba L.) tohumlarının bazı biyolojik özelliklerinin ve tohum çimlenmesine bitki ekstraktlarının allelopatik etkilerinin saptanması

Bu çalışma Şanlıurfa ve Hatay illerinden toplanan akhardal (Sinapis alba L.) tohumlarındaki dormansinin kırılması, bunların minimum, optimum ve maksimum çimlenme sıcaklıklarının belirlenmesi ve bu tohumların çimlenmesi üzerine bazı bitki uçucu yağ ve özütlerinin allelopatik etkilerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Yapılan laboratuvar çalışmalarında Hatay ve Şanlıurfa illerinden 2019 yılında toplanan Sinapis alba tohumlarına ait minimum, optimum ve maksimum çimlenme sıcaklıklarının, sırasıyla; Hatay örnekleri için 2 °C, 15-20 °C ve 35 °C olduğu; Şanlıurfa örnekleri için 2 °C, 20 °C ve 35 °C olduğu belirlenmiştir. Dormansi kırma çalışmalarına yönelik olarak yapılan çalışmalarda en etkili uygulama H2SO4'de 15 s bekletme ve 1 dk zımparalama ile elde edilmiştir. Tohumların sıcak/soğuk suda bekletilmesi şeklinde yapılan uygulamanın dormansinin kırılmasındaki etkisi düşük bulunmuştur. Ayrıca, Ailanthus altissima (Mill.) Swingle, Inula viscosa L., Inula graveolens L., Datura stramonium L., Phoenix dactylifera L. ve Washingtonia filifera bitkilerinden elde edilen özütlerin akhardal tohumlarının çimlenmesine allelopatik etkileri araştırılmıştır. Uygulamaların tamamında bitki özütlerinin uygulama dozu artıkça S. alba tohumlarının çimlenme oranları azalmıştır. Benzer şekilde, Origanum onites L., Origanum vulgare L., Origanum syriacum L., Origanum majorana L., Origanum minutiflorum O. Schwarz and P.H. Davis, Salvia officinalis L., Salvia fruticosa L., Salvia tomentosa Miller, Salvia palaestina Bentham, Lavandula officinalis L, Lavandula angustifolia Miller, Rosmarinus officinalis L, Micromeria fruticosa L. bitkilerinden elde edilen uçucu yağların farklı dozlarına maruz bırakılmış Sinapis alba L. tohumlarının çimlenmelerini farklı oranlarda etkilemiştir. Uygulamaların tamamında uçucu yağların uygulama dozu artıkça S. alba tohumlarının çimlenme oranı azalmıştır.

Leyla Öngen
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Akdeniz bölgesi tarım alanlarında bulunan akşamsefası (Ipomoea spp.) ve tarla sarmaşığı (Convolvulus spp.) türlerinin yaygınlıkları, yoğunlukları, biyolojileri ve mücadele olanaklarının belirlenmesi

Bu çalışma, Akdeniz Bölgesinde tarım alanlarında Convolvulus ve Ipomoea türleri arasında yaygınlık ve yoğunluğu en yüksek olarak belirlenen Convolvulus arvensis L. (CONAR) ve Ipomoea triloba L. (IPOTR)ˈnın biyolojileri, alternatif mücadele olanaklarını ve pamuk tarlalarında mücadelesine yönelik en etkili ve ekonomik uygulamaları belirlemek amacıyla yapılmıştır. Surveylerde 46 farklı üründe 581 tarlada sayımlar yapılmış ve Akdeniz bölgesi genelinde Convolvulaceae familyasına ait Convolvulus arvensis L. (CONAR), C. scammonia L., C. stachydifolius Coisy, C. betonicifolius Mill., C. galaticus Roston. ex Choisy, Ipomoea triloba L. (IPOTR), I. hederacea (Linn) Jacq., and I. purpurea (L.) Roth. gibi 8 farklı yabancı ot türleri belirlenmiştir. Bölge genelinde CONAR (%52.32) ve IPOTR (%9.12) rastlama sıklığı en yüksek olan türler olarak saptanmıştır. CONAR ve IPOTR tohumlarında var olan dormansiˈnin kırılmasında en iyi sonuç %96.4-100 çimlenme oranıyla H2SO4 uygulamasından elde edilmiştir. CONAR tohumlarının minimum, optimum ve maksimum çimlenme sıcaklıkları sırasıyla; 10 °C, 20-30 °C ve 40 °C, IPOTR tohumlarının ise 10 °C, 25-30 °C ve 40 °C olarak belirlenmiştir. Her iki türün tohumlarında en iyi çıkışın 2 cm derinlikte gerçekleştiği ve çimlenme oranının CONAR için %84.0, IPOTR için %96.8 oranında olduğu belirlenmiştir. CONAR tohumlarının topraktaki yaşam süreleri, toprağın 10 ve 20 cm derinliklerinde 6. ayda %90.10 ve %87.5 olarak belirlenirken, 30. ayda %15.4 ve %9.5 olarak saptanmıştır. IPOTR tohumlarının topraktaki yaşam süreleri, toprağın 10 ve 20 cm derinliklerinde 6. ayda %93.9 ve %85.2 olarak belirlenirken, 30. ayda %10.1 ve %7.6 olarak saptanmıştır. Kanyaşˈdan elde edilen Sorgaabˈın IPOTR ve CONARˈın bitki yaş ağırlığına etki oranı %5.5-16.0, bitki kuru ağırlığına etki oranı ise %6.6-15.4 olduğu saptanmıştır. Sorgaab uygulamasının pamuk bitkisinin gelişiminde herhangi bir fitotoksisiteye sebep olmadığı belirlenmiştir. Yabancı otlarla mücadele çalışmaları Adanaˈnın Ceyhan ve Yüreğir ilçelerinde pamuk tarlalarında 2018- 2019 yıllarında yapılmıştır. Mücadele çalışmalarında %85 Pyroxasulfone (PYRS) %75 Trifloxysulfuron sodium (TRFS), 383 g/l Pyrithiobac-sodium (PYBS), 480 g/l Glyphosate isopropylamine tuzu (GLYI), 915 g/l S-metolachlor+ 45 g/l Benoxacor)+el çapası (SMEÇ), Frezeli ara çapa mak.+ sıra üzeri el çapası (FÇEÇ) uygulamaları kullanılmıştır. CONAR türüne karşı yapılan mücadele uygulamaları içerisinde en yüksek etki oranı PYBS (2 kez) uygulamasından (%76.0) elde edilmiş olup bunu, %72.0 etkinlikle TRFS (2 kez), FÇEÇ ve GLYI uygulamaları izlemiştir. IPOTR türüne karşı en yüksek etkinlik TRFS (%90.75) ve PYBS (%90.17) aktif maddeli herbisitlerin 15 gün arayla 2 kez uygulanmalarında kayıt edilmiştir. CONARˈın mücadelesine yönelik yapılan ekonomik analiz çalışmalarında, TRFS (2 kez uygulaması), PYBS (1 ve 2 kez uygulaması) ve FÇEÇ uygulamalarının pamuk ürününden en yüksek net gelir elde edilen uygulamalar olduğu belirlenmiştir. IPOTRˈnin mücadelesine yönelik çalışmalarda en yüksek net gelir FÇEÇ uygulamasından elde edilmiş olup, bunu YOZK, SMEÇ ve TRFS (2 kez) uygulamaları takip etmiştir.

Mine Özkil
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Amaranthus palmeri'nin mücadelesinde kullanılabilecek herbisitlerin belirlenmesi

Bu çalışmada Türkiye'de ilk defa Adana'nın Doğusu, Osmaniye ve Hatay bölgesinde görülen ve istilacı potansiyele sahip Amaranthus palmeri yabancı otunun mısır, yer fıstığı, soya fasülyesi ve turunçgil alanlarında kullanılan bazı çıkış öncesi (Oxyfluorfen, Pendimethalin+ Terbuthylazine) ve çıkış sonrası (Glufosinate-ammonium, Glyphosate, Nicosulfuron, 2,4-D, Bentazon, Bentazone + İmazamox) herbisitlerle mücadelesinin araştırılması amaçlanmıştır. Sera koşullarında yürütülen bu çalışmalarda kullanılan herbisitler kullanım dozları esas alınarak Amaranthus palmeri'ye karşı uygulanmıştır. Çalışmada çıkış öncesi herbisitler kuru ve nemli toprak koşulunda; çıkış sonrası herbisitler ise Amaranthus palmeri'nin erken ve geç gelişme dönemi olmak üzere iki farklı koşulda uygulanmıştır. Çalışma sonucunda her iki çıkış öncesi uygulanan herbisitin de her iki toprak nemi koşulunda yeterli etki gösterdiği tespit edilmiştir. Çıkış sonrası herbisitlerde ise; herbisitlerin Amaranthus palmeri'nin erken gelişme döneminde uygulanmasında en yüksek etki Glufosinate-ammonium, glyphosate ve 2,4-D'de görülmüştür. Diğer herbisitlerde kontrole göre etki görülse de mücadele için yeterli etki elde edilememiştir. Herbisitlerin Amaranthus palmeri'nin geç gelişme döneminde uygulanmasında ise etki oldukça düşük kalmıştır. Sonuç olarak olası bir Amaranthus palmeri istilasında yabancı otu kontrol edebilmek ve istilasını önleyebilmek amacıyla kullanılabilecek ikisi çıkış öncesi, üçü çıkış sonrası olmak üzere 5 herbisit tespit edilmiştir.

Gamze Turhan
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Mısır silajında bazı insektisitler ve bunların zehirli metabolitlerinin kalıntı durumunun belirlenmesi

Bu çalışmanın amacı, chlorpyrifos, deltamethrin ve imidacloprid'in 200 günlük fermantasyon süresince mısır silajı içerisindeki degredasyonunu ve bazı metabolitlerine [3,5,6-trichloro-2-pyridinol, diethyl phosphate, diethyl thiophosphate, chlorpyrifos-oxon, 3-phenoxybenzoic acid, 3-(4-hydroxyphenoxy)benzoic acid, imidacloprid-olefin, imidacloprid guanidine, 6-hydroxynicotinic acid ve 6-chloronicotinic acid] dönüşümünü izlemektir. Çalışmada, fermantasyon sürecinin insektisitlerin parçalanması ve metabolitlere dönüşmesi üzerine etkisi araştırılmıştır. Laktik asit bakterilerinin fermantasyonu mısır silajında asidik koşulların oluşumuna neden olmaktadır. İnsektisitler fermantasyon ortamında bulunan bu mikroorganizmalar tarafından metabolize edilebilmektedir. Bu tez çalışmasında insektisitler blank örneklere (pestisit kullanılmadan yetiştirilen mısırlar) laboratuvar ortamında ayrı ayrı uygulanmıştır. İnsektisit spike edilmiş mısır bitkilerinin bir kısmı kurumaya bırakılmış, bir kısmı kavanozlarda silaj yapılmıştır. Fermantasyonun etkisini belirlemek için örneklerde, spike edilmiş olan insektisitler ve metabolitleri LC-MS/MS kullanılarak periyodik olarak analiz edilmiştir. Analizlerde kullanılan yöntemin verifikasyonu SANTE/12682/2019 rehberine göre yapılmıştır. LOD değerleri 2,76 mg/kg ile 53,61 mg/kg arasında, LOQ değerleri ise 9,19 mg/kg ile 178,71 mg/kg arasında bulunmuştur. Analitlerin geri kazanımları %93,7-109,2, tekrarlanabilirlik RDSr değerleri %1-15 ve tekrarüretilebilirlik RDSR değerleri %1-13 arasında hesaplanmıştır. İnsektisit uygulanmasından 200 gün sonra silaj örneklerinde chlorpyrifos, deltamethrin ve imidacloprid bozunma oranları sırasıyla %46, %45 ve %30 olarak tespit edilirken bu oran kontrol (kurutulmuş mısır) örneklerinde %67, %55 ve %61 olarak belirlenmiştir. Bu çalışma, mısır silajındaki düşük pH ortamının insektisitlerin bozunmasını yavaşlattığını, dolayısıyla pestisit kalıntılarının aerobik koşullara kıyasla silaj ortamında daha uzun süre stabil kalabildiğini göstermiştir.

FermentasyonKalıntılarMısır+4
İsmail Azar
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Entomopatojen nematod Heterorhabditis bacteriophora HBH hibrit ırkının In vivo ve In vitro üretim sonrası toprakta kalıcılık ve depolanma süresi farklılıklarının araştırılması

Entomopatojen Nematodlar (EPN) biyolojik mücadelede aktif rol oynayan canlılardır. EPN'ler sentetik pestisitlerin uygulama zorluğu ve çevreye karşı ciddi tehdit oluşturması sebebiyle toprak altı zararlılarına karşı en etkili çözüm yollarından biri olarak bilinmektedir. EPN'ler uygulanmadan önce belirli depolama koşullarına göre saklanmaktadır. Uygulandıktan sonra uygulandığı alanda etkinliğini azami bir süre sürdürmesi beklenmektedir. Bu tez çalışması, EPN'lerin belirlenmiş iklim şartları altında uygulandığı toprakta kalıcılığını ve depolama süresini tespit etmek amacıyla yapılmıştır. In vivo ve in vitro olarak iki farklı metotta Heterorhabditis bacteriophora HBH Hibrit ırkı infektif juveniller (IJ)'lerin üretimi gerçekleştirilmiştir. H. bacteriophora'nın kalıcılığını belirlemek amacıyla in vivo ve in vitro ortamda üretimi gerçekleşmiş IJ'ler, 6 cm'lik petri kapları kullanılarak toprakların içerisine bırakılmış ve toprak içerisine 10'ar gün arayla Galleria mellonella (son dönem) larvası bırakılmıştır. İki gün sonra petri içerisindeki G. mellonella larvası çıkarılıp disekte edilmiştir. G. mellonella içerisinde gelişen IJ birey sayısı açısından in vivo üretim metodunun (77,2 IJ / larva) in vitro üretime göre (22,6 IJ / larva) daha etkili olduğu tespit edilmiştir. In vivo metodu ile elde edilen IJ'ler, G. mellonella larvalarını enfekte edebilme açısından 140 gün boyunca toprak içerisinde etkinliğini sürdürebilmiş ve IJ'lerin enfekte yeteneğinin en yüksek olduğu süre 50. gün olarak tespit edilmiştir. In vitro metodu ile elde edilen IJ'ler ise, G. mellonella larvalarını enfekte edebilme açısından 170 gün boyunca toprak içerisinde etkinliğini sürdürebilmiş ve enfekte yeteneğinin en iyi olduğu süre 40. gün olarak tespit edilmiştir. Bu tez çalışmasında in vivo ve in vitro ortamda üretimi gerçekleştirilen H. bacteriophora HBH Hibrit ırkı IJ'lerin depolama koşulları test edilmiş, inkübatörde 8, 12, 16, 20 ve 24 °C sıcaklıklarda 3, 6, 9 ve 12 gün sırasıyla bekletilmiştir. Çalışma, en düşük ölüm oranı (% 0,0548), in vivo ortamında üretilen ve 8 °C sıcaklıkta inkübatörde 3 gün bekletilen, en yüksek ölüm oranı (% 11,238) ise in vitro üretimle elde edilen ve 24 °C sıcaklıkta inkübatörde 12 gün bekletilen H. bacteriophora HBH Hibrit ırkı IJ'lerde görüldüğünü ortaya çıkarmıştır.

Depolama süresiEntomopatojen nematodHeterorhabditidae+3
Şeyma Hümeyra Çakır
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Meram (Konya) ve Beypazarı (Ankara) ilçelerindeki havuç üreticilerinin pestisitkullanımına yönelik tutum ve davranışlarının belirlenmesi

Bu çalışma, Meram (Konya) ve Beypazarı (Ankara) ilçelerindeki havuç üreticilerinin pestisit kullanımına yönelik tutum ve davranışlarını belirlemek amacıyla tesadüfi olarak seçilen 80 üreticiye yüz yüze anket yöntemi uygulanarak 2021 yılında yapılmıştır. Elde edilen bulgulara göre, üreticilerin çoğu (%60)'nun 18-44 yaş aralığında, ilkokul ve ortaokul mezunu (%62,5) olduğu belirlenmiştir. Üreticilerin son birkaç yıldır en çok karşılaştığı sorunların hastalıklar (%45), yabancı otlar (%43,75) ve zararlılar (%11,25) olduğu saptanmıştır. Üreticilerin çoğu; pestisitlerin kullanımına yönelik eğitim almadıklarını, pestisitleri alırken/seçerken en çok yararlandıkları kaynağın bilgi ve tecrübeleri olduğunu, pestisitleri zirai ilaç bayilerinden temin ettiklerini, pestisitlerin dozlarını ilaç bayilerinin önerilerine ve kendi tecrübelerine göre belirlediklerini ifade etmişlerdir. Üreticilerin %50'sinin, ilaçlama zamanını kendi tecrübelerine göre belirledikleri, çoğunun pestisitlerin kullanımında bazı konular açısından bilinçli davranmadığı, buna karşın üreticilerin tamamının son ilaçlama ile hasat arasındaki süreye uydukları saptanmıştır. Üreticiler, bazı pestisitlerin ürünlerde kalıntı bırakabileceğini (%48,75), pestisitlerin uygulama hatalarından dolayı ürünlerde kalıntı bırakabileceğini (%23,75), pestisitlerin ürünlerde kalıntı bırakmadığını (%15), pestisit kalıntısının su ile yıkanırsa temizlendiğini ve pestisitlerin ürünün içine geçmediğini (%12,5), boş pestisit ambalajlarını yakarak imha ettiklerini (%40) ve çöpe attıklarını (%31,25) ifade etmişlerdir. Üreticilerin %60'ı kullanım sonrası artan ve ilaçlama tankını temizlerken oluşan ilaçlı suyu, tarlanın bir kenarına döktüklerini bildirmelerine karşın üreticilerin büyük çoğunluğunun; pestisitlerin çevreye ve diğer canlılara, ürünlerdeki pestisit kalıntılarının ise insan sağlığına olan olumsuz etkilerinin farkında oldukları belirlenmiştir.

Ankara-BeypazarıHavuçKonya-Meram+2
Ahmet Çalışkan
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Bursa ili Gemlik ve Orhangazi ilçelerindeki zeytin üreticilerinin pestisit kullanımına yönelik tutum ve davranışlarının belirlenmesi

Bursa ilinin Gemlik ve Orhangazi ilçelerinde 2021 yılında yapılan bu çalışmada, zeytin üreticilerinin pestisit kullanımına yönelik tutum ve davranışlarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma bölgesinde tesadüfi olarak seçilen 134 üretici ile yüz yüze anket çalışması yapılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, üreticilerin %82,2'si 45 yaş ve üzerinde olup %54,5'inin ilkokul mezunu olduğu belirlenmiştir. Üreticilerin son birkaç yıldır en çok fungisit (%59,7) ve insektisit (%40,3) kullandığı, en çok görülen hastalık ve zararlının sırasıyla halkalı leke (%61,9) ve zeytin güvesi (%22,4) olduğu saptanmıştır. Üreticilerin çoğunun tarım ilaçlarının kullanımına yönelik eğitim almadıkları, pestisitleri zirai ilaç bayilerinden temin ettikleri, pestisitlerin dozlarını ilaç etiketine ve ilaç bayilerinin önerilerine göre belirledikleri, ilaçlama zamanını belirlemede tarım il/ilçe müdürlüklerinden yararlandıkları, büyük çoğunluğunun ise son ilaçlama ile hasat arasındaki süreye uydukları bulunmuştur. Üreticiler, bazı pestisitlerin ürünlerde kalıntı bırakabileceğini (%42,5) kalıntıların su ile yıkanırsa temizlendiğini ve pestisitin ürünün içine geçmediğini (%26,1), boş pestisit ambalajlarını yakarak imha ettiklerini (%47) ve çöpe attıklarını (%44) belirtmişlerdir. Üreticilerin %41,8'i, kullanım sonrası artan ve ilaçlama tankını temizlerken oluşan ilaçlı suyu, bahçenin bir kenarına, %29,1'i kanalizasyona döktüklerini belirtmelerine karşın üreticilerin büyük çoğunluğu; pestisitlerin çevre ve diğer canlılara, ürünlerdeki pestisit kalıntılarının ise insan sağlığına zararlı olduğunu ifade etmişlerdir. Çalışma sonucunda elde edilen bulgular değerlendirilmiş ve önerilerde bulunulmuştur.

Bursa-GemlikBursa-OrhangaziPestisitler+2
Nermin Başak İnce
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

İzmir ili park ve bahçe alanlarında bulunan bitki paraziti nematod türleri üzerine taksonomik araştırmalar

Bu çalışmada İzmir İli' nin Konak, Bornova, Çiğli ve Balçova merkez ilçelerinde yer alan ve bitki çeşitliliğinin fazla olduğu park ve rekreasyon alanlarındaki bitki paraziti nematod türlerinin faunistik ve taksonomik olmak üzere iki bölümde incelemesi yapılmıştır. Tez örneklemeleri 2015-2017 yılları arasında ergin bitki paraziti nematod türlerinin yaygın olarak bulunduğu Nisan ve Ekim aylarında yapılmıştır. Belirlenen yerlerden toprak ve kök örnekleri alınmıştır. Alınan bu örneklerden ekstrakte edilen bitki paraziti nematod türlerinin daimi preparatları hazırlanarak morfolojik ve allometrik ölçüm değerleri ile morfometrik karakterler kullanılarak teşhisleri yapılmıştır. Tespit edilen türlerin sinonim isimleri, gözlemlenen varyasyonlar tespit edildiği konukçu bitkiler ve habitatları hakkındaki literatür kayıtları verilmiştir. Çalışmanın sonucunda; Tylenchida, Dorylaimida, Aphelenchida takımlarına bağlı 4 alttakım, 2 aratakım, 8 üstfamilya, 11 familya, 14 altfamilya ve 18 cins' e bağlı toplam 41 tür teşhis edilmiştir. Tespit edilen türlerden Coslenchus polonicus, Ditylenchus medicaginis, Helicotylenchus erythrinae, Rotylenchus fragaricus, Psilenchus curcumerus, Psilenchus pini ve Paratylenchus pedrami sb. nov. Türkiye nematod faunası için yeni kayıt niteliğindedir. Çalışmada en sık karşılaşılan türler olarak ilk 5 sırayı Boleodorus thylactus, Pratylenchus penetrans, Paratylenchus pedrami sp. nov., Helicotylenchus pseudorobustus, Helicotylenchus multicinctus almıştır. Anahtar Kelimeler: Bitki paraziti nematodlar, taksonomi, park, rekreasyon, İzmir, Türkiye

Bitki parazitleriNematodlarParklar+3
Yasemin Kongu Akdemir
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı bitkisel yağların Bemisia tabaci (Gennadius) (Hemiptera: Aleyrodidae) ve bazı önemli doğal düşmanlarına karşı toksik etkileri üzerine çalışmalar

Beyazsinekler özellikle örtüaltı yetiştiriciliğinde ekonomik düzeyde zarara neden olmaktadırlar. Bu çalışmada, 5 farklı bitkisel yağın beyazsineğin ergin öncesi dönemleri ve onun bazı önemli doğal düşmanlarına karşı etkisi incelenmiştir. Denemede her bir yağın 0,125, 0,25 ve 0,5ml dozları kullanılmış, yağların uygulanmasından sonra 1., 3., 24., 48., ve 72. saatte ölümler kaydedilmiş ve çalışma üç tekerrürlü olarak yürütülmüştür. Deneme sonucuna göre bitkisel yağlardan en fazla etkilenen türler sırasıyla predatörler, beyazsineğin ergin öncesi dönemleri ve parazitioit pupaları olmuştur. Tüm böcek türleri için yüksek dozlarda yağlara maruz kalma süresi arttıkça ölüm oranlarının arttığı gözlemlenmiştir. Bemisia tabaci'nin dönemleri arasında yağlardan en çok etkilenen dönemler sırasıyla yumurta, nimf ve pupa dönemleri olmuştur. 72.saat sonunda at kestanesi ve kakao yağlarının beyazsineğin yumurta dönemlerini %100 ölüm oranıyla yüksek derecede, diğer dozlarının ise orta ve hafif derecede etkilediği saptanmıştır. Denemede yağlardan en çok etkilenen bireylerin predatör erginler olduğu yağların uygulanmasından sonra ilk saatlerde hodan ve at kestanesi yağlarına vermiş oldukları yüksek derecede tepki ile anlaşılmıştır. Uygulamadan 48.saat sonunda ise tüm Nesidiocoris tenuis ve Macrolophus pygmaeus erginlerinin öldüğü saptanmıştır. Yine, 48.saat sonunda tüm Orius laevigatus erginlerinin kakao yağı dışında tüm yağlarda öldüğü, bunun yanısıra 72.saat sonunda ise kakao yağında %96,67 ölüm oranıyla orta derece etkilendiği belirlenmiştir. Parazitioit pupaların denemede yağlardan en az etkilenen bireyler olduğu anlaşılmıştır. Bununla birlikte, yağlara 72 saat süre maruz kaldıktan sonra Encarsia formasa'nın hodan yağında %73,33 ölüm oranıyla hafif derecede, diğer yağlarda ise hafif etkili ve etkisiz olduğu saptanmıştır. Eretmocerus eremicus ise denemede yağlara karşı en az etki gösteren tür olup hodan yağına 72 saat maruz kaldıktan sonra gösterdiği %60 ölüm oranıyla hafif derecede etki göstermiştir. Sonuç olarak, at kestanesi ve kakao yağları beyazsineklerin erginöncesi dönemlerinde yüksek derecede etkili olurken, her iki parazitoit türe hafif derecede etki gösterdiği ancak predatörlere olumsuz etkiler gösterdiği anlaşılmıştır. Buna göre, bu yağların beyazsineklerin entegre mücadele programlarında tavsiye edilebileceği ve parazitoit türlerle birlikte kullanılabileceği düşünülmektedir.

Emre Şen
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Yalova ilinde çeşitli bitkilerde saptanan Phytoseiidae familyasına ait avcı akarlar üzerine taksonomik araştırma

Bu çalışma 2020 yılının Haziran – Ekim ayları arasında Yalova ilinde farklı kültür bitki türlerinde bulunan Phytoseiidae (Acari) familyasına ait avcı akar türlerini belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışma sonunda 31 bitki türünden (erik, böğürtlen, malta eriği, kiraz, ceviz, ayva, zehirli sarmaşık, asma, çınar, köpek üzümü, yer elması, patlıcan, fasulye, gül, domates, karalahana, Trabzon hurması, incir, limon, fındık, elma, hıyar, dut, mahlep, hünnap, kayısı, armut, vişne, ceviz, biber ve kavun) toplam 162 phytoseiid örneği toplanmıştır. Bu örnekler arasında 10 farklı phytoseiid türü belirlenmiş olup, bunlar Euseius finlandicus (Oudemans, 1915), Euseius stipulatus (Athias-Henriot, 1960), Kampimodromus aberrans (Oudemans, 1930), Neoseiulus barkeri (Hughes, 1948), Neoseiulus bicaudus (Wainstein, 1962), Neoseiulus californicus (McGregor), Paraseiulus triporus (Chant ve Yoshida-Shaul, 1982), Phytoseius finitimus Ribaga, Phytoseiulus persimilis (Athias-Henriot, 1957) ve Typhlodromus (Typhlodromus) athiasae (Porath and Swirski, 1965)'dir. Bu türler arasında en yoğun toplanan tür P. finitimus olup, pek çok bitki türleri üzerinden tespit edilmiştir. İkinci derecede yoğun örneklenen tür ise E. stipulatus'tur. Kültür bitkisi yetiştirme sezonu boyunca yapılan örneklemeler sonucunda en fazla phytoseiid örneği Haziran sonu ve Ekim sonu arasında tespit edilmiştir. Bu tez çalışması, bitki korumada biyolojik mücadele elemanı olarak kullanılan phytoseiid türleri açısından Yalova ilinin oldukça zengin bir faunaya sahip olduğunu ortaya koymuştur.

Elif Sade
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı üzüm çeşitlerinin bağ mildiyösü (Plasmopara viticola) hastalığına karşı duyarlılıkları

Türkiye bağ üretim alanı bakımından dünyanın önemli ülkelerinden biridir. Bununla birlikte, üzüm üretiminde hemen hemen her yıl karşılaşılan ve önemli verim kayıplarına neden olan hastalıklardan biri de mildiyö hastalığıdır. Bu çalışmada da Bursa Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi bağ alanlarında üzüm yetiştiriciliğinde kullanılan çeşitlerin bu hastalığa karşı duyarlılık düzeyleri belirlenmiştir. Çeşitlerin mildiyö hastalığına karşı duyarlılık düzeyleri tarla koşullarında doğal inokulumla oluşan hastalık şiddetlerinin 0-4 skalasına göre değerlendirilmesi ile belirlenmiştir. Deneme, tesadüf blokları deneme desenine göre 4 blok ve her blok 4 tekerrür olarak planlanmış ve her tekerrür bir omcadan oluşmuştur. Çalışma'da değerlendirilen çeşitler Michel Palieri, Cardinal, Italia, Trakya İlkeren ve Hamburg Misketi olmuştur. Çalışma, 2020 yılı üretim dönemi boyunca yürütülmüş olup, çeşitler arasındaki hastalık şiddeti farkları, en anlamlı olarak, haziran ayı ortasındaki değerlendirmede bulunmuştur. Çalışmada, Bağ'da mildiyö hastalığının şiddetinin çeşitlere göre farklılıklar gösterdiği ve hastalığa en duyarlı çeşitlerin Trakya İlkeren (%81.87) ve Michel Palieri(%72.81) oldukları saptanmıştır. Diğer çeşitlerin hastalığa duyarlılık düzeyleri ise Cardinal %44,93, Hamburg Misketi %36,43 ve Italia %28,93 olarak belirlenmiştir. Yetiştiricilik dönemi boyunca, herhangi bir fungisit uygulaması yapılmamış ve ayrıca hastalık gelişimine etkili hava koşulları ve yaprak ıslaklık süreleri ile hastalık düzeyleri tartışılmıştır. Hava sıcaklıklarındaki artış ile birlikte, tüm çeşitlerde mildiyö hastalığının oranında ve şiddetinde azalma olduğu saptanmıştır. Hastalık şiddetindeki azalma ile birlikte çeşitler arasındaki duyarlılık farklarının da azaldığı belirlenmiştir. Hasat zamanı yapılan değerlendirmede ise çeşitlerin hastalığa duyarlılık düzeyleri sırasıyla, Trakya İlkeren %19.06, Michel Palieri %18.25, Hamburg Misketi %14,69, Cardinal %12,69 ve Italia %12,25 olarak belirlenmiştir.

Gizem Yöntem
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Science
2021
10
Master'sOpen AccessTR

Avcı böcek, Seranginum parcesetosum sicard (Coleoptera: Coccinellidae)'un gelişme süresi ve ölüm oranı üzerine konukçu bitkilerin etkisi

Çalışmada, pamuk (Çukurova-1518 ve Deltapine) ve patlıcan (Pala ve Çukurova topağı) çeşitleri üzerinde üretilen Pamuk beyazsineği, Bemisia tabaci Gennadius (Horn: Aleyrodidae) ile beslenen Serangium parcesetosum Sicard (Col: Coccinellidae)'un ergin öncesi dönemlerinin gelişme süreleri ve ölüm oranlan, preovipozisyon, ovipozisyon ve postovipozisyon süreleri ile yumurta verimleri 25 + 1 °C sıcaklık ve % 65 + 5 orantılı nem koşullarında çalışılmıştır. Ayrıca elde edilen verilerden avcının bu bitkiler üzerindeki yaşam çizelgeleri oluşturulmuştur. S. parcesetosum ergin öncesi toplam gelişme süresini 22.9 gün ile en kısa sürede Çukurova-1518 pamuk çeşidi üzerinde, en uzun ise 28.0 gün ile Çukurova topağı patlıcan çeşidi üzerinde tamamlamıştır. Ergin öncesi dönemlerdeki toplam ölüm oranlarına baktığımızda en az ölüm % 20.8 ile Çukurova-1518 pamuk çeşidinde en fazla ise % 48.9 ile Pala patlıcan çeşidi üzerinde görülmüştür. İstatistiksel analizler sonucunda pamuk ile patlıcan bitkileri arasında S. parcesetosum 'a ait gerek ergin öncesi dönemlerin gelişme süreleri ve gerekse bu dönemlerdeki ölüm oranları arasındaki farkın önemli olduğu, çeşitlerin kendi aralarındaki farkın ise önemsiz olduğu tespit edilmiştir. S. parcesetosum 'un pamuk çeşitleri (Çukurova-1518 ve Deltapine) üzerinde ölüm oranının düşük ve üreme kapasitesinin yüksek olması nedeniyle kitle üretimi için en uygun konukçu bitkinin pamuk olduğu kanısına varılmıştır.

Bemisia tabaciBeyaz sinekBitki koruma+1
Gonca Vatansever
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1998
00
Master'sOpen AccessTR

Adana İlinde çiftçi şartlarının depolanmış ürünlerde zararlıların tespiti

öz YÜKSEK LİSANS TEZİ ADANA İLİ'NDE ÇİFTÇİ ŞARTLARINDAKİ DEPOLARDA ZARARLILARIN TESBİTİ BERRİN ÇANKAYA ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ BİTKİ KORUMA BÖLÜMÜ ENTOMOLOJİ ANABİLİM DALI Danışman : Prof. Dr. A. FARUK ÖZGÜR Yıl: 1998, Sayfa:27 Jüri : Prof. Dr. A. Faruk ÖZGÜR Doç. Dr. M. Rifat ULUSOY Doç. Dr. İ. Halil ELEKÇİOĞLU Adana ilinde merkez ilçeye bağlı Küçük Çıldırın, Yolgeçen, Gökçeler, Akkuyu ve Çınarlı köylerine Ekim 1996-Ağustos 1997 tarihleri arasında, çiftçi şartlarındaki depolarda surveyler yapılmıştır. Bu çalışmanın sonucunda Insecta sınıfına bağlı 3 takımdan 11 familyaya bağlı toplam 13 zararlı türe rastlanmıştır. Bunlara ek olarak çok sayıda Akar türü de bulunmuştur. Yapılan araştırmanın sonucunda en yaygın türlerin Si tophi his oryzae (L.), Rhizopertha dominica (F.), Tribolium castamum (Herb.), Trogium pıılsatorhım (L.), Plodia interpunctella (Hübner) ve Sitotraga cerealella (Olivier) olarak belirlenmiştir. Bu köylerde ikinci derecede önemli türler olarak Oryzaephilus surinamensis (L.), Cryptolestesferrugineus (Steph.) tesbit edilmiştir. Hayvan yemlerinde ise çok sayıda Akar türüne rastlanmıştır, Buğdayda S. oryzae, R. dominica, Trogium pulsatorium, arpada S. oryzae, R. dominica, S. cerealella, bulgurda T. castaneum arpa ezmesi ve mısır yeminde bazı Akar türlerinin zararlı olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Depo, depo ürünleri, depo zararlıları, Adana

AdanaAkarlarBitki koruma+2
Berrin Çankaya
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1998
00
DoctorateOpen AccessTR

Circulifer haematoceps (Hom.;Cicadellidae) vektörü ile taşınan turunçgil stubborn hastalığı etmeni Spiroplasma citri Saglio et al.'nin turunçgil ve susamda yayılması ve epidemiyolojisi üzerinde araştırmalar

Susam bitkisi susam phyllody fitoplazmasının yanısıra turunçgil Stubborn hastalığı etmeni Spİroplasma citri Saglio et al., (Entomoplasmatales, Spiroplasmataceae) 'nin de önemli bir konukçusudur. Her iki etmende Circultfer haematoceps (Horn.; Cİcadellidae) tarafından taşınmaktadır. D- VAC böcek toplama aleti ve sarı yapışkan tuzaklar kullanılarak birinci ve ikinci ürün susamda, genç turunçgil bahçelerinde ve fidanlıklarda C. haematoceps 'in populasyon gelişimi saptanmıştır. Yakalanan C. haematoceps '1er S. citri yönünden ELISA ve kültüre alma yöntemleri ile de incelenmiştir ve ayrıca, Catharantus roseus (L.) Don O. ve Sesamum indicum L. test bitkilerine S. citri ve susam phyllody fitoplazması (SPF) 'run taşıma çalışmalarında da kullanılmıştır. Doğu Akdeniz Bölgesi'nde susam ve turunçgil yetiştiricilği yapılan alanlarda S. citri ve susam phyllody fitoplazması ile C. haematoceps 'in yaygınlık durumunu belirlemek üzere 1994-1996 yıllarında survey çalışmaları yürütülmüştür. İkinci ürün susamda enfeksiyon oranları daha yüksek bulunmuştur. İkinci ürün susamda 1996 yılında %0.9 oranında S. citri, %3.3 oranında SPF ve %0.6 oranında ikili enfeksiyon saptanmıştır. Turunçgil bahçelerinde ise %1.2-1.3 oranında S. citri ve %0.01 oranında SPF enfeksiyonu saptanmıştır.

Bitki hastalıklarıCirculifer haematocepsStubborn hastalığı+2
Gülşen Şaş Sertkaya
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1998
00
Master'sOpen AccessEN

Sources of resistance in Durum wheat (Triticum durum) and its wild relatives aegilops spp.to Russian wheat aphid (RWA) (Diuraphis noxia mordwilko (Homoptera: aphididae ) and use of random amplified polymorphic DNA RAPD a

ABSTRACT M.Sc. THESIS SOURCES OF RESISTANCE IN DURUM WHEAT {Triticum durum) AND ITS WDLD RELATIVES Aegilops spp. TO RUSSIAN WHEAT APHID [Diuraphis noxia (Mordvilko)fHomoptera:Aphididae)] AND USE OF RANDOM AMPLIFIED POLYMORPHIC DNA (RAPD) ANALYSIS TO DETECT GENETIC VARIABILITY IN RWA Mohammed Izzat GHANNOUM DEPARTMENT OF PLANT PROTECTION INSTITUTE OF NATURAL AND APPLIED SCIENCES UNIVERSITY OF ÇUKUROVA Supervisors: Prof.Dr. Serpil KORNOSOR Year : 1 998, Pages:73 Jury: Prof.Dr. Nedim UYGUN Dr. M.MiloudiNACHIT Dr. Moustapha EL BOUHSSINI This study was carried out to identify sources of resistance and mode of resistance in durum wheat and its wild relatives Aegilops spp. to Russian wheat aphid [Diuraphis noxia (Mordvilko) (Homoptera:Aphididae)], one of the most serious pest of cereals in several parts of the world, and to study the genetic variability in RWA populations from different countries using Random Amplified Polymorphic DNA (RAPD) analysis to detect genetic variability in RWA. The results of the study showed significant differences among genotypes at the three mechanisms of resistance measurement antibiosis, antixenosis, and tolerance. Based on RAPD analysis of RWA, all the populations could be classified in to nine genetic groups at 75 percent similarity levels. Key words : Durum wheat, Diuraphis noxia, resistance, genetic variation. n

WheatDNADurability+1
Mohamed Izzat Ghannoum
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1998
00
DoctorateOpen AccessTR

Domates bakteriyel kara leke hastalığının (Pseudomonas syringae pv. tomato) tanımlanması, ırklarının belirlenmesi ve kimyasal savaşıma alternatif yöntemlerin saptanması üzerinde araştırmalar

Bu çalışmada Pseudomonas syringae pv. tomato (PST)'nıın neden olduğu domates bakteriyel kara leke hastalığı fizyolojik, biyokimyasal, patojenite, ELISA ve PCR testleri ile tanımlanmıştır. Ontario 7710 fidelerinin kullanılmasıyla Türkiye'de PST ırk l'in varlığı bu araştırma ile belirlenmiştir. PST' nin toprakta yaşamını sürdüremediği fakat topraktaki infekteli bitki artıklarında ve tohumlarda yaşamını sürdürebildiği bulunmuştur. Bunlar Çukurova Bölgesinde PST' nin ilk inokulum kaynaklan olarak değerlendirilmişlerdir. Toplam 47 farklı domates tohum örneği in direkt immunofloresans (IFAS), yan seçici besi yeri kullanımı ve tohum çimlenmesinden sonraki 7 gün içinde kotiledonlar üzerinde tipik hastalık simptomlannın incelemeleriyle testlenmiştir. Sadece 1 tohum ömeği PST ile bulaşık bulunmuştur. Tohumdaki PST'yi elemine etmek için bronopol ve bakır asetat en etkili tohum uygulamaları olarak bulunmuştur. Ayrıca PST' ye karşı kimyasal kontrole alternatif kontrol yöntemler (biyolojik kontrol ve toprak solarizasyonu) araştınlmıştır. Toprak, tohum ve yeşil aksamdaki PST inokulumuna karşı bazı antagonistler (4Klf, MTD1) iyi etkiye sahip bulunmuşlardır. Toprak solarizasyonu toprağın 30 cm derinliğine kadar etkili olmuş, hastalık oluşumu % 77 azaltılmıştır ve PST' ye karşı etkili bir kontrol yöntemi olarak değerlendirilmiştir. Anahtar kelimeler : domates bakteriyel kara leke hastalığt, ELISA, PCR, IFAS, ırklar, yaşam, tohum uygulamaları, biyolojik kontrol, toprak solarizasyonu

Bitki hastalıklarıBitki korumaDomates+3
Yeşim Aysan Yiğenoğlu
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1999
00
DoctorateOpen AccessTR

Adana ili mısır ekim alanlarında turcicum yaprak yanıklığı (Exserohilum turcicum (Pass. ) Leonard. and Suggs) ve maydis yaprak yanıklığı (Helminthosporium maydis Nisik.) hastalıklarının yaygınlığı, biyoekolojisi, mısır çeşitlerinin bu has

öz DOKTORA TEZÎ ADANA İLİ MISIR EKİM ALANLARINDA TURCICUM YAPRAK YAMKLIĞI (Exserohilum turcicum (Pass) Leonard, and Suggs) VE MAYDİS YAPRAK YANIKLIĞI (Helminthosporium maydis Nisik.) HASTALIKLARININ YAYGINLIĞI, BİYOEKOLOJİSİ, MISH* ÇEŞİTLERİNİN BU HASTALIKLARA KARŞI DUYARLILDXLARI VE MÜCADELE OLANAKLARI ÜZERİNDE ARAŞTD3MALAR Veli ÇETİN ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ BİTKİ KORUMA ANABİLİM DALI Danışman : Prof. Dr. N. Kemal KOÇ Yıl: 1999, Sayfa: 131 Jüri : Prof. Dr. N. Kemal KOÇ : Doç. Dr. Abuzer SAĞIR : Doç. Dr. Ali ERKILIÇ Adana ilinde mısır ekim alanlarının son yıllarda hızla artması, mısırla ilgili sorunların da artmasına neden olmuştur. Bunlar içerisinde Exserohilum turcicum (Pass.) Leonard and Suggs, ve Helminthosporium maydis Nisik. ' in neden olduğu yaprak yanıklıkları da önemli bir yer tutmaktadır. Bu çalışma iki yaprak yanıklığı etmeninin bazı kültürel özelliklerinin, Adana ili mısır ekim alanlarında yaygınlıklarının, kışı nerede ve nasıl geçirdiklerinin, bazı mısır çeşitlerinin bu hastalıklara karşı duyarlılıklarının ve mücadele yöntemlerinin belirlenmesi amacıyla 1994 - 1998 yıllan arasında yürütülmüştür. E. turcicum en fazla koloni gelişimini dekstozu azaltılarak modifıye edilmiş PDA ortamında, H. maydis yulaf ağarda gösterirken, en fazla konidi sayısı her iki etmen için de pepton dekstroz ağarda saptanmıştır. Etmenler 5 ile 9 pH dereceleri arasında optimum koloni gelişimi gösterirken, E. turcicum için 25 °C, H.maydis için 30 °C nin uygun olduğu görülmüştür.. Değişik ışık sürelerinin E. turcicum1 un gelişimi üzerinde etkisi görülmezken, H. maydis' in gelişimi ışıkta kalma süresinin azalmasına paralel olarak azalmıştır. Sörvey çalışmaları sonucunda, Adana ili mısır ekim alanlarında Maydis Yaprak Yanıklığının, Turcicum Yaprak Yanıklığına göre daha önemli olduğu görülmüştür. Her iki etmen de kışı toprak altında geçirememiş, konidilerin canlı kalma süreleri toprak derinliğine bağlı olarak azalmış, tarlada olduğu gibi kalan yada toprak yüzündeki bitki artıklarında konidi olarak kışlayabilmiştir. Turcicum yaprak yanıklığına karşı 1994' de doğal enfeksiyon koşullarında denenen çeşitlerin tamamı dayanıklı bulunurken, yapay enfeksiyon koşullarında 1996' da denenen çeşitlerden 16'sı dayanıklı, 2'si orta dayanıklı, 4'ü orta duyarlı, 1997 yılında 16' sı dayanıklı, 3' ü orta dayanıklı 5'i orta duyarlı bulunmuştur. Maydis Yaprak Yanıklığına karşı denenen çeşitlerden 1995' te 6' sı dayanıklı, 3'ü orta dayanıklı, 9'u orta duyarlı ve 1' i duyarlı, 1997 yılında 5' i dayanıklı, 5' i orta dayanıklı, 6' sı orta duyarlı ve 7'si duyarlı olarak belirlenmiştir. Sera koşullarında yapılan denemede maneb, mancozeb, metconazole, prochloraz, propiconazole, cyproconazole ve çaptan ümitvar bulunurken, carbendazim ve triadimenol etkili olmamışlardır. Anahtar Kelimeler: Mısır, E. turcicum, H. maydis,

AdanaBitki korumaExserohilum turcicum+3
Veli Çetin
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1999
00
DoctorateOpen AccessTR

Harran ovası koşullarında pamukta Thrips tabaci Lind. (Thysanoptera: Phripidae) populasyonunun bitki gelişimine ve kütle verimine etkisinin belirlenmesi

Bu çalışmada, yapılan sörvey ve kurulan denemelerle, Harran ovasında, T. tabaci hin, pamuk bitkisinin gelişmesine ve kötlü verimine etkisi araştırılmıştır. 1996-1998 yıllarında yapılan sörveylerde, T. tabaci populasyonu her yıl aynı yoğunlukta gelişmemiş, yoğunluğunun yüksek olduğu yıllarda, ekonomik olarak ürün kayıplarına neden olabilecek seviyenin üzerine çıkmıştır. Yapılan bitki, parsel ve tarla denemelerinde bitkinin temel gelişim döneminde, T. tabacfmn. populasyon yoğunluğunun artışıyla orantılı olarak, bitkide tarak gelişmesi, koza gelişmesi gerilemiş, açılmış koza sayısında ve kütlü veriminde düşüşler olmuştur. T. tabaci populasyonu, bütün denemelerde, teknik talimatta % 15 bulaşık bitki olarak belirtilen Ekonomik Zarar Eşiğinin çok üzerine çıkmıştır. T. tabaci populasyonunun, bu eşiğin üzerine çıktığı bir çok karakterde oluşan ürün kaybı bir ilaçlama için hesap edilen ürün miktarının altında olmuştur. T. tabaci populasyonunun 4-5 adet/yaprak seviyesi üzerinde geliştiği bitkilerde kütlü veriminde oluşan kayıplar, bir ilaçlama için hesap edilen kütlü miktarının üzerinde olmuştur. Anahtar Kelimeler: Thrips tabaci Lind., Pamuk (Gossypium hirsutum L.), Harran ovası, GAP

Bitki gelişimiBitki korumaDoğal düşmanlar+6
Levent Efil
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1999
00
Master'sOpen AccessTR

Domateste kök-ur nematodlarına (Meloidogyne incognita ırk-2 ve Meloidogyne javanica ırk-1) karşı dayanıklılığın teşvik edilmesinin araştırılması

oz YÜKSEK LİSANS TEZİ DOMATESTE KÖK-UR NEMATODLARINA (Meloidogyne incognita ırk- 2 ve Meloidogyne javanica ırk-1) KARŞI DAYANIKLILIĞIN TEŞVİK EDİLMESİNİN ARAŞTIRILMASI Cennet ARSLAN ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ BİTKİ KORUMA ANA BİLİM DALI Danışman : Prof. Dr. İ. Halil ELEKÇİOĞLU Yıl: 2003 Sayfa: 40 Jüri : Prof. Dr. İ. Halil ELEKÇİOĞLU Prof. Dr. Nedim UYGUN Doç. Dr. Saadet BÜYÜKALACA Bu çalışmada domates bitkisinde Meloidogyne incognita ırk-2 ve M. javanica ırk-l'e karşı Salisilik Asit (S A), Trifluralin, DL-|3-amino-n-butyric asit (BABA) ve Fusarium oxysporum f.sp. melongenae kullanılarak dayanıklılığın teşvik edilmesi araştırılmıştır. Denemede kullanılan teşvik edici etmenlerin M. incognita ırk-2 ve M. javanica ırk-1 'in 2. dönem larvaları üzerine doğrudan etkili olmadıkları belirlenmiştir. Teşvik edici uygulanmış bitkilerden yalnızca SA uygulanmış domates topraklarında M. incognita ırk-2 ve M. javanica ırk-1' in 2. dönem larva sayısı, bitki köklerindeki gallenme oranı ile köke giriş oranı ve üreme gücünün azaldığı tespit edilmiştir. Bu sonuçlara bağlı olarak SA'nın domates bitkisinde nematoda karşı dayanıklılığı teşvik ettiği bulunmuştur. Diğer teşvik edicilerin uygulandığı domates bitkisinin M. incognita ırk-2 ve M. javanica ırk-1 'i olumsuz etkilemediği belirlenmiştir. Bunun birlikte M. incognita ırk-2 larvaları inokule edilen bitkilerde BABA uygulamalarında, toprakta oluşan 2. dönem larva sayısı, gallenme ve üreme oranının kontrole göre arttığı tespit edilmiştir. Bu sonuca göre BABA' run bitkideki dayanıklılığı teşvik etmediği aksine nematod gelişimini arttırdığı ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: Meloidogyne incognita ırk-2, M. javanica ırk-1, dayanıklılığın teşviki, dayanıklılığı teşvik edici etmenler, domates.

DayanıklılıkDomatesFusarium oxysporum+3
Cennet Arslan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2003
00
DoctorateOpen AccessTR

Turunçgil pamuklu beyazsineği, Aleurothrixus floccosus maskell (Homoptrea: Aleyrodidae)'un parazitoidi Cales noacki howard ( Hymenoptera: Aphelinidae) üzerinde araştırmalar

oz DOKTORA TEZİ TURUNÇGIL PAMUKLU BEYAZSİNEĞİ, Aleurothrhcus floccosus MASKELL (HOMOPTERA: ALEYRODIDAE)'UN PARAZİTOİTİ Cales noacki HOWARD (HYMENOPTERA: APHELINIDAE) ÜZERİNDE ARAŞTIRMALAR Gonca VATANSEVER ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ BİTKİ KORUMA ANABİLİM DALI Danışman: Prof.Dr. M. Rifat ULUSOY Yıl: 2004, Sayfa: 75 Jüri: Prof.Dr. M. Rifat ULUSOY (Danışman) Prof.Dr. Nedim UYGUN Prof.Dr. Abdurrahman YİĞİT Prof.Dr. Zeynep YOLDAŞ Doç.Dr.Cengiz KAZAK Bu çalışmada, Turunçgil pamuklu beyazsineği, Aleurothrhcus floccosus Maskeli (Homoptera: Aleyrodidae)'un parazitoidi, Cales noacki Howard (Hymenoptera: Aleyrodidae)'nin bazı morfolojik özellikleri, farklı sıcaklıklarda biyolojisi, ekolojisi, konukçu-parazitoid ilişkileri, doğadaki popülasyon dalgalanması, konukçusunu parazitleme oranı ve Adana'daki yıllık döl sayısı belirlenmiştir. C. noacki dişi ve erkeklerinin ergin öncesi dönemlerinin ve erginlerinin gelişme süreleri ve ömürleri 18, 22, 26, 30, 34 °C sabit ve 18/26, 26/34 °C değişken sıcaklıklarda belirlenmiş ve parazitoidin gelişme süresi ve ömrünün sıcaklık artışıyla birlikte kısaldığı tespit edilmiştir. Ayrıca 34 °C'de A. floccosus yumurtaları açılmadığından dolayı beyazsinek gelişimi olmamış dolayısı ile de parazitoid gelişimi gerçekleşmemiştir. Farklı sıcaklıklarda dişi ve erkek bireylerin ergin öncesi dönemlerinin gelişme süresi ile ömürlerinin biribirinden farklı olmadığı ortaya çıkarılmıştır. Farklı besinlerle beslenen C. noacki dişi ve erkeklerinin % 10'luk şekerli su verildiğinde diğer besinlerle beslenmelerine oranla daha uzun süre yaşadıkları belirlenmiştir. C. noacki dişilerinin parazitlemede A. floccosus'un en çok 2. ve 3. larva dönemini tercih ettikleri, I. larva ve pupa dönemlerini ise daha az tercih ettikleri saptanmıştır. Ayrıca, C. noacki'nin artan konukçu yoğunluğunda Holling'in II. tip işlevsel tepkisini gösterdiği ortaya çıkarılmıştır. C. noacki'nin Doğu Akdeniz Bölgesi'nde A. floccosus'tan başka konukçusuna rastlanmamıştır. Popülasyon takibinin yapıldığı 1999-2001 yıllarında, çalışma başlangıcında A. floccosus popülasyonu 337.5 yumurta+Iarva+pupa/yaprak iken, bahçeye C. noacki şahmından sonra parazitoidin beyazsinek popülasyonunu baskı altına aldığı ve beyazsinek popülasyonunun hiçbir zaman başlangıçtaki seviyesine ulaşmadığı, popülasyonun hemen hemen "0" düzeyinde seyrettiği belirlenmiştir. Ayrıca, bu süre içerisinde % 80'e varan bir parazitlenme saptanmıştır. Bu çalışmada ayrıca C. noackVnm Adana' da yılda 8-9 döl verdiği de belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Aleurothrixus floccosus, Cales noacki, parazitoid, biyoloji, popülasyon dalgalanması

Gonca Vatansever
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Karpuz (Critrullus lanatus (Thunb.) Matsun and Nakai)'da bitki rejenerasyonu ve Agrobacterium aracılığı ile transformasyon

Karpuz bitkisinin (Citrullus lanatus (Thunb.) Matsun ve Nakai) kotiledon ve hipokotil bitki doku parçalan kullanılarak marker gen olarak kanamisine dayanıklılık (npt 27) ve |3-glukoronidaz (GUS) genlerini içeren Agrobacterium tumefaciens 'in pGA482GG plazmidini taşıyan EHA101 ırkı ile gen transferi yapılmıştır. İn vitro koşullarda karpuz tohumlarının çünlendirilmesi ile elde edilen bitkilerin kotiledon ve hipokotil parçalan farklı hormon konsantrasyonu ve kombinasyonlarını içeren MS ortamı üzerinde kültüre alınmış ve en iyi sürgün regenerasyonunun 2 mg/1 BAP+ 1 mg/1 ABA içeren MS ortamı üzerinde olduğu gözlenmiştir. En fazla sürgün regenerasyonu ortadan enine ikiye kesilen kotiledonlarrn yaprak sapma bağlanan kısımlardan elde edilmiştir. Elde edilen bitkilerin köklendirilmesinde en iyi sonuç 0,5 mg/1 İBA içeren MS ortamı üzerinde kültüre alman bitkilerde gözlenmiştir. Kültüre alındıktan yaklaşık 3 hafta sonra 10-12 cm uzunluğa ulaşan, kök oluşturan bitkiler, toprağa aktarılarak doğal koşullara adaptasyonlan sağlanmış ve çiçek oluşturduktan gözlemlenmiştir. Transformasyon için uygun ortam ve dokuların belirlenmesinden sonra A. tumefaciens ile transformasyon yapılmıştır. Kanamisin içeren ortamdan seçilen bitki doku parçalan histokimyasal GUS analizi ile test edilmiş ve dokularda meydana gelen mavi renk değişimi gözlenmiştir. Transformasyon yapılan dokulardan ve bu dokulardan regenere olan sürgünlerden DNA izolasyonlan yapılmış, npt II ve GUS genlerini belirlemek için PCR analizleri yapılmıştır. PCR ürünlerinin elektroforezi sonucunda npt II geni için 700 bp'lik, GUS geni için 660 bp'lik spesifik bantlar gözlenmiştir. Bu çalışma ile karpuz bitkisinde daha sonra yapılacak çalışmalar için bir regenerasyon sistemi ve tarımsal açıdan önemli olan diğer genlerin aktanlması için kullanılabilecek genetik transformasyon sistemi oluşturulmuştur. Anahtar Kelimeler: Agrobacterium tumefaciens, (Citrullus lanatus (Thunb.) Matsun ve Nakai ), Bitki Regenerasyonu, Gen Transformasyonu

Agrobacterium tumefaciensBitki rejenerasyonuCitrullus lanatus+2
Feray Erdal
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Çukurova'da II. ürün mısırlarda mikotoksin oluşturan Fusarium türlerinin moleküler teknikler kullanılarak saptanması

öz YÜKSEK LİSANS TEZİ ÇUKUROVA'DA II. ÜRÜN MISIRLARDA MİKOTOKSİN OLUŞTURAN Fusarium TÜRLERİNİN MOLEKÜLER TEKNİKLER KULLANILARAK SAPTANMASI Fatih ÖZDEMİR ÇUKURÇVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ BİTKİ KORUMA ANABİLİM DALI Danışman: Doç. Dr. Mukadder KAYIM Yıl:2005, Sayfa:51 Jüri: Doç. Dr. Mukadder KAYIM Prof. Dr.Ali ERKILIÇ Doç. Dr. Salih KAFKAS 2002-2003 yıllarında Çukurova'da ikinci ürün olarak yetiştirilen mısırlarda fumonisin oluşturan Fusarium türlerini saptamak ve izolatlar arasındaki moleküler farklılığı belirlemek amacı İle Adana ve Osmaniye illerinin farklı bölgelerinden tesadüfi olarak seçilen, hastalıklı olduğu düşünülen mısır koçanlarından 46 Fusarium spp. izole edilmiştir. Yapılan mikroskobik analizler sonucunda Çukurova'da yetiştirilen ikinci ürün mısırların Fusarium moniliforme ile yoğun olarak infekteli olduğu saptanmıştır. Yapılan ELISA testi çalışmaları sonucunda Çukurova'da 0,1-7 ppm aralığında farklı düzeylerde fumonisin saptanarak, bu funguslann mısırlarda yüksek miktarlarda fumonisin oluşturduğu sonucuna varılmıştır. En yüksek fumonisin miktarı ortalama 3,4 ppm ile Ceyhan-1 bölgesinde tespit edilirken, en düşük miktar ortalama 0,35 ppm ile Kozan'da tespit edilmiştir. F. moniliforme'yi diğer türlerden ayırmak amacıyla F. moniliforme genomik DNA'sına spesifik primerlerin kullanıldığı PCR analizinde 1600 bp büyüklüğünde DNA fragmenti sentezlenerek F. moniliforme izolatlan F.semitectum türünden ayırt 1 edilmiştir. F. moniliforme izolatlan arasındaki coğrafık farklılığı moleküler düzeyde saptamak amacı ile yapılan RAPD analizi sonucunda ise izolatlar arasında bölgesel farklılıklardan kaynaklanan polimorfizm gözlenmiştir. Anahtar kelimeler: Mısır, Fusarium moniliforme, fumonisin, ELISA, RAPD I

Fatih Özdemir
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2005
00
DoctorateOpen AccessTR

Biberde bakteriyel leke etmeni Xanthomonas axonopodis pv. vesicatorianın tanılanması ve bitki büyüme düzenleyici rizobakteriler ile biyolojik mücadele olanakları

ÖZ DOKTORA TEZÎ BİBERDE BAKTERİYEL LEKE ETMENİ Xanthomonas axonopodis pv. vesicatoria'nın TANILANMASI VE BİTKİ BÜYÜME DÜZENLEYİCİ RİZOBAKTERİLER İLE BİYOLOJİK MÜCADELE OLANAKLARI Mustafa MÎRİK ÇUKUROVA ÜNÎVERSÎTESÎ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ BİTKİ KORUMA ANABİLÎM DALI Danışman: Prof. Dr. özden ÇINAR Yıl:2005, Sayfa:162 Jüri : Prof. Dr. özden ÇINAR Prof. Dr. Hikmet SAYGILI Doç. Dr. Fikrettin ŞAHİN Doç. Dr. Yeşim AYSAN Yrd. Doç. Dr. Soner SOYLU Doğu Akdeniz Bölgesi biber üretim alanlarındaki hasta bitkilerden izole edilen bakteri izolatları morfolojik, fizyolojik, biyokimyasal, DAS-ELISA, PCR ve yağ asit metil ester analizleri ile Xanthomonas axonopodis pv. vesicatoria (Xav) olarak tanımlanmıştır. Bu çalışmada, hastalığın kimyasal mücadeleye alternatif olarak bitki büyüme düzenleyici rizobakterilerle biyolojik kontrol olanakları araştırılmıştır. Adana, Mersin, Osmaniye, Kahramanmaraş ve Hatay illerinde biber üretim alanlarından alınan toprak ve bitki köklerinden 189 adet bakteri izole edilmiştir. Bunlar içerisinde fosfatı indirgeyen 11 bakteri izolatı aday PGPR olarak seçilmiştir. Seçilen 3 bakteri izolatı ve onların kombinasyonları ile saksı ve tarla çalışmaları yapılmıştır. Bitki büyüme düzenleyici rizobakteri izolatları ile uygulama yapılan bitkilerde hastalık şiddeti %65 oranında azalmış ve değişen oranlarda bitki büyümesi (bitki boyu, gövde çapı, bitki yaş ağırlığı, bitki kuru ağırlığı, kök uzunluğu, kök kuru ağırlığı, verim, meyve boyu ve meyve sayısı) artmıştır. Bitki büyüme düzenleyici rizobakteriler yağ asit metil ester analizi ile Bacillus megatarium olarak tanılanmıştır. Anahtar kelimeler: bakteriyel leke hastalığı, Das-ELISA, PCR, biyolojik kontrol, antagonist

Bakteriyel hastalıklarBiberBitki büyüme düzenleyicileri+1
Mustafa Mirik
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2005
00
DoctorateOpen AccessTR

Adana ve Mersin illerinde asma kısa doğum virüs hastalığının bağlarda ve virüs vektörü nematodlarda serolojik ve PCR yöntemleriyle belirlenmesi

oz DOKTORA TEZİ ADANA VE MERSİN İLLERİNDE ASMA KISA BOĞUM VİRÜS HASTALIĞININ BAĞLARDA VE VİRÜS VEKTÖRÜ NEMATODLARDA SEROLO JİK VE PCR YÖNTEMLERİYLE BELİRLENMESİ Gülcan TARLA ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ BİTKİ KORUMA ANA BİLİM DALI Danışman : Prof. Dr. Mehmet Asil YILMAZ Yıl: 2005, Sayfa: 81 Jüri : Prof. Dr. Mehmet Asil YILMAZ Prof. Dr. Saadettin BALOGLU Prof. Dr. İ. Halil ELEKÇİOĞLU Doç. Dr. Mehmet ÖZASLAN Doç. Dr. Mehmet GÜLDÜR Bağcılık ülkemizde önemli bir tarım sektörüdür. Türkiye'de toplam mevcut bağ üretim alanı 565.000 hektar ve ortalama üretim 6.46 ton/ha dır. Ancak üretim miktarı diğer Akdeniz ülkelerinden elde edilen ürün miktarından daha düşüktür. Bunun temel nedeni özellikle Asma kısa boğum virüsü (GFLV) olmak üzere bölgemizde bağlara zarar veren virüs hastalıklarıdır. Bu hastalıklar içerisinde GFLV en önemli yeri işgal etmekte, aşı ve vektör nematodlarla taşınmaktadır. Ülkemizde bağlarda vektör nematodlar ve virüs-nematod ilişkisi konusunda yeterince detaylı araştırma yapılmamıştır. Bu çalışmada Adana ve Mersin çevresindeki bağ bitkilerinde ve vektör nematodların bünyesinde GFLV'nin varlığı ve bulunduğu alanlar serolojik ve moleküler yöntemler ile araştırılmıştır. Araziden getirilen toplam 384 bağ örneğinden 63 (% 16.4) tanesinin virüs ile bulaşık olduğu DAS-ELISA yöntemiyle saptanmıştır. Vektör nematod Xiphinema index Thorne et Allen'in bulunduğu bağ alanları ve bunların populasyon yoğunlukları saptanmıştır. Bağlarda bitkilerin rizosfer bölgesinden alınan 307 adet toprak örneğinden sırasıyla 66'sında (% 21.5) X index ve 275 'inde (% 89.6) Xiphinema pachtaicum (Tulaganov) bulunmuştur. GFLV yalnızca X. index türü nematodlarda serolojik olarak ve RT-PCR yöntemi ile saptanmıştır. Buna ek olarak, laboratuvar koşullarında GFLV mekanik inokulasyon testleriyle çok sayıda otsu indikatör bitki arasında yalnızca Nicoticma benthamiana Domin. 'ya taşınmıştır. Anahtar kelimeler: Bağ, GFLV, ELIS A, PCR, Xiphinema,

Gülcan Tarla
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2005
00
Master'sOpen AccessTR

Çukurova bölgesi yabancı ot türlerinden Centaurea solstitialis L.`in (sarı peygamber dikeni) yaşam döngüsünün ve doğal düşmanlarının belirlenmesi

Okan Özgür
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2005
00
Master'sOpen AccessTR

Domateste öz nekrozuna neden olan tanılamayan Pseudomonas spp izolatlarının morfolojik, fizyolojik, biyokimyasal ve serolojik yöntemlerle tanılanması ve karakterizasyonu

ÖZYÜKSEK LISANSDOMATESTE ÖZ NEKROZUNA NEDEN OLAN TANILANAMAYANPseudomonas spp İZOLATLARININ MORFOLOJİK, FİZYOLOJİK,BİYOKİMYASAL VE SEROLOJİK YÖNTEMLERLE TANILANMASI VEKARAKTERİZASYONUHacer TEKMANÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİFEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜBİTKİ KORUMA ANABİLİM DALIDanışman : Prof.Dr. Özden ÇINARYıl : 2005, Sayfa: 53Jüri: Prof. Dr. Özden ÇINARProf. Dr. Kazım ABAKDoç. Dr. Yeşim AYSANDoğu Akdeniz bölgesinde Ceyhan (Adana), Yumurtalık (Adana) Tarsus(Mersin)'da domates bitkilerinde gövde öz nekrozu etmeni Pseudomonas sppizolasyonu ve tanılanması amacıyla bu çalışmalar yapılmıştır. Elde edilen izolatlarınKing B ve YDC besi yerinde gelişimleri, Oksidaz Testi, Patates Çürüklük Testi,Arginin Dehidrolaz Testi, Levan Oluşumu, Tütünde Aşırı Duyarlılık (HR),Oksidasyon / Fermantasyon Testi (O/F), Jelatin Hidrolizasyonu Testi, LesitinazÜretimi, Karbon Kaynaklarını Kullanma Testi, Sitrat Kullanm, NaCl Toleransı,Katalaz Reaksiyonu, Nişasta ve kazein hidrolizasyonu, Nitrat İndirgenmesi, ELISATesti ve Yağ Asit Profillerinin Belirlenmesiyle tanıya gidilmiştir.Yum-öz 1b1 izolatının levan, oksidaz, patates pektolitik aktivitesi arginin vetütünde HR test sonuçlarına göre Pseudomonas corrugata GSPB (1224)'ye yakınolduğu diğer testlerde farklılık gösterdiği belirlenmiştir. İk-id2-1a izolatınıPseudomonas cichorii'den ayıran testler karbon kaynaklarından sukroz, sorbitol,trehaloz testleridir. TET-A, Mt-4a2 ve Adu-4d1 izolatları yapılan testler sonucureferans kültürlerden farklı olduğu saplandı ve Pseudomonas spp olarak tanılanmıştırAnahtar Kelimeler: Domates, Pseudomonas spp, Tanı, ELISA,I

Hacer Tekman
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2005
00
DoctorateOpen AccessTR

Turunçgil bahçelerindeki yabancı otlar ve bazı bitkilerin ekolojik faktörlere tepkileri

Bu çalışmada Kuzey Kıbrıs Turunçgil Bahçelerinde, üründe kalitatif ve kantitatif azalmalarasebep olan yabancı otlar saptanıp, bunlar içerisinde ekolojik bir faktörün (rölyef, toprak pH'sı, toprakkireçliliği, katyon değişim kapasitesi veya toprak tekstürü) göstergesi olabilecek türler araştırılmıştır.Turunçgil bahçelerinde 28 bitki familyasına ait 71 adet yabancı ot türü bulunmuşur. RastlamaSıklığı %10'un üzerinde bulunan 21 adet yabancı ot türünün, çalışmanın amacı olan hangi ekolojikfaktörün göstergesi olabilecekleri araştırıldığında; Sonchus oleraceus L. ve Silybum marianum (L.)Gaertner orta, fazla ve çok fazla kireçli turunçgil bahçelerinin göstergesi olarak saptanmışlardır.Ayrıca Lepidium sativum L. ssp. sativum (küçük tere) Spinacia oleraceae L. (ıspanak)Raphanus sativus L. var. niger (turp) ve Lactuca sativa convar. sativa (marul) plastik potlar içerisinde12, 14 ve 17 numaralı Eski Bakır İşletmesi (CMC-Cyprus Mining Corporation) atık havuzlarındanalınan sular ile sulanarak yetiştirilmiş ve ağır metaller karşısındaki akümülasyon özellikleriaraştırılmıştır.Araştırmalar sonucunda bitkilerin tümü yetiştikleri topraklardaki ağır metalkonsantrasyonunun göstergesi olmuşlar, ağır metal konsantrasyonunun artışına akümülasyon artışıylakarşılık vermişlerdir.Üzerinde çalışılan 10 elementten Arsenik (As), Kadminyum (Cd), Demir (Fe) ve Kurşun(Pb)'un bitkiler tarafından metabolik ihtiyaçlarından fazla akümüle edildiği ortaya çıkmıştır.Araştırmalarda kullanılan bitkiler diğer araştırmacılar tarafından belirlenen metal hiper akümülasyonsınırlarına ulaşamamış olmalarına karşın daha önce Arsenik (As) ve Demir (Fe) için hiper akümülatörbir bitki belirlenmemesi de dikkate alınarak araştırmada kullanılan bitkilerden ıspanağın Arsenik veKurşun, küçük terenin Kurşun ve marulun da Arsenik remediasyonu için uygun olduklarıbelirlenmiştir.Anahtar Kelimeler: Yabancı otlar, İndikatör bitki, Çevre, Kireç, Ağır metallerI

Şerife Gündüz
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2005
00
Master'sOpen AccessTR

Pamukta erken dönemde görülen zararlılara karşı yapılan değişik ilaç uygulamalarının doğal düşmanlara etkisinin araştırılması

ÖZYÜKSEK L SANSPAMUKTA ERKEN DÖNEMDE GÖRÜLEN ZARARLILARA KARŞIYAPILAN DEĞIŞIK LAÇ UYGULAMALARININ DOĞAL DÜŞMANLARAETKISININ ARAŞTIRILMASI.Mahmut GÜNEŞÇUKUROVA ÜN VERS TESFEN B L MLER ENST TÜSÜB TK KORUMA ANAB L M DALIDanışman: Yrd. Doç. Dr. Ekrem ATAKANYıl: 2005, Sayfa: 52Jüri: Doç. Dr. Cengiz KAZAKYrd. Doç.Dr. Erdal SERTKAYABu deneme, Çukurova Tarımsal Araştırma Enstitüsü arazisinde, 2005 yılındayapılmıştır. Pamuk bitkisinin temel gelişme döneminde, pamuk yaprakbiti (Aphis gossypiiGlover), tütün tripsi (Thrips tabaci Lindeman), kırmızıörümcek (Tetranychus cinnabarinusBoisd.) ve yaprakpireleri (Asymmetresca decedens (Paoli) ve Empoasca decipiens Paoli)'nekarşı yapılan; etkili maddesi; thiamethoxam olan insektisit ile tohum ilaçlaması; diazinon iletam ilaçlama ve dimethoate ile de kısmi ilaçlama yöntemlerinin, coccinellid predatörler(Coccinella septempunctata L., C. undecimpunctata L., Stethorus gilvifrons (Muls.), veScymnus spp.) hemipter predatörler (Deraeocoris pallens Reut., Orius spp. ve Geocoris spp.)neuropter predatör (Chrysoperla carnea (Stephens), thysanopter predatörler (Scolothripslongicornis Pries. ve Aeolothrips spp.) cecidomyiid predatör (Aphidioletes aphidimyzaRondoni) ve yaprakbiti parazitoiti (Aphidius sp.)'ne olası etkileri incelenmiştir.Tohum ilaçlaması yönteminde, ilaçlı parsellerde pamuk yaprakbiti vekırmızıörümcek popülasyonları belirgin olarak azalmış, yaprakpireleri ve tütün thripsipopülasyonları uygulamadan fazla etkilenmemiştir. Kısmi ve tam ilaçlama yöntemlerinde,yaprakbiti popülasyonu olumsuz etkilenirken, yaprakpireleri ve tütün thripsi kısmenetkilenmiş, kırmızıörümcek poplasyonu ilaçlamalardan bir süre sonra belirgin olarakartmıştır.Bütün ilaçlama yöntemlerinde, ilaçlı parsellerde, predatör böcek türlerininpopülasyon yoğunlukları, ilaçsız parsellere göre daha düşük olmuştur. laçlama yöntemleriarasında faydalı böcek popülasyon yoğunluğu yönünden görülen farklılıklar anlamlıolmamış, tohum ilaçlamasında faydalı böceklerin popülasyon sevileri diğer iki yönteme görebiraz daha yüksek bulunmuştur. Tam ve kısmi ilaçlama yönteminde ilaçlamadan sonracocinellid, hemipter, neuropter ve thysanopter predatör böcek türlerinin popülasyonlarıtamamen kaybolmamış, her iki yöntemde erginlerin bir kısmı, ilaçlanmayan parsellere göçetmişlerdir. Bu durum, kısmi bitki ilaçlamasında belirgin olarak görülmüştür.Anahtar Kelimeler: Pamuk, Faydalı Böcekler, Tohum laçlaması, Tam laçlama, KısmilaçlamaI

Mahmut Güneş
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2005
00
Master'sOpen AccessTR

Tarsus Karabucak ormanlarındaki okaliptüs ve fıstıkçamlarının köklerinde mutualistik olarak yaşayan ektomikorizal fungusların belirlenmesi

İlkay Günay
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2005
00
Master'sOpen AccessTR

Adana ili mısır ekim alanlarında yabancı otlara karşı uygulanan kimyasal mücadelenin önemi ve ortaya çıkan sorunların araştırılması

ÖZYÜKSEK LİSANSADANA İLİ MISIR EKİM ALANLARINDA YABANCI OTLARA KARŞIUYGULANAN KİMYASAL MÜCADELENİN ÖNEMİ VE ORTAYA ÇIKANSORUNLARIN ARAŞTIRILMASIMehmet GÜNGÖRÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİFEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜBİTKİ KORUMA ANABİLİM DALIDanışman: Prof. Dr. F. Nezihi UYGURYıl: 2005, Sayfa; 171Jüri : Prof. Dr. F. Nezihi UYGUR: Prof. Dr. Bülent ÖZEKİCİ: Doç. Dr. Sibel UYGURBu çalışma, 2003-2004 yılları arasında, Adana ili I.ürün ve II. ürün mısır ekimalanlarında ortaya çıkan yabancı ot türlerini tespit etmek, bu yabancı otlara karşıuygulanan herbisitlerin etkinliğini belirlemek ve bu herbisitler ile ortaya çıkacaksorunları belirlemek amacıyla planlanmıştır. Bu amaçlar doğrultusunda anketçalışmaları, survey çalışmaları ve tarla denemeleri yürütülmüştür. Yapılan tümçalışmalar sonucunda; mısırda sorun olan yabancı otlar genel olarak Amaranthus spp.(Horoz ibiği) türleri, Cyperus. rotundus L. (Topalak), Echinochloa spp. (Darıcan) türleri,Portulaca oleracea L. (Semiz otu), Setaria spp. (Kirpi darı) türleri, Sorghum halepense(L.) Pers. (Kanyaş) ve Xanthium strumarium L. (Domuz pıtrağı) olduğu saptanmıştır.Ayrıca, mısırda ortaya çıkan yabancı ot türlerinin erken dönemde teşhis edilmesinin,yabancı ot mücadelesi açısından iyi sonuç verdiği saptanmıştır. Buna ek olarak, mısırdayürütülen tarla denemeleri sonucunda, ortaya çıkan yabancı otlara karşı yapılacakkimyasal mücadelenin ilk 2-3 haftalık periyot içerisinde yapılmasının uygun olduğu veAcetochlor veya Foramsulfuron gibi etki spektrumu geniş olan herbisitlerinuygulanmasının en etkili sonucu verdiği saptanmıştır. Acetochlor'un dış faktörlerdenForamsulfuron'a göre daha fazla etkilendiği tespit edilmiştir.Anahtar Kelimeler: Mısır, yabancı ot mücadelesi, herbisitlerI

Mehmet Güngör
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2005
00
DoctorateOpen AccessEN

The Effects of genotype, medium and growth conditions of donor plants on the haploid production from anthers of durum wheat (triticum turgidum L.) and cytological analyses of regenerants

ABSTRACT PHJD.THESIS THE EFFECTS OF GENOTYPE, MEDIUM AND GROWTH CONDITION OF DONOR PLANTS ON THE HAPLOID PRODUCTION FROM ANTHERS OF DURUM WHEAT (Triticum targidum L.) AND CYTOLOGICAL ANALYSES OF REGENERANTS Münevver DO?RAMACI-ALTUNTEPE DEPARTMENT OF FIELD CROPS INSTITUTE OF NATURAL AND APPLIED SCIENCES UNIVERSITY OF ÇUKUROVA Advisers: Prof. Dr. Rüştü HATİPO?LU Prof. Dr. Prem P. JAUHAR Yean 2000, Page, 135 Jury: Prof. Dr. Rüştü HATİPO?LU Jury: Prof. Dr. Prem P. JAUHAR Jury: Prof Dr. İbrahim GENÇ Jury: Prof. Dr. Ekrem KÜN Jury: Prof. Dr. Tacettin YA?BASANLAR Anther culture is being increasingly used in cereal crop improvement bom as a source of haploids and for inducing new genetic variation. In the present study, the androgenetic ability often cultivars of durum wheat {Triticum targidum L., In = Ax = 28; AABB) has been investigated, using three different growth conditions and four media. From a total of 86,400 anthers cultured, 324 plants were obtained: 248 green and 76 albino. Genotypes, growth conditions, and media significantly affected anther response and callus production; interactions were also significant Green plant regeneration was influenced significantly by genotype and growth condition, as well as by genotype * growth condition interactions. Albino plant regeneration was affected significantly only by growth condition. Regenerants showed gametoclonal/somaclonal variation. Differences in morphology, growth habit, adult plant height, spike size, and development of spikes at the first nodes were observed. Mitotic and meiotic chromosomes were studied by conventional staining and fluorescent genomic in situ hybridization techniques. Chromosome numbers of the regenerants ranged from 14 to 70. All 76 haploid plantlets (2/i = 2x = 14; AB) were albino. Some of the 28-chromosome regenerants also were albino. Chromosome number in the green plantlets ranged from 28 to 70. Chromosome number also varied in regenerants originating from the same callus. Both intergenomic and mtragenomic multivalents were recorded. An interesting feature was die preferential multiplication of B-genome chromosomes, which formed multivalents (trivalents, quadrivalents and hexavalents). We observed several chromosomal abnormalities, which seemed to increase with the level of polyploidy. Translocations, dicentric chromosomes, chromatid breaks and exchanges, and Robertsonian translocations involving the A- and B-genome chromosomes were observed. Chromosome breakages resulting in centric and acentric fragments, as well as telocentrics were also recorded. Chromosome multiplication and structural aberrations induced during culture may constitute the bases of gametoclonal and somaclonal variations. From the results of the study, it was concluded mat to standardize the anther culture technique for durum wheat new media formulations can be examined in future experiments using the successful cultivars for green plant regeneration from this study. Key words: Triticum turgidum, Anther culture, Genotype, Medium, Growth conditions of donor plants. -I

Anther cultureFeeding contextsGenotype+3
Münevver Doğramacı Altuntepe
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2000
00
Master'sOpen AccessTR

Elma phyllosphere mikoflorası'nın karaleke hastalığı etmeni Venturia inaequalis (Cke.) wint.'e antagonistik etkilerinin saptanması

Bu çalışmada elma karaleke hastalığı etmenine {Venturia inaequalis (Cke.) Wint.)'duyarlılıklan farklı Granny Smith, Starkspur Golden ve Starkrimson elma çeşitlerinin yapraklarından periyodik aralıklarla yapılan 5 izolasyonun sonucunda 43 farklı fungus tür veya izolatlan saptanmıştır. Elma fillosferinde Cryptococcus (beyaz maya), Sporobolomyces (pembe maya), Alternaria, Penicillium, Cladosporium, Epicoccum, Heterosporium, Papularia, Peyronellaea ve Papularia fungal türleri belirlenmiştir. Yaprak yüzey mikroorganizmaları suda süspanse edilerek cm2 yaprak yüzeyindeki fungal populasyon hesaplandığında her üç elma çeşidinde de Aurebasidium ve Cryptococcus türlerinin toplam fungus populasyonunun büyük bir kısmını oluşturduğu görülmüştür. In vitro' da. V. inaequalis' 'in miseliyal gelişimini değişik antagonistik yöntemlere göre en iyi inhibe ettiği saptanan fungus izolatlan Cryptococcus (A21), Sporobolomyces (A3), Penicillium (A8, Ali) ve Papularia (Al) türleri olmuştur. İkili kültür çalışmalarının sonucunda Cryptococcus, Sporobolomyces, Alternaria altenata, Papularia ve Epicoccum türlerinin ürettikleri uçucu antibiyotiklerin V. inaequalis' m. miseliyal gelişimini %100 inhibe ederek diğer izolatlara göre daha etkili oldukları saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Venturia inaequalis, Mikoflora, Fungal Antagonizm, Elma, İkili Kültür

Bitki hastalıklarıBitki korumaElma+3
H. Handan Mimtaş Altınok
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2000
00
Master'sOpen AccessTR

Adana'da turunçgil bahçelerinde turunçgil nematodu (Tylenchulus semipenetrans Cobb)'nun popülasyon dalgalanması ve verime olan etkisinin araştırılması

YÜKSEK LİSANS TEZİ ADANA'DA TURUNÇGIL BAHÇELERİNDE TURUNÇGİL NEMATODU (TYLENCHVLUS SEMIPENETRANS COBB)'NUN POPULASYON DALGALANMASI VE VERİME OLAN ETKİSİNİN ARAŞTIRILMASI HALİL TOKTAY ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ BİTKİ KORUMA ANA BİLİM DALI Danışman: Prof. Dr. İ. Halil ELEKÇİOĞLU Yıl: 2001, Sayfa:33 Jüri: Prof. Dr. İ. Halil ELEKÇİOĞLU Prof. Dr. Nedim UYGUN Prof Dr. Turgut YEŞİLOĞLU Turunçgil nematodu (Tylenchulus semipenetrans Cobb)'nun Nisan 1998- Mart 2000 tarihlerinde populasyon dalgalanmasını incelemek amacıyla Adana ilinde iki farklı bölgede Turunçgil nematoduyla bulaşık turunç üzerine aşılı Washington Navel ve Yafa portakal çeşitlerinin (Citrus cinensis (L.) Osbeck) bulunduğu iki bahçe belirlenmiştir. Washington Navel çeşidi portakal bahçesinde aynı zamanda Turunçgil nematodunun verim üzerine etkisi araştırılmıştır. Turunçgil nematodunun populasyonu her iki bahçede yılın aralık ve ocak aylarında en düşük düzeye, temmuz ayında en yüksek düzeye ulaşmıştır. Nematisit uygulaması sonucu meyve veriminde kontrole göre 1998 yılı hasat döneminde % 0.9, 1999 yılı hasat döneminde ise % 9.2 oranında verim artışı olduğu tespit edilmiştir. Ancak bu artış istatistiksel olarak önemli bulunmamıştır. Anahtar Kelimeler: Turunçgil, Tylenchulus semipenetrans, Populasyon dalgalanması, meyve verimi.

AdanaMeyve verimiNematodlar+3
Halil Toktay
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2001
10
DoctorateOpen AccessTR

Şanlıurfa İli tarım ve tarım dışı alanlarda bulunan agromyzidae (diptera) türleri, yayılışları, konukçuları, zarar şekilleri ve parazitoitlerinin saptanması

oz DOKTORA TEZİ ŞANLIURFA ILI TARIM VE TARIM DIŞI ALANLARDA BULUNAN AGROMYZIDAE (DIPTERA) TÜRLERİ, YAYILIŞLARI, KONUKÇULARI, ZARAR ŞEKİLLERİ VE PARAZİTOİTLERİNİN SAPTANMASI Emine ÇIKMAN ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ BİTKİ KORUMA ANABİLİM DALI Danışman: Prof. Dr. Nedim UYGUN : Yıl 2001, Sayfa: 207 Jüri : Prof. Dr. Nedim UYGUN : Prof. Dr. Faruk ÖZGÜR : Prof. Dr. Abuzer YÜCEL : Doç. Dr. Cafer MART : Yrd. Doç. Dr. H. Sungur CİVELEK Bu çalışma 1999-2001 yıllarında Şanlıurfa ili tarım ve tarım dışı alanlardaki Agromyzidae (Diptera) familyasına bağlı türleri, bu türlerin konukçularını, yayılış, zarar şekilleri ve parazitoitlerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Çalışmada Agromyzidae türleri, bulaşık bitki örneklerinin laboratuvar koşullarında kültüre alınmasıyla ve survey yapılan alanlarda atrap yardımıyla toplanmış ve Agromyzinae altfamilyasından 3 cinse ait 6 tür; Phytomyzinae altfamilyasından da 6 cinse ait 14 tür olmak üzere toplam 20 tür saptanmıştır. Belirlenen bu türler içerisinde Agromyzinae altfamilyasından Agromyza albipennis Meigen, 1830, Melanagromyza vignalis Spencer, 1959 ve Phytomyzinae altfamilyasından da Liriomyza hieracivora Spencer, 1971, Pseudonapomyza atra (Meigen, 1830), Ps. spicata (Malloch, 1914), Ps. spinosa Spencer, 1973, Phytomyza chelonei Spencer, 1969, türleri yeni kayıt olarak kaydedilmiştir. Ayrıca zararlı türler içerisinde Liriomyza trifolii (Burgess) ve Chromatomyia hordeola (Goureau)'nın yaygın ve önemli türler olduğu belirlenmiştir. Çalışmada 26 adet parazitoit tür saptanmış, bu türlerden Eulophidae (Hymenoptera) familyasından yer alan Diglyphus isaea Walker ve D. minoeus Walker'un yaygın ve yoğun türler olduğu bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Agromyzidae, Parazitoit, Tarım ve Tarım Dışı Alanlar, Şanlıurfa

AgromyzidaeBitki korumaParazitoidler+1
Emine Çıkman
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2001
00
DoctorateOpen AccessTR

Şanlıurfa'da pamuk alanlarında zararlı olan lepidoptera türlerinin saptanması, popülasyon gelişimleri, doğal düşmanları ile dikenlikurt ((earias insulana (boisd. ) lepidoptera: noctuidae))'un biyolojisi ve bitki fenolojisi arasındaki ilişkilerin

ÖZ DOKTORA TEZİ ŞANLIURFA'DA PAMUK ALANLARINDA ZARARLI OLAN LEPIDOPTERA TÜRLERİNİN SAPTANMASI, POPULASYON DEĞİŞİMLERİ, DOĞAL DÜŞMANLARI İLE DİKENLİKURT [(Earias insulana (Boisd.) LEPIDOPTERA: NOCTUIDAEl'UN BİYOLOJİSİ VE BİTKİ FENOLOJİSİ ARASINDAKİ İLİŞKİLERİN BELİRLENMESİ Levent UNLU ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ BİTKİ KORUMA ANABİLİM DALI Danışman : Prof. Dr. Serpil KORNOŞOR Yıl 2001, Sayfa: 110 Jüri : Prof. Dr. Serpil KORNOŞOR Prof. Dr. Avni UĞUR Prof.Dr. A.Faruk ÖZGÜR Şanlıurfa ve ilçelerinde 1998-2000 yılları arasında pamukta zarar yapan Lepidoptera takımından sekiz tür tespit edilmiştir. Bu zararlılar; Agrotis spinifera (Hübn.), A. segetum (D.-S.), A. ipsilon Hufn., Spodoptera exigua (Hübn.), S. littoralis (Boisd.), Helicoverpa armigera (Hübn.), Earias insulana (Boisd.) ve Pectinophora gossypiella (Sound) türleridir. Bunlar arasında en önemli türler ise, H. armigera, E. insulana ve P. gossypiella olarak belirlenmiştir. Pamuğun koza ve olgunlaşma döneminde zarar yapan H. armigera, her yıl zarar oluşturmazken, populasyonu 1998 yılında maksimuma ulaşmıştır. E. İnsulana'nın populasyonu, 1999 yılında artarak, olgunlaşma döneminde önemli zarar oluşturmuştur. Pembekurt'a 1998 yılında az sayıda saptanmış, 1999 yılında ise populasyonu artmıştır. Pamuk hasadından sonra toplanan kör kozaların incelenmesiyle, Şanlıurfa ve ilçelerinin Dikenlikurt ve Pembekurt ile bulaşık olduğu saptanmıştır. Harran Ovasından toplanan kör kozaların ortalama bulaşıklık oranı 1998, 1999 ve 2000 yıllarında sırasıyla %13.7, %43.1 ve %26.6; İlçelerde ise, %16.6, %17.7 ve %8.2 olmuştur. E. insulana'nın suni besin üzerinde, dört farklı sıcaklıkta (21, 25, 29 ve 33±1°C), %70±5 orantılı nem ve 16 saat aydınlatmalı iklim odasında biyolojisi incelenmiştir. Zararlının gelişme süresinin 21°C'de en uzun, 29°C'de ise en kısa olduğu bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Earias insulana, Lepidoptera, Pamuk, Harran Ovası, Biyoloji

Earias insulanaFenolojiHarran Ovası+4
Levent Ünlü
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2001
00
DoctorateOpen AccessTR

Çukurova'da mısırkurdu ((Ostrinia nubilalis Hubner (Lepidoptera: Pyralidae))'nun Trichogramma evanescens Westwood (Hymenoptera: Trichogrammatidae) ile parazitlenmesine bazı faktörlerin etkilerinin belirlenmesi

Bu çalışmada mısırın ana zararlılarından Mısırkurdu, Ostrinia nubilalis Hübner (Lepidoptera: Pyralidae)'in yumurta parazüoidi Trichogramma evanescens Westwood (Hymenoptera: Trichogrammatidae)'m laboratuvar koşullarında beş farklı sıcaklık (15, 20, 25, 30 ve 35 °C) ve iki farklı orantılı nem (% 60±5 ve % 80±5)'de toplam gelişme sureleri, dişi ve erkek ömür uzunlukları, yumurtaların kararma sureleri, parazitledikleri yumurta sayılan, çıkış oram, parazitlenen yumurtalardan çıkan birey sayılan, parazitli bir O. nubilalis yumurtasından çıkan birey sayısı ve eşey oranlan belirlenmiş ve parazitoidin ayrı ayrı her sıcaklıktaki yaşam çizelgeleri oluşturulmuştur. Ayrıca, yedi farklı mücadele ilaçlarının parazitoidin ölüm oranı, çıkış oram ve parazitleme oranına etkileri belirlenmiştir. Doğa koşullarında ise parazitoidin doğal parazitleme oram ile salma ve yağmurlama sulama sistemlerinde T. evanescens salındığında parazitoidin parazitleme oram, zararlı populasyonuna ve mısır verimine etkileri araştırılmıştır. Elde edilen verilere göre, T. evanescens'in. sıcaklık ve neme bağlı olarak ergin öncesi toplam gelişme süresi 5.49-37.67, yumurtaların kararma süresi 2.01-12.65, dişi ve erkek ömrünün 1.40-12.60 ve 2.85-10.80 gün, parazitlediği yumurta sayılarının 8.05-38.60 adet, çıkış oranının % 59.76-98.74, parazitlenmiş yumurtalardan çıkan birey sayılan 6.05-93.05 ve bir yumurtadan çıkan birey sayısı 1.10-2.13 adet olarak saptanmıştır. Sıcaklık ve nem denemelerinden elde edilen verilerden hazırlanan yaşam çizelgelerine göre parazitoidin gelişebilmesi için en uygun sıcaklığın 30 °C olduğu saptanmıştır. Bazı tarım ilaçlarının parazitoidin pupa dönemine etkileri incelendiğinde, Bacillus thuringiensis, alpla- cypermethrin ve fenbutation oxide'in zehirli etkisinin olmadığı, cypermethrin'in az zehirli, cyfluthrin'in orta derecede zehirli, lambda+cyhalothrin ve azmphos-methyl'in zehirli olduğu; ergin dönemine ise B. thuringiensis ve fenbutation oxide'in zehirli etkisinin olmadığı, alpna-cypermethrin'in orta derecede zehirli, cyfluthrin, lambda+cyhalothrin, azinphos-methyl ve cypermethrin'in zehirli olduğu saptanmıştır. Doğa çalışmalarında ise, verim ile ilgili tüm parametreler dikkate alındığında, salma sulama uygulanan parsellerde T. evanescens'in parazitleme oranının yağmurlama sulamaya göre daha yüksek (% 81.04-84.31) olduğu ve parazitoid şalımında, salma sulamanın en uygun sulama sistemi olduğu saptanmıştır. Çukurova'da, 1998-2000 yıllarında doğal parazitleme oram ise sırasıyla % 3023, 46.79 ve 48.78 olarak belirlenmiştir. Anahtar kelimeler Trichogramma evanescens, Ostrinia nubilalis, sulama, abiyotik faktörler, pestisit

Mısır kurduOstrinia nubilalisParazitlenme+2
Sevcan Öztemiz
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2001
00
Master'sOpen AccessTR

Agrobacterium tumefaciens aracılığı ile hıyarın (Cucumis sativus L.) genetik transformasyonu ve bitki regenerasyonu

Kotiledon ve hipokotil bitki doku parçalan kullanılarak marker gen olarak kanamisine dayanıklılık (npt II) ve P-glukuronidaz (GUS) genlerini içeren Agrobacterium tumefaciens'm pGA482GG plazmidini taşıyan EHA101 ırkı ile hıyar bitkisine (Cucumis sativus L.) gen transferi yapılmıştır. In vitro koşullarda tohumların çimlendirilmesi ile elde edilen bitkilerin kotiledon ve hipokotil parçaları farklı hormon konsantrasyon ve kombinasyonlarını içeren MS ortamı üzerinde kültüre alınmış ve en uygun sürgün regenerasyon ortamının 2 mg/1 zeatin içeren MS ortamı olduğu belirlenmiştir. Denenen bitki doku parçalarından en fazla bitki regenerasyonu ortadan enine ikiye kesilmiş kotiledon yapraklarının sapa bağlanan kısımlarından elde edilmiştir. Doku parçalan A. tumefaciens ile 2 gün süre ile ko- kültüre alınmıştır. Kanamisinli ortamlarda seçilen bitki doku parçalan histokimyasal GUS+ analizi ile test edilmiş ve dokularda meydana gelen mavi renk değişimleri gözlenmiştir. Transgenik dokulardan regenere olan sürgünler basal MS ortamı üzerinde 3 hafta süre ile kültüre alınarak kök gelişimi teşvik edilmiştir. 10 cm uzunluğa ulaşan ve kök oluşturan bitkiler toprağa aktarılarak bitkilerin doğal koşullara adaptasyonlan sağlanmıştır. Bu bitkilerin normal çiçek ve meyve oluşturduktan gözlenmiştir. Transgenik bitkilerden DNA izolasyonlan yapılmış ve aktarılan npt II ve GUS genlerini belirlemek için PZR analizleri yapılmıştır. Böylece hıyar bitkisine A. tumefaciens aracılığı ile gen transferi için etkili bir protokol oluşturulmuştur. Anahtar Kelimeler ; Agrobacterium tumefaciens, Cucumis sativus, Transgenik Bitki, Bitki Regenerasyonu, Hıyar

Bitki korumaBitki rejenerasyonuCucumis sativus+4
Ela Köse
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2002
00
Master'sOpen AccessTR

Doğu Akdeniz bölgesi plastik domates seralarında gövde nekrozuna neden olan Erwinia chrysanthemi'nin tanısı, ırklarının belirlenmesi ve epidemiyolojisi üzerinde araştırmalar

öz YÜKSEK LİSANS TEZİ DOĞU AKDENİZ BÖLGESİ PLASTİK DOMATES SERALARINDA GÖVDE NEKROZUNA NEDEN OLAN Erwinia chrysanthemi'nin. TANISI, BİOV ARLARININ BELİRLENMESİ VE EPİDEMİ YOLOJİSİ ÜZERİNDE ARAŞTIRMALAR RAZİ YE ÇETİNKAYA YILDIZ ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ BİTKİ KORUMA ANABİLİM DALI Danışman: Prof. Dr. Özden ÇINAR Yıl: 2002, Sayfa 6 1 Jüri : Prof. Dr. Özden ÇINAR :Prof.Dr. Zülküf KAYA : Yard. Doç.Dr. Yeşim AYSAN Doğu Akdeniz Bölgesinden 24 adet yumuşak çürüklük Erwinia türü izole edilmiştir. Bu izolalların 17 tanesi Erwinia caratovora subsp. carat ovam ve 7 İanesi Erwinia chrysanthemi olarak tanılanmıştır. E. chrysanthemi izolatlarının biovar 6 olduğu saptanmıştır. Doğu Akdeniz Bölgesinde yaz aylarında patojenin toprakta yaşamını devam ettiremediği ancak bu dönemde bulaşık bitki artıklarında bir sonraki mevsime kadar yaşamını sürdürdüğü saptanmıştır. Turfanda domates üretim mevsimi olan kış ayları boyunca patojen topraktan ve bitki altıklarından izole edilmiştir. Ayrıca bulaşık tohumlarda etmen yaklaşık 11 ay canlılığını korumuştur. Bulaşık tohumlardan gelişen fidelerin kotiledon yapraklarında hastalık simptomlarının belirlenmesi etmenin tohumla taşınabileceğini göstermektedir. Domates tohumlarından E. chrysanthemi 'yi elimine edebilmek amacıyla çeşitli tohum uygulamalarının etkinlikleri test edilmiştir. Uygulamaların etkinliği ve çimlenme yüzdeleri dikkate alındığında E. chrysanthemi' nin neden olduğu gövde nekrozu hastalığına karşı 0.6 M HCl'ya 30 dakika ve %1'lik NaOCI'ya 30 dakika daldırma uygulamalarının başarılı olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Domates, Erwinia chrysanihemi, biovar, tohum, epidemiyoloji

BiovarlarDomatesEpidemiyoloji+3
Raziye Çetinkaya Yıldız
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2002
00
DoctorateOpen AccessTR

Doğu Akdeniz bölgesi bağ alanlarındaki viroidlerin araştırılması

öz DOKTORA TEZİ DOĞU AKDENİZ BÖLGESİ BAG ALANLARINDAKİ VİROİDLERİN ARAŞTIRILMASI Mona GAZEL ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ BİTKİ KORUMA ANABİLİM DALI Danışman : Prof. Dr. Nüket ÖNELGE Yıl : 2002, Sayfa: 90 Jüri : Prof.Dr. Nüket ÖNELGE Prof. Dr. Ahmet ÇINAR Prof. Dr. Kadriye ÇAĞLAYAN Prof. Dr. M. Asil YILMAZ Yrd. Doç. Dr. Gülsen SERTKAYA Bu çalışmada Doğu Akdeniz Bölgesi bağ alanlarında bulunan bağ viroidlerinin biyolojik indeksleme, sPAGE ve RT-PCR yöntemleriyle belirlenmesi ve bağlarda yaygınlık oranlarının saptanmasına yönelik araştırmalar yapılmıştır. Çalışmada 22 farklı varyete ve adı üretici tarafından tanımlanamayan 8 varyeteden alınan 184 bağ örneği sPAGE ile testlenmiş ve bunlardan 62 tanesininin bir veya birden fazla viroid ile bulaşık olduğu, 122 tanesinin ise herhangi bir viroid içermediği belirlenmiştir. Yapılan sPAGE analizlerinde ÇEVd-g, GYSVd-1, GYSVd-2, HSVd-g ve ayrıca tanısı henüz yapılamayan bir viroid saptanmıştır. sPAGE sonuçları RT-PCR ile desteklenmiştir. RT-PCR yöntemiyle çoğaltılan viroidler PCR saflaştırma kiti kullanılarak saflaştırılmıştır. Yörede yaygın olarak kullanılan bağ anaçlarından alınan örneklerin sPAGE ile incelenmesi sonucunda bağ viroidlerinden GYSVd-1, GYSVd-2 ve HSVd-g ile bulaşık oldukları saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Bağ viroidleri, purifîkasyon, CEVd-g, GYSVd-1, GYSVd-2, HSVd-g

Doğu Akdeniz bölgesiSaflaştırmaViroidler+1
Mona Gazel
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2002
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı hıyar, domates ve biber çeşitlerinin Meloidogyne javanica Chitwood 1949 IRK-1 ve Meloidogyne incognita Chitwood 1949 IRK-2'ye karşı dayanıklılıklarının araştırılması

Bu çalışmada 28 hıyar, 26 domates ve 16 biber çeşidi Meloidogyne javanica ırk-1 ve M. incognita ırk-2'ye karşı 25±1°C sıcaklık ve %60±10 orantılı nem koşullarında iklim odasında testlenmiştir. Denemeye alınan tüm hıyar çeşitlerinin M. javanica ırk-1 ve M. incognita ırk- 2'ye duyarlı oldukları saptanmıştır. Domates çeşitlerinin tümü M. incognita ırk-2'ye duyarlı iken, 144 RN, Target N Fİ ve 1077 domates çeşitlerinin M. javanica ırk-1' e dayanıklı olduğu ve diğerlerinin ise duyarlı olduğu belirlenmiştir. Bu çeşitlerin M javanica ırk-1 karşı 30±l°C'de de dayanıklı olduğu ortaya çıkarılmıştır. Denemeye alman biber çeşitlerinin tamamının M. javanica ırk-1' e karşı dayanıklı bulunurken, M. incognita ırk-2'ye karşı duyarlı oldukları tespit edilmiştir. Biber çeşitlerinin tümü 30±1°C sıcaklıkta da M. javanica ırk-1 'e karşı dayanıklılıklarım sürdürebilmişlerdir. Anahtar kelimeler: Hıyar, biber, domates, Meloidogyne javanica ırk-1, Meloidogyne incognita ırk-2, dayanıklılık.

BiberBitki korumaDayanıklılık+3
Adem Özarslandan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2002
00
Master'sOpen AccessTR

Kavunda fusarium solgunluğuna karşı trifluralin ve acetochlor herbisitlerinin kullanılarak dayanıklılığının teşvik edilmesi

Bu çalışmada trifluralin ve acetochlor herbisitlerinin Fusarium oxysporum f.sp. melonis (FOM)'in miseliyal gelişimi ve kavunda Fusarium solgunluk hastalığı üzerine olan etkileri araştırılmıştır. Her iki herbisit de katı ortamda FOM'un miseliyal gelişimini doza bağlı olarak artan oranda inhibe etmiştir. Bununla birlikte trifluralin katı ortamda miseliyal yoğunluğu arttırıcı etkide bulunmuştur, ve buna paralel sıvı ortamda dozla artan oranda miseliyal kuru ağırlığın artışına neden olmuştur. Acetochlor FOM'un koloni gelişimi üzerine trifluralinden daha fazla inhibe edici etki göstermiş ve yine sıvı ortamda doz artışına paralel olarak fungusun miseliyal ağırlığım ters orantılı bir şekilde azaltmıştır. Herbisitlerin solgunluk hastalığına olan etkilerinde ise trifluralin ve acetochlorun uygulama dozlarının yarısı (trifluralin; 96 ul/m2 ve acetochlor; 168 ul/m2) hastalığı azaltmada en etkili olmuşlardır. Trifluralinin 96 ul/m2lik dozu hastalık oluşumunu %62,4 azaltırken, acetochlorun 168 ul/m2 lik dozu %55 oranında azaltmıştır. Bunun yanında herbisitlerin normal uygulama dozları da (192 ul/m2 ve 336 ul/m2) hastalık oluşumunu azaltmış ancak iki katı dozlar (384 ul/m2 ve 672 ul/m2) hastalığı arttırmıştır. Tüm uygulamalardaki bitkilerden elde edilen ekstraktlar kontroldeki lerden elde edilenlere göre fungusun çim borusu gelişimini inhibe etmiş, bu uygulamalarda en güçlü inhibisyonu yine herbisitlerin yarı dozlarının (trifluralin; 96 ul/m2 ve acetochlor; 168 ul/m2) uygulandığı bitki ekstraktları sağlamış daha sonra bunu sırasıyla iki katı (384 ul/m2 ve 672 ul/m2)ve normal uygulama dozları (192 ul/m2 ve 336 ul/m2) takip etmiştir. Anahtar Kelimeler: Kavun, Fusarium solgunluğu, Dayanıklılığın teşviki, Herbisit

Bitki korumaDayanıklılıkFusarium solgunluğu+2
Davut Soner Akgül
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2002
00
DoctorateOpen AccessTR

Süne ((Eurygaster integriceps put. ) (Heteroptera:Scutelleridae))'nin yumurta parazitoidi olan Trissolcus semistriatus nees (Hymenoptera:Scelionidae)'un bazı biyolojik özelliklerinin belirlenmesi, farklı yoğunluklarda doğaya salınması ve etkinlikleri

oz DOKTORA TEZİ SÜNE [(Eurygaster integriceps PUT.) (HETEROPTERA: SCUTELLERİDAE)]'NİN YUMURTA PARAZİTOİTİ OLAN Trissolcus semistriatus NEES (HYMENOPTERA: SCELİONİDAE)'UN BAZI BİYOLOJİK ÖZELLİKLERİNİN BELİRLENMESİ, FARKLI YOĞUNLUKLARDA DOĞAYA SALINMASI VE ETKİNLİKLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Şener TARLA ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ BİTKİ KORUMA ANA BİLİM DALI Danışman : Prof. Dr. Serpil KORNOŞOR Yıl: 2002, Sayfa: 123 Jüri : Prof. Dr. Serpil KORNOŞOR Prof. Dr. Nedim UYGUN Prof. Dr. Avni UĞUR Prof. Dr. Tacettin YAĞBASANLAR Prof. Dr. M. Rifat ULUSOY Trissolcus semistriatus Nees'un farklı beş sıcaklıkta (18, 22, 26, 30 ve 34 °C, 16:8 A:K ve % 65+5 oransal nem) Süne (Eurygaster integriceps Put.) yumurtalarında dişi ve erkek yaşam süresi, ovipozisyon ve postovipozisyon süresi, yumurtaların kararma ve gelişme süreleri, verdiği birey sayısı, çıkış oram, dişi ve erkek sayısı ve cinsiyet oranına olan etkisi belirlenmiştir. Dişilerin farklı sayılarda erkek ile çiftleşmesinin verdiği birey sayısına ve cinsiyet oranına olan etkisi araştırılmıştır. Farklı konukçu {Eurydema ornatum L., Dolycoris baccarum L. ve Holcostethus vernalis Wolff) yumurtalarından elde edilen parazitoitlerin bazı biyolojik özellikleri belirlenmiştir. T. Semistriatus'un dört farklı yoğunlukta (650, 1300, 1950, 2600/dekar) doğaya salınmasıyla salım yapılan ve yapılmayan alanda Süne yumurtalarında parazitlerime ve parazitoit türlerin bulunma oranı karşılaştırılmıştır. Ayrıca, Süne'nin yeşil, açılmış ve parazitienmiş siyah yumurtalarının gözden kaçma oranlan alışılagelmiş tarla yumurta sürveyinde ve biçilmiş buğday bitkileri üzerinde laboratuarda hesaplanmıştır. Dişilerin yaşam süresi, ovipozisyon süresi, yumurtaların kararma süresi ve gelişme süresi sıcaklık artışına bağlı olarak azalmıştır. Araştırmada kaydedilen diğer bazı biyolojik özellikler sıcaklığa bağlı olarak birbirinden farklılık göstermiştir. T. semistriatus için gelişme eşiği ve termal konstant sırasıyla 1 1.79 °C, 138.8 gün-derece olarak doğrusal regresyon eğrisi yardımıyla hesaplanmıştır. Bir dekar buğday tarlasına 1950 adet yoğunlukta T. semistriatus'un. salınmasıyla birinci dölde % 8-16 oranında parazitoit artışı olduğu belirlenmiştir. Parazitli siyah yumurta paketleri yeşil bitki aksamı üzerinde parazitlenmemiş olanlara göre daha kolay görülürler. Böylece, bunun alışılagelmiş tarla yumurta sürveyinde parazitlenmenin yüksek oranda tahmin edilmesine neden olduğu ortaya konulmuştur. Anahtar Kelimeler: Eurygaster integriceps, Trissolcus semistriatus, sıcaklık, parazitoit I

SüneSıcaklıkTrissolcus semistriatus+1
Şener Tarla
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2002
00