34
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Farklı yetiştirme sistemlerinin halkalı sülünlerde (Phasianus Colchicus) yumurta verimi, kuluçka ve yumurta kalite özellikleri üzerine etkisi
Bu araştırma entansif şartlarda farklı yetiştirme sistemlerinde yetiştirilen sülünlerin yumurta verimi ile kuluçka ve yumurta kalite özelliklerini farklı yaş dönemlerinde tespit etmek amacıyla yapılmıştır. Bu amaç için serbest, çiftleştirme kafeslerinde ve grup kafeslerinde yetiştirilen sülün grupları oluşturulmuştur. Sülünler serbest sistemde 12 erkek: 60 dişi oranında yerde; çiftleştirme kafeslerinde 1 erkek: 4 dişi, 1 erkek: 5 dişi, 1 erkek: 6 dişi sülün ve grup kafeslerinde 4 erkek: 16 dişi, 4 erkek: 20 dişi, 4 erkek: 24 dişi sülün olacak şekilde yerleştirilmiştir.Çalışma süresince tüm gruplardaki sülünlere 16 saat aydınlatma programı uygulanmıştır. Çalışma 36-40, 41-44, 45-48 ve 49-53 hafta yaş dönemleri olmak üzere toplam 126 gün sürdürülmüştür.Serbest sistemden elde edilen yumurtaların; yumurta verimi, kırık yumurta oranı, kuluçka özelliklerinden kuluçka randımanı, döllülük oranı, çıkım gücü değerleri sırasıyla; %29.10, %12.38, %43.35-54.04, %49.84-59.35, %56.71-68.40 olarak tespit edilmiştir. Çiftleştirme kafeslerinde aynı sırayla %38.54, %4.41, %51.72-57.93, %56.99-64.04, %64.81- 78.46 olarak elde edilmiştir. Grup kafeslerinden aynı sırayla; %40.52, %5.96, %50.59- 54.99, %55.63-60.15, %61.30-74.50 olarak belirlenmiştir.Yumurta verimi ve kuluçka özellikleri bakımından; yumurta verimi açısından çiftleşme ve grup kafesleri yüksek (P<0.05); kırık yumurta oranı serbest sistemde yüksek (P<0.05); kuluçka randımanı, döllülük ve çıkım gücü ise çiftleşme kafesinde (özellikle 1:5 erkek-dişi) yüksek (P<0.05 ve P<0.01) bulunmuştur. Tüm gruplarda yaşla birlikte kuluçka randımanı, döllülük oranı, çıkım gücü değerleri artış göstermiştir.Serbest sistemden elde edilen yumurtaların kalite özelliklerinden yumurta ağırlığı, kabuk ağırlığı, kabuk kalınlığı, şekil indeksi, sarı ağırlığı, ak ağırlığı, sarı indeksi, ak indeksi, Haugh birimi değerleri sırasıyla; 29.34-32.63 g, 2.18-2.45 g, 0.222-2.200 mm, %80.51-77.46, 9.44-11.09 g, 16.06-18.94 g, %49.53-42.44, %1.23-1.68, 80.60-77.70 bulunmuştur. Çiftleştirme kafeslerinden aynı değerler sırasıyla; 29.80-32.99 g, 2.96-3.37 g, 0.288-0.230 mm, %81.46-78.89, 9.16-10.50 g, 14.82-17.36 g, %48.23-40.87, %1.55-1.84, 82.23-80.60 elde edilmiştir. Grup kafeslerinde ise yine aynı sırayla; 28.67- 31.85 g, 2.45-2.86 g, 0.264-0.215 mm, %80.28-77.91, 9.25-10.01 g, 15.19-18.18 g, %46.42-40.80, %1.45-1.75, 81.25-78.55 olarak tespit edilmiştir.Yumurta kalite özellikleri bakımından; yumurta ağırlığı, kabuk ağırlığı ve kalınlığı çiftleşme kafeslerinde yüksek (P<0.05, P<0.01, P<0.001); şekil indeksi (yalnızca 36-40 hafta yaş dönemi) grup kafeslerinde en düşük (P<0.01); sarı ağırlığı ve ak ağırlığı serbest sistemde yüksek (P<0.05, P<0.01, P<0.001); sarı indeksi (sadece 41-44 hafta yaş döneminde) serbest sistemde yüksek (P<0.05); ak indeksi ve Haugh birimi çiftleşme kafeslerinde yüksek (P<0.001 ve P<0.01) olarak bulunmuştur. Yaşla birlikte tüm gruplarda yumurta ağırlığı, ak indeksi, kabuk ağırlığı, sarı ve ak ağırlıkları değerleri artış gösterirken (P<0.01 ve P<0.001); kabuk kalınlığı, Haugh birimi, sarı indeksi ve şekil indeksi değerleri azalma (P<0.05, P<0.01, P<0.001) göstermiştir.Bu araştırmada sülünlerin serbest sistemde, çiftleştirme kafeslerinde veya grup kafeslerinde avantaj ve dezavantajlarıyla beraber başarılı bir biçimde yetiştirilebileceği sonucuna varılmıştır. Yetiştirme sistemlerinin maliyetlerinin farklı olacağından yetiştiricinin imkanlarına göre tercih edilmesi daha doğru olacaktır.Türkiye'de sülün yetiştiriciliğinin yaygınlaşması için yumurta verimi ve kalitesinin yanında; büyüme ve besi performanslarıyla ilgili bilimsel çalışmaların arttırılması yetiştiricilere daha sağlıklı bir yetiştirme sistem önerisi yapılabilmesi açısından gereklidir.Anahtar kelimeler: Sülün, yetiştirme sistemleri, yumurta verimi, kuluçka özellikleri, yumurta kalite özellikleri
Bazı kültür ve yerli sığır ırklarında leptin geni polimorfizmlerinin belirlenmesi ve süt verimi ile bileşimi üzerine etkileri
Bu çalışma, Türkiye'de yetiştirilen kültür (Holştayn, Esmer ve Jersey) ve yerli (Yerli Kara ve Doğu Anadolu Kırmızısı) sığır ırklarında leptin geni polimorfizmlerinin belirlenmesi, polimorfizmler yönünden genotip ve allel frekanslarının tespit edilmesi ve polimorfizmlerin süt verimi ile bileşimi üzerine etkilerinin ortaya çıkartılması amacıyla yapılmıştır.Bu amaçla, Holştayn, Esmer, Jersey, Yerli Kara ve Doğu Anadolu Kırmızısı ırkı sığırlardan toplam 480 adet kan ve süt örneği toplanmış, ayrıca kültür ırk sığırların (Holştayn, Esmer ve Jersey) verim kayıtları da temin edilmiştir. Toplanan süt örneklerinden sütün protein, yağ, laktoz, mineral madde, yağsız kuru madde oranı ve yoğunluğu tespit edilmiştir. Kan örneklerinden DNA izole edildikten sonra leptin geni ekzon 2, intron 2 ve ekzon 3 bölgelerindeki sırasıyla C1180T, C2059T-A2584G ve C3100T polimorfizmleri PCR-RFLP tekniği ile belirlenmiştir. Hayvanların polimorfizmler yönünden belirlenen genotipleri ile süt verim kayıtları ve süt bileşimi değerleri arasındaki ilişki istatistiksel yöntemlerle değerlendirilmiştir.Allel frekansları; C1180T polimorfizmi yönünden Holştayn ırkında C=0.625, T=0.375, Esmer ırkta C=0.625, T=0.375, Jersey ırkında C=0.539, T=0.461, Yerli Kara ırkında C=0.560, T=0.440 ve Doğu Anadolu Kırmızısı ırkında C=0.600, T=0.400; C2059T/A2584G polimorfizmleri yönünden Holştayn ırkında A=0.822, B=0.084, C=0.094, Esmer ırkta A=0.675, B=0.271, C=0.104, Jersey ırkında A=0.811, B=0.189, C=0.000, Yerli Kara ırkında A=0.720, B=0.220, C=0.060 ve Doğu Anadolu Kırmızısı ırkında A=0.714, B=0.271, C=0.014; C3100T polimorfizmi yönünden Holştayn ırkında C=0.653, T=0.347, Esmer ırkta C=0.908, T=0.092, Jersey ırkında C=0.654, T=0.346, Yerli Kara ırkında C=0.880, T=0.120 ve Doğu Anadolu Kırmızısı ırkında C=0.900, T=0.100 olarak tespit edilmiştir.C1180T polimorfizminin Holştayn ve Jersey ırklarında 100 günlük süt verimine etkisi istatistiksel olarak önemli bulunurken (P<0.05), 200 günlük süt verimine etkisi P<0.1 düzeyinde bulunmuştur. Esmer ırkta ise 100 günlük süt verimine etkisi P<0.1 düzeyinde bulunmuştur. C1180T polimorfizmi T allelinin süt bileşiminde önemli bir değişikliğe neden olmaksızın laktasyonun erken döneminde süt verimini arttırdığı tespit edilmiştir (P<0.05). C2059T/A2584G ve C3100T polimorfizmlerinin süt verimi ve bileşimi üzerine etkileri istatistiksel olarak önemli bulunmazken, C3100T polimorfizmi T alleli ve C2059T/A2584G polimorfizmleri C allelinin süt verimini yükseltme eğiliminde olduğu tespit edilmiştir.Sonuçta, leptin geni C1180T polimorfizminin laktasyonun erken döneminde süt verimi üzerine etkisi istatistiksel olarak önemli bulunmuştur (P<0.05). C1180T polimorfizmi ile süt verimi arasındaki ilişki C1180T polimorfizminin marker destekli seleksiyon gibi genotipik seleksiyon uygulamalarında yararlı bir marker olarak kullanılabileceğini ortaya koymuştur. C1180T polimorfizmi yönünden T allelinin seleksiyonu süt veriminin arttırılması yönünde önemli bir ekonomik avantaj sağlayacaktır.
Akkaraman, morkaraman ve ivesi ırkı kuzuların farklı kesim ağırlıklarında besi performansı ve karkas özelliklerinin karşılaştırılması
Morkaraman, Akkaraman ve ivesi koyunlarının süt verim özelliklerinin karşılaştırılması
Elazığ yöresi broyler üretiminde mevsim koşullarının broyler performansına etkisi
Bu çalışma farklı mevsimlerin broyler üretiminde bazı verim özelliklerine etkilerini araştırmak ve üretimin hangi dönemde ekonomik olarak yapıldığını belirlemek amacıyla düzenlenmiştir. Araştırma materyali ROSS PM3 olup, bu genotlp aynı kümeste yılın iki farklı döneminde (Haziran ve Kasım) kümese alınarak 42 günlük süre ile besiye tabi tutulmuşlardır. Araştırma sonunda Haziran ve Kasım dönemlerinde 6. hafta canlı ağırlık ortalamaları 1632.2 ± 9.06 ve 1838.4 ± 13.50 g olarak bulunmuştur. (p<0.01), Araştırma süresince kümes dışı ve yine 4. haftadan itibaren de kümes içi sıcaklık ortalamaları her iki dönemde istatistiki anlamda yüksek düzeyde önemli bir farklılık göstermiştir. (p<0.01). Altıncı hafta sonunda yemden yararlanma oram I. dönemde 1.88, il. dönemde 1.83 olarak tesbit edilmiştir. Ayrıca tüm üretim boyunca Haziran döneminde % 8.22' lik ölüm oranı belirlenirken, Kasım kasım döneminde bu oran % 7.46 olarak saptanmıştır. Araştırmada birinci dönem broyler verim indeksi 189 ikinci dönem ise 221 olarak tesbit edilmiştir. Araştırma dönemlerindeki üretimin ekonomik sonuçları olarak da, birinci ve ikinci dönemde toplam maliyet, bürüt kar, net kar ve kg başına net. kar değerleri sırasıyla 349 782 420 TL, 374 666 420 TL, 83 468 580 TL, 89 61 5 580 TL, 52 040 846 TL, 55 873 367 TL ve 10 930 TL, 10 951 TL olarak hesap edilmiştir.
Kapalı sistem kümeslerde yetiştirilen bazı yabancı yumurtacı hibritlerin büyüme ve yumurtlama dönemi verim performanslarının karşılaştırılması
Dünya genelinde ve ülkemizde yumurta üretimi her geçen gün büyüyen bir sektördür. Türkiye tavuk yetiştiriciliği alanında sektörleşmeyi başarmış ve yumurta ihracatında dünyada önde gelen ülkelerden biri olmasına rağmen henüz sağlıklı bir veri takip sistemine sahip olmaması ve işletmelerin kayıt tutma konusundaki yetersizliği sektörün en önemli problemleri arasında yer almaktadır. Yumurtacı tavuk sektöründe verim kayıtlarını tutmak, çiftlik yönetiminin etkinliğini arttırmak ve üretim süreçlerini optimize etmek için büyük önem taşımaktadır. Bu çalışma, yumurta tavuğu yetiştiriciliğinde tutulan kayıtlar ve yapılan verim kontrollerini kapsamaktadır. Hayvanların kümese girişinden itibaren elden çıkarılacakları güne kadar düzenli olarak tutulması gereken kayıtlar ve hali hazırda kümeslerde bulunması gereken kayıtlar vardır ve mevzuata göre bu kayıtlar beş yıl süre ile saklanmalıdır. Tavuklarda yumurta verimi bu kayıtlara dayanarak tavuk-kümes (Hen-haused) yumurta verimi ve tavuk-gün (Hen-day) yumurta verimi olarak ayrı ayrı hesaplanmaktadır. Yumurtacı tavuk işletmelerinde gerekli kayıtların tutulması, ekonomik, doğru, sağlıklı bir sürü yönetimi ve denetimlerin yasal çerçevede yapılabilmesi açısından oldukça önemlidir. Kayıt tutma, yumurta verim ve kalite kontrollerinin yapılması işletme açısından önemli iken; yumurtanın kalitesi ve fiyatı da tüketici açısından oldukça önem arz etmektedir. Üretim aşamasında düzenli tutulan kayıtlar ve yapılan verim kontrolleri ile standartları sağlayan yumurtaların pazardaki yerini alması hem tüketiciyi hem üreticiyi dolayısıyla ülke ekonomisini olumlu yönde etkilemektedir.
Ceylanpınar Tarım İşletmesinde yetiştirilen ivesi koyunlarının laktasyon eğrisi ve laktasyon eğrisi parametrelerine etkili faktörlerin belirlenmesi
81 6. ÖZET Bu araştırmada, Ceylanpınar Tarım İşletmesindeki İvesi koyunlarının laktasyon süt verimi, laktasyon süresi, laktasyon eğrisi parametreleri ve devamlılık dereceleri belirlenmiştir. Süt verimi ile ilgili özellikler için 1993-1995 yıllarına ait, laktasyon eğrisi ile ilgili özellikler için ise 1992-1995 yıllarına ait verim kayıtları kullanılmıştır. Laktasyon eğrisi ile ilgili olarak, laktasyon eğrisinin şekli, bu eğrinin parametreleri (A, B, C), laktasyonun devamlılık derecesi (S), günlük maksimum süt verimi (Ymax) ve en yüksek verimin elde edildiği verim günü (Tmax ) tespit edilmiştir. Süt verimi ve laktasyon eğrisi ile ilgili özelliklerde, kuzulama zamanı, kuzulama yılı, koyunun yaşının etkilerinin saptanmasında en küçük kareler metodu kullanılmıştır. Sonuçların önemliliği ise varyans analizi ile tespit edilmiştir. Laktasyon süt verimine kuzulama yılı ve koyunun yaşının etkisi önemsiz olarak (P>0.05) saptanırken kuzulama zamanının etkisi önemli olarak bulunmuştur (P<0.05). Laktasyon süresine kuzulama zamanının ve kuzulama yılının etkisi önemli, koyunun yaşının etkisi ise önemsiz olmuştur. Ortalama laktasyon süt verimi ve laktasyon süresi sırasıyla 176.61+0.93 kg ve 204. 12± 1.73 gün olarak bulunmuştur. Laktasyon eğrisi ve şekilleri Gamma fonksiyonu (Yt = A. t& e-ct) parametreleri ile belirlenmiştir. Laktasyonların % 2'si anormal laktasyon eğrisi karakterindedir (b, b-c negatif). Anormal eğrilerin % 79'u içbükey (b-c negatif), % 21 'i azalan eğri ( b negatif ) tipindedir. Normal ve anormal eğrilerin kuzulama zamanı, kuzulama yılı ve koyunun yaşına göre dağılımı bağımsız olmuştur. Gamma fonksiyonunun laktasyon eğrisini belirleme katsayısı (r2) 59.14 - 84.64 arasında bulunmuştur.82 Kuzulama zamanının B ve C değerleri üzerine etkisi önemsiz (P>0.05), A parametresi üzerine etkisi önemli (P<0.05) bulunmuştur. A, B, C parametreleri üzerine kuzulama yılının etkisi önemli (PO.05), koyunun yaşının etkisi ise önemsiz bulunmuştur (P>0.05). Persistens değerine (S) kuzulama yılı ve kuzulama zamanının etkisi önemli (P<0.01), yaşın etkisi önemsiz bulunmuştur. Ortalama Ymax değeri 1575.44+29.08 g olarak tespit edilmiştir. Ymax değerine kuzulama zamanı ve yılının etkisi önemli (P<0.01), yaşın etkisi ise önemsiz bulunmuştur. Ortalama Tmax değerinin 55.30±0.94 gün olduğu tespit edilmiştir. Tmax değerine kuzulama zamanının etkisi önemsiz, fakat kuzulama yılının ve koyun yaşının etkisinin önemli olduğu bulunmuştur (PO.01). A parametresinin persistens değeri ile korelasyonu (-0.53) negatif ve önemli, Ymax değeri ve Tmax değeri ile korelasyonu (sırasıyla 0.95, 0.22) pozitif ve önemli bulunmuştur. B ile C parametresi arasındaki korelasyon (0.87) pozitif ve önemli, persistens değeri ile Ymax değeri arasındaki korelasyon (- 0.81) negatif ve önemli olarak tespit edilmiştir. Laktasyon süresi ile Ymax değeri arasındaki korelasyon 0.19, laktasyon süt verimi ile laktasyon süresi arasındaki korelasyon 0.54 olarak bulunmuştur.
İvesi, ost-friz x ivesi (F1) melez kuzularda bazı verim özellikleri
83 6. ÖZET Bu araştırma, İvesi, Ost - Friz x İvesi (Fi) melezi kuzularda büyüme, yaşama gücü, besi performansı, kesim ve karkas özellikleri ile vücut ölçülerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırma için gerekli veriler, süt emme döneminde 23 baş İvesi, 23 baş Ost-Friz x İvesi (Fi) melezi kuzudan, süt kesiminden sonraki besi döneminde 7 baş İvesi, 9 baş Ost-Friz x İvesi (Fi) melezi erkek kuzudan, kesim ve karkas özellikleri için ise 7 baş İvesi, 6 baş Ost-Friz x İvesi (Fi) melez erkek kuzudan elde edilmiştir. Kuzuların doğum, 15, 30, 45, 60, 75, 90 ve 105. gün ağırlıklarına genotip, cinsiyet, doğum tipi ve ana yaşı gibi faktörlerin etkileri en küçük kareler metodu ile, vücut ölçüleri bakımından gruplar arası karşılaştırılması t testi ile yapılmıştır. İvesi, Ost -Friz x İvesi (Fi) melezi kuzularda sırasıyla ortalama doğum ağırlığı, 4.15 ve 4.64 kg, sütten kesim ağırlığı (105 gün yaşı) 15.39 ve 18.31 kg, doğumdan itibaren süt kesimine kadar günlük canlı ağırlık artışı 105.86, 128.43 g ve süt kesimine kadarki dönemde yaşama gücü %82.61 ve %86.96 olmuştur. Kuzular yaklaşık 20 kg canlı ağırlıkta besiye alınmış ve 45 kg'a kadar beslenmişlerdir. Bu dönemdeki günlük ortalama canlı ağırlık artışı, ivesi kuzularda 225.22 g, Ost-Friz x İvesi (Fi) melez kuzularda 222.68 g. bulunmuştur. Aynı dönemde 1 kg canlı ağırlık artışı için konsantre yem ve kuru yonca tüketimi sıra ile 5.98 ve 3.73 kg; 5.15 ve 3.33 kg olarak hesaplanmıştır. Kuzular yaklaşık 45 kg kesim ağırlığında kesilerek kesim ve karkas özellikleri incelenmiştir. İvesi, Ost-Friz x İvesi (Fi) melezi kuzularda sırasıyla soğuk karkas ağırlığı 21.80 ve 20.93 kg, karkas randımanı % 48.31 ve %44.79, kuyruk yağı oranı % 1 1.60 ve %1.72, but oranı % 31.04 ve %30.79, 1 yaş vücut uzunluğu 63.40 ve 73.90 cm, göğüs çevresi 98.20 ve 104.20 cm, cidago yüksekliği 60.10 ve 66.50 cm, MLD kesit alanı 19.08 ve 16.08 cm2, sırt yağı kalınlığı 16.35 ve 6.1 mm (P<0.001) olmuştur.
Manavlı olarak adlandırılan keçilerin erkek oğlaklarının büyüme, besi, kesim ve karkas özelliklerinin incelenmesi
Bu çalışma Denizli ilinde halk elinde saf olarak yetiştirildiği düşünülen, Manavlı ismi ile anılan keçilerin erkek oğlaklarının büyüme, besi performansı ile kesim ve karkas özelliklerini ortaya koymak için planlanmıştır. Çalışmada oğlakların beş aylık yaşa kadarki süre boyunca büyüme performansı, sonrasında ise besi ve kesim karkas özellikleri incelenmiştir. Üç sürüde erkek oğlakların doğum ağırlığı değerleri sırasıyla 3,93 kg, 4,06 kg ile 4,02 kg olarak gerçekleşmiştir. Tüm sürülerdeki Manavlı keçisi oğlaklarının 30., 60., 90., 120. ve 150. günlük yaştaki canlı ağırlık değerleri sırasıyla 10,45 kg, 16,61 kg, 22,37 kg, 28,20 kg ve 34,27 kg olarak tespit edilmişken; sürüler arasındaki farklılıklar (ilk 30 gün hariç) istatistiksel açıdan önemli olmuştur (P<0.05). Erkek oğlakların genel olarak 90. ve 150. günlük yaştaki cidago yüksekliği, sağrı yüksekliği, göğüs çevresi ve vücut uzunluğu değerleri sırasıyla 60,52 cm, 60,31 cm, 60,74 cm, ve 58,63 cm ile 68,80 cm, 68,58 cm, 69,88 cm ve 67,69 cm olarak ölçülmüştür. Çalışmada Manavlı keçisi erkek oğlakların besi başlangıç ağırlıkları 35,03 kg; besi sonu ağırlıkları ise 49,13 kg olarak belirlenmiştir. Manavlı keçisi oğlaklarda besi periyodundaki ortalama günlük canlı ağırlık artışı 251,84 g olurken; yemden yararlanma oranı 4,16 kg olarak tespit edilmiştir. Çalışmada, her iki kesim grubu (besi yapılmadan direkt kesim ve besi sonrası kesim) için hesaplanan sıcak karkas randımanı değerlerinin sırasıyla % 41,37 ve % 45,94 olduğu görülmüştür. Yine çalışmada her iki kesim grubunda kabuk yağı kalınlığı sırasıyla 0,74 mm ve 1,06 mm; M. longissimus dorsi kesit alanı ise 12,46 cm2 ve 14,03 cm2 olarak belirlenmiştir. İlaveten çalışmada değerli karkas parçalarından ön kol, kaburga ve uzun but oranları kesim grupları için sırasıyla % 20,75 ile % 21,06; % 26,69 ile % 26,06; % 31,97 ile % 32,05 olarak tespit edilmiştir. Çalışma halk elinde yetiştirilen ve henüz yeterince tanımlanmamış yerli bir gen kaynağı olan Manavlı olarak adlandırılan keçilerinin erkek oğlaklarının büyüme, besi performansı, kesim ve karkas özelliklerinin bir bütün olarak ele alındığı ilk araştırma niteliğindedir. Konuya bu açıdan yaklaşıldığında, çalışma sonuçlarının, Manavlı keçisinin tanınması ve ileride yapılacak olan detaylı çalışmalara bir veri tabanı oluşturacak olmasından dolayı önemli olduğu düşünülmektedir.
Japon bıldırcınlarında (Coturnix coturnix Japonica) ışık kaynağının bazı verim özelliklerine etkisi ile bazı verim ve yumurta özellikleri arasındaki fenotipik korelasyonlar üzerine bir araştırma
ÖZ Bu araştırmada farklı ışık kaynaklarının (floresans ve tungsten telli ampul) Japon bıldırcınlarında bazı verim özelliklerine etkisi ile bazı verim özellikleri ve yumurta kalite özellikleri arası korelasyonlar incelenmiştir. Bu amaçla çalışmada sekiz haftalık yaşta alınan 50 adet dişi Japon bıldırcın kullanılmıştır. Verim özellikleri ve yumurta kalite özellikleri 13-30 haftalar arasında incelenmiştir. Tungsten telli ve floresans ampul kullanılan gruplarda ortalama canlı ağırlık değerleri, 13, 20 ve 30 haftalık yaşlarda sırası ile 229.54 ve 224.0 g, 227.85 ve 228.21 g, 231.07 ve 233.11 g olarak bulunmuştur. Işık kaynağı etkisinin canlı ağırlık üzerine olan etkisi önemsiz çıkmıştır. Ortalama yumurta ağırlığı (g) ve yumurta verimi (%, kümeste bulunan bıldırcın başına), 13-30 haftalık yaş dönemi için tungsten telli ve floresans ampul kullanılan gruplarda sırasıyla 11.90 ve 11.81; %89.4 ve %88.2 olarak bulunmuştur. Işık kaynağının yumurta ağırlığı ve yumurta verimine etkisi önemsiz çıkmıştır. Işık kaynağının günlük yem tüketimi ve yemden yararlanma oram üzerine olan etkisi istatistiksel olarak önemsiz çıkmıştır. Işık kaynağının kabuk ağırlığı, kabuk oranı, san ağırlığı, ak ağırlığı ve kabuk kalınlığı üzerine etkisi önemli, san çapı üzerine olan etkisi ise önemsiz bulunmuştur. Araştırma sonunda canlı ağırlık ile yumurta ağırlığı, yem tüketimi ile yemden yararlanma oram arasında yüksek düzeyli pozitif korelasyon saptanmıştır. İç kalite özelliklerinden yumurta ağırlığı, san ağırlığı, san çapı, ak ağırlığı, kabuk kalınlığı arasında pozitif ve istatistiksel olarak önemli (p<0.01) fenotipik korelasyonlar belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Japon bıldırcını, ışık kaynaklan, verim özellikleri, yumurta kalite özellikleri, fenotipik korelasyonlar.
Denizli tavuklarında yetiştirme parametreleri, parametreler arası fenotipik korelasyonlar ile kafes pozisyonu ve yoğunluğunun yumurtlama döneminde stres algılama ve performansa etkisi
Bu araştırmada Denizli tavuklarında yetiştirme parametreleri, parametreler arası fenotipik korelasyonlar ile kafes pozisyonu ve yoğunluğunun yumurtlama döneminde stres ve performansa etkisi incelenmiştir. Araştırmanın hayvan materyalini, Denizli Tarım İl Müdürlüğü'nden alınan 20 günlük yaştaki 400 adet Denizli ırkı civciv oluşturmuştur.Civcivler, altlıklı yer bölmesinde büyüme dönemi sonuna kadar (18. hafta) toplu olarak barındırılmıştır. Civciv döneminde, çalışma sürüsü dokuzuncu haftanın sonuna kadar erkek ve dişi karışık olarak yetiştirilmiştir. Araştırmada, 10. haftadan itibaren ölçümler 263 adet dişi hayvan üzerinden yapılmıştır. Hayvanlara yem ve su serbest (ad libidum) olarak verilmiştir. Büyüme döneminde, canlı ağırlık, incik uzunluğu, yaşama gücü, yem tüketimi, yemden yararlanma oranı ve canlı ağırlık ile incik uzunluğu arası fenotipik korelasyonlar incelenmiştir.Yumurtlama döneminde (19-44 hafta), 252 adet tavuk, kafes yoğunluğu (üç, dört ve beş tavuk/kafes gözü) ve kafes pozisyonu (üst, orta, alt kat) grupları oluşturularak, Kaliforniya tipi kafes bataryaları üzerindeki kafes gözlerine (48x41x46 cm) sistematik olarak yerleştirilmiştir. Hayvanlara bu dönemde de yem ve su ad libidum verilmiştir. Araştırmada, kafes yoğunluğu ve kafes pozisyon gruplarının verim özelliklerine etkilerinin ortaya konulabilmesi amacıyla, canlı ağırlık, yem tüketimi, yemden yararlanma oranı, yumurta verimi, yumurta ağırlığı, yaşama gücü, yumurta kalite özellikleri, heterofil lenfosit oranı parametreleri ile bazı parametreler arası fenotipik korelasyonlar ele alınmıştır.Araştırmada, canlı ağırlık, incik uzunluğu, yem tüketimi, yemden yararlanma oranı bakımından kafes pozisyon grupları arasındaki farklar istatistik açıdan önemsiz, yumurta verimi ve yumurta ağırlığı bakımından kafes sıklık grupları arasındaki farklar ise istatistik açıdan önemli bulunmuştur (P<0,05, P<0,01). Buna göre, yumurta verimi ve yumurta ağırlığı üçlü sıklıkta en yüksek (sırasıyla % 52,8 ve 51,17 g), beşli sıklıkta ise en düşük (sırasıyla % 46,3 ve 50,65 g) değeri almıştır. Ortalama günlük yem tüketimi bakımından ise en yüksek değer 125,90 g ile üçlü sıklık grubunda saptanmış ve bu değer diğer sıklık gruplarındaki değerlere göre daha yüksek (P<0,05) bulunmuştur. Yemden yararlanma oranı bakımından en iyi değer 2477,44 g yem/12 adet yumurta ile üçlü grupta, en kötü değer ise 9058,36 g yem/12 adet yumurta ile beşli grupta elde edilmiştir. Yumurta ağırlığı üst konumda en yüksek (51,25 g), alt konumda ise en düşük (50,60 g) değerde saptanmıştır. Yaşama gücü, kafes pozisyon gruplarında 38, 39, 40, 41, 42 ve 44 haftalık yaş dönemleri önemli (P<0,05) bulunurken, kafes sıklık gruplarında ise 19-24 haftalık yaş dönemi hariç, tüm yaş dönemlerinde istatistiki açıdan önemli (P<0,05, P<0,01, P<0,001) bulunmuştur. Kafes pozisyonunun Haugh birimi, sarı çapı, sarı indeksi, ak ağırlığı, ak uzunluğu, ak genişliği, ak yüksekliği, ak indeksi üzerine olan etkisi ise önemli (P<0,05, P<0,01, P<0,001) çıkmıştır. Kafes sıklığının şekil indeksi, renk, kabuk ağırlığı, kabuk oranı, kabuk kalınlığı, sarı çapı, ak ağırlığı, ak genişliği üzerine etkisi önemsiz, Haugh birimi, sarı ağırlığı, sarı indeksi, ak uzunluğu, ak yüksekliği, ak indeksi üzerine olan etkisi ise önemli (P<0,01, P<0,001) bulunmuştur. Kafes pozisyonunun ve kafes sıklığının 18, 30 ve 44 haftalık yaşlarda heterofil lenfosit oranı üzerine etkisinin önemsiz olduğu belirlenmiştir. Araştırmada, 20, 30 ve 40. haftalarda canlı ağırlık ile incik uzunluğu arasında istatistiki açıdan önemli (P ? 0,01) yüksek düzeyli pozitif korelasyonlar saptanmıştır. Araştırma sonunda, 30-42 haftalık yaş döneminde, yumurta ağırlığı ile sarı ağırlığı, kabuk kalınlığı, kabuk ağırlığı ve ak oranı arasında pozitif yönlü istatistiki bakımdan önemli (P ? 0,01), iç kalite özelliklerinden sarı ağırlığı ile kabuk kalınlığı, kabuk oranı ve şekil indeksi arasında ise düşük düzeyde negatif yönlü ve istatistiksel önemde olmayan fenotipik korelasyonlar hesaplanmıştır.
Sıcak stresi altındaki broilerlerde yerleşim sıklığı ve yem kısıtlamasının performans, karkas ve et kalite özellikleri ile bazı stres parametreleri üzerine etkileri
Bu araştırma, sıcak stresi altındaki broilerlerde yerleşim sıklığı ve yem kısıtlamasının performans, karkas ve et kalite özellikleri ile bazı stres parametreleri üzerine etkisinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın hayvan materyalini, bir günlük yaşta 300 adet ticari broiler hibrid (Ross 308) oluşturmuştur. Araştırmada, 2 X 2 deneme düzeni oluşturulmuş ve hayvanlar yerleşim sıklığı ve besleme programına göre 4 gruba, 3 tekrarlı olarak yerleştirilmiştir. Hayvanlar, yerleşim sıklığına göre 12 broiler/m2 ve 18 broiler/m2 olmak üzere iki sıklık grubuna ayrılmıştır. Tüm gruplar, araştırmanın ilk üç haftalık yaş döneminde ad libitum olarak beslenmiş ve broilerler için uygun olan bakım-yönetim prosedürü uygulanmıştır. Araştırmanın 3-6. haftaları arasında tüm gruplar 10:00-17:00 saatleri arasında 32-35oC sıcaklığa maruz bırakılmıştır. Her bir yerleşim sıklığı grubu da iki gruba ayrılmış, bir grup sıcak stresinin uygulandığı saatlerde aç bırakılmıştır. Diğer grup ise araştırma süresince ad libitum olarak beslenmiştir.Araştırma kapsamındaki broilerlerin canlı ağırlıkları haftalık olarak bireysel tartılmış, yem tüketimleri ise haftalık olarak grup bazında belirlenmiştir. Yaşama gücü oranının belirlenebilmesi için gruplardaki ölen hayvan sayıları günlük olarak kaydedilmiştir. Hayvanların stres durumunun belirlenebilmesi için araştırmanın 21. ve 41. günlerinde her tekrar grubundan 5'er hayvandan, toplam 60 hayvandan kan alınarak, heterofil-lenfosit oranı, serum kortikosteron konsantrasyonu ve Newcastle hastalığına karşı antikor titrelerine bakılmıştır. Ayrıca, araştırmanın 20. ve 40. günlerinde her tekrar grubundan 5, toplam 60 hayvan rastgele seçilerek tonik immobilite süresi ve rektal sıcaklıkları ölçülmüştür. Karkas ve et kalite özelliklerinin belirlenebilmesi için 42. günde her tekrar grubundan 5 hayvan olmak üzere toplam 60 hayvan rastgele seçilmiştir. Et kalite özellikleri olarak göğüs etinden pH, renk ve pişirme kaybı, but etinden pH ve renk özelliklerine bakılmıştır.Araştırmada, yerleşim sıklığının 42. gün canlı ağırlık, kümülatif canlı ağırlık artışı ve yem tüketimi üzerindeki etkisinin önemli olduğu ve bu özellikler bakımından 12 broiler/m2 sıklık grubundaki broilerlerin daha yüksek değerlere sahip olduğu belirlenmiştir (P<0,001). Yem kısıtlamasının kümülatif yem tüketimi ve yemden yararlanma oranı üzerindeki etkisinin önemli olduğu ve bu özellikler bakımından araştırma süresince ad libitum beslenen gruptaki broilerlerin daha yüksek değerlere sahip olduğu tespit edilmiştir (P<0,05). Çalışmada, yerleşim sıklığı grupları arasındaki farklılıklar sıcak ve soğuk karkas ağırlığı ve karkas parça ağırlıkları bakımından istatistiksel düzeyde önemli (P<0,001), sıcak ve soğuk karkas randımanı ile karkas parça oranları bakımından ise önemsiz bulunmuştur. Yerleşim sıklığı ve yem kısıtlamasının et kalite özellikleri üzerindeki etkisi ise önemsiz bulunmuştur. Yerleşim sıklığının, stres parametrelerinden, incelenen her iki dönemdeki heterofil-lenfosit oranı ve tonik immobilite süresi üzerindeki etkisi istatistiksel olarak önemli bulunmuş ve bu özelliklere ilişkin ortalama değerlerin 18 broiler/m2 sıklık grubunda daha yüksek düzeyde belirlenmiştir (P<0,05). Heterofil-lenfosit oranı ve tonik immobilite süresi bakımından besleme programına göre oluşturulan gruplar arasındaki farklılıklar da istatistiksel düzeyde önemli bulunmuş ve bu özellikler bakımından ortalama değerler, araştırma süresince ad libitum beslenen grupta yem kısıtlaması uygulanan gruptakilere göre önemli düzeyde daha yüksek bulunmuştur (P<0,05). Bununla birlikte, yerleşim sıklığı ve yem kısıtlamasının serum kortikosteron konsantrasyonu ve Newcastle hastalığına karşı antikor titresi üzerinde istatistiksel yönden önem taşıyan bir etkisi bulunmamıştır. Araştırmada, uygun koşullar sağlanamadığı taktirde, sıcak stresi altında broilerlerin 18 broiler/m2'den daha düşük yoğunlukta yetiştirilmesinin daha uygun olacağı ve sıcak stresi koşullarında yem kısıtlamasının hem ekonomik önemi olan verim özellikleri üzerinde hem de hayvanların refah düzeyi üzerinde olumlu etkilere neden olabileceği sonucuna varılmıştır.Anahtar Kelimeler:broiler, sıcak stresi, yerleşim sıklığı, yem kısıtlaması, performans, karkas, et kalite.
Mevsimin broiler piliçlerin sağlığı ve refahı üzerine etkisi
Araştırma Uşak İl Merkezi ile bağlı ilçelerinde bulunan ve entegre broiler tavukçuluk yapan ticari işletmelerde Kış, İlkbahar, Yaz ve Sonbahar mevsimlerinde yetiştirilen 80 adet broiler sürüsünde yürütülmüştür. Hayvan materyali Ross 308 hibrid piliçlerden oluşmuştur. Mevsim gruplarında, her sürü 0- 42 gün döneminde performans, hayvan sağlığı ve refahı yönünden incelenmiştir. Her sürüye ait canlı ağırlık, canlı ağırlık artışı, yem tüketimi, yemden yararlanma oranı, ölüm oranı ve sürü sağlık skoru haftalık olarak ve 0-21, 22-42 ve 0-42 gün dönemlerinde incelenmiştir. Ticari koşullardaki broiler piliç sürülerinde canlı ağırlık artışı, yem tüketimi, yemden yararlanma oranı, ölüm oranı, hayvan sağlığı ve hayvan refahı özellikleri mevsim ile önemli ölçüde etkilenmiştir. Sürülerin teknik performansı Kış ve Yaz mevsimlerine göre İlkbahar ve Sonbahar mevsiminde daha yüksek gerçekleşmiştir. Hastalık skoru Kış sürülerinde en yüksek iken İlkbahar ve Sonbahar gruplarında sağlıklı sürü oranı daha yüksek bulunmuştur. Ayak tabanı yangısı ve diz eklemi yangısı görülen piliç oranları Kış sürülerinde en yüksek iken Yaz sürülerinde en düşük bulunmuştur. Elde edilen sonuçlar broiler endüstrisinin ekonomik verimliliği, piliç eti üretim kapasitesi ile ürün kalitesi ve hayvan refahı bakımından mevsimin doğrudan veya diğer çevre faktörleri ile birlikte etki meydana getirdiğini ortaya koymuştur. Broiler yetiştiriciliğinde sürü idaresinde çevre faktörlerinin yönetiminin başarısı bakımından her mevsimin ayrı ele alınmasının yararlı olacağı sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Broiler tavuk, Mevsim, Hayvan sağlığı, Hayvan refahı
Ramlıç melezi kuzularda büyüme ve ultrasonik karkas özellikleriyle ilişkili aday genomik bölgelerin belirlenmesi
Bu çalışmada farklı kan düzeylerindeki (F1, G1 ve G2) Ramlıç ve Merinos melezi kuzularda büyüme ve ultrasonik karkas özelliklerine ilişkin aday gen bölgelerinin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın verilerini Afyon Kocatepe Üniversitesi Veteriner Fakültesi Eğitim, Araştırma ve Uygulama Çiftliğinde yetiştirilen ve 2021 – 2022 sezonunda doğmuş 130 baş kuzudan farklı dönemlerde alınan canlı ağırlık, vücut ölçüleri ve ultrasonik karkas özelliklerine ilişkin ölçümler oluşturmuştur. Sütten kesim sonrasında 96 baş kuzuda kandan DNA izolasyonu yapılmıştır. Genotipik veriler DNA örneklerinden Illumina iScan cihazı yoluyla "OvineSNP 50K BeadChip" tüm genom genotipleme kiti ile elde edilmiştir. Araştırmada doğum, 60 ve 90. gün ile sütten kesim ağırlığına ilişkin en küçük kareler genel ortalamaları; sırasıyla 4,640 ± 0,068; 15,221 ± 0,247; 20,503 ± 0,279 ve 27,355 ± 0,342 kg tespit edilmiştir. Farklı dönemler için (60. gün, 90. gün ve sütten kesim) yapılan beden ve ultrasonik ölçümlere ilişkin ortalamalar ise; cidago yüksekliğinde sırasıyla 50,460 ± 0,202; 54,679 ± 0,188 ve 58,700 ± 0,221 cm; göğüs çevresinde 57,099 ± 0,338; 64,210 ± 0,351 ve 72,324 ± 0,341 cm; incik çevresinde 6,641 ± 0,041; 7,089 ± 0,042 ve 7,582 ± 0,047 cm; göğüs genişliğinde 13,452 ± 0,098; 15,018 ± 0,098 ve 16,949 ± 0,114 cm; sağrı genişliğinde 10,025 ± 0,080; 11,432 ± 0,079 ve 13,151 ± 0,092 cm; sağrı yüksekliğinde 50,790 ± 0,205; 54,968 ± 0,199 ve 59,049 ± 0,227 cm; vücut uzunluğunda 46,478 ± 0,236; 51,538 ± 0,235 ve 56,911 ± 0,261 cm; MLD alanında 5,020 ± 0,090; 6,293 ± 0,094 ve 7,718 ± 0,106 cm2; MLD derinliğinde 1,745 ± 0,020; 2,010 ± 0,021 ve 2,293 ± 0,024 cm ve deri altı yağ kalınlığında 0,395 ± 0,005; 0,423 ± 0,004 ve 0,432 ± 0,008 cm saptanmıştır. Bu çalışmada yapılan genom boyu ilişkilendirme analizlerinin tümünde Lambda (λ) değerleri 0,954'ten düşük bulunmuştur. Genom boyu ilişkilendirme analizi sonucunda fikir verici düzeyde (p<0,0001) 116, kromozom çapında (p<0,000026) 22 ve genom çapında önemli (p<0,000001) bir SNP bulunmuştur. Önemli SNP'lerin yakınında bulunan genleri tespit etmek amacıyla NCBI veri tabanında koyunlara ait Oar_3.1 derlemesi kullanılmıştır. Fikir verici düzeyde (p<0,0001) dahil olmak üzere önemli SNP'leri içeren veya yakın genlerden TMEM108, SOX14, PPP1R37, UBE2U, GRID2, NCAM2 ve CAMKMT'nin birden çok özellikle ilişkili olabileceği göz önünde bulundurularak bu genler üzerinde çalışılması gerektiği kanaatine varılmıştır.
Besi sığırlarında bazı çevre faktörlerinin refah üzerine etkisi
Bu araştırmanın amacı Türkiye'ye 7 aylık yaşta ithal edilerek besiye alınan Black Angus, Red Angus ve Hereford ırkı besi sığırlarında çiftlik düzeyinde hayvan refahının değerlendirilmesi ve canlı ağırlık kontrolü için çiftlik rutini olarak uygulanan hayvan tartımı işleminin hayvan refahına etkisinin incelenmesidir. Besi döneminin başında hayvanlar bireysel olarak numaralandırılmış, aşılanmış, antiparaziter tedavi uygulanmış ve besi dönemi boyunca serbest dolaşımlı açık ahırda barındırılmıştır. Besi sığırlarına %13,4 ham protein ve 2600 kcal/kg Metabolik Enerji içeren kesif besi yemi ad libitum verilmiştir. Arastırmada her ırktan 50'şer baş Siyah Angus, Kırmızı Angus ve Hereford olmak üzere toplam 150 bas sığır kullanılmıştır. Besi sığırlarında refahın değerlendirilmesi için Welfare Quality Projesinde geliştirilen besi sığırları için refah değerlendirme protokolü kullanılmıştır. Besi dönemi içinde hasta hayvan sayısı, mecburi kesim ve ölümler günlük kaydedilmiş ve hayvanlar aylık olarak tartılmıştır. Besi sonunda yapılan tartımın sığırların refahına etkisi incelenmiştir. Hayvanlardan tartım işlemi için götürülmeden önce padokta ve hayvanlar tartım platformundan çıkarıldıktan hemen sonra olmak üzere iki kez kan örneği toplanmıştır. Black Angus grubunda vücudu kirli hayvan sayısı diğer iki ırk grubuna göre daha yüksek bulunmuştur. Black Angus ve Red Andus gruplarına göre, hasta hayvan, mecburi kesim ve ölüm oranları Hereford grubunda daha yüksek bulunmuştur. Besi periyodu boyunca sığır ırkı canlı ağırlık değerlerini önemli ölçüde etkilememiş ancak en yüksek kesim canlı ağırlığı değerleri Black Angus grubunda tespit edilmiştir. Hereford ırkı besi sığırlarının kesim ağırlığı ise düşük bulunmuştur. İnsandan kaçınma testi sonuçları her üç ırk grubu besi sığırlarının testi uygulayan kişinin başına dokunmasına izin vermediğini ancak Hereford sığırların insana karşı daha az korku reaksiyonu gösterdiğini ortaya koymuştur. Tartım işlemi besi sığırlarında strese neden olmuştur ve tartım işleminden sonra serum kortizol, MDA ve AOA seviyelerinde önemli düzeylerde artış belirlenmiştir. Tartım sırasında sergilenen negatif duygu durumu ile ilişkili olan davranış frekansı en yüksek Red Angus ırkı sığırlarda en az ise Hereford ırkı sığırlarda tespit edilmiştir. Bu çalışmada elde edilen sonuçlara göre, tartım platformlarının sığır ırkına göre modifiye edilebilir ve tartım stresinin karkas kalitesine etkilerinin incelenmesi için yeni araştırmalar yapılmalıdır.
Body wei̇ght after sheari̇ng, greasy fleece wei̇ght and trai̇ts of Ramliç and Dağliç sheep
This research was carried out to investigate the body weights after shearing, greasy fleece weight, fleece traits and the factors affecting them in Dağlıç and Ramlıç sheep. In this study, 296 heads Ramlıç and 232 heads Dağlıç sheep and fleece were used. The research was carried out in four farmer's herds in 2015 Least squares means for body weights after shearing, greasy fleece weight, staple length, fiber length and fleece percentage were determined 64,08±0,521 kg, 3,07±0,051 kg, 5,89±0,068 cm, 8,84±0,145 cm and 73,21±0,980% in Ramlıç. The effect of herd for greasy fleece weight, staple length, fiber length and fleece percentage were found significant (p<0,05; p<0,01; p<0,001). The age of affected body weights after shearing, greasy fleece weight and staple length (p<0,01; p<0,001). The general means for body weights after shearing, greasy fleece weight, staple length, fiber length and fleece percentage were determined 47,78±0,442 kg, 1,63±0,036 kg, 9,84±0,149 cm, 13,62±0,250 cm and 73,75±0,822 % in Dağlıç. The effect of herd for body weights after shearing and staple length were found significant (p<0,001). The age of affected body weights after shearing, greasy fleece weight and fleece percentage (p<0,05; p<0,01; p<0,001). As a result, the medium size of Ramlıç bred for body weights after shearing, while Dağlıç in previous studies although was higher than the reported value was made small compared to other native sheep breeds. Furthermore, it has been concluded that Ramlıç and Dağlıç fleece can be used in carpetindustry.
Environmental factors affecting on some fertility parameters and the economic losses in Afyonkarahisar dairy enterprises
In this study, it was aimed to determine the fertility characteristics, environmental factors affecting them and economic losses caused by deviations from the ideal fertility parameters in 126 Holstein and Simental cows reared in three dairy farms. The first calving age was 872.2 and 949.2 days in Holsteins and Simmentals. Least squares means showed that the services per conception were 1.74 and 1.47 in Holsteins and Simmentals. As a result of analysis of variance, the effect of year on the number of services per conception was found to be significant (p <0.05). Calving interval was determined as 430,7 and 404,6 days in Holsteins and Simmentals. The economic losses caused by deviations from the ideal level in terms of calving age, number of services per conception and calving interval were calculated as calf losses (head) and their total values were 228392.0, 6075.0 and 67849,98 Turkish liras respectively. As a result, it was revealed that some fertility parameters of Holstein and Simental cattle raised in three plants in Afyonkarahisar were affected by some environmental factors. In addition, the economic losses caused by deviations from the ideal level of some reproductive trait in terms of calf losses are overlooked and not taken into consideration by farm operations. At the end of this study, the need to make an economic analysis of each enterprise is presented. Key Words: Holstein, Simmental, Calving Interval, Service per conception, Economic Analyses
Afyonkarahisar ilinde köy şartlarında pırlak koyunlarının canlı ağırlık ve beden ölçülerini etkileyen çevre faktörlerinin belirlenmesi
Bu çalışma ile Afyonkarahisar ili Şuhut İlçesi Atlıhisar Köyünde Pırlakların Halk Elinde Islahı Projesinde kayıtlı dört elit sürüde bulunan 250 koyun ve 19 koça ait canlı ağırlık ve beden ölçüleri incelenmiştir. Literatürde bu konu ile ilgili başka bir bilgi olmaması sebebiyle Pırlaklarda ergin yaşta canlı ağırlık ve beden ölçülerine ait bilgilerin elde edildiği ilk çalışma budur. Analizlerde en küçük kareler ortalamaları canlı ağırlıkta 79,042±0,798 kg, cidago yüksekliğinde 79,938±0,331 cm, göğüs çevresinde 105,107±0,604 cm, göğüs derinliğinde 34,297±0,183 cm, göğüs genişliğinde 23,185±0,125 cm, incik çevresinde 9,517±0,043 cm, sağrı genişliğinde 21,757±0,119 cm ve vücut uzunluğunda 80,817±0,353 cm olarak tespit edilmiştir. Cinsiyet ve işletme faktörlerinin canlı ağırlık ve beden ölçülerinin tamamında yüksek düzeyde (P<0,01) etkili olduğu belirlenmiştir. Yaş faktörü ise cidago yüksekliği, göğüs genişliği ve incik çevresinde önemsiz, canlı ağırlık ve diğer beden ölçülerinde ise yüksek düzeyde önemli (P<0,01) olmuştur. Araştırma sonuçları ile Pırlakların Türkiye yerli ırklarının büyük bir kısmından üstün canlı ağırlık ve beden ölçülerine sahip olduğu görülmüştür. Halk Elinde Islah Projesi çalışmalarının başarılı olduğu ve seleksiyonun yetiştiricilerin istediği yönde sonuçlar verdiği belirlenmiştir.
Pırlaklarda bazı genetik ve çevresel faktörlerin döl verimi ve sütten kesim öncesi büyümeye etkisinin belirlenmesi ve bu özelliklere ilişkin seleksiyon indekslerinin hesaplanması
Bu çalışmada Pırlaklardabazı genetic ve çevresel faktörlerin döl verimive sütten kesim öncesi büyüme özellikleri üzerine etkilerinin incelenmesi, bu özelliklere ilişkin genetik parametrelerin hesaplanarak seleksiyon indeks denklemlerinin kurulması ve böylece verim özelliklerinin iyileştirilmesi yollarının ortaya konulması hedeflenmiştir. Araştırma verileri Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü' nün Kütahya Pırlak-I Halk Elinde Islah Projesi kapsamındaki dört Pırlak elit sürü işletmesinden 2015 - 2016 yılları arasında derlenmiştir. Bir doğumdaki kuzu sayısı 1,13 bulunmuştur. Kuzuların doğum, 60., 75., 90., 105., 120. ve 130. gün canlı ağırlıklarına ait en küçük kareler ortalamaları sırasıyla 3,757; 14,248; 16,346; 18,556; 20,355; 21,299 ve 25,189 kg olarak tespit edilmiştir. Çalışmada kuzuların 60., 75., 90., 105., 120. ve 130. gün kabuk altı yağ derinliğine ait en küçük kareler ortalamalarının sırasıyla 1,605 mm; 1,715 mm; 1,997 mm; 2,175 mm; 2,529 mm ve 2,720 mm olduğu belirlenmiştir. Kuzuların 60., 75., 90., 105., 120. ve 130. gün göz kası derinliğine ait en küçük kareler ortalamaları sırasıyla 1,515 cm; 1,608 cm; 1,726 cm; 1,809 cm; 1,814 cm ve 2,014 cm olarak saptanmıştır. Kuzuların 60., 75., 90., 105., 120. ve 130. gün göz kası genişliğine ait en küçük kareler ortalamaları sırasıyla 4,339 cm; 4,532 cm; 4,974 cm; 5,272 cm; 5,467 cm ve 5,668 cm bulunmuştur. Kuzuların 60., 75., 90., 105., 120. ve 130. gün göz kası alanına ait en küçük kareler ortalamaları 4,510 cm2; 5,165 cm2; 6,006 cm2; 6,615 cm2; 6,961 cm2 ve 8,149 cm2 olmuştur. Bir doğumdaki kuzu sayısı üzerine coğrafi bölgenin ve doğum zamanın etkisi önemli (P<0,05) olmuştur. Farklı büyüme dönemlerinde incelenmiş olan canlı ağırlık, kabuk altı yağ derinliği, göz kası derinliği, göz kası genişliği ve göz kası alanı üzerine, coğrafi bölgenin, doğum zamanının, cinsiyetin, doğum tipinin, doğum ağırlığının, ana yaşının ve sütten kesim yaşının etkisi kimi dönemlerde önemsiz, kimi dönemlerde ise farklı düzeylerde önemli (P<0,05) bulunmuştur. Verim özelliklerine ait kalıtım dereceleri Wombat programı kullanılarak analiz edilmiştir. Döl verimi, doğum ağırlığı, 60., 75., 90., 105., 120. ve 130. gün canlı ağırlık verilerine ilişkin toplam kalıtım dereceleri sırasıyla 0,30 ± 0,11; 0,94 ± 0,15; 0,19 ± 0,09; 0,29 ± 0,12; 0,33 ± 0,13; 0,49 ± 0,15; 0,23 ± 0,10 ve 0,30 ± 0,15 hesaplanmıştır. Kabuk altı yağ derinliği, göz kası derinliği, göz kası genişliği ve göz kası alanına ilişkin toplam kalıtım dereceleri sırasıyla 60. günde 0,14 ± 0,13; 0,025 ± 0,09; 0,23 ± 0,14 ve 0,15 ±0,13; 75. günde 0,22 ± 0,11; 0,18 ± 0,10; 0,87 ± 0,19 ve 0,16 ±0,11; 90. günde 0,52 ± 0,15; 0,15 ± 0,09; 0,99 ± 0,19 ve 0,09 ±0,07; 105. günde 0,18 ± 0,09; 0,09 ± 0,07; 0,30 ± 0,11 ve 0,12 ± 0,07; 120. günde 0,23 ± 0,10; 0,19 ± 0,10; 0,10 ± 0,08 ve 0,18 ± 0,09 ve 130. günde 0,04 ± 0,11; 0,23 ± 0,14; 0,10 ± 0,12 ve 0,25 ± 0,14 bulunmuştur. Kuzuların doğum ağırlığı (X1) ile 90. gün canlı ağırlığı (X2) özellikleri kullanılarak, I = 0,777 X1 + 0,386 X2; 90. gün canlı ağırlık (X1) ile 90. gün göz kası derinliği (X2) kullanılarak, I= 0,418 X1 + 0,066 X2; 90. gün canlı ağırlığı (X1) ile 90. gün kabuk altı yağ derinliği (X2) kullanılarak I = 0,238 X1 + 0,290 X2 şeklinde indeks denklemleri oluşturulmuştur. Sonuç olarak farklı çevre faktörlerinin etkilerinin bir seleksiyon programında göz önünde bulundurulması gerektiği tespit edilmiş olup, farklı özelliklerde bulunan genetik parametrelerin bu ırkta döl verimi ve büyümeyi artırma potansiyeli olduğu ve kurulan seleksiyon indekslerinin ıslahı hızlandırabileceği kanaaitine varılmıştır.
Yumurtacı tavuklarda genotip ve barındırma tipinin refah parametrelerine etkisi
Bu araştırmada yumurtacı tavuklarda genotip ve kafes tipinin yumurta verimi ile hayvan refahına etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada, yumurtacı tavuklar için geliştirilen Welfare Quality Protokol ile yumurtacı tavuk refahı değerlendirmek için geliştirilen diğer protokoller ve pek çok bilimsel araştırmalardan faydalanılmıştır. Geleneksel veya zenginleştirilebilir kafeslerde barındırılan beyaz ve kahverengi yumurtacı tavuk sürülerinde yumurtaya giriş ile 56 haftalık bir dönemde yumurta verimi, kirli ve kırık yumurta oranı ile ölüm oranı verileri kaydedilmiştir. Ayrıca bu sürülerde kış, bahar ve yaz mevsimlerinde hayvan refahını değerlendirmek üzere klinik değerlendirmeler (vücut tüy kayıpları yanı sıra ibikte yaralanma, göz, ibik, gaga, parmak ve göğüs kemiğinde anormallik ile ayak tabanında lezyonlar) yapılmıştır. Araştırmada yumurta verimi, kırık ve kirli yumurta oranı ile ölüm oranının tavukların genotipi, kafes tipi ve genotip x kafes tipi etkileşiminden önemli ölçüde etkilendiği belirlenmiştir. Beyaz yumurtacı tavuklara göre, kahverengi yumurtacı tavuklarda yumurta verimi ile baş ve boyun bölgesinde tüy kaybı, ayak tabanı lezyonları ve göğüs kemiği anormallikleri daha yüksek oranlarda tespit edilmiştir. Beyaz yumurtacı tavuklarda ise kirli ve kırık yumurta oranı, arka bölgede tüy kaybı, ibik yaralanmaları, ibik anormalliği, parmak anormalliği ve gaga anormalliği daha yüksek oralarda belirlenmiştir. Geleneksel kafeste barındırılan tavuklara göre, zenginleştirilebilir kafeste barındırılan tavuklarda yumurta verimi, kirli ve kırık yumurta oranı, ölüm oranı, baş ve boyun bölgesindeki tüy kaybı, ibikte yaralanmalar, ibik anormalliği, parmak anormalliği ve ayak taban lezyonları daha yüksek bulunmuştur. Göz, gaga ve göğüs kemiği anormalliklerinin kafes tipinden etkilenmediği belirlenmiştir. Sonuç olarak, bu araştırmada elde edilen sonuçlar yumurtacı tavuk genotiplerinin kafes tipinden farklı şekilde etkilendiği ortaya koymuştur. Tavuklarda sağlık ve refah parametrelerinin geleneksel kafeslere göre zenginleştirilebilir kafeslerde daha negatif şekilde etkilendiği sonucuna varılmıştır. Anahtar kelimeler: Genotip, kafes tipi, ölüm oranı, tavuk refahı, yumurta verimi
Kütahya koşullarında yetiştirilen holştaynların üreme ve üretim özelliklerini etkileyen genetik ve çevresel faktörlerin belirlenmesi
Kütahya ilinde özel bir işletmede yetiştirilmekte olan Holştaynlarda döl ve süt verimi özellikleri, bunlara etkili çevresel faktörler ve genetik parametrelerin tespit edilmesi için yapılan bu çalışmada 740 baş Holştayn ineğe ait kayıtlardan yararlanılmıştır. En küçük kareler analizlerinde ilkine buzağılama yaşı (İBY), gebelik başına tohumlama sayısı (GBTS), servis periyodu (SP) ve buzağılama aralığı (BA) özelliklerinin tohumlama veya buzağılama yılından önemli derecede etkilendiği tespit edilmiştir. İBY, GBTS, SP ve BA için en küçük kareler ortalamaları sırasıyla 714,47 ± 3,001 gün; 1,91 ± 0,078 adet; 111,40 ± 3,08 ve 401,06 ± 3,61 gün bulunmuştur. Servis periyodunun laktasyon süt verimini (LSV) önemli derecede etkilediği ve üçüncü laktasyonda en yüksek verime ulaşıldığı tespit edilmiştir. Laktasyon süresi (LS) sadece buzağılama yılından, kuruda kalma süresi ise laktasyon sırası ve servis periyodundan önemli (P<0,05) düzeyde etkilenmiştir. LSV, LS ve KKS için en küçük kareler ortalamalarının sırasıyla 12119 ± 131 kg, 330,17 ± 3,27 ve 69,45 ± 1,94 gün olduğu tespit edilmiştir. Farklı özelliklere ilişkin kalıtım dereceleri, genetik ve fenotipik korelasyonlar incelenmiş buzağılama aralığına ilişkin kalıtım derecesinin (0,208 ± 0,103) önemli (P<0,05) olduğu saptanmıştır. Ayrıca özellikler arasındaki genetik ve fenotipik korelasyonların seleksiyon programlarında dikkate alınması gerektiği kanaatine varılmıştır.
Anadolu ve italyan mandalarında canlı ağırlık ve bazı vücut ölçülerinin çok değişkenli istatistiksel yöntemler ile incelenmesi
Bu araştırmada Afyonkarahisar şartlarında yetiştirilen Anadolu ve İtalyan mandalarının vücut ölçüleri ile canlı ağırlık değerlerinin tahmin edilmesi amacıyla çoklu doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır. Anadolu ve İtalyan mandalarının vücut ölçüleri bakımından homojen ve heterojenliğinin belirlenmesi amacıyla aşamalı kümeleme yöntemleri kullanılmıştır. Çalışmada, Afyonkarahisar ilinde bir işletmede bulunan farklı yaşlarda 75 Anadolu ve 75 İtalyan mandasına ait vücut ölçüleri ve canlı ağırlık verileri kullanılmıştır. İtalyan mandalarında her yaş grubu için ortalama canlı ağırlık değerleri, Anadolu mandalarından yüksek bulunmuştur. Yaşa göre düzeltilmiş canlı ağırlık ortalaması Anadolu mandalarında 612,54±70,47 kg, İtalyan mandalarında ise 671,48±53,99 kg olarak bulunmuştur. Ek olarak, Anadolu mandasına ilişkin cidago yüksekliği, beden derinliği, sağrı genişliği ve canlı ağırlık ölçüleri üzerinde yaşın etkisinin farklı düzeylerde (p<0,05; p<0,001) önemli olduğu belirlenmiştir. İtalyan ırkında ise cidago yüksekliği, beden derinliği, vücut uzunluğu, sağrı genişliği, ön meme başı uzunluğu, kalça yumru genişliği ve canlı ağırlıkları üzerinde yaşın etkisi önemli bulunmuştur. Mandaların vücut ölçüleri kullanılarak yapılan canlı ağırlık tahminine ilişkin çoklu doğrusal regresyon analizi sonucuna göre; Anadolu mandalarında cidago yüksekliği, beden derinliği, vücut uzunluğu, ökçe yüksekliği ve sağrı genişliği değişkenlerinin canlı ağırlık üzerinde önemli bir etkisi olduğu belirlenmiştir. İtalyan mandalarında ise vücut uzunluğu, ön meme başı uzunluğu ve kalça yumru genişliği değişkenlerinin canlı ağırlık üzerinde önemli bir etkisi olduğu belirlenmiştir. Vücut ölçülerine göre yapılan Kümeleme analizinde aşamalı kümeleme yöntemlerinden Tam Bağlantı Kümeleme Yöntemi ve Ward Kümeleme Yöntemi 'ne ilişkin sonuçlar ve dendrogramlar incelendiğinde, Anadolu mandaları 5, İtalyan mandaları ise 2 kümeye ayrıldığı görülmüştür. Uygulanan aşamalı kümeleme yöntemlerine ilişkin bulgular, Anadolu mandalarının İtalyan mandalarına göre vücut ölçüleri açısından daha heterojen bir yapıda olduğu belirlenmiştir.
Balıkesir koşullarında yetiştirilen pırlak kuzuların canlı ağırlık ve vücut ölçülerini etkileyen çevresel faktörlerin belirlenmesi
Bu çalışmada, Balıkesir koşullarında yetiştirilen Pırlak kuzuların altı aylık yaşa kadar çeşitli dönemlerdeki canlı ağırlık ve vücut ölçüleri ile bu parametrelere etki eden çevre faktörlerinin saptanması ve bu sonuçlardan faydalanma olanaklarının araştırılması hedeflenmiştir. Çalışmanın materyalini Balıkesir'de bulunan bir koyunculuk işletmesinde yetiştirilen Pırlak ırkı 81 baş koyun ve 7 baş koçtan 2020–2021 doğum sezonunda elde edilen 104 baş kuzu oluşturmuştur. Bunların doğum, sütten kesim ve altıncı ay canlı ağırlıkları ile sütten kesim ve altıncı ay cidago yüksekliği, vücut uzunluğu, göğüs derinliği, göğüs genişliği, sağrı genişliği, sağrı uzunluğu, göğüs çevresi ve incik çevresi ölçümleri alınmıştır. Bu canlı ağırlık ve vücut ölçülerine doğum mevsimi, doğum tipi, cinsiyet ve ana yaşının etkisi istatistiki olarak önemli olmuştur (P<0,05). Doğum, sütten kesim ve altıncı ay canlı ağırlıkları 4,799±0,058; 30,326±0,469 ve 50,383±0,422 kg; sütten kesim ve altıncı ay vücut ölçüleri ise, cidago yüksekliğinde 53,642±0,321 ve 61,708±0,295 cm; vücut uzunluğunda 53,994±0,391 ve 63,661 ±0,319 cm; göğüs derinliğinde 22,851±0,261 ve 29,175±0,165 cm; göğüs genişliğinde 15,793±0,171 ve 19,977±0,189 cm; sağrı genişliğinde 13,989±0,158 ve 18,287±0,169 cm; sağrı uzunluğunda 19,111±0,168 ve 23,079±0,145 cm; göğüs çevresinde 68,322±0,635 ve 85,882±0,514 cm; incik çevresinde 9,310±0,081 ve 11,009±0,078 cm olarak bulunmuş ve Minitab 18 istatistik programının GLM opsiyonu ile analize tabi tutulmuştur. Bu çalışmada canlı ağırlık ve vücut ölçüleri incelenmiş ve kimi çevre faktörlerinin farklı düzeylerde istatistiki öneme sahip olduğu belirlenmiştir. Bu çevre faktörlerinin Balıkesir şartlarında yetiştirilen Pırlaklarda uygulanacak bir seleksiyon programında göz önünde bulundurulması gerektiği kanaatine varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Balıkesir, Canlı Ağırlık, Koyun, Pırlak, Vücut Ölçüsü.
Konkur atlarında canlı ağırlık, vücut ölçüleri, hastalık insidansı, yaşama gücü ve döl verimini etkileyen faktörler
Bu araştırma Gemlik Askeri Veteriner Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanlığı'ndaki konkur atlarında döl verimi, büyüme, hastalık insidansı ve yaşama gücü ile bu özellikleri etkileyen faktörleri belirlemek amacıyla yapılmıştır.Araştırmanın hayvan materyalini kurumda 2002-2009 yılları arasında konkur atı olarak yetiştirilen (KWPN, Belçika Sıcakkanlısı, Hanover, Holstein, İngiliz, İrlanda, Sell France ve Friesian) 42 baş kısrak ile bunların 118 baş tayına ait ölçüm ve kayıtları oluşturmuştur.KWPN, diğer ve Friesian ırkı atlarda gebelik süresi sırasıyla; 329,19 + 2,68; 333,54 + 2,54 ve 326,04 + 1,41 gün bulunmuştur. Gebelik süresine ırk, yaş, doğum ayı ve cinsiyetin etkisi önemsiz olmuştur (P>0,05). KWPN, diğer ve Friesian ırkı atlarda gebelik oranı %90,9; 80,0 ve 85,7; doğum oranı ise aynı sıra ile 77,3; 60,0 ve 71,4 olarak tespit edilmiştir.Ayağa kalkma süresi; KWPN, diğer ve Friesian taylarda sırasıyla; 51,99 + 5,66; 47,82 + 6,14 ve 57,20 + 5,43 dk olarak hesaplanmış olup 15 yaş ve üzeri kısraklardan doğan taylarda ayağa kalkma süresi diğerlerine göre önemli düzeyde (P<0,01) uzun bulunmuştur. KWPN taylarda doğum ağırlığı ortalaması 58,13 + 1,63 kg tespit edilmiştir.Taylarda büyümenin göstergesi olan canlı ağırlık ve vücut ölçülerine ait hesaplamalarda yılın ve cinsiyetin etkisi çeşitli dönemlerde farklı düzeylerde önemli bulunmuştur (P<0,05; P<0,01; P<0,001).Hastalık insidansı 12 aylık yaşta KWPN, diğer ve Friesian tayların erkeklerinde sırasıyla %32,1; 77,8 ve 100,0; dişilerinde %81,5; 73,3 ve 53,8'dir.KWPN, diğer ve Friesian taylarda yaşama gücü erkeklerde sırasıyla; %96,4; 100,0 ve 82,4; dişilerde; %88,9; 86,7 ve 100,0'dür.Sonuç olarak kurumdaki konkur atlarının büyüme ve döl verim özelliklerinin iyi düzeyde olduğu söylenebilir. Taylarda hastalık insidansının azaltılması için bakım, besleme ve aşılama programları iyileştirilmelidir.Anahtar Sözcükler: Spor atı, büyüme, döl verimi, hastalık insidansı, yaşama gücü.
Koyunlarda kırkım öncesi c vitamini ve humik asit uygulamasının kırkım stresini azaltmasındaki etkisinin incelenmesi
Bu çalışma; Kırkım stresi üzerine Vitamin C ve Humik asit maddelerinin etkisi araştırılmak üzere, Afyon Kocatepe Üniversitesi Hayvancılık Uygulama ve Araştırma Merkezinde (KÜHAM) yetişen 16 aylık yaşta, ortalama 35 kg ağırlıkta, 45 baş Pırlak ırkı dişi toklular üzerinde yapılmıştır. Araştırmada; rastgele seçilmiş, 15'er baş toklunun yer aldığı 3 deneme grubu oluşturulmuştur. Çalışma süresince tüm gruplar aynı çevre ve bakım besleme şartlarına tabi tutulmuşlardır. Kontrol grubuna 10 cc serum fizyolojik, Vit. C grubuna % 20?lik 10 cc vit C, Humik asit grubuna ise %15 lik 10 cc Humik asit enjektör yardımı ile oral yoldan 14 gün boyunca günde bir kez sabah saatlerinde verilmiştir. Kırkım günü sabah saatlerinde tüm gruplara son kez fizyolojik tuzlu su Vit C ve Humik asit uygulaması yapılmıştır. Kırkım işlemi öncesi tüm gruplardan rastgele seçilen bireylerden fizyolojik stres parametreleri rektal ısı, nabız ve solunum sayıları ölçülüp kayıt altına alınmış, biyokimyasal stres parametrelerinden ise GSH, MDA, Kortizol, NEFA ve TAS değerlerinin tespiti amacı ile vena jugularisten kan numuneleri alınmıştır. Kırkım işlemi bitiminden toklular 20 dakika dinlendirilmiş ve yine aynı parametreler kırkım sonrası tekrar ölçülerek kayıt altına alınmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara bakıldığında; kırkım öncesi ve sonrası değerlendirmelerde bütün gruplarda nabız ve solunum sayısının yanı sıra Kortizol ve NEFA düzeylerinin de önemli derecede artması (P<0,001) kırkım işleminin bütün toklularda hem fizyolojik hem de metabolik olarak strese neden olduğunu göstermektedir. Elde edilen veriler doğrultusunda kırkım sonrasında en yüksek değişim % 170,50 ile Kortizol de olur iken en düşük değişim % 0,301 ile rektal ısıda gerçekleşmiştir. Kırkımdan hemen sonra kan NEFA seviyesinin kısa süre içerisinde yükselmiş olması, kırkım esnasında toklularda yoğun bir yağ mobilizasyonunun şekillendiğini göstermektedir Sonuç olarak; Rasyona Humik asit ve Vitamin C ilavesi; kırkım stresi üzerine birtakım metabolik farklılıklar oluşturmakla birlikte özellikle C vitamininin kırkım stresine bağlı yağ mobilizasyonunu önlemede etkin olduğu gözlenmiştir. C vitamininin yağ metabolizması üzerine göstermiş olduğu bu etki, yeni çalışmalarla kapsamlı bir şekilde araştırılmalıdır. Anahtar Sözcükler: C Vitamini, Humik Asit, Kırkım Stresi, Koyun, Pırlak
Belirli çevre faktörleri ve akrabalı yetiştirmenin yerli kara sığırların farklı vücut ölçüleri üzerine etkileri
Bu araştırmada Lalahan Hayvancılık Merkez Araştırma Enstitüsünde Yerli Gen Kaynaklarını Koruma Projesi kapsamında yetiştirilen 143 Yerli Karaya ait vücut ölçülerine farklı çevre faktörleri ve akrabalı yetiştirme katsayısının etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır.Araştırmada akrabalı yetiştirme katsayısı 0,0133 bulunmuştur. Doğumda ortalama canlı ağırlık 16,972±0,769 kg., incik çevresi 9,497±0,162 cm., göğüs çevresi 59,272±1,020 cm., beden uzunluğu 53,604±1,025 cm. ve cidago yüksekliği 54,829±0,909 cm. bulunmuştur. Aynı ölçüler sırasıyla üç aylıkta 68,179±3,745 kg., 11,792±0,291 cm., 92,018±2,372 cm., 80,641±1,701 cm. ve 75,529±1,377 cm., altı aylıkta 110,328±5,833 kg., 14,579±0,465 cm., 112,041±2,932 cm., 96,060±1,979 cm. ve 87,050±1,912 cm., oniki aylıkta 184,574±9,119 kg., 16,847±0,560 cm., 130,328±3,804 cm., 112,437±3,459 cm. ve 99,980±1,834 cm. olarak belirlenmişlerdir.Varyans analizlerinde doğum yılının yeni doğanlarda doğum ağırlığı ve incik çevresini, üç aylıklarda incik çevresini üç, altı ve oniki aylıklarda göğüs çevresi ve beden uzunluğunu, oniki aylıklarda ise sadece canlı ağırlığı önemli (P<0,05) etkilediği saptanmıştır. Doğum mevsimi yeni doğanlarda doğum ağırlığı, ve oniki aylıklarda göğüs çevresini önemli (P<0,05) etkilemiştir. Ananın laktasyon sırasının yeni doğanlarda doğum ağırlığı, incik çevresi ve cidago yüksekliğini üç aylıkta canlı ağırlık ve incik çevresini, altı aylıkta incik ve göğüs çevresini, oniki aylıkta ise hem canlı ağırlık hem de incik ve göğüs çevrelerini önemli (P<0,05) etkilediği saptanmıştır. Cinsiyetin ise yeni doğanlarda doğum ağırlığı ve incik çevresini, altı aylıklarda da incik çevresini etkilediği tespit edilmiştir. Akrabalı yetiştirme üç aylık buzağılarda incik çevresini, altı aylıklarda sadece incik çevresini, oniki aylıklarda ise hem canlı ağırlık hem de incik ve göğüs çevrelerini etkilemiştir (P<0,05).Sonuç olarak, doğum yılı, doğum mevsimi ananın laktasyon sırasın ve akrabalı yetiştirmenin, beden ölçülerine yönelik bir seleksiyon çalışmasında göz önünde bulundurulması gerektiği kanaatine varılmıştır.Anahtar kelimeler: Yerli Kara, vücut ölçüleri, akrabalık
Broilerlerde farklı altlık tipleri ve yerleşim sıklığı arasındaki ilişkilerin incelenmesi
Bu çalışma, farklı altlık tipleri ve yerleşim sıklıkları arasındaki ilişki incelenerek, etlik piliç yetiştiriciliğinde altlık malzemesi ve yerleşim sıklığının belirlenmesinde alternatif arayışlarına ışık tutulması amacıyla yapılmıştır.Araştırmada, 432 adet günlük Ross 308 hibrit civciv kullanılmıştır. Araştırmada gruplar altlık ve yerleşim sıklığı dikkate alınarak 3x3x3 faktöriyel düzeninde oluşturulmuştur. Altlık materyali olarak yonga talaşı, çeltik kavuzu ve kuru yonca otu kullanılmış, yerleşim sıklığı olarak ise metrekareye sırasıyla 13, 16 ve 19 adet etlik piliç hesap edilerek düzenlenmiştir. Araştırma 42 gün sürmüş ve etlik piliçler 0-21 günler arasında etlik civciv başlangıç yemi ve 21-42 günler arasında ise etlik piliç büyütme yemi ile beslenmişlerdir.Yerleşim sıklığı ve altlık tipine göre canlı ağırlık tartımları çalışmanın başlangıcında, 21. ve 42. günlerde yapılmıştır. Canlı ağırlık araştırmanın başlangıcında sadece yerleşim sıklığı 16 piliç /m2 ve altlık materyali olarak da yonga talaşı kullanılan grupta diğer gruplara göre tesadüfen daha küçük bulunmuştur (P<0,05). Canlı ağırlık ortalamaları 21. günde yerleşim sıklığı 19 piliç /m2 olan grupta her üç altlık materyali için de diğer gruplara göre daha düşük bulunmuştur (P<0,05). Yerleşim sıklığı 13 piliç /m2 ve 16 piliç /m2 olan gruplarda 21. gün canlı ağırlıkları her üç altlık tipinde de birbirinden farklı bulunmamıştır. 42. gün canlı ağırlıklar yerleşim sıklığı 19 piliç /m2 olan grupta her üç altlık grubu için de diğerlerine göre düşük çıkmıştır (P<0,05).Yem tüketimlerinde 42 günlük yetiştirme dönemi sonunda gruplar arasında farklılık bulunmamıştır. Araştırma sonunda 13 piliç /m2, 16 piliç /m2, 19 piliç /m2 yerleşim sıklığı olan ve altlık malzemesi olarak yonga talaşı, çeltik kavuzu ve kuru yonca otu kullanılan gruplarda yemden yararlanma oranları (YYO) sırasıyla 2,09±0,04, 2,02±0,03, 2,09±0,02, 2,39±0,03, 2,18±0,09, 2,30±0,07, 2,86±0.05, 2,64±0.05, 2,74±0.17 olarak tespit edilmiştir. Yerleşim sıklığı 16 piliç /m2 ve 19 piliç /m2 olan gruplarda çeltik kavuzu kullanılan grupların YY oranları yonga talaşı kullanılan grupların YY oranlarından önemli derecede düşük bulunmuştur (P<0,05).Ölüm rakamlarında altlık grupları ve yoğunluk grupları arasındaki farklılıklar önemli bulunmamıştırTaban yastığı nekrozu insidensi yerleşim sıklığı 13 piliç /m2 ve 16 piliç /m2 olan gruplarda altlık malzemesi olarak kuru yonca otu kullanılan gruplarda yonga talaşı ve çeltik kavuzu kullanılan gruplara göre önemli oranda yüksek bulunmuştur (P<0,05). Altlık malzemesi olarak çeltik kavuzu kullanılan gruplarda taban yastığı nekrozu insidensi yerleşim sıklığı 19 piliç /m2 olan grupta diğer iki yerleşim sıklığı gruplarına göre önemli derecede yüksek bulunmuştur (P<0,05).Araştırma sonunda grupların hiç birinde göğüste kabarcık (breast blister) oluşumuna rastlanmamıştır.Sonuç olarak etlik piliçlerin hızlı bir gelişim gösterebilmelerinin yanında karkas kusurlarının oluşmaması ve daha karlı bir üretim yapılabilmesi için kümes içinde yerleşim sıklığının 16 piliç/m2 nin üzerine çıkarılmamasının ve altlık malzemesi olarak da çeltik kavuzu veya yonga talaşı kullanılmasının tavsiye edilebileceği kanısına varılmıştır.
Afyonkarahisar ilinde yetiştirilen siyah alaca ineklerin süt ve döl verimleri üzerine farklı çevre faktörlerinin etkisi
Bu araştırma, Afyonkarahisar'da mevsimin de dahil olduğu farklı çevre şartlarının Siyah Alaca ırkının süt ve döl verimi özelliklerine etkisini ortaya koymak, bu özellikler bakımından ırkın yetiştiriciliğinin Afyonkarahisar şartlarında ne derecede başarılı olduğunu tespit etmek ve Holştayn yetiştiriciliğine ışık tutmak amacıyla yapılmıştır. Araştırmada; süt verimi, laktasyon süresi gibi süt üretim özellikleri ile servis periyodu, buzağılama aralığı, gebelik süresi, bir gebelik için tohumlama sayısı gibi döl verimi özelliklerine işletme, laktasyon sırası, buzağılama mevsimi, yaş ve yılın etkisi incelenmiştirAraştırma materyalini, Afyonkarahisar ili, Bolvadin ilçesinde bulunan ve aynı havza içerisine yerleşmiş, 3 adet büyük işletmede yetiştirilen ve Afyonkarahisar ili Holstein ırkı damızlık sığır yetiştiricileri birliğine kayıtlı, 2003 doğumlu 175 baş sağmal ineğe ait 2005 ve 2006 yılları süt ve döl verim kayıtları oluşturmuştur.Araştırmamızda 305 günlük süt verimi, laktasyon süresi, kuru dönem, ilkine gebe kalma yaşı, ilkine buzağılama yaşı, servis periyodu, buzağılama aralığı, gebelik süresi ve gebelik başına tohumlama sayısı genel ortalamaları sırasıyla 6884,111 ± 162,880 kg, 358,571 ± 9,053 gün, 66,69 ± 2,43 gün, 17,13 ± 0,22 ay, 26,17 ± 0,22 ay, 146,519 ± 10,030 gün, 424,804 ± 9,898 gün, 274,026 ± 0,630 gün ve 1,317 ± 0,089 tespit edilmiştirAraştırma sonucunda 305 günlük süt verimine işletme gruplarının ve buzağılama yaşının etkisi önemli (P<0,05), laktasyon sırası, buzağılama mevsimi ve yılın etkisi önemsiz bulunmuştur. Laktasyon süresine, işletmenin etkisi önemli (P<0,001), laktasyon sırası, buzağılama mevsimi, yaşı ve yılın etkisi ise önemsiz tespit edilmiştirServis periyodu bakımından işletme grupları arasındaki farklar önemli (P<0,05), laktasyon sırası, buzağılama mevsimi, yaşı ve yılının etkisi ise önemsiz bulunmuştur. Buzağılama aralığı bakımından mevsim ortalamalarındaki farklar önemli (P<0,05), işletme, laktasyon sırası, buzağılama yaşı ve yıl ortalamaları arasındaki farklar ise önemsiz tespit edilmiştirGebelik süresi bakımından mevsim grup ortalamaları arasındaki farklar önemli (P<0,05), işletme, laktasyon sırası, buzağılama yaşı ve yılının etkisi ise önemsiz bulunmuştur. Bir gebelik için tohumlama sayısı bakımından işletme, laktasyon sırası, buzağılama yaşı ve buzağılama yılı gruplarında önemli (P<0,05), buzağılama mevsiminde ise önemsiz farklar tespit edilmiştirSonuç olarak, farklı çevre faktörlerinin incelenen çoğu süt ve döl verimi özellikleri üzerinde önemli etkisinin olduğu gözlenmiştir. Ancak, incelenen bazı döl verim özellikleri yönünden optimum değerlerden uzaklaşılması, işletmelerde sürü idaresindeki problemlerin varlığını düşündürmektedir. Buna göre Afyonkarahisar ili Siyah Alaca sığır yetiştiriciliğine uygun bulunmuş olup, yetiştiricilerin sürü idaresi konusunda bilgi düzeylerinin arttırılması ile de problemlerin ortadan kaldırılabileceği ve il hayvancılığının daha da iyiye gidebileceği kanaatine varılmıştır.Anahtar Sözcükler : Afyonkarahisar, Çevresel Faktörler, Döl Verimi, Siyah Alaca, Süt Verimi.
Orta Anadolu Merinosu koyunlarında verim özelliklerinin genetik ilerlemesinin değerlendirilmesi
Bu çalışmada, Orta Anadolu Merinosu (OAM) koyunlarında temel büyüme ve verimlilik özelliklerine ilişkin genetik parametreler, eğilimler ve kazanımlar, on yıllık performans ve soy kütüğü kayıtları (2013–2023; n = 13.920) kullanılarak nicel olarak değerlendirilmiştir. Analiz edilen özellikler doğum ağırlığı (DA), sütten kesim ağırlığı (SKA), günlük canlı ağırlık artışı (GCAA) ve Kleiber oranı (KO) olmuştur. Veri temizliği ve soy kütüğü doğrulamasının ardından, varyans kovaryans bileşenleri, doğrudan ve ana kaynaklı eklemeli etkileri içeren çok değişkenli hayvan modelleriyle, REML yöntemi (WOMBAT yazılımı) kullanılarak tahmin edilmiştir. Sabit etkiler (yıl, cinsiyet, doğum tipi, ana yaşı) R programında belirlenmiştir. Kalıtım derecesi (h²) tahminleri, özelliklerin orta düzeyde genetik kontrol altında olduğunu göstermiştir: DA = 0,408, SKA = 0,365, GCAA = 0,366 ve KO = 0,385. Ana kaynaklı varyans, tüm özelliklerde anlamlı bir katkı sağlamış ve özellikle KO için doğrudan varyansla karşılaştırılabilir düzeyde bulunmuştur; bu durum, maternal etkilerin önemini vurgulamaktadır. Genetik korelasyonlar, SKA ile GCAA arasında çok güçlü pozitif bir ilişki (rₐ = 0,994) ve KO'nın hem SKA (0,674) hem de GCAA (0,685) ile orta-yüksek düzeyde ilişkili olduğunu göstermiştir. DA ise doğum sonrası özelliklerle zayıf ve hafif negatif korelasyonlar göstermiştir; bu da büyük ölçüde farklı genetik kontrol mekanizmalarının etkili olduğunu düşündürmektedir. Genetik eğilim analizleri, özellikle 2015 yılından itibaren belirgin pozitif artış eğilimleri göstermiştir. 2013–2023 yılları arasında toplam genetik ilerleme SKA için anlamlı düzeyde pozitif olmuştur (+0,401 kg, +0,040 kg·yıl⁻¹) ve GCAA için de artış yönlü bulunmuştur (+0,051 kg, +0,005 kg·yıl⁻¹). Buna karşılık KO'da azalma (−0,255 birim, −0,026 birim·yıl⁻¹) ve DA'da hafif bir düşüş (−0.058 kg, −0.006 kg·yıl⁻¹) gözlenmiştir. 2022 yılı civarında görülen kısa süreli düşüş, daha küçük örneklem (n = 850) ve muhtemel çevresel dalgalanmalardan kaynaklanmıştır. Sonuç olarak, SKA ve GCAA pozitif, KO ise dengeleyici pozitif ağırlık veren çoklu özellik seleksiyon indeksi; büyüme ile yem verimliliğini uyumlu hale getirerek OAM sürülerinde uzun vadeli genetik, ekonomik ve çevresel sürdürülebilirliği artırabilir.
Kedilerde aşırı kiloluluk veya obezite prevalansının ve risk faktörlerinin değerlendirilmesi
Obezite enerji alımının enerji harcanmasından daha fazla olması sonucu meydana gelen ve kedilerde en sık rastlanan multifaktöriyel beslenme bozukluğudur. Bu araştırma kedilerde görülen aşırı kiloluluk veya obezite ile ilişkili risk faktörlerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Çorum ili ve çevresinde bulunan veteriner kliniklerine getirilen 513 adet kedi üzerinde yapılan çalışmada hayvan sahibi ve kedinin demografik özellikleri, kedinin yaşadığı çevre özellikleri, kediye verilen mama çeşidi, mama miktarı ve öğün sıklığı, veteriner hekimleri ziyaret sıklığı, canlı ağırlık kontrolünün yapılıp yapılmadığı, kediyle birlikte oynanan oyun veya egzersizin süre ve frekansı ile ilgili anket soruları hayvan sahibine yöneltilmiştir. Kedilerin ırkı, yaşı, cinsiyeti, kısırlaştırılma durumu ve kondisyon skorları veteriner hekimler tarafından tespit edilerek kaydedilmiştir. Tek değişkenli lojistik regresyon analizinin ardından çalışmada incelenen değişkenler arasında en önemli risk faktörünü belirlemek için çok değişkenli lojistik regresyon analizi yapılmıştır. Veri setinin istatistiksel analizi sonucunda VKS 5'in en yaygın görülen kondisyon skoru olduğu (%48,7), aşırı kilolu veya obez kedi oranının (VKS ≥ 6) %37,1 olduğu belirlenmiştir. Çok değişkenli lojistik regresyon analizi sonucunda aşırı kiloluluk veya obezite oluşumunda kedinin yaş, ırk, cinsiyet, kısırlaştırma durumu, oyun- egzersiz uygulamalarının önemli risk faktörü olduğu belirlenmiştir. As a result of the statistical analysis of the data set, it was determined that BCS 5 was the most common condition score (48.7%), and the rate of overweight or obese cats (BCS ≥ 6) was 37.1%. Sonuç olarak olgun yaşta, erkek cinsiyette, kısırlaştırılmış ve oyun- egzersiz süre ve sıklığı az olan özellikle British ırkı kedilerin diğer kedilere göre riskin önemli derecede arttığı belirlenmiştir. Bu özellikleri taşıyan kedilerin enerji alımına dikkat edilmesi, enerji harcayıcı aktiviteler yapılması ile ilgili kedi sahiplerinin bilinçlendirilmesi önerilmektedir. Anahtar Sözcükler: Aşırı kiloluluk, Cinsiyet, Kedi, Kısırlaştırma, Obezite.
Bazı kültür ve yerli sığır ırklarında leptin geni polimorfizmlerinin belirlenmesi ve süt verimi ile bileşimi üzerine etkileri
Bu çalışma, Türkiye'de yetiştirilen kültür (Holştayn, Esmer ve Jersey) ve yerli (Yerli Kara ve Doğu Anadolu Kırmızısı) sığır ırklarında leptin geni polimorfizmlerinin belirlenmesi, polimorfizmler yönünden genotip ve allel frekanslarının tespit edilmesi ve polimorfizmlerin süt verimi ile bileşimi üzerine etkilerinin ortaya çıkartılması amacıyla yapılmıştır.Bu amaçla, Holştayn, Esmer, Jersey, Yerli Kara ve Doğu Anadolu Kırmızısı ırkı sığırlardan toplam 480 adet kan ve süt örneği toplanmış, ayrıca kültür ırk sığırların (Holştayn, Esmer ve Jersey) verim kayıtları da temin edilmiştir. Toplanan süt örneklerinden sütün protein, yağ, laktoz, mineral madde, yağsız kuru madde oranı ve yoğunluğu tespit edilmiştir. Kan örneklerinden DNA izole edildikten sonra leptin geni ekzon 2, intron 2 ve ekzon 3 bölgelerindeki sırasıyla C1180T, C2059T-A2584G ve C3100T polimorfizmleri PCR-RFLP tekniği ile belirlenmiştir. Hayvanların polimorfizmler yönünden belirlenen genotipleri ile süt verim kayıtları ve süt bileşimi değerleri arasındaki ilişki istatistiksel yöntemlerle değerlendirilmiştir.Allel frekansları; C1180T polimorfizmi yönünden Holştayn ırkında C=0.625, T=0.375, Esmer ırkta C=0.625, T=0.375, Jersey ırkında C=0.539, T=0.461, Yerli Kara ırkında C=0.560, T=0.440 ve Doğu Anadolu Kırmızısı ırkında C=0.600, T=0.400; C2059T/A2584G polimorfizmleri yönünden Holştayn ırkında A=0.822, B=0.084, C=0.094, Esmer ırkta A=0.675, B=0.271, C=0.104, Jersey ırkında A=0.811, B=0.189, C=0.000, Yerli Kara ırkında A=0.720, B=0.220, C=0.060 ve Doğu Anadolu Kırmızısı ırkında A=0.714, B=0.271, C=0.014; C3100T polimorfizmi yönünden Holştayn ırkında C=0.653, T=0.347, Esmer ırkta C=0.908, T=0.092, Jersey ırkında C=0.654, T=0.346, Yerli Kara ırkında C=0.880, T=0.120 ve Doğu Anadolu Kırmızısı ırkında C=0.900, T=0.100 olarak tespit edilmiştir.C1180T polimorfizminin Holştayn ve Jersey ırklarında 100 günlük süt verimine etkisi istatistiksel olarak önemli bulunurken (P<0.05), 200 günlük süt verimine etkisi P<0.1 düzeyinde bulunmuştur. Esmer ırkta ise 100 günlük süt verimine etkisi P<0.1 düzeyinde bulunmuştur. C1180T polimorfizmi T allelinin süt bileşiminde önemli bir değişikliğe neden olmaksızın laktasyonun erken döneminde süt verimini arttırdığı tespit edilmiştir (P<0.05). C2059T/A2584G ve C3100T polimorfizmlerinin süt verimi ve bileşimi üzerine etkileri istatistiksel olarak önemli bulunmazken, C3100T polimorfizmi T alleli ve C2059T/A2584G polimorfizmleri C allelinin süt verimini yükseltme eğiliminde olduğu tespit edilmiştir.Sonuçta, leptin geni C1180T polimorfizminin laktasyonun erken döneminde süt verimi üzerine etkisi istatistiksel olarak önemli bulunmuştur (P<0.05). C1180T polimorfizmi ile süt verimi arasındaki ilişki C1180T polimorfizminin marker destekli seleksiyon gibi genotipik seleksiyon uygulamalarında yararlı bir marker olarak kullanılabileceğini ortaya koymuştur. C1180T polimorfizmi yönünden T allelinin seleksiyonu süt veriminin arttırılması yönünde önemli bir ekonomik avantaj sağlayacaktır.
Farklı yetiştirme sistemlerinin halkalı sülünlerde (Phasianus Colchicus) yumurta verimi, kuluçka ve yumurta kalite özellikleri üzerine etkisi
Bu araştırma entansif şartlarda farklı yetiştirme sistemlerinde yetiştirilen sülünlerin yumurta verimi ile kuluçka ve yumurta kalite özelliklerini farklı yaş dönemlerinde tespit etmek amacıyla yapılmıştır. Bu amaç için serbest, çiftleştirme kafeslerinde ve grup kafeslerinde yetiştirilen sülün grupları oluşturulmuştur. Sülünler serbest sistemde 12 erkek: 60 dişi oranında yerde; çiftleştirme kafeslerinde 1 erkek: 4 dişi, 1 erkek: 5 dişi, 1 erkek: 6 dişi sülün ve grup kafeslerinde 4 erkek: 16 dişi, 4 erkek: 20 dişi, 4 erkek: 24 dişi sülün olacak şekilde yerleştirilmiştir.Çalışma süresince tüm gruplardaki sülünlere 16 saat aydınlatma programı uygulanmıştır. Çalışma 36-40, 41-44, 45-48 ve 49-53 hafta yaş dönemleri olmak üzere toplam 126 gün sürdürülmüştür.Serbest sistemden elde edilen yumurtaların; yumurta verimi, kırık yumurta oranı, kuluçka özelliklerinden kuluçka randımanı, döllülük oranı, çıkım gücü değerleri sırasıyla; %29.10, %12.38, %43.35-54.04, %49.84-59.35, %56.71-68.40 olarak tespit edilmiştir. Çiftleştirme kafeslerinde aynı sırayla %38.54, %4.41, %51.72-57.93, %56.99-64.04, %64.81- 78.46 olarak elde edilmiştir. Grup kafeslerinden aynı sırayla; %40.52, %5.96, %50.59- 54.99, %55.63-60.15, %61.30-74.50 olarak belirlenmiştir.Yumurta verimi ve kuluçka özellikleri bakımından; yumurta verimi açısından çiftleşme ve grup kafesleri yüksek (P<0.05); kırık yumurta oranı serbest sistemde yüksek (P<0.05); kuluçka randımanı, döllülük ve çıkım gücü ise çiftleşme kafesinde (özellikle 1:5 erkek-dişi) yüksek (P<0.05 ve P<0.01) bulunmuştur. Tüm gruplarda yaşla birlikte kuluçka randımanı, döllülük oranı, çıkım gücü değerleri artış göstermiştir.Serbest sistemden elde edilen yumurtaların kalite özelliklerinden yumurta ağırlığı, kabuk ağırlığı, kabuk kalınlığı, şekil indeksi, sarı ağırlığı, ak ağırlığı, sarı indeksi, ak indeksi, Haugh birimi değerleri sırasıyla; 29.34-32.63 g, 2.18-2.45 g, 0.222-2.200 mm, %80.51-77.46, 9.44-11.09 g, 16.06-18.94 g, %49.53-42.44, %1.23-1.68, 80.60-77.70 bulunmuştur. Çiftleştirme kafeslerinden aynı değerler sırasıyla; 29.80-32.99 g, 2.96-3.37 g, 0.288-0.230 mm, %81.46-78.89, 9.16-10.50 g, 14.82-17.36 g, %48.23-40.87, %1.55-1.84, 82.23-80.60 elde edilmiştir. Grup kafeslerinde ise yine aynı sırayla; 28.67- 31.85 g, 2.45-2.86 g, 0.264-0.215 mm, %80.28-77.91, 9.25-10.01 g, 15.19-18.18 g, %46.42-40.80, %1.45-1.75, 81.25-78.55 olarak tespit edilmiştir.Yumurta kalite özellikleri bakımından; yumurta ağırlığı, kabuk ağırlığı ve kalınlığı çiftleşme kafeslerinde yüksek (P<0.05, P<0.01, P<0.001); şekil indeksi (yalnızca 36-40 hafta yaş dönemi) grup kafeslerinde en düşük (P<0.01); sarı ağırlığı ve ak ağırlığı serbest sistemde yüksek (P<0.05, P<0.01, P<0.001); sarı indeksi (sadece 41-44 hafta yaş döneminde) serbest sistemde yüksek (P<0.05); ak indeksi ve Haugh birimi çiftleşme kafeslerinde yüksek (P<0.001 ve P<0.01) olarak bulunmuştur. Yaşla birlikte tüm gruplarda yumurta ağırlığı, ak indeksi, kabuk ağırlığı, sarı ve ak ağırlıkları değerleri artış gösterirken (P<0.01 ve P<0.001); kabuk kalınlığı, Haugh birimi, sarı indeksi ve şekil indeksi değerleri azalma (P<0.05, P<0.01, P<0.001) göstermiştir.Bu araştırmada sülünlerin serbest sistemde, çiftleştirme kafeslerinde veya grup kafeslerinde avantaj ve dezavantajlarıyla beraber başarılı bir biçimde yetiştirilebileceği sonucuna varılmıştır. Yetiştirme sistemlerinin maliyetlerinin farklı olacağından yetiştiricinin imkanlarına göre tercih edilmesi daha doğru olacaktır.Türkiye'de sülün yetiştiriciliğinin yaygınlaşması için yumurta verimi ve kalitesinin yanında; büyüme ve besi performanslarıyla ilgili bilimsel çalışmaların arttırılması yetiştiricilere daha sağlıklı bir yetiştirme sistem önerisi yapılabilmesi açısından gereklidir.Anahtar kelimeler: Sülün, yetiştirme sistemleri, yumurta verimi, kuluçka özellikleri, yumurta kalite özellikleri
Askorbik asitle muamele edilen bıldırcın (Coturnix coturnix japonica) yumurtalarında kuluçka sonuçları, civciv çıkım ağırlığı ve yaşama gücü
Bu araştırma, kuluçkalık bıldırcın (Coturnix coturnix japonica) yumurtalarının L-askorbik asitle muamele edilmesinin kuluçka randımanına, çıkım gücüne, embriyo ölümlerine, yumurta akı pH'sına, civciv çıkım ağırlığına ve yaşama gücüne etkisini tespit etmek amacıyla yapılmıştırÇalışmada kullanılan bıldırcın yumurtaları özel üretim yapan bir bıldırcın üretme çiftliğinden sağlanmış ve çalışmada toplam 5529 adet yumurta kullanılmıştırÇalışmada kullanılan yumurtalar üç ana gruba ayrılmıştır. Birinci gruba askorbik asit muamelesi inkubasyon başında (İB) (5 g/1 dk, 5 g/2 dk, 10 g/1 dk, 10 g/2 dk), ikinci gruba inkubasyon sırasında (İS) (5 g/1 dk, 5 g/2 dk, 10 g/1 dk ve 10 g/2 dk) yapılmış, 3. grup yumurtalar ise kontrol olarak kullanılarak dokuz grup meydana getirilmiştirKuluçka randımanı, inkubasyon başı (5 g/1 dk, 5 g/2 dk, 10 g/1 dk, 10 g/2 dk) ve inkubasyon sırasında askorbik asit muamelesi yapılmış (5 g/1 dk, 5 g/2 dk, 10 g/1 dk, 10 g/2 dk) ve kontrol gruplarda sırasıyla % 64.01, % 72.07, % 65.20, % 62.53, % 68.11, % 71.40, % 68.11, % 63.32 ve % 60.72 belirlenmiştir. İB 5 g/2 dk ile İS 5 g/1 dk, 5 g/2 dk ve 10 g/1 dk olan grupların kuluçka randımanını değişik derecelerde (P<0.01, P<0.001), İB 5 g/1 dk ile İS 5 g/1 dk, 5 g/2 dk, 10 g/2 dk grupları ise çıkım gücünü değişik derecelerde (P<0.01, P<0.001) olumlu yönde etkilediği tespit edilmiştir. Erken, orta ve geç dönem embriyo ölüm oranları sırasıyla İS 5 g/2 dk % 1.04, İS 5 g/2 dk % 1.49 ve İB 5 g/2 dk olan gruplarda % 6.73 olmuştur. Gerek İB ve gerekse İS'nda askorbik asit uygulamaları erken ve orta dönemdeki embriyo ölüm oranlarına etkide bulunurken (P<0.01, P<0.001); geç dönem embriyo ölümlerine herhangi bir etkisi tespit edilmemiştir. İnkubasyonun 5. günü (erken dönem) pH değerleri İB (5 g/2 dk, İB 10 g/2 dk ve kontrol) gruplarda sırasıyla 8.41, 8.51 ve 8.10 olarak belirlenmiş ve yumurta akı pH değerleri değişik derecelerde (P<0.01, P<0.001) olumlu yönde etkilediği tespit edilmiştir. İnkubasyonun 10. günü (orta dönem) ve 12-13. gündeki (son dönem) yumurta akı pH değeri gruplarda farklılık istatistiki olarak önemli bulunmuştur (P<0.001). Bıldırcınların altı haftalık yaşama gücü İB 10 g/1 dk ve İS 10 g/1 dk olan grupları ise değişik derecelerde (P<0.01, P<0.001) olumlu yönde etkilediği tespit edilmiştir.Sonuç olarak bıldırcın yumurtalarını inkubasyon başında ve sırasında askorbik asit ile muamelesinin kuluçka randımanını, çıkım gücünü ve yumurta akı pH'sını olumlu yönde etkilediği bunun yanında civciv çıkım ağırlıkları ve yumurta ağırlığına göre çıkım ağırlığının yüzdesini etkilemediği tespit edilmiştir. Fakat hangi solüsyon miktarı, daldırma süresi ve uygulama zamanının daha çok etkin olduğunun belirlenmesi için daha farklı solüsyon oranlarının ve daldırma sürelerinin incelendiği başka çalışmaların yapılmasının da yararlı olacağı kanaatine varılmıştır.
Kaya kekliklerinde (A. Graeca) yetiştirme sistemi, erkek dişi oranı, anaç yaşı ve ağırlığının yumurta verimi, kuluçka ve yumurta kalite özelliklerine etkisi
Bu araştırma entansif şartlarda yetiştirme sistemi, erkek dişi oranı, anaç yaşı ve ağırlığının yumurta verimi, kuluçka ve yumurta kalite özelliklerine etkisini tespit etmek amacıyla yapılmıştır.Bu amaç için keklikler çiftleştirme kafeslerine 1 erkek: 3 dişi, 1 erkek: 4 dişi, 1 erkek: 5 dişi ve grup kafeslerine 3 erkek: 9 dişi, 3 erkek: 12 dişi, 3 erkek: 15 dişi olacak şekilde yerleştirilmiştir.Çalışma, birinci (32-35 hafta), ikinci (36-39 hafta) ve üçüncü (40-43 hafta) yumurtlama yaş dönemlerinde ağır > 550 g, 500-550 g orta ve < 500 g hafif canlı ağırlık grupları oluşturularak toplam 90 gün sürdürülmüştür.Birinci, ikinci ve üçüncü yaş dönemlerinde yumurta verimi, kuluçka randımanı, döllülük oranı, yumurta ağırlığı, ak indeksi ve Haugh birimi değerleri sırasıyla, % 36.87, 41.87 ve 38.66 (P<0.05), % 82.73, 84.62 ve 80.05 (P<0.05), % 74.95, 79.84 ve 81.23 (P<0.05), 21.56 g, 22.57 g ve 23.52 g (P<0.05), % 1.45, 1.50 ve 1.58 (P<0.05), % 90.23, 87.25 ve 84.38 (P<0.05) olarak elde edilmiştir.Yumurtlama yaş dönemleri arası farklılıklar yumurta verimi, kuluçka randımanı, döllülük oranı, yumurta ağırlığı, sarı ağırlığı, ak ağırlığı, ak indeksi ve Haugh birimi değerlerinde önemli (P<0.05) bir artış görülmüştür. Kekliklerin canlı ağırlıkları artıkça yumurta verimi, yumurta ağırlığı, döllülük oranı, şekil indeksi, ak indeksi ve Haugh birimi değerlerinde artış önemli (P<0.05, P<0.01) bulunmuştur.Çiftleştirme kafeslerinde 1 erkek: 3 dişi, 1 erkek: 4 dişi, 1 erkek: 5 dişi keklik gruplarında yumurta verimi değerleri sırasıyla % 47.87, 45.78 ve 42.68 (P<0.01), yumurta ağırlığı 24.42, 22.93 ve 20.43 g (P<0.05), kuluçka randımanı % 83.57, 86.73 ve 82.81 (P<0.05) döllülük oranı %8 0.43, 82.14 ve 78.58 (P<0.05), çıkım gücü % 84.47, 85.31 ve 80.15 (P<0.05), şekil indeksi % 77.23, 74.35 ve 71.61 (P<0.05), sarı indeksi % 48.79, 46.43 ve 44.72 (P<0.05), ak indeksi % 1.51, 1.59 ve 1.67 (P<0.05), Haugh birimi 94.65, 91.59 ve 88.41 (P<0.05) olarak tespit edilmiştir.Grup kafeslerinde 3 erkek: 9 dişi, 3 erkek: 12 dişi, 3 erkek: 15 dişi keklik gruplarında yumurta verimi değerleri sırasıyla % 44.53, 43.35 ve 40.08 (P<0.05), yumurta ağırlığı 23.74, 21.86 ve 19.79 g (P<0.05), kuluçka randımanı % 84.33, 85.75, ve 80.67 (P<0.05), döllülük oranı % 79.83, 80.35 ve 75.47 (P<0.05), şekil indeksi % 74.28, 72.35 ve 70.57 (P<0.05), sarı indeksi % 46.24, 44.36 ve 42.53 (P<0.05), ak indeksi % 1.41, 1.46 ve 1.50 (P<0.05), Haugh birimi 88.69, 85.65 ve 82.26 (P<0.05) olarak tespit edilmiştir.Yetiştirme sistemlerinde dişi yoğunluğu artıkça yumurta verimi, yumurta ağırlığı, şekil indeksi, sarı ağırlığı, sarı indeksi ve Haugh birimi değerlerinde önemli (P<0.05, P<0.01) bir azalma; ak indeksi değerinde ise önemli (P<0.05) bir artış bulunmuştur.Türkiye'de keklik yetiştiriciliğinin yaygınlaşması için yumurta verimi ve kalitesinin yanında; büyüme ve besi performanslarıyla ilgili bilimsel çalışmaların arttırılması ile yetiştiricilere daha detaylı bir yetiştirme sistem önerisi yapılabilmesi açısından gereklidir.Anahtar kelimeler: Keklik, yetiştirme sistemleri, yumurtlama yaş dönemleri, canlı ağırlık, erkek dişi oranı, yumurta verimi, kuluçka ve yumurta kalite özellikleri