Institute

Institute of Health Sciences

Fırat University

354

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Archived Theses

10 Theses
Master'sOpen AccessTR

Kronik hepatit C hastalarında pyrosekanslama yöntemi ile hepatit C virusu (HCV) genotiplerinin belirlenmesi

Kronik viral hepatitler, günümüzde en önemli halk sağlığı problemlerindendir. Dünyada yaklaşık olarak 170-210 milyon kişinin Hepatit C Virusu (HCV) ile enfekte olduğu düşünülmektedir. Akut ve kronik hepatit, siroz ve hepatosellüler karsinoma gibi hastalıklar için en önemli risk faktörlerinden biri olan HCV, karaciğer hastalıklarının % 25-40 kadarından sorumludur. HCV, nükleotit dizileri birbirlerinden % 30'a kadar farklı olabilen 6 ana genotipe ve 80'den fazla subtipe ayrılmaktadır. Genotipler, HCV enfeksiyonunun nasıl seyredeceğinin öngörüsünü sağlayamaz ancak virusun genotipleri tedaviye yanıt kriteri olarak ve tedavi süresinin belirlenmesinde yol göstericidir. HCV genotiplerinin belirlenmesinde doğrudan dizi analizi, Ters Hibridizasyon, Restriction Fragment Length Polymorphism (RFLP), tipe özgü Polymerase Chain Reaction (PCR), Pyrosekanslama ve Serotiplendirme gibi yöntemler uygulanmaktadır. Bunlardan Pyrosekanslama, DNA sentezi esnasında açığa çıkan pirofosfatların saptanması esasına dayanan yeni gerçek zamanlı kantitatif dizi analizi tekniğidir. Bu tezde, Pyrosekanslama yöntemi ile Elazığ ilindeki kronik hepatit C öntanısı/tanı olan hastaların HCV genotiplerinin belirlenmesi amaçlandı. Bu çalışmaya, Kronik Hepatit C ön tanısı / tanı ile takip edilen Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi Merkez Laboratuvarına gönderilen 50 hastanın serum örnekleri dahil edildi. Anti-HCV yönünden pozitif olan bütün örneklerin HCV-RNA düzeyleri gerçek zamanlı PCR yöntemi (Taqman 48, Roche) ile araştırıldı. Örneklerden RNA izolasyonu üretici firmanın önerileri doğrultusunda otomatik izolasyon sistemi (EZ1, Qiagen) ile yapıldı. Örneklerde HCV genotip analizi Pyrosekanslama yöntemi ile belirlendi. HCV genotiplerinin 46 (% 92,0)'si genotip 1; 1 (% 2,0)'si genotip 3 olarak bulundu. Genotip 1 olarak bulunan 46 örneğin 41'i genotip 1b; 5'inin genotip 1a olduğu belirlenirken, 3'ünün alt tipi belirlenemedi. Sonuç olarak, hepatit C ile enfekte kronik hastalarda en yaygın genotipin 1b olduğu saptandı. Pyrosekanslama yöntemi ile HCV genotiplerinin belirlenmesi diğer DNA dizi analizi yöntemlerine kıyasla oldukça kısa sürmektedir. Bu durum ise rutin laboratuvarlarda uygulama kolaylığı sağlamaktadır. Pyrosekanslama yönteminin test birim fiyatı DNA dizi analizi yöntemlerinin test birim fiyatına yakın olup, ters hibridizasyon testlerine kıyasla ucuzdur. Fiyat ve süre açısından bakıldığında, tedaviye yanıt kriteri olarak ve tedavi süresinin belirlenmesinde önemli bir kriter olan HCV genotipleme için Pyrosekanslama yönteminin uygulanabileceği kanaatine varıldı. Anahtar kelimeler: Hepatit C virusu, kronik hepatit C, genotip, Pyrosekans

GenotipHepatit CHepatit C virüsü+3
Oğuzhan Hancı
Fırat University · Institute of Health Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Kronik periodontitisli hastalarda anaerob bakteriyel etkenlerin moleküler yöntemler kullanılarak belirlenmesi

Periodontitis, periodontal liflerde ve se¬mentte harabiyete, alveolar kemikte yıkı¬ma neden olan klinik bir enflamasyondur. Kronik periodontitis ise plak birikimi sonucu ortaya çıkan, dişeti enflamasyonu ve cep oluşumu ile sonlanan, periodontal ataşman ve alveol kemiği kaybıdır. Bu tezde kronik periodontitisli hastalardan alınan subgingival plak örneklerinden, anaerob bakterilerin varlığının moleküler yöntemler ile araştırılması ve bu hastalardaki bakteri sıklığı ile, periodontitisin seyrini belirlemede önemli olan, plak indeksi (Pİ), gingival indeks (Gİ) ve sondalama derinliği (SD) gibi parametreler arasında bir ilişki olup olmadığının belirlenmesi amaçlandı. Bu amaçla, 2013 yılında Elazığ Diş Hastanesi' ne başvuran kronik periodontitisli 37 ve periodontitis yönünden sağlıklı 33 bireyden, periodontal ceplere paper pointler yerleştirilerek krevikular sıvı örnekleri alındı. Daha sonra, bu örneklerden DNA izolasyonu yapıldı. Elde edilen DNA'lar Polimeraz Zincir Reaksiyonu (PCR)-Ters hibridizasyon yöntemiyle incelendi. PCR-Ters hibridizasyon sonuçlarına göre; kronik periodontitisli 37 hastada % 94 Tannerella forsythia (T. forsythia-Tf) ve Fusobacterium nucleatum (F. nucleatum-Fn), % 86 Capnocytophaga türleri (C sp), % 78 Campylobacter rectus (C. rectus-Cr), % 70 Treponema denticola (T. denticola-Td), % 56 Parvimonas micra (P. micra-Pm) ve Eikenella corrodens (E.corrodens-Ec), % 51 Porphyromonas gingivalis (P.gingivalis-Pg), % 21 Eubacterium nodatum (E.nodatum-En) ve % 16 Aggregatibacter actinomycetemcomitans (A. actinomycetemcomitans-Aa)' a rastlanmıştır. Kontrol grubunda ise, % 54 Fn , % 15 C sp, % 3 Tf ve Ec' ye rastlanmıştır. Kronik periodontitisli ve sağlıklı bireylerdeki mikroorganizmaların dağılımı incelendiğinde, iki grup arasındaki farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu belirlendi (p< 0,01, p<0,001). Pİ, Gİ ve SD değerleri bakımından her iki grup arasında istatistiksel açıdan anlamlı farklılıklar tespit edildi (p<0,001). Hastaların cep derinliği ile bakterilerin bulunma sıklıkları incelendiğinde ise, Aa, Pg, Tf, Td, Pm, Cr, Ec varlığı ile sondalama derinliği arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar olduğu tespit edilirken (p<0,05, p<0,01, p<0,001). Pi, Fn, En, C sp varlığı ile cep derinliği arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark belirlenemedi (p> 0,05). Sonuç olarak, kronik periodontitisin seyrini belirlemede önemli olan klinik parametreler ile anaerob bakteri varlığı arasında kuvvetli bir ilişkinin olduğu ve bu ilişkiyi belirlemede daha hızlı, spesifik, doğru sonuçlara kısa sürede ulaşılabilecek, PCR-Ters hibridizasyon yönteminin uygulananabileceği kanaatine varıldı.

Bakteriler-anaerobikDental plakGingiva+2
Gül Arıca
Fırat University · Institute of Health Sciences
2014
00
DoctorateOpen AccessTR

Ortaokul öğrencilerinin duruş bozuklukları ve utangaçlık ilişkisinin incelenmesi

Bu çalışmada, ortaokul öğrencilerinin duruş bozuklukları ve Utangaçlık ilişkisi incelenmiştir. Yaşamın vazgeçilmez bir unsuru olan hareket, fizyolojik ve psikolojik fonksiyonların sürdürülmesinde önemlidir. İyi bir postür beden ve ruh sağlığımızın temel taşlarındandır. İnsan vücudu kaslar ve eklemlerle birleşik kemiklerin şekillendirdiği bir oluşumdur. Bu çalışmanın evreni Ardabilde okuyan toplam 17974 öğrenciden oluşmaktadır. 378 kişi ise bu evrenin örneklemini oluşturmuştur (%5 hata oranı). İlk aşamada öğrencilerinin giriş bilgileri, Ergonomik bilgisayar programında kaydedildi. Öğrencilerin fotoğrafları ayakta üç yönlü (yandan, arkadan, önden) dijital fotoğrafçılık sistemiyle çektirildi ve fotoğraflar Ergonomik bilgisayar programıyla incelendi. Araştırmada Utangaçlık Ölçeği kullanıldı. Ölçek 44 soru ve 5 seçenekli (Asla, Nadiren, Zaman Zaman, Çoğu Zaman, Her Zaman) Likert tipi beşli derecelendirme ile anket kullanılarak değerlendirildi. Araştırmada elde edilen verilerin çözümlemesinde frekans dağılımı, yüzde, ortalama, ağırlıklı ortalama ve değişkenler arasında anlamlı/anlamsız bir farkın olup/olmadığını belirlemek amacıyla X2 testinden yararlanılmıştır. Araştırmada herhangi bir duruş bozukluğu olmayan öğrencilerin Utangaçlık düzeyi en düşük ortalaması 58.35, üst ve alt duruş bozukluğuna sahip olan öğrencilerin Utangaçlık ortalaması en yüksek 81.18 dür. Araştırmada öğrencilerin Utangaçlık ve çeşitli duruş bozukluğu arasında anlamlı bir fark olduğu söylenebilir. Herhangi bir duruş bozukluğuna sahip olmayan öğrencilerin, çeşitli duruş bozukluğu olan öğrencilerin Utangaçlık ortalamasından düşüktür. Üst ve alt duruş bozukluğu olan öğrencilerin utangaçlığı diğer gruplardan fazladır. Anahtar Kelimeler: Duruş Bozuklukları, Utangaçlık, Ortaokul, Öğrenci

DuruşUtangaçlıkÖğrenciler+1
Nader Shaygan Asl
Fırat University · Institute of Health Sciences
2014
00
DoctorateOpen AccessTR

Spor hizmetleri konusunda İran halkının belediyelerden beklentileri

Bu çalışma ileİran'daki Ardabil belediyesine bağlı halkın yerel yönetimlerden spor hizmetleri konusunda beklentilerin ortaya koymak, mevcut konularda mahalli idarelere verilen sporla ilgili görevler ışığında, belediyelerin sporla ilgili neler yapması gerektiği konusunda beklentileri belirlenmeye çalışılmıştır. Bu amaç doğrultusunda, halkın yerel yönetimlerden spor hizmetleri konusunda beklentileri konusunda öneriler geliştirilmeye çalışılmıştır. Araştırmanın ana kütlesi Ardabil belediyesi sınırları içerisinde yaşayan 420260 kişi oluşturmaktadır. Örneklem grup ise tesadüfü yöntemle seçilmiş 4700 (%1.1)katılımcıdan oluşmuştur. Araştırmanın verilerini toplamak amacıylasurvey yöntemi kullanılmıştır. Bu ankette, 3'ü demografik bilgi (cinsiyet, yaş, meslek) ve 26'sı kapalı uçlu olmak üzere, toplam 29 madde bulunmaktadır. Bu maddeler, 5'li likert tipi maddelerden oluşmuştur. Araştırmadan elde edilen verilerin çözümlemesinde frekans dağılımı, yüzde frekans, ortalamave değişkenler arasında anlamlı-anlamsız bir farkın olup-olmamasını belirlemek amacıyla X2 testinden yararlanılmıştır. Sonuç olarak, çalışmaya katılan gönüllü bireyler spor hizmetleri konusunda belediyelere büyük oranda sorumluluk vermekte olup, belediyelerin spor hizmeti götürürken, halkın ihtiyaç, beklenti ve taleplerini göz önüne alması gerektiği katılımcılar tarafından belirtilmektedir. Bireylerin büyük kısmı belediyelerin bu konuda yaptığı hizmetleri yeterli bulmazken, bu hizmetlerden yeterince faydalanamadıklarını ifade etmektedirler. Bu konuda belediyelerin tahsis ettiği kaynakların spor kulüplerine değil, herkes için spor bölümlerine tahsis edilebilir. Ayrıca, örneklem grubu, "günümüzde kent insanının doğal hareket ihtiyacının karşılanması bir problem haline gelmiştir", görüşünü savunmaktadırlar. Anahtar Kelimeler: Spor, Yerel Yönetim, Belediye, Rekreasyon İhtiyacı, Halk

RekreasyonSporSpor eğitimi+3
Masoud İmanzadeh
Fırat University · Institute of Health Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Bıldırcınlarda kurkuminin yumurta verimi ve yumurta kalitesi üzerine etkisi

Yüksek çevre sıcaklığı, kanatlılarda oksidatif strese neden olmakta ve bunun sonucunda verim ve performanslarında önemli kayıplar meydana gelmektedir. Bu sorunu gidermek için genellikle rasyona antioksidan etkili doğal ve sentetik maddeler katılmaktadır. Kurkumin, zerdeçalden (Curcuma longa) elde edilen doğal antioksidan etkili bir maddedir. Bu çalışmada, kurkuminin normal şartlarda ve yüksek çevre sıcaklıklarında beslenen bıldırcınlarda yem tüketimi, yumurta ağırlığı, yumurta verimi, yemden yararlanma oranı, yumurta kalitesi ve yumurta sarısı MDA düzeyleri üzerine olan etkileri araştırılmıştır. Araştırma, 180 adet japon bıldırcını (Coturnix coturnix japonica) üzerinde 2x3 (sıcaklık, kurkumin dozu) faktöriyel deneme düzeninde yürütülmüştür. Hayvanlar deneme süresince gün boyu kontrollü odada 22 0C (termonötral, TN grubu; TN0, TN200 ve TN400 grupları) ve 340C'de (sıcaklık stresi,SS grubu; SS0, SS200 ve SS400 grupları) günde 8 saat boyunca yüksek ısı koşullarında (9:00- 17:00 saatleri arası) tutulmuştur. Her iki ortamda da hayvanlar bazal diyet ve farklı düzeylerde kurkumin içeren (0, 200, 400 mg/kg yem) diyetlerde beslendiler. Deneme sonunda TN0, TN200, TN400, SS0, SS200, SS400 gruplarında ortalama yem tüketimleri sırası ile 30.52 g, 30.39 g, 30.57 g, 26.42 g, 27.36 g ve 28.66 g olarak; ortalama yumurta ağırlığı 11.30 g, 11.30 g, 11.32 g, 10.60 g, 10.89 g, 11.01g olarak; yemden yararlanma oranı sırası ile 3.00, 2.93, 2.89, 3.20, 3.02 ve 2.98 olarak; yumurta verimi sırası ile % 90.20, 92.03, 93.44, 78.03, 83.41 ve 87.32 olarak tespit edilmiştir. Yüksek çevre sıcaklığı bıldırcınlarda yem tüketimini, yumurta ağırlığını ve yumurta verimini önemli düzeyde düşürürken (P<0.0001), SS200 ve SS400 gruplarında bu düşüşler sınırlı düzeyde kalmıştır (P<0.0001). Benzer şekilde yüksek çevre sıcaklığı yemden yararlanma oranını düşürürken (P<0.0001), kurkumin katkısı doza bağlı olarak hem TN gruplarında hem SS gruplarında yemden yararlanmayı iyileştirmiştir (P<0.001). Yumurta kabuk kalitesine bakıldığında, yumurta ağırlığı, kabuk ağırlığı ve kabuk kalınlığı çevre sıcaklığına bağlı olarak azalırken (P<0.001), TN gruplarında kurkuminin herhangi bir etkisi gözlenmemiştir (P>0.05). Ak indeksi değerleri her iki grupta da kurkumin dozuna bağlı olarak yükselirken (P<0.05); sarı indeksi, haugh birimi ve yumurta özgül ağırlığı değerleri birbirine benzer çıkmıştır (P>0.05). Yumurta sarısı MDA değerleri TN0, TN200, TN400, SS0, SS200, SS400 gruplarında sıra ile 1.12, 1.11, 1.10, 2.39, 2.09 ve 1.93μm/ml olarak tespit edilmiştir. Serum MDA düzeyleri sıcaklık stresine bağlı olarak yükselirken (P<0.0001), kurkumin dozuna bağlı olarak düşmüştür (P<0.05). Sonuç olarak, sıcaklık stresi altındaki bıldırcınlarda kurkumin ilavesinin oksidatif stresi azalttığı, yem tüketimini ve yemden yararlanma oranını iyileştirdiği, yumurta kalitesini artırdığı sonucuna varılmıştır. Anahtar kelimeler: Bıldırcın, kurkumin, performans, yumurta kalitesi, MDA.

BıldırcınHayvan yemleriKurkumin+4
Mahmut İri
Fırat University · Institute of Health Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Elazığ merkeze bağlı acil sağlık hizmetleri istasyonları çalışanlarının durumluk/sürekli kaygı durumunun incelenmesi

Acil sağlık çalışanlarında anksiyete ve depresif bozuklukların sıklıkla görülmesi olasıdır. Bu çalışmada Elazığ merkeze bağlı acil sağlık hizmetleri istasyonları (ASHİ) çalışanlarında var olabilecek kaygı düzeylerini ve ilişkili faktörleri belirleyebilmek amaçlanmıştır. Kesitsel tipte olan bu çalışma Elazığ Merkeze Bağlı ASHİ'de çalışan 282 kişi arasında yapılmıştır. Araştırma kapsamına alınan kişilere; sosyo-demografik özellikler, kaygı ile ilişkili olduğu düşünülen sağlık, sosyal ve demografik faktörler ve Durumluk-Sürekli Kaygı Envanteri'nden oluşan bir soru takımını içeren anket direkt gözlem altında uygulanmıştır. Araştırma kapsamına alınanların %37.2'si kadın, %62.8'i erkek olup, yaş ortalamaları 33.60±1.10'dur. Çalışanların Durumluk Kaygı puan ortalaması 36.70±10.34, Sürekli Kaygı puan ortalaması ise 40.34±8.13 olarak bulunmuştur. Durumluk/sürekli kaygı düzeyleri cinsiyet, yaş grubu, medeni durum, kendilerinin ve eşlerinin eğitim durumu, aile gelir düzeyine göre değişmemektedir (p>0.05). İl merkezinde çalışanların ilçe merkezine, sağlık durumunu orta/kötü olarak algılayanların iyi olarak algılayanlara, kişilik yapısını içe dönük belirtenlerin dışa dönüklere, uyku sorunu varlığını ifade edenlerin böyle bir sorunu olmayanlara, dinlenme için özel zaman ayıramayanların zaman ayırabilenlere göre durumluk/sürekli kaygı puan ortalamalarının daha yüksek olduğu saptanmıştır (p<0.05). ASHİ çalışanlarından mesleğine olumlu baktığını ifade edenlerin, aynı mesleği tekrar seçebileceğini belirtenlerin, mesleğinden memnun/orta düzeyde memnun ve çalışma ortamından memnun olanların durumluk/sürekli kaygı puan ortalamaları mesleğe bakış açısından olumsuz olanlara göre daha düşüktür (p<0.05). Sonuç olarak, bu araştırmada ASHİ çalışanlarının sürekli kaygı puan ortalaması, durumluk kaygı puan ortalamasından daha yüksek bulunmuştur. Çalışanların sürekli kaygı puanı orta düzey olarak değerlendirilebilir. ASHİ çalışanlarının sosyoekonomik düzeylerini, sağlık durumlarını, mesleğe olumlu bakış ve yaklaşımlarını geliştirebilecek iyileştirme çalışmalarının planlanması ve uygulamaya geçirilmesinin kaygı düzeylerini azaltabileceği düşünülmüştür. Anahtar Kelimeler: Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu Çalışanları, Kaygı, Durumluk-Sürekli Kaygı Envanteri

Acil servis-hastaneAnksiyeteDurumluk-Sürekli Kaygı Envanteri+2
Erhan Atıcı
Fırat University · Institute of Health Sciences
2014
00
DoctorateOpen AccessTR

Tavşanlarda deneysel olarak oluşturulan kemik defektlerinin iyileşmesi üzerinde değişik greft materyalleri ve trombositten zengin fibrin'in etkilerinin incelenmesi

Kritik boyuttaki kemik defektlerinde iyileşmeyi sağlamak için greft kullanılması zorunluluğu bilinmektedir. Bu amaçla kullanılan birçok kemik greft materyali bulunmaktadır. Bu çalışmada, deneysel olarak oluşturulan kemik defektlerinde iyileşmeyi hızlandırmak için kullanılan doğal koral, hidroksiapatit (HA), trikalsiyum fosfat (TCP) ve trombositten zengin fibrin (TZF) uygulamasının kemik iyileşmesi üzerine etkilerinin araştırılması ve elde edilen bulguların karşılaştırılması amaçlanmıştır. Çalışmada 24 adet Yeni Zellanda tavşanı kullanıldı. Tavşanların her iki tibiasının proksimal metafizine yakın mesafede ikişer adet olmak üzere her tavşanda dört adet tibial defekt oluşturuldu. Oluşturulan 96 adet defektin on iki adedi boş bırakılarak kontrol grubu olarak değerlendirildi. Geriye kalan defektler her birinden on iki adet olmak üzere koral, HA, TCP, TZF, koral+TZF, HA+TZF ve TCP+TZF ile dolduruldu. Operasyondan hemen sonra, 15, 30, 45 ve 60. günlerde klinik ve radyografik muayeneler gerçekleştirildi. Postoperatif 30. ve 60. günlerde ise her bir gruptan altı adet defekt bulunacak şekilde tavşanlar sakrifiye edilerek histopatolojik muayeneleri gerçekleştirildi. Radyolojik ve histolojik muayeneler sonucunda TZF kullanılan defektlerdeki kemik iyileşmesinin daha iyi olduğu belirlendi. Sonuç olarak, TZF'nin erken dönem kemik iyileşmesini önemli miktarda artırdığı, iyi bir greft materyali olarak rahatlıkla kullanılabileceği kanısına varılmıştır.

HidroksiapatitlerKemik defektleriKemik nakli+7
Havva Nur Can
Fırat University · Institute of Health Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

NOS inhibisyonu ve tuz ile oluşturulan hipertansiyonda melatoninin kan basıncı, ADMA, Rho kinaz, NADPH oksidaz, Hsp90, kaveolin-1 düzeyleri ve vasküler cevaplara etkileri

Bu çalışmada, melatoninin nitrik oksit sentaz (NOS) inhibisyonu ve tuz ile oluşturulan hipertansiyonda rho kinaz, NADPH oksidaz, hsp90, kaveolin-1 (Cav-1) aktiviteleri ve asimetrik dimetil arginin (ADMA) düzeylerine ve kan basıncı üzerine etkilerinin incelenmesi amaçlandı. Ek olarak hipertansiyon oluşturulan ve melatonin uygulanan ratların aortlarında in vitro fenilefrin (phe) kasılma, asetilkolin (Ach) gevşeme cevapları araştırıldı. Hipertansiyon oluşturmak için 6 hafta boyunca intraperitoneal (i.p.) olarak NOS inhibitörü N-nitro-L-arjinin metil ester (L-NAME) (40 mg/kg/gün) ve içme suyuyla %1 tuz verildi. Melatonin (10mg/kg/gün) hipertansiyon oluşturulan gruba 14. günden itibaren 4 hafta boyunca i.p. uygulandı. Kan basıncı tail-cuff yöntemiyle, aorta dokusundan NADPH oksidaz, rhokinaz, Cav-1 ve hsp90 düzeyleri RT-PCR ile, serum ADMA düzeyi ise ELİSA ile ölçüldü. Kan basınçları, NOS inhibisyonu ve tuz uygulanan grupta kontrol grubuna göre 14.(141,63±8.3; 97,33±0,84), 28.(147,71±2; 96,50±0,9295) ve 42.(151,9±7,5; 100±1,41) günlerde anlamlı yüksek, melatonin uygulanan grupta, 28.(124,11±5,9; 147,71±1,97) ve 42.(116,43±3,9; 151,90±7,53) günde hipertansiyon grubuna göre anlamlı düşük bulundu. Melatonin grubunda, Ach gevşemesi Emax değerleri, kontrol ve hipertansiyon grubuna göre anlamlı yüksek bulundu. Ach gevşemesi EC50 değerlerinde ise istatiksel olarak anlamlı bir farklılık tespit edilmedi. ADMA düzeyi, rho kinaz, NADPH oksidaz, hsp90 ve Cav-1 ekspresyon seviyelerinin hipertansif grupta artması, kan basıncı yükselmesine aracı moleküller olabileceğini düşündürmektedir. Melatoninin, NOS inhibisyonu ve tuz ile oluşturulan hipertansiyonda kan basıncını düşürmesi damar Ach duyarlılığını hipertansiyon ve kontrole göre arttırması yukarıdaki parametereleri olumlu yönde etkilemesi hipertansiyon tedavisinde yeni bir tedavi yaklaşımı olabileceğini desteklemektedir. Anahtar Kelimeler: Hipertansiyon, nitrik oksit, melatonin, rhokinaz, ADMA, NADPH oksidaz, hsp90, Cav-1

ADMAHipertansiyonMelatonin+3
Feyzi Alper Ayturan
Fırat University · Institute of Health Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Bozulmuş açlık glukozu, bozulmuş glukoz toleransı, Tip 2 Diyabet ve metabolik sendromlu hastalarda serum adiponektin, apelin ve resistin düzeyleri

Tip 2 Diabetes Mellitus (Tip 2 DM), bozulmuş açlık glukozu (BAG), bozulmuş glukoz toleransı (BGT) ve metabolik sendrom (MeS) son derece ciddi, tüm dünyada giderek artış gösteren, epidemik olarak yayılan, sosyoekonomik problemlere yol açan ve insan sağlığını tehdit eden hastalıklardır. Son zamanlarda yapılan çalışmalarla yağ dokusunun sadece bir enerji deposu değil aynı zamanda aktif endokrin bir organ olduğu ve bu dokudan salınan adiponektin, apelin ve resistinin ise, Tip 2 diyabet ve MeS ile ilişkili olduğu belirtilmektedir. Bu çalışmada; pre-diyabet evreleri olan BAG ve BGT ile Tip 2 DM ve MeS?lu hastalarda serum adiponektin, apelin, resistin ve insülin rezistansı parametrelerinin karşılaştırılması amaçlanmıştır. Çalışmaya 18 tip 2 DM (9 kadın, 9 erkek), 18 BAG (9 kadın, 9 erkek), 18 BGT (9 kadın, 9 erkek), 18 MeS (9 kadın, 9 erkek) tanısı alan hasta ile 16 sağlıklı birey (8 kadın, 8 erkek) alındı ve serum adiponektin, apelin, resistin düzeyleri ile açlık, tokluk kan şekeri, insülin direnci belirteçleri ve lipid parametreleri ölçüldü. Çalışmamızda serum adiponektin düzeyleri BGT, MeS ve Tip 2 DM gruplarında kontrol grubuna göre anlamlı şekilde düşük tespit edildi (sırasıyla p<0.01; p<0.05 ve p<0.001). Serum apelin düzeyleri BGT, MeS ve Tip 2 DM gruplarında kontrol grubuna göre anlamlı şekilde düşük tespit edildi (sırasıyla p<0.05; p<0.05 ve p<0.001). Serum resistin düzeyleri BGT ve Tip 2 DM grubunda kontrol grubuna göre anlamlı şekilde yüksek tespit edildi (sırasıyla p<0.01 ve p<0.001). Bununla birlikte BAG grubunda ise; serum adiponektin, apelin ve resistin düzeyleri açısından kontrol grubuna göre anlamlı bir fark tespit edilmedi. Sonuç olarak adiponektin, apelin ve resistinin glukoz metabolizması ve insülin direncini etkileyebileceğini; BAG?lı bireylerde etkili olmamakla birlikte BGT?li bireylerde pre-diyabet döneminde erken tanı ile komplikasyonların önlenmesinde yararlı birer belirteç olabileceklerini ve apelin ile adiponektinin tedavide de potansiyel bir role sahip olabileceklerini düşünmekteyiz. Anahtar kelimeler: Metabolik Sendrom, Pre-Diyabet, Adiponektin, Apelin ve Resistin

AdiponektinApelinDiabetes mellitus-tip 2+4
Abdullah Önder Barım
Fırat University · Institute of Health Sciences
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

8 haftalık propriyosepsiyon antrenmanının çabukluk çeviklik ve ivmelenme üzerine etkisi

8 haftalık propriyosepsiyon antrenmanının çeviklik, çabukluk ve ivmelenme üzerine etkisinin belirlenmesi amacıyla yapılan bu çalışmaya, yaş ortalaması 23,46 ± 2,57 yıl olan 13 beden eğitimi ve spor yüksekokulu erkek öğrencisi deney gurubu olarak katılmıştır. Yaş ortalaması 22,386 ± 1,56 yıl olan 13 beden eğitimi ve spor yüksekokulu erkek öğrencisi ise kontrol gurubu olarak katılmıştır. Bu çalışmada kullanılan propriyosepsiyon antrenman programı literatür taraması yapılarak çalışmalarda kullanılan egzersiz programlarından uyarlanmıştır. Propriyosepsiyon geliştirmeye yönelik antrenman programında anterior/posterior, lateral/medial ve saat yönü-ters saat yönünde çok yönlü hareketli eğimli denge tahtası kullanılmıştır. Sekiz haftalık Antrenman programı, günde 5 dk ısınma, 20 dk propriyosepsiyon antrenman programı ve 5 dk soğuma bölümünden oluşmakta olup toplam 30 dk ve haftada 3 gün uygulanmıştır. Çabukluk ilk 5 metre, ivmelenme 10 ve 15 metre ve çeviklik T testi ile değerlendirilmiş olup, ölçümler öntest ve sontest olarak elde edilmiştir. Deney gurubu için, antrenman öncesi ve sonrası, 5 metre çabukluk, 10 metre ivmelenme, 15 metre ivmelenme ve çeviklik değerleri sırasıyla 1,09±0,05 sn ve 1,03±0,05 sn, 1,92±0,11 sn ve 1,80±0,11 sn, 2,61±0,12 sn ve 2,48±0,08 sn, 10,69±0,64 sn ve 10,13±0,35 sn olarak tespit edilmiştir. Çabukluk, ivmelenme ve çeviklik değerleri deney gurubu bakımından karşılaştırıldığında, anlamlı bir farklılık olduğu bulunmuştur (P<0,05). Kontrol gurubu için, antrenmanı öncesi ve sonrası, 5 metre çabukluk, 10 metre ivmelenme, 15 metre ivmelenme ve çeviklik değerleri sırasıyla 1,05±0,08 sn ve 1,04±0,05 sn, 1,88±0,05 sn ve 1,89±0,08 sn, 2,53±0,11 sn ve 2,52±0,12 sn, 10,26±0,54 sn ve 9,97±0,34 sn olarak tespit edilmiştir. Çabukluk, ivmelenme ve çeviklik değerleri kontrol gurubu bakımından karşılaştırıldığında, anlamlı bir farklılık bulunamamıştır (P>0,05). Sonuç olarak, 8 haftalık proprosepsiyon antrenmanının çabukluk, ivmelenme ve çeviklik özelliklerini geliştirdiği bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Proprosepsiyon, çeviklik, çabukluk, ivmelenme.

AntrenmanHızKas kuvveti+2
Cengiz Taşkın
Fırat University · Institute of Health Sciences
2013
00