
1,166
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Archived Theses
Beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin sanal zorbalık farkındalıkları ile teknolojik öz yeterlilikleri arasındaki ilişkinin incelenmesi (Kahramanmaraş ili örneği)
Bu araştırmanın amacı, beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin sanal zorbalık farkındalıkları ile teknolojik öz yeterlilikleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmanın evrenini; Kahramanmaraş il merkezinde bulunan resmi ortaokullarda görevli 220 beden eğitimi ve spor öğretmeni oluşturmakta örneklemini ise bu okullardan rastgele yöntemle seçilmiş 188 beden eğitimi ve spor öğretmeni oluşturmaktadır. Verilerin elde edilmesinde; Kişisel Bilgi Formu, Ayas ve Horzum tarafından geliştirilen Öğretmen Sanal Zorbalık Algısı Ölçeği ve Miltiadou ve Yu tarafından geliştirilen, Horzum ve Çakır tarafından uyarlanan Çevrimiçi Teknolojilere Yönelik Öz-Yeterlik Algısı Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde ilk olarak ölçeklerden elde edilen verilerin normallik testi yapılmıştır. Daha sonra değişkenlere yönelik farklılaşma düzeyini belirlemek için gruplardaki katılımcı sayısının 30'dan fazla olduğu durumlarda parametrik testler T-testi ve Anova kullanılırken, gruplardaki katılımcı sayısının 30'dan az olduğu durumlarda parametrik olmayan Mann-Whitney U ve Kruskal Wallis-H testleri kullanılmıştır. Bağımlı değişkenler arasında ne yönde ve düzeyde bir ilişki olduğunu belirlemek için Pearson Korelasyon analizi yapılmıştır. Analiz sonuçlarının değerlendirilmesinde p< ,05 anlamlılık değeri temel alınmıştır. Beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin sanal zorbalık farkındalıklarında, cinsiyet ve meslekte toplam kaç yıl çalıştığı değişkenlerine göre anlamlı farklar bulunmuştur. Diğer değişkenlere göre ise anlamlı farklar bulunmamıştır. Beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin teknolojik öz yeterliliklerinde, değişkenlere yönelik anlamlı farklılıklar bulunmamıştır. Beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin sanal zorbalık farkındalıkları ile teknolojik öz yeterlilikleri arasında orta düzeyde, pozitif yönde ve anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Araştırma sonucunda beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin sanal zorbalık farkındalıklarının ve teknolojik öz yeterliliklerinin oldukça yüksek olduğu tespit edilmiştir. Teknolojik öz yeterlilikleri yüksek olan beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin sanal zorbalık farkındalıklarının da yüksek olduğu görülmüştür.
Beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin iletişim becerileri ile öz yeterlilik algıları arasındaki ilişkinin incelenmesi (Kahramanmaraş il örneği)
Bu araştırma, beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin iletişim becerileri ile öz yeterlilik algıları arasındaki ilişkinin incelenmesi maksadıyla yapılmıştır. Araştırmanın evrenini Kahramanmaraş İl Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı resmi ortaokullarda görev yapan 220 beden eğitimi ve spor öğretmeni oluşturmakta, örneklemini ise bu okullardan rastgele seçilmiş olan 198 beden eğitimi ve spor öğretmeni oluşturmaktadır. Veri toplama araçları tarafımızdan hazırlanmış olan kişisel bilgi formu, Korkut'un geliştirmiş olduğu İletişim Becerilerini Değerlendirme Ölçeği, Sherer ve arkadaşlarının geliştirmiş olduğu ve Yıldırım ve İlhan tarafından uyarlanmış olan Genel Öz yeterlilik Ölçeğidir. Veriler SPSS 22 istatistik paket programında analiz edilmiştir. İlk olarak verilere normallik testi yapılmıştır. Sonra farklılaşma düzeyini değerlendirmek için parametrik testler uygulanmıştır. Yüzde, frekans, t-testi ve anova testleri uygulanmıştır. Bağımlı değişkenler arasında nasıl bir ilişki olduğunu belirlemek için Pearson Korelasyon testi uygulanmıştır. Öğretmenlerin iletişim becerilerinin, genel öz yeterlilik algılarına etkisine bakmak için Regresyon testi yapılmıştır. Elde ettiğimiz sonuçlara göre araştırmamızın temel amacını oluşturan iletişim becerileri ve genel öz yeterlilik algıları arasındaki ilişkiye bakıldığında orta seviyede pozitif yönlü anlamlı bir ilişki görülmüştür. Beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin iletişim becerilerinin öz yeterlilik alt boyutlarını pozitif yönde ve anlamlı bir şekilde etkilediği belirlenmiştir. Öz yeterlilik algısı yüksek olan beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin iletişim becerileri düzeylerinin de yükseldiği, öz yeterlilik algısı düşük olan beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin ise iletişim becerileri düzeylerinin de düşük olduğu tespit edilmiştir. Beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin; cinsiyet, eğitim düzeyi, yaş, meslek yılı ve spor branşı değişkenleri arasında anlamlı farklılığa rastlanmamıştır.
Theileriosisli sığırlarda anemi ve elektrokardiyografik bulguların araştırılması
Bu çalışmada, theileriosisli sığırlardaki anemi derecesine göre kalpte oluşabilecek değişimleri elektrokardiyografi ile tespit edilmesi amaçlanmıştır. Bu çalışma, 2019-2020 yıllarında Elazığ yöresinde ve Fırat Üniversitesi Veteriner Fakültesi Hayvan Hastanesi İç Hastalıkları Kliniğine getirilen, doğal olarak T. annulata ile enfekte 24 theileriosisli sığır (hasta grubu) ile yine aynı bölgeden 8 sağlıklı sığır (sağlıklı grup) olmak üzere 1-5 yaşlarda toplam 32 hayvan üzerinde yürütülmüştür. Theileriosis teşhisi konulan toplam 24 adet sığır, hematokrit değer ve eritrosit sayısına göre (aneminin şiddetine göre) her grupta 8 sığır olmak üzere 3 gruba (Grup 1 hafif şiddetli anemi grubu, Grup 2 orta şiddetli anemi grubu ve Grup 3 şiddetli anemi grubu) ayrılmıştır. Klinik olarak theileriosis şüpheli hastaların tekniğine uygun olarak kulak uçlarından alınan kan ile yayma preparatlar hazırlanmış, giemsa ile boyanmış ve ışık mikroskobunda immersiyon objektifi ile T. annulata'nın piroplazm formlarının varlığı tespit edilmiştir. Klinik muayeneler yapıldıktan sonra hematolojik muayeneleri için kan örnekleri hayvanların V. Jugularis'inden steril iğnelerle EDTA'lı hematoloji tüplerine yöntemine uygun olarak alınmıştır. Kan örnekleri bekletilmeden, bir kan sayım cihazı kullanılarak, hematolojik parameteler saptanmıştır. Çalışmaya alınan sığırlar lastik izolasyonlu zeminde ayakta iken, Base Apex (BA) derivayonu uygulanarak, taşınabilir elektrokardiyograf ile elektrokardiyogramları (EKG) elde edilmiştir. Veriler IBM®SPSS 22 paket programı kullanılarak önce normallik analizi yapılmıştır. Gruplar arasında klinik muayeneleri, kan parametreleri ve EKG değerleri varyans analizine (One-Way ANOVA) tabi tutulmuş ve çoklu karşılaştırma testi olarak da Duncan testi kullanılmıştır. Ayrıca aynı değerler arasındaki ilişkinin varlığı Pearson Korelasyon testi kullanılarak ortaya konmuştur. İstatistiksel anlamlılık düzeyi P≤0.05 olarak kabul edilmiştir. Bu çalışmada klinik muayene bulguları incelendiğinde; sağlıklı grubu ile Grup 1 ve Grup 2'deki hastaların kalp ve solunum frekansları ortalamalarında istatistiksel olmayan (P>0.05) artışlar bulunmakla birlikte, Grup 3'de ise tüm gruplara göre istatistiksel artışlar (P≤0.05) saptanmıştır. Vücut sıcaklığı ortalamalarına bakıldığında ise sağlıklı grubuna göre, diğer 3 hasta grubunda da istatistiksel artışlar (P≤0.05) belirlenmiştir. Sağlıklı hayvanların hiçbirinin kan frotisin de T. annulata'ya rastlanmamıştır. Grup 1'de genellikle ++, Grup 2 ve Grup 3'te ise genellikle +++ düzeyinde T. annulata'nın piroplazm formu tespit edilmiştir. Çalışmada hematolojik muayene bulguları incelendiğinde; Grup 1 ve Grup 2 ile sağlıklı grubu arasında ve Grup 3 ile diğer gruplar arasında eritrosit sayısı ve hemoglobin miktarında istatistiksel (P≤0.05) azalışlar bulunmuştur. Hematokrit değer bakımından tüm gruplar açısından istatistiksel (P≤0.05) azalışlar belirlenmiştir. Lökosit sayısı ortalaması bakımından sağlıklı grubuyla karşılaştırıldığında Grup 1'de istatistiksel (P≤0.05) olan azalışlar, diğer gruplarda ise istatistiksel olmayan azalışlar kaydedilmiştir. Bu çalışmada EKG muayene bulguları incelendiğinde; Grup 2 ve Grup 3 ile sağlıklı grubu arasında T dalgası amplitüdünde istatistiksel (P≤0.05) artışlar bulunmuştur. P dalgası, T dalgası, PQ intervali ve QT intervali süresi bakımından, sağlıklı grubuna göre, diğer gruplarda istatistiksel (P≤0.05) azalışlar belirlenmiştir. QRS dalgası süresi açısından, sağlıklı grubuna göre, Grup 3'te istatistiksel (P≤0.05) azalışlar kaydedilmiştir. ST intervali süresi bakımından, Grup 3'te diğer gruplara göre istatistiksel (P≤0.05) azalışlar saptanmıştır. Hayvanların kalp frekansı, hematolojik ve elektrokardiyografik değerleri arasındaki Pearson korelasyon katsayıları incelendiğinde; kalp frekansı ile eritrosit sayısı, hemoglobin miktarı, hematokrit değer, PQ, ST ve QT intervalleri süresi arasında negatif, T dalgası amplitüdü arasında pozitif korelasyon saptanmıştır. Eritrosit sayısı ile hemoglobin miktarı, hematokrit değer, QRS dalgası, PQ, ST ve QT intervalleri süresi arasında pozitif korelasyon bulunmuştur. Hemoglobin miktarı ile hematokrit değer, T dalgası amplitüdü arasında negatif, P dalgası, QRS dalgası, PQ, ST ve QT intervalleri süresi arasında pozitif korelasyon saptanmıştır. Hematokrit değer ile QRS dalgası, T dalgası, PQ, ST ve QT intervalleri süresi arasında pozitif korelasyon, T dalgası amplitüdü ile negatif korelasyon saptanmıştır. Sonuç olarak, theileriosisli sığırlarda aneminin derecesine göre kalbin etkilendiği ve bunu da sinüs taşikardi başta olmak üzere bazı aritmilere neden olabileceği, EKG'de T dalgası amplitüdünde artış, QRS dalgası, PQ, ST ve QT intervalleri sürelerinde ise kısalma görülebileceği kanısına varılmıştır.
8-18 yaş arası lisanslı sporcularda beslenme eğitiminin beslenme bilgi düzeyine etkisi
Bu çalışma 10 farklı branştaki lisanslı adölesan sporcunun beslenme bilgi düzeylerini tespit etmek ve beslenme eğitimi sonrasında bilgi düzeylerindeki değişikleri saptamak amacıyla planlanmıştır. Araştırma; Adıyaman Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü bünyesinde atletizm, basketbol, bocce, boks, eskrim, güreş, hentbol, judo, masa tenisi ve voleybol branşlarında aktif olarak spor yapan 8-18 yaş arası, 314 sporcuya uygulanmıştır. Araştırma bünyesinde çalışmaya katılım sağlayan adölesan sporculara bir ay süresince haftada bir saat, sağlıklı beslenme ve sporcu beslenmesi konularını hakkında eğitimler düzenlenmiştir. Eğitim öncesi çalışmaya katılım sağlayan adölesan sporculara ve beslenme bilgi düzeylerini ölçen bir anket uygulanmıştır. Eğitim sonrasında anketin beslenme bilgi düzeyini ölçen kısmı tekrar uygulanarak eğitim öncesi ve eğitim sonrası düzeyleri kıyaslanmıştır. Araştırmaya katılan adölesan sporcuların %63.7'si erkek olup yaş ortalamaları 12.46 ± 2.41 yıldır. Sporcuların eğitim öncesi bilgi puanları ortancası 36 (30-45), eğitim sonrası bilgi puanları 45 (37-49) olarak bulunmuştur (p<0,001). Sporcuların bazı besinlerin karbonhidrat seviyeleri hakkındaki bilgi düzeylerine bakıldığında eğitim sonrası verilen tüm cevaplarda eğitim öncesi verilen cevaplara göre artış olduğu görülmüştür (p<0.001). Sporcuların ankette yer alan çoğu besinin protein seviyelerine ilişkin eğitim sonrası verilen cevaplarında eğitim öncesi verilen cevaplarına göre artış görülmüştür (p<0.001). Sporcuların bazı besinlerdeki yağ seviyeleri hakkındaki bilgi düzeylerine bakıldığında eğitim sonrası verilen cevaplarda eğitim öncesi verilen cevaplara göre bir artış meydana gelmiştir (Fıstık için p<0.05, diğer besinler için p<0.001). Beslenme bilgisi ile ilgili diğer soruların çoğunluğunda eğitim sonrası verilen cevaplarda eğitim öncesi verilen cevaplara göre bir artış olduğu görülmüştür (p<0.001). Yapılan bu araştırma sonucunda bir ay boyunca her hafta birer saat verilen beslenme eğitimlerinin, adölesan sporcularda beslenme bilgi düzeylerini anlamlı biçimde arttırdığı saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Sporcu Beslenmesi, Beslenme Eğitimi, Beslenme Bilgisi, Lisanslı Sporcu
Qualifications of teaching and their relationship with attitudes of students in the faculty of sport sciences at firat university towards playing volleyball
In recent years, teaching approaches in higher education have become more student-centered and have required different teaching competencies. Therefore, it is necessary to have an adequate teaching competence framework that can be used for assessment purposes. This study aimed to define the relationship between the teaching competencies and the attitudes of students of the Faculty of Sport Sciences at Firat University towards playing volleyball. The researcher used an electronic questionnaire form that reveals the teaching competencies and the attitudes of university students. Electronic scales are additive scales. The answers given to the questions by university students were collected and analyzed in order to discover their general perspectives on the subject. The population of the study covered 627 students studying in two departments at the Faculty of Sport Sciences, which were the Physical Education and Sport Department and Coaching Department. The sample of the study consisted of 250 (39.87%) students (134 males and 116 females) in the academic year 2020-2021. The data obtained from the study using the SPSS software. In the analyses, the researcher conducted arithmetic mean, standard deviation, one-sample t-test, independent samples t-test, and Pearson correlation analyses. As a result, the attitudes of the students towards volleyball provided high scores with an arithmetic mean of 96.60 and a standard deviation value of 22.62. According to the attitudes of the students, the teaching competencies of the faculty members had an arithmetic mean of 138.72 and a standard deviation value of 34.25. There are statistically significant correlations between the teaching competencies of the faculty members and the students' attitudes towards volleyball. There was no significant difference between male and female students in the variables of teachers 'competencies and students' attitudes towards playing volleyball. The researcher concluded that the Faculty of Sports Sciences members at the Firat University had a significantly high level of teaching competencies according to the attitudes of the students. Students of the Faculty of Sports Sciences at the Firat University had a significantly high level of volleyball trends. A correlation between the teaching competencies of the faculty members and the students' attitudes towards the game of volleyball emerged.
Investigation of sports injuries and their causes in students of Faculty of Sports Sciences at Firat University
This study was carried out to define investigation of the Sports Injuries and their Causes in Students of Faculty of Sport Sciences Students at Fırat University in terms of different variables (department, grade, gender, and age). The study is a descriptive survey model, and the survey technique was used. During the data collection process, a questionnaire prepared by Nada (2014) was used and developed by the researcher according to experts' opinions. A questionnaire form consisting of seven sub-dimensions (sports branches, body parts exposed to sports injuries, types of sports injuries, place of injuries, causes of sports injuries, repetition of injuries, and recovery process) was used. The population of the study consisted of 627 students studying in Physical Education and Coaching Departments in Faculty Sports Sciences at Fırat University, and the sample consisted of 252 (40.19%) students randomly selected. The study covered the 2020-2021 academic year. In the data analysis process, SPSS program was used and Chi-Square, Cronbach's alpha, frequency, and percentage analysis were performed. The results showed that the most common sports injuries were sprains (30.89%) and cramps (16.20%), while the most commonly affected body parts were the ankles (20.12%) and legs (14.70%). In addition, it was observed that the most common places of injuries were joints (31.71%) and the most common causes of sports injuries were bad warming up (14.98%) and overload training (10.09%). Additionally, football was ranked as the first sports branch in terms of the number of injuries. In general, injuries were frequent and often took 1-2 weeks to heal. As a result, football has been the sports branch where most of the sports injuries occurred. The most common sports injury is a sprain. The most common parts of the body that exposed to sports injuries are the ankles. bad warming up is also a major cause of sports injuries. During the recovery period, many injuries took 1-2 weeks to heal and were not at dangerous levels.
Elazığ ve Kocaeli illerinde kedi ve köpeklerde görülen kulak hastalıklarının prevalansı
Canlıların dış dünya ile bağlantı kurmalarını sağlayan temel duyuları, hayvanların yaşam kalitelerini doğrudan etkilemektedir. Dış ve orta kulak hastalıkları kedi ve köpeklerde yaygın olarak görülen rahatsızlıklardandır. Kulak hastalıkları, hastalık ilerleyene ve geri dönüşü mümkün olmayan yapısal bozukluklara yol açana kadar genellikle sahipleri tarafından fark edilememektedir. Bu bağlamda kedi ve köpeklerde görülen kulak hastalıkları prevelansının belirlenmesi, kulak hastalıklarının erken teşhis edilmesi ve hayvan sahiplerinde farkındalık oluşturması açısından önem arz etmektedir. Bu çalışmada da Kocaeli ve Elazığ illerinde kliniklere getirilen kedi ve köpeklerde görülen kulak hastalıklarının prevelansının belirlenmesi amaçlanmaktadır. Bu amaçla Kocaeli ilinde kliniğe getirilen 112 ve Elazığ ilinde kliniğe getirilen 61 kedi ve köpeğin genel kulak muayenesi gerçekleştirilmiş ve otoskopla kulak kanalı ve kulak zarı incelenmiştir. Ayrıca radyografik görüntüleme yöntemleri (röntgen), mikrobiyolojik ve histopatolojik muayeneler yapılmıştır. Hastalıklar teşhis edildikten sonra kaydedilmiş ve kulak hastalıkları ile ilgili değerlendirmeler istatistiksel olarak değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda Kocaeli'nde kulak hastalıkları prevelansının (%12,9) Elazığ'a (%1,7) oranla daha yüksek düzeyde olduğu; hayvanların temizlik, beslenme ve barınma koşullarının iyileştirilmesinin bu olguların azalmasında etkili olacağı, periyodik olarak klinik muayenelerinin yapılmasının bu hastalıkların tanısının erken konularak hızlı ve etkili bir tedavi sürecine olanak sağlayacağı belirlenmiştir.
İrisin hormonunun puberteye geçiş ve üreme sistemi üzerindeki nöroendokrin etkilerinin araştırılması
Egzersizin puberteye geçiş, endokrin sistem, üreme sistemi ve cinsel fonksiyon bozukluğu üzerinde etkili bir faktör olduğu bilinmektedir. Fakat egzersize cevap olarak dolaşıma salınan ve bir adipomiyokin olan irisin hormonunun rolü ise tam olarak bilinmemektedir. Bu tez çalışmasının başlıca amacı, irisin hormonunun pubertal olgunlaşma, üreme sistemi bileşenleri ve cinsel davranış üzerindeki fizyolojik rolünü ortaya çıkarmaktır. Ayrıca, bu çalışmanın bir diğer önemli amacı ise antidepresan kullanımına bağlı gelişen cinsel fonksiyon bozuklukları tedavisinde irisin hormonunun etkinliğinin açığa çıkarılmasıdır. Bu tez çalışması 2 deneysel aşamadan oluşmaktadır. 1. deneysel aşamada, irisinin puberteye geçiş ve üreme sistemi üzerindeki etkinliği sorgulanmıştır. Buna bağlı olarak sütten kesilmiş dişi ve erkek sıçanlara ortalama 10 hafta boyunca intraperitoneal olarak irisin (100 ng/kg/gün) uygulanmıştır. Deneysel çalışmaların sonucunda, kronik irisin uygulamasının dişi sıçanlarda pubertal olgunlaşmayı geciktirdiği ve erkek sıçanlarda ise puberteye geçişi etkilemediği belirlenmiştir. Kronik irisin uygulamasının spermatogenez üzerinde uyarıcı bir rol oynadığı, ovaryum ve testis dokularında ise histoyapısal değişikliklere neden olduğu bulunmuştur. Ayrıca, kronik irisin uygulamasına bağlı olarak üreme hormonlarında ve üreme sistemi ile ilgili olan spesifik beyin bölgelerinde nörotransmitter seviyelerinde değişimler meydana gelmiştir. Tüm bu değişimler sonucunda, dişi sıçanlarda cinsel motivasyonun azaldığı ve erkek sıçanlarda ise cinsel motivasyon ve performansın artış gösterdiği ortaya koyulmuştur. 2. deneysel aşamada ise, irisinin cinsel fonksiyon bozukluğu üzerindeki etkinliği sorgulanmıştır. Buna bağlı olarak ortalama 8 hafta boyunca paroksetin uygulanarak cinsel fonksiyon bozukluğu modeli oluşturulmuş dişi ve erkek sıçanlarda, mini-ozmotik pompayla 4 haftalık subkutanöz irisin (100 ng/kg/gün) perfüzyonu gerçekleştirilmiştir. Deneysel çalışmaların sonucunda, kısa süreli irisin uygulamasının sıçanlarda üreme hormonları, sperm parametreleri ve ovaryum ve testis dokularını etkilemediği belirlenmiştir. Ancak, kısa süreli irisin uygulamasının dişi sıçanlarda cinsel motivasyonu etkilemediği fakat erkek sıçanlarda cinsel motivasyonu/performansı artırdığı da bulunmuştur. Bunun yanı sıra, paroksetine bağlı ovaryum ve testis dokularında meydana gelen histopatolojik değişikliklerin irisin uygulamasıyla beraber azaldığı görülmüştür. Erkek sıçanlarda, paroksetinin testosteron seviyesi ile sperm parametreleri üzerinde oluşturduğu olumsuz etkilerin ve cinsel davranış üzerindeki inhibitör etkisinin irisin uygulamasıyla birlikte ortadan kalktığı açığa çıkarılmıştır. Sonuç olarak ilk kez bu tez çalışmasıyla birlikte, kronik irisinin uygulamasının dişi sıçanlarda pubertal olgunlaşmayı geciktirdiği ve cinsel motivasyonu azalttığı belirlenmiştir. Erkek sıçanlarda ise irisinin androjenik bir potansiyele sahip olduğu ve spermatogenezde ve cinsel davranışının kontrolünde uyarıcı bir rol oynadığı belirlenmiştir. Ayrıca, irisinin nörotransmitter sistemi etkilediği ve irisinin uygulama süresinin hipotalamus-hipofiz-gonadal eksen üzerinde farklı etkiler oluşturduğu görülmüştür. Bunun yanı sıra, antidepresan-etkili cinsel fonksiyon bozukluğu tedavisinde irisinin terapötik bir ajan olabileceği ortaya koyulmuştur. Çalışmamızın sonuçları, egzersizin üreme sistemi üzerindeki etki mekanizmasında irisinin önemli bir rolü olabileceğini göstermektedir ve ayrıca irisin ile üreme sistemi arasındaki ilişkiyi anlamada büyük ölçüde katkı sağlayacaktır.
İrisinin erkek ve dişi sıçanlarda obeziteye bağlı üreme fonksiyonlarındaki değişiklikler üzerine etkileri
Egzersiz, erkeklerde obezite sonucunda meydana gelen cinsel disfonksiyonlar ve sperm bozuklukları üzerimde olumlu etkilere sahiptir. Aynı zamanda egzersizin kadınlarda obezite ile birlikte oluşan cinsel fonksiyon bozukluklarında da olumlu etkileri olduğu bilinmektedir. Fakat egzersiz esnasında sistemik dolaşıma sekrete edilen bir adipomiyokin olan irisinin obezite sonucunda meydana gelen erkek ve kadın cinsel fonksiyon bozukluklarında oluşturacağı etkiler henüz bilinmemektedir. Bu tez çalışmasının temel amacı yüksek yağlı diyet indüklü cinsel disfonksiyon modellerinde irisinin erkek ve dişi nöroendokrin sistemi üzerindeki muhtemel etkilerini belirlemektir. İlk olarak erkek ve dişi hayvanlar kontrol, obez, irisin ve obez+irisin olmak üzere 4 gruba ayrılmıştır (her grup için n=10). Obez ve obez+irisin grubundaki yetişkin erkek ve dişi sıçanlar ilk olarak sırası ile ortalama 22 hafta ve 14 hafta boyunca % 60 kcal yüksek yağlı diyetle beslenmiş ve obezite indüklü cinsel disfonksiyon modeli oluşturulmuştur. Daha sonra irisin ve obez+irisin gruplarında yer alan erkek ve dişi sıçanlara mini-ozmotik pompa aracılığı ile 4 hafta boyunca subkutanöz irisin (100 ng/kg/gün) perfüzyonu gerçekleştirilmiştir. Erkek sıçanlarda yüksek yağlı diyet indüklü obezitenin cinsel performansı ve cinsel motivasyonu, ereksiyonu, libidoyu ve potensi azalttığı görülmüştür. İrisinin erkek sıçanlarda cinsel performansta meydana gelen tüm bu bozuklukları düzelttiği bulunmuştur. Fakat irisin perfüzyonu obezitede bozulmuş olan LH, FSH ve inhibin-B hormon dengesini doğrudan etkilememiştir. Ancak, obezite sonucunda testis dokusunda meydana gelen histopatolojik bozuklukları düzelttiği ve obezitede artmış olan serum leptin seviyelerini azalttığı bulunmuştur. İrisin perfüzyonunun aynı zamanda erkek sıçanlarda obezite sonucunda azalmış olan sperm motilitesini ve sperm anomalilerini de (Baş ve Total Anomali) düzelttiği belirlenmiştir. Obezitenin dişi cinsel motivasyonunu değiştirmediği fakat ovaryumda ciddi histopatolojik değişikliklere neden olduğu, serum leptin seviyelerini anlamlı ölçüde arttırdığı ve östradiyol seviyelerini ise anlamlı ölçüde azalttığı bulunmuştur. Fakat obezite sonucunda dişi sıçanlarda testosteron, progesteron ve FSH seviyelerinin değişmediği görülmüştür. İrisin perfüzyonu ise FSH seviyelerini irisin grubunda kontrol grubuna göre anlamlı ölçüde azaltmış, progesteron seviyelerini ise obez+irisin grubunda obez ve kontrol grubuna göre, irisin grubunda ise yalnızca kontrol grubuna göre anlamlı ölçüde arttırmıştır. Fakat serum testosteron, LH ve östradiyol seviyelerini değiştirmemiştir. Ancak irisin perfüzyonu sonrasında obezite sonucunda ovaryum histopatolojisinde meydana gelen bozulmaların düzeldiği ve artan serum leptin seviyelerinin anlamlı ölçüde azaldığı bulunmuştur. Sonuç olarak bu tez çalışması kapsamında bir egzersiz hormonu olan irisinin obeziteye bağlı olarak gelişen üreme sistemi bozuklukları üzerinde düzeltici bir rol oynayabileceği ve dolayısıyla irisinin bu noktada terapötik bir protein olabileceği önerilmektedir.
Sporda uzmanlaşmanın algısal ve bilişsel süreçlere etkisi
Bu çalışmanın amacı, spor uzmanlığının algı ve bilişin farklı yönleri ile ilgili ölçümlerde üstün performans ile ilişkili olup olmadığını incelemektir. Bu amaç doğrultusunda elit sporcular ile sporcu olmayanların algısal ve bilişsel yeteneklerinin farklılık gösterip göstermediği araştırılmıştır. Çalışmaya 18 ile 35 yaş arasında elit seviyede spor yapan 14 kadın ve 19 erkek voleybol oyuncusu ile 16 kadın ve 15 erkek sedanter birey olmak üzere toplam 64 katılımcı gönüllü olarak katılmıştır. Katılımcılar kişisel bilgi formunu doldurduktan sonra bilgisayar ortamında uygulanan değişim saptama görevi ve görsel çalışma belleği görevini tamamlamıştır. Deneylerde kullanılan uyarıcıların hazırlanmasında Adobe Photoshop CS6 programından yararlanılmıştır. Uyaranların sunumu ve tepkilerin kaydedilmesi OpenSesame 3.3.8 programı ile yapılmıştır. Ölçümler sonucu elde edilen veriler SPSS 22 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Değişim saptama görevinde katılımcıların doğru tepki oranları ve doğru tepki hız ortalamaları karışık desen ANOVA modeli kullanılarak analiz edilmiştir. Görsel çalışma belleği görevinde uzman ve kontrol gruplarının çalışma belleği kapasiteleri bağlantısız örneklemlerde t testi kullanılarak karşılaştırılmıştır.Değişim saptama görevi sonuçları incelendiğinde, elit sporcuların kontrol grubuna göre değişim belirleme hızları yaklaşık olarak 991 ms daha hızlıdır. Görsel çalışma belleği görevi kullanılarak araştırılan çalışma belleği kapasiteleri karşılaştırıldığında ise, elit sporcuların çalışma belleği kapasitesi ortalamaları (x̄ = 1.16, SS = .46) kontrol grubunun ortalamalarından (x̄ = .94, SS = .40) istatistiksel olarak anlamlı derece daha yüksek bulunmuştur. Elde edilen sonuçlar, uzun dönem yapılan yoğun egzersizlerin algısal – bilişsel süreçler üzerinde etkili olduğunu ve bilişsel görevlerde üstün performansı olumlu şekilde etkilediğini göstermiştir.