Gümüşhane University
Discipline

Department of Geology

Gümüşhane University

70

Archived Theses

1

DOIs Assigned

1%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Çobandere (Malatya) bölgesinin linyit potansiyelinin uzaktan algılama bulguları

Ülkemizdeki 4B grubu maden aramalarında plansız yapılan uygulamalar nedeni ile ekonomik açıdan verimsizlik olduğu açıktır. Son yıllarda hızlı bir şekilde artan enerji maliyetleri linyit madenciliğinin daha da önemli kılmış ve mostra madenciliğinin yerini dijital ortamdaki yapılan yeni teknolojik faaliyetler ile birlikte sondajlı arama ve yeni modern uzaktan algılama teknikleri kullanılarak ön arama faaliyetlerini zaman ve ekonomik açıdan çok verimli hale getirmiştir. Uzaktan algılama tekniklerinin önemini ortaya çıkarmıştır. Sahada MTA tarafından yapılan etüt çalışmalarının değerlendirilmesi sonucunda elde edilen yeni veriler ışığında linyit içeren lokasyonlar tespit edilmiştir. İlk bakışta tek tip bir litolojik birimde çalışma yapıldığı düşünülse de farklı fasiyeslerin varlığı uydu görüntüsü analizlerinde ve sondajlarda gözlenebilmektedir. Bu fasiyes değişimleri renk, mineralojik bileşim ve özellikle farklı alterasyon seviyeleri ile ilişkilendirilebilir. Fasiyes değişimlerinin haritalanması linyit arayışı için en önemli katkılardan birisi olmuştur. Landsat 8 uydu görüntüsü analizleri ile bu haritalamalar ve linyitli lokasyonların doğrulanması mümkün olmuştur. CBS çalışmaları ile linyitli bölgelerin morfolojik özellikleri belirlenmiştir. Belirlenen lokasyonlardan 2 adet sondaj çalışması gerçekleştirilen Alibonca Formasyonundaki Çobandere üyesi içerisinde linyit bantları organik malzemeli kiltaşı ve kireçtaşları ile ardalanmalı olarak bulunur. Tatlı su fosilleri içeren organik malzemeli kireçtaşı ve marnlarla ilişkili benzer fasiyesler gölü çevreleyen bataklık çökelleri olarak yorumlanabilir. Linyit fasiyesi içerisinde bulunan damarların kalınlığı Arguvan/Çobandere mevkiinde yapılan sondajda 3.60cm – 0.02 cm arasında değişen kalınlıklarda, Arapgir /Suceyn mevkiinde ki sondajda 1.60cm- 0.05cm arasında değişen kalınlıklarda ve ortalamada kuyu başına 4 metre toplam kalınlıkta, alt ısıl değeri 1200-1500 kcal/kg ortalamasına sahip linyit damarları kesilmiştir.

JeolojiLinyitMalatya
Muhammet Sait Kördiş
Süleyman Demirel University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Balya (Balıkesir) yöresindeki porfiri bakır-molibden cevherleşmesi ile ilişkili magmatik kayaçların mineralojik ve jeokimyasal özelliklerinin incelenmesi

Tez kapsamında, Balıkesir-Balya bölgesindeki magmatik kayaçların mineralojik, petrolojik, jeokimyasal özellikleri incelenmiş, bu kayaçları oluşturan magmanın kökeni belirlenmiş, bunların oluşumunda etkili olan süreçler ortaya konulmaya çalışılmıştır. Bu çalışma ile çalışma bölgesinde gözlenen magmatik kayaçların, Cu-Mo cevherleşmesi ile ilişkili olması sebebiyle, elde edilen veriler ışığında magmatik kayaçların petrojenezinin ortaya konulması yanında, incelenen alandaki magmatizma ile ilişkili Cu-Mo metal zenginleşmesinin saptanması, cevherleşmenin oluşumunda etkili olan çözeltilerin magmatik kayaçlarda oluşturduğu kimyasal değişimlerin belirlenmesi, alterasyon zonu, yan kayaç ve cevher arasındaki ilişkilerin irdelenmesi, cevher yatağının oluşum ortam ve koşullarının belirlenmesi ve magmatizma-cevherleşme ilişkisinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Balya yüzey örnekleri bazaltik trakiandezitten dasitik bileşime değişmektedir. Sondaj kuyusuna ait karot numuneleri ise dasit ve andezit karakterindedir. Örneklerin tamamı sub-alkali özellik göstermekte ve Balya yüzey örneklerinin tamamı kalkalkali özellik taşımaktadır. Bazaltik, andezitik ve dasitik karakterdeki üç örnek üzerinde gerçekleştirilen mineral kimyası analiz sonuçlarından bazaltik kayaçlarda bulunan piroksenlerin ojit, plajiyoklazların ise labrador bileşiminde, andezit ve dasit örneklerindeki piroksenlerin diyopsit, plajiyoklazların ise andezin bileşiminde olduğu, dasit örneğinde bulunan amfibol minerallerinin pargasit, edenit bileşiminde ve bu kayaç içindeki mika minerallerinin ise biyotit bileşiminde olduğu tespit edilmiştir. Bu örnekler içerisinde bulunan labrador ve andezin minerallerinin kristalleşme basınç ve sıcaklığı Putirka (2008)'in çalışmasında belirlediği denklemlerden yararlanılarak hesaplanmıştır. Hesaplanan sıcaklıkların, bazaltik örnek için 1070–1090 °C, andezit için 1010–1020 °C ve dasit için 980-990 °C arasında değiştiği saptanmıştır. Bazaltik, andezitik ve dasitik basınç ve sıcaklık değerlerine göre yapılan derinlik hesaplarına göre ise feldispatların ~15-30 km derinlik aralığında kristalleştiği ortaya konulmuştur. Magmanın kökeni ve ergimenin gerçekleştiği ortamın belirlenmesi amacıyla kısmi ergime modellemesi oluşturulmuştur. Elde edilen jeokimyasal veriler ile Balya volkanik kayaçları için en yüksek MgO içeriğine sahip örnek dışındaki diğer örneklerin tamamının, yüksek La/Ta (32–76), yüksek Nb/La (0,18–0,45), düşük Zr/Ba (0,09–0,16) oranları ve düşük TiO2 (%0,54–0,91) içeriklerine sahip olmaları nedeniyle sığ litosferik bir kaynaktan türediği ortaya konulmuştur. Litosferik bir kaynağa işaret eden bu jeokimyasal veriler ile bu ergimenin sığ spinel peridotit mi yoksa daha derindeki granat lerzolit kısmından mı türediğini ortaya koymak amacıyla varsayımsal bir kısmi ergime modellemesi gerçekleştirilmiştir. Bu modellemede, Balya volkanik kayaçlarının yoğunluklu olarak spinel peridotitin düşük dereceli (<%5) yığın ergimesi sonucu oluştuğunu ortaya konulmuştur. Petrojenetik olarak tanımlanmış bu magmatizma ile ilişkili cevherleşme süreçleri ise bölgede yapılan sondaj karot örneklerinin incelenmesi ile belirlenmiştir. Balya sondaj kuyusunda, granodiyorit porfiri birimi içerisinde geçişli halde arjilik, fillik, propilitik ve potasik hidrotermal alterasyon tipleri tanımlanmıştır. Porfiri sistem belirteci olan A ve B, D ve M damarları da kesilmiştir. Balya sondaj karotlarından yapılan incekesitler incelendiğinde, cevher minerali olarak molibdenit, kalkopirit, manyetit, pirit ve hematit mineralleri tanımlanmıştır. Cevherleşmenin yaşını ortaya koyabilmek amacıyla molibdenitlerde Re-Os yaş tayini yapılmış, örneklerin 25,61 ± 0,02 My, 25,67 ± 0,01 My ve 25.56 ± 0,01 My yaşında oldukları ve buna göre cevherleşmenin Geç Oligosen döneminde gerçekleştiği ve magmatizma ile eş yaşlı olduğu ortaya konulmuştur. Bu çalışma ile, Oligosen dönemde faaliyetleri devam eden magmatizma süreci içinde oluşan porfiri alterasyon ve Cu-Mo cevherleşmelerinin bölgede gerçekleşen sıkışmalı rejimin genişlemeli rejime dönüşünün ilk aşamalarında oluştuğu ortaya konulmuştur.

Tevfika Elif Özel
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Orta-Geç Jura yaşlı birimlerin hidrokarbon potansiyelinin değerlendirilmesi (Karadeniz, Türkiye)

Bu çalışma, Batı ve Orta Karadeniz Bölgesi'ndeki Orta – Geç Jura yaşlı kaynak kayaçların hidrokarbon potansiyelini belirlemek amacı ile yapılan büro, saha ve laboratuvar analizleri çalışmalarını kapsamaktadır. Yapılan saha çalışmalarında alınan 87 adet örnek farklı setler halinde XRD – Tüm Kayaç, XRD – Kil Fraksiyonu, Rock – Eval Pirolizi, Toplam Karbon - Kükürt ve Organik Petrografi analizlerine tabi tutulmuştur. Yapılan XRD - Tüm Kayaç analizlerinde Himmetpaşa Formasyonu şeyllerinde kil minerallerinin hâkim olduğu (%46,2), kil minerallerini kuvars (%35,1) ve mika (%9,7) minerallerinin takip ettiği, XRD – Kil Difraksiyonu analizinde tespit edilen kil mineralleri bulunma oranlarına göre ise kaolinitin hâkim olduğu (%70,8), illitin (%23,1) kaoliniti takip ettiği görülmüştür. İllit kristalinitesi, keskinlik oranı ve klorit kristalinitesi ölçümlerinde diyajenez ile metajenez arasında değişen sonuçlar elde edilmiştir. Dogger yaşlı Himmetpaşa Formasyonu şeyllerine uygulanan Rock – Eval Piroliz analizi değerlendirmelerinde TOC açısından oldukça iyi değerler elde edilse de örneklerin büyük bir kısmı S2 değerlerinin düşük olması sebebi ile Tip IV kerojen olarak sınıflanmış, ancak örnek seti içerisinde hidrokarbon üretme potansiyeli olan örnek de saptanmıştır. Triyas – Liyas yaşlı Akgöl Formasyonu şeyllerinde gerçekleştirilen XRD – Tüm Kayaç analizlerinde bulunma oranlarına göre kil minerallerinin hâkim olduğu (%36,3), kuvars (%19,2) ve kaolinit minerallerinin (%8,3) takip ettiği, XRD – Kil Difraksiyonu analizlerinde ise tespit edilen en bol kil mineralinin illit (%55,5) olduğu, illit kil mineralini kaolinit (%34,6) ve kloritin (%5,6) takip ettiği görülmüştür. İllit kristalinitesi, keskinlik oranı ve klorit kristalinitesi ölçümlerinde diyajenez ile metajenez arasında değişen sonuçlar elde edilmiştir. Rock – Eval Piroliz analizi değerlendirmelerinde genel olarak gerek TOC gerekse S2 açısından Akgöl Şeylleri'nin aktüel olarak hidrokarbon üretme potansiyellerinin oldukça zayıf olduğu görülmüştür. Baskın kerojen tipi Tip IV olsa da 6 örnek Tip III kerojen olarak sınıflanmıştır. Akgöl Formasyonu örnekleri arasında hidrokarbon üretme potansiyeli olan bir örneğe rastlanmamıştır. Triyas – Liyas yaşlı Akgöl Formasyonu'nda ayrıca formasyonun genç kısımlarına yani Liyas'a (özelde Torsiyen) doğru gidildikçe TOC miktarının artıp artmadığı test edilmeye çalışılmış, bu yolla T-OAE'nin (Torsiyen Okyanusal Anoksik Olayı) Karadeniz Bölgesi'nde varlığına da bir ipucu sağlanmak istenmiştir. Bu amaçla yapılan örneklemelerde ipucu niteliğinde şüphe uyandırıcı sonuçlara ulaşılmış olsa da yapılan bu değerlendirme gerçekleştirilecek yeni çalışmalar ile teyide muhtaçtır. Triyas yaşlı Çakrazboz Formasyonu'nda XRD – Tüm Kayaç analizi sonuçlarına göre kil minerallerinin bulunma oranının %44,2, kalsit mineralinin bulunma oranının %28,6 olduğu belirlenmiştir. XRD - Kil Difraksiyonu analizlerinde de hakim kil minerallerinin sırası ile İllit (%50,2), Vermikulit (%21,5) ve Kaolinit (%11,97) olduğu görülmüştür. XRD – Kil diftogramlarından gerçekleştirilen termal olgunlaşma ölçümlerinde üç örnek diyajenetik zon, bir örnek de diyajenetik zon sınırına yakın ancak ankizon'da yer almıştır. Rock – Eval Piroliz analizleri sonucunda, hidrokarbon üretme potansiyeline sahip, "çok iyi" kaynak kaya olarak sınıflanan, Tip II kerojen içeren ve petrol penceresinde yer alan bir örnek saptanmıştır. Tez konusu kapsamı içerisinde olmasa da saha çalışmasındaki bütünlüğün sağlanması amacıyla alınan Çağlayan ve Cankurtaran Formasyonlarına ait örneklerin de analizleri yapılmış ve değerlendirmeleri tez içerisinde verilmiştir.

Ekonomik jeolojiHam petrolOrganik jeokimya
Cüneyt Bayraktaroğlu
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

En büyük yer ivmesi azalım ilişkilerinin yakın dönemde Türkiye'de meydana gelen depremlerle performanslarının değerlendirmesi

Sismik aktivitesi yüksek bölgelerdeki mühendislik uygulamaları için olası deprem senaryoları dikkate alınarak, tepe yer ivmesinin (amax veya PGA) gerçekçi tahmini çok önemlidir. Bu amaçla farklı bölgelerde, farklı veri tabanları kullanılarak çok sayıda amax tahmin eşitliği geliştirilmiştir. Ancak, literatürde bulunan çok sayıdaki eşitliğe rağmen yüksek tahmin performanslarının sağlanamadığı da bir gerçek olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmada yaygın bilinen bazı azalım ilişkilerinin en büyük yer ivmesi tahminine yönelik performansları, yakın dönem Türkiye deprem verileriyle sınanmış ve değerlendirilmiştir. Performans değerlendirmelerinde öne çıkan İnan vd. (1996) ve Akkar ve Bommer (2010) tarafından geliştirilen iki eşitliğin sonuçlarının bütünleştirilmesi için, ilk aşamada bu iki eşitliğin amax sonuçlarının farklı ağırlık oranlarıyla toplanması denenmiştir. İkinci aşamada ise bu iki eşitliğin amax sonuçlarının yanı sıra, moment büyüklüğü (Mw) ve depremin merkez üstüne uzaklığının (Repi) birlikte girdi parametreleri olarak kullanıldığı, yapay sinir ağı (YSA) modellemesi yapılmıştır. İki tahmin eşitliğinin amax sonuçlarının bütünleştirilmesine yönelik YSA tabanlı bu yaklaşımda; Mw ve Repi'ye bağlı olarak eşitliklerin değişken ağırlıklı katıldıkları sonuçların üretilmesi amaçlanmıştır. Performans değerlendirmeleri sonucunda en iyi performansın elde edildiği model olan YSA modellinin, kullanım pratiğinin sağlanmasına yönelik bir seri abak hazırlanmıştır. Tezin son bölümünde geliştirilen abaklar kullanılarak Kuzey Anadolu Fayı üzerinde Mw=7.5 ve Mw=6.5 büyüklüğünde iki senaryo deprem için Karadeniz bölgesinde bir alanın amax dağılım haritası üretilmiştir.

Barış Rıza Vural
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Biyo-tabanlı doğal fiberlerin zeminlerin iyileştirilmesinde kullanılabilirliğinin araştırılması

Ulaşım hatlarının taban malzemesinde veya yapımında kullanılan zeminler trafik yoğunluğu ve atmosferik şartlara bağlı olarak zamanla dirençlerini kaybedebilmektedir. Bunun sonucunda oturmalara meyilli, düşük kayma direnci ve büyük oranda sıkılaşma gösteren zemin malzemesi zamanla üzerindeki yapının kullanılamaz hale gelmesine neden olmaktadır. Zeminlerin mühendislik özelliklerinin arttırılması ve zeminlerin iyileştirilmeleri için günümüzde birçok yöntem kullanılmaktadır. Zeminlerin biyo-tabanlı doğal lifli malzemelerle güçlendirilmesi bir iyileştirme yöntemleri olarak bu çalışmada ele alınmaktadır. Bu malzemeler çevre açısından daha az zararlı ve kolaylıkla üretilebilir olmalarıyla öne çıkmaktadır. Yün, insan saçı keten ve odun talaşı gibi biyo-tabanlı lifli malzemeler ile güçlendirilen zeminlerin stabilizasyonu kompaksiyon parametreleri (optimum su içeriği ve maksimum kuru yoğunluk) ve mukavemet değerleri ile irdelenmiştir. Kompaksiyon parametreleri ve CBR deney sonuçları zeminlerin güçlendirme öncesi ve sonrası elde edilen değerler açısından ele alınmıştır. Burada CBR, bir yolun alt zemininin ve yapımında kullanılan malzemelerin mukavemetinin bir ölçüsü olarak kullanılmıştır. Bu amaçla zemin örneklerine belirli oranlarında (örn: %5, %10 ve %20) talaş ve yine belirli oranlarda (örn: %0.5, %1.0 ve %2.0) insan saçı, yün veya keten gibi lifli malzemeler eklenerek farklı biyo-tabanlı materyallerle güçlendirme uygulanmıştır. Güçlendirme yapılan biyo-tabanlı fiber-zemin karışımlarında kompaksiyon parametreleri ve mukavemet değerlendirmeleri standart proktor ve CBR testleri ile değerlendirilmiştir. Her iki güçlendirme için elde edilen kompaksiyon ve mukavemet parametreleri birbirleri ile karşılaştırılmıştır. Ayrıca çalışma biyo-tabanlı malzemenin genel özellikleri ve güçlendirme boyutları içerisinde ele alınarak, fiber-zemin karışımlarının özellikle aşırı atmosferik şartlara maruz kalan (aşırı yağış ve don olayları vb.) bölgeler için ulaşım yapılarının temel alt ve yapım malzemesinde kullanılabilirliği avantaj ve dezavantajları ile birlikte tartışılmıştır. Bu doğrultuda, biyo-tabanlı fiber-zemin karışımlarının atmosferik koşullara maruz kalan ulaşım yapılarında alt temel malzemesi olarak kullanılabilirliği değerlendirilmiş; söz konusu katkıların çevresel sürdürülebilirlik, düşük maliyet ve mühendislik performansı açısından önemli bir potansiyel taşıdığı sonucuna ulaşılmıştır. Yapılan deneyler sonucunda; %1 oranında saç+yün katkısı ile CBR değerlerinde Zemin-1 (SM) için %22, Zemin-2 (SC) için %15, Zemin-3 (GC) için ise %28'e varan iyileşmeler gözlemlenmiştir. Keten katkısı %2 oranında uygulandığında Zemin-3 (GC)'te CBR değeri %33'e ulaşarak en yüksek taşıma gücü artışı elde edilmiştir. Bu bulgular, kullanılan her bir katkı malzemesinin farklı oranlarda zeminleri belirgin şekilde güçlendirdiğini ve zemin iyileştirmede etkili sonuçlar verdiğini ortaya koymuştur. Anahtar kelimeler: Kaliforniya taşıma oranı (CBR), Kompaksiyon, Maksimum kuru yoğunluk (γk), Optimum su içeriği (Wopt)

Nur Pelin Kayakeser
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Fen Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Eliaçık ve Alacayar köylerinin (KD Çatak-Van) kuzeydoğusundaki evaporitli çökellerin sedimantolojik ve petrografik-minerolojik özelliklerinin incelenmesi

Bu çalışma, Van–Çatak yöresindeki Oligosen–Alt Miyosen evaporitlerinin sedimantolojik, petrografik-mineralojik özellikleri, jeokimyasal özellklerini inceleyerek buların diyajenez evrimi ve paleoçökelme koşullarını ortaya çıkarmıştır. Arazi verileri, evaporitlerin şist–fillit ve mermer–dolomit seviyeleriyle ardalanmalı olarak geliştiğini, tektonik dokanaklar boyunca bindirmeli dilimler hâlinde tekrarlandığını göstermiştir. Bölgenin Doğu Anadolu Sıkışma Kuşağı'ndaki konumu, bu güçlü deformasyon ve dilimlenme yapısını açıklamaktadır. Çatak havzasının söz konusu dönemde yarı kapalı, yüksek buharlaşmalı bir platform havzası niteliği taşıdığı belirlenmiştir. Sedimantolojik incelemeler havzanın sekiz fasiyes ile temsil edildiğini göstermiştir: lagünel karbonat–konglomera, ince taneli marn–kiltaşı, laminalı jips, masiv jips, selenitik jips, yumrulu jips, marnlı–alterasyonlu evaporit ve havza kapanımına bağlı fan çökelleri. Petrografik ve SEM–EDS analizleri evaporitlerin başlıca jips ve daha az oranda anhidritten oluştuğunu; kristallerin granoblastik, lifsi ve yeniden kristallenmiş dokular sergilediğini; anhidrit kalıntılarının çok evreli diyajenezi yansıttığını ortaya koymuştur. XRD verileri jips, anhidrit, kuvars, illit, muskovit, kaolinit ve yer yer berlinitin varlığını doğrulamış; berlinit kısıtlı havza koşullarını desteklemiştir. Evaporitlerin üzerindeki mermer–dolomit ardalanması, evaporatif akışkanların dolomitleştirici etkisini göstermektedir. Diyajenez üç aşamada gerçekleşmiştir: birincil jips çökelimi, gömülmeye bağlı jips → anhidrit dönüşümü ve tektonik kırıklar boyunca anhidritin tekrar jipse rehidrasyonu. Major–iz element verileri çökelmenin denizel, hipersalin koşullarda gerçekleştiğini; zaman zaman karasal katkı aldığını göstermektedir. ⁸⁷Sr/⁸⁶Sr (0.7085–0.7091), δ³⁴S (+14‰–+22‰) ve δ¹⁸O (+10‰–+17‰) değerleri, evaporitlerin denizel sülfat kökenli olduğunu ve yarı kapalı bir lagün sisteminde çökelmiş bulunduğunu doğrulamaktadır. Sonuç olarak Van–Çatak evaporitleri, aktif tektonizma ve yarı kurak iklim altında gelişmiş lagüner–sığ denizel çökeller olup, çok kademeli diyajenez ve düşük dereceli metamorfizma geçirmiş önemli bir paleocoğrafik anahtar birimdir.

Haci Dalga
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Batı Karadeniz (Sarıyer-Şile) Bölgesinin sıkışma tektoniğinin kalsit ve illit jeokronolojisi ile araştırılması.

Batı Karadeniz bölgesi, Neo-Tetis okyanusunun kapanması sonucu gelişen Alp orojenik kuşağının incelenmesi için önemli bir bölgedir; çünkü bu bölge, dalma-batmadan okyanus kapanması ve çarpışmaya kadar tüm Alp orojenezinin evrimsel tarihinin kayıtlarını içerir, ancak nihai kapanmanın yaşı ve bunun Karadeniz'e etkileri halen tartışmalıdır. Karadeniz'in günümüzde açılma veya sıkışma rejimi altında olup olmadığı, Karadeniz kıyılarında ne tür bir tektonik rejimin hüküm sürdüğü ve kıyılardaki fayların geçmişten günümüze etkinliği konusunda tartışmalar halen devam etmektedir. Çalışma kapsamında Batı Karadeniz'de Sarıyer-Şile civarında yüzlek veren faylar araştırılmıştır. Çalışma alanında fayların evriminin araştırılması ve jeokronolojik yöntemlerle tarihlendirilmesi hem bölgenin tarihine hem de bölgenin aktif tektoniğine ışık tutacaktır. Gözlenen faylardan sin-tektonik kalsit ve bölgede gözlemlenen enjeksiyon damarları içerisindeki kil dolgularından örnekler toplanmıştır. Bu numunelerden, K-Ar (illit) ve U-Pb (kalsit) yaşlandırma yöntemleriyle yaş analizi yapılmıştır. Çalışmanın amacı, Karadeniz'in halen genişleme sürecinde olup olmadığı ya da bazı çalışmalarda öne sürüldüğü gibi genişleme rejiminin sona erip sıkışma rejiminin başlayıp başlamadığı konusunda veri elde etmektir. Bu sorunu çözmek amacıyla bölgedeki faylar üzerinde ilk kez U-Pb yaş verileri elde edilmiştir. Elde edilen bu yaşlar 48 ila 55 My arasında değişmekte olup, Pontid İçi Okyanusu'nun kapanmasıyla ilişkili ters faylanmanın Erken Eosen zamanlarında olduğunu göstermektedir. İllit içeren enjeksiyon kili örnekleri de K-Ar yöntemiyle yaşlandırılmış ve 70-140 My arasında yaşlar vermiştir.

Levent Kuş
İstanbul University-Cerrahpaşa · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Keşan bölgesi tersiyer istifi çökeliminin stratigrafisi,kaynak kaya ve paleoiklim özellikleri

Zengin petrol ve doğal gaz kaynaklarına sahip olması nedeniyle birçok araştırmacı tarafından yapısal jeoloji, stratigrafik ve volkanizma açısından incelenen Trakya Havzası ve bu havzada yer alan en önemli oluşumlardan biri olan Keşan Formasyonu, bu çalışmada kaynak kaya (provenans) ve paleoiklim açısından incelenmiştir. Trakya havzasındaki jeolojik incelemeler 19. yüzyıldan beri devam etmektedir (Ternek, 1949; Boer, 1954; Kopp, 1955-1965; Andrews, 1960; Schindler, 1958 ve 1959 v.b.; L. Gökçen, 1967; Ünal, 1967; Şenol, 1980; Kasar v.d.,1983; Türkecan ve Yurtsever, 2002; Siyako, 2005 ve 2006b; Perinçek, 1987 ve 1991; Perinçek, 2010a, 2010b ve 2010c; Perinçek, v.d., 2015; Şengüler, 2022; Perinçek, 2024). Trakya havzası Tersiyer ve Kuvaterner yaşlı sedimenter ve magmatik-volkanik kayaçlardan oluşmaktadır. Çalışma alanındaki en yaşlı birimi Eosen yaşlı Keşan Formasyonu oluşturmaktadır. Keşan formasyonu konglomera, kumtaşı, silttaşı ve volkanik birimlerden oluşur. Keşan Formasyonu üzerine sırasıyla çamurtaşı ve kumtaşlarından oluşan Eosen yaşlı Yenimuhacir formasyonu ve Oligosen yaşlı kiltaşı, şeyl ve linyit düzeyleri içeren Danişment Formasyonu ve andezitik, bazaltik volkanitler ve ignimbritlerden oluşan Hisarlıdağ volkanitleri ile bunların üzerine uyumsuzlukla gelen Miyosen yaşlı konglomera, kumtaşı ve kiltaşlarınnın oluşturduğu Çanakkale formasyonu ve en üstte ise Kuvaterner yaşlı Alüvyon gelmektedir. Trakya havzasının Kuzeyinde birbiriyle uyumsuz Prekambriyen, Paleozoyik ve Mesozoyik yaşlı magmatik ve farklı derecede metamorfizma geçirmiş ve granitik kayaç topluluklarından oluşan Istranca masifi, Kadomiyen, Variscan ve Alpin tektonik dönemlerine ait tektonik deformasyonlara maruz kalmış olup Tersiyer havzası çökelimi öncesi yükselerek üzerindeki örtü aşınmış ve çökelimin karasal kırıntılılarının oluşturduğu Eosen yaşlı Koyunbaba Formasyonu (Şekil 4-4) temel birimlerden malzeme alarak açısal uyumsuz olarak üzerlemiştir. İstif özellikle kuzeyde havzayı açan fayların etkisi ile hızlı derinleşmeyle birlikte yer yer resif karbonatları hatta derince şelfe kadar çökelim sunan şeyl, marn, kumtaşı, tüfit ve killi kireçtaşlarından oluşan Ceylan formasyonu kırıntılı ve karbonatlı birimleri ile transgresif aşmalı bir şekilde üzerlenmektedir. Keşan bölgesi havzanın kısmen derinleştiği kesimini oluşturmakta olup resifal çökelim gözlenmemektedir. Havzanın bu kesiminin güneyinde Ezine Zonu ve Kazdağ masifi yükselimine dair metamorfik birimler yüzeylemektedir. Keşan formasyonu türbiditik kumtaşlarının tektonik sınıflamasında ortaya çıkan basement Uplift kaynak, özellikle metamorfik ve magmatik beslenimin yaygın olduğu temel yükseliminin bulunduğu alanlarda gözlenen bir provenans olup, kıta içi alanlardaki yapısal yükselimin olduğu derin kristalin kayaçların yüzeylendiği alanları temsil etmekte ve ıstranca yükselimi ile uyumlu bir çökelime karşılık gelmektedir. Çalışma alanının büyük bir kısmını oluşturan denizaltı yelpazesi (submarine fan) çökelimi ürünü genellikle ritmik sedimanter özellik sunan taban yapıları ve iz fosilleri ile belirgin tabakalar keşan güneydoğusu boyunca uzanım sunan sırtlarda ve E-85 karayolu güneyinde Yenimuhacir yönünde uzanım sunan sırt boyunca yaygın ölçülebilir mostralar görülmüştür. Eosen-Oligosen çökelimine ait tabaka ve katmanlar yaygın olarak BKB doğrultulu düşük açılı olarak kuzeydoğuya eğimli olacak şekilde duruşlar sergilemektedir. Hazırlanan kontör ve gül diyagramlarında da görüleceği üzere doğu kuzeydoğu yönlü Alpin Orojenezi'nin etkilerini yansıtan DKD yönlü sıkışmaların etkinliğinde tabaka düzlemlerinin yeniden konumlandığı görülmüştür. Eosen'den günümüze kadar farklı jeolojik koşullar ve litolojik karakterde kayaçların yer aldığı bölgede, Eosen ve sonrası dönemde sıkışma ve makaslama tektoniğinin etkisiyle farklı yaşlardaki kayaçlarda ve çeşitli gerilim koşullarında kıvrım mekanizmalarının geliştiği gözlenmiştir. Tektonik ve sedimanter oluşumlu kıvrımlar tespit edilmiş olup, Keşan formasyonunun stratigrafik olarak üst düzeylerinde, çökelme ile yaşıt slump yapıları şeklinde kıvrımların gelişimi söz konusudur. Bölgede filiş karakterini yansıtan ve ritmik sedimantasyonun gözlendiği, killi siltli-kumlu birimlerin ardalanmalı olarak yer aldığı düzeylerde, deformasyon davranışı farklılığından kaynaklı bu densite yapılar ve kopmalar görülmektedir. Keşan formasyonu orta kesimlerinde, kırıntılı ve karbonatlı düzeylerin yanı sıra ardışıklı volkaniklerin bulunduğu seviyelerde, özellikle killi zonlarda kırılma klivajları oldukça düzenli çatlak sistemleri olarak özel bir deformasyon stilini yansıtmaktadır. Çubuksu kırılmaların dikkat çekici olduğu bu seviyeler dışında, bölgenin hâkim kırık-çatlak sistemi, baklava dilimi görünümleriyle belirgin olan makaslama çatlaklarından oluşmaktadır. Genellikle dolgusuz ve milimetre ölçeğinde açıklığa sahip olan bu çatlaklardan derlenen doğrultu ve eğim ölçümleri ile kontur diyagramları hazırlanmış, ayrıca bölgenin deformasyon yapısını ortaya koymaya yönelik tensor analizleri gerçekleştirilmiştir. Keşan bölgesinde gerçekleştirilen haritalama çalışmaları sırasında tespit edilen faylar genellikle yüksek açılı, normal bileşenin hâkim olduğu ve yaklaşık kuzey-güney gerilmeli tektonik rejim ile oluştuğu düşünülmektedir. Bu fayların, Eosen döneminde havzayı açan kuzey-güney gerilmeye karşılık geldiği söylenebilir. Sin-sedimanter oluşumlu bu faylar, Keşan formasyonunun taban düzeylerinde oldukça belirgin ofsetler, drag foldslar, kayma lifleri, breşik yapılar ve morfolojileriyle belirgin olur, sahada tespit edilen fayların kinematik özellikleri ve asal gerilme eksenleri poli stres analizlerinde görülebilmektedir. Eosen sonrası dönemde havzayı sıkılaştıran tektonik dönemin yanı sıra, bölgede sıklıkla gözlenen makaslama rejimine ve buna bağlı conjugate çatlakları oluşturan tektonik koşulların stres analizlerine yansıyan fay emareleri sahada görülmemiştir. Tektonik olarak yer yer küçük ölçekli kıvrımların geliştiği görülmüştür. Bölgedeki en genç çökelimi oluşturan ve güneyde yaygın mostralar sunan Ergene formasyonunun konglomeratik düzeylerinde ise oldukça yayvan ondülasyonlar şeklinde tabaka yönelimlerinde değişimler, kesitlerde ise kıvrımlı yapılar şeklinde izlenmektedir. Trakya havzasında yer alan ve farklı türde kayaçlar içeren Keşan formasyonuna ait kayaçların ılıman ve nemli iklim şartları altında ayrışması nedeniyle detritik ve ötijenik kil mineralleri gelişmiştir. Kaynak kayanın mineralojik bileşimi, iklim faktörleri (nemli/yarı-nemli, kurak), paleotopoğrafya, çökelme ortamı ve diyanetik faktörlerin gelişebilecek kil türüne etki ettiği görülmektedir.

Edirne-Keşan-Sazlıdere Köyü
Abdullah Afif
İstanbul University-Cerrahpaşa · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessEN

Provenance study of the Late Bronze Age Cypriote potteries: White slip and monochrome wares from tell Atchana/the Ancient Alalakh (Hatay) and archaeometrical approachs

Tell Atchana/The ancient Alalakh is an ancient city located in south of the Amuq Valley. Large amount of Cypriot ceramics was found in Tell Atchana/The Ancient Alalakh. This ancient city is one of the biggest settlement in Amuq region and was the capital city of the Mukish Kingdom during the Middle and Late Bronze Age. Ancient Alalakh has significant geographic location because of junction point of Anatolia, Mediterrean and Mesopotamia. Therefore, this site play an important role on culture and trade exchange with other different cultures, especially Hittite and Mitanni. Due to the being city of kingdom and interaction with other cultures, this provide to much information about Mid-Late Bronze Age. One of the significant archaeologic finding is ceramic which plays a significant role to reach to information about socio-economic, socio-cultural, politic and trade balance. A vast quantity of The White Slip (both White Slip I and II) and the Monochrome wares are two Late Bronze Age Cypriote pottery types found in a large area in the Tell Atchana/ Alalakh excavation. We selected a total of 56 samples of White Slip (WS I=6, WS II= 30) and Monochrome ware (MN= 20) from Tell Atchana/Alalakh and analyzed using archaeometrical methods. The chemical compositions of the selected samples were determined by X-ray Fluorescence (XRF) and Inductively Coupled Mass Spectrometry (ICP-MS), and mineralogical contents were investigated using petrographic thin-sections technique. The main aims of the study are to explore the compositional characteristics of the wares (e.g. chemical and petrographic groups), and to ascertain that whether they are local variant of the Cypriot White Slip and Monochrome ware types or represent Cypriot imports to this region. In addition, another aim is explore the possible clay source by use of these archaeometric methods. According to these analyses, we determined petrographic and geochemical characterization of the potteries and determined subgroups for both WS and WS II ware. Moreover, we confirmed local variation between WS I and WS II ware. We revealed petrographic and geochemical differences between White Slip and Monochrome ware. For the provenance, when the analytical results of the White Slip and Monochrome was compared with the reference group from the previous study, It was seen no relationship selected samples with refereance group that was established based on extensive clay sampling in Amuq plain. Other steps for the provenance, selected sample WS and MN wares from Tell Atchana was compared with White Slip and Monochrome samples from the different regions that are collected from previous studies. After comparison, we understood that our White Slip pottery have similar geochemical characterization with Cyprus ceramics from previous study. The analytical results proved that White Slip I and II were produced from raw clay of mafic and ultramafic source rocks exposed in the Troodos massif, available in the Limassol area of South Cyprus and traded to Tell Atchana. Likewise, Monochrome ware are import material and have similar geochemical features with other Monochrome pottery. These results demonstrate a close trade connection between Tell Atchana/Alalakh and South Cyprus during the Middle-Late Bronze Age.

Sinem Hacıosmanoğlu
İstanbul Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Batı Karadeniz ve Trakya bölgesi pliyosen ve kuvaterneristiflerinin sedimantolojisi ve çökel sistemlerin incelenmesi, Türkiye

Batı Karadeniz ve Trakya Havzaları, Dünya'da en aktif tektonik kuşaklardan biri olan Alp-Himalaya Kuşağı üzerinde kalırlar. Birbiri ile komşu olan bu iki havza, Lavrasya Plakası ile Gondwana-Afrika Levhası arasında son 30 milyon yıldır giderek artan bir şiddetle sıkışan, parçalanan ve batıya doğru sünerek kaçmaya çalışan Anadolu levhasına kuzeyden eklemlenen dalma batma ile ilişkili volkanik ürünleri de bu tektonik evrimin kanıtları olarak içerirler. Bu tezin konusu, Üst Miyosen-Pliyosen'den itibaren KAF Sisteminin KB'ya doğru devam eden segmentlerinin de yer yer etkili olduğu "Neo Tektonik" olaylar sonucunda Batı Karadeniz ve Trakya Havzalarında gelişen tortul istiflerin fasiyes mimarileri ve bunların Pliyosen'den günümüze kadar gösterdikleri evrimdir. Bu süreçte bölgedeki sedimantasyon hızı ve tektonizma arasındaki etkileşimin zaman içerisinde gösterdiği değişim, bölgenin Paleocoğrafyasını belirlemiştir. Batı Karadeniz Havzası'ndaki çökel sistemleri, yaklaşık 3700 km2'lik alana sahip üç adet üç boyutlu (3B) sismik veri seti yorumlanarak modellenmiştir. Bu havzadaki istif karasal-sığ deniz-şelf-yamaç-abisal düzlük ortamlarında çökelmiş, genel olarak güney-güneybatıdaki kaynak alandan beslenmiş çökel sistemleri ile temsil edilmektedir. Bu veri seti üzerindeki "Sismik Karakter ve Geometriler" kullanılarak yorumlanan çökel sistemleri alüvyal, flüvyal, fan delta, sahil fasiyesleri, bariyer kumları, kütle akma çökelleri, dağıtım kanalları, kanal/kanyonlar, kanyon içi kanallar, sediman dalgaları ve hemipelajik çökeller olarak yorumlanmışlardır. Trakya Havzası'nda 46 lokasyonda ayrıntılı ÖSK ölçümü yapılmıştır. Böylece bu kara alanlarındaki çökel sistemlerinin hem kendi içlerinde ve birbirleri ile olan yanal/mekansal korelasyonları yapılmış hem de yukarıda sözü edilen denizel istiflerin karadaki temsilcilerinin zamana bağlı korelasyonu yapılmıştır. Trakya Havzası boyunca belirli lokasyonlardan jeokimyasal örnekler derlenmiştir. Böylelikle, havzayı dolduran sedimanların jeokimyasal özelliklerini yansıtan analitik veriler stratigrafik/sedimantolojik verileri güçlendirmiş olup özellikle havzanın beslenme yönleri konusunda daha bütüncül yorumlar üretilmiştir. Sonuç olarak, Batı Karadeniz ve Trakya Havzası'nın Pliyosen-Kuvaterner Paleocoğrafya Modeli'ni ortaya koymak amacıyla bu bölgede üretilmiş jeofiziksel, jeolojik ve jeokimyasal veriler anlamlı bir şekilde bütünleştirilmiş, elde edilen tüm verilerin entegrasyonu sağlanarak birlikte yorumlanmış ve Paleocoğrafya Haritaları önerilmiştir.

Batı Karadeniz HavzasıKuvaternerMessiniyen+2
Songül Yıldız Çiftçi
Ankara University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Çal-Bekilli bölgesinin (Denizli) uzaktan algılama verileri ile haritalanması

Bu çalışma, Türkiye'nin güneybatısında yer alan Çal ve Bekilli bölgelerinin jeolojik haritasını, uzaktan algılama yöntemleri ile geleneksel jeolojik değerlendirmelerin entegrasyonu yoluyla güncellemeyi amaçlamaktadır. Landsat-8 OLI, Sentinel-2A ve ASTER gibi çok bantlı uydu verileri, ileri düzey yöntemler kullanılarak işlenmiştir. Bu işlemler arasında radyometrik ve geometrik düzeltmeler, spektral iyileştirme, Temel Bileşen Analizi (PCA), Minimum Gürültü Fraksiyonu (MNF), görüntü birleştirme ve denetimli sınıflandırma (MLC) yer almaktadır. Çalışma alanındaki çeşitli litolojik birimleri temsil eden sekiz kaya örneği toplanmış ve mineralojik bileşimleri ile dokusal özelliklerinin doğru bir şekilde belirlenebilmesi amacıyla petrografik mikroskopi ve X-ışını kırınımı (XRD) analizlerine tabi tutulmuştur. Elde edilen bulgular, Landsat-8 OLI görüntülerinin litolojik birimleri ayırt etmede Sentinel-2A ve ASTER'e kıyasla daha yüksek mekânsal ve spektral doğruluk sergilediğini ve saha ile laboratuvar analizleriyle en fazla uyum gösterdiğini ortaya koymuştur. Bu durum, engebeli topoğrafya ve seyrek bitki örtüsüne sahip alanlarda jeolojik haritaların etkin biçimde güncellenmesi için uzaktan algılama teknolojilerinin laboratuvar tabanlı jeolojik yöntemlerle birleştirilmesinin gerekliliğini vurgulamaktadır.

Manal Abdulhaqeem Alı Qasem
Pamukkale University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2025
00
DoctorateOpen AccessEN

The late holocene climate and vegetation reconstruction using the Lake Gölcük (SW Anatolia) sedimentary and pollen records

The Late Holocene (the last 1600 years were considered as Late Holocene in this study) climate change comprises of some important climate perturbations in which the current climate change can be placed. The Late Holocene climate changes comprised of the Dark Ages Cold Period (DACP), Medieval Climate Anomaly (MCA) and Little Ice Age (LIA), which may be related with some societal changes. This makes Late Holocene's paleoclimate reconstructions and climate mechanisms crucial to our understanding of current and future climate changes. In Anatolia, there are need for high-resolution well-dated multiproxy records of the Late Holocene. Therefore, this PhD thesis aims to contribute to the understanding of the DACP, MCA and LIA in Anatolia and the eastern Mediterranean basin at large by presenting high-resolution well dated sediment records. In order to achieve this aim, a piston core (GÖLCÜK18P01) and two gravity cores (GÖLCÜK18G02 and GÖLCÜK18G09) were drilled in a high-altitude crater Lake Gölcük. The cores were lithologically described and analyzed using magnetic susceptibility (hereafter MS) and μXRF. The μXRF were further investigated using factor analysis, after which Log(Ca/K) and Log(Sr/Ca) were selected for paleoclimate interpretation. The core P01 was further analyzed using pollen and stable isotope (δ13C and δ18O). A Bayesian age-depth model was reconstructed with the help of 14C, 210Pb and 137Cs dating techniques. The result of multiproxy data of, MS, Log(Ca/K), Log(Sr/Ca), pollen, δ13C- δ18O and lithology revealed various periods with wet (warm) and dry (cold) phases. The data suggest a generally mud lithology, reduced arboreal pollen, low MS, low (Ca/K) and high Sr/Ca indicating a dry (cold) DACP period (~AD 400-770). During the MCA (AD 900-1300) on the other hand, high-low-high arboreal pollen, generally sandy lithology, generally high MS, high-low-high (Ca/K), low-high-low Sr/Ca were recorded. These are interpreted as wet (warm) - dry (cold) - wet (warm) MCA. In contrast to the MCA, the LIA was a generally dry (cold) period as revealed by low arboreal pollen, mixed sand-clay-mud lithology, low MS, low Ca/K, high stable x isotopes (δ13C and δ18O), even though with short punctuation of wet (warm) episodes. Although timing of the Late Holocene climate events appeared to differ from region to region, the Lake Gölcük records appear to mostly agree with SW Anatolian and some eastern Mediterranean records in terms of wet (warm) and dry (cold) periods. The possible link of the Late Holocene climate changes observed in the Lake Gölcük to North Atlantic Oscillation (NAO), solar activity and volcanic forcing are discussed. Increase (decrease) in summer temperature is found to be related with high (low) solar activity. Solar activities such as the Oort Minimum, Medieval Maximum, Wolf Minimum, Spörer Minimum, Maunder Minimum and Dalton Minimum are related with changes in the multiproxy records of Lake Gölcük. Meteorological data of winter precipitation tends to be associated with negative winter NAO, which agrees with the comparison of the Lake Gölcük paleo records with a NAO reconstruction from tree rings. The North Sea Caspian Pattern (NCP) atmospheric teleconnection may also be partly related with the Late Holocene climate changes. Keywords: Late Holocene, Vegetation Change, Dark Ages Cold Period, Medieval Climate Anomaly, Little Ice Age.

Ilıya Bauchı Danladı
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Çanakkale konut alanlarında jeolojik altyapı ve çevre kalitesi

Türkiye'de kentlerin büyük çoğunluğu doğal afet tehdidi ile karşı karşıyadır. Jeolojik verilerinin kent planlamada yeterince kullanılamaması, kentlerin sağlıklı gelişimini olumsuz etkilemektedir. Kentlerin doğal afetlere karşı hazırlıklı olmaları için doğru yerseçimi ve sağlam yapı yapmanın yanında, mevcut yapılaşmış alanlarda fiziksel iyileştirmelerin yapılması, kentsel altyapının ve çevre kalitesinin geliştirilmesi de önem taşımaktadır. Jeolojik altyapının yerleşime uygun olmadığı alanlar üzerinde gelişen düzensiz ve yoğun yapılaşma doğal afet riskini artırmaktadır. Çalışma alanı olarak seçilen Çanakkale kenti, birinci derece deprem bölgesinde yer almaktadır ve Sarıçay alüvyon alanı üzerinde kuruludur. Bu tezde, Çanakkale kenti konut alanlarında jeolojik altyapı ve çevre kalitesi analiz edilerek, hem jeolojik altyapı hem de çevre kalitesi açısından sorunlu olan konut alanlarının tespiti amaçlanmaktadır. Bu alanlar kentte öncelikle iyileştirilmesi, geliştirilmesi gereken alanlar olarak da tanımlanabilir.Çanakkale kentinin jeolojik özellikleri literatür araştırması ve saha çalışmaları ile değerlendirilmiş ve 1/25 000 ölçekli Çanakkale kenti jeoloji haritası hazırlanmıştır. Çanakkale kenti konut alanlarında çevre kalitesini tanımlayabilmek amacıyla bazı göstergeler seçilmiştir. Konut alanları yapı yoğunluğu, yapılaşma düzeni, kentsel altyapıya sahip olma gibi parametreler değerlendirilerek çevre kalitesi değerlendirilmiştir. Mekansal analizlerde 2008 yılına ait uydu görüntülerinden ve Çanakkale Belediyesi 1/5000 Nazım İmar Planı'ndan yararlanılmıştır. Ayrıca kentsel altyapıyı geliştirmekle sorumlu olan Çanakkale Belediyesi, TEDAŞ, Çanakkale Gaz, Türk Telekom gibi kurumlardan veri temin edilmiştir. Tüm analizler CBS yardımıyla yapılmış, haritalar ArcGIS programında çakıştırılmıştır.Çalışmanın sonunda, Çanakkale kenti konut alanları; ?jeolojik altyapısı sorunlu ve çevre kalitesi düşük alanlar?, ?jeolojik altyapısı sorunlu ve çevre kalitesi geliştirilen alanlar?, ?jeolojik altyapısı sorunlu ve çevre kalitesi yüksek alanlar?, ?jeolojik altyapısı iyi ve çevre kalitesi yüksek alanlar? şeklinde dört kategoride tanımlanmıştır.

Coğrafi bilgi sistemleriÇanakkaleÇevre kalitesi
Funda Sezen
Çanakkale Onsekiz Mart University · Institute of Graduate Studies in Science
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Kınık (Kütahya)yöresinde yüzeylenen bazik ve ultrabazik kayaçların petrografik özellikleri

Bu çalışmada Kınık köyü (Kütahya) çevresindeki ofiyolit birimleri içerisindeki bazik ve ultrabazik kayaçların araştırılması ve bölgedeki jeodinamik evrime katkıda bulunulması amaçlanmıştır. Kütahya iline bağlı Kınık köyü ve yakın çevresini kapsayan çalışma alanı, güneyde Akdeniz Bölgesi'deki Torid kuşağı ile Batı Anadolu'da, İzmir - Ankara sütur zonu arasında yer almaktadır.İnceleme alanındaki kayalar 4 temel birimden oluşmaktadır. Gabrolar; Kınık köyü doğusunda geniş yayılım gösteren tabakalı bir istif şeklinde görülmekte, kümülat dokuya sahiptir. Diyabaz daykları; gabroları keser biçimde konumlanarak, kısmen hidrotermal alterasyona uğramışlardır. Ofiyolit biriminin tabanını oluşturan peridotitler arazide kırıklı çatlaklı yapılı serpantinitlere dönüşmüş durumda olup, uralitleşme ve listvenitleşme yoğun miktarda gözlenmektedir. Ofiyolitik melanj; Çokköy ve Beke formasyonları üzerine bindirme ile peridotitler ise ofiyolitik melanj üzerine tektonik bindirme ile yerleşmiş durumdadır. Ofiyolitik melanjın ana kayaçları pelajik çökeller, bazik kayaçlar ve serpantinitlerdir.Tüm bazik kayaçlarda genel olarak damuritleşme, uralitleşme, kloritleşme, epidotlaşma ve karbonatlaşma gibi ayrışım olayları, ancak ultrabazik kayaçlarda ise; serpantinleşme, listvenitleşme, lateritleşme gibi ayrışım olayları gözlenmektedir.Kınık ofiyoliti ile bu çalışmada esas alınan bazı ofiyolitlerde (Banaz, Eldivan, Kömürhan, Orhaneli ve Sivrihisar ofiyolitleri) yer alan bazik ve ultrabazik kayaçların mineralojik ve petrografik özellikleri karşılaştırılmıştır. Ayrıca bu kayaçlarda görülen alterasyon zonlarının yoğunluğu belirlenmiştir. Sonuç olarak İzmir - Ankara Sutur Zonu'na (İASZ) yakın yörelerde alterasyonun son derece fazla geliştiği de gözlenmiştir. Zon boyunca yer alan Orhaneli, Sivrihisar, Çankırı (Eldivan) ve Kömürhan ofiyolitleri ile daha güneyde yer alan Banaz ofiyolitlerinde de bazı benzer yapısal ve dokusal özellikler belirlenmiştir.

Bazik kayaçKütahyaOfiyolit+1
Tuba Esenboğa
Kütahya Dumlupınar University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Hatay-Erzin-Yeşilkent ovasının hidrojeolojik etüdü ve burnaz kaynağının kökeninin araştırılması

öz DOKTORA TEZİ HATAY-ERZÎN-YEŞİLKENT OVASININ HİDROJEOLOJİK ETÜDÜ VE BURNAZ KAYNAĞININ KÖKENİNİN ARAŞTIRILMASI Galip YÜCE ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ JEOLOJİ ANABİLİM DALI Danışman: Prof. Dr. Cavit DEMİRKOL Yü: 1998, Sayfa: 223 Jüri: Prof. Dr. Cavit DEMİRKOL Jüri: Doç. Dr. Ahmet GÜZEL Jüri: Prof. Dr. Aziz ERTUNÇ Çalışmanın amacı, Erzin-Yeşilkent ovasındaki yeraltısuyu potansiyelini hidrojeolojik model yaklaşımı ile gerçeğe yakın şekilde hesaplamak ve en uygun yeraltısuyu işletim modelini ortaya koymaktır. Anılan amaca yönelik olarak yeraltısuyu kalite değişimleri ve suların kökensel ilişkileri araştırılmıştır. Bu incelemenin sonucunda ovadaki sulama kooperatiflerinin yeraltısuyu gereksinimini optimum düzeyde karşılık verecek işletim modeli ile birlikte yeraltısuyu işletimi için uygun yeni alanlar belirlenmiştir. Yöredeki en önemli içme- kullanma ve sulama suyu kalite ve potansiyeline sahip Burnaz kaynağının besleniminin (özellikle kurak dönemdeki) Ceyhan nehrinden olduğu jeoistatistik, hidrolojik, su ve izotop kimyası çalışmaları yardımıyla kanıtlanmıştır. Anahtar Kelimden jeoistatistik, yeraltısuyu hidrolojisi, yeraltısuyu bilançosu, jeokimya, izotop, Burnaz kaynağı, Ceyhan nehri

Hatay-Erzin-YeşilkentHidrojeolojiJeoistatistik+1
Galip Yüce
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1998
00
Master'sOpen AccessTR

Kurtyuvası (Oltu-Erzurum) bakır-altın cevherleşemesinin jeokimyasal incelenmesi

Bu çalışma; Oltu-Narman-Tortum (Erzurum) cıvarında MTA tarafından 2004 yılında ?Doğu Anadolu Polimetal Aramaları Projesi? kapsamında etütlerine başlanan Erzurum-Oltu-İnanmışköyü Cu sahasının jeolojik ve jeokimyasal çalışmalarını kapsamaktadır. Çalışma bölgesi, Doğu Pontitlerin güney kenarında Tortum-H 47a2 paftasında yer almaktadır. Çalışma alanında yaşlıdan gence doğru, Kratese öncesi ve Kratese yaşlı bazik bileşimli volkanitler, Alt Kratese ve Üst Kratese yaşlı kireçtaşları, Eosen yaşlı kırıntılı kayaçlar ve bazik bileşimli kayaçları kesen asidik ve bazik kayaçlar gözlenir. Sahadaki en genç birimler ise Kuvaterner yaşlı alüvyonlardır. Sahada gözlenen magmatik kayaçlar alterasyon ve cevherleşmeden etkilenmişlerdir. Toprakta ve kayaçlarda saptanan yüksek Cu ile anomali düzeyindeki altın değerleri, çok yoğun olarak gözlenen hidrotermal alterasyon, porfirik dokulu asidik ve ortaç bileşimli dayklar, yer yer ağsal olarak gözlenen kuvars kalsit damar/damarcıkları, breşik yapılar ile kalkopirit ve bornit gibi cevher minerallerinin varlığı, İnanmış sahanın porfiri tip Cu-Au cevherleşmelerine benzerlik gösterdiğinin önemli göstergeleridir.

Serkan Özkümüş
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Çetmi ? Bolay civarının, (Taşkent d-gd' su, Konya) tektono-stratigrafisi

Orta Torosların jeolojik özelliklerini içeren inceleme alanında, Aladağ Birliği, Bolkar Dağı Birliği ve Bozkır Birliği adlarıyla bilinen ve stratigrafi, yapısal ve metamorfizma özellikleri açısından farklı ortam koşullarını yansıtan kaya birimi toplulukları, birbirleriyle tektonik dokanaklı olarak yer almaktadır. Aladağ ve Bolkar Dağı birlikleri, Geç Devoniyen-Geç Kretase aralığında çökelmiş başlıca şelf tipi karbonat ve kırıntılı kaya birimleriyle Senoniyen yaşta olistolit ve olistostromal yapılışlı denizel kırıntılılardan oluşmakta olup, tamamı inceleme alanında yer almayan Geyik dağı birliğine ait olan Lütesiyen yaşlı denizel kırıntılıların üzerinde yatay naplar halinde yer almaktadır. Birbirleriyle benzerlik gösteren bu iki tektonik birlik stratigrafi, metamorfizma ve yapısal özellikleri açısından farklılıklar göstermektedir. Bozkır Birliği, Triyas-Kretase aralığında çökelmiş havza, yamaç ve daha az oranda platform çökelleriyle, bazik deniz altı volkanitleri, tüf, diyabaz, serpantinit vb. kayaların değişik boyutlarda blok ve dilimlerini kapsayan büyük bir karışık (melange) görünümündedir. Geç Mestrihtiyen-İlerdiyen (Geç Paleosen-Erken Eosen) aralığında, Geyik dağı ve Aladağ birliklerinin arasında ofiyolit, spilitik volkanit arakatkılı pelajik kireçtaşlarını kapsayan " Ofiyolitli Melanj" ile temsil edilen dar ve kısa ömürlü bir okyanus havzasının yer aldığı düşünülmektedir. Karışık, Geyik dağı birliği ile Bolkar dağı ve Aladağ birlikleri arasında, değişen kalınlıkta tektonik dilimler halinde bulunmaktadır. Birliklerin stratigrafi özellikleri ve birbirleri ile ilişkileri göz önünde bulundurulduğunda; (a) Erken Triyas-Senoniyen aralığında, güneyden kuzeye doğru Geyik dağı, Aladağ, Bolkar dağı ve Bozkır birliği şeklinde bir dizilimle, platformdan okyanusa uzanan bir havzayı oluşturdukları; (b) Kuzey Tetis Okyanusu olarak adlandırılabilecek olan bu havzanın Geç Senoniyen'de kapanmasına bağlı olarak, Bozkır birliğinin kendi içinde dilimlenip, Bolkar dağı ve Aladağ birliklerini üzerlediği; (c) Aladağ ve Bolkar dağı birliklerinin, İlerdiyen sonunda kapanan havzanın ofiyolitleriyle birlikte, sırtlarında Bozkır Birliğini de taşıyarak Geyik dağı birliği üzerine tektonik olarak taşındığı düşünülmektedir.Anahtar kelimeler: Geyik dağı, Bolkar dağı, Aladağ, Bozkır birlikleri, Konya.

Özkan Aşık
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Gülpınar - Afşar (Taşkent K-KD'su - Konya) tektono-stratigrafisi

İnceleme alanı Orta Toroslar'ın bir kısım jeolojik özelliklerini sunmaktadır. Geyik Dağı, Aladağ, Bolkar Dağı ve Bozkır birlikleri; stratigrafik, yapısal ve metamorfizma özellikleri açısından farklı ortam koşullarını yansıtan birlikler yer almaktadır. Bu birlikler birbirleriyle tektonik dokanak ilişkisi içersindedirler. İnceleme alanınında allokton konumlu olan Aladağ ve Bolkar Dağı birlikleri, Geç Devoniyen-Geç Kretase aralığında çökelmiştir. Başlıca şelf tipi karbonat ve kırıntılı kaya birimleriyle Senoniyen yaşlı olistolit ve olistostromal yapılışlı denizel kırıntılılardan oluşmaktadır. Bu birimler inceleme alanının kuzeyinde Toroslar'ın tabanında yer alan göreceli otokton Geyik dağı birliğine ait olan Lütesiyen yaşlı denizel kırıntılıların üzerinde yatay naplar halinde yer almaktadırlar. Birbirleriyle sedimantolojik açıdan benzerlik gösteren bu tektonik birlikler; stratigrafi, metamorfizma ve yapısal özellikleri açısından farklılıklar göstermektedir. Bozkır Birliği, Triyas-Kretase zaman aralığındaki kayaçları kapsamaktadır. Bu birlik platform çökelleriyle birlikte, bazik deniz altı volkanitleri, tüf, diyabaz, serpantinit vb. kayaların değişik boyutlarda blok ve dilimlerini kapsar. Birlik büyük bir karışık (melange) görünümündedir. Geç Paleosen-Erken Eosen zaman aralığında, diğerlerine göre göreceli otokton Geyik dağı ve allakton Aladağ birliklerinin arasında pelajik kireçtaşlarını kapsayan "Ofiyolitli Melanj" ile temsil edilmektedir. Birliklerin stratigrafi özellikleri ve birbirleri ile ilişkileri göz önünde bulundurulduğunda; (a) Erken Triyas-Senoniyen aralığında, güneyden kuzeye doğru Geyik dağı, Aladağ, Bolkar dağı ve Bozkır birliği şeklinde bir dizilimle, platformdan okyanusa uzanan bir havzayı oluşturdukları; (b) Kuzey Tetis Okyanusu olarak adlandırılabilecek olan bu havzanın Geç Senoniyen'de kapanmasına bağlı olarak, Bozkır birliğinin kendi içinde dilimlenip, Bolkar dağı ve Aladağ birliklerini üzerlediği; (c) Aladağ ve Bolkar dağı birliklerinin, İlerdiyen sonunda kapanan havzanın ofiyolitleriyle birlikte, sırtlarında Bozkır Birliğini de taşıyarak Geyik dağı birliği üzerine tektonik olarak taşındığı düşünülmektedir.

Turgut Aksu
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Kızkalesi (Mersin) dolayının stratigrafisi ve Karaisalı kireçtaşının mermer olarak değerlendirilmesi

İnceleme alanı Kızkalesi' nin (Mersin) kuzey-kuzeybatısında, Küçük Kale harabeleri dolayında yer almaktadır. Çalışma alanında, Miyosen yaşlı resifal Karaisalı kireçtaşı ve Kuvaterner yaşlı alüvyon yüzeylemektedir. Karaisalı kireçtaşı bölgede tabandan tavana doğru; gözenekli masif biyomikrit, masif biyosparit, gözenekli lamellibranşlı biyomikrosparit, Globigerinalı masif biyomikrit üyelerine ayrılarak incelenmiştir. Birim genellikle, bej-kirli beyaz renkli, orta-kalın-masif katmanlı, çatlakları kalsit dolgulu, sert, sağlam, keskin köşeli kırıklı, yüzeyi yer yer lapyalı, kalıp-koğuk gözenekli, bol fosilli kireçtaşı yapılışlıdır.Bu çalışma ile Karaisalı kireçtaşının arazi gözlem, ölçüm ve değerlendirmeleri sonucu petrografik ve temel mühendislik özellikleri ortaya konmuştur. Teknik değerlendirme göz önüne alındığında Mohs sertliği 3-3,5, rengi bej, gözenekliliği %2,8, birim hacim ağırlığı 2,58 gr/cm3, yoğunluğu 2,68 gr/cm3, ağırlıkça su emmesi %0,93, hacimce su emmesi %1,76, tek eksenli basınç dayanımı 42,68 MPa, nokta yük dayanımı 28,58 kg/cm2 olarak belirlenmiş olup, bu değerlerin ilgili standartlarla karşılaştırılması ve blok veriminin düşük olmasından dolayı bölgede Karaisalı kireçtaşının potansiyel mermer olarak değerlendirilemeyeceği ancak stabilize malzeme, zayıf agrega, yapı taşı, dekoratif taş ve tarihi yapılarda restorasyon malzemesi olarak kullanılabileceği belirlenmiştir.Anahtar Kelimeler: Stratigrafi, Mermer, Karbonat, Kızkalesi (Mersin)

Tahsin Yamiş
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Sulakyurt (Kırıkkale) dolayının jeolojisi ve Sulakyurt granitinin kesmetaş olarak değerlendirilmesi

İnceleme alanı Kırıkkale ilinin yaklaşık 80 km kuzeydoğusunda yer alan Sulakyurt ilçesini içerisinde bulunduran H31 d2 paftasını kapsamaktadır.Çalışma sahasının temelini oluşturan ofiyolitik melanj, Paleosen yaşlı Sulakyurt graniti tarafından kesilmektedir. Üzerlerinde ise uyumsuz olarak Geç Eosen - Erken Miyosen yaşlı, konglomera, marn ve karbonatlardan oluşan İncik formasyonu yer almaktadır. İncik formasyonu üzerine açılı diskordansla Geç Miyosen yaşlı, konglomera, marn, kumtaşı ve kiltaşı ardalanmasından oluşan Kızılırmak formasyonu gelmektedir. Kızılırmak formasyonu içerisinde ara seviye halinde, formasyonla eş yaşlı petrografik olarak bazaltlardan oluşan Faraşlı volkanikleri yeralmaktadır. Paleosen yaşlı Sulakyurt graniti, İncik ve Kızılırmak formasyonları tarafından uyumsuz olarak örtülmektedir. Bölgenin en genç birimlerini alüvyon oluşturmaktadır.Bu çalışma ile Sulakyurt civarının ayrıntılı 1/25 000 ölçekli Jeoloji haritası hazırlanarak, Sulakyurt Granitinin yapı taşı olarak kullanılabilirliğini ortaya koymak amacıyla deneyler yapılmış ve deney sonuçları Türk Standartları Enstitüsü değerleri ile karşılaştırılmıştır.

Esra Evcimen
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Kızıldağ (Hatay) ofiyoliti'nde yer alan levha dayklarının kökeni

Doğu Akdeniz bölgesinde yer alan Kızıldağ (Hatay) ofiyoliti Güney Neotetis?te tabandan tavana doğru oldukça iyi korunmuş okyanusal litosfer kalıntıları ile karakterize edilmektedir. Yüksek lisans çalışması kapsamında Samandağ-Çevlik (Hatay) bölgesinde Akdeniz sahili boyunca iyi korunmuş yüzlekler sunan levha dayk kompleksinde ayrıntılı arazi ve laboratuar çalışmaları yapılmıştır. Levha dayk kompleksinde yer alan daykların kalınlıkları 0.5 cm ile 100 cm arasında değişmekte olup, aralarında gabro mercekleri içermektedirler. Dayklar petrografik olarak diyabaz, mikrodiyorit ve kuvarslı mikrodiyoritler ile temsil edilirken, gabro mercekleri ise gabro ve diyoritler ile temsil edilmektedir. Dayklarda yapılan tüm kayaç jeokimya çalışmaları, bu kayaçların toleyitik magmadan türedikleri ve Geç Kretese?de okyanus içi yitim zonu üzerinde oluştuklarını göstermektedir. Daykların kesme-kesilme ilişkileri ve TiO2 içerikleri göz önüne alındığında en az 3 farklı magma gelişiminin olduğu söylenebilir. Levha dayklarında ölçülen soğuma kenarı yönelimleri, Kızıldağ ofiyolitinin Güney Neotetis?te Geç Kretase döneminde gelişimini sürdüren yaklaşık D-B uzanımlı okyanusal rift ekseninin kuzey bölümüne ait olduğunu göstermektedir.

Ayten Çaputçu
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

Malatya ve çevresindeki süstaşı oluşumlarının mineralojik, jeokimyasal incelemesi ve gemolojik özellikleri

Bu çalışmada Malatya iline bağlı Doğanşehir ve Arguvan bölgelerinde gözlenen süstaşları mineralojik, jeokimyasal ve gemolojik olarak incelenmiştir. Çalışmada süstaşı özelliği taşıma olasılığı bulunan minerallerin tespit edilmesi, oluşum mekanizmalarının ve yan kayaç ilişkilerinin belirlenmesi ve gemolojik olarak değerlendirilebilirliğinin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Çalışma alanımızın bir bölümünü oluşturan Doğanşehir bölgesi civarında gözlenen Eosen yaşlı Berit Metaofiyolitleri içerisinde Korund (yakut ve safir) minerallerinin, Malatya metomorfitleri ile Doğanşehir Granitoyidinin dokanak kısmında ise kahverengi granatların varlığı tespit edilmiştir. Korundlar metamorfik kayaçlar içerisinde saf mineral şeklinde gelişirken Granatlar granitik sokulumlar ve kireçtaşlarının dokanaklarında metazomatik olarak gelişmişlerdir. Korund grubu mineraller renk, sertlik, işlenebilirlik açısından süstaşı özelliği taşırken granatlar bu özelliği taşımamaktadır. Çalışma alanımızın diğer kısmını oluşturan Arguvan bölgesi civarında da Üst Miyosen yaşlı Yamadağ Volkanitleri içerisinde yer alan yer yer bazaltik yer yer andezitik aglomeralarda yumrular halinde değişik renklerde opallere ve mavimsi yeşil renkli Krizokol mineraline rastlanmıştır. Bu bölgede rastlanan örneklerin de renk, sertlik, işlenebilirlik gibi özelliklere sahip olmalarından dolayı süstaşı özelliği taşıdıkları tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Gemoloji, Mineral Kimyası, Korund, Krizokol, Süstaşı Ekonomisi.

İlkay Kaydu
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Yoncalı Formasyonu'nun (orta eosen) kırıntılı çökellerindeki iz fosiller, Derbent-Kırım Köyü arası, Yozgat Türkiye

Yozgat çevresinde geniş yüzeylemelere sahip olan Yoncalı Formasyonu (Orta Eosen), ilin kuzey kesiminde İzmir-Ankara-Erzincan zonunun kuzeyden güneye doğru olan bindirmesinin altında yaklaşık D ? B doğrultusunda uzanan bir hat şeklinde gözlenir. Bu çalışmada, Yoncalı Formasyonu'nun çalışma alanındaki yüzeylemelerine ait kırıntılı çökeller içerisindeki iz fosiller araştırılmıştır.İz fosil gruplarından genellikle basit ve dallanmış yapılar, sığ su iz fosillerini temsil ederken; menderesli, bal peteği ve karışık yapılar derin deniz iz fosillerini işaret eder. Birim içerisinde; basit ve dallanmış yapılar, gevşek sarılımlı menderesli yapılar ile bal peteği yapılar olmak üzere 3 grup; Paleodiction strozzii, Thalassinoides isp., Cruziana isp., Ophiomorpha annulata, Bergaueria isp., Helminthopsis isp., Scolicia vertebralis, Scolicia prisca., Planolites isp. ve Ophiomorpha isp. olmak üzere 10 iz tanımlanmıştır.Bu tanımlamalara dayanılarak basit ve dallanmış yapıların gözlendiği kısımların birimin şelf ortamını, gevşek sarılımlı ve menderesli yapılar ile bal peteği yapıların gözlendiği kısımların ise birimin derin ortamını (yamaç) temsil ettiği ortaya çıkmıştır. Bu bulgulara göre birime ait inceleme alanındaki yüzeylemede kuzey kısımların sığ ortamı, güney kesimlerin ise derin ortamı yansıttığı ortaya çıkmıştır. İnceleme alanındaki kalın şeyl istiflerini kesen konglomera-kumtaşı dolgulu yamaç kanal çökelleri de yamaç ortamını desteklemektedir.Anahtar Sözcükler: Yoncalı Formasyonu, kırıntılı, iz fosil, Yozgat.

Yozgat
Kezban Bıyık
Yozgat Bozok University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Koçali karmaşığını (Adıyaman) oluşturan okyanusal birimlerin petrolojik özellikleri ve tektonik önemi

Güney Neotetis'i meydana getiren kıtasal riftleşme ve yitimin kanıtlarına Koçali Karmaşığı içinde rastlanır. Bu karmaşık, aralarında lavlar, volkanoklastik sedimanlar, pelajik karbonatlar, radyolaritler ve manganlı çökeller ile ofiyolitik birimlerin olduğu kıvrımlı, tektonik-dilimli bir istiftir. Koçali volkanik-tortul seriye ait ara tabakalı şerit çörtlerde Geç Triyas – Geç Jura yaş aralığında radyolaritler bulunur. Orta?-Geç Triyas yaşlı istifin alt kesiminde (Tarasa formasyonu) zenginleşmiş okyanus ortası sırtı bazaltı (E-MORB) egemendir. Üzerindeki Geç Triyas – Orta Jura aralığı (Konak formasyonu) okyanus adası bazaltı (OIB) ve E-MORB ardalanmalarıyla temsil edilir. Yapısal konum dikkate alındığında bazaltlar, kıta-okyanus geçiş kuşağının dıştaki kısmı içinde püskürmüştür. Kıtasal riftleşme olasılıkla Geç Triyas (Karniyen-Noriyen) sırasında gerçekleşmiştir. Erken-Orta Jura yaşlı lavlar ile volkanoklastik sedimanlar muhtemelen kıtasal riftleşme sonrasındaki volkanizmayı işaret eder. Ek olarak, Karadut Karmaşığı Arap önülkesinin hemen üzerinde göreceli olarak düşük bir yapısal konumda yer almış kesikli bir oluşumdur. Kıtasal riftleşme sonrasında daha kuzeyde, Bitlis-Pütürge mikro levhacığı ile Arap platformu arasında gelişen Güney Neotetis içinde MORB ve ofiyolitik kayaçlar oluşmuştur. Geç Kretase dalma-batma zonu (SSZ) okyanusal litosferinin bir kalıntısı olan bu ofiyolitler Koçali ofiyoliti olarak tanımlanmıştır. Güney Neotetis içerisinde gelişmiş olan Koçali ofiyoliti Doğu Akdeniz bölgesindeki Kızıldağ (Türkiye), Troodos (Kıbrıs), Baer-Bassit (Suriye) ve Semail (Oman) ofiyolitlerini kapsayan peri-Arabian ofiyolit kuşağının bir parçasıdır. Koçali ofiyolitinin iç yapısı, petrolojisi ve jeokimyası ada-yayı toleyitinden (IAT) boninitik bileşime ve geç evre (gabro dayk) IAT bileşimine doğru bir magmatik ilerleme göstermektedir. Eş yaşlı Kızıldağ, Troodos ve Baer-Bassit ofiyolitlerindeki benzer yapısal özellik ve jeokimyasal eğilim, bu çok aşamalı SSZ magmatizmasının Tetis ofiyolitlerinin çoğunda yaygın olduğunu göstermektedir. Koçali ofiyoliti kabuksal birimlerinin jeokimyası, Tetis dalımı içindeki SSZ magmatizmasının çok aşamalı bir evrimini yansıtmakta ve bu çok aşamalı magmatizmanın Geç Kretase sırasında Güney Neotetis okyanusundaki bir yay-önü tektonik ortamında eş zamanlı olarak aktif olduğunu ortaya koymuştur. Bu Tetis dalımı, Eosen-Oligosen Izu-Bonin-Mariana sistemindeki erken yay volkanizmasıyla benzeşmektedir. Koçali Karmaşığı'nın Arap platformunun üzerine olan tektonik yerleşimi de en erken Maastrihtiyen devrinde vuku bulmuştur. Bölgesel yorum, Doğu Akdeniz bölgesi ve farklı alanlarda izlenebilen Triyas dönemindeki kıtasal riftleşme örnekleri ile dalma-batma zonu (SSZ) okyanusal litosfer kalınıtılarının karşılaştırılmasıyla yapılmaya çalışılmıştır.

Nail Yıldırım
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Türkoğlu (Kahramanmaraş) dolaylarındaki demir cevherleşmesinin jeokimyasal, mineralojik ve kökensel incelenmesi

Türkoğlu (Kahramanmaraş) Fe cevherleşmesi bölgede yüzeyleyen ofiyolitlere bağlı serpantinize harzburjit ve serpantinitlerle birlikte bulunmaktadır. Cevher mikroskopi incelemeleri sonucunda manyetit, hematit, Limonit, götit ve altın mineralleri saptanmıştır. SiO2 değerleri 86,47 ile 2,91 arasında değişirken ortalaması % 47,38dir. MgO % 29,6 ile 0,05 arasında değmekte olup, ortalaması % 5,38dir. Si /Mg oranlarının ortlaması 4,8 olup, Fe2O3 oranı % 4,27-89,1 arasında bulunmaktadır. XRD analizi sonucunda ise kuvars, montmorillonit, Notronit, kaolinit gibi kil minerlalleri saptanmıştır. Ni değerlerinin bulunmasında cevherşmenin lateritik Fe-Nisınıfalamasında Tip C sınıfında oluştuğunu göstermektedir. Jeolojik, petrografik ve jeokimyasal verilere göre bölgedeki cevherleşmenin ofiyolitk kayaçlara ait Harzburjitlerin ayrışması sonucu oluşan lateritleşemeye bağlı Fe cevherleşmesidir. Ni cevherleşmesi açısından yüksek değerler saptanmış ancak yaygın ekonomik sonuçlar sınırlı kalmıştır.

Ahmedou Mohamdy
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Adana – Tarsus (Mersin) güneyinde kalan bölgenin topraklarındaki ağır metal kirliliğinin araştırılması

Yüksek lisans tez çalışmasında, Adana – Tarsus (Mersin) güneyinde yer alan topraklardaki ağır metal kirliliğinin saptanması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda, Doğankent, Tuzla ve Karataş mahalleleri ve civarından toplam 134 toprak numunesi alınmıştır. Alınan toprak numuneleri laboratuvar ortamında çeşitli işlemlerden geçirilmiş ve bu işlemler sonucunda elde edilen çözeltilerin ağır metal içerikleri A.A.S. cihazı ile saptanmıştır. Elde edilen sonuçlar, seçilen beş ülke standardı ile karşılaştırılmış ve bu sayede çalışma alanı içerisinde ağır metal kaynaklı bir kirliliğin olup olmadığı irdelenmeye çalışılmıştır. Ayrıca elde edilen tüm veriler bir CBS veritabanına aktarılmış ve bu sayede çeşitli haritalar oluşturulmuştur. Yapılan çalışmanın sonuçlarına göre, çalışma alanı ve civarında yüksek miktarlarda Cd, Ni, Pb ve Cr elementlerine rastlanılmıştır. Analizi yapılan diğer elementlerden Al, Fe, Zn, Hg, As, Cu, Co ve Mn elementleri, lokal düzeyde bazı noktalarda standartları aşmış olsa da genel olarak bakıldığında, çalışma alanında bu elementlerden kaynaklanan bir kirliliğin mevcut olmadığı saptanmıştır. Değerleri yüksek çıkan elementlerden Pb, trafiğin yoğun olduğu anayol civarlarında en yüksek değerlerine ulaşmıştır. Ayrıca kırsal bölgelerdeki böcek ilaçlama yöntemlerinin de kurşun değerlerini yükseltmesi de bir başka sebep olarak tahmin edilmektedir. Cd ise bölgenin genelinde çok yüksek değerler vermiştir ve bunun sebebinin tarımsal verimliliği arttırmak için kullanılan fosfat gübrelerinin neden olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bölge civarında yapılan çalışmalarda standartların çok üzerinde çıkan Ni değerlerinin, çalışma alanının yakınında yer alan ofiyolitik kayaçlardan kaynaklandığı, bunun yanında çalışma alanı ve civarındaki atölye, tamirhane ve sanayi kuruluşlarının da etkisi olduğu tahmin edilmektedir. Suni gübrelemenin Cr değerlerini yükselttiği de çalışmanın bir başka sonucu olarak saptanmıştır.

Can Ekin Yıldız
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessEN

The use of electrical resistivity method for groundwater exploration in Sool and Gebiley regions in Somaliland

In this thesis study, hydrogeological and geophysical studies were conducted to determine the groundwater potential of Somaliland. The aim of the study is to identify suitable aquifer areas for groundwater drilling in selected cities and villages. In this thesis study, groundwater research was conducted in three different regions of Somaliland. Geophysical studies were carried out in Sool Region, Togdheer Region, and Awdal Region. In this thesis study, the Vertical Electrical Sounding method was used in groundwater research. Resistivity measurements were carried out using the Schlumberger electrode opening at 19 VES measurement points in four different regions. AB / 2 expansion has been taken at a maximum of 700 meters in the study area. Using the apparent resistivity values obtained from the study area in the Surfer program were prepared apparent resistivity floor maps of underground for AB / 2 100 m, 150 m, 200 m, and 400 meters. With these maps, lateral and vertical changes in the apparent resistivity values in the study area have been clearly identified. IPI2Win computer program was used to evaluate the VES data obtained from the study area. As a result of the evaluation, it was determined that the real resistivity values of underground layers ranged from a minimum of 0.24 ohms to a maximum of 5574 ohms. It was determined that the thickness of the underground layers varied from a minimum of 0.14 m to a maximum of 342 m. Geoelectric maps of the underground were created using the resistivity values and thickness values obtained. By correlating these geoelectric maps with the geology of the region, areas with suitable groundwater potential in the study area were determined. Areas with groundwater potential are designated as VES 2 in the Godalo region, VES 2 in the Gambadho region, VES 1 in the Qoryale region, and VES 4 in the Magalo'ad region. The maximum drilling depth in the study area was determined as 350 meters. A sufficient amount of groundwater was obtained by drilling afterward at the proposed measurement points. The drinking water requirement of the region was provided.

Mohamed Jama Husseın
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Karaman Niğde Ulukışla arası demiryolu hattındaki derin kazı şevlerinin duraylılık incelemesi

Tez, Devlet Demiryolları tarafından yapımı sürdürülen Çakmak-Ulukışla İstasyonları Km:217+000-226+000 arasında yeralan demiryolu güzergâhında derin yarma kazılarından dolayı oluşabilecek duraylılık sorunlarının araştırılmasını amaçlamaktadır. Bu amaçla tez konusu şev bölgesinden kritik olan 3 bölge seçilmiş ve şev analizleri yapılmıştır. İnceleme alanı şev bölgesinin bulunduğu litolojik birimler, literatürde İnsuyu ve Cihanbeyli Formasyonu olarak adlandırılan Pliyosen yaşlı karasal kırıntılardan meydana gelmektedir, Bu litolojik birimler başta silttaşı – marn - kiltaşı ardalanmasından oluşmakta, yüzeyde ise ayrışmadan dolayı kalın kil ve silt bir örtü yeralmaktadır. Seçilen kesit hatlarında farklı birimlere ait kayma direnci parametreleri belirlenmiş ve bilgisayar yazılımlarında şev analizi yapılmıştır. Laboratuvarda yapılan deneyler sonrasında, zeminin jeoteknik özellikleri bulunmuştur. Proje kriterlerine göre yarma şevlerinin statik durumda güvenlik sayısı >1.50 ve depremli durumda ise güvenlik sayısı >1.10 koşullarını sağlaması öngörülmüştür. Tez kapsamında incelenen kritik 3 farklı bölgede 2/3 (yatay/düşey) eğimli şevlerin hem statik durumda hem de deprem durumunda duraylı olmadığı tespit edilmiştir. Aynı şevlerin şev açıları 1/1 (yatay/düşey) ve 3/2 (yatay/düşey) olarak iyileştirildiğinde şevlerin stabilizesi sağlanmıştır.

Selahattin Yaprak
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessEN

Pozantı-Karsantı ofiyoliti (Aladağ, Adana) Hızar bölgesi kromit mineralizasyonu ve tekil daykların kökeni

The Pozantı-Karsantı (Aladağ) ophiolite (PKO) in the Eastern Tauride was emplaced onto the Tauride platform during the Late Cretaceous and is represented by ophiolite-related mélange, metamorphic sole, and a complete oceanic lithosphere remnant, in ascending order. Mantle peridotites, ultramafic to mafic cumulates, isotropic gabbro, sheeted dikes, plagiogranite, and volcanics make up the oceanic lithosphere. The PKO contains two types of chromitite occurrences. These are (a) banded chromitites found in cumulate dunites near the Moho and (b) podiform chromitites found in harzburgites beneath the Moho. Hızar area, located northwest of Aladağ, is distinguished by banded chromitites, dunites, and numerous isolated dikes cutting the aforementioned rocks. The alternation of chromitites and dunites is a prominent feature in the Hızar area. This suggests that they formed near the Moho transition zone as a result of peridotite-melt interaction around the mantle-crust boundary. Diabase characterizes the isolated dikes, which range in thickness from 50 cm to 8 m. The mafic dikes are basaltic in composition and have chondrite-normalized REE patterns that are depleted in LREE. The N-MORB normalized multi element diagram and tectonic discrimination diagrams based on immobile elements both indicate that isolated dikes formed in a subduction-related setting. A plagiogranite dike cuts the gabbro unit of the PKO (Aladağ), is tonalite in composition, and its genesis is similar to that of oceanic gabbro. Geochemistry of the plagiogranite indicates that it formed in a subduction-related tectonic setting. LA-ICP-MS Zircon U-Pb dating of the plagiogranite yielded a crystallization age of 89.34±0.32 Ma (Late Cretaceous). All evidence suggests that the PKO formed in forearc setting of suprasubduction zone during the Late Cretaceous.

Abdullah Sahran Khorsheed Khorsheed
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Batman bölgesinde yer alan petrol kuyularının jeotermal enerji potansiyeli kapsamında değerlendirilmesi

Günümüzde artan enerji talebi ve fosil yakıtların çevresel etkileri, yenilenebilir ve sürdürülebilir bir kaynak olan jeotermal enerjiye yönelimi hızlandırmıştır. Türkiye'nin petrol üretiminin büyük bir kısmını karşılayan Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ndeki petrol kuyuları, içerdikleri formasyon sıcaklıkları ile önemli bir jeotermal potansiyel barındırmaktadır. Bu tez çalışmasında, Batman ili sınırları içerisinde yer alan Şelmo sahasındaki Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı'na (TPAO) ait petrol kuyularının jeotermal enerji potansiyeli USGS standartlarında değerlendirilmiştir. Çalışmanın temel rezervuar hedefi, Batman Bölgesinde geniş yayılım gösteren ve hidrokarbon üretiminin de gerçekleştirildiği Maastrihtiyen yaşlı Garzan ve Sinan formasyonlarıdır. Tez çalışması kapsamında, sonic, rezistivite, densite logları ve kuyu dibi sıcaklık (BHT) verilerinden elde edilen petrofiziksel veriler ışığında, rezervuarın kayaç matriksinde ve gözeneklerindeki akışkanda depolanan toplam ısı enerjisi ve potansiyel termal güç, volümetrik yöntemle hesaplanmıştır. Bu doğrultuda; rezervuar alanı, üretken kalınlık, gözeneklilik ve formasyon sıcaklığı gibi yatayda ve düşeyde değişkenlik gösteren yeraltı parametrelerine olasılık dağılımları (Uniform, Üçgensel vb.) atanarak Monte Carlo Simülasyonu gerçekleştirilmiştir. Simülasyon sonucunda Şelmo sahasının en olası senaryoda (P50) 85,7 PJ üretilebilir ısı kapasitesi ve 90,6 MW termal güce sahip olduğu hesaplanmıştır. Bu termal güç ile 282 dönüm seranın 30 yıl boyunca ısıtılabileceği hesaplanmıştır. Çalışma kapsamında sahadan üretilen suyun kimyasal analizi yapılmıştır. Suyun yüksek mineralizasyonlu Na-Cl tipi su karakterinde olduğu, uzun süreli kayaç-su etkileşiminin olduğu fosil su olduğu, karbonat kabuklaşması potansiyelinin olduğu, yüksek klorür içeriği nedeniyle korozyon riski bulunduğu tespit edilerek üretim aşamalarında korozyona dayanıklı alaşımlar ve kimyasal inhibitör kullanımı ile düzenli izleme önerilmiştir. Bu çalışma, bölgedeki mevcut veya terk edilmiş petrol kuyularının ekonomiye temiz ve sürdürülebilir enerji kaynağı olarak kazandırılmasına yönelik güvenli bir rezervuar modeli sunarak, literatüre önemli katkılar sağlamış olup, sahalardan edinilen jeotermal kaynakların seracılık gibi doğrudan kullanım yoluyla ekonomik olarak bölgesel kalkınmaya da önemli katkılar sunacağını ortaya koymuştur.

Mesut Sinanlı
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Asidik ve bazik tüf katkılarının yüksek plastisiteli killerin konsolidasyonuna etkisi

Killi zeminlerin sıkışma, geçirimlilik ve dayanım gibi temel mühendislik özelliklerinin iyileştirilmesinde en fazla tercih edilen yöntem stabilizasyondur. Farklı tür ve oranlarda katkı maddesi eklenen killi zeminlerde stabilizasyon sonrasında oluşan puzolanik reaksiyonlar sonucunda, zeminin dayanımında artış, oturma, şişme ve geçirimlilikte ise azalmalar meydana gelmektedir. Stabilizasyonda kullanılan ve puzolan adı verilen doğal veya yapay malzemeler ile gerçekleştirilen bu işlemde en yaygın tercih edilen malzemeler kireç, silis dumanı, uçucu kül, pomza, mermer tozu, çimento ve tüftür. Kullanılacak olan puzolanın ekonomik, kolay elde edilebilir ve çevre dostu olması önem taşımaktadır. Bu nedenle, yapay puzolanik malzeme yerine pomza ve tüf gibi doğal malzemelerin kullanımının yaygınlaştırılması ve bu tür doğal puzolanların killi zeminlerin mühendislik özellikleri üzerindeki etkilerinin incelenmesi gereklidir. Bu çalışmada, katkı malzemesi olarak Gümüşhane bölgesinde yüzeyleyen Kızılkaya Foramsyonu'na ait asidik karakterli tüfler ve Elazığ bölgesinde yüzeyeyleyen Karabakır Formasyonu'na ait bazik karakterli tüfler seçilmiştir. Yüksek plastisiteli bentonite farklı oranlarda eklenen bu tüflerin, bentonitin konsolidasyon özellikleri ile şişme potansiyeline olan etkileri incelenmiştir. Bu amaçla hazırlanan katkısız bentonit ve tüf katkılı örneklerde kür öncesi ve sonrasında konsolidasyon deneyleri yapılarak, asidik ve bazik tüf katkısının killi zeminlerde konsolidasyonun süresi hakkında bilgi veren konsolidasyon katsayısı (Cv) üzerindeki etkileri belirlenmiştir. Ayrıca, şişme potansiyeline olan etkileri belirlemek amacıyla katkısız bentonit ve tüf katkılı örneklerde kür öncesi ve sonrasında şişme basıncı ve şişme yüzdesi deneyleri yapılmıştır. Yapılan deneysel çalışmalar sonucunda, katkı oranının %5 olması halinde asidik tüflerin bazik tüflere göre örneklerin Cv değerlerini daha fazla artırdığı ve şişme basıncını ise daha fazla azalttığı belirlenmiştir. Asidik ve bazik tüflerin şişme yüzdesi üzerindeki etkisi benzerdir ve katkı oranına bağlı olarak örneklerde şişme yüzdeleri azalma göstermektedir. Elde edilen sonuçlar hem asidik hemde bazik karakterli tüflerin yüksek plastisiteli killi zeminlerin konsolidasyon ve şişme potansiyeli üzerinde önemli bir etkiye sahip olduğunu göstermektedir.

Nevin Küçükaslan Korkmazer
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Van çevresindeki alkali göller (Van ve Erçek) ve hidrotermal sularda katı-sıvı etkileşimi sırasındaki zr, hf ve nte'nin davranışlarının incelenmesi

Bu proje de, Van çevresindeki alkalin göller ve termal su kaynakları üzerinde doğal şartlarda oluşan katı-sıvı etkileşimi sırasındaki Zr, Hf ve NTE davranışları incelenmiştir. Alkalin göller ve hidrotermal sıcak sularda, başlıca fiziko kimyasal parametreler, anyon ve katyon içerikleri, Zr, Hf ve diğer iz element içerikleri ve nadir toprak element konsantrasyonlar analiz edilmiştir. Bölgedeki hem göl, hem de termal kaynaklar için Zr/Hf, Y/Ho, Ce/Ce*, Eu/Eu*, Pr/Pr* oranları ile LREE, MREE ve HREE değerleri belirlenerek, bu suların hangi nadir toprak element içerikleri açısından zenginleşmiş oldukları saptanmıştır. Çalışma alanındaki suların oluşum koşulları dikkate alınarak, yapılan termodinamik PHREEQC hesaplamaları, çözünmüş REE spesifikasyonunun karbonat kompleksleri tarafından yönetildiğini göstermektedir. Alkalin göl sularında en önemli kompleks tür [REE (CO3)2]- iken, asitli termal sularda ise en bol olan kompleks ise [REE (CO3)]+ olduğu tespit edilmiştir. Asidik termal sularda, termodinamik PHREEQC hesaplamaları, Eu3+ sulu spesifikasyonun, önceki çalışmaların göstergeleriyle uyumlu olarak, karbonat [Eu(CO3)]+ ve karışık hidroksil karbonat [Eu(OH)CO3] şeklinde olduğunu göstermiştir. Anahtar Kelimeler: Zr, Hf, Nadir Toprak Elementleri (NTE), Göl Suyu, Termal Su, Van, Türkiye

Gülşah Özek
Fırat University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Yurtbaşı (Elazığ) çevresinde yeraltı sularında arsenik kirliliğinin incelenmesi

Bu çalışmada, Elazığ İli Yurtbaşı nahiyesindeki yeraltı sularında arsenik kirliliğinin araştırılması amaçlanmıştır. Bu kapsamda bölgede gözlenen 40 adet sondaj kuyusundan haziran ve ekim aylarında su örnekleri alınmıştır. Bu örneklerde çok sayıda hem katyon hem de anyon analizleri yaptırılmıştır. Alınan su örneklerinin anyon analizleri Elazığ İl Özel İdaresi Analiz laboratuvarındaki iyon analizöründe, katyon analizleri ise Acme (Kanada) Analiz Laboratuvarı'ndaki ICP-MS'de yapılmıştır. Bu analiz sonuçlarına göre yöredeki suların sınıflaması yapılmış ve buna göre bölgedeki suların Ca+2 ve HCO3- 'ca zengin sular olarak sınıflandırılmıştır. Bu çalışmada yöredeki kuyulara ait suların arsenik kirlilik haritası yapılmış ve bölgenin çok yoğun bir şekilde arsenik kirliliğine maruz kaldığı gözlenmiştir. Bölgedeki kuyuların ortalama 486 ppb, en yüksek ise 15123 ppb arsenik içerdiği saptanmıştır. 40 kuyunun 29'unda WHO standartlarının (10 ppb) üzerinde arsenik değerleri saptanmıştır. Yöredeki arsenik kirliliği, Pliyosen çökelleri tabanında, Elazığ Magmatitleri içerisinde ya derin kökenli bir kırık sistemi ya da Gurbet mezrası sülfürlü cevherleşmeleri benzeri gömülü bir sülfürlü cevherleşmenin kimyasal alterasyon sonucu oluşmuştur. Yöredeki yeraltı suları Piper diyagramı ile sınıflandırılmış ve bu sular Ca ve HCO3' ca zengin sular olarak tanımlanmıştır.

Gizem Uslu
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2016
00
Master'sOpen AccessEN

Reservoir characterizations of the upper cretaceous deep marine turbidites to the close southern part of Sulaimaniyah (Northern Iraq)

In this study reservoir characterization of the low density turbidite sandstones of Upper Cretaceous Tanjero Formation cropping out next to the Arbat town in the southeastern part of Sulaimaniyah city, Northern Iraq was analyzed. The sandstone portion of the unit has been examined by measuring six sections through field and laboratory based studies which their thicknesses are about 40-50 meter, and taking samples from the outcrop. The sections are located on the southern limb of an anticline in the high folded zone which is characterized by intense folding and orogenic uplift with closely packed narrow anticlines and synclines. The outcrops of the formation are characterized by a sequence of sandstones, siltstones and shale. The base of the logs are not clear to see which formation is underlying the logs as they were taken from an outcrop that was brought surface by a small river next to the Arbat road and on an anticline limb. Possibly it was Shranish Formation which is generally comformably underlying the unit around the city. The analysis of lithofacies and architectural elements of the sandstones in the studied area, leads to recognition of three main lithofacies and forty-nine total subfacies of the turbidites in the location. The main facies represent the grain size from fine to coarse grain sandstone. The subfacies are consisting of many types of combinations of the complete Bouma sequence associated with turbidites. These facies point out that the environment of the turbidites is in the transition area between middle fan and outer fan. In the meaning of lobe hierarchy, the turbidite beds in thin and medium thicknesses represent lobe fringe. Only one architectural element recognized in the section is small sandy channel fills in about ten meters length and a few meters thick representing beginning of outer fan or in lobe fringe. For porosity and permeability tests 35 rock samples were taken from the logs for laboratory analyses. Porosity of the studied sandstones range from 4.56% to 16.56% which is poor to III beginning of fair with an average value of 9.2%. The obtained permeability varies between 36.388-623.328 md and their mean value is 426.68 md representing very good permeability. Petrographic works based on modal analysis of the clastic rock fragments and the other components such as cement, opaque minerals ect. show that these turbidites are mainly composed of sedimentary rock fragments such as carbonate, microcrystalline and cryptocrystalline quartz bearing siliceous sedimentary cherts, radiolaria fossil bearing cherts, and released radiolaria from the cherts during a short distance transportation. Quartz and feldspar ratios in the whole thin sections are below two percent. The modal analysis of the sandstones shows calclithite (litharenite) indicating sedimentary source rocks mainly consisting of carbonate rocks and radiolarian and chert rich limestone. The composition of the sandstones suggests a recycled sedimentary sources. Likewise, the Qm,F,L ternary diagram suggests that the sediments are derived lithic recycled provenance which may be the Lower Cretaceous Qulqula Formation. Keywords: Tanjero Formation, turbidite sandstone, reservoir characterization, Arbat southeastern Sulaimaniyah, Northern Iraq.

Tavan Mohammed Hama Salıh Hama Salıh
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
Master'sOpen AccessEN

Reservoir characterizations of the upper cretaceous deep marine turbidites to the close northern part of Sulaimaniyah, (Northern Iraq)

In this study reservoir characterization of the Upper Cretaceous low density turbidite sandstones of Tanjero Formation, northwestern part of Sulaimaniyah city, Northern Iraq, were analyzed. The sandstone portion of the unit have been examined through field and laboratory based studies. Seven logs were measured and described in detail. Average thickness of the measured sections is 158 m. The field logs start from the contact between underlying Shiranish Formation to more than 150 meters in thickness in the turbidite unit. 44 rock samples were taken for petrographic analysis, porosity and permeability tests from the logs for laboratory analyses. Seven distinctive main lithofacies groups consisting of forty-eight subfacies were identified from seven measured sections for facies analysis. The groups classified as grain size are coarse grain sandstone beds (CGSB: includes four subfacies), medium grain sandstone beds (MGSB: includes twelve subfacies), fine grain sandstone beds (FGSB: includes eighteen subfacies), very fine grain sandstone beds (VFGSB: includes two subfacies), shale and silt sized thin bedded turbidites (STBT: includes five subfacies), fine sand thin bedded turbidites (FSTBT: includes four subfacies) and medium sand thin bedded turbidites (MSTBT: includes three subfacies). The subdivisions of the groups are separated according to their internal sedimentary structures. All facies groups represent low density turbidites composed of different divisions of the Bouma sequence. These facies represent about middle part of outer fan and lobe fringe to lobe distal fringe sand rich depositional system. Petrographic analysis points out that, the sandstones are calclithite (litharenite), very fine to medium grained in size consisting of chert, siltstone, mudstone, radiolarian chert and radiolarian mudstone fragments, angular to subangular in shape, very poorly to moderately sorted, transported over short distances and represent submature stage. Mainly long grain, concavo convex and sutured grain contact types and high contact index (4.7) represent moderate to tightly packing, moderate compaction which are negatively III effecting the reservoir quality. Lithic recycle category obtained from petrography is the only tectonic provenance composed of sedimentary rocks of the Lower Cretaceous Qulqula Formation for the sandstones. Porosity of the studied sandstones range from 5.51% to 11.59 % which is poor to beginning of fair with an average value of 7.11%. The obtained permeability varies between 10.71-2315.65 md and their mean value is 866.35 md representing high permeability. As the modal components of the sandstones are made up of 99.621 % reworked sedimentary rock fragments with high carbonate rock clasts, and existence of calcite minerals, the reservoir quality of the turbidite sandstones was strongly negatively influenced by the alteration of these elements creating mainly calcite cementations. The effect of calcite occurrences and solid bitumen fillings ranging between 1-15 percentage plugging of pores cause a final reduced porosity. As a result, the turbidite sandstones of the Tanjero Formation cropping out to the northwest of Sulaimaniyah have general poor porosity and a very good permeability. Keywords: Tanjero Formation, turbidite sandstone, reservoir characterization, northwestern Sulaimaniyah, Northern Iraq

Hemın Muhammad Hama Salıh Hama Salıh
Fırat University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Alpagut-Dodurga(Çorum) yöresi birümlü şeyl istifinin organik jeokimyasal özellikleri ve çökelme ortamı

Bu çalışmada Çorum ilinin 45 km kuzeybatısında yer alan Dodurga ilçesinin Alpagut köyünde mevcut olan Miyosen yaşlı bitümlü şeyl istifinin organik jeokimyasal özellikleri incelenmiştir. Alpagut-Dodurga bitümlü şeylleri oldukça yüksek TOK değerine (ortalama % 7,93) sahiptir. Piroliz/TOK analiz sonuçlarına gore Alpagut-Dodurga bitümlü şeylleri baskın olarak Tip I, çok az oranda da Tip II kerojen içermektedir. Tmax değerler (ortalama 430°C), sahaya ait bitümlü şeyllerin olgunlaşmadığını ve herhangi bir petrol türümü gerçekleştirmediğini göstermektedir. Alpagut-Dodurga bitümlü şeyllerinin GC analizi sonucunda elde edilen gaz kromatogramlarında nC10-nC35 aralığında n-alkanlar kaydedilmiştir. Bitümlü şeyl örneklerine ait gaz kromatogramlarının CPI hesaplamış olup, CPI değerinin 1'den büyük olması bitümlü şeyllerin olgunlaşmadığını desteklemektedir. Ortamın çökeleme koşulları hakkında bilgi veren Pr/Ph değerlerinin 1'den küçük değerde olması, Alpagut-Dodurga bitümlü şeyllerinin anoksik bir ortamda çökeldiğini göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Bitümlü Şeyl, Piroliz, GC, n-alkan, TOK, Kerojen, Olgunluk.

Tattımbyek Khoıtıyn
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Gemici Köyü (Baskil) çevresi yer altı sularının hidrojeokimyasal özellikleri

Hidrojeokimya, sulak alanların su tipini, beslenme-boşalma sınırlarını ve su-kayaç ilişkisinin tanımlanmasına yardımcı olur. Bu çalışma, Gemici köyü (Baskil) çevresinde seçilen araştırma alanında yeraltı sularının kimyasal özelliklerinin ve bazı kirlilik parametrelerinin incelenmesini kapsar. Kuyulardan alınan yeraltı suyu örneklerinin pH, sıcaklık, elektriksel iletkenlik parametreleri yerinde ölçülmüş, laboratuvarda ise katyon ve anyon analizleri yapılmıştır. Sonuçlar grafiksel yöntemlerle, standartlar ve yönetmeliklerle karşılaştırmalı olarak yorumlanmıştır.İnceleme alanına ait su kimyası veriler kullanılarak, Piper, Schoeller, Wilcox ve ABD Tuzluluk Laboratuvarı diyagramları çizilip değerlendirmeleri yapılmış, bazı yeraltı sularındaki baskın hidrokimyasal fasiyesin mevsimsel etkilerle değiştiği, genelinin ise değişmediği tespit edilmiştir.Yapılan çalışmalar ışığında, bölgedeki hidrojeolojik oluşumlar tanımlanmıştır. Bölgenin jeolojisi ile suların mineral doygunlukları karşılaştırılarak, suların temas ettiği litolojik birimler belirlenmeye çalışılmıştır.Bu çalışmada yapılan analizler, su örneklerinin içme suyu olarak kullanılmasını saptamak için yeterli olmamakla beraber, elde edilen veriler genel anlamda fikir vermesi amacıyla içme suyu kriterleri yönünden de değerlendirilmiştir.İncelenen 11 kuyu ve 3 kaynak suyunun sıcaklıkları 14,70 ºC ile 21,1 ºC arasında, elektriksel iletkenlikleri 371,8 ?S/cm ile 2144 ?S/cm arasında değişmektedir. Sularda en fazla bulunan katyon Ca+2, en fazla bulunan anyon ise HCO3- ' tır.İnceleme alanındaki sularda NH4, NO2 konsantrasyonları, dönemsel olarak incelenmiş ve konsantrasyonların artış gösterdiği belirlenmiştir. Aynı zamanda sulardaki NO3 değerlerine göre suların yüzeyden bir kirletici tarafından kirletildiği tespit edilmiştir.

Muhammed Nuri Küçükatabey
Fırat University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Kürtün barajı (Kürtün-Gümüşhane) göl alanı sol yamacındaki heyanlı alanın mühendislik jeolojisi açısından incelenmesi

Bu çalışmada, Kürtün Barajı (Kürtün-Gümüşhane) göl alanının sol sahilinde yer alan Hardısağır Mevkii'ndeki heyelanlı alan mühendislik jeolojisi açısından incelenmiştir.Çalışma kapsamında, heyelanlı alanı da içine alan bölgenin 1/25.000 ölçekli jeoloji haritası ve 1/2.000 ölçekli mühendislik jeolojisi haritası yapılmıştır.Heyelanlı sahada jeodezik çalışmalar yapılarak deformasyonlar belirlemiştir. Çalışma alanının çeşitli yerlerinde yamaç molozunun derinliğini belirlemek için 2 hat boyunca elektrik özdirenç ölçümleri yapılmıştır. Yamaç molozuna ve ana kayaya ait detay bilgiler elde etmek amacıyla 350 m uzunluğunda 7 adet araştırma sondajı yapılmıştır. Açılan sondaj kuyularında inklinometre ölçümleri yapılarak kayma yüzeyinin derinliği belirlenmeye çalışılmıştır.Çalışma alanından örnek alım tüpleriyle örselenmemiş örnekler alınarak, zeminin indeks özellikleri, kıvam limitleri, kayma dayanımı ve granülometresi belirlenmiştir.Arazi ve laboratuvar çalışmalarından elde edilen bütün veriler değerlendirilerek heyelanlı sahanın yamaç duraylılığı Basitleştirilmiş Bishop ve Janbu yöntemleri kullanılarak ?Slide? limit denge analiz programında araştırılmıştır.Yapılan geriye dönük analizler sonucunda Kürtün Barajı'nın sol sahilinde oluşacak heyelanların geriye doğru ilerleyen heyelan modeline uyduğu ve kaymaların dairesel ve birleşik şekilli olacağı sonucuna varılmıştır.

HeyelanSayısal analiz
Oğuzhan Erkan
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2010
10
Master'sOpen AccessTR

Mali-Senegal (Senegalo-Malienne) fayı tarafından kontrol edilen Kedougou-Kenieba bölgesindeki altın mineralizasyonunun sedimantolojik ve yapısal özelliklerinin incelenmesi: Gounkoto Maden Ocağı örneği

Paleo-Proterozoyik yaşlı Dalema (ya da Kofi) Serisi içinde bulunan Gounkoto Altın Madeni, başkent Bamako (Mali)'nun 377 km batısındaki Kédougou Kéniéba bölgesinde yer almaktadır. Kofi Serisi volkanik ve sub-volkanik kayaç kompleksi tarafından kesilen sedimanter kayaçlardan oluşmaktadır. Bu serinin tamamı, birbirini izleyen 3 farklı deformasyon fazından oluşan Eburnean (2400-1600 My) orojenezinden etkilenmiştir. Bu fazlar: çarpışma fazı D1 (ya da teğetsel olarak etkilenmiş Alt Birimian sedimentler B1), Senegal-Mali Makaslama Zonu gibi büyük bölgesel yapıların oluşumundan sorumlu transpresyonal faz D2 ve son olarak D2 fazını tekrar aktif hale getiren sağ yönlü faz D3. Gounkoto madeninin tektonik analizi ve mineral zonlarının, ana fayın geometrisi temel alınarak incelenmesiyle lokal paleo-stress evrimi ortaya çıkarılmıştır ve aşağıdaki zonlar ayıklanmıştır.  Ana Zon 1 (MZ1): BKB-DGD yönünde sıkışma ve buna eşlik eden makaslama ve açılma bileşeni  Ana Zon 2 (MZ2): BKB-DGD yönünde sıkışma ve buna eşlik eden hafif makaslama  Ana Zon 3 (MZ3): KBK-DGD yönü sıkıştırma ve açılma bileşeni  Ana Zon 4 ve P64E: KKD-GGB yönlü açılma Sol yönlü Mali-Senegal Fayı'nda yapılan çalışmanın sonucunda, buradaki ikincil mineral oluşumların yine aynı sol yanal hareketin ürünü olduğu anlaşılmıştır. Harita üzerindeki süreksizlikler ve diğer fay zonları da bu konsepte uygun olarak gelişmiştir. ANAHTAR KELİMELER: Kédougou Kéniéba, tektonik, paleogerilme, cevherleşme, stratigrafi, sedimentoloji, altın.

Namakan Camara
Akdeniz University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Jeotermal sahalarda jeolojik ve jeofizik etütlerin korelasyonu

Suat Taşdelen
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
1987
00
DoctorateOpen AccessTR

Zemin taşıma gücünün sismik yöntemlerle saptanması

A. Ergün Türker
Akdeniz University · Fen Bilimleri Enstitüsü
1988
00
Master'sOpen AccessTR

Gölcük gölü (Isparta ili) civarındaki kültüflerin çimento katkı maddesi olarak kullanılabilme özellikleri

Ayşe Bozcu
Akdeniz University · Fen Bilimleri Enstitüsü
1988
00
Master'sOpen AccessTR

Burdur - Gölhisar - Belkaya barajı mühendislik jeolojisi incelenmesi

Ali Okumuş
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
1989
00
Master'sOpen AccessTR

Keçiborlu kükürt işletme galerisinde kaya sınıflaması ve destekleme önlemleri

İkbal Yavru
Akdeniz University · Fen Bilimleri Enstitüsü
1989
00
Master'sOpen AccessTR

Afyon-Dinar-Haydarlı barajı mühendislik jeolojisi incelemesi

Mahmut Can
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
1988
00
Master'sOpen AccessTR

Yeşilova (Burdur) yöresindeki kromit cevherlerinin petrografi ve jeokimyası

Serap Özcan
Akdeniz University · Fen Bilimleri Enstitüsü
1988
00
Master'sOpen AccessTR

Yeşilova (Burdur) dolayı kromitlerinin cevher hazırlamaya yönelik mineralojik özellikleri

Afet Tuncay
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
1990
10
Master'sOpen AccessTR

Keçiborlu kükürt yatakları çevresindeki hidrotermal alterasyon

A. Namık Güneş
Akdeniz University · Fen Bilimleri Enstitüsü
1993
00
Master'sOpen AccessTR

Kağızman (Kars) - Tuzluca (Iğdır) tuz yataklarının jeolojisi, mineralojisi ve petrografisi

Kars'ın Kağızman ve Iğdır'ın Tuzluca ilçesinde bulunan kaya tuzu yatakları, bu yatakların bulunduğu formasyon ve bu formasyonla dokanağı olan diğer formasyonların stratigrafik ve mineralojik özelliklerinin açıklanması amaçlanmıştır. Kağızman ilçesinde bulunan çalışma alanının temelini Üst Kretase ? Paleosen yaşlı Kağızman karmaşığı oluşturur. Bu karmaşığı Erken Pliyosen yaşlı Kızıllar Formasyonu uyumsuz olarak üstlemektedir. Erken Pliyosen yaşlı Kızıllar Formasyonunu Geç Pliyosen yaşlı Tuzluca Formasyonu uyumlu bir şekilde üstlemektedir. Bu birimleri uyumsuz olarak Kağızman volkanitleri kesmekte ve üstlemektedir. Kuvaterner yaşlı taraça / yamaç molozu ve alüvyon birimi bütün birimleri uyumsuz olarak üstlemektedir. Tuzluca ilçesinde bulunan çalışma alanında bulunan en yaşlı birim Erken Pliyosen yaşlı Turabi Formasyonudur. Erken Pliyosen yaşlı Çinçevat formasyonu ve Geç Pliyosen yaşlı Tuzluca Formasyonu bu birim üzerine uyumlu olarak çökelmişlerdir. Kuvaterner yaşlı taraça / yamaç molozu ve alüvyon birimi bütün birimleri uyumsuz olarak üstlemektedir. Çalışma alanlarından alınan 80 adet tuz örneğinden ince kesit yapılarak, bu örneklerin petrografik ve mineralojik özellikleri ortaya çıkarılmıştır. Bu özelliklere göre çalışma alanlarında anhidrit, jips, tuz, sölestin ve kalsit mineral parajenezleri gözlenmiştir. Kağızman ilçesinde yapılan yapısal jeoloji incelemelerinde GB ? KD uzanımlı antiklinal ve senklinal gözlenmiştir. Çalışma alanımızın GD'sunda Küllü Tepe (1582 m)'nin GB'sında K 60 D / 47 KB konumlu fay gözlenmiştir. Tuzluca ilçesinde yapılan yapısal jeoloji incelemelerinde KB ? GD uzanımlı Tuzluca senklinali gözlenmiştir. Çalışma alanımızın KB'sında, Koşaağılı Tepe (1201 m)'nin KB'sında ve Tuzluca ilçesinin KD'sunda K 60 B / 75 GB konumlu normal fay tespit edilmiştir. Kağızman (Kars) ve Tuzluca (Iğdır) kaya tuzu yataklarının rezerv miktarları belirtilip, tuzlaların durumu ortaya konmuştur. Anahtar Kelimeler: Kağızman, Tuzluca, Kaya Tuzu, Evaporit, Jips

Okan Yılmaz
Dokuz Eylül University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Grafitli şeyl ayrışma ürünü killer ve kaymaya olan etkileri örnek çalışma: Narlıdere heyelan bölgesi

İzmir yöresinde yaygın olarak gözlenen ve Bornova Karmaşığı'nın matriksini oluşturan kumtaşı-şeyl ardalanması, körfezin güneyinde Balçova ve Narlıdere yörelerinde şeyl baskın halde gözlenir. Sondaj bulguları, 1/1000 ölçekli mühendislik jeolojisi haritası ve bu haritadan elde olunan jeolojik kesitlerden çıkartılan zemin profillerinde 3 farklı litolojik seviyenin varlığı dikkati çeker; 1. Yapay dolgular 2. Kumtaşı ve şeyl ardalanmalarından oluşan Bornova Karmaşığı'na ait otokton kayalar 3. Gri renkli, % 7'den az karbon içeren yüksek derecede ve/veya tamamen ayrışmış bitümlü şeyller. Karmaşık içerisindeki bitümlü şeyller mercekler halinde yer alırlar. İzmir Fayı'nın ve yüksek yamaç eğiminin bileşkesine aşırı yağışlar da eklenince bölgede potansiyel heyelan sahaları oluşmuştur. Bu çalışma sırasında Narbel (Narlıdere) ve Kabaoğlu (Balçova) bölgelerinde yeralan heyelanlar üzerinde mühendislik jeolojisi, jeoteknik çalışmalar, şev stabilitesi analizleri, petroğrafik analizler ve Xrd analizleri yapılmıştır. Bu çalışmada heyelanların kayma mekanizmaları, kaymayı oluşturabilecek zemin seviyesinin konumu, günümüz koşullarında ve/veya dinamik koşullarda yamaç stabilitesi ile ilgili sorunlar belirlenmeye çalışılmıştır. Çalışma alanlarında yapılan arazi çalışmaları ışığında, belirlenen noktalarda karotlu zemin sondajları açılmıştır. Sondajlardan alınan örneklerin mühendislik özelliklerini belirlemek amacıyla kıvam limitleri, tek eksenli sıkışma dayanımı, nokta yükleme dayanımı ve kesme deneyleri yapılmıştır. Deneyler D.E.Ü. Jeoloji Mühendisliği Bölümü, Zemin-Kaya Mekaniği laboratuvarında yapılmıştır. Sondajlar sırasında, zemin geçilen yerlerde, Standart Penetrasyon Testleri (SPT) yapılmış ve elde edilen veriler heyelanlı sahada kayma dairesinin tesbitine yönelik, düz alandakiler ise zemin profilinin ortaya konulmasının yanısıra zeminin taşıma gücü açısından değerlendirilmesine yönelik olarak kullanılmıştır. vii Heyelanların şev stabilite analizleri Plaxis yazılımı bünyesindeki doğrusal olmayan sonlu elemanlar yönteminde yapılmıştır. Plaxis programıyla yapılan şev stabilitesi çalışmaları doğrudan DEVAK (2005a)'dan alınmıştır. Bu çalışma kapsamında şev stabilitesi sonuçları mühendislik jeolojisi açısından değerlendirilmiştir. Narbel toplu konut alanında YASS 8,0 metre ve/veya yüzeye daha yakın konumdadır. Kayma dairesi derinlikleri T80'de 32 m. ve Hasan İçyer İlköğretim sahasında 23 m. olarak belirlenmiştir. Bahsedilen alanlarda bitümlü şeyller suya doygun koşullarda yeralmaktadır. Karbon içerikleri < %7 ve sert zemin ? zayıf kaya sınırında bulunan, fakat suya doygun şartlarda zemin haline dönüşebilen bitümlü şeyllerin kaymaları kontrol ettiği bu çalışmada belirlenmiştir. Su ile uzun süreli temas sonucunda, özellikle killi ortamların su içeriği önemli ölçüde artmaktadır. Sonuçta, bu tür ortamların kayma direnci azalmakta, boşluk suyu basıncı artmakta ve zaman içinde duraysızlık sorunları gündeme gelmektedir. Her iki bölgede yapılan arazi araştırmalarında, oluşan yamaç hareketlerinin ana nedeni yapay dolguların harekete duyarlı yamaçlar üzerinde biriktirilmesi olduğu anlaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Narbel (Narlıdere-İzmir), Kabaoğlu (Balçova-İzmir), grafitli şeyl, heyelan

Heyelan
Gökhan Köse
Dokuz Eylül University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2007
00