
572
Archived Theses
10
DOIs Assigned
2%
DOI Rate
Discipline
Çalışanların örgütsel demokrasi algılarının bağlamsal performansla ilişkisinde işe bağlılığın aracılık rolü
Bu araştırmanın temel amacı, çalışanların örgütsel demokrasi algılarının bağlamsal performansla ilişkisinde işe bağlılığın aracılık rolünün incelenmesidir. Örneklem seçiminde tesadüfi olmayan kolayda örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Veriler bir devlet üniversitesinin 273 çalışanından anket yöntemi ile toplanmıştır. Araştırmada doğrulayıcı faktör analizi, güvenilirlik analizi, bağımsız örneklem t-testi, Pearson korelasyon analizi, basit doğrusal regresyon analizi, hiyerarşik regresyon analizi ve Sobel analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, çalışanların örgütsel demokrasi algıları, işe bağlılık ve bağlamsal performansı arasında anlamlı ilişkiler olduğu tespit edilmiştir. Algılanan örgütsel demokrasinin, işe bağlılık ve bağlamsal performans üzerinde istatistiki olarak anlamlı ve pozitif bir etkisinin olduğu tespit edilmiştir. İşe bağlılığın da bağlamsal performans üzerinde istatistiki olarak anlamlı ve pozitif bir etkisinin olduğu belirlenmiştir. Ayrıca çalışma sonucunda çalışanların örgütsel demokrasi algısının bağlamsal performans ile ilişkisinde işe bağlılığın kısmi aracı bir rolünün olduğu da tespit edilmiştir.
Nomofobinin OKÜ İİBF öğrencilerinin demografik özellikleri ve akademik başarıları ile olan ilişkisinin incelenmesi
Bilgi ve iletişim teknolojilerinde yaşanan gelişmeler akıllı telefonları yaşamın vazgeçilmez bir parçası haline getirmiştir. Hayatı kolaylaştıracak birçok fırsat sunan akıllı telefonlar, bilinçsiz ve aşırı kullanıldığında ise ortaya birtakım sorunları çıkarmaktadır. Bu sorunlardan birisi de nomofobi yani akıllı telefondan yoksun kalma korkusudur. Bu çalışmanın amacı, Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi'nde öğrenim görmekte olan öğrencilerin nomofobi düzeylerini çeşitli demografik değişkenler, akıllı telefon kullanım biçimleri ve genel ağırlıklı not ortalamaları açısından incelemektir. Bu doğrultuda OKÜ İİBF'de öğrenim görmekte olan 442 öğrenciye anket aracılığı ile ulaşılarak veriler toplanmıştır. Elde edilen verilerin analizinde SPSS 22.0 programı kullanılmıştır. İki grubun karşılaştırılmasın da bağımsız örneklem t-testi, ikiden fazla grubun karşılaştırılmasın da ise tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda nomofobinin yaş, medeni durum, sınıf düzeyi, anne/baba eğitim durumu, aile aylık ortalama gelir, genel ağırlıklı not ortalaması, akıllı telefon kullanım süresi, interneti gece kapatma, en sık akıllı telefon kullanılan zaman dilimine göre anlamlı farklılık göstermediği; cinsiyet, bölüm, boş zaman aktivite tercihi, günlük akıllı telefon kullanım süresi, şarj taşıma durumu, uyanır uyanmaz ve uyumadan önce akıllı telefon ile vakit geçirme, akıllı telefonu gece kapatma, en sık kullanılan sosyal medya, anlık bildirim özelliğinin aktif olma durumu, bildirimi fark ettikten sonra kontrol etme süresi, en sık bildirim alınan sosyal medya uygulaması ve tercih edilen iletişim yoluna göre anlamlı farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Yeni İletişim Teknolojileri, Dijital Bağımlılıklar, Nomofobi
Web tabanlı mağazaların arayüz estetiğinde ürüne göre animasyonun bilişsel etkisi
İnternet teknolojileri kullanıcıların ihtiyaçlarına göre sürekli gelişmektedir. E-ticaret siteleri sahipleri kullanıcıların ilgisini çekmek ve online bir deneyim yaratmak için internet teknolojilerindeki yenilikleri takip etmektedirler. Bu çalışma, web estetiğinde en önemli faktörlerden biri olan animasyonun, ürün cazibesini daha fazla artırmak için geliştirilen ürüne göre animasyon uygulamasının faydacı veya hedonik olabilen çevrimiçi alışveriş davranışının moderatör etkisine göre incelemektir. Literatürde hedonik ve faydacı ürünlerin yarattığı cazibe etkisinin farklı olduğu ortaya konmuştur. Dolayısıyla çalışmamızda kullandığımız e-ticaret sitelerinde ürünleri hedonik ve faydacı olarak ayırabilmek için bir ön deney yapılmıştır. Ön deney sonucuna göre hedonik ve faydacı ürünler ana deneyde kullanılmak üzere gruplandırılmıştır. Ana deneyde ürüne göre animasyonlu, statik, hedonik ve faydacı ürünlere sahip web siteleri, animasyon yönü manipüle ederek tüketicilerde algılanan kullanım kolaylığı, memnuniyet, eğlence, estetik ve sadakati ölçmek için analiz edilerek incelenmiştir. Bu deneysel araştırma, ürüne göre animasyonlu web sitelerin statik web sitelerine göre kullanıcılarda algılanan eğlence, memnuniyet, sadakat ve kullanım kolaylığı etkileşimi olumlu yönde artırdığını kanıtlamıştır. Fakat kullanıcılarda algılanan estetik üzerinde herhangi bir ana etkisini destekleyecek yeterli bir kanıt bulunamamıştır. Aynı zamanda ürüne göre animasyonlu hedonik ve faydacı ürünlere sahip web sitleri arasında genel olarak bir farklılaşma olmadığı görülmektedir. Bazı teorik ve yönetimsel çıkarımlar bu makalenin sonunda tartışılmaktadır.
Devlet ve vakıf üniversitelerindeki yönetim bilişim sistemleri bölümlerinin etkinlik analizi: Türkiye örneği
Günümüzün artan rekabet ortamında, bilginin gücü en belirleyici etkenlerdendir. Belirlenen amaç ve hedefler doğrultusunda, yararlı olan bilgiyi kullanarak hızlı ve yerinde kararlar verebilmek, karar vericiler açısından oldukça önemlidir. Yönetim Bilişim sistemleri (YBS); karar vericilere, hızlı ve doğru kararı verebilmesinde yardımcı olur. Bu çalışma, Türkiye'de bulunan devlet ve vakıf üniversitelerindeki YBS bölümlerinin, 2019-2020 eğitim-öğretim dönemi kapsamında, Veri Zarflama Analizi (VZA) kullanılarak, görece etkinlik durumlarının belirlenmesini ve görece etkin olmayan üniversitelerin, referans kümeler dahilinde etkin duruma gelebilmesi için olması gereken çıktı miktarlarının belirlenmesini amaçlamıştır. Bu doğrultuda 3 adet girdi değişkeni (öğrenci sayısı, akademik personel sayısı ve üniversiteye giriş taban puanı) ve 2 adet çıktı değişkeni (mezun öğrenci sayısı ve yayın puanları) belirlenerek, VZA modellerinden çıktı odaklı CCR (girdi minimizasyon eğilimli) ve BCC (çıktı maksimizasyon eğilimli) modeller kullanılmış ve aynı zamanda görece ölçek etkinlik durumları da belirlenmiştir. Çalışma uygulamasında VZA için kullanılan paket programlarından biri olan DEAP (Data Envelopment Analysis Program) Version 2.1 kullanılmış, elde edilen sonuçlar tablolaştırılarak açıklanmıştır. Anahtar kelimeler: Devlet üniversiteleri, etkinlik ölçümü, vakıf üniversiteleri, veri zarflama analizi, yönetim bilişim sistemleri
Makine öğrenmesi algoritmaları ile ev kirası tahmini : Ankara ilinde bir uygulama
Günümüzde pandeminin de etkisiyle konut ihtiyacı gittikçe artmaktadır. Bu dönemde insanlar günlerinin büyük bir bölümünü evlerinde geçirmektedirler. Emlak piyasası, fiyatı yüksek doğrulukla optimize etmek ve tahmin etmek için makine öğreniminin uygulanabileceği alanlardan biridir. Konut fiyatının belirlenmesi, istenen evin fiyatını tahmin etmek için birçok parametrenin dikkate alınabileceği müşteriler için karar vermede hayati bir modeldir. Daire kiralama fiyatları çeşitli faktörlerden etkilenir. Bu tez çalışmasında, Ankara Yenimahalle ilçesindeki dairelerin kiralama fiyatı ve farklı özelliklerini içeren bir veri seti incelenecek olup, bir dairenin farklı özelliklerini analiz etmek ve birden çok faktöre bağlı olarak kira fiyatı makine öğrenmesi algoritmaları yardımı ile tahmin edilmeye çalışılmıştır. Lineer Regresyon, Lasso, Ridge, Random Forest, Xgboost algoritmaları kullanılmıştır. Bu algoritmalar arasında parametreler değiştirilerek en iyi yüksek doğruluğa sahip algoritma araştırılmıştır. Kullanılan algoritmalar MAE, MSE, RMSE, R2 gibi performans ölçütleri ile karşılaştırılmıştır. MAE, MSE, RMSE ve R2 değerlerinde en iyi sonucu Random Forest algoritması vermiştir.
Üniversitelerdeki akademik personellerin iş tatmin düzeylerinin duygu analizi uygulaması ile ölçülmesi: Osmaniye ili örneği
Çalışmanın amacı, Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi akademik personellerinin iş tatmin düzeylerini ölçmektir. Bu bağlamda Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi'nde görev yapmakta olan akademik personeller değerlendirmeye tabii tutulmuştur. Çalışma teori ve uygulama olmak üzere iki kısımdan oluşmaktadır. Teori kısmında literatür taramaları yapılmış olup, akademik personel, iş tatmini ve duygu analizi kavramları ele alınmıştır. Araştırmanın evrenini Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi'nde görev yapmakta olan 32 akademik personel oluşturmaktadır. Araştırmada veriler, demografik bilgileri ölçmeye yönelik 8 sorudan ve uzman görüşleri alınarak hazırlanmış olan, akademik personellerin iş tatminlerini ölçmeye yönelik 20 nitel sorudan oluşan form aracılığıyla toplanmıştır. Uygulama kısmında ise Python programlama dili ile geliştirilmiş olan duygu analizi yazılımı aracılığıyla, veriler analiz edilmiştir. Yapılan analiz sonucunda Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi akademik personellerinin iş tatmin düzeyinin pozitif olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Anlamsal ağ odaklı kişiselleştirilmiş e-ticaret ürün öneri sistemi
Anlamsal ağ teknolojisi üzerine yapılan çalışmalar ile birlikte bu teknolojiye olan ilgi zaman içerisinde artış göstermiştir. Günümüzde optimizasyon, kullanıcı deneyimini artırma, iyileştirme gibi amaçlar için kullanılmak üzere verinin önemi artış göstermiştir. Bu artış beraberinde verilerin okunabilirliği ihtiyacını doğurmuştur. Anlamsal ağ bu noktada büyük veri setlerini makinelerinde insanlar gibi yorumlayabileceği biçime sokarak bilginin okunabilirliğini artırmıştır. Bu çalışmada anlamsal ağ teknolojisinin kullanıldığı teknolojik çalışmalardan yola çıkarak alanyazın incelemesiyle birlikte, kullanıcılara isteklerine ilişkin ilgili ürünleri önerebilecek bir elektronik ticaret sistemi geliştirilmiştir. Sistem geliştirmesi aşamasında ilk olarak kabul görmüş ontoloji oluşturma yöntemleri incelenmiş ve ihtiyaç duyulan ontolojiyi oluşturmak için bir yöntem seçilmiştir. Tez kapsamında birinci bölümde anlamsal ağın teknolojik ihtiyaçları karşılama konusunda kabiliyetleri tanıtılmıştır. İkinci bölümde anlamsal ağ ve içerisinde kullanılan teknolojiler açıklanmıştır. Üçüncü bölümde anlamsal ağ ile uygulama geliştirme yapabilmek için ihtiyaç duyulan araçlar anlatılmıştır. Dördüncü bölümde uygulama geliştirme adımları açıklanmıştır. Beşinci bölümde geliştirilen sistem hakkında bilgi verilmiştir. Son olarak da tasarlanan sistemi geliştirmek için öneriler paylaşılmıştır.
Üniversite bilgi işlem yönetici ve çalışanlarının siber güvenlik konusundaki farkındalıkları
Teknolojide yaşanan gelişmeler beraberinde veri yoğunluğunu getirmektedir. Bilgi teknolojilerinde yaşanan gelişmeler verilerin güvenliğinin sağlanması konusuna sebep olmaktadır. Özellikle bankacılık, savunma ve benzer alanların hassasiyeti sebebiyle bilgi işlem dairelerinin siber güvenlik konusunda hassasiyetleri ortadadır. Bu anlamda milyonlarca öğrencinin ve personelin bulunduğu üniversiteler de siber güvenlik konusunda önemli kurumlardır. Bu çalışmanın amacı, Türkiye'de siber güvenlik konusunda üniversite bilgi işlem daire başkanlıklarının farkındalıklarının ilgili daire başkanları ve personelleri ile görüşmeler yapılarak, bu alanla ilgili mevcut durum ve yapılması gerekenlere yönelik gereklilikleri ortaya koymaya çalışmaktır. Bu çalışmada, nitel araştırma yöntemlerine dayalı olarak yarı yapılandırılmış görüşme tekniğiyle veriler toplanmıştır. Alanında uzman bilgi işlem daire başkanları ve personeli ile yapılan mülakatlar aracılığıyla, Türkiye'deki üniversitelerde siber güvenlik konusu ile ilgili görüşleri alınmıştır. Görüşleri alınan daire başkanlarına ait katılımcıların bilgileri, nitel araştırma yöntemlerinde kullanılabilen Nvivo 12 paket programı ile analiz edilmiş ve elde edilen bulgulara yer verilmiştir. Araştırmada elde edilen bulgularına göre, siber güvenlik konusunda üniversitelerde en önemli konunun bu alanda farkındalığın oluşturulması olduğu tespit edilmiş ve farkındalığın artırılmasına yönelik önermelerde bulunulmuştur. Bu açıdan çalışmanın alana ilgi duyan araştırmacılara katkı sağlayabileceği düşünülmektedir.
Türkiye'deki e-ticaret sitelerine yönelik memnuniyet düzeylerinin sosyal medya paylaşımlarına dayalı olarak duygu analizi yöntemi ile belirlenmesi
Çalışmanın amacı, Türkiye'deki e- ticaret sitelerine yönelik müşteri memnuniyet düzeylerinin sosyal medya paylaşımlarına dayalı olarak duygu analizi yöntemi ile ölçülmesidir. Bu bağlamda X aracılığıyla paylaşılan tweetlerden yararlanılmaktadır. Çalışma teori ve uygulama olmak üzere iki kısımdan oluşmaktadır. Teori kısmında literatür taramaları yapılmış olup, elektronik ticaret, veri madenciliği ve duygu analizi kavramları ele alınmıştır. Araştırmada Türkiye'de en çok kullanılan dört e-ticaret sitesi belirlenmiştir. Bunlar sırasıyla Trendyol, Sahibinden, Hepsiburada ve Amazon'dur. Araştırmada veriler, belirlenen e-ticaret siteleri müşterilerinin X paylaşımlarına dayalı olarak çekilmiştir. Uygulama kısmında ise RStudio ortamında duygu analizi ile veriler analiz edilmiştir. Verilerin elde edilmesinden yapılan duygu analizine kadar tüm süreçler RStudio ortamında R yazılımı ile gerçekleştirilmiştir. Yapılan analiz sonucunda Türkiye'deki en çok kullanılan dört e-ticaret sitesine yönelik müşterilerin memnuniyet düzeylerinin pozitif olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
E-ticaret web sitelerinde scroll çeşitlerinin değerlendirilmesi: Kullanım kolaylığı, memnuniyet, işlevsellik ve satın alma üzerindeki etkileri
İnternetin yaygınlaşması, günümüzde e-ticaretin en önemli alışveriş kanallarından biri haline gelmesine zemin hazırlamıştır. Bu durum, e-ticaret platformları arasında sıkı bir rekabet ortamının oluşmasına neden olmuştur. Rekabet avantajı elde etme hedefinde olan e-ticaret platformları, özellikle kullanıcı deneyimini geliştirmeye yönelik çabalarını artırmıştır. Kullanıcı deneyimini etkileyen önemli unsurlardan biri, e-ticaret web sitelerinde karşımıza çıkan sayfa kaydırma (scroll) işlemidir. Bu çalışma, günümüzde en yaygın olarak kullanılan Infinite Scroll (sonsuz kaydırma), Pagination (sayfalandırma) ve Load more (daha fazla yükle) gibi kaydırma türlerini ele alarak, bu türlerin kullanım kolaylığı, memnuniyet, işlevsellik ve satın alma üzerindeki etkilerini test ederek incelemektedir. Bu deneysel araştırma kapsamında, Türkiye'de en çok ürün satılan kategorilerden 27 ürün seçilmiştir. Deneyde yer alan e-ticaret web sitelerinin tasarımı, genel e-ticaret web sitelerine oldukça benzer bir yapıya sahiptir. Bu web siteleri, tasarımları ve içerikleri birebir aynı olmasına rağmen, sadece kaydırma türlerinin farklı olduğu üç e-ticaret sitesi üzerinde gerçekleştirilen deney, Türkiye sınırları içinde yaşayan 390 katılımcının katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler, SPSS aracı kullanılarak incelenmiştir. Sonuç olarak, önerilen hipotezlerin çalışma verileriyle desteklenmediği tespit edilmiştir.
OECD ülkelerinin yenilenebilir enerji tüketim oranlarının makine öğrenmesi yöntemleriyle tahmin edilmesi
Enerji artan nüfus, üretim ve teknoloji gelişimi ile en önemli problemlerden biri olmaya devam etmektedir. Enerji üretiminde kullanılan kaynakların yenilenebilir olmayan kısmının kıt kaynak oluşu, bazı güçler tarafından kontrol edilebilir oluşu, iklim değişimine sebep olması, insan sağlığına zararlı etkilere sahip oluşu gibi olumsuz etkileri nedeniyle yenilenebilir kaynaklara yönelim devam etmektedir. Enerji kaynakları arasındaki geçiş eskisi kadar yavaş olmasa da hala tam geçiş sağlanabilmiş değildir. Ekonomik, doğal ve teknolojik nedenlerle yenilenebilir enerjiye tam geçişte problemler yaşansa da bu anlamda gösterilen çabalar kayda değer niteliktedir. Yenilenebilir enerji tüketiminin toplam enerji tüketimindeki payının tahmin edilmesi, hem gelecekte kullanılacak kaynakların planlanması hem de halihazırda kullanılan kaynakların etkin yönetimi için önemlidir. Bu tez çalışmasında OECD ülkelerinin toplam enerji tüketimindeki yenilenebilir enerji tüketiminin payının makine öğrenmesi yöntemleri ile tahmin edilmesi, bu tahmine yönelik önemli değişkenlerin belirlenmesi ve optimum değişken sayısının belirlenmesi amaçlanmıştır. Makine öğrenmesi yöntemlerinden YSA, DVM, XGBoost ve MARS yöntemlerinin kullanıldığı bu çalışmada elde edilen öngörü değerlerine yönelik RRMSE, R2 , VK, MSE, ve MAPE istatistiki performans ölçütleri kullanılarak LOPCOW, PROMETHEE II, MAIRCA ve VIKOR ÇKKV yöntemleri ile en başarılı algoritmanın tespit edilmesi amaçlanmıştır. Sonuç olarak XGBoost algoritmasının kullanılan algoritmalar arasında en başarılı tahmini gerçekleştirdiği anlaşılmıştır. Ayrıca başarılı modellerin incelenmesi sonucunda yenilenebilir enerji tüketiminin toplam enerji tüketimindeki payının tahmin edilmesi aşamasında düzenleyici kalite, hizmetlerin katma değeri, askeri harcamalar, mal ticareti, CO2 emisyonu, enerji kullanımı ve ülke yüzey alanı değişkenlerinin modellere katkı sağladığı anlaşılmıştır. Bu anlamda tüm modellerde kullanılan ve tahminler için önemli olan değişkenlerin CO2 emisyonu ve ülke yüzey alanı olduğu belirlenmiştir. Çalışmanın sonuçlarında ilgili değişkenlerin kullanıldığı çalışmalardan örnekler sunulmuş ve yenilenebilir enerji tüketiminin artırılmasına yönelik olarak gerçekleştirilebileceklere değinilmiştir. Ayrıca elde edilen bulgular ve literatür araştırması sonucunda gelecekte araştırılabilecek çalışma alanlarına dair öneriler sunulmuştur.
Bitcoin ve altcoinler arasındaki ilişkinin incelenmesi
Günümüzde fiziki bir varlığa sahip olan paralar önemini kaybetme riski taşımaktadır. Özellikle son yıllarda teknolojik gelişmenin hız kazanması, Covid-19 pandemisinin yaşanmasıyla birlikte dijitalleşme önem kazanmıştır. Bu kapsamda, bireyler sanal platformlar üzerinden daha fazla ticari faaliyetlerde bulunmaya başlamıştır. Ticari faaliyetler karşılığında ödeme aracı olarak kripto paralar daha yoğun kullanılmıştır. Finans sektöründe de havale ve yatırım işlemlerinde tercih edilmektedir. Kripto para, her geçen gün fiziki varlığa sahip para gibi geniş kullanım imkanı sunmaktadır. Böylece, kripto para piyasasının hacmi son yıllarda yükselmiştir. Kripto paraların bugünkü piyasa değeri 2.56 trilyon dolar ve günlük işlem hacimleri 67.83 milyar dolar düzeydindedir. Kullanımda olan kripto para sayısı 10.000'nin üzerindedir. Bitcoin 1.37 trilyon dolar piyasa değeri, % 53'lük piyasa payıyla kripto paralar içinde ilk sırada yer almaktadır. Bu nedenle, çalışmada Bitcoin ile piyasa değeri en yüksek olan on altcoin arasındaki ilişki Johansen Eşbütünleşme, Granger Nedensellik Testleri ve Birliktelik Kuralı ile analiz edilmiştir. Çalışma kapsamında 01.01.2020 - 31.12.2023 dönemi günlük kapanış fiyatları kullanılmıştır. Sonuçta; Bitcoin ile diğer kripto paralar arasında uzun dönemli bir ilişki tespit edilmiştir. Vektör hata düzeltme modeline göre; lndoge ve lnshib uzun dönemde birlikte hareket etmektedir. Böylece, kısa dönemde oluşan sapmalar ortadan kalkmakta ve şok etki uzun dönemde sona ermektedir. Diğer taraftan; lnbnb ve lnxrp'den lnbtc'ye doğru tek yönlü nedensellik söz konusudur. Lnbnb, lnsol ve lnxrp'den lneth'ye; lnbnb'den lnxrp'ye doğru tek yönlü nedensellik bulunmuştur. Diğer bir anlatımla BNB'de meydana gelen bir artış BTC'ye, ETH'ye ve XRP'ye katkı sağlamaktadır. Ayrıca XRP'nin artması BTC'nin yükselmesini sağlamaktadır. SOL'un artması ETH'de yükselmeye yol açabilmektedir. Birliktelik Kuralı analizinde ise; BTC değişkeni ile girdi değişken olarak tanımlanan BNB, XRP, ADA, DOGE ve ETH değişkenlerinin tamamıyla birlikte hareket ettiği gözlenmiştir.
Bibliyometrik analiz yöntemi ile Türkiye'nin YBS haritasının incelenmesi
Yönetim Bilişim Sistemleri (YBS), bilgi teknolojilerinin yönetimsel süreçlerdeki rolünü ve etkilerini inceleyen dinamik bir süreç işleyişine sahip çoklu disiplinlerin beraberliğinden ortaya çıkan bir alandır. Teknolojinin hızlı gelişimi ve iş dünyasında giderek daha merkezi bir rol oynaması, YBS alanındaki akademik araştırmaların da genişlemesine ve çeşitlenmesine neden olmuştur. Bu nedenle, Türkiye'deki YBS araştırmalarının kapsamlı bir şekilde değerlendirilmesi, bu alanın gelişimi ve gelecekteki araştırma eğilimlerinin belirlenmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Gelişen ve yenilenen literatürün araştırmacılar ve uygulayıcılar tarafından sistematik bir şekilde anlaşılması ve değerlendirilebilmesi için, bibliyometrik analiz yöntemi, sistematik ve sayısal veriler ışığında akademik gelişimi anlamak ve ilişkisel bağlantıları ortaya koymak için önemli bir araçtır. Tezimizin ilk bölümünde, YBS'nin tanımlamaları ve özellikleri üzerinde durulmuş, daha sonra bibliyometrik analiz yönteminin geçmişten günümüze ilerleme sürecinden bahsedilmiştir. İkinci bölümde, Türkiye'de YBS alanında yapılan çalışmaların detaylı bir bibliyometrik analizi sunulmuş, elde edilen bulgular çeşitli açılardan değerlendirilmiştir. Son olarak, üçüncü bölümde, yapılan analizlerin ışığında YBS alanındaki durumun değerlendirilmesi ve gelecekteki araştırmalar için öneriler sunulmuştur. Bu çalışma, Türkiye'de YBS alanında gerçekleştirilen akademik çalışmaların kapsamlı bir değerlendirmesini sunarak, alanın gelişimine katkı sağlamayı ve gelecekteki araştırmalara yön vermeyi amaçlamaktadır. Ayrıca, Türkiye'deki YBS araştırmalarının uluslararası literatürle karşılaştırılması ve bu alandaki araştırma eksikliklerinin belirlenmesi açısından da değerli bir kaynak olmayı hedeflemektedir.
2023 genel seçimleri döneminde X kullanıcılarının siyasi partiler hakkındaki düşüncelerinin metin madenciliği ile analizi
Bu çalışmanın amacı, Türkiye'deki siyasi partilere yönelik kamuoyu duyarlılık düzeylerinin sosyal medya paylaşımlarına dayalı olarak metin madenciliği yöntemlerinden olan duygu analizi yöntemi ile ölçülmesidir. Bu bağlamda, X aracılığıyla paylaşılan tweetlerden yararlanılmıştır. Çalışma, teori ve uygulama olmak üzere iki kısımdan oluşmaktadır. Teori kısmında, literatür taramaları yapılmış olup sosyal medya analizi, veri madenciliği, metin madenciliği ve duygu analizi kavramları ele alınmıştır. Araştırmada, 2023 Türkiye genel seçimleri kapsamında en çok konuşulan beş siyasi parti belirlenmiştir. Bu partiler için X üzerinden beş siyasi parti hakkında 60.000'den fazla tweet toplanmış bunların içerisinden her parti için 250 tane olmak üzere 1250 tane tweet seçilmiştir. Veriler, manuel olarak temizlenmiş ve duygu analizi yapılmak üzere pozitif, nötr ve negatif olarak etiketlenmiştir. Yapılan analiz sonucunda, her iki algoritmanın da duygu analizinde benzer doğruluk oranlarına sahip olduğu ancak bazı durumlarda belirgin farklar ortaya çıktığı gözlemlenmiştir. Sonuç olarak, Türkiye'deki siyasi partilere yönelik tweetlerdeki duygu dağılımının her parti ve duygu kategorisine göre değişiklik göstermiştir. Bu tez, sosyal medya ve siyaset alanında yapılacak gelecekteki çalışmalar için önemli bir referans niteliği taşımakta olup, araştırmacılara siyasi partilerle ilgili sosyal medya analizlerinde rehberlik edebilecek veriler sunmaktadır.
Mobil deprem uygulamalarının bilgi sistemleri başarı modeli ile analizi
Dünyanın oluşum sürecinden bu yana insanoğlunun en büyük mücadelelerinden birisi öngörülememesi ve yarattığı yıkımdan kaynaklı doğal afetlere karşı olmuştur. Yaşadığımız coğrafya itibariyle Anadolu yarımadasının aktif fay hatları üzerinde oluşundan dolayı en fazla can kaybı ve zarara neden olan doğal afetlerin başında depremler gelmektedir. Özellikle yüzyılın felaketi olarak adlandırılan 6 Şubat 2023 depremleri, bizlere bir kez daha bu gerçeği göstermiştir. Yaşanan yıkım ve kayıpların sonrasında birçok alandaki uygulamaların ve alınan tedbirlerin gözden geçirilmesi gerektiği ortaya çıkmıştır. Özellikle deprem esnasında kullanıcılara bildirim gönderen deprem uygulamaları başta olmak üzere deprem esnasında ve sonrasında kullanıcıların farklı ihtiyaçlarına cevap vermek maksadıyla geliştirilen birçok mobil deprem uygulamasının işlevselliği tartışma konusu olmuştur. Bu çalışma ile Osmaniye ve çevre illerde yaşayan vatandaşların kolayda örnekleme yöntemi ile online olarak hazırlanan ankete katılımları sağlanmıştır. Söz konusu ankete katılım sağlayan 770 birey çalışmanın örneklemini oluşturmuştur. Böylece mobil deprem uygulamalarının bilgi sistemleri basari modeli ile analiz amaçlanmış, bilgi sistemleri basari modelinin altı bileşeninden sistem basarisi, kullanıcı memnuniyeti, sistem kullanımı, sistem kalitesi ve bilgi kalitesi baz alınarak oluşturulan hipotezlerin yapısal eşitlik modeli ile doğruluğu test edilmiştir. Araştırmanın sonuçları, Türkiye'nin deprem gerçeği karşısında alınan tedbirlere farklı bir bakış açısı kazandıracaktır. Ayrıca mobil deprem uygulamalarının geliştirilmesi ve eksiklikleri konusunda önerilerde bulunulmuştur.
Elektrikli otomobil talep tahmini üzerine örnek bir uygulama
Bu tez çalışmasında, elektrikli otomobil talebinin tahminine yönelik olarak Ocak 2016 – Nisan 2024 dönemine ait veriler kullanılmıştır. Analiz sürecinde yapay sinir ağları (YSA) ve Bütünleşik Otoregresif Hareketli Ortalama (ARIMA) olmak üzere iki farklı yöntem uygulanmıştır. Elde edilen performans sonuçlarına göre, R uygulaması ile yapay sinir ağı modeli oldukça yüksek bir başarı sergilemiş; modelin determinasyon katsayısı (R²) 0.959 ortalama mutlak hata (MAE) değeri ise 0.0105 olarak hesaplanmıştır. Eviews ortamında gerçekleştirilen ARIMA sonucunda ise modelin R² değeri 0.923, MAE değeri 0.1966 olarak bulunmuştur. Bu sonuçlar, her iki yöntemin de güçlü öngörü yeteneğine sahip olduğunu gösterse de, YSA'nın hata oranı açısından daha üstün bir performans sunduğunu ortaya koymaktadır. Bu nedenle R'da uygulanan YSA'nın Eviews'da uygulanan zaman serilerine göre daha uygun bir seçenek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu çalışma, talep tahmininde hem zaman serileri analizi hem de YSA yöntemlerini bir arada ele alarak literatüre önemli bir katkı sunmaktadır. Elde edilen bulgular, benzer problemlerin çözümünde kullanılabilecek yöntemsel bir altyapı sağlayarak, gelecekte yapılacak çalışmalara yön gösterecek niteliktedir. Ayrıca, geleneksel ve yapay zekâ tabanlı modellerin karşılaştırılması yoluyla, model seçimi ve tahmin doğruluğu gibi kritik konularda araştırmacılara yol gösterici bir kaynak olması hedeflenmektedir. Bu yönüyle çalışma, ileride geliştirilecek yöntem ve uygulamalara temel teşkil edebilecek bir referans niteliği taşımaktadır.
Uzaktan çalışmanın dijitalleşme bağlamında gelişiminin incelenmesi
Bu çalışma, 2017–2024 yılları arasında dijitalleşmenin etkisiyle şekillenen uzaktan çalışma literatürünü pandemi bağlamından bağımsız olarak ele almakta ve kavramsal yönelimleri, tematik kümelenmeleri ve yöntemsel eğilimleri disiplinler arası bir yaklaşımla incelemektedir. Ulusal ve uluslararası düzeyde toplam 311 akademik yayın, sistematik literatür taraması, bibliyometrik analiz, tematik içerik çözümlemesi, kavram merkezlik haritalaması ve nitel sınıflandırma yöntemleriyle değerlendirilmiştir. Bulgular, literatürün İnsan ve Örgüt Dinamikleri" (%42,1), "Dijital İşleyiş ve Teknolojik Yapılar" (%36,0) ve "Kamusal Dönüşüm ve Mekânsal Eşitlik" (%21,9) yüzdesel oranlarıyla üç ana temada yoğunlaştığını göstermektedir. Kavram merkezlik analizine göre "flexibility", "trust", "virtual teams", "digital integration" gibi kavramlar yüksek bağlamsal değere sahiptir. Ulusal ve uluslararası literatürde %82'lik tematik örtüşme oranı saptanmış olupbu durum, dijital dönüşümün küresel düzeyde ortak kavramlar etrafında şekillendiğini göstermektedir. Ulusal yayınlar bağlamında yapay zekâ tabanlı araçların sınırlı kullanımı, kırılgan grupların düşük temsiliyeti ve disiplinler arası geçişlerin zayıf olması gelişim alanları olarak değerlendirilmiştir. Sonuç olarak uzaktan çalışma kapsamındaki, 2017–2024 literatürünün tematik yoğunluğu, kavramsal merkezliği ve yöntemsel çeşitliliği; uzaktan çalışmanın dijitalleşme bağlamında küresel ölçekte ortak kavramlarla biçimlendiğini, ulusal düzeyde ise disipliner geçiş, teknolojik yenilik ve sosyal kapsayıcılık alanlarında gelişim potansiyeli sunduğunu göstermektedir. Bu çalışmanın literatürdeki boşlukları doldurmanın yanı sıra gelecek odaklı dijital iş modellerine teorik ve uygulamalı katkı sunabilmesi hedeflenmiştir.
Türkiye'deki büyükşehir belediyelerinin web sitelerinin wcag 2.2 standartlarına göre erişilebilirlik analizi
Kamu hizmetlerinin dijitalleşmesi, bilgiye ve hizmete erişimde zaman ve mekân sınırlarını kaldırsa da bu dönüşümün fırsat eşitliğine hizmet etmesi ancak "web erişilebilirliği" ile mümkündür. Bu çalışma, Türkiye'deki 30 büyükşehir belediyesine ait web sitelerinin erişilebilirlik düzeylerini WCAG 2.0, 2.1 ve güncel WCAG 2.2 standartları çerçevesinde incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmada, Total Validator aracıyla elde edilen teknik verilerin senaryo bazlı manuel testlerle desteklendiği karma yöntem kullanılmıştır. Çalışmanın özgün bir boyutu olarak, uygulanan iki farklı test yöntemi arasındaki tutarlılık düzeyi Jaccard Benzerlik İndeksi ile analiz edilmiştir. Bulgular, belediye web sitelerinin WCAG standartları kapsamındaki "Seviye A" (Asgari Düzey) gerekliliklerini dahi tam olarak karşılayamadığını göstermektedir. Erişilebilirlik ihlallerinin özellikle "Algılanabilirlik" ve "İşletilebilirlik" ilkelerinde yoğunlaştığı; alternatif metin eksiklikleri, yetersiz renk kontrastları ve klavye ile kullanım sorunlarının en sık rastlanan hatalar olduğu belirlenmiştir. WCAG 2.2 standartları açısından ise, özellikle klavye odak görünürlüğünün belirginleştirilmesi ve hatalı girişleri önleyici mekanizmaların kullanımı noktasında belediyelerin henüz yeterli olgunluğa erişemediği görülmüştür. Otomatik ve manuel değerlendirme sonuçları arasında hesaplanan %40,2'lik Jaccard Benzerlik İndeksi, iki yöntem arasındaki örtüşmenin sınırlı düzeyde kaldığını ortaya koymaktadır. Bu oran, otomatik test araçlarının tek başına yeterli olmadığına ve manuel incelemelerle desteklenmesi gerektiğine dair literatürdeki görüşleri istatistiksel olarak doğrulamaktadır. Çalışma, belediyelerin dijital erişilebilirlik stratejilerini geliştirmeleri ve test süreçlerinde salt otomasyona dayalı yaklaşımlar yerine bütüncül değerlendirme yöntemlerini benimsemeleri açısından yol gösterici niteliktedir.
Critic tabanlı Marcos yöntemi ile inovasyon performanslarının değerlendirilmesi: Avrupa Birliği üye ülkeleri ve Türkiye örneği
Küresel rekabet ortamında inovasyon, ülkelerin ekonomik büyüme, teknolojik gelişme ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşmalarında önemli bir rol oynamaktadır. Bu nedenle ülkelerin inovasyon performanslarının çok boyutlu göstergeler kullanılarak değerlendirilmesi ve karşılaştırılması politika yapıcılar açısından büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmanın amacı, Avrupa Birliği (AB)’ye üye 27 ülke ve Türkiye’nin inovasyon performanslarını çok kriterli karar verme (ÇKKV) ile analiz etmektir. Bu amaç için inovasyon performansını temsil eden yedi ana kriter kullanılmıştır. Bu kriterler; kurumlar, beşeri sermaye ve araştırma, altyapı, pazar gelişmişliği, iş gelişmişliği, bilgi ve teknoloji çıktıları ve yaratıcı çıktılarıdır. Bu çalışmada kriter ağırlıkları nesnel bir yaklaşım sunan CRITIC yöntemi ile belirlenmiş, ülkelerin inovasyon performanslarının sıralanmasında ise MARCOS yöntemi kullanılmıştır. CRITIC yöntemi ile elde edilen sonuçlara göre inovasyon performansının değerlendirilmesinde en yüksek ağırlığa sahip kriterin altyapı olduğu belirlenmiştir. MARCOS yöntemi ile elde edilen sonuçlara göre Hollanda, Finlandiya ve Danimarka inovasyon performansı açısından ilk sıralarda yer alırken Portekiz, Romanya ve Malta alt sıralarda yer almıştır. Türkiye ise düşük düzeyde bir performans sergileyerek sıralamada alt grupta yer almıştır. Bulgular, Avrupa ülkeleri arasında inovasyon kapasitesi bakımından önemli farklılıklar bulunduğunu ve özellikle güçlü altyapı, gelişmiş pazar yapısı ve yaratıcı üretim kapasitesine sahip ülkelerin inovasyon performansının daha yüksek olduğunu göstermektedir.
Uzaktan çalışma ve sürdürülebilirlik İlişkisi: Küresel literatürün bibliyometrik analizi
Uzaktan çalışma, bilgi ve iletişim teknolojilerindeki gelişmelerin etkisiyle giderek yaygınlaşan bir çalışma modeli hâline gelmiş, özellikle COVID-19 pandemisi sonrasında çalışma yaşamında önemli bir dönüşüm yaratmıştır. Pandemi sürecinde uzaktan ve hibrit çalışma uygulamalarının hızla yaygınlaşması, bu çalışma modelinin ekonomik, sosyal ve çevresel sürdürülebilirlik üzerindeki etkilerine yönelik akademik ilgiyi de artırmış ve uzaktan çalışma ile sürdürülebilirlik ilişkisini inceleyen bilimsel yayınlar önemli bir ivme kazanmıştır. Buradan hareketle, bu tez çalışmasının amacı, uzaktan çalışma ve sürdürülebilirlik ilişkisini ele alan akademik literatürün gelişim eğilimlerini, entelektüel yapısını ve temel araştırma temalarını bibliyometrik analiz yöntemiyle incelemektir. Araştırma verileri Scopus veri tabanından elde edilmiş ve belirlenen kriterler doğrultusunda 258 yayın analiz kapsamına alınmıştır. Analizlerde R programlama dili, Bibliometrix paketi ve Biblioshiny arayüzü kullanılmıştır. Araştırma bulguları, uzaktan çalışma ve sürdürülebilirlik alanındaki yayınların özellikle COVID-19 sonrasında hızla arttığını ve alanın yıllık büyüme oranının %13,35 olduğunu göstermektedir. Sustainability dergisi en etkili yayın kaynağı olarak öne çıkarken, ABD, İtalya, Çin ve Avustralya alanın en üretken ülkeleri arasında yer almaktadır. Anahtar kelime analizleri, literatürün uzaktan çalışma, hibrit çalışma, sürdürülebilirlik, karbon ayak izi ve COVID-19 temaları etrafında yoğunlaştığını ortaya koymuştur. Özetle bu çalışma, uzaktan çalışmanın sürdürülebilir kalkınma ile ilişkili ekonomik, sosyal ve çevresel boyutlarının giderek daha fazla önem kazandığını göstermekte ve alanın gelecekteki araştırma yönelimlerine ilişkin önemli çıkarımlar sunmaktadır.
İtalya’da öğrenim gören kadın uluslararası öğrencilerin STEM alanlarına yönelik kariyer kararlarının kesişimsellik bağlamında incelenmesi
Bu araştırma, İtalya’da öğrenim gören kadın uluslararası öğrencilerin bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik (STEM) alanlarına yönelik kariyer kararlarını, toplumsal cinsiyet normları ile uluslararası öğrenci statüsünün kesişimi bağlamında incelemektedir. Nitel ve fenomenolojik yaklaşımla yürütülen araştırmanın çalışma grubunu farklı ülke ve STEM disiplinlerinden 24 kadın uluslararası öğrenci oluşturmuştur. Veriler yarı yapılandırılmış görüşmelerle toplanmış ve kesişimsellik-bilinçli tematik analizle çözümlenmiştir. Bulgular, kariyer kararı sürecinin ilgi ve merakın yanı sıra toplumsal fayda üretme, yenilik ve araştırmaya katılma, ekonomik güvenlik ve uluslararası hareketlilik beklentileriyle biçimlendiğini göstermiştir. Katılımcılar erkek egemen akademik ve mesleki kültür, sınırlı kadın temsili, teknik yeterliği sürekli kanıtlama baskısı ve toplumsal cinsiyet temelli kalıp yargılarla karşılaştıklarını belirtmiştir. Uluslararası öğrenciler, farklı akademik olanaklar, kültürlerarası deneyim ve profesyonel ağları önemli kazanımlar olarak görürken; dil engeli, bürokrasi, oturum süreçleri, finansal güçlükler ve iş piyasasına erişim sorunlarını temel dezavantajlar olarak tanımlamıştır. Kesişimsellik analizi, kadınlık ve uluslararası öğrenciliğin görünürlük, aidiyet ve fırsatlara erişim üzerinde birlikte etkili olduğunu ortaya koymuştur. Sonuçlar; mentorluk, kariyer rehberliği, dil desteği, ücretli staj, adil değerlendirme ve kapsayıcı kurum politikalarının güçlendirilmesi gerektiğini göstermektedir.
Türkiye'de e-vergi hizmetlerinin benimsenmesi ve başarısı: Bursa'daki interaktif vergi dairesi kullanıcıları üzerine bir araştırma
Kamu yönetimlerinin bilgisayar ve interneti yaygın bir şekilde kullanmaya başlamasıyla kamu kurumlarının iş görme usulleri de değişime uğramıştır. Bu değişimin bir sonucu olarak, klasik kamu yönetimi anlayışından, teknoloji odaklı bir yönetim anlamına gelen e-devlet anlayışına doğru bir geçiş söz konusu olmuştur. E-Devlete geçiş, kamu yönetimleri açısından önemli avantajlar ve faydalar yaratma potansiyeline sahiptir. Öte yandan kamu kurumlarının söz konusu e-devlet altyapısını kurması ve işletmesi oldukça maliyetlidir. Bu yüzden, eğer kamu yönetimleri bu maliyetlere katlanacaksa e-devlet uygulamalarında başarıya ulaşmaları da mecburidir. Bu da e- devletin muhataplarınca ne ölçüde benimsendiğiyle doğrudan alakalı bir konudur. O halde e-devletin benimsenmesi ve başarısı üzerine etki eden faktörlerin neler olduğunun bilinmesi ve/veya belirlenebilmesi meselesi önemli hale gelmektedir. Literatürde tam da bu amaçla e-devletin benimsenmesi ve başarısına etki eden faktörleri belirlemeye yönelik çeşitli teori ve modellerin geliştirildiğini söyleyebilmek mümkündür. Bu bağlamda, bu tez çalışması da e-devletin benimsenmesi ve başarısına odaklanmaktadır. Bu noktada çalışmada e-devletin en önemli uygulama alanlarından biri görünümünde olan e-vergi hizmetlerinin benimsenmesi ve başarısı araştırma konusu edilmiştir. İnceleme nesnesi olarak ise Türkiye'de mükelleflerce en çok kullanılan e- vergi hizmetlerinden biri olan İnteraktif Vergi Dairesi seçilmiştir. Çalışmada, literatürde yer alan teori ve modellerden bünyesinde hem benimseme hem de başarı ölçütlerini birlikte barındırmasıyla öne çıkan bir model görünümünde olan Bilgi Sistemleri Başarı Modeli yardımıyla, İnteraktif Vergi Dairesinin benimsenmesi ve başarısı üzerine etki eden faktörlerin neler olduğu belirlenmeye çalışılmıştır. Bulgular göstermektedir ki, İnteraktif Vergi Dairesinin benimsenmesi ve başarısı noktasında sistem kalitesi ve bilgi kalitesinin kullanıcı memnuniyeti ile; bilgi kalitesi ve kullanıcı memnuniyetinin kullanım ile ve son olarak da kullanım ve kullanıcı memnuniyetinin de bireysel etki ile aralarında pozitif ve anlamlı bir ilişki bulunmaktadır.
Yaşam boyu öğrenmenin çevrimiçi öğrenmeye hazırbulunuşluk üzerindeki etkileri
Sanayi devrimiyle başlayan teknolojik gelişmeler 20.yüzyılın sonlarında iyice hızlanmıştır. Sanayi ve teknolojideki bu gelişmeler sadece üretim süreçleri ve çalışma hayatında değil sosyal ve kültürel hayatımızda da köklü değişikliklere neden olmuştur. Tüm bu değişimlere ayak uydurabilmek için çeşitli eğitimlere, meslek kurslarına, hizmet içi eğitimlere katılmak gerekli hale gelmiştir. Bu durum da yaşam boyu öğrenme kavramını ortaya çıkarmıştır. Kimi insanlar yaşam boyu öğrenme ve değişimlere ayak uydurmada daha başarılıyken kimi insanlar bu konuda daha yetersiz kalmıştır. Bu bağlamda yaşam boyu öğrenme kavramının nelere bağlı olduğu ve insanların bu konudaki yeterliliklerinin belirlenmesi konusunda çeşitli bilimsel çalışmalar literatürde yerini almıştır. Öte yandan öğretmen ve öğrencinin çeşitli nedenlerle bir araya gelememesi nedeniyle ortaya çıkan uzaktan eğitim kavramı da uzun yıllardır çeşitli şekillerde hayatımızda yer almaktadır. Özellikle 2000'li yıllardan sonra bilgisayar ve internet teknolojilerindeki hızlı gelişimle internet tabanlı uzaktan eğitim yaygınlaşmaya başlamıştır. Kullanımı yavaş yavaş artan çevrimiçi eğitim 2020 yılında tüm dünyayı etkileyen Covid 19 salgını sonrası hızla yayılmıştır. Çevrimiçi öğrenmenin verimini etkileyen unsurları belirlemeye ve çevrimiçi öğrenmenin verimini arttırmaya yönelik çeşitli çalışmalar da yıllar içerisinde literatürde yerini almıştır. Çevrimiçi öğrenmeye hazırbulunuşluk da çevrimiçi öğrenmenin verimini etkileyen önemli unsurlardan biri olarak ortaya çıkmıştır. Bu bağlamda bu tez çalışmasında günümüzde eğitimin iki önemli kavramı olan yaşam boyu öğrenme ve çevrimiçi öğrenmeye hazırbulunuşluk arasındaki ilişki incelenmiştir. Bu amaçla bu kavramlarla ilgili yapılan araştırmalar ve ölçek çalışmaları incelenmiştir. Literatürde oldukça geniş kabul gören Yaşam Boyu Öğrenme ve Çevrimiçi Öğrenmeye Hazırbulunuşluk ölçekleri aynı anda üniversite öğrencilerine uygulanmıştır. Elde edilen verilerle yaşam boyu öğrenmenin çevrimiçi öğrenmeye hazırbulunuşluk alt boyutları üzerinde belirleyici etkileri olup olmadığını, varsa hangi boyutlarda etkili olduğu belirlenmeye çalışılmıştır. Bulgular yaşam boyu öğrenmenin çevrimiçi öğrenmeye hazırbulunuşluk alt boyutları olan bilgisayar/internet öz yeterliliği, öz güdümlü öğrenme, öğrenici kontrolü, öğrenme için motivasyon, çevrimiçi iletişim öz yeterliliği arasında pozitif ve anlamlı bir ilişkisi olduğunu göstermiştir.
Obstacles of e-government development in Yemen
OBSTACLES OF E-GOVERNMENT DEVELOPMENT IN YEMEN The vast growth in technologies in general and ICT, in particular, encourages governments to develop and implement e-government. An e-government initiative could be an indispensable part of the country's sustainable development, and it contributes to improving public sector efficiency through enhancing services offered to citizens, businesses, and the government. During the spread of the COVID-19 pandemic, many countries imposed a curfew to limit the spread of the epidemic. Therefore, countries all around the world recognize the value of e-government initiatives to reduce direct contact between citizens by offering diverse e-government services. However, e-government projects, especially in developing countries, face many barriers that hinder the development of these initiatives. The Yemeni e-government project, as an example of developing countries, does not make real progress in the way it delivers e-services. Although the e-government was launched in 2003, the project still faces a variety of challenges that affect its development. This study aims primarily to explore the challenges that hinder the Yemeni e-government project's development. A qualitative research methodology was used to achieve the aim of this study. To collect the required data and reach the sample size of this study, a snowball technique was employed, and interviews were conducted with twelve participants. The interviewees are public employees from four different ministries who have contributed to the Yemeni e-government initiative. Face-to-face and online semi-structured interviews were conducted. All interviews were held between April and September of 2021. Thematic analysis was employed to analyze the qualitative data using QDA miner software. The study findings revealed that the Yemeni e-government project faces various obstacles, which could be categorized into eight themes. Organizational, social, political, financial, human resources, technological, policy and legal, and development environment challenges are the main obstacles that stand in the way of the e-government project development in Yemen. The study also includes recommendations for addressing the mentioned obstacles. In addition, suggestions were presented for further research. Keywords: E-government, E-government Development, E-services, E-government Barriers and Challenges, Yemen.
Evaluation of integration and interoperability opportunities of e-government projects concerning social work practice: An action research into Ministry of Family and Social Policies
There are many Institutions and Ministries working on social welfare directly or indirectly, aiming to provide better life conditions for all citizens in Turkey. Although the center of the social policies is the Ministry of Family And Social Policies, the Ministry needs to work in cooperation with other government institutions and voluntary organizations in order to fulfill the tasks given. An effective way of coordinating the services provided by diversity of institutions is using integration opportunities presented by information technologies. Almost every institution use E-Government systems that are convenient means of integrations, for managing and organizing their business and E-Government Gateway for serving citizens. It is regarded as a straightforward process to integrate/communicate systems. But, in practice, beyond and besides the technical aspect, there exists difficulties about implementing the official prerequisites and to "understand" and convert the information of each other due to internally complex and unfamiliar organizational business rules. Aim of this research is to expose the key points and the problems of interagency information sharing and integrations in social service welfare besides the benefits, from the perspective of MoFSP members. Keywords: Integration, Interagency Information Sharing, E-Government, E-Government Gateway, Social Policy
Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Esenboğa Kampüsü harita uygulamaları
Bu proje kapsamında, Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Esenboğa Kampüsü harita uygulaması tasarlanacaktır. Harita uygulaması, etkileşimli ve web –tabanlı olacaktır. Google Maps API uygulama geliştirme ara yüzü kullanılarak kampüste bulunan binalar, merkezler harita üzerinde gösterilecektir. Bu kapsamda, harita üzerinde Esenboğa kampüsünde bulunan A, B ve C blok yer alacaktır. A, B ve C Bloktaki akademik birimler, proje merkezleri, idari odalar, öğretim üyesi yemekhanesi, öğrenci yemekhanesi, öğrenci kantinleri, öğrenci sağlık merkezi, rektörlük, öğrenci işleri daire başkanlığı, İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi, Siyasal Bilgiler Fakültesi, Sağlık Bilimleri Fakültesi (Hemşirelik Bölümü, Çocuk Gelişimi Bölümü, Dil ve Konuşma Terapisi Bölümü, Sosyal Hizmet Bölümü, Odyoloji Bölümü, Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü, Beslenme ve Diyetetik Bölümü, Sağlık Yönetimi Bölümü), İşletme Fakültesi, İslami İlimler Fakültesi, Güzel Sanatlar Fakültesi, Havacılık ve Mimarlık Fakültesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Sosyal Bilimler Enstitüsü), Bilgi İşlem Daire Başkanlığı, Strateji Geliştirme Daire Başkanlığı, Sağlık, Kültür ve Spor Daire Başkanlığı, İdari ve Mali İşler Daire Başkanlığı, Yapı İşleri ve Teknik Daire Başkanlığı, Kütüphane ve Dokümantasyon Daire Başkanlığı, Öğrenci Futbol Sahası, Tenis Kortu, Öğrenci Yurtları ve Sosyal Tesis, Restoranlar ve diğer birimler, yerler haritaya yerleştirilecektir. Kampüs üzerine yerleştirilen mekânlara ve yerlere ait detaylı açıklamalar girilerek, birimlerle ilgili bilgi paylaşılacaktır. Görsel ve videolar eklenecektir. Daha sonra, harita Google Maps üzerine yerleştirilecektir. Harita ara yüzü için JavaScript programlama dilinden yararlanılacaktır. Bu harita, mevcut öğrenciler, aday öğrenciler, öğretim üyeleri, tüm üniversite personeli için yararlı işlevsel özellikler sunacaktır. Harita, üniversitenin diğer kampüsleri için uyarlanabilir bir temel oluşturması açısından üniversitemize somut katkılar sunabilecektir. Bu harita, kampüs bilgi sistemi niteliğinde olup, coğrafi bilgi sistemleri ile ilgili olacaktır. Sosyal Pinleme Projesi olarak haritanın genel özellikleri sunulacaktır, geliştirilme aşamaları ele alınacaktır ve bu pinleme projesinin spesifik sistem özellikleri bağlamında diğer üniversiteler ve kurumlar için öneriler getirilecektir. Projenin kuramsal çerçevesinde ise, üniversite bilgi sistemlerinin (kampüs bilgi sistemleri) genel kapsamı, türleri, bilgi sistemlerinin idari ve akademik işlere olası katkıları, Türkiye ve dünyadan bilgi sistemi örnekleri çalışılacaktır, bu sistemlere ait detaylı bilgiler ve görseller paylaşılacaktır. Sistemlere getirilen değerlendirmeler paylaşılacaktır. Yurt dışında bulunan diğer üniversitelerin kampüs harita uygulamalarına yer verilecektir. Ayrıca Ankara Yıldırın Beyazıt Üniversitesi'ne ait öğrenci ve akademik otomasyon sistemi, MEK-SİS sistemi, Bologna Bilgi sistemi, AVESIS Bilgi Sistemi, Akademik Teşvik ATOSİS sistemi, Elektronik Belge Yönetim Sistemi (EBYS) hakkında analizler yapılacaktır, sistemin tanıtımı anlatılacaktır. Bu bilgi sistemlerinin üniversite içindeki işleyişe nasıl katkıda bulunduğu anlatılacaktır. Sistemlerin iyileştirilmesine yönelik çözüm önerileri sunulacaktır. Bilim ve teknolojinin gelişmesinin bilgi sistemlerinin geliştirilmesini nasıl etkilediği el alınacaktır ve tartışılacaktır. Bilgi sistemlerinin oyunlaştırılmasına ilişkin bir başlık açılacaktır. Bu bölümde de bilgi sistemlerinin oyunlaştırılmasının işleyişe nasıl katkıda bulunduğu tartışılacaktır. Ayrıca, kampüs harita uygulamalarının öğrenci ve personele sunduğu katkılar ele alınacaktır.
The impact of e-banking services on customer satisfaction in commercial banks of Somalia
Over the last years, the concept of banking industry has rapidly built up the use of online banking as an efficient and reasonable set-up to value the client. Thus, this study aims to examine the impact of e-banking service quality effects over customer satisfaction, by giving attention issues such as customer, care, and customer trust. Additionally, the article aims to explore the level of customer satisfaction in selected banks in Somalia and draws conclusion on dimensions that have the most impact on customer satisfaction. In order to assess the impact of e-banking service on customer satisfaction in banks of Somalia, the survey design, one of the quantitative research method, was used. Data that were gathered through the questionnaire from 348 participants completing the questionnaire. The findings revealed that the e-banking Internet service does not fulfill client's satisfaction. The study also reveals that the five measurements (efficiency and ease use, reliability, security and privacy, and responsiveness and communication) of E-banking service quality have a significant impact on customer satisfaction while the most effective dimensions are efficiency and ease use, reliability, security, and privacy. Further research should be conducted with different samples in Somalia.
Otomotiv yan sanayi işletmelerinde kalitesizlik maliyetlerinin tahmini
Bu çalışmanın amacı, otomotiv yan sanayi alanında faaliyet gösteren bir firmanın üretmiş olduğu uygunsuz ürünlerle ilgili olarak, aylık bazlarda müşteri firmalar tarafından kesilen ve kalitesizlik maliyetleri olarak adlandırılan fatura tutarlarına etki eden, nicel özellikteki faktörlerin araştırılıp ortaya çıkarılması, bu faktörlerin kalitesizlik maliyetlerine olan etkilerinin regresyon modeli ile incelenerek geçerli bir model oluşturulması ve bu model üzerinden ileriki dönemler için kalitesizlik maliyetlerinin tahmin edilmesi, bu mümkün olmadığı takdir ise geçmiş dönemlere ait kalitesizlik maliyetleri üzerinden trend analizi yöntemleri ile ileriki dönemler için kalitesizlik maliyetlerinin tahmin edilmesidir. Araştırmada otomotiv yan sanayinde faaliyet gösteren ve Düzce, Manisa, Bulgaristan, Güney Afrika, Çin, İspanya ve Meksika'daki fabrikalarında üretim yapmakta olan firmanın, mevcut veri tabanındaki, her bir müşterisine ait projeler için ilgili fabrikasında üretilip teslim edilen aylık ürün adetleri, uygunsuzluk nedeniyle reddedilen ürün adetleri, reddedilen ürün adetleri/teslim edilen ürün adetleri x 106 şeklinde hesaplanan PPM oranları, aylık olarak artan çalışan deneyimlerine ait katsayı değerleri, garanti kapsamındaki ürün adetleri ve uygunsuz ürün nedeniyle müşteri firmalardan gelen Euro (€) bazındaki fatura tutarlarına ait veriler kullanılmıştır. Firmanın ilgili çalışanları tarafından kaydedilen bu veriler, C# programlama dilinde hazırlanan bir program aracılığıyla veri tabanındaki ilgili tablolardan çekilerek aylık bazlarda müşteri, üretim yapılan fabrika ve proje kodu bazında gruplandırılmıştır. Bunlar içinden Ocak 2015-Kasım 2018 aralığında, düzenli verilere sahip bir projenin verileri alınarak fatura tutarları bağımlı değişken, teslim edilen ve reddedilen ürün adetleri, PPM değerleri, çalışan deneyimi katsayıları ve garanti kapsamındaki parça adetleri bağımsız değişkenler olmak üzere bir regresyon analizi yapılmış ve bu analiz ile bağımlı değişken ile hangi bağımsız değişkenler arasında ilişki olduğu ortaya çıkarılmaya çalışılmış ve bunun sonrasında yalnız bağımlı değişken olan fatura tutarı verileri kullanılarak trend analizi yöntemi ile tahmin yapılmıştır. Regresyon modelinin oluşturulması ve trend analizi için Minitab 17, serilerin durağanlık kontrolü için EViews 11 programları kullanılmıştır.
Kauçuk üretimi yapan işletmelerin dijital olgunluk düzeylerinin belirlenmesi: Bursa ili örneği
Bu çalışmada; Bursa ilinde kauçuk üretimi yapan işletmelerin dijital olgunluk düzeyi değerlendirilerek, sektörün olumlu ve gelişime açık tarafları tespit edilerek sektörün gelişimine katkı sağlaması hedeflenmiştir. Araştırmada, Aarhus Üniversitesi bünyesinde işletmelerin dijital olgunluk düzeyini belirlemek için geliştirilen DMAT (Digital Maturity Assesment Tool) ölçeği Türkçeye çevrilerek kullanılmıştır. İlk olarak işletme temsilcilerine telefonla ulaşılarak araştırma hakkında bilgi verilmiş sonrasında ilgili işletmelerin elektronik posta adreslerine çevrim içi anket gönderilerek doldurmaları istenmiştir. Covid-19 pandemisi nedeniyle yüz yüze görüşme tercih edilmemiştir. Araştırmanın evreni 85 işletmeden oluşmakta ve toplam 72 firmadan 122 kişinin katılımı sağlanmıştır. Toplanan veriler, SPSS 26.0 programı ile istatistiksel analizlere tabi tutulmuştur. Keşfedici nitelik taşıyan bu çalışmada Açımlayıcı Faktör Analizi, Korelasyon, ve Anova analizleri yapılmıştır. Korelasyon analizi ile Strateji, Organizasyon, Kültür, Süreçler, Müşteriler ve Partnerler boyutları ile Dijital Olgunluk düzeyi arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır. Tek yönlü Anova analizi yapılarak işletmelerin ciro büyüklüğüne bağlı olarak dijital olgunluk düzeyleri arasında anlamlı bir fark oluştuğu belirlenmiştir. Benzer şekilde tek yönlü Anova analizi ile çalışan sayısı veya katılımcıların eğitim düzeylerine bağlı olarak işletmelerin dijital olgunluk düzeyleri arasında anlamlı bir fark olmadığı görülmüştür.
Nöropazarlamanın geleceği: PESTLE analizi ile sistematik bir derleme
Bu araştırmanın amacı nöropazarlama ile ilgili, önde gelen literatürde yer alan araştırmaları PESTLE boyutları ile inceleyerek PESTLE boyutları altında sınıflandırmasını sistematik derleme ile yapmak ve gelecek araştırma alanlarını ve konularını ortaya çıkarmaktır. Çalışmada 2016- 2021 yılları arasında https://www.scimagojr.com/ internet sitesinde pazarlama alanındaki en başarılı dergilerde yayınlanan uluslararası nöropazarlama makaleleri incelenmiştir. Çalışma kapsamında internet sitesinde yer alan pazarlama dalında en başarılı ilk 40 dergi taranmış bu dergilerde "Nöropazarlama", "Neuromarketing", Neuro-marketing" anahtar kelimelerini içeren 30 makaleye ulaşılmıştır. Yapılan incelemeler sonucunda 27 makalenin araştırma kapsamında değerlendirilebileceğine karar verilmiş ve bu makaleler üzerinden çalışma gerçekleştirilmiştir. Yapılan PESTLE boyutları sınıflandırması ile elde edilen sonuçlarda nöropazarlamanın tüketici davranışları, ekonomi, teknoloji ve etik kaygılar ile sık sık bir arada yer aldığı görülmüştür. Günümüzde çoğunlukla tüketici davranışlarını analiz etmek ve satın alma davranışlarını iyileştirmek için kullanılan nöropazarlamanın geleceği teknolojik gelişmeler ile yakından ilişkilidir. Sistematik derleme ile yapılan bu çalışmada nöropazarlamanın baskın olduğu araştırma konularını ortaya çıkarmak ve nöropazarlamanın geleceğine yönelik çalışmalara katkı sağlamak amaçlanmaktadır.
Birliktelik kurallarıyla kütüphane ödünç alma kayıtlarının analizi: Düzce üniversitesi örnek uygulaması
Bilişim Teknolojileri, maliyetlerinin ucuzlaması dolayısıyla birçok kurum ve şirkette günümüzde yaygın olarak kullanılır hale gelmiştir. Bu sayede çeşitli sistemler içerisinde ortaya çıkan ve depolanan verilerin miktarı da çok büyük hacimlere ulaşmıştır. Bu verilerin içerisinden anlamlı bilgi çıkarma süreçleri olarak da tarif edilen Veri Madenciliği oldukça önem kazanmıştır. Yapılan bu çalışmada Düzce Üniversitesi Kütüphane Kayıtları veri kümesi üzerinde Veri Madenciliği yöntemlerinden biri olan Birliktelik Kuralları algoritmalarından Apriori, Fp-Growth ve Eclat algoritmalarının çeşitli destek ve güven değerlerine göre çalıştırılmalarıyla tekrar eden ilişkilerin/kuralların keşfedilmesi çalışması gerçekleştirilmiştir. Kitap seviyesinde tekrar eden kural örnekleri bulunamamıştır. Fakat kütüphanede bulunan kitap kategorileri seviyesinde beraber ödünç alınma örüntüleri görülmüş ve bunlara ilişkin bulunan kurallar ortaya konulmuştur. Aynı zamanda okuyucuların cinsiyetlerinin, kitap ödünç alma davranışlarına olan etkisi de araştırılmış ve bulunan sonuçlar değerlendirilmiştir. Bu kuralların bulunmasının yanı sıra belirtilen Birliktelik Kuralları algoritmalarının Python, R ve SPMF platformlarındaki performansları da deneyler sırasındaki çalışma süreleri (ms) ve işgal ettikleri bellek miktarları (MB) ölçütleri üzerinden karşılaştırılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre SPMF programının erkekler veri setinde en az bellek işgaliyeti ve en düşük çalışma süresi değerleriyle göre öne çıktığı görülmüştür.
İş zekâsı sistemlerinin yenilik yönetimi üzerine etkisi: Bilişim işletmeleri örneği
The aim of this study is to examine the effect of business intelligence systems use in enterprises on innovation management. For this purpose, it is aimed to examine the importance and effect of business intelligence systems in innovation management decisions in enterprises operating in the IT sector. While conducting the research, the phenomenology design was used. Data were collected through interview technical processes and analyzed with content analysis. The universe of the research consists of IT enterprises using business intelligence systems in Turkey, and the sample is Turkey-based IT enterprises using business intelligence systems registered in LinkedIn. Data were accessed by conducting interviews with 14 participants within the framework of the interview technique. Participants in the interviews; managers, business intelligence specialists, unit chiefs, project managers, business intelligence consultants. During the interviews, 9 open-ended questions were asked to collect the data, and 3 probe questions were used to support the questions. Participant interviews were conducted in a semi-structured online environment to collect data. As a result of the analysis of the data collected as a result of the interviews, five themes were obtained: "business intelligence", "information technologies", "innovation management", "business / management" and "development of the sector / suggestions". The categories and codes under the themes were revealed by analyzing the interviews. In the conclusion part of the study; It has been revealed that the importance of business intelligence systems in IT enterprises has increased, but the awareness of use has not yet developed enough. It has been mentioned that the visual differences in the report outputs of business intelligence tools vary according to the business sector and play an active role in the preference of business intelligence tools. The importance of innovation has emerged for IT businesses to survive competitively in their rapidly changing environments. It has been mentioned that the importance of using data in the steps of innovation need and decision-making is great, and it has been revealed that almost error-free decisions can be made for businesses with the accuracy of business intelligence reports. In this way, it has been revealed that businesses using business intelligence systems are more advantageous than other businesses.
Nesnelerin interneti teknolojilerinin hızlı tüketim sektöründe yer alan zincir marketlerdeki uygulamalarına dair bir araştırma
Bu çalışmanın temel amacı, hızlı tüketim sektöründe olan zincir marketlerin nesnelerin interneti teknolojisinin kullanımını incelemektir. Araştırmada nitel yöntem kullanılıp fenomenoloji (olgu bilim) deseni izlenmiştir. Bu amaçlar doğrultusunda araştırmanın evrenini Çanakkale' de faaliyet gösteren zincir marketler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi ise nitel yöntem ile ele alındığından amaçlı örneklem türlerinden tipik durum örneklemesi olarak oluşturulmuş ve araştırmada 16 görüşme yapılmış, 3 görüşme geçersiz sayılıp toplamda 13 zincir market yöneticisinden oluşan görüşmelerle çalışma ele alınmıştır. Görüşme yöntemi ile toplanan veriler yarı yapılandırılmış görüşme formuyla elde edilmiştir. Yarı yapılandırılmış görüşme formu 8 adet açık uçlu sorudan oluşmaktadır. Yarı yapılandırılmış görüşme formları mağaza sorumlularına ve bölge sorumlularına yüz yüze gerçekleşen görüşmelerle uygulanmıştır. Araştırma boyunca toplanan verilere betimsel analiz yöntemi uygulanarak çalışma gerçekleşmiştir. Verilerin analizi sonucu; zincir market yöneticilerin nesnelerin interneti kavram bilgisi, konu hakkındaki yeterlilikleri oldukça düşüktür. Bu sonuçla beraber yurt içindeki hızlı tüketim sektöründe yer alan zincir marketlerde kullanılan nesnelerin interneti teknolojileri yurt dışı örneklerle kıyaslandığında yine düşük düzeyde kullanıldığı tespit edilmiştir. Zincir marketlerde kullanılan nesnelerin interneti teknolojileri hakkında yöneticilerin sahip olduğu bilgi ve kullanım düzeyini arttırmaya yönelik işletme içi çalışmaların olmadığı görülmüş ve işletmeler bu konuda çalışanlarına eğitim desteği sunmaları gereği saptanmıştır. Sektördeki yoğun rekabetten ancak işletme içi eğitimle avantaj yaratacaklarını bilmeleri gerekmektedir.
Lise düzeyindeki okulların dijital olgunluk seviyelerinin belirlenmesi: Sakarya ili liseleri üzerine bir araştırma
Bu çalışmanın temel amacı, Sakarya ilindeki liselerin dijital olgunluk seviyelerinin ölçülmesi, dijital olgunluk seviyesine etki eden faktörlerin araştırılması, okulların dijital olgunluk seviyelerine göre yapılabilecek iyileştirmeler için geri bildirim sağlamak, eğitimde teknolojinin verimliliğinin artırılmasına yönelik tavsiyeler ve literatüre yönelik çeşitli öneriler sunmaktır. Araştırmanın evrenini Sakarya ilinde bulunan 135 lise oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi olarak 104 lise, basit tesadüfi örnekleme uygun olarak rastgele seçilmiştir. MEB'in genelgesine göre izlenmesi gereken adımlar sırası ile takip edilerek Sakarya İl Milli Eğitim Müdürlüğünden gerekli izinler alındıktan sonra çalışmaya başlanmıştır. Araştırmaya katılan okullara Framework for Digital Maturity of Schools (FDMS) modeline göre, 5 temel alanda, toplamda 38 göstergenin yer aldığı bir çerçeve ile orijinal çalışmada kullanıldığı üzere 5'li Likert tipi ölçeğe göre oluşturulan toplamda 38 soru sorulmuştur. Örneklemdeki liselerin dağınık olması ve yöneticilerin yoğunluğu sebebiyle çevrimiçi anket tekniği ile veriler toplanmıştır. Anket yapılmadan önce bilgi sahibi olunması gereken terimler ve kavramsal çerçeve anketi, dolduracak yöneticiye iletilmiştir. 104 okuldan toplanan verilerin, SPSS 26.0 programı ile "Normallik Testi", "Cronbach's Alpha Analizi", "Kaiser-Meyer-Olkin(KMO) Testi", "Barlett Testi", "Açımlayıcı Faktör Analizi(AFA)", "Levene Testi", "ANOVA" ve "T Testi" yapılmıştır. Daha sonrasında ise "Microsoft Excel" programı ve "JavaScript" programlama dili kullanılarak, FDMS modelindeki formüle uygun şekilde okulların dijital olgunluk seviyeleri hesaplanmıştır. Araştırmanın sonucuna göre okulların dijital olgunluk düzeylerinin öğrenci ve personel sayılarına göre anlamlı bir fark oluşturmadığı tespit edilirken, okulların dijital olgunluk seviyelerinin okul tipi ve ilçe türüne göre anlamlı bir fark oluşturduğu tespit edilmiştir.
İleri üretim planlama ve çizelgeleme fayda analizi
Bu tez çalışması, ileri üretim planlama ve çizelgeleme yöntemlerinin (İÜPÇ) incelenmesi ve değerlendirilmesi hedeflenmiştir. İleri üretim planlama ve çizelgeleme, işletmeler kaynakların etkin bir şekilde planlayarak üretim süreçlerini optimize etmelerine yardımcı olan kritik bir uygulamadır. Çalışmada, literatür taraması ve saha araştırması yöntemleri kullanılarak İÜPÇ konularında mevcut yöntemler ve uygulamalar incelenmiştir. Saha araştırması kapsamında, örnek bir işletmenin üretim süreçleri ve mevcut planlama ve çizelgeleme uygulamaları analiz edilmiştir. İşletmenin üretim hedefleri, kaynak kısıtları, talep değişkenlikleri ve diğer etkenler göz önünde bulundurularak, uygun planlama ve çizelgeleme yöntemleri belirlenmiş ve fayda analizi yapılmıştır. Bu çalışmanın sonuçları, İÜPÇ konusunda ilgili araştırmalara yol gösterme ve işletmelere üretim süreçlerini optimize etme konusunda pratik bilgiler sunması öngörülmüştür.
Dijital ikiz teknolojilerinin işletmelerde yöneticilerin görevlerini yerine getirebilmesine ilişkin bir araştırma
Bu araştırmanın temel amacı, dijital ikizin işletme yöneticilerinin görevlerini yerine getirip getiremeyeceğini ve bu süreçte dijital ikiz teknolojisinin yöneticilere hangi görevlerde yardımcı olabileceğini anlamaktır. Dijital ikiz teknolojisinin işletme yöneticilerinin görevlerini yerine getirip getirememesi ile ilgili literatürde herhangi bir araştırma olmaması araştırma konusunun seçilme nedenidir. Araştırmanın amaç ve alt amaçlarına ulaşabilmek için nitel araştırma yöntemi ve yarı yapılandırılmış mülakat tekniği kullanılmıştır. Araştırmada fenomenoloji(olgu bilim) deseni izlenmiştir. Araştırmanın evreni Türkiye'de faaliyet gösteren üniversitelerin dijital ikiz, nesnelerin interneti, bulut bilişim, yöneticilik ve yapay zeka konularında çalışma yürütmüş ve yöneticilik yapmış akademisyenlerden oluşmaktadır. Araştırmada amaçlı örnekleme yöntemlerinden kuramsal örnekleme metodu kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak 7 adet açık uçlu soru ve soruları destekleyici nitelikte sonda sorular hazırlanmıştır. Veriler, katılımcılar ile yüz yüze ve elektronik ortam üzerinden gerçekleştirilen görüşmeler yoluyla toplanmıştır. 10 katılımcı ile yapılan derinlemesine mülakat sonucunda toplanan veriye tümevarımcı nitel içerik analizi uygulanmıştır. İçerik analizi sonucunda 35 adet kod, 8 adet kategori ve 3 adet tema ortaya çıkmıştır. Elde edilen temalar; Dijital İkiz, Yönetim ve İletişim Sanatı ve İnsan Yöneticidir. Temel araştırma sorusu olan "Dijital ikiz teknolojisi yöneticilerin görevlerini yerine getirebilir mi?" sorusuna ilişkin 10 katılımcı ile yapılan derinlemesine mülakat sonucunda yöneticilerin görevlerinin rutin (prosedürel) ve stratejik görevler olarak ikiye ayırdıkları görülmüştür. Yöneticinin rutin görevleri dediğimiz daha çok sayısal verilere dayanan görevleri dijital ikiz üstlenebilirken, duygusal zeka gerektiren stratejik görevlerinin şuan ki alt yapı yetersizliğinden ve duygusal zekanın bir makineye entegre edilemeyeceğinden dolayı bu tür görevlerin yerine getirilemeyeceği ortaya çıkmıştır. Yöneticinin rutin görevleri dijital ikize devredildiği takdirde yöneticiye birçok açıdan fayda sağlayacağı düşünülmektedir.
Trafik kazası sayılarının zaman serisi modelleri ile tahmini: Batı Karadeniz Bölgesi örneği
Bu tez çalışması, Batı Karadeniz Bölgesi'nde Jandarma sorumluluk sahasında meydana gelen ölümlü ve yaralanmalı trafik kazalarının sayısını zaman serisi modelleri ile tahmin etmeyi amaçlamaktadır. Çalışmada, Jandarma Genel Komutanlığı'nın resmî web sitesinde yer alan Nisan 2019'dan Aralık 2023'e kadar olan istatistiki veriler kullanılmıştır. Bu veriler, Bartın, Bolu, Düzce, Karabük, Kastamonu, Sinop ve Zonguldak illerinde meydana gelen trafik kazalarını içermektedir. Araştırmada, otoregresif entegre hareketli ortalamalar (ARIMA) yöntemi kullanılarak gelecekteki kaza sayıları tahmin edilmiştir. Bu kapsamda, veri analizleri ve modellemeler Minitab, R Studio ve EViews programları ile gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın sonuçları, trend analizi, mevsimsellik analizi ve tahmin modellemeleri ile desteklenmiştir. Tezin bulgularına göre, trafik kazalarının sayısının tahmin edilmesi, karar verici konumundaki yöneticilerin personel görevlendirmesi ve ekonomik planlama gibi konularda daha bilinçli ve etkili kararlar almasına katkı sağlayacaktır. Ayrıca, akademik ve kamu kurumlarını ilgilendiren gelecekte yapılacak benzer çalışmalarda, elde edilen tahmin sonuçları, halk sağlığı ve devlet ekonomisi açısından önemli olan trafik kazalarının önlenmesi için gerekli tedbirlerin alınmasına da yardımcı olacaktır.
Depreme dayanıklı en uygun yapı türünün belirlenmesi: Düzce ili örneği
Depremler çok yıkıcı ve tahrip edici afetler arasında yer almaktadır. Bu tür afetlerin tahribatını azaltmak için depreme dayanıklı yapıların tercih edilmesi elzemdir. Bu konuda halâ ülkemizde gereken farkındalık oluşmamıştır. Bu çalışmada olası bir deprem sırasında en az etkilenilecek yapı türünün seçilmesi için Düzce'de çeşitli alternatifler arasından en uygun yapı türü Çok Kriterli Karar Verme Yöntemleri (ÇKKV) ile belirlenmiştir. Deprem riskinin yüksek olduğu Düzce ilinde, yapıların güvenliği ve dayanıklılığı kritik önem arz etmektedir. Bu nedenle çalışmada, bölgedeki yapı sektörü için depreme dayanıklı en uygun yapı türünün belirlenmesine odaklanılmıştır. Düzce ilinin sıklıkla depremlere maruz kalması çalışmanın uygulama yeri olarak seçilmesinin nedenlerinden biridir. Çalışmada, kriterlerin ağırlıkları AHP yöntemi ile alternatiflerin öncelik sıralamaları ise COPRAS ve MAIRCA yöntemleri ile gerçekleştirilmiştir. Ayrıca elde edilen hesaplamaların tutarlığı ve güvenirliği için Spearman Sıra Korelasyon Analizi yapılmıştır. Çalışmanın sonucunda depreme dayanıklı en uygun yapı türünün prefabrik yapı türü olduğu tespit edilmiştir. Gelecekte yapılacak benzer çalışmalarda, güncel ÇKKV yöntemleri kullanılarak inşaat mühendisliği alanı ile multidisipliner bir yaklaşım sergileyerek çalışmalar yapılabilir.
Türkiye'deki yönetim bilişim sistemleri eğitim programlarının iş ilanlarında aranan yeteneklerle uyumu
Bu çalışma, Türkiye'deki devlet üniversitelerinde verilen Yönetim Bilişim Sistemleri (YBS) eğitim programlarının iş piyasasında aranan yeteneklerle uyum düzeyini analiz etmeyi amaçlamaktadır. Araştırmada, çevrim içi iş ilanı platformlarından toplanan ilanlardaki beceri gereksinimleri, YBS programlarının müfredatlarıyla karşılaştırılarak değerlendirilmektedir. Sert ve yumuşak beceriler kavramı üzerinden yürütülen bu analizde, konu modelleme ve metin madenciliği teknikleri kullanılarak iş dünyasının gerektirdiği beceriler detaylı bir şekilde incelenmiştir. Üniversitelerin tek amacı istihdam sağlamak olmasa da, bu çalışmada odak noktası istihdam sağlamaya yöneliktir. Araştırmanın bulguları, YBS programlarının müfredatlarının iş dünyasının taleplerine ne ölçüde cevap verebildiğini göstermekte ve bu uyumu sağlamak için eğitim programlarının nasıl geliştirilmesi gerektiğine dair stratejik öneriler sunmaktadır. Öğrencilerin teknik bilgilerle donanımının yanı sıra, disiplinler arası iş birliği ve uyum becerilerinin de önemine vurgu yapılmaktadır. Çalışma, YBS mezunlarının hem mevcut iş piyasası koşullarına hem de gelecekteki potansiyel değişikliklere uyum sağlayabilmeleri için gerekli beceri setlerinin geliştirilmesine odaklanmaktadır. Sonuç olarak, bu tez YBS eğitiminin iş piyasası ile olan senkronizasyonunu ele almakta ve iş ilanlarında belirtilen beceri gereksinimleri ile YBS müfredatları arasındaki uyumu değerlendirmektedir. Bulgular, Türkiye'deki üniversitelerin iş piyasası taleplerine daha etkin bir şekilde yanıt verebilmeleri için somut adımlar önermektedir. Bu çalışma aynı zamanda ulusal ve global ölçekte rekabetçi mezunlar yetiştirmeyi hedefleyen yenilikçi eğitim stratejilerinin geliştirilmesine katkı sağlayarak eğitim ve iş dünyası arasındaki etkileşimin güçlendirilmesine yönelik pratik çözümler sunmaktadır.
Mechanisms for managing institutional pluralism: A research study in Turkey electrical energy sector
This study was carried out to reveal what kinds of mechanisms are used in the management of multiple institutional logics which have developed in the field after 2001 in Turkey electrical energy sector. In this study, especially, it was shown that how the environmental, public and market institutional logics are managed. In this study, where qualitative research methods were used, an answer to the research question was sought with the data collected from 2 companies in the Cukurova Region. Accordingly, face-to-face interviews and document examinations were conducted while collecting data. By analyzing the data, it has been determined that the organizations under the influence of multiple institutional logics use grafting (Purdy & Gray, 2009), hybridization (Battilana & Lee, 2014), and bridging (Smets et al., 2015) mechanisms.
İkinci el hafif ticari araçların gelecekteki fiyatlarının makine öğrenmesi algoritmaları ile tahmin edilmesi
Günümüz ekonomik şartlarında ikinci el araçlar, dünyanın hemen her bölgede tüketicilerin ilgi odağı olmuştur. Normal tüketicilerin yanı sıra ticari amaç güden işletmeler de kendi ekonomik çıkarları için bu sirkülasyonun içine girmişlerdir. Bu ekonomik sirkülasyonun içerisinde yer alan araçların güncel değerleri ve gelecekteki değerlerinin azalış veya artış durumu normal kullanıcılar veya işletmeler olan müşteriler için her zaman merak uyandırmıştır. Bu çalışmada son dönemlerde popüler hale gelen makine öğrenmesi algoritmaları kullanılarak gerek yurt içi gerek yurt dışı lojistik hizmeti sağlayan işletmelerin sıklıkla kullandığı ticari araçların ikinci el fiyatlarının tahmini yapılmaya çalışılmıştır. Çalışmada tahmin için makine öğrenmesi algoritmalarından olan Doğrusal (Lineer) Regresyon (Linear Regression), K-En Yakın Komşu (K-Nearest Neighbors), Karar Ağacı (Decision Tree) ve Rastgele Orman (Random Forest) algoritmaları kullanılmıştır. Makine öğrenmesi için gerekli olan veri seti 18.01.2023 ile 05.06.2023 tarihleri arasında ikinci el araç ilanlarının yer aldığı 2 farklı web sitesi üzerinden gözlem yoluyla elde edilmiştir. Belirtilen sürenin sonunda çalışmanın örnekleminde makine öğrenmesi için kullanılmak üzere 13 farklı kritere ait bilgilerin yer aldığı 20.616 adet ticari araç verisi toplanmıştır. Sonuç olarak çalışma kapsamında kullanılan makine öğrenmesi algoritmaları Korelasyon Katsayısı (R2), Ortalama Mutlak Hata (MAE) ve Kök Ortalama Kare Hatası (RMSE) gibi performans göstergeleri kullanılarak başarı oranları birbirleriyle karşılaştırılmıştır. Araştırmanın son bölümünde ise makine öğrenmesi algoritmalarından elde edilen bulgular değerlendirilmiş ve gerek akademiye gerek sektörde yer alan araştırmacılara yönelik gelecek araştırmaları için öneriler sunulmuştur.
Teknoloji kabul modeli 3 çerçevesinde kullanıcı kabul durumlarının ölçülmesi: Vakıf üniversiteleri kapsamında elektronik belge yönetim sistemlerinin değerlendirilmesi
Günümüzde işletmeler için teknolojik gelişmelere paralel olarak süreçlerin optimize edilmesi kaçınılmaz bir durum haline gelmiştir. Bu çerçevede geleneksel üretilen belgelerin elektronik ortama taşınması ve bir sistem içerisinde yönetilmesi ihtiyacı doğmuştur. Elektronik Belge Yönetim Sistemleri (EBYS)' nin geliştirilmesi ve işletmelerde kullanılmaya başlanmasıyla kullanıcıların bu sistemlere uyum sağlaması zorunlu hale gelmiştir. Bu nedenle EBYS kullanıcılarının kabul ve kullanım durumlarının ölçülmesi ve kullanım tutumlarını etkileyen faktörlerin ortaya koyulması büyük önem arz etmektedir. Bu çalışma kapsamında 3 vakıf üniversite çalışanlarının EBYS kabul ve kullanım durumları Teknoloji Kabul Modeli 3 (TAM3-TKM3) ile ölçülmüştür. Araştırma evreni 3 vakıf üniversitesinin akademik ve idari personellerinin tamamıdır. Anket toplam 712 kişiye online olarak yapılmıştır. Özensiz ve gelişi güzel cevaplandırıldığı tespit edilen 118 anket çalışmadan çıkartılmış ve değerlendirmeler 594 kişi üzerinden yapılmıştır. Elde edilen veriler IBM SPSS Statistics 24 ve IBM SPSS Amos 22 ile analiz edilmiştir. Araştırmada betimsel istatistik ve tanımlayıcı istatistik yöntemleri ile Doğrulayıcı Faktör Analizi (DFA) ve Yapısal Eşitlik Modeli (YEM) kullanılarak analiz gerçekleştirilmiştir. Ayrıca iki ortalama arasındaki farkın önem kontrolü (t- testi) ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) testleri yapılmıştır. Araştırmada 12 adet hipotez oluşturulmuş ve bu hipotezler yapısal eşitlik modeli ile test edilmiştir. Yapılan test sonuçlarına göre 2 hipotez desteklenmemiş, 10 hipotez ise desteklenmiştir. Elde edilen sonuçlar literatür ile desteklenmiştir.
Davranışların interneti: Avukat web sitesi Google Analytics verileri ile kullanıcı davranış analizi
İşletme web siteleri, potansiyel kullanıcıların ilgisini çekmek ve sunulan hizmetleri sergilemek için kullanılan önemli bir araçtır. Ancak bu platformlardaki kullanıcı etkileşimlerine ilişkin yeterli bilginin olmaması ve kullanıcı davranışlarını etkileyen faktörlerin belirsizliği bu tür web sitelerinin verimli bir şekilde yönetilmesinde çeşitli zorluklar yaşanmasına neden olmaktadır. Bu çalışmada, avukatlık ofisi web sitelerinde kullanıcı davranışlarını daha iyi anlamak ve optimize etmek amacıyla Google Analytics verileri kullanılmıştır. Araştırmada Lojistik Regresyon yöntemi kullanılarak değişkenlerin web sitesi dönüşümünü etkileyip etkilemediği incelenmiştir. Bununla birlikte kullanıcı davranışları Bulanık Bilişsel Haritalama (Fuzzy Cognitive Mapping-FCM) ile haritalandırılmıştır ve Ajan Tabanlı Modelleme (Agent-Based Modelling-ABM) ile simüle edilmiştir. Google Analytics aracılığıyla toplanan veriler, kullanıcıların işletme web sitesi üzerinde geçirdikleri süre, sayfa görüntüleme sayısı, etkileşimli oturum sayısı ve dönüşümler gibi bir dizi ölçümden oluşmaktadır. Aynı zamanda dönüşüm oranlarının artırılmasında geri dönen kullanıcılar ve ortalama oturum süresi de önemli bir role sahip olduğu sonucuna varılmıştır. İşletmeler, dönüşüm oranlarını artırmak için kullanıcı oturumlarının süresini ve web sitesindeki kullanıcı etkileşimini artırmaya çalışmalı ve bunu başarabilmek amacıyla hem içeriğin hem de tasarımın kullanıcı dostu olmasına özen gösterilmesi önerilmektedir.
Sosyal medya pazarlama aktivitelerinin marka güveni üzerindeki etkisi: Trendyol takipçileri üzerine bir araştırma
Günümüzde sosyal medya kullanım oranları ve çevrimiçi alışveriş sıklığının artması ile birlikte markalar için sosyal medya kullanımının önemi de artmıştır. Markalar, sosyal medyayı görünür kılmak, müşterilerinin güveni ve sadakatlerini kazanmak amacıyla aktif bir şekilde kullanmaktadır. Bu doğrultuda markaların sosyal medyada ne tür aktiviteler yürüttüğü ve yürütülen aktivitelerin tüketici üzerinde nasıl bir etkisi olduğu önemli bir araştırma konusu haline gelmiştir. Bu çalışmada tüketicilerin sosyal medya pazarlama aktivitelerine ilişkin algısı ve marka güven düzeyi arasındaki ilişkiyi incelemek amaçlanmaktadır. Çalışmada, Türkiye'nin önde gelen e-ticaret platformlarından biri olan Trendyol markasının sosyal medya hesaplarının takipçileri odak olarak alınmıştır. Araştırmanın evrenini sosyal medyada aktif olan ve Trendyol markasının sosyal medya hesabının takip eden kişiler oluşturmaktadır. Örneklemini ise kolayda örnekleme yöntemi ile seçilen, Trendyol sosyal medya hesaplarından en az birini takip eden 406 gönüllü katılımcı oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak, çevrimiçi anket yöntemi kullanılmıştır. Anket içeriğinde ise, Yüksekbilgili (2018) tarafından Türkçeye uyarlanan "Sosyal Medya Pazarlama Aktiviteleri Ölçeği" ve Bardakçı ve Gürbüz (2020) tarafından Türkçeye uyarlanan "Marka Güveni Ölçeği" kullanılmıştır. Toplanan veriler, T-testi, ANOVA ve Regresyon analizi yöntemleri kullanılarak analiz edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre sosyal medya pazarlama aktiviteleri algısının marka güveni üzerinde olumlu bir etkisi olduğu sonucuna varılmıştır. Cinsiyete göre her iki ölçeğin de anlamlı bir şekilde farklılaştığı ve kadın katılımcıların sosyal medya pazarlama aktiviteleri algısı ve marka güven düzeylerinin erkek katılımcılara göre daha yüksek olduğu sonucuna varılmıştır. Sosyal medya pazarlama aktiviteleri algısının da eğitim düzeyine göre anlamlı bir şekilde farklılaştığı belirlenmiştir. Bunun yanı sıra, sosyal medyada bir ürünü keşfedip sık sık satın alan bireylerin sosyal medya pazarlama aktiviteleri algılarının daha yüksek olduğu çıkarımına ulaşılmıştır. Ayrıca Trendyol markasının sosyal medya hesaplarında 27 Ocak 2025 ve 27 Şubat 2025 tarihleri arasında gerçekleştirilen içerik analizi ile elde edilen bulgular da araştırma sonuçlarına eklenmiştir. Anahtar Sözcükler: Sosyal Medya Pazarlama Aktiviteleri, Marka Güveni, Sosyal Medya Pazarlaması
Damızlık küçükbaş hayvan bilgi sistemi yazılım süreçleri
Bu çalışma kapsamında Türkiye?deki damızlık keçi ve koyun hayvanların kaydını tutan ve destekleme şartlarına uygun hayvanların sahiplerine ödenen yıllık destekleme ödemelerini yöneten bilgi sistemi ele alınmıştır. Bunun yanında yazılım yaşam döngüsü ve yazılım süreç adımları incelenerek yazılım projesinin baştan sona geçtiği önemli aşamalar vurgulanmıştır. Birleşik modelleme dili diyagramlarının yazılım projelerine kattığı önemden bahsedilmiş ve bazı diyagramlar bilgi sisteminin ilgili süreçlerinde kullanılmıştır. Yazılım mühendisliği konularından yazılım projeleri geliştirme süreçlerinde daha çok faydanılması gerektiği gözlemlenmiş ve bu sebeple damızlık koyun keçi bilgi sisteminde bu konulardan sıkça yararlanılmıştır. Bilgi sisteminin kurulumuyla gelen faydalar ve kolaylıklardan bahsedilmiş ve yazılıma gelecekte ilave edilmesi gereken yapılar öneri olarak sunulmuştur.
Bir eğitim yönetim sisteminin sosyal ağ bağlamında kullanılabilirlik analizi
Bu araştırma, bir eğitim yönetim sisteminde sosyal etkileşimi sağlayan öğelerin kullanılabilirliğini analiz etmeyi amaçlamaktadır. Bu sosyal öğeler; iş arkadaşlığı, soru cevap sistemi, blog sistemi, kullanım puanları özelliği, tartışma grupları ve forum özelliği, içerik yorum ve puanlama sistemi, eğitim önerme, haber kaynağı ve kullanıcı duvarından oluşmaktadır. Sosyal öğelerin etkililik, verimlilik ve kullanıcı memnuniyetini ölçmek için bir kullanılabilirlik testi gerçekleştirilmiştir. Araştırma, bir e-öğrenme firmasında çalışan 5 kişi ve Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri (BÖTE) alanında çalışan diğer 5 kişiden oluşan katılımcı grubuyla yürütülmüştür. Kullanılabilirlik testi, Orta Doğu Teknik Üniversitesi BÖTE Teknoloji ile Zenginleştirilmiş Öğrenme Laboratuvarında gerçekleştirilmiştir. Bu testte katılımcılar, uzman görüşleri doğrultusunda hazırlanan görevleri gerçekleştirirken, araştırmacı tarafından gözlem yapılmıştır.Çalışma verileri 4 aşamada toplanmıştır: (1) Demografik anketle kullanıcı profiline ilişkin bilgilerin toplanması, (2) Sosyal öğelerin kullanımı sırasında kullanıcı davranışlarının gözlemlenmesi, (3) Kullanıcı odak noktalarını belirlemek için göz izleme yöntemiyle kullanıcı göz hareketlerinin izlenmesi, (4) Sesli düşünme yöntemi ile kullanıcı yorumlarının toplanması. Yapılan gözlemle 4 çeşit veri toplanmıştır: (1) Etkililiğin belirlenmesi için görev tamamlama durumu, (2) Verimliliğin belirlenmesi için görev tamamlama sırasında yapılan hata sayısı, (3) Verimliliğin belirlenmesi için görev tamamlama sırasında harcanan zaman, (4) Kullanıcı memnuniyetinin belirlenmesi için katılımcıların yaptıkları yorumlar. Uygulama sonrası toplanan veriler betimsel olarak analiz edilmiştir. Göz izleme ekran kayıtlarında kullanıcı dikkat odağı incelemesi; hata yapma, görev tamamlayamama ya da görevi uzun sürede tamamlama durumlarının sebeplerini belirleyebilmek amacıyla yapılmıştır. Her bir görevin başarı ve hata oranları, tamamlanma süreleri, sesli düşünme ve göz izleme bulguları kullanılabilirlik problemlerinin belirlenebilmesi için görev bazlı olarak birlikte özetlenmiştir. Analiz sonuçları, sosyal öğelerin etkili ve verimli olduğunu, kullanıcı memnuniyetinin ise çok düşük olduğunu göstermektedir. Bulgular doğrultusunda, sosyal öğelerin kullanılabilirliğini artırmaya yönelik çalışmalar yapılması ve sistem üzerinde belirli aralıklarla kullanılabilirlik testi yapılması önerilmiştir.
Lineer CCD lerin Labview programı ile kontrolü
Bu çalışmada, doğrusal yük-bağlaşık aygıtlı (CCD) görüntü sensöründen elde edilen veriler LabVIEW 11.0 programı kullanılarak değerlendirilmiştir. Toshiba TSD 1304DG CCD doğrusal görüntü sensöründe 3648 adet etkin piksel vardır ve her bir piksel yaklaşık 8µm x 200µm?dir. Ölçülen bir nesnenin boyutu, bunun gölgesi bir CCD sensörüne düşürülerek tespit edilir. Bu durumda genellikle, paralel ışık ışınlarından oluşan bir ışık kaynağı uygulanır. Bu ışık kaynağının kalitesini yükseltmek için, mercekli bir optik sistem kullanılmıştır. Bu tez çalışmasında CCD modüllerinin icadı LabVIEW ara yüzünün nasıl hazırlanacağı ve TCN-1304-U kamerasının çalışma mantığı anlatılmıştır.
Radyasyonun yarı iletken devre elemanları üzerindeki etkilerinin incelemesi
Uzay nesneleri radyasyona maruz kalmaktadır. Bu radyasyonların farklı çeşitleri vardır: galaktik ışınları, güneş patlamaları radyasyonu ve güneş radyasyonudur. Bu radyasyonlar yarı iletkenlerin kristal yapılarında bozulmalarına neden olmaktadır. Bu durumda iki kutuplu transistörlerin tüm parametrelerinin bozulmasına yol açar. Son yıllarda, bu alanda araştırma yeni yöntemler kullanılarak, yük parçacığının ömür süresi, özdirenç, yarı iletken radyasyon direnci artırmanın yolları gibi farklı çalışmalar yapılmıştır. Ancak bu ilerlemelere rağmen yarı iletkenlerin radyasyon fiziği bölgesinde, daha tam olarak tüm radyasyonun etkilerini açıklayabilen bir transistör modeli yoktur. Transistör modelinin hesaplamaları göz önünde alındığında giriş verileri elektriksel ve geometriksel olmalıdır. Aynı zamanda modelinin yapısı, p-n geçişlerinin akım hesaplaması otomatik olmalıdır. Ayrıca transistör modeli radyasyonun ve sıcaklığının değişiklikleri dikkate alınmalıdır, çünkü yük parçacığının ömür süresi radyasyonu azaltırken, sıcaklık arttığında yük parçacığının ömür süresini artırmaktadır.
Sosyal güvenlikte tevkifat ve e-kesinti programının bilişim yönüyle değerlendirilmesi
Bilişim teknolojileri kurumların bilgiye hızlı ulaşmasını sağladığı gibi, ürün geliştirme sürecinin kısalmasında da etkisi büyüktür. 73 milyon Türkiye Cumhuriyeti vatandaşına hizmet eden Sosyal Güvenlik Kurumu da bilişim teknolojilerini aktif olarak kullanan kamu kurumlarından biridir. Tezde sosyal güvenlik mevzuatı ve vergi kanunlarındaki tevkifat kavramı üzerinde durularak, Kurumda tevkifat uygulamasının bilişim yönünden geçmişten günümüze gelişimi incelenmiş ve 2013 yılı temmuz ayında işletime açılan e-Kesinti programı değerlendirilmiştir. Türk vergi sisteminde tevkifat gelirler ve harcamalar üzerinden olmak üzere birçok alanda kullanılırken, sosyal güvenlik sisteminde 4/b tarım sigortalılarının sattıkları ürün bedellerinden prim borçlarına mahsuben kesinti yapılması anlamına gelmektedir. Tezin amacı, mevzuat ışığında Kurumun tevkifat işlemleri için kullandığı e-Kesinti programının bilişim yönüyle değerlendirilmesidir. e-Kesinti programı ile ana makinede PL/1 kodu ile çalışan TGEC programının kullanımı yeni bildirim listeleri için sonlandırılarak, Kurumun maliyeti azaltılmıştır. Intranet ve internette 2 ayrı uygulama olarak çalışıp Java yazılım dili ile geliştirilen program kullanıcıya kolaylık ve görsellik sağlamıştır. Ayrıca program, kesinti tutarlarının Kurum ve sigortalı hesaplarına süresi içerisinde ve tam olarak intikali, tarımsal ürün satanlardan borçlu olanların ve borç miktarlarının tespit edilmesi, tarımsal kesintiden muaf olanların tespiti ile yanlış ve yersiz olarak yapılmış kesinti tutarlarının hak sahiplerine iadesi konularında uygulamayı kolaylaştırmıştır.
Öğretmenlerin bilgi teknolojilerine ve FATİH (Fırsatları Arttırma ve Teknolojiyi İyileştirme Hareketi) projesine bakış açısı, projeden beklentileri
Bu araştırmada, FATİH (Fırsatları Arttırma ve Teknolojiyi İyileştirme) Projesinin uygulandığı pilot okullarda görev yapan öğretmenlerin projeye ilişkin görüşleri incelenmektedir. Araştırma Ankara Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı devlet okullarında gerçekleştirilmiş ve çalışmaya Ankara ilinde 2012-2013eğitim öğretim yılında görev yapan 109 öğretmen katılmıştır. Öğretmenlerin tümüne daha önce hazırlanan anket uygulanmıştır. Hazırlanan anket iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde öğretmenlerin kişisel bilgilerini içeren sorular bulunmaktadır. Anketin ikinci bölümünde ise, beşli likert tipi maddelerden oluşan sorular yer almaktadır. Anketin cevap seçenekleri "Kesinlikle Katılmıyorum, Katılmıyorum, Kısmen Katılıyorum, Katılıyorum, Kesinlikle Katılıyorum" biçimindedir. Sırasıyla 1, 2, 3, 4, 5 olarak numaralandırılmıştır. Anket maddeleri frekans değerleri, yüzde analizi ve t-testi uygulanarak çözümlenmiştir. Araştırmanın sonucunda; Proje kapsamındaki akıllı tahtaların öğretmenler tarafından aktif olarak kullanıldığı tespit edilmiş, öğretmen görüşlerine bakıldığında ise derslerin görsel olarak zenginleşmesinin hem öğrencinin derslerden daha fazla zevk almasına hem de eğitimin daha kalıcı olmasına imkân sağladığı fikrine ulaşılmıştır. Öğretmenler, tablet bilgisayarların öğrencilerin dikkatini dağıtığını, öğrencileri ders dışı faaliyetlere (oyun, internet, mesajlaşma vb.) yönelttiğini bu nedenle de derslerde kullanılmadıklarını belirtmişlerdir. Öğretmenler, e-içeriğin eğitim için bir ihtiyaç olduğunu, FATİH Projesi kapsamında hazırlanacak e-içerikleri de derslerinde aktif kullanacaklarını bunun yanı sıra bu e-içeriklerin oluşturulmasında öğretmenlerin de aktif görev alması gerektiğini belirtmişlerdir. Öğretmenler, son yıllarda bilgisayar derslerinin önemini kaybettiğini, internetin ve bilgisayarın bilinçli ve güvenli kullanılmasını içeren derslerin tekrar müfredata konulması gerektiğini, bu durumun öğrenciler ve FATİH Projesi için faydalı olacağını düşünmektedirler. Proje kapsamında verilen hizmet içi eğitim programlarına öğretmenlerin tamamının katılması gerektiği, bu durumun projenin başarısını doğrudan etkileyeceği düşünülmektedir.