
934
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Tuz stresi altındaki biber bitkisine kalsiyum uygulamalarının etkisinin araştırılması
Bu çalışma Yüzüncü Yıl Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Fizyoloji laboratuvarı iklim odasında ve su kültüründe yürütülmüştür. Demre biber çeşidinin kullanıldığı çalışmada tuz stresi altındaki biber bitkisine farklı dozlarda uygulanan kalsiyumun (Ca) morfolojik ve biyokimyasal etkileri araştırılmıştır. Çalışma kontrollü şartlardaki 16/8 saatlik aydınlık/ karanlık fotoperiyotta, 25°C'de ve %70 nemli iklim odasında yürütülmüştür. Çalışmada kök ağırlığı, gövde ağırlığı, yaprak ağırlığı, yaprak sayısı, bitki boyu ve bitki boğum arası mesafeleri ölçülmüştür. Ayrıca bitkilerin tuza dayanım skalaları belirlenmiştir. Stres altındaki bitkilerde meydana gelen biyokimyasal değişiklikleri belirlemek amacıyla bitki yapraklarındaki klorofil ve MDA (Malondialdehit) miktarları ile bitkilerin kök, gövde ve yapraklarındaki iyon miktarları (Na, K, Ca, Cl, Mg, Cu, Fe, Zn, Mn) ve antioksidant enzim aktiviteleri (Katalaz (CAT), Askorbat peroksidaz (APX), Süperoksit dismutaz (SOD)) belirlenmiştir. Tuz stresi altındaki bitkilere uygulanan kalsiyumun dozu arttıkça bitkilerin klorofil miktarlarında artış olurken, bitki hücrelerindeki hasarın miktarını gösteren lipid peroksidasyonun ürünü olan MDA (Malondialdehit) miktarlarında ise düşüşe sebep olmuştur. Bu sonuçlara parelel olarakta bitkiler strese girmedikleri için ya da çok az stres oluştuğu için her üç enzim aktivitesinde Ca doz artışına bağlı olarak düşüşler olmuştur. Tuzlu ortamda artan düzeyde kalsiyum, NaCl'nin zararlı etkisini azaltıcı ve/veya ortadan kaldırıcı yönde olmak üzere bitkide makro element miktarları üzerine genellikle olumlu etki yapmıştır. Na ve Cl iyonlarının birikiminin ise Ca dozu arttıkça kök, gövde ve yapraklarda düştüğü belirlenmiştir. Tuz stresi altındaki biber fidelerine artan dozlarda Ca uygulamalarının tuzun olumsuz etkisini azaltmada kısmen de olsa etkili olduğu yapılan ölçüm ve analizler sonucunda söylenebilir. Anahtar kelimeler: Antioksidant enzim aktiviteleri, Biber (Capsicum annum), İyon birikimleri, Kalsiyum, MDA, NaCl, Tuz stresi
Gercüş (Batman) yöresinde yetiştirilen üzüm çeşitlerininampelografik özelliklerinin belirlenmesi
Bu araştırma, Gercüş (Batman) yöresinde yetiştirilen üzüm çeşitlerinin ampelografik özelliklerini belirlemek, yöre bağcılığının sorunlarını ortaya koymak ve çözüm önerileri getirmek amacıyla, 2018-2019 yılları arasında gerçekleştirilmiştir. Araştırma, üretici bağlarında yetiştirilen 12 üzüm çeşidi üzerinde yürütülmüştür. Çeşitlerin ampelografik özellikleri "Uluslararası Bitki Gen Kaynakları Merkezi" (IBPGR) tarafından oluşturulan "Üzüm Tanımlayıcıları" metoduna göre belirlenmiştir. Araştırma sonunda, Gercüş (Batman) yöresinde yetiştirilen 12 üzüm çeşidinin Vitis vinifera L. türüne ait oldukları belirlenmiştir. Tanenin kabuk rengine göre bakıldığında çeşitlerden8 tanesi "yeşil sarı" sınıfına, 3 tanesi "koyu kırmızı mor" sınıfına 1 çeşit ise"pembe" sınıfına girmiştir. İncelenen bu çeşitlerin ortalama salkım büyüklüğü 159.20±53.65–423.28±64.52 cm²'dir. Ortalama salkım ağırlığı 92.50–695 g, omca başına verim 3.16-10.43kg, suda çözünür kuru madde (SÇKM) %17.25- 23.20arasında saptanmıştır. Olgunlaşma zamanı bakımından incelenen 12çeşit "geç"sınıfına girmiştir.
Farklı baş salata (Lactuca sativa Var. Capitata) çeşitlerinde PGPR kullanımının verim ve kalite üzerine etkileri
Bu çalışma, Van YYÜ Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü seralarında ve uygulama alanında yapılmıştır. Açık alan ve örtüaltı denemelerinden oluşan çalışmanın her iki bölümünde de üç çeşit baş salata ve üç farklı PGPR izolatının baş salatada bitki gelişimi, verim ve kaliteye etkileri araştırılmıştır. Açık alan deneme parsellerinde Great, Kıvırcık ve Iceberg çeşitleri; sera ortamında ise Chianti, Defne ve Bombolo çeşitleri denenmiştir. Her iki dönemde de PGPR izolatı olarak (Kontrol, FZB42: Bacillus amyloliquefaciens, CC44: Pseudomonas fluorescens ve CC37/2: Pantoea agglomerans) kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre yapılan ölçüm ve analizlerde çoğu uygulamada çeşit farklılığının çalışmaya önemli düzeyde etki yaptığı görülürken, PGPR uygulamalarının ise bazı özellikler (özellikle baş ağırlığı, baş çapı ve pH) üzerinde istatistiki olarak farklılıklar yarattığı gözlenmiştir.
Van yöresinde yetişen ceviz çeşitlerinin özelliklerinin belirlenmesi
Bu araştırma Van İl'inde yerli çeşitlerden Adilcevaz-13, Kaman 1, Maraş 12, Şebin ve Şen-1 çeşitleri ile yabancı çeşitlerden; Fernette ve Fernor çeşitlerinin adaptasyon yeteneklerini belirlemek amacıyla 2017-2018 yılları arasında yürütülmüştür. Araştırmada çeşitlerin morfolojik ve fenolojik özellikleri ile antraknoz ve don zararından etkilenme durumları incelenmiştir. 2017 yılı vejetasyon sonunda çeşitlerin ortalama anaç çap değerleri 69.21 mm ile 128.33 mm arasında, 2018 yılı vejetasyon sonunda ise 125.46 mm ile 172.25 mm arasında değiştiği saptanmıştır. En iyi çap gelişimi Şebin ve Fernor'da gerçekleşirken en zayıf gelişim Maraş-12 çeşidinde gerçekleşmiştir. 2017 yılı vejetasyon sonunda çeşitlerin ortalama gövde çap değerleri 62.35 mm ile 110.28 mm arasında, 2018 yılı vejetasyon sonunda ise 106.48 mm ile 153.12 mm arasında saptanmıştır. En iyi gövde çap gelişimi Şebin ve Fernor'da gerçekleşirken en zayıf gelişim Maraş-12 çeşidinde gerçekleşmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, yaprak döküm tarihlerinin 25 Ekim Maraş-12 çeşidi ile başlamış 10 Aralık Fernor çeşidi ile nihayetlenmiştir. 2017 yılında Adilcevaz-13, Kaman-1, Şen-1 ve Şebin çeşitlerinde, 2018 yılında Kaman-1 ve Şebin çeşitlerinde kısmi don zararı gözükmüştür.
Erciş (Van) yöresinde bazı standart üzüm çeşitlerinin yetiştirilebileceği alanların coğrafi bilgi sistemiyle belirlenmesi
Bu çalışma ile bağ yetiştiriciliğinde en uygun alanların, Coğrafi Bilgi Sistemi yardımıyla belirlenmesini sağlayabilecek bir metodoloji geliştirilmeye çalışılmıştır. Bir alanda başarılı bir Bağcılık yapılabilmesi için bazı çevresel ve fiziksel koşulların sağlanması gerekmektedir. Coğrafi Bilgi Sistemi Programı Arcgis, birçok faktörün birlikte analizine imkân sağlamakta ve bu sayede bağcılık gibi ilk kurulum masrafı yüksek bir tarımsal faaliyeti yapma niyetinde olan üreticilere uygun alan analizi ile çeşit seçiminde fayda sağlanması amaçlanmıştır. Bu araştırmada farklı olgunlaşma düzeylerine sahip Vitis vinifera L. ve Vitis amurensis. türlerine ait 10 standart, bir yerel olmak üzere toplam 11 üzüm çeşidinin belirli bazı faktörlere göre Erciş (Van) ilçesinde yetiştiriciliğe en uygun alanların belirlenmesine çalışılmıştır. Yörede yetiştiriciliği yapılan yerel Erciş üzüm çeşidinin çalışma materyali içinde yer verilmesi ile çalışmamızın doğruluğunun test edilebilmesi amaçlanmıştır. Bu çalışmanın kapsamını Erciş (Van) ilçe merkezi ve ilçenin tüm köyleri oluşturmaktadır. Seçilen üzüm çeşitlerinin yetiştiriciliğine etki eden önemli bazı iklimsel, topoğrafik ve toprak özelliklerinin, Coğrafi Bilgi Sistemi (CBS) yardımıyla analizleri gerçekleştirilmiştir. Yapılan analizler sonucunda çalışılan erkenci çeşitler (Amurensis, Trakya İlkeren, Çavuş, Yalova İncisi, Sultani Çekirdeksiz) ilçenin büyük bir kısmında, orta mevsim çeşitler (Hamburg Misketi, Cardinal, Red Globe, Hatun Parmağı, Erciş Üzümü) sadece Van Gölü kıyılarına yakın ilçenin güney kısımlarında sorunsuz yetiştirilebileceği, geçci (Boğazkere) çeşidinin ise ekonomik anlamda yetiştiriciliğinin uygun olmadığı kanaatine varılmıştır. Bağ yetiştiriciliğinde önemli olan bazı faktörlerin (Etkili Sıcaklık Toplamı, Donsuz Gün Sayısı, Minimum Kış Sıcaklığı, Bakı, Eğim, Toprak Drenajı, Toprak Derinliği ve Arazi Kullanım Kabiliyeti) CBS analizi yardımıyla ve ağırlıklı oran sonuç yöntemi ile formülize edilmek suretiyle uygunluk analizi yapılmıştır. Ağırlıklı oran sonuç yöntemi için gerekli puanlamalar, literatür bildirişleri ile danışman hocaların görüşleri doğrultusunda belirlenerek formülize edilmiştir. Bölgenin topoğrafik olarak tanımlanmasında çalışılan lokasyona ait ASTER uydu görüntüsünden elde edilen sayısal arazi modeli (DEM) kullanılmıştır. Üzerinde çalışılacak DEM verisi olan bu görüntülerin bilgisayar ortamına aktarılmasında ArcGIS 10 yazılımından yararlanılmış olup, istenilen analiz ve haritaların oluşturulmasında ise ArcGIS'in alt programı olan 3D AnalystTools'dan yararlanılarak uygunluk haritaları çıkarılmıştır.
Hizan (Bitlis) yöresinde yetişen Buttum (Pistacia khinjuk L.) ağaçları üzerine yapılan antep fıstığı aşılamalarında rakım ve çeşidin aşı performansı üzerine etkileri
Araştırma ve çalışmalar, Bitlis ili Hizan'a bağlı Döküktaş, Göktepe ve Nuh (Ballı) köylerinde 2017-2018 yılları içerisinde yürütülmüştür. Araştırmada, çalışma yapılan farklı lokasyonlarda bulunan Buttum (Pistacia khinjuk L.) üzerine T-göz aşısı yöntemiyle Siirt, Kırmızı Uzun ve Atlı ile Uygur çeşitleri aşılanmıştır. T-göz aşısı haziran ayı içerisinde yapılmıştır. Çeşitler arasında ise en yüksek aşı başarısı Siirt (%86-90) çeşidinden elde edilmiştir. Siirt çeşidini ise %76-78 ile Uzun ve %70 ile Kırmızı çeşitleri izlemiştir. Erkek çeşitler arasında başarı ise Atlı çeşidi için %87,5-100, Uygur çeşidi için ise %75-85 olarak izlenmiştir. 2015-2016 yıllarında aşılamalardan önce aşıya hazırlık budamasının sonbaharda yapılması, aşılama zamanında anaç üzerinde fazla yara açılmasının önlemesi sağlamak amacıyla aşıya hazırlık budamaları ile aşıya hazır hale getirilmiştir. Bu araştırmada buttum (Pistacia khinjuk L.) ağaçlarına zamanında yapılan budama ve budama sonrası aşıya uygun sürgünlerin tespit, korunması, aşı öncesi sürgün bakımlarının yapılıp, fazla sürgünlerin kesilmesi, ayrıca günlük aşı kalemi kullanımının aşı başarısı üzerine olumlu etki yaptığı saptanmıştır.
Tuz stresi ve geri kazanım sürecinde hıyarın morfolojik, fizyolojik ve biyokimyasal değişimlerinin incelenmesi
Orkestra F1 hıyar çeşidinin kullanıldığı araştırmada; tuz stresi altında ve geri kazanım sürecinde hıyar bitkisindeki metabolik olayların nasıl etkilendiğini açıklığa kavuşturmak, tuz stresi altında meydana gelen zararlanmaların ve geri kazanım süresinde meydana gelen iyileşmelerin belirlenerek, bitkilerin tuz stresine karşı nasıl tepkiler verdiğini ve hangi uyum mekanizmaları geliştirdiğini anlamak amaçlanmıştır. Normal atmosferin sağlandığı iklim odasında ve su kültüründe yapılan çalışmada tuz uygulanmadan önce bitki örnekleri alınarak, besin çözeltisine 25, 50, 75 mM tuz konsantrasyonunu sağlayacak şekilde NaCl ilave edilmiştir. Tuz uygulamasının 3., 6. ve 9. günlerinde örnek alma işlemi yapılmıştır. Daha sonra tuz uygulaması kesilip bitkiler hogland çözeltisinde büyütülmeye devam edilmiş, geri kazanım sürecinin 7. ve 14. günde bitki örnekleri alınmıştır. Bitkilerin, bazı temel büyüme parametreleri ve biyokimyasal analizleri tespit edilmiştir. Araştırma sonucunda, uygulanan tuz stresinin süresinin ve konsantrasyonunun bitki gelişimine etkisi önemli bulunmuştur. Kısa süreli stres (3 gün) ve düşük tuz konsantrasyonunda (25 mM) bitki gelişimini geri kazanım sürecinin ikinci periyodunda toparlayabildiği söylenebilir. Bitkiler 50 ve 75 mM tuz konsantrasyonunda metabolik aktiviteyi kontrol altında tutabilmek için büyümelerini sınırlandırarak bitkiyi kontrol edebilecek seviyede tutmuştur. Yapılan gözlem ve sayımlarda tuz uygulanan her üç dönem içinde geri kazanım sürecinin ikinci periyodunda çiçeklenmenin önemli ölçüde arttığı belirlenmiş ve biyokimyasal analizler sonucunda da bitkiler üzerindeki olumsuz etkisinin geri kazanım sürecinin ikinci periyodunda azaldığı tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: Cucumissativus L., Geri kazanım, Hıyar, Tuz stresi.
Ispanakta vermikopmost ve su yosununun tuz stresi üzerine etkisi
Tuz stresinin bitki gelişimi üzerindeki olumsuz etkisinin ortadan kaldırılması amacı ile bazı önlemler alınabilmektedir. Bu uygulamalar arasında tuzlu toprakların ıslah edilmesi, tuzlu sulama sularının iyileştirilmesi ve daha kaliteli su kullanımı sayılabilinir. Özelliklede tuzlu topraklarda üretim yapmadan önce organik gübreler ile toprağın organik madde miktarını artırarak tuz etkisi bir miktar azaltılabilmektedir. Ülkemizdeki üretim arazilerinde organik madde olarak yanmış ahır gübresi çok eskiden beri kullanılmaktadır. Ancak günümüzde solucan gübresi ve yosun gibi organik maddelerde kullanılmaya başlanılmıştır. Yapılan çalışmada tuz uygulamalarının 50 ve 100 mmol dozlarının bitkiler üzerinde olumsuz etkisine solucan gübresi ve yosun ortamlarının ne kadar fayda sağlayacağı incelenmiştir. Çalışma tesadüf parselleri faktöriyel deneme desenine göre dört tekrarlı olarak dizayn edilmiştir. Ispanak çeşitleri olarak Matador ve Catrina standart ıspanak tohumları % 50 oranında toprak ve solucan gübresi, % 50 oranında toprak ve su yosunu ile sade toprakla doldurulmuş 2 litrelik saksılara ekilmiştir. Çalışma sonucunda Solucan gübresi ortamındaki bitkilerin tuz dozlarından daha az etkilendiği belirlenmiştir.
Şanlıurfa yöresi ceviz (Juglans regia L.) genotiplerinin seleksiyon yoluyla ıslahı ve moleküler karakterizasyonu
Ülkemizde geçmişten günümüze kadar yapılan tüm ceviz seleksiyon çalışmalarında, dünya çapında albenisi olan uluslararası standartlara haiz ümitvar meyvelere sahip genotipler tespit edilerek ortaya çıkarılmıştır. 2015-2017 yılları arasında Şanlıurfa İli Eyyubiye, Karaköprü, Haliliye, Bozova, Harran ve Halfeti İlçelerinde yürütülen bu tez çalışmasında, bu bölgelerde bulunan doğal ceviz populasyonlarından belirlenen ümitvar genotiplerin meyve ve ağaç özellikleri iki yıl süreyle yapılan morfolojik, fenolojik gözlemleri ve pomolojik analizleri yoluyla UPOV kriterlerine göre tanımlanmıştır. Bu çalışmada ceviz ıslah amaçları doğrultusunda 20 ümitvar genotip selekte edilmiştir. Seçilen genotiplerde meyve ağırlığı 7.90-15.52 g, iç ağırlığı 4.15-7.55 g, iç oranı % 45.25-56.12, kabuk kalınlığı 1.04-1.59 mm, yan dallarda meyve tutma oranı % 40-75, protein oranı % 15.40- 20.74 arasında, nem oranı % 2.41- 3.20 arasında ve yağ oranı % 50.49- 62.50 arasında tespit edilmiştir. Seçilen genotiplerin tamamında protandri karakterde çiçeklenme gözlenmiştir. Genotiplerin iç ceviz potasyum içeriği 10581.86 mg/kg ile 18238.18 mg/kg arasında potasyum, fosfor 5923.07 mg/kg ile 14758.85 mg/kg, kalsiyum 934.74 mg/kg ile 3963.87 mg, magnezyum 1683.97 mg/kg ile 4617.78 mg/kg, sodyum 1052.47 mg/kg ile 1918.05 mg/kg, çinko 5.11 mg/kg ile 6.86 mg/kg, demir 6.16 mg/kg ile 21.01 mg/kg, Bakır 2.14 mg/kg ile 8.07 mg/kg ve mangan 5.36 mg/kg ile 65.23 mg/kg olarak saptanmıştır. İncelenen ümitvar genotiplerin moleküler karakterizasyonunda kullanılan ISSR, RAPD ve iPBS markörleri oldukça faydalı bilgiler sağlamıştır. Bu çalışma retrotranspozon temelli iPBS markörlerinin ceviz genomunu incelemek amacıyla kullanıldığı ilk çalışmadır.
Sirmo (yabani sarımsak) türlerinde morfolojik, biyokimyasal karakterizasyon ve ginogenesis uyartımı ile haploid bitki elde etme olanaklarının araştırılması
Bu çalışmada Van İli içerisinde bulunan 12 farklı lokasyondan toplanan yabani sarımsak (Sirmo) bitkilerinin morfolojik, biyokimyasal karakterizasyonu ve A. vineale türünün ginogenesis uyartım olanaklarının araştırılması hedeflenmiştir. Çalışılan bitkilerin morfolojik özellikleri, toplam antioksidan kapasitesi, toplam fenol ve fenolik bileşik içerikleri belirlenmiştir. Morfolojik özellikler, toplam fenol ve antioksidan içerikleri bakımından lokasyonlar arasındaki fark istatistiki olarak önemli bulunmuştur (p<0.01). Fenolik bileşiklerin arasında en yüksek bileşiğin protokateşik asit olduğu tespit edilmiştir. Kümeleme analizinde, lokasyonların morfolojik olarak iki, biyokimysal olarak üç ana gruba ayrıldığı görülmüştür. Biyokimyasal veriler bakımından L-1, L-6 ve L-8 lokasyonlarına ait sirmo bitkileri A. schoenoprasum ile aynı grupta yer almıştır. Çalışmada % 0.29 oranında ginogenik cevap ve % 0.14 oranında ginogenik bitkicik gözlemlenmiştir. Uyartım için en iyi sonuç (% 0.40) MS temelli uyartım medyasında (F14) elde edilmiştir. BDS temelli uyartım medyasında (A100) ise % 0.26 oranında cevap alınmıştır. En iyi ginogenik cevap orta büyüklükteki (3-3.5 mm) çiçek tomurcuklarından elde edilmiştir. 2018 yılında % 2.53 oranında kallustan gelen ve % 0.62 oranında direk sürgün, 2019 yılında ise % 0.71 oranında kallus aracılığıyla ve % 0.32 oranında direk sürgün elde edilmiştir. Klonal çoğaltmada ise Çaldıran bölgesine ait bitkilerin topsetlerinde % 30, Yumruklu topsetlerinde % 25 oranında bitkicik elde edilmiştir.
Üşüme stresi altındaki domates (Solanum lycopersicon L.) bitkilerine farklı dozlarda kalsiyum (Ca2) ve potasyum (k+) uygulamarının etkisinin belirlenmesi
Bu çalışma, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Fizyoloji laboratuvarı iklim odasında ve su kültüründe yürütülmüştür. Adamset domates çeşidinin kullanıldığı çalışmada üşüme stresi altındaki domates bitkisine farklı dozlarda uygulanan kalsiyum (Ca+2) ve Potasyum (K+) 'un morfolojik ve biyokimyasal etkileri araştırılmıştır. Çalışmada kök ağırlığı, gövde ağırlığı, yaprak ağırlığı, yaprak sayısı, bitki boyu ve bitki boğum arası mesafeleri ölçülmüştür. Ayrıca bitkilerin üşümeye dayanım skalaları belirlenmiştir. Stres altındaki bitkilerde meydana gelen biyokimyasal değişiklikleri belirlemek amacıyla bitki yapraklarındaki klorofil ve MDA (Malondialdehit) miktarları ile bitkilerin kök, gövde ve yapraklarındaki iyon miktarları (Na, K, Ca, Cl, Mg, Cu, Fe, Zn, Mn) ve antioksidant enzim aktiviteleri Katalaz (CAT), Askorbat peroksidaz (APX), Süperoksit dismutaz (SOD) belirlenmiştir. Ayrıca lipid peroksidasyonun ürünü olan MDA (Malondialdehit) miktarlarında da artış görülmüştür. Sonuç olarak üşüme stresi altındaki domates bitkilerine uygun dozlarda kalsiyum ve potasyum uygulandığında, bu iyonlar domates bitkilerini stresin olumsuz etkilerinde koruduğunu ve üşüme stresine karşı domates bitkilerini koruyan en uygun 200 ppm Ca+2 dozu ve 216 ppm K+ dozu olmuştur. Ca + K dozları önerebileceğimiz net sonuçlar vermemiştir.
Hıyar fidelerine dışardan yapılan melatonin uygulamalarının üşüme stresi üzerine etkisinin belirlenmesi
daha sonra doldurulacaktır
Yenilebilir kaplama malzemelerinin mantarda (Agaricus bisporus) depolama süresi ve kalitesi üzerine etkileri
Bu çalışmada, Dünya'da ve Türkiye'de severek tüketilen beyaz şapkalı kültür mantarının (Agaricus bisporus), modifiye atmosfer koşullarında yenilebilir kaplama malzemelerinin beyaz şapkalı mantarlarda hasat sonu fizyolojisi üzerine etkileri araştırılmıştır. Aynı olgunlukta hasat edilen mantarlara, yenilebilir kaplama malzemeleri (Yumurta akı proteini veya Agar) kaplanarak +4 °C'de % 90-95 oransal nem koşullarında 20 gün depolanmıştır. Hasat döneminde ve hasattan sonra 5 gün aralıklarla, ağırlık kaybı, renk (L*, a*, b* C* ve Hue), ambalaj içi gaz bileşimi (O2, CO2 ve N2), protein, toplam fenolik içeriği, toplam antioksidan aktivitesi, katalaz, polifenoloksidaz (PPO), solunum hızı ve dışsal etilen miktarı belirlenmiştir. Araştırmada incelenen bütün parametreler dikkate alındığından kültür mantarının (Agaricus bisporus) +4°C'de ve % 90-95 oransal nem koşullarında 20 günlük depolanması sonucunda en iyi sonucu veren yenilebilir kaplama malzemesinin agar olduğu tespit edilmiştir
Domates fidesi yetiştiriciliğinde en uygun besin solüsyonunun belirlenmesi
Bu tez çalışmasında, farklı besin solüsyonlarının domates fidesi yetiştiriciliğinde uygulayarak, domates fidelerinin büyüme parametreleri ve besin içeriklerine bakılmıştır. Çalışma Yüzüncü Yıl Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Fizyoloji Laboratuarı İklim Odasında yürütülmüştür. Çalışma torf + perlit karışımında yetiştirilen Bandita F1 hibrit domates çeşidi bitkilerine uygulanan farklı besin eriyiği reçetelerinin uygulamaları sonucunda oluşan fidelerde en iyi, kaliteli ve en pişkin fidenin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışma üç aşamalı olarak yürütülmüştür. Birinci aşamada domates tohumları torf perlit karışımı bulunan viyollere ekilmiş, çimlenene kadar saf su ile sulanmıştır. İkinci aşamada yedi farklı besin solüsyonu uygulaması ile sulanmıştır. Yedi farklı besin reçetesinden kontrol grubu ticari gübre, diğerleri hoagland çözeltisine göre N, B ve Mg'un sabit tutulup P, K, Ca, Fe, Mn, Cu ve Zn'nun farklı konsantrasyonlarda kademeli olarak arttırılarak hazırlanmıştır. Üçüncü aşamada dikim olgunluğuna gelen fidelerin bitki ağırlığı, yaprak ağırlığı, gövde ağırlığı, yaprak sayısı, gövde çapı, gövde boyu, boğum arası mesafe, kök ağırlığı, yaprak renk değerleri, kök gövde ve yapraklardaki besin içerikleri belirlenmiştir. Yapılan analizler sonucunda en kaliteli, iyi ve pişkin fidenin; N (186 ppm), P (35 ppm), K (237.4 ppm), Mg (49.28 ppm), Ca (180 ppm), Fe (3 ppm), Mn (0.037 ppm), B (0.205 ppm), Cu (0.020 ppm) ve Zn (0.030 ppm) olduğu besin reçetesi olan üçüncü uygulamada yetiştiği sonucuna varılmıştır.
Kentsel arıtma çamurunun fasulye de (Phaseolus vulgaris L.) çıkış oranı ve fide gelişimi üzerine etkileri
Bu çalışma, iklim odası şartlarında bodur (Efsane) ve sırık (Öz Ayşe) fasulye çeşitlerinin artan dozlarda (% 0, % 25, % 50, % 75, % 100) kentsel arıtma çamuruna bağlı olarak fide çıkış oranı ve fide gelişimini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Yapılan çalışmada, ilk çıkış ve ilk yaprak oluşumu süresi, fide boyu, kök uzunluğu, yaprak rengi, yaprak alanı, yaprak sayısı, fide yaş ağırlığı, fide kuru ağırlığı, kök yaş ağırlığı ve kök kuru ağırlığı gibi bitki morfolojik özellikleri ve bitkide Na, Ca, K, Mg, Cu, Fe, Zn, Mn, Co, Ni, Cr, Cd gibi bitki besin elementleri ve ağır metal içerikleri incelenmiştir. Yapılan morfolojik ölçümler, % 25 ve % 50'lik arıtma çamuru dozlarının fide çıkışı ve ilk gerçek yaprak oluşumuna olumlu yönde etkilediğini, % 75 ile % 100 dozlarda ise olumsuz yönde etkilediğini ortaya koymuştur. Artan dozlarda arıtma çamurunun bitkide Cu, K, Mg, Mn ve Zn gibi ağır metal içeriklerinde istatistiki açıdan önemli bir artış gözlemlenirken Ni, Cd, Co, Cr, Fe, Na ve Ca değerlerinde ise bir azalmanın olduğu tespit edilmiştir. Bitkilerde Ca içeriğinin bitki gelişimi açısından yarayışlı miktarda olduğu belirlenmiştir. Cu, Cd, Ni, Mn, Zn ve Cr gibi ağır metal içeriklerinin yüksek oluşu ve buna bağlı olarak meydana gelen toksik etkiden dolayı bitki gelişimi olumsuz yönde etkilenmiştir. Ayrıca % 100 arıtma çamuru dozlarında bitki çıkışlarının olmadığı tespit edilmiştir. Efsane çeşidinin artan dozlarda arıtma çamuruna karşı olan direncinin Öz Ayşe çeşidine göre daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Yapılan analizler neticesinde, bodur çeşidin sırık çeşidinden daha fazla ağır metal barındırdığı ve her iki çeşidin ağır metal içeriği toksik sınırının çok üzerinde olduğu ortaya konmuştur.
Yüksek rakım şartlarında, yetiştirilen aşılı sultani çekirdeksiz üzüm fidanlarında, kısıntılı sulama ve arbusküler mikorizal fungus (AMF) uygulamalarının etkileri
İklim değişikliklerine bağlı olarak su problemleri ve kuraklık riskinin artması, dünya genelinde tarımsal üretimde alternatif önlemlerin alınmasını gerektirmektedir. Bu bağlamda, ekonomik öneme sahip bir tarımsal faaliyet olan bağcılık üzerine yapılan araştırmalar daha da önem kazanmıştır. Bu çalışmada, farklı sulama şartları ve Arbüsküler Mikorizal Fungus (AMF) uygulamalarının, yüksek rakım koşullarında aşılı Sultani Çekirdeksiz üzüm fidanları üzerindeki etkileri incelenmiştir. Çalışma, 2022 ve 2023 yıllarında, 1669 m rakıma sahip Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü'ne ait bağcılık uygulama alanında gerçekleştirilmiştir. Araştırmada, kuraklığa dayanıklı 1103 P ve kuraklığa hassas 5BB anaçları üzerine aşılanmış Sultani Çekirdeksiz (klon 7) fidanları kullanılmıştır. Denemelerde, K0 (%100 optimum sulama), K1 (%25 kısıtlı sulama) ve K2 (%50 kısıtlı sulama) olmak üzere üç farklı sulama miktarı uygulanmış ve kısıntılı sulama şartlarında ERS (Endo Roots Soluble) ticari isimli AMF izolatının etkinliği incelenmiştir. Bu tez çalışması kapsamında, bitki gelişim parametreleri ile toprakta ve bitkide bazı biyokimyasal özellikleri belirlemek amacıyla ölçüm, tartım, gözlem ve analizler gerçekleştirilmiştir. Çalışma sonucunda genel fidan tutma oranı %92.06 olarak belirlenirken, mikoriza uygulamasının 1103 Poulsen anacına aşılı fidanlarda 0-5 skala değerleri ile ifade edilen genel özelliklere önemli düzeyde olumlu etkide bulunduğu görülmüştür. Yaprak sayısı, yaprak sıcaklığı, sürgün çapı, taç genişliği, sürgün boyu, kök yaş ve kuru ağırlıkları, kök genişliği, kök sayısı, AMF kök mikorizal yoğunluk, MDA konsantrasyonu parametreleri, yıllar ortalaması açısından istatistik olarak anlamlı bulunmuştur. Sürgün yaş ve kuru ağırlığı, yıllar ortalaması yönüyle her iki anaca aşılı fidanlar için de önemli bulunurken, 1103 P anacına aşılı fidanlarda ikinci yetiştiricilik yılı istatistik olarak anlamlı bulunmuştur. Sürgün yaş ve kuru ağırlıklarında optimum sulama düzeyi olan K0 uygulamasında AMF etkisi olumsuz gözlenirken, kısıntılı sulama şartlarında mikoriza uygulamasının olumlu etki yaptığı görülmüştür. Kök yaş ağırlığı (g), yıllar ortalaması ve ikinci yıl açısından, 1103 P anacına aşılı, mikoriza uygulanmamış bitkiler için önemli bulunurken; K1 (1102.38 g) en yüksek değere ulaşmış ve en düşük değere K2 (53.65 g) sahip olmuştur. Kök sayısı parametresi, her iki anaca aşılı fidanlarda, ikinci yıl mikorizalı grup için önemli bulunmuş ve en yüksek değere K2 + AMF var uygulaması ile (21.50 ve 18.25) ulaşılmıştır. Kök uzunluğu, 1103 P anacına aşılı fidanlarda birinci yıl AMF var uygulaması, ikinci yıl ise AMF yok uygulaması için istatistik olarak anlamlı bulunmuştur. İlk yıl en yüksek kök uzunluğu değeri K0+ AMF var (26.00 cm) ve ikinci yıl K1+ AMF yok (49.33 cm) için tespit edilmiştir. Farklı biyokimyasal özellikler değerlendirildiğinde, fidan dikimi ve AMF uygulaması öncesi rizosfer spor yoğunluğu 486,66 (adet/g toprak) olarak tespit edilmiştir. Birinci ve ikinci yıl vejetasyon dönemleri sonunda rizosfer spor yoğunluğu her iki anaca aşılı fidanlarda, her iki yıl için istatistik olarak önemli bulunmuştur. Bir gram topraktaki spor adedi, 1103 P anacına aşılı fidanlarda birinci yıl K0 + AMF var (720,00) ve ikinci yıl K2 + AMF var (1875.00) olarak; 5BB anacına aşılı fidanlarda ise sırasıyla K1 + AMF var (585.00) ve K0 + AMF var (1815,00) uygulamalarıyla en yüksek sayıya sahip olmuştur. Toplam fenolik içerik (mg GAE/g), 1103 P için birinci yıl mikoriza uygulanmamış grupta ve 5BB için her iki yılda mikoriza uygulanmış grupta önemli bulunmuştur. Toplam antioksidan kapasite (µM/100 g), 1103 P için birinci yıl mikoriza uygulanmamış gruplarda ve 5BB için her iki yılda mikoriza uygulanmış gruplarda önemli bulunmuştur. Antioksidatif enzim aktiviteleri incelendiğinde, APX enzim aktivitesi (mM.gFW/dk) her iki anaç ve yılda istatistik olarak önemli bulunmuş ve 1103 P için birinci yıl K0+ AMF yok (0.66), ikinci yıl K1 + AMF var (0.86); 5BB için ise sırasıyla K0 + AMF var (0,57) ve K0 + AMF var (0.14) uygulamalarıyla en yüksek değere ulaşmıştır. CAT enzim aktivitesi değerleri (mM.gFW/dk), her iki anaca aşılı fidanlarda birinci yıl AMF var ve ikinci yıl AMF yok ve AMF var uygulamaları için önemli bulunmuştur. 1103 P için birinci yıl K1 + AMF var (0.05) ve ikinci yıl K0 + AMF var (0.02), 5BB için ise birinci yıl K0 + AMF yok (0.04) ve ikinci yıl K0 + AMF yok ve K2 + AMF var (0.01) uygulamalarında en yüksek bulunmuştur. SOD enzim aktivitesi, her iki anaca aşılı fidanlarda yıllar ortalaması ve 1103 P için ikinci yıl AMF var uygulaması için önemli bulunmuş ve en yüksek SOD aktivitesi K0 + AMF yok (95.29) uygulamasında tespit edilmiştir. MDA konsantrasyonu (nmol/ml), 5BB anacına aşılı fidanlarda her iki yıl, her iki mikoriza uygulaması için önemli bulunmuş ve yıllara göre en yüksek değer K1 + AMF yok (31.44) ve K0 + AMF yok (73.81) olarak belirlenmiştir. Yapraklarda besin elementi (%) içerikleri ele alındığında, Kalsiyum (Ca), 5BB anacına aşılı fidanlarda her iki yıl için AMF var uygulamaları; Fosfor (P), 1103 P her iki yıl ve 5BB ikinci yıl için; Potasyum (K), her iki çeşitte ikinci yıl için; Magnezyum (Mg), 1103 P birinci yıl ve 5BB her iki yıl; Sodyum (Na), 1103 P anacı her iki yıl için önemli bulunmuştur. Ayrıca bazı minerallere ait düzeyler (mg/kg), Demir (Fe), Bakır (Cu) ve Mangan (Mn), her iki yıl ve anaç için; Çinko (Zn), 5BB anacı her iki yıl için istatistik olarak önemli bulunmuştur. Mineral içeriklerdeki değişimler, anaç, yıl ve uygulamalara göre farklılık gösterse de mikoriza uygulamalarının genel olarak mineral alımını olumlu yönde etkilediği ve sulama oranının da bu etkiyi belirginleştirdiği görülmüştür. Elde edilen bulgular doğrultusunda, AMF uygulamasının yağışın ve sulama imkanının kısıtlı olduğu kurak tarım alanlarında ve yüksek rakımlı bölgelerde bitki besin elementi alımını artırdığı ve bitki büyümesini teşvik ederek kimyasal gübrelerin alternatifi olarak kullanılabilecek öneme sahip olduğu belirlenmiştir. Sürdürülebilir tarımda mikoriza uygulamalarının yaygınlaştırılması ve bu yöntemlerin yetiştiricilere tanıtılması büyük önem taşımaktadır.
Yüksek rakım şartlarında, farklı su kısıtı uygulamalarıyla yetiştirilen otokton Erciş üzümü (Vitis vinifera L.) çeşidinde, bazı toprak düzenleyicilerin etkileri
Son yıllarda ülkemizi ve dünyamızı etkisi altına alan küresel iklim değişiklikleri ve kuraklık tehdidi, tarımda su kısıtına karşı alternatiflerin üretildiği bilimsel çalışmaları daha önemli hale getirmiştir. Bu çalışma kapsamında, Otokton Erciş (Vitis vinifera L.) üzüm çeşidinde tam sulama, %25 ve %50 kısıntılı sulama ile biyoçar (2.5 ton/da) ve pomza (5 ton/da) uygulamalarının verim, morfolojik özellikler, şıra biyokimyasal içeriği ve besin elementi üzerindeki etkileri iki yıl boyunca değerlendirilmiştir. Sulama miktarları, A sınıfı buharlaşma kabı kullanılarak buharlaşma oranlarına göre belirlenmiştir. Tam sulama koşullarında pomza verimde en yüksek artışı sağlamış, kısıntılı sulama seviyelerinde ise biyoçar daha etkili olmuştur. Sürgün uzunluğu ve boğum arası çapında tam sulama seviyesinde biyoçar; salkım ağırlığı ve boyunda tam sulama seviyesinde pomza, kısıntılı sulama seviyelerinde ise biyoçar ve pomza olumlu etkiler göstermiştir. 100 tane ağırlığı, tane boyu ve eni değerlerinde benzer sonuçlar elde edilmiştir. Şıra özelliklerinde, tam sulama seviyesinde kontrol grubu en yüksek değerleri sağlarken, kısıntılı sulama seviyelerinde biyoçar ve pomza, şıra randımanı ve SÇKM değerlerinde artış sağlamış, biyoçar olgunluk indisi açısından daha yüksek değerler vermiştir. Asitlik ve pH değerlerinde tam sulama seviyesinde kontrol grubu en yüksek değerleri sağlarken, kısıntılı sulama seviyelerinde biyoçar bu değerleri artırmıştır. Biyokimyasal özelliklerde, tam sulama koşullarında biyoçar en yüksek fenolik madde, antioksidan kapasite, proantosiyanidin ve flavonoid miktarlarını sağlamış, kısıntılı sulama seviyelerinde ise biyoçar ve pomza değişken etkiler göstermiştir. Antioksidatif enzim (CAT, SOD, APX) aktivitelerinde biyoçar, her iki sulama seviyesinde de yüksek değerler sunmuştur. Yaprak klorofil içeriği ve yaprak oransal su içeriğinde, biyoçar ve pomza kısıntılı sulama koşullarında olumlu etkiler göstermiştir. Membran zararlanma indeksinde kısıntılı sulama koşullarında genel olarak artış gözlenmiş, biyoçar ve pomza bu artışları kısmen hafifletmiştir. Yaprak ve toprak sıcaklıklarında, kısıntılı sulama koşullarında biyoçar ve pomza dengeleyici etkiler göstermiştir. Kısıntılı sulama seviyelerinde, P, Mg ve Na içeriklerinin azaldığı, K içeriklerinin arttığı belirlenmiş; Fe içeriklerinde azalma eğilimi, Mn içeriklerinde yeterli düzeyler, Zn ve Cu içeriklerinde ise noksanlık tespit edilmiştir. Biyoçar, besin elementi alımını artırmada daha etkili bulunmuştur. Sonuç olarak, kısıntılı sulama koşullarında biyoçar ve pomzanın olumlu etkileri belirlenmiş, biyoçarın bitki su dengesini, besin elementi alımını ve bitki sağlığını daha olumlu etkilediği görülmüştür. Başlangıç maliyeti yüksek olmasına rağmen, uzun vadeli agronomik faydaları nedeniyle biyoçar kısıtlı sulama şartlarında daha ön plana çıkmakta; farklı sulama seviyelerinde pomza da uygun bir alternatif olarak önerilebilmektedir
Kurtalan (Siirt) ekolojik koşullarında yetiştirilen M9 anacı üzerine aşılı bazı standart elma çeşitlerinin performanslarının belirlenmesi
Bu çalışma, Kurtalan (Siirt) ekolojik şartlarında elma üretiminde yagın olarak kullanılan M9 bodur anacı üzerine aşılı; Buckeye Gala, Granny Smith, Golden Clon B, Jeromine, Fuji ve Pink Lady elma çeşitlerinin performanslarının belirlenmesi amacıyla yürütülmüştür. Çalışmada; elma çeşitlerinin fenolojik, morfolojik, pomolojik, kimyasal özellikleri ile meyve ve sürgün gelişimleri incelenmiştir. Çeşitlerin çiçeklenme periyodu 23 Mart (Buckeye Gala) ile 31 Mart (Fuji), 12 Nisan (Buckeye Gala) ile 15 Nisan (Granny Smith), hasat ise 19 Ağustos (Buckeye Gala) ile 10 Kasım (Pink Lady) arasında değişiklik göstermiştir. Çeşitler arasında ağaç başına verim 1.55±0.13 kg ile fuji çeşidi ve 2.77±0.03 kg ile Jeromine çeşidi tespit edilmiştir. İncelenen çeşitlerin meyve ağırlığı 103.7±4.93 g (Buckeye Gala) ile 186.89±7.41 g (Fuji) arasında, meyve eni 62.23±1.5 mm (Buckeye Gala) ile 74.15±0.9 mm (Fuji) arasında, meyve boyu 53.84±0.9 mm (Buckeye Gala) ile 68.92±1.26 mm (Golden Clon B) arasında ve meyve eti sertliği ise 8.27±0.55 lb (Fuji) ile 11.01±0.18 lb (Granny Smith) arasında olduğu tespit edilmiştir. Çeşitlerin pH değeri 3.73±0.03 (Granny Smith) ile 4.47±0.12 (Buckeye Gala) arasında, suda çözünebilir kuru madde miktarı %14.25±0.42 (Granny Smith) ile %16.48±0.5 (Golden Clon B) arasında ve titre edilebilir asit miktarı ise %0.21±0.01 (Golden Clon B) ile %0.68±0.03 (Granny Smith) arasında tepit edilmiştir.
Effect of humic acid and foliar potassium applications on growth, yield and yield components of melon
A field study was conducted at the research field of research center Duhok province/Iraq at the summer growing season in 2019 to investigate the effect of humic acid and potassium fertilization and their interactions on the growth and yield of melon crop. The trial encompassed foliar spraying of potassium fertilizers at four levels (0, 0.3, 0.6, and 0.9 mg/L), and soil application of humic acid at four levels (0, 500, 1000, and 2000 mg/L). The experiment consisted of 16 treatments with three replicates in a completely randomized block design. The vegetative growth and flowering traits, some leaf mineral contents as well as some yield and quality characters and fruit mineral content were studied. The vegetative growth characters were not significantly influenced by humic acid and foliar application of potassium and their interactions at different doses in comparison with control. The effect of different doses of humic acid and potassium fertilization did not significantly increased most nutrient leaf content (N, Ca, and K) except (P) which was enhanced by application of both fertilizers. The yield quantitative characters of melon [number of fruits/ plant, total yield and fruit moisture content (%)] were not significantly different from control. The humic acid and foliar application of potassium fertilizer have a significant impact on the fruit content of phosphorus (P) and calcium (Ca) but did not remarkably enhanced nitrogen (N) and potassium (K) in fruits of melon. Both humic acid and potassium applications with different doses have resulted in a significant enhancement in carbohydrate content (%) in fruits and total soluble solids (TSS %), but did not cause any increment in the vitamin C compared to control. Keywords: Humic acid, Melon, Potassium, Quality, Yield
Van yöresinde yaygın olarak bulunan Muscari neglectum Guss'un in vitro koşullarda çoğaltımı
Türkiye'de yaklaşık 25 Muscari türü bulunmaktadır. Muscari neglectum Guss.. dahil aralarında on tanesi ya endemik ya da hassastır. M. neglectum, süs bitkisi olarak kullanılabilmektedir. Ancak, M. neglectum'un ticari üretimi için geliştirilmiş protokoller yeterli değildir. Bu bitkinin ticari üretimi için hızlı ve etkin bir protokol geliştirmek, ülke ekonomisine katkıda bulunabilir. Bu nedenle, bu çalışmada M. neglectum Guss. için güvenli in vitro vejetatif çoğaltım tekniklerinin geliştirilmesi amaçlanmıştır. Çalışmada M. neglectum Guss'un ikili, üçlü, dörtlü ve beşli soğan pul yaprak ve soğancık eksplantları kullanılmıştır. Altı hafta boyunca karanlık koşullarda saklanan soğanlardan ikili pul yaprak üzerinde soğancık rejenerasyon oranı % 13.33-100 arasında değişmiştir. Ayrıca, 1 mg/l BAP + 0.8, 1.0 ve 1.20 mg/l NAA (3 kombinasyon) içeren MS (Murashige ve Skoog, 1962) ortamında ikili pul yaprağı eksplantlarında % 100 kallus oluşumu izlenmiştir. Ek olarak, 1 mg/l BAP + 0.4 mg/l NAA içeren MS ortamda 0.97cm'lik (en büyük) soğancık çapı ile 1.93 adet soğancık oluşumu izlenmiştir. Aynı ortamda, diğer (üç, dört ve beş adet pul yaprak) eksplantlarda % 100 soğancık oluşum ile 2.89-3.38 adet yan ve 3.0-4.0 adet adventif soğancık oluşumu gözlenmiştir. İkili pul yaprak eksplantlarda gelişen en büyük soğanların köklendirilmesi için 0.5 mg/l NAA içeren ½ MS ortamı kullanılmıştır. Çalışma sonucunda, M. neglectum Guss. türü için elde edilen bulguların ticari üretim için büyük önem taşıdığı düşünülmektedir.
Domateste farklı dönemlerde uygulanan kuraklık stresinin bitki gelişimi ve fizyolojik parametreler üzerine etkisi
Kuraklık domates üretiminde verimi ve kaliteyi azaltmanın yanı sıra, üreticilere de maddi sıkıntılar yaşatmaktadır. Domates üretiminde farklı dönemlerde yaşanan kuraklığın bitki gelişimi üzerine ne gibi bir etki edeceğini belirlemek amacıyla; Bu tez çalışmasında Babacan F1 domates fidesi kullanılmıştır Domates fidelerinde kontrol, 1. dönem kuraklık uygulaması ve 2. dönem kuraklık uygulaması olmak üzere iki kuraklık uygulaması üç tekrarlı ve her tekrarda altı bitki olacak şekilde tesadüf blokları faktöriyel deneme desenine göre dizayn edilmiştir. Sonuç olarak domates üretiminde 30 günlük su stresinin domates bitkisinde yavaş yavaş zararlanma ile verim ve kalite kayıplarının başlandığı görülmüştür. Yapılan çalışmada 30 gün sonra yapılan sulama ile bitki stresten kurtulup, bitki gelişmesindeki olumsuzlukların düzelme eğilimine girdiği görülmüştür. Bitki, yaprak ve meyvede bakılan parametreleri (bitki boyu, meyve ağırlığı, verim ve kalite, besin madde içeriği ile enzim aktiviteleri) kuraklık stresi sırasında olumsuz etkilenirken, 30 günlük kuraklıktan sonra sulama yapılınca bakılan parametrelerin kontrol grubundaki parametre değerlerine yaklaştığı görülmüştür. Bu ise bitkilerin 30 günlük kuraklıktan sonra toparlanabildiğini ve bu süreden daha uzun süreli kuraklıklarda domates bitkisinin zararlanmasının artacağı kanısına varılmaktadır
Van (Edremit) yöresinde yetiştirilen bazı yerli ve yabancı standart ceviz çeşitlerinin performanslarının incelenmesi
Bu çalışma Van ili Edremit ilçesinde farklı yerli ve yabancı ceviz çeşitleriyle kurulmuş olan üretici bahçesinde yürütülmüştür. Çalışmamızda meyve bahçesinde bulunan çeşitlerin fenolojik ve morfolojik özelliklerinin yanında çeşitli meyve özellikleri (kabuklu meyve ağırlığı, İç meyve ağırlığı, iç oranı (% randıman), kabuk kalınlığı, iç rengi, meyve içinin bütün çıkma durumu, vb.) UPOV kriterlerine göre değerlendirilmiştir. Ayrıca bu çeşitler antraknoz, don zararı ve meyve iç kurduna toleransları da takip edilmiştir. Bu özellikler değerlendirildiğinde Kaman-1 ve Fernor çeşitlerinin Van ili Edremit yöresi ekolojik koşullarında Kaman5, Ronde ve Chandler çeşitlerden daha iyi performans gösterdikleri tespit edilmiştir.
Karpuz (Citrullus lanatus (thunb.) mansf.) fidesi yetiştiriciliğinde en uygun besin solüsyonunun belirlenmesi
Bu araştırma, farklı besin solüsyonlarının, karpuz bitkilerinin büyüme parametreleri ve fide kalitesi üzerine etkilerini araştırma amacıyla yapılmıştır. Araştırma, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Fizyoloji Laboratuvarı İklim Odası'nda gerçekleştirilmiştir. Çalışmada, bitkisel materyal olarak Crimson Sweet karpuz çeşidi kullanılmıştır. Bu çeşide ait tohumlar torf ve perlit karışımında çimlendirilerek aynı ortamda farklı oranlarda besin içeriklerine sahip besin solüsyonları ile sulanarak yetiştirilmiştir. Araştırma iki aşamalı olarak yürütülmüştür. Birinci aşamada, karpuz tohumları torf ve perlit karışımı içeren viyollere ekilmiş ve çimlenene kadar saf su ile sulanmıştır. İkinci aşamada ise, yedi farklı besin solüsyonu uygulanarak sulama yapılmıştır. Çalışmada toplamda 8 uygulama bulunmaktadır. Bu uygulamalardan biri kontrol grubu, biri ticari gübre olup, geri kalan 6 uygulama ise modifiye edilmiş Hoagland çözeltisi temel alınarak hazırlanmıştır. Yapılan çalışmada, bitki gelişim parametreleri incelenmiştir. İncelenen parametreler arasında gövde boyu, gövde çapı, yaprak sayısı, boğum arası mesafe, kök uzunluğu, yaprak yaş ağırlığı, gövde yaş ağırlığı, toplam bitki yaş ağırlığı, yaprak kuru ağırlığı, gövde kuru ağırlığı, klorofil miktarı ve renk ölçüm değerleri (L*, a*, b*, C, hue) yer almaktadır. İncelenen parametreler Duncan çoklu karşılaştırma testi kullanılarak istatistiksel analizleri yapılmıştır. Elde edilen verilere göre en iyi sonuçlar 4. ve 5. uygulamalarda görülmüştür.
Doğanşehir (Malatya) yöresi incir (Ficus carica L.) gen kaynaklarının bazı meyve ve ağaç özelliklerinin belirlenmesi
Bu çalışma, 2022 ve 2023 yıllarında Malatya iline bağlı Doğanşehir ilçesinde yer alan Dedeyazı, Topraktepe, Bıçakcı, Örencik, Kapıdere mahallelerinde doğal olarak yetişen incir genotiplerinin (Ficus carica L.) meyve ve ağaç özelliklerinin belirlenmesi amacı ile yürütülmüştür. Çalışmada toplam 50 incir genotipi seçilmiş ve her bir genotipe ait lokasyon GPS yardımıyla işaretlenmiştir. Belirlenen incir genotiplerinin fenolojik, morfolojik, bazı pomolojik ve kimyasal analizleri gerçekleştirilmiştir. Yürütülen çalışmada, ilk yapraklanma tarihinin 3 Mayıs'ta başladığı ve meyve doğuşunun mayıs ayı içinde gerçekleştiği gözlenmiştir. Meyvelerin olgunlaşmaya 23 Temmuz'da başladığı ve tam olgunluğa ulaştığı dönemin ağustos ayı sonu olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, genotiplere ait yaprak ve sapların bazı özellikleri de belirlenmiştir. Olgun meyve özellikleri incelenere meyve ağırlıkların en düşük 44 DŞR 08 genotipinde (2.00 g). En yüksek 44 DŞR 26 genoipinde (16.27 g). Meyve Şekil İndeksi en düşük 44 DŞR 08 ve 44 DŞR 27 genotipinde (0.85mm). En yüksek değerin 44 DŞR 16 genotipinde (1.73 mm) olarak belirlenmiştir. Meyve boyun uzunluğu en düşük 7 genotipte görülürken (0.01 mm ), en yüksek değerin 44 DŞR 46 genotipinde (4.52 mm) olduğu belirlenmiştir. Ostiol açıklığının en düşük 44 DŞR 46 genotipinde (1.23 mm), en yüksek değeri 44 DŞR 24 genotipinde (8.66 mm) olduğu saptanmıştır. En düşük SÇKM miktarı 44 DŞR 18 genotipinde (%8.20), en yüksek değerin 44 DŞR 13 genotipinde (%28.90) olarak belirlenmiştir. Ümitvar olarak seçilen genotiplerin Kabukta Çatlama durumu 'Yok' olarak belirlenmiş olup Kabuğun Soyulma Durumu 'Kolay' ve Ostiolum açıklığının 'Küçük' olduğu belirlenmiştir. 2022 ve 2023 yıllarında uygulanan tartılı derecelendirme yöntemi ile istatistiksel analiz sonuçlarına göre 44 DŞR 12, 44 DŞR 27, 44 DŞR 37 ve 44 DŞR 38 kodlu genotipler, ümitvar genotipler olarak belirlenmiştir. Belirlenen incir genotipleri, bilimsel çalışma yapacak araştırıcılar için önemli bir kaynak niteliği taşımaktadır. Anahtar kelimeler: Doğanşehir, Ficus carica L., Genetik kaynaklar, Ostiolum, Pomoloji, SÇKM
Hakkâri yöresi yabani incir (ficus carica var. rupestris) genotiplerinin seleksiyonu ve genetik karakterizasyonu
Hakkâri'de yetiştirilen yerel incirlerin özelliklerini belirlemeye yönelik bir araştırmada, Çukurca ve Derecik bölgelerinde toplam 94 adet genotip incelenmiştir. Bu genotipler üzerinde çeşitli morfolojik özellikler incelenmiş ve değerlendirilmiştir. Araştırmanın sonuçlarına göre, incir ağaçlarının gelişim kuvveti ve büyüme şekli üzerinde genotiplere bağlı önemli farklılıklar tespit edilmiştir. Bodur, yarı bodur ve kuvvetli gelişim gösteren genotipler bulunmuş, yayvan gelişim alışkanlığına sahip genotiplerin çoğunun yayvan, dik ya da yarı dik şekillerde büyüdüğü belirlenmiştir. Ayrıca, incir ağaçlarının sürgünlerinin uzunluğu ve kalınlığı üzerinde de genotiplere bağlı olarak önemli değişiklikler görülmüştür. Sürgün uzunluğu ve kalınlığı incelendiğinde, genotipler arasında büyük çeşitlilik olduğu ve bazı genotiplerin diğerlerine göre daha uzun veya daha ince sürgünlere sahip olduğu görülmüştür. Araştırmada incelenen yaprak özellikleri de genotiplere bağlı olarak değişiklik göstermiştir. Yaprak uzunluğu, genişliği, yaprak lop sayısı gibi özellikler incelenmiş ve genotipler arasında önemli farklılıklar saptanmıştır. Örneğin, HD1 genotipi en büyük yapraklara sahipken, diğer genotiplerden farklı olarak yaprakları daha küçük olan genotipler de bulunmuştur. Meyve ağırlığı, boyutu, şekli, kabuk ve et rengi açısından genotipler arasında önemli farklılıklar bulunmuştur. Örneğin, HD19 genotipi en büyük meyvelere sahipken, HD5 genotipi en küçük meyvelere sahiptir. Meyve şekli genellikle yuvarlak veya basık yuvarlaktır, ancak bazı genotiplerin armut veya üst şekilli meyvelere sahip olduğu belirlenmiştir. Ayrıca, meyve rengi üzerinde de genotiplere bağlı olarak önemli farklılıklar gözlemlenmiştir. Kabuk rengi genellikle sarı veya mor olarak belirlenmiş, meyve eti renginin ise genellikle kahverengi olduğu tespit edilmiştir Genotipler arasında suda çözünür kuru madde miktarı, titre edilebilir asit miktarı, C vitamini, toplam fenolik, toplam flavonoid, toplam monomerik antosiyanin ve antioksidan aktivite gibi biyokimyasal özelliklerde önemli farklılıkların olduğu görülmüştür. Bu değerler incelendiğinde, incir genotiplerinin kimyasal bileşimlerinin geniş bir yelpazeye yayıldığı ve genotipler arasında belirgin farklılıkların olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak, Hakkâri'de yetiştirilen yerel incirlerin genetik çeşitliliğinin oldukça zengin olduğu ve bu genotiplerin morfolojik, pomolojik ve kimyasal özelliklerinin incelenmesinin önemli olduğu sonucuna varılabilir. Bu çalışma, yerel incir çeşitlerinin tanımlanması ve genetik kaynakların korunması için önemli bir adım olabilir
Van ili Tuşba ilçesi Ağartı yöresinde yetiştirilenyerli ceviz genotipleri ve yabancı çeşitlerin performanslarının incelenmesi
Bu çalışma Van ili Tuşba ilçesi Ağartı yöresinde yetiştirilen bazı mahalli ceviz genotipleri ile fernor ve fernette ceviz çeşitlerinin performansları üzerinde yürütülmüştür. Çalışmada ceviz ağaçlarının morfolojik özelliklerinin yanı sıra, fenolojik özellikler ve meyve özellikleri UPOV kriterlerine göre değerlendirilmiştir. Van İli Tuşba İlçesi Ağartı yöresi ekolojik koşullarında verim ve meyve kalite kriterleri açısında öne çıkan 12 adet ceviz genotipi belirlenmiştir. Kabuklu meyve ağırlıkları 10.98- 23.86g, İç ağırlıklar 5.18-10.36g ve randıman oranları ise %5.18-10.36 arasında bulunmuştur. Yörede yetiştirilen fernor ve fernette ceviz çeşitlerinin performansları bakımından yöre ekolojisine uygun olduğu tespit edilmiştir. Araştırma alanına giren birkaç tane fernor ve tozlayıcısı fernette'den oluşan ceviz bahçelerindeki adaptasyon analizi için henüz 5-6 yaşındaki ceviz bahçeleri olduğu için sağlıklı bir değerlendirme yapılması mümkün olmamakla beraber ilk yıllardaki adaptasyonları olumlu olarak değerlendirilmiştir
Bazı şamama (cucumis melo spp. melo var. dudaim)genotipleri arasındaki akrabalık ilişkilerinin morfolojik vemoleküler yöntemlerle araştırılması
Kabakgiller familyasında en çok üretimi yapılan ürünlerden biri olan kavundur. Kavunun anavatanı çok geniş bir yelpazeye sahiptir bu da onun çok fazla genetik çeşitliliğine sahip olduğunu göstermektedir. Dünyada Cep Kavunu (Cucumis melo spp. melo var. dudaim) olarak bilinen Şamama, Türkiye'den Afganistan'a uzanan kadim topraklardan gelen hoş kokulu bir hazinedir. Bu büyüleyici kavun çeşidi, eşsiz aroması ve tıbbi özellikleriyle yüzyıllardır bilim insanlarının ve yetiştiricilerin ilgisini çekmektedir. Tarihi ilk medeniyetlere kadar uzanan şamamanın kullanım alanları oldukça geniştir.. Genetik farklılıkların anlaşılması ve ortaya çıkan yeni çeşitlerin koruma altına alınması için moleküler çalışmalar yapılmaktadır. Bu çalışmada farklı bölgelerden toplanan Şamama (Cucumis melo spp. melo var. dudaim) genotipleri örneklerin morfolojik olarak analizi yapılmış ve bunun yanı sıra yurtiçi ve yurtdışından temin edilen bazı Şamama genotipleri ve en çok yetiştirilen diğer kavun çeşitleri arasındaki akrabalık ilişkilerini meyve özellikleri yanı sıra iPBS gibi moleküler yöntemler kullanılarak belirlenmeye çalışılmıştır. Bu çalışmada incelenen Şamama genotiplerinde meyve ağırlığı, boy, kabuk ve et kalınlığı, SÇKM ve pH değerleri açısından geniş bir varyasyon belirlenmiştir. Morfolojik veriler, genotipler arasında pazarlanabilirlik, tüketici tercihi ve yerel adaptasyon bakımından dikkate değer farklılıklar bulunduğunu ortaya koymuştur. iPBS markörleriyle yapılan moleküler analizler sonucunda toplam 32 polimorfik bant elde edilmiş ve ortalama polimorfik bilgi içeriği (PIC) 0.416 olarak hesaplanmıştır. Elde edilen bu sonuçlar, Şamama genotiplerinin orta düzeyde genetik çeşitliliğe sahip olduğunu ve genetik yapı ile morfolojik özellikler arasında büyük ölçüde uyum olduğunu göstermektedir. Kümelenme analizlerinde genotiplerin coğrafi kökenlerine göre gruplandığı, bazı örneklerin ise belirgin şekilde ayrışarak potansiyel genetik kaynaklar sunduğu görülmüştür. Bulgular genel olarak, Van Gölü Havzası'ndaki Şamama genotiplerinin zengin bir genetik çeşitliliğe sahip olduğunu, bu nedenle hem genetik kaynakların korunmasında hem de ıslah programlarında önemli bir potansiyele sahip olduğunu ortaya koymaktadır.
Van ili sebze üretim merkezlerinin üretici, işletme, üretim ve pazarlama profili yönünden değerlendirilmesi
Bu çalışmada, Van ilinin 6 ilçesinde (Gevaş, Edremit, Erciş, Tuşba, İpekyolu ve Muradiye) sebzecilik potansiyelinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Bu amaçla 2024 yılına ait Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS) verileri kullanılarak 6 ilçede 112 çiftçiyle yüz yüze anket görüşmeleri yapılmıştır. Anket çalışmasında sebze üretimi yapan çiftçilere ilçeler bazında üretici, işletme, üretim ve pazarlamaya yönelik toplam 61 soru sorulmuştur. Üretici profiline yönelik bulgularda, tüm ilçelerde katılımcıların çoğunun 40-60 ya da 60 yaş üstü erkek olduğu, eğitim düzeylerinin ilkokul düzeyinde ya da hiç olmadığı, sosyal güvencelerinin olduğu, çiftçilerin çoğunluğunun üretim alanlarından elde ettikleri gelirin aylık 20.000-30.000 TL aralığında değişim gösterdiği belirlenmiştir. Erciş ilçesinde üreticiye en fazla gelir getiren türler sırasıyla domates ve lahana, Gevaş ilçesinde taze fasulye, Edremit ilçesinde domates ve biber, Tuşba ilçesinde domates, Muradiye ilçesinde lahana olurken, İpekyolu ilçesinde ise domates ve marul türlerinin olduğu saptanmıştır. İşletme profiline yönelik bulgularda, tüm ilçelerde işletmelerin çoğunluğunun küçük ölçekli yapıya sahip olduğu ve katılımcıların çoğunluğunun kendi mülkiyetleri olan arazilerde yetiştiricilik yaptığı belirlenmiştir. Üretim profiline yönelik değerlendirmelerde ise, katılımcıların çoğunun yetiştiricilik aşamasında Tarım ve Orman İl Müdürlüğünden destek almadıkları, yetiştirdikleri türleri 7 yıldan daha uzun süredir yetiştirdikleri saptanmıştır. Erciş ilçesinde domates (%38.7) ve lahana (%38.7) eşit oranda katılımcı tarafından yetiştirilirken, Gevaş ilçesinde büyük bir farkla (%91.7 katılımcı) taze fasulye yetiştiriciliği ön plana çıkmıştır. Bunun yanı sıra, Muradiye ilçesi katılımcılarının tamamının (%100) lahana yetiştiriciliği yaptığı, diğer ilçelerde ise ağırlıklı olarak domates yetiştiriciliğinin yapıldığı belirlenmiştir. Tüm türlerde katılımcıların çoğunluğu 50-60 cm ekim-dikim aralıklarını, sulamada ise damla ve yağmurlama sulama sistemlerini kullandıkları saptanmıştır. Pazarlama aşamasındaki kayıpların türlere göre değişmekle birlikte %5-30 arasında değişim gösterdiği, pazarlama aşamasında karşılaşılan en önemli sorunların aracıların fazla olması, pazar bulmada yaşanan zorluklar ve ürünleri depolama imkânlarının olmayışı gelmiştir.
Ahlat (Bitlis) ilçesi meyve ve sebze yetiştiricilik potansiyelinin belirlenmesi
Bitlis iline bağlı Ahlat ilçesinde Doğu Anadolu bölgesinin karasal iklim Ģartları etkilidir. Ancak karasal etkiler, Van gölü‟nün varlığı nedeniyle çevreye göre daha azdır. Ahlat ilçesinde, volkanik materyalle örtülmüĢ olan arazi akarsu vadileriyle parçalanmıĢ ve bazı kesimlerde eğimli bir topografya meydana gelmiĢtir. AraĢtırmamıza konu olan Ahlat ilçesi, tarımsal ürünlerin yetiĢtirilmesi için elveriĢli bir topografyaya sahiptir. Ahlat ilçesinin ekonomisi, ekip-biçmeye dayalı tarım ve hayvancılık faaliyetlerine dayanmaktadır. AraĢtırma, Bitlis Ġli Ahlat Ġlçesi kırsalında gerçekleĢtirilmiĢtir. Meyve ve sebze üreticilerinin mevcut durumlarını analiz etmek, sorunlarını belirlemek ve bu sorunlara çözüm önerileri sunmak tez çalıĢmasının ana amacını oluĢturmaktadır. ÇalıĢma alanına ait üreticilerin; yaĢ ortalaması, meslekleri, eğitim durumları, verimleri ile ürünlerini değerlendirme ve muhafaza Ģekilleri, üretim alanlarının büyüklüğü ve örgütlenme durumları gibi sosyodemografik özellikler belirlenmiĢtir. Anket, çiftçi kayıt sistemine kayıtlı ve oransal örnek hacmi formülüyle belirlenen 38 meyve üreticisi ile 183 sebze üreticisi olmak üzere toplam 221 katılımcıyla yüz yüze anket yöntemi kullanılarak gerçekleĢtirilmiĢtir. Yapılan ankette üreticilere 67 adet soru sorulmuĢtur. Elde edilen veriler SPSS (Statistical Package for the Social Sciences) paket program kullanılarak değerlendirilmiĢtir.
Farklı bölgelerde yetiştirilen patates bitkisi üzerine ekolojinin etkisi
Bu tez çalışmasında, 2024 yılında Van'ın Saray, Diyarbakır'ın Bismil ve Ergani ilçelerinde yetiştiriciliği yapılan Jelly patates bitkisinde, farklı ekolojilerin verim ve fizyolojik parametrelere olan etkisini belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Yetiştiricilik sırasında DAP (Diamonyum Fosfat), %46 azot, amonyum sülfat, humic asit, süper fosforik asit, kalsiyum sülfat, potasyum peroksit, mikro element uygulanmıştır. Bitkinin yumru sayısı, yumru boyu, yaprak sayısı, bitki boyu, yaprak alanı, bitki başına verim, dekar başına verim, yumru eni ve yumru ağırlığı gibi parametreler incelenmiştir. Genel olarak hem lokasyonlar arası hemde gözlemler arası farklılıkların istatistiksel olarak önemli olduğu gözlemlenmiştir (p<0.05). Yapılan ölçümler sonucunda en yüksek yumru boyu 10.36 cm ile Van'ın Saray ilçesinde ölçülürken, en düşük yumru boyu ise Diyarbakır'ın Bismil ilçesinde 7.40 cm olarak ölçülmüştür. Yumru eninde en yüksek değer 9.06 cm ile Bismil lokasyonunda görülürken, en düşük değer ise 6.06 cm ile Ergani lokasyonunda görülmüştür. Yumru ağırlığında ise en yüksek değer 123.30 g ile Bismil ilçesinde belirlenirken en düşük yumru ağırlığı Van lokasyonunda 83.70 g olarak tespit edilmiştir. Bitkideki yaprak sayıları, en fazla Bismil lokasyonunda 76.00 adet/bitki olarak belirlenirken, en düşük yaprak sayısı ise 70.00 adet/ bitki ile Saray ilçesinde belirlenmiştir. Yaprak alanı en fazla 3.57 cm2 ile Bismil bölgesinde yetiştirilen patateslerde görülürken en az yaprak alanı ise 2.93 cm2 ile Ergani bölgesinde görülmüştür. Bitki boyu en fazla 60.00 cm ile Bismil ekolojisinde üretilen bitkilerde ölçülürken, en düşük bitki boyu ise 48.00 cm ile Saray ilçesinde ölçülmüştür. Yine benzer şekilde Bitki başına verimde, en yüksek verim 1277.10 gr ile Bismil ilçesinde elde edilirken, en düşük verim ise 911.20 gr Saray bölgesinde elde edilmiştir. Dekara verim ise 6.39 ton ile Bismil bölgesinde en yüksek verime ulaşılmıştır. En düşük dekara verim ise 4.56 ton ile Saray bölgesinde elde edilmiştir. Ayrıca çalışma sonucunda Ergani ve Bismil bölgelerinin iklimi, Saray bölgesine göre daha sıcak olması ve toprak yapısının daha iyi olması, verimi ve yumru büyüklüğüne etkisini de arttırdığı görülmektedir. Dolayısıyla patates yetiştiriciliğinde sıcaklığın verim ve kalite üzerinde olumlu yönde etki ettiği sonucuna varılmıştır.
Farklı seviyelerde tuzlu sulama suyu, humik asit ve deniz yosunu ekstraktı kullanımının turpun fizyolojik ve morfolojik özelliklerine etkisi
Bu çalışmada, tuz stresi altında yetiştirilen turp bitkisinin (Raphanus sativus L.) morfolojik özelliklerini incelemek ve hümik asit ile deniz yosunu ekstraktının bu stres koşullarındaki etkilerini belirlemektir. Araştırma, tuzlu sulama suyu uygulamalarının turp bitkisinin kök çapı, ağırlığı ve yaprak özellikleri üzerindeki olumsuzlukları, deniz yosunu ekstraktı ve humik asittin stres toleransını artırmadaki rolünü değerlendirebilecektir. Çalışma, farklı tuzluluk seviyelerine sahip sulama suyu kullanarak, tuz stresine karşı tolerans mekanizmalarını anlamayı hedeflemektedir. Humik asit kullanımı ile tuzluluk stresinin bitki verimi ve büyüme üzerindeki olumsuz etkilere çözüm bulmak amaçlanmaktadır. Humik asit, tuz stresinin olumsuzluklarının giderilmesi turp bitkisinin sağlıklı gelişmesini artıracağı ve bu sayede yönetim ve kaliteyi artırma açısından önemli bir fayda sağlanabileceği hedeflenmektedir. Bu bağlamda, humik asittin tuz stresine karşı bir strateji olarak kullanımı mümkündür. Ayrıca bu biyostimülantların tuz stresinin olumsuzlukları azaltma potansiyeli üzerinde durulacaktır. Araştırma, Yüzüncü Yıl Üniversitesi Ziraat Fakültesi iklim odasında gerçekleştirilecek ve elde edilen sonuçlar, tarımsal üretimde yenilikçi uygulamaların geliştirilmesine katkı sağlayacağı ifade edilmektedir. Yani, araştırmanın bulguları, tarım yönetimi ve üretim süreçlerinin iyileştirilmesine yönelik yeni stratejilerin uygulanmasına yardımcı olacaktır. Bu bağlamda, tarımsal verim ve kaliteyi artırmaya yönelik öneriler sunulması hedeflenmektedir.
The effects of variousfertilizer compositions on fruit quality and productivity of the figtree (Ficus carical.) CV. Benatty in Duhok, Iraq
In this study, the effects of organic fertilizer, urea and nano fertilizer applications on the growth characteristics, yield performance and fruit quality of 'Benatty' fig variety were investigated. Compared to the control application, both individual and combination applications of organic fertilizer, urea and nano fertilizers had significant effects on tree and fruit development parameters and nutrient contents (vegetative growth characteristics, leaf protein and nutrient contents, fruit yield and quality characteristics, fruit nutrient contents). 20 kg tree-1 organic fertilizer + 1.5% urea combination improved shoot length, leaf area, leaf dry matter, leaf total protein, leaf nutrient content (nitrogen, phosphorus and magnesium), total fruit number per tree, total yield per tree, total yield per hectare, total soluble solids, total flavonoids, total carotenoids, fruit nutrient content (phosphorus and calcium) values. 20 kg tree-1 organic fertilizer + 0.75% urea combination significantly increased leaf total chlorophyll content, leaf nutrient content (potassium, iron and zinc), fruit dry weight, total soluble solids, vitamin C, total antioxidants, total phenols and potassium content of fruit. 20 kg tree-1 organic fertilizer + 4 mL L-1 nano fertilizer combination increased shoot length, leaf area, leaf total chlorophyll content, leaf dry matter, leaf total proteins, leaf nitrogen contents, fruit diameter, total fruits per tree, total yield per tree, total yield per hectare, total soluble solids, total phenols, total proteins and fruit nutrient contents (nitrogen and iron). The combination of 4 mL L-1 nano fertilizer + urea 1.5% caused significant improvements in shoot length, leaf area, leaf dry matter, leaf nutrient content (phosphorus and magnesium), total fruit number per tree, total soluble solids, total carotenoids and fruit calcium content. The triple combination of 20 kg tree-1 organic fertilizer + 4 mL L-1 Nano fertilizer + 1.5% urea also improved shoot length, leaf total chlorophyll content, leaf dry matter, leaf total proteins, and leaf nutrient contents (nitrogen, phosphorus and magnesium).
Yomra (Trabzon) ilçesinde yetiştirilen foşa ve yomrali fındık çeşitlerinde bor, NPK ve koyun gübresi uygulamalarının etkinliğinin belirlenmesi
Bu çalışma, Yomra (Trabzon) yöresinde Foşa ve Yomrali fındık çeşitlerinde bor, koyun gübresi ve kimyasal (NPK) gübre kombinasyonlarının fındığın fenolojik, morfolojik, züruf, yaprak ve iç kalite (nem, ham yağ, protein, E vitamini) parametreleri üzerindeki etkilerini incelemiştir. Gübreleme stratejilerinin fındık kalitesi ve besin değeri üzerinde çeşitlere özgü, önemli ve istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar yarattığı tespit edilmiştir. Fenolojik olarak Foşa çeşidi erkenci olup 5 Ağustos 2024'te, Yomrali ise geççi karakterle 20 Ağustos 2024'te hasat olumuna ulaşmıştır. Meyve ve iç ağırlıklarında Foşa'da Kom. 17 (Bor 200 + KyG 20 + KimG 1 doz) (4.14 g ve 2.14 g), Yomrali'da ise Kom. 14 (Bor 200 + KyG 20 + KimG 0 doz) (3.83 g ve 1.99 g) en yüksek değerleri vermiştir. İç oranı, her iki çeşitte de 1 doz kimyasal gübre uygulamasıyla Foşa'da %51.99, Yomrali'da %52.48 ile optimize edilmiştir. Kabuk kalınlığı Foşa'da Kom. 14 (0.85 mm), Yomrali'da Kom. 1/Kom. 25 (0.81 mm) ile en ince bulunmuştur. Göbek boşluğu, Foşa'da Kom. 24 (3.82 mm) ve Yomrali'da Kom. 3 (0.77 mm) ile en düşük seviyeye çekilmiştir. Beyazlanma oranları, yüksek bor ve organik gübre uygulamalarıyla artarken, züruf yırtmaçlılık Foşa'da Kom. 25 (2.37) ile yüksek, Yomrali'da daha zayıf seviyede kalmıştır. Yaprak büyüklüğünde yüksek bor dozları baskılayıcı etki göstermiştir. Fındık içindeki nem değeri Foşa'da Kom. 25 (%4.22) ve Yomrali'da Kom. 27 (%4.10) ile optimum seviyelere indirilerek depolama ömrü artırılmıştır. Protein oranı Foşa'da Kom. 17 (%18.04), Yomrali'da Kom. 20 (%17.92) ile artırılmıştır. Ham yağ oranı Foşa'da Kom. 16 (%59.82), Yomrali'da Kom. 18 (%58.65) ile en yüksek seviyelere ulaşmıştır. E vitamini (α-tokoferol) içeriği, Foşa'da Kom. 17 (466.89 µg/g) ve Yomrali'da Kom. 14 (458.12 µg/g) ile kontrol gruplarına göre belirgin artışlar göstermiştir. Sonuç olarak, fındık kalitesi ve besin değeri üzerinde çeşit genetiği ve gübreleme kombinasyonları arasında güçlü bir etkileşim vardır. Çalışma, bor ve koyun gübresi ile kimyasal gübrenin dengeli kullanımının fındık kalitesini ve besin değerini artırmada kritik rol oynadığını vurgulamaktadır.
Patlıcan fide yetiştiriciliğinde en uygun besin solüsyonunun belirlenmesi
Bu tez çalışmasında, farklı besin solüsyonlarını patlıcan fidesi yetiştiriciliğinde uygulayarak, patlıcan fidelerinin büyüme, gelişme kriterlerine ve besin içeriklerine bakılmıştır. Çalışma, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Fizyoloji Laboratuvarı İklim Odası'nda yürütülmüştür. Çalışmada bitkisel metaryal olarak, A117 hibrit patlıcan çeşidi kullanılmıştır. Çalışma, patlıcan fidelerine farlı besin solüsyonları uygulayarak, uygulamalar sonucunda kaliteli, en iyi ve en pişkin fide elde etmek için yapılmıştır. Çalışmada toplam 8 uygulama bulunmaktadır. Bu uygulamalardan biri kontrol grubu, biri ticari gübre (NPK), geri kalan 6 uygulama ise modifiye edilmiş Hoagland çözeltisi temel alınarak hazırlanmıştır. Çalışma iki aşamalı olarak yürütülmüştür. Birinci aşamada, patlıcan tohumları torf ve perlit karışımı olan viyollere ekilmiş, tohumlar çimlenene ve fideler gerçek (kotiledon yaprak) yapraklara ulaşana kadar, saf su ile sulanmıştır. İkinci aşamada ise, fidelerde gerçek yapraklar oluştuktan ve hasat olgunluğuna gelene kadar, kontrol uygulaması hariç (saf suyla), diğer 7 uygulama hazırlanmış farlı besin solüsyonları ile sulanmıştır. Çalışmada hasat olgunluğuna gelen fidelerin toplam bitki ağırlığı, kök ağırlığı, kök uzunluğu, gövde ağırlığı, gövde boyu, gövde çapı, yaprak sayısı, yaprak ağırlığı, boğum arası mesafe gibi büyüme paremetreleri, klorofil miktarı, yaprak renk değerleri (L, a*, b*, Croma, Hue) ve iyon (N, P, K, Ca, Mg, Fe, Cu, Mn, Zn) birikimlerine bakılmıştır. İncelenen paremetreler Duncan çoklu karşılaştırma testi kullanılarak istatistiksel analizleri yapılmıştır. Elde edilen verilere göre, farklı sölüsyonlarda hazırlanan besin reçtelerınin en olumlu etki ettiği uygulama Uyg.5 olarak belirlenmiştir.
İsatis constricta P. H. Davis'in (çivit otu) vejetatif ve çiçekli dönemlerdeki kök ve yapraklarında bulunan bazı indol alkaloidlerinin belirlenmesi
Isatis L. geçmişten beri hem boya hem de tıbbi amaçla kullanılan önemli bitkilerdir. Isatis cinsine ait olan bitkilerin yaprak ve köklerinden elde edilen triptantrin, indirubin ve izatin indol alkaloidleri çeşitli hastalıkların tedavisinde kullanılan, farmakolojik olarak aktif bileşiklerdir. Bu bitkilerde bulunan indikan bileşiği indigonun (mavi renk) öncül maddesidir. Bu çalışmada materyal olarak kullanılan Isatis constricta P. H. Davis bitki örneklerinin hem vejetatif hem de çiçekli dönemlerinde yaprak ve kök kısımlarındaki triptantrin, indirubin, izatin ve indikan miktarları incelenmiştir. Analiz işlemleri HPLC (Yüksek Basınçlı Sıvı Kromatografisi) cihazı ile yapılmıştır. I. constricta'nın vejetatif döneminde alınan yaprak örneklerindeki triptantrin (0.482 ± 0.0072 µg/g) ve indirubin miktarlarının (0.029 ± 0.00007 µg/g) en yüksek değere sahip olduğu tespit edilmiştir. Çiçekli dönemde alınan yaprak örneklerinde ise izatin (4.358 ± 0.0985 µg/g) ve indikan miktarının (21.330 ± 0.114) en yüksek değere sahip olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: I. constricta P. H. Davis, triptantrin, indirubin, izatin, indikan, indol alkaloid
determination of ampelographic characteristics of the grape varieties grown in idil district of şırnak province
This study was broadly conducted to describe according to international forms the ampelographic characteristics of the grape varieties grown in İdil county of Şırnak province in 2017 and 2018. Herein, the publication namely "Descriptor for Grape" which was published in 1983 by IBPGR, OIV and UPOV was used mostly. In addition, another publication named as "Minimal Descriptor List for Grapevine Varieties" was rarely employed. In this research, 77 ampelographic characteristics including shoot, fresh and mature leaf, cane, cluster, berry, seed properties, usage purpose and phenological properties of 20 grape varieties collected from different villages of İdil county of Şırnak province were evaluated. In addition, climatic conditions and agricultural practices are documented. Since all the varieties, the form of shoot tip is in "open", the distribution of tendrils is in "discontinuous" and prominences of seed edge are in "none" classes, these varieties are considered belong to V. vinifera L. species. At the same time, in all the varieties, it was put in "semi-erect" habitus; the situation of upright hairs on shoot/cane/node/and internode was in "none"; there were no prostrate hairs on petiol and flesh color; berry was "seeded" and it was in "striated" class on the cane surface. While the other ampelographic characters of shoot/cane, leaf, cluster, berry and seed was showing differences among the varieties, it was showed that there were variation in the same varieties even in the same vine. Grape varieties grown in the region are generally used as tablegrape, but are also used in the production of products such as raisins, molasses and churchkhela. Key Words: Viticulture, Grape, Ampelography, Şırnak, İdil
Prunus Arabica (Olivier) Meikle nin in vitro mikroçoğaltım özelliklerinin araştırılması
Prunus arabica (Olivier) Meikle İran, Irak, Filistin, Ürdün, İsrail ile Türkiye'nin Güneydoğu Anadolu bölgesinde; Kilis, Gaziantep, Adıyaman, Mardin, Şırnak ve Siirt illerinde yetişen çalı formunda bir yabani badem türüdür. Özellikle Ürdün'ün güneydoğusunda kurak iklim şartlarında sert çekirdekli meyve türlerinde verim ve kaliteyi arttırmak için anaç olarak kullanılmaktadır. Bu çalışmamızda anaçlık potansiyeli yüksek olan Prunus arabica (Olivier) Meikle'nin in vitro klonal mikroçağaltımı araştırılmıştır. Çalışmada eksplant olarak kullanılan çelikler bahar döneminde yapraklar açılmadan önce olgun bitkilerden alınmıştır.Yüzeysel sterilizasyondan sonra en iyi çoğaltma ortamını ve konsantrasyonunu belirlemek amacıyla eksplantlar 0,01 IBA ve 1 mg/L BA içeren MS, NRM, DKW ve WPM besi ortamlarında kültüre alınmıştır. Köklendirme üzerine IBA'nın farklı konsantrasyonları (0.25,0.5,0.75, 1,0 mg/l) ile aktif kömürün etkisi araştırılmıştır. Çalışmada sürgün başına ortalama sürgün sayısı sırası ile NRM (11,5adet/eksplant), WPM (9,6 adet/eksplant), DKW (3,29 adet/eksplant) ve MS (1,5 adet/eksplant) ile en iyi NRM ortamı üzerinde olmuştur. Sürgün uzunluğu bakımından kullanılan kültür ortamları arasında sırası ile NRM (3,4cm), DKW (3,2cm), WPM (2,1cm) ve MS (1,3cm) ile tekrar en iyi sonuç NRM ortamından elde edilmiştir. Köklenme açısından bakıldığında aktif kömürün köklenme üzerine çok fazla etki etmediği gözlenmiş ve en iyi köklenme oranı %18 ile 0,5mg/L IBA içeren aktif kömürlü ortamda kaydedilmiştir. Anahtar kelimeler: Prunus arabica, in vitro, köklenme, IBA, NRM
Genç-erken dönemde uygulanan su stresinin farklı domates çeşitlerine etkisi
Çalışma Şırnak Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü yetiştirme odasında yürütülmüş ve materyal olarak Hazera 5656 F-1 ve Seminis SVTD 8008 domates çeşitleri (Solanum lycopersicum L.) kullanılmıştır. Çalışma dönemi boyunca yetiştirme odasının sıcaklık değerleri 25 / 18 ±1 C (gündüz/gece), % 60-65 nemli ortamda ve 8000 lüx ışık şiddeti altında tutulmuştur. Çalışma konusu domates bitkilerine Hölpower Vermikülit tercih edilmiş olup, Hoagland besin çözeltisi kullanılarak sulama yapılmıştır. İki farklı domates çeşidinde, fide dikiminde (03 Şubat 2020) 300 ml Hoagland besin çözeltisi cansuyu olarak uygulanmıştır. 07 Şubat 2020 tarihinde 1. sulama ile birlikte konulu sulama başlatılmış ve sırasıyla 13 Şubat, 17 Şubat, 21 Şubat ve son olarak 25 Şubat 2020 tarihinde olmak üzere toplamda beş farklı tarihte %15, %25, %50, %75 ve %100 (kontrol) konularından oluşan beş farklı sulama düzeyi çalışılmıştır. Son sulama tarihinden itibaren 20 gün sulama yapılmamıştır. Böylece domates çeşitlerine genç-erken dönemden itibaren su stresi uygulanmış, su stresinin yaprak ve köklerde gösterdiği tepkilerin belirlenmesi hedeflenmiştir. Çalışmada; bitki yaprak sayısı (adet), bitki boyu (cm), bitki gövde çapı (mm), yaprak alanı (cm²), bitkilerde zararlanma dereceleri (puan), yaprak klorofil yoğunluğu (SPAD), yaprak yaş ve kuru ağırlığı (g), yaprak oransal su içeriği (%), yaprak ve köklerin besin elementlerinden potasyum (K) ve kalsiyum (Ca) oranları (%) ile klorofil a, klorofil b, klorofil a b (mg/g), karotenoid (mg/g), toplam fenolik (mg/g) ve flavanoid (mg/g) analizleri yapılmıştır. Çalışmada incelenen su düzeyleri ve domates çeşitleri arasındaki kriterler değerlendirildiğinde Hazera 5656 F-1 çeşidi %100 sulama düzeyinde yaprak sayısı, gövde çapı, yaprak alanı, zararlanma derecesi, kuru ağırlık oranı ve yaprak oransal su içeriği oranında, %15 sulama düzeyinde bitki kök aksamındaki kalsiyum oranı ile %25 sulama düzeyinde toplam fenolik ve flavonoid oranında en iyi sonuçların elde edildiği , su stresi koşullarında bitkinin yeşil aksamında potasyum biriktirdiği tespit edilmiştir. Seminis SVTD 8008 çeşidi %100 sulama düzeyinde bitki boyu, yeşil aksam potasyum oranı ile %25 sulama düzeyi kök aksamı potasyum oranı, %50 sulama düzeyi yeşil aksam kalsiyum oranı ve %15 sulama düzeyi karotenoid değerlerinde daha yüksek sonuçlar tespit edilmiştir. Klorofil yoğunluğunun yanı sıra klorofil a, klorofil b ve klorofil a b değerlerine bakıldığında tüm sulama düzeyleri ve iki domates çeşidinde birbirine yakın sonuçlar bulunmakla birlikte istatistiki anlamda sonuçların önemsiz olduğu tespit edilmiştir. ANAHTAR KELİMELER: Su stresi, Domates, Fenolik, Flavonoid, Karotenoid
Midyat (Mardin) ilçesinde bazı yerel üzüm genotipleri ve ampelografik özelliklerinin belirlenmesi
Bu çalışma; 2019-2020 yılları arasında Mardin ili Midyat ilçesinde yetiştiriciliği yapılan mahalli üzüm çeşitlerinin Ampelografik özelliklerinin uluslararası normlara göre ayrıntılı olarak tanımlaması için ile yürütülmüştür. Çalışmada; büyük ölçüde IBPGR, OIV ve UPOV tarafından hazırlanarak 1983 yılında yayınlanan "Descriptors for Grape" adlı yayından faydalanılmış olmakla beraber 1989 yılında yayınlanan "Minimal Descriptor List for Grapevine Varieties" adlı bir yayından da yararlanılmıştır. Mardin ilinin Midyat ilçesine bağlı mahallelerinde ve köylerinde tespit edilen 28 üzüm çeşidi, 77 karakter bakımından değerlendirilmiştir. Ayrıca ilçenin iklim özellikleri ve uygulanan bağcılık tekniğine değinilmiştir. Araştırmaya konu çeşitlerde; sürgün ucunun açık, sülük dizilişinin kesikli, çekirdek kenarlarında çıkıntıların olmaması bu çeşitlerin Vitis vinifera L. türüne ait olduklarını göstermiştir. Tüm çeşitlerde sürgün pozisyonu yarı dik; sürgün/çubuk'ta boğum ve boğumaraları tüysüz; yaprak sapı yatık tüysüz; meyve eti renksiz, tane çekirdekli ve yıllık dalda yüzey çizgili olarak bulunmuştur. Sürgün ve çubuk, yaprak, salkım, tane ve çekirdeklere dair diğer özellikler de çeşitler arasında farklılıklar gösterirken bunların aynı çeşitte, hatta aynı omcada dahi farklı olabileceği gözlemlenmiştir. Yörede yetiştirilen üzüm çeşitleri genellikle sofralık olarak tüketilmekle beraber kuru üzüm, pekmez, pestil gibi ürünler de değerlendirilmektedir.
Ticari önemi yüksek bazı lavanta (Lavandula spp.) çeşitlerinin in vitro mikroçoğaltım özelliklerinin araştırılması
Ballıbabagiller (Lamiaceae) ailesinin bir üyesi olan lavanta, dünyada ekonomik değeri her geçen gün artan önemli tıbbi ve aromatik bir bitkidir. Bu çalışmada 4 farklı lavanta çeşidi (Lavandula x intermedia var. Super A, Lavandula angustifolia var. Druzhba, Lavandula angustifolia f. Sevtopolis ve Lavandula angustifolia var. Yubileina) için in vitro mikroçoğaltım protokolünün geliştirilmesi amaçlanmıştır. Eksplant kaynağı olarak koltuk altı tomurcuklar kullanılmıştır. Çeşitlerin in vitro da sürdürülebilirliğini, optimum çoğaltım katsayısını ve stabilizasyonunu sağlayacak sitokinin (BA, TDZ, 2-İP ve Kinetin) konsantrasyonlarını ve ortamı belirlemek için eksplantlar 0.5, 1.0, 1.5 mg/L sitokinin + 0.01 mg/L IBA + 5.5 g/L agar içeren NRM, MS ve WPM ortamları üzerinde 23 ± 2 oC sıcaklık ve 16/8 (aydınlık/karanlık) fotoperiyotta iklim odasında kültüre alınmışlardır. Ayrıca aktif kömür uygulamasının kültürlerin sürdürülebilirliği ve çoğaltım katsayısı üzerine etkileri araştırılmıştır. Sürgün sayısı bakımından ortam ve çeşidin etkisi önemli bulunmuştur. Eksplant başına oluşan ortalama sürgün sayısı bakımından çeşitlerin hepsi göz önüne alındığında ortalama 6.33 adet/bitki sürgün ile NRM ortamında kaydedilmiştir. Çeşit bakımından da ortalama 7.27 adet/bitki sürgün ile BA içeren NRM ortamında Super A çeşidinde kaydedilmiştir. Sürgün sayısı bakımından 4 farklı (TDZ, 2-İP, Kinetin, BA) hormondan en iyi sonuç BA hormonunda kaydedilmiştir. Sürgünlerin ortalama uzunlukları bakımından NRM (2.24 cm) ortamı, MS (2.04 cm) ve WPM (1.27 cm) ortamına göre daha iyi sonuç vermiştir. Çeşit bazında incelendiğinde sürgün uzunluğu bakımından en iyi sonucu sırası ile 3.37 cm ile Super A çeşidinde TDZ ilave edilmiş ortamda elde edilirken buna en yakın 3.33 cm BA içeren NRM ortamı üzerinde Druzhba çeşidinde kaydedilmiştir. Aktif kömür uygulaması lavanta çeşitlerinde eksplant başına oluşan ortalama sürgün sayısı üzerinde negatif yönde etki göstermesine rağmen sürgün uzunluğu üzerinde (3.57 cm) olumlu etki oluşturmuştur. Lavanta çeşitlerinden alınan ve bir cm'den uzun mikrosürgünler 1 mg/L BA içeren NRM ortamında köklendirildikten sonra dış koşullara aktarılmıştır.
Sera koşullarında kuraklık stresi altında yetiştirilen domates bitkisinde yapraktan kalsiyum uygulamasının etkisi
Bu çalışma 2020 yılı bahar döneminde Şırnak ili Silopi ilçesi Birlik köyünde yürütülmüştür. Araştırmada domates bitkisinin kuraklık stresi altında yapraktan uygulanan kalsiyuma karşı tepkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışma, tesadüf blokları deneme desenine göre 4 uygulama düzeyinde [(%100 sulama (kontrol), %50 sulama, %50 sulama+ %1 kalsiyum ve %100 sulama+ %1 kalsiyum)] ve 3 tekerrürlü olarak yürütülmüştür. Domates bitkisinde kalsiyum sülfat (CaSO4) %1 oranda yapraktan püskürtülerek uygulanmış ve %50 su kısıtlaması uygulanarak bitki kuraklık stresine maruz bırakılmıştır. Böylece domates bitkilerinde %1 oranda kalsiyum sülfatın yapraktan uygulanmasının kuraklık stresini tolere edip edemeyeceği araştırılmıştır. Araştırmada yeşil aksam değerlendirmesi, yapraklardaki klorofil miktarı, yaprakta kuru madde miktarı, yaprak sıcaklığı ve yaprak oransal nem içeriği ölçülmüştür. Ayrıca meyve eni ve boyu, ortalama meyve ağırlığı, toplam meyve verimi, meyvede kuru madde miktarı, meyve eti sertliği, pH, meyve suyu EC miktarı, meyve et kalınlığı, suda çözünebilir kuru madde miktarı, tohum sayısı, yaprak ve meyvede makro ve mikro besin elementleri (Ca, K, Mg, N, Cu, Fe, Mn, Zn), toplam fenolik ve flavonoid bileşikler ve klorofil konsantrasyonu (klorofil a, b, toplam klorofil) analizleri yapılmıştır. Araştırma sonucunda kalsiyum sülfatın yapraktan uygulanmasının magnezyum konsantrasyonunu, klorofil miktarı, yaprak oransal nem içeriğini ve meyve eti sertliğini arttırdığı tespit edilmiştir. Ayrıca kuraklık stresi ve kalsiyum sülfat uygulamasının, domates bitkisi yaprak ve meyvesinde makro ve mikro besin elementi içeriklerinde, toplam fenolik ve flavonoid bileşiklerin miktarında ve klorofil konsantrasyonunda (klorofil a, b, toplam klorofil) oldukça etkili olduğu saptanmıştır. Çalışmadan elde edilen bütün bulgular değerlendirildiğinde, kalsiyum sülfatın (CaSO4) domates bitkisinin kuraklığa toleransı açısından umut verici etkilerinin olduğunu ortaya koymuştur.
Biberde yüksek sıcaklık stresi altında potasyum sülfatın kökten ve yapraktan uygulamalarının verim ve kalite üzerine etkileri
Küresel ısınma ile gerçekleşen yüksek sıcaklıkların tarımda yetiştiriciliği engelleyebileceği düşünülmektedir. İklimde oluşan değişikliklerden dolayı değişen çevre şartlarına dayanıklı tür ve çeşit geliştirmenin yanında bitkinin dayanıklılığı arttırılmalıdır. Açık ve örtü altı yetiştiriciliğinde en çok üretilen sebzelerden birisi de biberdir. Deneme Şırnak ili idil ilçesinin Çığır köyünde gerçekleştirilmiştir.40 gün arayla iki ayrı dikim yapılmıştır. Gübre olarak potasyum sülfat uygulanmıştır. İlk potasyum gübrelemesi dikimden 30 gün sonra yapılmıştır. Potasyum sülfat (K2SO4), yapraktan (0-1%-2%-3%) ve kökten (0-5-10-20 kg/dekara) uygulanmıştır. Potasyum sülfatın yaprak ve kökten uygulanması ile biber bitkilerinin yüksek sıcaklık stresi altında verim ve kaliteye etkisi araştırılmıştır. Denemede yeşil aksam değerlendirmesi, yapraklardaki klorofil miktarı, yaprak sıcaklığı, yaprak oransal nem içeriği(RWC), yaprak kuru ağırlık oranı, membran zararalanmaları, ölçülmüştür. Ayrıca meyve en ve boyu, ortalama tane ağırlığı, toplam meyve verimi, meyve kuru ağırlık oranı, meyve eti sertliği, pH, meyve et kalınlığı, SÇKM, tohum sayısı, yaprakta (Ca, K, N) ve meyvede makro ve mikro besin elementleri (Ca, K, Mg, N, Cu, Fe, Mn, Zn) konsantrasyonları analiz edilmiştir. Deneme sonucuna bakıldığında potasyum sülfatın yeşil aksam kuru ağırlığını, yapraklardaki klorofil oranını, yeşil aksamda azot(N),K içeriğini arttırmış iken yeşil aksamda Ca değerini azaltmıştır. Meyve kalite parametrelerinden olan meyve eti sertliğini, kalınlığını, kuru madde miktarını, arttırmıştır. Yüksek sıcaklık stresinde %2+yaprak ve 5+toprak uygulaması meyve verimini arttırmıştır. Sonuç olarak yüksek sıcaklık stresi altında uygulanan gübrenin meyve verim ve kalitesini arttırdığı tespit edilmiştir.
Mikorizanın Kuraklık Stresi İle Büyüme Düzenleyicileri Arasındaki Biber Bitkisi Üzerindeki Etkisi
Kuraklık stresi bitkilerde büyüme ve gelişmeyi olumsuz yönde etkileyen en önemli abiyotik faktörlerden birisi olmuştur. Kuraklık stresinin bitkinin mikoriza, salisilik asit ve jasmonik asit üzerindeki dengesini nasıl etkilediğini araştırmak amacıyla 36 farklı saksıda çalışmalar yürütülmüştür. Deneme Şırnak Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümüne ait yetiştirme odasında tesadüf blokları deneme desenine göre 3 tekerrürlü ve her saksıda 2 tane Anemon F1 sivri biber fidesi olacak şekilde yürütülmüştür. Kuraklık stresine maruz bırakılan bitkilere 1,00 mM konsantrasyonlarında olacak şekilde salisilik asit ve 50 µM konsantrasyonlarında olacak şekilde jasmonik asit uygulanmıştır. Salisilik asit ve jasmonik asit bitkilerin yaprağına uygulanması ve besin çözeltisininin kökten uygulanması sonucu biber bitkisinin kuraklık stresi altında kalitenin etkisi araştırılmıştır. Araştırmada bitki boyunun belirlenmesi, gövde çapının belirlenmesi, yaprak sayısı ölçümleri, klorofil miktarı, yaprak sıcaklığı, kök taze ve kuru ağırlık, yaprak taze ve kuru ağırlık, yaprak oransal nem içeriği ölçülmüştür. Ayrıca makro ve mikro besin elementleri (N, P, K, Mg, Ca, Cu, Fe, Zn), antioksidan enzim (APX, CAT, POX, SOD) aktiviteler, toplam fenolik ve flavonoid bileşikler ve yaprak alanı analizleri yapılmıştır. Çalışmadan elde edilen bütün bulgular değerlendirildiğinde, kuraklık stresi uygulanan bitkilerin yaprak sıcaklığında artışlar tespit edilmiş ve kontrole göre yaprak sıcaklığına en çok etki eden uygulama %25 kuraklık stresi uygulanıp mikoriza uygulanmayan 25-m bitkide tespit edilmiştir. Biber bitkisine uygulanan %25 kuraklık stresi sonucunda yeşil aksam üzerinde önemli boyutta zararlanma meydana gelirken mikoriza uygulaması yapılan bitkilerde ise bitki kök gelişiminin daha iyi sonuçlar verdiği tespit edilmiştir. Bununla birlikte jasmonik asit ve salisilik asit uygulanan bitkilerde yeşil aksam üzerinde istatistiksel olarak umut verici etkilerinin olduğunu ortaya koymuştur.
Ülkemizde bazı sert kabuklu meyvelerde ıslah çalışmaları
Bahçe bitkilerinde ıslah çalışmaları uzun soluklu, oldukça yorucu, büyük emek ve masraf isteyen, süreklilik gerektiren bir araştırma faaliyetidir. Özellikle meyve ağaçlarının yetişip meyve vermeye başlaması uzun zaman aldığından bahçe bitkilerinde ıslah çalışmaları çok uzun bir zamana, büyük masraflara ve geniş bir alana ihtiyaç göstermektedir. Türkiye'de sert kabuklu meyvelerden ceviz ıslah çalışmaları 1970'li yılların başlarında başlamıştır. İlk ıslah çalışmaları yerel popülasyonlardan seleksiyon yoluyla seçim yapma şeklinde yürütülmüş olup daha sonraları hazırlanan ıslah programlarında melezleme yöntemi de kullanılmaya başlanmıştır. Ceviz geç ilkbahar ve erken sonbahar donlarından olumsuz etkilenen bir bitki olduğundan ceviz ıslah programlarında geç yapraklanan ve erken yaprak döken genotiplerin elde edilmesi ıslah çalışmasının temel hedeflerden birisi olmuştur. Sert kabuklu meyveler açısından ülkemizin zengin bir genetik varyasyona sahip olması ıslah çalışmalarında kısa zamanda başarıya ulaşılmasını sağlamıştır. Ülkemizde badem ıslah çalışmaları 1968 yılların başlarında başlamıştır. Ülkemizde badem ıslah çalışmaları da yerel popülasyonlar içerisinden seleksiyon yöntemiyle istenen özelliklere sahip genotiplerin seçilmesiyle başlamıştır. Türkiye'de Antepfıstığı ıslah çalışmaları ceviz ve bademe göre biraz daha geç başlamıştır. Antepfıstığında ülkemizin ilk melez ıslah programı 1996'lı yılların başlarında oluşturulmuştur. Bugüne kadar ülkemizde hem seleksiyon yöntemiyle hem de melezleme yöntemiyle çok sayıda ceviz ıslah çalışmaları yürütülmüştür. Gerek üniversitelerin Bahçe Bitkileri Bölümü öğretim üyeleri tarafından gerekse Tarım ve Orman Bakanlığına bağlı Araştırma Enstitülerinde çalışan araştırmacılar tarafından çok sayıda ceviz, badem ve Antepfıstığı ıslah çalışması yürütülmüş ve bu çalışmalar sonunda ülkenin sert kabuklu meyve yetiştiriciliğinde fidan ihtiyacını karşılayacak yeni bitki çeşitleri geliştirilmiştir. Son zamanlarda devlet kurumlarının yanında özel sektör tohumculuk ve fidancılık kuruluşları da bu çalışmalara dahil olmuştur. Bu kuruluşlar tarafından yapılan ceviz, badem ve antepfıstığı ıslah çalışmaları bütün hızıyla devam etmektedir. Bugün meyve ıslahı çalışmalarına biyoteknoloji de dahil edilmiş ve ıslahın süresi nispeten kısaltılmıştır. Bu çalışmada Dünya'da ve Türkiye'de yapılan sert kabuklu meyvelerden ceviz, badem ve antepfıstığı ıslahı çalışmaları araştırılmıştır. Anahtar kelimeler: Ceviz, Badem, Antepfıstığı, Genotip, Seleksiyon, Gen kaynakları
Gölgelemenin domates bitkisinde verim, mineral element, toplam fenolik ve flavonoid üzerine etkisi
Domates dünyada en fazla üretilen sebzelerden biridir. Domates üretiminde Türkiye'de verilere baktığımızda yıldan yıla artış görülmektedir. Bu çalışma Şırnak ili İdil ilçesi Çığır köyünde sanayilik domates çeşidi üretiminde farklı gölgelendirmelerin bitki ve meyvelerdeki etkisini araştırmak üzere yapılmıştır. Deneme 3 tekerrürlü olarak kurulmuştur. Kullanılan domates çeşidi ise Kamenta F1 sanayi tipi domatestir ve gölgelendirmeler ise kontrol, %40, %55, %75, %95 şeklindedir. Denemede fide dikiminden 30 gün sonra gölgelendirmeler kullanılmıştır. Domates sıra araları 120 cm ve sıra üzeri 50 cm olarak tasarlanmıştır. Bitki ve meyvede; meyve sayısı, meyve çapı, meyve boyu, meyve et kalınlığı, meyve sertliği, yeşil aksamda bitki besin element içeriği, toplam fenolik ve flavanoid içeriği, yaprak sıcaklığı, toplam verim, , klorofil (SPAD),SÇKM (suda çözünebilir kuru madde) ve pHölçüm ve analizleri yapılmıştır. Sonuçlar incelendiğinde kontrol uygulamasının yaprak sıcaklığı, toplam verim, meyve çapı, meyve boyu, meyve et kalınlığı, meyve sertliği, yaprak oransal su içeriği diğer uygulamalara göre önemli derecede farklı bulunmuştur. Ayrıca, gölgelendirme uygulamalarında SÇKM (suda çözünebilir kuru madde) kontrole göre istatistiksel olarak farklılık göstermiştir. Kontrol uygulamasına göre gölgelendirme yapılan uygulamalarda en iyi sonuçlar yapraklarda K, Ca ve SÇKM olarak tespit edilmiştir. Analiz sonuçlarına göre %55 gölgelendirmenin Şırnak/ İdil iklim şartlarında sanayi tipi domates yetiştiriciliğinde kullanıldığında toplam verim ve kaliteyi olumlu yönde etkilediği tespit edilmiştir.
Şırnak yöresinde yetiştirilen antepfıstığında yapraktan çinko (ZN) uygulamasının tane ve yaprakların bazı mikro element içeriklerine etkileri
Bu çalışmada Şırnak yöresinde yetiştirilen Antepfıstığında yapraktan çinko uygulamasının yaprak ve meyve örneklerinin çinko ve bazı mikro element içeriklerine etkisi araştırılmıştır. Çalışmada, daha önceden belirlenmiş ve meyve verme aşamasındaki bir çitçi bahçesindeki Antepfıstığı ağaçlarına belirlenen dozlarda yapraktan Çinko Sülfat (ZnSO₄.₇H₂O) uygulanmıştır. Uygulama parselleri tesadüf blokları deneme desenine göre belirlenmiştir. Uygulamalar 4 doz 5 tekerrürlü olarak yapılmıştır. Yapraktan yapılan uygulama dozları; birinci doz: 0 doz, ikinci doz: % 0,25 ZnSO₄ (100 litre suda 250 gr ZnSO₄ eritilmiş), üçüncü doz: %0,50 ZnSO₄ (100 litre suda 500 gr ZnS04 eritilmiş), dördüncü doz: %1,00 ZnSO₄ (100 litre suda 1kg ZnS04 eritilmiş) şeklinde ayarlanmıştır. Uygulamalar çiçeklenmeden sonra başlamak üzere 20'şer gün arayla yapılmıştır. Üçüncü uygulamadan bir hafta sonra ağaçlardan yaprak örnekleri, hasat zamanında analiz için yeterli meyve örnekleri alınmış ve laboratuvarda mikro element analizleri bilinen yöntemlerle yapılmıştır. Analiz sonuçlarına göre yapraktan çinko uygulamasının yaprak ve tane örneklerinin özellikle çinko içeriğini önemli ölçüde etkilediği görülmüştür. Laboratuvar analiz sonuçlarına göre uygulanan çinko dozları artıkça yaprak örneklerinin çinko içeriğinin de arttığı görülmektedir. İstatistik analizlerine göre yapraktan çinko uygulamasının yaprakların çinko içeriğini artırması istatiksel olarak önemli bulunmuştur. Aynı şekilde analiz sonuçlarına göre yapraktan uygulanan çinko dozları artıkça tane örneklerinin çinko içeriğinin de arttığı görülmektedir. İstatistik analizlerine göre yapraktan çinko uygulamasının tane örneklerinin çinko içeriğini artırması da istatiksel olarak önemli (Alpha = 0,050 t=2,17881) bulunmuştur. Analiz sonuçlarına göre uygulanan çinko dozları artıkça yaprak örneklerinin demir içeriğinin az da olsa bir düşüş gösterdiği görülmüştür. Ancak istatistik analizlerine göre yapraktan çinko uygulamasının yaprakların demir içeriğini düşürmesi istatiksel olarak önemsiz bulunmuştur. Analiz sonuçlarına göre yapraktan çinko uygulamasının tane ve yaprak örneklerinin bakır ve mangan içeriğini çok etkilemediği görülmüştür.
Kuraklık stresi altında yetiştirilen hıyar (Cucumis sativus l.) bitkisinde ZNSO4 ve salisilik asit uygulamalarının etkisi
Yüksek su oranı ve zengin besin içeriği ile hıyar (Cucumis sativus L.), dünya genelinde en çok yetiştirilen ve tüketilen sebzeler arasında yer almakta olup, insan sağlığı açısından önemli bir gıda kaynağıdır. Bu araştırmada, çinko (Zn) ve salisilik asidin (SA) farklı dozlarının hıyar bitkisinin agronomik, fizyolojik ve biyokimyasal özellikleri üzerine etkileri incelenmiştir. Çalışma, Şırnak İli İdil İlçesi Özbek Köyü Gürbaraz Mezrası'nda üreticiye ait bir serada yürütülmüş, denemede Şampiyon F1 hıyar çeşidi kullanılmıştır. Deneme, kontrol ve kuraklık stresi koşullarında olmak üzere iki ana grupta planlanmıştır. Kuraklık stresi, sulama düzeylerinin %50 ve %75 oranlarında sınırlandırılmasıyla oluşturulmuştur. Toplamda 21 uygulama kombinasyonu değerlendirilmiştir: Kontrol, Stres (%75), Kontrol+Zn1, Kontrol+Zn2, Kontrol+Zn3, Kontrol+SA1, Kontrol+SA2, Kontrol+SA3, Stres75+Zn1, Stres75+Zn2, Stres75+Zn3, Stres50+Zn1, Stres50+Zn2, Stres50+Zn3, Stres75+SA1, Stres75+SA2, Stres75+SA3, Stres50+SA1, Stres50+SA2 ve Stres50+SA3. Zn ve SA uygulamaları, 15 günlük aralıklarla toplam dört kez çinko (Zn) ve salisilik asid (SA) yapraktan uygulanmıştır. Araştırma, tesadüf blokları deneme desenine göre iki tekerrürlü olarak yürütülmüştür. Uygulamalar sonrasında bitkilerin yeşil aksamında yaprak yaş ve kuru ağırlığı, klorofil içeriği (SPAD), yaprak sıcaklığı ve yaprak nem oranı ölçülmüştür. Hasat edilen meyvelerde ise boy, çap, et sertliği, ağırlık, elektrik iletkenliği (EC), renk, yaş ve kuru ağırlık, pH, SÇKM ve toplam verim analiz edilmiştir. Ayrıca meyvelerde makro ve mikro element içerikleri, yapraklarda enzim aktiviteleri ve meyvelerde fenolik bileşikler belirlenmiştir. Araştırma bulguları, normal koşullara kıyasla kuraklık stresi uygulamalarının genel verimi olumsuz etkilediğini göstermiştir. Öte yandan, kuraklık stresi altında bazı meyve kalite parametreleri ve mineral içeriklerinin, salisilik asit uygulamaları ile artırıldığı gözlenmiştir.
Altınordu'da (Ordu, Türkiye) yetiştirilen 'Hayward' kivisinin meyve ağırlığına göre kalite sınıflandırması
Bu çalışmada, Türkiye'de son yıllarda üretimi hızla artan ve Doğu Karadeniz Bölgesi ekolojisine uyum göstermiş olan 'Hayward' kivisinin, Ordu ilinin (Türkiye) en fazla üretim yeri olan Altınordu ilçesinde meyve ağırlığına göre kalite yönünden sınıflandırılması amaçlanmıştır. Araştırma tesadüf blokları deneme desenine göre 3 tekerrürlü olarak düzenlenmiştir. Çalışma kapsamında Altınordu İlçesinde seçilen 3 mahalledeki 5'er bahçede hasat edilen meyveler, ağırlık esas alınarak, TS 11306 standardına göre kalite yönünden sınıflandırılmıştır. Hasat edilen meyveler tek tek hassas teraziyle tartılıp, Ekstra (90 gr<), 1. sınıf (70-89 gr), 2. sınıf (65-69 gr) şeklinde sınıflandırılmıştır. Ayrıca omca başına toplam meyve sayısı ile ıskarta meyve oranları da belirlenmiştir. Sonuç olarak, omca başına toplam meyve sayısı 491-1265, ekstra meyve oranı %31.09-92.52, 1. sınıf meyve oranı %4.12-49.86, 2. sınıf meyve oranı %1.50-30.04 ve ıskarta meyve oranı %0.34-4.50 arasında değişmiştir. Bu özelliklere ait ortalama değerler de sırasıyla, 833.29, %70.47, %19.28, %8.32 ve %1.78 olarak bulunmuştur. İncelenen bütün özellikler mahallelere ve bahçelere göre önemli düzeyde değişim göstermiştir. Ayrıca, ekstra meyve oranı ile 1., 2. sınıf ve ıskarta meyve oranları arasında çok önemli negatif korelasyon da belirlenmiştir.
Samsun ekolojik koşullarında yetiştirilen bazı yerli ve yabancı trabzonhurması çeşitlerinin fiziksel ve biyokimyasal özelliklerinin belirlenmesi
Çalışma, Samsun ekolojik koşullarında yetiştirilen bazı yerli trabzonhurması çeşitleri ve genotipleri (Güzelyurt, Onur, 08 TH 03B ve 08 TH 15) ile yabancı çeşitlerinin (Fujianna O' Basho, Guilbecky, Kawabata O' Gouse, Moralı ve Seedless Mondon) biyokimyasal özelliklerini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Çalışmada biyokimyasal özellikler olarak toplam fenolik, toplam flavonoid ve antioksidan aktivitesi (DPPH ve FRAP yöntemlerine göre) belirlenmiştir. İncelenen trabzonhurması çeşitleri ve genotiplerinde, toplam fenolik içeriği 433.5 mg 100 g-1 (Moralı) ile 1746.6 mg 100 g-1 (08 TH 15) arasında bulunmuştur. Toplam flavonoid içeriği 235.7 mg 100 g-1 (Moralı) ile 626.3 mg 100 g-1 (Kawabata O' Gouse) arasında değişiklik göstermiştir. Antioksidan aktivitesi, DPPH testine göre 0.03 mmol 100 g-1 (Seedless Mondon) ile 0.12 mmol 100 g-1 (08 TH 03B, 08 TH 15 ve Fujianna O' Basho) arasında belirlenirken, FRAP testine göre 0.12 mmol 100 g-1 (Guilbecky) ile 0.27 mmol 100 g-1 (Onur) arasında değişmiştir. Sonuç olarak, toplam fenolik, toplam flavonoid ve antioksidan aktivitesi (DPPH ve FRAP) bakımından 08 TH 15 ve 08 TH 03B genotipleri ile Fujianna O' Basho çeşidi ümitvar sonuçlar vermiştir.
Organik ve konvansiyonel olarak yetiştirilen 'Çakıldak' fındığının morfolojik ve pomolojik özellikleri ile verimi
Beslenme ile sağlık arasında önemli bir ilişki vardır. Sağlıklı beslenmede oluşan algı organik tarım ile organik gıda üretimine olan ilgiyi de artırmıştır. Fındık yetiştiriciliğinde de son zamanlarda organik üretim, diğer bazı ürünlerde olduğu gibi ilgi görmüştür. Bu çalışmada organik ve konvansiyonel tarımla yetiştirilen fındıklarda fenolojik, morfolojik, pomolojik ve verim özelliklerinin karşılaştırılması amaçlanmıştır. Kumru ilçesinde (Ordu, Türkiye) organik ve konvansiyonel tarım sistemlerinde yetiştirilen 'Çakıldak' fındık çeşidinde 2021 ve 2022 yıllarında yürütülen bu çalışmada deneme deseni tesadüf bloklarına göre 3 tekerrürlü olarak planlanmıştır. Çalışmada bitkilerde fenolojik özelliklerden yaprak tomurcuklarının patlaması, meyve tutumu başlangıcı, çotanak oluşumu, hasat ve yaprak döküm tarihleri; morfolojik özelliklerden dal çevresi, uzunluğu ve çapı, sürgün uzunluğu, yaprak eni ve boyu, yaprak sapı boyu ve kalınlığı, yaprak alanı ve gövde kesit alanı; pomolojik özelliklerden kabuklu meyve ağırlığı, kabuklu meyve iriliği, kabuk kalınlığı, iç ağırlığı, iç iriliği, göbek boşluğu büyüklüğü ve iç oranı; verim ve verim parametrelerinden bitkideki toplam meyve sayısı, sağlam meyve oranı, kabuklu kusurlu meyve oranı, boş meyve oranı, kusurlu iç oranı, verim ve çotanak döküm oranları belirlenmiştir. Tarım sistemleri arasında fenolojik özellikler bakımından önemli bir farklılık görülmemiştir. İstatistiksel analizler konvansiyonel bahçede bitkilerin gövde çevresi ve yaprak gelişiminin önemli düzeyde daha fazla olduğunu, kabuklu ve iç özelliklerinin tarım sistemlerine göre önemli düzeyde değişmediğini, sağlam meyve oranının ve hasat önü çotanak dökümlerinin konvansiyonel bahçede önemli düzeyde daha fazla olduğunu, boş ve kusurlu iç oranlarının da organik bahçede önemli düzeyde daha yüksek olduğun ortaya koymuştur. Anahtar Kelimeler: Corylus avellana, Fenoloji, Meyve, Kalite, Ekolojik tarım, Vejetatif gelişme