İnönü University
Discipline

Seramik Anasanat Dalı

İnönü University

373

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Çağdaş seramik sanatında renk öğesi

Bu tez çalışması, çağdaş seramik sanatında renk öğesinin estetik, kavramsal, teknik ve teknolojik yönlerini incelemeyi amaçlamaktadır. Tez kapsamında renk öğesinin seramik sanatında yalnızca dekoratif bir unsur olarak değil, biçim ve anlam ilişkisini güçlendiren bir ifade aracı olduğu ele alınmıştır. Çalışma, literatür taraması, karşılaştırmalı analiz ve uygulama aşamalarıyla desteklenmiştir. Birinci bölümde ışık ve renk kavramının fiziksel ve algısal yönleri incelenmiş; bilimsel ve sanatsal renk teorileri açıklanmıştır. İkinci bölümde, seramik sanatında rengin tarihsel süreci, renklendirici malzemeler ve Johannes Itten'in yedi renk kontrastını yansıtan çağdaş seramik sanatındaki renk kullanımları ele alınmıştır. Üçüncü bölümde, renk kontrastlıklarının biçim, yüzey ve anlam ilişkileri sentezlenerek, kişisel renk araştırmaları ve uygulamaları gerçekleştirilmiştir. Tez uygulamalarını oluşturan "Mu Gezginleri" serisi, renk kontrastlıklarının figüratif formlar üzerindeki estetik ve psikolojik etkileri gözetilerek oluşturulmuştur. Araştırmanın sonuç ve tartışma bölümünde, genel değerlendirme, elde edilen verilerin karşılaştırmalı yorumlamaları ve bu veriler ışığında oluşturulan önerilere yer verilmiştir.

Gülfidan Yapar
Selçuk University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Bir nesne olmanın ötesinde sanat eseri

Bu çalışmanın amacı, sanat eserinin, kendisini oluşturan malzeme olmanın ötesine nasıl konumlandığının ve var olan diğer nesnelerden nasıl ayrıldığının dayanaklarını tespit etmeye çalışmaktır. Bunun için araştırma kapsamında Heidegger'in sanat eseri hakkındaki görüşleri merkez alınmıştır. Sanat eseri, kendisini oluşturan malzeme tarafından taşınan bir nesnedir, ancak bu tanım eseri tanımlamada sınırlayıcı kalmaktadır. Heidegger'e göre ise sanat eseri, var olan diğer nesnelerle aynı kategori içinde değerlendirilemez, çünkü eser bir dünya kuran ve hakikatin kendisini ortaya çıkarmasına alan açan özel bir konuma sahiptir. Bu nedenle eseri bir nesne olarak ele almak, eserin söylemine temas edememekle sonuçlanır. Çalışma kapsamında, eserin var olan bir nesneden nasıl ve neden ayrıldığı sorusuna cevap bulabilmek için, nesnenin ne olduğu ve eserin diğer nesnelerle nasıl bir ilişki içinde olduğu araştırılmıştır. Bu araştırmanın sonucunda, sanatsal yaratımın özel bir bilme türünü içeren yapısının, eseri diğer var olanlar arasında ayrıcalıklı bir konuma getirdiği görülmüştür. Antik Yunan'da sanatsal anlamda yaratmak da dahil olmak üzere her türlü üretmek eylemi için kullanılan tekhne kelimesi, sanat eserinin, kurduğu dünyaya ve hakikatle olan bağlantısına da erişebilmeyi sağlar. Tekhne kelimesinin izi sürüldüğünde, sanatsal yaratımın, sadece üreten olarak sanatçıya içkin bir biçimde var olan, bilmenin ve görmenin üstün bir biçimi olduğu görülür. Böylesi bir bilme ve biçimlenişinden önce onu görme eylemiyle meydana gelen sanat eserinin, bir dünya kurarak yeni ihtimallerin görünür kılındığı, özel bir konuma sahip olduğu sonucuna varılmaktadır.

Aytuna Cora
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Çömlekçi çarkında üretilen çanak formunun sanat nesnesi olarak kullanılması

Geçmişten günümüze uygarlıkları vazgeçilmez bir parçası olan, geleneksel ve sanatsal seramik, ilk buluşundan bu yana birçok üretim tekniği kullanılarak gelişim göstermiştir. Toplulukların gelişmesi ve ihtiyaçların artmasıyla birlikte üretilen seramiklerin yetersiz kalması, yeni üretim yöntemlerinin keşfedilmesini zorunlu hale getirmiştir. Bu bağlamda, hızlı ve kolay üretim sağlayan çömlekçi tornasının keşfedilmesi ve kullanılması, seramik üretiminde büyük bir dönüm noktası olmuştur. Çömlekçi tornası, yatay eksende dönen tabla üzerinde simetrik kap kacak elde etmek için kullanın bir düzlemdir. Çoğunlukla ilkel dönemlerde ihtiyaca yönelik kap, kacak, çömlek üretiminde kullanılmış, günümüze geldiğinde ise çoğunlukla çömlekçi ustalarının aktif olarak kullandığı çömlekçi tornası, geleneksel seramik üretimi dışında sanatsal nesne üretiminde de kullanılmaya başlamıştır. İlkel dönemlerde, çömlekçi tornasında üretilen ve beslenme ihtiyaçlarının karşılanmasındaki önemli konulardan biri, pişirme ve depolama gibi işlevleri olan "çanak" formunun üretimi ve geliştirilmesi olmuştur. Neolitik Çağ'dan başlayıp günümüze kadar olan süreçte çanak formu genel olarak yeme içme kültüründe kullanımı ile karşımıza çıkmaktadır. Her bir dönemde seramik çamurunun kullanım ve gelişimiyle sadece bir yemek yeme kabı olarak değil, bulunduğu coğrafyanın özellikleri yansıtan bezemeleri ve karakteriyle günümüze ulaşmıştır. Yeme içme kabı olmaktan çıkıp ülkemizde Cumhuriyetin İlanıyla birlikte sanata verilen değerin artmasıyla dönem sanatçıları "çanak" formunu bir sanat nesnesi olarak kullanmaya başlamıştır. "Çömlekçi Çarkında Üretilen Çanak Formunun Sanat Nesnesi Olarak Kullanılması" tez başlığı altında, ilkel dönemden bugüne kadar gelmiş torna türleri ve çeşitleri, çömlekçi tornasını sanat nesnesi üretiminde kullanan sanatçıları, çanak formunun günümüze kadar gelen kronolojik gelişimini, çanak formu kullanan sanatçıların eserleri incelenip araştırılmıştır. Bu incelemeler doğrultusunda çömlekçi tornasında üretilen çanak formlarının "gölge" kavramıyla birleştirerek kişisel sanat nesneleri ortaya çıkartılmıştır.

Enes Aksoy
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2024
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Bedenin inşası; figür

"Beden" imgesi ve onun temsili üzerinde kurgulanan anlatılar, insanlık tarihinin en bilindik ve en eski konularındandır. İnsan bedeni, tüm tarihsel süreçte, kişinin hem kendi bedeninin hem de başka eril ve dişil bedenlerin gerçekliklerini yansıtmada anlatım ve aktarım aracı olarak kullanılmıştır. Bu nedenle binlerce yıllık insanlık tarihi boyunca sanata dair her alanda, somut veya soyut anlatım biçimlerinden gerçekçi veya gerçeküstücü anlatım biçimlerine kadar, çok çeşitli malzeme ve üslupta bedenin temsilleri olarak kabul edilen figürler üretilmiştir. Zaman içinde sanatta kendine geniş bir yer bulan, bedenin sahip olduğu değerleri açığa çıkaran, vurgulayan figüratif anlayış sanatın başat söylemlerinden biri haline gelmiştir. "Bedenin İnşası; Figür" isimli Sanatta Yeterlik Tezi; özelinde bireysel, genelinde toplumsal, kimlik temelinde figürün üç boyutlu sanatsal anlatılarına odaklanır. Bu bağlamda yapılan çalışmada birey bedende kavramsallaştırılırken yapılan uygulamalarda bedenin temsili figüratif anlatımlarla ortaya konmuştur. Anahtar Sözcükler: Sanat, Seramik Sanatı, Figür, Figüratif Sanat, Beden

Artistik seramikGüncel sanatGüzel sanatlar+3
Hasan Şahbaz
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2024
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Çöpün neliği üzerine: Gerçeklikten metafora sanatsal çözümlemeler

Çöp, dünyanın yadsınamaz bir gerçekliği olarak ve her geçen gün çoğalarak insanların günlük hayatlarının vazgeçilmez parçası konumundadır. Yüzyıllar boyunca insanlar dışkı, ceset ve çöpü görünmez kılabilmek ve çürümenin kokusundan kurtulabilmek adına türlü denemeler yapmış ve uygarlığı da bunlardan kurtulmak, düzen, hijyen ve güzellik sağlamak üzerine kurmuşlardır. Lağımlar, mezarlıklar ve çöplükler, yaşam alanlarından uzakta kimsenin görmediği ancak günden güne artan nüfusla birlikte baş edilmesi güçleşen varlıkları hissedilir gerçekliklerini devam ettirmektedir. Bunda hiç kuşkusuz her an her şeyi çöpe dönüştüren ve giderek artan tüketimin etkisi büyük. Temel ihtiyaçlardan özel ihtiyaçlara bir nesnenin kaçınılmaz sonu çöp olmaktır. Kişi çöpe giden her şeyin yerine yenisini koymaktadır. Sürekli bir bitiş ve başlangıç döngüsü mevcuttur ve bu normal bir etkinlik gibi görülmektedir. Ancak bu etkinlik sadece gündelik hayatın getirisi değil kişinin içsel dünyasının da getirisi gibi gözükmektedir. Kişi artık kendisine uymayan, işine yaramayan –duygu, düşünce, karar, insan –her parçayı hayatından uzaklaştırmaktadır. Beğenilmeyen konuşmalar, yazılar, kararlar vb. her ileti çöp olarak adlandırılmaktadır. Ancak kişi şunun bilgisine de sahip değildir: Bir başkası tarafından çöp olarak algılanıp algılanmadığının. Çöp değersiz olanla ilgilidir. Kişiden uzaklaşması, dışlanması gereken değersiz parça. O nedenledir ki, bir nesne, bir düşünce, bir insan, bir topluluk, bir inanç çöp olarak adlandırıldıktan sonra çöp poşetine atılıp ağzı bağlanmakta ve çöpe atılmaktadır. Bu çalışmada; çöpün gerçekliği ve metaforik çerçevesi gerekli literatür taramaları doğrultusunda ele alınmakta, sanatta çöpün kullanımı, sanatçılar ve eserleri üzerinden irdelenmektedir. Tüm bu araştırmalar doğrultusunda; görünmez kılmanın en önemli parçası olan çöp poşeti imgesi kullanılarak seramik uygulamalar yapılmıştır.

Nur Gürdal
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2024
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Deneysel geliştirilen desen tasarımlarının ileri teknolojik sistemler ile seramik yüzeylere uygulanması: Bir koleksiyon

Bu çalışmanın odak noktası, endüstriyel seramik karo yüzeyine deneysel olarak geliştirilen desenler doğrultusunda çalışmalar yapılması temelinde sanatın deneyselleştirilmesidir. Deneysellik, uygulayıcısının farklı malzemeler, formlar, süreçler ve teknolojiler ile araştırma ve keşifler yapması anlamına gelmekte olup daha yaratıcı, yenilikçi ve özgün çözümler sunarak sıra dışı fikirlerin keşfedilmesini mümkün kılmaktadır. Araştırma kapsamında seramik malzeme yüzeylerine yönelik deneysel tasarım geliştirme, teknolojik gelişmeler perspektifinde tasarım çalışmalarının geliştirilmesi ve uygulanması temelinde gerçekleştirilmiştir. Bu bağlamda "Deneysel Geliştirilen Desen Tasarımlarının İleri Teknolojik Sistemler ile Seramik Yüzeylere Uygulanması: Bir Koleksiyon" adlı çalışma, deneysellik kavramının yaratıcı ve özgün üretimleri ortaya çıkarabilme becerisini geliştirmesini vurgulamak amacıyla yapılmıştır. Bu sürecin ele alınması; seramik sektöründe kullanılan ileri teknolojik sistemlerden olan temassız baskı olarak dijital dekorasyon teknolojileriyle (inkjet baskı teknolojisi ve lazer teknolojisi), seramik yüzeylerde çeşitlilik ve özgünlük sağlamak amacıyla deneysel bir yaklaşım sunması açısından önemlidir. Bu çalışma, deneysel tasarım araştırma ve uygulama süreçleri ile seramik malzemelerdeki yüzey deseni odaklı çeşitli parametreleri ele almakta ve bir arşiv oluşturmayı hedeflemektedir. Sonuç olarak, bu çalışma deneysellik ve dijital dekorasyon teknolojileri arasındaki ilişkiyi hem kavramsal hem de teknik olarak ele alarak, güncel bir kaynak sunmayı ve görsel bir arşiv oluşturarak alana katkı sağlamayı amaçlamaktadır. Araştırmalar doğrultusunda deneysellik kavaramı temelinde seramik uygulamalar yapılmıştır.

DeneylerKuantumLazerler+3
Ceyda Sıkı
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2024
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Seramik sanatında modle etkisi

İnsanlar, iç dünyalarını ve deneyimlerini aktarmak için tarih öncesi dönemlerden başlayarak görsel bir dil olan çizimi kullanmışlardır. Resim sanatı alanındaki çizim teknikleri, zamanla daha gerçekçi ve detaylı hale gelmiş, özellikle Rönesans dönemiyle birlikte perspektif teknikleriyle gerçeklik yanılsamalarının yaratılabildiği keşfedilmiştir. Bu devrimi takip eden Barok dönemde ise ışık ve gölgeler konusundaki çeşitlilik ön plana çıkmıştır. Çizim, tarihsel süreçler içinde gelişerek -özellikle ışık ve gölgelerin modle etme yoluyla daha gerçekçi şekilde ifade edilebilirliğinin keşfedilmesiyle- boyut kazanmıştır. Seramik, çağdaşlaşma süreçlerinde dönemin önde gelen ressamları tarafından ele alınarak çizimle buluşmuş ve sanat dünyasında kendine önemli bir yer edinmiştir. Günümüzde, seramik sanatında çizim ve seramik yüzeylerin birlikteliği, boyutların bir arada kullanılmasına olanak sağlarken çağdaş sanat alanında çeşitli yanılsamalara sahip önemli bir ifade biçimi haline gelmiştir. Seramik yüzeylerin tıpkı resim sanatındaki çizim tekniklerinde olduğu gibi modle etme yoluyla değerlendirilmesi -konuya üçüncü boyutun da dahil olmasıyla gerçeklik yanılsamaları yaratımına imkân tanıyan bir malzeme olarak- farklı ifade olanaklarına kapılar açmıştır. Seramik yüzeyler ve formlar üzerinde uygulanan çizimlerin görünen ya da hissedilen hacim algısına; iki boyuttan üçüncü boyuta evrilen veya üç boyuttan iki boyuta indirgenen özellikte katkılar sunduğunu gözlemlemek mümkündür. Sonuç olarak seramik sanatında çizim yoluyla boyutlar arası birlikteliklerde ikilemler yaratmak üzerine yapılan bu araştırma, çağdaş sanatçıların seramik üzerinde çizimleri nasıl bir yaklaşımla kullandığını araştırmakta ve sanatçı örnekleri üzerinden bir takım estetik analizlerle, seramik sanatçılarının boyutlar arası birleşim ve etkileşimleri sonucunda ne denli yanılsamalar yaratabildiklerini keşfederek konuyla ilgili kişisel örnekler ortaya koymaktadır.

Artistik seramikGörsel yanılsamaSeramik sanatı
Elif Gündüz
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2024
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Yerinde pişirim performansı örneği olarak seramik Şahmeran figürü

"Yerinde Pişirim Performansı Örneği Olarak Seramik Şahmeran Figürü" başlıklı sanat çalışması raporu, seramik sanatının geleneksel ve modern figüratif sürecini inceleyen bir çalışmadır. Şahmeran figürünün simgesel anlamı ve kültürel bağlamı ile birlikte, performans ve pişirim performansının seramik eserlerin kalitesi ve estetiği üzerindeki etkileri ele alınmaktadır. Özellikle, Şahmeran figürünün Anadolu kültüründe yüzlerce yıl süregelen bir geçmişe sahip olduğu vurgulanmakta, bu figürün hem sanatsal hem de ritüelistik önemine dikkat çekilmektedir. Pişirim süreci, seramik sanatında kritik bir aşama olarak tanımlanmakta ve bu süreçte kullanılan teknikler, malzeme ve ortamın figür üzerindeki etkileri detaylandırılmaktadır. Seramik sanatçısının pişirim performansını nasıl optimize edebileceği, pişirim sürecininin (örneğin, LPG, odun ateşi) avantajları ve dezavantajları ile birlikte ele alınmakta; ayrıca, bu süreçlerin Şahmeran figürünün estetik değerine katkıları sorgulanmaktadır. Anahtar Sözcükler: Seramik, Figüratif Heykel, Şahmeran, Pişirim, Performans.

Aziz Baha Örken
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Sanatsal bir ifade biçimi olarak görelilik ve hiperküp

İnsanlığın evrimleşmesiyle birlikte insanın kendini ve etrafını tanıması başlamıştır. İlk çağlarda insanoğlunda uzay ve evren kavramları büyük bir merak uyandırmaktadır. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte Einstein, uzayı Newton'un evrensel çekim yasasını genelleştirerek genel görelilik (izafiyet) kuramı ile yerçekimini, uzay, zaman ve dört boyutlu en, boy, derinlik ve zaman yani uzay-zaman olarak açıklamıştır. Hiperküp kavramı evreni dört boyutlu eğri Riemann geometrisinde tanımlamaktadır. Uzaya ilk bakıldığında spektrum renklerden ve karmaşık cisimlerden kaynaklı iki boyutluymuş gibi algılansa da ışık yılı uzaklığındaki cisimlere yaklaştıkça hacim ve boyut kazanmaktadırlar. Bu tez kapsamınca evrenin perspektif anlayışının iki boyut, üç boyut ve dört boyut aralarındaki farkların araştırılması, matematik ve fizik konusu olan görelilik ve hiperküp teorisinin sanat dünyasındaki etkileri araştırılmıştır. Çalışmamda zaman çizelgesinde yüzey ve derinlik etkileri ve spektrum renklerden yola çıkarak dijital sanat ile birleştirilerek sanal bir müzede insanların dijital seramik bünyelerde izleyicilere farklı bir perspektif ve hiperküp teorisini sunmak hedeflenmiştir.

HiperküpSeramik vitriye ürünlerUzay+1
Çağatay Kadir Çakır
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

İmgeleşen öğe Kehtiyarın sanatsal yorumu

Bu yüksek lisans tezi, Kehtiyar karakterinin normatif sistemler içinde karmaşık ilişkilerinin sanata yansıması üzerine odaklanmaktadır. Tez, Kehtiyar karakterinin etrafındaki algıların ve gerçekliklerin tarihsel evrimini incelerken, insanın toplumsal uyumunu ve kültürel gelişimini, özellikle Kehtiyar karakteri üzerinden mitoloji ve sanatın rolünü ele almaktadır. Gelenekler, inançlar, günlük alışkanlıklar ve folklorik unsurlar, sanat ve mit ilişkisi bağlamında detaylı bir analize tabi tutulmuştur. Araştırma, Kehtiyar'ın evriminin diğer kültürlerden alınan referanslarla şekillendiğini ve kültürel bir yaşam pratiği haline nasıl geldiğini ortaya koymaktadır. Kehtiyar ve sanat arasındaki ilişki, toplumsal normların evrimine işaret etmektedir. Sanatın tanımı ve her bir sanat dalının, Kehtiyar karakteri etrafında sunduğu anlatım ve malzeme detaylı bir şekilde ele alınmıştır. Kehtiyar'ın sembolik değeri ve toplumsal konumu, kolektif bilinçle ilişkilendirilerek açıklanmaya çalışılmıştır. Folklor, zaman içinde şekillenen normatif sistemler ve mitolojik öğeler içinde barınarak, toplumun algılarına ve inançlarına etki etmektedir. Bu çalışma, çeşitli sanat tekniklerini kullanarak, sanatsal ifadenin evrensel bir dil ile şekillendiği ve algısal dünya ile etkileşimde bulunduğu sınırları keşfetmektedir. Sanat ile Kehtiyar arasındaki etkileşim anlaşıldığında, daha fazla düşünsel derinlik kazanılmaktadır. Kehtiyar karakteri, dış etmenlerle değişerek ve evrilerek nesne olarak varlığını sürdürmektedir. Sanatın zaman, mekân, nesne ve kolektif bilinçle etkileşimi, karakteri anlamayı ve yorumlamayı mümkün kılmaktadır. Çalışmada, Kehtiyar karakterinin anlaşılmasını sağlamak için dünya mitolojisinin incelenmesinin yanında, Anadolu mitolojisinin incelenmesine daha fazla önem verilmiştir.

Anıl Dinçadam
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

İfadenin oluşum sürecinde müzeler ve seramik uygulamalar

Tarih boyunca sanat, farklı dönemler ve kültürel etkileşimlerle şekillenerek sürekli bir değişim süreci yaşamıştır. Bu dinamik süreçte değişmeyen tek şey, insanın kendini ifade etme çabasıdır. Farklı ifade yollarını deneyimleyen insan, fiziksel bedeninin elverdiği ölçüde doğanın sunduğu imkanlardan faydalanarak yaratıcılığını ortaya koymaktan çekinmemiştir. Bilim ve sanat alanındaki gelişmeler, var olan her yeni şeyin insan deneyiminin bir yansıması olduğunu göstermektedir. Koşullar ne olursa olsun, bilim ve sanat, insanlık için sürekli yenilikler ve yaratıcı çözümler sunar. Bu durum devamlılık sunan temel bir eylem olan sanat ve bilim yapma eğilimini ortaya koymaktadır. Zamanla geçirdiği gelişimle bireylerin beslendiği bir alan olarak müzeler değişen yaşam koşullarına başarılı bir şekilde uyum sağlamıştır. Sanat, bilim ve kültür, birbirini tamamlayan ve birbirinden ayrılamaz birlik alanı oluşturmuştur. Müzeler, barındırdıkları eserler sayesinde kültürel belleği koruyan ve saklayan mekânlardır. Bilimin sağladığı kesin bilgilerle desteklenen müzeler, teknoloji ve tarih gibi disiplinlere katkıda bulunurken, sanat alanı da bu müzeler aracılığıyla bilgi yayılımına yardımcı olmanın yanı sıra bireylere ilham vermektedir. Bu tezin ana teması, müzelerin sanatsal ifadelerin gelişimine nasıl katkıda bulunduğunu geniş bir perspektiften incelemektir. Bu çalışmada, sanatsal ifadenin oluşum sürecinde Anadolu Medeniyetleri Müzesi, Pera Müzesi, İstanbul Modern Sanat Müzesi ve Çorum Müzesi araştırılmıştır. Müzelerde sergilenen eserlerin hafızadaki yerleşimi üzerine kil çalışmaları ve uygulamalar gerçekleştirilmiştir. Ayrıca, sanat eğitimi ile müze eğitimi kavramları da irdelenmiştir. Müzelerin sunduğu geniş fırsatlar doğrultusunda, her bireyin eğitim alma ve müzeleri ziyaret etme hakkı dikkate alınarak, özel eğitim gereksinimi olan bireylerin müzelerden nasıl faydalanabileceği konusu araştırılmıştır.

Demet Sancar Başçeken
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Dijital uygulamalarda kullanılan piksel tekniğinin seramik sanatına yansıması

Günümüzün teknolojik ilerlemesi beraberinde önemli gelişmeler getirmiş ve bu gelişmeler, yeni buluşların ve fikirlerin doğmasına zemin hazırlamıştır. Bu gelişmelerden biri de dijital sanattır. Dijital sanat, bilgisayar ortamında üretilse de diğer sanat disiplinlerine ve doğrudan sanat eseri üretimine ilham kaynağı olmuştur. Bu etkileşim, plastik sanatlar arasında resim, heykel, giyim modası ve seramik sanatına da yansımıştır. Dijital sanatın ortaya çıkmasıyla birlikte, tasarımcılar ve sanatçılar bu alanda kendilerine katkı sağlayabilecek yollar aramışlardır. Sanatçılar, bu alandan türeyen yeni bir doku ve ifade biçimi olan piksel ile yeni bir ifade biçimi keşfetmişlerdir. Dijitalin gelişmesiyle birlikte, analog görüntüyü dijital ortama aktarırken yüzlerce noktanın bir araya gelerek çözünürlük sorununu çözmüşlerdir. Bu durum, piksel tekniğinin doğuşuna neden olmuştur. Teknolojinin ilerlemesiyle birlikte, pikseller yalnızca dijital ortamda çözünürlük sorununu çözmekle kalmamış, aynı zamanda sanat ortamını da etkilemiştir. Bu durum, piksel sanatının doğuşuna yol açmıştır. Bu oluşum, seramik sanatını da etkilemiştir. Bu çalışmada, piksel sanatının sanatçılar ve tasarımcılar üzerindeki etkileri incelenecek, sanatçıların piksel dokusunu verme teknikleri ve ürettikleri sanat eserleri üzerinde durulacaktır. Böylece, sanatçıların ifade biçimi olarak kullandıkları piksel sanatının yansımaları araştırılacaktır. Araştırmalar sonucunda, piksel sanatından esinlenerek üretilmiş seramik çalışmaları oluşturulacaktır.

Kemal Savcı Fidan
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

İlişkisel estetik bağlamında ilişki araştırmaları

İlişkisel Estetik, toplumda insan ilişkilerinde eksiklik olduğunu söyleyerek ilişki eksikliğini gidermeyi hedeflemektedir. İlişkisel estetik, toplumdaki ilişki eksikliğinin ilişkisel sanat yoluyla, yani galerideki izleyenlerin sanat yapıtlarına katılarak katılımcı olmaları yoluyla giderilmesini amaçlamaktadır. İlişkisel estetiğin günlük hayattaki insan ilişkilerini galeride yeniden üretmesi olgusuyla, sanatın günlük, sıradan olmaması gerektiği beklentisi zıtlaştığından; Nicolas Bourriaud tarafından kuramsallaştırılan İlişkisel Estetik kuramı, amacı ve sanat yapıtı örnekleri doğrultusunda incelenerek, kuramsal ve sanatsal olarak aslında gerçekleşenin ne olduğu araştırılmıştır. Buna göre, ilişkisel estetiğin temeli olan happeninglerdeki kendiliğindenlik amacına, bu tarz benzer oluşumlarda neden ulaşılamadığı tespit edilerek, bu oluşumlara "performans" demenin daha doğru olduğu sonucuna varılmıştır. İlişkisel bir estetik önerisi sunulduğundan, 'ilişkisel' ve 'estetik' kavramlarının ne anlama geldiğinin anlaşılabilmesi için 'ilişki' ve 'estetik' kelimeleri ayrıntılı biçimde incelenmiştir. Buna göre, ilişkinin, ilgi, dolayısıyla bir seçim, temas, ilişiklik gerektirdiği ve iz bıraktığı; sürekli olarak bir döngü içerisinde yakınlaşma ve uzaklaşma dengesi sağladığı; ilişkide temas ve yakınlaşma olduğu kadar aralıkların da önemli olduğu sonucuna varılmaktadır. Estetik fenomenin gerçekleşebilmesi için estetik süje, estetik obje, estetik değer ve estetik yargı elemanlarının bulunması gerekmektedir. Fakat ilişkisel estetikte izleyicinin katılımcıya dönüşmesinden ötürü, yani süjenin objeye dönüşmesi sebebiyle estetik süje ile estetik objenin birbirine karışmasından, ilişkisel estetiğin, estetik bir fenomen olmanın gerekliliklerini yerine getiremediği anlaşılmıştır. İlişkisel estetiğin günlük hayattaki insan ilişkilerini galeride düzenleyerek yeniden üretmesi, onun bir gösteriye dönüşmesine neden olmaktadır. Bu durum, Debord'un gösteri tanımı üzerinden tartışılmıştır. İlişkisel sanat yapıtlarında kurulan insanlar arası ilişkinin; günlük hayat ilişkilerinden ayrı tutulup, günlük ilişkiden farklı bir bağ kurduğu düşünüldüğünden, günlük hayatta olduğu iddia edilen ilişki eksikliğine çare olacağı savunulmaktadır. Bourriaud'nun ilişkisel sanatı etkinlik olarak tanımlamasından dolayı etkinlik kelimesi incelenmiştir. İlişkisel sanat etkinliğinde, etkinliğin etkin olma anlamı arandığında etkin olanın yapıt olamaması, etkin olanın katılımcının olması, yapıtı etkinlik olmaktan çıkarmaktadır. Dolayısıyla sanat, bir etkinlik olmaktan çıkarak aktif olmayan bir şeye dönüşmektedir. İlişkisel sanat, bir etkinlik olarak izleyiciyi katılımcıya dönüştürmesiyle aslında etkin olmayan etkinlik biçimini almaktadır. Bourriaud, formların politikleşmesinden söz ederek, bir form kuramı olan ilişkisel estetiğin politikleştiğini, yani uzlaşma gerektirdiğini ima etmektedir. İlişkisel estetiğin günlük hayattaki insan ilişkilerini galeride yeniden üreterek kopya ilişkiler üretmesi ve gerçek ilişkinin kopyasını yaratırken de politikleşip bizle uzlaşarak, değerleri gizlemesi, kaybolması, yani hayaletleşen form halini alması söz konusudur. Bir etkinlik biçiminde gerçekleşen ilişkisel sanat yapıtlarında etkinliğin, yani olayın – eventin- ne olduğunun anlaşılabilmesi için Deleuze'ün event tanımı ele alınmıştır: Event sürekli olmakta olandır ama asla olan şey değildir. İlişkisel sanattaki ilişkinin sürekli olmayışı ve sınırlandırılmış bir alan ve zaman içerisinde oluşundan dolayı gerçek ilişkinin eventi, yani 'ilişki eventi' gibi 'sınırda gezen bir bitmiyor oluş'u gerçekleştiremediği görülmüştür. Sanatsal araştırma uygulamaları sonucunda ilişkinin aslında ilgi ve merak duyulanı seçmek olduğu anlaşılmıştır. İlgi ve merak duyulanın insanın kendisi olduğu, yani 'ben' olduğu ve ben'i bulmak ve kurmak için aslında ilişki kurduğu tespit edilmiştir. İlişkinin bir yolda olma olduğu ve ben'i onaylamak ve ben'i aramak için ilişki kurulduğu anlaşılmaktadır. Bu arayışla fazla ilişki kurulduğunda ve fazla merak edildiğinde ben'in simgesel ölümü gerçekleşmektedir. İlişki, ilgi ile merak duyulanı seçerek, ilişik olarak ve temas ederek aslında kendiliğinden gerçekleştiğinden, ilişki kurmak için galerilerde ayrıca oluşumlara gerek olmadığı, dahası bunların zaten amaçladığı ilişkiyi, ilişkiselliği de kuramadığı sonucuna varılmıştır.

Katılımcı sanatİlişkisel estetik
Deniz Özlü
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2024
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Seramik hayvan figürlerinin yerindelik kavramı ile anlamlandırılmasıyla gerçeği ve hakikati düşündürme çabası

Sanat, insanın hayatı anlamlandırmasını sağlayabilen alanlardan bir tanesidir. Bunun nedeni; insanın gerçek üzerine düşünebildiği, zihinsel çıkarım yaparak hakikate yaklaşabildiği maddesel biçimlerin izlenebilir nitelikte olmasıdır. Bu sanat çalışması raporunda öncelikle gerçek ve hakikat kavramları felsefi düşünce sisteminde yer edinmiş bazı filozofların ve yazarların genel yazımlarından yararlanılarak açıklanmıştır. Kavramları anlamlandırabilmek adına "yerindelik" kavramı kullanılmıştır. Buradaki neden ise bir şeyin yeri ile algılanmasının o şeyin niteliği ve anlamlandırılmasında değişikliğe sebep olabilecek denli önemli olmasından kaynaklanmaktadır. Ayrıca, "anlamlandırma"nın kendisi de açıklanmış, sanatta yerindelik ve anlamlandırmaya birer başlık açılmıştır. Konu kapsamında felsefi çerçevenin küçültüldüğü bir bölüm olarak; Gerçek ve Hakikat Bağlamında Doğa adlı başlık belirtilmektedir. Bu bölümde, konu ile ilgili bulunmasından dolayı Batı Felsefesi'nin doğa filozoflarına ağırlık verilmiştir. Buradaki düşünürlerden Anaksimenes'in söylemlerinin çıkarımı uygulamalar bölümünde de hissedilebilir düzeyde bağlantıya sahiptir. Sanat çalışması raporunun uygulamalar bölümünde öncelikle doğadaki canlıları, hayvanları temsil eden bir figür seçilerek seramik sanatında çizgiler, soyutlamalar ve dış gerçekliğin öznel yorumları ile uygulamalar yapılmıştır. Doğadaki canlıları temsil edecek olan figürde, yer kavramını ve yerindelik hissini aktarabilmek için öncelikle maddesel birimlerden faydalanılmış ve sonraki serilerde çeşitlendirmeler yapılmıştır. Bazı figürlerin kompozisyonlarına figürlerin yerindeliğini gösteren veya anımsatan kesitler eklenmiştir. Bir canlı, model olarak çalışılırken, kendi yeri / bizzat yerindeliği ile ele alındığında gerçekliğine ya da zihinlerdeki hakikatine daha yakın bulunabilme ihtimali üzerinde bir sanatsal çaba ortaya konmuştur. Bir diğer seride, figürler gerçek hayvanların olası yerlerine yerleştirilmişlerdir. Yerindeliği anlamlandırma yöntemlerinin sergilenme yeri ile sorgulanması da ele alınmıştır. Sonuç olarak, gerçeğe ve hakikate yaklaşma düşüncesi sanat aracılığıyla sergi salonu ve doğal ortam içerisinde oluşturulmaya çalışılmıştır.

Artistik seramikGüzel sanatlar
Hilal Küçük
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Batıl inanç nesnelerinin çağdaş seramik sanatında yorumlanması

İnsanlık, tarihin hemen her evresinde başına gelen herhangi bir kötü durumun üstesinden gelebilmek için zaman zaman bazı davranış ve uygulamalarda bulunmuştur. Doğal afetler, pandemi, ekonomik sorunlar, mutsuzluk, yalnızlık, korku duygusu gibi yaşadığı ruhsal bunalımlarından kurtulmanın yolunun inanmak olduğunu düşünmektedir. Batıl inançlar, insanların doğa karşısındaki güçsüzlüğünden beslenerek günümüze ulaşan, toplumların sosyal-kültürel kökenleriyle bağlantı kurma olanağı sunmaktadır. Bu inanışların bazılarının insanlar üzerinde psikolojik rahatlama oluşturduğu bilinse de genellikle insanlar üzerinde takıntıyla başlayan paranoyalara dönüştüğü bilinmektedir. İncelemeler doğrultusunda pozitif bilimle çelişen batıl inançlar ve bu inançların yarattığı olumsuz yönlerden çok bazı batıl inançların sembolü gibi görünen nesnelerin, farklı kültürlerde insanların davranışlarını nasıl etkilediği ve toplumdaki yeri araştırılmıştır. Yapılan uygulamalarda ise bu batıl inanç nesnelerinden esin kaynağı olanlar seçilmiş, değerlendirilmiş ve çağdaş seramik sanatına yansımaları ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde batıl inanç kavramından, batıl inançların insan yaşamındaki yerinden ve Türk kültüründeki batıl inançlardan bahsedilmektedir. İkinci bölümde farklı kültürlerin batıl inançları örneklendirilerek anlatılmıştır. Raporun devamında ise kişisel uygulamalar yer almaktadır. Bu kısımda ayrıca seramik alanında teknik açıdan araştırmacılara kaynak olabileceği düşünülen, tekstil alanında kullanılan bitkilerle deneyler yapılmıştır. Yapılan deneyler sonucu da doğal bitki boyama yöntemlerinin seramik yüzeylerdeki etkileri değerlendirilmiş, batıl inanış nesnelerinden esinlenerek seçilen hazır nesne formlar üzerine uygulanmıştır.

Büşra Maden Demirkaynak
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Anaerkil toplum düzeni ve seramik sanatına yansımaları

Anaerkillik merkezinde incelenen tez raporunda kadın ve anne kavramları üzerinden seramik sanatına ilişkin inceleme ve araştırmalar yer almaktadır. Anadolu'da anaerkil yaşam tarzı ve ana tanrıça kültü, kadınlığı, özellikle de anneliği içermektedir. Ana tanrıça figürinleri kadınsı temel niteliklerin taşıyıcı sembolü olarak bilinmektedir. Birinci bölümde nitel araştırma yöntemi kullanılarak ilk çağdaki sosyal sistemin incelenmesi ve ritüel sembollerin benzerlikleriyle birlikte açıklanması üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde Türkiye'deki akademik-çağdaş kadın sanatçıların erkek iktidar ilişkileri ve normlarını inceleyen örnek çalışmaları ile uluslararası sanatçıların çağdaş sanat eserlerinde kadın temasını ve kadınsı özelliklerin işlenişini içeren eserleri yer almaktadır. Tez raporunun tamamında 8 sanatçının, tez konusu bağlamında, geçmişten günümüze çeşitli eserleri yer almaktadır. Üçüncü bölümde kişisel çalışmalara yer verilmiştir.

Canan Kilit
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Hacı Bektaş Veli dergâhındaki doğa kültü simgelerinin sanatsal dönüşümü

Bu çalışmanın amacı, Hacıbektaş İlçesi'nde bulunan doğa kültlerinin sembollerinin Hacı Bektaş Veli Dergâhında bulunan simgelerin oluşumundaki etkisini incelemek ve bu simgelerin anlam bütünlüğünün nasıl sanatsal araştırmayla bir dönüşüme evrilebileceğini tartışmaktır. Senkretik bir yapı olan Bektaşilik, kâmil insan olma anlayışını vurgulayarak bilgi, hoşgörü ve eşitlik kavramları üzerine kurulmuştur. Hacı Bektaş Veli Dergâhında Bektaşi toplumunun tarihini, öğretisini ve maneviyatını betimleyen simgeler bulunmaktadır. Teslim Taşı, İnsanın Cemali, İnsan-ı Kâmil, Elifî Tacı, Horasani Tacı, Hüseyni Tacı gibi simgeler Bektaşi inanç sisteminin merkezinde yer alır ve doğa kültleriyle bağdaştırılarak geliştirilen kültürel bir derinliği temsil eder. Bu simgeler, insanlığın kökensel bir ortak deneyimi temsil ettiği için evrensel değer taşımaktadır. Doğanın temel dört elementi olan hava, ateş, su ve toprak Bektaşiliğin dört kapı kırk makam öğretisinin dört kapısı olan şeriat, tarikat, marifet ve hakikat'te karşılık bularak temel alınır. Bu elementler doğanın temeli kabul edildiğinden doğadaki her şey gibi ağaç, taş, aslan, geyik gibi simgeler de insanlığın doğayla ilişkisini ve evrensel anlam arayışını ifade etmektedir. Doğa kültlerini, doğa elementlerini ve simgesel öğeleri bağdaştıran Bektaşiliğin kâmil insan olma süreci gerçekleştirilen kişisel sanat uygulamalarında sanatsal araştırmanın kapsamını oluşturmuştur. "Dönüşüm" içsel değişimi tasvir ederken, "Diğerkam" toplum için birlik ve düşünme duygusunu temsil etmektedir. "Geçmiş ve Gelecek" insan ve doğa arasındaki bağı yansıtırken, "Tanrısal Olan" doğa kültlerinin altında yatan manevi ve mistik arayışı, "Varoluş" varoluşsal çatışmayı tasvir ederken, "Reenkarnasyon" ruhsal dönüşümü ve diğer varlıklarla birliği vurgulamaktadır. "Denge" kâmil olan insanın evren ve her şey ile bir denge içerisinde olduğunu betimlemektedir. Tüm uygulamalarda kil – toprak- temel alınmış ve insanın benliğinden sıyrılıp kâmil insan olma çabası ve çilesi içinde toprağın su, hava ve ateş ii ile bütünleşmesinin, ilişkiye girmesinin, kaynaşmasının simgesel ve biçimsel olarak yol gösterici olması amaçlanmıştır. Araştırma, Bektaşi sanatında doğa kültü simgelerinin nasıl geliştiğini, bu dönüşümü yönlendiren kültürel ve dinî nedenleri ve bu simgelerin güncel yaratıcı faaliyetlerde nasıl yeniden yorumlanabileceğini ortaya koymaktadır. Hacı Bektaş Veli Dergâhındaki sembollerin her biri, daha geniş ele alınmaya ihtiyaç duyulan ve simgesel katmanları sürekli açığa çıkarılmaya imkân veren bir incelik ve derinliği ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: Hava, ateş, su, toprak, ağaç, taş, kâmil-insan, olgunluk, çilehane

Murat Yeltürk
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Kimlik ve 'Ben' ikiliğinin sanat pratikleri ile çözümlenmesi

Bu araştırma, bilinçli öznenin bir 'ben' olarak varlığını tasdiklemek için sorduğu "Ben kimim?" sorusuna dayanmaktadır. 'Ben' ve kimlik kavramları farklı olduğundan öncelikle bu kavramların temel anlamları incelenmiştir. Bu inceleme felsefi ve psikanalitik literatür temel alınarak niteliksel araştırma ile gerçekleştirilmiştir. 'Ben' kavramının felsefî sözlük anlamı incelendiğinde bilinç kavramı öne çıkmaktadır. Bu nedenle ilk bölüm Descartes'ın "Düşünüyorum öyleyse varım" önermesine dayanmaktadır. 'Kuşku duyan bilincin' varlığını doğrulamayı amaçlayan bu önerme, kendini gözlemleyen ve varlığını sorgulayan bilinçten hareketle oluşturulmuştur. Kendisini tanımlamak ve 'olmak' isteyen özne, bu tanımlamayı bazen olumsuzlama yoluyla olanı reddederek, bazen de öteki aracılığıyla olanı kabul ederek yapar. Düşünen ve düşünerek hakikati arayan özne, 'ben'in dinamik yapısına aykırı olarak 'ben'i sabitlemek ve tanımlamak ister. Bilincin varoluş mücadelesi, kendisini hiçlikten kurtarma çabasına sürükler, bu da onu varoluşu tanımlamaya zorlar. Ancak Hegel'in ifade ettiği gibi ne varlık ne de yokluk olan özne, "oluş" hareketi içerisinde zamansallık kazanır. 'Ben'in tanımlanamaz yapısı ve özne için uğrak olması nedeniyle ilk bölüm Ben'in Saklambacı başlığını taşımaktadır. 'Ben' değişkenliği içerdiğinden ve kendilik bu değişkenlik içinde kurulduğundan, bu araştırmanın sanatsal pratiğinde hareket önemli bir rol oynamaktadır. İzleyicinin müdahalesinin de davet edildiği sanat pratiği aracılığıyla 'ben'in yapısı kavramsal ve sanatsal olarak analiz edilmeye çalışılmıştır. İkinci bölümde kimlik kavramının anlamı ve işlevi araştırılmıştır. Bununla kimliğin bir yansımanın belirlenimi olduğu anlaşılmaktadır. Kimlik, özneleştirilmiş 'ben'i toplumsal bağlamda konumlandırma işlevine sahip olduğundan sabit kalan bir yapıdır. Bu sabitliğin yanı sıra fantazi olması da ona olduğundan daha fazla anlam yüklenmesine neden olur. Ancak kimlik algısı değişen öznenin bu paradokstan kurtulmak için fantaziyle yüzleşmesi ve onu katetmesi gerektiği sonucuna varılır. Üçüncü bölümde incelenen, başta Lacan olmak üzere, öncü araştırmalar sonucunda, öznenin hesaplaşmaları kuramsal ve sanatsal olarak gerçekleştirilmiştir. Burada, öznenin kimlik anlatısını oluşturmada aktif rol oynayan 'baba'nın gerçekten ölmüş olmasının ne anlama geldiği ve kimlik kurgusunu nasıl etkilediği analiz edilmiştir. Öznenin özneleşerek toplumsal düzene girmesinde 'baba' çok önemli bir rol oynamaktadır. Eğer 'baba' gerçekten ölmüşse, 'baba'nın varlığı yerini babanın işlevine bırakır ve kimlik 'yasa' tarafından şekillenir, ki bununla da hesaplaşılması gerekir. Özne, gerçek babanın yerini alan yasa ve dayatmaların yanı sıra, imgesel bir 'baba'ya, yani ulaşılması imkansız bir babaya tutunur. İmgesel 'baba', Lacan'ın da dile getirdiği gibi, bir tür Tanrı prototipidir. Özne, kayıp 'baba' üzerinden neden ulaşılması imkansız imgesel bir 'baba' yarattığıyla yüzleştiğinde, onun lüzumsuz olduğu gerçeğiyle yüzleşir. Baba'nın-adı ve imgesel 'baba' üzerinden kurduğu kimlik yerine boşluk üzerinden kendisini kurmaya başlar. Bu yüzleşmeler ve hesaplaşmalar aracılığıyla hem 'ben'in sabitlenemezliği ve değişkenliği, hem de 'baba'nın lüzumsuzluğu sanat pratiği içerisinde şekillenip aktarılabilmiştir. Bu araştırma sonucunda 'ben'in değişken yapısı, kimliğin sabitliği ve fantazisi ile yüzleşilmiştir. Buna göre, kurguyu boşluk üzerinden inşa ederek öznenin 'olan'dan 'olmakta' olana geçebileceği önermesi ortaya konmuştur. İzleyici de bu olguyu sanat pratiği yoluyla deneyimleyebildiği ve sanat eserinin bir parçası olabildiği için bu araştırma artık öznel bir hesaplaşma olmaktan çıkmıştır.

Öz kimlik
Fazilet Aşcı
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2024
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Distopya kavramına dayalı kıyamet sonrası senaryolarının seramik formlarla yorumlanması

Bu sanat çalışması raporu, distopya kavramının seramik formlar aracılığıyla kıyamet sonrası senaryolar bağlamında değerlendirilmesini amaçlayan bir araştırmanın bulgularını sunmaktadır. Distopya, baskıcı, adaletsiz ve karamsar bir toplumsal düzenin geleceğe yönelik tasviri olup, genellikle ütopyanın karşıtı olarak değerlendirilmektedir. Raporda, distopya kavramının tarihsel gelişimi ve bu kavramın edebiyat ile sanattaki yansımaları, özellikle George Orwell, Aldous Huxley ve Ray Bradbury gibi yazarların eserleri üzerinden ele alınmıştır. Seramik sanatı, sanatçılara kil gibi doğal malzemelerle özgün formlar yaratma ve estetik anlatılar oluşturma imkânı sunmaktadır. Araştırmada, seramik formlarının distopik temalarla nasıl bütünleştiği ve bu temaların seramik sanatındaki yansımaları incelenmiştir. Seramik sanatçıları, farklı malzeme ve tekniklerle distopya kavramını estetik ve kavramsal düzeyde yeniden yorumlamışlardır. Kıyamet sonrası senaryolar, genellikle medeniyetin büyük bir felaket sonucu çöküşünü veya gerilemesini anlatır ve bu temalar, nükleer savaş, salgın hastalık veya doğal afetler gibi çeşitli felaketlerle açıklanır. Bu senaryolar, edebiyat, sinema ve dijital sanatta geniş bir yer bulmuş, toplumsal korkuların sanatsal yansımalarına zemin oluşturmuştur. Araştırmada, kıyamet sonrası temaların sanatçılar tarafından nasıl ele alındığı ve bu eserlerin sanat dünyasındaki yeri değerlendirilmiştir. Çalışma ayrıca kişisel sanatsal uygulamalar içermekte ve distopya ile kıyamet sonrası temalarının seramik formlar üzerinden nasıl ifade edilebileceğine dair kapsamlı bir analiz sunmaktadır. Bu bağlamda, çalışma hem teorik hem de pratik bir yaklaşım benimseyerek sanat ve toplumsal eleştirinin kesişim noktasına dair yeni bir perspektif kazandırmayı hedeflemektedir.

Bilim-kurguGüzel sanatlarHeykel sanatı+2
Ozan Bebek
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Arketip kavramı ile modern sanat ilişkisi

Carl Gustav Jung'un arketip teorisi, insanların kolektif bilinçdışında saklanan evrensel imgeler ve temaları ele almıştır. Jung bu kavramları ilk olarak 1910'larda ortaya koymaya başlamış, ancak bu düşüncelerin geniş çapta bilinirlik kazanması 1921 yılında "Psikolojik Tipler" adlı eserin yayımlanmasıyla olmuştur. Bu eser, Jung'un analitik psikoloji alanındaki çalışmalarını derinleştirdiği bir dönemi temsil ederek ve insan psikolojisine dair geniş bir çerçeve sunmuştur. Arketip teorisi, insanlık tarihi boyunca farklı kültürlerde ortaya çıkan benzer mitolojik ve dini öykülerin temelinde yatan ortak öğeleri açıklamayı amaçlamıştır. Bu evrensel imgeler ya da arketipler, Jung'a göre, insan deneyiminin temel yapıtaşlarını oluşturmuş ve bireylerin kolektif bilinçdışı aracılığıyla bu imgelere erişim sağladığını öne sürmüştür. İlerleyen süreçte arketip teorisi, psikoloji, edebiyat, sanat ve mitoloji çalışmalarında önemli bir yere sahip olmuştur. Bu teori, insan doğasının ve kültürler arası benzerliklerin anlaşılmasında yeni yollar sunarak akademik ve popüler düşünce üzerinde derin bir etki bırakmıştır. Carl Gustav Jung, psikanaliz çalışmalarında, kişilik oluşumundaki temelleri ele alan tarihsel süreçle ilintili geniş bakış açısını yansıtmıştır. Modern sanat dönemi sanatçılarının bazıları ile doğrudan görüşmüş, sanat, din, felsefe alanlarıyla doğrudan ilgilenmiş ve araştırmalarını bu yönde ilerletmiştir. Bu tez çalışmasının amacı, Carl Gustav Jung'un derlemelerinden ortaya çıkarılmış olan arketip kavramı üzerinden modern sanat dönemi araştırılarak, Jung'un kolektif bilinçdışı anlatıları bağlamında bir çalışma raporu hazırlamaktır. Bu çalışma, aynı zamanda, literatürde modern sanat dönemini Carl Gustav Jung bağlamında inceleyen kaynak kısıtlılığı nedeni ile seçilmiştir. Bu tez çalışması içerisinde arketip teorisi bağlamında persona, gölge, öz ve anima –animus ön arketipleri ile ilişki kurularak seramik formlar üzerinde uygulamalar yapılmıştır.

Sude Orkun
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Mitolojide kedi figürünün yeri ve özgün seramik formlarda yorumu

"Mitolojide Kedi Figürünün Yeri ve Özgün Seramik Formlarda Yorumu" başlıklı bu çalışma raporu üç ana başlıktan oluşmaktadır. "Mitoloji" başlıklı birinci bölümde; Mitolojinin ne olduğu incelenerek, mitolojide yer edinmiş çeşitli hayvan figürlerinden bahsedilmiş ve yine mitolojik olarak kedinin insan hayatında hangi anlamlar ile anıldığı anlatılmaktadır. "Sanatta Kedi Figürünün Kullanımı" başlıklı ikinci bölümde; Seramik sanatında kedi figürünü konu alan sanatçılar araştırılmıştır. Kişisel seramik uygulamalarla devam eden raporda; seramik formlarda kedi imgesinin özgün yorumlu uygulamalarına yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: mitoloji, mitolojide hayvan figürü, kedi, mitolojide kedi figürü, seramik.

Ceyda Nur Akcan
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

6-10 yaş çocuklarla tematik çalışmalar üzerinden becerilerin geliştirilmesi

Bu tez çalışması, 6-10 yaş arasındaki farklı çocuk gruplarının katılımıyla gerçekleştirilen tematik seramik modül yapımı çalıştaylarının, eğitimsel ve bilişsel becerilere olan etkilerini araştırmaktadır. İlkokul çağındaki çocukların seramik kil malzemesi kullanarak modüler bir sistemde oluşturdukları seramik çalışması sayesinde çocukların sanatsal ifadelerini geliştirme, motor becerilerini güçlendirme, sosyal iletişim ve iş birliği becerilerini destekleme, duyusal ifade yeteneklerini arttırma ve öğrenmeye olan ilgilerini araştırmaktadır. Tez çalışmasının bir diğer hedefi ise, seramik yapım etkinliğinin çocukların çok yönlü gelişimine sunduğu katkıları ortaya çıkarmak ve bu konudaki bilgi boşluğunu doldurmaktır. Bu kapsamda 6-10 yaş aralığında 165 çocukla Bilkent Laboratuvar Uluslararası Okulları, Milli Eğitim Vakfı Gökkuşağı Özel Eğitim İlkokulu ve Büyükşehir ANFA İlkokulu'nda atölye çalışmaları yapılmıştır. Kendilerine verilen "kil" malzemesi ile seramik modül yapım aşamaları bilişsel ve bedensel etkileri bakımından gözlemlenebilmiştir. Atölye çalışmalarına katılan çocukların grup çalışmasına yatkın olmaya başladıkları, birbirlerinden yardım alarak ve birbirlerini analiz ederek sürecin ve üretimin bir parçası olmaktan keyif aldıkları, iş birliği ve sosyal becerilerinin gelişiminde katkılar saptanabilmiştir. Seramik sanat uygulamaları her seviyede sanat eğitiminin bir aracı olarak kullanılabilinir.

Işıl Kasan
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Kına ritüelinin çağdaş seramik formlara yansıması

Ateş, toprak ve insan… İnsanoğlu var olduğundan beri bir yaratıcı güce inanmak istemiştir. Bu inanma içgüdüsü zaman içerisinde onu çeşitli anlamlar yükleten durumların içerisine sokmuş, toprak ve ateşin dansı insanı büyülemiş ve insan yaratıcı konumuna geçmiştir. Cansız olan, çamurun insan eliyle şekillenip ateşle buluştuğu ve o ateşten yeniden can bulduğu eserler günümüze kadar ulaşmış ve bu gelenek değişip, dönüşüp, gelişerek halen devam etmektedir. Bu inanç doğrultusunda da insan, ritüeller oluşturmaya ve onları adlandırmaya başlamıştır. Bunlardan biri olan ''kına'' çok eski zamanlardan beri toplumların hayatlarında önemli rol oynamaktadır. Gerek kozmetik gerek sağlık gerekse dini nedenlerle kullanılan bu malzemeye mistik anlamlar yükleyen insan, onu çeşitlendirmiş ve seremoninin bir parçası haline getirmiştir. Kınanın sağlık açısından faydaları tartışılmakla beraber yarattığı duygusundan ve uygulanan seremoni biçiminden dolayı psikolojik olarak insanda mistik bir his yaratarak onu büyülediği düşünülmektedir. Bu mistik halin oluşmasında rol oynayan en önemli etken şüphesiz ki ritüelin uygulanma biçimi, kınanın kokusu, dokusu, taşıdığı anlamı, kullanılan müzikler, ağıtlar, türküler kına ritüelini büyülü bir hale getirerek kişide farklı hissiyatlar yaratmasıdır. Tüm bunlar sanatçılar için birer esin kaynağıdır. Bu tez kapsamında Türk kültürü içinde kendine çokça yer bulmuş kına ritüeli, kına malzemesi ve kullanımıyla ilgili araştırmalar yapılmıştır. Bu ritüellerden esinlenerek, geleneksel dövme motifleri ile kurban teması arasındaki bağın, çağdaş seramik formlara yansımalarından oluşan uygulamalar gerçekleştirilmiştir.

Artistik seramikKurbanKına+6
Kardelen Ecem Çakmak
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2023
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Çağdaş seramik sanatında seyir nesnesi olarak kadın

Geçmişten günümüze kadının toplum içerisindeki yeri ve konumuna değinen bu çalışma, kadını hem tüketen hem de tüketilen bir nesne olarak ele almaktadır. Tüketim nesnesine dönüştürülen beden, nesneleştirilerek arzu nesnesi haline getirilmiştir. Kadın ve bedeni erk tarafından denetim ve gözetim altında tutulmakta ve seyirlik bir nesneye dönüştürülmektedir. İçinde yaşadığımız kültürde kadın, erkek bakışının nesnesi konumundadır. Beden, arzunun ve hazzın kaynağı olarak cinselleştirilmektedir. Günümüz post truth döneminde, sosyal medyada paylaşılan imgeler, bedeni cinselleştirerek, bakışın nesnesi konumunda olan kadını pornografikleştirmektedir. Kadın bedeninin cinsel olarak algılanması ve sanat eserinde cinselleştirilerek vurgulanması, bedenin nesneleştirilmesine yol açmıştır. Kadın ve bedeni, arzu ve haz nesnesi olarak sanatın ana malzemesi olmuştur. Nü ve çıplaklığın ele alınış biçimleri ve sanatın bedeni teşhir eden görüntüsü, röntgenci bakışın esiri olarak pornografik ve erotik imgelemler yaratmaktadır. Erk egemen toplum, kadının, sanatın nesnesi olduğunu göstererek, güzelliğini, şehvetini, etkileyiciliğini ve baştan çıkarıcılığını göstermektedir. Bu araştırma, bir durum tespiti çalışmasıdır, eril kültür toplumunda, geçmişten günümüze kadar kadın bedeninin seyirlik bir nesne olduğu ve bakışın nesnesi olarak görüldüğü anlatılmaktadır. Bedenin sanatta temsil edilişi, kadının seyredilmesine yönelik yaratılan imgelemlerin ve sanatçıların konuyu ele alış biçimleri incelenmiş, sanatçıların eserlerinde yer alan örnekler anlatılmıştır. Nesneleştirilen kadın ve bedenini, arzu ve haz kaynağı olarak sanatsal biçimde ele alan sanatçı eserlerinde, kadının nasıl ele alındığı anlatmak amaçlanmıştır. Seramiğin geçmişten günümüze ifade aracı olarak kullanılması ve sanatçının anlatısına değer katan plastik tavrı ile anlatım olanaklarını güçlendiren yapısı, her zaman sanatçıları etkisi altına almıştır. Sadece sanatçıları değil izleyen seyircileri de etkilemiştir. Seramiğin anlatı olanaklarından yararlanılarak kadın ve bedenini ele alan bu rapor kapsamında, seramik uygulama çalışmaları yapılmıştır. Arzu, haz ve bakış kavramları etrafında ele alınan çalışmalar, beden uzuvlarından yola çıkılarak yapılmış ve kadının seyirlik bir nesne olduğu anlatılmaya çalışılmıştır. Plastik bir dille ele alınan çalışmalarda, bedenin erojen bölgelerine odaklanılmış ve seyir nesnesi olarak görülen kadının, erojen uzuvları bir arada gösterilerek çalışmaların güçlü yönlerine vurgu yapılmıştır. Anahtar Sözcükler: Seramik, seyir nesnesi, arzu, haz, kadın, bakış.

Artistik seramikArzuHaz+7
Havva Eker Aktaş
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2023
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Sanatsal üretme pratiği olarak metinlerarasılık bağlamında yeniden üretim

Julia Kristeva tarafından kavramlaştırılan metinlerarasılık kuramı, yapıtların birbirleriyle ilişkili olduğunu ve bu ilişkinin kaçınılmaz olduğunu ortaya koymaktadır. Tüm sanat disiplinlerinde uygulanan bu kuram aynı zamanda bir eleştiri yöntemidir. Bu çalışmada, metinlerarası ilişkiler konusu incelenerek, kişisel seramik uygulamalarla ilişkisi kurulmaya çalışılmıştır. Kuramın kavramsal çerçevesi literatür taraması yapılarak araştırılmıştır. Çağdaş seramik sanatına uygulanabilirliği açısından metinlerarasılık yöntemlerinden alıntı, pastiş, parodi, kolaj, palempsest ve taklit yöntemleri çalışmaya dahil edilerek bu yöntemler üzerinden okumalar sınırlandırılmıştır. Sanatçının aynı zamanda bir izleyici olması nedeniyle metinlerarasılık yöntemlerinin kişisel uygulamalarda sanatsal üretme pratiği olarak kullanılabilirliği araştırılmıştır. Hem yapıt okuma hem de yapıt üretmede metinlerarasılık kavramının kurduğu ilişkiler nedeniyle çıktılarının birer yeniden üretim olduğu ortaya konmuştur.

Artistik seramikMetinlerarasılıkSanat üretimi+3
Nagihan Gümüş Akman
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2023
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Gösterişçi tüketimin sanatsal ifadesi

"Gösterişçi tüketimin sanatsal ifadesi" isimli bu tez çalışmasında, 'tüketim ve gösteriş' kavramları incelenmiştir. Bu bağlamda 1. bölümde tüketim kavramının ortaya çıkması ve ihtiyaç kavramının inanış sistemleri ile ilişkisi ele alınmıştır. 21. yüzyılda gelişen teknoloji ile beraber seri üretimin ortaya çıkması tüketim kavramının tanımını da değiştirerek tüketim mekanlarını ortaya çıkarmıştır. Kitlesel tüketime eklemlenen insan, çağımız insanının bireyselleşmesi ile beraber aidiyet ve kimlik problemleri yaşamaktadır. Birbirlerinin kopyası haline dönüşmekte olan, tüketim alışkanlıkları da birbirine oldukça benzeyen insan değişime uğrayarak kendine yabancılaşmıştır. Araştırmanın ikinci bölümünde güncel sanat pratiklerinde tüketim ve gösterişçi tüketim üzerine çalışmaları olan sanatçıların eserlerine yer verilmiştir. Günümüz sanatçıları modern sanatın yenilikçi ve sanat kaygısı ile yapılmasının aksine, toplumun yaşayış biçimine eleştirel bir şekilde yaklaşmaktadır. Kapitalist ve metalarla kuşatılan dünyada gösterişçi tüketimin sanatı da bir metaya çevirmesiyle yaşanan değişim incelenmiştir. Bu bağlamda ise 3. bölüm kişisel uygulamalarla ifade edilen tüketim ve gösterişçi tüketimin seramik uygulamalarla ele alınarak anlatılmasıdır. Anahtar Kelimeler: Tüketim, Gösterişçi Tüketim, Dijitalleşme, Kapitalizm, Seramik.

Gösterişçi tüketimKapitalizmSayısallaştırma+3
Aylin Alkan
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sanat nesnesi- mekân ilişkisinde yeni medya sanatının yeri

Mekân kavramı, tarih boyunca mimari disiplinin temel kavramı olmasının yanı sıra, sanat ve diğer disiplinlerde de önemli bir konu olmuştur. Özellikle 20. yüzyılın başlarında Dada etkileriyle üretilen eserlerde, sanat yapıtının yerini sanat nesnesine bırakması ve nesnenin mekânla kurduğu ilişki, mekân kavramına sanatta önemli bir konum edindirmiştir. Sanatçılar, mekânı eserlerinin anlatım dili olarak kullanarak, eserlerinin anlamını ve etkisini arttırmışlardır. İlerleyen süre içerisinde ortaya çıkan farklı sanat disiplinleri, sanat nesnesi-mekân ilişkisine bağlı kalarak yeni eserlerin ortaya çıkmasını sağlamıştır. Bu sanat disiplinlerinden birisi de ilk etkilerini 1950 yılında gösteren yeni medya sanatı olmuştur. Yeni medya sanatı, sanat ve teknolojiyi bir araya getirerek yeni ve çağdaş bir anlatım yöntemi olmuştur. Bu disiplinin en önemli özelliği, Dada akımını benimseyerek eserlerin düşünce yapısını ön plana çıkarmıştır. Bu bağlamda ortaya konulan eserlerde nesne ve mekân ilişkisi sıklıkla görülmektedir. Yeni medya sanatı, 20. yüzyılın başlarında televizyon, kamera, projeksiyon gibi teknolojik araçların gelişimiyle birlikte ortaya çıkmıştır. Bu araçlar, ortaya konulan eserlerde iletişim aracı olarak kullanılır ve sanatçının amacı, izleyicilere farklı bir dilde düşünce yapısını aktarmaktır. Bu sanat çalışması raporunun birinci bölümünde, mekân kavramının genel tanımıyla birlikte bu kavramın sanat tarihindeki önemi ve yeri incelenirken, sanat nesnesiyle olan ilişkisinin tarihsel süreç içerisindeki gelişimi ve değişimi örneklerle açıklanmıştır. Sanat nesnesi başlığı altında, gündelik nesnelerin sanat nesnesine dönüşüm süreci ele alınmıştır. İkinci bölümde, yeni medya sanatının, sanat tarihindeki oluşumu ve gelişimi incelenerek bu disiplinde üretilmiş olan eser örnekleri; seramik sanatı özelinde yeni medya sanatının etkileri ve izleri gösterilerek açıklanmıştır. Üçüncü bölümde, yeni medya teknolojilerinin sunduğu imkanlar eşliğinde seramik yüzeyler üzerine özgün sanat çalışmaları uygulanmış ve bu sanat çalışması raporunda ele alınan konulara bağlı kalınarak çalışmalar, kavramsal boyutta irdelenmiştir.

DadaizmMekanNesne+4
İhsan Berke Saraçoğlu
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Çağdaş sanatta kültürelleşen tüketim: Sosyal medya oyununun yaratıcı imgeleme ve kavramsal düşünmeye etkisi

Bu çalışmada, çağdaş sanatın kültürelleşen tüketiminin ve tüketimin sosyal medyadaki unsurlarıyla iş birliğinin sanat eserlerini tüketim nesnesi haline getirişinin araştırılması ve örnekler üzerinden deşifre edilmesi amaçlanmaktadır. Günümüzde diğer alanlarda olduğu gibi sanat alanında da her şey alınıp satılan bir tüketim metası haline gelmiş ve bunun sonucunda tüketimin hızı hiç olmadığı kadar artmıştır. Hızlı tüketim hızlı üretimi getirirken kültürelleşen tüketme haline sağlanan uyum ise insan bilincinin yerine geçmiştir. Bu çalışmada, toplum bilincinin tüketime nasıl uyumlandığının, bunun çağdaş sanatta/sanatçılarda ne biçimde gerçekleştiğinin deşifre edilmesi ve seçilmiş temsili "sanatsal" örneklerle tartışılması amaçlanmıştır. Böylece, toplumun kendi bilinç düzeyinin ve bulunduğu sistemin nasıl işlediği sanat ve sosyal medya ilişkisi bağlamında daha iyi anlaşılabilecektir. Çalışma; imge, kavram, gösterge, tüketim, üretim, kitsch gibi kavramlara odaklanarak konuyu ele almaktadır. Çalışma temelde, Baudrillard'ın tüketimin tüm yaşamı kuşatarak kültürelleştiği, yani kültürelleşen tüketim olarak ifade ettiği kuşatma halinin Adorno'nun kültür endüstrisi tanımlamasıyla gösterdiği paralellik üzerinden tartışmayı yürütmektedir. Tüketimin bu kuşatma halinin sonucunda toplum bilincinde 'gösteren' ve 'gösterilenin' denetlenmesiyle birlikte düşünme ediminin eksildiğinin açıklanmasında Saussure'ün dilbilim üzerine yazılarından faydalanılmaktadır. Düşünme ediminin temel unsurlarından biri olan imge ise Sartre'ın imgelem tartışması üzerinden yapılmaktadır. İnsan bilincinde düşünme eyleminin temel unsurları imgeler ve kavramlardır. İmgeler, nesne kaynaklı görüntülerin zihinde özel olarak tasarlanmasıyken, kavramlar imgelerin oluşması için öncüldür. Çünkü imgeler ve kavramlar birlikte çalıştığında düşünme edimi gerçekleşir. Düşünme ediminin temel unsurlarını oluşturan gerek koşullar herkes için benzer süreçlerle gerçekleşse de sanatçılar ve bilim insanları bu edimleri kendine özgü bir biçimde gerçekleştirir. Sanatçılar ve bilim insanları mevcut olanın yerine alternatifler sunar, ona sunulanı hiçler ve bunun sonucunda bir eylemi meydana getirir. Düşünme ediminin kavramlar arası kurulan bağlantılarla gerçekleşmesi kavramsal düşünme olarak; imgeler arasında beklenmedik yeni ilişkilerin kurulması, imgeler arası ilişkinin başkalaşması ise yaratıcı imgelem şeklinde ifade edilmektedir. Anlaşılır ki sanatçılar imgeleri başkalaştırdığında, kavramların sınırlarından çıktığında, yani yaratıcı-imgeleme/kavramsal-düşünme edimini gerçekleştirdiğinde ve bunu bir yapıt olarak eyleme döktüğünde sanat meydana gelmektedir. Günümüzde, toplumun tüketime uyumuyla ve tüketimin kültürel bir öge haline gelmesiyle sanatın gerek koşulu olan yaratıcı-imgeleme/kavramsal-düşünme edimi varlığını kaybetmiştir. Çünkü günümüzde toplum, ihtiyaçların düzenlendiği, tüketimin kültür unsuruna dönüştüğü ve böylece bütünlüklü bir tüketme hali üzerinden denetlendiği bir konumdadır. Bunun sonucunda ise tüketime uyum sağlama hali, toplumun bilinç düzeyinde yoksulluğa kaynaklık etmektedir. Tüketim tüm yaşamı kuşatmış, bu kuşatmanın fitilleyicilerinden olan sosyal medya uygulamalarının yönlendirmesi ise sanatsal yaratımı etkisi altına almıştır. Bugün sosyal medyada paylaşılan sanat, yaratıcı-imgeleme/kavramsal-düşünme ediminin gerçekleşmediği, yani kavramların sınırlarından çıkılmadan genel bir ifade altında toplanan, hali hazırda bulunan imgelerin kullanılmasıyla günümüz tüketim kültürünün hızına yetişmeye çalışan, hızla üretilen ve hızla tüketilen bir hale bürünmüştür. Tüketimin gerekliliğini yerine getiren günümüz sanatı varlığının tartışılabileceği düzlemi kaybetmiş, tüketimin bir uzlaşıcısı haline gelmiştir. Bu nedenle, sanatın neredeyse yok konumuna gelmesine sebep olan bu unsurların araştırılması ve kaynağının ne olduğunun incelenmesi gereği duyulmuştur. Bunun neticesinde de sanatın özellikle sosyal medya uygulamalarının kültürelleşen tüketimine ayak uydurmaya yönelmiş olmasının, sanatta yaratıcı-imgeleme/kavramsal-düşünme ediminin gerekliliğini ortadan kaldırma ya da önemsizleştirme amacına hizmet ettiği tespit edilmiştir.

BağımlılıkKavramsal düşünmeKültürleşme+7
Sena Mor
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sinestezi olgusunun sanat objesi olarak değerlendirilmesi

'Sinestezi Olgusunun Sanat Objesi Olarak Değerlendirilmesi'' başlıklı bu çalışma raporu üç ana bölümden oluşmaktadır. Algı, aldığımız duyulara dayanarak çevremizdeki dünyayla bağlantı kurmamızı sağlayan, olayların veya nesnelerin varlığını kabul etmemizi sağlayan durumdur. Bu bağlantının kurulmasında duyularımız hayati bir rol oynar. Sinestezi, duyuların algıyı geliştirmek ve çeşitlendirmek için birlikte çalıştığı ve dünyayı benzersiz bir şekilde deneyimlemesiyle sonuçlanan bir durumdur. Bu olguyu daha iyi anlayabilmek için algı konusunun derinlemesine incelenmesi gerekmektedir. ''Algı" başlıklı birinci bölümde; bir olay ya da durum üzerinde izlenim yoluyla elde ettiğimiz idrak durumu olan algı kavramı genel olarak incelenmiştir. İnsan algısında büyük rol oynayan duyu organlarımızın oluşturduğu algı türleri, algıdaki bazı kuramsal yaklaşımlarda bulunmuş filozofların düşünceleri, halüsinasyon ve illüzyon gibi durumlardan kaynaklanan algı bozuklukları, sanatçıların sıradan insanlardan farklı olarak sahip oldukları estetik tavır ve sanatsal algı bu bölümün alt başlıklarını oluşturmuştur. "Sinestezi Olgusu'' başlıklı ikinci bölümde; duyuların birlikte algılanması, çoklu algı olarak da bilinen sinestezi olgusu hakkında bilgi verilip, sinestezinin çeşitleri üzerinde durulup, sinestezi olgusuna sahip olan sanatçılardan bahsedilip; bu olgu doğrultusunda yapılan eserlerinden örnekler verilmiştir. Sanatta çoklu algı deneyimleri üzerine eserler üretip, çalışmalarda bulunan sanatçılardan da bahsedilerek bu bölüm desteklenmiştir. "Algı ve Sinestezi Olgusu Üzerine" kişisel seramik uygulamalarla devam eden üçüncü bölümde; kişisel çalışmalar "Sinestezi Olgusu Bağlamında İnsan Algısına Yönelik Yapılan Uygulamalar" ve "Sinestezi Olgusu Işığında Yapılan Uygulamalar" olarak iki bölümde incelenmiştir. Algı ve sinestezi olgusunun seramik formlardaki özgün kullanımı ve uygulamalarına yer verilerek bu konuya dikkat çekilmeye çalışılmıştır. Anahtar Sözcükler: algı, sinestezi, duyu, seramik, sanat.

Elifcan Şık
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Entropi kavramını yapıbozum sanat yaklaşımı üzerinden incelenmesi

Evrendeki her varlığın bir sonu vardır. Doğa bu düzeni sağlamak için her varlığa bir zaman sınırı vermiştir. Bozulma, çürüme ve yok olma, verilen bu zamanın sınırının son aşamalarıdır. Çürüme, bozulma ve yok oluş varlıkların enerjisinin tükenmesiyle oluşurken bir düzensizlik oluşturur. Termodinamik ise tükenmeyle beraber oluşan düzensizliği belirtmek için entropi kavramını kullanan bilim dalıdır. Entropide bir madde düzensizliğe giderken bir enerji artışı görülür ve bunun ileriye doğru giden bir yönü olduğunu söylenir. Bu artışı belirlerken, sonucunda işe dönüştürülemeyen bir enerji miktarının da olduğunu belirten termodinamik kavramdır. Birinci bölümde, entropi kavramı incelenerek, zaman ilişkisi tartışılmıştır. Entropi termodinamiğin yasalarından biridir. Zamanla beraber ilerleyen entropi artışı her koşulda ileriye akar. Bu bir oluş içerisinde olmaktadır ve bu oluşun sonu bozuluştur. Kapalı ve açık sistemler zamanın oluştuğu süreçte varlığını sürdürür. Düzensizliği artarak bozulur evrendeki varlığı son bulur. Entropi, düzen ve düzensizlik arasındaki artışı ölçen yöntemdir. Düzenden düzensizliğe gidiş süreci entropi kavramı üzerinden incelenmiş olup İkinci bölümde, entropi kavramının yapıbozum olgusuyla bağlantısı ele alınmış ve sanatla bağlantısı irdelenmiştir. Üçüncü bölümde, konu bağlamında farklı sanat akımlarına öncülük eden sanatçılar seçilerek incelenmiştir. Söz konusu sanatçıların ortak yaklaşımları yapıbozum tekniğini kullanmaları olup eserleri entropik açıdan incelenmektedir. Son olarak dördüncü bölümde ise, entropi ve yapıbozum kavramlarının araştırılması üzerine edinen birikimlerden sanatsal araştırma ve uygulamalar yapılmıştır. Bu uygulamalar entropinin içerisinde yer alan düzen, düzensizlik, karşıtlık ve nihai son kavramları üzerinden irdelenip kişisel olarak yorumlanmıştır.

DüzenDüzensizlikEntropi+4
Elif Akca
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Terra sigillata ve tiffany vitray teknikleri ile doğayı dönüştürme

Bu sanat çalışmasında, Terra Sigillata ve Tiffany Vitray teknikleri kullanılarak doğal öğelerin sanat eserine nasıl dönüştürüldüğü incelenmektedir. Seramik sanatında, kil ya da sır gibi inorganik bileşenlerin pişirilmesiyle biçimler oluşturulurken, Tiffany Vitray tekniğinde renkli camlar kesilir ve bir araya getirilerek biçimler oluşturulur. Her iki teknik de doğal öğelerden esinlenerek; örneğin doğadaki hayvan biçimlerini, sanat eserine dönüştürmek için kullanılmaktadır. Bu tekniklerin kullanımı ile doğal öğelerin esiniyle sanat eserine nasıl dönüştürüldüğü ve sonuçta elde edilen eserlerin düşünsel alt yapısı ve teknik aşaması ele alınmaktadır. Bu kapsamda oluşturulan eserlerin seramik kısmında Terra Sigillata tekniği uygulamaları ön plana çıkmaktadır. Doğal öğeler, insanlık tarihi boyunca sanatın bir parçası olmuştur. Doğa, sanatçılar için sonsuz esin kaynağıdır. Terra Sigillata ve Tiffany Vitray teknikleri de doğal öğelerin esere dönüştürülmesinde sıkça kullanılmaktadır. Bu gibi teknikler yardımıyla birçok sanatçı doğanın güzelliğini yansıtmak, ölümsüzleştirmek ve doğal olanı kendi yorumlarıyla kalıcı hale getirmek istemiştir. Bu sanat çalışması raporunda da bu yaklaşım benimsenmektedir. Terra Sigillata ve Tiffany Vitray teknikleri ile doğal öğelerden esinlenerek çeşitli hayvan biçimleri yorumlanmaktadır. Sanat çalışması raporunda yer alan kişisel hayvan yorumlarıyla; hayvanların, üretim makinalarına dönüştürülmesine dikkat çekilmek istenmektedir. Bu nedenle besi hayvanları gözlemlenmiş ve incelenmiştir. Besi için yetiştirilen hayvan bedenlerinin, kullanılan teknikler yardımıyla esere dönüştürülmesi amaçlanmıştır. Anahtar Sözcükler: Dönüştürme, Doğa, Hayvan, İnsan, Tiffany Vitray, Terra Sigillata

DoğaHayvanlarSanat eserleri+3
Kayahan Dönmez
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Küresel ısınmanın çağdaş seramik sanatındaki yansımaları

Birinci bölümde, Sanayi Devrimi sonrası fosil yakıtların kullanımındaki artışlar, küresel ısınma ve iklim değişikliği gibi çevresel sorunlar ele alınmıştır. Küresel ısınma odaklı kutup bölgelerindeki buzulların erimesi ve büyük ölçekli buzulların kopmasının ardından o bölgede yaşayan hayvan popülasyonlarına olumsuz etkileri incelenmiştir. İkinci bölümde, doğadan kopan modern insanın uluslararası ölçekte sanata doğayı nasıl dâhil ettiğine, Arazi Sanatı, Ekolojik Sanat gibi akımların doğa ile ilişkilerine değinilmiştir. 1960'lı yıllar sonrası değişen sanat ortamında sanatçıların doğadan hazır malzemeyi sanat nesnesi olarak kullanması, doğayı mekân olarak dönüştürmesini ve kavramsallaştırmasını araştırırken, doğaya yaklaşımlarındaki proje ve sanatsal düzenlemeleri akım içerisindeki önemi ve günümüzde de sanat alanı içinde etkisi devam eden önemli sanatçıların çalışmaları ele alınmıştır. Ayrıca sanatçıların sanatsal üretim sürecinde doğayı hangi açıdan mesele edindiği, sanatsal üretimleri doğrultusunda incelenmektedir. Üçüncü bölümde, doğa içerisinde kutup bölgesinde yaşamını sürdürmeye çalışan çeşitli hayvanlar ele alınarak seramik sanatı alanında yer verilmektedir. Özellikle bölgede yaşayan bazı hayvanların nesillerinin tükenmesi, geri dönüşü olmayan küresel bir felaket olarak düşünülmektedir. Bu felakete dikkat çekilmesi amacıyla kutuplarda yaşayan ve nesli tükenme tehlikesinde olan hayvanların figürleri, seramik formlara, seramik yüzey çalışmalarına dönüştürülerek, günümüzde artan doğa tahribatı konusuna dikkat çekilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Küresel Isınma, İklim Değişikliği, Kutuplar, Doğa, Sanat, Çağdaş Seramik Sanatı

Zekai Yüksel
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Avanos yöresi kil yataklarının araştırılması ve astar uygulamaları

Avanos yöresine ait kil yataklarının araştırılarak çeşitli uygulamaların yapıldığı sanat çalışması raporunun birinci bölümünde, kilin oluşumuna ve seramik astarının tarihsel sürecine yer verilmiştir. Belirlenen mevkiler doğrultusunda, kil yataklarının seçilmiş bölgelerinden alınan kil numunelerinin seramik astar üretiminde kullanılabilirliği araştırılmıştır. XRF analiz raporu sonucunda, seramik astarı hazırlama prosesi ve astar denemeleri görselleri ile birlikte sunulmuştur. İkinci bölümde, çalışmalarında sıklıkla astar uygulaması gerçekleştiren uluslararası seramik sanatçılarından bahsedilerek, sanatçıların seçkin eserlerine değinilmiştir. Kapadokya'nın oluşumu gereği eşsiz bir yapıya sahip olduğu bilinmektedir. Üçüncü ve son bölümde, Kapadokya bölgesindeki yapılarda doğal afet ve insan faaliyetleri sebebiyle çeşitli tahribatların oluştuğu gözlemlenmiştir. Bu tür olumsuz eylemlerin etkisi altında kalınarak özgün çalışmalar yapılmıştır. Mevki killerinden hazırlanan astarlar, çalışmalarda uygulanarak deneyimlenmiştir.

AstarKilNevşehir-Avanos+3
Ahmet Anıl Zorlu
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Gündelik yaşamda zaman algısı ve nesneleşen özne

Gündelik yaşam, bireyin hayat düzenini oluşturduğu, eylemlerini belirli zaman dilimi içinde gerçekleştirdiği hareketlilikten oluşmaktadır. Bu hareketlilik ev ortamında, iş hayatında ve boş zamanlarda yapılan aktiviteleri kapsamaktadır. Gündelik yaşamdaki krizlerin etkisiyle öznede izolasyon süreci hakim olmuştur. Bu krizler ise beklenmedik durumun ortaya çıkması ve planlanmış bir aktivitenin engellenmesi durumunu akıllara getirmektedir. Çalışma raporunda anlatılmak istenen, beklenmedik kriz olarak görülen pandemi ve bunun beraberinde gelen 'izole' olma sürecidir. Bu sürecin kişiye psikolojik olarak etkisi ifade edilmiştir. Bundan dolayı bireyin, kendini özne gibi hissetmemesi durumu söz konusudur. Pandemi, can kayıplarını, ekonomik krizleri, iş kayıplarını, eğitim ve sosyal hayatı vs. etkileyerek insan hayatında unutulmayacak izler bırakmıştır. Bu doğrultuda, pandeminin getirdiği yeni düzen, sıradan olan gündelik yaşamı değiştirmiştir. Bu durum insanların evlerinde daha çok vakit geçirmesini gerektirmiştir. Evde sürekli kalan ve sosyalleşemeyen bireyin kendine karşı ve çevresine karşı yabancılaşması incelenmiştir. Nesnelere kişilik özelliği yükleyerek sosyalleşme çabasının giderilmesi beklenmiştir. Evde bulunan gündelik kullanım nesneleri hem kişinin kendi ruh halini ifade etme aracı olmuş hem de aile bireylerinin nesnelerde vücut bulması o an ki psikolojinin etkisini açıklanmasında etkili olmuştur. Nesne, duyular ile algılanabilen, zaman içinde somut varlığı olan, bilincin ayırt ettiği sürece öznede yer alan bir kavramdır. Nesneye bakış, öznenin onu belirlemesi ve ona anlam katması ile oluşmaktadır. Özne ilk olarak nesneyi algılamasıyla ona anlam vermektedir, böylece aralarındaki ilişki açığa çıkmaktadır. Ancak bu anlam, öznenin önyargılarını, deneyimlerini nesneye atfederek nesne ile ilişki kurması ile gerçekleşmektedir. Bu sayede öznenin yüklediği anlamlar sayesinde nesne, öznenin zihinsel dünyasında bir varlık kazanmaktadır. Böylece kişilerin nesneye bakış açıları onlara yüklediği anlamlardan dolayı kişiden kişi değişiklik gösterebilmektedir. Önceliklerin değiştiği, hayata karşı anlam aramanın ve yeni ilişkilerin doğması bu çalışma raporunun çıkış noktasını oluşturmaktadır. Bu krizler ve izolasyon süreci ise öznede zaman algısının değişmesine yol açmıştır. Zaman algısının da değişime uğramasıyla özne kendini nesnede var etmektedir. İzolasyon süreci ardından gündelik yaşam eski haline dönmüş ve birey, kendini nesnede var etmemiştir. Anahtar sözcükler: Özne, Benlik, Nesne, Gündelik Yaşam, Zaman Algısı.

Benlik kavramıGünlük yaşamGünlük yaşam aktiviteleri+4
Esra Polat
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Parametrik tasarım odağında seramik ve eklemeli üretim iş birliği

Parametrik tasarım düşüncesinin seramik ile etkileşimini inceleyen bu çalışma, bilgisayar ortamında üç boyutlu tasarım programında oluşturulmuş modüllerin eklemeli üretim yöntemiyle biçimlendirilmesi sonucu ortaya çıkmıştır. Tasarım süreci; geleneksel malzeme ve seramik üretim tekniğinin yenilikçi bir anlayışla nasıl kullanılabileceğinin bir arada görülebilmesini sağlayan mimari bir inşa projesi olarak gelişmiştir. Seramik ve mimarinin form bulduğu bu tasarım pavyonu, farklı disiplinlerin bir aradalığının eklemeli üretimle desteklendiği kişisel bir yaratıcılık egzersizidir. Tezde öncelikli olarak parametrik tasarıma dair literatür analizi yapılmış, ikinci bölümde; yapısöküm, modülerlik ve parametrik tasarım ilişkisi incelenmiş, üçüncü bölümde; seramik, sanat ve mimarlık alanlarının arakesiti sorgulanmıştır. Takip eden bölümler; parametrik tasarım sürecinde bilgisayar kullanımını ve eklemeli üretim süreci ve üretimi sağlayan donanımları incelemektedir. Projenin uygulamasına dair altyapıyı sunan tasarım pavyonu kavramı ve ilgili konuların analizinden sonra, projenin uygulamalı bölümünde süreç anlatımı ve değerlendirmelerine yer verilmiştir. Oluşturulan model; sanat, tasarım, mimarinin birbirini nasıl etkileyebildiğinin izlenebileceği özgün bir araştırmadır. Geleneksel ve dijital teknolojinin etkileşim yansımalarının farklı pek çok disiplinde görülebileceğini, çeşitli yorum ve sorgulamalarla üretkenliğin artırılabileceğini ortaya koymaya çalışan bir savunma projesidir. Ulaşılan sonuçlar, çeşitliliğe ve yeniliğe açık olan parametrik düşüncenin yaratıcılığı şekillendirmeye elverişli potansiyeller taşıdığını göstermektedir. Anahtar sözcükler: Parametri, Eklemeli Üretim, Seramik, Mimari, Teknoloji

SeramiklerÜç boyutlu tasarım
Yağmur Ezdeşir
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2023
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Yaratım sürecinde bellekten imgeye bireysel anlatı

Bu sanat çalışması raporu, sanatsal üretim sürecinde bir içgörü eyleminin bileşenlerinin analizini kapsamaktadır. Rapor dört bölümden oluşmaktadır. Bu çalışmanın odağını oluşturan bireysel sanat anlatısına bakış sağlaması amacıyla, incelemelerin ilkini, anlamlandırma, çözme ve ifade etme yetisini inceleyen, yaratıcılık ile ilgili konular oluşturmuştur. Sanatsal yaratıcılığın kişisel kurgu ve zihinsel bir düzene dayandığı için daha içsel bir olgu olduğu görülmektedir. Yaratıcılık kavramı üzerine literatür incelemelerinin yapıldığı bölüm, sanatsal yaratıcılık ve bellek ilişkisinin yapısını kurmaktadır. Belleğin yapısının incelendiği bölümde çeşitli kuramcıların yaklaşımlarına yer verilmiştir. Belleğin sanatla olan ilişkisine bakış açısı oluşturabilecek perspektifte biçimlenen bu inceleme, otobiyografik bellek ve sanatsal anlatı alt başlığı altında sanat üretimleri üzerinden çözümlemeleri içermektedir. Bellekle ilgili araştırmalarda uyarıcının zihinde edindiği yerden bahsederken imge konusuna işaret edilmektedir. Bu konu, sanatsal üretim sürecinde önemli bir yere sahip olduğundan çalışma kapsamında, imge kavramına, sanat tarihinde imgenin biçim buluşu ve görünürlüğüne ait incelemelere ve günümüz sanatında yer bulunuşuna değinilmiştir. Bu sanat çalışması kapsamında üretilen seramik eserler; günlük olaylar, bellek izleri, çeşitli anlar ve çocukluk anıları üzerinden bir anlatıyı oluşturmaktadır. Çalışmalar zamana yayılan bir süreçte inşa edilmiştir. İçsel bir bakışa odaklanarak başlayan bu çalışma dizilerindeki imgelerin süreç içinde evrilerek, değişerek ve türeyerek katmanlandığı söylenebilir. Belli bir konsantrasyonun sonucu olan bu eserler kendi içlerinde bağımsız anlatı sunma potansiyeli taşıdıkları kadar, bir diğer taraftan otobiyografik bellekten bireysel anlatıya varan bir serüvenin manzarasını da sunmaktadır.

Artistik seramikBellekEpisodik bellek+7
İmre Deniz Işıktaş
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2023
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Sofra eşyası tasarımının estetik değeri

İlkel dönemde başlayan kap-kacak yapımı, tarihsel süreç içerisinde dünyanın farklı bölgelerinde toplumsal, sosyal ve kültürel farklılıkların da etkisiyle geçirmiş olduğu değişim ve gelişim dönemlerinin yanı sıra Sanayi Devrimi sonrası ortaya çıkan üretimdeki genişleme ile birlikte hız kazanarak devam etmiştir. Atölye çömlekçiliği hareketleri ile pozitif bir dinamizm kazanan zanaatın, sanatsal bir bilinç düzeyinde kabul görmesiyle seramik sanatı hak ettiği değeri görmeye başlamıştır. Modernizmin en büyük katkılarından biri olan tasarım vizyonu ve sonrasında kavramsal sanatın ortaya çıkışıyla devam eden süreçler göz önünde bulundurulduğunda genellikle ihtiyaç ve gereksinimler nedeniyle üretilmiş olan seramik sofra eşyaları için Postmodernizm'in katkısı ile alışılagelmiş ölçüt ve standartların ötesinde bir alan açılmıştır. Endüstri ve zanaattan beslenen işlevsel faydanın amaç dışı bırakılmasıyla daha özgün ve özgür biçimler üretilmiş, galerilerde izleyiciye ulaşan sanatsal söylemler daha fazla karşılık bulmuştur. Bu çalışma ile literatür taramalarından elde edilen dokümanlar detaylı bir biçimde incelenmiş, seramik sanatı ile paralel bir süreç geçirmiş olan sofra seramiklerinin gelişim ve değişim geçirdiği dönemler ve etkileyen hareketler belirtilmiştir. Süregelen dönüşüm ile birlikte günümüzde tüketim ve popüler kültürün etkisiyle artık galerilerde sergilenebilecek düzeyde üretilen sofra eşyalarında yapılan yemek sunumlarının ne ölçüde yaygınlaştığı ve zenginleştiği ortaya konulmaya çalışılmıştır. Postmodernizm sonrası kabul gören algılama biçimlerinden faydalanılarak tasarlanan yeni, farklı ve bilindik kalıpların dışında bir çizgide yer alan sanatsal önermeler üretilmiştir. Üretilen çalışmalarda işlevselliği tamamen amaç dışı bırakmadan görsel ve estetik normların ötesinde ölçütlerin deneyimlendiği formlar yapılmıştır.

EstetikMutfak kaplarıPostmodern sanat+6
Hasan İn
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kinetik seramik form ve mekan

Bu çalışma, evrenin oluşumundan günümüze kadar olan süreçte insan ve teknolojinin gelişimi sayesinde sanatın değişim süreci ve bu süreç neticesinde seramik formlarda doğanın bizlere sunduğu hareketi aktarmaya çalışmayı konu edinmiştir. Kinetik Sanatı özgün seramik formlarda uygulamayı amaçlamaktadır. Çalışmanın ilk bölümünde form ve biçimi oluşturan temel unsurlar, sanata olan etkisi, sanatta formun hareketi anlatılmaya çalışılmıştır. İnsanın bilinçlenmesi, merak ve ileri gitme arzusu teknolojinin gelişimini sağlamış, bu gelişme sonucunda sanatçılar eser üretimlerinde bu gelişmelerden faydalanmıştır. Kinetik Sanatı oluşturan ana sanat akımları ve görüşleri incelenmiş bu bağlamda çalışan sanatçıların eserleri incelenmiştir. Çalışmanın son bölümünde ise, insanlık tarihinden bu yana teknolojinin gelişimi ve sanata olan etkisi, plastik ve estetik kaygılar güdülerek, temel amaç olan kinetik hareketi seramik formlarda uygulanması amaçlanmış ve çalışılmıştır. Anahtar Sözcükler hareket, seramik, kinetik sanat, form

BiçimKinetik sanatKinetik özellikler+3
Miray Ünal Ünlükara
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Zıtlık kavramının dalga oluşumlarıyla sanatsal olarak yorumlanması

Yaşamımızın her anında, karşımıza çıkabilecek olan herhangi iki zıt durumun bir araya gelerek bir bütünü oluşturmasıyla meydana gelen zıtlık kavramının Heraklitosla birlikte ortaya çıkış aşamasından itibaren incelenmesiyle anlamlandırılması ve zıtlık kavramının dünya üzerinde var olan düzenini sağlayan diyalektik yasasıyla anlatılmasıyla, bu yasasının doğanın diyalektiği üzerinden işlenmesiyle sürdürülmektedir. Diyalektik; karşıtlıkları kullanarak gerçekleştirilen akıl yürütme biçimidir. (Turkedebiyatı,2007) Sanat tarihi boyunca bütün sanat dallarında zıtlığın bir eser yaratım sürecinde kavram olarak kullanıldığı görülmektedir. Raporun birinci bölümünde; zıtlık kavramının kelime anlamından başlayıp tarihsel sürecine kadar araştırılmasıyla devam eden araştırmada doğadaki her şeyin birbirine bağlı olması ve sürekliliğinin olmasının anlatıldığı diyalektik kavramıyla bağlantısı işlenmiştir. Diyalektik kavramının doğanın düzenindeki yeri anlatılmıştır. Doğa olaylarından seçilen dalga hareketi açıklanıp doğanın diyalektiği üzerinden yorumlanmıştır. Plastik sanatlarda dalga formu çalışan sanatçılar araştırılıp, yorumlanmıştır. İkinci bölümde ise tüm bu teorik süreçteki bilgiler ile özgün seramik uygulamalarla dalga oluşumları yorumlanmıştır. Rapor kapsamında karşıtlıkların kullanılması ile sanat eseri tasarlamanın yöntemleri, dalga formu üzerinden seramik uygulamalara yansıtılmaya çalışılmıştır. Bu çalışmanın çıkış noktası, insan yaşamına dair zıtlık kavramının ve zıtlığı oluşturan iki farklı olgunun arasındaki bağın yine doğa olayları sonucu oluşan dalga formları üzerinden sanatsal olarak yorumlanmasıdır.

DalgalarPlastik sanatlarSanat+5
Elif Odabaş
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Terra sigillata ile çağdaş seramik uygulamalar

ERTÜRK, Metin. Terra Sigillata ile Çağdaş Seramik Uygulamalar, Yüksek Lisans Sanat Çalışması Raporu, Ankara, 2019. Terra Sigillata, Roma Döneminde yapılmış mühür dekorlu seramik kaplara verilen isimdir. Zaman geçtikçe kapların üzerindeki pekişmiş (zinter) astar ile özdeşleşerek "Terra Sigillata Astarı" olarak anılmaya başlanmıştır. Yüzyıllardır çömlek ustalarının tutkusu haline gelen terra sigillata tekniği geliştirilerek günümüze kadar ulaşmıştır. Astarın yapılışı, uygulanışı ve formlar ile kusursuz hale gelmesi uzun çaba ve sabır gerektiren bir süreç olduğundan, elde edilen pürüzsüz yüzey ve kilden gelen doğal parlaklık seramik ustalarının nesilden nesile aktardığı önemli bir miras haline gelmiştir. Anadolu'da Neolitik Dönem'den itibaren seramik yüzeylerde kullanılmaya başlayan astarın en gelişmiş hali Terra Sigillata'dır. Kilin renk verme özelliğinin bir değer olarak yüzeyde kullanılması seramik sanatı için yeni olanaklar sağlamaktadır. Terra Sigillata, tarih boyunca seramik formların üstünde sadece yalınlığı, geçirgenliği azaltması ve doğal parlaklığı sebebi ile kullanılmamış, Ege uygarlıklarının seramik üretiminde de önemli yeri olan bu astar türü, günlük kullanım için üretilen seramik kaplar içinde kullanılmıştır. Bu seramiklerde özellikle geometrik desenlerden savaş sahnelerine kadar çok çeşitli formlar göze çarpmaktadır. Bu çalışma ile günümüzden 2300 yıl önce çömlekçi ustalarının tutkusunu şuan ki şartlarla birleştirerek yeni formlar ve yeni anlatım dillerini oluşturmaktır. Yüzeyin üstünde oluşan ipeksi mat yüzeyin yarattığı yalınlık ile çağdaş formlarla birleşerek az malzeme ile güçlü ifadeler kurulmuştur. Antik Yunan Dönemi ve Roma Dönemi'nin altın astarı Terra Sigillata, 20. yüzyıldan itibaren tekrar öğrenilmek istenen, uygulanan ve değeri günümüzde daha da iyi anlaşılan astar türü olmuştur. Anahtar Sözcükler: Terra Sigillata, Seramik, Çağdaş Seramik Sanatı, Astar

Antik ÇağAstarModern sanat+3
Metin Ertürk
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2019
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Sanatta kendilik ve kişisel tarihin anlatımı kapsamında öznel uygulamalar

Çok uzun zamandır bireyin dış dünyadan etkilenerek iç dünyasını yansıtmasıyla, kendi yaşamındaki bağlantıları sanat nesnesine dönüştürmesi en tanıdık üretim biçimi olagelmiştir. Sanatçı, yaratıcı konuma ulaşıp özgürlüğünü ilan ettikten sonra kendi varlığını, kendiliğini çalışmalarına nasıl konu eder? Bu çalışmada, kişisel tarihin aralarında gezinirken özellikle de çocukluktan kalan "çocukluk halleri"nin ön plana çıktığı görülebilir. Bilinçaltının ve bilinçdışının bu anlamda ne kadar etkin olduğu psikoloji ve toplum bilimleri açısından daima incelenmektedir. Sanat yoluyla bu konuya bakış ise biyografik anlatım ve çözümlemelerde sıkça görülebilir. Hemen hemen her sanatçı bir yönüyle bu biyografiyi oluşturur. Çalışma kapsamında sanat ve yaşamın görünür ve görünmez bağları üzerinde durulmuş, yaşamın mı sanatı yoksa sanatın mı yaşamı konu ettiği soru hep zihinde tutularak, bir zaman dizin sırasıyla yaşamın odak noktalarından yapılan seçki ve sorgulamalar üzerinden kendilik olma hali ele alınmıştır. Kendi olma ve kendini gerçekleştirme hali seramikten öznel uygulamalarla ortaya konmuş, yaratıcılığa katkısı ve sanatsal sürece yansıması çok yönlü değerlendirilmiştir. Bu çalışma kişisel tarihe ait bazı düşünsel ve duygusal birikimlerin, anıların birbiri içinde, yer yer oyunsal bir üslupla sanata yaklaşması ve kendi yoluyla seramiğin bir anlatıma dönüşmesi halidir. Anahtar Sözcükler: Kendilik, kişisel tarih, otobiyografi, seramik, sanat nesnesi, oyun nesnesi.

KendilikOtobiyografiSanat+3
Işıl Tüfekci Ardıç
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2019
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Kentsel mekanda ayrışmanın gündelik hayata ve kişisel sanat pratiğine etkisi

Günümüzde dünya nüfusunun yarısından fazlasının yaşadığı kentler, kurulduklarından beri yönetilir, mekânsal olarak ayrıştırılır ve güçlüler tarafından işgal edilir. Modernizm ile birlikte katmerlenen bu süreç, günümüzde bizzat kentsel mekânın metalaşması, kolayca ve kerelerce el değiştirebilmesi ile kentin yönetimsel boyutunun karmaşıklaşmasına yol açmıştır. Böylece kentte yaşayanlar için önceleri yönetimlerce sosyo-ekonomik kurallar doğrultusunda mahalleler, sokaklar ve alanlar aracılığıyla yaşanan mekânsal ayrışma, Postmodern süreçte doğanın, kentsel belleğin, kamusal alanların tahribatıyla kent insanının artık kendini tecrit etmeyi yeğlemesine doğru evrilmiştir. Çünkü bu ucu bucağı belirsiz tahribat, bireylerin alanlarını hiç ummadıkları şekilde daraltmış, onları yalnızlaştırarak yaşadıkları hayata yabancılaştırmış ve gündelik hayatlarını doğrudan etkilemiştir. Bu sebeple "gündelik hayat ve eleştirisi" 19.yy'dan beri sanatın ve felsefenin önem verdiği konular arasında yer alırken, kentin gündelik hayatına dair sıradan kişisel tespitlerin önemi gün geçtikçe açığa çıkmaktadır. Tüm sanat alanları bu tespitlerin vurgulanmasında önemli bir ifade biçimi olarak rol oynamaktadır. Anahtar Sözcükler Kent, Mekân, Ayrışma, Yabancılaşma, Gündelik Hayat, Sanat

Günlük yaşamKentsel mekanSanat+5
Esma Burcu Havası
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kent ve arazi olgusunun çağdaş seramik formlarda yansımaları

'Kent ve Arazi Olgusunun Çağdaş Seramik Formlarda Yansımaları' konulu rapor geçmişten günümüze sanatçının içinde yaşadığı dünya, parçası olduğu toplum, kültür, gördüğü manzaralar ve bunların sanatçı üzerinde bıraktığı izlenimler ve etkilerden oluşur. Bu izlenimler ve etkiler; sanat yapıtına zemin oluşturan, etrafını sarmalayan çevresel faktörlerden; kent ve arazi temellerinden yararlanılarak, bir bağlamda 'mekân ve boşluk' kavramına atıfta bulunarak yürütülen bir çalışmadır. Bu raporda bütünsel açıdan, tarihsel süreç içerisinde kentin tanımı, gelişim süreçleri, sanata ve özelde de seramik sanatına olan etkileri üzerinde durulmuş, kentin gelişimi genel olarak ele alınmış ve günümüzdeki etkileri öznel seramik uygulamalarla sunulmaya çalışılmıştır. Geçmişle günümüzün bir derlemesi olan kent ve arazi teması kullanan sanatçılar ve kent arazi ilişkisi üzerine seramikten hazırlanmış çok parçalı birimlerle oluşturulan kargaşa, kalabalık ve tüm bu kaosun içinde bireyin kendini bulma arayışı, çabası bu çalışmanın özünü oluşturmaktadır. Bu tez, kuramsal olarak kent ve arazinin sanatla ilişkisini ve bu bağlamda seramik formlarla üretilen çalışmaların açıklandığı, farklı dönem çalışmalarından oluşmaktadır.

Artistik seramikKentsel alanlarKentsel arazi+4
Ezgi Şendal
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Plastik sanatlarda temel yeryüzü şekillerinin kullanımı ve seramik sanatında yorumu

Bu çalışmada doğa, bir çekim alanı olarak insanların özlem duydukları, yaşam alanlarında aradıkları bir oluşum olarak ele alınmıştır. Doğanın sanat ile buluşturulmasına, sanat için önemli bir esin kaynağı olmasına ve ilk zamanlardan günümüze doğanın sanattaki ele alınışına değinilmiştir. Doğanın temel yeryüzü şekillerinden dağlar, ovalar ve platolar insan elinin bozmadığı yapılar olarak, çalışmanın temasını oluşturmaktadır. Bu yapılar, coğrafi birer terim olarak açıklanarak, örnek fotoğraflar ile desteklenmiştir. Plastik sanatlardan; resim, heykel ve seramik sanatında temel yeryüzü şekillerini işleyen sanatçılara, eserleri ile yer verilmiştir. Kişisel uygulamalarda; günümüzde aranan doğal imgeler seramik sanatında yorumlanarak, yaşanılan mekânlara bir güzelleştirme ve iyileştirme yapılmaya çalışılmıştır.

Plastik sanatlarSeramik sanatıYeryüzü şekilleri
Hilal Küçük
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Mekan ve harabe ilişkisi

Değişen birçok faaliyet ve koşullar ile birlikte yıkıntı ve harabe hale gelen mekansal yapılar kimi zaman bir direniş alanı kimi zaman da hatırlatıcı bir gösterge veya yaratıcı deneyimlerin yapılabileceği alan olmuştur.Yıkımın yaratıcı bir yöntem olabilirliği ise çeşitlilik göstermektedir. Bu yöntem kullanım alanına göre ''temizleyen yıkım''ya da ''yaratan yıkım'' kavramlarını oluşturmuştur. "Mekan ve Harabe İlişkisi" başlıklı Yüksek Lisans Sanat Çalışması Raporu'nda ise bu başlıklar kapsamında yıkım ve harabe kavramları irdelenerek sanat yapıtları ve sanatçı örnekleri ile birlikte kişisel çalışmaların yorumlanması amaçlanmıştır. Araştırmanın birinci bölümünde; ilk olarak mekan kavramı ve yıkım–harabe kelimelerinin etimolojik kökenlerinden faydalanarak kavramlarının anlamları üzerinde durulmuştur. Bölümün devamında ise, bir yapının yıkıma uğrama nedenleri araştırılmış, veriler ile örneklendirmeler yapılmıştır. İkinci bölümde ise; mekan ve harabe kavramları üzerine üretilen sanat eserleri sanatçı örnekleri ile incelenmiştir. Yaratan yıkım kavramının ortaya çıkmasında etkili olan, rasyonalist manifestosunun fiili yıkıcılık ve sistem kuruculuğunun tam tersine sistemleri bozmayı ve çürütmeyi hedefleyen Küf Manifestosu ele alınmış ve manifestonun söylemleri üzerinde durulmuştur. Üçüncü bölümde ise; mekan ve harabe ilişkisi üzerine yapılan araştırma ve örneklerin yardımı ile kişisel seramik çalışmalara dair yorumlara yer verilmiştir.

MekanMekan tasarımıMekansal yapılar+3
Özlem Elif Aras
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2019
00
Master'sOpen AccessTR

özgün seramik formlarda ajur tekniği uygulamaları

Tezin birinci bölümün de seramik dekorlarına kısa bir giriş yapılmış, Devamında Seramik dekorunun tanımıyla birlikte seramik dekorunun tarihçesine kısa bir bölümde yer verilmiştir. Daha sonra birinci bölümde Seramik dekor çeşitleri tanımlarıyla birlikte detaylı bir şekilde açıklanmaya çalışılmıştır. ikinci bölüm de Ajur tekniği ayrıntılı bir şekilde tanımlanmış, tarihçesiyle anlatılmış, genel anlamlarıyla açıklanmaya çalışılmış ve uygulama yöntemleri ele alınmıştır. Son olarak ikinci bölümde ajur dekorları ile çağdaş seramik form uygulamasıyla ortaya etkili işler çıkaran sanatçılardan örneklere yer verilmiştir. Aynı zaman da Sanatçıların eserlerinin bilgileri ve sanatçı biyografilerinden de bahsedilmiştir. Tezin üçüncü bölümünde kişisel uygulamalar ve açıklamaları yer almaktadır.

AjurSeramik sanatıSeramikler+2
Müzeyyen Türkcan
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Günümüz çini sanatında sgraffito teknikleri ve uygulamaları

Çini sözlüklerde Osmanlıca kökenli biz sözcük olarak tarif edilip Çin İşi , Çin'e Ait anlamlarına gelmektedir. Kaynaklarda çini Sırlı Kap olarak tanımlanmaktadır. Osmanlılar kilden yapılan her türlü ürün için çini adını ortak olarak kullanmışlardır.Seramik yüzey süslemelerinden biri olan sgraffito İtalyanca kazımak anlamında gelen graffiarekelimesinden türemiş, bu dilde sgraffia ve sgraffituna şeklinde adlandırılmıştır. 17. Yüzyıl'daki Fransızca'da sgrafit ve graver, gravür? aynı anlama gelmektedir. Ancak yöntem adı olarak sgraffito kelimesi kullanılmaktadır. Almanca'da krantputz , Japonca'da kakiotashi , İspanyolca'da graffiato ve İngilizce'de sgraffito, kazıma yöntemi olarak tanımlanmış ve seramik kaynaklarına bu farklı dillerdeki karşılıklarıyla girmiştir.Sgraffito seramik ürünleri üzerine uygulanan süsleme tekniklerinde en yaygın olarak kullanılan tekniklerinde biridir. Bu teknik neredeyse seramik sanatının kendisi kadar eski bir tarihe sahiptir. Sgraffito seramiğin gelişimiyle birlikte dünyanın çeşitli ülkelerinde farklı zamanlarında kullanılmış ve gelişmiştir.Günümüzde hala devam etmekte olan bu teknikte seramik teknolojisinin gelişimiyle bünye rengini kapatan farklı renkler çıkartan astarlar yerine seramik boyaları kullanılmaktadır.Yapılan bu çalışma 4 bölümden oluşmaktadır. 1.bölümde Çini sanatının tanımı, tarihsel gelişimi, 2.bölümde sgraffito tekniğinin tanımı ve tarihçesi,3.bölümde sgraffito tekniği ve uygulama yöntemleri, çini sanatında kullanılan sgraffito teknikleri 4.bölümde ise tez konusu ile ilgili sgraffito uygulamaları yer almaktadır.Anahtar Kelimeler: Çini, Astar,Sıratlı Boya,Sgraffito,Kazıma,Gravür.

SanatSeramik sanatıSeramikler+3
İbrahim Vefa İrdelp
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Anadolu'da Roma Dönemine kadar görülen törensel seramik kaplar, şekillendirme ve dekor teknikleri

Anadolu'da yapılan arkeolojik kazılarda çoğunlukla pişmiş topraktan yapılmış tören kapları çıkarılmıştır. Libasyon olarak bilinen törenlerin vazgeçilmez unsurları olan bu kaplara, çeşitli uygarlıklarda farklı isimler verilmiş olsa da literatürde Riton ismi ile yerlerini almışlardır.Neolitik dönemden itibaren görülmeye başlayan, daha çok dinsel amaçlı olduğu bilinen ritonlar; heykellerine tapılan, gözle görülür ve elle tutulur bir varlık niteliğinde olan tanrıların sembolleri olarak çoğunlukla, çeşitli hayvan biçimlerinde yapılmışlardır. İnsan, çarık, çizme, tekne, boynuz, kol vb. değişik formları da olan bu kapların, bayram, düğün, cenaze, büyü, törenlerde sıkça kullanıldığı ve tapınakların demirbaşları arasında oldukları yapılan incelemelerden anlaşılmaktadır. İnançlardan doğarak şekillenen ve sahip oldukları teknik, form, malzeme, işlevsellik, bezeme ve renk ile Anadolu'da var olmuş uygarlıkların seramik tarihine ışık tutan ritonların yapımı, Asur Ticaret Kolonileri ve Hitit Çağında en yoğun dönemini yaşamıştır. Hitit Çağından sonra ise Roma Dönemine kadar azalarak devam etmiştir. Anahtar kelimeler: Riton, Törensel Kaplar, Sunu Kapları, İçki Kapları, Libasyon, Bibru, Anadolu Seramik Sanativ

AnadoluDekorDekor teknikleri+5
Ayşegül Demirbağ
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Bir tasarım ilkesi olan dengenin seramik sanatında incelenmesi ve kişisel yorumlar

BİR TASARIM İLKESİ OLAN DENGENİN SERAMİK SANATINDA İNCELENMESİ VE KİŞİSEL YORUMLAR Duygu Güvenç Seramik Ana Sanat Dalı Uşak Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Temmuz-2014 Danışman: Prof. İsmail Yardımcı Tasarım öğe ve ilkeleri, görsel sanatlarda eserin temel yapıtaşı olarak dile getirilmektedir. Tasarım öğelerinin organizasyonu tasarım ilkeleriyle oluşmaktadır. Bu öğe ve ilkeler hepsi bir arada kullanılabilmekte ya da bir kaçı da bir arada kullanılabilmektedir. Tasarım öğeleri bu çalışmada on iki tane olup, bunlar; nokta, çizgi, ışık, leke, doku, ton değeri, renk, yüzey, mekân, biçim, form, strüktür' dür. Bunları düzenleyen sekiz tane de; tekrar, uygunluk, zıtlık, koram, egemenlik, denge, birlik ve yön gibi ilkeleri mevcuttur. Tasarım ilkelerinden biri olan denge unsuru tasarımın vazgeçilemez ilkelerindendir. Denge diğer tasarım öğe ve ilkelerini kapsamaktadır. Denge; karşıt iki gücün anlık eşitlik göstermesi birbirlerine birinin diğerinden üstün gelmeme durumu olarak tanımlanmaktadır. Bu durum, renk, ölçek, açı, yön ve bunun gibi tasarımın temel yapı taşlarıyla oluşturulmaktadır. Denge her zaman görsel bir ağırlığa sahiptir ve bu görsel ağırlık tasarımdaki üstün gelmeme durumunu ayarlamaktadır. Denge üç çeşide ayrılmaktadır. Bunlar; simetrik denge, asimetrik denge ve radyal dengedir. Simetrik denge, tasarımda kullanılan öğe ve biçimlerin eş olması durumudur. Bir eksene sahip iki yarımın birbirlerine benzemesidir. Dengenin ikinci çeşidi olan asimetrik denge benzer olmayan objelerin tasarımda kullanılmasıdır. Dengenin üçüncü çeşidi radyal dengede de simetrik denge esastır. Simetride iki kuvvet varken radyal dengede iki ve ikiden fazla kuvvet bulunmaktadır. Merkezden çıkan etrafa saçılan veya etraftan merkeze toplanan kuvvetler bulunmaktadır. Denge unsuru sanatın kolları olan dramatik, fonetik ve plastik sanatlarda var olmuştur. Ancak dramatik ve fonetik sanatlarda soyut halde bulunduklarından yer verilmemiş, plastik sanatlarda somut bir biçimde bulunduğundan yer verilmiştir. Plastik sanatlarda yer alan seramik sanatı en eski ve insanın var oluşundan bu yana kadar gelmiş bir sanattır. Bu tez çalışmasında seramik sanatında denge ilkesi ele alınmıştır. Seramik üretim yöntemlerine göre endüstriyel ve sanatsal olarak sınıflandırılmıştır. Seramik sanatında genel olarak malzemeye bağlı denge unsurlarına ve bu çalışmada sınıflandırmadan ortaya çıkan endüstriyel ve sanatsal seramikte formda, yüzeydeki dekorda ve düzenlemede örnekler verilerek anlatılmaya çalışılmıştır. Kişisel uygulamalara yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Tasarım, Denge, Görsel Ağırlık, Seramik, Sanat.

DengeSeramik sanatıSeramikler+3
Duygu Güvenç
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Tasarım ilkelerinden uygunluk ve seramik sanatındaki yeri

ÖZET TASARIM İLKELERİNDEN UYGUNLUK VE SERAMİK SANATINDAKİ YERİ Tasarım öğeleri; nokta, çizgi, ışık, leke, doku, ton değeri, renk, yüzey, mekân, biçim, form ve strüktürdür. Tasarım ilkeleri ise tekrar, zıtlık, denge, yön, uygunluk (armoni), koram (hiyerarşi), egemenlik ve birliktir. Güzel sanatlar eğitiminin temelini oluşturan bu öğe ve ilkeler bu çalışma kapsamında farklı sanat disiplinlerinde incelenmiş ve örneklerle açıklanmıştır. Uygunluk, bütünü oluşturan birimler arasındaki uyum ve ahenk olarak tanımlanmaktadır. Bu uyum birimlerin birbirleri ile olan ilişkileri çerçevesinde değerlendirildiğinde açıklanması mümkün olabilir. Bu ilişki nokta, renk, doku ile bazen de tekrar, denge, koram gibi tasarım öğe ve ilkeleri kullanılarak sağlanabilir. Uygunluk, iki veya daha fazla birimin bir araya gelerek bir bütünü oluşturmaları ve o bütün içerisinde erimeleri olarak tanımlanabilir. Uygunluk ilkesi, fiziksel, hizmet, biçim ve üslup uygunluğu olarak sınıflandırılmaktadır. Fiziksel uygunluk, bütünü oluşturan parçaların biçim, ölçü, renk, değer, doku, yön ve aralıkları arasındaki benzerliklere dayanan birlikteliktir. Hizmet uygunluğu, fiziksel olarak benzerlik göstermeseler de, kullanım ve düzenleme bakımından ilişki kurulan birlikteliklere denir. Biçim uygunluğu, işlevsel açıdan ilgileri olmadıkları halde biçimsel olarak uygunluk gösteren birlikteliklerdir. Üslup uygunluğu, sanatçının sanat görüşüne, sanatsal üretimine ve üretimi gerçekleştirirken kullandığı sanat diline kadar geniş bir yelpazede değerlendirilebilinir. Eseri oluşturan öğelerin kendi içlerindeki uyum ve sanatçının eserleri arasındaki tarz bütünlüğü üslup uygunluğunun iki farklı temel alanını oluşturmaktadır. Seramik, ateşin bulunup insanların yerleşik yaşama geçmelerinden itibaren kullanım eşyası ve sanat eseri olarak kendisine yer bulmuştur. Seramik nesnelerin en belirleyici özellikleri, pişirim öncesi şekillendirilebilme özelliği, pişirim sonrası ise elde ettikleri mukavemetidir. Bu tez kapsamında, seramiğin iki temel alanı olan endüstriyel ve sanat seramiği disiplinlerinde uygunluk ilkesi ile ilişkileri irdelenmiş, örneklerle açıklanmıştır. Uygunluk ilkesi perspektifinde modern ve geleneksel yöntemler birlikte kullanılarak estetik ve görsel algılara hitap eden seramik uygulamalar gerçekleştirilmiştir. Endüstriyel ve sanatsal seramik tasarımlar bu ilke ve öğeler doğrultusunda yapıldığında, tez çalışmasının tasarımcılara kaynak olabileceği umut edilmektedir. Anahtar Kelimeler: Tasarım, Uygunluk, Seramik, Sanat, Armoni.

Seramik sanatıSeramiklerTasarım+2
Veli Tutaş
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00