Kastamonu University
Discipline

Forest Industry Engineering

Kastamonu University

312

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
DoctorateOpen AccessTR

Atık MDF liflerin lignin ile modifikasyonu ve MDF üretiminde yeniden kullanımının araştırılması

Odun hammaddesi ile yapılan kompozit ürünler denince ilk akla gelen ürünlerden olan MDF levhalar günümüzde mobilya endüstrisinde yaygın olarak kullanılmaktadır. MDF levhalara olan talebin artması ve üretim teknolojisinin ilerlemesinin sonucu olarak odun hammaddesine olan ihtiyaç gün geçtikçe artmakta olduğundan, Türkiye'de ahşap esaslı levha üretimi yapan fabrikalar hammadde sorunları ve artan maliyetlerden dolayı yurtdışından odun hammaddesi ithal etmektedirler. Liflevha üretimi için hammadde alternatifleri arasında çevreye olan katkısı da göz önüne alındığında endüstriyel odun atıkları ve fabrikada üretim sırasında ortaya çıkan kusurlu levha atıklarının yeniden kullanımı büyük önem arz etmektedir. Liflevha üreticileri üretim sırasında ortaya çıkan ıskarta, uç kesim ve iç patlak levhaları yongalayıp pişirme kazanında normal odunlarla birlikte liflendirmek suretiyle yeniden üretim hatlarında kullanmaktadırlar. Ancak, üretimde kullanılan atık yonga miktarını %2'ile sınırlıdır. Çalışma kapsamında atık liflevhalardan elde edilen liflerin yüzeylerinin ligninle modifikasyonu ile atık levhadan elde edilen liflerinin kullanım oranının arttırılması ve ithal edilen odun hammaddesinin de azalmasına katkı sağlaması amaçlandı. Bu çalışmada; ham odundan elde edilen lifler ve atık liflevhadan elde edilen lif karışımının kraft ligninle modifikasyonu ile üretilen liflevhaların mekanik ve fiziksel özellikleri araştırıldı. Ham odundan elde liflere atık liflevhadan elde edilen lifler %10 ve %30 olacak şekilde 2 farklı oranda karışım yapılarak ve 2 farklı sertleştirici (Amonyum klorür ve HMTA) kullanılarak üretilen mdf levhaların mekanik ve fiziksel özellikleri incelenmiştir. Sonuçlar ham odun lifleri kullanılarak üretilen MDF panellerle karşılaştırıldı. Liflevhalar, Burkle marka preste 210°C sıcaklık, 3,5 N/mm2 basınç ve 210 sn presleme süresinde 5 mm kalınlığında üretildi. Üretilen levhalara fiziksel testlerden; yoğunluk testi, levha rutubet testi, 24 saat su alma ve suda şişme ve yüzey emiciliği testi yapılmıştır. Odun hammaddesi ile yapılan kompozit ürünler denince ilk akla gelen ürünlerden olan MDF levhalar günümüzde mobilya endüstrisinde yaygın olarak kullanılmaktadır. MDF levhalara olan talebin artması ve üretim teknolojisinin ilerlemesinin sonucu olarak odun hammaddesine olan ihtiyaç gün geçtikçe artmakta olduğundan, Türkiye'de ahşap esaslı levha üretimi yapan fabrikalar hammadde sorunları ve artan maliyetlerden dolayı yurtdışından odun hammaddesi ithal etmektedirler. Liflevha üretimi için hammadde alternatifleri arasında çevreye olan katkısı da göz önüne alındığında endüstriyel odun atıkları ve fabrikada üretim sırasında ortaya çıkan kusurlu levha atıklarının yeniden kullanımı büyük önem arz etmektedir. Liflevha üreticileri üretim sırasında ortaya çıkan ıskarta, uç kesim ve iç patlak levhaları yongalayıp pişirme kazanında normal odunlarla birlikte liflendirmek suretiyle yeniden üretim hatlarında kullanmaktadırlar. Ancak, üretimde kullanılan atık yonga miktarını %2'ile sınırlıdır. Çalışma kapsamında atık liflevhalardan elde edilen liflerin yüzeylerinin ligninle modifikasyonu ile atık levhadan elde edilen liflerinin kullanım oranının arttırılması ve ithal edilen odun hammaddesinin de azalmasına katkı sağlaması amaçlandı. Bu çalışmada; ham odundan elde edilen lifler ve atık liflevhadan elde edilen lif karışımının kraft ligninle modifikasyonu ile üretilen liflevhaların mekanik ve fiziksel özellikleri araştırıldı. Ham odundan elde liflere atık liflevhadan elde edilen lifler %10 ve %30 olacak şekilde 2 farklı oranda karışım yapılarak ve 2 farklı sertleştirici (Amonyum klorür ve HMTA) kullanılarak üretilen mdf levhaların mekanik ve fiziksel özellikleri incelenmiştir. Sonuçlar ham odun lifleri kullanılarak üretilen MDF panellerle karşılaştırıldı. Liflevhalar, Burkle marka preste 210°C sıcaklık, 3,5 N/mm2 basınç ve 210 sn presleme süresinde 5 mm kalınlığında üretildi. Üretilen levhalara fiziksel testlerden; yoğunluk testi, levha rutubet testi, 24 saat su alma ve suda şişme ve yüzey emiciliği testi yapılmıştır. Mekanik testlerden; eğilme direnci ve eğilmede elastikiyet modülü, levha yüzeyine dik çekme direnci ve yüzey sağlamlığı testleri TSE EN standartlarına göre yapılmıştır. Üretilen levhalara SPSS programında istatistiksel analiz ve atık liflevhadan elde edilen lif ve ham odundan elde edilen lif karışımına termal analiz yapılmıştır. Test sonuçlarına göre; Atık liflevhadan elde edilen lif kullanım oranı arttıkça üretilen liflevhaların kalınlığına şişme, su alma ve mukavemet özelliklerini olumsuz etkilemesine rağmen, lignin kullanılarak liflerin modifikasyonu ile lif levhanın mekanik ve fiziksel özellikleri iyileşti. Ham odundan elde edilen liflerin % 10 oranda atık liflevhadan elde edilen lif karışımının tam kuru lif oranına göre ağırlıkça % 5 ve % 7,5 oranında ligninle modifiye edilmesi ile üretilen lif levhaların dik çekme direnci ligninle modifiye edilmeden % 100 ham çam odunu lifleri ile üretilen lif levhalardan daha yüksek olduğu bulunmuştur. Liflevhaların formaldehit emisyonu, atık liflevhadan elde edilen lif içeriğinin artmasıyla artmıştır. Liflerin ligninle modifikasyonu, atık liflevhalardan elde edilen liflerle üretilen MDF'nin formaldehit emisyonunu azalttığı görüldü. Atık liflevhadan elde edilen liflerin kullanımının MDF'nin mekanik özelliklerini azaltırken, liflerin ağırlıkça %5 ve %7,5 oranda kraft ligninle modifikasyonu MDF'nin mekanik özelliklerini iyileştirdiği görüldü. Liflerin ligninle modifikasyonu ile su direncinin arttığı ve formaldehit emisyon değerinin azaldığı tespit edildi. MDF prosesinde ligninle modifiye edilen liflerle yapılan üretimde sertleştirici olarak HMTA'nın uyumlu olmadığı görüldü. Sonuçlara göre; MDF üretiminde amonyum klorür sertleştiricisi kullanılarak %10 oranda atık MDF liflerinin ham odun lifleriyle karışımının ağırlıkça %5 ve %7,5 oranda ligninle modifikasyonu ile %100 ham odundan üretilen levhalara göre daha iyi sonuçlar vermektedir. Liflerin ligninle modifikasyonu MDF üretiminde atık MDF lifi kullanımı oranının %10 a çıkmasına imkan sağlamaktadır.

Samet Gürsoy
İstanbul University-Cerrahpaşa · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Örnek bir ofis mobilyası işletmesinde yalın üretim uygulaması

Bu tez çalışmasında, bir aile şirketi olan ofis mobilyası işletmesinin kronik sorunlarının çözümü için aldığı yalın danışmanlık süreci aktarılmaktadır. Bu uzun sürecin ilk adımı olarak firmada yalın üretim tekniklerinden 5S aracı kullanılmıştır. 5S tekniğinin kullanılmasına danışmanlık sürecinde yapılan ön görüşmelerdeki soru-cevap tekniği ile karar verilmiştir. Tezde sunulan sekiz ayrı bölümün 5S adımları detaylı olarak aktarılmış ve öncesi-sonrası görselleri ile sunulmuştur. Çalışmada 5S uygulamasının yanında Asakai Toplantıları ve Sarı Palet uygulamalarına da yer verilmiştir. 5S adımları, Asakai Toplantıları ve Sarı Palet uygulamalarının işletmeye ve sürece katkısı aktarılmıştır. Uygulamanın her bir bölümdeki etkisi, bireysel ve ekip olarak yansıması, firmaya sağladığı maddi kazanç, oluşturulan yeni fabrika düzeni ve kazandırılan bakış açısı, yapılan çalışmaların olumlu sonuçlara ulaştığını göstermektedir. Ofis mobilyası fabrikasında yalın üretim uygulamaları sonucunda, personel için uygun koşulları sağlayan 3 ayrı giyinme odası oluşturulmuş, yapılan düzenlemeler sonucunda çalışan motivasyonunda artış sağlanmış, depoda malzeme arama ile geçen sürede toplam 63 dakika kazanç sağlanmış, toplam 716 adet kırmızı etiketli ürün ayıklanmış ve toplam 271,24 m2 alan kazancı sağlanmıştır. Bu çalışmanın başta mobilya endüstrisi olmak üzere tüm Türkiye orman ürünleri endüstrisindeki işletmelerde yalın üretim felsefesinin uygulanabilirliği ve uygulama adımlarına dair literatüre katkıda bulunması amaçlanmıştır. 5S faaliyetlerinin detaylı aktarımı ve ofis mobilyası üreticisi köklü bir firmada uygulamalı olarak sunulmasının yanı sıra Sarı Palet uygulaması ile de özgünlük taşımaktadır.

Merve Tahta
İstanbul University-Cerrahpaşa · Institute of Graduate Studies
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Ahşap yapı elemanlarının mekanik performanslarının belirlenmesi

İstanbul Üniversitesi – Cerrahpaşa, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Orman Endüstri Mühendisliği Anabilim Dalında doktora tezi olarak hazırlanan bu çalışma kapsamında, taşıyıcı ahşap yapı elemanlarının mekanik performanslarının belirlenmesi amacıyla ilk aşamada yerli karaçam ve göknar türlerimizden elde edilen kirişler tahribatlı olarak test edilmiş ve elde edilen sonuçlar SAP2000 programına tanıtılarak aynı malzeme özellikleri ile bilgisayar programında karşılaştırması yapılmıştır. İkinci aşamada ise yapı elemanları için kesit ölçüleri belirlenmiş ve aynı kesit ölçüsü kullanılarak karaçam ve göknar türlerinin her bir kalite sınıfı için TS EN 1912 ve TS EN 338 standartlarında belirtilen karakteristik malzeme değerleri SAP2000 programına tanıtılmıştır. Programda çizilen yapı elemanları üzerine TS 647 ve TS EN 1995 standartlarının belirttiği şekilde hareketli ve ölü yükler etki ettirilmiştir. Yapı üzerine etki ettirilen yük değerlerinin belirlenmesinde TS 498 standardı kullanılmıştır. Bu standart içerisinde yer verilmeyen kaplama, izolasyon malzemesi vb. elemanların ağırlıklarının belirlenmesinde TS ISO 9194 standardı kullanılmıştır. Programa tanımlanan tüm yükler ile birlikte program üzerinden en çok zorlanan kolon, kiriş, aşık ve mertekler üzerlerine etki eden yükler belirlenmiş elde edilen bu değerler ile TS 647 ve TS EN 1995 standartlarına göre hesaplamalar yapılmıştır. Son basamak olarak ise her kalite sınıfındaki malzemenin üzerine etkiyen yükleri taşıyabileceği en küçük en kesit ölçüleri belirlenmiştir. Bu şekilde her bir direnç sınıfındaki taşıyıcı elemanların mekanik performansları kesit ölçüleri, maliyet ve karbon salımı açılarından belirlenmiştir. Sonuç olarak SAP2000 programından elde edilen verilerin gerçek verilerle uyum içerisinde olduğu gözlenmiştir. Ahşap malzeme özellikleri uygun şekilde tanımlandığı durumda program üzerinden alınacak verilerin ahşap yapı üretiminde değerlendirilebileceği söylenebilmektedir. Ancak malzeme özellikleri doğru bir şekilde bilindiği sürece bu hesaplamalar program tarafından yapılabilecek aksi takdirde öncelikle malzeme özelliklerinin araştırılması gerektiği belirlenmiştir. Ayrıca kesit optimizasyonu ile önemli miktarda malzeme tasarrufu yapılabildiği ortaya konulmuştur. Tasarruf edilen malzemeler ile birlikte maliyetler açısından avantajlar ortaya konulmuştur. Bina maliyetlerinin dörtte birini oluşturan taşıyıcı konstrüksiyonda sağlanacak malzeme tasarrufu ile ahşap yapı maliyetlerinin düşmesinin sağlanabileceği bu şekilde ahşap yapı kullanımının yaygınlaşmasının önündeki en büyük engellerden biri olan maliyet kaleminde diğer yapı türleri ile rekabet edebilir düzeye getirilebileceği sonucuna ulaşılmıştır. Tez içerisinde incelenen yapı sistemi üretim modülü ile değerlendirildiğinde C35 direnç sınıfındaki malzemeler ile üretilen yapıda en çok karbon tutumu olduğu ortaya çıkarılmıştır.

Ahşap iskeletli yapılarHafif yapı elemanları
Akın Şendağ
İstanbul University-Cerrahpaşa · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

3D printer teknolojisi ile çekmece rayı tasarımı ve bazı mukavemet testleri ile işlevselliğinin incelenmesi

Teknolojinin gelişimiyle birlikte katmanlı üretim (Additive Manufacturing - AM) yöntemleri yaygınlaşmış ve bu alanda en sık kullanılan tekniklerden biri olan ergiyik yığma modelleme (Fused Deposition Modeling - FDM) çeşitli sektörlerde tercih edilir hale gelmiştir. 3D yazıcılar farklı filament hammaddeleriyle çalışabilmekte ve üretilen parçalar mobilya sektöründe bağlantı elemanı veya aksesuar olarak kullanılabilmektedir. Bu süreçte filament seçimi, malzemenin kimyasal, fiziksel ve mekanik özellikleri dikkate alınarak yapılmalıdır. Çünkü her filament türü ve üretim parametresi, ortaya çıkan ürünün mukavemetini doğrudan etkilemektedir. Bu çalışmada, çekmecelerde kullanılan ray sistemleri incelenmiş, 3D yazıcı ile PLA ve PETG filamentleri kullanılarak aynı üretim parametreleriyle üretilmiştir. Üretim maliyetleri hesaplanmış, ardından BS EN 16122 standardına uygun testler gerçekleştirilmiş ve sehim değerleri belirlenmiştir. Çalışmanın amacı, çekmece raylarının çekmece ile 10 kg yük altında işlevini yerine getirebilen, 3 boyutlu yazıcıdan PLA ve PETG filamentleriyle üretilen yeni ray setlerinin mekanik davranışlarını incelemek ve karşılaştırmaktır. Ayrıca Türkiye mobilya endüstrisi için ekonomik ve teknik açıdan katkı sağlanması hedeflenmiştir. Ray setleri SolidWorks ile modellenmiş, %40 doluluk oranı, üçgen dolgu yapısı ve 0,2 mm katman kalınlığı kullanılarak üretilmiştir. Üretim sırasında elektrik tüketimi de ölçülmüştür. Test sonuçlarında PLA raylarının, PETG'ye göre daha yüksek mekanik performans ve dayanıklılık gösterdiği belirlenmiştir. PLA ve metal ray setleri sehim açısından anlamlı farklar gösterirken, PETG ray setlerinin bazıları testleri geçememiştir. Hızlı açma ve kapama testlerinde özellikle PLA ve metal raylarda ani yüklenmelere karşı iyi performans gözlenmiştir. Bu sonuçlar PLA'nın PETG'ye göre daha avantajlı olabileceğini göstermiştir.

Yarkın Paşa Kurt
İstanbul University-Cerrahpaşa · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Sürdürülebilirlik ilkeleri kapsamındaki standart vesertifikasyonların Türkiye mobilya endüstrisine yönelikincelenmesi

Bu tez çalışması, mobilya sektöründeki firmaların sürdürülebilirlik uygulamalarını ve bu uygulamaları etkileyen faktörleri çok boyutlu olarak incelemeyi amaçlamıştır. Araştırma, firmaların sürdürülebilirlik farkındalık düzeylerini, karşılaştıkları zorlukları, sahip oldukları belge ve sertifikaları, uyguladıkları sürdürülebilirlik stratejilerini ve bu stratejilerin performans göstergelerinin detaylı bir şekilde analiz edilmesi ile oluşturulmuştur. Araştırmanın sonuçları, ülkemiz mobilya sektöründe sürdürülebilir tedarik zinciri, yenilenebilir enerji kullanımı ve karbon ayak izi yönetimi gibi konularda firmaların yüksek farkındalığa sahip olduğunu ve bu alanlarda uygulama eğilimlerinin güçlü olduğunu ortaya koymaktadır. Ancak, çalışmada biyobozunur malzeme kullanımı, üretimde karbon salınımını azaltmaya yönelik yenilikçi çözümler, yeşil lojistik uygulamaları, kullanılmış mobilyaların yenilenip yeniden pazarlanması, sürdürülebilirlik kılavuzlarının kullanımı, çevre etiketli ürün üretimi, çevre dostu ürünlerin satışına yönelik kampanyalar, dijital platformlarda sürdürülebilirlik eğitim programları ve spesifik sürdürülebilirlik sertifikasyonları gibi alanlarda önemli gelişim ihtiyaçları olduğu tespit edilmiştir. Araştırmanın özgün katkılarından biri, sürdürülebilirlik çabalarını kısıtlayan yüksek maliyetler ve bürokratik engellerin varlığını vurgulamasıdır. Ayrıca, uygulamaların ekonomik etkileri incelendiğinde üretim, enerji ve hammadde maliyetlerinde artış gözlemlenirken; ekolojik etkilerde, ekolojik ve geri dönüştürülmüş malzeme kullanımının ve ekolojik malzeme tasarımlarının arttığı belirlenmiştir. Sosyal etkiler açısından ise müşteri ilişkilerinde artış olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Çalışma, hammadde tercihlerinin firma pazar payı ve ekolojik malzeme tasarımı ile ilişkili olduğunu, geri dönüştürülmüş malzeme kullanımının firmaların pazarda ekoloji dostu olarak tanınmasına katkı sağladığını göstermektedir. Enerji tüketimini azaltmaya özen gösteren firmaların çevre sertifikalarına başvuru oranının yüksek olduğu ve TS EN ISO 10002 sertifikasının müşterilerin ekolojik ürünlere yüksek fiyat ödeme kabulü ile ilişkili olduğu önemli bir bulgudur. Öte yandan, TS EN ISO 9001 sertifikasının pazar payı üzerindeki etkisinin sınırlı kaldığı tespit edilmiştir. Mobilya sektörünün sürdürülebilirlik dönüşümünde bilgi eksikliklerinin giderilmesi, finansal destek mekanizmalarının oluşturulması ve süreç iyileştirmelerinin yapılması gibi kritik unsurların önemini vurgulanmıştır. Bu alanda sektöre ve ilgili paydaşlara yol gösterici nitelikte; bilinç düzeyinin arttırılması için eğitimler, işe alım ve kariyer planlamada sürdürülebilirlik konusunda yetkin kişilerin işletme bünyesine kazandırılması, KOBİ'lere yönelik vergi indirimleri, düşük faizli krediler ve hibe programları gibi teşviklerin arttırılması gibi önemli çıkarımlar ve öneriler geliştirilmiştir.

Ahşap mobilyaEndüstriyel sürdürülebilirlikOrman işletmeciliği+3
Yeşim Yüzay Bektaş
İstanbul University-Cerrahpaşa · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

İç Anadolu'da peyzaj amaçlı ağaçlandırmalarda kullanılan bazı ibreli egzotik türlerin dona dayanıklılığı

Mavi servi, Mavi ladin, Batı ladini, Yayılıcı ardıç, Doğu mazısı ve Leylandi türleri, kurak-soğuk olan İç Anadolu Bölgesinde peyzaj amaçlı ağaçlandırma çalışmalarında sıklıkla kullanılan egzotik türlerdir. Bu nedenle, bu türlerin İç Anadolu Bölge'sine taşınmalarına rehberlik etmek için onların dona dayanıklılık limitlerinin bilinmesi gereklidir. Bu çalışmada, bu altı türün dona dayanıklılıkları belirlenmiştir. Bu amaçla türlerden bir yaşındaki sürgün örnekleri alınmıştır. Sürgünler 2020 Şubat ayında +4 (kontrol grubu) -5, -10-, 15, -20, -25, -30 ve -40 0C'deki düşük sıcaklıklara maruz bırakılmamıştır. Dondurma testleri sonrasında sürgünlerde meydana gelen zarar klorofil floresans (CF) ve görsel değerlendirme (kahverengileşme skorlaması) (GD) yöntemleri kullanılarak tespit edilmiştir. Elde edilen bulgulara doğrusal olmayan regresyon modeli uygulanarak türler için ölümün olduğu don dereceleri (LT50) tahmin edilmiştir. Sonuç olarak, çalışmamızda kullanılan türler arasında dona dayanıklılık bakımından farklar olduğu belirlenmiştir. CF ve GD yöntemleri birbirlerine oldukça yakın sonuçlar vermişlerdir. Bu nedenle, pratik bir bakış açısıyla Mavi servinin -20 0C, Mavi ladinin -37 0C, Batı ladininin -36 0C, Yayılıcı ardıçın -24 0C, Doğu mazısının -27 0C ve Leylandinin -22 0C'den daha soğuk minimum sıcaklıklara sahip alanlara dikilmemeleri tavsiye edilebilir.

ArdıçAvrupa ladiniKlorofil+2
Ergün Avşar
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Otokopi kağıtlarının mürekkep giderme etkinliğinin incelenmesi

Tarih boyunca, bilgi depolama ve aktarımında önemli bir yere sahip olan kağıt, ilerleyen teknolojiye rağmen çeşitli amaçlar için hayatın her kademesinde yer almakta, giderek tüketimi ciddi boyutlara ulaşmaktadır. Kâğıt endüstrisinde hammadde problemini azaltmak ve/veya gidermek için, sürdürülebilir ormancılık faaliyetlerinden daha ziyade, sürdürülebilir geri dönüşüm yöntemlerini geliştirmek daha uygun olmaktadır. Bu sayede ormansızlaşma, çevre kirliliğinin önlenmesi ve tüketicilerin çevre bilincinin gelişmesi noktasında büyük ilerlemeler kaydedilmektedir. Geri dönüşümde arzu edilen kağıdın elde edilebilmesi için atık kağıt üzerindeki baskı mürekkepleri ve kağıt yapımı sırasında olumsuzluk oluşturan diğer maddelerin uygun yöntemle uzaklaştırılması gerekmektedir. Bu tez çalışmasında Bursa Renkvizyon Matbaa'da tek yüzeylerine baskı işlemi yaptırılan, A4 boyutlu ofis kağıtları grubuna giren kendinden kopyalı ''Üç Yaprak Sistemi'' otokopi kağıtlarına laboratuarda hızlandırılmış ısıl yaşlandırma ve iklimlendirme işlemi yapılmış; ön denemelerle belirlenen optimum proses şartları ve kimyasal madde konsantrasyonları kullanılarak hamurlaştırılan kağıt hamurlarının mürekkebi yıkama ve flotasyon yöntemleri ile giderilmeye çalışılmış ve bu yöntemlerin; hamurun mürekkep giderme etkinliği, fiziksel direnç ve optik özellikleri üzerine etkileri araştırılmıştır. Elde edilen analiz ve testlere göre flotasyon yöntemiyle mürekkebi giderilen proseslerde artan flotasyon süresinin ilk 13 dakikasına kadar hamurun optik ve fiziksel değerlerinde yükselme olduğu ancak bu dakikadan sonra fazla bir yükselme olmamakla birlikte bazı proseslerde düşüş kaydedilmiştir. Mürekkep giderme etkinliği IE700; BH (Beyaz Hamur)'de % 90.35, SH (Sarı Hamur)'de % 79 ve YH (Yeşil Hamur)'de % 79.4'e ulaşırken, yıkama yöntemiyle mürekkebi giderilen proseslerde bu değerler sırasıyla % 94.66, % 79.91 ve % 82.12 olarak tespit edilmiştir. İşlemler sonunda kağıt, kağıt hamuru, flotasyon çamuru ve atık su analizleri yapılarak sonuçlar yorumlanmaya çalışılmıştır. Anahtar sözcükler: Atık Kağıt Geri Dönüşümü, Yıkama ve Flotasyon İşlemi ile Mürekkep Giderme, IE700 Etkinliği

Atık kağıtKarbonsuz kopya kağıdıKağıt endüstrisi+1
Yalçın Kocabey
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Kızılçam (Pinus brutia Ten.) kabuğunun katalitik pirolizi

Ülkemizde ve dünyada birçok enerji türü kullanılmaktadır. Biyokütle enerjisi de günümüzde kullanılan enerji türlerinden bir tanesidir. Piroliz, biyokütle kaynağını havasız ortamda bırakıp ısıl işlem uygulanması sonucu katı, sıvı ve gaz olarak kimyasal bozundurma işlemidir. Piroliz sonucu üretilen biyoyağlar da biyoyakıt ve biyoenerji olarak kullanılabilmektedir. Bu çalışmada materyal olarak dünyada en geniş yayılış alanı Türkiye'de olan kızılçamın (Pinus brutia Ten.) kabuğu biyokütle kaynağı olarak seçilmiştir. Sabit yataklı reaktörde 100 ml/dk azot akış hızı ve 10 °C/dk ısıtma hızında yavaş piroliz tekniği kullanılarak katalizörlü ve katalizörsüz ortamda piroliz deneyleri gerçekleştirilmiştir. Balıkesir ve Çanakkale çevresinde büyük yatakları olan halloysit piroliz işleminde ilk kez katalizör olarak kullanılmıştır. Ülkemizden yurtdışına işlenmeden ihraç edilen bu kimyasal maddenin piroliz sıvı ürün verimine etkisi araştırılarak ülkemiz ekonomisi için bir katma değere sahip olabileceği değerlendirilmiştir. Çalışmanın ilk bölümünde 400, 450, 500, 550 ve 600 °C sıcaklıklarda piroliz yapılarak optimum piroliz sıcaklığı araştırılmıştır. Sıvı ürün veriminin en yüksek olduğu sıcaklık 500 °C olarak belirlenmiştir. Sıvı ürün veriminin en yüksek olduğu 500 °C sıcaklıkta katalitik piroliz deneyleri gerçekleştirilmiştir. 250, 400, 600 ve 1000 °C'de kalsine edilmiş halloysit katalizöründen numunenin %5, 10, 15 ve 20'si kadar kullanılarak katalitik piroliz deneyleri gerçekleştirilmiştir. Halloysitin piroliz ürünlerinin verimi üzerine etkisi araştırılmıştır. Hammaddenin nem tayini, kül tayini, ekstraktif madde tayini, lignin tayini ve elementel analizi yapılmıştır. Elde edilen sıvı ürünlerin elementel, GC-MS ve FT-IR analizleri yapılarak karakterize edilmiştir. Elde edilen katı ürünün elementel analizi yapılmıştır. Bu çalışmada halloysit ile yapılan katalizörlü piroliz deneyleri sonucunda halloysitin piroliz sıvı ürün verimini %12,97-23,23 arasında arttırdığı tespit edilmiştir. Elde edilen sıvı ürünlerin ısıl değerleri 16,02-30,76 MJ/kg, katı ürünlerin ısıl değerleri 13,73-26,01 MJ/kg arasında olduğu belirlenmiştir. Elde edilen sıvı ürünlerin GC-MS analizleri incelendiğinde etken madde olarak furfural, p-krezol, 3-furaldehit bileşenleri tespit edilmiştir. Halloysitin piroliz işleminde sıvı ürün verimini arttırması piroliz tesislerinde katalizör olarak kullanılabileceğini göstermiştir. Bu çalışma ülkemizde işlenmeden yurtdışına ihraç edilen halloysitin yurtiçinde kullanılarak ekonomik katma değer sağlayabileceği sonucunu göstermiştir.

Salih Kaya
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Kağıt fabrikası atık sularındaki boyar maddenin lignoselülozik malzemeden üretilmiş aktif karbon ile giderilmesi

Bu çalışmada; Bursa ilimizde fazla miktarda tüketilen kestane meyvesinin atık kabuklarından laboratuvar ortamında farklı parametrelerde üretilen aktif karbon ile atık kağıt fabrikası sularında bulunan boyar maddelerin giderilmesi denenmiştir. Her fabrikanın ve her farklı prosesin atık suları birbirinden farklı olduğundan fabrika atık suyundaki boyar maddeyi simüle etmek amacı ile metilen mavisi ile çözeltiler hazırlanmış ve bu çözeltiler farklı parametrelerde hazırlanmış aktif karbon örnekleri ile arıtılmaya çalışılmıştır . Kestane kabuğu örnekleri Bursa ilimizde faaliyet gösteren kestane şekeri üretim fabrikalarından temin edilmiştir ve fabrikada herhangi bir kimyasal işlem görmemiştir. Alınan bu örnekler öğütüldükten sonra farklı kombinasyonlarla fosforik asit ile muamele edilmiş ve ardından farklı sıcaklıklarda piroliz işlemine tabi tutulmuştur. Piroliz işlemi sonrası katı ürün verimi, termal analizler, atık su temizleme verimi, adsorbans %'leri , sem ve ftır analizleri gerçekleştirilmiştir. Yapılan analizlere göre kestane kabuğunun kül oranı %2 olarak belirlenmiştir. Kestane kabuğunun düşük kül oranına sahip olması, kolay depolanabilir olması, maliyetinin düşük olması(fabrika atığı) gibi nedenlerden dolayı aktif karbon üretimine uygun olduğu düşünülmektedir. Üç farklı sıcaklıkta gerçekleştirilen karbonizasyon işlemi sonrasında sıcaklık arttıkça katı ürün veriminin azaldığı tespit edilmiştir. Ancak 1:2 oranında fosforik asit ile aktifleştirilen örnekler, aynı sıcaklıkta 1:1 oranında fosforik asit ile aktifleştirilen örnekler ile kıyaslandığında asit oranı arttıkça katı ürün verimininde arttığı gözlemlenmiştir. FTIR analizleri sonucunda, hammaddede tespit edilen aromatik yapıdaki bağların karbonizasyon ve aktivasyon işlemleri sonucunda bozunduğu tespit edilmişir. Aktif karbon numunesinin yüzeyinde, adsorpsiyon için önemli olan karboksilik, fenol ve alkol gruplarına ait olan C-O ve C-CH bağlarının bulunduğu tespit edilmiştir. Yapılan çalışmalardan elde edilen sonuçlar ışığında kestane kabuğundan üretilen aktif karbonun, kağıt fabrikası flotasyon atık sularında kullanılabilir olduğu düşünülmektedir. Adsorpsiyon sonrası Spektrofotometre ile dengeye ulaşmış çözeltilerin miktarları belirlenmiş ve en iyi birim adsorpsiyon kapasitesi 450°C sıcaklık 1:2 oranında fosforik asit oranı ile aktifleştirilmiş aktif karbon örneğinin verdiği testip edilmiştir. En düşük birim adsorbsiyon sahip olan örneğin ise 500°C sıcaklıkta 1:1 oranında fosforik asit ile aktifleştirilmiş aktif karbon numunesinin verdiği görülmüştür.

Granüler aktif karbon
Emrecan Arpacı
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Temizlik kağıdı üretiminde toz oluşumunun azaltılması

Temizlik kağıtları tüketicide hijyen sebebi ile yüksek algıya ve hassasiyete sahip ürünlerdir. Mamul ürünün toz ihtivası tüketicide hijyen koşularını sağlamadığı algısını yaratmakta olup, bobin müşterisinde ise tozun varlığı konfeksiyon tesisi verimliliklerini olumsuz etkilemektedir. Üretim esnasında oluşan toz, temizlik kağıdı makinasında ve konfeksiyon tesisinde emiş sistemleri ile uzaklaştırılmasına rağmen sürtünmenin etkisi ile hem üretim sahaları içerisine dağılarak işçi sağlığı, iş güvenliği riski yaratmakta hem de nihai ürüne kadar gidebilmektedir. Tozun üretim hattında azaltılması üzerine mekanik ve kimyasal olarak çeşitli çalışmalar yapılmış ve bu konudaki araştırmalar devam etmektedir. Şirketin ana problemlerinden biri olan tozlanmaya çözüm arama amacı ile TUBİTAK 1501 (Proje no: 3160107) projesi olarak gerçekleştirilen bu çalışmada dövme işlemi ve farklı kimyasal maddelerin kullanımı ile toz oluşumunun azaltılması detaylı olarak araştırılmıştır. Projede, şirkette en fazla üretilen ve tozlanma nedeni ile müşteri şikayetlerine neden olan tuvalet kağıdı üretimlerine odaklanılmıştır. Ağartılmış kraft hamuru ve mürekkebi giderilmiş hurda ofis kağıt hamurlarının karışımlarından üretilen tuvalet kağıtları ve üretim süreçleri seçilmiş olup, kağıt yüzeyinde ve ortamda oluşan tozlanmanın en az %50 azaltılması hedeflenmiştir. Çalışmanın ilk aşamasında elyafın rafinörlerde dövme esnasındaki mekanik işlemin hem kağıt makinası hem de konfeksiyon tesisindeki tozlanmaya etkisi araştırılmıştır. Farklı rafinör bıçak dizaynlarının kırıntı elyaf ve tozlanma üzerindeki etkileri incelenmiştir. Çalışmanın ikinci aşamasında ise azaltılan kırıntı elyafın farklı içerik ve bağlanma mekanizmalarına sahip kimyasallar ile elyafa bağlanması ile üretim hatlarındaki etkilerinin izlenmesine devam edilmiştir. İlk aşama sonunda üç kalite için mekanik etkinin yarattığı kırıntı elyafın ortalamada %36, yüzey tozlanmasında %18, kağıt makinası kapalı ortam toz miktarında %18 ve konfeksiyon tesisi kapalı ortam tozlanmasında %46 azalttığı tespit edilmiştir. İkinci aşama sonunda kimyasal kullanımında selülozlu olarak seçilen ürünlerden biri üretimden kalktığı için selüloz ve geridönüşümlü olmak üzere ürün sayısı ikiye indirilmiştir. İki kalite için kırıntı elyafın ortalamada %78, yüzey tozlanmasında %32, kağıt makinası kapalı ortam toz miktarında %10 azalttığı, konfeksiyon tesisi kapalı ortam tozlanmasında ise gofraj etkisi ile arttığı tespit edilmiştir. Kağıt makinasında gerçekleştirilen mekanik ve kimyasal çalışmaların konfeksiyon tesisi sonunda oluşan nihai üründeki etkisi incelendiğinde, uygulanan gofraj işlemi esnasında kağıtta yeniden tozlanma oluşumuna neden olduğu tespit edilmiştir. Çalışmanın devam ederek üçüncü aşamada konfeksiyon tesisi etkisinin incelemesinin devam etmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

Ebru Hezer
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Çeşitli odun türlerinin dış ortam koşullarında ultraviyole ışınlarına karşı dayanımlarının belirlenmesi

Bu çalışmanın amacı, endüstriyel öneme sahip 16 farklı odun türü örneğinin dış ortamda UV ışınları başta olmak üzere bozundurucu faktörlerin etkilerine karşı doğal dayanıklılığının yapay ve gerçek alan denemeleri ile belirlenmesidir. Ayrıca yapay yaşlandırma deneyleri ile gerçek alan denemeleri arasında modelleme oluşturularak, hızlandırılmış yaşlandırma test cihazında bekletilme süresinin doğal koşullarda kaç ay/yıla eş değer olduğu belirlenmiştir. Bu amaçla, adi ceviz, dişbudak, kiraz, meşe, akçaağaç, tik, mazel, beli, limba, anigre, tulipe, sapelli, amerikan cevizi ve okaliptüs, kayın ve çam örnekleri laboratuvar koşullarında 340 nm dalga boyuna sahip UVA lambaların etkisine 1512 saat yaşlandırma testine maruz kalmaktadır. Örnekler aynı zamanda 1 yıl boyunca toprakla teması olmadan Bursa dış ortam koşullarının etkisine maruz bırakılmıştır. Hızlandırılmış yaşlandırma test örneklerinin 1512 saat sonrasında ΔL* değerleri incelendiğinde, tik ve amerikan cevizi örnekleri dışında diğer tüm test örneklerinde negatif yönde değer göstermiştir. Tüm test örneklerinde renk değişimi ilk saatlerde etkili bir şekilde görülmektedir. En fazla koyulaşma tulipe örneğinde ölçülmüş aynı zamanda en fazla toplam renk değişimi yine tulipe test örneğinde belirlenmiştir. 1512 saat sonunda en az toplam renk değişimi beli test örneklerinde ölçülmüştür. Doğal yaşlandırma test örneklerinde ise en fazla koyulaşma çam test örneğinde, en fazla toplam renk değişimi yine çam test örneğinde tespit edilmiştir. 393. gün sonunda en az renk değişimi amerikan cevizi test örneğinde ölçülmüştür. Genel olarak iki yaşlandırma metoduna ait test örneklerinin parlaklık değerlerinde azalma, yüzey pürüzlülüğü değerlerinde ise test süresi boyunca artış meydana gelmektedir. Hızlandırılmış yaşlandırma uygulanan test örneklerinin FT-IR analiz sonuçları incelendiğinde, ilk saatlerde bozunmanın hızlı bir şekilde yaşandığı ve genel olarak 168. saatten sonra ligninin tamamen yok olduğu görülmektedir. Doğal yaşlandırma test örneklerinin FTIR sonuçlarına göre ise 153. günden sonra lignin piki kaybolmaktadır. Hızlandırılmış yaşlandırma ve doğal yaşlandırma testinde toplam renk değişimi değerlerinin regresyon modellerinde dişbudak, kayın, akçaağaç, kiraz, meşe, çam, mazel, amerikan cevizi, tulipe ve anigre için denklemlerin açıklayıcılıkları yüksektir. Okaliptus, adi ceviz, limba, tik ve beli için denklemin açıklayıcıkları orta düzeyde elde edilmiştir. Sapelli için denklemin açıklayıcılığı düşük bulunmuştur.

Şebnem Sevil Arpacı
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Tanenlerin doğal bir ahşap koruyucu madde olarak antifungal özelliklerinin değerlendirilmesi

Çalışmanın amacı, az dayanıklı bir ağaç türü olan sarıçam odununun biyolojik dayanımının tanen ekstraktifleri ile iyileştirilmesidir. Çalışma iki kısımda incelenmiştir. İlk kısımda, odun örnekleri %5 ve %10 konsantrasyondaki mazı, sumak, kebraho, mimoza ve valeks tanenleri ile emprenye edilmiştir. Sonrasında bu örneklerin, 7 farklı çürüklük yapan Basidiomycetes ve renklenme/küflenme yapan Ascomycetes- Fungi imperfecti mantarlarına karşı biyolojik dayanımı araştırılmıştır. Çalışmanın birinci kısmında tanenler, esmer çürüklük mantarlarına karşı iyi bir dayanım özelliği sergilerken, beyaz çürüklük mantarı T. versicolor'a karşı gerek yıkanmış gerekse yıkanmamış örneklerde herhangi bir biyolojik bir dayanım sağlanamamıştır. Yıkanma deneyi ile tanenin odundan önemli ölçüde yıkandığı tespit edilmiştir. Tanenler, Ascomycetes- Fungi imperfecti mantarlarına karşı herhangi bir biyolojik dayanım göstermemiş aksine mantar saldırılarını teşvik etmiştir. Bu kısımdaki çalışmalarda en iyi biyolojik dayanımı sağlayan tanen kebraho olarak bulunmuştur. Çalışmanın 2. kısmında yıkanma problemini en aza indirgemek için fiksatör kullanımı hedeflenmiştir. Örnekler önce %0,5, %1, %2, %3 ve %5 konsantrasyondaki kebraho taneni ile emprenye edilmiş ardından %0,25, %0,5, %1, %1,5 ve %2,5 konsantrasyondaki bakır 2 sülfat, çinko klorit, nano ZnO ve nano CeO2 ile emprenye edilmiştir. Yıkanmış ve yıkanmamış örnekler esmer ve beyaz çürüklük mantarlarının saldırısına maruz bırakılmış ve fiksatörün etkinliği tespit edilmiştir. Çalışmada ayrıca yıkanma sularının zehirlilik etkisi de araştırılmıştır. Çalışmanın ikinci kısmında T. versicolor mantarına karşı en iyi sinerjik etki tanen+ nano çinko ve seryum oksitte; C. puteana mantarına karşı ise en iyi sinerjik etki tanen+bakır II sülfat ile nano seryum oksitte sağlanmıştır. Söz konusu metallerin tanen ile kombinasyonunda düşük konsantrasyon seviyelerinde yıkanma da azaltılmış ve oldukça başarılı sonuçlar elde edilmiştir.

Ayşegül Günaydın
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye orman ürünleri sanayinin alt sektörler ve iller bakımından etkinliklerinin belirlenmesi

Günümüz dünyasında organizasyonların hedeflerine ulaşabilmeleri için kaynaklarını etkin bir biçimde kullanmaları gerekmektedir. Teknolojinin gelişmesiyle pazar koşulları değişim göstermiş, organizasyonlar için bilişim ve iletişim teknolojileri vazgeçilmez birer unsur haline gelmiştir. Bu durum, yoğun rekabet içerisinde olan organizasyonların rakiplerine üstünlük sağlayabilmesi için performans değerlendirmelerini ön planda tutmalarına yol açmıştır. Performans ölçümlerinde karar verme birimlerinin (KVB) girdilerin kullanarak çıktıya dönüştürülmesi sonucunda elde edilen değerlerinin kıyaslanması ile mümkün olmaktadır. Girdi ve çıktı değerlerinin farklı ölçü birimlerinde olmasına rağmen aynı formülde birleştirilebilmesi performans ölçümünün pozitif yönlerinden en önemlisi olup, bir diğeri ise aynı parametre için organizasyonun farklı çalışma alanlarının kıyaslanmasına olanak sağlamasıdır. Performansın bir boyutu olan etkinlik kavramı açısından bakıldığında, etkin olan çalışma alanı "1,00" veya %100 üzerinden ölçümlendirilirken, etkin olmayan çalışma alanları ise etkin olan çalışma alanlarının aldığı değerden düşük değerler ile ölçümlendirilmektedir. Bu çalışmada Türkiye orman ürünleri sanayinde yer alan 17 alt sektör ve sektörün yaklaşık %90'ını kapsayan 16 ilin etkinlik analizleri karşılaştırılmalı olarak klasik Veri Zarflama Analizi (VZA) yöntemi ile etkin olan KVB'lerin sıralaması ise Süper Etkinlik (SE) yöntemi ile belirlenmiştir. Analizde veri seti olarak kullanılmak üzere alt sektörlerin etkinliklerinin belirlenmesinde 3 girdi ve 2 çıktı olmak üzere toplam 5 değişken, illerin etkinliklerinin belirlenmesinde ise 2 girdi ve 2 çıktı olmak üzere 4 değişken seçilmiştir. Klasik VZA modellerinde girdi ve çıktı odaklı olmak üzere 4 model, benzer şekilde SE modellerinde girdi ve çıktı odaklı olmak üzere 4 model olmak üzere toplamda 8 model ile analiz gerçekleştirilmiştir. Çalışmada etkin olan alt sektörler ve illerin tespit edilmesi ve etkin olmayan alt sektör ve illerin etkin olabilmesi için öneriler sunulması amaçlanmaktadır. Bu kapsamda hazırlanan hipotezlere cevaplar aranmaktadır. Alt sektörler bakımından klasik VZA modellerine göre ağaç ve ağaç ürünleri imalat sanayinden 1 alt sektör, kağıt ve kağıt türevleri imalat sanayinden 3 alt sektör ve mobilya imalat sanayinden 4 alt sektör olmak üzere toplam 8 alt sektör etkin çıkmaktadır. SE modellerine göre birinci sıradaki alt sektör kağıt ve kağıt türevleri imalat sanayinde, ikinci ve üçüncü sıradaki alt sektörler ise mobilya imalat sanayinde yer almaktadır. İller bakımından klasik VZA modellerine göre Kayseri, Sakarya ve Tekirdağ etkin çıkmaktadır. SE modellerinden toplam etkinlik modeline göre iller sırasıyla Kayseri, Sakarya ve Tekirdağ olarak sıralanmıştır. Teknik etkinlik modeline göre ise Kocaeli ve Bursa illeri de sıralamaya dâhil olmaktadır.

Doğan Memiş
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Bir mobilya fabrikasında süreç analizi ve süreç iyileştirme

Değişen ve her geçen gün gelişen dünyada müşteri talep ve beklentilerini yerine getirerek müşteri memnuniyetini sağlamak firmaların en önemli amaçlarından bir tanesi, müşteri memnuniyeti ise firmaları başarıya ulaştırabilecek en önemli araçlardan biridir. Rekabet koşullarının sürekli değiştiği ve rakiplerin sürekli arttığı rekabetçi piyasada, firmalar sürdürülebilirliğini sağlamak ve başarıya ulaşabilmek için süreçlerini dinamik tutmalıdır. Bir sürecin iyileştirilebilmesi için o sürecin analiz edilmesi gerekmektedir. Bu noktada ise sürecin performansını etkileyen etmenlerin belirlenmesinde ve ortadan kaldırılmasında yalın üretim tekniklerinden faydalanılmaktadır. Bu çalışmada; literatürde bulunan süreç analizi ve süreç iyileştirme yöntemlerinin ışığında, bir mobilya firmasında süreç analizi ve süreç iyileştirme çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Müşterilerden gelen 8 aylık arıza bildirimleri incelenmiş, hataların çözümü için çalışmaya paketleme bölümünden başlanılmıştır. Final kalite kontrol bölümünün tespit ettiği 9 aylık hatalar raporlanmış ve hangi hata türüne öncelikle yoğunlaşılması seçiminde pareto analizi kullanılmıştır. Belirlenen hataların A3 yöntemiyle mevcut durumu analiz edilerek, balık kılçığı diyagramı ve 5N1K yöntemiyle hataların kök nedeni analizleri yapılmıştır. İMM (ilk madde ve malzeme) deposunda planlanan yenileme ve geliştirme çalışmalarında İMM depo ve diğer depolarda 5S çalışmaları yapılmıştır. Depo süreçleri analiz edilerek adresleme, kanban hazırlama gibi proseslerin sürelerinin azaltılması amacıyla süreç iyileştirme çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Sonuçta, final kalite kontrol bölümünde tespit edilen farklı malzeme kullanılması hatası (61 adet) balık kılçığı diyagramı yöntemiyle insan, makine, malzeme ve metot kaynaklı meydana geldiği, eksik malzeme kullanılması hatası (62 adet) 5N1K kök neden analizi yöntemiyle paketleme öncesi proseslerden, malzeme deponun modül kanban hazırlamasından ve örümcek adamın istifleri karıştırmasından meydana geldiği tespit edilmiştir. İMM depo tamamen yenilenerek 4600 olan adres sayısı 3 katına çıkarak yaklaşık olarak 14000'e ulaşmıştır. Yüz ölçümü olarak depo alanı 875 m²'den, 1650 m²'ye çıkartılmıştır. Malzemeler çeşitli kriterlere göre gruplanarak adresleri belirlenmiştir. Bu adresleme sayesinde kanban hazırlama süresinde %33 oranında iyileştirme sağlanmıştır. Metal profil deposunda arabalı sistemden konveyörlü sisteme geçilerek depolama alanında %6 oranında iyileştirmeler gerçekleştirilmiştir. Sonuç olarak, paketleme bölümünde meydana gelen hataların diğer proseslerden süregeldiği saptanmıştır.

Ahşap endüstrisiOrman endüstrisi
Veli Çelik
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Biyolojik ekstrakt içerikli uyarıcı pasta hazırlanması ve akma reçine üretiminde kullanılması

Ülkemizde reçine üretimine elverişli türler, özellikle Akdeniz, Ege ve Marmara bölgesinde başta kızılçam (Pinus brutia Ten) ve sahil çamı (Pinus pinaster) olmak üzere yüksek reçine oranı olan zengin ibreli ağaç envanterimiz bulunmaktadır. Ancak ne yazık ki ülkemizde reçine üretimi son derece kısıtlı olup, ilgili sanayiler bu kalemde dışa bağımlı durumdadırlar. Kullanım alanlarının genişliği ile de dikkat çeken reçinedeki terebentinden; dezenfektan parfüm, yapıştırıcı, böcek ilaçları, zamk, temizlik kimyasal katkıları ve tekstil katkı kimyasallarına kadar çok sayıda ürün elde edilmektedir. Kolofandan, kâğıt, sabun, deterjan, kozmetik, boya, vernik, kauçuk ve yüzey parlatma endüstrisinde de faydalanılmaktadır. Planlamadaki yetersizlikler, üretim metotlarının geliştirilememesi, ürün kalitesinin yükseltilememesi ve yüksek maliyetler gibi sebeplerle ülkemizde reçine üretimi istenilen ölçüde yapılamamaktadır. Akma reçine üretiminde kullanılan uyarıcı nitelikteki kimyasallar, çoğunlukla verimi arttırmak ve yara donmasını geciktirmek için tatbik edilmektedir. Terebentinin uçarak açık yaraların hızla donması ve reçine akışının durması reçine üretiminde istenmeyen bir durumdur. Bu durumda yaraların işçiler tarafından tazelenmesi ve stimulant (uyarıcı kimyasal) uygulamasının tekrar tekrar yapılması gerekir ki bu doğal olarak işçilik maliyetlerini yükseltmekte ve bu alana yatırımı engellemektedir. Asit pasta metodunda kullanılan asitli kimyasalların işçi ve çevre sağlığına zararlı etkileri bulunmaktadır. Ayrıca asitli bileşenler reçine kanallarını tahrip ederek kanallarda reçine birikmesine (çıralanma), koyu kırmızı renk oluşmasına neden olduğu bilinmektedir. Çıralanma reçine üretildikten sonra sanayide kullanılacak odunun kalitesini olumsuz etkilemektedir. Bu çalışmada kullanılan kızılçam zararlısı olan kabuk böcekleri, Orthotomicus erosus (Akdeniz çam kabuk böceği) ve Ips sexdentatus'un (Oniki dişli çam kabuk böceği) ergin bireyleri Balıkesir Orman Bölge Müdürlüğü'nde yürütülen bir çalışmadan temin edilmiştir. İbreli ağaç zararlısı olan kabuk böcekleri ağaçlara arız oldukları ve reçine salgısını tetikleyebildikleri doğal ortamlarında saldırdıkları ağaçların yakınlarına kurulan türe has feromon tuzaklarına çekilerek toplanmış ve kısa sürede laboratuvar ortamına getirilerek toz haline getirilmiştir. Kabuk böcekleri kullanılarak yeni bir biyolojik pasta üretilmiş ve kızılçam ağaçları üzerinde açık yaralar üzerinde uygulanarak reçine salgısına etkileri gözlemlenmiştir. Kabuk böcekleri kullanılarak hazırlanan ekstrakta, etil alkol ve gliserol katkısı ile biyolojik katkılı stimulant 3 farklı konsantrasyonda hazırlanarak standart asit pasta ile verim, safsızlık, terebentin yüzdesi, terebentinde GC-MS analizi ve kolofan örneklerinde FTIR analizi gerçekleştirilerek reçine ve bileşenleri kimyasal içerik karakterizasyonu karşılaştırması yapılmaya çalışılmıştır. Yapılan çalışmalar sonucunda biyolojik pasta formülasyonlarının kullanılmasıyla ticari asit pasta örneklerinde görülen yaralı bölgeyi çok tahrip edip koyu kırmızı renk oluşumunun görülmediği, reçine verim sonuçlarında biyolojik pasta kullanılan örneklerde pozitif artışlar olduğu, biyolojik pasta formülasyonunda kullanılan gliserinin başarılı sonuçlar verdiği, reçine safsızlığı için reçine üretimi yapılacak alanların işletme amacına uygun şekilde hazırlanması gerektiği görülmüştür. GC-MS analizleri sonucunda üç farklı stimulant tipinde, terebentinde en fazla bulunan bileşenler α-pınene, delta3-carene, 2-β-pınene, limonene, alpha-terpineol, camphene ve caryophyllene olarak bulunmuştur. Kabuk böcekleri ile geliştirilen biyolojik pastanın geleneksel ticari asit pasta yerine kullanabileceğine inanılmaktadır. Kabuk böceklerinin feromon tuzaklarda toplanması ve faydalı bir ürüne dönüştürülmesi çalışmanın dikkat çeken diğer önemli ve inovatif çıktısı sayılabilir. Bununla birlikte bu çalışmanın konu hakkında çok sayıda ve detaylı yeni araştırmalara da yol açabileceğine inanılmaktadır.

Zuhal Karademir
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Zıvanalı birleştirmelerde dayanıklılığın yoğunlaştırılmış masif malzeme ile iyileştirilmesi

Bu çalışmada, dayanımı düşük olan kavak odunlarının yoğunlaştırılarak, mobilya endüstrisinde dayanıksız olduğu için tercih edilmeyen kavak odunun dirençli hale getirerek mobilya endüstrisi için katma değeri yüksek bir ürün olarak sunulması amaçlanmıştır. Bu amaç ile kavak odunları %10, 20, %30 oranlarında yüzey yoğunlaştırılması yapılmış olup, çerçeve konstrüksiyonlarında sıklıkla kullanılan gürgen odunu ile eğilme direnci, elastikiyet modülü ve liflere paralel basma direnci gibi bazı mekanik özellikleri karşılaştırılmıştır. Ayrıca, gürgen ve kavak odunlarından elde edilen T-tipi zıvanalı ve domino birleştirmelerin moment kapasitesi de karşılaştırılmıştır. Domino birleştirmelerde gürgen, kavak ve yoğunlaştırılmış kavak odunları kullanılmıştır. Gürgen odunun eğilme direnci 100,86 N/mm2 ve elastikiyet modülü 11211,22 N/mm2 iken kavak odununda bu değerler sırasıyla 56,22 N/mm2 ve 5775,65 N/mm2 bulunmuştır. Kavak odunun yoğunlaştırma miktarı %10 olduğunda 67,58 N/mm2 ve 7906,07 N/mm2, %20 olduğunda 74,90 N/mm2 ve 7873,47 N/mm2 ve %30 olduğunda ise 66,64 N/mm2 ve 7043,38 N/mm2'dir. Liflere paralel baralel basma direncinde de gürgen odunu 52,45 N/mm2 iken kavak odunu için 29,30 N/mm2 bulunmuştur. Yoğunlaşma miktarı %10 olduğunda liflere paralel basma direnci 32,75 N/mm2, %20 olduğunda 38,19 N/mm2 ve %30 olduğunda ise 43,17 N/mm2'dir. Yoğunlaştırma oranı %20 iken eğilme direnci, %10 iken elastikiyet modülünde yoğunlaştırmanın etkisi en fazladır. Liflere paralel basma direncinde ise %30 yoğunlaştırma miktarında gözlemlenmiştir. Yoğunlaştırma etkisinin en yüksek olduğu durumlarda bile kavak odunun mekanik özellikleri gürgen odununun daha düşüktür. T-tipi birleştirme örneklerinde gürgen odunundan yapılan zıvanalı birleştirmelerin moment kapasitesi (259,49 N.m) en yüksek iken yine bu odundan yapılan domino birleştirmenin moment dayanımı (194,53 N.m) onu takip etmektedir. Yoğunlaştırma etkisinin en fazla görüldüğü domino birleştirme ise 186,19 N.m ile %20 yoğunlaştırma oranıdır ve kavak odunundan yapılan zıvanalı birleştirmelerden (175,56 N.m) daha yüksek moment kapasitesine sahiptir. Yapılan çalışma sonuçlarına kavak odununun yoğunlaştırma etkisi hem masif malzemede hem de mobilya birleştirmelerinde %20 yoğunlaştırma miktarının uygun olduğunu göstermiştir. Ancak, bu yoğunlaştırma miktarınında bile dayanım özelliklerinin gürgen oduna göre daha düşük bulunmuştur. Yine de %20 yoğunlaştırılmış kavak odunu kullanılan domino birleştirmenin moment kapasitesi gürgen odunu kullanılan domino birleştirmelerinin moment kapasitesi ile arasında istatiksel bir fark olmaması, çalışma çıktılarının başarılı olduğu ve yoğunlaştırma ile mobilya birleştirmelerinin dayanımının iyileştirilebilidği gösterilmiştir. Anahtar kelimeler: Yoğunlaştırılmış odun, T-tipi mobilya birleştirme, Domino birleştirme, Zıvanalı birleştirme, Odunun mekanik özellikleri, Mobilya mekaniği,

Ahşap mobilya
Gizem Sayar
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Geri dönüşüm ABS'den yanmaya dayanıklı odun polimer kompozit üretimi

Bu çalışmada, lignoselülozik malzeme olarak mobilya firması atığı olan testere tozlarından alınmış kayın odun unu ve termoplastik polimer olarak da yine mobilya firmasından atık olarak temin edilmiş ABS polimeri kullanılarak ekstrüzyon yöntemiyle odun plastik kompozitleri üretilmiştir. Sıcak presleme ile levha ürertimi gerçekleştirilen OPK malzemenin performans özellikleri belirlenmiştir. Odun plastik kompozitlerin (OPK) performanslarını iyileştirmek için uyumlaştırıcı ve yangın geciktiriciler kullanılmış, ve levha üzerindeki etkileri incelenmiştir. Birinci kısımda uyumlaştırıcı takviyesi yapılarak odun plastik kompozitler üretilmiştir. Üretilen kompozit malzemelerin termal, mekanik ve fiziksel özellikleri üzerinde yapılan çalışmalar sonucunda yanmaya dayanıklı ABS ahşap polimer kompozit üretiminde orman endüstri atıklarından elde edilen odun unu ve atık ABS'nin alternatif hammadde kaynağı olarak başarılı bir şekilde değerlendirilebileceği gösterilmiştir. Yangın geciktirici ilavesiyle kontrol örneklerinin daha iyi yanmazlık özellikleri kazandırdığı belirlenmiştir. Ayrıca, borlu bileşikler (BB) ve amonyum polifosfat (APP) yangın geciktirici olarak da odun plastik kompozit (OPK) üretiminde değerlendirilmiştir. Çalışmanın ikinci kısmında mekanik dayanımın yüksek olduğu uyumlaştırıcı içermeyen numune gruplarına yangın geciktirici eklenerek üretilen odun polimer kompozitler üzerinde analizler yapılmış ve yangın geciktirici malzemelerin, numunelerin yoğunluk miktarını, su alma ve kalınlık artışı miktarlarını az da olsa arttırdığı görülmüştür. Ayrıca, yangın geciktirici malzemelerin, odun unu içermeyen numunelerde çekme, eğilme direncinin ve çekme, eğilme elastikiyet modülünün bir miktar artmasını sağlarken, odun unu içeren numunelerde ise az miktarda olmasına rağmen bir düşüş yaşandığı gözlemlenmiştir. Sonuç olarak, yapılan analizler ve testler ışığında atık ABS matrisli ve atık odun unu takviyeli yanmaz bir kompozit malzemenin üretilebileceği ortaya konmuştur. Bu çalışma, çevre kirliliği, atık dönüşümü ve alternatif malzeme ihtiyacı gibi konuların önemine dikkat çekmiş ve sürdürülebilirlik ile geri dönüşümün önemini vurgulamıştır.

Geri dönüşümKompozit malzemelerOrman endüstrisi
Barbaros Vatansever
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Doğal terpen-rosin fenolik reçinenin çevreci bir yaklaşımla sentezi ve yapay sinir ağları ile modellenmesi

Günümüzde artan çevre ve sağlık kaygıları, tüketicilerin doğal malzeme ve kaynaklara olan ilgisini artmıştır. Bununla birlikte, dünyada sentetik kimyasalların tüketimine getirilen kısıtlamalar sektörü zorunlu olarak biyobazlı ürünlere yönlendirmektedir. Doğal reçine, polimerleşmeye ve türevlendirilmeye uygun zengin monomer içeriği sebebiyle kağıt, yapıtırıcı, boya gibi birçok endüstride kullanılmaktadır. Bu tezde, çam köklerinin ekstraksiyonuyla elde edilen doğal reçinenin terpence zenginleştirilmesi ve ardından fenol ile muamele edilmesiyle katma değeri yüksek, ülkemiz için yeni ve yerli bir reçine türevi olan; terpen-rosin fenolik reçinenin (TRPR) sentezlenmesi amaçlanmaktadır. Ayrıca nihai ürünün fiziksel ve kimyasal özelliklerinin karakterize edilmesi ve ithal edilen ürünler yerine ikamesi hedeflenmektedir. Sentez reaksiyonlarında özgün olarak, çevreci ve tekrar kullanılabilir ion-exchange bir katalizör olan Amberlyst15 kullanılmıştır. Bununla birlikte, farklı hammade oranı (terpen/doğal reçine), sıcaklık (50-80°C) ve basınç (1-4 atm) parametreleriyle üretilen TRPR örneklerinin kimyasal yapısı Fouirer Transform Infrared Spektroskopi (FTIR), Nükleer Manyetik Rezonans (NMR) ve Jel Geçirgenlik Kromatografisi (GPC) analizleri ile incelenmiş ve sentez reaksiyonlarının başarıyla gerçekleştiği görülmüştür. Sentezlenen TRPR örneklerinin, renk skalası, yumuşama noktası, asit ve sabunlaşma sayıları tespit edilmiştir. Karakterizasyon verilerine göre deneysel parametrelerin optimizasyonu için Yapay Sinir Ağı (ANN) modellemesi uygulanmıştır. ANN modellemesi 3 girdi (basınç, sıcaklık ve terpen/doğal reçine oranı) ve 4 çıktı (reaksiyon verimi, asit sayısı, sabunlaşma sayısı ve yumuşama noktası) ile tasarlanmıştır. TRPR üretimi girdi ve proseslerinin çevreye olan etkilerini değerlendirmek amacıyla Yaşam Döngüsü Analizi (YDA) gerçekleştirilmiştir. Dahası, Türkiye'de TRPR üretiminin yatırım yapmaya değer olup olmadığı ekonomik fizibilite analizi yapılarak değerlendirilmiştir. En yüksek TRPR verimi (%84,79) 80°C'de ve 3 atm'de 1/2 terpen/doğal reçine oranı ile elde edilmiştir. TRPR örneğinin ortalama molekül ağırlığı (Mw) ise 560 g/mol bulunmuştur. Ayrıca, TRPR'nin yumuşama noktası 40°C ile 80°C arasında bulunmuştur. TRPR örneklerin asit sayısının 90,55-149,33 mg KOH/g, sabunlaşma sayısının ise 100,12-167,79 mg KOH/g arasında değiştiği gözlemlenmiştir. YDA sonuçlarına göre, TRPR üretim sürecinin çoğunlukla abiyotik tükenme (138091,6 kg Sb eq) ve karasal toksisite (3,90E+12 kg 1,4-DB eq) kategorilerinde çevresel etkileri olduğu tespit edilmiştir. Ekonomik fizibilite göstergelerine göre yatırımın geri dönüş süresi 0,32 yıl olarak bulunmuştur. Tüm bulguların ışığında, TRPR'nin kağıt, mürekkep ve yapıştırıcı endüstrisinde kullanım için daha çevreci ve ekonomik bir ara ürün alternatifi olacağı düşünülmektedir. Anahtar kelimeler: Doğal reçine, Tekrar kullanılabilir katalizör, Terebentin, Terpen rosin fenolik reçine, Yapay sinir ağları, Yaşam döngüsü analizi

Naile Angın
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Geopolimer bağlayıcılı liflevha geliştirilmesi ve bazı değişkenlerin levha özellikleri üzerine etkisinin incelenmesi

Son yıllarda çimentonun neden olduğu sera gazı emisyonunun azaltılmasına yönelik pek çok araştırma yapılmaktadır. Yapılan çalışmaların sonucunda düşük CO2 emisyonu, yüksek mekanik ve dayanıklılık özellikleri nedeniyle, üçüncü nesil çimento olarak kabul edilen geopolimerler, Portland çimentolarına (PC) alternatif olarak kullanılabilecek çevre dostu bir ürün olarak görülmektedir. Bu tez çalışmasında, yapı endüstrisinde kullanılabilecek geopolimer bağlayıcılı liflevhaların (GBL) geliştirilmesi amaçlanmaktadır. İki bölümden oluşan çalışmada, 1. bölümde cam lifi, kenevir lifi ve life ön işlem (%1 NaOH, sıcak su) uygulanarak üretilen çimentolu liflevhalar üretilmiştir. Üretilen çimentolu lif levhalarda 1,3 g/cm3 hedef yoğunluk belirlenmiştir. 1/4 odun lifi-çimento oranı ve odun-çimento uyumsuzluğunun giderilmesi amacıyla %5 CaCl2 kullanarak, 350 mm x 300 mm x 10 mm boyutlarında tek tabakalı çimentolu liflevhalar üretilmiştir. 42,5 CEM II çimento tipi ve %100 çam lifi ile üretilen levhalar 2-3 N/mm2 basınç altında 24 saat kürlendikten sonra 28 gün süreyle % 65 rutubet ve 21 °C sıcaklıkta bekletilerek kondisyonlanmıştır. Üretilen levhalardan standartlarda belirtilen ölçülerde test örnekleri hazırlanarak, yoğunluk, 24 saatteki su alma miktarı (SA) ve kalınlığına şişme (KŞ), eğilme direnci (ED), eğilmede elastikiyet modülü (EM) ve iç yapışma direnci (İYD) belirlenmiştir. Örnekler üzerinde ayrıca Fouirer Transform Infrared Spektrofotometre (FTIR), X-ray Fluorescence (XRF), X-ray Diffraction (XRD) ve Scanning Electron Microscobe (SEM) analizleri yapılmıştır. 2. bölümde çimento yerine bağlayıcı olarak 2.5:1 oranında sodyum silikat ve 12 M sodyum hidroksitten oluşan alkali aktivatör karışımı, metakaolin (MK) ve uçucu kül (UK) karışımı ile geopolimer sentezlenmiştir. Ardından optimum lif oranı belirlenmesi için %20, 10 ve 5 oranında lif ilavesi ile geopolimer bağlayıcılı lif levhalar (GBL) üretilmiştir. %5 Lif oranı belirlendikten sonra optimum kürleme için üretilen levhalar 100 ºC 6 saat, 60 ºC 24 saat ve 28 gün oda koşullarında bekletilmiştir. %5 odun lifi ve 60 ºC kürleme sıcaklığının belirlenmesinin ardından, 350 mm x 300 mm x10 mm boyutlarında kalıpta, çimentolu liflevha üretimi ile aynı prosedürde levhaların tamamı üretilmiştir. 3. bölümde geopolimer sentezi yüksek fırın cürufu (YFC) kullanılarak yapılmıştır. Sodyum hidroksit ve silikat oranları, sodyum hidroksit molaritesi, lif oranı belirlenmesi 2. Bölümde oluşturulan çalışma deseni ile yapılmıştır. Kürleme 40 ºC 6 saat ve 25 ºC 24 saat olarak yapılmıştır. Optimum kürleme 40 ºC belirlenmiştir. Levhalar 1. Ve 2. bölümde belirtilen boyutlarda üretilmiştir. 1., 2. Ve 3. bölümde üretilen tüm kompozit malzemelere, matris içindeki lif miktarının %3, 6 ve 9 oranında cam lifi ve kenevir lifi eklenmiş, ve levha özelliklerine etkisi incelenmiştir. Çalışmada, gruplar arası yoğunluk değerleri hedef yoğunluğa (1,3 g/cm3) yaklaşık değer bulunmuştur. En yüksek yoğunluk değeri ÇBL örneklerindedir. Sırasıyla YFC ve UK ile sentezlenen GBL örnekleri gelmektedir. Eğilme direnci bulguları arşılaştırıldığında, her bir levha için standart karşılanmıştır (ortalama ÇBL 9 N/mm2, GBL (UK) 7 - 9 N/mm2 ,GBL (YFC) 8 - 9 N/mm2). En yüksek elastikiyet modülü yüksek fırın cürufu ile sentezlenen GBL örneklerden elde edilmiştir (ortalama 5315 N/mm2). Her bir levhanın İYD sonuçları standartı karşılamaktadır. Her bir gruptan elde edilen levhaların hidrofobik özllikte olduğu, TGA sonuçları değerlendirildiğinde malzemenin termal kararlığının olduğu bulunmuştur. Isıl iletkenlik değerleri tüm gruplarda standartı karşılamaktadır. Elde edilen verilerde (fiziksel ve mekanik özellikler) istatistiksel olarak anlamlı bir fark olup olmadığını bulmak için ANOVA testi yapılmıştır. ANOVA testi IBM SPSS Statistics programında General Linear Model opsiyonu içerisinde yer alan Univariate analizi ile yapılmıştır.

Şebnem Sevil Arpacı
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Hibrit tutkal formülasyonlarının geliştirilmesi ve yonga levhada performans özelliklerinin belirlenmesi

Bu çalışmada ahşap panel sektöründe levha üretimi için kullanılan kızılçam odunlarından elde edilen ve atık olarak kullanılan kabukların değerlendirilerek biyobazlı tutkallar üretilmesi amaçlanmıştır. Biyobazlı tutkallarla ticari üre formaldehit (UF) tutkalı ile belirli oranlarda karıştırılarak 16 mm kalınlığında yonga levhalar üretilmiştir. Çalışmada kullanılan kızılçam (Pinus brutia) kabukları Kastamonu Entegre Ağaç San. (KEAS) Balıkesir tesislerinden temin edilerek biyobazlı tutkal için ekstraksiyon işleminde kullanılmıştır. Yonga levha üretiminde kullanılan UF, parafin, sertleştirici ve odun yongaları KEAS Gebze tesislerinden temin edilmiştir. Atık durumda bulunan ve bertaraf maliyeti oluşturan, elektrostatik filtre sonrası ortaya çıkan katran malzemesi KEAS Gebze tesisinden temin edilmiştir. Katran malzemesinin tutkal içerisine belirli oranlarda katılabilmesi için toluen, aseton, ethanol gibi çözücülerde çözünebilme imkanları araştırılmıştır. Tutkal formülasyonlarının modifikasyonu için p-toluen sülfonik asit (PTSA), heksametilentetramin (HMTA), furfuril alkol (FA), gluteraldehit (GA) kimyasalları kullanılmıştır. Tutkal performansının ölçülebilmesi için pH, viskozite, katı madde tayini, yüzey gerilimi, lap shear, FTIR, SEM, TGA, DSC, XRD gibi karakterizasyon çalışmaları yapılmıştır. Üretilen levhaların performansını ölçmek için ise fiziksel ve mekanik testler yapılmıştır. Bu testlerin dışında tanen tutkallı levhaların yanma performansını test etmek amacıyla, Bursa Teknik Üniversitesi (BTU) laboratuvarlarında bulunan test düzeneği ile TS EN ISO 11925-2 standartına göre yanma testleri gerçekleştirilmiştir. Yapılan test neticesinde, tutkal içerisine tanen katılmasının, levhaların yanma özellikleri üzerinde anlamlı bir etkisi olmadığı görülmüştür. Hibrit tutkallar ile üretilen levhaların formaldehit tayini için perfaratör yöntemine göre test yapılmıştır. Ekstraksiyon sonrası üretilen tanen tutkalının katı maddesi %40 olarak ölçülmüştür. Ekstraksiyon verimi %26,34, stiasny sayısı ise 72,41 olarak tespit edilmiştir. Biyobazlı tutkal içerisindeki anorganik madde oranını hesaplamak için kül tayini yapılmış ve ortalama olarak %4,46 olarak bulunmuştur. Tanen tutkalından UF tutkalı içerisine %5-10-20 oranlarında, katran malzemesinden ise %1-3-5 oranlarında katılarak hibrit tutkal formülasyonları oluşturulmuştur. Tutkal testleri ve üretilen levhaların test değerleri incelendiğinde UF tutkalına en yakın fiziksel ve mekanik sonuçlar TUF ve TUG levhalarından elde edilmiştir. UF tutkalı ile üretilen levhaların çekme testi sonucu 0,88 N/mm2, FA ile üretilen TUF levhalarında 0,80 N/mm2, GA ile üretilen TUG levhalarında ise 0,78 N/mm2 olarak tespit edilmiştir. Formaldehit testi sonucu en düşük değer %100 tanen tutkalı ile elde edilmiştir. Tutkal formülasyonları içerisindeki tanen katılım oranı arttıkça formaldehit test değerlerinin düştüğü görülmüştür. Katran malzemesinin çözünmesi, tutkal içerisinde homojen dağılmasında zorluklarla karşılaşılmıştır. Katran malzemesi kullanılarak üretilen levhaların performans özelliklerinde düşük değerler elde edilmiştir. Katranın tutkal formülasyonları içerisinde katkı malzemesi olarak kullanılmasının uygun olmadığı ortaya konulmuştur. Tanen katılım oranı arttıkça levhaların fiziksel ve mekanik değerlerinin bir miktar azaldığı ancak P2 sınıfı test değerlerini sağladığı tespit edilmiştir.

Hasan Işık
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Farklı kabuklardan hazırlanan tanen biyotutkalının yonga levha üretiminde kullanılması ve performans özellikleri

Odun kompozitlerinin üretimi esas olarak üre formaldehit (UF), fenol formaldehit (PF) ve melamin üre formaldehit (MUF) gibi petrokimyasal bazlı ve formaldehit içeren tutkallara dayanır ve bunlar belirli koşullar altında sağlık ve çevre için sorunlar oluşturabilir. Bu çalışmanın amacı, genel olarak yenilenebilir bir tanen bazlı tutkalların yonga levha üretiminde kullanım potansiyelini ortaya çıkarmaktır. Bu tez çalışmasında, biyobazlı tanen tutkalı üretimi yapılmıştır. Biyotutkal sentezinde kullanılan tanenler Kastamonu Entegre A.Ş'nin Balıkesir Fabrikası'nda ortaya çıkan endüstriyel atık kızılçam (Pinus brutia) kabuğu ve Bursa Karacabey Bölgesinde bulunan Endüstriyel Ağaç Tasarımı ve Ticaret A.Ş'nin (ENAT) hammadde deposundaki atık sahil çamı (Pinus pinaster) kabuklarından elde edilmiştir. Kabuk örneklerinden tanen ekstraksiyonu için sıcak su, sodyum sülfit+sodyum karbonat, üre ve boraks çözeltileri ile belirlenen oranlarda ekstraksiyon çalışmaları yapılmıştır. Daha sonra elde edilen sulu tanen çözeltilerinde stiasny sayısı ve tanen verim değerleri belirlenmiş, %40'lık tanen çözeltilerinin tanen katı maddesi, viskozite, pH ve yoğunluk gibi özellikleri ortaya konulmuştur. Sonraki aşamada kızılçam ve sahil çamı taneni kullanarak biyotutkal üretimleri gerçekleştirilmiştir. Elde edilen biyotutkalın özelliklerini ortaya koymak için tutkal katı maddesi, jel zamanı, viskozite, pH ve yoğunluk değerleri belirlenmiştir. Biyotutkal örneklerinde yapısal karakterizasyon amacıyla FTIR analizi, termal stabilite özelliklerinin belirlenebilmesi için Termogravimetrik Analiz (TGA) ve kürlenme prosesini aydınlatmak için Difransiyel Taramalı Kalorimetre Cihazı (DSC) kullanılmıştır. Buna ek olarak karakterizasyon amacıyla biyotutkallarda yüzey gerilimi ve yapışma performans özellikleri lap shear testi ile belirlenmiştir. Bunların yanında toz tanen ve kürlenmiş biyotutkal örneklerinde kristalografik özelliklerini belirlemek amacıyla XRD analizleri yapılmıştır. Kabuk sulu tanen çözeltilerinde yapılan tanen verim değelerinde en yüksek verim %23,72 ile kızılçam sodyum sülfit ekstraksiyonunda, en düşük verim değeri ise 6,11 ile sahil çamı örneğinin su ekstraksiyonunda belirlenmiştir. Stiasny sayısı değerlerinde ise en yüksek %107,65 ile kızılçam üre tanen çözeltisinde belirlenmiş iken, en düşük ise %74,12 ile kızılçam sülfit tanen çözeltisinde belirlenmiştir. Biyotutkal özellikleri belirlendikten sonra her biyotutkal örneği ile kalınlığı 16 mm olan 640 kg/m3 yoğunluklu yonga levha üretimi yapılmıştır. Üretilen levhaların fiziksel ve mekanik özellikleri belirlenmiştir. Aynı zamanda levhalarda formaldehit emisyon değeri, temas açısı, biyotutkal ahşap yüzey etkileşimi için ışık mikroskobu (LM) ile görüntüleme, mikroyapısal karakterizasyon amacıyla taramalı elektron mikroskobu (SEM) ile görüntüleme ve son olarak levha örneklerinin yanma dayanım değerleri ortaya konulmuştur. Test sonuçları incelendiğinde kızılçam ve sahil çamı biyotutkalları ile üretilen levhalara ait rutubet değerleri en yüksek kızılçam sülfit biyotutkalı (KSB) ile üretilen levhalarda belirlenmiş iken, en düşük değer ise sahil çamı üre biyotutkalı (SÜB) ile üretilen levhalarda bulunmuştur. Genel olarak üç tabakalı yonga levha standartlarında verilen rutubet değelerini biyotutkallardan sadece SÜB ile üretilen levhalar sağlamış iken, ona en yakın ise kızılçam üre biyotutkalı (KÜB) ile üretilen levhalarda belirlenmiştir. Tüm biyotutkallar ile üretilen levhalarda su alma oranları standart değerlerini karşılarken, kalınlık artımı (2 saat şişme) değerlerinde ise KÜB ve sahil çamı sülfit biyotutkalı (SSB) ile üretilen levhalar hariç diğer levhalarda yüksek değerler elde edilmiştir. Levhaların yoğunluk dağılımları incelendiğinde gruplar arasında istatistiksel bir fark bulunamamıştır. Mekanik test sonuçlarına göre eğilme direnci ve elastikiyet modülü değerleri arasındaki ilişkide, UF'ye en yakın değerler KÜB levha örneğinde bulunmuştur. Yüzey sağlamlığı değerleri üzerine etkisinde ise en yüksek değer KÜB levha örneğinde belirlenmiştir. Çekme direnci değerlerinde, kontrol grubu UF'ye en yakın sonuç KÜB ile üretilen levhalarda ortaya konulmuş iken, KÜB'den sonra en yüksek değerler sırası ile SSB, SÜB, KSB ve KB levha örneklerinde bulunmuştur. Levhalarda formaldehit emisyonu tüm biyotutkallarda düşük (iyi) sonuçlar verirken, ticari UF'de en yüksek (kötü) formaldehit emisyon değerleri görülmüştür. Bunlara ek olarak levhalarda temas açısı, ışık mikroskobu ile görüntüleme, SEM ve yanma dayanımı gibi çalışmalarda yapılmıştır. Temas açısı test sonuçlarına göre en yüksek temas açısı UF'den sonra KÜB örneğinde bulunmuştur. Işık mikroskobu ile görüntüleme ve SEM analiz sonuçlarına göre UF ile birlikte KÜB ve SSB örnekleri ile üretilen levhalarda daha iyi penetrasyon özelliklerinin görüldüğü ortaya konulmuştur. Yanma dayanımı sonuçlarına göre alev yüksekliği tüm biyotutkallar ile üretilen levhalarda UF'ye göre daha düşük bulunmuştur.

Özkan Cırrık
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Isıl işlemli ahşabın yanmaya karşı dayanımının arttırılması

Isıl işlemli ahşap keresteler alışveriş merkezi, villa, otel inşaatı gibi lüks yapılarda yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu amaçla daha çok ısıl işlem görmüş ayous, çam, dişbudak, ladin ve iroko ahşap malzeme tercih edilmektedir. Isıl işlemli ahşap malzemeler boyutsal stabilite, mantar-böcek dayanımı, düşük denge rutubet miktarı gibi önemli avantajlara sahiptir. Ancak ahşap yanabilen bir malzemedir. Ülkemizde ahşap sektöründe, bu malzemeler için yanmayı geciktiricilerin kullanılmasının önemi; 2023 yılında İzmir'de bir sitede ve 2025 yılında Kartalkaya'da bir otelde çıkan yangın sonrasında daha da artış göstermektedir. Ülkemiz yapı endüstrisinde ısıl işlemli ahşap ürünler yaygın olarak kullanılmakta olup bu ürünler dış ortam uygulamalarında üst yüzey maddeleri ile birlikte kullanılmaktadır. Ancak ahşap ve ahşap malzemenin dış ortam koşullarında daha dayanıklı hale gelmesini sağlayan üst yüzey koruyucular, malzemeyi yanmaya karşı dayanıklı hale getirememektedir. Bugün ülkemiz ahşap yapı endüstrisinin en önemli konularından biri de ısıl işlemli ahşabın yanmaya karşı dayanımının arttırılmasıdır. Bu çalışmada, belirtilen probleme yönelik bir çözüm önerisi araştırılmıştır. Bu çalışmanın amacı, dış ortam koşullarında yaygın olarak kullanılan ısıl işlemli çamın, fosfat esaslı bir yanmayı geciktirici madde ile muamele edilmesi ve ardından üst yüzey koruyucu maddeler kullanılarak dış ortamın bozundurucu faktörlerine ve yanmaya karşı dayanıklı hale getirilmesidir. Bu amaçla endüstriyel bir tesiste ısıl işleme tabi tutulan çam odunu örnekleri %5, %10, %17 ve %20 konsantrasyonlarda emprenye edilmiş, ardından dış cephe için geliştirilen yüzey koruyucu üst yüzey madde ile kaplanmıştır. Muamele edilen örneklerin yarısı AWPA E11 standardı esas alınarak yıkanma testine tabi tutulmuştur. Örneklerin yanmaya karşı dayanımı TS EN ISO 11925-2 standardına göre aleve doğrudan maruz kaldığında tutuşabilirlik seviyesinin belirlenmesi ile incelenmiştir. Test örnekleri, endüstriyel olarak uygulanan ticari bir yanma geciktirici maddesi ile işlenmiş referans örnekler ile kıyaslanmıştır Sonuç olarak, emprenye edilen tüm örneklerin kontrol örneklerine kıyasla yanmaya karşı dayanımı arttırdığı, tek başına üst yüzey işlem maddesinin çok fazla etki sağlamadığı, emprenye edilen gruplar içinde %17 konsantrasyonlu stok çözeltinin en iyi sonucu verdiği, konsantrasyon azaldıkça yanmaya karşı dayanımın azaldığı, emprenye edilen örnekler ile referans örnekler arasında önemli bir farklılık görülmediği ve hatta bazı parametreler açısından %17 konsantrasyonun referans maddeden daha iyi sonuçlar verdiği tespit edilmiştir. Nemli ve su ile temas eden kullanım yerleri için üst yüzey uygulaması ve emprenye işleminin birlikte kullanılması önerilmektedir.

Vahit Eşener
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Kavak kaplamalardan alternatif kontrplak üretimi

Bu çalışmada, I-77/51 kavak soyma kaplamaları kullanılarak alternatif kontrplak üretmek ve üretilen malzemenin fiziksel ve mekanik özellikleri üzerine etkilerini araştırmaktır. Araştırma kapsamında, FF tutkalı kullanılarak 7, 9 ve 11 katlı levhalar üretilmiştir. Üretilen levhaların pres basıncı 8 kg/cm2 ve pres sıcaklığı 125 °C sabit tutularak presleme süresi ise yaklaşık olarak 1 mm/dk olarak belirlenmiştir. Levha taslağı hazırlanırken; 7 katlı levhalar için;7 katlı kontrplak,7 katlı alternatif kontrplak ve 7 katlı KTK 3 farklı levha, 9 katlı levhalar için; 9 katlı kontrplak, 9 katlı alternatif kontrplak-I, 9 katlı alternatif kontrplak-II ve 9 katlı KTK 4 farklı levha, 11 katlı levhalar için ise; 11 katlı kontrplak, 11 katlı alternatif kontrplak ve 11 katlı KTK 3 farklı levha olacak şekilde, 10 farklı levhada kaplama yönlendirme kombinasyon çalışması yapılmıştır. Üretilen levhaların fiziksel özelliklerinden yoğunluğu TS EN 323 (1999), su alma miktarının belirlenmesi TS EN 317 (1999), kalınlık artımlarının belirlenmesi TS EN 317 (1999; mekanik özelliklerinden eğilme direnci testleri TS EN 310 (2010), elastikiyet modülü TS EN 310 (2010) ve yapışma direnci TS EN 314-1 (1998) standardına göre belirlenmiştir. Levha gruplarında yoğunluğu en yüksek 9 katlı alternatif kontrplak-I'de 0,51 kg/cm3, pres süresi armasıyla levhaların yoğunluğu artmıştır. Su alma 2 saatte en az 7 KTK, 24-48-72-96-120 saate 9 katlı alternatif kontrplak-I, deney numunelerinin su alma sonuçlarına bakıldığında birbirinin yerine kullanılabileceğini gösterir. Kalınlığına şişme 2 saatte en az 11 KTK, 24-48-72-96-120 saate 7 KTK en az sonuçlar vermiştir. Su alma değerleriyle paralellik göstermektedir. Levhaların mekanik özellik sonuçları ise eğilme direnci ve elastikiyet modülü levhalarda kaplamaların paralel yönde yönlendirme sayısının armasıyla artığı elde edilmiş ve en yüksek değerler 7-9-11 katlı KTK'lerde bulunmuştur. Bu kombinasyonlarda en yüksek yapışma direnci değeri ise 9 KTK'de belirlenmiştir. Elde edilen test sonuçlarına göre; alternatif kontrplak mekanik özellikler bakımından kontrplaktan daha yüksek KTK'ye ise daha yakın değerler verdiği görülmüştür. FF tutkalı ile üretildiğinden rutubetli ve dış kullanım alanlarında tutkal türü açısından önerilmektedir.

Lütfullah Koca
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı fiziksel risk etmenlerinin mobilya üretim sektöründe farklı işletme ölçeği düzeyinde incelenmesi: Bursa ili örneği

Mobilya endüstrisi sektörü, yüksek düzeyde katma değer oluşturma potansiyeline karşın iş sağlığı ve güvenliği açısından önemli riskler taşımaktadır. Bu araştırmada, Türkiye mobilya endüstrisinde önemli payı bulunan Bursa ili özelinde olmak üzere mikro, küçük ve orta ölçekli mobilya işletmeleri çalışma alanı olarak belirlenmiştir. Çalışma, her bir işletme ölçeği düzeyinde 10 farklı işletme olmak üzere toplam 30 işletmede gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda, her bir işletme düzeyinde kullanılmakta olan makineler ve üretim hatları için gürültü, titreşim, toz ve aydınlatma fiziksel risk faktörlerine ilişkin veriler, farklı değişkenler bazında yerinde ölçüm yöntemiyle kayıt altına alınmıştır. Ulaşılan veriler, işletme ölçeği, üretim hattı, ölçüm konumu, makinelerin boşta veya yükte olma durumu ve kullanılan makine değişkenlerine göre fiziksel risk sınır değerleri ve değişkenlerin birbirine göre istatiksel düzeyde anlamlı farklılaşması yönünden analizlere tabi tutulmuştur. Elde edilen sonuçlar, gürültü düzeyi bakımında en riskli işletme grubunun küçük ölçekli işletmeler olduğunu ortaya koymuştur. Diğer yandan, üretim hattı bakımından marangozhane hattı riskli bulunurken, riskin özellikle tespit edilen 5 farklı makine düzeyinde yüksek olduğu belirlenmiştir. Titreşim düzeyi bakımından en riskli işletme grubu mikro ölçekli işletmeler olarak belirlenmiştir. Titreşim yönünden riski en yüksek üretim hatları marangozhane ve döşeme hattı olarak tespit edilmiştir. Makine ölçeğinde, 10 farklı makine titreşim bakımından en riskli makineler olarak öne çıkmıştır. Çalışma sonuçları, orta ölçekli işletmelerin toz bakımından en yüksek düzeyde risk barındırdığını göstermiştir. Üretim hatları arasında boyahane ve marangozhane en riskli hatlar olarak öne çıkmıştır. İşyeri ortamına yayılan toz miktarı bakımından 13 farklı makine en yüksek riskli makineler olarak belirlenmiştir. Diğer yandan, işletme ölçeğinin büyümesi ile işletmede ölçülen aydınlatma düzeyi arasında doğrusal bir ilişkinin bulunduğu tespit edilmiştir. Makine bazında en düşük aydınlatma düzeyinde 13 farklı makinenin bulunduğu görülmüştür. Sonuçlar, mobilya endüstrisi sektöründe fiziksel risk faktörlerine yönelik daha fazla önlem alınması gerektiğini göstermiştir.

Erhan Öztürk
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Farklı bölgelerde ve dikim aralıkları ile tesis edilmiş bazı kavak klonlarının odun kalitesinin tahribatlı ve tahribatsız test yöntemleri ile belirlenmesi

Bu doktora tez çalışmasının amacı İzmit ve İpsala yörelerinde farklı dikim aralıkları ile tesis edilmiş kavak klon denemelerinde, klon ve dikim aralığının odun özellikleri üzerine etkilerinin tahribatlı ve tahribatsız test yöntemleri ile belirlenme olanaklarının araştırılmasıdır. Tez çalışması kapsamında İzmit ve İpsala/Edirne'de 3x4 m, 3x3 m, 3x2 m ve 3x1,5 m dikim aralıkları ile tesis edilmiş olan 2 farklı melez kavak klonu (I-214 ve I-45/51) ve 3 farklı Populus deltoides klonu (I-77/51, S.307-26 ve 89.M.060) ağaçlandırmaları deneme alanları olarak belirlenmiştir. Bu klonlardan 89.M.060 kavak klonu Türkiye'de geliştirilen bir klon olması bakımından özel önem arz etmektedir. Seçilen deneme alanlarındaki bütün dikili ağaçlar üzerinde stres dalga yöntemi kullanılarak liflere paralel ses iletim hızı ve dinamik elastikiyet modülü ölçümleri yapılmıştır. Göğüs yüksekliğinden alınan artım kalemleri üzerinde fraktometre cihazı ile radyal eğilme direnci ve liflere paralel basınç direnci testleri gerçekleştirilmiştir. Yine her bir ağaçtan alınan artım kalemlerinde yıllık halka genişlikleri ölçülmüştür. İzmit yöresinden dikili haldeki ölçümleri tamamlanan ağaçlardan her bir klon ve her bir dikim aralığı için bulunduğu deneme alanının ortalamasını yansıtan 5 adet ağaç deneme ağacı olarak kesilmiştir. Kesilen ağaçlardan 0.30-2.30 m gövde yüksekliği arasından 2 metrelik tomruk kısımları tahribatlı laboratuvar testleri için alınmıştır. İligili TSE standartlarına göre hazırlanan örneklerde yoğunluk, daralma (radyal ve teğet), eğilme direnci, eğilmede elastikiyet modülü, liflere paralel basınç direnci ve dinamik eğilme direnci değerleri ölçülmüştür. Ölçülen tüm değerlere ilişkin tanımlayıcı istatistikler ve yöre, klon ve dikim aralığının odun özellikleri üzerine etkisi istatistiki testlerle ortaya konulmuştur. Ayrıca, tahribatsız-Fraktometre, tahribatsız-tahribatlı ve fraktometre-tahribatlı testler arasındaki ilişkilerin ortaya konulması için regresyon analizi yapılmıştır. Genel olarak, tahribatsız, tahribatlı ve artım kaleminde yapılan testlerde P. deltoides klonlarının (S-307-26, I-77/51 ve 89.M.060) melez kavak (I-214 ve I45/51) klonlarına göre daha yüksek değerler verdiği, dikim aralığının odun kalitesi üzerine etkisinin istatistiki olarak anlamlı olduğu fakat dikim aralığı arttıkça artan ya da azalan bir ilişki olmadığı, İpsala yöresi tahribatsız ve Fraktometre ölçümlerinde elde edilen değerlerin İzmit yöresine göre daha yüksek olduğu sonucuna varılmıştır. Tahribatsız-tahribatlı ve fraktometre-tahribatlı ölçüm sonuçları (dinamik eğilme direnci hariç) arasında doğrusal ve arttıkça artan kuvvetli bir ilişki olduğu, tahribatsız ölçüm sonuçları ile fraktometre eğilme direnci arasındaki ilişkilerin zayıf bir ilişki olduğu buna karşın fraktometre basınç direnci ile arasındaki ilişkinin doğrusal ve arttıkça artan kuvvetli bir ilişki olduğu belirlenmiştir.

KarakavakMasif ağaç malzemeler
Hüseyin Akkılıç
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Nanoteknolojik ambalaj kağıdı ve karton üretiminde enzimatik/kimyasal ön muamele yöntemlerinin ürün performans özellikleri üzerine etkisinin araştırılması

Türkiye'de birçok tarımsal ürüne ait atıklar hasat sonrası tarlada çürümeye bırakılmakta veya yakılmaktadır. Oysaki sürdürülebilir bir tarım, atıkların etkin bir şekilde bertarafı ile mümkündür. Son yıllarda tarımsal atıklar birçok alanda değerlendirilebilir hale gelmiştir. Bunlardan biri de nanoteknoloji alanındaki uygulamalardır. Bu çalışmanın amacı; buğday saplarından mikrofibrillenmiş selüloz/nanofibrillenmiş selüloz ve okside mikrofibrillenmiş selüloz/okside nanofibrillenmiş selüloz elde ederek, bu ürünlerin ambalaj kağıdı ve karton üretiminde ortaya çıkan ve maliyetlere ciddi etkisi görülen yurtdışı kaynaklı kimyasal ürünler yerine kullanılarak atık kağıt liflerinden daha üstün özelliklere sahip ambalaj kağıdı ve karton üretimini gerçekleştirmektir. Bu kapsamda ana hammadde kaynağı olan buğday saplarının bir dizi pişirme ön denemesi ile lif üretim metoduna karar verilmiştir. Optimum pişirme işlemi sonrasında elde edilen lifler, klorit ağartma yöntemi ile delignifikasyona ardından enzimatik ve oksidasyon ön muamelelerine tabi tutularak homojenizasyon kademesinde mikro ve nano boyuta indirgenmişlerdir. Elde edilen mikro ve nanoselülozlardan optimum olarak belirlenen ürünler, fluting kağıt ile mihver karton üretimlerinde bünyeden veya yüzeyden (size press kısmında) eklenerek kullanılmıştır. Çalışma kapsamında elde edilen kağıtların; mekanik, fiziksel ve drenaj özellikleri ilgili standartlara göre belirlenmiştir. Metodolojik açıdan ve maliyet açısından optimum olarak belirlenen nanoselüloz ve ticari nanoselüloz kullanılarak üretilen kağıtların test sonuçları karşılaştırılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre; enzimatik muamelede selülaz enziminin hemiselülaz enzimine nazaran ve oksidasyon işlemlerinde ise 2,2,6,6-tetrametilpiperidin-N-oksil'in (TEMPO) N-hidroksi ftalimit (PINO) ve periyodat oksidasyonlarına nazaran daha fazla etkili olduğu gözlemlenmiştir. Öte yandan homojenizasyon işleminden sonra elde edilen sonuçlar lifsel yapının tamamen değiştiğini ve liflerin homojen bir şekilde nano boyuta indirgendiğini ortaya koymuştur. Optimum nanoselüloz ve ticari nanoselülozun (P-CNF) kağıt hamur liflerine bünyeden ve yüzeyden ilavesi ile kağıtların mekanik özellikleri geliştirilmiş olup drenaj özellikleri olumsuz yönde etkilenmiştir. Bunun yanı sıra kağıt hamur liflerine yapılan optimum CNF ve P-CNF ilaveleri sonucunda fiziksel özelliklerde düşüş meydana geldiği gözlemlenmiştir.

Enzimatik hidrolizKağıt hamuruKağıt üretimi+2
Selva Sertkaya
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Tarihi ve kültürel mimari yapılardaki motiflerin CNC ahşap işleme olanakları kullanılarak modern yapılarda uygulanması: Amasya Mehmet Paşa cami örneği

Artvin ilinde bulunan modern mimaride yapılan Şehitlik köyü camisine, tamamı mermer olan Amasya Mehmet Paşa minberi ve mimari motifleri örnek alınarak ahşap işlemeler uygulanmıştır. Ahşap süsleme tekniklerinin detaylı bir şekilde uygulandığı bu eserdeki işlemlerin çoğu CNC ile yapılmıştır. Yapıdaki tüm ahşap işlemelerde masif paneller ve kereste kullanılmıştır. Kabartmalar, grift hatlar ve bitkisel motifler yoğun kullanılmıştır. Tezin 2. ve 3. bölümlerinde daha çok tarihi ve kültürel mimari yapılardaki motifler, analizleri, çizimleri ayrıntılı biçimde incelenmiştir. Genel olarak Türk-islam kültüründen etkilenen cami anlayışı dönem dönem farklılıklar göstermiştir. Anadolu Selçuklu, erken-klasik-geç Osmanlı dönemi ve çağdaş dönem ile farklı çizgiler bulunmaktadır. Bilgisayar destekli üretimin önemli parçası olan CNC ile çalışmalar yapılmıştır. Modern mimaride yapılan bu esere, tarihi kültürel değere sahip erken dönem Osmanlı motiflerini barındıran işlemeler ve inşasının yanı sıra günümüz CNC teknolojisini kullanarak çalışmalar yapılmıştır. Bu tez çalışması kapsamında ağaç türlerine göre CNC parametreleri, en uygun ağaç türünü, yüzey pürüzlüğü ve ahşap malzemenin ıslanabilirlik dereceleri, parametrelere göre harcanan elektrik enerjisi ve işlem süresi belirlenmiştir. Ağaç türleri olarak iroko, sapelli, ceviz, dişbudak ve ladin kullanılmıştır. CNC parametreleri olarak 3 farklı bıçak çapı (3, 6 ve 9 mm), 3 farklı devir hızı (12000,15000 ve 18000 d/dk) ve 3 farklı kesme hızı (3000, 6000 ve 9000 mm/dk) belirlenmiştir. En düşük yüzey pürüzlülük değeri İroko örneklerinden elde edilmiştir. En düzgün yüzey 6 mm çaplı bıçakla elde edilirken, yine 15000 d/dk işlem gören örneklerden ve 3000 mm/dk kesme hızında daha kaliteli yüzeyler oluşmuştur. Islanabilirlik değerlerine bakıldığında ladin, dişbudak ve sapelli türleri, ceviz ve irokodan daha iyi sonuçlar vermiştir. Dişbudak ve Ceviz örneklerinin işlenirken diğer ağaç türlerine göre birim zamanda daha fazla elektrik tüketimine neden olduğu tespit edilmiştir.

AmasyaCNC frezelemeIslanabilirlik+3
Evren Osman Çakıroğlu
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Ülkemizdeki coğrafi iklim bölgelerine göre denge rutubet miktarı haritasının çıkarılması

Türkiye'deki coğrafi iklim bölgelerine göre en çok kullanılan ağaç malzemelerin Denge Rutubet Miktarlarının belirlenmesi amaçlanmaktadır. Ülkemizdeki 7 farklı coğrafi iklim bölgesini kapsayacak şekilde 9 farklı il seçilmiş ve ülkemizde ahşap sektöründe en çok tercih edilen 6 farklı ağaç türü deneme kapsamında ele alınmıştır. Örnekler 1 yılı kapsayacak şekilde, 4 farklı mevsimde belirlenmiş olan illere bırakılmış ve her grup bırakıldıktan 1 ay sonra örnekler hava almayacak şekilde paketlenip denge rutubet miktarı tayini için Kastamonu Üniversitesi Orman Fakültesi Laboratuvarına getirilmiştir. Burada standartlara uygun şekilde Denge Rutubet Miktarı tayinleri belirlenmiştir. Örneklerin denge rutubet miktarları bina içi ve yağmurdan arındırılmış bina dışı olacak şekilde iki ayrı sonuç ile ele alınmıştır. Sonuç olarak tüm iklim bölgeleri ele alındığında ve tüm ağaç türlerine bakıldığında bina içi denge rutubet miktarı ağaç türlerinde farklı olmak üzere %11,5 – 5,9 arasında bulunmuş, bina dışında ise; %12,4 – 7,3 arasında bulunmuştur. İklim bölgelerine ve ağaç türlerine göre sonuçlar farklılıklar göstermektedir.

GrafiklerGüneş ışığıSıcaklık haritası+2
Halil İbrahim Akdi
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Lif levha zımpara tozunun üretimde değerlendirilmesi

Teknolojinin gelişmesine bağlı olarak orman ürünleri sektöründe levha üretimi de artış göstermektedir. Buna paralel olarak lif levha fabrikasında açığa çıkan zımpara tozu atığı da artmış olup 600 m³/gün üretim yapan bir fabrikanın zımpara tozu atığı yaklaşık 25 ton/Gün'dür. Fabrikada söz konusu atık yakılarak enerji üretiminde değerlendirilmektedir. Bu çalışmada, atıl durumda bulunan zımpara tozunun orman ürünleri endüstrisinde levha sektörüne kazandırılması amaçlanmıştır. Ayrıca yakılmayarak atmosfere salınmadığı için karbon emisyonunun azaltılmasına da katkı sağlamaktadır. Fabrika şartlarında çeşitli odunsu kaynaklardan üretilen lifler ile MDF levhası zımpara tozları değişik oranlarda karıştırılarak 10 mm kalınlığında lif levha (MDF) üretimi laboratuvar ortamında gerçekleştirilmiştir. Üretilen levhalardan elde edilen örnekler üzerinde standartlara uygun olarak teknolojik özellikleri incelenmiştir. Sonuçta, levha içerisindeki MDF zımpara tozu oranı arttıkça direnç özelliklerinde belirgin bir azalma meydana gelmiştir. Ancak zımpara tozu atıklarının lif levha üretiminde % 50 orana kadar kullanılması mümkün olup standartlara uygun olduğu tespit edilmiştir.

Kompozit levhalarKompozit panellerLifli kompozitler+2
Vural Doğan
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Orman kesim artıklarından Mikrodalga Ekstraksiyonu Yöntemi (MEY) ile Derin Ötektik Çözücüler (DÖÇ) kullanılarak elde edilen biyoaktif bileşenlerin karakterizasyonu

Günümüzde orman kesim artıkları birçok ürünün hammadde ihtiyacını karşılamakta önemli bir potansiyel olarak görülmektedir. Doğada bırakılması halinde oluşturacağı olumlu etkilerle birlikte en önemli sakınca da olarak, büyük bir potansiyelin atıl kalması yanında, kuruduklarında oluşturacakları yüksek miktarlardaki biyokütlenin yangın risklerini artırmasıdır. Orman ağaçlarının yıllık sürgün ve dallarının ekstraktif bileşenleri ve karakterizasyonu ile ilgili çalışmalar bulunmasına karşın son zamanlarda geliştirilen çevre dostu, enerji, maliyet ve zaman açısından etkili yeni çözücü ve ekstraksiyon yöntemlerinin geliştirilmesiyle biyokütle bileşiminin kalitatif ve kantitatif olarak ne şekilde bir değişim göstereceği, farklı çözücülerin bu değişime etkilerinin araştırılması ihtiyacı ortaya çıkmıştır. Bu çalışmada karaçam (Pinus nigra), meşe (Quercus robur), göknar (Abies nordmanniana) ve kayın (Fagus orientalis) ağaçlarının ibre, yaprak ve sürgünlerinden oluşan orman kesim atıklarından, Mikrodalga Destekli Ekstraksiyon Yöntemi (MEY) ile farklı Derin Ötektik Çözücüler (DÖÇ) ve organik çözücüler kullanılarak elde edilen ekstrakt ve uçucu yağların karakterizasyonu ve antimikrobiyal aktiviteleri gerçekleştirilmiştir. Uçucu bileşenlerin analizi GS-MS-SPME analizi, uçucu olmayan bileşenlerin tayini ise LC-MS/MS analizleri ile yapılmıştır. Elde edilen her bir ekstraktın şeker ve organik asit içeriği HPLC analizi ile belirlenmiştir. Ekstraksiyon öncesi ve sonrası yaprak yüzeyleri, SEM (Taramalı Elektron Mikroskobu) ile görüntülenmiştir. Elde edilen ekstraktların, toplam fenolik, flavonoid ve antosiyanin madde miktarları standart metodlar ile belirlenmiştir. Ekstrakt ve uçucu yağların antioksidan aktivitelerini belirlemek için DPPH, ABTS ve CUPRAC analizleri gerçekleştirilmiş süpürme, trolox ve IC50 değerleri hesaplanmıştır. Ayrıca, ekstrakt ve uçucu yağların, Staphylococcus aureus, Escherichia coli, Candida albicans, Pseudomonas aeruginosa ve Bacillus cereus suşlarına karşı disk difüzyon yöntemi ile antimikrobiyal aktiviteleri de belirlenmiştir. Ekstraksiyon işlemi sonucunda, derin ötektik çözücülerin kullanıldığı ekstraktların verimleri %29,56-72,57 aralığında bulunmştur. Karaçam, meşe, göknar ve kayın ağaçlarının yapraklı yıllık sürgünlerinde, uçucu bileşen analizine göre sırasıyla %14,19; %14,42; %17,76 ve %25,80 ile en yüksek oranları veren 1R-α-pinene bileşenine rastlanmıştır. LC-MS/MS analizi ile ekstraktlarda tespit edilen 23 bileşen içerisinde; en yüksek sonuçları şikimik asit ve kateşi̇n bileşenleri vermiştir. Şikimik asit de 263,203 µg/L ile en yüksek değeri veren etanol+Kç; kateşi̇n için ise 11,495 µg/L ile en yüksek sonucu veren etanol+M numuneleri olmuştur. Döç-3+K numunesi 195,948 g/L turanoz; döç-3+K numunesi ise 82,393 g/L maltoz ile ekstraktlar içerisindeki en yüksek şeker içeriğini vermiştir. Toplam fenolik madde içeriği bakımından metanol ve etanol çözücülerinden elde edilen ekstraktlar sırasıyla 77,238-237,637 mg/L ve 183,316-242,436 mg/L aralığındaki değerlerle en yüksek içeriği vermiştir. Toplam flavonoid madde içeriği bakımından da benzer şekilde en yüksek sonuçları 68,072-192,517 mg/L ve 153,628-222,114 mg/L aralığında değerler veren sırasıyla metanol ve etanol çözücülerden elde edilen ekstraktlar olmuştur. Toplam antosiyanin madde içeriğinde ise aseton+M ve metanol+M sırasıyla 1,920 mg/L; 0,818 mg/L ile en yüksek içeriğin görüldüğü ekstraktlar olmuştur. IC50 değerlerine göre, DPPH analizinde sırasıyla 5,18 mg/L ve 7,72 mg/L değerlerine veren aseton+K ve etanol+M; ABTS analizinde sırasıyla 1,79 mg/L ve 8,82 mg/L sonuçlarını veren döç-1+K ile saf su+G ekstraktları en yüksek antioksidan aktiviteyi göstermiştir. CUPRAC analizinde ise etanol+K ve metanol+M ekstraktları sırasıyla 116,077 mg/L ve 111,311 mg/L ile en yüksek trolox sonucunu vererek en yüksek antioksidan aktiviteyi göstermişlerdir. Tüm numuneler içerisinde en yüksek antibakteriyel aktiviteyi, B. cereus'a karşı 15 mm'lik zon oluşturan etanol+G ekstraktı göstermiştir. Sonuç olarak yüksek verimlerin elde edildiği derin ötektik çözücülerden elde edilen ekstraktların, odunun ana bileşeninde, degradasyonundan kaynaklı yüksek şeker içeriğine sahip olduğu belirlenmiştir. Organik çözücülerden elde edilen ekstraktların derin ötektik çözücülerden elde edilen ekstraktlara göre daha düşük verim göstermelerine rağmen yüksek polaritede olmaları sebebiyle bitkide fenolik bileşenleri çözme kabiliyetinin daha iyi olduğu düşünülmektedir. Fenolik bileşenlerce zengin olan ekstraktların yüksek antioksidan, antibakteriyel ve antifungal aktivitede oldukları tespit edilmiştir. Endüstriyel alanda kullanımı yaygın olan karaçam, meşe, göknar ve kayın ağaçların yapraklı yıllık sürgünlerinden çevre dostu, daha az enerji ve süre kullanımı ile elde edilen ekstraktların antioksidan, antibakteriyel ve antifungal aktiviteleri bakımından farmakolojide, kozmetik sanayisinde ve takviye gıda olarak kullanılabileceği önerilmektedir. Bu sayede endüstriyel orman kesim artıklarının özellikle sağlık sektöründe değerlendirilmesi ile, hem orman kesim artıklarının geri dönüşümle değerlendirilerek yangınlar için büyük risk oluşturan önemli bir etmenin ortadan kaldırılabilmesi hem de toplumun doğal ve organik esaslı ürün kullanımına yönelik talebinin karşılanmasında katma değerli ürünlerin üretiminde rahatlıkla değerlendirilebilir.

Didem Verep
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Cam lifi takviyeli fenol formaldehit tutkalı ile üretilmiş kayın kontrplakların vidalama tork performanslarının belirlenmesi

Yapılan çalışmada genelde dış mekanlarda, yapı malzemesi olarak kullanılan kontrplakların düşük maliyetli cam lifi ilavesi ile geliştirilen mekanik özelliklerinin vidalama torkları üzerine etkileri ortaya konulmuştur. %3-5 rutubette 600x600 mm ebatlarında ve 2 mm kalınlığında temin edilen kayın kaplamalar kullanılan bu çalışmada, fenol formaldehit tutkalına 25 µm ve 10 µm olmak üzere 2 farklı boyutta toz halde e-tipi cam lifinin %10, 20 ve 30 oranlarında ilave edilmesi ile 7 katmanlı kayın kontrplaklar elde edilmiştir. Elde edilen kontrplaklardan 500x500 mm boyutlarında kesilen test örnekleri ile vidalama tork değerlerinin belirlenmesi testi yapılmıştır. 50x50 mm boyutlarında kesilen test örnekleri ile yoğunluk, denge rutubet miktarı, kalınlığına şişme, çekme-makaslama ve yüzeye dik çekme testleri yapılmıştır. Bahsi geçen testler için ayrı ayrı iki faktörlü varyans analizi (ANOVA) yapılmıştır. Testlerin ANOVA sonuçlarına göre ikili etkileşimlerin 0,05 anlamlılık düzeyine göre anlamlı çıktığında ikili etkileşimin en küçük anlamlı fark değeri (LSD) analizi yapılmıştır. Sonuçlara göre ikili etkileşimin anlamlı çıkmadığı durumlarda ise faktörlere ayrı ayrı LSD analizi yapılarak karşılaştırmalar yapılmıştır.

Gökhan Kayacık
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Orman ürünleri endüstrisinde kalite iyileştirme tekniklerinin incelenmesi; Düzce ili örneği

Bu çalışmanın amacı, kalite iyileştirme tekniklerinin orman ürünleri sektöründe faaliyet gösteren işletmelerde uygulanabilirliğini değerlendirmek ve konu hakkında işletmelerin görüşlerini almaktır. Bu amaçla Düzce ilinde orman ürünleri sektöründe faaliyet gösteren 42 işletme çalışma kapsamına alınmış, işletme temsilcileri ile yüz yüze görüşülerek anket çalışması yapılmıştır. Anketlerden elde edilen veriler SPSS ortamında sayısallaştırılarak, istatistiksel yöntemlerle analiz edilmiştir. Çalışma sonucunda; işletmelerin %50'sinin mobilya sektöründe faaliyet gösterdiği, %35,7'sinin kalite iyileştirme tekniklerini uyguladığı, %42,9'unun kısmen uyguladığı sonucuna varılmıştır. İşletmeler tarafından en çok uygulanan kalite iyileştirme tekniğinin beyin fırtınası tekniği olduğu belirtilmiştir. Ayrıca; "ürünlerin kalite düzeylerinin artması" ve "müşteri memnuniyetinin artması" için işletmelerin kalite iyileştirme tekniklerini uyguladıkları belirlenmiştir.

Zafer İlçi
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı odun çürüklük mantarlarının antagonistik mantarlar ile biyolojik kontrolü

Ahşap malzemede zarar yapan en önemli biyolojik faktörlerden birisi odun çürüten mantarlar olup bu faktörlerle mücadelede geçmişten günümüze en fazla kullanılan yöntem kimyasal korumadır. Ancak özellikle çevresel baskılardan dolayı bilim adamları alternatif koruma yöntemleri üzerinde çalışmalar yürütmektedir. Bu çalışmanın amacı, odun çürüklük mantarına karşı bazı antagonist mantarın biyolojik kontrol ajanı olarak değerlendirme potansiyelinin araştırılmasıdır. Bu amaç doğrultusunda, Trametes versicolor, Trametes hirsuta, Stereum hirsutum, Coniophora puteana, Neolentinus lepideus ve Postia placenta, çürüklük mantarlarına karşı Trichoderma harzianum, Trichoderma viride, Aspergillus niger ve Penicillium brevicompactum mantarlarının antagonist etkileri araştırılmıştır. Çalışma ilk olarak agar ortamında ikili kültür karşılaştırması yapılarak engelleme oranları tespit edilmiş, sonrasında ise odun blokları üzerinde çürüklük testi yapılarak antagonist mantarların performansı karşılaştırılmıştır. Çalışma sonucunda, Trichoderma cinsine ait türlerin çürüklük mantarları üzerinde oldukça etkili bir performansa sahip olduğu, engelleme oranını %76-%99 a yükselttiği ve ağırlık kayıplarını ise %1,9-%5,8 oranına indirdikleri tespit edilmiştir. Engelleme oranları dikkate alındığında antagonistlerin en çok etki oranına P. placenta, en az etki oranına ise S. hirsutum türleri üzerinde olduğu ortaya çıkmıştır. Elde dilen sonuçlara göre laboratuvar ortamında agar ve odun blokları üzerinde bazı antagonistlerin çürüklük mantarı üzerinde oldukça etkili bir biyolojik kontrole sahip oldukları ortaya çıkmıştır. Ancak bu çalışmaları desteklenmek amacıyla dış alanda özellikle toprakla temas eden yerlerde bilimsel çalışmalar yapılmalıdır. Anahtar Sözcükler: Ağırlık kaybı, Antagonist mantarlar, Biyolojik kontrol, Çürüklük mantarı, Engelleme oranı, Odun koruma

Selim Hınçal
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kaizen yaklaşımıyla bir orman ürünleri işletmesinde süreç iyileştirme

Ülkemizde her geçen gün artan rekabet koşulları ve ihracat gereksinimi sebebiyle işletmelerde kalite ve maliyet ön plana çıkmaktadır. Orman ürünleri işletmelerinde kalite iyileştirme ve maliyeti düşürmenin yolu sürekli iyileştirme çalışmaları ile büyük ölçüde sağlanabilmektedir. Orman ürünleri sektöründe sürekli artan rekabet koşullarında; daha sağlam, daha katma değerli ve özellikle formaldehit salınımının düşük tutulduğu, insan sağlığına daha az zarar veren ihracat ürünlerinin satışı artarak devam etmektedir. Bu artışın karşılanabilmesi için işletmelerde sürekli iyileştirme çalışmaları yapmak en büyük ihtiyaçlar arasındadır. İşletmelerde kalite çemberleri, beyin fırtınası, 5S çalışmaları gibi çalışmalarla sürekli iyileştirmeler sağlanabilmektedir. Yapılan bu çalışma ile İstanbul Sanayi Odası tarafından her yıl yayınlanan ilk 500 işletme içerisinde ilk 50 sanayi işletmeleri içerisinde yer alan bir orman ürünleri sanayi işletmesinde Kaizen yaklaşımı ile süreç iyileştirme çalışması yapılmıştır. İşletme bünyesinde yonga levha tesisinde gerçekleştirilen bu çalışmada ihracat üretimlerinde kullanılan melamin üre formaldehit tutkalı sonrasında tutkal hatlarının tıkanması sorunu araştırılmıştır. Çalışma kapsamında kalite çemberlerinden beyin fırtınası tekniği ile çözümler geliştirilmiştir. Tutkallama bölgesinde yapılan bazı kimyasal hatların revizyonu yapılmış ve kullanılan ekipmanların da yedeklenmesi sağlanmıştır. Çalışmanın hayata geçirilmesiyle birlikte üretimde aylık ortalama 360 dakika olan duruş süresi 10-15 dakikalara kadar düşürülmüştür. Üretim de aylık ortalama 441 m³ kapasite kazancı sağlanmıştır. Tutkallama bölgesinde çalışanların iş sağlığı ve güvenliği ile ergonomik risk analizinde de %50 den fazla kazanç elde edilerek özellikle iş kazası ve stres faktörleri azaltılmış, iş temposu ise arttırılmıştır.

Batuhan Sağlam
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Bir fidanlık işletmesinde pazarlama başarısına etki eden unsurların karar destek sistemleriyle irdelenmesi

Bu tez çalışmasında, fidanlık işletmelerinde pazarlama başarısını etkileyen temel faktörlerin belirlenmesi ve bu faktörlerin karar destek sistemleri aracılığıyla değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Artan kentleşme, peyzaj uygulamalarındaki yaygınlık ve çevresel duyarlılıkla birlikte fidanlık sektörü, stratejik bir üretim alanı haline gelmiştir. Sakarya ili ve bağlı ilçelerinde (Sapanca, Arifiye, Serdivan) yürütülen saha araştırmaları sonucunda sektör uzmanlarıyla gerçekleştirilen anket verileri analiz edilmiştir. Araştırma kapsamında, saha çalışmaları ve uzman görüşleri doğrultusunda belirlenen dokuz pazarlama kriteri (fidan kalitesi, bitki pasaportu, ürün çeşitliliği, sürdürülebilirlik, ulaşılabilirlik, güvenilirlik, fiyat uygunluğu, ödeme kolaylığı, nakliye hizmeti) çok kriterli karar verme (ÇKKV) yöntemlerinden AHP ve TOPSIS ile değerlendirilmiştir. AHP yöntemiyle kriter ağırlıkları belirlenmiş, en yüksek ağırlık %19 ile "fidan kalitesi" kriterine verilmiştir. Bu bulgu, kalite odaklı üretimin sektördeki pazarlama başarısı üzerindeki etkisini açıkça ortaya koymaktadır. TOPSIS yöntemiyle işletme türlerinin karşılaştırılması sonucunda, büyük ölçekli özel fidanlıkların pazarlama açısından en ideal profil olduğu tespit edilmiştir (C* = 0,96985). Kamuya ait küçük ölçekli işletmelerin ise en düşük başarı düzeyine sahip olduğu gözlemlenmiştir (C* = 0,21374). Araştırma sonuçları, özel sektör işletmelerinin pazarlama stratejilerinde daha başarılı olduğunu ortaya koymakta ve kamu işletmelerinde bu yönde iyileştirici adımlar atılması gerektiğine işaret etmektedir. Bu bağlamda çalışma, fidanlık sektöründe stratejik karar verme süreçlerinin bilimsel temellere dayandırılmasına katkı sunmayı hedeflemektedir.

Çiğdem Takır Özdemir
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Mobilya eğitiminde karşılaşılan sorunların üç farklı eğitim programında irdelenmesi (Düzce ili örneği)

Mesleki ve teknik eğitim, ülkelerin ekonomik kalkınmasına ve istihdam politikalarına doğrudan etkileri nedeniyle üzerinde yoğun tartışmaların yaşandığı bir eğitim türüdür. Özellikle ülkemiz gibi genç işgücü potansiyeline sahip ülkelerde mesleki eğitimin önemi çok daha ön plana çıkmaktadır. Yapılan bu çalışma ile Düzce ili için oldukça önemli bir sektör olan ve çok sayıda kişiye istihdam sağlayan mobilya sektörü üzerine eğitim veren farklı düzeyde (ortaöğretim, önlisans ve lisans) eğitim kurumlarındaki öğrencilerin eğitsel sorunlarının belirlenmesi, gelecek beklentilerinin ve meslek algılarının ortaya çıkarılması hedeflenmektedir. Çalışmada, 3 farklı eğitim düzeyinden yani ortaöğretim düzeyinde meslek liselerindeki mobilya ve dekorasyon bölümlerinde okuyan öğrencilerden, önlisans düzeyinde yüksekokullarda yer alan mobilya ve dekorasyon bölümü öğrencilerinden ve lisans düzeyinde de orman endüstri mühendisliği ile ağaç işleri endüstri mühendisliği bölümleri öğrencilerinden veri elde edilmeye çalışılmıştır. Çalışmada veri elde etme aracı olarak araştırmacılar tarafından literatüre bağlı kalınarak hazırlanan anketten yararlanılmıştır. Çalışma kapsamında üç farklı eğitim düzeyinden toplam 247 öğrenciye ulaşılmıştır. Elde edilen veriler irdelendiğinde ilgili bölümlerde ağırlıklı olarak (%89,1) erkek öğrencilerin olduğu belirlenmiştir. Katılımcı öğrencilere göre ilgili bölümleri seçmelerinde en etkili faktör ailelerinin yönlendirmesidir. Eğitim kademesi yükseldikçe öğrencilerin bilgisayar destekli tasarım yapma becerilerinin arttığı ancak üretim becerilerinin azaldığı belirlenmiş ve bu durumlar istatistiksel olarak da ilişkili tespit edilmiştir. Katılımcı öğrencilere göre eğitim kademesi yükseldikçe ders materyallerinde de iyileşmelerin olduğu ancak fiziki alan yetersizliğinin arttığı görülmüştür ve bu durumlarında istatistiksel olarak anlamlı olduğu belirlenmiştir. Yapılan istatistiksel değerlendirmelerde teorik-pratik uyumun iyi olmamasında eğitim kademesi arttıkça sorunların arttığı belirlenmiştir. Eğitim kademelerine göre mesleki öğrenme noktasında en istekli olan grup önlisans öğrencileri olurken, lise düzeyinde mesleği öğrenme isteği diğer eğitim kademelerine göre en düşüktür. Ancak, lisans ve önlisans düzeyindeki öğrencilere göre mezun oldukları bölümle ilgili bir işte çalışmayı daha yüksek oranda isteyenlerin lisans mezunu oldukları tespit edilmiştir.

Zehra Gürel
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Gürgen yapraklı kayacık (Ostrya caprinifolia Scop) odunu'nun bazı teknolojik özellikleri üzerine ısıl işlemin etkileri

Bu çalısmada; ısıl islem uygulanan Gürgen Yapraklı Kayacık (Ostryacarpinifolia Scop.) odununun teknolojik özellikleri incelenmistir.Odunun ısıtılması muamelesi eski çaglardan beri bir kurutma ve özelliklerinmodifiye edilmesinde kullanılan bir metottur. Günümüzde de ısı muamelesi aynınedenlerden dolayı kullanılmaktadır.Üç farklı sıcaklık (120, 150 ve 1800C) ve üç farklı süre (2, 6 ve 10 saat)olmak üzere toplam 9 varyasyonda olusturulan deneme deseninde her varyasyon içinayrı kontrol grubu olusturulmustur. Isıl islem uygulaması normal atmosferortamında, sıcaklıgı ±10C duyarlıkta kontrol edilebilen bir etüvde gerçeklestirilmistir.Isıl isleme tabi tutulan test örneklerinde fiziksel özelliklerden; tam kuruyogunluk ve genisleme, mekanik özelliklerden egilme direnci ve egilmede elastikiyetmodülü tespit edilmis ve kontrol gruplarıyla karsılastırılmıstır.Sonuç olarak; ısıl islem uygulamasının fiziksel özellikler üzerindeki etkisiözellikle boyut stabilizasyonu bakımından memnun edici bulunmustur. Fiziksel vemekanik özelliklerde, genellikle artan sıcaklık ve süreye baglı olarak bir düsüskaydedilmistir.Elde edilen sonuçlar ANOVA ve Duncan testi kullanılarak ısıl islem görmüsodunun fiziksel ve mekanik özelliklerine sıcaklık ve sürenin etkileri belirlenmistir.Sonuçlar ısıl islemin örneklerin fiziksel özellikleri üzerinde özellikle de genislemeüzerine etkisinin olumlu oldugunu göstermistir. Sıcaklık ve sürenin artmasıylamekanik ve teknolojik özelliklerde düsüs oldugu gözlenmistir.

Yusuf Kenan Elyıldırım
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Science
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Küçük ve orta ölçekli işletmelerin (KOBİ) sorunları, Düzce ili Orman Ürünleri Sanayisi örneği

Bu çalışma ?Küçük ve Orta Ölçekli İşletmelerin (KOBİ) Sorunları, Düzce İli Orman Ürünleri Sanayisi Örneği? adı altında Düzce Üniversitesi Fen bilimleri Enstitüsü, Orman Endüstri Mühendisliği Ana Bilim Dalında Yüksek Lisans Tezi olarak hazırlanmıştır.Küçük ve orta ölçekli işletmeler ülke ekonomisinde rekabet ortamının gelişmesi ve ekonomik hayatın sağlıklı olarak işleyebilmesi için olmazsa olmaz kurumlardır. KOBİ'lerin istihdam, üretim, ihracat, katma değer ve yatırım içindeki payları her geçen gün artmaktadır.Bu çalışmada "küçük ve orta ölçekli sanayi işletmeleri" deyimi ile çizilen kavramsal çerçeveyi iyi bir şekilde tanıyıp tanımlamaya ve bu çerçeve içinde bir alan araştırması yaparak sistematik bir inceleme gerçekleştirilmeye çalışılmıştır. Ülkemiz ekonomisinde ve Düzce İli ekonomisinde de bu denli önemli bir konuma sahip olan küçük ve orta ölçekli orman ürünleri sanayisi işletmelerinin çeşitli sorunları olduğu bilinmektedir.Bu amaçla Düzce İlinde orman ürünleri sanayisinde faaliyet göstermekte olan 43 KOBİ ile yüz yüze anket çalışması yapılmıştır.Anket verileri doğrultusunda KOBİ'lerin sorunlarına değinilmiş, sorunların temelinde finansman yetersizliğinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır.Anahtar kelimeler: Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeler, KOBİ, Orman Endüstrisi, Düzce

Emel Erdem
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Science
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de deri sanayiinde kullanılan bitkisel sepi maddelerinin üretim, ithalat ve ihracatının incelenmesi

Bitkisel sepi (tabaklama) maddeleri ham derinin hazır giyim, mobilya ve aksesuar imalatı için işlenebilir hale getirilmesinde kullanılan vazgeçilmez hammaddeler arasındadır. Ülkemizde meşe palamudu kadehleri, meşe mazısı, sumak yaprakları ve bazı ağaç kabukları başlıca sepi maddesi kaynaklarımız arasındadır.Bu çalışmada ülkemizde ve dünyada önemli bir yeri olan yerli sepi maddelerimizin durumu, üretimi ve dış ticareti incelenmiştir. Türkiye İstatistik Kurumu, Devlet Planlama Teşkilatı ve Dış Ticaret Müsteşarlığı'ndan temin edilen sepi maddeleri ve deri sanayi üretim ve dış ticaretine ait 1990-2008 yılı verileri ışığında 2020 yılına kadar talep tahminleri yapılmıştır. Sepi maddeleri sektörü, ülkemiz ormancılık politikaları ve deri endüstrisi ile birlikte ele alınmış, sektörün durumu GZFT (Güçlü yönler, Zayıf yönler, Fırsatlar, Tehditler) yöntemi ile ayrıntılı olarak analiz edilerek, bugünkü durumu ve sorunları incelenmiştir.Anahtar Kelimeler: Sepi maddesi, deri endüstrisi, dış ticaret, talep tahmini, GZFT analizi.

Latif Binici
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Science
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Dişbudak (Fraxinus Angustifolia Wall.) odunlarında dikim aralığının biyoliflendirme ve kağıt hamuru üretimi üzerine etkisi

Biyoteknolojinin son dönemlerde özellikle mekanik kağıt hamuru üretimi olmak üzere kullanım alanı bulduğu endüstrilerden birisi de kağıt endüstrisidir. Biyoteknolojinin kağıt hamuru üretimi endüstrisinde kullanılmasında, beyaz çürüklük yapan bir grup mantarların; diğer çürüklük mantarlarının aksine, hücre çeperi bileşenlerinden lignini degrade edebilme yeteneğinden yararlanılmaktadır. Biyolojik kağıt hamuru üretimi (biyoliflendirme-biopulping) alternatif modifiye bir yöntem olup bu yöntemde odunda bulunan ligninin bir kısmı beyaz çürüklük mantarlarının biyolojik degradasyonuyla doğal yoldan çözünmektedir.Bu çalışmada farklı dikim aralıklarına sahip dişbudak plantasyonu ormanından kesilen dişbudak odunları kullanılmıştır. Örnekler 4 farklı bölgeden ve bir de doğal olarak yetişmiş ortamdan olmak üzere toplam 5 farklı bölgeden alınmıştır (1. bölge (4x4m), 2. bölge (3x2m), 3. bölge (3.75x3.75m), 4. bölge (3x2.5m). Bu çalışmayla farklı dikim aralılarına bağlı olarak odunda meydana gelen yoğunluk, sertlik gibi bazı değişikliklerin ağacın kimyasal yapısı üzerindeki etkisine, mantar muamelesine karşı verdiği dirence ve kağıt hamuru üretimi üzerindeki etkiler araştırmaya çalışılmıştır.Anahtar Sözcükler: Biyoliflendirme, kraft, dikim aralığı.

Salih Aksoy
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Science
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı ağaç türlerinde ısıl işlem uygulamasının vernik katman özellikleri üzerine etkisi

Bu çalışma; Dişbudak (Fraxinus excelsior L.), Anadolu kestanesi (Castenea sativa Mill.), Limba (Terminalia superba) ve İroko (Chlorophora excelsa)' dan oluşan dört odun türüne, normal atmosfer ortamında sıcaklığı ±10C duyarlıkta kontrol edilebilen bir etüvde iki farklı sıcaklık (150 ve 1800C) ve iki farklı süre (3, 6 saat) olmak üzere toplam dört varyasyonda gerçekleştirilen ısıl işlem uygulaması sonrasında; selülozik vernik, sentetik vernik, poliüretan vernik ve su bazlı vernikden ibaret dört tür vernik uygulamasının vernik film katmanlarına ilişkin yüzey pürüzlülüğü, parlaklık ve renk farkı gibi performans özelliklerinin belirlenmesine yönelik olarak hazırlanmıştır. Isıl işlem uygulaması sonrasında, verniklenmiş deney örneklerinin yüzey pürüzlülüğü, parlaklık ve renk değerlerindeki değişmeler tespit edilmiş ve ANOVA ve Duncan testi kullanılarak gruplar arası karşılaştırmalar yapılmıştır.

Fatma Deniz Güler
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Science
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Süleymaniye plantasyonlarında uygulanan dikim aralığının dar yapraklı dişbudak (Fraxinus angustifolia Vahl.) odununun bazı mekanik özelliklerine etkisi

Silvikültürel müdahaleler odun kalitesi üzerine farklı miktarlarda da olsa etki etmektedir. Silvikültürel müdahalelerden biri olan: Dikim aralığının odun kalitesi üzerine etkisini test etmek amacıyla yapılan bu çalışmada; Adapazarı Süleymaniye plantasyonlarında uygulanan 4 farklı dikim aralığının (1. bölge 3x2 m, 2. bölge 3x2.5 m, 3. bölge 3.75x3.75 m, 4. bölge 4x4 m) dar yapraklı dişbudak (Fraxinus angustifolia Vahl.) odununun bazı mekanik özellikleri üzerine etkisi belirlemiştir. Bu maksatla her bölgeden 4'er adet ağaç seçilerek TS 4176' ya göre tomruklar alınmıştır. Bu çalışmada mekanik özelliklerden liflere paralel basınç direnci (TS 2595/1977), liflere dik çekme direnci (TS 2476/1976), eğilme direnci (TS 2474/1976), dinamik eğilme (şok) direnci (TS 2477/1976), elastikiyet modülü (TS 2478/1976) ve teknolojik özelliklerden Janka sertlik (TS 2479/1976) değeri tespit edilmiştir.Araştırma sonucunda en geniş dikim aralığımız olan 4. bölgedeki dar yapraklı dişbudak odununun mekanik özellikleri en yüksek değeri vermesine kabil; dikim aralığının artmasına bağlı olarak konik gövde oluşumu ile budak çap ve sayısının fazla olması. Aynı zamanda direnç kalite değerlerinin azalması; en geniş dikim aralığı olan 4. bölgenin plantasyon dikim aralığı olarak önerilmesine engel teşkil etmektedir.Tomruk kalite sınıfına göre en yüksek kalite grubu içinde yer alan ve silindirik gövde oluşumuna imkan veren 1. bölge (2x3 m) dikim aralığının dar yapraklı dişbudaklar plantasyonları için daha uygun olacağı düşünülmekte ve önerilmektedir. 1. bölgeden alınan odun örnekleri direnci ve kalite değerlerinin dört farklı bölgenin ortalama değerlerine yakın olması bu kanatın oluşmasına etki etmiştir.Bilim Kodu: 379390Anahtar Kelimeler: Dar yapraklı dişbudak, Fraxinus angustifolia, plantasyon, dikimaralığı, mekanik özellikler, kalite değerleri, silvikültür.

Odun
Serdar Alioğulları
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Science
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Anadolu kestanesi (Castanea sativa Mill.) ve Türk fındığı (Carylus colurna L.) odunlarından modifiye kraft yöntemi ile kağıt hamuru üretimi olanaklarının araştırılması

Bu çalışmada, Türkiye'de yetişen Anadolu Kestanesi (Castanea sativa Mill.) ve Türk fındığı (Carylus colurna L.) odunlarında kraft- bor(NaBH4) yöntemiyle kağıt hamuru üretim koşulları araştırılmıştır. Bu çalışmada kraft pişirme metoduyla optimum pişirme koşullarını belirlemek amacıyla kestane ve türk fındığı odunu için pişirme süresi ve aktif alkali oranları değiştirilerek onikişer pişirme yapılmıştır. Bor bileşeninin etkisini araştırmak amacıyla pişirme çözeltisine %0.5, %1 ve %1.5 oranında sodyum bor hidrür ilave edilerek pişirme yapılmıştır.Elde edilen bulgular değerlendirildiğinde en uygun pişirme koşulları %25 sülfidite, 1600C sıcaklığında sabit tutulup; kestane odun türü için; %22 aktif alkali, 90dakika pişirme süresi, ve %1.5 sodyum borhidrür ilavesiyle; türk fındığı odun türü içinse;%16 aktif alkali, 60 dakika pişirme süresi, %1.5 sodyum borhidrür ilave edilerek elde edilmiştir.Sonuç olarak sodyum bor hidrür ilaveli kraft pişirmelerinde hamur veriminin arttığı, fiziksel özellikleri özellikle parlaklık özelliğini artırtığı ortaya çıkmıştır

Ebru Aytekin
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
DoctorateOpen AccessEN

Bioethanol production via enzymatic hydrolysis of lignocellulosic bi?omass: Wheat straw, corn stalks and hazelnut husk

Wheat straw, corn stalks and hazelnut husks which are abundant agricultural waste products in Turkey, could be valuable raw materials for bioethanol production. After harvest, these raw materials are usually left in the fields and burned, which decreases the biological activity of the soil and causes air pollution. Through the use of innovative biotechnology, these waste materials may be valuable in generating economic benefits as well as environmental dividends. The main objective of this study was to examine the suitability of these wastes for bioethanol production and to compare pretreatment techniques with regard to their efficiencies. In this study, wheat straw, corn stalks and hazelnut husks were first steam exploded and then chemically treated to achieve efficient hydrolysis. The conventional chemicals of sodium hydroxide (NaOH), sulfuric acid (H2SO4), hydrogen peroxide (H2O2) and an alternative chemical, sodium borohydrate (NaBH4), were utilized for the first time ever in the chemical treatment procedure.The obtained results showed that NaOH and NaBH4 treated wheat straw resulted in 87.8% and 83.3% glucan conversion in enzymatic hydrolysis, but H2O2 (74.7%) and H2SO4 (71.7%) had lower glucan conversion. The highest ethanol yield (115 g/kg wheat straw) was observed for 4% NaBH4 pretreated sample (60 min) and the theoretical yield (86.9%) was also calculated to be highest for the sample.Results showed that the corn stalks treated with NaOH (83.9%) and NaBH4 (82.9%) gave higher glucan conversion in enzymatic hydrolysis compared to those treated with H2O2 (74.5%) and H2SO4 (56.6%). The highest ethanol yield (97.4 g/kg corn stalk) was obtained when the stalks were pretreated with 4% NaBH4 for 90 min; the theoretical ethanol yield was found to be 72.5%.On the other hand, 4% NaBH4 (90 min) delignified the highest amount of lignin (49.1%) from the hazelnut husks structure. Pretreatment with NaOH and NaBH4, compared to H2O2 and H2SO4, resulted in selective delignification. The highest glucan to glucose conversion (74.4%) and the highest ethanol yield (52.6 g/kg husks) were observed for hazelnut husks treated with 2% NaOH for 90 min.Among the raw materials, wheat straw was found to be the most suitable for bioethanol production. In addition, results indicated that, pretreatment chemical of NaBH4 was as effective as NaOH.

Ayhan Tozluoğlu
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Ticarette önemli bazı odun ve kabuk ekstraktlarının iç mekân ahşap malzemede zarar yapan mantar ve böceklere karşı odun koruyucu etkilerinin belirlenmesi

Bu çalışmada, ticari olarak üretimi yapılan çevre dostu bitkisel ekstraktların odun koruma etkinliklerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışma kapsamında, zengin kondanse tanen içeriğine sahip mimoza (Acacia mollissima), kebrako (Schinopsis lorentzii) ve pineks (Pinus brutia) ekstraktları değerlendirilmiştir. Ekstraktların emprenye edilmesi için, sarıçam (Pinus sylvestris L.), kayın (Fagus orientalis L.) ve kavak (Populus tremula) türleri kullanılmıştır. Ekstraktların odun koruma etkinliklerinin tayini için, mikolojik ve entomolojik deneylerin yanısıra çeşitli kimyasal analizler yapılmıştır. Mikolojik deneylerde Trametes versicolor ve Pleurotus ostreatus beyaz çürüklük mantarları ile Fomitopsis palustris ve Gloeophyllum trabeum esmer çürüklük mantarları kullanılmıştır. Entomolojik deneylerde ise, Spondylis buprestoides larvalar ile Reticulitermes grassei termiti kullanılmıştır. Ekstraktların kimyasal içeriklerinin belirlenmesi amacıyla HPLC ve GC-MS cihazları kullanılmıştır. Ayrıca, ekstraktların morfolojik yapılarının yanısıra mikolojik deneylerdeki tahribatların görüntülenmesi amacıyla SEM cihazında çalışmalar yapılmıştır. Yapılan mikolojik denemelerin sonunda, mimoza ve kebrako ekstraktlarının hem beyaz hem de esmer çürüklük mantarına karşı oldukça iyi sonuçlar verdiği fakat pineks ekstraktının bu mantarlara karşı iyi bir direnç göstermediği tespit edilmiştir. Mimoza ve kebrako ekstraktlarının %9 ve üzeri konsantrasyon seviyeleri mantar aktivitelerini büyük oranda azalttığı belirlenmiştir. Yapılan entomolojik deneyler sonucu elde edilen bulguların mikolojik deneylerle paralellik gösterdiği saptanmıştır. %12 konsantrasyon seviyesindeki mimoza ve kebrako ekstraktları hem böceği larvalarına hem de termitlere karşı oldukça yüksek bir insektisit etki göstermiştir. Yapılan çalışma sonucu ticari öneme sahip mimoza ve kebrako ekstraktlarının çevre dostu odun koruyucu olarak iç mekân ahşap malzemede zarar yapan mantarlara ve böceklere karşı koruyucu emprenye maddesi olarak kullanılabileceği sonucuna varılmıştır.

Böcekler
Mesut Yalçın
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Yabani kiraz (Cerasus avium (L.) Monench) odununun fiziksel, mekanik ve teknolojik özellikleri üzerine yüksek sıcaklık uygulamasının etkisi

Bu çalışmada, ağaç malzemede termal modifikasyon ve hızlandırılmış yaşlandırma uygulamasının bazı fiziksel, mekanik ve teknolojik özellikler üzerine etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışma kapsamında Yabani Kiraz (Cerasus avium(L.) Monench) odunu ThermoWood yöntemi ile 190°C ve 212°C sıcaklıklarda 1 ve 2 saat ısıl işleme tabi tutulmuştur. Fiziksel özelliklerden tam kuru yoğunluk, hava kurusu yoğunluk, daralma, genişleme, ısı iletkenliği, yüzey pürüzlülüğü, renk ve parlaklık; mekanik direnç özelliklerinden liflere paralel basınç direnci, eğilme direnci, eğilmede elastikiyet modülü, dinamik eğilme direnci ve liflere dik çekme; teknolojik özelliklerden janka sertlik değerine bakılmıştır. Yaşlandırma için hazırlanmış deney örneklerine toplamda 864 hızlandırılmış yapay yaşlandırma uygulanmış, ortalama yüzey pürüzlülüğü, renk ve parlaklık ölçümleri yapılmıştır. Deneysel çalışmalardan önce örnekler 20±2°C sıcaklık ve %65±5 bağıl nem ortamında yeterli süre bekletilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre ısıl işlem sonucu fiziksel özelliklerde iyileşme görülmüş, renk koyulaşmış ve parlaklık azalmış, mekanik özellklerden liflere paralel basınç direnci ve eğilmede elastikiyet modülü artarken diğer mekanik dirençlerde azalma belirlenmiştir. Janka sertlik değeri enine kesitte artmasına karşılık teğet ve radyal kesitte farklılıklar göstermiştir. Yaşlandırma görmüş örneklerden elde edilen sonuçlara göre ise ısıl işlemin yüzey düzgünlüğünü iyileştirdiği, ısıl işlem ile rengi koyulaşan ve parlaklığı azalan örneklerin uzun süreli yaşlandırma periyodu sonunda renk ve parlaklık davranışın benzer olduğu, yüzeylerinin grileştiği gözlemlenmiştir. Çalışma sonuçları ısıl işlem görmüş Yabani Kiraz (Cerasus avium(L.) Monench) odununun, boyutsal stabilitenin ön planda olduğu kullanım alanları için uygun olduğunu, ancak yük taşıyıcı yapısal eleman olarak değerlendirilmesinin uygun olmayacağını ortaya koymuştur. Diğer taraftan, dekoratif mobilya üretimi için önemli fırsatlar taşıdığı, dış ortamdaki kullanımlarda ise ısıl işlem sonrası oluşan renk stabilitesinin sağlanması için ilave tedbirlerin alınmasının gerektiği anlaşılmıştır. Anahtar sözcükler: Yabani Kiraz, ThermoWood, Hızlandırılmış Yaşlandırma, Fiziksel Özellikler, Mekanik Özellikler

Ayhan Aytin
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

Isıl işlemin doğal ve plantasyon ormanlarında yetişen dişbudak (Fraxinus angustifolia Vahl.) odunlarının bazı teknolojik özelliklerine etkisi

Bu tez çalışmasında, Adapazarı-Süleymaniye yöresindeki doğal ve plantasyon (3x2,5 m ve 4x4 m) ormanlarından temin edilen dişbudak (Fraxinus angustifolia Vahl.) odunlarının bazı teknolojik özellikleri üzerine ısıl işlemin etkisi araştırılmıştır. Bu amaçla benzer yetişme ortamı özelliklerine sahip ve mümkün olduğunca aynı yaşlı üç meşcere belirlenmiştir. Üç meşcerenin her birinden, çatlaksız ve anormal tepe formu göstermeyen 4?er adet (toplam 12 ağaç) örnek ağaç kesilerek fiziksel, mekanik ve teknolojik testler yapılmıştır. Kimyasal analizlerin ve yıllık hakla genişliklerinin belirlenmesinde, kesilen ağaçların boyuna yönünde her iki metrede bir tekerlekler alınmıştır. Test ve kontrol örneklerine uygulanacak her bir deney için ilgili standartlara uygun örnekler hazırlanmıştır. Isıl işlem, 120, 160, 190 ve 210°C sıcaklıklarda 3, 6 ve 9 saat süre ile su buharı ortamında gerçekleştirilmiştir. Her üç meşcerenin kontrol örneklerine ait odun ana bileşenleri arasında istatistiksel olarak fark yoktur. Isıl işlemden en fazla zarar gören hücre duvarı bileşeni ksilan olmuştur. Fiziksel testlerden ağırlık kaybı ve yoğunluk dışındaki diğer özelliklerin ısıl işlem sonucu iyileştiği tespit edilmiştir. Özellikle boyutsal stabilizasyonda %62?lik bir artış elde edilmiştir (3x2,5 m). Isıl işlem uygulamalarında olumsuz yönde en fazla etkilenen mekanik özellik eğilme direnci olmuştur. 210°C?nin altındaki varyasyonlarda elastikiyet modülü ve Janka sertlik değerlerinde önemli değişiklikler meydana gelmemiştir. Ancak liflere paralel basınç direnci, eğilme direnci, elastikiyet modülü ve sertlik değerlerine ait azalma oranlarında, 210°C?deki tüm uygulamalarda (3, 6 ve 9 saat) önemli artışlar görülmüştür. Bu nedenle yüksek sıcaklıklarda ve uzun süre ısıl işlem görmüş dişbudak örnekleri, binalarda yük taşıyıcı yapı elemanı olarak kullanılmamalıdır. Genel olarak en iyi sonuçlar, 3x2,5 m dikim aralığından temin edilen dişbudak örneklerinde tespit edilmiştir. Bu ağaç türü için en uygun ısıl işlem sıcaklık ve zaman kombinasyonları 190°C?de 3 saat olarak belirlenmiştir.

Ağaç malzemelerIsıl işlem
Halil İbrahim Şahin
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Bakır krom bor (CCB) ve borik asit (BA) emprenye maddelerinin metal bağlantı elemanları üzerine korozyon etkisinin incelenmesi

Bu çalışmada yeni nesil emprenye maddelerinin metallere korozyon etkisi araştırılmıştır. Çalışmada emprenye maddesi olarak Bakır Krom Bor (CCB) ve Borik Asit (BA) kullanılmıştır. Farklı konsantrasyonlarda hazırlanan CCB ve borik asit çözeltilerinin uygulamada en çok kullanılan paslanmaz çelik türleri olan paslanmaz çelik AISI 304, AISI 316L ve AISI 420 üzerine korozif etkileri araştırılmıştır. Ayrıca %3,5 NaCl ortamında belirlenen konsantrasyonlardaki emprenye maddelerinin korozif davranışları incelenmiş ve sonuçları tartışılmıştır. Çalışmada elektrokimyasal korozyon ölçme yöntemlerinden olan EIS (Elektrokimyasal Empedans Spektroskopisi) ve Tafel ekstrapolarizasyon yöntemleri kullanılmıştır. Çalışma sonrasında metallerin yüzeylerinde meydana gelen değişimler SEM (Scanned Electron Microscope) optik resimleri ve EDS (Energy-Dispersive X-Ray Spectroscopy) analizleri ile incelenmiştir. Genel olarak CCB emprenye maddesinin konsantrasyonun artışına paralel olarak metallerin dirençlerinde artış gözlenmiştir. Dolayısıyla CCB emprenye maddesi korozyon inhibitörü gibi davranmış ve metali korozyona karşı koruduğu tespit edilmiştir. Ancak borik asidin konsantrasyonunun artışına paralel olarak metallerin dirençlerinde azalma görülmüştür. Dolayısı ile borik asidin kullanılan metallere korozif etki yaptığı tespit edilmiştir.

Çağlar Akçay
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Science
2014
00
DoctorateOpen AccessTR

Isıl işlem görmüş (Thermowood) bazı ağaç türlerinde kullanılan su-bazlı vernik katmanlarının hızlandırılmış uv yaşlandırma etkisine karşı direncinin belirlenmesi

Bu çalışmanın amacı, ısıl işlem görmüş (ThermoWood) bazı ağaç türlerinde kullanılan su-bazlı vernik katmanlarının hızlandırılmış UV yaşlandırma etkisine karşı direncini belirlemektir. Bu amaçla Sarıçam (Pinus sylvestris L.), Sapsız meşe (Quercus petreae L.) ve Doğu kayını (Fagus orientalis L.) odunlarından hazırlanan örnekler, ThermoWood metoduna göre 190oC'de 2 saat ve 212oC'de 1-2 saat süreler ile ısıl işleme tabi tutulmuştur. Daha sonra malzeme yüzeylerine su bazlı tek ve çift bileşenli vernikler üretici firma önerileri doğrultusunda endüstriyel uygulamalara uygun olarak katman kalınlıkları birbirine yakın olacak şekilde tatbik edilmiştir. Elde edilen malzemeler, UV-A 340 nm florasan lambalarının bulunduğu QUV accelerated weathering tester cihazında; 144, 288 ve 432 saat süre boyunca UV ışığına (ASTM G 154-06) maruz bırakılmıştır. Yaşlandırma periyotları sonralarında; renk (ΔE, ΔL*, Δa* ve Δb*) (ASTM-D 2244-3), parlaklık (ISO 2813), yüzey pürüzlülüğü (Ra, Rz ve Rmax) (ISO 4287), yüzeye yapışma direnci (ASTM D 4541), salınımsal sertlik (ANS/ISO 1522) ve çizilme direnci değerleri (EN 15186) belirlenmiştir. Araştırma sonucuna göre; kullanılan su bazlı tek ve çift bileşenli verniklerin ısıl işlem görmüş ağaç malzeme yüzeylerinde, yaşlandırma sonrasında parlaklık, yüzeye yapışma direnci, yüzey pürüzlülüğü değerlerinde azalma, sertlik, çizilme ve renk değerlerinde ise artış belirlenmiştir.

Ümit Ayata
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Science
2014
00
Master'sOpen AccessTR

TS ISO 16949:2009 kalite yönetim sistemi ve bir orman ürünleri işletmesinde uygulanması

Çalışma Düzce ilinde faaliyet gösteren, içinde yer aldığı Batı Karadeniz Bölgesi'nin ve orman ürünleri endüstrisi iş kolunda yer alan işletmelerin yönetim ve üretim karakterlerini bünyesinde barındıran bir orman ürünleri sektör temsilcisinin üretim tesisinde gerçekleştirilmiştir. İşletme aynı zamanda müşteri profili açısından otomotiv ana sanayinin tedarikçisi konumunda bulunmakta ve bu konumu ile ulusal ölçekte incelemeye değer nadir bir pozisyonda yer almaktadır. Yapılan bu tez çalışmasında; makine alt yapısı, çalışan profili, malzeme özelliği, iş akışı ve ürün niteliğinden oluşan üretim karakterleri ile tedarikçi profili, yönetici yetkinliği, üst yönetimin kabiliyeti, dokümantasyon alt yapısı ve müşteri beklentisinden oluşan yönetim karakterlerinin sürekli iyileştirme kapsamında uzun vadeli dönüşümü incelemeye alınmıştır. Tezin amacı; orman ürünleri iş kolundaki bir işletmenin, otomotiv yan sanayi olarak sağladığı hizmet standartlarını belirleyen TS ISO 16949 Otomotiv Yan Sanayi Kalite Yönetim Sistemi kapsamında kalite yönetim sisteminin gelişimi temelinde gerçekleştirdiği faaliyetlerin işletmeye kısa, orta ve uzun vadede sağlayacağı faydaları benzer konumdaki işletmelere örnek teşkil edecek şekilde ortaya koymaktır. İşletme karakterinin ortaya konulmasını amaçlayan bu çalışmada süreç adımlarını oluşturan tedarikçi, üretim ve müşteri parametreleri üzerinden bir inceleme yapılarak örnek bir profil oluşturulmuştur. İşletmenin proses içi hurda, iç müşteri memnuniyet, müşteri iade ve personel devir oranı gibi üretim parametrelerinin iyileştirilmesi yönünde proje planı doğrultusunda yaptığı faaliyetlerde ilerleme sağladığı tespit edilmiştir. İçinde yer alınan orman ürünleri sektörünün dinamikleri çalışılmak durumunda kalınan tedarikçilerin yeterliliği konusunda kritik bir etken oluşturmakta, tedarikçi performans puanı ile izlenen bu parametrede beklenen düzeye belli ölçüde ulaşılsa dahi bu konuda yapılması gereken çalışmalar proje planı doğrultusunda sürdürülmeye devam etmektedir. Müşteri memnuniyet oranı yıllık olarak müşteri tarafından verilen performans puanı üzerinden izlenmekte, işletme bu parametre verilerine göre beklenen düzeye ulaşmış bulunmaktadır. Yapılan tez çalışmasında elde edilen veriler de bu yönde olmakla beraber işletmenin; insan odaklı yönetim anlayışı, makine alt yapısının modernizasyonu, çalışan personelin yetkinliği, izlenebilirlik, dokümantasyon alt yapısının etkin kullanımı konularında proje planı doğrultusunda çalışma gereksinimi halen bulunmaktadır.

Ertan Solak
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Science
2014
00