49
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Dijital çağda değişen belge olgusunun geleneksel arşiv düzenleme ve tanımlama uygulamalarına etkisi
Arşivlenen elektronik belgelerin, geleneksel metotlar ışığında şekillenen arşiv uygulamalarını etkilediği düşünülmektedir. E-belgelerin güncel dönemde üretimi, onaylanması ve dağıtımı şeklindeki uygulamalarda, arşiv malzemesi olduktan sonra da özgünlüğünün muhafazası, belge hiyararşisinin korunması ve arşivsel bağın kurulması gibi konularda yeni gelişmeler olmuştur. Bunlardan biri de düzenleme ve tanımlamayla ilgilidir. Bu tez çalışmasının amacı, arşive devredilmiş e-belgelerin düzenlenmesi ve tanımlanması olarak bilinen entelektüel kontrolü sırasındaki geleneksel metotların yeterliliğini değerlendirmektir. Bu yapılırken e-arşivlerin geleneksel uygulamalarda ne tür değişimlere sebep olduğu da ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Tezin problemi, bilgi teknolojisine dayalı elektronik belgelerin yoğun olarak kullanılmaya başlanmasıyla, provenans ve asli düzen gibi prensiplerin yeterli olup olmadığını tartışmak ve prensiplerin uygulanmasının gerekliliği üzerine yeniden düşünmektir. Teori ve uygulamalarda adı geçen tartışmalar yaşandığından tezin hipotezi "dijital çağda değişen belge olgusunun geleneksel arşiv düzenleme ve tanımlama uygulamalarını etkilediği" şeklinde belirlenmiştir. Hipotezin sınanması süreci iki yol üzerinden yürütülmüştür. Bunlardan ilki, literatüre dayalı olarak uzmanların görüşleri ışığında durumu tespit etmek; ikincisi, kişilerle görüşmeler gerçekleştirip kurumlarda saha çalışması yapmaktır. Saha çalışmasında örneklem olarak Türkiye'deki farklı kurumlardan e-belge yönetimi uygulamalarını ve arşiv süreçlerini deneyimlemiş uzmanlar seçilmiştir. Bu kapsamda on beş (15) kurumdan on sekiz (18) katılımcı ile görüşme yapılmıştır. Bazı kurumlarda görüşmeye birden fazla kişi katkı sağlamıştır. Sahada yapılan gözlem ve görüşmelerde ilginç sonuçlar elde edilmiştir. Bunlardan biri, e-belgelerin düzenleme ve tanımlamaya olan etkileriyle henüz yeteri kadar yüzleşilemediği gerçeğidir. Örgütlerin güncel belgeler için kullandıkları veri depoları e-kurum arşivi gibi görülmektedir. E-belgelerle ilgili çözümler, çoğunlukla anlık erişim ve kullanıma yöneliktir. Çözümlerin, arşivlenen e-belgelerle alakalı uzun dönemde ne kadar kullanışlı olacağı konusu soru işaretleri barındırmaktadır. Kalıcı çözüm üretilememesinin önemli bir sebebi, arşivcilerin elinde rehber niteliğinde yeterli prosedürlerin bulunmaması olarak değerlendirilmiştir. Saha çalışmasında öne çıkan diğer bir husus da e-belgelerle birlikte birtakım yeni tanımlama alanlarının ortaya çıkması, bunun da uygulamaları etkilemesidir. Katılımcılar, yeni tanımlama alanlarını önceki uygulama standartlarına eklemeler yaparak kullandıklarını belirtmişlerdir. Tezde, e-belgelerin geleneksel arşivcilik yaklaşımlarının yeniden yorumlanmasına neden olduğu görülmüştür. Bunun önemli bir sebebi, arşivlenen e-belgelerin bilgi taşıyıcı özellikleri, kayıt ortamları ve formatları, bilgi güvenliği ve uzun süre orijinal kalmak ve delil değerini muhafaza etmekle ilgili kırılgan bir yapıya sahip olmalarıdır. Özellikle literatür analiz edilirken, arşiv prensipleri olarak provenans ve orijinal düzenin dijital çağda işlevsiz kalacağı endişeleriyle karşılaşılsa da çalışmada organik bağı koruyup, belge hiyerarşisini sağlamak için bu prensiplere daha çok ihtiyaç olacağı sonucuna varılmıştır.
Dijital ortamın gençlerin okuma alışkanlıklarına etkisi: İstanbul'da durum
Bilgi ve iletişim teknolojilerinde yaşanan gelişmelerin özellikle yeni medya platformlarının, ağlarının ve teknolojilerin okuma alışkanlıklarında / davranışlarında değişikliğe yol açtığı literatürde sıklıkla dile getirilmektedir. Dijital teknolojilerin bütününün gençlerin okuma alışkanlıklarını değiştirmekte olup olmadığını; gençlerin neleri okuduklarını ve nasıl okuduklarını bilmek, onlara rehberlik edebilmenin ön koşuludur. Bu tezin temel amacı da gençlerin basılı ve dijital ortamdaki okuma alışkanlıklarını ortaya koymaktır. Ayrıca bilgi ve iletişim teknolojilerinin ürünü olan internet ve diğer dijital kaynakların gençlerin okuma alışkanlıklarına etkisini irdelemek ve halk kütüphanelerinin basılı ve dijital ortamda okumayı özendirme konusundaki rollerini ortaya koymak da amaca dahil edilmiştir. Bu amacı gerçekleştirmek üzere araştırmanın örneklemi İstanbul olarak belirlenmiş ve İstanbul'un Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı halk kütüphanesine sahip 26 ilçesinde 12-18 yaş arasındaki gençlerin basılı ve dijital ortamdaki okuma alışkanlıklarına ve kütüphane kullanımlarına yönelik web tabanlı bir anket uygulanmıştır. Araştırmanın örneklemi 410 (n) kişiden oluşmaktadır. Araştırmanın bulguları göstermektedir ki dijital teknolojilerin çok yaygın olduğu bu dönemde basılı ortamda (sık sık + her zaman) okumayı tercih eden gençlerin oranının dijital ortamda (sık sık ve her zaman) okumayı tercih edenlerden daha fazla olmasıdır. Ayrıca, kızların basılı ortamda okuma oranları erkeklere göre anlamlı olarak daha yüksek bulunmuştur. Basılı ortamı tercih etme oranı her ne kadar yüksek olsa da gençler dijital ortamda okumadan kopuk durumda da değildirler.
Üniversite kütüphanelerinde e-kitap dermesinin yönetiminde yaşanan sorunlar: İstanbul'da durum
Bilgi ve iletişim teknolojilerindeki gelişmeler ve özellikle internet, elektronik yayıncılık alanının ortaya çıkmasına ve onun bir uzantısı olan ekitabın yaygınlık kazanmasına neden olmuştur. Eğitim ve araştırmayı destekleyen üniversite kütüphaneleri de yayın hayatındaki bu gelişmeleri ekitapları dermelerine katarak izlemişlerdir. Kullanıcılara her yerden ve her zaman erişim olanağı veren kütüphanelere fiziksel olarak yer tasarrufu sağlayan bu yeni formatın seçimi, satınalınması, kataloglanması ve erişilebilir kılınması ise basılı ortamdan çok daha farklı teknik ve mesleki bilgiye hakim olmayı gerektirmektedir. Bu tezin amacı ekitap dermesinin İstanbul'daki üniversite kütüphanelerinde nasıl yönetildiğini belirlemek ve bu konuda henüz literatüre yansımamış sorunları ve zorlukları ortaya çıkarmaktır. Bu amacı gerçekleştirmek üzere nitel bir araştırma yaklaşımı (qualitative research) benimsenmiş ve URAP 2020/2021 İstanbul sıralamasında yer alan 10 üniversitenin kütüphanesinde ekitap yönetiminden sorumlu kütüphanecilerden yarı yapılandırılmış görüşme tekniğiyle veri toplanmıştır. Araştırmanın bulguları göstermektedir ki araştırma kapsamına dahil olan İstanbul'daki üniversite kütüphanelerindeki ekitap yönetiminin çerçevesi tüm aşamaları içermemekte; ağırlıklı olarak bütçe (belirleme ve tahsis etme), seçim süreci (sağlama modelleri dahil), lisanslama ve kullanımı değerlendirme süreçlerine odaklı olarak gerçekleşmektedir.
Türkiye'de akademik makalelerde öz hazırlama örüntüleri: Disiplinler arası bir analiz
Bu araştırma Türkçe araştırma makalelerindeki öz örüntülerinin disiplinler arası analizini yapmayı amaçlamaktadır. Bu amaçla TÜBİTAK Ulusal Veri Tabanından sosyal ve beşeri bilimler, mühendislik ve temel bilimler, yaşam bilimleri, tıp ve hukuk veri tabanlarında yayımlanmış 246 dergi örneklem olarak seçilmiştir. Araştırmada tabakalı örneklem ve betimleme yöntemleri kullanılmıştır. Analiz sonunda özlerde amaç ve arka plan ögelerinin sıklıkla; yöntem, bulgular ve sonuç ögelerinin görece daha az yer aldığı bulunmuştur. Arka plan ögesinin hukuk alanında zorunlu; diğer veri tabanlarında geleneksel ya da isteğe bağlı olduğu; yöntem ögesinin ise sadece yaşam bilimleri ile mühendislik ve temel bilimler alanlarında geleneksel olduğu tespit edilmiştir. Bulgular ve sonuç ögeleri yaşam bilimleri alanında geleneksel; diğer alanlarda isteğe bağlıdır. Amaç ögesi ise tüm veri tabanlarında gelenekseldir. Veri tabanları ile arka plan, yöntem, bulgular ve sonuç öz ögelerine yer verilip verilmemesi arasında istatistiksel olarak anlamı bir ilişki varken amaç öz ögesine yer verilip verilmemesi arasında istatistiksel olarak anlamı bir ilişki saptanmamıştır. Özlerde en yaygın öge dizilimleri arka plan=>amaç ve sadece arka plan biçiminde gerçekleşmiştir. Yaşam bilimleri ve bir noktaya kadar mühendislik ve temel bilimler alanlarında bir farkındalık oluşmaya başladığı görülse de diğer alanlarda özlerin istenen yetkinlikten henüz çok uzak oldukları değerlendirilmiştir. Öz yazım stratejilerinin geliştirilmesinin, daha esaslı bilimsel faaliyetlerin gerçekleştirilmesine zemin hazırlayacağı; diğer yandan bilgi yönetimi başta olmak üzere bilimsel faaliyetlerle ilişkili tüm mesleki ve akademik alanları geliştireceği düşünülmektedir.
Arşiv stajı yapan öğrencilerin iş süreçlerinin mentorluk kapsamında analizi
Bu tezde bilgi ve belge yönetimi bölümlerindeki arşiv stajı, mentorluk metodolojisi çerçevesinde incelenmiştir. Bu kapsamda staj yapılan kurumların staj süresince öğrencilere sergilemiş oldukları tutum ve davranışlar ele alınarak, stajların mentorluk kapsamında yapılıp yapılmadığı değerlendirilmiştir. Aynı zamanda öğrencilerin staj süreçleri ile ilgili görüşleri alınmıştır. Çalışmanın temel hipotezi, "Türkiye'deki bilgi ve belge yönetimi bölümlerinde yürütülen arşiv stajları, mentorluk metodolojisi kapsamında yapılmamaktadır" şeklindedir. Tezde literatür taraması yönteminden yararlanılmış, veri toplama aracı olarak da anket metodu kullanılmıştır. Saha çalışmasındaki örneklem grubu, 2015-2019 yılları arasında arşiv stajlarını yapmış olan 361 kişiden oluşmuştur. Araştırmada, staj yapılan kuruma göre mentorluğun yetiştirme, ayrılma ve yeniden tanımlama aşamalarında staj yapılan kurum türüne göre anlamlı bir farklılığın olduğu görülmüştür. Buna ek olarak, staj memnuniyetinde staj yapılan kuruma göre anlamlı bir farklılığın olmadığı tespit edilmiştir. Stajlarda mentorluk metodolojisinin uygulandığına dair birtakım bulgulara rastlamakla birlikte öğrencilerin bazı aşamalarda sorunlar yaşadıkları görülmüştür. Bu bağlamda arşiv stajlarında yürütülen programların mentorluk metodolojisi kapsamında bazı yönleriyle sağlandığı, fakat tüm yönleriyle gerçekleştirilemediği anlaşılmıştır. Sonuç olarak arşiv stajlarının mentorluk metodolojisi çerçevesinde yapılmasının stajda yaşanabilecek sorunları çözme ve staj programlarındaki verimi artırma açısından uygulanabilir bir yöntem olduğu kanaatine varılmıştır.
İstanbul Üniversitesi'nin sosyal bilimler alanındaki bilimsel araştırma üretkenliğinin ve bilimsel işbirliklerinin bibliyometrik ve sosyal ağ analizi yöntemleriyle incelenmesi
Araştırma üretkenliği ve işbirlikleri, bilimsel bilgiyi geliştirmenin ve üniversiteyi ilerletmenin temel unsurlarıdır. Yükseköğretimde öğretim üyeleri bilimin çeşitli disiplinlerinde yaptıkları her yeni yayınla yeni bilgileri paylaşmış ve yayımını sağlamış olurlar. Bu bağlamda araştırma ve yayın adeta üniversitenin temel işlevidir. Bu tezin temel amacı da İstanbul Üniversitesi'nin sosyal bilimler alanındaki bilimsel araştırma üretkenliğini ve işbirliklerini incelemek olarak belirlenmiştir. Bu amacı gerçekleştirmek üzere Web of Science'da sosyal bilimler alanında 1980-2022 yılları arasında dizinlenmiş İstanbul Üniversitesi adresli yayınlar bibliyometrik ve sosyal ağ analizine tabii tutulmuştur. Araştırmanın bulguları göstermektedir ki İstanbul Üniversitesi Web of Science'da dizinlenen yayınları bağlamında üretken olarak nitelendirilebilecek bir yayın performansına sahiptir. Sosyal bilimler alanındaki yayın performansı ise fen bilimlerine göre daha düşüktür; buna karşın Türkiye'deki diğer üniversitelerle karşılaştırıldığında sosyal bilimler alanında oldukça iyi bir performans göstermektedir. Sosyal bilimler alanınında bilimsel işbirliği kurmaya yatkın yapıda olduğu da bulgulanmıştır. Kurulan işbirlikleri özellikle farklı bilim dallarına ait disiplinlerarası çalışmalardan kaynaklanmaktadır. Bu durum sosyal bilimler alanındaki yayınların bibliyometrik göstergelerini etkileyecek büyüklüktedir. Anahtar Kelimeler: Bilimsel Üretkenlik, Bilimsel İşbirliği, Bilimsel Performans, Araştırma Üretkenliği, Araştırma Performansı, Akademik Performans, Sosyal Ağ Analizi, Bibliyometrik Analiz, İstanbul Üniversitesi, Sosyal Bilimler
Dijital çağda bilgi okuryazarlığı: Çok katmanlı bilgi okuryazarlığı modeli
Bilgi okuryazarlığı, bilgi çağı olarak adlandırdığımız bu çağda bir birey için temel bir yaşam becerisi olarak kabul edilir. Bu nedenle, birçok disiplinde çok sayıda araştırmacı tarafından elli yılı aşkın bir süredir bu konu üzerine araştırmalar yapılmaktadır. Bilgi okuryazarı olmanın tanımları ve gereksinimleri, bu zaman süresi boyunca değişmiş ve gelişmiştir. Pek çok bilim adamı, okuryazarlık tanımının ve niteliklerinin esas olarak çağın bilgi uygulamaları ve teknolojik gelişmeleri tarafından belirlendiğini öne sürmektedir. Bu nedenle insanların bilgiye erişme, bilgiyi kullanma ve paylaşma süreçleri, yolları ve araçları bilgi okuryazarı olmanın doğasını ve gerekliliklerini ortaya koymaktadır. İçinde bulunduğumuz çağ, bireylerin sadece bilgi kullanıcısı değil aynı zamanda bilgi inşasına aktif olarak katkıda bulunduğu, sosyal süreçler yoluyla çoğunlukla ağ bağlantılı ve elektronik araçlarda bilginin erişildiği, kullanıldığı, yeniden yapılandırıldığı ve paylaşıldığı dijital çağ olarak adlandırılmaktadır. Ayrıca, kullanıcı dostu ekranların sağladığı kolaylıklar ve küreselleşmenin iletişimdeki etkileri nedeniyle bilgi kaynaklarının semiyotik yapısı, baskın olarak tek katmanlıdan (modludan) (dilsel) çok katmanlı (multimodal) semiyotik yapıya evrilmiştir. Bu nedenle bu çağda bireylerin sadece dilsel okuryazar olmaları yetersiz olup, bireylerden çok katmanlı bilgi kaynaklarını anlamlandırabilen ve tasarlayabilen çok katmanlı okuryazar olmaları beklenmektedir. Bu çalışma, dijital çağda bilgi okuryazarı olmanın doğası ve yetkinlikleri üzerine odaklanmakta ve bilgi okuryazarı olmanın kuram ve uygulama seviyesinde tanımını ortaya koymayı amaçlamaktadır. Daha önce yapılan çalışmalar temel alınarak bu çalışmada dijital çağda bilgi okuryazarlığının doğasını ve yetkinliklerini tanımlamak için ilk olarak; ACRL (2016) çerçevesi ve çok katmanlı okuryazarlık terimi bütünleştirilmiş ve çok katmanlı bilgi okuryazarlığı kavramı kullanılmıştır. İkinci olarak bu çalışma; bireylerin çok katmanlı bilgi okuryazarlığı yeterliliklerini geliştirmek için verimli öğrenme etkinliklerini araştırmayı amaçlamaktadır. Bu araştırmada amaçlara ulaşmak için durum çalışması ve eylem araştırmasını içeren nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Çalışmaya lisansüstü düzeyinde 16 Bilgi ve Belge Yönetimi öğrencisi gönüllü katılım göstermiştir. Öğrenme etkinlikleri çevrimiçi ve çevrimdışı platformlar aracılığıyla bir eğitim/öğretim dönemi boyunca uygulanmıştır. Bütün katılımcılar dönem boyunca çalışmanın bütün evrelerinde bulunmuş olup, çalışmanın bitimine kadar devamlılık göstermişlerdir. Veri kaynakları; araştırma boyunca üç kez boylamsal olarak uygulanan bilgi okuryazarlığı testleri, bireysel çok katmanlı bilgi okuryazarlığı mülakatları ve katılımcıların bilgi kaynakları tasarımlarıdır. Sonuçlar; öğrenme etkinlikleri öncesinde katılımcıların çok katmanlı bilgi okuryazarlığı becerilerinin düşük olduğunu göstermiştir. Belli pedagojik niteliklere sahip öğrenci merkezli ve uygulamaya dayalı öğrenme etkinliklerinin yapılmasından sonra, çok katmanlı bilgi okuryazarlığı yeterliklerinde iyileşmeler gözlemlenmiştir. Çalışma ilk olarak; bilgi okuryazarı olmanın tanım ve yetkinliklerinin çağın bilgi kültürü ve uygulamalarına göre yeniden tanımlanması ve güncellenmesi gerektiğini ve dijital çağda çok katmanlı bilgi okuryazarlığının uygun ve etkili bir yaklaşım olduğunu göstermektedir. İkinci olarak; eğitim faaliyetleri, öğrenenlerin kendi bilgilerini önceki bilgiler üzerine inşa ettikleri ve öğrenenlerin bilgilerini günlük yaşama ve akademik bilgi okuryazarlığı uygulamalarına dönüştürmelerini sağlayan etkili pedagojik stratejilere dayanmalıdır. Üçüncüsü ise; harmanlanmış (yüzyüze ve çevrimiçi) öğrenme etkinlikleri, çok katmanlı bilgi okuryazarlığı için en iyi öğretim stratejisi olarak görünmektedir.
Dijital çağda çocuklara hizmet veren kütüphaneciler için yeterlilikler ve Türkiye'de durum
Bu tezin temel amacı çocuklara hizmet veren kütüphaneciler için temel yeterliliklerin ne olduğunu ortaya koymak ve Türkiye'de Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı halk ve çocuk kütüphanelerinde çalışan kütüphanecilerin yeterlilik algılarını kişisel (ve kişiler arası) tutum ve özellikler, genel (her profesyonel meslek sahibinin sahip olması gereken) bilgi ve beceriler ve mesleki (çocuk kütüphaneciliği alanına özgü) bilgi ve beceriler kapsamında belirlemektir. Çocuk kütüphanecilerinin yeterlilik algılarını tespit etmek üzere tarama (survey) yönteminden yararlanılmış ve veri toplamak üzere de anket tekniği kullanılmıştır. Araştırmanın evreni Türkiye'de Kültür ve Turizm Bakanlığı'na bağlı halk ve çocuk kütüphanelerinde çalışan kütüphanecilerden oluşmaktadır (N=955). Araştırmanın örneklemi ise 315 (n) kişidir. 315 kütüphaneciye web tabanlı bir anket uygulanmıştır. Araştırmanın bulgularına göre, kütüphanecilerin kişisel tutum ve özelliklere yönelik algıları genel olarak yüksektir. Kendilerini "çocuklara karşı sabırlı ve hoşgörülü"; "sıcakkanlı ve güler yüzlü" ve "bireysel farklılıkları kabul eden ve kültürel çeşitliliğe saygılı bir kişi" olarak algılamaktadırlar. Kişisel tutum ve özellikler ile yaş arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Kütüphanecilerin kendilerini en az yeterli gördüğü genel bilgi ve beceri kategorisi yabancı dildir. Genel bilgi ve beceri ile yaş arasında da istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Kütüphanecilerin kendilerini en az yeterli gördükleri mesleki konular ise web teknolojisi ve pedagoji bilgisidir. Mesleki bilgi ve beceriler ile yaş ve eğitim derecesi arasında da istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Ayrıca, bulgulara göre çocuklara hizmet veren kütüphanecilerin, "kişisel tutum ve özellikler" ile "genel bilgi ve becerilere" yönelik algıları "mesleki bilgi ve becerilere" yönelik algılarından daha yüksektir.
1 numaralı Erzurum Ahkâm Defterinin (m.1742–1749) metin madenciliği tekniğiyle değerlendirilmesi
Teknolojik gelişmelere bağlı olarak büyük miktarda veri oluşmaya başlamıştır. Söz konusu veriler veri madenciliği ve metin madenciliği yöntemleri kullanılarak analiz edilebilmekte ve ayrıca bu verilerden faydalı bilgiler çıkarılabilmektedir. Veri madenciliği yapılandırılmış veriler üzerinde uygulanırken metin madenciliği yarı yapılandırılmış ya da yapılandırılmamış veriler üzerinde uygulanmaktadır. Arşivlere ya da veri tabanlarına bakıldığında buralarda depolanan veri miktarının çok yüksek olduğu görülebilir. Bu bağlamda Osmanlı arşiv belgeleri de önemli bir veri kaynağı olarak kabul edilebilir. Bu verilerin çoğu yapılandırılmamış ya da yarı yapılandırılmış metinsel veri formundadır. Büyük miktardaki metinsel verilerin manuel olarak düzenlenmesi, analiz edilmesi ve dolayısıyla faydalı bilgilerin elde edilmesi oldukça zor ve zaman alıcı bir işlemdir. Bu çalışmada, 1 Numaralı Erzurum Ahkâm Defterinin içerisinde bulunan metinsel hüküm verileri, metin madenciliği yöntemleri uygulanarak, otomatik bir şekilde konularına göre sınıflandırılmıştır. Sınıflandırma işleminde Decision Tree, Support Vector Machine, Gradient Boosted Trees, Random Forest ve K Nearest Neighbor algoritmaları kullanılmıştır. Kullanılan doküman frekansı, ikili ağırlıklandırma, terim frekansı, ters doküman frekansı ve ters sınıf frekansı ağırlıklandırma yöntemlerine göre algoritmaların sınıflandırma başarıları değerlendirilmiştir. En başarılı sonuç %0,812 doğruluk oranıyla ters doküman frekansı ağırlıklandırma yöntemi kullanılarak Gradient Boosted ağaçları algoritmasıyla elde edilmiştir. Oluşturulan sınıflandırma modelinin geliştirilebilmesi ve Osmanlı arşiv belgeleri üzerinde uygulanacak metin madenciliği uygulamaları için önerilerde bulunulmuştur.
Araştırma kütüphanelerinde hizmet başarısının tanımlanması: İSAM Kütüphanesi örneği
Bu araştırmada, kütüphanelerde hizmet başarısı hakkında bilgi verilmekte, araştırma kütüphanelerinde hizmet başarısını etkileyen faktörler irdelenmektedir. Kütüphane hizmetlerinin tespiti, planlanması, sınıflandırılması, sunulması, duyurulması, kullandırılması, güncellenmesi ve değerlendirmesine yönelik faaliyetlerin kütüphane hizmet başarısına ne kadar, nasıl ve ne şekilde etki ettiği sorusuna cevap aranmaktadır. Bu amaçla 40 kişiye yarı yapılandırılmış görüşme soruları uygulanmıştır. Elde edilen bulgular ışığında kütüphane hizmetlerinde başarıyı sağlayan faktörler İSAM Kütüphanesi örneği ile ortaya konulmaya çalışılmıştır. "Nitel araştırma" yöntemlerinden "durum çalışması" deseni ile yapılandırılan bu çalışmada; "amaçlı örnekleme" yöntemlerinden "maksimum çeşitlilik örnekleme" tekniği ile belirlenen 40 kişilik çalışma grubuna 17 yarı yapılandırılmış soru yöneltilmiştir. Görüşme sorularına verilen cevaplar incelenmiş, gözlemlerden elde edilen alan notları, dokümanlar ve kişisel bilgi formları da dikkate alınarak tematik analiz yöntemi ile değerlendirilmiştir. Verilerin analizinde MAXQDA Analytics Pro programı kullanılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre; kütüphanelerde hizmet başarısını etkileyen unsurlar olarak; Açık Raf Sistemi, Akustik, Aydınlatma, Dış Mekânda Hizmet Sunumu, Esnek Mekân, Hijyen, İç Mekân Ergonomisi, İç Mekânda Mekânsal Çeşitlilik, İklimlendirme, Bahçe, İş Sağlığı ve Güvenliği, Konum (Ulaşılabilirlik), Mimari tasarım, Basılı Kaynaklar, Elektronik Kaynaklar, Arşiv, Dokümantasyon, Derme Oluşturma ve Geliştirme, Tanıtım, Halkla İlişkiler, Sosyal Medya, Hizmetlerin Kullanımına Yönelik Faaliyetler, Üyelik İşlemleri, Araştırma Hizmeti Dışındaki Kullanıcı Hizmetleri, Fotokopi Hizmeti, Hizmetin Sunulduğu Saatler, Hizmetlerin Fiyatlandırılması, Kullanıcı Sadakati, Kullanıcılarla İlgili Görüşler, Yerinde Hizmet, Uzaktan Hizmet, İletişim, Yetkinlik, Personel Çeşitliliği, Web Sayfası Tasarımı, Dijital Teknolojiler, Bilgisayar Teknolojileri, Bireysel Erişim İçin İnternet Hizmeti, Modern Kütüphane Teknolojileri Kullanımı kategorilerine ulaşılmıştır. Bu kategorilerin altında sunulan kodlarla hizmet başarısı unsurları detaylı olarak verilmiştir. Çalışmanın bulguları ile hem teoride kütüphane hizmetlerinin değerlendirilmesine hem de örnek uygulamalar ile kütüphane hizmetlerinin geliştirilmesine yönelik öneriler geliştirilmiştir. İstanbul Üniversitesi Tez Hazırlama Yönergesi'ne göre hazırlanan bu çalışmada; "İçindekiler" kısmında İkinci Sistem; metin içi atıflarda Madde-18/f-2; "Bibliyografya / Kaynakça" kısmında Örnek 4 dikkate alınmıştır. Tezin yazımında Türk Dil Kurumu Yazım Kılavuzu (çevrimiçi)'ndan yararlanılmıştır. Kullanılacak terimlerin tutarlı olabilmesi için; https://acikveri.ulakbim.gov.tr/ adresinden erişilebilen "Araştırma Verilerinin Yönetimi Eğitim Portalı" esas alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Araştırma Kütüphanesi, Hizmet Başarısı, İSAM Kütüphanesi, İslâm Araştırmaları Merkezi, Kütüphane Hizmetleri, Performans Değerlendirme
Millet kıraathanelerinin kullanıcılar üzerindeki etkileri: Merkezefendi Millet Kıraathanesi örneği
Antik dönemlerden itibaren kütüphanelerin insanlığa sunduğu temel fayda, bilginin muhafazasını sağlamak olmuştur. Son 2000 yılda birçok değişiklik ve yenilik meydana gelmesine rağmen kütüphanelerin asıl amaçları, daima kullanıcılarına aradıkları bilgiyi sunmak ve doğruya ulaşmalarına yardımcı olmaktır. 21. yüzyıla gelindiğinde kütüphanelerin toplum için sağladığı yarar, sadece kitaplara erişim değil, aynı zamanda bu mekanların bir tür yaşam merkezleri haline dönüşmüş olmasıdır. Günümüzde birçok türü bulunan kütüphanelerden halk kütüphaneleri ve millet kıraathaneleri de bu amaç doğrultusunda bireyin, bilgiye erişiminin yanı sıra sosyalleşmesine ve kültürel faaliyetlerde bulunabilmesine olanak sağlayan merkezler haline dönüşmüştür. Nitekim insanlar kütüphanelere sadece bilgi aramak için değil, aynı zamanda sosyalleşmek için de gelmektedir. Bu doğrultuda çalışmanın birinci bölümünde Halk Kütüphanesi tanımı, işlevi ve Türkiye'deki durumu hakkında bilgiler verilmiş, halk kütüphanelerinin eğitim sürecinin desteklenmesinde önemli bir rol oynadığı ortaya koyulmuştur. İkinci bölümde millet kıraathanelerinin kurulmasında örnek alınan "kıraathane" kültürünün geçmişi ve geçirdiği evreler hakkında bilgiler verilmiştir. Ayrıca millet kıraathanelerinin ağırlıklı kullanıcı kitlesini oluşturan genç nesil üzerindeki etkileri ve bu kütüphanelerin sosyalleşmeye katkıları da incelenmiştir. Nitekim genç nesil için millet kıraathaneleri, çalışma grupları oluşturup birlikte ders çalışabildikleri, diğer okuyucular için de kültürel faaliyetlerde ve fikir alışverişinde bulunabildikleri mekanlar olarak göze çarpmaktadır. Ayrıca, millet kıraathanelerinin sanatçılar ve sanat meraklıları için, sergiler düzenlemek ve kendilerini tanıtmak için bir mekân olarak kullanıldığı da görülmüştür. Bu bağlamda halk kütüphaneleri ve millet kıraathaneleri çeşitli benzerlikler ve farklılıkları açısından incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise 2018'den itibaren Türkiye'de açılmaya başlanan millet kıraathanelerinin, Merkezefendi Millet Kıraathanesi kullanıcıları üzerindeki etkileri ve özellikle genç ve okuyan nüfusun yoğun olduğu ülkemizde sıklıkla tercih edilen ders çalışma mekanları olarak kullanıcılarının bu kütüphaneler hakkındaki deneyimleri ve olumlu/olumsuz tecrübeleri araştırılmıştır. Bu amaç doğrultusunda, araştırma Zeytinburnu Merkezefendi Millet Kıraathanesi kullanıcıları üzerinde yapılmış ve anket tekniği kullanılarak birtakım sonuçlara ulaşılmıştır. Bu sonuçlar ışığında, bu kütüphanelerin kullanıcı üzerindeki etkisi ortaya koyulmuştur.
Osmanlı diplomatiğinde ahidname formunun doğuşu ve gelişimi (XIV-XVI. yüzyıllar)
Bu tezde Osmanlı İmparatorluğu'nun kuruluşundan itibaren yürütülmüş olan diplomasi faaliyetlerinin bir sonucu olarak ortaya çıkan ve uluslarası hukukun temel kaidelerini belirleyen bir belge grubu olan ahidnameler ele alınmıştır. Kapsamı devletin kuruluşundan XVI. yüzyılın sonuna kadar yaklaşık 300 yıllık bir süre zarfında günümüze orijinali ya da sureti ulaşmış olan ahidnamelerle sınırlandırılmış olan bu tezin başlıca hedefi Türkçe ahidname formunun ortaya çıkışı ve gelişimine ait süreçleri tarihsel bir bütünlük içerisinde incelemektir. Bu tezde Osmanlı ahidnameleri 1300-1600 yılları aralığında sistematik ve kronolojik olarak çalışılmış; öncelikle ahidname türü belgelerin ortaya çıkışı Selçuklu ve beylikler döneminde geçirmiş olduğu değişim ve Osmanlı dönemindeki gelişimi bakımından birinci bölümde ele alınmıştır. İkinci bölümde Osmanlı ahidnamelerini oluşturan diplomatik rükünler tarihsel süreç içerisinde Osmanlı belgelerinde görülmeye başladığı ilk örnekten itibaren ele alınarak ahidnamelerde bu rükünlerin gelişimi ve biçimsel özellikleri incelenmiştir. Tezin üçüncü bölümü ahidnamelerin arşivsel tanımlanmasında kullanılan üstveriler ve bu üstverilerin analizine ayrılmıştır. Dört ila dokuzuncu bölümlerde öncelikle Osmanlı-Venedik ahidnameleri incelenmiş, takip eden bölümlerde ise Osmanlı-Avusturya ahidnameleri, Osmanlı-Lehistan ahidnameleri, Osmanlı-Macaristan ahidnameleri, Osmanlı-Fransa ahidnameleri ile İngiltere, Floransa ve Sakız ahidnameleri tarihsel gelişimi, diplomatik özellikleri ve metinleri bakımından bir bütün halinde değerlendirilmiştir.
Osmanlı Üsküdar'ında bilginin toplumsallaşması XVI.-XVIII. yüzyıllar (Şer'iyye Sicilleri ışığında)
Bu tezde Osmanlı İmparatorluğu döneminde Üsküdar Mahkemelerinde tutulmuş olan Şer'iyye Sicillerinden XVI.-XVIII. yüzyıllara ait 553 defterde bulunan yaklaşık 5000 tereke kaydı incelenmiş ve bu kayıtlar içerisinden kitap ihtiva eden 175 adet tereke kitap kültürü, bilginin toplumsallaşması, kitap sahipleri ve mensup oldukları sosyal gruplar ile sahip oldukları kitapların konusal analizi bakımından değerlendirilmiştir. Siciller incelenirken örneklem yapılmamış, defterlere kaydedilmiş tüm tereke kayıtları bütüncül olarak değerlendirmeye alınmıştır. Tespit edilen toplam 175 terekenin 25'i XVI. yüzyıla, 57'si XVII. yüzyıla, 93'ü ise XVIII. yüzyıla aittir. Tezde üç yüzyıllık bir dönem içerisinde Üsküdar mahkemesinde kaydedilen terekelerin analizine geçmeden önce bilginin kurumsal ve toplumsal bir analizi yapılmıştır. Bilginin kurumsallaşması medrese, saray ve tekke başlığı altında, bilginin toplumsallaşması ise eğitim, cami dersleri, okuma gelenekleri ve kültürü bağlamında incelenmiştir. İkinci bölümde ise tespit edilen tüm terekeler her yüzyıl kendi içinde kronolojik sırayla derinlemesine incelenmiştir. Tezin üçüncü bölümünde kitap sahiplerinin mensup olduğu sosyal gruplar, bilgiyi üreten ve yayan bir zümre: Osmanlı uleması ve kitapları, saray merkezli bilgi: kalemiye mensupları ve ağaların kitapları, askerler ve kitapları, tekke mensupları ve kitapları, muhtelif sınıflar (esnaf – tüccar – vakıf görevlileri ve hacılar), kadınlar ve kitap ile kitap sahipleri ve unvan ilişkisi başlıkları üzerinden analiz edilmiştir. Dördüncü ve son bölümde ise, Üsküdar toplumunda dolaşımda olan kitapların konuları ve yüzyıllara göre değişimi, kitapların fiyatları ve bu fiyatların servetlere oranı, kitap koleksiyonlarının sayısal büyüklüğü ile kitap sahiplerinin oturduğu mahalleler özelinde incelenmiştir. Bu tez ile bir bölgenin belli bir kaynak grubuna bağlı olarak kitap haritasının çıkarılması ve bu kitapların toplumsal bilgiye dönüşme süreçlerinin ortaya koyulması amaçlanmıştır.
Kitap süslemelerinde tezhip sanatının içerik – bağlam uyumu gözetilerek kullanılması ve kitap sanatları alanındaki kazanımlar: Muhibbi Divanı (Kara Memi bezemesi) örneği
Tezhip sanatının tarihçesi Uygur Türklerine kadar uzanır ve en erken örneklerine 12 ile 13. yüzyıl Selçuklu dönemine ait eserlerde rastlanmaktadır. Yüzyıllar içinde gelişim göstererek 19. yüzyıla gelene kadar en parlak devrini yaşamıştır. Osmanlı Devleti'nde de 16. yüzyıl hat, tezhip, minyatür, ciltçilik gibi kitap sanatları açısından en önemli dönemlerden biridir. Türk kitap sanatları, icra edildiği eğitim merkezleri ve bu sanatların hayat bulduğu sosyokültürel ortam göz önünde bulundurulduğunda, matbaanın da ülkeye geç girişiyle birlikte inişli çıkışlı fakat kesintisiz faaliyet göstermiştir. Kitap sanatları açısından pek çok yeni teknik ve üslup ihtiva eden Kanuni Sultan Süleyman döneminde, sarayın en önemli müzehhiplerinden Kara Memi tarafından birçok çiçek motifi yarı stilize edilerek ilk kez yorumlanmış ve bu dönem "Klasik Devir" olarak anılmıştır. Az sayıdaki resimli el yazmaları, hat levhaları gibi örneklerde de görülebileceği gibi tezhiple birlikte diğer Türk kitap sanatları da bu dönemde büyük gelişim göstermiştir. Yazma eserlerin kataloglaması sırasında dikkat edilmesi gereken hususlar bulunmaktadır. Kitap ciltleri, süslemesi yapıldığı tarihe göre belli başlı özellikler gösterir; ancak kitabın yazıldığı tarih, devrini yansıtmayabilir. Yazma eser kütüphanelerinde ve müzelerde bulunan binlerce yazma eserin taranması yoluyla, belirgin ve güzel örneklerin yayınlandıkça yüzyıllara göre Türk cilt sanatına dair daha kesin sonuçlara varılabilir. Divan-ı Muhibbi cilt ve bezeme özellikleri bakımından bunun en güzel örneklerinden biridir. Kütüphanelerde kataloglama çalışmaları sırasında bilgiye erişim yöntemlerinden biri olarak kullanılan anahtar sözcükler aracılığıyla araştırmacılar hangi eserlere başvurabileceklerini daha kolay saptama imkânı bulmaktadır. Bu durum yazma eser kütüphaneleri için de geçerlidir. Kanuni Sultan Süleyman tarafından "Muhibbi" mahlasıyla yazılmış ve Kara Memi tarafından bezemesi yapılmış olan Divan-ı Muhibbi incelemesi kitap sanatlarının yüzyıllar içinde gösterdiği gelişimi gözlemlemek açısından önemlidir. Günümüzde özel izinlerle ancak görülebilen ve çok iyi şartlarda özel olarak korunan Muhibbi Divanı gibi evrensel bir referans kaynağı konumunda bulunan el yazması eserlerin öneminin anlaşılması ve bilinirliğinin artması hem toplumsal ölçekte hem de araştırmacılar adına önem taşımaktadır.
Elektronik belge yönetimi uygulamalarındaki koşullar ışığında e-imzalı belgelerin delil değerinin arşivsel güvenilirlik açısından incelenmesi
Bu tezde elektronik imzalı (e-imzalı) belgelerin delil değeri arşivsel güvenilirlik açısından incelenmektedir. Problem, kurumların elektronik belge yönetim sistemlerinde (EBYS) üretilip arşivlenen bu belgelerin zaman içerisinde özgünlüğünü koruyamama riskidir. Bu durum, özellikle uzun süre saklanacak e-imzalı belgelerin delil değerini tehdit edip güvenilirliklerinden şüphe duyulmasına neden olabilir. Hipotez, "e-imza, zaman damgası ve e-mühür gibi yapıların kırılganlıkları ve kurumların gerekli denetimleri uygulamamasından dolayı arşivlenen e-imzalı belgelerin uzun süre saklanmaları sürecinde delil değerinde kayıplar yaşanabilir" şeklindedir. Tezde karma yöntem benimsenmiş, nitel ve nicel araştırma yapılmıştır. Saha araştırmasının nitel kısmında örneklem olarak Türkiye'de farklı kurumlardaki e-belge yönetimi uygulamalarını değerlendirmiş uzmanlar seçilmiştir. Dokuz (9) kişi ile görüşme yapılmıştır. Nicel kısımda ise Türkiye'de en çok kamu personeli çalıştıran organizasyonların kümesi olan bakanlıklar örnekleminden altı (6) kurum incelenmiştir. Nitel araştırmada literatür okumaları neticesinde oluşan kanaatlerin saha uzmanları tarafından da benimsenip benimsenmediği sorulmuş ve bu kanaatlerin biri hariç hepsi kabul görmüştür. Nicel araştırmada ise arşivsel bağın muhafazası, gerekli teknolojik koşulların sağlanması ve belgelerin güvenilirliğinin korunmasına yönelik politika ve prosedürlerin çıkarılmasına ilişkin uygulamalar değerlendirilmiştir. Kurumların bu alanlarda yeteri kadar pratiğinin olmadığı tespit edilmiştir. Teknolojik koşulların sağlanmasında ise diğerlerine göre daha başarılı oldukları gözlenmiştir. Sahada e-belge yönetiminin süreç olarak değerlendirilmeyip, uygulama yazılımından ibaretmiş gibi görüldüğü anlaşılmıştır. Tezde e-imzalı belgelerin güvenilirliğinin korunup delil değerinin riske girmemesi için uzun dönemli korumaya yönelik politikaların geliştirilmesi, gerekli teknolojik koşulların sağlanması ve belge hiyerarşisi koparılmadan arşivsel bağın muhafaza edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Doğu Afrika topluluğu ülkeleri halk kütüphanesi hizmetleri: Karşılaştırmalı bir analiz
Bu araştırma projesi Doğu Afrika ülkelerindeki halk kütüphanesi hizmetlerinin karşılaştırmalı bir çalışmasıdır. Bu çalışmanın amacı, Doğu Afrika Topluluğu (EAC)'nu oluşturan altı ülkede kurulmuş halk kütüphanelerini incelemek ve karşılaştırmalı analiz yöntemiyle bu kütüphanelerin sağladıkları hizmetlerin farklılıklarını ve benzerliklerini belirlemektir. Çünkü daha önce EAC halk kütüphanelerini karşılaştıran bir çalışma yapılmamıştır. Bu nedenle her ülkeden rastgele iki halk kütüphanesi ve bu kütüphanelerden 3 kütüphane çalışanı ve 2 kütüphane kullanıcısı örnek olarak seçilmiştir. Hem nitel hem de nicel veriler toplanmıştır. Temel veri toplama yöntemi teknik olarak anket ve mülakatlardan yararlanılmıştır. Nicel veriler ise tanımsal istatistik kullanılarak analiz edilmiş ve SPSS V20 kullanılarak frekanslar ve yüzdeler halinde gösterilmiştir. Nitel veriler ise deşifre edilmiş ve bu deşifre metinleri tematik analiz için Nvivo 12'ye yüklenmiştir. Bulgular, kütüphane kullanıcılarının çoğunluğunun temel bilgi ihtiyacının okumak, öğretmek ve araştırmak olduğunu, az sayıda kullanıcının ise boş zamanını geçirmek veya toplantı amacıyla kütüphaneleri kullandığını ortaya çıkarmıştır. Kütüphaneciler ve kütüphane çalışanları, kütüphane kullanıcılarının bilgi ihtiyaçlarını karşılamak adına kaliteli hizmet sunmak için çabalamaktadırlar. Kütüphane kullanıcıları ise genel olarak kütüphanelerden aldıkları hizmetten memnun kalmaktadırlar. Örneğin kütüphanelerin tümündeki kütüphane kullanıcılarının çoğu, istedikleri konu hakkındaki materyalleri her zaman bulmuş, kütüphane çalışanlarından yardım istemiş ve materyalleri nasıl bulacaklarına ve hizmetlerinin nasıl çalıştığına dair açık bir şekilde rehberlik etmeleriyle birlikte çoğunlukla yardımları faydalı bulmuşlardır. İncelenen kütüphaneler kitaplar, dergiler ve kitap dışındaki materyallerle doludur. İncelenen kütüphanelerin çoğunda çeşitli türde kitaplar bulunmaktadır ve bu kitapların çoğu yerel kitap satıcılarından satın alınmış veya acenteler aracılığıyla yapılan bağışlarla elde edilmiştir. Kütüphanedeki ilgili bilgilerin tanımlanması ve yerinin belirlenmesi için kullanılan stratejiler raflardaki kitapların incelenmesi ve kütüphanecilerden yardım istenmesini kapsarken bazı kişiler kütüphanedeki kitapları bulmak için bilgi teknolojilerini kullanmaktadır ve açık raf ve kapalı depo olmak üzere iki farklı yararlandırma yöntemi bulunmaktadır. Katalog sistemleri kart formunda ve çevrimiçi kütüphane katalog (OPAC) sistemlerini içermektedir. Kütüphane materyalleri ve insan gücünün yanı sıra referans hizmeti, çeviri hizmeti, fotokopi hizmeti, bibliyografik hizmet, güncel uyarı hizmeti, seçmeli bilgi sistemi ve kütüphane içi ödünç verme hizmeti kütüphaneler tarafından sağlanan diğer hizmetlerdir. Kütüphanelerde sağlanan hizmetlerde bilgi teknolojisiyle birlikte insan kaynağının arz ve talebinden sıkıntı yaşadıkları gözlemlenmiştir. Sayıca yetersiz ve mesleki formasyonu az olan çalışanlar, kullanıcılar için yeterli sayıda kitabın olmaması, materyal fiyatlarındaki artış, yetersiz depolanmış ve zaman aşımına uğraşmış materyaller, geliştirmeyen ve azalan kütüphane bütçesi, hizmetteki yetersiz teknoloji uygulamaları, kısıtlı internet bağlantıları, yeterli sayıda bilgisayar bulunmaması ve bilgisayar becerilerinin eksikliği temel zorluklar arasındadır. Uganda ve Ruanda'daki kütüphaneler Kenya'ya kıyasla iyi eğitim görmüş kütüphane çalışanlarına sahiptir. Ayrıca Ruanda ve Burundi'ye kıyasla Uganda ve Tanzanya en çok deneyimli kütüphane çalışanına sahip ülkelerdir. Güney Sudan ve Ruanda'da çok sayıda yarı profesyonel çalışan bulunurken Uganda ve Kenya incelenen diğer ülkelere kıyasla daha fazla profesyonel çalışana sahiptir. Diğer ülkelere kıyasla Uganda, Kenya ve Ruanda'daki kütüphaneler daha iyi hizmetler sağlamaktadır ve daha kalifiyeli çalışanlara ve daha iyi hizmet sunum stratejilerine sahiptir. Kütüphane yöneticilerinin çalışan kapasitesini, becerilerini ve yeterliliklerini iyileştirmesi, bilgi teknoloji kapasitesini geliştirmesi, kütüphane faaliyetleri için dengeli bütçe tahsis etmesi, kullanıcı ihtiyaçlarını karşılayan materyaller depolaması, kütüphaneler arası iş birliği oluşturması ve kamu bilinci kampanyaları yürütmesi Doğu Afrika ülkeleri için tavsiye edilmektedir. Anahtar kelimeler: Halk Kütüphanesi, Kütüphane Hizmetleri, Doğu Afrika, Bilgi İhtiyacı, Bilgi Kaynakları, Halk Kütüphanesi Hizmetleri
Yazma eser kütüphanelerinde çalışan kütüphaneciler için hizmet içi eğitimi: Bir model önerisi
Bu çalışmada Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı başkanlık statüsünde olan Türkiye Yazma Eserler Kurumu'nun yazma eser kütüphanelerinde çalışan kütüphanecilerin hizmet içi eğitim ihtiyaçlarını belirlemek ve bu ihtiyaçlar ışığında bir model önerisinde bulunmak amaçlanmaktadır. Bu amacı gerçekleştirmek için belgesel tarama yöntemi ve anket kullanılmıştır. Anket aracılığıyla kütüphanecilerin eğitim, yaş, cinsiyet, mesleki deneyim gibi bulguların yanı sıra hangi konularda hizmet içi eğitime gereksinim duydukları ve üniversite sırasında gördükleri eğitimin yeterli olup olmadığını öğrenmeyi amaçlanmaktadır. Anket sonucunda savunduğumuz hipotezler doğrulanmış olup, anket sonucunda elde edilen verilere göre bağlı oldukları kurumun kütüphaneciler için hizmet içi eğitim düzenlemediği, eğitim ihtiyaç analizi yapmadığı, üniversite esnasında gördükleri eğitimin yeterli olmadığı, disiplinler arası bir alan olan yazma eser kütüphaneciliği ile ilgili eğitime ihtiyaç duydukları tespit edilmiştir. En çok eğitim istedikleri konuların başında yazma eserlerin bakımı, korunması ve restorasyonu, temel düzeyde Arapça ve Farsça, Osmanlı Türkçesi, yazma eserlerde bibliyografik denetim, yazma eserlerde kataloglama ve sınıflandırma, yazma ve nadir eserlerin nitelikleri, yazma eser terminolojisi olmak üzere birçok konuda zorlandıkları tespit edilmiş olup bu konularda eğitim verilmesi gerektiği tespit edilmiştir. Bağlı oldukları kurumun bir hizmet içi eğitim yönetmeliği hazırlanması, planlı ve sürekli eğitim verilmesi ayrıca bir eğitim müdürlüğü biriminin kurulması gerektiği vurgulanmıştır. Sonuç kısmında hem kütüphanecilerin bağlı oldukları başkanlık için hem de bilgi ve belge yönetimi bölümleri için birçok öneride bulunulmuştur.
Üniversite ve milli kütüphanelerde uluslararası efemera uygulamaları
Bu çalışmanın amacı üniversite kütüphaneleri ve milli kütüphanelerdeki efemera derme uygulamalarını tespit etmektir. Çalışmanın araştırma alanı üniversite kütüphaneleri ve milli kütüphaneler ile sınırlı tutulmuştur. Çalışmada THE (Times Higher Education) World University Rankings 2020 sıralamasında yer alan ilk 100 üniversite kütüphanesi incelenmiş, Birleşmiş Milletler'e üye 193 ülkede milli kütüphanesi olan, milli kütüphanesine ait internet sitesi bulunan ve derme bilgilerine ulaşılabilen 92 ülkenin milli kütüphanesi araştırılmıştır. Üniversite ve milli kütüphane internet sayfaları efemera dermelerinin belirlenmesi için incelenmiş, kütüphane kataloglarında efemera anahtar sözcüğü ile tarama yapılmıştır. Tezin birinci bölümünde ilk efemeristler ve efemera derneklerine, efemera tanımına ve efemera türlerine yer verilmiş, efemera türü belgelerin hangi kurumlarda bulundukları belirtilmiştir. Tezin ikinci bölümünde üniversite kütüphanelerinde yer alan efemera dermelerinin tanıtımına yer verilmiş; üçüncü bölümde milli kütüphanelerde bulunan efemera dermelerinin tanıtımı yapılmıştır. Tezin dördüncü bölümünde üniversite ve milli kütüphanelerin kataloglarında yapılan tarama sonuçları paylaşılmıştır. Bu çalışmanın sonucunda üniversite kütüphaneleri ve milli kütüphaneler ile ilgili yapılan araştırma süreci değerlendirilmiş ve karşılaşılan sorunlara çözüm önerileri geliştirilmiştir. Anahtar Kelimeler : Efemera, efemera dermeleri, üniversite kütüphaneleri, milli kütüphaneler, tür başlıkları
Gaziantep ili Şahinbey ilçesinde öğrenim gören ortaöğretim 9. sınıf öğrencileri özelinde bilgi toplumu ve dijital kültür kavramı arasındaki ilişkinin incelenmesi
Teknolojinin pek çok olumlu yönünün bulunmasının yanı sıra, olumsuz etkilerinin de olduğu unutulmamalıdır. Günümüzde teknolojinin olumlu taraflarını kullanıp, olumsuz yönlerinden etkilenmeyen, dijital çağda doğru bilgiye nasıl ulaşılması gerektiğini bilen ve teknolojinin eğlence kısmına kendini kaptırmayarak okuma alışkanlığına etki etmemesini sağlayan toplumlar, bilgi toplumu olma yolunda hızla ilerlemektedirler. Çalışmamızda, bilgi toplumu olma yolunda, bilgiye en hızlı ve doğru bir biçimde ulaşabilmek için teknolojinin öğelerinden nasıl ve ne şekilde faydalanmamız gerektiği araştırılmış, gençlerimizin teknolojiyi doğru ve etkili kullanmalarının öneminin anlatılması hedeflenmiştir. Gençlerimizin okuma alışkanlığını ve kütüphane kullanımını engellememesi için dijital dünyada dikkat etmeleri gerekenler ve dijital kütüphanelerin kullanımının önemi bu çalışmada belirtilmiştir. E-kitap, e-devlet gibi dijital kültürün önemli öğelerinin dünya ülkelerine kıyasla ülkemizdeki durumunun tespiti yapılmıştır. Araştırmamızın son bölümünde ise teknoloji ve okuma alışkanlığı arasındaki ilişki incelenerek ortaöğretim 9. Sınıf öğrencilerine yönelik iki ölçek ve bir anket çalışması gerçekleştirilmiş ve sonuçları analiz edilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre teknoloji bağımlılığı ile kitap okuma alışkanlığı arasında negatif yönlü bir ilişkinin olduğu anlaşılmıştır. Cinsiyete göre incelendiğinde ise kız öğrencilerin erkek öğrencilere göre daha fazla okuma alışkanlığına sahip olduğu, ancak teknoloji kullanımı açısından kız ve erkek öğrenciler arasında anlamlı bir fark olmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca araştırmada kız öğrencilerin interneti erkek öğrencilere göre daha fazla eğitsel amaçlı kullandıkları, erkek öğrencilerin ise çevrimiçi oyunlara kız öğrencilere göre daha fazla zaman ayırdıkları anlaşılmıştır. Anahtar kelimeler: Bilgi, Bilgi Toplumu, Dijital Kültür, Okuma Alışkanlığı, Teknoloji, Lise Öğrencileri, Kütüphane
Kütüphanelerde yaratıcı mekân hizmetleri: Makerspace hizmeti
Makerspace ve STEM olarak anılan, yaratıcılık ve üretim üzerine kurulan yaklaşımlar tüm dünyada hızla yayılmaktadır. Yurtdışı örnekler incelendiğinde STEM ve Makerspace kütüphanelerin en önemli birimleri halini almıştır. Ülkemize bakıldığında ise kütüphane hizmetlerinde yenilikçilik ve yaratıcılık uygulamaları son yıllarda artmakla birlikte, STEM ve Makerspace konusunda çok fazla yol alınamamıştır. Bunun sebebi olarak ise bu alanda çok fazla bilimsel çalışma olmaması gösterilebilir. Bu çalışmada, ülkemizdeki bu girişimlerin ortaya konulması ve bu yaklaşımların bilimsel düzeyde ele alınması ile birlikte, kütüphaneler için bir model önerisi geliştirilmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda teorik düzlemde; yaratıcılık, yenilik, STEM, makerspace konularına yer verilmiştir. Pratik düzlemde ise çalışmanın gerçekleştirildiği dönemde Kültür ve Turizm Bakanlığı'ndan alınan veriler ışığında, ülkemizde bu hizmetin sunulduğu üç halk kütüphanesi (Uşak İskender Pala İl Halk Kütüphanesi, Muş İl Halk Kütüphanesi, Kırşehir Âşık Paşa İl Halk Kütüphanesi) ve bir üniversite kütüphanesi (Sabancı Üniversitesi Bilgi Merkezi) incelenmiştir. Ülkemizde henüz okul kütüphanesi örneği bulunmadığı için bu kütüphane türü incelenememiştir. Çalışma kapsamında nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşme tekniği ile toplanan veriler, betimsel analiz yöntemi ile değerlendirilmiştir. Değerlendirme, kütüphane hizmetlerini oluşturan unsular (bina, derme, kullanıcı, personel, bütçe) bağlamında yapılmıştır. Bunlara ek olarak, kütüphane türlerine göre (Halk kütüphanesi, üniversite kütüphanesi ve okul kütüphanesi) yurtdışı örnekler incelenerek, ülkemiz için bir model önerisi sunulmuştur. Bu model kapsamında; hizmetin nasıl sunulacağı iş akış şemalarında ayrıntılı olarak açıklanmıştır. Çalışma kapsamında model önerisi sunulurken, hizmet kapsamında yer alan cihaz ve ekipmanların ödünç verilme olgusu da düşünülerek; örnek ödünç alma tutanağı, hasar tespit tutanağı gibi belge taslakları oluşturulmuş ve kullanıcı hizmet sözleşmesinde yer alması gereken başlıklar belirlenmiştir. Makerspace hizmetinin kütüphanelerde sunulması, hem eşit erişim ilkesinin sağlanması hem de kütüphanelerin genel misyonu açısından önemli görülmektedir.
Bâb-ı Meşîhat Sicill-i Ahvâl Dairesi ve personel dosya sisteminin oluşumu ve gelişimi
Bu çalışmada, Osmanlı Devleti'nde Şeyhülislamlık bünyesinde görevli tüm memurların resmi personel kayıtları olan ve modern anlamda personel özlük dosyaları olarak tanımlayabileceğimiz, Sicill-i Ahvâl kayıtları ele alınmıştır. Tezin kapsamı İstanbul Müftülüğü Meşîhat Arşivi Sicill-i Ahvâl Dâ'iresi'ne ait dosyalar ile sınırlı tutulmuştur. Tezin başlıca hedefi; bürokratik yapının değiştiği Tanzimat döneminde şeyhülislamlık makamına bağlı personel dosya sisteminin oluşumu ve gelişimini ortaya koyabilmektir. Çalışma genelinde konu ile ilgili arşiv malzemesinin tespiti yapılmış ve tespit edilen belgeler diplomatika ilmi açısından değerlendirilmiştir. Bu kapsamda tez; giriş ve üç ana başlıktan oluşmaktadır. Giriş bölümünde; çalışmanın önemi, konunun mahiyeti ve çalışma aşamaları ile izlenen metod ele alınmıştır. İlk bölümde, Bâb-ı Meşîhat Sicill-i Ahvâl Dâ'iresi'nin tarihçesi üzerinde durulmuştur. İkinci bölüm, Bâb-ı Meşîhat Sicill-i Ahvâl Dâ'iresi'nin arşiv malzemesinin incelenmesine ayrılmıştır. Çalışmanın üçüncü bölümünde Sicill-i Ahvâl dosyalarındaki belge türleri incelenmiş, belge formları ve diplomatik özellikleri ortaya konularak, konunun genel bir değerlendirilmesi yapılmıştır.
Açık erişim dergilerin bilimsel etkisi: Atıf dizinlerine dayalı bir araştırma
Bu araştırma, açık erişim (AE) dergilerin gelişimini ve bilimsel etkisini değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Bu amaçla, betimleme yöntemi kullanılmış, araştırma verileri Directory of Open Access Journal (DOAJ), Journal Citation Reports (JCR) ve AE dergilerin web siteleri üzerinden toplanmış ve istatistiksel olarak analiz edilmiştir. JCR 2000 - 2015 dönemi verilerine göre, AE dergi sayısı 16 yıl içinde 249'dan (%4) 1.320'ye (%12) yükselmiştir. Bu dönemde, AE dergi yayıncılarının payı ticari yayıncılar için %23'ten % 42'ye ve üniversiteler için %20'den %22'ye yükselmiş, sivil toplum kuruluşları (STK) için % 36'dan %26'ya ve diğer yayıncı türleri içinse %20'den %10'a düşmüştür. AE ticari yayıncılar %79, STK'lar %46, üniversiteler %32 ve diğer yayıncılar %17 oranında yayımladıkları dergilerde makale işleme ücreti talep etmektedir. AE yayıncı türleri ile makale işleme ücreti alıp almama arasında ise anlamlı bir ilişki vardır. Ayrıca, ölçevlere ve disiplinlere göre değişmekle birlikte, makale işleme ücreti ile ölçevler arasında pozitif korelasyon vardır ve makale işleme ücreti alan AE dergilerin ölçevleri almayanlardan yüksektir. Açık dergilerin ölçevi 5, 10 ve 15 yıl sonra yükselmektedir. Yine, disiplinlere ve ölçevlere göre değişmekle birlikte AE dergilerin ölçevleri ücretle erişilen dergilerin ölçevinden düşüktür. Açık erişim dergilerinin sayısının arttırılması ve araştırma değerlendirme sistemlerinde dergi düzeyinde ölçevler yerine tekil olarak araştırmaların değerine öncelik verilmesi yararlı olabilir.
Türkiye'de tıp kütüphaneleri ve kanıta dayalı tıp kütüphaneciliği uygulamaları
Çoğu sağlık uygulayıcısı, lisans öğrenimi boyunca aldığı eğitimlerden ve metotlardan kopamamaktadır. İnanılmaz derecede dinamik yapıya sahip olan tıp bilimi için güncel bilgiye ulaşabilmek ve uygulamaya koymak hayati bir fonksiyondur. Sağlık hizmeti alan kişilerin, sağlık kurumlarının ve çalışanlarının gereksiz süreçlerden kendini kurtarması, bu fonksiyon sayesinde mümkün olabilmektedir. Sağlık sektörü ve çalışanları en çok güncel bilgiye ihtiyaç duymaktadır. Bu ihtiyacın karşılanmasında en önemli tedarikçilerden bir tanesi "tıp kütüphaneleridir". Kanıta Dayalı Tıp; tıbbın en tamamlayıcı tarafı olan "güncel bilgi" sağlayıcısı olmak, alınan tıp eğitimine yardımcı olmak ve bilgiyi biriktirerek, bu bilimi gereksiz süreçlerden (zaman, teşhis, tedavi, maliyet) kurtarmak konusunda büyük başarılar sağlamıştır. Sağlık hizmetleri, kanıta dayalı tıp ve bu bilimin kütüphaneciliği sayesinde büyük bir ivmelenme kazanmıştır. Bu çalışmada; Ülkemizdeki Tıp kütüphaneciliğinin durumu, tarihsel gelişimi, mevcudiyetleri, kanıta dayalı tıp bilimi, bu bilimin sınırları ve gelişimi, günümüzdeki durumu, tıp bilimine olan faydaları, metotları, uygulama alanları ve basamakları, bu birikimlere sahip çıkacak olan kütüphanecilik tarafı, kütüphaneciliğin bu bilimin içindeki yeri, bu bilimin kütüphanecilik ile hangi noktalarda kesiştiği konuları detaylı araştırma süreçlerinden sonra ortaya konmuştur.
Üniversite kütüphanelerinde kullanıcı odaklı bilgi hizmeti çalışmaları: İstanbul Kültür Üniversitesi Kütüphanesi örneği
Bilgi teknolojilerinde yaşanan büyük ve köklü değişimlere uyum sağlayabilmek amacıyla kütüphane hizmetlerinde de değişimler yaşanmaktadır. Kütüphane kullanıcılarının değişen istek ve ihtiyaçları doğrultusunda hizmet üreten işletmeler olan kütüphaneler de bilgi hizmeti anlayışlarında değişime gitmek durumunda kalmıştır. Bu değişimin birinci adımı olarak kütüphaneler hizmet üretirken kütüphane odaklı olmak yerine kullanıcı odaklı olma yoluna girmelidir. Kaliteli bilgi hizmetleri kullanıcı odaklı olmaktan geçmektedir. Bu çalışmanın amacı; üniversite kütüphanelerinde verilen bilgi hizmetlerini incelemek ve bilgi hizmetinin kullanıcı memnuniyetini sağlayan bir şekilde nasıl gerçekleştirileceğini İstanbul Kültür Üniversitesi Kütüphanesi örneği bağlamında ortaya koymaktır. Araştırma kapsamında anketlerden elde edilen verilerle değerlendirilmeler yapılmıştır. Araştırma sonucunda İstanbul Kültür Üniversitesi Kütüphanesi'nin kullanıcı odaklı bilgi hizmeti verme ve kullanıcı memnuniyeti konusunda yeterli düzeyde olduğu saptanmış, kullanıcı memnuniyetinin maksimuma çıkartılması için bazı önerilerde bulunulmuştur.
Türkiye'de üniversite kütüphanelerinin gece hizmeti vermesinin kullanıcı memnuniyeti açısından önemi: İstanbul Teknik Üniversitesi Mustafa İnan Kütüphanesi'nde bir inceleme
Günümüz gereksinimlerine uygun olarak kütüphaneler, sadece kitap koleksiyonlarının yer aldığı mekânlar olarak anılmanın ötesine geçmeye başlamıştır. Birer yaşam merkezi haline gelen kütüphane ve bilgi merkezlerinde, kullanıcıların kütüphaneden yararlandıkları süre ve hizmetin çeşitliliğinin artması, üniversitelerin öğrenci mevcutlarının artması gibi sebepler kütüphanelerin kullanımını arttırmıştır. Üniversite yönetimleri, kalite düzeyinin bir üst seviyeye çıkarılması misyonu doğrultusunda kullanıcılarından gelen talepleri göz önünde bulundurarak yeni hizmet kalemleri oluşturmakta ya da var olan hizmetin üzerinde değişiklikler yapmaktadır. Buna bir örnek olarak: Öğrencileri, akademik ve idari çalışanları tarafından İstanbul Teknik Üniversitesi Mustafa İnan Kütüphanesi'nin mesai saatleri (17:30'dan sonra) dışında da kullanılabilmesi talebi oluşmuştur. Özellikle öğrencilerin sınav dönemlerinde yoğun bir şekilde ders çalışma alanı olarak kütüphaneyi kullanmak istemesi ile kütüphanelerin mesai saatleri dışında da kullanımı bir gereklilik haline gelmiştir. 14 Şubat 2011 tarihinden itibaren resmî tatiller ve özel durumlar haricinde 7/24 kütüphane hizmeti vermeye başlayan ilk üniversite kütüphanesi, İstanbul Teknik Üniversitesi Mustafa İnan Kütüphanesi'dir. Bu anlamda öncü bir adım ve girişim olan 7/24 açık üniversite kütüphanesi hizmeti, farkındalık yaratmış ve hızla diğer üniversiteler için örnek bir model olmuştur. Bu çalışmanın amacı, Türkiye'de üniversite kütüphanelerinin 7/24 hizmet vermesinin, kullanıcı memnuniyeti açısından önemini saptamak ve bu hizmette ilk olma özelliği taşıyan ''İstanbul Teknik Üniversitesi Mustafa İnan Kütüphanesi'' örneğini incelemektir. Bu amaç doğrultusunda çalışmanın araştırma yöntemleri; literatür tarama ve anket tekniğinden oluşmaktadır. Çalışmanın hipotezi ise, ''İTÜ Mustafa İnan Kütüphanesi'nin 7/24 hizmet vermesi, kullanıcıların kütüphane kullanımını ve memnuniyetini arttırır'' şeklinde belirlenmiştir. Çalışma hipotezinin doğruluğunu test etmek amacıyla birinci bölümde, üniversite kütüphanelerinin genel tarihçesinden yola çıkılarak üniversite kütüphanelerinin amaçları, görevleri ve işlevleri incelenmiştir. Üniversite kütüphanelerinde kütüphane hizmetleri 'teknik hizmetler', 'kullanıcı hizmetleri' ve 'teknoloji tabanlı hizmetler' başlıklar altında incelenmiştir. İkinci bölümde; 'Türkiye'de üniversite kütüphanelerinin gece hizmeti vermesinin kullanıcı memnuniyeti açısından incelenmesi' ana başlığı altında 'kütüphane hizmetlerinin kullanıcı ihtiyaçları doğrultusunda geliştirilmesi', '7/24 hizmet kavramı', '7/24 kütüphane hizmetinin gereksinimleri nelerdir?' başlıkları irdelenmiştir. İTÜ Mustafa İnan Kütüphanesi'nin tarihsel gelişimi hakkında bilgiler verilmiştir ve kütüphane; 'personel', 'güvenlik', 'bina', 'ulaşım', 'koleksiyon', 'kullanıcı' ve 'bütçe' başlıklarında incelenmiştir. İkinci bölümün sonunda: 'Türkiye'de üniversite kütüphanelerinde 7/24 kütüphane hizmetleri: Bir değerlendirme' başlığı altında bir durum değerlendirmesi yapılmıştır. Üçüncü ve son bölümde ise İTÜ Mustafa İnan Kütüphanesi kullanıcılarına uygulanan anket aracılığı ile '7/24 kütüphane hizmetinin kütüphane kullanıcıları açısından önemi' araştırılmış, bu hizmetten yararlanan kullanıcıların memnuniyeti tespit edilmeye çalışılmıştır. Anketten elde edilen bulgular, hipotezin doğruluğunu ispatlamıştır.
Kütüphane kaynaklarının akademık performansa etkisi: Eritre Teknoloji Enstitüsü Kütüphanesi örneği
Bilgiye erişimin kütüphanelerin fiziksel yapısıyla sınırlı olmadığı bilgi ve teknoloji çağında, dünyanın dört bir yanındaki kütüphaneler, öğrencilerine, bütçe sağlayıcılarına ve tüm paydaşlarına niçin önemli olduklarını göstermekte zorluk yaşamaktadırlar. Böyle bir araştırma ve değerlendirme ortamında üniversite kütüphanesinin rolü; çevrimiçi katalogların, CD-ROM'ların, çevrimiçi veritabanlarının, diğer elektronik kaynakların ortaya çıkmasıyla birlikte değişmiş, bilgi ve belgeye erişimde de yeni yöntemler ortaya çıkmıştır. Verimli ve etkin olduklarını kanıtlamak zorunda olan diğer birimler gibi üniversite kütüphaneleri de kütüphane kullanımının öğrencinin akademik performansına ve dolayısıyla üniversitenin etkinliğine doğrudan katkıda bulunduğunu ampirik olarak göstermelidirler. Bu araştırmanın amacı, Eritre Teknoloji Enstitüsü Kütüphanesinin (ETE Kütüphanesi) öğrencilerin kütüphane kaynaklarını kullanımı ve akademik performansları arasındaki ilişkiyi araştırmak ve kütüphanelerin eğitim ve öğretime, verdiği değeri ortaya çıkarmaktır. Bu araştırmada, kütüphane kaynaklarının kullanımı ve öğrencilerin akademik performansları arasındaki ilişkiyi ortaya çıkarmak amacı ile anket tekniğinden yararlanılmıştır. Verilerin analizinde frekans dağılımını, tablo ve yüzdeleri içeren tanımlayıcı istatistikler kullanılmıştır. Tezde Ki-kare bağımsızlık testi kullanılarak, öğrencilerin kütüphane kullanımı ile ortalama not puanı (AGNO) arasında olumlu/olumsuz önemli çoklu korelasyonlar tespit edilmiştir. Araştırmada öğrencilerin kütüphane kaynaklarını kullanmaları ile (AGNO) sonuçları arasında bazı değişkenlerin olabileceği göz önüne alınarak, kütüphane kaynaklarının sonuçlara etkisine ilişkin yanlı bir tahminde bulunmamak için korelasyon testi yapılmıştır. Öğrencilerin kütüphane kaynakları ve kütüphane ile olan etkileşimini daha yakından incelemek amacıyla, araştırma aynı zamanda öğrencilerin kütüphaneyi ve kaynaklarını değerli ve tatmin edici bulup bulmadıkları da göz önüne alınarak incelenmiştir. Araştırmada, kütüphane kaynaklarının kullanımı ile öğrencilerin not ortalaması arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir.
Tıp akademisyenlerinin bilgi arama davranışları ve güncel eğilimler: Dokuz Eylül Üniversitesi örneği
Geleneksel tıp uygulamalarında hekimler kararlarını mesleki deneyimlerine dayanarak verirlerdi. Günümüzde bu uygulamaların yerini Kanıta Dayalı Tıp almıştır. Bu doğrultuda çalışmanın konusu tıp akademisyenlerinin bilgi arama davranışlarının incelenmesi ve güncel eğilimlerin tespiti olarak belirlenmiştir. Bu çalışma, tıp akademisyenlerinin bilgi arama davranışları ve Türkiye'de tıp kütüphaneciliğinin durumu problemleri çerçevesinde şekillenmiştir. Çalışmanın amacı tıp akademisyenlerinin bilgi arama davranışlarını incelemektir. Çalışmanın diğer bir amacı ise tıp kütüphanelerinin hizmetleri ile tıp akademisyenlerinin taleplerinin belirlenmesidir. Ayrıca, Türkiye ve dünyadaki tıp kütüphanelerinden örneklerle kütüphane hizmetlerinin iyileştirilmesi konusunda önerilerde bulunmaktır. Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden görüşme tekniği uygulanmıştır. Elde edilen veriler nitel veri analizi yazılımı olan MAXQDA programı ile çözümlenmiştir. Sonuç olarak tıp akademisyenlerinin bilgi aramada modern yöntemleri tercih ettiği tespit edilmiştir. Ayrıca tıp kütüphaneciliğinin durumu ortaya konularak Türkiye'de tıp kütüphaneciliğinin yeterli düzeyde olmadığı belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Tıp akademisyenleri, Tıp kütüphaneleri, Bilgi arama davranışı, Kanıta dayalı tıp, Kanıta dayalı bilgi kaynakları
Yaşam boyu öğrenme sürecinde kütüphanelerin sosyalleşme mekânı olarak kullanılması: KAUST Halk Kütüphanesi
Yaşam boyu öğrenme, bireyin yaşamı boyunca bilgi ve becerilerin nasıl geliştireceğini öğrenmesidir. Yaşam boyu öğrenmedeki en önemli kurumlardan birisi halk kütüphaneleridir. Halk kütüphaneleri yaş, ırk, dil, din, sosyal sınıf ayrımı yapmaksızın toplumun her kesimine ücretsiz kapılarını açmaktadır. Halk kütüphaneleri sayesinde toplumun her kesininden bireyler, ücretsiz bir şekilde yaşam boyu öğrenme sürecine dahil olmaktadır. Halk kütüphaneleri verdikleri hizmetler ile bireylerin bilgi okuryazar olmalarını; toplumun bilgi toplumuna dönüşmesini sağlamayı amaçlar. Bireyin bilgi okuryazar, toplumun bilgi toplumu olması için bireyin bilgi ve becerilerini geliştirme yeteneğine sahip olması gerekir. Yani bireyin yaşam boyu öğrenme sürecine dahil olması gerekir. Halk Kütüphaneleri verdiği hizmetler, düzenledikleri etkinlikler ve kurslarla bireyleri kütüphaneye çekmeyi hedeflerken, kütüphane kullanıcılarını da yaşam boyu öğrenme sürecine dahil eder. Bu çalışmanın amacı, kullanıcıyı halk kütüphanelerine çekebilmek için halk kütüphanelerinde düzenlenebilecek yaşam boyu öğrenme etkinliklerine örnekler sunmaktır. Bu çalışmada Suudi Arabistan'ın Cidde şehrinde bulunan KAUST Halk Kütüphanesi örnek alınarak halk kütüphanelerinin yaşam boyu öğrenme sürecinde sosyalleşme mekânı olarak kullanılması konusunu anlatmaktadır. Bu bağlamda KAUST Halk Kütüphanesinde düzenlenen etkinliklere katılarak gözlem yoluyla incelenmiştir. Tez çalışması için KAUST'da yaşayan 300 kişiye "KAUST Halk Kütüphanesi'nin Sosyalleşme Mekânı Olarak Kullanılması" konulu bir anket yapılmıştır. Bu anket ile kütüphaneyi en çok kullananların demografik yapıları tespit edilmiş, çalışan, öğrenci ve iv ev hanımı olanlardan en çok kimlerin ne amaçla halk kütüphanesini kullandıkları belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre "Sosyalleşme mekânı olarak kütüphanelerin kullanımı, yaşam boyu öğrenme sürecinde özellikle ailelere büyük fayda sağlamaktadır" biçiminde oluşturulan hipotezimiz doğrulanmıştır. Kütüphanede düzenlenen yaşam boyu öğrenme etkinliklerinde en çok ev hanımları istifade etmektedir. Ev hanımları çocuklarının okuma alışkanlığı kazanması ve sosyalleşmesi için KAUST Halk Kütüphanesi'ne getirmektedir.
Çok kullanılan web tabanlı bibliyografik yönetim programlarının incelenmesi, karşılaştırılması ve yapılabilecek geliştirmeler
Bilimsel çalışma üretiminin hızla arttığı, referansların çoğunlukla çevrimiçi veri tabanlarından ve web üzerinden sağlandığı günümüzde referans yönetim programları bilimsel çalışma süreçlerini oldukça kolaylaştırmaktadır. Bu programlar bilimsel çalışmaların eser adı, yazar adı, yayın yılı, yayınevi, dergi adı, ISBN/ISSN vb. gibi künye bilgilerini tek seferde kaydedebilmektedir. Künye bilgilerini atıf sitiline göre biçimlendirme ve biçimlendirilmiş atıf sitilini başka bir atıf sitili ile değiştirme işlemlerini otomatik olarak yapabilmektedir. Bu çalışmada Alexa (alexa.com) reyting bilgilerine göre çok kullanılan 3 programın özellikleri incelenmiş, programların birbirlerine karşı güçlü ve zayıf yönleri kıyaslama yoluyla ortaya çıkarılmış, bilgi ve belge yönetimi yaklaşımı ile yapılabilecek geliştirmeler üzerine öneriler verilmiştir. Web tabanlı bibliyografik yönetim programı kavramının ve tez konusunun anlaşılırlığının sağlanması için gerekli başlıklar tez içerisinde tanımlanmıştır. Çok kullanılan programların belirlenmesinde "çok kullanılan" kıstasına karşılık olarak reyting derecelendirmesi baz alınmıştır. Programların kullanıcılar tarafından elde edilmesi resmi web siteleri kullanılarak gerçekleştiğinden reytinge konu olacak referans noktası olarak her programın resmi web sitesi seçilmiştir. Web sitesi reyting bilgilerini sağlamak için bu konuda akademik çalışmalarda kendisine atıflarda bulunulan "Alexa, Web Traffic Statistics, alexa.com" seçilmiştir (Ansari ve Gadge, 2012). Halihazırda kullanımda olan bütün web tabanlı bibliyografik yönetim programlarının resmi internet sitelerine ait reyting bilgileri bu hizmet üzerinden elde edilip bir tabloda sıralanmış ve sonuç olarak en yüksek reytingi olan üç program seçilmiştir. Uygulanan bu metot sonucu seçilen programlar: EndNote, Mendeley ve Zotero programları olmuştur. Programların inceleme ve kıyaslama usulünün oluşturulması için programlardaki özellikler alt alta sıralanmıştır. Elde edilen özellikler listesi bir tabloya yerleştirilmiş ve tablo içinde incelenen programların tek tek o özelliğe sahip olup olmadığı ve eğer sahipse o özelliğin programda kullanılan ismiyle birlikte belirtilmiştir. Bu sayede program işlevlerine göre inceleme ve kıyaslama metodu ortaya çıkarılmıştır. Bu metot ile hazırlanmış özellikleri kıyaslayan tablolar programların güçlü ve zayıf yanlarını her konu başlığı altında ayrı ayrı göstermektedir. Özellikler denenerek özelliklerin verimliliği ile ilgili açıklamalar yapılmıştır. Sonuç bölümünde program özelliklerinde yapılabilecek geliştirmeler sunulmuştur. İncelemeler, öneriler ve çalışmanın geneliyle alakalı programların hepsine eşit mesafede yaklaşılıp programların kullanım kılavuzları referans alınarak hazırlanmıştır. Bu karşılaştırmanın tamamıyla tarafsız olması amaçlanmış ve bu yönde ilerletilmiştir. Program menülerini geliştirmek ve kullanımı kolaylaştırmak üzere, ana bilim dalı listeleri sunularak, seçilen bilim dalına ait yazar/eser listeleri program sistemine yüklenebilir. Bu sayede bilgi girişlerinde programın sunduğu kelime önerileriyle referans girişi kolaylaşır ve yazım yanlışları önlenebilir. Yanlış ya da eksik künye bilgileriyle eklenmiş referansların kontrolü özelliği programlarda bulunmamaktadır. Referans künye bilgilerinin durumuyla ilgili çeşitli uyarı ve bilgilendirmelerin programlarda bulunması kullanıcı yararına olacaktır. Programların referans girişi yöntemleri, çevrimiçi aramalardan aktarma özellikleri, web tarayıcı eklentileri, pdf dosyalarını içeriye aktarma özellikleri, kaynak önerme özellikleri, referans kütüphanesi gibi özellikleri inceleme bölümünde ele alınarak irdelenmiş, karşılaştırma bölümünce kıyaslanmış ve sonuç bölümünde programların birbirine karşı güçlü veya zayıf olan ve geliştirilebilecek yanlarına değinilmiştir. Değerlendirme ve yorumların tümü objektiflik kriterine bağlı kalınarak gerçekleştirilmiştir.
Ortaöğretim okul kütüphanelerinde kaynak seçimi ve okuma alışkanlığı ilşkisi: Prof. Dr. Mümtaz Turhan Sosyal Bilimler Lisesi örneği
Kütüphaneler, okulların müfredatını ve eğitim misyonunu desteklemekte önemli bir yer teşkil etmektedir. Kütüphaneler var oldukları dönemden itibaren okurların kitap okuma ihtiyaçlarının karşılanması ve okuma kültürü edinmelerine büyük katkılar sunmuştur. Kütüphane kaynaklarının öğrencilerin okuma alışkanlığı üzerinde manipülatif etkiye sahip olduğu düşünülmektedir. Bu nedenle öğrencilerin okuma becerileri dolaylı olarak kütüphane kaynakları birikimi ile ilişkili olabilmektedir. Bu araştırma önerisiyle, özellikle lise öğrencilerinin okuma alışkanlığına okul kütüphanesinin katkısının ne derece etkili olduğu araştırılmaya çalışılmıştır. Bu çalışmanın amacı, Türkiye'de başarılı bir okul kütüphanesinin mevcut durumunu tanımlamak, değerlendirmek ve öneriler sunmaktır. Ayrıca okul kütüphanesinde bulunan kaynakların lise öğrencilerinin kitap okuma alışkanlığı üzerindeki etkisi araştırmaya konu edilerek pek çok lise öğrencisinin günümüzde giderek azalma eğilimine giden okuma alışkanlıklarını geliştirmedeki etkisi değerlendirilmektedir. Bu çalışma, anket içeren bir yöntem ile gerçekleştirilmiş ve Prof. Dr. Mümtaz Turhan Sosyal Bilimler Lisesi öğrencileri üzerinde yürütülmüştür. Öğrencilere, okul kütüphanesi ile ilgili algıları ve okul kütüphanesi ile ilgili istekleriyle ilgili yapılandırılmış sorular içeren bir anket uygulanmıştır. Araştırma için betimsel araştırma tasarımı yöntemi düşünülmüştür. Gözlemler, mevcut işlevsel seviye ve kütüphanenin kullanımının doğası hakkında bilgi sağlamıştır. Anket, 2018-2019 eğitim öğretim yılında yapılan seri ziyaretlerle gerçekleştirilmiştir. Araştırmada, anket girdileri göz önünde bulundurularak okul kütüphanesi kaynaklarının okuma alışkanlığının gelişimi için alanları ve bu gelişim için olası zorlukları belirlemek için özel ve pratik bir amaç edinilmiştir. Ayrıca, Türkiye'deki okul kütüphanelerinin kaynaklarının etkisi ve gelecekteki olanakları hakkında daha geniş araştırmalar yürütebilecek olanlara veri ve öneriler sunmaktadır.
Süleymaniye Kütüphanesindeki Arapça, münşeat mecmualarının kâtiplik müessesesi ve belge düzenlenmesindeki rolü
Münşeat mecmuaları Osmanlı bürokrasi ve devlet yönetimindeki belge düzenlemeleri ile kâtiplik müessesesinin işleyişlerinde son derece önemli bir bilgi kaynağıdır. Türkiye'de Arapça, Farsça ve Osmanlı Türkçesi münşeat mecmuaları ve bunların üzerindeki incelemeler son derece az ve yetersizdir. Bu çalışmada, Arapça, Farsça ve Osmanlı Türkçesi olan münşeat mecmualarının Süleymaniye Kütüphanesinde bulunanları üzerinde yapılacak incelemeler ile kâtiplik müessesesi ve belge düzenlemelerindeki rolü örneklendirilerek bu mecmuaların durumu ortaya konmaktadır. Kapsam olarak Türkiye'de en büyük yazma eser kütüphanesi olan Süleymaniye Kütüphanesi bağlamında Arapça, Farsça ve Osmanlı Türkçesi münşeat mecmuaları esas alınmaktadır. Konu aynı zamanda farklı kaynaklar ve güncel bilgiler dâhilinde belge yönetimi bağlamındaki diğer eserler ile desteklenmektedir. Bu çerçevede Arapça, Farsça ve Osmanlı Türkçesi münşeat mecmualarının Türkçe olarak düzenlemiş bulunan münşeat mecmualarının oluşumundaki etkisi de ortaya koymaya çalışılmaktadır.
İstanbul Üniversitesi Merkez Kütüphanesi (İÜMK) kullanıcılarının kitap yasaklamalarına ve sansüre karşı tutumları
Düşünce özgürlüğü, temel hak ve özgürlüklerin başında gelmektedir. Nitekim düşünce özgürlüğü, kütüphane kurumunun da olmazsa olmazıdır. Kütüphaneler ancak düşünce özgürlüğünü koruyarak, geliştirerek işlevlerini yerine getirebilir ve hizmet verdiği toplumun gelişimine katkıda bulunabilirler. Bu tezin amacı, düşünce özgürlüğünü üniversite kütüphaneleri bağlamında ele almak, üniversite kütüphanelerinde düşünce özgürlüğü kısıtlamalarına değinmek, kütüphane kullanıcılarının kitap yasaklamalarına ve sansüre karşı tutumlarını ölçmek ve düşünce özgürlüğü bilinçlerini ortaya çıkarmaktır. Bu bağlamda, araştırmanın örneklemini oluşturan; bir derleme, üniversite ve araştırma kütüphanesi olan İstanbul Üniversitesi Merkez Kütüphanesi (İÜMK) kullanıcılarına yönelik bir anket uygulanmıştır. 680 kişinin katıldığı anket uygulaması verileri analiz edilmiş ve bulgular elde edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda ankette düşünce özgürlüğü, sansür ve zararlı yayınlar olmak üzere üç temel boyut ortaya çıkmıştır. Sonuç olarak, İÜMK kullanıcılarının ankette yer alan düşünce özgürlüğü, sansür ve zararlı yayınlar boyutlarına karşı tutumlarının; yaş, cinsiyet ve öğrenim durumuna göre farklılık göstermediği ortaya çıkmıştır. Ayrıca İÜMK kullanıcılarının düşünce özgürlüğü bilincine sahip olmalarına rağmen, birtakım değer yargılarına göre sınırlamaların gerekli olduğu yönünde tutum sergiledikleri anlaşılmıştır. Kullanıcıların zararlı yayın olarak gördükleri yayınların sansürlenmelerini, düşünce özgürlüğünü engelleyecek bir durum olarak değerlendirmedikleri tespit edilmiştir.
Sosyal ve kültürel boyutuyla Efemera
Efemera, sosyal ve kültürel hayatın bilgilerini çeşitli yollarla günümüze taşıyan kültürel miras, kurumsal ve toplumsal hafıza, sözlü/yerel tarih gibi birçok alana katkı sağlayan bilgi kaynaklarıdır. Türkiye'deki bilgi ve belge merkezilerinde çalışan çoğu görevliler efemeranın tanımını bilmemekte ve bu yüzden bu bilgi kaynaklarını araştırma süreçlerinde gereği gibi değerlendirememektedir. Efemeranın günümüze kadar yapılan tanımları arasında farklılıklar görülmekte ve bu farklılıklar özellikle de Türkiye'de belirsizliğe ve karışıklığa neden olmaktadır. Konu ile ilgili olarak önemli araştırmaların yapıldığı ülkelerde (İngiltere, Yeni Zelanda, Amerika Birleşik Devletleri, A.B.D.) efemera tanımının farklılıklar içermesi bu belirsizliğin önemli bir nedenidir. Efemeranın ilköğretimden itibaren eğitim ve öğretim süreçlerinde kullanılması kalıcı öğrenmeyi güçlendirecek, bilgi ve belge merkezlerinin eğitim hizmetlerine katkısını ortaya çıkaracak ve değerinin öğrenciler tarafından anlaşılması sağlanacaktır. Efemeranın farkındalığıyla büyüyen bir öğrenci lisans ve lisansüstü eğitimlerinde ve sonraki hayatlarında bu malzemeye farkındalıkla yaklaşacaktır. Böylelikle bir öğrenci efemerayı sadece eğitim faaliyetlerinde değil aynı zamanda sosyal ve kültürel hayat başta olmak üzere yaşadığı toplumun en gerçekçi kanıtları olarak kullanabilecektir. Bu araştırmanın amacı; Türkiye'de efemera tanımını netleştirmek ve erişimine değinmek, bu bilgi kaynaklarının özellikle sosyal ve kültürel hayattaki önemini ve tarihsel kaynak değerini vurgulamak, ilköğretimden yükseköğretime kadar efemeranın kullanımı konusunu müfredat doğrultusunda örneklerle sunmak, farklı yükseköğretim programlarında "efemeranın" müfredata eklenmesini sağlamak, "Bilgi ve Belge Yönetimi" alanında mesleki olarak efemerayı ders programlarına dâhil etmektir. Anahtar kelimeler: Bilgi ve Belge Yönetimi, Efemera, Tanımlama, Erişim, Eğitim - Öğretim.
Elektronik belgelerin ve elektronik belgelere ait işlem izlerinin arşiv imha uygulamaları bakımından incelenmesi
Elektronik ortamdaki belgelerin imhası diğer bilgi saklama ortamlarına göre farklı yöntem ve tekniklerin kullanılmasını gerektirir. Elektronik belgelerin yazılım ve donanım izleri bırakmaları ve çok farklı ortamlarda bulunmaları arşiv imha uygulama-ları açısından bir problem teşkil etmektedir. Bu nedenle imha edilen elektronik belge-lere tekrar erişimin imkânsız hale gelmesini sağlayacak yazılım ve donanım mekaniz-maları/araçları arşiv imha teorisinin elektronik ortamdaki belgelere uygulanması açı-sından büyük önem taşır. Bu mekanizmaların/araçların, elektronik belge ve izlerini sistem ve saklama ortamlarından çıkarması veya yok etmesi beklenmektedir. Elektronik belgelerin ve bunlara ait izlerin nasıl yok edilmesi gerektiği konu-sunda ülkemizde tez niteliğinde bir çalışmanın bulunmaması, bu araştırmanın eleştirel literatür taraması, keşifsel bir vaka incelemesi ve tematik analizin bir kombinasyonun-dan oluşan ve dengeleyici bir nitel araştırma yaklaşımıyla ele alınmasını gerekli kılmış-tır. Çalışmada, ABD, Kanada, Avrupa, Avustralya ve Türkiye'deki çalışmalar ve yak-laşımlar değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda, elektronik belge ve izlerine yönelik farklı devlet veya hükümetlerin imha standartları geliştirdiği, Türkiye'de ise modern arşivcilik için kul-lanılan imha yöntem ve tekniklerin, elektronik belgeye yönelik hazırlanmış olan resmi standartta da bulunmadığı anlaşılmıştır. Ayrıca, elektronik belgenin ve izlerinin gün-cel ortam ve güncelliğini yitirmiş (obselete) ortam olarak ikiye ayrılarak imha edilebi-leceği ve bunların özellikleri bağlamında düşünülmesi gerektiği elde edilen sonuçlar-dır. Güncel ortamdaki belge ve izlerinin imha edilmesi için çoğunlukla yazılımsal yön-temler kullanılırken, güncelliğini yitirmiş ortam için yazılımsal yöntemler yanında do-nanımsal yöntemlerin de kullanılabileceği görülmüştür. Yazılımsal yöntemler olarak, tasfiye etme, boşaltma, üzerine yazma, temizleme, manyetiksizleştirme gibi farklı tek-nikler uygulanmaktadır. Donanımsal yöntemler olarak da erişime kapatma, taşlama veya fırçalama, çekiçli değirmenle öğütme, parçalama, ufalama, yakma, kesme, eritme gibi teknikler kullanılmaktadır.
Bilgi ve belge yönetimi bölümü öğrencileri ile tıbbi dokümantasyon ve sekreterlik programı öğrencilerinin gelecekteki benzer mesleki kaygıları
Kaygı, günlük hayatta sıklıkla karşılaştığımız, bilinmeyen durumlara ve özellikle geleceğe yönelik gelişen anlık ya da uzun soluklu olmak üzere değişkenlik gösteren durumsal merak, endişe, tasa olarak ifade edilmektedir. Mesleki kaygı ise, eğitim görülmekte olan mesleğe ilişkin bilinmeyen geleceğe yönelik olarak bireylerde ortaya çıkan endişe duygusudur. Geleceğe yönelik mesleki kaygı, özellikle günümüz gençleri üzerinde önemli ve büyük bir etkiye sahiptir. Çağımız şartları gereği iş bulma ve para kazanma gereksinimlerini karşılamak amacıyla meslek edinmek üzere lisans veya ön lisans düzeyinde eğitim almakta olan üniversite öğrencileri için mezuniyet sonrası döneme ilişkin işsizlik, uygun iş bulamama, işten çıkartılma, maaş, sosyal hak ve imkanlar konularında gelişen endişe ve korku genç bireylerin mesleki kaygı yaşamalarına neden olmaktadır. Kaygısını yönetebilen bireyler kaygıyı bir başarı aracına dönüştürebilirken, kaygısı içinde kaybolan bireyler için baş edilemeyecek bir hal alacaktır. Bu çalışmada, ortak tarihleri ve benzer mesleki özellikleri bulunan Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü ile Tıbbi Dokümantasyon ve Sekreterlik Programı'nın mesleki durum ve şartları ortaya konarak, öğrenim görmekte olan öğrencilerin geleceğe yönelik mesleki kaygı unsurları ve bu unsurlara ilişkin kaygı düzeyleri incelenmiştir. Çalışma kapsamında Mesleki Kaygı Ölçeği (MKÖ) ve Mesleği Yapma Niyeti Ölçeği (MYNÖ) kullanılarak iki bölümün ortak mesleki kaygı tablosu ortaya çıkarılmış ve analiz edilmiştir. Elde edilen veriler doğrultusunda değerlendirme ve yorumlar yapılarak öğrencilere, üniversitelere ve mesleki hakların iyileştirilmesine yönelik öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Bilgi ve Belge Yönetimi, Kütüphane, Kütüphanecilik, Arşiv, Arşivcilik, Tıbbi Dokümantasyon ve Sekreterlik, Tıbbi Sekreterlik, Kaygı, Mesleki Kaygı
Osmanlı diplomatikasında modern bir belge türü: Evrak-ı sahiha
Osmanlı Devleti'nde Tanzimat dönemiyle beraber devletin birçok alanında modernleşme çalışmalarına başlanmıştır. Atılan adımların başarıya ulaşması için gereken şartlardan en önemlisi, yetersiz kalan ve artırılması gereken mali gelir olmuştur. Devlet gelirine katkı sağlaması için bürokrasi alanında uygulamaya konulan çalışmalardan biri de "evrak-ı sahiha" adıyla çıkarılan belge grubu olmuştur ve tezde bu belge grubu incelenmiştir. Evrak-ı sahihanın ele alındığı bu çalışma, evrak-ı sahihanın ilk çıkarıldığı tarihten (1845), evrak-ı sahiha olarak adlandırılan belge türlerinin üzerine pul yapıştırılma uygulamasına geçildiği tarihle (1882) sınırlı tutulmuştur. Tezde, evrak-ı sahihanın bu zaman zarfındaki gelişim aşamaları, idaresinin nasıl bir sisteme sahip olduğu, evrak-ı sahiha uygulamasında oluşan sıkıntılar ve sorunlara bulunan çözümler ele alınmıştır. Evrak-ı sahihayı kapsamlı şekilde açıklamaya çalıştığımız tezimizde; tanımlar, örnekler, çıkarılmış kanunlar, uygulanan tarifeler ve idari kurallara ağırlık verilmiştir. Araştırmada arşiv belgelerini tarama, belgelerin analizi, belgelerin çevirisi ve betimleme metotları kullanılmıştır. Tezin temel kısmının oluşmasına Süleyman Sûdî'nin "Defter-i Muktesid" adlı eseri, Düstur dergisinin 1.Tertibi, Osmanlı Arşivinden edinilen belgeler ve maliye defterleri büyük katkı sağlamıştır. Araştırmalar neticesinde bulunan kaynaklar incelenerek evrak-ı sahihaya dair bilgiler teze aktarılmış ve çalışma sonucunda hedeflenen amaca ulaşılmaya gayret edilmiştir.
Kaynak tanımlama ve erişim standardının yazma ve eski harfli basma eserlerin bibliyografik tanımlamalarında uygulanabilirliği: Türkiye yazma ve nadir eser kütüphaneleri için ulusal kaynak tanımlama sistemi önerisi
Bu tez RDA: Resource Description and Access / Kaynak Tanımlama ve Erişim standardının yazma ve eski harfli basma nadir eserlerin bibliyografik tanımlamalarında uygulanabilirliği üzerine bir çalışmadır. Çalışma kapsamında İslam telif geleneği içerisinde üretilmiş olan yazma eserler ile matbaanın kullanılmaya başlanmasından Harf Devrimine kadar ortaya çıkan eski harfli basma eserlerin tanımlamaları üzerinde çalışılmıştır. Çalışmanın amacı, en genel ifade ile yazma ve nadir eserlerin kataloglanması konusunda günümüze değin tartışılan problemlerin pratikte nasıl çözüleceğine dair bir yöntem sunmaktır. Uygulama örnekleri RDA sistemi ve FRBR modelinin gerektirdiği teknoloji altyapısına sahip bir kütüphane otomasyon sisteminde oluşturulmuştur. Kütüphane bünyesinde fiziki olarak bulunan eserlerin kayıtları sistemde açık, aktif olarak çalışır durumdadır. Bu şekilde anlatımların sonuçları kolaylıkla görülebilmektedir. Bu çalışmanın sahadaki kütüphanecilerin model alarak test edebilecek ve kendi sonuçlarını elde edebilecekleri bir rehber olacağı ümid edilmektedir. Çalışmanın neticesinde özellikle yazma ve nadir eserlere sahip kütüphaneler için çok yönlü bir ulusal kaynak tanımlama sistemi önerisinin oluşacağı umulmaktadır. ANAHTAR KELİMELER: Yazma eser, Nadir eser, Kataloglama, RDA, FRBR
Dijital mahremiyet: 21. yüzyıl bilgi profesyonellerinin yetkinlikleri
Dijital çağın getirdiği teknolojik gelişmeler doğrultusunda kişisel, mahrem bilgilerin dijital ortamlarda yer alması sonucu "dijital mahremiyet" kavramı ortaya çıkmıştır. Dijital mahremiyet, bilgi profesyonellerinin farkındalık sahibi olması gereken bir konu haline gelmiştir. Bu çalışmada dijital mahremiyet kavramı detaylı şekilde işlenmiştir. Dijital mahremiyetin 21. Yüzyılda bilgi profesyonelleri için nasıl değiştiği incelenmiş ve 21. Yüzyıl bilgi profesyonelleri için bu konuda gerekli olan yetkinliklere değinilmiştir.
Sağlık ve diyabet okuryazarlığı: Hacettepe Üniversitesi hastaneleri örneği
Günümüzde sağlık okuryazarlığı ve diyabet hastalığına özgü diyabet okuryazarlığı ilgili hizmetlere ve kararlara yönelik temel bilgilere erişim, anlama, değerlendirme ve uygulama yeteneklerine sahip olma anlamına gelmektedir. Bu alanda, yeterli sağlık ve diyabet okuryazarlığı düzeyleri kişiler için bireysel ve toplumsal sorunların çözümünde ve önlenmesinde yardımcı olacaktır. Dünya genelinde bu konuda çok sayıda araştırmaya rastlarken Türkiye'de bu tür çalışmaların yetersiz olduğu görülmektedir. Bu çalışmada diyabet hastalarının demografik özellikleri, sağlık okuryazarlığı düzeyleri, sağlıkla ilgili bilgi kaynağı tercihleri, sağlıkla ilgili bilgileri ararken dikkat ettikleri özellikler, sağlık ile ilgili bilgiye erişimde karşılaşılan sorunlar saptanmıştır. Ayrıca, hastaların diyabetle ilgili tıbbi bilgiye erişim konusunda eğitim gereksinimleri, diyabet okuryazarlığı düzeyleri, bilgi sağlayan ortamlara yönelik tutumları, sağlık okuryazarlığı ve diyabet okuryazarlığı arasındaki ilişkiler ortaya çıkarılmıştır. Araştırmaya Hacettepe Üniversitesi Erişkin Hastanesi Endokrinoloji bölümüne kayıt yaptıran bir sene ve üzeri tedavi görmekte olan 40 yaş ve üzeri toplam 105 tip 2 diyabet hastası katılmıştır. Bu çalışmada betimleme yöntemi kullanılmış, veri toplama tekniği olarak anketten yararlanılmıştır. Araştırma sonucunda katılımcıların sağlık ve diyabet okuryazarlığı düzeyleri yeterli ve mükemmel olarak görünmektedir. Araştırmaya katılan diyabet hastaları arasında sağlıkla ilgili bilgi kaynağı tercihi açısından ilk sırada "uzman kişiler (doktorlar, eczacılar, hemşireler vb.)", ikinci sırada "görsel-işitsel bilgi kaynakları" ve üçüncü sırada "internet-web ortamı" yer almaktadır. Diyabet hastaları için sağlıkla ilgili bilgi ararken dikkat edilen özellikler arasında ilk sırada bilginin "erişilebilir olması", ikinci sırada bilginin "güncelliği", üçüncü sırada ise bilginin "doğruluğu" önemlidir. Araştırmaya katılanların bilgiye erişimde karşılaştıkları en önemli üç sorun "elektronik ortam kullanımında yetersiz olma", "mevcut bilgiler içinden uygun olanı seçme zorluğu" ve "bilgi sunan kaynaklar hakkındaki bilgisizlik" olarak saptanmıştır. Diyabete dayalı tıbbi bilgiye erişim konusunda diyabet hastalarının büyük bir çoğunluğunun sürekli eğitim ihtiyacının varlığı ortaya çıkarılmıştır. Ayrıca katılımcıların sağlık veya hastalık ile ilgili "yüz yüze olan hizmetleri" ve "gereksinim anında birebir eğitim hizmetlerini" tercih ettikleri saptanmıştır. Araştırmamızda bu gereksinimi anında karşılayacak "sağlık ve diyabet okuryazarlığına yönelik model" önerilmiştir. Model kapsamında "Diyabetle Yaşam" portalı geliştirilmiştir. Bu portal içinde ana sayfa, konular, bilgilendirme ve duyuru, videolar, hakkımızda ve iletişim bölümleri yer almaktadır. Geliştirdiğimiz portalın sağlık ve diyabet okuryazarlığı çerçevesinde aktif bilgi hizmetleri vermesi hedeflenmektedir.
Üniversite öğrencilerinin bilgi okuryazarlığı becerilerinin değerlendirilmesi: İran örneği
Bilgi okuryazarlığı becerilerinin ilköğretim çağlarından başlayarak yaşam boyunca devam etmesi beklenmektedir. Üniversiteler eğitimin başlangıcında olmasa da bilgi okuryazarlığı becerilerinin kazandırılmasında önemli görevler yüklenmişlerdir. Araştırmamızın başlangıç noktasını "İran'da bilgi okuryazarlığı kapsamında üniversitelerde gerçekleşen uygulamalar nelerdir?" sorusu oluşturmuştur. "Çağdaş gelişmeler ışığında İran'da gerçekleştirilen bilgi okuryazarlığı programlarının uygulanmasında karşılaşılan sorunları çözmeye yönelik model ve öneriler neler olacaktır?" biçiminde ifade edilen diğer soru bizi ayrıntılı araştırmalara yönlendirmiştir. Saydığımız temel sorular doğrultusunda araştırmamız: "İran'daki Tebriz Üniversitesi (TÜ) ve Meşhed Üniversitesi(MÜ)'nde uygulanan bilgi okuryazarlığı öğretim programlarının öğrencilere bilgi okuryazarlığı becerilerini kazandırmada yetersiz kalmasının nedenlerini öğretim elemanlarının, kütüphanecilerin, kütüphane yöneticilerinin çalışmalarına; demografik özelliklere; kütüphane ve bilgi kaynakları kullanımındaki yetersizliklere; uygulamalara ve ortak çalışmaların gerektiğine bağlı olduğunu" sınayan hipotezlerimiz yardımıyla yürütülmüştür. Kütüphanecilerin ve kütüphane yöneticilerinin bakış açılarına göre öğrencilerin bilgi okuryazarlığına ilişkin yeterlilikleri incelendiğinde araştırmaya katılan üniversiteler açısından farklılık görülmektedir. TÜ öğrencilerinde araştırma sürecini planlama açısından yeterlilik söz konusu iken, MÜ öğrencilerinde bilgi kaynaklarını değerlendirmek ve sunmak açısından yeterlilik mevcuttur. Her iki üniversitede de öğrencilerin bilgi okuryazarlığı yeterlilikleri konusunda kütüphanecilerin ve kütüphane yöneticilerinin görüşleri, öğretim elemanlarına göre daha olumludur. Ancak gerçek olan öğrencilerin eğitim alsa da kütüphane kullanımlarındaki yetersizliklerden, bilgi kaynaklarını kullanım eksikliklerinden, bilgi okuryazarlığı dersiyle öğretilmek istenilen konuların başarıyla verilmemesinden kaynaklanan sorunların sürmesidir. İran'da TÜ ve MÜ kapsamında gerçekleştirdiğimiz araştırmamızda elde edilen sonuçlar doğrultusunda geliştirdiğimiz "Üniversitelerde Bilgi Okuryazarlığı (ÜBO)" Modelinin uygulanması gerektiği temel önerimizdir. Anahtar Sözcükler Bilgi okuryazarlığı, İran üniversitelerinde bilgi okuryazarlığı becerileri, bilgi okuryazarlığı standartları, bilgi okuryazarlığı modelleri
Ağ kuşağının bilgi davranışları: Üniversite öğrencileri üzerine bir inceleme
Bilgi sistemleri ve hizmetler kullanıcıların bilgi davranışları (bilgi gereksinimi, bilgi arama, kullanma ve paylaşma davranışı) dikkate alınarak geliştirilmelidir. Dijital teknoloji çağında doğan ve önceki kuşaklara göre farklı özellikler gösteren ağ kuşağının bilgi davranışları da farklıdır. Bu nedenle ağ kuşağı özelliklerinin tanınması ve buna göre hareket edilmesi büyük önem taşımaktadır. Bu betimleyici araştırmanın amacı Hacettepe Üniversitesi'ndeki ağ kuşağı mensubu öğrencilerin bilgi davranışlarını ve bilgi hizmetlerinden beklentilerini tespit etmektir. Bu kapsamdaki literatüre dayalı oluşturulan ankette Teknoloji Kabul Modeli maddelerine dayandırılan sorulara da yer verilmiştir. Anket, 18-30 yaş arası 381 öğrenciye uygulanmıştır. Elde edilen nicel ve nitel verilerin analizinde IBM Statistics 23 ve MS Excel yazılımlarından yararlanılmıştır. Veriler tanımlayıcı istatistikler ve içerik analizi tekniğiyle analiz edilmiştir. Elde edilen bulguların ağ kuşağına yönelik bilgi hizmetlerinin planlaması ve sunumunda yararlı olacağı düşünülmektedir. Ağ kuşağının önemli bir kısmı (%68,5) her tür bilgi ihtiyacında önce Internet'i kullanmaktadır. Ağ kuşağı için Internet bilgiye erişimle özdeşleşmiş durumdadır. %32,8'lik kesim Internet bağımlılığına yakın düzeydedir. Kütüphane, ağ kuşağına büyük oranda bilgi/kaynak çağrışımı yapmaktadır. Yaklaşık üçte birlik kesim telif haklarına dikkat etmemektedir. Bilgi edinmede kütüphane, Internet'e göre maliyetli ama güvenilir bir kaynak olarak görülmektedir. Kütüphaneden temel beklentiler bilgi, kaynak, kolay erişim ile fiziksel mekân olanaklarıdır. Algılanan kullanım kolaylığı, algılanan fayda, güven, bilgiye hızlı ve kolay erişim isteği, bilgisayar öz-yeterliği, kolaylaştırıcı şartlar, bilgisayar kaygısı, algılanan zevk, eğlence, imaj, fiyat değeri, bağımlılık, alışkanlık, kütüphane kullanım maliyeti ile kütüphane kaynaklarına hızlı ve kolay erişim isteğinin de ağ kuşağının bilgi davranışları üzerinde etkili olduğu ortaya çıkmıştır. Bu bulgular doğrultusunda, "Ağ kuşağının bilgi davranışları (bilgi gereksinimi, bilgi arama davranışları, bilgi kullanım ve paylaşım özellikleri) Internet'in etkisiyle şekillenmektedir", "Ağ kuşağının Internet'i temel ve öncelikli erişim aracı olarak kullanımında kullanım kolaylığı, yarar, bedel, ve güven algılarının etkisi vardır" ve "Ağ kuşağının bilgi hizmetlerinden beklentileri Internet'in etkisiyle şekillenmektedir" biçimindeki hipotezlerimiz doğrulanmıştır. Çalışmanın sonunda bulgulara dayalı çeşitli öneriler sunulmuştur. Ayrıca bilgi davranışı model önerisi oluşturulmuştur.
Çankırı Karatekin Üniversitesi araştırma görevlilerinin intihal algısı
Etik, genelde tüm toplumlar ve zamanlar için geçerli olan, doğru davranmayı ve yaşamayı sağlayan ilkeler bütünüdür. Buna göre mesleki etik de, kişileri ilgili meslek ve bilim alanının doğruları çerçevesinde hareket etmeye yönlendiren değerlerdir. Her alanda düzenleyici nitelik taşıyan etik ilkeler, akademik hayat ve araştırma sürecinden ayrı düşünülemez. Bilim, etik ilkelere uyularak, doğru ve güvenilir bir şekilde yapıldığı sürece toplumların gelişimine katkı sağlayacaktır. Bu anlamda bilim etiği kavramı akademik dünyanın bir parçasıdır. Sürekli olarak bilimsel araştırma etkinlikleri yürütecek olan akademisyenlerin mesleklerinin en başında bu etik ilke ve değerlerin farkında olmaları önemlidir. Bu nedenle akademisyenliğin ilk basamağında olan araştırma görevlilerinin bilim etiği konusunda doğru bir algı ve bilince sahip olmaları beklenir. İntihal, bilimsel araştırma yaparken etik ilkelerin göz ardı edilmesi sonucu ortaya çıkan ancak aynı zamanda bilim etiğinin ihlali gibi etik dışı akademik davranışa neden olan bir durumdur. En yaygın akademik sahtekârlık türlerinden birisi olan intihalin engellenebilmesi için içerik ve kapsamının özellikle akademisyenler tarafından tam olarak bilinmesi ve doğru algılanması gerekmektedir. Bu çalışma Çankırı Karatekin Üniversitesi'ndeki araştırma görevlilerinin intihal konusundaki algı, bilinç ve yaklaşımlarını belirlemek amacıyla yapılmıştır. Bu bağlamda, araştırmanın kapsamını Çankırı Karatekin Üniversitesi'nde araştırma görevlisi kadrosunda görev yapmakta olan toplam 210 akademisyen oluşturmaktadır. Betimleme yöntemi çerçevesinde gerçekleştirilen araştırmada veri toplama aracı olarak kullanılan ankete 116 araştırma görevlisi yanıt vermiştir. Araştırmada elde edilen sonuçlara göre, araştırma görevlilerinin intihalin kapsamı konusunda tam bir bilince ve doğru bir yaklaşıma sahip olmadıkları anlaşılmıştır. Araştırma sonucunda "İntihal konusunda bilinç eksikliği ve yaklaşım yanlışlıkları bulunan Çankırı Karatekin Üniversitesi araştırma görevlileri bilim etiği eğitimine gereksinim duymaktadırlar" şeklinde belirlenen hipotez doğrulanmıştır. Araştırmada elde edilen sonuçlar doğrultusunda "bilim etiği", "araştırma etiği" gibi derslerin lisansüstü programlarda zorunlu olarak yer alması, gerekli eğitim ve cezai yaptırımların uygulanması ve aynı zamanda üniversite kütüphanesinin de intihal ve akademik sahtekârlıklar konusunda eğitim vermesi gerektiği önerilerinde bulunulmuştur.
Karamanoğlu Mehmetbey üniversitesi Türk dili ve edebiyatı bölümü ile Bakü devlet üniversitesi Azerbaycan dili ve edebiyatı bölümü öğrencilerinin okuma alışkanlıkları üzerine karşılaştırmalı bir inceleme
Hem kitap okuma hem de kütüphane kullanma alışkanlığına sahip olmak gençlerin eğitim hayatını olumlu etkilemektedir. Bu nedenle lisans düzeyinde öğrenim gören, ayrıca kısa bir süre sonra öğretmenlik mesleğini icra edecek olan genç öğretmen adaylarının kitap okuma ve kütüphane kullanma alışkanlıklarının incelenmesi, bu konuda eğitim aldıkları bölümün etkileri, aynı zamanda konuyla ilgili mevcut olan eksikliklerin giderilmesi açısından önem taşımaktadır. Bu çalışmada, Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi (KMÜ) Türk Dili ve Edebiyatı (TDE) ile Bakü Devlet Üniversitesi (BDÜ) Azerbaycan Dili ve Edebiyatı (ADE) Bölümünde eğitim alan son sınıf öğrencilerinin okuma ve kütüphane kullanma alışkanlıklarına ilişkin düşünce, tutum ve davranışları incelenmiştir. Bu bağlamda araştırmanın temel amacı; farklı coğrafyalarda yer almasına rağmen ortak bir kültüre sahip iki ülkede (Türkiye ve Azerbaycan) bulunan KMÜ TDE Bölümü ile BDÜ ADE Bölümü son sınıf öğrencilerinin okuma alışkanlığı konusunda benzer ve farklı özelliklerinin hangi etkenlerden kaynaklandığını ortaya koymaktır. Araştırmaya her iki üniversiteden toplam 187 öğrenci katılmıştır. Bu araştırmada betimleme ve karşılaştırma yöntemleri kullanılmış ve sonuçlar SPSS 21 programında değerlendirilmiştir. Araştırmada elde edilen bulgulara göre, Azerbaycan Dili/Edebiyatı ve Türk Dili/Edebiyatı Bölümü öğrencilerinin sosyo-ekonomik durumu ortadır. Her iki bölüm öğrencileri ayda ortalama bir kitap okumaktadırlar. Öğrenciler okuma alışkanlığı kazanmada çocukluk ve gençlik dönemlerini önemli bulmaktadırlar. Her iki bölüm öğrencileri okuma alışkanlığı kazanmada öğretmenler, en az ise kütüphaneciler tarafından teşvik edilmişler. Genel olarak, karşılaştırılan iki bölüm öğrencilerinin okuma ve kütüphane kullanma alışkanlıkları açısından benzer özellikleri farklılıklarına göre daha fazladır.
Web bilgi sistemlerinde hizmet kalitesi değerlendirmesi: Hacettepe Üniversitesi kütüphaneleri örneği
İnternet'in yaşamın bir parçası haline gelmesi ve teknolojik gelişmeler, kullanıcı bilincini değiştirmekte ve böylece hizmet sektörünün önemi giderek artmaktadır. Günümüzde, hizmet kalitesinin değerlendirilmesi konusunun teknolojiden bağımsız düşünülmemesi ve elektronik ortamda sağlanan hizmetlerin de kullanıcı bakış açısıyla değerlendirmesi önem arz etmektedir. Örnek olay incelemesi olarak Hacettepe Üniversitesi Kütüphaneleri (HÜK) web sitesinin kullanıcı algısına göre değerlendirilmesini amaçlayan bu çalışma ile "Bilginin niteliği", "Kullanılabilirlik" ve "Hizmet etkileşimi" boyutlarını içeren ve 22 sorudan oluşan E-QUAL ölçeği kullanılarak, HÜK web sitesi kullanıcılarına çevrimiçi bir anket uygulanmış, ankete yanıt veren 250 kullanıcı üzerinden kullanıcıların kütüphane web hizmetlerine bakışı belirlenmeye çalışılmıştır. Ayrıca, kullanıcılarla ilgili yaş, çalışma alanı gibi bazı demografik bilgiler ve kullanıcıların web sitesi hakkındaki görüşleri de değerlendirilmiştir. E-QUAL ile elde edilen verilere uygulanan faktör analizi sonucuna göre, HÜK web sitesi kullanıcılarının hizmet kalitesi boyutlarını Bilginin niteliği ve güven, Kullanılabilirlik, Tasarım ve özdeşleştirme şeklinde algıladığı görülmüştür. Kullanıcıların, en fazla Bilginin niteliği ve güven boyutunu önemsemekte oldukları saptanmıştır. E-QUAL hizmet kalitesi boyutları çerçevesinde kullanıcıların en az önemsediği maddelerin orijinal ölçeğin Kullanılabilirlik ile Hizmet etkileşimi boyutları altında yer aldığı, çalışmamız sonucunda elde edilen yeni boyut gruplamalarına göre ise Tasarım ve özdeşleştirme boyutu altında sınıflandığı görülmektedir. Hizmet kalitesi boyutları çerçevesinde kullanıcıların en çok önemsediği hususlar web sitesinin tasarımı ile ilgili olmasa da, beklentilerinin en az karşılandığı boyutun da yine Tasarım ve özdeşleştirme boyutu olduğu saptanmıştır. HÜK web sitesi kullanıcılarının yaşlarının, kullanılan cihaz ve çalışma alanlarının hizmet kalitesi boyutlarına atfettikleri önem ve bu boyutlara yönelik performans değerlendirmeleri üzerinde bir etkisi tespit edilememiştir. Fakat, kullanıcıların idari, akademik ya da öğrenci statüsünde olmaları performans değerlendirmeleri üzerinde istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılık oluşturmuştur. Buna göre, öğrencilerin, Bilginin niteliği ve güven ile Tasarım ve özdeşleştirme boyutları söz konusu olduğunda HÜK performansını idari ve akademik personele nazaran daha olumlu değerlendirdiği anlaşılmaktadır. Genel anlamda HÜK web sitesinin kullanıcılar gözünde olumlu bir imajı olmakla birlikte hizmet kalitesi boyutları açısından değerlendirildiğinde kullanıcı beklentilerinin tam anlamıyla karşılanamadığı görülmektedir.
Atıf dizinlerinden çıkarılan dergiler ve etkileri
Atıf dizinlerinin sunmuş olduğu dergi ve yayın değerlendirme verileri söz konusu dizinlerin popülaritesinin ve atıf dizinlerine atfedilen önemin artmasını sağlamıştır. Atfedilen önemle birlikte bu değerlendirme verilerinden yola çıkılarak bazı ülke ve kurumlarda karar vericiler tarafından ulusal veya kurumsal teşvik programları başlatılmıştır. Bu bağlamda kimi dergi editörleri ve araştırmacılar atıf dizinlerinde yer alan dergi ve yayınlarının etkisini artırmak için bir takım etik olmayan davranışlar sergilemişlerdir. Bu bağlamda atıf dizinleri söz konusu davranışları engellemek ve dizinin yapısının bozulmamasını sağlamak adına ilgili dergileri platformdan uzaklaştırma yoluna gitmektedir. Bu çalışmada atıf dizinlerinden çıkarılan dergiler ve bu dergilerdeki yayınlar incelenmektedir. Çalışma bağlamında ana hipotez "WoS'tan çıkarılan dergiler içerisinde Türkiye adresli olan yayınların WoS'taki tüm Türkiye adresli yayınlara oranı, diğer ülkelerin çıkarılan toplam yayın sayısının o ülkelerin toplam yayın sayısına oranından daha yüksektir" olarak belirlenmiştir. Çalışmamız kapsamında 2005-2015 yılları arasında dizinde yer almaya başlayan ve sonradan çeşitli nedenlerden dolayı WoS platformundan çıkarılan dergiler ve ilgili yayın verileri incelenmiştir. Yapılan analizler sonucunda 2005-2015 yılları arasında Türkiye adresli yayın bulunduran ve WoS'tan çıkarılan 204 dergi ve bu dergilerde yer alan 13.780 yayın olduğu saptanmıştır. Buna ek olarak 2005-2015 yılları arasında WoS'tan çıkarılan 20 Türkiye adresli dergi olduğu görülmüştür. WoS'tan çıkarılan dergilerde yer alan Türkiye adresli yayın sayısı, 2005-2015 yılları arasındaki dizinde yer alan Türkiye adresli yayınların (299.044) %4,6'sını oluşturmaktadır. Bu oran diğer ülke oranlarıyla karşılaştırıldığı zaman oldukça yüksektir. Elde edilen sonuçlar çalışmamızın hipotezlerini kanıtlamaktadır. Yayın üretimini artırıcı eylemler tek başına yayın sayısını artırmakla kalmamakta, ayrıca beraberinde olumsuz durumlara da neden olmaktadır. Dergi ve yayın performansını yükseltmek amacıyla kullanılan etik olmayan yolların dizinden çıkarılmayla sonuçlanacağı kimi zaman öngörülmemektedir. Karar vericilerin atıf dizinleri ve performans değerlendirme araçlarından yararlanırken dikkatli olması gerekmektedir. Araştırma kapsamında ortaya çıkan bulgular dergi editörlerine, araştırmacılara ve karar vericilere farklı bakış açıları getirme potansiyeline sahiptir.
Türk milli eğitim sisteminde bilgi okuryazarlığı gereksinimlerinin karşılanması
21. yüzyıl temel becerileri arasında yer alan bilgi okuryazarlığı ülkelerin eğitim hedefleri arasında yerini almıştır. Bilgi okuryazarlığını, gereksinimler doğrultusunda bilgiyi elde etmede kullanılan yol, yöntem ve bu süreçte gerekli tüm araç ve teknolojileri kullanma becerisi olarak tanımlayabiliriz. Eğitim sistemi içerisinde öğrencilere kazandırılmak istenen bilgi okuryazarlığı becerileri öğrencilerin sadece eğitimleri boyunca değil, günlük yaşamlarında da iyi birer bilgi kullanıcısı olarak hayat boyu başarılı olmalarını amaçlamaktadır. Bilgi okuryazarlığı becerilerinin öğrencilere aktarılması ve deneyimler kazandırılması öğretim programlarıyla mümkündür. Türkiye'de bugüne değin yapılan çalışmalarda daha çok öğrencilerin ve öğretmenlerin bilgi okuryazarlığı becerilerinin geliştirilmesi, değişen teknolojik gelişmeler ve okul kütüphaneleri üzerinde durulurken, öğretim programlarının bilgi okuryazarlığıyla bağlantısını ayrıntılarıyla gösteren çalışma bulunmamaktadır. Araştırmanın temel amacı, Türk Milli Eğitim Sistemini etkileyen unsurlar çerçevesinde öğretim programlarıyla öğrencilere bilgi okuryazarlığı becerilerini kazandırma yolunda yapılanları ortaya çıkarmak ve çözüm önerileri sunmaktır. Temel hipotezimiz, ortaöğretim öğrencilerine bilgi okuryazarlığı becerilerinin yeterince kazandırılamamasının nedenlerini Milli Eğitim politikalarının, öğretim programlarının, öğretmenlerin öğrencilere yönelik sınıf içi uygulamalarının ve okul kütüphanelerinin yetersizliğine bağlamaktadır. Araştırma kapsamında ilk olarak Türk Milli Eğitim Sistemine yön veren Milli Eğitim Şuraları, Milli Eğitim Bakanlığı Stratejik Planları, Milli Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Strateji Belgesi ve Eylem Planı ve Onuncu Kalkınma Planı incelenerek Milli Eğitim politikalarında bilgi okuryazarlığı becerilerinin geliştirilmesine yönelik unsurların varlığı incelenerek tespit edilmeye çalışılmıştır. İkinci olarak, 9. Sınıf ortak derslere ait 13 öğretim programı bilgi okuryazarlığı unsurları açısından değerlendirilmiştir. Son olarak, Ankara'da bulunan toplam 11 fen lisesinde 9. sınıfa devam etmekte olan 389 öğrenci ve bu dersleri veren 197 öğretmene 2-22 Mayıs 2017 tarihleri arasında anketler uygulanmıştır. Çalışmada betimleme yöntemine uygun olarak nicel ve nitel araştırma yöntemleri bir arada kullanılmış olup, veri toplama aşamasında içerik analizi ve anket uygulamaları yapılmıştır. Sonuç olarak, Türk Milli Eğitim Sistemini etkileyen belgelerin içeriğinde öğrencilere bir bütün olarak bilgi okuryazarlığı becerilerini kazandırmaya yönelik düzenlemelere yer verilmediği saptanmıştır. Öğretim programlarında en çok yer verilen bilgi okuryazarlığı unsurları "bilgi probleminin tanımlanması" ve "bilgiyi seçme ve değerlendirme" olurken, en az "bilgiyi kaydetme" ve "bilgi merkezlerini kullanmaya yönlendirme" olarak tespit edilmiştir. Öğretmenlere yönelik anket sonuçlarında, öğretmenler derslerine ait öğretim programında «öğrenmeye ve bilgilenmeye yönlendirme» konusunu yeterli bulurken, «bilimsel bilgi üretme becerisi kazandırma» konusunu yetersiz bulmuşlardır. Öğretmenler öğrenci araştırmalarında en çok «içeriğin doğruluğuna» dikkat ederken, en az «kullanılan kaynak sayısına» dikkat etmektedir. Öğretmenler en çok kendilerini «veri tabanı kullanımı» konusunda yeterli hissederken, en az «atıf yapma ve kaynakça yazma» konularında yeterli bulmuşlardır. Öğretmenler öğretim sürecinde büyük oranda kütüphane desteğine gereksinim duymaktadırlar. Ayrıca, öğrencilerin araştırma becerilerini genellikle «iyi» olarak nitelendirseler de «orta» ve «zayıf» bulanların oranları birbirine çok yakındır. Öğrenci anketlerinin sonuçlarına göre, derslerin işlenişinde en çok «basılı kaynaklar» kullanılmakta, en az "ödev araştırmalarının nasıl yapılacağı" anlatılmaktadır. Öğrenciler ödev araştırma konularını seçerken en çok konunun "merak ve ilgi uyandırmasına", en az "bilgi ve beceriyi artırmasına" dikkat etmektedirler. Öğrenciler ödev ve araştırmalarını yaparken bilgi kaynağı olarak en çok "kitap ve ders kitaplarını" kullanmaktadır. Öğrencilerin en çok kullandığı bilgi kanalı "internet" olurken, en az kullanılan bilgi kanalı "kütüphane" olmuştur. Öğrenciler kendilerini en çok "internette arama motorlarını kullanma ve elektronik bilgi kaynaklarını kullanma" konularında yeterli görürken, en yetersiz gördükleri alanların başında "kütüphane kullanma" olduğu ortaya çıkarılmıştır. Öğrenciler araştırma yaparken buldukları bilginin en çok «doğruluğuna» dikkat etmektedirler. Araştırmamızda elde edilen tüm sonuçlar doğrultusunda hipotezimiz kanıtlanmıştır. Sorunların çözümüne ilişkin mevcut durumu gösteren ve geleceğe yönelik planlamaları kapsayan model önerisi ve çeşitli öneriler geliştirilmiştir. Geleceğin nesillerini yetiştirmede önem kazanan bilgi okuryazarlığı ve öğretim programları ilişkilerini çok yönlü inceleyen araştırmalara gereksinim duyulmaktadır.
Kütüphanecilik etiği: Üniversite kütüphanelerindeki personelin etik algı ve davranışları üzerine bir araştırma
Araştırmanın amacı, kütüphanecilik mesleğini icra eden çalışanlara meslek etiği konusunda bir farkındalık yaratmak ve çalışanların mevcut etik algı düzeylerinin tespit edilerek ileride yapılacak iyileştirme çalışmalarına zemin hazırlamaktır. Buna ek olarak, kütüphanecilerin etik algı düzeylerinin demografik özellikler açısından değişkenliği göz önüne alındığında, eylemlere yaklaşımlardaki farklılıkların belirlenmesi hedefler arasındadır. Amaçlar doğrultusunda devlet ve vakıf ayrımı gözetilmeden seçilmiş 100 üniversitenin 210 kütüphanecisine anket çalışması uygulanmıştır. Anketten elde edilen veriler, SPSS 20 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Bu araştırmanın sonucunda, demografik özelliklerin etik algıda ve kütüphanecilerin tutumlarında farklılık yarattığı görülmektedir. Ayrıca ahlak ve etik kavramlarının kütüphaneciler tarafından birbirine karıştırıldığı saptanmıştır. Araştırmada elde edilen bulgular, kütüphanecilik mesleği için etik konusunu içerisinde barındıran bir eğitim politikasının geliştirilmesi gerektiğini ortaya çıkarmaktadır. Anahtar Kelimeler: Etik, Etik Algı, Meslek Etiği, Kütüphanecilik Etiği
Türkiye'deki üniversite kütüphanelerinin kataloglama uyumu ölçümü üzerine bir araştırma
Bu çalışmanın amacı, Türkiye'deki üniversite kütüphanelerinde kataloglama işlemlerindeki uyumun araştırılmasıdır. MARC kayıtlarındaki farklılıkları belirlemek için yedi üniversite kütüphanesinin katalogları incelenmiştir. Çalışmada ilk önce her bir kütüphanede bulunan eserlerin, temel giriş, başlık ve sorumluluk bildirimi, basım ve yayın dağıtım (vb.) ile fiziksel niteleme, dizi ve ek giriş alanları bakımından AAKK2 ve RDA katalog kurallarına tutarsızlık oranları tespit edilmiş ve sonra da incelenen üniversiteler arasında karşılaştırılmalar yapılmıştır Bu araştırmanın bulguları, incelenen eserlerin erişim uçlarında belli oranlarda tutarsızlıklar olduğunu ortaya koymaktadır. Bütün kütüphanelerde en yüksek oranda uyumsuzluk başlık, eser adı ve sorumluluk bildirimi ve dizi bildirim alanlarında, en düşük oranda uyumsuzluk ise basım ve yayın bildirim alanlarında görülmüştür. Dermesi daha az olan kütüphanelerde tutarsızlık oranı daha yüksek çıkmıştır. Bu durum tutarlılığın kütüphanenin sahip olduğu yayın sayısı ile ilgili olmadığı anlamına gelir ve tutarlılığın öncelikle uluslararası bir kataloglama sistemine ve bu sistemi kullanacak personele bağlı olduğunu gösterir.
Osmanlı tapu kayıtlarının nitelendirilmesi: Erzurum örneği
Yunanca'dakiarkheion ve Latince'deki archivum'dan gelen arşiv terimi; resmi daire, belediye sarayı anlamına gelmektedir. Dolayısıyla bu terim, belli bir yönetim dairesine ait işlemi bitmiş resmi evrâkın, düzenli bir şekilde bir araya toplanması ve bu yazılı belgelerin saklanıp, korunduğu yer anlamlarında da kullanılmış. Osmanlıda önemine binaen Hazine-i Evrâk yada Mahzen-i Evrâk denilmesi arşive verilen değeri ortaya koymaktadır. Günümüzde de varlığını devam ettiren arşiv uygulamaları, şahıslar,kurumlar ve devletlerarası hak talep etmede önemli rol oynamaktadır. Tarihi geçmişi oldukça eskiye dayanan Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün temeli Osmanlı İmparatorluğunda kurulan ''Defterhâne-i Âmire'ye dayanmaktadır. Tanzimat sürecinde Defter-i Hâkânî'ye tahvil edilen tapu arşivleri cumhuriyet döneminde ise Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğüne dönüştürülmüştür. Bu çalışmada ise Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğüne bağlı VIII. Bölge Müdürlüğü envanterinde bulunan Tapu Arşivleri incelenmiştir.