
13
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Archived Theses
Akiyoshi Kitaoka'nın "Çevresel Sürüklenme Yanılsaması" kuramı ve görsel çevrede yarattığı hareket algısının irdelenmesi
Algılama aşamasında beyin sadece gözlerden gelen uyarıları değil, daha önceki deneyimlerden de kaynaklanan beklentileri de dikkate alır ve gerçek dünyada olmayan uyarıları sanki oradaymış gibi yorumlar, yani bir yanılsama olayı yaşanır. Bilenen yanılsamaların en önemli ve çekirdek geometrik yanılsama türleri arasında Muller-Lyer, Ebbinghaus ve Ponzo yanılsaması vb. sayılabilir. Aslında tüm optik yanılsamaların birçok alanda kullanıldığı bilinmektedir. Diğer görsel yanılsama üzerine yapılan çalışmalar da bu çekirdek yanılsamaların çeşitlemeleri olarak yapılmıştır. Bunlardan bazıları renk, geometri, perspektif ve hareket üzerinden yapılan uygulamaları içermektedir. Akiyoshi Kitaoka'nın optik yanılsama kuramı üzerinden oluşturduğu tasarımlarında, durağan zemin üzerinde hareket algısının oluştuğunu gözlemlemekteyiz. Yarattığı desenlerdeki oluşan hareketler gift uygulaması değildir, durağan görsellerdir. Biçim, renk ve hareketlere dayalı yanılsamalar aslında gözlerin sabit bakamadığı gerçeğini ortaya koyar. Bir noktaya baktığımızda gözün yaptığı küçük istemsiz hareketleri, yanılsamayı tetiklemede önemli bir rol oynamaktadır. Çizgi, renklerin konumları ve ince hesaplamaları doğrultusunda görsel duyumda ve devamında beynimizde hayali hareketin algılanmasına neden olmaktadır. Değer değişikliğinin neden olduğu hareket yanılsamaları genel olarak "Çevresel Sürüklenme Yanılsama"ları olarak anılır. Bu yanılsama, hayali bir hareket deneyimi oluşturur. En önemli örneklerini, A. Kitaoka'nın "Dönen Yılanlar Yanılsaması" oluşturmaktadır. Akiyoshi Kitaoka'nın kuramı, Fraser ve Wilcox yanılsama çalışmaların takiben ortaya çıkmıştır. Araştırmanın amacı, Temel Sanat Eğitim Bölümü öğrenci çalışmalarının temelini oluşturan algı, görsel algı ve yanılsama üzerinden kompozisyonların nasıl oluşturulduğunun ve özellikle öğrencilerinin hareket ve ritim konulu çalışmalarında "Çevresel Sürüklenme Yanılsaması" yanılsama etkilerinin ne kadarını deneyimleyebildiğimizi hedeflemektedir. Ayrıca Dönen Yılanlar Yanılsaması tasarımlarından detaylar öğrenci çalışmalarıyla sentezlendiğinde, bu hayali hareket yanılsamalarını nasıl kullanabileceklerini ve hareket-ritim etkisinin daha da artacağı sonucuna varılmıştır.
Sanayi devrimi sonrası iç mekan tekstil ürünlerinin tarihsel gelişimi ve yenilikçi yaklaşımlar
Günümüz tekstil sektörünün önemli alt kollarından biri olan iç mekan tekstillerinin, Sanayi Devrimi'nden günümüze kadar gelen gelişmeleri, bu gelişmelerin insan yaşantısına etkilerini ve alanda yapılan yenilikleri derlemeyi amaçlayan, 'Sanayi Devrimi Sonrası İç Mekan Tekstil Ürünlerinin Tarihsel Gelişimi Ve Yenilikçi Yaklaşımlar' başlıklı tez çalışmasında; değişen yaşam koşulları ve tüketici ihtiyaçlarına yönelik iç mekan tekstil ürünlerini geliştirme süreçleri incelenmiştir. Bu çalışma ile, iç mekan tekstil endüstrisinin tarihi, teknolojik ilerlemelerin etkisi ve yenilikçi yaklaşımların sektöre olan katkılarını ortaya çıkarmak hedeflenmiştir. Üç bölümden oluşan bu çalışmanın birinci bölümünde; iç mekan tekstil ürünlerinin tanımı, tekstil endüstrisindeki yeri, çalışmanın amacı, kapsamı ve yöntemi açıklanmaya çalışılmıştır. İkinci bölümde, Sanayi Devrimi'ni hazırlayan etkenler ile bu etkenlerin Avrupa ve Türkiye'deki tekstil sektörlerine etkileri incelenmektedir. Sanayi Devrimi'nden günümüze üretim süreçlerinde ve teknolojide yaşanan değişim ve gelişmelere bağlı olarak İkinci, Üçüncü, Dördüncü ve Beşinci Sanayi Devrimleri incelenmiştir. Sanayi Devrimlerine bağlı olarak artan üretim verimliliği ile hızlı ve köklü bir değişime giren toplumların yaşam standartlarındaki değişim ve gelenekten kopuş sebebiyle ürün estetiğindeki standartlaşmanın kaçınılmaz sonucu olarak Avrupa ve Türkiye'de sanat ile endüstri arasındaki bağ arayışlarına dair bilgiler yer almaktadır. Üçüncü bölümde, 1990 yılı ve sonrasında iç mekan tekstil endüstrisinin Avrupa ve Türkiye'deki üretim, tasarım ve pazarlama alanlarındaki yenilikler detaylı bir şekilde irdelenmiş ve karşılaştırılmıştır. Alt bölümlerde ise alana katkı sağlamış marka ve tasarımcıların ürettikleri yenilikçi iç mekan tekstil ürün örnekleri üzerinde durulmuştur. Sonuç olarak, ilk Sanayi Devrimi'nden günümüze yaşanan teknolojik gelişmelere bağlı olarak, iç mekan tekstil endüstrisinin mevcut durumu ve uluslararası pazardaki yeri; sanatsal gelişmeler, rekabet ortamı, işbirlikleri, sektörel organizasyonlar aracılığı ile Türkiye ve Avrupa'da gelişmeye ve genişlemeye devam etmektedir. Günümüz yaşam koşulları ve tüketici davranışları, tekstil endüstrisini yalnızca üretim amaçlı olmaktan ziyade, üretim süreçlerinin şeffaflığı, insan-çevre, kalite ve tasarım odaklı unsurları da önemsemeye yönlendirmektedir. İç mekan tekstil sektörünün, sanat ve zanaatin endüstri ile buluştuğu önemli bir alan olduğu gerçeği ile işbirliklerinin ve bilgi paylaşımlarının önemi, yapılan araştırmalar ile ortaya konmuştur. Anahtar Kelimeler: Tekstil, Ev Tekstili, Tasarım, Moda, Marka
Leo Brouwer'in El Decameron Negro başlıklı yapıtının formal, müzikal ve yorumsal incelenmesi
Bu eser metninin amacı Kübalı besteci ve gitarist Leo Brouwer'in El Decameron Negro adlı yapıtı incelemektir. İnceleme esnasında besteciyi hem müzikal hem kültürel kökenlerini anlayabilmek adına Afro-Küban müziğinin oluşumunu ve Küba devrimi sonrası akımlarla gelişen müzik kültürü ve bu kültürel yapının bestecinin üzerindeki etkileri irdelenmiştir. Brouwer, 1981 yılında bestelediği bu eseri Sharon İsbin'e ithaf etmiştir. Nijer kıyılarında yaşayan toplulukların kendi kültürel ve müzikal değerlerini Küba topraklarına getirmesi Afro-Küban müziğinin temellerini oluşturmuştur. 20. yüzyıl Küba müziğine bakıldığında devrim öncesi ve sonrasında kurulan müzikal toplulukların Küba müziğine yön verdiği görülmektedir. Devrim öncesindeki gruplar Grupo Minorista ve Grupo de Renovación Musical topluluklarıdır. Üçüncüsü ise devrim sonrası Küba'da hala var olmakta olan bir topluluktur. Bu topluluklarda genel olarak ulusalcılığın daha ağırlıklı olduğu bir düşünce biçimi görülmektedir. Ulusalcılık, bestecilerin Avrupa ve Amerika'daki müzikal akımları inceleyerek kendi müzikleri ile sentezlemeye çalışarak özgün ve kültürel bir tarzı oluşturmayı amaçlamasına neden olduğu görülmektedir. Toplulukların oluştuğu bu dönem içerisinde Afrokübanizm adında bir akım ortaya çıkmıştır. Bu akımın en öncü isimleri Amadeo Roldan ve Alejandro Garcia Caturla'dır. Her iki bestecinin aynı amaca hizmet ettiği fakat farklı yollar izlediği görülmektedir. Roldan müzikal anlamda daha simetrik bir yol izlerken Caturla daha serbestliğin hâkim olduğu bir yolda ilerlemektedir. Brouwer'de bu iki etki sıkça görülürken Roldan 'ın eserleri Brouwer için daha önemli bir yol gösterici niteliği taşımaktadır. Kendisinin Batı müziğinin teknik yapısı içerisinde Afro-Küban elementlerini kullanması Brouwer'e gelecekteki yapacağı eserler için ilham kaynağı olmuştur. Bu bilgiler ışığında ilerlendiğinde bahsedilen topluluklar ve bestecilerin oluşturduğu bu akım Brouwer ile devam etmektedir. Kendisinin müziğinde tıpkı öncülerindeki ulusalcılık duygusu, evrensel bir müzik yapma ihtiyacı, Caturla'nın serbest müzik anlayışı ve Roldan'ın simetrik müzikal yapısı, Afro-Küban müzik elementlerini eserlerinin içerisinde sıklıkla kullandığı ve bu bahsedilen unsurların El Decameron Negro içerisinde yer aldığı görülmektedir. Eserin üç bölümden oluştuğu görülmektedir. Bu bölümlere yakından bakıldığında birbiriyle zaman zaman benzerlik gösteren yerleri olduğu görülürken kullandıkları yöntem, anlatım ve hikaye olarak birbirlerinden farklı yollar çizmekte olduğu görülür.
Bela Bartok'un ikinci keman konçertosu: Tarihsel yeri, önemi ve icraya yönelik bazı öneriler
XX. yüzyıl müziğinin simge isimlerinden Béla Bartók, halk müziği öğelerini kendi müziğinde içselleştirmiş, yenilikçi ve özgün olanın peşinde bir besteci olarak öne çıkar. Bartók'un İkinci Keman Konçertosu üzerine yapılmış olan bu çalışma, eseri yorumlayacak kişilere, bestecinin bu özel konumunu göz önünde bulundurma yolunda yardımcı olmak amacıyla hazırlanmıştır. Çalışma, beş bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın kapsamı, amacı ve yönteminin aktarıldığı birinci bölümü, Bartók'a dair biyografik bilgilerin paylaşıldığı ikinci bölüm takip etmektedir. Üçüncü bölümde Bartók'un halk müziği araştırmaları, bu bağlamda Türkiye'ye gerçekleştirdiği seyahat ele alınmış ve bu araştırmalar ile bestecinin üretimi arasındaki ilişki irdelenmiştir. Çalışmanın dördüncü bölümünde icracının eseri daha iyi anlayabilmesi için İkinci Keman Konçertosu'nun tema ve biçim analizi yapılarak icracının karşılaşacağı teknik güçlükleri aşma yolunda yardımcı olacağı düşünülen çalışma önerileri sunulmuştur. Beşinci ve son bölümde ise araştırma ve analizden elde edilen bulgular paylaşılmıştır.
Oryantalist resimlerde yer alan Anadolu halılarının incelenmesi ve geleneksel tekstil teknikleriyle yeni uygulama yorumları
Oryantalizm, Napolyon'un 1798 Mısır Seferi ile başladığı kabul edilen ve Doğu Bilimi (Şarkiyatçılık) anlamı taşıyan bir kavramdır. Batı dünyasının Doğu'yu algılayış şekli olarak da tanımlanabilen Oryantalizm, 18. yüzyılın sonlarında başlayıp 20. yüzyılın başlarına değin bilim ve sanat alanlarında Batı coğrafyasını etkisi altına almıştır. Batılı ressam, tüccar ve gezginler ülkelerinden siyasi nitelikler taşıyan görevler alarak Doğu'ya seyahat etmişler, bu seyahatler sonucunda ise görsel belge niteliği taşıyan Oryantalist resimlerin yer aldığı kitap ve kataloglar ortaya çıkmıştır. Bu resimlerin etkisiyle Batı'dan Doğu'ya ticaret, turizm gibi alanlarda gelişmeler meydana gelmiştir. Oryantalist resim bir akım değil, konular bütünüdür. Oryantalist ressam olarak nitelendirilen sanatçılar, yaşadıkları dönem içerisinde ilgi gören Doğu topraklarını ve oradaki yaşantıyı benimsedikleri akımlar ile resmederek, her biri Doğu'yu kendi bakış açılarıyla yansıtmıştır. Doğu topraklarını ziyaret ederek resmeden ressamlar olduğu gibi, ziyaret etmeden, sadece hayal gücünü kullanarak resim yapan sanatçılar da ortaya çıkmıştır. Bu ressamlar tablolarında, edebi yapıtlar ve seyyahların notlarından ilham almışlar, kendi hayal dünyaları ile dönemin popüler kültürünü sentezleyerek resimlerini meydana getirmişlerdir. Doğu mimarisinin tüm detaylarıyla resmedilmeye çalışıldığı Oryantalist resimlerde kullanılan halılar, en çok dikkat çeken eşyalardan olduğu için çoğu ressam tarafından önemli bir detay olarak kullanılmıştır. Oryantalizm ve Oryantalist resim; ülkemiz için önem taşıyan bir konudur. Batının Anadolu'ya ve Türk kültürüne ilgisi nedeniyle oluşan oryantalist resimler ve bu resimlerde yer alan Anadolu halıları, kültürümüz hakkında belge niteliği taşımakta ve büyük önem arz etmektedir. Bu çalışma ile öncelikle Oryantalist resmin estetiği incelenmiş, Oryantalist estetik anlayışıyla yapılan bu resimlerdeki Anadolu halılarının öne çıkarılması hedeflenmiş ve resmedilen halılardan yararlanılarak yeni tasarım ve uygulamalar oluşturulmuştur. Anahtar kelimeler: Anadolu, Geleneksel, Halı, Oryantalizm, Oryantalist, Resim, Tekstil.
Philippe Gaubert'in No. 2 Flüt Sonatının müzikal ifade ve icra yönünden incelenmesi
Bu eser metni, Philippe Gaubert'in 2 numaralı flüt ve piyano sonatının flüt çalım tekniğini, müzikal ifadesini ve dönemin Fransız flüt ekolünü incelemiştir. Philippe Gaubert'in hayat öyküsü, sanat kariyeri, flüte yaklaşımı, besteleri ve yaşadığı dönemi temsil eden Fransız Flüt Ekolü, detaylı biçimde ele alınmıştır. Flüt çalım tekniği bakımından Fransız flüt ekolünün net olarak anlaşılması, dönemin en önemli temsilcilerinden olan Philippe Gaubert'i detaylı şekilde anlamak ve hayatını öğrenmekten geçmektedir. Fransız flüt ekolünün en önemli iki temel unsuru olan yumuşak ses ve vibrato tekniği, Paris Konservatuvarı eğitim süresince şekillenmiştir. Ekolün etkisi, Paris Konservatuvarı flütçülerini, dönemin yaşayan flüt yorumcuları ve bestecilerini etkisi altına alarak eserlerde bu özellikleri göstermişlerdir. Analiz edilecek olan P. Gaubert'in 2 numaralı flüt sonatı, flüt eğitimi müfredatının bir eseri olarak kullanılmaktadır ve flüt çalım tekniğini derinleştirmek isteyen her öğrenci için önemli bir kaynaktır. Ülkemizde ve dünyadaki konservatuvarların müfredatlarında önemli bir yeri olan Philippe Gaubert'in eserleri, öğrencilerin Fransız flüt ekolünü anlamaları ve asimile etmeleri bakımından paha biçilmez bir kaynak olurken, eğitimciler için de pedagojik anlamda çok önemli bir araç niteliğindedir. Bunun yanı sıra, incelenmiş olan bu eser metni, Philippe Gaubert'in 2 numaralı flüt sonatıyla birlikte dönemin stili hakkında da bilgi vermektedir.
15. ve 18. yüzyıllar arası kemanın gelişimi ve yapımcıları
Bu çalışma içerisinde keman çalgısının tarihsel ve biçimsel gelişimi, 15. ve 18. yüzyıl çerçevesinde keman yapımcılık ekolleri ve viyol yapımcıları esas alınarak incelenmiştir. Fiddle, rebek, viola da braccio ve viola da gamba gibi viyol ailesi ve Ortaçağda kullanılan eski enstrümanlar, tutuş pozisyonları, akort düzenleri ve biçimsel gelişimleri temelinde araştırılmış, günümüz keman formunun oluşumundaki katkıları analiz edilmiştir. Buna paralel, 16. yüzyıl öncesi yaşamış lut ve viyol yapımcıları, günümüze dek ulaşabilen enstrümanları ve karakteristik özellikleri ile konuya dahil edilmiştir. Gasparo da Salò'nun tını üretimini merkez alan simetriden uzak işçilik anlayışı ve G.P. Maggini'nin yaşadığı dönemin çok ötesinde geniş kalıpları keman yapımcılığının çekirdeklerini oluşturur. Metnin 16. yüzyıl başlığı altındaki üçüncü bölümünde Brescia ekolü yapımcıları ve Andrea Amati'den önce yaşamış olduğu tahmin edilen lut ve viyol yapımcıları temel alınmıştır. Cremona ekolü kurucusu Andrea Amati ve Amati Kardeşler de enstrümanlarının biçimsel karakteristikleri ile 16. yüzyıl başlığı altında yer alır. 17. yüzyıla gelindiğinde keman yapımcılığı Cremona ve Brescia ekolleri liderliğinde olgunlaşmaya başlamış, Avrupa coğrafyasının diğer bölgeleri de bu gelenekten payına düşeni almıştır. Fransız ekolü ve Avusturya sınırındaki Tirol ve Füssen bölgelerinde yaşamış olan keman yapımcıları çalışmanın dördüncü bölümünün konusudur. 18. yüzyıl İtalya coğrafyası başta Guarneri ailesi yapımcıları ve A. Stradivari olmak üzere Venedik, Napoli ve Milano gibi farklı şehirlerde yaşamış keman yapımcılarını da içerisinde barındırmaktadır. Tezin beşinci bölümü İtalya coğrafyasının Brescia ve Cremona şehirleri dışında yaşamış keman yapımcılarını ve temsil ettikleri yapımcılık ekollerini araştırmaktadır.
Librettosu Nazım Hikmet'in Ferhat ile Şirin eserinden uyarlanmış olan bir aşk masalı balesinin koreografi metnine uyarlanması ve analizi
Bu çalışma, Arif Melikov'un yaratıcılığının önemli bir parçası olan "Bir Aşk Masalı" balesinin kapsamlı bir incelemesini sunmayı hedeflemektedir. Eser, Nazım Hikmet'in unutulmaz eseri "Ferhat ile Şirin" oyunundan uyarlanmış ve Arif Melikov'un unutulmaz müziği ile Yuri Grigorovich'in etkili koreografileriyle 1961 yılında ilk kez sahnelenmiştir. "Bir Aşk Masalı" balesi, sadece bir aşk hikayesi olarak değil, aynı zamanda toplumsal bir soruna çözüm arayan bir kahramanın hikayesini anlatması açısından da önemlidir. Nazım Hikmet'in "Ferhat ile Şirin" eseri, çalışmanın edebi analiz bölümünde karakter analizleri ve toplumcu gerçeklik açısından ele alınmıştır. Arif Melikov'un bu baleyi sahneye uyarlamasının dünya çapında ün kazanmasındaki rolü vurgulanmıştır. Melikov'un yaratıcılığı, bestesi ve Yuri Grigorovich'in koreografileriyle birleşerek "Bir Aşk Masalı" eserinin büyük başarı elde etmesine katkı sağlamıştır. Bir Aşk Masalı balesinin tarihsel ve sanatsal önemi detaylı bir şekilde ele alınmış, koreografik olarak incelenmiştir. Koreograf Yuri Grigorovich'in biyografisi ve baledeki koreografik analizi de çalışmanın bir parçasıdır. Sonuç olarak, bu çalışmanın amacı, edebi bir eserden sahneye uyarlanan "Bir Aşk Masalı" balesinin klasik bale sanatına getirdiği yorumu açıklamaya çalışmaktır.
Seramikte bir anlatım aracı olarak dumanlı pişirim tekniklerinin sanatsal kullanımı
Bu tez, seramik sanatında dumanlı pişirim tekniklerinin sanatsal bir anlatım aracı olarak nasıl kullanıldığını incelemektedir. Her bir dumanlı pişirim tekniği tarihsel mercek altında incelenerek günümüz seramik sanatına aktarımları, güncel sanatçıların yorumları ile değerlendirilerek açıklanmıştır. Dumanlı pişirim teknikleri, seramiğin tarihsel ve kültürel zenginliğini yansıtan hem görsel hem de duygusal olarak güçlü bir ifade biçimidir. İnsanlık tarihini yazının icadından da eskiye taşıyan ve yakından tanıyan seramik mecrası insanın en ilkel ve bir o kadar da tinsel ihtiyaçlarını karşılamaktadır. Bunun yanı sıra günümüzde dumanlı pişirim teknikleri olarak adlandırdığımız pişirim teknikleri aslında seramik tarihinin başlangıcına uzanmakla beraber günümüz seramik teknolojisinin kat ettiği yolun milat taşlarını oluşturmaktadır. Toprak, ateş, su ve insanın kelimelere aktarılamayacak kadar karmaşık öyküsü seramik sanatının özünde hayat bulmaktadır. Dumanlı pişirim teknikleri, seramiğe organik ve doğal bir estetik kazandırır. Bu tekniklerin kullanımı, sanatçının malzeme ile olan ilişkisini derinleştirmekle beraber üretim sürecinin en elzem parçası olan pişirim içerisinde sanatçıya bir dahil olma hissi vermektedir. Araştırma kapsamında, bir veya birden fazla dumanlı pişirim tekniğini sanat pratiği haline getirmiş sanatçıların bu teknikler ile olan ilişkileri ve sanatsal kaygıları irdelenmiştir. Araştırma, dumanlı pişirim tekniklerinin, seramik eserlerde doğallık ve kendiliğinden gelişen bir estetik yaratmada nasıl etkili olduğunu göstermektedir. Bu teknikler, sanatçının yaratıcı sürecinde karşılaştığı belirsizlikler ve seramik mecrasının belli bir sınıra kadar var olan kontrol edilemezliği benimsediği bir felsefeyi de doğurmuştur. Çalışmaları incelenen sanatçılar arasında dumanlı pişirim teknikleri kendi içerisinde kavramsal bir konu olarak ele alınırken aynı zamanda ifade etmek istenilen düşüncelerin anlatım dilini güçlendirmek için de kullanılmaktadır. Bu tez, bu tekniklerin sanatsal kullanımını ve seramik eserlerde nasıl güçlü anlatımlar oluşturduğunu detaylandırarak, sanat seramiğinde yeni bir perspektif sunmayı amaçlamaktadır.
Şeylerin metodu: Sanat, toplumsal cinsiyet ve etnomatematik
Eser metni, geleneksel el emek üretim pratiklerinin sanat, toplumsal cinsiyet ve kültürel matematikle olan bağlantılarını içermektedir. Bu konu çerçevesinde gerçekleştirilen araştırmalar ile bunların uygulamalarının birlikteliğinden doğan sanatsal araştırma yöntemleri, tarihten ve günümüzden sanatçılar, bilim insanları ve düşünürlerden referanslarla desteklenmiştir. Doğa - kültür, kadın - erkek, bilim - sanat, gelenek ve teknoloji gibi süregelen tahakküm ve hiyerarşi sistemlerinin sanat uygulamalarına etkileri ele alınmış, tarihten günümüze yansımaları ile örneklendirilmiştir. Ele alınan bu konuların kapsamı genişletilerek çoğulcu, alanlar arası yaklaşımlardan referanslarla çeşitli üretimler gerçekleştirilmiştir. Sunulan çalışmalar, özellikle kadınların bir ifade ve performans aracı olarak uyguladıkları el sanatları ile bunların ardındaki örtük bilgiler üzerinedir. Tarihten referanslarla bu sanatların teknolojiler ve bilimlerle olan ortaklıkları ya da farkları ile aralarındaki etkileşimler araştırılarak, yorum ve eleştiriler aracılığıyla bir dizi üretim gerçekleştirilmiştir. Bu eser metni, araştırma ve üretim sürecinin bir toplamı olarak sunulmaya çalışılmıştır. Metnin ve üretimlerin gövdesini, kültürel hafızanın sanat ve bilimler yoluyla kaydına odaklanan çalışmalar oluşturmaktadır. El-emek pratikleri, çizim, baskı, internet ağları, video, deneysel elektronik ve benzeri medyumlarla, maddi formlar ile sosyal söylem arasındaki etkileşimlere odaklanılmıştır. Anahtar Kelimeler: Etnomatematik, Sanatsal Araştırma Yöntemleri, Toplumsal Cinsiyet, Feminist Yeni Materyalizmler, Ağ Sanatı