Sakarya University
Discipline

Finansal Ekonomi Anabilim Dalı

Sakarya University

15

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

15 Theses
Master'sOpen AccessTR

İkiz açıklar hipotezinin Türkiye açısından değerlendirilmesi: kantil eşbütünleşme testi uygulaması

Ülke ekonomileri açısından oldukça önemli göstergeler olan cari açık ve bütçe açığı arasındaki ilişki uzun yıllardan beri iktisat literatüründe üzerine tartışılan konulardan biri haline gelmiştir. Literatürde, ikiz açık hipotezi olarak adlandırılan ve bu iki değişken arasındaki uzun dönemli ilişkiyi savunan geleneksel görüş ve bu iki değişken arasında uzun dönemli ilişki olmadığını savunan Ricardocu görüş olmak üzere farklı yaklaşımlar bulunmaktadır. Bu tez çalışmasındaki amaç, oldukça güncel bir eşbütünleşme testi olan ve eşbütünleşme ilişkisini farklı yüzdelik dilimlerde test eden kantil CUSUM eşbütünleşme testinin teorik çerçevesini ortaya koymak ve ikiz açık hipotezini Türkiye açısından 1975-2016 dönemi için araştırmaktır. Bu bağlamda çalışmada ilk olarak kantil CUSUM eşbütünleşme testinin teorik temelini oluşturan Kantil Regresyon ortaya konulmuştur. Daha sonra değişkenler arasındaki doğrusal olmayan eşbütünleşme ilişkisini, sıfır hipotezinde eşbütünleşmenin varlığını test ederek araştıran kantil CUSUM eşbütünleşme testi ve teorik yapısı açıklanmıştır. Aynı zamanda çalışmada cari açık, bütçe açığı ve ikiz açık hipotezi genel hatlarıyla ortaya konulmuştur. Öte yandan bu tez çalışmasında, Engle-Granger, Harris-İnder ve Bayer-Hanck eşbütünleşme testleri sonuçlarına da yer verilmiştir. Ek olarak çalışmada hata düzeltme modeli sonuçları da yer almaktadır. Bu tez çalışmasından elde edilen kantil CUSUM eşbütünleşme testinin sonuçlarına göre;1975-2016 dönemi arasındaki verilerle Türkiye açısından cari açık ve bütçe açığı arasında cari açığın tüm koşullu yüzdelik dilimlerinde bu iki değişken arasında uzun dönemli ilişki tespit edilmiştir. Fakat geleneksel teorinin aksine bu iki değişken arasındaki ilişkinin yönü, yüzde 10'luk dilimden yüzde 80'lik dilime kadar negatif bulunurken sadece yüzde 90 dilim için pozitif bulunmuştur. Bu sonuç, iki değişken arasındaki ilişkinin yönünün cari açığın oranına göre değiştiğini göstermektedir. Ayrıca çalışmadaki Engle-Granger ve Harris-İnder eşbütünleşme testinin sonuçlarına göre ikiz açık hipotezinin Türkiye açısından incelenen dönem için geçerli olduğu ve hata düzeltme modelinden elde edilen sonuçlarla bu iki değişken arasındaki ilişkinin pozitif olduğu ortaya çıkmıştır. Bayer-Hanck eşbütünleşme testinin sonuçlarına göre ise Türkiye için ilgili dönemde Ricardocu denklik hipotezinin geçerli olduğu ortaya çıkmıştır.

Bütçe açıklarıCari açıkEşbütünleşme+5
Anıl Çekiç
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Azerbaycan ekonomisinde petrol ve petrol dışı sektörlerin önemi

Azerbaycan, SSCB'nin dağılmasından sonra 18 Ekim 1991'de, bağımsızlığını resmi olarak ilan etmişti. Azerbaycan doğal kaynaklarının kullanılması amacıyla, 1994 yılında "Asrın Anlaşması" imzalanmıştı. Bu anlaşmadan sonra Azerbaycan ekonomisi petrol sektörü temelli olarak gelişmeye başlamıştı. İlk başlarda bu anlaşmanın Azerbaycan ekonomisinin istikrarını sağlamasında çok büyük katkısı olmuştu. Ancak ekonominin önemli ağırlığının petrol ihracatına yönlendirilmesi Azerbaycan'da diğer sektörlerin gelişmesinde sorunlar ortaya çıkarmıştı. Çünkü Azerbaycan'da sadece petrol sektörünün hızlı gelişmesi ile ilerleyen zamanda ekonomide doğal kaynak bağımlılığı ortaya çıkmıştı. Bu bağlamda, tezin amacı petrol sektörünün ekonomik etkisi bağlamında inceleme yaparak, Azerbaycan ekonomisinin, büyüme ve ihracatın, petrol sektörüne bağımlılığının incelenmesidir. Tezde petrol sektörünün Azerbaycan'ın ekonomik büyüme ve ihracatı üzerindeki etkisi test edilmiştir. Tezde 1991-2017 yılları arası çeşitli veriler kullanılmıştır. Tezde ilk bölümde literatür incelemesi yapılarak konu hakkında daha önceden yapılmış incelemeler ve bulgular değerlendirilmiştir. İkinci bölümde Azerbaycan ekonomisi değerlendirilmiş, petrol sektörünün Azerbaycan ekonomisindeki yeri incelenmiştir. Ayrıca petroldışı sektörlerin ekonomide yarattığı etkiler değerlendirilmiştir. Daha sonrasında ise ekonometrik incelemeler yapılarak, petrol sektörünün ekonomik etkileri incelenmiş ve elde edilen sonuçlar değerlendirilmiştir. Sonuç olarak, tezde yapılan incelemeler petrol gelirlerinin büyüme üzerinde kısa vadede pozitif etki yarattığını göstermiştir. İhracat ise uzun vadede petrol sektörüne bağımlı gözükmektedir. İstikrarlı bir büyüme için, bu bağımlılıktan kurtulmanın gerekliliği gözükmektedir. Bu bağlamda, sadece ihracat geliri elde etmek yerine, petrol dışı sektörlerin geliştirilmesi gerekliliği ortaya çıkmaktadır. Petrol dışı sektörlerin gelişmesi ile Azerbaycan ekonomisi sadece ihracat gelirlerine bağımlı olmadan istikrarlı bir şekilde büyüyebilecektir.

AzerbaycanBağımlılıkEkonomi+5
Samir Mamedov
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Panel birim kök testleri ile enerji tüketiminin durağanlığının incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, 1965-2017 yılları arasında yıllık verilerden yararlanılarak, OECD'ye üye olan ülkelerin enerji tüketimlerinin farklılık gösterip göstermediğini yani durağan olup olmadıklarını birinci ve ikinci nesil panel birim kök testleri ile analiz etmektir. Çalışmada OECD üye olan ABD, Kanada, Meksika, Danimarka, Polonya, Finlandiya, Fransa, Almanya, Yunanistan, Şili, Avusturya, Belçika, Çek Cumhuriyeti, Macaristan, İzlanda, İrlanda, İtalya, Portekiz, Slovakya, Lüksemburg, Hollanda, Norveç, İspanya, İsveç, İsviçre, Türkiye, İsrail, Avustralya, Japonya, Yeni Zelanda ve Güney Kore ülkelerinin enerji tüketiminin durağanlığı analiz edilmiştir. Çalışmanın uygulama kısmından kullanılan panel veri seti yatayda 31 OECD ülkesini dikeyde 53 yılı kapsayan verilerden oluşmaktadır. Ekonometrik analizlerde kullanılan veri seti, BP Data Bank uluslararası veri kaynağından alınmıştır ve yıllık veriler kullanılmıştır. Enerji tüketimi değişkeni ise enerji tüketiminin milyon ton petrol eşdeğeri cinsinden hesaplanmıştır.

Birim kökBirim kök testleriDurağanlık+5
Fatma Yıldırım
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Konut şatış fiyatlarının belirleyicileri: Sakarya ili üzerine güncel bir mekansal ekonometrik uyguluma

Konut piyasasında fiyat davranışları üzerine yapılan çalışmalar incelendiğinde ilgili piyasada fiyatların belirlenmesinde konutun arazi büyüklüğü veya donanımı gibi birçok maliyet ve talep faktörünün önem kazandığı görülmektedir. Fiyatlar bağlamında mekansal bağların önemli olduğu literatür üzerine yapılan incelme ile ortaya çıkmaktadır. Fiyatların mekansal olarak birbirine bağımlılığı çeşitli faktörlerden ileri gelmektedir. Bunlar piyasadaki eksik bilgi, işlem maliyetleri, tekelci eğilimler ve altyapı değişimleri gibi faktörlerdir. Bu bağlamda Sakarya İlinde birbirine mekansal olarak yakın olan konutlar ekseninde ciddi fiyat benzerliklerinin ya da mekansal korelasyonun bulunması muhtemeldir. Bu çalışmanın amacı, Sakarya İlinde konut satış fiyatlarındaki mekansal bağımlılıkları incelemektir. Başka bir deyişle, yakınlık durumunun konut fiyatları üzerindeki etkisini tespit etmektir. Bunun yanı sıra konutun fiyatını belirleyen diğer etmenlerde bu çalışmada ele alınmıştır. Çalışmada kullanılan veri 3595 adet konuttan tabakalı örnekleme yöntemi ile 347 tane olarak rastgele seçilmiştir. Veri Mart-Mayıs 2018 dönemini kapsamaktadır. Veri alanında güvenilir web kaynakları olan emlak sitelerinden elde edilmiştir. Mekansal korelasyonu (bağımlılığı) test etmek için mekansal ekonometrik yöntemler kullanılmıştır. Uygulanan bu yaklaşımlar sonucunda mekansal korelasyonun varlığı tespit edilmiştir. Mekansal korelasyon pozitif yönlü olarak tespit edilmiştir. Konut fiyat davranışını belirleyen ve geleneksel modellerde var olmayan yol yapımı gibi altyapısal değişimler gibi faktörlerden kaynaklandığı kanıtı bulunmaktadır. Ayrıca Sakarya ölçeğinde belediyelerin farklı imar uygulamalarında bulunmasının da bu etkiyi yaratabileceği söylenebilir. Konut piyasasında eksik rekabetin yaşanması, piyasasının tekelci bir piyasa olması, artan maliyetler ve yükselen vergi oranları Sakarya'da konut fiyatlarının yükselmesinin temel nedenleridir. Bu konut fiyatlarının yükselmesini önlemek ve konuta ilişkin talebi artırmak amacı ile devletin piyasada etkin rol oynayıp alternatifler üretmesi gerekmektedir. Diğer yandan konutlardan alınan vergi oranlarını düşürerek, konut fiyatlarına yansımasını önleyebilir.

EkonometriEkonometrik analizFiyat hareketi+7
Erkan Turgut
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Borsa İstanbul sektör endekleri ile döviz kurları arasındaki ilişkinin kriz dönemlerinde Türkiye'deki varlıklar üzerindeki etkisi

Küreselleşme ile birlikte ekonomik krizler, döviz kurlarındaki değişimler, savaş dönemleri ve doğal afetler gibi birçok durum ülke borsalarını etkilemektedir. Borsa İstanbul'da (BIST) hem yabancı pay ortaklığının fazla olması hem de gelişmekte olan ülke olması nedeniyle yaşanan birçok durum Borsa İstanbul'u (BIST) da etkilemektedir. Bu çalışmada, Borsa İstanbul (BIST) 100 endeksi ve sektör endeksleri ile döviz kurları (Euro/TL, Dolar/TL ve Euro/Dolar) arasındaki ilişkinin Türkiye'deki kriz dönemlerindeki değişimlerinin araştırılması amaçlanmıştır. Çalışmada 02/1997-11/2018 dönemi için Borsa İstanbul 100 endeksi ve 22 sektör endeksi ile döviz kurlarına (Euro/TL, Dolar/TL ve Euro/Dolar) ait aylık veriler kullanılmıştır. Serilerin durağanlıklarını araştırmak için geleneksel birim kök testlerinden; ADF(1979), Phillips-Perron(1988) ve KPSS(1992) birim kök testleri kullanılmıştır. Serilerde yapısal kırılma tarihlerini tespit etmek için; Zivot ve Andrews(1992), Lumsdaine ve Papell(1992), Lee ve Strazicich(2003,2004) ve Carrion-i Silvestre(2009) birim kök testleri ile analizler gerçekleştirilmiştir. Seriler arasındaki uzun dönemli ilişki ise; Gregory ve Hansen(1996), Hatemi-J(2008) ve Maki(2012) eşbütünleşme testi ile araştırılmıştır. Çalışma sonucunda; serilere uygulanmış olan yapısal kırılmalı birim kök ve eşbütünleşme test sonuçlarında elde edilmiş olan kırılma tarihleri incelendiğinde; 1998 Rusya krizi, Kasım 2000 ve Şubat 2001 bankacılık krizleri ve 2008 konut kredisi krizi tarihleri yapısal kırılma tarihlerini oluşturduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca kriz dönemleri dışında bulunan kırılma tarihleri araştırıldığında; 1999 yılında Türkiye'nin Marmara Bölgesinde yaşanmış olan Gölcük ve Düzce depremleri, 2003 yılında Türkiye'nin jeopolitik konumu nedeniyle ABD-Irak ülkeleri arasında yaşanmış olan savaş gerginliği ve Mayıs 2004'te ABD merkez bankasının faiz artırımı kararı gibi yaşanmış olan durumların endeksler üzerinde kırılma oluşturduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Borsa İstanbulDövizDöviz kuru+5
Murat Genç
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Borsa İstanbul ve Türk döviz piyasasında haftanın günü ve ocak ayı anomalisinin varlığının test edilmesi

Geçmişten günümüze oluşturulan finansal teoriler farklılık göstermektedir. Bu finans teorilerinden biri de Etkin Piyasa Hipotezdir. Fakat bir piyasa her zaman etkin olmamaktadır. Etkin olmayan bir piyasa göstergesi olan anomaliler Davranışsal Finansın özellikleri sonucunda oluşmuştur. Piyasada açıklanamayan anormal hareketlere açıklama getiren Davranışsal Finans Teorileri büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmada geleneksel finans teorileri ve bunun karşısında duran insan psikolojisini de kapsayan Davranışsal Finans etkinliğini incelenmiştir. Bu çalışmada BIST-100 ve döviz kurları üzerinde Haftanın günü etkisi ve Ocak Ayı Anomalisi araştırılmıştır. Çalışmada 01/02/2008- 31/12/2018 dönemi haftanın günü etkisi için BIST-100, Dolar ve Euro günlük verileri kullanılırken; Ocak ayı anomalisinin varlığını test etmek amacıyla 01/12/1999- 31/12/2018 dönemi arasındaki BIST-100, Dolar ve Euro aylık verileri kullanılmıştır. Serilerin durağanlıklarını araştırmak için birim kök testlerinden; ADF(1979) ve Phillips-Perron(1988) testleri uygulanmıştır. Serilerde dağılımın normal olup olmadığını göstermek amacıyla ise Jarque Bera testi uygulanmıştır. AR, MA, ARMA ve ARIMA Modelleri belirlendikten sonra Ocak ayı anomalisi ve haftanın günü etkisi için ARCH-LM testi uygulanmış ve ARCH, GARCH modelleri belirlenmiştir. Çalışma sonucunda; serilere uygulanmış ARCH ve GARCH modelleri sonuçlarında elde edilen bilgiler incelendiğinde; BIST-100 Endeksi üzerinde Ocak ayı anomalisi varlığına rastlanmış ama Haftanın Günü Etkisine rastlanmamamıştır. Dolar endeksinde, Haftanın Günü Etkisinin olduğu ve Cuma günlerinin diğer günlere göre daha yüksek getirinin elde edildiği gün olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ocak Ayı Anomalisinin sebebinin yılın ilk ayı olması ve bilgilerin Ocak ayında piyasaya sunulması olarak belirlenirken, Dolar üzerinde ki haftanın günü etkisinin Cuma gününün haftanın son iş günü olmasından kaynaklandığı sonucuna ulaşılmıştır.

ARCH modelAnomalilerBorsa İstanbul+6
Gizem Gümüş
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Döviz kurundaki değişimlerin sektörel bazda ihracata etkileri: Türkiye örneği

Döviz kurundaki değişme ekonomik faaliyetleri etkileyen en önemli göstergeler arasında yer almaktadır. Bu sebeple döviz kuru değişimi hem ekonomik faaliyetleri etkiler hem de ekonomik faaliyetlerden etkilenmektedir. Bu amaçla çalışmada, döviz kuru değişimi ile sektör ihracatı arasındaki ilişkiyi araştırmaktır. Bu amaçla, yapısal değişime izin veren birim kök testleri olan Zivot-Andrews birim kök testi ve Lee Strazicich testleri kullanılmıştır. Daha sonra Toda- Yamamoto simetrik nedensellik ve Hatemi-j asimetrik nedensellik analizleri uygulanmıştır. Tarım, sanayi, madencilik sektör ihracatı ve reel döviz kuru değişkenlerinden oluşan 2008:01 ve 2018:12 dönemine ait aylık veri setinden yararlanılmıştır. Çalışmadan elde edilen bulgulara göre, Zivot- Andrews ve Lee Stratizizch birim kök testleri sonucunda döviz kuru, tarım, sanayi ve madencilik sektörlerinin durağan olduğu gözlemlenmiştir. Yapılan nedensellik testleri sonucuna göre ise, döviz kurundan tarım, sanayi ve madencilik sektör ihracatına simetrik ve asimetrik nedensellik olmadığı sonucuna varılmıştır. Yani döviz kurunda meydana gelen değişimin etkilemediği bulgularına ulaşılmıştır. Gerçekleştirilen analizler sonucunda döviz kurunda meydana gelen değişimin tarım, sanayi ve madencilik sektör ihracatını etkilemediği sonucuna ulaşılmıştır.

Döviz kuruDöviz kuru oynaklığıFiyat hareketi+5
Çiğdem Kayar
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Konut sektörünün proje değerlerinin belirlenmesi: İstanbul örneği

Konut insanların barınma ihtiyacını karşıladığı mekânsal büyüklüğe sahip fiziki yapılardır. İnsanların barınma ihtiyacını temel alarak yatırımcılar için bir getiri aracı olma özelliği de taşıyan konuta sahip olmak için değerinin belirlenmesi gerekmektedir. Günümüz piyasa koşullarında arz edilen her bir ürünün değeri vardır. Bu değer söz konusu ürünlerin arzı noktasında emek, sermaye, işletme karları, katlanılan riski ve üretimde kullanılan girdilerin maliyetini karşılamada gereklidir. Son zamanlarda üretiminde artış yaşanan markalı konut projelerinin hızlı yaygınlaşması sonucu konut sektöründe makro ölçüde birçok gelişme yaşanmıştır. Özellikle İstanbul'da artan nüfusa karşılık inşa edilen konut projelerinin değerlerinin belirlenmesi piyasa dengesi açısından gereklilik arz etmektedir. Bu çalışmada konut sektörünün proje değerlerinin belirlenmesi üzerine İstanbul örneği referans alınarak ekonometrik analiz yapılmıştır. Hedonik regresyon ya da diğer adıyla hedonik fiyatlama modeli adı verilen yöntemin kullanıldığı çalışmada, Mart 2019 tarihi itibariyle İstanbul'da inşa edilen 3315 satılık konut projelerine ait veriler, ilan yoluyla alım-satıma konu olan internet sitelerinden veri madenciliği yöntemi ile elde edilmiştir. 7 nicel + 158 kukla değişken olarak elde edilen ham veriler günümüz koşullarında değer belirleyici faktörlerin niteliklerine ve adım adım regresyon modeline göre 5 nicel + 31 kukla değişkene düşürülmüştür. Bağımlı değişken olarak konut birim metrekare fiyatlarının kullanıldığı çalışmada, konut projelerinde ankastre mutfak, asansör, teras, banyo bulunması, ve konut genişliğinin artması, konutun bulunduğu kat, konutun güney ve kuzey cephede bulunması, konutun deniz manzaralı olması, konutun sahile, dolmuş durağına, semt pazarına, tren istasyonuna, havalimanına yakın olması, konutta ebeveyn banyosu, giyinme odası, klima, bulunması, konutta oda sayısının artması, konutun açık havuz, jeneratör, otopark, su park, oyun parkı, tenis kortu, içeren projede olması, ile konutun değeri arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Yatay kesitli yaptığımız çalışmada modelin genel olarak anlamlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu çalışmada ortaya çıkan sonuç literatürde yapılan araştırmalara benzer sonuçlar ortaya koymuştur.

Ekonometrik analizKonut fiyatlarıKonut piyasası+5
Saltuk Buğrahan Kayacı
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ekonomik kriz dönemlerinde aile bireylerinde kararların optimize edilmesi ve krizi atlatmada doğru dengenin oyun teorisi açısından sağlanması: 2015 Azerbaycan kriz dönemi örneği

Günümüzde ekonomi, hukuk, politika, uluslararası ilişkiler, yapay zeka, biyoloji ve bir çok farklı alanlarda kullanılan oyun teorisi yapılan bu çalışmada ekonomik kriz dönemlerinde krizi atlatmak ve ailelerde stratejik karar vermede doğru dengenin bulunması için kullanılmıştır. Çalışmada dünyada genel olarak yaşanan ekonomik krizler ve onların yaranma nedenlerine, sonuçlarına değinilmiş, 2015 yılı Azerbaycan'da yaşanan ekonomik krizin yaranma nedenleri ve kriz sonrası bu durumun aile bireyleri üzerindeki mali ve manevi etkisi, krizler zamanı bu durumun az hasar görerek atlatılması konusunda ailelerin ürettikleri optimal fikir stratejileri oyun teorisi çerçevesinde incelenmiştir. Aynı zamanda oyun teorisi kavramının tanımı yapılarak, oyun teorisinin tarihsel gelişimine, özellikleri ve çeşitlerine değinilmiş, bu konuda farklı teorik yaklaşımlar ele alınmışdır. Teorinin ekonomi, iktisat, finans, bioloji, hukuk, politika, uluslararası ilişkiler ve diğer alanlarda kullanılması ve bu alanlara yeni bir nefes getirdiği vurgulanmıştır. Geniş kapsamlı uygulama alanlarından söz edilirken çeşitli oyun modelleri incelenmiştir. "Nash dengesi"nin tarihte ortaya çıkışı, tanımı, kullanıldığı alanlar incelenmiş, oyun teorisi modellerinden bir diğeri olan "Mahkum İkilemi" modeli ele alınarak bu konuda yapılan araştırmalardan söz edilmişdir. Yapılan anket çalışmasıyla 250 kadın ve 250 erkek tesadüfü örnekleme yoluyla seçilerek sorulara verilen yanıtlar ilk önce SPSS 24 bilgisayar programında sayısallaştırılarak Frekans ve Tanımlayıcı İstatistikler analizleri yapılmıştır. Sonraki aşamada ise oyun kuramında denge matrisi için Bulanık Bilişsel Haritalama yöntemi ile merkeziyet değeri hesaplanarak, optimal fayda ve karar bulunmuştur.

Aile hayatıAile içi ilişkilerAzerbaycan+7
Javid Nuruzade
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Yatırımcı duyarlılığının Türkiye sermaye piyasası'na etkisi

Yatırımcıyı rasyonel ve piyasayı etkin kabul eden birçok geliştirilmiş finans modelinin, finansal piyasalarda yaşanan sapmaları, türbülansları ve dalgalanmaları açıklamaya çalışırken yeterli olmadığı görülmektedir. Yatırımcı rasyonelliğini kabul eden finans varsayımları, yatırımcı duyarlılığına bakmaksızın finansal piyasaları açıklamaya çalışmaktadır. Ancak yatırımcıların finansal karaları yoluyla, piyasalara etki eden bilişsel sınırları mevcuttur. Davranışsal finans teorisinde, finans piyasaları için kabul gören sabit modellerde ve standart varsayımlarda yer alan "yatırımcı rasyonelliği" ile "etkin piyasa normu" varsayımı gevşetilerek, yatırımcıların karar sürecinde akılcılıktan sistematik olarak saptığı ve yatırımcı duyarlılığının varlığı kabul edilmektedir. Yatırımcı duyarlılığı doğrudan gözlemlenemediği için ölçmek oldukça zor olmaktadır. Çalışmanın amacı, Türkiye sermaye piyasasında yatırımcı duyarlılığının etkisini incelemektir. Literatürde yatırımcı duyarlılığını ölçmek için farklı değişkenler kullanılmıştır. Çalışmada yatırımcı duyarlılığının temsili için tüketici güven endeksi, piyasalarda oluşan volatiliteyi ölçen VIX ve MOVE endeksleri kullanılmıştır. Finansal yatırımların küreselleştiği piyasa şartlarında, yatırımcı duyarlılığını ölçmek için yerel değişken olarak tüketici güven endeksi kullanılırken, küresel değişken olarak da VIX ve MOVE endeksi değişken olarak alınmıştır. Sermaye piyasalarında, hisse senedi piyasalarını temsilen aylık BIST-100 verileri, tahvil piyasasını temsilen 2 yıllık gösterge tahvil verileri (DİBS) kullanılarak 2004-2018 dönemi araştırılmıştır. Lee Strazicich Unit Root Testi, Maki Eşbütünleşme Testi ve FMOLS yöntemleri ile yatırımcı duyarlılığı ölçülmeye çalışılmıştır.

Borsa İstanbulDuyarlılıkHisse senetleri+5
Seda Atasaygın
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Politik risklerin piyasalara yansımaları: Türkiye üzerine yapısal kırılma analizi

Bu tezin amacı, Türkiye ekonomisi üzerinde politik dalgalanmalar nedeniyle oluşabilecek risklerin yansımalarını ortaya koymaktır. Politik dalgalanmalar ve belirsizliğin neden olacağı riskler ile yatırımcıların güven sorunu yaşaması; yatırım azalışı gibi nedenler ile piyasa değerlerinde fiyat düşüşleri veya ulusal paralarda değer kaybı şeklinde yansıyabilmektedir. Darbe gibi üretici ve tüketici birimler açısından belirsizlik ve risk anlamına gelecek politik olaylar, Türkiye ekonomisi açısından özellikle son dönemde önem kazanmıştır. Bu bağlamda, politik belirsizlik sonucunda yatırım, ticaret, finansal piyasalardaki dalgalanmalar önceliği olan bir konudur. Bu tezde, 2005-2018 yılları arasında Türkiye'nin yaşadığı politik olayların yarattığı belirsizlik ve risk kaynaklı dalgalanmalar incelenmektedir. Çalışmada, ABD doları, Euro, İngiliz sterlini, BIST100, altın, petrol fiyatları kullanılmaktadır. Örneklem olarak 2005 ve 2018 yılları arasındaki günlük değerler kullanılmıştır. Çalışmada bu dönemin seçilmesi, Türkiye'de risk oluşturacak politik dalgalanmaların sıklıkla bu zaman dilimi içerisinde bulunmasından ileri gelmektedir.. Çalışmada politik olayların yaratacağı dalgalanmaların tespiti için Bai-Perron kırılma testleri yardımı ile serilerdeki yapısal değişikliklerin hangi tarihlerde olduğu belirlenmektedir. Örneğin, sonuçlar ile yapısal kırılma tespit edilen tarihlerde, Türkiye'ye komşu olan ülkelerde yaşanan çatışmaların, erken genel seçim ve ABD'de yaşanan emlak krizinin olumsuz veya değer kaybı anlamına gelecek etkileri görülebilmektedir. Çalışmanın sonuçları, bazı politik olayların ekonomi üzerinde risk yaratarak piyasa değerlerinde yansımasını bulduğu bulgusunu desteklemektedir. Bu doğrultuda politik risk yaratan olayların olumsuz etkileri ile yatırımların piyasalardan uzaklaştığı sonucu önemli bir çıkarımdır. Yatırımcıları etkileyen politik risk kaynaklı olaylar ve güvensizlik sorununun önüne geçebilmek için hukuksal ve kurumsal düzenlemeler ile yatırımcıların güven duygusunu tekrar kazanmak önem teşkil etmektedir. Çalışmada incelenen dönem içerisinde yaşanan politik olay çeşitliliği, farklı veri gruplarına olan yansımalarının incelenmesi; literatüre önemli bir katkı niteliğindedir. Çalışmada incelenen dönemin genişletilebilmesi mümkündür ve incelemenin derinleştirilmesi açısından önem teşkil etmektedir. Ancak çalışmada politik olayların ciddi olarak Türkiye ekonomisini dar boğaza sokma ihtimali olan ve yoğun tartışmaların olduğu bir süreç ele alınması tercih edilmiştir.

Ekonomik etkiFinansal etkiFiyat hareketi+4
Yonca Çiçek
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Makro ihtiyati politikaların karşılaştırılması: COVID-19 pandemi dönemi (2020-2022) Avrupa Merkez Bankası (ECB) ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) örneği

Bu çalışmada, Avrupa Merkez Bankası (ECB) ile Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından, COVİD-19 pandemisi döneminde (2020-2022), uygulanan makro ihtiyati politikaların karşılaştırılması yapılmaktadır. Çalışma, makro ihtiyati politikaların teorik çerçevesi, COVİD-19 pandemisinin dünya ve Türkiye ekonomisi üzerindeki etkilerini, ECB ve TCMB'nin pandemi sürecinde uyguladıkları para politikaları ile eş güdümlü ilerleyen makro ihtiyati politikaları ve araçları incelemektedir. Araştırma, COVİD-19 döneminde (2020-2022) uygulanan makro ihtiyati politikaların etkinliğini, ECB ile TCMB'nin rolü hakkında önemli çıkarımlar sunmayı amaçlamaktadır. Ayrıca, bu çalışma, gelişmekte olan ve gelişmiş ekonomiler arasındaki makro ihtiyati politika farklılıklarını anlamaya yönelik bir çerçeve sağlamaktadır.

Heja Ekinci
Batman University · Institute of Graduate Studies
2025
00
DoctorateOpen AccessEN

Kurumlarda leasing ve borç ilişkisi

This study is about the relationship between lease propensity and debt in corporations. We investigated whether there is a substitutionary or complementary relationship between lease and debt. Two different samples are used such as a sample of Turkish public companies traded on Borsa Istanbul (BIST) and a sample of public companies from the BRICS countries. The BIST sample consists of 147 firms and 62 quarterly data between the years 2004Q3-2019Q4. As a result, there are 9114 firm-level data. The BRICS sample consists of annual data for 760 public firms from Brazil, Russia, India, China, and South Africa between 2009 and 2018. Totally, 7600 firm-level data. Panel tobit regression method which is proper for limited dependent variable model ran to investigate the relationship between lease and debt for both samples. In both samples, the relationship between lease and debt decisions in corporations was examined. While examining the relationship between leasing and debt, other financial and economic factors were also used as control variables for robustness. Size of the firms, the collateral amount, the liquidity, the tax rate, the profitability, retained earnings, the growth opportunities, the financial distress level, age of the company, exchange rate difference and interest rate of companies are the factors we control when examining the relationship between leasing and debt. In the second part of the study, it was checked whether there was a significant change on the lease propensity according to the sectors. In the third part of the study, it was investigated whether factors such as size of the firms, the collateral amount, the liquidity, the tax rate, the profitability, retained earnings, the growth opportunities, the financial distress level, age of the company, exchange rate difference and interest rate of companies have an effect on the leasing propensity when the firms are at the same debt level. In the fourth part of the study, it was investigated whether there is a significant change according to the sectors in which the companies with the same debt level are included. Finally, the above-mentioned analyses were repeated using the subsamples of small & medium enterprises (SMEs) and large enterprises (LEs) for both BIST and BRICS firms. In the sample of Borsa Istanbul, the relationship between lease and debt is complement. Strong and significant relationships were found between lease and collateral amount, past and current profitability, financial distress, firm age, changes in interest rates, firm size, and USD-TL exchange rate change. According to industry research, we found that in the consumer staples, consumer discretionary, information technology, real estate sectors, they resort to borrowing rather than lease. For companies with the same debt level, a significant relationship was found between the lease and firm age, the amount of collateral, the interest rate, and the effective tax rate. Moreover, the effect of the change in VAT rates between 2007 and 2018, which is a factor that was studied for the Borsa Istanbul sample and not for the Brics sample, was found to be significant and negative. For the SMEs listed on the BIST, no significant result could be reached when the relationship between the lease and the debt is examined. When the relationship between leasing and debt for LEs listed on BIST is examined, it is concluded that there is a complementary relationship. In the empirical study, we conducted with the sample of Brics countries listed firms, the relationship between lease and debt was substitute. Strong and significant results were also obtained between the other financial and economic factors that we used in order to obtain more robust results and the lease propensity. Of these, significant and strong results emerged between profitability, firm age, exchange rate and leasing. At the same debt level, significant and strong results were obtained between leasing and exchange rate difference, interest rate, and firm age. We conducted the research among SMEs and LEs to check which financial factors are changing the leasing trends of SMEs and LEs. For SMEs, no significant relationship was found between lease and debt. The results of the relationship between lease and debt for LEs differ according to debt definitions, and strong results have been achieved. In addition, for the BRICS sample, the relationship between Gross Domestic Product (GDP) as a measure of development level and lease propensity is examined. We see that as the annual gross domestic product of the countries increases, they tend to lease more. Furthermore, lease rates of companies with the same debt level increase significantly with the increase in the annual gross domestic product GDP values of the countries. Firms with the same level of debt from countries with higher levels of development tend to use more leases. To this author's knowledge, we expand prior research on debt-lease relationships by considering a sample of all BRICS countries as well as Turkish public firms, and including interaction terms in the analyses. The findings of this study would be a guide for creditors and leasing companies in terms of identifying potential customers, and for investors in terms of understanding corporate decisions. Keywords: Lease, complementary, substitutiary, BRICS, BIST, Tobit, limited dependent variable model, random effects tobit model

Tuğba Kayhan
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessEN

Temerrüt riski ne kadar sistematiktir?

This study aims to provide an extensive analysis of systematic (market-wide) and systemic (sector-wide and industry-wide) components of the idiosyncratic default risk. We detect significant heterogeneity among the default risk structure of various industry groups. More specifically, the default probability of institutions affiliated with certain industry groups is more strongly linked to industry-wide risks while others are more heavily tied to sector-wide risks. We further show that systematic and systemic components of default risk alter also relative to up/down market cycles for each industry group. That is, the default risk of companies associated with certain industry groups proves systematic in both uptrends and downtrends whereas others induce the market risk during only bullish or bearish market states. We further consider a scenario where higher default risk of firms belonging to a specific industry group aggravates the sector risks other than its own and find that an increase in the default risk of various industry groups can in fact destabilize one or more sectors. We notice that the stability of firms within specific industry groups matter more than others for the health of an economy and the wealth of its participants, regardless of the market state while others carry weight with respect to market cycles. Our findings on the direct linkages between idiosyncratic default risk and systematic and systemic risks among financial and non-financial firms provide valuable insights for investors as well as policy makers.

Nihan Dalgıç
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessEN

BIST endekslerinde gerçekleşen volatilitenin har cinsi modellerle tahmin edilmesi

In this thesis, realized volatility of a selection of BIST Indices are forecasted with Heterogeneous Autoregressive Model (HAR) and its variations. For this purpose, ticks between 2001 and 2021 are used to generate 5-minute returns, which formed the basis for calculations of realized volatility and other realized measures. In the study, rolling windows are utilized for forecasting the volatility of one day ahead. These predictions are then compared to the actual realized volatilities. The thesis provides a thorough comparison of HAR-type models, and emphasizes the importance of underlying time series' characteristics in forecasting. Moreover, the findings of this thesis also hint at matters of diversification particular to index volatility forecasting. In overall, HAR Models proved to be a successful estimator for Turkish Stock Exchange time series.

İstanbul Stock ExchangePrice volatilityPrice movement+3
Emre Ahmet Köksal
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00